Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Eleştirel Düşünme

Kapsül Haber Ajansı - Eleştirel Düşünme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eleştirel Düşünme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TEGV’den Yeni Eğitim Yılında Çocukların Geleceği için Destek Çağrısı Haber

TEGV’den Yeni Eğitim Yılında Çocukların Geleceği için Destek Çağrısı

“Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir” vizyonuyla çağdaş nesillerin yetişmesi için çalışmalarını sürdüren Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), yeni eğitim öğretim yılında çocukların gelişimini desteklemeye devam ediyor. TEGV etkinlik noktalarında etkinliklere ücretsiz katılan çocuklar, çocuk dostu mekânlarda ve dijital eğitim platformu TEGV Akademi’de eğlenirken öğreniyor; yeni beceriler kazanırken potansiyellerini keşfetme fırsatı buluyor. TEGV, daha fazla çocuğa ulaşmak için eğitim dostlarını “Okula Dönüş” kampanyasına katılmaya çağırıyor. Bilişimden sanata farklı alanlarda eğitim fırsatı Eğitimde fırsat eşitliğini desteklemek ve nitelikli eğitime erişim imkânı sınırlı olan çocukların geleceğe daha donanımlı hazırlanması için çalışmalar yürüten TEGV, sonbahar etkinlik döneminde kapılarını çocuklara açıyor. TEGV, Türkiye’nin 22 ilinde bulunan 51 etkinlik noktasında ve TEGV Akademi’de çocuklara nitelikli eğitim desteği sağlıyor. Çocukları bilişim, okuma, matematik, fen, sanat ve İngilizce alanlarında etkinliklerle buluşturan TEGV, tüm çalışmalarını gönüllülerin desteğiyle hayata geçiriliyor. Çocukların becerilerini geliştirmelerine destek oluyor TEGV çocukların yalnızca akademik gelişimlerini değil, aynı zamanda merak etme, sorgulama, üretme, problem çözme ve yaratıcılık gibi yaşam becerilerini de destekliyor. TEGV’in etkinlik noktalarında gerçekleştirilen atölye ve etkinlikler, eleştirel düşünme ve teknolojik iletişim alanlarıyla çocukların gelişimine katkı sağlarken, eğlenceli ve çok disiplinli bir öğrenme modeli sunuyor. Bu sayede çocuklar, geleceğe dair becerilerini geliştirirken ilgi alanlarını ve potansiyellerini keşfetme şansı yakalıyor. TEGV’in çocukların hayatına etkisi yıllar sonra da sürüyor TEGV’de çocukluk yıllarında başlayan eğitim yolculuğunun izleri yıllar sonra da devam ediyor. Eski TEGV çocukları, TEGV’de kazandıkları özgüven, merak ve keşfetme duygusunun hayatlarına nasıl yön verdiğini şöyle anlatıyor: “Şu an olduğum insanı tanımlayabiliyor olmamda hatırı sayılır bir payı olan TEGV, çocukluğumun en güzel anılarını da barındırıyor. Dünyanın çapının mahallemden çok daha büyük olduğunu gösteren her gezi, her etkinlik hâlâ hafızamda. Okuduğumuz bölümleri bile TEGV güzelliğine borçluyuz aslında.” –Ali Can, TEGV Eski Çocuğu “Çocukluğuma göre çok daha dışa dönük ve özgüvenliyim, TEGV bana kendimi fark etme imkânı sundu. Bu yüzden iyi ki diyorum. TEGV gönüllüsü olarak ise çocukların gözlerine baktığımda hem kendi çocukluğumu hem de ülkemizin geleceğini görüyorum.” – Esra, TEGV Eski Çocuğu “Okula Dönüş” Kampanyası ile çocukların geleceğine destek olmak mümkün TEGV, yeni eğitim öğretim döneminde daha fazla çocuğun nitelikli eğitim erişebilmesi için “Okula Dönüş” kampanyasıyla eğitim dostlarına çağrıda bulunuyor. Kampanya kapsamında yapılan bağışlar, çocukların yıl boyunca TEGV’in eğitim etkinliklerinden ücretsiz olarak yararlanmasına katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sosyal Medyada Görünürlük Uğruna Tehlikeli Akımları Yapıyorlar! Haber

Sosyal Medyada Görünürlük Uğruna Tehlikeli Akımları Yapıyorlar!

Beğeni ve izlenmenin ergenler açısından güçlü bir sosyal ödüle dönüşebildiğini ifade eden Doğantekin, “Çocuk, sıradan paylaşımlarının az ilgi gördüğünü ancak daha sıra dışı veya sınırları zorlayan içeriklerin daha fazla izlendiğini fark ettiğinde, ‘daha çarpıcı içerik = daha fazla ilgi’ şeklinde bir öğrenme döngüsü oluşabilir.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Seren Doğantekin, sosyal medyada görünürlük arayışının psikolojik nedenlerini, tehlikeli sosyal medya akımlarının neden hızla yayılabildiğini ve özellikle çocuklar ile ergenlerin bu akımlardan neden daha fazla etkilenebildiğini değerlendirdi. Görünür olma isteğinin arkasında “görülme ve kabul edilme” ihtiyacı var Sosyal medyada daha görünür olabilmek için sınırların zorlanmasının yalnızca “dikkat çekme isteği” ile açıklanamayacağını belirten Klinik Psikolog Seren Doğantekin, “Sosyal medyada görünür olma isteğinin arkasında çoğu zaman beğenilme, kabul görme, bir gruba ait olma, merak, heyecan arayışı ve sosyal onay ihtiyacı bulunur. Beğeni, yorum ve izlenme sayıları kişinin aldığı sosyal geri bildirimi görünür ve ölçülebilir hale getirir. Özellikle kişinin kendilik değerini dışarıdan aldığı onay üzerinden değerlendirmeye başladığı durumlarda, daha fazla ilgi çekebilmek için sınırları zorlama eğilimi ortaya çıkabilir. Burada yalnızca ‘dikkat çekme isteğinden’ değil, kişinin görülme ve kabul edilme ihtiyacının sosyal medya üzerinden karşılanmaya çalışılmasından söz ediyoruz.” dedi. “Herkes yapıyorsa tehlikeli değildir” yanılgısı oluşabiliyor “Bir davranışın çok sayıda kişi tarafından yapılması, o davranışın normal ve kabul edilebilir olduğu algısını güçlendirebilir.” diyen Klinik Psikolog Seren Doğantekin, “Psikolojide sosyal kanıt ve sosyal normların etkisiyle açıklayabileceğimiz bu durumda kişi, çevresindeki insanların davranışlarını kendi kararına referans olarak kullanabilir. Özellikle olumsuz sonuçları videolarda görmüyorsa risk olduğundan daha düşük algılanabilir. Nitekim araştırmalar, ergenlerin çok sayıda beğeni almış içeriklere daha fazla yöneldiğini ve bunun riskli davranışları gösteren içerikler için de geçerli olabildiğini göstermektedir.” diye konuştu. Sağlıklı paylaşım ne zaman riskli onay arayışına dönüşüyor? Kendini ifade etmenin, yaşadıklarını paylaşmanın ve sosyal çevreden geri bildirim almak istemenin doğal bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Doğantekin, “İnsanların kendilerini ifade etmek, yaşadıklarını paylaşmak ve çevrelerinden geri bildirim almak istemeleri son derece doğaldır. Burada belirleyici olan, sosyal medyadan alınan geri bildirimin kişinin kendilik değerini ne ölçüde belirlemeye başladığıdır. Paylaşım beklenen ilgiyi görmediğinde yoğun değersizlik, öfke veya kaygı ortaya çıkıyorsa; kişi daha fazla izlenmek için giderek daha uç, mahrem ya da tehlikeli davranışlara yöneliyorsa sağlıklı paylaşım ihtiyacının yerini riskli bir onay arayışı almaya başladığını düşünebiliriz.” şeklinde konuştu. Ergen için risk, aynı zamanda “gruba kabul edilme fırsatı” olarak görülebiliyor Tehlikeli sosyal medya akımlarında en önemli risk gruplarından birinin çocuklar ve ergenler olduğunu belirten Doğantekin, şöyle devam etti: “Ergenlik döneminde akranlar tarafından kabul edilmek ve bir gruba ait hissetmek gelişimsel olarak oldukça önemlidir. Aynı zamanda ödüle ve sosyal geri bildirime duyarlılık yüksekken, dürtü kontrolü, uzun vadeli sonuçları değerlendirme ve özdenetimle ilişkili sistemler gelişimini sürdürmektedir. Dolayısıyla bir yetişkinin ‘gereksiz bir risk’ olarak değerlendirdiği davranış, ergen için arkadaşları tarafından kabul edilme, eğlenme veya görünür olma fırsatı olarak algılanabilir. Araştırmalar da ergenlerde risk alma davranışlarının sosyal bağlamdan ve akranların davranışlarından önemli ölçüde etkilenebildiğini ortaya koyuyor.” “Daha çarpıcı içerik, daha fazla ilgi” döngüsü oluşabilir Sosyal medyada yeterince ilgi görmediğini düşünen bir çocuğun zaman içerisinde daha sıra dışı ve riskli içeriklere yönelmesinin mümkün olduğunu söyleyen Doğantekin, “Çocuk, sıradan paylaşımlarının az ilgi gördüğünü ancak daha sıra dışı veya sınırları zorlayan içeriklerin daha fazla izlendiğini fark ettiğinde, ‘daha çarpıcı içerik = daha fazla ilgi’ şeklinde bir öğrenme döngüsü oluşabilir. Beğenilerin ergenlerde ödül işlemeyle ilişkili beyin bölgelerinde daha güçlü yanıtlarla bağlantılı olduğunu gösteren çalışmalar da sosyal geri bildirimin bu yaş grubunda neden güçlü olabileceğini anlamamıza yardımcı oluyor.” dedi. Tehlike, zarar görülmesine rağmen davranışın sürdürülmesiyle büyüyor Sürekli dikkat çekmeye çalışmanın tek başına psikolojik bir bozukluk göstergesi olmadığını vurgulayan Doğantekin, “Tek başına dikkat çekme isteği psikolojik bir bozukluk anlamına gelmez. Burada davranışın sıklığı, şiddeti, kontrol edilebilirliği ve kişinin yaşamına verdiği zarar önemlidir. Kişi daha fazla ilgi görmek için fiziksel güvenliğini tekrar tekrar tehlikeye atıyor, zarar görmesine rağmen aynı davranışları sürdürüyor, sosyal medyada ilgi görmediğinde yoğun değersizlik veya öfke yaşıyor ya da giderek daha tehlikeli davranışlara ihtiyaç duyuyorsa psikolojik değerlendirme faydalı olacaktır. Özellikle çocuk ve ergenlerde buna dürtüsellik, kendine zarar verme davranışları, belirgin duygu durum değişiklikleri, okul ve aile ilişkilerinde bozulma veya sosyal medyadan uzak kaldığında yoğun sıkıntı eşlik ediyorsa profesyonel destek alınması önemlidir.” diye konuştu. Yasaklamak yerine düşündüren sorular sorun Ailelerin çocuklarını tehlikeli sosyal medya akımlarından korumak için yalnızca yasaklayıcı bir dil kullanmasının yeterli olmayabileceğine dikkat çeken Doğantekin, “Çocukları tehlikeli akımlardan korurken yalnızca ‘Bunu yapma’ demek yerine, neden yapmak istediğini anlamaya çalışmak daha koruyucu bir yaklaşım olabilir. ‘Bu video çok izlendiği için mi sana güvenli geliyor?’, ‘Kamera olmasaydı bunu yine yapmak ister miydin?’ veya ‘Bir şeyin çok beğenilmesi onun güvenli olduğu anlamına gelir mi?’ gibi sorular çocuğun eleştirel düşünme ve risk değerlendirme becerisini destekleyebilir.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ünlü Hayranlığı Duygusal Bağımlılığa Dönüşebilir Haber

Ünlü Hayranlığı Duygusal Bağımlılığa Dönüşebilir

Zamanla derinleşen bu bağın psikolojide “parasosyal ilişki” olarak tanımlandığını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, “Parasosyal ilişkiler her zaman zararlı değildir hatta kişiye ilham, motivasyon ve aidiyet hissi sağlayabilir. Ancak bu bağ aşırı yoğunlaşıp gerçek yaşamın ve ilişkilerin yerini almaya başladığında kişinin günlük yaşamını olumsuz etkileyebilir” şeklinde konuştu. Sosyal medyanın, ünlülerin günlük yaşamlarına erişebilme hissini güçlendirerek aradaki yakınlık algısını artırdığına değinen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, “Kullanıcılar, takip ettikleri kişiyi gerçekten tanıyormuş gibi hissedebiliyor ve zamanla duygusal yatırımlarını tek bir figüre yöneltebiliyor. Bu bağın giderek güçlenmesiyle kişinin gerçek ilişkilerini ihmal etmesi, sosyal yaşamdan uzaklaşması, zamanının önemli bir bölümünü bu kişiyi takip ederek geçirmesi ya da günlük düzeninin bozulması mümkün. Bu tür değişimler, ‘Ünlü Hayranlığı Sendromu’nun dikkat edilmesi gereken işaretleri arasında yer alıyor” dedi. Ailelerin açık iletişim kurması önemli Özellikle gençlerin dijital dünyada psikolojik sınırlarını koruyabilmesinde ailelerin yaklaşımının önemli bir rolü olduğunun altını çizen Unutmaz, “Bu süreçte yasaklayıcı ve yargılayıcı bir tutum yerine, gençlerin takip ettikleri içerikleri anlamaya çalışan ve onlarla açık iletişim kuran bir yaklaşım benimsenmesi önemli. Dijital okuryazarlığın desteklenmesi, sosyal medyada görülen içeriklerin sorgulanması, eleştirel düşünme becerisinin geliştirilmesi ve ekran süresine dengeli sınırlar konulması, gençlerin ünlülerle kurdukları tek taraflı bağları daha sağlıklı değerlendirmelerine yardımcı olabilir. Bunun yanı sıra gerçek sosyal bağların güçlendirilmesi, aile içi iletişimin desteklenmesi ve gençlerin farklı ilgi alanlarına yönlendirilmesi, duygusal ihtiyaçlarını yalnızca dijital dünyadaki tek taraflı ilişkiler üzerinden karşılamalarının önüne geçebilir” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eğitim Literatüründe Türkiye İmzası Haber

Eğitim Literatüründe Türkiye İmzası

Frontiers in Psychology’de yayımlanarak uluslararası akademik literatürde yer alan model, öğrencileri yalnızca sınavlara değil; yapay zekanın şekillendirdiği geleceğin dünyasının gerektirdiği yetkinliklere hazırlamayı hedefliyor. 16 Temmuz 2026, İstanbul – Türkiye’de eğitim teknolojileri alanına yön veren ve bugüne kadar 5 milyondan fazla öğrencinin yolculuğuna eşlik eden Doping Hafıza, 16 yıllık saha birikimini küresel bir vizyonla taçlandırdı. Şirket; eğitim bilimcileri, klinik psikologlar ve nörobilim uzmanlarının katkılarıyla üç yılı aşkın süredir yürüttüğü AR-GE çalışmaları sonucunda, öğrencinin kendini keşfetmesini ve potansiyelini ortaya çıkarmasını merkeze alan yeni nesil bir öğrenme modeli geliştirdi. Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre, önümüzdeki 5 yıl içinde mevcut iş kollarında ihtiyaç duyulan temel becerilerin yaklaşık yüzde 40'ının değişmesi bekleniyor. Doping Hafıza’nın tescilli modeli WAY; öğrencileri yalnızca klasik akademik başarıya odaklamak yerine empati, eleştirel düşünme, karmaşık problem çözme, öz farkındalık ve teknolojiyle iş birliği yapabilme yetilerini bütünsel bir yapıda ele alarak bu küresel dönüşüme yenilikçi bir yanıt sunuyor. Dünyaca Ünlü Psikoloji Dergisinde Yayımlandı Yalnızca teorik bir tasarımdan ibaret olmayan WAY metodolojisinin kuramsal altyapısı, dünyanın en saygın psikoloji mecralarından Frontiers in Psychology'de yayımlanarak uluslararası akademik literatürdeki yerini aldı. Tamamen kanıta dayalı saha çalışmalarına dayanan geliştirme sürecinde; akademisyenlerin rehberliğinde kontrollü araştırmalar, EEG cihazlarıyla beyin dalgası ölçümleri ve uluslararası geçerliliğe sahip yetkinlik ölçekleri uygulandı. Gerçekleştirilen bu bilimsel araştırmalar, WAY’in öğrencilerin özgüven, özdenetim ve bilişsel gelişim süreçlerini doğrudan ve olumlu yönde desteklediğini somut verilerle ortaya koyuyor. ASU+GSV Summit’te Global İlgi Dünyanın en prestijli eğitim ve teknoloji zirvelerinden biri kabul edilen ABD merkezli ASU+GSV Summit'te küresel paydaşların beğenisine sunulan WAY, uluslararası eğitim otoriteleri, akademisyenler, girişimciler ve EdTech yöneticilerinden yoğun ilgi gördü. Zirve kapsamında gerçekleştirilen 15 farklı uluslararası stratejik görüşme, Türkiye menşeili bu özgün metodolojinin küresel eğitim ihtiyaçlarına yönelik bütünsel bir inovasyon olarak değerlendirildiğini gösterdi. WAY, Doping Hafıza'nın küresel pazardaki varlığını güçlendirirken, Türkiye'den dünyaya uzanan eğitim teknolojileri ihracatı hedefinde de önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Simurg’dan İlham Alan Kişiselleştirilmiş Öğrenme Deneyimi Kendi kanatlarını bulmayı temsil eden efsanevi Simurg kuşundan ilham alan WAY, öğrencilerin bireysel potansiyellerini keşfetmelerini sağlayan 4 aşamalı bir deneyim tasarımı olarak kurgulandı. Alanında uzman “Öğrenme Mimarları” liderliğinde yürütülen süreçte; öğrencilerin ilgi alanları, güçlü yönleri ve gelişim alanları kapsamlı bir şekilde analiz edilerek tamamen kişiye özel gelişim planları oluşturuluyor. Sistem; öğrencilerin yapay zeka koçluğu eşliğinde girişim fikirleri geliştirdikleri Startup Lab, gerçek yaşam senaryoları ve tarihsel dönüm noktalarından hareketle karar alma kaslarını güçlendiren Mission WAY ve Fateful Moment gibi yenilikçi dijital simülasyonlarla adım adım destekleniyor. Arif Karakuş: "Öğrenmek Bir Yük Olmaktan Çıkıp Keşfe Dönüşüyor" Çocukları geleceğin dünyasına hazırlamanın yalnızca tek taraflı bilgi aktarımıyla mümkün olamayacağını belirten Doping Hafıza Genel Müdür Yardımcısı Arif Karakuş, metodolojinin temel vizyonunu şu sözlerle aktardı: "Bir çocuk kim olduğunu bildiğinde, kendini tanıdığında, kültürünü, köklerini, merakını ve güçlü yanlarını hissettiğinde öğrenmek artık bir yük olmaktan çıkıyor; keyifli bir keşfe dönüşüyor. 16 yıllık deneyimimizi ve milyonlarca öğrenciye ulaşan altyapımızı WAY ile tamamen yeniden kurguladık. Sosyal-duygusal öğrenmeyi, karakter ve potansiyel keşfiyle dünyada ilk kez sistematik bir modelde bir araya getiren WAY sayesinde; öğrencilerin kim olduklarını, neleri başarabileceklerini ve geleceğe nasıl yön verebileceklerini keşfetmelerini sağlıyor, onları geleceğin dünyasına tamamen hazır bireyler olarak yetiştirmeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Eğitim Vakfı İnanç Lisesi, Yüksek Potansiyelli Gençlere Nitelikli Eğitim Fırsatı Sunuyor Haber

Türk Eğitim Vakfı İnanç Lisesi, Yüksek Potansiyelli Gençlere Nitelikli Eğitim Fırsatı Sunuyor

Eğitimde fırsat eşitliğini merkeze alan TEV İnanç Lisesi, Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen üstün potansiyelli öğrencileri burs destekleriyle bir araya getiriyor. Öğrenciler, ulusal ve uluslararası ölçekte elde edilen öğrenci başarıları ve sunduğu eğitim olanaklarıyla dikkat çeken okulda geleceğe güçlü bir başlangıç yapma fırsatı buluyor. Bir öğrencinin geleceğini belirleyen en önemli unsurlardan biri, sahip olduğu potansiyeli geliştirebileceği eğitim fırsatlarına erişebilmesi. Ancak bu fırsatlar her öğrenci için eşit koşullarda sunulamıyor. Başarılı gençlerin gelişimine katkı sağlamak ve fırsat eşitliğini güçlendirmek amacıyla faaliyet gösteren TEV İnanç Lisesi, Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen öğrencileri aynı kampüste buluşturarak potansiyellerini gerçekleştirebilecekleri bir öğrenme ortamı sunuyor. Türk Eğitim Vakfı’nın burs desteğiyle eğitim alan öğrenciler, akademik ve kişisel gelişimlerini destekleyen bir eğitim modelinin parçası oluyor. Öğrencilerin önemli bir bölümü tam veya kısmi burs desteğiyle eğitim hayatlarını başarıyla sürdürüyor. Farklı şehirlerden gelen öğrenciler aynı hedefte buluşuyor TEV İnanç Lisesi, Türkiye’nin dört bir yanından gelen öğrencilerin bir arada yaşadığı ve öğrenim gördüğü özgün bir eğitim ortamı sunuyor. Farklı kültürel ve sosyal geçmişlere sahip öğrenciler, kampüs yaşamı boyunca yalnızca akademik açıdan değil; sosyal, kültürel ve kişisel gelişim alanlarında da birbirlerinden besleniyor. Bu çeşitlilik, öğrencilerin farklı bakış açıları geliştirmelerine ve küresel dünyaya daha hazırlıklı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlıyor. Türkiye'nin farklı şehirlerinden gelen öğrenciler, tam yatılı eğitim modeli sayesinde günün her anını paylaşırken akademik öğrenimlerini sosyal, kültürel ve kişisel gelişim olanaklarıyla destekliyor. Hiç bitmeyen bir öğrenme ekosisteminin parçası olan öğrenciler, farklı bakış açılarıyla tanışıyor ve güçlü bir topluluk bilinci geliştiriyorlar. Geleceğe hazırlayan eğitim yaklaşımı TEV İnanç Lisesinin eğitim modeli; eleştirel düşünme, araştırma, problem çözme ve bağımsız öğrenme becerilerinin gelişimini merkeze alıyor. Öğrenciler bilimden sanata, teknolojiden sosyal bilimlere uzanan geniş bir yelpazede kendilerini geliştirme fırsatı bulurken, ulusal ve uluslararası düzeyde yükseköğrenime hazırlayan akademik programlarla geleceğe hazırlanıyor. Araştırma temelli çalışmalara erken yaşlarda dahil olan öğrenciler; 60'ın üzerinde öğrenci kulübü, bilimsel araştırma projeleri, uluslararası iş birlikleri ve Erasmus+ programları gibi olanaklar aracılığıyla ilgi alanlarını keşfediyorlar. Akademik başarı kadar merak duygusunu, sorgulamayı ve üretmeyi teşvik eden bu yaklaşım, öğrencileri yükseköğrenim hayatına güçlü bir şekilde hazırlıyor. Yurt içinde ve yurt dışında başarı hikayeleri TEV İnanç Lisesi mezunları, yıllar içinde hem Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinde hem de dünyanın saygın yükseköğretim kurumlarında eğitimlerine devam etme fırsatı elde etti. Akademiden girişimciliğe, bilimden teknolojiye uzanan farklı alanlarda başarı gösteren mezunlar, eğitimde fırsat eşitliğinin bireylerin yaşam yolculuğunda yaratabileceği etkiyi ortaya koyuyor. Son başvuru tarihi 24 Haziran Türk Eğitim Vakfının eğitimde fırsat eşitliği vizyonunun önemli bir parçası olan TEV İnanç Lisesi, öğrencilerin başarılarını ekonomik koşullardan bağımsız olarak değerlendirmeyi hedefliyor. Böylece Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen üstün potansiyelli gençler, nitelikli eğitim olanaklarına erişerek kendi geleceklerini şekillendirme fırsatı buluyor. 2026-2027 eğitim öğretim yılı öğrenci kabul süreci kapsamında başvurular 24 Haziran tarihinde sona erecek. TEV İnanç Lisesi, Türkiye’nin dört bir yanındaki başarılı öğrencileri, potansiyellerini gerçekleştirebilecekleri bu eğitim yolculuğuna katılmaya davet ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İletişimin Yüzde 70’i Artık Görsel Olarak Gerçekleşiyor! Haber

İletişimin Yüzde 70’i Artık Görsel Olarak Gerçekleşiyor!

Seminerde konuşan Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. And Algül, günümüzde iletişimin büyük ölçüde görsel unsurlar üzerinden kurulduğunu ifade ederek, “Artık iletişimin yaklaşık yüzde 70’i görsel olarak gerçekleşiyor. Sosyal medya, reklam ve sivil toplum kampanyaları görsel iletişimin en yoğun kullanıldığı alanlar.” dedi. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından toplumsal katkı ve bilim iletişimi misyonuyla düzenlenen Toplum İçin İletişim Eğitim Seminerleri kapsamında gerçekleştirilen “Tasarım Okumaları: Görsel İletişim Alanında Vaka Analizleriyle Farkındalık Yaratmak” başlıklı çevrimiçi seminere yoğun katılım sağlandı. Seminerde konuşan Üsküdar Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. And Algül oldu. Görsel iletişimin günümüz toplumsal yaşamındaki belirleyici rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Algül, görsellerin yalnızca estetik bir unsur değil, aynı zamanda güçlü bir anlam üretim aracı olduğunu vurguladı. İletişimin Yüzde 70’i görseller üzerinden kuruluyor… Prof. Dr. Algül, günümüzde iletişimin büyük ölçüde görsel unsurlar üzerinden kurulduğunu ifade ederek, “Artık iletişimin yaklaşık yüzde 70’i görsel olarak gerçekleşiyor. Sosyal medya, reklam ve sivil toplum kampanyaları görsel iletişimin en yoğun kullanıldığı alanlar. Bu nedenle bireylerin yalnızca okuryazar değil, aynı zamanda görsel okuryazar olmaları gerekiyor.” dedi. Kuram ve vaka analizi birlikte ele alındı Seminerde görsel iletişimi; Roland Barthes, Marshall McLuhan ve Stuart Hall’un kuramsal yaklaşımları üzerinden değerlendiren Prof. Dr. Algül, bu üç ismi seçme nedenini şöyle açıkladı: “Barthes ve Stuart Hall daha eleştirel bir perspektif sunarken, McLuhan daha geleneksel medya yaklaşımını temsil ediyor. Amacım, görsel anlam üretimini hem geleneksel hem de dijital medya açısından birlikte gösterebilmek.” Dijital medyada “görünmez reklam” Dijital platformlarda reklamların artık klasik biçimde sunulmadığını belirten Prof. Dr. Algül, “Bir sosyal medya platformunda örneğin paylaşılan bir içecek, reklam gibi görünmez. Gündelik hayatın doğal bir parçasıymış gibi sunulur.” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Algül, aynı içeriğin farklı mecralarda bambaşka anlamlar üretebildiğini ifade ederek, “Aynı içecek markasını televizyonda görmekle dijital platformlarda görmek aynı şey değildir. Televizyonda pasif izleyici ve tek yönlü iletişim varken, sosyal medyada etkileşim ve yeniden üretim vardır. Bu nedenle mesaj da dönüşür.” ifadesinde bulundu. Aynı görselin herkes tarafından aynı şekilde okunmadığını da dile getiren Prof. Dr. Algül, “İzleyici, mesajı kendi kültürel ve toplumsal konumuna göre çözümler.” dedi. UNICEF ve WWF örnekleriyle toplumsal farkındalık UNICEF ve WWF kampanyalarını görsel iletişim açısından değerlendiren Prof. Dr. Algül, minimalist tasarım, görsel metafor, boşluk kullanımı ve sınırlı renk paleti gibi unsurların toplumsal mesajı güçlendirdiği vurgulandı. WWF’in panda logosu üzerinden konuşan Prof. Dr. Algül, “Düz anlamda siyah-beyaz bir panda görürüz. Yan anlamda masumiyet ve korunmaya muhtaçlık vardır. Mit düzeyinde ise doğayı korumanın insani bir sorumluluk olduğu fikri üretilir.” dedi. Görsel iletişim yalnızca estetik bir tercih değil Prof. Dr. Algül, “Görsel iletişim yalnızca estetik bir tercih değil, aynı zamanda etik ve toplumsal bir sorumluluktur. Tasarım, süslemekten çok fark ettirmek için vardır.” diye konuştu. Görsellerde kullanılan imgelerin yalnızca görünen anlamla sınırlı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Algül, şu ifadeleri kullandı: “Eriyen hayvan silüetleri, insan vücuduna dönüşen doğa imgeleri, yok olan ormanlar… Bunlar sadece düz anlam taşımıyor; yan anlam ve mit de üretiyor. Düz anlamda doğa masumiyeti simgelerken, insan tahrip edici güç olarak karşımıza çıkıyor. Tasarımda bu karşıtlıklar çok önemlidir. Bu zıtlıklar izleyicide suçluluk, sorumluluk ve empati duygularını tetikleyerek farkındalık yaratır.” Çevre temalı afiş ve kampanyalarda üretilen görsel mitler ne anlatıyor? Çevre temalı afiş ve kampanyalarda üretilen görsel mitlere dikkat çeken Prof. Dr. Algül, “Görsel mitler aracılığıyla çevresel yıkım, doğal bir süreç olmaktan çıkarılıp insan eliyle yaratılan bir kriz olarak sunuluyor. Doğa, kendi kendine yok olan bir unsur değil; insan müdahalesiyle tahrip edilen bir varlık olarak kodlanıyor.” dedi. Kodlama–kod çözümleme modeli üzerinden yapılan değerlendirmelerde ise görsel mesajların tek bir anlam üretmediği vurgulayan Prof. Dr. Algül, “Üretici tarafından ‘Orman kesilirse yaşam biter’ şeklinde kodlanan mesaj, izleyici tarafından farklı biçimlerde çözümlenebiliyor. Kimisi bunu bir tehdit, kimisi bir çağrı, kimisi ise ahlaki bir sorumluluk olarak algılıyor.” ifadesinde bulundu. Prof. Dr. Algül, bazı izleyicilerin mesajı bireysel sorumluluk yerine kurumsal bir sorun olarak gördüğünü ya da görselleri “abartılı ve duygusal” bulabildiğini belirterek, “Farkındalık tek yönlü bir süreç değil. Anlam, izleyicinin toplumsal ve kültürel konumuna göre değişkenlik gösteriyor.” şeklinde konuştu. Kampanyalar yalnızca içerikleriyle değil, kullanılan mecralarla da anlam üretiyor Aynı çevresel mesajın farklı mecralarda farklı etkiler ürettiğini vurgulayan Prof. Dr. And Algül, “Mesajın afiş formunda verilmesi kamu alanında doğrudan görünürlük sağlıyor. Aynı mesaj sosyal medyada paylaşıldığında ise hızlı ve küresel bir farkındalık dalgasına dönüşüyor. Kampanyalar yalnızca içerikleriyle değil, kullanılan mecralarla da anlam üretiyor.” dedi. Earth Hour gibi küresel katılıma dayalı etkinlikleri örnek gösteren Prof. Dr. Algül, “Mesaj, medyanın doğasıyla bütünleşerek izleyicinin gündelik yaşamına doğrudan müdahale ediyor. Çevresel mesajın etkisi, içeriğin kendisinden çok iletişim aracının deneyimsel gücüyle artıyor.” diye konuştu. Görsel iletişim dönüştürücü bir güç Genel bir değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Algül, görsel iletişimin yalnızca estetik bir üretim alanı olarak görülmemesi gerektiğini söyledi ve “Görsel iletişim araçları, toplumsal sorunların anlaşılmasını, görünür kılınmasını ve bu sorunlara yönelik farkındalık oluşturulmasını sağlar. Vaka analizleriyle bireylerin eleştirel düşünme becerileri gelişir, toplumsal sorumluluk bilinci güçlenir.” dedi. Gelecekte artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik ve dijital aktivizmin farkındalık yaratmada daha büyük rol oynayacağını ifade eden Prof. Dr. Algül, “Görsel iletişim tasarımı; bilinçlendiren, dönüştüren ve etki yaratan güçlü bir iletişim aracıdır.” diyerek sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nden Minik Sanatseverler için Yaz Okulu Haber

Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nden Minik Sanatseverler için Yaz Okulu

Temmuz ayı boyunca sürecek olan ücretsiz programlar, çocukları sanatçılar ve sanat eserleri, farklı disiplinler ve müzecilik pratikleriyle tanıştıracak. Üçer ders şeklinde hazırlanan eğitimleri tamamlayan minik sanatseverlere programın sonunda birer sertifika da verilecek. Farklı Yaş Gruplarına Özel İçerikler 4-6 yaş grubu için hazırlanan programda çocuklar müzenin koleksiyonunu, oyunlar, hikâyeler ve üretim aracılığıyla keşfediyor; renklerin, doğanın ve hayal güçlerinin izini sürüyor. 7-9 yaş grubu için hazırlanan programda çocuklar, yaratıcı drama ve uygulamalı atölyeler aracılığıyla farklı malzemeleri tanıyor, sanat eserlerini yorumlama ve kendi düşüncelerini ifade etme becerilerini geliştiriyor. 10-13 yaş grubu için görsel okuma, yaratıcı yazma ve atölye uygulamalarını birleştiren program, interaktif sohbetler ve müze içinde ipuçları toplayarak iz sürmeyi sağlayan “dedektiflik” kurgularını kullanarak çocukların sanat eserleriyle kalıplardan uzak bir bağ kurmasını amaçlıyor. 13-16 yaş grubu için hazırlanan program ise sanat tarihi, edebiyat, baskı teknikleri ve restorasyon gibi alanlarla tanışmaya imkan tanırken gençlerin eleştirel düşünme, görsel okuma ve yaratıcı üretim becerilerini geliştirmeyi hedefliyor. Katılım ücretsiz! Sanata ilgi duyan tüm çocukların katılımına açık olan yaz okulu programlarının detaylarına İş Sanat’ın internet sitesinden ulaşabilir ve ücretsiz şekilde kaydolabilirsiniz. Kontenjanlar dolmadan yerinizi ayırtmayı unutmayın! Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Üsküdar Çocuk Üniversitesi’nde Mezuniyet Coşkusu Haber

Üsküdar Çocuk Üniversitesi’nde Mezuniyet Coşkusu

Bilim, sanat ve teknoloji alanlarında çok yönlü eğitim alan öğrencilerin mezuniyet heyecanına Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş da ortak oldu. Mezuniyet programı, Üsküdar Çocuk Üniversitesi 4. Kademe öğrencisi Berra Sevilmiş’in gerçekleştirdiği piyano dinletisiyle başladı. Ardından Barbaros Güzel Sanatlar Akademisi öğrencileri tarafından hazırlanan mini konser sahnelendi. Genç sanatçıların seslendirdiği eserler, törene katılanlara keyifli anlar yaşattı. Program kapsamında kürsüye gelen Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, mezun olan öğrencileri ve ailelerini tebrik ederek eğitimin önemine vurgu yaptı. “Sizi başarıya ulaştıracak olan en önemli şey öğrenme isteğiniz, hayal kurma cesaretiniz ve soru sorma merakınız olacak” Dedetaş konuşmasında, “Öncelikle mezuniyet heyecanı yaşayan tüm öğrencilerimizi gönülden kutluyorum. Tamamladığınız eğitim programıyla merak etmenin, araştırmanın ve üretmenin ne kadar kıymetli olduğunu gösteren çok önemli bir yolculukta bir kilometre taşını geride bıraktınız. Hayatınız boyunca karşınıza çıkacak olan birçok sınav, fırsat ve yepyeni yollara şimdiden hep birlikte merhaba diyoruz. Ancak sizi başarıya ulaştıracak olan en önemli şey öğrenme isteğiniz, hayal kurma cesaretiniz ve soru sorma merakınız olacak. Biz eğitimlerimizde bunları önemsiyoruz. Bilim, sanat ve teknoloji ancak merak eden insanların ellerinde gelişir. Sizlerin bakışlarındaki heyecanı görmek geleceğe dair umudumuzu daha da büyütüyor.” ifadelerini kullandı. Üsküdar Çocuk Üniversitesi’nin yalnızca akademik başarıyı değil, çocukların sosyal ve kişisel gelişimini de destekleyen bir eğitim modeli sunduğunu belirten Dedetaş, “Üsküdar Çocuk Üniversitesi çocuklarımızın akademik başarılarını desteklemenin yanı sıra eleştirel düşünme, problem çözme, iletişim, liderlik, üretkenlik ve sosyal gelişim becerilerini de destekleyen çok yönlü bir eğitim modeli sunuyor. Bugün geldiğimiz noktada dört farklı kampüsümüzde toplam bin 450 öğrencimiz eğitim görüyor.” dedi. Bu yıl 254’ü dört yıllık programdan, 31’i iki yıllık programdan olmak üzere toplam 385 öğrencinin mezun olduğunu açıklayan Dedetaş, kuruluşundan bu yana mezun edilen öğrenci sayısının ise 3 bine ulaştığını söyledi. “11 farklı noktada 5 bin 607 Üsküdarlı çocuğumuza ve gencimize ulaşıyoruz” Üsküdar Belediyesi’nin eğitim alanındaki çalışmalarına da değinen Dedetaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Üsküdar Belediyesi olarak eğitim destek merkezlerimiz, Çocuk Üniversitemiz, Çocuk Enstitümüz ve diğer eğitim merkezlerimizde toplam 11 farklı noktada 5 bin 607 Üsküdarlı çocuğumuza ve gencimize ulaşıyoruz. Geçtiğimiz yıl açılışını gerçekleştirdiğimiz Sabiha Güreyman Etüt Merkezi, Kütüphane ve Dijital Yayıncılık Merkezi’nde gençlerimizin eğitim yolculuklarına destek oluyoruz. 4 bin 500’den fazla öğrenciye kırtasiye ve okul kıyafeti desteği sağlıyoruz.İlçedeki 11 ilkokulda 93 binden fazla beslenme paketinin öğrencilere ulaştırdık. Her zaman söylediğimiz gibi destek olmak çok güzel ama esas olan yoksulluğu bitirmek. Desteklere mahkum ve muhtaç aileler değil, herkesin kendi emeğiyle hakkını kazanabileceği ve gönül rahatlığıyla çocuklarını okula gönderebileceği bir düzeni el birliğiyle yaratmak lazım. Hiçbir çocuğun ya da gencin maddi imkansızlıklar nedeniyle hayallerinden uzaklaşmasını istemiyoruz. Değerli velilerimizin bugün en az çocuklarımız kadar heyecanlı olduğunu biliyorum. Çocuklarınızın başarısında sabrınızın, emeğinizin ve fedakârlığınızın büyük payı var. Çocuklarımızın gelişimi için emek veren değerli öğretmenlerimize, akademik kadromuza ve çalışanlarımıza da şükranlarımızı sunuyorum. Bilimde, sanatta, teknolojide, sporda ve yaşamın her alanında başarı hikâyeleri yazacağınıza yürekten inanıyorum. Mezun olan tüm öğrencilerimizi bir kez daha kutluyor, ailelerine ve öğretmenlerimize teşekkür ediyorum.” Konuşmaların ardından temsili diploma töreni gerçekleştirildi. Devamsızlık yapmayan veya en az devamsızlık yapan öğrenciler arasından belirlenen ve her sınıfı temsil eden toplam 24 öğrenci, diplomalarını Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın elinden aldı. Tören, öğrenciler, aileleri, eğitmenler ve protokol üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen hatıra fotoğrafı çekimiyle devam etti. Programın ardından Başkan Sinem Dedetaş etkinlik alanındaki atölyeleri ziyaret ederek öğrenciler ve ailelerle bir araya geldi. Mezuniyet töreninin ardından öğrenciler diplomalarını sınıflarıyla birlikte teslim alırken, gün boyunca açık kalan atölye ve etkinlik alanlarında çeşitli çalışmalar gerçekleştirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.