Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekosistem

Kapsül Haber Ajansı - Ekosistem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekosistem haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Boeing x GİRVAK “Airpreneurs” Programı Beşinci Kez Genç Yetenekleri Bekliyor Haber

Boeing x GİRVAK “Airpreneurs” Programı Beşinci Kez Genç Yetenekleri Bekliyor

Boeing ve Türkiye Girişimcilik Vakfı'nın (GİRVAK) 2016 yılından bu yana sürdürdüğü iş birliği kapsamında düzenlenen “Boeing x GİRVAK Girişimcilik Programı “Airpreneurs”, havacılık alanında yenilikçi çözümler geliştirmek isteyen gençlere takım tabanlı bir girişimcilik ve mentorluk deneyimi sunuyor. Bu yıl beşincisi gerçekleştirilecek program, katılımcıların yalnızca fikir üretmesini değil, gerçek sektör problemlerine uygulanabilir çözümler geliştirmesini hedefliyor. Program kapsamında katılımcılar bireysel olarak değil, program süresince oluşturdukları takımlarla ilerliyor. Süreç boyunca havacılık sektörünün güncel ihtiyaçlarından ilham alan ekipler, fikirlerini geliştirerek uygulanabilir çözümlere dönüştürme fırsatı yakalıyor. Özellikle sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm ve uçuş güvenliği gibi sektörün öncelikli başlıklarında çözüm üretmeyi amaçlayan program, genç yeteneklerin girişimcilik bakış açısıyla değer yaratmalarını destekliyor. Boeing ve GİRVAK, girişimciliği yalnızca şirket kurmaya indirgemeden; merak etmeyi, deneme cesaretini göstermeyi, birlikte üretmeyi ve sorunlara çözüm odaklı yaklaşmayı teşvik ediyor. Boeing x GİRVAK Girişimcilik Programı “Airpreneurs” de bu anlayış doğrultusunda katılımcılara disiplinler arası çalışma deneyimi kazandırırken, onları sektör profesyonelleriyle buluşturuyor. Takım çalışması ve mentorluk odaklı bir gelişim süreci Programa kabul edilen katılımcılar, çevrim içi gerçekleştirilecek takım oluşturma etkinliğinde havacılık sektöründen gerçek problemlerle tanışıyor ve ortak ilgi alanları doğrultusunda ekiplerini oluşturuyor. Program boyunca her takım, alanında uzman mentorlarla düzenli birebir görüşmeler gerçekleştirerek fikirlerini geliştiriyor, iş modeli oluşturuyor ve çözüm önerilerini olgunlaştırıyor. Sürecin sonunda ise takımlar, geliştirdikleri projeleri havacılık sektörünün önde gelen temsilcilerinden oluşan jüriye sunma fırsatı yakalıyor. Programa; 18-35 yaş aralığındaki, havacılık ve mühendislik alanlarında öğrenim gören ve havacılık alanına ilgi duyan üniversite öğrencileri, havacılık sektöründe çalışan genç profesyoneller başvuruda bulunabiliyor. Boeing Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü Ayşem Sargın, “Boeing olarak, havacılık sektörünün geleceğini şekillendirmek için yeni nesil girişimcileri desteklemeyi kurumsal bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu yıl beşincisini gerçekleştirdiğimiz Airpreneurs programı aracılığıyla üniversitelerdeki potansiyeli sektörün gerçek ihtiyaçlarıyla buluşturarak, yenilikçi fikirlerin filizleneceği güçlü bir ekosistem yaratmayı amaçlıyoruz. Bir taraftan Türkiye’nin havacılıktaki girişimcilik kültürünü teşvik ederken, diğer taraftan genç yeteneklerle birlikte küresel havacılık sorunlarına uygulanabilir ve somut çözümler kazandırmayı hedefliyoruz.” dedi. GİRVAK Genel Müdürü Mehru Öztürk, programla ilgili şunları dile getiriyor: “Bugün girişimcilik, yalnızca bir şirket kurma yolculuğu değil; merak eden, soru soran, birlikte düşünen ve çözüm üretme cesareti gösteren bireyler yetiştirmek anlamına geliyor. Boeing x GİRVAK Girişimcilik Programı da gençlerin bu bakış açısını gerçek sektör deneyimiyle buluşturuyor. Katılımcılar, havacılık sektörünün güncel ihtiyaçlarına çözüm geliştirirken takım çalışmasını deneyimliyor, alanında uzman mentorlardan destek alıyor ve fikirlerini hayata geçirebilecekleri güçlü bir öğrenme ortamının parçası oluyor. Beşinci yılına ulaşan programımızla, gençlerin potansiyellerini keşfetmelerine, birlikte üretme kültürünü benimsemelerine ve geleceğin havacılık ekosistemine katkı sağlayacak yetkinlikler kazanmalarına destek vermekten büyük mutluluk duyuyoruz. Gençlerin cesur fikirlerinin, sektörlerin dönüşümünde önemli bir rol oynadığına inanıyor ve onları bu yolculuğun bir parçası olmaya davet ediyoruz.” Programa başvurular 20 Eylül tarihine kadar devam ediyor. Başvuru Linki: https://airtable.com/appW3z6MlMaaRDV4D/pagaTpMzKmPjcyoHo/form Boeing Hakkında Dünyanın önde gelen havacılık ve uzay şirketlerinden biri ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) en büyük ihracatçısı olan Boeing, 150'den fazla ülkedeki müşterileri için ticari uçaklar, savunma ürünleri ve uzay sistemleri geliştirmekte, üretmekte ve hizmet sağlamaktadır. ABD ve küresel iş gücümüz ve tedarikçi tabanımız inovasyonu, ekonomik fırsatı, sürdürülebilirliği ve toplumsal etkiyi teşvik etmektedir. Boeing, güvenlik, kalite ve bütünlük gibi temel değerlerimize dayalı kültürümüzü yaşatmaya kararlıdır. GİRVAK Hakkında Türkiye Girişimcilik Vakfı (GİRVAK), 2014 yılında girişimciliğin Türkiye'nin sosyo-ekonomik dönüşümünde kilit bir rol oynadığına inanan iş insanları ve kanaat önderleri tarafından kurulmuştur. GİRVAK, girişimciliği yalnızca şirket kurmak değil; bir düşünme biçimi, deneme cesareti ve etki yaratma aracı olarak ele alır. Gençlerin potansiyeline yatırım yaparak, teknoloji ve girişimcilik yoluyla toplumsal ve çevresel sorunlara çözüm üretmelerini destekler. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa, Isı Pompasında Vites Büyüttü… Türkiye Bu Dönüşümü Kaçırmamalı Haber

Avrupa, Isı Pompasında Vites Büyüttü… Türkiye Bu Dönüşümü Kaçırmamalı

Avrupa'daki dönüşümün yalnızca cihaz değişiminden ibaret olmadığını belirten Üçay Mühendislik İcra Kurulu Üyesi ve İklimlendirme & Şubeler Direktörü Zafer Çüman, Türkiye'nin de bu süreci bütüncül bir enerji vizyonuyla değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Avrupa'da enerji dönüşümünün lokomotifi haline gelen ısı pompaları yeniden güçlü bir büyüme trendine girdi. Avrupa Isı Pompası Birliği'nin (EHPA) yayımladığı 2025 öncü verilerine göre, 16 Avrupa ülkesinde konut tipi ısı pompası satışları bir önceki yıla göre ortalama %10,3 artarak 2,62 milyon adede ulaştı. Böylece Avrupa genelindeki kurulu ısı pompası sayısı yaklaşık 28 milyona yükseldi. Satışların yeniden ivme kazanmasında; istikrarlı teşvik programları, elektrifikasyon politikaları ve fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmaya yönelik kamu politikaları belirleyici rol oynadı. Avrupa'da ısı pompası satışları ilk çeyrekte %17 arttı Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) 2026 Dünya Enerji Yatırımları Raporu da elektrifikasyonun küresel enerji yatırımlarındaki ağırlığının her geçen yıl arttığını ortaya koyuyor. Rapora göre, 2026'nın ilk çeyreğinde Avrupa'da ısı pompası satışları geçen yılın aynı dönemine göre %17 artış gösterdi. Enerji dönüşümünün yalnızca yeni teknolojilere geçiş olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Üçay Mühendislik İcra Kurulu Üyesi ve İklimlendirme & Şubeler Direktörü Zafer Çüman, şunları söyledi: Dönüşümün merkezinde ısı pompaları yer alıyor "Bugün Avrupa'da yaşanan dönüşüm, yalnızca doğal gaz kazanlarının yerini ısı pompalarının alması olarak değerlendirilmemeli. Yeniden tasarlanan sadece cihazlar değil; enerjinin üretiminden depolanmasına, yönetiminden tüketimine kadar uzanan bütün enerji sistemidir. Isı pompaları da bu entegre ekosistemin en önemli bileşenlerinden biridir." Avrupa'da ısı pompalarına olan ilginin temelinde karbon emisyonlarını azaltma hedefleri, fosil yakıtlara bağımlılığı düşürme politikaları, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla tam uyumlu sistemlere geçiş ve uzun vadede enerji maliyetlerini kontrol altında tutma ihtiyacının bulunduğunu belirten Çuman, bu dönüşümün kamu politikalarıyla da desteklendiğini ifade etti. Birçok Avrupa ülkesinde elektrik üzerindeki vergi yükünün azaltılmasına yönelik uygulamaların da pazarın büyümesini desteklediğini söyledi. Dört mevsim çözüm sunuyor Enerji verimliliği yüksek sistemlere geçişin artık yalnızca çevresel değil, ekonomik bir gereklilik haline geldiğini vurgulayan Çüman, şunları söyledi: “Isı pompaları yalnızca kış aylarında ısıtma sağlayan sistemler değildir. Aynı zamanda yaz aylarında soğutma ve kullanım sıcak suyu ihtiyacını da karşılayarak dört mevsim çözüm sunuyor. Bu özellikleri sayesinde hem bireysel kullanıcılar hem de ticari işletmeler için enerji maliyetlerini düşüren önemli bir teknoloji haline geliyor. Öte yandan Türkiye, sahip olduğu iklim çeşitliliği ve yenilenebilir enerji potansiyeli sayesinde ısı pompası teknolojilerinin yaygınlaşması için önemli avantajlara sahip." Enerji sektörünün önümüzdeki dönemde birbirini tamamlayan teknolojiler üzerine kurulacağını ifade eden Çüman, sözlerini şöyle tamamladı: "Enerji dönüşümünü yalnızca yeni cihazlara geçiş olarak değerlendirmemek gerekiyor. Gelecekte; güneş enerjisi sistemleri, ısı pompaları, enerji depolama çözümleri ve elektrikli araç şarj altyapıları birbirini tamamlayan entegre bir ekosistem oluşturacak. Türkiye'nin bu dönüşümü bugünden planlaması hem enerji güvenliği hem de sürdürülebilirlik açısından kritik önem taşıyor." Üçay Mühendislik Hakkında Temelleri 2000 yılında atılan Üçay Mühendislik Enerji ve İklimlendirme Teknolojileri A.Ş., enerji tasarrufu ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda iklimlendirme, elektrik, mekanik, güneş enerjisi sistemleri (GES) ve elektrikli araç (EA) şarj hizmetleri alanlarında faaliyet göstermektedir. Bağlı ortaklığı Elaris ile elektrikli araç şarj ağı işletmeciliği ve elektrikli şarj istasyonu satışı alanlarında da hizmet sunmaktadır. Merkezi İstanbul olan Üçay Mühendislik, Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde 22’den fazla ilde 35’in üzerinde şube, depo ve showroom ile faaliyetlerine devam etmektedir. Kurulduğu günden bu yana 2 milyondan fazla bireysel ve kurumsal müşteriye mühendislik hizmeti sağlayan şirket, gelişmiş ERP altyapısıyla birbirine entegre çalışan şubeleri aracılığıyla yılda ortalama 30.000 müşteriye hızlı, güvenilir ve kesintisiz hizmet sunmaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayer Türkiye Dijital Sağlık ve Tarım Girişimleri Haritası İçin Başvuruları Başlattı Haber

Bayer Türkiye Dijital Sağlık ve Tarım Girişimleri Haritası İçin Başvuruları Başlattı

Bayer, sağlık ve tarım alanında faaliyet gösteren yenilikçi girişimleri görünür kılmak amacıyla hazırladığı "Türkiye Dijital Sağlık ve Tarım Girişimleri Haritası"nı güncelliyor. Tenity iş birliğiyle dokuz yıldır yürütülen G4A Girişim Hızlandırma Programı kapsamında iki yılda bir yayımlanan harita için başvurular başladı. Türkiye’nin sağlık ve tarım alanındaki girişimcilik ekosistemini tek bir platformda bir araya getirmeyi hedefleyen haritada yer almak isteyen girişimler, 6 Eylül Pazar gününe kadar bu link üzerinden başvuruda bulunabilecek. Haritada yer almak isteyen girişimlerin logo, şirket unvanı, çalışma alanı ve web sitesi iletişim bilgilerini paylaşması ve başvuru formunu detaylı bir şekilde doldurması gerekiyor. İletişim Desteği Verilecek 2026 yılı Türkiye Dijital Sağlık ve Tarım Girişimleri Haritası; akıllı tarım teknolojilerinden telesağlığa, zararlılarla mücadeleden hastane ve eczane çözümlerine kadar sağlık ve tarım alanında farklı kategorilerde faaliyet gösteren girişimleri kapsayacak. Değerlendirmeler sonucunda haritada yer alacak girişimler ekim ayında açıklanacak. Bayer, belirlenen startup’ları sosyal medya kanalları ve çeşitli platformlarda paylaşarak görünürlüklerine katkı sağlayacak. Güncellenen harita ile yenilikçi girişimlerin görünürlüğünün artırılması, ekosistem paydaşları arasındaki iş birliklerinin güçlendirilmesi ve inovasyon kültürünün gelişimine katkı sağlanması amaçlanıyor. Bayer Hakkında Bayer, sağlık ve beslenme ile ilgili yaşam bilimleri alanlarında uzmanlaşmış küresel bir şirkettir. "Herkes için Sağlık, Sıfır Açlık" misyonu doğrultusunda, artan ve yaşlanan küresel nüfus nedeniyle çağımızın önemli sorunlarına ürün ve hizmetleriyle çözüm sunmaya katkıda bulunarak insanlara ve yaşadığımız gezegene destek olmayı amaçlamaktadır. Sürdürülebilir kalkınma ilkelerine bağlı olan şirket, faaliyet gösterdiği alanlarda olumlu etki yaratma konusunda kararlıdır. Bayer Grup, aynı zamanda inovasyon ve büyüme yoluyla değer yaratmayı ve kâr etme gücünü artırmayı hedeflemektedir. Bayer markası tüm dünyada güveni, kaliteyi ve güvenilirliği temsil etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DataSpecta’da 80 Mühendis Yerli Yapay Zeka Modelleri İçin Çalışıyor Haber

DataSpecta’da 80 Mühendis Yerli Yapay Zeka Modelleri İçin Çalışıyor

Dünyada hızla gelişen yapay zeka teknolojileri, Türkiye'de de güçlü bir ekosistem oluşturuyor. OYAK'ın girişim sermayesi yatırımları arasında yer alan Innovance bünyesinde faaliyet gösteren DataSpecta, dört yıldır yerli büyük dil modelleri ve farklı sektörlere yönelik yapay zeka çözümleri geliştiriyor. Şirket, bu alandaki çalışmalarını 80 kişilik mühendis ekibiyle sürdürüyor. Türkiye'deki yapay zeka ekosisteminin son yıllarda önemli ölçüde geliştiğini belirten Innovance Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey, "Dört yıl önce kurduğumuz DataSpecta şirketimiz, veri ve yapay zeka teknolojilerine odaklanıyor. Bugün 80 kişilik mühendis ekibimizle büyük dil modelleri, üretken yapay zeka çözümleri ve kurumsal yapay zeka uygulamaları üzerinde çalışıyoruz. Finans, insan kaynakları, pazarlama ve farklı iş süreçlerine yönelik üretken yapay zeka çözümleri geliştiriyoruz. Bunun yanında birçok OYAK şirketinde yapay zeka dönüşümüne yönelik çalışmalar yürütülüyor." şeklinde konuştu Kendi GPU altyapısında 10'un üzerinde ürün geliştirildi Yapay zeka çalışmalarını kendi bünyelerinde kurdukları GPU altyapısı üzerinde yürüttüklerini belirten Ürey, bu yatırımın model geliştirmeden ürünleşmeye kadar tüm süreci hızlandırdığını söyledi. Ürey şöyle devam etti: "DataSpecta bünyesinde GPU sunucu yatırımı gerçekleştirdik. Bu altyapı sayesinde kendi geliştirdiğimiz ya da kurumların ihtiyaçlarına göre optimize ettiğimiz büyük dil modelleriyle uçtan uca çözümler üretebiliyoruz. Veriyi dışarıya çıkarmadan kendi ortamımızda çalışabiliyor olmak bize hem güvenlik hem de esneklik kazandırıyor. Ar-Ge ekibimiz bu ortamı kullanarak, codeSpecta ve CogniSpecta gibi kapsamlı platformlar başta olmak üzere bugüne kadar 10'un üzerinde ürün ve çözüm geliştirdi." Geliştirilen çözümlerin bir bölümünün şirketin kendi projelerinde de kullanıldığını aktaran Ürey, "Ürettiğimiz teknolojileri yalnızca müşterilerimize sunmakla kalmıyor, kendi projelerimizde de kullanıyoruz. Bugün yapay zeka desteğiyle kod geliştiriyor, mevcut sistemlerin kodlarını analiz ederek modernizasyon projeleri yürütüyor, veri modelleri ve raporlar üretiyoruz. Bu örnekler her geçen gün artıyor. Kendi ürünlerimizi sahada birebir kullanmak, onları gerçek ihtiyaçlarla olgunlaştırmamızı sağlıyor; bu yaklaşım bize standardizasyon, hız ve kalite olmak üzere üç alanda somut kazanım getirdi." şeklinde konuştu. Yapay zekada yerli teknolojilerin önemi Yapay zekanın savunmadan lojistiğe, sanayiden finansa kadar birçok alanda dönüşümü hızlandırdığını belirten Ürey, yerli teknoloji geliştirme kabiliyetinin önemine dikkat çekti. Son dönemde yaşanan küresel gelişmelerin, yapay zekanın stratejik önemini daha görünür hâle getirdiğini belirten Ürey sözlerini söyle sürdürdü: “Ancak yalnızca savunma alanında değil, hizmet sunduğumuz tüm sektörlerde de güvenilir, sürdürülebilir ve yerli teknolojiler geliştirmek büyük önem taşıyor. Verinin güvenli şekilde yönetildiği ve kurumların ihtiyaçlarına göre geliştirilen yapay zeka çözümleri, dijital dönüşümün temel unsurlarından biri hâline geliyor. Kritik teknolojilerde yerli yetkinliklerin geliştirilmesi ve kurumların kendi teknolojik kabiliyetlerini güçlendirmesi büyük önem taşıyor." Türkiye'de yapay zeka ekosistemi büyüyor Türkiye'de teknoloji girişimlerinin ve yapay zeka kullanımının hızla geliştiğini belirten Ürey, "Türkiye'de yapay zeka ekosistemi her geçen gün güçleniyor. Geliştirilen teknolojilerin hem kurumlar hem de bireyler tarafından giderek daha fazla benimsendiğini görüyoruz. Bu gelişim, yerli teknoloji üreticileri için de önemli fırsatlar oluşturuyor." şeklinde konuştu. Yerli teknoloji girişimlerine yapılan yatırımların önemine dikkat çeken Ürey, "Yapay zeka alanında hem yatırım hem de uzun soluklu Ar-Ge büyük önem taşıyor. Dünyada şirketler yapay zeka teknolojilerine milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Biz de Innovance olarak veri ve yapay zeka alanında, başta OYAK şirketleri olmak üzere farklı sektörlerden kurumlarla birlikte çalışıyor, yerli teknolojiler geliştirmeye devam ediyoruz." ifadelerini kullandı. OYAK bünyesinde ortak yapay zeka altyapısı OYAK bünyesinde yürütülen çalışmalara da değinen Yusuf Ürey, OYAK Dijital ile birlikte ortak bir yapay zeka altyapısı oluşturduklarını belirtti. Yapay zeka teknolojilerinin gerektirdiği yüksek maliyetleri azaltmak ve OYAK şirketlerine merkezi bir yapı üzerinden hizmet sunabilmek amacıyla OYAK Dijital ile birlikte ortak bir altyapı tasarladıklarını ifade eden Ürey “Bu yapı sayesinde şirketlerin ihtiyaç duyduğu yapay zeka çözümlerinin daha güvenli, hızlı ve verimli şekilde geliştirilmesini hedefliyoruz." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan EnBW Enerji'den Doğa Dostu Proje: Kıyıköy RES'te "Arı Otelleri" Dönemi Haber

Borusan EnBW Enerji'den Doğa Dostu Proje: Kıyıköy RES'te "Arı Otelleri" Dönemi

Borusan Grubu ve Energie Baden-Württemberg AG’nin (EnBW) ortak girişimi Borusan EnBW Enerji, yenilenebilir enerji üretimini ekosistemi koruyan uygulamalarla birleştiriyor. Borusan EnBW Enerji çalışanlarının gönüllülük esasıyla geliştirdiği Arı Otelleri projesi, yerel türlerin korunmasına ve bölge halkının bilinçlendirilmesine odaklanıyor. Kıyıköy Rüzgâr Enerji Santrali (RES) sahasında özellikle yaz aylarında türbin girişlerinde yuvalanan Avrupa eşek arısı (Vespa crabro) nedeniyle oluşan insan-yaban hayatı etkileşimi, saha operasyonları ve bakım faaliyetleri açısından iş sağlığı ve güvenliği riski yaratıyor. Borusan EnBW Enerji, bu sorunu kimyasal yöntemlere başvurmadan, ekosistem dostu ve sürdürülebilir bir yaklaşımla yönetmek üzere “Arı Otelleri” projesini devreye aldı. Borusan Grubu’nun iklim, insan ve inovasyon (i3) sürdürülebilirlik odağını sahaya taşıyan proje; doğayı korurken operasyonel sürekliliği destekleyen, döngüsel ekonomi ve toplumsal etkiyi bir araya getiren bütüncül bir model olarak öne çıkıyor. Amasyalı, “Yeşil dönüşüm, yalnızca enerji üretmekten ibaret değil” Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Enis Amasyalı, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yenilenebilir enerji üretimi yaparken tesis sahalarımızda biyoçeşitliliği korumak, insan-yaban hayatı etkileşimini doğa temelli çözümlerle yönetmek ve bunu çalışan gönüllülüğü ile yerel kalkınmayı destekleyen bir yaklaşımla hayata geçirmek sürdürülebilirlik vizyonumuzun tam merkezinde yer alıyor. Arı Otelleri projesi, doğaya saygılı operasyon anlayışımızın, toplumsal faydayı önceleyen sürdürülebilirlik yaklaşımımızın ve sahadaki ortak aklın güçlü bir örneği.” Doğal koku bariyerleriyle arılar atık malzemelerle yapılan yaşam alanlarına yönlendiriyor Arı Otelleri projesi kapsamında türbin girişlerine dikilen yabani nane, biberiye, kekik, fesleğen, adaçayı, limon otu, sarımsak, okaliptüs ve defne yaprağı gibi aromatik bitkilerle doğal koku bariyerleri oluşturuldu. Böylece Avrupa eşek arılarının zarar görmeden alternatif alanlara yönlendirilmesi sağlandı. Bununla birlikte, Kıyıköy Ortaokulu’ndan 68 öğrenci ve Borusan EnBW Enerji gönüllüleri bir araya gelerek atık malzemelerden Arı Otelleri üretti. Sahaya yerleştirilen bu oteller, arılar için güvenli yuvalama alanları oluştururken, türbin gövdelerinden toplanan yağmur sularıyla yaban hayatı için su yalakları da kuruldu. Proje, bulunduğu ekosistemin bütününü desteklemeyi amaçlıyor. Kurulan arı otelleri ve su yalaklarının etkinliği ise fotokapan sistemleri ve düzenli saha gözlemleriyle aktif olarak izleniyor. Biyoçeşitlilik, eğitim ve döngüsel ekonomi aynı projede buluştu Arı Otelleri projesi, çevresel faydanın yanı sıra sosyal etki de üretti. Kıyıköy Ortaokulu ile gerçekleştirilen gönüllülük iş birliği sayesinde genç nesillerin biyoçeşitlilik, ekosistem dengesi ve doğa temelli çözümler konusunda farkındalığı artırıldı. Atık malzemelerin yeniden değerlendirilerek arı otellerine dönüştürülmesi ise projeyi döngüsel ekonomi açısından da örnek bir uygulama haline getirdi. Kimyasal müdahale yerine doğal yönlendirme, kaynak verimliliği ve yerel paydaş katılımı, projenin en ayırt edici unsurları arasında yer aldı. “Geleceğe İlham Ödülleri”nde biyoçeşitlilik kategorisinde ödül “Arı Otelleri” projesi, Borusan Holding tarafından düzenlenen “Geleceğe İlham Ödülleri” kapsamında biyoçeşitlilik kategorisinde ödüle layık görüldü. Bu ödül, projenin yalnızca saha özelinde bir çözüm üretmekle kalmadığını; aynı zamanda ölçeklenebilir, tekrarlanabilir ve sektöre örnek teşkil eden bir model sunduğunu da ortaya koydu. Borusan EnBW Enerji, Kıyıköy RES’te geliştirilen bu uygulamayı şirketin diğer sahalarında da yaygınlaştırılmayı planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Meslekleri Değil, Kullanmayanları Geride Bırakacak! Haber

Yapay Zekâ Meslekleri Değil, Kullanmayanları Geride Bırakacak!

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, yapay zekânın dönüştürdüğü yeni dünyada üniversitelerin rolünü değerlendirdi. "Üniversiteler artık küresel rekabet ekosisteminin bir parçası" Tercih maratonunun devam ettiği bu günlerde "Geleceğin Meslekleri ve Yapay Zekâ Devrimi" konusunu değerlendiren Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, "Üniversite bir ekosistemdir. Bu ekosistemin akademisyenleri, öğrencileri ve üniversite-sanayi iş birlikleri gibi birçok bileşeni vardır. Birinci nesil üniversiteler bilgi aktarmaya odaklıydı. İkinci nesil üniversiteler Ar-Ge odaklı hale geldi. Üçüncü nesil üniversiteler ise üretilen bilginin ürüne dönüşmesini hedefleyen girişimcilik odaklı kurumlara dönüştü. Bugün ise dördüncü nesil üniversiteler girişimciliğin küresel ağlar içerisinde rekabet edebilmesini destekleyen yapılara dönüştü." dedi. Bu dönüşümün öğrencilerin eğitim anlayışını da değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Bu dönüşen ekosistemin içerisinde öğrencilerimizin akademisyenlerle, sanayiyle ve diğer paydaşlarla doğru ilişki kurmasını sağlamak zorundayız. Çünkü artık mezuniyet sadece diploma almak anlamına gelmiyor." diye konuştu. "İyi proje yazabilmek geleceğin en önemli yetkinliklerinden biri" Projelerin geleceğin mesleklerinde belirleyici rol oynadığını ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, "Bir projenin dört temel özelliği vardır. Özgün olması gerekir. Bilimsel yöntemlere dayanması gerekir. Yaygınlaştırılabilir olması gerekir. Elde edilen sonuçların da tekrar üretilebilir olması gerekir. Öğrencilerimizin bu yetkinlikleri kazanması için birinci sınıftan itibaren sistematik şekilde ilerleyen bir eğitim modeli uyguluyoruz." ifadesinde bulundu. "Proje kültürü birinci sınıfta başlıyor" Üsküdar Üniversitesi'nde proje temelli eğitimin öğrencilerin ilk yılından itibaren başladığını anlatan Prof. Dr. Ergüzel, "İlk olarak Üniversite Kültürü dersini veriyoruz. Üniversite nedir, öğrenciden beklenti nedir, üniversitenin hayata katacağı değerler nelerdir; bunları konuşuyoruz. Ardından Girişimcilik ve Proje Kültürü dersimiz geliyor. Üçüncü sınıfta projeli seçmeli derslerimiz var. Son sınıfta ise öğrencilerimiz mezuniyet projelerini hazırlıyor. Böylece dört yıl boyunca adım adım gelişen bir proje kültürü oluşturuyoruz." şeklinde konuştu. "BrainPark'tan öğrenci kulüplerine kadar güçlü bir ekosistem kurduk" Üniversite bünyesinde yalnızca derslerle değil, farklı platformlarla da öğrencilerin desteklendiğini belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Üniversitemizin içerisinde bir kuluçka merkezimiz var. BrainPark'ımız var. Ar-Ge çalışma gruplarımız var. Öğrenci kulüplerimiz var. Dolayısıyla öğrencilerimiz ilgi alanlarına göre hem akademik hem girişimcilik hem de araştırma açısından çok geniş destek mekanizmalarından yararlanabiliyor." dedi. "İş bulma kaygısı son derece doğal" Üniversite adaylarının en büyük endişelerinden birinin mezuniyet sonrası istihdam olduğunu belirten Prof. Dr. Ergüzel, "İş bulabilme kaygısının öncelikli olması son derece doğal. Çünkü üniversite sonrasında bir iş hayatı, aile hayatı ve kariyer planı var. Bizler de öğrencilik dönemimizde aynı kaygıları yaşadık. Üniversitenin görevi bu süreçte öğrenciye doğru rehberlik etmektir." diye konuştu. "Bilgiyi ürüne dönüştürebilen öğrenciler öne çıkıyor" Sadece teorik bilgiye sahip olmanın artık yeterli olmadığını ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, "İş hayatında yalnızca bilgi ölçülmüyor. Bilgiyi ürüne dönüştürebilme, uygulamaya geçirebilme becerileri de değerlendiriliyor. Bu nedenle öğrencilerimizin bu deneyimi mezun olduktan sonra değil, üniversite yıllarında kazanmasını hedefliyoruz." şeklinde konuştu. Bilim Fikir Festivali öğrencileri geleceğe hazırlıyor Üniversitede düzenlenen Bilim Fikir Festivali ve Hackathon organizasyonlarının öğrencilerin gelişimine önemli katkılar sağladığını belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Bilim Fikir Festivali ve Hackathon gibi rekabetçi uygulamalar öğrencilerimize çok önemli deneyimler kazandırıyor. Özellikle Hackathon'larda önemli başarılar elde eden öğrencilerimizin mesleki gelişimlerine büyük katkılar sağlandığını görüyoruz." ifadesinde bulundu. "Proje kültürü lise yıllarında başlamalı" Bilim Fikir Festivali'nin yalnızca üniversite öğrencilerine değil lise öğrencilerine de hitap ettiğini belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Bu süreci sadece üniversite yıllarıyla sınırlamıyoruz. Bilim Fikir Festivali'ni lise öğrencilerine taşımamızın temel nedeni; proje yazma kültürünü erken yaşlarda kazandırmak. Bir problemle karşılaşıldığında bunu sistematik biçimde çözebilme yaklaşımını lise döneminde kazanan öğrenciler üniversiteye çok daha hazırlıklı geliyor." dedi. "TÜBİTAK ve TÜSEB destekli öğrenci projelerimiz var" Üsküdar Üniversitesi öğrencilerinin ulusal ve uluslararası fonlardan destek alan çok sayıda projeye imza attığını belirten Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti: "Üniversitemizin TÜBİTAK, TÜSEB gibi ulusal kuruluşların yanı sıra uluslararası fon sağlayıcılar tarafından desteklenen çok sayıda öğrenci projesi bulunuyor. İyi bir bölümde okumak tek başına yeterli değil. Eğer bunu güçlü projelerle ve uluslararası iş birlikleriyle desteklerseniz mezuniyet sonrasında çok önemli avantajlar elde ediyorsunuz. Proje yazmak sadece bilimsel çalışma yapmak değildir. Aynı zamanda proje içerisindeki ekip arkadaşlarınızla, ortaklarınızla ve paydaşlarınızla iletişimi yönetmeyi de öğrenirsiniz. Bu nedenle proje deneyimi öğrencilerin iletişim becerilerini geliştiren çok önemli bir eğitim sürecidir." "Yapay zekâ her mesleği dönüştürüyor" Yapay zekânın bazı mesleklerde doğrudan, bazılarında ise destekleyici rol üstlendiğini belirten Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, "Yapay zekâyı yoğun kullanan meslekler olduğu gibi onu destekleyici araç olarak kullanan meslekler de var. Burada ayırt edici unsur ister sağlık bilimleri, ister mühendislik, ister sosyal bilimler olsun, o alana özgü yetkinliklerin güçlü şekilde kazandırılmasıdır. Üniversitelerin temel görevi de tam olarak budur." diye konuştu. "Üniversite sadece bilgi veren kurum değil, değer inşa eden bir ekosistem" Üsküdar Üniversitesi'nde öğrencilerin eğitim yolculuğunun planlı ve aşamalı biçimde kurgulandığını anlatan Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, şöyle konuştu: "Üniversite Kültürü ile başlıyoruz, Girişimcilik ve Proje Kültürü ile olgunlaştırıyoruz, Projeye Dayalı Seçmeli Ders ve mezuniyet projesiyle tamamlıyoruz. Bunun yanında üniversitemizin değer odaklı ayağında 24 Altın Değer yaklaşımı bulunuyor. Üniversitenin temel misyonu eğitim vermek olmakla birlikte aslında siz adayı iş hayatına, topluma ve dünyaya hazırlıyorsunuz. Çok iyi bir mühendis yetiştirmek kıymetlidir ama değerleri olan bir mühendis yetiştirdiğiniz zaman geliştirdiği yazılımla, yaptığı uygulamayla topluma katkı sağlayan bir birey haline gelir. Önceliğimiz sadece iyi bir mühendis ya da iyi bir sağlık bilimci yetiştirmek değil; değer odaklı bireyler yetiştirmektir." "Yapay zekâ bir tehdit değil, güçlü bir iş ortağı" Yapay zekânın bazı alanlarda istihdamı dönüştüreceğini ancak asıl farkı teknolojiyi etkin kullananların oluşturacağını söyleyen Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti: "Yapay zekânın bazı mesleklerdeki istihdam alanını daraltacağı muhakkak. Ancak endişe edilmesi gereken şey yapay zekâ mesleği alacak mı sorusu değil. Yapay zekâyı doğru kullananlar, hiç kullanmayan veya zayıf kullanan meslektaşlarının önüne geçecekler. Eğer yapay zekâ araçlarını iyi kullanabiliyorsanız istihdam anlamında avantajlı olacaksınız. Mutlak surette birkaç yıl içerisinde yapay zekâ araçlarına hâkim olmayan, bunu bir iş ortağı olarak kullanmayan herhangi bir meslek alanı kalmayacak. Dolayısıyla yapay zekâ bir tehdit değil, zaman kazandıran, analiz gücü sağlayan, işleri kolaylaştıran güçlü bir iş ortağıdır. Yapay zekâyı tehdit olarak görmek yerine fırsat olarak görmek ve bu aracı sağlıklı kullanmak gerekiyor." "Klasik CV dönemi sona eriyor" İş dünyasının artık klasik öz geçmişlerden çok dijital portfolyolara önem verdiğini belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Artık adaylardan beklentimiz klasik öz geçmişlerden ziyade dijital öz geçmişlerini hazırlamaları. Öğrenci üniversite hayatında hangi projelerde yer aldı, neler öğrendi; bunları CV formatına sığdırmak mümkün olmayabiliyor. Dijital öz geçmişlerinde yaptıkları projelerin videolarını koyabilir, kendilerini anlatabilirler. Öz geçmiş dediğiniz şey sadece metinden ibaret olmamalı. Videolar da olmalı. Lise döneminden itibaren yaptığı projeleri, aldığı ödülleri, nasıl geliştirdiğini anlatan bir dijital portfolyo mezuniyet sonrasında istihdam açısından önemli avantaj sağlayacaktır." dedi. "Üniversite seçerken ayırt edici özelliği sorgulayın" Tercih dönemindeki adaylara da seslenen Prof. Dr. Ergüzel, "Aday öğrenciler öncelikle bir üniversitenin ayırt edici özelliğinin ne olduğunu sorgulamalı. Sonrasında bölüm özelindeki farklılıkları değerlendirmeli. Bunun en doğru yolu üniversiteye gelmek, akademisyenleri ve öğrencileri dinlemektir." ifadesinde bulundu. "Üniversite geleceğe yapılan en önemli yatırımdır" Üniversite tercihinin hayatın en kritik yatırımlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Üniversite geleceğe yapılan bir yatırımdır. Geleceğinize yatırım yaparken doğru yatırım danışmanı, doğru akademisyen ve doğru üniversiteyle bu süreci yürütmek gerekir. Bir üniversitenin öğrenciye kazandırması gereken üç temel özellik vardır; öz güven, liderlik becerisi ve iletişim. Her öğrencimizin farklı meziyetleri var. Bunların ortaya çıkmasını sağlayan proje geliştirme ortamları, öğrenci kulüpleri, sosyal etkinlikler ve hackathonlar üniversitede mutlaka bulunmalıdır. Amaç her öğrencinin kendine özgü becerisini ortaya çıkarmaktır." şeklinde konuştu. "Hayatın zorluklarına hazırlayan üniversiteler fark oluşturacak" Diploma almanın mücadelenin sonu olmadığını belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Bir bölümü kazanmak mücadelenin bittiği anlamına gelmiyor. Hayat beklenmedik zorluklar çıkaracak. Üniversitenin temel misyonlarından biri öğrenciyi bu güçlüklerle baş edebilecek şekilde yetiştirmektir. Sadece mesleğe değil, hayata hazırlayan üniversiteler gerçek farkı oluşturacaktır." şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WWF-Türkiye'den Yeşil Enerji Dönüşümü Çağrısı Haber

WWF-Türkiye'den Yeşil Enerji Dönüşümü Çağrısı

Global Footprint Network tarafından hesaplanan Küresel Limit Aşımı Günü, insanlığın doğanın bir yıl içinde yenileyebileceği doğal kaynakları tükettiği tarihi ifade ediyor. 2026 için bu tarih 30 Temmuz olarak belirlendi. Küresel Limit Aşımı Günü'nün hesaplanmaya başlandığı 1970'lerden bu yana insanlık, Dünya'nın yıllık yenilenme kapasitesini her yıl aşmaya devam ediyor. Bugün insanlık, doğanın kendini yenileme kapasitesinden %73 daha fazla kaynak tüketiyor. Başka bir ifadeyle, mevcut üretim ve tüketim biçimimizi sürdürebilmek için yaklaşık 1,73 Dünya'nın kaynaklarına ihtiyaç duyuyoruz. Bu aşırı tüketimin sonuçları; ormansızlaşma, toprak kaybı, biyolojik çeşitlilikteki azalma ve atmosferde biriken karbondioksit emisyonlarıyla giderek daha görünür hale geliyor. İklim krizinin derinleşen etkileri ve giderek sıklaşan aşırı hava olayları, doğal kaynakları doğanın sınırları içinde kullanmanın artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu gösteriyor. Ekolojik Açığı Kapatmak İçin Sistemsel Dönüşüm Küresel Limit Aşımı Günü'nün her yıl yaz ortasında gerçekleşmesi, enerji, ulaşım, kentleşme, üretim ve kaynak yönetimi politikalarında doğa ile uyumlu köklü dönüşümlere ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor. Küresel gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) %55 dolayında doğaya ve ekosistem hizmetlerine doğrudan bağımlı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, fosil yakıtların başat sebeplerinden biri olduğu iklim ve biyoçeşitlilik krizleri neticesinde yaşanan ekolojik bozulmalar, ekonomide şiddeti ve kalıcılığı gittikçe artan arz problemlerine sebep oluyor. Hesaplamalara göre fosil yakıtlardan kaynaklanan karbondioksit emisyonlarının %50 azaltılması, Küresel Limit Aşımı Günü'nü yaklaşık üç ay ileri taşıyabilir. Türkiye’nin ülke Limit Aşımı Günü ise bu yıl 6 Haziran olarak hesaplandı. Bu tarih, dünya ortalamasından yaklaşık iki ay önce gerçekleşti ve Türkiye'nin doğal kaynakları küresel ortalamadan daha hızlı tükettiğini ortaya koyuyor. WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula, konuyla ilgili açıklamasında "Küresel Limit Aşımı Günü, doğanın sınırlarını aşan üretim ve tüketim biçimlerinin artık sürdürülemez olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Ekolojik açığın kapatılması, küresel politikaların doğanın kendini yenileme kapasitesiyle uyumlu hale getirilmesini ve sürdürülebilir seçeneklerin toplumun tamamı için erişilebilir kılınmasını gerektiriyor. Bu kapsamda kömür başta olmak üzere fosil yakıtlardan adil, düzenli ve eşitlikçi bir çıkışın hızlandırılması; yenilenebilir enerji sistemlerine öncelik verilmesi ve bozulan Kasım ayında COP31 İklim Zirvesi'ne başkanlık ve ev sahipliği yapacak Türkiye'nin önemli bir sorumluluğu bulunduğunu vurgulayan Kula, “Türkiye'nin kömürden çıkış için açık ve uygulanabilir bir yol haritası ortaya koyması güçlü bir liderlik mesajı olacaktır. Fosil yakıtlardan çıkış yalnızca iklim krizine karşı atılmış bir adım değil; aynı zamanda enerji güvenliğini güçlendiren, insan ve doğa için daha sağlıklı ve dayanıklı bir geleceğin de temelidir” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kuveyt Türk'ten Küresel Büyüme Hedefindeki Girişimlere Slush 2026 Desteği Haber

Kuveyt Türk'ten Küresel Büyüme Hedefindeki Girişimlere Slush 2026 Desteği

Girişimcileri yatırımcılar ve küresel ekosistem temsilcileriyle buluşturacak organizasyona katılmak isteyen adaylar 31 Temmuz'a kadar başvuru yapabiliyor. Türkiye'nin öncü katılım finans kuruluşu Kuveyt Türk bünyesinde faaliyet gösteren Lonca Girişimcilik Merkezi, küresel pazarlara açılmaya hazır teknoloji girişimlerini dünyanın en önemli girişimcilik organizasyonlarından biri olan Slush 2026'ya taşıyacak Lonca Global Programı için başvuruları almaya devam ediyor. Programa seçilecek beş teknoloji girişimi, Helsinki'de düzenlenecek Slush 2026 kapsamında uluslararası yatırımcılar, kurumsal şirketler ve girişimcilik ekosisteminin önde gelen temsilcileriyle bir araya gelme fırsatı yakalayacak. 31 Temmuz 2026'ya kadar başvuruların kabul edileceği program; ürününü geliştirmiş, ölçeklenme potansiyeli yüksek ve küresel pazarlara açılmaya hazır teknoloji girişimlerini hedefliyor. Uçtan uca globalleşme desteği Lonca Global Programı, girişimleri yalnızca uluslararası bir etkinliğe götürmekle kalmıyor; küresel büyüme yolculuğunu bütüncül bir yaklaşımla destekliyor. Programa seçilecek girişimlere Slush 2026 katılım desteğinin yanı sıra küresel yatırımcı sunumlarına yönelik mentorluk, küresel görünürlüğü artıracak iletişim çalışmaları ve etkinlik sonrasında da devam edecek ekosistem destekleri sunuyor. Böylece girişimler uluslararası pazarlarda müşteri kazanımı, stratejik iş birlikleri ve yatırım süreçleri açısından da önemli fırsatlar elde etme şansı yakalıyor. "Hedefimiz girişimlerimizin küresel başarı hikâyelerine katkı sunmak" Kuveyt Türk Dijital Bankacılık ve Ödeme Sistemleri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Okan Acar, Lonca Global Programı'nın Türkiye girişimcilik ekosisteminin uluslararası rekabet gücünü artırmayı hedeflediğini belirterek şunları söyledi: "Türkiye'de geliştirilen teknoloji girişimlerinin artık yalnızca yerel pazarda değil, küresel ölçekte de güçlü oyuncular haline gelme potansiyeline sahip olduğuna inanıyoruz. Lonca Global Programı'nı da bu vizyon doğrultusunda hayata geçirdik. Amacımız girişimlerimizi yalnızca uluslararası etkinliklere taşımak değil; onları yatırımcılarla, potansiyel müşterilerle ve stratejik iş ortaklarıyla buluşturarak küresel büyüme yolculuklarını hızlandırmak." Acar sözlerini şöyle sürdürdü: "London Tech Week ile başlattığımız uluslararası açılımımızı şimdi Slush 2026 ile bir adım daha ileri taşıyoruz. Bu programın en önemli farkı ise ulaşım ve konaklama desteğinin ötesinde global mentorluk programlarına, yatırımcı eşleştirmelerinden uluslararası görünürlük çalışmalarına kadar girişimlerimizin ihtiyaç duyacağı tüm süreçleri uçtan uca planlamamız. Hedefimiz, Türkiye'den çıkan teknoloji girişimlerinin küresel pazarlarda daha güçlü yer edinmesine ve ülkemizin teknoloji ihracatına katkı sağlayacak başarı hikâyelerinin çoğalmasına destek olmak." Küresel vizyonu olan teknoloji girişimleri başvurabiliyor Programa; Türkiye'de faaliyet gösteren, ürününü doğrulamış, ölçeklenebilir iş modeline sahip, uluslararası pazarlara açılmayı hedefleyen ve büyüme aşamasına yaklaşmış teknoloji girişimleri başvurabilecek. Başvurular 31 Temmuz 2026 tarihine kadar www.loncagirisim.com üzerinden gerçekleştirilebilecek. Değerlendirme sürecini başarıyla tamamlayan 5 girişim, Slush 2026 kapsamında Helsinki'de Türkiye girişimcilik ekosistemini temsil edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.