Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekonomi

Kapsül Haber Ajansı - Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İBB’den Çorum Mecitözü’ne 280 Milyon Liralık Yatırım Haber

İBB’den Çorum Mecitözü’ne 280 Milyon Liralık Yatırım

Seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun verdiği talimatla başlatılan Çorum Mecitözü Hitit Kültür Merkezi’nin yapımı tamamlandı. Temeli 3 Ekim 2023’te atılan, yaklaşık 280 milyon liraya mâl olan, 3000 metrekare inşaat alanına sahip merkezin açılışı; Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İBB Başkanvekili Nuri Aslan ve Mecitözü Belediye Başkanı Veli Aylar’ın katılımlarıyla gerçekleştirildi. Vatandaşların da yoğun ilgi gösterdiği açılışta; Özel, Aslan ve Aylar birer konuşma yaparken, 19 Mart sivil darbesiyle özgürlüğü elinden alınan seçilmiş İBB Başkanı İmamoğlu’nun Silivri’deki hücresinden yolladığı mektup okundu. ÖZEL: TÜRKİYE ÇAPINDA BİZ YÜZDE 59 ÖLÇTÜK, AK PARTİ YÜZDE 61 ÖLÇMÜŞ BELEDİYELERİMİZDEN MEMNUNİYET ORANINI Özel, özetle şunları söyledi: “Burası, Mecitözü Belediyesi'nin imkanlarıyla Mecitözü'ne kazandırılacak bir yer değil. Bu, aynı anda pek çok ihtiyacı ortadan kaldıran, biraz önce içinden geçerek geldik, çok amaçlı 500 kişilik bir salonuyla, kışın düğün salonu olarak kullanıldığında muhteşem bir alanıyla, misafirler için misafirhanesiyle, kent lokantasıyla ve Mecitözü’nde ihtiyaç duyulan her fonksiyona cevap veren yapılarıyla çok önemli bir eser kazandırılıyor burada. Bunun için tabii Ekrem Başkan’ın Anadolu'ya bakış açısı çok çok önemli. Burası 280 milyon liraya mâl oldu. 4250 metrekare arsa üzerine inşa edilmiş. 192 kişilik bir konferans salonuna sahip. İki tane eğitim salonuyla, organizasyon alanlarıyla dört dörtlük bir hizmet. Ekrem Başkan'ın bu Anadolu'ya 36’ncı dokunuşu, otuz altıncı yatırımı. Yani Anadolu'da, Çorum'da, Rize'de, deprem bölgesinde de bu ve benzeri 36 tane İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin imkanlarıyla, Ekrem Başkan'ın önerisiyle, İBB çalışanlarının emekleri, gayretleriyle, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’mizin onaylarıyla kazandırdığımız 36. eser bu. Bütün imkansızlıklara rağmen yapıyoruz. İnanın ki bütün engellemelere rağmen yapıyoruz.” İMAMOĞLU: SİLİVRİ’DEKİ 12 METREKARELİK HÜCREMDE, MECİTÖZÜ İLÇEMİZE KAZANDIRDIĞIMIZ KÜLTÜREL TESİSİN MUTLULUĞUNU YAŞIYORUM Silivri’den yolladığı mektup, program sunucusu Tuğrul Tuna tarafından okunan İmamoğlu da şu mesajları Mecitözülülerle paylaştı: “Çorum’un güzel insanları, benim canım hemşerilerim; hepinizi saygıyla, sevgiyle, hasretle selamlıyorum. Sizleri dostlukla kucaklıyorum. Bugün, Silivri’deki 12 metrekarelik hücremde, Mecitözü ilçemize kazandırdığımız kültürel tesisin mutluluğunu yaşıyorum. Mecitözü’nün sosyal ve kültürel hayatına hizmet edecek bu tesisimizin yapımında, pek çok kişi ve kurumun emeği var. CHP’nin halkçı ve icraatçı uygulamalarını Mecitözü’nde hayat geçirmek için canla başla çalışan Başkanımız Veli Aylar’a ve Mecitözü Belediyesi’nin tüm çalışanlarına teşekkür ediyorum. İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisimizin kıymetli üyeleriyle İstanbul Büyükşehir Belediyemizin tüm ilgili birim yönetici ve çalışanlarına teşekkür ediyorum. Bu projenin hayata geçmesinde büyük emeği olan, delilsiz, kanıtsız, haksız ve hukuksuzca aylardır özgürlüğünden mahrum bırakılan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcımız Arif Gürkan Alpay’a teşekkürlerimi sunuyorum.” “ÖZGÜR DE OLSAK TUTSAK DA OLSAK MİLLETİMİZE HİZMET ETMEKTEN BİR MİLİM GERİ DURMAYACAĞIZ” “Özgür de olsak tutsak da olsak milletimize hizmet etmekten bir milim geri durmayacağız. 86 milyon vatandaşımız için, çok güzel işler yapmaya devam edeceğiz. İlçemizde daha fazla sosyal etkinliğin hayata geçmesine olanak tanıyacak bu güzel tesisimiz, vatandaşlarımıza hayırlı uğurlu olsun. Kıymetli hemşehrilerim; kamu kurumları tarafından yapılan her bir eser, her bir yatırım milletindir. Bu eserler, vatandaşın parasıyla yapılmıştır. Ülkeyi yönetenler, hangi siyasi görüşten olursa olsun, vatandaşlar arasında ayrım yapmaksızın, herkese eşit hizmet etmekle, milletin parasını doğrudan millete vermekle yükümlüdür. Türkiye Cumhuriyeti’nin dayandığı en temel değer, adalettir. Adil olma yükümlülüğü, başta mahkemeler olmak üzere, devletin tüm kurumları için geçerlidir. Fakat içinde bulunduğumuz bu dönemde yargı, siyasetin aracı haline gelmiştir. Milletimiz bundan son derece rahatsızdır. Kurumlarında, sokaklarında, fabrikalarında, tarlalarında adalet olmayan bir ülkede huzur olmaz, bereket olmaz, birlik ve beraberlik olmaz.” “VATANDAŞIN HAKKINI VATANDAŞA TESLİM ETMEDİKÇE BU ÜLKEDE KİMSE RAHAT BİR NEFES ALAMAZ” “Türkiye rotasını adalet ve demokrasiye döndürmek ve bu rotada kararlılıkla, inatla yürümek zorundadır. Çünkü, ekonomi başta olmak üzere tüm sorunlarımızı kalıcı olarak çözebilmek, herkes için, her yerde adalet ve hürriyeti sağlamakla mümkündür. Vatandaşın hakkını vatandaşa teslim etmedikçe bu ülkede kimse rahat bir nefes alamaz. Bizim mücadelemiz, vatandaşın hak ve hürriyetlerinin tam olması, herkesin emeğinin, üretiminin, yatırımının karşılığını alabilmesinin mücadelesidir. Mücadelemiz, adalet ve hürriyet mücadelesidir. Bu mücadeleyi mutlaka kazanacağız. Bir olacağız, birlik olacağız. Kendimize güveneceğiz ve gelecek güzel günlere inancımızı asla yitirmeyeceğiz. Çok çalışacağız ve başaracağız. Güler yüzümüzle, hep büyüyen umudumuzla, eksilmeyen cesaretimizle kazanacağız. Türkiye, adaletin ve hürriyetin, birliğin ve kardeşliğin ülkesi olacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.” ASLAN: BU HİZMETİN MİMARI, ŞU ANDA 12 METREKARELİK HÜCRESİNDE AMA ESERLERİ HER YERDE. İŞTE GERÇEK VATANSEVERLİK TAM OLARAK BUDUR Konuşmasına, İmamoğlu’nun Silivri’den Mecitözü’ne yolladığı selamı paylaşarak başlayan İBB Başkanvekili Aslan ise özetle şunları söyledi: “Ekrem Başkanımız, bu projeye ilk günden beri çok kıymet verdi. ‘İstanbul’un gücü, Anadolu’nun bereketiyle birleşmeli’ dedi. Çünkü Anadolu, bizim kökümüzdür. Varlığımızdır. Nereye göçersek göçelim, sonunda hep dönmek istediğimiz evimizdir. Biz bugün evimize geldik. Biz bugün evimizi biraz daha güzelleştirmeye geldik. Bugün ata toprağımıza geldik. Vatanımızın her yerini kutsal bilenler olarak hizmetle geldik. Bu hizmetin mimarı, şu anda 12 metrekarelik hücresinde ama eserleri her yerde. İşte gerçek vatanseverlik tam olarak budur. Nerede olursan ol, elinin değdiği her yere dokunabilmektir. Ekrem Başkanımızın söz verdiği, iki yıl içinde bitirdiğimiz Hitit Kültür Merkezi’ni açmaya geldik. Çok şükür Mecitözü’ne böyle kapsamlı bir hizmeti kazandırdık. Düğününüz burada şenlenecek, konferanslarınız burada yapılacak, sergileriniz burada açılacak. Gençlerimiz burada geleceğe hazırlanacak. Bu merkez, İstanbul’un Çorum’a olan vefasıdır, gönül borcudur. Bu muazzam eserin her taşında emeği olan Mecitözü Belediye Başkanımız Sayın Veli Aylar’a, gece gündüz demeden ter döken İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Mecitözü Belediyesi emekçilerine huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Ve tabii ki; bu projede büyük emeği olup da bugün haksız yere tutsak edilen yol arkadaşımız, Genel Sekreter Yardımcımız Arif Gürkan Alpay’a da buradan kocaman bir selam gönderiyorum. Sabretsinler, adalet elbet yerini bulacak, o kucaklaşma günü çok yakın.” Konuşmaların ardından kesilen kurdele ile Mecitözü Hitit Kültür Merkezi resmen hizmete girmiş oldu. MERKEZ, MECİTÖZÜ’NE DEĞER KATACAK Yaklaşık 200 milyon liraya mâl olan, 3000 metrekare inşaat alanına sahip merkez bünyesinde; 500 kişilik düğün salonu, 250 kişilik konferans ve toplantı salonu, sergi salonu, kafeterya, mutfak, 40 kişilik konaklama oteli, 7 dükkân, seyir terası ve fuaye alanı bulunuyor. Merkez çevresinde oluşturulan meydan da bölgeye değer katacak, sosyal ve kültürel yaşamı zenginleştirecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Matlı: “Ekonomide Öngörülebilirliğin Güçlenmesi Reel Sektöre İvme Kazandıracak” Haber

Matlı: “Ekonomide Öngörülebilirliğin Güçlenmesi Reel Sektöre İvme Kazandıracak”

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu, Genel İdare Kurulu, Strateji Geliştirme Yüksek Kurulu ve Yüksek Koordinasyon Kurulu Müşterek Toplantısı, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in katılımıyla TOBB İkiz Kuleler’de gerçekleştirildi. Toplantıya katılan TOBB Genel İdare Kurulu Üyesi ve Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, toplantıya ilişkin yaptığı değerlendirmede iş dünyası adına önemli açıklamalarda bulundu. “Ekonomiye dair projeksiyonlar reel sektör için yol gösterici” Toplantıda, küresel ve ulusal ekonomik gelişmelerin yanı sıra iş dünyasının sahada karşılaştığı temel meselelerin ve beklentilerin kapsamlı şekilde ele alındığını belirten Başkan Özer Matlı, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in paylaştığı projeksiyonlara dikkat çekti. Matlı, “Sayın Bakanımızın yapılan çalışmalar hakkında bilgilendirmesi sonucu, önümüzdeki kısa süreç içerisinde enflasyonun yüzde 19,5, yüzde 20 seviyelerine düşeceği ve buna bağlı olarak kredi faizlerinin de yüzde 25’ler bandına inmesi yönünde ortaya çıkan öngörülerimiz, reel sektörümüz açısından bizleri motive etmiştir” diye konuştu. “Piyasaların rahatlaması üretim ve istihdam kararlarını hızlandıracak” Ekonomideki yeni yol haritasının üretim odaklı büyümeyi destekleyeceğini vurgulayan Başkan Özer Matlı, bütçe disiplini ve kamu borçlanmasının azaltılmasıyla birlikte bankaların özel sektöre yönelik para arzını artırmasını beklediklerini söyledi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in paylaştığı veriler doğrultusunda piyasaların finansal anlamda rahatlamayı birkaç ay içerisinde hissedeceğini düşündüklerini ifade eden Başkan Matlı, “Bu tablo, üretim yapan, istihdam sağlayan ve ihracat odaklı büyümeyi hedefleyen reel sektör açısından daha öngörülebilir, dengeli ve destekleyici bir ekonomik ortamın oluşacağına işaret etmektedir. Finansal koşullardaki iyileşmenin, işletmelerimizin nakit akışını rahatlatacağına; yatırım, üretim ve istihdam kararlarını hızlandıracağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı. “İstikrar vurgusu güveni pekiştiriyor” Ekonomi yönetimi ile iş dünyası arasındaki güçlü diyalog ve istişare kültürünün sürdürülmesinin, atılan adımların sahadaki karşılığını artırdığını vurgulayan Başkan Özer Matlı, şunları kaydetti: “İstikrarı önceleyen ve enflasyonla mücadeleyi kararlılıkla sürdüren bu yaklaşımın, önümüzdeki dönemde iş dünyamızın motivasyonunu ve geleceğe olan güvenini daha da pekiştireceğine inanıyorum. Son dönemde daralmanın en çok hissedildiği başta tekstil gibi sektörlerle ilgili birtakım destek çalışmalarının olacağı beklentisi, ekonomik sıkılaşmanın yarattığı gerginliği devlet ve özel sektör iş birliğiyle çözecektir. Ekonomik istikrarın sağlanarak sürdürülebilir kılınması yönünde iş dünyası ve kamu el ele vererek bu başarıyı sağlayacaktır. İş dünyası olarak bizler bugüne kadar olduğu gibi üretmeye, yatırım yapmaya, istihdam oluşturmaya ve ülkemizin sürdürülebilir büyümesine katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ocak 2026’da Enflasyon Yüksek Gelirse Faiz İndirim Kararları Pas Geçilebilir Haber

Ocak 2026’da Enflasyon Yüksek Gelirse Faiz İndirim Kararları Pas Geçilebilir

İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Özdurak, 2026 yılının ekonomik görünümünü değerlendirdi. Özdurak’a göre, faiz politikalarının tek başına enflasyonu kalıcı biçimde düşürme gücü zayıflarken, Türkiye ekonomisi düşük katma değerli büyüme ve fiyat yapışkanlığı sorunlarıyla karşı karşıya. Hizmet sektöründeki kontrolsüz artışlar, kur baskısı ve küresel sermaye koşulları enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor. İstinye Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Özdurak, yeni yılın ekonomik görünümünü değerlendirdi. Doç. Dr. Özdurak’a göre, 2026’ya girerken asıl ihtiyaç, para politikasının ötesine geçen nitelikli bir ekonomik dönüşüm. “Kontrolsüz fiyat artışları enflasyonla mücadeleye darbe vuruyor” Enflasyonla mücadelede mevcut faiz politikasının etkisinin zayıfladığını belirten Doç. Dr. Caner Özdurak, şöyle devam etti: “Eğer 2026 yılında da enflasyonla mücadele sadece faiz kararları gibi para politikası araçlarıyla yürütülmeye devam ederse, enflasyonun yüzde 20'nin altına inmesi pek mümkün görünmüyor. Bu durum, ekonomi yönetiminin hedefine ulaşmasının zor olacağını gösteriyor. Burada, kalıcı bir başarı için ekonominin kurgusunun, sanayi politikalarının ve makro ekonomik stratejilerin değişmesi gerektiğini vurgulamak isterim. Türkiye ekonomisinin giderek düşük katma değerli hizmet sektörüne yaslandığı dikkat çekiyor. Özellikle hizmet sektöründeki kontrolsüz fiyat artışları enflasyonda bir yapışkanlık yaratıyor ve mücadeleye darbe vuruyor. Konut ve eğitim harcamalarında da acil reform ihtiyacı bulunuyor. Bu olumsuz etkenlere rağmen, temkinli de olsa faiz indirimlerinin devam edebileceğini, ancak 2026 Ocak ayında beklenenin çok üzerinde bir enflasyon gelmesi durumunda indirim kararlarının pas geçilebileceğini öngörüyorum.” “Düşük nitelikli büyüme modeli kur istikrarını tehdit ediyor” Düşük nitelikli büyüme modelinin sürdürülebilir döviz girişi yaratma potansiyelini ve kur istikrarını tehdit ettiğini belirten Doç. Dr. Özdurak, “Yüksek enflasyonun devam etme beklentisi ve faiz indirimlerinin sürme ihtimali, reel faizin cazibesini azaltarak kur üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturuyor. Türkiye ekonomisinin 3. çeyrek büyüme verilerini yorumlarken en büyük sorunu şöyle açıklayabiliriz: Büyümenin lokomotiflerinin inşaat ve finans gibi düşük verimli, düşük katma değerli alanlar olması, kaynakların inovasyona değil, spekülatif kazançlara yönlendirildiğini gösteriyor. Bu yapı, topluma sadece ‘karnını doyurup barınabildiğine şükreden’ bir durumu empoze ediyor. Bu düşük nitelikli büyüme modeli, güçlü ve sürdürülebilir döviz girişi yaratma potansiyelini düşürüyor ve kur istikrarını tehdit ediyor” dedi. “Fed üyelerinin faiz beklentileri, küresel sermaye akışını etkiliyor” Doç. Dr. Özdurak, “ABD Merkez Bankası (Fed) üyelerinin faiz beklentileri (FOMC), küresel sermaye akışını etkiliyor” diyerek sözlerine şöyle sürdürdü: “FOMC beklentilerine göre, faiz indirim döngüsü yaklaşıyor olsa da ABD faizleri 2025 boyunca yüksek kalacaktır (2025 medyan beklenti yüzde 3.6). Bu durum, küresel sermayenin ABD gibi güvenli limanlara akışını sürdüreceği anlamına gelir ki, bu da Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı baskısını korur. Orta vadede faizlerin yüzde 3 civarındaki nötr seviyeye inmesi beklenirken, bu durum küresel likiditeyi artırsa bile, yabancı yatırımcının Türkiye'ye gelmesi büyük ölçüde ülkenin kendi iç dinamiklerine ve makroekonomik stratejisine bağlı olacaktır.” “2026'dan beklenti nitelikli bir mücadelenin başlatılması” 2026'dan temel beklentinin mevcut duruma karşı nitelikli bir mücadelenin başlatılması olduğunu belirten Doç. Dr. Özdurak, “Öte yandan, TÜİK’in Ocak 2026’dan itibaren AB standartlarına uyum amacıyla yapacağı metodolojik değişiklikler (Ulusal Hesaplar verisiyle ağırlık yapısının belirlenmesi gibi) teknik olarak uluslararası uyumu sağlasa da Türkiye'deki gelir dağılımı bozukluğu ve konut/kira gibi temel ihtiyaçlardaki fahiş artışlar nedeniyle hissedilen enflasyon ile resmi enflasyon arasındaki makası açabilir ve veriye olan güveni azaltabilir. Sonuç olarak, Türkiye ekonomisinin temel sorunu, sadece para politikasıyla çözülemeyecek kadar derin olan, katma değeri düşük bir büyüme modeli ve enflasyondaki yapısal yapışkanlıktır. 2026'dan temel beklenti, bu duruma karşı nitelikli bir mücadelenin başlatılmasıdır” diyerek sözlerini tamamladı.

Akademik Hafıza Kocaeli'nin Geleceğiyle Birleşiyor Haber

Akademik Hafıza Kocaeli'nin Geleceğiyle Birleşiyor

14 ana tema altında yapılan başvurularda destek almaya hak kazanan tez ve makale çalışmalarının sonuçları açıklandı. AKADEMİ, YEREL YÖNETİM POLİTİKALARIYLA BULUŞUYOR Akademik bilgi üretimini teşvik eden ve üniversitelerle yerel yönetimler arasındaki iş birliğini güçlendirmeyi hedefleyen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli Kent Konseyi ile birlikte yürüttüğü “Kentbilim Lisansüstü Araştırma Desteği Programının” sonuçlarını açıkladı. Alanında uzman akademisyenlerden oluşan Değerlendirme Kurulu tarafından titizlikle incelenen çalışmalar arasından destek almaya hak kazanan tez ve makaleler belirlendi. 14 ANA TEMADA KENT ODAKLI ARAŞTIRMALARA DESTEK Şehircilik ve altyapıdan çevre ve tarıma, akıllı şehirlerden kültür ve sanata, kadın, aile, gençlik, spor, sanayi, ekonomi ve istihdama kadar 14 ana tema altında yapılan başvurular değerlendirmeye alındı. Toplam 2 milyon 900 bin TL bütçeye sahip program kapsamında Kocaeli’nin sosyal, ekonomik, çevresel ve kentsel ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi hedefleyen çalışmalar önceliklendirildi. Desteklenen araştırmalar, belirlenen takvim doğrultusunda izlenecek ve raporlama süreçleriyle takip edilecek. HEDEF, DAHA YAŞANABİLİR BİR KOCAELİ Kentbilim Lisansüstü Araştırma Desteği Programı kapsamında yapılan değerlendirmelerde; çalışmaların bilimsel niteliği, yöntemsel tutarlılığı, özgünlüğü, kente sağlayacağı katkı ve uygulanabilirliği temel ölçütler olarak dikkate alındı. Bu kriterler doğrultusunda destek almaya hak kazanan araştırmacıların listesi ile programa ilişkin tüm detaylara Kentbilim’in resmi internet sitesi (kentbilim.kocaeli.bel.tr) üzerinden erişilebilecek. Kentbilim Programı ile akademik bilgiye dayalı, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler üretilerek daha yaşanabilir bir Kocaeli oluşturulması hedefleniyor.

2. Tasarruf ve İsraf Sempozyumu” Yapıldı Haber

2. Tasarruf ve İsraf Sempozyumu” Yapıldı

Üsküdar Üniversitesi tarafından merhum Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan anısına "İsraftan Verimliliğe" temasıyla düzenlenen “2. Tasarruf ve İsraf Sempozyumu,” NP Sağlık Yerleşkesi (Ümraniye) İbni Sina Oditoryumu’nda gerçekleştirildi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA), İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi ve İskenderun Teknik Üniversitesi gibi önemli paydaşların desteklediği sempozyum, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mehmet Zelka, İskenderun Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Duruel ve Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın açılış konuşmalarıyla başladı. Prof. Dr. Tarhan: “Kaynak yönetimindeki en büyük belirleyici akıl değil, duygulardır.” Sempozyum Onursal Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, israf ve verimlilik meselesinin yalnızca iktisadi değil, aynı zamanda psikolojik, sosyolojik ve kültürel boyutlarıyla ele alınması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Tarhan, “İnsan Homo Economicus değil, Homo Psychologicus’tur. Kaynak yönetimindeki en büyük belirleyici akıl değil, duygulardır.” dedi. Sempozyumun bu yılki ana temasının verimlilik olarak belirlenmesinin bilinçli bir tercih olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, kuşaklar arası farklara dikkat çekerek, “Geçmiş kuşaklar yokluk içinde olgunlaşıyordu. Bugünün kuşakları ise varlık içinde olgunlaşmak zorunda. Bu çok daha zordur. Çünkü varlık, insanda algı körlüğü oluşturuyor. Her şeyin kolay elde edildiği, her şeyin garanti olduğu duygusu kaynak yönetimini zayıflatıyor. Bu durum özellikle gelecek nesiller için ciddi bir tehlikedir.” diye konuştu. Ekonomi ile psikoloji arasındaki ilişki var Ekonomi ile psikoloji arasındaki ilişkinin bilimsel olarak 2000’li yıllarda net biçimde ortaya konduğunu hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, bir psikoloğun Nobel İktisat Ödülü almasının bu dönüşümün simgesi olduğunu belirterek, “Davranış İktisadı böyle doğdu. İnsan yalnızca rasyonel bir varlık değildir. İnsan karar verirken takdir edilme arzusu, beğenilme ihtiyacı ve duygusal boşluklarıyla hareket eder” ifadelerini kullandı. İnsan davranışlarında israfa yol açan pek çok örnek bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bir kişi ihtiyacından değil, alkış almak için yatırım yapabiliyor. Boş bir çerçeveye yüz bin dolar veriliyor. On binlerce dolarlık saatler, çantalar sosyal medyada sergileniyor. Üstelik bunu yaparken yoksulluğa karşı bir rahatsızlık hissi de oluşmuyor. Utanma duygusu kaybolmuş durumda. Bunların tamamı psikolojik faktörlerdir” diye konuştu. Verimliliğin temelinde anlam ve amaç var Toplumların “yüksek güvenli” ve “düşük güvenli” olarak ikiye ayrıldığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Yüksek güvenli toplumlarda güç kişilerde değil, kurallardadır. İstişare vardır, öngörülebilirlik vardır. Böyle toplumlarda orta ve uzun vadeli kaynak yönetimi sağlıklı yapılabilir” dedi. Verimliliğin temelinde anlam ve amaç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Verimliliğin yakıtı anlamdır. Anlamı olmayan bir insan kaynağı verimli kullanamaz. İstekle ihtiyaç arasındaki farkı ayırt edemeyen kişi israf eder” değerlendirmesinde bulundu. Haz mutluluğu satın alınabilir ama geçici… Haz ve anlam kavramlarını nörobilim üzerinden açıklayan Prof. Dr. Tarhan, “Dopamin haz hormonudur, serotonin ise anlam hormonudur. Haz mutluluğu satın alınabilir ama geçicidir. Anlam mutluluğu ise emek ister yatırım ister ve kalıcıdır. Aristoteles bunu 2500 yıl önce söylemişti; bugün nörobilim bunu doğruluyor” dedi. Haz odaklı yaşamın duyguları regüle edememeye yol açtığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Canı istediği için alışveriş yapan, öfkesini tüketimle telafi eden, bugünü düşünerek harcayan kişi kaynak yönetemez. Oysa beynin ön bölgesindeki karar mekanizması ‘Bu bir ihtiyaç mı?’ sorusunu sordurur. Bunu yapabilen insan anlam peşindedir” ifadelerini kullandı. “Bir çocuk 10 yaşına kadar bütçe yönetimini öğrenirse, zamanını ve ilişkilerini de daha iyi yönetir” Kaynak yönetiminin yalnızca finansal alanla sınırlı olmadığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Hayatın kendisi bir çeşit kaynak yönetimidir. Psikolojik sermaye, sosyal sermaye, zaman ve ilişkiler de kaynaklardır” dedi. Bu bağlamda çocuklara erken yaşta bütçe yönetimi öğretilmesinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Bir çocuk 10 yaşına kadar bütçe yönetimini öğrenirse, zamanını ve ilişkilerini de daha iyi yönetir” şeklinde konuştu. “Görünür olmanın kutsallaştırıldığı bir çağdayız” Dijitalleşme ve sosyal medyanın tüketimi küresel ölçekte teşvik ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Görünür olmanın kutsallaştırıldığı bir çağdayız. Beğeni kültürü, kozmetik ve estetik sektörlerini aşırı biçimde büyüttü. İhtiyaç olmadığı halde harcamalar artıyor. Bu sistem bir süre sonra tembel toplumlar üretir. Roma’nın çöküşü de böyle olmuştur” dedi. Konuşmasının sonunda sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Prof. Dr. Tarhan, “Bu konuya sahip çıktığı için Prof. Dr. Mehmet Zelka hocamıza, katkı sunan tüm akademisyenlere teşekkür ediyorum. İnşallah bu sempozyumu önümüzdeki yıllarda da aynı kararlılıkla sürdürürüz” ifadeleriyle sözlerini tamamladı. Prof. Dr. Duruel: “Bugün israf; kaynakların adaletsiz, bilinçsiz ve sürdürülemez biçimde kullanılmasıdır” İskenderun Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Duruel, açılışta yaptığı konuşmada “Böylesine anlamlı, çok katmanlı ve geleceğe dair güçlü bir farkındalık zemini oluşturan bu sempozyumda bulunmaktan büyük bir onur duyuyorum” ifadelerini kullandı. Modern dünyada israfın yalnızca fazla harcama anlamına gelmediğine dikkat çeken Prof. Dr. Duruel, “Bugün israf; kaynakların adaletsiz, bilinçsiz ve sürdürülemez biçimde kullanılmasıdır. Bu durum yalnızca ekonomik yapıları değil, insanın doğayla, toplumla ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi de doğrudan etkilemektedir” dedi. Artan tüketim mutluluk üretmiyor Prof. Dr. Duruel, tüketim ekonomisinin yalnızca maddi kaynakları değil, insan ilişkilerini ve ruhsal dengeyi de tükettiğini vurgulayarak, “Psikoloji, sosyoloji ve iktisadın kesişim noktasındaki araştırmalar, artan tüketimin mutluluk üretmediğini; aksine tatminsizlik, yalnızlık ve stres gibi sorunları derinleştirdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu tablo, israfın aynı zamanda insani bir mesele olduğunu göstermektedir” şeklinde konuştu. İsrafın güçlü bir ideolojik arka planı bulunduğuna işaret eden Prof. Dr. Duruel, mevcut küresel sistemde tüketimin bir ihtiyaçtan çok yaşam tarzı ve değer ölçüsüne dönüştüğünü belirtti. Prof. Dr. Duruel, “Bireyin varlığı sahip oldukları üzerinden tanımlanmaya başlanmıştır. Bu anlayış ekonomik eşitsizlikleri derinleştirirken, ahlaki ve kültürel bir aşınmayı da beraberinde getirmektedir” ifadesinde bulundu. Kapitalist sistemin sürekliliği için tüketimi zorunlu kıldığını ifade eden Prof. Dr. Duruel, “Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası ve OECD raporları dünyada her yıl üretilen gıdanın yaklaşık üçte birinin israf edildiğini ortaya koyuyor. Buna karşın yüz milyonlarca insan temel gıdaya ve temiz suya erişimde ciddi sorunlar yaşıyor. Yüksek gelirli ülkelerde kişi başına düşen tüketim, gezegenin ekolojik sınırlarını zorlayan bir noktaya ulaşmış durumda. Bu tablo bize sorunun kaynak yetersizliği değil, kaynakların yönetimi ve paylaşımındaki adaletsizlik olduğunu açıkça göstermektedir.” dedi. Bu yılki sempozyum odağını “verimliliği inşa etmek” sorusuna yöneltti Geçtiğimiz yıl düzenlenen birinci sempozyumun güçlü bir zihinsel altyapı oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Duruel, bu yılki sempozyumun ise odağını “israfı tanımlamak” yerine “verimliliği inşa etmek” sorusuna yönelttiğini ifade ederek, “Bu yaklaşım yalnızca teknik bir dönüşümü değil; zihniyet, değer ve yönetim anlayışında köklü bir değişimi de beraberinde getirmektedir” dedi. Program kapsamında ele alınan üretimde israf, yalın üretim sistemleri, kamu ekonomisinde verimlilik ve pazarlamada sadeleşme başlıklarının önemine değinen Prof. Dr. Duruel, Japonya, Almanya ve İskandinav ülkelerinin uygulamalarını örnek göstererek, “Verimlilik ancak bilimsel yaklaşım, etik değerler ve uzun vadeli bir bakış açısıyla mümkün olabilir” değerlendirmesinde bulundu. Sempozyumun, merhum Prof. Dr. Nazif Gürdoğan’ın anısına ithaf edilmesinin ayrıca anlamlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Duruel, “Kıymetli hocamız akademik hayatı boyunca bilginin yalnızca üretilen değil, hikmetle buluşturulması gereken bir değer olduğunu bizlere hatırlatmıştır.” diye konuştu. İskenderun Teknik Üniversitesi olarak üniversitelerin yalnızca bilgi üreten değil, aynı zamanda toplumsal sorumluluk üstlenen kurumlar olduğuna inandıklarını belirten Prof. Dr. Duruel, “Kaynağı korumak geleceği gözetmektir. Bugünü yönetirken yarını hesaba katmaktır. Bu anlayış hem evrensel etik ilkelerle hem de kadim değer dünyamızla uyumludur” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Zelka: “Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1,5 milyar ton gıda israf ediliyor” Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mehmet Zelka, sempozyumun ilk kez geçen yıl, üniversitenin Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın fikir ve destekleriyle hayata geçirildiğini hatırlattı. İsrafın yalnızca maddi kaynaklarla sınırlı olmadığını ifade eden Prof. Dr. Zelka, “İsrafın kalbi, aklı, ömrü ve hatta nefesi kapsayan bir boyutu vardır. Bu nedenle konuya sadece iktisadi açıdan bakmak yetersiz kalır.” dedi. “Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1,5 milyar ton gıda israf ediliyor. Türkiye’de ise bu rakam 8,7 milyon tonu aşıyor.” diyen Prof. Dr. Zelka, israfın gelişmiş ve az gelişmiş ülkelerde benzer oranlarda yaşandığını, gelişmiş ülkelerde israf oranının yüzde 56, gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 44 seviyesinde olduğunu kaydetti. Doğal kaynakların hızla tükendiğine de değinen Prof. Dr. Zelka, “İnsanlık 2025 yılına ait doğal kaynakları yılın ilk yedi ayında tüketmiş durumda. Kalan süreçte ise gelecek nesillerden borç alıyoruz” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Zelka, bu durumun ekonomik dengeleri bozduğunu, enflasyon, sosyal adaletsizlik ve ahlaki aşınma gibi sorunları beraberinde getirdiğini söyledi. İsrafla mücadele yalnızca hükümet politikalarıyla sınırlı kalmamalı İsrafla mücadelenin yalnızca hükümet politikalarıyla sınırlı kalamayacağını vurgulayan Prof. Dr. Zelka, bireysel sorumluluğun da büyük önem taşıdığını belirtti. İngiltere’de Leeds Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya atıfta bulunan Prof. Dr. Zelka, “İngiltere’de de Atık ve Kaynakları Eylem Programı diye bir program hazırlanmış. Neden? İngiltere’de 30 milyona yakın açlık çeken kimse var. 9.5 milyon ton gıda israfı var. Bu 9.5 milyon tonun sadece 8.5 milyon tonu olumlu şekilde kullanılırsa, israftan kurtarılması halinde açlık diye bir şey kalmayacaktır.” diye konuştu. Prof. Dr. Zelka, dünyada israf edilen kaynakların yalnızca yüzde 25’inin verimli kullanılması halinde açlık sorununun büyük ölçüde ortadan kalkabileceğini ifade ederek, her gün binlerce insanın açlıktan hayatını kaybettiğine dikkat çekti. Uzlaştırma (Helalleşme) Endeksi önerisi Ekonomi, çevre bilimleri, sosyoloji, kamu yönetimi ve mühendislik gibi birçok farklı disiplinden uzmanı bir araya getiren etkinlikte, israfın bireysel, kurumsal ve toplumsal boyutları kapsamlı olarak ele alındı. Programda, tasarruf kültürünün yaygınlaştırılmasına yönelik çözüm odaklı yaklaşımlar sunuldu ve alanında yetkin birçok akademisyen sunum yaptı. Sempozyumda, İskenderun Teknik Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölümü Öğr. Gör. Durmuş Baysal tarafından hazırlanan çalışma, borçlu ve alacaklı arasındaki güven bunalımını, toplumun köklerinde yer alan "helalleşme kültürü" üzerinden çözmeyi teklif eden Uzlaştırma (Helalleşme) Endeksi konusunda bir sunum da gerçekleştirdi. ÜÜ TV’den canlı yayınlanan sempozyum kapsamında iki ayrı oturum gerçekleştirildi. Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümünden Prof. Dr. Sırrı Akbaba oturum başkanlığında gerçekleştirilen ilk oturumda; Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) Kurucusu “Prof.Dr. Aziz Akgül “İsraf Bir İnsanlık Suçudur”, Bartın Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Said Ceyhan, “Bartın Üniversitesi Sürdürülebilir Enerji Verimliliği Projesi Uygulaması ve Etkileri”, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Doç. Dr. Özgun Burak Kaymakçı, “Üretimin Karmaşıklığı ve Tüketimin Dolaysızlığı Arasındaki Çelişki: Niçin Tüketiyoruz?” İskenderun Teknik Ünv. Ekonomi ve Finans ABD Öğr. Gör. Durmuş Baysal, Prof. Dr. Nazif Çalış ve Prof. Dr. Mehmet Duruel ise çalışmaları olan “Finansal Anlaşmazlıkların Çözümünde Uzlaştırma Endeksi”ni sundu. Öğleden sonraki oturum ise Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümünden Prof. Dr. İsmail Barış’ın oturum başkanlığında gerçekleşti. Düzce Üniversitesi-İşletme Fakültesi Prof. Dr. Abdulvahap Baydaş, “Pazarlamada Yeni Bir Yaklaşım: Gönüllü Sade Hayat”, İstanbul Üniversitesi-İktisat Fakültesi Prof. Dr. Mehmet Saraç “İslam İktisadı Perspektifinden Tasarruf Eğilimi: Temel İlkeler ve Ekonomik Sonuçları”, İstanbul Üniversitesi- İktisat Fakültesi Prof. Dr. Naci Tolga Saruç, “Davranışsal Maliye ve Tasarruf Eğilimleri”, Kocaeli üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Emin YardımcI ve Prof. Dr. İsmail Barış, “Osmanlı Esnaf Loncalarının İsrafı Önlemede Rolü”, Yalova Üniversitesi- İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Prof. Dr. Hacı Yunus Taş, İstanbul Medeniyet Üniversitesi- Yüksek Lisans Öğrencisi Nurefşan Taş “Modern Tüketim Tuzağında Tasarruf Bilinci: Üniversite Örneğinde Bir Araştırma”, Yalova Üniversitesi-İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Prof. Dr. Selami Özcan “Üretimde İsraf Kaynakları ve Tam Zamanında Üretim (JIT)” başlıklı sunum yaptı.

Garanti BBVA ve Garanti BBVA Emeklilik’te Üst Düzey Atamalar Haber

Garanti BBVA ve Garanti BBVA Emeklilik’te Üst Düzey Atamalar

Bu gelişme doğrultusunda, Garanti BBVA Kredi Riski Yönetimi Başkanlığı görevini, Aralık 2024’ten bu yana Garanti BBVA Emeklilik ve Hayat Genel Müdürü olarak görev yapan Gökhan Koca devralacak. Garanti BBVA Emeklilik ve Hayat Genel Müdürlüğü rolünü ise Garanti BBVA KOBİ Bankacılığı İstanbul Pazarlama Müdürlüğü Direktörü olarak görev yapan Nurdan Tunay Günaylı devir alacak. Atamalar gerekli yasal süreçlerin tamamlanması ve izinlerin alınmasının ardından yürürlüğe girecek. Gökhan Koca Hakkında: Gökhan Koca, 2000 yılında Garanti BBVA’da müfettiş olarak başladığı kariyerine 2006–2017 yılları arasında Garanti BBVA Mortgage’daki üst düzey pozisyonlarla devam etti. 2017–2019 yılları arasında Garanti BBVA’da KOBİ ve Tarım Bankacılığı Direktörü olarak görev yapan Koca, 2019–2024 döneminde BBVA’nın Madrid merkez ofisinde KOBİ Bankacılığı Global Sorumlusu rolünü üstlendi. Aynı dönemde, Kasım 2019–Şubat 2021 arasında Finlandiya merkezli fintech şirketi Holvi’de Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı. Ortadoğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği ve Boğaziçi Üniversitesi MBA mezunu olan Gökhan Koca, bankacılık sektöründe 25 yılı aşkın deneyime sahip. Nurdan Tunay Günaylı Hakkında: Nurdan Tunay Günaylı 2004 yılında Garanti BBVA’ya katılan Günaylı, şube ve genel müdürlük pozisyonlarında, kurumsal ve ticari bankacılık alanlarında görev yaptı. Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi bölümü mezunu olan Nurdan Tunay Günaylı bankacılık sektöründe 25 yılı aşkın deneyime sahip.

Hüseyin Baş Yeniden Genel Başkan seçildi Haber

Hüseyin Baş Yeniden Genel Başkan seçildi

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), 9. Olağan Büyük Kongresi’ni gerçekleştirdi. Kongre için Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya gelen binlerce BTP’li önce Anıtkabir’e akın etti. Anıtkabir, pazar sabahı millî bayramları andıran tarihi bir kalabalığa sahne olurken BTP’liler Mustafa Kemal Atatürk’ü ziyaret ederek dua etti. BTP lideri ilk konuşmasını salona giremeyenlere yaptı Anıtkabir ziyaretinin ardından kongre için Taha Akgül Spor Salonu’na geçildi. Gelenler salona sığmadı, binlerce insan yer kalmadığı için içeri alınamadı. Kongre salonuna gelen BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş da ilk konuşmasını dışarıda bekleyen vatandaşlara yaptı. Baş, “Dışarıda kaldınız, soğukta kaldınız. Biz çok büyük salonlar istediğimiz hâlde tahsis etmediler. Defalarca başvurduk, bize ‘Yok.’ dediler. Bu tablo sizin eseriniz. İzleyin görün, Bağımsız Türkiye salonlara sığmıyor.” dedi. Bütün salon hep birlikte marş söyledi Dışarıdaki konuşmasının ardından BTP liderinin salona girişinde yoğun bir tezahürat ve coşku yaşandı. Baş’ın salondaki partilileri selamlaması yoğunluk nedeniyle dakikalarca sürdü. Daha sonra bütün salon hep birlikte 10. Yıl marşı ve İzmir Marşı’nı okudu. Kongrede BTP’nin kurucu lideri Prof. Dr. Haydar Baş’ın konuşmalarından oluşan sinevizyon gösterimi de ilgiyle izlendi. BTP liderinin kongre konuşması ise yaklaşık 1 saat sürdü. Hukuk, eğitim ve ekonomi ağırlıklı bir konuşma yapan Hüseyin Baş sözlerine Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak olan sizlersiniz.” İfadeleriyle başladı ve şöyle devam etti: “İstikbal biziz, biz geleceğiz!” “Atamızın bu emrine, bu çağrısına biz de kulak verdik ve dedik ki: ‘İstikbal biziz, biz geleceğiz!’ Bugün vatanın ve milletin bizi beklediğini Allah var gördük. Bu salonun üç beş misli dışarıda insan içeri giremedi. Bir çağrı yaptık, Türkiye’nin her yerinden on binler harekete geçti. Birçok teşkilatımıza ‘Yerimiz yok, evden takip edin.’ diye haber yolladık. Buranın kat bekatı da bugün bizi evinden takip ediyor. Çünkü buraya alacak yerimiz kalmadı. Çok daha büyük salonlar talep ettik, kongrelerimiz için büyük salonlar istedik; ancak bize salon verilmedi.” “Millet fakru zaruret içindeyken devlet güçlü olamaz” “‘Güçlü Türkiye’ diyorsanız, o güçlü Türkiye Türk milletinin güçlü olmasından geçer. Millet fakru zaruret içindeyken devlet güçlü olamaz.” diyen Baş, sözlerini şöyle sürdürdü; “İstediğiniz kadar anlatın; pasaportun sağda solda geçmiyorsa, cebinde paran yoksa, sözün dinlenmiyorsa güçlü devlet olamazsın. Bağımsız Türkiye Partisi, Türkiye’yi Atatürk’ün yolunda yeniden güçlü bir şekilde inşa etmek için bugün Ankara’dan yola çıkmıştır. Hayırlı uğurlu olsun. Bu yürüyüş durmayacaktır.” “Bizim yolumuz Ata’dan başlar, Ata’da son bulur” Kongre öncesinde Anıtkabir’i ziyaret ettiklerini hatırlatan Hüseyin Baş, “Bakın, buraya hepiniz Anıtkabir’den geldiniz. Bizim yolumuz Ata’dan başlar, Ata’da son bulur. Biz, Atatürk’ün çizdiği yolda bu ülkeyi ayağa kaldıracak bir nesiliz. Bizim gencimiz bilinçli, çalışkan, dürüst ve üretkendir. Bu gençlik varken vallahi bütün sorunları çözeriz, billahi bütün sorunları çözeriz.” dedi. “Bağımsız bir Türkiye’yi inşa etmeye var mısınız?” Konuşmasında BTP Başkanlık Divanı’na ilk kez giren isimleri de tanıtan Baş, “Aklınıza hangi alan geliyorsa; sosyal, hukuki, içtimaî… Bütün sorunları çözecek ekip bu salondadır. Bu kadro, Bağımsız Türkiye Partisi kadrosudur ve bu sorunları çözmek için bugünden itibaren yola çıkıyoruz. Ben yola çıktım. Siz de benimle yürümeye var mısınız? Türk milletini hak ettiği yere getirmeye var mısınız? Bu gençliğe sahip çıkmaya var mısınız? Annelerin, babaların, evlatların mutlu bir ülkede yaşamasına var mısınız? Bağımsız bir Türkiye’yi inşa etmeye var mısınız?” sözleriyle salonu selamladı. Salon hep bir ağızdan “Varız!” diye karşılık verdi. Yeniden Genel Başkan seçildi Genel başkanlık seçiminde 1140 delege oy kullandı. Geçerli oyların 1136’sını alan Hüseyin Baş yeniden genel başkan seçildi. Parti yönetimi yenilenirken 113 kişilik yeni MYK’da ciddi bir gençleşme ve kadın ağırlığı dikkat çekti. Başkanlık Divanı’na ise akdemik alanda çalışmalarıyla öne çıkan akademisyenler dâhil edildi. BTP kongresini 17 siyasi parti temsilcisi, çok sayıda basın mensubu ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi takip etti. Ekrem İmamoğlu mesaj gönderdi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tutuklu Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da kongreye mesaj gönderdi. Mesajında şu ifadeler yer aldı: “Bağımsız Türkiye Partisi’nin engellemeye maruz kalmadan kongresini toplayabilmesinden, partinin değerli Genel Başkanı Sayın Hüseyin Baş’ın adlî kontrol ve yurt dışı çıkış yasağı bulunmadan bu kongreye katılabiliyor olmasından duyduğum memnuniyeti ifade ediyorum. Türkiye bugün maalesef böyle bir noktadadır. Muhalefetin en temel siyasi faaliyetleri gerçekleştirebilmesi bile demokrasimiz adına bir memnuniyet vesilesi hâline gelmiştir. Milletçe siyasi rekabeti ortadan kaldırarak iktidarını güdümlü yargı operasyonlarıyla sürdürmeye heves eden bir anlayışın ceremesini çekiyoruz. Ekonomik, siyasi ve idarî krizler bitmiyor; devlet kurumlarına güven zedeleniyor; vatandaşın barınma, beslenme, eğitim, sağlık ve güvenlik gibi en temel ihtiyaçları bile layıkıyla karşılanamıyor. Bu gidişe ancak partileri ve şahısları aşan büyük bir uzlaşma, büyük bir iş ve gönül birliğiyle son verebiliriz. Değerli Genel Başkan Hüseyin Baş’ın sıklıkla dile getirdiği, kimseyi düşman görmeden siyaset yapma ve demokrasi zemininde buluşma çağrısı bu çerçevede son derece değerlidir ve mutlaka karşılık bulmalıdır. Bağımsız Türkiye Partisi’nin 9. Olağan Büyük Kongresi’nin cumhuriyet, demokrasi, adalet ve hürriyet mücadelesine güç ve dinamizm katacağına inanıyor, hayırlı olmasını diliyorum.”

Alternatif Bank Yönetim Kurulu'nda Yeni Atama Haber

Alternatif Bank Yönetim Kurulu'nda Yeni Atama

Kurumsal yönetim ilkelerine bağlılığı ve güçlü yönetim kadrosuyla Türkiye'deki faaliyetlerine kararlılıkla devam eden Alternatif Bank'ın Yönetim Kurulu'nda yeni bir atama gerçekleşti. Banka tarafından yapılan açıklamada; yasal bildirimlerin tamamlanmasını takiben Belma Özmen'in Denetim ve Mevzuata Uyum Komitesi Başkanı göreviyle Yönetim Kurulu üyeliğine atanacağı paylaşıldı. Yönetim Kurulu'ndaki bu değişiklikle birlikte Belma Özmen, Denetim ve Mevzuata Uyum Komitesi Başkanlığının yanı sıra Risk Komitesi üyeliği görevini de üstlenecek. 40 yılı aşkın kariyerinin büyük bir bölümünü JP Morgan'da geçiren Özmen, krediler, operasyonlar ve iç sistemler gibi bankacılığın kritik alanlarında yönetim sorumlulukları üstlenmiştir. JP Morgan'da son olarak Müdürler Kurulu Başkanlığı yapmıştır. Kendisi, son 6 yıldır ise Standard Chartered'da Yönetim Kurulu Üyesi ve Denetim Komitesi Başkanı görevini yürütmüştür. Alternatif Bank Yönetim Kurulu Başkanı Omar Hussain Alfardan, atamaya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Üst düzey bir profesyonel olan Belma Özmen'in Yönetim Kurulumuza katılmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Sayın Özmen, uzun yıllara dayanan uluslararası tecrübesiyle bankacılığın farklı alanlarında önemli başarılara imza atmış bir isim. Bu değerli birikimin, güçlü kurumsal yönetim yapımızın daha da pekişmesine ve iç sistemler alanındaki çalışmalarımıza stratejik katkılar sağlayacağına inanıyorum. Atamanın Bankamız için hayırlı olmasını diliyor, kendisine yeni görevinde başarılar diliyorum." Belma Özmen Kimdir? Belma Özmen, 1978 yılında Hacettepe Üniversitesi'nde Ekonomi lisans eğitimini tamamlamış ve Türkiye İş Bankası'nda ekonomist olarak kariyerine başlamıştır. 1987'de JP Morgan Türkiye'de göreve başlayan Özmen, krediler, operasyonlar ve iç sistemler gibi bankacılığın kritik alanlarında yönetim sorumlulukları üstlenmiştir. JP Morgan'da son olarak Müdürler Kurulu Başkanlığı yapmıştır. Kendisi, son 6 yıldır ise Standard Chartered'da Yönetim Kurulu Üyesi ve Denetim Komitesi Başkanı görevini yürütmüştür. Bankacılığın birçok alanında engin deneyim ve bilgi birikimine sahip olan Belma Özmen, Kasım 2025'te Alternatif Bank Yönetim Kurulu Üyesi ve Denetim ve Mevzuata Uyum Komitesi Başkanı olarak göreve başlamıştır.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.