Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Eğitim

Kapsül Haber Ajansı - Eğitim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eğitim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gençler İçin Yapay Zekâ Fırsat mı Tehlike mi? Haber

Gençler İçin Yapay Zekâ Fırsat mı Tehlike mi?

Son yıllarda ChatGPT, görsel üretim araçları ve otomasyon tabanlı uygulamaların artmasıyla birlikte gençlerin yapay zekâya olan ilgisi gözle görülür şekilde arttı. Üniversite ve lise öğrencileri, ödev hazırlamadan sunum oluşturmaya, kod yazmaktan dil öğrenmeye kadar birçok alanda bu teknolojilerden faydalanıyor. Uzmanlar, yapay zekânın doğru kullanıldığında gençler için önemli bir fırsat sunduğunu belirtirken, bilinçsiz kullanımın bazı riskleri de beraberinde getirebileceğine dikkat çekiyor. Özellikle hazır bilgiye kolay ulaşımın, araştırma ve eleştirel düşünme becerilerini olumsuz etkileyebileceği ifade ediliyor. Öte yandan içerik üretimi alanında da yapay zekâ büyük bir rol oynuyor. Gençler, sosyal medya platformlarında video, görsel ve metin üretirken yapay zekâ destekli araçları aktif şekilde kullanıyor. Bu durum, yeni meslek alanlarının ortaya çıkmasına da zemin hazırlıyor. Eğitim kurumları da bu değişime kayıtsız kalmıyor. Birçok okul ve üniversite, yapay zekâ okuryazarlığını artırmaya yönelik ders ve programları müfredatlarına dahil etmeye başladı. Böylece gençlerin teknolojiyi sadece tüketen değil, aynı zamanda üreten bireyler olması hedefleniyor. Uzmanlara göre önümüzdeki yıllarda yapay zekâ, gençlerin kariyer planlamasında da belirleyici bir rol oynayacak. Bu nedenle erken yaşta doğru kullanım alışkanlıklarının kazandırılması büyük önem taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Minik Eller “Gelecek İçin Bir Damla” Temasıyla Net Sıfır Odağında Kodladı Haber

Minik Eller “Gelecek İçin Bir Damla” Temasıyla Net Sıfır Odağında Kodladı

Bu yıl 53 farklı şehirden 870 takımın başvurduğu yarışmada, yapılan değerlendirmeler sonucunda 8 şehirden 10 finalist takım ve toplam 24 çocuk finale kaldı. Çocuklar projelerinde suyun sürdürülebilir kullanımı başta olmak üzere enerji ve karbon döngüsü gibi birbiriyle bağlantılı kritik sistemleri ele aldı. Doğal kaynakların korunması, biyoçeşitlilik ve sıfır kayıp yaklaşımı gibi çevresel başlıklara odaklanan çocuklar, geliştirdikleri çözümlerle teknolojiyle doğa arasında güçlü bağlar kurarak fikirlerini jüriye sundu. Bu projeler, iklim değişikliğiyle mücadele ve net sıfır hedefleriyle uyumlu bir geleceğe dair önemli bir perspektif sundu. Teknolojiyi Üreten Nesil Büyüyor Scratch Cup, QNB Türkiye’nin çocuklara ve gençlere yönelik sosyal sorumluluk vizyonunun önemli bir parçasını oluşturan “Minik Eller Kod Yazıyor” projesi kapsamında hayata geçiriliyor. Proje, “Minik Eller Büyük Hayaller” platformu altında, 2015 yılından bu yana Habitat Derneği iş birliğiyle sürdürülüyor. Çocuklara temel dijital yetkinlikler kazandırmayı hedefleyen eğitimler, MIT tarafından geliştirilen Scratch platformu ve üç boyutlu tasarım aracı olan Tinkercad kullanılarak gerçekleştiriliyor. Türkiye genelinde hem çevrim içi hem de yüz yüze sunulan programlar, yalnızca teknik becerilerle sınırlı kalmayıp yaratıcı düşünme, iş birliği, problem çözme ve çevresel farkındalık gibi çok yönlü kazanımlarla destekleniyor. Bugüne kadar proje kapsamında 55 binden fazla çocuğa toplam 450 bin saatin üzerinde eğitim verildi. Final etkinliğinde konuşan QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, Scratch Cup’ın çocukların hayal gücünü teknolojiyle buluşturduğu önemli bir platform olduğunu vurgulayarak, “Minik Eller Kod Yazıyor projesiyle 2015 yılından bu yana çocukların dijital dünyada donanımlı bireyler olarak yer almasını destekliyoruz. Bu yıl ‘Gelecek İçin Bir Damla’ temasıyla çocukların su, enerji ve karbon döngüsü gibi kritik konulara çözüm üretmesi, daha sürdürülebilir ve net sıfır hedefleriyle uyumlu bir geleceğe dair güçlü bir bakış sunuyor. QNB Türkiye olarak net sıfır hedefimiz doğrultusunda bu dönüşümü destekleyen projelere odaklanıyoruz” dedi. Scratch Cup 2026 finalinde konuşan Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu ise şunları ifade etti: “Çocuklarımızın yalnızca dijital dünyaya uyum sağlayan bireyler olmalarını değil, aynı zamanda bu dünyanın üreticileri ve şekillendiricileri olmalarını önemsiyoruz. QNB Türkiye iş birliğiyle uzun yıllardır yürüttüğümüz Minik Eller Kod Yazıyor projesi kapsamında her yıl binlerce çocuğu temel kodlama becerileriyle buluşturuyoruz. Bu yıl ‘Gelecek İçin Bir Damla’ temasıyla gerçekleştirdiğimiz Scratch Cup 2026’da çocuklar, sadece kod yazmakla kalmayıp su kaynaklarının korunması ve iklim krizi gibi kritik konulara yönelik yaratıcı çözümler geliştirdi. Scratch Cup’ta yer alan her bir çocuğun, teknolojiyi toplumsal fayda için kullanma becerisi kazanarak geleceğe daha güçlü adımlarla ilerlediğine inanıyoruz. Ürettikleri fikirler ve ortaya koydukları emekle bizlere ilham veren tüm takımları yürekten tebrik ediyorum.” Scratch Cup Finalinde Yaratıcılık 10 Kategoride Ödüllendirildi Finalde yer alan takımlar, 8–10 yaş ve 11–14 yaş olmak üzere iki ayrı kategoride değerlendirildi. Her yaş grubunda: En İyi Proje, En İyi Kod Yapısı, En İyi Görsel Tasarım, En İyi Uyarlama, En İyi Senaryo başlıklarında ödüller verildi. Ayrıca tüm finalist çocuklara 5.000 TL değerinde hediye çeki takdim edildi. Scratch Cup 2026 Kazananları 8–10 Yaş Kategorisi En İyi Görsel Tasarım Ödülü: Yağmur’un Su Tasarrufu Macerası ( Bursa) En İyi Uyarlama Ödülü: Mavi Dünya (Şanlıurfa) En İyi Senaryo Ödülü: Doğa Koruyucuları Net Sıfır: Yeşeren Gelecek (İzmir) En İyi Proje Ödülü: Gizli Su Dedektifleri Sıfırın Peşinde (Tekirdağ) En İyi Kod Yapısı Ödülü: Yupi ile Su Tasarrufu (Uşak) 11–14 Yaş Kategorisi En İyi Görsel Tasarım Ödülü: Kanatlarla Mavi Görev (İzmir) En İyi Uyarlama Ödülü: Aqua Şehir (İstanbul) En İyi Senaryo Ödülü: Geleceğin Su Savaşçıları (Mersin) En İyi Proje Ödülü: Suyu Koru (Adana) En İyi Kod Yapısı Ödülü: Su Ajanı Umay (İstanbul) Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’de Renkli Dayanışma Haber

Nilüfer’de Renkli Dayanışma

Nilüfer Belediyesi ile Yıldırım Bayezid Rotary Kulübü öncülüğünde; sivil toplum kuruluşları, gönüllü sanatçılar ve özel gereksinimli çocukların aylar süren ortak emeğiyle hazırlanan ‘Seramik Dayanışma Duvarı’, İbrahim Yazıcı Stadyumu’nda düzenlenen törenle açıldı. Gerçekleştirilen törende, projenin paydaşları olan Hacı Mehmet Zorlu Özel Eğitim Meslek Okulu, Bizim Ev Engelliler Sosyal Yaşam Merkezi, Alara Ortaokulu, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Çağdaş Eğitim Kooperatifi (ÇEK) Kır Çiçekleri öğrencileri ile öğretmenleri hazır bulundu. Gönüllü seramik sanatçıları Adnan Baysan, Vedat Dinç, Figen Özden ve Sinem Yayman’ın teknik desteğiyle hazırlanan pano, aylar süren bir emeğin ürünü olarak duvarda yerini aldı. “NİLÜFER BİR DAYANIŞMA KENTİDİR” Törende konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, dayanışmanın Nilüfer’in merkezinde olduğunu vurgulayarak, “İbrahim Yazıcı Stadyumu’nun bu duvarı bundan sonra bambaşka hikayeler anlatacak. Ve bu hikayenin kahramanları çocuklarımız; onların elleri, sabırları ve emekleri. Engellerin sadece birlikte olduğumuzda aşılabileceğini bugün burada bir kez daha görüyoruz” dedi. Başkan Şadi Özdemir, projenin Kasım 2025’te başlayan ve farklı atölyelerde şekillenen parçaların birleşmesiyle tamamlanan ortak bir yolculuk olduğunu belirterek, “Birbirinden habersiz çalışan ellerin aslında birbirini ne kadar güzel tamamladığını burada gördük. Bu eser, özel çocuklarımızı kent yaşamında çok daha görünür kılacaktır” diye konuştu. “SİVİL TOPLUMLA GÜÇ BİRLİĞİ YAPIYORUZ” Yıldırım Bayezid Rotary Kulübü Başkanı Ayşe Gavas da böyle bir projeye vesile olmaktan duydukları mutluluğu dile getirerek, sivil toplum kuruluşu olarak topluma değer katan hizmetlerin bir parçası olmaya devam edeceklerini belirtti. Konuşmaların ardından Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve Yıldırım Bayezid Rotary Kulübü Başkanı Ayşe Gavas, projenin fikrini ortaya koyan ve aynı zamanda atipik otizmli bir bireyin annesi olan Elif Kumaru’ya, bu anlamlı yolculuğu başlattığı için teşekkür plaketi takdim etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Kadın Girişimcileri 19. Kez Ödüllerine Kavuştu Haber

Türkiye’nin Kadın Girişimcileri 19. Kez Ödüllerine Kavuştu

Garanti BBVA’nın, Ekonomist Dergisi ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) iş birliğiyle bu yıl 19.sunu gerçekleştirdiği Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nın sonuçları açıklandı. 28 Nisan akşamı gerçekleştirilen ödül töreninde, beş kategorinin birincileri ödüllerini aldılar. Yarışmada, Gurvita kurucusu Bahar Şamhili Tanju, “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” seçildi. Bahar Alan, Novavera girişimiyle “Türkiye'nin Yöresinde Sürdürülebilir Fark Yaratan Kadın Girişimcisi”, Hülya Tomak Blueit girişimiyle “Türkiye'nin Teknolojide Gelecek Vadeden Kadın Girişimcisi” oldu. İpek Tüysüzoğlu, Yugen girişimiyle “Türkiye'nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi” seçilirken, “Türkiye'nin Kadın Kooperatifi” ödülünü ise Tekfındık Kadın Girişimi ve İşletme Kooperatifi adına Sıla Elevli aldı. “Her hikaye kendi içinde eşsiz ve değerli” Ödül töreninde konuşan Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, “Bu akşam sadece bir ödül töreni için değil, 20 yıla yayılan güçlü bir dönüşümün parçası olarak buradayız. Kadın girişimciliğini geçmişten bugüne hep bütünsel bir yaklaşımla ele aldık. Finansman, eğitim, pazar erişimi ve cesaretlendirme olmak üzere dört temel alanda kurguladığımız modelimizle somut etki yaratmayı hedefledik ve bu yolda emin adımlarla yürüyoruz. Son beş yılda kadın girişimcilere sağladığımız finansman 350 milyar TL’yi aştı. Türkiye Kadın Girişimci Akademisi ile 6.000 kadın girişimciye ulaştık; Ticaretin Kadınları platformu ile onları yeni pazarlara taşıdık. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması da bu yaklaşımımızın en güçlü yansımalarından biri. 2007 yılında 103 başvuruyla başlayan bu yolculuk bugün 50 bini aşkın başvuruya ulaşarak ekosistem içinde başlı başına bir markaya dönüştü. Başvuruların ve ilginin her geçen gün artması, bize bu alanda yapacak daha çok işimiz olduğunu da gösteriyor. Bugün girişimcilik daha erken başlıyor, yeni nesil girişimciler ise daha en başından global düşünüyor. Verdiğimiz desteklerin yanı sıra, kadın girişimcileri küresel ağlarla buluşturarak uluslararası başarı hikâyelerine katkı sağlamayı da hedefliyoruz. İnanıyoruz ki kadınların ekonomiye eşit katılımı yalnızca bir eşitlik meselesi değil, aynı zamanda güçlü bir kalkınma meselesi. Bu akşam burada gördüğümüz tüm girişimciler yalnızca kendi başarılarını değil, başka kadınlara ilham veren güçlü hikâyeleri temsil ediyor. Biz de bu yolculuğun bir parçası olmaktan büyük bir gurur duyuyor, ‘Birlikte yaparız’ diyerek bu hikâyeyi birlikte büyütmeye devam ediyoruz.” dedi. KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, “Garanti BBVA ve Ekonomist Dergisi ile birlikte sürdürdüğümüz iş birliğinin, kadın girişimciliğini destekleyen güçlü ve sürdürülebilir bir etki alanına dönüşmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması, 19 yılı geride bırakırken bir yarışma olmanın ötesine geçerek; kadınların potansiyelini görünür kılan, ilham veren ve cesaretlendiren güçlü bir platform haline gelmiştir. 2007 yılında 103 kadının ‘ben de varım’ diyerek başvurduğu bu yolculuk, bugün 50 bini aşkın girişimcinin hikâyesine ev sahipliği yapıyor. Bugün her başvuruyla birlikte karşımıza çıkan hikâyeler, kadınların üretme gücünü, kararlılığını ve dönüşüm yaratma kapasitesini açıkça ortaya koyuyor. Kadın girişimciler yalnızca ekonomik değer üretmekle kalmıyor; geliştirdikleri yenilikçi, sürdürülebilir ve kapsayıcı iş modelleriyle de toplumsal fayda yaratarak daha kapsayıcı bir geleceğin inşasına katkı sağlıyor. Ödüllendirdiğimiz her başarı; cesaretin, azmin ve istikrarlı emeğin güçlü bir yansıması olurken, başka kadınlara ilham veren ve “ben de yapabilirim” duygusunu pekiştiren çok kıymetli örnekler de sunuyor. KAGİDER olarak inancımız çok net: Kadınların iş dünyasında daha güçlü temsil edilmesi sürdürülebilir kalkınmanın en önemli anahtarlarından biridir. Bu nedenle kadın girişimcilerin yolculuklarını desteklemeye, onları görünür kılmaya ve başarı hikâyelerini çoğaltmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki; kadınların güçlenmesi yalnızca bugünü değil, geleceği de dönüştürür” dedi. Ekonomist Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Talip Yılmaz, “Ekonomist Dergisi, kadın konusuna ayrıca önem veren, önceliklendiren bir yayın politikası izliyor. Kadının iş hayatındaki yerini önceliklendiren haber ve araştırmalar hazırlıyor. Etkinlikler düzenliyor. Bu kapsamda Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması, alanında Türkiye’nin en uzun soluklu çalışması. Garanti BBVA ve KAGİDER gibi çok değerli iki kuruluşla birlikte hayata geçirdiğimiz ve 19 yaşında olan bu yarışma, Türkiye’nin kadın girişimciliği ekosisteminin gelişmesine büyük katkı sundu. Bu güne kadar 50 binin üzerinde kadın girişimci yarışmayı katıldı. Kadın girişimciliği ekosisteminin girişimcilik ekosisteminden aldığı pay yüzde 3-4’erden aradan geçen yıllar içinde yüzde 18’lere yükseldi. Yine kadın girişimciliğinde geleneksel sektörlerin yanında bugün e-ticaret, oyun teknoloji, bilimin farklı dallarında alanında işler olduğunu görüyoruz. Bu başarıda muhakkakki topluma rol model olan yarışmanın ve yarışmacılarımızın büyük etkisi oldu,” dedi. Kazananlar hakkında Bahar Şamhili Tanju – “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” / Gurvita Gurvita, geleneksel üretim yöntemlerini modern tüketim alışkanlıklarıyla buluşturarak katma değerli gıda ürünleri geliştiren bir girişim olarak öne çıkıyor. Kemik suyu gibi yüksek besin değerine sahip ürünleri daha erişilebilir ve sürdürülebilir bir modelle Türkiye’de ve yurt dışında başarıyla sunuyor. Bahar Alan – “Türkiye’nin Yöresinde Sürdürülebilir Fark Yaratan Kadın Girişimcisi” / Novavera Zeytinyağı Novavera, sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla yüksek kaliteli zeytinyağı üretimi gerçekleştirerek hem yerel kalkınmaya katkı sağlıyor hem de uluslararası pazarlarda Türkiye’yi temsil ediyor. Hülya Tomak – “Türkiye’nin Teknolojide Gelecek Vadeden Kadın Girişimcisi” / Blueit Blueit, su tüketimi ve yönetimi konusunda farkındalık yaratmayı hedefleyen teknoloji tabanlı çözümleriyle sürdürülebilir kaynak kullanımına ve daha yaşanılabilir bir dünyaya katkı sunuyor. İpek Tüysüzoğlu – “Türkiye’nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi” / Yugen Yugen, nar kabuğu gibi doğal atıklardan alternatif deri üretimi gerçekleştirerek döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir üretim alanında yenilikçi bir model ortaya koyuyor. Sıla Elevli – “Türkiye’nin Kadın Kooperatifi” / Tekfındık Kadın Girişimi ve İşletme Kooperatifi fındık tarımını geleneksel sınırlarının ötesine taşıyarak modern teknolojiler ve sürdürülebilir üretim modelleriyle yeniden kurgulayan bir yapı sunuyor. Yürütülen çalışmalarla bölge tarımını veri odaklı ve yüksek verimli bir yapıya dönüştürürken, kadın üreticilerin ekonomik hayata katılımını güçlendiren ve yerel kalkınmaya somut katkı sağlayan kapsayıcı bir model geliştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çevre Bakanlığı ve OPET’ten Mega Kent İstanbul’da “Sıfır Atık” Çağrısı Haber

Çevre Bakanlığı ve OPET’ten Mega Kent İstanbul’da “Sıfır Atık” Çağrısı

T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve OPET’in akaryakıt istasyonlarında sıfır atık dönüşümünü yaygınlaştırmak ve çevre bilincini güçlendirmek amacıyla başlattığı “Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy” Projesi kapsamında gerçekleştirilen çevre temizliği hareketinin yeni durağı Marmara Bölgesi oldu. Türkiye’nin 7 bölgesinden seçilecek 7 ilde yapılması planlanan çevre temizliği hareketi, Antalya ve Ankara’dan sonra İstanbul’da devam etti. 21 Nisan Salı günü İstanbul Çekmeköy’de yapılan çevre temizliği etkinliğine, OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, OPET Genel Müdürü Özgür Kahramanzade, Çekmeköy Belediye Başkan Yardımcısı Seyfettin Yıldırım, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü Sıfır Atık Şube Müdürü Elif Morina Yılmaz, Çekmeköy Belediyesi İklim Değişikliği Şube Müdürü Metehan Yılmaz, öğrenciler ile çok sayıda gönüllü katıldı. Sahip olduğu geniş istasyon ağı, terminalleri ve ofisleri ile sektörde sıfır atık dönüşümüne öncülük edecek olan OPET’in İstanbul’daki istasyon çalışanlarının da yer aldığı etkinlikte toplanan atıklar, sembolik uygulamalara dönüştürülecek. Proje kapsamında toplanan atıklardan sanatçı Sündüz Yılmaz tarafından yapılan tablo farkındalık yaratmak amacıyla OPET Çekmeköy Güney İstasyonu’nda sergilenmeye başladı. “BU DAHA BAŞLANGIÇ” Etkinlikte yaptığı konuşmada çocukların da katılımcılar arasında yer almasından büyük mutluluk duyduğunu belirten OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, “Ben 13 yıl öğretmenlik yaptım. Yaparak, yaşayarak öğrenmenin ne denli önemli olduğunu biliyorum. O nedenle çocuklarla birlikte burada olmak benim için çok değerli. Bizim burada hedefimiz çöpleri ayrıştırarak toplarken asıl amacımız farkındalık yaratmak ve çöpün doğaya, çevreye ve ekonomimize verdiği zararı gözler önüne sermek. Eğer bu çöpü toplamazsak, yağmurla toprağa, suya, denizlere karışacak, havamızı kirletecek. Biz bir hareket başlatıyoruz, bu bir seferberlik hareketi. Buradan tüm Türkiye’ye sesleniyorum, haydi bizimle beraber olun, ülkemiz atıklardan kurtulsun” dedi. 2021 yılında Ege’deki büyük orman yangınları sonrasında OPET olarak başlattıkları Doğaya Saygı Projesi’ne de işaret eden Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Amacımız yangınlardan etkilenen köyleri rehabilite ederken doğaya atılan çöpün yangınlardaki etkisini ortaya koymaktı. Ancak bu sorunun köklü çözümü için toplumsal bir bilinç oluşması gerektiğinin farkındayız. 8 Nisan 2026 tarihinde Bakanlığımızla imzaladığımız protokol gereği kendi istasyonlarımızda “Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy” diyerek projemizin bir başka bacağını başlatmış bulunuyoruz. Biz OPET olarak “Tertemiz Yarınlar Okullardan Başlar” Projesi kapsamında 77 bin okula ulaşmaktayız. EBA (Eğitim Bilişim Ağı) üzerinden çevreyle ilgili konuları da çocuklarımıza öğreterek bu projeyi okullarımıza da taşımak istiyoruz. Onun için bu bir başlangıç diyoruz. Çevre Bakanlığımızla 7 bölgede her bölgeyi temsilen bir ilde etkinlikler yapacağız. Antalya, Ankara ve İstanbul’daki etkinliklerimiz bundan sonra diğer illerimizde de devam edecek.” “AMACIMIZ TEMİZ TUVALET KAMPANYASINDAKİ BAŞARIYI BURAYA DA TAŞIMAK” OPET Genel Müdürü Özgür Kahramanzade yaptığı konuşmada, “Doğaya Saygı Projemizde amacımız orman yangınlarını önlemesinin ötesinde geleceğe sahip çıkmak. Şimdi Yönetim Kurulu Kurucu Üyemiz Nurten Öztürk’ün liderliğinde yeni bir projeye daha adım attık. Nurten Hanım’ın büyük bir fedakârlık ile başlattığı Temiz Tuvalet Kampanyası tüm Türkiye’ye mal oldu ve büyük bir başarı elde etti. Amacımız aynı başarıyı buraya da taşımak, ülke genelinde atık konusunu çözmek ve toplumsal farkındalığa dönüştürmek” değerlendirmesinde bulundu. YOLLARDAKİ ATIK SORUNUNA DİKKAT ÇEKMEK İÇİN “KISA FİLM YARIŞMASI” DÜZENLENECEK Akaryakıt sektöründe bir ilk olan “Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy” projesi ile istasyonlarda sıfır atığın yaygınlaştırılması ve çevre temizliği hareketinin yanı sıra çok yönlü adımlarla ilerlenmesi planlanıyor. Bu kapsamda “Sıfır Atık Yolculuğu Kısa Film Yarışması” düzenlenmesi de yıl içinde atılacak bir diğer adım olacak. Hedef, özellikle gençlerin ve sosyal medya kullanıcılarının daha aktif bir şekilde projeye katılımını sağlamak. Yarışmayla günlük yaşamın önemli bir parçası olan seyahat süreçlerinde çevreye duyarlı alışkanlıkların yaygınlaştırılması, sıfır atık yaklaşımının hayatın her alanında uygulanabilir olduğunun gösterilmesi hedefleniyor. 30 Nisan–15 Temmuz tarihleri arasında başvuruların alınacağı yarışmada değerlendirme süreci yaz aylarında tamamlanacak. Dereceye giren yapımlar Eylül 2026’da yapılacak bir törenle ödüllendirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ÇEKÜL Gelecek Akademisi Kapılarını Herkese Açıyor! Haber

ÇEKÜL Gelecek Akademisi Kapılarını Herkese Açıyor!

ÇEKÜL Vakfı uzmanları, akademisyenler ve deneyimli profesyonellerin hazırladığı doğa ve kültür odaklı eğitim/seminer/atölye/rotalar iklim krizinden gastronomiye, biyoçeşitlilikten somut olmayan kültürel mirasa, arkeolojiye, mimariye, yeşil ulaşıma kadar pek çok konuyu meraklıların ilgisine sunuyor. ÇEKÜL Gelecek Akademisi'nin ilk serisi Bahar Seminerleri, 29 Nisan 2026 tarihinde ÇEKÜL Beyoğlu Evi'nde başlayacak. Bahar Seminerleri her Çarşamba 19:00'da, doğa ve kültüre dair farklı temalara ilgi duyanları ÇEKÜL Evi'nde bir araya getirecek. ÇEKÜL Vakfı Genel Sekreteri Ilgın Sözen, Gelecek Akademisi ile yeni bir dönem başlattıklarını söyledi: "35 yıldır doğa, kültür ve insan arasındaki bağı, Türkiye'nin doğal ve kültürel mirasını korumak, yaşatmak ve geleceğe taşımak için çalışıyoruz Bilgiyi çoğaltan, paylaşan ve yaygınlaştıran güçlü eğitim kültürümüzle, sahada çok şey öğrendikve bu bilgiyi paylaşmanın ne kadar dönüştürücü olduğunu gördük. Günümüzde iklim krizi, kentleşme baskısı, tüketim alışkanlıkları, miras alanındaki bilgiyi daha geniş kitlelerle paylaşmayı zorunlu kılıyor. ÇEKÜL Gelecek Akademisi ile yeni bir dönem başlatıyoruz. Bugüne kadar yerel yönetimlerle birlikte geliştirdiğimiz bilgi ve deneyimi artık bireyler ve kurumlarla buluşturuyoruz. Birlikte öğrenen, birlikte düşünen bir topluluk kuruyoruz. Kültüre dair farklı temalar etrafında öğrenmek, tartışmak ve birlikte düşünmek isteyenleri ÇEKÜL Gelecek Akademisi'ne bekliyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aileler Avrupa’ya Artık Sadece Yatırım İçin Değil, Çocuklarının Geleceği İçin Yöneliyor Haber

Aileler Avrupa’ya Artık Sadece Yatırım İçin Değil, Çocuklarının Geleceği İçin Yöneliyor

Küresel ölçekte değişen yaşam beklentileri ve eğitim yaklaşımları, ebeveynlerin yurtdışı planlarında önceliklerini yeniden şekillendiriyor. Günümüzde birçok aile için mesele yalnızca farklı bir ülkede yaşamak değil; çocuklarının daha bütüncül, destekleyici ve uluslararası perspektife sahip bir eğitim ortamına erişebilmesi. HLG Türkiye verilerine göre, özellikle çocuk sahibi yatırımcıların Avrupa’daki programlara yaklaşımı son iki yılda belirgin şekilde değişti. Yatırım kararları artık yalnızca finansal ya da hukuki kriterlerle değil; eğitim altyapısı, okul sistemleri, sosyal çevre ve uzun vadeli yaşam kalitesi ile birlikte değerlendiriliyor. Avrupa’da Eğitim Odaklı Yaşam Planlaması Öne Çıkıyor Avrupa ülkelerinde eğitim politikaları, akademik başarının yanı sıra öğrencinin psikolojik iyi oluşu, okul içi uyum süreçleri ve kapsayıcı eğitim kültürü gibi alanlara da odaklanıyor. Bu yaklaşım, ailelerin karar süreçlerinde önemli bir referans noktası oluşturuyor. Bu doğrultuda Portekiz, Malta ve Yunanistan gibi ülkeler; yalnızca Avrupa’da oturum hakkı sağlayan programlar olarak değil, aynı zamanda ailelerin çocukları için eğitim odaklı bir yaşam planı kurabilecekleri alternatifler olarak öne çıkıyor. Özellikle entegrasyon süreçlerinin yapılandırılmış olması, devlet ve özel okul seçeneklerinin çeşitliliği ve uluslararası öğrenciler için sunulan destek mekanizmaları, aileler açısından belirleyici unsurlar arasında yer alıyor. Avrupa’da hiçbir ülke için “tam güvenlik garantisi” vermek mümkün değildir; ancak okul refahı, öğrenci destek sistemleri ve eğitim altyapısının kurumsal yapısı, ailelerin değerlendirme kriterleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Çiğdem Sarıoğlu Ergut: “Aileler Artık Bir Program Değil, Bir Gelecek Planlıyor” HLG Türkiye Ülke Müdürü Çiğdem Sarıoğlu Ergut, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Aileler artık yalnızca bir yatırım programı değil, çocukları için nasıl bir gelecek kuracaklarını planlıyor. Biz de danışmanlık sürecinde Avrupa programlarını yalnızca hukuki bir çözüm olarak değil, eğitim, yaşam kalitesi ve uzun vadeli planlama açısından bütüncül bir çerçevede ele alıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Topluluğu 100 Yaşında Haber

Koç Topluluğu 100 Yaşında

Bu özel yıl için hazırlanan “Unutulmaz Yüzlerle Dolu Bizim 100’ümüz” filminin lansmanının yapıldığı Vehbi Koç Ödül Töreni’nde konuşan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Topluluğun Cumhuriyet ile şekillenen köklü birikimini, kalkınma ve müşterek refah anlayışını ve ikinci yüzyıla taşınan değerlerini vurguladı. Törende Halit Ergenç ve Alança Oskay, orkestra eşliğinde filmi sahnede canlı seslendirdi. 25. Vehbi Koç Ödülü’nün bu seneki kazananı ise Kültür alanında Canan Tolon oldu. Tolon göç, yıkım ve zaman gibi temalar üzerinden günümüzün toplumsal gerçekliklerine işaret ediyor. 1926 yılında merhum Vehbi Koç tarafından temelleri atılan Koç Topluluğu, 100. yaşını kutluyor. Topluluk, 100. yılına, 25. Vehbi Koç Ödül Töreni kapsamında düzenlenen gecede, bu özel yıl için hazırlanan filmle adım attı. Halit Ergenç ve Alança Oskay’ın sahnede orkestra eşliğinde canlı seslendirdiği “Unutulmaz Yüzlerle Dolu Bizim 100’ümüz” filmi izleyicilerden büyük alkış aldı. Divan Kuruçeşme’de gerçekleştirilen törende, Topluluğun geçmişten bugüne uzanan hikâyesi ve ikinci yüzyıla dair perspektifi aktarıldı. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, sözlerine “Bu yıl 25’incisini düzenlediğimiz Vehbi Koç Ödül Töreni bizim için her zamankinden daha anlamlı ve özel. Zîrâ bu sene kurucumuz merhûm Vehbi Bey’in temellerini attığı Koç Topluluğu’nun 100’üncü yaşını idrâk ediyoruz” diye başladı. “100. yıl filmimizde de vurguladığımız gibi; asırlık tarihimizi sâdece unutulmaz hikâyeler değil, bu hikâyeleri mümkün kılan yüzler de oluşturuyor. İşte bu sebeple bizim yüz yılımız unutulmaz yüzlerle dolu” diye devam eden Koç, sahada, fabrikalarda, ofislerde sorumluluk alan çalışma arkadaşları, bayileri, iş ortaklarının emekleri neticesinde 100. yaşlarını büyük bir gurur ve sevinçle kutladıklarını dile getirdi. Ömer Koç: “Topluluğumuz 100 yıllık hikâyesinde yatırımı ve istihdâmı kalkınmanın ve müşterek refahın en önemli unsurları olarak görmüştür” Topluluğun, Millî Mücâdele’den yeni çıkmış bir memlekette, Cumhuriyet’in ilânı ile şekillenen parlak bir istikbâl tasavvurunun içinde doğduğunu hatırlatan Ömer Koç, “Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, küllerinden doğan bir ulusa istikâmet çizerek bir medeniyet ve aydınlanma projesi inşâ etmiştir. Bu şartlar içerisinde kurulmuş olan Topluluğumuz; Cumhuriyet’in fikir ve ilkelerini samîmiyetle benimsemiş, değerlerini kendisine rehber edinmiştir” dedi. Topluluğun bir asırlık yolculuğunda sanayileşme, kalkınma ve kurumsallaşmanın öncülerinden olduğuna dikkat çeken Koç, bu süreçte pek çok alanda ilkleri gerçekleştirdiklerini belirtti. Kuşaklar boyunca inşâ edilen birikim neticesinde bugün 60’ın üzerinde ülkede 120 binden fazla çalışanla faaliyet gösteren uluslararası bir teşkilât hâline geldiklerini anlatan Koç, Topluluğun büyüme anlayışına dair ise şunları söyledi: “Topluluğumuz eğitime, bilime, kültüre ve sanâta katkıyı sorumluluğunun ayrılmaz bir parçası addetmiştir. Bu anlayışın bir yansıması olarak, 57 yıl önce Vehbi Koç Vakfı kurulmuştur. Vehbi Bey’in ‘insânî ve millî bir vazîfe’ olarak târif ettiği hayır işleri, kurumlara ilâve olarak hayata geçirilen projeler, burs programları ve sivil topluma verilen desteklerle yürütülmeye devam etmektedir.” Ömer Koç: “Kültür ve sanâta katkıyı bir tercih değil, insanımıza ve Cumhuriyetimize borç ve vazgeçilmez bir mesûliyet olarak değerlendiriyoruz” Ömer Koç her sene dönüşümlü olarak eğitim, kültür ve sağlık alanlarında Türkiye’nin ve Türk insanının gelişimine katkı sunan kıymetli isimlere verilen Vehbi Koç Ödülü’nün de bu çerçevede önemli bir rol üstlendiğine değindi. Bu seneki ödülün “kültür” sahasında verildiğine dikkat çeken Koç, “Bu yılki ödüle layık görülen sanatçı da; alışılmış kalıpların ötesine geçen, düşünmeye dâvet eden bir yaklaşımı temsîl ediyor. Sanatın en kıymetli tarafı alışılmışı sorgulatması ve değişimi teşvik etmesidir. Bundan dolayı kültür ve sanâta katkıyı bir tercih değil, insanımıza ve Cumhuriyetimize borç ve vazgeçilmez bir mesûliyet olarak değerlendiriyoruz” diye konuştu. Ömer Koç: “Gelecek 100 yılın eşiğindeyiz. Aynı inanç, aynı vizyon, aynı vatan sevgisiyle, yılmadan yorulmadan yolumuza devam edeceğiz” Ömer Koç, konuşmasına şöyle devam etti: “İkinci yüzyılına adım atmış bir Topluluk olarak; tecrübemizden aldığımız güçle ve değerlerimizin işâret ettiği istikâmete doğru yolumuza devâm edeceğiz. Değişen dünyâyı isâbetle okuyan, bilimi ve aklı rehber edinen, değerlerinden taviz vermeyen bir anlayışla hareket edeceğiz. İlk yüzyılımızda olduğu gibi, gelecekte de yalnız yürümeyeceğimizi biliyoruz. Çalışma arkadaşlarımız, bayilerimiz, iş ortaklarımız; en büyük güvencemiz olmaya devâm edecek. Ortak başarılarla dolu bir 100 yılı geride bıraktık, gelecek 100 yılın eşiğindeyiz. Aynı inanç, aynı vizyon ve aynı vatan sevgisiyle yılmadan yorulmadan yolumuza devam edeceğiz.” Bu yılki Vehbi Koç Ödülü’ne Canan Tolon layık görüldü 25.Vehbi Koç Ödülü’nün sahibi Canan Tolon ise sözlerine “Vehbi Koç Vakfı’nın bugün verdiği bu ödül benim için geleceğe dönük bir destek ve aynı zamanda bir cesaret kaynağı. Beni bu değerli ödüle layık gören Vehbi Koç Vakfı’na ve Seçici Kurul üyelerine çok teşekkür ediyorum” diye başladı. “Çocukken, ‘İstediğin her şey olabilirsin’ mottosu benim için hiç geçerli değildi. Hatta biraz ürkütücü de geliyordu. Bunları erken yaşta bilmek garip bir şekilde benim için bir özgürlük oldu. Ve hayal kurmak için bir engel değildi” diyen Tolon, sanat üretimini ‘yalnız ama zihinsel olarak kalabalık bir süreç’ olarak tanımladı ve şöyle ekledi: “Sanat üretimi çok yalnız bir süreçtir; ama zihinde bir kalabalıkla birlikte yaratılır, üretilir ve oluşur. Size yakın olanlar, henüz tanımadıklarınız, ya da hiçbir zaman tanışmayacaklarınız… Onlarla bir diyalog kurduğunuzu hayal edersiniz. Hayal kurmak bir güçtür.” Tolon göç, yıkım ve zaman gibi temalar üzerinden günümüzün toplumsal gerçekliklerine işaret ediyor Tolon, insan deneyimi, değişim ve hafıza etrafında şekillenen çalışmalarıyla didaktik bir dil kurmak yerine sorular soran, izleyiciyi düşünmeye davet eden bir yaklaşım benimsiyor. Göç, yıkım ve zaman gibi temalar üzerinden günümüzün toplumsal gerçekliklerine işaret ederken, mekânı parçalayarak ve katmanlayarak kurduğu çok boyutlu anlatımıyla dikkat çekiyor. Tolon bu ödüle, Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu’nun yanı sıra Prof. Dr. Zeynep Çelik, Prof. Dr. Ayla Ödekan, Kerem Kabadayı, Murathan Mungan ve Sadık Karamustafa’dan oluşan Seçici Kurul’un önerdiği üç aday arasından seçilerek layık görüldü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.