Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Emisyon Azaltımı

Kapsül Haber Ajansı - Emisyon Azaltımı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Emisyon Azaltımı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

VakıfBank ve MEXT’ten sanayici ve ihracatçıların yeşil dönüşümüne liderlik edecek iş birliği  Haber

VakıfBank ve MEXT’ten sanayici ve ihracatçıların yeşil dönüşümüne liderlik edecek iş birliği 

Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı anlayışıyla Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına katkı sağlayan VakıfBank, MEXT Teknoloji Merkezi ile sanayici ve ihracatçıların dekarbonizasyon yolculuğunu destekleyecek stratejik bir iş birliğine imza attı. İş birliğinin temel amacı; sanayici ve ihracatçı firmaların SKDM uyum kapasitesini artırmak, dekarbonizasyon potansiyellerini görünür hale getirmek ve ortaya çıkan uygun yatırım ihtiyalarını finansman imkanlarıyla buluşturabilecek sürdürülebilir bir model oluşturmak olarak belirlendi. “Dönüşüme Değer” adıyla hayata geçirilen model kapsamında MEXT’in sanayi, teknoloji ve yeşil dönüşüm alanındaki yetkinliği ile VakıfBank’ın finansman gücü aynı müşteri yolculuğunda bir araya gelecek. İşletmelerin dekarbonizasyon ihtiyaçları belirlenerek enerji ve kaynak verimliliği, yenilenebilir enerji, elektrifikasyon, proses dönüşümü, temiz üretim teknolojileri ve döngüsel ekonomi gibi alanlarda şirkete özel yol haritaları hazırlanacak. Belirlenen yatırımlar VakıfBank’ın sürdürülebilir finansman çözümleri ve uygun uluslararası kaynaklarıyla desteklenirken yatırım sonrasında sağlanan emisyon azaltımı, enerji tasarrufu ve diğer dönüşüm çıktıları takip edilecek. MEXT, firmaların SKDM raporlama altyapısının geliştirilmesine, karbon ayak izi ve ilgili düzenlemeler konusunda eğitim ve kapasite geliştirmeye destek olurken; VakıfBank hedef müşteri kitlesinin belirlenmesi, uygun firmaların bilgilendirilmesi ve programa yönlendirilmesinde aktif rol üstlenecek. “Dönüşümün gerçekleşmesini sağlayacak ekosistemi birlikte kuruyoruz” VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yeşil dönüşüm artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; üretim gücünün, ihracat kapasitesinin ve uzun vadeli rekabetçiliğin ayrılmaz bir parçası. Sanayicimizin ve ihracatçımızın önündeki dönüşüm ihtiyacını, bir risk alanı olmanın ötesinde, yeni bir yatırım ve büyüme fırsatı olarak görüyoruz. Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı anlayışımızla yalnızca dönüşümü finanse eden değil, dönüşümün gerçekleşmesine katkı sağlayan banka olmayı hedefliyoruz. MEXT’in teknik yetkinliği ile VakıfBank’ın finansman gücünü buluşturduğumuz bu modelle müşterilerimizin ihtiyaçlarının belirlenmesinden yatırımın finansmanına, ortaya çıkan etkinin ölçülmesine kadar tüm süreçte yanlarında olacağız.” “Yeşil dönüşüm yolculuğunu uçtan uca destekleyen güçlü bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz” İş birliğie ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol “MEXT olarak; sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm ve yapay zekayı, Türk sanayisinin geleceğini şekillendirecek ve küresel rekabet gücünü artıracak stratejik öncelikler olarak görüyoruz. Sürdürülebilirlik odağında ise hedefimiz bu dönüşümü işletmelerimiz için yalnızca bir uyum unsuru olmaktan çıkararak, uygulanabilir fırsat alanına dönüştürmek. Bu dönüşümün kalıcı bir değer sağlayabilmesi için işletmelerin mevcut durumlarının doğru analiz edilmesi, dönüşüm ihtiyaçlarının belirlenmesi ve bu ihtiyaçların uygulanabilir yatırım planlarına dönüşmesi büyük önem taşıyor. MEXT’in sanayideki deneyimini ve dönüşüm yetkinliğini, VakıfBank’ın Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı ile bir araya getirerek, işletmelerin yeşil dönüşüm yolculuğunu uçtan uca destekleyen güçlü bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bu stratejik iş birliğinin yalnızca işletmelerin dönüşümünü hızlandırmakla kalmayacağına; ülkemizin düşük karbonlu üretim kapasitesini geliştirerek daha verimli, dirençli ve uluslararası rekabette daha güçlü bir yapıya kavuşmasına da önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. İş birliği, “dönüşüm-finansman” modeli olarak kurgulandı VakıfBank ve MEXT arasında imzalanan stratejik iş birliği, tek seferlik bir finansman programından öte; sanayicinin dönüşüm ihtiyacının belirlenmesinden yatırımın gerçekleştirilmesine ve etkisinin ölçülmesine kadar uzanan sürekli bir “dönüşüm-finansman modeli” olarak kurgulandı. Modelin ilerleyen dönemde farklı sektör ve müşteri gruplarına genişletilerek Türkiye’nin düşük karbonlu üretim kapasitesine ve sürdürülebilir ihracat gücüne katkı sağlaması amaçlanıyor. Dönüşüme Değer Programı; “Ölç, Yol Haritasını Çıkar, Finanse Et, Etkiyi Ölç” olmak üzere dört aşamadan oluşuyor. Böylece işletmelerin yalnızca finansmana erişmesi değil, mevcut üretim süreçlerini analiz ederek ihtiyaçlarına uygun ve ölçülebilir bir dönüşüm yolculuğuna çıkması öngörülüyor. İş birliğinin somut göstergelerle de takip edilerek programa katılan ve süreci tamamlayan firma sayısından sektörel dağılıma, eğitim ve kapasite geliştirme sonuçlarından SKDM raporlama altyapısı kurulan firmalara, tespit edilen dekarbonizasyon yatırım temalarından finansman değerlendirmesine yönlendirilen yatırım alanlarına kadar etkisinin düzenli olarak ölçülmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DenizBank’tan Yeşil Finansmana  100 Milyon Dolarlık Yeni Destek Haber

DenizBank’tan Yeşil Finansmana 100 Milyon Dolarlık Yeni Destek

Bu işlemle birlikte DenizBank, 5 farklı uluslararası kalkınma ve yatırım bankasının katılımıyla gerçekleştirdiği yeşil tahvil ihracı hacmini 470 Milyon Dolara ulaştırdı. DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, gerçekleştirilen işleme ilişkin değerlendirmesinde, “Düşük karbonlu ekonomiye geçişte en kritik unsurlardan biri, çevresel ve sosyal etki yaratan yatırımların uzun vadeli finansmanı. DenizBank olarak, uluslararası kalkınma ve yatırım bankaları ile kurduğumuz güçlü iş birlikleri sayesinde Türkiye’nin sürdürülebilir finansman ekosistemine katkımızı istikrarlı şekilde artırıyoruz. AIIB’den temin ettiğimiz 100 Milyon Dolar tutarındaki kaynağı, Sürdürülebilir Finans Çerçevemiz kapsamında; yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, emisyon azaltımı ve sürdürülebilir ulaşım gibi çevresel etkisi yüksek yatırımların finansmanında değerlendireceğiz. Son üç yılda gerçekleştirdiğimiz işlemlerle birlikte, yıl sonuna kadar yurtdışından 3 Milyar Doları aşan sürdürülebilir finansmanı portföyümüze kazandırmayı hedefliyoruz. Bunun 2 Milyar Dolardan fazlası, iklim değişikliğinden kaynaklı risklerin azaltılmasına hizmet eden yatırımlardan oluşacak. AIIB ile gerçekleştirdiğimiz bu ilk işlem, Türkiye’de iklim dostu yatırımların desteklenmesine katkı sağlarken; Bankamızın beş farklı uluslararası kalkınma ve yatırım bankasıyla hayata geçirdiği ve toplamı 470 Milyon Dolara ulaşan yeşil tahvil ihraçlarının da son örneğini oluşturuyor. Bu ihraçla birlikte, uluslararası kalkınma ve yatırım bankalarının Türkiye’deki özel bankalara sağladığı yeşil finansman içindeki pazar payımız yüzde 30’un üzerine ulaştı. Önümüzdeki dönemde iş birliğimizi derinleştirerek sürdürülebilir projelere yönelik yeni fırsatları birlikte değerlendirmek hedefindeyiz. Ülkemizde yeşil tahvil piyasasının gelişimini ve iklim dostu yatırımların finansmanını desteklemeyi sürdüreceğiz” dedi. AIIB Finansal Kuruluşlar ve Fonlar Genel Direktörü Gregory Liu, konuyla ilgili değerlendirmesinde “Bu işlem, AIIB’nin hem DenizBank hem de Orta Doğu bölgesinin önde gelen bankacılık kuruluşlarından Emirates NBD ile gerçekleştirdiği ilk iş birliği. Yeşil tahvil yatırımımız, iklim eyleminin ölçeklendirilmesinde yeşil finansın taşıdığı önemi ortaya koymanın yanı sıra; AIIB’nin, Türkiye ve MENA bölgesi genelinde düşük karbonlu ekonomiye geçişi desteklemek üzere geliştirdiği finansal ortaklıkların anlamlı bir örneği ve bu konudaki artan rolünün de önemli bir göstergesi” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım’dan “Plastiksiz Temmuz” Gündeminde Geleceğe Çağrı Haber

Sunar Yatırım’dan “Plastiksiz Temmuz” Gündeminde Geleceğe Çağrı

Tarım, gıda ve biyoendüstri alanlarında faaliyet gösteren Sunar Yatırım, üretim gücünü sürdürülebilirlik vizyonuyla birleştiren entegre yapısıyla dikkat çekiyor. Şirket döngüsel ekonomi yaklaşımını merkeze alarak bir mısır tanesini yalnızca tek bir ürüne değil; biyopolimer, ilaç, kozmetik, gıda ve yem başta olmak üzere onlarca farklı sektöre değer üreten entegre bir üretim ekosistemine dönüştürüyor. Ayrıca; doğal kaynakların verimli kullanıldığı, karbon ayak izinin azaltıldığı ve çevresel etkinin minimize edildiği bir üretim modeliyle çalışıyor. Ar-Ge yatırımlarıyla biyomalzeme teknolojilerine odaklanan Sunar Yatırım, geleceğin sanayi dönüşümünde çevreyle uyumlu çözümler geliştirmeyi stratejik bir öncelik olarak konumlandırıyor. Plastic Free July kapsamında değerlendirmelerde bulunan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, plastik sorununun tek bir malzeme değişimiyle çözülemeyecek kadar kapsamlı bir dönüşüm alanı olduğuna dikkat çekerek, sürdürülebilirliğin üretim zincirinin tamamına entegre edilmesi gerektiğini, tüketicilerin de bu konuda farkındalık geliştirmesinin önemli bir nokta olduğunu vurguladı. Çomu, biyopolimer teknolojilerinin bu dönüşümde kritik bir rol üstlendiğini belirterek, “Fosil bazlı plastiklere alternatif olarak geliştirdiğimiz mısır nişastası bazlı biyobozunur ve biyobazlı çözümler, çevresel etkiyi azaltmakla kalmıyor; sanayide döngüsel ekonomi yaklaşımını güçlendiren yeni bir üretim modeline de işaret ediyor. Sanayi olarak çevre dostu çözümler geliştirmek bizim ortak sorumluluğumuz. Ancak kalıcı dönüşüm için tüketicilerin de gereksiz plastik tüketimini azaltan, yeniden kullanılabilir ürünleri tercih eden ve doğru atık yönetimini destekleyen bilinçli seçimler yapması büyük önem taşıyor. Gerçek değişim, üretici ve tüketicinin ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmesiyle mümkün olacak” ifadelerini kullandı. Tek kullanımlık plastikler, plastik kirliliğinin üçte birini oluşturuyor Pew Charitable Trusts ve SYSTEMIQ tarafından hazırlanan Breaking the Plastic Wave 2025 raporuna göre küresel plastik sistemi, üretim ve atık arasındaki dengesizliğin giderek büyüdüğü bir yapıya dönüşüyor. 2025 yılı itibarıyla dünyada yaklaşık 450 milyon ton plastik üretilirken, plastik kirliliği yıllık 130 milyon ton seviyesine ulaşmış durumda. Mevcut eğilimler devam ederse bu miktarın 2040’ta iki katından fazla artması bekleniyor. Aynı dönemde plastik üretiminin yüzde 52 artışla 680 milyon tona ulaşacağı öngörülürken, atık yönetimi kapasitesi bu artışa paralel şekilde genişlemiyor ve sistem giderek daha fazla baskı altında kalıyor. Bu tabloya göre küresel ölçekte plastik atığın sınırlı bir bölümü geri dönüştürülebilirken, sistemin önemli bir kısmı ya depolanıyor ya da doğrudan çevreye karışıyor. Pew Charitable Trusts ve SYSTEMIQ'nin Breaking the Plastic Wave 2025 raporunda tek kullanımlık plastiklerin toplam plastik kirliliğinin yaklaşık üçte birini oluşturduğubelirtiliyor. Aynı rapora göre düşük geri dönüşüm oranları ve artan tüketim, mikroplastik riskini her geçen yıl daha görünür hale getiriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Tek Kullanımlık Plastikler, Deniz Çöpleri ve Mikroplastikler Yol Haritası dokümanına göre ise Türkiye’de de benzer şekilde tek kullanımlık plastiklerin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik düzenlemeler gündemde yer alırken, biyobozunur ve biyobazlı alternatifler stratejik bir çözüm alanı olarak öne çıkıyor. Enerji verimliliği ile güçlenen çevresel performans Sunar Yatırım, biyopolimer alanındaki yatırımlarını yalnızca malzeme geliştirme perspektifiyle değil, enerji dönüşümü ve karbon azaltım hedefleriyle birlikte ele alıyor. Şirketin yenilenebilir enerji stratejisi kapsamında devreye aldığı Güneş Enerjisi Santralleri (GES) ile üretim tesislerinde önemli bir emisyon azaltımı sağlanıyor. Bu yatırımlar sayesinde karbon salımının önüne geçilirken, enerji ihtiyacının giderek artan bir bölümü yenilenebilir kaynaklardan karşılanıyor. Enerji verimliliği projeleriyle birlikte değerlendirildiğinde, yalnızca 2025 yılında sağlanan 7,36 milyon kWh enerji tasarrufu ile 576 bin Euro’nun üzerinde mali kazanım elde edilirken, 3 bin 529 ton karbon emisyonu azaltıldı. Bu çevresel kazanım aynı zamanda yıllık bazda 527 ağacın oksijen üretimine eşdeğer bir etki olarak hesaplanıyor. Aynı yaklaşım doğrultusunda atık yönetimi, su geri kazanımı ve proses optimizasyonu gibi alanlarda yürütülen çalışmalar, Sunar Yatırım’ın sürdürülebilirliği ayrı bir başlık değil, üretim modelinin temel bileşeni olarak konumlandırdığını gösteriyor. 3 Temmuz Plastik Poşet Kullanmama Günü: Küçük tercihler büyük dönüşüm sağlıyor Her yıl 3 Temmuz'da kutlanan Plastik Poşet Kullanmama Günü, tek kullanımlık plastiklerin çevre üzerindeki etkisine dikkat çekerek daha sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarının yaygınlaşmasını teşvik ediyor. Plastik poşet kullanımını azaltmaya yönelik bireysel tercihler kadar, çevresel etkisi daha düşük malzemelerin geliştirilmesi ve sanayide yaygınlaşması da bu dönüşümün önemli bir parçasını oluşturuyor. Temmuz ayı boyunca devam eden Plastic Free July (Plastiksiz Temmuz) farkındalık hareketi de tüketicileri günlük yaşamlarında küçük ama etkili değişiklikler yapmaya; yeniden kullanılabilir çanta, matara ve ambalaj alternatiflerini tercih ederek plastik kullanımını azaltmaya teşvik ediyor. 180 günde doğadan çözünen plastik poşet Sanayinin yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmesi kadar, tüketicilerin bilinçli tercihleri de plastiksiz bir geleceğin inşasında kritik rol oynuyor. Bu doğrultuda Sunar Yatırım bünyesinde faaliyet gösteren Sunar NP, Türkiye'nin ilk TÜV sertifikalı nişasta bazlı biyopolimer üreticisi olarak, mısır nişastasından ürettiği biyobozunur plastiklerle çevreye duyarlı çözümleri sanayiyle buluşturuyor. Şirketin geliştirdiği biyobozunur ham madde, doğada yaklaşık 180 gün içinde tamamen çözünerek herhangi bir özel işleme ihtiyaç duymadan toprağa geri dönebiliyor. Bu yenilikçi yaklaşım, tek kullanımlık plastiklere sürdürülebilir bir alternatif sunarken, döngüsel ekonominin yaygınlaşmasına ve plastiksiz yaşam vizyonunun desteklenmesine de katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Henkel Kocaeli GEBKİM Fabrikası’nı Karbon Nötr Üretime Geçirdi Haber

Henkel Kocaeli GEBKİM Fabrikası’nı Karbon Nötr Üretime Geçirdi

Henkel, Kocaeli’deki GEBKİM Yapıştırıcı Teknolojileri Fabrikası’nı karbon nötr hale getirdi. Bu önemli adım, şirketin 2045 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşma yolculuğunda önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Böylece daha önce karbon nötr üretime geçen İstanbul Tuzla Yapıştırıcı Teknolojileri Fabrikası ile beraber şirketin Türkiye’deki Yapıştırıcı Teknolojileri fabrikalarının tamamı karbon nötr hale gelmiş oldu. GEBKİM Fabrikası’nın yanı sıra Hindistan’daki Kurkumbh Tesisi’nin de karbon nötr olmasıyla birlikte, Henkel’in Hindistan, Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’ndeki en büyük iki tesisi karbon nötr üretimle faaliyetlerini sürdürmeye başladı. Henkel, GEBKİM Fabrikası’nda doğal gazla çalışan kazan sisteminin yüksek verimli elektrikli kazan sistemiyle tamamen değiştirilmesini sağlayan önemli bir elektrifikasyon projesini hayata geçirdi. Bu dönüşüm sayesinde, tesisteki doğrudan fosil yakıt kullanımı tamamen ortadan kaldırılırken, Kapsam 1 emisyonları sıfıra indirildi ve yıllık yaklaşık 956 ton karbondioksit (CO₂) eşdeğeri emisyon azaltımı sağlandı. Ayrıca tesis bünyesinde üretilen güneş enerjisi ve Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikaları (I-REC) kombinasyonu sayesinde %100 yenilenebilir elektrik kullanımına geçildi. Böylece Kapsam 2 emisyonları da sıfırlanırken, yeni sistemin sağladığı yüksek verimlilik sayesinde toplam enerji tüketimi azaltılarak üretim kapasitesinin korunması mümkün oldu. Böylece GEBKİM Fabrikası, elektrifikasyon ve yenilenebilir enerji kullanımıyla Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını sıfırlayarak Henkel’in fosil yakıtsız üretimde küresel ölçekteki öncü tesislerinden biri haline geldi. Henkel Yapıştırıcı Teknolojileri IMEA Bölgesi Operasyonlar ve Tedarik Zincirinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Simon Ulmann, konuyla ilgili görüşlerini şu sözlerle ifade etti: "Henkel olarak, Türkiye’deki GEBKİM Fabrika’mızla birlikte Hindistan’daki Kurkumbh Tesislerimizde de karbon nötr üretime geçtik. IMEA bölgesindeki iki önemli tesisimizde karbon nötr üretime ulaşmamız, Henkel Yapıştırıcı Teknolojileri’nin küresel sürdürülebilirlik hedeflerini hayata geçirme yolunda önemli bir adım. Hedefimiz çok net: Tüm operasyonlarımızdaki fosil yakıtları sistematik olarak ortadan kaldırıyor ve bunları yenilenebilir enerjiyle çalışan elektrikli süreçlerle değiştiriyoruz. GEBKİM ve Kurkumbh Fabrikalarımızda elde ettiğimiz bu üretim başarısı, stratejimizi tesis düzeyinde somut sonuçlara dönüştürebildiğimizi gösteriyor ve net sıfır operasyonlara ulaşma yolculuğumuzu hızlandırıyor." Türk Henkel Yapıştırıcı Teknolojileri Başkanı ve Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Operasyonlar Direktörü Mehmet Yılmaz ise, “GEBKİM Fabrika’mızın karbon nötr hale gelmesi, Henkel’in 2045 net sıfır emisyon hedefine ulaşma yolunda attığı kararlı adımlarda önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor. Daha önce de Tuzla Fabrika’mızda karbon nötr üretimi hayata geçirerek sürdürülebilirlik hedeflerimiz çerçevesinde önemli bir adım atmıştık. Böylece Türkiye’deki Yapıştırıcı Teknolojileri tesislerimizin tamamında karbon nötr üretime geçmiş olduk. GEBKİM Fabrika’mızdaki bu dönüşüm, elektrifikasyonun endüstriyel operasyonları temelden nasıl dönüştürebileceğini gösteren somut bir örnek oldu. Elektrikli sistemler ve yenilenebilir enerji kullanımına geçerek fosil yakıt kullanımını tamamen ortadan kaldırdık. Bu başarı, inovasyon, teknoloji, güçlü ekip çalışması ve kararlılığın birlikte neler başarabileceğini de ortaya koyuyor.” şeklinde konuştu. Henkel, elektrifikasyon ve yenilenebilir enerji kullanımını yaygınlaştırarak küresel üretim ağında karbonsuzlaşma dönüşümünü hızlandırıyor. Bu adımlar, şirketin operasyonları ve değer zincirindeki karbon ayak izini azaltmayı hedefleyen net sıfır emisyon vizyonuna ulaşmasında kritik rol oynarken, müşterilerinin kendi sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına da katkı sağlıyor. Bu kilometre taşı, Henkel’in sürdürülebilir sanayi dönüşümüne öncülük etme kararlılığını bir kez daha ortaya koyarken, fosil yakıtsız üretimin farklı bölgelerde uygulanabilir ve ölçeklenebilir olduğunu da kanıtlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AKO Grup’tan Yıllık 45,7 Milyon kWh’lik Yenilenebilir Enerji Üretimi Haber

AKO Grup’tan Yıllık 45,7 Milyon kWh’lik Yenilenebilir Enerji Üretimi

Türkiye’de sanayi üretimi, artan enerji maliyetleri ve küresel fiyat dalgalanmalarıyla daha kritik bir sürece girerken; enerji yönetimi şirketler için temel bir rekabet unsuru haline geldi. Bu dönemde kendi enerjisini üreten ve tüketimini optimize eden üretim modelleri hem maliyet kontrolü hem de sürdürülebilirlik açısından en etkili çözüm olarak öne çıkıyor. AKO Grup da bu dönüşümün bir parçası olarak enerji yönetimini güçlendiren yatırımlarıyla dikkat çekiyor. Grup, Petlas, AKO Grup Aküleri, AKO Jant ve Ömrünü Tamamlamış Lastik (ÖTL) Geri Dönüşüm Tesisi’nde hayata geçirilen GES yatırımları 'kendi enerjisini üreten üretim modeli'ni gerçeğe dönüştürüyor. Enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü yenilenebilir kaynaklardan karşılayan bu yaklaşım; yalnızca maliyet avantajı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda karbon azaltım hedefleri ve uzun vadeli rekabet gücü açısından da stratejik bir dönüşümü ifade ediyor. “Enerjimizin yüzde 40’ını güneşten karşılıyoruz” AKO Grup Yönetim Kurulu Üyesi S. Safa Özcan, enerji yatırımlarına ilişkin açıklamasında “Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımları, üretim süreçlerimizin sürdürülebilirliği açısından önemli bir rol oynuyor. Hayata geçirdiğimiz GES projeleriyle hem karbon ayak izimizi azaltmayı hem de enerji kaynaklarını daha verimli kullanmayı hedefliyoruz. ÖTL Geri Dönüşüm Tesisi’nde enerji ihtiyacımızın yaklaşık yüzde 40’ını güneş enerjisinden karşılıyor olmamız, bu yaklaşımımızın somut örneklerinden biri. Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilir üretim anlayışımız doğrultusunda enerji verimliliği odaklı yatırımlarımıza devam etmeyi amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı. Enerji ve çözüm modeli: Kendi enerjisini üreten sanayi yapısı AKO Grup’un enerji stratejisi; üretim süreçlerinde enerji verimliliğini artıran, kendi elektriğini üreten ve enerji maliyetlerindeki dalgalanmalara karşı dayanıklı, sürdürülebilir bir yapı üzerine şekilleniyor. Grup genelinde devreye alınan GES yatırımlarıyla yıllık yaklaşık 45,7 milyon kWh elektrik üretimi gerçekleştirilirken, bu sayede yılda yaklaşık 2 bin 161 ton CO₂e emisyon azaltımı sağlanıyor. Tüm fabrikalarda tamamlanan GES projeleriyle birlikte, toplam 310 bin metrekare kurulu alan üzerinde yılda 40.000 MWh elektrik üretim kapasitesine ulaşıldı. Bu üretim, tesislerin toplam enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 20’sini yenilenebilir kaynaklardan karşılama imkanı sunuyor. Özellikle Ankara’daki ÖTL Geri Dönüşüm Tesisi’nde kurulan 1.476 kW AC gücündeki sistem ile yılda 2 milyon kWh elektrik üretimi hedefleniyor ve fabrikanın enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 40’ı karşılanıyor. AKO Jant tarafında ise devreye alınan GES yatırımı ile yılda 2,4 milyon kWh temiz enerji üretimi sağlanıyor. Kriz dönemlerinde stratejik avantaj: Enerji bağımsızlığı AKO Grup’un kendi enerjisini üretme modeli sayesinde üretim maliyetleri daha öngörülebilir hale gelirken, enerji arzındaki belirsizliklere karşı operasyonel dayanıklılık da güçleniyor. Özellikle ihracat odaklı üretim modelinde, enerji maliyetlerinin kontrol altına alınması rekabetçiliği doğrudan destekleyen bir unsur olarak öne çıkıyor. AKO Grup’un yaklaşımı, sanayide “enerji bağımsızlığı”nın artık bir tercih değil, stratejik bir gereklilik haline geldiğini ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında 2030 yılına kadar yüzde 58 emisyon azaltımı hedefleyen grup; bu doğrultuda sadece yenilenebilir enerjiye değil; su geri kazanımı, atık yönetimi ve düşük karbonlu ürün geliştirme süreçlerini de eş zamanlı olarak yürütüyor. Ömrünü Tamamlamış Lastik Geri Dönüşüm Tesisi’nin yıllık 75 bin ton lastik işleme kapasitesiyle Türkiye’deki lastik atığının önemli bir kısmını geri kazanması, döngüsel ekonomi yaklaşımının en güçlü örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Shell & Turcas’tan Elektrikli Mobilitede Çevre Dostu İnovasyon Haber

Shell & Turcas’tan Elektrikli Mobilitede Çevre Dostu İnovasyon

Shell & Turcas, elektrikli araç şarj istasyonları için geliştirdiği kablosuz acil durum butonu uygulaması ile 11. İstanbul Karbon Zirvesi’nde “Düşük Karbon Kahramanı” ödülüne layık görüldü. Shell Recharge markası ile ve anlaşmalı olduğu Trugo elektrikli araç şarj noktalarıyla önemli bir ekosisteme hizmet veren Shell&Turcas, uygulama kapsamında yürütülen çalışmalarla toplamda yaklaşık 866 ton karbondioksit eşdeğeri (CO₂e) emisyonun önüne geçti. Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) tarafından, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin desteğiyle 11 yıldır düzenlenen zirve bu yıl, “Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri” temasıyla gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum temsilcileri bir araya geldi. Kazı ihtiyacını azaltan uygulama Kablosuz Acil Durum Butonu (ASB) uygulaması, elektrikli araç şarj cihazlarının acil durdurma sistemlerine kablosuz olarak entegre edilmesini sağlıyor. Bu yaklaşım, geleneksel yöntemlerde ihtiyaç duyulan kablolama altyapısı için yapılan saha çalışmalarını azaltıyor. Uygulama ile 180 istasyonda yaklaşık 9.000 metre kazının ve buna bağlı olarak 2.880 metreküp beton ve çimento kullanımının önüne geçildi. Ayrıca beton kırımı için iş makinesi kullanımına ihtiyaç duyulmazken, saha uygulamaları ortalama 48 saatlik bir montaj süresi ile tamamlandı. 866 ton karbon azaltımı Yapılan hesaplamalara göre, beton ve çimento kullanımının önlenmesiyle yaklaşık 864 ton karbondioksit eşdeğeri (CO₂e), iş makinesi kullanımının ortadan kaldırılmasıyla yaklaşık 2 ton CO₂’e ve personel ulaşımına bağlı olarak yaklaşık 0,1 ton CO₂e emisyonun önüne geçildi. Böylece toplamda yaklaşık 866 ton CO₂e emisyon azaltımı sağlandı. Mehmet Ünal: “Hedefimiz net sıfır emisyonlu bir gelecek” Shell & Turcas Yatırımlar, Operasyon ve Yeni Enerjiler Direktörü Mehmet Ünal, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Shell olarak global stratejimizi, 2050 yılına kadar net sıfır emisyonlu bir enerji şirketi olma hedefimiz doğrultusunda; daha az emisyonla daha fazla değer yaratmak üzerine kuruyoruz. Bu kapsamda, müşterilerimizle, kamu kurumlarıyla ve farklı sektörlerle birlikte çalışarak daha düşük karbonlu enerji çözümlerinin yaygınlaşmasını destekliyoruz. Elektrikli araç şarj altyapısı da bu dönüşümde önemli bir rol oynuyor. Kablosuz ASB uygulamamız, sahadaki kurulum süreçlerini sadeleştirirken emisyonları azaltmayı sağladığımız somut örneklerden biri. Geçmişte birçok kez kazandığımız bu ödülü geçen yıl da, Derince’deki Madeni Yağ ve Gres Üretimi Tesisimizde hayata geçirdiğimiz güneş enerjisi projesiyle, kendi operasyonlarımızdan kaynaklanan emisyonları yıllık 500 ton azaltan bir projeyle kazanmıştık. Projelerimizi uygulamayı sürdürürken, önümüzdeki dönemde de operasyonlarımızda verimliliği artıran, emisyonları azaltan ve müşterilerimize daha düşük karbonlu enerji seçenekleri sunan çözümler geliştirmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DHL ve IAG Cargo'dan Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı Anlaşması Haber

DHL ve IAG Cargo'dan Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı Anlaşması

DHL Group, International Airlines Group’un (IAG) kargo operasyonlarından sorumlu birimi IAG Cargo ile sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF)* alanındaki iş birliğini önemli ölçüde genişlettiğini duyurdu. Yeni beş yıllık anlaşma, 2025 yılındaki bir önceki yenilemeyle birlikte, Londra Heathrow Havalimanı’nda yaklaşık 240 milyon litre SAF kullanımını mümkün kılacak ve British Airways uçuşlarında taşınan DHL Express kargolarının yaşam döngüsü sera gazı emisyonlarını azaltacak. DHL Express, yılda yaklaşık 40 milyon litre katkısız SAF (neat) kullanımına karşılık gelen Scope 3 emisyon azaltımlarından faydalanacak. Bu miktar, 2025 yenilemesiyle birlikte toplamda 640.000 ton CO₂e yaşam döngüsü emisyon azaltımına karşılık geliyor. Söz konusu anlaşma, IAG Cargo ağı içerisinde DHL Express taşımalarının neredeyse tamamına atfedilen yakıtı kapsıyor. Bu iş birliğinde kullanılan SAF, Uluslararası Sürdürülebilirlik ve Karbon Sertifikasyonu (ISCC) tarafından sertifikalandırılıyor. SAF, kullanılmış yemeklik yağ gibi kaynaklardan üretiliyor ve yerine geçtiği fosil jet yakıtına kıyasla yaşam döngüsü boyunca yaklaşık yüzde 90 oranında sera gazı emisyonu azaltımı sağlıyor. İş birliği, ayrıca DHL Global Forwarding (DGF) ile IAG Cargo arasında imzalanacak ek bir çerçeve sözleşmesiyle desteklenecek. Bu adım, Group’un sürdürülebilir yakıtlara güvenilir ve çeşitlendirilmiş erişimini güçlendiren birimler arası stratejisini daha da güçlendiriyor. Genişletilen bu DGF çerçevesi, DHL Group genelinde toplam emisyon azaltım hacmini yaşam döngüsü emisyonu bazında 1 milyon tonun üzerine çıkarma potansiyeli taşıyor. Bu yaklaşım, emisyon azaltım hizmetlerine yönelik artan talebi karşılamada Grup’un kapasitesini güçlendirirken, sürdürülebilir yakıt temelli lojistik çözümler pazarının büyümesini de destekliyor. Aynı zamanda DHL’in müşterilerine uzun vadeli, güvenilir ve geleceğe dönük sürdürülebilirlik çözümleri sunma taahhüdünü pekiştiriyor. IAG Cargo ile güçlendirilen bu ortaklık, havacılık kaynaklı yaşam döngüsü sera gazı emisyonlarını azaltma yönünde ortak bir kararlılığı yansıtıyor. Müşterilerin taşımacılık kaynaklı emisyonlarını azaltmaya yönelik güvenilir ve uzun vadeli çözümler aradığı bir dönemde, SAF’a istikrarlı ve öngörülebilir erişimin sağlanması giderek daha kritik hale geliyor. Bu iş birliği, DHL Express ve DGF genelinde tutarlı ve yüksek kaliteli lojistik hizmetleri sunma kapasitesinin temel yapı taşlarından biri olarak öne çıkıyor. DHL Express Küresel Ağ Operasyonları ve Havacılıktan Sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Travis Cobb konuyla ilgili şunları söyledi: “Bu anlaşma, sektörde SAF kullanımında kararlı iki paydaşın güçlerini birleştirdiğinde nelerin mümkün olduğunu gösteriyor. Ana ticaret hatlarından birinde yaşam döngüsü emisyonlarını azaltma kapasitemizi önemli ölçüde artırırken, sektörler arası iş birliklerinin somut emisyon azaltımlarına nasıl katkı sağlayabileceğini de ortaya koyuyor.” IAG Cargo Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Başkanı Camilo Garcia Cervera ise şunları ifade etti: “DHL ile uzun yıllara dayanan güçlü bir iş birliğimiz var. Küresel ticaretin sürekliliğini sağlarken daha sürdürülebilir hava kargo çözümleri geliştirmek için birlikte çalışmaya devam etmekten memnuniyet duyuyoruz. Bu tür ortaklıklar, sürdürülebilir havacılık yakıtının ölçeklenmesi açısından kritik önem taşıyor.” Bu anlaşmalar, DHL’in 2030 yılına kadar hava taşımacılığında sürdürülebilir havacılık yakıtı kullanım oranını yüzde 30’a çıkarma hedefini destekliyor. Uzun vadeli SAF anlaşmaları, dünya genelindeki müşterilere daha düşük emisyonlu hava taşımacılığı çözümlerini sürdürülebilir şekilde sunabilmek için gerekli altyapının oluşturulmasına katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Çimento Sektörü Düşük Karbon Dönüşümünü Hızlandırıyor Haber

Türkiye Çimento Sektörü Düşük Karbon Dönüşümünü Hızlandırıyor

Bu kapsamda 28 Nisan’da Ankara’da düzenlenen Düşük Karbon Yolunda Yeni Nesil Çimentolar Zirvesi’nde sektör paydaşları, sürdürülebilir üretim, emisyon azaltımı ve geleceğin yapı malzemelerini ele aldı. Zirvenin açılışında konuşan Türkçimento CEO’su Volkan Bozay, sektörün üçüz dönüşümde önemli bir aşama kaydettiğini vurguladı. Sektörün sürdürülebilirlik yolculuğuna dikkat çeken Bozay, “Bugün burada yalnızca bir sektörü değil, aynı zamanda geleceğimizi, şehirlerimizi ve yaşam biçimimizi konuşuyoruz. Çimento sektörü, ekonomik kalkınmanın temel taşı olmasının ötesinde, sürdürülebilir bir dünyanın inşasında da kritik bir rol üstleniyor” dedi. Küresel ölçekte iklim değişikliğine uyumun artık bir zorunluluk haline geldiğini belirten Bozay, çimento sektörünün dönüşümün merkezinde yer aldığına işaret ederek, “Karbon yoğun bir sektör olarak dönüşümün merkezinde yer alıyor, aynı zamanda çözümün bir parçası olduğumuza inanıyoruz. Bu dönüşümün artık yalnızca Yeşil Dönüşüm olduğunu söyleyemeyiz. Bu nedenle biz sektör olarak Üçüz Dönüşüm stratejisini temel alıyoruz.” ifadelerini kullandı. Son yıllarda sektörün ana odak noktalarından birinin düşük karbonlu üretim ve emisyon azaltımı olduğunu vurgulayan Volkan Bozay, bu kapsamda öne çıkan aksiyonların klinker kullanım oranının azaltılması, karbon yakalama ve depolama teknolojileri, alternatif yakıt kullanımı ve atık ısı geri kazanımı olduğunu belirtti. Tüm bu uygulamaların entegre ve sistemsel olarak ilerlemesi gerektiğini vurgulayan Bozay, Türkiye için en hızlı ve maliyet etkin çözümün klinker oranının düşürülmesi olduğuna da dikkat çekti. Klinker üretiminin enerji yoğun yapısı nedeniyle emisyonlarda önemli bir paya sahip olduğunu ifade eden Bozay, Ar-Ge çalışmaları sayesinde daha düşük klinker içeriğiyle geleneksel çimentolarla eşdeğer performans sunan ürünlerin geliştirildiğini ve bu ürünlerin “yeşil çimento” olarak tanımlandığını söyledi. TÜRKÇİMENTO öncülüğünde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yürütülen çalışmalar sonucunda “Yeşil Çimento Kullanımının Yaygınlaştırılması Tebliği”nin 16 Mart 2024 tarihinde yürürlüğe girdiğini hatırlatan Bozay, kamu ihalelerinde klinker/çimento oranının 2025-2029 döneminde 0,80, 2030 sonrasında ise 0,75 ile sınırlandırıldığını belirtti. Bozay, “Tebliğin yürürlüğe girmesinden bu yana sektörümüzün yeşil çimento üretimine hızlı bir şekilde uyum sağladığını görüyoruz. Bugün ülkemizin tüm bölgelerinde, geleneksel çimentolarla eş değer performansta düşük emisyonlu ürünlere erişim mümkün” dedi. Söz konusu düzenleme ile önümüzdeki 10 yılda yaklaşık 16,5 milyon ton klinker tasarrufu ve 11 milyon ton CO₂ emisyon azaltımı sağlanmasının öngörüldüğünü ifade eden Bozay, yeşil çimentonun özel sektörde de yaygınlaşması için bilgilendirme çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Dönüşüm sürecinin hızlanması için beton standartlarının güncellenmesi ve alternatif hammaddelere erişimin kolaylaştırılması gerektiğine de dikkat çeken Bozay, sektörün düşük karbonlu ve sürdürülebilir bir gelecek için çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğünü vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zeren Metal Güçlü Adımlarla Yeşil Dönüşümünü Sürdürüyor Haber

Zeren Metal Güçlü Adımlarla Yeşil Dönüşümünü Sürdürüyor

Zeren Group iştiraklerinden Zeren Metal, Avrupa Yeşil Mutabakatı'nın 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefi doğrultusunda hayata geçirdiği ‘Yeşil Dönüşüm Yol Haritası’nı tanıttı. Avrupa Birliği’nin “Fit for 55” paketi kapsamında 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarının en az %55 oranında azaltılması yönünde çalışmalarına dahil olan Zeren Metal, küresel iklim hedefleriyle uyumlu, gerçekçi ve kademeli bir dönüşüm stratejisi benimsiyor. Yapılan analizlerde, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji projeleri sonucunda Zeren Metal’in toplam yaklaşık 4,5 milyon kWh enerji tasarrufu ve 1.777 ton CO₂e emisyon azaltımı elde edebileceği ölçümlendi. Ortalama geri ödeme süresi 6 yıl olan bu yatırımlar; ‘soğuk hadde blower uygulaması’ndan ‘enerji izleme sistemi’ne kadar uzanan 10 farklı başlıkta uygulanacak. Zeren Metal, yeşil dönüşümün yalnızca teknolojik yatırımlarla değil, aynı zamanda kurum kültürüyle mümkün olduğunun bilinciyle hareket ediyor. Bu doğrultuda başlatılan farkındalık eğitimleri ile çalışanların sürece aktif katılımı sağlanırken, enerji verimliliği ve çevresel sorumluluk bilincinin kurum genelinde yaygınlaştırılması hedefleniyor. Özellikle düzenli atölyeler, seminerler ve görsel materyallerle farkındalık düzeyini sürekli destekleyen Zeren Metal, yeşil dönüşümü çalışanlarının katkısıyla da büyütüyor. Zeren Metal Genel Müdürü Murat Akkaş, projeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Hayata geçirdiğimiz ‘Yeşil Dönüşüm Yol Haritası’ ile yalnızca enerji tüketimimizi ve karbon ayak izimizi azaltmayı değil; aynı zamanda üretim süreçlerimizi daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha rekabetçi hale getirmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda enerji maliyetlerinde tasarruf sağlarken, yeşil finansman fırsatlarına erişimimizi artırıyor ve inovasyonu destekleyen yeni iş modelleri geliştiriyoruz. Bununla birlikte çalışanlarımız ve toplumda çevre bilincinin artmasına katkı sunuyor, daha sürdürülebilir bir gelecek için sorumluluk alıyoruz.” Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarına öncelik veriliyor Hazırlanan yol haritası kapsamında üretim süreçlerinde enerji tüketimini azaltmaya yönelik projeler geliştiren Zeren Metal, yenilenebilir enerji kaynaklarının entegrasyonunu da hızlandırıyor. Yapılan analizler, uygulanacak projeler sayesinde yıllık milyonlarca kWh enerji tasarrufu sağlanabileceğini ve önemli ölçüde karbon emisyonu azaltımı elde edileceğini ortaya koyuyor. Bu kapsamda; yüksek verimli ekipman kullanımı, enerji izleme sistemleri, süreç optimizasyonu ve güneş enerjisi yatırımları öne çıkıyor. Özellikle çatı ve arazi tipi güneş enerjisi santrali (GES) projeleri, şirketin karbon emisyonlarını azaltma yolculuğunda kritik rol oynayacak. Topluma ve geleceğe katkı sağlanıyor Zeren Metal’in ‘Yeşil Dönüşüm Yol Haritası’ yalnızca şirket içi bir dönüşümle sınırlı kalmayıp, daha geniş ölçekte çevresel ve toplumsal faydalar yaratmayı hedefliyor. Bu kapsamda karbon emisyonlarının azaltılmasıyla iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlanırken, doğal kaynakların daha verimli kullanımı destekleniyor. Aynı zamanda atıkların azaltılması ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması teşvik edilerek çevre kirliliğinin önlenmesine katkıda bulunuluyor ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik dolaylı faydalar sağlanıyor. Bu tamamlayıcı yaklaşım sayesinde Zeren Metal, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin yaşam kalitesine de katkı sunmayı amaçlıyor. Sanayide yeşil dönüşümün güçlü oyuncularından biri Zeren Metal, sistematik ve veri odaklı yol haritası ile enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir üretim alanlarında attığı adımlarla sanayide yeşil dönüşümün öncü oyuncularından biri olma yolunda ilerliyor. Şirket, hem ulusal hem de uluslararası sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlayarak çevresel sorumluluğunu güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.