Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Eleştirel Düşünme

Kapsül Haber Ajansı - Eleştirel Düşünme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eleştirel Düşünme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Vodafone Vakfı’ndan Gençlere Yapay Zekâ Girişimciliği Fırsatı Haber

Vodafone Vakfı’ndan Gençlere Yapay Zekâ Girişimciliği Fırsatı

Toplumsal değişim ve gelişimin öncüsü olma hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Vodafone Vakfı, Habitat Derneği ile hayata geçirdiği Yapay Zekâ Yıldızları projesi kapsamında gençlerin yapay zekâ alanındaki bilgi ve becerilerini girişimcilik yetkinlikleriyle buluşturmaya devam ediyor. Projenin girişimcilik bileşeni AI Startup Studio bu yıl “Yapay Zekâ Çağında Dijital Refah” temasıyla gençlerin dijital dünyanın bireyler ve toplum üzerindeki etkilerini sorgulamalarını ve yapay zekâ destekli yenilikçi çözümler geliştirmelerini hedefliyor. Üç aşamalı kuluçka modeliyle tasarlanan program, gençlerin fikirlerini uygulanabilir projelere dönüştürmelerine olanak tanıyor. İlk aşamada 25 takımın yer alacağı programda ikinci aşamaya 10 takım devam edecek. Girişimcilik yolculuğunun sonunda ise 5 finalist takım, geliştirdikleri projeleri Demo Day'de sektör temsilcileri, montörler ve yatırımcılarla buluşturacak. Finalde birinci seçilen takım 150 bin TL'lik ödülün sahibi olacak. Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel, şunları söyledi: “Yapay zekâ teknolojilerinin günlük yaşamın ayrılmaz parçası hâline geldiği günümüzde, dijital dönüşüm yalnızca yeni fırsatlar değil, bireysel ve toplumsal yaşam açısından üzerinde düşünülmesi gereken yeni sorular da ortaya çıkarıyor. Teknolojinin bilinçli kullanımı, dijital ortamlarda güvenli ve sağlıklı deneyimler geliştirilmesi, bireylerin dijital dünyayla kurduğu ilişkinin güçlendirilmesi ve teknolojinin toplumsal faydaya dönüştürülmesi daha fazla önem kazanıyor. Yapay Zeka Yıldızları projesimiz kapsamında düzenlenen AI Startup Studio, bu yılın teması olan Yapay Zekâ Çağında Dijital Refah ile gençleri bu dönüşümün aktif bir parçası olmaya davet ediyor. Program kapsamında takımlardan, teknolojinin bireyler ve toplum üzerindeki etkileriyle ilişkili bir sorun belirlemeleri ve bu soruna yapay zekâ teknolojilerinden yararlanarak yenilikçi, uygulanabilir ve toplumsal fayda odaklı çözümler geliştirmeleri bekleniyor. Gençler, dijital refah kavramını kendi deneyimleri ve gözlemleri üzerinden ele alarak yalnızca teknolojiyi kullanan değil, teknolojinin insan yaşamına olumlu katkılar sunması için fikir üreten bireyler olma fırsatı yakalayacak.” Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu ise şöyle konuştu: “Habitat Derneği olarak gençlerin dijital dönüşümün yalnızca bir parçası değil, bu dönüşüme yön veren ve toplumsal fayda üreten bireyler olmalarını önemsiyoruz. Vodafone Vakfı ile yürüttüğümüz Yapay Zekâ Yıldızları projesi kapsamında gençlerin yapay zekâ alanındaki bilgi ve becerilerini geliştirmelerinin yanı sıra bu becerileri gerçek yaşam problemlerine çözüm üretmek için kullanmalarını destekliyoruz. AI Startup Studio ile gençlere fikirlerini geliştirebilecekleri, girişimcilik süreçlerini deneyimleyebilecekleri ve yenilikçi çözümlerini somut projelere dönüştürebilecekleri bir alan sunuyoruz. Bu yıl ‘Yapay Zekâ Çağında Dijital Refah’ temasıyla gençlerin dijital dünyaya kendi deneyimleri üzerinden bakmalarını, karşılaştıkları sorunlara çözüm geliştirmelerini ve teknolojinin daha güvenli, kapsayıcı ve insan odaklı kullanımına katkı sağlamalarını hedefliyoruz. 25 takımla başlayıp 5 finalist takımla tamamlanacak bu yolculukta bizim için en önemli kazanım, gençlerin yalnızca ortaya koydukları projeler değil; geliştirdikleri eleştirel düşünme, problem çözme, ekip çalışması ve girişimcilik becerileri olacak. Gençlerin teknolojiyle tüketen değil üreten bireyler olarak geleceği şekillendirmelerine katkı sunmaya devam edeceğiz.” Üç aşamalı bir program AI Startup Studio, lise öğrencilerinin fikir geliştirmeden prototiplemeye, iş modeli oluşturmadan proje sunumuna kadar girişimcilik süreçlerini deneyimleyebilecekleri kapsamlı bir gelişim yolculuğu sunuyor. Programın ilk aşamasına seçilecek 25 takım, yapay zekâ ve girişimcilik eğitimleri ile uygulamalı atölyelere katılarak proje fikirlerini geliştirecek. İkinci aşamaya ilerleyen 10 takım ise mentorluk ve koçluk destekleriyle çözümlerini olgunlaştırmaya, prototiplerini geliştirmeye ve projelerinin uygulanabilirliğini test etmeye odaklanacak. Program boyunca gençler; problem çözme, eleştirel düşünme, ekip çalışması, yaratıcı düşünme ve girişimcilik gibi geleceğin yetkinliklerini geliştirme imkânı bulacak. Üçüncü ve son aşamada 5 finalist takım, projelerini Demo Day'de sektör temsilcileri ve yatırımcılara sunacak. Finalde birinci seçilen takım 150 bin TL'lik büyük ödülle desteklenecek. AI Startup Studio bu yapısıyla gençlerin yalnızca fikir üretmesini değil, fikirlerini somut çözümlere dönüştürmelerini ve girişimcilik ekosistemiyle tanışmalarını amaçlıyor. Gençler toplumsal sorunlara çözüm geliştirecek Yapay Zekâ Yıldızları projesinin temel yaklaşımını oluşturan teknolojiyle üretim ve toplumsal fayda odağı AI Startup Studio ile girişimcilik alanına taşınıyor. Program, gençlerin yapay zekâyı yalnızca günlük yaşamlarını kolaylaştıran bir araç olarak görmelerinin ötesine geçerek toplumsal sorunlara çözüm geliştirmek için kullanmalarını teşvik ediyor. Dijital refah odağında geliştirilecek projelerle gençlerin teknoloji ve insan ilişkisini daha bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmeleri, dijital dünyanın sunduğu fırsatları toplumsal faydaya dönüştürmeleri ve kendi çözüm önerilerini geliştirmeleri hedefleniyor. Son başvuru tarihi 14 Kasım AI Startup Studio'ya 14-16 yaş aralığındaki lise öğrencileri başvurabilecek. Başvurular, en az 2, en fazla 3 öğrenciden oluşan takımlar halinde gerçekleştirilecek. Her takımın program süresince kendisine rehberlik edecek bir danışmanının bulunması gerekiyor. Programa katılmak için ileri düzey kodlama bilgisi şartı aranmıyor. Teknolojiye ilgi duyan, öğrenmeye açık ve yapay zekâ ile toplumsal sorunlara çözüm üretmek isteyen gençler programa başvurabilecek. Başvuru aşamasında takımların dijital refah teması kapsamında belirledikleri sorunu ve bu soruna yönelik geliştirmeyi planladıkları yapay zekâ temelli proje fikirlerini paylaşmaları yeterli olacak. Başvurular 14 Kasım’a kadar yapılabilecek. Yapay Zekâ Yıldızları projesi, 81 ilde çocukların ve gençlerin yapay zekâ okuryazarlığını geliştirmeyi, dijital yetkinliklerini güçlendirmeyi ve teknolojiyle üretim yapmalarını desteklemeyi amaçlıyor. Eğitimler, uygulamalı atölyeler ve farklı yaş gruplarına yönelik gelişim programlarıyla çocukları ve gençleri teknolojiyle buluşturan proje, AI Startup Studio aracılığıyla lise öğrencilerinin girişimcilik potansiyelini de destekliyor. Bu yıl dijital refah odağında gerçekleştirilecek AI Startup Studio, gençlerin yapay zekâ teknolojilerini insan ve toplum yararına kullanarak geleceğin dijital dünyasına kendi çözümleriyle katkıda bulunmalarına alan açıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Çağında Yazılım Testi: Önce Doğru Problemi Anlamak Haber

Yapay Zekâ Çağında Yazılım Testi: Önce Doğru Problemi Anlamak

“Yazılım testinde yıllardır benzer soruları soruyoruz: Nasıl daha fazla hata buluruz? Test kapsamını nasıl artırırız? Daha çok testi nasıl otomatikleştiririz? Bu soruların her biri faydalı olabilir. Ama önce şunu anlamalıyız: Kimin, hangi problemini çözmeye çalışıyoruz? Yanlış tanımlanmış bir problemi çok verimli çözmek, bizi doğru sonuca götürmez.” Yapay zekâ ile güçlenen test ekipleri Yapay zekâ; test fikirleri üretmek, verileri incelemek, kod ve hata kayıtları arasındaki ilişkileri araştırmak gibi işlerde test ekiplerine destek verebiliyor. Bu desteğin değeri, ekiplerin kazandığı zamanı ve kapasiteyi nasıl kullandığıyla ortaya çıkıyor. TesterYou Kurucusu Barış Sarıalioğlu, yapay zekâ yatırımlarının değerlendirilmesinde insanın rolüne dikkat çekiyor: “Test uzmanları azaltılacak bir maliyet kalemi olarak görülmemeli. Onlar kurumun geliştirebileceği bir değer. Yapay zekâyla insanların merakını, yaratıcılığını, araştırma ve sorgulama kapasitesini büyütebiliriz. Daha kısa sürede daha fazla test üretmek kadar, daha önce aklımıza gelmeyen bir riski fark etmek de önemli. Asıl fırsat, test uzmanlarının daha iyi gözlem yapmasını, daha güçlü sorular sormasını ve daha bilinçli kararlar almasını sağlamak.” Bu yaklaşım, kalite çalışmalarında ölçümlerin anlamını da yeniden gündeme getiriyor. Çalıştırılan test sayısı, otomasyon oranı ve kapsam yüzdesi ekiplerin faaliyetlerini görünür kılıyor. Bu göstergelerin kullanıcı deneyimi ve iş sonuçlarıyla bağlantısının ayrıca kurulması gerekiyor. “Bir müşteri ödeme ekranından ayrılıyorsa, hemen daha fazla test yazmaya başlayabiliriz. Ama önce neden ayrıldığını anlamamız gerekir. Teknik bir hata mı var? Teslimat ücreti mi geç gösteriliyor? Kullanıcıdan gereksiz bilgi mi isteniyor? Her ihtimal farklı bir araştırma gerektirir. Testin ilk sorumluluğu, bu ayrımı yapmamıza yardımcı olacak kanıtı üretmektir.” Yapay zekâ kullanan sistemlerin kalitesi de sorgulanmalı Yapay zekânın ürünlerin bir parçası olması, test ekiplerinin araştıracağı alanları genişletiyor. Üretilen yanıtların doğruluğu kadar, farklı koşullarda nasıl değiştiği, hangi kullanıcı grupları için sorun yarattığı ve insan müdahalesinin nerede gerektiği de önem taşıyor. Sarıalioğlu bu değişimi şöyle değerlendiriyor: “Yapay zekâ kullanan bir sistemde tek bir başarılı sonuçla yetinemeyiz. Veri değiştiğinde ne oluyor? Benzer bir soruya farklı yanıtlar verdiğinde bunu nasıl değerlendiriyoruz? İkna edici görünen yanlış bir cevabı nasıl fark ediyoruz? Kaliteyi anlamak için teknik bilgiyle birlikte bağlamı, insan davranışını ve sonuçların etkisini de incelemeliyiz.” TesterYou, eğitim ve danışmanlık çalışmalarında bu bakış açısını teknik yetkinlikler, eleştirel düşünme ve uygulamalı öğrenmeyle bir araya getiriyor. TYGO (TesterYou Go) platformuyla da profesyonellerin sürekli öğrenmesini destekliyor. Sarıalioğlu’nun yazılım ekiplerine mesajı ise net: “Yeni bir araç seçmeden, otomasyon hedefi koymadan veya yüzlerce test yazmadan önce durup sormalıyız: Problemi gerçekten anladık mı? Çünkü ilk test etmemiz gereken şey, problemi nasıl anladığımızdır.” TesterYou hakkında: 2018 yılında kurulan TesterYou, teknoloji odaklı bir danışmanlık ve eğitim firmasıdır. Yazılım testi ve kalite güvencesi alanında Türkiye’de öncü bir konuma sahip olan şirket; ISTQB, UXQB, ICAgile gibi uluslararası kuruluşlardan akredite eğitimler sunan sayılı kurumlardan biridir. Dijital dönüşüm, çevik dönüşüm (Agile), kullanıcı ve müşteri deneyimi (UX/CX), teknoloji eğitimi ve sertifikasyon alanlarında hizmet veren TesterYou, kurumların dijital yolculuğuna eşlik eden “Teknoloji ve Dijital Süreç Ortağı” olarak faaliyetlerini yürütmektedir. Kullanıcı odaklı düşünme, sürekli öğrenme ve sürdürülebilir kalite anlayışıyla hem bireylere hem de kurumlara ölçülebilir değer sunmayı hedefleyen şirket, bankacılık, sigorta, e-ticaret, savunma ve yüksek teknoloji gibi kritik sektörlerde edindiği deneyimlerle, yazılım test süreçlerinin olgunlaştırılması ve dijital kalite kültürünün yaygınlaştırılması konusunda sektöre yön veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'de Yapay Zeka Güvenliği Eğitimlerine Kayıtlar %275 Arttı Haber

Türkiye'de Yapay Zeka Güvenliği Eğitimlerine Kayıtlar %275 Arttı

Coursera’nın 2026 Global Beceriler Raporu (Global Skills Report) yayınlandı. Rapora göre Türkiye yeni Yapay Zeka-İnsan Becerileri Sinerji Endeksi’nde dünyada 41’inci, Avrupa’da 23’üncü sırada bulunuyor. Türünün ilk örneği olan Endeks, 98 ülkedeki öğrenenlerin yapay zeka becerilerini, bu becerileri uygulamak için gereken insani becerilerle birlikte ne ölçüde geliştirdiğini, her ülkenin genel yapay zeka hazırlık düzeyini de hesaba katarak ölçüyor. Türkiye’nin bu konumu, ülkenin yapay zeka yetenek havuzunu genişlettiği ve beceri gelişimi için yeni öncelikler belirlediği bir döneme denk geliyor. Stanford’un 2026 AI Index Report raporuna göre, Türkiye’de yapay zeka yetenek yoğunluğu 2019-2025 döneminde %75 arttı. Ülkenin 2026-2030 Yapay Zeka Vizyonu ve Eylem Planı, iki yıl içinde beş milyon vatandaşa eğitim vermeyi hedefleyen Ulusal Yapay Zeka Okuryazarlığı Programı’nın yanı sıra 10.000 ileri düzey yapay zeka uzmanı ve 100.000 yapay zeka uygulama profesyoneli yetiştirme hedeflerini de içeriyor. Rapor 300 milyondan fazla öğrenen verilerinden oluşturuyor Bu yıl sekizincisi yayımlanan Global Beceriler Raporu, Coursera ve Udemy’deki 300 milyondan fazla öğrenenin öğrenme verilerinin bir alt veri setine dayanıyor. Rapor, yapay zeka ve insani becerilerin gelişimine ilişkin içgörüleri Oxford Insights’ın Government AI Readiness Index’indeki daha geniş kapsamlı ulusal hazırlık verileriyle bir araya getiriyor. Türkiye genelinde yapay zeka kurslarına kayıtlar yıllık bazda %29 arttı Türkiye genelinde yapay zeka kurslarına kayıtlar yıllık bazda %29 arttı. Öne çıkan yapay zeka öğrenme temaları arasında ajan tabanlı yapay zeka ve yapay zeka ajanları, yapay zeka ve makine öğreniminin temelleri ile prompt yazımı ve yapay zeka etkileşimi bulunuyor. Diğer temalar arasında yapay zeka iş akışları, entegrasyon ve orkestrasyonun yanı sıra büyük dil modeli (LLM) uygulamaları ve modelleme yer alıyor. Ajan tabanlı iş akışlarına kayıtlar %158, yapay zeka güvenliğine kayıtlar %275 ve üretken yapay zekaya kayıtlar %107 arttı. Türkiye’de karmaşık problem çözme eğitimlerine kayıtlar yıllık bazda %76 arttı Türkiye’deki öğrenenler, yapay zeka kullanımına yön vermek ve bilinçli kararlar almak için gereken insani becerileri de geliştiriyor. İnsan liderliği ve yönetimi, etik ve yönetişim, stratejik düşünme ve karar verme; paydaş uyumu ve etki yaratma ile inovasyon ve fikir geliştirmeyle birlikte öne çıkan insani beceri temaları arasında yer alıyor. Karmaşık problem çözme eğitimlerine kayıtlar yıllık bazda %76 artarken, inovasyon %33 ve eleştirel düşünme %10 yükseldi. Türkiye'deki öğrenenler, üç yapay zeka beceri alanının yanı sıra stratejik düşünme ve karar verme yetkinlikleri de geliştiriyor Rapor, öğrenenlerin hangi yapay zeka becerileriyle hangi insani becerileri birlikte geliştirdiğini ve bu eşleşmelerin küresel ortalamaya kıyasla hangi alanlarda daha belirgin olduğunu inceliyor. Türkiye’de bu eşleşmeler içinde stratejik düşünme ve karar verme becerisi özellikle öne çıkıyor. Bu beceri, üç farklı yapay zeka alanıyla birlikte gelişiyor: ajan tabanlı yapay zeka ve yapay zeka ajanları; yapay zeka iş akışları, entegrasyon ve orkestrasyon; LLM uygulamaları ve modelleme. Bu beceri kombinasyonları, insanların yapay zekanın ürettiği çıktıları doğrudan kabul etmek yerine bunları iş öncelikleri ve kurumsal hedefler doğrultusunda değerlendirmesine yardımcı olabilir. Aynı zamanda farklı seçeneklerin avantajlarını, sınırlamalarını ve olası sonuçlarını karşılaştırmayı; yapay zekanın hangi alanlarda gerçek değer yaratabileceğine karar vermeyi ve kurumun hedeflerini en iyi destekleyecek uygulamaları seçmeyi kolaylaştırabilir. Türkiye’deki işverenler iş başında kullanılan becerilerin %44’ünün 2030’a kadar dönüşüme uğramasını bekliyor Değişen iş gereklilikleri, bu yetkinlikleri geliştirme ve gösterebilme ihtiyacını daha da önemli hale getiriyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun Future of Jobs Report 2025 raporuna göre, Türkiye’deki işverenler iş başında kullanılan becerilerin %44’ünün 2030’a kadar dönüşüme uğramasını bekliyor. Bu ortamda mikro-yeterlilik belgeleri, bireylere değerlendirmeyle doğrulanmış belirli becerilerini gösterme imkanı sunarak işverenlere ne bildikleri ve neler yapabildiklerine dair kanıt sağlıyor. Coursera’nın raporuna göre Türkiye’de mikro-yeterlilik kayıtları yıllık bazda toplam %38 artarken, yapay zeka ile ilgili mikro-yeterlilik kayıtlarındaki artış %62 oldu. Zribi: “Türkiye’nin yapay zeka gelişimindeki bir sonraki aşama, kurumların yeni yetkinlikleri iş sonuçlarına ne kadar etkili dönüştürebildiğine bağlı olacak” Coursera Orta Doğu ve Afrika Genel Müdürü Kais Zribi, raporla ilgili şunları söyledi: “Türkiye’nin yapay zeka gelişimindeki bir sonraki aşama, kurumların yeni yetkinlikleri daha iyi kararlara ve iş sonuçlarına ne kadar etkili dönüştürebildiğine bağlı olacak. Öğrenmenin, teknik yetkinliği yapay zekanın nerede değer kattığını ve nasıl kullanılması gerektiğini belirlemeye yarayan muhakeme gücüyle buluşturması gerekiyor. İşverenler ve eğitim kurumları, insanların iş hayatında karşılaştıkları rollere ve kararlara göre şekillenen pratik öğrenme yolları oluşturarak bunu destekleyebilir. Bu da ülkenin yapay zeka hedeflerinin üretkenlik ve fırsata dönüşmesine yardımcı olacaktır.” Coursera’nın Global Skills Report 2026 raporuna buradan ulaşabilirsiniz: Coursera Hakkında Coursera, dünya standartlarında eğitime evrensel erişim sağlama misyonuyla 2012 yılında Andrew Ng ve Daphne Koller tarafından kuruldu. Coursera, önde gelen üniversiteler ve sektör kuruluşlarıyla iş birliği yaparak kurslar, uzmanlık programları (Specializations), profesyonel sertifikalar ve diploma programları dahil olmak üzere geniş bir içerik ve yetkinlik portföyü sunuyor. Yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş rehberlik, Role Play ve Course Builder gibi özellikler ile Skills Tracks gibi role özel çözümler dahil olmak üzere platform yenilikleri sayesinde eğitmenler, iş ortakları ve şirketler ölçeklenebilir, kişiselleştirilmiş ve doğrulanabilir öğrenme deneyimleri sunabiliyor. Dünya genelindeki kurumlar Coursera’yı çalışanlarının, öğrencilerinin ve vatandaşlarının üretken yapay zekâ, veri bilimi, teknoloji ve işletme gibi yüksek talep gören alanlarda yeni beceriler kazanması ve mevcut becerilerini geliştirmesi için kullanırken, bireysel öğrenenler de kariyerlerini ilerletmek için ihtiyaç duydukları yetkinlikleri Coursera üzerinden ediniyor. Coursera, Delaware merkezli bir kamu yararına çalışan şirket (Public Benefit Corporation) ve aynı zamanda bir B Corp kuruluşudur. Coursera yakın zamanda Udemy ile birleşerek dünyanın en kapsamlı beceri geliştirme platformlarından birini oluşturmuştur. Coursera; Türkiye'de Erciyes Üniversitesi, Yeditepe, MEF, Bahçeşehir Üniversitesi ve Hisar Okulları gibi birçok kuruluş ve kurumla işbirliği yapmıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEGV’den Yeni Eğitim Yılında Çocukların Geleceği için Destek Çağrısı Haber

TEGV’den Yeni Eğitim Yılında Çocukların Geleceği için Destek Çağrısı

“Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir” vizyonuyla çağdaş nesillerin yetişmesi için çalışmalarını sürdüren Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), yeni eğitim öğretim yılında çocukların gelişimini desteklemeye devam ediyor. TEGV etkinlik noktalarında etkinliklere ücretsiz katılan çocuklar, çocuk dostu mekânlarda ve dijital eğitim platformu TEGV Akademi’de eğlenirken öğreniyor; yeni beceriler kazanırken potansiyellerini keşfetme fırsatı buluyor. TEGV, daha fazla çocuğa ulaşmak için eğitim dostlarını “Okula Dönüş” kampanyasına katılmaya çağırıyor. Bilişimden sanata farklı alanlarda eğitim fırsatı Eğitimde fırsat eşitliğini desteklemek ve nitelikli eğitime erişim imkânı sınırlı olan çocukların geleceğe daha donanımlı hazırlanması için çalışmalar yürüten TEGV, sonbahar etkinlik döneminde kapılarını çocuklara açıyor. TEGV, Türkiye’nin 22 ilinde bulunan 51 etkinlik noktasında ve TEGV Akademi’de çocuklara nitelikli eğitim desteği sağlıyor. Çocukları bilişim, okuma, matematik, fen, sanat ve İngilizce alanlarında etkinliklerle buluşturan TEGV, tüm çalışmalarını gönüllülerin desteğiyle hayata geçiriliyor. Çocukların becerilerini geliştirmelerine destek oluyor TEGV çocukların yalnızca akademik gelişimlerini değil, aynı zamanda merak etme, sorgulama, üretme, problem çözme ve yaratıcılık gibi yaşam becerilerini de destekliyor. TEGV’in etkinlik noktalarında gerçekleştirilen atölye ve etkinlikler, eleştirel düşünme ve teknolojik iletişim alanlarıyla çocukların gelişimine katkı sağlarken, eğlenceli ve çok disiplinli bir öğrenme modeli sunuyor. Bu sayede çocuklar, geleceğe dair becerilerini geliştirirken ilgi alanlarını ve potansiyellerini keşfetme şansı yakalıyor. TEGV’in çocukların hayatına etkisi yıllar sonra da sürüyor TEGV’de çocukluk yıllarında başlayan eğitim yolculuğunun izleri yıllar sonra da devam ediyor. Eski TEGV çocukları, TEGV’de kazandıkları özgüven, merak ve keşfetme duygusunun hayatlarına nasıl yön verdiğini şöyle anlatıyor: “Şu an olduğum insanı tanımlayabiliyor olmamda hatırı sayılır bir payı olan TEGV, çocukluğumun en güzel anılarını da barındırıyor. Dünyanın çapının mahallemden çok daha büyük olduğunu gösteren her gezi, her etkinlik hâlâ hafızamda. Okuduğumuz bölümleri bile TEGV güzelliğine borçluyuz aslında.” –Ali Can, TEGV Eski Çocuğu “Çocukluğuma göre çok daha dışa dönük ve özgüvenliyim, TEGV bana kendimi fark etme imkânı sundu. Bu yüzden iyi ki diyorum. TEGV gönüllüsü olarak ise çocukların gözlerine baktığımda hem kendi çocukluğumu hem de ülkemizin geleceğini görüyorum.” – Esra, TEGV Eski Çocuğu “Okula Dönüş” Kampanyası ile çocukların geleceğine destek olmak mümkün TEGV, yeni eğitim öğretim döneminde daha fazla çocuğun nitelikli eğitim erişebilmesi için “Okula Dönüş” kampanyasıyla eğitim dostlarına çağrıda bulunuyor. Kampanya kapsamında yapılan bağışlar, çocukların yıl boyunca TEGV’in eğitim etkinliklerinden ücretsiz olarak yararlanmasına katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sosyal Medyada Görünürlük Uğruna Tehlikeli Akımları Yapıyorlar! Haber

Sosyal Medyada Görünürlük Uğruna Tehlikeli Akımları Yapıyorlar!

Beğeni ve izlenmenin ergenler açısından güçlü bir sosyal ödüle dönüşebildiğini ifade eden Doğantekin, “Çocuk, sıradan paylaşımlarının az ilgi gördüğünü ancak daha sıra dışı veya sınırları zorlayan içeriklerin daha fazla izlendiğini fark ettiğinde, ‘daha çarpıcı içerik = daha fazla ilgi’ şeklinde bir öğrenme döngüsü oluşabilir.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Seren Doğantekin, sosyal medyada görünürlük arayışının psikolojik nedenlerini, tehlikeli sosyal medya akımlarının neden hızla yayılabildiğini ve özellikle çocuklar ile ergenlerin bu akımlardan neden daha fazla etkilenebildiğini değerlendirdi. Görünür olma isteğinin arkasında “görülme ve kabul edilme” ihtiyacı var Sosyal medyada daha görünür olabilmek için sınırların zorlanmasının yalnızca “dikkat çekme isteği” ile açıklanamayacağını belirten Klinik Psikolog Seren Doğantekin, “Sosyal medyada görünür olma isteğinin arkasında çoğu zaman beğenilme, kabul görme, bir gruba ait olma, merak, heyecan arayışı ve sosyal onay ihtiyacı bulunur. Beğeni, yorum ve izlenme sayıları kişinin aldığı sosyal geri bildirimi görünür ve ölçülebilir hale getirir. Özellikle kişinin kendilik değerini dışarıdan aldığı onay üzerinden değerlendirmeye başladığı durumlarda, daha fazla ilgi çekebilmek için sınırları zorlama eğilimi ortaya çıkabilir. Burada yalnızca ‘dikkat çekme isteğinden’ değil, kişinin görülme ve kabul edilme ihtiyacının sosyal medya üzerinden karşılanmaya çalışılmasından söz ediyoruz.” dedi. “Herkes yapıyorsa tehlikeli değildir” yanılgısı oluşabiliyor “Bir davranışın çok sayıda kişi tarafından yapılması, o davranışın normal ve kabul edilebilir olduğu algısını güçlendirebilir.” diyen Klinik Psikolog Seren Doğantekin, “Psikolojide sosyal kanıt ve sosyal normların etkisiyle açıklayabileceğimiz bu durumda kişi, çevresindeki insanların davranışlarını kendi kararına referans olarak kullanabilir. Özellikle olumsuz sonuçları videolarda görmüyorsa risk olduğundan daha düşük algılanabilir. Nitekim araştırmalar, ergenlerin çok sayıda beğeni almış içeriklere daha fazla yöneldiğini ve bunun riskli davranışları gösteren içerikler için de geçerli olabildiğini göstermektedir.” diye konuştu. Sağlıklı paylaşım ne zaman riskli onay arayışına dönüşüyor? Kendini ifade etmenin, yaşadıklarını paylaşmanın ve sosyal çevreden geri bildirim almak istemenin doğal bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Doğantekin, “İnsanların kendilerini ifade etmek, yaşadıklarını paylaşmak ve çevrelerinden geri bildirim almak istemeleri son derece doğaldır. Burada belirleyici olan, sosyal medyadan alınan geri bildirimin kişinin kendilik değerini ne ölçüde belirlemeye başladığıdır. Paylaşım beklenen ilgiyi görmediğinde yoğun değersizlik, öfke veya kaygı ortaya çıkıyorsa; kişi daha fazla izlenmek için giderek daha uç, mahrem ya da tehlikeli davranışlara yöneliyorsa sağlıklı paylaşım ihtiyacının yerini riskli bir onay arayışı almaya başladığını düşünebiliriz.” şeklinde konuştu. Ergen için risk, aynı zamanda “gruba kabul edilme fırsatı” olarak görülebiliyor Tehlikeli sosyal medya akımlarında en önemli risk gruplarından birinin çocuklar ve ergenler olduğunu belirten Doğantekin, şöyle devam etti: “Ergenlik döneminde akranlar tarafından kabul edilmek ve bir gruba ait hissetmek gelişimsel olarak oldukça önemlidir. Aynı zamanda ödüle ve sosyal geri bildirime duyarlılık yüksekken, dürtü kontrolü, uzun vadeli sonuçları değerlendirme ve özdenetimle ilişkili sistemler gelişimini sürdürmektedir. Dolayısıyla bir yetişkinin ‘gereksiz bir risk’ olarak değerlendirdiği davranış, ergen için arkadaşları tarafından kabul edilme, eğlenme veya görünür olma fırsatı olarak algılanabilir. Araştırmalar da ergenlerde risk alma davranışlarının sosyal bağlamdan ve akranların davranışlarından önemli ölçüde etkilenebildiğini ortaya koyuyor.” “Daha çarpıcı içerik, daha fazla ilgi” döngüsü oluşabilir Sosyal medyada yeterince ilgi görmediğini düşünen bir çocuğun zaman içerisinde daha sıra dışı ve riskli içeriklere yönelmesinin mümkün olduğunu söyleyen Doğantekin, “Çocuk, sıradan paylaşımlarının az ilgi gördüğünü ancak daha sıra dışı veya sınırları zorlayan içeriklerin daha fazla izlendiğini fark ettiğinde, ‘daha çarpıcı içerik = daha fazla ilgi’ şeklinde bir öğrenme döngüsü oluşabilir. Beğenilerin ergenlerde ödül işlemeyle ilişkili beyin bölgelerinde daha güçlü yanıtlarla bağlantılı olduğunu gösteren çalışmalar da sosyal geri bildirimin bu yaş grubunda neden güçlü olabileceğini anlamamıza yardımcı oluyor.” dedi. Tehlike, zarar görülmesine rağmen davranışın sürdürülmesiyle büyüyor Sürekli dikkat çekmeye çalışmanın tek başına psikolojik bir bozukluk göstergesi olmadığını vurgulayan Doğantekin, “Tek başına dikkat çekme isteği psikolojik bir bozukluk anlamına gelmez. Burada davranışın sıklığı, şiddeti, kontrol edilebilirliği ve kişinin yaşamına verdiği zarar önemlidir. Kişi daha fazla ilgi görmek için fiziksel güvenliğini tekrar tekrar tehlikeye atıyor, zarar görmesine rağmen aynı davranışları sürdürüyor, sosyal medyada ilgi görmediğinde yoğun değersizlik veya öfke yaşıyor ya da giderek daha tehlikeli davranışlara ihtiyaç duyuyorsa psikolojik değerlendirme faydalı olacaktır. Özellikle çocuk ve ergenlerde buna dürtüsellik, kendine zarar verme davranışları, belirgin duygu durum değişiklikleri, okul ve aile ilişkilerinde bozulma veya sosyal medyadan uzak kaldığında yoğun sıkıntı eşlik ediyorsa profesyonel destek alınması önemlidir.” diye konuştu. Yasaklamak yerine düşündüren sorular sorun Ailelerin çocuklarını tehlikeli sosyal medya akımlarından korumak için yalnızca yasaklayıcı bir dil kullanmasının yeterli olmayabileceğine dikkat çeken Doğantekin, “Çocukları tehlikeli akımlardan korurken yalnızca ‘Bunu yapma’ demek yerine, neden yapmak istediğini anlamaya çalışmak daha koruyucu bir yaklaşım olabilir. ‘Bu video çok izlendiği için mi sana güvenli geliyor?’, ‘Kamera olmasaydı bunu yine yapmak ister miydin?’ veya ‘Bir şeyin çok beğenilmesi onun güvenli olduğu anlamına gelir mi?’ gibi sorular çocuğun eleştirel düşünme ve risk değerlendirme becerisini destekleyebilir.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ünlü Hayranlığı Duygusal Bağımlılığa Dönüşebilir Haber

Ünlü Hayranlığı Duygusal Bağımlılığa Dönüşebilir

Zamanla derinleşen bu bağın psikolojide “parasosyal ilişki” olarak tanımlandığını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, “Parasosyal ilişkiler her zaman zararlı değildir hatta kişiye ilham, motivasyon ve aidiyet hissi sağlayabilir. Ancak bu bağ aşırı yoğunlaşıp gerçek yaşamın ve ilişkilerin yerini almaya başladığında kişinin günlük yaşamını olumsuz etkileyebilir” şeklinde konuştu. Sosyal medyanın, ünlülerin günlük yaşamlarına erişebilme hissini güçlendirerek aradaki yakınlık algısını artırdığına değinen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, “Kullanıcılar, takip ettikleri kişiyi gerçekten tanıyormuş gibi hissedebiliyor ve zamanla duygusal yatırımlarını tek bir figüre yöneltebiliyor. Bu bağın giderek güçlenmesiyle kişinin gerçek ilişkilerini ihmal etmesi, sosyal yaşamdan uzaklaşması, zamanının önemli bir bölümünü bu kişiyi takip ederek geçirmesi ya da günlük düzeninin bozulması mümkün. Bu tür değişimler, ‘Ünlü Hayranlığı Sendromu’nun dikkat edilmesi gereken işaretleri arasında yer alıyor” dedi. Ailelerin açık iletişim kurması önemli Özellikle gençlerin dijital dünyada psikolojik sınırlarını koruyabilmesinde ailelerin yaklaşımının önemli bir rolü olduğunun altını çizen Unutmaz, “Bu süreçte yasaklayıcı ve yargılayıcı bir tutum yerine, gençlerin takip ettikleri içerikleri anlamaya çalışan ve onlarla açık iletişim kuran bir yaklaşım benimsenmesi önemli. Dijital okuryazarlığın desteklenmesi, sosyal medyada görülen içeriklerin sorgulanması, eleştirel düşünme becerisinin geliştirilmesi ve ekran süresine dengeli sınırlar konulması, gençlerin ünlülerle kurdukları tek taraflı bağları daha sağlıklı değerlendirmelerine yardımcı olabilir. Bunun yanı sıra gerçek sosyal bağların güçlendirilmesi, aile içi iletişimin desteklenmesi ve gençlerin farklı ilgi alanlarına yönlendirilmesi, duygusal ihtiyaçlarını yalnızca dijital dünyadaki tek taraflı ilişkiler üzerinden karşılamalarının önüne geçebilir” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eğitim Literatüründe Türkiye İmzası Haber

Eğitim Literatüründe Türkiye İmzası

Frontiers in Psychology’de yayımlanarak uluslararası akademik literatürde yer alan model, öğrencileri yalnızca sınavlara değil; yapay zekanın şekillendirdiği geleceğin dünyasının gerektirdiği yetkinliklere hazırlamayı hedefliyor. 16 Temmuz 2026, İstanbul – Türkiye’de eğitim teknolojileri alanına yön veren ve bugüne kadar 5 milyondan fazla öğrencinin yolculuğuna eşlik eden Doping Hafıza, 16 yıllık saha birikimini küresel bir vizyonla taçlandırdı. Şirket; eğitim bilimcileri, klinik psikologlar ve nörobilim uzmanlarının katkılarıyla üç yılı aşkın süredir yürüttüğü AR-GE çalışmaları sonucunda, öğrencinin kendini keşfetmesini ve potansiyelini ortaya çıkarmasını merkeze alan yeni nesil bir öğrenme modeli geliştirdi. Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre, önümüzdeki 5 yıl içinde mevcut iş kollarında ihtiyaç duyulan temel becerilerin yaklaşık yüzde 40'ının değişmesi bekleniyor. Doping Hafıza’nın tescilli modeli WAY; öğrencileri yalnızca klasik akademik başarıya odaklamak yerine empati, eleştirel düşünme, karmaşık problem çözme, öz farkındalık ve teknolojiyle iş birliği yapabilme yetilerini bütünsel bir yapıda ele alarak bu küresel dönüşüme yenilikçi bir yanıt sunuyor. Dünyaca Ünlü Psikoloji Dergisinde Yayımlandı Yalnızca teorik bir tasarımdan ibaret olmayan WAY metodolojisinin kuramsal altyapısı, dünyanın en saygın psikoloji mecralarından Frontiers in Psychology'de yayımlanarak uluslararası akademik literatürdeki yerini aldı. Tamamen kanıta dayalı saha çalışmalarına dayanan geliştirme sürecinde; akademisyenlerin rehberliğinde kontrollü araştırmalar, EEG cihazlarıyla beyin dalgası ölçümleri ve uluslararası geçerliliğe sahip yetkinlik ölçekleri uygulandı. Gerçekleştirilen bu bilimsel araştırmalar, WAY’in öğrencilerin özgüven, özdenetim ve bilişsel gelişim süreçlerini doğrudan ve olumlu yönde desteklediğini somut verilerle ortaya koyuyor. ASU+GSV Summit’te Global İlgi Dünyanın en prestijli eğitim ve teknoloji zirvelerinden biri kabul edilen ABD merkezli ASU+GSV Summit'te küresel paydaşların beğenisine sunulan WAY, uluslararası eğitim otoriteleri, akademisyenler, girişimciler ve EdTech yöneticilerinden yoğun ilgi gördü. Zirve kapsamında gerçekleştirilen 15 farklı uluslararası stratejik görüşme, Türkiye menşeili bu özgün metodolojinin küresel eğitim ihtiyaçlarına yönelik bütünsel bir inovasyon olarak değerlendirildiğini gösterdi. WAY, Doping Hafıza'nın küresel pazardaki varlığını güçlendirirken, Türkiye'den dünyaya uzanan eğitim teknolojileri ihracatı hedefinde de önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Simurg’dan İlham Alan Kişiselleştirilmiş Öğrenme Deneyimi Kendi kanatlarını bulmayı temsil eden efsanevi Simurg kuşundan ilham alan WAY, öğrencilerin bireysel potansiyellerini keşfetmelerini sağlayan 4 aşamalı bir deneyim tasarımı olarak kurgulandı. Alanında uzman “Öğrenme Mimarları” liderliğinde yürütülen süreçte; öğrencilerin ilgi alanları, güçlü yönleri ve gelişim alanları kapsamlı bir şekilde analiz edilerek tamamen kişiye özel gelişim planları oluşturuluyor. Sistem; öğrencilerin yapay zeka koçluğu eşliğinde girişim fikirleri geliştirdikleri Startup Lab, gerçek yaşam senaryoları ve tarihsel dönüm noktalarından hareketle karar alma kaslarını güçlendiren Mission WAY ve Fateful Moment gibi yenilikçi dijital simülasyonlarla adım adım destekleniyor. Arif Karakuş: "Öğrenmek Bir Yük Olmaktan Çıkıp Keşfe Dönüşüyor" Çocukları geleceğin dünyasına hazırlamanın yalnızca tek taraflı bilgi aktarımıyla mümkün olamayacağını belirten Doping Hafıza Genel Müdür Yardımcısı Arif Karakuş, metodolojinin temel vizyonunu şu sözlerle aktardı: "Bir çocuk kim olduğunu bildiğinde, kendini tanıdığında, kültürünü, köklerini, merakını ve güçlü yanlarını hissettiğinde öğrenmek artık bir yük olmaktan çıkıyor; keyifli bir keşfe dönüşüyor. 16 yıllık deneyimimizi ve milyonlarca öğrenciye ulaşan altyapımızı WAY ile tamamen yeniden kurguladık. Sosyal-duygusal öğrenmeyi, karakter ve potansiyel keşfiyle dünyada ilk kez sistematik bir modelde bir araya getiren WAY sayesinde; öğrencilerin kim olduklarını, neleri başarabileceklerini ve geleceğe nasıl yön verebileceklerini keşfetmelerini sağlıyor, onları geleceğin dünyasına tamamen hazır bireyler olarak yetiştirmeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Eğitim Vakfı İnanç Lisesi, Yüksek Potansiyelli Gençlere Nitelikli Eğitim Fırsatı Sunuyor Haber

Türk Eğitim Vakfı İnanç Lisesi, Yüksek Potansiyelli Gençlere Nitelikli Eğitim Fırsatı Sunuyor

Eğitimde fırsat eşitliğini merkeze alan TEV İnanç Lisesi, Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen üstün potansiyelli öğrencileri burs destekleriyle bir araya getiriyor. Öğrenciler, ulusal ve uluslararası ölçekte elde edilen öğrenci başarıları ve sunduğu eğitim olanaklarıyla dikkat çeken okulda geleceğe güçlü bir başlangıç yapma fırsatı buluyor. Bir öğrencinin geleceğini belirleyen en önemli unsurlardan biri, sahip olduğu potansiyeli geliştirebileceği eğitim fırsatlarına erişebilmesi. Ancak bu fırsatlar her öğrenci için eşit koşullarda sunulamıyor. Başarılı gençlerin gelişimine katkı sağlamak ve fırsat eşitliğini güçlendirmek amacıyla faaliyet gösteren TEV İnanç Lisesi, Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen öğrencileri aynı kampüste buluşturarak potansiyellerini gerçekleştirebilecekleri bir öğrenme ortamı sunuyor. Türk Eğitim Vakfı’nın burs desteğiyle eğitim alan öğrenciler, akademik ve kişisel gelişimlerini destekleyen bir eğitim modelinin parçası oluyor. Öğrencilerin önemli bir bölümü tam veya kısmi burs desteğiyle eğitim hayatlarını başarıyla sürdürüyor. Farklı şehirlerden gelen öğrenciler aynı hedefte buluşuyor TEV İnanç Lisesi, Türkiye’nin dört bir yanından gelen öğrencilerin bir arada yaşadığı ve öğrenim gördüğü özgün bir eğitim ortamı sunuyor. Farklı kültürel ve sosyal geçmişlere sahip öğrenciler, kampüs yaşamı boyunca yalnızca akademik açıdan değil; sosyal, kültürel ve kişisel gelişim alanlarında da birbirlerinden besleniyor. Bu çeşitlilik, öğrencilerin farklı bakış açıları geliştirmelerine ve küresel dünyaya daha hazırlıklı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlıyor. Türkiye'nin farklı şehirlerinden gelen öğrenciler, tam yatılı eğitim modeli sayesinde günün her anını paylaşırken akademik öğrenimlerini sosyal, kültürel ve kişisel gelişim olanaklarıyla destekliyor. Hiç bitmeyen bir öğrenme ekosisteminin parçası olan öğrenciler, farklı bakış açılarıyla tanışıyor ve güçlü bir topluluk bilinci geliştiriyorlar. Geleceğe hazırlayan eğitim yaklaşımı TEV İnanç Lisesinin eğitim modeli; eleştirel düşünme, araştırma, problem çözme ve bağımsız öğrenme becerilerinin gelişimini merkeze alıyor. Öğrenciler bilimden sanata, teknolojiden sosyal bilimlere uzanan geniş bir yelpazede kendilerini geliştirme fırsatı bulurken, ulusal ve uluslararası düzeyde yükseköğrenime hazırlayan akademik programlarla geleceğe hazırlanıyor. Araştırma temelli çalışmalara erken yaşlarda dahil olan öğrenciler; 60'ın üzerinde öğrenci kulübü, bilimsel araştırma projeleri, uluslararası iş birlikleri ve Erasmus+ programları gibi olanaklar aracılığıyla ilgi alanlarını keşfediyorlar. Akademik başarı kadar merak duygusunu, sorgulamayı ve üretmeyi teşvik eden bu yaklaşım, öğrencileri yükseköğrenim hayatına güçlü bir şekilde hazırlıyor. Yurt içinde ve yurt dışında başarı hikayeleri TEV İnanç Lisesi mezunları, yıllar içinde hem Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinde hem de dünyanın saygın yükseköğretim kurumlarında eğitimlerine devam etme fırsatı elde etti. Akademiden girişimciliğe, bilimden teknolojiye uzanan farklı alanlarda başarı gösteren mezunlar, eğitimde fırsat eşitliğinin bireylerin yaşam yolculuğunda yaratabileceği etkiyi ortaya koyuyor. Son başvuru tarihi 24 Haziran Türk Eğitim Vakfının eğitimde fırsat eşitliği vizyonunun önemli bir parçası olan TEV İnanç Lisesi, öğrencilerin başarılarını ekonomik koşullardan bağımsız olarak değerlendirmeyi hedefliyor. Böylece Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen üstün potansiyelli gençler, nitelikli eğitim olanaklarına erişerek kendi geleceklerini şekillendirme fırsatı buluyor. 2026-2027 eğitim öğretim yılı öğrenci kabul süreci kapsamında başvurular 24 Haziran tarihinde sona erecek. TEV İnanç Lisesi, Türkiye’nin dört bir yanındaki başarılı öğrencileri, potansiyellerini gerçekleştirebilecekleri bu eğitim yolculuğuna katılmaya davet ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.