Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekonomi Zirvesi

Kapsül Haber Ajansı - Ekonomi Zirvesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomi Zirvesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

UEZ’de Yeni Yatırım Modelleri, Stratejiler ve Fırsatlar Masaya Yatırıldı Haber

UEZ’de Yeni Yatırım Modelleri, Stratejiler ve Fırsatlar Masaya Yatırıldı

2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor. “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ikinci günü de yoğun katılımla gerçekleşti. Ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu’nun üstlendiği zirvenin ikinci gününün dördüncü paneli “Yeni Yatırım Modelleri, Stratejiler ve Fırsatlar” başlığıyla düzenlendi. Bacacı Holding’in sponsorluğunda yapılan panelin moderatörlüğünü EY-Parthenon Türkiye Başkanı Özge Gürsoy Büyükavşar üstlendi. Bacacı Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Cem Cansu, panelde yaptığı konuşmada, şirket yapılarının hibrit bir model üzerine kurulu olduğunu belirterek, aktif değer yaratan bir grup olduklarını, potansiyel ile performans arasındaki farkı minimize etmeye odaklandıklarını söyledi. Değer üretiminin ciddi yatırım gerektirdiğini vurgulayan Cansu, “Buna çok ciddi yatırım yapmak gerekiyor. Bizim değer yaratma modelimizde birkaç tane olmazsa olmazımız var. Biz 10 bin kişilik bir aileyiz. Müşterimiz, tedarikçimiz ve paydaşlarımızla hareket ediyoruz.” dedi. Çoklu değer üretimine dayalı bir yatırım anlayışı benimsediklerini söyleyen Cansu, sürdürülebilirliğin bu yaklaşımın merkezinde yer aldığını belirtti. “Dünyanın geçmiş 50-100 yılına bakın, insanlığın refahı hep artmış. İyimser olmak için ortada sebepler de var. Bu dönemde çok ciddi zikzaklar da olmuş. İniş çıkışları yaşadığımız noktalar oldu. Dayanıklı ve sürdürülebilir olanlar ayakta kaldı.” diyen Cansu, yatırım kararlarında orta ve uzun vadeli perspektifin belirleyici olduğunu kaydetti. Yapay zekâ yatırımlarına da değinen Cansu, teknolojinin tek başına anlam ifade etmediğini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Yapay zekayı tek başına yapay zeka olarak konuştuğumuz zaman da aslında bu biraz yapay kalabiliyor. Yani bu aslında bizim içimizde bir dönüşüm. Çünkü bireysel ya da kurumsal tecrübelerimde gördüğüm, yapay zekaya ne kadar doğru veriyi, ne kadar doğru süreçle ve sistematik olarak verdiğimiz zaman buradaki verim artıyor. Aksi takdirde açıkçası aynı verimi alamadığımızı görüyoruz. Dolayısıyla önce aslında veri, sistem, süreç, hatta insan kaynağı organizasyonu dahi bunun içine katabiliriz. Bunların tam oturmuş olması yapay zekanın bence sonuçlarını olumlu yönde etkileyen faktörler olarak görüyorum.” Cem Cansu, özellikle veriye çok önemli yatırımlar yaptıklarına dikkati çekerek, “Aslında yatırımcı kimliğimizle, tabii bizim bir start-up hedeflerimiz de var, önümüzdeki dönemlerle alakalı ve burada özellikle yapay zeka konusunda bizim operasyonel derinliğimizi ve finansal gücümüzü onların inovasyon ve esneklikleriyle birleştireceğimiz hem yatırım hem de bu anlamdaki hedeflerimize daha verimli bir şekilde ulaşacağımız hedefler amaçlarımız da bu yönde 500 milyon TL gibi 2026 için yatırım hedefine koymuş durumdayız.” değerlendirmesinde bulundu. “Demografinin değişimi de çok önemli bir etken” Diffusion Capital Partners Ortağı Alper Karagöz de derin teknoloji yatırımlarına odaklandıklarını belirterek, “Derin teknoloji alanında yatırımlar yapıyoruz. Karşımızda işi büyütebilecek bir takım görürsek yatırım yapıyoruz. Diğer unsur, pazar büyük mü, potansiyel var mı ona bakıyoruz. Bu işi yaparken dönemsel birtakım kaygılar var. 10 yıl önce yatırım yaptığımız işe bugün yatırım yapma olasılığımız çok düşük. Yüksek teknolojinin dönüştürücü etkisi var. Artık laboratuvardan ürüne geçiş oldukça hızlı. Yüksek teknolojinin dönüştürücü etkisi var. Demografinin değişimi de çok önemli bir etken. Ona göre servisler gözetmeniz lazım. Sıfır karbona yolculukla alakalı bir trend de söz konusu. Dikey yapay zeka ile sağlıkta, otomasyonda bir sürü iş fikri geliyor ve bunları kullanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Demografik değişimin de yatırım kararlarını etkilediğini belirten Karagöz, “Yaşlanan nüfus ve değişen ihtiyaçlar yeni servis alanları yaratıyor. Sıfır karbon hedefi ve dikey yapay zekâ uygulamaları özellikle sağlık ve otomasyon alanlarında önemli fırsatlar sunuyor.” dedi. Türkiye’nin girişimcilik ekosistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karagöz, “Patent sayıları ve bilimsel yayınlar ciddi artış gösteriyor. Bu durum insan kaynağı ve Ar-Ge tarafında güçlü bir potansiyele işaret ediyor” diye konuştu. Türkiye’nin oyun ve FinTech alanlarında güçlü olduğunu vurgulayan Karagöz, dijitalleşme kapasitesinin yüksek seviyede olduğunu ifade etti. “Gıda arzının yüzde 70 artırılması gerekecek” Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı & Besler CEO’su Mert Altınkılınç ise gıda sektöründe sürdürülebilirliğin kritik önem taşıdığını belirtti. “2050’de dünya nüfusu 10 milyara ulaşacak ve gıda arzının yüzde 70 artırılması gerekecek” diyen Altınkılınç, bu sürecin aynı zamanda önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Tedarik zincirinin kırılgan olduğu bir dönemde gıda sektörünü çok geniş perspektifte ele alınması gerektiğini ifade eden Altınkılıç, şunları kaydetti: “Sürdürülebilirliği işin merkezine alan, verimliliğe odaklanan, tüketici değişikliklerini algılayabilen devletler ve şirketler önde olacaktır. Tüketicilerin güvenini almak da çok önemli. Tüm paydaşlarımızla şeffaf bir ilişki kuruyoruz. Yaş meyve sebze işinde gıda atığı yüzde 50’lere gelmiş durumda. Biz bunu dondurulmuş gıdada yüzde 7’ye kadar indirdik. Kadın çiftçilere odaklandık. Sektördeki kadınların yüzde 80’i ücret almayan veya yan haklardan mahrum insanlardan oluşuyor. Bu konuda çalışmalar yapıyoruz bakanlıklarla iş birliği içinde. İyi ve kaliteli gıdayı herkese erişebilir hale getiriyoruz.” “Türkiye ile ilgili istihdam yaratabileceğimiz alanlarda destekler sunuyoruz” Uluslararası Finans Kurumu (IFC) Türkiye, Kazakistan ve Özbekistan Direktörü Lisa Kaestner belirsizliklerin arttığı bir dönemde finansal dayanıklılığın kritik hale geldiğini söyledi. Son 10 yılda 25 milyar doların üzerinde bir kaynak sağladıklarını belirten Kaestner, “Finansta dayanıklılık olmalı ve orada sürdürülebilirlik de olmalı. Türkiye’de değer zincirini geliştirmeliyiz. Verimliliği artırmak da bizim çalışmalarımız arasında yer alıyor. Finans sektöründe fonlarla da çalışmak mümkün. Türkiye ile ilgili önemli altını çizmek istediğim konu, istihdam yaratabileceğimiz alanlarda destekler sunuyoruz. İklim değişikliği için finansmanlar sağladık. Bir takım start-up’lara da desteklerimiz oldu. Dijitalleşmeyi önceliklendiren KOBİ’lere destek sağlıyoruz.” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mehmet Şimşek’ten  UEZ’de Güçlü Ekonomi Vurgusu Haber

Mehmet Şimşek’ten UEZ’de Güçlü Ekonomi Vurgusu

İş ve ekonomi dünyasının kalbinin attığı Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026) başladı. 2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen UEZ, bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor. Bu yıl “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu üstleniyor. Zirvenin ana konuşmacısı olan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde Türkiye ekonomisinin şoklara karşı dirençli olduğunu belirtti. İran savaşının etkilerinden bahseden Şimşek, “Bu büyük bir şok. Geçmişe oranla baktığınızda, bugünkü savaşın enerji piyasalarına etkisi çok büyük. Hürmüz Boğazı çok kritik bir geçiş noktası. Sadece petrol değil, gübre ve doğalgaz açısından da öyle. Geçmiş benzer savaş ve şoklarla karşılaştırdığımız zaman, petrol ve doğalgazda artışın çok fazla olduğunu görürsünüz. Ateşkes sürse dahi maalesef bir miktar küresel ve Türkiye ekonomisi açısından tahribat söz konusu. Enflasyon yukarı yönlü, büyüme aşağı yönlü, tedarikte sorunlar devam edecek. Bunun farkındayız. Çok daha kalıcı etkiler doğurduğunun farkındayız. Savaşın getirdiği yıkım ve rehabilitasyon biraz zaman alacak. Jeopolitik olarak ne bölge ne de dünya eskisine dönmeyecek” dedi. “Şokları önemli kayıplar yaşamadan programla atlattık” “Ümit ederim ABD ve Çin anlaşır ve daha büyük savaşlar olmaz” diyen Şimşek, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye olarak dayanıklı olduğumuzu geçen yıl ispatladık, bu yıl da ispatlayacağız. Geçen yıl ticaret savaşlarının yarattığı hareketlilik, volatilite, 12 günlük savaş, kuraklık; bütün bunlar önemli gündem maddeleriydi. Bu şokları önemli kayıplar yaşamadan programla atlattık. Program kendini kanıtladı, kendi rüştünü ispat etti. Peki bu sene içinden geçtiğimiz sıkıntıları atlatabilecek miyiz? Enerjide o bölgeye olan bağımlılığımız çok az. Petrolde hemen hemen bağımlılığımız yok. Türkiye’nin dayanıklılığının en önemli ayağı, maliye politikasının sağlam yapıda olması. 2023’te büyük bir deprem yaşadık. EYT gibi konular da vardı; bütçe açığının millî gelire oranını yüzde 3’ün altına düşürdük. Açığın millî gelire oranının düşük olması önemli. Bu da bize politikada manevra alanı sağlıyor. Bizim makroekonomik şoklara olan dayanıklılığımız daha yüksek. Reel kurda önemli bir artış yaşansa bile, faizlerde önemli bir artış yaşansa bile, büyümede düşüş görsek bile, Türkiye’nin kamu borcunun millî gelire oranı düşük olduğu için rahat atlatabiliyoruz. Özel ve kamu borçluluğunun toplamına baktığımızda da geçmişe oranla düşük. Bu nedenle bu şoku da atlatacağız.” Türkiye dezenflasyonda kararlı olduğunu ortaya koyuyor Savaş döneminde Türkiye’nin olumlu yönde ayrıştığını ifade eden Mehmet Şimşek, şöyle konuştu: “Vatandaşların bize ve programa olan güveni önemli. Vatandaşların dövize olan talebi geçmişte çok yüksek olurdu. Bugün o kadar değil. Altına yönelik talebin olduğunu ise görüyoruz. Programın raydan çıkmasını engelleyeceğiz. Fiyat istikrarı ve mali disiplin konusunda gerekeni yapacağız. Bu savaşın etkilerini rakama dökecek olursak; yılbaşından itibaren petrol fiyatı yılın tamamı için 81 dolar öngörülüyor. Bunu baz alırsak bizim enflasyon 3 puan yüksek seyredebilir. Bizim öngörümüz 65 dolardı. Cari açık bir puan yükselir, onu yönetebiliriz. Büyüme yarım puan veya bir puan düşebilir. Benim buradaki mesajım şu: Bütün bu etkiler yönetilebilir. Dolayısıyla programı rayından çıkarmaz. Programı etkiler ama rayından çıkarmaz. Bu önemli bir şok ama bu şoku yönetilebilir görüyoruz. Türkiye dezenflasyonda kararlı olduğunu ortaya koyuyor. 65’lerden 30’lara düştü. Hedefimiz 20’lerin altıydı. Piyasa enflasyonu 25 civarı görüyor. Ateşkes devam ettiği takdirde enflasyonu düşük tutmak için çalışmaya devam edeceğiz. Uzun vadede cari açıkta azalma bekliyoruz. Petrol ve doğalgazda üretimimiz artıyor. Daha fazla enerjiyi yenilenebilir enerjiden üretiyoruz. Bizim hizmet ihracatında çok güçlü bir pozisyonumuz var. En önemlisi, biz şu anda sanayi politikalarıyla sanayide dönüşümü başarıyoruz.” Philip Hammond: “ABD, Çin'in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu” Birleşik Krallık Eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Lord Philip Hammond ise “Jeopolitik Parçalanma Çağında Global Ekonominin Geleceği” başlıklı konuşmasında; yapay zekâ destekli teknolojiler, demografik dönüşüm ve iklim değişikliğiyle bağlantılı enerji güvenliği gibi başlıkların küresel gündemi belirlemeyi sürdürdüğünü vurguladı. Teknolojik dönüşümün küresel güç dengelerini yeniden şekillendirdiğine dikkati çeken Hammond, 2015 yılına atıfta bulunarak şu değerlendirmeyi yaptı: “2015 yılında ben mesela bireysel olarak şuna şahit oldum. ABD, Çin'in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu. Çünkü gerçekten bu çok çok büyük, önemli sonuçları olacak bir stratejik hataydı. Özellikle de daha sofistike teknolojilere erişim açısından…Bu konuda bir pişmanlık yaşadılar. Ama maalesef çok geç olmuştu. Çünkü Çin dünyanın en önemli teknoloji merkezlerinden ve kuvvet merkezlerinden biri oldu.” Philip Hammond, Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa’nın yalnızca karbonsuzlaşma hedefleriyle değil aynı zamanda yüksek enerji maliyetleri ve rekabet kaybı riskiyle de karşı karşıya kaldığını kaydetti. Avrupa’nın 2050 net sıfır hedeflerine ulaşmasına şüphe ile yaklaştığını belirten Hammond, “Çünkü burada gerçekten çok görünür olmayan bir takım beklenmedik etkiler olacak. Ve bu etkiler nedeniyle de bazı fırsatlar gözden kaçmış olacak. Kısa vadede beklenen pozitif etkiler gerçekleşmedi. Rekabetçilik perspektifinden bakıldığında, birçok ülkenin karbonsuzlaşma hedeflerine yaklaşmakta dahi zorlanacağını düşünüyorum.” dedi. Küresel ekonominin yeniden şekillendiğini ifade eden Hammond,son dönemdeki küresek gelişmelerin özellikle enerji güvenliği üzerinde yıkıcı etkiler yarattığını ve mevcut ekonomik trendleri doğrudan etkilediğini sözlerine ekledi. Jeopolitik gelişmeler belirleyici oluyor RePie Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. M. Emre Çamlıbel, açılışta yaptığı konuşmada jeopolitik gelişmelere dikkat çekti. Çamlıbel, “Ekonomi ve iş hayatında atabileceğimiz adımlar, alabileceğimiz kararlar ve bu kararların etkileri giderek daha fazla bu sınırın içinde şekilleniyor. Küresel enflasyon, altın fiyatları, döviz pariteleri, petrol fiyatları ve tedarik zincirleri; artık büyük ölçüde jeopolitik, uluslararası ve askeri gelişmeler tarafından belirleniyor” dedi. Orta ve uzun vadede Türkiye adına olumlu bir tablo olduğunu dile getiren Çamlıbel, sözlerine şöyle devam etti: “Ancak kısa vadede karşı karşıya olduğumuz dalgalanmalarla nasıl mücadele edeceğimiz en kritik sorulardan biri olarak öne çıkıyor. Bu belirsizlik ortamında şirketler de stratejilerini ve süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Gündemlerine üç temel kavramı almış durumdalar: Dayanıklılık, risk azaltma ve çeşitlendirme. Amaç, belirsizlikleri yönetebilmek ve sürprizlere karşı hazırlıklı olmak. Ben de bu zirvede yer alan değerli konuşmacıların ve oturumların, tam da bu çerçevede yol gösterici öngörüler sunmasını bekliyorum. Elbette yalnızca jeopolitik cam tavanı değil, onun altındaki oyun alanımızı da konuşmalıyız. Yapay zekâ, dijitalleşme, sürdürülebilirlik, dayanıklılık, değişen küresel dengeler ve start-up ekosistemi gibi başlıklarda yapılacak tartışmaları da büyük bir heyecanla takip ediyorum.” Geleceğe dair yön belirleyecek liderler bir arada UEZ 2026’nın açılış konuşmasını yapan Capital&Ekonomist&StartUp Dergileri Yayın Direktörü Sedef Seçkin Büyük, bu yılki zirveyi dünya çapında yaşanan büyük kırılmayı birlikte analiz edebilecek bir kurguyla tasarladıklarını belirtti. “Geleceğe dair yönümüzü belirlememize katkı sağlayacak değerli fikir liderlerini bir araya getirdik” diyen Büyük, dünya ekonomisinin artık öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yapı olmaktan hızla uzaklaştığını vurguladı. Sedef Seçkin Büyük, şunları söyledi: “Jeopolitik fay hatları derinleşiyor, ticaret blokları sertleşiyor. Dünyanın en güçlü ülkeleri arasındaki teknoloji rekabeti stratejik bir mücadeleye dönüşüyor. Bu yeni düzende büyüme ve kârlılık artık temel parametreler olarak yeterli değil. Dayanıklılık, sürdürülebilirlik ve stratejik konumlanma belirleyici hale geliyor. Bu nedenle UEZ 2026’nın ana temasını ‘Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası’ olarak belirledik. Çünkü artık mesele değişimin olup olmayacağı değil; bu değişimin kim tarafından, nasıl ve hangi kurallarla yönetileceği. Bugün küresel ekonomi yalnızca piyasa dinamikleriyle şekillenmiyor. Siyasi kararlar; sosyal hayatın, iş dünyasının ve ticaretin kurallarını doğrudan yeniden yazıyor. Artık mesele sadece değişime uyum sağlamak değil. Mesele, belirsizliği yönetmek ve yön tayin edebilmek. UEZ 2026 bu nedenle bir konferans olmanın ötesinde; derinlikli bir fikir ve yön belirleme platformudur. Burada ortaya konacak fikirler ve öneriler, yalnızca bugünü değil, önümüzdeki on yılın ekonomik mimarisini de şekillendirecek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.