Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Eğitim Modeli

Kapsül Haber Ajansı - Eğitim Modeli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eğitim Modeli haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

15’te 15 Yapan Bayegan Pendik Satranç Şampiyonluğunu Kutladı Haber

15’te 15 Yapan Bayegan Pendik Satranç Şampiyonluğunu Kutladı

Ankara’da 2–15 Ağustos tarihleri arasında düzenlenen Türkiye Satranç Süper Ligi’nde çıktığı 15 karşılaşmanın tamamını kazanan BAYEGAN Pendik Satranç Spor Kulübü, 2026 sezonunu namağlup tamamlayarak şampiyonluk kupasını bir kez daha kaldırdı. Üç yıldır üst üste uzandığı kupa ile ligdeki istikrarlı performansını sürdüren kulübün şampiyonluğu, BAYEGAN Merkez Ofisi’nde düzenlenen etkinlikle kutlandı. Şampiyonluk kupasının yeniden BAYEGAN’a geldiği törende sporculara madalyalar takdim edildi. Ercüment Bayegan: “Hedefimiz Türkiye’den dünyaya uzanan kalıcı bir başarı kültürü oluşturmak” Törende konuşan BAYEGAN Yönetim Kurulu Başkanı Ercüment Bayegan, satranca verilen desteği Türkiye’nin geleceğine yapılan uzun vadeli bir yatırım olarak gördüklerini belirtti “Satranç bize geleceğin tek bir hamleyle değil, doğru hamlelerin yıllar boyunca birbirine bağlanmasıyla inşa edildiğini öğretiyor. BAYEGAN’ın 85 yılı aşan yolculuğunda da insana, bilgiye ve geleceğe yatırım yapmayı hep önceliklendirdik. Bugün Türkiye’de dünya ile rekabet edebilecek çok güçlü bir genç satranç kuşağı yetişiyor. Bizim hedefimiz yalnızca şampiyonluklar kazanmak değil; düşünen, sorgulayan, birkaç adım sonrasını görebilen gençlerin önünü açmak ve Türkiye’den dünyaya uzanan kalıcı bir başarı kültürüne katkı sunmak. Üst üste üçüncü şampiyonluğumuz da bu uzun vadeli yolculuğun çok değerli bir göstergesi. Bu başarıların daha nicelerine birlikte ulaşacağımıza inanıyorum.” Erhan Arslanalp: “Üçüncü şampiyonluk, yeni hedefler için güçlü bir başlangıç” BAYEGAN Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erhan Arslanalp de, üç yıldır kazanılan şampiyonluğun uzun soluklu ve kararlı bir çalışmanın doğal sonucu olduğunu vurguladı. “Türkiye Satranç Süper Ligi’nde 15 karşılaşmanın tamamını kazanarak üst üste üçüncü kez şampiyon olmak hepimiz için büyük gurur. Bu sonuç; sporcularımızın azmi, teknik ekibimizin titiz hazırlığı ve kulüp yönetimimizin kararlı çalışmasıyla geldi. BAYEGAN Vakfı olarak gençlerin satranç aracılığıyla stratejik düşünme, odaklanma ve mücadele etme becerilerini geliştirmelerini önemsiyoruz. Sporcularımızın Türkiye’de ve uluslararası arenada elde ettiği başarılar, bu alana duyduğumuz güveni her geçen gün güçlendiriyor. Önümüzdeki dönemde kulübümüzün istikrarlı yükselişini sürdürmeyi, daha fazla genci satrançla buluşturmayı ve Türk satrancının uluslararası başarılarına katkı sunmayı hedefliyoruz. Şampiyonlukta emeği geçen sporcularımızı, teknik ekibimizi ve kulüp yönetimimizi kutluyor; bu yolculuğa ilgi ve destekleriyle eşlik eden tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.” Şampiyon sporcularla aynı tahtada Şampiyon sporcular, sezonun kritik karşılaşmalarını ve yeni hedeflerini de paylaştıkları madalya ve kupa töreninin ardından, BAYEGAN çalışanları ve davetlilerle körleme ve simultane oyunlarda bir araya geldi. Büyük ilgi gören oyunlarda katılımcılar, şampiyon sporcularla aynı tahtada olmanın ve onların hamlelerine karşılık vermenin heyecanını yaşadı. BAYEGAN Pendik Satranç Spor Kulübü Avrupa Kulüpler Kupası’nda yarışacak BAYEGAN Pendik Satranç Spor Kulübü, Süper Lig’deki başarısını uluslararası arenaya taşımaya hazırlanıyor. Kulüp, 16–24 Ekim 2026 tarihleri arasında Karadağ’ın Budva kentinde düzenlenecek Avrupa Kulüpler Kupası’nda mücadele edecek. Ediz Gürel ve Işık Can Türkiye’yi Dünya Satranç Olimpiyatı’nda temsil edecek Öte yandan BAYEGAN Pendik Satranç Spor Kulübü’nün büyükustaları Ediz Gürel ve Işık Can, önümüzdeki günlerde Türkiye’yi dünyanın en önemli satranç organizasyonlarından FIDE Dünya Satranç Olimpiyatı’nda temsil etmeye hazırlanıyor. Ediz Gürel ve Işık Can, 15–27 Eylül tarihlerinde Özbekistan’ın Semerkant kentinde dünyanın dört bir yanından milli takımları bir araya getirecek olan 46. FIDE Dünya Satranç Olimpiyatı’nda mücadele edecek Türkiye Milli Takımı’nın sporcuları arasında yer alıyor. Genç yaşına rağmen ulusal ve uluslararası arenada elde ettiği başarılarla son dönemde dikkatleri üzerine çeken Ediz Gürel, özellikle Dünya Şampiyonu Dommaraju Gukesh karşısında elde ettiği galibiyetle tüm dünyada adından söz ettirdi. Ulusal ve uluslararası turnuvalardaki istikrarlı performansıyla dikkat çeken Işık Can da, 2026 yılında Çin’de düzenlenen Liaocheng Dongchangfu Cup Rising Stars Turnuvası’nı yenilgisiz tamamlayarak elde ettiği şampiyonlukla uluslararası arenadaki güçlü performansını bir kez daha ortaya koydu. BAYEGAN Hakkında BAYEGAN, 85 yılı aşkın tecrübesiyle petrokimya sektöründe global ölçekte tedarik, satış, dağıtım ve pazarlama faaliyetleri yürüten lider bir kuruluştur. Operasyonlarıyla 5 kıtada 120 ülkeye ulaşan BAYEGAN, 3.000’i aşkın iş ortağı ve güçlü global ağıyla sektörün önde gelen oyuncuları arasında yer almaktadır. Yerel ihtiyaçları gözeterek dünyanın her yerine efektif dağıtım sağlayan BAYEGAN; petrokimya sektöründe kimyasallar, polimerler ve mühendislik plastikleri kategorilerinde geniş bir ürün gamına sahip. Türkiye’nin önde gelen polimer ve kimyasal hammadde tedarikçilerinden biri olarak BAYEGAN bugün dünyanın dev petrokimya üreticilerini globalde her ölçekteki iş ortakları ile buluşturmaktadır. Stratejik iş birlikleri, küresel dağıtım ağı, hızlı ve esnek tedarik zinciri ve lojistik altyapısı, güçlü finans ağı ve uçtan uca entegre hizmet sunma kabiliyeti ile BAYEGAN, faaliyet gösterdiği pazarlarda lider konumundadır. BAYEGAN, ticaret ve dağıtımdaki uzmanlığını BYCHEM tesisi ile üretim alanına da taşıyarak sektörde katma değer yaratmaya devam etmektedir. BYCHEM bünyesinde hayata geçirilen yatırımlarla; DOTP plastikleştiricilerde bölgesel liderliğini pekiştirirken, Türkiye’nin ilk yerli ve milli Thermoplastic Polyurethane (TPU) üretimi ve polyester poliol yatırımlarıyla yüksek katma değerli ürünler geliştirmektedir. Daha fazla bilgi için bayegan.net adresini ziyaret edebilirsiniz. BAYEGAN Pendik Satranç Spor Kulübü Hakkında İstanbul Pendik’te 2017 yılından bu yana faaliyet gösteren ve satrancı her yaştan birey için erişilebilir kılmayı hedefleyen BAYEGAN Pendik Satranç Spor Kulübü, bir eğitim ve gelişim platformudur. Kulüp, Türkiye satrancına ulusal ve uluslararası düzeyde nitelikli sporcular kazandırma vizyonuyla hareket ederken aynı zamanda stratejik düşünmeyi, sabrı ve zihinsel disiplini merkeze alan çok yönlü bir yaklaşımı benimsiyor. Farklı yaş gruplarına ve ihtiyaçlara göre yapılandırılan eğitim modeli ile kulüp bünyesinde; çocuklar ve gençler için temel ve ileri düzey satranç eğitimleri sunulurken, yetişkinler için ise yaşam boyu öğrenmeyi destekleyen programlar yürütülüyor. Ayrıca okullarla kurulan iş birlikleri sayesinde, satrancın erken yaşta yaygınlaşması ve altyapının güçlendirilmesi hedefleniyor. BAYEGAN Pendik Satranç Spor Kulübü, bireylerin yalnızca satrançta değil; hayatta da stratejik ve çok yönlü düşünebilen, özgüveni yüksek bireyler olarak yetişmesine katkı sağlama amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkan Altay ve Başkan Pekyatırmacı Selçuklu Belediyesi Sporcu Seçme ve Yetiştirme Merkezi’nde Haber

Başkan Altay ve Başkan Pekyatırmacı Selçuklu Belediyesi Sporcu Seçme ve Yetiştirme Merkezi’nde

Selçuklu Belediyesi tarafından Konya’da sporun altyapısını güçlendirmek ve geleceğin başarılı sporcularını yetiştirmek amacıyla hayata geçirilen Selçuklu Belediyesi Sporcu Seçme ve Yetiştirme Merkezi, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ı ağırladı. Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı’nın ev sahipliğinde gerçekleşen ziyarette Başkan Altay, merkezde incelemelerde bulunarak Yaz Spor Okulları kapsamında eğitim alan çocuk ve gençlerle bir araya geldi. Genç sporcuların antrenmanlarını takip eden Başkan Altay ve Başkan Pekyatırmacı, öğrencilerle sohbet ederek onlara başarılar diledi. Tesiste yer alan spor alanlarını ve uygulama bölümlerini tek tek gezen Başkan Altay ve Başkan Pekyatırmacı, çocuk ve gençlerin yeteneklerinin keşfedilmesi, geliştirilmesi ve farklı branşlarda geleceğin başarılı sporcularının yetiştirilmesine yönelik çalışmaları yerinde inceleyerek detaylı bilgi aldı sporcu adaylarının fiziksel ve teknik gelişim süreçlerinin bilimsel yöntemlerle takip edildiği merkezde uygulanan eğitim modeli, Başkan Altay’dan tam not aldı. Başkan Pekyatırmacı: “Selçuklu Belediyesi Sporcu Seçme ve Yetiştirme Merkezimiz, geleceğin başarılı sporcularını keşfetmek ve Türk sporuna kazandırmak adına önemli bir yatırım” Selçuklu Belediyesi olarak çocukların ve gençlerin yalnızca akademik başarılarını değil, spor alanındaki gelişimlerini de önemsediklerinin altını çizen Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, “Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz Selçuklu Belediyesi Sporcu Seçme ve Yetiştirme Merkezimiz, modern altyapısı, teknolojik donanımı ve uzman antrenör kadrosuyla geleceğin başarılı sporcularını keşfetmek ve Türk sporuna kazandırmak adına önemli bir yatırım. Bugün merkezimizi, Konya Büyükşehir Belediye Başkanımız Uğur İbrahim Altay’la birlikte gezerek tesisimizde yürütülen çalışmalar hakkında kendisine bilgi verdik. Merkezimizde sporcularımızın yeteneklerini en doğru şekilde ortaya çıkaracak kapsamlı bir eğitim modeli uygulanıyor. Amacımız, sporcularımızı ulusal ve uluslararası arenalarda ülkemizi başarıyla temsil edecek seviyeye ulaştırmak ve olimpiyatlara sporcular yetiştirebilecek güçlü bir altyapıyı sürekli geliştirmektir. Selçuklu Belediyesi olarak spora ve sporcuya destek vermeye, çocuklarımızın ve gençlerimizin hayallerine ulaşmaları için onların yanında olmaya devam edeceğiz. Merkezimizi ziyaret ederek incelemelerde bulunan ve gençlerimize yönelik bu önemli yatırımımıza gösterdiği ilgi ve destekten dolayı Konya Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Uğur İbrahim Altay’a teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. Başkan Altay: “ Selçuklu Belediyesi Sporcu Seçme ve Yetiştirme Merkezi çok özel ve etkileyici bir tesis olmuş ” Konya Belediyeciliğinin en önemli özelliğinin sürdürülebilir bir yapıda olduğunu ifade eden Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay; “Her gelen başkanımız bir öncekinin üzerine çok daha güzel işler yaparak süreci devam ettiriyor. Hakikaten bugün çok etkileyici bir tesis gördük. Ben dünyanın birçok yerini, birçok ülkesini görmüş birisi olarak sadece ülkemizde değil, Avrupa dahil dünyanın birçok ülkesinde böyle bir tesis görmedim. Hakikaten standart olarak, planlama olarak ve nitelik olarak çok özel bir iş olmuş. Belediye Başkanımız Ahmet Pekyatırmacı’ya, Konyamıza ve Selçuklu'ya kazandırdığı bu önemli eserden dolayı teşekkür ediyorum. Aslında belediyelerimiz spor okulları adı altında çocuklarımızın sporla tanışmaları adına çok önemli işler yapıyorlar. Hem yaz spor okulları hem kış spor okulları. Ama bunun sürdürülebildiği müsabık sporcu oluşturulması konusunda bazı eksikler vardı. Onun için baştan düşünülmüş bu tesis. Sporcunun yeteneklerine göre, vücut yapısına göre, teknoloji kullanılarak hangi sporda başarılı olacağının ortaya çıkması. Sonra içinden seçilen çocukların müsabık sporcu olarak yetiştirilmesi de bence ileride çok önemli milli sporcuların, olimpiyat şampiyonlarının çıkacağı bir modele dönüşmüş durumda bu da Selçuklu Belediye Spor Kulübü'nün bir adım daha öne çıkaracak önemli ve nitelikli bir iş olmuş teknoloji ile tesis birleşmiş hakikaten İnşallah önümüzdeki yıllarda buradan yetişen sporcuların ülkemizin bayrağını dalgalandıracağını, İstiklal Marşını söyleyeceği birçok başarıya elde edeceklerine yürekten inanıyorum. Ayrıca bu tesiste sadece çocuklar düşünülmemiş aileler için de çok önemli yerler var. Benim tesisin en beğendiğim kısımlarından birisi de şeffaf olması. Aileler çocuklarını spor yaparken görebiliyorlar. Çocuklar annelerini babalarını görebiliyorlar. İşte kafeterya alanlarını, oturma alanlarını, kitap okuyanları gördüm. Bilgisayarda tez yazanları gördüm. Hakikaten her yaş grubu için düşünülmüş ülkemizin gurur kaynağı bir tesis olmuş. İnşallah şehrimize çok önemli sporcuların yetişmesine vesile olacak. Selçuklu Belediyesi Spor Kulübü'nü çok daha iyi başarılar ortaya çıkaracağına inanıyorum. Tekrar Selçuklu Belediye Başkanımız, Ahmet Pekyatırmacı ve ekibine Selçuklumuza, Konyamıza ve ülkemize böyle önemli bir tesis kazandığı için teşekkür ediyorum. İnşallah bu çocuklarımızın başarısıyla tüm Konya olarak gururlanacağız.” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kreş Seçiminde Nelere Dikkat Edilmeli? Haber

Kreş Seçiminde Nelere Dikkat Edilmeli?

Öğretmen kadrosunun sürekliliği, sınıf mevcudu, çocuk başına düşen yetişkin sayısı, uyum programı, psikolojik danışmanlık hizmeti, güvenlik, beslenme ve uyku düzeninin okul seçiminde temel kriterler arasında yer aldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Merve Yüksel Kadıoğlu, “En gösterişli imkânlardan çok, çocuğun kendini güvende ve görülür hissettiği bir ortam arayın. Bunun ipuçları genellikle küçük detaylarda gizlidir.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Merve Yüksel Kadıoğlu, yeni eğitim dönemi öncesinde kreş ve anaokulu seçerken ailelerin dikkat etmesi gereken noktaları değerlendirdi. Kreş seçimi yalnızca “hangi okul daha iyi?” sorusundan ibaret değil Okul öncesi eğitim döneminin yaklaşmasıyla birlikte ailelerin yoğun bir kreş ve anaokulu arayışına girdiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Merve Yüksel Kadıoğlu, “Okul öncesi eğitim dönemi yaklaşırken binlerce aile, çocukları için doğru kreş ve anaokulu bulma arayışına girdi. Bu karar da çocuğun ilerideki okul deneyimi ve duygusal gelişimini doğrudan etkilediği için daha da önemli hale gelmektedir. Fakat bu süreçte veliler sıklıkla fiziksel imkanlara ve gösterişli donanıma odaklanmakta, oysa asıl belirleyici faktör çocuğun okula uyumunu etkileyecek gelişimsel ve psikolojik faktörler olmaktadır.” dedi. Ailelerin karar verirken kurumun fiziksel özelliklerinin ötesine bakması gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Merve Yüksel Kadıoğlu, “Aileler bir kurumu ziyaret ettiğinde genellikle bahçenin büyüklüğüne, sınıfların dekorasyonuna bakıyor. Elbette bunlar önemli, ama asıl sorulması gereken sorular çok daha temel: Öğretmen kadrosu ne kadar sık değişiyor? Sınıfta bir çocuğa gerçekten ne kadar zaman ayrılabiliyor? Sınıf mevcudu ne düzeyde oluyor? Çocuğun okula uyumunu kolaylaştıracak bir oryantasyon programı uygulanıyor mu? Çocuk burada kendini güvende hissedecek mi?” diye konuştu. Okul eve yakın olmalı Dr. Kadıoğlu, ailelerin öncelikle bakması gerekenleri şöyle sıraladı: “Okul saatleri ve okul-ev arası mesafe; Çocuğun günlük ritmini bozmayacak, aşırı erken kalkış veya uzun yol gerektirmeyen bir düzen tercih edilmeli. Sınıf mevcudu; Küçük sınıflar, öğretmenin her çocuğu yakından tanımasını ve olası gelişimsel sorunları erken fark etmesini sağlar. Eğitim kadrosunun değişim oranı; Küçük çocuklar güven bağı kurdukları yetişkinin sürekliliğine ihtiyaç duyar; sık öğretmen değişimi kaygı ve uyum sorunlarını artırabilir. Özellikle 0-3 yaş arasında bakım ve eğitim verenin değişmemesi önemli hale geliyor. 4-5 yaş itibariyle çocuklar için bu değişiklik daha tolere edilebilir hale gelebilir. Sanatsal ve sportif faaliyetler, Spor, resim, müzik, tiyatro, seramik gibi etkinlikler; motor beceri, duygu ifadesi ve sosyal beceri gelişiminin ayrılmaz bir parçasıdır. Güvenlik önlemleri; Güvenliğin bulunması, giriş-çıkış kontrolü, kamera sistemi ve ilk yardım eğitimli personel bulunup bulunmadığı incelenmeli. Psikolojik danışmanlık hizmeti; Okulda tam zamanlı bir rehberlik biriminin bulunması, yalnızca sorun çıktığında değil, hem oryantasyon sürecinde hem de erken tanılama ve aile rehberliği açısından da önemli. Çocuğun günlük ritmi bozulmamalı Beslenme ve uyku düzeni; Bu yaş grubunda fiziksel ihtiyaçlar duygusal düzenlemeyle doğrudan bağlantılıdır; aç ya da uykusuz bir çocuk davranışsal olarak da zorlanacağından rutinlerin belirli olması önemli. Eğitim modeli; Tek bir eğitim yaklaşımına bağlı kalmak yerine (Montessori, Orman Okulu gibi.) farklı modellerin güçlü yönlerini çocuğun ihtiyacına göre bütüncül bir şekilde harmanlayan okullar tercih edilmeli.” Her yaşta aynı kreş kriteri geçerli değil! Kreş ve anaokulu seçiminde en sık yapılan hatalardan birinin bütün yaş gruplarını aynı kriterlerle değerlendirmek olduğunu belirten Dr. Kadıoğlu, “Velilerin gözden kaçırdığı bir nokta da şu; Kreş ve anaokulu seçiminde tek bir kriter listesi her yaş için geçerli değil. 0-2 yaş aralığında en kritik unsur bakımın sıcaklığı ve sürekliliğidir. 2-4 yaş arasında çocuk evden ilk kez ayrılıyor; bu nedenle kademeli bir uyum sürecinin olup olmadığı sorulmalı. 4-6 yaşta ise artık kurallara uyum, sıraya girme ve kendi ihtiyacını ifade etme gibi sosyal beceriler ön plana çıkıyor.” diye konuştu. Sınıf mevcutlarında yasal sınır ne? Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi kurumlarında sınıf mevcudu üst sınırının 20 öğrenci olarak belirlendiğini kaydeden Dr. Kadıoğlu, “Ancak bu bir üst sınır, ideal bir hedef değil. Uluslararası uzman kuruluşların önerileri, yaş küçüldükçe grup büyüklüğünün de küçülmesi gerektiğini gösteriyor. Buna göre bebeklik döneminde 6-8 çocuğa karşılık birden fazla yetişkin bulunması önerilirken, 4-5 yaşta bu sayı 16-20 çocuğa kadar esneyebiliyor. Aileler bir kurumu değerlendirirken sadece kağıt üzerindeki yasal sınırı değil, o sınıfta fiilen kaç yetişkinin görev yaptığını sormalı. Küçük yaşta çocuk ne kadar bireysel ilgiye ihtiyaç duyuyorsa, grup o kadar küçük olmalı ve sınıf öğretmeninin yanında mutlaka bir yardımcı öğretmen bulunmalı.” şeklinde konuştu. Okul yönetimine sorulması gereken sorular ne? Dr. Kadıoğlu, veli görüşmelerinde sorulması önerilen somut soruları da “Öğretmen değişim oranınız nedir, son iki yılda kadroda kaç değişiklik oldu? Yeni başlayan çocuklar için kademeli bir uyum (adaptasyon-oryantasyon) programınız var mı, ne kadar sürüyor? Bir çocuk ağladığında veya öfke nöbeti geçirdiğinde nasıl bir yaklaşım izleniyor? Okulda tam zamanlı rehberlik birimi var mı, ailelerle ne sıklıkla görüşme yapılıyor? Giriş-çıkış kontrolü ve kamera sistemi nasıl işliyor, personelde ilk yardım eğitimi var mı, dolaplar sabitlenmiş mi? Uyku ve beslenme saatleri sabit mi, alerji veya özel durumlar nasıl takip ediliyor? Ailelerle günlük veya haftalık bilgi paylaşımı nasıl yapılıyor?” şeklinde dile getirdi. Gösterişten çok küçük detaylara bakılmalı Dr. Öğr. Üyesi Merve Yüksel Kadıoğlu, sözlerini “Aslında en gösterişli imkanlardan çok, çocuğun kendini güvende ve görülür hissettiği bir ortam arayın. Bunun ipuçları da genelde küçük detaylarda gizlidir.” şeklinde tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Üsküdar Üniversitesi SHMYO'da 3+1 Dönemi Başlıyor! Haber

Üsküdar Üniversitesi SHMYO'da 3+1 Dönemi Başlıyor!

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığı tarafından ön lisans programları için hayata geçirilen 3+1 İşletmede Mesleki Eğitim (İME) Modeli, 2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı itibarıyla Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'nda 8 programda uygulanmaya başlanıyor. Eğitim ile sektör arasındaki köprü güçleniyor Sağlık alanında nitelikli ara insan gücü yetiştirmeyi hedefleyen Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, yeni eğitim modeliyle öğrencilerini yalnızca akademik bilgiyle değil, aynı zamanda güçlü bir saha deneyimiyle mezun etmeyi amaçlıyor. Yeni model kapsamında öğrenciler, ilk üç dönem boyunca üniversitede teorik bilgi ve uygulamalı eğitim alacak, son dönemlerini ise tam zamanlı olarak sektörün içinde geçirerek gerçek çalışma ortamlarında mesleki deneyim kazanacak. Böylece öğrenciler, mezun olmadan önce iş hayatını yakından tanıyacak, bilgi ve becerilerini uygulamaya dönüştürecek ve kariyerlerine önemli bir avantajla başlayacak. Mezun olmadan deneyim kazanacaklar 3+1 İşletmede Mesleki Eğitim (İME) Modeli kapsamında öğrenciler, ilk 3 dönem boyunca üniversitede teorik bilgi ve uygulamalı mesleki eğitimlerini alırken, son dönemlerini ise tam zamanlı olarak sektörün içinde, gerçek çalışma ortamlarında geçirerek mesleki deneyim kazanacak. Model sayesinde öğrenciler, mezun olmadan önce çalışma hayatını deneyimleme fırsatı bulacak; bilgi ve becerilerini gerçek iş ortamında geliştirerek mesleki yetkinliklerini artıracak ve kariyerlerine güçlü bir başlangıç yapacak. Aynı zamanda üniversite-sektör iş birliği güçlenecek, mezunlarımızın istihdam edilebilirliği önemli ölçüde artacak. 8 programda uygulanacak 2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı itibarıyla Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'nda 3+1 İşletmede Mesleki Eğitim Modeli uygulanacak programlar şunlar; “Biyomedikal Cihaz Teknolojisi, Eczane Hizmetleri, Gıda Teknolojisi, Laboratuvar Teknolojisi, Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği, Optisyenlik, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler ve Yaşlı Bakımı.” "İş hayatına hazır mezun" hedefi 3+1 İşletmede Mesleki Eğitim Modeli ile öğrenciler, ilk üç dönemde üniversitede aldıkları teorik ve uygulamalı eğitimi son dönemde iş yaşamında pekiştirecek. Böylece mezun olduklarında yalnızca diplomaya değil, aynı zamanda gerçek iş deneyimine de sahip olacak. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, bu uygulamayla öğrencilerini sektörün ihtiyaç duyduğu bilgi, beceri ve deneyime sahip sağlık profesyonelleri olarak yetiştirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Meslekleri Değil, Kullanmayanları Geride Bırakacak! Haber

Yapay Zekâ Meslekleri Değil, Kullanmayanları Geride Bırakacak!

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, yapay zekânın dönüştürdüğü yeni dünyada üniversitelerin rolünü değerlendirdi. "Üniversiteler artık küresel rekabet ekosisteminin bir parçası" Tercih maratonunun devam ettiği bu günlerde "Geleceğin Meslekleri ve Yapay Zekâ Devrimi" konusunu değerlendiren Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, "Üniversite bir ekosistemdir. Bu ekosistemin akademisyenleri, öğrencileri ve üniversite-sanayi iş birlikleri gibi birçok bileşeni vardır. Birinci nesil üniversiteler bilgi aktarmaya odaklıydı. İkinci nesil üniversiteler Ar-Ge odaklı hale geldi. Üçüncü nesil üniversiteler ise üretilen bilginin ürüne dönüşmesini hedefleyen girişimcilik odaklı kurumlara dönüştü. Bugün ise dördüncü nesil üniversiteler girişimciliğin küresel ağlar içerisinde rekabet edebilmesini destekleyen yapılara dönüştü." dedi. Bu dönüşümün öğrencilerin eğitim anlayışını da değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Bu dönüşen ekosistemin içerisinde öğrencilerimizin akademisyenlerle, sanayiyle ve diğer paydaşlarla doğru ilişki kurmasını sağlamak zorundayız. Çünkü artık mezuniyet sadece diploma almak anlamına gelmiyor." diye konuştu. "İyi proje yazabilmek geleceğin en önemli yetkinliklerinden biri" Projelerin geleceğin mesleklerinde belirleyici rol oynadığını ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, "Bir projenin dört temel özelliği vardır. Özgün olması gerekir. Bilimsel yöntemlere dayanması gerekir. Yaygınlaştırılabilir olması gerekir. Elde edilen sonuçların da tekrar üretilebilir olması gerekir. Öğrencilerimizin bu yetkinlikleri kazanması için birinci sınıftan itibaren sistematik şekilde ilerleyen bir eğitim modeli uyguluyoruz." ifadesinde bulundu. "Proje kültürü birinci sınıfta başlıyor" Üsküdar Üniversitesi'nde proje temelli eğitimin öğrencilerin ilk yılından itibaren başladığını anlatan Prof. Dr. Ergüzel, "İlk olarak Üniversite Kültürü dersini veriyoruz. Üniversite nedir, öğrenciden beklenti nedir, üniversitenin hayata katacağı değerler nelerdir; bunları konuşuyoruz. Ardından Girişimcilik ve Proje Kültürü dersimiz geliyor. Üçüncü sınıfta projeli seçmeli derslerimiz var. Son sınıfta ise öğrencilerimiz mezuniyet projelerini hazırlıyor. Böylece dört yıl boyunca adım adım gelişen bir proje kültürü oluşturuyoruz." şeklinde konuştu. "BrainPark'tan öğrenci kulüplerine kadar güçlü bir ekosistem kurduk" Üniversite bünyesinde yalnızca derslerle değil, farklı platformlarla da öğrencilerin desteklendiğini belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Üniversitemizin içerisinde bir kuluçka merkezimiz var. BrainPark'ımız var. Ar-Ge çalışma gruplarımız var. Öğrenci kulüplerimiz var. Dolayısıyla öğrencilerimiz ilgi alanlarına göre hem akademik hem girişimcilik hem de araştırma açısından çok geniş destek mekanizmalarından yararlanabiliyor." dedi. "İş bulma kaygısı son derece doğal" Üniversite adaylarının en büyük endişelerinden birinin mezuniyet sonrası istihdam olduğunu belirten Prof. Dr. Ergüzel, "İş bulabilme kaygısının öncelikli olması son derece doğal. Çünkü üniversite sonrasında bir iş hayatı, aile hayatı ve kariyer planı var. Bizler de öğrencilik dönemimizde aynı kaygıları yaşadık. Üniversitenin görevi bu süreçte öğrenciye doğru rehberlik etmektir." diye konuştu. "Bilgiyi ürüne dönüştürebilen öğrenciler öne çıkıyor" Sadece teorik bilgiye sahip olmanın artık yeterli olmadığını ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, "İş hayatında yalnızca bilgi ölçülmüyor. Bilgiyi ürüne dönüştürebilme, uygulamaya geçirebilme becerileri de değerlendiriliyor. Bu nedenle öğrencilerimizin bu deneyimi mezun olduktan sonra değil, üniversite yıllarında kazanmasını hedefliyoruz." şeklinde konuştu. Bilim Fikir Festivali öğrencileri geleceğe hazırlıyor Üniversitede düzenlenen Bilim Fikir Festivali ve Hackathon organizasyonlarının öğrencilerin gelişimine önemli katkılar sağladığını belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Bilim Fikir Festivali ve Hackathon gibi rekabetçi uygulamalar öğrencilerimize çok önemli deneyimler kazandırıyor. Özellikle Hackathon'larda önemli başarılar elde eden öğrencilerimizin mesleki gelişimlerine büyük katkılar sağlandığını görüyoruz." ifadesinde bulundu. "Proje kültürü lise yıllarında başlamalı" Bilim Fikir Festivali'nin yalnızca üniversite öğrencilerine değil lise öğrencilerine de hitap ettiğini belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Bu süreci sadece üniversite yıllarıyla sınırlamıyoruz. Bilim Fikir Festivali'ni lise öğrencilerine taşımamızın temel nedeni; proje yazma kültürünü erken yaşlarda kazandırmak. Bir problemle karşılaşıldığında bunu sistematik biçimde çözebilme yaklaşımını lise döneminde kazanan öğrenciler üniversiteye çok daha hazırlıklı geliyor." dedi. "TÜBİTAK ve TÜSEB destekli öğrenci projelerimiz var" Üsküdar Üniversitesi öğrencilerinin ulusal ve uluslararası fonlardan destek alan çok sayıda projeye imza attığını belirten Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti: "Üniversitemizin TÜBİTAK, TÜSEB gibi ulusal kuruluşların yanı sıra uluslararası fon sağlayıcılar tarafından desteklenen çok sayıda öğrenci projesi bulunuyor. İyi bir bölümde okumak tek başına yeterli değil. Eğer bunu güçlü projelerle ve uluslararası iş birlikleriyle desteklerseniz mezuniyet sonrasında çok önemli avantajlar elde ediyorsunuz. Proje yazmak sadece bilimsel çalışma yapmak değildir. Aynı zamanda proje içerisindeki ekip arkadaşlarınızla, ortaklarınızla ve paydaşlarınızla iletişimi yönetmeyi de öğrenirsiniz. Bu nedenle proje deneyimi öğrencilerin iletişim becerilerini geliştiren çok önemli bir eğitim sürecidir." "Yapay zekâ her mesleği dönüştürüyor" Yapay zekânın bazı mesleklerde doğrudan, bazılarında ise destekleyici rol üstlendiğini belirten Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, "Yapay zekâyı yoğun kullanan meslekler olduğu gibi onu destekleyici araç olarak kullanan meslekler de var. Burada ayırt edici unsur ister sağlık bilimleri, ister mühendislik, ister sosyal bilimler olsun, o alana özgü yetkinliklerin güçlü şekilde kazandırılmasıdır. Üniversitelerin temel görevi de tam olarak budur." diye konuştu. "Üniversite sadece bilgi veren kurum değil, değer inşa eden bir ekosistem" Üsküdar Üniversitesi'nde öğrencilerin eğitim yolculuğunun planlı ve aşamalı biçimde kurgulandığını anlatan Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, şöyle konuştu: "Üniversite Kültürü ile başlıyoruz, Girişimcilik ve Proje Kültürü ile olgunlaştırıyoruz, Projeye Dayalı Seçmeli Ders ve mezuniyet projesiyle tamamlıyoruz. Bunun yanında üniversitemizin değer odaklı ayağında 24 Altın Değer yaklaşımı bulunuyor. Üniversitenin temel misyonu eğitim vermek olmakla birlikte aslında siz adayı iş hayatına, topluma ve dünyaya hazırlıyorsunuz. Çok iyi bir mühendis yetiştirmek kıymetlidir ama değerleri olan bir mühendis yetiştirdiğiniz zaman geliştirdiği yazılımla, yaptığı uygulamayla topluma katkı sağlayan bir birey haline gelir. Önceliğimiz sadece iyi bir mühendis ya da iyi bir sağlık bilimci yetiştirmek değil; değer odaklı bireyler yetiştirmektir." "Yapay zekâ bir tehdit değil, güçlü bir iş ortağı" Yapay zekânın bazı alanlarda istihdamı dönüştüreceğini ancak asıl farkı teknolojiyi etkin kullananların oluşturacağını söyleyen Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti: "Yapay zekânın bazı mesleklerdeki istihdam alanını daraltacağı muhakkak. Ancak endişe edilmesi gereken şey yapay zekâ mesleği alacak mı sorusu değil. Yapay zekâyı doğru kullananlar, hiç kullanmayan veya zayıf kullanan meslektaşlarının önüne geçecekler. Eğer yapay zekâ araçlarını iyi kullanabiliyorsanız istihdam anlamında avantajlı olacaksınız. Mutlak surette birkaç yıl içerisinde yapay zekâ araçlarına hâkim olmayan, bunu bir iş ortağı olarak kullanmayan herhangi bir meslek alanı kalmayacak. Dolayısıyla yapay zekâ bir tehdit değil, zaman kazandıran, analiz gücü sağlayan, işleri kolaylaştıran güçlü bir iş ortağıdır. Yapay zekâyı tehdit olarak görmek yerine fırsat olarak görmek ve bu aracı sağlıklı kullanmak gerekiyor." "Klasik CV dönemi sona eriyor" İş dünyasının artık klasik öz geçmişlerden çok dijital portfolyolara önem verdiğini belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Artık adaylardan beklentimiz klasik öz geçmişlerden ziyade dijital öz geçmişlerini hazırlamaları. Öğrenci üniversite hayatında hangi projelerde yer aldı, neler öğrendi; bunları CV formatına sığdırmak mümkün olmayabiliyor. Dijital öz geçmişlerinde yaptıkları projelerin videolarını koyabilir, kendilerini anlatabilirler. Öz geçmiş dediğiniz şey sadece metinden ibaret olmamalı. Videolar da olmalı. Lise döneminden itibaren yaptığı projeleri, aldığı ödülleri, nasıl geliştirdiğini anlatan bir dijital portfolyo mezuniyet sonrasında istihdam açısından önemli avantaj sağlayacaktır." dedi. "Üniversite seçerken ayırt edici özelliği sorgulayın" Tercih dönemindeki adaylara da seslenen Prof. Dr. Ergüzel, "Aday öğrenciler öncelikle bir üniversitenin ayırt edici özelliğinin ne olduğunu sorgulamalı. Sonrasında bölüm özelindeki farklılıkları değerlendirmeli. Bunun en doğru yolu üniversiteye gelmek, akademisyenleri ve öğrencileri dinlemektir." ifadesinde bulundu. "Üniversite geleceğe yapılan en önemli yatırımdır" Üniversite tercihinin hayatın en kritik yatırımlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Üniversite geleceğe yapılan bir yatırımdır. Geleceğinize yatırım yaparken doğru yatırım danışmanı, doğru akademisyen ve doğru üniversiteyle bu süreci yürütmek gerekir. Bir üniversitenin öğrenciye kazandırması gereken üç temel özellik vardır; öz güven, liderlik becerisi ve iletişim. Her öğrencimizin farklı meziyetleri var. Bunların ortaya çıkmasını sağlayan proje geliştirme ortamları, öğrenci kulüpleri, sosyal etkinlikler ve hackathonlar üniversitede mutlaka bulunmalıdır. Amaç her öğrencinin kendine özgü becerisini ortaya çıkarmaktır." şeklinde konuştu. "Hayatın zorluklarına hazırlayan üniversiteler fark oluşturacak" Diploma almanın mücadelenin sonu olmadığını belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Bir bölümü kazanmak mücadelenin bittiği anlamına gelmiyor. Hayat beklenmedik zorluklar çıkaracak. Üniversitenin temel misyonlarından biri öğrenciyi bu güçlüklerle baş edebilecek şekilde yetiştirmektir. Sadece mesleğe değil, hayata hazırlayan üniversiteler gerçek farkı oluşturacaktır." şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fuzul’ün Akademi Eğitim Modeline Gümüş Stevie Ödülü Haber

Fuzul’ün Akademi Eğitim Modeline Gümüş Stevie Ödülü

İşe uyumdan uzmanlaşmaya ve liderlik gelişimine uzanan eğitim modeli, çalışan gelişimi ile iş stratejisi arasında kurduğu bağla uluslararası ölçekte karşılık buldu. Fuzul tarafından yeniden yapılandırılan Akademi yapısı altında geliştirilen “Sıfırdan Uzmanlığa: Tasarruf Finansmanı Sektöründe Entegre Gelişim ve Liderlik Dönüşüm Modeli”, 38 ülkeden 1.000’i aşkın başvurunun değerlendirildiği 2026 Stevie Awards for Great Employers’ta “Çalışanların Yetkinliklerini Artırma ve Yeni Yetkinlikler Kazandırma Eğitimi” ile “İş Stratejisini Destekleyen En İyi Eğitim ve Gelişim Programı” kategorilerinde Gümüş Stevie’ye layık görüldü. Kazananlar, 160’tan fazla uluslararası jüri üyesinin değerlendirmeleri sonucunda belirlendi. Tasarruf finansmanı sektörünün işleyişi, mevzuat yapısı ve müşteri deneyimi, sektöre özgü uzmanlığın kurum içinde sistemli biçimde geliştirilmesini gerektiriyor. Fuzul’ün çalışan gelişimini yöneten, kurumsal bilgi birikimini yaygınlaştıran ve liderlik kapasitesini güçlendiren stratejik öğrenme ve gelişim merkezi Fuzul Akademi, bu ihtiyaçtan hareketle çalışanların kurumdaki ilk günlerinden, liderlik sorumluluğu üstlendikleri aşamaya kadar ilerleyebilecekleri planlı, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir gelişim sistemi uyguluyor. İşe uyumdan liderliğe uzanan gelişim yolculuğu “Sıfırdan Uzmanlığa” modeli, çalışan gelişimini birbiriyle bağlantılı üç aşamada ele alıyor. Mesleki eğitim ve işe uyum programları, sektöre yeni katılan çalışanların görevlerine hazırlanmasını sağlıyor. Her pozisyon için tanımlanan yetkinliklere göre oluşturulan rol bazlı öğrenme katalogları, çalışanlara görevlerinin gerektirdiği bilgi ve becerileri geliştirebilecekleri yol haritaları sunuyor. Liderlik programları ise yöneticilerin ekip geliştirme, performansı yönlendirme ve değişimi yönetme kapasitelerini güçlendiriyor. Fuzul İnsan Kaynakları Direktörü Cemal Karayormuk, kazanılan ödüllere ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Tasarruf finansmanı sektöründe yetişmiş profesyonel sayısının sınırlı olması, uzmanlığı kurum içinde geliştirmeyi stratejik bir öncelik hâline getiriyor. Çalışma arkadaşlarımızın sektöre attıkları ilk adımdan liderlik rollerine kadar uzanan gelişimlerini Fuzul Akademi çatısı altında planlıyoruz. Modelimizin hem çalışanlara yeni yetkinlikler kazandırma başarısı hem de iş stratejisiyle kurduğu güçlü bağ üzerinden iki ayrı kategoride ödüllendirilmesi, insan kaynağına yaptığımız yatırımın uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu gösteriyor. Bu başarıyı, öğrenmeyi kurum kültürümüzün kalıcı bir parçası hâline getirme kararlılığımızın önemli bir sonucu olarak görüyoruz.” Öğrenme günlük çalışma deneyiminin parçası oluyor ADDIE metodolojisi, True Blended Learning yaklaşımı ve 70-20-10 öğrenme modeli üzerine kurulan sistem; yüz yüze eğitimleri, dijital içerikleri, saha uygulamalarını, mentorluk süreçlerini, vaka çalışmalarını, geri bildirim mekanizmalarını ve ölçme-değerlendirme çalışmalarını aynı gelişim ekosisteminde buluşturuyor. Böylece edinilen bilgi günlük çalışma pratiği içinde pekişirken, gelişim süreci düzenli olarak izlenebiliyor. Modelin temel bileşenlerinden biri olan iç eğitmen programı kapsamında, kurum içinde uzmanlaşmış çalışanlar eğitmen olarak yetiştiriliyor; sahip oldukları bilgi ve saha deneyimi standart eğitim içeriklerine dönüştürülerek organizasyon geneline aktarılıyor. Oryantasyon programları, saha gözlemleri ve Liderler Kulübü gibi uygulamalar da farklı görev ve deneyim seviyelerindeki çalışanların gelişimini destekliyor. Ayrıca çağdaş eğitim yaklaşımlarından biri olan Flipped Learning (Ters Yüz Öğrenme) modeliyle desteklenerek öğrenme sürecinin verimliliği üst seviyeye çıkarılıyor. Bu yaklaşımla çalışanlar; teorik bilgileri, mevzuat detaylarını ve temel eğitim videolarını sınıfa gelmeden önce dijital platformlar üzerinden kendi hızlarında tamamlıyor. Sınıf içi ve yüz yüze oturumlarda ise zaman teoriyi anlatmakla harcanmayıp doğrudan vaka analizleri, rol canlandırmaları (role-play), saha uygulamaları ve tartışmalara ayrılıyor. Böylece öğrenme süreci pasif bir dinleme eyleminden aktif bir pratik yapma deneyimine dönüşüyor. Edinilen bilgi günlük çalışma pratiği içinde kalıcı olarak pekişirken, gelişim süreci de düzenli olarak izlenebiliyor. Fuzul’ün Türkiye geneline yayılan organizasyon yapısında uygulanan bu modeller, farklı şehirlerdeki ekipleri ortak yetkinlik standartları etrafında buluşturuyor. Fuzul Akademi böylece kurumun büyümesini destekleyecek uzmanları ve geleceğin liderlerini kendi bünyesinde yetiştirirken, kurumsal bilgi ve deneyimi de büyümeyle birlikte ölçeklenebilir hâle getiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul Bilgi Üniversitesi Tercih Tanıtım Günleri Başlıyor Haber

İstanbul Bilgi Üniversitesi Tercih Tanıtım Günleri Başlıyor

Üniversite adaylarının geleceklerine yön verecek önemli kararlar öncesinde doğru bilgiye ulaşmalarını amaçlayan İstanbul Bilgi Üniversitesi, Tercih Tanıtım Günleri kapsamında; cumartesi ve Pazar günleri dahil her gün aday öğrencileri ve ailelerini kampüslerinde buluşturuyor. Tercih Tanıtım Günleri boyunca ziyaretçiler; lisans programları, eğitim modeli, burs olanakları, çift anadal ve yandal imkânları, uluslararası değişim programları, staj ve kariyer fırsatları ile öğrenci yaşamı hakkında kapsamlı bilgi edinebilecek. Adaylar ayrıca akademisyenler, tercih danışmanları ve öğrenci temsilcileriyle birebir görüşerek kendilerine en uygun eğitim yolculuğunu planlama fırsatı yakalayacak. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Santralistanbul, Kuştepe ve Dolapdere kampüslerinde gerçekleştirilecek görüşmelerde aday öğrenciler, kampüsleri gezebilecek; laboratuvarları, atölyeleri, kütüphaneleri ve sosyal yaşam alanlarını yakından inceleyebilecek. “Non scholae, sed vitae discimus-Okul için değil yaşam için öğrenmeliyiz” yaklaşımıyla eğitim veren İstanbul Bilgi Üniversitesi, öğrencilerine disiplinlerarası eğitim anlayışı, uygulamalı öğrenme olanakları ve güçlü sektör iş birlikleriyle kariyerlerine sağlam bir başlangıç yapma imkânı sunuyor. Üniversite tercihi yapacak tüm aday öğrenciler ve aileleri, Tercih Tanıtım Günleri’ne katılarak uzman danışmanlardan ücretsiz tercih desteği alabilir ve geleceklerini şekillendirecek kararlarını güvenle verebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabancı Vakfı’ndan Nitelikli ve Kapsayıcı Eğitim İçin 4 Yeni Projeye Hibe Desteği Haber

Sabancı Vakfı’ndan Nitelikli ve Kapsayıcı Eğitim İçin 4 Yeni Projeye Hibe Desteği

Sabancı Vakfı’nın, 50 yılı aşkın deneyimi ve sivil toplumun değişen ihtiyaçlarından hareketle yenilediği güven temelli Hibe Programı ile desteklenecek projeler belli oldu. “Nitelikli ve Kapsayıcı Eğitim” temalı Etki Ortakları Hibesi kapsamında, eğitimde fırsat eşitliğini ve okul ekosistemlerinde kalıcı değişimi hedefleyen çözümleri hayata geçirecek dört sivil toplum kuruluşu, önümüzdeki üç yıl boyunca desteklenecek. Sabancı Vakfı’nın “Nitelikli ve Kapsayıcı Eğitim” temalı Etki Ortakları Hibesi kapsamında yeni dönemde birlikte çalışacağı sivil toplum kuruluşları ve hayata geçirilecek projeler belli oldu. Sonuçlar Sabancı Vakfı ekipleri, alan uzmanları, saha deneyimine sahip profesyoneller, öğretmenler ve okul yöneticileri gibi eğitim aktörlerinin yer aldığı çok paydaşlı, çok aşamalı ve katılımcı bir değerlendirme sürecinin ardından belirlendi. Sivil alandaki hibe ilişkisini güven temelli yaklaşım, karşılıklı öğrenme ve uzun vadeli etki odağında derinleştiren ve bu kapsamda uluslararası iyi örneklerle uyumlu yenilikçi uygulamalar benimseyen Sabancı Vakfı, program kapsamında seçilen 4 projeyi üç yıl boyunca destekleyecek. İstanbul, Şanlıurfa ve Adıyaman’da uygulanacak projeler, eğitimde eşitsizliklerden en fazla etkilenen çocuklara ulaşmayı, nitelikli ve kapsayıcı eğitim alanında kalıcı değişimler yaratmayı ve ölçeklenebilir modeller geliştirmeyi hedefliyor. Projelere üç yıl boyunca toplam yaklaşık 40 milyon TL hibe desteği sağlanacak. Sabancı Vakfı’nın güven temelli yaklaşımla hayata geçirdiği Etki Ortakları Hibesi, Türkiye’nin dört bir yanından yoğun ilgi gördü. Programın yeni dönemine 48 ilden toplam 247 sivil toplum kuruluşu başvururken, başvuruların 191’i dernek, 40’ı vakıf ve 16’sı kooperatifler tarafından gerçekleşti. Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, “Sabancı Vakfı olarak yarım asrı aşkın süredir toplumsal gelişim için çalışmalarımızı sürdürürken, sivil toplumla kurduğumuz yol arkadaşlığını her zaman en önemli güç kaynaklarımızdan biri olarak gördük. 20 yıldır sürdürdüğümüz Hibe Programımız aracılığıyla bugüne kadar Türkiye’nin dört bir yanından sivil toplum kuruluşlarının ortaya koyduğu 269 projeye hibe desteği sağladık. Vakfımızın 50. yılında güveni merkeze alan ve uzun vadeli dönüşümü hedefleyen bir etki ortaklığı anlayışıyla yeniden kurguladığımız Hibe Programımız kapsamında destekleyeceğimiz dört proje, eğitimde eşitsizliklerden en fazla etkilenen çocukların ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler sunuyor. Bu projelerin, uygulandıkları bölgelerde yaratacakları etkinin ötesine geçerek eğitim alanında yaygınlaşabilecek yeni modeller oluşturacağına ve daha geniş ölçekte dönüşüme öncülük edeceğine inanıyoruz.” dedi. Hibe desteği almaya hak kazanan sivil toplum kuruluşları ve projeleri: Sulukule Gönüllüleri Derneği’nin “Okulla Güvenli Bağlar” projesi, İstanbul’un Karagümrük Mahallesi’nde eğitimden kopma riski taşıyan 10–18 yaş arasındaki çocukların okulla bağlarını ve iyi olma hâllerini güçlendirmek amacıyla, boylamsal etkisi izlenen mahalle temelli ve sivil toplum merkezli bir model uygulamayı hedefliyor. Türkiye Down Sendromu Derneği’nin “Eğitime +1 ile Kapsayıcı Okullar” projesi, İstanbul Şişli’de Kolay Dil yaklaşımını eğitim alanına uyarlayarak, Down sendromlu ve zihinsel özel gereksinimli öğrencilerden oluşan öz savunuculuk gruplarıyla öğrenme süreçlerine katılımı güçlendiren okul temelli ve sürdürülebilir bir kapsayıcı eğitim modeli geliştirmeyi hedefliyor. Yerelden Kalkınma Derneği’nin “Mevsimlik Tarım İşçisi Çocuklarının Kısır Döngüsünü Kıran Bütüncül Eğitim Modeli” projesi, Şanlıurfa’da mevsimlik tarım göçü nedeniyle eğitim yılının önemli bir bölümünü kaçıran çocuklar için bütünleşik bir destek modeliyle öğrenme kaybını azaltmayı ve eğitimdeki dezavantaj döngüsünü kırmayı hedefliyor. Şehir Dedektifi: Kent, Çevre ve Yaşam Derneği’nin “Kente Açılan Sınıflar: Yer Temelli Öğrenme ve Okul İklimini Güçlendirme Programı” ile Adıyaman’da depremden etkilenen çocukların aidiyetini, öğrenme deneyimini ve kent yaşamına katılımını güçlendirmek amacıyla, kenti ve kültürel mirası yer temelli öğrenme yaklaşımıyla okul iklimine entegre eden bir model geliştirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.