Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji Şoku

Kapsül Haber Ajansı - Enerji Şoku haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Şoku haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Allianz Trade: 2027'de Türkiye’de Büyümenin Yüzde 3,6'ya Yükselmesi Bekleniyor Haber

Allianz Trade: 2027'de Türkiye’de Büyümenin Yüzde 3,6'ya Yükselmesi Bekleniyor

Allianz Trade uzmanları, ABD’de bu yıl yüzde 2,1 olması beklenen büyümenin 2028’de yüzde 1,8’e gerilemesini bekliyor. Türkiye’de ise ekonominin, 2026'nın tamamında yüzde 2,7 büyüyeceği, 2027 yılında ise büyümenin yüzde 3,6'ya yükseleceği tahmin ediliyor. Allianz Trade, her çeyrekte güncellediği Ekonomik Görünüm Raporu’nu yayınladı. Rapora göre küresel ekonomi aynı anda birçok farklı gerilimle karşı karşıya. Önümüzdeki döneme ilişkin belirleyici soru ise bu gerilimlerin kontrollü bir şekilde çözülüp çözülmeyeceği ya da birbirini besleyerek daha da güçlenip güçlenmeyeceği. Bir başka ifadeyle, “İşler düzelmeden önce daha da kötüleşebilir.” Güncellenen 2026-2028 Küresel Ekonomik Görünüm Raporu, üç temel riske dikkat çekiyor: Orta Doğu’da yeni bir enerji şoku, ABD, Japonya ve Avrupa’ya yayılan tahvil satışları ve yapay zekâ yatırım patlamasına ilişkin yeniden artan soru işaretleri. Öte yandan ekonomistler bu faktörlerin hiçbirinin henüz reel ekonomiyi rayından çıkarmadığının da altını çizdi. İkinci çeyrek büyümesi yukarı yönlü sürpriz yaptı; Avrupa’da net ihracat ve Almanya’nın teşvikleri, ABD ve Asya’da ise yapay zekâ bağlantılı güçlü yatırımlar büyümeyi destekledi. Raporda ayrıca, jeopolitik gerilimlerin düzensiz biçimde çözülmesi ihtimaline dayanan üç aşağı yönlü risk senaryosu ve bu senaryoların ekonomi ile sermaye piyasaları üzerindeki olası etkileri de modellendi. İlk senaryoda enerji şoku riski ele alındı. Ekonomistler, çatışmanın kontrol altında kalması durumunda alternatif rotaların devreye girmesi, talepteki gerileme ve alternatif arz kaynaklarının enerji piyasalarında yeniden denge sağlayabileceğini öngörüyor. Bu gelişmelerin enerji fiyatları üzerindeki baskıyı hafifletmesi ve buna bağlı olarak enflasyon şokunun etkisini sınırlaması bekleniyor. İkinci senaryo ise tahvil piyasalarında satış baskısı riskine odaklanıyor. Raporda, enflasyonun ücretler üzerinde belirgin bir baskı yaratmadan daha ılımlı bir seyir izleyeceği ve kamu tahvili piyasalarının yüksek ihraç hacmini, risk primlerinde sert ve düzensiz bir yükselişe yol açmadan absorbe edebileceği varsayılıyor. Ekonomistlerin değerlendirdiği üçüncü senaryoda ise yapay zekâ yatırımlarındaki sermaye harcamaları döngüsünün yavaşlama riski öne çıkıyor. Rapora göre, yapay zekâ yatırımlarının büyüme hızının bir miktar ivme kaybetmesi ve harcamaların 2028 yılında 1 trilyon dolar ile zirveye ulaşması bekleniyor. Bu süreçte değer yaratımının odağının altyapı kurulumundan yapay zekânın kullanımı, yaygın biçimde benimsenmesi ve sağladığı verimlilik artışlarına doğru kayacağı öngörülüyor. Türkiye ekonomik büyümenin ivme kazanarak yüzde 3,6'ya yükselmesi bekleniyor Allianz Trade Ekonomik Görünüm Raporu’nda Türkiye ekonomisinin ise büyüme hızının belirgin şekilde yavaşladığı vurgulandı. Türkiye'nin GSYH'sinin 2026'nın ikinci çeyreğinde yıllık bazda yalnızca yüzde 2,3 büyüdüğüne dikkat çekilirken, 2026'nın tamamında yüzde 2,7 büyüme kaydetmesi beklendiği ifade edildi. Ekonomistlere göre Türkiye ekonomisi 2027 yılında ise yüzde 3,6 büyüme kaydedecek. Ancak bu, büyük ölçüde enflasyonun ikna edici bir düşüş patikasına girmesine bağlı. Türkiye’de faizlerde anlamlı bir gevşeme de enflasyon belirleyici olacak. Ayrıca rapora göre Türkiye'de enflasyon 2026'nın üçüncü çeyreğinde yaklaşık yüzde 32 seviyesinde seyrediyor ve yıl sonunda ise yüzde 30'a doğru gerilemesi bekleniyor. Yüksek enflasyonun; tüketici talebini baskıladığı, ticari rekabet gücünü aşındırdığı, şirketlerin kâr marjlarını sıkıştırdığı da raporda vurgulanıyor. Raporda, küresel GSYH büyümesinin ise 2025’teki yüzde 3 seviyesinden 2026’da yüzde 2,6’ya yavaşlamasının, 2027’de de yüzde 2,8’e çıkmasının beklendiği belirtildi. Küresel büyümede 2028 tahmini ise yüzde 2,6. ABD’de büyümenin 2026’daki yüzde 2,1’den 2028’de yüzde 1,8’e gerilemesi; Avro Bölgesi’nde yüzde 1’den yüzde 1,3’e çıkması; Asya’nın ise yaklaşık yüzde 4,4 ile küresel büyümenin lokomotifi olmaya devam etmesi de öngörüler arasında. Körfez’den ihracat akışlarının Hürmüz Boğazı ve çevresinde kademeli olarak normalleşmesiyle Brent petrolün 2026’nın dördüncü çeyreğinde ortalama 87 dolar /varil seviyesinde gerçekleşmesi ve 2027’de ortalama 76 dolar/varile gerilemesi de beklentiler arasında. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Savaş Belirsizliğine  Şirketlerden “Dijital İkiz” Kalkanı Haber

Savaş Belirsizliğine Şirketlerden “Dijital İkiz” Kalkanı

Sarıdoğan bu belirsizlikte ayakta kalacak şirketlerin sadece en çok stoğa sahip olanlar değil, en akıllı stok yönetimi yapanlar olacağını bunun da dijital ikiz sayesinde gerçekleşeceğini söylüyor. Uluslararası ticaretin can damarı olan tedarik zinciri, 2026’nın ağır jeopolitik gerilimleri gölgesinde tarihinin en köklü dönüşümünü yaşıyor. ABD-İsrail ittifakı ve İran arasındaki savaş Mart 2026 itibarıyla Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğinin %90 oranında azalmasına yol açtı, Basra Körfezi'nden gelen yakıt, ham petrol ve doğal gaz akışı neredeyse tamamen kesildi. Savaş öncesinde dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda, mart ayı boyunca gerçekleşen toplam gemi geçişi, normal şartlarda tek bir günde ulaşılan seviyeye kadar geriledi. Enerji şoku ve 348 trilyon dolarlık borç kıskacı Küresel piyasalardaki enerji baskısını değerlendiren Dr. Mehmet Sarıdoğan, güncel jeopolitik krizlerin enerji maliyetleri üzerinde kurduğu baskının tedarik zincirlerinde bir domino etkisi yarattığını vurguluyor. Sarıdoğan konuya ilişkin şu analizi paylaşıyor: Petrol fiyatlarındaki her ani yükseliş, sadece nakliye maliyetlerini değil, petrokimyadan plastiğe, tekstilden gıdaya kadar binlerce kalem girdinin birim maliyetini yukarı çekiyor. IMF Ocak 2026 güncellemelerine göre küresel büyüme yüzde 3,3 bandına çekilirken, IIF verilerine göre 348 trilyon dolar ile rekor kıran küresel borç stoku, bu maliyet artışlarını finanse etmeyi her zamankinden daha zor hale getiriyor. Faiz ve likidite şoklarının tedarik finansmanı üzerinde kurduğu bu baskı, şirketlerin nakit akışını yönetmek için satınalma birimlerini bir finansal kalkan olarak kullanmasını zorunlu kılıyor. Ticaret normalleşmiyor, mal ticareti yüzde 0,5’e geriledi Dünya ticaretindeki yapısal değişime dikkat çeken Dr. Mehmet Sarıdoğan, Dünya Ticaret Örgütü verilerinin küresel ticaretin rotasını kökten değiştirdiğini kanıtladığını belirtiyor. Sarıdoğan, sanayi şirketlerini bekleyen yeni dönemi şu sözlerle özetliyor: 2026 için mal ticareti hacim büyümesi beklentisinin yüzde 0,5’e kadar düşmesi, buna karşılık hizmet ticaretinin yüzde 4,4 ile dirençli kalması, sanayi şirketleri için yeni bir devrin ilanıdır. Mal ticaretindeki bu durgunluk ve lojistik hatlardaki tıkanıklıklar, özellikle ithalata bağımlı üretim yapan Türk sanayicisi için teslimat sürelerinde ve maliyetlerde öngörülemez sapmalar yaratıyor. 1 Ocak 2026 itibarıyla kalıcı hale gelen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ise bu tabloya ek bir vergi ve raporlama yükü getirerek satınalma performans göstergelerini hiç olmadığı kadar zorluyor. Bu fırtınalı ortamda iş dünyası önemli bir dayanıklılık testinden geçerken, şirketler artık yalnızca maliyet avantajına dayalı değil, riskleri öngörebilen ve hızlı uyum sağlayabilen tedarik zinciri modellerine yöneliyor. Dr. Mehmet Sarıdoğan’a göre bu modelin merkezinde, akıllı stok yönetimi ve yapay zekanın iş modellerine entegre edilmesinin en ileri aşamalarından biri olan dijital ikiz teknolojisi bulunuyor. Dr. Sarıdoğan, satın alma dünyasına yıllardır hâkim olan ‘Tam Zamanında’ (Just-in-Time- JIT) üretim ve tedarik modelinin artık sürdürülebilirliğini kaybettiğini vurgulayarak şunları söylüyor: “Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık ve Kızıldeniz'deki saldırılar, lojistik sürelerini uzattı ve öngörülebilirliği ortadan kaldırdı. Bu durum, şirketleri ‘Her İhtimale Karşı’ (Just-in-Case -JIC) modeline, yani stratejik stoklamaya yöneltti. Eskiden depoda bekleyen her ürün bir 'maliyet yükü' olarak görülürken; bugün üretim hattının durmasının maliyeti, stok tutma maliyetinin katbekat üzerine çıktı. Ancak burada kritik bir ayrım var. Başarılı şirketler sadece 'depoyu ağzına kadar dolduranlar' değil, dijital ikizleri sayesinde hangi üründen ne kadar stoklaması gerektiğini bilen 'akıllı stok yönetimi yapanlar' (smart yards) olacak.” Dr. Sarıdoğan, dijital ikiz teknolojisini iş süreçlerine entegre etmenin avantajlarını ise şu şekilde sıralıyor: “Bir şirketin tüm tedarik ağının sanal bir kopyasını oluşturan bu sistemler, ‘Hürmüz Boğazı 3 ay daha kapalı kalırsa ne olur?’ veya ‘Lojistik maliyetleri %50 artarsa hangi tedarikçiyi değiştirmeliyim?’ gibi sorulara saniyeler içinde yanıt verebiliyor. 2026 itibarıyla bu sistemler temsilci (agentic) nitelik kazanarak, liman kapanması durumunda rotaları otonom olarak değiştirebilir veya navlun fiyatlarını yeniden müzakere edebilir hale geldi. Şirketlerin gelecekteki başarısı, eski teknolojileri yenileriyle değiştirebilme ve tedarikçi tabanlarını hızla genişletebilme yeteneklerine bağlı olacak.” “Şirketlerimizi artık manuel süreçlerle yönetemeyiz” “Satın alma bir savunma hattıdır” diye konuşan Dr. Sarıdoğan sözlerini şöyle tamamlıyor: “Bir fabrikanın durması, sadece o şirketin kaybı değil, Türkiye'nin üretim gücünün zayıflamasıdır. Bizler, İran'dan gelen kritik bakır, alüminyum ve plastiklerin alternatiflerini oluştururken, aslında ekonomik bağımsızlığımızı tahkim ediyoruz. 2026'nın jeopolitik fırtınalarında artık şirketlerimizi sadece manuel süreçlerle yönetemeyiz. TÜSAYDER olarak üyelerimizi, 'Dijital İkizler' ve 'Otonom Tedarik Ajanları' ile donatarak, krizleri oluşmadan önce tespit eden birer 'Jeopolitik Analist'e dönüştürüyoruz” Mindzie CEO’su James Henderson 11 Nisan’da Wyndham Grand İstanbul’da Yapay zekanın bu devrimsel etkisi, 11 Nisan 2026 tarihinde Wyndham Grand İstanbul Levent’te düzenlenecek olan “Satın Almanın Yeni Çağı” temalı, XIII. Satın alma ve Tedarik Yönetimi Zirvesi’nde tartışılacak. Zirvenin teknoloji odaklı en dikkat çekici oturumu olan “Agentic Procurement: AI Süreç Madenciliği ile Otonom Satınalma” panelinde; otonom süreçlerin dünyadaki öncülerinden Mindzie CEO’su James Henderson konuk olacak oturumun moderatörlüğünü ise TÜSAYDER Yönetim Kurulu Üyesi Şenol Altuntaş yapacak. Oturumda, bir talebin (PR) teklife (RFQ) ve ardından siparişe (PO) dönüşme sürecinin yapay zekâ ajanları tarafından nasıl "insansızlaştırıldığı" ve bu sayede hata payının nasıl düşürüldüğü canlı akışlar üzerinden katılımcılara aktarılacak. Satın almanın bu "Yeni Çağı"na tanıklık etmek ve 2026’nın ekonomi-teknoloji haritasında yerini almak isteyen tüm profesyoneller, Türkiye'nin en büyük satın alma buluşmasında bir araya gelecek. Tedarik zinciri ve satın alma alanında çalışan profesyoneller için yenilikleri takip etme, sektör liderleriyle ağ kurma ve geleceğin iş modellerini keşfetme fırsatı sunan bu zirve, değişime öncülük etmek isteyenler için kaçırılmayacak bir etkinlik olacak. Kayıtlar ücretsiz olarak https://tusayder.org adresi üzerinden yapılabilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.