Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji Bağımsızlığı

Kapsül Haber Ajansı - Enerji Bağımsızlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Bağımsızlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AKO Grup’tan Yıllık 45,7 Milyon kWh’lik Yenilenebilir Enerji Üretimi Haber

AKO Grup’tan Yıllık 45,7 Milyon kWh’lik Yenilenebilir Enerji Üretimi

Türkiye’de sanayi üretimi, artan enerji maliyetleri ve küresel fiyat dalgalanmalarıyla daha kritik bir sürece girerken; enerji yönetimi şirketler için temel bir rekabet unsuru haline geldi. Bu dönemde kendi enerjisini üreten ve tüketimini optimize eden üretim modelleri hem maliyet kontrolü hem de sürdürülebilirlik açısından en etkili çözüm olarak öne çıkıyor. AKO Grup da bu dönüşümün bir parçası olarak enerji yönetimini güçlendiren yatırımlarıyla dikkat çekiyor. Grup, Petlas, AKO Grup Aküleri, AKO Jant ve Ömrünü Tamamlamış Lastik (ÖTL) Geri Dönüşüm Tesisi’nde hayata geçirilen GES yatırımları 'kendi enerjisini üreten üretim modeli'ni gerçeğe dönüştürüyor. Enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü yenilenebilir kaynaklardan karşılayan bu yaklaşım; yalnızca maliyet avantajı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda karbon azaltım hedefleri ve uzun vadeli rekabet gücü açısından da stratejik bir dönüşümü ifade ediyor. “Enerjimizin yüzde 40’ını güneşten karşılıyoruz” AKO Grup Yönetim Kurulu Üyesi S. Safa Özcan, enerji yatırımlarına ilişkin açıklamasında “Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımları, üretim süreçlerimizin sürdürülebilirliği açısından önemli bir rol oynuyor. Hayata geçirdiğimiz GES projeleriyle hem karbon ayak izimizi azaltmayı hem de enerji kaynaklarını daha verimli kullanmayı hedefliyoruz. ÖTL Geri Dönüşüm Tesisi’nde enerji ihtiyacımızın yaklaşık yüzde 40’ını güneş enerjisinden karşılıyor olmamız, bu yaklaşımımızın somut örneklerinden biri. Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilir üretim anlayışımız doğrultusunda enerji verimliliği odaklı yatırımlarımıza devam etmeyi amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı. Enerji ve çözüm modeli: Kendi enerjisini üreten sanayi yapısı AKO Grup’un enerji stratejisi; üretim süreçlerinde enerji verimliliğini artıran, kendi elektriğini üreten ve enerji maliyetlerindeki dalgalanmalara karşı dayanıklı, sürdürülebilir bir yapı üzerine şekilleniyor. Grup genelinde devreye alınan GES yatırımlarıyla yıllık yaklaşık 45,7 milyon kWh elektrik üretimi gerçekleştirilirken, bu sayede yılda yaklaşık 2 bin 161 ton CO₂e emisyon azaltımı sağlanıyor. Tüm fabrikalarda tamamlanan GES projeleriyle birlikte, toplam 310 bin metrekare kurulu alan üzerinde yılda 40.000 MWh elektrik üretim kapasitesine ulaşıldı. Bu üretim, tesislerin toplam enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 20’sini yenilenebilir kaynaklardan karşılama imkanı sunuyor. Özellikle Ankara’daki ÖTL Geri Dönüşüm Tesisi’nde kurulan 1.476 kW AC gücündeki sistem ile yılda 2 milyon kWh elektrik üretimi hedefleniyor ve fabrikanın enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 40’ı karşılanıyor. AKO Jant tarafında ise devreye alınan GES yatırımı ile yılda 2,4 milyon kWh temiz enerji üretimi sağlanıyor. Kriz dönemlerinde stratejik avantaj: Enerji bağımsızlığı AKO Grup’un kendi enerjisini üretme modeli sayesinde üretim maliyetleri daha öngörülebilir hale gelirken, enerji arzındaki belirsizliklere karşı operasyonel dayanıklılık da güçleniyor. Özellikle ihracat odaklı üretim modelinde, enerji maliyetlerinin kontrol altına alınması rekabetçiliği doğrudan destekleyen bir unsur olarak öne çıkıyor. AKO Grup’un yaklaşımı, sanayide “enerji bağımsızlığı”nın artık bir tercih değil, stratejik bir gereklilik haline geldiğini ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında 2030 yılına kadar yüzde 58 emisyon azaltımı hedefleyen grup; bu doğrultuda sadece yenilenebilir enerjiye değil; su geri kazanımı, atık yönetimi ve düşük karbonlu ürün geliştirme süreçlerini de eş zamanlı olarak yürütüyor. Ömrünü Tamamlamış Lastik Geri Dönüşüm Tesisi’nin yıllık 75 bin ton lastik işleme kapasitesiyle Türkiye’deki lastik atığının önemli bir kısmını geri kazanması, döngüsel ekonomi yaklaşımının en güçlü örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji ile Karavan ve Yatlarda Kesintisiz Enerji Haber

CW Enerji ile Karavan ve Yatlarda Kesintisiz Enerji

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji’nin ürettiği esnek güneş panelleri karavan, tekne, yat gibi birçok uygulama alanında kullanım avantajına sahip olduğu için ideal bir çözüm sunuyor. Güneş panelleri sayesinde hareket halindeyken bile güneşten elektrik üretilebiliyor. CW Enerji'den Mobil Enerji Devrimi: Güneş Artık Her Yerde CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, AR-GE çalışmaları ile sektörde fark yaratan ürünler tasarlamaya ve güneş enerjisinin sınırlarını genişletmeye devam ettiklerini vurguladı. Güneş panellerinin artık sadece sabit çatılarda değil, hayatın her anında ve her zemininde kullanılabildiğini belirten Sarvan, markanın yeni nesil mobil enerji çözümlerine dikkat çekti. Esnek ve Katlanabilir Çözümlerle Sınırları Aşın Güneş enerjisini geleneksel kalıpların dışına çıkardıklarını ifade eden Sarvan, "Hafif ve dayanıklı malzemelerden ürettiğimiz esnek güneş panellerimiz, aerodinamik yapısı ve bükülebilir özelliği sayesinde karavan, yat ve tekne gibi kavisli yüzeylere mükemmel uyum sağlıyor. Bunun yanı sıra, taşınabilirliği odağa aldığımız katlamalı panellerimiz ile doğa tutkunlarına 'çantada enerji' özgürlüğü sunuyoruz. Kurulum gerektirmeyen bu paneller, kamp alanlarından hobi bahçelerine kadar her yerde güneşin sonsuz gücünü elektrik enerjisine dönüştürüyor” dedi. Güç İstasyonları ile Kesintisiz Enerji Ekosistemi Panellerle üretilen enerjinin verimli bir şekilde depolanmasının önemine değinen Sarvan, CW Enerji’nin bütüncül bir çözüm sunduğunu belirtti. Sarvan, “Mobil Enerji Depolama sayesinde yeni nesil güç istasyonlarımız, güneş panellerinden gelen enerjiyi depolayarak priz arama derdine son veriyor. Çok Yönlü Kullanım özelliği ile laptoplardan soğutuculara, aydınlatma ünitelerinden tıbbi cihazlara kadar tüm elektronik ihtiyaçlar, bu taşınabilir istasyonlar sayesinde doğanın kalbinde bile kesintisiz çalışabiliyor. Böylece sürdürülebilir yaşam sunuyoruz. Tekne, karavan ve prefabrik ev gibi yaşam alanlarında sunduğumuz bu hibrit çözümler, kullanıcılarımıza tamamen bağımsız ve çevreci bir yaşam konforu sağlıyor” diye konuştu. Sarvan, "Güneşten en verimli şekilde yararlanılmasını sağlayan bu ekosistemle, enerjinin olduğu her yerde CW Enerji imzasını görmeye devam edeceksiniz," diyerek AR-GE odaklı büyüme mesajını yineledi. CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, yenilenebilir enerjiye erişimin her geçen gün kritik bir önem kazandığını belirterek, AR-GE çalışmalarıyla güneş enerjisini hayatın her anına entegre ettiklerini vurguladı. Özellikle doğayla iç içe bir yaşamı tercih edenler için "mobil enerji" kavramının bir lüksten ziyade ihtiyaç haline geldiğini ifade eden Sarvan, esnek ve katlanabilir panel çözümlerinin bu noktada sunduğu konfora dikkat çekti. Hareketli Yaşam Tarzı İçin Kusursuz Uyum: Esnek Paneller Esnek güneş panellerinin, geleneksel panellerin montajının zor olduğu alanlarda devrim yarattığını belirten Sarvan, ürünlerin avantajlarını şu sözlerle dile getirdi: "Karavan, tekne ve yat gibi alanlarda yüzeyler her zaman düz olmayabiliyor. Esnek panellerimiz, hafif ve bükülebilir yapısı sayesinde bu kavisli yüzeylere tam uyum sağlayarak estetik ve fonksiyonelliği bir araya getiriyor. Kullanıcılar, araçlarının veya teknelerinin aerodinamiğini bozmadan, bulundukları her yerde kendi enerjilerini üretme imkanına sahip oluyor. Bu, sadece bir teknoloji değil; doğanın kalbinde tam bağımsızlık ve özgürlük anlamına geliyor." Çantadaki Enerji: Katlanabilir Panellerle Pratik Çözümler Taşınabilirlik odaklı geliştirilen katlanabilir panellerin ise kullanıcı deneyimini bir üst seviyeye taşıdığını kaydeden Sarvan, bu teknolojinin kullanım alanlarını şöyle detaylandırdı: Tak-Çalıştır Kolaylığı: Herhangi bir sabit kurulum gerektirmeyen katlanabilir paneller, kampçılar ve outdoor sporlarıyla ilgilenenler için "çantada taşınabilir" bir enerji kaynağı sunuyor. Hafif ve Dayanıklı: Pratik yapıları sayesinde kısa süreli molalarda veya kamp alanlarında saniyeler içinde kurulup enerji üretimine başlayabiliyor. Sektörel Çözümler: Bu teknoloji sadece bireysel kullanıcılar için değil, aynı zamanda turizm ve denizcilik gibi sektörlerin operasyonel ihtiyaçları için de sürdürülebilir ve hızlı çözümler sağlıyor Sürdürülebilir Bir Gelecek ve Enerji Bağımsızlığı Güneş enerjisini sabit yapılarla sınırlı tutmayıp mobil yaşamın bir parçası haline getirmeyi amaçladıklarını söyleyen Sarvan, "Geliştirdiğimiz esnek ve katlanabilir paneller, kullanıcıların çevreye zarar vermeden, temiz ve sürdürülebilir bir kaynaktan yararlanmasına olanak tanıyor. CW Enerji olarak, bireylerin enerji bağımsızlığını güçlendirirken çevresel sürdürülebilirliğe de en üst düzeyde katkı sağlamaya devam ediyoruz” dedi. Yolculuk Sırasında Bile Güneş Enerjisinden Faydalanılıyor Mobil enerji çözümlerine olan talebin artarak devam ettiğini belirten Sarvan, “Özellikle son yıllarda karavan turizmi ve denizcilik alanında yaşanan artış, bu tür inovatif ürünlere olan ihtiyacı da beraberinde getiriyor. Hafif ve esnek yapısıyla öne çıkan panellerimiz, geleneksel çatı ve arazi uygulamalarının ötesine geçerek çok daha geniş kullanım imkanı sunuyor. Yenilikçi tasarıma sahip ürünlerimiz; karavan, yat ve tekne gibi hareketli yaşam alanlarına da rahatlıkla entegre edilebiliyor. Ürettiğimiz esnek güneş panellerimiz hareket halindeyken bile güneş enerjisinden elektrik kullanımına imkan sağlıyor. Bu sayede kullanıcılar, yolculuk sırasında bile güneş enerjisinden faydalanarak elektrik üretebiliyor. Sunduğumuz çözümler, mobil yaşamda enerji ihtiyacını doğa dostu ve sürdürülebilir bir şekilde karşılıyor. Tekne, karavan, yat gibi yerlerde güneş panellerimiz sayesinde diğer cihazlara güç sağlanması mümkün. Güneş panellerimizle kesintisiz elektriğin keyfi sürülebilir”” diye konuştu. Gündüz Depola, Gece Kullan Katlanabilir panellerin sadece gündüz değil, depolama çözümleriyle birlikte gece de hayatı kolaylaştırdığını belirten Sarvan, “Sürekli enerji döngüsü sağlıyoruz. Şöyle ki; gün boyu güneşten aldığı gücü depolayan sistemlerimiz, enerjinin gece de kullanılmasına imkan tanıyarak özellikle uzun yolculuklarda ve kamp aktivitelerinde kritik bir avantaj sunuyor. Gidilen her yer bir enerji istasyonu. Bu sayede kullanıcılar, rotaları neresi olursa olsun kendi elektriklerini üretebilme özgürlüğüne kavuşuyor. Ayrıca çevreci yaklaşım sunuyoruz. Yani doğaya karbon salımı yapmadan, gürültüsüz ve tertemiz bir enerji üretimi sunan bu panellerle, sürdürülebilir bir geleceğe de omuz veriyoruz” dedi. Sarvan, CW Enerji olarak güneşin sınırsız gücünü, en pratik ve taşınabilir formda (katlanabilir panellerle) kullanıcılarla buluşturmaya devam edeceklerini vurgulayarak sözlerini tamamladı. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fatih Kölmek Kalyon Enerji’nin Yeni CEO’su Oldu Haber

Fatih Kölmek Kalyon Enerji’nin Yeni CEO’su Oldu

Ülkemizin enerji bağımsızlığı ve temiz enerji vizyonunun en güçlü temsilcilerinden biri olan; dünyanın sayılı, Avrupa’nın en büyük güneş enerjisi santrali Karapınar GES’i bünyesinde barındıran Kalyon Enerji’nin yeni CEO’su Dr. Fatih Kölmek oldu. Bilkent Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği’nden 2005 yılında mezun olan Kölmek, 2008 yılında aynı bölümde yaptığı yüksek lisansın ardından Michigan Eyalet Üniversitesi’nde Küresel Kamu Hizmetleri Yönetici Programı’nı tamamladı. 2016 yılında ise Hacettepe Üniversitesi’nde ekonomi alanında doktorasını aldı. Enerji sektöründe 20 yılı aşkın deneyime sahip olan Kölmek; kariyerine 2005 yılında başladığı EPDK’da Strateji ve Sektörel Politikalar, Elektrik İletim ve OSB ile Organize Toptan Elektrik Satış Piyasaları birimlerinde Grup Başkanlığı yaptı. Kamu tecrübesinin ardından Birleşmiş Milletler ajansı UNOPS’un Ukrayna’daki enerji piyasasının geliştirilmesi projesini yöneten Kölmek, küresel bir mühendislik ve danışmanlık şirketi olan Tetra Tech bünyesinde de Direktör olarak elektrik piyasası reformunun hayata geçirilmesi, Ukrayna ve Moldova elektrik şebekelerinin ENTSO-E’ye bağlanması, yenilenebilir enerji mekanizmalarının geliştirilmesi gibi önemli projeleri başarıyla tamamladı. Kölmek ayrıca, Özbekistan başta olmak üzere Orta Asya ülkelerindeki elektrik piyasasının geliştirilmesine ve düzenleyici çerçevenin oluşturulmasına yönelik projelere destek verdi. Elektrik piyasasının gelişimi konusunda lisansüstü düzeyde dersler de veren Kölmek, Enerji Düzenleyicileri Bölgesel Birliği (ERRA) ile Uluslararası Enerji Düzenleyicileri Konfederasyonu (ICER) bünyesinde aktif roller üstlenmiş ve çeşitli ülkelerde elektrik piyasası reformu, enerji dönüşümü, yenilenebilir enerjinin geliştirilmesi ve şebeke esnekliği konularında eğitimler vermiştir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Krizinden Çıkışın Yolu Güneş Enerjisinden Geçiyor Haber

Enerji Krizinden Çıkışın Yolu Güneş Enerjisinden Geçiyor

2026 itibarıyla küresel elektrik talebinin 29.000 TWh seviyesini aşacağı öngörüsü, maliyet baskısının kalıcı olduğunu ortaya koyuyor. Bu kapsamda güneş enerjisi, maliyet kontrolü sağlayan, dışa bağımlılığı azaltan ve uzun vadede öngörülebilir bir enerji yapısı sunan en güçlü alternatif olarak öne çıkıyor. Enerji maliyetlerini yönetebilmek için güneş enerjisinin stratejik bir zorunluluk haline geldiğini söyleyen Fronius Türkiye Genel Müdürü Nusret Bilen, "Hem işletmeler hem de konutlar için asıl değer, enerjiyi üretmekten çok onu öngörülebilir ve bağımsız bir yapıda yönetebilmekten geçiyor" diyor. Küresel enerji piyasalarında son dönemde yaşanan gelişmeler, enerji maliyetlerini yeniden en kritik gündem maddelerinden biri haline getirdi. Mart ayında küresel enerji enflasyonunda son 25 yılın en büyük artışının kaydedilmesi ve aylık bazda ortalama %5,5'lik yükseliş görülmesi, enerji fiyatlarındaki dalgalanmanın geçici değil, yapısal bir risk haline geldiğini ortaya koydu. Küresel jeopolitik gelişmeler petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz akışında kritik bir rol oynayarak fiyatları hızla yükselirken, bu gelişmeler Türkiye'de de elektrik ve doğalgaz tarifelerine yapılan yüzde 25'lik artışla doğrudan karşılık buldu. Fronius Türkiye Genel Müdürü Nusret Bilen, küresel gelişmelerin enerji maliyetleri üzerindeki etkisinin her zamankinden daha hızlı hissedildiğine dikkat çekti. Güneş enerjisi, sürdürülebilir ekonominin temel bileşeni Enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmaların bölgesel gelişmelerle sınırlı kalmadığına vurgu yapan Nusret Bilen, "Küresel arz zincirleri ve enerji güvenliği dinamikleri doğrudan fiyatlara yansıyor. Mart ayında küresel enerji enflasyonunda yüzde 5,5'lik artışla son 25 yılın en yüksek seviyesinin görülmesi, bu kırılganlığın ne kadar derinleştiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle petrol ve doğalgaz fiyatlarında yaşanan yükselişin Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde çok daha hızlı hissedilmesi, maliyetlerin kısa sürede yukarı yönlü hareket etmesine neden oluyor. Türkiye'de elektrik ve doğalgaz tarifelerine yapılan yüzde 25'lik artış, enerji yönetiminin artık şirketler ve konutlar için operasyonel bir konu olmaktan çıkıp ülke ekonomisi adına finansal sürdürülebilirliğin temel bileşenlerinden biri haline geldiğini açıkça ortaya koyuyor" dedi. Güneş enerjisi sistemleri fiyat dalgalanmalarına kalkan oluyor Enerji maliyetlerindeki artışın konutlar kadar şirketler üzerindeki etkisinin de giderek derinleştiğini belirten Bilen, "2025 yılında küresel ölçekte yüzde 3,3 artan elektrik talebinin 2026 yılının sonunda yüzde 3,7 seviyesine çıkması bekleniyor. Bu da enerjiye olan ihtiyacın hız kesmeden devam edeceğini gösteriyor. 2026 sonu itibarıyla toplam küresel elektrik tüketiminin 29.000 TWh seviyesini aşacak olması, mevcut sistem üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. Bu durum, fiyatların kısa vadeli gelişmelerden bağımsız, yapısal bir talep artışına bağlı olarak yükseldiğini ortaya koyuyor. Türkiye'de de artan enerji maliyetleri, özellikle enerji yoğun sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Bu noktada şirketlerin üretici konumuna geçmesi büyük önem taşıyor. Güneş enerjisi sistemleri, sunduğu öngörülebilir maliyet yapısı sayesinde işletmelerin uzun vadeli planlama yapabilmesini sağlarken, enerji bağımsızlığı kazandırarak fiyat dalgalanmalarına karşı güçlü bir koruma sunuyor. Bugün geldiğimiz noktada güneş enerjisi, maliyet kontrolü, öngörülebilirlik ve risk yönetimi açısından şirketler ve konutlar için stratejik bir yatırım haline gelmiş durumda" diye konuştu. Güneş enerjisinde yüzde 17'lik kapasite artışı Fronius Türkiye Teknik Müdürü Talha Avcı ise enerji dönüşümünün hızına dikkat çekti. "Küresel ölçekte yenilenebilir enerji yatırımlarının ulaştığı seviyeler, enerji sistemlerinin nasıl yeniden şekillendiğini net bir şekilde ortaya koyuyor" diyen Talha Avcı, şunları söyledi: "Küresel enerji düşünce kuruluşu Ember'in verilerine göre 2025 yılında dünya genelinde güneş ve rüzgar enerjisinde toplam 814 GW'lık yeni kapasite devreye alınması ve bunun yüzde 17'lik bir büyümeye işaret etmesi, dönüşümün hızını açıkça gösteriyor. Bu büyümede özellikle güneş enerjisinin 647 GW ile başı çekmesi ve toplam kurulu gücün 2,87 TW seviyesine ulaşması, teknolojinin erişilebilirliğinin ve yatırım cazibesinin giderek arttığını ortaya koyuyor. Türkiye'de de güneş enerjisi kurulu gücünün 25 GW seviyesini aşması, bu dönüşümün yerel ölçekte de güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Artık güneş enerjisi çevresel bir tercih olmanın ötesinde, enerji maliyetlerini yönetmek isteyen işletmeler ve konut sahipleri için en rasyonel çözümlerden biri haline gelmiş durumda." 'Güneşin gücüyle 24 saat kesintisiz bağlantı' yaklaşımını odağına alıyor Enerji teknolojilerinde entegrasyonun belirleyici rolüne de dikkat çeken Avcı, "Bugün enerji yönetiminde asıl fark yaratan unsur, üretilen enerjinin ne kadar verimli yönetildiği, depolandığı ve ihtiyaç anında kullanılabildiğidir. Bu noktada inverter teknolojileri, enerji depolama sistemleri ve akıllı enerji yönetimi çözümlerinin birlikte çalıştığı entegre yapılar kritik hale geliyor. Fronius olarak geliştirdiğimiz 'Güneşin gücüyle 24 saat kesintisiz bağlantı' yaklaşımıyla, ticari yapıların ve konutların günün her anında enerjiye erişebilmesini sağlayan bütüncül çözümler sunuyoruz. Bu sayede gündüz üretilen enerjinin depolanarak gece saatlerinde de kullanılabilmesi mümkün hale gelirken, enerji maliyetleri daha öngörülebilir ve kontrol edilebilir bir yapıya kavuşuyor" ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MİA Teknoloji’den Türkiye’nin Enerji Geleceğine Stratejik Adım Haber

MİA Teknoloji’den Türkiye’nin Enerji Geleceğine Stratejik Adım

Dört yıllık kapsamlı bir geliştirme takvimi, en az %51 yerli katkı hedefi ve güçlü yatırım vizyonuyla şekillenen proje; yalnızca bir enerji yatırımı olmanın ötesinde, Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığına ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yön veren stratejik bir adım niteliği taşıyor. MİA Teknoloji, “Türkiye Yüzyılı” vizyonu doğrultusunda enerji teknolojileri alanında güçlü ve kalıcı bir konum elde etmeyi hedeflerken, SMR yatırımı ile küresel ölçekte şekillenen yeni nesil enerji ve teknoloji değer zincirinde erken konumlanmayı amaçlıyor. Bu girişim, Türkiye’nin ileri teknoloji üretim kapasitesini artırırken aynı zamanda yerli sanayinin küresel rekabet gücünü de destekleyecek bir kaldıraç görevi görüyor. Küresel iş birliği ile ileri nükleer teknoloji MİA Teknoloji, ileri nükleer teknolojiler alanında uluslararası ölçekte öncü konumda bulunan bir teknoloji sağlayıcı ile teknik iş birliği sürecini başlattı. Bu iş birliği kapsamında geliştirilen çözümler; entegre basınçlı su reaktörü (iPWR) temelli, modüler yapıya sahip ve farklı kurulum senaryolarına uyum sağlayabilecek esneklikte tasarlanıyor. Bu yaklaşım, hem teknolojik derinliği hem de uygulama çeşitliliğini artırarak projeyi küresel standartlara taşıyor. Yapay zeka çağının enerji altyapısı Dijitalleşmenin hız kazandığı, yapay zeka ve veri merkezi yatırımlarının katlanarak arttığı günümüzde, kesintisiz ve düşük karbonlu enerji arzı stratejik bir gereklilik haline geldi. MİA Teknoloji’nin geliştirdiği SMR modeli; organize sanayi bölgeleri ve yüksek işlem gücü gerektiren veri merkezleri için yerinde, ölçeklenebilir ve güvenilir enerji üretimi sağlayarak Türkiye’nin dijital ekonomisini destekleyecek güçlü bir altyapı sunuyor. Yerli sanayi, teknoloji transferi ve entegre ekosistem Proje, yalnızca enerji üretimini değil, aynı zamanda Türkiye’de kapsamlı bir SMR ekosistemi oluşturmayı hedefliyor. Bu doğrultuda yerli sanayinin değer zincirine entegrasyonu, teknoloji transferi süreçlerinin etkin şekilde yönetilmesi ve mühendislik kapasitesinin geliştirilmesi öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Planlanan çalışmalar kapsamında üniversitelerle akademik iş birliklerinin geliştirilmesi, nükleer enerji alanındaki kurum ve kuruluşlarla teknik koordinasyonun sağlanması ve uluslararası uzmanlarla bilgi ve deneyim paylaşımına dayalı ortak çalışmaların yürütülmesi hedefleniyor. Ayrıca proje, çok paydaşlı ve entegre bir yapı içerisinde ilerliyor. Lider Sistem Teknolojileri A.Ş. tarafından kritik tesis güvenliği ve akıllı tehdit tespiti, Global X A.Ş. tarafından regülasyon, lisanslama ve mevzuat süreçleri, Link Bilgisayar A.Ş. tarafından dijital altyapı, entegre yönetim sistemleri ve enerji yazılımları geliştirilecek. Bu bütünleşik yaklaşım ile nükleer enerji projelerine özgü güvenlik, regülasyon, dijitalleşme ve operasyonel süreçlerin uçtan uca, sürdürülebilir ve yüksek standartlarda yönetilmesi hedefleniyor. Düşük karbonlu gelecek ve enerji bağımsızlığı SMR teknolojileri, küresel iklim hedefleri ve enerji arz güvenliği açısından her geçen gün daha stratejik bir rol üstleniyor. MİA Teknoloji’nin bu yatırımı, Türkiye’nin karbon emisyonlarını azaltma hedeflerine doğrudan katkı sağlarken, aynı zamanda enerji alanında dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik güçlü bir adım olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin enerji geleceğinde yeni sayfa MİA Teknoloji’nin başlattığı bu stratejik süreç ileri teknoloji kazanımı, yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir enerji altyapılarının geliştirilmesi açısından kritik bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Şirket, bu vizyoner yatırımla Türkiye’nin enerji dönüşümünde aktif rol almayı ve küresel ölçekte rekabetçi bir teknoloji oyuncusu olmayı kararlılıkla sürdürüyor. “En yüksek güvenlik ve kalite standartlarında yürüteceğiz” MİA Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Ali Gökhan Beltekin konuya ilişkin değerlendirmesinde, “SMR teknolojileri, küresel enerji dönüşümünün en stratejik bileşenleri arasına girmiş durumda. MİA Teknoloji olarak bu alana yaptığımız yatırım, sektörel bir tercihten öte, ülkemizin teknoloji bağımsızlığına ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine duyduğumuz sorumluluğun somut ifadesidir. Uluslararası iş birliklerimiz ve entegre ekosistem yapımızla bu süreci en yüksek güvenlik ve kalite standartlarında yürüteceğiz. Bu yaklaşım, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin enerji ve teknoloji dinamiklerine de yanıt verecek şekilde tasarlanmıştır” ifadelerini kullandı. “Bu proje mühendislik kabiliyetlerimizi ileri taşıyacak” Beltekin konuşmasını şöyle sürdürdü: “Hayata geçirdiğimiz SMR projesi, Türkiye’nin enerji üretim paradigmasını dönüştürme potansiyeline sahip bütüncül bir vizyonun ürünüdür. Yerli sanayimizin bu sürece aktif katılımını sağlayarak, sadece bir enerji yatırımı değil, aynı zamanda yüksek katma değerli bir teknoloji ekosistemi inşa ediyoruz. Bu proje ile mühendislik kabiliyetlerimizi ileri taşıyacak, bilgi birikimimizi derinleştirecek ve ülkemizi nükleer teknolojiler alanında söz sahibi ülkeler arasına taşıyacak güçlü bir zemin oluşturuyoruz. Önümüzdeki dönemde enerji, teknoloji ve dijitalleşmenin kesişim noktasında şekillenecek yeni dünya düzeninde, güçlü altyapılara sahip ülkeler öne çıkacak. MİA Teknoloji olarak biz, bu dönüşümün yalnızca bir parçası değil, aynı zamanda yön vericilerinden biri olmayı hedefliyoruz. Attığımız bu adım; sürdürülebilirlik, güvenlik ve verimlilik ekseninde Türkiye’nin geleceğine yapılan uzun vadeli ve stratejik bir yatırımdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karaman’ın Rüzgarı Enerjiye Dönüşüyor! Haber

Karaman’ın Rüzgarı Enerjiye Dönüşüyor!

Türkiye’nin dört bir yanındaki yenilenebilir enerji yatırımlarıyla yeşil dönüşüme katkı sağlayan Eksim Enerji, rüzgar ve güneş odağındaki büyümesini yeni projelerle sürdürüyor. Şirket yapımı tamamlanan 70 MW kapasiteli Karaman RES projesiyle, 110 bin hanenin enerji ihtiyacının karşılanması planlıyor. Geçtiğimiz yıl Türkiye’de Geyve RES ve Tokat RES kapasite artışı ile birlikte Yozgat RES, Viranşehir GES, Ukrayna’da Skole RES yatırımlarını devreye alan Eksim Enerji, 2026 yılı başında ise Susurluk RES, Hasanbeyli RES, Ovacık RES kapasite artışı ile Karaman RES yatırımını da başarıyla tamamladı. Bu sayede şirket yeni nesil, yüksek verimli 46 türbinle birlikte GES santralini devreye alarak toplam 515,7 MW’lık kurulu güç artışı gerçekleştirdi. Devreye giren santralleri ile rüzgar enerjisinde Türkiye’nin ilk 3 şirketi arasına girdiklerinin altını çizen Eksim Enerji CEO’su Arkın Akbay şunları söyledi: “Yoğun bir çalışmayla yeni güneş ve rüzgar enerjisi santrallerimizi ve kapasite artışlarımızı devreye almayı başardık. Son olarak Karaman RES’in tamamlanmasıyla birlikte farklı coğrafyalarda yürüttüğümüz yatırımlarımızda önemli bir eşiği daha geride bıraktık. Önümüzdeki dönemde ise ülkemizdeki portföyümüzü depolamalı elektrik üretim tesisleri, kapasite artışları ve bütünleşik güneş enerjisi tesisleri ile geliştirmeyi hedefliyoruz. Yurt dışında da Gürcistan’daki GES yatırımımızı devreye alma aşamasındayız. Doğudan batıya yenilenebilir enerji köprüsü olma hedefimizi üretim tesislerimizle güçlendiriyoruz.” “1,4 milyon ton karbon salımını engelledik” 2025’te elektrik üretimini 960 bin hanenin ihtiyacına denk olan 2,3 milyar kWh seviyesine taşıdıklarını ve 1,4 milyon ton karbon salımının önüne geçtiklerini söyleyen Akbay, “İklim krizinin etkileri ve fosil kaynakların tedarik zincirindeki kırılganlık her geçen gün daha belirgin hale geliyor. Enerji bağımsızlığının önemi artıyor. Böyle bir süreçte Türkiye’nin artan enerji ihtiyacına temiz, yerli, esnek ve güvenilir bir üretim yapısıyla yanıt vermek, kalkınmanın sürekliliği ve sürdürülebilirlik açısından stratejik bir zorunluluk haline geldi. Biz de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2035 Enerji Vizyonu doğrultusunda, yenilenebilir enerji kapasite artışını üretim sahasının ve ekipmanının verimliliğiyle yüksek emre amadelikle birlikte gerçekleştiriyor, enerji dönüşümündeki öncü rolümüzü bu stratejik odakla kuvvetlendirmeye devam ediyoruz” dedi. “COP31’de yenilenebilir enerji yatırımlarının önemi bir kez daha ortaya çıkacak” Kasım ayında Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek COP31’de ülkemizdeki yenilenebilir enerji yatırımlarının öneminin bir kez daha ortaya çıkacağını belirten Arkın Akbay, “Uzun süredir gündemden düşmeyen iklim diplomasisi ve enerji bağımsızlığı jeopolitik gelişmelerle yeni bir boyuta ulaştı. Yerli ve uluslararası kaynaklardan sağlanacak ekonomik finansman kaynakları ile fosil kaynakları azaltıcı yönde enerji dönüşümü, yüksek katma değerli sanayi politikamızla bütünleşecek şekilde verimliliği artıran, toplam maliyeti düşüren kendini kanıtlamış teknoloji yatırımları birbirini destekleyerek sağlıklı büyümeyi güvence altına alıyor. Enerjiye uygun maliyetle erişimin güvence altına alınması ile toplumun refahının artması ve sürdürülebilir şekilde korunması için daha hızlı ve daha güvenli uygulama adımları atmamız elzem. COP31, bu çok katmanlı gündemin açık bir çerçevede ele alınmasına katkı sunarken, bu yolda taahhüt vermiş ülkelerin vizyonlarının yanı sıra uygulamaları ile de değerlendirileceği bir platform niteliği taşıyor. Dolayısıyla bu zirve, Türkiye’nin doğru politikalarının uygulamaya dönüştürdüğü yenilenebilir enerji yatırımları ile ekonomik rekabetçiliğinin yanı sıra sürdürülebilir kalkınmaya katkısını ve küresel iklim diplomasisindeki ağırlığını daha görünür hale getirmesi açısından son derece büyük önem taşıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji Yeni Plus Bayileri ile Türkiye’nin Dört Bir Yanında Haber

CW Enerji Yeni Plus Bayileri ile Türkiye’nin Dört Bir Yanında

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, yeni nesil bayilik yapılanmasıyla büyümesini sürdürüyor. İş ortaklarına daha güçlü bir altyapı sunmak ve sürdürülebilir enerji çözümlerini ülke geneline yaymak amacıyla hayata geçirilen CW Enerji Plus Bayileri zinciri Konya, Sakarya, Bursa ve Ankara illerinde hizmete açıldı. CW Enerji’nin yeni konsept bayilik modeli olan Plus Bayileri hem bireysel hem de kurumsal müşterilere güneş enerjisinden depolamaya, ısı pompalarından araç şarj istasyonlarına, beyaz eşya entegreli solar akıllı ev sistemlerine kadar geniş bir ürün gamında entegre enerji çözümleri sunuyor. Tarık Sarvan: Türkiye’nin Her Bölgesine Sürdürülebilir Enerji Taşıyoruz CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, yeni açılan Plus Bayilerin sadece bir satış noktası değil, aynı zamanda yenilenebilir enerji deneyim merkezleri olarak konumlandığını söyledi. Sarvan, “CW Enerji olarak, Türkiye’nin her bölgesine sürdürülebilir enerji teknolojilerini ulaştırma hedefiyle yol almaya devam ediyoruz. Bu vizyon doğrultusunda oluşturduğumuz Plus Bayi yapılanmamız ile iş ortaklarımızla birlikte daha çevik, daha güçlü ve daha yenilikçi bir yapı inşa ediyor; yerel gücü ulusal bir enerji dönüşümüne dönüştürüyoruz. Bu büyüme sürecimizi daha da ileri taşıyarak çok yakında Denizli, Hatay, İzmir, Bodrum, Diyarbakır, Antalya, Gaziantep, Mardin, Kahramanmaraş ve Adana illerinde Plus Bayilerimizi hayata geçireceğiz. Kayseri ilinde ise CW Enerji Bayilik konseptiyle faaliyetlerimizi sürdürecek, bölgedeki varlığımızı güçlendirmeye devam edeceğiz. Amacımız; Türkiye genelinde yaygın, güçlü ve sürdürülebilir bir bayi ağı oluşturarak yenilenebilir enerjiye erişimi kolaylaştırmak, yerel ekonomilere katkı sağlamak ve ülkemizin enerji bağımsızlığı yolculuğuna değer katmak” dedi. Plus Bayiler fark yaratan merkezler olarak konumlandı Plus Bayilere operasyonel destek, avantajlı tedarik koşulları, eğitim programları ve ortak pazarlama faaliyetleri gibi birçok avantaj sunduklarını belirten Sarvan, bu sayede CW Plus Bayilerinin CW Enerji’nin güçlü markası altında çok daha etkin, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde hizmet verebileceğini kaydetti. CW Plus Bayilerinin yalnızca ürünlerin sergilendiği alanlar değil, kullanıcıların enerji sistemlerini dokunarak, gözlemleyerek ve deneyimleyerek tanıyabileceği özel konsept mağazalar olduğunu ifade eden Sarvan, “Bizim için Plus Bayilik sistemi, sadece bir dağıtım kanalı değil; bilgi paylaşımının, inovasyonun ve güvenin esas alındığı bir iş ortaklığı modelidir. Plus Bayilerimiz aynı zamanda müşteri memnuniyetini önceliklendiren, danışmanlık ve satış sonrası hizmetleriyle fark yaratan merkezler olarak konumlandı. Her yeni açılış, bu dönüşüm yolculuğumuzda atılmış yeni bir adımdır. Konya, Sakarya, Bursa ve Ankara’daki bayilerimiz bu yapının başarılı temsilcileri oldular. Bunun yanında çok yakında Denizli, Hatay, İzmir, Bodrum, Diyarbakır, Antalya, Gaziantep, Mardin, Kahramanmaraş illerinde de Plus Bayilerimiz ile faaliyete başlayacağız ve böylece CW Enerji’nin kullanıcı deneyimini yeniden tanımlayan bu yenilikçi modelimizi Türkiye’nin dört bir yanına taşımaya devam edeceğiz. Ayrıca Kayseri’de de CW Enerji Bayilik konseptiyle faaliyetler devam edecek. Bu genişleme hamlesi, müşterilerimizin teknolojiye daha kolay erişmesini sağlayarak güneş enerjisiyle tanışma süreçlerini hızlandıracak. Her yeni Plus Bayimiz bulunduğu bölgede sürdürülebilir enerji kültürünün gelişmesine katkı sunan bir buluşma noktası olarak konumlanacak” diye konuştu. Deneyim odaklı hizmet anlayışı Yeni açılan Plus Bayilerin bölgesel enerji ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, güneş paneli sistemleri, ısı pompaları, enerji depolama çözümleri, araç şarj üniteleri ve solar akıllı ev sistemleri gibi ileri teknoloji ürünleri kullanıcılarla buluşturacağını dile getiren Sarvan, ziyaretçilerin bu merkezlerde CW Enerji’nin inovatif ürünlerini deneyimleyebileceğini, enerji verimliliğine dair teknik destek ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanabileceğini kaydetti. Sarvan, Plus Bayilerin yalnızca satış değil, aynı zamanda bilinçlendirme ve deneyim odaklı bir hizmet anlayışıyla faaliyet göstereceğini belirterek, “Enerji teknolojilerini yerinde deneyimleyen kullanıcılar, kendi ihtiyaçlarına en uygun çözümleri uzman ekiplerimizle birlikte belirleyebilecek. Böylece müşterilerimiz için sürdürülebilir enerjiye geçiş süreci çok daha kolay ve verimli hale gelecek. CW Enerji olarak hedefimiz, her bir Plus Bayimizi bulunduğu şehirde enerji dönüşümünün kalbi haline getirmek. Önümüzdeki dönemde de Türkiye’nin farklı illerinde yeni Plus Bayi açılışlarına devam edeceğiz. Her ilde oluşturduğumuz bu enerji deneyim noktaları sayesinde, yenilenebilir enerjiyi herkes için erişilebilir kılmaya ve Türkiye’nin enerji dönüşümüne öncülük etmeye kararlıyız” dedi. Yerel ekonomiye katkı sağlıyor “CW Enerji olarak bayilik yapılanmamızı, yalnızca bugünün ticari gerekliliklerine cevap veren bir organizasyon yapısı olarak değil, Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecini hızlandıran stratejik bir yayılım modeli olarak konumlandırıyoruz” diyen Sarvan, şunları kaydetti: “Plus Bayilerimiz aracılığıyla yerelde güçlü, merkezde entegre bir yapı kurarak; teknoloji transferini hızlandırıyor, bilgi birikimini sahaya taşıyor ve yenilenebilir enerji farkındalığını artırıyoruz. Her yeni Plus Bayi, bulunduğu şehirde sürdürülebilir enerji kültürünün gelişmesine katkı sağlayan bir referans noktası ve güven merkezi olarak konumlanmaktadır. CW Enerji Plus Bayilik modeli, şirketimizin sürdürülebilir büyüme stratejisinin temel yapı taşlarından birini oluşturuyor. Bu model yalnızca ürünlerin satışını gerçekleştiren bir dağıtım ağı değil; bölgesel kalkınmayı destekleyen, yerel ekonomiye katkı sunan ve enerji dönüşümünü sahada somutlaştıran stratejik bir iş ortaklığı sistemidir. Standartları belirlenmiş konsept mağaza yapısı, güçlü kurumsal kimlik uygulamaları, merkezi eğitim ve operasyon desteği ile Plus Bayilerimiz; CW Enerji’nin kalite, güven ve teknoloji odaklı marka duruşunu Türkiye’nin her noktasında aynı standartta temsil ediyor. Böylece hem kullanıcı deneyiminde bütünlük sağlanıyor hem de sürdürülebilir enerji çözümlerine erişim daha sistemli, daha profesyonel ve daha güvenilir bir yapıya kavuşuyor.” ********** CW Enerji Plus Bayi Hakkında Yeni sistem; teknik ve operasyonel destek, avantajlı tedarik koşulları, eğitim programları ve ortak pazarlama faaliyetleri gibi birçok fırsatı bir arada sunuyor. Bu sayede CW Plus Bayileri, CW Enerji’nin güçlü markası altında çok daha etkin, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde hizmet verebilecek. Yeni bayilik sistemi kapsamında CW Plus Bayileri, CW Enerji’nin çatısı altında belirli ürün gruplarının satış, pazarlama ve satış sonrası destek hizmetlerini yürütme yetkisine sahip olacak. Bu ürün grupları arasında; güneş panelleri, ısı pompaları, on-grid ve off-grid inverter çözümleri, sulama sistemleri için geliştirilen inverterler, kolay yaşam ürünleri, lityum enerji depolama sistemleri, esnek paneller, solar akıllı ev çözümleri ve beyaz eşya ürünleri gibi birçok ürün gamı yer alıyor. Geniş ürün yelpazesi sayesinde CW Plus Bayileri, farklı ihtiyaçlara uygun, yenilikçi ve entegre çözümleri yerel pazarlarda müşterileriyle buluşturma imkânına sahip olacak. CW Enerji, CW Plus’ın Yanı Sıra 6 Farklı Bayi Modeli Daha Sunuyor CW Enerji’nin bayilik sistemindeki dönüşüm sadece CW Plus Bayiliği modeliyle sınırlı kalmıyor; farklı müşteri ihtiyaçlarına ve kullanım alanlarına göre şekillendirilmiş özel konsept bayilik yapıları da oluşturulmuş durumda. CW Enerji bayilik konsepti, on-grid ve off-grid sistemler, akıllı yaşam ürünleri, lityum depolama çözümleri, sulama inverterleri, esnek paneller ve solar akıllı ev çözümleriyle geniş bir ürün gamını kapsıyor. CW Enerji PV Home Solutions konsepti, beyaz eşya ve solar akıllı ev sistemlerinin yanı sıra güneş paneli ürünlerini içeren bir yapıda konumlanıyor. CW Agri bayilik modeli, özellikle tarımsal uygulamalara yönelik solar sulama inverterleri, off-grid çözümler, lityum bataryalar ve panel ürünleri ile farklı enerji ihtiyaçlarına odaklanıyor. Enerji depolama alanına odaklanan CW Storage konsepti ise forklift, transpalet, golf aracı ve temizlik aracı gibi araçlara yönelik özel lityum batarya çözümleriyle ön plana çıkıyor. CW Marine konsepti, denizcilik sektörüne yönelik esnek paneller, özel tasarım güç üniteleri ve off-grid çözümlerle donatılmış yapısıyla öne çıkarken, CW Heat Pump konsepti ise ev tipi, havuz tipi ve endüstriyel tip ısı pompalarıyla sürdürülebilir ısıtma, soğutma ve sıcak su ihtiyacını karşılamaya yönelik çözümlerine odaklanıyor. Bu konsept çeşitliliği sayesinde CW Enerji, farklı sektörlerdeki enerji ihtiyaçlarını karşılayan, esnek ve kapsayıcı bir bayi ekosistemi oluşturmayı hedefliyor. CW Enerji, önümüzdeki dönemde bu yapıyı Türkiye geneline yayarak, 81 ilin tamamında ve yurt dışında da tüm bayi konseptleriyle yer alarak, sürdürülebilir enerji çözümlerini her coğrafyaya ulaştırmayı hedeflemektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rüzgar Enerjisinde Yol Haritası Masaya Yatırıldı Haber

Rüzgar Enerjisinde Yol Haritası Masaya Yatırıldı

Çalıştay, gün boyu süren iki oturumluk program kapsamında rüzgâr enerjisi sektörünün yatırım, işletme ve düzenleyici çerçevesine ilişkin güncel başlıkları ele aldı. Açılış konuşmaları, EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, TÜREB Başkanı Dr. İbrahim Erden ve EPDK Elektrik Piyasası Dairesi Başkanı Deniz Daştan tarafından gerçekleştirildi. Konuşmalarda, rüzgâr enerjisinin Türkiye’nin enerji dönüşümündeki stratejik rolü, yatırım ortamının sürdürülebilirliği ve düzenleyici çerçevenin sektörel ihtiyaçlarla uyumu vurgulandı. 55 MİLYAR DOLARLIK KATKI İÇİN PROJELER KARARLILIKLA TAMAMLANMALI Yenilenebilir enerji yatırımlarında mevcut ilerleme, ön lisans süreçleri ve 2035 hedefleri doğrultusunda yatırımların artırılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz; “Bugün devreye giren ve üretime başlayan santrallerimiz var; ancak ön lisans aşamasında kalıp ilerleyemeyen projelerle de karşılaşıyoruz. Bu durum yalnızca süreci yavaşlatmıyor, aynı zamanda ciddi bir kaynak kaybına da yol açıyor. Oysa planlanan yenilenebilir enerji santrallerinin tamamlanması halinde, önümüzdeki 10 yıl içerisinde yaklaşık 55 milyar dolarlık cari açığın azaltılmasına katkı sağlanması öngörülüyor. Dolayısıyla her projenin zamanında ve sorumluluk bilinciyle ilerlemesi büyük önem taşıyor. Dünya artık sadece üretim miktarına değil; sistem güvenliğini destekleyen, çevreyle uyumlu ve sürdürülebilir enerji üretimine odaklanıyor. Depolama uygulamaları da bu dönüşümün bir parçası olarak hayata geçirilmiştir. 2035 yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşabilmemiz için yatırımların kararlılıkla tamamlanması ve yatırımcıların kendi yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi gerekmektedir” açıklamalarında bulundu. HEDEFLERLE UYGULAMA KAPASİTESİ EŞ ZAMANLI YÖNETİLMELİ Açılış konuşmasında rüzgar enerjisinde yeni dönemin yol haritasının ortak akılla şekillendiğini belirten TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden; “Ülkemizin yenilenebilir enerji hedeflerine baktığımızda, önümüzdeki dönemde başarının anahtarı artık çok nettir: Rüzgâr ve güneş projeleriyle birlikte planlanan enerji depolama yatırımlarının sağlıklı ve öngörülebilir biçimde hayata geçmesi. Depolama, yalnızca ilave kapasite anlamına gelmez; aynı zamanda sistem esnekliği, arz güvenliği ve yenilenebilir kaynakların şebeke ile uyumlu büyümesi demektir. 2022’den bu yana depolamalı projelere yönelik atılan adımlar ve Ulusal Enerji Planı çerçevesinde ortaya konan yaklaşım sektör açısından son derece kıymetlidir. Bugün tarihimizin en büyük yenilenebilir enerji proje stoğunu konuşabiliyorsak, bu büyük ölçüde depolama temelli kapasite tahsisleri ve düzenleyici irade sayesinde mümkün olmuştur. Ancak büyük bir proje stoğuna sahip olmak tek başına başarı değildir. Asıl mesele, bu projelerin zamanında, finansmanla uyumlu ve şebeke kapasitesiyle senkronize biçimde hayata geçirilebilmesidir. Uluslararası örnekler, büyüyen hedeflerle uygulama kapasitesi arasındaki uyumsuzluğun ciddi sistem riskleri doğurabileceğini göstermektedir. Bu nedenle büyüme hedefi ile uygulama kapasitesinin koordineli biçimde yönetilmesi kritik önemdedir” dedi. ARZ GÜVENLİĞİ VE SIFIR KARBON HEDEFLERİNİN ANAHTARI Enerjide arz güvenliği, enerji bağımsızlığı ve sıfır karbon hedefleri doğrultusunda rüzgâr enerjisi ve depolama yatırımları artık yalnızca çevresel değil; ekonomik ve stratejik bir gereklilik olduğunun da altını çizen Erden, “Elbette sahada çözüm bekleyen başlıklarımız da var: bağlantı altyapısının yatırım takvimleriyle uyumu, ön lisans süreleri ve izin süreçlerinin fiili ilerlemeyle daha uyumlu hâle getirilmesi. Bunları dile getirmemizin amacı sorun üretmek değil; çözümün parçası olmak ve süreci birlikte daha sağlam bir zemine oturtmaktır. TÜREB olarak sahadaki gerçekleri görmezden gelmeden ve ihtiyaçları doğru zeminde muhataplarımıza aktarmaya gayret ediyoruz. Aynı zamanda gayretle ülkemizin uzun vadeli çıkarlarına hizmet eden tüm değerli yöneticilerimizle de beraber olmak için çaba gösteriyoruz” açıklamalarında bulundu. KÜRESEL ÖLÇEKTE 5.000 GW’I AŞAN YENİLENEBİLİR DÖNÜŞÜM Açılış konuşmasında, yenilenebilir enerji başta olmak üzere elektrik piyasalarında oldukça dinamik bir piyasa yapısı içerisinde yer alındığını belirten EPDK Elektrik Piyasası Dairesi Başkanı Deniz Daştan; “2015 yılı sonunda dünya genelindeki toplam yenilenebilir kurulu güç yaklaşık 2.000 GW seviyesindeyken, 2025 itibariyle bu rakam 5.000 GW’ı aşmış durumda. Sadece 2025 yılında devreye alınan rüzgâr kapasitesi 150 GW seviyesine ulaştı. Bugün küresel yenilenebilir kurulu gücün yaklaşık 5.500 GW’lık bölümünün yüzde 70’i rüzgâr ve güneş enerjisinden oluşuyor. Artık bu kaynaklar yenilikçi değil, sistemin ana taşıyıcı unsurlarıdır. Batarya tarafında da benzer bir ivme görüyoruz. 2024 yılında 124 GW olan küresel batarya kapasitesi, 2025’te yaklaşık yüzde 43 artışla 180 GW seviyesine yükseldi. 2030 projeksiyonları ise 500 GW eşiğinin aşılacağını gösteriyor. Bu tablo, depolamanın enerji dönüşümünün tamamlayıcı değil, belirleyici bir unsuru haline geldiğini ortaya koyuyor.” 2025 yılında dünyada devreye alınan 150 GW’lık rüzgâr kapasitesinin yaklaşık 2 GW’lık kısmının ülkemize ait olduğunun altını çizen Daştan, “Toplam rüzgâr kurulu gücümüz 15 GW seviyesine ulaşmış durumda. Tahsis edilmiş ancak henüz işletmeye alınmamış 67 GW’lık kapasitenin 24 GW’ı rüzgâr projelerinden, bunun yaklaşık 18 GW’ı ise depolamalı rüzgâr projelerinden oluşuyor. Çalıştay kapsamında bu büyüklüğün sağlıklı ve öngörülebilir biçimde hayata geçirilmesine yönelik mevzuat başlıklarını detaylı şekilde ele alacağız.” RÜZGÂR YATIRIMLARINDA MEVCUT DURUM VE SAHADAKİ UYGULAMALAR MASAYA YATIRILDI Çalıştayın birinci oturumu, “Rüzgâr Yatırım Süreçleri ve İşletmelerle İlgili Güncel Durum ve Beklentiler” başlığıyla, Deniz Daştan moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Oturumda; TÜREB Başkanı Dr. İbrahim Erden, EPDK Kamulaştırma Daire Başkanlığı 2. Başkanı Mehmet Emrah Özsoy, TÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı ve TÜREB Başkan Yardımcısı Erinç Kısa konuşmacı olarak yer aldı. Oturum kapsamında; kamulaştırma süreçleri, lisanslama ve izin mekanizmaları, yatırım sahalarındaki uygulamalar ile işletme dönemine ilişkin güncel başlıklar sektör temsilcilerinin değerlendirmeleriyle ele alındı. RES İŞLETMELERİNDE PİYASA VE MEVZUAT DÜZENLEMELERİ DEĞERLENDİRİLDİ Çalıştayın ikinci oturumu, “RES İşletmelerine Dair Çeşitli Piyasa ve Mevzuat Düzenlemeleri, Güncel Durum ve Beklentiler” başlığıyla, EPDK Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığı Üretim Rüzgar ve Güneş Grup Başkanı Gökay Kütükcü başkanlığında gerçekleştirildi. Oturumda; TÜREB Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Yiğit, EPDK Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığı Organize Toptan Satış Piyasaları Grup Başkanı Metin Sever, TÜREB Yönetim Kurulu Üyesi Necip Fazıl Bakır ve TÜREB Yönetim Kurulu Üyesi Murat Kirazlı konuşmacı olarak yer aldı. Oturum kapsamında, rüzgâr enerjisi santrallerinin işletme döneminde karşılaşılan piyasa uygulamaları, mevzuat düzenlemelerinin sahaya yansımaları ve önümüzdeki döneme ilişkin düzenleyici çerçeveye dair beklentiler detaylı şekilde ele alındı. Katılımcılar, RES işletmelerinin karşılaştığı güncel başlıkları doğrudan düzenleyici otorite ile paylaşma imkânı bulurken, piyasa yapısının etkinliği ve öngörülebilirliğinin artırılmasına yönelik değerlendirmeler yapıldı. TÜREB üyeleri ile EPDK yetkililerinin aktif katılım sağladığı çalıştay, sektörün önceliklerinin doğrudan düzenleyici kurum nezdinde aktarılmasına imkân sundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Artan Yatırımlar Rüzgardan Elektrik Üretimi Rekorlarını Getirdi Haber

Artan Yatırımlar Rüzgardan Elektrik Üretimi Rekorlarını Getirdi

Verileri değerlendiren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Her geçen gün artan yenilenebilir kurulu gücümüzle yeni rekorlara imza atıyoruz. 2026 yılına da rekorla başladık. Rüzgârdan elektrik üretimi, 3 Ocak’ta 259 bin 76 MWh ile günlük bazda en yüksek üretim rakamına ulaştı” dedi. TÜREB (Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği) Başkanı Dr. İbrahim Erden de bu kapsamda yaptığı değerlendirmede rüzgar enerjisi santrallerinden elektrik üretiminin kurulu güçteki artışla birlikte her yıl yeni rekorlar kırdığını ve toplam elektrik üretimindeki payının arttığının altını çizerek, 2025’in izin süreçleri ve yatırımlar için bir hazırlık yılı, 2026 yılının ise ise rüzgar santrallerini devreye alma, ilk depolamalı tesisleri hayata geçirme ve sanayide somut sonuçlar görme yılı olarak öngördüklerini aktardı. RÜZGAR ENERJİSİNDE KURULU GÜÇ VE ÜRETİM ARTIŞI HIZLANACAK Rüzgar enerjisinden elektrik üretimi Ocak ayının ilk haftasında günlük bazda üretim rekoru kırdı. Artan rüzgar üretimi Ocak ayının ilk haftasında rüzgar enerjisinin toplam elektrik üretimindeki payı da artan üretimin etkisiyle birlikte yüzde 20’nin üzerinde gerçekleşti. Rüzgar enerjisi santrallerinin Ocak ayının ilk haftasındaki üretim rekoruna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden, son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmeler ve küresel tedarik zinciri kırılmaları, yenilenebilir enerjiyi yalnızca iklim hedefleri açısından değil, Türkiye’nin enerji arz güvenliği ve enerji bağımsızlığı açısından da stratejik bir başlık haline getirdiğini vurguladı. Erden, rüzgar enerjisi santrallerinden elektrik üretiminin kurulu güçteki artışla birlikte her yıl yeni rekorlar kırdığını ve toplam elektrik üretimindeki payının arttığının altını çizerek, “2025, izin süreçleri ve yatırımlar için bir hazırlık yılıydı; 2026’yı ise rüzgar santrallerini devreye alma, ilk depolamalı tesisleri hayata geçirme ve sanayide somut sonuçlar görme yılı olarak öngörüyoruz. Türkiye’de rüzgarda elektriksel kurulu güç 14.700 MW’a, mekanik kurulu güç ise 15.000 MW’ın üzerine çıktı; son bir yılda yaklaşık 2.000 MW’lık kurulum tamamlandı ve bu son 15 yılın en güçlü performanslarından biri. Bu kapsamda rekor kıran yatırımlar sonucu ülkemizin rüzgar enerjisinden elektrik üretimi günlük, haftalık ve yıllık bazda yeni rekorlar devam edecek” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.