Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Elektrifikasyon

Kapsül Haber Ajansı - Elektrifikasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Elektrifikasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

VakıfBank ve MEXT’ten sanayici ve ihracatçıların yeşil dönüşümüne liderlik edecek iş birliği  Haber

VakıfBank ve MEXT’ten sanayici ve ihracatçıların yeşil dönüşümüne liderlik edecek iş birliği 

Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı anlayışıyla Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına katkı sağlayan VakıfBank, MEXT Teknoloji Merkezi ile sanayici ve ihracatçıların dekarbonizasyon yolculuğunu destekleyecek stratejik bir iş birliğine imza attı. İş birliğinin temel amacı; sanayici ve ihracatçı firmaların SKDM uyum kapasitesini artırmak, dekarbonizasyon potansiyellerini görünür hale getirmek ve ortaya çıkan uygun yatırım ihtiyalarını finansman imkanlarıyla buluşturabilecek sürdürülebilir bir model oluşturmak olarak belirlendi. “Dönüşüme Değer” adıyla hayata geçirilen model kapsamında MEXT’in sanayi, teknoloji ve yeşil dönüşüm alanındaki yetkinliği ile VakıfBank’ın finansman gücü aynı müşteri yolculuğunda bir araya gelecek. İşletmelerin dekarbonizasyon ihtiyaçları belirlenerek enerji ve kaynak verimliliği, yenilenebilir enerji, elektrifikasyon, proses dönüşümü, temiz üretim teknolojileri ve döngüsel ekonomi gibi alanlarda şirkete özel yol haritaları hazırlanacak. Belirlenen yatırımlar VakıfBank’ın sürdürülebilir finansman çözümleri ve uygun uluslararası kaynaklarıyla desteklenirken yatırım sonrasında sağlanan emisyon azaltımı, enerji tasarrufu ve diğer dönüşüm çıktıları takip edilecek. MEXT, firmaların SKDM raporlama altyapısının geliştirilmesine, karbon ayak izi ve ilgili düzenlemeler konusunda eğitim ve kapasite geliştirmeye destek olurken; VakıfBank hedef müşteri kitlesinin belirlenmesi, uygun firmaların bilgilendirilmesi ve programa yönlendirilmesinde aktif rol üstlenecek. “Dönüşümün gerçekleşmesini sağlayacak ekosistemi birlikte kuruyoruz” VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yeşil dönüşüm artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; üretim gücünün, ihracat kapasitesinin ve uzun vadeli rekabetçiliğin ayrılmaz bir parçası. Sanayicimizin ve ihracatçımızın önündeki dönüşüm ihtiyacını, bir risk alanı olmanın ötesinde, yeni bir yatırım ve büyüme fırsatı olarak görüyoruz. Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı anlayışımızla yalnızca dönüşümü finanse eden değil, dönüşümün gerçekleşmesine katkı sağlayan banka olmayı hedefliyoruz. MEXT’in teknik yetkinliği ile VakıfBank’ın finansman gücünü buluşturduğumuz bu modelle müşterilerimizin ihtiyaçlarının belirlenmesinden yatırımın finansmanına, ortaya çıkan etkinin ölçülmesine kadar tüm süreçte yanlarında olacağız.” “Yeşil dönüşüm yolculuğunu uçtan uca destekleyen güçlü bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz” İş birliğie ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol “MEXT olarak; sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm ve yapay zekayı, Türk sanayisinin geleceğini şekillendirecek ve küresel rekabet gücünü artıracak stratejik öncelikler olarak görüyoruz. Sürdürülebilirlik odağında ise hedefimiz bu dönüşümü işletmelerimiz için yalnızca bir uyum unsuru olmaktan çıkararak, uygulanabilir fırsat alanına dönüştürmek. Bu dönüşümün kalıcı bir değer sağlayabilmesi için işletmelerin mevcut durumlarının doğru analiz edilmesi, dönüşüm ihtiyaçlarının belirlenmesi ve bu ihtiyaçların uygulanabilir yatırım planlarına dönüşmesi büyük önem taşıyor. MEXT’in sanayideki deneyimini ve dönüşüm yetkinliğini, VakıfBank’ın Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı ile bir araya getirerek, işletmelerin yeşil dönüşüm yolculuğunu uçtan uca destekleyen güçlü bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bu stratejik iş birliğinin yalnızca işletmelerin dönüşümünü hızlandırmakla kalmayacağına; ülkemizin düşük karbonlu üretim kapasitesini geliştirerek daha verimli, dirençli ve uluslararası rekabette daha güçlü bir yapıya kavuşmasına da önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. İş birliği, “dönüşüm-finansman” modeli olarak kurgulandı VakıfBank ve MEXT arasında imzalanan stratejik iş birliği, tek seferlik bir finansman programından öte; sanayicinin dönüşüm ihtiyacının belirlenmesinden yatırımın gerçekleştirilmesine ve etkisinin ölçülmesine kadar uzanan sürekli bir “dönüşüm-finansman modeli” olarak kurgulandı. Modelin ilerleyen dönemde farklı sektör ve müşteri gruplarına genişletilerek Türkiye’nin düşük karbonlu üretim kapasitesine ve sürdürülebilir ihracat gücüne katkı sağlaması amaçlanıyor. Dönüşüme Değer Programı; “Ölç, Yol Haritasını Çıkar, Finanse Et, Etkiyi Ölç” olmak üzere dört aşamadan oluşuyor. Böylece işletmelerin yalnızca finansmana erişmesi değil, mevcut üretim süreçlerini analiz ederek ihtiyaçlarına uygun ve ölçülebilir bir dönüşüm yolculuğuna çıkması öngörülüyor. İş birliğinin somut göstergelerle de takip edilerek programa katılan ve süreci tamamlayan firma sayısından sektörel dağılıma, eğitim ve kapasite geliştirme sonuçlarından SKDM raporlama altyapısı kurulan firmalara, tespit edilen dekarbonizasyon yatırım temalarından finansman değerlendirmesine yönlendirilen yatırım alanlarına kadar etkisinin düzenli olarak ölçülmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Holding, COP31 İklim Değişikliği Zirvesi’nin “Küresel İş Ortağı” Oldu Haber

Koç Holding, COP31 İklim Değişikliği Zirvesi’nin “Küresel İş Ortağı” Oldu

Koç Holding Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı ve 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in “Küresel İş Ortağı” oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum ile Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç ve Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu COP31 gündemiyle bir araya geldi. Görüşmede, Koç Holding’in COP31 “Küresel İş Ortağı” unvanıyla yürüteceği çalışmalar ile sürdürülebilirlik, teknoloji ve inovasyon ekseninde konferansa sunacağı katkılar değerlendirildi. Murat Kurum: “COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız.” Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, görüşmeye ilişkin değerlendirmesinde “Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31’de kamudan özel sektöre, finans dünyasından sivil topluma kadar tüm paydaşlarımızla güçlerimizi birleştirerek Türkiye’nin iklim eylemindeki kararlılığını dünyaya göstereceğiz. Bu kapsamda ülkemizin en köklü kuruluşlarından ve bu yıl 100. yaşını kutlayan Koç Topluluğu, Koç Holding şemsiyesi altında, COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ oldu. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç ile görüşerek bu süreçte birlikte neler yapabileceğimizi ele aldık. COP31’de özel sektörün katkısını ve iş birliklerimizi önemsediğimizi; Koç Holding’in de bu sürece katkı sunacak olmasından duyduğumuz memnuniyeti aktardık. COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız. Hayırlı olsun” dedi. Ali Y. Koç: “Ülkemizin iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat” Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasından memnuniyet duyduklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Koç Topluluğu olarak 100 yıldır ülkemizin geleceğine duyduğumuz güvenle yatırım yapıyor, üretiyor, ekonomik ve toplumsal kalkınmaya katkı sağlıyoruz. İlk yüzyılımızda müşterilerimizden hissedarlarımıza, bayilerimizden iş ortaklarımıza kadar tüm paydaşlarımızla birlikte büyüdük, geliştik. Topluluğumuzun 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda sürdürülebilirlik yolculuğumuzda da iş ortaklarımızı gerekli dönüşüm için teşvik edecek, daima olduğu gibi omuz omuza ilerleyeceğiz. İkinci yüzyılımıza adım attığımız bu anlamlı dönemde, dünyanın en önemli iklim platformlarından COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ olarak ülkemizin temsiline güçlü şekilde katkı sunmaktan gurur ve memnuniyet duyuyoruz. Ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapmasını, iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.” İklim değişikliğiyle mücadelenin çok boyutlu bir dönüşüm olduğuna dikkat çeken Ali Y. Koç, “İş dünyamızın iklim taahhütlerini somut ve ticari olarak uygulanabilir çözümlere dönüştürme gücüne sahip olduğuna inanıyoruz. İklim krizi; ciddi bir iş riski oluşturuyor, sanayinin rekabet gücünü ve geleceğini etkiliyor. Bu kapsamda da teknoloji ve inovasyon kapasitemizi güçlü bir şekilde kullanarak iklim değişikliğiyle mücadele etmeyi stratejik öncelik olarak ele alıyoruz. 60'tan fazla ülkede faaliyet gösteren, 155'ten fazla ülkeye ihracat yapan ve gelirlerinin %95'inden fazlasını enerji, otomotiv, dayanıklı tüketim ve finans gibi dönüşümün merkezinde yer alan sektörlerden elde eden bir Topluluk olarak, ülkemizin iklim hedeflerine ulaşmasında önemli bir etki gücümüz bulunuyor” ifadelerini kullandı. Temiz enerji, elektrifikasyon, enerji ve kaynak verimliliği, iklim teknolojileri, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir finansman alanlarında yatırımlarını uzun yıllardır kesintisiz olarak sürdürdüklerini kaydeden Ali Y. Koç, “COP31’in bu çalışmalarımızı paylaşmanın yanı sıra ülkemizden ve dünyadan paydaşlarla yeni iş birlikleri geliştirebileceğimiz son derece değerli bir platform olacağına inanıyoruz” dedi. Koç Holding ve bağlı şirketleri, küresel iklim gündemi kapsamındaki en önemli buluşma sayılan COP31’in master ortakları arasında yer alacak. Küresel iklim taahhütlerinin gerçekleşmesine katkı sağlayacak somut uygulamaların öne çıktığı bir dönemde Koç Holding, 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda Topluluk şirketleriyle birlikte iklim çözümlerini somut iş sonuçlarına dönüştürme deneyimini ulusal ve uluslararası paydaşlarla paylaşma fırsatı bulacak. Sektörel deneyimi, küresel pazarlara erişimi ve geniş ekosistemiyle Koç Holding; teknoloji, finans, stratejik ortaklıklar ve insan kaynağı konusundaki iyi uygulamalarıyla dönüşümü hızlandırma konusunda güçlü bir etki gücüne sahip. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nissan ve Honda’dan Teknolojik İş Birliği Haber

Nissan ve Honda’dan Teknolojik İş Birliği

Nissan Motor Co., Ltd. ve Honda Motor Co., Ltd., yeni nesil yazılım tabanlı araçların (Software-Defined Vehicle – SDV) çekirdeğini oluşturan birden fazla elektronik kontrol ünitesinin (ECU) yanı sıra, bu ünitelerde çalışan araç içi işletim sistemi, ara yazılımın (middleware) kritik bileşenleri ve araç kontrol yazılımlarının standartlaştırılmasına yönelik bir ortak geliştirme anlaşması imzaladıklarını duyurdu. Ortaklaşa geliştirilen elektronik kontrol üniteleri yazılımlarını kapsayan elektronik mimarisinin, her iki şirketin yeni nesil yazılım tabanlı araçlarında 2029 mali yılından itibaren kullanılması planlanıyor. Nissan ve Honda, stratejik ortaklıkları kapsamında karbon nötrlüğe ulaşma ve araçlarının karıştığı trafik kazalarında sıfır ölüm hedefine yönelik ilerlemeyi hızlandırmak amacıyla çeşitli alanlarda iş birliği fırsatlarını değerlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda, araç zekâsı ve elektrifikasyon açısından kilit önem taşıyan yazılım tabanlı araç alanı, teknolojik yeniliklerin hızlı temposu ile Ar-Ge hızını ve yatırım verimliliğini artırma ihtiyacı göz önünde bulundurularak öncelikli iş birliği alanlarından biri olarak belirlendi. İki şirket, daha hızlı geliştirme döngüleri ve daha verimli yatırım yoluyla rekabet gücünü artırma gerekliliğinin bilinciyle, yazılım alanındaki olası iş birliği konusunda kapsamlı çalışmalar yürüttü. Bu çalışmaların sonucunda Nissan ve Honda, yeni nesil yazılım tabanlı araçların temelini oluşturan çekirdek elektronik kontrol üniteleri ve yazılımları birlikte geliştirme ve standartlaştırma konusunda anlaşmaya vardı. Anlaşma uyarınca iki şirket, yeni nesil yazılım tabanlı araçların E/E mimarisi içinde yer alan birden fazla çekirdek elektronik kontrol üniteleri için ortak teknik özellikler belirlemek üzere birlikte çalışacak. Bu kapsama araç içi işletim sistemi ile ara yazılımın ve araç kontrol yazılımının kritik bölümleri de dahil olacak. Nissan ve Honda, bu temel teknolojileri standartlaştırarak ortak mühendislik uzmanlığından ve geliştirme kaynaklarından yararlanmayı; verimliliği artırmayı, yeniliği hızlandırmayı ve geliştirme maliyetlerini düşürüp ölçek ekonomisinden faydalanarak rekabet gücünü güçlendirmeyi hedefliyor. İki şirket, kendi güçlü yönleri üzerine inşa etmeye, yeni değer yaratma fırsatlarını araştırmaya ve müşterilere ile topluma somut faydalar sunmak amacıyla iş birliğini derinleştirmeye devam edeceklerini belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğuş Otomotiv, İlk Konsolide Entegre Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı Haber

Doğuş Otomotiv, İlk Konsolide Entegre Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı

Bağlı ortaklıkların ve ilgili iştiraklerin performansını daha geniş bir çerçevede ele alan rapor, şirketin mobilite ekosistemindeki dönüşümünü güçlü ve ölçülebilir sonuçlarla ortaya koyuyor. 133 dijital projeyle 257 milyon TL operasyonel verimlilik sağlanması, D-Charge’ın 45 ilde 621 şarj soketine ulaşması, Şekerpınar Lojistik Merkezi’nin elektrik ihtiyacının yüzde 75,83’ünün güneş enerjisinden karşılanması ve kurumsal yönetim derecelendirme notunun 9,81’e yükselmesi, 2025 yılının öne çıkan performansları arasında yer aldı. Otomotiv sektörünün elektrifikasyon, dijital teknolojiler, yeni iş modelleri ve değişen müşteri beklentileriyle yeniden şekillendiği bir dönemde yayımlanan 2025 raporu, Doğuş Otomotiv’in dönüşüme nasıl hazırlandığını ve mobilite alanındaki güçlü konumunu geleceğe nasıl taşıdığını gösteriyor. Raporda şirketin iş modeli ve değer zinciri; finansal performans, elektrifikasyon, dijitalleşme, iklim yönetimi, insan kaynağı, toplumsal katılım ve kurumsal yönetişim alanlarındaki gelişmelerle birlikte değerlendiriliyor. . “Geleceğin mobilite ekosisteminde aktif rol üstlenmeyi hedefliyoruz” Doğuş Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su E. Ali Bilaloğlu, şirketin mobilite ekosistemindeki dönüşümde üstlendiği role ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Mobilite artık sadece araç sahipliğiyle sınırlı bir alan olmaktan çıkarak enerji, veri, yazılım, şarj altyapısı, müşteri deneyimi, satış sonrası hizmetler ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla birlikte yönetilen bütüncül bir ekosisteme dönüşüyor. Doğuş Otomotiv olarak bu dönüşümü yalnızca izlemekle yetinmiyor, geleceğin mobilite ekosisteminde aktif rol üstlenmeyi hedefliyoruz. 2025 yılı performansımız, güçlü finansal yapımızı, dijital yetkinliklerimizi, elektrikli mobilite yatırımlarımızı, insan kaynağımızı ve yönetişim yaklaşımımızı aynı değer yaratma modeli içinde ilerletebildiğimizi gösteriyor. Geçmişimizden aldığımız güçle değişimi yöneten, dönüşümün yönünü okuyan ve yarını şekillendirmek için sorumluluk alan bir şirket olmayı sürdüreceğiz.” Dijital projeler 257 milyon TL operasyonel verimlilik sağladı Dijital dönüşüm, Doğuş Otomotiv’in 2025 performansının en güçlü alanlarından biri oldu. Müşteri deneyimi, yapay zekâ, veri analitiği, robotik süreç otomasyonu ve IoT tabanlı lojistik uygulamalarını kapsayan tamamlanmış dijital proje sayısı 133’e ulaştı. Bu projelerle 257 milyon TL operasyonel verimlilik sağlandı. Çalışanların süreçlerin geliştirilmesine doğrudan katılımını sağlayan Fikir Platformu’na yıl boyunca 2.844 fikir sunuldu. Bunlardan 601’i hayata geçirilerek 175 milyon TL proje getirisi elde edildi. Şirket, yapay zekâ uygulamalarının ortak kurumsal standartlarla yönetilmesi amacıyla Yapay Zekâ Mükemmeliyet Merkezi’ni hayata geçirdi. Çalışanların kurumsal bilgilere daha hızlı ulaşmasını sağlayan üretken yapay zekâ destekli AsistOn kullanıma sunulurken, kritik yeteneklerin elde tutulmasına yönelik makine öğrenmesi tabanlı erken uyarı mekanizması geliştirildi. İklim çalışmalarının kapsamı değer zincirinde genişledi Doğuş Otomotiv, 2025 yılında iklim çalışmalarının kapsamını tedarikçiler, lojistik süreçleri, Yetkili Satıcı ve Servis ağı, şarj hizmetleri ve araçların kullanım aşamasını içerecek biçimde genişletti. Kapsam 3 emisyonlarının yaklaşık yüzde 98’i hesaplama kapsamına alınırken, değer zincirinden kaynaklanan emisyonların daha sistematik ve izlenebilir biçimde yönetilmesine yönelik önemli bir altyapı oluşturuldu. Şekerpınar Lojistik Merkezi’nde kurulu Güneş Enerjisi Santrali, 2025 yılında 4.382.500 KWh elektrik üretti ve tesisin elektrik ihtiyacının yüzde 75,83’ünü karşıladı. Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş., 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını 2021 baz yılına göre yüzde 20 azaltmayı ve elektrik tüketiminde yüzde 100 yenilenebilir kaynak kullanımına geçmeyi hedeflediğini de rapor kapsamında açıkladı. Yetkili Satıcı ve Servis ağındaki çevresel dönüşüm de 2025 yılında hız kazandı. Ağ genelinde 44 GES lokasyonuna ulaşılırken enerji tüketiminin izlenmesi, karbon ayak izi hesaplamaları ve çevresel standartlara uyum çalışmaları yaygınlaştırıldı. Güçlü pazar performansı yeni mobilite yatırımlarıyla birleşti Elektrifikasyondaki gelişimi araç portföyüyle sınırlamayan Doğuş Otomotiv, şarj altyapısı ve teknik servis kapasitesini de büyüttü. Şirketin şarj çözümleri markası D-Charge, 254 AC ve 367 DC olmak üzere 45 ilde toplam 621 şarj soketine ulaştı. Yüksek voltajlı batarya onarım merkezlerinin sayısı 7’ye çıkarıldı. Böylece elektrikli araç müşterilerine satıştan şarja, teknik servisten ikinci el değer yönetimine uzanan kapsamlı bir hizmet altyapısı sunuldu. Kurumsal yönetim notu 9,81’e yükseldi Doğuş Otomotiv’in kurumsal yönetim derecelendirme notu 2025 yılında 9,81’e yükseldi. Yetkili Satıcı ve Servis ağında gerçekleştirilen 518 adet ISO 9001, DOS5 ve marka standardı denetiminde yüzde 94,59 genel başarı oranına ulaşıldı. Şirket, insan hakları, etik ve uyum, iç kontrol, risk yönetimi, bilgi güvenliği ve değer zinciri yönetimi alanlarındaki yapısını güçlendirirken sürdürülebilirlikle bağlantılı gelişmeleri strateji ve karar alma süreçleriyle daha güçlü biçimde ilişkilendirdi. Çalışan katılımı somut sonuçlara dönüştü Doğuş Otomotiv çalışanlarına yıl boyunca toplam 33.769 saat eğitim verilirken mavi yakalı çalışanların kişi başına ortalama eğitim süresi yüzde 86,22 artarak 49,63 saate yükseldi. Dijital yetkinlikler, elektrikli araç teknolojileri, liderlik, iş sağlığı ve güvenliği ile mesleki gelişim programları, çalışanların otomotiv sektöründeki dönüşüme hazırlanmasını destekledi. Doğuş Otomotiv çalışanları aynı dönemde toplumsal katılım çalışmaları kapsamında bir önceki yıla göre yüzde 64 artışla 1.315 saat gönüllülük faaliyeti gerçekleştirdi. Uzun soluklu programlarla binlerce kişiye ulaşıldı “Trafik Hayattır!” platformu 21’inci yılında güvenli mobilite kültürünün yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalarını sürdürdü. Tohum Otizm Vakfı iş birliğiyle yürütülen “Güvenli Trafik Becerileri” programı kapsamında otizmli bireylerin trafikte daha güvenli ve bağımsız hareket etme becerilerini desteklemek amacıyla kendilerine ve ebeveynlerine yönelik eğitimler gerçekleştirildi. “Doğaya Kanat Açtık” programı kapsamında ise bugüne kadar 60 bin kilometreden fazla yol kat edildi, Türkiye genelinde 395 kuş ve 30 memeli türü gözlemlendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa, Isı Pompasında Vites Büyüttü… Türkiye Bu Dönüşümü Kaçırmamalı Haber

Avrupa, Isı Pompasında Vites Büyüttü… Türkiye Bu Dönüşümü Kaçırmamalı

Avrupa'daki dönüşümün yalnızca cihaz değişiminden ibaret olmadığını belirten Üçay Mühendislik İcra Kurulu Üyesi ve İklimlendirme & Şubeler Direktörü Zafer Çüman, Türkiye'nin de bu süreci bütüncül bir enerji vizyonuyla değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Avrupa'da enerji dönüşümünün lokomotifi haline gelen ısı pompaları yeniden güçlü bir büyüme trendine girdi. Avrupa Isı Pompası Birliği'nin (EHPA) yayımladığı 2025 öncü verilerine göre, 16 Avrupa ülkesinde konut tipi ısı pompası satışları bir önceki yıla göre ortalama %10,3 artarak 2,62 milyon adede ulaştı. Böylece Avrupa genelindeki kurulu ısı pompası sayısı yaklaşık 28 milyona yükseldi. Satışların yeniden ivme kazanmasında; istikrarlı teşvik programları, elektrifikasyon politikaları ve fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmaya yönelik kamu politikaları belirleyici rol oynadı. Avrupa'da ısı pompası satışları ilk çeyrekte %17 arttı Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) 2026 Dünya Enerji Yatırımları Raporu da elektrifikasyonun küresel enerji yatırımlarındaki ağırlığının her geçen yıl arttığını ortaya koyuyor. Rapora göre, 2026'nın ilk çeyreğinde Avrupa'da ısı pompası satışları geçen yılın aynı dönemine göre %17 artış gösterdi. Enerji dönüşümünün yalnızca yeni teknolojilere geçiş olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Üçay Mühendislik İcra Kurulu Üyesi ve İklimlendirme & Şubeler Direktörü Zafer Çüman, şunları söyledi: Dönüşümün merkezinde ısı pompaları yer alıyor "Bugün Avrupa'da yaşanan dönüşüm, yalnızca doğal gaz kazanlarının yerini ısı pompalarının alması olarak değerlendirilmemeli. Yeniden tasarlanan sadece cihazlar değil; enerjinin üretiminden depolanmasına, yönetiminden tüketimine kadar uzanan bütün enerji sistemidir. Isı pompaları da bu entegre ekosistemin en önemli bileşenlerinden biridir." Avrupa'da ısı pompalarına olan ilginin temelinde karbon emisyonlarını azaltma hedefleri, fosil yakıtlara bağımlılığı düşürme politikaları, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla tam uyumlu sistemlere geçiş ve uzun vadede enerji maliyetlerini kontrol altında tutma ihtiyacının bulunduğunu belirten Çuman, bu dönüşümün kamu politikalarıyla da desteklendiğini ifade etti. Birçok Avrupa ülkesinde elektrik üzerindeki vergi yükünün azaltılmasına yönelik uygulamaların da pazarın büyümesini desteklediğini söyledi. Dört mevsim çözüm sunuyor Enerji verimliliği yüksek sistemlere geçişin artık yalnızca çevresel değil, ekonomik bir gereklilik haline geldiğini vurgulayan Çüman, şunları söyledi: “Isı pompaları yalnızca kış aylarında ısıtma sağlayan sistemler değildir. Aynı zamanda yaz aylarında soğutma ve kullanım sıcak suyu ihtiyacını da karşılayarak dört mevsim çözüm sunuyor. Bu özellikleri sayesinde hem bireysel kullanıcılar hem de ticari işletmeler için enerji maliyetlerini düşüren önemli bir teknoloji haline geliyor. Öte yandan Türkiye, sahip olduğu iklim çeşitliliği ve yenilenebilir enerji potansiyeli sayesinde ısı pompası teknolojilerinin yaygınlaşması için önemli avantajlara sahip." Enerji sektörünün önümüzdeki dönemde birbirini tamamlayan teknolojiler üzerine kurulacağını ifade eden Çüman, sözlerini şöyle tamamladı: "Enerji dönüşümünü yalnızca yeni cihazlara geçiş olarak değerlendirmemek gerekiyor. Gelecekte; güneş enerjisi sistemleri, ısı pompaları, enerji depolama çözümleri ve elektrikli araç şarj altyapıları birbirini tamamlayan entegre bir ekosistem oluşturacak. Türkiye'nin bu dönüşümü bugünden planlaması hem enerji güvenliği hem de sürdürülebilirlik açısından kritik önem taşıyor." Üçay Mühendislik Hakkında Temelleri 2000 yılında atılan Üçay Mühendislik Enerji ve İklimlendirme Teknolojileri A.Ş., enerji tasarrufu ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda iklimlendirme, elektrik, mekanik, güneş enerjisi sistemleri (GES) ve elektrikli araç (EA) şarj hizmetleri alanlarında faaliyet göstermektedir. Bağlı ortaklığı Elaris ile elektrikli araç şarj ağı işletmeciliği ve elektrikli şarj istasyonu satışı alanlarında da hizmet sunmaktadır. Merkezi İstanbul olan Üçay Mühendislik, Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde 22’den fazla ilde 35’in üzerinde şube, depo ve showroom ile faaliyetlerine devam etmektedir. Kurulduğu günden bu yana 2 milyondan fazla bireysel ve kurumsal müşteriye mühendislik hizmeti sağlayan şirket, gelişmiş ERP altyapısıyla birbirine entegre çalışan şubeleri aracılığıyla yılda ortalama 30.000 müşteriye hızlı, güvenilir ve kesintisiz hizmet sunmaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nissan Qashqai e-POWER’den Guinness Dünya Rekoru: Tek Depoyla 1980 km Haber

Nissan Qashqai e-POWER’den Guinness Dünya Rekoru: Tek Depoyla 1980 km

Nissan, kendine özgü hibrit teknolojisi e-POWER için yeni bir dönüm noktasına imza attı. Türkiye pazarındaki güçlü konumuyla dikkat çeken ve ülkemizde yaklaşık 250 bin, Avrupa genelinde ise dört milyon satış başarısına ulaşan Nissan Qashqai, Temmuz ayı rakamlarıyla Türkiye'nin en çok satan ilk 5 SUV aracından biri olma başarısını sürdürürken, şimdi de küresel alanda adını rekora yazdırdı. Yeni nesil e-POWER ile donatılan Nissan Qashqai, harici şarj veya yakıt ikmali yapılmadan, şarj kablosuz menzil artırıcılı elektrikli bir SUV'un kat ettiği en uzun yolculuk için Guinness Dünya Rekorları unvanını kazandı. Tek depoyla 1.980 kilometre kat edilen rekor sürüş, Nissan'ın e-POWER teknolojisinin verimliliğini, menzil güvenini ve gerçek dünya performansını gözler önüne serdi. Rekor yolculuk nerede gerçekleşti? Yolculuk, 14-17 Temmuz 2026 tarihleri arasında Kolombiya'da, Bogotá'dan Karayip kıyılarına uzanan ve çok çeşitli yol, trafik ve sürüş koşullarını kapsayan bir güzergâhta gerçekleştirildi. Denemenin her aşaması Guinness Dünya Rekorları hakemleri tarafından bağımsız olarak izlendi ve detaylı bir inceleme sürecinin ardından onaylandı. Bu başarı Nissan'ın küresel e-POWER hikâyesi için neden önemli? Bu rekor sürüş, Nissan'ın küresel e-POWER yolculuğundaki en son kanıt niteliğinde. Birleşik Krallık ve Tazmanya'daki başarılı uzun mesafe denemelerinin ardından gelen bu Guinness Dünya Rekorları başarısı, e-POWER'ın farklı arazi, iklim ve gerçek dünya sürüş koşullarında tutarlı biçimde verimlilik, uzun menzil kapasitesi ve elektrikli araç benzeri bir sürüş deneyimi sunduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Elektrik motoru odaklı performansı geleneksel yakıt ikmalinin kolaylığıyla birleştiren Nissan'ın e-POWER teknolojisi, sürücülere şarj ihtiyacı olmadan elektrikli sürüşün avantajlarını sunarak elektrifikasyonu günlük kullanım için daha erişilebilir hale getirmeye yardımcı oluyor. Nissan Kurumsal Yöneticisi (Aile, Ürün ve Bileşen Stratejisi) Richard Candler, bu başarının en yeni nesil e-POWER teknolojisinin kapasitesini bir kez daha ortaya koyduğunu ve Qashqai e-POWER'ın gerçek müşteri ihtiyaçları etrafında şekillenen verimlilik, rafine sürüş hissi ve EV benzeri performans sunduğunu belirtti. Candler, bu başarının sürücülerin tam elektrikli bir geleceğe geçişte elektrikli sürüşün faydalarını deneyimlemesine yardımcı olarak Nissan'ın elektrifikasyon yolculuğunda önemli bir rol oynadığını da sözlerine ekledi. e-POWER, şarj olmadan nasıl EV benzeri bir sürüş sunuyor? Geleneksel hibrit sistemlerin aksine, bir e-POWER aracında tekerlekler yalnızca elektrik motoru tarafından tahrik edilir; bu da elektrikli araçlara özgü anlık tepki, rafine sürüş hissi ve pürüzsüz hızlanma sağlar. Yüksek verimli bir benzinli motor ise ihtiyaç duyulduğunda elektrik üreterek, geleneksel bir aracın sunduğu kolaylık ve esnekliği korurken harici şarj ihtiyacını ortadan kaldırır. En yeni nesil e-POWER, Nissan'ın gelişmiş 5'i 1 arada modüler güç aktarma sistemini kullanıyor; bu sistem elektrik motorunu, jeneratörü, invertörü, redüktörü ve artırıcıyı kompakt ve yüksek verimli tek bir pakette birleştiriyor. Rejeneratif fren teknolojisiyle birlikte çalışan sistem, sürüş keyfinden ödün vermeden enerji kullanımını sürekli olarak optimize ediyor. Bugün e-POWER teknolojisi dünya genelinde birçok pazarda sunuluyor ve müşterilerin EV benzeri performansı günlük pratiklikle birleştiren bir çözümle elektrikli sürüşe geçiş yapmasına yardımcı oluyor. Bu son başarı, Nissan'ın elektrifikasyonu daha erişilebilir kılan ve daha sürdürülebilir bir geleceğe geçişi hızlandıran yenilikçi teknolojiler sunma taahhüdünü bir kez daha güçlendiriyor. Not: Guinness Dünya Rekoru’na konu olan sürüş, günlük kullanım koşullarını veya standart test yöntemlerini yansıtmayan özel bir deneme sürüşüdür. Bu nedenle elde edilen sonuçlar, aracın resmi yakıt tüketimi ve menzil değerleri olarak değerlendirilmemelidir. Nissan Qashqai e-POWER’ın resmi WLTP birleşik yakıt tüketimi 4,4 l/100 km, WLTP menzili ise 1.250 km’dir. Gerçek kullanımda yakıt tüketimi ve menzil; sürüş tarzına, yol ve trafik koşullarına, hava durumuna ve araçtaki yüke bağlı olarak değişebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB, Rotork'u Bünyesine Katarak Otomasyon Alanındaki Kabiliyetlerini Güçlendiriyor Haber

ABB, Rotork'u Bünyesine Katarak Otomasyon Alanındaki Kabiliyetlerini Güçlendiriyor

İsviçre merkezli elektrifikasyon ve otomasyon teknolojileri lideri ABB, kritik akış kontrolü alanında akıllı çözümler geliştiren ve elektrikli aktüatör üretiminde dünyanın önde gelen şirketlerinden biri olan Rotork’u satın almak üzere anlaşmaya vardığını duyurdu. Yaklaşık 5,5 milyar dolar işletme değerine sahip satın almanın, ABB'nin elektrifikasyon ve otomasyon alanındaki büyüme stratejisini desteklerken büyük ölçekli altyapı ve endüstriyel tesislere yönelik otomasyon çözümlerini daha da güçlendirmesi bekleniyor. Rotork'un kritik akış kontrolü ve enstrümantasyon alanındaki köklü uzmanlığı, ABB'nin mevcut otomasyon portföyünü güçlü şekilde tamamlayarak şirketin saha cihazlarındaki kabiliyetlerini daha da güçlendirecek. Böylece ABB, akıllı saha cihazları ve yazılımlarla desteklenen daha kapsamlı bir otomasyon portföyüne sahip olacak. Sürekli izleme ve yönetim sağlayan bu çözümler, endüstriyel süreçlerin daha güvenli, verimli ve sürdürülebilir şekilde yürütülmesine katkıda bulunacak. Aynı zamanda ABB'nin Otomasyon İş Kolu’nun ürün, hizmet ve yaşam döngüsü gelirleri içindeki yüksek katma değerli çözümlerin payı da artacak. Satın almayla birlikte Rotork'un ABB'nin küresel ölçeği, yaygın servis ağı ve dijital teknoloji yetkinliklerinden yararlanarak büyümesini hızlandırması hedefleniyor. İş birliği sayesinde akıllı cihaz teşhis sistemleri ile varlık yönetimi çözümlerinin geliştirilmesi desteklenirken, Rotork'un daha büyük ve stratejik projelerde yer almasının, yeni müşterilere ve pazarlara erişiminin hızlanmasının önü açılacak. Satın alma işleminin tamamlanmasının ardından Rotork'un, ABB'nin Otomasyon İş Alanı bünyesinde stratejik büyüme odağıyla faaliyet gösteren ayrı bir bölüm olarak çalışmalarını sürdürmesi planlanıyor. Bu yaklaşım, şeffaflık ve hızlı karar alma süreçlerini esas alan, operasyonel kararların iş birimlerine ve müşterilere en yakın noktada alınmasını öngören merkezi olmayan yönetim modeli “ABB Way” ile uyumlu olacak “Yeni satın alma fırsatlarını değerlendirmeye devam edeceğiz.” ABB CEO'su Morten Wierod, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Rotork'u uzun yıllardır yakından takip ediyoruz. Şirketin ekiplerinin ortaya koyduğu operasyonel mükemmeliyeti, mühendislik kabiliyetlerini ve sektörde oluşturduğu güçlü güveni takdir ediyoruz. Bu satın almanın ise stratejik açıdan son derece güçlü bir uyum yaratacağından eminiz. Otomasyon portföyümüzü saha cihazları katmanında genişletecek bu birlikteliğin; müşterilerimiz, çalışanlarımız ve her iki şirketin hissedarları için önemli bir katma değer oluşturacağına yürekten inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde de Rotork'un başarısının temelini oluşturan girişimci kültürünü ve müşterilerine yakın iş yapma anlayışını koruyarak büyümesini hızlandırmasını ve değer yaratma kapasitesini daha da artırmasını bekliyoruz. Güçlü finansal yapımız sayesinde, yeni satın alma fırsatlarını değerlendirmeye devam ederken daha önce açıkladığımız hisse geri alım programını da eş zamanlı olarak sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Rotork, ABB’nin gelirlerine önemli katkı sağlayacak Rotork, 2022-2025 döneminde organik gelirlerini yıllık ortalama yüzde 8 artırmayı başardı. Petrol ve doğal gaz, kimya, proses endüstrileri, veri merkezleri, su ve enerji sektörlerine hizmet veren şirketin, ABB'nin toplam gelirlerine yaklaşık yüzde 3 katkı sağlaması bekleniyor. Rotork’un ABB'nin Otomasyon İş Kolu bünyesinde ise yaklaşık yüzde 12 gelir katkısı sağlayarak büyüme hedeflerini desteklemesi öngörülüyor. “Bu birleşme ortak bir vizyonu paylaşan iki şirketi bir araya getiriyor.” Rotork Yönetim Kurulu Başkanı Dorothy Thompson ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Rotork Yönetim Kurulu olarak ABB'nin teklifinin, şirketimizin sahip olduğu yüksek kaliteyi ve Growth+ stratejimizin başarıyla uygulanmasıyla elde ettiğimiz önemli ilerlemeyi yansıttığına inanıyoruz. Aynı zamanda bu teklif, hissedarlarımıza şirketimizin güçlü gelecek potansiyelinden doğacak değeri, işlemin tamamlanmasıyla birlikte nakit olarak daha erken realize etme fırsatı sunuyor. Bu birleşme, daha sürdürülebilir ve verimli operasyonlar için otomasyon ve elektrifikasyona odaklanan ortak bir vizyonu paylaşan iki şirketi bir araya getiriyor. ABB'nin merkezi olmayan yönetim modeli ile Rotork'u ayrı bir iş birimi olarak faaliyet göstermeye devam ettirme taahhüdünün şirketimize, çalışanlarımıza ve tüm paydaşlarımıza önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Bu doğrultuda Yönetim Kurulu, Rotork hissedarlarına teklifi oy birliğiyle desteklemelerini tavsiye etme kararı aldı" dedi. Rotork'un Birleşik Krallık'taki faaliyetleri korunacak Birleşik Krallık, ABB'nin stratejik öneme sahip pazarları arasında yer alıyor. ABB, Rotork'un Birleşik Krallık mühendislik ekosistemindeki güçlü konumuna ve ülkenin sanayi altyapısına sağladığı katkıya büyük önem verdiğini belirtirken, satın alma işleminin tamamlanmasının ardından mevcut yönetim ekibiyle yakın iş birliği içinde sorunsuz bir entegrasyon süreci yürütmeyi hedefliyor. Şirket, mevcut aşamada Rotork'un Birleşik Krallık'taki faaliyetlerinde önemli bir değişiklik öngörmezken, ülkenin Rotork için üretim, mühendislik ve teknoloji merkezi olmaya devam etmesi planlanıyor. İşlemin 2027'nin ilk yarısında tamamlanması hedefleniyor. ABB, satın alma işlemini mevcut nakit kaynakları ile taahhüt edilmiş banka finansmanı kullanarak gerçekleştirmeyi planlıyor. Ayrıca şirketin Robotik iş kolunun satışından elde etmesi beklenen nakit gelirin de finansal esnekliğini daha da güçlendirmesi öngörülüyor. İşlem, Birleşik Krallık'taki hissedar onayı ile gerekli düzenleyici kurum izinlerinin tamamlanmasının ardından 2027 yılının ilk yarısında sonuçlandırılması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Schneider Electric, Yeni Sürdürülebilirlik Yol Haritası Impact 2030 Kapsamında Güçlü İlk Yarı Sonuçlarını Açıkladı Haber

Schneider Electric, Yeni Sürdürülebilirlik Yol Haritası Impact 2030 Kapsamında Güçlü İlk Yarı Sonuçlarını Açıkladı

2026 yılının ilk yarısında sürdürülebilirlik performansı: Öne çıkan sonuçlar Yeni sürdürülebilirlik yol haritası Impact 2030’un hayata geçirilmesinden altı ay sonra Schneider Electric’in Impact puanı 10 üzerinden 3,69’a ulaştı. Şirket, 2030 hedefini temsil eden 10 tam puana giden yolda, 2026 yıl sonu hedefi olan 4,20 puana planlandığı şekilde ilerliyor. Bu puan, Schneider Electric’in kendi operasyonlarında kaydettiği ilerlemeyi müşteriler, tedarikçiler ve topluluklar için sağlanan ölçeklenebilir sonuçlarla bir araya getiren dört stratejik sütundaki temel programların ivmesini yansıtıyor. I. Dünyayı elektriklendirmek Çığır açan çözümlere yatırım yapmak, önce kendi faaliyetlerimizden başlayıp herkes için ölçeklendirerek elektrifikasyon ve dijitalleşmeyi yaygınlaştırmak, Enerji Teknolojileri dönüşümüne öncülük etmek. Schneider Electric, yılın ilk yarısında operasyonlarını karbondan arındırmayı sürdürdü. Kapsam 1 ve Kapsam 2 CO₂ emisyonları 2017’ye kıyasla yüzde 82, Kapsam 3 emisyonları ise 2021’e kıyasla yüzde 12 azaltıldı.Schneider Electric çözümleri, müşterilerin 129,5 milyon MWh enerji tasarrufu sağlamasına veya bu miktarda enerjiyi elektrifikasyon yoluyla karşılamasına olanak tanıdı.¹Sürdürülen bu çalışmalar sayesinde müşteriler nezdinde yılın ilk yarısında azaltılan ve önlenen emisyon miktarı 50 milyon tonu aşarken, 2018’den bu yana ulaşılan kümülatif toplam 913 milyon tona çıktı. Kapsama giren Schneider Electric yazılımlarının yüzde 29’u, müşterilerin karar alma süreçlerini destekleyen enerji ve karbon verilerine dayalı içgörüler sundu. Bu sonuç, Grubun temel enerji zekâsı yetkinlikleri üzerine inşa edilen yeni programın güçlü bir başlangıç yaptığını gösterdi. II. Sektörümüzü yeniden şekillendirmek Tasarım, tedarik ve pazara sunma biçimlerimizi yeniden düşünerek, tedarikçileri insana yakışır çalışma koşulları ve karbonsuzlaşma hedefleri doğrultusunda sürece dahil ederek tüm değer zincirini ileri taşımak ve sektörde yeni standartlar belirlemek. Schneider Electric’in tasarım aşamasındaki ana ürün ve çözümlerinin yüzde 27’si, Grubun yeni “Future-designed” yaklaşımı kapsamında döngüsellik ve çevresel mükemmellik kriterlerini karşıladı. Bu sonuç, Enerji Yönetimi ile Endüstriyel Otomasyon portföylerinin sağladığı güçlü ivmeyi yansıtıyor.Impact 2030 kapsamında yeni bir program olarak hayata geçirilen Future-designed, Grubun sürdürülebilirliği ürün ve çözümlerinin değer önermesinin ayrılmaz bir parçası haline getirme hedefini genişletiyor. Program, Schneider Electric’in 20 yılı aşkın eko-tasarım deneyiminden yararlanıyor. Bu birikimin temelini, önceki sürdürülebilirlik yol haritaları kapsamında uygulanan EcoDesign Way, Green Premium ve Environment Data Program oluşturuyor.Schneider Electric’in önceki tedarikçi karbonsuzlaştırma girişiminin başarısı üzerine inşa edilen Zero Carbon Pathway (TZCP), programın kapsamını 1.500 tedarikçiye genişletirken gerekliliklere Kapsam 3 emisyonlarının ve ürün karbon ayak izinin ölçülmesini de ekliyor. İkinci çeyrekte 15 tedarikçi şu kriterleri karşılayarak program kapsamında yeterlilik kazandı:Operasyonel emisyonların ölçülmesi (Kapsam 1 ve 2)Emisyon azaltım hedeflerinin benimsenmesiDolaylı emisyonların, Kapsam 3 veya ürün karbon ayak izinin hesaplanması Bu sonuç, tedarikçilerle yürütülen kapsamlı çalışmalar ve 200’ün üzerinde canlı teknik oturum sayesinde elde edildi. Bu çalışmaları güçlendirmek amacıyla, Resource Advisor+ for Supply Chain gibi yapay zekâ destekli yeni dijital araçların yılın ilk yarısında 1.000’den fazla tedarikçiye yönelik kullanıma alınması hızlandırıldı. Tüm bu adımlar, önümüzdeki çeyreklerde tedarikçi karbonsuzlaşmasının geniş ölçekte ilerletilmesi için güçlü bir temel oluşturuyor. III. İnsan potansiyelini açığa çıkarmak Herkesin enerjiye erişimini güvence altına alarak, yetkinliklere ve insanlara sunulan fırsatlara yatırım yaparak ilerlemenin ve ortak refahın önünü açmak. Grubun deneyimli çalışanlarının yüzde 16’sı, yılın ilk yarısında yapılandırılmış gelişim veya bilgi aktarımı faaliyetlerine katıldı. Impact 2030 kapsamında yeni başlatılan bu program, Schneider Electric’in farklı kuşaklar ve kariyer aşamaları arasında kapsayıcılığı geliştirmeye yönelik köklü uygulamaları üzerine inşa edildi. Program, yeniden beceri kazandırma, mentorluk, kurum içi hareketlilik ve kıdemli yeteneklere yönelik uzmanlık programları konusundaki yaklaşımı daha sistematik hale getiriyor. Schneider Electric’in bu alandaki yenilikçi yaklaşımı, ikinci çeyrekte Dünya Ekonomik Forumu tarafından “Future of Inclusion Lighthouse” unvanıyla takdir edildi.Schneider Electric’in desteğiyle 2009’dan bu yana 67 milyon kişi sürdürülebilir elektriğe erişti. Yalnızca 2026 yılının ikinci çeyreğinde, özellikle Afrika ve Hindistan’daki çalışmaların güçlü katkısıyla 2,2 milyondan fazla kişinin elektriğe erişimi sağlandı. Schneider Electric, 2009’dan bu yana 1,37 milyon gencin elektrifikasyon ve sürdürülebilirlik alanlarında yetkinlik kazanmasına yardımcı olarak daha kapsayıcı ilerlemeyi destekledi. IV. Yerel toplulukları güçlendirmek Tesisleri yerel toplulukların odağı haline getirmek, çalışanlarımızı değişimin aktörleri olarak güçlendirmek, yerel ekosistemleri desteklemek ve tabandan gelen seslerin daha güçlü duyulmasını sağlamak. Beş tesis, Grubun çok kriterli Impact Workplaces çerçevesi kapsamındaki gereklilikleri karşıladı. Impact 2030 kapsamında başlatılan bu yeni program, Schneider Electric tesislerinde enerji verimliliği, karbonsuzlaşma ve döngüselliğe ilişkin iddialı kriterleri de kapsayan 20 yıllık sürdürülebilirlik liderliği üzerine inşa ediliyor. Program, biyolojik çeşitliliği ve yerel topluluklar üzerindeki etkiyi de kapsayarak Grubun hedeflerini daha ileri taşıyor. Schneider Electric Sürdürülebilirlik Başkanı Esther Finidori, şunları söyledi: “Impact 2030’un altıncı ayında, hedeflerimizi eyleme dönüştürme yolunda cesaret verici bir ilerleme kaydediyoruz. Üst üste üçüncü kez Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketi seçilmekten onur duyduk. Bu başarı, yarattığımız somut etkiyi ve dünyanın dört bir yanındaki çalışanlarımızın özverisini bir kez daha ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik, kesintisiz bir dönüşüm yolculuğudur. Impact 2030 ile hedeflerimizi bir kez daha yükseltiyor, sağlam temellerimiz üzerinde ilerlerken sürdürülebilirliği işimizin her alanına entegre etme sürecini hızlandırarak herkes için ilerlemeye güç veriyoruz.” 2026 yılının ilk yarısında sürdürülebilirlik alanındaki diğer gelişmeler Schneider Electric’in sürdürülebilirlik alanındaki liderliği, ikinci çeyrekte uluslararası kuruluşlar tarafından takdir edilmeye devam etti. Şirket, TIME ve Statista tarafından hazırlanan “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2026” listesinde üst üste üçüncü kez birinci sırada yer aldı.Schneider Electric ayrıca Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Deniz Feneri Ağı’ndaki varlığını genişletti. El Paso (ABD) ile Pekin (Çin) üretim tesisleri, dijital teknolojiler, ileri analitik ve yapay zekâ dahil olmak üzere Dördüncü Sanayi Devrimi teknolojilerinin verimlilik, dayanıklılık ve geniş ölçekte karbonsuzlaşma sağlayabildiğini göstermeleri sayesinde yeni Deniz Feneri unvanları aldı.Bu tesislerin eklenmesiyle Schneider Electric’in Dünya Ekonomik Forumu tarafından tanınan Küresel Deniz Feneri (Global Lighthouse) tesisi sayısı 11’e ulaştı. Bunların altısı, WEF’in dünya genelinde sürdürülebilirlik alanında tanıdığı 31 tesis arasında yer alıyor.Schneider Electric, kariyerlerinin ileri aşamalarındaki çalışanların kişiselleştirilmiş gelişim, yeniden beceri kazanma, mentorluk ve bilgi paylaşımı olanaklarından yararlanarak kariyerlerinin bir sonraki dönemini şekillendirmelerine yardımcı olan Senior Talent Program sayesinde Dünya Ekonomik Forumu tarafından “Future of Inclusion Lighthouse” olarak da tanındı.Şirket, dayanıklı, bağlantılı ve sürdürülebilir tedarik zinciri ekosistemleri oluşturma yönündeki çalışmalarının bir yansıması olarak Gartner’ın 2026 Küresel Tedarik Zinciri İlk 25 listesinde de yer aldı.Schneider Electric ayrıca Fransa İçişleri, Çalışma ve Dayanışma bakanlıkları ile Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından verilen “Prix Entreprises avec les Réfugiés” kapsamında Jüri Özel Ödülü’ne (“Coup de Cœur du Jury”) layık görüldü. Bu ödül, Grubun mülteci kadınların toplumsal ve ekonomik hayata katılımını ve güçlenmesini destekleme konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor.Schneider Electric, ikinci çeyrekte Schneider Electric Energy Access Asia Fund II’nin (SEEAA Fund II) geliştirilmesine yönelik bir iş birliği de duyurdu. Karma finansman modeliyle oluşturulan fon, Güney ve Güneydoğu Asya’daki temiz enerji girişimlerinin erken aşamadaki finansman açığını kapatmayı amaçlıyor.On üç şirkete yatırım yapan ilk fonun başarısı üzerine inşa edilen SEEAA Fund II’nin yaklaşık 3 milyon ton CO₂ emisyonunun önlenmesine, 3,5 milyon kişiye fayda sağlanmasına ve yaklaşık 5 bin yeni iş olanağı yaratılmasına destek olması bekleniyor. Fon böylece bölgede sürdürülebilir enerjiye erişimin ve kapsayıcı ekonomik kalkınmanın ilerletilmesine katkı sağlayacak.Grubun etki yatırımları aracılığıyla kapsayıcı ve adil bir geçişi destekleme kararlılığı, Environmental Finance’ın Sürdürülebilir Yatırım Ödülleri kapsamında verilen “Yılın Sosyal Fonu” ödülüyle de takdir edildi. Tüm bu başarılar, Schneider Electric’in sürdürülebilirlik etkisini geniş ölçekte artıran lider enerji teknolojileri şirketi konumunu daha da güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.