Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekoloji

Kapsül Haber Ajansı - Ekoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bozcaada’da 5 Günlük Ekoloji Maratonu Haber

Bozcaada’da 5 Günlük Ekoloji Maratonu

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BIFED), 7–11 Ekim 2026 tarihleri arasında 13. kez düzenlenecek. Halk Eğitim Merkezi ve Salhane’deki gösterimlere yönetmen söyleşileri, atölyeler, buluşmalar ve bir sergi eşlik edecek. Festival bu yıl çevresel kayıpları, bu kayıplara yol açan kararlarla birlikte ele alıyor. Program; kararları kimlerin aldığı, sonuçlarından kimlerin etkilendiği ve zararın sorumluluğunu kimlerin taşıdığı sorularının etrafında şekilleniyor. Su, toprak ve biyoçeşitliliğin yanı sıra emek, eşitsizlik, zorunlu göç, savaş ve yaşam alanlarının kaybı da festivalin ekoloji yaklaşımının parçası. BİFED Kurucu Direktörü Petra Holzer, festivalin kolektif yapısına ve bu yıl gündeme taşıdığı soruya dikkat çekerek şunları söyledi:“13 yıldır Bozcaada’da kolektif emekle sürdürdüğümüz BIFED, yalnızca film izlenen bir alan değil, bağımsız bir dayanışma platformu. Bu yıl ‘Kararları kimler aldı, sonuçlarından kimler etkileniyor?’ sorusunu soruyoruz. Herkesi bu ücretsiz buluşmaya davet ediyoruz.”Dört bölümde 44 film Seçki dört bölümden oluşuyor. Uluslararası Yarışma’daki 10 film, Fethi Kayaalp Büyük Ödülü ve Madam Melpo Ödülü için yarışıyor. Öğrenci filmlerine ayrılan Gaia Öğrenci Yarışması’nda 7, farklı coğrafyalardan insan ve doğa hikâyelerini bir araya getiren Panorama’da 15 film var. Özel Gösterim’deki 12 film arasında Brezilya’nın yerli seslerine ayrılan seçki, Hindistan’daki ALT-EFF (All Living Things Environmental Film Festival) iş birliğiyle ekolojik belgeseller ve Sicilya’daki SiciliAmbiente ile ada iş birliği kapsamında filmler yer alıyor. Yusufeli’den Karaburun’a: Türkiye yapımları Uluslararası Yarışma’daki Türkiye yapımları arasında Yeşim Ustaoğlu ve Selen Heinz’ın yönettiği Kuru Taşın Başı ile Evrim İnci’nin Gelgit filmi bulunuyor. Dünya prömiyerini Mart 2026’da Selanik Uluslararası Belgesel Festivali’nde yapan Kuru Taşın Başı, Yusufeli Barajı nedeniyle yerinden edilen insanların toprakları, geçim kaynakları ve hafızalarıyla kurdukları ilişkiye odaklanıyor. Gelgit ise Karaburun yakınlarındaki bir adada yaşayan keçilere su taşıyan Mustafa Simavlı’nın hikâyesini anlatıyor. Afişte görünmeyen izler Sanatçı ve tasarımcı Seda Portakal’ın festival afişi, bu yılın temasını görsel bir dille anlatıyor. Bozcaada fotoğrafı üzerine gerçek iplikle işlenen nakışın ön yüzündeki düzen ile arka yüzündeki düğümler, yapılan her müdahalenin görünmeyen izlerine ve toplumsal-ekolojik sonuçlarına işaret ediyor. Felaketi seyretmek değil, birbirimizi duymak Savaşın, yangının ve ekolojik yıkımın görüntülerinin her gün ekranlara aktığı bir dönemde, yalnızca felaketi görmek bizi olup bitene yaklaştırmaya yetmiyor. BIFED, belgeselin hâlâ başka bir imkân taşıdığına inanıyor: temas etmek, dinlemek, tanıklık etmek ve birlikte düşünmek. Festival, felaketin estetiğini yeniden üretmek yerine sularını ve topraklarını savunan, yerinden edilmemek için direnen insanların deneyimlerine alan açan filmleri bir araya getiriyor. Ses ekolojisinden müşterek emeğe: film dışı program Alper Maral “Ses Ekolojisinin İzinde Duyusal Tasarım” çalışmasında ses ile çevre arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Selçuk Gürışık’ın Malzemenin Devamı sergisi ve sanatçı buluşması sanatsal üretimi ve malzeme süreçlerini, Neslihan Acar’ın “Emeğin Ekolojisi” ve “İş, Sağlık ve Yaşam Hakkı” başlıklı söyleşileri ise çalışma hayatı, sağlık ve ekoloji ilişkisini ele alıyor. Lalehan Öcal’ın Kolektif Film Okuma Atölyesi, filmlere birlikte bakmanın yollarını arayacak. Kenan Kahya ve Yırcalı kadınların katılımıyla gerçekleşecek Mukufluk Buluşması, ekoloji mücadelelerinde müşterek emeği ve toplumsal belleği konuşmaya açıyor. Prof. Dr. Turan Takaoğlu “Arkeoloji ve Ekoloji: Aynı Sorular, Farklı Zamanlar” buluşmasında katılımcılarla adadaki arkeolojik alanlardan birini gezecek; Ümit Hamlacıbaşı’nın duyusal ekoloji yürüyüşü de programda yer alıyor. Dört dalda ödülBIFED 2026 Jüri değerlendirmeleri sonucunda şu ödüller sahiplerini bulacak: Fethi Kayaalp Büyük Ödülü — Uluslararası Yarışma birincisi Madam Melpo Ödülü — Uluslararası Yarışma ikincisi İdil Schneider-Bulut Ödülü — En İyi Müzik ve Ses Tasarımı Naci Güçhan Ödülü — Gaia Öğrenci Yarışması kazananı Bozcaada’dan başka adalara Adalar, iklim krizinin ve ekolojik dönüşümlerin sonuçlarının erken ve görünür biçimde yaşandığı yerler arasında. BIFED, Bozcaada’da edindiği deneyimi Türkiye’de Gökçeada ve Güney Marmara Adaları’ndan başlayarak Akdeniz’de Limnos ve Sicilya’ya uzanan buluşmalarla paylaşıyor; BIFED film günleri bu yıl Gökçeada’da üçüncü kez yapıldı. Amaç daha büyük bir festival olmak değil, birbirinden öğrenen küçük ama güçlü karşılaşma alanlarını çoğaltmak. BIFED’i kim yapıyor? Çok kişi. BIFED, on üç yıldır gönüllülük, kolektif emek ve dayanışmayla varlığını sürdürüyor. Konuklara kapısını açanlardan yemek hazırlayanlara, ulaşımı sağlayanlardan gönüllülere, mekânlarını paylaşanlardan yıllardır maddi ve manevi destek verenlere kadar festival, görünür ve görünmez büyük bir emeğin toplamından oluşuyor. Festivalin en büyük desteklerinden biri ise başından beri ona sahip çıkan Bozcaada halkı. BIFED; Bozcaada Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Avusturya Kültür Forumu, Goethe-Institut İstanbul, Fransız Kültür Merkezi İzmir, Brezilya Konsolosluğu, Hindistan Konsolosluğu ve yerel işletmelerin desteğiyle düzenleniyor. Rengigül Konukevi, Aral Tatil Çiftliği, Bağ Badem Konukevi, Nefesada, Delos ve Alesta Oteli de festivale katkı sunan yerel işletmelerden bazıları. 2026, BIFED için ekonomik açıdan kolay bir yıl değil; festivale katkı sağlayan önemli desteklerin sona ermesiyle festival, tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. BIFED, yıllardır yanında duran tüm destekçilerine teşekkür ediyor ve on üç yıldır kendisini ayakta tutan dayanışmaya güvenerek yoluna devam ediyor. Onu var eden, yıllar içinde etrafında oluşan topluluk oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bozcaada’da 5 Günlük Ekoloji Maratonu Haber

Bozcaada’da 5 Günlük Ekoloji Maratonu

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BIFED), 7–11 Ekim 2026 tarihleri arasında 13. kez düzenlenecek. Halk Eğitim Merkezi ve Salhane’deki gösterimlere yönetmen söyleşileri, atölyeler, buluşmalar ve bir sergi eşlik edecek. Festival bu yıl çevresel kayıpları, bu kayıplara yol açan kararlarla birlikte ele alıyor. Program; kararları kimlerin aldığı, sonuçlarından kimlerin etkilendiği ve zararın sorumluluğunu kimlerin taşıdığı sorularının etrafında şekilleniyor. Su, toprak ve biyoçeşitliliğin yanı sıra emek, eşitsizlik, zorunlu göç, savaş ve yaşam alanlarının kaybı da festivalin ekoloji yaklaşımının parçası. BİFED Kurucu Direktörü Petra Holzer, festivalin kolektif yapısına ve bu yıl gündeme taşıdığı soruya dikkat çekerek şunları söyledi:“13 yıldır Bozcaada’da kolektif emekle sürdürdüğümüz BIFED, yalnızca film izlenen bir alan değil, bağımsız bir dayanışma platformu. Bu yıl ‘Kararları kimler aldı, sonuçlarından kimler etkileniyor?’ sorusunu soruyoruz. Herkesi bu ücretsiz buluşmaya davet ediyoruz.”Dört bölümde 44 film Seçki dört bölümden oluşuyor. Uluslararası Yarışma’daki 10 film, Fethi Kayaalp Büyük Ödülü ve Madam Melpo Ödülü için yarışıyor. Öğrenci filmlerine ayrılan Gaia Öğrenci Yarışması’nda 7, farklı coğrafyalardan insan ve doğa hikâyelerini bir araya getiren Panorama’da 15 film var. Özel Gösterim’deki 12 film arasında Brezilya’nın yerli seslerine ayrılan seçki, Hindistan’daki ALT-EFF (All Living Things Environmental Film Festival) iş birliğiyle ekolojik belgeseller ve Sicilya’daki SiciliAmbiente ile ada iş birliği kapsamında filmler yer alıyor. Yusufeli’den Karaburun’a: Türkiye yapımları Uluslararası Yarışma’daki Türkiye yapımları arasında Yeşim Ustaoğlu ve Selen Heinz’ın yönettiği Kuru Taşın Başı ile Evrim İnci’nin Gelgit filmi bulunuyor. Dünya prömiyerini Mart 2026’da Selanik Uluslararası Belgesel Festivali’nde yapan Kuru Taşın Başı, Yusufeli Barajı nedeniyle yerinden edilen insanların toprakları, geçim kaynakları ve hafızalarıyla kurdukları ilişkiye odaklanıyor. Gelgit ise Karaburun yakınlarındaki bir adada yaşayan keçilere su taşıyan Mustafa Simavlı’nın hikâyesini anlatıyor. Afişte görünmeyen izler Sanatçı ve tasarımcı Seda Portakal’ın festival afişi, bu yılın temasını görsel bir dille anlatıyor. Bozcaada fotoğrafı üzerine gerçek iplikle işlenen nakışın ön yüzündeki düzen ile arka yüzündeki düğümler, yapılan her müdahalenin görünmeyen izlerine ve toplumsal-ekolojik sonuçlarına işaret ediyor. Felaketi seyretmek değil, birbirimizi duymak Savaşın, yangının ve ekolojik yıkımın görüntülerinin her gün ekranlara aktığı bir dönemde, yalnızca felaketi görmek bizi olup bitene yaklaştırmaya yetmiyor. BIFED, belgeselin hâlâ başka bir imkân taşıdığına inanıyor: temas etmek, dinlemek, tanıklık etmek ve birlikte düşünmek. Festival, felaketin estetiğini yeniden üretmek yerine sularını ve topraklarını savunan, yerinden edilmemek için direnen insanların deneyimlerine alan açan filmleri bir araya getiriyor. Ses ekolojisinden müşterek emeğe: film dışı program Alper Maral “Ses Ekolojisinin İzinde Duyusal Tasarım” çalışmasında ses ile çevre arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Selçuk Gürışık’ın Malzemenin Devamı sergisi ve sanatçı buluşması sanatsal üretimi ve malzeme süreçlerini, Neslihan Acar’ın “Emeğin Ekolojisi” ve “İş, Sağlık ve Yaşam Hakkı” başlıklı söyleşileri ise çalışma hayatı, sağlık ve ekoloji ilişkisini ele alıyor. Lalehan Öcal’ın Kolektif Film Okuma Atölyesi, filmlere birlikte bakmanın yollarını arayacak. Kenan Kahya ve Yırcalı kadınların katılımıyla gerçekleşecek Mukufluk Buluşması, ekoloji mücadelelerinde müşterek emeği ve toplumsal belleği konuşmaya açıyor. Prof. Dr. Turan Takaoğlu “Arkeoloji ve Ekoloji: Aynı Sorular, Farklı Zamanlar” buluşmasında katılımcılarla adadaki arkeolojik alanlardan birini gezecek; Ümit Hamlacıbaşı’nın duyusal ekoloji yürüyüşü de programda yer alıyor. Dört dalda ödülBIFED 2026 Jüri değerlendirmeleri sonucunda şu ödüller sahiplerini bulacak:Fethi Kayaalp Büyük Ödülü — Uluslararası Yarışma birincisiMadam Melpo Ödülü — Uluslararası Yarışma ikincisiİdil Schneider-Bulut Ödülü — En İyi Müzik ve Ses TasarımıNaci Güçhan Ödülü — Gaia Öğrenci Yarışması kazananıBozcaada’dan başka adalara Adalar, iklim krizinin ve ekolojik dönüşümlerin sonuçlarının erken ve görünür biçimde yaşandığı yerler arasında. BIFED, Bozcaada’da edindiği deneyimi Türkiye’de Gökçeada ve Güney Marmara Adaları’ndan başlayarak Akdeniz’de Limnos ve Sicilya’ya uzanan buluşmalarla paylaşıyor; BIFED film günleri bu yıl Gökçeada’da üçüncü kez yapıldı. Amaç daha büyük bir festival olmak değil, birbirinden öğrenen küçük ama güçlü karşılaşma alanlarını çoğaltmak. BIFED’i kim yapıyor? Çok kişi. BIFED, on üç yıldır gönüllülük, kolektif emek ve dayanışmayla varlığını sürdürüyor. Konuklara kapısını açanlardan yemek hazırlayanlara, ulaşımı sağlayanlardan gönüllülere, mekânlarını paylaşanlardan yıllardır maddi ve manevi destek verenlere kadar festival, görünür ve görünmez büyük bir emeğin toplamından oluşuyor. Festivalin en büyük desteklerinden biri ise başından beri ona sahip çıkan Bozcaada halkı. BIFED; Bozcaada Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Avusturya Kültür Forumu, Goethe-Institut İstanbul, Fransız Kültür Merkezi İzmir, Brezilya Konsolosluğu, Hindistan Konsolosluğu ve yerel işletmelerin desteğiyle düzenleniyor. Rengigül Konukevi, Aral Tatil Çiftliği, Bağ Badem Konukevi, Nefesada, Delos ve Alesta Oteli de festivale katkı sunan yerel işletmelerden bazıları. 2026, BIFED için ekonomik açıdan kolay bir yıl değil; festivale katkı sağlayan önemli desteklerin sona ermesiyle festival, tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. BIFED, yıllardır yanında duran tüm destekçilerine teşekkür ediyor ve on üç yıldır kendisini ayakta tutan dayanışmaya güvenerek yoluna devam ediyor. Onu var eden, yıllar içinde etrafında oluşan topluluk oldu. BIFED hakkında 2014’te başlayan BIFED, ekolojik belgesel sinema aracılığıyla doğa, insan, toplum ve kültür arasındaki ilişkileri ele alan bağımsız bir festivaldir. Festival yönetmenliğini Petra Holzer, koordinatörlüğünü Ethem Özgüven yürütüyor. Green Film Network (GFN) üyesi olan BIFED, gönüllülük ve kolektif emekle düzenleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

13. Eker I Run’da 19 Sivil Toplum Kuruluşu İçin İyilik Adımları Atılacak Haber

13. Eker I Run’da 19 Sivil Toplum Kuruluşu İçin İyilik Adımları Atılacak

Bursa’da 3-4 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek 13. Eker I Run, sporun yanı sıra dayanışma ve toplumsal faydayı da odağına alıyor. Adım Adım iş birliğiyle düzenlenen Yardımseverlik Koşuları kapsamında bu yıl 19 sivil toplum kuruluşunun projeleri için kaynak yaratılacak. Gönüllü koşucular ve bağışçılar, ipk.adimadim.org üzerinden projelere katkı sunarak her adımı iyiliğe dönüştürecek. 2025 yılında yine 19 sivil toplum kuruluşu için 5,4 milyon TL kaynak yaratılan Yardımseverlik Koşuları ile 2018’den bu yana sağlanan toplam destek 13,7 milyon TL’ye ulaştı. Türkiye’nin öne çıkan koşu organizasyonlarından Eker I Run, 13. yılında sporun birleştirici gücünü dayanışmayla buluşturmaya hazırlanıyor. “Koşmak Gerek” mottosuyla 3-4 Ekim 2026 tarihlerinde Bursa’da düzenlenecek organizasyon, farklı yaş ve seviyelerden koşucuları bir araya getirirken, Yardımseverlik Koşuları ile toplumsal faydaya da alan açıyor. Eker I Run’ın programı 3 Ekim’de Hüdavendigar Parkı’nda gerçekleştirilecek “Shake Out Run” ile başlayacak. Aynı gün düzenlenecek “Köpeğinle Koş” etkinliğiyle katılımcılar, sevimli dostlarıyla birlikte koşu deneyimini paylaşabilecek. 4 Ekim’de ise organizasyonun ana yarışları gerçekleştirilecek. Uludağ’dan Eker Meydan’a uzanan 42K Maratonu’nun yanı sıra 15K ve 5K yarışları, çocuklara yönelik Minik Adımlar ve Özel Sporcular Koşusu da programda yer alacak. Her adım toplumsal faydaya dönüşüyor Eker I Run’ın önemli bileşenlerinden biri olan Yardımseverlik Koşuları, Adım Adım iş birliğiyle hayata geçiriliyor. Gönüllü koşucular, seçtikleri sivil toplum kuruluşlarının projeleri için koşarken, bağışçılar da bireysel katkılarıyla bu projelere kaynak aktarılmasına katkı sağlıyor. Böylece yarışta atılan her adım, farklı alanlarda yürütülen sosyal fayda projelerine destek oluyor. Yardımseverlik Koşuları, Eker I Run’da yıllar içinde büyüyen bir dayanışma hareketine dönüşürken, 2025 yılında düzenlenen organizasyonda 19 sivil toplum kuruluşu için toplam 5,4 milyon TL kaynak yaratıldı. 2018’den bu yana Yardımseverlik Koşuları aracılığıyla sağlanan toplam destek ise 13,7 milyon TL’ye ulaştı. 19 STK’nın projeleri için koşulacak Eker I Run kapsamında bu yıl da 19 sivil toplum kuruluşu, farklı ihtiyaç alanlarına yönelik projeleriyle Yardımseverlik Koşuları’nda yer alıyor. Gönüllü koşucular ve bağışçılar, bu projeler arasından seçim yaparak eğitimden çocuklara, çevreden sağlığa ve sosyal kapsayıcılığa uzanan farklı alanlardaki çalışmalara katkı sağlayabilecek. Eker I Run’da yer alan sivil toplum kuruluşları şöyle: AKUT, Bir Diek Tut Derneği, Lösemili Çocuklara Yardım Derneği (LÖDER), Değişim Liderleri Derneği, Deniz Yaşamını Koruma Derneği, EGET Vakfı, Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV), Köy Okulları Değişim Ağı Derneği (KODA), Koruncuk Vakfı, Nesin Vakfı, Otizmli Bireyleri Destekleme Vakfı (OBİDEV), ROBOTEL, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), Türk Eğitim Vakfı (TEV), Tohumluk Vakfı, Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı (TSÇV), Türk Eğitim Derneği (TED), UNICEF, WWF Türkiye. Tüm projeler “İPK – İyilik Peşinde Koş” platformunda (ipk.adimadim.org) yayınlanıyor. Bağışçılar ve gönüllü koşucular, diledikleri projeye destek vererek pek çok alanda toplumsal etki yaratabiliyor. 13. EKER I RUN’DA YARDIMSEVERLİK KOŞUSU YAPACAK STK’LARIN PROJELERİ: AKUT – “Her Adım Bir Hayat” Projesi AKUT Arama Kurtarma Derneği, dağ ve doğa kazaları ile deprem, sel ve yangın gibi afetlerde yardıma ihtiyaç duyan insanlara ve canlılara ulaşmak için gönüllülük esasına dayalı arama-kurtarma çalışmaları yürütüyor. Toplumu afetler ve acil durumlar konusunda bilgilendiren ve eğitim faaliyetleri gerçekleştiren AKUT, “Her Adım Bir Hayat” projesiyle 13. Eker I Run’da yer alıyor. Proje kapsamında zorlu doğa koşullarında, doğal afetlerde veya mahsur kalma durumlarında görev alabilecek daha fazla arama-kurtarma operasyon gönüllüsünün yetiştirilmesine katkı sağlanması planlanıyor. AKUT, 100 gönüllü katılımcıya ulaşarak 500.000 TL bağış toplamayı amaçlıyor. Bu kaynak, daha fazla gönüllünün arama-kurtarma çalışmalarında görev alabilmesi için gerekli eğitim ve hazırlık süreçlerine aktarılacak. Bir Dilek Tut Derneği - "Hepimizin Dileği" Projesi Make-A-Wish Türkiye / Bir Dilek Tut Derneği, riskli hastalıklarla mücadele eden çocukların dileklerini gerçekleştirerek tedavi süreçlerinde umut ve motivasyonlarını artırmalarına katkı sağlıyor. “Hepimizin Dileği” projesiyle çocuklara hiçbir şeyin imkânsız olmadığını hissettirmeyi ve yaşamla kurdukları bağı güçlendirmeyi amaçlayan dernek, bir çocuğun dileğinin gerçekleştirilmesi için gereken 60.000 TL’lik kaynağın oluşturulmasına yönelik çalışmalar yürütüyor. Projeye, 13. Eker I Run kapsamında gönüllü koşucular ve bağışçılar da katkı sunabilecek. LÖDER - "Kanserli Çocuklar Sağlığa Ulaşsın" Projesi Lösemili Çocuklara Yardım Derneği (LÖDER), kanserle mücadele eden çocuklara destek olmayı amaçlıyor. Dernek, Uludağ Üniversitesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Kliniği’ne başvuran hastaların ihtiyaçlarını karşılamak için çeşitli projeler yürütüyor. Bu kapsamda, Bursa’dan veya şehir dışından kemik iliği nakli için gelen, maddi imkânı olmayan, tedavileri sırasında kalacak yer ihtiyacı olan çocuklara ve ailelerine, ayrıca kanser tedavisi gören yetişkin hastalara konukevinde yeme ve barınma hizmeti vermek üzere bağış toplanmasını sağlıyor. Bir hastanın Konuk Evi’nde konaklama ve yemek maliyeti 12.500 TL olarak belirlenmiş durumda. Dernek, 13. Eker I Run kapsamında gönüllü koşucuların ve bağışçıların katkısıyla 1.000.000 TL bağışa ulaşmayı hedefliyor. Değişim Liderleri Derneği – “Genç Kadın Liderler İçin Koşuyoruz” Projesi Değişim Liderleri Derneği, 2009’dan bu yana üniversiteli genç kadınların liderlik potansiyellerini keşfetmelerine ve bu potansiyeli sahiplenmelerine destek oluyor. Kadın liderlerin sayısını ve toplumsal etkisini artırmayı amaçlayan dernek, kadın liderliğinin dönüştürücü gücüyle daha eşit, adil ve sürdürülebilir bir toplumun oluşmasına katkı sunuyor. Bu doğrultuda hayata geçirilen “Genç Kadın Liderler İçin Koşuyoruz” projesi, üniversiteli genç kadınların liderlik becerilerini geliştirmelerine ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık kazanmalarına destek oluyor. Bir genç kadının liderlik yolculuğuna bir yıl boyunca eşlik etmenin maliyeti 51.250 TL olarak belirlenirken, dernek bu yolculuğa katkı sunmak isteyen katılımcıları projeye destek olmaya davet ediyor. Deniz Yaşamını Koruma Derneği – “Hayalet Ağ Avcıları” Projesi Deniz Yaşamını Koruma Derneği, 2015’ten bu yana başta Marmara Denizi olmak üzere Türkiye’nin denizlerinde mercan nakli, hayalet ağ temizliği, biyoçeşitlilik araştırmaları ve farkındalık çalışmaları yürütüyor. Sağlıklı deniz ekosistemlerinin ve biyolojik çeşitliliğin gelecek nesillere aktarılmasını hedefleyen dernek; mercan nakilleri, koruma alanlarının oluşturulması, farkındalık eğitimleri ve hayalet ağ temizlikleriyle deniz yaşamının sürdürülebilirliğine katkı sağlıyor. Bugüne kadar 665 bin metrekareden fazla hayalet ağı denizlerden uzaklaştıran dernek, 13. Eker I Run kapsamında da çalışmalarına destek olmak isteyen katılımcılarla buluşuyor. EGET Vakfı – “Gençlere Umut, Doğaya Nefes!” Projesi EGET – Eğitim Geriatri Ekolojik Tarım Turizm Vakfı, maddi imkânları sınırlı öğrencilerin eğitimlerine burs desteği sağlayarak ülkenin kültürel ve bilimsel gelişimine katkıda bulunmayı amaçlıyor. Burs başvuruları, şeffaf ve tarafsız bir değerlendirme süreci sunan yazılım aracılığıyla değerlendiriliyor. Vakıf ayrıca ekoloji, tarım, geriatri ve gerontoloji ile sağlıklı yaşam turizmi alanlarında çalışmalar yürütüyor. “Gençlere Umut, Doğaya Nefes!” projesiyle gençlerin eğitimine katkı sunarken ekolojik duyarlılığın yaygınlaşmasına da odaklanan EGET Vakfı, bir öğrencinin bir yıllık burs bedeli olan 33.750 TL’nin karşılanmasına destekte bulunmak isteyen katılımcıları 13. Eker I Run’a davet ediyor. KAÇUV - "Umudum Eğitim Bursu" Projesi Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV), maddi sorunlar nedeniyle tedavilerinin aksama riski bulunan çocukların tedavi süreçlerinin kesintisiz devam etmesine katkı sağlarken, kanserle mücadelede önemli bir ihtiyaç olan psikolojik desteği ve çocukların ihtiyaçlarına uygun tedavi ortamını da sunuyor. Vakıf, yıl boyunca ulaştırdığı hediyelerle çocukların kendilerini yalnız hissetmemelerine, moral ve motivasyonlarını korumalarına ve gündelik hayatla bağlarını sürdürmelerine katkıda bulunuyor. Bir çocuk veya gencin bir yıllık düzenli hediye ihtiyacının karşılanması için gereken tutar 8.400 TL olarak belirlenirken, 13. Eker I Run’da yapılacak katkılar, çocukların günlük yaşamla bağlarını korumalarına yardımcı olacak. KODA - "Köyde Değişim Öğretmenle Başlar!" Projesi Köy Okulları Değişim Ağı Derneği (KODA), köylerde yaşayan çocukların nitelikli eğitime erişimini güçlendirmek amacıyla öğretmenlere, öğretmen adaylarına ve ebeveynlere yönelik eğitim çalışmaları yürütüyor. Kırsalda eğitim alanında araştırma ve savunu faaliyetleri gerçekleştiren dernek, yerel ihtiyaçlara ve koşullara uygun eğitim içerikleri de geliştiriyor. Öğretmenlere yönelik eğitimleriyle bugüne kadar köylerde yaşayan 107 binden fazla çocuğun daha nitelikli bir eğitim almasına katkı sağlayan KODA, bir köy öğretmeninin yüzlerce çocuğun eğitim yolculuğunda yaratabileceği dönüştürücü etkiye dikkat çekiyor. Bir öğretmenin bir yıllık eğitim bedeli 10.200 TL olarak belirlenirken, KODA 13. Eker I Run kapsamında 500 bin TL bağışla eğitim yolculuğuna katkı sağlamayı hedefliyor. Koruncuk Vakfı - "Adımız Koruncuk Adımlarımız Çocuklara Umut" Projesi Koruncuk Vakfı, sosyo-ekonomik koşulları nedeniyle eğitim ve temel ihtiyaçlara erişimleri risk altında olan kız çocuklarına, akademik başarı ön koşulu aranmaksızın ortaokuldan üniversiteye kadar barınma ve bakım hizmeti sunuyor. Vakıf, kız çocuklarının eğitimlerini kesintisiz sürdürmelerine ve üniversite eğitimiyle birlikte mesleki gelişimlerini destekleyerek kendi geleceklerini kurmalarına katkı sağlıyor. Bir kız çocuğunun nitelikli ve kesintisiz eğitime erişimi için gereken yıllık tutar 24.000 TL olarak belirlenirken, Koruncuk Vakfı 13. Eker I Run kapsamında toplam 300.000 TL bağış hedefliyor. Nesin Vakfı – “Çocuklarla Yarına Koşuyoruz” Projesi Nesin Vakfı, Aziz Nesin tarafından 1973 yılında, eğitim olanaklarından yoksun çocukların nitelikli bir eğitim alarak kendi ayakları üzerinde durabilen bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamak amacıyla kuruldu. Vakıf, 50 yılı aşkın süredir temel haklara ve eğitime erişimi sınırlı çocukların yanında yer alıyor. Halen yaklaşık 40 çocuk, eğitim hayatları boyunca Nesin Vakfı’nın sağladığı imkânlarla yatılı olarak yaşamını sürdürürken, yüzlerce öğrenciye de burs desteği sunuluyor. Bir öğrencinin yıllık akademik ve sosyal gelişim maliyeti 57.500 TL olarak belirlenirken, 13. Eker I Run kapsamında 400.000 TL bağışa ulaşılması hedefleniyor. OBİDEV – “Otizmde Bir Gün Değil Her Gün Eğitim” Projesi Otizmli Bireyleri Destekleme Vakfı (OBİDEV), “Otizm Spektrum Bozukluğu” (OSB) tanısı almış bireylerin kaliteli ve nitelikli özel eğitimlere erişimini desteklemek için çalışmalar yürütüyor. Vakıf, OSB’li bireylerin ve ailelerinin toplumsal yaşama katılımını kolaylaştırmak amacıyla kamu kurumlarıyla iş birliği içinde çeşitli projeler geliştiriyor. Otizmli bireylerin bağımsız yaşam becerileri kazanabilmesi için bireysel ve grup eğitimleri ile dil ve konuşma terapisi, spor, resim, müzik, ergoterapi ve duyu bütünleme gibi alanlarda ihtiyaç duyulan yoğun eğitimlere fon sağlanıyor. 1 öğrencinin 1 yıllık eğitim bursu bedeli 80.000 TL olarak belirlenirken, OBİDEV katılımcıların desteğini bekliyor. Robotel - "Bir El Bir Umut" Projesi Robotel Derneği, teknolojiyi sosyal fayda için kullanan ve kullandıran bir sivil toplum kuruluşu. Dernek, doğuştan ya da sonradan el uzvunu kaybetmiş çocuklara moral desteği ve özgüven kazandırmak amacıyla, 3 boyutlu yazıcılarla ücretsiz robot eller üretiyor ve ihtiyaç devam ettiği sürece bu desteği ücretsiz olarak sürdürmeyi hedefliyor. Ülkemizde her yıl en az 100 çocuk uzuv farklılıklarıyla dünyaya geliyor. Bu çocukların özgüven kazanmaları ve sosyal hayata daha aktif katılmaları için Robotel’in katkısı büyük önem taşıyor. Çocuklar büyüme çağları boyunca 10’dan fazla robot ele ihtiyaç duyuyor. Bir çocuğun tüm büyüme dönemi boyunca ihtiyacını karşılayacak Robotel maliyeti 44.000 TL, hedeflenen toplam bağış tutarı ise 440.000 TL olarak belirlendi. Dernek, desteklerle daha fazla çocuğa umut olmayı amaçlıyor. TEGV – “Bu Bir Eğitime Destek Çağrısıdır” Projesi Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), 30 yıldır 3 milyondan fazla çocuğa nitelikli eğitim desteği sağlayarak onları çağdaş ve evrensel değerlere sahip bireyler olarak geleceğe hazırlıyor. “Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir” mottosuyla ilköğretim çağındaki çocukların hayallerine eşlik eden vakıf, eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmeyi amaçlıyor. “Bu Bir Eğitime Destek Çağrısıdır” projesi katılımcıları, çocukların eğitim yolculuğuna eşlik etmeye davet ediyor. TEGV’de eğitim desteği alacak 1 çocuğun 1 yıllık eğitim gideri 2.000 TL. Vakıf, bu yıl toplam 500.000 TL bağışa ulaşmayı hedefliyor. TEV – “Eğitimde Dur Durak Yok” Projesi Türk Eğitim Vakfı (TEV), maddi imkânları sınırlı ancak başarılı öğrencilerin eğitimlerini sürdürebilmeleri için burs desteği sağlayarak gençlerin geleceğine katkıda bulunuyor. Vakıf, her yıl binlerce üniversite öğrencisinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı için eğitimini yarıda bırakma riskiyle karşı karşıya kaldığına dikkat çekiyor ve eğitim dostlarını gençlerin eğitim yolculuklarına katkı sunmaya çağırıyor. Bir üniversite öğrencisinin bir yıllık burs bedeli 72.000 TL olarak belirlenirken, TEV 13. Eker I Run kapsamında 1 milyon TL bağışa ulaşarak daha fazla öğrencinin eğitimini sürdürmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Tohumluk Vakfı - "Haydi Çocuklar Spora, Kırsaldan Yeni Ufuklara" Projesi Tohumluk Vakfı, köy ve kırsalda toplumsal, kültürel, ekonomik ve sosyal gelişime katkı sunmayı amaçlıyor. Vakıf, eğitim, kültür, bilim, sanat ve spor alanlarında yürüttüğü faaliyetlerle; çalışan, üreten, okuyan ve paylaşan bireylerin sayısını ve niteliğini artırmayı hedefliyor. Vakfın öncelikleri arasında, kırsalda yaşayan yetenekli ve istekli çocukların, ekonomik ve fiziksel imkânsızlıklar nedeniyle erişemedikleri spor faaliyetlerinden faydalanmalarını sağlamak yer alıyor. Çocukların özgür, dengeli ve çağdaş bir toplumda başarıya ulaşabilmeleri için onlara yeni fırsatlar sunuluyor. Bir çocuğun spora başlaması için gerekli ortalama maliyet 5.000 TL olarak hesaplanıyor. 13. Eker I Run Yardımseverlik Koşusu kapsamında ise 300.000 TL bağış toplanması hedefleniyor. TSÇV – “İlk Adımlar İçin Koş!” Projesi Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı (TSÇV), Cerebral Palsy’li çocuk ve erişkinlere teşhis, tedavi, rehabilitasyon ve eğitim hizmetleri sunarak onların sosyal yaşamda daha aktif bireyler haline gelmeleri için çalışıyor. Vakıf için en kritik alanlardan biri de erken müdahale programı. 0–3 yaş arasında engelli olma riski taşıyan bebeklere gelişim takibi, özel eğitim ve rehabilitasyon desteği sağlanarak, onların ilk adımlarını atabilmeleri, ilk kelimelerini söyleyebilmeleri ve bağımsız bir geleceğe güçlü adımlarla ilerlemeleri hedefleniyor. Bir bebeğin erken müdahale programına katılabilmesi için 20.000 TL destek gerekiyor. Vakıf, “İlk Adımlar İçin Koş!” projesine katkı sunulmasını bekliyor. Türk Eğitim Derneği - "Eğitim Değiştirir" Projesi Türk Eğitim Derneği (TED), 1928’den bu yana eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmek amacıyla çalışmalar yürütüyor. Maddi imkânları sınırlı, başarılı öğrencilerin eğitimlerini sürdürebilmeleri için burs sağlayan dernek, bugüne kadar yaklaşık 50 bin çocuğun eğitim yolculuğuna katkı sundu. TED, “Eğitim Değiştirir” projesiyle 13. Eker I Run’da yer alıyor. Bir öğrencinin bir yıllık burs bedeli 16.000 TL olarak belirlenirken, etkinlik kapsamında 320.000 TL bağışa ulaşılması ve böylece daha fazla öğrencinin eğitim hayatına katkı sağlanması hedefleniyor. UNICEF – “Kız Çocukları Geleceğe Hazırlanıyor’’ Projesi UNICEF, çocukların sağlık, eğitim ve korunma haklarını destekleyen çalışmalarla çocuk haklarının hayata geçirilmesine katkı sağlıyor. UNICEF Türkiye Milli Komitesi ise çocukların ihtiyaçlarına yönelik farkındalık yaratmak ve kaynak geliştirmek amacıyla özel sektör, bireyler ve farklı gruplarla iş birlikleri gerçekleştiriyor. Ergenlik çağındaki kız çocuklarına yönelik 6 haftalık yapılandırılmış eğitim programıyla onların bilgi ve yaşam becerilerini geliştirmeleri, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık kazanmaları ve toplumsal yaşama daha aktif katılmaları hedefleniyor. Bir kız çocuğunun bu eğitim programından yararlanmasının bedeli 650 TL olarak belirlenirken, 13. Eker I Run kapsamında toplam 150.000 TL bağışa ulaşılması amaçlanıyor. WWF Türkiye – “Denizlerin Geleceği için Koş” Projesi WWF’nin Türkiye temsilcisi olan “WWF-Türkiye”, doğal yaşam alanlarını ve canlı türlerini korumak, insanın doğa üzerindeki etkisini azaltmak ve doğayla uyumlu bir geleceğe katkı sağlamak amacıyla çalışmalar yürütüyor. WWF-Türkiye, Akyatan sahillerinde gerçekleştirilen çalışmalarla yeşil deniz kaplumbağalarının güvenle denize ulaşmasına yardımcı olurken, deniz ekosistemlerinin korunmasına ve iklim krizine karşı daha dirençli yaşam alanlarının güçlendirilmesine katkı sağlıyor. Bir yavru deniz kaplumbağasının güvenle denize ulaşmasını sağlamak için gereken tutar 200 TL olarak belirlenirken, 13. Eker I Run kapsamında toplam 50.000 TL bağışa ulaşılması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Çocuklar Bu Yaz “Toprağın İzinde” Haber

 Çocuklar Bu Yaz “Toprağın İzinde”

Nilüfer Belediyesi, çocukların yaz aylarını verimli ve keyifli aktivitelerle değerlendirmesi amacıyla “Ders Arası Çocuk Öğrenme” programını hayata geçirdi. 6 – 29 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen program, Nilüfer’in hem kırsal hem de merkez mahallelerindeki 8 – 10 yaş grubu çocukları bir araya getiriyor. Görsel sanatlar, ekoloji, felsefe, drama, müzik, mimarlık, arkeoloji ve gezi gibi geniş bir yelpazeye yayılan etkinlikler, çocuklara doğayı ve kültürü yaşayarak öğrenme fırsatı sunuyor. Pancar Deposu’nda gerçekleştirilen programın ilk haftasına Yüzüncüyıl ve Üçevler mahallelerinde yaşayan çocuklar katıldı. Üç gün süren programın ilk gününde öğrenciler, Nilüfer Kent Bostanları’nı ziyaret ederek toprakla ve üretimle buluştu. Kent Bostanları ziyaretinin ardından öğrenciler, Pancar Deposu’ndaki; felsefe-drama, edebiyat-drama, ritim, temel fotoğraf eğitimi, doğal mürekkep üretimi ve mimarlık atölyelerine katıldı. Üç günlük programın son gününde ise çocukların rotası İznik oldu. Düzenlenen arkeoloji gezisi sayesinde bölgenin zengin kültürel mirasını ve tarihi dokusunu yerinde inceleme şansı bulan öğrenciler, geçmişe keyifli bir yolculuk yaptı. Çocukların sosyal ve kültürel gelişimine katkı sağlayan “Ders Arası Çocuk Öğrenme Programı”, önümüzdeki haftalarda da Nilüfer’in farklı mahallelerinden gelecek yeni öğrenci gruplarının katılımıyla 29 Temmuz’a kadar sürdürülecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Miniklerden İklim Seferberliği Haber

Miniklerden İklim Seferberliği

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Çocuk Meclisi Doğa ve Ekoloji Komisyonu üyesi çocukların kararı doğrultusunda, kent genelinde çocuklara ve gençlere yönelik iklim eylemi odaklı eğitim ve farkındalık çalışmalarını güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen “Yerelde İklim Eylemi ve Çocuk Sempozyumu” serisini tamamladı. Sürdürülebilirlik Eğitimleri Planlama Komisyonu tarafından, Sürdürülebilirlik ve Kent Stratejileri Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışma kapsamında, sekiz pilot okulda eğitim gören çocuklara iklim krizi ve çoklu krizler konusunda farkındalık kazandırmaya yönelik eğitimler verildi. Sempozyumlar kapsamında 549 öğrenciyle tam zamanlı eğitim çalışmaları gerçekleştirildi. Eğitimlerin ardından okullar, belirlenen temalar doğrultusunda komisyonun rehberliğinde iklim odaklı kampanyalar yürüttü. Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde düzenlenen kapanış toplantısında ise projeye katılan okullar, yıl boyunca gerçekleştirdikleri iklim odaklı çalışmaları birbirleriyle paylaştı. Önemli bir farkındalık sürecine katkı sunan çocuklara program sonunda sertifikaları takdim edildi. İklim dostu etkinlikler Sempozyum programında; tohum, toprak, tarımsal faaliyetler ve su döngüsü ekseninde iklim değişikliği eğitimlerinin yanı sıra iklim krizi ile çocuk hakları arasındaki ilişkiyi ele alan farkındalık ve savunuculuk çalışmaları gerçekleştirildi. Eğitimlerin ardından okullar, “Su Kahramanları”, “Enerji Dedektifleri”, “Atıksız Okul”, “İklim Elçileri”, “Geri Dönüşüm Savaşçıları” ve “Hayvan Dostu Okul” başlıkları arasından seçim yaparak yıl boyunca belirledikleri alanda çalışmalar yürüttü. Bu kapsamda boş sınıflarda ışıkların kapatılması, gün ışığından daha fazla yararlanılması, su tasarrufu için muslukların kontrol edilmesi ve sızıntıların tespit edilmesi, tek kullanımlık plastiklerin azaltılması, atık pillerin toplanması, beslenme çantalarında sürdürülebilir tüketim farkındalığının artırılması, geri dönüşüm kutularının doğru kullanılması, geri dönüştürülmüş malzemelerle sanat çalışmaları yapılması ve okul bahçelerinde hayvanlar için su ve mama kapları hazırlanması gibi çok sayıda etkinlik hayata geçirildi. Öte yandan, Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda çalışmalar yürüten AIESEC’in Dünya'nın En Büyük Dersi (World’s Largest Lesson-WLL) projesi kapsamında, Sürdürülebilirlik Eğitimleri Planlama Komisyonu tarafından 30 gence yönelik eğitici eğitimi düzenlendi. AIESEC İzmir iş birliğiyle yürütülen proje sayesinde bin 500 çocuğa ulaşıldı. Çalışmalar kapsamında toplam 2 bini aşkın öğrenciyle birebir temas kurulurken, veliler ve öğretmenlerin de sürece dahil olmasıyla yaklaşık 10 bin kişiye erişim sağlandı. “İklim için birlikte hareket etmeliyiz” Sempozyum serisinin kapanış toplantısında konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, çocukların yalnızca geleceğin değil, bugünün de önemli aktörleri olduğunu vurgulayarak, “Çocuklar genellikle gelecekle ilişkilendirilir. Oysa onlar tam da bugün şekilleniyor ve değişimin bir parçası oluyor. Sizler, yaşadığınız dünyaya bugün sahip çıkmanız açısından da çok değerlisiniz. Atılan küçük adımlar süreklilik kazandığında büyük değişimlere dönüşebilir. Bu farkındalığı ailelerinize, arkadaşlarınıza ve çevrenize taşıyacaksınız. Etki dalga dalga büyür ve bunu kalıcı hale getirebilirsek, iklim krizi gibi küresel sorunlarla hep birlikte mücadele edebiliriz” dedi. “Farkındayız ve çaba harcıyoruz” Sürdürülebilirlik ve Kent Stratejileri Şube Müdürü Emre Uysal ise, “Yerel yönetimler olarak iklim krizi ve onun yarattığı çoklu krizlere karşı gerekli dönüşümleri gerçekleştirmek zorundayız. Bu noktada en önemli hedef kitlemiz çocuklar. Çünkü kullandığımız kaynaklar aslında siz çocukların geleceğine ait. Biz büyükler olarak bunun farkındayız ve daha yaşanabilir bir dünya için çözüm üretmeye çalışıyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak okullarda yürütülen bu eğitimleri çok değerli buluyoruz” dedi. “Biz değişirsek toplum değişir” İzmir Kent Konseyi Başkanı Özgür Topaç da sürdürülebilirliğin yalnızca çevreyle sınırlı olmadığını vurgulayarak, “Genellikle sürdürülebilirlik denildiğinde akla ilk olarak çevre geliyor. Oysa sürdürülebilirliğin çevresel, ekonomik ve toplumsal olmak üzere üç temel boyutu bulunuyor. Bunlar arasında en önemlilerinden biri de toplumsal sürdürülebilirlik. Çocuklar; yönetime katılmanız, fikirlerinizi dile getirmeniz ve bizlere yol göstermeniz çok kıymetli. Siz değişirseniz bizi değiştirirsiniz, biz değişirsek toplum değişir” ifadelerini kullandı. İklim kahramanları sahnedeydi Toplantıda, Çocuk Meclisi Doğa ve Ekoloji Komisyonu üyeleri Poyraz Karagöz ve Lidya Mina Alpargu da söz alarak görüşlerini paylaştı. Projeye katılan öğrenciler ise sahneye çıkarak dönem boyunca yürüttükleri iklim dostu çalışmaları ve elde ettikleri kazanımları anlattı. Farkındalığın ve paylaşımın öne çıktığı etkinlikte, canlı müzik performansı da katılımcılara keyifli anlar yaşattı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyanın En Büyük Arı Oteli Kuruluyor Haber

Dünyanın En Büyük Arı Oteli Kuruluyor

Türkiye’nin köklü ve yenilikçi bal markalarından Anavarza Bal, arı popülasyonunun korunması ve biyoçeşitliliğin sürdürülebilirliği adına sınırları aşan bir projeye imza atıyor. Kurum bünyesinde hayata geçirilen “Yaşasın Arılar” departmanının ilk büyük hamlesi olarak tasarlanan “Dünyanın En Büyük Arı Oteli”, markanın Adana Kozan’daki tesislerinde yükseliyor. Guinness Dünya Rekorlar Kitabı’na girmek için kriterlerin yerine getirilerek başvurunun ardından tescillenmesi ile eş zamanlı olarak açılışı yapılacak olan yapı, arı ölümlerine karşı küresel farkındalık için global bir adım atıyor. Arı otelleri, özellikle ekosistem için hayati öneme sahip olan ancak koloni halinde yaşamayan yalnız arı türleri için gece sığınağı, yuvalama alanı ve kış koruması sağlıyor. Anavarza Bal’ın hayata geçirdiği bu kalıcı yapı, dünyadaki arı ölümlerine dikkat çekerken, arıların doğal yaşam haklarını savunma misyonunu fiziksel bir anıta dönüştürüyor. Anavarza Bal Genel Müdürü Can Sezen konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları ifade etti: “Arılar varsa yaşam var. Biz yaptığımız işi, arıların dünyadaki yaşam hakkını ve ekosistemdeki vazgeçilmez yerini korumayı bir borç bilerek yapıyoruz. Dünyanın en büyük arı oteli, bu sorumluluk bilincinin uluslararası bir sembolü olacak.” Ekoloji ve Teknoloji Bir Arada: Dünyanın En Önemli 10 Tesisi Arasında Anavarza Bal’ın Kozan’daki bal tesisi, kapasitesinin yanı sıra, çevre dostu yaklaşımıyla da dikkat çekiyor. Kendi enerjisini üreten ve karbon ayak izini minimize eden tesis, gelişmiş laboratuvar altyapısı ve modern dolum hatları sayesinde küresel ölçekte en önemli 10 bal tesisi arasında gösteriliyor. Yeni kurulan arı oteli, markanın “Şeffaf Tesis” politikası kapsamında ziyaretçiler tarafından görülebilecek şekilde konumlandırıldı. Guinness Dünya Rekoru ile Global Farkındalık Projenin en heyecan verici adımlarından biri olan Guinness Dünya Rekoru başvurusu, Türkiye’den yükselen bu çevreci sesin tüm dünyada yankı bulmasını sağlayacak. 15 metrenin üzerinde uzunluğa ve 3 metreye varan yüksekliğe sahip dev boyutlarıyla dikkat çeken ve arılara güvenli bir habitat sunacak olan otel, bilimsel araştırmalara da ilham kaynağı olmayı amaçlıyor. Arıların doğal tozlaşma döngüsüne sağladığı katkı, bu dev yapı sayesinde bölgedeki tarımsal verimliliği de doğrudan destekleyecek. Yaşasın Arılar: Bir Sosyal Sorumluluk Vizyonu Anavarza Bal tarafından kurulan “Yaşasın Arılar” departmanı, sadece bir kurumsal birim değil; arıların refahını, yaşam haklarını ve ekolojik dengeyi korumayı hedefleyen bir düşünce biçimi. Marka, bu vizyonuyla insanların doğayla nasıl uyum içinde çalışabileceğinin en somut örneğini sergilemeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Contemporary’den Sanat ve Ekolojiyi Buluşturan Yeni Atölye Programı Haber

Borusan Contemporary’den Sanat ve Ekolojiyi Buluşturan Yeni Atölye Programı

16 ve 17 Mayıs tarihlerinde yetişkinlere ve gençlere özel olarak iki farklı içerikle düzenlenecek atölyeler, katılımcıları doğayla kurduğumuz ilişkiyi köklenme, bakım ve sorumluluk kavramları üzerinden yeniden keşfetmeye çağırıyor. Edward Burtynsky’nin insan eliyle dönüştürülmüş çarpıcı manzaralarından ilham alan atölyeler, sanat ve ekolojiyi bir araya getiriyor. Sanatçı ve akademisyen Dr. Işıl Eğrikavuk tarafından tasarlanan ve yürütülecek olan programlar, katılımcılara sergiden seçilen fotoğraflar, yaratıcı çalışmalar ve somut ekim pratikleri eşliğinde doğayla olan bağlarını daha derin bir perspektiften ele alma imkânı sunuyor. Yetişkinler İçin İnsan-Ötesi Bir Perspektif: “Benim Bahçem” 16 Mayıs Cumartesi günü yetişkinlere yönelik düzenlenecek “Benim Bahçem: Köklenmek, Ekoloji ve İnsan-Ötesi Düşünme” başlıklı atölye, insan-doğa ilişkisini insan-ötesi (post-human) bir yaklaşımla ele alıyor. Katılımcılar; erozyon, bakım, sorumluluk ve aidiyet gibi kavramları büyük ölçekli endüstriyel manzaralar üzerinden okurken bu temaları yazı, çizim ve farkındalık temelli pratiklerle kendi kişisel ve bedensel deneyimlerine taşıyor. Gençlerin Gözünden Gelecek Hayalleri: “Gelecek İçin Kökler” 17 Mayıs Pazar günü 16-25 yaş arası gençlerin katılımına açık olan “Gelecek İçin Kökler: Ekoloji, Sanat ve Tohum” atölyesi ise gençleri “İnsan doğayı nasıl dönüştürüyor?” ve “Gelecekte nasıl bir dünyada yaşamak istiyoruz?” soruları etrafında buluşturuyor. Deneyim, sezgi ve yaratıcı ifadenin ön planda olacağı bu atölyede gençler; yazı, çizim ve kolaj gibi araçlarla sergideki imgelerle kendi yaşamları ve gelecek beklentileri arasında bağ kurabilecekleri özgür bir ifade alanına sahip oluyor. Toprak ve Tohumla Kurulan Somut Bir Bağ Her iki atölyenin de son bölümünde katılımcılar, yalnızca kavramsal bir tartışmayla kalmayıp toprak ve tohumlarla çalışarak küçük saksılara ekim yapıyor. Bu süreçte tohum sadece bir bitkinin başlangıcı değil, süreklilik, umut ve özen gerektiren bir ilişkinin metaforu olarak ele alınıyor. Katılımcılar, atölye sonunda kendi ektikleri saksıları evlerine götürerek Borusan Contemporary’de başlayan bu ekolojik farkındalık ve bakım pratiğini günlük yaşamlarında da sürdürmeye davet ediliyor. Atölyeler, 16 ve 17 Mayıs tarihlerinde 13.00-16.00 saatleri arasında Borusan Contemporary’de 15 kişilik kontenjanlarla gerçekleştirilecek. Borusan Contemporary Çocuk Atölyeleri biletlerini Biletix üzerinden satın alabilirsiniz. PROGRAM DETAYLARI: Yetişkinlere Yönelik Atölye - Benim Bahçem: Köklenmek, Ekoloji ve İnsan-Ötesi Düşünme Tarih: 16 Mayıs Cumartesi Saat: 13.00-16.00 Kontenjan: 15 kişi Gençlere Yönelik Atölye - Gelecek İçin Kökler: Ekoloji, Sanat ve Tohum Tarih: 17 Mayıs Pazar Saat: 13.00-16.00 Yaş Aralığı: 16–25 yaş Kontenjan: 15 kişi Atölye dili Türkçedir. Katılımcıların etkinlik başlangıcından en az 15 dakika önce Borusan Contemporary’de bulunmaları gerekmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Contemporary’de Sanat, Doğa ve Bilim Dolu Atölyeler Haber

Borusan Contemporary’de Sanat, Doğa ve Bilim Dolu Atölyeler

Borusan Contemporary, minik sanatseverlerin baharı karşıladığı bu dönemde, yaratıcılıklarını keşfetmelerini sağlayacak zengin bir atölye programı hazırladı. 1, 8, 14, 15 ve 28 Mart tarihlerinde Perili Köşk’te düzenlenecek atölyelerde 4-6, 6-9 ve 8-12 yaş aralığındaki çocuklar; fotoğraf, mimari, ekoloji ve dışavurumcu oyun disiplinleriyle tanışma fırsatı buluyor. 1 Mart Pazar: Doğayla bağ kuran tasarımlar Mart ayı programı, atölyepikolo işbirliğiyle 1 Mart Pazar günü başlıyor. Saat 12.00’de 4-6 yaş grubu çocuklar ve ebeveynleri için düzenlenecek “Güvenli Yerim, Benim Ormanım” atölyesinde, Edward Burtynsky’nin doğa temalı fotoğrafları inceleniyor ve çocukların kendilerini mutlu hissettikleri üç boyutlu orman dioramaları tasarlanıyor. Saat 14.00’te 6-9 yaş arası çocuklar için gerçekleşecek “Bahara Açılan Pencere” atölyesinde ise çocuklar, sergideki “Doğa” bölümünden ilhamla karışık medya tekniğini kullanarak doğanın uyanışını betimleyen bahar manzaraları üretiyor. 8 Mart Pazar: İklim farkındalığı ve kuşbakışı keşif Borusan Contemporary ve Yuvam Dünya Derneği işbirliğinde 8 Mart Pazar günü gerçekleşecek atölyeler, 8-12 yaş arası çocuklara odaklanıyor. Saat 11.00’deki “Kuş Gözlemcisiyim” atölyesi, çocukları Burtynsky’nin fotoğraflarında gördükleri değişen coğrafyalara kuşların perspektifinden bakmaya çağırıyor. Oyun temelli ve interaktif gerçekleşecek bu atölye sonunda katılımcılara kuş gözlemcisi rozeti veriliyor. Saat 12.30’da başlayacak “Enerji Koruyucusu Atölyesi”nde ise çocuklar, yenilenebilir enerji kaynaklarını tartışarak temiz enerjiyle çalışan bir ev maketi tasarlıyor. 14 Mart Cumartesi: Hikâye Evi ile dışavurumcu oyun Borusan Hikâye Evi eğitmeni Dr. Bahar Gürey rehberliğinde 14 Mart Cumartesi günü gerçekleşecek atölyeler, çocukların duygu ve beden farkındalığına odaklanıyor. Saat 11.00’de 4-6 yaş arası çocuklar ve ebeveynleri için düzenlenen “Ormanın Kapısını Kim Çaldı?” atölyesinde, dışavurumcu oyun yöntemi, Orff-Schulwerk yaklaşımı ve bilinçli farkındalık birlikte kullanılıyor. Saat 12.45’te 6-8 yaş arası çocuklar için tasarlanan “Suya Bakan Basamak!” atölyesinde ise çocuklar, Hindistan’daki basamaklı kuyulardan ve Escher’in çizimlerinden ilhamla suyun, dengenin ve mimarinin dünyasını keşfediyor. 15 Mart Pazar: Işık, gölge ve mimari 15 Mart Pazar günü atölyepikolo yürütücülüğünde devam eden programda, saat 12.00’de 6-8 yaş arası çocuklar için “Biraz Daha Işık” atölyesi düzenleniyor. Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndaki Erwin Redl eserinden yola çıkan çocuklar, kendi ışık kutularını tasarlıyor. Saat 14.00’te 8-12 yaş arası çocuklar için gerçekleşecek “Bu Basamaklar Nereye İniyor?” atölyesinde ise Edward Burtynsky’nin “Su ve Tuz” serisi incelenerek geometrik formlarla kuyu maketleri üretiliyor. 28 Mart Cumartesi: Ormanın sırları ve yeraltı yolculuğu Mart ayının son etkinlikleri Borusan Hikâye Evi tarafından 28 Mart Cumartesi günü gerçekleştiriliyor. Saat 11.00’de 4-6 yaş arası çocuklar ve ebeveynleri “Yeşil Paltonun Sırrı” atölyesinde masal torbası, müzik ve hareket eşliğinde bir orman ekosistemini canlandırıp teraryumlar tasarlıyor. Saat 12.45’te 6-8 yaş arası çocuklar için düzenlenecek “Sessiz Ama Kıpır Kıpır” atölyesi ise çocukları bir madenin katmanlı yapısını ve yeraltının gizemli dünyasını dışavurumcu oyun ve dansla keşfetmeye yönlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.