Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekonomi

Kapsül Haber Ajansı - Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD Merkez Bankası (Fed), faiz kararını açıkladı Haber

ABD Merkez Bankası (Fed), faiz kararını açıkladı

Açıklamaya göre Fed, politika faizini piyasa beklentilerine paralel şekilde yüzde 3,50 ile 3,75 aralığında sabit bırakma kararı aldı. Toplantı sonrası dikkat çeken en önemli detaylardan biri, karar sürecinde yaşanan görüş ayrılıkları oldu. 12 üyeden 11’i faiz oranının sabit tutulması yönünde oy kullanırken, bir üye faiz indirimi gerektiğini savundu. Ayrıca üç üye, açıklama metninde yer alan gevşeme sinyallerine karşı çıktı. Bu durum, Fed’in son yıllardaki en bölünmüş kararlarından biri olarak kayıtlara geçti. Uzmanlara göre, söz konusu ayrışma, para politikası konusunda belirsizliğin sürdüğüne işaret ediyor. Nitekim bu karar, 6 Ekim 1992’den bu yana en fazla görüş ayrılığının yaşandığı toplantı olarak öne çıktı. Toplantının ardından yayımlanan para politikası metninde ise önceki dönemde kullanılan ifadelerin büyük ölçüde korunduğu görüldü. Metinde, faiz oranlarının bir sonraki adımının aşağı yönlü olabileceğine dair beklentinin devam ettiği sinyali verildi. Fed Başkanı Jerome Powell da toplantı sonrasında düzenlediği basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Powell, başkanlık görev süresinin sona ermesinin ardından Fed Yönetim Kurulu’nda üye olarak kalmayı planladığını ifade etti. Bu kararın kurumun işleyişinde önemli bir değişikliğe yol açmasını beklemediğini belirten Powell, ekonomik görünümün dikkatle takip edildiğini vurguladı. Powell ayrıca, ABD ekonomisinin geleceğine ilişkin belirsizliklerin devam ettiğini ancak mevcut verilerin genel olarak dengeli bir tablo ortaya koyduğunu dile getirdi. Fed’in bu kararı, küresel piyasalarda yakından izlenirken, yatırımcılar önümüzdeki dönemde atılacak adımlara odaklanmış durumda. Özellikle faiz indirimi ihtimaline yönelik sinyaller, piyasalarda yön belirleyici olmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Odeabank “Yatırım Odaklı Podcast”in 4. Sezonu Başlıyor Haber

Odeabank “Yatırım Odaklı Podcast”in 4. Sezonu Başlıyor

Odeabank’ın birikimlerini yatırıma dönüştürmek isteyenler için hazırladığı “Yatırım Odaklı Podcast” programı, 4. sezonuyla dinleyicilerle buluşuyor. Yatırım dünyasına ilgi duyan geniş bir kitleye hitap eden podcast, güncel ve merak edilen konuları alanında uzman isimlerle ele alırken, Ekonomi Gazetecisi Zeliha Saraç moderatörlüğünde hazırlanan yeni sezon, 28 Nisan’da başlıyor. Yatırım odaklı içerik üretimini uzun vadeli bir yaklaşım olarak ele alan Odeabank, bu seriyle finansal okuryazarlığın gelişimine katkı sağlamayı ve dinleyicilerin yatırım kararlarını daha bilinçli şekilde şekillendirmelerine destek olmayı hedefliyor. Yeni sezonda da ekonomi ve finans dünyasının önde gelen isimleri, yatırımcıların gündemindeki başlıkları farklı bakış açılarıyla ele alıyor. Dördüncü sezonun içeriği; enflasyonla değişen yatırım alışkanlıklarından altın ve döviz gibi varlıkların portföydeki yerine, fonlar ve çeşitlendirme yaklaşımlarından maaştan yatırıma uzanan planlamalara kadar geniş bir çerçevede değerlendiriliyor. Finansın teknolojiyle kesişimi, yapay zekâ destekli yatırım yaklaşımları ve dolandırıcılık gibi güncel konular da yeni sezonun öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Dinleyici içgörüleriyle şekillenen interaktif yapısıyla podcast, yatırım dünyasına dair merak edilen konuları yatırımcı davranışları üzerinden örneklendirerek dinleyicilere aktarıyor. Türkiye’nin en çok takip edilen ekonomi podcastleri arasında yer alan “Yatırım Odaklı Podcast”, her hafta Salı günü yeni bölümleriyle tüm podcast platformlarının yanı sıra Odea Radyo ve Karnaval üzerinden dinlenebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hamdi Ulukaya: “ABD ile Türkiye Arasında 100 Milyar Dolarlık Ticaret Hedefine İnancımız Tam” Haber

Hamdi Ulukaya: “ABD ile Türkiye Arasında 100 Milyar Dolarlık Ticaret Hedefine İnancımız Tam”

ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanı ve Chobani CEO’su Hamdi Ulukaya başkanlığında, toplam pazar değerleri 3 trilyon doları aşan Uber, Amazon, Google gibi 25 dev Amerikan şirketinin temsilcilerinden oluşan üst düzey heyet, Türkiye’deki resmi temaslarının ikinci gününde kritik görüşmelerini sürdürüyor. Ziyaretin 20 Nisan’daki ilk gününde savunma sanayisi odaklı toplantılar gerçekleştiren heyet; bugün ise ekonomi, enerji, ticaret ve teknoloji başlıkları altında Türkiye’nin ekonomi yönetimiyle bir araya geliyor. Savunma sanayisinde NATO vurgusu ve TOBB ile stratejik akşam Heyet, Ankara temaslarına dün Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile gerçekleştirilen yuvarlak masa toplantısıyla başladı. Toplantıda, bölgesel belirsizliklere rağmen Türkiye’nin NATO içindeki stratejik önemi ve savunma sanayisinde yerli üretim odaklı iş birliği fırsatları ele alındı. Akşam saatlerinde ise heyet, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla düzenlenen yemekte Türk iş dünyasıyla buluştu. Yemekte, Türkiye’nin 12. Kalkınma Planı çerçevesinde sunduğu yatırım fırsatları ve ABD’li yatırımcıların Türkiye’nin makroekonomik istikrar programına duyduğu güven vurgulandı. Ticaretteki engelleri kaldırma ve 100 milyar dolar hedefi Heyet, bugün sabah saatlerinde Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile bir araya geldi. Görüşmede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından belirlenen 100 milyar dolarlık ikili ticaret hedefi ana gündem maddesiydi. E-ticaret düzenlemeleri, fikri mülkiyet hakları ve gümrük süreçlerinin kolaylaştırılması gibi ticari engellerin kaldırılmasına yönelik somut adımlar masaya yatırıldı. Hamdi Ulukaya: “Türkiye’nin başarısı bizim için çok kıymetli” Temaslara ilişkin değerlendirmede bulunan ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanı Hamdi Ulukaya, şunları söyledi: “Burada 25 büyük şirketin lideriyle bulunmamız, Türkiye’nin potansiyeline duyduğumuz sarsılmaz inancın en somut göstergesidir. Biz buraya sadece iyi niyet mesajları ile değil, yatırım ajandaları ve iş birliği planlarıyla geldik. Türkiye’nin ekonomik istikrar programının meyvelerini verdiğini görüyoruz ve Amerikan iş dünyası olarak bu başarı hikâyesinin bir parçası olmaya kararlıyız. 100 milyar dolarlık hedef sadece bir rakam değil; bu hedef, müttefiklik ruhuyla atacağımız somut adımların bir sonucudur.” Öğleden sonra yoğun diplomasi trafiği Heyetin öğleden sonraki temasları, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile başlayacak. Bu kritik görüşmede LNG, yenilenebilir enerji ve enerji güvenliği konuları öncelikli olarak ele alınacak. Ardından heyet, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile bir araya gelerek makro-ekonomik görünüm ve doğrudan yabancı yatırım teşvikleri üzerine kapsamlı bir değerlendirme gerçekleştirecek. Programın devamında, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile 5G altyapısı ve dijital ulaşım ağları üzerine bir toplantı yapılması planlanıyor. Günün son resmi temasında ise heyet, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile yapay zekâ, Ar-Ge teşvikleri ve teknoloji bölgeleri üzerine düzenlenecek yuvarlak masa toplantısında buluşacak. Heyetin Ankara temaslarının ardından, Türkiye’nin teknoloji, enerji ve savunma gibi öncelikli sektörlerinde milyar dolarlık yeni yatırım fırsatlarının takibi için çalışma gruplarının oluşturulması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Haber Dağıtım Rehberi: Doğru Akış Haber

Dijital Haber Dağıtım Rehberi: Doğru Akış

Bir haberin değeri sadece yazıldığı anda oluşmaz. Asıl değer, o haberin kimlere, ne kadar hızlı, hangi formatta ve hangi editoryal bağlam içinde ulaştırıldığıyla belirlenir. Bu nedenle dijital haber dağıtım rehberi arayan kurumlar, medya yöneticileri ve editörler için mesele yalnızca içerik üretmek değil, içeriğin dolaşım mimarisini doğru kurmaktır. Dijital yayıncılıkta en sık yapılan hata, dağıtımı son adım gibi görmek. Oysa dağıtım, haber planlamasının merkezinde yer alır. Özellikle ekonomi, savunma, enerji, lojistik, tarım, teknoloji ve yapay zeka gibi karar etkisi yüksek alanlarda içerik, yalnızca görünür olmak için değil; güven vermek, referans üretmek ve gündem içinde doğru konumlanmak için dağıtılır. Dijital haber dağıtımı neden artık editoryal bir konu? Eskiden dağıtım daha çok teknik bir işlemdi. Haber yazılır, sisteme girilir, yayına alınır ve sosyal mecralara taşınırdı. Bugün ise dağıtımın kendisi editoryal kaliteyi etkiliyor. Çünkü aynı haber, yanlış kanal seçimi, zayıf zamanlama ya da yetersiz formatlama nedeniyle etkisini kaybedebiliyor. Örneğin bir yönetici açıklaması, internet gazeteleri için doğrudan kullanılabilir netlikte hazırlanmadıysa yeniden yazım yükü oluşturur. Bir sektör gelişmesi, mobil tüketim için yeterince sıkı kurgulanmadıysa ilk taramada elenir. Fotoğraf, kısa özet, vurucu başlık ve kategori uyumu eksikse haber yayınlanabilir olsa bile dolaşıma girme kapasitesi düşer. Bu yüzden dağıtım, haberin teknik sevkiyatı değil; haberin farklı yayıncı ihtiyaçlarına göre işlenmiş biçimde sahaya sürülmesidir. Dijital haber dağıtım rehberi: Önce içeriğin taşıma kapasitesini ölçün Her içerik dağıtıma uygun değildir. Uygunluk, haberin doğru olması kadar kullanılabilir olmasına da bağlıdır. İnternet gazeteleri, sektörel yayınlar, kurumsal iletişim ekipleri ve niş medya platformları aynı metni farklı nedenlerle değerlendirir. Bu nedenle bir haberin taşıma kapasitesini üç açıdan okumak gerekir. İlki haber değeri. İçerik gerçekten yeni mi, karar alıcıyı ilgilendiriyor mu, sektörel etkisi var mı? İkincisi yayınlanabilirlik. Başlık net mi, spot güçlü mü, metin gereksiz kurumsal süslerden arındırılmış mı? Üçüncüsü yeniden kullanım kolaylığı. İçerik telif, görsel, kategori ve teknik format açısından hızlıca yayına alınabilecek durumda mı? Özellikle B2B yayıncılıkta iyi haber, sadece bilgi içeren haber değildir. Editörün işini azaltan haberdir. Kurumların bu gerçeği kabul etmesi, dağıtım performansını doğrudan artırır. Haber metni kadar paketleme de belirleyicidir Dijital ortamda haber çoğu zaman tek başına metin olarak dolaşmaz. Başlık, kısa özet, öne çıkan veri, fotoğraf, video, alıntı cümlesi ve kategori etiketi birlikte çalışır. Bu paketleme güçlü değilse içerik görünse bile tutulmaz. Özellikle hızlı yayın yapan platformlar, yeniden düzenleme gerektirmeyen içeriklere öncelik verir. Bu nedenle haberin ham doğruluğu kadar, servis edilmeye hazır yapısı da kritik önemdedir. Kanal seçimi her içerikte aynı olmaz Dağıtım planı oluştururken en büyük yanılgılardan biri, tüm haberleri aynı akışla yayımlamaktır. Oysa yatırım haberi ile etkinlik haberi, CEO görüşü ile sektör analizi, breaking gelişme ile özel röportaj aynı dağıtım mantığına sahip değildir. Hız odaklı gelişmelerde ilk hedef görünürlük ve anlık erişimdir. Bu içerikler kısa başlık, net spot ve hızlı servis mantığı ister. Daha analitik veya kurumsal ağırlıklı içeriklerde ise güvenilir bağlam, alıntılanabilir ifade ve kategori uyumu daha öne çıkar. Çok teknik sektörlerde ise sadeleştirme yapılmadan dağıtıma çıkmak erişimi daraltabilir; fazla sadeleştirmek de uzman kitleyi uzaklaştırabilir. Denge burada belirlenir. Bir başka kritik nokta da hedef kitlenin yayıncı mı, son kullanıcı mı olduğudur. Dijital haber ajansı mantığında dağıtım çoğu zaman iki katmanlıdır. İlk katmanda editör ve yayıncı hedeflenir. İkinci katmanda bu yayıncıların okuyucuları. İçerik her iki katmanı da gözeterek hazırlanmalıdır. Zamanlama, dağıtım başarısının görünmeyen tarafıdır İyi hazırlanmış bir haber, yanlış zamanda servis edildiğinde ortalama performans gösterebilir. Özellikle kurumsal duyurular, yatırım açıklamaları, sektör raporları ve yönetici söyleşilerinde zamanlama doğrudan etki yaratır. Sabah saatleri genel görünürlük için avantaj sağlayabilir; ancak her sektör aynı ritimde çalışmaz. Lojistik, enerji, savunma veya finans gibi alanlarda gündem yoğunluğu ve haber rekabeti farklı zaman dilimlerinde şekillenir. Bu nedenle sabit bir yayın saati ezberi yerine, sektör bazlı veriyle hareket etmek gerekir. Ayrıca haberin tek seferlik servis edilmesi de çoğu zaman yeterli değildir. İlk yayın, görünürlük içindir. Sonraki dolaşım ise kalıcılık ve yeniden yakalama sağlar. Aynı içeriğin güncellenmiş başlıkla, farklı özetle veya başka bir formatla yeniden dolaşıma sokulması birçok durumda daha verimli sonuç üretir. Hız ile doğruluk arasında doğru çizgi Dijital haberciliğin baskısı açık: önce yayınla. Ancak özellikle kurumsal ve sektörel haberlerde hızın doğruluğu aşması marka güvenine zarar verir. Dağıtım modeli kurulurken onay süreçleri, doğrulama adımları ve kriz senaryoları baştan tanımlanmalıdır. Bu noktada yavaş olmak gerekmiyor. Gereken şey, hangi içerikte hızlı çıkılacağı, hangi içerikte ek teyit bekleneceği konusunda net bir editoryal protokol oluşturmak. Plansız hız, dağıtım avantajı değil risk üretir. Format uyumu, erişim kadar yeniden yayınlanmayı da etkiler Bir haberin dağıtım gücü, farklı platformlarda bozulmadan kullanılabilmesine bağlıdır. Masaüstünde iyi görünen ama mobilde ağır kalan bir içerik, teknik olarak yayında olsa da performans üretmez. Aynı şekilde yalnızca uzun metin mantığıyla yazılmış içerikler, hızlı karar veren editörler için cazibesini kaybeder. Bu nedenle dijital haber dağıtım rehberi içinde format düşüncesi ayrı bir başlık olmalıdır. Kısa haber, detay haber, röportaj, görüş yazısı, foto galeri destekli içerik ve video eşlikli paketler farklı yayın ihtiyaçlarına cevap verir. Her kuruma tek tip içerik sunmak verimlilik sağlamaz. Burada çok formatlı üretim her zaman daha iyi anlamına gelmez. Eğer ekip sınırlıysa, az sayıda ama güçlü formatta istikrarlı olmak daha doğru olabilir. Dağıtım stratejisinde kapasite gerçeği dikkate alınmadan yapılan genişleme, kalite kaybına yol açar. Ölçümleme sadece trafikle yapılmaz Dağıtım performansı değerlendirilirken çoğu ekip ilk olarak tıklamaya bakar. Oysa profesyonel haber ekosisteminde asıl gösterge, içeriğin ne kadar yeniden yayınlandığı, hangi kategorilerde daha hızlı alındığı, hangi başlık tiplerinin daha çok tercih edildiği ve hangi sektörlerde daha uzun süre dolaşımda kaldığıdır. Özellikle telifsiz ve yeniden kullanılabilir içerik modelinde görünürlük kadar alım kolaylığı da ölçülmelidir. Editörler içeriği olduğu gibi kullanıyor mu, ciddi revizyon ihtiyacı doğuyor mu, görsel eksikliği yayın kararını yavaşlatıyor mu? Bunlar trafik kadar değerlidir. Kapsül Haber Ajansı gibi yayınlanabilirlik odağı taşıyan platformlar açısından bu ölçümleme, yalnızca performans raporu değil, ürün geliştirme verisidir. Hangi sektörlerin daha fazla talep gördüğü, hangi içerik tiplerinin daha yüksek tekrar kullanım sağladığı ve hangi başlık kurgularının daha hızlı dolaşıma girdiği ancak bu bakışla anlaşılır. Güvenilirlik, dağıtımın en güçlü çarpanıdır Dijital dağıtımda erişim satın alınabilir, görünürlük artırılabilir, format geliştirilebilir. Ancak güven kısa sürede inşa edilmez. Özellikle ekonomi, savunma, yatırım, sürdürülebilirlik ve teknoloji gibi alanlarda haberin kaynağına duyulan güven, dağıtım hızından daha uzun ömürlü bir avantaj yaratır. Bu yüzden kurumlar ve yayıncılar için en kritik konu, yalnızca çok içerik üretmek değil; tutarlı kalite üretmektir. Başlık dili sansasyonla güvenilirlik arasında doğru çizgide durmalı, içerik kurumsal bülten tonuna sıkışmamalı, doğrulama standardı haber yoğunluğuna göre esnetilmemelidir. Kısa vadede agresif başlıklar daha çok tıklama getirebilir. Fakat profesyonel yayıncılıkta sürdürülebilir değer, editörün bir sonraki haberde de aynı kaynağa dönme isteğidir. Dağıtım stratejisi tam olarak burada kurumsal itibarın parçası haline gelir. Kurumlar ve yayıncılar için uygulanabilir çerçeve Sağlıklı bir dijital dağıtım modeli kurmak isteyen ekipler önce şu soruya net cevap vermelidir: Biz içerik mi üretiyoruz, yoksa yayınlanabilir haber paketi mi servis ediyoruz? Aradaki fark operasyonel olduğu kadar stratejiktir. Yayınlanabilir haber paketi üreten ekipler, metni sadece yazarak bırakmaz. Kanalı düşünür, editörü düşünür, mobil tüketimi düşünür, yeniden kullanımı kolaylaştırır ve her içerikte sektörel bağlamı korur. Bu yaklaşım, özellikle yoğun içerik akışı gereken dijital gazeteler ve kurumsal haber operasyonları için belirleyicidir. Doğru dağıtım modeli kusursuz bir şablonla kurulmaz. İçeriğin niteliğine, sektörün temposuna, hedef kitlenin karar biçimine ve ekibin gerçek kapasitesine göre şekillenir. Güçlü olan model, en karmaşık görünen değil; istikrarlı biçimde çalışan modeldir. Haberin hızla aktığı bir ortamda fark yaratan şey sadece ilk gören olmak değil, güvenilir ve kullanılabilir içeriği doğru dolaşıma sokabilmektir. Tam da bu nedenle iyi kurulmuş bir dağıtım sistemi, haber operasyonunun arka ofisi değil, doğrudan büyüme motorudur.

İş Dünyası V. Türkiye Döngüsel Ekonomi Haftası'nda Buluştu Haber

İş Dünyası V. Türkiye Döngüsel Ekonomi Haftası'nda Buluştu

DCube Döngüsel Ekonomi Danışmanlık ve Sürdürülebilirlik A.Ş.(DCube), Hedefler için İş Dünyası Platformu (B4G) ile İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) paydaşlıkları, KalDer Bursa Şubesi katkılarıyla Bursa Ticaret ve Sanayi Odası iş birlikleriyle gerçekleştirilen etkinlikte ulusal gündemdeki gelişmeler değerlendirilirken Türkiye'de Döngüselliğin Finansmanı, Tekstil, Otomotiv, Tarım ve Gıda Sektörlerinde Döngüsel Ekonomi Uygulamaları konulu paneller yer aldı. Etkinliğin açılış konuşmalarında söz alan KalDer Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Ürkmez - "Döngüsel ekonomi, kaynakları tüketen değil, sürekli yeniden değer üreten bir anlayışı temsil ediyor. Bugün sürdürülebilirliği konuşmak artık bir tercih değil; tedarik zinciri dayanıklılığını artırmanın ve rekabet gücünü korumanın temel şartıdır. Kurumlarımızda tüm sistemlerimizi bu bakış açısıyla yeniden tasarlamak ve dönüştürmek, bugünün ve yarının sürdürülebilir dünyasını şekillendirmenin anahtarı olacaktır." "Krizlere karşı dayanıklılık döngüsel ekonomi ile mümkün" DCube Sürdürülebilirlik ve Döngüsel Ekonomi A.Ş. Kurucu Ortağı Gülcan Ergün "2026 itibariyle görüyoruz ki, artık döngüsellik yalnızca bir söylem değil, hukuki düzenlemeleri, iş modelleri, tasarım süreçleri, tedarik zinciri ve dijital çözümleri ile birlikte tüm sektörleri kapsayan yeni bir ekonomi anlayışı olarak yaygınlaşmakta. Çünkü döngüsel bir ekonomi, iklim krizi başta olmak üzere küresel ölçekte tüm risklere karşı dayanıklı olmayı sağlayan bir sistem. Türkiye'nin de bu anlamda döngüsel ekonomiye geçişini hızlandırmak için bizler de DCube ekibi olarak çalışmalarımızı yoğun bir şekilde yürütmekteyiz" dedi. "Türkiye COP31'e Döngüsel Ekonomi ve Atık Yönetimi Vurgusuyla Hazırlanıyor" SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Duygu Yılmaz "Dünyada 'üret, sat, at' dönemi kapanıyor, 'tasarla, kullan, geri kazan' dönemi başlıyor. Bu yıl AB'de yürürlüğe girmesi beklenen Döngüsel Ekonomi Yasası'yla birlikte şirketler artık ürünlerini daha uzun ömürlü, onarılabilir, geri dönüştürülebilir şekilde tasarlamak zorunda kalacak. Avrupa Türkiye'nin en önemli ticaret ortağı olduğundan, ülkemizdeki şirketlerin rekabet gücü de etkilenecek. Sıfır atık teması altında, döngüsel ekonomiyi güçlendirecek somut ve ölçülebilir adımlar atılması COP31'in de ana öncelikleri arasında ele alınıyor. Bu nedenle sahadaki dönüşümün hızlanması gerekiyor. Bursa gibi üretim gücü yüksek bir şehirde gerçekleştirdiğimiz Türkiye Döngüsel Ekonomi Haftası'nın, yeni iş birliklerine ve somut dönüşümlere zemin oluşturacağına inanıyoruz." dedi. Hedefler İçin İş Dünyası Platformu adına Marsifed Yönetim Kurulu Başkanı Osman Akın ise "Artık rekabet; daha fazla üretmekle değil, daha verimli üretmekle, daha az tüketmekle ve daha akıllı yönetmekle kazanılıyor. İşte tam bu noktada, döngüsel ekonominin en güçlü kaldıraçlarından biri devreye giriyor: Yapay zekâ. Yapay zekâ; atığı veriyle yönetmemizi, kaynakları optimize etmemizi, üretim süreçlerini akıllandırmamızı sağlıyor. Yani aslında, döngüsel ekonomiyi mümkün kılan görünmez aklı temsil ediyor." dedi. İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) Hakkında: İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), 2005 yılında 13 özel sektör temsilcisinin öncülüğünde kurulmuş ve sadece kurumsal üyelik kabul eden bir iş dünyası derneğidir. Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi'nin (WBCSD - World Business Council for Sustainable Development) Türkiye'deki bölgesel ağı ve iş ortağı olan SKD Türkiye, bu iş birliğinin beraberinde getirdiği sürdürülebilirlik birikimini de çalışma grupları faaliyetleri aracılığıyla üyeleriyle ve çeşitli platformlardaki paydaşlarıyla paylaşır. Hâlihazırda, SKD Türkiye çatısı altında, Türkiye'nin GSYH'nin %25'ini temsil eden ve 1,4 milyon kişiye istihdam sağlayan 14 ana sektör 45 alt sektörden 190 üye şirket bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnternet gazetesi içerik planı nasıl kurulur? Haber

İnternet gazetesi içerik planı nasıl kurulur?

Bir internet gazetesinde sorun çoğu zaman içerik üretmemek değildir. Asıl sorun, internet gazetesi içerik planı kurulmadığı için haber akışının bir gün yoğun, ertesi gün zayıf kalmasıdır. Bu dalgalanma yalnızca trafik kaybı yaratmaz, editoryal güveni, reklam değerini ve okuyucunun geri dönüş alışkanlığını da aşındırır. Dijital yayıncılıkta içerik planı, yalnızca takvim yönetimi değildir. Aynı zamanda haber önceliği, kaynak verimliliği, kategori dengesi ve yayın kimliği meselesidir. Özellikle ekonomi, teknoloji, enerji, savunma, lojistik, tarım ve sürdürülebilirlik gibi karar etkisi yüksek alanlarda yayın yapan mecralar için plansızlık, görünenden daha pahalıdır. İnternet gazetesi içerik planı neden stratejik bir konudur? Bir internet gazetesinin değeri sadece kaç haber girdiğiyle ölçülmez. Hangi haberi hangi anda, hangi başlık kurgusuyla, hangi kategori içinde ve hangi tekrar sıklığında sunduğu da en az sayı kadar belirleyicidir. Okuyucu sadakati bu bütünlükten doğar. Planlı yapı, editör masasını da rahatlatır. Sabah gündemi, gün içi hızlı gelişmeler, akşam derinleştirilmiş dosyalar ve hafta sonu daha uzun soluklu içerikler birbirine karışmadığında ekip hem daha hızlı karar verir hem de hata payını düşürür. Özellikle sınırlı kadroyla çalışan dijital gazetelerde bu fark doğrudan operasyonel verimlilik sağlar. Burada kritik nokta şudur: Her yayın için tek tip plan işlemez. Siyasi sıcak gündem odaklı bir siteyle sektör bazlı haber veren bir mecranın akışı aynı olamaz. Bazı yayınlar hızla büyür çünkü çok haber girer. Bazıları ise daha az ama daha isabetli içerikle daha güçlü bir okur profili oluşturur. Doğru model, hedef kitleye ve yayın vaadine göre kurulur. İçerik planı kurulurken ilk karar: yayın omurgası Planlamaya takvimle başlamak yaygın bir hatadır. Önce yayın omurgası tanımlanmalıdır. Bir internet gazetesi, okuyucuya neyi düzenli olarak vaat ediyor? Anlık haber mi, sektör zekası mı, kurumsal görünürlük mü, analiz mi, hepsi mi? Eğer yayın çizgisi çok genişse, ana kategoriler arasında ağırlık farkı açık biçimde belirlenmelidir. Örneğin ekonomi ve iş dünyası merkezdeyse teknoloji, enerji veya savunma içerikleri destekleyici kolonlar olarak konumlanabilir. Tüm kategorileri eşit yoğunlukta götürmeye çalışmak çoğu zaman kaliteyi inceltir. Bu nedenle içerik omurgası üç katmanda düşünülmelidir. Birinci katman günlük zorunlu akıştır. İkinci katman marka karakterini güçlendiren özel alanlardır. Üçüncü katman ise fark yaratan formatlardır; röportaj, görüş yazısı, foto galeri, video ya da çok dilli yayın gibi. Bu ayrım yapılmadan hazırlanan takvimler kısa sürede dağılır. Kategori dengesi olmadan sürdürülebilirlik zorlaşır İyi bir internet gazetesi içerik planı, sadece çok okunan başlıklara yaslanmaz. Trafik getiren içerikle itibar üreten içerik arasında denge kurar. Ekonomi verisi, şirket haberleri, yatırım gündemi veya teknoloji lansmanları hızlı okunabilir. Buna karşılık sektör analizi, üst düzey yönetici söyleşisi veya dönüşüm odaklı dosya çalışması daha sınırlı ama daha nitelikli bir etki bırakabilir. Bu iki alan birbirinin alternatifi değildir. Biri erişim sağlar, diğeri yayın değerini yükseltir. Sadece hızlı tüketime dayalı bir akış, internet gazetesini haber ajansı kopyasına dönüştürebilir. Sadece derinlik odaklı bir akış ise günlük görünürlüğü zayıflatabilir. Kurumsal okuyucuya seslenen yayınların bu ayrımı net görmesi gerekir. Kategori dengesi ayrıca reklam ve iş birliği potansiyelini de etkiler. Sektör bazlı düzenli yayın yapan mecralar, dağınık yayın yapanlara göre daha güçlü ticari konum elde eder. Çünkü reklamveren ya da kurumsal paydaş, öngörülebilir editoryal alan ister. Günlük, haftalık ve aylık katmanlar birlikte düşünülmeli Pek çok editoryal ekip günlük akışa odaklandığı için haftalık ve aylık çerçeveyi kaçırır. Oysa iyi plan, üç zaman ölçeğini aynı anda yönetir. Günlük akışta sıcak haberler ve kurumsal gelişmeler vardır. Haftalık planda röportajlar, özel dosyalar ve veri temelli içerikler yer alır. Aylık planda ise takvimsel fırsatlar, sektör etkinlikleri, mevzuat değişimleri ve tematik yayın dosyaları bulunur. Bu yapı kurulduğunda masa başında sürekli sıfırdan karar verilmez. Editör, hangi saatte ne tür içerik boşluğu oluşacağını önceden görür. Bu da son dakika baskısını azaltır. Haber ritmi ile kaynak kapasitesi aynı değilse plan işlemez En sık yapılan ikinci hata, ekibin üretebileceğinden fazla içerik hedefi koymaktır. Teoride yoğun görünen planlar, pratikte tekrar başlık, zayıf giriş ve düşük edit kalitesi üretir. Sonuçta sayı artar ama yayın etkisi geriler. Bu nedenle içerik planı, insan kaynağına göre yapılmalıdır. Kaç editör var, kim hangi alanda güçlü, görsel üretim kapasitesi ne düzeyde, video ya da çok dilli yayın mümkün mü? Bu soruların yanıtı olmadan oluşturulan takvimler, bir haftadan sonra revizyona muhtaç hale gelir. Burada daha akıllı yöntem, içerikleri üretim zorluğuna göre sınıflandırmaktır. Bazı içerikler hızlıdır ve gündemi diri tutar. Bazıları orta efor ister. Bazıları ise yüksek hazırlık gerektirir ama yüksek değer üretir. Ekip, günün tüm enerjisini yalnızca hızlı içeriklere harcarsa marka derinliği oluşmaz. Tersine, sürekli ağır dosya üretmeye çalışırsa hız kaybolur. Başlık stratejisi planın parçasıdır İçerik planı çoğu zaman konu listesi gibi görülür. Oysa başlık disiplini de bu planın içindedir. Çünkü aynı haber, farklı başlık yaklaşımıyla bambaşka sonuçlar doğurur. Dijital gazetecilikte başlık sadece tıklanma aracı değil, editoryal pozisyon ifadesidir. Kurumsal ve profesyonel kitleye hitap eden yayınlarda aşırı iddialı ya da boş vaatli başlıklar kısa vadede dikkat çekse de güveni aşındırır. Bunun yerine net, veri destekli, sektörel karşılığı olan başlıklar tercih edilmelidir. Ekonomi, sanayi, enerji veya savunma gibi alanlarda okuyucu başlığın gösterişinden çok, bilgi yoğunluğuna bakar. Bu yüzden plan yapılırken sadece konu değil, muhtemel başlık açısı da düşünülmelidir. Haber mi öne çıkacak, etkisi mi, kurum açıklaması mı, yatırım boyutu mu, regülasyon tarafı mı? Başlıktaki bu karar, kategori performansını doğrudan etkiler. Telifsiz içerik kullanımı planlamayı hızlandırır ama seçici olunmalıdır Birçok internet gazetesi için dış kaynaklı telifsiz haber akışı önemli bir avantajdır. Özellikle yoğun gündemde editoryal boşlukları kapatır, kategori devamlılığı sağlar ve maliyet baskısını hafifletir. Ancak burada da kör otomasyon risklidir. Telifsiz içerik, yayın omurgasının yerine geçmemelidir. Doğru yaklaşım, bu içerikleri yayın çizgisine uygun biçimde seçmek ve kendi haber mimariniz içinde konumlandırmaktır. Aksi halde site güncel görünür ama ayırt edici niteliğini kaybeder. Bu noktada sektör odaklı, yeniden kullanıma uygun ve profesyonel paketlenmiş haber akışı sunan kaynaklar değer yaratır. Örneğin Kapsül Haber Ajansı gibi yapılar, özellikle dijital gazeteler için düzenli ve telifsiz içerik akışında operasyonel avantaj sağlayabilir. Yine de nihai editoryal karar her zaman yayın yönetiminin elinde olmalıdır. Performans takibi sadece trafik raporu değildir İçerik planı kurulduktan sonra asıl iş başlar. Hangi kategori düzenli okunuyor, hangisi yalnızca anlık trafik getiriyor, hangi format geri dönüş sağlıyor, hangi yayın saati etkili? Bu sorular yanıtlanmadan plan sabitlenmemelidir. Burada yalnızca sayfa görüntülenmesine bakmak eksik kalır. Profesyonel kitleye hitap eden mecralarda sayfada kalma süresi, tekrar ziyaret oranı, kategori sadakati ve doğrudan trafik gibi göstergeler daha kıymetlidir. Çünkü bu veriler, okurun içeriği gerçekten işine yarar bulup bulmadığını gösterir. Bazı kategoriler düşük hacimde ama yüksek etki üretebilir. Örneğin savunma sanayii, enerji dönüşümü veya yapay zeka regülasyonu gibi alanlar geniş kitleye hitap etmese de karar verici okur çeker. Böyle durumlarda sadece yüksek trafik beklentisiyle içerik azaltmak stratejik hata olabilir. Sağlam bir plan esnek olmak zorundadır Haber odasında mutlak takvim diye bir şey yoktur. Ani gelişmeler, krizler, regülasyon değişimleri, piyasa hareketleri veya kurumsal açıklamalar planı bir anda değiştirebilir. Bu nedenle en iyi internet gazetesi içerik planı, hem disiplinli hem esnek olandır. Esneklik plansızlık anlamına gelmez. Tam tersine, hangi içeriklerin ertelenebileceği, hangilerinin öncelikli olduğu ve hangi kategorilerin her koşulda canlı kalacağı önceden belliyse ekip daha sakin hareket eder. Editoryal olgunluk biraz da burada görünür. Güçlü dijital yayınlar, içerik planını takvim dosyası gibi değil, yaşayan bir editoryal sistem gibi yönetir. Günün hızını yakalarken yayın kimliğini koruyabilenler öne çıkar. Okuyucu da bunu fark eder. Kısa vadede çok haber girmek görünürlük sağlar. Kalıcı etkiyi ise neyi, neden ve hangi düzen içinde yayımladığını bilen gazeteler üretir. İnternet gazetenizin büyüme hedefi varsa, içerik planı artık destekleyici bir araç değil, doğrudan yayın stratejisinin merkezidir.

Türk Tır Şoförlerinin Körfez'de Transit Suudi Vizesi Alarak Seyahat Etmeleri Mümkün Hale Geldi    Haber

Türk Tır Şoförlerinin Körfez'de Transit Suudi Vizesi Alarak Seyahat Etmeleri Mümkün Hale Geldi  

T.C. Ticaret Bakanlığı himayelerinde, İstanbul Ekonomik Araştırmalar Derneği (İEAD) tarafından; DEİK/Lojistik İş Konseyi ve DEİK/Dijital Teknolojiler İş Konseyi ile Uluslararası Nakliyeciler Derneği’nin (UND) destekleriyle düzenlenen ‘Yapay Zekâ Çağında E-Ticaretin Lojistiği Zirvesi’, Grand Cevahir Hotel Convention Center'da gerçekleşti. Zirvede genel hatlarıyla e-ticaret sektörünün gelişiminde kritik rol oynayan lojistik süreçler, dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamaları geniş bir perspektifle ele alındı. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat: “820 milyar dolarlık bir mal ve hizmet ticareti ile iştigal ettik” Zirvenin açılış konuşmalarını gerçekleştiren Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “E-ticaret, giderek artan yeni ticaret yöntemi, toplam ticaretin yüzde 20'sini oluşturuyor ve 3 trilyon doların 2024 hesaplamalarıyla bir hacme sahip. Lojistik sektörü de olmazsa olmaz sektörlerimizde önde gelen büyük bir sektör. E-ticaret de o tarihlerde toplam ticaretin içinde yüzde 4,5-5'lik bir paya sahipken, 2019 itibarıyla, toplam ticarette yüzde 20'lik bir paya 3-4 sene gibi kısa bir sürede ulaşmış oldu. Bugün Türkiye için gerek mal ticareti gerekse hizmetler ticareti ekonomimizde büyük bir yer tutuyor. Mal ihracatımız geçen yıl 255,5 milyar dolardı, buna karşılık aynı şekilde mal ithalatımız 365 milyar dolardı. Hizmet ihracatımız 122,5 milyar dolardı. Hizmet ithalatımız da yaklaşık 60 milyar dolar ve bunların toplamı 820 milyar dolarlık bir mal ve hizmet ticareti ile iştigal ettik. Ve geçen yıl milli gelirimiz 1,1 trilyon dolara yükseldi. Milli gelirimizin yarısından fazlası mal ve hizmet ihracat ve ithalat ticareti kadar bir hacim oluşturuyordu” dedi. “İran, Hürmüz kartını kapatma tehdidini ortaya koyunca” Suriye'de iç savaşın sona erdirilmesinde, İsrail'in soykırım ve katliamlarına karşı Gazze'nin, Batı Şeria'nın, Lübnan'ın haklarının savunulması ve oradaki masumların korunması çabalarında Türkiye’nin önemli bir rol üstlendiğini söyleyen Bakan Bolat, “En son İran'la ABD ve İsrail arasındaki çatışmalarda; Türkiye, Pakistan ve Mısır birlikte arabuluculuk noktasında Amerika ve İran arasında mekik dokundu. Ve bu anlamda şimdilik iki gün boyunca bir ateşkes süreci, biraz kırılgan da olsa devam ediyor. Bunun ekonomiye yansımaları da şu şekilde: Körfez, özellikle Hürmüz Boğazı dünyada enerji kaynakları açısından zengin bir bölge. Petrolün yüzde 38'inin, doğal gazın yüzde 20'sinin, gübrenin yüzde 30'unun geçtiği bir bölge. İran, Hürmüz kartını kapatma tehdidini ortaya koyunca ciddi bir tabii volatilite, yani piyasalar allak bullak oldu. Enerji fiyatları, petrokimya fiyatları, gübre fiyatlarında artışlar oldu bütün dünyada. Ama bizde Allah’a şükür arz tedariki diye bir sorun yok. Depolarımız doluydu. Ve biz vatandaşımızın, sanayilerimizin, ekonomimizin bunlardan etkilenmemesini sağladık.” diye konuştu. “15 günlük ateşkes kalıcı şartların yerine getirilmesini sağlar” Bakan Bolat, “Körfez savaşı, lojistiğin ne kadar önemli olduğunu Covid 19’dan sonra bize bir kez daha hatırlattı. Bu güzel coğrafya, Avrasya’nın merkez ülkesi, adeta bir kavşak köprü geçiş noktası olan Türkiye'nin önemi bir kez daha ortaya koyuldu. Gerek doğudan batıya orta koridor, Zengezur koridoru, gerek Körfez Basra'dan yukarıya Irak üzerinden kalkınma yolu koridoru, gerek özellikle Habur-Irak üzerinden Suudi Arabistan ve Körfez'e ulaşan rota, gerekse Türkiye’den Hatay, Suriye, Ürdün üzerinden Arabistan’a ve Körfez ülkelerine ulaşan karayolu koridorlarının ne kadar önemli olduğu ortaya çıktı. Bu vesileyle Suudi Arabistan’la da ilişkilerimiz mükemmel düzeyde ve 10 yıldır bir transit vize konusu vardı, o da dün itibariyle işlerlik kazanarak Türk Tır şoförlerinin Körfez'de transit Suudi vizesi alarak seyahat etmeleri de mümkün hale geldi. Ümit ediyoruz ki komşu ve kardeş ülkelerdeki bu fiziki yıkım ve insani kayıplar noktasında savaşın bir an önce durması. Ama barış şartları oluşsa bile bu 45 günlük savaşın ekonomilerde meydana getirdiği tahribatı gidermek o kadar kolay olmayacak. Çünkü burada gerek fiyat artışları konusu gerekse enerji kaynakları hasar aldı bir miktar. Kiminde LNG kaynakları, kiminde petrol kaynakları, kiminde alüminyum tesisi, kiminde gübre tesisi. Arz tedariki anlamında şartların yerine gelmesi yine biraz zaman alacak. Ve ümit ederiz ki bu 15 günlük ateşkes kalıcı şartların yerine getirilmesini sağlar. Dünyanın daha fazla kavgaya değil, barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya ve refah artışına ihtiyacı var bu anlamda” dedi. “Avrupa Birliği pazarlarına Türkiye’nin ihracatının yüzde 60’ı karayolu ile gitmekte’ Bakan Bolat, “Hizmetler sektörümüz bizim övündüğümüz güzide bir sektörümüz. Bunlardan lojistik sektör, 122,5 milyar dolar ihracat gelirinin 42,5 milyar dolarını hizmetler sektörü yaptı. Özellikle ihracatımızın yüzde 43’ünü oluşturan Avrupa Birliği pazarlarına Türkiye’nin ihracatının yüzde 60’ı karayolu ile gitmekte. Burada da ulaştırma kotaları büyük önem taşımakta, geçiş kotaları çok çok önem taşıyor. Bizim hizmetler sektörünü çok sevmemizin bir diğer nedeni de yaklaşık 63-64 milyar dolar fazla sağlıyoruz ve bu fazla sayesinde mal ticaretindeki, geçen sene 92 milyar dolar açığımız vardı, bunların kapatılarak cari işlemler açığının makul düzeyde olmasını sağladık. 2024'te 13 milyar dolar; 2025'te de 29,5 milyar dolardı bu anlamda. Lojistik sektörü 115 milyar dolar toplam milli geliriyle bizim 1,1 trilyon dolarlık milli gelirimiz içinde de çok önemli bir pay oluşturuyor ve tabii ki istihdama çok büyük katkı yapıyor” dedi. ‘Toplam e-ticaretin yaklaşık yüzde 60’ı perakende ticaretten oluşmakta’ Bakan Bolat, “E-ticaret parlayan bir sektörümüz. Batıdaki ABD tarafındaki büyük gruplar, doğuda Çin merkezli büyük grupların olduğu bir ortamda tam merkezde ortada da Türkiye’de hızla gelişen ve dünyadaki birçok büyük grupların, yatırımcıların dikkatini çeken başarılı e-ticaret firmalarımız var. Burada dediğim gibi 3 trilyondu geçen yılki rakam ve toplam ticaretin yüzde 20’siydi. Bu toplam e-ticaretin de yaklaşık yüzde 60’ı perakende ticaretten oluşmakta” dedi. İEAD Başkanı Prof. Dr. Mehmet Hüseyin Bilgin: “Artan korumacılık ve ticaret savaşları doğu ile batı arasında büyük ekonomi olma mücadelesinin yansımaları olarak değerlendirilebilir” Zirvenin açılış konuşmasını yapan Ekonomik Araştırmalar Derneği (İEAD) Başkanı Prof. Dr. Mehmet Hüseyin Bilgin, küresel ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunarak dünyanın en büyük on ekonomisinin neredeyse tamamının okyanus ülkeleri olduğunu belirtti. Bilgin, "Bu tablo, günümüz dünyasında bir ülkenin sadece iç pazarı için üretim yaparak büyük ekonomi olamayacağını açıkça gösteriyor” dedi. 1960 ve 1970’li yılların kalkınma modelinde kendi kendine yeterlilik modelinin ön planda olduğunu hatırlatan Bilgin, “1980'lerden sonra hızlanan küreselleşme sürecinde ihracata dayalı kalkınma, büyüme modellerinin popüler hale geldiğini görüyoruz. Çin'in Aralık 2001'de Dünya Ticaret Örgütü'ne üye olmasıyla bu ihracata dayalı kalkınma ve büyüme modelleri adeta başka bir safhaya geçmiştir. Çin'in liderliğinde Asya ülkelerinin öncülüğünde şekil bulan başka pazarlar için üretim yapma modeli 21. yüzyılı adeta egemen iktisadi kalkınma, iktisadi büyüme modeli haline gelmiştir. Son yıllarda şahit olduğumuz artan korumacılık ve ticaret savaşları aslında doğu ile batı arasında büyük ekonomi olma mücadelesinin yansımaları veya batı dünyasının bu modele gösterdiği refleksler olarak değerlendirilebilir” dedi. İzmir İktisat Kongresi’nin yüzüncü yılında ana temanın Türkiye’nin dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girme hedefi olduğunu hatırlatan Bilgin, bu hedefe ulaşmanın yalnızca yatırım ve üretimle mümkün olmadığını söyledi. Bilgin, “Büyük ekonomi olmanın yolu yatırım ve üretim yanında üretiğinizi dış pazarlara satmaktan yani ihracattan geçiyor. Dolayısıyla Türkiye'nin dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girmesi için yatırım ve üretim yanında ürettiklerini ihraç etmesi de gerekiyor. Türkiye'nin dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girmesinin yolu katma değerli, inovatif üretimin ihraç edilmesinden geçiyor. Yani savunma sanayi gibi birkaç sektörde selektif bir şekilde destekleyeceğiz, tespit edeceğiz, destekleyeceğiz ve o ürünleri üretip ihraç ederek Güney Kore'nin kırk yıl önce yaptığını yaparak dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girebiliriz” diye konuştu. E-ticaret sektöründeki gelişmelere de değinen Bilgin, “Teknolojideki gelişmelerin hızlandırdığı Covid-19 pandemisi döneminde değişen tüketim alışkanlıklarının adeta tetikleyici bir rol oynadığı e-ticaret günümüzde gündelik yaşamın adeta vazgeçilmez bir konsolu haline gelmiştir. Yapay zekâ teknolojilerinin e-ticareti başka evrelere geçileceğini de tahmin ediyoruz.” İfadelerini kullandı. Orta Doğu'daki savaşın bizlere lojistiğin ne denli önemli olduğunu gösterdiğini ifade eden Bilgin, “Lojistik ve tedarik günümüzde en az yatırım ve üretim kadar önemlidir. Hatta bana sorarsanız onlardan da daha öndedir. Zira yatırım yaptınız, üretim yaptınız. Eğer ürettiğiniz ürünü pazarına götüremiyorsanız, tüketicisine ulaştıramıyorsanız bu yatırım ve üretimin bir anlamı olmaz. Gerek e-ticaret alanında gerekse konvansiyon e-ticaretin depolanması ve lojistiği anlamında transit ticaret alanı da Türkiye'nin önünde önümüzdeki yıllarda büyük fırsatlar olduğunu söyleyebiliriz” dedi. DEİK Lojistik İş Konseyi Başkanı Fatih Şener: “Artık lojistik; algoritmaların yönettiği bir yapıya dönüşüyor” Zirvenin konuşmacıları arasında yer alan DEİK Lojistik İş Konseyi Başkanı Fatih Şener, dünyanın değişmesiyle birlikte ticaretin kurallarının yeniden yazıldığına dikkat çekti. Şener, “Bu yeni düzende kazananlar; en büyükler ya da en hızlılar değil, en akıllı olanlar olacak. Bugünün ve geleceğin rekabetçi aklı yapay zekâ olacaktır” dedi. E-ticaretin küresel ekonomideki rolüne de değinen Şener, e-ticaretin artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini belirterek, “Bir ürünün değeri müşteriye ulaştığı hız kadardır, bir markanın gücü teslimat performansıyla ölçülür. Ve bir ülkenin rekabet gücü, lojistik kabiliyetiyle belirlenir” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin stratejik konumuna da dikkat çeken Şener, ülkemizin lojistik alandaki avantajlarına işaret ederek, “Biz, kıtaları birbirine bağlayan bir lojistik omurga konumundayız. 4 saatlik uçuş mesafesinde milyarlarca insana erişebilen, dev pazarlara kapı açan bir güçten bahsediyoruz. Ama bugün avantaj sadece coğrafya değil; veriyi en iyi kullanan, en hızlı öğrenen ve en akıllı karar verenler öne çıkıyor” şeklinde konuştu. Lojistik sektöründe yapay zekâ dönüşümünün altını çizen Şener, süreçlerin köklü bir değişimden geçtiğini belirterek, “Artık lojistik; kamyonların, gemilerin, uçakların değil algoritmaların yönettiği bir yapıya dönüşüyor. Depolar artık düşünmeden çalışmıyor, rotalar anlık optimize ediliyor, talep önceden öngörülüyor” dedi. UND Başkanı Şerafettin Aras: "Teknolojiyi anlayan, krizleri yönetebilen ve geleceği tasarlayan yapılarda olmalıyız” Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras, zirvede yaptığı konuşmada, ‘Yapay Zekâ Çağında Ticaret ve Lojistik' gibi son derece kritik bir başlık altında bir araya gelmiş olmamız, küresel ticaretin ve lojistiğin nasıl köklü bir dönüşüm içerisinde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır” dedi. Aras, sözlerine şöyle devam etti: “Lojistik sektörü sadece bir taşıma faaliyeti değildir; hızın, verimin ve teknolojinin yön verdiği stratejik bir alandır. E-ticaretin son yıllarda gösterdiği büyüme, lojistik sektörünü baştan aşağı yeniden şekillendiriyor. Tüketici; hız, şeffaflık ve kusursuz bir teslimat deneyimi talep ediyor. Bu beklenti bizleri daha akıllı, daha entegre ve daha çevik sistemler kurmaya yönlendiriyor. Bu dönüşümün merkezinde ise yapay zekâ yer alıyor.” ifadelerini kullandı. Geleceğin lojistik sektörünün hızın yanı sıra krizlere karşı hazırlıklı, esnek ve öngörülü olmak zorunda olduğunu söyleyen Aras, “Lojistik sektörü olarak veriyi, teknolojiyi ve insan kaynağını bir araya getirerek geleceği tasarlayan bir yaklaşımı benimsemek zorundayız. Bu noktada kamu tarafına düşen en önemli görev; öngörülebilir, hızlı ve dijitalleşmeyi teşvik eden bir regülasyon ortamı oluşturmaktır. Veri paylaşımını kolaylaştıran altyapıların kurulması ve yapay zekâ yatırımlarını destekleyen teşvik mekanizmaları bu sürecin temelini oluşturuyor. Sivil toplum kuruluşları olarak, üyelerimizin bu yeni teknolojileri anlaması ve uygulayabilmesi için rehberlik etmeyi öncelikli sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Özel sektörün ise dijitalleşmeyi bir seçenekten öte, büyüme için zorunluluk olarak görmesi lazım. Şirketlerimizin yapay zekâyı öğrenmesi, doğru alanlarda kullanması ve insan kaynağını bu dönüşüme hazırlaması gerekiyor. Çünkü gelecekte güçlü olanlar sadece büyük olanlar değil; teknolojiyi anlayan, krizleri yönetebilen ve geleceği tasarlayanlar olacaktır” ifadelerini kullandı. Zirve, “E-Ticaretin Geleceği ve Fırsatlar”, “E-ticarette Lojistiğin Önemi ve Geleceği”, “E-Ticaretin Lojistiğine Yönelik Kamu Destekleri ve Finansman”, “İlham Veren Başarı Öyküleri” oturumlarıyla devam etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Özellikle Pandemiden Sonra Çözüm Ülkesi Oldu Haber

Türkiye Özellikle Pandemiden Sonra Çözüm Ülkesi Oldu

2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor. Bu yıl “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu üstleniyor. Zirvenin ikinci paneli, “Küresel Ticarette Yeni Dengeler ve Türkiye İçin Yol Haritası” başlığıyla düzenlendi. Şölen’in sponsor olduğu panelin moderatörlüğünü yapan LC Waikiki Mağazacılık Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Berna Akyüz Öğüt, küresel gelişmelerden bahsederek bunların Türkiye ekonomisine etkilerine değindi. Şölen İcra Kurulu Başkanı ve CEO’su Erdoğan Çoban, son dönemde artan maliyet baskılarına ve küresel tedarik zincirindeki kırılmalara dikkat çekti. Kakao fiyatlarının son iki yılda yaklaşık beş kat arttığını belirten Çoban, “En büyük hammaddemiz olan kakaoyu 2 bin pound seviyesinden 10 bin pound seviyesine almak zorunda kaldık. Bu, bizim gibi büyük üreticiler için ciddi bir maliyet şoku anlamına geliyor. Ancak bu süreci etkin şekilde yönetiyoruz. Bu tablo, gıda güvenliği açısından küresel tedarik zincirlerinin artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu net şekilde ortaya koyuyor.” dedi. Her sektörün kendine özgü zorlukları bulunduğunu vurgulayan Çoban, Türkiye’nin bu yeni dönemde öne çıkan üç temel avantajına işaret etti. Türkiye’nin lojistik açıdan stratejik bir konumda bulunduğunu belirten Çoban, Asya’dan Avrupa ve Afrika’ya sevkiyat sürelerinin 30-45 günlerden krizlerle birlikte 2-3 aya kadar uzadığını, buna karşın Türkiye’den aynı pazarlara 2-3 gün içinde erişim sağlanabildiğini ifade etti. Güvenilirliğin de en az maliyet kadar kritik hale geldiğini vurgulayan Çoban, Türkiye’nin uluslararası anlaşmalar ve jeopolitik konumu sayesinde bu alanda güçlü bir pozisyona sahip olduğunu dile getirdi. Gıda arz güvenliği konusunda ise Türkiye’nin stratejik bir partner olabileceğini belirten Çoban, artan korumacılık eğilimleri ve iklim değişikliğinin yarattığı risklerin bu alanı daha da kritik hale getirdiğini söyledi. Türkiye’nin bu süreçte bölge ülkeleriyle stratejik gıda anlaşmaları geliştirmesi gerektiğine dikkati çeken Çoban, şunları kaydetti: “Türk şirketleri küresel krizler karşısında o kadar kuvvetli ki bunun gerçekten ben çok büyük bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Hem coğrafyanıza hem de yakın coğrafyaya bakarsak. Bu avantajı kullanmalıyız. Çünkü Türkiye, özellikle pandemiden sonra bakarsak, çözüm ülkesi oldu. Yani Türkiye, en büyük krizlerin normale çeviren bir ülke pozisyonuna giriyor. Biz de Şölen olarak, Türkiye'nin stratejik pozisyonunun bizim avantajımız olduğunu düşünüyorum.” “Talep artışı düşük emisyon kaynaklarıyla karşılanmalı” SHELL Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem, jeopolitik gerginliklere değinerek 70’lerden bu yana böyle bir dönem yaşanmadığını söyledi. Erdem, şöyle konuştu: “Hemen hemen her ülkenin ekonomisine yansır bir durum söz konusu oldu. Enerjiyi farklı kaynaklardan almaya çalıştıkları için fiyatlarda yükselme oldu. Dünyanın en büyük petrol üretim, refinaj sistemleri var. Orada çalışanların da güvenliğinin sağlanması lazım. Savaşın insani boyutu var. Buradan üretilen ürünlerin dünyaya ulaştırılması lazım. Başka kaynaklardaki üretimlerin artırılması, rotaların değiştirilmesi gibi yollar uygulanabilir. Bunlar kısmi çare oldu ama çok da etkili olmadı. Ateşkesin devamı ve belki de sonra kalıcı barışın sağlanmasıyla körfezden geçen serbest bir yapıya kavuşması olabilir. Yenilebilir enerji kaynaklarına erişimin hızlı olmadığını da görüyoruz. Bildiğimiz bir şey var. Talep artışı devam edecek. Bizim bunu daha az emisyon kaynaklarıyla karşılamamız lazım.” “Küresel ticaret kuralları yeniden yazılıyor” Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural ise değerlendirmesinde, son yıllarda küresel ölçekte ardı ardına yaşanan kırılmalara işaret etti. Pandemi sürecinin ardından yeni bir ekonomik düzene geçildiğini belirten Kural, mevcut savaş ortamının da bu dönüşümü derinleştirdiğini anlattı. Küresel ticaret kurallarının yeniden yazıldığına dikkati çeken Kural, dayanıklı tüketim sektörünün bu değişimi doğrudan hissettiğini vurguladı. Faaliyet gösterilen ülkelerde yerel regülasyonların sık sık değiştiğini, bu yerel etkilerin küresel ticarete doğrudan yansıdığını belirten Kural, pandemi döneminde yaşanan talep patlaması ve arz sıkıntılarının ardından talebin normalleşmeye başladığını ancak bu sürecin savaşın etkileriyle yeniden sekteye uğradığını dile getirdi. Cem Kural, geçmişte rekabetin Kore ve Japonya merkezli konuşulurken bugün Çin eksenine kaydığını belirterek, rekabetin dinamik yapısının devam edeceğini vurguladı. Kural, bu süreçte asıl belirleyici unsurun globalleşme ile birlikte operasyonel mükemmelliğin sağlanması olduğunu ifade ederek, yapay zeka destekli verimlilik artışlarının tüm değer zincirine entegre edilmesinin kritik hale geldiğini sözlerine ekledi. “Bilgi ve iletişim teknolojileri pazarı 2026’da 6,15 trilyona ulaşabilir” Lenovo Türkiye Genel Müdürü Emre Hantaloğlu, teknolojinin günlük yaşamla giderek daha fazla entegre hale geldiğini vurgulayarak, küresel bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) pazarının mevcut durumu ve büyüme dinamiklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Büyümenin ana itici güçlerinin veri merkezleri, yapay zekâ odaklı yazılımlar ve servisler olduğunu belirten Hantaloğlu, 2025 yılında küresel BİT pazarının yüzde 10 büyüyerek 5,5 trilyon dolara ulaştığını, 2026 yılında ise yüzde 11’lik büyümeyle 6,15 trilyon dolara çıkmasının beklendiğini ifade etti. Türkiye özelinde bilgi teknolojileri tarafında güçlü bir ivme yakalandığını vurgulayan Hantaloğlu, iletişim segmenti hariç tutulduğunda pazarın son 4-5 yılda yaklaşık iki kat büyüyerek 10 milyar dolardan 23 milyar dolar seviyesine ulaştığını belirtti. Bilgi ve iletişim teknolojileri toplam pazar büyüklüğünün ise 2025 yılı için henüz resmi olarak açıklanmadığını, ancak kendi öngörüsünün yaklaşık 40 milyar dolar seviyesinde olduğu bilgisini paylaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.