Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekip Çalışması

Kapsül Haber Ajansı - Ekip Çalışması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekip Çalışması haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Enerjisa Üretim’den Geleceğin Kadın Liderlerine Güçlü Destek Haber

Enerjisa Üretim’den Geleceğin Kadın Liderlerine Güçlü Destek

Enerjisa Üretim, genç kadınları geleceğin iş dünyasına güçlü, özgüvenli ve donanımlı bireyler olarak hazırlayan Womentum programıyla etki alanını her geçen yıl daha da genişletiyor. İlk kez 2022 yılında hayata geçirilen ve Nisan ayında beşinci dönemine başlayacak program; üniversitelerin 3. ve 4. sınıflarında veya meslek yüksekokullarının son sınıfında öğrenim gören kadın öğrencilere, kariyer yolculuklarında fark yaratan güçlü bir sıçrama zemini sunuyor. Büyüyen Etki, Güçlenen Platform Enerjisa Üretim’in ana partnerliğinin yanı sıra, imeceLAB yürütücülüğünde ve akademik paydaşların katkısıyla ilerletilen Womentum, her geçen yıl artan öğrenci ilgisi ve büyüyen etkisiyle bu iş birliklerinin sonucunu güçlü verilerle ortaya koyuyor. Programın son döneminde Türkiye’nin 71 ilinden 4 bin 600’ün üzerinde başvuru alınırken, programın başlangıcından bu yana toplam başvuru sayısı 12 bini aştı. Programın son döneminde, 65 farklı ilden 2 bin 300’den fazla kadın öğrencinin kabul edildiği Womentum’da bugüne kadar toplam 7 bin 500’e yakın katılımcıya ulaşıldı. Bu tablo, Womentum’un genç kadınların kariyer yolculuğunda giderek daha güçlü bir etki platformuna dönüştüğünü net biçimde ortaya koyuyor. Akademi Programı ile Kapsamlı Gelişim Şubat ayında başlayan başvuru süreci 15 Mart 2026’ya kadar devam edecek. Womentum’un yeni dönemi ise 1 Nisan’da gerçekleştirilecek oryantasyon buluşmasıyla kapılarını açacak. Altı hafta boyunca tamamen çevrim içi platformda hayata geçirilecek program, genç kadınların kariyer yolculuklarında ihtiyaç duyacakları kritik yetkinlikleri kazanmaları için titizlikle tasarlanmış güçlü bir gelişim deneyimi sunuyor. Kurgulanan Akademi Programı kapsamında katılımcılar; kişisel gelişimden kariyer stratejilerine, sürdürülebilirlik perspektifinden enerji sektörünün dönüşen dinamiklerine ve teknoloji yetkinliklerine uzanan geniş ve güncel bir içerikle buluşacak. Haftada iki gün gerçekleştirilecek canlı eğitimler, esnek öğrenme yaklaşımıyla kayıt altına alınarak katılımcıların diledikleri zaman erişimine de açılacak. Program boyunca yüksek katılım ve performans gösteren öğrenciler ise eğitimlerin ardından mülakat sürecine dahil edilecek. Böylece Womentum, öğrenmeden kariyere uzanan somut bir köprü kurmaya devam edecek. Atölye ve Mesele Süreci ile Uygulamalı Deneyim Akademi aşamasını tamamlayan katılımcılar için programın ikinci fazı olan Atölye ve Mesele Süreci devreye girecek. 20 Haziran’da başlaması planlanan ve beş hafta sürecek bu uygulama odaklı fazda öğrenciler, Tasarım Odaklı Düşünme metodolojisiyle gerçek problem alanlarına çözüm üretme deneyimi yaşayacak. Belirlenen “mesele” başlıkları etrafında yürütülecek proje geliştirme süreci, atölye çıktılarıyla beslenen bütüncül bir öğrenme akışı sunarak katılımcıların ekip çalışması, yenilikçi düşünme ve problem çözme yetkinliklerini pratikte geliştirmelerine imkân tanıyacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bilim, Teknoloji ve Empatiyle Yeni Nesil Doktorlar Sahneye Çıkıyor Haber

Bilim, Teknoloji ve Empatiyle Yeni Nesil Doktorlar Sahneye Çıkıyor

Tıp eğitiminin ulaştığı bu yeni aşama; alanında dünyaca ünlü otoritelerin katılımıyla, Acıbadem Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen XV. Ulusal ve I. Uluslararası Tıp Eğitimi Kongresi’nde tüm boyutlarıyla değerlendirildi. Tıp Eğitimini Geliştirme Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Alimoğlu ve Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nadi Bakırcı eş başkanlığında gerçekleştirilen kongre; Türkiye’den ve dünyadan çok sayıda tıp eğitimi uzmanı ve yöneticisi ile geleceğin hekimleri olan öğrencileri bir araya getirdi. Kongrede, tıp eğitiminin bugünü ve geleceği; uluslararası saygınlığa sahip isimlerin değerli katkılarıyla tartışmaya açıldı… Dr. Dara O’Keeffe, İrlanda Royal College of Surgeons’ta Cerrahi Eğitimde Simülasyon Programları Başkanı olarak, cerrahide simülasyonun eğitim süreçlerine nasıl yön verdiğini ve bu alandaki öncü yaklaşımları paylaştı. Lizbon Üniversitesi öğretim üyesi ve BEME (The Best Evidence Medical Education) eski Başkanı Prof. Dr. Madalena Patricio, kanıta dayalı tıp eğitiminin dünya genelinde kabul gören standartlarını aktarırken; Maastricht Üniversitesi öğretim üyesi ve Perspectives on Medical Education dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Erik Driessen ise tıp eğitiminde bilimsel araştırmaların taşıdığı kritik öneme dikkat çekti. Duayen akademisyenlerin deneyimleriyle zenginleşen bu platformda; Türkiye’nin tıp eğitimindeki güçlü konumu, dünyada kabul gören yenilikçi eğitim modelleri ve geleceğin hekimlerinde bulunması gereken nitelikler kapsamlı bir şekilde analiz edildi. Türkiye, Tıp Eğitiminde Güçlü ve Kabul Gören Bir Merkez Acıbadem Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Levent Altıntaş, Türkiye’nin tıp eğitimindeki konumuna dikkat çekerek, uluslararası katılımlı bu kongrenin önemini şu sözlerle değerlendiriyor: “Kongremizi TEGED (Tıp Eğitimini Geliştirme Derneği), TEPDAD (Tıp Eğitimi Programları ve Akreditasyon Derneği) ve TTED’in (Türk Tıp Eğitimi Derneği) katkılarıyla gerçekleştirdik. Bu toplantı uzun yıllardır düzenleniyor ancak ilk kez uluslararası düzeyde gerçekleşiyor. Tıp eğitimi akademisyenlerini üniversitemizde ağırlamak bizim için son derece değerli. Kongreye, Türkiye Tıp Dekanlar Konseyi adına 70’in üzerinde dekan ve dekan yardımcısı başta olmak üzere 300’ün üzerinde katılım oldu.” Türkiye’nin tıp eğitimi alanında güçlü bir altyapıya sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Levent Altıntaş, Türk hekimlerinin dünya genelinde kabul gördüklerine dikkat çekerek, “Türkiye’de verilen tıp eğitimi, mezunlarımızın dünyanın pek çok ülkesinde çalışabilmesine olanak tanıyor. Uluslararası denklik sınavlarında elde edilen başarılar da bunun somut bir göstergesi” şeklinde konuşuyor. Prof. Dr. Levent Altıntaş’a göre tıp eğitimi, dünyada en hızlı değişen eğitim alanlarından biri. “Tıp eğitimi artık öğrenci merkezli, aktif öğrenmeyi teşvik eden ve bireyselleştirilmiş bir yapıya doğru evriliyor. Kendi kendine öğrenebilen, eleştirel düşünebilen, etik değerleri güçlü ve topluma duyarlı hekimler yetiştirmeyi hedefliyoruz” diyen Prof. Dr. Levent Altıntaş, eğitimde, insan odaklı yaklaşımın altını çiziyor. Simülasyon Merkezleri Tıp Eğitiminde Oyunu Değiştiriyor Kongrenin dikkat çeken konuşmacılarından biri olan Dr. Dara O’Keeffe, cerrahi tıp eğitiminde simülasyonun önemini çarpıcı örneklerle anlatıyor. İrlanda Royal College of Surgeons’ta simülasyon eğitiminin lider isimlerinden olan Dr. Dara O’Keeffe, simülasyon merkezlerinin güvenli öğrenme ortamı sunduğunu vurguluyor: “Yirmi yıl önce simülasyon tek bir odadaydı. Bugün üç katlı, ileri teknolojilerle donatılmış sanal hastanelerden söz ediyoruz”… Dr. Dara O’Keeffe’ye göre klinik ortamda vaka sayısının sınırlı olması, simülasyonu vazgeçilmez kılıyor. “Öğrenciler ve asistanlar her şeyi hasta üzerinde öğrenemez. Hata yapma lüksleri yoktur. Oysa simülasyon merkezleri, tekrar tekrar deneme yapma ve hata yaparak öğrenme imkânı sunuyor. Acıbadem Üniversitesi bünyesinde bulunan, dünyanın önde gelen merkezlerinden CASE – İleri Düzey Medikal Simülasyon ve Eğitim Merkezi ise çok kıymetli” diyen Dr. Dara O’Keeffe, yeni nesil cerrahların özgüven eksikliği yaşadığına yönelik eleştirilere de katılmadığını belirtiyor: “Yeni jenerasyon daha temkinli. Odak noktası artık cerrah değil, hasta. Daha az risk almak, daha güvenli kararlar vermek hasta güvenliği açısından çok daha doğru”… Peki “geleceğin hekimleri” nasıl olacak? Teknolojinin, tıp eğitiminin artık çok önemli bir parçası olduğuna dikkat çeken Dr. Dara O’Keeffe, “Geleceğin hekimleri, teknolojiden bağımsız düşünülemez; ileri görüntüleme sistemleri ve robotik cerrahi gibi hızla gelişen uygulamalara hâkim, bu dönüşüme hazır ve teknolojiyi mesleğinin doğal bir parçası olarak kullanan profesyoneller olmak zorunda. Tıp eğitimi, uzun ve yıpratıcı süreçlerden uzaklaşarak zamanı verimli kullanan, öğrenciyi hastayla karşılaştırmadan önce simülasyon merkezlerinde neredeyse her açıdan hazırlayan, hızlı öğrenmeyi ve özgüveni önceleyen bir yapıya doğru evriliyor. Artık tıp eğitimi yıllarca sürmeyecek. Haftada 120 saat çalışamayız, 20 yıl eğitim de veremeyiz. Zamanı verimli kullanmalıyız” şeklinde konuşuyor. Kanıta Dayalı Tıp Eğitimi ve İnsan Odaklı Yaklaşım Kanıta dayalı tıp eğitiminin dünya çapındaki duayenlerinden Prof. Dr. Madalena Patricio, insan odaklı ve kanıta dayalı eğitimin önemini vurguluyor. Tıp eğitiminde 40 yılı aşkın deneyime sahip olan Prof. Dr. Madalena Patricio, iyi bir hekimin sadece bilgiyle değil, değerlerle de donanmış olması gerektiğini söylüyor: “İyi bir doktor öncelikle şefkatli olmalı. Hastayı sadece bir klinik vaka olarak değil, bir insan olarak görmeli”… Tıp öğrencilerinin toplumdan kopuk yetişmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Madalena Patricio, “Öğrencileri tıp eğitimi kapsamında hapishanelere, huzurevlerine, mülteci kamplarına gönderiyoruz. Sadece dinlemeyi, empati kurmayı öğrensinler diye. İyi bir doktor toplumdan izole olamaz” diyor. Alternatif tıbba yönelimin artmasının nedenlerinden birinin iletişim eksikliği olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Madalena Patricio, “Hastalar dinlenmediklerini hissettiklerinde alternatif yollar arıyor” diyerek iletişimin tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguluyor. Bilimsel Araştırma, Ekip Çalışması ve Eleştirel Düşünce Maastricht Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erik Driessen, tıp eğitiminde bilimsel araştırmaların ve ekip çalışmasının vazgeçilmez olduğunu belirtiyor: “İyi bir doktor, işini iyi bilen ve iyi iletişim kurabilen kişidir. Hekimlik ayrıca bireysel değil, ekip işidir. Ekip ruhu ve takım çalışmasına yatkınlık ise çocuklukta, özellikle basketbol, futbol gibi takım sporlarıyla gelişir; sonradan öğrenilebilir olsa da iyi bir hekimlik için bu becerilerin erken yaşta kazanılması büyük avantaj sağlar” diyor. Prof. Dr. Erik Driessen, modern tıp eğitiminin ezbere dayalı olmaktan uzaklaştığını vurgulayarak, öğrencilerin aktif rol aldığı, araştıran ve sorgulayan bir eğitim modelinin önemine dikkat çekiyor. Yapay zekanın tıp dünyasında giderek daha fazla yer aldığını belirten Prof. Dr. Erik Driessen, “Ancak empati ve iletişimin yerini hiçbir teknoloji alamaz” şeklinde konuşuyor. Kanıta dayalı tıbbın çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erik Driessen “Kanıta dayalı tıp, bilimsel olarak etkinliği gösterilmiş yöntemlerin kullanılmasını güvence altına alıyor. Alternatif tıp veya bilimselliği kanıtlanmamış uygulamalara yönelimi azaltmanın yolu ise, bilim insanlarının yalnızca akademide değil, basın ve halkla doğrudan iletişim kurarak bilgiyi herkesin anlayabileceği bir dille anlatmasından geçiyor” diyor. Öğrencinin başarılı olması için yalnızca ders anlatan bir hocaya değil, yol gösteren bir mentöre ve soru sorup uygulayarak aktif biçimde öğrenebileceği bir eğitim ortamına ihtiyacı olduğunu da belirten Prof. Dr. Erik Driessen, “Araştırmalar mentörleri olan öğrencilerin daha başarılı olduğunu ve daha fazla iş imkanlarına sahip olduklarını gösteriyor” şeklinde sözlerini tamamlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEGV’de “Sokak Tiyatroları” Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri Desteğiyle Başladı Haber

TEGV’de “Sokak Tiyatroları” Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri Desteğiyle Başladı

“Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir” vizyonuyla çağdaş nesillerin yetişmesi için Türkiye genelindeki etkinlik noktalarında nitelikli eğitim desteği sunan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nin desteğiyle hayata geçirdiği, çocuk haklarını konu alan “Sokak Tiyatroları” projesinin ilk oyun gösterimi 9 Ocak’ta başladı. TEGV’in 30. yılını kutladığı bu özel dönemde hazırlıklarına başlanan projenin ilk oyunu, Ankara Etimesgut Belediyesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde sahnelendi. Projenin uygulandığı farklı illerdeki dört TEGV etkinlik noktasında çocuklar, yıl boyunca oyunlarını seyirciyle buluşturacak. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri ve TEGV iş birliğiyle hayata geçirilen “Sokak Tiyatroları” projesinde çocukların tiyatro aracılığıyla haklarını öğrenmeleri ve yaratıcı sanatlarla tanışmaları amaçlanıyor. 15 yıl sonra “Sokak Tiyatroları” ile çocuklar yeniden sahnede İlk olarak “Okuyorum Oynuyorum” projesi kapsamında 2011 yılında çocuk hakları temalı özel bir proje olarak başlatılan “Sokak Tiyatroları”, Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nin desteği ve TEGV ekibinin güncellemeleriyle 2026 yılında yeni içeriklerle yeniden hayat buluyor. “Sokak Tiyatroları” projesiyle, 2011’deki temel yapıyı koruyarak çocukların tiyatro yoluyla hak farkındalığının artırılması ve yaratıcı gelişimlerinin desteklenmesi hedefliyor. Çocuk Hakları Bildirgesi’nden ilham alan farklı ilkeler dramatize edilirken; çocuklar yalnızca sahnede değil; kostüm, sahne dekoru ve müzik gibi tiyatronun çeşitli alanlarında da sorumluluk alacak. Proje kapsamında TEGV’in 4 farklı ildeki 4 etkinlik noktasında, Çocuk Hakları Bildirgesi’nin temel ilkeleri çocuklar tarafından kendi performanslarıyla sahnelenecek. Van Nirun Şahingiray Eğitim Parkı, Ankara Semahat Nüsret Arsel Eğitim Parkı, Gaziantep Öğrenim Birimi ve Kocaeli Selma Mesut Kavurt Öğrenim Birimi’nde yürütülecek projenin tiyatro gösterileri yıla yayılarak seyircisiyle buluşacak. Böylece çocukların; tiyatro yoluyla yaratıcılıklarını geliştirmeleri, çocuk hakları konusunda farkındalık kazanmaları, ekip çalışması, özgüven ve iletişim becerilerini güçlendirmeleri, toplumsal hayata aktif katılımlarının artması amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Toros Tarım’ın Atığı Ürüne Dönüştüren Projesine Birincilik Ödülü Haber

Toros Tarım’ın Atığı Ürüne Dönüştüren Projesine Birincilik Ödülü

Bitki besleme ürünleri alanında Türkiye’nin lider şirketi Toros Tarım, operasyonlarını sürekli geliştirerek daha verimli, çevik ve dayanıklı bir şirket olma hedefi doğrultusunda yürüttüğü dönüşüm çalışmalarını başarıyla sürdürüyor. “Sensiz Olmaz” mottosuyla 2017 yılında başlatılan Yalın Dönüşüm Programı, 2020 yılında hayata geçirilen Altı Sigma metodolojisi ile daha da güçlendi. Bugüne kadar toplam 116 çalışan ile 6 dalga Yeşil Kuşak ve 1 dalga Kara Kuşak eğitimi tamamlandı. Böylece şirket bünyesinde 66 Yeşil Kuşak ve 7 Kara Kuşak çalışana ulaşıldı. Tüm bu çalışmalar Kıbrıs’ta düzenlenen 9. Yalın Altı Sigma Konferansı kapsamında düzenlenen Proje Yarışması’nda Altı Sigma kategorisinde Toros Tarım’a birincilik getirdi. Ödül, Ar-Ge ekibinin geliştirdiği, katı atıkların farklı malzemelerle granüle edilerek yüksek azot içerikli tarımsal girdiye dönüştürülmesini sağlayan “Katı Bir Atığın Farklı Malzemeler ile Granülasyon Parametrelerinin Değerlendirilmesi” projesine verildi. Birincilik ödülüne layık görülen granülasyon projesi; atık yönetimine sürdürülebilir bir çözüm sunması, yüzde 20’nin üzerinde azot içeren yeni bir ürün potansiyeli yaratması, 2–5 mm partikül boyutuyla tarımsal kullanım için ideal bir yapı oluşturması, bilimsel geçerliliğinin yüksek istatistiksel deney tasarımlarıyla yürütülmesi gibi özellikleriyle öne çıktı. Aynı kategoride, Samsun tesisinden “NPK Tesisi Enerji Tüketimlerinin Azaltılması” projesi de finale kalan çalışmalar arasında yer aldı. Projeler; enerji verimliliği, atıkların katma değerli ürüne dönüştürülmesi ve veriye dayalı istatistiksel analizleriyle dikkat çekti. Toros Tarım bunun yanında, Altı Sigma kapsamında 2020 yılından bu yana yürütülen toplam 101 projede 8,9 milyon Euro finansal getiri sağladı. Proje çıktıları satış ekipleriyle beraber değerlendirilerek, ortaya çıkan üç farklı ürün adayından biri için tescil süreci tamamlanırken, diğer iki ürün için süreç devam ediyor. Sürekli İyileşme Kültürü Birincilik Getirdi Yalın Altı Sigma Konferansı’nda şirketin yalın üretime bakış açısını ve bu alandaki çalışmalarını aktaran Toros Tarım Yalın Üretim Direktörü Umut Zorlu, “Toros Tarım olarak sürekli iyileştirme kültürünü yalnızca bir proje yaklaşımı değil, kurum kültürümüzün temel yapı taşlarından biri olarak görüyoruz. Toros Tarım’da yürütülen Altı Sigma Yeşil Kuşak projeleri, yalnızca finansal kazanç sağlamayı değil, aynı zamanda verimlilik, sürdürülebilirlik ve çalışan gelişimi açısından da değer yaratmayı hedefliyor. Proje sonuçları, yıl sonunda üst yönetim tarafından finansal katkı, sürdürülebilirlik ve sunum kalitesi gibi kriterlerle değerlendirilerek çalışan performans karnelerine yansıtılıyor. Bu başarı, veriye dayalı karar alma, ekip çalışması ve sürekli iyileştirme kültürümüzün bir yansıması. Altı Sigma kategorisinde finale iki projemizle kalmamız ve birincilik ödülü kazanmamız, sahadaki emeğin, veriye dayalı düşüncenin ve ekip ruhunun doğal bir sonucu. Bu başarı tüm çalışanlarımıza ait” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.