Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekosistem

Kapsül Haber Ajansı - Ekosistem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekosistem haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TEMA Vakfı: İklim Krizine Karşı Kaybedecek Zamanımız Kalmadı Haber

TEMA Vakfı: İklim Krizine Karşı Kaybedecek Zamanımız Kalmadı

Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) bu yıl Dünya Çevre Günü için yaptığı #İklimİçinŞimdi çağrısı, iklim krizine karşı acil ve kararlı adımlar atılması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor. TEMA Vakfı, iklim krizine karşı etkili bir mücadelenin yalnızca emisyon azaltım hedefleriyle sınırlı kalamayacağına; doğayı, yaşam alanlarını koruyan ve toplumsal adaleti gözeten politikalarla mümkün olabileceğine dikkat çekiyor. En ağır yükü, en az sorumlular taşıyor İklim krizinin etkileri derinleşirken, krizden en az sorumlu olan topluluklar en ağır sonuçlarla karşı karşıya kalıyor. Dünya Eşitsizlik Raporu’na göre küresel nüfusun en zengin yüzde 1’i, sera gazı emisyonlarının yüzde 41’inden sorumluyken; en yoksul yüzde 50’nin payı yalnızca yüzde 3 düzeyinde kalıyor. Oxfam’ın 2026 yılında yayımladığı araştırma ise dünyanın en zengin yüzde 1’inin, 1,5 derece hedefiyle uyumlu yıllık karbon bütçesini yılın ilk günlerinde tükettiğini ortaya koyuyor. İklim krizinin yarattığı kuraklık, seller, aşırı hava olayları ve ekosistem kayıpları; yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalan topluluklardan üretim gücünü kaybeden çiftçilere kadar milyonlarca insanın yaşamını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle iklim krizine karşı geliştirilecek politikaların yalnızca emisyonları azaltmayı değil, aynı zamanda iklim adaletini sağlamayı da hedeflemesi gerekiyor. Kömürden çıkış iklim krizine karşı temel adımlardan biri Bilimsel çalışmalar, küresel sıcaklık artışını sınırlandırabilmek için fosil yakıtlardan uzaklaşılması gerektiğini ortaya koyuyor. Özellikle kömür, enerji sektöründen kaynaklanan sera gazı emisyonlarının en önemli kaynaklarından biri olmayı sürdürüyor. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, iklim krizine karşı mücadelede kömürden çıkışın kritik önem taşıdığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Sera gazı emisyonlarının önemli bölümünden sorumlu olan kömürden çıkış, iklim krizine karşı mücadelenin temel adımlarından biridir. Ancak ekolojik etkiler gözetilmeden, yaşam alanları korunmadan ve yerel halkın katılımı sağlanmadan yürütülen enerji yatırımları; yeni çevresel ve toplumsal sorunlar yaratma riski taşıyor. Bu nedenle dönüşüm, yalnızca santrallerin kapatılmasıyla sınırlı kalmamalı; kömür bölgelerinde yaşayan işçileri, yerel ekonomileri ve toplulukları koruyan bütüncül bir adil geçiş politikasıyla desteklenmelidir.” Doğayı korumadan iklim kriziyle mücadele edilemez İklim krizine karşı geliştirilen politikaların doğal varlıkların korunmasıyla birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çeken Ataç, “Son yıllarda madencilik faaliyetleri ve çeşitli mevzuat değişiklikleri nedeniyle ormanlar, tarım alanları, su varlıkları ve önemli doğa alanları üzerindeki baskı artarken, 2025 yılında kabul edilen Torba Yasa ile doğal varlıklarımız üzerindeki riskler daha da derinleşti.” dedi. Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı çevresinde yaşananlar, iklim hedefleri ile fosil yakıt politikaları arasındaki çelişkiyi ortaya koyuyor. Kömürlü termik santrallere yakıt sağlamak amacıyla yürütülen madencilik faaliyetleri için orman alanlarının kesilmek istenmesi, doğal varlıkların fosil yakıtlar uğruna nasıl baskı altına alınabildiğinin somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. TEMA Vakfı’nın 2020-2022 yılları arasında yayımladığı haritalama çalışmalarına göre, 29 ilde toprakların yüzde 67’si IV. Grup madenlere ruhsatlandırılmış durumda. Bu endişe verici tablo karşısında Ataç, “Ormanlar, tarım alanları ve önemli doğa alanları üzerindeki bu baskı, karbon yutaklarının devamlılığı, su döngüsünün sürdürülmesi ve iklim krizine karşı dayanıklılığın artırılmasında kritik rol oynayan ekosistemleri tehdit ediyor. Bu nedenle doğayı korumadan iklim krizini durdurmak mümkün değil.” ifadelerini kullandı. İklim için şimdi harekete geçilmeli Dünya Çevre Günü’nde yapılan #İklimİçinŞimdi çağrısının somut politikalarla desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Deniz Ataç, sözlerini şöyle sürdürdü: “İklim krizi yalnızca doğayı değil; yaşam hakkını, üretimi, su varlıklarını ve toplumsal adaleti de tehdit ediyor. Bu nedenle iklim krizine karşı atılması gereken adımlar daha fazla ertelenemez. Türkiye’nin kömürden çıkış ve adil geçiş konusunda somut adımlar atması, aynı zamanda da ormanları, tarım alanlarını, su varlıklarını ve yaşam alanlarını koruyan politikaları güçlendirmesi gerekiyor.” Türkiye’nin yıl sonunda ev sahipliği yapacağı COP31 sürecinin iklim politikalarına yönelik tartışmaların yoğunlaşacağı önemli bir dönem olduğuna işaret eden Ataç, karar alıcıları iklim krizine karşı bilim temelli, adil ve doğa dostu politikaları hızla hayata geçirmeye çağırdı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KİD'de Yeni Dönem Haber

KİD'de Yeni Dönem

Kurumsal İletişimciler Derneği'nin (KİD) 8. Olağan Genel Kurul Toplantısı, 21 Mayıs 2026 Perşembe günü gerçekleştirildi. 2023–2026 dönemi faaliyetlerinin değerlendirildiği toplantıda yeni yönetim kurulu üyeleri belirlendi. Genel kurulun ardından toplanan yeni Yönetim Kurulu ilk toplantısında, derneğin sekizinci dönemini Murat Göllü ve Ayşenur Aydın'ın eş başkanlığında yürütme kararı aldı. Eş başkanlık modeli, KİD için bir ilk olma özelliği taşıyor ve derneğin yönetim anlayışında önemli bir değişimi temsil ediyor. KİD, bu modelin önümüzdeki dönemlerde de sürdürülmesini ve kurumsal kültürün kalıcı bir unsuru haline gelmesini hedefliyor. Ayrıca genel kurulda dernek yönetim döngüsüne ilişkin yapılan değişiklikle genel kurulların bundan böyle iki yılda bir yapılması kararlaştırılırken, söz konusu düzenlemenin dernek gündemini hızlandırması ve sektörün değişen ihtiyaçlarına daha çevik yanıt verilmesine katkı sağlaması amaçlanıyor. Bu doğrultuda, KİD’in sekizinci dönemi de iki yıllık bir çalışma süreci olarak yürütülecek. Yeni dönemde belirlenen Yönetim Kurulu, aynı zamanda bir yenilenmeyi de beraberinde getirdi. Yönetim Kurulu'nun yüzde 30'u ilk kez görev alacak isimlerden oluşuyor. Bu yapı, derneğin kurumsal hafızasını korurken sektörün yeni seslerini ve bakış açılarını da masaya taşıyor. Eş Başkanlığı Ayşenur Aydın (Bireysel) ve Murat Göllü’nün (Bireysel) yürüteceği, Başkan Yardımcılığını Cem Tanır’ın (Hepsiburada) üstleneceği Kurumsal İletişimciler Derneği’nin sekizinci döneminde Dernek Yönetim Kurulu’nda yer alan isimler şu şekilde; Alp Met (Bireysel), Altuğ Ünüvar (Diageo Türkiye), Arda Öztaşkın (Yapı Kredi), Arzu Deniz Aksoy (Vodafone Türkiye), Aslı Ünlü (IC Holding), Aylin Kurt Ganiç (Fiba Holding), Başak Solmaz Karaüç (TÜSİAD), Berna Ergüntan (Anadolu Sigorta), Burçak Türkeri (Coca Cola İçecek), Canan Coşkun (Alarko Holding), Didem Şinik Arıkan (Bireysel), Ebru Ertan Bilge (Bireysel), Emrah Kurum (Sürdürülebilirlik Adımları Derneği), Rana Birden (Kale Grubu), Selen Hacaloğlu (Boyner Grup), Şahika Özcan Ortaç (Zorlu Holding) ve Tutku Konuk Altındal (AkzoNobel). Mesleğin itibarına değer katan, sektöre yön veren bir dönem KİD, 2023–2026 döneminde bir meslek örgütü olmanın ötesine geçerek; iletişim profesyonelleri, akademisyenler, basın mensupları, iş dünyasının farklı paydaşları, sivil toplum kuruluşları, iletişim ve pazarlama alanındaki meslek örgütleri ve geleceğin iletişimcilerini aynı ekosistem içerisinde buluşturan, güçlü ve kapsayıcı bir platform haline geldi. Son üç yıllık bu dönem; etkileşimi yüksek, öğrenme odaklı, iletişim sektörünün tüm paydaşlarını buluşturan, sürdürülebilir projeler üretilen bir dönem oldu. Üç yıl içerisinde üye sayısı 113'ten 241'e yükseldi; gerçekleştirilen 36 etkinlik, 187 konuşmacı ve 2.177'yi aşan katılımcı ile derneğin sektördeki etkisi belirgin biçimde derinleşti. Bu dönemde KİD'in hayata geçirdiği programların önemli bir kısmı, düzenli aralıklarla tekrarlanan ve derneğin geleneksel aktivitelerine dönüşen birer markaya dönüştü. Brandweek kapsamında düzenlenen KİD CommsCamp#, sektörün genç iletişimcilerini yetiştiren bir kurumsal iletişim kampı olarak konumlandı; üç yıl içerisinde 41 ilden 559 iletişim öğrencisine ve 131 üniversiteye ulaştı. KİD ProClass, sektöre yeni adım atan 92 genç profesyoneli alanın deneyimli isimleriyle buluşturdu. KİD UniClass programı ise üniversitelerle imzalanan protokollerle akademi ve sektör arasında sürdürülebilir bir köprü kurdu. KİD Summeet, kurumsal iletişim sektörünün yıllık konferansı haline geldi. 2025'te "Yarının Dünyasını İletişimle Bugünden Tasarlamak" başlığıyla sürdürülebilirlik, 2026'da ise "Yapay Zeka ve İletişim: Algoritmalar Çağında Anlam ve Sorumluluk" temasıyla iletişimin geleceği konuşuldu. KİD Connects Meet-Up Serisi, üç yıl boyunca belirli temalar etrafında düzenlenen ve derneğin sektör profesyonelleriyle üyelerini buluşturan samimi sohbet platformu oldu. KİD'le Yaza Merhaba ve KİD'le Yeni Yıla Merhaba buluşmaları ise iletişim profesyonelleri, akademisyenler, basın mensupları ve iş dünyasının farklı paydaşlarını her sezon aynı çatı altında bir araya getiren ekosistem etkinlikleri olarak konumlandı. Akademi, sektör ve iş dünyasıyla güçlenen iş birlikleri KİD, bu dönemde akademi, sektör ve iş dünyasından paydaşlarıyla kurduğu iş birliklerini derneğin uzun vadeli misyonunun temel direklerinden biri haline getirdi. Galatasaray, Bahçeşehir, Fenerbahçe, İstanbul, Maltepe, Bilgi ve İstanbul Kent Üniversiteleri ile yürütülen iş birlikleri sayesinde ortak projeler hayata geçirildi, iletişim fakültesi öğrencileri sektör profesyonelleriyle buluşturuldu, genç yeteneklerin sektöre erişimi kolaylaştırıldı. Sektör ve iş dünyası tarafında ise Medya ve İletişim İstişare Konseyi'nin kuruluşunda paydaşlarla birlikte yer alındı; İDA ile birlikte MediaCat Young Cannes Lions Türkiye PR & Corporate Communications kategorisine sponsor olundu. Murat Göllü: “Derneğimiz büyüdükçe, ihtiyaç duyulan zaman, emek ve dayanışma da arttı.” KİD'in 2023–2026 döneminin başkanlığını yürüten ve sekizinci dönemde de eş başkan olarak görev alacak Murat Göllü, eş başkanlık modelinin derneğin büyümesiyle birlikte gelen bir ihtiyaç olduğunu vurgulayarak yeni dönemi şu sözlerle değerlendirdi: “Öncelikle, bu derneği bugünlere taşıyan herkese teşekkür etmek istiyorum. KİD'i 2009 yılında kuran değerli kurucularımıza ve bugüne kadar derneğe başkanlık eden tüm geçmiş dönem başkanlarımıza; bu önemli meslek örgütünü var ettikleri ve bizlere güçlü bir miras bıraktıkları için şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca, son üç yılda derneğimizin başarısında emeği geçen tüm Yönetim Kurulu üyelerimize, gönüllülerimize, üyelerimize ve bu yolculukta bizimle olan herkese de ayrı ayrı teşekkür etmek isterim. Geride bıraktığımız üç yılda derneğimiz hem üye sayısı hem de sektördeki etkisi anlamında büyük bir sıçrama yaşadı. Bugün 241 üyeyle; mesleğin itibarını yükselten, ses getiren çalışmalarla ve akademi, sektör ve iş dünyasıyla kurduğumuz güçlü iş birlikleriyle çok daha geniş bir ekosistemi temsil eder konumdayız. Bu büyüme bizim için bir gurur kaynağı; ama aynı zamanda derneği yönetmenin gerektirdiği emeği ve iş yükünü de her geçen gün artırıyor. Derneğimiz tamamen gönüllülükle yürüyor. Büyüyen bir derneği bu gönüllülük ruhuyla daha da ileri taşımanın yolu, sorumluluğu ve liderliği paylaşmaktan geçiyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde derneğimizi, ortak akıl ve kapsayıcı bir yaklaşımla, eş başkanlık modeliyle yöneteceğiz." dedi ve sözlerine şöyle devam etti: “Yeni dönemde, genel kurullarımızı iki yılda bir yapma kararımız da çeviklik anlayışımızın bir parçası. Sektör büyük bir hızla dönüşüyor; biz de derneğimizin bu dönüşümle aynı tempoda, daha sık yenilenerek ilerlemesini önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde derneğimizi büyütmeye, üyelerimizin ve genç iletişimcilerin gelişimini desteklemeye, akademiyle ve sektör paydaşlarımızla kurduğumuz iş birliklerini derinleştirmeye devam edeceğiz. İletişim, bugün dünden çok daha önemli. Birlikte güçlüyüz, birlikte daha fazlasını yapabiliriz. Geçtiğimiz döneme başlarken Yönetim Kurulu olarak söylediğimiz bir cümleyi bugün tekrar etmek istiyorum: Biz iletişimciler, derneğimizin tüm üyeleriyle birlikte sorumluluk alarak, daha iyi bir dünya ve daha sürdürülebilir bir gelecek için iletişim fonksiyonunun tüm araçlarını kullanarak, var gücümüzle çalışacağız.” Ayşenur Aydın: “Birlikte düşünmek, hızlı karar almak ve üretmek” KİD'in sekizinci döneminde eş başkanlık görevini Murat Göllü ile birlikte yürütecek olan Ayşenur Aydın ise eş başkanlık modelinin anlamına dikkat çekti: “Dünya, eskisinden çok daha hızlı, karmaşık ve belirsiz bir yere dönüştü. Jeopolitik gerilimler, iklim krizi, yapay zekanın hayatın her alanını yeniden tanımlaması, ekonomik dalgalanmalar… Tüm bunlar, kurumların paydaşlarıyla kurduğu ilişkide güveni, anlamı ve sorumluluğu her zamankinden daha önemli bir konuma taşıdı. İletişimcilerin omuzlarındaki yük büyüyor, ama aynı zamanda iletişim mesleğinin değeri de büyüyor. Bugün yaşadığımız dönüşümün hızı ve karmaşıklığı, birlikte düşünmenin, karar almanın ve üretmenin değerini her geçen gün daha fazla ortaya koyuyor. KİD Yönetim Kurulu olarak her zaman benimsediğimiz bu anlayışı, ortak akıl ve kapsayıcı bir yaklaşımla bir adım daha ileri taşımak istedik. Eş başkanlık yapısının önümüzdeki dönemde derneğimizin kurumsal geleneklerinden biri haline gelmesini hedefliyoruz. Yeni dönem hepimiz için hayırlı olsun.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Deniz Çayırlarını Koruyacak Mapa-Şamandıra Projesi Hayata Geçiyor Haber

Deniz Çayırlarını Koruyacak Mapa-Şamandıra Projesi Hayata Geçiyor

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, dünyadaki oksijenin yüzde 70’ini üreten, denizlerdeki en önemli oksijen kaynağı olan ve ‘Denizlerin ormanları’ olarak bilinen deniz çayırlarını korumak için 2024 yılında Mapa-Şamandıra Projesi için alt yapı çalışmalarını başlattı. Proje, pilot bölge olarak 90 bin 20 kilometrelik alanda Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi Göcek-Dalaman Koylarında uygulanacak. Bugüne kadar bu alandaki 17 koya, 926 deniz mapası ve 906 tonoz yerleştirildi. Mevcut haliyle 856 tekneye hizmet verecek kapsamlı bir deniz koruma ağı oluşturuldu. BAKAN KURUM: KOYLARIN DAHA ADİL VE DENGELİ KULLANIMI SAĞLANACAK Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, hazırlıkları tamamlanma aşamasına gelen Mapa-Şamandıra Projesi’ne ilişkin görüntülü paylaşım yaptı: Mavi mirasımızı koruyoruz. Mapa Şamandıra Sistemi sayesinde; deniz çayırları korunacak, kontrolsüz demirlemenin önüne geçilecek, deniz trafiği düzene girecek, deniz turizmi sürdürülebilir hale gelecek, hem deniz canlıları hem de insanlar için koyların daha adil ve dengeli kullanımı sağlanacak. KONTROLSÜZ TEKNE BAĞLAMA ALIŞKANLIKLARI SONA ERECEK Proje ile koylarda rastgele demir atılmasının önüne geçilerek, deniz tabanında oluşan fiziksel tahribat engellenecek. Deniz çayırları ve hassas denizel habitatlar etkin biçimde korunarak ekosistem dengesinin sürekliliği sağlanacak. Deniz suyu kalitesinin bozulmasına yol açabilecek tüm faaliyetler, önleyici yaklaşımla kontrol altına alınacak. Su altına bırakılan tonozlar ve koylara kurulan bu sistem sayesinde kıyılara zarar veren kontrolsüz tekne bağlama alışkanlıkları sona erecek. Koylardaki yoğun deniz trafiği düzenlenecek ve deniz turizmi daha sürdürülebilir bir hale gelecek. MOBİL DERİA UYGULAMASI DA HAYATA GEÇİRİLİYOR Mapa-Şamandıra Projesi kapsamında https://deria.gov.tr adresli DERİA web mobil uygulamasının da alt yapısı tamamlanma aşamasına geldi. Test süreci devam eden uygulama sayesinde tekne sahipleri ve kullanıcılar, Göcek bölgesindeki tüm koyları harita tabanlı arayüz üzerinden görüntüleyebilecek. Uygun bağlama noktalarını incelemenin yanı sıra çevrimiçi olarak rezervasyon yapabilecek. Ayrıca kullanıcılar uygulama üzerinden oluşturulan QR kodu okutarak bağlama işlemini kendi başlarına da hızlı ve kontrollü biçimde tamamlayabilecek. Uygulama için şamandıralara QR işaretleme işlemleri devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin Fikir Liderleri Bir Araya Geldi Haber

Geleceğin Fikir Liderleri Bir Araya Geldi

Türkiye’nin en büyük medya gruplarından Turkuvaz Medya tarafından hayata geçirilen ve dünyanın en saygın teknoloji ve inovasyon markalarından biri olan WIRED Türkiye, 15 Mayıs’ta Rixos Tersane İstanbul’da gerçekleşen lansman etkinliğinde iş dünyası, teknoloji, girişimcilik ve medya ekosisteminden önemli isimleri bir araya getirdi. WIRED Türkiye, global vizyonu yerel dinamiklerle buluşturarak Türkiye’nin teknoloji, bilim ve kültür dünyasına yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor. Etkinliğin açılış konuşmaları; WIRED Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Hülya Güler, Turkuvaz Medya Grubu İcra Kurulu Üyesi ve Turkuvaz Dergi Genel Müdürü Yasemin Gebeş ve Condé Nast Stratejik İçerik ve Özel Projeler Başkan Yardımcısı Amy Mangino tarafından gerçekleştirildi. Hülya Güler: Wired yalnızca bir yayın değil, geleceğin ekosistemi Etkinliğin açılış konuşmalarında WIRED Türkiye’nin yayın vizyonu, teknoloji ve kültür odağındaki yaklaşımı ile geleceğin dünyasına dair perspektifi paylaşıldı. WIRED Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Hülya Güler, WIRED Türkiye’nin yalnızca bir yayın değil; farklı disiplinlerden düşünce liderlerini, yaratıcı endüstrileri ve yeni nesil fikirleri bir araya getiren yaşayan bir ekosistem olmayı hedeflediğini vurguladı. Güler konuşmasında, “WIRED, yalnızca teknoloji anlatan bir yayın değil; bilim ve teknolojinin dönüştürdüğü dünyayı daha iyi anlamak isteyenler için geleceğe dair güçlü bir bakış açısı sunuyor. Biz de WIRED Türkiye ile insanı merkeze alan, umut veren, ilham veren ve geleceği birlikte şekillendirmeye davet eden bir platform kuruyoruz. Çünkü inanıyoruz ki gezegenimizin en güzel günleri hâlâ gelecekte. WIRED Türkiye Founding Member topluluğu ise kendi alanlarında fikirleri, üretimleri ve vizyonlarıyla fark yaratan isimleri aynı ekosistemde buluşturarak geleceğin hikâyesini birlikte yazmayı hedefliyor.” ifadelerini kullandı. Condé Nast Stratejik İçerik ve Özel Projeler Başkan Yardımcısı Amy Mangino ise konuşmasında, “Condé Nast olarak son yıllarda Vogue ve GQ’nun ardından şimdi de WIRED’ın Türkiye yolculuğuna tanıklık etmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Güçlü ve nitelikli gazeteciliğe yatırım yapmak bugün her zamankinden daha fazla vizyon, sorumluluk ve cesaret gerektiriyor. Hülya Güler, Yasemin Gebeş ve tüm WIRED Türkiye ekibi, bu markayı hayata geçirirken büyük bir tutku ve özveri ortaya koydu. WIRED Türkiye’nin çok başarılı bir yolculuğa imza atacağına yürekten inanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Etkinliğin sabah oturumlarında teknoloji, yapay zekâ ve girişimcilik ekosisteminin geleceğine ışık tutan konuşmalar gerçekleştirildi. Kerem Dündar: Yapay zekâ çağında fark yaratacak olan şey, doğru soruları birlikte sorabilmek olacak Program kapsamında ilk özel oturumda yazar Kerem Dündar, “Geleceği Yapay Zeka–İnsan Etkileşimi ile Şekillendirmek” başlıklı konuşmasıyla sahne aldı. Dündar konuşmasında, “Bugün yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji başlığı olarak değil, insanın düşünme ve üretme biçimini kökten değiştiren yeni bir çağ olarak konuşuyoruz. Daha birkaç ay önce yapay zekânın problem çözme kapasitesinin insan ortalamasının çok üzerine çıktığını gösteren araştırmalar paylaşılırken, asıl ihtiyaç duyduğumuz şeyin doğru soruları sorabileceğimiz güçlü platformlar ve topluluklar olduğunu görüyoruz. WIRED Türkiye’nin farklı disiplinleri bir araya getirerek bu dönüşümü insan odağında tartışan önemli bir fikir alanı yaratacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı. Geleceğe hazır olmak, yalnızca teknolojiyi değil insanı da merkeze koyabilmekten geçiyor Ardından Fütürist, Future Readiness Forum ve Xponential Başkanı & CEO’su Tariq Qureishy, “Geleceğin Sesi, Geleceğin Denklemi” başlıklı oturumda teknoloji ve insanlığın dönüşümünü değerlendirdi. Qureishy konuşmasında, “2030 yılında var olacak işlerin yaklaşık yüzde 70’i bugün henüz mevcut değil. Yapay zekâ ve teknolojinin hızlandırdığı bu dönüşümde kurumların yalnızca dijital değil, aynı zamanda AI odaklı organizasyonlara dönüşmesi gerekiyor. Ancak bu yeni çağda asıl mesele yalnızca teknolojiye adapte olmak değil; güveni, yaratıcılığı, etik bakış açısını ve insan odağını koruyarak geleceğe hazır hale gelmek. WIRED Türkiye’nin farklı disiplinleri bir araya getirerek bu dönüşümü tartışan güçlü bir fikir platformu oluşturmasını son derece kıymetli buluyorum.” dedi. Türkiye, teknoloji ve oyun girişimlerinde önemli başarı hikâyeleri yazıyor; şimdi hedef küresel ölçekte daha güçlü bir konum “Türkiye Girişim Tarihinin Dünü, Bugünü, Yarını” panelinin moderatörlüğünü Boğaziçi Ventures Kurucusu ve CEO’su Barış Özistek üstlendi. Panelde Vuvy Kurucusu ve Endeavor Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Emre Kurttepeli ile Yemeksepeti Kurucusu ve Yatırımcı Nevzat Aydın, Türkiye girişimcilik ekosisteminin dönüşümünü, yatırımcılık kültürünün gelişimini ve yapay zekâ çağında girişimciliğin geleceğini değerlendirdi. Panelde konuşan Nevzat Aydın, yapay zekâ ile birlikte girişimcilik dünyasında fırsatların daha da demokratikleştiğine dikkat çekerek, “Doğru kurgulanan projelerin bugün dünyanın her yerine ulaşma ve ölçeklenme şansı çok daha yüksek. Aynı şekilde rekabet de artık global ölçekte yaşanıyor. Ancak teknoloji dönüşümleri her dönemde yeni fırsatlar yaratıyor ve girişimcilik ekosistemi bu dönüşümle birlikte büyümeye devam ediyor” dedi. Emre Kurttepeli ise Türkiye girişimcilik ekosisteminin özellikle yeni nesil teknoloji alanlarında önemli bir dönüşümden geçtiğini belirterek, “Yapay zekâ çağında fonlama kapasitesi, güçlü insan kaynağı ve global ölçekte düşünme becerisi her zamankinden daha kritik hale geldi. Türkiye oyun ve teknoloji girişimlerinde önemli başarı hikâyeleri çıkarıyor ancak küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşabilmek için teknoloji üretimi ve yatırım ekosisteminin daha da büyümesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Milli Teknoloji Genel Müdürü Sadullah Uzun : 150 milyon dolarlık kamu desteğiyle 750 milyon dolarlık girişim yatırım hacmi hedefliyoruz “Turcorn Yolculuğu” panelinde T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Milli Teknoloji Genel Müdürü Sadullah Uzun moderatörlüğünde; Türkiye girişimcilik ekosistemi, oyun teknolojileri ve küresel büyüme potansiyeli ele alındı. e2vc Yönetici Ortağı Enis Hulli ile Loom Games Kurucu Ortakları Kübra Gündoğan ve Emre Çelik’in katıldığı panelde, Loom Games’in kısa sürede global ölçekte dikkat çeken büyüme hikâyesi ve Türkiye’nin yeni nesil teknoloji girişimciliği vizyonu konuşuldu. Loom Games Kurucu Ortağı ve CEO’su Kübra Gündoğan, “Yaklaşık 60 yatırımcıdan ret aldığımız dönemler oldu ancak girişimcilikte en kritik konulardan birinin, bu süreçleri kişisel algılamadan yoluna devam edebilmek olduğuna inanıyorum. Biz de elimizdeki tüm kaynakları yeni oyunumuza yatırarak devam ettik ve bugün hâlâ burada bu hikâyeyi konuşuyoruz” dedi. Sadullah Uzun ise Türkiye’de bugün itibarıyla 8 Turcorn bulunduğunu hatırlatarak, girişimcilik ekosistemini büyütmeye yönelik destek mekanizmalarına dikkat çekti. Uzun, “Seri A aşamasındaki girişimleri desteklemek amacıyla 150 milyon dolarlık kamu katkısını devreye aldık. Bu destekle birlikte en az 750 milyon dolarlık bir girişim yatırım hacmi oluşturmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. Trendyol Grubu CTO’su Cenk Çivici : Teknolojinin merkezinde hâlâ insan deneyimi var Trendyol Grubu CTO’su Cenk Çivici, etkinlik kapsamında gerçekleştirdiği oturumda yapay zekânın e-ticaret ekosistemindeki dönüştürücü etkisini ve Trendyol’un teknoloji vizyonunu paylaştı. Çivici, bugün Trendyol’un 36 ülkede faaliyet gösterdiğini ve şirketin yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil, tüm operasyonun merkezinde konumlanan stratejik bir dönüşüm alanı olarak değerlendirdiğini anlattı. Çivici, “Yapay zekâya yalnızca teknoloji üretmek için değil; müşterilerimiz, iş ortaklarımız ve ekiplerimiz için daha iyi deneyimler oluşturabilmek adına yaklaşıyoruz. Önemli olan insanı ortadan kaldırmak değil; ekiplerin üretkenliğini ve etki alanını güçlendirebilmek” dedi. Etkinliğin öğleden sonra devam eden oturumlarında ise finans teknolojilerinden dijital içerik dünyasına, yapay zekâdan küresel vizyona kadar farklı başlıklar ele alındı. Longevity ve Biyoteknolojiyle Sağlıkta Yeni Dönem Klinik Psikolog Esra Çavuşoğlu, “Longevity: Geleceğin Sağlık Algısı” başlıklı özel oturumda sağlık teknolojileri, biyolojik veri takibi ve uzun yaşam yaklaşımının geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çavuşoğlu, “Yapay zekâ ve biyoteknolojiyle birlikte insanlar artık kendi bedenini daha yakından tanıdığı ve yönettiği yeni bir döneme giriyor” dedi. Yapay Zekâ ve Robotik Çağında İnsanlığın Geleceği Tartışıldı Doğuş Üniversitesi İş Dünyası ve İnovasyon Hub Direktörü Turhan Karakaya, “Yapay Zekâ, Robotik ve Üstün İnsan İlişkisi” başlıklı özel oturumda, “Teknoloji artık yalnızca bizim kullandığımız bir araç değil; insan hayatının, şehirlerin ve karar mekanizmalarının doğrudan bir parçasına dönüşüyor. Önümüzdeki dönemde mesele yalnızca teknolojiyi kullanmak değil, onunla nasıl bir insanlık modeli kuracağımız olacak” ifadelerini kullandı. “Topluluk Çağı 2.0” panelinde YouTube Türkiye Stratejik İçerik Partnerlikleri Müdürü Bora Başman moderatörlüğünde içerik üreticileri Mert Bayantemur ve Ada Büyük dijital topluluk kültürünü değerlendirdi. Finans Dünyasında Yeni Dönem: Görünmez Bankacılık ve Yapay Zekâ AIONIRE Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Üyesi Barış Karakullukçu moderatörlüğünde gerçekleşen “Geleceğin Bankası” panelinde dijital bankacılık, görünmez finans ve yapay zekâ destekli finansal hizmetlerin geleceği ele alındı. Fibabanka Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Mert, bankacılığın artık müşterinin hayatına görünmez şekilde entegre olduğunu vurgulayarak, “Müşterinin bulunduğu yerde, ihtiyacını doğru anlayan ve hayatını kolaylaştıran yapılar geleceğin bankacılığını şekillendirecek” dedi. Wamo Group Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Deniz Güven ise yeni nesil finansal modellerde teknoloji kadar operasyonel dönüşümün de kritik hale geldiğini belirterek, yapay zekâ ve kişiselleştirilmiş deneyimlerin finans dünyasının dönüşümünde belirleyici rol oynadığını ifade etti. Küresel Liderlik, Teknoloji ve Adaptasyonun Geleceği Konuşuldu Global Turks Vakfı Kurucu Başkanı ve Heidrick & Struggles Türkiye Kurucusu Ayşegül Dicle Aydın moderatörlüğünde gerçekleşen “Geleceği Tasarlayan Küresel Vizyon” panelinde; liderlik, teknoloji dönüşümü ve küresel rekabette öne çıkan yeni nesil yetkinlikler ele alındı. IBM Türkiye CEO’su Işıl Kılınç Gürtuna, değişimden korkmamanın ve sürekli öğrenmenin yeni dönemin en kritik liderlik becerileri arasında yer aldığını vurguladı. Microsoft Güney Avrupa Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı Cavit Yantaç ise küresel organizasyonlarda sürdürülebilir başarının teknik yetkinlik kadar empati, iletişim ve farklı kültürlerle birlikte çalışabilme becerisi gerektirdiğini ifade etti. Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı İlker Kuruöz de teknoloji yatırımlarında cesur davranmanın ve dünya standartlarında işler üretmenin kurumlar için artık temel bir gereklilik haline geldiğini söyledi. Meta’dan Yapay Zekâda Yeni Dönem Vurgusu: “Kişisel AI Asistanları Hayatın Parçası Olacak” Meta Türkiye Direktörü Gül Yüksel Akkaya, “Yapay Zekâ ile Bağlantıların Geleceği” başlıklı özel oturumda Meta’nın yapay zekâ vizyonunu ve yeni nesil AI asistanlarını anlattı. Akkaya, bugün Meta AI’ın yaklaşık 1 milyar kullanıcıya ulaştığını belirtirken, Meta’nın yapay zekâ yatırımları kapsamında yaklaşık 62 milyar dolarlık bütçe planladığını aktardı. Sermaye, Teknoloji ve Yeni Büyüme Alanları ManpowerGroup Türkiye Genel Müdürü Feyza Narlı moderatörlüğünde gerçekleşen “Sermaye, Teknoloji ve Yeni Büyüme Alanları” panelinde, Tera Teknoloji Holding CEO ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Dr. Cebrail Taşkın, klasik holding yapılarının yerini teknoloji, dönüşüm ve globalleşme odaklı yeni nesil organizasyon modellerine bıraktığını vurguladı. Taşkın, “Biz yalnızca sermaye koyan bir yapı değiliz; yatırım yaptığımız şirketleri dönüştürmeye, rekabetçi hale getirmeye ve global ölçekte büyütmeye odaklanıyoruz. Türkiye’de üretilen değerin dünya ölçeğinde büyümesini önemsiyoruz” dedi. Yapay Zekâ Çağında Şirket Kültürü, Eğitim ve Karar Mekanizmaları Dönüşüyor Dijital Stratejist ve Teknoloji Trend Anlatıcısı Hande Aydın moderatörlüğünde gerçekleşen “Yapay Zekâ Çağında Strateji, Kültür, İnovasyon” panelinde; yapay zekânın şirket kültürü, eğitim ve karar süreçleri üzerindeki etkisi ele alındı. Connectmind AI Kurucu Ortağı Burcu Ağma, yapay zekânın yalnızca bir araç değil, aynı zamanda bir düşünce partnerine dönüştüğünü vurgularken; eğitim teknolojileri lideri Dr. Işıl Boy Ergül ise yeni dönemde yapay zekâ okuryazarlığı ve “öğrenmeyi öğrenme” becerisinin kritik hale geldiğine dikkat çekti. Teknoloji, Algoritma ve Creator Ekonomisinin Yeni Dönemi Havas İstanbul CEO’su Cüneyt Devrim moderatörlüğünde gerçekleşen “Merakın Algoritması: Teknoloji, İçerik ve Yeni İzleyici” panelinde, dijital içerik dünyasının dönüşümü, creator ekonomisi ve yapay zekânın içerik üretimine etkisi ele alındı. Youtube Yayıncısı Orkun Işıtmak ise içerik üreticiliğinin dönüşen yapısına dikkat çekerek, “Yapay zekâyı artık yalnızca bir teknoloji başlığı olarak değil, üretimi hızlandıran ve geliştiren güçlü bir araç olarak görüyoruz. Ancak izleyicinin gerçekten bağ kurduğu şey hâlâ insan hikâyesi, samimiyet ve sürdürülebilir üretim” dedi. İnsanlık, Yapay Zekâ ve Geleceğin Felsefesi Üzerine Çarpıcı Bir Perspektif İş filozofu, yazar ve teknoloji yatırımcısı Anders Indset, “Tekillik Paradoksu: İnsanlık ile Yapay Zekâ Arasındaki Boşluğu Kapatmak” başlıklı özel oturumda yapay zekâ çağında insanlığın geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Indset, “Mesele yalnızca yapay zekâyı geliştirmek değil; bu teknolojinin geleceğini hangi değerler ve hangi insanlık anlayışıyla şekillendireceğimiz. Gelecek tahmin edilen değil, birlikte yazılan bir şey” dedi. Gün boyu süren paneller, özel oturumlar ve networking buluşmalarının ardından etkinlik, özel After Party ile sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KOÜ Öğrencilerine Uygulamalı Sıfır Atık Eğitimi Haber

KOÜ Öğrencilerine Uygulamalı Sıfır Atık Eğitimi

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir çevre anlayışı doğrultusunda sıfır atık bilincini yaygınlaştırmaya yönelik eğitim, farkındalık ve uygulama çalışmalarını kesintisiz şekilde sürdürüyor. Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan “2026 Yılı Sıfır Atık Yıllık Tema Planı” doğrultusunda Mayıs ayı teması olan “Biyobozunur Atık” konusuna dikkat çekmek amacıyla Kocaeli Üniversitesi Hereke Asım Kocabıyık Meslek Yüksekokulu öğrencilerine yönelik uygulamalı kompost eğitimi gerçekleştirildi. SIFIR ATIK KAPSAMINDA KOMPOST EĞİTİMİ Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen etkinlikte öğrencilere, biyobozunur atıkların çevresel etkileri, organik atıkların doğru şekilde yönetilmesi ve kompost üretiminin ekosistem açısından önemi hakkında kapsamlı bilgi verildi. Programın uygulama bölümünde ise organik atıkların komposta dönüştürülmesi süreci öğrencilerin katılımıyla adım adım gerçekleştirildi. Organik atıkların doğru yöntemlerle değerlendirilmesine dikkat çekilen çalışma ile doğaya yeniden kazandırılabilen atıkların çevresel ve ekonomik değeri vurgulandı. ORGANİK ATIKLARIN GERİ DÖNÜŞÜMÜ VE SIFIR ATIK BİLİNCİ Sebze ve meyve kabukları, yemek artıkları, çay ve kahve posaları gibi biyobozunur atıklar uygun şekilde ayrıştırılıp yönetildiğinde toprak yeniden hayat kazanmış oluyor. Ayrıca kompost uygulamaları sayesinde bu organik atıklar doğal gübreye dönüştürülerek hem çöp miktarı azaltılıyor hem de toprak verimliliği artırılıyor. Bu yaklaşım sürdürülebilir üretimi desteklerken, çevresel kaynakların daha verimli kullanılmasına da katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sivas’taki Kılıçkaya Barajı Neden Gündemde? Dev Barajın Özellikleri ve Bölgeye Etkisi Merak Ediliyor Haber

Sivas’taki Kılıçkaya Barajı Neden Gündemde? Dev Barajın Özellikleri ve Bölgeye Etkisi Merak Ediliyor

Sivas sınırları içerisinde yer alan ve Kelkit Çayı üzerine kurulu olan dev baraj, hem enerji üretimi hem de bölgesel su yönetimi açısından stratejik önem taşıyor. Özellikle “Kılıçkaya Barajı nerede”, “Kılıçkaya Barajı elektrik üretimi”, “Sivas barajları” ve “Kılıçkaya Barajı özellikleri” gibi başlıklar internet kullanıcılarının en fazla araştırdığı konular arasında yer alıyor. Doğal manzarasıyla da dikkat çeken Kılıçkaya Barajı, yalnızca enerji yatırımı olarak değil, bölgenin ekonomik ve çevresel yapısını etkileyen önemli projelerden biri olarak değerlendiriliyor. Kılıçkaya Barajı Nerede Bulunuyor? Kılıçkaya Barajı, Sivas’ın Suşehri ilçesi yakınlarında, Kelkit Çayı üzerinde konumlanıyor. Karadeniz ile İç Anadolu geçiş hattında yer alan bölge, coğrafi yapısı nedeniyle hidroelektrik yatırımları açısından önemli avantajlar sunuyor. Barajın bulunduğu alan özellikle doğa manzaralarıyla dikkat çekerken, çevredeki dağlık yapı ve su havzası bölgenin görsel kimliğini de değiştiriyor. Yol güzergâhı üzerinde bulunan baraj gölü, sürücüler ve ziyaretçiler tarafından sıkça görüntülenen noktalardan biri haline gelmiş durumda. Kılıçkaya Barajı Ne İçin Kullanılıyor? Kılıçkaya Barajı’nın temel kullanım amacı hidroelektrik enerji üretimi olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin enerji ihtiyacına katkı sağlayan önemli tesislerden biri olan baraj, yüksek üretim kapasitesiyle dikkat çekiyor. Enerji üretiminin yanı sıra su yönetimi ve taşkın kontrolü açısından da önemli rol üstlenen baraj, bölgedeki su dengesinin korunmasına katkı sağlıyor. Özellikle yoğun yağış dönemlerinde su akışının kontrol altında tutulması, çevresel risklerin azaltılması açısından kritik önem taşıyor. Uzmanlara göre Türkiye’de yenilenebilir enerji yatırımlarının artmasıyla birlikte hidroelektrik santrallerin stratejik değeri daha da yükseliyor. Kılıçkaya Barajı’nın Özellikleri Dikkat Çekiyor Türkiye’nin yüksek gövdeli barajları arasında yer alan Kılıçkaya Barajı, mühendislik yapısıyla da dikkat çekiyor. Beton kemer baraj tipiyle inşa edilen tesis, bulunduğu coğrafi yapıya uygun şekilde planlandı. Baraj gölünün geniş yüzeyi bölgedeki doğal yaşam üzerinde de etkili oluyor. Özellikle su kuşları ve çevredeki ekosistem açısından önemli bir yaşam alanı oluşturan bölge, doğa fotoğrafçıları tarafından da ilgi görüyor. Kılıçkaya Barajı’nın sahip olduğu hidroelektrik kapasite, Türkiye’nin enerji üretim altyapısında önemli paya sahip projeler arasında değerlendiriliyor. Kılıçkaya Barajı Bölge Ekonomisini Nasıl Etkiliyor? Barajın bölgeye sağladığı katkılar yalnızca enerji üretimiyle sınırlı kalmıyor. İnşaat sürecinden itibaren bölgedeki ekonomik hareketliliği artıran proje, yıllar içerisinde ulaşım, ticaret ve istihdam açısından da etkili oldu. Özellikle çevredeki yerleşim alanlarında ekonomik canlılık oluşturduğu belirtilen baraj, bazı sektörlerde yeni iş alanlarının oluşmasına katkı sağladı. Bunun yanında enerji altyapısının güçlenmesiyle birlikte bölgesel kalkınma açısından önemli avantajlar sağlandığı ifade ediliyor. Bölgedeki vatandaşlar ise baraj gölünün doğal görünümü nedeniyle son yıllarda daha fazla ziyaretçi çekmeye başladığını belirtiyor. Kılıçkaya Barajı Manzarası Sosyal Medyada İlgi Görüyor Son dönemde sosyal medya platformlarında paylaşılan drone görüntüleri ve doğa videoları sayesinde Kılıçkaya Barajı daha geniş kitleler tarafından tanınmaya başladı. Özellikle gün batımı saatlerinde çekilen görüntüler yoğun ilgi görüyor. Baraj gölünün çevresindeki doğal yapı, sisli hava görüntüleri ve dağ manzaraları kullanıcıların dikkatini çeken detaylar arasında yer alıyor. Doğa tutkunları ve kamp severler de bölgeyi keşfedilecek alanlar arasında göstermeye başladı. Sivas’ın doğal güzellikleri arasında gösterilen Kılıçkaya Barajı, son dönemde şehir dışından gelen ziyaretçilerin de uğrak noktalarından biri haline geliyor. Türkiye’deki Hidroelektrik Yatırımlarında Önemli Noktalardan Biri Türkiye’nin enerji politikalarında hidroelektrik santraller önemli yer tutmaya devam ediyor. Kılıçkaya Barajı da bu projeler arasında hem teknik kapasitesi hem de bölgesel etkisiyle öne çıkıyor. Uzmanlar, artan enerji ihtiyacıyla birlikte yenilenebilir enerji kaynaklarının daha fazla önem kazandığını belirtiyor. Bu kapsamda hidroelektrik projelerin enerji üretimindeki rolünün önümüzdeki yıllarda da devam edeceği ifade ediliyor. Sivas’taki Kılıçkaya Barajı ise hem enerji üretimi hem doğal görünümü hem de bölgesel katkılarıyla Türkiye’nin dikkat çeken baraj projeleri arasında yer almayı sürdürüyor.

Ankara Büyükşehir Belediyesi 5 Bin Hibeli Arı Kovanı Dağıtımına Başladı Haber

Ankara Büyükşehir Belediyesi 5 Bin Hibeli Arı Kovanı Dağıtımına Başladı

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), kırsalda üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak ve yerli üreticiyi desteklemek amacıyla tarımsal desteklerini sürdürüyor. Ekosistem dengesinin korunması, biyolojik çeşitliliğin devamlılığı ve tarımsal üretimin sürdürülebilmesi açısından önemli bir yere sahip olan arıcılık faaliyetleri de Büyükşehir Belediyesi’nin destek programlarıyla yaygınlaştırılıyor. “Başkent’te Her Kovan Bir Gelecek” sloganıyla yürütülen çalışma kapsamında ABB, modern arıcılık tekniklerine uygun, standart ölçülerde ve uzun ömürlü kullanıma elverişli 5 bin adet arı kovanını yüzde 50 hibeyle üreticilere ulaştırıyor. Kovan destek programının ilk etap dağıtımı Çubuk’ta gerçekleştirildi. Destekler önümüzdeki günlerde 16 kırsal mahallede daha devam edecek. 21 MİLYON TL’LİK DESTEK PROGRAMI Ankara Büyükşehir Belediyesi, yalnızca arı kovanı desteğiyle sınırlı kalmayarak arıcılık alanında kapsamlı destek programlarını da sürdürüyor. 2026 yılı içerisinde yüzde 50 hibeli arı kovanı desteğinin yanı sıra yüzde 75 hibeli fondan arı yemi desteğiyle toplam 21 milyon TL bütçeli destek programı üreticilerin hizmetine sunuldu. Yerel yönetimler ölçeğinde değerlendirildiğinde bu model, arıcılık alanında hayata geçirilen en kapsamlı uygulamalardan biri olarak öne çıkıyor. UYSAL: “ÜRETİCİMİZİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ” Çubuk’ta gerçekleştirilen dağıtım programında üreticilerle bir araya gelen ABB Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Hüseyin Şemsi Uysal, şu bilgileri paylaştı: “Ankara kırsalında genel manada 5 bin adet arı kovanı dağıtımının ilk partisini Çubuk ilçemizde gerçekleştiriyoruz. 16 kırsal mahallemizde dağıtımlarımız devam edecek. Bayramdan önce dağıtımımızın tamamını bitireceğiz. 5 bin kovan ile çiftçimize destek olmaya çalışacağız. Arı popülasyonunu dengede tutmak, sürdürülebilir tarımı sağlamak, doğal dengeyi korumak açısından arıcılıkla uğraşan çiftçilerimize destek olmayı son derece önemli buluyoruz. Büyükşehir olarak elimizden geleni yapıp üreticimizin yanında olmaya devam edeceğiz.” ARICILARDAN BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR Büyükşehir Belediyesi’nin arı kovanı desteğinden yararlanan üreticiler memnuniyetlerini şu sözlerle dile getirdi: -Sadık Kılıç: “Yaklaşık 6 yıldır arıcılık yapıyorum. Büyükşehir’in desteklerinden faydalanıyorum, kovan desteğinden faydalanıyorum, fondan arı yemi desteğinden faydalanıyorum. Maddi açıdan desteği oluyor ve arı geliştirmede büyük faydasını görüyoruz. Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ediyorum.”-Resul Gör: “5 senedir arıcılıkla uğraşıyorum, şu an güzel gidiyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği destekler çok güzel. Her zaman için halka destek olması çok güzel bir şey biz de bu sayede bu hizmetlerden faydalanıyoruz. Belediye’nin bizlere ilgi göstermesi daima mutluluk veriyor. Çok teşekkür ediyorum.”-İskender Arslan: “Belediye’nin desteğinden bu sene yararlanmaya başladım. Belediye’nin verdiği bu teşvikler bizim için çok yararlı oluyor. Hem maddi açıdan faydası hem destekleme açısından faydası var. Kovan veriyor, fide veriyor. Çok teşekkür ederiz. Allah yollarını açık etsin.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyanın En Büyük Arı Oteli Kuruluyor Haber

Dünyanın En Büyük Arı Oteli Kuruluyor

Türkiye’nin köklü ve yenilikçi bal markalarından Anavarza Bal, arı popülasyonunun korunması ve biyoçeşitliliğin sürdürülebilirliği adına sınırları aşan bir projeye imza atıyor. Kurum bünyesinde hayata geçirilen “Yaşasın Arılar” departmanının ilk büyük hamlesi olarak tasarlanan “Dünyanın En Büyük Arı Oteli”, markanın Adana Kozan’daki tesislerinde yükseliyor. Guinness Dünya Rekorlar Kitabı’na girmek için kriterlerin yerine getirilerek başvurunun ardından tescillenmesi ile eş zamanlı olarak açılışı yapılacak olan yapı, arı ölümlerine karşı küresel farkındalık için global bir adım atıyor. Arı otelleri, özellikle ekosistem için hayati öneme sahip olan ancak koloni halinde yaşamayan yalnız arı türleri için gece sığınağı, yuvalama alanı ve kış koruması sağlıyor. Anavarza Bal’ın hayata geçirdiği bu kalıcı yapı, dünyadaki arı ölümlerine dikkat çekerken, arıların doğal yaşam haklarını savunma misyonunu fiziksel bir anıta dönüştürüyor. Anavarza Bal Genel Müdürü Can Sezen konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları ifade etti: “Arılar varsa yaşam var. Biz yaptığımız işi, arıların dünyadaki yaşam hakkını ve ekosistemdeki vazgeçilmez yerini korumayı bir borç bilerek yapıyoruz. Dünyanın en büyük arı oteli, bu sorumluluk bilincinin uluslararası bir sembolü olacak.” Ekoloji ve Teknoloji Bir Arada: Dünyanın En Önemli 10 Tesisi Arasında Anavarza Bal’ın Kozan’daki bal tesisi, kapasitesinin yanı sıra, çevre dostu yaklaşımıyla da dikkat çekiyor. Kendi enerjisini üreten ve karbon ayak izini minimize eden tesis, gelişmiş laboratuvar altyapısı ve modern dolum hatları sayesinde küresel ölçekte en önemli 10 bal tesisi arasında gösteriliyor. Yeni kurulan arı oteli, markanın “Şeffaf Tesis” politikası kapsamında ziyaretçiler tarafından görülebilecek şekilde konumlandırıldı. Guinness Dünya Rekoru ile Global Farkındalık Projenin en heyecan verici adımlarından biri olan Guinness Dünya Rekoru başvurusu, Türkiye’den yükselen bu çevreci sesin tüm dünyada yankı bulmasını sağlayacak. 15 metrenin üzerinde uzunluğa ve 3 metreye varan yüksekliğe sahip dev boyutlarıyla dikkat çeken ve arılara güvenli bir habitat sunacak olan otel, bilimsel araştırmalara da ilham kaynağı olmayı amaçlıyor. Arıların doğal tozlaşma döngüsüne sağladığı katkı, bu dev yapı sayesinde bölgedeki tarımsal verimliliği de doğrudan destekleyecek. Yaşasın Arılar: Bir Sosyal Sorumluluk Vizyonu Anavarza Bal tarafından kurulan “Yaşasın Arılar” departmanı, sadece bir kurumsal birim değil; arıların refahını, yaşam haklarını ve ekolojik dengeyi korumayı hedefleyen bir düşünce biçimi. Marka, bu vizyonuyla insanların doğayla nasıl uyum içinde çalışabileceğinin en somut örneğini sergilemeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.