Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Elektrifikasyon

Kapsül Haber Ajansı - Elektrifikasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Elektrifikasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Global Menkul Değerler ASTOR İçin Araştırma Raporu Yayınladı Haber

Global Menkul Değerler ASTOR İçin Araştırma Raporu Yayınladı

Yüksek hizmet standartlarıyla sermaye piyasalarının gelişimine katkıda bulunan Global Menkul Değerler, yeni araştırma raporunu Astor Enerji (ASTOR) için hazırladı. ASTOR’un BIST’te öne çıkan en cazip büyüme-değer hikayelerinden biri olarak değerlendirildiği raporda, şirketin küresel şebeke yatırımlarındaki süper döngünün doğrudan faydalanıcılarından biri olduğu belirtildi. Şirketin Türkiye’de yaklaşık yüzde 35’lik pazar payıyla güçlü konumuna değinen Global Menkul Değerler, bununla birlikte yapısal arz açığı bulunan ihracat pazarlarını hedefleyerek, 150 milyon dolar tutarındaki yüksek güç trafosu kapasite artışı ile büyüme profilini güçlendirdiğine dikkat çekti. Kapasitesini 3 katına çıkaracak Global Menkul Değerler raporunda ASTOR’un devam eden USD150mn yatırımı ile güç trafosu üretim kapasitesini 2026 sonuna kadar 32k MVA’dan 102k MVA’ya çıkararak üç katına ulaştırmayı hedeflemektedir. Bu yatırımların tamamlanmasıyla birlikte ihracat odaklı operasyonel yapıya geçişin hızlanmasını bekliyoruz. Küresel elektrik altyapı yatırım döngüsü, trafo üreticileri açısından son yılların en destekleyici dönemine girmektedir. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) küresel elektrik talebinin 2030’a kadar yıllık %3,6 büyüyeceğini öngörmekte olup, bu oran önceki on yılın yaklaşık %50 üzerindedir. Bu büyüme; elektrifikasyon, veri merkezi talebi, elektrikli araç altyapısı ve şebeke modernizasyonu tarafından desteklenmektedir. Halihazırda 2.500 GW'ın üzerinde proje şebeke bağlantısı beklemekte olup. Bu durumun trafo talebinin 2035’e kadar yıllık %5–6 bileşik büyüme ile artırmasını öngörülmektedir” denildi. Siparişler kapasitenin üstünde ABD’de kullanılan trafoların %70’inin 25 yılın üzerinde olduğu belirtilirken, ASTOR’un yeni kapasitesinin başta ABD olmak üzere ihracat pazarlarına yönlendireceği kaydedildi. Şirketin ABD’den aldıkları siparişlerin 1.1 milyar dolar seviyesine ulaştığını açıkladığı hatırlatılan raporda, bu durumun güçlü kısa-orta vadeli talep görünürlüğüne işaret ettiği vurgulandı. Raporda şirketin siparişlerinin kapasitesinden hızlı arttığına işaret edilerek, 2025 sonunda 794 milyon dolar olan bakiye iş yükünün 2026’nın ilk çeyreğinde yaklaşık 1.6 milyar dolara yükseldiği belirtildi. Güçlü büyüme görünümü, cazip çarpanlar ve artan MSCI dahil edilme potansiyeli ASTOR’un kapasite artışının da etkisiyle 2025-2035 döneminde gelirde %15,7 bileşik büyümesini beklediğini kaydeden Global Menkul Değerler, “FAVÖK’ün 259 milyon dolardan 1.15 milyar dolar seviyesine yükselmesini ve FAVÖK marjının %32,5 seviyesinde korunmasını bekliyoruz. ASTOR, 2026T 12,3x FD/FAVÖK ile işlem görmekte olup benzerlerine göre %47 iskonto sunmaktadır. 2026T 21,7x F/K ise %32 iskonto ile cazip seviyelere işaret etmektedir. Piyasanın kapasite artışını ve süper döngünün karlılığa etkisini henüz tam fiyatlamadığını düşünüyoruz. 16 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen %5,99’luk pay satışı sonrası serbest dolaşım oranının %42,75’e yükselmesi, likidite ve kurumsal yatırımcı tabanını güçlendirmiştir. Bu gelişmenin, Astor’un MSCI Türkiye Standart Endeksi’ne dahil edilme ihtimalini destekleyebileceği değerlendirilmektedir.” ifadelerine yer verdi. Riskler ve katalistler Raporda aşağı yönlü riskler; Altyapı yatırımlarında yavaşlama veya arzın beklenenden hızlı normalleşmesi, yurtiçi fiyatlama baskısı, devam eden yatırımlarda uygulama ve devreye alma riskleri, temel girdi maliyetlerinde oynaklık ve Astor Holding blok satışı kaynaklı kısa vadeli fiyat baskısı olarak sıralandı. Yukarı yönlü riskler ise; Değerlendirme aşamasındaki yerel montaj modeli ile ABD pazarına beklenenden hızlı giriş, Orta Doğu ve Ukrayna yeniden yapılanma kaynaklı siparişler, artan halka açıklık (~%42,75) ile güçlenen MSCI dahil edilme potansiyeli, olası küresel stratejik ortaklıklar, ve arz sıkışıklığına bağlı beklentilerin üzerinde fiyatlama şeklinde belirlendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı Haber arşivi

Nissan’dan Güçlü Elektrikli Hamle Haber

Nissan’dan Güçlü Elektrikli Hamle

Nissan, Japonya’daki küresel genel merkezinde düzenlenen Vision etkinliğinde tamamen yeni, tam elektrikli JUKE’u tanıttı ve Avrupa’daki elektrifikasyon stratejisinde önemli bir adım attı. Nissan, Avrupa’daki elektrikli araç pazarı büyümeye devam ederken, pazardaki rekabetçi koşullarda müşterilerin farklı ihtiyaçlarını karşılamak için elektrikli araçlar konusundaki 15 yıllık deneyimini ve liderliğini kullanıyor ve bunun üzerine yeni ürünlerini geliştiriyor. Çevik, kompakt ve tartışmasız şekilde Nissan’a ait olan bu ilk elektrikli Juke, elektrikli araç çağında da karakterini ve duygusunu koruyarak Avrupa’nın en ayırt edici kompakt crossover modellerinden birini yeniden yorumluyor. Bu model, Nissan’ın bugün her tür müşteri için elektrikli bir güç aktarma sistemi sunma yönündeki daha geniş stratejisinin bir parçasını oluşturuyor. 2010’daki ilk lansmanından bu yana JUKE, Avrupa’da 1,5 milyon kişi tarafından tercih edildi ve dikkat çekici, farklı tasarımı sayesinde kompakt crossover sınıfının görünümünü ve beklentilerini değiştirdi. Yeni JUKE bu karakteri korurken tamamen elektrikli bir güç aktarma sistemi sunarak Nissan’ın sıfır emisyonlu mobiliteye doğru yolculuğunu destekliyor. Tam Elektrifikasyona Esnek Bir Geçiş Yolu Tam elektrikli JUKE, Avrupa’daki büyüyen elektrikli araç ürün gamına katılıyor. Bu ürün gamında yeni MICRA, üçüncü nesil LEAF, Ariya crossover ve Townstar hafif ticari araç (LCV) yer alırken, yakında yeni bir A-segment elektrikli araç da bu listeye eklenecek. JUKE EV, üçüncü nesil LEAF ile birlikte Vehicle-to-Grid teknolojisini sunarak elektrikli araçların daha geniş enerji ekosistemine entegrasyonunu destekleyecek. Nissan, elektrikli araç serisini genişletirken, şarj gerektirmeyen ama elektrikli sürüş deneyimi sunan e-POWER seri hibrit teknolojisini de sunmaya devam ediyor. Nissan’ın hibrit modelleri, müşterilerin ihtiyaçlarına uygun teknolojilere erişimini sağlamak için ürün gamının önemli bir parçası olmaya devam edecek. Nissan AMIEO Başkanı Massimiliano Messina: “Avrupa, Nissan’ın elektrifikasyon stratejisinin merkezinde yer alıyor ve tamamen elektrikli bir geleceğe güçlü şekilde bağlıyız,” dedi. “Hızla genişleyen EV ürün gamımızla, bölgedeki güçlü tasarım, mühendislik ve üretim altyapımız sayesinde her segmente daha fazla seçenek ve yenilik getiriyoruz. Bu yeni nesil araçlar birlikte, sıfır emisyonlu mobiliteye geçişimizi hızlandıracak.” Avrupa’dan Yükselen Elektrifikasyon Gücü Tamamen yeni, tam elektrikli JUKE, Nissan’ın Birleşik Krallık’taki Sunderland fabrikasında üretilecek ve bu tesisin şirketin küresel elektrikli araç stratejisindeki merkezi rolünü daha da güçlendirecek. Halihazırda LEAF’e ev sahipliği yapan ve JUKE’un ön seri üretiminin önümüzdeki haftalarda başlayacağı Sunderland Fabrikası, Nissan’ın Avrupa’daki elektrikli üretim yapısının temel taşı olmaya devam ediyor. Bu taahhüt, Birleşik Krallık, İspanya ve Almanya’daki tasarım, mühendislik ve geliştirme ağını içeren Nissan’ın daha geniş bölgesel kapasitesiyle destekleniyor. Bu operasyonlarla birlikte Nissan’ın Avrupa’ya hem üretim hem de inovasyon merkezi olarak yaptığı uzun vadeli yatırım ortaya konuyor ve şirket Avrupa’da Avrupalı müşteriler için araç tasarlamaya, mühendislik yapmaya ve üretmeye devam ediyor. Nissan AMIEO Ürün, Marka ve Pazarlama Stratejisi Bölge Başkan Yardımcısı Clíodhna Lyons, “JUKE her zaman cesur tasarımı ve geleneğe meydan okuma isteğini temsil etti. Bu üçüncü nesille birlikte bu ruhu elektrikli çağa taşıyoruz. İlk tamamen elektrikli JUKE olarak, elektrikli ürün gamımız genelinde seçenekleri genişletirken yeni müşterilere ulaşmamıza yardımcı olacak,” dedi. Nissan Vision Etkinliği’nde Tanıtıldı Üçüncü nesil JUKE, Japonya’daki Nissan Vision Etkinliği’nde dünya prömiyerini yaptı. Şirket bu etkinlikte küresel medya, paydaşlar ve çalışanlara uzun vadeli yönünü, ürün yol haritasını ve teknoloji yeniliklerini tanıttı. Yeni JUKE, 2027 baharından itibaren satışa sunulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni JUKE Sahneye Çıktı Haber

Yeni JUKE Sahneye Çıktı

Nissan, Japonya’daki küresel genel merkezinde düzenlenen Vision etkinliğinde tamamen yeni, tam elektrikli JUKE’u tanıttı ve Avrupa’daki elektrifikasyon stratejisinde önemli bir adım attı. Nissan, Avrupa’daki elektrikli araç pazarı büyümeye devam ederken, pazardaki rekabetçi koşullarda müşterilerin farklı ihtiyaçlarını karşılamak için elektrikli araçlar konusundaki 15 yıllık deneyimini ve liderliğini kullanıyor ve bunun üzerine yeni ürünlerini geliştiriyor. Çevik, kompakt ve tartışmasız şekilde Nissan’a ait olan bu ilk elektrikli Juke, elektrikli araç çağında da karakterini ve duygusunu koruyarak Avrupa’nın en ayırt edici kompakt crossover modellerinden birini yeniden yorumluyor. Bu model, Nissan’ın bugün her tür müşteri için elektrikli bir güç aktarma sistemi sunma yönündeki daha geniş stratejisinin bir parçasını oluşturuyor. 2010’daki ilk lansmanından bu yana JUKE, Avrupa’da 1,5 milyon kişi tarafından tercih edildi ve dikkat çekici, farklı tasarımı sayesinde kompakt crossover sınıfının görünümünü ve beklentilerini değiştirdi. Yeni JUKE bu karakteri korurken tamamen elektrikli bir güç aktarma sistemi sunarak Nissan’ın sıfır emisyonlu mobiliteye doğru yolculuğunu destekliyor. Tam Elektrifikasyona Esnek Bir Geçiş Yolu Tam elektrikli JUKE, Avrupa’daki büyüyen elektrikli araç ürün gamına katılıyor. Bu ürün gamında yeni MICRA, üçüncü nesil LEAF, Ariya crossover ve Townstar hafif ticari araç (LCV) yer alırken, yakında yeni bir A-segment elektrikli araç da bu listeye eklenecek. JUKE EV, üçüncü nesil LEAF ile birlikte Vehicle-to-Grid teknolojisini sunarak elektrikli araçların daha geniş enerji ekosistemine entegrasyonunu destekleyecek. Nissan, elektrikli araç serisini genişletirken, şarj gerektirmeyen ama elektrikli sürüş deneyimi sunan e-POWER seri hibrit teknolojisini de sunmaya devam ediyor. Nissan’ın hibrit modelleri, müşterilerin ihtiyaçlarına uygun teknolojilere erişimini sağlamak için ürün gamının önemli bir parçası olmaya devam edecek. Nissan AMIEO Başkanı Massimiliano Messina: “Avrupa, Nissan’ın elektrifikasyon stratejisinin merkezinde yer alıyor ve tamamen elektrikli bir geleceğe güçlü şekilde bağlıyız,” dedi. “Hızla genişleyen EV ürün gamımızla, bölgedeki güçlü tasarım, mühendislik ve üretim altyapımız sayesinde her segmente daha fazla seçenek ve yenilik getiriyoruz. Bu yeni nesil araçlar birlikte, sıfır emisyonlu mobiliteye geçişimizi hızlandıracak.” Avrupa’dan Yükselen Elektrifikasyon Gücü Tamamen yeni, tam elektrikli JUKE, Nissan’ın Birleşik Krallık’taki Sunderland fabrikasında üretilecek ve bu tesisin şirketin küresel elektrikli araç stratejisindeki merkezi rolünü daha da güçlendirecek. Halihazırda LEAF’e ev sahipliği yapan ve JUKE’un ön seri üretiminin önümüzdeki haftalarda başlayacağı Sunderland Fabrikası, Nissan’ın Avrupa’daki elektrikli üretim yapısının temel taşı olmaya devam ediyor. Bu taahhüt, Birleşik Krallık, İspanya ve Almanya’daki tasarım, mühendislik ve geliştirme ağını içeren Nissan’ın daha geniş bölgesel kapasitesiyle destekleniyor. Bu operasyonlarla birlikte Nissan’ın Avrupa’ya hem üretim hem de inovasyon merkezi olarak yaptığı uzun vadeli yatırım ortaya konuyor ve şirket Avrupa’da Avrupalı müşteriler için araç tasarlamaya, mühendislik yapmaya ve üretmeye devam ediyor. Nissan AMIEO Ürün, Marka ve Pazarlama Stratejisi Bölge Başkan Yardımcısı Clíodhna Lyons, “JUKE her zaman cesur tasarımı ve geleneğe meydan okuma isteğini temsil etti. Bu üçüncü nesille birlikte bu ruhu elektrikli çağa taşıyoruz. İlk tamamen elektrikli JUKE olarak, elektrikli ürün gamımız genelinde seçenekleri genişletirken yeni müşterilere ulaşmamıza yardımcı olacak,” dedi. Nissan Vision Etkinliği’nde Tanıtıldı Üçüncü nesil JUKE, Japonya’daki Nissan Vision Etkinliği’nde dünya prömiyerini yaptı. Şirket bu etkinlikte küresel medya, paydaşlar ve çalışanlara uzun vadeli yönünü, ürün yol haritasını ve teknoloji yeniliklerini tanıttı. Yeni JUKE, 2027 baharından itibaren satışa sunulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB’nin Sasbach Tesisi Sürdürülebilirlik Uygulamalarıyla Dünyaya Örnek Oluyor Haber

ABB’nin Sasbach Tesisi Sürdürülebilirlik Uygulamalarıyla Dünyaya Örnek Oluyor

Sürdürülebilir ve kaynak verimliliği yüksek bir gelecek için elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri geliştiren ABB, Almanya’daki Sasbach üretim tesisinde Mission to Zero™ – Net Sıfır Misyonu kapsamında önemli başarılar elde etti. Program çerçevesinde hayata geçirilen yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleri sayesinde tesis hem operasyonel dayanıklılığını artırdı hem de karbon emisyonlarını önemli ölçüde azalttı. ABB’nin dünya genelinde Mission to Zero™ programına dahil olan 37 tesisinden biri olan Sasbach’ta; enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve akıllı enerji yönetimine dayalı veriye dayalı bir karbonsuzlaşma yol haritası uygulanıyor. Panolar ve enerji dağıtım sistemleri üreten tesis, sanayide düşük karbonlu dönüşümün somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Küresel karbon emisyonlarının yaklaşık beşte birini imalat ve üretimin oluşturduğu göz önüne alındığında[i], enerji verimliliğinin artırılması ve elektrifikasyonun yaygınlaştırılması Avrupa’nın iklim hedeflerine ulaşmak için kritik önem taşıyor. Sasbach tesisinde hayata geçirilen Mission to Zero™ programı ise işletmelerin güvenilir ve rekabetçi operasyonlarını sürdürürken karbon emisyonlarını azaltabileceklerini net bir şekilde ortaya koyuyor. Program kapsamında sağlanan toplam 3 bin 786 tonluk emisyon azaltımının yaklaşık 2 bin 700 tonu sertifikalı yenilenebilir enerji tedarikinden, yaklaşık bin 86 tonu ise tesis içi verimlilik ve elektrifikasyon uygulamalarından elde edildi. Bu tesis içi azaltımın yaklaşık 550 tonu, kapasitesi artırılan güneş enerjisi sisteminden sağlandı. Tesiste bulunan 3 bin 410 fotovoltaik modül yılda yaklaşık bin 500 megavat-saat elektrik üretiyor. Bu miktar, yaklaşık 400 hanenin yıllık elektrik tüketimine karşılık geliyor.[ii] Tesisin kendi ürettiği elektrik, toplam enerji ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılayarak enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı koruma sağlıyor ve uzun vadeli enerji güvenliğini destekliyor. Kurulan yeni trafo istasyonu ise yenilenebilir enerjinin tesis altyapısına istikrarlı biçimde entegre edilmesine imkân tanıyor. Emisyon azaltımı; elektrikli üretim sistemleri, enerji verimliliği uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleriyle destekleniyor. ABB Elektrifikasyon Akıllı Binalar Divizyon Başkanı Mike Mustapha, konuyla ilgili açıklamasında, “Sasbach’ta attığımız adımlar, Mission to Zero™ programımızın sahadaki somut karşılığını gösteriyor. Yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon ve dijital enerji yönetimi sayesinde karbon emisyonlarını azaltırken enerji dayanıklılığını ve operasyonel istikrarı güçlendiriyoruz. Üretim sektöründe sürdürülebilir dönüşümün anahtarı, bu tür uygulanabilir ve ölçülebilir adımlardan geçiyor” ifadelerini kullandı. Tesisteki tüm süreçlerde karbon emisyonu azaltımı hedefleniyor Tüm bunların yanı sıra ABB, enerji talebini kaynağında azaltmak amacıyla üretim süreçlerini de modernize ediyor. Sasbach’ta kurulan yeni toz boya tesisi, üretim kapasitesini artırırken enerji ihtiyacını düşürüyor. Isı geri kazanımı özelliğine sahip olan tesis, geleneksel sistemlere kıyasla daha düşük kurulu ısıtma kapasitesiyle çalışıyor. Böylelikle hem verimlilik artışı hem de üretim güvenilirliği destekleniyor. Sasbach tesisinde; üretim alanlarında tamamen LED aydınlatmaya geçiş, ABB i-bus® KNX ile bina otomasyonu, basınçlı hava sistemlerinde artık ısı geri kazanımı ve optimize edilmiş proses kontrolü gibi ek verimlilik uygulamaları devreye alındı. Öte yandan tesisteki 21 adet elektrikli araç şarj istasyonu, çalışanlar ve ziyaretçiler için düşük emisyonlu mobiliteyi destekliyor. ABB’nin 2019 yılında başlattığı, Mission to Zero™ programı kapsamında tesiste hayata geçirilen tüm uygulamalar, 2019 yılı seviyelerine kıyasla enerji verimliliğini önemli ölçüde artırırken, operasyonların dengelenmesine ve maliyetlerin düşürülmesine katkı sağladı. ABB’nin bina otomasyon ve enerji yönetimi çözümleri, enerji kullanımında gerçek zamanlı görünürlük sağlayarak veriye dayalı karar alma süreçlerini destekliyor. ABB, Sasbach'ta karbonsuzlaşmanın bir sonraki aşaması için de net bir yol haritası belirledi. Bu kapsamda fazla güneş enerjisinin depolanması için batarya sistemlerinin kurulması, gaz bazlı ısıtma sistemlerinin kademeli olarak elektrikli ısı pompalarıyla değiştirilmesi ve rüzgâr enerjisi potansiyelinin değerlendirilmesi planlanıyor. Mission to Zero™ programı Mission to Zero™ programı, ABB'nin Almanya'daki Lüdenscheid fabrikasında yerel bir girişim olarak başladı ve zaman içerisinde küresel ölçekte yaygınlaştı. Bugün ABB’nin Mission to Zero™ kapsamındaki tesisleri, operasyonlardan kaynaklanan yıllık 60 bin tonun üzerinde karbon emisyonu azaltımı sağlayarak; elektrifikasyon, dijitalleşme ve enerji verimliliğinin düşük karbonlu üretime doğru ölçülebilir ilerleme sağlayabildiğini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai Çek Fabrikasında 5 Milyonuncu Araç Üretildi Haber

Hyundai Çek Fabrikasında 5 Milyonuncu Araç Üretildi

Hyundai Motor Manufacturing Czech (HMMC) geçtiğimiz günlerde 5 milyonuncu aracını üretti. Bu kilometre taşı, Nošovice fabrikasının Avrupa otomotiv üretimi içindeki güçlü konumunu, teknolojik olgunluğunu ve uzun vadeli istikrarını vurgulamış oluyor. Hatlardan çıkan 5 milyonuncu araç Hyundai TUCSON Hybrid olurken yine Çek bir kullanıcı tarafından doğrudan fabrikadan teslim alındı. Bu özel aracın sahibi, montaj hattında üretim sürecini son aşamasına kadar takip etti ve direksiyon montajıyla Hyundai logosunun yerleştirilmesi gibi işlemlere de bizzat katılma fırsatı buldu. Şanslı kullanıcı, üretim tamamlandıktan sonra Hyundai Motor Manufacturing Czech ve Hyundai Motor Czech yönetiminden sembolik bir anahtar teslim aldı. Çekya, TUCSON ve i30 Üretimin Omurgasını Oluşturuyor Hyundai TUCSON, uzun yıllardır Nošovice üretiminin ana modeli konumunda. 2015–2020 yılları arasında üretilen üçüncü nesil TUCSON 1,1 milyon adedi aşarken, mevcut neslin üretimi bu rakamı daha da geçecek. Bu iki nesil, fabrikanın toplam üretiminin neredeyse yarısını oluşturuyor. Hyundai i30 ise 2008 yılından bu yana Çekya’da üretiliyor ve şu anda üçüncü nesli, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Avrupa pazarında beğeniyle karşılanıyor. Yüksek performanslı i30 N ve N Line versiyon dahil olmak üzere 1,5 milyon adetten fazla üretilen model, TUCSON ile birlikte dünya genelinde 90’dan fazla ülkeye ihraç edildi. Üretimin büyük bölümü Avrupa pazarına yönelik olsa da Orta Doğu, Afrika, Okyanusya ve Latin Amerika’daki müşterilere de teslimatlar gerçekleştiriliyor. Elektrifikasyonda Dönüşüm Fabrika tarihindeki önemli dönüm noktalarından biri, 2020 yılında Nošovice’de elektrikli araç üretiminin başlaması oldu. Tam elektrikli KONA dahil olmak üzere o tarihten bu yana 650 binden fazla elektrikli araç üretildi ve bunların yaklaşık 200 bini farklı versiyonlara sahip KONA modellerinden oluştu. Bu gelişme, fabrikanın sürdürülebilir mobiliteye doğru kademeli dönüşümünü ortaya koyuyor. KONA Elektrik, Çekya’da seri üretimi yapılan ilk elektrikli araç olma özelliğini de taşıyor. Bu dönüşümü, manuel şanzıman üretimi için kullanılan bir üretim salonunun Hyundai Mobis tarafından işletilen bir Batarya Sistem Montaj (BSA) tesisine dönüştürülmesi izledi. Tesisin ilk bölümü 2022 sonbaharında devreye alınırken, tam kapasite operasyon geçen yılın ağustos ayında başladı. Hyundai Motor Türkiye İzmit Fabrikası’na Elektrifikasyon Yatırımı Hyundai, IONIQ 3 modeli için İzmit’te bulunan üretim tesisinde yeniden tasarlanan EV gövde tabanı, yüksek voltajlı batarya entegrasyonu ve güç elektroniği için 250 milyon euro yatırım yaptı. Türk işçisinin el emeğiyle IONIQ 3 modelini Ağustos ayında bantlardan indirecek olan Hyundai Motor Türkiye, üretimin büyük bir bölümünü 40’tan fazla ülkeye ihraç ederek ülke ekonomisine ve otomotiv endüstrisine katkı sağlayacak. Ayrıca, IONIQ model ailesinin Avrupa’daki ilk üretim merkezi olma özelliği taşıyacak olan Hyundai Motor Türkiye İzmit fabrikası, E-GMP platformuna da Avrupa’da sahip olan tek fabrika konumunda. Bu üretimle beraber, Türkiye’deki ikinci yerli elektrikli modele imzasını atacak olan Hyundai önümüzdeki yıllarda da hem Çekya hem de İzmit fabrikalarına ek yatırımlar yaparak genişlemesine devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens’ten 2026 Mali Yılına Güçlü Başlangıç  Haber

Siemens’ten 2026 Mali Yılına Güçlü Başlangıç 

Siemens, (31 Aralık 2025 itibarıyla sona eren) ilk çeyrekte sergilediği güçlü performansla 2026 mali yılına başarılı bir başlangıç yaptı. Mali yıla yapılan bu güçlü başlangıcın ardından Siemens, satın alma fiyatı dağıtımı muhasebesi öncesi net kârdan elde edilen hisse başına temel kazancın (PPA öncesi EPS) 2026 mali yılında 10,40 Euro - 11,00 Euro aralığından 10,70 Euro - 11,10 Euro aralığına yükseleceğini öngörüyor. Siemens ayrıca 2026 mali yılı için diğer beklentilerini koruyor. Siemens AG Başkanı ve CEO'su Roland Busch, "İlk çeyrekteki güçlü performansımız stratejimize sağlıklı bir şekilde uygulayabildiğimizi gösteriyor. Siemens büyüyen pazarlarda çok iyi konumlanmış durumda. Yapay zeka, işletmelerimiz için güçlü bir büyüme faktörü olarak öne çıkıyor. Dünya çapındaki iş ortaklarımızla birlikte ana sektörlerimizde endüstriyel yapay zekayı ölçeklendiriyoruz. Yapay zekayı tasarım, geliştirme, ürünler ve operasyonlara derinlemesine entegre ederek müşterilerimiz için ölçülebilir bir değer yaratıyoruz. Mali yıla yaptığımız bu güçlü başlangıçla mali görünümümüzü de güçlendirdik" dedi. Siemens AG Mali İşler Direktörü Ralf P. Thomas ise "Güçlü faaliyet performansımız ilk çeyrekte yüksek kârlılığa dönüştü. Stratejimizi titizlikle uygulamaya devam ediyoruz. Hızlandırdığımız hisse geri alım programımız da hissedarlarımız için sürekli değer yaratıyor" diye konuştu. Tüm endüstriyel iş kollarında gelir artışı ve yüksek kârlılık Siemens, 2026 yılının 1. çeyreğinde siparişlerini karşılaştırılabilir bazda - bir başka deyişle kur çevrimi ve portföy etkileri hariç - yüzde 10 artırarak 21,4 milyar Euro'ya yükseltti (2025 1. çeyrek: 20,1 milyar Euro). Rekor düzeyde sipariş alımı gerçekleştirilen Akıllı Altyapı İş Kolu önderliğinde artan siparişler, Dijital Endüstriler ve Mobilite iş kollarındaki ciddi artışlarla desteklendi. Gelirler, endüstriyel işletmeler genelinde bir önceki yıla göre yüzde 8 artarak 19,1 milyar Euro'ya ulaştı (2025 1. çeyrek: 18,4 milyar Euro). 1,12 seviyesinde gerçekleşen sipariş/satış oranı, gücünü korudu. Birikmiş sipariş miktarı 2026 yılının ilk çeyreğinin sonu itibarıyla 120 milyar Euro ile rekor seviyeye ulaştı. Endüstriyel İş Kolu kârı yüzde 15 artışla 2,9 milyar Euro oldu (2025 1. çeyrek: 2,5 milyar Euro). Endüstriyel İş Kolu kâr marjı yüzde 15,6’ya yükseldi (2025 1. Çeyrek: yüzde 14,1). Güçlü bir duruş sergileyen net kâr 2,2 milyar Euro olarak gerçekleşti (2025 1. çeyrek: 3,9 milyar Euro). 2025 yılı 1. çeyreğinde Innomotics satışından elde edilen (vergi sonrası) 2,1 milyar Euro kazancın da etkisi görülmüştü. 2026 yılı 1. çeyreğinde ise satın alma fiyatı dağıtımı muhasebesi öncesi hisse başına temel kazanç (PPA öncesi EPS) 2,80 Euro oldu (2025 1. çeyrek: 4,86 Euro). Innomotics satışından kaynaklanan hisse başına 2,64 Euro kazanç hariç tutulduğunda 2025 yılı 1. çeyreğinde PPA öncesi EPS 2,22 Euro olarak gerçekleşmişti. Grup düzeyinde sürdürülen ve durdurulan faaliyetlerden elde edilen toplam serbest nakit akışı, mevsimsel olarak güçlü bir seviye olan 677 milyon Euro'ya ulaştı (2025 1. çeyrek: 1,6 milyar Euro). Serbest nakit akışındaki düşüşün başlıca nedeni, 2025 yılının 1. çeyreğinde 1,7 milyar Euro seviyesinde serbest nakit akışı kaydeden Endüstriyel İş Kolunun bu kez 1,0 milyar Euro serbest nakit akışı kaydetmesiydi. Asıl neden ise Mobilite projelerindeki ödemelerin zamanlamasından kaynaklanan etkiler de dahil olmak üzere işletme sermayesinin artmasıydı. Endüstriyel İş Kolu dışında Siemens, nükleer atıkların nihai bertarafına ilişkin bir yükümlülüğün yerine getirilmesiyle ilgili olarak 0,4 milyar Euro nakit çıkışı kaydetti. Tüm endüstriyel işletmelerde güçlü performans Dijital Endüstriler İş Kolu siparişlerde ve gelirde çift haneli büyüme oranları elde etti. Bu başarıda, önemli ihaleler kazanan yazılım iş kolunun ve ağırlıklı olarak kısa dönemli işlerin yönlendirdiği otomasyon iş kolunun büyümeye yaptığı güçlü katkılar etkili oldu. Coğrafi açıdan ABD ve Çin'de bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla görülen güçlü artışlarla birlikte tüm raporlama bölgelerinde siparişler ve gelirde artış kaydedildi. Siparişler önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13 artışla 4,8 milyar Euro seviyesine yükselirken (2025 1. çeyrek: 4,2 milyar Euro) gelirler yüzde 10 artarak 4,5 milyar Euro seviyesinde gerçekleşti (2025 1. çeyrek: 4,1 milyar Euro). Kâr yüzde 37 artarak 804 milyon Euro oldu (2025 1. çeyrek: 588 milyon Euro). Sonuç olarak kâr marjı yüzde 17,8 olarak kaydedildi (2025 1. çeyrek: yüzde 14,5). Kâr ve kârlılıktaki ciddi artışlar büyük ölçüde otomasyon iş kolundan kaynaklandı. Akıllı Altyapı İş Kolunda siparişler önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 22 artarak 7,2 milyar Euro ile rekor seviyeye ulaştı (2025 1. çeyrek: 6,2 milyar Euro). Tüm iş kollarında ve raporlama bölgelerinde siparişler ve gelirde karşılaştırılabilir bazda artış kaydedildi. Ciro, büyük sipariş birikimini güçlü bir şekilde karşılayan elektrifikasyon iş kolunun liderliğinde toplam 5,5 milyar Euro seviyesine yükseldi (2025 1. çeyrek: 5,3 milyar Euro). Gelirlerdeki artış, coğrafi bazda büyük ölçüde Avrupa ve ABD'den kaynaklandı. Toplam kâr 1,1 milyar Euro olarak gerçekleşti (2025 1. çeyrek: 891 milyon). Kâr marjı yüzde 19,0 oldu (2025 1. çeyrek: yüzde 16,9). Akıllı Altyapı iş kolu daha yüksek gelir, ölçek ekonomileri ve devam eden verimlilik iyileştirmeleri sayesinde kârını ve kârlılığını bir önceki yılın aynı dönemine göre tüm işletmelerinde artırdı. Kârlılık, olumsuz kur etkilerini fazlasıyla dengeleyen olumlu emtia riskinden korunma etkilerinden de yararlandı. Mobilite İş Kolunda siparişler karşılaştırılabilir bazda yüzde 10 artışla 2,9 milyar Euro'ya yükseldi (2025 1. çeyrek: 2,7 milyar Euro). Bu artış, Almanya'da bataryalı bölgesel trenlerin teslimatı için 0,6 milyar Euro değerinde bir sözleşme ve Fransa'da otomatik metro trenlerinin teslimatı için 0,4 milyar Euro değerinde mevcut bir sözleşmenin uzatılması dahil olmak üzere büyük siparişlerden elde edilen daha yüksek hacimden kaynaklandı. Gelir, ağırlıklı olarak demiryolu araçları ve müşteri hizmetleri işletmelerinin etkisiyle karşılaştırılabilir bazda yüzde 9 artarak 3,2 milyar Euro'ya ulaştı. Kâr yüzde 15 artışla 286 milyon Euro'ya (2025 1. çeyrek: 249 milyon Euro) ve kâr marjı yüzde 9,0'a (2025 1. çeyrek: yüzde 8,4) yükseldi. Yıllık Hissedarlar Genel Kurulu Toplantısında temettü teklifi oylanacak Siemens AG’nin olağan Yıllık Hissedarlar Toplantısı, bugün şirketin ilk çeyrek rakamlarının açıklanmasının hemen ardından fiziki ortamda gerçekleştirilecek. Hissedarlar, Yönetim ve Denetim Kurullarının 2025 mali yılı için hisse başına 5,35 Euro temettü dağıtılması teklifini oylayacak. Teklif edilen temettü 2024 mali yılı temettüsünden 0,15 Euro daha yüksek olup Siemens’in kademeli olarak artan temettü dağıtma politikasının bir göstergesidir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB Sürdürülebilirlik Performansıyla  Dünya Çapında İlk Yüzde 1’de Haber

ABB Sürdürülebilirlik Performansıyla Dünya Çapında İlk Yüzde 1’de

İsviçre merkezli otomasyon ve elektrifikasyon teknolojileri lideri ABB, sürdürülebilirlik alanındaki güçlü performansını uluslararası ölçekte bir kez daha kanıtladı. Şirket, EcoVadis’ten Platin Madalya alırken, CDP’nin (Carbon Disclosure Project / Karbon Saydamlık Projesi) iklim değişikliği ve su yönetimi kategorilerinde A notu elde ederek 2025 yılı A Listesine girmeyi başardı. Dünyaca kabul gören, güvenilir ve bağımsız kuruluşlarca gerçekleştirilen bu değerlendirmeler, ABB’nin sürdürülebilirliği iş yapış biçiminin merkezine yerleştirerek somut ve ölçülebilir adımlar attığını bir kez daha ortaya koydu. ABB, EcoVadis’in gerçekleştirdiği değerlendirmede 100 üzerinden 84 puan alarak Platin Madalya’ya layık görüldü. Bu sonuçla ABB, dünya genelinde değerlendirilen 130 bin şirket arasında ilk yüzde 1’lik dilimde yer aldı. Şirket, bir önceki yıla göre puanını 9 puan artırarak sürdürülebilirlik alanındaki istikrarlı performansını da ortaya koydu. EcoVadis değerlendirmeleri; çevre, çalışma ve insan hakları, etik ve sürdürülebilir tedarik başlıkları altında, yalnızca ölçülebilir ve sahada karşılığı olan uygulamaları esas alıyor. CDP’den iklim ve su alanlarında tam not ABB, sürdürülebilirlikteki başarısını, çevre alanında küresel bir referans kabul edilen CDP’nin 2025 derecelendirmeleriyle de taçlandırdı. Şirket, iklim değişikliği ve su yönetimi kategorilerinin her ikisinde de A notu alarak CDP’nin 2025 A Listesi’ne girdi. Böylece ABB, 22 bin 100 şirket arasında çift A notu alan ilk yüzde 1’lik grup içinde yer aldı. Ayrıca ABB, su yönetimi alanında ilk kez A Listesi’ne girerek bu alandaki ilerlemesini de tescillemiş oldu. Su güvenliğinde somut ve ölçülebilir adımlar Su güvenliği, ABB’nin sürdürülebilirlik stratejisinin temel odak alanları arasında yer alıyor. Şirket, su güvenliği puanını 2023’te B seviyesinden 2024’te A- seviyesine, 2025 itibarıyla ise A seviyesine yükseltti. ABB, dünya genelindeki 320 tesisinde suya bağlı riskleri düzenli olarak değerlendiriyor; özellikle su stresi yaşanan bölgelerde önleyici uygulamalara öncelik veriyor. Bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri olan Hindistan’daki Nelamangala tesisi, AWS (Alliance for Water Stewardship) Altın Seviye Sertifikası alan ilk ABB tesisi oldu. Tesiste hayata geçirilen geri kazanım ve yağmur suyu hasadı projeleri sayesinde, son üç yılda yerel yeraltı suyu seviyelerinde 30 metrenin üzerinde artış sağlandı. “Sürdürülebilirliği uzun vadeli değer yaratmanın temel bir unsuru olarak konumlandırıyoruz” ABB Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Anke Hampel, elde edilen başarılar ile ilgili yaptığı açıklamada, “EcoVadis derecelendirmeleri, şirketlerin tedarikçileri hakkında bilinçli kararlar almasını sağlayarak riskleri azaltıyor, iyileştirmeleri teşvik ediyor ve etkiyi hızlandırıyor. EcoVadis tarafından Platin Madalya ile ödüllendirilmemiz de sürdürülebilirlik alanındaki şeffaflığımızın ve kaydettiğimiz ilerlemenin güçlü bir göstergesidir. CDP’nin hem iklim hem de su alanındaki A Listesi’nde yer almamız ise sürdürülebilirlik alanındaki performansımız ve kurumsal şeffaflığımız açısından önemli bir başarıdır. Suya bağlı risklere maruziyetin yönetimi, suyun sorumlu kullanımı, yönetişim süreçleri ve tedarikçilerimizin su riskleri konusundaki katılımını güçlendirmeye yönelik artan odağımız su alanında ilk kez A notu almamızı sağladı” ifadelerini kullandı. ABB Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Başar Vural ise konuyla ilgili, “ABB’nin EcoVadis ve CDP gibi küresel ölçekte referans kabul edilen platformlarda elde ettiği bu başarılar, sürdürülebilirlik hedeflerimizi başarılı bir şekilde hayata geçirdiğimizin somut göstergesidir. Bu küresel yaklaşımı Türkiye’de de kararlılıkla uyguluyor; elektrifikasyon, otomasyon ve dijitalleşme odağındaki çözümlerimizle sanayiden altyapıya kadar geniş bir alanda düşük karbonlu dönüşümü destekliyoruz. ABB Türkiye olarak, global sürdürülebilirlik hedeflerimizi yerel ihtiyaçlar ve önceliklerle buluşturarak, ülkemizin yeşil dönüşümüne uzun vadeli ve ölçülebilir katkı sağlamayı sürdüreceğiz” açıklamasında bulundu. ABB, sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 80, 2050 yılına kadar ise yüzde 100 azaltmayı hedefliyor. Şirket, TIME dergisi ve Statista tarafından hazırlanan “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2025” listesinde 14’üncü sırada yer alırken, İsviçre’de tüm sektörler arasında en sürdürülebilir üçüncü şirket olarak konumlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Global Menkul Değerler, Değerli Metalleri Mercek Altına Aldı Haber

Global Menkul Değerler, Değerli Metalleri Mercek Altına Aldı

Bültende belirlenen 5 değerli metalin temel, teknik ve ETF görünümleri incelenirken, yatırımcıların güvenli bir yol haritası oluşturmaları için öngörüler paylaşıldı. Global Menkul Değerler, değerli metallerin temel ve teknik görünümlerine yönelik Emtia Bülteni yayınladı. Altın, gümüş, bakır, platin ve paladyum için gelecek dönem beklentilerine ışık tutan Global Menkul Değerler, yatırımcıların güvenli stratejiler oluşturabilmesi için bu metallerin temel, teknik, ETF görünümlerini ele aldı. Bültende altın için 2025 yılının fiyatlama dinamikleri açısından istisnai bir dönem olarak öne çıktığına dikkat çekilirken, 2026 yılında da fiziki altın talebinin merkez bankaları öncülüğünde güçlü seyrini sürdürmesinin beklendiği belirtildi. Artan alımlar sonucunda altının, yaklaşık 30 yıl sonra ABD Hazine tahvillerini geride bırakarak dünyanın en büyük resmi rezerv varlığı konumuna yükseldiği hatırlatılan bültende, destekleyici para politikası beklentileri, jeopolitik belirsizlikler ve güçlü fiziki talep dikkate alındığında, altın fiyatının 2026 yılı sonunda 5.400 USD/ons seviyesinde dengelenmesinin beklendiği aktarıldı. Global Menkul Değerler, 2026 strateji yaklaşımlarında altını; agresif getiri beklentisinden ziyade makro belirsizliklere karşı sigorta, reel getiri döngüsünde dengeleyici unsur ve portföy volatilitesini azaltan stratejik varlık olarak konumlandırdığını belirtti. Gümüşte 80-90 dolar arasında trende devam eder Bültende 2025 yılının, gümüş için altına kıyasla daha güçlü bir performans sergileyerek kıymetli metaller içerisinde belirgin biçimde ayrıştığı bir dönem olduğu hatırlatıldı. Bu ayrışmanın temelinde, gümüşün yalnızca bir değer saklama aracı değil; güneş enerjisi, elektrifikasyon, elektronik ve yeşil dönüşüm odaklı teknolojilerde yoğun biçimde kullanılan stratejik bir endüstriyel metal olmasının yer aldığına dikkat çekilen bültende, 2026’ya ilişkin görünümde, gümüşün endüstriyel talep ağırlıklı yapısı sayesinde altına kıyasla göreli güçlü seyrini korumasının beklendiği vurgulandı. İşlem stratejisi açısından, gümüşün USD80–90 bandı civarında tutunmaya devam ettiği sürece, trend yönünde pozisyon almak isteyen yatırımcılar için temkinli ve kademeli alım yaklaşımının öne çıktığını belirten Global Menkul Değerler, buna karşın USD76–77 altına sarkma durumunda risklerin belirgin biçimde artacağının unutulmaması gerektiği ve zarar-kes disiplininin korunmasının önem taşıdığını vurguladı. Şirket, yukarı yönlü işlemlerde ise 93–95 bandına yaklaşan hareketlerde kâr realizasyonu yapılmasının, risk–getiri dengesini korumak açısından daha sağlıklı olacağını belirtti. Bakırda 5.90 üstü yeni bir hikaye Bakırın, küresel elektrifikasyonun omurgası olarak önümüzdeki 15 yılda yapısal bir talep artışıyla karşı karşıya olacağının anlatıldığı bültende, “S&P Global çalışması, küresel bakır talebinin 2025’te yaklaşık 28mn tondan 2040’ta 42mn tona ulaşarak %50 artacağını ortaya koyuyor. Bu artış yalnızca enerji dönüşümüyle sınırlı değil; kentleşme, sanayi, savunma harcamaları ve özellikle son yıllarda hızlanan yapay zeka ve veri merkezi yatırımları bakır talebini çok boyutlu ve kalıcı hale getiriyor. Yapay zeka özelinde bakıldığında, artan elektrik ihtiyacı ve altyapı yatırımları, bakırı doğrudan değil ama güçlü bir ikinci tur talep etkisiyle büyüme hikayesinin merkezine yerleştiriyor. Arz tarafında ise tablo belirgin biçimde daha kırılgan. Mevcut madenlerin yaşlanması, düşen cevher tenörleri, artan CAPEX ve OPEX baskısı ile uzun ve belirsiz izin süreçleri nedeniyle birincil bakır arzının 2030 sonrası yapısal bir düşüş eğilimine girmesi bekleniyor. Bu durum, bakırın yalnızca bir emtia değil, aynı zamanda stratejik ve politik bir varlık olarak ele alınmasını beraberinde getiriyor; nitekim birçok ülkenin bakırı “kritik mineral” ilan etmesi bu yaklaşımın somut bir yansıması. Bakırın TL bazlı haftalık grafiği, orta–uzun vadede yukarı yönlü ana trendin net biçimde korunduğunu ve son haftalarda ivmenin yeniden hızlandığını göstermektedir. Son fiyatlamada bakırın 5,80–5,90 bandının üzerine yerleşmesi, önceki yatay direnç alanının aşılması açısından önemli bir eşik olarak öne çıkmaktadır. Bu bölge üzerinde kalıcılık sağlanması, yükselişin psikolojik ve teknik olarak yeni bir faza geçebileceğini göstermektedir” ifadelerine yer verildi. AB’deki yumuşama platini destekliyor Bültende, platin piyasasının 2025’e, önceki yıllardaki arz fazlasının tersine, belirgin bir arz açığıyla girildiğine dikkat çekilerek, Ocak 2026 itibarıyla platin fiyatı yaklaşık USD2.688/ons seviyesinde olup, 2025 yılından beri fiyatının %190’nın üzerinde artış gösterdiği kaydedildi. Piyasanın 800 bin onsun üzerinde bir arz açığına geçmesinde, özellikle Güney Afrika’daki üretim kesintilerinin belirleyici olduğu belirtilerek, “Arz tarafındaki bu daralmaya karşın, mücevherat, sanayi ve otomotiv kaynaklı talep güçlü seyrini korumaktadır. Talep tarafında otomotiv sektörü öne çıkmaktadır. Tam elektrikli araçlara geçiş uzun vadede aşağı yönlü bir risk oluştursa da, hibrit araçlar ve hidrojen yakıt hücreleri platin talebini desteklemeye devam etmektedir. Ayrıca Avrupa Birliği’nin 2035 içten yanmalı motor yasağına ilişkin tutumunu yumuşatması ve daha sıkı emisyon standartlarını koruması, araç başına platin kullanım miktarını artırıcı bir etki yaratmaktadır” denildi. Paladyumda arz tarihsel ortalamaların altında Bültende paladyum için ise şu ifadelere yer verildi: “Paladyum da 2025’e arz açığıyla giren metaller arasında yer almakta olup, fiyatlar Ocak 2026 itibarıyla yaklaşık USD2.047/ons seviyesinde ve yıl başından beri %25 civarında artış göstermektedir. Arz tarafında Rusya üretiminin tarihsel ortalamaların altında seyretmesi ve Güney Afrika’daki düşük üretim, piyasadaki sıkılığı artırmaktadır. Paladyum talebi büyük ölçüde otomotiv katalizörlerine dayanmaktadır. Ancak artan maliyetler ve arz riskleri nedeniyle, üreticilerin belirli uygulamalarda paladyumdan platine geçişi hızlandırdığı görülmektedir. Bu eğilim, orta vadede paladyum talebi açısından sınırlayıcı bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Buna karşın, ABD’nin paladyumu kritik mineraller listesine dahil etmesi, fiziki piyasalarda savunmacı stoklamayı artırmış ve kısa vadede fiyatları desteklemiştir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.