Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji Güvenliği

Kapsül Haber Ajansı - Enerji Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Girişim Elektrik’ten Azerbaycan’da 28,3 Milyon Dolarlık Güneş Enerjisi Projesi Haber

Girişim Elektrik’ten Azerbaycan’da 28,3 Milyon Dolarlık Güneş Enerjisi Projesi

Karabağ Bölgesi’nin yeniden imar ve enerji dönüşüm sürecinde dikkat çeken yatırımlardan biri için Türk mühendisliği devreye giriyor. Girişim Elektrik Şirketler Grubu, Azerbaycan’da faaliyet gösteren Clean Energy Jabrayil LLC ile Cebrayil Güneş Enerjisi Santrali Projesi’nin anahtar teslim kurulumu kapsamında anlaşmaya vardığını açıkladı. Toplam bedeli 28,29 milyon dolar olan proje kapsamında güneş enerjisi santralinin mühendislik, tedarik ve kurulum süreçleri Girişim Elektrik tarafından yürütülecek. Projede kullanılacak şalt ekipmanları ise grup şirketlerinden Europower Enerji tarafından üretilecek. Söz konusu yatırım, yalnızca enerji üretim kapasitesi açısından değil; Karabağ Bölgesi’nin yeniden yapılanma sürecinde yenilenebilir enerji altyapısının güçlendirilmesi açısından da stratejik projeler arasında gösteriliyor. “Enerji dönüşümünde artık sadece üretim değil, altyapı kabiliyeti de belirleyici” Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Girişim Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı M. Behiç Harmanlı, enerji dönüşümünün artık yalnızca santral yatırımlarıyla sınırlı olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bugün enerji sektöründe rekabet yalnızca elektrik üretmekle değil; mühendislik, şebeke altyapısı, yüksek gerilim sistemleri ve saha yönetimini aynı yapı içinde yönetebilme kabiliyetiyle şekilleniyor. Karabağ’da üstlendiğimiz bu proje, grubumuzun uluslararası EPC gücünü ve üretim altyapısını birlikte sahaya taşıyan önemli örneklerden biri.” Karabağ Bölgesi’nde enerji altyapısının yeniden şekillendiğine dikkat çeken Harmanlı, yenilenebilir enerji yatırımlarının bölgesel kalkınmanın en önemli başlıklarından biri haline geldiğini söyledi. “Yenilenebilir enerji yatırımları artık yalnızca çevresel dönüşüm değil; aynı zamanda ekonomik kalkınma ve enerji güvenliği perspektifiyle değerlendiriliyor. Biz de mühendislik birikimimizi ve üretim gücümüzü farklı coğrafyalardaki stratejik projelere taşımayı sürdürüyoruz.” Son dönemde Avrupa, Balkanlar, Orta Doğu ve Türk Cumhuriyetleri’nde enerji altyapı yatırımlarının hız kazandığına dikkat çeken sektör temsilcileri, özellikle yüksek gerilim altyapısı, şalt sistemleri ve güneş enerjisi projelerinde entegre çözüm sunabilen şirketlerin öne çıktığını belirtiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

YEO Teknoloji, Hitachi Energy ile Enerji Şebekelerinin Dijital Geleceğini Şekillendiriyor Haber

YEO Teknoloji, Hitachi Energy ile Enerji Şebekelerinin Dijital Geleceğini Şekillendiriyor

YEO Teknoloji, enerji sektörünün dijital dönüşümüne liderlik etme hedefi ve enerji altyapı platformu vizyonu doğrultusunda, dünyanın önde gelen enerji teknolojileri şirketlerinden Hitachi Energy ile Şebeke Yönetimi İş Ortaklığı Anlaşması imzaladığını duyurdu. Bu stratejik iş birliği kapsamında iki şirket, enerji altyapılarının daha akıllı, güvenli, esnek ve verimli şekilde yönetilmesini sağlayacak ileri teknoloji tabanlı çözümler geliştirmek üzere güçlerini birleştiriyor. Anlaşma çerçevesinde; modern enerji sistemlerinin temel yapı taşları arasında yer alan Enerji Yönetim Sistemleri (EMS), Gelişmiş Dağıtım Yönetim Sistemleri (ADMS) ve Denetleyici Kontrol ve Veri Toplama Sistemleri (SCADA) alanlarına odaklanılacak. Böylece enerji şebekelerinin daha etkin yönetilmesi, operasyonel verimliliğin artırılması ve veri odaklı karar alma süreçlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor. YEO Teknoloji’nin enerji altyapı platformu yaklaşımı kapsamında sahip olduğu mühendislik, sistem entegrasyonu, yazılım geliştirme ve proje yönetimi yetkinlikleri; Hitachi Energy’nin küresel ölçekteki teknoloji deneyimi ve yenilikçi çözümleriyle birleşerek enerji sektöründe yüksek katma değerli projelerin hayata geçirilmesine katkı sağlayacak. İş birliğinin; enerji sektöründe dijitalleşme, şebeke modernizasyonu, enerji güvenliği ve sürdürülebilir enerji dönüşümü alanlarında yeni fırsatlar yaratması bekleniyor. Geliştirilecek çözümler sayesinde enerji altyapılarının değişen ihtiyaçlara daha hızlı uyum sağlaması, şebeke esnekliğinin artırılması ve enerji kaynaklarının daha verimli kullanılması mümkün olacak. YEO Teknoloji'nin sosyal medya hesabından konuyla ilgili olarak şu iafedelere yer verildi: "YEO Teknoloji olarak, enerji altyapı platformu vizyonumuz ve enerji sektörünün dijital dönüşümüne liderlik etme hedefimiz doğrultusunda, Hitachi Energy ile gerçekleştirdiğimiz Şebeke Yönetimi İş Ortaklığı Anlaşması'nı duyurmaktan memnuniyet duyuyoruz. Bu iş birliği kapsamında, enerji altyapılarının daha akıllı, güvenli, esnek ve verimli şekilde yönetilmesini sağlayacak ileri teknoloji tabanlı çözümler geliştirmek için güçlerimizi birleştiriyoruz. Bu stratejik iş birliği çerçevesinde; modern enerji sistemlerinin temel bileşenleri olan Enerji Yönetim Sistemleri (EMS), Gelişmiş Dağıtım Yönetim Sistemleri (ADMS) ve Denetleyici Kontrol ve Veri Toplama Sistemleri (SCADA) alanlarına odaklanarak, şebeke operasyonlarının daha etkin yönetilmesini, operasyonel verimliliğin artırılmasını ve veri odaklı karar alma süreçlerinin güçlendirilmesini hedefliyoruz. YEO’nun enerji altyapı platformu yaklaşımı kapsamında sahip olduğu mühendislik, sistem entegrasyonu, yazılım ve proje geliştirme yetkinlikleri ile Hitachi Energy’nin küresel teknoloji deneyimini bir araya getiren bu iş birliğinin; enerji sektöründe dijitalleşme, şebeke modernizasyonu ve sürdürülebilir enerji dönüşümü alanlarında yüksek katma değerli projelerin hayata geçirilmesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Geleceğin enerji sistemlerini bugünden inşa ediyor, daha dijital, daha verimli ve daha sürdürülebilir bir enerji ekosistemi için çalışıyoruz."

NATO Zirvesi Türkiye'nin Stratejik Gücünü Tescilleyecek Haber

NATO Zirvesi Türkiye'nin Stratejik Gücünü Tescilleyecek

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (Türkçe) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nergiz Özkural Köroğlu, ABD Başkanı Donald Trump'ın 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'ne bizzat katılacak olmasını değerlendirdi. Trump lider diplomasisini ön plana çıkarıyor “ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO Zirvesi'ne bizzat katılacak olması Türkiye açısından diplomatik ve stratejik önem taşımaktadır.” diyen Prof. Dr. Nergiz Özkural Köroğlu, “NATO ile alakalı yürüttüğü politikanın yanı sıra dış politikada izlediği strateji gereği liderler arası pazarlık ve doğrudan ilişkiyi de ön plana alacaktır. F-16 modernizasyon talepleri ve savunma sanayi iş birliği gibi stratejik konularda ve CAATSA yaptırımları gibi konularda pragmatik pazarlıklar ve esneklikler söz konusu olabilecektir.” dedi. Türkiye'nin NATO içerisindeki ağırlığına dikkat çeken Prof. Dr. Köroğlu, “NATO içerisinde Türkiye, güçlü ordusunun yanı sıra Karadeniz güvenliği, Ortadoğu’ya yakınlığı ve göç sınır yönetimindeki rolü bakımından önem arz eden bir ülkedir. Türkiye’nin bu jeostratejik konumu elini güçlendiren unsurlardır. Trump’ın NATO Zirvesi’ne doğrudan katılımı Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir diplomatik atmosfer yaratabilir. Ancak bu, daha çok kurumsal yeniden yapılanma değil, pragmatik ve lider merkezli bir yoğunlaşma anlamına gelir. Zaten Trump’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile yakın ilişkiler kurma yönünde süregelen bir tercihi bulunmaktadır. Bu zirve sonrası daha da yoğun şekilde bunun devam edeceği öngörülebilir.” diye konuştu. NATO'nun geleceği Ankara'da tartışılacak Trump yönetiminin NATO'nun önemli değişikliklere ihtiyaç duyduğu yönündeki yaklaşımını değerlendiren Prof. Dr. Köroğlu, “’Trump yönetiminin NATO’ya ilişkin “önemli değişikliklere ihtiyaç var’ yaklaşımı, NATO’nun kurumsal kimliğini doğrudan tartışmaya açan NATO’nun iç dönüşüm kapasitesi ve transatlantik siyasi uyumunun dayanıklılığını sorgulayan bir yaklaşımdır. Trump, ABD’nin NATO içinde orantısız yük taşıdığı iddiasında bulunmaktadır. Bu konu bu yıl yapılan Münih Güvenlik Konferansı’nda da gündeme gelmişti. Avrupa tarafından savunma harcamalarının artırılması ve yük paylaşımının NATO içerisinde dengeli olması gerekliliğini ortaya koymaktadır.” şeklinde konuştu. Trump’ın, ABD’nin artık Avrupa güvenliği açısından 2.Dünya Savaşı’nın sonundan bu yana devam eden güvenlik garantörlüğü rolünün değişmesi gerektiğini savunduğuna işaret eden Prof. Dr. Nergiz Özkural Köroğlu, “Ayrıca Trump, Avrupalı liderlerin aksine NATO’nun bir değerler ittifakı değil daha ziyade yük paylaşımı ve fayda dengesi üzerine kurulu bir güvenlik platformu olması gerekliliği inancındadır. Neticede, Ankara Zirvesi’nde Avrupa’nın güvenlik harcamalarının artırması, yük paylaşımı ve ittifakın stratejik dönüşümünün ele alınacağını öngörebiliriz. NATO içerisinde Türkiye’nin askeri gücü ile öne çıkması, olası yük paylaşımı vb. değişikliklerde Türkiye’nin pozisyonun daha fazla dikkate alınmasını gerektirecektir.” dedi. Türkiye'nin dengeleyici rolü öne çıkıyor Türkiye'nin hem NATO üyesi hem de Rusya, Ukrayna, Karadeniz ve Orta Doğu dengelerinde önemli bir aktör olmasının Ankara'nın elini güçlendirdiğini kaydeden Prof. Dr. Köroğlu, “Türkiye, dış ilişkilerinde ‘bölgesel sorunlarda bölgesel sahiplenme ve çözümleri savunmaktadır’ ilkesini benimsemektedir. Dolayısıyla bölgesel manevra kapasitesini günden güne proaktif dış politika kararları ile arttırmaktadır. Rusya-Ukrayna Savaşı’nda çok açılı bir dış politika yürüterek Rusya ve batılı güçler arasındaki dengeyi sağlayarak ‘tahıl diplomasisi’ gibi girişimleri ile de başarılı bir dış politika gerçekleştirmiştir. Montrö Boğazlar Sözleşmesi çerçevesinde Karadeniz güvenliğinde Rusya ve Türkiye önemli birer aktördür. Ama aynı zamanda Türkiye, NATO’nun güney kanadında bir NATO ülkesidir ve stratejik önemi vardır. Bu açıdan Türkiye’nin kendi güvenliği ve bölgedeki barışı koruması açsından ‘dengeliyici rolü’ önemlidir. Ortadoğu ülkeleri ile de coğrafi yakınlığı ve sınır komşusu olması da yine Türkiye’nin stratejik önemini göstermektedir. Türkiye İran Savaşı’nda da Ukrayna Savaşı karşısındaki itidalli ve barışçıl tutumu ile bölgede istikrar ve refahı savunan bir yaklaşımda bulunmuştur.” diye konuştu. İran krizi ve enerji güvenliği zirvenin önemli başlıkları olacak Trump'ın İran ile yürütülen müzakerelerde anlaşmaya yakın olduklarını açıklamasının da zirvenin gündemini etkileyeceğini ifade eden Prof. Dr. Köroğlu, şöyle devam etti: “Trump’ın İran’la müzakerelerde anlaşmaya yakın olunduğunu açıklaması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılabileceğine dair söylem, Ankara zirvesinde bu krizin yarattığı küresel enerji krizinin ittifak ülkelerine etkileri ve enerji arz güvenliği bağlamında tartışılabilir. Ayrıca, zirvede İran krizinin yarattığı sonuçlar bakımından NATO’nun ‘alan dışılık’ rolü tartışılabilir. ‘İttifak sadece bölgesel mi yoksa küresel kriz yöneticisi mi?’ gibi bir sorgulama olabilir. Türkiye’nin bu süreçteki rolüne bakıldığında karşımıza birkaç konu çıkmaktadır. Türkiye, İran’ın komşusu olduğu için savaş esnasında bazı füzeler yönünü şaşırarak Türkiye’ye düşmüştür. Dolayısıyla zirvede Türkiye'nin hava ve füze savunmasının güçlendirilmesi, NATO'nun güney kanadının güvenliği, Kürecik radarının rolü, hava savunma sistemlerinin kalıcı konuşlandırılması gibi konular gündeme gelebilir. Ayrıca Türkiye, enerji koridorları üzerinde olan bir ülke olduğu için enerji arz güvenliği açısından önem arz etmektedir. Bunun haricinde Türkiye’nin arabuluculuk kapasitesi ve rolü de yine ABD-İran iletişiminde etkin olabilir.” Türkiye kolaylaştırıcı rol üstlenebilir İsrail-İran geriliminin devam ettiği bir dönemde Trump'ın Ankara'da bulunmasının Türkiye açısından diplomatik fırsatlar yaratabileceğini söyleyen Prof. Dr. Köroğlu, “İsrail-İran geriliminin sürdüğü bir ortamda Trump’ın Ankara’da bulunması, Türkiye’nin arabuluculuk kapasitesi açısından fırsat yaratabilir ancak bu otomatik olarak bir arabuluculuk rolüne dönüşmez. Türkiye, İsrail ve İran geriliminde ‘kolaylaştırıcı’ bir rol üstlenmek isteyecektir. Ancak Türkiye’nin İsrail’in Gazze’de uluslararası hukuka aykırı tutumu konusundaki tavrı net olduğu için Türkiye’nin arabuluculuk kapasitesi çok yoğun olmayacaktır.” şeklinde konuştu. F-16 ve savunma sanayisinde yeni iş birlikleri gündeme gelebilir Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Prof. Dr. Köroğlu, “F-35 meselesi S-400 krizi ve CAATSA yaptırımları ile de bağlantılıdır. Bu nedenle F-35 programına dönüş kısa vadede gerçekleşemese de F-16 modernizasyonu, mühimmat, ortak üretim gibi savunma sanayiinde alternatif iş birlikleri kurmaları mümkündür. Enerji güvenliği anlamında Türkiye transit ülke olduğu için Avrupa enerji arz güvenliği açısından Türkiye ile çeşitli proje ve alternatifler üzerine görüşülecektir. Terörle mücadele en kırılgan konulardan bir tanesidir. Çünkü ABD’nin Suriye’deki SDG/YPG ile ilişkisi vardır ancak Türkiye bu yapıyı güvenlik tehdidi olarak görmektedir. ABD’nin Suriye’deki askeri varlığını azaltması halinde Türkiye’nin Suriye'nin siyasi dönüşüm sürecindeki rolü güçlenebilir. Trump geldiğinde Türkiye ile görüşülecek başlıklar dahilinde bir konudur.” dedi. Türkiye'nin küresel sistemdeki ağırlığı teyit ediliyor Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'nin yalnızca NATO'nun geleceği açısından değil, Türkiye'nin uluslararası sistemdeki konumu bakımından da önemli mesajlar verdiğini belirten Prof. Dr. Köroğlu, şu değerlendirmeyi yaptı: “Çok kutuplu uluslararası sistemde Türkiye, ABD ile her ne kadar S-400, F-35 krizi ve Suriye politikaları gibi konularda sorunlar yaşamış olsa da aynı zamanda Ukrayna-Rusya Savaşı’ndan İran krizine kadar tüm sıcak hatlar için kritik bir konumda yer almaktadır. Bölgesel krizlerdeki arabulucu/dengeleyici rolü bu anlamda önemlidir.” Zirvenin Ankara'da yapılmasının Türkiye'nin jeostratejik ve askeri ağırlığının uluslararası sistem tarafından kabul edildiğinin göstergesi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Köroğlu, “Trump'ın NATO’daki yük paylaşımı ve stratejisine yönelik sert tutumuna mukabil, Erdoğan ile yürüttüğü doğrudan telefon diplomasisi iki lider arasındaki kişisel diplomasi kanalının belirleyici olduğunu göstermektedir. Genişletilmiş Ortadoğu projesinin önem kazandığı son dönemde Türkiye’nin kilit rolü ön plana çıkmaktadır.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Elektrik Talebi Hızla Artarken GE Vernova’nın HA Gaz Türbini Filosu 4 Milyon İşletme Saatini Geride Bıraktı Haber

Küresel Elektrik Talebi Hızla Artarken GE Vernova’nın HA Gaz Türbini Filosu 4 Milyon İşletme Saatini Geride Bıraktı

İlk HA ünitesinin 2016 yılında ticari işletmeye alınmasından bu yana filo, 21 ülkede faaliyet gösteren 128 üniteye ulaştı ve yaklaşık 74 gigavat (GW) elektrik üretim kapasitesi sağladı. Bu kapasite, ABD’de 55 milyondan fazla hanenin ihtiyacını karşılayacak miktarda elektrik üretimine denk geliyor. GE Vernova’nın HA gaz türbini filosu bugün, kendi sınıfında dünyanın en hızlı büyüyen filosu konumunda yer alıyor. Elde edilen bu sonuç, GE Vernova’nın HA servis hizmetlerindeki ivmesinin göstergesi niteliğinde. Günümüzde devreye alınan her yeni türbine, genellikle uzun vadeli bakım ve performans sözleşmeleri eşlik ediyor. Bu sözleşmeler ise GE Vernova’nın yüksek katma değerli servis hizmetleri portföyünün önümüzdeki yıllardaki büyümesine katkı sağlıyor. GE Vernova Güç Segmenti CEO’su Eric Gray, “4 milyon ticari işletme saatinin aşılması, HA filosunun performansının, güvenilirliğinin ve günümüz enerji ekosistemindeki öneminin güçlü bir göstergesi. Bu başarı, müşterilerimizin GE Vernova’nın HA teknolojisine duyduğu güveni ve bu teknolojinin dünya genelinde esnek elektrik üretimini desteklemedeki yerleşik rolünü yansıtıyor. Elektrik talebi artarken ve enerji güvenliği giderek ulusal güvenliğin bir unsuru olarak görülürken, müşteriler güvenilir, verimli ve daha esnek elektrik üretimi sağlayabilecek çözümlere yöneliyor. HA filomuz, bu ihtiyacın karşılanmasına bugün katkı sunarken, aynı zamanda zaman içinde daha düşük emisyonlu enerji sistemlerini destekleyecek şekilde gelişimini sürdürüyor.” dedi. HA Teknolojisine Yönelik Küresel Talep Artıyor GE Vernova’nın HA gaz türbinleri, küresel enerji sektöründe yaşlanan kömür yakıtlı üretim tesislerinin daha verimli, daha düşük emisyonlu ve esnek elektrik üretimiyle ikame edilmesini ve yenilenebilir enerji entegrasyonunun artırılmasını içeren temel bir dönüşüm süreci doğrultusunda geliştirildi. Elektrifikasyon, endüstriyel büyüme ve veri merkezleri ile yapay zekâ kaynaklı artan talebin dünya genelinde elektrik sistemleri üzerindeki baskıyı artırmasıyla, bu rol giderek daha önemli hale geliyor. Bu çerçevede, müşterilerin ölçeklenebilir, verimli çalışan ve şebeke güvenilirliğini destekleyen çözümlere öncelik vermesi, doğal gaz teknolojilerine yönelik güçlü talebi desteklemeye devam ediyor. Kurulu HA filosu büyümeyi sürdürürken, müşterilerin bu varlıkların yaşam döngüsü boyunca performansını, erişilebilirliğini ve operasyonel esnekliğini koruma ihtiyacı doğrultusunda GE Vernova için servis hizmetlerine yönelik fırsatlar da artıyor. Elektrik ihtiyacı artmaya devam ederken GE Vernova, geleceğe yönelik ihtiyaç duyulan kabiliyetleri güçlendirmek amacıyla Greenville ve Schenectady’deki tesisler dahil olmak üzere doğal gaz üretim ve servis ağı genelinde yatırımlarını sürdürüyor. GE Vernova’nın Doğal Gaz iş kolunda planladığı yaklaşık 300 milyon dolarlık yatırım, müşterilerinin güvenilir, verimli ve daha esnek elektrik üretimini büyük ölçekte hayata geçirmelerine destek olma taahhüdünü ortaya koyuyor. Bu yatırım, şirket genelinde benzeri görülmemiş müşteri talebini karşılamaya yönelik 700 milyon dolarlık yatırım planının bir parçasını oluşturuyor. Son dönemde kaydedilen başarılar, HA filosunun küresel ölçekte güçlenen ivmesini ortaya koyuyor. HA teknolojisi, 2025 yılında Duke Energy ile 20 gelişmiş HA gaz türbinini kapsayan ve bu yılın başında güncellenen çerçeve anlaşma dahil olmak üzere ABD’de rekor başarılar elde etti. Ayrıca, çok sayıda geleneksel enerji şirketi HA teknolojisi için birden fazla üniteyi kapsayan anlaşmalara imza attı. Geleneksel müşterilerin ötesinde, veri merkezlerinden kaynaklanan yeni bir enerji şirketi dışı müşteri profili de ortaya çıkıyor. Bu grup, toplam gaz türbini sözleşmelerinin yaklaşık yüzde 20’sini temsil eden hiper ölçekli veri merkezi işletmecilerini ve diğer proje geliştiricilerini kapsıyor. Bir diğer önemli gelişme ise Türkiye’de kaydedildi. GE Vernova ve ENKA Power, ENKA’nın Kırklareli’deki 850 megavat (MW) kapasiteli Kırklareli Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’nin ticari işletmeye başladığını duyurdu. Tesis, Türkiye’de HA teknolojisiyle çalışan ilk santral olma özelliğini taşıyor ve GE Vernova’nın ülkedeki toplam kurulu doğal gaz gücünü 13,5 GW’a ulaştırıyor. Birleşik Krallık’ta ise GE Vernova, dünyanın karbon yakalama teknolojisiyle donatılmış ilk ticari ölçekli doğal gaz yakıtlı elektrik santrali olması beklenen NZT Power projesi için bir adet 9HA.02 gaz türbini tedarik ediyor. Projede inşaat aşamasına geçildi ve gaz türbininin bu yılın haziran ayında GE Vernova’nın Fransa Belfort’taki üretim merkezinden sevk edilmesi bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayraktar’dan Enerji Güvenliği İçin Çeşitlendirme Vurgusu Haber

Bayraktar’dan Enerji Güvenliği İçin Çeşitlendirme Vurgusu

Bakan Bayraktar, Bakü Enerji Haftası marjında “Dirençli ve Çeşitlendirilmiş Bir Enerji Geleceği için Uluslararası İş Birliği” temasıyla gerçekleşen Bakanlar Oturumu’na iştirak etti. Çeşitlendirme ve Bağlantısallık Son yıllarda dünyanın çok sayıda krizle karşı karşıya kaldığına dikkat çeken Bakan Bayraktar, mevcut tablonun "yeni normal" olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Krizler ve belirsizlikler çağında yaşıyoruz. Kendimizi bu yeni normale ve bu gelişmelere hazırlamamız gerekiyor." diye konuştu. Bu süreçte enerji güvenliğinin sağlanabilmesi için iki temel unsurun öne çıktığını ifade eden Bakan Bayraktar, "Bu durumu yönetebilmek için iki şeye ihtiyacımız var, çeşitlendirme ve bağlantısallık. Çeşitlendirme ve daha fazla enterkoneksiyon bir arada yürütülmeli." dedi. Kapasiteler Artabilir Mevcut enerji altyapısının daha etkin kullanılmasının önemine vurgu yapan Bakan Bayraktar, Trans Anadolu Boru Hattı'nın (TANAP) halen önemli ölçüde kullanılmayan kapasiteye sahip olduğunu dile getirdi. Sınırlı yatırımlarla mevcut hatların kapasitesinin artırılabileceğine işaret eden Bakan Bayraktar, Kerkük'ten Basra'ya uzanacak ilave bağlantılarla Irak-Türkiye Boru Hattı'nın tam kapasiteyle kullanılabileceğini belirtti. Güçlü Siyasi İrade, Kararlılık ve Güçlü Liderlik Yeni altyapı ve enterkoneksiyon projelerinin de enerji güvenliği açısından kritik öneme sahip olduğunu dile getiren Bakan Bayraktar; Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye ve Bulgaristan arasında planlanan elektrik enterkoneksiyon projesine işaret etti. Söz konusu projenin gelecekte Orta Asya'ya kadar uzanabileceğini ifade eden Bayraktar, bunun bölgesel ölçekte elektrik ticaretini ve enerji güvenliğini güçlendireceğini kaydetti Enerji alanındaki projelerin hayata geçirilmesi için siyasi kararlılığın önemli olduğuna dikkati çeken Bakan Bayraktar, "İhtiyacımız olan tek şey; güçlü siyasi irade, kararlılık ve güçlü liderliktir." açıklamasını yaptı. Azerbaycan ile Örnek İş Birliği Bakan Bayraktar, Forum’da basın mensuplarına açıklamalarda da bulundu. Bakan Bayraktar, dünyada yaşananların enerji güvenliğini daha da ön plana çıkardığını ve dünyanın zorlu bir süreçten geçtiğini belirtti. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki enerji iş birliğinin örnek teşkil ettiğine işaret eden Bakan Bayraktar, “Boru hatları gibi projelerle Türkiye ve Azerbaycan hakikaten örnek iş birliği yapıyor. Enerjide uzun dönemli iş birliklerinin temelinde üretici, taşıyıcı ve tüketici ülkelerin dengeli bir şekilde bu süreci paylaşması yatıyor. Türkiye, Azerbaycan ile birlikte hem kendi arz güvenliğine hem de Avrupa'nın arz güvenliğine önemli katkı sunuyor." dedi. Hem Doğal Gaz Hem Elektrikte Forum kapsamında yeni projelerin de ele alındığını ifade eden Bakan Bayraktar, Türkmenistan gazının Türkiye'ye ulaştırılmasına yönelik imza töreninin önemli olduğuna vurgu yaptı. Türkiye'nin bir yandan arz güvenliğini sağlamaya yönelik anlaşmalar yaptığını, diğer yandan da komşu ülkelerle enerji bağlantılarını güçlendirmeye çalıştığını ifade eden Bayraktar, "Avrupa'yla bağlantımızı güçlendirip hem doğal gazda hem elektrikte bunu artırmaya çalışıyoruz." dedi. TANAP’ın Elektrik Versiyonu Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye ve Bulgaristan arasında planlanan elektrik bağlantı projesine de değinen Bakan Bayraktar, "Ben ona ‘TANAP'ın elektrik versiyonu’ diyorum. TANAP projesi gibi gazı değil, buradaki elektrik kaynaklarını, Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya götürme projesini önümüzdeki haftalarda ve aylarda daha yoğun şekilde duyacaksınız." dedi. Türkmenistan Gazı Bakan Bayraktar, "Türkmen gazının artık Azerbaycan üzerinden Türkiye'ye ve Avrupa'ya gitmesinin zamanının geldiği noktasında ifadeler oldu. Bütün mevkidaşlarımız bu konulara son derece ilgili. Belki zamanlama olarak da artık herkesin 'evet' diyeceği bir zamandayız." ifadelerini kullandı. Türkiye Hazır Şu anda dünyanın arz güvenliği ve enerji kaynaklarına erişimle alakalı çok önemli bir süreç yaşadığına dikkati çeken Bakan Bayraktar, "Türkiye bu konuda hazır. Bugüne kadar yaptığımız projeler ve sunduğumuz katkılarla bunu ortaya koyduk. Geçtiğimiz yıldan bu yana Nahçıvan Boru Hattı'nı devreye aldık, Suriye'ye doğal gaz vermeye başladık. Bunlar, bunun küçük örnekleri. İnşallah bunu artırarak devam etmeyi hedefliyoruz." diye konuştu Kurulu Gücün Yüzde 60'tan Fazlası Yenilenebilir Kaynaklardan Bakan Bayraktar, 31. Bakü Enerji Forumu kapsamında Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) tarafından düzenlenen "Orta Asya'da Yenilenebilir Enerji Odaklı Enerji Dönüşümünün Teşvik Edilmesi" başlıklı panelde de değerlendirmelerde bulundu. Orta Asya'nın tarihi bir kavşakta bulunduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, bölgenin sahip olduğu yüksek yenilenebilir enerji potansiyelinin, enerji dönüşümü hedeflerine ulaşılması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Türkiye'nin enerji dönüşüm sürecinde aktif rol üstlendiğini belirten Bakan Bayraktar, "Mart ayı itibarıyla toplam kurulu gücümüz 125 gigavatı aşmıştır ve bunun yüzde 60'tan fazlası yenilenebilir kaynaklardan oluşmaktadır." bilgisini verdi. Rüzgâr ve güneş enerjisindeki gelişimin cesur politikaların somut sonucu olduğuna vurgu yapan Bakan Bayraktar, Türkiye'nin güneş enerjisi ekipmanlarında yüzde 75, rüzgâr enerjisi ekipmanlarında da yüzde 70'in üzerinde yerlilik oranına ulaştığını dile getirdi. Bakan Bayraktar, "Bu kurumsal uzmanlığımızı, deneyimimizi, ihale modellerimizi ve sanayi altyapımızı komşu ülkelerimizle paylaşmaya tamamen hazırız." dedi. İkili Görüşmeler Bakan Bayraktar, Bakü’deki temasları kapsamında Ukrayna Başbakan Birinci Yardımcısı ve Enerji Bakanı Denys Shmyhal, Özbekistan Enerji Bakanı Jurabek Mirzamahmudov ve Mısır Petrol ve Maden Kaynakları Bakanı Karim Badawi ile görüşmeler de gerçekleştirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sürdürülebilir Gelecek İçin Enerji Verimliliği İstanbul’da Masaya Yatırılacak Haber

Sürdürülebilir Gelecek İçin Enerji Verimliliği İstanbul’da Masaya Yatırılacak

Sıfır Atık Forumu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan’ın himayesinde 5-7 Haziran tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek. “Antalya’ya Giden Yol: İklim Eylemi Olarak Sıfır Atık” temasıyla gerçekleştirilecek Forum, dünyanın dört bir yanından devlet temsilcilerini, bakanları, belediye başkanlarını, iş dünyasını, akademiyi ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirecek. Bakanlar Oturumu Sıfır Atık Vakfı tarafından organize edilen Forumda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Sürdürülebilir Gelecek İçin Enerji Verimliliği ve Kaynak Yönetimi" temasıyla gerçekleştirilecek olan Yüksek Düzeyli Enerji ve Doğal Kaynaklar Bakanları Oturumu’na ev sahipliği yapacak. Enerji Verimliliği Masada Olacak Söz konusu oturumda enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları, döngüsel ekonomi uygulamaları, atıkların enerji süreçlerine entegrasyonu, kaynak verimliliği ve enerji güvenliği gibi birçok konu başlığı masaya yatırılacak. Somut Çözümleri Şekillendireceğiz Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Ortak evimiz dünyayı korumak için İstanbul’da küresel bir zirveye ev sahipliği yapıyoruz. Sıfır Atık Forumu’nda; bakan düzeyinde katılımcılar, uluslararası karar vericiler ve sektör temsilcileri bir araya gelecek. Forum marjında düzenlenecek ‘Sürdürülebilir Gelecek İçin Enerji Verimliliği ve Kaynak Yönetimi’ temalı yüksek düzeyli oturumla enerji verimliliğinin artırılması ve temiz enerjiye geçiş konularında somut çözümleri hep birlikte şekillendireceğiz” dedi. Enerji Verimliliği ve Sıfır Atık İki Ayrılmaz Başlık Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ise “Enerji verimliliği ve sıfır atık iki ayrılmaz başlık. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendinin himayeleri ve liderliğinde 5-7 Haziran’da Sıfır Atık Vakfı olarak gerçekleştireceğimiz Sıfır Atık Forumu’nda yol haritası ortaya çıkacak. İstanbul’u dünyadaki sıfır atık ve enerji verimliliği konularının merkezi haline getirmek istiyoruz.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Global Energy Monitor Raporu Kömür Enerjisindeki Çelişkiyi Ortaya Koydu Haber

Global Energy Monitor Raporu Kömür Enerjisindeki Çelişkiyi Ortaya Koydu

Dünyadaki kömür santrallerinin durumuna ilişkin en kapsamlı rapor olan ve bu yıl 11. kez yayımlanan “Yükseliş ve Çöküş 2026” raporuna göre, 2025 yılında küresel kömür kurulu gücü yüzde 3,5 arttı, ancak kömürden sağlanan elektrik üretimi yüzde 0,6 azaldı. Bu ayrışma, en belirgin şekilde kömürlü termik santrali inşaatlarının yüzde 95’inin gerçekleştiği Çin ve Hindistan'da görüldü. Buralarda rekor kıran rüzgar ve güneş enerjisi kapasite artışları, santral kurulumlarının son on yılın en yüksek seviyesine ulaşmasına rağmen kömürü devre dışı bırakarak yeni talebin neredeyse tamamını karşıladı. Rapora göre kömür kullanımında kalıcı bir dönüşüm başladı. En kirli fosil yakıt olan kömürden uzaklaşma eğiliminin, Hürmüz Boğazı’ndaki jeopolitik gelişmelerin yol açtığı kısa vadeli enerji piyasası dalgalanmalarından çok daha kalıcı olduğu vurgulanıyor. Latin Amerika 2025'te yeni kömür santrali inşa etmeme kararı alan bölge statüsüne ulaştı ve Güney Kore kömürü tamamen terk etme taahhüdünde bulundu. Global Energy Monitor’un Küresel Kömür Santrali Takip Sistemi Proje Yöneticisi Christine Shearer, şöyle konuştu: “2025 yılında dünya daha fazla kömür santrali inşa etti, ancak kömür kullanımını azalttı. Gelişmeler de tek bir bölgede yoğunlaştı; kömürlü termik santrali inşaatlarının %95’i şu anda Çin ve Hindistan’da gerçekleşiyor ve bu ülkeler bile kömürü yerinden edecek kadar hızlı bir şekilde güneş ve rüzgâr enerjisi tesisleri inşa ediyor. 2026’ya doğru ilerlerken karşımıza çıkan temel zorluk, alternatiflerin bulunmaması değil, enerji sistemleri kömürden giderek uzaklaşırken bile kömürü gerekli gören politikaların devam etmesidir.” Türkiye kömürü “zirvede” bırakmalı COP31’e ev sahipliği ve başkanlık yapacak Türkiye’de, 2015 yılında 70’in üzerinde olan kömürlü termik santrali projesinden geriye yalnızca Afşin ve Elbistan A kömürlü termik santraline eklenmek istenen iki ünite projesi kaldı. Bu projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararına yönelik açılan davada, bilirkişi heyeti, projenin kamu yararı taşımadığı sonucuna vardı. Şubat 2026’da sunulan ikinci bilirkişi raporu da projenin “uygun olmadığı” yönündeki değerlendirmeyi teyit etti. Sivil toplum örgütleri, COP31 Başkanı Türkiye’nin kömürü “zirvede” bırakarak değişimi evinde başlatmasını talep ediyor. Fosil Yakıtların Ötesi Ağı (Beyond Fossil Fuels) Kampanyacısı Duygu Kutluay şöyle konuştu: “Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacağı ve başkanlığını üstleneceği bir yılda hâlâ yeni kömürlü termik santrallerde ısrar etmesi son derece kaygı verici. Sadece iklim eylemi değil enerji güvenliği açısından da güçlü bir liderliğin gerektiği bu dönemde Türkiye, kömür başta olmak üzere fosil yakıtlardan uzaklaşmaya dair net planlar ortaya koyarak, doğayla uyumlu, toplumun parçası olarak yarar sağlayabileceği tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarına dair bir enerji sistemine dayalı enerji dönüşümünü planlamalı. Kamu kaynaklarıyla gerileyen bir sektörü ayakta tutmaya çalışmak bu dönüşümü sadece geciktiriyor ve kıymetli kamu kaynaklarının halkı desteklemek yerine şirketleri ayakta tutmaya çalışarak israf olmasına neden oluyor. Anlamlı bir COP başkanlığı için Türkiye’nin atacağı en net adım, kömürü zirvede bırakmak olacaktır.” Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Elif Cansu İlhan şöyle konuştu: “İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’na (COP) ilk kez başkanlık yapacak olması sebebiyle, uluslararası iklim gündeminde gözlerin Türkiye üzerinde olduğu bir yıldayız. Türkiye, kalan son termik santral projesi olan Afşin-Elbistan A’nın ek ünitelerini iptal ederek COP31 başkanlığına güçlü bir başlangıç yapabilir. Yeni kömür santrali projesi kalmaması önemli bir adım olsa da, ülkenin asıl ihtiyacı, devlet teşvikleriyle ayakta kalabilen ve yüksek arıza oranıyla çalışan termik santral filosu için kademeli bir kapatma programı. Adil geçiş ilkeleri çerçevesinde oluşturulacak bir kömürden çıkış programı, iklim hedefleri ve enerji güvenliği açısından öneminin yanında, kömür bölgelerinde istihdam ve kalkınmayı destekleyerek bölge halklarının refah düzeyini artırabilir ve ülke ekonomisini destekleyebilir.” 2025’in başlıca gelişmeleri şöyle: 2025’te dünya çapında kömürlü termik santrallerden elektrik üretimi gerilemesine rağmen toplam kömürlü termik santrali kurulu gücü artışını sürdürdü. Küresel kurulu güç %3,5 oranında artarken, kömürden üretilen elektrik %0,6 azaldı; bu durum, kurulu güç ile fiilî üretim arasındaki farkın giderek açıldığını ortaya koydu.Kömürden elektrik üretimindeki en belirgin düşüşler, yüksek düzeyde yeni kapasite devreye alınmasına rağmen Çin ve Hindistan’da gerçekleşti. Çin’de kömür kurulu gücü %6 artarken üretim %1,2 azaldı. Hindistan’da ise kurulu güç %3,8 artmasına rağmen üretim %2,9 geriledi. Her iki ülkede de rüzgâr ve güneş enerjisi, artan talebin büyük bölümünü karşılayarak kapasite artışı ile üretim düşüşü arasındaki farkın büyümesine katkı sağladı.Çin’de 2025 yılında yeni ve yeniden gündeme alınan kömürlü termik santrali projeleri toplam 161,7 GW ile tarihsel bir zirveye ulaştı. Ülkede proje aşamasında bulunan kömür kurulu gücü 500 GW’ın üzerinde.Hindistan’da 2025 yılında 27,9 GW yeni ve yeniden gündeme alınan kömürlü termik santrali projesi mevcut. Ülkede inşaat öncesi planlama aşamasında 107,3 GW, inşaat halinde ise 23,5 GW kurulu güç bulunuyor. Güneş ve rüzgâr enerjisinde kaydedilen rekor artışlar sonucunda toplam kurulu gücün yarısından fazlası fosil yakıt dışı kaynaklara kaymış olmakla birlikte, Hindistan hükümeti önümüzdeki yedi yıl içinde 100 GW ilave kömür kapasitesi hedefi belirledi.Küresel ölçekte 2025 yılında kapatılması planlanan kömürlü termik santral ünitelerinin yaklaşık %70’i planlandığı şekilde kapatılmadı. Bu oran, Avrupa Birliği’nde %69, ABD’de ise %59 seviyesinde. AB’de resmi kömürden çıkış taahhütleri sürmekle birlikte, gecikmeler büyük ölçüde 2022–2023 enerji krizi sırasında alınan erteleme kararlarının devamı niteliğinde. ABD’de ise santral kapatmalarının ertelenmesi, federal düzeyde alınan kararlarla eski kömürlü termik santrallerinin işletmede tutulmasına yönelik doğrudan müdahalelerle ilişkili.Çin ve Hindistan dışındaki kömürlü termik santrali inşaatları, 2025 yılında küresel inşaat kapasitesinin sadece %5'ine gerileyerek rekor seviyede düştü.Endonezya’da kömürlü termik santrali filosu 2025 yılında %7 oranında büyüdü; bu artışın yaklaşık dörtte biri nikel ve alüminyum işleme faaliyetlerine hizmet eden özel kömürlü termik santrallerinden kaynaklanıyor. Ülke ayrıca, toplam 11 GW düzeyindeki önerilen kurulu güç ile Çin ve Hindistan’ın ardından küresel ölçekte üçüncü sırada yer alıyor.Türkiye’de, ülkenin yaklaşan COP31 iklim konferansına ev sahipliği ve başkanlığı hazırlıkları sürerken, 2015 yılında 70’in üzerinde olan kömür santrali projesinden geriye yalnızca bir aktif proje kaldı.Hindistan dışındaki Güney Asya ülkelerinde kömür arzı büyük ölçüde ithalata bağımlı kalmaya devam ediyor. Pakistan, fosil yakıt piyasalarındaki dalgalanmalara karşı daha istikrarlı bir alternatif sunan dağıtık güneş enerjisini hızla yaygınlaştırırken; Bangladeş, fosil yakıt tedariki ve teknik altyapıya ilişkin sorunlarla karşı karşıya kaldı ve henüz kayda değer bir yenilenebilir enerji kapasitesi oluşturamadı.Endonezya dışındaki Güneydoğu Asya’da devreye alınan yeni kömür kurulu gücü üst üste üçüncü yıl düşüş gösterdi. Bununla birlikte, 2026 yılında beklenen gaz arz kesintileri bazı ülkeleri mevcut kömür kapasitesine daha fazla bağımlı hale getirme riski taşıyor.Afrika kıtasında ise kömür projeleri ağırlıklı olarak Zimbabve ve Zambiya’da yoğunlaşmakta olup, bu iki ülke bölgedeki yeni kömür projelerinin yaklaşık üçte ikisini oluşturuyor. Global Energy Monitor’un yanı sıra, raporun ortak yazarları arasında The Africa Just Transition Network (AJTN), ARAYARA International Institute, Bangladesh Working Group on Ecology and Development (BWGED), CEE Bankwatch Network, Beyond Fossil Fuels, Centre for Research on Energy and Clean Air (CREA), Chile Sustentable, Climate Action Network (CAN) Europe, Coastal Livelihood and Environmental Action Network (CLEAN), Dhoritri Rokhhay Amra (DHORA), E3G, The Institute of Lawyers for the Protection of the Environment (INSAPROMA), Kiko Network, POLEN Transiciones Justas, Policy Research Institute for Equitable Development (PRIED), Razom We Stand, Reclaim Finance, Solutions for Our Climate (SFOC), Trend Asia, and Waterkeepers Bangladesh (WKB) yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul’da Kritik Enerji Zirvesi: Stratejik Yatırımlar ve Güvenlik Gündemde Haber

İstanbul’da Kritik Enerji Zirvesi: Stratejik Yatırımlar ve Güvenlik Gündemde

Hürmüz krizi gibi bölgesel gerilimlerin giderek arttığı bir süreçte İstanbul, doğal kaynaklar alanında önemli bir zirveye hazırlanıyor. İNRES 2026, 22 Mayıs’ta Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın ev sahipliğinde düzenlenecek zirvenin açılışını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yapacak. Ayrıca Bakan Bayraktar da açılış töreninde katılımcılara hitap edecek. 45 Ülkeden Katılım Konuya ilişkin sosyal medya hesaplarından bir paylaşım yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle bu yıl ikincisini gerçekleştireceğimiz İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi başlıyor. 9 ülkeden 7 bakan ve 3 bakan yardımcısının yanı sıra 45 ülkeden enerji ve maden sektörü temsilcileri, uluslararası kuruluşlar, akademisyenler ve iş dünyasının önde gelen isimleri; küresel enerji güvenliğinden stratejik yatırım modellerine, hidrokarbonlardan kritik minerallere kadar sektörün geleceğini ele almak üzere bir araya gelecek. Ortak akılla, zorlu zamanlarda daha güvenli bir gelecek inşa etmek adına 22 Mayıs'ta İstanbul’da buluşuyoruz.” dedi. Bakanlar ‘Enerji Güvenliğini’ Konuşacak Zirvede 3 ayrı oturum düzenlenecek. Zirvenin en önemli konu başlıklarından biri ‘enerji güvenliği’ olacak. Bu kapsamda, “Değişen Küresel Manzarada Enerji Güvenliği: Bağlantısallık ve İşbirliği” başlıklı bir Bakanlar Oturumu gerçekleştirilecek. Söz konusu oturumda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanı sıra Azerbaycan Enerji Bakanı Parviz Shahbazov, Bulgaristan Enerji Bakanı Iva Petrova, Gürcistan Ekonomi ve Sürdürülebilir Kalkınma Bakanı Mariam Kvrıvıshvılı, Libya Petrol ve Gaz Bakanı Khalifa Rajab Khalifa Rajab Abdulsadıq, Moldova Enerji Bakanı Dorin Junghietu, Nijerya Katı Mineraller Geliştirme Bakanı Oladele Henry Alake ile Somali Petrol ve Maden Kaynakları Bakanı Dahir Shire Mohamed yer alacak. Yatırım Stratejileri de Gündemde Zirvenin önemli konularından biri de finansman ve yatırım olacak. Bu çerçevede, zirvede “Belirsizliği Yönetmek: Hidrokarbonlar ve Mineraller İçin Yatırım Stratejileri” başlığıyla bir oturum düzenlenecek. Bakan Yardımcıları ve uluslararası enerji şirketlerinin CEO’larının bir araya geleceği oturumda enerji ve maden sektöründeki yatırım fırsatları, finansman modelleri ve küresel ekonomik gelişmeler değerlendirilecek. Söz konusu zirvede; Suriye Petrolden Sorumlu Enerji Bakan Yardımcısı Sn. Giyas Dıyap, Sonatrach CEO’su Noureddine Daoudı, Subsea 7 Conventional Kıdemli Başkan Yardımcısı Olivier Blarıngham, TÜPRAG Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yilmaz ve EDISON Başkan Yardımcısı Fabrizio Mattana yer alacak. Zorluklar ve Fırsatlar Değerlendirilecek Zirvede, “Dönüşümü Tasarlamak: Zorluklar ve Fırsatlar” başlıklı bir oturum da düzenlenecektir. Söz konusu oturumda enerji ve yatırım politikalarında devletlerin üstlenmesi gereken roller tartışılacak. Katılımcılar, enerji dönüşümü sürecinde kamu politikalarının önemini, finansmanı ve ülkeler arası iş birliği imkanlarını ele alacak. Söz konusu zirvede; Bulgaristan Enerji Bakan Yardımcısı. Kiril Temelkov, Romanya Enerji Bakanlığı Devlet Sekreteri Cristian Silviu Buşoi, EPİAŞ CEO’su Taha ARVAS, Dünya Bankası Kıdemli Enerji Ekonomisti Claire Nicolas, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Türkiye Başkan Yardımcısı Mehmet Erdem Yaşar yer alacak. İkili Görüşmeler Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, İNRES 2026’ya iştirak eden konuk bakanlar ile ikili görüşmeler de gerçekleştirecek. Bu görüşmelerde, ülkeler arasındaki mevcut ve potansiyel iş birliği konularının görüşülmesi bekleniyor. Ayrıca, zirve marjında bazı anlaşmalara da imza atılması öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.