Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji

Kapsül Haber Ajansı - Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İnnova Proje Yönetişimi Zirvesi Ankara’da Düzenleniyor Haber

İnnova Proje Yönetişimi Zirvesi Ankara’da Düzenleniyor

T.C. Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayip Birinci, Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin ve İnnova CEO’su Huzeyfe Yılmaz’ın konuşma yaptığı zirvede, alanında uzman isimler güncel yaklaşımlar ve uygulama örneklerini katılımcılarla paylaştı. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik ederken bireylerden kurumlara, kamudan sanayiye kadar geniş bir ekosistemi yönettiklerini belirterek bunu Türk Telekom Grubu ve iştirakleriyle birlikte gerçekleştirdiklerini ifade etti. Hayatın her alanında kesintisiz iletişimi mümkün kılan teknolojiler geliştirdiklerini kaydeden Şahin, “Ülkemizin dört bir yanında bireylerden kurumlara, kamudan sanayiye kadar dev bir ekosistem yönetiyoruz. Bunu Türk Telekom Grubu olarak, çok değerli iştiraklerimizle başarıyoruz. Hayatın her alanında kesintisiz iletişimi mümkün kılan teknolojiler geliştiriyor ve bu teknolojileri ihraç eden bölgesel bir oyuncu olarak konumlanıyoruz. Dijitalleşmenin tüm olanaklarını Türkiye’den başlayarak bölge coğrafyalara taşımayı misyon ediniyoruz. Bu dijital dönüşüm yolculuğunda insanı merkeze alan yaklaşımı dijital dönüşümün temel şartı olarak görüyoruz. Bu noktada özgün ve yenilikçi çözümler sunan grup şirketimiz İnnova’nın ortaya koyduğu vizyonu çok değerli buluyorum. Teknoloji ile insanı bir araya getiren yaklaşımıyla kurumların dönüşüm süreçlerine rehberlik ediyor. İnnova’nın önümüzdeki dönemde bu anlamda çok daha stratejik bir rol üstleneceğine inanıyorum” dedi. Hayatın her alanında kesintisiz iletişimi mümkün kılan teknolojiler Dijital dönüşüm yolculuğunda insanı merkeze alan yaklaşımın temel şart olduğunu vurgulayan Şahin sözlerine şöyle devam etti: “İnnova, Türk Telekom Grubu’nun en önemli teknoloji iştiraklerinden biri. Yazılım geliştirmeden sistem entegrasyonuna, siber güvenlikten yapay zekâ çözümlerine kadar geniş bir alanda ülkemizin dijitalleşmesine önemli katkılar sunuyor. Hayatın her alanında kesintisiz iletişimi mümkün kılan teknolojiler geliştiriyor ve bu teknolojileri ihraç eden bölgesel bir oyuncu olarak konumlanıyor.” Yalnızca takip eden değil, yön veren bir yaklaşım İnnova CEO’su Huzeyfe Yılmaz ise konuşmasında, yapay zekânın iş süreçleri ve liderlik anlayışı üzerindeki dönüştürücü etkisine dikkat çekerek İnnova’nın bu alandaki çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. Yılmaz, “Yapay zekâ iş süreçleri ve liderlik anlayışı üzerinde dönüştürücü etkiye sahip. İnnova olarak, bu süreci yalnızca takip eden değil, yön veren bir yaklaşım ile ilerletmeyi önceliklendiriyoruz. İnnova Proje Yönetişimi Zirvesi’nin yönetişim süreçlerinde küresel ölçekte örnek gösterilen bir vizyonuna katkı sunması açısından önemli olduğu düşünüyorum. İnnova olarak sağladığımız uçtan uca çözümlerle kullanıcılarımıza rekabet ve verimlilikte önemli çözümler sunuyoruz. Müşterilerimizin iş süreçlerini ve performansını optimize ederken sürdürülebilir büyüme ve teknolojik dönüşümü destekliyoruz” şeklinde konuştu. Yönetişimin her yönüyle ele alındığı İnnova Proje Yönetişimi Zirvesi, kamu kurumları, özel sektör, sanayi kuruluşları, üniversiteler, savunma, iletişim, bilişim, enerji, sağlık ve finans sektörlerinden temsilcilerin katılımıyla gerçekleştiriliyor. Kurumların daha etkin ve sürdürülebilir yönetim anlayışlarına katkı sunmayı amaçlayan zirvede; yönetişim kültürüyle dönüşen organizasyonlara ilham veren içerikler ile küresel vizyon perspektifinde ülkelerin ve kurumların gelişim süreçlerine ilişkin değerlendirmeler katılımcılarla paylaşılıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sistem Alüminyum, Saha Expo’da Dövme Ve Ekstrüzyon Çözümlerini Sergiledi Haber

Sistem Alüminyum, Saha Expo’da Dövme Ve Ekstrüzyon Çözümlerini Sergiledi

Küresel savunma ve havacılık sanayisinin en prestijli buluşmalarından biri olarak kabul edilen Saha Expo 2026, sektörün global ölçekte en önemli buluşma noktaları arasında yer alıyor. Üreticileri, mimarları, mühendisleri ve yatırımcıları bir araya getiren organizasyonda Sistem Alüminyum, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümlerini tanıttı. Fuarda özellikle alüminyum dövme ve ekstrüzyon alanındaki üretim kabiliyetlerini öne çıkaran Sistem Alüminyum’un Savunma sanayinin ihtiyaç duyduğu yüksek mukavemetli, hassas toleranslı ve kritik uygulamalara uygun alüminyum çözümleri ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Gerçekleştirilen iş görüşmeleri ve sektör buluşmalarıyla SAHA EXPO, Sistem Alüminyum açısından verimli ve başarılı bir organizasyon oldu. “Savunma sanayisine değer katmaya devam edeceğiz” Fuara, Sistem Alüminyum İcra Kurulu Başkanı Ayhan Yerekaban da katılım sağladı. Organizasyon kapsamında gerçekleştirilen temaslarda, şirketin savunma sanayiine yönelik stratejik üretim gücü, yüksek mühendislik kabiliyeti ve katma değerli çözümleri sektör temsilcileriyle paylaşıldı. Sistem Alüminyum’un savunma ve havacılık sanayiindeki etkin konumu ile sürdürülebilir büyüme vizyonu, fuar boyunca gerçekleştirilen görüşmelerde bir kez daha öne çıktı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın SAHA EXPO’ya katılımı ise Türkiye’nin milli teknoloji hamlesi doğrultusunda savunma sanayisinde ulaştığı güçlü konumu ve küresel rekabet vizyonunu ortaya koydu. Fuar katılımına ilişkin değerlendirmede bulunan Sistem Alüminyum İcra Kurulu Başkanı Ayhan Yerekaban, “SAHA EXPO, savunma ve havacılık sanayimizin ulaştığı teknolojik seviyeyi ve yerli üretim gücünü ortaya koyan çok değerli bir platform. Sistem Alüminyum olarak özellikle dövme ve ekstrüzyon alanındaki yüksek mühendislik kabiliyetlerimizi sektör profesyonelleriyle paylaşmaktan büyük memnuniyet duyduk. Savunma sanayisinin ihtiyaç duyduğu yüksek mukavemetli ve hassas toleranslı alüminyum çözümlerinde, entegre üretim yapımız ve sürdürülebilir yatırım vizyonumuzla ülkemize katma değer sağlamaya devam edeceğiz.” İfadelerini kullandı. “Alüminyumun Geleceğinde İmzamız Var” “Alüminyumun Geleceğinde İmzamız Var” vizyonuyla hareket eden Sistem Alüminyum; yüksek teknoloji yatırımları, mühendislik gücü ve stratejik sektörlerdeki güçlü varlığıyla Türkiye sanayisinin yükselen değerleri arasında yer alıyor. 30 yılı aşkın üretim tecrübesine sahip Sistem Alüminyum; ekstrüzyon, dövme alüminyum, kompozit panel ve mimari sistemler alanlarında üretim gerçekleştiriyor. Özellikle dövme alüminyum, yüksek mekanik dayanım gerektiren savunma, havacılık, otomotiv, enerji ve denizcilik gibi stratejik sektörlerde kullanılan özel bir üretim alanı olarak öne çıkıyor. Tam entegre üretim yapısı sayesinde; dökümden ekstrüzyona, yüzey işlemden mekanik işleme ve dövme teknolojilerine kadar tüm süreçleri tek çatı altında yönetebilen Sistem Alüminyum, bugün yıllık 103 bin ton alüminyum profil, 9 milyon m² kompozit panel ve yaklaşık 7 bin ton dövme alüminyum üretim kapasitesiyle Türkiye sanayisinin güçlü üreticileri arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elektrikli Araç Şarj Altyapısı, EPDK Düzenlemesiyle Konutlara Taşınıyor Haber

Elektrikli Araç Şarj Altyapısı, EPDK Düzenlemesiyle Konutlara Taşınıyor

Üçay Mühendislik iştiraki Elaris Direktörü Volkan Demir, kullanıcı deneyimini iyileştirecek olan bu entegrasyonun Türkiye’de şarj altyapısı ile elektrikli araç kullanımını yaygınlaştıracağını vurguladı. Şehir içi mobilite alışkanlıkları değişiyor Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) elektrikli araçlara (EV) yönelik şarj hizmetleri yönetmeliğinde yaptığı kapsamlı değişiklik, Türkiye’nin elektrikli araç ekosisteminde yeni bir dönemin kapısını araladı. 23 Mart’ta Resmî Gazete’de yayımlanan düzenleme, şarj altyapısının özellikle konut ve site otoparklarına entegre edilmesini önceliklendirerek sektörde yapısal bir dönüşüm hedefliyor. Elektrikli araç şarj ağı işletmeciliği ve şarj istasyonu çözümleri alanında faaliyet gösteren Elaris, düzenlemenin Türkiye’de şarj altyapısının yaygınlaşmasını hızlandıracağını ve pazarın büyüme ivmesini artıracağını belirtti. Sektörün 30 milyar TL’yi aşması bekleniyor Yeni düzenleme kapsamında, 2030 yılına kadar elektrikli araçların büyük bölümünün apartman ve site otoparklarında şarj edilmesi hedefleniyor. Bu yaklaşımın, şehir içi mobilite alışkanlıklarını değiştirmesinin yanı sıra şarj altyapısının erişilebilirliğini de önemli ölçüde artırması bekleniyor. Sektörün, dönüşümle birlikte 2030 yılına kadar 30 milyar TL’nin üzerinde bir büyüklüğe ulaşacağı tahmin ediliyor. Dönüşüm, uluslararası ölçekte de karşılık buluyor Küresel eğilimler de bu dönüşümle paralel ilerliyor. International Energy Agency (IEA) verilerine göre, elektrikli araç kullanıcılarının yüzde 70–80’i şarj işlemlerini ev veya iş yerinde gerçekleştiriyor. Bu oran Avrupa’da bazı ülkelerde yüzde 85’e kadar çıkıyor. Veriler, şarj altyapısının yaşam alanlarına entegre edilmesine yönelik yaklaşımın uluslararası ölçekte de karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Elektrikli araç talebi, altyapı ihtiyacını artırıyor Türkiye’de elektrikli araç sayısındaki hızlı artış da dönüşümün önemini güçlendiriyor. 2022 yılında yaklaşık 15 bin seviyesinde olan elektrikli araç sayısı, 2026 itibarıyla 400 binin üzerine çıktı. 2030 yılı projeksiyonları ise bu sayının 1 ila 1,5 milyon seviyesine ulaşacağını gösteriyor. Bu büyüme, yalnızca kamusal şarj istasyonlarının yeterli olmayacağını, konut ve iş yeri bazlı çözümlerin kritik rol oynayacağını ortaya koyuyor. Elaris Direktörü Volkan Demir, düzenlemeye ilişkin olarak yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “EPDK’nın, elektrikli araç ekosisteminde önemli bir eşik niteliği taşıyan yeni düzenlemesi ile birlikte şarj altyapısının yaşam alanlarına entegrasyonunun hızlanacağını öngörüyoruz. Kullanıcı deneyimini iyileştirecek olan bu entegrasyon, elektrikli araçların yaygınlaşmasını da hızlandıracaktır. “Ekosistemin büyümesini desteklemeyi sürdüreceğiz” Elaris olarak, ücretsiz olarak sunduğumuz elektrikli araç şarj istasyonu kurulumu ve şarj ağı işletmeciliği hizmetimizle bu dönüşüme aktif katkı sağlıyoruz. Türkiye’nin sürdürülebilir geleceği için geliştirdiğimiz çözümlerle ekosistemin büyümesini desteklemeyi sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Minik Eller “Gelecek İçin Bir Damla” Temasıyla Net Sıfır Odağında Kodladı Haber

Minik Eller “Gelecek İçin Bir Damla” Temasıyla Net Sıfır Odağında Kodladı

Bu yıl 53 farklı şehirden 870 takımın başvurduğu yarışmada, yapılan değerlendirmeler sonucunda 8 şehirden 10 finalist takım ve toplam 24 çocuk finale kaldı. Çocuklar projelerinde suyun sürdürülebilir kullanımı başta olmak üzere enerji ve karbon döngüsü gibi birbiriyle bağlantılı kritik sistemleri ele aldı. Doğal kaynakların korunması, biyoçeşitlilik ve sıfır kayıp yaklaşımı gibi çevresel başlıklara odaklanan çocuklar, geliştirdikleri çözümlerle teknolojiyle doğa arasında güçlü bağlar kurarak fikirlerini jüriye sundu. Bu projeler, iklim değişikliğiyle mücadele ve net sıfır hedefleriyle uyumlu bir geleceğe dair önemli bir perspektif sundu. Teknolojiyi Üreten Nesil Büyüyor Scratch Cup, QNB Türkiye’nin çocuklara ve gençlere yönelik sosyal sorumluluk vizyonunun önemli bir parçasını oluşturan “Minik Eller Kod Yazıyor” projesi kapsamında hayata geçiriliyor. Proje, “Minik Eller Büyük Hayaller” platformu altında, 2015 yılından bu yana Habitat Derneği iş birliğiyle sürdürülüyor. Çocuklara temel dijital yetkinlikler kazandırmayı hedefleyen eğitimler, MIT tarafından geliştirilen Scratch platformu ve üç boyutlu tasarım aracı olan Tinkercad kullanılarak gerçekleştiriliyor. Türkiye genelinde hem çevrim içi hem de yüz yüze sunulan programlar, yalnızca teknik becerilerle sınırlı kalmayıp yaratıcı düşünme, iş birliği, problem çözme ve çevresel farkındalık gibi çok yönlü kazanımlarla destekleniyor. Bugüne kadar proje kapsamında 55 binden fazla çocuğa toplam 450 bin saatin üzerinde eğitim verildi. Final etkinliğinde konuşan QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, Scratch Cup’ın çocukların hayal gücünü teknolojiyle buluşturduğu önemli bir platform olduğunu vurgulayarak, “Minik Eller Kod Yazıyor projesiyle 2015 yılından bu yana çocukların dijital dünyada donanımlı bireyler olarak yer almasını destekliyoruz. Bu yıl ‘Gelecek İçin Bir Damla’ temasıyla çocukların su, enerji ve karbon döngüsü gibi kritik konulara çözüm üretmesi, daha sürdürülebilir ve net sıfır hedefleriyle uyumlu bir geleceğe dair güçlü bir bakış sunuyor. QNB Türkiye olarak net sıfır hedefimiz doğrultusunda bu dönüşümü destekleyen projelere odaklanıyoruz” dedi. Scratch Cup 2026 finalinde konuşan Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu ise şunları ifade etti: “Çocuklarımızın yalnızca dijital dünyaya uyum sağlayan bireyler olmalarını değil, aynı zamanda bu dünyanın üreticileri ve şekillendiricileri olmalarını önemsiyoruz. QNB Türkiye iş birliğiyle uzun yıllardır yürüttüğümüz Minik Eller Kod Yazıyor projesi kapsamında her yıl binlerce çocuğu temel kodlama becerileriyle buluşturuyoruz. Bu yıl ‘Gelecek İçin Bir Damla’ temasıyla gerçekleştirdiğimiz Scratch Cup 2026’da çocuklar, sadece kod yazmakla kalmayıp su kaynaklarının korunması ve iklim krizi gibi kritik konulara yönelik yaratıcı çözümler geliştirdi. Scratch Cup’ta yer alan her bir çocuğun, teknolojiyi toplumsal fayda için kullanma becerisi kazanarak geleceğe daha güçlü adımlarla ilerlediğine inanıyoruz. Ürettikleri fikirler ve ortaya koydukları emekle bizlere ilham veren tüm takımları yürekten tebrik ediyorum.” Scratch Cup Finalinde Yaratıcılık 10 Kategoride Ödüllendirildi Finalde yer alan takımlar, 8–10 yaş ve 11–14 yaş olmak üzere iki ayrı kategoride değerlendirildi. Her yaş grubunda: En İyi Proje, En İyi Kod Yapısı, En İyi Görsel Tasarım, En İyi Uyarlama, En İyi Senaryo başlıklarında ödüller verildi. Ayrıca tüm finalist çocuklara 5.000 TL değerinde hediye çeki takdim edildi. Scratch Cup 2026 Kazananları 8–10 Yaş Kategorisi En İyi Görsel Tasarım Ödülü: Yağmur’un Su Tasarrufu Macerası ( Bursa) En İyi Uyarlama Ödülü: Mavi Dünya (Şanlıurfa) En İyi Senaryo Ödülü: Doğa Koruyucuları Net Sıfır: Yeşeren Gelecek (İzmir) En İyi Proje Ödülü: Gizli Su Dedektifleri Sıfırın Peşinde (Tekirdağ) En İyi Kod Yapısı Ödülü: Yupi ile Su Tasarrufu (Uşak) 11–14 Yaş Kategorisi En İyi Görsel Tasarım Ödülü: Kanatlarla Mavi Görev (İzmir) En İyi Uyarlama Ödülü: Aqua Şehir (İstanbul) En İyi Senaryo Ödülü: Geleceğin Su Savaşçıları (Mersin) En İyi Proje Ödülü: Suyu Koru (Adana) En İyi Kod Yapısı Ödülü: Su Ajanı Umay (İstanbul) Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gölova’da Doğal Gazlı Hayat Başladı Haber

Gölova’da Doğal Gazlı Hayat Başladı

Sivas’ta 2004 yılından bu yana doğal gaz dağıtım hizmeti veren Aksa Sivas Doğalgaz, “Kesintisiz ve güvenli gaz arzı” ilkesiyle hareket ediyor. 2.294 kilometrelik dağıtım şebekesiyle yaklaşık 240 bin aboneyi doğal gaz konforuyla buluşturan Şirket, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) onayıyla lisans alanına dahil edilen Gölova’da çalışmaların tamamlanmasıyla ilçeye doğal gaz arzı sağladı. Genişleme çalışmalarımıza devam edeceğiz Gölova’da vatandaşları doğal gaz konforu ve ekonomisi ile buluşturmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten Aksa Sivas Doğalgaz Şirket Müdürü Resul Korkmaz, “İlçemizde genişleme çalışmalarımıza devam edeceğiz. Vatandaşlarımız artık daha çevreci, güvenli ve ekonomik bir enerji kaynağına sahip olmakla birlikte mutfakta tüp bitti, yemek yarıda kaldı sorunu yaşamadan yemek pişirebilecek, sıcak suya yedi yirmi dört erişebilecek ve evinin her odasını eşit bir şekilde ısıtabilecek. Atık derdi, is ve kül sorunu yaşamayacak. Doğal gazın konforundan yararlanmak isteyen vatandaşlarımız Online İşlemler kanalımız ve Aksa Doğalgaz Mobil uygulamamızı kullanarak aboneliklerine dair tüm işlemlerini gerçekleştirebilir” dedi. Yaşam kalitesini artırıyor Doğal gazın sağladığı ekonomik avantajlara da değinen Korkmaz, “Doğal gaz, 2026 Ocak ayı verilerine göre yemek pişirme ve sıcak su kullanımında tüpe göre beş kat, ısınmada kömüre göre üç buçuk kat, ısınmada elektriğe göre de iki kat daha ekonomik bir yakıt” dedi. Doğal gazın Gölova’da yaygınlaşmasıyla birlikte ilçede yaşam kalitesinin artacağını ve ticari işletmelere önemli artılar sağlayacağını ifade eden Korkmaz, hava kirliliğinin de önemli ölçüde azalacağına dikkat çekti. “Onay verilmeden kullanmayın” Korkmaz, Sivas merkez başta olmak üzere Akıncılar, Altınyayla, Divriği, Gemerek, Gürün, Hafik, İmranlı, Kangal, Koyulhisar, Şarkışla, Suşehri, Ulaş, Yıldızeli, Zara ve son olarak Gölova ilçesi ile Cemel ve Gürçayır beldelerinde doğal gaz dağıtım hizmetine başarıyla devam ettiklerini açıkladı. Sivas genelinde sürdürdükleri genişleme çalışmalarının kontrollü olarak devam ettiğini vurgulayan Korkmaz, il genelinde özellikle yeni abone olacak vatandaşlar için uyarılarını yineledi: “Doğal gazın kullanıma başlamadan önce güvenlik risklerini ortadan kaldırmak ve olumsuz durumlarla karşılaşmamak için mutlaka dağıtım şirketinin gerçekleştirdiği kontroller tamamlanmalı, ayrıca, ilk ve yenilenen sözleşmeler sonrasında yalnızca dağıtım şirketinin onayı ile doğal gaz kullanımı yapılmalıdır. Doğal gaz tesisatına ve yakıcı cihazlara sertifikasız kişiler müdahale etmemeli, gerçekleştirilecek her türlü müdahale öncesinde dağıtım şirketine mutlaka bilgi verilmelidir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yedaş’tan Amasya’ya Dev Enerji Yatırımı Haber

Yedaş’tan Amasya’ya Dev Enerji Yatırımı

. Yapılacak yatırımlarla birlikte şehirde enerji altyapısının daha güçlü, kesintisiz ve sürdürülebilir hale getirilmesi hedefleniyor. Program kapsamında; şebeke yenileme, kapasite artışı, yeni dağıtım trafo merkezleri, yeraltı kablo projeleri ve ileri teknoloji dijital izleme sistemleri gibi birçok alanda önemli çalışmalar gerçekleştirilecek. YEDAŞ, Amasya’da hayata geçireceği yeni dönem yatırım planlarını Büyük Amasya Oteli’nde düzenlenen basın toplantıyla kamuoyuna duyurdu. Toplantıya YEDAŞ İşletme Operasyonları Direktörü Barış Demir, Bölgeler Koordinatörü Emin Uğur Asan, Amasya Bölge Müdürü Eren Demirkan ve Kurumsal İletişim Müdürü Emin Genç katıldı. Amasya genelinde 3 binin üzerinde trafo, 9 bin kilometreyi aşan hat uzunluğu ve 250 bini aşkın aboneye hizmet sunan YEDAŞ, 290 MVA’yı aşan kurulu güç ve yıllık 650.000 MWh seviyesindeki tüketimle kentin enerji ihtiyacını karşılıyor. Şirket, bu güçlü altyapıyı yeni trafo binaları, şebeke güçlendirme ve yedekleme yatırımlarıyla daha ileri taşıyarak artan enerji talebine sürdürülebilir çözümler sunmayı hedefliyor. Kesinti Adedi ve Süresinde Önemli İyileşme Son 7 yılda gerçekleştirilen yatırımların etkisi, kesinti göstergelerinde belirgin şekilde ortaya çıktı. Amasya’da abone başına ortalama kesinti süresi yüzde 46 oranında azalırken, kesinti adedi yüzde 38 düşüş gösterdi. 2025 yılı itibarıyla kesinti süresi 616 dakikaya, kesinti adedi ise 8,2 seviyesine geriledi. Bu iyileşmede teknoloji yatırımları önemli rol oynadı. SCADA ve OMS sistemleri sayesinde şebeke uzaktan izlenip yönetilebilir hale gelirken, arızalara müdahale süreleri kısaldı. Uzaktan enerjilendirme oranı yüzde 99 seviyesine ulaşırken, arıza tespit süreçleri saniyeler içinde gerçekleştirilebilir hale geldi. SCADA altyapısındaki gelişimle istasyon sayısında yüzde 1.057 artış sağlandı. Barış Demir: “Hedefimiz Kesintisiz ve Sürdürülebilir Enerji” YEDAŞ İşletme Operasyonları Direktörü Barış Demir, Amasya’da gerçekleştirilen yatırımlara ilişkin değerlendirmesinde, “Amasya’da gerçekleştirdiğimiz yatırımların en önemli çıktısı, vatandaşlarımıza sunduğumuz hizmet kalitesinde yaşanan somut iyileşmedir. Son yıllarda kesinti sürelerinde ve sıklığında elde ettiğimiz düşüş, doğru planlama ve kararlı yatırım yaklaşımımızın bir sonucudur. Önümüzdeki dönemde teknoloji odaklı yatırımlarımızla Amasya’da geleceğin enerji altyapısını kurmaya ve kesintisiz enerji arzını daha da güçlendirmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. YEDAŞ, önümüzdeki 5 yıllık dönemde hayata geçireceği 5 milyar TL’lik yatırım planı ile Amasya’nın enerji altyapısını daha da güçlendirerek, bölgenin ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sağlamayı sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ücretsiz içerik mi lisanslı içerik mi? Haber

Ücretsiz içerik mi lisanslı içerik mi?

Bir haber sitesinde içerik açığı genelde sabah toplantısında değil, akşam trafiğinde fark edilir. Gündem akıyor, kategori sayfaları boşluk veriyor, SEO takvimi baskı yapıyor ve ekip aynı anda hem hız hem güvenilirlik üretmek zorunda kalıyor. Tam bu noktada şu soru masaya gelir: ücretsiz içerik mi lisanslı içerik mi? Bu sorunun tek cümlelik bir cevabı yok. Çünkü mesele yalnızca maliyet değil. Yayıncı için asıl konu, içeriğin hukuki kullanımı, editoryal güvenilirliği, tekrar yayınlama hakkı, marka itibarı ve operasyonel sürdürülebilirliktir. Bir içerik ilk bakışta ücretsiz görünebilir ama telif yükü, doğrulama ihtiyacı veya düşük kalite nedeniyle toplam maliyeti yükseltebilir. Lisanslı içerik ise daha güvenli olabilir, ancak her lisans modeli aynı esnekliği sağlamaz. Ücretsiz içerik mi lisanslı içerik mi: Asıl fark nerede? Piyasada bu iki kavram çoğu zaman birbirine karıştırılıyor. Oysa ücretsiz içerik ile lisanslı içerik aynı şey değildir. Ücretsiz içerik, bedel ödemeden erişilen veya kullanılan içerik anlamına gelebilir. Ancak bu içerik otomatik olarak serbestçe yeniden yayınlanabilir demek değildir. Kaynak belirtme zorunluluğu, ticari kullanım yasağı, kısmi çoğaltma sınırı veya platform bazlı kullanım kısıtı olabilir. Lisanslı içerik ise belirli kullanım haklarının açıkça tanımlandığı içeriktir. Bu içerik ücretli de olabilir ücretsiz de. Kritik nokta, hakkın tanımlı olmasıdır. Yani bir yayıncı için esas güvence fiyat değil, kullanım yetkisinin netliğidir. İçeriği haber sitenizde yayınlayabiliyor musunuz, düzenleyebiliyor musunuz, arşivde tutabiliyor musunuz, sosyal medya ve bültenlerde yeniden kullanabiliyor musunuz? Cevaplar belirsizse içerik ucuz değil, risklidir. Maliyet değil, toplam yayın yükü belirleyici olur Kurumsal iletişim ekipleri ve dijital yayıncılar çoğu zaman içerik maliyetine satır bazında bakar. Oysa karar mekanizması bundan daha geniştir. Bir içeriğin gerçek maliyeti, sadece alım bedeliyle değil; editoryal düzenleme süresi, doğrulama ihtiyacı, görsel uygunluğu, hukuki kontrol, tekrar kullanım serbestliği ve yayın sonrası risklerle ölçülür. Örneğin ücretsiz bulunan bir metin, yoğun revizyon gerektiriyorsa zaman kaybettirir. Kaynağı net değilse hukuk birimini devreye sokar. Görseller ayrı telif riski taşıyorsa paket değerini düşürür. Buna karşılık açık kullanım hakkı tanımlanmış, editoryal standartları tutarlı ve kategorik olarak düzenlenmiş içerik, yayın akışını hızlandırır. Özellikle ekonomi, savunma, enerji, lojistik veya yapay zeka gibi uzmanlık isteyen dikeylerde bu fark daha görünür hale gelir. Lisanslı içerik her zaman daha mı güvenli? Genellikle evet, ama burada da ayrıntı önemlidir. Lisanslı içerik güven verir çünkü kullanım koşulları tanımlıdır. Fakat her lisans aynı kapsama sahip değildir. Bazı modeller tek seferlik yayın hakkı sunar. Bazıları yalnızca belirli mecralarda kullanım izni verir. Bazılarında metin kullanılabilir ama görsel ayrı kısıta tabidir. Bu nedenle lisanslı içerik satın almak tek başına çözüm değildir. Yayıncı açısından doğru soru şudur: Bu lisans, operasyonumu gerçekten destekliyor mu? Eğer içerik farklı kategorilerde yeniden işlenecekse, sosyal medya uyarlaması yapılacaksa, çok dilli kullanım planlanıyorsa veya arşiv değeri taşıyorsa, lisans kapsamı buna uygun olmalıdır. Bir başka kritik başlık da güncelliktir. Haber niteliği taşıyan içerikte lisans kadar zamanlama da önemlidir. Kullanım hakkı çok net olabilir ama içerik yayın zamanı geçtiyse ticari değeri düşer. Bu yüzden lisans güvenliği ile haber hızı birlikte değerlendirilmelidir. Ücretsiz içerik ne zaman mantıklıdır? Her ücretsiz içerik kötü değildir. Hatta bazı senaryolarda son derece verimli olabilir. Resmi kurum duyuruları, kamuya açık veri setlerinden türetilen bilgilendirme metinleri, açık kullanım izni verilmiş basın bültenleri veya yeniden yayın hakkı net biçimde tanımlanmış ajans içerikleri, güçlü bir yayın kaynağına dönüşebilir. Ancak burada disiplin gerekir. İçerik gerçekten ücretsiz mi, yoksa sadece erişimi mi ücretsiz? Yeniden yayın serbest mi, yoksa yalnızca referans amaçlı mı? Editoryal müdahale hakkınız var mı? Ticari mecrada kullanabiliyor musunuz? Bu sorulara net cevap olmadan ücretsiz içerik kullanmak, özellikle büyüyen medya operasyonlarında risk biriktirir. Doğru yönetildiğinde ücretsiz ve telifsiz içerik modeli, dijital gazeteler için ciddi ölçek avantajı sağlar. Özellikle yüksek hacimli yayın yapan, farklı sektör kategorilerini aynı anda besleyen ve sürekli güncel akışa ihtiyaç duyan platformlar için bu model operasyonel verimlilik yaratır. Burada belirleyici olan, içeriğin gerçekten hukuki açıdan temiz ve yayın açısından paketlenmiş olmasıdır. Ücretsiz içerik mi lisanslı içerik mi sorusu neden editoryal strateji sorusudur? Bu tercih sadece satın alma departmanının konusu değildir. Aslında doğrudan yayın stratejisini etkiler. Çünkü kullandığınız içerik modeli, haber sitenizin tonunu, hızını, kategori genişliğini ve güven ilişkisini belirler. Eğer yayınınız yalnızca trafik odaklıysa, kısa ömürlü ve düşük derinlikli içeriklerle ilerlemeyi tercih edebilirsiniz. Ancak kurumlara, yatırımcılara, sektör profesyonellerine ve karar vericilere hitap eden bir mecra için çıta farklıdır. Bu kitle yalnızca sayfa dolduran içerik istemez. Kaynağı belli, sektörel bağlamı güçlü, tekrar kullanılabilir ve itibarı zedelemeyecek bir yayın akışı bekler. Özellikle B2B medya tarafında içerik, bir görünürlük aracı olmanın ötesinde güven altyapısıdır. Savunma sanayii, enerji dönüşümü, tarım teknolojileri, sürdürülebilirlik veya yapay zeka gibi alanlarda yayımlanan her metin, marka konumlanmasına doğrudan etki eder. Dolayısıyla içerik seçimi, maliyet kalemi kadar kurumsal risk başlığıdır. Hangi yayıncı için hangi model daha uygun? Küçük ölçekli, niş ve düşük frekanslı yayın yapan mecralar bazı durumlarda seçici ücretsiz kaynaklarla ilerleyebilir. Fakat burada editoryal doğrulama yükü genelde içeriden yönetilir. Ekip küçükse bu yük zamanla darboğaza dönüşebilir. Orta ve büyük ölçekli dijital yayıncılar için ise hibrit model daha rasyoneldir. Yani açık kullanım hakkı net olan ücretsiz içerikler, lisans kapsamı güçlü profesyonel içerikler ve kurum içi üretim birlikte kullanılır. Bu yapı hem maliyet disiplinini korur hem de kategori bazlı süreklilik sağlar. Kurumsal iletişim ekipleri açısından bakıldığında ise tercih daha da nettir. İtibar riski yüksek sektörlerde belirsiz kaynaktan alınan ücretsiz içerik, kısa vadeli tasarruf sağlasa bile uzun vadede sorun çıkarabilir. Burada güvenilir, yeniden kullanımı tanımlı ve profesyonel standartta hazırlanmış içerik daha akılcıdır. Karar verirken sorulması gereken 5 kritik soru Bir içeriğin ücretsiz ya da lisanslı olması tek başına yeterli karar kriteri değildir. Asıl karar, şu beş soruya verilen cevapla netleşir. İlk soru, kullanım hakkının yazılı ve açık olup olmadığıdır. Belirsiz haklar en pahalı risktir. İkinci soru, içeriğin editoryal kalite standardıdır. Düşük kaliteli metinler zaman kazandırmaz, aksine ekip yükünü artırır. Üçüncü soru, içeriğin hangi mecralarda yeniden kullanılabildiğidir. Site, mobil uygulama, sosyal medya, bülten ve arşiv aynı lisans içinde mi, buna bakılmalıdır. Dördüncü soru, içeriğin sektörel derinliğidir. Her haber her yayıncıya uymaz. Ekonomi okuru ile savunma sanayii okuru aynı içerik beklentisine sahip değildir. Beşinci soru ise ölçeklenebilirliktir. Bugün işe yarayan model, üç ay sonra artan yayın temposunu taşıyabilecek mi? İçerik tedarikinde asıl farkı bu soru ortaya çıkarır. Güvenilir içerik akışı marka değerine nasıl yansır? Dijital yayıncılıkta tutarlılık sessiz bir rekabet avantajıdır. Okur, editör ve reklamveren aynı şeyi farklı dillerle söyler: güvenilir akış. Eğer sitenizde içerik tonu sık sık değişiyor, bazı haberler profesyonel bazıları zayıf görünüyorsa marka algısı parçalanır. Bu da sadece editoryal kalite sorunu değildir, ticari bir sorundur. Düzenli ve yeniden kullanılabilir içerik akışı, sayfa tazeliğini korur, kategori performansını besler ve reklam envanterini daha öngörülebilir hale getirir. Aynı zamanda sektör odaklı yayın yapan platformların uzmanlık algısını güçlendirir. Kapsül Haber Ajansı gibi telifsiz ve ücretsiz haber içeriğini kurumsal ölçekte kurgulayan modeller, tam da bu noktada değer üretir: hız ile kullanım güvenliğini aynı pakette sunabildiği ölçüde. Bugünün yayıncılık denkleminde doğru soru artık sadece ücretsiz içerik mi lisanslı içerik mi değil. Doğru soru, hangi içerik modeli sizi daha hızlı, daha güvenli ve daha sürdürülebilir bir yayın yapısına taşıyor? Cevap çoğu zaman tek bir kutuda değil, hakları net tanımlanmış, editoryal olarak güçlü ve operasyonunuza uygun içerik karmasında bulunur. Kararınızı fiyat tablosuna değil, yayın hedefinize göre verdiğinizde fark kısa sürede görünür.

Siemens, Teknoloji Yolculuğunu ‘170 Yıldır Zamanın Ötesinde’ İsimli Sergiyle Taçlandırıyor Haber

Siemens, Teknoloji Yolculuğunu ‘170 Yıldır Zamanın Ötesinde’ İsimli Sergiyle Taçlandırıyor

Sergi, Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze uzanan 170 yılı aşkın geçmişiyle Türkiye’de sanayi, enerji, altyapı, sağlık, ulaşım ve şehirleşme alanlarında dönüşüme eşlik eden stratejik bir teknoloji ortağı olan Siemens’in tarihsel birikimini ve geleceğe yön veren teknoloji vizyonunu bir araya getirerek ziyaretçilere kapsamlı bir yolculuk sunuyor. 6 Mayıs’a kadar devam edecek olan sergi, Siemens’in Türkiye’deki faaliyetlerini geleceğe yön veren teknolojilerle birlikte ele alırken; şirketin küresel ölçekteki teknoloji birikiminin sanayi ve inovasyon üzerindeki etkisini de kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor. Sanayileşmeden dijital dönüşüme uzanan bir hikâye Sergide yer alan içerikler, Siemens’in bu coğrafyadaki 170 yıllık varlığını farklı dönemler ve temalar üzerinden ele alıyor. İstanbul’un enerji altyapısındaki dönüşüm de serginin dikkat çeken başlıkları arasında yer alıyor. Dolmabahçe ve Yıldız Sarayı’nda başlayan elektrik altyapısının kurulması süreci, kentin modernleşmesinde belirleyici bir adım olarak anlatılıyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Eskişehir’de kurulan Siemens fabrikası, Türkiye’de üretim kültürünün gelişiminde önemli bir başlangıç noktası olarak öne çıkıyor. Telefon, telgraf gibi dönemin teknolojilerinin üretildiği bu tesis, teknolojinin yerelleşmesi ve sanayileşme sürecinin güçlenmesi açısından kritik bir rol üstleniyor. Sergi, yalnızca tarihsel bir anlatı sunmakla kalmıyor; aynı zamanda günümüzün teknoloji başlıklarına da odaklanıyor. Akıllı bina sistemleri ve enerji verimliliği uygulamaları, yapıların artık veriyle yönetilen ve kendi performansını optimize eden sistemlere dönüştüğünü ortaya koyuyor. Türkiye’de hayata geçirilen mega ulaşım projeleri kapsamında havalimanları, köprüler ve raylı sistemlerde kullanılan dijital altyapılar; enerji, güvenlik ve operasyon yönetiminin entegre yapısını gözler önüne seriyor. Siemens Türkiye’nin Ar-Ge gücü ise serginin öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Yapay zekâ, dijital ikiz ve endüstriyel yazılım alanlarında geliştirilen çözümler, Türkiye’nin küresel teknoloji ekosistemindeki rolünü güçlendiriyor. Endüstriyel dönüşümün yeni aşaması olan dijital ikiz ve veri analitiği temelli üretim modelleri ise sanayinin daha esnek, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir yapıya evrildiğini gösteriyor. “170 Yıldır Zamanın Ötesinde’ sergisi, geçmişten geleceğe uzanan bütüncül bir anlatı sunuyor” Siemens Türkiye İletişim ve Kamu İlişkileri Direktörü Özlem Özkaya, sergiye ilişkin açıklamasında şunları paylaştı: “Siemens’in bu topraklardaki 170 yıllık yolculuğu, yalnızca bir şirketin hikâyesini bizlere aktarmakla kalmıyor; Türkiye’nin sanayileşme, modernleşme ve dijital dönüşüm sürecine eşlik eden güçlü bir teknoloji yolculuğu olarak öne çıkıyor. Telekomünikasyon ile başlayıp, ulaşım sağlık, eğitim, altyapı, kültür-sanat başta olmak üzere hayatın her alanına dokunan bu izleri, ‘170 Yıldır Zamanın Ötesinde’ isimli sergimizde geçmişten bugüne ve geleceğe uzanan bütüncül bir perspektifle ortaya koyuyoruz. Bu sergide geçmişte attığımız adımları, bugün geliştirdiğimiz teknolojileri ve geleceğe dair vizyonumuzu bir arada sunuyoruz. Türkiye’deki güçlü birikimimizi küresel deneyimimizle birlikte ziyaretçilerle buluşturmak bizim için çok özel bir anlam taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.