Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekonomik Değer

Kapsül Haber Ajansı - Ekonomik Değer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomik Değer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Spor, Teknoloji ve Yatırım Aynı Eksende Buluştu Haber

Spor, Teknoloji ve Yatırım Aynı Eksende Buluştu

Lazzoni Hotel’de gerçekleştirilen etkinliğin açılış konuşmaları; Entertech İstanbul Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Kasapoğlu, İstanbul Üniversitesi - Cerrahpaşa Rektörü Prof. Dr. Nuri Aydın, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar ve Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. M. Zeki Durak tarafından yapıldı. Konuşmalarda, akademik bilginin korunması, teknolojiye dönüştürülmesi ve girişimcilik ekosistemiyle buluşturulmasının önemi vurgulandı. Fikri Mülkiyet, Yatırım ve Büyümenin Merkezinde Entertech İstanbul Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Kasapoğlu, fikri mülkiyetin yalnızca bir koruma aracı olmadığını belirterek şunları söyledi: “Bugün artık bilgi üretmek tek başına yeterli değil; o bilgiyi koruyarak ekonomik değere dönüştürmek gerekiyor. Entertech İstanbul Teknokent olarak üniversitelerde üretilen bilgiyi girişimcilikle buluşturuyor, fikri mülkiyeti yatırım ve büyümenin merkezine yerleştiriyoruz. Yatırım yaptığımız firmalarımızın çoğu patent tabanlı, ticarileştirilmelerinin önünü açıyoruz.” İstanbul Üniversitesi - Cerrahpaşa Rektörü Prof. Dr. Nuri Aydın, üniversitelerin dönüşen rolüne dikkat çekerek: “Üretilen bilginin korunması ve ekonomik değere dönüştürülmesi, üniversitelerin sürdürülebilir bilimsel üretimi için kritik bir eşik haline gelmiştir. Fikri mülkiyet, bu dönüşümün en temel yapı taşlarından biridir.” İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar ise fikri mülkiyetin stratejik boyutuna vurgu yaparak şunları söyledi: “Fikri mülkiyet artık teknik bir hukuk başlığı değil; bilginin stratejik bir varlığa dönüşmesini sağlayan temel mekanizmadır. Üniversitelerde üretilen bilginin gerçek değeri, korunup ticarileştirildiğinde ortaya çıkar.” Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. M. Zeki Durak ise fikri mülkiyetin stratejik önemine dikkat çekerek: “Fikri mülkiyet, günümüzde yalnızca hukuki bir çerçeve değil; ülkelerin rekabet gücünü belirleyen stratejik bir unsurdur. Özellikle spor gibi hızla dönüşen alanlarda ortaya çıkan veri ve teknolojilerin korunması, sürdürülebilir ekonomik değer için kritik önem taşımaktadır.” Spor, teknoloji ve fikri mülkiyet aynı zeminde Etkinlik kapsamında düzenlenen “İnovasyon, IP ve Spor” panelinde, sporun değişen yapısı çok boyutlu olarak ele alındı. Panele konuşmacı olarak katılan Türk futbolunun modern oyun anlayışına yön veren, stratejik dehası ve elde ettiği başarılarla ekol oluşturmuş deneyimli teknik adamı Abdullah Avcı, sporun yalnızca fiziksel performansla sınırlı olmadığını belirtti: “Bugün spor yalnızca sahada oynanmıyor. Veriyle analiz edilen, teknolojiyle geliştirilen bir yapıya dönüştü. Bu süreçte ortaya çıkan bilginin korunması, kulüpler için kritik bir rekabet avantajı haline geliyor.” Panelde ayrıca spor teknolojileri, performans analitiği, veri temelli uygulamalar ve bu alanlarda ortaya çıkan fikri mülkiyetin ekonomik değeri ele alındı. Program kapsamında “Bir Yatırım Aracı Olarak Patent” başlıklı panelde fikri mülkiyetin finansal boyutu değerlendirilirken, BİGGİST Konsorsiyumu İmza Töreni de gerçekleştirildi. Teknopol İstanbul, Biruni Teknopark ve Entertech İstanbul Teknokent ile imzalanan bu yapı, teknoloji tabanlı girişimlerin desteklenmesine yönelik önemli bir adım olarak öne çıktı. Etkinlik; akademisyenler, girişimciler, yatırımcılar ve sektör temsilcilerinin katılımıyla tamamlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kandıra’da Atıklar Ekonomiye Dönüşüyor Haber

Kandıra’da Atıklar Ekonomiye Dönüşüyor

İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü bünyesinde hayata geçirilen Proje ile hem atıklar ekonomiye kazandırılacak hem de dönüşüm işiyle uğraşan vatandaşlara günlük gelir sağlamasına katkı sunacak. İhale Süreci Tamamlandı: 2,5 Milyon TL’lik Ekonomik Değer Kandıra Belediyesi’nde düzenlenen ihaleye üç firma katılım sağladı. Bir yıl süreli ihale kapsamında; 500 bin kg karışık ambalaj atığı, 4 bin kg bitkisel atık yağ ve 20 bin kg tekstil atığı toplanması öngörülüyor. Toplamda 2,5 milyon TL’nin üzerinde bir piyasa değerine sahip olan bu atıklar, geri dönüşüm zincirinin ana halkasını oluşturacak. Hem Çevre Temizliği Hem Günlük Kazanç Projeye özel bir değer kazandıran Kandıra Belediyesi, geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren 67 vatandaşı, geleneksel olarak sürdürdükleri geri dönüşüm çalışmalarını kayıt altına alarak modern bir sisteme entegre ediyor. Planlanan modelle: dönüşüm işiyle uğraşan vatandaşlar, günlük topladıkları malzemeleri Kandıra Belediyesi Atık getirme merkezine teslim ederek ödemelerini alacak, ilçe dışına çıkmadan ve nakliye masrafı ödemeden anında nakite çevrilecek. Atıklar Açık Havada Oraya Buraya Dökülmeyecek Mahalle aralarında, yol kenarlarında biriktirilen, uçan, kirlenen, ıslanarak ekonomik değer kaybına uğrayan atıkların, ‘Sokakta Sıfır Atık’ mottosu ile Mahalle aralarında kontrolsüz birikiminin önüne geçilerek, günlük tahliye sistemiyle çevre kirliliği ve koku problemi ortadan kaldırılacak. Temiz ve yıpranmamış sıfır atıkların değerlerinde düşme olmadan satış avantajı yakalanacak. Farklı kategorilerde toplanan ürünler, ekonomiye yüksek katma değer sunacak. Kandıra İçin Çifte Kazanç Kandıra Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, projenin sadece bir çevre hareketi değil, aynı zamanda bir sosyal entegrasyon hamlesi olduğu vurgulandı. Aynı zamanda dönüşüm işiyle uğraşan vatandaşların kayıt altına alınarak sisteme dahil edildiği proje, Kandıra’nın sürdürülebilir kalkınma hedeflerine önemli bir katkı sunmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kruvaziyerde Küresel Arayış Türkiye’yi Öne Çıkarıyor Haber

Kruvaziyerde Küresel Arayış Türkiye’yi Öne Çıkarıyor

Akdeniz’de değişen dengelerle birlikte Türkiye, güvenli liman algısı, gelişen altyapısı ve dört mevsime yayılan destinasyon yapısıyla öne çıkarken; yılın ilk çeyreğinde 93 bin 787 yolcu ve 56 gemiyle kaydedilen güçlü başlangıç, bu yükselişi verilerle destekliyor. Sektör temsilcilerine göre kruvaziyerdeki bu hareket, turizmin ötesinde ekonomiye yeni katkı alanları yaratabilecek stratejik büyüme başlığı olarak okunuyor. Küresel ölçekte değişen jeopolitik dengeler ve turizm hareketlerindeki yeni yönelimler, kruvaziyer sektöründe alışılmış rotaları yeniden tanımlıyor. Yaz sezonu henüz tam açılmadan gelen veriler bu dönüşümün sinyallerini veriyor. Bu dönüşümde Türkiye, yalnızca güçlü destinasyon yapısıyla değil, artan operasyonel kapasitesi ve liman altyapısıyla da öne çıkan ülkeler arasında gösteriliyor. Bu tabloyu yalnızca turizm verisi olarak değil, yeni ekonomik fırsat alanı olarak değerlendirdiklerini belirten Sea Genesis Group Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yazıcı, “Kruvaziyerde yaşanan hareket sadece sezon yoğunluğu değil, rota tercihinde yaşanan dönüşüm. Akdeniz’de yeni denge kurulurken Türkiye bundan pay alan değil yön veren destinasyonlardan biri olmaya başlıyor.” dedi. Enflasyon Baskısında Yüksek Harcama Gücü Dikkat Çekiyor Artan maliyetlerin turizm ve hizmet sektöründe yeni denge arayışlarını hızlandırdığı dönemde kruvaziyer turizmi, yüksek harcama profiliyle ayrıca önem kazanıyor. Lokanta ve oteller grubunda yıllık fiyat artışlarının yüzde 31,66 seviyesine ulaşması, işletme maliyetlerindeki baskının sürdüğünü gösterirken, sektör temsilcilerine göre kruvaziyer turizmi bu tabloda daha yüksek gelir bırakan ziyaretçi profiliyle ayrıştığını söyleyen Ahmet Yazıcı, “Bugün mesele sadece turist sayısı değil, bırakılan ekonomik değer. Kruvaziyer yolcusunun şehir ekonomisine katkısı klasik ziyaretçi profilinden farklı. Bu nedenle kruvaziyeri yüksek katma değer üreten ekonomi başlığı olarak görmek gerekiyor.” İfadelerini kullandı. Güvenli Liman Algısı Türkiye’ye Talep Taşıyor Son dönemde kruvaziyer operatörlerinin rota planlamalarında güvenli liman kriterini daha fazla öne çıkardığına dikkat çeken Yazıcı, Türkiye’nin bu başlıkta avantajlı konumda olduğunu belirterek, “Jeopolitik gelişmeler bazı destinasyonları daha kırılgan hale getirirken Türkiye güçlü altyapısı ve operasyonel kapasitesiyle güven veren alternatif olarak öne çıkıyor. Bu, rotalara doğrudan yansıyor.” açıklamasını yaptı. Liman Altyapıları Yeni Rekabet Unsuru Kruvaziyerde büyümenin yalnızca talep değil altyapı hikâyesi olduğuna dikkat çeken Yazıcı, liman yatırımlarının yeni dönemin belirleyici unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, “Bugün rekabet sadece ülkeler arasında değil limanlar arasında yaşanıyor. Türkiye’nin bu alandaki gelişimi kruvaziyerde pozisyonunu güçlendiriyor.” dedi. İstanbul, Kuşadası, İzmir ve diğer limanların artan performansı, sektör tarafından bu altyapı dönüşümünün sahadaki yansıması olarak görülüyor. Dört Mevsime Yayılan Kruvaziyer Dönemi Güçleniyor Türkiye’nin yalnızca yaz aylarında öne çıkan bir kruvaziyer rotası olmadığını Ahmet Yazıcı, kültür, gastronomi ve tarih odaklı rotalar sayesinde kruvaziyer hareketliliğinin yılın tamamına yayılabilecek güçlü bir potansiyel taşıdığını söyledi. Yazıcı, Türkiye’nin bu yapısıyla klasik kruvaziyer destinasyonlarından ayrıştığını belirterek, “Türkiye’nin en önemli avantajlarından biri kruvaziyer turizmini sadece yaz sezonuna sıkışmayan bir yapıda sunabilmesi. Kültür, gastronomi, tarih ve kıyı deneyimini aynı rotada buluşturabilmek, dört mevsime yayılan sürdürülebilir kruvaziyer modeli açısından önemli avantaj sağlıyor. Bu nedenle kruvaziyerin yalnızca turizm başlığı altında değil, bölgesel kalkınma perspektifiyle de değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Popeyes Türkiye’de 500 Restorana Ulaştı Haber

Popeyes Türkiye’de 500 Restorana Ulaştı

2007 yılından bu yana TAB Gıda bünyesinde faaliyet gösteren Popeyes, geçen süre içinde yalnızca restoran sayısını artırmakla kalmadı; aynı zamanda operasyonel mükemmeliyet, standartlaşma ve güçlü franchise yapısıyla sektörde fark yaratan bir konuma ulaştı. Bugün 500 restorana ulaşan marka, Türkiye’nin dört bir yanında geniş bir erişim ağıyla faaliyet gösteriyor. Bu istikrarlı büyüme yolculuğunun önemli bir göstergesi olarak Popeyes, Türkiye genelindeki 500’üncü restoranını İstanbul Beşiktaş’ta hizmete açtı. Sektör açısından önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyan bu açılış, TAB Gıda’nın operasyonel mükemmeliyet, ölçek ekonomisi ve sürdürülebilir büyüme odağındaki stratejisinin de somut bir yansıması oldu. Veri odaklı pazarlama yaklaşımımızla markalarımızın değerini artırmaya devam edeceğiz TAB Gıda Co-CEO’su Sinan Ünal konuşmasında “Popeyes’ın Türkiye’de ulaştığı bu ölçek, güçlü marka portföyümüzü doğru stratejilerle yönetme yetkinliğimizin bir sonucu. Tüketici beklentilerini merkeze alan pazarlama yaklaşımımız, dijitalleşen sipariş kanallarımız ve paket servis gücümüzle markalarımızın erişimini ve etkileşimini sürekli artırıyoruz. Popeyes özelinde de yenilikçi iletişim stratejilerimiz ve güçlü marka konumlandırmamızla bu büyüme ivmesini destekliyoruz. Farklı temas noktalarında tüketiciyle daha güçlü bağ kurmayı odağımıza alarak markalarımızın etki alanını genişletiyoruz. Önümüzdeki dönemde de veri odaklı yaklaşımımızla markalarımızın değerini artırmayı sürdüreceğiz” açıklamasında bulundu. Entegre yapımızla sürdürülebilir ve standart bir deneyim sunuyoruz TAB Gıda Co-CEO’su Gökhan Asok konuşmasında “Uzun yıllardır istikrarla sürdürdüğümüz operasyonel mükemmeliyet yaklaşımımız ve insan kaynağımıza yaptığımız yatırımlar sayesinde sağlıklı bir büyüme gerçekleştiriyoruz. Popeyes’ın Türkiye’de 500 restorana ulaşması bunun önemli göstergelerinden biri. Uçtan uca entegre yapımız sayesinde tüm süreçleri yüksek verimlilikle yönetiyoruz. Bu yapı yalnızca büyümemizi desteklemekle kalmıyor, her restoranımızda standart ve sürdürülebilir bir misafir deneyimi sunmamızı da sağlıyor. Önümüzdeki dönemde operasyonel gücümüzü daha da ileri taşıyarak büyümemizi sağlam temeller üzerinde sürdürmeye devam edeceğiz” vurguladı. Güçlü franchise ekosistemimiz ve sağlam finansal yapımızla sürdürülebilir değer yaratıyoruz TAB Gıda Co-CEO’su Özgür Çetinkaya konuşmasında: “TAB Gıda olarak, güçlü franchise ekosistemimiz ve sürdürülebilir finansal yapımızla markalarımızın sağlıklı ve dengeli bir şekilde büyümesini destekliyoruz. Popeyes’ın 500’üncü restorana ulaşması, franchise yatırımcılarımızla kurduğumuz uzun vadeli iş birliklerinin ve ölçeklenebilir iş modelimizin önemli bir göstergesi. Gerek yerel girişimcilerle geliştirdiğimiz güçlü iş ortaklıkları gerekse yatırım disiplinimiz sayesinde, markalarımız için istikrarlı bir büyüme zemini oluşturuyoruz. Önümüzdeki dönemde de franchise ağımızı nitelikli yatırımlarla büyütmeye ve franchise yatırımcılarımız için değer yaratmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. TAB Gıda’nın franchise odaklı büyüme modeliyle desteklenen Popeyes, güçlü tedarik yapısı, dijitalleşmiş sipariş kanalları ve standartlaştırılmış operasyon süreçleri sayesinde ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir iş modeli sunuyor. Marka, restoran yatırımlarıyla hem yerel girişimcilere yeni fırsatlar yaratıyor hem de gıda ekosistemi içinde uzun vadeli ekonomik değer üretmeyi sürdürüyor. Popeyes’ın bu genişleme stratejisinin temelinde, yalnızca operasyonel büyüme değil, aynı zamanda tüketicilere sunulan gıdanın kaynağına duyulan güven yer alıyor. TAB Gıda’nın "Ne Yediğini Bil" platformu aracılığıyla sürdürdüğü şeffaflık ilkesi, 500 restoranda sunulan tüm ürünlerin tarladan tüketiciye olan yolculuğunun izlenebilirliğini sağlıyor. Platform, tüketicilerin ürün içerikleri, tedarik zinciri süreçleri ve gıda güvenliği standartları hakkında en doğru bilgilere kolayca ulaşmasını sağlayarak, markanın büyüme yolculuğuna güven odaklı bir değer katıyor. Türkiye’de hızlı servis restoran sektörünün öncü markalarından biri olan Popeyes, TAB Gıda güvencesiyle önümüzdeki dönemde de yeni restoran yatırımları, dijital kanallarda genişleme ve müşteri deneyimini merkeze alan uygulamalarla büyümesini sürdürmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ANTGİAD Runtalya’da Otizm Farkındalığı İçin Koştu Haber

ANTGİAD Runtalya’da Otizm Farkındalığı İçin Koştu

ANTGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Yavaş, maraton sonrasında yaptığı açıklamada, iş dünyasının rolüne dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Biz iş insanları olara üretmek, yatırım yapmak ve ekonomik değer oluşturmakla sorumluyuz. Aynı zamanda toplumsal farkındalığı büyütmek, duyarlılığı artırmak ve sosyal sorumluluk alanlarında aktif rol almak gibi önemli bir sorumluluğumuz da var, bunun bilincindeyiz. “ “BU KOŞU BİR SPOR ETKİNLİĞİNDEN DAHA FAZLASI” Runtalya Maratonu’na katılımlarının özel bir anlam taşıdığını vurgulayan Yavaş, bu organizasyonun sosyal boyutuna dikkat çekti: “Bugün burada attığımız her adım, aslında bir farkındalık adımıdır. Bu koşu, bir spor etkinliği olmasının yanı sıra, otizmli bireylerin hayatına dokunma, onları daha görünür kılma ve toplum olarak daha kapsayıcı bir bakış açısı geliştirme çağrısıdır.” “HER BİREYİN EŞİT VE ONURLU YAŞAM HAKKI VAR” Otizmli bireylerin toplumda eşit şekilde yer almasının önemine değinen Yavaş, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Otizm bir eksiklik değil, farklılıktır. Bu farklılığı anlamak, kabul etmek ve hayatın doğal bir parçası olarak görmek hepimizin sorumluluğudur. Her bireyin toplumsal yaşamda eşit, görünür ve onurlu bir şekilde yer alma hakkı vardır.” ANTGİAD’DAN GÜÇLÜ SOSYAL SORUMLULUK VURGUSU ANTGİAD olarak sosyal sorumluluğu kurumsal bir refleks haline getirmeyi önemsediklerini ifade eden Yavaş, bu tür projelerin artarak devam edeceğini belirtti: “ANTGİAD olarak bizler; sadece iş dünyasında değil, toplumsal hayatta da değer üreten bir anlayışla hareket ediyoruz. Bugün burada attığımız bu adım, bu anlayışın somut bir yansımasıdır. Bundan sonra da topluma dokunan, farkındalık oluşturan ve sosyal fayda üreten projelerde aktif şekilde yer almaya devam edeceğiz.” DAYANIŞMA VE FARKINDALIK AYNI ÇİZGİDE BULUŞTU ANTGİAD üyeleri, Runtalya Maratonu boyunca sergiledikleri güçlü katılım ve yüksek motivasyonla hem sporun birleştirici gücünü hem de sosyal sorumluluğun dönüştürücü etkisini bir arada ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eskişehir’de Eğitime Örnek Model Haber

Eskişehir’de Eğitime Örnek Model

Akfen Holding bünyesinde faaliyet gösteren Akfen Hastane Hizmetleri ve İşletmecilik A.Ş. ile Eskişehir İl Millî Eğitim Müdürlüğü arasında imzalanan protokol ile birlikte, sürdürülebilir sosyal fayda yaklaşımını merkeze alan örnek bir uygulama hayata geçirildi. Eskişehir Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda düzenlenen imza töreni, kamu ve özel sektörün ortak değer üretme potansiyelini ortaya koyan güçlü bir iş birliği olarak öne çıktı. Eskişehir İl Millî Eğitim Müdürü Sinan Aydın ile Akfen Eskişehir Şehir Hastanesi İşletme Müdürü Yalçın Temel arasında imzalanan protokol törenine; Akfen Hastane Hizmetleri ve İşletmecilik A.Ş. Genel Müdürü Uğur Kılınç, millî eğitim yöneticileri ve şirket yetkilileri katıldı. Protokol kapsamında, çalışır durumda olan 1.000 adet bilgisayar kasası ve monitör, İl Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından belirlenen okullara ulaştırılacak. Bu sayede okulların teknolojik altyapısının güçlendirilmesi, öğrencilerin dijital imkânlara erişiminin artırılması ve eğitimde fırsat eşitliğinin desteklenmesi amaçlanıyor. Ayrıca ihtiyaç duyulması halinde kurulum ve teknik destek süreçleri de sağlanarak ekipmanların etkin ve sürdürülebilir kullanımı güvence altına alınacak. “HEDEFİMİZ TOPLUMSAL FAYDAYI BÜYÜTMEK” Akfen Hastane Hizmetleri ve İşletmecilik A.Ş. Genel Müdürü Uğur Kılınç, hayata geçirilen iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Akfen olarak, sahip olduğumuz kaynakları yalnızca ekonomik değer üretmek için değil, toplumsal faydayı büyütmek için de kullanmayı önceliklendiriyoruz. Eskişehir’de hayata geçirdiğimiz bu iş birliği, kullanılabilir durumdaki teknolojik ekipmanların yeniden değerlendirilerek eğitime kazandırılmasını sağlayan sürdürülebilir bir model sunuyor. Bu yaklaşımın, farklı bölgelerde de yaygınlaşarak daha fazla öğrencinin eğitim hayatına katkı sağlamasını temenni ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eczacımın Dijital Dünyası 700 Milyon Liralık Hacimle Tamamlandı Haber

Eczacımın Dijital Dünyası 700 Milyon Liralık Hacimle Tamamlandı

Lokman Group çatısı altında Lokman Ecza Deposu ve Tane Itriyat tarafından 13’üncü kez düzenlenen Eczacımın Dijital Dünyası-Değişimin Şifası etkinliği, Antalya’da sektörün yoğun katılımıyla, eczacılık ekosisteminde güçlü bir sinerji yaratarak ve yüksek ticari etki üreterek başarıyla tamamlandı. Yaklaşın bin katılımcı ve 100’ün üzerinde firmanın yer aldığı etkinlikte binlerce ürünün tanıtımı, lansmanı ve satışı gerçekleştirildi. Organizasyon, yaklaşık 700 milyon lira ciro ile hedeflerin üzerinde bir ekonomik değer üretirken, eczacılar ve firmalar arasında kurulan güçlü iş birlikleriyle sektörel etkileşimi derinleştirdi. Lokman Ecza Deposu, ilaç dışı ürünlerde Türkiye genelinde eczanelere hizmet veren en çeşitli depolardan biri olarak, eczacıların sürdürülebilir gelir modelleri oluşturmasına katkı sunmayı hedefliyor. 13 yıldır 100’ün üzerinde farklı firmayı eczacılarla buluşturan organizasyon sayesinde, yeni ürünler doğrudan eczacıların hizmetine sunulurken; topluma eczacı danışmanlığıyla ulaşan sağlık ürünleri, toplum sağlığı açısından nitelikli bir değer zinciri oluşturuyor. Doğru modelin sahadaki karşılığını gördük Etkinlik kapsamında ilk kez sektörle buluşan Lokman AI karakteri ve etkinlik alanından üretilen dijital içerikler, organizasyonun teknoloji odaklı yaklaşımını yansıtırken, katılımcılara deneyim odaklı ve yenilikçi bir etkileşim alanı sundu. Lokman Group Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Öz, organizasyon sonrası yaptığı değerlendirmesinde, “Eczacılığı bugünün ihtiyaçlarının ötesine taşıyarak, geleceğin sağlık ekosistemine göre konumlandırıyoruz. Eczacımın Dijital Dünyası organizasyonunu; eczacının ticari gücünü, mesleki yetkinliğini ve dijital kaslarını birlikte geliştiren bir dönüşüm platformu olarak kurguluyoruz. Yaklaşık olarak 700 milyon liralık ekonomik hacim Lokman Group olarak bizim açımızdan bir sonuç değil; doğru model ve doğru iş birlikleriyle sektörümüzün nasıl ölçeklenebileceğinin güçlü bir göstergesi” dedi. Eczacımın Dijital Dünyası 2027 için hazırlıklar başladı Sektörden gelen güçlü geri bildirimlerin, organizasyonun oluşturduğu güven zeminini ve karşılık bulan modelini net şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Öz, Eczacımın Dijital Dünyası’nın gelecek yıllarda daha fazla uluslararası marka ve iş ortağını kapsayacak şekilde büyütüleceğini belirtti. Lokman Group, eczacıların mesleki gücünü destekleyen ve sektörü geleceğe taşıyan buluşmayı geliştirerek sürdürmeyi hedeflerken, Eczacımın Dijital Dünyası 2027 için hazırlıkların başladığını da kamuoyuyla paylaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye AR-GE 500 Araştırması İçin Başvurular Başladı Haber

Türkiye AR-GE 500 Araştırması İçin Başvurular Başladı

Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerin Ar-Ge harcamaları, yenilikçi projeleri, teknolojik gelişim süreçleri ve fikri mülkiyet performanslarını analiz eden araştırma, sektör profesyonelleri için referans niteliğinde bir kaynak olmayı sürdürüyor. 10 Şubat 2026 tarihinde başlayacak olan araştırmaya 8 Haziran 2026 tarihine kadar başvuru yapılabilecek. AR-GE, KÜRESEL REKABETİN ANAHTARI Ülkelerin sürdürülebilir ekonomik büyümesinde belirleyici rol oynayan Ar-Ge yatırımları, aynı zamanda teknolojik bağımsızlığının da temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Küresel rekabetin hızla arttığı günümüzde; yenilikçi fikirlerin ticarileştirilmesi, yerli üretimin güçlendirilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet avantajı sağlanması için Ar-Ge yatırımları kritik önem taşıyor. Türkiye Ar-Ge 500 Araştırması, bu dönüşüm sürecini destekleyerek şirketlerin Ar-Ge faaliyetlerini çok boyutlu biçimde analiz ediyor ve Türkiye’nin inovasyon performansını veriye dayalı olarak ortaya koyuyor. 13 YILLIK GÜÇLÜ BİR ARAŞTIRMA GELENEĞİ Ekonomi ve İş Dünyası Portalı Turkishtime tarafından 13 yıldır kesintisiz olarak gerçekleştirilen araştırma; * Firmaların Ar-Ge harcamaları, * Ar-Ge personel sayıları, * Ar-Ge merkezlerinde yürütülen proje sayıları, * Patent, marka, tasarım ve faydalı model tescilleri gibi pek çok başlıkta kapsamlı veri toplayarak Türkiye’nin Ar-Ge ekosistemini detaylı biçimde analiz ediyor. Elde edilen bulgular yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası platformlarda da yakından takip ediliyor. PATENT, MARKA VE FİKRİ MÜLKİYET ODAKLI ÖZEL BÖLÜM Araştırmanın dikkat çeken bölümlerinden biri olan fikri mülkiyet analizi, bu yıl da Patent ve Marka Vekilleri Derneği (PEM) iş birliğiyle hazırlanıyor. Bu bölümde; * Şirketlerin patent, faydalı model, tasarım ve marka tescili stratejileri, * Ar-Ge süreçlerinde fikri mülkiyetin konumu, * Ulusal ve uluslararası patent süreçlerindeki güncel gelişmeler derinlemesine ele alınıyor. TÜRKİYE AR-GE 500’DE TASARIM MERKEZLERİ ANALİZİ DERİNLEŞİYOR Türkiye Ar-Ge 500 Araştırması, geçtiğimiz yıl araştırma kapsamına dahil edilen tasarım merkezleri odağını bu yıl daha da güçlendirerek sürdürüyor. Böylece yalnızca Ar-Ge merkezlerinin değil, tasarım temelli inovasyon süreçlerinin, ürün geliştirme yetkinliklerinin ve ticarileşme kabiliyetlerinin de daha ayrıntılı biçimde analiz edilmesi hedefleniyor. Araştırma kapsamında; firmaların tasarım merkezlerinde yürüttüğü faaliyetler, tasarım harcamaları, istihdam yapıları ve tasarım odaklı yenilik süreçleri ele alınarak, Ar-Ge ile tasarım arasındaki bütüncül ilişki daha görünür hale getiriliyor. AR-GE’NİN İHRACATA KATKISI İLK KEZ ÖLÇÜLECEK Türkiye Ar-Ge 500 Araştırması, bu yıl Ar-Ge faaliyetlerinin ticarileşme gücünü ve uluslararası pazarlardaki karşılığını daha net ortaya koymayı hedefliyor. Bu doğrultuda, firmaların Ar-Ge çalışmaları sonucunda geliştirdikleri ürünlerin son üç yılda (2023–2025) yurt dışı pazarlardaki performansı araştırma kapsamına alınıyor. Elde edilecek verilerle; * Ar-Ge yatırımlarının ihracat gelirlerine katkısı, * Yenilikçi ürünlerin küresel pazarlarda yarattığı ekonomik değer, * Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim ve teknoloji ihracatındaki konumu verilere dayalı olarak analiz edilecek. Bu yaklaşım sayesinde Türkiye Ar-Ge 500 Araştırması, Ar-Ge harcamalarının büyüklüğünün ötesine geçerek, yeniliğin ekonomik çıktıya ve küresel rekabet gücüne dönüşümünü de ortaya koyan kapsamlı bir referans çalışması niteliğini güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yemeksepeti’nden Türkiye Ekonomisine Dev Destek Haber

Yemeksepeti’nden Türkiye Ekonomisine Dev Destek

Türkiye’nin En Sevilen* ve En Teknolojik** Online Yemek Sipariş Markası Yemeksepeti, 2025 yılında Türkiye ekonomisine sunduğu katkıya dair verileri açıkladı. “Keyfin Yerine Gelsin” mottosuyla kullanıcılarının hayatına dokunan şirket, sadece sipariş teslimatı yapmadığını, yarattığı ekonomik büyüklükle de Türkiye’nin itici güçlerinden biri olduğunu kanıtladı. Bulgular, güçlü ekonomik etkiye işaret ediyor Yemeksepeti’nin çatı şirketi Delivery Hero verileri ile güvenilir dış kaynakların birlikte kullanıldığı ve Temmuz 2024 – Haziran 2025 dönemini kapsayan, Centre for Economics and Business tarafından gerçekleştirilen sosyo-ekonomik etki analizine göre şirketin Türkiye ekonomisindeki rolü iki ana başlık altında teyit edildi: GSYH’ye güçlü katkı: Operasyonları, restoran ve iş ortağı ağı, kurye ekosistemi ve tedarik zinciri üzerinden; ayrıca bu gelirlerin ekonomide tekrar harcanmasıyla oluşan dolaylı etki dâhil olmak üzere Yemeksepeti toplamda 3,06 milyar Euro’luk ekonomik değer yarattı. Bu rakam, Türkiye GSYH’sinin %0,21’ine karşılık geliyor.121 bin kişilik istihdam etkisi: Yemeksepeti’nin kendi çalışanları, kurye iş ortakları ve platformda faaliyet gösteren işletmelerin yanı sıra tedarik zinciri ve dolaylı ekonomik faaliyetler dâhil edildiğinde, şirket 121.267 tam zamanlı eşdeğer (FTE) istihdamı destekledi. Bu sayı, Türkiye toplam istihdamının %0,35’ine denk geliyor. Kullanıcı faydası 14,2 milyar TL ile ikiye katlandı Yemeksepeti, makroekonomik katkısının ötesinde, kullanıcı bütçelerine sağladığı doğrudan finansal destekle de 2025 yılında rekor kırdı. Kampanyalar, kuponlar ve sadakat programları aracılığıyla sağlanan toplam kullanıcı faydası, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık iki katına çıkarak 14,2 milyar TL’ye ulaştı. Bu desteğin önemli bir kısmı, YeClub sadakat programı sayesinde hayata geçti. Program kapsamında 6 milyar TL’nin üzerinde puan dağıtıldı. Günlük siparişleri daha avantajlı hale getiren bu katkı, Yemeksepeti’nin kullanıcı bütçesini destekleyen ve günlük hayata değer katan güvenilir bir yol arkadaşı rolünü pekiştirdi. “Etkimiz siparişin çok ötesinde” Rapor sonuçlarını ve 2025 yılını değerlendiren Yemeksepeti CEO’su Oytun Çalapöver, ortaya çıkan tablonun bir gurur vesilesi olduğunu belirterek şunları söyledi: “2025, hem Yemeksepeti hem de içinde bulunduğumuz hızlı ticaret ekosistemi için dönüşümün hızlandığı bir yıl oldu. Bu yılı salt büyüme rakamlarıyla tanımlamak eksik kalır. Çünkü asıl büyüme, yarattığımız toplumsal ve ekonomik değerde gerçekleşti. GSYH’ye 3 milyar Euro’yu aşan katkımızın yanı sıra; çalışanlarımız, kurye iş ortaklarımız, market tarafında toplayıcı ve depocularımız dâhil 121 bin kişilik güçlü bir istihdam etkisi yaratmamız bunun en somut göstergesi. Kullanıcılarımıza sunduğumuz ekonomik desteği neredeyse iki katına çıkararak 14,2 milyar TL’ye ulaştırırken, tüm paydaşların kazandığı sürdürülebilir bir model inşa ettik. Bu, işimizi büyütürken ülke ekonomisini de büyüttüğümüzün net bir kanıtı.” Teknoloji ve yapay zekâ yılı 2025’i “altyapı ve yapay zekâ yılı” olarak tanımlayan Çalapöver, şirketin gelecek vizyonuna dair de değerlendirmelerde bulundu. Yapay zekânın artık kişiselleştirme, talep tahmini ve lojistik optimizasyonunun merkezinde yer aldığını vurgulayan Çalapöver, şöyle devam etti: “Delivery Hero’nun küresel teknoloji gücünü yerel içgörülerle birleştirerek daha akıllı ve daha hızlı bir deneyim sunduk. Yemeksepeti için 2026, daha fazlasını yapmak değil, doğru işleri daha iyi yapacağımız bir yıl olacak.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.