Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Endüstriyel Tasarım

Kapsül Haber Ajansı - Endüstriyel Tasarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Endüstriyel Tasarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Estap, Veri Merkezi Altyapılarını Güçlendiren Çözümler Sunuyor Haber

Estap, Veri Merkezi Altyapılarını Güçlendiren Çözümler Sunuyor

Veri merkezlerinde artan ekipman yoğunluğu, altyapı bileşenlerinin etkin şekilde konumlandırılmasını ve hava akışının doğru yönetilmesini daha önemli hale getiriyor. Estap’ın DCMax ve Cloudmax kabinetleri, %63 ve %80 perfore ön ve arka kapı alternatifleriyle sistem içerisindeki hava dolaşımının verimli biçimde yönetilmesine yardımcı oluyor. Böylece yüksek yoğunluklu uygulamalarda ekipmanların ihtiyaç duyduğu soğutma koşullarının korunmasına katkı sağlıyor. Kabinetlerin geniş açılabilen kapıları ise ekipman yerleşimi, kurulum ve bakım işlemlerini kolaylaştırıyor. Sıcak ve soğuk koridor uygulamalarına uygun yapıları sayesinde veri merkezlerindeki hava akışının kontrol edilmesine olanak tanıyan ürünler, pasif soğutma yaklaşımıyla enerji tüketiminin azaltılmasını destekliyor. Estap’ın endüstriyel tasarım anlayışı ise teknik performansın yanı sıra kabinetlerin yer aldığı alanın genel görünümüne de uyum sağlıyor. DCMax ile Yüksek Yoğunluklu Altyapılara Uyum Estap’ın DCMax serisi, özellikle yüksek ekipman yoğunluğuna sahip veri merkezlerinin gereksinimleri dikkate alınarak geliştiriliyor. Sağlam gövde yapısı ve geniş iç hacmiyle öne çıkan kabinet, 1500 kg’a kadar taşıma kapasitesiyle ağır sistem yüklerinin güvenli biçimde konumlandırılmasına imkân tanıyor. %80 perfore ön ve arka kapılar, sistem içerisindeki hava sirkülasyonunun desteklenmesine katkı sağlarken IP20 koruma seviyesi kullanım güvenliğini tamamlıyor. Genişletilmiş kablo giriş alanları da kabloların daha düzenli şekilde konumlandırılmasına yardımcı olarak altyapının kurulum ve bakım süreçlerini kolaylaştırıyor. Dayanıklılığı farklı koşullarda test edilen DCMax, 1000 kg sismik testini başarıyla tamamlayarak zorlu fiziksel koşullara karşı dayanımını ortaya koyuyor. Tüm sunucu markalarıyla uyumlu 19" dikmeleri sayesinde farklı ekipmanlarla kullanılabilen seri, ekipmanlar kabinet içerisinde yer alırken dahi hareket kabiliyeti sunuyor. Cloudmax ile Kurulum ve Taşıma Süreçlerinde Esneklik Cloudmax serisi ise modüler yapısıyla veri merkezi kurulumlarında operasyonel kolaylık sağlıyor. Flat-pack olarak taşınabilen kabinetler, depolama ve sevkiyat sırasında ihtiyaç duyulan alanı %50’ye varan oranda azaltıyor. Bu yapı, özellikle proje bazlı kurulumlarda lojistik süreçlerin daha verimli yönetilmesine katkıda bulunuyor. Kablo yönetimi için geliştirilen aksesuarlarıyla altyapının düzenli tutulmasını sağlayan Cloudmax, kablo karmaşasının önüne geçerek hem ilk kurulum hem de sonraki bakım çalışmalarını pratik hale getiriyor. Sabit veya hareketli raflar, dikey kablo düzenleyiciler, kablo tavaları, fan sistemleri, aydınlatma modülleri ve farklı ayak seçenekleri gibi aksesuarlarla yapılandırılabilen seri, projenin ihtiyaçlarına göre özelleştirilebiliyor. Veri Merkezlerinde Kontrollü ve Verimli Altyapı DCMax ve Cloudmax serileri, 47U’ya kadar farklı yükseklik seçenekleriyle çeşitli IT altyapılarına uyum sağlıyor. Kilitlenebilir çelik sac paneller güvenliği desteklerken, ön ve arka profillerde bulunan kablo düzenleyici halkalar ekipman bağlantılarının düzenli şekilde yönetilmesine olanak tanıyor. Kabinetlerde yer alan fan ünitesi açma-kapama butonu, sigorta sistemi ile dijital ve analog termostat alternatifleri, sistemin çalışma koşullarının daha kontrollü biçimde yönetilmesini sağlıyor. Dengeleme barası, topraklama sürekliliği ve zemine sabitleme kiti gibi bileşenler ise güvenli bir kabinet altyapısının oluşturulmasına katkıda bulunuyor. Estap, DCMax ve Cloudmax serileriyle veri merkezi yatırımlarında yalnızca ekipmanların güvenli şekilde konumlandırılmasına değil, altyapının uzun vadeli işletme performansına da odaklanıyor. Proje ihtiyaçlarına göre kurgulanabilen sıcak-soğuk koridor uygulamaları, etkin kablo yönetimi ve farklı aksesuar seçenekleriyle desteklenen kabinetler; enerji verimliliği, operasyonel kolaylık ve sürdürülebilirlik hedeflerini birlikte ele alıyor. Yerli üretim kapasitesi ve mühendislik deneyimiyle Estap, gelişen veri merkezi ihtiyaçlarına yönelik kabinet çözümleri geliştirmeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kahramanmaraş’ta Festivalin Sekizinci Günü Türk Rock Müziği Konseriyle Taçlandı Haber

Kahramanmaraş’ta Festivalin Sekizinci Günü Türk Rock Müziği Konseriyle Taçlandı

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen Türk Rock Müziği Konseri'nde, çoğunluğu Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü öğrencilerinden oluşan KSÜ Dissonans Rock Grubu dinleyicilerle buluştu. Dr. Öğr. Üyesi Arzu Mustafayeva'nın kurucu danışmanlığını üstlendiği grup Türk rock müziğinin farklı dönemlerinden eserleri seslendirdi. FARKLI SANAT DİSİPLİNLERİ İKİ AYRI MEKANDA BULUŞTU Festival kapsamında iki farklı mekanda ziyaretçilerini ağırlayan Kahramanmaraş Kültür Yolu Karma Sergisi; Tekstil ve Moda Tasarımı, Endüstriyel Tasarım ve Resim bölümlerinden öğretim elemanlarının özgün çalışmalarını bir araya getirdi. Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası'ndaki sergi Doç. Dr. Mehmet Ali Büyükparmaksız'ın, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Yunus Emre Kongre ve Kültür Merkezi'ndeki sergi ise Doç. Dr. Mustafa Oğuz Gök'ün küratörlüğünde hazırlandı. Kumaş, iplik, doku ve yüzeyden form, işlev ve teknolojiye; çizgi, renk, kompozisyon ve imgeye uzanan farklı üretim biçimleri disiplinlerarası bir seçkiyle ziyaretçilere sunuldu. KAHRAMANMARAŞ'IN EDEBİ HAFIZASI KONUŞULDU MESDER Edebiyat Derneği'nde gerçekleştirilen “UNESCO Edebiyat Şehri Kahramanmaraş ve Edebi Hafızası” söyleşisinde şair, yazar ve eğitimci Ramazan Avcı, edebiyatseverlerle bir araya geldi. Söyleşide Kahramanmaraş'ın edebi hafızasında iz bırakan şair ve yazarlar, kentin zengin kültürel birikimi ve geçmişten günümüze ulaşan şiir mirası ele alındı. GELENEKSEL SANATLAR FARKLI ATÖLYELERLE TANITILDI Kahramanmaraş Olgunlaşma Enstitüsü'nde gerçekleştirilen Yorganlama Atölyesi'nde, kentin geleneksel el sanatlarından yorgancılığın incelikleri anlatıldı. Katılımcılar, atölye kapsamında telefon çantası ve kalemlik hazırladı. Aynı merkezde düzenlenen Tezhip Atölyesi'nde ise geleneksel Türk-İslam sanatlarından tezhip, kitap ayracı ve bardak altlığı gibi uygulamalarla tanıtıldı. Kahramanmaraş Kalesi'nde sanatçı Cennet Dağlı eşliğinde gerçekleştirilen Geleneksel Deri İşleri Atölyesi'nde, kökleri Orta Asya'ya uzanan Türk deri işçiliğinin tarihsel gelişimi ve kullanım alanları ele alındı. Derinin giyimden günlük kullanım eşyalarına, eyerden kitap ciltlerine uzanan farklı alanlardaki kullanım biçimleri katılımcılara aktarıldı. Aynı mekanda sanatçı İpek Zerrin Soniş eşliğinde düzenlenen Çarpana Dokuma Atölyesi'nde ise özel kartlarla gerçekleştirilen geleneksel dokuma tekniği tanıtıldı. Anadolu'nun konar-göçer toplulukları tarafından kuşaktan kuşağa aktarılan çarpana dokumanın teknik özellikleri ve kültürel mirastaki yeri ele alındı. DOĞRU NEFES VE SES SAĞLIĞI ELE ALINDI Karacaoğlan İl Halk Kütüphanesi'nde gerçekleştirilen Ses Hijyeni Eğitimi'nde, Dil ve Konuşma Terapisti Merve Çiçek katılımcılarla bir araya geldi. Etkinlikte doğru nefes kullanımının önemi, sesin sağlıklı ve etkili kullanılması ile ses sağlığının korunmasına yönelik bilgiler paylaşıldı. Kahramanmaraş Kültür Yolu Festivali, konserlerden sergilere, söyleşilerden geleneksel sanatlara ve farklı etkinliklere uzanan kapsamlı programıyla 20 Eylül'e kadar kentin farklı noktalarında sanatseverlerle buluşmayı sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai 2026 IDEA Ödülleri’nde Geleceğin Mobilitesi ve Marka Tasarımı Alanlarında 10 Ödül Kazandı Haber

Hyundai 2026 IDEA Ödülleri’nde Geleceğin Mobilitesi ve Marka Tasarımı Alanlarında 10 Ödül Kazandı

Hyundai; konsept tasarımı, markalaşma, hizmet tasarımı, mekân tasarımı ve robotik kategorilerinde iki Altın, iki Bronz ve altı Finalist ödülü elde etti. Bu başarı, şirketin yalnızca otomotiv üretimindeki değil, marka tasarımı ve pazarlama alanlarındaki yetkinliğini de bir kez daha ortaya koydu. Geleceğin Mobilitesi Konsept Tasarımı Ödülleri Altın Ödül E3W ve E4W Elektrikli Mikro Mobilite Konseptleri – Konsept ve Spekülatif Tasarım Finalist Mobile Nap – Konsept ve Spekülatif TasarımFurnished Lounge / Hyundai Add Gear – Mobilya ve AydınlatmaMobED (Mobile Eccentric Droid) – Ticari ve Endüstriyel Tasarım Markalaşma, Hizmet Tasarımı ve Aksesuar Ödülleri Altın Ödül Na Oh Korean Restaurant Book – Markalaşma Bronz Ödüller Hyundai Heritage: RETRACE Magazine (STELLAR ve SONATA) – MarkalaşmaHyundai Hope on Wheels – Markalaşma Finalist Na Oh Korean Restaurant Branding – MarkalaşmaHyundai Customizable MagSafe ID Card Case – Ofis ve AksesuarUX Studio Seoul – Hizmet Tasarımı ve Mekân Tasarımı IDEA Ödülleri’nin Tasarım Dünyasındaki Önemi Dünyanın en prestijli tasarım yarışmalarından biri olan IDEA (International Design Excellence Awards – Uluslararası Tasarım Mükemmelliği Ödülleri), başvuruları beş temel kriter üzerinden ve katılımcıların kimliklerinin gizli tutulduğu kör değerlendirme yöntemiyle inceliyor. Değerlendirme kriterleri şu başlıklardan oluşuyor: Tasarımda yenilikçilik ve problem çözmeSon kullanıcılara sağlanan somut faydaMüşteri marka açısından yaratılan ticari etkiTopluma ve sürdürülebilirliğe katkıTasarım estetiğinin işlevle uyumu Değerlendirme boyunca katılımcıların kimliklerinin gizli tutulması, yenilikçi fikirlerin marka bilinirliğinden bağımsız ve yalnızca kendi nitelikleri üzerinden değerlendirilmesini sağlıyor. Hyundai; şehir içi erişilebilirlik, iklim koşullarına dayanıklılık, iyi yaşam ve kişiselleştirilmiş yaşam tarzı gibi gerçek kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik geliştirdiği çözümlerle ödüle layık görüldü. Bu yaklaşım, tasarımı yalnızca biçimsel ve estetik bir unsur olarak değil, insan hayatına somut değer katan bir araç olarak ele alıyor. E3W ve E4W ile Son Kilometre Ulaşımına Yeni Bir Yaklaşım E3W ve E4W, Hindistan’ın geleneksel motorlu çekçeklerini yoğun şehir yaşamı ve günlük çalışma koşulları için temiz, kapsayıcı ve uyarlanabilir bir platform olarak yeniden yorumlayan elektrikli mikro mobilite konseptleri olarak öne çıkıyor. Modeller; erişilebilirlik, iklim koşullarına dayanıklılık ve modüler kullanım esnekliğini bütüncül bir tasarımda buluşturuyor. Konseptlerin öne çıkan özellikleri arasında şunlar yer alıyor: Basamaksız erişim ve tekerlekli sandalye kullanımına olanak sağlayan tamamen düz ve engelsiz zeminYolcu ve yük taşımacılığı arasında hızlı geçiş sağlayan katlanabilir ve zemine gizlenebilir koltuklarMuson mevsiminde su altında kalan veya engebeli yollarda hareket kabiliyetini koruyan ayarlanabilir sürüş yüksekliğiYoğun şehir trafiğinde çevikliği ve sürücü görüş açısını artıran kompakt boyutlar ve açılı ön camFarklı araçlara ihtiyaç duyulmadan yolcu taşımacılığı, lojistik ve acil durum görevlerine uyarlanabilen modüler mimari E3W ve E4W; sıfır egzoz emisyonu, trafik güvenliği, engelli bireyler için erişilebilirlik ve dezavantajlı toplulukların iklim koşullarına karşı dayanıklılığı gibi birbiriyle bağlantılı şehir sorunlarına çözüm sunuyor. Kapsayıcılığı ve sel koşullarına dayanıklılığı tasarımın merkezine yerleştiren konseptler, son kilometre ulaşımını uyarlanabilir bir kent mobilitesi ekosistemine dönüştürüyor. Mobile Nap ile Araçlarda Dinlenme Deneyimi Mobile Nap, araç iç mekânını sakin ve dinlenme odaklı kişisel bir alana dönüştürerek uykuyu tasarlanmış bir mobilite deneyimi olarak ele alıyor. Kavram kanıtlama ve çevik test platformu olarak geliştirilen proje; yoğun zihinsel tempoda çalışan ofis çalışanlarından yöneticilere, uzun yol sürücülerinden vardiyalı çalışanlara ve bakım veren kişilere kadar geniş bir kullanıcı kitlesinin gün içinde kaliteli biçimde dinlenebilme ihtiyacına yanıt veriyor. Geleneksel araçlarda koltuğu geriye yatırarak dinlenmenin ötesine geçen Mobile Nap; araca geliş, dinlenmeye geçiş, uyku ve yeniden günlük aktivitelere dönüş aşamalarının tamamını şu özelliklerle destekliyor: Kaliteli dinlenmeyi destekleyen özel oturma pozisyonu ve mekânsal tasarımSes, sıcaklık, nem ve hava kalitesini birlikte yöneten yazılım tabanlı uyku hizmetiKamusal alan ile kişisel zaman arasında belirgin sınırlar oluşturarak sağlanan psikolojik konforBireysel araçlara, paylaşımlı mobilite hizmetlerine ve geleceğin otonom ulaşım ortamlarına uyarlanabilir yapı Mobile Nap, kullanılmayan zamanı dinlenme ve yenilenme süresine dönüştürüyor. Yoğun çalışanların toplantılar arasında zihinsel olarak toparlanmasına yardımcı olurken uzun yol sürücülerinde yorgunluğa bağlı sürüş risklerini azaltmayı, vardiyalı çalışanlara ve bakım veren kişilere ise uygun dinlenme olanakları sunmayı amaçlıyor. Aynı zamanda bir Ar-Ge doğrulama platformu olarak seri üretim öncesinde dinlenme kalitesini gerçekten artıran unsurların belirlenmesine katkıda bulunuyor. Furnished Lounge ve Hyundai Add Gear ile Kişiselleştirilebilir Araç İç Mekânları Furnished Lounge, araç iç mekânını mekanik bir kabin yerine kişiselleştirilebilen bir yaşam alanı olarak yeniden yorumluyor. Doğal ve rahat oturma pozisyonlarını destekleyen salon tipi koltukları, günlük ihtiyaçların kolayca erişilebilir bir konumda tutulmasını sağlayan sezgisel mekân tasarımıyla bir araya getiriyor. Birleşik bir montaj sistemi olan Hyundai Add Gear ise kullanıcıların kişisel eşyalarını farklı araçlara kolayca takmasına ve düzenlemesine imkân tanıyor. Sabit otomobil aksesuarlarından farklı olarak Add Gear, üçüncü taraf iş ortaklarının uyumlu yaşam tarzı ürünleri geliştirebilmesine olanak veren açık kaynaklı bir ekosistem yapısı sunuyor. Böylece Hyundai’yi kapalı bir sistem yerine gelişime açık bir platform markası olarak konumlandırıyor. Sistemin sunduğu başlıca avantajlar şöyle sıralanıyor: Add Gear ürünlerinin farklı Hyundai modellerinde kullanılabilmesi sayesinde ev ve araç ortamları arasında devamlılıkYeniden kullanılabilen aksesuarlarla sürdürülebilir mobilite alışkanlıklarının desteklenmesi ve tüketimin azaltılmasıEsnek ve kişiselleştirilmiş iç mekânlarla uzun vadeli marka bağlılığının güçlendirilmesiAçık iş birliği modeliyle mobilite ekosisteminde inovasyonun teşvik edilmesi Furnished Lounge ve Hyundai Add Gear, biçim odaklı tasarımdan deneyim odaklı mekân tasarımına geçişi temsil ederek estetiğin yanı sıra konforu, seçim özgürlüğünü ve sürdürülebilirliği ön plana çıkarıyor. MobED ile Robotik ve Endüstriyel Uygulamalarda Yeni Olanaklar MobED, birbirinden bağımsız olarak kontrol edilen dört tekerleği ve Hyundai Motor Grubu’na özgü hareket mekanizmasıyla eğimli yollar, kaldırımlar ve bozuk zeminlerde dengeli biçimde hareket edebilen yeni nesil bir mobil robot platformu olarak geliştirildi. MobED’in öne çıkan yetenekleri arasında şunlar bulunuyor: Sürüş, yönlendirme, süspansiyon ve yükseklik ayarını birbirinden bağımsız biçimde kontrol eden Drive & Lift (DnL) teknolojisi sayesinde titreşim ve eğimin en aza indirilmesi, üst modülün dengede tutulmasıİç ve dış mekânlarda güvenli kullanımı destekleyen otonom sürüş ve engellerden kaçınma özellikleriEvrensel montaj rayı ve açık API altyapısıyla lojistik, denetim, araştırma, hizmet ve çekim gibi farklı uygulamalara uyarlanabilen modüler platform MobED’in ölçeklenebilir yapısı ve operasyonel verimliliği, geleceğin robotik ve mobilite ekosistemleri için yeni olanaklar sunuyor. Platform, Hyundai Motor Grubu’nun tasarım alanındaki yetkinliğini binek otomobillerin ötesine taşıyarak endüstriyel ve ticari uygulamalara genişletiyor. Marka Mirası ve Toplumsal Fayda Tasarımla Buluşuyor Hyundai, konsept tasarımının yanı sıra markalaşma, hizmet tasarımı ve günlük kullanıma yönelik ürün tasarımı alanlarında da Altın, Bronz ve Finalist ödülleri kazanarak üretim, marka tasarımı ve pazarlama alanlarındaki gücünü ortaya koydu. Markalaşma kategorisinde Altın Ödül kazanan Na Oh Korean Restaurant Book, Hyundai Motor Group Innovation Center Singapore (HMGICS) bünyesindeki Kore restoranı Na Oh’un marka vizyonunu ve oluşturulma hikâyesini belgeleyen bir arşiv kitabı niteliği taşıyor. Michelin üç yıldızlı şef Corey Lee ve Koreli zanaatkârlarla yapılan iş birlikleri sonucunda hazırlanan kitap, gelenek ile inovasyonu bir araya getiren “Seed-to-Table” yaklaşımını yansıtıyor. İki Bronz Ödül ise Hyundai’nin marka mirasını ve toplumsal fayda yaklaşımını etkileyici tasarımlara dönüştürme becerisini gösteriyor: RETRACE Magazine (STELLAR ve SONATA): Hyundai’nin marka mirasına odaklanan dergi, ikonik modeller üzerinden markanın geçmişini incelerken elektrifikasyon ve geleceğin mobilitesi çağındaki yönünü de ele alıyor. STELLAR ve SONATA sayısı; aile anıları, hafta sonu yolculukları ve 1988 Seul Olimpiyat Oyunları gibi kültürel dönüm noktaları üzerinden otomobillerin günlük yaşamın ve toplumsal hafızanın nasıl bir parçası hâline geldiğini aktarıyor.Hyundai Hope on Wheels: Çocukluk çağı kanserine yönelik farkındalık programı, global ölçekte büyümesini desteklemek amacıyla yenilenen bir marka kimliğine kavuştu. Finalist Projelerle Genişleyen Tasarım Yaklaşımı Altı Finalist ödülünden üçü, Hyundai’nin markalaşma, aksesuar ve hizmet deneyimi alanlarındaki tasarım gücünü gözler önüne seriyor: Na Oh Korean Restaurant Branding: HMGICS bünyesindeki Kore restoranının felsefesini ve kimliğini yansıtan alan, Kore geleneklerini ve kültürünü çağdaş bir bakış açısıyla yeniden yorumluyor. Şef Corey Lee ile birlikte geliştirilen proje, Singapur’daki ziyaretçilere Kore kültürünü doğrudan deneyimleyebilecekleri bir ortam sunuyor.Hyundai Customizable MagSafe ID Card Case: MagSafe özelliği ve modüler makara tutucusu bulunan yeni çalışan kimlik kartı kılıfı, boyun askısıyla taşınabiliyor veya akıllı telefona takılabiliyor. İnce, dayanıklı ve parçaları değiştirilebilir modüler tasarımı sayesinde kullanım zorluklarını, hasarı ve gereksiz ürün değişimini azaltırken kullanıcı deneyimini iyileştiriyor.UX Studio Seoul: Global otomotiv sektörünün halka açık ilk kullanıcı deneyimi araştırma alanlarından biri olan UX Studio Seoul, hem Hizmet Tasarımı hem de Mekân Tasarımı kategorilerinde ödüle layık görüldü. “Kullanıcı Deneyimi Araştırmalarını Deneyim Yoluyla Paylaşmak” yaklaşımı üzerine kurulan merkez, ziyaretçileri içeriklerle doğrudan etkileşime giren ve geri bildirimleriyle araştırma sürecine katkıda bulunan aktif katılımcılara dönüştürüyor. İnsan Odaklı Tasarım Anlayışına Global Ödül Ödül kazanan 10 proje, Hyundai’nin gerçek kullanıcı ihtiyaçlarından hareket eden insan odaklı inovasyon ve marka mükemmelliği yaklaşımını yansıtıyor. Her bir çalışma, “İnsanlık için İlerleme” vizyonunu erişilebilirlik, sağlık, sürdürülebilirlik ve yaşam kalitesi alanlarında somut çözümlere dönüştürüyor. IDEA Ödülleri’nde elde edilen bu başarı, Hyundai’nin tasarım alanındaki yönünü desteklerken markanın global ölçekteki olumlu algısını da güçlendiriyor. Aynı zamanda mobilite sektörünün daha düşünceli, adil ve sürdürülebilir bir geleceğe ilerlemesine katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

1. Ulusal Creavit Öğrenci Tasarım Yarışması İçin Başvurular Başlıyor! Haber

1. Ulusal Creavit Öğrenci Tasarım Yarışması İçin Başvurular Başlıyor!

Yurt içinde ve yurt dışında 65’i aşkın ülkenin tüketicilerini seramik sağlık gereçleri, banyo mobilyaları, armatürler başta olmak üzere banyo ve ıslak mekan ihtiyaçlarına yönelik geniş ürün gamıyla buluşturan Creavit, “1. Ulusal Creavit Öğrenci Tasarım Yarışması: Creavit ile Troya Destanı Yeniden Yazılıyor” ile genç tasarımcıları Troya’dan ilham alan özgün lavabo tasarımları geliştirmeye davet ediyor.Yarışma; yurt içindeki ve yurt dışındaki üniversitelerin mimarlık, iç mimarlık, endüstriyel tasarım ve seramik bölümlerinde lisans eğitimi gören Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC vatandaşlarının katılımına açıktır. Katılımcılar yarışmaya bireysel olarak veya en fazla dört kişilik ekipler halinde başvurabiliyor ve her katılımcı ya da ekip en fazla üç proje sunabiliyor. Başvurular 24 Ağustos - 4 Aralık 2026 tarihleri arasında, yarışma için oluşturulan web sitesindeki başvuru modülü üzerinden gerçekleştirilecek. Yarışmacılardan Troya temasını çağdaş bir lavabo tasarımıyla yorumlamaları beklenirken, tasarımlar yaratıcılık ve özgünlük, teknik uygulanabilirlik, konsept ve tema uygunluğu ile sunum kalitesi kriterleri üzerinden değerlendirilecek. Bu kriterler arasında yaratıcılık ve özgünlük yüzde 40 ile en yüksek ağırlığa sahip olacak. Yarışmanın jürisinde Ece Ceylan Baba, Caner Bilgin, Gülşah Elikbank, Rıdvan Gölcük, Ertuğrul Güngör, Gülay Gamze Güven, Şule Koç, Atilla Kuzu ve Sezin Tanrıöver yer alıyor. Yarışmanın Onursal Başkanlığını Mithat Çanakcı ve Mehmet Çanakcı üstlenirken, Yarışma Düzenleme Kurulu İzzet Çolpan, Reyhan Yıldırım Badurluoğlu ve Neslişah Öztürk’ten oluşuyor. Yarışmada birinciye 100.000 TL, ikinciye 75.000 TL, üçüncüye 50.000 TL ödül verilirken, jüri tarafından seçilecek üç tasarıma da 20.000 TL Creavit Özel Ödülü takdim edilecek. Jüri toplantısının 14 Aralık haftasında yapılması beklenirken, kazananın açıklanmasının ise 25 Aralık tarihinde olacağı duyuruldu. Ödül töreni ve serginin Ocak 2027’de gerçekleştirilmesi öngörülüyor. Creavit, yarışma ile genç tasarımcıların Anadolu’nun kültürel mirasını kendi tasarım dilleriyle yeniden yorumlamalarına ve bu mirası çağdaş banyo kültürüne taşımalarına alan açıyor. “Her Yol Troya’dan Başlar!” yaklaşımıyla düzenlenen yarışma, genç yetenekleri geçmiş ile gelecek arasında bağ kuran cesur ve özgün tasarımlar geliştirmeye çağırıyor. Başvuru için: www.creavit.com.tr/tasarimyarismasi Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

1. Ulusal Creavit Öğrenci Tasarım Yarışması İçin Başvurular Başlıyor! Haber

1. Ulusal Creavit Öğrenci Tasarım Yarışması İçin Başvurular Başlıyor!

Yurt içinde ve yurt dışında 65’i aşkın ülkenin tüketicilerini seramik sağlık gereçleri, banyo mobilyaları, armatürler başta olmak üzere banyo ve ıslak mekan ihtiyaçlarına yönelik geniş ürün gamıyla buluşturan Creavit, “1. Ulusal Creavit Öğrenci Tasarım Yarışması: Creavit ile Troya Destanı Yeniden Yazılıyor” ile genç tasarımcıları Troya’dan ilham alan özgün lavabo tasarımları geliştirmeye davet ediyor.Yarışma; yurt içindeki ve yurt dışındaki üniversitelerin mimarlık, iç mimarlık, endüstriyel tasarım ve seramik bölümlerinde lisans eğitimi gören Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC vatandaşlarının katılımına açıktır. Katılımcılar yarışmaya bireysel olarak veya en fazla dört kişilik ekipler halinde başvurabiliyor ve her katılımcı ya da ekip en fazla üç proje sunabiliyor. Başvurular 24 Ağustos - 4 Aralık 2026 tarihleri arasında, yarışma için oluşturulan web sitesindeki başvuru modülü üzerinden gerçekleştirilecek. Yarışmacılardan Troya temasını çağdaş bir lavabo tasarımıyla yorumlamaları beklenirken, tasarımlar yaratıcılık ve özgünlük, teknik uygulanabilirlik, konsept ve tema uygunluğu ile sunum kalitesi kriterleri üzerinden değerlendirilecek. Bu kriterler arasında yaratıcılık ve özgünlük yüzde 40 ile en yüksek ağırlığa sahip olacak. Yarışmanın jürisinde Ece Ceylan Baba, Caner Bilgin, Gülşah Elikbank, Rıdvan Gölcük, Ertuğrul Güngör, Gülay Gamze Güven, Şule Koç, Atilla Kuzu ve Sezin Tanrıöver yer alıyor. Yarışmanın Onursal Başkanlığını Mithat Çanakcı ve Mehmet Çanakcı üstlenirken, Yarışma Düzenleme Kurulu İzzet Çolpan, Reyhan Yıldırım Badurluoğlu ve Neslişah Öztürk’ten oluşuyor. Yarışmada birinciye 100.000 TL, ikinciye 75.000 TL, üçüncüye 50.000 TL ödül verilirken, jüri tarafından seçilecek üç tasarıma da 20.000 TL Creavit Özel Ödülü takdim edilecek. Jüri toplantısının 14 Aralık haftasında yapılması beklenirken, kazananın açıklanmasının ise 25 Aralık tarihinde olacağı duyuruldu. Ödül töreni ve serginin Ocak 2027’de gerçekleştirilmesi öngörülüyor. Creavit, yarışma ile genç tasarımcıların Anadolu’nun kültürel mirasını kendi tasarım dilleriyle yeniden yorumlamalarına ve bu mirası çağdaş banyo kültürüne taşımalarına alan açıyor. “Her Yol Troya’dan Başlar!” yaklaşımıyla düzenlenen yarışma, genç yetenekleri geçmiş ile gelecek arasında bağ kuran cesur ve özgün tasarımlar geliştirmeye çağırıyor. Başvuru için: www.creavit.com.tr/tasarimyarismasi Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İSO ile YTÜ Sanayinin Test ve Analiz Erişimi için Protokol İmzaladı Haber

İSO ile YTÜ Sanayinin Test ve Analiz Erişimi için Protokol İmzaladı

İSO üyesi işletmeler, YTÜ Merkezi Araştırma Laboratuvarı’nın aktif cihaz ve ekipmanlarıyla sunulan test ve analiz hizmetlerinden yüzde 15 indirimli yararlanabilecek.İSO genel merkezi Odakule binasında gerçekleşen törende YTÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Vatan Karakaya ve Prof. Dr. Güleda Engin, YTÜ Merkez Laboratuvar Müdürü Prof. Dr. Rabia Çakır, Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Yiğit Arabul ve YTÜ Yıldız Teknopark Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammet Garip de bulundu. 7 Temmuz 2025 tarihinde imzalanan Üniversite-Sanayi İş Birliği Protokolü’nün devamı niteliğindeki yeni iş birliğiyle birlikte İSO üyesi işletmeler, YTÜ Merkezi Araştırma Laboratuvarı’nın yetkinlikleri kapsamında sunduğu test ve analiz hizmetlerine yüzde 15 indirimle başvurabilecek. Başvurular; laboratuvarın teknik yeterliliği, cihaz ve personel kapasitesi, ilgili mevzuat ve merkez prosedürleri çerçevesinde değerlendirilecek. İmza töreninde konuşan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, şunları söyledi: “Üniversitelerimiz, iş dünyamızın ihtiyaç duyduğu insan kaynağının yetiştirilmesinin yanı sıra bilginin üretilmesi, yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve bu bilginin ekonomik değere dönüştürülmesinde kritik bir rol üstlenmektedir. Yıldız Teknik Üniversitesi de köklü geçmişi, güçlü akademik birikimi, araştırma altyapısı ve uygulama odaklı yaklaşımıyla ülkemizin bilim ve teknoloji ekosistemine önemli katkılar sunan seçkin yükseköğretim kurumlarımızdan biridir. Bizler, bu potansiyelin sanayimizle daha güçlü şekilde buluşmasını son derece kıymetli buluyoruz. Bugün atacağımız imzayı, sadece finansal bir kolaylaştırma olarak görmemek gerekir. Bu protokol, üniversite-sanayi iş birliğini sahaya, üretim bantlarına ve laboratuvarlara indiren somut bir adımdır. Böylece firmalarımızın ürün geliştirme, kalite kontrol, belgelendirme, AR-GE ve yenilikçilik çalışmalarına daha etkin destek sağlanırken, üniversitenin bilgi birikimi ve teknolojik kapasitesi daha kolay bir şekilde sanayiye aktarılacaktır. Ayrıca, önemli hedeflerimizden biri olan, ülkemizin ve kurumlarımızın kaynaklarını verimli şekilde kullanmak da bu protokol ile büyük ölçüde hayata geçmiş olacktır.” YTÜ Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik, iş birliği imza protokolünde şunları söyledi: “Merkezi araştırma laboratuvarını beraber kullanalım istiyoruz. Üniversitelerde merkezi laboratuvarlar daha çok akademiye hizmet eder ancak akademinin tek başına yaptığı araştırmalar sahaya inmediğinde ne yazık ki kâğıt üstünde, raflarda kalabiliyor; uygulamaya dönük olmayabiliyor. Sizler ürün tarafını biliyorsunuz, bizler ise AR-GE tarafını biliyoruz. Laboratuvarlarımızı ve akademik bilgi birikimimizi sanayicimizin ürün geliştirme süreçleriyle birleştirdiğimizde, ülkemiz adına çok daha faydalı ve katma değerli işler üretmiş olacağız. Bu merkezi araştırma laboratuvarını ortak kullanıyor olmamız, hem mevcut atıl kapasiteyi daha verimli hale getirmek hem de sanayimizin AR-GE potansiyelini çok daha yukarılara taşımak için önemli bir adım olacak. Ben her zaman ifade ediyorum; 'işleyen demir ışıldar' anlayışıyla bir cihaz yatarak değil, çalışarak eskisin. İmzaladığımız bu protokolün hem üniversitemize hem de sanayicilerimize büyük katkılar sunacağına ve ilerleyen süreçte hayata geçecek yeni ortak projelere güçlü bir zemin hazırlayacağına yürekten inanıyorum.” İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz da protokol töreninde şöyle konuştu: “Böyle önemli bir protokole ortak olunduğu için sanayicilerimiz adına çok teşekkür ediyorum. Tabii sanayicilerimizin yüksek teknolojiyi, laboratuvarları kullanabilme şansını bize açıyorsunuz. Bu bizim için çok kıymetli ve çok değerli. Aynı zamanda AR-GE ve inovasyon odaklı bir adımla teoriyi pratikle buluşturma noktasında çok kıymetli bir adım olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde hem dünya pazarlarındaki rekabet gücümüz artacaktır hem insan kaynaklarımızın kalitesi yukarı çekilecektir. Orada da bir eğitim olacak sonuçta, az evvel konuştuğumuz gibi öğrenmeyle beraber. Ben 70 yıllık bir sanayi ailesinin içerisinden geliyorum ve endüstriyel alanda bizim için çok kıymetli bir çalışma olacak bu. Üniversitelerle hep sözde kalan, hep konuşulan üniversite-sanayi iş birliğinde bu somut bir adım olacak. Zaten başlatılmış olan bu süreç sizin kıymetli katkılarınızla ilerleyecek. Hem sanayicilerimiz hem üniversitemiz hem de ülkemiz açısından çok kıymetli bir çalışma. Çok teşekkür ediyorum.” Yapılan konuşmaların ardından protokol İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ve YTÜ Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik’in imzalarıyla hayata geçirildi. Laboratuvar altyapısı doğrudan üretimin hizmetinde Protokol kapsamında YTÜ, otomasyon sistemine gerekli üyelik belgeleriyle kaydolan İSO üyesi firmaları tanımlayacak; analiz taleplerine ilişkin bilgilendirme ve yönlendirme sağlayacak. Merkezde aktif olarak hizmet veren cihaz ve ekipmanlarla, mevcut yetkinlikler dâhilindeki test ve analizler gerçekleştirilecek; uygun bulunan sonuçlar otomasyon sistemi üzerinden firmalarla paylaşılacak. İSO ise üyelerini laboratuvarın imkânları hakkında bilgilendirecek, üyelik için gerekli İSO kayıt belgelerinin sunulmasını sağlayacak ve firmaların analiz taleplerini YTÜ Merkezi Araştırma Laboratuvarı’na yönlendirecek. Taraflar ayrıca ilgili sektörlerle olası iş birliklerini geliştirecek etkinlik ve buluşmalar için koordinasyon yürütecek. Köklü iş birliğinde yeni halka İSO ile YTÜ; eğitim ve öğretim, AR-GE ve inovasyon, etkileşim ve iş birliği geliştirme başlıklarında uzun süredir ortak çalışmalar yürütüyor. Yıldız Teknopark’a taşınarak akademi, sanayi ve girişimcilik ekosisteminin kullanımına sunulan Endüstriyel Tasarım ve Prototipleme Merkezi, bu ortaklıın somut örnekleri arasında yer alıyor. İSO Genç Araştırmacılar Programı kapsamında da 2023’ten bu yana sanayinin ihtiyaçlarına yönelik lisans ve lisansüstü tez iş birlikleri geliştiriliyor; bugüne kadar YTÜ ile İSO üyeleri arasında 30 öğrenci-firma eşleşmesi gerçekleştirildi. Bir yıl süreyle geçerli olacak protokol, taraflardan biri sürenin bitiminden en az bir ay önce yazılı fesih bildiriminde bulunmadığı takdirde birer yıllık dönemler hâlinde uzayacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin Tasarım Hafızası Dijital Arşive Dönüşüyor Haber

Türkiye'nin Tasarım Hafızası Dijital Arşive Dönüşüyor

Tercüman ve Haliç Üniversitesi’nin iş birliğinde, sunuculuğunu Tercüman Yazı İşleri Müdürü Olcay Can Kaplan'ın üstlendiği seri, Türkiye'nin tasarım tarihine yalnızca akademik bir perspektiften değil; bizzat dönemin içinde yer almış bir ismin anlatımıyla ışık tutuyor. YouTube üzerinden yayınlanan beş bölümlük ilk seri, mimarlıktan endüstriyel tasarıma, Anadolu'nun üretim kültüründen Osmanlı sanayileşmesine ve Türkiye'nin otomotiv serüvenine uzanan geniş bir tarihsel yolculuk sunuyor. Yedi bölüm olarak planlanan podcast her Cuma günü tercüman.com ve Tercüman dijital kanallarında yayınlanıyor. Türkiye'nin Tasarım Belleği Kayıt Altına Alınıyor "Tasarımın Hafızası", yalnızca bir podcast değil; Türkiye'nin tasarım kültürünü gelecek kuşaklara aktarmayı hedefleyen sözlü tarih ve kültürel miras projesi niteliği taşıyor. Serinin ilk beş bölümünde; Türkiye'de endüstriyel tasarım eğitiminin kuruluş süreci,Anadolu'nun binlerce yıllık üretim ve tasarım kültürü,Osmanlı'nın sanayileşme vizyonu ve tasarım anlayışı,Türkiye otomotiv sanayisinin gelişim süreci ve Tofaş deneyimi,Camın Büyüsü ve Paşabahçe Serüveni Prof. Dr. Önder Küçükerman'ın birebir tanıklıklarıyla ele alınıyor. Her bölüm, yalnızca tarih anlatmıyor; tasarımın toplumsal hafıza, üretim kültürü ve medeniyet inşasındaki rolünü görünür kılıyor. Endüstriyel Tasarımın Kurucu Kuşağından Bir Tanıklık Prof. Dr. Önder Küçükerman, Türkiye'de endüstriyel tasarım disiplininin oluşumunda doğrudan rol üstlenmiş en önemli akademisyen ve araştırmacılar arasında yer alıyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde Sedad Hakkı Eldem'in öğrencisi ve asistanı olarak yetişen Küçükerman, 1971 yılında Türkiye'nin ilk Endüstri Tasarımı Bölümü'nün kuruluşunda görev aldı. Akademik yaşamı boyunca endüstriyel tasarım eğitiminin gelişmesine öncülük ederken; otomotiv, cam, seramik, mobilya ve sanayi üretimi üzerine yürüttüğü çalışmalarla tasarımın yalnızca estetik değil, kültürel ve ekonomik bir kalkınma aracı olduğunu ortaya koydu. Türkiye otomotiv sanayisinin gelişim süreçlerinde, özellikle Tofaş'ın tasarım ve ürün geliştirme çalışmalarında aktif görev alan Küçükerman; aynı zamanda Osmanlı sanayi tarihi, Beykoz Camları, Anadolu üretim kültürü ve geleneksel tasarım mirası üzerine yayımladığı çok sayıdaki kitap ve araştırmayla alanının en önemli referans isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bugün yarım asrı aşan akademik birikimiyle, Türkiye'nin tasarım tarihini ilk elden anlatabilecek sayılı isimlerden biri olma özelliğini taşıyor. İlk Beş Bölüm Yayında Haliç Üniversitesi’nin destekleriyle hazırlanan ve beş bölümü yayınlanan serinin kalan iki bölümünde ise; Evimizin İçindeki Tarih: Türk Evi ve MobilyaGeleceği Tasarlamak: Yaratıcılığın Yeni Sınırları konuşulacak. "Tasarımın Hafızası", yalnızca tasarım profesyonellerine değil; mimarlık, sanat tarihi, kültürel miras, mühendislik, sanayi tarihi ve Türkiye'nin modernleşme süreciyle ilgilenen herkes için önemli bir başvuru kaynağı olmayı hedefliyor. Kültürel Bir Miras Projesi Günümüzde hızla dijitalleşen bilgi çağında, yaşayan hafızaların kayıt altına alınması her geçen gün daha büyük önem kazanıyor. "Tasarımın Hafızası", Prof. Dr. Önder Küçükerman'ın altmış yılı aşan bilgi birikimini gelecek kuşaklara aktarırken; Türkiye'nin tasarım kültürünü, üretim hafızasını ve sanayi tarihini belgelendiren kalıcı bir dijital arşiv oluşturmayı amaçlıyor. İlk beş bölümü tercüman.com ‘da yayınlanan seri, ilerleyen dönemlerde Türkiye'nin tasarım geçmişine ışık tutacak yeni söyleşiler ve tanıklıklarla büyümeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ORKA Banyo, Tasarım Eğitimini Sürdürülebilir Üretim Yaklaşımıyla Destekledi Haber

ORKA Banyo, Tasarım Eğitimini Sürdürülebilir Üretim Yaklaşımıyla Destekledi

Sürdürülebilirlik odağında gerçekleşen çalışma, genç tasarımcı adaylarını gerçek üretim deneyimiyle buluşturmayı amaçlıyor. ORKA Banyo, tasarım odaklı akademik paydaşlıklarını sürdürülebilirlik vizyonuyla geliştirmeye devam ediyor. Bu kapsamda marka, İstanbul Bilgi Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü üçüncü sınıf öğrencileriyle özel bir projeye imza attı. “Endüstriyel Tasarım Stüdyosu IV- Mobilya Tasarımı” dersi kapsamında yürütülen çalışmada öğrenciler, fabrikanın seri üretim süreçlerinden ortaya çıkan atıkları yeniden değerlendirerek yenilikçi ürün tasarımları geliştirdi. Proje kapsamında ORKA Banyo fabrikasında düzenli olarak ortaya çıkan üretim artıkları; tasarım sürecinin temel malzeme girdisi olarak değerlendirildi. Böylece öğrenciler, üretimden çıkan bu malzemeleri yalnızca teknik bir artık olarak değil, yeniden işlenebilecek ve tasarıma değer katabilecek alternatif bir kaynak olarak ele alma fırsatı buldu. Tasarım Eğitimi ile Gerçek Üretim Süreçlerinin Buluşması Bu çalışma, atık malzemelerin yeniden değerlendirilmesinin ötesinde, tasarım eğitiminin gerçek üretim süreçleriyle buluşmasına da önemli bir zemin hazırladı. Proje süresince öğrencilere ORKA Banyo’nun üretim yapısı, seri üretim atıklarının oluşum süreci ve kullanılan malzemelerin özellikleri hakkında kapsamlı bilgi aktarımı yapıldı. İstanbul Bilgi Üniversitesi Santralİstanbul Kampüsü’nde gerçekleştirilen sunum ve paylaşım süreci; ORKA Banyo Marka ve Tasarım Müdürü Esra Tatlıdil Uşar, Kalite Kontrol Direktörü Yasin Kosova ve Tasarımcı Yusuf Öztürk’ün katılımıyla gerçekleşti. Gerçekleştirilen sunumlarda kurumsal yapı, üretim süreçleri ve malzeme detaylarının yanı sıra, atığın tasarım içindeki potansiyeli de farklı yönleriyle ele alındı. Böylece öğrenciler, yalnızca yeni ürün fikirleri geliştirmekle kalmadı; üretim, malzeme, sürdürülebilirlik ve tasarım arasındaki ilişkiyi de daha yakından deneyimleme imkânı buldu. Proje kapsamında öğrenciler tarafından geliştirilen çalışmalar, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin yıl sonu sergisinde de yer aldı. ORKA Banyo, bu iş birliğiyle genç tasarımcı adaylarının yaratıcı bakış açılarını gerçek sektör deneyimiyle buluştururken, üretim atıklarının yeniden değerlendirilmesine yönelik farkındalığın güçlenmesine de katkı sundu. Üniversite ile sanayi arasında kurulan bu iş birliği tasarım eğitimi, bilgi paylaşımı ve sürdürülebilir üretim yaklaşımı açısından somut ve ilham verici bir örnek ortaya koydu. Marka, önümüzdeki dönemde de üretim süreçlerinden doğan bilgi ve deneyimi akademiyle paylaşmayı, genç yetenekleri destekleyen iş birliklerini artırmayı ve sürdürülebilirlik odağında tasarım kültürünü besleyen projeler geliştirmeyi sürdürmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

13. Zeki Yurtbay Tasarım Ödülleri’nde Kazananlar Belli Oldu Haber

13. Zeki Yurtbay Tasarım Ödülleri’nde Kazananlar Belli Oldu

“Doğadan Sanata Sen Tasarla” sloganıyla hayata geçirilen yarışma, bu yıl “X” kavramını merkeze alarak katılımcılara keşfe açık yaratıcı bir alan sundu. Geçmişin izleriyle geleceğin tasarım anlayışını bir araya getiren yarışmada, 88’in üzerinde farklı üniversiteden 166 öğrencinin projesi değerlendirmeye alındı. Kurulduğu günden bu yana tasarımı ve üretimi kültürel bir değer olarak gören Yurtbay Seramik, Zeki Yurtbay Tasarım Ödülleri ile gençlerin hayallerini desteklemeyi sürdürüyor. Yurtbay Şirketler Grubu Kurucusu Zeki Yurtbay’ın yıllar önce dile getirdiği “Gençler hayal etsinler…” yaklaşımından ilham alan yarışma, her yıl farklı bir tema etrafında genç tasarımcıların üretimlerine alan açıyor. Bu yıl yarışmanın jüri üyeleri arasında; Prof. Dr. Sevim Çizer, Ahmet Burçin Gürbüz, Gül Düşüm Madendere, Doç. Dr. Asena Kumsal Şen Bayram ve Aydan Volkan yer aldı. Jüri üyeleri, “30X” teması kapsamında geçmiş ile geleceği yaratıcı biçimde buluşturan projeleri; özgünlük, estetik yaklaşım ve teknik yeterlilik kriterleri doğrultusunda değerlendirdi. Ayrıca bu yıl bir proje de “Jüri Özel Ödülü”ne layık görüldü. Yapı Medya İletişim organizasyonuyla gerçekleştirilen ve Yurtbay Seramik’in sürdürülebilir sosyal sorumluluk projeleri arasında yer alan yarışmada birincilik ödülünü kazanan proje, Unicera Fuarı’nda sergilenecek. 13. Zeki Yurtbay Tasarım Ödülleri Kazananları Birincilik Ödülü Arda Ateş — Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Pelin İşbuyuran — Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Mahir Enes Algök — Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü İkincilik Ödülü Ilgın Merve Tekin — İstanbul Ticaret Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Endüstriyel Tasarım Bölümü Üçüncülük Ödülü Alptuğ Çetinyol — Balıkesir Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Hatice Paldun — İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi Yönetim Bilişim Sistemleri Programı Damla Karahan — İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi Kültürel Miras ve Turizm Programı Eş Değer Mansiyonlar Selin Şirem — Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Aleyna Köse — Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık Bölümü Zeynep Bozyayla — Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık Bölümü Serkan Pehlivan — İstanbul Teknik Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Endüstriyel Tasarım Bölümü Selin Melis Aktürk — İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi Kültürel Miras ve Turizm Programı Jüri Özel Ödülü Can Berk Telören — Sakarya Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü Yurtbay Seramik Hakkında 1995 yılında Eskişehir’de kurulan Yurtbay Seramik, ulusal çapta büyümesini sürdürerek bugün dünya çapında faaliyet gösteren bir marka haline gelmiştir. 700 bin m² açık, 130.000 m² kapalı alanı kapsayan, toplam 830.000 m²’lik üretim tesislerinde faaliyet göstermektedir. Yıllık kurulu üretim kapasitesi 24.000.000 m²’dir. Yurtbay Seramik, üretiminin %50’ye yakınını 56’dan fazla ülkeye ihraç ederek global pazardaki gücünü artırmaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.