Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji

Kapsül Haber Ajansı - Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bosch Grubu’nun Türkiye ve Orta Doğu Başkanlığı görevini Karin Gilges Devralıyor Haber

Bosch Grubu’nun Türkiye ve Orta Doğu Başkanlığı görevini Karin Gilges Devralıyor

Yaklaşık beş yıldır Bosch Grubu’nun Türkiye ve Orta Doğu Başkanlığı görevini sürdüren Daniel Korioth emekli oluyor ve 1 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla görevi Karin Gilges devralıyor. Son dört yıldır Bosch Hindistan’da finanstan sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Gilges, daha önce Bursa’daki Güç Çözümleri tesisinde Fabrika Müdürü olarak görev almıştı. Bosch Grubu’nda yaklaşık 30 yıllık bir kariyere sahip olan Karin Gilges, bu sürede Çin ve Almanya başta olmak üzere mobilite ve sanayi teknolojileri sektörlerinde farklı sorumluluklar üstlendi. Bosch Hindistan’daki görevinin ardından Türkiye’ye dönmekten büyük heyecan duyduğunu belirten Gilges, Türkiye’nin iki kıtayı birbirine bağlayan ve dinamik yapısıyla büyük bir potansiyel barındırdığını ifade etti. Gilges sözlerine şöyle devam etti: “Bosch, yüzyılı aşkın bir süredir Türkiye’de ilerlemenin temel taşlarından biri olmuştur. Yetkin ve motive çalışanlarımızın vereceği destekle, Türkiye'nin geleceğine yönelik katkılarımızı daha da pekiştirme konusunda kararlıyım.” Daniel Korioth, yaklaşık 38 yılın ardından emekli oluyor Daniel Korioth, Bosch Grubu’nun Türkiye ve Orta Doğu Başkanı görevinden önce Macaristan ve Adriyatik Bölgesi Temsilcisi ve Bosch Macaristan Genel Müdürü olarak şirketin bölgedeki operasyonlarını yönetti. Kariyerinin önceki dönemlerinde ise İspanya, Arjantin, Almanya ve Brezilya’da üst düzey görevlerde bulundu. Korioth Türkiye’deki görev süresiyle ilgili olarak şunları söyledi: “Burada, Bosch çalışanlarından çok ilham aldım ve onlar için ‘imkânsız’ diye bir kelime olmadığını gördüm. Son beş yıldır birlikte çalıştığım tüm Bosch Grubu Türkiye ailesine içtenlikle teşekkür ediyorum.” 100 yılı aşkındır Türkiye’de faaliyet gösteren Bosch, 2025 finansal yılı kapanış sonuçlarına göre 18 bini aşkın çalışanı, 5,2 milyar Euro toplam satış, 2,7 milyar Euro konsolide satış rakamıyla ülkenin önde gelen teknoloji ve servis sağlayıcılarından biri olarak mobilite, sanayi teknolojileri, enerji ve bina teknolojileri ve dayanıklı tüketim malları sektörlerinde faaliyet gösteriyor. Son 25 yılda Türkiye’ye 4,5 milyar Euro’nun üzerinde yatırım yapan Bosch’un, sadece geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği yatırım miktarı 139 milyon Euro’yu buldu. Bosch’un Türkiye’de, Kocaeli, Bursa, Manisa ve Tekirdağ’da fabrikaları ve T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tescilli 5 Ar-Ge ve 2 Tasarım Merkezi bulunuyor. Yaklaşık bin kişiye istihdam sağlayan bu merkezlerde 2025 yılında 68,5 milyon Euro tutarında Ar-Ge harcaması gerçekleşti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TANAP, Türkiye'nin ve Avrupa'nın Enerji Arz Güvenliğini Destekliyor Haber

TANAP, Türkiye'nin ve Avrupa'nın Enerji Arz Güvenliğini Destekliyor

Türkiye ve Azerbaycan'ın enerji alanındaki stratejik iş birliğinin en önemli projelerinden biri olan TANAP, Eskişehir'deki BOTAŞ bağlantısının 8. yıl dönümünü geride bırakıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in katılımıyla 12 Haziran 2018'de gerçekleştirilen tarihi açılışın ardından sekiz yıl geçti. TANAP bu sürede Türkiye'yi baştan başa kat eden 1.811 kilometrelik güzergâhta yıllık 16,2 milyar metreküplük tam kapasiteyle kesintisiz akış sağlıyor. Hazar Denizi'ndeki Şahdeniz-2 sahasından çıkan ve Güney Kafkasya Boru Hattı üzerinden Türkiye sınırına ulaşan doğal gazın 6 milyar metreküpü, Eskişehir’deki çıkış noktasından Türkiye ulusal şebekesine aktarılıyor; 10 milyar metreküpü ise Trans Adriyatik Boru Hattı (TAP) aracılığıyla Avrupa pazarlarına ulaşıyor. TANAP’ın en önemli halkası olduğu bu Güney Gaz Koridoru, bugün hem Türkiye'nin hem de Avrupa'nın enerji arz güvenliğinin bölgenin enerji arz güvenliğinin ve kaynak çeşitliliğinin en güçlü teminatlarından biri olamaya devam ediyor. Türkiye'nin enerji arz kaynaklarını çeşitlendirirken aynı zamanda bölgesel enerji istikrarına da katkı sağlayan TANAP, güvenilir işletme, nitelikli insan kaynağı ve teknolojisiyle uluslararası alanda örnek bir boru hattı olma özelliğini korumaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin İkinci Büyük İhracatçı Sektörü Kimyada Yeni Dönem Haber

Türkiye'nin İkinci Büyük İhracatçı Sektörü Kimyada Yeni Dönem

Yaklaşık 6 trilyon dolarlık büyüklüğe sahip sektör; otomotivden savunma sanayisine, tekstilden tarıma, enerjiden sağlık teknolojilerine kadar birçok stratejik alanın temel girdilerini sağlıyor. Türkiye'de ise kimya, ihracat performansıyla ekonominin stratejik sektörleri arasındaki yerini güçlendirmeyi sürdürüyor. Türkiye’nin en fazla ihracat yapan ikinci sektörü konumundaki kimya sanayisi, 2026 yılının ilk beş ayında 13,8 milyar doları aşan ihracata ulaşırken, mayıs ayında da yaklaşık 3 milyar dolarlık ihracat performansıyla ekonomiye katkısını sürdürdü. Kimya sanayisinin birçok sektörün üretim gücünü doğrudan etkilediğini belirten Artkim Group Kurucusu ve CEO'su Ahmet Güler, "Otomotivden savunma sanayiine, enerjiden sağlık teknolojilerine kadar geniş bir üretim ekosisteminin bel kemiğini oluşturan kimya sektörü, Türkiye'nin sanayi ve ihracat hedeflerinde stratejik bir konumda yer alıyor. Sektörün ortaya koyduğu ihracat performansı da bu gücün en somut göstergelerinden biri" dedi. KİMYADA REKABETİN KURALLARI DEĞİŞİYOR Küresel üretim zincirlerinde yaşanan değişimin kimya sektörünü de dönüştürdüğüne dikkat çeken Artkim Group Kurucusu ve CEO'su Ahmet Güler, "Kimya sektörü bugün yalnızca üretim kapasitesiyle değil; teknoloji geliştirme, sürdürülebilirlik, tedarik güvenliği ve rekabetçilik açısından da önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Jeopolitik gelişmeler, enerji maliyetleri ve değişen tedarik zincirleri, sektörün üretim ve ticaret dinamiklerini yeniden şekillendiriyor" açıklamasını yaptı. Türkiye'nin bu süreçte önemli avantajlara sahip olduğunu belirten Güler, "Üretim kabiliyeti, stratejik konumu ve güçlü ihracat altyapısıyla Türkiye, küresel kimya sektöründe daha fazla söz sahibi olabilecek potansiyele sahip. Bu potansiyelin değerlendirilebilmesi için teknoloji yatırımları, sürdürülebilir üretim modelleri ve uluslararası iş birlikleri kritik önem taşıyor" ifadelerini kullandı. SEKTÖRÜN BULUŞMA NOKTASI: TURKCHEM EURASIA Sektörde yaşanan dönüşümün üreticiler, teknoloji sağlayıcılar ve tedarikçiler arasındaki iş birliklerini daha da önemli hale getirdiğini belirten Güler, "Kimya sanayisi çok geniş bir üretim ekosistemine sahip. Bu nedenle sektör temsilcilerinin bir araya gelerek yeni teknolojileri değerlendirmesi, sürdürülebilir üretim modellerini konuşması ve ticari iş birlikleri geliştirmesi büyük önem taşıyor. Turkchem Eurasia Fuarı da sektörün farklı alanlarında faaliyet gösteren üretici, tedarikçi ve teknoloji sağlayıcıları bir araya getirerek bu iş birliklerinin gelişmesine katkı sağlamayı hedefliyor" dedi. KİMYADA REKABET ARTIK SADECE ÜRETİMLE KAZANILMIYOR Kimya sektöründe küresel rekabetin yeni bir döneme girdiğini vurgulayan Güler, "Bugün ülkeler yalnızca ne ürettikleriyle değil, ne kadar sürdürülebilir, ne kadar yenilikçi ve ne kadar güvenilir tedarikçi olduklarıyla da değerlendiriliyor. Kimya sanayiinin geleceğinde Ar-Ge, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve uluslararası iş birlikleri belirleyici olacak. Türkiye'nin sahip olduğu üretim gücünü yüksek katma değerli ürünlerle desteklemesi, küresel pazardaki konumunu daha da güçlendirecektir" değerlendirmesinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yıldız Holding’de Üst Düzey Atama Haber

Yıldız Holding’de Üst Düzey Atama

Yıldız Holding, sürdürülebilir ve güçlü büyüme hedefleri doğrultusunda liderlik kadrosunu deneyimli isimlerle güçlendirmeyi sürdürüyor. Bu kapsamda, özel sermaye yatırımları, portföy yönetimi ve stratejik iş geliştirme alanlarında 30 yılı aşkın profesyonel deneyime sahip Murat Özgen, Gözde Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı Genel Müdürü olarak atandı. Özgen, yeni görevinde Gözde GSYO’nun mevcut portföy şirketlerinin performans takibi ve değer yaratma süreçlerine liderlik edecek; yeni yatırım fırsatlarının değerlendirilmesi ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda şirketin rekabet gücünün artırılmasına katkı sunacak. Profesyonel yaşamı boyunca Türkiye’de ve uluslararası arenada önemli sorumluluklar üstlenen Murat Özgen, kariyerine ABD’de başladı. Commerzbank AG New York’ta risk ve portföy yönetimi, Koçbank’ta ise proje ve yatırım finansmanı alanlarında görev yapan Özgen, kariyerinin yaklaşık 25 yılını özel sermaye sektöründe geçirmiştir. İş Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı ve Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi’nde CEO, Yönetim Kurulu Üyesi ve Yatırım Komitesi Üyesi olarak görev alan Özgen; teknoloji, enerji, sağlık ve perakende başta olmak üzere farklı sektörlerdeki yatırım, yönetim ve çıkış işlemlerine aktif olarak liderlik etmiştir. Son olarak Abu Dabi merkezli yatırım firması X12 Capital Limited’de Türkiye Başkanı olarak görev yapan Özgen, geçmişte ve halen birçok kurumda yönetim kurulu ve yatırım komitesi üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Özgen, halen Jamaica Acus Small and Medium Enterprise Fund’da Yatırım Komitesi Üyesi olarak görev yapmakta; ayrıca OYAK Portföy Yönetimi A.Ş. ile Moka United Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşu A.Ş.’nin yönetim kurullarında yer almaktadır. İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü mezunu olan Özgen, MBA derecesini Mercer University’den almıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin Enerji Dönüşümünde Yeni Dönem Haber

Türkiye'nin Enerji Dönüşümünde Yeni Dönem

Törende yaptığı konuşmada Türkiye'nin enerji talebinin son 20 yılda iki katına çıktığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, elektrik talebinin ise 2035 yılına kadar yüzde 50 artmasının beklendiğini belirtti. Enerjide dışa bağımlılığın halen yüzde 57 seviyelerinde olduğuna dikkat çeken Erdoğan, Türkiye'nin her yıl 60 ila 100 milyar dolar arasında enerji ithalat faturası ödediğini ifade etti. HÜRMÜZ KRİZİ ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİNİN ÖNEMİNİ BİR KEZ DAHA GÖSTERDİ Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasında enerji arz güvenliğini milli güvenlik meselesi olarak tanımlamasını değerlendiren Arı-Es Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı: "Rusya-Ukrayna savaşı ve Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gelişmeler, enerji arz güvenliğinin ülkeler açısından ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Enerji artık yalnızca ekonomik büyümenin değil, aynı zamanda ulusal güvenliğin de temel unsurlarından biri haline geldi. Bu nedenle yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımların artırılması, dışa bağımlılığın azaltılması ve enerji altyapısının güçlendirilmesi stratejik önem taşıyor. Türkiye'nin enerji alanında attığı her yeni adım, ekonomik dayanıklılığımızı ve enerji güvenliğimizi güçlendiriyor" dedi. 120 BİN MW HEDEFİ SEKTÖRÜN YENİ YOL HARİTASINI ORTAYA KOYUYOR Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın COP29'da açıklanan ve törende de vurgulanan 2035 yılına kadar güneş ve rüzgâr kurulu gücünün 120 bin MW'a çıkarılması hedefinin sektör açısından son derece önemli olduğunu belirten Arıcı: "Bugün açılışı yapılan 8.313 MW'lık kapasite son derece değerli olmakla birlikte, sektör açısından asıl dikkat çekici konu Türkiye'nin önüne koyduğu 120 bin MW'lık güneş ve rüzgâr enerjisi hedefidir. Bu hedef yalnızca yeni santral yatırımlarını değil; iletim altyapısından depolama sistemlerine, şebeke modernizasyonundan bölgesel enerji entegrasyonuna kadar çok boyutlu bir dönüşümü gerekli kılıyor. Türkiye'nin yenilenebilir enerji alanındaki kararlılığını ortaya koyan bu vizyon, aynı zamanda enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi ve dışa bağımlılığın azaltılması açısından da stratejik önem taşıyor." 30 MİLYAR DOLARLIK ŞEBEKE YATIRIMI KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR Bakan Bayraktar'ın yenilenebilir enerji kapasitesindeki büyümeyi desteklemek amacıyla yaklaşık 30 milyar dolarlık yatırımla 30 bin kilometre uzunluğunda yeni elektrik iletim hattı kurulacağını açıklamasının sektör açısından önemli bir eşik olduğunu vurgulayan Arıcı: "Yenilenebilir enerji yatırımlarının sürdürülebilir şekilde büyüyebilmesi için yalnızca üretim kapasitesinin artırılması yeterli değil. Üretilen elektriğin sisteme etkin şekilde entegre edilmesi, güçlü bir iletim altyapısı ve gelişmiş şebeke yatırımlarıyla mümkün olabilir. Bu nedenle açıklanan 30 milyar dolarlık iletim altyapısı yatırım programı, Türkiye'nin enerji dönüşümünün en kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Yenilenebilir enerji kapasitesindeki artışın sağlıklı şekilde yönetilebilmesi için şebeke yatırımları, enerji depolama sistemleri ve sınır ötesi enerji bağlantılarının eş zamanlı olarak geliştirilmesi gerekiyor." 2035 HEDEFLERİ İÇİN HIZLI İZİN SÜREÇLERİ ŞART Türkiye'nin 2035 hedeflerine ulaşabilmesi için yatırım süreçlerinin hızlandırılmasının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Arıcı: "Önümüzdeki dönemde yenilenebilir enerji yatırımlarındaki izin süreçlerinin sadeleştirilmesi, depolama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve iletim altyapısının güçlendirilmesi sektörün büyümesini destekleyecek temel unsurlar olacaktır. Türkiye'nin sahip olduğu yüksek güneş ve rüzgâr potansiyelinin daha etkin değerlendirilebilmesi için yatırım ortamının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Basın Bülteni mi Haber Dosyası mı? Haber

Basın Bülteni mi Haber Dosyası mı?

Bir yatırım turu kapandıysa, yeni fabrika hattı devreye alındıysa ya da bir yönetici kritik bir açıklama yapacaksa ilk soru çoğu zaman aynıdır: basın bülteni mi haber dosyası mı? Kurumsal iletişimde bu tercih, yalnızca metin formatını değil, görünürlüğün kalitesini, editoryal ilgiyi ve haberin yeniden kullanım potansiyelini de belirler. Yanlış format seçildiğinde sorun genellikle içerikte değil, beklentide ortaya çıkar. Kısa ve net bir duyuru gerektiren konuda gereğinden uzun bir dosya hazırlanırsa ana mesaj dağılır. Tersine, sektörel etkisi yüksek bir gelişme birkaç paragrafla geçiştirilirse haberin bağlamı eksik kalır. Özellikle ekonomi, teknoloji, savunma, enerji ve sürdürülebilirlik gibi alanlarda karar vericiler sadece ne olduğunu değil, neden önemli olduğunu da görmek ister. Basın bülteni mi haber dosyası mı sorusunun özü Bu iki format birbirinin alternatifi gibi görünse de aslında farklı editoryal amaçlara hizmet eder. Basın bülteni, kurumun duyurmak istediği gelişmeyi hızlı, kontrollü ve doğrudan aktaran metindir. Haber dosyası ise olayın, kararın ya da gelişmenin arka planını, etkilerini ve bağlamını genişleten daha derinlikli bir içerik yapısıdır. Basın bülteninde öncelik açıklıktır. Kim, ne zaman, ne yaptı, bunun sonucu ne olacak gibi sorular hızla yanıtlanır. Haber dosyasında ise bir adım sonrası devreye girer: Bu gelişme sektörü nasıl etkiler, pazarda neyi değiştirir, hangi verilerle anlam kazanır, neden şimdi önemlidir? Kurumsal tarafta en sık yapılan hata, iki işlevi tek metinde toplamaya çalışmaktır. Sonuç genellikle şudur: Ne bülten kadar net, ne dosya kadar güçlü bir içerik çıkar. Basın bülteni ne zaman doğru tercihtir? Basın bülteni, hız ve mesaj kontrolü gerektiğinde en verimli formattır. Yeni ürün lansmanı, atama, iş birliği, ödül, etkinlik duyurusu, finansal sonuç özeti, kapasite artışı ya da resmi görüş açıklaması gibi durumlarda bülten güçlü çalışır. Çünkü editör, kısa sürede haber değeri taşıyan bilgiyi alır ve hızlı karar verir. Bu formatın en önemli avantajı standardizasyondur. Başlık nettir, giriş paragrafı haberi taşır, kurum görüşü kontrollü biçimde verilir. Özellikle aynı içeriğin çok sayıda dijital yayıncı tarafından kullanılmasının hedeflendiği durumlarda, basın bülteni operasyonel olarak büyük kolaylık sağlar. Ancak burada bir sınır vardır. Basın bülteni kurumun söylemini öne çıkarır. Eğer konu doğal olarak daha fazla soru üretiyorsa, yalnızca kurumsal açıklama yeterli olmaz. Örneğin yapay zeka yatırımı açıklıyorsanız, yatırım tutarı kadar kullanım alanı, sektörel etkisi, regülasyon boyutu ve rekabet resmi de merak edilir. Sadece duyuru diliyle yazılmış bir bülten, bu ilgiyi taşıyamaz. Bültenin güçlü olduğu alanlar Editoryal ajandaya hızlı girmek istiyorsanız basın bülteni etkilidir. Zaman hassasiyeti olan gelişmelerde, resmi açıklamanın yanlış yorumlanmadan kullanılmasını sağlar. Kurum sözcülerinin veya yöneticilerin görüşlerini kontrollü biçimde çerçeveler. Ayrıca çok kanallı dağıtımda, metnin yeniden işlenmesini kolaylaştırır. Fakat bültenin başarısı uzunlukla değil, yoğunlukla ölçülür. Gereksiz sıfatlarla uzayan bir metin, haber olasılığını artırmaz. Editör için asıl değer, ilk birkaç satırda görülen netliktir. Haber dosyası ne zaman daha etkili olur? Haber dosyası, tek bir gelişmeyi daha geniş bir çerçevede konumlandırmak gerektiğinde devreye girer. Bir sektör dönüşüyorsa, düzenleme değişiyorsa, yatırım trendi büyüyorsa ya da bir kurumun hamlesi piyasada anlamlı bir kırılma yaratıyorsa dosya formatı daha fazla değer üretir. Örneğin savunma sanayisinde yeni bir üretim hattı açılışı sadece kurumsal başarı olarak değil, tedarik zinciri, yerlilik oranı, ihracat potansiyeli ve teknoloji yetkinliği üzerinden de okunur. Enerjide yeni bir tesis haberi, kapasite rakamlarının ötesinde bölgesel etkiler, sürdürülebilirlik hedefleri ve maliyet yapısı ile anlam kazanır. Tarım teknolojilerinde bir girişim yatırımı, verimlilik ve gıda güvenliği bağlamı kurulmadan eksik kalır. Haber dosyasının avantajı tam burada ortaya çıkar. Metin sadece bildirime dayanmaz, aynı zamanda konuyu okurun karar dünyasına bağlar. Bu da özellikle profesyonel okuyucu için daha yüksek etkileşim ve daha güçlü algı üretir. Dosya formatının bedeli ve getirisi Haber dosyası daha fazla emek ister. Veri toplamak, arka plan kurmak, görüşleri dengelemek ve akışı editoryal bir mantıkla inşa etmek gerekir. Bu nedenle her konuya dosya yapmak verimli değildir. Düşük etkili bir duyuruyu dosyaya çevirmek, içeriği büyütür ama değerini mutlaka artırmaz. Buna karşılık gerçekten önemli bir konuda dosya hazırlamak, tek seferlik görünürlükten daha fazlasını sağlar. İçerik daha uzun ömürlü olur, farklı yayıncılar için daha kullanılabilir hale gelir ve kurumun yalnızca haber veren değil, alanını bilen bir aktör olarak konumlanmasına katkı sunar. Basın bülteni mi haber dosyası mı seçerken hangi ölçütlere bakılmalı? İlk ölçüt haberin doğasıdır. Eğer gelişme açık, tek katmanlı ve zaman hassasiyetine sahipse bülten öne çıkar. Eğer gelişme çok paydaşlı, etkisi geniş ve açıklama gerektiriyorsa haber dosyası daha doğru olur. İkinci ölçüt hedef kitle beklentisidir. Genel okur için kısa bir duyuru yeterli olabilir. Ancak yatırımcılar, sektör temsilcileri, kamu otoriteleri veya editoryal ekipler daha fazla bağlam bekler. Kurumsal iletişim ekipleri burada şu soruyu sormalıdır: Karşı taraf sadece haberi mi bilmek istiyor, yoksa bu gelişmenin sonuçlarını da görmek istiyor mu? Üçüncü ölçüt dağıtım stratejisidir. İçeriğin çok sayıda mecrada hızlı kullanılması amaçlanıyorsa bülten daha pratiktir. İçeriğin uzmanlık, itibar ve düşünsel liderlik etkisi üretmesi bekleniyorsa dosya daha uygundur. Bazı durumlarda iki format birlikte de kullanılabilir. Önce kısa bir bültenle duyuru yapılır, ardından aynı konunun sektör etkisini açan bir haber dosyası hazırlanır. Editör gözüyle fark nerede oluşur? Editör için basın bülteni bir kaynak metindir, haber dosyası ise çoğu zaman daha hazır bir yayın malzemesidir. Bu fark küçümsenmemeli. Özellikle dijital yayıncılıkta zaman baskısı yüksek olduğu için, editörler mümkün olduğunca hızlı yayınlanabilir içerik arar. Fakat aynı anda özgünlük ve bağlam ihtiyacı da artmıştır. Tam da bu nedenle, sade bir bülten bazı mecralarda yeterli olurken daha analitik yayınlarda zayıf kalabilir. Haber dosyası ise doğru kurgulanmışsa yalnızca duyuruyu değil, okurun kalma süresini ve içeriğin alıntılanma ihtimalini de yükseltir. Kapsül Haber Ajansı gibi telifsiz ve yeniden kullanıma uygun yayın mantığıyla çalışan yapılarda bu ayrım daha da önemlidir. Çünkü içerik sadece yayınlanmak için değil, farklı editoryal ihtiyaçlara uyum sağlamak için de üretilir. Sık yapılan yanlış tercih örnekleri Yeni bir yönetici ataması için sekiz paragraflık sektör analizi yazmak çoğu zaman gereksizdir. Burada güçlü bir başlık, yöneticinin rolü, şirket hedefi ve kısa bir üst düzey görüş yeterlidir. Buna karşılık büyük ölçekli bir teknoloji ortaklığını yalnızca standart bülten diliyle duyurmak da fırsat kaybıdır. Çünkü böyle bir ortaklık, ürün, pazar, veri güvenliği, yatırım takvimi ve rekabet etkisi açısından daha kapsamlı anlatımı hak eder. Bir başka hata da haber dosyasını reklam metnine çevirmektir. Dosya, uzun olduğu için promosyon cümlelerini taşıyormuş gibi düşünülür. Oysa dosyanın gücü övgüde değil, çerçevede yatar. Veriye, uzman görüşüne, sektörel karşılığa ve anlamlı akışa dayanmadığında dosya sadece uzamış bir bülten olur. En doğru yaklaşım: formatı haber değerine göre kurmak Kurumsal iletişimde iyi sonuç veren ekipler önce şunu netleştirir: Biz ne anlatıyoruz, kime anlatıyoruz ve karşı tarafta hangi etkiyi bekliyoruz? Bu üç soruya verilen yanıt, formatı doğal olarak belirler. Basın bülteni hız, netlik ve kontrol sağlar. Haber dosyası ise derinlik, bağlam ve stratejik görünürlük üretir. Bu yüzden mesele basın bülteni mi haber dosyası mı ikilemini mutlak bir tercihe çevirmek değildir. Asıl mesele, haber değerini yanlış formata hapsetmemektir. Duyuru niteliğindeki bir gelişmeyi gereksiz yere ağırlaştırmak da, yüksek etkili bir konuyu birkaç satıra sıkıştırmak da aynı sonuca çıkar: içerik görünür olur ama yeterince etkili olmaz. Doğru format seçimi, sadece daha iyi anlatım sağlamaz. Kurumun ciddiyetini, editoryal olgunluğunu ve sektörel farkındalığını da gösterir. Özellikle karar vericilere seslenen içeriklerde, bazen metnin kendisi kadar metnin formu da mesajın gücünü belirler. Son kararı verirken şu ölçüyü kullanın: Eğer haberin değeri ilk bakışta anlaşılıyorsa bülten yeterlidir, eğer değeri ancak bağlamla ortaya çıkıyorsa haber dosyası zamanı gelmiştir.

SOCAR Türkiye, Uluslararası “Hazar Petrol ve Gaz Fuarı”na Katıldı Haber

SOCAR Türkiye, Uluslararası “Hazar Petrol ve Gaz Fuarı”na Katıldı

Türkiye’nin en büyük doğrudan dış yatırımcısı ve entegre endüstri grubu SOCAR Türkiye, Bakü Enerji Haftası kapsamında bu yıl 31’incisi düzenlenen Uluslararası Hazar Petrol ve Gaz Fuarı’na (COG) katıldı. SOCAR Türkiye, fuar kapsamında hazırladığı özel standında Türkiye’deki stratejik yatırımlarını, grup şirketleri arasındaki güçlü sinerjiyi, entegre iş modelini ve bölgesel enerji ekosistemine sağladığı katma değeri ziyaretçilerle paylaştı. SOCAR’ın ana sponsorluğunda gerçekleştirilen ve bölgenin en büyük enerji organizasyonlarından biri olarak kabul edilen fuar, 1-3 Haziran tarihleri arasında Bakü Expo Center’da düzenlendi. SOCAR Türkiye üst yönetiminin de katılım sağladığı fuar kapsamında, kamu ve özel sektör yöneticileri SOCAR Türkiye standını ziyaret ederek şirketin Türkiye’deki stratejik yatırımları, entegre iş modeli ve sürdürülebilirlik odaklı dönüşüm vizyonu hakkında bilgi aldı. SOCAR Türkiye, fuar boyunca Petkim, STAR Rafineri, TANAP, SOCAR Terminal, SOCAR Depolama, SOCAR Ticaret ve SOCAR Fiber başta olmak üzere grup şirketleriyle oluşturduğu güçlü entegrasyon modelini ve ortak büyüme yaklaşımını kapsamlı bir içerik kurgusuyla aktardı. Türkiye’de yaklaşık 19,5 milyar dolarlık yatırım SOCAR Türkiye, fuar boyunca Türkiye’de yaklaşık 19,5 milyar dolarlık yatırımla faaliyet yürüttüğü grup şirketleri Petkim, STAR Rafineri, TANAP, SOCAR Terminal, SOCAR Depolama, SOCAR Ticaret ve SOCAR Fiber bünyesinde hayata geçirilen sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve dönüşüm odaklı çalışmaları ve SOCAR Türkiye’nin yeni iş ortaklıklarını tanıttı. Şirketin entegre iş modeli, grup şirketleri arasındaki güçlü sinerji ve Türkiye’nin stratejik enerji ekosistemine sağladığı katma değer ziyaretçilere aktarıldı. Stand alanında yer alan ekranlarda SOCAR Türkiye’nin kurumsal tanıtım filmi ile şirketin Türkiye’de yarattığı ekonomik ve endüstriyel katma değeri anlatan özel içerikler gösterildi. Ayrıca SOCAR Türkiye’nin karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışmaları, yeşil enerji yatırımları, biyoteknoloji uygulamaları, kimyasal geri dönüşüm projeleri ve SOCAR Ar-Ge’nin geliştirdiği yenilikçi çözümler ziyaretçilere aktarıldı. Elchin Ibadov: “Entegre yapımızla dönüşüm sürecine katma değer sağlıyoruz” SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov fuarla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Enerji sektöründeki dönüşüm artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil; teknoloji, sürdürülebilirlik ve entegre iş modelleriyle şekilleniyor. Türkiye’nin en büyük doğrudan dış yatırımcısı olarak yaklaşık 19,5 milyar dolarlık yatırımımızla, Türkiye’nin işlenmiş petrol ürünleri ihtiyacının yaklaşık %20’sini karşılayarak enerji alanındaki cari açığın azaltılmasına katkı sağlıyoruz. Grup şirketlerimiz arasındaki güçlü sinerji sayesinde rafineriden petrokimyaya, lojistikten yenilenebilir enerjiye kadar geniş bir stratejik enerji ekosistemi oluşturuyoruz. Dijitalleşme ve Ar-Ge odaklı yaklaşımımızla hem sektörün dönüşümüne katkı sağlıyor hem de Türkiye’nin enerji üssü olma vizyonunu desteklemeyi sürdürüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayraktar: Türkiye Güvenilir Enerji Ortağı Olmaya Devam Edecek Haber

Bayraktar: Türkiye Güvenilir Enerji Ortağı Olmaya Devam Edecek

Bakü Enerji Haftası, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in açılış hitabıyla başlarken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da açılış törenine bir mesaj ile katıldı. Mesajında, bölge için hayal olarak nitelendirilen birçok mega projeyi, Azerbaycan'la birlikte başarıyla hayata geçirmeye devam ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, özetle şunlara değindi: Mevcut İş Birlikleri Bakü-Tiflis-Ceyhan, Bakü-Tiflis-Erzurum ve TANAP Boru Hattı gibi projeler, Azerbaycan'la birlikte başlattığımız ve bir diğer dost ülke Gürcistan'ın katkılarıyla tamamladığımız projeler olmayı sürdürüyor. Azeri-Çırak-Güneşli ve Şahdeniz ortaklığımız suretiyle Azerbaycan'la iş birliğimizin daha da derinleştiğini görüyoruz. Elektrik Bağlantıları Türkiye-Azerbaycan arasındaki elektrik bağlantıları bizler için stratejik önemde olmayı sürdürüyor. İnşallah Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan ve Bulgaristan arasında yeşil elektrik iletimi ve ticareti projesinin hayata geçirilmesiyle birlikte, tüm bölgemizin enerji güvenliğine katkı sunmayı temenni ediyoruz. Büyük Fırsatlar Türkmen gazının Azerbaycan ve Türkiye üzerinden ihracı hususunda iş birliğimizi geliştirmek için önümüzde büyük fırsatlar bulunmaktadır. Kazakistan'ın doğal kaynaklarının Batı pazarlarına ulaştırılmasında Bakü-Tiflis-Ceyhan Hattının daha da artarak kullanıldığına şahit oluyoruz. COP31 Zirvesi Türkiye olarak yenilenebilir ve yeşil enerji dahil enerjinin tüm boyutlarında verimlilik ve çevreye saygıyı esas alarak etkinliği sağlamaya yönelik bir vizyona sahibiz. Küresel iklim eyleminde öncü ve örnek ülkelerden biri olma kararlılığımızı, bu yıl 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya'da ev sahipliğini yapacağımız COP31 zirvesiyle pekiştireceğiz. Türkiye’nin Öncelikleri Açılış töreninde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mesajını okuyan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, kendisi de Türkiye’nin enerji vizyonunu anlatan bir konuşma yaptı. Türkiye’nin enerjideki önceliklerini; arz güvenliğini sağlamak, ithalat bağımlılığını azaltmak, ekonomik büyümeyi desteklemek ve yüzyılın ortalarına doğru net sıfır emisyon hedefine ulaşmak olarak sıralayan Bakan Bayraktar, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkinin, güçlü ikili iş birliğinin tüm bölge için nasıl stratejik değer yaratabileceğinin dikkat çekici bir örneği olduğunu söyledi. Mimariyi Dönüştüren Projeler Bakan Bayraktar, “Ortak tarihimiz ve kardeşliğimiz üzerine kurulu olan ortaklığımız, Avrupa’nın enerji güvenliğine önemli katkılar sağlamıştır.” İfadelerini kullanırken Bakü–Tiflis–Ceyhan. Güney Kafkasya Boru Hattı, TANAP ve STAR Rafinerisi gibi amiral projelerin, bölgesel enerji mimarisini dönüştürdüğünü anlattı. Yapıcı Çabalar Doğu ile Batı arasında stratejik bir konuma sahip olan Türkiye’nin, güvenilir bir ortak, bir enerji merkezi ve bölgesel enerji projelerinde kilit olma rolüne devam edeceğini kaydeden Bakan Bayraktar, “Bu yıl COP31’e ev sahipliği yapacak ülke olarak Türkiye, küresel enerji ve iklim diyaloğuna yönelik yapıcı çabalarını sürdürmeye ve daha dayanıklı, daha sürdürülebilir bir enerji geleceğinin inşasına katkıda bulunmaya kararlıdır.” dedi. 33 Milyar Metreküplük Anlaşma Türkiye ile Azerbaycan arasındaki güçlü enerji ilişkileri, Bakü Enerji Haftası’nda yeni bir aşamaya geçti. BOTAŞ ile birlikte SOCAR, TotalEnergies ve ADNOC şirketleri, Azerbaycan’dan 2029’dan başlamak üzere 15 yıl boyunca Türkiye’ye toplam 33 milyar metreküp doğal gaz sağlayacak bir anlaşmayı imzaladı. Merkez Ülke Vizyonu Anlaşmaya ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan yapılan sosyal medya açıklamasında şunlar kaydedildi: Bakü Enerji Forumu marjında Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in katılımıyla millî şirketimiz BOTAŞ ile SOCAR, TotalEnergies ve ADNOC arasında 15 yıllık yeni bir doğal gaz tedarik anlaşması imza altına alındı. Söz konusu anlaşmayla, Absheron sahasındaki yeni üretim yatırımları kapsamında 2029 yılından itibaren ülkemize toplam 33 milyar metreküp doğal gaz arzı sağlanacak. Türkiye’nin enerjide merkez ülke olma vizyonunu destekleyen bu stratejik adım; ülkemizin, bölgemizin ve Avrupa’nın enerji arz güvenliğine önemli katkılar sunacaktır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teksüt 70 Yıllık Deneyimiyle Sağlıklı Nesillere Katkı Sunuyor Haber

Teksüt 70 Yıllık Deneyimiyle Sağlıklı Nesillere Katkı Sunuyor

Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Arda Aksaray, sütün yaşamın her döneminde düzenli olarak tüketilmesi gereken en değerli besin kaynaklarından biri olduğunu belirterek 1 Haziran Dünya Süt Günü’nü kutladı. Sağlıklı bir toplumun temelinde dengeli ve yeterli beslenmenin yer aldığını ifade eden Aksaray, “Süt; protein, kalsiyum, vitamin ve mineraller açısından çok zengin bir besin kaynağı. Çocukların büyüme ve gelişiminden yetişkinlerin sağlıklı yaşamına kadar her yaşta önemli bir role sahip. Fiziksel ve zihinsel gelişimin desteklenmesi için düzenli süt tüketimi büyük önem taşıyor” dedi. Bu yıl 70’inci kuruluş yılını kutlayan Teksüt’ün, nesillerdir sofralarda yer aldığını vurgulayan Aksaray, “70 yıldır süt ve süt ürünleri alanındaki deneyimimizle tüketicilerimize güvenilir ve kaliteli ürünler sunuyoruz. Sütün bereketini ve doğallığını sofralara taşırken, sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz” diye konuştu. Süt kültürü nesilden nesile aktarılıyor Sütün yoğurt, ayran, peynir, kaymak ve tereyağı gibi birçok ürüne dönüşen büyük bir yolculuğa sahip olduğunu belirten Aksaray, “Anadolu mutfağında süt ve süt ürünleri çok önemli bir yere sahip. Kahvaltıdan ana öğünlere, tatlılardan geleneksel lezzetlere kadar hayatımızın her alanında süt ürünlerini görüyoruz. Bu güçlü kültür, yüzyıllardır nesilden nesile aktarılıyor” ifadelerini kullandı. Günde 2 bardak süt öneriliyor Karbonhidrat, protein ve yağ içeriğiyle enerji sağlayan süt, özellikle içerdiği kalsiyum sayesinde kemik sağlığının korunmasına katkı sağlıyor. Çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi için gerekli olan protein, kalsiyum, fosfor ile B2, B6, B1 ve A vitaminleri de süt aracılığıyla alınabiliyor. Uzmanlar, çocukluk döneminden itibaren düzenli süt tüketiminin sağlıklı yaşamın temel taşlarından biri olduğuna dikkat çekerken, Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye Beslenme Rehberi’nde, çocukların ve gençlerin her gün düzenli olarak 2 ila 4 porsiyon süt ve süt ürünü tüketmesinin sağlıklı büyüme ve gelişim açısından önemli olduğu vurgulanıyor. Teksüt’ün sade ve meyve aromalı süt çeşitleri ise çocukların süt tüketimini desteklerken, içerdiği yüksek protein ve kalsiyum oranlarıyla öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.