Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekonomik Etki

Kapsül Haber Ajansı - Ekonomik Etki haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomik Etki haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Rönesans 11 Yıldır Dünyanın İlk 50 Uluslararası Müteahhidi Arasında Haber

Rönesans 11 Yıldır Dünyanın İlk 50 Uluslararası Müteahhidi Arasında

Rönesans Holding, uluslararası inşaat sektörünün en önemli referanslarından Engineering News-Record’un (ENR), şirketlerin kendi ülkeleri dışındaki gelirlerini esas alan “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” 2026 listesinde 11 yıldır kesintisiz şekilde dünyanın en büyükleri arasındaki yerini koruyor. 30 yılı aşkın küresel yolculuğunda 40’a yakın ülkede 1.000’i aşkın projeye imza atan Rönesans, bugüne kadar 50 milyar dolarlık uluslararası proje gelirine ulaşırken; Türkiye’de yerleşik 3.500 üretici ve taşeronla kurduğu iş birlikleriyle Türk mühendisliğini, üretim gücünü ve hizmet ihracatını da dünya pazarlarına taşıyor. Engineering News-Record’un (ENR), şirketlerin merkezlerinin bulunduğu ülke dışındaki inşaat gelirlerini esas alarak hazırladığı “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesinde Rönesans, 11’inci kez dünyanın ilk 50 şirketi arasında yer aldı. Bugüne kadar 50 milyar dolarlık uluslararası proje gelirine ulaşan Rönesans, Avrupa sıralamasında da gücünü koruyor. Engineering News-Record’un (ENR) “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesi şirketlerin toplam büyüklüğüne değil, kendi ülkeleri dışında yaptıkları işlerden elde ettikleri gelire odaklanıyor. Bu nedenle ENR, bir büyüklük sıralaması olmanın dışında; dünyanın farklı pazarlarında iş kazanmanın, büyümenin ve küresel oyuncularla rekabet edebilmenin göstergesi olarak öne çıkıyor. Rönesans için ise bu sıralamanın ayrı bir anlamı var. Çünkü Rönesans’ın hikayesi Türkiye dışında başladı; dünyada büyüdü, dünyanın en büyükleriyle aynı pazarlarda rekabet etti ve kazandığı birikimi Türkiye’de yatırımlara dönüştürdü. İlk olarak 2006 yılında aynı listeye 86’ncı sıradan giren grubun bugün yaklaşık 40 ülkede, 1000’i aşkın projede imzası bulunuyor ve 11 yıldır kesintisiz olarak ENR listesinde ilk 50 şirket arasında yer alan Rönesans’ın 50 milyar dolarlık uluslararası proje geliri de 30 yılı aşkın bu yolculuğun ulaştığı ölçeği ortaya koyuyor. Bugüne kadar uluslararası projelerde Türkiye'de yerleşik 3.000 üretici ve 500 taşeron firma ile birlikte çalışan Rönesans, bu iş birliğinin sonucunda Türkiye'den yurt dışı projelerine 2 milyar dolarlık değer taşımış oldu. Uluslararası projelerde 3.500’ü mühendis ve mimar olmak üzere 28.853 Türk çalışanı istihdam eden Rönesans’ın söz konusu projelerdeki toplam çalışan sayısı ise 271.888’e ulaştı. Dr. Erman Ilıcak: 11 yıldır dünyanın en büyük 50 uluslararası müteahhidi arasındayız Rönesans’ın 30 yılı aşan uluslararası yolculuğunu değerlendiren Rönesans Holding Onursal Başkanı Dr. Erman Ilıcak şunları söyledi: “11 yıl deyip geçmemek lazım. Bu yılda dünya birkaç kez değişti. Pandemi oldu, savaşlar başladı, enerji krizi yaşandı, finansman koşulları değişti. Avrupa’dan Orta Doğu’ya, CIS ülkelerinden Afrika’ya kadar çalıştığımız coğrafyalarda neredeyse her yıl önümüze yeni bir denklem geldi. Böyle dönemlerde önemli olan, şartların ne kadar zor olduğunu anlatmak değil, o şartlarda ne yapacağınıza karar vermek. Biz de hep buna odaklandık. Ekiplerimiz her yeni duruma adapte oldu, çözüm üretti, gerektiğinde yön değiştirdi ve yoluna devam etti. Çünkü uzun vadede sizi güçlü tutan, her şeyin planladığınız gibi gitmesi değil; plan değiştiğinde birlikte ne yaptığınızdır. 11 yıldır dünyanın en büyük 50 uluslararası müteahhidi arasındayız. Bu sürede dünya değişti, pazarlar değişti, biz de değiştik. Yeni ülkeler öğrendik, yeni ortaklıklar kurduk, yeni yetkinlikler geliştirdik. Ama bir şey değişmedi: Birlikte çalışma ve çözüm üretme kültürümüz. Ben bu tabloya sadece bir sıralama olarak bakmıyorum. Arkasında dünyanın dört bir yanında aynı hedef için çalışan çok güçlü bir ekip var. Mühendislerimizden mimarlarımıza, finansçılarımızdan iş ortaklarımıza kadar yıllar içinde birlikte büyüdüğümüz çok büyük bir yapı bu. Rönesans’ın asıl gücü de burada; farklı coğrafyalarda, farklı koşullarda aynı anlayışla hareket edebilmekte… 50 milyar dolarlık uluslararası proje deneyimi ve bu listedeki istikrar bize bundan sonrası için daha büyük bir sorumluluk veriyor. Dünyanın dört bir yanında Rönesans için emek veren, sorumluluk alan ve her yıl önümüze çıkan yeni mücadelelere birlikte çözüm üreten tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.” Avrupa’nın en yüksek binasından Hollanda’nın en uzun karayolu tüneline 1993 yılında yurt dışında başlayan Rönesans’ın küresel yolculuğu bugün dünyanın farklı coğrafyalarına uzanıyor. Rönesans’ın uluslararası proje portföyünde Avrupa’nın en yüksek binası Lakhta Center’dan İsviçre Alpleri’nin altından geçen Gotthard Base Tüneli’ne, Hollanda’nın en uzun karayolu tüneli Gaasperdammertunnel’dan Türkmenistan’daki doğalgazdan benzin üretim tesisine kadar ileri mühendislik gerektiren projeler yer alıyor. Türkiye’nin görünmeyen ihracat gücü Rönesans’ın uluslararası faaliyetlerinin yarattığı ekonomik etki, şirketin kendi proje gelirlerinin ötesine uzanıyor. Uluslararası müteahhitlik; mühendislik ve mimarlıktan finans, hukuk, yapı malzemeleri, lojistik ve teknolojiye kadar geniş bir değer zincirini harekete geçiriyor. Uluslararası projelerinde Türkiye’de yerleşik yaklaşık 3500’ü aşkın üretici ve taşeronla çalışan Rönesans, sadece son 10 yıl içinde bu iş birlikleri kapsamında 2 milyar doları aşan mal ve hizmet satın alımı yaparak yurtdışına gönderdi. Diğer bir ifadeyle bu yapı, Türk şirketlerinin yeni pazarlara erişmesine; mühendis, mimar ve yöneticilerin ise dünyanın en büyük projelerinde uluslararası deneyim kazanmasına katkı sağlıyor. Böylece yurt dışına taşınan yalnızca müteahhitlik hizmeti değil; Türkiye’nin mühendislik bilgisi, insan kaynağı, üretim kapasitesi ve iş yapma kabiliyeti oluyor. Avrupa’da büyüme sürüyor Rönesans’ın uluslararası büyümesinde Avrupa önemli bir yere sahip. Şirket, 2009 yılında Avusturyalı PORR’un yüzde 10 hissesini satın alarak Avrupa’daki büyümesinin ilk adımlarından birini attı. Bunu 2013’te Alpine Bau grubunun bir iştiraki, 2014’te Almanya’nın köklü mühendislik şirketi Heitkamp ve 2015’te Hollanda’nın köklü inşaat şirketlerinden Ballast Nedam’ın satın alınması izledi. Ballast Nedam, Rönesans tarafından satın alındıktan sonra gerçekleştirilen yapılanmanın ardından üç yıl içinde yeniden kârlı bir şirkete dönüştü. Bugün Rönesans, ENR sıralamasında Avrupa listesinde de gücünü koruyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rönesans 11 Yıldır Dünyanın  İlk 50 Uluslararası Müteahhidi Arasında Haber

Rönesans 11 Yıldır Dünyanın  İlk 50 Uluslararası Müteahhidi Arasında

30 yılı aşkın küresel yolculuğunda 40’a yakın ülkede 1.000’i aşkın projeye imza atan Rönesans, bugüne kadar 50 milyar dolarlık uluslararası proje gelirine ulaşırken; Türkiye’de yerleşik 3.500 üretici ve taşeronla kurduğu iş birlikleriyle Türk mühendisliğini, üretim gücünü ve hizmet ihracatını da dünya pazarlarına taşıyor. Engineering News-Record’un (ENR), şirketlerin merkezlerinin bulunduğu ülke dışındaki inşaat gelirlerini esas alarak hazırladığı “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesinde Rönesans, 11’inci kez dünyanın ilk 50 şirketi arasında yer aldı. Bugüne kadar 50 milyar dolarlık uluslararası proje gelirine ulaşan Rönesans, Avrupa sıralamasında da gücünü koruyor. Engineering News-Record’un (ENR) “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesi şirketlerin toplam büyüklüğüne değil, kendi ülkeleri dışında yaptıkları işlerden elde ettikleri gelire odaklanıyor. Bu nedenle ENR, bir büyüklük sıralaması olmanın dışında; dünyanın farklı pazarlarında iş kazanmanın, büyümenin ve küresel oyuncularla rekabet edebilmenin göstergesi olarak öne çıkıyor. Rönesans için ise bu sıralamanın ayrı bir anlamı var. Çünkü Rönesans’ın hikayesi Türkiye dışında başladı; dünyada büyüdü, dünyanın en büyükleriyle aynı pazarlarda rekabet etti ve kazandığı birikimi Türkiye’de yatırımlara dönüştürdü. İlk olarak 2006 yılında aynı listeye 86’ıncı sıradan giren grubun bugün yaklaşık 40 ülkede, 1000’i aşkın projede imzası bulunuyor ve 11 yıldır kesintisiz olarak ENR listesinde ilk 50 şirket arasında yer alan Rönesans’ın 50 milyar dolarlık uluslararası proje geliri de 30 yılı aşkın bu yolculuğun ulaştığı ölçeği ortaya koyuyor. Bugüne kadar uluslararası projelerde Türkiye'de yerleşik 3.000 üretici ve 500 taşeron firma ile birlikte çalışan Rönesans, bu iş birliğinin sonucunda Türkiye'den yurt dışı projelerine 2 milyar dolarlık değer taşımış oldu. Uluslararası projelerde 3.500’ü mühendis ve mimar olmak üzere 28.853 Türk çalışanı istihdam eden Rönesans’ın söz konusu projelerdeki toplam çalışan sayısı ise 271.888’e ulaştı. Dr. Erman Ilıcak: 11 yıldır dünyanın en büyük 50 uluslararası müteahhidi arasındayız Rönesans’ın 30 yılı aşan uluslararası yolculuğunu değerlendiren Rönesans Holding Onursal Başkanı Dr. Erman Ilıcak şunları söyledi: “11 yıl deyip geçmemek lazım. Bu yılda dünya birkaç kez değişti. Pandemi oldu, savaşlar başladı, enerji krizi yaşandı, finansman koşulları değişti. Avrupa’dan Orta Doğu’ya, CIS ülkelerinden Afrika’ya kadar çalıştığımız coğrafyalarda neredeyse her yıl önümüze yeni bir denklem geldi. Böyle dönemlerde önemli olan, şartların ne kadar zor olduğunu anlatmak değil, o şartlarda ne yapacağınıza karar vermek. Biz de hep buna odaklandık. Ekiplerimiz her yeni duruma adapte oldu, çözüm üretti, gerektiğinde yön değiştirdi ve yoluna devam etti. Çünkü uzun vadede sizi güçlü tutan, her şeyin planladığınız gibi gitmesi değil; plan değiştiğinde birlikte ne yaptığınızdır. 11 yıldır dünyanın en büyük 50 uluslararası müteahhidi arasındayız. Bu sürede dünya değişti, pazarlar değişti, biz de değiştik. Yeni ülkeler öğrendik, yeni ortaklıklar kurduk, yeni yetkinlikler geliştirdik. Ama bir şey değişmedi: Birlikte çalışma ve çözüm üretme kültürümüz. Ben bu tabloya sadece bir sıralama olarak bakmıyorum. Arkasında dünyanın dört bir yanında aynı hedef için çalışan çok güçlü bir ekip var. Mühendislerimizden mimarlarımıza, finansçılarımızdan iş ortaklarımıza kadar yıllar içinde birlikte büyüdüğümüz çok büyük bir yapı bu. Rönesans’ın asıl gücü de burada; farklı coğrafyalarda, farklı koşullarda aynı anlayışla hareket edebilmekte… 50 milyar dolarlık uluslararası proje deneyimi ve bu listedeki istikrar bize bundan sonrası için daha büyük bir sorumluluk veriyor. Dünyanın dört bir yanında Rönesans için emek veren, sorumluluk alan ve her yıl önümüze çıkan yeni mücadelelere birlikte çözüm üreten tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.” Avrupa’nın en yüksek binasından Hollanda’nın en uzun karayolu tüneline 1993 yılında yurt dışında başlayan Rönesans’ın küresel yolculuğu bugün dünyanın farklı coğrafyalarına uzanıyor. Rönesans’ın uluslararası proje portföyünde Avrupa’nın en yüksek binası Lakhta Center’dan İsviçre Alpleri’nin altından geçen Gotthard Base Tüneli’ne, Hollanda’nın en uzun karayolu tüneli Gaasperdammertunnel’dan Türkmenistan’daki doğalgazdan benzin üretim tesisine kadar ileri mühendislik gerektiren projeler yer alıyor. Türkiye’nin görünmeyen ihracat gücü Rönesans’ın uluslararası faaliyetlerinin yarattığı ekonomik etki, şirketin kendi proje gelirlerinin ötesine uzanıyor. Uluslararası müteahhitlik; mühendislik ve mimarlıktan finans, hukuk, yapı malzemeleri, lojistik ve teknolojiye kadar geniş bir değer zincirini harekete geçiriyor. Uluslararası projelerinde Türkiye’de yerleşik yaklaşık 3500’ü aşkın üretici ve taşeronla çalışan Rönesans, sadece son 10 yıl içinde bu iş birlikleri kapsamında 2 milyar doları aşan mal ve hizmet satın alımı yaparak yurtdışına gönderdi. Diğer bir ifadeyle bu yapı, Türk şirketlerinin yeni pazarlara erişmesine; mühendis, mimar ve yöneticilerin ise dünyanın en büyük projelerinde uluslararası deneyim kazanmasına katkı sağlıyor. Böylece yurt dışına taşınan yalnızca müteahhitlik hizmeti değil; Türkiye’nin mühendislik bilgisi, insan kaynağı, üretim kapasitesi ve iş yapma kabiliyeti oluyor. Avrupa’da büyüme sürüyor Rönesans’ın uluslararası büyümesinde Avrupa önemli bir yere sahip. Şirket, 2009 yılında Avusturyalı PORR’un yüzde 10 hissesini satın alarak Avrupa’daki büyümesinin ilk adımlarından birini attı. Bunu 2013’te Alpine Bau grubunun bir iştiraki, 2014’te Almanya’nın köklü mühendislik şirketi Heitkamp ve 2015’te Hollanda’nın köklü inşaat şirketlerinden Ballast Nedam’ın satın alınması izledi. Ballast Nedam, Rönesans tarafından satın alındıktan sonra gerçekleştirilen yapılanmanın ardından üç yıl içinde yeniden kârlı bir şirkete dönüştü. Bugün Rönesans, ENR sıralamasında Avrupa listesinde de gücünü koruyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ford Otosan’ın Güçlü Ekosistemi Sayesinde Türkiye Ekonomisi Kazanıyor Haber

Ford Otosan’ın Güçlü Ekosistemi Sayesinde Türkiye Ekonomisi Kazanıyor

Üretimden mühendisliğe, tedarik zincirinden bayilerine uzanan bu geniş etki alanı, Ford Otosan’ın sadece bir otomotiv şirketi değil, Türkiye ekonomisinin yaklaşık %1’ini temsil eden dev bir sanayi merkezi olduğunu ortaya koyuyor. Ford Otosan’ın yarattığı güçlü ekosistem sayesinde; üretimden istihdama, katma değerden makroekonomik ölçeğe kadar her alanda Türkiye ekonomisine rasyonel ve çok katmanlı bir katkı sağlanıyor. Türkiye’nin lider otomotiv şirketi Ford Otosan, üretimden ihracata, mühendislikten yan sanayiye uzanan kapsamlı ekosistemiyle Türkiye ekonomisinin en güçlü sanayi oyuncuları arasında yer alıyor. Türkiye otomotiv üretiminin yaklaşık 1/3’ünü gerçekleştiren Ford Otosan’ın yarattığı katma değer, yalnızca kendi faaliyetleriyle sınırlı kalmayarak tedarik zinciri, hizmet aldığı sektörler, çalışanları ve bayi ağı ve daha niceleri aracılığıyla ekonominin geneline yayılan çok boyutlu bir etki yaratıyor. Ford Otosan Ürettikçe Türkiye Üretiyor: 1 TL → 2,94 TL Sanayideki üretim çarklarını hareketlendiren Ford Otosan, tedarik zinciri ve yan sanayi üzerindeki etkisiyle toplam üretimi katlayarak büyütüyor. Şirketin gerçekleştirdiği her 1 TL’lik üretim, ekonominin genelinde toplam 2,94 TL’lik bir üretim hacmini tetikliyor. Bu veri, Ford Otosan’ın üretim gücünün sadece kendi fabrikalarıyla sınırlı kalmadığını, lojistikten metale, yazılımdan enerjiye kadar onlarca farklı sektörde üretimi büyüten bir "motor" vazifesi gördüğünü kanıtlıyor. Ekonomide Güçlü Kaldıraç Etkisi: 6,65 Katlık Katma Değer Ford Otosan’ın ekonomiye sağladığı en büyük katkılardan biri de yüksek katma değer yaratma kapasitesi. Şirketin GSYH’ye yaptığı her 1 TL’lik doğrudan katkı, ekosistemindeki çarpan etkisiyle Türkiye ekonomisine 6,65 TL olarak geri dönüyor. Bu kaldıraç etkisi, Ford Otosan’ın sanayide verimliliği artıran ve milli geliri besleyen stratejik bir güç olduğunu gösteriyor. İstihdamda 14 Katlık Dev Ekosistem İstihdam tarafındaki veriler, Ford Otosan’ın istihdam üzerindeki etkisini de net bir şekilde ortaya koyuyor. Ford Otosan bünyesinde yaratılan her 1 kişilik istihdam, Türkiye genelinde 14,47 kişilik bir iş gücü talebine karşılık geliyor. Tedarik zinciri ve hizmet sektörleri dahil edildiğinde toplamda 277 bin kişilik bir istihdam ağına dokunan şirket, Türkiye’nin en büyük istihdam platformlarından biri konumunda bulunuyor. Türkiye Ekonomisinin %1’i Ford Otosan Ekosistemiyle Şekilleniyor Ford Otosan, üretimden tedarik zincirine, istihdamdan yan sanayiye uzanan geniş faaliyet alanıyla Türkiye ekonomisi için önemli bir değer yaratıyor. Şirket, doğrudan ve dolaylı etkileriyle Türkiye’nin Gayrisafi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYH) yaklaşık %1’ine karşılık gelen bir ekonomik büyüklüğü temsil ediyor. Ford Otosan’ın faaliyetleri; yalnızca kendi üretim hacmiyle sınırlı kalmayıp, birlikte çalıştığı tedarikçiler, iş ortakları ve desteklediği sektörler aracılığıyla ekonomide çarpan etkisi yaratan bir yapı ortaya koyuyor. Bu kapsamlı katkı, Ford Otosan’ın Türkiye’de sanayinin gelişimine, sürdürülebilir büyümeye ve istihdamın güçlenmesine olan uzun vadeli katkısını bir kez daha ortaya koyuyor. Güven Özyurt: “Sanayi, doğru kurgulandığında ekonominin tamamını büyüten bir güç haline gelir” Ford Otosan Genel Müdürü Güven Özyurt, Ford Otosan’ın ekonomik etkilerine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Ford Otosan yalnızca bir otomotiv üreticisi değil; Türkiye’de değeri büyüten, üretimi çoğaltan ve dönüşümü hızlandıran rasyonel bir güçtür. Biz büyüdükçe sadece kendi ölçeğimiz genişlemiyor; Türkiye otomotiv sektörü derinleşiyor, tedarik sanayi güçleniyor, hizmet sektörü gelişiyor, ihracat artıyor, istihdam yayılıyor ve ekonomide çok katmanlı bir etki oluşuyor. Bu bize aynı zamanda sanayinin doğru kurgulandığında yalnızca üretim yapmadığını; kalkınma, rekabetçilik ve toplumsal fayda da ürettiğini gösteriyor. Biz bu ülkenin ve insanlarının potansiyeline güveniyoruz. Önümüzdeki dönemde de vites küçültmeden teknoloji geliştirmeye, üretmeye ve değer yaratmaya devam edeceğiz.” Çok Sektörlü Yayılım: Sanayiden Hizmetlere Ford Otosan’ın ekonomik etkisi, yalnızca kendi üretim hacmiyle sınırlı kalmıyor; etrafında oluşan geniş sanayi ve hizmet ekosistemi üzerinden ekonomide zincirleme bir büyüme yaratıyor. Ford Otosan kauçuk-plastik, metal, enerji, inşaat, tarım ve madencilik gibi birçok sektörde ekonomik aktiviteyi tetikliyor. Şirketin tedarik zinciri, hizmet aldığı sektörler ve yan sanayisinin kendi içinde büyümesiyle ve diğer sektörler ile ekonomik aktiviteleri zincirleme olarak dolaylı etki yaratıyor. Bu büyüklük, şirketi yalnızca üretim yapan bir sanayi kuruluşu değil; ekonomide geniş tabanlı büyüme yaratan bir “çarpan mekanizması” haline getiriyor. Bu çarpan mekanizması milli gelire katkı, istihdam, üretim ve ekonomik katma değer olarak karşımıza çıkıyor. Ford Otosan’ın Türkiye’ye Olan Katkıları Ekonomik Etki Analizi Araştırması ile de Doğrulandı Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Orhan Erem Ateşağaoğlu ve Özyeğin Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökhan Özertan tarafından hazırlanan ekonomik etki analizi araştırması, Ford Otosan’ın Türkiye ekonomisinde yalnızca bir üretici olmadığını; sektörler arası etkileşimi güçlendiren ve ekonomik aktiviteyi zincirleme şekilde büyüten bir “ekosistem merkezi” olduğunu gösterdi. Onaylı 2024 finansal verileri ile yapılan araştırmada Ford Otosan’ın kauçuk-plastik sektöründen, elektrik- su- inşaat sektörüne, tarım madencilikten, fabrikasyon metal ürünlere kadar 12 farklı sektör ile girdi çıktı ilişkisi temel alınarak, şirketin Türkiye ekonomisine katkısı ve varlığı sebebi ile yarattığı katma değer doğrulandı. Çalışma, şirketin doğrudan üretim faaliyetlerinin ötesine geçen etkisini; yan sanayi, hizmetler ve tüketim üzerinden tetiklenen zincirleme ve dolaylı etkileri de merceğe aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2025 Rekorları Deniz ve Kruvaziyer Turizminin Stratejik Gücünü Ortaya Koydu Haber

2025 Rekorları Deniz ve Kruvaziyer Turizminin Stratejik Gücünü Ortaya Koydu

Yılın henüz ikinci ayına girilmiş olmasına rağmen, açıklanan resmi veriler Türkiye turizminin 2025 yılını nasıl bir güçle tamamladığını ve 2026’ya hangi zemin üzerinde ilerlediğini net biçimde ortaya koydu. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından paylaşılan veriler, hem gelir hem de ziyaretçi sayısında Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyelerine ulaşıldığını gösterdi. Genel tabloya bakıldığında, Türkiye’nin turizmde artık yalnızca sayısal büyümeyi değil, istikrarlı ve sürdürülebilir bir gelişim modelini benimsediği görülüyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından açıklanan verilere göre, Türkiye’nin 2025 yılı turizm geliri 65 milyar 231 milyon dolara ulaşarak tarihî bir rekor kırdı. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 6,8’lik artış anlamına gelirken, 2017 yılına kıyasla turizm gelirlerinin iki kattan fazla arttığını ortaya koydu. “Bu Başarı Kalıcı Bir Dönüşümün Göstergesi” 2025 turizm verilerini değerlendiren Ahmet Yazıcı, elde edilen sonuçların geçici bir yükseliş değil, uzun vadeli bir dönüşümün yansıması olduğunu vurguladı. Yazıcı, Türkiye’nin turizmde artık krizlere rağmen büyüyebilen, stratejik refleksleri güçlü bir ülke konumuna geldiğini ifade ederek, “Açıklanan veriler, Türkiye turizminin yalnızca hacimsel olarak değil, yapısal olarak güçlendiğini gösteriyor. Gelirde, ziyaretçi sayısında ve kişi başı harcamada ulaşılan seviyeler, doğru bir dönüşüm stratejisinin sonucudur.” dedi. Kruvaziyer Turizmi Büyümenin Anahtarı Türkiye turizminin son yıllarda yakaladığı güçlü ivmede kruvaziyer turizminin önemli bir rol üstlendiğine dikkat çeken Yazıcı, bu alanın yüksek harcama potansiyeli ve yaygın ekonomik etkisiyle öne çıktığını belirterek, 2‘Açıklanan 2025 turizm verilerinin, kruvaziyer turizminin Türkiye’nin genel turizm performansına sunduğu katkıyı daha görünür hale getirdiğini belirten Yazıcı, bu segmentin uzun vadeli büyüme hedefleriyle doğrudan örtüştüğünü vurguladı. Kruvaziyer turizmi; yüksek harcama potansiyeli, destinasyonlara sağladığı doğrudan ekonomik katkı ve yıl geneline yayılan operasyonel yapısıyla Türkiye turizmi açısından son derece güçlü bir alan. Bu segment, turizm gelirlerinin artmasında ve kişi başı harcamaların yukarı taşınmasında belirleyici bir rol oynuyor.” açıklamasını yaptı. Liman Kentleri İçin Yaygın Ekonomik Etki Kruvaziyer turizminin yalnızca gemi trafiğiyle sınırlı kalmadığını ifade eden Yazıcı, liman kentlerinde yarattığı ekonomik hareketliliğin çok sayıda sektöre yayıldığını söyledi. Bu modelin, turizmin belirli merkezlerle sınırlı kalmadan farklı şehirlerde ve bölgelerde ekonomik canlılık oluşturduğunu vurgulayarak, ‘‘Bir kruvaziyer yolcusu, konaklama dışı harcamalarıyla gastronomi, perakende, ulaşım ve kültür-sanat gibi birçok alanda doğrudan katkı sağlar. Bu yönüyle kruvaziyer turizmi, şehir ekonomilerine hızlı ve yaygın bir hareketlilik kazandıran güçlü bir yapı sunuyor.’’ dedi. 2026 Hedeflerinde Kruvaziyerin Rolü Artıyor 2026 yılı için açıklanan 68 milyar dolarlık turizm geliri hedefinin, kruvaziyer turizmi alanında atılacak yeni adımlarla daha da destekleneceğini belirten Yazıcı, yeni limanlar, yeni rotalar ve uluslararası iş birliklerinin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin coğrafi konumu ve mevcut liman altyapısının bu alanda önemli bir avantaj sağladığını da sözlerine ekleyerek “Türkiye artık kruvaziyer turizminde sadece geçilen bir rota değil, tercih edilen bir destinasyon haline geliyor. Sea Genesis Group olarak hedefimiz; Akdeniz ve Karadeniz havzasında Türkiye’nin kruvaziyer turizmindeki payını daha da artırmak ve bu alandaki büyümeye katkı sunmak.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Boğaziçi Üniversitesi Projesi Dijital İnovasyonda Öncü Durumda Haber

Boğaziçi Üniversitesi Projesi Dijital İnovasyonda Öncü Durumda

2025 yılında ADİM’ler için açılan çağrı kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda, aralarında Boğaziçi Üniversitesi’nin de bulunduğu üç yeni merkez daha ağa kabul edildi. “Önce dene, sonra yatırım yap” yaklaşımıyla faaliyet gösteren ADİM’ler; test ve pilot uygulama imkânları, eğitim ve beceri geliştirme programları, finansmana erişim danışmanlığı ve Avrupa çapında iş birliği ağlarına erişim gibi kapsamlı destekler sunuyor. Boğaziçi Üniversitesi koordinasyonunda yürütülen DIGI4AGE Projesi’nin ADİM ağına katılması, Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğunda stratejik bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci İnci, üniversite olarak dijital dönüşümü yalnızca teknolojik bir ilerleme alanı değil; toplumsal ve ekonomik etki üreten stratejik bir sorumluluk olarak ele aldıklarını vurgularken, projenin üniversitenin bilgi birikimini ulusal ve uluslararası ölçekte uygulamaya dönük çözümlerle buluşturma vizyonunun güçlü bir yansıması olduğuna dikkat çekti. Proje, Boğaziçi Üniversitesi Hedefli Tedavi Teknolojileri Merkezi (Boğaziçi HTTM) bünyesinde; akademi, sanayi, kamu ve girişimcilik alanlarından paydaşların yer aldığı bir konsorsiyum tarafından yürütülüyor. DIGI4AGE’in ADİM ekosistemine dâhil edilmesiyle birlikte Boğaziçi Üniversitesi, Türkiye’nin dijital yetkinliklerinin gelişimine ve Avrupa ile daha entegre bir inovasyon ekosisteminin oluşmasına katkı sunmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA’dan 1,7 Milyar Euro’luk Sürdürülebilirlikle Bağlantılı Finansman Haber

Garanti BBVA’dan 1,7 Milyar Euro’luk Sürdürülebilirlikle Bağlantılı Finansman

Garanti BBVA, Antalya–Alanya Otoyolu Projesi için sağlanan 1,7 milyar EUR’luk sürdürülebilirlikle bağlantılı finansmanda kredi vadesi boyunca “Sürdürülebilirlik Koordinatörü” olarak görev aldı. Türkiye’nin en önemli altyapı projelerinden birine sağlanan bu finansman, Türkiye’de kurumsal bir şirkete sağlanmış en büyük sürdürülebilirlikle bağlantılı kredi işlemlerinden biri olma özelliğini taşıyor. Proje kapsamında Garanti BBVA, aynı zamanda kendi portföyünde bir ilki gerçekleştirerek ilk sürdürülebilirlikle bağlantılı IRS (faiz swap) işlemini de hayata geçirdi. Türk bankalarının yanı sıra uluslararası bankalar ve kalkınma finansmanı kuruluşları dahil olmak üzere toplam 14 finansal kuruluşun yer aldığı yapı, sürdürülebilir finansal mimarinin gelişimi açısından örnek bir iş birliği modeli oluşturuyor. Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sinem Edige, “İmza attığımız bu finansman modeli, Türkiye’de sürdürülebilir altyapı yatırımları için yeni bir ölçüt oluşturma özelliğine sahip. Bağımsız Ekonomik Etki Değerlendirme Raporu’na göre bu proje; doğrudan harcamalar, tedarik zinciri bağlantıları ve çalışan gelirlerindeki artış yoluyla bölgenin ekonomik katma değerini belirgin şekilde artıracak. Garanti BBVA olarak hem çevresel hem ekonomik etki yaratan bu projenin kredi vadesi boyunca sürdürülebilirlik koordinasyonunu üstlenmekten gurur duyuyoruz.” dedi. Sürdürülebilirlik hedeflerine paralel kurgulandı Garanti BBVA, sürdürülebilir finansman alanındaki öncülüğünü, altyapı projelerinde sürdürülebilirlik odaklı yeni nesil finansman modelleriyle güçlendirmeye devam ediyor. İmza atılan bu Antalya–Alanya Otoyolu Projesi finansmanı, güçlü bir sürdürülebilirlik çerçevesi doğrultusunda kurgulandı. Bu kapsamda; sürdürülebilir inşaat uygulamaları, yenilenebilir enerji kullanımı, EV şarj altyapısının oluşturulması ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin desteklenmesi gibi alanlar projenin öncelikli sürdürülebilirlik hedeflerini oluşturuyor. Ayrıca proje, IFC Performans Standartları ve Ekvator Prensipleri gerekliliklerini referans alarak uluslararası sürdürülebilirlik kriterlerine örnek teşkil ediyor. Otoyol tamamlandığında Antalya–Alanya arasındaki yolculuk süresi 2,5–4 saatten 36 dakikaya inecek; turizm, ticaret ve bölgesel hareketlilik açısından güçlü bir ekonomik etki yaratması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.