Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekip Çalışması

Kapsül Haber Ajansı - Ekip Çalışması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekip Çalışması haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ING, Geleceğin Liderlerini Practica Camp'ta Bir Araya Getirdi Haber

ING, Geleceğin Liderlerini Practica Camp'ta Bir Araya Getirdi

ING Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen etkinlikte adaylar; ING liderleri, farklı iş kollarından ekipler ve programın mezunlarıyla bir araya geldi. Katılımcılar, ING kültürünü yakından tanırken geleceğin çalışma dünyasına dair deneyim odaklı içeriklerle buluştu. ING Türkiye İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Hale Ökmen Ataklı, Uluslararası Yetenek Programı'nı gençlerin potansiyellerini keşfedip kariyerlerine yön verme fırsatı buldukları önemli bir gelişim yolculuğu olarak gördüklerini vurguladı. ING Türkiye, genç yeteneklere global kariyer yolculuklarında güçlü bir başlangıç sunmayı hedefleyen Uluslararası Yetenek Programı’nın önemli aşamalarından biri olan Practica Camp etkinliğini bu yıl “Cesaret, Adaptasyon & Esneklik” temasıyla gerçekleştirdi. ING Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen etkinlikte adaylar; ING liderleri, farklı iş kollarından ekipler ve programın mezunlarıyla bir araya geldi. Katılımcılar, ING kültürünü yakından tanırken geleceğin çalışma dünyasına dair deneyim odaklı içeriklerle buluştu. Practica Camp, bu yıl genç yeteneklerin değişen dünyaya uyum sağlayabilen, çevik düşünebilen ve potansiyellerini özgürce ortaya koyabilen profesyoneller olarak gelişimlerini desteklemeyi amaçladı. ING Türkiye, “Önce kendin olursun, sonra ING’li” yaklaşımı doğrultusunda katılımcılara kendi kariyer yolculuklarını cesaretle şekillendirebilecekleri bir deneyim alanı sundu. Program boyunca katılımcılar; ING’nin strateji ve dönüşüm yolculuğundan yapay zekâ uygulamalarına, sürdürülebilirlik yaklaşımından çevik çalışma kültürüne kadar farklı başlıklarda düzenlenen oturumlara katıldı. Geçmiş dönem Uluslararası Yetenek Programı katılımcılarının deneyim paylaşımlarının yanı sıra vaka çalışmaları ve interaktif uygulamalarla adayların analitik düşünme, problem çözme ve ekip çalışması becerileri desteklendi. Etkinlik kapsamında dünyanın ilk ve tek engelli kadın ralli pilotu Kübra Denizci Keskin de genç yeteneklerle ilham veren bir sohbet gerçekleştirdi. Kamptaki değerlendirme adımlarını başarıyla tamamlayan gençler ise ING’nin geleceğini şekillendiren yetenekler arasında yerlerini alacak. Hale Ökmen Ataklı: Uluslararası Yetenek Programı'nı gençlerin potansiyellerini keşfedip kariyerlerine yön verme fırsatı buldukları önemli bir gelişim yolculuğu olarak görüyoruz. Uluslararası Yetenek Programı’nı gençlerin potansiyellerini keşfedip kariyerlerine yön verme fırsatı buldukları önemli bir gelişim yolculuğu olarak gördüklerini belirten ING Türkiye İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Hale Ökmen Ataklı, “Genç yeteneklere program boyunca sunduğumuz farklı deneyimlerle onların gelişimlerini desteklemeyi ve global kariyer yolculuklarına güçlü bir başlangıç yapmalarını önemsiyoruz. ING’nin insan odaklı kültürü ve ‘Önce kendin olursun, sonra ING’li’ anlayışımız doğrultusunda, gençlerin kariyerlerini cesaretle şekillendirebilecekleri bir çalışma ortamı sunmayı hedefliyoruz. Practica Camp da bu yaklaşımımızı genç yeteneklerle buluşturduğumuz önemli bir deneyim platformu niteliği taşıyor” dedi. ING Türkiye’nin 30 yılı aşkın süredir global ölçekte yürüttüğü Uluslararası Yetenek Programı bugün 14 ülkede uygulanıyor. 18 aylık gelişim yolculuğu sunan program kapsamında katılımcılar; yerel ve global rotasyon imkânlarının yanı sıra eğitim ve sertifika programları, mentorluk desteği ve farklı kariyer rotalarında deneyim kazanma fırsatı elde ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mersin Büyükşehir’in Tiyatro Kurslarında Perde Kursiyerler İçin Açıldı Haber

Mersin Büyükşehir’in Tiyatro Kurslarında Perde Kursiyerler İçin Açıldı

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin her yaştan Mersinli’yi sanatla buluşturduğu tiyatro kursları final yaptı. Aylar boyunca sahne disiplini, beden kullanımı, doğru ifade ve oyunculuk üzerine eğitim alan kursiyerler, hazırladıkları oyunları seyirciyle buluşturmanın heyecanını yaşadı. Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Şehir Tiyatrosu tarafından verilen tiyatro kursları, yılsonu gösterileriyle tamamlandı. 7-9 yaş ve 10-13 yaş grubu ‘Çocuklar için Drama Eğitimi’, 14-17 yaş grubu ‘Gençler için Tiyatro Kursu’ ve 18 yaş üzeri ‘Yetişkinler için Tiyatro Kursu’nda 8 ay boyunca eğitim alan kursiyerler, ayrı ayrı hazırlanan gösterilerle yalnızca bir oyun sahnelemedi; emeklerini, cesaretlerini ve sahne deneyimlerini de izleyiciyle paylaştı. Temel tiyatro eğitiminin yanı sıra; kendini ifade etme, ekip çalışması, özgüven ve sahne deneyimi kazanma fırsatı bulan 76 kursiyer, seyirciden büyük alkış aldı. Kursiyerlerden 7 kişi ise tiyatro serüvenine konservatuvar hazırlıklarıyla devam ediyor. Şehir Tiyatrosu’nun 2025-2026 sezonu boyunca çocuk, genç ve yetişkin tiyatro kurslarında eğitim alarak oyun sahneleyen yurttaşların başarılı bir süreç geçirdiğini söyleyen Mersin Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Sanatçısı ve Genel Sanat Yönetmeni Yardımcısı Ceren Özmen, birbirinden güzel oyunlarla sezonu sonlandırdıklarını belirtti. Kursiyerlerin, emek ve heyecanlarıyla harmanladıkları performanslarını sergilediklerini söyleyen Özmen, her zaman olduğu gibi, bu sanat yolculuklarında da yanlarında olan Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’e de teşekkür etti. Bu süreçte Bremen Mızıkacıları, Çehov Kısaları, Kabare ve Shakespeare Ansiklopedisi adlı oyunların sahnelendiğini kaydeden Özmen, katılım belgelerini alan kursiyerlerin böylece süreci tamamladıklarını belirtti. Bu süreçte Bremen Mızıkacıları, Çehov Kısaları, Kabare ve Shakespeare Ansiklopedisi adlı oyunların sahnelendiğini kaydeden Özmen, katılım belgelerini alan kursiyerlerin böylece süreci tamamladıklarını belirtti. Yılmaz: “Kısa sürede ekip olmaya çalıştık ve bunu başardık” 8 ay boyunca sıkı bir çalışmanın sonunda oyunları sahnelediklerini söyleyen Şehir Tiyatrosu oyuncularından Emre Yılmaz, “Hayran olduğum gençler tanıdım. 8 aydır varını yoğunu ortaya koyan gençler gördüm. Bu eğitim sürecinde sahne teknikleri üzerine çok fazla çalıştık, ama daha fazla ekip olmaya çalıştık ve ekip olmayı becerdik” dedi. Seyircinin kendilerini hiç yalnız bırakmadıklarını da söyleyen Yılmaz, “Tahminimizden daha fazla seyirciyi görmek bizleri çok mutlu etti. Umarım seyircimiz her zaman Mersin Şehir Tiyatrosu ile beraber kalır” ifadelerini kullandı. Seyirciler, kursiyerlerin oyunculuklarına hayran kaldı Oyunu çok beğendiğini belirten seyircilerden Fatma Betül Bali, “Ben de tiyatrocuyum ve bu oyuna arkadaşım sayesinde geldim. Oyuncuların performansını çok beğendim ve özellikle yaşattıkları anları çok beğendim” dedi. Kuzenini sahneden izlemeye gelen Asya Güneri, “Daha önce de tiyatroya gitmiştim, ama bu kadar deneyimli değillerdi ve kendilerine güvenmiyorlardı. Çok eğlenceli ve keyifli geçti. Bizlere bu anı yaşattığı için Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ederim” diye konuştu. Böyle bir organizasyona geldiği için kendini çok şanslı hissettiğini söyleyen Fatih Sarıtaş, “Emeği geçen bütün ekibe ayrı ayrı teşekkür ederim. Büyükşehir’in tiyatro salonuna ilk defa geliyorum ve geldiğim için de kendimi çok şanslı hissediyorum. Başkanımız Vahap Seçer’e ve emeği geçen herkese teşekkür ederim” ifadelerini kullandı. Mersin’e yeni taşındığını ve etkinlikleri çok beğendiğini söyleyen Özkan Çoban, “Tiyatroyu çok beğendim, çok etkileyiciydi” derken, oyunu beğendiğini söyleyen bir başka tiyatrosever İbrahim Duru, “Bu tür etkinlikler, gençlerimiz için çok güzel bir sosyal faaliyet ve güzel bir alışkanlık” diye konuştu. Oyunu çok başarılı bulduğunu söyleyen Neslihan Duru, “Böyle bir projeyi gerçekleştirip sergilediği için yönetmeni tebrik ediyorum ve bizlere ulaştırdığı için teşekkür ediyorum. Ayrıca bu imkanları gençlere tanıdığı için Başkanımız Vahap Seçer’e de teşekkür ediyorum” dedi. Şehir Tiyatrosu’nun sahnesini ilk kez izlediğini söyleyen Feryal Özdemir, “Gerçekten çok yetenekli insanlar var. Genel olarak oyunu da zaten çok beğendim. Gayet kaliteli işler çıkıyor gördüğüm kadarıyla” ifadelerini kullandı. Çocuklar da sahnede dostluğun önemini anlattı Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin tiyatro kurslarında eğitim alan çocuklar da aylar süren hazırlıkların ardından ilk kez sahneye çıkmanın heyecanını yaşadı. ‘Bremen Mızıkacıları’ oyunuyla izleyici karşısına çıkan minik kursiyerler; yalnızca oyunculuk becerilerini değil, dostluk ve birlikte üretmenin önemini de sahneye taşıdı. Sahnede tavşan karakterini canlandıran Mina Selçuk oyunun dostluğu anlattığını belirterek, “Ben oyunda tavşan karakteriydim. Oyun, dostluğu anlatıyor. Çok güzeldi ve çok eğlendik. Öğretmenlerimize teşekkür ederim” dedi. Ekim ayından bu yana kursa gittiğini söyleyen Selçuk, “Çok uğraştık, çok çabaladık. Sonunda güzel bir oyun sergiledik” ifadelerini kullandı. Oyunda eşek karakterini canlandıran Asaf Çakmak da sahne heyecanını paylaşarak, “Bu aslında benim ikinci oyunumdu. Ama eğlenceliydi. Dostluğun önemi ve beraberliğin gücünü anlatan bir şey olduğu için çok beğendim” diye konuştu. Veliler, Büyükşehir’in çocuklara yönelik sanatsal faaliyetlerinden memnun Kızını ve oğlunu Büyükşehir’in tiyatro kursuna gönderen Mehmet Şahinoğlu, kursların çocuklar için önemli bir fırsat olduğunu belirterek, “Biz elimizden geldiğince, çocuklarımızı bütün etkinliklere göndermeye çalışıyoruz. Çünkü bu etkinlikler, çocuklarımız için geleceğe yatırım amacı taşıyor. Başkanımıza çok teşekkür ediyor ve bunların devamının olmasını da istiyoruz” diye belirtti. Neslihan Çakmak ise tiyatronun çocuklar üzerinde sosyal ve psikolojik açıdan olumlu etkiler bıraktığını ifade ederek, “Oğlum için böyle bir topluluk içerisinde olmak, bir topluluk içerisinde hareket etmek ona gerçekten çok iyi geldi. Sosyal ve psikolojik olarak çok güzel etkileri oldu. Çok memnunuz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Psikologlar Görünmeyen Dengeyi Kuruyor! Haber

Psikologlar Görünmeyen Dengeyi Kuruyor!

Ruh sağlığının bedensel, zihinsel ve sosyal boyutlarıyla bütüncül bir yapı olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Psikoloğun temel rolü, bireyin düşünce, duygu ve davranış süreçlerini bilimsel yöntemlerle değerlendirerek ruh sağlığını korumak, geliştirmek ve bozulduğunda yeniden yapılandırmaktır.” dedi. Psikolojik desteğin sadece kriz anlarında değil, kendini tanıma ve yaşamı güçlendirme sürecinde de önemli olduğuna dikkat çeken Taşkın, psikoloğa gitmenin bir ‘son çare’ değil, farkındalık ve kendine yatırım süreci olduğunu vurguladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, 10 Mayıs Psikologlar Günü kapsamında psikologların ruh sağlığını koruma, iyileştirme ve güçlendirme sürecindeki rolünden bahsetti. Psikologlar yalnızca sorun çözmüyor! Sağlığın yalnızca bedensel iyilik hali değil zihinsel, duygusal ve sosyal boyutlarıyla bir bütün olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Psikologlar tam da bu bütünlüğün görünmeyen ama belirleyici kısmında çalışır.” dedi. Psikoloğun sağlık sistemi içindeki temel rolünü açıklayan Taşkın, “Psikoloğun temel rolü, bireyin düşünce, duygu ve davranış süreçlerini bilimsel yöntemlerle değerlendirerek ruh sağlığını korumak, geliştirmek ve bozulduğunda yeniden yapılandırmaktır. Biz yalnızca ‘sorun çözmeyiz’ aynı zamanda kişinin içsel kaynaklarını fark etmesine ve daha işlevsel bir yaşam kurmasına eşlik ederiz.” diye konuştu. Ekip çalışması, tedavi etkinliğini doğrudan artırıyor! Ruh sağlığı alanının doğası gereği multidisipliner bir yapıya sahip olduğunu ifade eden Özgenur Taşkın, “Psikiyatristler medikal değerlendirme ve gerektiğinde farmakolojik tedavi yürütürken, psikologlar psikoterapi ve psikolojik değerlendirme süreçlerini üstlenir. Gerektiğinde hekimler, sosyal hizmet uzmanları, fizyoterapistler gibi diğer profesyonellerle iş birliği yaparak kişiye bütüncül bir bakım sunulur. Bu ekip çalışması, tedavi etkinliğini doğrudan artırır.” dedi. Psikolojik değerlendirme sürecinin işleyişine değinen Taşkın, “Klinik görüşme, gözlem ve bilimsel geçerliliği olan testlerin birlikte kullanıldığı sistematik bir süreçtir. Amaç sadece tanı koymak değil; bireyin güçlü yönlerini, zorlanma alanlarını ve ihtiyaçlarını anlamaktır. Bu süreç kişiye özel bir yol haritası oluşturmanın temelidir.” açıklamasını yaptı. Psikoloğa gitmek ‘son çare’ değil, farkındalık ve kendine yatırım süreci! Bilinenin aksine psikoloğa gitmek için ‘çok ciddi bir sorun’ olması gerekmediğine dikkat çeken Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Psikoloğa gitmek bir ‘son çare’ değil, bir farkındalık ve kendine yatırım sürecidir. İnsanlar yalnızca kriz anlarında değil kendilerini daha iyi tanımak, ilişkilerini güçlendirmek veya yaşam kalitelerini artırmak için de psikolojik destek alabilir.” dedi. Psikologlara dair toplumda hala yanlış inanışlar olduğunu kaydeden Taşkın, şunları söyledi: “En sık karşılaştığımız yanlış inanışlardan biri, psikoloğun ‘akıl okuduğu’ ya da ‘sadece nasihat verdiği’ düşüncesidir. Oysa psikologlar bilimsel yöntemlerle çalışır ve danışanın aktif katılımını esas alır. Bir diğer yanlış inanış da psikoloğa gitmenin ‘zayıflık’ göstergesi olduğudur. Gerçekte bu, kişinin kendine karşı sorumluluk alabilme kapasitesinin bir göstergesidir.” Psikolojik destek tedaviye uyumu arttırıyor ve iyileşme sürecini hızlandırıyor! Günümüzde stres, kaygı, depresyon ve tükenmişlik gibi ruhsal sorunlar giderek yaygınlaştığına işaret eden Taşkın, “Bunun yanı sıra kronik hastalıklarla yaşayan bireylerin psikolojik yükü de artıyor. Psikologlar bu noktada hem önleyici hem de iyileştirici rol üstlenerek sağlık sisteminin sürdürülebilirliğine katkı sağlıyor.” dedi. Psikolojik durumun, fiziksel iyileşme sürecini de doğrudan etkilediğini aktaran Taşkın, “Örneğin kaygı ve depresyon, tedaviye uyumu düşürebilir stres ise bağışıklık sistemini zayıflatabilir. Psikolojik destek alan bireylerde tedaviye uyumun arttığını, yaşam kalitesinin yükseldiğini ve iyileşme sürecinin daha sağlıklı ilerlediğini görüyoruz.” şeklinde konuştu. Destek ihtiyacını fark etmek psikolojik dayanıklılığın ilk adımı! Psikoloğu, ‘bireyin iç dünyasını anlamlandırmasına yardımcı olarak ruhsal dengeyi kuran ve bu denge üzerinden genel sağlığı destekleyen profesyonel’ olarak tanımlayan Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Ruh sağlığı, ertelenebilecek bir alan değil; yaşam kalitesinin temelidir. Destek almak bir ihtiyaçtır ve bu ihtiyacı fark etmek güçsüzlük değil, psikolojik dayanıklılığın ilk adımıdır.” diyerek sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Q-Gen Hackathon Başvuruları Başladı Haber

Q-Gen Hackathon Başvuruları Başladı

“Keşfet, kodla, dönüştür” temasıyla hayata geçirilen program, katılımcılara yalnızca fikir üretme değil, geleceğin teknolojilerine yön veren projeler geliştirme fırsatı sunuyor. Doğuş Teknoloji, geleceğin dönüştürücü teknolojileri arasında öne çıkan kuantum bilişim alanında genç yetenekleri bir araya getirecek Q-Gen Hackathon’u hayata geçiriyor. Üniversite öğrencileri, yüksek lisans öğrencileri ve son iki yıl içinde mezun olmuş genç profesyonellerin katılımına açık olarak kurgulanan program, katılımcıları yalnızca bir yarışmaya değil; gerçek dünya problemlerine kuantum bakış açısıyla çözüm üretmeye dayalı çok katmanlı bir gelişim deneyimine davet ediyor. “Keşfet, kodla, dönüştür” temasıyla hayata geçirilen Q-Gen Hackathon, gençlerin teknolojiyle yalnızca etkileşim kuran değil; onu tasarlayan, geliştiren ve dönüştüren tarafta yer almasını amaçlıyor. Kuantum bilişim alanında ön deneyim şartı aramayan program, farklı disiplinlerden katılımcıları bir araya getirerek problem çözme, yaratıcı düşünme, ekip çalışması ve hızlı prototipleme becerilerini de destekliyor. Katılımcılar, projelerini geliştirirken teknik becerilerinin yanında insan odaklı etki, sürdürülebilirlik ve uygulanabilirlik gibi unsurları da dikkate alacak. Kuantum Teknolojilerinde Uygulamalı Deneyim ve Gelişim Fırsatı Q-Gen Hackathon, katılımcılara başvuru sürecinden final sunumuna kadar uzanan uçtan uca tasarlanmış hibrit bir deneyim sunuyor. Başvuru sürecinin ardından seçilen adaylar, online açılış toplantısıyla programa dahil olduktan sonra hazırlık döneminde projelerini geliştirmeye başlayacak. Belirlenen problem alanlarında çalışan ekipler, bu süreçte alanında uzman mentorların desteğiyle yenilikçi çözümler geliştirirken hem teknik bilgi ve deneyimlerini derinleştirme hem de proje geliştirme pratiği kazanma fırsatı bulacak. Programın final aşamasında ise ekipler, projelerini yüz yüze gerçekleştirilecek etkinlikte sektör profesyonellerinden oluşan jüriye sunarak çalışmalarını görünür kılma imkânı elde edecek. Q-Gen Hackathon, bir yarışmanın ötesinde; mentorluk, profesyonel ağlara erişim, staj ve kariyer fırsatlarıyla katılımcılara kuantum bilişim gibi hızla gelişen bir alanda erken dönem deneyim kazandırmayı hedefliyor. Q-Gen Hackathon için başvurular 19 Nisan’a kadar Doğuş Teknoloji web sitesi üzerinden (www.d-teknoloji.com.tr/tr/q-genhackathon) devam edecek. Başvuruların tamamlanmasının ardından yapılacak değerlendirme süreciyle finalist ekipler belirlenecek ve katılımcılarla iletişime geçilecek. Program, 27 Nisan’da gerçekleştirilecek online açılış buluşmasıyla başlayacak. Hazırlık sürecinde geliştirilen projeler, 29 Nisan’da düzenlenecek final etkinliğinde jüriye sunulacak. Başarılı bulunan ekipler ise ödüller, mentorluk destekleri ve kariyer fırsatlarıyla desteklenecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Genç Mucitler İzmir’de Buluştu Haber

Genç Mucitler İzmir’de Buluştu

Her yıl, 9-16 yaş arası çocuk ve gençlerin kendilerini “topluma duyarlı bilim insanı ve mühendis olarak görmelerini” amaçlayan ve dünya genelinde 100’ü aşkın ülkeden 300 binden fazla çocuğun katıldığı FIRST LEGO League Challenge turnuvalarının 22’nci sezon Ulusal Turnuvası bu yıl İzmir’in ev sahipliğinde gerçekleştiriliyor. UNEARTHED temasıyla düzenlenen turnuvada takımlar; geçmişin izini sürerek arkeolojik süreçleri, yer altı yapılarıyla gizli kalmış alanları ve eski uygarlıkların izlerini araştırıyor. Öğrenciler, karşılaştıkları sorunlara yenilikçi çözümler geliştirirken tasarlayıp kodladıkları robotlarla görevleri tamamlamaya çalışıyor. Gençlerin bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) alanlarına ilgisini artırmayı hedefleyen organizasyonda öğrenciler robot tasarımı, yazılım geliştirme, problem çözme ve ekip çalışması gibi becerilerini ortaya koyuyor. 74 takım yarışıyor Fuar İzmir A Hol’de gerçekleştirilen Ulusal Turnuva’ya Türkiye’nin 21 farklı şehrinden toplam 74 takım, yaklaşık 750 öğrenci ve öğretmenleri katıldı. Turnuvanın açılış törenine, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Altan İnanç, Bilim Kahramanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sıddıka Semahat Demir, İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Bilim Kahramanları Derneği ve İZFAŞ yöneticileri, akademisyenler, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Büyükşehir ve İZFAŞ'a teşekkür Turnuvanın açılışında konuşan Bilim Kahramanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sıddıka Semahat Demir, 22 yıldır düzenlenen Bilim Kahramanları Buluşuyor turnuvalarıyla bugüne kadar 47 bini aşkın çocuk ve gençle bir araya geldiklerini belirterek, “Bugünse hepimiz için bir kutlama günü. Bu sezon 501 takım ve 4 bin 500’ü aşkın çocuk ve gencin katıldığı bir programı mümkün kılmış olmanın gururunu yaşıyoruz. Her yıl daha fazla çocuğa ulaşma hayaliyle çalışmaya ve üretmeye devam edeceğimizi bilmek bana büyük bir güç veriyor” diyerek yıllardır İzmir yerel ve ulusal turnuvalarına ev sahipliği yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ve İZFAŞ’a teşekkür etti. “Turnuvaya ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz” İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu ise “10 yıldır bu turnuvaya ev sahipliği yapmaktan çok büyük mutluluk duyuyoruz. Fuar İzmir’de biz hep ticaret, sanayi fuarları yapıyoruz, ama hiçbiri bu kadar neşeli, hiçbiri bu kadar bilim dolu, hiçbiri bu kadar coşkulu değil. O yüzden önümüzdeki yıllarda da burada sizlerle hep birlikte olmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. İki gün boyunca hepinize bol şans, bol keyif dolu, bilim dolu, heyecan dolu, tadını çıkaracağınız zaman diliyorum. İyi ki geldiniz, ayağınıza sağlık” dedi. Turnuva programında dönüşüm Bilim Kahramanları Derneği Genel Sekreteri Aslı Yıkıcı Yurtsever ise önümüzdeki yıldan itibaren First Lego League Challenge turnuvalarında yeni bir modele geçileceğini belirtti. Değişen ve gelişen dünyaya uyum sağlamak amacıyla programda dönüşüm sürecinin başlayacağını ifade eden Yurtsever, yapay zekanın da dahil olacağı yeni uygulamalarla programın daha katılımcı bir yapıya kavuşmasının hedeflendiğini vurguladı. Turnuva kapsamında iki gün boyunca robot yarışmaları, proje sunumları ve çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecek. Turnuva sonunda dereceye giren 6 takım, ülkemizi uluslararası turnuvada temsil edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerjisa Üretim’den Geleceğin Kadın Liderlerine Güçlü Destek Haber

Enerjisa Üretim’den Geleceğin Kadın Liderlerine Güçlü Destek

Enerjisa Üretim, genç kadınları geleceğin iş dünyasına güçlü, özgüvenli ve donanımlı bireyler olarak hazırlayan Womentum programıyla etki alanını her geçen yıl daha da genişletiyor. İlk kez 2022 yılında hayata geçirilen ve Nisan ayında beşinci dönemine başlayacak program; üniversitelerin 3. ve 4. sınıflarında veya meslek yüksekokullarının son sınıfında öğrenim gören kadın öğrencilere, kariyer yolculuklarında fark yaratan güçlü bir sıçrama zemini sunuyor. Büyüyen Etki, Güçlenen Platform Enerjisa Üretim’in ana partnerliğinin yanı sıra, imeceLAB yürütücülüğünde ve akademik paydaşların katkısıyla ilerletilen Womentum, her geçen yıl artan öğrenci ilgisi ve büyüyen etkisiyle bu iş birliklerinin sonucunu güçlü verilerle ortaya koyuyor. Programın son döneminde Türkiye’nin 71 ilinden 4 bin 600’ün üzerinde başvuru alınırken, programın başlangıcından bu yana toplam başvuru sayısı 12 bini aştı. Programın son döneminde, 65 farklı ilden 2 bin 300’den fazla kadın öğrencinin kabul edildiği Womentum’da bugüne kadar toplam 7 bin 500’e yakın katılımcıya ulaşıldı. Bu tablo, Womentum’un genç kadınların kariyer yolculuğunda giderek daha güçlü bir etki platformuna dönüştüğünü net biçimde ortaya koyuyor. Akademi Programı ile Kapsamlı Gelişim Şubat ayında başlayan başvuru süreci 15 Mart 2026’ya kadar devam edecek. Womentum’un yeni dönemi ise 1 Nisan’da gerçekleştirilecek oryantasyon buluşmasıyla kapılarını açacak. Altı hafta boyunca tamamen çevrim içi platformda hayata geçirilecek program, genç kadınların kariyer yolculuklarında ihtiyaç duyacakları kritik yetkinlikleri kazanmaları için titizlikle tasarlanmış güçlü bir gelişim deneyimi sunuyor. Kurgulanan Akademi Programı kapsamında katılımcılar; kişisel gelişimden kariyer stratejilerine, sürdürülebilirlik perspektifinden enerji sektörünün dönüşen dinamiklerine ve teknoloji yetkinliklerine uzanan geniş ve güncel bir içerikle buluşacak. Haftada iki gün gerçekleştirilecek canlı eğitimler, esnek öğrenme yaklaşımıyla kayıt altına alınarak katılımcıların diledikleri zaman erişimine de açılacak. Program boyunca yüksek katılım ve performans gösteren öğrenciler ise eğitimlerin ardından mülakat sürecine dahil edilecek. Böylece Womentum, öğrenmeden kariyere uzanan somut bir köprü kurmaya devam edecek. Atölye ve Mesele Süreci ile Uygulamalı Deneyim Akademi aşamasını tamamlayan katılımcılar için programın ikinci fazı olan Atölye ve Mesele Süreci devreye girecek. 20 Haziran’da başlaması planlanan ve beş hafta sürecek bu uygulama odaklı fazda öğrenciler, Tasarım Odaklı Düşünme metodolojisiyle gerçek problem alanlarına çözüm üretme deneyimi yaşayacak. Belirlenen “mesele” başlıkları etrafında yürütülecek proje geliştirme süreci, atölye çıktılarıyla beslenen bütüncül bir öğrenme akışı sunarak katılımcıların ekip çalışması, yenilikçi düşünme ve problem çözme yetkinliklerini pratikte geliştirmelerine imkân tanıyacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bilim, Teknoloji ve Empatiyle Yeni Nesil Doktorlar Sahneye Çıkıyor Haber

Bilim, Teknoloji ve Empatiyle Yeni Nesil Doktorlar Sahneye Çıkıyor

Tıp eğitiminin ulaştığı bu yeni aşama; alanında dünyaca ünlü otoritelerin katılımıyla, Acıbadem Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen XV. Ulusal ve I. Uluslararası Tıp Eğitimi Kongresi’nde tüm boyutlarıyla değerlendirildi. Tıp Eğitimini Geliştirme Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Alimoğlu ve Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nadi Bakırcı eş başkanlığında gerçekleştirilen kongre; Türkiye’den ve dünyadan çok sayıda tıp eğitimi uzmanı ve yöneticisi ile geleceğin hekimleri olan öğrencileri bir araya getirdi. Kongrede, tıp eğitiminin bugünü ve geleceği; uluslararası saygınlığa sahip isimlerin değerli katkılarıyla tartışmaya açıldı… Dr. Dara O’Keeffe, İrlanda Royal College of Surgeons’ta Cerrahi Eğitimde Simülasyon Programları Başkanı olarak, cerrahide simülasyonun eğitim süreçlerine nasıl yön verdiğini ve bu alandaki öncü yaklaşımları paylaştı. Lizbon Üniversitesi öğretim üyesi ve BEME (The Best Evidence Medical Education) eski Başkanı Prof. Dr. Madalena Patricio, kanıta dayalı tıp eğitiminin dünya genelinde kabul gören standartlarını aktarırken; Maastricht Üniversitesi öğretim üyesi ve Perspectives on Medical Education dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Erik Driessen ise tıp eğitiminde bilimsel araştırmaların taşıdığı kritik öneme dikkat çekti. Duayen akademisyenlerin deneyimleriyle zenginleşen bu platformda; Türkiye’nin tıp eğitimindeki güçlü konumu, dünyada kabul gören yenilikçi eğitim modelleri ve geleceğin hekimlerinde bulunması gereken nitelikler kapsamlı bir şekilde analiz edildi. Türkiye, Tıp Eğitiminde Güçlü ve Kabul Gören Bir Merkez Acıbadem Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Levent Altıntaş, Türkiye’nin tıp eğitimindeki konumuna dikkat çekerek, uluslararası katılımlı bu kongrenin önemini şu sözlerle değerlendiriyor: “Kongremizi TEGED (Tıp Eğitimini Geliştirme Derneği), TEPDAD (Tıp Eğitimi Programları ve Akreditasyon Derneği) ve TTED’in (Türk Tıp Eğitimi Derneği) katkılarıyla gerçekleştirdik. Bu toplantı uzun yıllardır düzenleniyor ancak ilk kez uluslararası düzeyde gerçekleşiyor. Tıp eğitimi akademisyenlerini üniversitemizde ağırlamak bizim için son derece değerli. Kongreye, Türkiye Tıp Dekanlar Konseyi adına 70’in üzerinde dekan ve dekan yardımcısı başta olmak üzere 300’ün üzerinde katılım oldu.” Türkiye’nin tıp eğitimi alanında güçlü bir altyapıya sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Levent Altıntaş, Türk hekimlerinin dünya genelinde kabul gördüklerine dikkat çekerek, “Türkiye’de verilen tıp eğitimi, mezunlarımızın dünyanın pek çok ülkesinde çalışabilmesine olanak tanıyor. Uluslararası denklik sınavlarında elde edilen başarılar da bunun somut bir göstergesi” şeklinde konuşuyor. Prof. Dr. Levent Altıntaş’a göre tıp eğitimi, dünyada en hızlı değişen eğitim alanlarından biri. “Tıp eğitimi artık öğrenci merkezli, aktif öğrenmeyi teşvik eden ve bireyselleştirilmiş bir yapıya doğru evriliyor. Kendi kendine öğrenebilen, eleştirel düşünebilen, etik değerleri güçlü ve topluma duyarlı hekimler yetiştirmeyi hedefliyoruz” diyen Prof. Dr. Levent Altıntaş, eğitimde, insan odaklı yaklaşımın altını çiziyor. Simülasyon Merkezleri Tıp Eğitiminde Oyunu Değiştiriyor Kongrenin dikkat çeken konuşmacılarından biri olan Dr. Dara O’Keeffe, cerrahi tıp eğitiminde simülasyonun önemini çarpıcı örneklerle anlatıyor. İrlanda Royal College of Surgeons’ta simülasyon eğitiminin lider isimlerinden olan Dr. Dara O’Keeffe, simülasyon merkezlerinin güvenli öğrenme ortamı sunduğunu vurguluyor: “Yirmi yıl önce simülasyon tek bir odadaydı. Bugün üç katlı, ileri teknolojilerle donatılmış sanal hastanelerden söz ediyoruz”… Dr. Dara O’Keeffe’ye göre klinik ortamda vaka sayısının sınırlı olması, simülasyonu vazgeçilmez kılıyor. “Öğrenciler ve asistanlar her şeyi hasta üzerinde öğrenemez. Hata yapma lüksleri yoktur. Oysa simülasyon merkezleri, tekrar tekrar deneme yapma ve hata yaparak öğrenme imkânı sunuyor. Acıbadem Üniversitesi bünyesinde bulunan, dünyanın önde gelen merkezlerinden CASE – İleri Düzey Medikal Simülasyon ve Eğitim Merkezi ise çok kıymetli” diyen Dr. Dara O’Keeffe, yeni nesil cerrahların özgüven eksikliği yaşadığına yönelik eleştirilere de katılmadığını belirtiyor: “Yeni jenerasyon daha temkinli. Odak noktası artık cerrah değil, hasta. Daha az risk almak, daha güvenli kararlar vermek hasta güvenliği açısından çok daha doğru”… Peki “geleceğin hekimleri” nasıl olacak? Teknolojinin, tıp eğitiminin artık çok önemli bir parçası olduğuna dikkat çeken Dr. Dara O’Keeffe, “Geleceğin hekimleri, teknolojiden bağımsız düşünülemez; ileri görüntüleme sistemleri ve robotik cerrahi gibi hızla gelişen uygulamalara hâkim, bu dönüşüme hazır ve teknolojiyi mesleğinin doğal bir parçası olarak kullanan profesyoneller olmak zorunda. Tıp eğitimi, uzun ve yıpratıcı süreçlerden uzaklaşarak zamanı verimli kullanan, öğrenciyi hastayla karşılaştırmadan önce simülasyon merkezlerinde neredeyse her açıdan hazırlayan, hızlı öğrenmeyi ve özgüveni önceleyen bir yapıya doğru evriliyor. Artık tıp eğitimi yıllarca sürmeyecek. Haftada 120 saat çalışamayız, 20 yıl eğitim de veremeyiz. Zamanı verimli kullanmalıyız” şeklinde konuşuyor. Kanıta Dayalı Tıp Eğitimi ve İnsan Odaklı Yaklaşım Kanıta dayalı tıp eğitiminin dünya çapındaki duayenlerinden Prof. Dr. Madalena Patricio, insan odaklı ve kanıta dayalı eğitimin önemini vurguluyor. Tıp eğitiminde 40 yılı aşkın deneyime sahip olan Prof. Dr. Madalena Patricio, iyi bir hekimin sadece bilgiyle değil, değerlerle de donanmış olması gerektiğini söylüyor: “İyi bir doktor öncelikle şefkatli olmalı. Hastayı sadece bir klinik vaka olarak değil, bir insan olarak görmeli”… Tıp öğrencilerinin toplumdan kopuk yetişmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Madalena Patricio, “Öğrencileri tıp eğitimi kapsamında hapishanelere, huzurevlerine, mülteci kamplarına gönderiyoruz. Sadece dinlemeyi, empati kurmayı öğrensinler diye. İyi bir doktor toplumdan izole olamaz” diyor. Alternatif tıbba yönelimin artmasının nedenlerinden birinin iletişim eksikliği olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Madalena Patricio, “Hastalar dinlenmediklerini hissettiklerinde alternatif yollar arıyor” diyerek iletişimin tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguluyor. Bilimsel Araştırma, Ekip Çalışması ve Eleştirel Düşünce Maastricht Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erik Driessen, tıp eğitiminde bilimsel araştırmaların ve ekip çalışmasının vazgeçilmez olduğunu belirtiyor: “İyi bir doktor, işini iyi bilen ve iyi iletişim kurabilen kişidir. Hekimlik ayrıca bireysel değil, ekip işidir. Ekip ruhu ve takım çalışmasına yatkınlık ise çocuklukta, özellikle basketbol, futbol gibi takım sporlarıyla gelişir; sonradan öğrenilebilir olsa da iyi bir hekimlik için bu becerilerin erken yaşta kazanılması büyük avantaj sağlar” diyor. Prof. Dr. Erik Driessen, modern tıp eğitiminin ezbere dayalı olmaktan uzaklaştığını vurgulayarak, öğrencilerin aktif rol aldığı, araştıran ve sorgulayan bir eğitim modelinin önemine dikkat çekiyor. Yapay zekanın tıp dünyasında giderek daha fazla yer aldığını belirten Prof. Dr. Erik Driessen, “Ancak empati ve iletişimin yerini hiçbir teknoloji alamaz” şeklinde konuşuyor. Kanıta dayalı tıbbın çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erik Driessen “Kanıta dayalı tıp, bilimsel olarak etkinliği gösterilmiş yöntemlerin kullanılmasını güvence altına alıyor. Alternatif tıp veya bilimselliği kanıtlanmamış uygulamalara yönelimi azaltmanın yolu ise, bilim insanlarının yalnızca akademide değil, basın ve halkla doğrudan iletişim kurarak bilgiyi herkesin anlayabileceği bir dille anlatmasından geçiyor” diyor. Öğrencinin başarılı olması için yalnızca ders anlatan bir hocaya değil, yol gösteren bir mentöre ve soru sorup uygulayarak aktif biçimde öğrenebileceği bir eğitim ortamına ihtiyacı olduğunu da belirten Prof. Dr. Erik Driessen, “Araştırmalar mentörleri olan öğrencilerin daha başarılı olduğunu ve daha fazla iş imkanlarına sahip olduklarını gösteriyor” şeklinde sözlerini tamamlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.