Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Endüstriyel Otomasyon

Kapsül Haber Ajansı - Endüstriyel Otomasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Endüstriyel Otomasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Schneider Electric Zirvesi Enerji Ve Yapay Zekâ Gündemiyle BAE’de Gerçekleşti Haber

Schneider Electric Zirvesi Enerji Ve Yapay Zekâ Gündemiyle BAE’de Gerçekleşti

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, kamu temsilcileri, sektör analistleri, müşteriler, iş ortakları, öğrenciler ve basın mensuplarının da aralarında bulunduğu 3.000’i aşkın katılımcıyı bir araya getiren Innovation Summit Orta Doğu ve Afrika etkinliğini Abu Dhabi’de tamamladı. Zirvede, enerji, yapay zekâ ve endüstriyel yazılımın bütünleşmesinin bölgenin geleceğini nasıl yeniden şekillendirdiği ele alındı. Şirket ayrıca zirve kapsamında, ülkenin endüstriyel yapay zekâyı benimseme ve üreticilerin bu teknolojiye duyduğu güven alanlarında güçlenen liderliğini ortaya koyan BAE Endüstriyel Yapay Zekâ Araştırması’nı yayımladı. “Enerji Teknolojileriyle Zekâya ve Dayanıklılığa Güç Katmak” temasıyla düzenlenen iki günlük zirve, enerji dönüşümünde giderek belirginleşen bir değişime odaklandı. Bu değişim, enerji arzını karbonsuzlaştırmanın ötesine geçerek yapay zekâ odaklı ekonomik büyümeyi destekleyebilecek akıllı, bağlantılı ve dayanıklı sistemler kurmayı esas alıyor. Bu değişim, hızlı kentleşme, sanayide büyüme ve hızlanan dijitalleşmenin yeni altyapı ihtiyaçları doğurduğu Orta Doğu ve Afrika’yı yeniden şekillendiren daha geniş eğilimleri yansıtıyor. Bölge genelinde kamu ve özel sektör; dayanıklılığı, rekabet gücünü ve enerji güvenliğini artırmak amacıyla temiz enerjiye, elektrik şebekelerinin modernizasyonuna, yapay zekâya, veri merkezlerine ve endüstriyel teknolojilere yatırım yapıyor. Bunun sonucunda enerji, yazılım ve yapay zekânın bütünleşmesi, ekonomilerin büyümesinde ve kritik altyapıların gelişiminde giderek daha merkezi bir rol üstleniyor. Schneider Electric CEO’su Olivier Blum, şunları söyledi: “Yapay zekânın fiziksel ekonominin ayrılmaz bir parçası haline geldiği bir Zekâ Çağı’na giriyoruz. Yapay zekâ dijital olabilir ancak elektrikle çalışıyor ve onu destekleyen fiziksel sistemlere dayanıyor. Enerji teknolojisi iş ortağı olarak müşterilerimizin veri, yazılım, yapay zekâ ve otomasyon aracılığıyla enerji ve operasyonlarını birbirine bağlamasına yardımcı oluyor, zekâyı eyleme dönüştürerek performanslarını, dayanıklılıklarını ve rekabet güçlerini artırmalarını sağlıyoruz. Bu dönüşümün boyutu, kamu ve özel sektörün endüstriyel dönüşümü ve uzun vadeli büyümeyi desteklemek için enerji ve dijital altyapıya yatırım yaptığı Orta Doğu ve Afrika’da özellikle belirgin biçimde görülüyor.” Zirve kapsamında BAE Ekonomi ve Turizm Bakanlığı ile Schneider Electric, NEST Hızlandırma Programı’nın başlatılmasına yönelik bir anlaşma imzaladı. 12 haftalık program, Orta Doğu ve Afrika genelinde enerji teknolojileri, endüstriyel teknolojiler ve kurumsal yapay zekâ alanlarında faaliyet gösteren, yüksek potansiyele sahip erken aşama girişimleri hedefliyor. Hem Schneider Electric’in stratejik öncelikleriyle hem de BAE’nin geleceğin ekonomisine yönelik gündemiyle örtüşen bu sektörlere odaklanan program, Schneider Electric’in gözetiminde, alanında uzman bir üçüncü taraf hızlandırıcı kuruluş tarafından yürütülecek. BAE’deki üreticiler endüstriyel yapay zekâda daha hızlı ilerliyor Schneider Electric, zirveyle eş zamanlı olarak, yiyecek ve içecek üreticilerine odaklanan 2026 Hızlı Tüketim Ürünleri Sektöründe Endüstriyel Yapay Zekâ Araştırması: BAE başlıklı çalışmasını yayımladı. Araştırma, BAE’deki üreticilerin endüstriyel yapay zekâyı küresel ortalamadan daha hızlı benimsediğini ortaya koydu: Üreticilerin %23’ü, yapay zekâyı şimdiden operasyonlarının temel bir parçası olarak görüyor. Bu oran küresel ölçekte %16,3 düzeyinde.%59’u, yapay zekânın 2030 yılına kadar kuruluşlarında köklü bir dönüşüm yaratmasını bekliyor. Küresel ölçekte bu oran %42,2.%38’i, yapay zekâ uygulamaları yaygınlaştıkça siber güvenliği en önemli önceliklerden biri olarak tanımlıyor. Schneider Electric Orta Doğu ve Afrika Bölge Başkanı Walid Sheta, şu değerlendirmede bulundu: “Endüstriyel yapay zekâ, deneme aşamasından uygulamaya geçiyor. BAE’yi farklı kılan, yalnızca bu teknolojiyi benimseme hızı değil; üreticilerin yapay zekânın üretkenliği, verimliliği ve dayanıklılığı artırma potansiyeline duyduğu güven. Bir sonraki aşamada aşılması gereken temel zorluk, bu uygulamaların güvenli, ölçeklenebilir ve ölçülebilir iş sonuçları üretebilir olmasını sağlamak. Enerji, yapay zekâ ve altyapı bütünleşiyor Zirve boyunca konuşmacılar ve katılımcılar, enerji sistemlerinin giderek daha bağlantılı hale gelen geleceğini dört ana tema çerçevesinde ele aldı: Yapay zekâ destekli enerji ve endüstriyel operasyonlarElektrik şebekelerinin modernizasyonu ve elektrifikasyonKritik altyapı olarak veri merkezleriDijital dayanıklılığın temeli olarak siber güvenlik Oturumlarda, kuruluşların operasyonel verimliliği artırmak, endüstriyel performansı güçlendirmek, enerji kullanımını optimize etmek ve bölgedeki dijital altyapının hızla genişlemesini desteklemek için yapay zekâdan nasıl yararlandığı incelendi. Schneider Electric yöneticileri, sektör uzmanları, müşteriler ve iş ortaklarının katıldığı ana konuşma ve tartışmalarda; yazılım tanımlı enerji sistemleri, endüstriyel zekâ, elektrifikasyon, yapay zekâya hazır altyapılar ve büyümenin bir sonraki aşamasını desteklemek için iş gücünün ihtiyaç duyacağı yetkinlikler ele alındı. Abu Dhabi, enerjide yeni dönemin merkezinde Zirve, Fransa’nın BAE nezdindeki Olağanüstü ve Tam Yetkili Büyükelçisi Marie Audouard’ın katılımıyla, BAE Ekonomi ve Turizm Bakanı Abdulla bin Touq Al Marri’nin açılış konuşmasıyla başladı. Ardından Schneider Electric Orta Doğu ve Afrika Bölge Başkanı Walid Sheta ve Schneider Electric Körfez Bölgesi Başkanı Amel Chadli karşılama konuşmalarını yaptı. Schneider Electric CEO’su Olivier Blum, Enerji Yönetiminden Sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Frederic Godemel, Proses Otomasyonundan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Hany Fouda, Güvenli Güçten Sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Manish Kumar, Yazılım ve Hizmetlerden Sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Pankaj Sharma ve Schneider Digital’den Sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı ve Dijital Dönüşüm Başkanı Peter Weckesser’in de aralarında bulunduğu üst düzey yöneticiler; daha akıllı, verimli ve dayanıklı enerji sistemleri kurmaya yönelik stratejileri görüşmek üzere müşteriler, iş ortakları ve sektör liderleriyle bir araya geldi. Etkinliğin öne çıkan unsurlarından biri, şirketin ilk kez tanıttığı 3.000 metrekarelik İnovasyon Merkezi oldu. Merkezde, tasarım ve inşaattan işletme ve bakıma kadar altyapının tüm yaşam döngüsünü kapsayan teknolojiler sergilendi. Ziyaretçiler ayrıca Schneider Electric’in Data Cube platformunun yanı sıra yapay zekâ destekli operasyonlar, akıllı binalar, sürdürülebilir veri merkezleri, endüstriyel otomasyon, su teknolojileri, mobilite ve siber güvenlik alanlarındaki çeşitli yeniliklerin uygulamalı gösterimlerini deneyimledi. Enerji, yapay zekâ, üretim ve dijital altyapıya yönelik yatırımlar hız kazanırken, etkinlik boyunca yapılan değerlendirmelerde ortak bir görüş öne çıktı: Gelecekte rekabet gücü, kuruluşların elektrifikasyon, otomasyon, yazılım ve yapay zekâyı ne kadar etkin biçimde bir araya getirebildiğine giderek daha fazla bağlı olacak. Zirvenin kapanışında Schneider Electric, Orta Doğu ve Afrika genelinde akıllı, dayanıklı ve sürdürülebilir altyapıların hayata geçirilmesini hızlandırmak için kamu, müşteriler ve iş ortaklarıyla birlikte çalışma taahhüdünü yineledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Turkcell Mühendisleri 6G’nin Küresel Standartlarını Belirliyor Haber

Turkcell Mühendisleri 6G’nin Küresel Standartlarını Belirliyor

Turkcell mühendisleri, mobil iletişimde uluslararası çapta teknik kuralları belirleyen Turkcell, 6G’nin teknik çerçevesinin oluşturulduğu uluslararası çalışmalarda aktif rol alıyor. Turkcell mühendisleri, dünya genelindeki operatörler, teknoloji üreticileri ve araştırma kuruluşlarıyla birlikte yeni nesil iletişimin standartlarına önemli katkı sunuyor. Çalışmalar, farklı cihaz ve şebekelerin uyum içinde çalışmasını sağlayan küresel mobil iletişim standartlarının geliştirildiği 3. Nesil Ortaklık Projesi (3GPP) bünyesinde yürütülüyor. Turkcell böylece, Türkiye’nin ve Turkcell’in bilgi birikimini geleceğin iletişim altyapısına taşıyor. 6G’nin yeni yetkinliklerinin, teknik gereksinimlerden şebeke mimarisine kadar nasıl şekilleneceğine ve geleceğin iletişim altyapılarına nasıl entegre edileceğine katkı sağlanıyor. Yapay zekâ, şebeke yönetiminin merkezine yerleşiyor Turkcell mühendislerinin aktif rol aldığı 6G standardizasyon çalışmalarında yapay zekâ en belirleyici unsurlardan biri konumunda. ‘AI-native network’ yaklaşımıyla yapay zekâ, şebekenin tasarım ve yönetimine yerleşik olarak entegre ediliyor. Hedef ise yapay zekânın, şebekenin tasarım ve yönetiminin temel bileşenlerinden biri haline gelmesini sağlamak. Gelecekte operatörlerin her teknik işlemi tek tek tanımlaması gerekmeyecek. Şebeke mevcut koşulları analiz ederek gerekli adımları kendisi belirleyecek. Böylece sorunları tespit edip kaynaklarını ihtiyaca göre düzenleyebilecek ve gerekli işlemleri insan müdahalesini en aza indirerek gerçekleştirebilecek. Uydu bağlantılarıyla daha geniş kapsama Turkcell mühendislerinin çalışma yürüttüğü bir diğer alan ise uydu ve diğer hava platformlarının karasal mobil şebekelerle bütünleşmesi. Bu sayede kapsamanın daha geniş coğrafyalara taşınması hedefleniyor. Kullanıcıların farklı bağlantı teknolojileri arasında hızlı ve güvenli şekilde iletişim kurabilmesi de amaçlanıyor. Turkcell mühendisleri ayrıca yeni nesil radyo teknolojileri ve şebeke kaynaklarının verimli yönetimi üzerine çalışmalar yürütüyor. Turkcell mühendislerinin standart belirleme çalışmalarına katkı sunduğu bir diğer alan ise şebekenin farklı hizmetlerin ihtiyaçlarına göre özelleştirilmesini sağlayan teknolojiler. Mobil şebekeler çevresini de algılayabilecek 6G ile birlikte mobil şebekelerin yeni yetenekler kazanması da bekleniyor. Bunlardan biri Entegre Algılama ve İletişim (Integrated Sensing and Communication, ISAC) teknolojisi. ISAC ile bugün haberleşme amacıyla kullanılan radyo sinyallerinin, aynı zamanda çevredeki hareketleri ve nesneleri algılamak için de kullanılabilmesi hedefleniyor. Böylece mobil şebeke yalnızca veri taşıyan bir altyapı olmaktan çıkarak çevresinden bilgi toplayabilen bir sisteme dönüşebilecek. Örneğin, insan veya araç hareketlerinin ve belirli bir alandaki yoğunluğun ilave kamera ya da sensör altyapısına ihtiyaç duyulmadan radyo sinyalleri üzerinden algılanabilmesi mümkün olabilecek. Bu yetenek; akıllı şehirler, ulaşım, endüstriyel otomasyon, afet yönetimi ve güvenlik gibi pek çok alanda yeni kullanım senaryolarının geliştirilmesinin önünü açabilecek. “Turkcell’in 32 yıllık birikimini uluslararası standartlara taşıyoruz” Turkcell Şebeke Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Vehbi Çağrı Güngör, yürütülen çalışmalara ilişkin şunları söyledi: “6G, iletişim şebekelerine hızın ötesinde yeni yetkinlikler kazandıracak. Bir yandan ülkemizin 5G dönüşümünde öncü rol oynarken bir yandan da çevresini algılayan, yapay zekâyla karar alabilen bir iletişim altyapısına hazırlanıyoruz. Bizim için öncelik, bu teknolojilerin nasıl çalışacağını belirleyen süreçlerde söz sahibi olmak. Mühendislerimiz, 3GPP bünyesindeki çalışmalarla geleceğin standartlarının geliştirilmesine önemli katkılar sunuyor. Araştırma ve saha çalışmalarımızla da bu teknolojilerin gerçek hayattaki karşılığını bugünden değerlendiriyoruz. Gelişmiş 5G altyapımızda gerçekleştirdiğimiz testler bunun somut birer örneği. Turkcell olarak 32 yıllık mühendislik birikimimizi uluslararası çalışmalara taşıyarak ülkemizin yeni nesil iletişim teknolojilerindeki rolünü güçlendirmeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akıllı Fabrikaların Yükselişi Sensörlerin Üretimdeki Rolünü Dönüştürüyor Haber

Akıllı Fabrikaların Yükselişi Sensörlerin Üretimdeki Rolünü Dönüştürüyor

Günümüzde otomasyonun hızla değiştiğini söyleyen Telemecanique Sensors Pazarlama Müdürü Melisa Altuntaş Karanlık, "Otomasyonda tek bir sensör teknolojisinin her uygulamaya cevap vermesi mümkün değil. Makinenin çalışma koşulları, algılanacak nesne, ortam şartları ve ihtiyaç duyulan veri seviyesi doğru teknolojinin seçiminde belirleyici oluyor. Biz de mekanik algılamadan akıllı ve bağlantılı sensörlere kadar geniş bir teknoloji portföyünü bir arada sunarak OEM'lerin uygulamaları için doğru çözüme daha hızlı ulaşmasını hedefliyoruz" diyor. Endüstriyel otomasyon yatırımları hız kazanırken, üretim hatlarının daha akıllı ve bağlantılı hale gelmesi sensörlerin rolünü de güçlendiriyor. Robotlardan akıllı üretim hatlarına uzanan bu dönüşümde makinelerin çevresini doğru algılaması, üretimin sürekliliği ve güvenilirliği açısından kritik önem taşıyor. Telemecanique Sensors Pazarlama Müdürü Melisa Altuntaş Karanlık, otomasyon teknolojileri gelişirken farklı uygulamaların ihtiyaçlarına uygun sensör seçiminin üreticiler açısından stratejik hale geldiğine dikkat çekiyor. Doğru sensör seçimi üretimin sürekliliğini güçlendiriyor Otomasyon yatırımlarının hızlandığı günümüzde sensörlerin makinelerin kritik bileşeni haline geldiğine dikkat çeken Karanlık, "Üretim hattında bir ürünün doğru noktaya ulaştığını, bir parçanın konumunu, bir makinenin hareketinin sonlandığını veya belirli bir koşulun gerçekleştiğini güvenilir biçimde algılamak üretim sürecinin devamlılığı açısından büyük önem taşıyor. Bugün OEM'ler (Orijinal Ekipman Üreticisi), çok farklı çalışma koşullarına ve makine tasarımlarına uygun çözümlere ihtiyaç duyuyor. Telemecanique Sensors olarak fotoelektrik, endüktif, ultrasonik, kapasitif, RFID ve emniyet sensörlerinin yanı sıra nihayet şalteri çözümlerini de kapsayan geniş bir portföy sunuyoruz. Böylece paketleme makinelerinden konveyörlere, gıda ve içecek üretiminden pompa sistemlerine, mobil ekipmanlardan asansör ve yürüyen merdivenlere kadar farklı uygulamalara uygun algılama çözümleri geliştirebiliyoruz. Geniş ürün çeşitliliğimiz, OEM'lerin farklı makine tasarımları ve çalışma koşulları için ihtiyaçlarına uygun çözümleri aynı portföy içerisinde değerlendirmesine olanak sağlıyor. Mekanik ve elektronik sensörler üretimde birbirini tamamlıyor Sensör teknolojilerindeki gelişimin mekanik algılamanın üretimdeki yerini ortadan kaldırmadığına dikkat çeken Karanlık, "Aksine doğru uygulamada her iki yaklaşımın birbirini tamamladığını görüyoruz. Özellikle bir makinenin fiziksel olarak belirli bir konuma ulaştığının veya hareketin son noktasının algılanması gereken uygulamalarda elektromekanik algılama çözümleri uzun yıllardır güvenilir bir çözüm olarak kullanılıyor. Bu nedenle yeni teknolojiler ortaya çıktıkça mekanik algılamanın değerini de uygulamanın ihtiyacı üzerinden değerlendirmek gerekiyor. Örneğin üretimde kullanılan sensörlerin bağlantılı ve akıllı hale gelmesiyle birlikte veri tarafında da önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Bu tablo, sensörlerin üretim hatlarında algılama işlevinin ötesinde veri sağlayan önemli bir noktaya dönüştüğünü gösteriyor. Biz de elektromekanik ve elektronik sensör teknolojilerini aynı çatı altında sunarak müşterilerimizin uygulamaya göre en uygun çözümü seçmesine odaklanıyoruz" ifadelerini kullandı. Sensör seçiminde belirleyici olan ihtiyaca uygun teknoloji Üreticilerin sensörlerden beklentisinin artık üretimin bir sonraki aşamasına hazırlanmayı kapsadığına vurgu yapan Karanlık, şunları söyledi: "Grand View Research'in son araştırmasına göre küresel endüstriyel sensörler pazarının 2026'da 30,3 milyar dolara ulaşması ve 2033'e kadar yıllık ortalama yüzde 8,5 büyümesi bekleniyor. Araştırmada üretim sektörü, sensör kullanımında öne çıkan alanlardan biri olarak gösterilirken, akıllı fabrikaların yaygınlaşmasıyla gerçek zamanlı izleme, süreç optimizasyonu ve kestirimci bakım uygulamalarının sensör talebini desteklediği belirtiliyor. Bu dönüşümde önemli olan, her uygulamada en yeni teknolojiyi tercih etmekten ziyade makinenin ve üretim sürecinin ihtiyaçlarına en uygun sensör teknolojisini belirlemek. Biz de Ar-Ge çalışmalarımız ve geniş ürün portföyümüzle üreticilerin bugünkü algılama ihtiyacını güvenilir şekilde karşılıyor, uygulamaya en uygun teknolojiyi seçerek daha bağlantılı, verimli ve esnek üretim süreçlerine geçişlerini destekliyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Schneider Electric, Yeni Sürdürülebilirlik Yol Haritası Impact 2030 Kapsamında Güçlü İlk Yarı Sonuçlarını Açıkladı Haber

Schneider Electric, Yeni Sürdürülebilirlik Yol Haritası Impact 2030 Kapsamında Güçlü İlk Yarı Sonuçlarını Açıkladı

2026 yılının ilk yarısında sürdürülebilirlik performansı: Öne çıkan sonuçlar Yeni sürdürülebilirlik yol haritası Impact 2030’un hayata geçirilmesinden altı ay sonra Schneider Electric’in Impact puanı 10 üzerinden 3,69’a ulaştı. Şirket, 2030 hedefini temsil eden 10 tam puana giden yolda, 2026 yıl sonu hedefi olan 4,20 puana planlandığı şekilde ilerliyor. Bu puan, Schneider Electric’in kendi operasyonlarında kaydettiği ilerlemeyi müşteriler, tedarikçiler ve topluluklar için sağlanan ölçeklenebilir sonuçlarla bir araya getiren dört stratejik sütundaki temel programların ivmesini yansıtıyor. I. Dünyayı elektriklendirmek Çığır açan çözümlere yatırım yapmak, önce kendi faaliyetlerimizden başlayıp herkes için ölçeklendirerek elektrifikasyon ve dijitalleşmeyi yaygınlaştırmak, Enerji Teknolojileri dönüşümüne öncülük etmek. Schneider Electric, yılın ilk yarısında operasyonlarını karbondan arındırmayı sürdürdü. Kapsam 1 ve Kapsam 2 CO₂ emisyonları 2017’ye kıyasla yüzde 82, Kapsam 3 emisyonları ise 2021’e kıyasla yüzde 12 azaltıldı.Schneider Electric çözümleri, müşterilerin 129,5 milyon MWh enerji tasarrufu sağlamasına veya bu miktarda enerjiyi elektrifikasyon yoluyla karşılamasına olanak tanıdı.¹Sürdürülen bu çalışmalar sayesinde müşteriler nezdinde yılın ilk yarısında azaltılan ve önlenen emisyon miktarı 50 milyon tonu aşarken, 2018’den bu yana ulaşılan kümülatif toplam 913 milyon tona çıktı. Kapsama giren Schneider Electric yazılımlarının yüzde 29’u, müşterilerin karar alma süreçlerini destekleyen enerji ve karbon verilerine dayalı içgörüler sundu. Bu sonuç, Grubun temel enerji zekâsı yetkinlikleri üzerine inşa edilen yeni programın güçlü bir başlangıç yaptığını gösterdi. II. Sektörümüzü yeniden şekillendirmek Tasarım, tedarik ve pazara sunma biçimlerimizi yeniden düşünerek, tedarikçileri insana yakışır çalışma koşulları ve karbonsuzlaşma hedefleri doğrultusunda sürece dahil ederek tüm değer zincirini ileri taşımak ve sektörde yeni standartlar belirlemek. Schneider Electric’in tasarım aşamasındaki ana ürün ve çözümlerinin yüzde 27’si, Grubun yeni “Future-designed” yaklaşımı kapsamında döngüsellik ve çevresel mükemmellik kriterlerini karşıladı. Bu sonuç, Enerji Yönetimi ile Endüstriyel Otomasyon portföylerinin sağladığı güçlü ivmeyi yansıtıyor.Impact 2030 kapsamında yeni bir program olarak hayata geçirilen Future-designed, Grubun sürdürülebilirliği ürün ve çözümlerinin değer önermesinin ayrılmaz bir parçası haline getirme hedefini genişletiyor. Program, Schneider Electric’in 20 yılı aşkın eko-tasarım deneyiminden yararlanıyor. Bu birikimin temelini, önceki sürdürülebilirlik yol haritaları kapsamında uygulanan EcoDesign Way, Green Premium ve Environment Data Program oluşturuyor.Schneider Electric’in önceki tedarikçi karbonsuzlaştırma girişiminin başarısı üzerine inşa edilen Zero Carbon Pathway (TZCP), programın kapsamını 1.500 tedarikçiye genişletirken gerekliliklere Kapsam 3 emisyonlarının ve ürün karbon ayak izinin ölçülmesini de ekliyor. İkinci çeyrekte 15 tedarikçi şu kriterleri karşılayarak program kapsamında yeterlilik kazandı:Operasyonel emisyonların ölçülmesi (Kapsam 1 ve 2)Emisyon azaltım hedeflerinin benimsenmesiDolaylı emisyonların, Kapsam 3 veya ürün karbon ayak izinin hesaplanması Bu sonuç, tedarikçilerle yürütülen kapsamlı çalışmalar ve 200’ün üzerinde canlı teknik oturum sayesinde elde edildi. Bu çalışmaları güçlendirmek amacıyla, Resource Advisor+ for Supply Chain gibi yapay zekâ destekli yeni dijital araçların yılın ilk yarısında 1.000’den fazla tedarikçiye yönelik kullanıma alınması hızlandırıldı. Tüm bu adımlar, önümüzdeki çeyreklerde tedarikçi karbonsuzlaşmasının geniş ölçekte ilerletilmesi için güçlü bir temel oluşturuyor. III. İnsan potansiyelini açığa çıkarmak Herkesin enerjiye erişimini güvence altına alarak, yetkinliklere ve insanlara sunulan fırsatlara yatırım yaparak ilerlemenin ve ortak refahın önünü açmak. Grubun deneyimli çalışanlarının yüzde 16’sı, yılın ilk yarısında yapılandırılmış gelişim veya bilgi aktarımı faaliyetlerine katıldı. Impact 2030 kapsamında yeni başlatılan bu program, Schneider Electric’in farklı kuşaklar ve kariyer aşamaları arasında kapsayıcılığı geliştirmeye yönelik köklü uygulamaları üzerine inşa edildi. Program, yeniden beceri kazandırma, mentorluk, kurum içi hareketlilik ve kıdemli yeteneklere yönelik uzmanlık programları konusundaki yaklaşımı daha sistematik hale getiriyor. Schneider Electric’in bu alandaki yenilikçi yaklaşımı, ikinci çeyrekte Dünya Ekonomik Forumu tarafından “Future of Inclusion Lighthouse” unvanıyla takdir edildi.Schneider Electric’in desteğiyle 2009’dan bu yana 67 milyon kişi sürdürülebilir elektriğe erişti. Yalnızca 2026 yılının ikinci çeyreğinde, özellikle Afrika ve Hindistan’daki çalışmaların güçlü katkısıyla 2,2 milyondan fazla kişinin elektriğe erişimi sağlandı. Schneider Electric, 2009’dan bu yana 1,37 milyon gencin elektrifikasyon ve sürdürülebilirlik alanlarında yetkinlik kazanmasına yardımcı olarak daha kapsayıcı ilerlemeyi destekledi. IV. Yerel toplulukları güçlendirmek Tesisleri yerel toplulukların odağı haline getirmek, çalışanlarımızı değişimin aktörleri olarak güçlendirmek, yerel ekosistemleri desteklemek ve tabandan gelen seslerin daha güçlü duyulmasını sağlamak. Beş tesis, Grubun çok kriterli Impact Workplaces çerçevesi kapsamındaki gereklilikleri karşıladı. Impact 2030 kapsamında başlatılan bu yeni program, Schneider Electric tesislerinde enerji verimliliği, karbonsuzlaşma ve döngüselliğe ilişkin iddialı kriterleri de kapsayan 20 yıllık sürdürülebilirlik liderliği üzerine inşa ediliyor. Program, biyolojik çeşitliliği ve yerel topluluklar üzerindeki etkiyi de kapsayarak Grubun hedeflerini daha ileri taşıyor. Schneider Electric Sürdürülebilirlik Başkanı Esther Finidori, şunları söyledi: “Impact 2030’un altıncı ayında, hedeflerimizi eyleme dönüştürme yolunda cesaret verici bir ilerleme kaydediyoruz. Üst üste üçüncü kez Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketi seçilmekten onur duyduk. Bu başarı, yarattığımız somut etkiyi ve dünyanın dört bir yanındaki çalışanlarımızın özverisini bir kez daha ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik, kesintisiz bir dönüşüm yolculuğudur. Impact 2030 ile hedeflerimizi bir kez daha yükseltiyor, sağlam temellerimiz üzerinde ilerlerken sürdürülebilirliği işimizin her alanına entegre etme sürecini hızlandırarak herkes için ilerlemeye güç veriyoruz.” 2026 yılının ilk yarısında sürdürülebilirlik alanındaki diğer gelişmeler Schneider Electric’in sürdürülebilirlik alanındaki liderliği, ikinci çeyrekte uluslararası kuruluşlar tarafından takdir edilmeye devam etti. Şirket, TIME ve Statista tarafından hazırlanan “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2026” listesinde üst üste üçüncü kez birinci sırada yer aldı.Schneider Electric ayrıca Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Deniz Feneri Ağı’ndaki varlığını genişletti. El Paso (ABD) ile Pekin (Çin) üretim tesisleri, dijital teknolojiler, ileri analitik ve yapay zekâ dahil olmak üzere Dördüncü Sanayi Devrimi teknolojilerinin verimlilik, dayanıklılık ve geniş ölçekte karbonsuzlaşma sağlayabildiğini göstermeleri sayesinde yeni Deniz Feneri unvanları aldı.Bu tesislerin eklenmesiyle Schneider Electric’in Dünya Ekonomik Forumu tarafından tanınan Küresel Deniz Feneri (Global Lighthouse) tesisi sayısı 11’e ulaştı. Bunların altısı, WEF’in dünya genelinde sürdürülebilirlik alanında tanıdığı 31 tesis arasında yer alıyor.Schneider Electric, kariyerlerinin ileri aşamalarındaki çalışanların kişiselleştirilmiş gelişim, yeniden beceri kazanma, mentorluk ve bilgi paylaşımı olanaklarından yararlanarak kariyerlerinin bir sonraki dönemini şekillendirmelerine yardımcı olan Senior Talent Program sayesinde Dünya Ekonomik Forumu tarafından “Future of Inclusion Lighthouse” olarak da tanındı.Şirket, dayanıklı, bağlantılı ve sürdürülebilir tedarik zinciri ekosistemleri oluşturma yönündeki çalışmalarının bir yansıması olarak Gartner’ın 2026 Küresel Tedarik Zinciri İlk 25 listesinde de yer aldı.Schneider Electric ayrıca Fransa İçişleri, Çalışma ve Dayanışma bakanlıkları ile Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından verilen “Prix Entreprises avec les Réfugiés” kapsamında Jüri Özel Ödülü’ne (“Coup de Cœur du Jury”) layık görüldü. Bu ödül, Grubun mülteci kadınların toplumsal ve ekonomik hayata katılımını ve güçlenmesini destekleme konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor.Schneider Electric, ikinci çeyrekte Schneider Electric Energy Access Asia Fund II’nin (SEEAA Fund II) geliştirilmesine yönelik bir iş birliği de duyurdu. Karma finansman modeliyle oluşturulan fon, Güney ve Güneydoğu Asya’daki temiz enerji girişimlerinin erken aşamadaki finansman açığını kapatmayı amaçlıyor.On üç şirkete yatırım yapan ilk fonun başarısı üzerine inşa edilen SEEAA Fund II’nin yaklaşık 3 milyon ton CO₂ emisyonunun önlenmesine, 3,5 milyon kişiye fayda sağlanmasına ve yaklaşık 5 bin yeni iş olanağı yaratılmasına destek olması bekleniyor. Fon böylece bölgede sürdürülebilir enerjiye erişimin ve kapsayıcı ekonomik kalkınmanın ilerletilmesine katkı sağlayacak.Grubun etki yatırımları aracılığıyla kapsayıcı ve adil bir geçişi destekleme kararlılığı, Environmental Finance’ın Sürdürülebilir Yatırım Ödülleri kapsamında verilen “Yılın Sosyal Fonu” ödülüyle de takdir edildi. Tüm bu başarılar, Schneider Electric’in sürdürülebilirlik etkisini geniş ölçekte artıran lider enerji teknolojileri şirketi konumunu daha da güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel Otomasyonda Yeni Dönemin Önceliği Veri Güvenliği Haber

Endüstriyel Otomasyonda Yeni Dönemin Önceliği Veri Güvenliği

Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte üretim tesisleri, enerji altyapıları ve kritik endüstriyel sistemler her zamankinden daha fazla veri üretirken, bu verilerin güvenliği de operasyonların sürdürülebilirliği açısından stratejik bir öncelik haline geliyor. Endüstriyel otomasyon ve dijital dönüşüm alanında dünyanın önde gelen şirketlerinden Mitsubishi Electric, Mitsubishi Electric Iconics Digital Solutions teknolojilerinde benimsediği "Görünmeyeni Görünür Kılmak" yaklaşımıyla işletmelerin operasyonel verilerini anlamlı içgörülere dönüştürürken, uluslararası güvenlik standartlarına dayanan güvenlik mimarisiyle bu verilerin korunmasını önceliklendiriyor. Endüstriyel tesislerde bilgi teknolojileri (IT) ile operasyonel teknolojilerin (OT) giderek daha fazla entegre olması, üretim sistemlerinin siber tehditlere karşı daha dirençli olmasını zorunlu kılıyor. Bu doğrultuda Mitsubishi Electric, dijital çözümlerini geliştirirken uluslararası güvenlik standartlarını esas alan kapsamlı bir güvenlik yaklaşımı benimsiyor. Güvenlik, Tasarımın İlk Aşamasından İtibaren Başlıyor Mitsubishi Electric'in endüstriyel yazılım platformlarında güvenlik, ürün yaşam döngüsünün her aşamasına entegre ediliyor. Yazılım geliştirme süreçlerinde birim testleri, entegrasyon testleri, sistem testleri ve performans testlerinin yanı sıra güvenlik değerlendirmeleri de düzenli olarak gerçekleştiriliyor. Her yeni özellik, yetkisiz erişim, zafiyet ve erişim kontrolü açısından ayrıca test edilerek olası risklerin daha ürün kullanıma sunulmadan önce minimize edilmesine destek oluyor. Şirket ayrıca geliştirme süreçlerinde tehdit modellemelerini sürekli güncelleyerek değişen siber risklere karşı proaktif bir yaklaşım sergiliyor. Kod güvenliği, yetkilendirme mekanizmaları ve dijital koruma yöntemleriyle desteklenen bu yapı sayesinde kritik endüstriyel sistemlerin güvenilirliği artırılıyor. Kritik Operasyonlar İçin Çok Katmanlı Koruma Mitsubishi Electric'in güvenlik yaklaşımı yalnızca yazılım geliştirme süreciyle sınırlı kalmıyor. Çözümler, güçlü şifreleme teknolojileri, sertifika tabanlı kimlik doğrulama, şifrelenmiş parola yönetimi ve ayrıntılı erişim yetkilendirme mekanizmalarıyla destekleniyor. Platformlarda kullanılan OPC Unified Architecture (OPC UA) güvenlik modeli sayesinde sistemler arasındaki iletişim güvenli biçimde şifrelenirken, veri aktarımı da uluslararası güvenlik standartlarına uygun şekilde korunuyor. Böylece üretim tesislerinde, enerji altyapıları ve kritik operasyonlarda hem veri bütünlüğü hem de iletişim güvenliği sağlanıyor. Güvenlik Sürekli Güncellenen Bir Süreç Siber tehditlerin sürekli değişen yapısı nedeniyle sistemin tüm yaşam döngüsü boyunca yönetilmesi gerekiyor. Mitsubishi Electric, tespit edilen güvenlik açıklarına öncelikli olarak yama (patch) geliştirilmesini sağlarken bağımsız siber güvenlik araştırmacılarıyla iş birliği yaparak yeni zafiyetlerin hızlı şekilde giderilmesine yönelik süreçler yürütüyor. Ayrıca kullanıcıların güncel güvenlik yamalarına erişebilmesi ve olası riskler hakkında bilgilendirilmesi için düzenli güvenlik duyuruları yayımlıyor. Uluslararası Standartlarla Belgelenen Güvenlik Yaklaşımı Mitsubishi Electric'in güvenlik yaklaşımı uluslararası sertifikalarla da destekleniyor. Şirket, bilgi güvenliği yönetim sistemi alanındaki ISO/IEC 27001:2022 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Sertifikasının yanı sıra, endüstriyel otomasyon sistemlerinde güvenli ürün geliştirme süreçlerini kapsayan IEC 62443-4-1 -Uluslararası Siber Güvenlik standartlarına da sahip. Bu sertifikalar, güvenliğin yalnızca nihai üründe değil, tüm geliştirme ve tedarik zinciri süreçlerinde sistematik olarak yönetildiğini ortaya koyuyor. Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri SCADA ve HMI Ürün Müdürü Burcu Çöpür konuya ilişkin “Dijital dönüşüm artık hayatımızın merkezinde yer alıyor. İşletmeler için veriye erişmenin yanında bu veriyi güvenli şekilde yönetebilmek de kritik önem taşıyor. Uluslararası standartlara uygun olarak geliştirdiğimiz otomasyon ve yazılım çözümlerimizle müşterilerimizin operasyonel sürekliliğini desteklerken, üretim verilerinin bütünlüğünü ve sistem güvenliğini de korumayı hedefliyoruz. Mitsubishi Electric olarak işletmelerin dijital dönüşüm süreçlerini daha güvenli ve sürdürülebilir şekilde yönetmelerine katkı sağlamaya devam edeceğiz." açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Schneider Electric’ten Geleceğe Yatırım Haber

Schneider Electric’ten Geleceğe Yatırım

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, Türkiye’nin genç yeteneklerini geleceğin sanayisine hazırlama vizyonu doğrultusunda Samsun’da önemli bir adım attı. Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Schneider Electric arasında imzalanan protokol çerçevesinde hayata geçirilen PLC Otomasyon ve Haberleşme Laboratuvarı, 4 Haziran’da düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış organizasyonu; Atakum Kaymakamı Murat Bulacak, Samsun İl Milli Eğitim Müdürü Murat Ağar, Schneider Electric Türkiye ve Orta Asya Bölge Başkanı Mehmet Özalp katılımlarıyla gerçekleştirildi. Eğitimde uygulama odaklı yeni bir dönem Samsun Atakum Endüstri Meslek Lisesi bünyesinde kurulan laboratuvar, öğrencilerin teorik bilgilerini en modern teknolojilerle uygulama yaparak pekiştirebileceği bir merkez olarak tasarlandı. Öğrenciler; endüstriyel otomasyon, haberleşme ve kontrol sistemleri alanlarında güncel donanımlarla tanışma ve çalışma fırsatı bulacak. Her yıl yaklaşık 45 öğrencinin aktif olarak faydalanacağı laboratuvar bünyesinde, Schneider Electric University tarafından geliştirilen 100 saatlik özel eğitim programı müfredata dahil edildi. Bu programı başarıyla tamamlayan öğrenciler, Schneider Electric ürünleri üzerinde teknik yetkinlik kazanarak dünya çapında geçerliliği olan sertifikanın sahibi olacaklar. Ayrıca, okul-sanayi iş birliğini daha da güçlendirmek amacıyla yıl boyunca her ay en az iki sektör uzmanı okulu ziyaret ederek öğrencilerle bir araya gelecek ve sahadaki deneyimlerini paylaşacak. Türkiye geneline yayılacak bir başarı modeli Samsun’da açılan bu laboratuvar, aynı zamanda Türkiye genelinde organize sanayi bölgeleri ile entegre şekilde yaygınlaştırılması planlanan bir modelin ilk pilot uygulaması olma özelliğini taşıyor. Açılışta konuşan Atakum Kaymakamı Murat Bulacak, mesleki eğitimin önemine vurgu yaparak şunları söyledi: “Mesleki ve teknik eğitim, gençlerimize istihdam fırsatları sunarken birçok sektörde nitelikli iş gücünü artırarak ülkemizin ve şehrimizin kalkınmasına katkı sağlamaktadır. Samsun’da gençlerimizin potansiyelini geliştirmek ve onları istihdama hazırlamak için tüm paydaşlarımızla birlikte çalışıyoruz. Bu kapsamda, Schneider Electric ile Atakum Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde kurulan elektrik laboratuvarı için yaptığımız iş birliğinin gençlerimiz ve şehrimizin geleceği adına çok değerli olduğunu belirtmek isterim. Bu protokolün, sanayicimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünün yetişmesine ve öğrencilerimize uygulama fırsatları sunulmasına katkı sağlayacağına inanıyorum. Bu anlamlı iş birliği için Schneider Electric'e şahsım, hemşehrilerim ve gençlerimiz adına teşekkürlerimi ifade ediyorum.” Schneider Electric Türkiye ve Orta Asya Bölge Başkanı Mehmet Özalp ise konuşmasında eğitimin sürdürülebilir kalkınmadaki rolüne dikkat çekti: “Schneider Electric olarak, gençlerimizin dijital dönüşümün gerektirdiği becerileri kazanmasını en öncelikli hedeflerimizden biri olarak görüyoruz. Bugün hizmete aldığımız PLC ve Otomasyon Laboratuvarı, öğrencilerimizin teorik bilgiyle sınırlı kalmayıp, küresel standartlarda uygulama yetkinliği kazanacakları bir alan olacaktır. Samsun’da başlattığımız bu pilot modelin başarısı, sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını yetiştirme yolunda örnek olacaktır. Bu noktada Samsun Valiliği ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği bizler için son derece anlamlı ve değerlidir.” Törenin ardından katılımcılar, laboratuvarı gezerek sistemlerin işleyişi hakkında bilgi aldılar. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber AjansıHaberler

MESS,  Sanayinin İş Sağlığı ve Güvenliği Liderlerini Bir Araya Getirdi Haber

MESS, Sanayinin İş Sağlığı ve Güvenliği Liderlerini Bir Araya Getirdi

MESS üyesi işyerlerinde hayata geçirilen örnek İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) uygulamalarının ödüllendirildiği organizasyonda, 5 kategoride 33 ödül takdim edildi. MESS Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol’un ev sahipliğinde gerçekleşen törene, T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Sayın Vedat Işıkhan, ödül alan MESS üyesi şirketlerin temsilcileri ile kamu ve özel sektörden paydaşlar katıldı. İSTANBUL – MESS üye işyerlerinin sektöre ilham veren örnek İş Sağlığı ve Güvenliği uygulamalarının ödüllendirildiği “İş Güvenliğinin Yıldızları Yarışması”nın 10. yıl töreni, İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası dolayısıyla 8 Mayıs Cuma günü MESS Teknoloji Merkezi - MEXT’te gerçekleştirildi. T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Sayın Vedat Işıkhan’ın teşrifleriyle düzenlenen etkinliğe; MESS Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol, ödül alan MESS üyesi şirketlerin temsilcileri ile kamu ve özel sektörden çok sayıda paydaş katıldı. 5 Kategoride Toplam 33 Ödül İş Sağlığı ve Güvenliği alanındaki en iyi uygulamaların öne çıktığı ödül töreninde, projeler alanında uzman kişilerden oluşan Teknik Komite tarafından ön elemeden geçirildi. Ardından 55 Bin kişinin katılımı ile gerçekleştirilen halk oylaması ve jüri değerlendirmesi sonucunda ödül almaya hak kazanan projeler belirlendi. Yarışmada, 5 kategoride 33 proje ödüle layık görüldü. MESS İş Güvenliğinin Yıldızları Ödülleri Sahiplerini Buldu Çalışanların bedensel-ruhsal sağlıklarını koruyan ve gelişimine katkı sağlayan projelerin değerlendirildiği Bütünsel Sağlık Yönetimi Kategorisi'nin birincisi Oyak Renault olurken, tavsiye edilen uygulamalar ise Nurol Teknoloji ve Siemens tarafından geliştirilen projeler oldu. İş Güvenliği kültürünün gelişimine katkı sağlayan, çalışanlarda davranış değişikliğini hedef alan projelerin değerlendirildiği Davranış Odaklılar Kategorisi’nin birincisi Bosch Termoteknik olurken, tavsiye edilen uygulamalar ise Tofaş ve İzmir Demir Çelik tarafından geliştirilen projeler oldu. Endüstriyel otomasyon ve dijital teknolojilerin ön plana çıktığı İSG projelerinin değerlendirildiği Dijital İSG Kategorisi’nin birincisi Borusan Birleşik Boru olurken, tavsiye edilen uygulamalar ise Diniz Adient ve BSH tarafından geliştirilen projeler oldu. İSG alanında farklı konulara odaklanan İSG projelerinin yer aldığı İSG Özel Ödülü ise firmaların çalışan sayılarına göre kendi içerisinde üç kategoride değerlendirildi. İSG Özel Ödülü 1-499 Çalışanı Olan İşyerleri Kategorisi’nin birincisi Çelikform Gestamp olurken, tavsiye edilen uygulamalar 3M ve Oerlikon tarafından geliştirilen projeler oldu. İSG Özel Ödülü 500-1499 Çalışanı Olan İşyerleri Kategorisi’nin birincisi TKG Otomotiv olurken, tavsiye edilen uygulamalar Türk Demir Döküm ve Çimtaş Çelik İmalat tarafından geliştirilen projeler oldu. İSG Özel Ödülü 1500'den Fazla Çalışanı Olan İşyerleri Kategorisi’nin birincisi Ford Otosan olurken, tavsiye edilen uygulamalar Valeo ve Türk Traktör tarafından geliştirilen projeler oldu. Sahadaki çalışanları tarafından yapılmış öneriler sonucunda hayata geçirilmiş projelerin değerlendirildiği İSG Elçileri kategorisinde ise 15 firmaya ödül verildi: Anadolu IsuzuBaşöz EnerjiBorçelikBosch SanayiCoşkunöz Metal FormERSEMFarba OtomotivFord OtosanFrankeOtokarOyak HorseOyak RenaultT.K.G. AdapazarıTofaşTürk Traktör Uzun Yıllardır İş Güvenliğinde Rol Model Olan Üyelere Yönelik 10. Yıl Özel Ödülleri Takdim Edildi Bu yıl 10. yaşını kutlayan 'İş Güvenliğinin Yıldızları Yarışması' kapsamında oluşturulan “10. Yıl Özel Ödülü”nde kazanan firmalar; ilk günden itibaren yarışmaya olan başvuru sayısı, ödülü ve derecesi, komisyon çalışmalarına katkısı ve katılımı ile iş güvenliği alanında yürütülen araştırma faaliyetlerine katılımı kriterlerine göre belirlendi. Borusan Birleşik Boru BSHOyak Renault Siemens Tofaş Türk Traktör Törende ayrıca MESS Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol, Bakan Işıkhan’a teşekkür plaketi takdim etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Ajanları ile Akıllı Üretimde Yeni Dönem Haber

Yapay Zekâ Ajanları ile Akıllı Üretimde Yeni Dönem

AXIS projesi ile endüstriyel mobil robotlar için merkezi ve dağıtık yapay zekâ ajanlarının yönetimini sağlayan bir platform geliştirilmesi amaçlanıyor. AXIS platformunun akıllı üretim sistemleri vizyonu çerçevesinde endüstriyel 5G altyapısı ve mobil uygulamalar ile desteklenmesi hedefleniyor. Bilimsel araştırma, yöntem geliştirme ve endüstriyel prototiplemeyi bir araya getiren 24 aylık geliştirme programı kapsamında; sahada uygulanabilir prototipler, doğrulanmış endüstriyel kullanım senaryoları ve gelecekte uluslararası ölçekte ticarileştirmeye imkân sağlayacak ölçeklenebilir bir çerçeve sunmayı amaçlıyor. Yapay Zekâ Ajanları ile Akıllı Üretimde Yeni Dönem AXIS projesi, farklı robot türlerininin (dört ayaklı robotlar, tekerlekli mobil robotlar, AGV’ler ve robotik kollar) dinamik endüstriyel ortamlarda otonom hareket edebildiği, iş birliği yapabildiği ve karmaşık görevleri çoklu ajan yöntemleriyle yerine getirebileceği bir platform geliştirmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda geliştirilecek olan platform, otonom rota planlama ve navigasyon, sensör füzyonu ile gerçek zamanlı veri toplama, 3D mekânsal tarama ve dijital ikiz oluşturma, yapay zekâ ajanları aracılığıyla görev yönetimi ve akıllı veri yorumlama gibi yetkinlikleri destekliyor. Proje, yüksek doğruluklu 3D simülasyonları ile oluşturulmuş dijital ikiz modelleri ve gelişmiş görüntü işleme algoritmalarını bir araya getirerek, görsel denetim görevlerinin hassasiyetini ve güvenilirliğini artırmayı ve endüstriyel süreçlerde daha kaliteli sonuçlar elde edilmesini sağlamayı amaçlıyor. Çözüm, ölçüm cihazlarının okunması, endüstriyel kusurların tespit edilmesi, makinelerin termal denetimi ve endüstriyel sahaların dijitalleştirilmesi gibi kullanım senaryolarını ele alarak akıllı üretim sistemleri kapsamında bir dönüşüm gerçekleştirecek. Bu yetenekler, robotların iş birliği yaparak çalıştığı ve çevresel değişikliklere uyum sağladığı yapay zekâ ajanları destekli robotik ekosistemine geçişi hızlandırıyor. Güçlü Bir Uluslararası Ortaklık AXIS, önde gelen dört kuruluş tarafından ortaklaşa yürütülüyor: Siemens Türkiye merkezi ve dağıtık yapay zekâ ajan mimarisi, endüstriyel otomasyon için YZ ajan tasarımı, Siemens'in endüstriyel özel 5G ağının entegrasyonu, 3D Gauss Dağıtım tabanlı dijital ikiz oluşturma konularında araştırma ve geliştirmeye öncülük ediyor. evosoft Hungary Kft. merkezi veri platformu, web tabanlı kontrol katmanı, görsel arayüz tasarımı ve XR entegrasyonundan sorumlu bulunuyor ve sorunsuz operatör etkileşimi ve gözetimi sağlıyor. Óbuda Üniversitesi algılama, SLAM, navigasyon ve dinamik çevre anlayışını kapsayan ileri otonomi modülleri geliştiriyor. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) görev tahsis algoritmaları, robot-robot yük taşıma, hata çözümü dahil olmak üzere çoklu robot iş birliği araştırmalarına öncülük ediyor. Sektörler Arasında Dönüşümsel Etki AXIS platformu üretim, enerji, lojistik, otomotiv, altyapı ve güvenlik alanlarında gerçek dünyadaki operasyonel ihtiyaçları hedefliyor. Platform aşağıdaki özellikleri sağlıyor: Yapay zekâ güdümlü otonomi ve robot-robot iş birliği. Mobil robotlar arasında adaptif karar verme ve gerçek zamanlı iş birliği yapabilen yapay zekâ ajanlarıEndüstriyel ortamlarda robot operasyonlarının gerçek zamanlı yanıt verebilirliği ve ölçeklenebilirliği.Tehlikeli endüstriyel ortamlarda güvenli ve otonom denetimlerGörsel ve termal analizler aracılığıyla yapay zekâ tabanlı arıza tespitiYapay zekâ tabanlı arıza tespiti ve verimli veri toplama sayesinde arıza sürelerinin ve operasyonel maliyetlerin azaltılmasıÜreticiye bağımlılık durumlarından kaçınılarak üreticiden bağımsız operasyonlar ve robot entegrasyonuPlanlama, eğitim ve izleme için yüksek doğruluklu dijital ikizler Sonuç olarak, modern endüstriyel operasyonlar için tasarlanmış otonomi, yapay zekâ, iş birliği ve güvenilirliği bir araya getiren bir robotik ekosistem meydana getiriliyor. Her İki Ülke Açısından Stratejik Önem AXIS, evosoft Hungary Kft.’nin hızla gelişen robotik ve yapay zekâ alanlarındaki bilimsel ve teknolojik gücü ile Obuda Üniversitesi'nden en iyi araştırmacılarını bir araya getirerek Macaristan’ın küresel açıdan rekabetçi inovasyonlar üretmesini ve akademik mükemmeliği geliştirmesini sağlıyor. Proje, Türkiye'nin endüstriyel dijitalleşme, akıllı üretim ve 5G destekli otomasyon alanlarındaki liderliğini, Siemens Türkiye'nin derin mühendislik uzmanlığı ve İYTE'nin bilimsel altyapısı ile pekiştiriyor. Bu iş birliği iki ülke arasında uzun vadeli endüstriyel, bilimsel ve ekonomik etki yaratacak güçlü bir teknolojik köprü oluşturuyor. evosoft Hungary Kft. Macaristan'ın en büyük ve en önemli yazılım geliştirme şirketlerinden biridir ve Siemens FT D (Foundational Technologies Development) Birimi'ne tamamen entegre olmuştur. Macaristan pazarında 30 yıllık bir geçmişe ve yaklaşık 1.800 çalışana sahip olan evosoft Hungary Kft.’nin stratejik hedefi, uluslararası projelerde elde ettiği uzmanlığı Macar sanayisine ve araştırmalarına fayda sağlayacak şekilde aktarmak ve yerel dijitalleşme ve inovasyon çabalarını desteklemektir. Şirket endüstriyel yazılım geliştirme, otomasyon, dijitalleşme, yapay zekâ ve AR/VR teknolojilerinde öncü rol oynamaktadır. Siemens Sanayi ve Ticaret A.Ş. önde gelen teknoloji şirketlerinden biridir. Siemens Türkiye'nin İstanbul Siemens Kartal Ar-Ge Merkezi, Ankara ve İzmir'de Otomasyon ve Dijitalleşme, Dijital İkiz, Endüstriyel İletişim, Endüstriyel 5G, Endüstriyel Yapay Zekâ/Makine öğrenmesi, endüstri ve fabrika otomasyonu için Full Stack Development alanlarında çalışan yaklaşık 800 Ar-Ge mühendisi bulunmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Empa Elektronik’ten Yeni Stratejik İşbirlikleri Haber

Empa Elektronik’ten Yeni Stratejik İşbirlikleri

Yarı iletkenler, güç elektroniği, elektromekanik ve bileşen çözümlerinden oluşan geniş ürün portföyüyle kapsamlı teknolojik çözüm tedarik hizmeti sunan Empa Elektronik, Türkiye, Orta Doğu ve Doğu Avrupa distribütörü olduğu global ve yerli teknoloji markalarına yenilerini ekledi. Şirket, GigaDevice, Raonsemi, Pico Electronics, AC Tasarım ve Fortior Technology ile imzaladığı stratejik işbirliği anlaşmalarıyla endüstri, otomotiv, savunma sanayi, havacılık, IoT ve motor kontrol uygulamalarına yönelik çözüm gücünü daha da ileriye taşıdı. Empa Elektronik CEO’su Murat Sarpel, bu yeni işbirlikleriyle birlikte Empa Elektronik’in müşterilerine daha geniş bir teknoloji ekosistemi, daha güçlü teknik destek ve Ar-Ge desteğiyle birlikte daha güvenilir tedarik avantajı sunmayı hedeflediğini söyledi. Sarpel, “Tıpkı Empa gibi Ar-Ge’yi odağına alan yeni iş ortaklarımızla gerçekleştirdiğimiz bu yeni işbirlikleri, ileri teknolojileri Türkiye’ye kazandırma hedefimize önemli bir ivme katacak” dedi. GigaDevice’ın tüm ürünlerini Türkiye’de ve Orta Doğu’da Empa satacak Çin merkezli, global bir yarı iletken şirketi olan GigaDevice’ın flash bellekler, mikrodenetleyiciler, sensörler ve analog ürünlerden oluşan geniş ürün yelpazesi, endüstriyel otomasyon, otomotiv, tüketici elektroniği, IoT, iletişim sistemleri, mobil cihazlar ve bilgisayar uygulamaları gibi çok geniş bir sektörel yelpazede kullanılıyor. Şirket, Çin ve Türkiye’nin yanı sıra Singapur, ABD, Güney Kore, Japonya, İngiltere, Almanya, İtalya ve Meksika gibi birçok ülkede satış ve destek ağıyla faaliyet gösteriyor. Empa Elektronik, GigaDevice’ın tüm ürün portföyünün Türkiye ve Orta Doğu’daki satış ve teknik desteğini sağlayacak. Güney Kore’nin güçlü markası Raonsemi Endüstriyel güç elektroniği ve motor kontrol uygulamalarına odaklanan bir yarı iletken üreticisi olan Güney Kore merkezli Raonsemi, üretim faaliyetlerini Güney Kore’nin yanı sıra Çin’de sürdürüyor. Ürünleri, Asya, Avrupa ve Amerika pazarlarına sunulan Raon’un IPM (Intelligent Power Module) ürünlerinin satışı Türkiye, Orta Doğu ve Doğu Avrupa’da Empa Elektronik tarafından gerçekleştirilecek. Pico’dan savunma, uzay ve havacılık uygulamalarına kritik çözümler ABD merkezli Pico Electronics, savunma, uzay ve havacılık uygulamalarına yönelik ürünler sunuyor. Üretimini ABD’de gerçekleştiren firma, ABD ve Türkiye’nin yanı sıra Avrupa pazarında özellikle kritik uygulamalar için geliştirdiği çözümleriyle öne çıkıyor. Empa Elektronik; Pico’nun trafo, indüktör, common mode choke, AC-DC ve DC-DC çevirici ürünlerinin satışını yapacak. AC Tasarım dünyanın dört bir yanına ihracat yapıyor Yerli bir firma olan AC Tasarım, üretimini Ankara Uzay ve Havacılık OSB’deki (Ankara HAB) fabrikalarında gerçekleştirerek savunma sanayine yönelik hava, kara, deniz uygulamaları ile otomotiv, raylı sistemler ve medikal sektörleri için çözümler sunuyor. Şirketin Doğu Avrupa, Kuzey Avrupa, Çekya, Hollanda, Kuzey Amerika, Singapur, Vietnam, Hindistan, Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya, İngiltere, Afrika, Orta Doğu’da distribütörleri bulunuyor. Empa, EMI kablo ekranlama çözümleri, örgülü makaronlar, bakır baralar ve AeroBraid ürün ailesi dahil olmak üzere AC Tasarım’ın belirli ürün gruplarının satışını üstlenecek. Fortior Technology motor sürücü ve motor kontrol entegre devreleri alanında uzman Motor sürücü ve motor kontrol entegre devreleri alanında uzman, bir yarı iletken tasarım firması olan Fortior’un üretimleri Tayvan ve Çin’deki dünyaca ünlü üretim tesislerinde yapılıyor. Sensörlü ve sensörsüz motor kontrol çözümleriyle küresel pazarlara hizmet veren Fortior’un ürünlerinin Türkiye, Orta Doğu ve Doğu Avrupa pazarlarındaki satış ve çözüm desteğini Empa Elektronik sağlayacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.