Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji Arzı

Kapsül Haber Ajansı - Enerji Arzı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Arzı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şanlıurfa'da 62 Kaçak Trafoyla Tarla Suladılar! Haber

Şanlıurfa'da 62 Kaçak Trafoyla Tarla Suladılar!

Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde yapay zeka destekli dronlarla yapılan kontrollerde, toplam 7.820 kVA gücünde 62 kayıt dışı kaçak trafo tespit edildi. Günlük 5 bin 500 hanenin enerji ihtiyacını karşılayabilecek kapasitedeki trafolara el konulması için savcılığa başvuruldu. Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan altı ilde hizmet veren Dicle Elektrik, kaçak elektrik kullanımıyla mücadelesini teknolojik altyapı ve saha denetimleriyle sürdürüyor. Bu kapsamda enerji arz güvenliğini korumak ve kaçak tüketimin şebekeye etkisini önlemek amacıyla Viranşehir’de yapay zeka destekli dronlarla yapılan denetimlerde, tarımsal sulamada kullanılan toplam 7.820 kVA gücünde 62 kayıt dışı kaçak trafo tespit edildi. Bu trafoların günlük 5 bin 500 hanenin enerji ihtiyacına eş değer kapasiteye sahip olduğu da belirlendi. Yapay zeka tabanlı analizlerin ardından havalandırılan dronlarla gerçekleştirilen saha taramalarında belirlenen kaçak trafoların en küçüğünün 100, en büyüğünün ise 250 kVA gücünde olduğu belirlendi. Yapılan incelemelerde bu trafoların genel olarak 50 ila 400 dönüm büyüklüğündeki buğday ve pamuk tarlalarının kaçak elektrikle sulanmasında kullanıldığı saptandı. Binlerce hanenin enerji ihtiyacını karşılayabilecek bu kapasitenin kaçak sulamada kullanılması hem enerji arzı hem de şebeke güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturuyor. “Can ve mal güvenliği açısından ciddi risk oluşturuyor” Dicle Elektrik yetkilileri, kaçak elektrik tüketiminde kullanılan kayıt dışı trafoların enerji şebekesi üzerinde ağır bir yük oluşturduğuna dikkat çekti. Yetkililer, “Kayıt dışı kaçak elektrik kullanımı enerji kalitesini olumsuz yönde etkileyerek diğer abonelerin kesintisiz enerji almasını engelliyor. Ayrıca topraklama ve koruma rölesi bulunmayan bu sistemler, yangın ve ölümcül kazalara yol açma riski taşıdığından can ve mal güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturuyor” değerlendirmesinde bulundu. Kaçak trafolar için savcılığa başvuruldu Dronlardan elde edilen video görüntüleri ve diğer belgelerle hazırlanan dosyanın, Dicle Elektrik avukatları tarafından savcılığa sunulduğu bildirildi. Kayıt dışı trafolara el konulması için hukuki sürecin başlatıldığı belirtilirken, şirketin kaçak tüketimi önlemeye yönelik denetimlerini tarımsal sulama sezonu boyunca teknolojik imkanlarla sürdüreceği kaydedildi. Dicle Elektrik yetkilileri ayrıca mevcut teknolojik imkanlarla kaçak elektrik kullanımının gizlenmesinin artık mümkün olmadığını vurguladı. Bölgede kaçakla mücadelede yapay zeka tabanlı analiz sistemleri, dron ve uydu destekli denetimler ile uzaktan sayaç yönetimi uygulamalarının etkin biçimde kullanıldığını belirten yetkililer, yürütülen dijital dönüşüm projeleri sayesinde kayıp-kaçak oranının yüzde 76’dan yüzde 35’e kadar düşürüldüğünü ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSKB’den Ova Enerji’nin Depolamalı RES Yatırımına 45 Milyon Dolarlık Finansman Haber

TSKB’den Ova Enerji’nin Depolamalı RES Yatırımına 45 Milyon Dolarlık Finansman

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), Erdem Holding grup şirketlerinden Ova Enerji ile imzaladığı anlaşma kapsamında Çayırlar Depolamalı Rüzgâr Enerjisi Santrali (DRES) yatırımı için 45 milyon ABD doları tutarında finansman sağladı. Toplam 43,5 MW kurulum kapasitesine sahip olacak proje, bünyesindeki Batarya Enerji Depolama Sistemi (BEDS) sayesinde Türk şebekesine sağlam ve yönlendirilebilir yenilenebilir enerji arzı sunacak. Gelişmiş rüzgâr enerjisiyle depolama teknolojilerini entegre eden bu projenin, şebeke istikrarı ve kapasite faktörünün artırılmasının yanı sıra Türkiye’nin karbon azaltım hedeflerine doğrudan etki etmesi amaçlanıyor. TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar: “Yenilenebilir enerji yatırımlarını desteklemeyi sürdürüyoruz” Anlaşmaya dair değerlendirmede bulunan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, “Ülkemizin sürdürülebilir kalkınma yolculuğunda, yenilenebilir enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesinin yanında enerji arz güvenliğini ve şebeke istikrarını güvence altına alan teknoloji odaklı yatırımları da stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Erdem Holding grup şirketlerinden Ova Enerji’nin ülkemizin temiz enerji dönüşümüne katkı sunan bu anlamlı projesine finansman sağlamaktan memnuniyet duyuyoruz. TSKB olarak, ülkemizin düşük karbonlu ekonomiye geçişine küresel standartlarda katma değer sağlamaya kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. Ova Enerji Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Rıza Erdem, “Ülkemizin temiz enerji geleceğine katkı sunacak Çayırlar DRES projemiz için TSKB ile yeni bir finansman anlaşmasına imza attık. 20 yıla yaklaşan TSKB ve Erdem Holding iş birliğine yeni bir proje eklemenin sevincini yaşıyoruz. Batarya depolama sistemine sahip bu entegre yatırımımız şebeke altyapımızı güçlendirirken karbon azaltım hedeflerimize de doğrudan hizmet edecek. Güçlü ortağımız TSKB ile Türkiye’nin büyümesini destekleyen sürdürülebilir yatırımlara devam edeceğiz” diyerek memnuniyetini dile getirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

6 Milyondan Fazla Aboneye Hizmet Veren Şebekede Yeni Dönem Haber

6 Milyondan Fazla Aboneye Hizmet Veren Şebekede Yeni Dönem

Aydem Enerji, Inavitas ve Schneider Electric’ten Şebeke Dijital Dönüşümüne Stratejik İmza Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, şebeke operasyon yazılımları alanındaki iş ortağı Inavitas ile Aydem Enerji bünyesinde faaliyet gösteren Adm Elektrik ve Gdz Elektrik Dağıtım şirketleri, Türkiye’nin kritik enerji altyapısının dijital dönüşümüne ivme kazandıracak stratejik bir iş birliğine imza attı. 20 Mayıs tarihinde gerçekleştirilen tören kapsamında, Aydın, Denizli, Muğla, İzmir ve Manisa elektrik dağıtım şebekesini yöneten ve toplamda 6 milyondan fazla müşteriye hizmet veren Adm Elektrik ve Gdz Elektrik, şebeke yönetim sistemi olarak Schneider Electric’in EcoStruxure ADMS çözümünü tercih ettiğini duyurdu. SCADA/ADMS/OMS/DERMS Projesi kapsamında hayata geçirilecek çalışmalar; mevcut SCADA ve Kesinti Yönetim Sistemleri’nin yenilenmesinin yanı sıra elektrik şebekesinde ileri seviye analiz ve optimizasyon fonksiyonları sunan Dağıtım Yönetim Sistemi (DMS) ile dağıtık enerji kaynaklarının etkin yönetimini sağlayacak çözümlerini kapsıyor. Proje kapsamında ayrıca başta Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) olmak üzere birçok kritik BT sistemiyle entegrasyon sağlanacak. Tek model, tek arayüz: SCADA, OMS, DMS ve DERMS’in entegre yönetimi Schneider Electric’in dünya genelinde birçok dağıtım şirketi tarafından kullanılan gelişmiş şebeke yönetim platformu EcoStruxure ADMS, Adm Elektrik ve Gdz Elektrik’in operasyonel süreçlerinde aktif olarak kullanılacak. Doğal entegre yapısıyla SCADA, OMS, DMS ve DERMS için tek bir şebeke modeli ve kullanıcı arayüzü imkânı sağlayan çözüm; şebeke görünürlüğünün artırılmasında, kesinti yönetiminin iyileştirilmesinde, operasyonel verimliliğin yükseltilmesinde ve hizmet kalitesinin geliştirilmesinde kritik bir rol üstlenecek. Şebeke operasyonlarında izleme ve kontrol süreçlerinin yanı sıra analiz, optimizasyon ve karar destek mekanizmalarında belirleyici rol oynayan DMS çözümleri de proje kapsamında etkin biçimde devreye alınacak. Schneider Electric’in şebeke operasyon yazılımları alanındaki iş ortağı Inavitas ise sahip olduğu sektörel deneyim ve uzman kadrosuyla projenin Türkiye regülasyonlarına uygun şekilde anahtar teslim olarak hayata geçirilmesinde ve sistem sürekliliğinin sağlanmasında önemli sorumluluklar üstlenecek. Proje, aynı zamanda Adm Elektrik ve Gdz Elektrik’in dijital dönüşüm yolculuğuna güçlü katkılar sunarken, mevcut sistemlerin entegre ve merkezi bir yapı altında çalışmasını destekleyecek. Schneider Electric Türkiye ve Orta Asya Bölge Başkanı Mehmet Özalp, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Enerji dönüşümünün merkezinde üretim ve tüketimi birbirine bağlayan dağıtım şebekeleri yer alıyor. Bugün dağıtık enerji kaynaklarının hızla artması ve kesintisiz enerji beklentisi, şebekelerin eskisinden çok daha akıllı ve çok daha çevik biçimde yönetilmesini gerektiriyor. Artık sahada olanı anlık görebilen, bunu analiz edip kısa süreler içinde aksiyona dönüştürebilen sistemler belirleyici bir rol üstleniyor. Schneider Electric olarak geliştirdiğimiz çözümlerle bu dönüşümün altyapısını inşa ediyoruz. EcoStruxure ADMS de tam olarak bu ihtiyaca cevap veren, dağıtım şebekesi tarafındaki en güçlü çözümlerimizden biri. Inavitas, Adm ve Gdz Elektrik ile milyonlarca aboneyi kapsayan bu ölçekte hayata geçirdiğimiz iş birliği ise bir teknoloji yatırımının ötesinde, Türkiye’nin altyapı sisteminin geleceğine yönelik stratejik bir adımı temsil etmesi ve sektör genelinde dönüşümün hızlanmasına güçlü bir katkı sunması ile de bizler için gurur veren bir proje niteliği taşıyor.” Inavitas CEO’su Erman Terciyanlı konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Şebekeler artık yalnızca elektriğin dağıtıldığı pasif hatların ötesine geçerek, dağıtık enerji kaynaklarının, depolama sistemlerinin ve değişken yüklerin gerçek zamanlı yönetildiği canlı dijital sistemler hâline geliyor. Bu dönüşümü 6 milyondan fazla aboneye hizmet veren Adm Elektrik ve Gdz Elektrik ölçeğinde yönetebilmek, hem küresel ölçekte kanıtlanmış teknolojiyi hem de Türkiye’nin sahasını ve regülasyonunu derinlemesine bilmeyi gerektiriyor. Inavitas olarak Schneider Electric’in EcoStruxure ADMS platformunu yerel mühendislik gücümüzle birleştirerek projeyi anahtar teslim hayata geçiriyor ve sistemin sürekliliğini güvence altına alıyoruz. Bu iş birliği, Türkiye’nin enerji altyapısının geleceğe hazırlanmasında önemli bir kilometre taşı olacaktır.” SCADA için gerekli tek bir entegre yapı Adm Elektrik Genel Müdürü Emrah Kalkan, Schneider Electric ve Inavitas ortaklığıyla hayata geçirilecek olan bu projenin, şirketin sürdürülebilir büyüme, dijital dönüşüm ve operasyonel mükemmellik stratejilerinde yepyeni bir milat olduğunu vurguladı. Sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte şebeke yönetimini geleceğe taşıyacak büyük bir dijital yolculuğun ilk ve en kritik adımını attıklarını belirten Kalkan, iş birliğinin sektöre ve bölgeye getireceği kazanımları şu sözlerle aktardı: “Küresel enerji vizyonunun hızla değiştiği, dijitalleşme ve sürdürülebilirliğin ana odak haline geldiği bir dönemden geçiyoruz. Bugün attığımız bu stratejik imza ile mevcut SCADA sistemini tamamen yenileyerek, sahadan gelen tüm verileri ileri nesil teknolojilerle tek bir merkezden yöneteceğimiz bir dağıtım yönetim sistemi platformuna geçiş sürecini başlatıyoruz. Henüz ilk adımlarını attığımız bu projenin temel hedefi; kesinti yönetimini, derinlemesine şebeke optimizasyonunu ve dağıtık enerji kaynaklarının koordinasyonunu bu yeni ve entegre yapı üzerinde buluşturmaktır. Bölgemiz, yenilenebilir enerji yatırımları açısından Türkiye’nin en dinamik ve hızla büyüyen coğrafyalarından biri. Bu projeyle, yerel ve temiz enerji kaynaklarını şebekemize en etkin, güvenli ve esnek biçimde entegre etmek için ihtiyaç duyduğumuz dijital kasları bugünden inşa etmeye başlıyoruz. Süreç tamamlandığında elde edeceğimiz operasyonel mükemmellik, doğrudan tüketici deneyimine yansıyacak; kesinti süre ve sıklıklarında iyileşme imkânı sağlayarak bölge halkına daha kesintisiz ve kaliteli bir enerji arzı sunacağız. Schneider Electric ve Inavitas’ın küresel ve yerel tecrübelerini bizim saha gücümüzle birleştiren bu vizyoner başlangıcın, Türkiye enerji dağıtım sektörü için de çok önemli bir model oluşturacağına inanıyorum.” Sektörde dijital yönetimde referans noktası olacak Gdz Elektrik Genel Müdürü Ahmet Bayramoğlu ise iş birliğine ilişkin şu görüşleri paylaştı: “Elektrik dağıtımında operasyonel mükemmeliyetin yolu, doğru veriyi doğru anda doğru kararla buluşturmaktan geçiyor. Şebekeyi anlık izleme ve uzaktan kontrol etme kapasitesi sunan SCADA sistemimizi, kesinti yönetimi, ileri seviye şebeke analizi ve dağıtık enerji kaynaklarının yönetimiyle entegre eden EcoStruxure ADMS; operasyonel verimliliğimizi ve hizmet kalitemizi birlikte yükseltiyor. Inavitas ve Schneider Electric ile hayata geçirdiğimiz bu proje, Türkiye’nin enerji dağıtım sektöründe tek noktadan dijital altyapı yönetimi açısından önemli bir referans noktası olacaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PowerMatrix ile Akıllı ve Entegre Çözüm Haber

PowerMatrix ile Akıllı ve Entegre Çözüm

Sungrow, Çin’in Hefei kentinde düzenlenen Global Yenilenebilir Enerji Zirvesi’nde en yeni çözüm ve teknolojilerini dünya genelinden iş ortakları ve sektör temsilcileriyle paylaştı. Etkinlikte öne çıkan yenilikler arasında, fotovoltaik sistemler (PV) ile enerji depolama entegrasyonunu sistem seviyesinde yeniden tanımlayan yeni nesil PowerMatrix çözümü de yer aldı. Enerji sistemlerinin dinamik çalışma koşulları altında sistem stabilitesini korurken arz ve talebi dengeleme konusunda karşılaştığı zorluklara çözüm sunmak amacıyla geliştirilen PowerMatrix, çok portlu topoloji, yerleşik PV-depolama entegrasyonu, dağıtık kontrol, yeniden yapılandırılabilir enerji akışları ve kaynak seviyesinde şebeke oluşturma (grid-forming) olmak üzere beş temel inovasyon üzerine inşa edildi. Sistem; PV, depolama, şebeke ve yükleri, enerjinin gerçek zamanlı olarak yönlendirilebildiği, dengelenebildiği ve optimize edilebildiği birleşik, çok düğümlü bir enerji ağı altında bir araya getiriyor. Bu sistem seviyesindeki yeniden tasarım sayesinde sistem stabilitesi artırılırken maliyetler optimize ediliyor ve enerji zincirinin tamamında daha yüksek enerji verimliliği sağlanıyor. Farklı Uygulamalar İçin Ölçeklenebilir Çözüm Şebeke ölçekli projeler, ticari ve endüstriyel (C&I) uygulamalar, madencilik mikro şebekeleri ve yapay zekâ veri merkezleri gibi farklı kullanım alanları için tasarlanan PowerMatrix; farklı operasyonel ihtiyaçlara uyum sağlayabilen birleşik ve ölçeklenebilir bir enerji altyapısı sunarken hem şebekeye bağlı hem de şebekeden bağımsız senaryoları destekliyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sungrow Başkan Yardımcısı ve Utility PV Invertör İş Birimi Başkanı Lee Zhang, “Yenilenebilir enerjinin baskın bir enerji kaynağı olarak büyümeye devam etmesiyle birlikte, enerji sistemleri güneş ve depolama teknolojilerinin koordinasyonu ve stabilitesine yönelik daha yüksek gereksinimler doğuruyor. PowerMatrix ile bağımsız ekipman entegrasyonundan derin koordinasyon sağlayan sistem tasarımına geçişi desteklemeyi hedefliyoruz. Böylece güneş ve depolama çözümlerinin geleceğin enerji sistemlerinde akıllı bir merkez olarak konumlanmasını sağlamayı ve yenilenebilir enerjiyi istikrarlı ve güvenilir bir güç kaynağı haline getirmeyi amaçlıyoruz.” Stabilitenin Yeniden Tanımı: Dengelemeye Dayalı Sistemlerden Yerleşik Stabiliteye PowerMatrix, koordineli çok düğümlü çalışma yapısı sayesinde stabil ve kesintisiz enerji arzı sağlıyor. Sistem; yüksek PV DC/AC oranlarını, yüksek ESS kapasitesini ve yıllık yaklaşık 3.000 saat tam yük çalışma süresini destekliyor. Operasyon sırasında sistem; çoklu enerji akış yolları ve dinamik yeniden yapılandırma sayesinde dinamik koşullar altında kesintisiz enerji akışı sağlarken, düğüm seviyesindeki arıza izolasyonu sayesinde etkilenmeyen birimlerin çalışmaya devam etmesine imkân tanıyor. Alt dizi seviyesinde her bir birim, hem şebekeye bağlı hem de ada modunda çalışmayı destekleyen, şebeke oluşturma (grid-forming) kabiliyetine sahip bağımsız bir güneş + depolama sistemi olarak görev yapıyor. Sistem, 10 ms gerilim stabilizasyonu ve 5 ms atalet yanıtı dâhil olmak üzere milisaniye seviyesinde tepki süresi sunarak sistem dayanıklılığını ve toparlanma performansını önemli ölçüde artırıyor. Maliyette Yeni Yaklaşım: Sistem Seviyesinde Maliyet Optimizasyonu PowerMatrix, yalnızca ekipman bazlı maliyet azaltımının ötesine geçerek sistem genelinde maliyet optimizasyonu sağlıyor. Daha önce farklı cihaz ve sistem katmanlarına dağıtılmış fonksiyonları tek bir yapı altında toplayarak sistem karmaşıklığını ve mühendislik gereksinimlerini azaltıyor. Aynı zamanda daha esnek kapasite artışı ve proje yaşam döngüsü boyunca maliyet optimizasyonu imkânı sunuyor. Çin’de 1 GW şebeke bağlantı kapasitesi, 8 GWh kurulu depolama kapasitesi ve yıllık 3.000 saat tam yük çalışma süresi üzerinden tasarlanan referans bir projede, geleneksel AC bağlantılı mimariye kıyasla yaklaşık 120 milyon dolar toplam yatırım maliyeti (CAPEX) tasarrufu sağlanıyor. Bu tasarruf; trafo merkezi ve iletim kabloları, depolama ekipmanları, PV ekipmanları ve diğer sistem bileşenlerinde elde ediliyor. Yatırım perspektifinden bakıldığında ise kademeli kurulum ve ölçeklenebilir genişleme sayesinde kapasite, proje ihtiyaçlarına paralel olarak artırılabiliyor. Bu da başlangıç yatırım yükünü azaltarak yatırımın talep ve proje gelişimiyle daha uyumlu ilerlemesini sağlıyor. Verimlilikte Yeni Seviye: Uçtan Uca Enerji Optimizasyonu PowerMatrix, enerji zincirinin tamamında verimliliği artırıyor: PV tarafı: MW başına 28 MPPT’ye kadar destek sunan yüksek yoğunluklu MPPT mimarisi sayesinde gölgeleme, yön farklılıkları ve modül yaşlanmasına bağlı uyumsuzluk kayıpları azaltılarak toplam enerji üretimi artırılıyor.Depolama tarafı: Hücreden santrale SOC dengeleme ile kullanılabilir enerji kapasitesi yaklaşık %8 oranında artırılıyor.Dönüşüm ve iletim: PV’den depolamaya doğrudan şarj ile çok aşamalı enerji dönüşümü azaltılarak enerji transfer verimliliği %5’e kadar artırılıyor. Ayrıca kaynak seviyesinde şebeke oluşturma kabiliyeti, daha yüksek yenilenebilir enerji penetrasyonunu desteklerken kesinti (curtailment) oranlarını düşürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerjisa Enerji 2026 Yılının İlk Çeyreğinde Yatırım Kararlılığını Sürdürdü Haber

Enerjisa Enerji 2026 Yılının İlk Çeyreğinde Yatırım Kararlılığını Sürdürdü

Şirket geçen yıllarda da olduğu gibi sürdürülebilir büyümesini yatırım odağında devam ettirdi. CEO Murat Pınar’ın 2026 yatırım hedeflerinin korunduğunu vurguladığı ilk çeyrekte, Düzenlemeye Tabi Varlık Tabanı (RAB) 100 milyar TL’nin üzerine çıkarak güçlü seyrini sürdürdü ‘Herkes için Daha İyi Bir Gelecek’ vizyonuyla Türkiye’nin enerji dönüşümüne öncülük eden Enerjisa Enerji, Elektrik Dağıtım ve Perakende alanlarındaki lider konumunun yanı sıra Müşteri Çözümleri ve E-mobilite iş kollarında da faaliyet gösteriyor. Şirket, geçtiğimiz yıl sürdürülebilir ve dayanıklı bir sistemin inşası için enerji altyapısına 23,5 milyar TL’lik yatırım yapmıştı. Hedeflerine ulaşan Enerjisa Enerji, hisse başına brüt 5,08 TL temettü ödemesini ise 15 Nisan’da gerçekleştirdi. Dünyada hızla değişen jeopolitik gelişmeler ve ekonomik belirsizliklere rağmen, 2026 yılında da yatırım kararlılığını sürmeye devam etti. Türkiye’nin güvenilir enerji arzı için de katkı sunan bu yatırımlar, şebeke modernizasyonu ve dijitalleşme odaklı oldu. Paylaşılan ilk çeyrek sonuçlarında dikkat çeken noktalardan biri ise faaliyet gelirleri oldu. Şirketin faaliyet gelirleri, yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla reel olarak yüzde 5 artış göstererek 17,9 milyar TL’ye yükseldi. Bu büyümede en güçlü katkıyı Elektrik Dağıtım iş kolu sağlarken, Düzenlemeye Tabi Varlık Tabanı (RAB) ise yıllık bazda yüzde 42 artarak yaklaşık 105 milyar TL seviyesine ulaştı. Tüm iş kollarında denge ve verim ön planda Perakende iş kolunda ise zorlu piyasa koşullarına rağmen müşteri portföyü genişletildi. Serbest piyasa segmentindeki satış hacmi artışı ve portföy marjlarındaki iyileşme ile birlikte, Perakende iş kolu bu çeyrekte dengeli bir performans sergilemiş oldu. Enerjisa’nın liderliğini koruduğu perakende sektöründe öncü olan müşteri deneyimi ve dijital çözümler yaklaşımı ise portföy genişletmede önemli bir rol oynuyor. Yenilenebilir enerji uygulamaları ve enerji verimliliği çözümlerinin kurumsal müşterilere sunulduğu Müşteri Çözümleri iş kolunda ise Güneş enerjisinde kurulu güç 146 MWp seviyesine ulaştı. E-mobilite alanında da faaliyet gösteren şirket, Eşarj markası ile operasyonel verimlilik odağı ile şarjlanma hacmini artırmayı başardı. Pınar: “30 ila 35 milyar TL aralığındaki yatırım hedefimizi gerçekleştirmek üzere çalışacağız” Türkiye’nin enerji arzını güvenilir ve bağımsız hale getirmenin sektördeki her şirketin sorumluluğu olduğunun altını çizen Enerjisa Enerji CEO’su Murat Pınar; “Enerji sektörü bugün yalnızca arz-talep dengesiyle değil; jeopolitik gelişmeler, finansman koşulları ve hızlanan enerji dönüşümüyle birlikte çok boyutlu bir yeniden yapılanma sürecinden geçiyor. Oldukça rekabetçi ve bir o kadar da belirsiz bir atmosfer var. Buna rağmen finansal dayanıklılığımızı korumak ve bu sırada da yatırımlarla büyümek, uzun vadeli stratejimizin odağı. Güçlü ve disiplinli bir iş modelimiz var. Bu alandaki uzmanlığımızı, sektör lideri olarak öncülük ettiğimiz uygulamaları kamuoyuyla da paylaşıyoruz. Enerjisa Enerji olarak, ‘Herkes için Daha İyi Bir Gelecek’ vizyonu ile 22 milyonu aşkın kullanıcımıza en kaliteli hizmeti vermeye devam edeceğiz. Yine elimizi taşın altına koyacak, toplumsal yatırımlar yapmayı da altyapı yatırımları ya da finansallar kadar önemseyeceğiz. Dördüncü tarife dönemini başarıyla tamamlayıp beşinci tarife dönemine başlamışken, yine aynı kararlılıkla ilerliyoruz. Altyapı yatırımlarımız 2026’da da devam edecek. Toplamda 30-35 Milyar TL yatırım hedefimizi gerçekleştirmek üzere çalışacağız” dedi. Ulbrich:“Yatırım programımızı güçlü bir finansman yapısıyla desteklemeyi ve uzun vadeli büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz” 2026 yılının ilk çeyreğinde küresel belirsizliklerin ve yüksek faiz ortamının etkisini sürdürdüğü zorlu bir ortamda faaliyet gösterdiklerini belirten Enerjisa Enerji CFO’su Philipp Ulbrich; “Böylesi bir konjonktürde finansal performansı sağlamak, kısa vadeli etkin yönlendirme ve dayanıklılığa odaklanmayı gerektiriyor. Buna rağmen yıl başında paylaştığımız 2026 hedeflerimizi değiştirmiyor, dört ana performans göstergemiz doğrultusunda ilerlemeye devam ediyoruz. İş modelimizin sağladığı öngörülebilirlik, güçlü bilançomuz ve yüksek finansal disiplinimiz, bu zorlu ortamda güçlü bir performans sergilememizi sağlıyor. İlk çeyrekte dağıtım iş kolu operasyonel performansın ana belirleyicisi olmaya devam etti. Bununla birlikte, mevcut ekonomik ortamda artan operasyonel ve yatırım maliyetlerinin, Nisan ayı başında olduğu gibi, ilgili tarife çerçeveleri kapsamında dengeli ve süreklilik arz edecek şekilde yansıtılmasının sektörün sürdürülebilirliği açısından önemli olduğunu değerlendiriyoruz. Finansal disiplin tarafında güçlü duruşumuzu koruyoruz. Net borç / Faaliyet Geliri oranımızı 1,1x seviyesinde tutarken, borç portföyümüzde gerekli çeşitliliği ve rekabetçi fiyatlamayı sağlamaya devam ediyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

40 Milyon Nüfuslu Özbekistan’ın Enerji Altyapısı da YEO Teknoloji’ye Emanet Haber

40 Milyon Nüfuslu Özbekistan’ın Enerji Altyapısı da YEO Teknoloji’ye Emanet

Yenilenebilir enerji ve enerji teknolojileri alanında küresel ölçekte faaliyet gösteren YEO Teknoloji, mühendislik, tedarik ve kurulum (EPC) kabiliyetiyle kritik enerji altyapı projelerinde büyümeye devam ediyor. Dünya Bankası finansmanı ile yürütülecek stratejik proje kapsamında YEO Teknoloji ile Özbekistan Ulusal Elektrik Şebekesi (NEGU) arasında 36,9 milyon ABD Doları tutarında sözleşme imzalandı. Proje kapsamında Özbekistan genelindeki yaklaşık 200 trafo merkezi ve enerji santrali, yüksek siber güvenlik standartlarına sahip merkezi bir yapı üzerinden anlık olarak izlenip yönetilebilir hale getirilecek. Mevcut dağınık ve manuel yapı, merkezi ve dijital bir sisteme dönüştürülecek. Siber risklere karşı güçlenecek Kurulacak altyapı ile yaklaşık 40 milyon nüfusa sahip Özbekistan’da enerji arzı daha güvenli, daha verimli ve daha öngörülebilir hale gelecek. Sistem aynı zamanda siber risklere karşı dayanıklı bir yapı sunacak. Proje ile birlikte enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi, elektrik şebekesinin dijitalleşme seviyesinin artırılması, enerji altyapısının siber güvenlik seviyesinin yükseltilmesi, operasyonel verimliliğin artırılması, güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının sisteme entegrasyonunun hızlandırılması hedefleniyor. Kritik enerji altyapılarında uzman YEO Teknoloji, 2019 yılında da 10,5 milyon nüfusa sahip Azerbaycan’ın Ulusal Yük Tevzi Merkezi projesini üstlenmişti. Projeyle ülkenin elektrik şebekesinin merkezi ve dijital olarak yönetilmesini sağlayan altyapıyı başarıyla kurmuştu. Bugün de Özbekistan’daki sözleşmeyle birlikte uluslararası ölçekte kritik enerji altyapılarında güvenilir çözüm ortağı konumunu güçlendiriyor. Proje YEO’nun EPC, enerji yatırımları ve batarya üretimi faaliyetlerinin yanı sıra dijital teknolojiler, siber güvenlik ve ileri mühendislik kabiliyetlerini entegre eden ‘Energy Infrastructure Platform – Enerji Altyapı Platformu’ konumlanmasını destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MİA Teknoloji’den Türkiye’nin Enerji Geleceğine Stratejik Adım Haber

MİA Teknoloji’den Türkiye’nin Enerji Geleceğine Stratejik Adım

Dört yıllık kapsamlı bir geliştirme takvimi, en az %51 yerli katkı hedefi ve güçlü yatırım vizyonuyla şekillenen proje; yalnızca bir enerji yatırımı olmanın ötesinde, Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığına ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yön veren stratejik bir adım niteliği taşıyor. MİA Teknoloji, “Türkiye Yüzyılı” vizyonu doğrultusunda enerji teknolojileri alanında güçlü ve kalıcı bir konum elde etmeyi hedeflerken, SMR yatırımı ile küresel ölçekte şekillenen yeni nesil enerji ve teknoloji değer zincirinde erken konumlanmayı amaçlıyor. Bu girişim, Türkiye’nin ileri teknoloji üretim kapasitesini artırırken aynı zamanda yerli sanayinin küresel rekabet gücünü de destekleyecek bir kaldıraç görevi görüyor. Küresel iş birliği ile ileri nükleer teknoloji MİA Teknoloji, ileri nükleer teknolojiler alanında uluslararası ölçekte öncü konumda bulunan bir teknoloji sağlayıcı ile teknik iş birliği sürecini başlattı. Bu iş birliği kapsamında geliştirilen çözümler; entegre basınçlı su reaktörü (iPWR) temelli, modüler yapıya sahip ve farklı kurulum senaryolarına uyum sağlayabilecek esneklikte tasarlanıyor. Bu yaklaşım, hem teknolojik derinliği hem de uygulama çeşitliliğini artırarak projeyi küresel standartlara taşıyor. Yapay zeka çağının enerji altyapısı Dijitalleşmenin hız kazandığı, yapay zeka ve veri merkezi yatırımlarının katlanarak arttığı günümüzde, kesintisiz ve düşük karbonlu enerji arzı stratejik bir gereklilik haline geldi. MİA Teknoloji’nin geliştirdiği SMR modeli; organize sanayi bölgeleri ve yüksek işlem gücü gerektiren veri merkezleri için yerinde, ölçeklenebilir ve güvenilir enerji üretimi sağlayarak Türkiye’nin dijital ekonomisini destekleyecek güçlü bir altyapı sunuyor. Yerli sanayi, teknoloji transferi ve entegre ekosistem Proje, yalnızca enerji üretimini değil, aynı zamanda Türkiye’de kapsamlı bir SMR ekosistemi oluşturmayı hedefliyor. Bu doğrultuda yerli sanayinin değer zincirine entegrasyonu, teknoloji transferi süreçlerinin etkin şekilde yönetilmesi ve mühendislik kapasitesinin geliştirilmesi öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Planlanan çalışmalar kapsamında üniversitelerle akademik iş birliklerinin geliştirilmesi, nükleer enerji alanındaki kurum ve kuruluşlarla teknik koordinasyonun sağlanması ve uluslararası uzmanlarla bilgi ve deneyim paylaşımına dayalı ortak çalışmaların yürütülmesi hedefleniyor. Ayrıca proje, çok paydaşlı ve entegre bir yapı içerisinde ilerliyor. Lider Sistem Teknolojileri A.Ş. tarafından kritik tesis güvenliği ve akıllı tehdit tespiti, Global X A.Ş. tarafından regülasyon, lisanslama ve mevzuat süreçleri, Link Bilgisayar A.Ş. tarafından dijital altyapı, entegre yönetim sistemleri ve enerji yazılımları geliştirilecek. Bu bütünleşik yaklaşım ile nükleer enerji projelerine özgü güvenlik, regülasyon, dijitalleşme ve operasyonel süreçlerin uçtan uca, sürdürülebilir ve yüksek standartlarda yönetilmesi hedefleniyor. Düşük karbonlu gelecek ve enerji bağımsızlığı SMR teknolojileri, küresel iklim hedefleri ve enerji arz güvenliği açısından her geçen gün daha stratejik bir rol üstleniyor. MİA Teknoloji’nin bu yatırımı, Türkiye’nin karbon emisyonlarını azaltma hedeflerine doğrudan katkı sağlarken, aynı zamanda enerji alanında dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik güçlü bir adım olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin enerji geleceğinde yeni sayfa MİA Teknoloji’nin başlattığı bu stratejik süreç ileri teknoloji kazanımı, yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir enerji altyapılarının geliştirilmesi açısından kritik bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Şirket, bu vizyoner yatırımla Türkiye’nin enerji dönüşümünde aktif rol almayı ve küresel ölçekte rekabetçi bir teknoloji oyuncusu olmayı kararlılıkla sürdürüyor. “En yüksek güvenlik ve kalite standartlarında yürüteceğiz” MİA Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Ali Gökhan Beltekin konuya ilişkin değerlendirmesinde, “SMR teknolojileri, küresel enerji dönüşümünün en stratejik bileşenleri arasına girmiş durumda. MİA Teknoloji olarak bu alana yaptığımız yatırım, sektörel bir tercihten öte, ülkemizin teknoloji bağımsızlığına ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine duyduğumuz sorumluluğun somut ifadesidir. Uluslararası iş birliklerimiz ve entegre ekosistem yapımızla bu süreci en yüksek güvenlik ve kalite standartlarında yürüteceğiz. Bu yaklaşım, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin enerji ve teknoloji dinamiklerine de yanıt verecek şekilde tasarlanmıştır” ifadelerini kullandı. “Bu proje mühendislik kabiliyetlerimizi ileri taşıyacak” Beltekin konuşmasını şöyle sürdürdü: “Hayata geçirdiğimiz SMR projesi, Türkiye’nin enerji üretim paradigmasını dönüştürme potansiyeline sahip bütüncül bir vizyonun ürünüdür. Yerli sanayimizin bu sürece aktif katılımını sağlayarak, sadece bir enerji yatırımı değil, aynı zamanda yüksek katma değerli bir teknoloji ekosistemi inşa ediyoruz. Bu proje ile mühendislik kabiliyetlerimizi ileri taşıyacak, bilgi birikimimizi derinleştirecek ve ülkemizi nükleer teknolojiler alanında söz sahibi ülkeler arasına taşıyacak güçlü bir zemin oluşturuyoruz. Önümüzdeki dönemde enerji, teknoloji ve dijitalleşmenin kesişim noktasında şekillenecek yeni dünya düzeninde, güçlü altyapılara sahip ülkeler öne çıkacak. MİA Teknoloji olarak biz, bu dönüşümün yalnızca bir parçası değil, aynı zamanda yön vericilerinden biri olmayı hedefliyoruz. Attığımız bu adım; sürdürülebilirlik, güvenlik ve verimlilik ekseninde Türkiye’nin geleceğine yapılan uzun vadeli ve stratejik bir yatırımdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Evden Çalışma Geri mi Geliyor? Haber

Evden Çalışma Geri mi Geliyor?

Pandemi döneminde zorunluluktan hayatımıza giren evden çalışma modeli, son yıllarda birçok şirketin ofise dönüş çağrılarıyla geri plana itilmişti. Ancak 2026’nın ilk çeyreğinde yaşanan jeopolitik gelişmeler, bu tartışmayı farklı bir nedenle yeniden gündeme taşıdı. Yaşanan krizin enerji arzı ve petrol fiyatları üzerindeki etkisi, yalnızca piyasaları değil, kurumların çalışma modellerini de yeniden şekillendiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı yayımladığı bültende krize karşı alınabilecek önlemler arasında evden çalışmayı doğrudan önerirken, Filipinler enerji acil durumu ilan etti, Sri Lanka kamu tarafında fiilen 4 günlük çalışma haftasına geçti, Vietnam ise şirketleri uzaktan çalışmayı yaygınlaştırmaya çağırdı. Global yayınlarda yer alan haberler, yalnızca Güneydoğu Asya ile sınırlı kalmayıp, dünya genelinde birçok hükümet ve şirketin pandemi dönemindeki uygulamalara geri dönerek uzaktan çalışma, seyahat kısıtları ve enerji tasarrufu önlemlerini yeniden devreye aldığını gösteriyor. Pandemi döneminde esneklik çoğunlukla sağlık ve güvenlik gerekçesiyle savunuluyordu. Bugün ise aynı esneklik, enerji maliyetleri, yakıt arzı, tedarik zinciri kırılganlığı ve operasyonel dayanıklılık açısından yeniden değerlendiriliyor. Bu değişim, uzaktan çalışmanın kriz dönemlerinde devreye alınabilecek stratejik bir iş sürekliliği aracı olarak görülmeye başladığını gösteriyor. Enerji Krizi Çağında Yeni Standart, Esnek Çalışma Bugün gündemde olan 4 günlük hafta uygulamalarını tek bir başlık altında okumak yeterli değil. Çünkü Asya’daki son örnekler, çalışan deneyimini iyileştirmek için tasarlanan klasik 4 günlük hafta modelinden çok, enerji tasarrufu ve kaynak yönetimi amacıyla geliştirilen acil durum düzenlemeleri niteliği taşıyor. Bazı ülkelerde kamu kurumlarının çalışma günleri azaltılırken, şirketler ofis kullanımını düşürmeye ve çalışan mobilitesini sınırlamaya yönelik adımlar atıyor. Buna rağmen, bu gelişmeler iş dünyasına önemli bir gerçeği yeniden hatırlatıyor. Çalışma modeli artık yalnızca insan kaynakları politikası değil, aynı zamanda risk yönetimi ve operasyon verimliliğinin de bir parçası. Küresel Krizler, Şirketlerin Çalışma Şeklini Tekrar Değiştiriyor İnsan kaynakları firması Gilda&Partners Kurucu Ortağı Jilda Bal, konuyla ilgili değerlendirmesinde, pandemiyle birlikte çalışma hayatına giren esnekliğin bir dönem geçici bir uygulama olarak görüldüğünü, ancak bugün küresel enerji krizinin şirketleri çalışma modelini yeniden tanımlamaya yönelttiğini belirtiyor. “Gözlemlerimiz, esnek çalışmanın konfor alanından çıkıp doğrudan iş sürekliliği ve maliyet yönetimi aracı haline geldiğini gösteriyor. Enerji maliyetlerinin ve jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde, uzaktan ve hibrit çalışma modelleri yalnızca çalışan memnuniyeti açısından değil, kurumsal çeviklik ve operasyonel dayanıklılık ve enerji maliyeti açısından da kritik bir rol üstleniyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mardin Derik’te Gerilim Hattı’ndaki Hırsızlığa Dicle Elektrik Geçit Vermedi Haber

Mardin Derik’te Gerilim Hattı’ndaki Hırsızlığa Dicle Elektrik Geçit Vermedi

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan şirket yetkilileri, “Altyapımıza yönelik bu tür müdahaleler yalnızca şirketimizi değil, doğrudan vatandaşlarımızı mağdur ediyor. Enerjinin sürekliliğini sağlayarak hem halkımızı koruyoruz hem de kamu hizmetlerinin aksamamasını sağlıyoruz” dedi. Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji arzı hedefiyle yatırımlarına aralıksız devam eden Dicle Elektrik, Mardin’in Derik ilçesinde yaşanan hırsızlık nedeniyle ortaya çıkan olumsuz duruma karşın, güçlü altyapısı sayesinde Derik ilçesini elektriksiz bırakmadı. Mardin’in Derik ilçesinin elektrik ihtiyacını karşılayan 3 orta gerilim direği, destek ünitelerinin kimliği belirsiz kişilerce çalınması üzerine devrilerek devre dışı kaldı. Ancak şirketin sahip olduğu alternatif besleme hatları anında devreye alınarak, sadece 5 dakika içinde Derik’e tekrar enerji verildi. “Yatırımlarımız sayesinde enerjinin sürekliliğini sağladık” Dicle Elektrik’in bölgeye yaptığı altyapı yatırımları, muhtemel risklerin önüne geçilmesinde etkili oldu. Derik’teki enerji hattında yaşanan bu olay sonrası ekipler hızlıca devreye girerken, arızalı hat kısa sürede devre dışı bırakılarak, alternatif hat sisteme entegre edilerek enerjinin sürekliliği korunmuş oldu. Böylece hem günlük hayatın akışı hem de kamu hizmetlerinin devamlılığı sağlandı. Dicle Elektrik yetkilileri, “Yaptığımız yatırımlar sayesinde Derik’te enerjinin sürekliliğini korumayı başardık” dedi. Kamu malına zarar, vatandaşın hayatına kesinti demek Bölgedeki direklerin yaklaşık 4 ay önce yine benzer bir şekilde hırsızlık nedeniyle devrildiği öğrenildi. Elektrik iletiminde hayati rol oynayan destek ünitelerinin çalınması, sistemin dayanıklılığını zayıflatırken, olumsuz hava koşulları da arızaların yaşanmasına zemin hazırlıyor. Dicle Elektrik yetkilileri, yaşanan bu olayların hem can ve mal güvenliği hem de enerji arz güvenliği açısından ciddi tehlikeler oluşturduğunu vurguladı. Açıklamada, “Altyapımıza yönelik bu tür müdahaleler yalnızca şirketimizi değil, doğrudan vatandaşlarımızı mağdur ediyor. Enerjinin sürekliliğini sağlayarak hem halkımızı koruyoruz hem de kamu hizmetlerinin aksamamasını sağlıyoruz” ifadelerine yer verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.