Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Elektrik Tüketimi

Kapsül Haber Ajansı - Elektrik Tüketimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Elektrik Tüketimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

The Marmara’dan Sürdürülebilirlikte Yeşil Enerji Hamlesi Haber

The Marmara’dan Sürdürülebilirlikte Yeşil Enerji Hamlesi

Sürdürülebilir turizm anlayışını enerji yönetimine taşıyan The Marmara Hospitality Group, enerjide çevre dostu adımlar atmaya devam ediyor. The Marmara Hospitality Group, daha önce olduğu gibi yine CK Enerji Boğaziçi Elektrik aracılığıyla Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası (I-REC) alarak, bir yıllık elektrik tüketimini yeşil enerji kaynaklarından karşılayacağını belgelendirdi. 1 Temmuz 2026 - 1 Temmuz 2027 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan sertifika ile The Marmara Hospitality Group’un toplam 14 milyon 276 bin kWh elektrik tüketimi, hidroelektrik ve jeotermal enerji santrallerinden oluşan hibrit üretim kaynaklarından sağlayacak. Böylece The Marmara Hospitality Group bünyesindeki The Marmara Taksim, The Marmara Pera, The Marmara Çamlıca, The Marmara Suadiye, Esma Sultan Yalısı ve Zeyrek Çinili Hamamı'nın yıllık elektrik tüketiminde yeşil enerji kaynakları kullanılacak. “SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM YAKLAŞIMINA KATKI SAĞLAYAN BİR ÖRNEK” İşletmelerin yenilenebilir enerji kullanımını belgelendirmesinin düşük karbonlu ekonomiye geçişte önemli bir rol üstlendiğini belirten CK Enerji Boğaziçi Elektrik Genel Müdürü Ali Erman Aytac, "Sürdürülebilirlik artık kurumlar için bir tercih değil, iş yapış biçimlerinin ayrılmaz bir parçası. Enerji tüketiminin yenilenebilir kaynaklarla belgelendirilmesi, şirketlerin çevresel sorumluluklarını somut şekilde ortaya koyarken aynı zamanda uluslararası sürdürülebilirlik hedeflerine de katkı sunuyor. CK Enerji olarak müşterilerimizin bu dönüşüm yolculuğunda yanlarında yer alıyor, yenilenebilir enerji sertifikası süreçlerini güvenilir ve şeffaf bir şekilde yönetiyoruz. The Marmara Hospitality Group'un İstanbul genelindeki tesislerini kapsayan bu sertifika, sürdürülebilir turizm yaklaşımının yaygınlaşmasına da katkı sağlayacak önemli bir örnek niteliği taşıyor” dedi. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ UZUN VADELİ VİZYONUNUN BİR PARÇASI OLARAK GÖRÜYOR The Marmara Hospitality Group, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk olarak değil, misafirlerine sunduğu deneyimin ve uzun vadeli kurumsal vizyonunun ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. Yenilenebilir enerji kullanımı, enerji verimliliği ve doğal kaynakların bilinçli yönetimine yönelik uygulamalarıyla çevresel etkisini azaltmayı hedefleyen grup, I-REC sertifikasıyla bu yaklaşımını uluslararası standartlarda belgelendirerek sürdürülebilir turizme katkı sağlamaya devam ediyor. HER 1 MWH ELEKTRİK İÇİN BİR SERTİFİKA OLUŞTURULUYOR I-REC (Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası), RECs International tarafından geliştirilen elektriğin yenilenebilir enerji kaynaklarından üretildiğini belgeleyen uluslararası sertifikasyon sistemi. Uluslararası bağımsız bir kuruluş olan IREC Foundation tarafından verilen ve denetlenen bu sistemde, yenilenebilir enerji tesislerinde (güneş, rüzgâr, hidroelektrik, jeotermal ve biyokütle) üretilen her 1 MWh elektrik karşılığında bir sertifika oluşturuluyor. Yetkili enerji şirketleri de bu sertifikayı talep eden müşterilerinin elektrik enerjilerini yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılamasına destek veriyor. Üretilen her birim elektriğin, kaynağından başlayarak takip edilmesi ve nihai tüketiciye kadar izlenebilmesini sağlayan bu sistem sayesinde tüketiciler bilinçli ve güvenilir bir seçim yapabiliyor. Aynı zamanda yeşil enerji kullanımının karbon salınımının azaltılmasına yönelik olumlu bir adım olması nedeniyle tüketici davranışını yeşil enerji kullanan tesisler için pozitif yönde etkileyen bir unsur olarak öne çıkıyor. Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere gelişmekte olan ülkelerdeki firmalar, satın aldıkları ürünleri üreten tesislerin yenilenebilir enerji sertifikası almasını şart koşarken buna karşılık çeşitli avantajlar da sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hanelerde Klima Kullanımı Artıyor: Tüketim 12 Bin GWh’yi Aşabilir Haber

Hanelerde Klima Kullanımı Artıyor: Tüketim 12 Bin GWh’yi Aşabilir

Yaz aylarında klimaların iç ortam sıcaklığının en düşük 24 °C olarak ayarlanmasını öneren Bakanlık uzmanları, “Klimanın gereğinden düşük sıcaklıklara ayarlanmasının enerji tüketimini önemli ölçüde artırabileceği, sıcaklık ayarının her 2 °C’lik yüksek seçilmesiyle enerji faturasında yüzde 15’e varan tasarruf sağlanabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.” uyarısını yapıyor. İklim değişikliğinin etkisiyle yaz aylarında artan sıcaklıklar ve daha sık yaşanan sıcak hava dalgaları, klima kullanımını her geçen yıl artırıyor. Türkiye’de son yıllarda klima satışlarında belirgin bir yükseliş yaşanırken, özellikle yaz aylarında soğutma amaçlı elektrik tüketimi de elektrik talebinin önemli unsurlarından biri haline geliyor. Aşırı sıcakların yaşandığı dönemlerde klima kullanımındaki artış, günlük elektrik tüketiminin rekor seviyelere ulaşmasında etkili oluyor. Önümüzdeki yıllarda iklim değişikliğinin etkisi ve hanelerde klima sahipliğinin yaygınlaşmasıyla birlikte bu etkinin daha da belirginleşmesi bekleniyor. Klima Kullanımına İlişkin Çalışma Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı da klima kullanımındaki artışı ve bunun elektrik tüketimine etkilerini tespit etmek üzere bir çalışma yürüttü. Bakanlık tarafından yürütülen çalışma, enerji tasarrufunun önemini bir kez daha ortaya koydu. Klima Stoku Giderek Artıyor Bakanlık uzmanlarının yapmış olduğu çalışmalara göre; 2025 yılında hanelerde yaklaşık 11 milyon klima stoku bulunurken, yapılan projeksiyonlarda bu sayının önümüzdeki 10 yıllık dönemde yaklaşık iki katına çıkması bekleniyor. Tüketim 12 Bin GWh’in Üzerine Çıkabilir Klima sayısındaki artışa paralel olarak, hanelerde kullanılan klimaların ısıtma ve soğutma amaçlı toplam elektrik tüketiminin 2025 yılında olduğu 5-6 bin GWh seviyesinden daha da yukarı gideceği ve 2035 yılında 12 bin GWh’in üzerine çıkabileceği öngörülüyor. En Düşük 24 °C Bakanlık uzmanları, artan klima kullanımının enerji tüketimine etkisini azaltmanın en kolay yollarından birinin ‘doğru sıcaklık ayarı’ olduğuna dikkat çekiyor. Yaz aylarında klimaların iç ortam sıcaklığının en düşük 24 °C olarak ayarlanması gerektiğini vurgulayan uzmanlar, “Yaz aylarında klimaların iç ortam sıcaklığının en düşük 24 °C olarak ayarlanması, iç ortam konforunun sağlanması ile enerji tüketiminin azaltılması arasında uygun bir denge oluşturuyor.” açıklamasını yapıyor. Yüzde 15’e Varan Tasarruf Sıcaklık ayarı ile enerji faturalarında önemli ölçüde tasarruf yapılabileceğine işaret eden uzmanlar, “Klimanın gereğinden düşük sıcaklıklara ayarlanmasının enerji tüketimini önemli ölçüde artırabileceği, sıcaklık ayarının her 2 °C’lik yüksek seçilmesiyle enerji faturasında yüzde 15’e varan tasarruf sağlanabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.” uyarısını yapıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hanelerde Klima Kullanımı Artıyor: Tüketim 12 Bin GWh’yi Aşabilir Haber

Hanelerde Klima Kullanımı Artıyor: Tüketim 12 Bin GWh’yi Aşabilir

Yaz aylarında klimaların iç ortam sıcaklığının en düşük 24 °C olarak ayarlanmasını öneren Bakanlık uzmanları, “Klimanın gereğinden düşük sıcaklıklara ayarlanmasının enerji tüketimini önemli ölçüde artırabileceği, sıcaklık ayarının her 2 °C’lik yüksek seçilmesiyle enerji faturasında yüzde 15’e varan tasarruf sağlanabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.” uyarısını yapıyor. İklim değişikliğinin etkisiyle yaz aylarında artan sıcaklıklar ve daha sık yaşanan sıcak hava dalgaları, klima kullanımını her geçen yıl artırıyor. Türkiye’de son yıllarda klima satışlarında belirgin bir yükseliş yaşanırken, özellikle yaz aylarında soğutma amaçlı elektrik tüketimi de elektrik talebinin önemli unsurlarından biri haline geliyor. Aşırı sıcakların yaşandığı dönemlerde klima kullanımındaki artış, günlük elektrik tüketiminin rekor seviyelere ulaşmasında etkili oluyor. Önümüzdeki yıllarda iklim değişikliğinin etkisi ve hanelerde klima sahipliğinin yaygınlaşmasıyla birlikte bu etkinin daha da belirginleşmesi bekleniyor. Klima Kullanımına İlişkin Çalışma Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı da klima kullanımındaki artışı ve bunun elektrik tüketimine etkilerini tespit etmek üzere bir çalışma yürüttü. Bakanlık tarafından yürütülen çalışma, enerji tasarrufunun önemini bir kez daha ortaya koydu. Klima Stoku Giderek Artıyor Bakanlık uzmanlarının yapmış olduğu çalışmalara göre; 2025 yılında hanelerde yaklaşık 11 milyon klima stoku bulunurken, yapılan projeksiyonlarda bu sayının önümüzdeki 10 yıllık dönemde yaklaşık iki katına çıkması bekleniyor. Tüketim 12 Bin GWh’in Üzerine Çıkabilir Klima sayısındaki artışa paralel olarak, hanelerde kullanılan klimaların ısıtma ve soğutma amaçlı toplam elektrik tüketiminin 2025 yılında olduğu 5-6 bin GWh seviyesinden daha da yukarı gideceği ve 2035 yılında 12 bin GWh’in üzerine çıkabileceği öngörülüyor. En Düşük 24 °C Bakanlık uzmanları, artan klima kullanımının enerji tüketimine etkisini azaltmanın en kolay yollarından birinin ‘doğru sıcaklık ayarı’ olduğuna dikkat çekiyor. Yaz aylarında klimaların iç ortam sıcaklığının en düşük 24 °C olarak ayarlanması gerektiğini vurgulayan uzmanlar, “Yaz aylarında klimaların iç ortam sıcaklığının en düşük 24 °C olarak ayarlanması, iç ortam konforunun sağlanması ile enerji tüketiminin azaltılması arasında uygun bir denge oluşturuyor.” açıklamasını yapıyor. Yüzde 15’e Varan Tasarruf Sıcaklık ayarı ile enerji faturalarında önemli ölçüde tasarruf yapılabileceğine işaret eden uzmanlar, “Klimanın gereğinden düşük sıcaklıklara ayarlanmasının enerji tüketimini önemli ölçüde artırabileceği, sıcaklık ayarının her 2 °C’lik yüksek seçilmesiyle enerji faturasında yüzde 15’e varan tasarruf sağlanabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.” uyarısını yapıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uludağ Elektrik'ten Yaz Aylarına Özel Tasarruf Rehberi Haber

Uludağ Elektrik'ten Yaz Aylarına Özel Tasarruf Rehberi

Uludağ Elektrik'in yıllık tüketim verilerine göre, Temmuz ve Ağustos ayları meskenlerde elektrik kullanımının en yoğun olduğu dönem olarak öne çıkıyor. Vatandaşların hem bütçelerini korumaları hem de enerjiyi verimli kullanmaları için tasarruf önerilerinde bulunan Uludağ Elektrik, alınacak basit önlemlerle elektrik tüketiminde önemli ölçüde tasarruf sağlanabileceğine dikkat çekiyor. Müşteri memnuniyeti, dijital hizmetleri ve sürdürülebilirlik odaklı çalışmalarıyla faaliyetlerini sürdüren Uludağ Elektrik, Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova' da 5 milyondan fazla kişiye hizmet verirken, serbest tüketici kapsamındaki müşterilerine özel geliştirdiği enerji çözümleriyle Türkiye genelinde de büyümesini sürdürüyor. "Tasarruf, bilinçli enerji kullanımıyla başlıyor" Uludağ Elektrik Genel Müdürü Remezan Arslan, yaz aylarında artan enerji ihtiyacının bilinçli tüketim alışkanlıklarıyla yönetilebileceğini belirterek şunları söyledi: "Yıllık tüketim verilerimiz, temmuz ve ağustos aylarında özellikle meskenlerde elektrik kullanımının en yüksek seviyelere ulaştığını gösteriyor. Uludağ Elektrik Hizmet Bölgesi'nde faturalanan mesken elektrik tüketimi, bir önceki sene yıl haziran ayına göre temmuz ayında yüzde 17, ağustos ayında ise yüzde 35 artış gösterdi. Bu artışta, hava sıcaklıklarının artmasının sonucunda artan klima kullanımının yanı sıra bölgemizin yaz aylarında yoğun sezon yaşayan turizm ve yazlık yerleşim alanlarına ev sahipliği yapmasının da önemli etkisi bulunuyor. Hatta Balıkesir bölgemize baktığımızda haziran ayına göre ağustos ayında %50 oranında artış yaşandığını da söyleyebiliriz. Ağustos ayın mesken elektrik tüketiminin zirve yaptığı bir dönem oluyor, şöyle ki ağustos ayı yılın diğer aylarının ortalamasına göre yaklaşık yüzde 23 daha yüksek seviyede elektrik tüketimi gerçekleşiyor. Yaz aylarında konforu korurken enerji tasarrufu sağlamak da mümkün. Bu noktada klimaların 24 derecede çalıştırılması hem gereksiz enerji tüketiminin önüne geçiyor hem de verimli kullanım sağlıyor. Bu nedenle bu yaz “24 Derece ile Mümkün” mesajıyla vatandaşlarımızı doğru klima kullanımına teşvik ediyoruz. Doğru kullanım alışkanlıklarıyla hem enerji tüketimini azaltmak hem de elektrik faturalarını kontrol altında tutmak mümkün. Elektronik cihazlar kullanılmadığı zamanlarda fişte bırakıldığında 'bekleme modu' nedeniyle gereksiz elektrik tüketimine yol açıyor. Kullanılmayan cihazlar tamamen kapatılmalı ve mümkünse prizden çekilmelidir. Enerji verimliliği yüksek beyaz eşya ve elektrikli ev aletlerinin tercih edilmesi, uzun vadede elektrik tüketimini önemli ölçüde azaltıyor. LED aydınlatmalar da daha düşük enerji tüketimiyle tasarruf sağlıyor. Küçük gibi görünen bu tercihler, yıl sonunda hem aile bütçesine hem de enerji kaynaklarının verimli kullanılmasına önemli katkı sunuyor. Enerji tasarrufu ve güvenliği bilincinin küçük yaşlarda kazanılmasının büyük önem taşıdığına inanıyoruz. Bu kapsamda yürüttüğümüz Enerjini Geleceğe Taşı projemizle; Karagöz-Hacivat gösterileri, eğitici oyunlar ve çocuklara özel hazırlanan etkinlik ile boyama kitapları aracılığıyla doğru enerji kullanımı ve enerji tasarrufu konusunda farkındalık oluşturuyoruz. Bugüne kadar 70 bini aşkın çocuğa ulaşarak enerji kaynaklarının verimli kullanılması konusunda bilinçli nesiller yetiştirilmesine katkı sağladık.” dedi. Klima kullanımında 24 derece önerisi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın enerji verimliliği kapsamında önerdiği üzere, klimaların 24 derece ayarında çalıştırılması hem konforun korunmasına hem de elektrik tüketiminin azaltılmasına katkı sağlıyor. Bunun yanında filtrelerin düzenli temizlenmesi, kapı ve pencerelerin kapalı tutulması ile doğrudan güneş ışığını azaltacak önlemlerin alınması, soğutma ihtiyacını düşürerek enerji verimliliğini artırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Artan Elektrik Tüketimi Konutlarda Güneş Enerjisi Sistemlerine Talebi Artırdı Haber

Artan Elektrik Tüketimi Konutlarda Güneş Enerjisi Sistemlerine Talebi Artırdı

Üçay Mühendislik İcra Kurulu Üyesi, Enerji Projeleri ve Yatırımlar Direktörü Oğuzhan Yıldız, Mesken GES sistemlerinin yüksek tüketimli konutlar için yalnızca tasarruf sağlayan bir çözüm değil, aynı zamanda uzun vadeli ve stratejik bir yatırım aracı haline geldiğini belirtti. Dünya genelinde yükselen enerji maliyetleri, mesken tipi güneş enerjisi sistemlerine ilgiyi hızla artırıyor. Özellikle elektrikli araç şarjı, ısı pompası, klima ve yoğun aydınlatma kullanımı nedeniyle elektrik tüketimi yüksek olan meskenlerde, konut sahipleri tüketimlerini çatılarında üretecekleri enerjiyle dengelemeye yöneliyor. Doğru projelendirilen Mesken GES sistemleriyle elektrik faturalarında önemli ölçüde tasarruf sağlanabildiğini belirten Üçay Mühendislik Enerji Projeleri ve Yatırımlar Direktörü Oğuzhan Yıldız, yatırımın geri dönüş süresinin; tüketim profili, çatı alanı, sistem gücü, bölgesel ışınım koşulları ve mahsuplaşma uygulamalarına göre değiştiğini ifade etti. Enerji sürekliliği ihtiyacı nedeniyle hibrit inverter ve batarya çözümlerine olan ilginin de son dönemde belirgin şekilde arttığını vurguladı. Keşiften devreye almaya kadar tüm süreç tek çatı altında yönetiliyor “Üçay Mühendislik olarak, Mesken GES projelerinde keşif, projelendirme, resmi başvurular, kurulum ve devreye alma süreçlerini uçtan uca yönetiyoruz” diyen Yıldız, sözlerine şöyle devam etti: “Mesken GES projelerinin ilk adımında; çatının yönü, eğimi, gölgelenme durumu, taşıyıcı sistem uygunluğu ve elektrik tüketim verilerini analiz ediyoruz. Bu analizlerin ardından ihtiyaca ve bütçeye en uygun sistemi tasarlıyoruz. Lisanssız elektrik üretimi kapsamındaki dağıtım şirketi başvurularını ise müşteriler adına yürütebiliyoruz. Böylece kullanıcılar teknik ve idari süreçlerle tek tek uğraşmadan, güvenli ve profesyonel bir hizmetle Mesken GES yatırımını hayata geçirebiliyor. Resmi süreçler ortalama 6 ay, kurulum ise genellikle 1 hafta sürüyor Mesken GES projelerinde çağrı mektubu alınması, statik projenin hazırlanması, belediyeden GES uygunluk onayının alınması, bağlantı anlaşmasının yapılması, montaj, itfaiye raporu, kabul ve devreye alma gibi birçok resmi adım bulunuyor. Bu süreçlerin tamamlanma süresi dağıtım bölgesine, belediye onaylarına ve proje kapsamına göre değişmekle birlikte ortalama 6 ay sürüyor. Fiziki kurulum ise sistem büyüklüğü ve saha koşullarına bağlı olarak çoğu projede yaklaşık 1 hafta içinde tamamlanabiliyor. Kurulum sonrasında kabul ve devreye alma işlemleri, dağıtım şirketi koordinasyonunda yürütülerek sistemin güvenli şekilde şebekeye bağlanması sağlanıyor.” Resmi süreçler tamamlanmadan yapılan kurulum, ağır yaptırımlara tabi tutuluyor Yatırımcıların dikkat etmesi gereken en kritik konulardan birinin mevzuata uygunluk olduğunu vurgulayan Yıldız, şunları söyledi: “2 Nisan 2026 tarihli ve 33212 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan EPDK yönetmelik değişikliğiyle; çağrı mektubu, bağlantı anlaşması ve kabul süreci tamamlanmadan kurulan üretim tesislerine yönelik yaptırımlar ağırlaştırıldı. Yönetmeliğin 37’nci maddesinin 13’üncü fıkrası uyarınca, bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu veya bağlantı anlaşması bulunmadan ya da kabul işlemleri tamamlanmadan kurulup işletmeye alındığı tespit edilen üretim tesisleri, herhangi bir bildirime gerek kalmaksızın şebekeden ayrılıyor. Tespiti takip eden 60 gün içinde ekipmanların sökülerek parselden çıkarılması gerekiyor; tesisi kuran kişi ise 3 yıl boyunca yeniden başvuru yapamıyor. Ayrıca bu tesisler için kaçak kullanım bedeli tahakkuk ettiriliyor. Bu nedenle yatırımcıların, çalışacakları firmalara; kurulumun çağrı mektubu, proje onayı, bağlantı anlaşması ve kabul süreçleri tamamlanarak yapılıp yapılmayacağını mutlaka sorması gerekiyor. Piyasada “öztüketim” gerekçesiyle resmi süreçler tamamlanmadan kurulum teklif eden firmalarla karşılaşılabiliyor; ancak bu tür kurulumlar yatırımcıyı ciddi idari ve finansal risklerle karşı karşıya bırakabiliyor.” Avrupa’daki destek mekanizmaları mesken GES’i teşvik ediyor Avrupa’da mesken GES kullanımının oldukça yaygın olduğunu belirten Yıldız, sözlerine şöyle devam etti: “Avrupa’da mesken tipi güneş enerjisi sistemleri; doğrudan teşvikler, öngörülebilir alım tarifeleri, düşük faizli finansman modelleri, vergi avantajları ve sadeleştirilmiş başvuru süreçleri sayesinde geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştı. Ancak burada iki farklı ölçütü ayırt etmek gerekiyor: hane başına yaygınlık ve toplam pazar büyüklüğü. Hane başına yaygınlıkta Hollanda, açık ara Avrupa’nın lideri. Yerel şebeke işletmecisi Netbeheer Nederland ve CBS verilerine göre, 2025 itibarıyla Hollanda’daki hanelerin yaklaşık üçte biri (%34) çatısında güneş paneli bulunduruyor. Bu oran Almanya’daki hane oranının (yaklaşık %10) üç katından fazla. Buna karşılık toplam pazar büyüklüğünde -yani kurulu güç ve sistem sayısında- Almanya açık ara önde. Almanya’nın nüfusu ve konut stoku, Hollanda’nın çok üzerinde olduğu için daha düşük hane oranına rağmen mutlak rakamlarda Avrupa’nın en büyük mesken GES pazarı konumunda. “Teşviklerin sürekliliği en az varlığı kadar önemli” Avrupa örnekleri, teşviklerin sürekliliğinin de en az varlığı kadar önemli olduğunu gösteriyor. SolarPower Europe’un EU Solar Market Outlook 2025-2030 raporuna göre, konut çatı sistemlerinin AB genelindeki yeni kurulumlar içindeki payı, 2023’te %28 iken; İtalya, Hollanda, Avusturya ve Belçika gibi ülkelerde destek programlarının daraltılmasıyla birlikte 2025’te %14’e geriledi. Hollanda’da da uzun yıllardır uygulanan mahsuplaşma (saldering) teşvikinin 2031’e kadar kademeli olarak kaldırılması planlanıyor. Bu gelişmeler, yatırım maliyetini azaltan teşviklerin ve ihtiyaç fazlası üretim için öngörülebilir gelir modellerinin mesken tipi GES pazarının büyümesinde belirleyici olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.” “Avrupa’daki mesken GES büyümesi Türkiye için önemli bir referans” Türkiye’de mesken GES kapasite üst sınırının 2022 yılında 10 kW’tan 25 kW’a çıkarılmasının olumlu bir adım olduğunu belirten Yıldız, doğrudan devlet destekleri, düşük faizli finansman, vergi avantajları ve resmi süreçlerin sadeleştirilmesi gibi mekanizmalarla mesken tipi GES yatırımlarının çok daha geniş kitlelere ulaşabileceğini söyledi. Yıldız’a göre, Avrupa’daki mesken GES büyümesi Türkiye için önemli bir referans niteliği taşıyor. Benzer desteklerin hayata geçirilmesi halinde, yüksek tüketimli konutlarda Mesken GES kısa sürede standart bir enerji çözümüne dönüşerek Türkiye'de önemli bir pazarın önünü açabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bulvar 216 1.044 MWh’lik Yeşil Enerji Tüketimini Tescilledi Haber

Bulvar 216 1.044 MWh’lik Yeşil Enerji Tüketimini Tescilledi

Restoranları, kafeleri ve sosyal yaşam alanlarıyla günün her saatinde ziyaretçilerine farklı seçenekler sunan Bulvar 216, sürdürülebilirlik odaklı uygulamalarını operasyonel yapısının önemli bir parçası olarak konumlandırıyor. Bu kapsamda alınan I-REC Redemption Statement belgesi, The International Tracking Standard Foundation tarafından yürütülen I-REC sistemi üzerinden sağlanarak Bulvar 216’nın 2026 yılına ait 1.044 MWh’lik elektrik tüketiminin yenilenebilir enerji kaynaklarıyla belgelendirildiğini ortaya koyuyor. 350 hanenin yıllık tüketimine denk yenilenebilir enerji Bulvar 216’nın I-REC ile belgelendirdiği 1.044 MWh elektrik tüketimi, 1 milyon 44 bin kWh enerjiye karşılık geliyor. Türkiye’de dört kişilik bir ailenin yıllık ortalama elektrik tüketiminin yaklaşık 3.000 kWh olduğu dikkate alındığında, bu miktar yaklaşık 350 hanenin bir yıllık elektrik ihtiyacına denk geliyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın Türkiye elektrik tüketimi emisyon faktörü baz alınarak yapılan hesaplamaya göre, 1.044 MWh’lik tüketimin yenilenebilir enerji kaynaklarıyla belgelendirilmesi 432,4 ton CO₂e ’lik şebeke kaynaklı emisyon karşılığına denk gelmektedir. Bu yaklaşım, Bulvar 216’nın enerji tüketimini daha şeffaf, ölçülebilir ve sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumlu şekilde yönetme iradesini ortaya koyuyor. Uluslararası standartlarda yenilenebilir enerji belgelendirmesi I-REC sistemi; rüzgâr, güneş ve hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriğin kaynağını takip eden ve belgeleyen uluslararası bir sertifikasyon modeli olarak öne çıkıyor. Sistem, kurumların enerji tüketimlerine ilişkin şeffaf raporlama süreçlerini desteklerken, sürdürülebilirlik uygulamalarının ölçülebilir ve izlenebilir hale gelmesine katkı sağlıyor. Bulvar 216, tüketimini I-REC ile belgelendirerek yalnızca bugünün enerji ihtiyacını karşılamakla kalmıyor; temiz bir gelecek ve sürdürülebilir bir ekosistem yaratma hedefini de somut bir adımla destekliyor. Marka, mevcut ve gelecekteki projelerinde yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını artırmayı, sürdürülebilirlik yaklaşımının önemli bir parçası olarak görüyor. Bulvar 216, gastronomi ve sosyal yaşamın buluşma noktaları arasında yer alıyor İstanbul’un ilk gastronomi merkezi olarak konumlanan Bulvar 216, restoranları, kafeleri ve sosyal yaşam alanlarıyla Anadolu Yakası’nın öne çıkan buluşma noktaları arasında yer alıyor. Gastronomi odaklı yapısını sosyal deneyim ve şehir yaşamıyla bir araya getiren merkez, iş çıkışı buluşmalarından hafta sonu planlarına kadar günün farklı anlarında tercih edilen bir yaşam alanı olarak dikkat çekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Elektrikli Araç Dönüşümü Güç Kazandı Haber

Türkiye’de Elektrikli Araç Dönüşümü Güç Kazandı

Türkiye’de şehirleşme oranı hızla artarken kentler hem karbon salımının merkezinde hem de enerji dönüşümünün en büyük fırsat alanında konumlanıyor. Temiz enerji dönüşümüne katkı sunan küresel enerji düşünce kuruluşu Ember tarafından hazırlanan “2025 Türkiye Elektrikli Araç Ekosistemi ve Şarj Altyapısı Dönüşümü Raporu” elektrikli mobilitenin ulaşım alışkanlıklarının ötesine geçerek Türkiye’nin genel enerji dengesi ve tüketim yapısında stratejik bir dönüşüm yarattığını gözler önüne seriyor. Siemens Türkiye de raporda yer alan verilerin, elektrikli mobilitenin enerji sistemi ve şehir yaşamı üzerindeki etkisini daha görünür hale getirdiğine dikkat çekiyor. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’de elektrikli araç ekosistemi hem toplam enerji tüketimi hem de kullanım yoğunluğu açısından güçlü bir büyüme sergiledi. Tartışmalar artık yalnızca kurulan istasyon sayısına değil, şarj işlemlerinin enerji sistemine etkisine ve toplam tüketim ölçeğine odaklanıyor. 2025 yılında elektrikli araçların gerçekleştirdiği toplam elektrik tüketimi 460 MWh seviyesine ulaştı. Bu değer, yaklaşık 166 bin hanenin yıllık elektrik tüketimine karşılık geliyor. Aynı yıl içinde gerçekleşen toplam şarjlanma sayısının 21,7 milyonun üzerine çıkması ise elektrikli araçların artık günlük yaşamın organik bir parçası haline geldiğini gösteriyor. Siemens eMobility de 2025 boyunca yürüttüğü faaliyetlerle 26 bin ton CO₂ salımının önlenmesine katkı sağlarken, 1200’ün üzerinde şarj noktasıyla Türkiye’deki elektrikli araç altyapısının enerjilendirilmesinde önemli bir rol üstleniyor. “eMobilite, enerji sisteminin merkezi bir bileşeni haline geliyor” Rapordaki verilerle ilgili olarak açıklamada bulunan Siemens Türkiye eMobility Yöneticisi Rıfkı Çolak, “2025 verileri, elektrikli mobilitenin ulaşım alışkanlıklarının ötesine geçerek Türkiye’nin genel enerji dengesi ve tüketim yapısını dönüştüren stratejik bir unsur haline geldiğini açıkça gösteriyor. Tartışmalar artık yalnızca kurulan istasyon sayısına değil, şarj işlemlerinin enerji sistemine etkisine ve toplam tüketim ölçeğine odaklanıyor. Bu veriler, eMobilite’nin enerji şebekesi ve şehir planlamasında merkezi bir bileşen haline geldiğini göstermesi açısından kritik önem taşıyor. Siemens eMobility’nin 2025 boyunca yürüttüğü operasyonel faaliyetler, geliştirdiği enerji verimli çözümler ve yüksek performanslı şarj teknolojileri sayesinde yalnızca bir yıl içinde 26 bin ton CO₂ salımının oluşması engellendi. Siemens olarak 1200’ün üzerinde şarj noktasıyla ülke genelindeki elektrikli araç altyapısının enerjilendirilmesinde önemli bir paya sahibiz. Bu geniş kapsamlı enerji sağlama kapasitesi, Türkiye’de hızla büyüyen elektrikli araç ekosisteminin sürdürülebilir şekilde desteklenmesini ve günlük yaşamla uyumlu bir yapıda ilerlemesini mümkün kılıyor. Sahadaki bu sonuçlar, geliştirilen teknolojilerin ve operasyonel mükemmeliyet yaklaşımının etkisini somut biçimde ortaya koyuyor. Türkiye’de eMobilite ekosistemi hızla büyürken gerçek fark, istasyonların sayısından çok, her bir istasyonun kesintisiz ve verimli çalışabilmesinde ortaya çıkıyor” dedi. Türkiye’deki şarj istasyonlarının toplam kurulu gücü de yaklaşık 3 GW seviyesine ulaşmış durumda. Bu değer, Türkiye’nin toplam kurulu gücü olan 125 GW’ın yaklaşık yüzde 2,5’ine karşılık geliyor. Bu durum şarj altyapısının ulusal enerji sistemi içinde artık ölçülebilir, görünür ve planlamada dikkate alınması gereken bir büyüklüğe eriştiği görülüyor. Türkiye, Elektrikli Araç Satışlarında Avrupa ile Uyumlu Gidiyor Rapora göre Türkiye, elektrikli araç satışlarında Avrupa ile paralel, bazı segmentlerde ise daha hızlı bir büyüme yakaladı. 2025 yılında Türkiye’de satılan yeni otomobillerin yüzde 17’si tamamen elektrikli araçlardan oluştu. Bir önceki yıl bu oran yüzde 10 seviyesindeydi. Böylece yalnızca bir yılda dikkat çekici bir artış kaydedildi. Avrupa Birliği’nde de aynı dönemde elektrikli araç payı yüzde 14’ten yüzde 17’ye yükseldi. Bu tablo, Türkiye’nin elektrikli mobilite dönüşümünde Avrupa ile benzer bir düzeyde ilerlediğini gösteriyor. Türkiye’nin bu performansı küresel ölçekte de dikkat çekiyor. 2024 yılında dünya elektrikli araç satış sıralamasında 9. sırada yer alan Türkiye, 2025’te 4. sıraya yükseldi. Bu yükseliş, yalnızca iç pazardaki büyümeyi değil, Türkiye’nin küresel eMobilite dönüşümünde hızla güçlenen bir oyuncu haline geldiğini de gösteriyor. Teknolojik yatırımların artması, şarj altyapısının genişlemesi ve tüketicilerin daha bilinçli tercihler yapması bu büyümenin temel unsurları arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Dönüşümü Bölgesel Farklılıklarla Şekilleniyor Haber

Enerji Dönüşümü Bölgesel Farklılıklarla Şekilleniyor

Raporda, yapay zekadan ziyade gelişmekte olan ülkelerdeki sanayileşme ve soğutma ihtiyacının bu artışı tetikleyebileceği belirtilirken; fosil yakıtların en iyimser senaryoda dahi küresel enerji arzının yarısından fazlasını oluşturmaya devam edeceği öngörülüyor. İSTANBUL 18 Mayıs 2026 – Dünyanın önde gelen yönetim danışmanlığı şirketlerinden Bain & Company, enerji ve hammadde piyasalarının geleceğine ışık tutan geleneksel raporunun en güncel versiyonu olan “Küresel Enerji ve Malzeme Görünümü 2026” raporunu yayımladı. Rapor, jeopolitik gerilimler, iklim hedefleri ve ekonomik gerçekler arasında sıkışan küresel enerji sisteminin 2040 yılına kadar izleyebileceği üç ana senaryoyu mercek altına alıyor. Bain & Company’nin tescilli ekonomik modelleme yeteneği Intersect℠ kullanılarak hazırlanan çalışma, enerji talebinin GSYİH ve nüfus artışına paralel olarak artmaya devam edeceğini, ancak bu talebin karşılanma şeklinin bölgelere ve politikalara göre keskin farklılıklar göstereceğini ortaya koyuyor. Raporun öne çıkan temel bulguları şöyle sıralanıyor: Elektrik Talebinde Patlama: Tüm senaryolar gözönüne alındığında küresel elektrik talebinin 2040 yılına kadar %40 ile %70 arasında artma ihtimali düşünülüyor. Popüler inanışın aksine, bu artışın en büyük kaynağı sadece yapay zeka veya veri merkezleri değil; gelişmekte olan ülkelerdeki soğutma (klima) ihtiyacı ve sanayi sektöründeki büyüme olacak. Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de elektrik tüketimi 2025 yılında bir önceki yıla göre %2,1 artış gösterdi. Türkiye’de sanayileşme, kentleşme ve elektrifikasyon eğilimlerinin devam etmesiyle birlikte elektrik talebindeki artışın önümüzdeki dönemde de sürmesi bekleniyor. Bu büyüme; özellikle iletim ve dağıtım altyapısı yatırımları ile enerji ekipmanları tedarik zincirlerinde yeni kapasite ihtiyaçlarını beraberinde getiriyor. Fosil Yakıtların Direnci: Yenilenebilir enerjinin yükselişine rağmen, fosil yakıtlar küresel enerji arzında önemli bir pay tutmaya devam ediyor. En iyimser düşük karbon senaryosunda bile fosil yakıtların payı 2040’ta ancak %52’ye geriliyor; mevcut dinamiklerin sürdüğü senaryoda ise bu oran %72 seviyesinde kalıyor. Türkiye açısından bakıldığında ise enerji arz güvenliğinde kaynak çeşitliliği kritik rol oynamayı sürdürüyor. Doğal gaz tedarikinde farklı kaynak ve güzergâhların kullanılması maliyet avantajı ve sistem esnekliği sağlarken, yerli hidrokarbon arama ve üretim faaliyetleri de enerji bağımsızlığı hedefi açısından stratejik önem taşıyor. Küresel Isınma Riski: Rapor, dünya genelindeki koordinasyon seviyesine bağlı olarak 2100 yılına kadar ısınmanın farklı senaryolar üzerinden 2,1°C ile 2,9°C arasında gerçekleşebileceğini öngörüyor. Bu durum, şirketlerin yalnızca karbon azaltımına değil, aynı zamanda iklim değişikliğine karşı “dayanıklılık” (resilience) stratejilerine de ciddi sermaye ayırması gerektiğini gösteriyor. Kritik Madenler ve Arz Güvenliği: Temiz enerji teknolojileri için vazgeçilmez olan lityum, bakır ve kobalt gibi kritik minerallerin coğrafi yoğunluğu, tedarik zincirlerini ulusal güvenlik ve ticaret politikalarının odak noktası haline getiriyor. 2030'dan sonra batarya talebinin hızlanmasıyla bu alanda ciddi arz açıkları oluşabilir. Elektrifikasyonun hız kazanmasıyla birlikte kritik madenlere yönelik küresel rekabet artarken, Türkiye açısından da bu alandaki araştırma, işleme ve tedarik kapasitesinin geliştirilmesi stratejik önem taşıyor. Özellikle enerji dönüşümünün gerektirdiği alt değer zincirlerinde dışa bağımlılığın azaltılması, uzun vadeli enerji güvenliği ve sanayi rekabetçiliği açısından öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Çin’in Liderliği: Çin, dünyanın en büyük sera gazı salımcısı olmaya devam etse de aynı zamanda küresel enerji dönüşümünün en güçlü motoru konumunda. 2040 yılına kadar küresel güneş ve rüzgar enerjisi üretiminin %30’undan fazlasının tek başına Çin tarafından gerçekleştirilmesi bekleniyor. “Kararlılıkla Hareket Etme Zamanı” Bain & Company yetkilileri, yöneticilerin belirsizlik karşısında felç olmaması gerektiğini belirterek, her senaryoda geçerli olan “pişmanlık yaratmayacak hamlelere” (no-regrets moves) odaklanılmasını tavsiye ediyor. Rapora göre; yerel pazarları derinlemesine anlamak, adaptasyon kabiliyetini artırmak ve operasyonel dayanıklılığı inşa etmek, geleceğin enerji ekonomisinde kazananları belirleyecek. Global düzeyde tüm bunlara ilave olarak rüzgâr ve güneş enerjisi üretiminin değişkenliğinin arttığı bir ortamda, nükleer enerji, arz güvenliğini ve elektrik sisteminin istikrarını sağlayan temel unsurları arasında yer alıyor. Onur Candar: “Yöneticilerin operasyonel dayanıklılığa odaklanması gerekiyor” Bain & Company Türkiye Yönteici Ortağı Onur Candar raporla ilgili değerlendirmesinde, fosil yakıtların dirençli yapısı ve kritik madenlerin arz güvenliği gibi değişkenler karşısında Türkiye’de de yöneticilerin 'pişmanlık yaratmayacak hamlelere' ve operasyonel dayanıklılığa odaklanması gerektiğini belirtti. Candar değerlendirmesine şöyle devam etti: “Türkiye enerji dönüşümünde artık yeni bir faza geçmiş durumda. Yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlı büyümesi önemli bir başarı göstergesi olsa da, bundan sonraki dönemde şebeke esnekliği, depolama teknolojileri, iletim ve dağıtım altyapısı gibi alanlara yapılacak yatırımlar belirleyici olacak. Elektrik talebindeki büyüme yalnızca üretim kapasitesi ihtiyacını değil, aynı zamanda enerji ekipmanları ve kritik madenler dahil olmak üzere tüm değer zincirinde yeni yatırım gereksinimlerini beraberinde getiriyor. Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından kaynak çeşitliliğini koruması, yerli kaynak geliştirme faaliyetlerini sürdürmesi ve enerji dönüşümünün kritik halkalarında dışa bağımlılığı azaltması büyük önem taşıyor. Bugün şirketler için en büyük risk, belirsizliğin getirdiği karar alma güçlüğüdür.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.