Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekosistem

Kapsül Haber Ajansı - Ekosistem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekosistem haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’deki Yapay Zeka Girişimleri 457’ye Yükseldi Haber

Türkiye’deki Yapay Zeka Girişimleri 457’ye Yükseldi

Ocak 2026 itibarıyla haritaya 40 yeni girişim eklenirken, 2 girişim haritadan çıkarıldı ve Türkiye’deki toplam yapay zeka girişimi sayısı 457’ye ulaştı. Güncellemenin öne çıkan başlığı haritaya eklenen her üç girişimden birinin Agentic AI kategorisinde yer alması oldu. 2025 yılında ise ekosistem yaklaşık yüzde 20 büyüdü. Türkiye’de yapay zeka ekosisteminin gelişimini izlemek ve görünür kılmak amacıyla çalışmalarını sürdüren Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI), yapay zeka alanında faaliyet gösteren yerli girişimleri düzenli olarak haritalandırmaya devam ediyor. 2017 yılında 24 olan yapay zeka girişim sayısı, Ocak 2026 itibarıyla haritaya eklenen 40 yeni girişimle birlikte 457’ye ulaştı. Aynı dönemde exit, kapanma veya çözümlerini güncelleme gerekçeleriyle 2 girişim haritadan çıkarıldı. Haritaya eklenen her üç girişimden biri Agentic AI kategorisinde yer aldı Ocak 2026 güncellemesinde haritaya eklenen girişimlerin kategori dağılımı, Agentic AI’nin açık biçimde öne çıktığını ortaya koydu. Bu dönemde haritaya dahil edilen her üç girişimden biri Agentic AI kategorisinde konumlandı. Toplam 12 girişim ile Agentic AI, eklenen girişimler arasında en yüksek paya sahip kategori oldu. Agentic AI çözümleri; bir görevi anlayan, gerektiğinde insan onayıyla ilerleyen ve çıktıyı ölçülebilir şekilde teslim eden yapılarıyla otomasyon ve karar destek senaryolarını daha görünür hale getirirken, ekosistemin “öneren asistanlar”dan işi baştan sona tamamlayan sistemlere doğru ilerlediğini ortaya koydu. Bu alanda faaliyet gösteren girişimlerin ağırlıklı olarak sektör agnostik yapıda olduğu görüldü. Agentic AI’yi, Diyalogsal Yapay Zeka (5) kategorisi izledi. Makine Öğrenmesi (3), Görüntü İşleme (3), HealthTech (3) ve Öngörü ve Veri Analitiği (3) alanlarında da eşit sayıda girişim haritaya eklendi. Altyapı ve Operasyonlar/Servis (2), LegalTech (2) ve Optimizasyon (2) kategorileri ise eklenen girişimler arasında diğer öne çıkan alanlar oldu. Bunun yanı sıra Doğal Dil İşleme (1), EdTech (1), Nesnelerin İnterneti (1), Otonom Sistemler (1) ve Görsel Üretim – Visual AI (1) kategorilerinde de yeni girişimler haritada yer aldı. 2025 yılında ekosistem yaklaşık yüzde 20 büyüdü Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI) Girişim Haritası, 2025 yılı boyunca düzenli güncellemelerle izlenen istikrarlı bir büyüme çizgisi ortaya koydu. Yıla Ocak 2025’te 379 girişimle başlayan harita, bu dönemde 19 girişimin eklenmesi ve 2 girişimin çıkarılmasıyla net +17 artış kaydetti. Nisan 2025 güncellemesinde 15 yeni girişim eklenip 1 girişim çıkarıldı ve net +14 artışla toplam girişim sayısı 393’e ulaştı. Haziran 2025 itibarıyla 20 girişim eklenmesi ve 2 girişimin çıkarılmasıyla net +18 artış sağlandı; böylece ekosistem 411 girişimle ilk kez kalıcı biçimde 400+ bandına taşındı. Üçüncü çeyrekte (Eylül 2025) toplam girişim sayısı 419’a yükselirken, bu dönemin asıl kritik gelişmesi haritanın kategori yapısının yenilenmesi oldu. Bu kapsamda Üretken Yapay Zeka (GenAI) alanı; Agentic AI, Diyalogsal Yapay Zeka ve Görsel Üretim alt kırılımlarına ayrıldı ve girişimler yeni yapı doğrultusunda yeniden konumlandırıldı. Bu güncelleme, ekosistemin yalnızca ne kadar büyüdüğünü değil, aynı zamanda nasıl evrildiğini de daha net ve ölçülebilir biçimde ortaya koydu. Bu sürecin ardından Ocak 2026 güncellemesinde 40 yeni girişimin eklenmesi ve 2 girişimin çıkarılmasıyla toplam girişim sayısı 457’ye ulaştı. Son 12 aylık dönemde 78 yeni girişimin haritaya dahil edilmesiyle ekosistem yaklaşık %20 büyüme kaydederken, ortaya çıkan tablo Türkiye’de yapay zeka girişimciliğinin düzenli güncellemelerle izlenebilen, yeni oyuncularla genişleyen ve süreklilik gösteren bir yapı sergilediğini ortaya koydu. “Girişimlerin süreci sahiplenen ve sonuç üreten yapılara yöneldiğini görüyoruz” Türkiye yapay zeka ekositeminin her yıl daha da büyüdüğüne dikkat çeken TRAI Genel Müdürü Can Sinemli, güncel verileri şöyle değerlendirdi: “TRAI Girişim Haritası’nda izlediğimiz tablo, Türkiye’de yapay zeka girişimciliğinin artık teknoloji başlığı etrafında değil, gerçek iş ihtiyaçlarına dokunan, uçtan uca çözümler üreten yapılar etrafında şekillendiğini gösteriyor. Kategori yapısında yapılan güncellemelerle birlikte ekosistemin yalnızca büyüklüğünü değil, olgunlaşma yönünü de daha net izleyebiliyoruz. Bu da Türkiye yapay zeka ekosisteminin daha sürdürülebilir, daha ölçülebilir ve küresel rekabet açısından daha güçlü bir zemine oturduğunu gösteriyor.” 457 girişimle TRAI yapay zeka ekosistemi büyüyor TRAI Girişim Haritası’na eklenen girişimler, ekosistemde görünürlük kazanırken yatırımcılar, kurumsal şirketler ve potansiyel iş ortaklarıyla doğru temas noktalarına daha hızlı erişme fırsatı yakalıyor. Yatırımcılar için yeni fırsat alanlarını daha net hale getiren bu dinamik yapı; özel sektör açısından da doğru iş birliklerini, gerçek kullanım senaryolarını ve ölçeklenebilir çözümleri daha erişilebilir kılıyor. Her çeyrekte güncellenen TRAI Girişim Haritası, bu dönüşümü ölçülebilir ve karşılaştırılabilir bir çerçevede izlemek isteyen tüm paydaşlar için güncel bir referans olmayı sürdürüyor.

MOVA, CES 2026’da Akıllı Yaşamın Geleceğine Yapay Zekâ ile Yön Veriyor Haber

MOVA, CES 2026’da Akıllı Yaşamın Geleceğine Yapay Zekâ ile Yön Veriyor

Küresel premium AI akıllı yaşam markası MOVA, CES 2026’da farklı yaşam alanlarına dokunan ürün portföyüyle dikkat çekiyor. Ev temizliği, dış mekân çözümleri ve tüketici elektroniğini kapsayan bu portföy, markanın yapay zekâ temelli teknolojileri günlük yaşamın doğal bir parçası hâline getirme yaklaşımını yansıtıyor. MOVA Türkiye Genel Müdürü Ahmet Adıgüzel, CES 2026’da sergilenen teknolojilere ilişkin şunları söyledi: “MOVA olarak yapay zekâyı yalnızca ürün performansını artıran bir teknoloji olarak değil, yaşamın doğal bir parçası hâline getiren bir tasarım ve mühendislik yaklaşımı olarak ele alıyoruz. CES 2026’da tanıttığımız çözümler, çok katlı temizlikten dış mekân ve bahçe teknolojilerine kadar farklı yaşam senaryolarını tek bir akıllı ekosistem altında birleştirme vizyonumuzu yansıtıyor. Türkiye pazarı da bu vizyonun önemli bir parçası. CES 2026’a tanıtılan teknolojilerin bir kısmı yakın zamanda Türkiye’de de teknoloji severlerle buluşacak. Kullanıcıların beklentilerini doğru okuyarak, güvenilir ve premium akıllı yaşam teknolojilerini Türkiye’de daha geniş kitlelere ulaştırmak adına büyük heyecan duyuyoruz.” CES 2026’da Tanıtılan Üç Yeni Ürün MOVA, CES 2026 kapsamında üç yeni ürününü ilk kez global ölçekte sergiliyor. Floor Cleaner: MOVA Pilot 70, Pool Cleaner: MOVA Rover Master ve Lawn Mower: MOVA LiDAX Ultra AWD adlı üç yeni ürün markanın “Toprak, su ve hava” yaklaşımını temsil ediyor. Çok Katlı Temizlikte Yeni Yaklaşım: Space-Flying Module MOVA, akıllı ev temizliğinde uzun süredir karşılaşılan çok katlı temizlik ihtiyacına yenilikçi bir çözüm sunuyor. Merdiven çıkabilen ve farklı katlar arasında temizlik yapabilen değiştirilebilir modül yapısına sahip MOVA ZEUS 60, dubleks ve villa gibi yaşam alanlarında otonom temizliğin kapsamını genişletiyor. Bu yaklaşım, CES 2026’da tanıtılan “Space-Flying Module” Pilot 70 ile ileri bir boyuta taşınıyor. Gelişmiş algılama sistemleri ve hassas denge kontrolü sayesinde modül, merdiven gibi karmaşık alanlarda güvenli ve kontrollü hareket edebiliyor. MOVA, bu teknolojiyle akıllı temizlikte senaryolar arası geçişi mümkün kılan yeni bir standart ortaya koyuyor. Tüm Ev İçin Derinlemesine Temizlik Çözümleri MOVA, CES 2026’da robot süpürge kategorisindeki yenilikleriyle öne çıkıyor. Merdiven çıkabilen ve farklı katlar arasında temizlik yapabilen değiştirilebilir modül yapısına sahip MOVA ZEUS 60, dubleks ve villa gibi çok katlı yaşam alanlarında otonom temizliğin kapsamını genişletiyor. Gelişmiş algılama teknolojileri sayesinde cihaz, karmaşık ev düzenlerinde güvenli ve kontrollü bir temizlik deneyimi sunuyor. CES 2026’da tanıtılan “Space-Flying Module” Pilot 70 ise MOVA’nın bu alandaki ileri teknoloji yaklaşımını temsil ediyor. Modül, çok katlı temizlik senaryolarında gelecekte devreye alınabilecek yeni nesil çözümler için bir teknoloji vitrini olarak konumlanıyor. Havuz Temizliğinde Çok Yönlü Çözüm: Rover Master MOVA, havuz temizliği kategorisinde de çok yönlü bir yaklaşım sergiliyor. Biyonik robotik kollu havuz temizleyicisi Rover Master, büyük atıkları otomatik olarak toplayabilen yapısı ve köşelere erişebilen değiştirilebilir fırça başlıklarıyla kapsamlı temizlik sağlıyor. LiDAR tabanlı navigasyon sistemi, düzensiz şekilli ve farklı derinliklere sahip havuzlarda dahi hassas yön bulma imkânı sunuyor. Temel temizlik işlevlerinin ötesine geçen Rover Master, farklı kullanım senaryolarını destekleyerek akıllı havuz ekipmanlarının sınırlarını genişletiyor. Zorlu Araziler İçin Akıllı Bahçe Çözümleri CES 2026’da tanıtılan MOVA LiDAX Ultra AWD, markanın off-road çim biçme teknolojilerindeki en yeni temsilcisi olarak dikkat çekiyor. Gelişmiş UltraView™ 3.0 çevresel algılama sistemi, 360° 3D LiDAR ve yapay zekâ destekli çift kamera teknolojisini bir araya getirerek daha geniş görüş alanı ve daha yüksek algılama hassasiyeti sunuyor. Dört tekerlekten çekiş (AWD) yapısı sayesinde LiDAX Ultra AWD, eğimli ve düzensiz zeminlerde istikrarlı bir performans sağlarken, karmaşık bahçe düzenlerinde güvenli ve kontrollü bir biçme deneyimi sunuyor. Bu yeni model, MOVA’nın dış mekân çözümlerinde yüksek performans, hassas navigasyon ve akıllı otomasyon yaklaşımını ileri bir seviyeye taşıyor. MOVA’nın off-road çözümleri arasında yer alan NAVAX AWD serisi ise zorlu arazi koşullarında sunduğu güçlü performansla ürün gamındaki konumunu koruyor. Entegre Bir Akıllı Yaşam Ekosistemi CES 2026’da çift stantlı sergi düzeniyle yer alan MOVA, ev temizliğinden dış mekân çözümlerine, ağız bakımından evcil hayvan bakımına kadar uzanan geniş ürün yelpazesiyle entegre bir akıllı yaşam ekosistemi sunuyor. Marka, farklı yaşam alanlarını tek bir teknoloji çatısı altında birleştirerek daha bağlantılı ve akıllı bir yaşam deneyimi oluşturmayı hedefliyor. CES 2026’da Tanıtılan Yeni Teknolojiler CES 2026 kapsamında MOVA, çok katlı temizlik senaryoları için geliştirilen değiştirilebilir modül yaklaşımını ve bu yaklaşımı ileriye taşıyan Space-Flying Module konseptini sergiliyor. HydroForce™ yüksek basınçlı akan su teknolojisi, zorlu kirlerde derinlemesine temizlik performansını destekliyor. MopSwap™ Hub otomatik mop değiştirme sistemi, farklı zemin türleri arasında temizlik yönteminin otomatik olarak uyarlanmasını sağlıyor. UltraTrim™ 2.0 kenar kesim teknolojisi ise bahçe zeminlerinde kenar bölgelerde daha hassas ve kontrollü biçimlendirme imkânı sunuyor. Bu teknolojiler, MOVA’nın CES 2026’da sergilediği ürünlerdeki mühendislik yaklaşımını ve senaryo odaklı inovasyon anlayışını somut şekilde ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

LG ELectronics, “Hayatın İçinde Yapay Zeka” Yaklaşımını Açıkladı  Haber

LG ELectronics, “Hayatın İçinde Yapay Zeka” Yaklaşımını Açıkladı 

Şirket, stratejisinin merkezinde yer alan ve günlük yaşamda somut değer yaratmayı hedefleyen üç ana unsuru vurguladı: eylem odaklı yapay zekaya evrilen Sevecen Zeka, temel teknolojik mükemmelliğe dayanan sektör lideri ürünler ve evlerin ötesine, araçlara ve ticari alanlara uzanan kusursuz bir ekosistem. “Hayatla uyum içinde inovasyon” temasıyla düzenlenen etkinliğe; küresel medya temsilcileri, sektör uzmanları ve iş ortakları dahil olmak üzere yaklaşık 1.000 davetli katılırken, dünya genelinde çok sayıda izleyici etkinliği canlı yayından takip etti. CES öncesinde her yıl düzenlenen LG World Premiere etkinliği, LG’nin en yeni inovasyonlarını ve uzun vadeli vizyonunu paylaşmak için önemli bir platform olmayı sürdürüyor. Etkinlik, LG’nin hayatı gerçekten daha iyi hale getiren müşteri odaklı inovasyonlara olan bağlılığını bir kez daha ortaya koydu. Sevecen Zeka'dan Hayatın İçinde Yapay Zeka’ya LG, iki yıl önce tanıttığı Sevecen Zeka yaklaşımının bir sonraki aşamasını sergiledi. Bu yılki LG World Premiere’de şirket, yapay zekanın artık yalnızca konuşan değil; cihazları, alanları ve hizmetleri aktif biçimde yöneten, günlük yaşamı daha konforlu, verimli ve sezgisel hale getiren bir yapıya dönüştüğünü gösterdi. AI ile Somut Müşteri Değeri Etkinlik, LG Electronics CEO’su Lyu Jae-cheol’un açılış konuşmasıyla başladı. “Ya yapay zeka ekranın dışına çıkıp gerçek hayatta bizim için çalışmaya başlasaydı?” sorusunu yönelten Lyu, LG’nin “Hayatın İçinde Yapay Zeka” yaklaşımının üç temel üzerine kurulu olduğunu vurguladı: • Temel teknolojilere dayanan cihaz mükemmelliği • Sorunsuz şekilde bağlantılı bir ekosistem • Evin ötesine yayılan AI odaklı çözümler Bu strateji, LG’nin Sıfır İş Yükü Evi vizyonunda doruğa ulaşıyor. Bu vizyon, akıllı cihazların asistanlara dönüştüğü ve bu cihazların müşteriler adına günlük görevleri yöneten tek bir AI sistemi olarak çalıştığı bir geleceği öngörüyor. Amaç, müşterilere en değerli kaynakları olan zamanı geri kazandırmak. Bu vizyonun fiziksel ifadesi olarak LG CLOiD, iki kolu ve beş parmaklı elleriyle görevleri yerine getirebilen, ev ortamını öğrenen ve sürekli optimize eden bir “akıllı ev asistanı” olarak tanıtıldı. Gerçek evler için tasarlanan LG CLOiD; güvenlik öncelikli bir yapıyı, hareket kabiliyeti optimize edilmiş bir formla bir araya getirerek, bir çocuk ya da evcil hayvan aniden çekse bile istikrarlı ve hassas çalışma sunarken, evin her noktasında sorunsuz ve kontrollü hareket edebiliyor. “Ev aletleri alanında dünya lideri olarak, müşterilerimizin yaşam tarzlarını derinlemesine anlamamız bize büyük bir avantaj sağlıyor,” diyen CEO Lyu, robotlar da dahil olmak üzere çeşitli çözümlerle geleceğin ev yaşamı için yeni bir standart belirlemeyi hedeflediklerini ifade etti. Müşterilerin yapay zeka deneyiminin evle sınırlı kalmayıp; araçlar, iş yerleri ve ticari alanlar gibi farklı mekanlara taşınarak hayatlarının ayrılmaz bir parçası haline geleceğini de sözlerine ekledi. Olağanüstü İnovasyonla Güçlendirilen Cihaz Mükemmelliği LG, yeni nesil OLED TV ve gelişmiş yapay zeka ile güçlendirilen LG SIGNATURE serisi gibi sektör lideri teknolojilerle performansı ve kullanım kolaylığını bir üst seviyeye taşıyan ürünlerini tanıttı. 1. LG OLED evo W6 Wallpaper TV LG’nin bugüne kadarki en ince OLED TV’lerinden biri olan LG OLED evo W6 Wallpaper TV, yalnızca 9 milimetre inceliğe sahip olması ile öne çıkıyor. Ürünün temel bileşenlerinin ileri düzeyde minyatürleştirilmesi ve iç mimarisinin tamamen yeniden tasarlanması sayesinde duvarla bütünleşen ikonik Wallpaper TV tasarımını bir adım ileri taşıyor. LG OLED evo W6, yeni nesil Hyper Radiant Color teknolojisi ile kusursuz siyahlar, daha canlı renkler ve artırılmış parlaklık sunarken, yansımayı azaltarak farklı ışık koşullarında da üst düzey bir izleme deneyimi sağlıyor. Modelde yer alan True Wireless teknolojisi, ekran ile bağlantı kutusu arasındaki kablolu bağlantıyı ortadan kaldırarak hem estetik hem de kurulum esnekliği sunuyor. Bu teknoloji sayesinde LG OLED evo W6, kablosuz görüntü ve ses iletebilen en ince OLED TV olma özelliğini taşıyor. LG, Wallpaper TV yaklaşımıyla televizyonu yalnızca bir ekran olmaktan çıkararak yaşam alanının doğal bir parçası haline getiriyor. 2. LG SIGNATURE Beyaz Eşya Serisi LG SIGNATURE serisi, LG’nin tasarım, mühendislik ve yapay zeka alanlarındaki uzmanlığını bir araya getirerek, teknolojinin kullanıcıya zahmetsizce uyum sağladığı sezgisel bir deneyim sunuyor. LG SIGNATURE Buzdolabı Konuşma diliyle etkileşim: LG SIGNATURE buzdolabı, konuşma dilini anlayabilen yapay zeka sayesinde kullanıcı sorularına bağlamsal yanıtlar veriyor. Örneğin, kullanıcı “Eti bir hafta boyunca saklamanın en iyi yolu nedir?” diye sorduğunda, sistem en uygun saklama koşullarını öneriyor ve otomatik olarak ayarlıyor.Malzeme Tanıma: Buzdolabının içindeki malzemeleri algılayarak mevcut içeriklere göre kişiselleştirilmiş tarif önerileri sunuyor. LG SIGNATURE Fırın Serisi Gourmet AI: Fırın, içindeki malzemeleri tanımlayarak 80’den fazla özenle seçilmiş tarif arasından önerilerde bulunuyor. Bu sayede yemek pişirme süreci, günlük bir rutinden çıkıp rehberli ve sezgisel bir deneyime dönüşüyor. LG CLOiD: Sıfır İş Yükü Evi Vizyonu LG, günlük yaşamdan kısa bir senaryo üzerinden “Hayatın İçinde Yapay Zeka” yaklaşımının gerçek hayatta nasıl çalıştığını gösterdi. Bu senaryoda LG CLOiD, ev yaşamını destekleyen akıllı bir asistan olarak kullanıcı ihtiyaçlarını önceden anlayıp harekete geçiyor: 1. Bağlamsal Farkındalık ve Proaktif Öneriler: Kullanıcı eve dönüş yolundayken ThinQ™ uygulaması üzerinden “Yakında evde olacağım” dediğinde, LG CLOiD kullanıcının alışkanlıklarını ve hava durumunu analiz ediyor. Örneğin yağmurlu bir gün ve rutin koşu saatine denk gelen dönüşte, dışarıda koşu yerine ev içinde egzersiz yapılmasını öneriyor. 2. Koordineli Görev Yönetimi: Kullanıcı eve gelmeden önce LG CLOiD klimayı ayarlıyor, kurutucudaki egzersiz kıyafetlerini hazırlıyor ve ev ortamını önceden konforlu hale getiriyor. 3. Günlük Yaşam Desteği: LG CLOiD çamaşırları katlıyor, mutfakta düzen sağlıyor ve görevleri önceliklendirerek hem fiziksel eforu hem de zihinsel yükü azaltıyor. LG, bu yaklaşım doğrultusunda ev robotunun, Sıfır İş Yükü Ev vizyonunda günlük yaşamı sessizce destekleyen bir akıllı asistana dönüşmesini hedefliyor. Yapay Zeka Destekli Çözümler Evlerin Ötesine Taşınıyor LG, Sevecen Zeka yaklaşımını evlerin dışına taşıyarak araçlar, iş yerleri ve ticari alanlarda da anlamlı değer yaratmayı amaçlıyor ve tamamen bağlantılı bir ekosisteme doğru ilerliyor. LG AI Destekli Araç İçi Çözümler: Deneyim mimarı rolüyle LG, cihaz üzerinde çalışan çok modlu üretken yapay zeka platformu sayesinde araçları akıllı ve kişiselleştirilmiş yaşam alanlarına dönüştürüyor. Bakış takibi, evden araca kesintisiz içerik deneyimi ve uyarlanabilir ekranlar, yolcuların ihtiyaçlarını anlayan bir mobilite deneyimi sunuyor.AI Çağı için HVAC: LG, ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme (HVAC) alanındaki uzmanlığını yapay zeka ile birleştirerek özellikle AI veri merkezleri için yüksek verimli soğutma çözümleri sunuyor. Orta Doğu’daki iş–devlet (B2G) projeleri ile GRC (daldırma soğutma) ve Flex (veri merkezi altyapısı) gibi iş birlikleri, LG’nin bu alandaki rolünü güçlendiriyor. Etkinliğin kapanışında LG CLOiD, LG’nin Life’s Good marka vaadini yansıtan şu mesajı paylaştı: “Bugün paylaştığımız gelecek, teknolojinin insanları sessizce ve anlamlı biçimlerde desteklediği bir gelecek. LG’nin “Hayatın İçinde Yapay Zeka” yaklaşımıyla günlük yaşam daha iyi, daha anlamlı ve daha insani hale geliyor.

HONOR, 2025’te Rekor Kırdı; 2026’da Akıllı Yaşam Ekosistemini Genişletiyor Haber

HONOR, 2025’te Rekor Kırdı; 2026’da Akıllı Yaşam Ekosistemini Genişletiyor

2025 yılı, HONOR için Türkiye pazarında hem ticari hem de marka algısı açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Satış kanallarını genişleterek perakende gücünü artıran HONOR, Hepsiburada’ya ek olarak Vatan Bilgisayar ve Teknosa’daki artan varlığıyla tüketicilere daha geniş erişim sağladı. Aynı dönemde akıllı telefon, tablet ve giyilebilir teknoloji kategorilerinde gerçekleştirdiği yoğun lansmanlarla 2025’i güçlü bir performansla kapatan HONOR, 2026 vizyonunu daha bağlantılı, daha bütüncül ve kullanıcı odaklı bir akıllı ekosistem üzerine inşa etmeye hazırlanıyor. Telefonda 2024’e göre %100 büyüme, Tablet’te üçüncü sıraya yükseliş 2025 yılı, HONOR için Türkiye pazarında güçlü bir büyüme performansının kaydedildiği bir dönem oldu. Marka, akıllı telefon kategorisinde 2024 yılına kıyasla %100 büyüme gerçekleştirirken, elde edilen satış performansı HONOR’un pazardaki konumunu destekleyen önemli göstergeler arasında yer aldı. Bu kapsamda HONOR, Hepsiburada’da Android akıllı telefonlar tek ürün sıralamasında ikinci sıraya yükselirken; Vatan ve Teknosa kanallarında ise lansman tarihinden itibaren 22.999 – 35.999 TL fiyat aralığındaki Android telefon satışlarında ikinci sırada konumlandı. Tablet kategorisi de 2025 yılında HONOR’un öne çıkan alanlarından biri oldu. HONOR Türkiye, tablet satış hacmini, telefon kategorisinde olduğu gibi, 2024 yılına kıyasla %100 artırırken; 2025 Android tablet kategorisinde TOP3 markalar arasına girerek bu segmentteki konumunu daha da görünür hâle getirdi. Orta ve üst segmente odaklanmak başarı getirdi 2025 yılı boyunca HONOR, çok kategorili ürün lansmanlarıyla ekosistem yaklaşımını genişletti. Katlanabilir telefon segmentinde HONOR Magic V3; orta ve üst segmentte HONOR 400 Serisi, Magic7 Serisi ve Magic8 Lite modelleriyle akıllı telefon portföyünü çeşitlendiren marka, HONOR Pad V9 ve HONOR Pad 10 ile tablet kategorisindeki ürün gamını da genişletti. HONOR Choice akıllı saat ve HONOR Choice kulaklık lansmanları ise giyilebilir teknoloji kategorisinin ekosistem içindeki yerini tamamladı. Müşteri talepleri dikkate alındı 6 yıl yazılım güncellemesi desteği geldi Yılın öne çıkan modellerinden Magic serisi, dayanıklılığı merkeze alan mühendislik yaklaşımıyla dikkat çekti. Gelişmiş düşme, su ve toz dayanıklılığı; uzun pil ömrü ve uzun vadeli yazılım desteğiyle birleşerek HONOR’un “uzun yıllar güvenle kullanılan cihazlar” vizyonunu somutlaştırdı. 6 yıl yazılım ve batarya sağlığı desteği sunulması, markayı kısa vadeli tüketim döngüsünün ötesine taşıyan stratejik adımlardan biri oldu. Guinness rekorlu telefon: Honor Magic8 Lite HONOR, 2025 yılı boyunca ürün geliştirme sürecini kullanıcıların gerçek kullanım ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirdi. Kırılma riski, suya ve toza maruz kalma, pil ömrü ve uzun süreli performans gibi kullanıcı geri bildirimlerinden öne çıkan başlıklar, cihazların tasarım ve dayanıklılık kriterlerinde belirleyici oldu. Bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri olan HONOR Magic8 Lite, günlük kullanım senaryoları temel alınarak geliştirilen dayanıklılık yapısı, uzun pil ömrü ve uzun vadeli yazılım desteğiyle konumlandırıldı. Kullanıcı deneyimini merkeze alan bu ürün geliştirme anlayışı, Guinness World Records™ tarafından tescillenen global bir başarıyla somutlaştı. HONOR Magic8 Lite, 6.133 metreden hasarsız şekilde düşerek “en yüksekten düşürülen akıllı telefon” kategorisinde Guinness Dünya Rekoru kırdı. Gerçekleştirilen rekor denemeleri ve dayanıklılık testleri, cihazın gerçek hayat koşullarındaki performansını ölçülebilir ve doğrulanabilir verilerle ortaya koydu. Bu veriye dayalı yaklaşım, HONOR’un ürünlerini yalnızca teknik özellikler üzerinden değil, güvenilirlik ve uzun ömür odağında konumlandırmasını sağladı. 2026 Vizyonu: Daha bağlantılı bir HONOR ekosistemi HONOR, 2026 yılında ürün stratejisini tekil cihazlardan bütüncül bir akıllı yaşam ekosistemine taşımayı hedefliyor. Yeni nesil akıllı telefon portföyü; daha ince tasarımlar, gelişmiş yapay zekâ destekli kamera sistemleri ve uzun vadeli yazılım optimizasyonlarıyla markanın dayanıklılık mirasını ileriye taşırken, yeni tablet serileri üretkenlik ve eğlenceyi bir araya getiren ekran, kalem ve klavye entegrasyonlarıyla konumlanacak. Akıllı saatler ve diğer giyilebilir ürünler ise sağlık takibi, batarya verimliliği ve çoklu cihaz senkronizasyonu odağında ekosistemi tamamlayacak.

Derimod İlk Sürdürülebilirlik Raporunu Yayınladı Haber

Derimod İlk Sürdürülebilirlik Raporunu Yayınladı

Türkiye’nin lider ayakkabı ve deri giyim markası Derimod, 50. yılını geride bırakan yolculuğunda önemli bir adım daha atarak ilk sürdürülebilirlik raporunu paylaştı. Raporda markanın sorumlu büyüme yaklaşımı, sürdürülebilirlik hedefleri, çevresel sosyal ve yönetişim çalışmaları yer alıyor. Derimod bir yeniliğe imza atarak rapora “sektörünün ilk Sorumlu İletişim Taahhüdü”yle başlıyor. Ayrıca rapor, moda sektörünün karbon ayak izi dengelenmiş “ilk sürdürülebilirlik raporu” olma özelliği de taşıyor. Modanın her aşamasında etkilerini olumlu hale getirerek; insanlar, gezegen ve sürdürülebilir kalkınma için daima “iyi olma” halini iş modelinin merkezine aldığını vurgulayan Derimod; rapor aracılığıyla “Sürdürülebilir Yaşam Taahhüdü” ile kapsayıcı süreçler geliştirdiğini duyurdu. Yayınlanan rapora göre Yönetim Kurulu’nda % 43, merkez ofis yönetici dağılımında ise % 45 kadın oranına sahip olan Derimod, 2028 yılına kadar mağazalardaki kadın çalışan sayısını iki katına yükseltmeyi hedefliyor. Şirket, raporda insan hakları, çeşitlilik, eşitlik, kapsayıcılık, ekosistem, iklim, döngüsellik başta olmak üzere pek çok konuda yürüttüğü çalışmalara ve hedeflerine de yer veriyor. Raporda yeni projelerine de yer veren Derimod, “Sürdürülebilir Moda Girişimcilik Merkezi” ve “Biyoçeşitlilik Fonu” gibi dünyada örneğine az rastlanır girişimlere de öncülük ederek modayı dönüştürme ve toplumsal faydayı yaygınlaştırma konusundaki kararlılığını gösteriyor. “Sürdürülebilirlik Bizim İçin Yeni Bir Kavram Değil, DNA’mızın Bir Parçası” Derimod İcra Kurulu Başkanı Murat Zaim, raporla ilgili yaptığı açıklamada “moda sektörü durmaksızın değişiyor ve dönüşüyor. Biz bu değişime sadece uyum sağlamakla kalmıyor, onu yönlendirmeyi de hedefliyoruz ve bu noktada sorumlu büyüme anlayışımız devreye giriyor. Derimod’un 50 yıllık geçmişi boyunca kısa vadeli kazançların ötesinde; tedarikçilerimizden çalışanlarımıza, mağazalarımızdan müşterilerimize kadar tüm ekosistemimizle birlikte varlıklarımızı koruyarak ve değer yaratarak sorumlu büyümeye odaklandık. Sürdürülebilirlik bizim için yeni bir kavram değil DNA’mızın bir parçası” dedi. “Gerçekçi ve Ulaşılabilir Sürdürülebilirlik Hedeflerine İnanıyoruz” Derimod Yönetim Kurulu Üyesi Ali Zaim, “Sürdürülebilirlik yolculuğumuzu şirket olarak tek başına değil tedarikçiler, çalışanlar, müşterilerimiz ve yaşadığımız toplumla kapsayıcı şekilde ele alıyoruz. Derimod Eğitim ve Kültür Vakfı ile kurumsal sorumluluk projelerini, toplumsal cinsiyet eşitliği hedeflerini ve kalıcı kalkınma hedeflerimizi daha güçlü şekilde hayata geçirmek istiyoruz” diyerek görüşlerini ifade etti. Aynı zamanda markanın Sürdürülebilirlik Lideri olan Zaim, “sürdürülebilirliğin kendileri için bir iletişim konusu değil iş yapış biçimi olduğunu” belirterek; “gerçekçi ve ulaşılabilir hedeflerle kadının istihdamda ve üretimde güçlenmesi, döngüsel moda, iklim dostu uygulamalar ve toplumsal etki projeleriyle sektördeki dönüşüme öncülük etmek istiyoruz” dedi. Derimod Kategori Direktörü ve Sürdürülebilirlik Sözcüsü Canberk Akkaya ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Sürdürülebilirlik kavramının aşırı kullanımından kaçınıyoruz. Bu yaklaşımımızı paydaşlarımıza da gösterebilmek için sektörümüzde ‘Sorumlu İletişim Taahhüdü’ yayınlayan ilk marka olduk. Sürdürülebilirlik yönetimi bizim için işimizin odağında, katılımcı ve sürekli gelişen bir süreç. Raporumuzun ve hedeflerimizin iletişimini de Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu’ndaki gönüllü arkadaşlarımız yürütüyor.”

Özel Sektör Gönüllüleri Derneği'nden ‘Gönülden Ödüller’ Haber

Özel Sektör Gönüllüleri Derneği'nden ‘Gönülden Ödüller’

Özel Sektör Gönüllüleri Derneği (ÖSGD) tarafından, özel sektördeki gönüllülük çalışmalarını destekleyerek yaygınlaşmasını sağlamak ve toplumda fark yaratan iyi örnekleri ödüllendirmek amacıyla 2007 yılından bu yana verilen alanının tek ve en prestijli ödülleri, ‘Gönülden Ödüller’ sahiplerini buldu. QNB Türkiye ev sahipliğinde Kristal Kule’de gerçekleşen 18. Gönülden Ödüller töreninde “En Başarılı Üniversite Gönüllülük Projesi” ödülü, Gazi Üniversitesi Endüstri Topluluğu, Koç Üniversitesi ve YÖN101 Eğitim Programı arasında paylaşıldı. Enerjisa Enerji, En Etkili STK & Özel Sektör İş Birliği Kategorisinde ve En Başarılı Gönüllülük Projesi Çevre Kategorisinde ödülleriyle buluştu. En Başarılı Gönüllülük Projesi Kuşaklar Kategorisi kazananı Vestel, En Başarılı Gönüllülük Projesi Can Dostlar Kategorisi kazananı ise Yapı Kredi Leasing oldu. Koç Holding En Yaratıcı Gönüllü Duyurusu Ödülünü ve Katma Değeri En İyi Anlatan Video Ödülünü aldı. En Başarılı Gönüllülük Projesi Özen Gösterdiklerimiz Kategorisinde ise Kadına Sağlık Projesi’ne Jüri Özel Ödülü verildi. Ödül töreninin açılış konuşmasını yapan ÖSGD Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Akıncılar, konuşmasında şu sözlere yer verdi: “Kurumsal gönüllülük, artık yalnızca bir tercih değil hem çalışanlar hem kurumlar hem de toplum için temel bir ihtiyaç haline geldi. Birleşmiş Milletler’ in 2026’yı “Sürdürülebilir Kalkınma Gönüllüleri Uluslararası Yılı” ilan etmesi, gönüllülüğün toplumsal kalkınmadaki dönüştürücü gücünü açıkça ortaya koydu. Dünya hızla değişiyor. Teknoloji ilerliyor, inovasyon hayatlarımızı kolaylaştırıyor. Ancak bu hızlı dönüşüm ve seri tüketim tüm ekosistem için yeni fiziksel ve duygusal yoksunlukları da beraberinde getiriyor veya var olanları derinleştiriyor. İhtiyaç duyduğumuz toplumsal onarımı yalnızca merkezi yönetimden beklemek artık gerçekçi değil. Tam da bu noktada, kurumların ve çalışanlarının kendi güçlerini fark etmeleri, bir araya gelmeleri ve yapılandırılmış gönüllülük projeleriyle harekete geçmeleri her zamankinden daha kritik. Çünkü anlam arayışının, mutluluğun ve verimliliğin de anahtarı olan gönüllülük, dahil olan tüm tarafları iyileştiriyor. Bu nedenle 18. Gönülden Ödüller Töreni’ni, “Profesyonel İyiler”in buluşması olarak tanımladık ve kurumsal gönüllülükle fark yaratan ekipleri coşkuyla kutladık. En kıymetlisi de bu yıl ilk kez, gönüllülük çalışmalarında etkin görev alan üniversite öğrencilerimizi sahnemizde ağırlamanın mutluluğunu yaşadık, umudumuzu ve motivasyonumuzu tazeledik.” QNB Türkiye ev sahipliğinde, Özel Sektör Gönüllüleri Derneği’nin bu sene 18.sini gerçekleştirdiği Gönülden Ödüller törenin sunuculuğunu Gökçen Müftüoğlu Çapa üstlendi. Dr. Sertaç Doğanay ve Emre Başkan’ın duo oturumunun ardından, Heltia CEO’su Alperen Adikti, veri temelli analizlerle kurumsal gönüllülüğün iş verimliliği üzerindeki etkisini ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Risk Değil, Rota: Yalın Yüregil ile Türkiye'den Avrupa'ya Güvenle Açılmanın Formülü Haber

Risk Değil, Rota: Yalın Yüregil ile Türkiye'den Avrupa'ya Güvenle Açılmanın Formülü

Prag merkezli YeYe Agency'nin Kurucusu ve CEO'su Yalın Yüregil, "Türk şirketlerini Avrupa pazarına güvenle taşımak" misyonuyla çıktığı yolda, özellikle lojistik sektöründe nasıl vazgeçilmez bir stratejik partner haline geldiğini anlattı. İşte o keyifli röportajla sizleri baş başa bırakıyoruz... Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Yalın Yüregil. Prag merkezli YeYe Agency’nin kurucusu ve CEO’suyum; işim, Türk şirketlerini Avrupa pazarına güvenle ve sistemli şekilde taşımak. Özellikle lojistik, üretim ve hizmet sektörlerinde; şirket kuruluşu, lisanslar, back-office yönetimi ve iş geliştirme tarafında çalışıyorum. Çek-Türk Ortak Ticaret Odası Başkanı ve DTİK / DEİK ekosisteminde aktif bir temsilci olarak Türkiye–Çekya hattında köprü kuruyorum. Bir de hayatımda çok önemli başka bir rolüm var: Efe’nin babasıyım. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Kariyerimin ilk yıllarında POS Media’da çalışırken Kiev, İstanbul, Münih ve Moskova’da ofis açmaktan sorumluydum; bu dönem bana “yeni bir ülkede sıfırdan iş kurma” disiplinini öğretti. 2014’te YeYe Agency’yi kurmam ise ikinci büyük kırılma noktasıydı; odak noktamı tamamen “şirketleri yeni pazarlara taşımaya” çevirdim. Son yıllarda lojistik sektörünü stratejik öncelik haline getirmemiz ve Çekya’yı bir merkez ülke olarak konumlandırmamız hem YeYe’nin hem de benim hikâyemde yeni bir faz başlattı. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı; karmaşık görünen bir süreci, müşterim için öngörülebilir ve tekrarlanabilir hale getirebilmektir. Türkiye’den Avrupa’ya açılmak birçok iş insanının gözünde “risk”tir; biz o riski iyi tasarlanmış bir “rota”ya dönüştürebildiğimizde kendimi başarılı sayıyorum. Kişisel stratejim üç kelimeye indirgenebilir: Planla, Uygula, Büyüt. Önce fotoğrafı net çizerim, sonra sahada bizzat uygulamaya girerim, ardından sistemi ölçekleyip ekiplerime devrederim. Kısa vadeli fırsatların değil, uzun vadeli ilişkilerin peşinden gitmeyi tercih ediyorum. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? En büyük zorluk, farklı ülkelerde iş yaparken mevzuat, kültür ve güven üçgenini aynı anda yönetmekti. Her ülkede yeniden “sıfırdan tanınmak” ve doğru insanlarla çalışmak zaman alıyor. Bunu, rastlantıya bırakmak yerine sistemle aşmaya çalıştım: Her yeni pazarda önce güçlü yerel ortaklar ve kurumlarla (ticaret odaları, dernekler, kamu temsilcileri) sağlam ilişkiler kurdum, sonra müşteri projelerini bu ağın üzerine inşa ettim. Bugün YeYe’nin lojistikte güçlü olmasının sebebi, bu uzun vadeli ağ inşasıdır. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Öncelikle “her şeyi yapan” biri olmaya çalışmak yerine, belirli bir alanda derinleşmelerini öneririm. Ben kendi odağımı “Türkiye–Avrupa hattında iş kurma ve büyütme” üzerine kurdum; bu netlik, zamanla güven ve talep yarattı. İkinci önerim; ilişkilere, kartvizit olarak değil, ekosistem olarak bakmaları. Bugün lojistikte bir firmaya destek verirken, arkasında banka, factoring, üretici, kamusal otorite gibi birçok aktörü aynı masada toplayabiliyorsak, bu yılların ilişkisine dayanıyor. Üçüncüsü de: Rakamlarla konuşmayı öğrenmek. Hedefi, maliyeti ve getiriyi net hesaplayamayan kimse sürdürülebilir başarıyı yönetemez. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Ben kendimi “sahada olan lider” olarak tanımlıyorum. Masada strateji kurup, sahada müşterinin yanında durmayı önemsiyorum. Ekiplerimi üç şeyle motive etmeye çalışırım: Net hedef, net sorumluluk, net geri bildirim. Hangi projede, hangi müşteriye, hangi değeri sunduğumuzu herkesin açıkça bilmesini isterim. Ayrıca YeYe’de liderlik, sadece benim etrafımda kurulu bir yapı değil; her proje sorumlusunun kendi alanında inisiyatif almasını teşvik eden yatay bir model. Bu da özellikle lojistik gibi hızlı değişen bir sektörde çevikliğimizi artırıyor. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? YeYe Agency’nin vizyonu; Türk girişimciler için Avrupa’da “ilk aranan stratejik partner” olmak. Misyonumuz ise, yeni pazarlara açılmak isteyen şirketlerin üzerindeki belirsizliği azaltmak ve onlara uçtan uca destek sunmak. Önümüzdeki dönemde lojistik sektörü bizim için lokomotif olacak; Çekya modeli üzerinden, Türk taşımacılık şirketleri için Avrupa’ya girişte standart bir başarı reçetesi oluşturmak istiyoruz. Hedefimiz; 2030’a kadar, Türkiye’den Avrupa’ya açılan her 10 lojistik firmasından en az birkaçının yolculuğunda YeYe’nin imzasının olması. "Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için ne yapıyorsunuz?" Belirsizlik arttıkça, şirketlerin güvenilir ve öngörülebilir iş ortaklarına ihtiyacı büyüyor. Biz YeYe’yi tam bu noktada, “riski azaltan, yolu sadeleştiren stratejik partner” olarak konumlandırıyoruz. Prag merkezli olmamız, Çekya’yı Avrupa lojistik haritasının kalbinde stratejik bir üs olarak kullanmamıza imkân veriyor. Türk lojistik şirketleri için sadece şirket kuran bir yapı değil; lisans, mevzuat, insan kaynağı, finansman ve iş geliştirmeyi tek elde toplayan bir “one-stop-shop” sunuyoruz. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz? Sürdürülebilirliği sadece çevresel değil, ekonomik ve sosyal bir bütün olarak görüyorum. Avrupa’ya açılan her Türk şirketi, doğru kurgu yapıldığında hem kendi ayakları üzerinde duran bir yapı kuruyor hem de iki ülke arasında kalıcı bir değer zinciri oluşturuyor. Lojistikte daha verimli güzergâhlar, doğru planlama ve finansal disiplin hem karbon ayak izini hem de “boşa giden emek”i azaltıyor. Çek-Türk Ortak Ticaret Odası başkanlığımda da, şirketleri sadece kâr eden değil, bulunduğu ekosisteme istihdam, vergi ve uzun vadeli iş birliği getiren oyuncular olmaya teşvik ediyorum. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Bugün YeYe’de yaptığımız işin önemli bir kısmı bilgi, süreç ve ilişki yönetimi. Dijitalleşme ve yapay zekâ sayesinde, bu bilgiyi sistematik hale getirip, müşterilerimize daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hizmet sunabiliyoruz. Örneğin, lojistik kampanyalarımızda başvuru formlarından WhatsApp süreçlerine kadar birçok adımı otomatikleştiriyoruz; böylece ekibimiz rutin işler yerine stratejik konulara odaklanabiliyor. Hedefimiz, danışmanlığın insan dokunuşunu korurken; arka plandaki operasyonu mümkün olduğu kadar veri ve otomasyonla desteklemek. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Öncelikle kendilerine bir “oyun alanı” seçmelerini öneririm: Lojistik, yazılım, finans… Hangi alanda olursa olsun, o alanın dili, dinamikleri ve oyuncularını derinlemesine öğrenmek çok değerli. İkinci olarak, mutlaka uluslararası bir perspektif geliştirsinler; dünya artık tek bir pazar ve dil bilmek, kültür anlamak en büyük sermaye. Üçüncüsü; sabır ve istikrar. Başarı çoğu zaman bir “patlama anı” değil, yıllarca üst üste konan küçük ama doğru adımların sonucu. Ve son olarak: Kimseye “mükemmel olma” sözü vermek zorunda değiller; ama “öğrenmeye ve gelişmeye açık olma” sözünü kendilerine vermeliler.

Risk Değil, Rota: Yalın Yüregil ile Türkiye'den Avrupa'ya Güvenle Açılmanın Formülü Haber

Risk Değil, Rota: Yalın Yüregil ile Türkiye'den Avrupa'ya Güvenle Açılmanın Formülü

Prag merkezli YeYe Agency'nin Kurucusu ve CEO'su Yalın Yüregil, "Türk şirketlerini Avrupa pazarına güvenle taşımak" misyonuyla çıktığı yolda, özellikle lojistik sektöründe nasıl vazgeçilmez bir stratejik partner haline geldiğini anlattı. İşte o keyifli röportajla sizleri baş başa bırakıyoruz... Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Yalın Yüregil. Prag merkezli YeYe Agency’nin kurucusu ve CEO’suyum; işim, Türk şirketlerini Avrupa pazarına güvenle ve sistemli şekilde taşımak. Özellikle lojistik, üretim ve hizmet sektörlerinde; şirket kuruluşu, lisanslar, back-office yönetimi ve iş geliştirme tarafında çalışıyorum. Çek-Türk Ortak Ticaret Odası Başkanı ve DTİK / DEİK ekosisteminde aktif bir temsilci olarak Türkiye–Çekya hattında köprü kuruyorum. Bir de hayatımda çok önemli başka bir rolüm var: Efe’nin babasıyım. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Kariyerimin ilk yıllarında POS Media’da çalışırken Kiev, İstanbul, Münih ve Moskova’da ofis açmaktan sorumluydum; bu dönem bana “yeni bir ülkede sıfırdan iş kurma” disiplinini öğretti. 2014’te YeYe Agency’yi kurmam ise ikinci büyük kırılma noktasıydı; odak noktamı tamamen “şirketleri yeni pazarlara taşımaya” çevirdim. Son yıllarda lojistik sektörünü stratejik öncelik haline getirmemiz ve Çekya’yı bir merkez ülke olarak konumlandırmamız hem YeYe’nin hem de benim hikâyemde yeni bir faz başlattı. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı; karmaşık görünen bir süreci, müşterim için öngörülebilir ve tekrarlanabilir hale getirebilmektir. Türkiye’den Avrupa’ya açılmak birçok iş insanının gözünde “risk”tir; biz o riski iyi tasarlanmış bir “rota”ya dönüştürebildiğimizde kendimi başarılı sayıyorum. Kişisel stratejim üç kelimeye indirgenebilir: Planla, Uygula, Büyüt. Önce fotoğrafı net çizerim, sonra sahada bizzat uygulamaya girerim, ardından sistemi ölçekleyip ekiplerime devrederim. Kısa vadeli fırsatların değil, uzun vadeli ilişkilerin peşinden gitmeyi tercih ediyorum. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? En büyük zorluk, farklı ülkelerde iş yaparken mevzuat, kültür ve güven üçgenini aynı anda yönetmekti. Her ülkede yeniden “sıfırdan tanınmak” ve doğru insanlarla çalışmak zaman alıyor. Bunu, rastlantıya bırakmak yerine sistemle aşmaya çalıştım: Her yeni pazarda önce güçlü yerel ortaklar ve kurumlarla (ticaret odaları, dernekler, kamu temsilcileri) sağlam ilişkiler kurdum, sonra müşteri projelerini bu ağın üzerine inşa ettim. Bugün YeYe’nin lojistikte güçlü olmasının sebebi, bu uzun vadeli ağ inşasıdır. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Öncelikle “her şeyi yapan” biri olmaya çalışmak yerine, belirli bir alanda derinleşmelerini öneririm. Ben kendi odağımı “Türkiye–Avrupa hattında iş kurma ve büyütme” üzerine kurdum; bu netlik, zamanla güven ve talep yarattı. İkinci önerim; ilişkilere, kartvizit olarak değil, ekosistem olarak bakmaları. Bugün lojistikte bir firmaya destek verirken, arkasında banka, factoring, üretici, kamusal otorite gibi birçok aktörü aynı masada toplayabiliyorsak, bu yılların ilişkisine dayanıyor. Üçüncüsü de: Rakamlarla konuşmayı öğrenmek. Hedefi, maliyeti ve getiriyi net hesaplayamayan kimse sürdürülebilir başarıyı yönetemez. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Ben kendimi “sahada olan lider” olarak tanımlıyorum. Masada strateji kurup, sahada müşterinin yanında durmayı önemsiyorum. Ekiplerimi üç şeyle motive etmeye çalışırım: Net hedef, net sorumluluk, net geri bildirim. Hangi projede, hangi müşteriye, hangi değeri sunduğumuzu herkesin açıkça bilmesini isterim. Ayrıca YeYe’de liderlik, sadece benim etrafımda kurulu bir yapı değil; her proje sorumlusunun kendi alanında inisiyatif almasını teşvik eden yatay bir model. Bu da özellikle lojistik gibi hızlı değişen bir sektörde çevikliğimizi artırıyor. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? YeYe Agency’nin vizyonu; Türk girişimciler için Avrupa’da “ilk aranan stratejik partner” olmak. Misyonumuz ise, yeni pazarlara açılmak isteyen şirketlerin üzerindeki belirsizliği azaltmak ve onlara uçtan uca destek sunmak. Önümüzdeki dönemde lojistik sektörü bizim için lokomotif olacak; Çekya modeli üzerinden, Türk taşımacılık şirketleri için Avrupa’ya girişte standart bir başarı reçetesi oluşturmak istiyoruz. Hedefimiz; 2030’a kadar, Türkiye’den Avrupa’ya açılan her 10 lojistik firmasından en az birkaçının yolculuğunda YeYe’nin imzasının olması. "Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için ne yapıyorsunuz?" Belirsizlik arttıkça, şirketlerin güvenilir ve öngörülebilir iş ortaklarına ihtiyacı büyüyor. Biz YeYe’yi tam bu noktada, “riski azaltan, yolu sadeleştiren stratejik partner” olarak konumlandırıyoruz. Prag merkezli olmamız, Çekya’yı Avrupa lojistik haritasının kalbinde stratejik bir üs olarak kullanmamıza imkân veriyor. Türk lojistik şirketleri için sadece şirket kuran bir yapı değil; lisans, mevzuat, insan kaynağı, finansman ve iş geliştirmeyi tek elde toplayan bir “one-stop-shop” sunuyoruz. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz? Sürdürülebilirliği sadece çevresel değil, ekonomik ve sosyal bir bütün olarak görüyorum. Avrupa’ya açılan her Türk şirketi, doğru kurgu yapıldığında hem kendi ayakları üzerinde duran bir yapı kuruyor hem de iki ülke arasında kalıcı bir değer zinciri oluşturuyor. Lojistikte daha verimli güzergâhlar, doğru planlama ve finansal disiplin hem karbon ayak izini hem de “boşa giden emek”i azaltıyor. Çek-Türk Ortak Ticaret Odası başkanlığımda da, şirketleri sadece kâr eden değil, bulunduğu ekosisteme istihdam, vergi ve uzun vadeli iş birliği getiren oyuncular olmaya teşvik ediyorum. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Bugün YeYe’de yaptığımız işin önemli bir kısmı bilgi, süreç ve ilişki yönetimi. Dijitalleşme ve yapay zekâ sayesinde, bu bilgiyi sistematik hale getirip, müşterilerimize daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hizmet sunabiliyoruz. Örneğin, lojistik kampanyalarımızda başvuru formlarından WhatsApp süreçlerine kadar birçok adımı otomatikleştiriyoruz; böylece ekibimiz rutin işler yerine stratejik konulara odaklanabiliyor. Hedefimiz, danışmanlığın insan dokunuşunu korurken; arka plandaki operasyonu mümkün olduğu kadar veri ve otomasyonla desteklemek. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Öncelikle kendilerine bir “oyun alanı” seçmelerini öneririm: Lojistik, yazılım, finans… Hangi alanda olursa olsun, o alanın dili, dinamikleri ve oyuncularını derinlemesine öğrenmek çok değerli. İkinci olarak, mutlaka uluslararası bir perspektif geliştirsinler; dünya artık tek bir pazar ve dil bilmek, kültür anlamak en büyük sermaye. Üçüncüsü; sabır ve istikrar. Başarı çoğu zaman bir “patlama anı” değil, yıllarca üst üste konan küçük ama doğru adımların sonucu. Ve son olarak: Kimseye “mükemmel olma” sözü vermek zorunda değiller; ama “öğrenmeye ve gelişmeye açık olma” sözünü kendilerine vermeliler.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.