Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Eğitim

Kapsül Haber Ajansı - Eğitim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eğitim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

3. Ulusal Yapay Zekâ Buluşması Başladı Haber

3. Ulusal Yapay Zekâ Buluşması Başladı

Buluşma öncesinde düzenlenen basın toplantısına Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Kaan Aktan ve Kapadokya Üniversitesi Danışma Kurulu Üyesi Barış Karakullukçu katıldı. “Yapay zekâ ekosistemi güller kadar dikenler de barındırıyor” Rektör Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, buluşmanın kamu kurumlarını, özel sektörü, üniversiteleri ve öğrencileri bir araya getirerek ortak bir gelecek projeksiyonu oluşturmayı amaçladığını söyledi: “Bilim insanlarını, kamu kurumlarını, iş dünyasını, girişimcileri ve öğrencilerimizi Türkiye'nin yapay zekâ geleceğini birlikte düşünmek üzere üç yıldır bir araya getiriyoruz. Türkiye'nin bu alanda yetişmiş insan kaynağı, gelişen altyapısı ve kullanıma hazır pek çok çözümü var. Önümüzdeki hedef, bu kazanımları güçlendirmek ve sağlanan faydayı daha fazla kuruma, işletmeye ve bireye ulaştırmak.” Yapay zekanın eğitim, araştırma ve topluma hizmetin tüm katmanlarında kullanılmasını istediklerini belirten Karasar, “Ancak yapay zekâ ekosistemi yalnızca güllerle değil, dikenlerle de dolu bir bağ. Bu buluşmada ekonomik değer, ürünleştirme, insan kaynağı ve güvenilir yapay zeka kullanımı konularını ele alıyoruz” dedi. Karasar, üniversitenin çıkış noktası “evrensel” eğitim anlayışına da değindi. Cisco Networking Academy gibi uluslararası kuruluşlarla yapılan anlaşmalar sayesinde öğrencilere New York'ta, Chicago'da ya da Berlin'de okuyan bir öğrencinin aldığı müfredatın aynısının sunulduğunu; mikro yeterlilikler ve disiplinler arası yan dal programlarıyla farklı bölümlerdeki öğrencilerin de yapay zekayı kendi meslek alanlarında kullanmaya teşvik edildiğini anlattı. Üniversitenin akademik ve idari süreçlerinde de yapay zekadan ve geliştirdiği çözümlerden azami ölçüde yararlandığını ekledi. Alev Alatlı'nın mirası: Teknolojiye eleştirel bakış Üniversitenin kurucusu merhum Alev Alatlı'yı anan Karasar, “Seksenli yaşlarında dahi yapay zekâ ve blok zincir teknolojilerini yakından takip ederdi. Bunların insani, etik ve felsefi açıdan sorgulanması gerektiğini bize her zaman hatırlatırdı. Bu buluşmanın ana omurgasını da Alev Hoca'nın bize işaret ettiği bu istikamet oluşturuyor” diye konuştu. Karasar, tüm çalışmaların Alatlı'nın “akıl, ahlak, adalet ve adap” anlayışı doğrultusunda, insanın ve toplumun ihtiyaçlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Anadolu'daki işletmelerin, özellikle KOBİ'lerin yeni teknolojilere ve uzmanlık desteğine erişebilmesinin önemine dikkat çeken Karasar, dijitalleşen dünyada Anadolu'daki üreticilerin dünyanın daha avantajlı görülen bölgelerindeki işletmelerle rahatça rekabet edebilmesini sağlayacak teknolojilere ulaşmasını hedeflediklerini söyledi. Veri güvenliği öncelikli meydan okuma Yapay zekâ çağının meydan okumalarına da değinen Karasar, veri güvenliğinin başı çektiğini belirtti: “Stratejik alanlarda verilerin zehirlenmesi ya da yok edilmesi gibi riskler var. Sonuçta bir makinenin analiz gücü ona verilen veriye dayanır; o verilerin korunması en önemli önceliklerden biri.” Karasar, veri ve yapay zekâ teknolojisinin birkaç büyük teknoloji şirketinin elinde toplandığı bir dünyada hem ülkenin stratejik tercihlerini korumak hem de gençlerin ileri teknolojilerden azami ölçüde yararlanmasını sağlamak için bir araya geldiklerini ifade etti. Bu yıl gençlerin katılımına özellikle önem verildiğini belirten Karasar, öğrenci sohbetleri, poster çalışmaları ve yapay zekâ uygulama gösterimleriyle gençlerin üretimlerine yer açıldığını söyledi. Buluşmanın sonunda ortak öncelikleri ve sorun alanlarını görünür kılacak bir bildirge yayımlanması planlanıyor. Karasar, üniversite, kamu, özel sektör ve sivil toplumdan katılımcılarla kamunun hazırladığı yapay zekâ eylem planlarına ve yol haritalarına katkı sunmayı amaçladıklarını da sözlerine ekledi. Nevşehir'e tematik teknopark kuruluyor Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Kaan Aktan, Kapadokya Üniversitesi'nin kuruluş felsefesinde topluma faydalı olmak ve bölgesel kalkınmayı desteklemek bulunduğunu hatırlattı. Havacılık, sağlık, turizm ve gastronomi alanlarında sektörün önde gelen kurumlarıyla iş birlikleri yürüttüklerini belirten Aktan, son olarak farklı fakültelerdeki bilişimle ilgili bölümlerin geçen yıl Bilgisayar ve Bilişim Teknolojileri Fakültesi çatısı altında toplandığını söyledi. Aktan, “Lisans ve önlisans düzeyinde şu anda 17 teknoloji programımız var. Veri güvenliğinden yapay zekaya, programlamadan otonom sistemlere kadar sektörün ihtiyaç duyduğu iş gücünü yetiştiriyoruz” dedi. Aktan, Nevşehir Belediyesi ile bir Teknoloji Geliştirme Bölgesi kurulması için çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Üniversitenin ana kurucu ortak olarak yer alacağı teknoparkın kuruluş aşamasında olduğunu söyledi. Bölgenin ihtiyaçlarına ve potansiyeline göre şekillenecek tematik teknoparkın tarım teknolojileri, sürdürülebilir turizm ve sürdürülebilirlik teknolojiler alanlarına odaklanması planlanıyor. Aktan, üniversitede geliştirilen çalışmaları ve girişimleri sektörün ihtiyaçlarıyla buluşturacak Teknoloji Transfer Ofisi çalışmalarının da sürdüğünü belirtti. Aktan, yapay zekanın Türkiye'nin geneline yayılması gerektiğinin altını çizdi: “Yapay zekayı yalnızca teknolojiyi geliştirmek olarak düşünmemek lazım. Geliştirilen teknolojileri Türkiye'nin geneline yayılacak, farklı ölçekteki işletmelerde kullanılabilir ve etki yaratabilir hale getirmemiz gerekiyor. Yapay zekâ, çok küçük yatırımlarla çok önemli kazanımlar sağlanabilecek bir teknoloji.” “Kolektif akılla neler yapılabileceğinin kanıtı” Kapadokya Üniversitesi Danışma Kurulu Üyesi ve buluşmanın düzenleme komitesinde yer alan Barış Karakullukçu, üç yıl önce bu işlerin İstanbul ve Ankara dışında da yapılması gerektiği inancıyla yola çıktıklarını söyledi. Karakullukçu, “Anadolu'da ekosistemin, endüstrinin ve toplumun yapay zekayı etik ve güvenli biçimde kullanarak daha iyi noktalara gelmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu toplantı, kolektif akılla neler yapılabileceğini net şekilde gösteriyor” dedi. Karakullukçu, Türkiye'nin önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticileri ile Türkiye'de ve dünyada çalışan Türk akademisyen ve teknoloji liderlerinin yanısıra Bilişim Vakfı, TÜBİSAD ve Yapay Zeka Teknoloji Derneği gibi sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de organizasyonda yer aldığını belirtti. Karakullukçu, yeni yayımlanan Yapay Zekâ Eylem Planı'nın uygulanmasının iki gün boyunca somut vakalar üzerinden ele alınacağını söyledi. Meslekler yok olmayacak, dönüşecek Basın toplantısında yapay zekanın meslekler üzerindeki etkisinin sorulması üzerine Barış Karakullukçu, yapay zekanın hiçbir mesleği yok etmeyeceğini ancak o mesleğin uygulayıcılarını dönüştüreceğini söyledi: “Radyoloji, yapay zekanın en iyi olduğu alanlardan biri. Ama radyolog yalnızca görüntüyü değerlendirmiyor; teşhisi, hastayla iletişimi ve süreci yönetiyor. Süreçlerin alt adımları değişecek ama roller tamamen ortadan kalkmayacak.” Kaan Aktan ise yapay zekanın önceki teknoloji devrimlerinden farklı olduğunu vurguladı: “Yayılım hızı çok yüksek. Kuralları netleşmeden, neye muktedir olduğu tam anlaşılmadan herkesin kullanmaya başladığı bir teknoloji haline geldi. Bu da bir tedirginlik yaratıyor. Ancak zaman içinde bunun mesleklerde bir dönüşümle sonuçlanacağını düşünmek gerekiyor.” Rektör Karasar da sorumluluğun makineye devredilemeyeceğini, her teknolojiyi kullananın bir sorumlusu olduğunu ve bunun mutlaka insan olması gerektiğini hatırlattı. Önde gelen markalar ve dünyaca ünlü üniversitelerden akademisyenler sahnede Buluşmada Koç Holding, Eczacıbaşı Topluluğu, Pegasus, Türk Telekom, Migros Online, PwC ve Amazon gibi kuruluşların teknoloji liderleri; telekomünikasyon, havacılık, gıda ve perakende sektörlerinden temsilciler deneyimlerini paylaşacak. Stanford ve Harvard gibi yapay zekâ alanında öncü çalışmalar yürüten üniversitelerde görev yapan Türk akademisyenler de programda yer alıyor. Yapay zekâ ajanları ve bu teknolojinin kurumlara güvenli biçimde yerleştirilmesi öne çıkan başlıklar arasında. Cuma günü ise başarılı yapay zekâ girişimlerinin yer alacağı bir Demo Day düzenlenecek. Buluşma öncesinde beş kitap yayımlandı Kapadokya Üniversitesi Yayınları, buluşma öncesinde yapay zeka üzerine beş kitap yayımladı. Kitaplar arasında lise ve üniversite öğrencileri arasında düzenlenen yapay zeka proje ve poster yarışmalarının derlendiği bir kitapçık, Barış Karakullukçu'nun teknoloji ve yapay zeka yolculuğunu anlattığı hatırat, yapay zekanın stratejik boyutlarını ele alan bir eser, Milli Eğitim eski Bakanı Prof. Dr. Mahmut Özer ile İTÜ'den Prof. Dr. Altan Çakır'ın yapay zeka, makine öğrenmesi ve hesap verebilirlik üzerine kaleme aldığı çalışma ve geçen yılki ikinci buluşmanın sonuçlarını derleyen bir kitap yer alıyor. Kitaplar etkinlik boyunca stantlarda katılımcılarla buluşuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Tarımın Kadın Yıldızları” 5 Yıldır Etkisini Güçlendiriyor Haber

“Tarımın Kadın Yıldızları” 5 Yıldır Etkisini Güçlendiriyor

Tarımda kadınlara yönelik fırsat eşitliğini destekleyen örnek proje kapsamında; bugüne kadar 5.500’ün üzerinde kadın çiftçiye ulaşıldı, SuperFresh’in sözleşmeli üretici ağı içindeki kadın üretici oranı yüzde 5’ten yüzde 30’a yükseldi. SuperFresh’in Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğinde fırsat eşitliği odağıyla başlattığı Tarımın Kadın Yıldızları; ürün alım garantisi, finansal destek, tohum ve gübre desteği, 7/24 ziraat mühendisi desteği, eğitimler ve dayanışma ağıyla kadın çiftçilerin üretimdeki gücünü artırmak için tasarlandı. Proje bugün, kadın emeğini görünür kılan ve sosyal faydayı somut etkiye dönüştüren, her yıl sahadaki yeni ihtiyaçlara göre geliştirilen uzun soluklu bir model olarak yoluna devam ediyor. Her yıl yeni adımlarla güçlenen bir etki modeli 2023’te görünürlüğü artıran iletişim çalışmaları ve yeni paydaşlarla büyüyen Proje, 2024’te finansal okuryazarlık, girişimcilik, ekoloji ve yapay zekâ odaklı eğitimlerle derinleşti, topluluk ağları üzerinden kadın çiftçiler arasındaki bağı güçlendirdi. 2025 yılında ise ürün lansmanı ve staj programı gibi yeni adımlarla etkisini genişletti. Tarımın Kadın Yıldızları’nın emeğiyle üretilen SuperFresh “Ege’den Hasat” bezelye, kadın emeğinin toplumsal faydadan raflara uzanan en somut çıktılarından biri oldu. Kategoride bir ilki gerçekleştirerek Michelin tavsiyeli bir restoranın menüsüne de giren ürün, tarladan tabağa sürdürülebilir bereket anlayışını görünür kıldı. 2026’da temel çiftçilik eğitimi başta olmak üzere farklı ihtiyaçlara yönelik eğitim ve söyleşiler devam ederken yaklaşık 2.000 kadının yer aldığı bilgi paylaşımı platformu, uzmanlara erişim ve dayanışmanın yıl boyunca sürdüğü bir alana dönüştü. TABİT iş birliğiyle finansal okuryazarlıktan girişimciliğe, sürdürülebilir tarımdan yapay zekâ uygulamalarına uzanan eğitim ve söyleşiler yıl boyunca devam etti. Tarımın Kadın Yıldızları Projesi beşinci yılında kadın üreticilerle kurulan ilişkiyi yalnızca üretim dönemleriyle sınırlamayan; eğitim, topluluk, görünürlük ve ekonomik güçlenme başlıklarını bir arada ele alan daha bütüncül bir yapıya ulaştı. Proje; kadınların güçlenmesi, sosyal fayda ve sürdürülebilirlik alanlarındaki çalışmalarıyla bugüne kadar ulusal ve uluslararası platformlarda 30 kez ödüllendirildi. Sosyal etki araştırmaları dönüşümü takip ediyor SuperFresh, Tarımın Kadın Yıldızları Projesi’nin etkisini izlemek ve programı sahadaki ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirmek amacıyla Ipsos Türkiye iş birliğinde düzenli sosyal etki araştırmaları gerçekleştiriyor. Araştırma sonuçları, projenin yarattığı güçlü ekonomik etkiyle birlikte; bilgiyle karar verme, ekonomik bağımsızlık, dayanışma ve bilgi paylaşımı, özgüven ve karar süreçlerine katılım ile görünürlük alanlarında kadın üreticilerin deneyimlerinde dönüşüm yarattığını ortaya koydu. Üretim kararlarında deneyim ve sezginin yanında bilgi, maliyet hesabı ve planlamanın daha fazla yer almaya başlaması bu dönüşümün öne çıkan örneklerinden biri oldu. Ipsos’un değerlendirmesine göre, projenin ilk döneminde memnuniyet yaratan destekler 2026 itibarıyla daha somut ve derin bir etkiye ulaştı; destek, kadın üreticiler açısından giderek güvenceye dönüşen bir yapıya evrildi. Mert Altınkılınç: “Kadın çiftçilerin güçlenmesini tarımın geleceğine yapılan yatırım olarak görüyoruz” Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı ve Besler CEO’su Mert Altınkılınç, şunları söyledi: “Besler olarak tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini, birlikte çalıştığımız üreticilerle kurduğumuz uzun vadeli iş birliğiyle destekliyoruz. Yıldız Holding’in fırsat eşitliği ve kapsayıcılık yaklaşımı ve Yıldız Holding Kadın Platformu’nun çalışmaları doğrultusunda, SuperFresh markamızla 2022 yılında başlattığımız Tarımın Kadın Yıldızları projesi bu anlayışın somut örneklerinden biri. Sözleşmeli üretim ve alım garantisinin yanı sıra finansman, eğitim ve ziraat mühendisliği desteği sunarak kadın çiftçilerin üretimlerini planlamalarına, bilgi ve yetkinliklerini geliştirmelerine katkı sağlıyoruz. Projenin başlangıcında yüzde 5 olan sözleşmeli kadın üretici oranımızın yüzde 30’a ulaşmasından memnuniyet duyuyoruz. Kadın çiftçilerin güçlenmesini tarımın geleceğine yapılan yatırım olarak görüyor, projemizi onların ihtiyaçları ve deneyimleri doğrultusunda geliştirmeyi sürdürüyoruz. 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü vesilesiyle bilgisi, deneyimi ve üretimiyle tarıma değer katan tüm kadın çiftçilere teşekkür ediyorum.” Gülizar Öcal Doğan: “Kadın çiftçilerin deneyimleri projemizin gelişimine yön veriyor” Besler Pazarlama ve Sürdürülebilirlikten Sorumlu Başkan Yardımcısı Gülizar Öcal Doğan, şunları söyledi: “Tarımın Kadın Yıldızları’nı kadın çiftçileri dinleyerek, ihtiyaçlarını anlayarak ve onlarla birlikte öğrenerek geliştiriyoruz. TABİT iş birliğiyle sunduğumuz eğitimler ve yıl boyunca devam eden bilgi paylaşımıyla kadınların öğrendiklerini üretim süreçlerine taşımalarını destekliyoruz. Finansal okuryazarlıktan sürdürülebilir tarım uygulamalarına uzanan eğitimlerimizi sahadan gelen geri bildirimlerle şekillendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde eğitimlerimizi ve kadın üreticiler arasındaki dayanışmayı güçlendirerek projemizin sağladığı faydayı geliştirmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

15 Bin Öğrencinin Eğitimine Uzanan 59 Yıllık Hikâye Haber

15 Bin Öğrencinin Eğitimine Uzanan 59 Yıllık Hikâye

Yaklaşık 500 davetlinin katıldığı gecede eğitim çalışmalarına destek amacıyla 85 milyon TL bağış toplandı. Her salı düzenlenen “Cemiyette Muhabbet” buluşmalarının 99’uncu programa ulaştığı gecede Prof. Dr. Ali Akyüz de Of Hayrat Cemiyeti Onursal Başkanı ilan edildi. Gecede ayrıca Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, Trabzon Milletvekili ve önceki dönem Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, Prof. Dr. Cihat Yaycı, Cemiyet Başkanı Emrullah Tellioğlu, Prof. Dr. Mehmet Akif Okur, Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu ve Of Belediye Başkanı Salim Salih Sarıalioğlu’nun katılımıyla bir panel gerçekleştirildi. Of Hayrat Cemiyeti tarafından düzenlenen “Ahde Vefa Gecesi”, İstanbul’da yaklaşık 500 davetlinin katılımıyla gerçekleştirildi. Cemiyet Başkanı Emrullah Tellioğlu’nun ev sahipliğinde düzenlenen gece; siyaset, bürokrasi, iş, akademi, sanat ve spor dünyasından çok sayıda ismi aynı çatı altında buluşturdu. 1967 yılından bu yana hemşerilik, yardımlaşma ve dayanışma kültürünü yaşatan Of Hayrat Cemiyeti’nin gecesinde, cemiyetin eğitim çalışmalarından kültürel ve sosyal faaliyetlerine, gelecek dönem projelerinden yeni yatırımlarına kadar yürüttüğü çalışmalar da paylaşıldı. Gecenin en önemli gündemlerinden biri eğitim oldu. Her yıl sayıları 650 ile 1000 arasında değişen üniversite öğrencisine burs sağlayan ve kuruluşundan bugüne yaklaşık 15 bin öğrencinin eğitimine katkı sunan cemiyet için gece boyunca 85 Milyon TL bağış toplandı. Elde edilen kaynağın başta öğrencilerin eğitimine destek olmak üzere cemiyetin çalışmalarının geliştirilmesinde kullanılması hedefleniyor. VEFA, BİZE EMEK VERENLERE TEŞEKKÜR EDEBİLMEKTİR Gecede konuşan Of Hayrat Cemiyeti Başkanı Emrullah Tellioğlu, cemiyetin yalnızca hemşerileri buluşturan bir yapı değil, kuşaklar boyunca devam eden güçlü bir dayanışma geleneğinin temsilcisi olduğunu belirtti. Tellioğlu, “Biz büyük, kocaman bir aileyiz. Aynı çatı altında buluşan, aynı değerleri paylaşan bir aileyiz. Bugün burada yalnızca geçmişimizi hatırlamak için değil, bize bırakılan emanete sahip çıkmak için bir aradayız. Vefa, geçmişi unutmamaktır. Vefa, geride bırakılan emaneti korumaktır. Vefa, bizim için emek verenlere teşekkür edebilmektir” dedi. Of insanının Türkiye’nin dört bir yanında siyasetten bürokrasiye, sanayiden akademiye, iş dünyasından spora kadar birçok alanda önemli başarılara imza attığına dikkat çeken Tellioğlu, “Bu başarıların arkasında çalışmak kadar birbirine sahip çıkma, dayanışma ve memleket bağını koruma kültürü de var. Bizim görevimiz bu birlikteliği daha da güçlendirmek ve bizden sonraki nesillere taşımaktır” ifadelerini kullandı. PROF. DR. ALİ AKYÜZ, ONURSAL BAŞKAN İLAN EDİLDİ Gecenin anlamlı anlarından biri de Prof. Dr. Ali Akyüz’ün Of Hayrat Cemiyeti Onursal Başkanı ilan edilmesi oldu. Geçmişte Of Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanlığı görevini üstlenen Akyüz, 1987 yılında Of Kültür Eğitim ve Yardımlaşma Vakfı’nın kuruluş sürecini başlatan yönetimin de başkanlığını yaptı. Genel cerrahi alanındaki akademik kariyerinin yanı sıra Türkiye’de cerrahi gastroenteroloji ve endoskopi alanının gelişimine öncülük eden çalışmalara imza atan Akyüz’e, Of Hayrat camiasına uzun yıllar boyunca sunduğu hizmetler dolayısıyla Onursal Başkanlık unvanı verildi. PANELDE AHDE VEFA VE OFLULARIN BİRLİKTELİĞİ KONUŞULDU Gecede ayrıca Of’un tarihi birikimi, hemşerilik kültürü ve dayanışma geleneğinin ele alındığı bir panel düzenlendi. Sunucu Bahar Özmen’in moderatörlüğündeki panelde Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, Trabzon Milletvekili ve önceki dönem Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Of Hayrat Cemiyeti Onursal Başkanı Prof. Dr. Ali Akyüz, İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, Emekli Tümamiral ve akademisyen Prof. Dr. Cihat Yaycı, Of Hayrat Cemiyeti Başkanı Emrullah Tellioğlu, Prof. Dr. Mehmet Akif Okur, Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu ve Of Belediye Başkanı Salim Salih Sarıalioğlu yer aldı. Konuşmacılar, Ahde Vefa’nın toplumsal hafızanın ve dayanışma kültürünün korunmasındaki önemine, Ofluların geçmişten bugüne taşıdığı birlik ve beraberlik anlayışına ve güçlü hemşerilik bağlarına dikkat çekti. Bu birlikteliğin korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine vurgu yapıldı. “CEMİYETTE MUHABBET” 99’UNCU PROGRAMA ULAŞTI Of Hayrat Cemiyeti’nin her salı gerçekleştirdiği “Cemiyette Muhabbet” programı 99’uncu buluşmaya ulaştı. Akademisyenlerden sanatçılara, iş insanlarından kanaat önderlerine kadar farklı alanlardan konukları hemşerilerle buluşturan program, bilgi ve deneyimlerin paylaşıldığı güçlü bir kültür ve iletişim platformu olarak devam ediyor. GENÇLERDEN KADINLARA YIL BOYUNCA ETKİNLİK Eğitim çalışmalarının yalnızca burs desteğiyle sınırlı olmadığını belirten Tellioğlu, her ay üniversite öğrencilerine yönelik kahvaltılı Kariyer Günleri düzenlediklerini söyledi. Programlarda öğrenciler, farklı alanlarda başarı kazanmış konuşmacılarla bir araya gelerek meslek seçimi, kariyer planlaması ve iş hayatına ilişkin deneyimleri doğrudan dinleme fırsatı buluyor. Cemiyet bünyesinde her ay yalnızca kadınların katılımıyla kahvaltılı, müzikli ve konuk konuşmacıların yer aldığı özel programlar da gerçekleştiriliyor. Geleneksel hale gelen etkinlikler kapsamında her yıl yaklaşık 1000 kişinin katıldığı iftar programı düzenlenirken, Of’un düşman işgalinden kurtuluşu da her yıl 28 Şubat’ta yaklaşık 3 bin kişinin katıldığı programla kutlanıyor. Kültürel değerlerin yeni kuşaklara aktarılmasına yönelik çalışmalar kapsamında ise cemiyet bünyesindeki horon kursunda yaklaşık 10 yıldır horon ve halk oyunları eğitimi veriliyor. YENİ KÜLTÜR MERKEZİ İÇİN HAZIRLIK Of Hayrat Cemiyeti’nin önümüzdeki dönem hedefleri arasında yeni kültür merkezi projesi de yer alıyor. Cemiyetin mevcut gayrimenkullerini geliştirmeye ve gayrimenkul varlığını artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Tellioğlu, yeni kültür merkezinin eğitim, kültür ve sosyal faaliyetlerin önemli buluşma noktalarından biri olacağını ifade etti. Tellioğlu, “Önümüzde kültür merkezi projemiz var. Bu proje tamamlandığında cemiyetimize ve hemşerilerimize uzun yıllar hizmet edecek önemli bir yapı kazandıracağız. Gençlerimizin, kadınlarımızın, öğrencilerimizin ve tüm hemşerilerimizin bir araya gelebileceği yaşayan bir merkez oluşturmak istiyoruz” dedi. Of Hayrat Cemiyeti Hakkında: 1967 yılında kurulan Of Hayrat Kültür ve Yardımlaşma Derneği, Of Hayrat Cemiyeti adıyla Of ve Hayratlılar arasındaki birlik ve dayanışmayı güçlendirmek, kültürel değerleri yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Eğitimden kültüre, sosyal dayanışmadan hemşeri buluşmalarına uzanan faaliyetleri kapsamında her yıl sayıları 650 ile 1000 arasında değişenüniversite öğrencisine burs sağlayan cemiyet, kuruluşundan bugüne yaklaşık 15 bin öğrencinin eğitimine katkı sundu. Her salı gerçekleştirilen “Cemiyette Muhabbet” buluşmaları ise bugüne kadar 99 programa ulaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tam Tahıl Tam Destek Projesi’nin İkinci Yılında Kazananlar Belli Oldu Haber

Tam Tahıl Tam Destek Projesi’nin İkinci Yılında Kazananlar Belli Oldu

Tarım ve gıda alanında yenilikçi fikirler geliştiren kadın girişimcilerin projelerini jüriye sunduğu değerlendirme gününde birinci Microhobist, ikinci Soilbiom, üçüncü ise Teatex oldu. Program kapsamında kazanan girişimlere toplam 800 bin TL değerinde hibe desteği sağlanırken, jüri oylamasıyla verilen mansiyon ödülüyle birlikte toplam ödül desteği 850 bin TL’ye ulaştı. Tarım ve gıda alanında kadın girişimcilerin yenilikçi fikirlerini desteklemek amacıyla yürütülen Tam Tahıl Tam Destek Projesi, ikinci yılında da eğitim ve mentorluk programıyla girişimcilere iş fikirlerini geliştirme fırsatı sundu. Program kapsamında katılımcılar; girişimcilik eğitimlerinin yanı sıra uzman mentorluk desteği, fikir geliştirme çalışmaları ve profesyonel iş ağına erişim imkanlarından yararlandı. Programın final aşamasında düzenlenen Demo Day’de girişimciler, geliştirdikleri projeleri ve iş modellerini jüriye sundu. Yapılan değerlendirme sonucunda Microhobist birinci, Soilbiom ikinci, Teatex ise üçüncü oldu. Üç girişim, toplam 800 bin TL değerindeki hibe desteğinin sahibi oldu. Jüri oylamasında alınan kararla, çocuklara yönelik atık yönetimi etkinlikleriyle farkındalık yaratmayı amaçlayan Vega Growloop’ada 50 bin TL değerinde mansiyon ödülü verildi. Böylece proje kapsamında dağıtılan toplam ödül desteği 850 bin TL’ye ulaştı. Kadın girişimcilerden tarımın geleceğine yenilikçi çözümler Final aşamasında birinciliği, Sultan Gül Yalçın’ın tarımsal üretimde bitki gelişimini destekleyen ve bitki verimini artıran mikrobiyal biyoteknoloji temelli postbiyotik biyostimülant olan “MHOne bitki gelişim düzenleyici” projesi aldı. İkinci olan Deniz Sapaz’ın SoilBiom projesi; toprak mikrobiyomu ve biyolojik çeşitliliği analiz ederek toprak sağlığını ölçüyor ve analiz sonuçlarına göre sahaya özel biyolojik ürün ile iyileştirme reçeteleri sunuyor. Üçüncü olan Menekşe Şakir’in Teatex Malzeme Teknolojileri projesi ise çay işleme atıklarını ileri biyoteknoloji yöntemleriyle yüksek katma değerli biyobazlı bileşenlere dönüştürmeyi amaçlıyor. Proje kapsamında çay atıklarından elde edilen ligninin gıda sektöründe doğal renklendirici olarak değerlendirilmesi hedefleniyor. Mansiyon ödülünün sahibi Nadide Yarenci’nin Vega Growloop projesi ise tarımsal atıkları ve tahıl sektörü yan ürünlerini miselyum tabanlı biyoteknolojiyle değerlendirerek gıda ve katma değerli biyomalzemelere dönüştürüyor. Üretim sonrası ortaya çıkan organik materyalleri de kompost ve toprak iyileştirmede değerlendirerek atığın yeniden kaynağa dönüştüğü döngüsel bir üretim modeli ortaya koyuyor. “Kadın girişimcilerin fikirlerinin somut projelere dönüşmesine tanıklık etmekten mutluluk duyuyoruz” Nestlé Kahvaltılık Gevrekler Genel Müdürü Esra Ateş, “Tam Tahıl Tam Destek’in ikinci yılında da birbirinden değerli ve yenilikçi fikirleri mutlulukla dinledik. Program boyunca kadın girişimcilerimizin fikirlerini geliştirmelerine, iş modellerini güçlendirmelerine ve tarım ile gıda alanında değer yaratacak çözümler üretmelerine eşlik ettik. Bugün ‘Demo Day’de girişimcilerimizin fikirlerini güçlü projeler olarak sunmalarına tanıklık etmek, bu yolculuğun en heyecan verici anlarından biriydi. Birbirinden farklı alanlarda geleceğe yönelik çözümler geliştiren tüm girişimcilerimizi gönülden kutluyoruz. Tarımın geleceğinde kadın girişimcilerin yaratacağı etkinin çok değerli olduğuna inanıyor, onların fikirlerini geliştirmelerine ve hayata geçirmelerine destek olmak için çalışmaya devam ediyoruz” dedi. “Tam tahıllı ürünlerin satışından doğan katkıyı tarım ve gıda alanında yenilikçi çözümler geliştiren kadın girişimcileri desteklemek için kullanıyoruz” Migros Grubu FMGC Gıda Pazarlama Direktörü Caner Yaman "Tam Tahıl Tam Destek, müşterilerimizin tercihlerinin toplumsal faydaya dönüştüğü çok değerli bir dayanışma modeli. Nestlé Kahvaltılık Gevrekler ile birlikte yürüttüğümüz bu programda, tam tahıllı ürünlerin satışından doğan katkıyı tarım ve gıda alanında yenilikçi çözümler geliştiren kadın girişimcileri desteklemek için kullanıyoruz. İkinci yılını tamamlayan programımızda eğitim, mentorluk ve hibe desteğiyle fikirlerin somut projelere dönüşmesine katkı sağlarken, sürdürülebilir tarım ve gıda sistemlerinin geleceğine de yatırım yapıyoruz. Bugün ödüllendirdiğimiz girişimler, üretimden toprak sağlığına, döngüsel ekonomiden gıda teknolojilerine kadar pek çok alanda çözümler sunuyor. Müşterilerimiz, iş ortaklarımız ve girişimcilerimizle birlikte yarattığımız bu etkiyi büyüterek sürdürmeyi hedefliyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yazılım Dünyasına Mesaj: “Teknoloji Üretmek Yetmez, Küresel Değer Yaratmak İçin Yabancı Dil Şart” Haber

Yazılım Dünyasına Mesaj: “Teknoloji Üretmek Yetmez, Küresel Değer Yaratmak İçin Yabancı Dil Şart”

Yekeler, “Türkiye, teknoloji üretebilir ama tek dilli (monolingual) bir toplum olmaktan kurtulmadıkça ürettiği teknolojinin küresel değerini belirleyen ülkeler arasında yer almakta zorlanır. Bu nedenle teknolojiyi kullanmanın ön koşullarından biri de yabancı dil bilmek” dedi. Ev sahipliğini YASAD’ın üstlendiği ve YASAD Başkanı Mine Taşkaya’nın açılış konuşmasıyla başlayan zirvede, yazılım sanayicileri, teknoloji girişimcileri ve yatırımcılar bir araya geldi. Zirvede, yapay zekanın her dilde çeviri yaptığı bir dünyada dil öğrenmenin önemi de tartışılıldı. “Yapay Zeka ve Dilin Değişen Kuralları” başlığıyla konuşma yapan YEK Metot geliştiricisi ve SEYEV Vakfı kurucusu Seda Yekeler, yapay zekanın yabancı dil öğrenme ihtiyacını ortadan kaldırdığı yönündeki görüşlere karşı çıktı. Yazılım sanayicileri, teknoloji girişimcileri ve yatırımcıların bir araya geldiği zirvede Yekeler, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Teknoloji üreten bir ülkenin ihtiyacı yalnızca çeviri yapmak değildir. Yapay zeka, diller arasında çeviri yapabilir ancak küresel dünyada iletişim kurmak yalnızca kelimeleri çevirmekten ibaret değil. Dünyayla doğrudan iletişim kurabilmek, kendini ifade edebilmek, müzakere edebilmek ve güven ilişkisi kurabilmek oldukça önemli. Teknoloji, diller arasında çeviri yapabilir ancak küresel dünyada iletişim kurmak, yalnızca kelimeleri çevirmekten ibaret değil. Bu nedenle teknolojiyi kullanmanın ön koşullarından biri de yabancı dili bilmek.‘’ “Teknoloji Üretiyorsanız, Dünyayla Konuşabilmeniz Gerekiyor” Teknoloji şirketlerinin geliştirdikleri ürün ve hizmetleri uluslararası pazarlara taşıyabilmeleri için dil becerisinin stratejik bir unsur haline geldiğini belirten Yekeler, “Türkiye’nin teknoloji alanındaki küresel rekabet gücünün dil kapasitesinden bağımsız değerlendirilemez. Türkiye monolingual (tek dilli) bir ülke olmaktan kurtulmadıkça yazılımcılarımız dünya standartlarında ürünler geliştirse de bu ürünleri uluslararası pazarlarda anlatma, savunma ve büyütme konusunda zorlanmaya devam edeceğiz. Teknoloji üretebiliriz ancak ürettiğimiz teknolojinin küresel değerini belirleyen ülkeler arasında yer almak için dünyayla aynı dili konuşabilmemiz gerekiyor” diye konuştu. “Yapay Zeka Sizin Yerinize Konuşabilir, Peki Sizin Yerinize Düşünebilir Mi?” Yapay zeka destekli çeviri sistemlerinin hızla gelişmesine rağmen dil ediniminin insan zihnindeki işlevinin çeviriden çok daha geniş olduğunu belirten Yekeler, “Yapay zeka size dünyanın bütün dillerinde cümle kurdurabilir. Ancak o cümleyi hangi cesaretle, hangi sezgiyle ve hangi insani derinlikle kuracağınızı sizin yerinize belirleyemez. Bir dili bilmek; farklı kültürleri anlamak, farklı bakış açıları geliştirmek ve insanlarla doğrudan bağ kurabilmektir”dedi. “Bir Şirketin Görünmeyen Değeri, Çalışanlarının Dil Kapasitesidir” Seda Yekeler, Language Valuation – Dil Kapasitesinin Ekonomik Değeri kavramının teknoloji şirketleri tarafından yeterince dikkate alınmadığına dikkat çekti: ’’Bir teknoloji şirketinin değerinin yalnızca geliştirdiği yazılım, sahip olduğu patentler, sermayesi veya insan kaynağıyla ölçülmemeli. Çalışanların uluslararası pazarlarda iletişim kurabilme ve iş geliştirebilme kapasitesi de şirketlerin küresel rekabet gücünün önemli bir parçası. olduğunu ifade etti. Bir şirket milyonlarca dolarlık teknoloji geliştirebilir. Ancak o teknolojiyi dünyaya anlatacak insan kaynağını geliştirmiyorsa yatırımının bir bölümünü küresel fırsatlara dönüştüremeyebilir. Çalışanların uluslararası pazarlarda iletişim kurabilmesi ve iş geliştirebilmesi, şirketlerin görünmeyen ama önemli değerlerinden biridir.” “Türkiye’nin Yeni Bir Dil Kursuna Değil, Dil Reformuna İhtiyacı Var” Konuşmasını Türkiye’nin eğitim geleceğine taşıyan Yekeler, kurucusu olduğu Seda Yekeler Eğitim Vakfı (SEYEV) aracılığıyla yürütülen yabancı dil farkındalığı ve dil edinimi çalışmalarına da değindi. Türkiye’de yabancı dilin uzun yıllardır ağırlıklı olarak sınav, gramer ve sertifika üzerinden ele alındığını belirten Yekeler, gerçek yaşamda iletişim kurma becerisinin daha fazla öne çıkarılması gerektiğini söyledi. Yekeler, nörobilim ve dil edinimi alanındaki çalışmalardan yararlanarak geliştirdiği YEK Metot ile yabancı dil eğitiminde bireyin öğrenme süreçlerini merkeze alan bir yaklaşım sunduklarını ifade ederek, “Türkiye’nin yeni bir dil kursuna değil, dil reformuna ihtiyacı var. Yabancı dili yalnızca sınavlarda başarılı olmak için değil; dünyayla iletişim kurmak, bilgiye erişmek, teknoloji üretmek ve ürettiğimiz değeri küresel ölçekte anlatabilmek için öğrenmeliyiz” diye konuştu. SEYEV Vakfı’nın hedefinin yalnızca bireylere yabancı dil kazandırmak olmadığını belirten Yekeler, yabancı dil edinimini toplumsal bir kalkınma meselesi haline getirmeyi amaçladıklarını vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tech Istanbul Ön Kuluçka Programı Başvuruları Başladı Haber

Tech Istanbul Ön Kuluçka Programı Başvuruları Başladı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), teknoloji tabanlı girişimlerin ürünlerini geliştirmelerine, iş modellerini güçlendirmelerine destek olmak amacıyla Tech Istanbul Ön Kuluçka Programı’nı sürdürüyor. 2026 yılının son çağrısıyla birlikte girişimciler, Tech Istanbul ekosistemine dahil olarak teknoloji odaklı girişimlerini bir sonraki aşamaya taşıma fırsatı yakalayacak. GİRİŞİMİNİ GELİŞTİRMEK İSTEYENLERE YILIN SON FIRSATI Tech Istanbul Ön Kuluçka; farklı sektörlerde teknoloji tabanlı çözümler geliştiren, girişimini büyütmek ve ölçeklenebilir bir iş modeline dönüştürmek isteyen girişimcilere yönelik kapsamlı bir destek programı sunuyor. Programa kabul edilen girişimler; girişimcilik eğitimleri, alanında uzman mentörlerle çalışma, yatırımcı buluşmaları, iş geliştirme fırsatları, kurumsal ve kamu iş birlikleri, ücretsiz merkezi çalışma alanları ve girişimlerinin gelişimine destek olacak sayısız imkandan yararlanabiliyor. Böylece girişimciler, teknoloji tabanlı çözümlerini geliştirirken Tech Istanbul’un güçlü girişimcilik ekosisteminin bir parçası olma fırsatı elde ediyor. Bugüne kadar Tech Istanbul girişimcilik programlarına 5 bin 500’ün üzerinde başvuru yapılırken, desteklenen 826 girişim grubu toplam 123 milyon dolar yatırım aldı ve 4,1 milyar TL ciroya ulaştı. TEKNOLOJİ TABANLI GİRİŞİMLER TECH ISTANBUL EKOSİSTEMİNE DAVETLİ İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin gücünü arkasına alan Tech Istanbul, girişimlerin ihtiyaç duyduğu eğitim, mentörlük, iş geliştirme, yatırımcı erişimi ve iş birliği fırsatlarını bir arada sunarak teknoloji girişimlerinin büyüme yolculuklarına destek oluyor. 2026 yılının son Ön Kuluçka çağrısı kapsamında teknoloji tabanlı girişimini geliştirmek, ürününü güçlendirmek ve girişimini büyütmek isteyen tüm girişimciler Tech Istanbul’a başvurmaya davet ediliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Paslanmaz Çeliğin Geleceği II. Ulusal Paslanmaz Çelik Zirvesi’nde Konuşulacak Haber

Paslanmaz Çeliğin Geleceği II. Ulusal Paslanmaz Çelik Zirvesi’nde Konuşulacak

Türkiye’de paslanmaz çelik sektörünün gelişimini desteklemek amacıyla faaliyet gösteren PASSAD’ın düzenlediği zirve, sektör temsilcilerine deneyimlerini paylaşma ve ortak öncelikleri değerlendirme fırsatı sunacak. Üretimden ticarete uzanan gündemin ele alınacağı oturumlarda, değişen talep koşulları, son kullanıcı beklentileri ve teknik bilgi ile nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi üzerinde durulacak. “Sektörün gelişimi için ortak önceliklerimizi belirleyeceğiz” Zirveye ilişkin bir değerlendirmede bulunan PASSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ji Seob Choi, “Türkiye paslanmaz çelik sektörünün gelişimi için değişen pazar koşullarını yakından takip etmeyi ve yeni kullanım alanlarının sunduğu fırsatları değerlendirmeyi önemsiyoruz. Rekabet gücümüzü artırırken teknik bilgi birikimimizi ve nitelikli insan kaynağımızı da geliştirmemiz gerekiyor. II. Ulusal Paslanmaz Çelik Zirvesi’nde sektörümüzün önündeki fırsat ve riskleri farklı paydaşların görüşleriyle ele alacağız. Bu buluşmanın, ortak önceliklerimizi belirlememize ve sektörün gelişimini destekleyecek iş birliklerine katkı sunmasını bekliyoruz” dedi. Ekonomik gelişmelerden yeni kullanım alanlarına uzanan program Zirve, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, PASSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ji Seob Choi, PASSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Cemil Abiş ve PASSAD Genel Sekreteri Dr. Erdem Şireli’nin açılış konuşmalarıyla başlayacak. Programda Türkiye ve dünya ekonomisindeki gelişmelerin sektöre etkileri değerlendirilirken, gün boyu sürecek oturumlarda küresel tedarik zinciri, son kullanıcı beklentileri ve paslanmaz çeliğin yeni kullanım alanları ele alınacak. Teknik bilgi, eğitim ve nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi de programın başlıkları arasında yer alacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Suna’nın Kızları Beş Yılda 22 Binden Fazla Çocuğa Ulaştı Haber

Suna’nın Kızları Beş Yılda 22 Binden Fazla Çocuğa Ulaştı

İpek Kıraç tarafından annesi Suna Kıraç’ın mirasını yaşatmak ve çocuklar için kurduğu hayallerin gerçekleşmesine katkıda bulunmak üzere 2021 yılında hayata geçirilen Suna’nın Kızları, beşinci yılını geride bıraktı. Kız çocukların özgün ihtiyaçlarını gözeterek, tüm çocukların duygusal ve fiziksel olarak iyi hâlde olmalarını, öğrenmeye kesintisiz devam edebilmelerini, eğlenmeye ve dinlenmeye vakit ayırabilmelerini, baskı altında kalmadan yaşayabilmelerini ve kendileriyle ilgili kararlarda söz sahibi olabilmelerini destekleyen Suna’nın Kızları, beş yılda 22 binden fazla çocuk ve 6 binden fazla yetişkine ulaştı. Suna’nın Kızları Kurucusu İpek Kıraç süreci “Beş yıl önce kız çocukların potansiyellerini hayata geçirebildikleri bir dünya hedefiyle yola çıktık. Çocukların güçlenmesinin, yalnızca onlarla doğrudan çalışmakla değil; hayatlarını çevreleyen okul, hane, mahalle, akranlar gibi tüm aktörlerin oluşturduğu ekosistemi güçlendirmekle mümkün olduğuna inanıyorduk. Bu nedenle stratejimizi ekosistem yaklaşımı üzerine kurduk. Bu yaklaşımı hayata geçirmenin yolunu ise farklı kurumların ortak bir amaç ve ortak göstergeler etrafında birlikte çalışmasında gördük. Beş yıl boyunca farklı uzmanlık, bilgi ve deneyimlere sahip 33 sivil toplum oluşumuyla bir Kolektif Etki inisiyatifi olarak birlikte hareket ettik ve bu ortaklığı sürdürmeye devam ediyoruz. Bugün geriye baktığımda Suna’nın Kızları’nın beş yıllık yolculuğunu, farklı kurumların bilgi ve deneyimlerini ortak bir amaç için bir araya getiren büyük bir ortak emek olarak görüyorum” ifadeleriyle değerlendirdi. Beş yıllık çalışmaların özeti Suna’nın Kızları, çocukları çevreleyen ekosistemin daha güvenli ve destekleyici hâle gelmesine katkı sunmak amacıyla farklı alanlarda modeller geliştirdi ve sahada denedi. Bu kapsamda mahalle temelli çocuk koruma ve destek sistemleri, okul temelli sosyal hizmet ve çocuk koruma mekanizmaları, hane temelli ebeveyn destekleri, çocukların gelişimi ve akran ilişkilerine yönelik programlar ile dijital dünyaya yönelik modeller üzerinde çalıştı. Bu modellerin sahadaki uygulamaları kapsamında; 6 Şubat depremlerinin ardından kurulan Çocuk Topluluk Merkezlerinde çocukların ihtiyaç ve ilgileri doğrultusunda 2 binden fazla atölye ve etkinlik gerçekleştirildi. Kentte ve kırsalda yaşayan kız çocukları bir araya getiren Yaz Enstitüsü Programı, mezunların gönüllü ve rol model olarak sürece dahil olduğu bir öğrenme ve dayanışma alanı olarak gelişti. Bu sahalarda 2 bin çocuk kendilerini, duygularını, ihtiyaçlarını ve sınırlarını tanımalarını destekleyen Esenlik Programı’nı tamamladı. Çocukları Destekleyen Mahalleler yaklaşımıyla, mahalle temelli çalışmalar ile yerelde çocukların ihtiyaçlarını fark eden ve destek mekanizmalarını harekete geçirebilen yapılar; okul temelli çalışmalarla ise çocukların ihtiyaçlarının ve karşılaştıkları risklerin daha erken fark edilebildiği destekleyici okul ortamlarının güçlendirilmesi hedeflendi. Çocukların yalnızca programlara katılması değil, programların özneleri olarak kendilerini ilgilendiren süreçlere katkı sunması beş yıllık çalışmaların en önemli başlıklarından biri oldu. Kız Çocuk Danışma Ekibi ve Kız Çocuk Çemberleri aracılığıyla çocukların ihtiyaçlarına ve çözüm önerilerine ilişkin görüşlerini paylaşmasıyla katılım mekanizmaları güçlendirildi. Tüm çalışmalarında Kız Çocuk Odaklı Tasarım yaklaşımını merkeze alan Suna’nın Kızları, programlara, hizmetlere ve kentlere kız çocukların deneyimleri üzerinden bakmanın ve çözümleri onlarla birlikte tasarlamanın araçlarını geliştirdi. Ortak çalışmanın temelinde Kolektif Etki yer aldı Suna’nın Kızları, bu çalışmalarını eğitim, çocuk ve kadın hakları ile çocukların güçlenmesi alanlarında çalışan 33 sivil oluşumla, ortak amaçlar ve ortak göstergeler etrafında bir Kolektif Etki inisiyatifi olarak yürüttü. Çözüm ve Destek Toplulukları içinde farklı uzmanlıkları bir araya getiren kurumlar, kendi bilgi ve saha deneyimlerini paylaşarak birbirlerinden öğrendi; farklı alanlardaki çalışmaların birbirini nasıl destekleyebileceğini birlikte deneyimledi. Beş yıllık deneyim belgesel ve basılı yayına dönüşüyor Suna’nın Kızları, beş yıl içinde geliştirdiği yaklaşım ve modelleri, sahadan edindiği deneyimlerle birlikte bir basılı yayın ve çok bölümlü belgesel çalışmasıyla kayıt altına alıyor. Hazırlanan yayın, yapılan çalışmaların yanı sıra hangi ihtiyaçlardan yola çıkıldığını, modellerin nasıl denendiğini, süreç içinde nelerin değiştiğini ve hangi öğrenmelerin ortaya çıktığını çocuklarla çalışan farklı kurumların yararlanabileceği bir kaynakta bir araya getirmeyi amaçlıyor. Çok bölümlü belgesel serisi ise Suna’nın Kızları’nın kuruluşundan bugüne uzanan yolculuğunu farklı perspektiflerden aktarıyor. Kurucu kadronun kuruluş dönemine ilişkin anlatılarını içeren ilk bölüm Suna’nın Kızları YouTube hesabında yayımlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AURAN Kozmetik 250 Öğrenciyi Parfümün Bilimsel Dünyasıyla Buluşturdu Haber

AURAN Kozmetik 250 Öğrenciyi Parfümün Bilimsel Dünyasıyla Buluşturdu

Koku biliminin temel noktalarını deneyimleyerek öğrenen öğrenciler, farklı esansları keşfetti ve kendi kokularını tasarlama fırsatı buldu. AURAN Kozmetik’in desteğiyle gerçekleştirilen workshop, bilimi uygulamalı ve keyifli bir deneyimle buluşturdu. “Kokudan Daha Fazlası” yaklaşımıyla çalışmalarını sürdüren AURAN Kozmetik, çocukların ve gençlerin bilimsel merakını destekleyen çalışmalara katkı sunmaya devam ediyor. Marka, İkizce İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından yürütülen ve 8–10 Ekim 2026 tarihleri arasında düzenlenen TÜBİTAK 4007 Bilim Şenliği kapsamındaki “Matematik Kokuyor Oran ve Kesirlerle Koku Tasarım Atölyesi”ni gerçekleştirdi. Bilimsel bilgiyi toplumun farklı kesimleriyle buluşturmayı ve kırsal bölgelerde yaşayan öğrencilerin bilimsel etkinliklere erişimini artırmayı amaçlayan şenlikte, söyleşilerden uygulamalı çalışmalara kadar farklı alanlarda çok sayıda etkinlik düzenlendi. 250 ÖĞRENCİ KENDİ PARFÜMÜNÜ HAZIRLADI AURAN Kozmetik tarafından 250 öğrenciye yönelik gerçekleştirilen koku tasarım atölyesinde katılımcılar, farklı esansları belirli oranlarda bir araya getirerek kesir bilgilerini uygulamalı olarak kullandı. Kokunun oluşum sürecini deneyimleyen öğrenciler, farklı koku notalarını keşfederek kendi parfümlerini hazırlama fırsatı buldu. Öğrencilerin matematik ve kimya başta olmak üzere farklı bilim alanlarına yönelik meraklarının desteklenmesinin hedeflendiği çalışmada AURAN Kozmetik, koku ve parfüm dünyasını bilim, yaratıcılık ve deneyimle buluşturdu. KOKUNUN ARDINDAKİ BİLİMİ GENÇLERLE PAYLAŞMAK İSTİYORUZ AURAN Kozmetik CEO’su Abdullah Karataş, atölyeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Her kokunun ardında doğayı, kimyayı, matematiği, tasarımı ve yaratıcılığı buluşturan çok katmanlı bir dünya bulunuyor. AURAN olarak bu dünyayı gençlerle paylaşmayı ve onların bilimsel meraklarına dokunmayı çok kıymetli buluyoruz. TÜBİTAK Bilim Şenliği kapsamında 250 öğrencimizin oran ve kesir bilgilerini kullanarak kendi parfümünü hazırladığı bir deneyim sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Belki de bu atölyede kokunun bilimsel yönünü keşfeden öğrencilerimizden bazıları, gelecekte kozmetik ve kimya alanında önemli çalışmalara imza atacak. Gençlerin hayal kurmasına ve üreterek öğrenmesine katkı sunan çalışmaların yanında olmaya devam edeceğiz.” Şenlik kapsamında Ordu İl Millî Eğitim Müdürü Mehmet Fatih Vargeloğlu, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler ve İkizce Emniyet Müdür İsa Serdar’a AURAN Kozmetik ürünlerinden oluşan özel seçkiler takdim edildi. Marka, bilim ve eğitimi destekleyen çalışmalarla gençlerin gelişimine katkıda bulunmayı sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.