Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekonomik Değer

Kapsül Haber Ajansı - Ekonomik Değer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomik Değer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yapay Zekâ Çağında Rekabetin Yeni Gücü Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Haber

Yapay Zekâ Çağında Rekabetin Yeni Gücü Çeşitlilik ve Kapsayıcılık

Poltio Kurucu Ortağı ve CMO’su Banu Güler’in de konuşmacı olarak yer aldığı panelde, teknolojik dönüşümün yalnızca yeni araçları kullanmakla sınırlı olmadığı, farklı bakış açılarını karar süreçlerine dahil edebilen kurumların rekabette öne çıkacağı vurgulandı. Pazarlama, iletişim ve iş dünyasının önde gelen isimlerini buluşturan Meetup Istanbul 2026, bu yıl “Beyond Control” temasıyla UNIQ İstanbul’da gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında düzenlenen “FutureHER: Powering Sustainability Through Data and Tech” başlıklı panelde, INAN Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Bahar Taşkın Öztürk ve Poltio Kurucu Ortağı ve CMO’su Banu Güler, veri ve yapay zekâ ekseninde dönüşen iş dünyasında kadınların rolünü, kapsayıcı liderliği ve teknolojinin sürdürülebilir geleceğe etkilerini değerlendirdi. Panelde, geleneksel iş ve marka yönetimi anlayışının veri ve yapay zekâ teknolojileriyle yeniden şekillendiğine dikkat çekildi. Tüketici tercihlerinden kurumsal karar alma süreçlerine kadar pek çok alanda algoritmaların etkisinin arttığı belirtilirken, teknolojinin sunduğu fırsatlardan yararlanabilmek için farklı deneyimlerin ve bakış açılarının karar mekanizmalarına dahil edilmesinin önemine vurgu yapıldı. Çeşitlilik ve kapsayıcılığın yalnızca toplumsal bir sorumluluk değil, şirketlerin inovasyon kapasitesini, risk yönetimini ve rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir unsur olduğu ifade edildi. “Belirsizlik çağında kurumları güçlü kılan kolektif zekâ” INAN Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Bahar Taşkın Öztürk, yapay zekâ çağında liderlik anlayışının da değişmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Bugün çeşitlilik ve kapsayıcılığı yalnızca bir eşitlik meselesi olarak ele almak yeterli değil. Farklı deneyimlerin, düşüncelerin ve yetkinliklerin bir araya gelmesi, şirketler için doğrudan ekonomik değer ve rekabet avantajı yaratıyor. Özellikle belirsizliğin arttığı bir dönemde tek bir liderin öngörüsünden çok, kurumun kolektif zekâsı önem kazanıyor. Birbirine benzeyen ekipler aynı sorunlara benzer çözümler üretirken, farklı bakış açılarını bir araya getiren kurumlar riskleri daha doğru değerlendirebiliyor ve yeni fırsatları daha erken görebiliyor. Ancak bunun için çalışanların fikirlerini özgürce ifade edebildiği, gerektiğinde liderin kararlarını da sorgulayabildiği bir kurum kültürüne ihtiyaç var. Gerçek psikolojik güvenlik, herkesin aynı fikirde olması değil, farklı fikirlerin korkusuzca dile getirilebilmesidir. INAN Derneği olarak kapsayıcılığın kurumların iş yapış biçimlerine ve ölçülebilir sonuçlarına yansıması gerektiğine inanıyoruz.” “Teknolojiyi kimin geliştirdiği, nasıl sonuçlar üreteceğini de belirliyor” Panelde yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesinde kadınların temsilinin artırılması gerektiğine de dikkat çekildi. Veri ve teknoloji alanında kadın temsilinin yüzde 26, yapay zekâ mühendisliğinde ise yüzde 19 seviyesinde olduğuna ilişkin veriler paylaşılırken, teknoloji geliştiren ekiplerdeki temsil eksikliğinin algoritmaların ürettiği sonuçlara da yansıyabileceği değerlendirildi. Poltio Kurucu Ortağı ve CMO’su Banu Güler ise teknolojik dönüşümün kapsayıcılıkla birlikte ele alınması gerektiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Yapay zekâ sistemleri, onları geliştiren insanların deneyimlerinden, bakış açılarından ve beslendikleri verilerden bağımsız değil. Dolayısıyla kadınların ve farklı grupların teknoloji geliştirme süreçlerinde yeterince temsil edilmemesi, ortaya çıkan ürünlerin kapsayıcılığını da etkiliyor. Daha adil ve güvenilir yapay zekâ sistemleri geliştirebilmek için hem ekiplerdeki çeşitliliği hem de kullanılan verilerin kapsayıcılığını güçlendirmemiz gerekiyor. Yapay zekâ dönüşümünde asıl farkı yaratan, teknolojiyi yalnızca kullanmak değil, onunla neyi değiştirdiğimiz ve nasıl bir değer ürettiğimizdir.” Panelin öne çıkan bir diğer başlığı ise Bahar Taşkın Öztürk’ün birçok kuruma danışmanlık verdiği kritik konulardan biri olan yapay zekâ yatırımlarının somut iş sonuçlarına dönüştürülmesi oldu. Teknolojinin sağladığı hızın, geleneksel ve hiyerarşik karar alma mekanizmaları nedeniyle beklenen etkiyi yaratamayabileceği belirtilirken, kurumların öncelikle çözmek istedikleri sorunları ve ulaşmak istedikleri hedefleri netleştirmeleri gerektiği vurgulandı. Veri odaklı kararların başarısının yalnızca teknolojik altyapıya değil, bu kararları eleştirel biçimde değerlendirebilen, farklı görüşleri bir araya getiren ve değişime uyum sağlayabilen ekiplerin varlığına bağlı olduğu ifade edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

IGIS 2026, Jeotermal Sektörünü Kapadokya’da Buluşturacak Haber

IGIS 2026, Jeotermal Sektörünü Kapadokya’da Buluşturacak

Türkiye’nin jeotermal sektörünü uluslararası paydaşlarla buluşturan International Geothermal Investment Summit (IGIS), 26–27 Kasım 2026 tarihlerinde ikinci kez Kapadokya’da düzenlenmeye hazırlanıyor. Jeotermal Yatırımcıları Derneği (JEMYAD) öncülüğündeki zirvede; enerji güvenliğinden yeni nesil kapalı devre teknolojilere, yatırım ve finansman modellerinden jeotermalin enerji dışındaki katma değerli kullanım alanlarına uzanan geniş bir gündem ele alınacak. Bu yıl da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımının öngörüldüğü zirvenin açılış bölümünde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Nevzat Şatıroğlu, İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar, Nevşehir Valisi Hüseyin Kök ve JEMYAD Başkanı Ömer Tosun gibi isimlerin bulunması bekleniyor. Zirvenin teknoloji gündeminde kapalı devre sistemler, gelişmiş jeotermal sistemler (EGS) ve derin sıcak kaya teknolojileri öne çıkıyor. “Jeotermalde Kartlar Yeniden Dağıtılıyor — Kapalı Devre Teknolojiler, Derin Sıcak Kayalar ve Yeni Rekabet Dengesi” başlıklı oturumda yeni nesil teknolojilerin küresel pazardaki etkisi ile Türkiye’nin bu dönüşümdeki konumunun değerlendirilmesi amaçlanıyor. ETIP-Geothermal Başkanı Luca Xodo’nun moderasyonunda kurgulanan panele Eavor Technologies İcra Başkan Yardımcısı Robert Winsloe ile Green Therma Kurucu Ortağı ve Baş Jeoloğu Kim Gunn Maver gibi isimler katılacak. Yeni nesil jeotermal yatırımların finansmanı ise programın bir diğer önemli eksenini oluşturuyor. JEMYAD Başkanı Ömer Tosun’un moderasyonunda tasarlanan oturumda teknoloji, arama ve sondaj riskinin paylaşılması; ilk ticari ölçekli projelerin finansmanı, sigorta mekanizmaları, garanti fonları ve karma finansman modellerinin ele alınması hedefleniyor. Oturumda World Bank Group’tan Yasemin Örücü, EBRD’den Mehmet Üvez, Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’ndan Seçil Yıldız ve Asya Kalkınma Bankası’ndan Keiju Mitsuhashi gibi finans kuruluşu temsilcilerinin farklı perspektifleri bir araya getirmesi bekleniyor. IGIS 2026, jeotermali yalnızca elektrik üretimi perspektifinden ele almayan bir içerik çerçevesi de sunuyor. Lityum ve kritik mineral geri kazanımı, jeotermal kaynaklı CO₂’nin değerlendirilmesi, seracılık, şehir ısıtma ve tarımsal kurutma programın öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor. Jeotermalin sağlık ve turizm boyutu ise Servotel Yönetici Ortağı Ayla Heyfegil’in moderasyonundaki termal sağlık ve wellness oturumunda ele alınacak; Anne Biging, Yasemen Kaner-White ve Rachel Branson gibi uluslararası isimlerin sektörün dönüşümüne ve Türkiye’nin potansiyeline ilişkin değerlendirmelerini paylaşacak. JEMYAD Başkanı Ömer Tosun, IGIS 2026’nın yaklaşımını şu sözlerle değerlendirdi:“IGIS ile jeotermalin geleceğini yalnızca enerji üretimi üzerinden değil, teknolojiden finansmana, kritik minerallerden tarıma, ısıtmadan sağlık ve wellness turizmine uzanan daha geniş bir ekonomik değer zinciri içinde ele alıyoruz. IGIS 2026’da yatırımcıları, teknoloji geliştiricilerini, finans kuruluşlarını ve kamu temsilcilerini aynı masada buluşturarak Türkiye’nin bu yeni dönemdeki potansiyelini uluslararası ölçekte tartışmaya açmayı hedefliyoruz.” Zirve programının 26 Kasım’da Lil’a by Museum Hotel’de düzenlenecek Karşılama Resepsiyonu ve Liderler Yemeği ile başlayacak. Ana zirve günü ise 27 Kasım’da Cappadocia Marriott Hotel’de gerçekleştirilecek. Program aynı akşam Maara Konak by Museum Hotel’de düzenlenecek IGIS Liderler Yemeği ile tamamlanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çatı Alanları Kentsel Dönüşüme Ekonomik Kaynak Sağlıyor Haber

Çatı Alanları Kentsel Dönüşüme Ekonomik Kaynak Sağlıyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), İstanbul’un depreme karşı daha dirençli bir hale gelmesi ve daha güvenli yaşam alanlarının oluşturulması amacıyla kentsel dönüşümün önündeki ekonomik, teknik ve idari engelleri azaltmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda planlanan çatı katlarının belirli şartlar çerçevesinde bağımsız bölüm olarak kullanılabilmesinin önünü açan düzenlemeyle, dönüşüm projelerinin finansal açıdan destekliyor. ÇATILAR KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN PARÇASI OLUYOR İBB İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı’nın hazırladığı, İBB Meclisi tarafından oy birliğiyle kabul edilen İstanbul İmar Yönetmeliği değişikliğiyle, gerekli yapılaşma ve güvenlik koşullarını sağlayan çatı alanlarının bağımsız konut olarak değerlendirilebilmesinin önü açılıyor. Düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle birlikte, parselin imar planlarında belirlenen mevcut yapılaşma koşulları ve yükseklik sınırları artırılmadan, çatı içerisinde kalan alanların yasal, güvenli ve nitelikli yaşam alanlarına dönüştürülebilmesi sağlanacak. Böylece çoğu zaman atıl durumda kalan çatı alanları ekonomik bir değere dönüştürülecek. Oluşacak yeni bağımsız bölümlerden elde edilecek ekonomik değer, hak sahipleri ve dönüşüm sürecini üstlenen yükleniciler açısından kentsel dönüşüm maliyetinin karşılanmasına katkı sağlayabilecek ek bir kaynak. Düzenleme yalnızca ekonomik bir araç olarak ele alınmıyor aynı zamanda çatı aralarında sonradan gerçekleştirilen proje dışı müdahalelerin ve kaçak yapılaşmanın önlenmesi, çatı uygulamalarının belirli standartlara kavuşturulması ve İstanbul’un yapı stoğunda daha güvenli, nitelikli ve estetik uygulamaların yaygınlaştırılması amaçlanıyor. KAÇAK ÇATI EKLENTİLERİNİN ÖNÜNE GEÇİLİYOR Çatı katlarına ilişkin imar düzenlemesi ilk adımı olarak, İBB Meclisi’nde 13 Mart 2025 tarihinde çatı kullanımına ilişkin plan notu değişikliği yapılırken, 17 Temmuz 2025 tarihli ve 706 sayılı Meclis Kararı ile İstanbul İmar Yönetmeliği’nde “Çatı Bağımsız Birim” düzenlemesi oy birliği ile kabul edildi. 21 Ağustos 2026 tarihinde onaylanmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına iletilen düzenlemenin, gerekli onay sürecinin tamamlanmasının ardından Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle uygulama süreci başlayacak. Düzenleme ile çatıların yalnızca yardımcı mekânlar olarak değil, mevzuatta belirlenen koşullar doğrultusunda bağımsız konut birimleri olarak değerlendirilebilmesinin de önü açılmış olacak. Çatıların yasal statüye kavuşturulmasıyla güvenlik ve estetik standartlarından yoksun kaçak çatı eklentilerinin önüne geçilmesi, yapı güvenliği artırılacak ve kent silueti daha planlı hale getirilecek. Bu kapsamda yeni oluşturulacak bağımsız bölümlerin deprem, yangın, sığınak ve otopark mevzuatına ve yönetmeliğin ilgili diğer maddelerine uygun olması zorunlu olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Jeotermalin Geleceği: Yeni Teknolojiler ve Yatırım Modelleri Kapadokya’da Haber

Jeotermalin Geleceği: Yeni Teknolojiler ve Yatırım Modelleri Kapadokya’da

Bu yıl da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımının öngörüldüğü zirvenin açılış bölümünde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Nevzat Şatıroğlu, İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar, Nevşehir Valisi Hüseyin Kök ve JEMYAD Başkanı Ömer Tosun gibi isimlerin bulunması bekleniyor. Zirvenin teknoloji gündeminde kapalı devre sistemler, gelişmiş jeotermal sistemler (EGS) ve derin sıcak kaya teknolojileri öne çıkıyor. “Jeotermalde Kartlar Yeniden Dağıtılıyor — Kapalı Devre Teknolojiler, Derin Sıcak Kayalar ve Yeni Rekabet Dengesi” başlıklı oturumda yeni nesil teknolojilerin küresel pazardaki etkisi ile Türkiye’nin bu dönüşümdeki konumunun değerlendirilmesi amaçlanıyor. ETIP-Geothermal Başkanı Luca Xodo’nun moderasyonunda kurgulanan panele Eavor Technologies İcra Başkan Yardımcısı Robert Winsloe ile Green Therma Kurucu Ortağı ve Baş Jeoloğu Kim Gunn Maver gibi isimler katılacak. Yeni nesil jeotermal yatırımların finansmanı ise programın bir diğer önemli eksenini oluşturuyor. JEMYAD Başkanı Ömer Tosun’un moderasyonunda tasarlanan oturumda teknoloji, arama ve sondaj riskinin paylaşılması; ilk ticari ölçekli projelerin finansmanı, sigorta mekanizmaları, garanti fonları ve karma finansman modellerinin ele alınması hedefleniyor. Oturumda World Bank Group’tan Yasemin Örücü, EBRD’den Mehmet Üvez, Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’ndan Seçil Yıldız ve Asya Kalkınma Bankası’ndan Keiju Mitsuhashi gibi finans kuruluşu temsilcilerinin farklı perspektifleri bir araya getirmesi bekleniyor. IGIS 2026, jeotermali yalnızca elektrik üretimi perspektifinden ele almayan bir içerik çerçevesi de sunuyor. Lityum ve kritik mineral geri kazanımı, jeotermal kaynaklı CO₂’nin değerlendirilmesi, seracılık, şehir ısıtma ve tarımsal kurutma programın öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor. Jeotermalin sağlık ve turizm boyutu ise Servotel Yönetici Ortağı Ayla Heyfegil’in moderasyonundaki termal sağlık ve wellness oturumunda ele alınacak; Anne Biging, Yasemen Kaner-White ve Rachel Branson gibi uluslararası isimlerin sektörün dönüşümüne ve Türkiye’nin potansiyeline ilişkin değerlendirmelerini paylaşacak. JEMYAD Başkanı Ömer Tosun, IGIS 2026’nın yaklaşımını şu sözlerle değerlendirdi:“IGIS ile jeotermalin geleceğini yalnızca enerji üretimi üzerinden değil, teknolojiden finansmana, kritik minerallerden tarıma, ısıtmadan sağlık ve wellness turizmine uzanan daha geniş bir ekonomik değer zinciri içinde ele alıyoruz. IGIS 2026’da yatırımcıları, teknoloji geliştiricilerini, finans kuruluşlarını ve kamu temsilcilerini aynı masada buluşturarak Türkiye’nin bu yeni dönemdeki potansiyelini uluslararası ölçekte tartışmaya açmayı hedefliyoruz.” Zirve programının 26 Kasım’da Lil’a by Museum Hotel’de düzenlenecek Karşılama Resepsiyonu ve Liderler Yemeği ile başlayacak. Ana zirve günü ise 27 Kasım’da Cappadocia Marriott Hotel’de gerçekleştirilecek. Program aynı akşam Maara Konak by Museum Hotel’de düzenlenecek IGIS Liderler Yemeği ile tamamlanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ankara’nın Reklam Sektörü Sign İstanbul’da Buluştu Haber

Ankara’nın Reklam Sektörü Sign İstanbul’da Buluştu

Heyet, fuar kapsamında reklam sektörünün ekonomiye katkısını, istihdamdaki rolünü ve kreatif endüstrilerin 2030 hedeflerini ele aldı. Ankara'da faaliyet gösteren reklam baskı üreticileri, tabela üreticileri ile tanıtım ve yönlendirme sistemleri firmalarının temsilcileri, 3 otobüsle İstanbul'a gitti. Heyet fuar programının yanı sıra sektör istişareleri, seyahat boyunca düzenlenen çalışmalar ve gemi turuyla yoğun bir program gerçekleştirdi. SEKTÖRÜN 27 YILLIK BULUŞMA NOKTASI İlk kez 1999 yılında düzenlenen SIGN İstanbul, Türkiye'nin tek endüstriyel reklam ve dijital baskı teknolojileri fuarı olarak sektörün en önemli buluşma noktaları arasında yer alıyor. Fuar, bu yıl ilk kez İstanbul Fuar Merkezi'nde, daha büyük bir sergileme alanında düzenlendi. Organizatör Informa'nın Genel Müdürü Tuğber Yaşa'ya göre fuar, yurt içi ve yurt dışından 350'yi aşkın katılımcı markayı, 80'e yakın ülkeden gelen binlerce profesyonelle buluşturdu. Fuarda dijital baskı ve serigrafi makineleri, LED sistemleri, tekstil baskı makineleri, CNC router ve frezeler, 3D baskı sistemleri, lazer makineleri ile görsel iletişim ve sergileme ürünleri ziyaretçilerle buluştu. KUZU: "REKLAM SEKTÖRÜ 2030 HEDEFİNDE PAYINI BÜYÜTÜYOR" ATO Meclis Üyesi ve Kreatif Endüstriler ve Markalaşma Komisyonu Başkanı Berat Kuzu, reklam sektörünün Türkiye genelinde büyük bir ekonomik değer ürettiğini ve nitelikli istihdama yüksek katma değer sağladığını söyledi. Kuzu, reklam ve iletişim sektörünün de parçası olduğu kreatif endüstrilerin 2030 için belirlenen 80 milyar dolarlık hedefinde, reklam sektörünün payının her geçen gün arttığını vurguladı. Kuzu, bu büyümenin Türkiye'nin iç ticaret hacmini güçlendireceğini, yurt dışına ürün ve hizmet ihracatını da artıracağını ifade etti. ÖZBEK: "ATO'NUN YATIRIMI ANKARA'DA SEKTÖRÜ BÜYÜTTÜ" ATO 13. Komite Meclis Üyesi Hayati Özbek, Ankara Ticaret Odası'nın son 4 yılda reklam sektörüne yaptığı yatırımlar sayesinde sektörün Ankara'daki hacminin önemli ölçüde genişlediğini belirtti. KARAHÜSEYİN: "ETKİ ALANI GÖRSELİN ÖTESİNE GEÇİYOR" ATO 13. Komite Meclis Üyesi Serhat Karahüseyin, reklam ajansı hizmetlerinin etki alanının her geçen gün büyüdüğüne dikkat çekti. Karahüseyin, sektörün yalnızca görsel değil işitsel ve haberleşme alanındaki faaliyetlerinin de giderek önem kazandığını söyledi. Programa komite üyeleri Ferhat Çınar, Güven Gündüz ve Derya Dalga da katıldı. Heyet ayrıca Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ile fuarda bir araya geldi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OVP, Yeşil Dönüşüm ve Döngüsel Ekonomi için Önemli Bir Zemin Sunuyor Haber

OVP, Yeşil Dönüşüm ve Döngüsel Ekonomi için Önemli Bir Zemin Sunuyor

Gönüllü sanayi inisiyatifi ve geniş kitlelere dokunan sivil toplum kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın Genel Sekreteri Mete İmer, OVP kapsamında “Yeşil ve dijital dönüşümün hızlandırılması” başlığı altında yer alan konularla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Mete İmer, şunları dile getirdi: “OVP kapsamında yeşil dönüşüm, kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi, sıfır atık, iklim mevzuatı, ETS, yeşil finansman, enerji verimliliği, ulaşımda emisyon azaltımı ve yerel iklim planları gibi başlıklara yer verilmesi memnuniyet vericidir. Bu eylem başlıkları, Vakfımızın 2022’den bu yana savunduğu 10 maddelik öneri paketiyle büyük ölçüde örtüşmektedir.” Mete İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: “2053 karbon nötr hedefine ulaşabilmek için, ulusal katkı beyanımızın bu hedefle uyumlu olacak şekilde mutlak azaltım hedefi olarak belirlenmesi yönünde çalışılması gerektiğini düşünüyoruz. Ayrıca enerji üretiminde kömür kullanımının kademeli olarak azaltılmasına ilişkin bir planın hazırlanması ve uygulanması, ülkemizin iklim kriziyle mücadelesini güçlendirecektir. Toplumda iklim krizine karşı farkındalığın artırılması ve alışkanlıkların değişimini destekleyecek ulusal kampanyaların başlatılması da bu sürecin önemli bir parçasıdır. Kasım 2029’da Antalya’da gerçekleşecek BM 31. Taraflar Konferansı’nın bu açıdan önemli bir fırsat sunduğuna inanıyoruz.” Atık Yönetiminde Uygulama Mekanizmaları Önem Taşıyor OVP’de sıfır atık uygulamaları ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması, atıkların önlenmesi, azaltılması, yeniden kullanılması, geri dönüştürülmesi ve endüstriyel kullanımının artırılması yönündeki hedeflere dikkat çeken İmer, bu hedeflerin sahada sonuç verebilmesi için güçlü uygulama mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu belirtti. Mete İmer, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Atık yönetimi tesislerinin sürdürülebilirliği ve etkin işletimi için kaynağında ayrı toplamanın yaygınlaştırılması, toplama ve ayırma altyapısının güçlendirilmesi ve sistemin sürdürülebilir finansmanının sağlanması önemlidir. Bu kapsamda Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu mekanizmasının iyi bir fırsat sunduğunu düşünüyoruz. GÜS mekanizması; kaynağında ayrı toplama sistemlerinin geliştirilmesine, toplama ve ayırma altyapısının güçlendirilmesine, kaliteli geri dönüşümün desteklenmesine ve geri dönüştürülmüş malzemenin ekonomiye yeniden kazandırılmasına önemli katkı sağlayacaktır.” Geri Dönüşüm Ekonomik Değer Zincirinin Parçası Olarak Ele Alınmalı Döngüsel ekonominin gelişmesi için geri dönüşüm oranlarının artırılmasının tek başına yeterli olmadığını belirten Mete İmer, geri dönüşüm altyapısı, kaliteli geri dönüşüm ve geri dönüştürülmüş malzemenin üretim süreçlerine yeniden dahil edilmesinin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. İmer, “Türkiye’nin döngüsel ekonomiye geçişinde geri dönüşümün atık yönetiminin son aşaması olarak değil, ekonomik değer zincirinin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Saha uygulamalarında uçtan uca dijital atık izleme sistemlerinin kullanılması da bu açıdan önemlidir. Kamu ve yerel yönetim sorumluluklarının üretici sorumluluğu ile tamamlandığı; kapsayıcı, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir yapının oluşturulması mümkündür” dedi. ÇEVKO Vakfı, OVP’de ortaya konulan yeşil dönüşüm hedeflerinin; iklim mevzuatı, yeşil finansman, yerel iklim planları, kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla desteklenmesinin Türkiye’nin sürdürülebilir üretim ve tüketim yapısına geçişi açısından önemli bir zemin oluşturduğunu belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İspanya Süper Kupası İstanbul’a Geliyor! Haber

İspanya Süper Kupası İstanbul’a Geliyor!

Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, “Devlet olarak her türlü destek için hazırız.” derken Necmeddin Bilal Erdoğan, Arda Güler’in Real Madrid formasıyla İstanbul’da Türk taraftarların karşısına çıkmasının futbolseverler için özel bir anı olacağını ifade etti. İstanbul, dünya futbolunun en fazla takip edilen organizasyonlarından birine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. İspanya Süper Kupası, 2027 yılında Barcelona, Real Madrid, Real Sociedad ve Atlético Madrid’i İstanbul’da bir araya getirecek. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Suudi Arabistan Genel Eğlence Otoritesi Yönetim Kurulu Başkanı Turki Abdulmohsen Alalshikh, İspanya Futbol Federasyonu Başkanı Rafael Louzán ve Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu’nun katılımıyla TFF Riva Hasan Doğan Millî Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde düzenlenen İspanya Süper Kupası Tanıtım Toplantısı’na katıldı. Bakan Ersoy, toplantıda yaptığı konuşmada Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nden Antalya’nın ev sahipliği yapacağı COP31’e, Şanlıurfa Dünya Neolitik Kongresi’nden Formula 1’in İstanbul Park’a dönüşüne, Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonası Finallerinden UEFA Avrupa Ligi Finali’ne kadar farklı organizasyonları sıralayarak bu örneklerin Türkiye’nin küresel spor ve etkinlik dünyasında ulaştığı konumu ve organizasyonlara ev sahipliği yapma kabiliyetini ortaya koyduğunu söyledi. Dört Kulüp 2-7 Şubat’ta İstanbul’da Bakan Ersoy, İspanya Süper Kupası’nın bu organizasyonlar arasına yeni ve önemli bir halka olarak eklendiğini belirterek şunları kaydetti: “Futbol dünyasının en büyük ve en fazla izlenen organizasyonlarından biri olan İspanya Süper Kupası’nın 2027 yılındaki adresi İstanbul’dur. 2-7 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilecek organizasyonda İspanya ve dünya futbolunun önde gelen dört kulübü; Barcelona, Real Madrid, Real Sociedad ve Atlético Madrid mücadele edecekler. Bu vesileyle şehrimizde binlerce yabancı spor severi ağırlayacak; ekranları başındaki yüz milyonlarcasını da İstanbul ve Türkiye ile buluşturacağız.” Ersoy, kupanın dünya genelinde 405 milyonun üzerinde video görüntülemesine ve sosyal medya platformlarında 312 milyonun üzerinde gösterime ulaştığını söyledi. Bakan Ersoy, turnuvaya katılacak kulüplerin toplam küresel taraftar erişiminin ise 700 milyonu aştığını belirtti. İstanbul’un Turizm Gücüne Vurgu Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İspanya Süper Kupası’nın İstanbul’da düzenlenmesinin tesadüf olmadığını söyleyerek İstanbul’un yılın ilk 7 ayında 10 milyon 500 bin ziyaretçiyi ağırladığını; kentte 134 bin 716 oda ve 273 bin 38 yatak kapasitesi bulunduğunu ifade etti. Bakan Ersoy, İstanbul’un ulaşım ve konaklama altyapısının yanı sıra tarih ve kültür mirası, Boğaz, Tarihî Yarımada, saraylar, müzeler, çarşılar ve kültür-sanat hayatıyla ziyaretçilere çok yönlü bir seyahat deneyimi sunduğunu vurguladı. Michelin seçkisinde İstanbul’dan 86 restoran bulunduğunu da hatırlatan Ersoy, Mastercard Ekonomi Enstitüsünün Seyahat Trendleri 2025 Raporu’nda İstanbul’un uluslararası yeme-içme harcamaları temelinde dünyanın bir numaralı gastronomi şehri olarak gösterildiğini söyledi. İstanbul için Çok Ciddi Bir Kazanım Bakan Ersoy, büyük uluslararası organizasyonların etkisinin etkinlik alanıyla sınırlı kalmadığını, şehrin tamamına yayılan bir turizm hareketliliği oluşturduğunu belirtti. Ersoy, İspanya Süper Kupası’nın turizm açısından taşıdığı önemi şu sözlerle anlattı: “Dolayısıyla bizler küresel ölçekte takip edilen bu tür uluslararası organizasyonları Türkiye’nin güvenli ve güçlü destinasyon algısını pekiştiren, küresel görünürlüğünü artıran ve yüksek gelirli ziyaretçi talebini destekleyen stratejik bir fırsat olarak görüyoruz. İspanya Süper Kupası’nı da bu yaklaşımla değerlendiriyor, İstanbul için çok ciddi bir kazanım olduğunu düşünüyoruz.” Bakan Ersoy, organizasyonun Türk ve İspanyol futbolu arasındaki bağları güçlendireceğini söyledi. Ersoy, kupanın İstanbul’un büyük spor organizasyonlarındaki konumunu da bir kez daha ortaya koyacağını ifade etti. Formula 1 de 2027’de Dönüyor Bakan Ersoy, İstanbul’un 2027 spor takvimindeki bir diğer büyük organizasyonun Formula 1 Türkiye Grand Prix’si olduğunu açıkladı. Ersoy, yarışların 1-3 Ekim 2027 tarihlerinde İstanbul Park’ta düzenleneceğini ve Türkiye’nin 2027’den itibaren en az beş yıl Formula 1 takviminde yer alacağını söyledi. Bakan Ersoy, Formula 1’in 2025 sezonunda 180’den fazla ülkede 827 milyondan fazla televizyon izleyicisine ulaştığını ve tribünlerde 6,7 milyondan fazla seyirci ağırladığını belirtti. Ersoy, İstanbul’u “dünyanın tek iki kıtayı birleştiren Formula 1 şehri” olarak konumlandırdıklarını söyledi. Bakan Ersoy, Formula 1’i de konaklamadan gastronomiye, kültürden alışverişe kadar İstanbul’un tamamına yayılan, nitelikli ziyaretçi talebi oluşturan ve kalıcı ekonomik değer üreten bir turizm hamlesi olarak değerlendirdiklerini ifade etti. 2027’de Dört Büyük Spor Organizasyonu Bakan Ersoy, İstanbul’un 2027’de İspanya Süper Kupası ve Formula 1’in yanı sıra UEFA Konferans Ligi Finali’ne de ev sahipliği yapacağını söyledi. Ersoy, 16-27 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek 4’üncü Avrupa Oyunları’nın da İstanbul’da düzenleneceğini belirterek binlerce sporcu ve sporseverin kentte ağırlanacağını kaydetti. Sporun Yanında Kültür, Sanat ve Müzik Bakan Ersoy, İstanbul’un yalnızca sporun değil kültürün, sanatın, müziğin ve eğlencenin de küresel buluşma noktalarından biri olduğunu kaydederek geçtiğimiz mayıs ayında Kanye West’in Atatürk Olimpiyat Stadı’ndaki konserinde 118 bin, Andrea Bocelli’nin aynı akşam Beşiktaş Park’taki konserinde ise 22 bin kişinin ağırlandığını belirtti. Bakan Ersoy, iki büyük konserin aynı gecede toplam 140 bin müzikseveri İstanbul’da buluşturduğunu söyledi. Ersoy, farklı ülkelerden gelen ziyaretçilerin de büyük etkinliklerin turizm hareketliliğine kazandırdığı uluslararası boyutu ortaya koyduğunu ifade etti. Bakan Ersoy, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı bünyesinde hayata geçirilen “Türkiye Events” ve “İstanbul Events” platformlarıyla spor, müzik, kültür ve sanat etkinliklerini uluslararası ölçekte görünür kılmayı sürdüreceklerini belirtti. Bakan Ersoy, 2027 İspanya Süper Kupası’nın Türkiye, İstanbul ile Türk ve İspanyol futbolu açısından hayırlı olmasını diledi. Ersoy, organizasyonun Türkiye’ye getirilmesine destek veren kurum ve kuruluşlara teşekkür ederek sporseverleri İstanbul’u eksiksiz deneyimlemek üzere planlarını şimdiden yaparak yerlerini ayırtmaya davet etti. Bakan Bak: “Devlet Olarak Her Türlü Destek İçin Hazırız” Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da Türkiye’nin spor yatırımları, stadyum altyapısı ve uluslararası organizasyon tecrübesiyle İspanya Süper Kupası’na başarıyla ev sahipliği yapacak kapasiteye sahip olduğunu vurguladı. Bak, “İstanbul’da bu işi çok güzel yapacağımıza inanıyorum. Bu deneyime sahibiz. Devlet olarak her türlü destek için hazırız.” dedi. Organizasyona stadyumlarıyla destek veren Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray kulüplerine teşekkür eden Bak, Türkiye’deki taraftarların dünya futbolunun önemli takımlarını yakından izleme imkânı bulacağını belirtti. İstanbul’un ulaşım olanakları ve Türkiye’nin güçlü turizm altyapısına da dikkati çeken Bak, İspanyol takımlarını ve taraftarlarını İstanbul’da ağırlamaktan memnuniyet duyacaklarını ifade etti. Bilal Erdoğan: "Arda'yı Alkışlamak İsterim" Dünya Etnospor Birliği Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, da toplantıda açıklamalarda bulundu. Bilal Erdoğan yaptığı açıklamada, "Bildiğiniz gibi zaten İspanya, son Dünya Kupası'nın kazanan ülke oldu. Dünyanın en iyi futbolcularından bazıları İspanyol kulüplerinde oynamakta; hatta kendi oyuncumuz Arda Güler de bunlara dahil. Arda'yı da alkışlamak isterim. Arda burada, İstanbul'da bir nevi kendi taraftarları önünde oynayacak. Real Madrid formasını giyerek ilk defa Türkiye'de sahaya çıkacak. O anlamda Türk futbolseverler için de güzel bir anı olacağını düşünüyorum." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

VakıfBank’tan Döngüsel Ekonomiye 10 milyar liralık Finansman Desteği Haber

VakıfBank’tan Döngüsel Ekonomiye 10 milyar liralık Finansman Desteği

VakıfBank, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini destekleyen finansman çözümlerine bir yenisini daha ekledi. Sıfır Atık Vakfı iş birliğiyle geliştirilen Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, 15 Eylül tarihinde düzenlenen basın toplantısıyla tanıtıldı. Paket kapsamında, üretim ve iş süreçlerini döngüsel ekonomi anlayışı doğrultusunda dönüştürmek isteyen işletmelerin yatırım ve işletme sermayesi ihtiyaçlarına yönelik farklı finansman seçenekleri sunuluyor. Kaynakların daha verimli kullanılması, atık oluşumunun azaltılması, ürün ve malzemelerin ekonomik sistem içerisinde daha uzun süre değerlendirilmesi ve geri kazanılabilir kaynakların yeniden ekonomiye kazandırılması destekleniyor. “Üretimde ortaya çıkan değeri korumayı önemsiyoruz” VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, sürdürülebilir finansman yaklaşımını, Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı stratejilerinin önemli bir parçası olarak ele aldıklarını belirterek şunları söyledi: “Biz kalkınmayı, bugünün finansman ihtiyacını karşılamanın yanında ülkemizin kaynaklarını koruyan ve üretimin geleceğini güçlendiren uzun vadeli bir süreç olarak görüyoruz. Hammaddeden doğal kaynaklara, üründen üretim için harcanan emeğe kadar sürecin her aşamasında önemli bir ekonomik değer bulunuyor. Kaynakların daha verimli kullanılmasını, ürünlerin ekonomik ömrünün uzamasını ve üretimde ortaya çıkan değerin mümkün olduğunca sistem içerisinde korunmasını sağlayan yatırımları desteklemeyi önemsiyoruz. VakıfBank olarak bu dönüşümün finansman tarafında güçlü bir sorumluluk üstleniyoruz. Bankacılığın yalnızca kaynak sağlayan değil; ülkemizin ihtiyaç duyduğu dönüşümü hızlandıran, üretim gücünü artıran ve ekonominin geleceğine yön veren stratejik bir rolü olduğuna inanıyoruz. Bu sorumluluğu Bankamızın bilanço gücünün yanı sıra uluslararası piyasalardan sağladığımız uzun vadeli ve sürdürülebilirlik odaklı kaynaklarla da destekliyoruz. 2026 yılının ilk yarısında uluslararası piyasalardan toplam 7,1 milyar dolar tutarında yeni kaynak sağlarken, sürdürülebilir finansmanın toplam uluslararası finansmanımız içindeki payını yüzde 38 seviyesine taşıdık. Mayıs ayında ise 18 ülkeden 44 bankanın katılımıyla 1,2 milyar dolar tutarında sürdürülebilirlik temalı sendikasyon kredisine imza attık.” Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile işletmelerimizin dönüşüm yolculuğunda ihtiyaç duyduğu finansmana bütüncül çözümler sunuyoruz. Böylece kaynak verimliliğinin ve rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlarken ülkemizin sürdürülebilir büyümesini de destekliyoruz. İlk fazda 500’ün üzerinde kurum ve projeye ulaşarak 10 milyar TL finansman sağlamayı hedefliyoruz. Sıfır Atık Vakfı ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğinin, döngüsel ekonomi yaklaşımının iş dünyasında yaygınlaşmasına ve başarılı uygulamaların çoğalmasına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz” diyen Osman Arslan, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Bu paket bizim için tek seferlik bir finansman ürünü değil. Döngüsel ekonomi, yeşil dönüşüm ve kaynak verimliliği alanında geliştireceğimiz yeni çözümlerin ilk adımlarından biri. Önümüzdeki dönemde uluslararası kaynaklarımızı ve sürdürülebilir finansman kapasitemizi de bu dönüşümü hızlandıracak yeni ürünlerle buluşturacağız.” Dönüşüm sürecine uzun vadeli destek Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile işletmelerin yatırımlarının niteliğine, ölçeğine ve sağlayacağı dönüşüme uygun finansman çözümlerine erişmesi amaçlanıyor VakıfBank, Sıfır Atık Vakfı ile geliştirdiği iş birliği kapsamında finansman gücünü Vakfın paydaş ağı ve farkındalık çalışmalarıyla bir araya getirerek daha fazla işletmenin döngüsel ekonomi yatırımlarıyla buluşmasını hedefliyor. Böylece işletmelerin dönüşüm sürecinin farklı aşamalarını destekleyen, sürdürülebilir yatırımların yaygınlaşmasına katkı sağlayan uzun vadeli bir finansman modeli oluşturuluyor. Sıfır Atık, Daha Az Kaynakla Daha Fazla Değer Üretmektir Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş konuşmasında sıfır atık ve döngüsel ekonomi dönüşümünde finansmanın rolüne dikkat çekti. İş birliği protokolü ve yeni bir finansman paketini duyurmanın dışında; israfı azaltan, atığı ekonomik değere dönüştüren ve kaynaklarını daha verimli kullanan bir Türkiye için finans sektörünün üstleneceği yeni rolü konuşmak üzere bir arada olduklarını belirten Ağırbaş, “Çünkü sıfır atık meselesi, artık yalnızca bir çevre politikası değildir. Enerjiyi, suyu, ham maddeyi ve emeği daha verimli kullanmak; daha az kaynakla daha fazla değer üretmek ve atığı yeniden ekonomiye kazandırmaktır. Daha da önemlisi, bu dünya bize gelecek nesillere aktarmamız gereken bir emanettir. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi, Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü desteğiyle bugün ülkemizin sınırlarını aşan küresel bir vizyona dönüşmüştür. Bu vizyonun temelinde ise çok açık bir anlayış vardır: Atığı oluştuktan sonra yönetmek değil, israfı kaynağında önlemek” dedi. Sıfır Atık Vakfı tarafından düzenlenen Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları’nda “Finansman, Teşvik ve Dönüşüm Ekonomisi”nin en önemli başlıklardan olduğunu söyleyen Ağırbaş, “Sahadaki çalışmalarımız bize çok net bir gerçeği gösterdi: Şehirlerimizde güçlü bir yatırım iradesi ve dönüşüm isteği var. Ancak yüksek ilk yatırım maliyetleri, uzun geri dönüş süreleri, teminat ve eş finansman ihtiyacı ile proje hazırlama kapasitesindeki eksiklikler, bu potansiyelin yatırıma dönüşmesinin önündeki önemli engeller arasında. Şehirler değişiyor, sektörler değişiyor; ancak ihtiyaç ortak: Erişilebilir, uzun vadeli ve dönüşümün niteliğine uygun finansman” ifadelerini kullandı. Finans Sektörünün Rolü Çok Kritik Finans sektörünün rolünün bu noktada çok kritik olduğunu söyleyen Ağırbaş, şöyle devam etti: “Finans sektörünü yalnızca kaynak sağlayan bir aktör olarak değil; dönüşümü yönlendiren, kolaylaştıran ve hızlandıran stratejik bir paydaş olarak görüyoruz. Çünkü sıfır atık yatırımları yalnızca çevresel fayda sağlamaz; aynı zamanda işletmelerimizin maliyetlerini düşürür, verimliliklerini artırır ve rekabet güçlerini yükseltir.” Döngüsel dönüşümün farklı aşamalarına finansman Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, işletmelerin dönüşüm sürecindeki farklı ihtiyaçlarına göre yapılandırılan finansman çözümlerini tek çatı altında topluyor. Paket kapsamında; birincil hammadde kullanımını azaltan ve geri dönüştürülmüş veya ikincil girdi kullanımını artıran yatırımlardan kaynak ve üretim verimliliğini geliştiren projelere kadar geniş bir alan destekleniyor. Paylaşım, kiralama ve yeniden kullanım temelli yeni iş modelleri; atık ve geri kazanılabilir malzemelerin lojistiği; kaynak geri kazanımı ve yeniden üretim yatırımları da finansman kapsamına giriyor. Büyük ölçekli döngüsel ekonomi yatırımları için proje finansmanı sağlanırken belirlenen kriterleri ve sertifikasyon koşullarını karşılayan işletmelere döngüsel üretim faaliyetleri için işletme sermayesi finansmanı sunuluyor. Paket kapsamında yatırım kredilerinde 50 milyon TL’ye kadar ve 60 aya varan, büyük ölçekli proje finansmanında 120 aya varan, işletme sermayesi ihtiyaçlarında ise 10 milyon TL’ye kadar ve 24 aya varan finansman imkânı sağlanıyor. Bununla birlikte, 3 milyar TL’lik KGF kefalet desteğiyle özellikle KOBİ’lerin döngüsel dönüşüm yatırımlarında finansmana erişimi güçlendiriliyor. Başta imalat sanayii, plastik, ambalaj, tekstil, otomotiv yan sanayii, makine, elektronik, perakende, atık yönetimi ve geri dönüşüm olmak üzere birçok sektörde faaliyet gösteren işletmeler paketten yararlanabiliyor. OSB’lerde faaliyet gösteren KOBİ ve sanayiciler, atık yönetimi şirketleri, belediye iştirakleri ve döngüsel iş modelleri geliştiren işletmeler de finansman kapsamına dahil ediliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğu ve Güneydoğu’nun Turizm Gücü Birlikte Büyüyecek Haber

Doğu ve Güneydoğu’nun Turizm Gücü Birlikte Büyüyecek

Turizmi 81 ile ve yılın 12 ayına yaymayı hedeflediklerini belirten Ersoy, bölgedeki turizm ürünlerinin doğru şekilde birbirleriyle ilişkilendirilmesiyle ziyaretçilerin kalış süresinin ve turizmden elde edilen katma değerin artırılabileceğini vurguladı. TGA’nın küresel tanıtım gücünün Anadolu’nun henüz yeterince keşfedilmemiş değerleri için de kullanıldığını kaydeden Ersoy, beş şehrin ulusal ve uluslararası görünürlüğünü daha da artırmak istediklerini açıkladı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Tunceli ve Malatya’nın turizm geleceğinin değerlendirildiği Bölgesel Turizm Çalıştayı düzenlendi. Elazığ’da gerçekleştirilen ve beş şehrin sahip olduğu turizm değerlerinin ortak bir vizyonla ele alındığı çalıştayın açılışında konuşan Bakan Ersoy, turizmde “birlikteliğin gücünü” harekete geçirdiklerini ifade ederek artık yalnızca tek bir destinasyonu tanıtmanın yeterli olmadığına dikkati çekti. Programda Adıyaman Valisi Abdullah Küçük, Bingöl Valisi Dr. Cahit Çelik, Tunceli Valisi Şefik Aygöl, Malatya Valisi Seddar Yavuz ve Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu da yer aldı. 81 İlde 12 Ay Turizm Hedefi Türkiye’yi dünya turizminde hak ettiği zirveye taşımak için çalıştıklarını belirten Bakan Ersoy, temel hedeflerinin turizmi ülkenin 81 iline ve yılın 12 ayına yaymak, ürün çeşitliliğini artırmak, ziyaretçilerin Türkiye’de daha uzun süre kalmasını sağlamak ve turizmin oluşturduğu ekonomik ve sosyal değerden şehirlerin daha fazla pay almasını temin etmek olduğunu söyledi. Bugünün ziyaretçisinin bir şehri görmekten çok bir deneyim yaşamak istediğini belirten Ersoy; bir bölgenin tarihini keşfetmek, mutfağını tanımak, doğasını deneyimlemek ve kültürünü hissetmek isteyen ziyaretçilere tek bir seyahat rotası içerisinde bütüncül bir deneyim sunulması gerektiğini kaydetti. Bakan Ersoy şöyle devam etti: “Dolayısıyla bizim de ziyaretçiye yalnızca gidilecek yerler değil, takip edilecek rotalar; yalnızca görülecek mekânlar değil, yaşanacak hikâyeler sunmamız gerekiyor.” Beş Şehir, Birbirini Tamamlayan Büyük Bir Turizm Coğrafyası Çalıştayın kapsadığı Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Tunceli ve Malatya’nın birbirinden farklı ancak birbirini tamamlayan güçlü turizm değerlerine sahip olduğunu belirten Ersoy, beş şehrin yalnızca ayrı ayrı destinasyonlar olarak değil, birbirini tamamlayan büyük bir turizm coğrafyasının parçaları olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Adıyaman’ın Nemrut Dağı Ören Yeri, Perre Antik Kenti ve Cendere Köprüsü başta olmak üzere tarihî ve kültürel mirasıyla dünya ölçeğinde bir değere sahip olduğunu ifade eden Ersoy, Malatya’nın ise UNESCO Dünya Mirası ilan edilen Arslantepe Höyüğü, Eski Malatya surları, coğrafi işaretli gastronomisi, doğası ve yerel yaşam kültürüyle güçlü bir turizm potansiyeli taşıdığını kaydetti. Elazığ’ın UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki tarihî Harput Kenti, Hazar Gölü, Buzluk Mağarası, zengin mutfağı ve köklü kültürel mirasıyla bölgenin önemli destinasyonlarından biri olduğunu belirten Ersoy; Tunceli’nin Munzur Vadisi Milli Parkı, Ovacık Gözeleri, doğası ve outdoor turizm imkânlarıyla öne çıktığını söyledi. Bingöl’ün ise Yüzen Adalar’dan Hesarek Kayak Merkezi’ne, termal kaynaklarından yaylalarına ve henüz yeterince keşfedilmemiş değerlerine kadar önemli bir gelişim potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. 5 İlde 130 Tesis, 11 Bin 222 Yatak Her şehrin sahip olduğu farklı turizm ürünlerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Ersoy, asıl meselenin bu değerlerin doğru şekilde ürünleştirilmesi ve birbirleriyle ilişkilendirilmesi olduğunu söyledi. Bu sayede ziyaretçilerin bölgede kalış süresinin uzatılabileceğini, turizmden elde edilen katma değerin artırılabileceğini ve bu değerin daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceğini ifade eden Ersoy, beş ilde toplam 130 konaklama tesisi ve 11 bin 222 yatak kapasitesi bulunduğunu açıkladı. Önümüzdeki dönemde mevcut kapasitenin daha etkin kullanılması ve turizm hareketliliğinin gelişmesine paralel olarak nitelikli yatırımların önünün açılması gerektiğini belirten Ersoy, bir destinasyonu turizm merkezi hâline getiren unsurun yalnızca konaklama yatırımları olmadığının altını çizdi. Ulaşımdan gastronomiye, çevre düzenlemesinden destinasyon yönetimine, kültür varlıklarının korunmasından nitelikli insan kaynağına, tanıtımdan ziyaretçi deneyimine kadar bütün unsurların birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Kamu, Özel Sektör, Akademi ve Sivil Toplum Aynı Masada Turizmde başarıyı merkezi yönetimin tek başına gerçekleştireceği bir hedef olarak görmediklerini belirten Bakan Ersoy; valiliklerin, belediyelerin, üniversitelerin, kalkınma ajanslarının, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel paydaşların sürecin içerisinde olması gerektiğini ifade etti. Bakanlık tarafından başlatılan İl Tanıtım ve Geliştirme Programı’nın da bu anlayışla yürütüldüğünü söyleyen Ersoy, beş ilde TGA koordinasyonunda oluşturulan kurullar aracılığıyla kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum temsilcilerinin aynı masa etrafında buluşturulduğunu bildirdi. TGA 200’den Fazla Ülkede Türkiye’yi Tanıtıyor Turizmde diğer önemli başlığın tanıtım olduğunu belirten Ersoy, Türkiye’nin 2019 yılında kurulan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı aracılığıyla 200’den fazla ülkede reklam, tanıtım, ağırlama ve PR faaliyetleri gerçekleştirdiğini söyledi. Türkiye’nin dünyanın açık ara en fazla ve en yoğun tanıtım yapan ülkesi konumuna geldiğini ifade eden Ersoy, 2026 yılının ilk 6 ayında 25,8 milyon ziyaretçiye ev sahipliği yapıldığını ve turizm gelirinin 25,7 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Türkiye’nin turizm vizyonunun yalnızca ziyaretçi sayıları veya turizm gelirleri üzerinden değerlendirilmediğini belirten Ersoy; tarih, kültür, arkeolojik miras, gastronomi, doğa, inanç merkezleri, yaylalar, göller, dağlar ve geleneksel yaşam kültürünün Türkiye’ye büyük bir ürün çeşitliliği sunduğunu söyledi. Ersoy, çalıştayın temel nedeninin de bu zenginliği daha güçlü bir turizm değerine dönüştürmek olduğunu vurguladı. Beş Şehrin Dünyadaki Görünürlüğü Artırılacak TGA’nın tanıtım gücünü Türkiye’nin dünyada zaten bilinen destinasyonlarının yanında Anadolu’nun henüz yeterince keşfedilmemiş değerleri için de kullandıklarını belirten Bakan Ersoy, Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Tunceli ve Malatya’nın ulusal ve uluslararası görünürlüğünü daha da artırmak istediklerini söyledi. Dijital iletişimden sosyal medyaya, uluslararası PR faaliyetlerinden içerik çalışmalarına kadar farklı mecralarda bu şehirleri anlatmaya devam edeceklerini ifade eden Ersoy, GoTürkiye mecraları ve şehirler için oluşturulan sosyal medya hesaplarında beş ille ilgili paylaşımlar yapıldığını kaydetti. CNN International, Euronews, BBC International ve Al Jazeera gibi global haber kanallarıyla gerçekleştirilen iş birlikleriyle Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki turizm değerlerinin tanıtımına da katkıda bulunulduğunu belirtti. 8 Mini Diziyle 9 Milyardan Fazla Gösterim Geçen yıldan itibaren hayata geçirilen “Mini Dizi Tanıtım Stratejisi”ne de değinen Bakan Ersoy, Haziran 2025’te Antalya Gambit ile başlayan mini dizi iletişimleri kapsamında toplam sekiz mini dizinin yayımlandığını açıkladı. Bu çalışmalarla 9 milyardan fazla gösterim ve 5,5 milyar izlenmeye ulaşıldığını belirten Ersoy, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin tanıtımına katkıda bulunan Whisper of Origins isimli dizinin temmuz ayında yayına girdiğini, Doğu Anadolu Bölgesi’ni konu alacak dizi için de planlamaların yapıldığını söyledi. “Şehirlerimizi Birbirlerinin Rakibi Olarak Görmüyoruz” Bakan Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Tunceli ve Malatya’yı sahip oldukları değerlerle Türkiye’nin turizm haritasında çok daha güçlü bir konuma taşımak istediklerini söyledi. Ersoy şöyle konuştu: “Şehirlerimizi birbirlerinin rakibi olarak değil, birbirlerinin gücünü artıran destinasyonlar olarak görüyoruz. Bunu başardığımızda sadece ziyaretçi sayısını artırmış olmayacağız. Turizmi şehirlerimiz için daha güçlü bir ekonomik değer, gençlerimiz için yeni bir istihdam alanı, yerel üreticilerimiz için yeni bir pazar ve kültürel mirasımızın korunması için sürdürülebilir bir kaynak hâline getirmiş olacağız.” Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak şehirlerin ve sektörün yanında olmaya devam edeceklerini belirten Ersoy, TGA’nın tanıtım gücü, Bakanlığın kültür ve turizm politikaları ve yerel paydaşların katkısıyla bölgenin sahip olduğu potansiyelin daha ileriye taşınacağına inandığını ifade etti. Bakan Ersoy, çalıştaya katkı sunan AK Parti Elazığ Milletvekili Mahmut Rıdvan Nazırlı başta olmak üzere kurumlara, sektör temsilcilerine, akademisyenlere ve paydaşlara teşekkür ederek buradan çıkacak fikirlerin yeni projelere, yeni rotalara ve güçlü iş birliklerine dönüşmesini temenni etti. Ersoy, beş şehrin sahip olduğu değerlerin ortak bir vizyonla buluşturulması hâlinde bu coğrafyanın Türkiye turizminin yeni çekim merkezlerinden biri olacağına yürekten inandığını belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.