Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Endüstri 4.0

Kapsül Haber Ajansı - Endüstri 4.0 haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Endüstri 4.0 haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Afrika Sanayisine Açılan Yeni Kapı: ITAF 2026 Kazablanka’da Gerçekleşti Haber

Afrika Sanayisine Açılan Yeni Kapı: ITAF 2026 Kazablanka’da Gerçekleşti

Afrika’da sanayi yatırımlarının ve üretim kapasitesini geliştirmeye yönelik çalışmaların hız kazanması, otomasyon, robotik, dijital üretim ve akıllı fabrika teknolojilerine olan talebi artırıyor. Bu dönüşümün sunduğu fırsatları uluslararası sanayi dünyasıyla buluşturmayı hedefleyen ITAF 2026, küresel teknoloji sağlayıcıları ile Afrika’nın gelişen sanayi pazarları arasında doğrudan iş bağlantıları kurulmasına olanak sağladı. Fuar kapsamında 11 ülkeden yaklaşık 50 nitelikli alıcının katılımıyla gerçekleştirilen Hosted Buyer Programı ve B2B görüşmeleri, teknoloji sağlayıcıları ile satın alma karar vericilerini bir araya getirerek yeni ticari fırsatların değerlendirilmesine katkıda bulundu. Etkinliğin önemli bileşenlerinden biri olan Industrial Edge Summit Africa konferans programında ise 60’tan fazla konuşmacı; endüstriyel otomasyon, dijitalleşme, ileri üretim teknolojileri ve Afrika sanayisinin dönüşümüne yönelik fırsatları ele aldı. Endüstriyel dönüşüme yön veren teknolojiler ITAF 2026’da buluştu ITAF 2026, üç gün boyunca endüstriyel üretimin geleceğini şekillendiren teknolojilere ve yenilikçi çözümlere ev sahipliği yaptı. Robotik sistemlerden endüstriyel otomasyona, yapay zekâ ve dijital üretim teknolojilerinden akıllı iç lojistik, güç aktarım sistemleri ve enerji verimliliği çözümlerine kadar geniş bir teknoloji yelpazesi, uluslararası sektör profesyonelleriyle buluştu. Fuar, yeni teknolojilerin tanıtılmasının yanı sıra bu çözümlerin üretim süreçlerine sağlayabileceği somut katkıları da gündeme taşıdı. Türkiye’den katılan ve kendi alanlarında küresel ligde yer alan Esit Elektronik ve IHI Dalgakıran gibi öncü Türk üreticileri de fuarda geliştirdikleri son teknoloji çözümleri, akıllı tartım ve kompresör sistemlerini Afrika pazarıyla buluşturarak yoğun ilgi gördü. Verimlilik artışı, operasyonel maliyetlerin azaltılması, üretim süreçlerinin dijitalleşmesi ve sürdürülebilir üretim gibi sanayinin öncelikli konuları, teknoloji sağlayıcıları ile sektör temsilcileri arasındaki görüşmelerin odağında yer aldı. Böylece ITAF, küresel teknolojik gelişmelerin Afrika sanayisinin dönüşüm ihtiyaçlarıyla buluştuğu bir platform olarak öne çıktı. ITAF 2026, uluslararası ticari iş birliklerine kapı açtı ITAF 2026, sergilenen teknolojilerin ötesinde, uluslararası satın almacılar ile sanayi ve teknoloji sağlayıcıları arasında yeni iş fırsatlarının değerlendirildiği bir platform oldu. Fuar kapsamında düzenlenen Alım Heyeti Programı, Afrika ve Avrupa'daki 11 ülkeden yaklaşık 50 nitelikli satın almacıyı Kazablanka'da bir araya getirdi. B2B eşleştirme görüşmeleri sayesinde katılımcı firmalar, yeni pazarlara açılma, potansiyel müşterilerle doğrudan temas kurma ve uzun vadeli ticari ortaklıklar geliştirme fırsatı yakaladı. Programın uluslararası boyutunu güçlendiren bir diğer önemli buluşma ise 9 Afrika ülkesinden 22 üst düzey temsilcinin katılımıyla gerçekleşti. Kamu kurumları, ticaret odaları ve iş dünyasından temsilcilerin yer aldığı heyet, bölgenin sanayi ve altyapı yatırımlarına yönelik ihtiyaçlarını uluslararası teknoloji sağlayıcılarıyla değerlendirdi. Makine ve otomasyondan enerji ve lojistiğe uzanan görüşmelerde, teknoloji transferi, üretim kapasitesinin geliştirilmesi ve yeni yatırım fırsatları ön plana çıktı. Böylece ITAF, Afrika sanayisinin ihtiyaçları ile uluslararası teknoloji ve üretim çözümleri arasında doğrudan bağlantılar kurulmasına katkı sağladı. Öncelikli hedef, sürdürülebilir katma değer yaratmak ITAF, ilk edisyonuyla etkinliğin ötesine geçerek yıl boyu aktif kalacak bir platformun ilk temellerini attı. ITAF ilk edisyonun ardından, Kazablanka’da kurulan iş birliklerini kalıcı kılmayı, saha deneyimlerini paylaşmayı, nitelikli iş gücünü ve yetkinlikleri geliştirmeyi amaçlıyor. Bu sayede sanayi aktörlerine yenilikçi teknolojileri keşfetme aşamasından sahada uygulamaya kadar her adımda rehberlik eden sürdürülebilir bir ekosistem sunmayı hedefliyor. Bundan sonraki süreçte elde edilen ivmeyi büyüterek yerel ve uluslararası paydaşlar arasındaki köprülerin güçlendirilmesi, ayrıca Kazablanka’da kurulan bağlantıların yatırım, inovasyon ve endüstriyel iş birliği odaklı yeni fırsatlara dönüştürülmesi planlanıyor. Industrial Edge Summit Africa’da sanayinin geleceği ele alındı ITAF 2026 kapsamında düzenlenen Industrial Edge Summit Africa, 60’ı aşkın konuşmacının katılımıyla sanayinin dijital ve sürdürülebilir dönüşümüne yönelik gelişmeleri gündeme taşıdı. Uluslararası iş dünyası temsilcilerini, teknoloji liderlerini ve sektör uzmanlarını buluşturan konferans programında; üretimde yapay zekâ uygulamaları, Endüstri 4.0, Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IIoT), siber güvenlik, enerji verimliliği ve karbonsuzlaşma gibi sanayinin öncelikli konuları ele alındı. Üç gün süren oturumlarda, yeni teknolojilerin üretim süreçlerine entegrasyonu, sanayide dijitalleşmenin hızlandırılması ve işletmelerin rekabet gücünün artırılması konuları öne çıktı. Afrika sanayisinin gelişen ihtiyaçları doğrultusunda teknoloji yatırımlarından nitelikli iş gücüne uzanan farklı başlıkların değerlendirildiği konferans, uluslararası bilgi ve deneyim paylaşımına katkı sağlayarak bölgenin endüstriyel dönüşümüne yönelik yeni perspektifler sundu. Geleceğe Güçlü Adım: ITAF 2027 İçin Hazırlıklar Başladı Başarılı ilk edisyonunun ardından 2026’da atılan temeller üzerine yükselecek fuar, Afrikalı sanayi paydaşlarını uluslararası teknoloji sağlayıcıları, yatırımcılar ve iş ortaklarıyla buluşturan bir platform olarak konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Afrika’nın sanayi ve teknoloji sektörlerindeki önemli buluşmalarından biri olan Industrial Transformation Africa’nın (ITAF) bir sonraki edisyonu 26–28 Ekim 2027 tarihleri arasında OFEC/Kazablanka’da düzenlenecek. ITAF, Deutsche Messe ekosistemi bünyesindeki Hannover Fairs MENA tarafından, yerel organizatör Smart Expos & Events Morocco ile birlikte düzenleniyor. 2026 edisyonunun stratejik ortakları UNIDO, GMAI ve AMCA; sponsorları Turkish Machinery ve GSMA; resmi teknoloji ortakları CE3M Maroc, R&D Maroc ve TEAM Henri-Fabre; kurumsal ortakları AHK Maroc, GIZ, Fraunhofer-Gesellschaft ve KFW; destekleyici ortakları ise AMPF, FMIIP, Morocco Train Industry (MTI) ve WorldPTA oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vinci İlk Portföy Çıkışını Perciv AI ile Gerçekleştirdi Haber

Vinci İlk Portföy Çıkışını Perciv AI ile Gerçekleştirdi

Vinci Girişim Sermayesi’nin DayOne Capital ve Keen Venture Partners ile tohum aşamasında yatırım yaptığı Perciv AI, Destinus bünyesine katıldı. Satın alma sonrasında şirket, Destinus’un radar algılama merkezi olarak çalışmalarına Hollanda’nın Delft şehrinde devam edecek. Perciv AI, radar verilerini yapay zekâ ile işleyerek nesnelerin tespit edilmesini, sınıflandırılmasını ve takip edilmesini sağlayan yazılımlar geliştiriyor. Şirketin çözümleri, uydu navigasyon sinyallerinin kullanılamadığı veya zayıfladığı koşullarda navigasyonu desteklemek amacıyla da kullanılabiliyor. “Perciv AI’ın başarılı çıkışı, Vinci’nin yatırım yolculuğunda önemli bir kilometre taşı” Perciv AI’ın potansiyeline yatırım kararı aldıkları ilk günden bu yana inandıklarını söyleyen Vinci Yatırım Direktörü Aylin Girgin Özbiliş, “Perciv AI ile ilk tanıştığımızda ekibin teknik yetkinliği ve geliştirdikleri teknolojinin mevcut çözümlerden ayrışan özellikleri ve farklı sektörlerde uygulama alanı bulma potansiyeli dikkatimizi çekmişti. Şirketin bugün Avrupa’nın önde gelen savunma sanayi girişimlerinden biri olan Destinus bünyesine katılması, yatırım kararımızın uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu gösteriyor. Vinci’nin ilk başarılı çıkışı olan bu işlem, aynı zamanda yatırım stratejimizin ve uzun vadeli yaklaşımımızın somut bir sonucu olarak bizim için özel bir anlam taşıyor. Perciv AI ekibinin bundan sonraki çalışmalarını da ilgiyle takip edeceğiz” dedi. Vinci Girişim Sermayesi, 2018’den bu yana otomotiv teknolojileri, Endüstri 4.0, enerji yönetimi ve enerji depolama alanlarında yatırımlar yapıyor. Avrupa ve Singapur’a uzanan portföyündeki şirketleri, sermayenin yanı sıra İnci Holding’in sanayi deneyimi, iş ağı ve teknik bilgi birikimiyle destekliyor. Perciv AI’ın kurucu ekibi, satın almanın ardından görevini sürdürecek. Delft’te bulunan ekip, radar algılama teknolojileri üzerine çalışmalarına Destinus bünyesinde devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Maysan Mando Ağır Ticaride Vites Yükseltti Haber

Maysan Mando Ağır Ticaride Vites Yükseltti

Türkiye ve Avrupa’da ağır ticari araç segmentindeki güçlü konumunu sürdüren Maysan Mando, yeni kataloğuyla farklı marka ve model gruplarındaki ürün kapsamını daha da genişletti. Güvenilir performans, sürüş konforu ve uzun ömürlü kullanım odağıyla geliştirilen yeni amortisörler; OEM ve çapraz referans kodlarıyla birlikte katalogda yerini aldı. Ağustos 2026 Ağır Ticari Yeni Ürün Kataloğu; DAF, IVECO, MAN, Mercedes-Benz, Renault Trucks, Scania ve Volvo gibi global ağır ticari araç üreticilerinin yanı sıra Gigant, SAF, Schmitz Cargobull, Steyr ve Trabosa uygulamalarına yönelik yeni amortisör referanslarını kapsıyor. Yeni ürünler arasında DAF 75 FAT ve LF 45; IVECO Eurocargo, Daily, Stralis ve Trakker; MAN TGA, TGS, TGX, TG Serisi, F90 ve M90; Mercedes-Benz Actros ve Actros MP2/MP3; Renault Trucks Midlum ve D serisi; Scania S730, R580 ve PGRT ile Volvo FH, FH12 ve farklı otobüs uygulamalarına yönelik çözümler bulunuyor. OEM standartları doğrultusunda geliştirilen ürünler, Maysan Mando’nun ağır ticari araçların farklı kullanım koşulları ve performans beklentilerine yanıt veren ürün portföyünü daha geniş bir araç parkına ulaştırıyor. Ağır Ticari Araçlarda Türkiye ve Avrupa’daki Gücünü Büyütüyor Ağır ticari araç segmentinde Türkiye ve Avrupa’nın önemli amortisör üreticileri arasında yer alan Maysan Mando, global ana sanayi üreticileriyle yürüttüğü iş birlikleriyle de dikkat çekiyor. Şirket, Almanya’da Schmitz, SAF-Holland ve BPW Grubu’nun ana tedarikçileri arasında bulunurken; Türkiye’de Daimler, Ford, Anadolu Isuzu, Otokar, BMC ve Karsan gibi ticari araç üreticilerine yönelik üretim gerçekleştiriyor. Hem doğrudan OEM üretim hatlarına hem de yurt içi ve yurt dışındaki bayi ağı üzerinden yenileme pazarına ürün sağlayan şirket, üretiminin yüzde 68’ini OEM müşterilerine, yüzde 32’sini ise aftermarket pazarına sunuyor. Yenilikçi ve katma değerli ürünlerini 75’ten fazla ülkeye ihraç eden Maysan Mando, rekabet avantajına sahip olduğu coğrafyalardaki varlığını güçlendirirken yeni pazarlara yönelik iş geliştirme çalışmalarını da sürdürüyor. Yeni Ürün Geliştirmede Ar-Ge ve İleri Valf Teknolojileri Öne Çıkıyor Maysan Mando’nun ürün gamındaki büyümenin arkasında şirketin Ar-Ge, mühendislik ve ürün doğrulama kabiliyetleri bulunuyor. Yeni ürünlerin tasarımından sanal doğrulamaya, statik ve dinamik dayanım testlerinden ömür testlerine kadar ürün geliştirme sürecinin önemli aşamalarını kendi bünyesinde gerçekleştiren şirket, bu yetkinliği sayesinde değişen pazar ihtiyaçlarına hızlı yanıt verebiliyor. Maysan Mando, gelecek nesil amortisör teknolojileri kapsamında araç performansını geliştirmeye yönelik yenilikçi valf teknolojileri üzerinde de çalışmalar yürütüyor. Araç seviyesinde test aşamasına taşınan bu teknolojilerin yanı sıra, otomotiv sektöründeki yeni eğilimlere paralel olarak ürün ağırlığını artırmadan sürüş konforunu ve yolcu güvenliğini geliştirecek amortisör sistemlerine yönelik Ar-Ge faaliyetleri devam ediyor. Şirket ayrıca tuning kamyonlarıyla araç test pistlerinde yerinde prototip geliştirme kabiliyetine sahip bulunuyor. Farklı valf kombinasyonlarının ve amortisör prototiplerinin gerçek araç koşullarında denenmesine imkân sağlayan bu yapı, ürün geliştirme süreçlerinin doğrudan saha verileriyle desteklenmesine katkı sağlıyor. İleri mühendislik ve Ar-Ge çalışmalarını dijital dönüşüm stratejisiyle destekliyor Maysan Mando, ileri mühendislik ve Ar-Ge çalışmalarını dijital dönüşüm stratejisiyle destekleyerek üretim süreçlerinde verimlilik, kalite ve rekabet gücünü artırmaya odaklanıyor. Endüstri 4.0 uygulamaları, veri odaklı üretim sistemleri ve akıllı üretim teknolojileri, şirketin dijital olgunluk seviyesini “akıllı şirket” düzeyine taşıma hedefinin önemli bileşenleri arasında yer alıyor. Bu doğrultuda üretimden ürün geliştirmeye kadar uzanan süreçlerde dijital teknolojilerin sunduğu imkânların daha etkin kullanılması amaçlanıyor. Otomotiv endüstrisinde giderek önem kazanan yapay zekâ ve ileri veri analitiği teknolojileri de Maysan Mando’nun dijital dönüşüm vizyonunda önemli bir potansiyel taşıyor. Özellikle üretim verilerinin analiz edilmesi, kalite kontrol süreçlerinin geliştirilmesi, olası üretim hatalarının önceden tespit edilmesi ve bakım ihtiyaçlarının öngörülmesi gibi alanlarda yapay zekâ destekli çözümler, daha esnek ve verimli bir üretim altyapısının oluşturulmasına katkı sağlayabilecek teknolojiler arasında değerlendiriliyor. Mühendislik yetkinliklerinin yeni nesil teknolojilerle desteklenmesi, ürün geliştirme süreçlerinin hızlandırılması ve değişen küresel pazar ihtiyaçlarına daha çevik yanıt verilmesi, şirketin uzun vadeli büyüme vizyonunun temel unsurları arasında bulunuyor. Yeni Ürün Referanslarıyla Aftermarket Pazarındaki Kapsama Alanı Genişliyor Maysan Mando, son dönemde hem binek ve hafif ticari hem de ağır ticari araçlar için yeni ürün geliştirme çalışmalarına hız verdi. Şirket, binek ve hafif ticari grubunda 90 farklı ürünü, ağır ticari grubunda ise 65 farklı yeni ürün referansını ürün gamına dahil etmiş durumda. Ağustos 2026 kataloğunda duyurulan 35 yeni ağır ticari ürün referansı da bu genişleme stratejisinin güncel adımlarından birini oluşturuyor. Ürün çeşitliliğindeki artış, Maysan Mando’nun farklı araç parklarına ve pazar ihtiyaçlarına daha geniş bir portföyle yanıt vermesini sağlarken, şirketin yenileme pazarındaki büyüme hedeflerini de destekliyor. Binek, hafif ticari ve ağır ticari araçlara yönelik geliştirilen amortisör teknolojilerinde dayanıklılık, güvenilir performans, sürüş güvenliği ve konfor temel geliştirme kriterleri arasında yer alıyor. ### Maysan Mando Hakkında 1969 yılında Maysan adı ile kurulmuş olan Maysan Mando, Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi konumundadır. Maysan Mando, faaliyetlerini %60 HL Mando ve %40 Çukurova Holding ortaklığıyla sürdürmektedir. Maysan Mando’nun ürün gamında; binek ve hafif ticari araçlar, otobüsler ve kamyonların yanı sıra tarım ve askeri uygulamalar için geniş bir amortisör yelpazesi yer almaktadır. Hem doğrudan OEM hatlarına hem de yurt içi ve yurt dışı olmak üzere bayi ağı için aftermarkete yönelik üretim yapan Maysan Mando, dünyanın en büyük ana sanayii üreticilerinin hemen hepsiyle çalışmaktadır. Global markaların stratejik ortağı olarak; üretiminin %68’ini OEM devlerine, %32'sini ise yenileme pazarına sunan Maysan Mando, bugün itibariyle yenilikçi ve katma değerli ürünlerini 50’ye yakın ülkeye ihraç etmektedir. Maysan Mando, yenilikçi çalışmalarıyla sektörün gelişimine öncülük ederken, global ayak izini güçlendirmeye ve otomotiv sektörünün gelişimine katkı sağlamaya devam etmektedir. Şirket bünyesinde, karbon ayak izini azaltmak ve 2045 Karbon Nötr hedefine ulaşmak amacıyla, amortisör bileşenlerinde kullanılan malzemelerde çevre dostu, dönüştürülebilir ve bio bazlı alternatif malzeme teknolojilerine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri de aralıksız sürdürülmektedir. ### Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teknoloji Ödülleri Haberleri Ne Anlatıyor? Haber

Teknoloji Ödülleri Haberleri Ne Anlatıyor?

Bir kurumun ödül alması, yalnızca sahnede yapılan kısa bir teşekkür konuşmasından ibaret değildir. Teknoloji ödülleri haberleri, hangi çözüm alanlarının öne çıktığını, şirketlerin hangi yetkinlikleri görünür kılmak istediğini ve sektörün gelecek beklentilerini okumak için önemli bir veri seti oluşturur. Özellikle yapay zeka, siber güvenlik, enerji teknolojileri, savunma, lojistik ve sürdürülebilirlikte ödül gündemi, pazardaki rekabetin yönüne dair erken sinyaller verebilir. Ancak her ödül haberini aynı ağırlıkla değerlendirmek doğru değildir. Ödülün düzenleyicisi, jüri yapısı, değerlendirme kriterleri, aday havuzu ve projenin somut etkisi; haberin kurumsal itibar ve sektör açısından gerçek değerini belirler. Karar vericiler için kritik soru, “Kim ödül aldı?”dan çok, “Hangi problem çözülmüş, hangi model takdir edilmiş ve bu başarı ölçeklenebilir mi?” olmalıdır. Teknoloji ödülleri haberleri neden stratejik veri sayılır? Ödüller, şirketlerin Ar-Ge, ürün geliştirme ve marka iletişimi yatırımlarının kesiştiği noktada yer alır. Bir fintech şirketinin müşteri deneyimi ödülü alması, kurumun dijital kanallara yaptığı yatırımı işaret edebilir. Bir üretim tesisinin Endüstri 4.0 alanında ödüllendirilmesi ise otomasyon, veri analitiği veya enerji verimliliği uygulamalarının olgunlaştığını gösterebilir. Bu nedenle ödül haberleri, yalnızca bir kurumsal duyuru olarak değil, rekabet istihbaratının parçalarından biri olarak izlenmelidir. Rakiplerin hangi teknolojilere yatırım yaptığı, hangi iş ortaklıklarını öne çıkardığı ve hangi başarı göstergelerini sahiplenmek istediği bu haberlerde görünür hale gelir. Yatırımcılar, tedarikçiler, sektör birlikleri ve kamu paydaşları için bu görünürlük, yeni iş birliklerinin veya politika başlıklarının habercisi olabilir. Öte yandan ödül, tek başına ticari başarı kanıtı değildir. Henüz gelir üretmeyen fakat güçlü bir prototipe sahip projeler de ödül alabilir. Buna karşılık yüksek müşteri memnuniyeti ve güçlü satış performansı bulunan bir ürün, doğru kategoride yarışmadığı için hiçbir ödül kazanmamış olabilir. Bu ayrım, haberi değerlendirirken itibar ile iş sonucu arasındaki mesafeyi korumayı gerektirir. Haber değeri ödülün kendisinden daha geniştir Nitelikli bir teknoloji ödülü haberi, plaketin ötesindeki hikayeyi anlatır. Okurun öğrenmek istediği temel unsur, ödülün hangi çözüm veya uygulama sayesinde geldiğidir. Yapay zeka destekli bir karar sistemi mi geliştirildi, siber saldırı riskini azaltan yeni bir mimari mi kuruldu, yoksa enerji tüketimini düşüren bir üretim modeli mi devreye alındı? Haber metni bu sorulara açık yanıt vermelidir. İkinci önemli boyut ölçülebilir etkidir. “Yenilikçi çözüm” ifadesi tek başına yeterli değildir. Operasyon süresinde sağlanan kısalma, enerji kullanımındaki düşüş, hata oranındaki gerileme, güvenlik kapasitesindeki artış veya kullanıcı sayısındaki büyüme gibi göstergeler haberi güçlendirir. Ölçülebilir veri paylaşılmıyorsa, projenin hangi ihtiyaca yanıt verdiği ve uygulamanın hangi aşamada bulunduğu net biçimde aktarılmalıdır. Ayrıca ödülün kurumsal bir stratejiyle bağını kurmak gerekir. Örneğin savunma teknolojilerinde alınan bir başarı, yerlileştirme kabiliyeti, ihracat hedefi veya çift kullanımlı teknoloji geliştirme yaklaşımıyla ilişkili olabilir. Tarım teknolojilerindeki bir ödül ise su verimliliği, izlenebilirlik, iklim riskine uyum ya da küçük üreticilerin finansmana erişimi açısından daha geniş bir etki yaratabilir. Jüri, kategori ve kriterler güveni belirler Ödül haberlerinde güvenilirlik, değerlendirme mekanizmasının şeffaflığıyla doğrudan bağlantılıdır. Bağımsız uzmanlardan oluşan jüri, önceden açıklanmış kriterler ve güçlü aday havuzu, başarının ağırlığını artırır. Akademi, kamu, sektör kuruluşları ve teknoloji ekosistemini temsil eden isimlerin yer aldığı yapılar, değerlendirmeyi daha anlamlı hale getirebilir. Kategori seçimi de dikkatle okunmalıdır. “Yılın teknoloji şirketi” gibi geniş kategoriler marka algısı açısından güçlü olabilir; fakat “lojistikte karbon emisyonunu azaltan dijital uygulama” gibi spesifik bir kategori, çözümün kullanım alanını daha somut biçimde ortaya koyar. Özellikle B2B pazarlarda spesifik kategoriler, satın alma ekipleri ve iş ortakları açısından daha işlevsel sinyal üretir. Kurumsal iletişimde ödül haberi nasıl konumlanmalı? Ödül iletişiminin en yaygın hatası, metni yalnızca kurumun başarısına odaklamaktır. Oysa etkili iletişim, başarının müşteriye, sektöre ve kamu yararına ne kattığını gösterir. Bir teknoloji şirketi ödülünü anlatırken, ürününün işletmelere hangi maliyet avantajını sağladığını veya kullanıcıların hangi sorunu daha güvenli biçimde çözdüğünü açıklamalıdır. Aşırı iddialı ifadeler de ters etki yaratabilir. “Dünyada ilk”, “benzersiz” veya “devrim niteliğinde” gibi söylemler, doğrulanabilir dayanaklarla desteklenmediğinde haberin güvenini zayıflatır. Daha sağlam yaklaşım; ödülü veren kurumu, kategoriyi, uygulamanın kapsamını ve somut sonuçları doğrudan aktarmaktır. İddia ne kadar büyükse, kanıt beklentisi de o kadar yükselir. İletişim ekipleri için ödül haberi, tek günlük görünürlük aracı olmamalıdır. Projenin teknik ekibiyle yapılacak bir röportaj, uygulamayı anlatan kısa video, veri odaklı bir görsel veya müşterinin deneyimini yansıtan vaka çalışması, kazanımı daha kalıcı bir içerik varlığına dönüştürür. Bu yaklaşım, özellikle karmaşık teknolojileri geniş profesyonel kitlelere anlatmada etkilidir. Editörler için ayırt edici yayın çerçevesi Dijital yayıncılar açısından ödül duyurularının büyük bölümü benzer kalıplarla gelir. Haber değeri yaratmak için kurum açıklamasını yeniden yazmak yeterli olmaz. Editoryal çerçeveye, ödülün bulunduğu pazarın büyüklüğü, ilgili teknolojinin yaygınlaşma hızı ve çözümün sektör sorunlarıyla ilişkisi eklenmelidir. Bir ödül haberini yayımlamadan önce dört soru yönlendirici olabilir: Ödül hangi kurum tarafından verildi? Proje hangi sorunu çözüyor? Uygulama hangi ölçekte kullanılıyor? Ortaya çıkan sonuç doğrulanabilir verilerle destekleniyor mu? Bu sorular, içerik akışını sadeleştirirken reklam dili ile haber dili arasındaki çizgiyi de korur. Özellikle telifsiz ve yeniden yayımlanabilir içerik ihtiyacı bulunan dijital medya kuruluşları için bu denge önem taşır. Kapsül Haber Ajansı gibi sektör odaklı yayın yapıları, ödül bilgisini ekonomi, üretim, yapay zeka veya sürdürülebilirlik gündemiyle ilişkilendirdiğinde; içerik farklı yayınlarda da daha yüksek bağlam değeri kazanır. Ödül sonrası performans izlenmeli Ödülün gerçek etkisi, duyurudan sonraki dönemde anlaşılır. Şirketin yeni müşteri görüşmeleri, yatırımcı ilgisi, yetenek kazanımı, iş ortaklığı talepleri veya uluslararası görünürlüğünde değişim olup olmadığı takip edilmelidir. Bu etkiler her kurumda aynı biçimde ortaya çıkmaz. Erken aşama girişimler için yatırımcı erişimi öne çıkarken, büyük sanayi kuruluşlarında tedarikçi güveni ve çalışan bağlılığı daha belirleyici olabilir. Bu süreçte ödülü bir bitiş çizgisi gibi değil, hesap verebilirlik fırsatı olarak görmek gerekir. Ödül alan projenin altı ay veya bir yıl sonra hangi aşamada olduğu, hedeflerine yaklaşıp yaklaşmadığı ve ölçeklenme planının işleyip işlemediği kamuoyu için daha değerli bir ikinci haber yaratır. Başarının sürekliliği, ilk duyurunun heyecanından çok daha güçlü bir itibar unsuru olabilir. Öne çıkan alanlar hangi yönü gösteriyor? Son yıllarda teknoloji ödüllerinde yapay zeka, veri güvenliği, iklim teknolojileri ve dijital dönüşüm başlıkları belirgin biçimde öne çıkıyor. Buna rağmen her alandaki başarı aynı anlama gelmez. Yapay zeka ödüllerinde modelin doğruluğu kadar veri yönetişimi, etik ilkeler ve insan denetimi önemlidir. Sürdürülebilirlik kategorilerinde ise karbon azaltımı iddiasının hesaplama yöntemi ve operasyonel karşılığı sorgulanmalıdır. Savunma, enerji ve lojistik gibi kritik sektörlerde ödüllendirilen çözümler ayrıca tedarik güvenliği, siber dayanıklılık ve mevzuata uyum açısından değerlendirilmelidir. Teknolojinin etkisi, yalnızca hızlı çalışmasıyla değil, zor koşullarda güvenilir biçimde çalışmasıyla ölçülür. Bu yüzden prestijli görünen bir ödülün stratejik karşılığı, sektörün niteliğine göre değişir. Teknoloji ödülleri haberlerini doğru okumak, kurumların iletişim refleksini aşan bir bakış gerektirir. Ödülün arkasındaki problemi, kanıtı ve ölçeklenme potansiyelini izleyenler; yalnızca kimin öne çıktığını değil, pazarın nereye yöneldiğini de daha erken görebilir.

NG Kütahya Seramik'ten 150 Milyon Euro'luk Dev Yatırım Haber

NG Kütahya Seramik'ten 150 Milyon Euro'luk Dev Yatırım

Şirketin 100. Yıl Fabrikası ile gerçekleştirdiği üretim ve teknoloji hamlesini 30 Ağustos Organize Sanayi Bölgesi’nde yeni bir aşamaya taşıyan tesisin açılış töreni, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Törene Kütahya Valisi Musa Işın’ın yanı sıra AK Parti Kütahya milletvekilleri Mehmet Demir ve Adil Biçer, Hava Er Eğitim Tugay ve Garnizon Komutanı Hv. Tuğgeneral Mustafa Baş, Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, NG Grup Kurucu Başkanı Nafi Güral, Nafi Güral Eğitim Vakfı Başkanı Gülsüm Güral, NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Sema Güral, NG Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Hediye Güral, Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gülden Güral ve NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yüksel Kaya’nın da aralarında olduğu çok sayıda iş insanı katıldı. SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI KACIR:’’ 30 Ağustos Seramik Fabrikası Türkiye’nin seramik sektöründeki küresel rekabet gücünü de ileri taşıyacak’’ Fabrikanın açılışında konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’yi pek çok sektörde Avrupa’nın ve dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden biri haline getirdiklerini ifade ederek “Türkiye bugün, Çin’den sonra Orta Avrupa’ya kadar uzanan geniş kuşakta ürün ve pazar çeşitliliği bakımından en önde gelen ihracatçı ülkedir” dedi. Kacır konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin üretim gücünü ve ihracat kapasitesini artırırken, geleneksel sektörlerimizi yüksek teknoloji, yenilikçilik ve sürdürülebilirlik perspektifiyle geleceğe taşıyoruz. Kütahya, köklü çini ve seramik birikimini modern üretim teknolojileriyle buluşturarak ülkemizin katma değerli üretim hedeflerine güçlü katkı sunan şehirlerimizden biri. Kütahya Seramik OSB’nin geliştirilmesi, Tasarım ve Teknoloji Merkezi’nde yürütülen çalışmalar ve NG Kütahya Seramik’in 8 milyar liralık yatırımla hayata geçirdiği 30 Ağustos Fabrikası, bu dönüşümün somut örneklerini oluşturuyor. 235 bin metrekarelik alanda hayata geçirilen bu ileri teknoloji üretim üssü, yalnızca Kütahya’nın değil, Türkiye’nin seramik sektöründeki küresel rekabet gücünü de ileri taşıyacak nitelikte. Üretim kapasitesini artırırken enerji verimliliğini ve çevresel sürdürülebilirliği de odağımıza alıyoruz. Fabrikaya yönelik planlanan 15 megavatlık güneş enerjisi yatırımıyla toplam GES kapasitesinin 47 megavata ulaşması, sanayimizin yeşil dönüşüm yolculuğuna önemli bir katkı sağlayacak. Kütahya’nın üretim, teknoloji ve ihracat potansiyelini daha da ileri taşımak için sanayicilerimizin yanında olmaya ve yatırımları güçlü şekilde desteklemeye devam edeceğiz.” ERKAN GÜRAL: ‘Önümüzde ülkemize daha fazla değer katacağımız uzun bir yol var’’ NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, 30 Ağustos Fabrikası’nın yalnızca yeni bir üretim tesisi olmadığını belirterek, “Bugün yalnızca yeni bir fabrikanın kapılarını açmıyoruz; üretme kararlılığımızın, ülkemize duyduğumuz güvenin ve geleceğe dair hedeflerimizin yeni bir aşamasına hep birlikte adım atıyoruz. Dünyanın hızla değiştiği ve rekabetin giderek arttığı bir dönemde, teknolojiye, nitelikli üretime, sürdürülebilirliğe ve güçlü insan kaynağına yatırım yapmanın önemine inanıyoruz. 30 Ağustos Fabrikamızı da bu anlayışla hayata geçirdik. Dünyanın en yüksek teknolojiye sahip seramik üretim tesislerinden biri olarak konumlandırdığımız fabrikamız, Kütahya’nın ve Türkiye’nin üretim gücüne, ihracat kapasitesine ve küresel rekabetçiliğine önemli katkılar sağlayacak. Bizim için bu açılış bir varış noktası değil, yeni bir başlangıçtır. Önümüzde daha çok çalışacağımız, daha çok üreteceğimiz ve ülkemize daha fazla değer katacağımız uzun bir yol var” diye konuştu. Fabrika, Endüstri 4.0 uyumlu, uçtan uca dijitalleşme modeli ile üretim gücünü destekledi 30 Ağustos Organize Sanayi Bölgesi’nde inşaatına Nisan 2025’te başlanan tesis, rekor bir hızla 14 ayda tamamlanarak Haziran 2026’da üretime hazır hale getirildi. 235 bin açık, 110 bin metrekare kapalı alana sahip olan 30 Ağustos Fabrikası; üretim süreçlerinin tüm aşamalarını kapsayan modern üretim hatları, Endüstri 4.0 uyumlu altyapısı, anlık veri akışı, izlenebilirlik ve tam otomasyon sağlayan kusursuz uçtan uca dijitalleşme modeli ile yapay zekâ destekli sistemleri sayesinde üretim gücünü destekliyor. Tesisin yıllık ise yaklaşık 16 milyon metrekarelik üretim kapasitesi bulunuyor. Seramik atıkları geri dönüştürerek 2025’te ‘Verimlilik Ödülü’ aldı Gelişmiş ısı geri kazanım sistemlerinin devreye alınarak kaynak verimliliğinin maksimize edildiği yeni tesisin ‘sıfır atık prensibi’ ödül getirdi. Bu kapsamda 30 Ağustos Fabrikası’ndan çıkan seramik atıklar entegre kırma-öğütme tesisinde tamamen geri dönüştürülerek üretime yeniden kazandırıldı ve fabrika, Verimlilik Proje Ödülleri Yarışması 2025’te Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır tarafından ödül almış bir tesis olarak öne çıktı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ülker, İlk Yarı Yıl Finansallarını Açıkladı Haber

Ülker, İlk Yarı Yıl Finansallarını Açıkladı

Türkiye’nin önemli bir üretim ve ihracat üssü olduğunu dile getiren Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı şirketin ilk yarı yıldaki çalışmalarıyla ilgili şu bilgileri aktardı: “Türkiye’den ihracatta tonaj olarak bir önceki yılın aynı dönemine göre %11,4 büyüme sağladık. Yılın ilk altı ayında ülkemizde atıştırmalık sektöründe, Suudi Arabistan ve Mısır’da ise bisküvi pazarında liderliğimizi sürdürdük. Yılın altı ayını 63 milyar TL ciro ile bitirdik. “Ülker Varsa Mutluluk Var” diyerek ikonik markalarımızla, inovasyonlarımızla, sürdürülebilirlik çalışmalarımız ve topluma katkılarımızla tüketicilerimize, iş ortaklarımıza, ülkemize değer katmaya devam ediyoruz. Tüketicilerimizin beklentilerini, farklılaşan öğün alışkanlıkları gibi ihtiyaçlarını odağımıza alarak; çeşitli yaşam tarzlarına uygun, yenilikçi ürün portföyü hazırladık. Yılın altı aylık bölümündeki yeni ürünlerimiz arasında Ülker Çikolata Fındık Rüyası tablet, Ülker Çikolata %90 bitter, Albeni Mozaik, Hanımeller Limon Soslu Kurabiye, Dankek Mini Rulo, Çizi Big Bang çeşitlerini sayabilirim. Bütünsel iyilik konusunda Go Ahead markamızı büyütüyoruz. Go Ahead Yer Fıstıklı ve Taco Aromalı protein cipsi lansmanını gerçekleştirdik.” Sürdürülebilir tarımı destekliyoruz İsrafsız şirket kültürüyle, sürdürülebilirliğin iş yapış biçimlerinin merkezinde yer aldığını söyleyen Kölükfakı, yılın ilk yarısında da bu alandaki çalışmalarını aynı kararlılıkla sürdürdüklerini vurgulayarak şunları belirtti: “Sürdürülebilir tarıma yönelik Buğdayda Onarıcı Tarım, Fındıktan Fazlası ve Kakaodan Fazlası projelerimize eğitimler, teknik ekipman, fidan destekleriyle devam ediyoruz. Ambalaj tasarım süreçlerinde çevresel etkiyi azaltacak ve malzeme kullanımını optimize edecek çözümler geliştiriyoruz. Plastik ambalajlarımızın %100’ü geri dönüşüme uygun olarak tasarlandı. Dijital dönüşüme önem veriyoruz Dijital dönüşümü mümkün olan her noktada kullanmaya özen gösteriyoruz. IoT (nesnelerin interneti), Endüstri 4.0 ve yapay zekâ uygulamalarını satıştan üretime, pazarlamadan tedarik zincirine entegre ederek veri entegrasyonu, maliyet yönetimi ve operasyonel verimlilikte kazanımlar elde ediyoruz. Yapay zekâyı yalnızca teknoloji yatırımı olarak değil, verimlilik ve gelecekteki rekabet gücümüzü yeniden kurguladığımız, büyüme stratejimizin temel unsurlarından biri olarak konumlandırıyoruz. Bu doğrultuda Yapay Zekâ Dönüşüm Ofisi’ni kurduk ve Yapay Zekâ Yürütme Komitesi’ni hayata geçirdik. Spora destek olduk Mutlu Et, Mutlu Ol felsefesiyle uzun yıllardır Türk sporunun yanında yer alıyoruz. Dünya Kupası’nda A Milli Erkek Futbol Takımımıza kampanyamızla destek verdik. Türk basketbolunun gelişimine yönelik Türkiye Basketbol Federasyonu’yla kapsamlı bir iş birliğine imza attık ve Basketbol Milli Takımlarının üç yıl süreyle resmi sponsoru olduk. Ayrıca altyapıya destek amacıyla Basketbol Gençler Ligi’ne adımızı verdik. Bununla birlikte Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nde altyapı takımlarına ayrılmış üç spor salonu bundan sonra Ülker Altyapı Salonları olarak anılacak. Türk basketbolunun geleceğine, çocuklarımıza ve gençlerimize yaptığımız güçlü bir yatırımın göstergesi. Öte yandan Milli Eğitim Bakanlığımızın çocuklara yönelik Maarifin Kalbinde Çocuk – Ramazan Şenliği ve Maarifin Kalbinde Çocuk – 23 Nisan Çocuk Köyü” projelerinin ana destekçisi olduk. Önümüzdeki dönemde de üretim, istihdam, ihracatın yanı sıra sürdürülebilir büyüme, yapay zekâ, inovasyon ve dijitalleşme alanlarındaki yatırımlarımızla ülkemize ve paydaşlarımıza değer katmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“SHE by Driventure” Programı Hayata Geçiyor Haber

“SHE by Driventure” Programı Hayata Geçiyor

Program katılımcılarına kendi girişimlerini kurmak veya mevcut girişimlere ortak olabilmek için ihtiyaç duydukları uygulamalı eğitim ve uzman mentorluk desteği sunulacak. Ford Otosan’ın kurumsal girişim sermayesi şirketi Driventure, Turkishe platformu iş birliğiyle kadınların girişimcilik ekosisteminde kurucu veya ortak olarak daha fazla yer almasını desteklemek üzere “SHE by Driventure” programını hayata geçiriyor. Tamamen online olarak düzenlenecek ve tüm Türkiye'den katılıma açık olacak program kapsamında, 18-27 yaş aralığındaki üniversite öğrencileri, yeni mezunlar veya kariyerinin başındaki kadınlardan oluşan 60 katılımcıya eğitim verilecek. Katılımcılar başvuru aşamasında mobilite, sürdürülebilirlik ve endüstri 4.0 alanları arasından kendi önceliklerini belirleyecek. Sonraki aşamada, katılımcılar ilgi ve yetenek profillerine uygun ekiplere dahil edilecekler. Program, coğrafi ve sosyoekonomik engelleri ortadan kaldırarak fırsat eşitliğini önceliklendiren kapsayıcı yapısı, kapsamlı içeriği ve mentorluk rehberliği ile genç kadınlara girişimcilik yolculuklarında güçlü bir destek olacak. Ekipler, program başlangıcında mobilite, endüstri 4.0 ve sürdürülebilirlik ana odak alanları arasından birini seçerek bu alanda çözüm geliştirmeye odaklanacak. Fikirden uygulanabilir ürün aşamasına uzanan bu yolculuk, tamamen uygulamalı öğrenme ilkesiyle tasarlandı. Program katılımcıları her eğitim modülünü kendi projeleri üzerinde uygulayarak girişimlerin kuruluş ve yönetimine ilişkin yeteneklerini güçlendirme olanağı bulacak. Program kapsamında sektör uzmanlarının yanı sıra gönüllü Ford Otosan uzmanları, katılımcılara haftalık olarak düzenli mentorluk desteği verecek. “SHE by Driventure” programı, Ford Otosan’ın kadınların teknoloji, inovasyon ve üretimde daha güçlü bir şekilde yer almasına yönelik uzun soluklu vizyonundan ilham alıyor. Gelecek Hayalim ile binlerce genç kadının potansiyelini destekleyen bu yaklaşım, şimdi girişimcilik ekosisteminde yeni bir sayfa açıyor. “SHE by Driventure”; üniversite öğrencisi ve yeni mezun genç kadınların fikirlerini girişime dönüştürmeleri, kurucu veya ortak olarak hayata geçirmeleri için onları bilgi, mentorluk ve ilhamla destekliyor. Driventure’ın girişimcilik ekosistemini güçlendirmeye yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Gembox AŞ Genel Müdürü İlknur İlkyaz Gül, SHE by Driventure” programının ekosisteme daha fazla kadın kurucu kazandırma hedefi açısından önemli bir adım olduğunun altını çiziyor. Gül, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları dile getiriyor: “Driventure olarak girişimcilik ekosisteminde edindiğimiz deneyim, kadınların güçlü fikir ve yetkinliklere sahip olmalarına rağmen girişimlerde kurucu veya ortak rolüne sahip kadın sayısının beklenen düzeyde olmadığını ortaya koyuyor. Bu durum da bize potansiyeli ve güçlü fikirleri olan kadınların kurucu ya da ortak rollerinde yer almaları için erken aşamada daha fazla desteklenmeleri gerektiğini gösteriyor. Küresel ölçekte kadın kurucuların girişim sermayesi yatırımlarından aldığı payın hâlâ çok sınırlı olması, Türkiye’de de kadın kurucu ve ortak temsilinin güçlendirilmesi ihtiyacını ortaya koyuyor. “SHE by Driventure”ı bu içgörüyle; genç kadınlara eğitim, mentorluk ve uygulamalı girişimcilik deneyimi sunarak onları ekosistemde kurucu veya ortak rollerine hazırlamak amacıyla hayata geçiriyoruz.” Turkishe platformunun kurucusu Asiye Bahar Tabanlı ise bugün dünya genelinde girişim sermayesi yatırımlarının %2'sinden azının kadın kurucuların şirketlerine gittiğini; Türkiye'de de yeni kurulan şirketlerde kadın ortak payının hâlâ %15-17 bandında olduğuna değindi. Bunun temel nedeni olarak da genç kadınların fikir aşamasındayken ihtiyaç duydukları bilgiye, çevreye ve onları cesaretlendiren desteğe ulaşamamasının altını çizerek şu görüşleri dile getiriyor: “SHE by Driventure programı ile bu boşluğu dolduruyor; genç kadınların fikirlerini geliştirip güçlü bir başlangıç yapabildiği sürdürülebilir bir öğrenme topluluğu inşa ediyoruz. Çünkü daha fazla kadın kurucu, daha güçlü bir ekonomi ve daha fazla yenilik demek." Eğitim, mentorluk ve uygulamalı çalışmaların sonucunda ekipler, hazırlayacakları projeleri ocak ayında düzenlenmesi planlanan Demo Day etkinliğinde sergileyecek. İlk üçe giren projeler ise sırasıyla 100 bin TL, 75 bin TL ve 50 bin TL ile ödüllendirilecek. “SHE by Driventure” programı, Birleşmiş Milletler'in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndan (SKA) “Kaliteli Eğitim”, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği”, “Eşitsizliklerin Azaltılması” ve “Amaçlar için Ortaklıklar” hedefleriyle tam uyum olarak tasarlandı. Teknoloji ve mobilite alanında ekonomik bir katma değer yaratacak olan program, işe alım süreçlerinden çok önce keşfedilen, donanımlı genç kadınlardan oluşan güçlü bir kurucu havuzunu da Türkiye’ye kazandırarak girişimcilik ekosisteminin gelişimine destek olacak. Başvuruların 6 Eylül’e kadar alınacağı program hakkında detaylı bilgilere https://driventure.vc/she-by-driventure/adresinden ulaşılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yüksek Faiz Ortamında Şirketlerin Yeni Gündemi Verimlilik Oluyor Haber

Yüksek Faiz Ortamında Şirketlerin Yeni Gündemi Verimlilik Oluyor

TCMB’nin 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 28’e yükseltmesiyle birlikte, işletmeler için maliyet yönetimi ve verimlilik daha kritik hale geliyor. Faiz kararının reel sektör üzerindeki etkisini değerlendiren Erasys Mühendislik Kurucusu ve Sanayide Verimlilik Uzmanı Hakan Cengiz, yüksek finansman maliyetlerinin şirketleri yalnızca yeni yatırımlarını değil, mevcut kaynaklarını kullanım biçimlerini de yeniden gözden geçirmeye yönelttiğini söyledi. Cengiz, “Finansman maliyetlerinin yüksek olduğu bir dönemde şirketler için en önemli gündemlerden biri, mevcut kaynaklardan daha yüksek verim elde etmek. Bu nedenle verimlilik artık yalnızca maliyetleri azaltmaya yönelik bir yaklaşım değil, doğrudan rekabet gücünü ve yatırım kapasitesini destekleyen stratejik bir unsur olarak değerlendirilmeli. Şirketlerin bugün attığı verimlilik adımları, hem maliyet baskısını yönetmelerine hem de daha sağlıklı bir büyüme zemini oluşturmalarına katkı sağlayacaktır” dedi. Erasys Mühendislik Kurucusu ve Sanayide Verimlilik Uzmanı Hakan Cengiz, “Üretimdeki küçük kayıplar; zaman, iş gücü, enerji, hammadde ve kapasite açısından bir araya geldiğinde işletmeler için ciddi bir maliyet oluşturabiliyor. Bu nedenle şirketlerin mevcut süreçlerini ölçmesi, darboğazlarını tespit etmesi ve teknolojiyi doğru noktalarda devreye alması gerekiyor. Bugün verimlilik sağlayan bir süreç iyileştirmesi, yarının yatırım kapasitesini de güçlendirebilir” diye konuştu. “FAİZ KADAR ŞİRKETLERİN VERİMLİLİĞİ DE ÖNEMLİ” Merkez Bankası’nın para politikasındaki duruşunun finansman koşulları açısından yakından takip edildiğini belirten Cengiz, faizlerdeki değişimin şirketlerin maliyet yapısı üzerinde etkili olmakla birlikte tek başına rekabet gücünü belirlemediğine dikkat çekti. Cengiz, “Faizlerin seyri şirketlerin yatırım kararlarında önemli bir parametre olmaya devam ediyor. Ancak işletmelerin kendi süreçlerinde yaratabilecekleri verimlilik artışları da en az finansman koşulları kadar önemli. Şirketler dış koşulların iyileşmesini beklemek yerine bugün kontrol edebildikleri alanlarda dönüşüme başlamalı. Özellikle sanayi şirketleri teknolojik dönüşümü yalnızca yeni makine veya otomasyon yatırımı olarak görmemeli; süreç yönetimi, insan kaynağı ve operasyonel verimliliği birlikte ele almalı. Endüstri 4.0’ın gerçek karşılığı yalnızca teknoloji satın almak değil, doğru teknolojiyi doğru süreçle buluşturabilmek. Önümüzdeki dönemde daha az kaynakla daha fazla çıktı üretebilen, kaynaklarını en verimli şekilde kullanabilen şirketlerin rekabet avantajı elde edeceğini düşünüyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin İş Dünyasında Verimlilik Öne Çıkacak Haber

Geleceğin İş Dünyasında Verimlilik Öne Çıkacak

Türkiye'de haftalık yasal çalışma süresi 45 saat olarak uygulanırken, Avrupa'da çalışma süreleri daha kısa bir yapıya sahip. Fransa'da yasal haftalık çalışma süresi 35 saat olarak uygulanırken, Almanya, Hollanda ve Danimarka gibi ülkelerde birçok sektörde toplu iş sözleşmeleriyle haftalık çalışma süreleri 35-38 saat seviyelerinde gerçekleşiyor. Bu fark, şirketlerin rekabet gücünü artırmak için yalnızca daha fazla çalışma süresine değil, iş süreçlerinin ne kadar etkin yönetildiğine odaklanması gerektiğini ortaya koyuyor. Özellikle dijital insan kaynakları çözümleri; çalışan zamanının daha doğru planlanması, operasyonel süreçlerin hızlandırılması ve veriye dayalı karar alma mekanizmalarının güçlendirilmesi açısından kritik rol oynuyor. Çalışma hayatındaki dönüşümün şirketleri daha verimli iş modellerine yönelttiğini belirten Erasys Mühendislik Kurucu ve Genel Müdürü Hakan Cengiz, "Türkiye'de çalışanlar Avrupa'daki birçok ülkeye kıyasla daha uzun süre çalışıyor. Ancak günümüzde rekabet avantajını belirleyen unsur çalışma saatinin uzunluğu değil, bu sürenin ne kadar verimli kullanıldığıdır. Endüstri 4.0 dönüşümü yalnızca teknolojik yatırımlardan ibaret değil; süreçlerin yeniden tasarlanması, çalışanların doğru alanlarda konumlandırılması ve operasyonların sürekli iyileştirilmesi gerekiyor. Kaizen yaklaşımıyla küçük ama sürekli iyileştirmeler sağlayarak işletmelerin verimliliklerini artırmalarına ve sürdürülebilir büyüme sağlamalarına destek oluyoruz." "Geleceğin İş Dünyasında Verimlilik Öne Çıkacak" Sanayide yaşanan dönüşümle birlikte şirketler üretim süreçlerinden operasyon yönetimine kadar birçok alanda daha çevik ve verimli çalışma modellerine yöneliyor. Bu süreçte Kaizen yaklaşımı, işletmelerin mevcut süreçlerini analiz ederek gereksiz adımları azaltmasına, kaynak kullanımını optimize etmesine ve çalışanların iyileştirme süreçlerine aktif katılım sağlamasına imkan sunuyor. Erasys, şirketlerin Endüstri 4.0 yolculuğunda teknoloji yatırımlarının yanı sıra süreç yönetimi ve insan faktörünün de birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor. "Endüstri 4.0'ın Merkezinde İnsan Var" Hakan Cengiz, geleceğin iş dünyasında teknoloji ile insan kaynağının birlikte yönetilmesinin kritik önem taşıdığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Endüstri 4.0'ın merkezinde insan var. Makineleri, sistemleri ve üretim süreçlerini dijitalleştirirken çalışan süreçlerini de iyileştirmek gerekiyor. Verimli bir işletme modeli; teknoloji, süreç yönetimi ve insan kaynağının birlikte optimize edilmesiyle mümkün oluyor. Önümüzdeki dönemde şirketlerin en önemli gündemlerinden biri, daha az kaynakla daha fazla değer üretmek olacak." Erasys, Kaizen, yalın yönetim ve Endüstri 4.0 yaklaşımıyla şirketlerin operasyonel verimliliklerini artırmalarına, süreçlerini iyileştirmelerine ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmalarına destek olmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.