Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Elektronik Harp

Kapsül Haber Ajansı - Elektronik Harp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Elektronik Harp haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ASELSAN’dan EFES Tatbikatı’nda Yüksek Teknoloji Vurgusu Haber

ASELSAN’dan EFES Tatbikatı’nda Yüksek Teknoloji Vurgusu

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin koordinasyonunda gerçekleştirilen ve uluslararası ölçekte yoğun ilgi gören EFES Tatbikatında savunma sanayiinin yerli ve milli gücünü bir kez daha gözler önüne serildi. İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesinde gerçekleştirilen tatbikatın Seçkin Gözlemci Gününü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da izledi. ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a tatbikatta kullanılan ASELSAN sistemleriyle ilgili bilgi arzı gerçekleştirdi. Tatbikatın son gününde faaliyetleri Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, beraberindeki dost ve müttefik ülkelerin savunma bakanları, genelkurmay başkanları ile TSK komuta kademesi de takip etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, tatbikatta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Türk Ordusu barışın ordusudur” “Bu yılki tatbikatımıza da kendi askerlerimizin yanı sıra elli farklı ülkeden 1300'ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personel katılıyor. Milli Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanımız ve kuvvet komutanlarımız başta olmak üzere ordumuzun her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarımızın temsilcilerini canı gönülden tebrik ediyorum. Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı, İstiklal Marşı’mızdır. ‘Hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal’ mısrasında olduğu gibi Türk Ordusu, istiklalin ordusudur. Türk Ordusu, tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş, aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz; en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş, aksine ima edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir. EFES-2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum. SAHA EXPO 2026’da 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın sergilediği ürünler savunma sanayiimizin ulaştığı seviyeyi bir kez daha ortaya koydu. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma kabiliyetlerimizi güçlendirerek ve savunma sanayiindeki atılım hamlemizi hızlandırarak Türkiye’yi bu fırtınalı süreçten güvenle çıkarmakta kararlıyız. EFES 2026 Tatbikatında sahne alan milli savunma sanayii ürünlerimizin tamamı bu hedef doğrultusunda geliştirildi. Dünyanın en güçlü ordularından biri olan Türk Silahlı Kuvvetleri, bu mücadelenin en önemli gücüdür.” “Bugün, gurur verici seviyeye ulaştık” Milli Savunma Bakanı Güler de tatbikatta yaptığı konuşmada, “Savunma sanayiinde ortaya konan güçlü vizyon, kararlı irade ve stratejik yatırımlar sayesinde bugün gurur verici bir seviyeye ulaştık. Bir dönem dışa bağımlı olduğumuz birçok kritik sistem artık milli imkanlarla ve kendi mühendislerimiz tarafından geliştiriliyor. Milli silah, mühimmat, insansız platform ve teknolojik kabiliyetlerimiz güvenlik politikamızın en önemli dayanaklarından biri haline geldi. Tam bağımsızlık hedefiyle kendi kendine yeterli savunma sanayii altyapısını güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz” diye konuştu. ‘Üstün kabiliyetlerini ortaya koymuştur” Tatbikata kapsamında birçok yeni faaliyetin icra edildiğini belirten Genelkurmay Başkanı Orgeneral Bayraktaroğlu da konuşmasında, "HİSAR-A, HİSAR-O ve SiPER hava savunma sistemleri, tatbikat alanında bulunan hava savunma silah mevziinde çelik kubbe mimarisi içerisinde sergilenmektedir. Tatbikatta, yapay zeka destekli programlar, komuta kontrol süreçlerinde etkin olarak kullanılmıştır” dedi. Bakan Güler, ASELSAN standını ziyaret etti Tatbikatta ASELSAN standını Milli Savunma Bakanı Güler, Genelkurmay Başkanı Org. Bayraktaroğlu, kuvvet komutanları, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün’ün yanı sıra yerli ve yabancı askeri heyetler ziyaret etti. Ahmet Akyol, başta Milli Savunma Bakanı ve Savunma Sanayii Başkanı olmak üzere, üst düzey ziyaretçilere ASELSAN sistemleriyle ilgili bilgi sundu. Tatbikat ile eş zamanlı olarak Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda düzenlenen Savunma Sanayii Sergisinin en büyük katılımcıları arasında yer alan ASELSAN, geliştirdiği ileri teknoloji çözümlerle hem ziyaretçilerin hem de askeri heyetlerin odağında yer aldı. Sahada etkinliği kanıtlanan sistemler ASELSAN, tatbikat alanında açtığı stantta yeni nesil savunma sistemlerini sergilerken, Türk Silahllı Kuvvetleri tarafından etkin olarak kullanılan ürünleriyle de dikkat çekici performans sergiledi. Gerçek harekât koşullarını içeren senaryolarda görev alan sistemlerin gösterdiği başarı, ASELSAN’ın operasyonel güvenilirliğini ve sahadaki etkinliğini bir kez daha kanıtladı. ASELSAN’ın yüksek dayanıklılık, hızlı reaksiyon kabiliyeti ve entegre görev performansıyla öne çıkan sistemleri, modern harp ortamının ihtiyaçlarına cevap veren çözümler arasında yer aldı. Tatbikat boyunca farklı birliklerle koordineli şekilde çalışan oyun değiştirici teknolojilerin performansı, milli savunma sanayiinin ulaştığı seviyeyi gözler önüne serdi. KOCATEPE, tatbikatta ilk kez kullanıldı ASELSAN, geniş ürün yelpazesinde bulunan elektronik harpten haberleşme sistemlerine, elektro-optik sistemlerden komuta kontrol ekipmanlarına kadar onlarca milli sistemle yer aldığı Savunma Sanayi Sergisinde büyük ilgi çekti. Tüm dünyanın yakından takip ettiği nefes kesen tatbikatta ASELSAN’ın geliştirdiği KOCATEPE Muharebe Sahası Yönetim Sistemi ilk kez kullanıldı. KOCATEPE, komutanlar ve komuta yeri personelleri için her seviyede harekât alanının kapsamlı bir resmini sundu. Stantta KORKUT 25 Hava Savunma Sistemi, KILIÇ OSA, TUFAN Kamikaze İDA, elektro-optik sistemler ve ÇELİKKUBBE unsurlarının da yer aldığı çok sayıda sistem sergilendi. ÇELİKKUBBE bileşenleri de sahada Türkiye’nin katmanlı hava savunma mimarisi ÇELİKKUBBE’nin temel unsurları, tatbikat kapsamında ilk kez aynı senaryo içerisinde birlikte görev yaptı. ÇELİKKUBBE, farklı irtifa ve menzillerde görev yapan sensörler, komuta kontrol sistemleri ve önleyici unsurları tek bir ağ merkezli yapıda birleştirmeyi amaçlıyor. EFES-2026’da bu mimarinin önemli unsurları aynı anda görev alarak, Türkiye’nin entegre hava ve füze savunma kabiliyetinin sahadaki işleyişini gözler önüne serdi. Bu kapsamda ASELSAN’ın geliştirdiği SİPER, HİSAR-A ve HİSAR-O, KORKUT ve İHTAR tatbikatın dikkat çekici sistemleri olarak görev yaptı. ASELSAN tarafından geliştirilen KORKUT 35 Alçak İrtifa Hava Savunma Sistemi, tatbikatın en dikkat çekici yerli unsurlarından biri olarak öne çıktı. KORKUT, parçacıklı mühimmat atma yeteneğiyle İHA'lar ve füzeler dahil modern hava tehditlerine karşı gece-gündüz etkili savunma sağladı. ALTAY Tankı da EFES’te boy gösterdi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) envanterine katılan yeni nesil Ana Muharebe Tankı ALTAY da EFES’te boy gösterdi. ALTAY, ASELSAN’ın kritik teknolojileriyle donatıldı. Bu sistemler, ALTAY Tankının etkinliğini, beka kabiliyetini ve durumsal farkındalığını en üst düzeye taşıdı. Milli sistemlerden yüksek performans EFES’te ASELSAN’ın elektronik harp koşullarına dayanıklı, yüksek güvenliğe sahip bir mesajlaşma, dosya aktarımı ve canlı görüntülü görüşme yazılımı olan ARTSoft MAESTRO da kullanıldı. ASELSAN’ın tatbikatta ACAR İHA Tespit Radarı, Kara Konuşlu Elektronik Destek Sistemi MİLKED, Modernize Çekili Top, KALKAN Hava Savunma, SERHAT Havan Tespit Radarı, Elektro-Optik Hedefleme Podu ASELPOD olmak üzere otuzdan fazla sistemi görev aldı. ASELSAN’ın sahada kullanılan çözümleri, birçok yabancı askeri heyet ve sektör temsilcisi tarafından yakından incelendi. ASELSAN’ın sahada kendini kanıtlayan teknolojileri, Türk savunma sanayiinin küresel rekabetteki yükselişinin somut örneklerinden biri olarak dikkat çekti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk İHA Teknolojisi Tarih Yazdı: KARGU Sürüsü Hedefleri Başarıyla İmha Etti Haber

Türk İHA Teknolojisi Tarih Yazdı: KARGU Sürüsü Hedefleri Başarıyla İmha Etti

T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı öncülüğünde çalışmalarını sürdüren, Türkiye’nin milli mühendislik gücü STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş., otonom sistemler ve sürü İHA teknolojilerindeki kabiliyetlerini EFES-2026 Tatbikatı’nda sahaya taşıdı. İzmir Seferihisar Doğanbey Tatbikat Bölgesinde gerçekleştirilen; 50 ülkeden 10 binden fazla personelin katılım sağladığı EFES-2026’nın Seçkin Gözlemci Günü, önemli bir faaliyete sahne oldu. 20 Mayıs akşam saatlerinde gerçekleştirilen tatbikatın gece safhası kapsamında, STM tarafından geliştirilen ve 15 ülke tarafından aktif şekilde kullanılan KARGU vurucu İHA’ları, sürü zekâsı altyapısıyla koordineli şekilde görev icra ederek belirlenen hedeflere eş zamanlı taarruz gerçekleştirdi. Dünyada Bir İlk Tamamen milli algoritmalar ve dağıtık mimariye sahip sürü zekâsı ile donatılan 20 adet KARGU, tek bir operatörün kontrolünde havalanarak hedef bölgeye otonom intikal gerçekleştirdi. Tatbikatın fiili atışlı safhasında, gerçek muharebe koşullarını aratmayan bir senaryoda görev yapan KARGU sürüsü, hedefleri otonom olarak tespit ve sınıflandırma yeteneğiyle koordine oldu. Sürü zekâsı sayesinde birbirleriyle gerçek zamanlı haberleşen ve hedef paylaşımı yapan İHA’lar, eş zamanlı (satürasyon) saldırı gerçekleştirerek anti-personel harp başlıklarını hedefler üzerinde başarıyla infilak ettirdi. Bu operasyon, dünya askeri literatüründe bir tatbikat sırasında canlı mühimmatlı bulutaltı İHA’lar ile sürü harekatı icra edilen ilk faaliyet olarak kayıtlara geçti. Üst Düzey Heyetten Tam Not EFES-2026’nın seçkin gözlemci gününde gerçekleştirilen bu tarihi operasyonu, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Kuvvet Komutanları ve farklı ülkelerden gelen üst düzey askeri delegasyonlar yerinde takip etti. STM’nin sergilediği bu oyun değiştirici kabiliyet, uluslararası askeri heyetler ve komuta kademesi tarafından tam not aldı. Gerçekleştirilen faaliyet, sürü sistemlerinin modern harp sahasında ulaştığı operasyonel seviyeyi ortaya koyarken, Türkiye’nin otonom harp teknolojilerindeki yetkinliğini de gözler önüne serdi. Güleryüz: Dünya Savunma Literatürüne Yeni Bir Sayfa Açtık STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, EFES-2026’da elde edilen bu küresel başarının Türkiye’nin teknolojik liderliğini perçinlediğini belirterek şunları kaydetti: “Ocak 2026’da Ankara’da gerçekleştirdiğimiz başarılı saha testlerinin ardından, bugün Türkiye’nin en prestijli tatbikatı EFES-2026’da bu kabiliyeti bir adım öteye taşıyarak dünya savunma tarihinde bir ilki gerçekleştirdik. 20 adet KARGU’dan oluşan sürümüzün, tam otonom şekilde hedeflerini imha etmesi, sadece STM için değil Türk savunma sanayii için bir gurur vesilesidir. Dünyada ilk kez bu ölçekte bir sürü drone saldırısının tatbikat ortamında başarıyla icra edilmesi, ülkemizin savunma teknolojilerindeki öncü konumunu daha da güçlendirmiştir. Bu operasyonla, sürü zekâsı ve otonom sistemler alanında dünyada takip eden değil, standart belirleyen ve ilki gerçekleştiren bir ülke olduğumuzu kanıtladık. Oyun değiştirici teknolojilerimizle dünyada ilkleri başarmaya, kahraman Ordumuzun gücüne güç katmaya devam edeceğiz!” STM Sürü İHA Kabiliyetleri STM’nin sahip olduğu özgün algoritmalar ve yazılımlar sayesinde STM sürü sisteminde bulunan taktik İHA’lar, gerçek zamanlı olarak birbirileri arasında haberleşebiliyor, hedef tespiti, paylaşımı ve önceliklendirmesi yaparak, sürü saldırısı icra edebiliyor. STM’nin sürü zekâsı mimarisi, merkezi bir kontrol birimine bağımlı olmadan, her bir İHA’nın görev kararlarını kendi almasına imkân tanıyor. Bu dağıtık kontrol mimarisi, sistemin bir parçası devre dışı kalsa bile sürünün görevi sürdürebilmesini sağlıyor ve görev başarısını artırıyor. Sürü sistemleri, satürasyon saldırısı konsepti çerçevesinde, aynı anda çok sayıda İHA’nın koordineli biçimde hedef bölgeye seyrüseferini sağlayarak, düşman savunma sistemlerinin satürasyona uğratılmasını ve etkisiz bırakılmasını hedefliyor. STM algoritmaları sayesinde sürü içindeki İHA’lar, taşıdıkları mühimmat türüne uygun hedeflerle angaje oluyor. Örneğin; insan veya araç hedeflerini ayırt edebilen, anti-personel veya zırh delici mühimmat taşıyan İHA’lar, hedef tipine göre otonom angajman yapabilmektedir. Geliştirilen sistemlerde, sürüye gerçek zamanlı olarak yeni İHA’lar eklenip çıkarılabiliyor, görevler güncellenebiliyor ve görev bölgesi içinde sürü bölünerek farklı alt görevler icra edebiliyor. STM, sürü İHA alanındaki kabiliyetlerini, Ankara Polatlı’da Ocak 2026’da icra edilen saha testinde kanıtlamıştı. 20 adet KARGU’dan oluşan sürü; tamamen milli algoritmalarla, tek operatör kontrolünde otonom şekilde gerçek mühimmatla hedeflerini tam isabetle vurmuş, bir ilke daha imza atmıştı. Özellikler Sürü Zekâsı AlgoritmalarıSatürasyon Saldırısı KonseptiDağıtık Kontrol MimarisiİHA’lar Arası İletişim AltyapısıOtonom Formasyon Oluşturma ve SürdürmeÇarpışma Önleme SistemiGerçek Zamanlı Hedef Tespiti ve SınıflandırmasıSürü İçi Görev PaylaşımıHedef Önceliklendirme ve Görev AtamaCRPA Destekli Anti-jam SeyrüseferKERKES Entegrasyonu ile KKS Bağımsız SeyrüseferSürü Bölünmesi ve BirleşmesiGerçek Zamanlı Sürüye Katılma ve Sürüden Ayrılma Sürü Zekâsı Algoritmaları Satürasyon Saldırısı Konsepti Dağıtık Kontrol Mimarisi İHA’lar Arası İletişim Altyapısı Otonom Formasyon Oluşturma ve Sürdürme Çarpışma Önleme Sistemi Gerçek Zamanlı Hedef Tespiti ve Sınıflandırması Sürü İçi Görev Paylaşımı Hedef Önceliklendirme ve Görev Atama CRPA Destekli Anti-jam Seyrüsefer KERKES Entegrasyonu ile KKS Bağımsız Seyrüsefer Sürü Bölünmesi ve Birleşmesi Gerçek Zamanlı Sürüye Katılma ve Sürüden Ayrılma Dünyanın Ordularının Tercihi: KARGU Kamuoyunda “kamikaze İHA” olarak da bilinen vurucu KARGU, STM tarafından yerli ve milli imkanlarla geliştirildi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterine 2018 yılında giren KARGU, TSK başta olmak üzere Türkiye’de çeşitli güvenlik güçleri tarafından terörle mücadele, özel operasyonlar ve sınır ötesi operasyonlarda etkin şekilde kullanılıyor. Farklı coğrafi ve arazi koşullarında kendini başarıyla kanıtlayan KARGU, bugüne kadar dört farklı kıtada 15 ülkeye ihraç edildi. Kullanıcı personel sahadaki anlık duruma göre, KARGU’dan anti personel mühimmat başlığını çıkarıp, zırh delici başlığı hızlıca değiştirebiliyor. Düşük radar kesit alanı özelliği ile düşman bölgesinde tespit edilmesi zor olan KARGU, tek bir asker tarafından kolayca taşınıp görev alanında 1 dakika içinde kurulabiliyor. KARGU, üzerindeki yapay zeka ve görüntü işleme kabiliyetleri, sessizliği, taşıdığı patlayıcıyı hedefe tam ulaştırma yetenekleriyle önemli bir sürpriz etki ve operasyonel üstünlük sağlıyor. KARGU, sahip olduğu gelişmiş elektro optik ve kızılötesi kameralar ile gece-gündüz etkin operasyon yapabiliyor. 30 dakikadan fazla havada kalabilen KARGU, 10 km menzile sahip. KARGU’lar sürü halde de görev yapabiliyor. Ayrıca KARGU, STM’nin geliştirdiği yazılımlarla, elektronik harp ortamından etkilenmeden, GNSS’ten bağımsız görev yapabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

STM VTOL İHA “TURUL” Test Uçuşlarına Başarıyla Devam Ediyor Haber

STM VTOL İHA “TURUL” Test Uçuşlarına Başarıyla Devam Ediyor

Türkiye’nin önde gelen savunma ve teknoloji şirketlerinden STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş., milli imkanlarla geliştirdiği insansız hava araçlarının test faaliyetlerini sürdürüyor. STM’nin IDEF-2025 Fuarı'nda ilk kez görücüye çıkardığı, dikey iniş-kalkış kabiliyetine sahip STM VTOL İHA TURUL, saha testleri aşamasında kritik aşamaları geride bıraktı. Bulutaltı operasyonlarda fark yaratan ve istihbarat, keşif ve gözetleme (ISR) görevleri için optimize edilen TURUL, gerçekleştirilen test uçuşlarında otonom yeteneklerinden tam not aldı. Sahadan paylaşılan son görüntülerde TURUL, otonom kalkış ve seyrüseferinin ardından, sabit ve hareketli hedeflerin takibini tamamladıktan sonra başarıyla iniş yapıyor. Kalifikasyon testleri devam ederken STM bünyesinde seri üretime hazırlık çalışmaları da paralel olarak devam ediyor. İsmini Türk mitolojisinde gücü, asaleti ve gökyüzündeki mutlak hakimiyeti temsil eden efsanevi avcı kuştan alan TURUL, dikey iniş-kalkış yeteneğiyle operasyonel sahanın yeni koruyucusu olmaya hazırlanıyor. “Bulutaltı Operasyon Kabiliyetiyle Kesintisiz Gözetleme Sunuyoruz” TURUL’un başarıyla devam eden test süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, platformun modern muharebe doktrinindeki yerine dikkat çekerek şunları kaydetti: “Günümüz savunma ekosisteminde, platformların sadece uçması değil, sahadaki veriyi ne kadar hızlı ve güvenli işlediği kritik önem taşıyor. Sabit kanatlı İHA’larımızın operasyonel menzil avantajını, dikey iniş-kalkış esnekliğiyle birleştirerek pist altyapısı zorunluluğunu ortadan kaldıran bir çözüm ortaya koyduk. Deniz platformlarından veya herhangi bir kara noktasından kalkış ve iniş yapabilen TURUL, özellikle bulutaltı operasyon kabiliyeti sayesinde, zorlu hava şartlarında ve yüksek irtifa gerektiren görevlerde dahi görüntüden kopmadan kesintisiz istihbarat sağlıyor. Elektronik harp direnci yüksek, milli yazılımlarla donatılmış bu sistemimizle; sınır güvenliğinden stratejik tesis korunmasına kadar her alanda tam bağımsızlık vizyonumuza bir tuğla daha ekliyoruz. QR Kod ile Milimetrik İniş Test faaliyetlerinde başarıyla uygulanan QR kod işaretleyici tabanlı iniş ve mmWave radar desteği, sistemin otonom olarak belirlenen noktaya milimetrik hassasiyetle dönmesini sağlıyor. 2 saati aşan havada kalış süresi ve 200 kilometrelik uçuş menziliyle TURUL; taktik keşif, alan gözetleme ve hedef tespiti görevlerinde uçtan uca çözüm sunuyor. TURUL ile Uzun Operasyon Süresi STM tarafından geliştirilen Sabit Kanatlı VTOL İHA Sistemi TURUL, pist ihtiyacını ortadan kaldıran yapısı ve otonom görev kabiliyetiyle hem askeri hem de sivil operasyonlarda çok yönlü bir imkan sunuyor. Uzun havada kalış süresi ve yüksek faydalı yük kapasitesiyle öne çıkan sistem, keşif, gözetleme (ISR), mühimmat bırakma, suüstü mayın tarama görevlerinde otonom olarak görevini icra edebiliyor. Entegre EO/IR görüntüleme sistemleri sayesinde gece ve gündüz görev yapabilen TURUL, tek personel ile kısa sürede kullanıma hazır hale gelebilir. Kabiliyetler Keşif, Gözetleme, İstihbaratDikey Kalkış İniş KabiliyetiQR İşaretleyici Tabanlı Hassas İniş KabiliyetimmWave Radar Destekli Hassas Otonom İniş KabiliyetiEO/IR Görüntüleme Sistemi ile Gerçek Zamanlı Görüntü AktarımıUzun Havada Kalış ve Geniş Görev YarıçapıGNSS Karıştırma Dayanımlı SeyrüseferGörev Planlama ve Otonom Uçuş YeteneğiGece/Gündüz Operasyon Kabiliyeti Teknik Özellikler Uçuş Menzili: 200 kmHaberleşme Menzili: 60 km (LOS)Operasyonel Uçuş İrtifası: 2000 m (MSL)Uçuş Süresi: 2 saatKalkış Ağırlığı: 35 kgKanat Açıklığı: 3.6 mÇalışma Sıcaklığı: -20 / +50 °C Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ASELSAN’dan SAHA 2026 Çıkarması Haber

ASELSAN’dan SAHA 2026 Çıkarması

ASELSAN, 5-9 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezinde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarında, güncel harp sahasını, geleceğin milli teknolojilerini küresel savunma ekosistemi ile bir araya getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı Kapanış Programında açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırdığını belirten Cumhurbaşkanımız “Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan 100 bini aşkın vatan evladının gayreti, milletimizin desteği ve devletimizin iradesi vardır, inşallah daha iyi yerlerde olacak. Daha büyük başarı hikâyelerini birlikte yazacak, savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağız” dedi. SAHA’nın en büyük stant alanına ve en geniş ürün yelpazesine sahip firması olan ASELSAN; fuarda başta ÇELİKKUBBE bileşenleri olmak üzere denizlerin altından uzayın derinliklerine uzanan her alanda geliştirdiği milli çözümleri uluslararası delegasyonların beğenisine sundu. ASELSAN standını başta Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz, Milli Savunma Bakanımız Yaşar Güler, Sanayii ve Teknoloji Bakanımız Mehmet Fatih Kacır, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Alparslan Bayraktar, Ticaret Bakanımız Ömer Bolat, Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek, Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanlarımız, MİT Başkanımız İbrahim Kalın, Savunma Sanayii Başkanımız Prof. Dr. Haluk Görgün, SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar ile Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar olmak üzere çok sayıda yerli ve yabancı delegasyon ziyaret etti. Havada, karada, denizde mutlak hakimiyet ASELSAN, fuar boyunca Mavi Vatan’ın Yeni Vurucu Güçleri, ÇELİKKUBBE'ye Yeni Yetenekler ve Hava Taarruzunda Oyun Değiştirecek Sistemler Lansmanı yaptı. Bu kapsamda Türkiye’nin ilk Kamikaze OSA’sı KILIÇ ile TUFAN Kamikaze İDA, ILGAR 3-LT Muhabere Elektronik Harp Sistemi, KORAL AD Hava Savunma Elektronik Harp Sistemi, MİĞFER Öz Savunma FPV Önleme Sistemi, GÖKALP Otonom Kinetik Dron İmha Sistemi, GÖKBERK 10 Lazer Silah Sistemi, EJDERHA 210 Yüksek Güçlü Mikrodalga Silah Sistemi, FULMAR 500A ile TOLUN’un üç farklı varyasyonu SAHA’da yer aldı. ASELSAN, Türkiye’nin savunma ve ileri teknoloji alanındaki en önemli buluşmalarından biri olan SAHA 2026’da ÇELİKKUBBE’nin bileşenlerinden ALP Alçak İrtifa Radarını, GÜRZ Hibrit Hava Savunma Sistemini, KORKUT Hava Savunma Sistemini, EJDERHA Anti İHA Sistemini, GÖKBERK Mobil Lazer Silah Sistemini ve PUHU’yu sergiledi. Küresel savunma aktörleriyle yeni iş birlikleri ASELSAN, SAHA’da oyun değiştirici teknolojilerin gücüyle savunma sanayiinin küresel aktörleriyle yeni iş birliklerine kapı araladı. ASELSAN ile Endonezyalı PT REPUBLIK arasında İnsansız Deniz Araçları Faydalı Yükleri ve Görev Kritik Haberleşme Sistemleri Sözleşmeleri imzalandı. ASELSAN ile Umman savunma sanayi şirketi Sinan Advanced Industries arasında da ortak girişim kurulmasına yönelik sözleşme imza töreni gerçekleşti. SAHA 2026'da Savunma Sanayii Başkanlığı ile ülkemizin gücüne güç katacak yeni sözleşmelere de imza atıldı. Bu kapsamda Hava Savunma Sistemleri İlave Seri Üretim, İnsansız Savaş Uçağı Alt Sistemler Tedarik, Elektro Optik Sistemleri İlave Tedarik, Erken İhbar Radarları, Yakın Yörünge Uyduları ve Askeri 5G, Kriptolu Emniyet Telsiz Muhabere Sistemi Yaygınlaştırma ve Yapay Zeka Destekli Jandarma KGYS Sözleşmeleri imzalandı. ASELSAN Nanotech Eskişehir kuruluyor SAHA 2026'da imzalanan sözleşme ile; ASELSAN Nanotech, Eskişehir'de faaliyetlerine başlayacak. Böylece ÇELİKKUBBE kapsamındaki füze sistemlerinde kullanılan seramik radomların yerli ve milli imkânlarla, daha yüksek kapasite ve kalite standartlarında üretilmesi sağlanacak. ASELSAN, tedarik ekosistemiyle birlikte modern harp sahasının ve geleceğin teknolojilerini bugünden şekillendiriyor. ASELSAN, SAHA’da millileştirme yolculuğunda başarıyla ilerleyen tedarik ekosistemindeki firmalara 1000 Ürünle Millileştirme Yolculuğu Töreninde ödüllerini takdim etti. Fuar kapsamında ASELSAN standında TRT 1’in sevilen dizisi Teşkilat oyuncuları ile imza günü düzenlendi. SAHA’nın halk gününde fuara akın eden vatandaşlar, imza gününe yoğun ilgi gösterdi. Vatandaşlar, dizinin oyuncularıyla sohbet ederek, hatıra fotoğrafı çektirdi. Dünyaya yön veren küresel teknoloji markası ASELSAN CEO’su Ahmet Akyol, SAHA 2026’nın şirketin küresel marka yolculuğunun en önemli yapıtaşı olduğuna dikkat çekti. SAHA’da ASELSAN’ın ihracat odaklı büyüme stratejisi kapsamında önemli ortaklıklara imza atıldığını belirten Akyol, sözlerini şöyle sürdürdü: “SAHA, Türkiye’nin savunma sanayiinde ve ileri teknolojide geldiği noktanın dünyaya ilan edildiği önemli bir platform oldu. Burada gerçekleştirdiğimiz lansmanlarla milli mühendisliğin gücünün küresel rekabetteki iddiasını ortaya koyduk. ASELSAN olarak hedefimiz artık seri üretim kabiliyetimizle küresel ligde oyun kurucu olarak standartları belirlemek. SAHA, bu açıdan ASELSAN’ın küresel teknoloji markası olma yolculuğunda sıçrama tahtası niteliğini taşıdı. Fuar, aynı zamanda ASELSAN’ın gittikçe güçlenen seri üretim kaslarıyla dünyaya yön veren bir marka haline gelmesini hızlandırıyor. Gerçekleştirdiğimiz iş birlikleri ve lansmanlar ihracatta yeni pazarların kapısını araladı. Fuar, ASELSAN mühendisliğinin gücünü küresel vitrine taşımak ve rekabet gücünü üst lige çıkarmak için stratejik bir fırsat yarattı.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

STM Sualtındaki Yeni Amiral Gemisi “TENGİZ”i Gün Yüzüne Çıkardı Haber

STM Sualtındaki Yeni Amiral Gemisi “TENGİZ”i Gün Yüzüne Çıkardı

Türk savunma sanayiinin milli projelerinde kritik roller üstlenen STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş., sualtı platformlarındaki tecrübesini insansız sistemlerle bir üst seviyeye taşıyor. STM’nin kendi öz kaynaklarıyla geliştirdiği Büyük Otonom İnsansız Sualtı Aracı TENGİZ, 400 metreyi aşan görev derinliği ve 20 günü geçen operasyon süresiyle denizlerdeki yeni güç çarpanı olarak ilk kez SAHA 2026’da kamuoyuna tanıtıldı. Güleryüz: STM’nin İnsansız Sualtı Ailesi Büyüyor STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, STM’nin askeri denizcilik tecrübesini otonom teknolojileri ile birleştirerek, Mavi Vatan savunmasında oyun değiştirici platformlar geliştirdiğini belirterek şunları kaydetti: “İnsansız otonom sualtı araçları yolculuğumuza, yüksek yerlilik oranıyla geliştirdiğimiz STM NETA 300 ile başlamıştık. NETA 300’ün deniz testlerini başarıyla tamamlamış olmanın verdiği gururla, şimdi bu aileyi orta ve büyük sınıftaki yeni üyelerimizle genişletiyoruz. TENGİZ bu ailemizin en büyük ve en yetkin üyesi olarak öne çıkıyor. TENGİZ, konvansiyonel bir denizaltının icra edebileceği hemen hemen tüm kritik görevleri, personelimizi riske atmadan, insansız ve yüksek otonomiyle gerçekleştirebilecek bir platformdur. İstihbarattan mayın harbine, torpido atışından 'ana gemi' konseptine kadar sunduğu bu devasa kapasite, Türkiye’nin sualtındaki teknolojik egemenliğini perçinleyecektir.” Derinliklerin Görünmez Muhafızı Adını Eski Türkçe’de 'deniz' ve 'sonsuz su' anlamına gelen kelimeden alan TENGİZ, sualtı harbinin temel gereksinimlerini karşılamak üzere çok amaçlı bir operasyonel yapı sunuyor. Platform; istihbarat, gözetleme ve keşif (ISR) faaliyetlerinin yanı sıra denizaltı savunma harbi kapsamında hedef takibi ve bariyer kurma görevlerini yerine getiriyor. Elektronik harp, sinyal istihbaratı ve deniz tabanı haritalama gibi teknik görevlerde de kullanılan TENGİZ, kritik altyapıların denetiminde rol alırken aynı zamanda taarruzi mayın harbi kapsamında belirlenen alanlara mayın dökme kabiliyetine sahip bulunuyor. Ağır ve çok hafif torpido fırlatma yeteneğine sahip olan TENGİZ, bünyesinde STM NETA 300 otonom sualtı aracını ve ALPAGUT akıllı dolanan mühimmat sistemini taşıyıp sualtından fırlatabilen bir "ana gemi" (mothership) yapısıyla çalışıyor. ADVENT Komuta Kontrol mimarisi sayesinde ağ merkezli harp konseptine dahil olan platform, uydu haberleşmesi üzerinden veri aktarımı gerçekleştiriyor. 40 feet ISO konteyner boyutlarıyla uyumlu olan TENGİZ, limanların yanı sıra lojistik destek gemileri ve TCG ANADOLU (LHD) gibi havuzlu gemilerden otonom olarak göreve başlayabiliyor. 400 metre Derinlerde 20 Günden Fazla Görev Süresi Ekstra Büyük Sınıf İnsansız Sualtı Aracı (XLUUV) kategorisinde yer alan TENGİZ; 11,2 metre uzunluğa, 1,6 metre çapa ve 17,8 ton deplasman ağırlığına sahip. 400 metreyi aşan derinliklerde görev icra edebilen platform, sualtında 8 knotun üzerinde hıza ulaşabiliyor. Sistem mimarisi ve enerji kapasitesi, aracın herhangi bir dış desteğe ihtiyaç duymadan 20 günü aşkın süre boyunca kesintisiz operasyon sürdürmesine olanak tanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aselsan Sürdürülebilir Büyümesini 2026 Yılına Taşıdı Haber

Aselsan Sürdürülebilir Büyümesini 2026 Yılına Taşıdı

Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamaya göre ASELSAN; güçlü operasyonel performansı, artan teknoloji yatırımları ve disiplinli finansal yönetimi ile büyümesini kararlılıkla sürdürdü. Borsa İstanbul’un en değerli şirketi ASELSAN'ın 2026 yılı ilk üç ayına ait hasılatı bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak %15 artarak 34,3 milyar TL’ye ulaştı. İhracat odaklı büyüme stratejisinin çıktılarını günden güne geliştiren ASELSAN’ın 2026 yılının ilk çeyreğinde imzaladığı yeni ihracat sözleşmeleri %69 artışla 629 milyon ABD doları seviyesinde gerçekleşti. ASELSAN’ın bakiye siparişleri de geçen yılın aynı dönemine göre %39 artışla 20,7 milyar ABD dolarına ulaştı. Bakiye siparişlerdeki artış, ASELSAN’ın kesintisiz büyümesine 2026 yılında da eşlik etti. ASELSAN, ölçek ve kapasite artışına yönelik yatırımlarını yılın ilk çeyreğinde %261 yükselterek 137 milyon ABD dolarına çıkardı. AR-GE harcamaları da %41 artış ile 357 milyon ABD doları seviyesinde gerçekleşti. Üretime ve AR-GE’ye yönelik güçlü yatırımlar, ASELSAN’ın küresel marka olma yolunda emin adımlarla yürümesini destekleyen stratejik adımlar olarak öne çıktı. Bir önceki yılın aynı dönemde 0,60 olan Net Borç/FAVÖK oranı da 0,41’e geriledi. Öne Çıkan Finansal ve Operasyonel Göstergeler – 2026 1. Çeyrek • İmzalanan Yeni İhracat Sözleşmeleri: 629 milyon ABD doları (%69 artış) • Bakiye Siparişler: 20,7 milyar ABD doları (%39 artış) • Hasılat: 34,3 milyar TL (%15 artış) • FAVÖK Marjı: %25,2 (2025 yılı 1. Çeyrek, %22,6) • Net Borç/FAVÖK: 0,41 (2025 yılı 1. Çeyrek, 0,60) • AR-GE Harcamaları: 357 milyon ABD doları (%41 artış) • Seri Üretime Yönelik Yatırımlar: 137 milyon ABD doları (%261 artış) ASELSAN Geleceğin Teknolojileriyle Büyümeye Devam Ediyor ASELSAN, uzun dönemli hedeflerine ulaşmak amacıyla 2024 yılında uygulamaya başladığı aselsaneXt Programının olumlu çıktılarını toplamaya 2026 yılında da devam etti. 2026 yılı ilk çeyrek hasılatı geçen yıla göre reel olarak %15 büyüyerek 34,3 milyar TL’ye ulaştı. Yılın ilk üç ayında elde edilen hasılatta ÇELİKKUBBE, Radar, Elektronik Harp, Askeri Haberleşme, Yapay Zekâ Destekli Kent Güvenliği, Elektro-Optik ve Güdümlü Mühimmat Sistemleri belirleyici rol oynadı. Şirketin bakiye siparişleri %39 artışla 20,7 milyar ABD dolarına yükseldi, yılın ilk 3 ayında imzalanan yeni ihracat sözleşmeleri bir önceki yılın aynı dönemine göre %69 arttı. Operasyonel verimlilik ve yüksek teknolojiye odaklanma stratejilerini kurumsal dönüşüm faaliyetlerinin merkezinde tutan ASELSAN’ın ilgili dönemdeki FAVÖK marjı bir önceki yılın aynı dönemine göre 260 baz puan artarak %25,2 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde ASELSAN’ın FAVÖK tutarı da %28 artarak 8,6 Milyar TL’ye ulaştı. Söz konusu gelişmelere ek olarak; verimlilik artışı sağlayan uygulamaların kararlılıkla yürütülmesiyle Genel Yönetim Giderleri bir önceki yılın aynı dönemine göre %3 azaldı. ASELSAN’ın kişi başı hasılatında ABD doları bazında %1,5 oranında artış görüldü, tüm bu gelişmelerle birlikte Türkiye’nin nitelikli istihdamına da katkı sağlayan ASELSAN’ın çalışan sayısı geçen yılın aynı döneminden bu yana üç binin üzerinde arttı. AR-GE ve Seri Üretim Yatırımları Kesintisiz Sürüyor Mühendis istihdamı ve AR-GE Projesi sayısında Türkiye lideri olan ASELSAN’ın AR-GE harcamaları ilgili dönemde, bir önceki yılın aynı dönemine göre %41 artarak 357 milyon ABD doları seviyesine yükseldi. Yılın ilk çeyreğinde, Oğulbey Teknoloji Üssü ve mevcut yerleşkelerde gerçekleştirilen kapasite artışlarına yönelik yatırımlarda bir önceki döneme göre %261 artış yaşandı. ASELSAN’a ilave üretim kabiliyeti ve ölçek kazandıracak yatırımlar yılın ilk üç ayında kesintisiz bir şekilde gerçekleştirildi. 2025 yılında temeli atılan ve Cumhuriyet tarihinin tek seferdeki en büyük savunma sanayii yatırımı olan Oğulbey Teknoloji Üssü ile ÇELİKKUBBE bileşenlerinin üretiminde ilave kapasite artışı sağlanarak ASELSAN’ın savunma sanayindeki küresel rolü daha da güçlenecektir. Bu yatırımın ilk fazı da 2026 yılının ikinci yarısında devreye girecektir. Güçlü Operasyonel Nakit Akışı ve Disiplinli Finans Yönetimi ASELSAN, finansal sürdürülebilirlik stratejisini 2026 yılının ilk çeyreğinde de etkin bir şekilde uygulamaya devam etti. Bu dönemde yaratılan güçlü operasyonel nakit akışı yatırımların sağlıklı bir şekilde yönetilmesine imkân sağladı. AR-GE ve seri üretime yönelik yatırım harcamalarının kesintisiz bir şekilde devam ettiği dönemde nakit akışında kuvvetli iyileşmeler yaşandı. Operasyonel nakit akışında bir önceki yılın aynı dönemine göre ABD doları bazında %15 artış görüldü. Söz konusu dönemde ASELSAN’ın finansal borçlarının aktifleri içerisindeki payı %12,2’den %10,9’a geriledi. Bu iyileşme, şirketin varlık yapısını daha sağlam hale getirdi. 2026 yılının ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla net borç seviyesinde %16 azalma görüldü. Böylelikle, ASELSAN’ın 2025 yılı ilk çeyreğinde 0,60 olan Net Borç/FAVÖK oranı bu dönem 0,41 seviyesinde gerçekleşti. Bu bağlamda Şirket, borçluluk göstergelerinde sektör ortalamalarının altında kalmayı sürdürdü. ASELSAN’ın ticari borçlarında da 2025 yıl sonuna göre %30 azalma yaşandı. AR-GE ve seri üretime yönelik yüksek tutarlı yatırım harcamalarının devam ettiği bir dönemde borçluluk göstergelerinde sağlanan iyileşmeler ASELSAN’ın önümüzdeki dönemlerde ölçek büyümesi, ihracat artışı ve yüksek teknoloji yatırımlarını devreye almasında önemli bir güvence konumunda yer alıyor. Hasılatını, bakiye siparişlerini, imzaladığı ihracat sözleşmelerini, operasyonel marjlarını, bilanço büyüklüğünü ve diğer birçok finansal göstergesini geliştiren ASELSAN 2026 yılına kuvvetli bir başlangıç yaptı. ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol 2026 Yılı İlk Çeyrek Finansal Sonuçlarını Değerlendirdi: “Kuvvetli Büyümemiz Sürüyor” “aselsaneXt programına başladığımız 2024 yılından itibaren çok güçlü bir finansal performansa imza attık. 2024’te yüzde 13, 2025’te ise yüzde 15 gibi çok ciddi reel büyüme rakamlarına ulaştık. Bu güçlü performansı bu yılın ilk çeyreğinde de sürdürdüğümüz için mutluyuz. İlk çeyrekte elde ettiğimiz sonuçlar, ASELSAN’ın sadece büyüyen değil, aynı zamanda doğru yönetilen, dönüşen, derinleşen bir şirket olduğunu açık şekilde ortaya koyuyor. 2024 yılının ilk çeyreğinde %5, 2025 yılının aynı döneminde %9 büyüyen Şirketimiz 2026’nın ilk çeyreğinde %15 oranında büyüdü. Hasılatımızın 34,3 milyar TL’ye ulaşması, ihracat sözleşmelerimizin %69 artışla 629 milyon ABD dolarına yükselmesi ve bakiye siparişlerimizin 20,7 milyar ABD doları seviyesine çıkması; iş modelimizin dayanıklılığını ve sürdürülebilirliğini teyit ediyor. Bu dönemde büyümeyi finansal sağlamlıkla birlikte ele aldık. FAVÖK marjımızın %25,2 seviyesine yükselmesi, net borç/FAVÖK oranımızın 0,41’e gerilemesi ve güçlü nakit akışımız, disiplinli finans yönetimi yaklaşımımızın somut sonucudur. Yüksek büyüme ile birlikte bilanço gücünü aynı anda artırabilmek, ASELSAN’ın artık yerleşmiş kurumsal kapasitesini gösteriyor. “Artan Talep ile Birlikte Yatırımlarımız da Artıyor” Son iki yılda olduğu gibi bu dönemde de yatırımlarımıza hız kesmeden devam ettik. AR-GE harcamalarımızı %41 artırarak 357 milyon ABD dolarına, seri üretime yönelik yatırımlarımızı ise %261 artırarak 137 milyon ABD dolarına çıkardık. Geçtiğimiz yılın tamamında yaptığımız yatırımın yarısını ilk çeyrekte yapmış durumdayız. Bu yatırım iştahımızın arkasında, ASELSAN’ın ürün ve teknolojilerine olan yoğun ihtiyaç ve talep var. Sahadaki ihtiyaçlara çok daha hızlı yanıt verecek, maliyet etkin tasarımlara odaklanan ve ürünleşme süresini kısaltan yaklaşımlarımızla, dünyaya çok daha hızlı ve fazla sayıda ürün sunabilme yeteneği kazanıyoruz. Geçtiğimiz yıl 286 bin ürünü son kullanıcılara teslim ederek yakaladığımız başarıyı, bu yıl 400 bin adet seviyesini aşarak bir üst boyuta taşımayı hedefliyoruz. Oğulbey Teknoloji Üssü başta olmak üzere devreye aldığımız kapasite artışları, bu üretim ölçeğini yönetecek kritik bir eşik niteliğindedir. “Küresel Bir Marka ASELSAN” ASELSAN’ın ortaya koyduğu bu dönüşüm, uluslararası aktörlerin de dikkatini çekiyor. İlk çeyrekte imzaladığımız sözleşmelerin yarısının ihracat kaynaklı olması değerli bir gösterge. NATO Genel Sekreteri’nin ASELSAN’a gerçekleştirdiği ziyaret, şirketimizin küresel savunma ekosistemindeki konumunun artık stratejik düzeyde karşılık bulduğunu net biçimde ortaya koydu. Bu temas, ASELSAN’ın sadece teknoloji üreten bir şirket değil, aynı zamanda teknoloji standardı belirleyen bir aktöre dönüşümünün göstergesidir. “SAHA İstanbul’da Üç Lansman” Önümüzdeki dönemde bu konumlanmayı daha da ileri taşıyacağız. Gelecek hafta gerçekleştireceğimiz SAHA İstanbul, bizim için son derece önemli. SAHA İstanbul’da gerçekleştireceğimiz üç lansmanda yeni ürünlerimizi ilk kez tanıtacağız. Bu ürünler, modern harp sahasını yakından takip ettiğimizi, değişen şartlara hızlı bir şekilde yanıt üretebildiğimizi ve küresel rekabet kapasitemizi ortaya koyacak. ASELSAN bugün, finansal gücünü teknoloji derinliğiyle, teknoloji derinliğini ise küresel etki alanıyla birleştiren bir yapıya dönüşmüş durumda. Önümüzdeki dönem, bu üç alanın aynı anda geliştiğine birlikte şahitlik edeceğiz. İlk çeyrek sonuçlarımız, 2026 ve sonrası hedeflerimizi gerçekleştireceğimize dair güçlü bir işaret olmuştur. Bu güçlü performans ile birlikte küresel marka olma yolunda yürümeye devam edeceğiz.” İmzalanan Sözleşmeler ve Bakiye Siparişler ASELSAN, 2025 yılında elde ettiği rekor seviyedeki başarılarını 2026 yılına da taşıdı. Küresel pazarlardaki etkinliğini önemli ölçüde artırarak uluslararası savunma ekosistemindeki konumunu daha da güçlendiren ASELSAN 2026 yılının ilk 3 ayında toplam 1,26 milyar ABD doları tutarında yeni sözleşme imzaladı. Bu sözleşmelerin %50’si yeni ihracat sözleşmelerinden kaynaklandı. Yeni ihracat sözleşmelerindeki artış %69’la 629 milyon ABD dolarına ulaştı. Tüm bu alandaki gelişmeler ASELSAN’ın ürün ve sistemlerine yönelik küresel talebin istikrarlı şekilde arttığını ortaya koydu. ASELSAN’ın bakiye siparişleri de kesintisiz bir şekilde artmaya devam etti. Yılın ilk 3 ayı itibarıyla Şirketin bakiye siparişleri, bir önceki yılın aynı dönemine göre %39 artarak 20,7 milyar ABD doları seviyesine yükseldi. Yeni ihracat sözleşmelerinde ve bakiye siparişlerde tarihsel zirveler görüldü. İmzalanan Önemli Sözleşmeler • 2026 Yılının 1. Çeyreği Uluslararası müşteriler ile imzalanan haberleşme sistemlerinin ve insansız deniz araçlarına yönelik faydalı yüklerin ihracatına ilişkin sözleşme, Uluslararası müşteriler ile imzalanan hava savunma, aviyonik sistemlerin ihracatına ilişkin sözleşme, Yurt içi bir platform üreticisi ile yurt dışındaki kullanıcılara teslim edilmek üzere imzalanan Elektro-Optik Sistemlerin ihracatına ilişkin sözleşme, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Güdüm Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yerli savunma haberlerinde ne değişti? Haber

Yerli savunma haberlerinde ne değişti?

Bir platformun ilk test görüntüsü, bir alt sistemin yerlilik oranı ya da imzalanan yeni bir tedarik sözleşmesi artık yalnızca savunma muhabirliğinin konusu değil. Bu başlıklar; sanayi kapasitesi, ihracat potansiyeli, tedarik zinciri dayanıklılığı ve teknoloji politikası açısından da yakından izleniyor. Bu nedenle yerli savunma teknolojileri haberleri, son yıllarda niş bir ilgi alanından çıkıp karar vericilerin düzenli takip ettiği stratejik bir veri alanına dönüştü. Savunma ekosistemindeki gelişmeleri yüzeysel okumak kolay. Yeni bir araç tanıtılır, bir teslimat yapılır, bir fuarda ürün sergilenir ve haber akışı devam eder. Ancak kurumsal okur için asıl değer, haberin arkasındaki üretim kabiliyeti, program olgunluğu, bütçe disiplini ve ihracat sinyalini ayırt edebilmektir. Özellikle dijital yayıncılar, sektör editörleri ve kurumsal iletişim ekipleri için bu ayrım daha da kritik hale geliyor. Yerli savunma teknolojileri haberleri neden daha fazla takip ediliyor? İlginin artmasının ilk nedeni, savunma sanayisinin artık sadece güvenlik başlığı altında değerlendirilmemesi. Bugün bu alan, yüksek katma değerli üretim, ileri mühendislik, yazılım geliştirme, elektronik alt sistemler, kompozit malzeme, motor teknolojileri ve çift kullanımlı teknolojilerle doğrudan ilişkili. Kısacası savunma haberi, aynı anda sanayi, teknoloji ve ekonomi haberi haline gelmiş durumda. İkinci neden, kamuoyunda görünürlüğü artan teslimat ve ihracat başarıları. Bir sistemin yurtiçinde envantere girmesi ile yurtdışında müşteri bulması arasında önemli bir fark var. İlki kapasite ve ihtiyaç yönetimini gösterirken, ikincisi rekabet gücünü ve sürdürülebilir kaliteyi işaret eder. Bu yüzden bir haberde sadece ürün adı değil, hangi pazara hitap ettiği, hangi kullanıcı ihtiyacını çözdüğü ve hangi takvimin parçası olduğu da önem taşır. Üçüncü neden ise veri ekosisteminin genişlemesi. Artık savunma şirketleri, kamu kurumları, kümelenmeler, fuarlar ve teknoloji etkinlikleri daha yoğun içerik üretiyor. Bu bolluk, bilgiye erişimi kolaylaştırırken gürültüyü de artırıyor. Kurumsal okur açısından mesele, çok haber görmek değil; doğru haberi, doğru bağlamla okuyabilmek. Bir savunma haberini değerli yapan şey ne? Her yeni duyuru stratejik ağırlık taşımaz. Yerli savunma teknolojileri haberleri içinde gerçekten dikkat edilmesi gereken içerikler genellikle dört eksende toplanır: teknoloji olgunluğu, tedarik etkisi, operasyonel ihtiyaçla uyum ve ihracat potansiyeli. Eğer bir gelişme bu eksenlerden en az ikisine dokunuyorsa, haber değeri daha yüksektir. Örneğin yeni bir ürün lansmanı tek başına güçlü bir gösterge olmayabilir. Ancak aynı ürün için seri üretim hazırlığı başlamışsa, alt yüklenici ağı oluşmuşsa ve belirli bir kullanıcıdan geri bildirim alınıyorsa tablo değişir. Burada haber, tanıtımdan çok program ilerlemesini anlatır. Benzer şekilde yerlilik oranı da tek başına yeterli bir ölçü değildir. Bir sistemde yüksek yerlilik oranı olumlu görünür, ancak kritik bileşenlerin kim tarafından, hangi kalite standardıyla ve ne kadar ölçeklenebilir biçimde üretildiği daha belirleyicidir. Savunma projelerinde miktar kadar süreklilik de önemlidir. Prototip ile program başarısı aynı şey değildir Kamuoyunda en sık karıştırılan alanlardan biri budur. Prototip görüntüleri, test faaliyetleri ve fuar sergileri görünürlük sağlar; fakat bunlar her zaman operasyonel olgunluk anlamına gelmez. Bir platformun gerçekten stratejik ağırlık kazanması için test süreci, sertifikasyon, kullanıcı kabulü, bakım altyapısı ve lojistik destek modelinin de şekillenmesi gerekir. Bu ayrım özellikle yayıncılar için önemlidir. Çünkü hızlı başlık atma baskısı altında yapılan haberlerde, teknoloji gösterimi ile envanter etkisi aynı düzlemde sunulabiliyor. Oysa profesyonel okur, o başlığın hangi aşamayı temsil ettiğini görmek ister. Alt sistem haberi çoğu zaman ana platform kadar önemlidir Motor, radar, elektro-optik sistem, haberleşme altyapısı, görev bilgisayarı, veri bağı ya da mühimmat entegrasyonu gibi başlıklar ilk bakışta daha teknik görünür. Ancak bir platformun bağımsızlığı çoğu zaman bu katmanda belirlenir. Dışa bağımlılığın yoğun olduğu kritik bileşenlerde sağlanan ilerleme, ana platform haberinden daha büyük stratejik sonuç doğurabilir. Bu nedenle savunma haberciliğinde sadece vitrine çıkan ürünleri değil, onların altında çalışan teknolojik katmanları da takip etmek gerekir. Özellikle tedarik zinciri ve sanayi politikası açısından en güçlü sinyaller burada oluşur. Yerli savunma teknolojileri haberleri nasıl okunmalı? Kurumsal ve profesyonel okuyucu için en sağlıklı yöntem, haberi üç soruyla değerlendirmektir: Ne geliştirildi, hangi ihtiyacı karşılıyor ve bundan sonra hangi aşama geliyor? Bu üçlü çerçeve, abartılı anlatımla gerçek ilerlemeyi ayırmayı kolaylaştırır. İlk soru teknolojik içeriği netleştirir. Haber gerçekten yeni bir kabiliyeti mi anlatıyor, yoksa daha önce bilinen bir projenin yeni sunumunu mu içeriyor? İkinci soru operasyonel bağlamı kurar. Geliştirilen sistem, güvenlik ihtiyacı, saha koşulu veya kullanıcı gereksinimi açısından neyi çözüyor? Üçüncü soru ise sürekliliği ölçer. Test, seri üretim, teslimat, entegrasyon veya ihracat gibi bir sonraki adım görünür mü? Bu yaklaşım özellikle dijital haber platformları için işlevseldir. Çünkü savunma içeriği, doğru çerçeveyle sunulduğunda yalnızca yüksek okunma değil, yüksek güven de üretir. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel yoğunluğu yüksek yayın yapılarında bu güven, içeriğin tekrar kullanımı ve kurumsal referans değeri açısından doğrudan önem taşır. Hangi başlıklar önümüzdeki dönemde öne çıkacak? Önümüzdeki dönemde savunma haber akışında sadece platform odaklı başlıklar değil, ekosistem odaklı gelişmeler daha fazla dikkat çekecek. Özellikle motor teknolojileri, yarı iletken tabanlı savunma elektroniği, yapay zeka destekli karar sistemleri, insansız sistem sürü operasyonları, elektronik harp ve siber dayanıklılık başlıkları daha yoğun izlenecek. Bunun bir nedeni, modern savunma mimarisinin tek ürün mantığıyla değil, birbirine bağlı sistemler mantığıyla ilerlemesi. Artık mesele yalnızca bir aracın veya mühimmatın teknik özellikleri değil; ağ merkezli yapıya nasıl bağlandığı, veri ürettiği, veri paylaştığı ve tehdit ortamına ne kadar hızlı uyum sağlayabildiği. İhracat tarafında ise Afrika, Orta Asya, Körfez ve bazı Avrupa pazarları haber değerini artırmaya devam edecek. Ancak burada da dikkatli okumak gerekir. Niyet beyanı, mutabakat metni ve teslimata dönüşen sözleşme aynı şey değildir. Kamuoyu ilgisi çoğu zaman ilk iki aşamada yoğunlaşsa da iş dünyası için asıl sinyal, üretim takvimi ve finansal kapanışın netleştiği aşamada ortaya çıkar. Fuar haberleri neden tek başına yeterli değil? Savunma fuarları görünürlük, diplomasi ve yeni iş bağlantıları açısından kritik. Buna karşılık fuar dönemlerinde haber yoğunluğu olağanüstü artar ve başlıklar kolayca birbirine benzer. Bu ortamda gerçek farkı yaratan, standta sergilenen ürün değil; görüşmenin hangi iş sonucuna bağlandığıdır. Bir kurum için fuar haberi, ancak yatırım, iş birliği, entegrasyon, tedarik veya satış etkisi taşıyorsa güçlü bir sinyale dönüşür. Aksi halde o içerik daha çok kurumsal vitrin niteliğinde kalır. Bu yüzden editoryal değerlendirmede, duyurunun sonrasına bakmak gerekir. Savunma haberciliğinde denge neden kritik? Bu alanda iki uç hata sık görülür. Birincisi, her gelişmeyi büyük sıçrama olarak sunmak. İkincisi, süreçlerin doğası gereği zaman aldığını göz ardı ederek her gecikmeyi başarısızlık şeklinde okumak. Oysa savunma projeleri karmaşıktır; test tekrarları, entegrasyon sorunları ve takvim revizyonları belirli ölçüde beklenen durumlardır. Gerçekçi habercilik tam burada değer üretir. Hem başarıyı görünür kılar hem de teknik, bütçesel ve operasyonel sınırları saklamaz. Bu yaklaşım kamu güveni açısından da daha sağlıklıdır. Çünkü profesyonel okur, yalnızca olumlu manşet değil, tutarlı bir resim görmek ister. Savunma sanayisi haberlerinde kullanılan dil de bu nedenle önemlidir. Aşırı iddialı ifadeler kısa vadede dikkat çekebilir, ancak uzun vadede kurumsal güveni zedeler. Daha etkili olan, doğrulanmış bilgiye dayanan, aşama belirten ve bağlam kuran haberciliktir. Son dönemin asıl değeri: teknoloji haberinden ekosistem okumasına geçiş Bugün yerli savunma teknolojileri haberleri yalnızca hangi ürünün çıktığını anlatmıyor. Aynı zamanda Türkiye'nin mühendislik derinliğini, sanayi koordinasyonunu, ihracat kabiliyetini ve teknolojik bağımsızlık arayışını da gösteriyor. Bu yüzden haber değeri artık tekil duyuruda değil, duyurular arasında kurulan ilişkide oluşuyor. Bir radar gelişmesi, yalnızca radar haberi değildir. Bir hava platformunun görev başarısına, bir deniz platformunun farkındalık seviyesine, bir ihracat paketinin rekabet gücüne ve yerli elektronik sanayisinin ölçeklenmesine temas edebilir. Aynı şekilde küçük görünen bir alt yüklenici yatırımı, birkaç yıl sonra çok daha büyük bir programın kritik halkası haline gelebilir. Savunma alanını düzenli izleyen profesyoneller için asıl avantaj burada ortaya çıkıyor. Doğru okunan her haber, sadece bugünü anlatmaz; hangi şirketlerin öne çıkacağını, hangi teknolojilerin hız kazanacağını ve hangi alanlarda yeni iş birliklerinin oluşabileceğini de işaret eder. Bu yüzden hızlı olmak kadar seçici olmak da gerekir. Önümüzdeki dönemde fark yaratacak olanlar, gürültüyü değil yönü okuyabilenler olacak.

Geleceği Üretenler TEKNOFEST’te Buluşuyor Haber

Geleceği Üretenler TEKNOFEST’te Buluşuyor

Fikirleri projeye, projeleri geleceğe dönüştürmek isteyenler için yarışma başvuruları 20 Şubat’a kadar devam ediyor! Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST, 2026 yılında binlerce yıllık tarihi ve köklü medeniyet mirasıyla öne çıkan Şanlıurfa’da düzenlenecek. 30 Eylül - 4 Ekim tarihleri arasında GAP Havalimanında gerçekleşecek TEKNOFEST 2026, bilimi ve teknolojiyi tarihin sıfır noktası Şanlıurfa’da milyonlarla buluşturacak. Her yıl yenilenen yarışma kategorileriyle dikkat çeken TEKNOFEST, dünyanın en büyük ödüllü teknoloji yarışmalarına bu yıl da ev sahipliği yapıyor. 2026 yılında 52 yarışma ve 127 alt kategoride düzenlenecek TEKNOFEST Teknoloji Yarışmaları için başvurular, 20 Şubat’a kadar devam ediyor. Tarihin Kalbinden Geleceğin Zihinlerine; 52 Farklı Yarışma TEKNOFEST Şanlıurfa’da! TEKNOFEST 2026’da, gençlerin büyük bir ilgiyle takip ettiği “Roket Yarışması, Tarım Teknolojileri Yarışması, İnsansız Hava Araçları Yarışmaları, Çelikkubbe Hava Savunma Sistemleri Yarışması, Sağlıkta Yapay Zeka Yarışması ve Güvenli Uydu Haberleşmesi Yarışması” gibi pek çok alanda toplam 52 farklı kategoride teknoloji yarışması düzenlenecek. Bu yıl ise önceki yıllardan farklı olarak “Elektronik Harp Yarışması, İleri Otonom Sistemler Tasarım ve Operasyon Yarışması, TEKNOFEST Maden Teknolojileri Yarışması, FPV Drone İzleme (Tracking) Yarışması ve İnsanlık Yararına Teknolojiler Yarışması” ilk kez başvuruya açılarak teknoloji tutkunlarına yeni ufuklar ve güçlü deneyim fırsatları sunacak. 2018’den bugüne 4 Milyonu aşkın Hayal, Geleceğin Teknolojisine Dönüştü! 2018 yılından bu yana inovasyonun, üretmenin ve geleceği şekillendiren fikirlerin buluşma noktası olan TEKNOFEST, bugüne kadar 4 milyonun üstünde başvuruya ev sahipliği yaptı. TEKNOFEST 2026’da ise ilkokuldan lisansüstüne kadar her eğitim seviyesinden binlerce genç, hayallerini projeye dönüştürmek için farklı kategorilerdeki teknoloji yarışmalarına başvurma imkanı yakalayacak. Geleceğin mimarları arasında yer almak ve teknolojinin öncüleri arasına adını yazdırmak isteyenler, başvurularını hemen yapabilir. T3 Vakfı ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ana yürütücülüğünde, Türkiye’nin önde gelen teknoloji şirketleri, kamu, medya kuruluşları ve üniversitelerin destekleriyle düzenlenen dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST, 2026 yılında Şanlıurfa’da teknoloji severlerle buluşmaya hazırlanıyor. Festival coşkusunu ülkemizin her köşesine ulaştıran ve "ilklerin tek festivali" TEKNOFEST’in teknoloji yarışmalarına katılmak için www.teknofest.org adresinden başvurularınızı yapabilirsiniz.

Almanya, 20 Adet Yeni Eurofighter Siparişi Verdi! Haber

Almanya, 20 Adet Yeni Eurofighter Siparişi Verdi!

MANCHING, ALMANYA – Almanya, hava savunma kabiliyetlerini güçlendirmek amacıyla 20 adet yeni Eurofighter savaş uçağı siparişi verdiğini duyurdu. Avrupa'nın en başarılı seri üretim savaş uçağı programı olan Eurofighter, bu yeni siparişle birlikte ileri teknoloji ve yeteneklerle geleceğe taşınıyor ve Alman Hava Kuvvetleri'nin bel kemiği olma rolünü pekiştiriyor. Sözleşme kapsamında Airbus, bu çok amaçlı savaş uçaklarını Münih yakınlarındaki Manching'de bulunan nihai montaj hattında üretecek. İlk uçağın Alman Hava Kuvvetleri'ne teslimatının 2031'de, son uçağın ise 2034'te yapılması planlanıyor. Airbus Savunma ve Uzay CEO'su Mike Schoellhorn, "Bu yeni sipariş, Eurofighter’ın Alman Hava Kuvvetleri için öneminin ve ülkemizin hava savunma ile NATO yeteneklerindeki stratejik rolünün bir başka kanıtıdır," dedi. Schoellhorn, Eurofighter'ın sürekli evriminin, Gelecek Nesil Savaş Hava Sistemi'ne (FCAS) sorunsuz bir geçiş sağlayan önemli bir teknolojik ve operasyonel köprü görevi göreceğini belirtti. Teknolojik İlerleme: E-Scan Radar ve Elektronik Harp Airbus, sipariş edilen 20 Eurofighter uçağını en son sensörlerle donatacak. Bu yükseltmelerin kilit unsurları şunlar: E-Scan Radar: Uçaklar, yeni elektronik E-Scan radar ile donatılacak. Elektronik Harp Yeteneği: Mevcut ve yeni inşa edilecek uçaklara, İsveçli Saab tarafından geliştirilen Arexis sensör paketinin entegrasyonuyla elektronik harp (EW) kabiliyetleri eklenecek. Bu teknolojik yükseltmeler, Alman Hava Kuvvetleri'nin Eurofighter uçaklarının operasyonel kapasitesini önemli ölçüde artıracak. Avrupa'nın En Başarılı Savaş Uçağı Programı Almanya, İtalya, İspanya ve Birleşik Krallık'ın dahil olduğu Avrupa'nın en büyük savunma programı olan Eurofighter, sadece güvenliğin değil, aynı zamanda büyüme ve istihdamın da itici gücü. Program, Avrupa'da 100.000'den fazla, yalnızca Almanya'da ise 25.000 kişiye istihdam sağlıyor. Bu yeni sözleşmeyle birlikte, Avusturya, Suudi Arabistan, Umman, Kuveyt ve Katar'ın da dahil olduğu toplam dokuz ülke tarafından sipariş edilen Eurofighter sayısı 740'ı aştı ve programı seri üretimdeki en başarılı Avrupa savaş uçağı haline getirdi. Eurofighter'ın Alman Hava Kuvvetleri envanterinde 2060'lara kadar kalması planlanıyor. 2040'ta operasyonel olması beklenen FCAS sisteminde de Eurofighter'ın mevcut ve gelecekteki insanlı ve insansız hava araçlarıyla ağ tabanlı bir şekilde görev yapmaya devam etmesi öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.