Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji Güvenliği

Kapsül Haber Ajansı - Enerji Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Güneş ve Rüzgârda Üretim Rekoru Haber

Güneş ve Rüzgârda Üretim Rekoru

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının açıkladığı verilere göre, ağustos ayında güneş kaynaklı elektrik üretimi 5,16 milyar kilovatsaat, rüzgâr kaynaklı elektrik üretimi ise 4,74 milyar kilovatsaat olarak gerçekleşti. Bu rakamlarla iki kaynak, ağustosta 36,71 milyar kilovatsaat olan toplam elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 27’sini karşıladı. Yenilenebilir enerji projelerinin geliştirilmesi ve izin süreçleri alanında faaliyet gösteren ARI-ES Enerji’nin Genel Müdürü Ebru Arıcı, ulaşılan seviyenin uzun vadeli yatırımların üretime katkısını ortaya koyduğunu belirtti. Arıcı, bu ivmenin korunmasında proje geliştirme süreçlerinin etkin yönetilmesinin ve enerji sisteminin artan yenilenebilir üretime hazırlanmasının kilit rol oynayacağını vurguladı. YATIRIM HEDEFLERİNİN ÜRETİME DÖNÜŞMESİNDE İZİN SÜREÇLERİ BELİRLEYİCİ Yeni projelerin hayata geçirilmesinde yatırımın bütün aşamalarının birlikte planlanması gerektiğini ifade eden Arıcı, şunları söyledi: “Bir projenin yatırım gündemine alınması ile elektrik üretmeye başlaması arasında birbirine bağlı çok sayıda aşama bulunuyor. Lisanslama, çevresel değerlendirmeler, imar, arazi ve bağlantı süreçlerinin doğru yönetilmesi, yatırımın devreye alınma takvimini doğrudan etkiliyor. Bu aşamaların koordinasyon içinde yürütülmesi, yatırımcının finansman ve tedarik planını daha sağlıklı kurmasını sağlıyor. Türkiye’nin güneş ve rüzgâr potansiyelinden daha fazla yararlanabilmesi için kapasite hedeflerinin uygulanabilir proje takvimleriyle desteklenmesi gerekiyor.” YENİ ÜRETİM KAPASİTESİYLE ŞEBEKE YATIRIMLARI BİRLİKTE İLERLEMELİ Güneş ve rüzgârın elektrik üretimindeki katkısı büyüdükçe sistemin esnekliğinin de önem kazandığını belirten Arıcı, “Üretimi artırırken, bu elektriğin ihtiyaç duyulan zamanda ve noktada kullanılabilmesini de planlamalıyız. Yeni santrallerin devreye alınmasıyla şebekenin güçlendirilmesi eş zamanlı ilerlemeli. Depolama sistemleri, üretim tahmin teknolojileri ve talep yönetimi uygulamaları, değişken üretimin sisteme entegrasyonunu destekleyen önemli araçlar. Bu alanlarda atılacak adımlar, mevcut ve yeni kapasitenin daha verimli kullanılmasına katkı sağlayacaktır” dedi. YERLİ KAYNAKLARIN KATKISI, ENERJİ BAĞIMSIZLIĞI HEDEFİNİ GÜÇLENDİRİYOR Yenilenebilir enerji üretimindeki artışın enerji güvenliği ve ekonomik dayanıklılık açısından önemine dikkat çeken Arıcı, değerlendirmesini şöyle tamamladı: “Güneş ve rüzgâr, Türkiye’nin kendi kaynaklarıyla elektrik üretebilmesi açısından güçlü bir avantaj sunuyor. Yerli ve yenilenebilir kaynakların elektrik arzındaki payının artması, ithal yakıt ihtiyacını azaltırken uluslararası enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı dayanıklılığımızı da güçlendiriyor. Ağustostaki rekoru, enerji bağımsızlığı yolunda önemli bir adım olarak görüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünya Likit Gaz Üreticileri İstanbul’da Buluşuyor Haber

Dünya Likit Gaz Üreticileri İstanbul’da Buluşuyor

Dünya Likit Gaz Birliği (WLGA) tarafından her yıl farklı bir ülkede gerçekleştirilen ve likit gaz sektörünün en önemli uluslararası buluşması olan Likit Gaz Haftası, 12-16 Ekim tarihlerinde ilk kez Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek. “Resilience in a Changing World – Değişen Dünyada Dayanıklılık” temasıyla İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek etkinlikte; küresel belirsizliklerin arttığı, enerji politikalarının ve piyasaların hızla değiştiği, iklim değişikliğiyle mücadelenin enerji gündemini yeniden şekillendirdiği bir dönemde likit gaz sektörünün geleceği ele alınacak. Enerji güvenliği ve erişilebilirliğin yanı sıra düşük karbonlu enerji çözümleri, yenilikçi teknolojiler ve sektörün dönüşüm kapasitesi haftanın temel gündem başlıkları arasında yer alacak. Etkinlik kapsamında gerçekleşecek fuarda katılımcılar ve ziyaretçiler likit gaz sektöründeki en yeni ürün ve hizmetleri yakından inceleme fırsatı bulacak. 110’dan fazla ülkeden 2 bini aşkın katılımcı Beş gün sürecek Likit Gaz Haftası 2026, küresel likit gaz değer zincirinin farklı halkalarını aynı platformda buluşturacak. Üç günlük konferans programının yanı sıra yan etkinlikler ve iş toplantılarının gerçekleştirileceği organizasyonda 110’dan fazla ülkeden 2 bini aşkın sektör lideri ve karar verici, 150’den fazla katılımcı şirket ve yaklaşık 80 konuşmacı yer alacak. Etkinliğin ana konferans programı ve uluslararası sergisi İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Genel oturumlar, yan etkinlikler ve iş toplantılarına da ev sahipliği yapacak İstanbul Kongre Merkezi, hafta boyunca delegelerin ana buluşma noktası olacak. Likit Gaz Haftası kapsamındaki Küresel Bilim Konferansı ise Hilton Istanbul Bosphorus’ta düzenlenecek. Likit Gaz Haftası 2026’nın açılış konuşmacılarından Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) İcra Direktörü Dr. Fatih Birol yapacağı açılış konuşmasında enerji güvenliği ve piyasa istikrarına dair küresel bir bakış açısı sunacak. Birol’un katılımıyla başlayacak programda değişen dünyada enerji güvenliği, erişilebilir enerji ihtiyacı ile LPG ve diğer likit gazların bu denklemde üstlenebileceği rol uluslararası sektör temsilcilerinin katılımıyla değerlendirilecek. Dünyanın önemli likit gaz pazarlarından biri olan Türkiye, küresel sektöre ev sahipliği yapacak Likit Gaz Haftası’nın ilk kez Türkiye’de gerçekleştirilmesi, ülkenin küresel likit gaz sektöründeki konumu açısından da önem taşıyor. Gelişmiş dağıtım altyapısı, yaygın otogaz kullanımı ve uzun yıllara dayanan sektör deneyimiyle Türkiye, dünyanın önemli likit gaz pazarları arasında yer alıyor. İstanbul’un Avrupa ile Asya arasındaki stratejik konumu ise Likit Gaz Haftası 2026’yı Türkiye’nin yanı sıra Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya ve çevre pazarlardaki sektör paydaşları açısından önemli bir buluşma noktası haline getiriyor. Melih Poyraz: “Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapması sektörümüz açısından önemli bir dönüm noktası” Dünya Likit Gaz Birliği (WLGA) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Melih Poyraz, Likit Gaz Haftası’nın Türkiye’de ilk kez düzenlenmesine ilişkin şunları söyledi: “Dünya likit gaz sektörünün en önemli küresel buluşmalarından biri olan Likit Gaz Haftası’na Türkiye olarak ilk kez ev sahipliği yapmaktan büyük gurur duyuyoruz. Türkiye; pazar büyüklüğü, gelişmiş altyapısı, güçlü dağıtım ağı ve uzun yıllara dayanan sektör deneyimiyle likit gazlar açısından son derece önemli bir ekosisteme sahip. Tüm dünyadan sektör temsilcilerini İstanbul’da ağırlayacak olmamız, Türkiye’nin bu alandaki deneyimini küresel sektörle paylaşmamız açısından da değerli bir fırsat sunuyor. Enerji dünyası bugün bir taraftan iklim değişikliğiyle mücadele ederken diğer taraftan enerji arz güvenliği ve erişilebilirlik gibi kritik başlıklara çözüm üretmek zorunda. Böyle bir dönemde enerji geleceğinin tek bir kaynak ya da teknoloji üzerinden değil, birbirini tamamlayan çözümlerle şekilleneceğine inanıyoruz. Likit Gaz Haftası boyunca sektörümüzün bu dönüşümde nasıl daha etkin rol üstlenebileceğini, yenilikçi ve düşük karbonlu çözümleri ve geleceğin teknolojilerini dünyanın dört bir yanından gelen iş ortaklarımızla değerlendireceğiz. Üstelik bu önemli buluşmayı, Türkiye’nin Antalya’da COP31’e ev sahipliği yapmasına yalnızca birkaç hafta kala gerçekleştiriyoruz. Bu nedenle İstanbul’daki buluşmamızın COP31 öncesindeki küresel enerji ve iklim tartışmalarına da anlamlı bir katkı sağlayacağına inanıyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güneş ve Rüzgârda Üretim Rekoru: Yeni Yatırımların Hayata Geçirilmesi Kritik Haber

Güneş ve Rüzgârda Üretim Rekoru: Yeni Yatırımların Hayata Geçirilmesi Kritik

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının açıkladığı verilere göre, ağustos ayında güneş kaynaklı elektrik üretimi 5,16 milyar kilovatsaat, rüzgâr kaynaklı elektrik üretimi ise 4,74 milyar kilovatsaat olarak gerçekleşti. Bu rakamlarla iki kaynak, ağustosta 36,71 milyar kilovatsaat olan toplam elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 27’sini karşıladı. Yenilenebilir enerji projelerinin geliştirilmesi ve izin süreçleri alanında faaliyet gösteren ARI-ES Enerji’nin Genel Müdürü Ebru Arıcı, ulaşılan seviyenin uzun vadeli yatırımların üretime katkısını ortaya koyduğunu belirtti. Arıcı, bu ivmenin korunmasında proje geliştirme süreçlerinin etkin yönetilmesinin ve enerji sisteminin artan yenilenebilir üretime hazırlanmasının kilit rol oynayacağını vurguladı. YATIRIM HEDEFLERİNİN ÜRETİME DÖNÜŞMESİNDE İZİN SÜREÇLERİ BELİRLEYİCİ Yeni projelerin hayata geçirilmesinde yatırımın bütün aşamalarının birlikte planlanması gerektiğini ifade eden Arıcı, şunları söyledi: “Bir projenin yatırım gündemine alınması ile elektrik üretmeye başlaması arasında birbirine bağlı çok sayıda aşama bulunuyor. Lisanslama, çevresel değerlendirmeler, imar, arazi ve bağlantı süreçlerinin doğru yönetilmesi, yatırımın devreye alınma takvimini doğrudan etkiliyor. Bu aşamaların koordinasyon içinde yürütülmesi, yatırımcının finansman ve tedarik planını daha sağlıklı kurmasını sağlıyor. Türkiye’nin güneş ve rüzgâr potansiyelinden daha fazla yararlanabilmesi için kapasite hedeflerinin uygulanabilir proje takvimleriyle desteklenmesi gerekiyor.” YENİ ÜRETİM KAPASİTESİYLE ŞEBEKE YATIRIMLARI BİRLİKTE İLERLEMELİ Güneş ve rüzgârın elektrik üretimindeki katkısı büyüdükçe sistemin esnekliğinin de önem kazandığını belirten Arıcı, “Üretimi artırırken, bu elektriğin ihtiyaç duyulan zamanda ve noktada kullanılabilmesini de planlamalıyız. Yeni santrallerin devreye alınmasıyla şebekenin güçlendirilmesi eş zamanlı ilerlemeli. Depolama sistemleri, üretim tahmin teknolojileri ve talep yönetimi uygulamaları, değişken üretimin sisteme entegrasyonunu destekleyen önemli araçlar. Bu alanlarda atılacak adımlar, mevcut ve yeni kapasitenin daha verimli kullanılmasına katkı sağlayacaktır” dedi. YERLİ KAYNAKLARIN KATKISI, ENERJİ BAĞIMSIZLIĞI HEDEFİNİ GÜÇLENDİRİYOR Yenilenebilir enerji üretimindeki artışın enerji güvenliği ve ekonomik dayanıklılık açısından önemine dikkat çeken Arıcı, değerlendirmesini şöyle tamamladı: “Güneş ve rüzgâr, Türkiye’nin kendi kaynaklarıyla elektrik üretebilmesi açısından güçlü bir avantaj sunuyor. Yerli ve yenilenebilir kaynakların elektrik arzındaki payının artması, ithal yakıt ihtiyacını azaltırken uluslararası enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı dayanıklılığımızı da güçlendiriyor. Ağustostaki rekoru, enerji bağımsızlığı yolunda önemli bir adım olarak görüyoruz.” ARI-ES Enerji Hakkında ARI-ES Enerji; farklı kaynaklardaki yenilenebilir enerji yatırımlarında lisanslama, imar planları, ÇED ve uluslararası ESIA süreçleri, kamulaştırma, yol projeleri, lisanssız üretim izinleri ile teknik ve idari analiz hizmetleri sunmaktadır. Saha geliştirme süreçlerinden başlayarak inşaat aşamasına kadar istisnasız her adımı kapsayan güçlü bir proje yönetimi yaklaşımı ile çalışmaktadır. Şirket, rüzgâr ve güneş enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji alanında yatırım süreçlerinin sağlıklı, öngörülebilir ve sürdürülebilir şekilde ilerlemesine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

- Türkiye’nin Temiz Enerji Vizyonu İstanbul’da Masaya Yatırıldı Haber

- Türkiye’nin Temiz Enerji Vizyonu İstanbul’da Masaya Yatırıldı

YEO Teknoloji’nin ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirilen 16’ncı Dii Desert Energy Zirvesi, enerji sektörünün önde gelen yöneticilerini, yatırımcılarını ve uluslararası kuruluşların temsilcilerini bir araya getirdi. Zirvede enerji güvenliği, yenilenebilir enerji yatırımları, şebeke altyapısı, batarya depolama, yeşil hidrojen ve bölgeler arası enerji bağlantıları masaya yatırıldı. Dii Desert Energy Başkanı Paul van Son, Dii Desert Energy CEO’su Cornelius Matthes, YEO Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Tolunay Yıldız ile Dii Desert Energy Araştırma Direktörü Chiara Aruffo’nun da aralarında bulunduğu konuşmacılar, Türkiye’nin Avrupa, Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika arasında bir temiz enerji merkezi olma potansiyeline dikkat çekti. Zirvede yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’nin coğrafi konumunun kalıcı ekonomik değere dönüşmesi için yenilenebilir enerji kapasitesinin güçlü şebekeler, enerji depolama sistemleri, teknoloji yatırımları ve sınır ötesi bağlantılarla desteklenmesi gerektiği vurgulandı. Türkiye daha büyük rol üstlenebilir Dii Desert Energy CEO’su Cornelius Matthes, Türkiye’nin Avrupa’nın enerji güvenliği açısından önemli bir ortak olduğunu belirtti. Orta Asya, Hazar Denizi ve Azerbaycan üzerinden geliştirilebilecek bağlantılar ile Doğu Akdeniz’deki hidrojen altyapısı girişimlerine dikkat çeken Matthes, elektrik, hidrojen ve enerji depolama çözümlerinin birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. Türkiye ile Avrupa arasındaki iş birliğinin enerji üretimiyle sınırlı olmadığını belirten Matthes, Türkiye’deki üretim tesislerinin Avrupa’nın rüzgâr enerjisi sektörüne sağladığı katkıya işaret etti. Batarya sistemleri ve enerji dönüşümünün diğer kritik bileşenlerinde geliştirilecek üretim kapasitesinin bu ilişkiyi daha da güçlendirebileceğini söyledi. Dii Desert Energy Başkanı Paul van Son’un kıtalar ve enerji sistemleri arasındaki bağlantılara odaklanan değerlendirmeleri de temiz enerji dönüşümünde uluslararası iş birliğinin önemini ortaya koydu. Güvenli ve uygun maliyetli enerjiye erişim ile bölgeler arasında daha güçlü bağlantılar kurulması, zirvenin ortak gündem başlıkları arasında yer aldı. Enerji güvenliği ulusal güvenliğin parçası hâline geldi YEO Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Tolunay Yıldız, enerji dönüşümünün sanayinin rekabet gücü ve hanelerin enerjiye erişimiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Enerji güvenliği artık bir ulusal güvenlik meselesi. Güvenli, temiz ve uygun maliyetli enerjiye ihtiyacımız var” dedi. Yerel temiz enerji üretiminin ithal yakıtlara bağımlılığı azaltabileceğini belirten Yıldız, komşu ülkelerle kurulacak güçlü bağlantıların arzın baskı altında kaldığı dönemlerde daha fazla seçenek sunacağını söyledi. Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynakları, güçlü sanayi altyapısı ve ticaret deneyimiyle bu dönüşümde önemli bir fırsata sahip olduğunu ifade etti. Yıldız, Türkiye’nin temiz enerji üretiminden ekipman imalatına ve mühendislik hizmetlerine kadar değer zincirinin tamamında rol üstlenebileceğini belirtti. Yeşil hidrojende merkez olma potansiyelinin hayata geçirilmesi için altyapının, standartların ve uzun vadeli alım anlaşmalarının geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Depolama yatırımları dönüşümün hızını belirleyecek Zirvede öne çıkan ortak başlıklardan biri, yenilenebilir enerji kapasitesindeki büyümenin güçlü bir şebeke altyapısıyla desteklenmesi oldu. Birçok pazarda enerji projelerinin şebeke bağlantı kapasitesi beklediğini belirten Yıldız, daha güçlü şebekelere, daha hızlı bağlantı süreçlerine ve akıllı dijital kontrol sistemlerine yatırım yapılması gerektiğini söyledi. Fabrikalara ve yerleşimlere yakın temiz enerji üretiminin batarya depolama sistemleriyle birleştirilmesinin önemine değinen Yıldız, bu yapıların ana şebekeye bağlanarak akıllı biçimde yönetilmesinin bütün sistemin güvenilirliğini artırabileceğini belirtti. Batarya depolamanın yenilenebilir elektriğin ihtiyaç duyulan zamanda kullanılmasını sağladığını ve şebekeye esneklik kazandırdığını ifade etti. Dii Desert Energy Araştırma Direktörü Chiara Aruffo da zirvede tanıtılan “Türkiye 2035 120+ GW Güneş ve Rüzgâr Geleceğine Yönelik Stratejik Yol Haritası” çalışmasının sonuçlarını paylaştı. Türkiye’nin 2035 yılı için belirlediği toplam 120 GW güneş ve rüzgâr kurulu güç hedefini değerlendiren Aruffo, depolamalı üretim, hibrit projeler ve öz tüketim yatırımlarıyla temel senaryonun üzerinde yaklaşık 50 GW ilave kapasite potansiyeli bulunduğunu aktardı. Bu potansiyelin gerçekleşme hızında şebeke yatırımlarının belirleyici olacağını vurguladı. Üretimden teknolojiye bütünleşik enerji yaklaşımı Tolunay Yıldız, YEO’nun temiz enerji üretimi, batarya sistemleri, dijital kontrol çözümleri, şebekeler ve trafo merkezlerini tek bir enerji ekosisteminin parçaları olarak ele aldığını belirtti. Avrupa ve Afrika’dan Orta Asya’ya uzanan 40 ülkedeki projelerde bu yetkinlikleri bir araya getirdiklerini ifade eden Yıldız, aynı uzmanlığın gelecekteki yeşil hidrojen projelerinin ihtiyaç duyacağı elektrik altyapısına da katkı sağlayabileceğini söyledi. Enerji dönüşümünün hedeflerle sınırlı kalmaması ve uygulanabilir projelere dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Yıldız, İstanbul’daki zirveyi ortak hedeflerin somut adımlara dönüştürülmesi açısından önemli bir buluşma olarak değerlendirdi. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacak olmasının enerji dönüşümündeki rolünü güçlendirmek için önemli bir fırsat sunduğunu belirten Yıldız, İstanbul’da kurulan iş birliklerinin yeni projelerle sürdürülmesi çağrısında bulundu. REAP Battery fabrikasında buluştular Üç günlük zirve programı, katılımcıların YEO Teknoloji’nin Tuzla’daki REAP Battery fabrikasını ziyaret etmesiyle tamamlandı. Küresel enerji sektörünün temsilcileri, yıllık 5 GWh üretim kapasitesine sahip tesiste batarya enerji depolama sistemlerinin üretim süreçlerini, batarya yönetim sistemlerini, yazılım çözümlerini ve yerel mühendislik çalışmalarını yerinde inceledi. Fabrika ziyaretinde enerji depolamanın birkaç yıl öncesine kadar yenilenebilir enerji projelerini destekleyen ek bir çözüm olarak görüldüğü, bugün ise enerji sisteminin temel bileşenlerinden biri hâline geldiği vurgulandı. Batarya sistemlerinin arz ve talebi dengelemesi, şebeke kararlılığını desteklemesi ve yenilenebilir elektriğin ihtiyaç duyulan zamanda kullanılmasını sağlaması ele alındı. REAP Battery fabrikası, zirve boyunca tartışılan temiz enerji, depolama, şebeke ve dijital kontrol başlıklarının üretime ve teknolojiye dönüştüğü somut örneklerden biri olarak değerlendirildi. Katılımcılar, enerji dönüşümünün gerçek projeler, güvenilir teknoloji, nitelikli insan kaynağı ve uluslararası iş birlikleriyle ilerleyeceği mesajıyla İstanbul’dan ayrıldı. YEO Teknoloji’nin ev sahipliğinde başarıyla tamamlanan 16’ncı Dii Desert Energy Zirvesi, Türkiye’nin temiz enerji kaynaklarını sanayi, teknoloji ve mühendislik gücüyle birleştirmesi hâlinde Avrupa’nın enerji güvenliğinde daha büyük bir rol üstlenebileceğini ortaya koydu. Zirvede, bu rolün gelişmesi için üretim yatırımlarıyla birlikte şebeke kapasitesinin, enerji depolama altyapısının ve sınır ötesi bağlantıların güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Dii Desert Energy Liderlik Zirvesi hakkında 2010 yılından bu yana düzenlenen Dii Desert Energy Liderlik Zirveleri, MENA çöllerinden yerel pazarlara ve ihracata yönelik iklim nötr, düşük maliyetli ve güvenli enerji sağlanmasının önünü açıyor. Her yıl düzenlenen zirve; emisyonsuz enerji değer zinciri boyunca faaliyet gösteren sektör liderlerini, projeleri hayata geçiren geliştiricileri, enerji şirketlerini ve yatırımcıları bir araya getiriyor. Bu yönüyle Dii Zirvesi, sıfır emisyonlu enerji pazarlarının oluşturulmasını başlatma ortak hedefi etrafında şekillenen, sektördeki benzersiz üst düzey buluşmalardan biri olarak öne çıkıyor. Dii Desert Energy hakkında Dii Desert Energy, Dubai merkezli faaliyet gösteren bağımsız ve uluslararası bir düşünce kuruluşu ve sektör ağıdır. MENA bölgesindeki güçlü varlığıyla insanları, ülkeleri ve temiz enerji pazarlarını küresel ölçekte birbirine bağlayan Dii Desert Energy; çöllerden güvenli, uygun maliyetli, net sıfır veya negatif emisyonlu enerji sağlanmasının önünü açmayı amaçlıyor. Dii Desert Energy’nin 35 ülkeden 100’ün üzerinde şirket ve kuruluşu buluşturan platformu; üst düzey yöneticileri, kamu karar vericilerini, Ar-Ge kuruluşlarını ve akademik kurumları harekete geçiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ali Y. Koç: “Elektrifikasyon Hedefinin Gerçekleşmesi, Ülke Olarak Rekabet Gücümüzü Artırır” Haber

Ali Y. Koç: “Elektrifikasyon Hedefinin Gerçekleşmesi, Ülke Olarak Rekabet Gücümüzü Artırır”

COP31 Küresel İş Ortağı Koç Holding’in Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, “Oksijen İklimin Ötesinde: Antalya’ya Doğru” zirvesinde Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Dr. Fatih Birol ile bir araya geldi. COP31 öncesinde Rahmi M. Koç Müzesi’nde gerçekleştirilen buluşmada; küresel enerji dönüşümü, rekabetçilik ve iş dünyasının dönüşüm sürecindeki rolü değerlendirildi. Ali Y. Koç ve Dr. Fatih Birol, gazeteci Barçın Yinanç’ın moderatörlüğünü üstlendiği oturumda, COP31’e giden süreçte enerji dönüşümünün ekonomik büyüme ve rekabetçilik üzerindeki etkilerini ele aldılar. Yeşil dönüşüm yatırımlarını teşvik edecek bir ortamın sağlanmasını önemli bulduğunu kaydeden Ali Y. Koç, “Doğası gereği yenilenebilir enerji yüzde 100 üretim yapamıyor, yani 7/24 çalışamıyor. Bugün geldiğimiz noktada yüzde 61 üretim kapasitesi, enerji tüketiminin yüzde 40'ını karşılıyor. Bu arayı kapatabilmek için ciddi anlamda şebeke yatırımlarına ve depolamaya ihtiyacımız var. Bu durum, aynı zamanda iş dünyası için potansiyel sunuyor. Şu anda dünyadaki depolama kapasitesinin 6 misline ihtiyaç var. Dolayısıyla kamunun da iş dünyasına yeşil dönüşüm için yatırım yapabileceği iklimi, yatırımcıyı cezbedecek ortamı sağlaması gerekiyor” dedi. Ali Y. Koç: “İklim, rekabeti belirleyen önemli bir faktör haline geldi” Uluslararası rekabette enerji, finansman, teknoloji, jeopolitik gibi konuların hiç olmadığı kadar birbirine bağlı olduğunu kaydeden Koç, “İklim daha önce bugün olduğu kadar rekabet faktörü değildi. Örneğin sınırda karbon maliyetlendirmesi veya iklimle ilgili teşvikler gibi bu alandaki düzenlemeler ülkeden ülkeye değişiyor. Avrupa'daki enerji maliyeti Amerika'nın iki katı. İşin maliyeti de rekabeti çok etkiliyor” ifadelerini kullandı. Çinli şirketlerin dünyada bu kadar pazar payının artmasının arkasında kamu desteklerinin olduğunu belirten Koç, Çin’in stratejik bağımsızlık perspektifi doğrultusunda uzun yıllardır elektrifikasyonu önceliklendirdiğine dikkat çekti. Ali Y. Koç: “Finans kuruluşları ile finansmana ihtiyacı olan ülkeleri birleştirmek önemli” Koç Holding’in COP31’in Küresel İş Ortaklığı’na değinen Koç, “Hem ülkemizin ev sahipliğine katkı verebileceğimiz için hem de yaptıklarımızı anlatabileceğimiz için heyecanlıyız. Yeni iş birliklerini, teşvikleri, o ağın içinde hem yurt içi hem yurt dışı yeni yatırım imkanlarını sağlayabileceğimizi, geliştirebileceğimizi düşünüyorum” dedi. COP31 Başkanlığının net bir yol haritası olduğunu kaydeden Koç, “Uluslararası Enerji Ajansı, 2035'te enerji tüketiminin yüzde 35'inin elektrik olması hedefinin yüzde 33 olarak gerçekleşeceğini söyledi. Demek ki 2035’te %35 hedefi koyarak gerçekten erişilebilir bir rakamdan bahsediyoruz. Hatta hedefe ulaşıldığı takdirde, özellikle bizim gibi enerjisi ithalata bağımlı ülkelerin enerji maliyetlerinin 400 milyar dolar daha azalacağı öngörülüyor. Bu, daha rekabetçi olabileceğiz demek” dedi. Dünyada sermaye eksikliği olmadığını belirten Koç, “Ülkelerin iklim hedefleri, dönüşüm planları, enerji güvenliği ve bağımsızlığına yönelik projeleri için finansmana ihtiyacı var. Finans kuruluşlarının finansman vermek istediği projeler var, fakat yeterince uygun proje bulamıyorlar. Finans kuruluşları ile finansmana ihtiyacı olan ülkeleri birleştirmek önemli” dedi. Fatih Birol: “Elektrifikasyon çevreye pozitif etkisinin yanı sıra enerji güvenliği açısından da son derece önemli” Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol ise konuşmasında COP31’de elektrifikasyonla ilgili verilecek taahhütlerin önemine değindi. Birol: “Antalya'da COP31 bittiği zaman, örneğin 150 ülke ‘Dünyadaki şu anda elektriğin toplam enerjideki %23 olan payını 2035’de %35’e çıkarmayı hedefliyoruz’ diye bir bildirgenin altına imza atsa, bu sadece bir siyasi belge olarak kalmaktan çıkacak, piyasalara, yatırımcılara yön verecek” dedi. Birol ülkelerin bundan sonra elektrifikasyon alanında yapacakları yatırımların, alacağı tedbirlerin son derece önemli olduğuna değindi ve “Özellikle bizim gibi enerjiyi ithal eden ülkeler için yatırımlar önemli. Çünkü bizim ithalat rakamlarımız düşecek. Cari açığımızın büyük bir kısmı petrol, doğal gaz kullanımlarından geçiyor. Onlar düşecek. Çevreye pozitif etkisi olacak ve de elektrifikasyon enerji güvenliği açısından son derece önemli” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ve Almanya Enerji İş Birliğini Yeni Alanlara Taşıyor Haber

Türkiye ve Almanya Enerji İş Birliğini Yeni Alanlara Taşıyor

Bakan Bayraktar, Türkiye ile Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti arasında düzenlenen iş forumuna katıldı. Eyalet Başbakanı Hendrik Wüst’ün de yer aldığı toplantıda Türk ve Alman iş insanlarına seslenen Bakan Bayraktar, “Almanya, Avrupa’daki başlıca ticaret ortağımız olmaya devam ediyor ve Kuzey Ren-Vestfalya bu ilişkinin tam kalbinde yer alıyor.” dedi. İmalat Sektörü Zorda Kaldı Bakan Bayraktar, son dönemdeki jeopolitik krizlerin enerji güvenliği ve kaynak çeşitliliğinin önemini ortaya koyduğunu dile getirerek “Bunu, son dönemde Avrupa’da yaşanan enerji krizi sırasında gördük; enerji maliyetlerindeki ani artış, keskin enflasyonist baskılara yol açtı ve enerji yoğun imalat sektörünü zor durumda bıraktı.” diye konuştu. Enerjide Bağımsız Türkiye Türkiye olarak politikalarını bu gerçekler doğrultusunda şekillendirdiklerini ifade eden Bakan Bayraktar, “Ulusal enerji politikamızın tamamı üç temel direk üzerine inşa edilmiştir; enerji arzının güvence altına alınması, enerji ithalatına bağımlılığın ortadan kaldırılması ve 2053 yılına kadar ‘Net Sıfır Emisyon’ hedefimize doğru ilerlemeye devam etmek. Nihai vizyonumuz basit ama güçlüdür: Tamamen enerji bağımsızlığına sahip bir Türkiye.” dedi. Yüzde 75’i Rüzgâr ve Güneşten Bakan Bayraktar, Avrupa’daki elektrik tüketiminde Almanya ve Fransa’nın ardından üçüncü sırada yer aldıklarını,125 bin megavatı aşan kurulu gücün yüzde 63’ünden fazlasını yenilenebilir kaynakların oluşturduğunu dile getirerek 2025 yılında, rüzgâr ve güneş enerjisinden üretilen elektriğin tüm endüstriyel tüketimin yaklaşık yüzde 75’ini karşıladığını anlattı. Yeni Nesil Projeler TANAP ve Bakü-Tiflis-Ceyhan gibi koridorların sadece iç talebi karşılamakla kalmadığını, Avrupa’nın da arz güvenliğini aktif olarak güçlendirdiğini vurgulayan Bakan Bayraktar, “Bu derin deneyime dayanarak Alman ortaklarımızla doğal gaz ve yeşil hidrojenden modern elektrik şebekelerine ve kritik malzemelere kadar uzanan yeni nesil ortak projeleri hayata geçirebiliriz.” diye konuştu. Finansmanın Önemi Bakan Bayraktar, bu bağlamda finansmanın önemine işaret ederek “Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, ‘Net Sıfır’ hedeflerine ulaşmak için küresel temiz enerji yatırımlarının 2030’ların başlarında yıllık 4,5 trilyon doların üzerine çıkması gerekiyor. Küresel ölçekte rekor düzeyde harcama yapılmasına rağmen fiili yatırımlar hâlâ ihtiyaç duyulan miktarın çok gerisinde.” dedi. Almanya’nın Belirleyici Rolü Finansman açığını kapatma noktasında Almanya’nın finansal gücü, sermaye desteği ve ortak girişimlerde risk paylaşımının belirleyici bir rol oynayabileceğini söyleyen Bakan Bayraktar, “Türkiye’nin proje yürütme kapasitesini Almanya’nın finansal imkânlarıyla birleştirerek iddialı geçiş hedeflerini finansman sağlanabilir, somut varlıklara dönüştürebiliriz.” diye konuştu. 11,2 Milyar Avroluk Hacim Forum öncesinde Bakan Bayraktar, Vestfalya Eyaleti Başbakanı Wüst ile baş başa görüştü. Görüşmeye ilişkin sosyal medyadan açıklama yapan Bakan Bayraktar, “Kuzey Ren-Vestfalya ile 11,2 milyar avroya ulaşan güçlü ticaret hacmimizi; sanayinin temiz enerji ihtiyacını karşılayacak ve dışa bağımlılığını azaltacak sürdürülebilir yatırımlarla desteklemeye kararlıyız.” ifadelerini kullandı. Güçlü İş Birliği Bakan Bayraktar, iş insanlarıyla birlikte katıldığı “Türkiye-Kuzey Ren-Vestfalya Yuvarlak Masa Toplantısı” ile ilgili olarak da sosyal medyadan “Her iki ülkenin enerji arz güvenliğine ve sürdürülebilir kalkınmasına büyük katkı sunacak bu güçlü iş birliğini desteklemeyi kararlılıkla sürdüreceğiz.” paylaşımı yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerjinin Liderleri İstanbul’da Buluşuyor Haber

Enerjinin Liderleri İstanbul’da Buluşuyor

Dii Desert Energy Liderlik Zirvesi’nin bu yıl Türkiye’de düzenlenmesi bölge açısından büyük önem taşıyor. Avrupa ile Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türkiye’yi kapsayan MENAT bölgesi arasındaki enerji bağlantılarını güçlendirmeyi amaçlayan zirve, Türkiye’nin kıtaları, enerji kaynaklarını ve büyüyen pazarları birbirine bağlayan stratejik konumuna dikkat çekecek. YEO Teknoloji, 16. Dii Desert Energy Liderlik Zirvesi’nin ülke ev sahibi olarak küresel enerji sektörünü İstanbul’da ağırlayacak; Türkiye’nin Avrupa ile MENAT bölgesi arasındaki “yeşil köprü” rolünü, yerli üretim gücünü ve temiz enerji alanındaki küresel vizyonunu uluslararası platforma taşıyacak. Kritik önemdeki yeni rapor kamuoyuyla paylaşılacak Dii Desert Energy, COP31 öncesinde zamanlı ve önemli bir katkı olarak hazırlanan “Türkiye 2035: 120+ GW Güneş ve Rüzgâr Geleceğine Yönelik Stratejik Yol Haritası” başlıklı çalışmayı kamuoyuyla paylaşacak. Türkiye’nin mevcut enerji karmasını ve düşük emisyonlu proje projeksiyonlarını değerlendiren çalışma, ülkenin bölgesel bir temiz enerji üretim, depolama ve iletim merkezine dönüşümünü ortaya koyuyor. Bu dönüşüm; Türkiye’nin geniş yenilenebilir enerji potansiyelinden yararlanarak net fosil enerji ithalatçısı konumundan, Avrupa pazarının enerji ihtiyacına katkı sağlayan stratejik bir temiz enerji ihracatçısına evrilmesini öngörüyor. Çalışma, uluslararası uzmanlar ve Türkiye’deki kilit paydaşlar tarafından hakem değerlendirmesinden geçirildi. Dii Desert Energy CEO’su Cornelius Matthes, “Hidroelektrik ve jeotermal enerjide dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alan Türkiye, jeostratejik konumunun sağladığı avantajla güneş enerjisi ve rüzgârda da küresel ölçekte güçlü bir üretici olma potansiyeline sahip. Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in bu gelişime ivme kazandırmasını bekliyoruz” dedi. UNIDO İklim ve Teknoloji Ortaklıkları Bölümü Başkanı Petra Schwager ise şunları söylüyor: “UNIDO’nun Sanayide Hidrojen Küresel Programı, temiz enerji dönüşümüne zamanlı bir katkı sunan Dii Desert Energy’nin bu yol haritasını memnuniyetle karşılıyor. Rapor, büyük ölçekli yenilenebilir enerji yatırımları ile yeşil hidrojenin gelişimi arasındaki sinerjiyi ortaya koyarak Türkiye’nin sanayide karbonsuzlaşmaya ve bölgesel enerji iş birliğine öncülük etme potansiyelini vurguluyor. COP31’e doğru ivme artarken bu yayın; iklim eylemini, rekabetçiliği ve sürdürülebilir sanayi gelişimini hızlandıracak uygulanabilir yollar arayan politika yapıcılar, sektör liderleri ve yatırımcılar için değerli öngörüler sunuyor.” “Türkiye 2035: 120+ GW Güneş ve Rüzgâr Geleceğine Yönelik Stratejik Yol Haritası” çalışması, 30 Eylül’de düzenlenecek zirvede Dii Desert Energy Araştırma Direktörü Dr. Chiara Aruffo ve Dii Desert Energy CEO’su Cornelius Matthes tarafından resmen tanıtılacak. 120 GW’lık temiz enerji hedefi Türkiye’nin yalnızca bir enerji geçiş koridoru değil; yenilenebilir enerji, enerji depolama, ileri teknolojiler ve üretim yetkinlikleriyle bölgesel bir temiz enerji merkezi olma potansiyeli, zirvenin temel gündem maddelerinden birini oluşturacak. Türkiye’nin 2035 yılına kadar toplam güneş ve rüzgâr kapasitesini 120 GW’ın üzerine çıkarma hedefi; şebeke yatırımları, bataryalı enerji depolama sistemleri ve sınır ötesi enerji bağlantılarıyla birlikte uluslararası bir perspektiften ele alınacak. Zirve; Dii Desert Energy Başkanı Paul van Son, Dii Desert Energy CEO’su Cornelius Matthes ile YEO Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Tolunay Yıldız’ın açılış konuşmalarıyla başlayacak. Programda EBRD, Dünya Bankası, KfW IPEX-Bank, Masdar, Fraunhofer ISE, TÜREB, Sabancı Grubu, Enerjisa Üretim, Zorlu Enerji, Limak Enerji, Envision Energy, Siemens Energy, Bosch, thyssenkrupp Uhde, RWE, Kawasaki Heavy Industries, Med-TSO, CWP ve Smartenergy gibi uluslararası kurum ve şirketlerden üst düzey temsilcilerin katılacağı oturumlar yer alacak. Zirvede enerji güvenliği, uluslararası iş birliği, hidrojen ekonomisinin mevcut durumu, yapay zekâ ve veri merkezlerinin enerji sistemleri üzerindeki etkisi, jeopolitik gelişmeler ve enerji depolama teknolojilerinin yanı sıra birçok farklı konu ele alınacak. Küresel enerji liderleri REAP Battery Fabrikası’nda buluşacak Zirvenin ikinci gününde küresel enerji liderleri, YEO Teknoloji’nin Tuzla’daki REAP Battery Fabrikası’nda bir araya gelecek. Katılımcılar böylece Türkiye’nin enerji dönüşümündeki rolünü yalnızca konferans salonlarında tartışmakla kalmayacak, üretimin merkezinde yerinde deneyimleme fırsatı da bulacak. YEO Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Tolunay Yıldız’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek programda, YEO Teknoloji İş Geliştirme ve Satıştan Sorumlu Başkan Yardımcısı Barış Esen, bataryalı enerji depolama sistemlerinde ulaşılan son kilometre taşlarını paylaşacak. YEO Teknoloji Yönetim Kurulu Üyesi Mevhibe Canan Özsoy ise jeopolitik gelişmelerin enerji dönüşümü üzerindeki etkisinin ele alınacağı oturuma başkanlık edecek. Programın öne çıkan bölümlerinden biri, katılımcılara özel düzenlenecek REAP Battery Fabrikası gezisi olacak. Yaklaşık 5 GWh yıllık üretim kapasitesine sahip tesiste katılımcılar; ileri enerji depolama çözümlerinin tasarım ve üretimden sistem entegrasyonuna, küresel enerji projelerinde devreye alınmasına kadar uzanan uçtan uca yolculuğunu yerinde inceleyecek. REAP Battery; YEO Teknoloji’nin mühendislik, üretim, sistem entegrasyonu ve anahtar teslim EPC yetkinliklerini bir araya getiren entegre enerji ekosisteminin önemli bir bileşeni konumunda bulunuyor. Fabrika gezisi, Türkiye’nin enerji depolama teknolojileri açısından yalnızca büyüyen bir pazar olmadığını, aynı zamanda teknoloji geliştiren ve üreten bir merkez olma hedefini de uluslararası enerji liderlerine gösterecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA ve BBVA, New York İklim Haftası’nda Küresel İklim Gündeminin Merkezinde Yer Aldı Haber

Garanti BBVA ve BBVA, New York İklim Haftası’nda Küresel İklim Gündeminin Merkezinde Yer Aldı

Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, BBVA Kurumsal Bankacılık ve Sürdürülebilirlik Küresel Başkanı Javier Rodriguez Soler, Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sinem Edige ve BBVA Sürdürülebilirlik Direktörlerinden Antoni Ballabriga ve Garanti BBVA Sürdürülebilirlik Direktörü İrem Barzilay, hafta kapsamında gerçekleştirilen etkinlik, konferans ve üst düzey yuvarlak masa toplantılarına katılarak deneyim ve görüşlerini paylaştı; Küresel gelişmeleri, Türkiye’nin ve finans ekosisteminin sürdürülebilir dönüşüm sürecini ve COP31’e giden süreçte öne çıkan başlıkları uluslararası paydaşlarla değerlendirdi. New York İklim Haftası ve eş zamanlı gerçekleştirilen 19. Türkiye Yatırım Konferansı kapsamında Türkiye’nin sürdürülebilir yatırım potansiyeli ve dönüşüm süreci de uluslararası paydaşlarla ele alınırken, Kasım ayında Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 öncesinde iklim gündeminde hedeflerin ötesine geçerek uygulamanın hızlandırılması gerektiği vurgulandı. Bu kapsamda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan Bayraktar’ın liderliğinde düzenlenen Enerji konulu yuvarlak masa toplantısında Türkiye’nin enerji dönüşümü, enerji güvenliği ve bu alanlardaki yatırım gündemi uluslararası paydaşlarla değerlendirildi. Ayrıca COP31 İş Forumu Danışma Kuruluna katılan Garanti BBVA yöneticileri, iş dünyasında dönüşümün hızlandırılması, yatırım ortamının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir yatırımların ölçeklendirilmesine yönelik önceliklerinin COP31 gündemine taşınmasına katkı sundu. “Artık hedef koymanın ötesine geçip uygulamayı hızlandırmak gerekiyor” Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten yaptığı değerlendirmede, iklim dönüşümünde finansmanın etkisinin yalnızca rakamlarla değil, bu finansmanın hayata geçirdiği yatırımlarla ölçülmesi gerektiğine dikkat çekti. Akten, “Kasım ayında Antalya’da gerçekleşecek COP31 öncesinde burada en sık karşılaştığımız konu artık hedef koymanın ötesine geçip uygulamayı hızlandırmak gerekliliği. Finans dünyasında rakamları ve grafikleri çok severiz ancak asıl etkiyi bu rakamların ardındaki hikayelerde görüyoruz. Bir yatırımın nasıl hayata geçtiği, bir şirketin hangi teknolojiyle dönüşebildiği ya da bir riskin nasıl yönetilebilir hale geldiği, finansmanın gerçek etkisini gösteriyor.” dedi. Akten, sürdürülebilir dönüşümde finans sektörünün rolünü daha iyi anlamak ve anlatmak için deneyimlerini paylaşmaya önem verdiklerini belirterek; sürdürülebilir finansman, temiz enerji, elektrifikasyon, döngüsel ekonomi, dirençli şehirler ve altyapılar, tarım ve biyoçeşitlilik gibi başlıklarda uygulanabilir çözümler için kamu, özel sektör, yatırımcılar, akademi ve sivil toplumla iş birliğini sürdürdüklerini söyledi. BBVA Kurumsal Bankacılık ve Sürdürülebilirlik Küresel Başkanı Javier Rodriguez Soler ise, tüm dünyadan sürdürülebilirlik liderlerinin bir araya geldiği etkinlik ve COP31 süreci ile ilgili olarak, “New York İklim Haftası, COP31 öncesindeki hazırlık çalışmalarının ilerlemesine katkı sağlarken, önümüzdeki dönemin en önemli gündemlerinden birine, hedeflerden uygulamaya geçişe, dikkat çekiyor. Finans sektörü de sermayeyi harekete geçirip, projelerin finansman açısından uygulanabilir hale gelmesine katkı sunarak ve yatırımların beraberinde getirdiği riskleri yöneterek bu sürece destek sağlayabilir. Sürdürülebilirliği büyümenin itici güçlerinden ve stratejik önceliklerinden biri olarak gören BBVA olarak biz de finansman alanındaki deneyimimizle ve müşterilerimizi destekleyerek bu dönüşüme katkı sunmak istiyoruz.” açıklamasını yaptı. BBVA Sürdürülebilirlik Direktörü Antoni Ballabriga da İklim Finansmanı Üst Düzey Çözümler Diyaloğu panelinde, bankaların öngörülebilir nakit akışları yaratacak ulusal politika çerçevelerine ihtiyaç duyduğuna dikkat çekti. Bu kapsamda, talep tarafını destekleyen politikaların, yükümlülüklerin ve karbon fiyatlandırma mekanizmalarının önemini vurguladı. Ballabriga ayrıca, yatırım yapılabilir nitelikte ulusal dönüşüm ve adaptasyon planlarına ve bu planları destekleyecek, izin süreçlerini hızlandıran düzenlemelere ihtiyaç olduğunu belirtti. Sinem Edige, enerji dönüşümünün finansmanını değerlendirdi Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sinem Edige ise New York İklim Haftası kapsamında düzenlenen UN Global Compact Leaders Summit’te “Temiz Enerji Dönüşümünü Hızlandırmanın Önündeki Finansman ve Politika Engelleri” başlıklı panelde konuştu. Edige, enerji dönüşümünün önündeki temel engelin yalnızca sermaye eksikliği olmadığını, sermayeyi ölçekli biçimde çekebilecek yatırım yapılabilir projelerin geliştirilmesinin ve bunların doğru finansman modelleri ile desteklenmesinin kritik önem taşıdığını belirtti. Özellikle gelişmekte olan piyasalarda yüksek finansman maliyetleri, kur riski, düzenleyici belirsizlikler ve altyapı kısıtlarının güçlü projelerin finansmana erişimini zorlaştırabildiğine dikkat çeken Edige, bankaların rolünün yalnızca finansman sağlamakla sınırlı olmadığını, finansmanı doğru projelerle buluşturmanın önemini vurguladı. Edige, bankaların doğru vade ve sermaye yapısını oluşturmak, riskleri yönetmek, gerektiğinde garanti ve kalkınma finansmanı mekanizmalarını devreye almak ve projeleri doğru sermaye kaynaklarıyla buluşturmak yoluyla yatırım yapılabilirliğe katkı sağlayabileceğini ifade etti. Edige ayrıca Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynakları, sanayi kapasitesi ve Avrupa değer zincirleriyle bağlantılarının güçlü bir yatırım zemini sunduğunu belirterek, Garanti BBVA’nın EBRD, MIGA, GGF ve EFSE gibi kurumlarla geliştirdiği finansman ve risk paylaşımı mekanizmalarının yerel piyasa bilgisi ile uluslararası sermayeyi bir araya getirdiğini söyledi. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasının da bu potansiyeli kalıcı bir düşük karbonlu yatırım akışına dönüştürmek açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirten Edige, Garanti BBVA ve BBVA’nın COP31’in Küresel Bankacılık Partnerleri olarak özel sektör, kalkınma kuruluşları ve yatırımcıları yatırım yapılabilir projeler, sürdürülebilir ve geçiş finansmanı yapıları ve hedefli risk paylaşımı mekanizmaları etrafında bir araya getirmeyi hedeflediğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabancı Holding, “COP31 Elektrifikasyon Partneri” Oldu Haber

Sabancı Holding, “COP31 Elektrifikasyon Partneri” Oldu

Sabancı Holding, Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31) Elektrifikasyon Partneri oldu. Sabancı Holding, bu stratejik iş birliğiyle iklim hedeflerine ulaşılmasında elektrifikasyonun rolüne dikkat çekerken; elektrifikasyonun enerji güvenliği, ekonomik rekabetçilik, sanayi dönüşümü ve sürdürülebilir kalkınma açısından taşıdığı önemin küresel ölçekte gündeme taşınmasına katkı sağlayacak. ELEKTRİĞİN MERKEZDE OLDUĞU YENİ BİR DÖNEME GİRİYORUZ COP31 Başkanlığı Eylem Gündemi kapsamında, bugün yüzde 20’nin biraz üzerinde olan elektriğin küresel nihai enerji talebindeki payının 2035’e kadar yüzde 35’e çıkarılması hedefleniyor. COP31 Başkanlığı tarafından ortaya konulan “35by35” küresel hedefi, ulaşım, sanayi ve binalar başta olmak üzere bugün büyük ölçüde fosil yakıtlara dayanan alanlarda enerji güvenliği, uygun maliyetli enerjiye erişim ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda elektriğe geçişi hızlandırmayı amaçlıyor. Bu kapsamda ülkelerin yanı sıra şirketler, finans kuruluşları ve diğer paydaşların da bu dönüşümün hızlandırılmasına katkı sağlaması hedefleniyor. Elektrifikasyonun önümüzdeki dönemin en önemli küresel dönüşümlerinden biri olacağını belirten Sabancı Holding CEO’su Kıvanç Zaimler, şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye’nin lider elektrifikasyon oyuncusu Sabancı Holding olarak, COP31 Elektrifikasyon Partneri olmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Dünya enerjide yeni bir döneme giriyor. Elektriğin hayatımızdaki rolü her geçen gün büyüyor. Artık elektriği yalnızca evlerimizi aydınlatmak veya fabrikalarımızdaki makineleri çalıştırmak için kullanmıyoruz. Otomobillerimiz elektrikli hale geliyor; ısınmadan ulaşıma, sanayiden günlük yaşama kadar daha fazla alanda elektrik kullanıyoruz. Yapay zekâ, veri merkezleri, robotlar ve geleceğin teknolojileri de elektriğe ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle elektrifikasyon yalnızca bir enerji veya iklim konusu değil. Ekonominin, sanayinin ve teknolojinin geleceğini şekillendirecek kapsamlı bir dönüşümden söz ediyoruz. Doğru şekilde yönetilecek bir elektrifikasyon dönüşümü, Türkiye için uzun vadeli bir kalkınma, sanayileşme ve teknolojik gelişim ve dönüşüm fırsatı yaratabilir.” “TÜRKİYE’NİN YENİ BAŞARI HİKÂYESİ ELEKTRİFİKASYON OLABİLİR” Enerji dünyasının uzun yıllardır çözmeye çalıştığı temel konunun enerji güvenliği, uygun maliyetli enerjiye erişim ve sürdürülebilirliğe aynı anda ulaşmak olduğunu belirten Zaimler, elektrifikasyonun bu denklemi değiştirebilecek en önemli araçlardan biri olduğunu söyledi. Zaimler sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye bu dönüşüm açısından çok güçlü bir potansiyele sahip. Güneş ve rüzgâr kaynaklarımızın yanı sıra güçlü bir sanayimiz, gelişmiş bir enerji altyapımız, yatırım yapabilen dinamik bir özel sektörümüz, güçlü finans kuruluşlarımız ve yetişmiş insan kaynağımız var. Jeopolitik konumumuz da önemli bir avantaj sağlıyor. Geçmişte enerji güvenliği denildiğinde petrol ve doğal gaz boru hatları öne çıkıyordu. Gelecekte ise temiz elektriğin ülkeler arasında taşınmasını sağlayan yeşil enerji koridorları daha önemli hale gelecek.” “ELEKTRİFİKASYON VE ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ ÇALIŞMA GRUBU’NUN EŞ BAŞKANLIĞINI ÜSTLENİYORUZ” COP31’in Türkiye’de düzenlenmesinin, ülkenin bu küresel dönüşümde deneyimlerini ve çözüm önerilerini paylaşması açısından önemli bir fırsat olduğunu ifade eden Zaimler, TOBB liderliğinde oluşturulan COP31 Business Forum’un kamu, özel sektör, finans dünyası ve uluslararası kuruluşları bir araya getirmesi açısından önemli bir platform olduğunu belirtti. Zaimler şöyle konuştu: “Sabancı Holding olarak biz de bu yapı kapsamında Elektrifikasyon ve Enerji Dönüşümü Çalışma Grubu’nun eş başkanlığını üstleniyoruz. Böylece kamu ve özel sektör arasındaki diyaloğu güçlendirirken, uygulanabilir ve ölçeklenebilir modelleri uluslararası paydaşlarla paylaşacağız.” Sabancı Holding’in COP31’de üstlendiği Elektrifikasyon Partneri rolünün, Topluluğun uzun vadeli stratejisiyle doğrudan örtüştüğünü belirten Zaimler, Sabancı’nın bu alandaki çalışmalarının uzun yıllara dayandığını vurguladı: “Sabancı olarak bizim farkımız, elektrifikasyonu yalnızca desteklememiz değil; bu dönüşümü doğrudan sahada hayata geçiriyor olmamız. Bu, uzun yıllardır yatırım yaptığımız ve bugün Topluluğumuzun farklı yetkinliklerini aynı hedef etrafında buluşturan stratejik bir büyüme ve dönüşüm alanı. Türkiye’nin en büyük enerji portföyüyle enerji üretimi, dağıtımı ve şebeke altyapısında güçlü bir konuma sahibiz. Enerjisa Üretim ile temiz elektrik üretiyoruz, Enerjisa Enerji ile enerji dağıtım ve şebeke altyapısında rol alıyoruz, Eşarj ve Temsa ile mobilitenin elektrifikasyonuna katkı sağlıyoruz. Çimsa, Brisa ve Kordsa gibi şirketlerimizle sanayinin dönüşümünü destekliyoruz. Akbank ile dönüşümü finanse ederken, Aksigorta ile yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar, şarj altyapısı ve yeni teknolojilere yönelik sigorta çözümleri sunuyoruz. SabancıDx ile teknoloji geliştiriyoruz, Sabancı Climate Technologies ile iklim teknolojilerini ölçeklendiriyoruz. Sabancı Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) ile de geleceğin enerji sistemleri üzerine bilgi üretiyoruz. Kısacası, elektrifikasyonun üretimden dağıtıma, mobiliteden sanayiye, teknolojiden finansmana kadar farklı alanlarında lider olarak faaliyet gösteriyoruz. Bu yetkinliklerimizi bir araya getirerek Türkiye’nin elektrifikasyon dönüşümüne her işimizde katkı sağlıyoruz. Başlayan bu yeni elektrik çağında, hedefimiz, ülkemizi dünyadaki merkez ülkelerden biri olma yolculuğunda tüm gücümüzle desteklemek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.