Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekonomik Güvenlik

Kapsül Haber Ajansı - Ekonomik Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomik Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir’de Veri Temelli Dayanışma Modeli Haber

İzmir’de Veri Temelli Dayanışma Modeli

Avrupa Birliği destekli Çocuklar için Hesap Verebilirlik ve Hak Savunuculuğu (ACAR) projesi kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi, UNICEF ve İhtiyaç Haritası iş birliği ile hayata geçirilen “UNICEF-İzmir Büyükşehir Belediyesi Çocuk Haritası” girişimi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde Swissotel Büyük Efes’te düzenlenen toplantıyla tanıtıldı. Tanıtım programına İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İhtiyaç Haritası Kurucu Ortakları Mert Fırat, Dr. Ali Ercan Özgür, UNICEF Türkiye Sosyal Politikalar Sorumlusu Dr. Görkem Güner, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. İhtiyaç haritası tanıtıldı Çocukların ihtiyaçlarının belirlendiği dijital platform olan İhtiyaç Haritası’nın (https://ihtiyacharitasi.org/) tanıtıldığı toplantıda, Türkiye genelinde gerçekleştirilen çocuk ihtiyaç analizlerinin sonuçları da paylaşıldı. Etkinlikte ayrıca özel sektörün çocukların ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik katkı alanları ele alınırken, farklı paydaşlar arasında geliştirilebilecek yeni iş birliği fırsatları değerlendirildi. Proje kapsamında her pilot belediyede görev yapacak 30’ar gönüllü ihtiyaç elçisinin desteklenmesi amacıyla gençlerin veri analizi, saha çalışmaları ve çocuk hakları alanındaki farkındalık çalışmalarına aktif katılımı teşvik edildi. “Anlamlı çalışma” Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, yürütülen çalışmanın önemine dikkat çekerek, “İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak projeye farklı alanlarda katkı sunmaya çalışıyor, bu katkıyı giderek artırmayı hedefliyoruz. Farklı toplumlar çocuklara farklı bakış açılarıyla yaklaşabilir. İzmir, Ankara ve Gaziantep’te yapılan değerlendirmelerin, bu farklılıklar göz önünde bulundurularak ele alınması ve verilerin buna göre yorumlanması gerekiyor. Yapılan tüm çalışmaların sonuçlarını düzenli olarak izlemek ve takip etmek büyük önem taşıyor” diye konuştu. Hedef, en az 10 bin çocuğun ihtiyacına yanıt vermek UNICEF Türkiye Sosyal Politika Sorumlusu Dr. Görkem Güner, dijital bir platform tanıtımının ötesinde çocuk hakları alanında yerelde önceliklerin nasıl belirlendiğini ve çözümlerin nasıl geliştirildiğini yeniden şekillendiren önemli bir adım attıklarını söyledi. Çocukların ihtiyaçlarının çoğu zaman görünmez kaldığını ve sistematik biçimde ortaya konulamadığını belirten Güner, UNICEF Çocuk Haritası girişiminin bu soruna çözüm sunduğunu ifade etti. Girişimin, çocukların ihtiyaçlarını veriyle görünür kılarak kanıta dayalı karar alma süreçlerini desteklediğini ve yerel düzeyde çocuk odaklı politika ile hizmetlerin güçlendirilmesine katkı sağladığını vurguladı. Güner, haritanın veriye dayalı hizmetler ve güçlü iş birlikleriyle en az 10 bin çocuğun ihtiyacına yanıt verilmesini hedeflediğini kaydederek, “Avrupa Birliği’nin stratejik desteği; İzmir, Ankara ve Gaziantep Büyükşehir belediyelerinin yerel sahiplenme ve uygulamadaki liderliği, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün çözüm üretme süreçlerinde sunduğu katkılar bu başarının temelini oluşturacak.” “Projenin İzmir’den başlaması çok değerli” İhtiyaç Haritası kurucu ortaklarından oyuncu Mert Fırat, projenin İzmir’den başlamasının kendileri için çok değerli olduğunu belirterek, Çocuk İhtiyaç Haritası’nın aslında uzun süredir bir hayal olduğunu söyledi. İhtiyaçların iller bazında şeffaf biçimde görülebilmesinin projenin çıkış noktası olduğunu ifade eden Fırat, destekçilerin harita üzerinden Türkiye’deki ihtiyaçları hızlı şekilde okuyabilmesinin önemine dikkat çekti. İzmir’in bu konudaki hassasiyeti ve geri dönüş hızının da süreci güçlendirdiğini belirten Fırat, İzmir’e, UNICEF’e ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. “Belediyenin çok güzel bir yardım sistemi ve müthiş bir ekibi var” İhtiyaç Haritası kurucu ortaklarından Dr. Ali Ercan Özgür ise “İhtiyaç sahipleriyle destekçileri bir dijital sistemde buluşturma amacıyla 12 yıl önce bir hayalle yola çıktık. Hesap verebilirlik ve şeffaflık kapsamında ihtiyaçların görünür kılınmasını amaçladık. Bu yolculuk, yoksulluk haritası, afet haritası gibi bizi yaklaşık 30 harita üretmeye sevk etti ve bir anlamda sosyal teknoloji kurumuna dönüştük. Kendimizi bir anda birçok projenin içinde bulduk” dedi. İzmir’de yapılan toplantıdaki katılım yoğunluğuna değinen Özgür, “İzmir’in çocuğa duyduğu güven, verdiği katkı çok güzel. İzmir’den başlayan bir çocuk ihtiyaçları haritamız var, belediyemizin çok güzel yardım sistemi ve müthiş bir ekibi var. Bunun yanı sıra bu masanın etrafında özel sektör, sivil toplum kuruluşları, vakıflar gibi birçok katkı sağlayıcı var. Çocuklarımız için bu masayı birlikte canlı kılmak için elimizden geleni yapacağız” sözlerine yer verdi. 10 bin çocuğa ulaşılacak Çocuk Haritası girişimi; çocukların eğitim, sağlık ve koruma alanlarındaki ihtiyaçlarını veri temelli bir yaklaşımla belirlemeyi ve bu ihtiyaçlara yönelik çözümler geliştirmeyi amaçlıyor. Girişim aynı zamanda yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesini hedefliyor. Ankara, Gaziantep ve İzmir’in pilot il olarak yer aldığı proje kapsamında en az 10 bin çocuğa ulaşılması planlanıyor. Neler yapıldı? 29 Ağustos-15 Eylül 2025 tarihleri arasında toplam bin 24 hanede 2 bin 48 görüşme yapıldı. Süreç içinde paydaşlarla çocuk danışma kurulları gerçekleştirildi. Çocukların en belirgin ihtiyaçları arasında “Güvenli alan ve katılım”, “Eğitimde fırsat eşitliği” ve “Katılım hakkı” başlıkları öne çıktı. Dijital erişim, dijital okuryazarlık, dijital platformlarda güvenlik, kaliteli eğitim materyallerine ve öğrenme araçlarına erişim, akademik destek, okullarda güvenli, sağlıklı, kapsayıcı koşullar, yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenme imkânı, temel ve koruyucu sağlık hizmetleri, engelli ve kronik hastalığı bulunan çocuklar için sağlık ve rehabilitasyon hizmetleri, oyun, spor ve güvenli oyun alanları, temel yaşam standartları ve ekonomik güvenlik gibi alanlar önemli ihtiyaçlar arasında yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026 Yılında Küresel Görünümü Şekillendirecek  10 Jeopolitik Gelişme Haber

2026 Yılında Küresel Görünümü Şekillendirecek  10 Jeopolitik Gelişme

Yeni kural ve normlar, kaynaklara erişim ve bölgesel güç dengeleri; şirketlerin faaliyet modellerini ve yatırım kararlarını doğrudan etkileyecek. Raporda ele alınan 10 kritik jeopolitik gelişme, belirsizliklerin yanı sıra önemli risk ve fırsatları da barındırıyor. Jeopolitik dinamikleri stratejilerine proaktif şekilde entegre eden şirketler, 2026’da dayanıklılıklarını artırarak rekabet avantajı elde edebilir. Uluslararası danışmanlık, denetim, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri firması EY (Ernst&Young) çatısı altında faaliyet gösteren EY-Parthenon (EYP), Küresel Jeostratejik Görünüm Raporu’nda, 2026'da küresel dönüşümü şekillendirecek 10 jeopolitik gelişmeyi açıkladı. Jeopolitik risklerin sektörler ve coğrafyalar üzerindeki farklı etkilerinin ele alındığı raporda; iş liderlerine belirsizlik ortamında dayanıklılık kazanmak ve rekabet avantajı elde etmek için stratejik bir yol haritası sunuluyor. Rapora göre; 2026 yılında jeopolitik belirsizlikler devam ederken, bu görünümü şekillendiren çok sayıda itici güç öne çıkıyor. Özellikle ABD’nin küresel faaliyet ortamını yeniden tanımlamadaki rolü, yıl boyunca belirleyici olacak. Çin, Avrupa Birliği ve diğer ülkeler, ABD’nin yeni yaklaşımına göre pozisyon alırken, kendi stratejik önceliklerini de eş zamanlı olarak şekillendirmeyi sürdürecek. 2026’yı şekillendirecek üç ana tema Jeopolitik gelişmeler, 2026’da küresel ekonomiyi yeniden şekillendirmeye devam ederken, yıl içinde jeopolitik ortamı tanımlayacak üç ana tema ortaya çıkıyor. İlk olarak, iş yapma biçimlerine ilişkin yeni kural ve normların ortaya çıkması ve mevcut kuralların bir kısmının geçerliliğini yitirmesi bekleniyor. İkinci olarak, kaynak yetersizliği risklerinin daha da belirginleşmesi tahmin ediliyor. Üçüncü başlıkta ise, bölgesel dinamiklerin, 2026 yılında jeostratejik görünümü belirgin şekilde etkileyeceği öngörülüyor. Raporda, 2026 yılında jeopolitik ortamı şekillendirecek 10 kritik gelişme ise bu 3 tema altında ele alınıyor. Yeni kurallar ve normlar 1. Devlet müdahalesi: Hükümetler, ekonomik güvenliği güçlendirmek amacıyla sanayi teşvikleri, ticaret kısıtlamaları, yerel yatırım zorunlulukları ve şirket sahipliklerine yönelik düzenlemeleri sıkılaştıracak. 2. Baskı altındaki ticaret: Gümrük vergileri, tarife belirsizlikleri, ihracat kontrolleri ve yerel regülasyonlar; şirketleri tedarik zincirlerini ve ticaret modellerini yeniden kurgulamaya yöneltecek. 3. Yapay zekâ ve siber çatışmalar: Yapay zekâ giderek ulusal güvenliğin ve kritik altyapının ayrılmaz bir parçası haline gelecek. Ülkeler kendi yapay zekâ altyapılarını geliştirmeye ve ulusal güvenliğini korumaya yönelecek. Kısıtlı kaynaklar nedeniyle oluşan jeopolitik görünüm 4. Su kaynaklarının kısıtlılığı: Dünya genelinde su kıtlığı riski ve buna yönelik baskı artarken, diğer taraftan yarı iletken üretimi ve veri merkezlerinin soğutulması gibi alanlarda su talebi daha da artacak. 5. Kritik minerallere erişimde rekabet: Dijital teknolojiler, yüksek kapasiteli piller ve savunma sistemleri için kritik minerallere erişimde rekabet ise, yeni üretim ve ticaret modellerinin ortaya çıkmasına neden olacak. 6. Borç, sermaye ve para birimleri: Jeopolitik rekabet ve sermaye tahsisinin giderek siyasallaşması, küresel finans sistemin sınırlarını yeniden şekillendirecek. Bölgesel Dinamikler 7. Kuzey Amerika’da politika belirsizliği devam ediyor: Kuzey Amerika'daki faaliyet ortamı, ABD-Meksika-Kanada (USMCA) ticaret anlaşmasının gözden geçirilmesi ve buna bağlı olarak bölgesel tedarik zincirlerinde yaşanan yeniden yapılanma süreci nedeniyle dalgalı seyrini sürdürecek. 8. Asya-Pasifik’te ekonomik güvenlik öne çıkıyor: Hükümetler, artan çok kutupluluk ortamında bölgesel ekonomik entegrasyon ile ulusal güvenlik arasında denge kurarak ekonomik güvenliğe daha fazla önem verecek. 9. Orta Doğu’da dengeler yeniden şekilleniyor: Orta Doğu’daki bölgesel ve küresel aktörlerin, bölgedeki stratejik konumlarını yeniden dengelemeye yönelik aksiyon alması durumunda ekonomik rekabet artacak. 10. Avrupa dönüm noktasında: Değişen küresel dengeler ve iç siyasi ayrışmalar, Avrupa'nın ulusal güvenliğini ve ekonomik rekabet gücünü baskı altına alacak. Jeopolitik gelişmeler en fazla hangi sektörleri etkileyecek? Tüketici ürünleri ve sağlık sektörleri: Ticaret politikalarındaki belirsizlikler ve tedarik zinciri süreçlerinin dönüşümü, maliyetler ve tüketici harcamaları üzerinde baskı yaratabilir. Yapay zekâ ve siber riskler ise veri gizliliği ve fikri mülkiyet alanlarında yeni hassasiyetler oluşturabilir. Finansal hizmetler sektörü: Yerelleşme ve bölgeselleşme hız kazanırken; farklılaşan regülasyonlar ve artan siber riskler uyum ihtiyacını artıracak. Başarı, inovasyon ile dayanıklılığı dengeleyebilme becerisine bağlı olacak. Kamu ve altyapı sektörü: Hükümetlerin önceliği, dayanıklılık ve dijital egemenlik olacak. Altyapı yatırımları ve projeler; enerji, savunma ve siber güvenlik alanlarına odaklanacak. Diğer yandan, su ve kritik mineraller gibi kaynak kısıtları, zaman planlarını ve maliyetleri zorlayarak uluslararası iş birliklerini gündeme getirecek. Sanayi ve enerji sektörü: Kritik minerallere erişim zorlukları ve enerji rotalarındaki belirsizlikler, tedarik zincirleri ve fiyatlama üzerinde belirleyici olacak. Devlet müdahaleleri, yatırım ve inovasyon stratejilerini yeniden şekillendirebilir. Özel sermaye fonları: Başlıca pazarlarda ticaret politikalarına ilişkin belirsizlikler, özel sermaye şirketlerinin sınır ötesi yatırımlarda fiyatlama ve risk değerlendirmesini zorlaştırabilir. Buna karşın jeopolitik dönüşüm, yeni yatırım yaklaşımları için fırsatlar da sunabilir. Teknoloji, medya ve telekomünikasyon: Yapay zekâ ve siber güvenliğe ilişkin jeopolitik gelişmeler, pazar yapılarında düzenleyici ve uyum gerekliliklerindeki karmaşıklığı derinleştirebilir. Enerji ve kritik minerallere erişim kısıtları ise baskıyı artırarak, şirketleri inovasyon ile operasyonel dayanıklılık arasında denge kurmaya zorlayabilir. EY-Parthenon (EYP) Türkiye Bölüm Başkanı Özge Gürsoy Büyükavşar, 2026 yılına yönelik küresel jeostratejik görünüm ile ilgili şunları söyledi: “Jeostratejik Görünüm 2026 raporu kapsamında ele aldığımız 10 kritik jeopolitik gelişme, işletmeler için hem riskleri hem de önemli fırsatları ortaya koyuyor. Diğer yandan, hükümet politikaları artık sadece ekonomik hedeflere değil, ulusal güvenlik konularına daha fazla odaklanıyor. Devlet müdahalelerinin artmasıyla, işletmelerin faaliyet ve etkileşim biçimleri yeniden tanımlanırken; kritik kaynak ve minerallere talep yoğunlaşıyor, bu durum tedarik zincirlerini ve stratejik planlamayı doğrudan etkileyecek. 2026 yılında jeopolitik dinamiklerin; üretim, ticaret, enerji, iklim politikaları ve teknolojik dönüşüm başta olmak üzere küresel faaliyet ortamını yeniden şekillendirdiğini göreceğiz. Ülkelerin değişen rolleri ve öncelikleri, ticari ilişkilerden enerji ve teknoloji yatırımlarına kadar pek çok alanda yeni denge arayışlarını beraberinde getirecek. Jeopolitik manzaradaki bu dönüşümle birlikte jeopolitik içgörüleri iş kararlarına, stratejilerine ve kurumsal yönetişime proaktif biçimde entegre eden şirketler; bu değişimi daha iyi yöneterek dayanıklılıklarını güçlendirebilir, zorlu ve belirsiz bir ortamda faaliyetlerini sürdürülebilir kılabilir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.