Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Emisyon Azaltımı

Kapsül Haber Ajansı - Emisyon Azaltımı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Emisyon Azaltımı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye Çimento Sektörü Düşük Karbon Dönüşümünü Hızlandırıyor Haber

Türkiye Çimento Sektörü Düşük Karbon Dönüşümünü Hızlandırıyor

Bu kapsamda 28 Nisan’da Ankara’da düzenlenen Düşük Karbon Yolunda Yeni Nesil Çimentolar Zirvesi’nde sektör paydaşları, sürdürülebilir üretim, emisyon azaltımı ve geleceğin yapı malzemelerini ele aldı. Zirvenin açılışında konuşan Türkçimento CEO’su Volkan Bozay, sektörün üçüz dönüşümde önemli bir aşama kaydettiğini vurguladı. Sektörün sürdürülebilirlik yolculuğuna dikkat çeken Bozay, “Bugün burada yalnızca bir sektörü değil, aynı zamanda geleceğimizi, şehirlerimizi ve yaşam biçimimizi konuşuyoruz. Çimento sektörü, ekonomik kalkınmanın temel taşı olmasının ötesinde, sürdürülebilir bir dünyanın inşasında da kritik bir rol üstleniyor” dedi. Küresel ölçekte iklim değişikliğine uyumun artık bir zorunluluk haline geldiğini belirten Bozay, çimento sektörünün dönüşümün merkezinde yer aldığına işaret ederek, “Karbon yoğun bir sektör olarak dönüşümün merkezinde yer alıyor, aynı zamanda çözümün bir parçası olduğumuza inanıyoruz. Bu dönüşümün artık yalnızca Yeşil Dönüşüm olduğunu söyleyemeyiz. Bu nedenle biz sektör olarak Üçüz Dönüşüm stratejisini temel alıyoruz.” ifadelerini kullandı. Son yıllarda sektörün ana odak noktalarından birinin düşük karbonlu üretim ve emisyon azaltımı olduğunu vurgulayan Volkan Bozay, bu kapsamda öne çıkan aksiyonların klinker kullanım oranının azaltılması, karbon yakalama ve depolama teknolojileri, alternatif yakıt kullanımı ve atık ısı geri kazanımı olduğunu belirtti. Tüm bu uygulamaların entegre ve sistemsel olarak ilerlemesi gerektiğini vurgulayan Bozay, Türkiye için en hızlı ve maliyet etkin çözümün klinker oranının düşürülmesi olduğuna da dikkat çekti. Klinker üretiminin enerji yoğun yapısı nedeniyle emisyonlarda önemli bir paya sahip olduğunu ifade eden Bozay, Ar-Ge çalışmaları sayesinde daha düşük klinker içeriğiyle geleneksel çimentolarla eşdeğer performans sunan ürünlerin geliştirildiğini ve bu ürünlerin “yeşil çimento” olarak tanımlandığını söyledi. TÜRKÇİMENTO öncülüğünde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yürütülen çalışmalar sonucunda “Yeşil Çimento Kullanımının Yaygınlaştırılması Tebliği”nin 16 Mart 2024 tarihinde yürürlüğe girdiğini hatırlatan Bozay, kamu ihalelerinde klinker/çimento oranının 2025-2029 döneminde 0,80, 2030 sonrasında ise 0,75 ile sınırlandırıldığını belirtti. Bozay, “Tebliğin yürürlüğe girmesinden bu yana sektörümüzün yeşil çimento üretimine hızlı bir şekilde uyum sağladığını görüyoruz. Bugün ülkemizin tüm bölgelerinde, geleneksel çimentolarla eş değer performansta düşük emisyonlu ürünlere erişim mümkün” dedi. Söz konusu düzenleme ile önümüzdeki 10 yılda yaklaşık 16,5 milyon ton klinker tasarrufu ve 11 milyon ton CO₂ emisyon azaltımı sağlanmasının öngörüldüğünü ifade eden Bozay, yeşil çimentonun özel sektörde de yaygınlaşması için bilgilendirme çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Dönüşüm sürecinin hızlanması için beton standartlarının güncellenmesi ve alternatif hammaddelere erişimin kolaylaştırılması gerektiğine de dikkat çeken Bozay, sektörün düşük karbonlu ve sürdürülebilir bir gelecek için çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğünü vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zeren Metal Güçlü Adımlarla Yeşil Dönüşümünü Sürdürüyor Haber

Zeren Metal Güçlü Adımlarla Yeşil Dönüşümünü Sürdürüyor

Zeren Group iştiraklerinden Zeren Metal, Avrupa Yeşil Mutabakatı'nın 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefi doğrultusunda hayata geçirdiği ‘Yeşil Dönüşüm Yol Haritası’nı tanıttı. Avrupa Birliği’nin “Fit for 55” paketi kapsamında 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarının en az %55 oranında azaltılması yönünde çalışmalarına dahil olan Zeren Metal, küresel iklim hedefleriyle uyumlu, gerçekçi ve kademeli bir dönüşüm stratejisi benimsiyor. Yapılan analizlerde, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji projeleri sonucunda Zeren Metal’in toplam yaklaşık 4,5 milyon kWh enerji tasarrufu ve 1.777 ton CO₂e emisyon azaltımı elde edebileceği ölçümlendi. Ortalama geri ödeme süresi 6 yıl olan bu yatırımlar; ‘soğuk hadde blower uygulaması’ndan ‘enerji izleme sistemi’ne kadar uzanan 10 farklı başlıkta uygulanacak. Zeren Metal, yeşil dönüşümün yalnızca teknolojik yatırımlarla değil, aynı zamanda kurum kültürüyle mümkün olduğunun bilinciyle hareket ediyor. Bu doğrultuda başlatılan farkındalık eğitimleri ile çalışanların sürece aktif katılımı sağlanırken, enerji verimliliği ve çevresel sorumluluk bilincinin kurum genelinde yaygınlaştırılması hedefleniyor. Özellikle düzenli atölyeler, seminerler ve görsel materyallerle farkındalık düzeyini sürekli destekleyen Zeren Metal, yeşil dönüşümü çalışanlarının katkısıyla da büyütüyor. Zeren Metal Genel Müdürü Murat Akkaş, projeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Hayata geçirdiğimiz ‘Yeşil Dönüşüm Yol Haritası’ ile yalnızca enerji tüketimimizi ve karbon ayak izimizi azaltmayı değil; aynı zamanda üretim süreçlerimizi daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha rekabetçi hale getirmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda enerji maliyetlerinde tasarruf sağlarken, yeşil finansman fırsatlarına erişimimizi artırıyor ve inovasyonu destekleyen yeni iş modelleri geliştiriyoruz. Bununla birlikte çalışanlarımız ve toplumda çevre bilincinin artmasına katkı sunuyor, daha sürdürülebilir bir gelecek için sorumluluk alıyoruz.” Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarına öncelik veriliyor Hazırlanan yol haritası kapsamında üretim süreçlerinde enerji tüketimini azaltmaya yönelik projeler geliştiren Zeren Metal, yenilenebilir enerji kaynaklarının entegrasyonunu da hızlandırıyor. Yapılan analizler, uygulanacak projeler sayesinde yıllık milyonlarca kWh enerji tasarrufu sağlanabileceğini ve önemli ölçüde karbon emisyonu azaltımı elde edileceğini ortaya koyuyor. Bu kapsamda; yüksek verimli ekipman kullanımı, enerji izleme sistemleri, süreç optimizasyonu ve güneş enerjisi yatırımları öne çıkıyor. Özellikle çatı ve arazi tipi güneş enerjisi santrali (GES) projeleri, şirketin karbon emisyonlarını azaltma yolculuğunda kritik rol oynayacak. Topluma ve geleceğe katkı sağlanıyor Zeren Metal’in ‘Yeşil Dönüşüm Yol Haritası’ yalnızca şirket içi bir dönüşümle sınırlı kalmayıp, daha geniş ölçekte çevresel ve toplumsal faydalar yaratmayı hedefliyor. Bu kapsamda karbon emisyonlarının azaltılmasıyla iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlanırken, doğal kaynakların daha verimli kullanımı destekleniyor. Aynı zamanda atıkların azaltılması ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması teşvik edilerek çevre kirliliğinin önlenmesine katkıda bulunuluyor ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik dolaylı faydalar sağlanıyor. Bu tamamlayıcı yaklaşım sayesinde Zeren Metal, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin yaşam kalitesine de katkı sunmayı amaçlıyor. Sanayide yeşil dönüşümün güçlü oyuncularından biri Zeren Metal, sistematik ve veri odaklı yol haritası ile enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir üretim alanlarında attığı adımlarla sanayide yeşil dönüşümün öncü oyuncularından biri olma yolunda ilerliyor. Şirket, hem ulusal hem de uluslararası sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlayarak çevresel sorumluluğunu güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ESG Odaklı Şirket Haberleri Neyi Değiştiriyor? Haber

ESG Odaklı Şirket Haberleri Neyi Değiştiriyor?

Bir şirketin sürdürülebilirlik raporu yayımlaması artık tek başına haber değeri taşımıyor. Piyasanın dikkatini çeken şey, o raporun hangi yatırım kararına, hangi üretim dönüşümüne, hangi tedarik zinciri standardına veya hangi kurumsal riske temas ettiği. Bu nedenle esg odaklı şirket haberleri, klasik kurumsal duyuru çizgisinden çıkıp stratejik karar akışının parçası haline geliyor. Kurumsal iletişim ekipleri, yatırımcı ilişkileri birimleri, editörler ve sektör yayıncıları için mesele yalnızca çevre, sosyal etki ve yönetişim başlıklarını görünür kılmak değil. Asıl mesele, bu başlıkları piyasa açısından anlamlı, doğrulanabilir ve haberleştirilebilir bir çerçeveye oturtmak. Çünkü ESG anlatısı, doğru kurgulandığında marka itibarı üretir; zayıf kurgulandığında ise kısa sürede bir güven testine dönüşür. ESG odaklı şirket haberleri neden yükselişte ESG artık yalnızca bir uyum alanı değil, şirketlerin finansmana erişiminden ihracat kabiliyetine, insan kaynağı çekiminden kamuoyu algısına kadar geniş bir etki alanına sahip. Bu değişim, haber odalarının ve dijital yayıncıların da konuya bakışını dönüştürdü. Eskiden çevre yatırımı veya sosyal sorumluluk projesi olarak görülen pek çok gelişme, bugün doğrudan iş stratejisi kapsamında ele alınıyor. Özellikle enerji, sanayi, lojistik, tarım, teknoloji ve savunma ekosisteminde faaliyet gösteren şirketler için ESG başlıkları artık yan sütunda durmuyor. Emisyon azaltımı, atık yönetimi, su verimliliği, tedarik zinciri şeffaflığı, kadın liderliği, iş sağlığı ve güvenliği, veri etiği ya da yönetim yapısındaki dönüşüm gibi konular; yatırımcı sunumları kadar haber akışının da merkezine yerleşiyor. Bunun bir nedeni düzenleyici baskıysa, diğer nedeni sermaye piyasalarının beklentisi. Bir başka neden de kurumsal alıcıların ve uluslararası iş ortaklarının yeni standartları. Yani ESG haberleri yalnızca itibar amaçlı değil, ticari devamlılık açısından da kritik. Tam da bu yüzden, yüzeysel bir duyuru dili artık yeterli olmuyor. Haber değeri ile kurumsal mesaj arasındaki fark Şirketler çoğu zaman ESG alanındaki her adımın haber olacağını varsayıyor. Oysa haber değeri ile kurumsal görünürlük ihtiyacı aynı şey değil. Bir ağaç dikim etkinliği tek başına zayıf bir haber olabilirken, üretim tesisinde enerji yoğunluğunu yüzde 20 düşüren bir yatırım, ciddi bir sektör haberi niteliği taşıyabilir. Aynı şekilde bir çeşitlilik politikası metni tek başına sınırlı ilgi görürken, yönetim kurulunda kadın temsil oranındaki somut artış veya tedarikçi denetim modelinin değiştirilmesi daha yüksek karşılık bulur. Burada temel ölçüt, açıklanan gelişmenin şirketin iş modeline ne kadar temas ettiği. Haber, ancak etkisi ölçülebilir olduğunda ve daha geniş bir ekonomik bağlama oturduğunda güçlenir. Editörlerin aradığı şey de tam olarak budur: Ne değişti, neden değişti, hangi paydaşları etkiliyor ve bunun sektörel karşılığı ne? Bu ayrım özellikle dijital mecralarda daha görünür. Okur artık yalnızca iyi niyet beyanı okumak istemiyor. Yönetici söylemleri önemli, ancak veriyle desteklenmediğinde kalıcılığı sınırlı. Kurumun ESG alanındaki iddiası ile operasyonel gerçekliği arasındaki mesafe ne kadar açıksa, haber o kadar güçlü hale geliyor. Güçlü bir ESG haberinde hangi unsurlar öne çıkar İyi yazılmış ESG haberi, sürdürülebilirlik jargonuna yaslanmaz. Önce somut gelişmeyi tarif eder. Ardından şirketin neden bu adımı attığını, bunun finansal veya operasyonel etkisini ve varsa sektör ölçeğindeki anlamını gösterir. Son olarak da yönetici görüşünü, mümkünse ölçülebilir verilerle birlikte çerçeveler. Bir örnek düşünelim. Bir lojistik şirketi elektrikli araç yatırımı yaptığını açıklıyor. Bu tek başına haberin başlangıcıdır, kendisi değil. Haberi değerli kılan ayrıntılar şunlardır: Filoya kaç araç eklendi, hangi hatlarda kullanılacak, karbon emisyonunda ne kadarlık azalma bekleniyor, toplam yatırım büyüklüğü ne, şarj altyapısı nasıl kuruldu, tedarik zincirine ve müşteri taahhütlerine etkisi ne olacak? Haber dili bu sorulara yanıt verdiğinde, kurumsal içerik piyasa bilgisina dönüşür. Aynı yaklaşım sosyal etki ve yönetişim başlıklarında da geçerlidir. Kadın istihdamı, çalışan refahı, eğitim programları, etik hatlar veya bağımsız yönetim kurulu yapısı gibi konular ancak kurumsal yapı içindeki karşılığı netleştiğinde daha güçlü haberleşir. İddia büyük, veri küçükse okur geri çekilir. Veri net, hedef gerçekçi ve ilerleme düzenliyse güven oluşur. Verisiz ESG anlatısı neden zayıf kalır Kurumsal iletişimde en sık yapılan hata, ESG söylemini genel geçer olumlu ifadelerle taşımaya çalışmak. Karbon ayak izini azaltmak, kapsayıcı kültürü güçlendirmek, iyi yönetişimi desteklemek gibi cümleler tek başına yeterli değil. Çünkü bu ifadeler artık piyasa için standart söylem haline geldi. Fark yaratan şey, bu hedeflerin nasıl ölçüldüğü ve ne kadar ilerleme kaydedildiği. Veri paylaşımı her zaman mükemmel olmak zorunda değil. Bazı şirketler dönüşümün başında olabilir. Bu durumda en doğru yaklaşım, eksikleri gizlemek yerine yol haritasını açık biçimde ortaya koymaktır. Piyasa çoğu zaman kusursuz tablo değil, güvenilir ilerleme görmek ister. Editörler ve yayıncılar ESG haberlerinde ne arıyor Dijital yayıncılar için ESG başlığının cazibesi yüksek, ancak eşik de yükselmiş durumda. Editörler artık yalnızca duyuru metni değil, yeniden işlenebilir ve sektörel bağlam taşıyan içerik arıyor. Bu nedenle haberin başlığı kadar yapısı da belirleyici oluyor. İlk olarak haberin zamanlı olması gerekiyor. Bir standart değişikliği, yatırım kararı, fabrika dönüşümü, yönetici ataması, sertifikasyon, finansman anlaşması veya yeni hedef seti gibi gelişmeler güncel bağlam sunuyorsa ilgi artıyor. İkinci olarak haberin sektöre etkisi görünmeli. Yalnızca şirketin ne yaptığı değil, bunun ilgili alandaki rekabet, ihracat, maliyet yönetimi veya yatırım iştahı açısından ne ifade ettiği önemli. Üçüncü unsur güvenilirlik. ESG alanı, abartılı iletişime en az tolerans gösterilen alanlardan biri. Bu yüzden haber metinlerinde teknik doğruluk, ölçülebilir beyan ve açık kaynaklandırma belirleyici. Kurumsal açıklamanın, şirketin önceki taahhütleriyle çelişmemesi de kritik. Aksi halde haber görünürlük sağlasa da uzun vadede ters etki yaratabilir. ESG odaklı şirket haberleri nasıl daha yayınlanabilir olur Yayınlanabilirlik, yalnızca iyi yazılmış bir bülten meselesi değil. İçeriğin medya mantığına uygun kurgulanması gerekiyor. Başlıkta somut gelişme yer almalı, spotta bunun neden önemli olduğu görünmeli, gövdede ise veri, yönetici görüşü ve sektör bağlamı dengeli biçimde işlenmeli. Fotoğraf, infografik veya kısa video gibi destekleyici materyaller de özellikle dijital mecralarda içeriğin performansını artırır. Bu noktada telifsiz ve yeniden kullanıma uygun içerik modeli daha da önem kazanıyor. Çünkü medya kuruluşları hızlı, doğrulanabilir ve kolay yayımlanabilir haber akışı arıyor. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel odakla çalışan yapılar için ESG haberleri, tam da bu nedenle yüksek potansiyel taşıyor. Doğru paketlenmiş bir şirket gelişmesi, hem yayıncı için işlevsel hale geliyor hem de şirketin mesajını daha geniş profesyonel kitlelere taşıyor. Greenwashing riski ve itibar dengesi ESG alanında görünür olmak ile inandırıcı olmak arasında ince bir çizgi var. Şirketler bu alandaki başarılarını anlatmak istiyor, bu doğal. Ancak anlatının operasyonel gerçekle desteklenmediği durumlarda greenwashing eleştirisi çok hızlı gündeme gelebiliyor. Özellikle enerji yoğun sektörlerde, büyük dönüşüm iddiası taşıyan açıklamalar daha yakından inceleniyor. Burada daha temkinli ama daha sağlam bir iletişim çoğu zaman daha etkili. Henüz tamamlanmamış bir dönüşümü bitmiş gibi anlatmak yerine, yatırımın aşamalarını, hedef tarihlerini ve mevcut ilerleme oranını paylaşmak daha güvenilir bir çerçeve sunar. Aynı şekilde yalnızca olumlu sonuçları değil, zorlukları da sınırlı ölçüde kabul eden bir yaklaşım, profesyonel kitle nezdinde daha ikna edici bulunur. Bir başka hassas nokta da ESG başlıklarının birbirinden kopuk ele alınması. Çevre tarafında güçlü performans gösteren bir şirket, yönetişim veya iş gücü uygulamalarında sorun yaşıyorsa tek boyutlu anlatı ikna gücünü kaybedebilir. Bu nedenle haber dili de daha bütüncül olmalı. ESG, üç harften oluşsa da tek eksenli bir vitrin çalışması değil. Önümüzdeki dönemde ne öne çıkacak Önümüzdeki dönemde ESG haberlerinde nicelikten çok nitelik belirleyici olacak. Piyasa, daha fazla duyuru değil daha fazla kanıt arıyor. Karbon azaltım projeleri, yenilenebilir enerji yatırımları, döngüsel ekonomi uygulamaları, tedarik zinciri denetimi, veri yönetişimi ve sosyal etki ölçümü gibi başlıklar öne çıkmayı sürdürecek. Ancak bu başlıklarda öne çıkan şirketler, en çok konuşanlar değil, en net veri sunanlar olacak. Ayrıca yapay zeka, savunma sanayii, ileri üretim, tarım teknolojileri ve lojistik gibi alanlarda ESG haberciliği daha karmaşık hale gelecek. Çünkü bu sektörlerde sadece çevresel etki değil, etik kullanım, tedarik güvenliği, çalışan güvenliği ve yönetişim kalitesi de aynı derecede önem taşıyor. Dolayısıyla haber üretimi de daha uzmanlık isteyen bir alana dönüşüyor. Şirketler için temel soru artık şu: ESG başlığında görünmek istiyor muyuz değil, hangi gelişmemiz gerçekten haber değeri taşıyor? Bu soruya dürüst ve veri temelli yanıt veren kurumlar, yalnızca gündeme girmekle kalmaz; yatırımcıdan müşteriye, editörden iş ortağına kadar geniş bir çevrede daha kalıcı bir güven alanı kurar. Kısa vadeli görünürlük çoğu zaman birkaç saat sürer, iyi kurgulanmış kurumsal güven ise çok daha uzun yaşar.

ABB’nin Sasbach Tesisi Sürdürülebilirlik Uygulamalarıyla Dünyaya Örnek Oluyor Haber

ABB’nin Sasbach Tesisi Sürdürülebilirlik Uygulamalarıyla Dünyaya Örnek Oluyor

Sürdürülebilir ve kaynak verimliliği yüksek bir gelecek için elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri geliştiren ABB, Almanya’daki Sasbach üretim tesisinde Mission to Zero™ – Net Sıfır Misyonu kapsamında önemli başarılar elde etti. Program çerçevesinde hayata geçirilen yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleri sayesinde tesis hem operasyonel dayanıklılığını artırdı hem de karbon emisyonlarını önemli ölçüde azalttı. ABB’nin dünya genelinde Mission to Zero™ programına dahil olan 37 tesisinden biri olan Sasbach’ta; enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve akıllı enerji yönetimine dayalı veriye dayalı bir karbonsuzlaşma yol haritası uygulanıyor. Panolar ve enerji dağıtım sistemleri üreten tesis, sanayide düşük karbonlu dönüşümün somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Küresel karbon emisyonlarının yaklaşık beşte birini imalat ve üretimin oluşturduğu göz önüne alındığında[i], enerji verimliliğinin artırılması ve elektrifikasyonun yaygınlaştırılması Avrupa’nın iklim hedeflerine ulaşmak için kritik önem taşıyor. Sasbach tesisinde hayata geçirilen Mission to Zero™ programı ise işletmelerin güvenilir ve rekabetçi operasyonlarını sürdürürken karbon emisyonlarını azaltabileceklerini net bir şekilde ortaya koyuyor. Program kapsamında sağlanan toplam 3 bin 786 tonluk emisyon azaltımının yaklaşık 2 bin 700 tonu sertifikalı yenilenebilir enerji tedarikinden, yaklaşık bin 86 tonu ise tesis içi verimlilik ve elektrifikasyon uygulamalarından elde edildi. Bu tesis içi azaltımın yaklaşık 550 tonu, kapasitesi artırılan güneş enerjisi sisteminden sağlandı. Tesiste bulunan 3 bin 410 fotovoltaik modül yılda yaklaşık bin 500 megavat-saat elektrik üretiyor. Bu miktar, yaklaşık 400 hanenin yıllık elektrik tüketimine karşılık geliyor.[ii] Tesisin kendi ürettiği elektrik, toplam enerji ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılayarak enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı koruma sağlıyor ve uzun vadeli enerji güvenliğini destekliyor. Kurulan yeni trafo istasyonu ise yenilenebilir enerjinin tesis altyapısına istikrarlı biçimde entegre edilmesine imkân tanıyor. Emisyon azaltımı; elektrikli üretim sistemleri, enerji verimliliği uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleriyle destekleniyor. ABB Elektrifikasyon Akıllı Binalar Divizyon Başkanı Mike Mustapha, konuyla ilgili açıklamasında, “Sasbach’ta attığımız adımlar, Mission to Zero™ programımızın sahadaki somut karşılığını gösteriyor. Yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon ve dijital enerji yönetimi sayesinde karbon emisyonlarını azaltırken enerji dayanıklılığını ve operasyonel istikrarı güçlendiriyoruz. Üretim sektöründe sürdürülebilir dönüşümün anahtarı, bu tür uygulanabilir ve ölçülebilir adımlardan geçiyor” ifadelerini kullandı. Tesisteki tüm süreçlerde karbon emisyonu azaltımı hedefleniyor Tüm bunların yanı sıra ABB, enerji talebini kaynağında azaltmak amacıyla üretim süreçlerini de modernize ediyor. Sasbach’ta kurulan yeni toz boya tesisi, üretim kapasitesini artırırken enerji ihtiyacını düşürüyor. Isı geri kazanımı özelliğine sahip olan tesis, geleneksel sistemlere kıyasla daha düşük kurulu ısıtma kapasitesiyle çalışıyor. Böylelikle hem verimlilik artışı hem de üretim güvenilirliği destekleniyor. Sasbach tesisinde; üretim alanlarında tamamen LED aydınlatmaya geçiş, ABB i-bus® KNX ile bina otomasyonu, basınçlı hava sistemlerinde artık ısı geri kazanımı ve optimize edilmiş proses kontrolü gibi ek verimlilik uygulamaları devreye alındı. Öte yandan tesisteki 21 adet elektrikli araç şarj istasyonu, çalışanlar ve ziyaretçiler için düşük emisyonlu mobiliteyi destekliyor. ABB’nin 2019 yılında başlattığı, Mission to Zero™ programı kapsamında tesiste hayata geçirilen tüm uygulamalar, 2019 yılı seviyelerine kıyasla enerji verimliliğini önemli ölçüde artırırken, operasyonların dengelenmesine ve maliyetlerin düşürülmesine katkı sağladı. ABB’nin bina otomasyon ve enerji yönetimi çözümleri, enerji kullanımında gerçek zamanlı görünürlük sağlayarak veriye dayalı karar alma süreçlerini destekliyor. ABB, Sasbach'ta karbonsuzlaşmanın bir sonraki aşaması için de net bir yol haritası belirledi. Bu kapsamda fazla güneş enerjisinin depolanması için batarya sistemlerinin kurulması, gaz bazlı ısıtma sistemlerinin kademeli olarak elektrikli ısı pompalarıyla değiştirilmesi ve rüzgâr enerjisi potansiyelinin değerlendirilmesi planlanıyor. Mission to Zero™ programı Mission to Zero™ programı, ABB'nin Almanya'daki Lüdenscheid fabrikasında yerel bir girişim olarak başladı ve zaman içerisinde küresel ölçekte yaygınlaştı. Bugün ABB’nin Mission to Zero™ kapsamındaki tesisleri, operasyonlardan kaynaklanan yıllık 60 bin tonun üzerinde karbon emisyonu azaltımı sağlayarak; elektrifikasyon, dijitalleşme ve enerji verimliliğinin düşük karbonlu üretime doğru ölçülebilir ilerleme sağlayabildiğini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OYAK Çimento’ya “Sürdürülebilirlik Liderleri” Ödülü Haber

OYAK Çimento’ya “Sürdürülebilirlik Liderleri” Ödülü

Türkiye çimento sektörünün sürdürülebilirlik odaklı dönüşümüne öncülük eden OYAK Çimento, başarılarına bir yenisini daha ekledi. Ekonomi dünyasının nabzını tutan InBusiness Dergisi tarafından bu yıl üçüncü kez gerçekleştirilen ve sürdürülebilir bir gelecek için ilham veren kurumları ödüllendiren Sürdürülebilirlik Liderleri Ödülleri’nde OYAK Çimento, kazanan kurumlar arasında yer aldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile InBusiness Dergisi editörlerinden oluşan seçici jüri; yaklaşık 200 şirketin sürdürülebilirlik raporlarını ve somut çıktılarını titizlikle inceledi. Yapılan değerlendirme sonucunda OYAK Çimento; "Yüksek Katkılı Düşük Emisyonlu Ürünler" portföyü ve çimento ürününün tonu başına emisyon azaltımı konusundaki iddialı taahhütleri ile bu prestijli ödülün sahibi oldu. “Düşük emisyonlu üretim ile sektöre rol model oluyoruz” Düzenlenen törende OYAK Çimento adına ödülü teslim alan OYAK Çimento Alternatif Kaynak ve Çevre Direktörü Galip Tekiner, sürdürülebilir üretimin Türk sanayisi için hayati önemine değinerek şunları söyledi: “OYAK Çimento olarak ‘Türkiye’nin en çevreci çimento markası’ olma vizyonumuzla attığımız adımların böylesine kıymetli bir platformda takdir edilmesinden büyük mutluluk duyuyoruz. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak adına, ton başına emisyon azaltımı taahhütlerimizi kararlılıkla yerine getiriyor, yeşil ürün ekosistemimizi büyütmeye odaklanıyoruz. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi küresel standartların gündemde olduğu bu dönemde, yüksek katkılı ve düşük emisyonlu ürün portföyümüzle sektörümüze rol model olmayı sürdüreceğiz.” Sektör öncülüğü 2025’te de devam etti OYAK Çimento'nun bu başarısı, yıl içerisinde açıklanan diğer prestijli sektörel araştırma sonuçlarıyla da tescil edilmişti. Şirket, İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan “Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2024” araştırmasında 43. sırada yer alarak listedeki tek çimento markası olma başarısını sürdürürken; Capital 500 listesinde de 2021 yılından bu yana koruduğu sektör liderliğini bu yıl üst üste dördüncü kez tescillemişti. OYAK Çimento ayrıca, “Etki Ekonomisi” teması ile 8. kez düzenlenen Platin Global 100 Ödülleri’nde İnşaat sektörü kategorisinde ödüle layık görülmüştü. CIMPOR / OYAK Çimento Hakkında: Türkiye Çimento ve Beton sektöründe ilklerin temsilcisi olan OYAK Çimento, bugün geldiği noktada güçlü finansal performansı, sürdürülebilirlik odaklı stratejileri ve yenilikçi uygulamaları ile endüstrinin en dikkat çeken oyuncuları arasında yer alıyor. Bir yandan Türkiye pazarındaki lider konumunu sürdürürken, geleceğe yönelik daha da büyük hedefleri doğrultusunda kararlılıkla ilerliyor. Küresel çimento ihtiyacını analiz ederek yeni pazarlara yatırım yapma, yenilikçilik anlayışı ve sürdürülebilir büyümeye katkı sağlama hedefi, şirketteki bu büyük dönüşümün temelini oluşturuyor. Portekiz'in en eski ve köklü çimento markası CIMPOR’un Portekiz ve Cape Verde operasyonlarının 2019 yılında satın alınması, OYAK Çimento'nun uluslararası arenadaki varlığını daha da genişletme yönündeki önemli adımlarından biriydi. 2024 ise CIMPOR ve OYAK Çimento için Türkiye çimento sektörüne 2,15 milyar USD yatırım yapan küresel çimento devi TCC Group Holdings çatısı altında güçlerini birleştirerek tarihi adım attıkları bir yıl oldu. Bu birleşme sonrasında, dünya çimento sektöründe (Çin hariç) 3. büyük çimento üreticisi konumuna gelen TCC Group altında faaliyet göstermeye başlayan ve küresel pazarlardaki konumunu daha da güçlendiren bir marka haline gelen CIMPOR, Türkiye inşaat ve yapı malzemeleri sektöründe OYAK Çimento markası ile faaliyet gösteriyor. CIMPOR markasıyla dünya arenasında daha da güçlü bir şekilde ilerleyen şirket, bu yeni dönemde büyümeye, gelişmeye, çevreye duyarlılık ve daha yüksek ürün kalitesi prensipleri doğrultusunda sektörde fark yaratmaya devam ediyor.

İş Bankası ve OSBÜK ile İkiz Dönüşüm Buluşmaları İstanbul’da Haber

İş Bankası ve OSBÜK ile İkiz Dönüşüm Buluşmaları İstanbul’da

2024 yılında MEXT iş birliği ile “100 KOBİ’nin İkiz Dönüşüm Yolculuğu Projesi”ni başlatan İş Bankası, ülkemizde dijital ve yeşil dönüşümün tüm OSB’lere yayılmasını destekleme hedefiyle geçtiğimiz yıl Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) ile protokol imzalayarak “OSB'lerde İkiz Dönüşüm Buluşmaları”nı başlattı. Konya, Gaziantep, İzmir ve Ankara’nın ardından İstanbul’da KOBİ’leri bir araya getirdi. “İşletmelerimizde %10-20 arasında verimlilik artışı…” İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Cumhuriyetimizin 100. yılında başlattıkları 100 KOBİ’nin İkiz Dönüşüm Yolculuğu projesi ile seçilen firmalara yol haritaları oluşturduklarını ve gerekli adımların hayata geçirilmesi için bir finansman paketi de sunduklarını belirtti. Aran, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne mutlu bize ki bugün bu işletmelerimizde %10 ile %20 arasında bir verimlilik artışı olduğunu görüyoruz. %12'den başlayan %50'ye kadar çıkan bir kapasite artışına tanıklık ettik. Üretim süreçlerinde %8 ile %35 arasında bir hata azaltımı mümkün oldu. Dijital kanallardan yapılan satışlarda %10 ile %20 arasında artış gerçekleşti. Enerji verimliği tarafında, özellikle sınırda karbon düzenlemesinden etkilenmeden Avrupa Birliği'ne ihracata devam edebilme kısmında %14-20 arasında enerji maliyetinde tasarruf, %5’ten %18’e varan atık azaltımı, %12’ye varan su tüketiminde azaltım, %9-11 arasında Kapsam 1 ve 2 emisyon azaltımı gerçekleşti. Ayrıca %10-15 arasında kaynak verimliliği artışı gerçekleşti. KOBİ’ler düzeyinde elde edilen bu faydaların ülkemizin küresel rekabet gücünde teknoloji, doğru metot, doğru finansmanla birleşirse hangi boyuta ulaşabileceğini göstermek adına çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.” Aran, OSBÜK’le Haziran 2024'te imzalanan protokol ile 100 KOBİ’ye 2.356 KOBİ daha eklemeyi başardıklarını, bu dönemde kullandırdıkları 2,9 milyar lira krediye OSBÜK’le yapılan anlaşma kapsamında 20 milyar lirası nakdi olmak üzere toplam 41 milyar liralık daha kredi desteği verebildiklerini söyledi. Bu rakamların makul, karşılanabilir seviyelerde olduğunu; büyük adımlar atmadan da bu tarz dönüşümlerin başarılabildiğini söyleyen Aran, bu proje ile teknolojiyi doğru şekilde kullanarak küresel rekabete ayak uydurabilecek dönüşümün yapılabileceğini gösterdiklerine inandığını belirtti. “OSB’lerde daha dijital, daha yeşil, daha verimli, daha rekabetçi bir üretim ekonomisi inşa edeceğiz” Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Başkanı Memiş Kütükcü ise organize sanayi bölgelerinin Türkiye’nin sanayi haritasını şekillendirdiğinin altını çizerek, “68 bin fabrikamızda 2 milyon 700 bin insanımıza doğrudan istihdam sağlıyoruz. Ülkemizin toplam sanayi üretiminin yarısını organize sanayi bölgelerimiz gerçekleştiriyor” dedi. Ekonomide yaşanan zorlukların OSB’lerdeki üretimi de etkilediğini ancak OSB’lerin her şeye rağmen rotayı üretimden çevirmediğini anlatan Kütükcü, “Bugün dünya ekonomisinde rüzgarlar sert esiyor. Ülkemizdeki ve dünyadaki toparlanma süreci beklenenden daha uzun sürdü. Finansmana erişimdeki zorluklar işletmelerimizi doğrudan etkilemeyi sürdürüyor. Ancak biz bu zorlukları aşacağız. Bazen rüzgarlar sert esecek, hatta fırtınaya dönecek; direneceğiz. Ne olursa olsun, üreteceğiz, ihracat yapacağız ve Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesine hep birlikte çıkaracağız” şeklinde konuştu. Türkiye’nin OSB alt yapısının Avrupa’nın en büyük üretim ağlarından biri olduğuna işaret eden Kütükcü, ikiz dönüşüm sürecinin önemine dikkat çektiği konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yeşil sanayide, dijital dönüşümde Türkiye’ye rol model oluyoruz. Yeşil OSB Sertifikası alan organize sanayi bölgesi sayımız 27’ye ulaştı. Bu sayı daha da artacak. OSB sanayicilerimizin, ikiz dönüşüm sürecinde finansmana erişim, teknolojiye erişim ve veriye dayalı yönetim konusunda daha fazla desteğe ihtiyacı var. OSBÜK olarak tüm bunlarla ilgili çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Organize sanayi bölgelerimizde daha dijital, daha yeşil, daha verimli, daha rekabetçi bir üretim ekonomisi inşa edeceğiz.” 100 KOBİ’nin İkiz Dönüşüm Yolculuğu İçgörü Raporu İş Bankası İktisadi Araştırmalar Müdürü Alper Gürler ve MEXT Genel Müdürü Efe Erdem de “100 KOBİ’nin İkiz Dönüşüm Yolculuğu” projesinin içgörü raporuna ilişkin detayları katılımcılarla paylaştı. İş Bankası ve MEXT tarafından başlatılan projeye 16’sı küçük, 71’i orta, 13’ü büyük ölçekli olmak üzere toplam 100 firma dahil edildi. İçgörü raporu, Türkiye genelinde 24 ilde yerleşik bulunan ve imalat, ulaşım, ileri imalat, kimya, tekstil, metal-maden, elektronik, hızlı tüketim ürünleri, ilaç-sağlık, enerji, kağıt, biyoenerjiden oluşan 12 sektörde faaliyet gösteren firmaların bir yıllık ilerleme süreçlerinin takip edilmesiyle hazırlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Deprem Sonrası Toparlanma ve Yenilenebilir Enerjiye 325 Milyon Dolar Eşdeğerinde Finansman  Haber

Deprem Sonrası Toparlanma ve Yenilenebilir Enerjiye 325 Milyon Dolar Eşdeğerinde Finansman 

Yarım asrı aşkın süredir Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınması ve ekonomik büyümesine katkı sunmaya devam eden Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası (TKYB), uluslararası finansman anlaşmaları kapsamında önemli bir iş birliğine imza atarak Asya Kalkınma Bankası (ADB) ile ilk kredi anlaşmasını hayata geçirdi. Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği başta olmak üzere altyapı, iklim finansmanı, gıda güvenliği, emisyon azaltımı ve batarya depolama gibi pek çok alanda sağladığı finansmanlarla Türkiye’nin kalkınması sürecinde etkin rol üstlenen TKYB, 6 Şubat depreminden etkilenen bölgelerdeki ekonomik kalkınmayı desteklemek amacıyla projelere finansman sağlama çalışmalarına devam ediyor. TKYB ile ADB arasında imzalanan ilk finansman niteliği taşıyan bu anlaşmayla, depremden etkilenen bölgelerde yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması ve imalat sektörünün rekabet gücünün güçlendirilmesi amacıyla 150 milyon ABD doları ve 150 milyon avro olmak üzere toplam 325 milyon ABD doları eşdeğerinde ve 25 yıl vadeli finansman desteği sağlanacak. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın geri ödeme garantisi altında temin edilen bu kredinin en az yüzde 50’sinin, doğrudan depremden etkilenen illerde yürütülecek projelere tahsis edilmesi planlanıyor. Banka olarak ilk günden bu yana deprem bölgesinin kalkınması amacıyla desteklerini kararlılıkla sürdürüldüklerini belirten TKYB Genel Müdürü İbrahim Öztop, “6 Şubat depremlerinden etkilenen bölgelerin yeniden kalkınmasını stratejik önceliklerimiz arasında konumlandırıyor; uzun vadeli, kapsayıcı ve sürdürülebilir finansman çözümlerimizle bölgenin ekonomik ve sosyal toparlanmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda Asya Kalkınma Bankası ile ilk iş birliğimizi gerçekleştirmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu kredi birçok açıdan kalkınma bankacılığı hedeflerimizi destekliyor olacak. ADB ile imzaladığımız bu kredi anlaşması ile hem deprem bölgesinde hem de Türkiye’nin deprem riski taşıyan diğer bölgelerinde yenilenebilir enerji yatırımlarını destekleyeceğiz. Türkiye’nin ihracat gücünün sembolü olan imalat sektörünün rekabet gücünü artırılması için orta ve uzun vadeli finansman sağlamaya devam edeceğiz’’ ifadelerine yer verdi. Konuyla ilgili olarak açıklamalarda bulunan Asya Kalkınma Bankası (ADB) Orta ve Batı Asya Genel Direktörü Leah Gutierrez, “Türkiye’nin toparlanması, yalnızca mevcut kapasitenin yeniden tesis edilmesini değil, aynı zamanda üretken kapasitenin geliştirilmesini, nitelikli istihdam yaratılmasını ve gelecekteki şoklara karşı dayanıklılığın güçlendirilmesini sağlayacak sürekli yatırımları gerektirmektedir. Türkiye’nin önde gelen kalkınma ve ihracat kredi bankalarıyla gerçekleştirilen iş birliği sayesinde bu projeler, yenilenebilir enerji, imalat ve KOBİ’ler için daha uzun vadeli finansmana erişimi genişletirken, finansal sistemde afetlere ve toplumsal cinsiyete duyarlı risk yönetiminin güçlendirilmesine de katkı sağlayacaktır” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabancı, CDP’deki En Yüksek Temsil Oranına Ulaştı Haber

Sabancı, CDP’deki En Yüksek Temsil Oranına Ulaştı

Dünyanın önde gelen çevresel raporlama platformunu yöneten, kâr amacı gütmeyen ve küresel bir kuruluş olan Carbon Disclosure Project (CDP), 2025 yılı araştırma sonuçlarını yayımladı. Sabancı; enerjiden malzeme teknolojilerine, perakendeden bankacılığa uzanan geniş yelpazede 9 şirketiyle Global A Listesi'nde yer alarak sürdürülebilirlik alanındaki öncü konumunu bir kez daha güçlendirdi. Akçansa ‘İklim’ programında, Sabancı Holding, Çimsa, Enerjisa Enerji, Kordsa, Brisa ve Temsa hem ‘İklim’ hem ‘Su’ programlarında; Akbank ve Carrefoursa ‘Ormansızlaşma’ dahil üç programda birden Küresel A Listesi'ne girerek uluslararası ölçekte örneği az görülen bir başarıya imza attı. Diğer yandan, Küresel Liderler listesinde 2023’te 5, 2024’te ise 8 şirketi bulunan Sabancı, bu yıl bu sayıyı 9’a çıkararak listede bugüne kadarki en yüksek temsil oranına ulaştı. “ARGE YATIRIMLARIMIZIN %70’İNDEN FAZLASI SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA ODAKLI” Sabancı Holding CEO’su Kıvanç Zaimler, fiziksel iklim risklerine karşı hazırlığın bir zorunluluk haline geldiğinin altını çizerken “Sabancı olarak, bu riskleri büyük veri ve ileri analitikle daha yakından takip edip proaktif şekilde yönetiyoruz. Fiziksel risklerin ötesinde mevcut işlerimizi geleceğe hazırlamak için verimlilik artışı ve emisyon azaltımı sağlayan uygulamalarla dönüştürüyoruz. Yeni teknolojilerin işlerimizi daha sürdürülebilir hale getirme potansiyelini düzenli olarak değerlendiriyoruz. Şirketlerimiz her yıl sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle bağlantısı olan yeni ürün ve hizmetler geliştiriyor. Geçtiğimiz yıl sürdürülebilir kalkınma alanlarına katkıda bulunabilecek 1.500’e yakın ürün ve hizmet sunduk. ARGE yatırım harcamalarımızın %70’inden fazlası bu alana ayrılmış durumda” şeklinde konuştu. “DÖNÜŞÜMÜN ÖNCÜLERİNDEN OLMAK İÇİN VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞIYORUZ” Son birkaç yıldır Türkiye, Batı Avrupa ve Amerika’da yenilenebilir enerji ve düşük karbonlu yapı malzemelerinde yeni yatırımlar yaptıklarını da sözlerine ekleyen Kıvanç Zaimler şu ifadeleri kullandı: “Enerjisa Enerji ile ülkemizin şebeke altyapısına yatırım yapmaya devam ediyoruz. Sabancı Climate Ventures aracılığıyla yarının enerji ve iklim teknolojilerinin bir parçası oluyoruz. Portföyümüzde ileri jeotermal, güneş ve rüzgar teknolojilerinin yanı sıra; enerji depolama ve füzyon gibi yeni nesil enerji çözümleriyle birlikte, emisyon verisinin ölçülmesi, raporlanması ve yönetim kararlarına entegre edilmesini mümkün kılan iklim teknolojileri ile dijital yetkinlikler de yer alıyor. Bu çözümler, karbonsuzlaşmayı desteklerken enerji sisteminin sürekliliğine katkı sağlayarak, maliyet ve emisyon tarafında anlamlı bir fark yaratacaktır. Kuantum işlem gücü ve yapay zeka ise iklim modellemelerini hızlandıracak, şebeke optimizasyonunu geliştirecek ve yeni malzemelerin keşfini mümkün kılacak. Sabancı olarak dönüşümün öncülerinden olmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bunun için de teknolojiyi, insanı ve sermayeyi net değer yaratma hedefleri etrafında hizalıyoruz. Başarılı işleri ölçeklendiriyoruz, dönüşmesi gerekeni hızla dönüştürüyoruz. Amacımız, motivasyonumuz, yaptıklarımızın sadece Sabancı için değil, tüm paydaşlarımız ve gelecek nesiller için uzun vadeli değer yaratması.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.