Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji Bağımsızlığı

Kapsül Haber Ajansı - Enerji Bağımsızlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Bağımsızlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Karaman’ın Rüzgarı Enerjiye Dönüşüyor! Haber

Karaman’ın Rüzgarı Enerjiye Dönüşüyor!

Türkiye’nin dört bir yanındaki yenilenebilir enerji yatırımlarıyla yeşil dönüşüme katkı sağlayan Eksim Enerji, rüzgar ve güneş odağındaki büyümesini yeni projelerle sürdürüyor. Şirket yapımı tamamlanan 70 MW kapasiteli Karaman RES projesiyle, 110 bin hanenin enerji ihtiyacının karşılanması planlıyor. Geçtiğimiz yıl Türkiye’de Geyve RES ve Tokat RES kapasite artışı ile birlikte Yozgat RES, Viranşehir GES, Ukrayna’da Skole RES yatırımlarını devreye alan Eksim Enerji, 2026 yılı başında ise Susurluk RES, Hasanbeyli RES, Ovacık RES kapasite artışı ile Karaman RES yatırımını da başarıyla tamamladı. Bu sayede şirket yeni nesil, yüksek verimli 46 türbinle birlikte GES santralini devreye alarak toplam 515,7 MW’lık kurulu güç artışı gerçekleştirdi. Devreye giren santralleri ile rüzgar enerjisinde Türkiye’nin ilk 3 şirketi arasına girdiklerinin altını çizen Eksim Enerji CEO’su Arkın Akbay şunları söyledi: “Yoğun bir çalışmayla yeni güneş ve rüzgar enerjisi santrallerimizi ve kapasite artışlarımızı devreye almayı başardık. Son olarak Karaman RES’in tamamlanmasıyla birlikte farklı coğrafyalarda yürüttüğümüz yatırımlarımızda önemli bir eşiği daha geride bıraktık. Önümüzdeki dönemde ise ülkemizdeki portföyümüzü depolamalı elektrik üretim tesisleri, kapasite artışları ve bütünleşik güneş enerjisi tesisleri ile geliştirmeyi hedefliyoruz. Yurt dışında da Gürcistan’daki GES yatırımımızı devreye alma aşamasındayız. Doğudan batıya yenilenebilir enerji köprüsü olma hedefimizi üretim tesislerimizle güçlendiriyoruz.” “1,4 milyon ton karbon salımını engelledik” 2025’te elektrik üretimini 960 bin hanenin ihtiyacına denk olan 2,3 milyar kWh seviyesine taşıdıklarını ve 1,4 milyon ton karbon salımının önüne geçtiklerini söyleyen Akbay, “İklim krizinin etkileri ve fosil kaynakların tedarik zincirindeki kırılganlık her geçen gün daha belirgin hale geliyor. Enerji bağımsızlığının önemi artıyor. Böyle bir süreçte Türkiye’nin artan enerji ihtiyacına temiz, yerli, esnek ve güvenilir bir üretim yapısıyla yanıt vermek, kalkınmanın sürekliliği ve sürdürülebilirlik açısından stratejik bir zorunluluk haline geldi. Biz de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2035 Enerji Vizyonu doğrultusunda, yenilenebilir enerji kapasite artışını üretim sahasının ve ekipmanının verimliliğiyle yüksek emre amadelikle birlikte gerçekleştiriyor, enerji dönüşümündeki öncü rolümüzü bu stratejik odakla kuvvetlendirmeye devam ediyoruz” dedi. “COP31’de yenilenebilir enerji yatırımlarının önemi bir kez daha ortaya çıkacak” Kasım ayında Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek COP31’de ülkemizdeki yenilenebilir enerji yatırımlarının öneminin bir kez daha ortaya çıkacağını belirten Arkın Akbay, “Uzun süredir gündemden düşmeyen iklim diplomasisi ve enerji bağımsızlığı jeopolitik gelişmelerle yeni bir boyuta ulaştı. Yerli ve uluslararası kaynaklardan sağlanacak ekonomik finansman kaynakları ile fosil kaynakları azaltıcı yönde enerji dönüşümü, yüksek katma değerli sanayi politikamızla bütünleşecek şekilde verimliliği artıran, toplam maliyeti düşüren kendini kanıtlamış teknoloji yatırımları birbirini destekleyerek sağlıklı büyümeyi güvence altına alıyor. Enerjiye uygun maliyetle erişimin güvence altına alınması ile toplumun refahının artması ve sürdürülebilir şekilde korunması için daha hızlı ve daha güvenli uygulama adımları atmamız elzem. COP31, bu çok katmanlı gündemin açık bir çerçevede ele alınmasına katkı sunarken, bu yolda taahhüt vermiş ülkelerin vizyonlarının yanı sıra uygulamaları ile de değerlendirileceği bir platform niteliği taşıyor. Dolayısıyla bu zirve, Türkiye’nin doğru politikalarının uygulamaya dönüştürdüğü yenilenebilir enerji yatırımları ile ekonomik rekabetçiliğinin yanı sıra sürdürülebilir kalkınmaya katkısını ve küresel iklim diplomasisindeki ağırlığını daha görünür hale getirmesi açısından son derece büyük önem taşıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji Yeni Plus Bayileri ile Türkiye’nin Dört Bir Yanında Haber

CW Enerji Yeni Plus Bayileri ile Türkiye’nin Dört Bir Yanında

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, yeni nesil bayilik yapılanmasıyla büyümesini sürdürüyor. İş ortaklarına daha güçlü bir altyapı sunmak ve sürdürülebilir enerji çözümlerini ülke geneline yaymak amacıyla hayata geçirilen CW Enerji Plus Bayileri zinciri Konya, Sakarya, Bursa ve Ankara illerinde hizmete açıldı. CW Enerji’nin yeni konsept bayilik modeli olan Plus Bayileri hem bireysel hem de kurumsal müşterilere güneş enerjisinden depolamaya, ısı pompalarından araç şarj istasyonlarına, beyaz eşya entegreli solar akıllı ev sistemlerine kadar geniş bir ürün gamında entegre enerji çözümleri sunuyor. Tarık Sarvan: Türkiye’nin Her Bölgesine Sürdürülebilir Enerji Taşıyoruz CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, yeni açılan Plus Bayilerin sadece bir satış noktası değil, aynı zamanda yenilenebilir enerji deneyim merkezleri olarak konumlandığını söyledi. Sarvan, “CW Enerji olarak, Türkiye’nin her bölgesine sürdürülebilir enerji teknolojilerini ulaştırma hedefiyle yol almaya devam ediyoruz. Bu vizyon doğrultusunda oluşturduğumuz Plus Bayi yapılanmamız ile iş ortaklarımızla birlikte daha çevik, daha güçlü ve daha yenilikçi bir yapı inşa ediyor; yerel gücü ulusal bir enerji dönüşümüne dönüştürüyoruz. Bu büyüme sürecimizi daha da ileri taşıyarak çok yakında Denizli, Hatay, İzmir, Bodrum, Diyarbakır, Antalya, Gaziantep, Mardin, Kahramanmaraş ve Adana illerinde Plus Bayilerimizi hayata geçireceğiz. Kayseri ilinde ise CW Enerji Bayilik konseptiyle faaliyetlerimizi sürdürecek, bölgedeki varlığımızı güçlendirmeye devam edeceğiz. Amacımız; Türkiye genelinde yaygın, güçlü ve sürdürülebilir bir bayi ağı oluşturarak yenilenebilir enerjiye erişimi kolaylaştırmak, yerel ekonomilere katkı sağlamak ve ülkemizin enerji bağımsızlığı yolculuğuna değer katmak” dedi. Plus Bayiler fark yaratan merkezler olarak konumlandı Plus Bayilere operasyonel destek, avantajlı tedarik koşulları, eğitim programları ve ortak pazarlama faaliyetleri gibi birçok avantaj sunduklarını belirten Sarvan, bu sayede CW Plus Bayilerinin CW Enerji’nin güçlü markası altında çok daha etkin, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde hizmet verebileceğini kaydetti. CW Plus Bayilerinin yalnızca ürünlerin sergilendiği alanlar değil, kullanıcıların enerji sistemlerini dokunarak, gözlemleyerek ve deneyimleyerek tanıyabileceği özel konsept mağazalar olduğunu ifade eden Sarvan, “Bizim için Plus Bayilik sistemi, sadece bir dağıtım kanalı değil; bilgi paylaşımının, inovasyonun ve güvenin esas alındığı bir iş ortaklığı modelidir. Plus Bayilerimiz aynı zamanda müşteri memnuniyetini önceliklendiren, danışmanlık ve satış sonrası hizmetleriyle fark yaratan merkezler olarak konumlandı. Her yeni açılış, bu dönüşüm yolculuğumuzda atılmış yeni bir adımdır. Konya, Sakarya, Bursa ve Ankara’daki bayilerimiz bu yapının başarılı temsilcileri oldular. Bunun yanında çok yakında Denizli, Hatay, İzmir, Bodrum, Diyarbakır, Antalya, Gaziantep, Mardin, Kahramanmaraş illerinde de Plus Bayilerimiz ile faaliyete başlayacağız ve böylece CW Enerji’nin kullanıcı deneyimini yeniden tanımlayan bu yenilikçi modelimizi Türkiye’nin dört bir yanına taşımaya devam edeceğiz. Ayrıca Kayseri’de de CW Enerji Bayilik konseptiyle faaliyetler devam edecek. Bu genişleme hamlesi, müşterilerimizin teknolojiye daha kolay erişmesini sağlayarak güneş enerjisiyle tanışma süreçlerini hızlandıracak. Her yeni Plus Bayimiz bulunduğu bölgede sürdürülebilir enerji kültürünün gelişmesine katkı sunan bir buluşma noktası olarak konumlanacak” diye konuştu. Deneyim odaklı hizmet anlayışı Yeni açılan Plus Bayilerin bölgesel enerji ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, güneş paneli sistemleri, ısı pompaları, enerji depolama çözümleri, araç şarj üniteleri ve solar akıllı ev sistemleri gibi ileri teknoloji ürünleri kullanıcılarla buluşturacağını dile getiren Sarvan, ziyaretçilerin bu merkezlerde CW Enerji’nin inovatif ürünlerini deneyimleyebileceğini, enerji verimliliğine dair teknik destek ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanabileceğini kaydetti. Sarvan, Plus Bayilerin yalnızca satış değil, aynı zamanda bilinçlendirme ve deneyim odaklı bir hizmet anlayışıyla faaliyet göstereceğini belirterek, “Enerji teknolojilerini yerinde deneyimleyen kullanıcılar, kendi ihtiyaçlarına en uygun çözümleri uzman ekiplerimizle birlikte belirleyebilecek. Böylece müşterilerimiz için sürdürülebilir enerjiye geçiş süreci çok daha kolay ve verimli hale gelecek. CW Enerji olarak hedefimiz, her bir Plus Bayimizi bulunduğu şehirde enerji dönüşümünün kalbi haline getirmek. Önümüzdeki dönemde de Türkiye’nin farklı illerinde yeni Plus Bayi açılışlarına devam edeceğiz. Her ilde oluşturduğumuz bu enerji deneyim noktaları sayesinde, yenilenebilir enerjiyi herkes için erişilebilir kılmaya ve Türkiye’nin enerji dönüşümüne öncülük etmeye kararlıyız” dedi. Yerel ekonomiye katkı sağlıyor “CW Enerji olarak bayilik yapılanmamızı, yalnızca bugünün ticari gerekliliklerine cevap veren bir organizasyon yapısı olarak değil, Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecini hızlandıran stratejik bir yayılım modeli olarak konumlandırıyoruz” diyen Sarvan, şunları kaydetti: “Plus Bayilerimiz aracılığıyla yerelde güçlü, merkezde entegre bir yapı kurarak; teknoloji transferini hızlandırıyor, bilgi birikimini sahaya taşıyor ve yenilenebilir enerji farkındalığını artırıyoruz. Her yeni Plus Bayi, bulunduğu şehirde sürdürülebilir enerji kültürünün gelişmesine katkı sağlayan bir referans noktası ve güven merkezi olarak konumlanmaktadır. CW Enerji Plus Bayilik modeli, şirketimizin sürdürülebilir büyüme stratejisinin temel yapı taşlarından birini oluşturuyor. Bu model yalnızca ürünlerin satışını gerçekleştiren bir dağıtım ağı değil; bölgesel kalkınmayı destekleyen, yerel ekonomiye katkı sunan ve enerji dönüşümünü sahada somutlaştıran stratejik bir iş ortaklığı sistemidir. Standartları belirlenmiş konsept mağaza yapısı, güçlü kurumsal kimlik uygulamaları, merkezi eğitim ve operasyon desteği ile Plus Bayilerimiz; CW Enerji’nin kalite, güven ve teknoloji odaklı marka duruşunu Türkiye’nin her noktasında aynı standartta temsil ediyor. Böylece hem kullanıcı deneyiminde bütünlük sağlanıyor hem de sürdürülebilir enerji çözümlerine erişim daha sistemli, daha profesyonel ve daha güvenilir bir yapıya kavuşuyor.” ********** CW Enerji Plus Bayi Hakkında Yeni sistem; teknik ve operasyonel destek, avantajlı tedarik koşulları, eğitim programları ve ortak pazarlama faaliyetleri gibi birçok fırsatı bir arada sunuyor. Bu sayede CW Plus Bayileri, CW Enerji’nin güçlü markası altında çok daha etkin, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde hizmet verebilecek. Yeni bayilik sistemi kapsamında CW Plus Bayileri, CW Enerji’nin çatısı altında belirli ürün gruplarının satış, pazarlama ve satış sonrası destek hizmetlerini yürütme yetkisine sahip olacak. Bu ürün grupları arasında; güneş panelleri, ısı pompaları, on-grid ve off-grid inverter çözümleri, sulama sistemleri için geliştirilen inverterler, kolay yaşam ürünleri, lityum enerji depolama sistemleri, esnek paneller, solar akıllı ev çözümleri ve beyaz eşya ürünleri gibi birçok ürün gamı yer alıyor. Geniş ürün yelpazesi sayesinde CW Plus Bayileri, farklı ihtiyaçlara uygun, yenilikçi ve entegre çözümleri yerel pazarlarda müşterileriyle buluşturma imkânına sahip olacak. CW Enerji, CW Plus’ın Yanı Sıra 6 Farklı Bayi Modeli Daha Sunuyor CW Enerji’nin bayilik sistemindeki dönüşüm sadece CW Plus Bayiliği modeliyle sınırlı kalmıyor; farklı müşteri ihtiyaçlarına ve kullanım alanlarına göre şekillendirilmiş özel konsept bayilik yapıları da oluşturulmuş durumda. CW Enerji bayilik konsepti, on-grid ve off-grid sistemler, akıllı yaşam ürünleri, lityum depolama çözümleri, sulama inverterleri, esnek paneller ve solar akıllı ev çözümleriyle geniş bir ürün gamını kapsıyor. CW Enerji PV Home Solutions konsepti, beyaz eşya ve solar akıllı ev sistemlerinin yanı sıra güneş paneli ürünlerini içeren bir yapıda konumlanıyor. CW Agri bayilik modeli, özellikle tarımsal uygulamalara yönelik solar sulama inverterleri, off-grid çözümler, lityum bataryalar ve panel ürünleri ile farklı enerji ihtiyaçlarına odaklanıyor. Enerji depolama alanına odaklanan CW Storage konsepti ise forklift, transpalet, golf aracı ve temizlik aracı gibi araçlara yönelik özel lityum batarya çözümleriyle ön plana çıkıyor. CW Marine konsepti, denizcilik sektörüne yönelik esnek paneller, özel tasarım güç üniteleri ve off-grid çözümlerle donatılmış yapısıyla öne çıkarken, CW Heat Pump konsepti ise ev tipi, havuz tipi ve endüstriyel tip ısı pompalarıyla sürdürülebilir ısıtma, soğutma ve sıcak su ihtiyacını karşılamaya yönelik çözümlerine odaklanıyor. Bu konsept çeşitliliği sayesinde CW Enerji, farklı sektörlerdeki enerji ihtiyaçlarını karşılayan, esnek ve kapsayıcı bir bayi ekosistemi oluşturmayı hedefliyor. CW Enerji, önümüzdeki dönemde bu yapıyı Türkiye geneline yayarak, 81 ilin tamamında ve yurt dışında da tüm bayi konseptleriyle yer alarak, sürdürülebilir enerji çözümlerini her coğrafyaya ulaştırmayı hedeflemektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rüzgar Enerjisinde Yol Haritası Masaya Yatırıldı Haber

Rüzgar Enerjisinde Yol Haritası Masaya Yatırıldı

Çalıştay, gün boyu süren iki oturumluk program kapsamında rüzgâr enerjisi sektörünün yatırım, işletme ve düzenleyici çerçevesine ilişkin güncel başlıkları ele aldı. Açılış konuşmaları, EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, TÜREB Başkanı Dr. İbrahim Erden ve EPDK Elektrik Piyasası Dairesi Başkanı Deniz Daştan tarafından gerçekleştirildi. Konuşmalarda, rüzgâr enerjisinin Türkiye’nin enerji dönüşümündeki stratejik rolü, yatırım ortamının sürdürülebilirliği ve düzenleyici çerçevenin sektörel ihtiyaçlarla uyumu vurgulandı. 55 MİLYAR DOLARLIK KATKI İÇİN PROJELER KARARLILIKLA TAMAMLANMALI Yenilenebilir enerji yatırımlarında mevcut ilerleme, ön lisans süreçleri ve 2035 hedefleri doğrultusunda yatırımların artırılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz; “Bugün devreye giren ve üretime başlayan santrallerimiz var; ancak ön lisans aşamasında kalıp ilerleyemeyen projelerle de karşılaşıyoruz. Bu durum yalnızca süreci yavaşlatmıyor, aynı zamanda ciddi bir kaynak kaybına da yol açıyor. Oysa planlanan yenilenebilir enerji santrallerinin tamamlanması halinde, önümüzdeki 10 yıl içerisinde yaklaşık 55 milyar dolarlık cari açığın azaltılmasına katkı sağlanması öngörülüyor. Dolayısıyla her projenin zamanında ve sorumluluk bilinciyle ilerlemesi büyük önem taşıyor. Dünya artık sadece üretim miktarına değil; sistem güvenliğini destekleyen, çevreyle uyumlu ve sürdürülebilir enerji üretimine odaklanıyor. Depolama uygulamaları da bu dönüşümün bir parçası olarak hayata geçirilmiştir. 2035 yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşabilmemiz için yatırımların kararlılıkla tamamlanması ve yatırımcıların kendi yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi gerekmektedir” açıklamalarında bulundu. HEDEFLERLE UYGULAMA KAPASİTESİ EŞ ZAMANLI YÖNETİLMELİ Açılış konuşmasında rüzgar enerjisinde yeni dönemin yol haritasının ortak akılla şekillendiğini belirten TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden; “Ülkemizin yenilenebilir enerji hedeflerine baktığımızda, önümüzdeki dönemde başarının anahtarı artık çok nettir: Rüzgâr ve güneş projeleriyle birlikte planlanan enerji depolama yatırımlarının sağlıklı ve öngörülebilir biçimde hayata geçmesi. Depolama, yalnızca ilave kapasite anlamına gelmez; aynı zamanda sistem esnekliği, arz güvenliği ve yenilenebilir kaynakların şebeke ile uyumlu büyümesi demektir. 2022’den bu yana depolamalı projelere yönelik atılan adımlar ve Ulusal Enerji Planı çerçevesinde ortaya konan yaklaşım sektör açısından son derece kıymetlidir. Bugün tarihimizin en büyük yenilenebilir enerji proje stoğunu konuşabiliyorsak, bu büyük ölçüde depolama temelli kapasite tahsisleri ve düzenleyici irade sayesinde mümkün olmuştur. Ancak büyük bir proje stoğuna sahip olmak tek başına başarı değildir. Asıl mesele, bu projelerin zamanında, finansmanla uyumlu ve şebeke kapasitesiyle senkronize biçimde hayata geçirilebilmesidir. Uluslararası örnekler, büyüyen hedeflerle uygulama kapasitesi arasındaki uyumsuzluğun ciddi sistem riskleri doğurabileceğini göstermektedir. Bu nedenle büyüme hedefi ile uygulama kapasitesinin koordineli biçimde yönetilmesi kritik önemdedir” dedi. ARZ GÜVENLİĞİ VE SIFIR KARBON HEDEFLERİNİN ANAHTARI Enerjide arz güvenliği, enerji bağımsızlığı ve sıfır karbon hedefleri doğrultusunda rüzgâr enerjisi ve depolama yatırımları artık yalnızca çevresel değil; ekonomik ve stratejik bir gereklilik olduğunun da altını çizen Erden, “Elbette sahada çözüm bekleyen başlıklarımız da var: bağlantı altyapısının yatırım takvimleriyle uyumu, ön lisans süreleri ve izin süreçlerinin fiili ilerlemeyle daha uyumlu hâle getirilmesi. Bunları dile getirmemizin amacı sorun üretmek değil; çözümün parçası olmak ve süreci birlikte daha sağlam bir zemine oturtmaktır. TÜREB olarak sahadaki gerçekleri görmezden gelmeden ve ihtiyaçları doğru zeminde muhataplarımıza aktarmaya gayret ediyoruz. Aynı zamanda gayretle ülkemizin uzun vadeli çıkarlarına hizmet eden tüm değerli yöneticilerimizle de beraber olmak için çaba gösteriyoruz” açıklamalarında bulundu. KÜRESEL ÖLÇEKTE 5.000 GW’I AŞAN YENİLENEBİLİR DÖNÜŞÜM Açılış konuşmasında, yenilenebilir enerji başta olmak üzere elektrik piyasalarında oldukça dinamik bir piyasa yapısı içerisinde yer alındığını belirten EPDK Elektrik Piyasası Dairesi Başkanı Deniz Daştan; “2015 yılı sonunda dünya genelindeki toplam yenilenebilir kurulu güç yaklaşık 2.000 GW seviyesindeyken, 2025 itibariyle bu rakam 5.000 GW’ı aşmış durumda. Sadece 2025 yılında devreye alınan rüzgâr kapasitesi 150 GW seviyesine ulaştı. Bugün küresel yenilenebilir kurulu gücün yaklaşık 5.500 GW’lık bölümünün yüzde 70’i rüzgâr ve güneş enerjisinden oluşuyor. Artık bu kaynaklar yenilikçi değil, sistemin ana taşıyıcı unsurlarıdır. Batarya tarafında da benzer bir ivme görüyoruz. 2024 yılında 124 GW olan küresel batarya kapasitesi, 2025’te yaklaşık yüzde 43 artışla 180 GW seviyesine yükseldi. 2030 projeksiyonları ise 500 GW eşiğinin aşılacağını gösteriyor. Bu tablo, depolamanın enerji dönüşümünün tamamlayıcı değil, belirleyici bir unsuru haline geldiğini ortaya koyuyor.” 2025 yılında dünyada devreye alınan 150 GW’lık rüzgâr kapasitesinin yaklaşık 2 GW’lık kısmının ülkemize ait olduğunun altını çizen Daştan, “Toplam rüzgâr kurulu gücümüz 15 GW seviyesine ulaşmış durumda. Tahsis edilmiş ancak henüz işletmeye alınmamış 67 GW’lık kapasitenin 24 GW’ı rüzgâr projelerinden, bunun yaklaşık 18 GW’ı ise depolamalı rüzgâr projelerinden oluşuyor. Çalıştay kapsamında bu büyüklüğün sağlıklı ve öngörülebilir biçimde hayata geçirilmesine yönelik mevzuat başlıklarını detaylı şekilde ele alacağız.” RÜZGÂR YATIRIMLARINDA MEVCUT DURUM VE SAHADAKİ UYGULAMALAR MASAYA YATIRILDI Çalıştayın birinci oturumu, “Rüzgâr Yatırım Süreçleri ve İşletmelerle İlgili Güncel Durum ve Beklentiler” başlığıyla, Deniz Daştan moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Oturumda; TÜREB Başkanı Dr. İbrahim Erden, EPDK Kamulaştırma Daire Başkanlığı 2. Başkanı Mehmet Emrah Özsoy, TÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı ve TÜREB Başkan Yardımcısı Erinç Kısa konuşmacı olarak yer aldı. Oturum kapsamında; kamulaştırma süreçleri, lisanslama ve izin mekanizmaları, yatırım sahalarındaki uygulamalar ile işletme dönemine ilişkin güncel başlıklar sektör temsilcilerinin değerlendirmeleriyle ele alındı. RES İŞLETMELERİNDE PİYASA VE MEVZUAT DÜZENLEMELERİ DEĞERLENDİRİLDİ Çalıştayın ikinci oturumu, “RES İşletmelerine Dair Çeşitli Piyasa ve Mevzuat Düzenlemeleri, Güncel Durum ve Beklentiler” başlığıyla, EPDK Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığı Üretim Rüzgar ve Güneş Grup Başkanı Gökay Kütükcü başkanlığında gerçekleştirildi. Oturumda; TÜREB Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Yiğit, EPDK Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığı Organize Toptan Satış Piyasaları Grup Başkanı Metin Sever, TÜREB Yönetim Kurulu Üyesi Necip Fazıl Bakır ve TÜREB Yönetim Kurulu Üyesi Murat Kirazlı konuşmacı olarak yer aldı. Oturum kapsamında, rüzgâr enerjisi santrallerinin işletme döneminde karşılaşılan piyasa uygulamaları, mevzuat düzenlemelerinin sahaya yansımaları ve önümüzdeki döneme ilişkin düzenleyici çerçeveye dair beklentiler detaylı şekilde ele alındı. Katılımcılar, RES işletmelerinin karşılaştığı güncel başlıkları doğrudan düzenleyici otorite ile paylaşma imkânı bulurken, piyasa yapısının etkinliği ve öngörülebilirliğinin artırılmasına yönelik değerlendirmeler yapıldı. TÜREB üyeleri ile EPDK yetkililerinin aktif katılım sağladığı çalıştay, sektörün önceliklerinin doğrudan düzenleyici kurum nezdinde aktarılmasına imkân sundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Artan Yatırımlar Rüzgardan Elektrik Üretimi Rekorlarını Getirdi Haber

Artan Yatırımlar Rüzgardan Elektrik Üretimi Rekorlarını Getirdi

Verileri değerlendiren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Her geçen gün artan yenilenebilir kurulu gücümüzle yeni rekorlara imza atıyoruz. 2026 yılına da rekorla başladık. Rüzgârdan elektrik üretimi, 3 Ocak’ta 259 bin 76 MWh ile günlük bazda en yüksek üretim rakamına ulaştı” dedi. TÜREB (Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği) Başkanı Dr. İbrahim Erden de bu kapsamda yaptığı değerlendirmede rüzgar enerjisi santrallerinden elektrik üretiminin kurulu güçteki artışla birlikte her yıl yeni rekorlar kırdığını ve toplam elektrik üretimindeki payının arttığının altını çizerek, 2025’in izin süreçleri ve yatırımlar için bir hazırlık yılı, 2026 yılının ise ise rüzgar santrallerini devreye alma, ilk depolamalı tesisleri hayata geçirme ve sanayide somut sonuçlar görme yılı olarak öngördüklerini aktardı. RÜZGAR ENERJİSİNDE KURULU GÜÇ VE ÜRETİM ARTIŞI HIZLANACAK Rüzgar enerjisinden elektrik üretimi Ocak ayının ilk haftasında günlük bazda üretim rekoru kırdı. Artan rüzgar üretimi Ocak ayının ilk haftasında rüzgar enerjisinin toplam elektrik üretimindeki payı da artan üretimin etkisiyle birlikte yüzde 20’nin üzerinde gerçekleşti. Rüzgar enerjisi santrallerinin Ocak ayının ilk haftasındaki üretim rekoruna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden, son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmeler ve küresel tedarik zinciri kırılmaları, yenilenebilir enerjiyi yalnızca iklim hedefleri açısından değil, Türkiye’nin enerji arz güvenliği ve enerji bağımsızlığı açısından da stratejik bir başlık haline getirdiğini vurguladı. Erden, rüzgar enerjisi santrallerinden elektrik üretiminin kurulu güçteki artışla birlikte her yıl yeni rekorlar kırdığını ve toplam elektrik üretimindeki payının arttığının altını çizerek, “2025, izin süreçleri ve yatırımlar için bir hazırlık yılıydı; 2026’yı ise rüzgar santrallerini devreye alma, ilk depolamalı tesisleri hayata geçirme ve sanayide somut sonuçlar görme yılı olarak öngörüyoruz. Türkiye’de rüzgarda elektriksel kurulu güç 14.700 MW’a, mekanik kurulu güç ise 15.000 MW’ın üzerine çıktı; son bir yılda yaklaşık 2.000 MW’lık kurulum tamamlandı ve bu son 15 yılın en güçlü performanslarından biri. Bu kapsamda rekor kıran yatırımlar sonucu ülkemizin rüzgar enerjisinden elektrik üretimi günlük, haftalık ve yıllık bazda yeni rekorlar devam edecek” ifadelerini kullandı.

Rüzgâr Enerjisinde Planlı, Öngörülebilir ve Uzun Vadeli Büyüme Yol Haritası Haber

Rüzgâr Enerjisinde Planlı, Öngörülebilir ve Uzun Vadeli Büyüme Yol Haritası

Toplantıda, rüzgâr enerjisinin Türkiye’nin enerji arz güvenliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve sanayi yatırımlarının sürdürülebilirliği açısından taşıdığı stratejik rol öne çıktı. TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden, rüzgâr enerjisinin Türkiye’de ani sıçramalarla değil, net hedefler ve takvimlerle tanımlanmış, öngörülebilir bir planlama modeli doğrultusunda büyümesi gerektiğini ifade ederken; TÜREB Kamu İlişkilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı da sektörün üretim, yatırım ve sanayi boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erden başkanlığında gerçekleştirilen basın toplantısında; TÜREB Başkan Yardımcıları Ebru Arıcı, Ufuk Yaman, Samet Güldoğan ve Erinç Kısa ile TÜREB Saymanı Çağrı Güven değerlendirmelerde bulundu. Yapılan değerlendirmelerde, sektörün kısa vadeli hedefler yerine öngörülebilir, programlı ve sürdürülebilir bir gelişim modeli doğrultusunda ilerlediği vurgulandı. RÜZGÂR VE GÜNEŞ ENERJİSİNDE BÜYÜMENİN STRATEJİK ÇERÇEVESİ Basın toplantısında yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’nin toplam elektrik kurulu gücü içerisinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payının her geçen yıl artmaya devam ettiği ifade edildi. Hidroelektrik kaynaklarda teknik potansiyelin büyük ölçüde kullanıldığına dikkat çekilirken, önümüzdeki dönemde büyümenin ana taşıyıcılarının rüzgâr ve güneş enerjisi olacağı aktarıldı. Bu kapsamda, rüzgâr ve güneş yatırımlarının kısa vadeli kurulum hedeflerinden ziyade, uygulama ve sonuç odaklı bir yaklaşımla, çok yıllı bir planlama perspektifi doğrultusunda ele alındığı belirtildi. Yapılan değerlendirmelerde, özellikle 2026 ve sonrasının rüzgâr enerjisinde sahaya yansıyan yatırımların hız kazandığı bir dönem olarak konumlandığı; enerji arz güvenliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve sanayi altyapısının güçlendirilmesi hedefleriyle birlikte bütüncül şekilde ele alındığı vurgulandı. YEKA İHALELERİYLE OLUŞAN ÖNGÖRÜLEBİLİR YATIRIM TAKVİMİ Rüzgâr enerjisinde planlı büyümeyi destekleyen temel mekanizmalar arasında yer alan YEKA ihalelerine de toplantıda değinildi. Paylaşılan bilgilere göre, son üç yılda her yıl yaklaşık 1.100–1.200 MW büyüklüğünde YEKA ihaleleri gerçekleştirildi. Bu sürekliliğin, yatırımcılar açısından güçlü bir öngörülebilirlik sağladığı belirtilirken; söz konusu takvimin hem yerli hem de yabancı yatırımcıların uzun vadeli planlama yapabilmesine imkân tanıdığı ifade edildi. Düzenli şekilde sürdürülen YEKA ihalelerinin, sanayi tarafında kapasite yatırımlarının planlanmasına, finansman tarafında ise kredi ve kaynak yapılandırmasının daha sağlıklı biçimde yürütülmesine katkı sunduğu; bu yapının önümüzdeki dönemde uygulama odaklı yatırımların artmasına zemin hazırladığı aktarıldı. RÜZGÂR ENERJİSİNDE PLANLI VE ÖNGÖRÜLEBİLİR BÜYÜME TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmeler ve küresel tedarik zinciri kırılmaları, yenilenebilir enerjiyi yalnızca iklim hedefleri açısından değil, enerji arz güvenliği ve enerji bağımsızlığı açısından da stratejik bir başlık haline getirdi. Türkiye, rüzgâr ve güneşte potansiyeli yüksek, yatırım imkânı güçlü bir ülke konumunda. Yatırımcı açısından en kritik konu öngörülebilirlik; devletimizin her yıl düzenli şekilde kapasite tahsisleri ve YEKA ihalelerini sürdürmesi bu alandaki kararlılığı net biçimde gösteriyor. Depolamalı tarafta yaklaşık 33.000 MW’lık kapasite tahsisi yapılmış durumda; bunun 18.500 MW’ı depolamalı rüzgâr projelerinden oluşuyor. Bu projeler hızla geliştirme aşamasında ve ilk tesislerin bu yıldan itibaren peyderpey devreye girmesini bekliyoruz. 2025, izin süreçleri ve yatırımlar için bir hazırlık yılıydı; 2026’yı ise rüzgâr santrallerini devreye alma, ilk depolamalı tesisleri hayata geçirme ve sanayide somut sonuçlar görme yılı olarak öngörüyoruz. Bunun yanında YEKA projeleri zaten 2024-2025 devreye giriyordu peyderpey, ihaleyi kazanan şirketler tarafından hayata geçiriliyordu. Bu yıl onların da devam edeceğini göreceksiniz. Türkiye’de rüzgârda elektriksel kurulu güç 14.700 MW’a, mekanik kurulu güç ise 15.000 MW’ın üzerine çıktı; son bir yılda yaklaşık 2.000 MW’lık kurulum tamamlandı ve bu son 15 yılın en güçlü performanslarından biri. ‘Süper izin’ düzenlemeleriyle amaç mevzuatı ortadan kaldırmak değil, mükerrer adımları sadeleştirerek izin süreçlerini eşgüdümlü ve yönetilebilir hale getirmek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, enerji tesislerinde imar düzenlemesi yapma ve ruhsatlandırmaya dönük çok değerli bir yetki aldı. Bu da inşallah bu sene hayata geçecek. Bu da, eldeki büyük rüzgar portföyünü, yenilenebilir portföyünü, bundan sonraki yıllarda da her yıl daha da artacak şekilde, yıllık kullanımları daha da artacak şekilde, destekleyecek. Bu da yatırım ortamında önemli bir öngörülebilirlik ve hızlanma sağlayacak diye düşünüyoruz. 2026’nın ilk yarısında en az iki yeni kanat fabrikasının faaliyete geçmesini bekliyoruz. Sanayimiz de türbinleri, aksamları yerli yapmak üzere yatırımlara girişiyor. Şu an ülkemizde, 2, hatta 3 olacak, kanat fabrikasının hayata geçmesine dönük çalışmalar var. Bu yılın ilk ve ikinci çeyreğinde, bu fabrikaların en azından 2’sinin hayata geçtiğini beraberce duyuracağız. YEKA projelerinde %55’in üzerinde yerlilik oranına ulaştık; bu Türkiye’yi Avrupa’nın en güçlü rüzgâr sanayi ülkeleri arasına taşıyor. Globalde ticari çekişmeleri, ekonomik savaşları, Çin ile Amerika ve Avrupa Birliği arasında yaşanan çekişmeleri ve dünyada rüzgar imalatında Çin’in gücünü dikkate aldığınızda, Türkiye’nin Avrupa ve Batı dünyası için önemli bir türbin ve aksam tedarikçisi olması, hem bugün yadsınamaz bir gerçek hem de bundan sonra bunun kuvvetlenmesi çok daha mümkün.” Deniz üstü rüzgarda devam eden çalışmalara da değinen Erden, “Dünya Bankası’yla önemli işbirlikleri yapıyoruz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız bu yılın sonuna doğru en kötü ihtimalle, umuyorum bir sonraki seneye kalmaz, ilk deniz üstü rüzgar santrali ihalesinin yarışmasını gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu doğrultuda Karadeniz’de, Marmara Denizi’nde, Ege Denizi’nde çeşitli teknik çalışmalar yapıldı. Bakanlığımız da uluslararası görüşmelere bu çerçevede devam ediyor” dedi. Erden, 2026 yılında 1.000–1.500 MW aralığında yeni rüzgar YEKA ihalelerinin yapılmasını beklediklerini ve önümüzdeki 4-6 yıl boyunca yıllık kurulumların 2.000 MW’ın altına düşmeyeceğini belirterek, söz konusu ivmenin 2030’a kadar korunacağını öngördüklerini, her 2.000 MW’lık yeni rüzgar türbini kurulumunun Türkiye’ye 2–2,5 milyar dolarlık yeni yatırım anlamına geldiğini kaydetti. RÜZGÂR ENERJİSİNDE İZİN SÜREÇLERİNDE SADELEŞME VE ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK ‘Süper İzin’ düzenlemesinin mevzuatı ortadan kaldırmadığını, mükerrer süreçleri sadeleştirerek izin mekanizmalarını eşgüdümlü, öngörülebilir ve yönetilebilir hale getirmeyi amaçladığını vurgulayan TÜREB Kamu İlişkilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı, “Rüzgâr enerjisinde izin süreçlerini hızlandırmak amacıyla kamuoyunda ‘süper izin’ olarak anılan düzenleme, herhangi bir mevzuatı ortadan kaldırmıyor; mükerrer adımları sadeleştirerek süreçleri eşgüdümlü ve yönetilebilir hale getiriyor. Bugün Türkiye’de 292 işletmede rüzgâr santralimiz bulunuyor, buna ek olarak 408 proje hâlen izin süreçlerinde ilerliyor. Bu projeler Çevre, Enerji ve ilgili diğer kamu kurumları nezdinde çok sayıda aşamadan geçiyor; dolayısıyla yapılacak her sadeleştirici düzenleme hem kamu tarafındaki yükü azaltıyor hem de yatırımcı açısından öngörülebilirliği artırıyor. Halihazırda izinlerini tamamlamış yaklaşık 1.000 MW’lık santral portföyü bulunurken, kapasite artışları, ön lisans süreçleri ve yeni YEKA ihaleleriyle birlikte 25.000 MW’ı aşan bir proje stoğu da arkadan geliyor. ÇED süreçlerine ilişkin önemli düzenlemeler zaten daha önce hayata geçirilmişti; EPDK bu alanda ilk adım atan kurum oldu. Orman izinleriyle ilgili talimat yayımlandı, ikincil mevzuat hazırlıkları sürüyor. En kritik başlıklardan biri olan imar planı ve yapı ruhsatı yetkisinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na devredilmesine ilişkin düzenlemenin ise en geç mart ayı sonuna kadar devreye girmesini bekliyoruz. Bu adımlar, sahadaki yatırımların hızlanmasına doğrudan katkı sağlayacak.” ifadelerini kullandı. FİNANSMAN: “DESTEK GÜÇLÜ, SEÇİCİLİK VE ÖZ KAYNAK İHTİYACI ARTIYOR” Konuşmasında, rüzgâr yatırımlarının bugüne kadarki büyümesinde yerli ve yabancı bankaların kritik rol oynadığını belirten, TÜREB Sayman, Finansal Kurum Paydaşlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Çağrı Güven, “Rüzgâr yatırımlarının bugüne kadarki büyümesinde yerli ve yabancı finans kuruluşlarının desteği belirleyici oldu; 15.000 MW’lık kurulu güce ulaşılmasında bankaların proje finansmanı tecrübesi kritik rol oynadı ve pek çok projede %80’e varan kredi, %20 öz kaynak yapılarıyla finansman sağlandı. Ancak 2035 hedeflerine ilerlerken depolamalı projelerin daha yüksek yatırım bütçeleri gerektirmesi, gelir modellerine ilişkin belirsizlikler ve fiyat öngörülerinin zorlaşması finansman tarafında seçiciliği artırıyor. Bazı projelerde yatırımcıdan daha yüksek öz kaynak katkısı talep edilebiliyor. Bu noktada YEKA ve destek mekanizmaları öngörülebilirlik sağlıyor; hedeflere ulaşmak için finans kuruluşlarının güçlü ilgisinin sürmesi büyük önem taşıyor.” dedi. YEKA VE YERLİ AKSAM: “SANAYİNİN TAŞIYICI MEKANİZMALARI” Sanayi başlığında değerlendirmelerde bulunan TÜREB Sanayiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Samet Güldoğan, “YEKA ve yerli aksam destekleri, Türkiye rüzgâr sanayisinin büyümesinde iki temel mekanizma olarak öne çıkıyor. YEKA projelerinde kule, kanat ve jeneratör gibi ana aksamlar için getirilen yerlilik şartları, sanayiye talep sürekliliği sağlıyor ve yerli üretimi güçlendiriyor. Depolamalı projelerde yerli aksam kullanan yatırımcılar ek desteklerden faydalanıyor; mekanizmada yapılan güncellemeler olumlu olmakla birlikte kapsayıcılığın artırılması sanayinin ivmesini daha da yükseltecektir. Sanayi Bakanlığı’nın yatırım teşvikleri ile Ticaret Bakanlığı’nın koruyucu tedbirleri, yerli rüzgâr sanayisinin gelişimine önemli katkı sunuyor.” dedi. OFFSHORE RÜZGÂR: “HEDEF 5 GW, İLK PROJELER 2030’A KADAR” Deniz üstü rüzgâr başlığında konuşan TÜREB Deniz Üstü Rüzgar Enerjisinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman, “Türkiye’nin 2035 perspektifinde 5 GW deniz üstü rüzgâr hedefi bulunuyor ve bu hedef doğrultusunda teknik çalışmalar sürüyor. Dünya Bankası finansmanıyla Marmara Denizi’nde yürütülen ölçüm kampanyasında ilk ölçümler 2025 Mart’ında başladı; 2026 ilkbaharında tamamlanmasıyla birlikte finansmana uygun fizibilite altyapısı güçlenecek. Ancak 5 GW hedef için Marmara’daki kapasite tek başına yeterli değil; bu nedenle yatırımcı belirsizliklerini azaltacak, ölçüm almadan da kapasite tahsisine imkân tanıyan inovatif modeller üzerinde çalışılıyor. Amaç, deniz üstü rüzgârda ilk projelerin planlandığı şekilde 2030’a kadar hayata geçirilmesi.” dedi.

CW Enerji Tarımda Enerji Verimliliği ve Sürdürülebilirlik İçin Çözüm Olanaklarını Anlattı Haber

CW Enerji Tarımda Enerji Verimliliği ve Sürdürülebilirlik İçin Çözüm Olanaklarını Anlattı

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş hücresi ve panel üreticilerinden biri olan CW Enerji, yenilenebilir enerji alanındaki bilgi birikimini tarım sektörüyle paylaşmaya ve katkı sağlamaya devam ediyor. Sürdürülebilir bir gelecek hedefiyle hareket eden CW Enerji, tarımsal üretimde enerji verimliliğini artıran ve çevresel etkileri azaltan çözümleriyle tarım sektöründe yenilikçi ve sürdürülebilir uygulamaların yaygınlaşmasına katkı sunuyor. Bu vizyon doğrultusunda, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğiyle CW Enerji ev sahipliğinde düzenlenen “Yenilenebilir Enerjinin Geleceği ve Tarımda Kullanım Olanakları” başlıklı çalıştayda, güneş enerjisinin tarımsal üretimde sunduğu fırsatlar kapsamlı şekilde ele alındı. Kamu, akademi ve sektör temsilcilerini bir araya getiren etkinlik, tarımda sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği odağında önemli bir bilgi paylaşım platformu sundu. Program, katılımcıların CW Enerji showroom alanı ile CW SolarCell ve CW alüminyum üretim hatlarını kapsayan tesis gezileriyle başladı. Üretim süreçlerini yakından inceleme fırsatı bulan katılımcılar, yerli, inovatif enerji teknolojileri hakkında detaylı bilgi aldı. Güneş enerjisi tarım sektörü için stratejik bir değer taşıyor Etkinliğin açılışında bir konuşma yapan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, yenilenebilir enerji alanındaki güçlü bilgi birikimi ve teknolojik altyapılarını tarım sektörüyle buluşturmaya devam ettiklerini söyledi. Tarım sektörüne yönelik geliştirdikleri sistemleriyle de fark yarattıklarına dikkat çeken Sarvan, “Güneş enerjisi tarım sektörü için stratejik bir değer taşıyor. Biz de geliştirdiğimiz sistemlerle tarımda verimlilik artışı ve çiftçilerin enerji maliyetlerinin azaltılmasını hedefliyoruz. CW Enerji olarak, ürettiğimiz ürünlerle tarım ekosistemine de katma değer sağlamayı amaçlıyoruz. Tarımsal üretimde enerji maliyetlerinin düşürülmesi, verimliliğin artırılması ve çevresel etkilerin azaltılması, sürdürülebilir gelecek vizyonumuzun temel unsurları arasında yer alıyor. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz çözümlerle; sulama sistemlerinden seracılığa, depolama alanlarından tarımsal işletmelere kadar geniş bir ölçekte güneş enerjisinin etkin kullanımını destekliyoruz” dedi. CW Enerji’nin AR-GE ve üretim gücü sayesinde tarım odaklı uygulamaları hayata geçirdiklerini ifade eden Sarvan, şunları kaydetti: “Tarıma yönelik sistemlerimizle çiftçilerimizin enerjiye daha erişilebilir ve sürdürülebilir şekilde ulaşmasını sağlıyoruz. Tarım alanlarında enerji bağımsızlığını güçlendiren projelerimizle hem üreticilerimizin rekabet gücünü artırıyor hem de ülkemizin yeşil dönüşüm hedeflerine katkıda bulunuyoruz. Güneş enerjisinin tarımda yalnızca bir enerji kaynağı değil; aynı zamanda ekonomik, çevresel ve sosyal bir değer yarattığına da inanıyoruz. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu buluşmayı, bilgi paylaşımını güçlendiren ve tarımda yenilenebilir enerji farkındalığını artıran önemli bir adım olarak görüyoruz. CW Enerji olarak, bundan sonra da tarım sektörüyle birlikte hareket ederek sürdürülebilir üretim modellerinin yaygınlaşmasına öncülük etmeye devam edeceğiz.” Uzman akademisyenlerden tarımda güneş enerjisi ve teknoloji odaklı sunumlar Program kapsamında Türkiye’nin güneş enerjisi potansiyeli, enerji depolama sistemleri, fotovoltaik panellerin tarımda kullanımı, solar sulama çözümleri, sera uygulamaları, ısı pompası sistemleri, off-grid tarımsal çözümler ve tarımda dijital dönüşüm başlıklarında uzman akademisyenler ve CW Enerji yöneticileri tarafından sunumlar gerçekleştirildi. Akdeniz Üniversitesi ve ODTÜ GÜNAM’dan akademisyenlerin de katılım sağladığı seminerde, güneş enerjisinin tarımsal üretimde iklimlendirme, sulama ve enerji bağımsızlığı gibi alanlarda sağladığı avantajlar paylaşıldı. CW Enerji yetkilileri, tarım sektöründe yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılmasının hem üreticilerin rekabet gücünü artıracağını hem de çevresel etkilerin azaltılmasına katkı sağlayacağını vurguladı. Ayrıca bu etkinlikte, Türkiye’de fotovoltaik enerji sistemlerin tarımsal uygulamalara entegrasyonu için mevzuat altyapısının oluşturulmasına yönelik ortak çalışmaların da tohumları ekildi. Etkinlik, katılımcılar arasında gerçekleşen değerlendirmelerle sona erdi. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır.

Türkiye’den Karadağ’a Uzanan Teknoloji ve Yaşam Vizyonu Haber

Türkiye’den Karadağ’a Uzanan Teknoloji ve Yaşam Vizyonu

Podgorica’da yer alan üretim tesisi ve showroomunda kullanıcılarla buluşturulan bu yeni nesil yaşam alanları, ziyaretçilere “geleceğin evi” olarak tanımlanan konseptin nasıl çalıştığını birebir deneyimleme imkânı sunuyor. Modüler mimari anlayışıyla tasarlanan Akıllı Tiny House’lar, 18 m²’den 1000 m²’ye kadar farklı ihtiyaçlara göre ölçeklenebiliyor; bireysel yaşamdan sürdürülebilir köy modellerine kadar geniş bir kullanım alanı sağlıyor. Yerli mühendislik altyapısıyla hayata geçen bu yapılar, ekolojik yapı malzemeleriyle üretiliyor ve doğayla uyumlu bir yaşam alanı sunuyor. Güneş enerjisiyle kendi elektriğini üretebilen, şebekeden bağımsız çalışabilen sistemler; atık su yönetimi, akıllı ısıtma-soğutma çözümleri ve IoT tabanlı uzaktan yönetim altyapısıyla destekleniyor. Taşınabilir ve modüler yapısıyla istenilen lokasyona uyarlanabilen bu evler, sürdürülebilir mimarinin ötesinde akıllı ev yaşamının sahadaki karşılığını temsil ediyor. Akıllı Tiny House’lar, kullanıcı ihtiyaçlarına göre 60 ila 75 gün arasında teslim ediliyor. “Türkiye’de geliştirdiğimiz akıllı sistemleri Balkan coğrafyasında sahaya taşıyoruz.” Nu Steel House CEO’su Ayşe Nur Alkaya, projeyle ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Bugün dünyada sıkça konuşulan akıllı tiny house kavramını, teoride değil; sahada çalışan ve yaşanabilir örneklerle hayata geçiriyoruz. Güneş ve rüzgar enerjisiyle kendi elektriğini üreten, taşınabilir ve şebekeden bağımsız çalışan bu yapıları yalnızca üretmekle kalmıyor; Podgorica’da kurduğumuz showroomda kullanıcı deneyimine açıyoruz. Bu projeyle amacımız yalnızca konut üretmek değil; geliştirdiğimiz mühendislik, yazılım ve enerji çözümlerini entegre bir yaşam modeline dönüştürmek. Grup şirketimiz Nu Teknoloji’nin geliştirdiği akıllı elektrik sayaçları, sokak aydınlatma armatürleri, güneş enerjili akıllı şehir bankları, hava kalitesi ölçüm cihazları ve enerji depolama sistemleriyle tam uyumlu çalışan bir yapı ortaya koyduk. Böylece tiny house’lar yalnızca fiziksel yapılar olmaktan çıkıyor; enerji üreten, veriye dayalı çalışan ve uzaktan yönetilebilen akıllı yaşam alanlarına dönüşüyor. Bu yaklaşım, yalnızca ürün ihracı değil; aynı zamanda bilgi, mühendislik ve vizyon ihracı anlamı taşıyor. Enerji, yazılım ve yapının tek bir ekosistemde buluştuğu bu model, Balkanlar’da örnek teşkil eden bütüncül bir yapı sunuyor ve dünyada bir ilk olma özelliği taşıyor” “Bu model, şehirlerin geleceği için yeni bir referans oluşturuyor” Alkaya sözlerine şöyle devam etti: “Yeni nesil yaşam modellerine yönelik ilginin giderek arttığını görüyoruz. Sunduğu sürdürülebilirlik, enerji bağımsızlığı ve dijital yönetim imkânları; özellikle belediyeler ve yerel yönetimler açısından dikkat çekici bir çözüm sunuyor. Yaptığımız görüşmeler, bu alanda kamu tarafında da güçlü bir farkındalık oluştuğunu gösteriyor. Afet ve olağanüstü durumlar için yeni nesil bir yaşam altyapısı Bu model, yalnızca sürdürülebilirlik ve konfor perspektifiyle değil; afetler ve olağanüstü durumlar için sunduğu çözümlerle de dikkat çekiyor. Şebekeden tamamen bağımsız çalışabilen enerji altyapısı sayesinde Akıllı Tiny House’lar, elektrik kesintilerinin yaşamı durdurduğu senaryolarda dahi kesintisiz enerjiye erişim sağlıyor. Güneş enerjisi, enerji depolama sistemleri ve akıllı yönetim altyapısıyla desteklenen bu yapılar; kriz anlarında barınma, enerji ve temel yaşam ihtiyaçlarını 7/24 sürdürülebilir hale getiriyor. Bu yönüyle Nu Steel House’un geliştirdiği model, afet sonrası geçici çözümlerin ötesine geçerek; dirençli, kendi kendine yetebilen ve yönetilebilir yeni nesil yaşam alanları için güçlü bir referans oluşturuyor. Nu Steel House olarak, bireylere yönelik çözümlerin ötesinde; şehirleşmenin geleceğine, akıllı şehir vizyonuna ve sürdürülebilir yerleşim modellerine katkı sunmayı hedefliyoruz. Modüler, ölçeklenebilir ve teknolojiyle entegre bu yapıların, önümüzdeki dönemde şehir planlamasında daha fazla yer bulacağına inanıyoruz.”

Üçay Mühendislik’ten Sıfır Karbon Binalar İçin Entegre Enerji Çözümleri Haber

Üçay Mühendislik’ten Sıfır Karbon Binalar İçin Entegre Enerji Çözümleri

Türkiye’nin enerji verimliliği ve sürdürülebilir teknoloji alanındaki öncü şirketlerinden Üçay Mühendislik, sıfır karbon bina hedeflerine ulaşmak için akıllı ve entegre çözümleri kamuoyuyla paylaştı. Sıfır karbon binalara yönelik dönüşümde ısı pompaları, güneş enerjisi sistemleri (GES) ve elektrikli araç şarj altyapılarının kritik rol oynadığını belirten Üçay Mühendislik İcra Kurulu Başkanı ve CEO’su Turan Şakacı, "Güneş enerjisi sistemleri sıfır karbon bina konseptinin temel bileşenlerinin başında geliyor. GES çözümleri; binaların kendi enerjisini üretmesine, ihtiyaç fazlasını şebekeye geri satmasına ve uzun vadeli maliyet avantajı elde etmesine imkân tanıyor. Bir diğer önemli sistem olan ısı pompaları ise doğadaki mevcut enerjiyi kullanarak yüksek verimle çalışırken hem konut hem ticari yapılarda karbon salımını ciddi ölçüde azaltıyor” dedi. Elektrikli araç kullanımındaki artışın tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sıfır karbon stratejisinin merkezine yerleştiğini vurgulayan Şakacı, GES ile entegre çalışan akıllı şarj istasyonlarının sürdürülebilir ulaşımın temel unsurlarından biri hâline geldiğini kaydetti. “Sıfır karbon bina ve e-mobilite dönüşümünün liderlerinden olmak istiyoruz” Üçay Mühendislik olarak “enerjide verimlilik, çevrede sürdürülebilirlik” yaklaşımını benimsediklerini ifade eden Şakacı, Türkiye’de sıfır karbon bina ve e-mobilite dönüşümünün liderlerinden biri olmayı hedeflediklerini söyledi. Mesken tipi GES kurulumları ve elektrikli araç şarj istasyonu başta olmak üzere akıllı bina teknolojilerine yönelik tüm çözümleri alanında uzman mühendislik ekipleriyle uçtan uca gerçekleştirdiklerini vurgulayan Şakacı, sensör destekli otomasyon teknolojileri sayesinde iklimlendirme sistemlerinde gerçek zamanlı enerji optimizasyonu sağladıklarını ve kullanıcı dostu kontrol sistemleriyle gereksiz enerji tüketiminin önüne geçtiklerini vurguladı. Sıfır karbon yaşam modeli: ZeroHouse Üçay Mühendislik’in sürdürülebilirlik vizyonunun amiral projelerinden olan ZeroHouse’un şirket tarafından geliştirilen bütünleşik bir mühendislik yaklaşımı olduğunu vurgulayan Turan Şakacı, ZeroHouse’u, enerji tüketiminden ulaşım çözümlerine kadar tüm süreçleri kapsayan ve karbon izini minimuma indirmeyi hedefleyen yenilikçi bir bina modeli olarak tanımlıyor. Turan, “ZeroHouse konseptinde, yapıların ısıtma, soğutma ve sıcak su ihtiyaçları ısı pompası sistemleri, VRF teknolojileri ve yerden ısıtma çözümlerinin birlikte kullanılmasıyla yüksek verimlilik sağlanıyor. Gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda elektrikli araç şarj altyapısı da konseptin ayrılmaz bir parçası olarak projeye entegre ediliyor. Konsept kapsamında gereken elektrik enerjisi fotovoltaik paneller aracılığıyla güneşten üretiliyor; böylece fosil yakıtlara bağımlı olmayan, kendi enerjisini üreten ve karbon salımını sıfırlayan bir yapı modeli ortaya çıkıyor” dedi. Şakacı, ZeroHouse’un yalnızca bugünün değil, geleceğin standartlarını belirleyen bir yaklaşım olduğunu belirterek, projenin hem çevresel sürdürülebilirliği desteklediğini hem de kullanıcılarına uzun vadeli tasarruf ve enerji bağımsızlığı sağladığını vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.