Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Eğitim

Kapsül Haber Ajansı - Eğitim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eğitim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye İnsan Kaynakları Eğitim ve Sağlık Vakfı, Runtalya Maratonu’nda Yerini Alıyor Haber

Türkiye İnsan Kaynakları Eğitim ve Sağlık Vakfı, Runtalya Maratonu’nda Yerini Alıyor

Akfen Holding’in kurucusu olduğu ve sosyal sorumluluk projeleriyle toplumun farklı kesimlerine destek olmayı amaçlayan TİKAV, “Geleceğin Liderleri” mottosu ile gönüllü koşucuları Runtalya Maratonu'nda yer alarak anlamlı dayanışmanın bir parçası olmaya davet ediyor. TİKAV, 5 Nisan’da Antalya’da gerçekleştirilecek Runtalya Maratonu’nda “Her Adım Geleceğin Liderlerine” diyerek başlattığı bağış kampanyası kapsamında, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayan 64 bursiyerin öğretim hayatı boyunca kendine güvenen, donanımlı, hoşgörülü, sosyal sorumluluk bilinci gelişmiş, sürekli öğrenmeye ve gelişime açık, yeteneklerinin farkında olan ve onları kullanabilen bireyler olarak, gençlerin hayata atılmalarına katkıda bulunmaya devam edecek. 1999 yılından bu yana hayata geçirdiği Bireysel Gelişim Programı (BGP) ile sosyal ve ekonomik zorluklarla mücadele eden, Türkiye’nin doğusu ile batısındaki farklılıkları ortadan kaldırarak gençlere kişisel ve kültürel gelişim olanakları sunan TİKAV, bu yılki Runtalya Maratonu aracılığıyla daha fazla gencin eğitim ve öğrenim hayatını destekliyor. Runtalya Maratonu kapsamında Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayan eğitim ve kişisel gelişim olanaklarına ulaşmakta zorluk çeken 64 bursiyere çeşitli eğitim programlarında fon sağlamak, teknolojik destek sunmak, yurt içi ve dışındaki kültür ve sanat faaliyetlerinde yer almalarını sağlamak ve maddi burs amaçlanıyor. Kampanya, gençlerin akademik ve kişisel gelişimlerini güçlendirmeyi ve onları geleceğin liderleri olarak yetiştirmeyi hedefliyor. TİKAV’ın sosyal etki odaklı çalışmalarına destek olmak amacıyla gerçekleştirilen bağış kampanyası, 20 Nisan’a kadar edecek. TİKAV ADINA BAĞIŞ TOPLAMAK İSTEYEN KURUM VE GÖNÜLLÜLER NASIL BİR YOL İZLEMELİ TİKAV’ın Bireysel Gelişim Programı için bağış toplamak isteyen kurumlar ve gönüllüler, “Adım Adım” platformuna üye olarak “İyilik Peşinde Koş” portalında bir profil oluşturabilirler. Profil oluşturduktan sonra Runtalya Maratonu’nu seçip TİKAV’ın “Geleceğin Liderleri” kampanyasını seçerek TİKAV koşucusu olabilirler. Bağış kampanyaları 20 Nisan’a kadar kadar devam edecek. Katılımcılar, maraton sırasında ve sonrasında adımlarını gençlerin bireysel gelişimine katkı sağlamak için atacaklar. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Üniversite-Sanayi İş Birliğinde ‘İcraat’ Dönemi  Haber

Üniversite-Sanayi İş Birliğinde ‘İcraat’ Dönemi 

Kaleseramik Eğitim, Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı’nın öncülüğünde, Kaleseramik ve Kalekim’in katkılarıyla kurulan Dr. (h.c.) İbrahim Bodur Yenilikçi Yüzey Tasarımı ve Uygulama Atölyesi düzenlenen törenle eğitim dünyasına kazandırıldı. Türkiye’de sanayinin en önemli gündemlerinden biri olan nitelikli insan kaynağı ihtiyacını karşılamaya yönelik Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) ve Kale Grubu’nun iş birliğiyle somut bir adım atıldı. Kaleseramik ve Kalekim’in teknik bilgi birikimi ve donanım desteğiyle; Kaleseramik Eğitim, Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı (KSV) öncülüğünde hayata geçirilen Dr. (h.c.) İbrahim Bodur Yenilikçi Yüzey Tasarımı ve Uygulama Atölyesi teorik bilgi ile uygulamayı bir araya getirerek öğrenciler için yeni bir öğrenme ve deneyim alanı yaratıyor. Bu kapsamda atölye, ÇOMÜ Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu İnşaat Bölümü bünyesinde geçen yıl açılan ‘Yapı Yüzeyi Tasarım Teknikerliği Programı’ öğrencilerine uygulamalı eğitim imkânı sunacak. Türkiye’de ilk ve tek olma özelliği taşıyan bu program sayesinde öğrenciler, teorik bilgilerini sektörle iç içe bir ortamda pratiğe dönüştürme fırsatı bulacak. Zeynep Bodur Okyay: “Hedefimiz, ara eleman değil aranan eleman yetiştirmek.” Kale Grubu Başkanı ve CEO’su Zeynep Bodur Okyay, ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. R. Cüneyt Erenoğlu, akademisyenler, öğrenciler ve il protokolünün katıldığı açılış töreninde, Zeynep Bodur Okyay, Kale Grubu’nun sanayiye bakışında insan yetiştirmenin her zaman merkezde olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Bugün yalnızca bir atölye açılışı yapmıyoruz. Bir mesleğin itibarı, ustalığın değeri ve gençlerimizin geleceği için önemli bir adım atıyoruz. Kale Grubu olarak hep şuna inandık: Sanayi yalnızca fabrikalarda büyümez. Sanayi, insan yetiştirerek büyür. Üniversite–sanayi iş birliğinde artık sadece protokollerin konuşulduğu bir dönemden çıkmamız gerekiyor. İhtiyacımız olan şey imza değil, icraat. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ile geliştirdiğimiz bu model, teorik bilginin sahayla, ustalıkla ve uygulamayla buluşmasını sağlıyor. Bizim hedefimiz ‘ara eleman’ değil, mesleğini bilen ve ustalığın değerini taşıyan ‘aranan elemanlar’ yetiştirmek.” ÇOMÜ Rektörü Prof. Erenoğlu: “Bilgiyi fildişi kulelerinden sahaya indiriyoruz” Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. R. Cüneyt Erenoğlu törende yaptığı konuşmada, üniversite-sanayi iş birliğinde yeni bir dönemin başladığına dikkat çekerek şunları kaydetti: “Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi olarak vizyonumuz net. Bilgiyi fildişi kulelerine hapsetmek değil, onu sahanın teriyle, fabrikanın çarkıyla ve sektörün ihtiyacıyla buluşturmaktır. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu atölye ile sadece duvarları olan bir laboratuvar açmıyoruz, sektörün ‘nitelikli iş gücü’ arayışına, gençlerimizin ise ‘gelecek kaygısına’ son verecek köklü bir çözüm merkezi inşa ediyoruz. Öğrencilerimiz burada teorinin sınırlarını aşacak, tasarımın estetiğini uygulama disipliniyle birleştirecek ve mezun olduklarında sektörün aranan profesyonelleri olarak bayrağı devralacaklardır.” Türkiye’nin ilk yapı yüzeyi tasarım teknikerleri Çanakkale’de yetişiyor Kale Grubu’nun ‘İyi Bak Dünyana’ yaklaşımı doğrultusunda geliştirilen projelerle gençlerin üretim ve uygulama süreçlerinde değer üreten bireyler olarak yetişerek istihdama katılması hedefleniyor. Eğitim ve mesleki gelişim alanında uzun yıllardır çalışmalar yürüten KSV, bugüne kadar 3 binden fazla öğrenciye burs sağlarken, mesleki eğitim programlarıyla da çok sayıda gencin sektöre hazırlanmasına katkı sundu. Bu kapsamda 2025 yılında Kale Grubu ve ÇOMÜ iş birliğiyle, Türkiye’de ilk ve tek olma özelliği taşıyan Yapı Yüzeyi Tasarımı Programı kuruldu. KSV öncülüğünde hayata geçirilen program, yapı kaplama teknolojilerini teknik, estetik ve sürdürülebilirlik temelleriyle birleştiren yenilikçi bir ön lisans modeli sunuyor. Sektörün önde gelen şirketleri Kaleseramik ve Kalekim’in teknik birikimiyle donatılan Dr. (h.c.) İbrahim Bodur Yenilikçi Yüzey Tasarımı ve Uygulama Atölyesi ise öğrencilere teorik bilgiyi modern bir sahada pratiğe dönüştürme fırsatı tanıyor. Eğitim modelinde alışılagelmiş sınırları zorlayan ‘3+1’ sistemi sayesinde öğrenciler, teorik donanımlarını üç dönem boyunca üniversitede pekiştirdikten sonra, son dönemlerini doğrudan Kale Grubu tesislerinde mesleki eğitim alarak geçirecek. Eğitim süreçlerini başarıyla tamamlayacak adaylar, ‘Yapı Yüzeyi Tasarım Teknikeri’ unvanıyla iş dünyasına adım atacak. Bu yeni nesil teknik kadro için; seramik üretim tesislerinden mimarlık ve iç mimarlık ofislerine, cephe tasarım firmalarından yapı denetim kuruluşları ve kamu kurumlarına kadar oldukça geniş bir istihdam alanı öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji Gençleri Robotik Teknolojiler ve Yapay Zeka ile Buluşturacak Haber

CW Enerji Gençleri Robotik Teknolojiler ve Yapay Zeka ile Buluşturacak

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, sosyal sorumluluk projelerine hız kesmeden devam ediyor. Eğitime yönelik desteğini sürdüren firma, bu alanda çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. CW Enerji, Döşemealtı Kaymakamlığı ve Döşemealtı Yaygın Eğitimi Destekleme ve Geliştirme Derneği ile birlikte hayata geçirilen DERYA Projesi İş Birliği Protokolü’nü imzaladı. İmzalanan protokol kapsamında Döşemealtı ilçesindeki ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik robotik, teknoloji ve yapay zeka alanlarında çeşitli eğitim programları düzenlenecek. Program çerçevesinde öğrencilere teorik eğitimlerin yanı sıra teknik geziler ve uygulamalı çalışmalar da sunulacak. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, eğitimin ve gençlerin desteklenmesinin sürdürülebilir bir gelecek için büyük önem taşıdığını söyledi. Sektör arenasında gerçekleştirdikleri başarılı çalışmaların yanında sosyal sorumluluk çalışmalarıyla da fark yaratmaya devam ettiklerini belirten Sarvan, “Eğitime ve toplumsal gelişmeye büyük önem veriyoruz. Bu kapsamda kurulduğumuz günden bu yana eğitime destek vermeye devam ediyoruz ve öğrencilerimizin her zaman yanında olmaya özen gösteriyoruz. Gençlerin eğitim ve öğretim hayatlarına katkıda bulunmaktan dolayı oldukça mutluyuz” dedi. Robotik, teknoloji ve yapay zeka alanlarında eğitim programları düzenlenecek Gençlerle daha yaşanabilir bir dünya için el ele çalışmaya devam ettiklerini ifade eden Sarvan, “Gençlerimizin teknolojiyle erken yaşta tanışması, üretim kültürünü benimsemesi ve yenilikçi düşünme becerilerini geliştirmesi ülkemizin geleceği açısından son derece kıymetli. Bu vesileyle Döşemealtı Kaymakamlığı ve Döşemealtı Yaygın Eğitimi Destekleme ve Geliştirme Derneği ile birlikte hayata geçirilen DERYA Projesi İş Birliği Protokolü’nü imzaladık. İmzalanan protokol kapsamında Döşemealtı ilçesindeki ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik robotik, teknoloji ve yapay zeka alanlarında çeşitli eğitim programları düzenlenecek. Program çerçevesinde öğrencilere teorik eğitimlerin yanı sıra teknik geziler ve uygulamalı çalışmalar da sunulacak. Program sonunda öğrencilerin ürettikleri projelerin sergileneceği kapsamlı bir festival de düzenlenecek. Böylesine değerli bir projeye dahil olmak bizim için gurur ve mutluluk verici” diye konuştu. Tarık Sarvan: Genç yeteneklere yatırım yapmaya devam edeceğiz Gençlerin teknolojiyle daha erken yaşta tanışmasını sağlamayı amaçladıklarını dile getiren Sarvan, üretim kültürünü desteklemek ve onların geleceğin mühendisleri, girişimcileri ve yenilikçileri olarak yetişmesine katkı sunmayı hedeflediklerini kaydetti. Sarvan, CW Enerji olarak sürdürülebilir bir gelecek için eğitime, teknolojiye ve genç yeteneklere yatırım yapmaya devam edeceklerinin altını çizerek, “Gençlerin hayallerini gerçekleştirebilecekleri ortamların oluşturulmasının hem toplumsal gelişim hem de ülkenin teknolojik geleceği için önemli bir adım. Bu tür iş birlikleri de gençlerin potansiyellerini ortaya çıkarmaları açısından büyük önem taşıyor. CW Enerji olarak yalnızca enerji alanında değil, sosyal sorumluluk projeleriyle de topluma katkı sağlamayı sürdüreceğiz” dedi. Sarvan, gençlerin bilgi ve üretim odaklı bir bakış açısıyla yetişmesine destek vermeye devam edeceklerini de sözlerine ekledi. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SEYEV Vakfı ve Döhler’den Anlamlı İş Birliği Haber

SEYEV Vakfı ve Döhler’den Anlamlı İş Birliği

Global ölçekte faaliyet gösteren, sürdürülebilirlik ve inovasyon odaklı büyüme yaklaşımıyla öne çıkan Döhler ile nörobilim temelli dil edinimi modeli geliştiren SEYEV Vakfı arasında stratejik bir iş birliği hayata geçiriliyor. Dil bilimci, eğitimci ve yazar Seda Yekeler tarafından 2013 yılında hayata geçirilen Türkiye’nin tek yabancı dil vakfı SEYEV Vakfı, bu anlamlı iş birliği kapsamında kimya, gıda ve bilgisayar mühendisliği bölümlerinde öğrenim gören 25 kız üniversite öğrencisine bir eğitim yılı boyunca yabancı dil bursu sağlayacak. Program, yalnızca dil öğretimini hedeflemekle kalmıyor; bilişsel gelişimi destekleyen, akademik özgüveni güçlendiren ve küresel profesyonel yetkinlikleri artırmayı amaçlayan bütüncül bir eğitim modeli sunuyor. Burs programı, Döhler İstanbul Genel Merkezi’nde gerçekleştirilecek iki günlük yüz yüze kamp ile başlayacak. Kamp, SEYEV NEUROBRIDGE programı kapsamında, SEYEV Kurucusu Seda Yekeler tarafından yürütülecek “Dil ve Beyin” semineri ile açılacak. Bu süreçte öğrenciler dil ediniminin nörobilimsel temelleri, öğrenme süreçlerinde miyelizasyonun rolü, ayna nöron sistemi ile dikkat ve hafıza mekanizmaları gibi başlıkları bilimsel bir çerçevede inceleme şansı yakalayacak, dil öğrenimini bilişsel performans ve kimlik gelişimi bağlamında da değerlendirme fırsatı bulacak. Programın Akademik Omurgası: YEK Metot Modeli Programın akademik omurgasını, SEYEV tarafından geliştirilen YEK Metot oluşturuyor. YEK Metot, dil edinimini tekrar odaklı geleneksel modellerden ayırarak, beynin doğal öğrenme mimarisine uyumlu bir sistem önerir. Bu modelde dil, yalnızca bir iletişim aracı değil, düşünme, problem çözme ve disiplinler arası üretkenlik kapasitesini artıran bilişsel bir araç olarak konumlandırılır. Katılımcılar bir yıl boyunca yapılandırılmış modüller, performans analizleri ve düzenli ölçme-değerlendirme süreçleri ile takip edilecek, gelişimleri ise akademik ve nörobilişsel göstergeler üzerinden izlenecek. Bu yönüyle program, kısa süreli bir burs desteğinin ötesine geçerek sürdürülebilir ve ölçülebilir bir dönüşüm modeli sunuyor. Seçilen öğrencilerin mühendislik disiplinlerinden geliyor olması, programın stratejik vizyonunu güçlendiriyor. Kimya, gıda ve bilgisayar mühendisliği alanlarında eğitim alan genç kadınlar, bir yıl boyunca yabancı dil yetkinliklerini geliştirirken aynı zamanda Döhler’in inovasyon, Ar-Ge ve sürdürülebilir üretim süreçlerini yerinde deneyimleme ve profesyonel ekosisteme dahil olma fırsatı bulacak. Bu temas, katılımcıların yalnızca dilsel değil, sektörel ve kurumsal vizyon açısından da ufuklarını genişletecek, küresel ölçekte rekabet edebilir kariyerler inşa etmelerine anlamlı bir katkı sağlayacak. Program hakkında değerlendirmede bulunan Döhler İnsan Kaynakları Direktörü & Konfrut Tarım Genel Müdürü Ömür Coşar, bu iş birliğinin yalnızca bir burs programı olmadığını, uzun vadeli bir insan kaynağı yatırımı olduğunu vurguluyor. Coşar, süreci şu sözlerle ifade ediyor: “Sürdürülebilirlik yaklaşımımız yalnızca üretim süreçlerimizle sınırlı kalmıyor, bilgiye erişimi ve genç kadınların potansiyelini desteklemeyi de kapsıyor. STEM alanlarında eğitim gören genç kadınların uluslararası iletişim yetkinliklerini güçlendirmek hem sektörel gelişim hem de toplumsal dönüşüm açısından stratejik bir adım. SEYEV Vakfı ile hayata geçirdiğimiz bu program, ölçülebilir çıktılarla takip edilen, uzun vadeli bir gelişim modeli sunuyor.” Dil bilimci, eğitimci ve Seda Yekeler Vakfı’nın kurucusu ve başkanı Seda Yekeler, Döhler iş birliğiyle hayata geçirilen bu modelin, bilim temelli bir eğitim anlayışıyla fırsat eşitliğini güçlendiren ve sürdürülebilir bir dönüşümü hedefleyen öncü bir girişim olduğunu belirtti. “‘Dil ve Beyin’ semineri kapsamında, kimya, gıda ve bilgisayar mühendisliği bölümlerinde eğitim gören 25 kız öğrenciye bir yıl boyunca yabancı dil bursu sağlayacağız. Öğrenciler, dil ediniminin nörobilimsel temellerini, öğrenme süreçlerinde miyelizasyonun önemini ve ayna nöron sistemi ile dikkat ve hafıza mekanizmalarını bilimsel bir perspektifle inceleme fırsatı bulacak. Bu çalışma, geleceğin liderlerini yetiştirirken bilim ve eğitim arasındaki bağı güçlendirmeyi amaçlıyor” dedi. Döhler’in sürdürülebilirlik stratejisinde insan kaynağına yatırım temel bir unsur olarak konumlanıyor. Kadınların mühendislik ve teknoloji alanlarında güçlendirilmesi, ekonomik sürdürülebilirlik ile sosyal sürdürülebilirliğin kesişim noktasında yer alıyor. SEYEV Vakfı ise dil edinimini toplumsal kalkınmanın stratejik bir bileşeni olarak ele alıyor, bireysel dönüşüm ile ulusal rekabet gücü arasında doğrudan bir ilişki kuruyor. Bu program kapsamında, 25 genç kadının akademik ve profesyonel yolculuğunda kalıcı bir etki oluşturmayı, sürdürülebilir, izlenebilir ve bilim temelli bir eğitim modeliyle geleceğin bilim, teknoloji ve üretim ekosistemine nitelikli kadın liderler kazandırmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnci Vakfı’ndan Sürdürülebilir Geleceğe Katkı Haber

İnci Vakfı’ndan Sürdürülebilir Geleceğe Katkı

İnci Vakfı, sürdürülebilirlik stratejisiyle uyumlu olarak bu sene dördüncüsünü düzenlediği “Hasat Hibe Programı” ile lisansüstü öğrencilerin hava, su ve toprak odağında; doğaya verilen zararı teknolojik çözümlerle onarmayı amaçlayan sürdürülebilirlik projelerini desteklemeyi sürdürüyor. IV. Hasat Hibe Programı’nın ana temaları, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda belirlenen 12. Sorumlu Üretim ve Tüketim ile 13. İklim Eylemi amaçları çerçevesinde şekilleniyor. Program temaları, tasarımdan üretim süreçlerine kadar sürdürülebilir ve teknolojik uygulamaların entegrasyonunu kapsıyor. Yenilikçi ve sürdürülebilir projeler geliştiren lisansüstü düzeyindeki öğrenciler, bu program sayesinde çalışmalarını daha geniş kitlelere ulaştırma fırsatı buluyor. İlk döneminden bu yana 18 şehirde, 25 üniversiteden, enerji ve endüstriyel verimlilikten iklim ve karbon yönetimine; nanoteknoloji ve çevre sensörlerinden gıda ve tarım teknolojilerine uzanan yaklaşık 100 projeye ulaşan program, akademi, sivil toplum ve özel sektör arasında güçlü ve sürdürülebilir bir iş birliği zemini oluşturdu. Başvurular 31 Mart 2026’ya Kadar Devam Ediyor Hasat Hibe Programı'na başvurular 31 Mart tarihine kadar www.incivakfi.org web sitesinde yer alan başvuru bağlantısı üzerinden alınıyor. Başvurular, öncelikle alanında uzman ve akademisyen jüri üyelerinden oluşan ön jüri tarafından değerlendirilecek ve ardından programa katılmaya hak kazananlar eğitim, mentorluk ve gelişim sürecinde dahil edilecekler. Sürdürülebilirlik Projelerine Nakdi, Geliştirici Destekler ve Özel Ödüller IV. Hasat Hibe Programı paydaşlarının desteğiyle, sürdürülebilirlik alanında kalıcı etki yaratmayı hedefleyen bir ekosistemi de güçlendirmeye devam ediyor. Program 1.500.000 TL’ye yakın nakdi destekle birlikte projelerin gelişimini güçlendiren bütüncül bir hibe yapısı sunuyor. Ön jüri değerlendirmelerini geçen projelere mentorluk, eğitim, webinar, ekosistem buluşmaları gibi geliştirici destekler ve program paydaşlarının sağladığı özel ödüller sağlıyor. Bu yılki özel ödüller arasında; Art Brand Atelier tarafından bir projeye sunulacak Girişim Markası Danışmanlığı, Bermuda Medya Ajansı tarafından bir projeye sunulacak Sosyal Medya Danışmanlığı, Erdem Kaya Patent tarafından bir projeye sağlanacak Patent Desteği ve farklı paydaşların tarafından sunulacak çeşitli katkılar yer alıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sürdürülebilirlik ve Kent Stratejileri Şube Müdürlüğü ise Hasat Zamanı Sürdürülebilirlik Sponsorluğu’nu üstleniyor. Geçtiğimiz yıl programda yer alan eğitim, mentorluk, girişim ve liderlik koçluğu, patent ve sosyal medya danışmanlığı ile katılımcılara yaratılan toplam değer yaklaşık 850.000 TL oldu. İnci Vakfı Güç Kaynağı Ece Elbirlik Ürkmez “Geçtiğimiz yıl Vakfımızın 40. Yılını kutladık. Cevdet İnci Eğitim Vakfı olarak, kurulduğumuz günden bu yana, geleceği düşünen, topluma, çevreye fayda sağlayan, üreten bireyler yetiştirmeyi ve bilimin ışığında yenilikçi çözümlerin geliştirilmesine destek olmayı kendimize ilke edindik. Üç yıldır Hasat Hibe Programı sayesinde birbirinden değerli, yenilikçi ve ilham verici projelere ev sahipliği yapmaktan büyük gurur duyuyoruz. Programımız sayesinde bugüne kadar yüze yakın projeye yol arkadaşlığı yaptık. Proje sahipleriyle sürekli iletişim halinde kalarak gelişim süreçlerini yakından takip ediyoruz. Ne mutlu bize ki programımızla yolu kesişen gençler, aldıkları hibelerin yanı sıra TÜBİTAK, TÜSİAD ve EIT gibi ulusal-uluslararası ekosistem paydaşlarından da çeşitli destekler ve ödüller alarak projelerini büyütmeye devam ediyor. Bizler, bu projelerin her birinin arkasındaki bilimsel düşüncenin ve eğitimin gücüne inanıyoruz. Geçtiğimiz yıl bu yolculukta bizlerle olarak gençleri destekleyen ve ödülleriyle programımızı zenginleştiren Erdem Kaya Patent, Bermuda Medya Ajansı, ReSkills Training, özel ödül desteği için Sürdürülebilir1İzmir'e, sürdürülebilirlik sponsorumuz olan İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ve tüm paydaşlarımıza da teşekkür ederiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de İlk Örneklerden: Tamamen Proje Odaklı Dijital Yerleşke Haber

Türkiye’de İlk Örneklerden: Tamamen Proje Odaklı Dijital Yerleşke

İstanbul Rumeli Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Bilgisayar Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Taner Çevik, RUDIC’in kuruluş sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bilişim alanındaki bölümlerin tek bir yerleşkede toplanmasının bilinçli bir tercih olduğunu belirten Çevik, şöyle konuştu: “Bilişim disiplinleri artık çok hızlı değişen ve sürekli güncellenen bir alan. Bu nedenle eğitim ortamının da bu dinamizme uyum sağlaması gerekiyor. Bölümlerimizi tematik bir kampüste bir araya getirerek hem akademik iş birliğini güçlendirmek hem de öğrencilerimize daha odaklı bir öğrenme atmosferi sunmak istedik. Merkezi konum sayesinde öğrencilerimizin kampüse erişimini de kolaylaştırmayı hedefledik.” “Dersleri Laboratuvarda, Üreterek İşliyoruz” RUDIC’te uygulanacak eğitim modelinin proje odaklı olarak tasarlandığını vurgulayan Çevik, klasik ders anlatımının ötesine geçmeyi amaçladıklarını ifade etti: “Alan derslerimizin tamamını laboratuvar ortamında yürütüyoruz. Öğrencilerimiz yalnızca dinleyen değil; kod yazan, sistem kuran, problem çözen ve proje geliştiren bir sürecin içinde yer alıyor. Dört yıllık lisans eğitimleri boyunca toplam 30 proje üreterek mezun olmalarını planlıyoruz. Böylece teorik bilgiyi aynı anda pratiğe dönüştürme imkânı buluyorlar.” Bu yaklaşımın öğrencilerin mesleki özgüvenini artırdığını belirten Çevik, “Mezunlarımızın iş hayatına başladıklarında ‘ilk kez proje yapıyorum’ demelerini istemiyoruz. Üniversite sürecinde farklı ölçeklerde projelerle deneyim kazanmış olmalarını önemsiyoruz” dedi. Yapay Zekâ ve Veri İşleme İçin Güçlü Altyapı Kampüste iki bilgisayar laboratuvarının aktif olarak kullanıldığını ifade eden Çevik, teknik altyapının kademeli olarak güçlendirileceğini söyledi: “Yaz dönemi itibarıyla özellikle yapay zekâ ve veri işleme çalışmalarına yönelik yüksek performanslı bir araştırma ve uygulama sistemini devreye alacağız. Bu sistem, çoklu terminal yapısıyla öğrencilerimizin aynı anda ileri seviye projeler geliştirmesine imkân tanıyacak. Büyük veri analizi, makine öğrenmesi ve yapay zekâ uygulamaları gibi alanlarda daha kapsamlı çalışmalar yapılabilecek.” “Sanayinin Gerçek Problemlerini Yapay Zekâ ile Çözmeyi Hedefliyoruz” RUDIC bünyesinde Yapay Zekâ ve Sektör Uygulamaları Ofisinin de faaliyet gösterdiğini belirten Çevik, bu yapının üniversite-sanayi iş birliğini daha somut bir zemine taşıdığını ifade etti: “Bugün sanayi dünyasında ürün çeşitliliği ve pazar dinamikleri giderek artıyor. Bu durum işletmeler için oldukça karmaşık operasyonel süreçler ortaya çıkarıyor. Hızlı değişen bu ortamda şirketlerin yalnızca hızlı değil, aynı zamanda tutarlı kararlar alabilmesi gerekiyor. Kurduğumuz Yapay Zekâ ve Sektör Uygulamaları Ofisi ile sanayicilerin karşılaştığı gerçek problemleri merkeze alan bir çalışma modeli oluşturduk. Akademik bilgi birikimini saha deneyimiyle birleştirerek karmaşık süreçlerin yönetimi ve optimizasyonuna yönelik çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz.” Ofisin aynı zamanda eğitim modeliyle de doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Çevik, sözlerini şöyle sürdürdü: “2025–2026 akademik yılında açılan Bilgisayar Bilimleri ile Yapay Zekâ ve Makine Öğrenmesi bölümlerimiz bu çalışmaların akademik altyapısını oluşturuyor. Proje odaklı eğitim yaklaşımımız sayesinde öğrencilerimiz henüz eğitimleri devam ederken sektörün içinden gelen gerçek iş problemleriyle çalışıyor. Öğretim üyelerimizin rehberliğinde yürütülen bu çalışmalar, öğrencilerin teorik bilgilerini sahadaki dinamik koşullarda test etmelerine imkân tanıyor.” Bu modelin hem sektör hem de öğrenciler açısından önemli kazanımlar sağladığını belirten Çevik, “Şirketler üniversitenin araştırma kapasitesinden faydalanırken öğrencilerimiz de mezuniyet öncesinde iş dünyasının beklentilerini yakından tanıma fırsatı buluyor. Amacımız veri bilimini ve yapay zekâyı sanayinin hizmetine sunan sürdürülebilir bir iş birliği ekosistemi oluşturmak” dedi. “Uluslararası Modelleri İnceledik, Türkiye’ye Uyarladık” Proje temelli eğitim yaklaşımının teknoloji odaklı ülkelerde yaygın biçimde uygulandığını belirten Çevik, RUDIC modelinin bu örneklerden ilham aldığını ancak yerel ihtiyaçlara göre tasarlandığını vurguladı: “Dünyadaki iyi uygulama örneklerini inceledik. Teorik altyapıyı güçlü tutarken uygulamayı merkeze alan bir sistem kurduk. Ancak bunu doğrudan kopyalamak yerine Türkiye’nin eğitim dinamiklerine ve sektör beklentilerine uygun biçimde uyarladık. Amacımız sürdürülebilir, ölçülebilir ve geliştirilebilir bir model ortaya koymak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin Hekimleri İlk Adımı Attı Haber

Geleceğin Hekimleri İlk Adımı Attı

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi 2025-2026 Akademik Yılı 1. sınıf öğrencileri, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen törenle hekimlik mesleğinin simgesi olan beyaz önlüklerini giydi. Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerine yeni başlayan geleceğin hekimleri, kutsal mesleklerine ilk adımı atmanın gururunu yaşadı. Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda gerçekleştirilen "14 Mart Tıp Bayramı ve Beyaz Önlük Giyme Töreni", akademi dünyasını ve geleceğin doktorlarını bir araya getirdi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “İyi hekim olmanın yolu önce iyi insan olmaktan geçer” Ailelerin de ilgi gösterdiği törende konuşan Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hekimlik mesleğinin yalnızca bilimsel bilgiye dayalı bir alan olmadığını, aynı zamanda etik değerler, insanlık ve iletişim becerileriyle şekillenen bir meslek olduğunu vurguladı. Beyaz önlük giyme töreninin hekim adaylarının hayatında unutulmaz bir dönüm noktası olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “İnsan hayatında unutulmayacak bazı günler vardır. Beyaz önlük giyme töreni de bu açıdan çok önemli bir gün. Öğrencilerimizin meslek hayatları boyunca hatırlayacakları anlamlı bir başlangıçtır.” dedi. Hekimliğin hem bir bilim hem de bir sanat olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Hekimlik sadece bir meslek değildir; aynı zamanda bir sanattır ve bilimle birlikte yürür. Bu nedenle iyi hekim olmadan önce iyi insan olmak gerekir. İyi insan olmayı başaramayan bir kişinin iyi hekim olması mümkün değildir.” diye konuştu. Prof. Dr. Tarhan, hekimliğin dünyada etik kuralları en erken gelişmiş mesleklerden biri olduğunu belirterek, meslek hayatında etik ilkelere bağlı kalmanın önemine dikkat çekti ve “Meslek hayatında sizi en güçlü şekilde koruyacak kalkan etik ilkelerdir. Küçük bir yanlış ya da küçük bir yalan zamanla büyük hatalara dönüşebilir. Büyük kötülükler çoğu zaman küçük bir hatayla başlar.” ifadesinde bulundu. “Bilimsel merakınızı kaybetmeyin” Prof. Dr. Tarhan, tıp alanında bilginin hızla değiştiğini belirterek genç hekim adaylarının sürekli öğrenmeye açık olması gerektiğini ifade ederek, “Bilginin yarı ömrü eskiden 30 yıldı, bugün 3 yıla kadar düştü. Bu nedenle bilimsel merakınızı kaybetmemek çok önemli. Hastaya zarar vermenin yollarından biri de onu tedavisiz bırakmaktır. Yeni bilgileri takip etmek, literatürü sürekli güncel tutmak gerekir.” şeklinde konuştu. “Tevazu ve eleştiriye açıklık hekimi geliştirir” Başarılı bir hekim olmanın önemli özelliklerinden birinin tevazu olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Tevazu, insana ‘Ben hata yapabilirim’ duygusunu verir. Bu duygu eleştiriye açık olmayı sağlar. Araştırmalar tevazu sahibi kişilerin daha az hata yaptığını ve karar mekanizmalarını daha sağlıklı kullandığını gösteriyor.” dedi. “İletişim, bazen ilaçtan daha etkilidir” Prof. Dr. Tarhan, hekim-hasta ilişkisinde iletişimin önemine dikkat çekerek, “İlaçtan daha etkili bir yöntem vardır; iletişim. Hastayla kurulan güven ilişkisi tedavinin başarısını doğrudan etkiler.” diye konuştu. Plasebo etkisinin de bu güven ilişkisini gösteren bilimsel bir örnek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, hastanın hekime güvenmesi durumunda tedavi sürecinin daha olumlu ilerleyebildiğini söyledi. “Hastayı vaka değil insan olarak görmek gerekir” Prof. Dr. Tarhan, hekimlikte yapılan en büyük hatalardan birinin hastayı yalnızca bir “vaka” olarak görmek olduğunu dile getirerek, “Hastayı vaka olarak değil insan olarak görmek gerekir. Hastayı dinlemek, onun duygularını anlamak tanı koymada ve tedavide büyük fark yaratır.” ifadesinde de bulundu. Konuşmasında İbn-i Sina’nın hekimlik anlayışına da değinen Tarhan, “İbn-i Sina’nın dediği gibi; ‘Hekim bazen tedavi eder, çoğu zaman teselli eder.’ Hekimin görevi sadece tedavi etmek değil, aynı zamanda hastaya umut ve güven verebilmektir.” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Tarhan, konuşmasının sonunda hekimliğin insan hayatına doğrudan dokunan çok özel bir meslek olduğunu belirterek, “Hekimin eli kutsaldır denirken aslında insanın varoluşuna ve hayatına dokunabilen bir meslekten söz edilir. Bu mesleğin size sunduğu fırsatı etik değerler ve insan sevgisiyle değerlendirmenizi diliyorum.” dedi. Prof. Dr. Hikmet Koçak: “Hekimlik bir meslek değil, bir yaşam tarzıdır” 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen beyaz önlük giyme töreninde konuşan Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hikmet Koçak, hekimliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı olduğunu vurgulayarak tıp öğrencilerini tebrik etti ve “İnsan hayatında önemli aşamalar vardır. Bunlardan biri de liseden sonra meslek seçme dönemidir. Belki bazılarınız kendi isteğiyle, bazılarınız da ailelerinin yönlendirmesiyle bu yolu seçti. Ancak sonuçta en kıymetli mesleklerden biri olan hekimliği tercih ettiniz. Hepinizi tebrik ediyorum, hayırlı olsun.” dedi. “Beyaz önlük güven ve sorumluluğun sembolüdür” Prof. Dr. Koçak, beyaz önlüğün hekimlik mesleğinde önemli bir sembol olduğunu belirterek, “Beyaz önlüğü giydiğinizde karşınızdaki hastaya aslında şu mesajı veriyorsunuz: ‘Bana güvenebilirsiniz. Ben sizin dertlerinize çare bulmak için kendimi bu mesleğe adadım.’ Aynı zamanda hekimlik, hastanın sırlarını korumayı da gerektirir. Çünkü hekim ile hasta arasında güçlü bir güven ilişkisi vardır.” ifadesinde bulundu. “Steteskop sadece bir araç değil, emeğin sembolüdür” Hekimliğin bir diğer önemli simgesinin steteskop olduğunu ifade eden Prof. Dr. Koçak, “Steteskop sadece bir kalbi dinlemek için kullanılan bir araç değildir. Gençliğinizi, hayallerinizi ve emeğinizi temsil eden bir semboldür. Beyaz önlük ve steteskop bir araya geldiğinde karşınızdaki insana güven veren bir hekim kimliği ortaya çıkar.” dedi. “Tıp geçmişten gelen bir birikimin devamıdır” Konuşmasında tıp tarihine de değinen Prof. Dr. Koçak, hekimliğin geçmişten bugüne birikerek gelen bir bilgi ve deneyim alanı olduğunu vurguladı. Bu kapsamda Hikmet Boran’ın Kurtuluş Savaşı dönemindeki rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Koçak, ayrıca Osmanlı döneminde radyoloji alanında öncü çalışmalar yapan hekimleri de anarak, Esad Feyzi’nin Türkiye’de ilk röntgen ışınlarını getiren hekimlerden biri olduğunu, İbrahim Vasıf Çınar’ın ise röntgen uygulamalarında öncü çalışmalarıyla tanındığını ifade etti. Prof. Dr. Koçak, “Hekim, geçmişten bugüne kadar oluşan bütün birikimi üzerinde taşıyan kişidir. Bugün burada aldığınız eğitim, geçmişte bu mesleğe emek vermiş insanların katkıları sayesinde mümkün olmuştur.” diye konuştu. Konuşmasının sonunda sağlığın insan hayatındaki değerine değinen Prof. Dr. Koçak, Kanuni Sultan Süleyman’ın “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” ünlü dizelerini hatırlattı. Prof. Dr. Haydar Sur: “Beyaz önlük törenleri hekimlik yolculuğunun unutulmaz anlarıdır” Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, törende yaptığı konuşmada, hekimlik mesleğinin değerlerinin kuşaktan kuşağa aktarılan bir emanet olduğunu vurguladı ve “Törenler aslında çok önemlidir; çünkü hayatımızın ilkelerinin görünür hale geldiği anları yaşarız. Öğrencilerimizin bugün yaşayacağı bu beyaz önlük giyme töreni, onların meslek hayatları boyunca unutamayacakları anlardan biri olacaktır.” dedi. “Hekimlik değerleri bir emanettir” Akademisyenlerin öğrencileri yetiştirme sorumluluğunu büyük bir onurla taşıdıklarını ifade eden Prof. Dr. Sur, hekimlik mesleğinin temel ilkelerinin geçmişten bugüne aktarıldığını söyledi ve “Bizler burada akademik önlüklerimizle, öğrencilerimizi yetiştirmek için şerefle karşınızdayız. Bu ilkeler bize gökten inmedi; bizden önceki hocalarımızın bize bıraktığı emanetlerdi. Biz de bu emaneti kendi öğrencilerimize devrediyoruz. Eminim ki öğrencilerimiz bu emaneti bizden daha iyi sahiplenip bir sonraki kuşaklara aktaracaklar. Böylece bilim ilerleyecek, insanlığa daha iyi hizmet sunulacaktır” diye konuştu. “Öğrencilerimizi gördükçe umutlanıyoruz” Konuşmasında dünyada yaşanan savaşlar ve haksızlıklara da değinen Prof. Dr. Sur, bu durumların kendisini derinden üzdüğünü ifade etti ve “Dünyadaki savaşlar, haksızlıklar ve mazlumların yaşadığı acılar karşısında içim kan ağlıyor. Dünya hüzün içinde olabilir; ancak öğrencilerimizi gördüğümüz zaman içimiz umutla doluyor.” şeklinde konuştu. Tıp öğrencisi Yusuf Alpay: “Hekimlik yalnızca bir meslek değil, ömür boyu süren bir öğrenme yolculuğu” Tıp Fakültesi Türkçe 1. Sınıf Temsilcisi Yusuf Alpay, hekimlik yolculuğunun ilk adımlarını atmanın gururunu yaşadıklarını belirterek, tıp eğitiminin yalnızca bilgi değil aynı zamanda insan hayatına dokunma sorumluluğu taşıdığını vurguladı ve “Tıp ailesinin en genç üyeleri olarak yıllarca hayalini kurduğumuz hekimlik yolculuğunun ilk adımlarını attığımız bu dönemde böylesine köklü ve onurlu bir ailenin parçası olmanın gururunu yaşıyoruz.” dedi. Beyaz önlük sadece bir kıyafet değil Tıp fakültesine başlamanın yalnızca akademik bir süreç olmadığını vurgulayan Alpay, “O bembeyaz önlükleri omuzlarımıza geçirirken aslında sadece bir önlük giymediğimizi çok iyi biliyorduk. O önlük şifayı, umudu, merhameti ve insan hayatına duyulan derin saygıyı temsil ediyordu. Steteskoplarımız şimdilik çoğu zaman kendi heyecanlı kalp atışlarımızı dinliyor. Hücrenin, dokunun ve insan bedeninin o muazzam düzenini yeni yeni keşfediyoruz. Ancak biliyoruz ki bugün bu sıralarda öğrendiğimiz her bilgi, yarın bir insanın hayatına dokunacaktır.” ifadesinde bulundu. 14 Mart aynı zamanda bir direnişin sembolü Alpay, 14 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü olmadığını belirterek, “1919 yılında İstanbul işgal altındayken Tıbbiyeli öğrenciler okulun iki kulesi arasına devasa bir Türk bayrağı asarak bağımsızlık ateşini yakmışlardı. Tıbbiyeli Hikmet Boran ve arkadaşlarının ortaya koyduğu cesaret yalnızca bir bayrak asma eylemi değil; bilimin, özgürlüğün ve vatan sevgisinin güçlü bir sembolüdür.” dedi. Tıp öğrencisi Emre Aydın: “Beyaz önlük yalnızca bir kumaş değil, büyük bir sorumluluğun simgesidir” 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen törende konuşan İngilizce Tıp 1. sınıf öğrenci temsilcisi Emre Aydın da hekimlik yolculuğunun ilk adımlarını atmanın gururunu yaşadıklarını belirterek beyaz önlüğün sadece bir sembol değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluğun ifadesi olduğunu vurguladı. Aydın, öğrencilerin bu noktaya büyük fedakârlıklarla geldiğini ifade ederek, “Bugün giyeceğimiz bu beyaz önlüğün her bir parçasında geçmişteki uykusuz gecelerimizin, verdiğimiz emeklerin ve döktüğümüz alın terinin izleri var. Kimimiz uykusundan, kimimiz sosyal hayatından, kimimiz de gençliğinin en güzel anlarından feragat ederek bu noktaya geldi.” dedi. Konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe verdiği öneme de değinen Aydın, “Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda, gösterdiği hedefe yürümeye söz veriyoruz. ‘Bütün ümidim gençliktedir’ sözüne layık bireyler olarak aklın, vicdanın ve bilimin rehberliğinde mesleğimizi icra edeceğiz.” ifadesinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.