Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Elektrifikasyon

Kapsül Haber Ajansı - Elektrifikasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Elektrifikasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Renault Group, Üçüncü Çeyrekte Gelirlerini Artırdı Haber

Renault Group, Üçüncü Çeyrekte Gelirlerini Artırdı

Yılın ilk dokuz ayında toplam gelirini %7,1 artırarak 41,8 milyar avroya taşıyan Grup, üçüncü çeyrekte 11,6 milyar avro ciro elde etti. Avrupa'da elektrikli otomobillere yönelik artan talep, Grup'un elektrifikasyon performansına ivme kazandırırken elektrikli ve hibrit modellerin binek otomobil satışlarındaki payı %54,9'a çıktı. Türkiye'de Renault markası, ilk dokuz ayda satışlarını %11,6 artırarak pazardaki konumunu güçlendirdi. futuREady stratejisi kapsamında yeni modellerini pazara sunmaya devam eden Renault Group, 2026 yılı finansal hedeflerini korumayı sürdürüyor. Renault Group, güçlü operasyonel yapısı ve futuREady stratejisi doğrultusunda yürüttüğü çalışmaların katkısıyla 2026 yılının ilk dokuz ayında toplam gelirini 41,8 milyar avroya yükseltti. Grup gelirleri, 2025'in aynı dönemine göre cari kurlarla %7,1, sabit kur bazında ise %7,6 arttı. Otomotiv gelirleri, 2026'nın ilk dokuz ayında 36,6 milyar avro olarak gerçekleşti. Gelirler, 2025'in aynı dönemine göre cari kurlarla %6,6, sabit kur bazında ise %7,2 artış gösterdi. Mobilize Financial Services (MFS) gelirleri 5,2 milyar avroya ulaştı. Bu rakam, 2025'in aynı dönemine göre cari kurlarla %11,0, sabit kur bazında ise %11,1 büyümeye işaret etti. Renault Group, 2026'nın üçüncü çeyreğinde 11,6 milyar avro gelir elde etti. Grup gelirleri, 2025'in aynı çeyreğine göre cari kurlarla %1,5, sabit kur bazında ise %1,4 arttı. Otomotiv gelirleri, üçüncü çeyrekte 9,8 milyar avro ile geçen yılın aynı dönemindeki seviyesini korurken, sabit kur bazında %0,2 geriledi. Mobilize Financial Services (MFS) gelirleri, üçüncü çeyrekte 1,8 milyar avroya yükseldi. Gelirler, 2025'in aynı çeyreğine göre cari kurlarla %11,0, sabit kur bazında ise %11,3 artış gösterdi.Renault Group'un toplam araç satışları, 2026'nın ilk dokuz ayında yoğun rekabet koşullarının etkisiyle geçen yılın aynı dönemine göre %2,2 azalarak 1 milyon 662 bin adet olarak gerçekleşti. Renault markasının satışları, yenilenen ürün gamı ve elektrikli modellerin artan katkısıyla 2026'nın ilk dokuz ayında %1,1 yükseldi. Marka, Avrupa pazarında ikinci sıraya yerleşti. Dacia satışları, ürün ve motor seçeneklerindeki geçiş süreci ile elektrikli araçlara yönelik talebin hızla artmasının etkisiyle 2026'nın ilk dokuz ayında %9,7 geriledi.Alpine satışları, A290 modelinin katkısıyla 2026'nın ilk dokuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre %65,6 artış gösterdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Otomotivde ‘Geleceğin Mobilite Sistemleri’ IAEC 2026’da Ele Alınacak Haber

Otomotivde ‘Geleceğin Mobilite Sistemleri’ IAEC 2026’da Ele Alınacak

Tofaş Türk Otomobil Fabrikası A.Ş.’nin Platin Sponsor olarak destek verdiği konferans, 5 Kasım 2026’da düzenlenecek. İleri güç aktarma sistemlerinden otonom teknolojilere kadar birçok konu başlığı akademisyenler ve uluslararası uzmanlar tarafından ele alınacak. Otomotiv mühendisliği alanındaki güncel teknolojilerin ve küresel gelişmelerin ele alındığı Uluslararası Otomotiv Mühendisliği Konferansı – IAEC, bu yıl 11’inci kez düzenleniyor. 5 Kasım 2026 tarihinde Sheraton Grand İstanbul Ataşehir’de gerçekleştirilecek konferansın başkanlığını, Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zehra Yumurtacı üstlenecek. “Gelecek Mobilite Sistemleri” temasıyla düzenlenecek IAEC 2026’da otomotiv sektörünün dönüşümünde kritik rol oynayan ileri güç aktarma sistemleri, otonom teknolojiler ve alternatif enerji kaynakları gündeme taşınacak. Otomotiv mühendisliğinin yol haritası belirlenecek Otomotiv sanayisinde elektrifikasyon, otonomi ve alternatif enerji teknolojileri hızla gelişirken, mühendislik yetkinlikleri de bu dönüşümün temel unsurlarından biri haline geliyor. IAEC 2026, bu değişimi mühendislik perspektifinden ele alarak sektörün bugünü ve geleceğine ilişkin teknik ve stratejik bir bakış sunacak. Konferans; sektör profesyonellerini, akademisyenleri ve girişimcileri bir araya getirerek yeni teknolojilerin, araştırmaların ve uygulamaların paylaşılacağı bir buluşma noktası oluşturacak. IAEC, OİB (Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği), OSD (Otomotiv Sanayii Derneği), OTEP (Otomotiv Teknoloji Platformu) ve TAYSAD (Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği) tarafından, SAE (Society of Automotive Engineers) desteğiyle düzenleniyor. Uluslararası uzmanlar otomotivin geleceğini değerlendirecek IAEC 2026’nın sabah seansı ana konuşmasını Ontario Tech Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. İbrahim Dinçer gerçekleştirecek. Enerji teknolojileri ve sürdürülebilir ulaşım alanındaki akademik çalışmalarıyla öne çıkan Prof. Dr. Dinçer, geleceğin mobilite sistemleri kapsamında enerji dönüşümünü ve yeni nesil teknolojilerin rolünü değerlendirecek. Konferansın “İleri Güç Aktarma Sistemleri” oturumunda OSTİM Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Kadir Aydın oturum başkanlığını üstlenecek. Horse Powertrain H2 ve Düşük Karbonlu Yakıt Strateji Lideri Guillermo de Paz Alcolado, E-Sürücüler (E-Drives) için Kıdemli Teknik Danışman ve Teknik Satış Müdürü Volker Ambrosius ile ZF Group Şanzıman ve Hibrit Sistemleri Küresel Strateji Başkanı Dr. Matthias Holzer, güç aktarma sistemlerinin dönüşümünü ve düşük karbonlu teknolojilerdeki gelişmeleri ele alacak. Yeni nesil çözümlere ışık tutulacak Konferansın öğleden sonraki bölümünün ana konuşmacısı Ford Otosan Araç Donanım Sistemleri Mühendisliği Lideri Simon Curwood olacak. “Otonom Teknolojiler” oturumunun başkanlığını Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gözde Bozdağı Akar yapacak. Oturumda, Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Sinan Öncü ve MathWorks Teknik Müşteri Yöneticisi Maxime François de görüşlerini aktaran isimler arasında yer alacaklar. Nottingham Trent Üniversitesi Mühendislik Bölümü Baş Öğretim Görevlisi Dr. Reza Vatankhah Barenji ise otonom sistemler ve otomotiv mühendisliğindeki yeni teknolojiler üzerine değerlendirmelerini paylaşacak. “Alternatif Enerji Kaynakları” oturumunda ise Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi, Aspilsan Yönetim Kurulu Üyesi ve Togg Yönetim Kurulu Danışmanı Doç. Dr. Mehmet Nurullah Ateş, Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Nurhan Üregen Güler ve Oyak Renault Otomobil Fabrikaları Ar-Ge ve Renault Teknoloji Türkiye Mühendislik Direktörü Onur Akkozak mobilitenin enerji ihtiyacına yönelik yeni nesil çözümleri değerlendirecek. Oturumun başkanlığını Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünden Doç. Dr. Yasin Karagöz gerçekleştirecek. Türkiye otomotiv sanayisinin köklü kuruluşlarından Tofaş Türk Otomobil Fabrikası A.Ş., IAEC 2026’ya Platin Sponsor olarak destek veriyor. Üretim, Ar-Ge ve mühendislik alanlarındaki faaliyetleriyle otomotiv sanayisinin gelişimine katkı sağlayan Tofaş, bu desteğiyle konferansın sektör ile mühendislik dünyasını buluşturan platformuna katkı sunuyor. IAEC 2026’nın plaket sponsorluğunu infoTRON üstleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Prysmian Kablo, A‑Takımı Yetkili Satıcılarıyla 25. Kez Bir Araya Geldi Haber

Türk Prysmian Kablo, A‑Takımı Yetkili Satıcılarıyla 25. Kez Bir Araya Geldi

Türk Prysmian Kablo, 1-4 Ekim tarihleri arasında Mısır'ın Sharm El Sheikh kentinde 2026 yılı Yetkili Satıcılar Toplantısı'nı gerçekleştirdi. A-Takımı Yetkili Satıcıları ile 25. kez bir araya gelinen bu seneki toplantıda, şirketin gelecek dönem beklentileri ve satış performansının yanı sıra pazar dinamikleri, enerji dönüşümü, inovasyon, sürdürülebilirlik, değişen müşteri beklentileri ve sektöre yön veren makroekonomik gelişmeler ele alındı. Toplantının açılış konuşmasını Türkiye Elektrifikasyon Satış Direktörü Etem Bakaç gerçekleştirirken, Türk Prysmian Kablo CEO'su Daniele Mazzarella global ve Türkiye ekonomisindeki gelişmeler, sektöre yön veren makroekonomik dinamikler ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentilere dair değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. Yurt İçi Satış Direktörü Ufuk Çolak ise A-Takımı Yetkili Satıcılarının 2025 performansını, gelecek dönem beklentilerini ve bu sene 25.si gerçekleştirilen toplantının önemini değerlendirdi. Ayrıca mevcut pazar görünümü, iş sonuçları ve birlikte değerlendirilebilecek yeni büyüme fırsatlarına ilişkin görüşlerini aktardı. Toplantı kapsamında gerçekleştirilen ödül töreninde yüksek performans gösteren yetkili satıcılar da ödüllendirildi. Türk Prysmian Kablo, 1-4 Ekim tarihleri arasında Mısır’ın Sharm El Sheikh kentinde 2026 yılı Yetkili Satıcılar Toplantısı’nı gerçekleştirdi. A-Takımı Yetkili Satıcıları ile 25. kez bir araya gelinen bu seneki toplantıda, şirketin gelecek dönem beklentileri ve satış performansının yanı sıra pazar dinamikleri, enerji dönüşümü, inovasyon, sürdürülebilirlik, değişen müşteri beklentileri ve sektöre yön veren makroekonomik gelişmeler ele alındı. Toplantının açılış konuşmasını Türkiye Elektrifikasyon Satış Direktörü Etem Bakaç gerçekleştirirken, Türk Prysmian Kablo CEO’su Daniele Mazzarella global ve Türkiye ekonomisindeki gelişmeler, sektöre yön veren makroekonomik dinamikler ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentilere dair değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. Yurt İçi Satış Direktörü Ufuk Çolak ise A-Takımı Yetkili Satıcılarının 2025 performansını, gelecek dönem beklentilerini ve bu sene 25.si gerçekleştirilen toplantının önemini değerlendirdi. Ayrıca mevcut pazar görünümü, iş sonuçları ve birlikte değerlendirilebilecek yeni büyüme fırsatlarına ilişkin görüşlerini aktardı. Toplantı kapsamında gerçekleştirilen ödül töreninde yüksek performans gösteren yetkili satıcılar da ödüllendirildi. “Geleceği birlikte şekillendirmek istiyoruz” Türk Prysmian Kablo CEO’su Daniele Mazzarella, toplantıya ilişkin değerlendirmesinde, Prysmian’ın sektördeki dönüşümün şekillenmesinde aktif rol üstlendiğini belirterek, güçlü iş ortaklıklarının bu süreçteki önemine dikkat çekti. Mazzarella, “Prysmian olarak geleceğe bakarken yalnızca sektörümüzdeki değişimleri takip etmiyor, bu dönüşümün şekillenmesinde aktif bir rol üstleniyoruz. Bunu yaparken en büyük güçlerimizden birinin, bizimle aynı hedef doğrultusunda ilerleyen güçlü iş ortaklarımız olduğuna inanıyoruz. Yetkili satıcılarımızla kurduğumuz uzun soluklu iş birlikleri, müşterilerimize sunduğumuz değerin önemli bir parçasını oluşturuyor” dedi. Enerji dönüşümü, elektrifikasyon ve sürdürülebilir altyapıya yönelik ihtiyaçların arttığına dikkat çeken Mazzarella, “Yetkili satıcılarımızla kurduğumuz güçlü ve uzun soluklu iş birlikleri, müşterilerimize sunduğumuz değerin ve Türkiye’deki başarımızın temel unsurlarından birini oluşturuyor. Değişen ekonomik koşullara, pazar dinamiklerine ve müşteri beklentilerine birlikte uyum sağlayarak sürdürülebilir büyümemizi güçlendirmeyi hedefliyoruz. 25 yıldır devam eden bu iş birliği kültürü, ortak başarılarımızın en önemli göstergelerinden biri olmaya devam ediyor.” ifadelerini kullandı. A-Takımı Yetkili Satıcılarının performansı değerlendirildi Toplantı kapsamında A-Takımı Yetkili Satıcılarının performansları ve gelecek dönem öncelikleri de ele alındı. Türkiye Elektrifikasyon Satış Direktörü Etem Bakaç, konuşmasında yetkili satıcılarla sürdürülen iş birliğinin önemine değinirken, sektördeki güncel gelişmeler, değişen müşteri beklentileri ve birlikte yaratılan başarının temelinde yer alan güçlü iş ortaklıklarına dikkat çekti. Bakaç, “A-Takımı Yetkili Satıcılarımızla kurduğumuz güçlü iş birliği, sürdürülebilir büyüme hedeflerimizin en önemli yapı taşlarından biri. Değişen pazar koşullarına birlikte uyum sağlayarak, müşterilerimize daha fazla değer sunmayı ve geleceğin ihtiyaçlarına bugünden hazırlanmayı hedefliyoruz” dedi. Toplantıda A-Takımı Yetkili Satıcıları ile gerçekleştirilen 25. buluşmanın önemine de dikkat çekildi. Türk Prysmian Kablo Yurt İçi Satış Direktörü Ufuk Çolak, yetkili satıcılarla uzun yıllara dayanan iş birliğinin şirketin büyüme hedeflerindeki rolüne değinerek, yüksek performans gösteren başarılı bayileri kutladı. Çolak ayrıca mevcut pazar koşullarını, iş sonuçlarını değerlendirirken, gelecek dönem beklentilerini ve yetkili satıcılarla birlikte geliştirilebilecek yeni iş fırsatları ve büyüme alanlarına ilişkin görüşlerini paylaştı. Bu yıl 25’incisi gerçekleştirilen A‑Takımı Yetkili Satıcılar Toplantısı, Prysmian ile yetkili satıcıları arasında uzun yıllara dayanan iş birliğinin daha da güçlenmesine katkı sağlarken, ortak hedefler doğrultusunda gelecek döneme ilişkin yol haritasının paylaşılmasına da imkân sundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Premium Kompakt Sınıfın Öncüsü Audi A3 30 Yaşında Haber

Premium Kompakt Sınıfın Öncüsü Audi A3 30 Yaşında

Audi A3, 1996 Paris Otomobil Fuarı’ndaki dünya prömiyeriyle premium otomobil anlayışını kompakt boyutlarla buluşturdu. Yüksek kaliteli malzemeleri, özenli işçiliği ve sürüş dinamikleriyle segmentinin gelişimine öncülük eden model, otuz yılda üç kapılı hatchback’ten farklı gövde ve güç aktarma seçeneklerine sahip bir aileye dönüştü. İlk iki nesilde genişleyen model ailesi 1996’da tanıtılan ilk nesil A3, üç kapılı hatchback gövdesi ve Audi’nin kalite anlayışını yansıtan iç mekanıyla öne çıktı. 1998’de quattro dört tekerlekten çekiş sisteminin model ailesine katılması, kompakt sınıfta önemli bir yenilik oldu. 1999’da ise beş kapılı A3 ve 210 PS gücündeki S3, farklı kullanım beklentilerine yanıt veren iki yeni seçenek sundu. 2003’te tanıtılan ikinci nesil, daha geniş iç mekanı ve geliştirilen yürüyen aksamıyla konforu ve sürüş dinamizmini artırdı. 2004’te model ailesine katılan A3 Sportback, Singleframe ızgarayı A3 ile buluşturdu. 2008’de A3 Cabriolet ile üstü açık sürüş deneyimi sunulurken, 2011’de tanıtılan RS 3 Sportback, 340 PS gücündeki beş silindirli motoruyla ailenin performansını yeni bir seviyeye taşıdı. Dijitalleşme ve elektrifikasyonla yeni bir dönem 2012’de tanıtılan üçüncü nesil A3, Modüler Enine Platform (MQB) üzerine geliştirilen ilk Audi modeli oldu. Hafif yapı yaklaşımıyla verimliliği destekleyen bu nesilde MMI multimedya sistemi, çevrimiçi hizmetler ve gelişmiş sürüş destek sistemleri, üst sınıflardaki teknolojileri kompakt segmente taşıdı. 2013’te A3 Sedan’ın ürün gamına katılması, model ailesinin farklı pazarlardaki erişimini genişletti. 2014’te tanıtılan A3 Sportback e-tron ise Audi’nin kompakt sınıftaki ilk şarj edilebilir hibrit modeli olarak elektrifikasyon yolculuğunda önemli bir adım oluşturdu. 2016’da RS 3 Sedan, 400 PS gücündeki 2.5 TFSI motoruyla RS logosunu taşıyan ilk kompakt Audi sedan oldu. Dördüncü nesilde artan model ve teknoloji çeşitliliği 2020’de tanıtılan dördüncü nesil A3, daha sportif tasarımı ve dokunmatik kumanda konseptiyle dijitalleşmeyi sürdürdü. Belirli motor seçeneklerinde sunulan 48 voltluk mild hibrit sistem, performansı ve verimliliği destekledi. 2021’de RS 3 ile aileye katılan torque splitter teknolojisi, torku arka tekerlekler arasında değişken biçimde dağıtarak sürüş dinamiklerini geliştirdi. Bu sistem, 2024’te 333 PS güce ulaşan S3’te de sunulmaya başlandı. 2024’te ürün gamına eklenen A3 allstreet, Sportback’e göre üç santimetre daha fazla yerden yüksekliği ve yükseltilmiş oturma konumuyla crossover karakteri sundu. Güncel nesilde panoramik ekranlı kokpit, gelişmiş sürüş destek sistemleri ve dijital hizmetler de öne çıkıyor. Bugün A3’ün küresel ürün gamı; Sportback, Sedan ve allstreet gövde seçeneklerinin yanı sıra benzinli, dizel ve şarj edilebilir hibrit güç aktarma sistemlerini, sportif S3 ve RS 3 modellerini kapsıyor. İlk günden bu yana Ingolstadt’ta üretilen A3, otuz yıllık gelişimi boyunca günlük kullanışlılığı Audi’nin premium karakteriyle bir araya getirmeyi sürdürüyor. Tarihsel kilometre taşları 1996: Audi A3 (8L), Paris Otomobil Fuarı’nda (Salon Mondial de l’Automobile) dünya prömiyerini gerçekleştiriyor. 1998: quattro dört tekerlekten çekiş sistemi, kompakt sınıfta ilk kez sunuluyor. 1999: Audi S3, turbo beslemeli 1,8 litrelik sıralı dört silindirli motoru ve dört tekerlekten çekiş sistemiyle pazara sunuluyor. Audi A3’ün beş kapılı versiyonu model ailesini genişletiyor. 2003: İkinci nesil A3 (8P) tanıtılıyor. Coupé benzeri görünümüne rağmen iç mekan boyutları büyüyor. Çok kollu arka aks, sürüş dinamiklerini ve sürüş konforunu geliştiriyor. 2004: A3 Sportback, daha sonra markanın yüzü haline gelen karakteristik Singleframe ızgarayla tanıtılıyor. Sportback, bugün de A3’ün en yaygın gövde versiyonu olmayı sürdürüyor. 2008: Audi A3 Cabriolet pazara sunuluyor. Model ailesi, üstü açık bir versiyonla genişliyor. 2011: Audi RS 3 Sportback pazara sunuluyor ve efsanevi beş silindirli motoru kompakt segmentle buluşturuyor. 2012: Modüler Enine Platform üzerine geliştirilen üçüncü nesil A3 (8V) tanıtılıyor. Audi, döner/basmalı kumanda düğmesine sahip MMI kumanda sistemini kompakt sınıfa taşıyor. 2013: Audi A3 Sedan satışa sunuluyor ve zarif bir sedan versiyonuyla model ailesini genişletiyor. 2014: Audi, kompakt sınıftaki ilk şarj edilebilir hibrit modeli Audi A3 e-tron’u tanıtıyor. 2016: Audi, RS logosunu taşıyan ilk kompakt Audi sedan olan RS 3 Sedan’ı tanıtıyor. 2020: Dördüncü nesil A3 (8Y), daha sportif bir tasarım ve dokunmatik kullanıma dayalı yeni bir kumanda konseptiyle tanıtılıyor. 2024: Audi A3 allstreet, dikkat çekici bir crossover versiyonu olarak model ailesine katılıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bankacılık Sektöründen Enerjiye 1 Trilyon TL’yi Aşan Finansman Haber

Bankacılık Sektöründen Enerjiye 1 Trilyon TL’yi Aşan Finansman

TBB Başkanı Alpaslan Çakar, bankacılık sektörünün enerji sektörüne kullandırdığı kredilerin 1 trilyon TL’yi aştığını, proje finansmanında yenilenebilir enerjinin payının yüzde 53’e ulaştığını belirterek sektörün yeşil dönüşümün finansmanında daha fazla sorumluluk almaya hazır olduğunu söyledi. Uluslararası Enerji Ajansı İcra Direktörü Dr. Fatih Birol ise COP31’in Türkiye için önemli bir fırsat olduğunu vurgulayarak, Antalya’da elektriğin küresel enerji sistemlerindeki payının 2035’e kadar yüzde 35’e çıkarılmasına yönelik güçlü bir uluslararası taahhüt hedeflendiğini ifade etti. Uluslararası Enerji Ajansı İcra Direktörü Dr. Fatih Birol ise COP31’in Türkiye için önemli bir fırsat olduğunu vurgulayarak, Antalya’da elektriğin küresel enerji sistemlerindeki payının 2035’e kadar yüzde 35’e çıkarılmasına yönelik güçlü bir uluslararası taahhüt hedeflendiğini ifade etti. TBB Başkanı Alpaslan Çakar: “Bugün yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması, enerji verimliliği, sanayimizin düşük karbonlu üretime geçişi ve yeni teknolojilere uyum, önümüzdeki dönemin önemli yatırım alanları olarak karşımıza çıkıyor. Enerjideki bu dönüşüm, çok büyük bir yatırım ihtiyacını da beraberinde getiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı, 2026 yılında küresel enerji yatırımlarının 3,4 trilyon dolara ulaşmasını, bunun yaklaşık 2,2 trilyon dolarının temiz enerji alanlarına yönelmesini bekliyor. Türk bankacılık sektörü olarak biz de bu alanda önemli bir sorumluluk üstleniyoruz. Yenilenebilir enerjiden enerji verimliliğine; sanayiden ulaşıma, inşaattan tarıma kadar farklı sektörleri destekleyen finansman araçlarımızla ülkemizin enerji dönüşümünün finansmanında aktif biçimde yer alıyoruz. Bugün itibarıyla bankacılık sektörümüzün enerji sektörüne kullandırdığı kredi miktarı 1 trilyon TL’nin üzerindedir. Proje finansmanı tarafında ise 695 milyar TL’lik enerji kredilerinin 347 milyar TL’lik bölümünü yenilenebilir enerji kredileri oluşturuyor. Bir başka ifadeyle, enerji sektörüne verilen her 100 TL’lik proje finansmanının 53 TL’si yenilenebilir enerjiye sağlanmış durumda. Bankacılık sektörü olarak daha fazla kaynağı yeşil ve sürdürülebilir yatırımlarla buluşturmayı, uluslararası finansman imkânlarını ülkemize kazandırmayı ve yeni finansman modelleri geliştirmeyi önceliklerimiz arasında görüyoruz. 1,5 derece hedefi için yıllık yaklaşık 7,8 trilyon dolarlık iklim yatırımına ihtiyaç duyulurken, küresel iklim finansmanı yaklaşık 2 trilyon dolar seviyesinde. Türk bankacılık sektörü olarak sermayeyi nitelikli ve sürdürülebilir yatırımlarla buluşturmada önemli bir rol üstleniyoruz. COP31’in yeni finansman modelleri ve iş birlikleri için önemli bir fırsat olduğuna inanıyoruz.” dedi. Uluslararası Enerji Ajansı İcra Direktörü Dr. Fatih Birol: “COP31, Türkiye için muazzam bir fırsat. Antalya’da önemli kararların alınmasının yanı sıra iklim değişikliğiyle mücadeleyi ve bu alanda atılabilecek somut adımları Türkiye kamuoyuna anlatmak için de önemli bir platform olacak. Elektrifikasyon konusunda Sayın Cumhurbaşkanımızın onayıyla Antalya’nın ana hedeflerinden biri, bugün dünyada yüzde 23 olan elektriğin enerji sistemlerindeki payını 2035 yılına kadar yüzde 35’e çıkarmak. Böyle bir karar alınması, piyasalara çok güçlü bir sinyal verecek: Gelecek elektrikte. Elektrifikasyon hedefinin arkasında çok uzun bir yatırım zinciri var. Türkiye’nin uluslararası temaslarında, Avustralya’yla birlikte ortaya koyduğu bu hedefin giderek daha geniş bir kabul gördüğünü görüyoruz. Antalya’da birçok ülkenin bu konuda taahhüt vermesini sağlayabilirsek, bu yalnızca Türkiye için değil, dünya için de önemli bir kazanım olacak ve Antalya yıllar boyunca hatırlanacak. Dünyada enerji yatırımlarının dağılımına baktığımızda çok önemli bir dönüşüm görüyoruz. Geçmişte yatırımların yüzde 40’ı yenilenebilir enerjiye, yüzde 60’ı fosil kaynaklara giderken, bu yıl tablo tam tersine döndü. Yenilenebilir enerji yatırımları çok hızlı büyüyor. Bunun iklim politikalarından bağımsız olarak teknolojiyle de güçlü bir ilişkisi var. Bu dönüşüm bana umut veriyor; çünkü Antalya’da güçlü bir taahhüt ortaya koyabilirsek, bu yatırımların daha da büyümesinin önünü açabiliriz.” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ali Y. Koç: “Elektrifikasyon Hedefinin Gerçekleşmesi, Ülke Olarak Rekabet Gücümüzü Artırır” Haber

Ali Y. Koç: “Elektrifikasyon Hedefinin Gerçekleşmesi, Ülke Olarak Rekabet Gücümüzü Artırır”

COP31 Küresel İş Ortağı Koç Holding’in Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, “Oksijen İklimin Ötesinde: Antalya’ya Doğru” zirvesinde Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Dr. Fatih Birol ile bir araya geldi. COP31 öncesinde Rahmi M. Koç Müzesi’nde gerçekleştirilen buluşmada; küresel enerji dönüşümü, rekabetçilik ve iş dünyasının dönüşüm sürecindeki rolü değerlendirildi. Ali Y. Koç ve Dr. Fatih Birol, gazeteci Barçın Yinanç’ın moderatörlüğünü üstlendiği oturumda, COP31’e giden süreçte enerji dönüşümünün ekonomik büyüme ve rekabetçilik üzerindeki etkilerini ele aldılar. Yeşil dönüşüm yatırımlarını teşvik edecek bir ortamın sağlanmasını önemli bulduğunu kaydeden Ali Y. Koç, “Doğası gereği yenilenebilir enerji yüzde 100 üretim yapamıyor, yani 7/24 çalışamıyor. Bugün geldiğimiz noktada yüzde 61 üretim kapasitesi, enerji tüketiminin yüzde 40'ını karşılıyor. Bu arayı kapatabilmek için ciddi anlamda şebeke yatırımlarına ve depolamaya ihtiyacımız var. Bu durum, aynı zamanda iş dünyası için potansiyel sunuyor. Şu anda dünyadaki depolama kapasitesinin 6 misline ihtiyaç var. Dolayısıyla kamunun da iş dünyasına yeşil dönüşüm için yatırım yapabileceği iklimi, yatırımcıyı cezbedecek ortamı sağlaması gerekiyor” dedi. Ali Y. Koç: “İklim, rekabeti belirleyen önemli bir faktör haline geldi” Uluslararası rekabette enerji, finansman, teknoloji, jeopolitik gibi konuların hiç olmadığı kadar birbirine bağlı olduğunu kaydeden Koç, “İklim daha önce bugün olduğu kadar rekabet faktörü değildi. Örneğin sınırda karbon maliyetlendirmesi veya iklimle ilgili teşvikler gibi bu alandaki düzenlemeler ülkeden ülkeye değişiyor. Avrupa'daki enerji maliyeti Amerika'nın iki katı. İşin maliyeti de rekabeti çok etkiliyor” ifadelerini kullandı. Çinli şirketlerin dünyada bu kadar pazar payının artmasının arkasında kamu desteklerinin olduğunu belirten Koç, Çin’in stratejik bağımsızlık perspektifi doğrultusunda uzun yıllardır elektrifikasyonu önceliklendirdiğine dikkat çekti. Ali Y. Koç: “Finans kuruluşları ile finansmana ihtiyacı olan ülkeleri birleştirmek önemli” Koç Holding’in COP31’in Küresel İş Ortaklığı’na değinen Koç, “Hem ülkemizin ev sahipliğine katkı verebileceğimiz için hem de yaptıklarımızı anlatabileceğimiz için heyecanlıyız. Yeni iş birliklerini, teşvikleri, o ağın içinde hem yurt içi hem yurt dışı yeni yatırım imkanlarını sağlayabileceğimizi, geliştirebileceğimizi düşünüyorum” dedi. COP31 Başkanlığının net bir yol haritası olduğunu kaydeden Koç, “Uluslararası Enerji Ajansı, 2035'te enerji tüketiminin yüzde 35'inin elektrik olması hedefinin yüzde 33 olarak gerçekleşeceğini söyledi. Demek ki 2035’te %35 hedefi koyarak gerçekten erişilebilir bir rakamdan bahsediyoruz. Hatta hedefe ulaşıldığı takdirde, özellikle bizim gibi enerjisi ithalata bağımlı ülkelerin enerji maliyetlerinin 400 milyar dolar daha azalacağı öngörülüyor. Bu, daha rekabetçi olabileceğiz demek” dedi. Dünyada sermaye eksikliği olmadığını belirten Koç, “Ülkelerin iklim hedefleri, dönüşüm planları, enerji güvenliği ve bağımsızlığına yönelik projeleri için finansmana ihtiyacı var. Finans kuruluşlarının finansman vermek istediği projeler var, fakat yeterince uygun proje bulamıyorlar. Finans kuruluşları ile finansmana ihtiyacı olan ülkeleri birleştirmek önemli” dedi. Fatih Birol: “Elektrifikasyon çevreye pozitif etkisinin yanı sıra enerji güvenliği açısından da son derece önemli” Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol ise konuşmasında COP31’de elektrifikasyonla ilgili verilecek taahhütlerin önemine değindi. Birol: “Antalya'da COP31 bittiği zaman, örneğin 150 ülke ‘Dünyadaki şu anda elektriğin toplam enerjideki %23 olan payını 2035’de %35’e çıkarmayı hedefliyoruz’ diye bir bildirgenin altına imza atsa, bu sadece bir siyasi belge olarak kalmaktan çıkacak, piyasalara, yatırımcılara yön verecek” dedi. Birol ülkelerin bundan sonra elektrifikasyon alanında yapacakları yatırımların, alacağı tedbirlerin son derece önemli olduğuna değindi ve “Özellikle bizim gibi enerjiyi ithal eden ülkeler için yatırımlar önemli. Çünkü bizim ithalat rakamlarımız düşecek. Cari açığımızın büyük bir kısmı petrol, doğal gaz kullanımlarından geçiyor. Onlar düşecek. Çevreye pozitif etkisi olacak ve de elektrifikasyon enerji güvenliği açısından son derece önemli” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens Mobility  Türkiye'de Üst Düzey Atama Haber

Siemens Mobility Türkiye'de Üst Düzey Atama

Siemens Mobility Türkiye’nin Genel Müdürlük görevine Türker Eren atandı. 1 Ekim 2026 itibarıyla görevine başlayan Eren, Siemens bünyesinde farklı iş alanlarında yaklaşık 30 yıllık deneyime sahip. Yeni görevinde Siemens Mobility’nin Türkiye organizasyonuna liderlik edecek olan Türker Eren, raylı sistem araçları, raylı sistem otomasyonu ve elektrifikasyonu, yazılım, anahtar teslim sistemler ile bakım ve onarım hizmetlerini kapsayan faaliyetlerin yönetiminden sorumlu olacak. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü mezunu olan Türker Eren, kariyeri boyunca satış, servis, iş geliştirme ve yönetim alanlarında çeşitli görevler üstlendi. Siemens bünyesinde yaklaşık 30 yıllık deneyime sahip olan Eren, endüstriyel otomasyon ve sürücü teknolojileri, elektrifikasyon ve enerji alanlarında farklı liderlik sorumlulukları yürüttü. Siemens’te Industry Customer Services Ülke Yöneticisi ve Large Drives Applications Ülke Yöneticisi olarak görev yapan Eren, daha sonra Siemens Large Drives Türkiye CEO’su oldu. Son olarak Innomotics Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapan Eren, 1 Ekim 2026 itibarıyla Siemens Mobility Türkiye Genel Müdürü olarak görevine başladı. Siemens Mobility Anahtar Teslim İşlerin Sorumlu İcra Kurul Başkan Yardımcısı ve Siemens Mobility Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Genel Müdürü Léon Soulier şunları söyledi: "Türkiye, bölge genelinde sürdürülebilir mobilitenin geleceğinin şekillendirilmesinde kilit bir rol oynamaktadır. Türker’in bu göreve atanması, yerel liderliği güçlendirme ve Siemens Mobility’nin ülkedeki köklü varlığını daha da ileri taşıma konusundaki kararlılığımızın bir göstergesidir. Sahip olduğu geniş sektör deneyimi, müşteri odaklı bakış açısı ve kanıtlanmış liderlik geçmişi sayesinde, Türkiye’deki müşterilerimiz ve iş ortaklarımız için inovasyonu, büyümeyi ve uzun vadeli değer yaratımını başarıyla yönlendirecek son derece güçlü bir konumdadır.” Türker Eren ise yeni göreviyle ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türkiye’nin raylı sistem ulaşımındaki dönüşümüne katkı sağlayan Siemens Mobility ekibine liderlik edecek olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Yenilikçi teknolojilerimiz, güçlü ekibimiz ve müşterilerimizle kurduğumuz uzun soluklu iş birlikleriyle daha sürdürülebilir, dijital ve erişilebilir ulaşım sistemlerinin gelişimine katkıda bulunmaya devam edeceğiz. Siemens Mobility Türkiye’nin güçlü deneyim ve bilgi birikimini geleceğe taşımak ve ekibimizle birlikte yeni başarılara imza atmak için sabırsızlanıyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Dönüşümü 2035’e Kadar Metallere Olan Talebi Artıracak Haber

Enerji Dönüşümü 2035’e Kadar Metallere Olan Talebi Artıracak

Coface Metal Sektörü Ekonomisti Simon Lacoume, “Endüstriyel metaller yeni bir döneme giriyor. Enerji dönüşümü önemli ölçüde yeni talep yaratırken arzın bu talebe yanıt verme kapasitesi giderek azalıyor. Bu iki unsurun bir araya gelmesi bakır, nikel ve alüminyum üzerinde kalıcı bir baskı oluşturabilir ve metal fiyatlarında yeni bir yükseliş dönemini başlatabilir” dedi. Enerji dönüşümü talebi hızlandırıyor Düşük karbonlu teknolojilerin yükselişinden önce de metallere olan talebi güçlü yapısal eğilimler destekliyordu. Kentleşme, altyapı yatırımları ve gelişmekte olan ekonomilerin büyümesi, önümüzdeki yıllarda küresel tüketimi artırmaya devam edecek. İnşaat sektörü küresel çelik tüketiminin yaklaşık yüzde 50’sini oluştururken elektrifikasyon halihazırda küresel bakır talebinin yaklaşık dörtte üçüne karşılık geliyor. Uzun süredir devam eden bu talebe artık enerji dönüşümü ve dijitalleşmenin yarattığı talep de ekleniyor. Yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar, bataryalar, elektrik şebekeleri ve veri merkezleri yoğun metal kullanımı gerektiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) Açıklanan Taahhütler Senaryosu’na (APS) göre temiz teknolojiler, 2035 yılına kadar küresel bakır ve nikel talebinin yüzde 35’ini oluşturabilir. Arz neden talebe yetişemiyor? Talepteki bu hızlanma karşısında arz aynı tempoda ilerlemekte zorlanıyor. Maden arama projelerinin yüzde 1’inden azı faaliyete geçen bir madene dönüşürken mevcut projelerde yeni kapasite geliştirilmesi ortalama 20 yıla yakın sürebiliyor. Bu süre 2000’li yılların başında 15 yıldan daha azdı. Düşük yatırım getirileri, maden yataklarındaki cevher tenörlerinin düşmesi ve artan maliyetler de üreticilerin üretimi hızla artırma kapasitesini sınırlandırıyor. Buna tedarik zincirlerindeki yüksek coğrafi yoğunlaşma da ekleniyor. Endonezya küresel nikel cevheri üretiminin yüzde 67’sini gerçekleştirirken Çin, birçok metalde dünya rafinaj kapasitesinin yarısından fazlasını elinde bulunduruyor. Ticaret kısıtlamaları da giderek artıyor. Kritik minerallerin ithalatını veya ihracatını etkileyen ve 2025 yılı sonu itibarıyla yürürlükte olan önlemlerin sayısı 1.138’e ulaşırken bu sayı 10 yıl önce 357 seviyesindeydi. Bakır, nikel ve alüminyumda 2035’e kadar yapısal arz açığı Arz ve talep arasındaki dengesizliğin, enerji dönüşümü açısından kritik öneme sahip metallerde özellikle belirgin hale gelmesi bekleniyor. Alüminyum, bakır ve nikelde talebin, karbonsuzlaşma sürecinde ilave bir hızlanma yaşanmasa dahi önümüzdeki 10 yılda arzdan daha hızlı büyüyeceği öngörülüyor. Bununla birlikte söz konusu metallerin her biri bu durumdan aynı ölçüde etkilenmiyor. Ekonomilerin elektrifikasyonu ve dijital altyapının geliştirilmesi açısından kritik öneme sahip bakırda, senaryoya bağlı olarak 2035 yılına kadar 1,5 milyon ton ile 6,5 milyon ton arasında arz açığı oluşabilir. Net Sıfır Emisyon Senaryosu’nda bu açık küresel talebin yüzde 17’sine kadar ulaşabilir. Veri merkezlerindeki hızlı büyüme de bu baskıları daha da artırabilir. Nikel ise bataryalar ve elektrikli mobilitenin etkisiyle enerji dönüşümünden en fazla etkilenen metal olarak öne çıkıyor. Net Sıfır Senaryosu’nda rafine nikel piyasasında 2035 yılına kadar yaklaşık 6,5 milyon tonluk arz açığı oluşabilir. Bu rakam, öngörülen talebin yaklaşık yüzde 35’ine karşılık geliyor. Alüminyum piyasasında da arz-talep dengesinin sıkılaşması bekleniyor. Arz açığı 5 milyon ton ile 15 milyon ton arasında gerçekleşerek öngörülen talebin yaklaşık yüzde 10’una ulaşabilir. Alüminyumda kısıtın temelinde kaynakların mevcudiyetinden çok sanayi kapasitesi, gerekli yatırımlar ve rekabetçi fiyatlarla elektriğe erişim bulunuyor. Metallerde yeni bir yükseliş dönemine doğru Bu baskıların fiyatlar üzerinde kalıcı bir etki yaratması bekleniyor. Coface, bakır ve nikel fiyatlarının önümüzdeki 10 yılda yaklaşık iki katına çıkabileceğini öngörürken alüminyum fiyatlarında da güçlü bir artış bekliyor. Buna karşılık çelik ve çinko, arz koşullarının daha az kısıtlı olması ve enerji dönüşümünün yarattığı yeni talebe daha sınırlı ölçüde maruz kalmaları nedeniyle daha düşük risk taşıyor. Üreticiler açısından önümüzdeki dönemde fiyatların yanı sıra kritik metallere erişimin güvence altına alınması, geri dönüşümün geliştirilmesi ve malzeme yoğunluğunun azaltılması da rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar haline gelebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.