Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Empati

Kapsül Haber Ajansı - Empati haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Empati haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İş Bankası’ndan Lise Öğrencileri için Girişimcilik Programı:  WorkupOnBoard Haber

İş Bankası’ndan Lise Öğrencileri için Girişimcilik Programı: WorkupOnBoard

Girişimcilik motivasyonu yüksek gençlerin bu alanda gelişmesi ve girişimcilik ekosistemiyle tanışmasını hedefleyen program hibrit olarak 4-26 Temmuz’da düzenlenecek. Türkiye İş Bankası’nın ana destekçisi olduğu Workup, lise öğrencilerine yönelik yeni girişimcilik programı WorkupOnBoard’ı hayata geçiriyor. İş Bankası bünyesinde yer alan Yapay Zekâ Fabrikası (YZF) yürütücülüğünde gerçekleştirilecek WorkupOnBoard, bir projenin fikir aşamasından çalışan bir ürüne dönüşmesine kadar olan sürece yönelik yüksek yoğunluklu bir hızlandırma programı olarak kurgulandı. Program ile yapay zekanın geleneksel teorik eğitim modellerinden ayrışarak yalnızca bir bilgi aracı değil, doğrudan bir üretim ortağı olarak kullanıldığı bir yapı sunuluyor. Katılımcılar program boyunca yapay zekâ destekli geliştirme araçları ile ürünlerini sıfırdan oluşturacak, gerçek kullanıcılarla test edecek ve hızlı iterasyonlarla (yinelemelerle) geliştirme sürecini deneyimleyecek. 21 günlük program, fikir geliştirme ve MVP (minimum uygulanabilir ürün) oluşturma, kullanıcı doğrulama ve ürün iyileştirme, büyüme ve Demo Day hazırlığı olmak üzere üç temel fazdan oluşacak, haftanın 3 günü fiziksel mentor destekli üretim, 2 günü ise asenkron çalışma yapılacak. Katılımcılara bulut ve yapay zekâ araç kredileri ile belirli reklam/test bütçesi verilerek, geliştirdikleri ürünleri gerçek kullanıcılarla buluşturma imkânı sunulacak. Bu yaklaşım ile katılımcıların doğrudan müşteriyle temas kurabilen, test edilmiş ürünler geliştirmesi hedefleniyor. Program sonunda katılımcılar, çalışan bir MVP, kullanıcı geri bildirimlerine dayalı ürün geliştirme deneyimi ve girişimcilik refleksi kazanacak, İş Bankası Girişimcilik Ekosistemine erişim elde edecek. Ayrıca, ekipler Demo Day’de projelerini girişimcilik ekosistemi paydaşlarına sunma şansı yakalayacak. Girişimcilik motivasyonu yüksek gençlerin bu alanda gelişmesi ve girişimcilik ekosistemiyle tanışmasını hedefleyen program 4-26 Temmuz arasında hibrit olarak düzenlenecek. Yüz yüze bölümleri İş Vapur’da gerçekleştirilecek programa başvurular, 15 Mayıs’a kadar https://www.workup.ist/workuponboard üzerinden yapılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

8. Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongresi Başladı Haber

8. Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongresi Başladı

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Küresel ölçekte bir narsisizm artışı yaşanıyor. Bu artık bir epidemiden ziyade bir pandemi haline geldi. Özellikle gençler arasında narsisizmin artması; suçun ve şiddetin artması anlamına geliyor.” Prof. Dr. David Baron: “İnsan bağ kurduğunda iyileşir, gelişir ve güçlenir.” Prof. Dr. Güngör: “Pozitif psikoloji, her şeye yüzeysel biçimde iyi bakmak değildir. Asıl mesele, ‘pozitif olan için ne yapmalıyız?’ sorusunu sormaktır. Güler yüz önemli ama o gülüşlerin arkasında derin düşünce olmalı.” Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak: “Bir fırtınanın içinde yaşadığımız söyleniyor ama bu bir fırtına değil; bir iklim değişikliği. Fırtına geçer ve hayatınıza kaldığınız yerden devam edersiniz. Ama iklim değişikliğinde yeni bir hayat kurmak zorundasınızdır.” Üsküdar Üniversitesi tarafından geleneksel hale getirilen ve bu yıl sekizincisi düzenlenen Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongresi Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda başladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi, NP Etiler ve NP Feneryolu Tıp Merkezi, Türk Psikolojik Danışma Rehberlik Derneği ve Pozitif Psikoloji Enstitüsü paydaşlığında Üsküdar Üniversitesi tarafından bu yıl 8’incisi gerçekleştirilen Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongresi, bu alanda çalışmalar yürüten uzman isimleri ağırlıyor. İki gün sürecek kongrenin bu yılki teması, "Dijitalleşen Dünyada Anlam Arayışı: Sosyal İzolasyon mu? Longevity (Uzun Yaşam) mi?" olarak belirlendi. Açılışı Prof. Dr. Nevzat Tarhan yaptı Kongrenin açılışında Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan "Dijitalleşen Dünyada Anlam Arayışı" başlıklı açılış konferansında hem akademik hem de küresel ölçekte dikkat çeken mesajlar verdi. Prof. Dr. Tarhan, konuşmasına önemli bir gelişmeyi paylaşarak başladı ve “Dünya Pozitif Psikoloji Kongresi 2027’nin Temmuz ayında Türkiye’de yapılacak. Geçen yıl Avustralya’daydı. Bu kez Üsküdar Üniversitesi öncülüğünde ve İbn Haldun Üniversitesi iş birliğiyle ülkemizde düzenlenecek. Bu müjdeyi de sizinle paylaşmak istedim.” dedi. “21. yüzyıl Bilgelik Yüzyılı olmak zorunda” İnsanlık tarihindeki büyük dönüşümlere dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, günümüzün yeni bir kırılma dönemine işaret ettiğini belirterek, “Neolitik dönem, Tarım dönemi, Endüstri devrimi ve 20. yüzyılda Bilgi Çağı… Peki 21. yüzyıl ne olacak? Yapay zekâyla birlikte bu yüzyılın ‘Bilgelik Yüzyılı’ olmak zorunda olduğunu düşünüyorum. Bunun yolu da pozitif psikolojiden geçiyor.” diye konuştu. Konuşmasının odağında “anlam” kavramının yer aldığını belirten Prof. Dr. Tarhan “Konumuzun ‘Dijitalleşen Dünyada Anlam Arayışı’ olması tesadüf değil. Krizlere ve acılara doğru anlam yüklersek onları yönetebiliriz. Yanlış anlam yüklersek acılar çözülmez, devam eder. Bu anlam yükleme sürecinin en önemli yöntemlerinden biri de pozitif psikolojidir.” ifadesinde bulundu. Pozitif psikoloji eğitimi somut sonuçlar verdi Üniversitede pozitif psikolojiyi eğitim sistemine entegre ettiklerini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Üniversitemiz kurulduktan sonra, 2013 yılında pozitif psikoloji dersini tüm öğrencilere zorunlu ders olarak koyduk. Ders öncesi ve sonrası ölçümler yaptık. Öğrencilerimizden ‘arkadaşımla aram düzeldi’, ‘madde kullanımını bıraktım’, ‘babamla ilişkim düzeldi’ gibi geri bildirimler aldık.” şeklinde konuştu. Pozitif psikolojiden ilhamla geliştirilen projelere de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Yaklaşık 5 bin uluslararası öğrencimiz var. Farklı ülkelerden gelen öğrencilerin kendi aralarında gruplaştığını ve sosyal temasın sınırlı kaldığını gördük. Bunun üzerine ‘Pozitif Psikolojiden Hedef Arkadaşlığı Projesi’ni başlattık. Bu, bir tür akran mentorluğu modeli. Her yıl bilimsel araştırma projesi olarak destekliyoruz ve sonuçlarını da yayımladık.” dedi. Pozitif psikoloji, sıfırı artıya çıkarır… Klasik psikoloji ile pozitif psikoloji arasındaki farkı da açıklayan Prof. Dr. Tarhan, “Klasik psikoloji eksiyi sıfıra getirir, patolojiyi düzeltir. Pozitif psikoloji ise sıfırı artıya çıkarır. Yaşam kalitesini ve iyilik halini artırır.” ifadelerini kullandı. Bu yaklaşımı tıptaki gelişmelerle kıyaslayan Prof. Dr. Tarhan, “Günümüzde tıpta ‘dokulara saygılı hekimlik’ anlayışı var. Gereksiz müdahaleler yerine minimal yöntemler tercih ediliyor. Bunun psikiyatridedeki karşılığı da pozitif psikoterapidir.” dedi. Prof. Dr. Tarhan, konuşmasında dijitalleşme çağında insanın anlam arayışının daha da önem kazandığını belirterek, pozitif psikolojinin bu süreçte bireylerin hem psikolojik dayanıklılığını artıran hem de yaşam kalitesini yükselten temel bir yaklaşım olduğunu vurguladı. İnsanlık nereye gidiyor? Prof. Dr. Tarhan, bireyin güçlü yönlerini merkeze alan yaklaşımların önemine değinerek, “Kişinin karakter güçleri envanteri var (VIA). Howard Gardner’ın çalışmalarından da yararlanarak bunu rutin olarak uyguluyoruz. Kişinin pozitif yönlerini güçlendirdiğinizde, negatif yönlerini büyük ölçüde kendisi çözebiliyor. Bu yaklaşım çok daha etkili bir rehberlik sunuyor.” dedi. 2023 yılında Gardner’ı kongreye davet ettiklerini hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, “Teknoloji hayatımızı kolaylaştırıyor ama insanlık nereye gidiyor diye sorduğumda, ‘İnsanlar daha zeki olacak ama daha insan olacaklarını söyleyemem’ dedi. Bu çok anlamlı bir uyarıydı.” diye konuştu. Zeka ucuzladı, karakter pahalılaştı Teknolojik gelişmelerin insan karakteri üzerindeki etkilerine değinen Prof. Dr. Tarhan, Elon Musk’ın sözlerini hatırlatarak, “Bugün ‘zeka ucuzladı ama karakter pahalılaştı’ deniyor. Gerçekten de karakterli insan bulmak zorlaşıyor. İnsanlar daha fazla imkana sahip oldukça bastırılmış yönleri, açgözlülükleri ortaya çıkabiliyor.” ifadelerini kullandı. “Empati çalışmazsak kötülükler artıyor!” Prof. Dr. Tarhan, günümüzde küresel ölçekte bir narsisizm artışı yaşandığını belirterek, “Bu artık bir epidemiden ziyade bir pandemi haline geldi. Özellikle gençler arasında narsisizmin artması; suçun ve şiddetin artması anlamına geliyor. En büyük organı egosu. Kendini özel, önemli, üstün görüyor; hak duygusu sadece kendilerine yönelik. Hep dünya kendi çıkarı etrafında dönsün istiyor. Mesela narsistik yetişen bir çocuk, eline plastik mermi olan bir silah alıyor, yolda geçen bir hanımefendiye sıkıyor, kameraya çekiyor ve zevkle seyrediyor bunu. Şimdi böyle birisine empati öğretmek gerekiyor. 'O senin kardeşin olsa, annen olsa ne hissederdin?' diye empati çalışmak gerekiyor. Empati çalışmazsak kötülükler artıyor. Bütün kötülükleri bir odaya doldursanız kapısını empati yoksunluğu açıyor. Pozitif Psikoloji bunu öğretiyor.” şeklinde konuştu. “Küresel empati yoksunluğu yaşıyoruz” Dünyadaki çatışmalara da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Gazze’den İran’a kadar yaşanan olayların arkasında da empati eksikliği var. Ancak insanlık gelişiyor, umutsuzluğa kapılmamak gerekir. İletişim çağındayız ve kötülüklerin en büyük düşmanı iyi insanların tavır koymasıdır.” ifadelerini kullandı. Psikiyatrinin geleceği kişiye özel tedavi… Sağlık alanındaki çalışmalara da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Hastanemizde kişiye özel tedavi yaklaşımının Türkiye’de öncülerinden olduk. Nörobilim temelli ve kanıta dayalı yöntemlerle psikiyatrik hastalıkların beyindeki karşılıklarını tespit ederek tedavi uyguluyoruz. Ayrıca farmakogenetik çalışmaları da kendi laboratuvarlarımızda yürütüyoruz.” dedi. “Bu bir kabuk değişimi, doğum sancısıdır…” Konuşmasının sonunda umudun önemine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, sözlerini, “Dünyadaki savaşlara bakarak karamsarlığa kapılmayalım. Bu süreç bir kabuk değişimi, bir doğum sancısıdır. İnsanlık daha iyiye doğru ilerliyor. Bunu ‘geliştiren travma’ olarak görmeli ve travma sonrası büyümeye odaklanmalıyız” ifadeleriyle tamamladı. Prof. Dr. Nazife Güngör: “Her yüzyılın başlangıcında dünya bir tür kaos yaşıyor” Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör ise açılış konuşmaları kapsamında yaptığı konuşmada, insanlık tarihinin her yüzyıl başında benzer kaotik süreçlerden geçtiğini belirterek, 21. yüzyılın da küresel ölçekte yeni bir çözülme ve dönüşüm sürecine sahne olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Güngör, “Her yüzyılın başlangıcında dünya bir tür kaos yaşıyor. Yüzyıllar çoğu zaman sancıyla, bunalımla başlıyor.” diyerek tarihsel döngülere dikkat çekti. Kaosu üreten, çözümü de buluyor! Tüm bu gelişmelere rağmen umutsuzluğa kapılmamak gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Güngör, “İnsanlık her zaman kaotik durumlar yaratır ama çözümünü de yine kendisi bulur. Çünkü insan düşünen bir varlıktır. Sorun üretir ama daha iyi bir dünya için sorgulamayı da beraberinde getirir. Onun için de biz akademiye önem verelim. Biz insanlık olarak okumaya, düşünmeye, sorgulamaya, eleştirel düşünüşe önem vermeliyiz, ondan asla vazgeçmemeliyiz. Kötü varsa mutlaka iyi de vardır. Bir şeyler kötüye gidiyorsa, bir şeyler de iyiye gidebilir. Ama bu iyiye gitmesi insanın niyetine bağlıdır.” diye konuştu. Prof. Dr. Güngör: “Umutsuzluk insanlık tarihinde yoktur” İnsanlık tarihinin mücadelelerle dolu olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Güngör, “İnsanlık tarihinde hep trajediler ve kaoslar olmuştur ama her zaman bir çıkış yolu bulunmuştur. Bu nedenle bolca okumalı, düşünmeli, sorgulamalı ve eleştirel bakış açısını güçlendirmeliyiz. Daha insancıl bir gelecek, ancak bu şekilde mümkün olabilir.” ifadesinde bulundu. “Güler yüz önemli ancak arkasında derin düşünce olmalı” Pozitif psikolojinin önemine de değinen Prof. Dr. Güngör, “Pozitif psikoloji, her şeye yüzeysel biçimde iyi bakmak değildir. Asıl mesele, ‘pozitif olan için ne yapmalıyız?’ sorusunu sormaktır. Güler yüz önemli ama o gülüşlerin arkasında derin düşünce olmalı. Neşeyle bakarken aynı zamanda sorgulayan, eleştiren bir zihni de korumalıyız.” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak: “Çok özel bir dönemde yaşıyoruz” Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, günümüz dünyasının insanlık tarihi açısından “en özel ve en kırılgan dönemlerden biri” olduğunu belirterek, dijitalleşmenin yalnızca teknolojik bir dönüşüm değil, aynı zamanda insanın anlam dünyasını kökten değiştiren bir süreç olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Kaynak, “Hepimiz açıkçası çok özel bir dönemde yaşıyoruz. Hayatımıza çok hızlı giren ve ‘disruptive technologies’ dediğimiz yıkıcı teknolojilerle iç içeyiz. Dijitalleşme sadece iş yapış biçimlerimizi ya da sosyal medyayı etkileyen bir unsur değil; aynı zamanda hayatımızın anlam içeriğini değiştiren, bizi yeni bir hakikat ortamına adapte etmeye zorlayan travmatik bir dönemdir. Daha önce bildiklerimizin büyük ölçüde geçerliliğini yitirdiği bir çağdayız.” dedi. Prof. Dr. Kaynak: “Bu bir fırtına değil, iklim değişikliği” Yaşanan dönüşümün geçici bir kriz olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Kaynak, “Bir fırtınanın içinde yaşadığımız söyleniyor ama bu bir fırtına değil; bir iklim değişikliği. Fırtına geçer ve hayatınıza kaldığınız yerden devam edersiniz. Ama iklim değişikliğinde yeni bir hayat kurmak zorundasınızdır. Biz de tam olarak böyle bir dönemdeyiz.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi olarak kendilerini yalnızca “beyin üssü” değil, aynı zamanda “duygu üssü” olarak tanımladıklarını belirten Prof. Dr. Kaynak, “Nevzat Tarhan hocamızın liderliğinde insan psikolojisini ve duygularını anlamaya çalışıyoruz. Bu yaklaşımı felsefe, tarih ve insan bilimlerinin tüm alanlarına yansıtıyoruz.” dedi. “Bu çağda nasıl iyi insan kalacağız?” Pozitif psikolojinin yalnızca olumlu düşünmekten ibaret olmadığını belirten Prof. Dr. Kaynak, “Bedenen ve ruhen değiştiğimiz bu ortamda nasıl insan olarak kalacağız? Üstelik nasıl ‘iyi insan’ olarak kalacağız? Pozitif enerji yayan bireyler olarak bu olumsuzlukların içinde nasıl ayakta duracağız ve bu pozitifliği çevremizle nasıl paylaşacağız? Yeni hayatı nasıl inşa edeceğiz? Asıl mesele bu soruların cevabıdır.” ifadesinde bulundu. Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan: “Burada çok güzel anılar biriktireceğiz” Kongre Genel Sekreteri Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, kongrenin iki gün boyunca unutulmaz anılara sahne olacağını belirterek, “Burada çok güzel anılar biriktireceğiz. İki gün boyunca her birimiz farklı deneyimler ve kazanımlar elde edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Kongrenin yalnızca akademik içerikle sınırlı olmadığını, aynı zamanda sosyal bağları güçlendiren bir yönü bulunduğunu dile getiren Dr. Turan, “Sosyal bağlılığımızla ve ele alacağımız konularla birlikte kendi hayatımıza artılar katabileceğimiz, güzel anılar biriktirebileceğimiz çok kıymetli bir kongre olmasını diliyorum” dedi. Açılış dinletisi Prof. Dr. Haydar Sur’dan… Açılış konseri Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur tarafından verildi. Prof. Dr. Sur, ud çalarak sevilen eserler seslendirdi. Kongrenin “Onur Konuğu” Prof. Dr. David Baron’a fahri doktora takdim edildi Kongrede “Onur Konuğu” ve psikiyatri ve spor bilimleri alanında uluslararası çalışmalarıyla tanınan Stanford ve Western Üniversitesi’nden (Western University of Health Sciences) Prof. Dr. David Baron’a Fahri Doktora unvanı takdim etti. Tören kapsamında Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından Dr. Baron’a cübbesi giydirilerek Fahri Doktora belgesi takdim edildi. Prof. Dr. Tarhan ayrıca kendi eserlerinden oluşan İngilizce kitap setini hediye etti. Törende, senato üyeleri sahneye davet edilerek toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi. Yaşam tarzı psikiyatrisi ve altı temel sacayağı Törende daha sonra Prof. Dr. David Baron, açılış konferansı verdi ve “Pozitif Yaşam Tarzı Psikiyatrisi Perspektifinden Sosyal İzolasyon ve Yalnızlığın Yaşam Kalitesi Üzerindeki Rolü” konusunu ele aldı. Yaşam tarzı psikiyatrisi, sosyal bağların gücü ve pozitif ruh sağlığına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Baron, modern psikiyatri anlayışının yalnızca hastalık odaklı değil, yaşam kalitesini artırmaya yönelik bütüncül bir yaklaşım gerektirdiğini vurguladı. Baron, yaşam tarzı psikiyatrisi yaklaşımının fiziksel aktivite, beslenme, uyku, zararlı maddelerden uzak durma, sosyal ilişkiler ve stres yönetimi olmak üzere altı temel sacayağı üzerine kurulduğunu belirterek, “Sizi mutlu eden faaliyetleri bulmak ve sürdürülebilir bir yaşam düzeni kurmak ruh sağlığının temelidir.” dedi. “Sosyal izolasyon günde 15 sigara içmeye eşdeğer…” Sosyal izolasyonun ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken Baron, “İnsanlar sosyal varlıklardır. Bağ kurmak, insanın en temel ihtiyacıdır. Sosyal izolasyon, günde 15 sigara içmeye eşdeğer bir sağlık riski taşır.” ifadelerini kullandı. Pozitif psikoloji ve ruh sağlığı vizyonu Prof. Dr. Baron, pozitif psikoloji yaklaşımının ruh sağlığında yeni bir paradigma oluşturduğunu belirterek, “Ruh sağlığı yalnızca hastalığın olmaması değildir; hayattan keyif almak, anlam bulmak ve gelişebilmektir.” dedi. Psikiyatride ilaçların önemine değinen Baron, buna rağmen hasta ile hekim arasındaki terapötik ilişkinin çoğu zaman daha belirleyici olduğunu vurguladı. Bağ kuran insan iyileşir, gelişir ve güçlenir… Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu (WFMH) çalışmalarına da değinen Baron, odağın yalnızca hastalıkların tedavisi değil, bireylerin “esenlik hali”ne ulaşması olması gerektiğini söyledi. Konuşmasını sosyal bağların kritik önemine dikkat çekerek tamamlayan Baron, “Sosyal izolasyonun önüne geçmek, yaşam kalitesini artırmanın en temel yoludur. İnsan bağ kurduğunda iyileşir, gelişir ve güçlenir.” dedi. Alanında uzman isimler konferanslar verdi Öte yandan, kongre kapsamında Prof. Dr. Tayfun Doğan “İnsan İlişkilerinin Nörobilimi: Sosyal Beyin”, Prof. Dr. Mehmet Zihni Sungur “İyi Olma Hali (Well-being) Bağlamında İlişkiler”, Doç. Dr. Sevda Yeşim Özdemir “Longevity’de Genetik Faktörler ve Yalnızlığın Biyolojisi” başlıklı konferans verdi. Atölye çalışmaları yapıldı Kongrede ayrıca Doç. Dr. Aslı Kartol ve Psk. Danışman Rümeysa Özel “Pozitif Psikoloji Temelli Vaka Formülasyonu: Güçlü Yön Odaklı Müdahale Tasarımı”, Dr. Psikolog Ebru Sinici “Zamanla Dost Olmak: Dijital Yalnızlık, Anlam ve Longevity”, Uzm. Klinik Psikolog Elvin Akı Konuk “Dayanıklı Çocuklar Yetiştirmek”, Dr. Öğr. Üyesi Gamze Alçekiç Yaman “Pikselden Kalbe: Dijital Yalnızlıkta Bağ Kurma”, Prof. Dr. Gül Eryılmaz “Yeniden Bağlanmak: Güçlü Yönlerle Bağ Kurmak”, Klinik Psikolog Mehmet Büyükçorak “Psikolojik Esnekliği İnşa Etmek”, Okan Tiring “Pozitif Psikoloji ve Adler: Sanat Yoluyla Amaç” ve Dr. Hakan Karaman “Cinsel İyilik Hali ve Terapide Temel Yaklaşımlar” başlıklı atölyelerde gerçekleştirildi. Kongrenin ikinci gününde neler var? Kongrenin ikinci günü olan 26 Nisan Pazar günü Dr. Öğr. Üyesi Mert Sinan Bingöl “Anlam ve Anlamsızlık Sarmalından Nasıl Çıkabiliriz?”, Prof. Dr. Emine Nilüfer Pembecioğlu “Dijital Dünyada Gerçeklik Kırılımı” ve Uzm. Psk. Danışman Deniz Altınay “Sosyometri Kuramında Sosyal İzolasyon” başlıklı konferans verecek. Kongrede, “Yıkmadan Yıkılmadan Ayrılmak: Yapıcı Boşanma” konulu panelde Prof. Dr. Sefa Bulut, Doç. Dr. Besra Taş Bolat ve Dr. Öğr. Üyesi Hatice Deniz Özdemir birer konuşma gerçekleştirecek. Kongrede, Prof. Dr. Sırrı Akbaba “Türk-İslam Kültüründe Erdemler”, Doç. Dr. Çiğdem Yavuz Güler “Yakınlık, Sevmek ve Yalnızlık”, Dr. Öğr. Üyesi Abdurrahman Kendirci “Ruhsal İyileşmede Anlamın Rolü” ve Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan da “Sosyal İzolasyon mu? Sosyal Bağlılık mı?” başlıklı konferans gerçekleştirecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Royal Canin’den Veteriner Hekimlik Mesleğine ve Çocuklara Anlamlı Katkı Haber

Royal Canin’den Veteriner Hekimlik Mesleğine ve Çocuklara Anlamlı Katkı

İnsan ve hayvan arasındaki bağın güçlenmesinin daha bilinçli ve duyarlı bir toplumun temelini oluşturduğuna inanan Royal Canin, sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında, çocuklarda hayvan sevgisi ve sorumluluk bilincini geliştirmeyi amaçlayan “VETMEN’in Maceraları” kitap serisine ücretsiz ve koşulsuz destek sağlayarak önemli bir sosyal sorumluluk projesine imza attı. Klinisyen Veteriner Hekimler Derneği adına Güldem Bektaş’ın yazdığı ve resimlediği kitap serisi, Royal Canin’in desteğiyle yeniden basılarak Türkiye’deki tüm kütüphaneler, Veteriner Hekim Odaları ve ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla paylaşıldı. Amaç: Çocuklarda hayvan sevgisi ve farkındalık oluşturmak “VETMEN’in Maceraları”, çocukların hayvanların ihtiyaçlarını daha yakından tanımasına, onların sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri için yapılabilecekleri öğrenmesine ve veteriner hekimlik mesleğinin önemini kavramasına katkı sunmayı amaçlıyor. Kitap serisi aynı zamanda, hayvan sevgisini artırmayı, çocuklara sorumluluk bilinci kazandırmayı, empati duygusunu güçlendirmeyi ve erken yaşta farkındalık oluşturmayı hedefleyen ilham verici bir içerik sunuyor. Royal Canin’den “VETMEN’in Maceraları”na ücretsiz ve koşulsuz destek Royal Canin’in ücretsiz ve koşulsuz desteğiyle yeniden basılan “VETMEN’in Maceraları”, ticari bir amaç taşımadan Türkiye genelinde geniş bir dağıtım ağıyla paylaşıldı. Seri; anne ve çocuklara yönelik faaliyet gösteren 25 sivil toplum kuruluşuna, Türkiye’deki tüm kütüphanelere, 70 veteriner hekim odasına, 500’e yakın veteriner hekim ve sektörel paydaşa ücretsiz ulaştırıldı.Böylece kitap, çocuklarda hayvan sevgisinin gelişmesine ve veteriner hekimlik mesleğine yönelik farkındalığın daha geniş kitlelere taşınmasına katkı sağladı. Minoa Etiler Alkent’te çocuklarla özel okuma günü Projenin dikkat çeken buluşmalarından biri ise İstanbul’daki Minoa Etiler Alkent’te gerçekleştirildi. Düzenlenen özel okuma gününde, kitabın çizeri ile KLİVET Başkanı Çağıl Çokcoşkun Yılmaz, çocuklarla bir araya gelerek keyifli bir okuma etkinliği gerçekleştirdi. Etkinlik boyunca çocuklar kitabın karakterlerini yakından tanıdı, veteriner hekimlik mesleği hakkında bilgi aldı, hayvanlarla doğru iletişim konusunda bilinçlendi, interaktif bir okuma deneyimi yaşadı. Etkinlik sırasında çalışmanın önemine dikkat çeken Klinisyen Veteriner Hekimler Derneği Başkanı Çağıl Çokcoşkun Yılmaz şu ifadeleri kullandı: “Veteriner hekimlik yalnızca hayvanları tedavi etmekten ibaret değildir. Bu meslek; hayvan sevgisini yaşamının merkezine koyan, öğrenmeyi hiç bırakmayan ve her canlıya değer veren insanların mesleğidir. Bazen bir minik patiyi iyileştirir, bazen bir çiftlikte birçok hayvanın sağlığını korur, bazen de insanların hayvan dostlarıyla daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmesine katkı sağlarız. Bu yönüyle veteriner hekimler, yaşamın her alanında sorumluluk üstlenen görünmez kahramanlardır.” “KLİVET olarak amacımız, çocukların hayvan sevgisini güçlendirmek, empati duygusunu geliştirmek ve gelecekte bu mesleğe ilgi duymalarına ilham vermektir. ‘VETMEN’in Maceraları’ serisi de bu anlayışın bir yansımasıdır. Veteriner hekimlik mesleğinin ve hayvan refahının çocuklara erken yaşta aktarılması, gelecekte daha bilinçli bir toplum için büyük önem taşıyor. Bu çalışma bu anlamda çok kıymetli bir adım.” Toplumsal fayda odaklı yaklaşım Royal Canin, kedi ve köpeklerin yalnızca beslenmesine değil, genel sağlık ve refahına katkı sunmanın yanı sıra insan-hayvan etkileşimini güçlendirmeyi hedefleyerek bu alanda projeler geliştirmeyi sürdürüyor. Hayvanlar için daha iyi bir dünya hedefiyle hareket eden şirket, Kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarıyla, tüm canlılar için daha sağlıklı bir gezegen ve daha sürdürülebilir bir yaşam yaratma yolculuğunun parçası olmayı amaçlıyor. Eğitim programları, veteriner hekim destekleri ve bilinçlendirme çalışmalarıyla sektörde katma değer yaratan çalışmalara imza atan Royal Canin’in, “VETMEN’in Maceraları” kitabının yeniden basımı ve dağıtımına verdiği koşulsuz destek de bu yaklaşımın önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda değerlendirmede bulunan Royal Canin Avrasya Bölgesi Kurumsal İlişkiler Direktörü Tuba Güven Saraçoğlu proje ile ilgili şunları söyledi: “Çocukların erken yaşta hayvanlarla doğru ve sağlıklı bir bağ kurmasını destekleyen projeleri son derece değerli buluyoruz. ‘VETMEN’in Maceraları’, yalnızca bir hikâye serisi olmanın ötesinde; hayvanların ihtiyaçlarını anlamayı, empati geliştirmeyi ve sorumluluk bilincini güçlendirmeyi hedefleyen güçlü bir eğitim ve farkındalık çalışması. Bu yönüyle hem çocuklara hem de ailelere önemli bir katkı sunarken, insan-hayvan etkileşiminin doğru temeller üzerinde gelişmesine de destek oluyor. Çocuklarda erken yaşta hayvan sevgisinin gelişmesini desteklemek ve veteriner hekimlik mesleğine yönelik farkındalığı artırmak adına, bu anlamlı projeye katkı sunabilmiş olmaktan mutluluk duyuyoruz. Kurumsal sosyal sorumluluk yaklaşımımız doğrultusunda topluma değer yaratan benzer projelerde yer almaya devam edeceğiz. Royal Canin ve KLİVET iş birliğiyle hayata geçirilen “VETMEN’in Maceraları”, çocukların hayvanlarla daha bilinçli bir bağ kurmasına katkı sağlarken veteriner hekimlik mesleğinin toplumda daha yakından tanınmasına da destek oluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Okul Şiddeti Önlenebilir mi? Haber

Okul Şiddeti Önlenebilir mi?

Okul şiddetinin tamamen ortadan kaldırılamasa da büyük ölçüde önlenebilir olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Bir genç ‘kimse beni anlamıyor’ diyorsa bu bir alarmdır” diyerek erken farkındalığın hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okul şiddetinin önlenmesi konusunu değerlendirdi. Okul şiddeti ‘ani patlama’ değil, önceden gelişen bir süreç Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okul şiddetinin tamamen ortadan kaldırılamasa da büyük ölçüde önlenebilir olduğuna dikkat çekerek, “Okul şiddeti sıfırlanamaz ama büyük ölçüde önlenebilir. Çünkü okul şiddeti ‘ani patlama’ değil, önceden gelişen bir süreçtir bu yüzden erken fark edilirse önlenebilir. Çünkü araştırmalar şunu gösteriyor: Saldırganların yüzde 70–80’i önceden sinyal verir. Çoğunda: sosyal geri çekilme, tehdit dili,yoğun öfke ve planlama davranışı vardır şiddet görünmez değil, erken evrede fark edilebilir. Sadece güvenlik önlemleri (metal dedektör vs.), sadece disiplin cezaları veya sadece kamera sistemi sonucu azaltabilir ama nedeni çözmediği için geçici olur.” dedi. ABD’de okullarda psikolojik sağlamlık çalışmaları başladı ABD’deki verileri örnek gösteren Prof. Dr. Tarhan, “2013–2023 arasında bin 468 okul silah olayı (önceki on yıla göre yüzde 324 artış) olur. Bunun üzerine hızlı bir şekilde okullarda Mindfulness (Bilinçli Farkındalık) ile empati, anlam, amaç paylaşımcılık, minnettarlık, dürtü kontrolu modülleri ile psikolojik sağlamlık çalışmalar başladı. Okullarda SEL (Sosyal ve Duygusal Beceri eğitimleri) verildi. 2024 yılında yaklaşık 336 okul silah olayı raporlanmış iken 2025 okul yılında bu sayı 254’e düştü (yaklaşık yüzde 22 azalma). Buna rağmen, bu düzey, 25 yıl öncesinin 2 katından fazladır.” diye konuştu. Birincil önleme (Her öğrenci için) Okul şiddetini önlemede üç aşamalı bir yaklaşım gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, birincil önlemenin tüm öğrencilere yönelik olduğunu ve okul iklimini dönüştürmeyi hedeflediğini söyledi. Bu kapsamda sosyal-duygusal öğrenme (SEL), empati eğitimi, zorbalık karşıtı programlar ve duygu düzenleme becerilerinin kazandırılması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, Üsküdar Üniversitesi tarafından 5 yıllık çalışmayla hazırlanan “Mutluluk Bilimi ve Değerler” isimli yardımcı ders kitabının da rehberlik programlarında kullanılabileceğini belirtti. İkincil önleme (Riskli öğrenciler için) İkincil önlemenin riskli öğrencileri hedef aldığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, erken müdahalenin kritik olduğunu vurguladı. “Bu çocuk neden sessizleşti, neden görünmez oldu ya da neden alışılmışın dışında davranmaya başladı?” sorularının sorulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, yalnız öğrencilerin tespit edilmesi, depresyon belirtilerinin izlenmesi ve okul psikolojik danışmanlığının etkin kullanılması gerektiğini söyledi. Üçüncül önleme (Yüksek risk durumlarında kriz müdahalesi) Üçüncül önlemenin ise yüksek risk durumlarında kriz müdahalesini kapsadığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, tehdit değerlendirme ekiplerinin kurulması, aile-okul-uzman iş birliğinin sağlanması ve gerektiğinde güvenlik önlemlerinin devreye alınmasının önemine dikkat çekti. Psikolojik ihtiyaçların karşılanamamasına dikkat! Araştırmaların en net bulgularından birinin, bir öğrencinin hayatında en az bir güvenilir yetişkinin bulunmasının şiddet riskini dramatik biçimde düşürdüğü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Öğretmen, rehberlik uzmanı, ebeveyn ya da akran mentörü ile güvenli ilişki kuran çocuk hayatı güvenilir bulur ve şiddete başvurmaz.” dedi. “Bir genç ‘kimse beni anlamıyor’ diyorsa dikkat!” uyarısında bulunan Prof. Dr. Tarhan, okul şiddetinin çoğunlukla temel psikolojik ihtiyaçların karşılanmamasıyla ilişkili olduğunu ifade etti. Bu ihtiyaçları aidiyet (bağlanma ve ait olma), değerlilik (önemli hissetme), anlam (hayat yaşamaya değer dedirten amaçlar) ve duyguları ifade edebilme olarak sıralayan Prof. Dr. Tarhan, bu alanlarda eksiklik yaşandığında yalnızlık, öfke ve umutsuzluğun ortaya çıktığını belirtti. Mafya lideri gibi bazı rol modeller şiddeti estetikleştiiyor Aşırı dijitalleşmenin de önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, yoğun ekran maruziyetinin sosyal izolasyona ve yüzeysel ilişkilere yol açtığını, mafya lideri gibi bazı rol modellerin şiddeti estetikleştirdiğini ifade etti ve “Bu nedenle modern önleme çalışmaları sadece okul içinde değil, dijital yaşamı da kapsamalı.” diye sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Samsung Solve for Tomorrow Programının Yeni Dönem Başvuruları Başladı Haber

Samsung Solve for Tomorrow Programının Yeni Dönem Başvuruları Başladı

2021 yılından bu yana Habitat Derneği iş birliğiyle başarıyla yürütülen program, öğrencilerin STEM beceri ve yetkinliklerini artırmayı, inovatif ve tasarım odaklı düşünme potansiyellerini güçlendirmeyi hedefliyor. Samsung Electronics’in dünya genelinde yürüttüğü Samsung Solve for Tomorrow programı, gençlerin bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) alanlarında yaratıcı düşünmelerini desteklemeyi ve geliştirdikleri projelerle topluma fayda sağlayan çözümler üretmelerini amaçlıyor. Dünya genelinde 68 ülkede uygulanan ve bugüne kadar 2,9 milyondan fazla öğrencinin katıldığı program, 2021 yılından bu yana Habitat Derneği iş birliğiyle Türkiye’de de yürütülüyor. Program bugüne dek ülkenin dört bir yanından 7500’den fazla öğrenciye ulaştı. Programa 8–12. sınıf öğrencileri başvurabiliyor Samsung Solve for Tomorrow programı, Türkiye genelinde 8, 9, 10, 11 ve 12. sınıf öğrencilerinin başvurularını bekliyor. Katılımcılar, en az 2 en fazla 4 kişilik ekipler halinde başvurarak projelerini geliştirebiliyor. Program, gençleri sadece fikir üretmeye değil, bu fikirleri somut çözümlere dönüştürmeye teşvik eden bir öğrenme ve uygulama platformu sunuyor. Kapsamlı bir gelişim yolculuğu Samsung Solve for Tomorrow programı birçok aşamadan oluşan kapsamlı bir yapıda kurgulandı. Başvuran projeler arasından seçilen ve llk tura kalan 30 takıma, Samsung’un global eğitim müfredatında yer alan Tasarım Odaklı Düşünme Eğitimi veriliyor. Empati kurma, problemi tanımlama, fikir geliştirme, prototip oluşturma ve test etme gibi 5 adımlık bir süreçten oluşan bu atölyelerle, öğrencilerin yaratıcı ve pratik fikirler geliştirmesine destek olunuyor. Programın ikinci turunda seçilen 10 takıma ise Samsung ve Habitat Derneği tarafından mentörlük desteği veriliyor. Öğrenciler ayrıca İletişim ve Sunum Teknikleri Eğitimi gibi eğitimlerle de kendilerini ifade etme becerilerini artırma şansı buluyor. Finale kalan başarılı projeler, Türkiye sürecinin ardından bölgesel ve küresel yarışmalarda da projelerini tanıtma ve Türkiye’yi temsil etme fırsatı yakalıyor. Türkiye’den global başarı hikâyeleri çıkıyor Program kapsamında Türkiye’den seçilen projeler, uluslararası platformlarda da dikkat çekiyor. Geçtiğimiz yıl Türkiye’den iki ekip, geliştirdikleri yenilikçi çözümlerle Samsung Solve for Tomorrow Küresel Elçileri arasında yer aldı. Samsung Solve for Tomorrow programı kapsamında Türk öğrenciler bugüne kadar 900’den fazla STEM projesi geliştirdi. Başarılı projeler Samsung tarafından verilen uluslararası sertifika ve çeşitli ödüllerin de sahibi oluyor. Samsung Solve for Tomorrow programı hakkında detaylı bilgiye ve başvuru formuna https://www.samsung.com/tr/solve-for-tomorrow/ adresinden ulaşılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayram Ziyaretleri Ruh Sağlığını Güçlendiriyor! Haber

Bayram Ziyaretleri Ruh Sağlığını Güçlendiriyor!

Çocukların, aile büyükleriyle vakit geçirerek empati, saygı ve kimlik duygusunu geliştirebileceklerini ifade eden Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Yaşlı bireyler içinse bayram ziyaretleri çoğu zaman yalnızlık hissini azaltan ve sosyal görünürlüklerini artıran güçlü bir deneyim.” dedi. Dijital iletişim araçlarının mesafe olduğunda yüz yüze etkileşimi tamamlayıcı bir rol oynadığına dikkat çeken Tunçel, bayram ritüellerinin, pozitif psikoloji, mindfulness ve bağlanma temelli terapi yaklaşımlarını günlük hayatta destekleyebileceğine vurgu yaptı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, bayram ziyaretlerinin çocuk, genç ve yaşlılar üzerindeki psikolojik ve duygusal etkileri ile aile bağlarını güçlendirmedeki rolü hakkında açıklamalarda bulundu. Bayram ziyaretleri, aidiyet ve bağlılığı güçlendiriyor! Bayram ziyaretlerinin bireylerin aidiyet ve bağlılık duygularını güçlendiren önemli sosyal ritüellerden biri olduğunu dile getiren Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Özellikle Ramazan Bayramı gibi kültürel ve dini bayramlarda yapılan ziyaretler, bireylerin sosyal destek ağlarını canlı tutmasına yardımcı olur.” dedi. Aile büyüklerini ziyaret etmenin bireylerde bazı duyguları tetikleyebileceğini aktaran Tunçel, “Kişi kendisini bir ailenin ve geçmişin parçası olarak hisseder bu da Aidiyet ve köklenme duygusunu açığa çıkarır. Büyüklerin yaşam deneyimlerini görmek bireyde takdir, minnettarlık ve saygı duygularını artırır. Tanıdık aile ortamı stresin azalmasına katkı sağlar, güven ve duygusal rahatlama hissedilir. Çocukluk anıları ve ortak ritüeller olumlu duyguları güçlendirir, mutluluk artar. Bu tür sosyal temaslar, psikolojide ‘koruyucu faktör’ olarak adlandırdığımız unsurlar arasında yer alır ve kişinin stresle başa çıkma kapasitesini artırabilir.” şeklinde konuştu. Bayram ziyaretleri, yaşlılara hâlâ değerli olduklarını hissettirir! Yaşlı bireyler için bayram ziyaretlerinin çoğu zaman yalnızlık hissini azaltan ve sosyal görünürlüklerini artıran güçlü bir deneyim olduğuna değinen Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Yaş ilerledikçe sosyal çevre daralabilir ve birey kendini toplumdan kopmuş hissedebilir. Bayram ziyaretleri ise yaşlı bireylere ‘sen hâlâ ailenin merkezindesin ve değerlisin’ mesajı verir.” dedi. Bu ziyaretlerin yaşlı bireyler için önemli olduğuna vurgu yapan Tunçel, “Değerli ve hatırlanmış hissetmelerini sağlar, yaşam deneyimlerini aktarma fırsatı sunar, yalnızlık ve izolasyon duygularını azaltır, yaşam doyumlarını artırabilir. Klinik gözlemler, düzenli sosyal temasın yaşlı bireylerde depresif duygulanımı azaltabildiğini ve genel psikolojik dayanıklılığı desteklediğini gösteriyor.” açıklamasını yaptı. Aile büyükleriyle vakit geçirmek, çocukların duygusal gelişimi için çok değerli Çocuklar ve gençler için de aile büyükleriyle vakit geçirmenin, duygusal gelişim ve kimlik oluşumu açısından oldukça değerli olduğuna işaret eden Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel şunları söyledi: “Bu süreçte çocuklar; kuşaklar arası bağ kurmayı öğrenirler, empati ve saygı gibi sosyal beceriler geliştirirler, aile hikâyeleri aracılığıyla kimlik ve aidiyet duygusu kazanırlar, sabır, hoşgörü ve farklı yaşam deneyimlerini anlamayı öğrenirler. Ayrıca büyükanne ve büyükbabalar genellikle çocuklara koşulsuz kabul ve sıcaklık sunan figürler olabilir. Bu da çocukların duygusal güvenlik hissini güçlendirebilir.” Dijital iletişim, yüz yüze etkileşimin yerine geçen değil, onu tamamlayan bir araç! Görüntülü konuşma, mesajlaşma gibi dijital iletişim araçlarının özellikle mesafe nedeniyle ziyaretlerin mümkün olmadığı durumlarda çok değerli bir alternatif olabileceğini kaydeden Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Ancak psikolojik açıdan yüz yüze etkileşimin bazı benzersiz yönleri vardır.” dedi. Yüz yüze iletişimde beden dili, sarılma, el öpme gibi dokunsal temas, ortak fiziksel ortam gibi unsurlar bulunduğunu ve bunların duygusal bağın güçlenmesinde önemli rol oynadığını ifade eden Tuncel, bu nedenle dijital iletişimin tam bir ‘yerine geçme’ değil, daha çok ‘tamamlayıcı bir araç’ olarak değerlendirilebileceğini söyledi. Anlamlı ilişkiler ruh sağlığını koruyan en güçlü faktörlerden biri! Aile bağlarını güçlendiren bayram ritüellerinin, bazı terapi yaklaşımlarının günlük hayatta uygulanmasını destekleyebileceğini de dikkat çeken Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, sözlerini şöyle tamamladı: “Minnettarlık ve takdir duygularını ifade etmek pozitif psikoloji yaklaşımı, kuşaklar arası iletişimi güçlendirmek aile terapisi perspektifi, güvenli ilişkiler kurmayı pekiştirmek bağlanma temelli yaklaşımlar ve aileyle geçirilen anın değerini fark etmek mindfulness (farkındalık) yaklaşımlarını destekleyebilir. Kişinin anlamlı ilişkiler kurması ve sürdürmesi, ruh sağlığını koruyan en güçlü faktörlerden biridir. Bayram ziyaretleri de bu ilişkileri canlı tutan önemli sosyal ve kültürel pratikler arasında yer alır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA Mobil’de “Ailem” Dönemi Başlıyor Haber

Garanti BBVA Mobil’de “Ailem” Dönemi Başlıyor

Mobil uygulama içinde finansal ürünler ile kültürel–eğitici içerikleri entegre şekilde bir araya getiren Ailem; harcama takibini, birikim çözümlerini ve ebeveyn kontrol araçlarını tek çatı altında buluşturarak ailelere bütüncül bir deneyim sunuyor. Ailem sayesinde ebeveynler; çocuklarının harcamalarını anlık olarak takip edebiliyor, finansal işlemlerini kontrol altında tutabiliyor ve vadesiz hesap, banka kartı, ek kart, BES gibi ürünleri mobil uygulama üzerinden kolayca tanımlayabiliyor. Çocuklara özel tasarlanan ve kendi adlarına çıkarılabilen Bonus Cool ek kredi kartı ve Paracard Bonus Cool ile ebeveynler; çocuklarının alışveriş limitlerini belirleyebiliyor ve harcama yapılan iş yerlerini kolayca yönetebiliyorlar. Çocuklarının yaptığı harcamaları kart hareketlerinden takip edebiliyorlar; böylece hem şeffaf hem de güvenli bir kontrol mekanizması sağlanıyor. Yeni ek kredi kartı ve banka kartı çözümü ile çocuklar ilk kez kendilerine ait bir karta sahip olma deneyimini yaşarken, ebeveynlere de harcamaları kontrol etme imkânı sunarak güvenli bir finansal ortam sağlıyor. Fiziksel işlem ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldıran çözüm, birikim ürünleriyle entegre yapısı sayesinde tasarruf alışkanlığını desteklerken ailelerin günlük hayatını sadeleştiriyor. Çocuklara özel tasarlanan birikim alanları, hedef bazlı tasarrufu teşvik ederken; düzenli harçlık ve otomatik transfer özellikleriyle finansal disiplinin erken yaşta gelişimine katkı sağlıyor. Yalnızca bir ürün seti olarak değil, ailelerin yanında konumlanan bir dijital rehber olarak tasarlanan Ailem; çocukların bankacılıkla erken yaşta sağlıklı bir ilişki kurmasına katkı sağlarken ebeveynlere de süreci güvenle yönetebilecekleri bir kontrol alanı sunuyor. Çocuklara dair tüm finansal ürün ve hizmetleri tek bir alanda bir arayan getiren Garanti BBVA, yaşlarına uygun kart tasarımlarıyla finansal deneyimlerini hem güvenli hem de öğretici bir yapıya kavuşturuyor. Kültürel ve eğitici içeriklerle zenginleştirilen yapısı sayesinde finansal bilinç ve sorumluluk duygusunun küçük yaşta gelişimini destekliyor. “Bankacılığı, ailelerin hayat akışına uyum sağlayacak şekilde tasarlıyoruz” Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ceren Acer Kezik, Ailem’e ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Garanti BBVA’da ürün geliştirmeyi yalnızca finansal bir çözüm üretmek olarak görmüyoruz. Müşterilerimizin hayatındaki gerçek ihtiyaçları anlamaya ve onların yanında konumlanmaya odaklanıyoruz. Ebeveynler için çocuklarının finansal dünyasını yönetmek hem önemli bir sorumluluk hem de uzun vadeli bir bilinç inşası anlamına geliyor. Ailem’i tasarlarken amacımız; bankacılığı ailelerin hayat akışına uyum sağlayan, sezgisel ve güven veren bir deneyime dönüştürmekti. Günümüzde ebeveynler yalnızca harçlık takibi yapmak değil; çocuklarının finansal farkındalığını doğru araçlarla ve doğru zamanda desteklemek istiyor. Ailem, finansal ürünleri ve eğitici içerikleri tek bir dijital alanda bir araya getirerek bu ihtiyaca bütüncül bir yanıt sunuyor ve ebeveynlerin çocuklarının finansal yolculuğunda aktif, bilinçli ve güvenli bir şekilde yer alabilmesini sağlıyor. Kart limit belirleme, harcama kontrolü ve anlık takip özellikleriyle ebeveynlere güvenli bir yönetim alanı sunarken; birikim ve hedef bazlı tasarruf araçlarıyla çocukların finansal disiplin kazanmasına katkı sağlıyoruz. Değişen kullanıcı ihtiyaçlarını ve genç nesillerin beklentilerini dikkate alarak geliştirdiğimiz bu çözümle yalnızca bugünü kolaylaştırmakla kalmıyor; uzun vadede finansal bilinç ve sorumluluk duygusunu destekleyen kalıcı ve bütünsel bir dijital deneyim hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Tüm ürün ve hizmetlerimizi empati odağında tasarlıyoruz. Radikal müşteri perspektifimiz doğrultusunda, müşterilerimizin hayat akışına uyum sağlayan ve onlara gerçek anlamda eşlik eden çözümler üretmeye devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA ve Öğretmen Akademisi Vakfı’ndan Eşitlik İçin Güçlü İş Birliği Haber

Garanti BBVA ve Öğretmen Akademisi Vakfı’ndan Eşitlik İçin Güçlü İş Birliği

Öğretmen Akademisi Vakfı (ÖRAV) ve kurucusu Garanti BBVA iş birliğiyle 2022 yılında hayata geçirilen EşitBiz Projesi, erken ve temel çocukluk dönemlerinde toplumsal rollere yönelik önyargı karşıtı tutumun desteklenmesini amaçlıyor. Küçük yaş gruplarıyla çalışan öğretmenlere ulaşan proje, eğitim yoluyla eşitlikçi bir dönüşümü güçlendirmeyi hedefliyor. EşitBiz Projesi kapsamında her yıl düzenlenen EşitBiz Konferansı, bu yıl 9 Mayıs 2026 tarihinde Salt’ın Galata binasında gerçekleştirilecek. Toplumsal rollerin eşitliğini eğitim alanında yaygınlaştırmayı hedefleyen konferans, bu yıl “Eşitlik için empati” temasıyla katılımcıları bir araya getirecek. Konferansta sunulacak “iyi örnekler” için başvuru süreci başladı. Konferans projeye katılmış öğretmenler başta olmak üzere sahada empati temelli ve kapsayıcı uygulamalar geliştiren eğitimcilerin deneyimlerini daha geniş kitlelerle paylaşmalarını hedefliyor. Özel veya devlet kurumlarında görev yapan okul yöneticileri ile her kademeden ve branştan öğretmenler, iyi örnek başvurularını 29 Mart 2026 tarihine kadar iletebilecek. Sınıfta uygulanan, somut çıktıları olan ve fark yaratan özgün çalışma modelleri “iyi örnekler” kapsamında değerlendirilecek. Eğitimciler; kapsayıcı eğitim, çok kültürlü sınıflar, toplumsal rollerin eşitliği ve ayrımcılıkla mücadele gibi temalarda hazırladıkları sunum dosyalarıyla başvurularını gerçekleştirebilecek. Seçilen projeler, konferansta sunum olarak katılımcılarla paylaşılacak. EşitBiz Konferansı’na ve iyi örnek başvuru sürecine ilişkin detaylı bilgilere https://www.orav.org.tr/esitbiz-konferansi adresinden ulaşılabiliyor. Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı ve ÖRAV Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Taşcı Firuzbay, “Garanti BBVA olarak 2022’den bu yana toplumsal rollerin eşitliğini hem kurum içi dönüşümün hem de eğitim yoluyla toplumsal farkındalığın önemli bir parçası olarak ele alıyoruz. Toplumsal rollerin eşitliğinin sadece bir söylem değil, erken yaştan itibaren öğrenilen bir değer olduğuna inanıyoruz. Kurucusu ve daimî destekçisi olduğumuz ÖRAV ile yürüttüğümüz EşitBiz Projesi kapsamında bugüne kadar 3.831 öğretmene ve 64.493 öğrenciye ulaştık. Projenin sosyal etkisi ve erişim alanı, eğitim yoluyla kalıcı bir dönüşümün mümkün olduğuna olan inancımızı güçlendiriyor. Bu yıl konferansın temasını ‘eşitlik için empati’ olarak belirledik. Garanti BBVA’nın temel kurum ilkelerinden biri olan empatinin, eşitliğin günlük hayatta karşılık bulmasının en güçlü araçlarından biri olduğuna inanıyoruz. ÖRAV ile bu yaklaşımı eğitim yoluyla yaygınlaştırmayı sürdüreceğiz.” dedi. ÖRAV Genel Müdürü Arzu Atasoy ise “EşitBiz Projesi ile erken ve temel çocukluk döneminde toplumsal rollere yönelik önyargıların dönüştürülmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Öğretmenlerin sınıf içinde geliştirdiği eşitlikçi ve kapsayıcı uygulamaların, kalıcı bir toplumsal dönüşümün en güçlü yapı taşlarından biri olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle iyi örnek başvuruları bizim için büyük önem taşıyor. Sahada hayata geçirilen uygulamaların görünürlük kazanması, ilham vermesi ve yaygınlaşması EşitBiz’in etki alanını güçlendiriyor. Tüm öğretmenleri ve okul yöneticilerini, empati temelli çalışmalarını paylaşmaya ve 29 Mart’a kadar başvuruda bulunmaya davet ediyoruz.” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

100 Kadın Sigorta Profesyoneli KASIDER Yıl Dönümünde Bir Araya Geldi Haber

100 Kadın Sigorta Profesyoneli KASIDER Yıl Dönümünde Bir Araya Geldi

Birçok anlamlı projeye imza atan KASIDER Kadın Sigortacılar Derneği; mentorluk çalışmaları, dayanışma ağı ve özellikle “Öğrenci Kardeşim” projesi ile genç kadınların kampüsten ofise uzanan kariyer yolculuklarında yanlarında olmaya devam ediyor. 100 kadın sigorta profesyonelinin katılım gösterdiği etkinlikte, “İlham Veren Kadınlar” serisi kapsamında sektörün önde gelen isimleri katılımcılarla deneyimlerini paylaştı. Programda ayrıca sektör dışından kadın liderler de yer alarak başarı hikâyeleriyle katılımcılara farklı perspektifler sundu. RS Holding’in destekleriyle gerçekleşen etkinlikte, CEO Nihal Asker de önemli açıklamalarda bulundu. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle gerçekleşen buluşmanın son derece kıymetli olduğunu belirten RS Holding CEO’su Nihal Asker, bu organizasyonun sadece bir anma ya da kutlama değil; aynı zamanda güçlü bir sektörel dayanışma mesajı taşıdığını vurguladı. “Yedi yıl önce bir vizyonla yola çıkan KASIDER’in bugün yüzlerce kadın profesyoneli bir araya getirebilen bir yapıya dönüşmesi bizim için gurur verici” ifadelerine yer veren Asker, “Kadın sigortacılar; analitik bakış açıları, empati güçleri ve kriz yönetimindeki soğukkanlı yaklaşımlarıyla sektöre değer katıyor. Müşterilerle temas noktasında sektörün iki önemli paydaşı var, acenteler ve eksperler. Kadın acente ve kadın eksperlerin sayısının artmasının toplumda sektöre olan güvenin inşasına ve sigortacılığın repütasyonuna önemli katkı sağlayacaktır.” dedi. RS Holding olarak kadın sigortacıların yanında olmaya ve sektörde fırsat eşitliğini desteklemeye devam edeceklerini belirten Nihal Asker, tüm kadın profesyonellerin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.