Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Elektrifikasyon

Kapsül Haber Ajansı - Elektrifikasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Elektrifikasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABB’nin Sasbach Tesisi Sürdürülebilirlik Uygulamalarıyla Dünyaya Örnek Oluyor Haber

ABB’nin Sasbach Tesisi Sürdürülebilirlik Uygulamalarıyla Dünyaya Örnek Oluyor

Sürdürülebilir ve kaynak verimliliği yüksek bir gelecek için elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri geliştiren ABB, Almanya’daki Sasbach üretim tesisinde Mission to Zero™ – Net Sıfır Misyonu kapsamında önemli başarılar elde etti. Program çerçevesinde hayata geçirilen yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleri sayesinde tesis hem operasyonel dayanıklılığını artırdı hem de karbon emisyonlarını önemli ölçüde azalttı. ABB’nin dünya genelinde Mission to Zero™ programına dahil olan 37 tesisinden biri olan Sasbach’ta; enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve akıllı enerji yönetimine dayalı veriye dayalı bir karbonsuzlaşma yol haritası uygulanıyor. Panolar ve enerji dağıtım sistemleri üreten tesis, sanayide düşük karbonlu dönüşümün somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Küresel karbon emisyonlarının yaklaşık beşte birini imalat ve üretimin oluşturduğu göz önüne alındığında[i], enerji verimliliğinin artırılması ve elektrifikasyonun yaygınlaştırılması Avrupa’nın iklim hedeflerine ulaşmak için kritik önem taşıyor. Sasbach tesisinde hayata geçirilen Mission to Zero™ programı ise işletmelerin güvenilir ve rekabetçi operasyonlarını sürdürürken karbon emisyonlarını azaltabileceklerini net bir şekilde ortaya koyuyor. Program kapsamında sağlanan toplam 3 bin 786 tonluk emisyon azaltımının yaklaşık 2 bin 700 tonu sertifikalı yenilenebilir enerji tedarikinden, yaklaşık bin 86 tonu ise tesis içi verimlilik ve elektrifikasyon uygulamalarından elde edildi. Bu tesis içi azaltımın yaklaşık 550 tonu, kapasitesi artırılan güneş enerjisi sisteminden sağlandı. Tesiste bulunan 3 bin 410 fotovoltaik modül yılda yaklaşık bin 500 megavat-saat elektrik üretiyor. Bu miktar, yaklaşık 400 hanenin yıllık elektrik tüketimine karşılık geliyor.[ii] Tesisin kendi ürettiği elektrik, toplam enerji ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılayarak enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı koruma sağlıyor ve uzun vadeli enerji güvenliğini destekliyor. Kurulan yeni trafo istasyonu ise yenilenebilir enerjinin tesis altyapısına istikrarlı biçimde entegre edilmesine imkân tanıyor. Emisyon azaltımı; elektrikli üretim sistemleri, enerji verimliliği uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleriyle destekleniyor. ABB Elektrifikasyon Akıllı Binalar Divizyon Başkanı Mike Mustapha, konuyla ilgili açıklamasında, “Sasbach’ta attığımız adımlar, Mission to Zero™ programımızın sahadaki somut karşılığını gösteriyor. Yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon ve dijital enerji yönetimi sayesinde karbon emisyonlarını azaltırken enerji dayanıklılığını ve operasyonel istikrarı güçlendiriyoruz. Üretim sektöründe sürdürülebilir dönüşümün anahtarı, bu tür uygulanabilir ve ölçülebilir adımlardan geçiyor” ifadelerini kullandı. Tesisteki tüm süreçlerde karbon emisyonu azaltımı hedefleniyor Tüm bunların yanı sıra ABB, enerji talebini kaynağında azaltmak amacıyla üretim süreçlerini de modernize ediyor. Sasbach’ta kurulan yeni toz boya tesisi, üretim kapasitesini artırırken enerji ihtiyacını düşürüyor. Isı geri kazanımı özelliğine sahip olan tesis, geleneksel sistemlere kıyasla daha düşük kurulu ısıtma kapasitesiyle çalışıyor. Böylelikle hem verimlilik artışı hem de üretim güvenilirliği destekleniyor. Sasbach tesisinde; üretim alanlarında tamamen LED aydınlatmaya geçiş, ABB i-bus® KNX ile bina otomasyonu, basınçlı hava sistemlerinde artık ısı geri kazanımı ve optimize edilmiş proses kontrolü gibi ek verimlilik uygulamaları devreye alındı. Öte yandan tesisteki 21 adet elektrikli araç şarj istasyonu, çalışanlar ve ziyaretçiler için düşük emisyonlu mobiliteyi destekliyor. ABB’nin 2019 yılında başlattığı, Mission to Zero™ programı kapsamında tesiste hayata geçirilen tüm uygulamalar, 2019 yılı seviyelerine kıyasla enerji verimliliğini önemli ölçüde artırırken, operasyonların dengelenmesine ve maliyetlerin düşürülmesine katkı sağladı. ABB’nin bina otomasyon ve enerji yönetimi çözümleri, enerji kullanımında gerçek zamanlı görünürlük sağlayarak veriye dayalı karar alma süreçlerini destekliyor. ABB, Sasbach'ta karbonsuzlaşmanın bir sonraki aşaması için de net bir yol haritası belirledi. Bu kapsamda fazla güneş enerjisinin depolanması için batarya sistemlerinin kurulması, gaz bazlı ısıtma sistemlerinin kademeli olarak elektrikli ısı pompalarıyla değiştirilmesi ve rüzgâr enerjisi potansiyelinin değerlendirilmesi planlanıyor. Mission to Zero™ programı Mission to Zero™ programı, ABB'nin Almanya'daki Lüdenscheid fabrikasında yerel bir girişim olarak başladı ve zaman içerisinde küresel ölçekte yaygınlaştı. Bugün ABB’nin Mission to Zero™ kapsamındaki tesisleri, operasyonlardan kaynaklanan yıllık 60 bin tonun üzerinde karbon emisyonu azaltımı sağlayarak; elektrifikasyon, dijitalleşme ve enerji verimliliğinin düşük karbonlu üretime doğru ölçülebilir ilerleme sağlayabildiğini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai Çek Fabrikasında 5 Milyonuncu Araç Üretildi Haber

Hyundai Çek Fabrikasında 5 Milyonuncu Araç Üretildi

Hyundai Motor Manufacturing Czech (HMMC) geçtiğimiz günlerde 5 milyonuncu aracını üretti. Bu kilometre taşı, Nošovice fabrikasının Avrupa otomotiv üretimi içindeki güçlü konumunu, teknolojik olgunluğunu ve uzun vadeli istikrarını vurgulamış oluyor. Hatlardan çıkan 5 milyonuncu araç Hyundai TUCSON Hybrid olurken yine Çek bir kullanıcı tarafından doğrudan fabrikadan teslim alındı. Bu özel aracın sahibi, montaj hattında üretim sürecini son aşamasına kadar takip etti ve direksiyon montajıyla Hyundai logosunun yerleştirilmesi gibi işlemlere de bizzat katılma fırsatı buldu. Şanslı kullanıcı, üretim tamamlandıktan sonra Hyundai Motor Manufacturing Czech ve Hyundai Motor Czech yönetiminden sembolik bir anahtar teslim aldı. Çekya, TUCSON ve i30 Üretimin Omurgasını Oluşturuyor Hyundai TUCSON, uzun yıllardır Nošovice üretiminin ana modeli konumunda. 2015–2020 yılları arasında üretilen üçüncü nesil TUCSON 1,1 milyon adedi aşarken, mevcut neslin üretimi bu rakamı daha da geçecek. Bu iki nesil, fabrikanın toplam üretiminin neredeyse yarısını oluşturuyor. Hyundai i30 ise 2008 yılından bu yana Çekya’da üretiliyor ve şu anda üçüncü nesli, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Avrupa pazarında beğeniyle karşılanıyor. Yüksek performanslı i30 N ve N Line versiyon dahil olmak üzere 1,5 milyon adetten fazla üretilen model, TUCSON ile birlikte dünya genelinde 90’dan fazla ülkeye ihraç edildi. Üretimin büyük bölümü Avrupa pazarına yönelik olsa da Orta Doğu, Afrika, Okyanusya ve Latin Amerika’daki müşterilere de teslimatlar gerçekleştiriliyor. Elektrifikasyonda Dönüşüm Fabrika tarihindeki önemli dönüm noktalarından biri, 2020 yılında Nošovice’de elektrikli araç üretiminin başlaması oldu. Tam elektrikli KONA dahil olmak üzere o tarihten bu yana 650 binden fazla elektrikli araç üretildi ve bunların yaklaşık 200 bini farklı versiyonlara sahip KONA modellerinden oluştu. Bu gelişme, fabrikanın sürdürülebilir mobiliteye doğru kademeli dönüşümünü ortaya koyuyor. KONA Elektrik, Çekya’da seri üretimi yapılan ilk elektrikli araç olma özelliğini de taşıyor. Bu dönüşümü, manuel şanzıman üretimi için kullanılan bir üretim salonunun Hyundai Mobis tarafından işletilen bir Batarya Sistem Montaj (BSA) tesisine dönüştürülmesi izledi. Tesisin ilk bölümü 2022 sonbaharında devreye alınırken, tam kapasite operasyon geçen yılın ağustos ayında başladı. Hyundai Motor Türkiye İzmit Fabrikası’na Elektrifikasyon Yatırımı Hyundai, IONIQ 3 modeli için İzmit’te bulunan üretim tesisinde yeniden tasarlanan EV gövde tabanı, yüksek voltajlı batarya entegrasyonu ve güç elektroniği için 250 milyon euro yatırım yaptı. Türk işçisinin el emeğiyle IONIQ 3 modelini Ağustos ayında bantlardan indirecek olan Hyundai Motor Türkiye, üretimin büyük bir bölümünü 40’tan fazla ülkeye ihraç ederek ülke ekonomisine ve otomotiv endüstrisine katkı sağlayacak. Ayrıca, IONIQ model ailesinin Avrupa’daki ilk üretim merkezi olma özelliği taşıyacak olan Hyundai Motor Türkiye İzmit fabrikası, E-GMP platformuna da Avrupa’da sahip olan tek fabrika konumunda. Bu üretimle beraber, Türkiye’deki ikinci yerli elektrikli modele imzasını atacak olan Hyundai önümüzdeki yıllarda da hem Çekya hem de İzmit fabrikalarına ek yatırımlar yaparak genişlemesine devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens’ten 2026 Mali Yılına Güçlü Başlangıç  Haber

Siemens’ten 2026 Mali Yılına Güçlü Başlangıç 

Siemens, (31 Aralık 2025 itibarıyla sona eren) ilk çeyrekte sergilediği güçlü performansla 2026 mali yılına başarılı bir başlangıç yaptı. Mali yıla yapılan bu güçlü başlangıcın ardından Siemens, satın alma fiyatı dağıtımı muhasebesi öncesi net kârdan elde edilen hisse başına temel kazancın (PPA öncesi EPS) 2026 mali yılında 10,40 Euro - 11,00 Euro aralığından 10,70 Euro - 11,10 Euro aralığına yükseleceğini öngörüyor. Siemens ayrıca 2026 mali yılı için diğer beklentilerini koruyor. Siemens AG Başkanı ve CEO'su Roland Busch, "İlk çeyrekteki güçlü performansımız stratejimize sağlıklı bir şekilde uygulayabildiğimizi gösteriyor. Siemens büyüyen pazarlarda çok iyi konumlanmış durumda. Yapay zeka, işletmelerimiz için güçlü bir büyüme faktörü olarak öne çıkıyor. Dünya çapındaki iş ortaklarımızla birlikte ana sektörlerimizde endüstriyel yapay zekayı ölçeklendiriyoruz. Yapay zekayı tasarım, geliştirme, ürünler ve operasyonlara derinlemesine entegre ederek müşterilerimiz için ölçülebilir bir değer yaratıyoruz. Mali yıla yaptığımız bu güçlü başlangıçla mali görünümümüzü de güçlendirdik" dedi. Siemens AG Mali İşler Direktörü Ralf P. Thomas ise "Güçlü faaliyet performansımız ilk çeyrekte yüksek kârlılığa dönüştü. Stratejimizi titizlikle uygulamaya devam ediyoruz. Hızlandırdığımız hisse geri alım programımız da hissedarlarımız için sürekli değer yaratıyor" diye konuştu. Tüm endüstriyel iş kollarında gelir artışı ve yüksek kârlılık Siemens, 2026 yılının 1. çeyreğinde siparişlerini karşılaştırılabilir bazda - bir başka deyişle kur çevrimi ve portföy etkileri hariç - yüzde 10 artırarak 21,4 milyar Euro'ya yükseltti (2025 1. çeyrek: 20,1 milyar Euro). Rekor düzeyde sipariş alımı gerçekleştirilen Akıllı Altyapı İş Kolu önderliğinde artan siparişler, Dijital Endüstriler ve Mobilite iş kollarındaki ciddi artışlarla desteklendi. Gelirler, endüstriyel işletmeler genelinde bir önceki yıla göre yüzde 8 artarak 19,1 milyar Euro'ya ulaştı (2025 1. çeyrek: 18,4 milyar Euro). 1,12 seviyesinde gerçekleşen sipariş/satış oranı, gücünü korudu. Birikmiş sipariş miktarı 2026 yılının ilk çeyreğinin sonu itibarıyla 120 milyar Euro ile rekor seviyeye ulaştı. Endüstriyel İş Kolu kârı yüzde 15 artışla 2,9 milyar Euro oldu (2025 1. çeyrek: 2,5 milyar Euro). Endüstriyel İş Kolu kâr marjı yüzde 15,6’ya yükseldi (2025 1. Çeyrek: yüzde 14,1). Güçlü bir duruş sergileyen net kâr 2,2 milyar Euro olarak gerçekleşti (2025 1. çeyrek: 3,9 milyar Euro). 2025 yılı 1. çeyreğinde Innomotics satışından elde edilen (vergi sonrası) 2,1 milyar Euro kazancın da etkisi görülmüştü. 2026 yılı 1. çeyreğinde ise satın alma fiyatı dağıtımı muhasebesi öncesi hisse başına temel kazanç (PPA öncesi EPS) 2,80 Euro oldu (2025 1. çeyrek: 4,86 Euro). Innomotics satışından kaynaklanan hisse başına 2,64 Euro kazanç hariç tutulduğunda 2025 yılı 1. çeyreğinde PPA öncesi EPS 2,22 Euro olarak gerçekleşmişti. Grup düzeyinde sürdürülen ve durdurulan faaliyetlerden elde edilen toplam serbest nakit akışı, mevsimsel olarak güçlü bir seviye olan 677 milyon Euro'ya ulaştı (2025 1. çeyrek: 1,6 milyar Euro). Serbest nakit akışındaki düşüşün başlıca nedeni, 2025 yılının 1. çeyreğinde 1,7 milyar Euro seviyesinde serbest nakit akışı kaydeden Endüstriyel İş Kolunun bu kez 1,0 milyar Euro serbest nakit akışı kaydetmesiydi. Asıl neden ise Mobilite projelerindeki ödemelerin zamanlamasından kaynaklanan etkiler de dahil olmak üzere işletme sermayesinin artmasıydı. Endüstriyel İş Kolu dışında Siemens, nükleer atıkların nihai bertarafına ilişkin bir yükümlülüğün yerine getirilmesiyle ilgili olarak 0,4 milyar Euro nakit çıkışı kaydetti. Tüm endüstriyel işletmelerde güçlü performans Dijital Endüstriler İş Kolu siparişlerde ve gelirde çift haneli büyüme oranları elde etti. Bu başarıda, önemli ihaleler kazanan yazılım iş kolunun ve ağırlıklı olarak kısa dönemli işlerin yönlendirdiği otomasyon iş kolunun büyümeye yaptığı güçlü katkılar etkili oldu. Coğrafi açıdan ABD ve Çin'de bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla görülen güçlü artışlarla birlikte tüm raporlama bölgelerinde siparişler ve gelirde artış kaydedildi. Siparişler önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13 artışla 4,8 milyar Euro seviyesine yükselirken (2025 1. çeyrek: 4,2 milyar Euro) gelirler yüzde 10 artarak 4,5 milyar Euro seviyesinde gerçekleşti (2025 1. çeyrek: 4,1 milyar Euro). Kâr yüzde 37 artarak 804 milyon Euro oldu (2025 1. çeyrek: 588 milyon Euro). Sonuç olarak kâr marjı yüzde 17,8 olarak kaydedildi (2025 1. çeyrek: yüzde 14,5). Kâr ve kârlılıktaki ciddi artışlar büyük ölçüde otomasyon iş kolundan kaynaklandı. Akıllı Altyapı İş Kolunda siparişler önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 22 artarak 7,2 milyar Euro ile rekor seviyeye ulaştı (2025 1. çeyrek: 6,2 milyar Euro). Tüm iş kollarında ve raporlama bölgelerinde siparişler ve gelirde karşılaştırılabilir bazda artış kaydedildi. Ciro, büyük sipariş birikimini güçlü bir şekilde karşılayan elektrifikasyon iş kolunun liderliğinde toplam 5,5 milyar Euro seviyesine yükseldi (2025 1. çeyrek: 5,3 milyar Euro). Gelirlerdeki artış, coğrafi bazda büyük ölçüde Avrupa ve ABD'den kaynaklandı. Toplam kâr 1,1 milyar Euro olarak gerçekleşti (2025 1. çeyrek: 891 milyon). Kâr marjı yüzde 19,0 oldu (2025 1. çeyrek: yüzde 16,9). Akıllı Altyapı iş kolu daha yüksek gelir, ölçek ekonomileri ve devam eden verimlilik iyileştirmeleri sayesinde kârını ve kârlılığını bir önceki yılın aynı dönemine göre tüm işletmelerinde artırdı. Kârlılık, olumsuz kur etkilerini fazlasıyla dengeleyen olumlu emtia riskinden korunma etkilerinden de yararlandı. Mobilite İş Kolunda siparişler karşılaştırılabilir bazda yüzde 10 artışla 2,9 milyar Euro'ya yükseldi (2025 1. çeyrek: 2,7 milyar Euro). Bu artış, Almanya'da bataryalı bölgesel trenlerin teslimatı için 0,6 milyar Euro değerinde bir sözleşme ve Fransa'da otomatik metro trenlerinin teslimatı için 0,4 milyar Euro değerinde mevcut bir sözleşmenin uzatılması dahil olmak üzere büyük siparişlerden elde edilen daha yüksek hacimden kaynaklandı. Gelir, ağırlıklı olarak demiryolu araçları ve müşteri hizmetleri işletmelerinin etkisiyle karşılaştırılabilir bazda yüzde 9 artarak 3,2 milyar Euro'ya ulaştı. Kâr yüzde 15 artışla 286 milyon Euro'ya (2025 1. çeyrek: 249 milyon Euro) ve kâr marjı yüzde 9,0'a (2025 1. çeyrek: yüzde 8,4) yükseldi. Yıllık Hissedarlar Genel Kurulu Toplantısında temettü teklifi oylanacak Siemens AG’nin olağan Yıllık Hissedarlar Toplantısı, bugün şirketin ilk çeyrek rakamlarının açıklanmasının hemen ardından fiziki ortamda gerçekleştirilecek. Hissedarlar, Yönetim ve Denetim Kurullarının 2025 mali yılı için hisse başına 5,35 Euro temettü dağıtılması teklifini oylayacak. Teklif edilen temettü 2024 mali yılı temettüsünden 0,15 Euro daha yüksek olup Siemens’in kademeli olarak artan temettü dağıtma politikasının bir göstergesidir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB Sürdürülebilirlik Performansıyla  Dünya Çapında İlk Yüzde 1’de Haber

ABB Sürdürülebilirlik Performansıyla Dünya Çapında İlk Yüzde 1’de

İsviçre merkezli otomasyon ve elektrifikasyon teknolojileri lideri ABB, sürdürülebilirlik alanındaki güçlü performansını uluslararası ölçekte bir kez daha kanıtladı. Şirket, EcoVadis’ten Platin Madalya alırken, CDP’nin (Carbon Disclosure Project / Karbon Saydamlık Projesi) iklim değişikliği ve su yönetimi kategorilerinde A notu elde ederek 2025 yılı A Listesine girmeyi başardı. Dünyaca kabul gören, güvenilir ve bağımsız kuruluşlarca gerçekleştirilen bu değerlendirmeler, ABB’nin sürdürülebilirliği iş yapış biçiminin merkezine yerleştirerek somut ve ölçülebilir adımlar attığını bir kez daha ortaya koydu. ABB, EcoVadis’in gerçekleştirdiği değerlendirmede 100 üzerinden 84 puan alarak Platin Madalya’ya layık görüldü. Bu sonuçla ABB, dünya genelinde değerlendirilen 130 bin şirket arasında ilk yüzde 1’lik dilimde yer aldı. Şirket, bir önceki yıla göre puanını 9 puan artırarak sürdürülebilirlik alanındaki istikrarlı performansını da ortaya koydu. EcoVadis değerlendirmeleri; çevre, çalışma ve insan hakları, etik ve sürdürülebilir tedarik başlıkları altında, yalnızca ölçülebilir ve sahada karşılığı olan uygulamaları esas alıyor. CDP’den iklim ve su alanlarında tam not ABB, sürdürülebilirlikteki başarısını, çevre alanında küresel bir referans kabul edilen CDP’nin 2025 derecelendirmeleriyle de taçlandırdı. Şirket, iklim değişikliği ve su yönetimi kategorilerinin her ikisinde de A notu alarak CDP’nin 2025 A Listesi’ne girdi. Böylece ABB, 22 bin 100 şirket arasında çift A notu alan ilk yüzde 1’lik grup içinde yer aldı. Ayrıca ABB, su yönetimi alanında ilk kez A Listesi’ne girerek bu alandaki ilerlemesini de tescillemiş oldu. Su güvenliğinde somut ve ölçülebilir adımlar Su güvenliği, ABB’nin sürdürülebilirlik stratejisinin temel odak alanları arasında yer alıyor. Şirket, su güvenliği puanını 2023’te B seviyesinden 2024’te A- seviyesine, 2025 itibarıyla ise A seviyesine yükseltti. ABB, dünya genelindeki 320 tesisinde suya bağlı riskleri düzenli olarak değerlendiriyor; özellikle su stresi yaşanan bölgelerde önleyici uygulamalara öncelik veriyor. Bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri olan Hindistan’daki Nelamangala tesisi, AWS (Alliance for Water Stewardship) Altın Seviye Sertifikası alan ilk ABB tesisi oldu. Tesiste hayata geçirilen geri kazanım ve yağmur suyu hasadı projeleri sayesinde, son üç yılda yerel yeraltı suyu seviyelerinde 30 metrenin üzerinde artış sağlandı. “Sürdürülebilirliği uzun vadeli değer yaratmanın temel bir unsuru olarak konumlandırıyoruz” ABB Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Anke Hampel, elde edilen başarılar ile ilgili yaptığı açıklamada, “EcoVadis derecelendirmeleri, şirketlerin tedarikçileri hakkında bilinçli kararlar almasını sağlayarak riskleri azaltıyor, iyileştirmeleri teşvik ediyor ve etkiyi hızlandırıyor. EcoVadis tarafından Platin Madalya ile ödüllendirilmemiz de sürdürülebilirlik alanındaki şeffaflığımızın ve kaydettiğimiz ilerlemenin güçlü bir göstergesidir. CDP’nin hem iklim hem de su alanındaki A Listesi’nde yer almamız ise sürdürülebilirlik alanındaki performansımız ve kurumsal şeffaflığımız açısından önemli bir başarıdır. Suya bağlı risklere maruziyetin yönetimi, suyun sorumlu kullanımı, yönetişim süreçleri ve tedarikçilerimizin su riskleri konusundaki katılımını güçlendirmeye yönelik artan odağımız su alanında ilk kez A notu almamızı sağladı” ifadelerini kullandı. ABB Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Başar Vural ise konuyla ilgili, “ABB’nin EcoVadis ve CDP gibi küresel ölçekte referans kabul edilen platformlarda elde ettiği bu başarılar, sürdürülebilirlik hedeflerimizi başarılı bir şekilde hayata geçirdiğimizin somut göstergesidir. Bu küresel yaklaşımı Türkiye’de de kararlılıkla uyguluyor; elektrifikasyon, otomasyon ve dijitalleşme odağındaki çözümlerimizle sanayiden altyapıya kadar geniş bir alanda düşük karbonlu dönüşümü destekliyoruz. ABB Türkiye olarak, global sürdürülebilirlik hedeflerimizi yerel ihtiyaçlar ve önceliklerle buluşturarak, ülkemizin yeşil dönüşümüne uzun vadeli ve ölçülebilir katkı sağlamayı sürdüreceğiz” açıklamasında bulundu. ABB, sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 80, 2050 yılına kadar ise yüzde 100 azaltmayı hedefliyor. Şirket, TIME dergisi ve Statista tarafından hazırlanan “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2025” listesinde 14’üncü sırada yer alırken, İsviçre’de tüm sektörler arasında en sürdürülebilir üçüncü şirket olarak konumlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Global Menkul Değerler, Değerli Metalleri Mercek Altına Aldı Haber

Global Menkul Değerler, Değerli Metalleri Mercek Altına Aldı

Bültende belirlenen 5 değerli metalin temel, teknik ve ETF görünümleri incelenirken, yatırımcıların güvenli bir yol haritası oluşturmaları için öngörüler paylaşıldı. Global Menkul Değerler, değerli metallerin temel ve teknik görünümlerine yönelik Emtia Bülteni yayınladı. Altın, gümüş, bakır, platin ve paladyum için gelecek dönem beklentilerine ışık tutan Global Menkul Değerler, yatırımcıların güvenli stratejiler oluşturabilmesi için bu metallerin temel, teknik, ETF görünümlerini ele aldı. Bültende altın için 2025 yılının fiyatlama dinamikleri açısından istisnai bir dönem olarak öne çıktığına dikkat çekilirken, 2026 yılında da fiziki altın talebinin merkez bankaları öncülüğünde güçlü seyrini sürdürmesinin beklendiği belirtildi. Artan alımlar sonucunda altının, yaklaşık 30 yıl sonra ABD Hazine tahvillerini geride bırakarak dünyanın en büyük resmi rezerv varlığı konumuna yükseldiği hatırlatılan bültende, destekleyici para politikası beklentileri, jeopolitik belirsizlikler ve güçlü fiziki talep dikkate alındığında, altın fiyatının 2026 yılı sonunda 5.400 USD/ons seviyesinde dengelenmesinin beklendiği aktarıldı. Global Menkul Değerler, 2026 strateji yaklaşımlarında altını; agresif getiri beklentisinden ziyade makro belirsizliklere karşı sigorta, reel getiri döngüsünde dengeleyici unsur ve portföy volatilitesini azaltan stratejik varlık olarak konumlandırdığını belirtti. Gümüşte 80-90 dolar arasında trende devam eder Bültende 2025 yılının, gümüş için altına kıyasla daha güçlü bir performans sergileyerek kıymetli metaller içerisinde belirgin biçimde ayrıştığı bir dönem olduğu hatırlatıldı. Bu ayrışmanın temelinde, gümüşün yalnızca bir değer saklama aracı değil; güneş enerjisi, elektrifikasyon, elektronik ve yeşil dönüşüm odaklı teknolojilerde yoğun biçimde kullanılan stratejik bir endüstriyel metal olmasının yer aldığına dikkat çekilen bültende, 2026’ya ilişkin görünümde, gümüşün endüstriyel talep ağırlıklı yapısı sayesinde altına kıyasla göreli güçlü seyrini korumasının beklendiği vurgulandı. İşlem stratejisi açısından, gümüşün USD80–90 bandı civarında tutunmaya devam ettiği sürece, trend yönünde pozisyon almak isteyen yatırımcılar için temkinli ve kademeli alım yaklaşımının öne çıktığını belirten Global Menkul Değerler, buna karşın USD76–77 altına sarkma durumunda risklerin belirgin biçimde artacağının unutulmaması gerektiği ve zarar-kes disiplininin korunmasının önem taşıdığını vurguladı. Şirket, yukarı yönlü işlemlerde ise 93–95 bandına yaklaşan hareketlerde kâr realizasyonu yapılmasının, risk–getiri dengesini korumak açısından daha sağlıklı olacağını belirtti. Bakırda 5.90 üstü yeni bir hikaye Bakırın, küresel elektrifikasyonun omurgası olarak önümüzdeki 15 yılda yapısal bir talep artışıyla karşı karşıya olacağının anlatıldığı bültende, “S&P Global çalışması, küresel bakır talebinin 2025’te yaklaşık 28mn tondan 2040’ta 42mn tona ulaşarak %50 artacağını ortaya koyuyor. Bu artış yalnızca enerji dönüşümüyle sınırlı değil; kentleşme, sanayi, savunma harcamaları ve özellikle son yıllarda hızlanan yapay zeka ve veri merkezi yatırımları bakır talebini çok boyutlu ve kalıcı hale getiriyor. Yapay zeka özelinde bakıldığında, artan elektrik ihtiyacı ve altyapı yatırımları, bakırı doğrudan değil ama güçlü bir ikinci tur talep etkisiyle büyüme hikayesinin merkezine yerleştiriyor. Arz tarafında ise tablo belirgin biçimde daha kırılgan. Mevcut madenlerin yaşlanması, düşen cevher tenörleri, artan CAPEX ve OPEX baskısı ile uzun ve belirsiz izin süreçleri nedeniyle birincil bakır arzının 2030 sonrası yapısal bir düşüş eğilimine girmesi bekleniyor. Bu durum, bakırın yalnızca bir emtia değil, aynı zamanda stratejik ve politik bir varlık olarak ele alınmasını beraberinde getiriyor; nitekim birçok ülkenin bakırı “kritik mineral” ilan etmesi bu yaklaşımın somut bir yansıması. Bakırın TL bazlı haftalık grafiği, orta–uzun vadede yukarı yönlü ana trendin net biçimde korunduğunu ve son haftalarda ivmenin yeniden hızlandığını göstermektedir. Son fiyatlamada bakırın 5,80–5,90 bandının üzerine yerleşmesi, önceki yatay direnç alanının aşılması açısından önemli bir eşik olarak öne çıkmaktadır. Bu bölge üzerinde kalıcılık sağlanması, yükselişin psikolojik ve teknik olarak yeni bir faza geçebileceğini göstermektedir” ifadelerine yer verildi. AB’deki yumuşama platini destekliyor Bültende, platin piyasasının 2025’e, önceki yıllardaki arz fazlasının tersine, belirgin bir arz açığıyla girildiğine dikkat çekilerek, Ocak 2026 itibarıyla platin fiyatı yaklaşık USD2.688/ons seviyesinde olup, 2025 yılından beri fiyatının %190’nın üzerinde artış gösterdiği kaydedildi. Piyasanın 800 bin onsun üzerinde bir arz açığına geçmesinde, özellikle Güney Afrika’daki üretim kesintilerinin belirleyici olduğu belirtilerek, “Arz tarafındaki bu daralmaya karşın, mücevherat, sanayi ve otomotiv kaynaklı talep güçlü seyrini korumaktadır. Talep tarafında otomotiv sektörü öne çıkmaktadır. Tam elektrikli araçlara geçiş uzun vadede aşağı yönlü bir risk oluştursa da, hibrit araçlar ve hidrojen yakıt hücreleri platin talebini desteklemeye devam etmektedir. Ayrıca Avrupa Birliği’nin 2035 içten yanmalı motor yasağına ilişkin tutumunu yumuşatması ve daha sıkı emisyon standartlarını koruması, araç başına platin kullanım miktarını artırıcı bir etki yaratmaktadır” denildi. Paladyumda arz tarihsel ortalamaların altında Bültende paladyum için ise şu ifadelere yer verildi: “Paladyum da 2025’e arz açığıyla giren metaller arasında yer almakta olup, fiyatlar Ocak 2026 itibarıyla yaklaşık USD2.047/ons seviyesinde ve yıl başından beri %25 civarında artış göstermektedir. Arz tarafında Rusya üretiminin tarihsel ortalamaların altında seyretmesi ve Güney Afrika’daki düşük üretim, piyasadaki sıkılığı artırmaktadır. Paladyum talebi büyük ölçüde otomotiv katalizörlerine dayanmaktadır. Ancak artan maliyetler ve arz riskleri nedeniyle, üreticilerin belirli uygulamalarda paladyumdan platine geçişi hızlandırdığı görülmektedir. Bu eğilim, orta vadede paladyum talebi açısından sınırlayıcı bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Buna karşın, ABD’nin paladyumu kritik mineraller listesine dahil etmesi, fiziki piyasalarda savunmacı stoklamayı artırmış ve kısa vadede fiyatları desteklemiştir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai’den 2025 Yılında Dünya Çapında Yükseliş Haber

Hyundai’den 2025 Yılında Dünya Çapında Yükseliş

Hyundai Motor Avrupa, 2025 yılında Avrupa pazarında (AB, EFTA, Birleşik Krallık, Doğu Avrupa ve Türkiye) 603.542 adet binek otomobil satışı gerçekleştirerek yüzde 4,2 pazar payı elde etti. Güçlü bir performans sergileyen Hyundai, elektrikli araç segmentindeki konumunu güçlendirmeye devam ederek satış hacminde yüzde 24 büyüme kaydetti. Tam elektrikli araçlar (BEV) yüzde 48 artışla büyümenin ana itici gücü olurken, Hibrit (HEV) ve Plug-in Hibrit (PHEV) modeller de yüzde 11 artış gösterdi. Hyundai, Avrupa’da giderek daha dinamik hale gelen pazar ortamında yüzde 18’lik tam elektrikli satışıyla da sağlam bir ilerleme kaydetti. Buna ek olarak Hyundai, iki temel satış kanalında müşteri tabanını genişletti: bireysel satışlar yüzde 2, filo satışları ise bir önceki yıla kıyasla yüzde 4 arttı. Avrupa Pazarlarında Güçlü Performans Hyundai, 2025 yılında Avrupa’nın kilit pazarlarında önemli başarılar elde etti. Birleşik Krallık’ta satış hacimleri büyümeye devam ederek 93.124 adetle ülke tarihindeki en yüksek ikinci sonuca ulaştı ve binek otomobil pazarında dokuzunculuktan altıncılığa yükseldi. Hyundai, Almanya’da 92.890 adet satış ve yüzde 3,3 pazar payıyla binek otomobil segmentinde en çok satan Asyalı marka oldu. Elektrikli araç tescilleri yüzde 49 artarken EV oranı ise yüzde 27’ye ulaştı. İspanya’da da 64.467 adet ve yüzde 5,8 pazar payıyla pazardaki en yüksek satış hacmine ulaşarak dördüncü sıradaki yerini korudu. İtalya’daki pazar payı yüzde 3,0 seviyesinde sabit kalırken satış adeti ise 47.046 adet oldu. EV satışlarındaki artış sayesinde EV oranı pazar ortalamasının 9 puan üzerine çıktı. Fransa’da ise yüzde 2,8 pazar payı ve 45.623 adetlik satışla ilk 10 marka arasında yer aldı. Ayrıca Fransa’da; Hibrit Elektrikli Araçlar satışların yüzde 35’ini oluşturdu ve pazar ortalaması olan yüzde 22’nin üzerine çıktı. Avrupa’nın Yükselen Yıldızı Türkiye Hyundai, üretim yaptığı Türkiye’de ise 2025 yılında satışlarını yüzde 10 artırarak toplam 67.368 adet hacme ulaştı ve binek otomobil pazarında altıncı sırada yer aldı. Türk tüketicisinin en çok sevdiği ve ilgi gösterdiği markalardan biri olan Hyundai, 1997 yılından bu yana kesintisiz olarak Türkiye’de üretim yaparak aynı zamanda ülke ekonomisine ve istihdaa da katkıda bulunmaya devam ediyor. Bu rakamlar, Hyundai’nin elektrifikasyon stratejisinin başarısını ortaya koyan güçlü göstergeler olarak öne çıkıyor; markanın birçok modeli EV segmentine liderlik ediyor. INSTER, toplam 33.917 adet satışla bölgede A segmenti elektrikli araçlar arasında ikinci sırada yer aldı. INSTER, 2025 Dünya Elektrikli Otomobili seçilirken, IONIQ 9 Almanya’da 2026 Yılının Premium Otomobili ödülünü kazandı. HEV ve PHEV versiyonlarının yanı sıra içten yanmalı motor seçeneği de bulunan TUCSON ise Avrupa’da kompakt SUV segmentinde bireysel satış kanalına yüzde 5,3 pazar payıyla liderlik ediyor. Hyundai CEO’su Jose Muñoz “Avrupa, Hyundai’nin küresel büyümesi açısından merkezi bir konumda. Bölge genelinde üretim, Ar-Ge ve insan kaynağına yaptığımız yatırımlar, Avrupa’ya olan uzun vadeli bağlılığımızı ve yerelleşme stratejimizi yansıtıyor. Çekya, Türkiye ve Almanya’daki ekiplerimiz Hyundai’nin ‘Progress for Humanity yani İnsanlık İçin İlerleme’ vizyonunu Avrupa’da daha ileriye taşıyor. Önümüzdeki 18 ay içinde piyasaya sunacağımız 5 yeni model ve 2027 yılına kadar tamamen elektrikli hale gelecek ürün gamımızla, Avrupalı müşterilerimize hak ettikleri seçenekleri sunmak için hızla ve kararlılıkla ilerliyoruz” dedi. Hyundai Motor Avrupa Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet ise “Hyundai Motor Avrupa olarak 2025 yılında elektrikli araç satışlarındaki yüzde 24’lük artış ve hibrit - elektrikli modellerimizdeki toplam pazar payımızı aşan performansımız sayesinde güçlü bir sonuç elde ettik. Önümüzdeki 18 ay içinde 5 tamamen yeni modelden oluşan güçlü bir ürün atağımızla ürün yatırımlarımıza devam edeceğiz. Bayi ortaklarımızla yakın çalışarak Avrupalı müşterilerin beklentilerini karşılayacak ve geleceğe güvenle hazırlanacağız” dedi. 2027’ye Kadar Tamamen Elektrikli Ürün Gamı Hyundai, elektrifikasyon stratejisinin derinleşmesi doğrultusunda, elektrikli ürün portföyünü genişletmeyi sürdürüyor. Önümüzdeki 18 ay içinde 5 yeni modelin lansmanı planlayan Hyundai, bunların üçünü Avrupa’daki müşteri ihtiyaçlarına uyum sağlamak üzere B segmentinde yer konumlayacak. Bu modeller arasında, Nisan 2026’da Milano Tasarım Haftası’nda dünya prömiyerini kutlayacak olan IONIQ 3 de bulunuyor. Bunun ardından Hyundai’nin ürün gamı, en küçük model INSTER’dan STARIA Electric’e kadar uzanan 7 adet BEV ile pazardaki en kapsamlı EV ürün gamlarından biri haline geliyor. Halihazırda modellerin yaklaşık yüzde 80’inin elektrikli bir versiyonu bulunurken, Hyundai 2027 yılına kadar tüm modellerini elektrikli hale getirmeyi hedefliyor. Hyundai, elektrikli ve hibrit performansını sürekli geliştirmek için kapsamlı bir teknoloji yol haritası üzerinde çalışıyor. Hyundai’nin Avrupa’ya Olan Bağlılığını Güçlendirmek Hyundai’nin Avrupa’ya olan bağlılığı pek çok alanda somut şekilde görülüyor: Çekya’nın Nošovice kentindeki Hyundai Motor Manufacturing Czech (HMMC) tesisi, yakın zamanda 5 milyonuncu aracını üreterek önemli bir kilometre taşını geride bıraktı. Bu başarı, uzun vadeli istikrarı, teknolojik olgunluğu ve Avrupa için Avrupa’da üretimi yansıtıyor. Markanın İzmit’teki fabrikası Hyundai Motor Türkiye (HMTR) ise yılın ilerleyen dönemlerinde ilk elektrikli aracı olan IONIQ 3’ü üretmeye hazırlanıyor. Her iki üretim tesisi ile birlikte Almanya’daki Hyundai Motor Europe Technical Center (HMETC) Ar-Ge merkezi de Hyundai’nin Avrupa’daki elektrikli araç varlığını güçlendirmek amacıyla önemli yatırımlar aldı. Yeni Square Campus için yapılan 150 milyon euro yatırımla Hyundai, geçen yıl HMETC tesislerini 25.000 m² daha genişleterek Avrupa’nın en gelişmiş otomotiv Ar-Ge merkezlerinden birine dönüştürdü. Hyundai, İzmit’te bulunan üretim tesisinde ise yeniden tasarlanan EV gövde tabanı, yüksek voltajlı batarya entegrasyonu ve güç elektroniği için 250 milyon euro yatırım yaptı ve önümüzdeki yıllarda da ek yatırımlar planlanıyor. Çekya’daki Nošovice fabrikası da 2025 yılında BEV batarya üretimi ve montajını desteklemek üzere genişletildi; tesisin 2008’de açılmasından bu yana yapılan toplam yatırım 2 milyar euroyu aştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB, Endüstriyel İnovasyonu Süreklilik İle Mümkün Kılan Automation Extended’i Sundu Haber

ABB, Endüstriyel İnovasyonu Süreklilik İle Mümkün Kılan Automation Extended’i Sundu

Günümüzde endüstriyel operasyonlar; hızla değişen pazar koşulları, siber güvenlik tehditleri, mevzuat baskıları ve sürekli değişen bir iş gücü yapısı gibi çeşitli zorluklarla karşı karşıya bulunuyor. ABB’nin dünyanın en büyük DCS kurulu tabanındaki uzun süreli sektör liderliği ve proses otomasyonundaki vizyonu üzerine inşa edilen Automation Extended programı da bu zorluklara yanıt vererek çevik ve hızlı bir inovasyonla üretimde kesinti yaşatmadan gelişmiş analitik ve IoT entegrasyonunu destekleyerek ve farklı yetkinlik seviyelerine sahip çalışanlar için operasyonları sadeleştirerek bu konulara çözüm sağlıyor. Operatörler; ABB Ability™ System 800xA®, ABB Ability™ Symphony® Plus ve ABB Freelance gibi halihazırda kullandıkları güvenilir ABB sistemleriyle çalışmaya devam ederken, yeni teknolojileri operasyonda kesinti olmadan kademeli olarak devreye alabiliyor. Böylece hem süreklilik korunurken inovasyon gerçekleştirilebiliyor hem de modernizasyon süreci yapılandırılarak düşük riskle yönetiliyor. ABB Otomasyon İş Kolu Başkanı Peter Terwiesch, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Hizmet verdiğimiz endüstrilerin çoğu, hayati öneme sahip kaynakları sağlayan büyük ve karmaşık altyapılar işletiyor. Bu sektörlerde müşterilerimiz, operasyonel kesinti olmadan modernizasyona ihtiyaç duyuyor. Automation Extended ise tam olarak bunu sunuyor: Bu program, güvenlik ve birlikte çalışabilirliği merkeze alarak, müşterilerimizin bildiği ve güvendiği sistemlere geleceğe hazır yetenekleri kazandırıyor” ifadelerini kullandı. Automation Extended programı; birlikte çalışabilirlik, ölçeklenebilirlik ve endüstriyel alanlar arasında sorunsuz entegrasyon sağlamak üzere tasarlanmış modern, açık ve modüler bir mimari üzerine kurulu şekilde çalışıyor. Görev ayrımı prensiplerine dayanan bu otomasyon ekosistemi, birbirinden farklı ancak güvenli biçimde birbirine bağlı iki ayrı ortamdan oluşuyor: Kontrol ortamı, yazılım tanımlı ve sürekli güncel kalan yapısıyla kritik süreçlerin sağlam, güvenilir ve deterministik bir şekilde kontrolünü sağlıyor. Dijital ortam ise kontrol katmanına güvenli bir şekilde bağlanarak gelişmiş uygulamaları, edge zekâsını ve gerçek zamanlı analitikleri etkinleştiriyor. Bu yapı, kanıtlanmış kontrol mimarilerini etkilemeden karar destek süreçleri için yapay zeka (AI) ve makine öğrenmesini (ML) kullanıyor. Bu farklı teknoloji ortamlarının yönetimi ve bakımı, ekosistem yaşam döngüsü yönetimi ve optimizasyonu için tüm sistemi kapsayan tek, bütünleşik ve kapsamlı bir servis yaklaşımıyla yürütülüyor. Açık Platform İletişimi Birleşik Mimari (Open Platform Communications Unified Architecture-OPC UA) omurgası ve her iki ortamın yönetimine yönelik Bulut‑Yerel (Cloud‑Native) mimarisi gibi yeni teknolojilerin; konteynerizasyon, orkestrasyon ve modüler servislerden yararlanacak şekilde entegre edilmesiyle ekosistem geniş kapsamlı bir iyileştirme yelpazesi sunmaktadır. Bu iyileştirmeler, süreç anormalliklerinin proaktif olarak tespit edilip düzeltilmesinden, kritik varlıkların sürekli durum izleme yoluyla bakım stratejilerinin optimize edilmesine ve çeşitli donanım platformlarında uygulanmaya hazır verimli modüler yaklaşımlarla mühendislik süreçlerinin geliştirilmesine kadar uzanmaktadır. Bu mimari, performansı güvence altına alırken ölçeklenebilirlik ve çeviklik sağlamaktadır. Automation Extended; ABB Ability™ System 800xA®, ABB Ability™ Symphony® Plus ve ABB Freelance proses otomasyon sistemlerinin bir sonraki sürümleriyle birlikte kullanıma sunulacak. ABB daha sürdürülebilir ve kaynaklar açısından verimli bir gelecek için elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri sunan global bir teknoloji lideridir. ABB, mühendislik ve dijitalleşme alanlarındaki uzmanlığını birleştirerek endüstrilerin yüksek performansta çalışırken daha verimli, üretken ve sürdürülebilir hale gelmesine katkıda bulunmaktadır. ABB’de biz buna ‘Engineered to Outrun’ diyoruz. ABB, 140 yılı aşkın geçmişe ve dünya çapında yaklaşık 110.000 çalışana sahiptir. Şirketin hisseleri SIX İsviçre Borsası (ABBN) ve Nasdaq Stockholm’de (ABB) işlem görmektedir. www.abb.com ABB Otomasyon iş kolu; enerji, su ve hammadde temininden ürünlerin üretilmesine ve pazara ulaştırılmasına kadar geniş bir yelpazedeki temel ihtiyaçlara yönelik endüstriyel operasyonları otomatize eder, elektrifikasyonunu sağlar ve dijitalleştirir. Yaklaşık 26.000 çalışanı, lider teknolojileri ve servis uzmanlığı ile ABB Otomasyon iş kolu; proses, hibrit ve denizcilik endüstrilerinin daha yalın ve daha temiz bir şekilde önde gitmesine yardımcı olur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa’da Bir İlk: Otomobil Taşıyıcı Gemi Kıyı Elektriğine Bağlandı Haber

Avrupa’da Bir İlk: Otomobil Taşıyıcı Gemi Kıyı Elektriğine Bağlandı

Cavotec, Avrupa limanlarında elektrifikasyon sürecinde tarihi bir dönüm noktasına katkı sağladı. Almanya’nın Bremerhaven Limanı’nda, 200 metre uzunluğundaki saf otomobil ve kamyon taşıyıcı gemi Lake Shirasagi, başarıyla kıyı elektriğine (shore power) bağlandı. Bu bağlantı, Avrupa’da bir otomobil taşıyıcı gemi için ilk olma özelliğini taşıyor. Dizel Jeneratörler Kapatıldı Proje kapsamında Cavotec, geminin kıyı elektriğine hazır hale getirilmesinden sorumlu oldu. Şirket, PowerReceive kıyı elektriği sistemi ve devreye alma hizmetlerini sağlayarak, gemi ile liman arasındaki elektrik bağlantısının güvenli ve kesintisiz şekilde kurulmasını mümkün kıldı. Bu sistem sayesinde, gemi limanda bulunduğu süre boyunca dizel jeneratörlerini kapatabiliyor. Emisyonlar ve Gürültü Azalıyor Kıyı elektriği kullanımı, liman sahalarında: CO₂ emisyonlarının, Azot oksit (NOx) salımlarının, Partikül maddelerin önemli ölçüde azaltılmasını sağlıyor. Aynı zamanda gürültü seviyesinin düşmesi, liman çevresindeki yaşam kalitesini artırıyor. RoRo ve Otomotiv Taşımacılığı İçin Yeni Dönem Bu proje, özellikle RoRo ve otomotiv taşımacılığı yapan gemilerde elektrifikasyon çözümlerinin hız kazandığını gösteriyor. Uzmanlara göre Bremerhaven’daki bu ilk uygulama, Avrupa genelinde benzer yatırımların önünü açabilecek nitelikte. Avrupa Limanlarında Elektrifikasyon Hızlanıyor Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşüm ve emisyon azaltım hedefleri doğrultusunda, limanlarda kıyı elektriği altyapısı giderek daha fazla önem kazanıyor. Cavotec’in katkı sağladığı bu proje, otomotiv lojistiğinde daha sürdürülebilir operasyonlara geçişin somut bir örneği olarak değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BMW Group'tan 2025’te Güçlü Performans Haber

BMW Group'tan 2025’te Güçlü Performans

Türkiye otomotiv ve motosiklet pazarında da dikkat çekici başarıya imza atan Borusan Otomotiv, BMW markasıyla bugüne kadarki en yüksek satış adedine ulaşarak premium segmentte en çok tercih edilen marka oldu. MINI, yüzde 118’lik büyüme oranıyla premium otomobil pazarında üst sıralarda yer aldı. BMW Motorrad ise premium motosiklet pazarındaki liderliğini korumanın yanı sıra büyük hacimli ve elektrikli modellerde elde ettiği güçlü sonuçlarla yılı tarihi bir başarıyla tamamladı. BMW Group, 2025 yılında global pazarlardaki zorlu koşullara rağmen 2 milyon 463 bin 715 adet araç teslim ederek satış hacmini korudu. Elektrifikasyon dönüşümünü kararlılıkla sürdüren BMW Group’ta elektrikli modeller, toplam satışların yüzde 26’sını oluştururken, tamamen elektrikli araç teslimatları yıllık bazda yüzde 8,3 artışla 442 bin 072 adede ulaştı. Bu performansla birlikte tamamen elektrikli modellerin toplam satışlar içindeki payı yaklaşık yüzde 18’e yükselirken, elektrikli araçlar yıl boyunca büyümenin ana itici gücü oldu. BMW AG Müşteri, Markalar ve Satıştan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Jochen Goller, 2025 sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “2025 yılında zorlu bir ortamda BMW Group olarak bir önceki yıla kıyasla daha fazla araç satmayı başardık. Elektrikli modellerimize olan talep özellikle güçlü seyretti. Avrupa’da kaydettiğimiz büyüme bu tabloyu net biçimde ortaya koyuyor. Bataryalı elektrikli araçlar toplam satışlarımızın yaklaşık dörtte birini oluştururken, BEV ve PHEV modellerimizin toplam payı bölge genelinde yüzde 40’ın üzerine çıktı. Bu performansla birlikte 2025 yılı için belirlenen AB CO₂ filo hedefimize ulaşma yolunda ilerlemeye devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde özellikle Avrupa’da 2026 yılı Neue Klasse ile öne çıkacak. Aynı zamanda bu yıl BMW X5, BMW 3 Serisi ve BMW 7 Serisi gibi birçok yeni modeli müşterilerimizle buluşturacağız. Toplamda BMW Group olarak 2027 yılına kadar farklı sürüş seçenekleriyle 40’tan fazla yeni ve yenilenmiş aracı pazara sunmayı planlıyoruz”. BMW Group 2025 Yılı Global Satış Performansı BMW markası, 2025 yılında 2 milyon 169 bin 761 adet araç teslimatıyla global segment liderliğini korudu. BMW M modelleri ise 213 bin 457 adetlik satışla tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. MINI, 2025 yılında 288 bin 290 adetlik teslimatla bir önceki yıla göre yüzde 17,7 büyüme kaydetti. Yıl içinde teslim edilen 100 bininci tamamen elektrikli MINI ile markanın elektrikli modellerinin toplam satışlar içindeki payı yüzde 33’ün üzerine çıktı. BMW Motorrad ise 2025 yılında 202 bin 563 adet motosiklet ve scooter satışı gerçekleştirerek istikrarlı performansını sürdürdü. Borusan Otomotiv’den Türkiye Otomotiv Pazarında Güçlü Performans Borusan Otomotiv, distribütörlüğünü yürüttüğü BMW, MINI ve BMW Motorrad markalarının performanslarıyla 2025 yılında satış hacmi ve pazar payı açısından Türkiye otomotiv pazarı içinde öne çıkan oyuncular arasında yer aldı. Özellikle premium otomobil ve motosiklet segmentlerinde elde ettiği güçlü sonuçlarla pazardaki konumunu korudu. BMW, Türkiye’de Tarihi Satış Rekoruna Ulaştı BMW, 2025 yılında 33 bin 992 adetlik satışla Türkiye’de bugüne kadar ulaştığı en yüksek satış adedine imza attı. Yıllık bazda yüzde 31,8’lik büyüme ile Türkiye, dünya genelinde BMW’nin pazar payını en çok artırdığı ülke oldu. BMW, premium segmentte en çok tercih edilen otomobil markası olurken, BMW X1 model ailesi ise 12 bin 243 adetlik satışla premium segmentte yılın en çok satan modeli olarak öne çıktı. Bu performansla Borusan Otomotiv, BMW markasıyla ‘Dünyanın En Büyük BMW Distribütörü’ olma konumunu korudu. MINI’den Rekor Satış ve Güçlü Büyüme Borusan Otomotiv, MINI markasında üst üste üçüncü yılında da ‘Dünyanın En Büyük MINI Distribütörü’ unvanını elinde tutarken, MINI 2025 yılında sergilediği güçlü performansla Türkiye pazarında dikkat çekti. Marka, 10 bin 380 adetlik satışla Türkiye’de tüm zamanların en yüksek satış adedine ulaşırken, 2024 yılına kıyasla yüzde 118’lik büyüme oranı elde etti. Tamamen elektrikli MINI Countryman modeli 9 bin 418 adetlik satış performansıyla Türkiye elektrikli otomobil pazarında en çok tercih edilen dördüncü model olarak öne çıktı. Türkiye, MINI satışlarında dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi olurken aynı zamanda dünyanın en yüksek MINI satış hacmine sahip ilk 10 ülkesi arasında yer aldı. Tamamen elektrikli MINI satışlarında ise Türkiye en yüksek satış hacmine sahip ilk 5 ülke arasına girerken, yüzde 90,7 ile dünyanın en yüksek tamamen elektrikli MINI satış oranına sahip ülkesi oldu. GS Modelleriyle Zirvede: BMW Motorrad Türkiye’de Liderliğini Korudu BMW Motorrad, Türkiye premium motosiklet pazarındaki liderliğini sürdürdü. 750 cc ve üzeri motor hacmine sahip motosikletlerde pazar payı artırılarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşıldı. R 1300 GS Adventure ve R 1300 GS modelleri, toplam bin 359 adetlik satışla büyük motosiklet pazarının en çok tercih edilen ilk iki modeli oldu. Bu modelleri takip eden F 900 GS Adventure ve F 800 GS ile 750 cc ve üzeri segmentte en çok tercih edilen ilk dört model BMW Motorrad’a ait oldu. Elektrikli mobilite tarafında da BMW Motorrad, 4 kW üzeri iki tekerlekli elektrikli motosikletlerde 138 adetlik satışla pazar liderliğini elde etti. Uzun bir aranın ardından C 400 GT ve C 400 X modelleriyle benzinli maxi-scooter segmentine geri dönen BMW Motorrad, 2025 yılında satış hedeflerine ulaşarak segmentin en çok tercih edilen markaları arasında yer aldı. BMW Motorrad markasıyla da Borusan Otomotiv, 2025 yılında bir kez daha “Dünyanın En Büyük BMW Motorrad Distribütörü” oldu.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.