Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Endonezya

Kapsül Haber Ajansı - Endonezya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Endonezya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Enerji Dönüşümü 2035’e Kadar Metallere Olan Talebi Artıracak Haber

Enerji Dönüşümü 2035’e Kadar Metallere Olan Talebi Artıracak

Coface Metal Sektörü Ekonomisti Simon Lacoume, “Endüstriyel metaller yeni bir döneme giriyor. Enerji dönüşümü önemli ölçüde yeni talep yaratırken arzın bu talebe yanıt verme kapasitesi giderek azalıyor. Bu iki unsurun bir araya gelmesi bakır, nikel ve alüminyum üzerinde kalıcı bir baskı oluşturabilir ve metal fiyatlarında yeni bir yükseliş dönemini başlatabilir” dedi. Enerji dönüşümü talebi hızlandırıyor Düşük karbonlu teknolojilerin yükselişinden önce de metallere olan talebi güçlü yapısal eğilimler destekliyordu. Kentleşme, altyapı yatırımları ve gelişmekte olan ekonomilerin büyümesi, önümüzdeki yıllarda küresel tüketimi artırmaya devam edecek. İnşaat sektörü küresel çelik tüketiminin yaklaşık yüzde 50’sini oluştururken elektrifikasyon halihazırda küresel bakır talebinin yaklaşık dörtte üçüne karşılık geliyor. Uzun süredir devam eden bu talebe artık enerji dönüşümü ve dijitalleşmenin yarattığı talep de ekleniyor. Yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar, bataryalar, elektrik şebekeleri ve veri merkezleri yoğun metal kullanımı gerektiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) Açıklanan Taahhütler Senaryosu’na (APS) göre temiz teknolojiler, 2035 yılına kadar küresel bakır ve nikel talebinin yüzde 35’ini oluşturabilir. Arz neden talebe yetişemiyor? Talepteki bu hızlanma karşısında arz aynı tempoda ilerlemekte zorlanıyor. Maden arama projelerinin yüzde 1’inden azı faaliyete geçen bir madene dönüşürken mevcut projelerde yeni kapasite geliştirilmesi ortalama 20 yıla yakın sürebiliyor. Bu süre 2000’li yılların başında 15 yıldan daha azdı. Düşük yatırım getirileri, maden yataklarındaki cevher tenörlerinin düşmesi ve artan maliyetler de üreticilerin üretimi hızla artırma kapasitesini sınırlandırıyor. Buna tedarik zincirlerindeki yüksek coğrafi yoğunlaşma da ekleniyor. Endonezya küresel nikel cevheri üretiminin yüzde 67’sini gerçekleştirirken Çin, birçok metalde dünya rafinaj kapasitesinin yarısından fazlasını elinde bulunduruyor. Ticaret kısıtlamaları da giderek artıyor. Kritik minerallerin ithalatını veya ihracatını etkileyen ve 2025 yılı sonu itibarıyla yürürlükte olan önlemlerin sayısı 1.138’e ulaşırken bu sayı 10 yıl önce 357 seviyesindeydi. Bakır, nikel ve alüminyumda 2035’e kadar yapısal arz açığı Arz ve talep arasındaki dengesizliğin, enerji dönüşümü açısından kritik öneme sahip metallerde özellikle belirgin hale gelmesi bekleniyor. Alüminyum, bakır ve nikelde talebin, karbonsuzlaşma sürecinde ilave bir hızlanma yaşanmasa dahi önümüzdeki 10 yılda arzdan daha hızlı büyüyeceği öngörülüyor. Bununla birlikte söz konusu metallerin her biri bu durumdan aynı ölçüde etkilenmiyor. Ekonomilerin elektrifikasyonu ve dijital altyapının geliştirilmesi açısından kritik öneme sahip bakırda, senaryoya bağlı olarak 2035 yılına kadar 1,5 milyon ton ile 6,5 milyon ton arasında arz açığı oluşabilir. Net Sıfır Emisyon Senaryosu’nda bu açık küresel talebin yüzde 17’sine kadar ulaşabilir. Veri merkezlerindeki hızlı büyüme de bu baskıları daha da artırabilir. Nikel ise bataryalar ve elektrikli mobilitenin etkisiyle enerji dönüşümünden en fazla etkilenen metal olarak öne çıkıyor. Net Sıfır Senaryosu’nda rafine nikel piyasasında 2035 yılına kadar yaklaşık 6,5 milyon tonluk arz açığı oluşabilir. Bu rakam, öngörülen talebin yaklaşık yüzde 35’ine karşılık geliyor. Alüminyum piyasasında da arz-talep dengesinin sıkılaşması bekleniyor. Arz açığı 5 milyon ton ile 15 milyon ton arasında gerçekleşerek öngörülen talebin yaklaşık yüzde 10’una ulaşabilir. Alüminyumda kısıtın temelinde kaynakların mevcudiyetinden çok sanayi kapasitesi, gerekli yatırımlar ve rekabetçi fiyatlarla elektriğe erişim bulunuyor. Metallerde yeni bir yükseliş dönemine doğru Bu baskıların fiyatlar üzerinde kalıcı bir etki yaratması bekleniyor. Coface, bakır ve nikel fiyatlarının önümüzdeki 10 yılda yaklaşık iki katına çıkabileceğini öngörürken alüminyum fiyatlarında da güçlü bir artış bekliyor. Buna karşılık çelik ve çinko, arz koşullarının daha az kısıtlı olması ve enerji dönüşümünün yarattığı yeni talebe daha sınırlı ölçüde maruz kalmaları nedeniyle daha düşük risk taşıyor. Üreticiler açısından önümüzdeki dönemde fiyatların yanı sıra kritik metallere erişimin güvence altına alınması, geri dönüşümün geliştirilmesi ve malzeme yoğunluğunun azaltılması da rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar haline gelebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Tütün ve Tütün Mamulleri İhracatı 1 Milyar 110 Milyon Dolara Ulaştı Haber

Türkiye’nin Tütün ve Tütün Mamulleri İhracatı 1 Milyar 110 Milyon Dolara Ulaştı

Tütün ve tütün ürünleri sektörünün dünyada en önemli küresel buluşmalarından biri olan, kalbinin attığı InterSupply 2026 Fuarı, Dortmund/Almanya’da 15-17 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleşti. Türkiye’de tütün ve tütün mamulleri ihracatçılarının çatı kuruluşu Ege Tütün İhracatçıları Birliği (ETİB) InterSupply 2026 Fuarı’nda yerini aldı. Türk tütün sektörünün gücünü ortaya koydu. InterSupply 2026 Fuarı’nın tütün sektörünün önde gelen üreticilerini ve tedarikçilerini bir araya getiren büyük bir buluşmaya ev sahipliği yaptığını vurgulayan Ege Tütün İhracatçıları Birliği Başkanı Selim Jimi, fuarda Türkiye’de yetişen oryantal tütün numuneleri sergilediklerini, Türkiye’de tütün sektöründe sürdürülebilirlik alanında yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdiklerini dile getirdi. Tütün ve tütün mamulleri ihracatı yüzde 8 arttı Inter Supply 2026 Fuarı’na katılımlarını, Ege Tütün İhracatçıları Birliği'nin uluslararası tütün sektöründeki görünürlüğünü ve ağını güçlendirme yolundaki kararlılıklarının somut bir göstergesi olarak nitelendiren Jimi, “Birlik, olarak gelecek yıllarda da bu tür uluslararası platformlarda etkin rol üstlenmeye devam edeceğiz. Türkiye’nin son 1 yıllık dönemde tütün ve tütün mamulleri ihracatı yüzde 8’lik artışla 1 milyar 31 milyon dolardan 1 milyar 110 milyon dolara ulaştı. Orta vadede 1,5 milyar dolar ihracat hedefimize ulaşmak için uluslararası platformlarda daha fazla yer alacağız” şeklinde konuştu. Tütün ve tütün mamulleri sektörünün 2026 yılı ocak – ağustos dönemindeki ihracat performansının kırılımları hakkında bilgi veren ETİB Başkanı Selim Jimi şöyle konuştu; “Yaprak tütün ihracatımız yüzde 41’lik artışla 198 milyon dolardan 279 milyon dolara ilerledi. Sigara ihracatından yüzde 4’lük artışla 361 milyon dolar dövizi ülkemize kazandırdık. Nargilelik tütünden 58 milyon dolar, sigaralık tütünlerden 43 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. 2026 yılında Türkiye’de 110 bin ton tütün üretimi bekliyoruz. 2027 yılında da ihracatımızın 1 milyar 250 milyon dolar seviyesine ulaşacağına inanıyoruz.” Yaprak tütün ihracatında Belçika’nın 58 milyon dolarlık taleple ilk sırada yer aldığını paylaşan Jimi; “ABD’ye 52,5 milyon dolarlık, Endonezya’ya ise 15 milyon dolarlık yaprak tütün ihraç ettik. Sigara ihracatında ilk üç ülke 54 milyon dolarla ABD, 53 milyon dolarla Suriye ve 49 milyon dolarla Irak şeklinde sıralandı” ifadelerini kullandı. Inter Supply 2026 Fuarı’nda Ege Tütün İhracatçıları Birliği’ni temsilen ETİB Başkanı Selim Jimi, Yönetim Kurulu Üyesi Osman Akın Umur ve Denetim Kurulu Üyesi Ali Borovalı yer aldı. Türkiye’nin Düsseldorf Ticaret Ataşesi Pınar Aslan ve Tarım ve Orman Bakanlığı Tütün ve Tütün Mamulleri Daire Başkanı V. Sayın Hasan Şişik, Inter Supply 2026 Fuarı’nda Ege Tütün İhracatçıları Birliği standını ziyaret ederek, sektörel gelişmelerle ilgili görüşmeler gerçekleştirdiler. Inter Supply 2026 Fuarı’nda, 64 ülkeden 820 firma ve kuruluş katılırken, 15 bine yakın profesyonel ziyaret etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KAPLAN ZPT’nin İlk Aracı Türkiye’de Üretildi Haber

KAPLAN ZPT’nin İlk Aracı Türkiye’de Üretildi

Testleri başarı ile tamamlayan aracın Endonezya’ya sevkiyatı sonrasında son kullanıcı ile birlikte nihai kabul testleri gerçekleştirilecektir. Endonezya’da, PT Pindad tesislerinde üretilecek olan ikinci aracın üretim faaliyetleri de eş zamanlı olarak sürdürülmektedir. KAPLAN MT (HARIMAU) Projesi’nde yakalanan başarının devamı niteliğindeki KAPLAN ZPT (HARIMAU APC) Projesi, FNSS’nin teknoloji transferi ve yerel üretim alanlarındaki tecrübesini ve başarısını bir kez daha ortaya koymuştur. KAPLAN ZPT Araç; nişancı, sürücü ve komutan dâhil olmak üzere toplam 13 personeli taşıma kapasitesine sahip olacak şekilde tasarlanacaktır. Asfalt/stabilize yollarda veya engebeli arazi koşullarında yüksek hızda hareket etme kabiliyetine sahip olacak olan araç her türlü arazi ve iklim koşuluna operasyon yapabilecek şekilde geliştirilecektir. Gelişmiş süspansiyon sistemi, araç içi titreşimini azaltacak ve yol tutuşunu artıracaktır. Araç; Muharebe Yönetim Sistemi ve mürettebat için hem gündüz hem de gece görüşü sağlayan 360 derece durumsal farkındalık kameraları gibi farklı görev ekipmanlarının kolay entegrasyonuna izin veren açık mimarili bir araç elektroniği altyapısına sahip olacaktır. KAPLAN ZPT, muharebe sahasının değişen tehditlerine karşı eşsiz bir çözüm sunmak üzere modüler beka sistemleri ile donatılacak olup, muharebe sahasında balistik ve mayın tehditlerine karşı koruma sağlayacaktır. KAPLAN ZPT yüksek personel taşıma kapasitesinin yanı sıra, sınıfının en hızlı aracı olarak tasarlanacaktır. KAPLAN ZPT ayrıca kullanıcı isterlerine bağlı olarak, tanksavar füzeleri ve roket güdümlü el bombalarına karşı aktif koruma sistemi seçeneği ile de sunulabilecektir. Araçta otomatik yangın bastırma sistemi, klima sistemi ve araç içinde kapalı bir ortam oluşturulmasıyla sağlanan KBRN koruma önlemleri bulunacak olup bu özellik KBRN ortamında mürettebatın hayatta kalmasını ve muharebe etkinliğini sürdürmesini sağlayacaktadır. KAPLAN ZPT, insanlı veya insansız kule sistemleri için olası entegrasyon seçenekleri ile tasarlanacak olup, 30 veya 35 mm gibi hafif ve orta kalibrelerin yanı sıra 120 mm havan ve güdümlü tanksavar kuleleri ve silah sistemleri ile donatılabilen modüler bir araç olarak tasarlanacaktır. Bu modüler tasarım, KAPLAN ZPT'nin mekanize piyade, keşif, komuta kontrol, kuvvet koruma, tıbbi tahliye, kurtarma, istihkam, kayar köprü ve doğrudan veya dolaylı ateş desteği gibi çok çeşitli görevleri yerine getirmek üzere yapılandırılmasına olanak tanıyacaktır. Bu konfigürasyonların tamamı, güçlü bir motor ve otomatik şanzımanla donatılmış ve modern ana muharebe tanklarıyla uyumlu hareket kabiliyetine sahip bir zırhlı muharebe aracı platformu üzerine inşa edilecektir. Araçta FNSS tarafından Türk Deniz Kuvvetleri Deniz Piyade Tugayı hizmetine sunulan Zırhlı Amfibi Hücum Aracı (ZAHA), KAPLAN MT ve ZPTP paletli araç ailesinin diğer araç konfigürasyonları ile büyük oranda ortak parça ve alt sistemler kullanılacak olması KAPLAN ZPT için önemli bir avantaj olacaktır. Bu özellikleriyle KAPLAN ZPT, halihazırda TSK ve Endonezya ordusunun envanterinde bulunan ve muharebe şartlarında kendini kanıtlamış bir araç ailesi ile aynı parça ve alt sistemlere sahip olması bakımından güvenilirlik, lojistik birliktelik ile servis kolaylığı açısından önemli avantajlar sunacaktır. Bu avantaj aynı zamanda dünya çapındaki kullanıcılar için lojistik yükün azalmasını, arızalar arası ortalama süre (MTBF) ile muharebeye hazırlık seviyesinin artmasını sağlayacaktır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Endonezya Tekstilinin   Avrupa’ya Açılan Kapısı Oldu Haber

Türkiye Endonezya Tekstilinin  Avrupa’ya Açılan Kapısı Oldu

Tasarımların, trendlerin ve markaların bir araya geldiği İstanbul Fashion Connection (IFCO), Endonezya tekstilinin Avrupa’ya açılan en önemli kapısı oldu. İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen IFCO kapsamında, Endonezya Uluslararası Mütevazı Moda Festivali’nin (IN2MOTIONFEST) tanıtımı yapıldı. 14–18 Ekim 2026 tarihleri arasında Cakarta’da düzenlenecek olan IN2MOTIONFEST 2026'nın en önemli tanıtım noktası olan IFCO’da Endonezya, ülke standı ile yer aldı. Endonezya’nın muhafazakâr giyim tarzını yansıtan son trend kreasyonların sergilendiği stant, Türk tekstilinin önemli isimlerinin buluşmasına sahne oldu. Endonezya Merkez Bankası (Bank Indonesia), Endonezya Moda Odası (IFC) ve Endonezya Muhafazakâr Yaratıcı Endüstrisi (IKRA) platformu aracılığıyla İstanbul’da gelen heyet üyeleri, Türkiye’nin kendileri için çok kıymetli olduğunu belirttiler. Endonezya Merkez Bankası yetkilisi Ndari Surjaningsihi, "İstanbul, tekstil ve hazır giyim endüstrisi açısından dünyadaki en iyi yerlerden biri" dedi. İki yıldır katıldıkları IFCO'nun kendileri için çok özel bir deneyim olduğunu belirten Surjaningsihi, “Endonezya, tasarım, üretim, islami finansman, dijitalleşme ve küresel pazarlara erişim dâhil tüm değer zincirini güçlendirerek dünyanın önde gelen mütevazı moda merkezlerinden biri olma vizyonunu sürdürüyor. Köklü geçmişi, endüstrisi ve Avrupa, Orta Doğu ile Orta Asya’ya açılan güçlü konumuyla Türkiye de, dünyanın önemli mütevazı moda merkezlerinden biri. Etkinliğin İstanbul’da gerçekleştirilmesi, müslüman ülkeler arasında daha kapsayıcı ve bağlantılı bir küresel mütevazı moda ekosistemi inşa etme hedefinin somut bir yansımasıdır” dedi. Endonezya Uluslararası Mütevazı Moda Festivali’nin (IN2MOTIONFEST) iki ülke arasındaki iş birliğini defilelerin ötesine taşıdığını da belirten Surjaningsihi, “Ticaret, yatırım, insan kaynağı geliştirme, tasarımcı değişimi ve endüstriyel ağların güçlendirilmesi gibi alanlarda somut adımların atılması hedefliyoruz. İki ülke sanayicileri arasında somut iş birliklerini artırmak mütevazı modanın küresel helal ekonomisinin büyümesine katkısını güçlendirmek ve Endonezya’yı dünyanın mütevazı moda endüstrisinde stratejik bir ortak haline getirmek istiyoruz” dedi. “TÜRKİYE AVRUPA PAZARINA AÇILAN KAPI” Endonezya Muhafazakâr Yaratıcı Endüstrisi (IKRA) Konseyi Temsilcisi Ali Charisma da, kendileri için Avrupa pazarına açılan bir kapı konumundaki Türkiye’nin çok önemli olduğunu belirterek, ”Endonezya ve Türkiye moda endüstrileri arasında daha güçlü iş birlikleri kurulmasını ve iki pazar için karşılıklı fayda sağlayacak fırsatların oluşturulmasını hedefliyoruz” dedi. RENKLİ DEFİLE Endonezya ekibi, AB ülkeleri, Birleşik Krallık, Rusya, Ukrayna ve ABD başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından alıcı firmalar ile ihracata yönelik katılımcıların bir araya geldiği IFCO’da bir de defileye imza attı. Endonezya’nın önde gelen moda tasarımcıları Febry Ferry Fabry, Boolao, Nissa Khoirina, Dama Kara, Eiwa ve Sofie yeni kreasyon ürünlerini düzenledikleri bir defile ile sergiledi. Türk mankenlerin katılımıyla gerçekleştirilen defile kapsamında katılımcı tasarımcılar, Endonezya'nın zengin geleneksel kumaş kültürü olan Wastra’dan ilham alan koleksiyonlarını sundu. Endonezya’nın geleneksel tekstil mirası ve çeşitliliğini modern muhafazakâr moda perspektifiyle yeniden yorumlayan tasarımlar, konukların beğenisini kazandı. Defileyi Endonezya Merkez Bankası yetkilisi Ndari Surjaningsih ile Endonezya İstanbul Konsolosluğu Ekonomik İşler Müşaviri Hannan Hadi de izledi. Defilenin sunumunu ise, projenin Endonezya - Türkiye arasındaki uluslararası yönetimini de yapan moda yazarı Ümit Temurçin gerçekleştirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Global Energy Monitor Raporu Kömür Enerjisindeki Çelişkiyi Ortaya Koydu Haber

Global Energy Monitor Raporu Kömür Enerjisindeki Çelişkiyi Ortaya Koydu

Dünyadaki kömür santrallerinin durumuna ilişkin en kapsamlı rapor olan ve bu yıl 11. kez yayımlanan “Yükseliş ve Çöküş 2026” raporuna göre, 2025 yılında küresel kömür kurulu gücü yüzde 3,5 arttı, ancak kömürden sağlanan elektrik üretimi yüzde 0,6 azaldı. Bu ayrışma, en belirgin şekilde kömürlü termik santrali inşaatlarının yüzde 95’inin gerçekleştiği Çin ve Hindistan'da görüldü. Buralarda rekor kıran rüzgar ve güneş enerjisi kapasite artışları, santral kurulumlarının son on yılın en yüksek seviyesine ulaşmasına rağmen kömürü devre dışı bırakarak yeni talebin neredeyse tamamını karşıladı. Rapora göre kömür kullanımında kalıcı bir dönüşüm başladı. En kirli fosil yakıt olan kömürden uzaklaşma eğiliminin, Hürmüz Boğazı’ndaki jeopolitik gelişmelerin yol açtığı kısa vadeli enerji piyasası dalgalanmalarından çok daha kalıcı olduğu vurgulanıyor. Latin Amerika 2025'te yeni kömür santrali inşa etmeme kararı alan bölge statüsüne ulaştı ve Güney Kore kömürü tamamen terk etme taahhüdünde bulundu. Global Energy Monitor’un Küresel Kömür Santrali Takip Sistemi Proje Yöneticisi Christine Shearer, şöyle konuştu: “2025 yılında dünya daha fazla kömür santrali inşa etti, ancak kömür kullanımını azalttı. Gelişmeler de tek bir bölgede yoğunlaştı; kömürlü termik santrali inşaatlarının %95’i şu anda Çin ve Hindistan’da gerçekleşiyor ve bu ülkeler bile kömürü yerinden edecek kadar hızlı bir şekilde güneş ve rüzgâr enerjisi tesisleri inşa ediyor. 2026’ya doğru ilerlerken karşımıza çıkan temel zorluk, alternatiflerin bulunmaması değil, enerji sistemleri kömürden giderek uzaklaşırken bile kömürü gerekli gören politikaların devam etmesidir.” Türkiye kömürü “zirvede” bırakmalı COP31’e ev sahipliği ve başkanlık yapacak Türkiye’de, 2015 yılında 70’in üzerinde olan kömürlü termik santrali projesinden geriye yalnızca Afşin ve Elbistan A kömürlü termik santraline eklenmek istenen iki ünite projesi kaldı. Bu projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararına yönelik açılan davada, bilirkişi heyeti, projenin kamu yararı taşımadığı sonucuna vardı. Şubat 2026’da sunulan ikinci bilirkişi raporu da projenin “uygun olmadığı” yönündeki değerlendirmeyi teyit etti. Sivil toplum örgütleri, COP31 Başkanı Türkiye’nin kömürü “zirvede” bırakarak değişimi evinde başlatmasını talep ediyor. Fosil Yakıtların Ötesi Ağı (Beyond Fossil Fuels) Kampanyacısı Duygu Kutluay şöyle konuştu: “Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacağı ve başkanlığını üstleneceği bir yılda hâlâ yeni kömürlü termik santrallerde ısrar etmesi son derece kaygı verici. Sadece iklim eylemi değil enerji güvenliği açısından da güçlü bir liderliğin gerektiği bu dönemde Türkiye, kömür başta olmak üzere fosil yakıtlardan uzaklaşmaya dair net planlar ortaya koyarak, doğayla uyumlu, toplumun parçası olarak yarar sağlayabileceği tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarına dair bir enerji sistemine dayalı enerji dönüşümünü planlamalı. Kamu kaynaklarıyla gerileyen bir sektörü ayakta tutmaya çalışmak bu dönüşümü sadece geciktiriyor ve kıymetli kamu kaynaklarının halkı desteklemek yerine şirketleri ayakta tutmaya çalışarak israf olmasına neden oluyor. Anlamlı bir COP başkanlığı için Türkiye’nin atacağı en net adım, kömürü zirvede bırakmak olacaktır.” Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Elif Cansu İlhan şöyle konuştu: “İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’na (COP) ilk kez başkanlık yapacak olması sebebiyle, uluslararası iklim gündeminde gözlerin Türkiye üzerinde olduğu bir yıldayız. Türkiye, kalan son termik santral projesi olan Afşin-Elbistan A’nın ek ünitelerini iptal ederek COP31 başkanlığına güçlü bir başlangıç yapabilir. Yeni kömür santrali projesi kalmaması önemli bir adım olsa da, ülkenin asıl ihtiyacı, devlet teşvikleriyle ayakta kalabilen ve yüksek arıza oranıyla çalışan termik santral filosu için kademeli bir kapatma programı. Adil geçiş ilkeleri çerçevesinde oluşturulacak bir kömürden çıkış programı, iklim hedefleri ve enerji güvenliği açısından öneminin yanında, kömür bölgelerinde istihdam ve kalkınmayı destekleyerek bölge halklarının refah düzeyini artırabilir ve ülke ekonomisini destekleyebilir.” 2025’in başlıca gelişmeleri şöyle: 2025’te dünya çapında kömürlü termik santrallerden elektrik üretimi gerilemesine rağmen toplam kömürlü termik santrali kurulu gücü artışını sürdürdü. Küresel kurulu güç %3,5 oranında artarken, kömürden üretilen elektrik %0,6 azaldı; bu durum, kurulu güç ile fiilî üretim arasındaki farkın giderek açıldığını ortaya koydu.Kömürden elektrik üretimindeki en belirgin düşüşler, yüksek düzeyde yeni kapasite devreye alınmasına rağmen Çin ve Hindistan’da gerçekleşti. Çin’de kömür kurulu gücü %6 artarken üretim %1,2 azaldı. Hindistan’da ise kurulu güç %3,8 artmasına rağmen üretim %2,9 geriledi. Her iki ülkede de rüzgâr ve güneş enerjisi, artan talebin büyük bölümünü karşılayarak kapasite artışı ile üretim düşüşü arasındaki farkın büyümesine katkı sağladı.Çin’de 2025 yılında yeni ve yeniden gündeme alınan kömürlü termik santrali projeleri toplam 161,7 GW ile tarihsel bir zirveye ulaştı. Ülkede proje aşamasında bulunan kömür kurulu gücü 500 GW’ın üzerinde.Hindistan’da 2025 yılında 27,9 GW yeni ve yeniden gündeme alınan kömürlü termik santrali projesi mevcut. Ülkede inşaat öncesi planlama aşamasında 107,3 GW, inşaat halinde ise 23,5 GW kurulu güç bulunuyor. Güneş ve rüzgâr enerjisinde kaydedilen rekor artışlar sonucunda toplam kurulu gücün yarısından fazlası fosil yakıt dışı kaynaklara kaymış olmakla birlikte, Hindistan hükümeti önümüzdeki yedi yıl içinde 100 GW ilave kömür kapasitesi hedefi belirledi.Küresel ölçekte 2025 yılında kapatılması planlanan kömürlü termik santral ünitelerinin yaklaşık %70’i planlandığı şekilde kapatılmadı. Bu oran, Avrupa Birliği’nde %69, ABD’de ise %59 seviyesinde. AB’de resmi kömürden çıkış taahhütleri sürmekle birlikte, gecikmeler büyük ölçüde 2022–2023 enerji krizi sırasında alınan erteleme kararlarının devamı niteliğinde. ABD’de ise santral kapatmalarının ertelenmesi, federal düzeyde alınan kararlarla eski kömürlü termik santrallerinin işletmede tutulmasına yönelik doğrudan müdahalelerle ilişkili.Çin ve Hindistan dışındaki kömürlü termik santrali inşaatları, 2025 yılında küresel inşaat kapasitesinin sadece %5'ine gerileyerek rekor seviyede düştü.Endonezya’da kömürlü termik santrali filosu 2025 yılında %7 oranında büyüdü; bu artışın yaklaşık dörtte biri nikel ve alüminyum işleme faaliyetlerine hizmet eden özel kömürlü termik santrallerinden kaynaklanıyor. Ülke ayrıca, toplam 11 GW düzeyindeki önerilen kurulu güç ile Çin ve Hindistan’ın ardından küresel ölçekte üçüncü sırada yer alıyor.Türkiye’de, ülkenin yaklaşan COP31 iklim konferansına ev sahipliği ve başkanlığı hazırlıkları sürerken, 2015 yılında 70’in üzerinde olan kömür santrali projesinden geriye yalnızca bir aktif proje kaldı.Hindistan dışındaki Güney Asya ülkelerinde kömür arzı büyük ölçüde ithalata bağımlı kalmaya devam ediyor. Pakistan, fosil yakıt piyasalarındaki dalgalanmalara karşı daha istikrarlı bir alternatif sunan dağıtık güneş enerjisini hızla yaygınlaştırırken; Bangladeş, fosil yakıt tedariki ve teknik altyapıya ilişkin sorunlarla karşı karşıya kaldı ve henüz kayda değer bir yenilenebilir enerji kapasitesi oluşturamadı.Endonezya dışındaki Güneydoğu Asya’da devreye alınan yeni kömür kurulu gücü üst üste üçüncü yıl düşüş gösterdi. Bununla birlikte, 2026 yılında beklenen gaz arz kesintileri bazı ülkeleri mevcut kömür kapasitesine daha fazla bağımlı hale getirme riski taşıyor.Afrika kıtasında ise kömür projeleri ağırlıklı olarak Zimbabve ve Zambiya’da yoğunlaşmakta olup, bu iki ülke bölgedeki yeni kömür projelerinin yaklaşık üçte ikisini oluşturuyor. Global Energy Monitor’un yanı sıra, raporun ortak yazarları arasında The Africa Just Transition Network (AJTN), ARAYARA International Institute, Bangladesh Working Group on Ecology and Development (BWGED), CEE Bankwatch Network, Beyond Fossil Fuels, Centre for Research on Energy and Clean Air (CREA), Chile Sustentable, Climate Action Network (CAN) Europe, Coastal Livelihood and Environmental Action Network (CLEAN), Dhoritri Rokhhay Amra (DHORA), E3G, The Institute of Lawyers for the Protection of the Environment (INSAPROMA), Kiko Network, POLEN Transiciones Justas, Policy Research Institute for Equitable Development (PRIED), Razom We Stand, Reclaim Finance, Solutions for Our Climate (SFOC), Trend Asia, and Waterkeepers Bangladesh (WKB) yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Halı Sektörü Malezya Pazarında Gücünü Artırmaya Gidiyor  Haber

Türk Halı Sektörü Malezya Pazarında Gücünü Artırmaya Gidiyor 

Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği tarafından halı ihracatını geliştirmeye yönelik yürütülen ve Ticaret Bakanlığı tarafından desteklenen “Halı UR-GE Projesi” kapsamında düzenlenecek olan heyete 9 firma katılacak. Halı ihracatında dünya ikincisiyiz Türkiye’nin 2025 yılında 2,8 milyar dolarlık halı ihracatıyla dünya ikincisi olduğunu vurgulayan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Turan Göksan, Malezya’nın yıllık 110 milyon dolarlık halı ithalatıyla halı sektörü için hedef pazar konumunda olduğunu, Türkiye’nin Malezya’ya 2025 yılında 18 milyon dolar olan halı ihracatının 40 milyon dolara çıkması için Malezyalı ithalatçılarla ikili iş görüşmeleri yapacaklarını dile getirdi. “Halı UR-GE Projesi” kapsamında önceki süreçte Birleşik Arap Emirlikleri ve İngiltere’ye ticaret heyetleri yaptıkları bilgisini veren Göksan; “Malezya’da ilk olarak 12 Mayıs tarihinde ikili iş görüşmeleri düzenleyeceğiz. Görüşmeler süresince Malezya halı pazarına ilişkin fiyat araştırmaları yapılması, kalite standartları ile lojistik süreçler hakkında bilgi edinilmesi ve katılımcı firmaların ihracatlarını artırmaya yönelik somut iş bağlantıları kurulması hedefliyoruz. Heyetin ikinci gününde ise pazar araştırması kapsamında sektörde faaliyet gösteren potansiyel alıcı firmalar ve halı firmaları ziyaret edilecek” diye konuştu. Halı İhracatını Geliştirme UR-GE Projesi’nde yer alan firmaların ağırlıklı olarak cami, otel ve dekoratif halılar ürettiği bilgisini veren Başkan Göksan sözlerini şöyle sürdürdü; “Malezya Ticaret Bakanlığı’nın Uzak Ülkeler Stratejisi kapsamında yer alıyor. Malezya, yeni pazarlara açılım sağlanması açısından da isabetli bir seçim olduğunu değerlendiriyoruz.” Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği, “Halı UR-GE Projesi” kapsamında ilk aşamada firmalara yönelik “İhracata Yönelik Satış Becerilerinin Geliştirilmesi” ve “Pazar Araştırma Yöntemleri” konularında eğitimler gerçekleştirdi. İkinci aşamada ise firmaların uluslararası pazarlarda tanıtımına katkı sağlamak amacıyla proje tanıtım filmi hazırladı. Sonraki süreçte Birleşik Arap Emirlikleri ve Birleşik Krallık’a yönelik heyetler düzenlenirken, Malezya heyet organizasyonu projenin üçüncü yurtdışı pazarlama faaliyeti olacak. UR-GE Projesi kapsamında hedef pazarlar; “ABD, İngiltere, Kanada, Birleşik Arap Emirlikleri, Almanya, Avustralya, Suudi Arabistan, Katar, Malezya ve Endonezya” olarak belirlendi. Malezya heyetine katılan firmalar şunlar olacak; “Akarsu Halı San. ve Tic. Ltd. Şti, Gayret Yün İplik ve Halı San. ve Tic. Ltd. Şti., Halsan Halı, Hendesi Yapı Ltd. Şti., HSR Tekstil Dış Tic. Ltd. Şti., Meta Halı A.Ş., Nur Mensucat Ltd. Şti., Serko Halı ve İplik San. Ltd. Şti. ve Tavus Yün Halı İplik San. ve Tic. Ltd. Şti.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mesir Festivali Kültür Defilesi Büyüledi Haber

Mesir Festivali Kültür Defilesi Büyüledi

Festival programının en renkli etkinliklerinden biri olan ‘Kültür Defilesi’, Azerbaycan’dan İtalya’ya, Endonezya’dan Yunanistan’a uzanan geniş bir coğrafyanın kültürel izlerini Manisalılarla buluşturdu. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali kapsamında şehre gelen; Azerbaycan, Kuzey Makedonya, Ukrayna, Sırbistan, Endonezya, Litvanya, Slovakya, Polonya, Kazakistan, Yunanistan, Kıbrıs ve İtalya’dan konuklar, ev sahibi Manisa ile birlikte görkemli bir geçit törenine imza attı. Misafir ülkelerin temsilcileri, kültürel miraslarını yansıtan özgün kıyafetlerle podyuma çıktı. Renklerin ve Dokuların Kıtalar Arası Yolculuğu Her bir kostümün bir giysinin ötesinde bir hikayeyi, bir kimliği ve geçmişin zarif bir yansımasını sunduğu defilede sahne, renklerin ve dokuların büyüleyici uyumuna ev sahipliği yaptı. Nakışların adeta dile geldiği, kumaşların ise köklü kültürleri anlattığı etkinlikte izleyiciler, podyum başında kıtalar arası bir yolculuğa çıkmanın heyecanını yaşadı. Etkinlik, farklı milletlerin ortak bir platformda buluşarak kültürel zenginliklerini paylaşmasının en güçlü simgelerinden biri oldu. Manisa Bezi Tasarımları Tam Not Aldı Defilenin finalinde ise Manisa’ya özgü geleneksel bir dokuma olan Manisa Bezi kullanılarak hazırlanan özel tasarım elbiseler sergilendi. Yerel zanaatkarlığın inceliğini, Manisa’nın kültürel mirasını modern bir yorumla podyuma taşıyan bu kreasyonlar, izleyicilerden büyük beğeni topladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye- Endonezya Arasında Bilim ve İrfan Köprüsü!  Haber

Türkiye- Endonezya Arasında Bilim ve İrfan Köprüsü! 

Prof. Dr. Tarhan, "Mevlâna bugün yaşasaydı yapay zekâyı ve sosyal medyayı kullanırdı. Ancak viral olmaktan çok derinliği, alkıştan çok anlam arayışını tercih ederdi. Allah ile 'online' olmayı sağlardı. Mevlâna’yı bilim dünyasına sunmazsak bu bir vebal olur.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve beraberindeki heyet, Endonezya’da 4 gün süren bir dizi stratejik temas ve bilimsel buluşma gerçekleştirdi. Paramadina Üniversitesi ile imzalanan iş birliği protokolü ve Cakarta’da açılan resmi temsilcilikle Türkiye-Endonezya arasındaki eğitim diplomasisi yeni bir boyut kazanırken, Prof. Dr. Tarhan’ın "Mesnevi Terapi" ve "Modern İnsanın Anlam Arayışı" üzerine verdiği konferanslar Endonezyalılar tarafından ilgiyle takip edildi. “Mevlâna bugün yaşasaydı yapay zekâyı kullanırdı” Ziyaretin ilk durağı olan Paramadina Üniversitesi’ndeki "Mesnevi Terapi" panelinde konuşan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Batı dünyasının son yıllarda keşfettiği Pozitif Psikoloji disiplininin aslında 700 yıl önce Mevlâna tarafından sistemleştirildiğini ifade etti. Prof. Dr. Tarhan, şu çarpıcı tespitte bulundu: "Mevlâna bugün yaşasaydı yapay zekâyı ve sosyal medyayı kullanırdı. Ancak viral olmaktan çok derinliği, alkıştan çok anlam arayışını tercih ederdi. Allah ile 'online' olmayı sağlardı. Mevlâna’yı bilim dünyasına sunmazsak bu bir vebal olur. O, narratif terapi ve bibliyoterapi yöntemlerini asırlar önce hikâyelerle kullanmıştı; bugün Harvard ve Yale’de okutulan Pozitif Psikoloji, aslında Mevlâna’nın metodolojisidir." Yapay zekâ ve "akıllı tasarım" analizi Teknolojinin ulaştığı son noktayı "Tevhid" inancı ve matematiksel modellerle açıklayan Prof. Dr. Tarhan, yapay zekânın ilahi bir tasarımın delili olduğunu söyledi ve “Matematik ve mantık bilgisayarları; matematik ve felsefe ise yapay zekâyı doğurdu. 'Fuzzy Logic' (Bulanık Mantık) ve 2024 Nobel Fizik Ödülü alan çalışmalar, kâinatın tesadüfi olmadığını kanıtlıyor. Yapay zekâ, Kur’an-ı Kerim’de belirtilen 'Levh-i Mahfuz' (evrensel veri tabanı) kavramına bilimsel bir delil teşkil ediyor. Bu, 'Akıllı Tasarım'ın ve Süper-determinizmin matematiksel ispatıdır." diye konuştu. Modern insan kanser hücresi gibi tüketiyor Endonezya gezisi kapsamında İstiklal Kültür Merkezi ve Yunus Emre Enstitüsü’ndeki konuşmalarında modern insanın "hazcılık" (hedonizm) ve "narsisizm" kıskacında olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, narsisizmi biyolojik bir felaketle kıyasladı ve "Narsisizm, vücuttaki en özgür ama en tehlikeli hücre olan kanser hücresine benzer. Kanser hücresi sınır tanımaz, yanındakini yutarak büyür ama sonunda hem bünyeyi hem kendini öldürür. Modern insan, 'Kaliforniya Sendromu' ile birlikte sadece tüketmeye ve haz almaya odaklı bir hayata hapsedildi. Bu durum, bireyi kalabalıklar içinde derin bir yalnızlığa sürüklüyor." şeklinde konuştu. Pozitif Psikolojinin Referansı Mevlâna… Batı dünyasının son yıllarda "Mutluluk bilimi" olarak sunduğu Pozitif Psikoloji’nin aslında Mevlâna’nın metodolojisi olduğunu belirten Tarhan, PERMA modelini tasavvufi kavramlarla açıkladı. Pozitif Psikolojinin en son teorisi olan Seligman’ın PERMA Modeli’nde bulunan 5 maddenin tasavvufta bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, bu maddeleri şöyle açıkladı: “P harfi (positive emotion), E harfi (engagement), R harfi (relationships), M harfi (meaning) ve A harfi (accomplishment). Birinci madde; kişinin hayatında ilk başta pozitif algıyla hareket etmesi. Bu nedir? Tasavvufta insanlar aksini görmedikçe her insan dost olabilir diyor. Bu felsefenin aynısını alıp, pozitif psikolojide işlemişler. İkincisi kişinin mutlu olacağı işe angaje olması yani küçük şeylerden mutlu olma hali. Şükür kelimesinin karşılığı. Küçük şeylere şükredebilmek. Üçüncü madde ilişki kurmak, sosyal bağları güçlü tutmak, bu da tasavvuftaki dost insan kavramına karşılık geliyor. Tasavvufun özü sana yardım edecek dost mu arıyorsun, o çok az ama yardım edilecek dost arıyorsan o kadara çok var ki. İyilik yapmayı yöntem haline getirmek irfan öğretisinin felsefesi. Dördüncüsü anlamlılık, Her işe anlam kat. Tasavvuf kültürünün bir öğretisi de yaptığınız her işin anlamı var tebessüm etmek bile sadaka kabul ediliyor. Tebessümün bile sadaka kabul edildiği kültürü şu anda bilimsel olarak tanımlayabiliyoruz. Beşinci model ise başarının tadını almak. Küçük başarılardan haz almayı başarabilmek. Batı felsefesinin hep dafa fazla olmalı felsefesi burada sorgulanıyor. Perma’da bir madde eksik, gerçek mutluluk sadece bu dünyadaki mutlulukla mümkün olmaz ki, bu sadece bu dünyadaki mutluluğu hedefleyen bir felsefe.” Sufi meditasyonu beyni nasıl etkiliyor? Üsküdar Üniversitesi’nin nörobilim alanındaki çalışmalarına da değinen Prof. Dr. Tarhan, maneviyatın biyolojik karşılığını şu sözlerle anlattı: "Yaptığımız MR görüntüleme çalışmalarıyla 'Sufi Meditasyonu'nun beynin duygu regülasyon merkezi olan anterior singulat korteksi canlandırdığını bilimsel olarak kanıtladık. Allah’a inanmak ve O’nunla bütünleşme hissi, beyinde mutluluk hormonları olan dopamin, serotonin ve oksitosin salgılatıyor. Bu, depresyona karşı en güçlü koruyucu kalkandır." Sadaka ekonomisi ve sosyal güven Batı dünyasının "Sadaka ve yardımlaşmayı maliyet artırıcı" gördüğü kapitalist dönemden "Sosyal sorumluluk" aşamasına geçtiğini söyleyen Tarhan, İslamiyet’teki zekât ve sadaka kültürünün toplumsal güveni inşa ettiğini vurguladı. Prof. Dr. Tarhan, "Güvenin olduğu yerde barış, barışın olduğu yerde ise üretim ve huzur olur" diyerek, tasavvufun toplumsal refah üzerindeki etkisine dikkat çekti. Katılımcılardan gelen soruları da cevaplayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, tasavvuf ve psikoloji penceresinden kadın-erkek ilişkilerine ve beyin yapısındaki farklılıklara da dikkat çekici söylemlerde bulundu. Akademik diplomasi ve yeni temsilcilik Ziyaret kapsamında Üsküdar Üniversitesi ile Paramadina Üniversitesi arasında öğrenci ve akademisyen değişimini kapsayan bir MOU (İyi Niyet Protokolü) imzalandı. Ayrıca, Üsküdar Üniversitesi’nin Endonezya Temsilciliği Cakarta’da resmi olarak faaliyetlerine başladı. Temsilciliği İbrahim Albayrak temsil edecek. Paramadina Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Lin Mayasari de iş birliği hakkında, "Üsküdar Üniversitesi ile bu girişim, üniversite olarak iş birliği ağlarımızı ciddi anlamda geliştirecek ve Türkiye ile aramızda ilmi bir köprü kuracaktır." dedi. Endonezya’da "Best-Seller" ilgisi Prof. Dr. Tarhan’ın Endonezya diline (Bahasa Indonesia) çevrilen altı kitabı, bölgede büyük ilgi görerek "en çok satanlar" listelerine girdi. Özellikle narsisizm, aile değerleri ve pozitif psikoloji üzerine kaleme aldığı eserler, Uzak Doğu’nun bu yoğun nüfuslu ülkesinde hem akademik çevrelerin hem de halkın yoğun ilgisini çekti. Tarhan’ın kitapları, Endonezyalı okurlar için modern hayatın getirdiği ruhsal krizlere karşı "akılcı ve manevi" bir rehber niteliği taşıyor. Yeni Kitap Müjdesi: "İyi Düşün, İyi Hisset, İyi Ol" Cakarta programının sürpriz detaylarından biri de Tarhan’ın Aile Yayınları’ndan çıkan son eseri "İyi Düşün, İyi Hisset, İyi Ol" kitabının Endonezya diline çevrilmesi oldu. Bilişsel davranışçı yaklaşımları hikmetli bir perspektifle sunan bu eserin de çevrilmesiyle birlikte, Tarhan’ın Endonezya dilindeki külliyatı daha da zenginleşti. Program kapsamında gerçekleştirilen her oturumun ardından düzenlenen imza törenlerinde, okurların ellerinde Tarhan’ın yeni çevrilen bu kitabıyla uzun kuyruklar oluşturması dikkat çekti. Okurlardan Yoğun İlgi ve Uzun İmza Sırası… Paramadina Üniversitesi’nden İstiklal Kültür Merkezine, Yunus Emre Enstitüsü’nden resmi temaslara kadar her durakta Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bir bilim insanı olduğu kadar bir yazar olarak da yoğun sevgi seliyle karşılandı. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın Endonezya programı, başkent Cakarta’daki Yunus Emre Enstitüsü’nde düzenlenen “Yunus Emre ile Günümüz Problemlerine Manevi Reçeteler” başlıklı söyleşi ile tamamlandı. Mevlâna’dan Yunus’a: Medeniyetin İnşacıları Konuşmasına Mevlâna ve Yunus Emre arasındaki manevi bağa dikkat çekerek başlayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, her iki ismin de aynı dönemde yaşadığını ve Osmanlı’nın kuruluşunun fikri temellerini attığını belirtti. Tarhan, "Mevlâna ulema arasında hizmet ederken, Yunus Emre halkın içine girerek aynı bilgeliği avama ulaştırmıştır. Osmanlı’nın 600 yıl boyunca dünyaya barış getirmesinin sırrı, bu isimlerin 'İlay-i Kelimetullah' ve 'İlahi Rıza' eksenli felsefesinde saklıdır" dedi. Yapay zekanın Mevlana ve Yunus cevaplarına derin analiz… Tarhan, Yapay Zeka’ya “Hazreti Mevlana ve Yunus bu zamanda yaşasaydı hangi metodu kullanırdı? Yunus Emre'yi bugüne getirdiğimizde bu çağda yaşasaydı nasıl bir yöntem izlerdi?” sorduğu bu sorulara cevaplarını derinlemesine analiz ederek başladı. Günümüz dünyasının en büyük iki küresel düşmanının materyalizm ve ateizm olduğunu ifade eden Tarhan, bu akımların insanı "anlam kaybına" sürüklediğini söyledi. Bediüzzaman Said Nursi’nin bu konudaki tespitlerine değinen Tarhan, "İslam’ın hakikatlerini bu çağın fen ilimleriyle ispat etmek bir zorunluluktur. Bugünün Müslümanı bir elinde bilim ve teknolojiyi, diğer elinde Kur’an’ı tutarak yaşamalıdır" vurgusunu yaptı. Endonezya ziyareti ile gönül coğrafyaları arasında bilim ve irfan köprüsü Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın Endonezya programı, akademik diplomasiden manevi buluşmalara kadar her aşaması yoğun ilgi ve nitelikli buluşmalarla tamamlandı. Modern psikiyatrinin verilerini Mevlâna ve Yunus Emre’nin öğretileriyle sentezleyen Tarhan, sadece akademik bir paylaşım yapmadı; aynı zamanda Türkiye ve Endonezya arasında kalıcı bir gönül köprüsü inşa etti. Endonezyalı gençlerin ve akademik camianın yoğun ilgisiyle taçlanan bu program, 'Bilim ve Bilgelik' vizyonunun küresel ölçekteki karşılığını gösteren tarihi bir ziyaret olarak kayıtlara geçti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çelebi Havacılık,  Asya-Pasifik’teki Konumunu Güçlendiriyor Haber

Çelebi Havacılık, Asya-Pasifik’teki Konumunu Güçlendiriyor

Bu iki stratejik adım, Çelebi Havacılık’ın Asya-Pasifik bölgesindeki varlığını güçlendirirken, şirketi Endonezya havacılık pazarının merkezine taşıyor. 65 yılı aşkın deneyimiyle üç kıtada faaliyet gösteren ve 400’ün üzerinde havayolu müşterisine hizmet sunan Çelebi Havacılık, yeni yıl ile birlikte Bali ve Jakarta operasyonlarını devreye alarak bölgenin en yüksek yolcu ve uçuş trafiğine sahip iki ana havalimanında tarifeli uçuşlara hizmet vermeye başladı. Bu genişleme, şirketin uluslararası büyüme stratejisinin önemli bir parçası olarak, Asya-Pasifik’te uzun vadeli ve sürdürülebilir bir değer yaratma hedefini yansıtıyor. 60 milyondan fazla yolcunun buluştuğu iki havalimanı Bali’de yer alan I Gusti Ngurah Rai Uluslararası Havalimanı, Endonezya’nın en önemli turizm kapılarından biri olarak öne çıkarken; Jakarta Soekarno-Hatta Uluslararası Havalimanı ise ülkenin ana havacılık merkezi ve iş seyahatleri için kritik bir bağlantı noktasında bulunuyor. Yolcu trafiği verileri de bu tabloyu net biçimde ortaya koyuyor. Ocak–Ekim 2025 döneminde I Gusti Ngurah Rai Uluslararası Havalimanı, iç ve dış hatlarda 20 milyonu aşkın yolcuya hizmet verirken, aynı dönemde Soekarno-Hatta Uluslararası Havalimanı’ndan geçen yolcu sayısı yaklaşık 46 Milyon olarak kaydedildi. Bu veriler, Bali’nin turistleriçin kritik bir giriş kapısı olma özelliğini ortaya koyarken Jakarta’nın, Endonezya için en yoğun ve stratejik ulusal havacılık merkezlerinden biri olduğunu da net biçimde gösteriyor. Güçlü pazar dinamikleri üzerine konumlanan Çelebi Havacılık, her iki havalimanındaki operasyonel varlığını genişleterek yolcu hizmetleri, rampa hizmetleri, güvenlik ve genel havacılık alanlarında faaliyet gösteriyor. İlk etapta her iki lokasyonda da iç hat uçuşlarını kapsayan operasyonlar yürüten Çelebi Havacılık, bu yatırımıyla Endonezya pazarındaki konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Bali ve Jakarta’daki eş zamanlı olarak devreye alınan operasyonlar, Çelebi Havacılık’ın Asya-Pasifik bölgesinde benimsediği seçici ve odaklı büyüme stratejisinin somut bir yansıması olarak öne çıkarken; bu operasyonlar, yüksek yolcu hacmine sahip, stratejik önemi bulunan havacılık merkezlerine öncelik veren küresel genişleme yaklaşımını da destekliyor. Planlanan operasyonel kapasite doğrultusunda, Bali’de yıllık 1.800 uçuş ve 650 bin yolcu, Jakarta’da ise 4.500 uçuş ve 1,6 milyon yolcu seviyesine ulaşılması öngörülüyor. Operasyonlar kapsamında Bali’de yaklaşık 150’den fazla, Jakarta’da ise 200’den fazla Çelebi Havacılık çalışanı görev yapıyor. Sürdürülebilirlik Odaklı Bir İlk Çelebi Havacılık, Endonezya operasyonlarını sürdürülebilirliği merkezine alan bir yaklaşımla hayata geçiriyor. Şirket, yer hizmetlerinde tamamen elektrikli ekipman filosu kullanan Endonezya’daki ilk yer hizmetleri şirketi (GHA) olarak, havalimanlarında karbon emisyonlarının azaltılmasına ve “yeşil havalimanı” hedeflerine somut katkı sağlamayı amaçlıyor. Bu yaklaşım, Endonezya’nın net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda ICAO’nun Uzun Vadeli Hedefleri (LTAG) ve ülkenin Ulusal Katkı Taahhüdü (NDC) ile uyumlu şekilde, havacılık sektöründe sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik küresel iklim hedeflerine de doğrudan katkı sunuyor. Yüksek güvenlik standartları, operasyonel mükemmeliyet ve çevre dostu uygulamalar ise Çelebi Havacılık’ın Endonezya’daki hizmet anlayışının temelini oluşturuyor. Çelebi Havacılık Güneydoğu Asya Başkanı Murali Ramachandran, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: ‘’Bali ve Jakarta gibi Endonezya’nın en yüksek yolcu ve uçuş hacmine sahip iki kritik merkezinde eş zamanlı olarak operasyon kurmak, güçlü bir operasyonel altyapının yanında aynı zamanda derin bir bölgesel öngörü ve kusursuz bir koordinasyon kabiliyetini de beraberinde gerektiriyor. Endonezya’da hayata geçirdiğimiz bu yapı, Çelebi Havacılık’ın farklı coğrafyalarda edindiği küresel deneyimi, yerel dinamikler ve ihtiyaçlarla bütünleştiren yaklaşımının somut bir yansıması. Bölgedeki ekiplerimizle birlikte, güvenliği, operasyonel sürekliliği ve hizmet kalitesini en üst standartlarda ele alıyor, havacılık ekosisteminin tüm paydaşları için güvenilir, tutarlı ve uzun vadeli değer üreten bir hizmet anlayışıyla ilerliyoruz.’’ Çelebi Havacılık Endonezya Genel Müdürü Andy Dias ise şu ifadeleri kullandı: “Bali ve Jakarta’da başlattığımız operasyonlar, Endonezya genelinde halihazırda hizmet verdiğimiz 25 havalimanına ek olarak, bu pazara yönelik uzun vadeli bağlılığımızın güçlü bir göstergesi. Çelebi Havacılık Akademisi kapsamında yürüttüğümüz yapılandırılmış eğitim programlarıyla, sertifikalı içerikler, sahada operasyonel deneyim ve küresel uygulamalar odağında Endonezyalı yeteneklere yatırım yapıyoruz. Havayolu iş ortaklarımız ve havalimanı paydaşlarımızla yakın iş birliği içinde, Endonezya sivil havacılık otoritelerinin destek ve rehberliğiyle yolculara güvenli, güvenilir ve zamanında yer hizmetleri sunmayı hedefliyoruz. Operasyonlarımızın kurulması ve genişletilmesi sürecinde gösterdikleri iş birliği ve güven için ilgili otoriteler ve düzenleyici kurumlara teşekkürlerimizi sunuyoruz. Amacımız, Endonezya’nın havayolu yolcu ve kargo akışını daha güçlü ve verimli hale getirerek sürdürülebilirlik hedeflerini ve turizm büyümesini desteklerken, ulusal havacılık ekosisteminin uzun vadeli güçlenmesine katkı sağlamak.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.