Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji Tüketimi

Kapsül Haber Ajansı - Enerji Tüketimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Tüketimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

 Yapay Zekâ Destekli Binalar Enerji Tüketimini Yüzde 22’ye Kadar Azaltabiliyor Haber

 Yapay Zekâ Destekli Binalar Enerji Tüketimini Yüzde 22’ye Kadar Azaltabiliyor

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, yapay zekâ destekli binaların geleneksel kontrol sistemlerine kıyasla bina genelindeki enerji tüketimini yüzde 22’ye kadar azaltabildiğini ortaya koyan yeni araştırmasını Climate Week NYC 2026’da yayımladı. Araştırma, mevcut ticari enerji tarifeleriyle bina başına yıllık 13.600 ila 49.300 ABD doları tasarruf sağlanabildiğini gösteriyor. Kuruluşların işletme maliyetlerini her yıl azaltmasına yardımcı olan bu yaklaşım, daha geniş bina portföylerinde de uygulanma potansiyeli taşıyor. Araştırmaya göre önlenen karbon emisyonlarının miktarı, yapay zekâ sisteminin kendi karbon ayak izinin 100 katından fazla. Yapay zekânın çevresel etkilerine ilişkin endişeler artarken binalar, enerji kaynaklı küresel karbon emisyonlarının yaklaşık yüzde 37’sini oluşturarak dünyanın en büyük emisyon kaynakları arasında yer almaya devam ediyor. Schneider Electric’in “İklim için Yapay Zekâ: Bina Optimizasyonunun Enerji ve Karbon Etkisinin Ölçülmesi” başlıklı yeni araştırması, akıllı bina yönetim sistemi üzerinden uygulanan yapay zekâ destekli ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme (HVAC) optimizasyonunun bina genelinde yüzde 7,2 ila yüzde 12,7 oranında ek enerji tasarrufu sağlayabildiğini ortaya koydu. Bu bulgu, yapay zekânın enerjiyi daha akıllı biçimde yöneterek bina sistemleri ve elektrik şebekesi üzerindeki yükü nasıl hafiflettiğini gösteriyor. Araştırmanın diğer önemli bulguları şöyle: Bina başına yılda 60 tona kadar karbon emisyonu (59.869 kg CO₂ eşdeğeri) önlenebiliyor. Bu miktar, 2.700 yetişkin ağaç dikilmesinin sağladığı çevresel faydaya denk geliyor.Bazı bina senaryolarında yılda 200 MWh’ın üzerinde enerji tasarrufu sağlanabiliyor. Bu miktar, ortalama tüketim düzeyindeki onlarca evin bir yıllık elektrik ihtiyacını karşılamaya yeterli.Yapay zekâ, yalnızca akıllı bina kontrol sistemleriyle elde edilen enerji tasarrufunu iki katından fazlasına çıkarabiliyor.Hem bulut hem de uç bilişim tabanlı yapay zekâ uygulamaları, enerji tasarrufu ve karbon emisyonlarının azaltılması açısından önemli faydalar sağlayabiliyor. Schneider Electric Yazılım ve Hizmetlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı (EVP) Pankaj Sharma, “Bina yönetiminin geleceğini, kuruluşların daha önce birbirinden kopuk sistemlerde bulunan verileri ne kadar etkili biçimde bir araya getirdiği ve bağlamlarıyla birlikte değerlendirdiği belirleyecek. Mevcut iş sistemlerine eklenen bir yapay zekâ katmanı, karmaşık verilerden anlamlı içgörüler elde edilmesini ve bu içgörülerin eyleme dönüştürülmesini sağlayarak emisyonları azaltabilir, maliyetleri düşürebilir ve performansı aynı anda iyileştirebilir. Enerji talebi artmaya devam ederken kuruluşları bu sonuçlar arasında seçim yapmak zorunda bırakmadan hepsini birlikte sağlayabilmek, hem iş hedeflerine hem de sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada kritik önem taşıyacak” dedi. Araştırma, Avustralya, Hindistan ve ABD’deki farklı bina senaryolarında yapay zekâ destekli HVAC kontrolünün enerji tüketimi, karbon emisyonları ve işletme maliyetleri üzerindeki etkisini değerlendirmek için gerçek koşullarda yürütülen pilot uygulamalarla doğrulanmış bina enerji modellemesini kullanıyor. Çalışma, dijital bina yönetim sistemlerine eklenen bir yapay zekâ katmanının daha önce birbirinden kopuk olan veri kaynaklarını nasıl birbirine bağlayabildiğini, bina koşullarını sürekli analiz ederek HVAC optimizasyonunu gerçek zamanlı olarak nasıl otomatikleştirebildiğini inceledi. Yapay zekâ, binaların hangi zamanlarda ve ne yoğunlukta kullanıldığına, hava durumu tahminlerine, ekipman performansına ve diğer operasyonel girdilere ilişkin verilerden yararlanarak binaların daha verimli çalışmasını sağlayabiliyor. Aynı zamanda tesis yönetimi ekiplerinin iş yükünü azaltabiliyor. Araştırma ayrıca alanı 100.000 fit karenin (yaklaşık 9.290 metrekare) altında olan küçük ve orta ölçekli binaların yapay zekâ destekli optimizasyondan önemli ölçüde yararlanabileceğini ortaya koydu. Enerji yönetim sistemleri, bu alanda uzman personele erişimin çoğunlukla sınırlı olduğu daha küçük tesisler için uzun süredir fazla karmaşık veya maliyetli kabul ediliyor. Yapay zekâ, optimizasyonu otomatikleştirmeye ve sadeleştirmeye yardımcı olarak gelişmiş bina yönetimini daha erişilebilir hale getirebiliyor. Böylece daha küçük binaların enerji tüketimini, işletme maliyetlerini ve emisyonlarını azaltmasını sağlayabiliyor. Sharma, “Yapay zekâ, enerji verilerinden yararlanma gücünü daha küçük binaların sahiplerine ve işletmecilerine de sunuyor. Bir zamanlar ciddi uzmanlık ve yatırım gerektiren uygulamalar artık daha kolay ve daha geniş ölçekte hayata geçirilebiliyor. Bu da kuruluşların enerji israfını azaltmasına, maliyetlerini düşürmesine, performansını iyileştirmesine ve güvenle daha akıllı kararlar almasına yardımcı oluyor” diye ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Audi A6 Sportback e-tron ile Guinness Dünya Rekoru Haber

Audi A6 Sportback e-tron ile Guinness Dünya Rekoru

Normal trafik akışında gerçekleşen yolculukta ortalama enerji tüketimi 100 kilometrede 7,09 kWh oldu. Rekor, otomobilin teknolojisi kadar Marczyk’in sürüş biçimiyle de şekillendi. Ralli parkurlarında saniyelerin hesabını yapan Miko Marczyk, bu kez her kilometrede kullandığı enerjiye odaklandı. Saat 01.55’te başlayan yolculuğu, Vistül Nehri boyunca Krakow, Sandomierz, Varşova, Torun ve Grudziadz üzerinden Baltık Denizi kıyısındaki Hel’e uzandı. Marczyk aynı güzergahı izleyerek dönüşe geçti. Audi A6 Sportback e-tron performance, yolculuk boyunca şarj edilmeden 45 saati aşkın süre sonra Torun ile Ciechocinek arasında durdu. Kilometre sayacı 1.338’i gösteriyordu. Deneme trafiğe açık yollarda, yoğun saatleri de kapsayan koşullarda yapıldı. Yolculuk boyunca ortalama hava sıcaklığı 15 dereceydi; Grudziadz’da sabahın erken saatlerinde sıcaklık 7 dereceye kadar düştü. Marczyk, bataryayı yeniden şarj etmeden 1.338 kilometre yol almıştı. Rekorun ardından otomobilin sunduğu potansiyele dikkat çeken Marczyk sonuca kendisinin de şaşırdığını söyleyerek “Audi A6 Sportback e-tron performance 367 PS güç üretiyor ve 0’dan 100 km/sa hıza 5,4 saniyede ulaşıyor. 94,9 kWh net kapasiteli bataryası ve düşük hava sürtünmesiyle uzun menzil için güçlü bir temele sahip. Yine de 1.338 kilometrelik sonuç benim için de güzel bir sürpriz oldu.” dedi. Menzili belirleyen yalnızca batarya değil Audi’nin global WLTP verilerine göre A6 Sportback e-tron performance, 777 kilometreye kadar menzil sunuyor. Marczyk’in ulaştığı 1.338 kilometre ise menzili en üst düzeye çıkarmaya odaklanan özel bir rekor denemesinin sonucu; günlük kullanımda beklenen menzil olarak değerlendirilmemeli. İki değer arasındaki fark, sürüş biçiminin enerji tüketiminde ne kadar etkili olabildiğini gösteriyor. Marczyk’e göre verimli bir yolculuğun ilk adımı, kullanılan otomobili tanımakla başlıyor. Sürüş modlarının ve sistemlerin farklı koşullarda nasıl çalıştığını bilmek, tepkilerinin farklında olmak enerjiyi daha bilinçli kullanmaya yardımcı oluyor. Yavaşlama sırasında enerjiyi geri kazanan rejeneratif frenlemeden yararlanmak ve lastik basıncını doğru seviyede tutmak da tüketimi azaltmaya yardımcı oluyor. Bunları, yolu önceden okuyarak akıcı sürmek tamamlıyor: Gereksiz hızlanmalardan ve ani frenlerden kaçınmak, eldeki enerjiyi daha uzun bir mesafeye yaymayı sağlıyor. Teknoloji ve sürüşün ortak sonucu Rekoru kıran Marczyk’ti ancak, uzun yolculuğun teknik temelini de Audi A6 Sportback e-tron’un verimlilik için geliştirilen yapısı oluşturdu. Premium Platform Electric (PPE) üzerinde geliştirilen ikinci model olan otomobil, 800 voltluk elektrik mimarisini 100 kWh brüt, 94,9 kWh net kapasiteli bataryayla birleştiriyor. Rejeneratif frenleme, günlük kullanımdaki frenleme işlemlerinin yaklaşık yüzde 95’ini karşılayabiliyor; enerji geri kazanım gücü 220 kW’a kadar çıkıyor. Hız arttıkça aerodinaminin rolü de büyüyor. WLTP ölçümünde Sportback’in enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 40’ı hava direncinden kaynaklanıyor. 0,21’lik hava sürtünme katsayısı, A6 Sportback e-tron’u Audi’nin bugüne kadarki en aerodinamik modeli yapıyor. Marczyk’in yolculuğu kendisi için bir Guinness Dünya Rekoru ile sona erdi. Audi A6 Sportback e-tron içinse teknolojinin ve mühendislik yaklaşımının, bilinçli sürüşle bir araya geldiğinde neleri mümkün kılabilidiğini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nu Teknoloji, Şehir Altyapılarını Tek Dijital Ekosistemde Buluşturuyor Haber

Nu Teknoloji, Şehir Altyapılarını Tek Dijital Ekosistemde Buluşturuyor

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘2030 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı’ ile akıllı şehir uygulamalarının 81 il ölçeğinde yaygınlaştırılması hedefleniyor. Birlikte çalışabilir sistemler, ortak veri yönetimi ve yerli teknolojilerin geliştirilmesinin öne çıktığı plan; kaynakların etkin kullanıldığı, mükerrer yatırımların önlendiği, standartları belirlenmiş bütüncül bir akıllı şehir yaklaşımını esas alıyor. Akıllı şehir teknolojilerinde en az yüzde 80 yerli üretim hedefi de yerli teknoloji şirketleri açısından önemli bir ölçeklenme alanı yaratıyor. Nu Teknoloji ise bu dönüşüme sensör ve cihazların yanı sıra haberleşme altyapısı, yazılım, veri yönetimi ve entegrasyon kabiliyetini de içeren yerli teknoloji çözümleriyle katkı sunmayı hedefliyor. Nu Teknoloji'nin akıllı şehir yaklaşımında enerji tüketimi, hava kalitesi, çevresel ölçüm, aydınlatma, atık yönetimi ve kent mobilyaları gibi farklı alanlardan elde edilen veriler ortak bir dijital ekosistemin parçaları olarak ele alınıyor. Merkezi yönetim platformuyla farklı sistemlerden gelen veriler tek ekrandan izlenebiliyor; alarm ve anomaliler görülebiliyor, performans karşılaştırılabiliyor ve gerektiğinde daha hızlı aksiyon alınabiliyor. Böylece verinin enerji ve kaynak kullanımından bakım süreçlerine kadar şehir operasyonlarında somut faydaya dönüşmesi amaçlanıyor. Bu yapının haberleşme katmanında ise mesh mimarisi öne çıkıyor. Nu Teknoloji'nin IoT çözümlerinde kullandığı mesh tabanlı yapıda cihazlar yalnızca merkezi bir noktaya değil, birbirleri üzerinden de veri aktarabiliyor. Bu yapı geniş alanlara yayılan IoT uygulamalarında kapsama ve ölçeklenebilirliği destekliyor. Sistemleri konuşturmak dünyanın da gündeminde Sistemlerin birlikte çalışması, dünyadaki akıllı şehir çalışmalarının da temel gündemlerinden biri. OECD'nin Smart City Data Governance: Challenges and the Way Forward çalışması, şehirlerde farklı sistemlerden elde edilen verilerin birbirinden kopuk “veri silolarında” kalmasının birlikte çalışabilirliğin önündeki önemli engellerden biri olduğuna dikkat çekiyor. OECD; farklı şehir birimleri ve sektörlerden gelen verilerin paylaşılabildiği platformları ve ortak veri standartlarını akıllı şehir dönüşümünün önemli unsurları arasında gösteriyor. “Türkiye’nin 81 ili kapsayan yeni yol haritasını önemli buluyoruz” Nu Teknoloji Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, Türkiye'nin akıllı şehirlerle ilgili yeni dönemini şu şekilde değerlendirdi: “Bir şehre binlerce sensör yerleştirmek onu tek başına akıllı hale getirmiyor. Asıl dönüşüm; enerjiden hava kalitesine, aydınlatmadan atık yönetimine kadar farklı sistemlerin birbiriyle konuşabildiği ve üretilen verinin tek yönetim katmanında anlamlı hale getirilebildiği zaman başlıyor. Türkiye'nin 81 ili kapsayan yeni yol haritasını bu nedenle önemli buluyoruz. Önümüzdeki dönemde teknoloji sayısından çok, bu teknolojilerin ne kadar entegre, ölçeklenebilir ve yönetilebilir olduğuna bakmamız gerekecek. Yerli ve milli teknoloji de bizim için yalnızca bir cihazın ülkemizde üretilmesi anlamına gelmiyor. Kritik şehir altyapılarında teknolojiyi geliştirme kabiliyetinin, sistem bilgisinin ve veriyi yönetme yetkinliğinin ülkede kalması bunun önemli bir parçası. Türkiye'nin önündeki bu ölçeklenme fırsatının, burada geliştirilen ve sahada doğrulanan teknolojilerin uluslararası pazarlara taşınmasına da katkı sağlayacağına inanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hastane İklimlendirmesinde Sağlık, Güvenlik ve Enerji Verimliliğini Birlikte Yönetmenin   5 Kritik Unsuru Haber

Hastane İklimlendirmesinde Sağlık, Güvenlik ve Enerji Verimliliğini Birlikte Yönetmenin 5 Kritik Unsuru

Hastaneler; 7 gün 24 saat işletilmeleri kritik alanlarda yüksek hijyen, iç hava kalitesi ve basınç kontrolü gerektirmeleri nedeniyle enerji tüketimi açısından yüksek potansiyele sahip yapılardır. Ameliyathane, yoğun bakım, izolasyon odası, laboratuvar, görüntüleme alanları, hasta odaları ve poliklinikler gibi farklı bölümlerin iklimlendirme ihtiyaçları birbirinden ayrışırken, sistemlerin kesintisiz ve güvenilir şekilde çalışması gerekiyor. Bu nedenle hastanelerde enerji verimliliği, tek bir ekipmanın verimlilik değerinden ziyade binanın tüm HVAC sisteminin yıllık çalışma performansı üzerinden değerlendirilmelidir. Klima santralleri, soğutma grupları, pompalar, fanlar, soğutma kuleleri ve otomasyon sistemlerinin birbiriyle uyumlu çalışması hem enerji tüketiminin optimize edilmesi hem de işletme sürekliliğinin sağlanması açısından kritik önem taşıyor. Hastanelerde iklimlendirme sistemlerinin enerji performansının sistem tasarımından işletme stratejilerine kadar bütüncül bir şekilde ele alınması gerektiğini belirten Form Endüstri Ürünleri Ürün Yönetimi ve Marka Müdürü Pınar Gürler, “Hastanelerde enerji verimliliğini cihazın tam yük kapasite ve verileri üzerinden değerlendirmek yeterli değil. HVAC sistemleri yıl boyunca değişken yüklerde çalışıyor. Bu nedenle ekipmanların kısmi yük verimlilikleri, basınç kayıpları, debilerin kontrolü, kapasite kademelendirmesi ve otomasyon stratejileri de toplam enerji tüketimini doğrudan etkiliyor.” dedi. Form Endüstri Ürünleri, merkezi iklimlendirme alanındaki deneyimi ve geniş ürün portföyüyle hastanenin iklimlendirme sistemi için entegre bir çözüm yaklaşımı sunuyor. Pınar Gürler, hastane projelerinde entegre iklimlendirme yaklaşımının öne çıkan 5 unsurunu şöyle sıralıyor: 1. HVAC proje ve sistem ihtiyaçlarına uygun ürün ve sistem çözümü sunuyor. Form Endüstri Ürünleri, proje ihtiyaçları doğrultusunda merkezi soğutma sistemleri, klima santralleri, fancoiller, soğutma kuleleri, kuru soğutucular ve farklı HVAC uygulamalarına yönelik ürün ve sistem çözümlerinin teminini gerçekleştiriyor. Form’un sunduğu çözümlerin önemli bir parametresi ise satış sonrası teknik destek ve servis hizmetleri oluşturuyor. Ekipmanların doğru şekilde devreye alınması, işletme sürecinde performanslarının korunması ve ihtiyaç halinde teknik servis desteğinin sağlanması, hastaneler gibi 7 gün 24 saat çalışan tesislerde sistemlerin güvenilirliği ve işletme sürekliliği açısından önem taşıyor. 2. Klima santralleriyle kritik alanlarda güvenli ve verimli hava yönetimi sağlıyor. Hastanelerde hava tarafındaki ekipmanların enerji performansı, HVAC sisteminin toplam işletme maliyetleri açısından önemli bir rol oynuyor. Form Endüstri Ürünleri, proje ihtiyaçlarına uygun standart ve hijyenik klima santralleri ile hava tarafında gerekli debi, filtrasyon ve hijyen koşullarının karşılanmasına yönelik çözümler sunuyor. Klima santrallerinde kullanılan yüksek verimli fan teknolojileri ve değişken hızlı sürücüler, ihtiyaç duyulan hava debisinin çalışma koşullarına göre kontrol edilmesine ve fan enerji tüketiminin optimize edilmesine katkı sağlıyor. Özellikle hastane gibi kritik mahallerde, gerekli hava kalitesi ve hijyen koşullarından ödün vermeden enerji verimliliğinin sağlanması esas oluyor. Bu nedenle klima santralinin kapasitesi, fan seçimi, filtrasyon kademeleri ve sistemin çalışma koşulları birlikte değerlendirilerek, enerji performansı ile kritik mahallerin ihtiyaçları arasında optimum dengenin kurulması gerekiyor. 3. Kısmi yüklerde yüksek verimlilik ve yüksek kapasiteli soğutma çözümleri sunuyor. Hastanelerde mevsimsel koşullar, bina doluluk oranı, tıbbi cihazlar ve farklı mahallerin kullanım senaryoları, soğutma ve ısıtma yüklerinin sürekli değişmesine neden oluyor. Bu nedenle soğutma grubu, ısı pompası ve diğer HVAC ekipmanlarının nominal yükteki verimliliklerinin yanı sıra, kısmi yük koşullarındaki performansları da cihaz seçiminde özellikle dikkate alınıyor. Bu ihtiyaç, özellikle şehir hastaneleri gibi yüksek kapasiteli ve kesintisiz işletilen tesislerde daha da belirgin hale geliyor; zira merkezi soğutma sistemi bu tür projelerde toplam enerji tüketiminin önemli bileşenlerinden birini oluşturuyor. Özellikle şehir hastaneleri gibi yüksek kapasite ve kesintisiz işletme gerektiren yapılarda santrifuj soğutma grupları toplam enerji tüketimi ve işletme maliyetleri açısından kritik bir rol üstleniyor. Form Endüstri Ürünleri'nin satışını yaptığı Clivet VFD'li Santrifüj Soğutma Grupları, hastane projelerinde özellikle yüksek kapasite ve yüksek verimlilik değerleri nedeniyle tercih ediliyor. Clivet, Full Falling Film evaporatör teknolojisine sahip iki kademeli santrifüj kompresörlü soğutma grupları 10MW’a kadar kapasite aralığında soğutma sağlayan bu gruplar; fabrikalar, havaalanları, sergi salonları ve hastaneler gibi yüksek soğutma yüküne ihtiyaç duyan binalarda yaygın olarak tercih ediliyor. Patentli Full Falling Film evaporatör teknolojisi, soğutucu gaz şarj miktarını %40'a kadar azaltarak hem çevreci bir çözüm sunuyor hem de CO2 emisyonlarının önemli ölçüde düşmesini sağlıyor. 6,58'e kadar COP ve 10,69'a kadar IPLV değerleriyle yüksek enerji tasarrufu sunarken, 20'den fazla patentli tasarımıyla teknolojide öncü konumda yer alıyor. Ayrıca daha az soğutucu gaz kullanımı ve daha düşük ses seviyesiyle çevre dostu bir yapı sunan sistemler, daha kompakt boyutları ve daha geniş çalışma limitleriyle de projelere esneklik kazandırıyor. 4. Güvenilir sistemler, güçlü servis desteğiyle güvence sağlıyor. Hastanelerde HVAC sistemlerinin kesintisiz ve güvenilir şekilde çalışması, sağlık hizmetlerinin sürekliliği açısından kritik önem taşıyor. Özellikle kritik alanlarda olası arızalara karşı dayanıklılık ve sistem sürekliliği, tasarımın temel kriterleri arasında yer alıyor. Kapasite kademelendirmesi, yedek ekipman stratejisi, bağımsız devreler, bakım kolaylığı ve hızlı servis müdahalesinin birlikte değerlendirilmesi, hastane işletmesinin sürekliliğini destekliyor. Bu noktada, ekipman seçiminin ötesinde güçlü bir satış sonrası hizmet altyapısı da belirleyici bir unsur olarak öne çıkıyor. Form Endüstri Ürünleri, yıllardır sektöre sunduğu ürün ve çözümlerin yanı sıra teknik servis, yedek parça temini ve saha desteğiyle de hastane projelerinde işletmecilere güvence sağlıyor. Türkiye genelinde çok sayıda hastane projesinde yer alan geniş referans portföyü, markanın kritik sağlık tesislerindeki uygulama deneyimini ve güvenilirliğini ortaya koyuyor. Form'un yıllardır sürdürdüğü bilinirlik ve sektördeki köklü konumu, hastane işletmecileri için hem ekipman hem de hizmet sürekliliği açısından uzun vadeli bir güvence oluşturuyor. 5. Otomasyon destekli işletme ile geleceğin ihtiyaçlarına uyumlu altyapı sağlıyor. Enerji verimli bir HVAC sistemi yalnızca doğru ekipmanlardan oluşmuyor. Ekipmanların gerçek zamanlı ihtiyaçlara göre kontrol edilmesi ve sistem performansının izlenmesi de enerji tüketiminin optimize edilmesinde önemli rol oynuyor. Soğutma gruplarının, pompaların, fanların ve klima santrallerinin çalışma koşullarının merkezi otomasyon üzerinden izlenmesi; sıcaklık, basınç, debi ve çalışma süreleri gibi parametrelerin takip edilmesi, sistemin gereksiz enerji tüketmesini önlemeye yardımcı oluyor. Bu yaklaşım aynı zamanda bakım ihtiyaçlarının erken tespit edilmesine ve ekipmanların optimum çalışma aralıklarında tutulmasına katkı sağlıyor. Ayrıca, hastanelerin iklimlendirme altyapısının açılış dönemindeki ihtiyaçlar ve uzun vadeli işletme perspektifi birlikte değerlendirilerek tasarlanması gerekiyor. Yeni polikliniklerin açılması, yatak kapasitesinin artırılması, yeni tıbbi cihazların devreye alınması veya alanların kullanım amacının değişmesi gibi ihtiyaçlar zaman içerisinde sistemin genişletilmesini gerektirebiliyor. Modüler ve genişlemeye uygun tasarlanan merkezi sistemler, gelecekteki renovasyon ve kapasite artışlarının daha kolay karşılanmasına katkı sağlıyor. Farklı HVAC Bileşenlerini Tek Bir Sistem İçerisinde Birleştiriyor Form Endüstri Ürünleri'nin hastanelere sunduğu çözüm yaklaşımında geniş ürün portföyünün yanı sıra, farklı ürünlerin proje ihtiyaçları doğrultusunda bir sistem içerisinde konumlandırılabilmesi öne çıkıyor. Merkezi soğutma tarafında Clivet santrifüj veya vidalı soğutma grupları, hava tarafında Form yerli üretim Eurovent sertifikalı hijyenik ve standart klima santralleri ve fancoiller, su tarafında Eurovent ve CTI sertifikalı yerli üretimimiz Form Freva soğutma kuleleri ve kuru soğutucular ile özel uygulamalarda ısı pompaları ve hassas kontrollü klima çözümleri birlikte değerlendirilebiliyor. Bu yaklaşımın önemli örnekleri arasında Tekirdağ Kapaklı Devlet Hastanesi ve Dicle Devlet Hastanesi projeleri yer alıyor. Tekirdağ Kapaklı Devlet Hastanesi'nde toplam 21 adet klima santrali, bunların 9 adedinde hijyenik klima santrali uygulaması, 2 adet soğutma grubu ve 420 adet dört borulu gizli tavan tipi fancoil kullanıldı. Dicle Devlet Hastanesi'nde ise 7 adedi hijyenik olmak üzere toplam 21 adet klima santrali, 2 adet VFD'li vidalı soğutma grubu ve 322 adet gizli tavan tipi fancoil kullanıldı. Pamukkale Üniversitesi'nin 400 yataklı Hastanesi, Tıp Fakültesi ve Fakülte binalarının tamamında 23,5 MW kapasiteye sahip 24 adet Eurovent sertifikalı Clivet multifonksiyonel ısı pompası ile yeni nesil R513A gazlı Clivet VFD vidalı soğutma grupları kullanıldı. Yüksek kapasiteli sağlık tesislerinde merkezi soğutma çözümlerinin ölçeklenebilirliğini ortaya koyan referanslar arasında ise Samsun, Mardin, Sakarya ve Sancaktepe şehir hastaneleri bulunuyor. Samsun Şehir Hastanesi'nde 900 yatak, 200 yoğun bakım yatağı ve 40 ameliyathanenin ihtiyaç duyduğu soğutma altyapısında santrifüj soğutma grupları, VFD'li hava soğutmalı vidalı soğutma grupları, Form Freva soğutma kuleleri ve kuru soğutucular birlikte kullanıldı. Mardin Şehir Hastanesi'nde toplam 4.500 kW kapasiteli VFD'li, iki kademeli santrifüj chiller sistemi; Sakarya Şehir Hastanesi'nde ise 1.000 yataklı tesisin merkezi soğutma sisteminde santrifüj soğutma grupları tercih edildi. Sancaktepe Şehir Hastanesi'nde kullanılan 14 adet santrifüj soğutma grubu da önemli referanslar arasında yer alıyor. “Doğru İklimlendirme, Sağlık Hizmetinin Sürekliliğine Katkı Sağlıyor” Hastane projelerinde geleceğin iklimlendirme yaklaşımının yalnızca yüksek verimli cihazlardan oluşmadığını vurgulayan Form Endüstri Ürünleri Ürün Yönetimi ve Marka Müdürü Pınar Gürler, “Geleceğin hastanelerinde iklimlendirme yaklaşımının; yüksek verimli cihazların yanı sıra entegre mühendislik, doğru sistem tasarımı, merkezi kontrol, enerji yönetimi, hijyen ve güçlü satış sonrası hizmetin birleşimiyle değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Geniş ürün portföyümüz, merkezi iklimlendirme alanındaki deneyimimiz ve hastane projelerindeki referanslarımız, bu bütüncül yaklaşımın önemli yapı taşlarını oluşturuyor. Çünkü hastanelerde doğru iklimlendirme yalnızca konfor sağlamıyor; sağlık hizmetinin güvenilir, sürdürülebilir ve kesintisiz şekilde devam etmesine de katkı sağlıyor.” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Škoda Peaq Tek Şarjla 936 Kilometre Yol Kat Ederek Menzil Rekoru Kırdı Haber

Škoda Peaq Tek Şarjla 936 Kilometre Yol Kat Ederek Menzil Rekoru Kırdı

Škoda’nın Çek Cumhuriyeti’ndeki Mladá Boleslav merkezinden Hollanda’ya uzanan yolculuğu boyunca şarj edilmeyen Peaq, 100 kilometrede yalnızca 9.2 kWh ortalama enerji tüketimi gerçekleştirdi. Škoda çalışanları Marek Jež ve Jakub Krs tarafından gerçekleştirilen ve TÜV SÜD gözetiminde yapılan rekor denemesinde, seri üretim Škoda Peaq 90 kullanıldı. Araçta standart düşük yuvarlanma dirençli lastiklerle donatılmış 19 inç jantlar yer aldı. Modelin 647 kilometreye kadar olan WLTP menzilini 289 kilometre aşan Peaq, böylece resmi menzil değerinin yaklaşık yüzde 45 üzerine çıktı. Peaq’ın 0.249’luk hava sürtünme katsayısı da enerji verimliliğine katkı sağladı. Bu doğrultuda rota, menzili destekleyecek şekilde belirlenirken sürüş tarzı da maksimum enerji verimliliğine göre uyarlandı. Rekor yolculuk, 25 Ağustos Salı günü öğle saatlerinde Škoda’nın Mladá Boleslav’daki merkezinden başladı. Almanya üzerinden Hollanda’ya ilerleyen ekip, sürücü değişiklikleri ve molaların ardından Çarşamba sabahı Hollanda’ya ulaştı. Yolculuk aynı günün öğleden sonrasında Zandvoort sahil kasabasında tamamlandı. Şimdiden 10 binden fazla sipariş aldı Škoda Peaq, markanın bugüne kadarki en büyük ve en geniş SUV modeli olarak ürün gamının zirvesinde yer alıyor. Yedi koltuklu tamamen elektrikli model, yüksek konfor teknolojileri, dikey bilgi-eğlence ekranı, gizli kapı kolları ve Dynamic Shade Control teknolojisine sahip panoramik cam tavan gibi birçok özellikle geliyor. Seri üretiminin ardından ilk müşterilerine ulaşmaya başlayan Peaq’a yönelik talep de artmaya devam ediyor. Škoda’nın yeni elektrikli amiral gemisi için bugüne kadar 10 binden fazla sipariş verildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Değişikliği Binalarda Tasarım Kriterlerini Değiştiriyor Haber

İklim Değişikliği Binalarda Tasarım Kriterlerini Değiştiriyor

İklim değişikliğiyle birlikte binaların ısıtma ve soğutma ihtiyaçları da farklılaşıyor. Bu değişim, iklimlendirme sistemlerinin tasarımında dikkate alınan koşulların yeniden değerlendirilmesini gerekli kılıyor. Dünya genelinde 2 milyardan fazla binayı değerlendiren JRC’nin araştırması, binanın yaşı ve mimari özelliklerinden yerel iklime ve ısıtma-soğutma sistemlerinin verimliliğine kadar birçok unsurun termal konfor için gereken enerjiyi etkilediğini gösteriyor. İklimlendirme sektörünün öncü markalarından Form, 60 yılı aşkın mühendislik birikimiyle proje başlangıcından itibaren yapının kullanım biçimini, ısı yükünü, iklim koşullarını ve uzun vadeli işletme ihtiyaçlarını birlikte ele alarak iklimlendirme sistemlerini değişen koşullara uyum sağlayacak şekilde kurgulanmasına destek oluyor. İklimlendirme projelerinde geçmiş iklim verilerinin günümüzde tek başına yeterli olmayacağını belirten Form Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tunç Korun, değişen dış hava koşullarında sistemlerin göstereceği performansın da tasarım hesaplarına dahil edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Geleceğin Isı Yükleri Bugünden Hesaplanıyor Form Şirketler Grubu’nun mühendislik yaklaşımında sistem kapasitesi sadece alan büyüklüğüne göre belirlenen standart bir hesap olarak ele alınmıyor. Alan ölçümü ve ısı yükünün yanı sıra yapının güneş alma yönü, cam yüzeyleri, kullanım yoğunluğu, içeride ısı üreten ekipmanlar ve çalışma süreleri gibi değişkenler de iklimlendirme ihtiyacını doğrudan etkiliyor. Bu verilerin proje aşamasında, partnerlerle birlikte doğru değerlendirilmesi, gereğinden büyük veya yetersiz kapasite seçimlerinin önüne geçerken enerji tüketimi, iç ortam konforu ve sistemin uzun vadeli performansı açısından da önem taşıyor. Form Şirketler Grubu, yeni yapılarda sistemlerin bu parametrelere göre kurgulanmasını, mevcut yapılarda ise değişen kullanım ve iklim koşullarına göre ihtiyacın yeniden değerlendirilmesini mühendislik sürecinin temel parçaları arasında görüyor. Mühendislik Perspektifi İklimlendirmeyi Dönüştürüyor Form Şirketler Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Form MHI Klima Sistemleri ve Form Endüstri Ürünleri, farklı yapı tipleri ve kapasite ihtiyaçlarında proje partnerleri ile birlikte grubun mühendislik birikimini uygulamaya taşıyor. Form MHI Klima Sistemleri; VRF, split, multi split, profesyonel klima sistemleri ve ısı pompalarıyla konut ve ticari yapılara yönelik iklimlendirme alanında faaliyet gösteriyor. Özellikle ticari uygulamalarda alan ölçümü, ısı yükü ve kullanım profilinin birlikte değerlendirilmesi, doğru kapasite ve sistem kurgusunun oluşturulmasında temel rol oynuyor. Form Endüstri Ürünleri ise ticari ve endüstriyel merkezi iklimlendirme alanında; soğutma grupları ve ısı pompalarından klima santralleri, fancoiller, ısı geri kazanım cihazları, soğutma kuleleri ve rooftop paket klima sistemlere uzanan çözümler sunuyor. Otel, hastane, ticari yapı ve üretim tesisleri gibi farklı kullanım koşullarına sahip projelerde sistemler; iç hava kalitesi, enerji verimliliği, kesintisiz çalışma ihtiyacı ve yapının farklı bölümlerindeki yükler dikkate alınarak projeye özel kurgulanıyor. Böylece aynı mühendislik yaklaşımı, konut ölçeğinden büyük merkezi sistemlere kadar yapının özelliklerine göre farklılaşıyor. “İklimlendirme Sistemleri Geleceğin Koşullarına Göre Tasarlanmalı” İklim değişikliğinin iklimlendirme mühendisliği üzerindeki etkisini değerlendiren Form Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tunç Korun, “İklim koşulları değiştikçe binaların ısıtma ve soğutma ihtiyaçları da değişiyor. Daha uzun süren sıcak dönemler, farklılaşan soğutma yükleri ve artan enerji ihtiyacı, iklimlendirme sistemlerinin geçmişteki kabullerle tasarlanmasını giderek zorlaştırıyor. Bu nedenle doğru kapasiteyi belirlerken yapının konumu, kullanım biçimi, ısı yükleri ve çalışma koşullarını ve yeni iklim (sıcaklık) değerlerini bütün olarak değerlendirmek gerekiyor. İklim dayanıklılığı sistem kurulumundan önce, tasarım aşamasında ele alınmalı. Gelecekte oluşabilecek yük değişimleri ise mühendislik hesaplarının bir parçası haline getirilmeli. Form Şirketler Grubu olarak 60 yılı aşkın mühendislik birikimimizle iklimlendirme sistemlerinin yalnızca bugünün konfor ihtiyacına göre değil, yapıların uzun vadede karşılaşabileceği koşulları da gözeterek ele alınmasını önemsiyoruz. Form MHI Klima Sistemleri ve Form Endüstri Ürünleri bünyesinde farklı yapı tipleri ve ölçeklerde edinilen uygulama deneyimi de bu mühendislik yaklaşımımızı destekliyor. Önümüzdeki dönemde iklimlendirme sektörünün en önemli gündemlerinden birinin, değişen iklim koşullarında konfor ve enerji verimliliğini birlikte sürdürebilen sistemler geliştirmek olacağını değerlendiriyoruz.” dedi. Form Şirketler Grubu Hakkında 1965 yılında kurulan Form Şirketler Grubu, grup bünyesinde yer alan 6 bağımsız firmasıyla merkezi, bireysel iklimlendirme ve endüstriyel uygulamalar alanında, yaşam kalitesini arttıracak cihazların üretim, satış ve satış sonrası faaliyetlerini sürdürmekte; rezidanslardan otellere, okullardan hastanelere her tür bina, iş merkezi, fabrika ve alışveriş merkezleri için iklimlendirme sistem çözümleri sunmaktadır. Form Şirketler Grubu’nun merkez ofisi Maslak İstanbul'dadır. Ankara, Antalya, Adana, İzmir ve Bursa’da bölge müdürlükleri bulunmaktadır. Klima faaliyetlerinde merkezi klima sistemleri, VRF, split ve multi split klima cihazlarını tedarik eden Form Şirketler Grubu, aynı zamanda yerli üretim olarak klima santralleri, su soğutma kuleleri, fancoiller, ısı pompaları ve imzalanan lisans anlaşması kapsamında Lennox marka paket klimalar ile günışığı aydınlatma sistemleri, doğal havalandırma-duman tahliye üniteleri ve evaporatif soğutucular üretmektedir. Form Şirketler Grubu hakkında daha fazla bilgi www.formgroup.com internet adresinden temin edilebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Audi Q6 e-tron Gerçek Menzil Testinde Beklentileri Aştı Haber

Audi Q6 e-tron Gerçek Menzil Testinde Beklentileri Aştı

Premium Platform Electric (PPE) üzerinde yükselen Audi Q6 e-tron, otomotiv değerlendirme ve araç araştırma platformu Edmunds’un elektrikli araç menzil testinde resmi EPA tahmininin üzerine çıktı. Günlük kullanıma yakın koşullarda gerçekleştirilen testi 337 mil, yaklaşık 542 kilometreyle tamamlayan Q6 e-tron, resmi menzil değerini 36 mil, başka bir ifadeyle yaklaşık 58 kilometre aşmayı başardı. Audi Q6 e-tron için EPA test standardına göre açıklanan 301 millik menzil, yaklaşık 484 kilometreye karşılık geliyor. Edmunds testinde elde edilen 337 millik sonuç ise Q6 e-tron’un resmi tahminin yaklaşık yüzde 12 üzerine çıktığını gösteriyor. Edmunds, bu sonucun Q6 e-tron’u bugüne kadar test ettiği daha uzun menzilli premium elektrikli SUV modelleri arasına yerleştirdiğini belirtti. Elde edilen sonuç, Q6 e-tron’un uzun yolculuklarda şarj planlamasını kolaylaştırabilecek ve günlük kullanımda menzil kaygısının azaltılmasına katkı sağlayabilecek potansiyelini de ortaya koydu. Gerçek kullanım menzilinin sıcaklık, hız, yol profili, iklimlendirme kullanımı ve sürüş tarzı gibi koşullara bağlı olarak değişebileceği de vurgulandı. Günlük kullanımı temel alan menzil testi Edmunds EV Range Test, elektrikli otomobillerin gerçek kullanıma yakın koşullardaki menzil ve enerji tüketim performansını ölçmeyi amaçlıyor. Test, yalnızca sabit hızda gerçekleştirilen bir otoyol sürüşü yerine şehir içi ve otoyol etaplarını bir araya getiren standartlaştırılmış bir rotada uygulanıyor. Test rotasının yüzde 60’ını dur-kalk trafiğinin de bulunduğu şehir içi yollar, yüzde 40’ını ise otoyol sürüşü oluşturuyor. Ortalama hızın yaklaşık 40 mil/sa, başka bir ifadeyle 64 km/sa seviyesinde tutulduğu testte araç, en verimli sürüş modunda kullanılıyor. Belirlenen hız sınırlarına bağlı kalınırken iklimlendirme sistemi otomatik modda yaklaşık 22 santigrat dereceye ayarlanıyor. Bu yöntem, farklı sürüş koşullarını aynı rota içinde bir araya getirerek elektrikli otomobillerin günlük kullanımdaki menzil ve tüketim performansına daha yakın bir tablo oluşturmayı hedefliyor. Resmi değerden yaklaşık yüzde 16 daha verimli Q6 e-tron’un testte ortaya koyduğu enerji verimliliği de menzil sonucu kadar dikkat çekti. Aracın EPA standardına göre açıklanan enerji tüketim değeri 100 milde 35 kWh, metrik karşılığıyla yaklaşık 21,7 kWh/100 km seviyesindeyken Edmunds testinde 100 milde 29,3 kWh, yaklaşık 18,2 kWh/100 km tüketim ölçüldü. Böylece Q6 e-tron, resmi değerine göre yaklaşık yüzde 16 daha düşük enerji tüketimi kaydetti. Araç, test koşullarında tükettiği her bir kilovatsaat enerjiyle yaklaşık 3,4 mil, başka bir ifadeyle 5,5 kilometre yol kat etti. Elde edilen verimlilik, kullanım koşullarına bağlı olarak şarj maliyetlerinin ve uzun yolculuklarda ihtiyaç duyulan şarj molalarının azaltılmasına katkı sağlayabiliyor. Çift motorlu quattro versiyon test edildi Edmunds’un test ettiği 2027 model yılına ait Audi Q6 e-tron, ön ve arka akslarında konumlandırılan iki elektrik motoruyla quattro dört tekerlekten çekiş sunuyor. 20 inç jantlarla teste katılan araçta 100 kWh brüt, 94,4 kWh kullanılabilir kapasiteli yüksek voltajlı batarya yer alıyor. Güç-aktarma sistemi 315 kW’a eşdeğer 422 HP güç üretirken kalkış kontrolü devreye alındığında güç kısa süreli olarak 340 kW’a eşdeğer 456 HP’ye kadar yükseliyor. PPE’nin sağladığı 800 voltluk elektrik mimarisi, 270 kW’a kadar DC hızlı şarj gücünü destekliyor. Uygun bir yüksek güçlü şarj istasyonunda batarya doluluk seviyesi yaklaşık 21 dakikada yüzde 10’dan yüzde 80’e çıkarılabiliyor. Audi Q6 e-tron; 4.771 milimetre uzunluğu, 1.939 milimetre genişliği, 1.692 milimetre yüksekliği ve 2.888 milimetrelik aks mesafesiyle geniş iç mekanını dengeli ve atletik SUV oranlarıyla bir araya getiriyor. PPE ile yüksek menzil ve kısa şarj molaları Audi’nin elektrikli mobilite ürün atağında yeni bir dönemi temsil eden Q6 e-tron, elektrikli araçlar için özel olarak geliştirilen Premium Platform Electric üzerinde yükseliyor. Platform; yüksek voltajlı batarya, elektrik motorları, güç elektroniği ve termal yönetim sistemlerinin birlikte çalışmasını sağlayarak menzil, performans ve şarj hızı arasında dengeli bir yapı oluşturuyor. Q6 e-tron’un enerji geri kazanım sistemi, yavaşlama ve frenleme sırasında açığa çıkan enerjiyi yeniden bataryaya aktarabiliyor. Geri kazanım seviyesi sürüş koşullarına göre otomatik olarak belirlenebildiği gibi direksiyon simidindeki kulakçıklar üzerinden manuel olarak da ayarlanabiliyor. Modeldeki frenleme işlemlerinin yaklaşık yüzde 95’i sürtünme frenlerine ihtiyaç duyulmadan enerji geri kazanımı yoluyla gerçekleştirilebiliyor. 800 voltluk mimari ve yüksek şarj kapasitesi, Q6 e-tron’un özellikle uzun yolculuklardaki kullanım konforunu destekliyor. Yüksek menzil ile kısa şarj sürelerinin bir araya gelmesi, elektrikli mobilitenin günlük kullanıma ve uzun mesafeli yolculuklara uyumunu güçlendiriyor. Türkiye’de SUV ve Sportback gövde seçenekleriyle satışta Audi Q6 e-tron model ailesi, Türkiye’de SUV ve Sportback gövde seçenekleriyle satışa sunuluyor. Her iki gövde tipinde de sunulan quattro dört tekerlekten çekiş sistemi, elektrikli sürüş performansını farklı yol ve hava koşullarında yüksek çekiş kabiliyetiyle bir araya getiriyor. Türkiye’de sunulan Q6 SUV e-tron quattro, 100 kWh brüt ve 94,9 kWh net kapasiteli yüksek voltajlı bataryasıyla WLTP standardına göre 641 kilometreye varan menzil sağlıyor. 315 kW (428 PS) sistem gücüne sahip model, 0’dan 100 km/sa hıza 5,4 saniyede ulaşıyor. 270 kW’a kadar DC hızlı şarj kapasitesi sayesinde uygun bir HPC istasyonunda yaklaşık 10 dakikada 260 kilometreye kadar ek menzil sağlayacak enerji bataryaya aktarılabiliyor. Bataryanın yüzde 10’dan yüzde 80 doluluk seviyesine ulaşması ise yaklaşık 21 dakika sürüyor. Sportif tavan çizgisi ve dinamik siluetiyle ayrışan Q6 Sportback e-tron ise Q6 e-tron ailesinin teknolojik özelliklerini daha progresif bir tasarım karakteriyle buluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Faturaları Azaltan Akıllı Çözüm Haber

Faturaları Azaltan Akıllı Çözüm

Enerji verimliliğini destekleyen çözümleriyle öne çıkan Legrand, geliştirdiği zaman saati ürünleriyle ticari ve endüstriyel yapılarda enerji tüketiminin daha verimli yönetilmesine katkı sağlıyor. 100 saat rezervli otomat tipi analog modellerin yanı sıra standart dijital ve coğrafi konum destekli dijital seçeneklerden oluşan geniş ürün gamı, elektrikli sistemlerin ihtiyaç duyulan zamanlarda otomatik olarak devreye alınmasını veya devreden çıkarılmasını mümkün kılıyor. Günlük ya da haftalık olarak programlanabilen analog ve dijital zaman saatleri, özellikle aydınlatma uygulamalarında %11’e varan enerji tasarrufu sağlarken, gereksiz enerji tüketiminin önüne geçilmesine ve kullanıcıların enerji yönetimini daha verimli şekilde planlamasına yardımcı oluyor. Enerji Tüketimini Kontrol Altına Alan Çözüm Legrand'ın analog zaman saatleri, elektrikli sistemlerin belirlenen zaman aralıklarında otomatik olarak çalışmasını sağlayarak enerji kullanımının daha verimli şekilde yönetilmesine katkıda bulunuyor. Günlük ve haftalık programlama yapılabilen, 15 dakikalık ayar kademelerine sahip ürünler, farklı kullanım ihtiyaçlarına kolayca uyum sağlıyor. Dayanıklı yapısıyla uzun ömürlü kullanım sunan analog zaman saatleri, bakım gerektirmeyen yapısıyla da kullanım kolaylığı sağlıyor. 230V AC gerilimle çalışan ürünler, ön yüzünde bulunan kumanda tırnağı sayesinde manuel kontrol imkânı sunarak kullanıcıların cihazlarını zaman programından bağımsız olarak devreye alıp devreden çıkarmasına olanak tanıyor. Böylece enerji tüketimi daha etkin şekilde yönetilirken gereksiz enerji kullanımının da önüne geçiliyor. Akıllı Zamanlama ile Daha Verimli Kullanım Legrand'ın dijital zaman saatleri, farklı kullanım senaryolarına uyum sağlayan gelişmiş programlama özellikleriyle enerji yönetimini daha verimli hale getiriyor. Haftalık, aylık ve yıllık programlama seçenekleri sunan ürünler, kullanıcıların ihtiyaçlarına göre kolayca yapılandırılabiliyor. Astronomik zaman saatleri ise güneşin doğuş ve batış saatlerini esas alarak aydınlatma ve diğer elektrikli sistemlerin otomatik şekilde çalışmasını sağlayıp enerji verimliliğine katkıda bulunuyor. Türkçe menüsü sayesinde kolay kullanım sunan Legrand dijital zaman saatleri, uzun rezerv süresiyle enerji kesintilerinde dahi ayarlarını koruyor. Coğrafi konum desteğiyle özellikle dış mekân aydınlatma ve güvenlik uygulamalarında etkin bir çözüm sunan ürünlerde, oluşturulan programlar data anahtarı aracılığıyla farklı cihazlara aktarılabiliyor. Böylece kullanıcılar, aynı ayarları birden fazla cihaza hızlı ve pratik şekilde uygulayabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.