Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji Tüketimi

Kapsül Haber Ajansı - Enerji Tüketimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Tüketimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Faturaları Azaltan Akıllı Çözüm Haber

Faturaları Azaltan Akıllı Çözüm

Enerji verimliliğini destekleyen çözümleriyle öne çıkan Legrand, geliştirdiği zaman saati ürünleriyle ticari ve endüstriyel yapılarda enerji tüketiminin daha verimli yönetilmesine katkı sağlıyor. 100 saat rezervli otomat tipi analog modellerin yanı sıra standart dijital ve coğrafi konum destekli dijital seçeneklerden oluşan geniş ürün gamı, elektrikli sistemlerin ihtiyaç duyulan zamanlarda otomatik olarak devreye alınmasını veya devreden çıkarılmasını mümkün kılıyor. Günlük ya da haftalık olarak programlanabilen analog ve dijital zaman saatleri, özellikle aydınlatma uygulamalarında %11’e varan enerji tasarrufu sağlarken, gereksiz enerji tüketiminin önüne geçilmesine ve kullanıcıların enerji yönetimini daha verimli şekilde planlamasına yardımcı oluyor. Enerji Tüketimini Kontrol Altına Alan Çözüm Legrand'ın analog zaman saatleri, elektrikli sistemlerin belirlenen zaman aralıklarında otomatik olarak çalışmasını sağlayarak enerji kullanımının daha verimli şekilde yönetilmesine katkıda bulunuyor. Günlük ve haftalık programlama yapılabilen, 15 dakikalık ayar kademelerine sahip ürünler, farklı kullanım ihtiyaçlarına kolayca uyum sağlıyor. Dayanıklı yapısıyla uzun ömürlü kullanım sunan analog zaman saatleri, bakım gerektirmeyen yapısıyla da kullanım kolaylığı sağlıyor. 230V AC gerilimle çalışan ürünler, ön yüzünde bulunan kumanda tırnağı sayesinde manuel kontrol imkânı sunarak kullanıcıların cihazlarını zaman programından bağımsız olarak devreye alıp devreden çıkarmasına olanak tanıyor. Böylece enerji tüketimi daha etkin şekilde yönetilirken gereksiz enerji kullanımının da önüne geçiliyor. Akıllı Zamanlama ile Daha Verimli Kullanım Legrand'ın dijital zaman saatleri, farklı kullanım senaryolarına uyum sağlayan gelişmiş programlama özellikleriyle enerji yönetimini daha verimli hale getiriyor. Haftalık, aylık ve yıllık programlama seçenekleri sunan ürünler, kullanıcıların ihtiyaçlarına göre kolayca yapılandırılabiliyor. Astronomik zaman saatleri ise güneşin doğuş ve batış saatlerini esas alarak aydınlatma ve diğer elektrikli sistemlerin otomatik şekilde çalışmasını sağlayıp enerji verimliliğine katkıda bulunuyor. Türkçe menüsü sayesinde kolay kullanım sunan Legrand dijital zaman saatleri, uzun rezerv süresiyle enerji kesintilerinde dahi ayarlarını koruyor. Coğrafi konum desteğiyle özellikle dış mekân aydınlatma ve güvenlik uygulamalarında etkin bir çözüm sunan ürünlerde, oluşturulan programlar data anahtarı aracılığıyla farklı cihazlara aktarılabiliyor. Böylece kullanıcılar, aynı ayarları birden fazla cihaza hızlı ve pratik şekilde uygulayabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bir Ürün Gerçekten Ne Kadar Enerji Tüketiyor?  Haber

Bir Ürün Gerçekten Ne Kadar Enerji Tüketiyor? 

Üretim şirketleri için enerji maliyeti, uzun yıllar boyunca ay sonunda gelen fatura üzerinden görülen ve genel üretim giderleri içinde dağıtılan bir kalem olarak değerlendirildi. Ancak enerji talebinin arttığı, maliyet baskısının sürdüğü ve karbon düzenlemelerinin üretim kararlarını daha fazla etkilediği yeni dönemde bu yaklaşım şirketlere yeterli bir öngörü sağlamıyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın Electricity 2026 raporuna göre küresel elektrik talebinin 2026-2030 döneminde yıllık ortalama yüzde 3,6 artması bekleniyor. Bu tablo, sanayi şirketleri için enerji yönetiminin dönemsel bir maliyet takibi olmaktan çıkıp operasyonel karar alma süreçlerinin merkezine yerleştiğini gösteriyor. Bugün üreticiler açısından kritik soru “Bu ay ne kadar enerji faturası ödedik?” değil. Asıl ihtiyaç hangi ürünün, hattın, siparişin ve üretim koşulunun bu maliyeti yarattığını görebilmek. Üretim hattındaki bir makinenin beklenenden fazla enerji tüketmesi, plansız duruşlar, verimsiz çalışma süreleri ya da sipariş bazlı kapasite kullanımı, ürün kârlılığını doğrudan etkileyebiliyor. Ancak operasyonel veri ile finansal veri birbirinden kopuk ilerlediğinde, bu etki çoğu zaman dönem sonunda fark ediliyor. Enerji verisi üretim maliyetiyle birlikte okunmalı Kurumsal kaynak planlama (ERP) pazarının liderlerinden Industrial Application Software (IAS), enerji maliyetinin üretim süreçlerinden bağımsız bir gider kalemi olarak değil, ürün ve sipariş bazlı maliyet analizinin izlenebilir bir bileşeni olarak ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor. Canias ERP’nin siparişe göre gerçek birim maliyet takibi, malzeme izlenebilirliği, kapasite planlaması ve operasyonel kalite kontrol gibi kabiliyetleri; enerji tüketimi verisinin de üretim performansı ve maliyet analiziyle aynı zeminde değerlendirilmesine imkan tanıyor. Canias IoT altyapısı ise üretim sahasından gelen verilerin ERP süreçleriyle bütünleşmesini destekliyor. Canias IoT Gateway; ERP sunucuları ile kontrol birimleri, sensörler ve akıllı cihazlar arasında iki yönlü bağlantı kurarak kaynak tüketimi ve çevresel değerler gibi verilerin gerçek zamanlı izlenmesini, analiz edilmesini ve görselleştirilmesini sağlıyor. Önceden tanımlanmış kurallara bağlı olaylarda izlenen veriler otomatik olarak ERP çözümüne aktarılabiliyor. Böylece enerji tüketimi, sahadan gelen ayrı bir teknik veri olarak kalmıyor; üretim emri, makine durumu, hat performansı, sipariş ve maliyet bilgisiyle birlikte yönetilebiliyor. Bu veri akışı, Canias ERP’nin Sürdürülebilirlik Yönetimi (ESM) modülüyle birlikte ele alındığında enerji tüketiminin maliyet analizinin yanı sıra karbon hesaplaması ve sürdürülebilirlik raporlamasında da kullanılmasını mümkün kılıyor. Bu sayede sahadan gelen enerji verisi; üretim emri, makine durumu, sipariş ve maliyet bilgisiyle birlikte karbon ayak izi hesaplamasını besleyen izlenebilir bir veri katmanına dönüşüyor. Ay sonu faturası yerine anlık karar verisi IAS CAO’su (Chief Automation Officer) Nuri Aycan, enerji tüketiminin ERP ve IoT entegrasyonuyla birlikte üretim şirketleri için daha yönetilebilir bir karar verisine dönüştüğünü belirterek şunları söyledi: “Enerji yönetimi artık üretimden ayrı takip edilen bir maliyet başlığı olarak ele alınamaz. Şirketler hangi ürünün, hattın ya da siparişin ne kadar enerji tükettiğini görebildiğinde, maliyet optimizasyonu ve sürdürülebilirlik aynı veri zemini üzerinde yönetilebilir hale geliyor. Canias, ERP ve IoT entegrasyonuyla üretim, enerji ve süreç verilerini gerçek zamanlı olarak birbirine bağlıyor. Böylece enerji tüketimi yalnızca dönem sonunda raporlanan bir gider değil; üretim planlamasını, fiyatlandırmayı, kârlılık analizini ve karbon hesaplamasını besleyen operasyonel bir karar verisine dönüşüyor.” Bu yaklaşım, özellikle dar marjlarla çalışan üretim şirketleri açısından kritik önem taşıyor. Enerji maliyetinin doğru ürünle, doğru hatla ve doğru siparişle ilişkilendirilememesi, kârlılık analizlerinde görünmeyen sapmalara yol açabiliyor. Ürün bazında enerji tüketimini izleyebilen şirketler, hangi üretim koşullarının maliyeti artırdığını daha hızlı görebiliyor; verimsiz çalışan hatları, yüksek tüketim yaratan makineleri veya planlama kaynaklı sapmaları daha erken tespit edebiliyor. Karbon düzenlemeleri enerji verisinin değerini artırıyor Enerji tüketiminin üretim verisiyle ilişkilendirilmesi, yalnızca maliyet yönetimi açısından değil, karbon raporlaması ve ihracat rekabeti açısından da önem kazanıyor. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nda geçiş dönemi 2023-2025 arasında tamamlandı; mekanizmanın mali sonuçlar doğuran yeni uygulama dönemi ise 1 Ocak 2026 itibarıyla başladı. Bu yeni dönem, enerji ve emisyon verilerinin izlenebilir, doğrulanabilir ve raporlanabilir biçimde yönetilmesini özellikle ihracatçı üreticiler açısından daha kritik hale getiriyor. Canias ERP’nin Sürdürülebilirlik Yönetimi (ESM) modülü, sürdürülebilirlik verilerinin manuel tablolar üzerinden toplanması yerine üretim, satın alma ve finans süreçleriyle bağlantılı biçimde yönetilmesini destekliyor. ESM’nin Fatura Kontrol modülüyle entegrasyonu, karbon tüketim değerlerinin satın alınan ürünlerin faturaları üzerinden hesaplanmasına olanak tanırken; Temel Veriler entegrasyonu karbon tüketim değerlerinin malzeme ve malzeme-tedarikçi ikilisi bazında saklanmasını sağlıyor. Bu yapı, şirketlerin enerji tüketimini ve karbon verisini daha güvenilir, karşılaştırılabilir ve denetlenebilir biçimde yönetmesine yardımcı oluyor. Kapsam 1, 2 ve 3 seviyelerindeki tüketimlerin ayrı ayrı raporlanabilmesi; karbon ayak izinin daha sağlıklı hesaplanmasına, sürdürülebilirlik performansının daha şeffaf izlenmesine ve ihracat süreçlerinde gerekli veri altyapısının güçlenmesine zemin hazırlıyor. IAS CAO’su (Chief Automation Officer) Nuri Aycan, enerji maliyeti ve sürdürülebilirlik yönetiminin artık aynı operasyonel çerçevede ele alınması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Enerji tüketimi, CO₂ emisyonları ve kaynak kullanımı artık üretimden bağımsız izlenebilecek başlıklar değil. Bu veriler üretim süreçleriyle birlikte okunduğunda şirketler hem maliyetlerini hem de sürdürülebilirlik performanslarını daha doğru yönetebiliyor. Canias ERP, IoT ve ESM Sürdürülebilirlik Yönetimi modülüyle sahadan gelen veriyi üretim planlaması, maliyet optimizasyonu ve karbon hesaplamasıyla aynı zeminde buluşturarak bu dönüşümü destekliyor.” Enerji, maliyet ve sürdürülebilirlik aynı dijital omurgada buluşuyor IAS’ın Almanya’da Factory Innovation Awards’ta “Sürdürülebilir Akıllı Fabrika” kategorisinde Altın Ödül’e layık görülmesi de Canias’ın sürdürülebilirliği üretim süreçlerinde ölçülebilir ve yönetilebilir bir performans alanına dönüştüren yaklaşımının uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu gösterdi. Canias’ın bütünleşik yapısı, şirketlerin enerji tüketimini yalnızca maliyet kontrolü için değil, verimlilik, sürdürülebilirlik ve rekabet gücü açısından da yönetmesini mümkün kılıyor. Üretim sahasından gelen veriler ERP içinde işlendiğinde ve ESM Sürdürülebilirlik Yönetimi modülüyle karbon hesaplamalarına bağlandığında, enerji artık ay sonunda dağıtılan görünmez bir gider olmaktan çıkıyor; üretim planlamasını, ürün kârlılığını, fiyatlandırmayı ve karbon yönetimini etkileyen stratejik bir veri katmanına dönüşüyor. IAS, Canias ERP, IoT ve ESM çözümleriyle üretim şirketlerinin enerji, maliyet ve sürdürülebilirlik verilerini aynı dijital omurga üzerinde yönetmesine katkı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Evde Elektrik Tasarrufu Yapmanın 15 Yolu: Faturanızı Düşürmenin ve Enerji Verimliliğini Artırmanın Etkili Yöntemleri Haber

Evde Elektrik Tasarrufu Yapmanın 15 Yolu: Faturanızı Düşürmenin ve Enerji Verimliliğini Artırmanın Etkili Yöntemleri

Peki evde elektrik tasarrufu nasıl yapılır? İşte hem bütçenizi koruyacak hem de enerji verimliliğini artıracak 15 etkili yöntem… İlk olarak, kullanılmayan odalarda ışıkları kapatmak en temel tasarruf yöntemlerinden biridir. Gereksiz yere açık bırakılan aydınlatmalar, fark edilmese de yıl sonunda önemli bir enerji tüketimine neden olabilir. Bunun yanında LED ampul kullanımı da elektrik tasarrufu açısından büyük avantaj sağlar. Geleneksel ampullere göre çok daha az enerji tüketen LED aydınlatmalar, uzun ömürlü yapıları sayesinde bakım ve değiştirme maliyetlerini de azaltır. Elektronik cihazları bekleme modunda bırakmak yerine tamamen kapatmak da enerji tasarrufunda önemli rol oynar. Televizyon, modem, oyun konsolu, bilgisayar ve benzeri cihazlar kullanılmadığında bile enerji tüketmeye devam edebilir. Akıllı prizler veya anahtarlı uzatma kabloları kullanılarak bu gizli enerji tüketiminin önüne geçilebilir. Beyaz eşya seçiminde yüksek enerji verimliliği sınıfına sahip ürünlerin tercih edilmesi uzun vadede ciddi tasarruf sağlar. Yeni nesil enerji verimli buzdolabı, çamaşır makinesi ve bulaşık makinesi modelleri daha düşük elektrik tüketimiyle aynı performansı sunar. Ayrıca beyaz eşyaların düzenli bakımının yapılması da enerji verimliliğini artıran önemli unsurlar arasında yer alır. Çamaşır ve bulaşık makinelerini tam dolmadan çalıştırmamak hem elektrik hem de su tasarrufu sağlar. Mümkün olduğunca ekonomik programların tercih edilmesi ve düşük sıcaklıklarda yıkama yapılması da enerji tüketimini önemli ölçüde azaltır. Buzdolabının doğru sıcaklıkta çalıştırılması da elektrik tüketimini doğrudan etkiler. Uzmanlar, buzdolabı için yaklaşık 4 derece, dondurucu bölmesi için ise eksi 18 derece sıcaklığın ideal olduğunu belirtiyor. Gereğinden düşük sıcaklık ayarları gereksiz enerji tüketimine yol açabiliyor. Klima kullanımında sıcaklık ayarının doğru yapılması büyük önem taşıyor. Yaz aylarında klimayı çok düşük sıcaklıklarda çalıştırmak yerine ortam sıcaklığını konfor seviyesinde tutacak ayarlar tercih edilmelidir. Filtrelerin düzenli temizlenmesi de cihazın daha verimli çalışmasına katkı sağlar. Doğal aydınlatmadan maksimum düzeyde faydalanmak da elektrik tüketimini azaltan etkili yöntemlerden biridir. Gün içerisinde perdeleri açık tutarak güneş ışığından yararlanmak, yapay aydınlatma ihtiyacını önemli ölçüde azaltabilir. Elektrikli küçük ev aletlerini ihtiyaca uygun şekilde kullanmak da enerji tasarrufuna katkı sağlar. Su ısıtıcısında yalnızca ihtiyaç kadar su kaynatmak, fırının kapağını sık sık açmamak ve ütüyü tek seferde daha fazla kıyafet için kullanmak enerji tüketimini azaltan basit ama etkili alışkanlıklar arasında yer alıyor. Telefon, tablet ve dizüstü bilgisayar gibi cihazların şarjı tamamlandıktan sonra adaptörlerin prizden çıkarılması da gereksiz elektrik tüketimini önler. Şarj cihazlarının prize takılı kalması düşük seviyede de olsa sürekli enerji harcanmasına neden olabilir. Evde ısı yalıtımının güçlendirilmesi de dolaylı olarak elektrik tasarrufuna katkı sunar. İyi yalıtılmış bir evde klima ve elektrikli ısıtıcıların daha az çalışması gerektiği için enerji tüketimi de düşer. Pencere ve kapılardaki hava kaçaklarının önlenmesi bu konuda önemli avantaj sağlar. Zaman ayarlı prizler ve akıllı ev sistemleri de enerji yönetimini kolaylaştıran teknolojiler arasında bulunuyor. Belirli saatlerde otomatik olarak kapanan cihazlar gereksiz enerji kullanımını azaltırken kullanıcıların elektrik tüketimini daha yakından takip etmelerine de olanak tanıyor. Evde elektrik tasarrufu sağlamanın en etkili yollarından biri de güneş enerjisi sistemlerinden yararlanmaktır. Çatı tipi güneş enerjisi sistemleri sayesinde konutlarda tüketilen elektriğin önemli bir bölümü yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanabilir. Güneş enerjisi sistemleri uzun vadede elektrik faturalarını azaltırken karbon emisyonlarının düşürülmesine de katkı sağlar. Elektrik tüketimini düzenli olarak takip etmek de tasarruf alışkanlığı kazanmanın önemli adımlarından biridir. Aylık tüketim verilerinin incelenmesi, hangi dönemlerde daha fazla enerji harcandığını görmeyi ve buna göre önlem almayı kolaylaştırır. Son olarak, evde yaşayan tüm bireylerin enerji tasarrufu konusunda bilinçli hareket etmesi büyük önem taşır. Küçük yaşlardan itibaren kazanılan tasarruf alışkanlıkları hem aile bütçesine katkı sağlar hem de sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına destek olur. Enerji verimliliği yalnızca faturaları düşüren bir uygulama değil, aynı zamanda çevreyi koruyan önemli bir yaşam biçimidir. Günlük yaşamda uygulanabilecek bu basit yöntemler sayesinde elektrik tüketimini azaltmak, doğal kaynakların korunmasına katkı sağlamak ve daha sürdürülebilir bir gelecek için önemli bir adım atmak mümkündür., Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uzmanlar Uyarıyor: Klima Bakımını Aksatmayın Haber

Uzmanlar Uyarıyor: Klima Bakımını Aksatmayın

Uzmanlar ise performans kaybı, yüksek enerji tüketimi ve iç ortam hava kalitesinde yaşanabilecek olumsuzlukların önüne geçmek için düzenli klima bakımının ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Gree Klima Satış Sonrası Hizmetler ekibi yoğun kullanım döneminde cihazlardan maksimum verim alınabilmesi için bakım ve filtre temizliğinin önemine vurgu yapıyor. Kış aylarında uzun süre kullanılmayan klimalarda zamanla toz ve kir birikimi oluşabiliyor. Özellikle filtrelerde meydana gelen birikimler, cihazın hava akışını ve soğutma performansını olumsuz etkileyebiliyor. Yaz aylarıyla birlikte klimaların yeniden yoğun şekilde kullanılmaya başlanması, bakım ve filtre temizliğini daha da önemli hale getiriyor. Gree Klima Satış Sonrası Hizmetler ekibi, düzenli bakımın yalnızca cihaz performansı açısından değil, enerji tüketiminin kontrol altında tutulması ve iç ortam hava kalitesinin korunması açısından da önem taşıdığına dikkat çekiyor. Enerji Tüketiminde Tasarruf Sağlıyor Yaz aylarında kullanıcıların en sık yaptığı hatalardan biri, klimanın yeterince serinletmediğini düşünerek sıcaklık ayarını sürekli düşürmek oluyor. Ancak cihazın beklenen performansı göstermemesi yalnızca sıcaklık ayarıyla değil, bakım durumu ve filtre temizliğiyle de doğrudan ilişkili olabiliyor. Kirlenen filtreler hava dolaşımını zorlaştırırken, klima istenilen sıcaklığa ulaşabilmek için daha uzun süre çalışmak zorunda kalabiliyor. Bu durum hem enerji tüketimini artırabiliyor hem de cihazın çalışma verimini düşürebiliyor. Gree Klima Satış Sonrası Hizmetler ekibi, düzenli bakımın klimanın kapasitesini daha verimli kullanmasına yardımcı olduğunu ve özellikle yoğun kullanım dönemlerinde gereksiz enerji tüketiminin önüne geçebildiğini belirtiyor. İç Ortam Hava Kalitesini Destekliyor Yaz aylarında kapalı alanlarda geçirilen sürenin artmasıyla birlikte iç ortam hava kalitesi daha da önem kazanıyor. Ancak birçok kullanıcı klimanın yalnızca ortamı serinlettiğini düşünürken, cihazın dolaşıma soktuğu havanın kalitesini göz ardı edebiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Gree Klima Türkiye Temsilcisi TLC Klima’nın Satış Sonrası Hizmetler Müdürü Özgür Göksu, "Klima bakımını yalnızca sezonluk bir işlem olarak değil, konforu, sağlığı ve enerji verimliliğini koruyan önemli bir kullanım alışkanlığı olarak görüyoruz. Küçük bir bakım ihmali, yaz ortasında hem yüksek enerji tüketimine hem de beklenmedik arızalara neden olabiliyor. Bu nedenle yaz sezonu öncesinde filtre temizliğinin yapılması ve periyodik bakımın ihmal edilmemesi büyük önem taşıyor." dedi. Küçük Kontroller Büyük Sorunların Önüne Geçebiliyor Klimalarda yaşanan performans sorunları çoğu zaman cihazın kullanım ömrünün sonuna geldiği anlamına gelmiyor. Uzmanlara göre düzenli bakım ve kontroller sayesinde birçok teknik sorun büyümeden tespit edilebiliyor. Özellikle yoğun kullanım dönemlerinde ortaya çıkabilecek performans kayıpları, yetersiz soğutma veya beklenmedik arızalar, erken müdahale sayesinde önlenebiliyor. Gree Klima Satış Sonrası Hizmetler ekibi, kullanıcıların filtre temizliğini ihmal etmemelerini, dış ünitelerin genel durumunu kontrol etmelerini ve ihtiyaç duyulması halinde yetkili servis desteği almalarını öneriyor. Yoğun kullanımın yaşandığı yaz aylarında düzenli bakım ve kontroller, klimaların daha verimli çalışmasına katkı sağlarken enerji tüketiminin kontrol altında tutulmasına ve cihaz ömrünün korunmasına da yardımcı olabiliyor. Gree Klima Satış Sonrası Hizmetler ekibi, bakımın yalnızca teknik bir gereklilik değil, konforlu, verimli ve kesintisiz bir kullanım deneyiminin önemli bir parçası olduğuna dikkat çekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Prysmian’ın E Path Programı Bağımsız Üçüncü Taraf Doğrulamasıyla Güç Kazandı Haber

Prysmian’ın E Path Programı Bağımsız Üçüncü Taraf Doğrulamasıyla Güç Kazandı

Enerji ve telekomünikasyon kabloları sektöründe lider konumda bulunan Prysmian, tescilli E Path Programı için UL Solutions tarafından ISO/IEC 17029 standardı kapsamında gerçekleştirilen bağımsız üçüncü taraf doğrulamasını aldı. Doğrulama, programın tanımlı tasarım, süreç ve operasyonel gerekliliklere uygun şekilde uygulandığını teyit ederken, E Path kapsamında yer alan ürünlerin performans ve sürdürülebilirlik kriterleriyle uyumunu da doğruluyor. E Path, Prysmian’ın en yüksek standartlardaki kablo çözümlerini tanımlayan bir etiket olarak öne çıkıyor. Türk Prysmian Kablo Mudanya fabrikası, grup bünyesinde E Path Programı kapsamında değerlendirilen ilk tesis olurken, ilgili ürünler de UL Solutions tarafından doğrulanan ilk ürünler oldu. Program kapsamındaki diğer tesislerin de önümüzdeki aylarda değerlendirilmesi planlanıyor. Bu doğrulama, Prysmian’ın en yüksek kalite, verimlilik ve uzun vadeli sürdürülebilir etki odağını uygulamaya geçirdiğini ortaya koyarak müşterilere ek güven sağlıyor. Müşteri güveni ve şeffaflık için güçlü bir adım UL Solutions tarafından gerçekleştirilen doğrulama, ürün doğrulama çalışmaları ve tesis değerlendirmeleriyle birlikte programın ve ilgili süreçlerin tanımlandığı şekilde uygulandığını ortaya koyuyor. Bu sayede müşterilere, Prysmian çözümlerinin nasıl geliştirildiğine ve yönetildiğine ilişkin daha şeffaf ve izlenebilir bilgiler sunuluyor. E Path Programı kapsamındaki değerlendirme kriterleri Bir ürünün E Path Programı kapsamında yer alabilmesi için yaşam döngüsü boyunca kapsamlı bir değerlendirme sürecinden geçmesi gerekiyor. Bu kapsamda kullanılan malzemeler (geri dönüştürülmüş içerik kullanımı ve çevresel etkisi yüksek malzemelerin elimine edilmesi dahil), kablonun karbon ayak izi, üretim süreçlerinde enerji tüketimi, emisyonlar ve süreç verimliliği, operasyonel performans kapsamında dayanıklılık ve verimlilik ile kullanım ömrü sonrasında geri kazanım ve geri dönüştürülebilirlik uygulamaları bütüncül bir yaklaşımla değerlendiriliyor. E Path, tüm bu kriterleri esas alan bir metodolojiye dayanıyor ve yapılan değerlendirme sonucunda bir puanlama sistemi üzerinden ilerliyor. 55 puanın üzerinde performans gösteren ürünler “E Path” etiketi almaya hak kazanırken, bu skor zaman içinde geliştirilerek 100 puana kadar çıkarılabiliyor. Prysmian İnovasyon, Sürdürülebilirlik ve Ar-Ge Direktörü Srinivas Siripurapu, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Müşteriler en verimli ve en güvenilir çözümleri talep ediyor. Prysmian olarak yalnızca yüksek performanslı ürünler sunmakla kalmıyor, ürünlerin nasıl üretildiği, ne kadar süre performans gösterdiği ve tüm sürecin izlenebilirliği konusunda da şeffaflık sağlıyoruz. E Path Programı sürdürülebilir malzeme seçimi, kullanım ömrü sonrası uygulamalar ve karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik bütüncül bir yaklaşım sunuyor. UL Solutions tarafından yapılan bağımsız doğrulama ise programın tanımlandığı şekilde uygulandığını teyit ediyor.” UL Solutions Başkan Yardımcısı ve Ticari İşler Direktörü Alberto Uggetti ise şu ifadeleri kullandı: “Prysmian ile yürüttüğümüz çalışmalar, sürdürülebilirlik alanında şeffaflık ve hesap verebilirlik odağını yansıtıyor. Bağımsız doğrulama sayesinde müşterilerin bilinçli kararlar almasına katkı sağlayan güvenilir çevresel beyanların oluşturulmasını destekliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Henkel Kocaeli GEBKİM Fabrikası’nı Karbon Nötr Üretime Geçirdi Haber

Henkel Kocaeli GEBKİM Fabrikası’nı Karbon Nötr Üretime Geçirdi

Henkel, Kocaeli’deki GEBKİM Yapıştırıcı Teknolojileri Fabrikası’nı karbon nötr hale getirdi. Bu önemli adım, şirketin 2045 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşma yolculuğunda önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Böylece daha önce karbon nötr üretime geçen İstanbul Tuzla Yapıştırıcı Teknolojileri Fabrikası ile beraber şirketin Türkiye’deki Yapıştırıcı Teknolojileri fabrikalarının tamamı karbon nötr hale gelmiş oldu. GEBKİM Fabrikası’nın yanı sıra Hindistan’daki Kurkumbh Tesisi’nin de karbon nötr olmasıyla birlikte, Henkel’in Hindistan, Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’ndeki en büyük iki tesisi karbon nötr üretimle faaliyetlerini sürdürmeye başladı. Henkel, GEBKİM Fabrikası’nda doğal gazla çalışan kazan sisteminin yüksek verimli elektrikli kazan sistemiyle tamamen değiştirilmesini sağlayan önemli bir elektrifikasyon projesini hayata geçirdi. Bu dönüşüm sayesinde, tesisteki doğrudan fosil yakıt kullanımı tamamen ortadan kaldırılırken, Kapsam 1 emisyonları sıfıra indirildi ve yıllık yaklaşık 956 ton karbondioksit (CO₂) eşdeğeri emisyon azaltımı sağlandı. Ayrıca tesis bünyesinde üretilen güneş enerjisi ve Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikaları (I-REC) kombinasyonu sayesinde %100 yenilenebilir elektrik kullanımına geçildi. Böylece Kapsam 2 emisyonları da sıfırlanırken, yeni sistemin sağladığı yüksek verimlilik sayesinde toplam enerji tüketimi azaltılarak üretim kapasitesinin korunması mümkün oldu. Böylece GEBKİM Fabrikası, elektrifikasyon ve yenilenebilir enerji kullanımıyla Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını sıfırlayarak Henkel’in fosil yakıtsız üretimde küresel ölçekteki öncü tesislerinden biri haline geldi. Henkel Yapıştırıcı Teknolojileri IMEA Bölgesi Operasyonlar ve Tedarik Zincirinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Simon Ulmann, konuyla ilgili görüşlerini şu sözlerle ifade etti: "Henkel olarak, Türkiye’deki GEBKİM Fabrika’mızla birlikte Hindistan’daki Kurkumbh Tesislerimizde de karbon nötr üretime geçtik. IMEA bölgesindeki iki önemli tesisimizde karbon nötr üretime ulaşmamız, Henkel Yapıştırıcı Teknolojileri’nin küresel sürdürülebilirlik hedeflerini hayata geçirme yolunda önemli bir adım. Hedefimiz çok net: Tüm operasyonlarımızdaki fosil yakıtları sistematik olarak ortadan kaldırıyor ve bunları yenilenebilir enerjiyle çalışan elektrikli süreçlerle değiştiriyoruz. GEBKİM ve Kurkumbh Fabrikalarımızda elde ettiğimiz bu üretim başarısı, stratejimizi tesis düzeyinde somut sonuçlara dönüştürebildiğimizi gösteriyor ve net sıfır operasyonlara ulaşma yolculuğumuzu hızlandırıyor." Türk Henkel Yapıştırıcı Teknolojileri Başkanı ve Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Operasyonlar Direktörü Mehmet Yılmaz ise, “GEBKİM Fabrika’mızın karbon nötr hale gelmesi, Henkel’in 2045 net sıfır emisyon hedefine ulaşma yolunda attığı kararlı adımlarda önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor. Daha önce de Tuzla Fabrika’mızda karbon nötr üretimi hayata geçirerek sürdürülebilirlik hedeflerimiz çerçevesinde önemli bir adım atmıştık. Böylece Türkiye’deki Yapıştırıcı Teknolojileri tesislerimizin tamamında karbon nötr üretime geçmiş olduk. GEBKİM Fabrika’mızdaki bu dönüşüm, elektrifikasyonun endüstriyel operasyonları temelden nasıl dönüştürebileceğini gösteren somut bir örnek oldu. Elektrikli sistemler ve yenilenebilir enerji kullanımına geçerek fosil yakıt kullanımını tamamen ortadan kaldırdık. Bu başarı, inovasyon, teknoloji, güçlü ekip çalışması ve kararlılığın birlikte neler başarabileceğini de ortaya koyuyor.” şeklinde konuştu. Henkel, elektrifikasyon ve yenilenebilir enerji kullanımını yaygınlaştırarak küresel üretim ağında karbonsuzlaşma dönüşümünü hızlandırıyor. Bu adımlar, şirketin operasyonları ve değer zincirindeki karbon ayak izini azaltmayı hedefleyen net sıfır emisyon vizyonuna ulaşmasında kritik rol oynarken, müşterilerinin kendi sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına da katkı sağlıyor. Bu kilometre taşı, Henkel’in sürdürülebilir sanayi dönüşümüne öncülük etme kararlılığını bir kez daha ortaya koyarken, fosil yakıtsız üretimin farklı bölgelerde uygulanabilir ve ölçeklenebilir olduğunu da kanıtlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mapfre Sigorta, 2030 Karbon Hedeflerine Şimdiden Ulaştı Haber

Mapfre Sigorta, 2030 Karbon Hedeflerine Şimdiden Ulaştı

2025 yılında elektrik tüketiminden kaynaklanan karbon ayak izini yüzde 100, toplam karbon ayak izini ise yüzde 50 oranında azaltarak 2030 hedeflerine şimdiden ulaşan şirket; aynı dönemde 8 tonu aşkın atığı ayrıştırarak geri dönüşüm ve uygun bertaraf süreçlerine kazandırdı. Mapfre Sigorta, Mapfre Grup’un küresel sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda Türkiye’de çevresel etkisini azaltmaya, kaynak verimliliğini artırmaya ve sürdürülebilir iş yapış biçimlerini yaygınlaştırmaya devam ediyor. Şirket, “Biz Buradayız” yaklaşımıyla hayata geçirdiği 2022-2026 Stratejik Sürdürülebilirlik Planı kapsamında çevre, toplum, kurumsal yönetim ve iş alanlarında belirlenen hedeflerini somut sonuçlara dönüştürüyor. 2025 yılı sonuna kadar karbon ayak izini yüzde 40, 2030 yılına kadar ise yüzde 48 azaltmayı hedefleyen Mapfre Sigorta, 2025 yılında elektrik tüketiminden kaynaklanan karbon ayak izini yüzde 100, toplam karbon ayak izini ise yüzde 50 oranında azaltarak 2030 hedeflerine şimdiden ulaştı. Şirket ayrıca MAPFRE Grup içinde elektrik tüketiminin azaltılmasına yüzde 6 oranında katkı sağlarken, binalar ve araç filosuna ilişkin enerji tüketiminin yüzde 2 oranında azaltılmasında da önemli rol oynadı. MAPFRE Sigorta Genel Müdürü Erdinç Yurtseven, Dünya Çevre Günü vesilesiyle yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Mapfre Sigorta olarak sürdürülebilirliği, karar alma süreçlerimizin, risk yönetimi yaklaşımımızın ve değer yaratma modelimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Grubumuzun küresel sürdürülebilirlik vizyonunu Türkiye’de güçlü ve somut adımlarla temsil etme sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Bu doğrultuda çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki taahhütlerimizi ölçülebilir hedeflerle destekliyor; iklim sorumluluğundan kapsayıcılığa, müşteri deneyiminden etik ve şeffaf yönetime kadar tüm alanlarda yarattığımız etkiyi görünür kılmaya önem veriyoruz. 2025 yılında toplam karbon ayak izimizi yüzde 50 oranında azaltarak 2030 hedeflerimize şimdiden ulaşmamız, bu kararlılığın somut bir sonucu. Bununla birlikte karbon dengeleme alanında da doğa temelli projelere destek veriyoruz. 2025 yılında biri Türkiye’de, diğeri Meksika’da olmak üzere iki projeye katkı sağlayarak yıllık karbon ayak izimizi tamamen nötrledik. 2025’te Kayseri Molu Atık Gazlardan Enerji Üretimi Projesi ile 484 ton, Meksika’daki Tarahumar projesi ile de 153 ton karbon salınımı nötrledik. Müşterilerimiz, çalışanlarımız, iş ortaklarımız ve toplum için uzun vadeli değer üretirken, sürdürülebilirlik taahhütlerimizi somut sonuçlara dönüştürme kararlılığımızı sürdüreceğiz.” Mapfre, Küresel Sürdürülebilirlik Yolculuğunu Güçlendiriyor! Sürdürülebilirliği küresel stratejisinin merkezinde konumlandıran Mapfre Grup, 2030 yılına kadar karbon nötr olma hedefi doğrultusunda enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı ve operasyonel dönüşüm alanındaki çalışmalarını sürdürüyor. Grup, 2025 yılı için belirlenen yüzde 16’lık enerji tüketimi azaltım hedefini aşarak elektrik, doğalgaz ve benzin gibi fosil yakıt alımlarında yüzde 27 oranında düşüş sağladı. Yenilenebilir enerji kullanımındaki artışın da etkisiyle ofislerdeki enerji tüketimine bağlı karbon ayak izini yüzde 65’e kadar azaltan Mapfre Grup, faaliyet gösterdiği 25 ülkedeki binalarında elektrik faturalarında yüzde 32 oranında tasarruf elde etti. Yeşil Bina Dönüşümü Hız Kazanıyor Mapfre Grup, enerji verimliliği çalışmalarını sürdürülebilir bina dönüşümüyle de destekliyor. 2025 yılı itibarıyla LEED, BREEAM veya Energy Star sertifikasına sahip 25 bina, grubun idari bina alanının yüzde 59’unu temsil eder hale geldi. Bu dönüşüm; su ve enerji kullanımının daha verimli yönetilmesi, emisyonların azaltılması ve çevresel etkisi düşük malzemelerin tercih edilmesi gibi uygulamalarla Mapfre’nin operasyonel sürdürülebilirlik yaklaşımına güç kattı. Mapfre’nin Sürdürülebilirlik Performansı Küresel Endekslerde Tescillendi S&P Global’in Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde dokuz puanlık artışla 81 puana ulaşan MAPFRE, dünya çapında ilk 10 sigorta şirketi arasında yer aldı. Grup, Sustainability Yearbook 2025’e üst üste altıncı kez dahil edilirken, FTSE4Good Index’te sektör ortalamasının üzerinde 3,9 puan elde etti. Mapfre Grup aynı zamanda Karbon Saydamlık Projesi’nde de “Liderlik” seviyesi olan A- derecesinin sahibi oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Elektrikli Araç Dönüşümü Güç Kazandı Haber

Türkiye’de Elektrikli Araç Dönüşümü Güç Kazandı

Türkiye’de şehirleşme oranı hızla artarken kentler hem karbon salımının merkezinde hem de enerji dönüşümünün en büyük fırsat alanında konumlanıyor. Temiz enerji dönüşümüne katkı sunan küresel enerji düşünce kuruluşu Ember tarafından hazırlanan “2025 Türkiye Elektrikli Araç Ekosistemi ve Şarj Altyapısı Dönüşümü Raporu” elektrikli mobilitenin ulaşım alışkanlıklarının ötesine geçerek Türkiye’nin genel enerji dengesi ve tüketim yapısında stratejik bir dönüşüm yarattığını gözler önüne seriyor. Siemens Türkiye de raporda yer alan verilerin, elektrikli mobilitenin enerji sistemi ve şehir yaşamı üzerindeki etkisini daha görünür hale getirdiğine dikkat çekiyor. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’de elektrikli araç ekosistemi hem toplam enerji tüketimi hem de kullanım yoğunluğu açısından güçlü bir büyüme sergiledi. Tartışmalar artık yalnızca kurulan istasyon sayısına değil, şarj işlemlerinin enerji sistemine etkisine ve toplam tüketim ölçeğine odaklanıyor. 2025 yılında elektrikli araçların gerçekleştirdiği toplam elektrik tüketimi 460 MWh seviyesine ulaştı. Bu değer, yaklaşık 166 bin hanenin yıllık elektrik tüketimine karşılık geliyor. Aynı yıl içinde gerçekleşen toplam şarjlanma sayısının 21,7 milyonun üzerine çıkması ise elektrikli araçların artık günlük yaşamın organik bir parçası haline geldiğini gösteriyor. Siemens eMobility de 2025 boyunca yürüttüğü faaliyetlerle 26 bin ton CO₂ salımının önlenmesine katkı sağlarken, 1200’ün üzerinde şarj noktasıyla Türkiye’deki elektrikli araç altyapısının enerjilendirilmesinde önemli bir rol üstleniyor. “eMobilite, enerji sisteminin merkezi bir bileşeni haline geliyor” Rapordaki verilerle ilgili olarak açıklamada bulunan Siemens Türkiye eMobility Yöneticisi Rıfkı Çolak, “2025 verileri, elektrikli mobilitenin ulaşım alışkanlıklarının ötesine geçerek Türkiye’nin genel enerji dengesi ve tüketim yapısını dönüştüren stratejik bir unsur haline geldiğini açıkça gösteriyor. Tartışmalar artık yalnızca kurulan istasyon sayısına değil, şarj işlemlerinin enerji sistemine etkisine ve toplam tüketim ölçeğine odaklanıyor. Bu veriler, eMobilite’nin enerji şebekesi ve şehir planlamasında merkezi bir bileşen haline geldiğini göstermesi açısından kritik önem taşıyor. Siemens eMobility’nin 2025 boyunca yürüttüğü operasyonel faaliyetler, geliştirdiği enerji verimli çözümler ve yüksek performanslı şarj teknolojileri sayesinde yalnızca bir yıl içinde 26 bin ton CO₂ salımının oluşması engellendi. Siemens olarak 1200’ün üzerinde şarj noktasıyla ülke genelindeki elektrikli araç altyapısının enerjilendirilmesinde önemli bir paya sahibiz. Bu geniş kapsamlı enerji sağlama kapasitesi, Türkiye’de hızla büyüyen elektrikli araç ekosisteminin sürdürülebilir şekilde desteklenmesini ve günlük yaşamla uyumlu bir yapıda ilerlemesini mümkün kılıyor. Sahadaki bu sonuçlar, geliştirilen teknolojilerin ve operasyonel mükemmeliyet yaklaşımının etkisini somut biçimde ortaya koyuyor. Türkiye’de eMobilite ekosistemi hızla büyürken gerçek fark, istasyonların sayısından çok, her bir istasyonun kesintisiz ve verimli çalışabilmesinde ortaya çıkıyor” dedi. Türkiye’deki şarj istasyonlarının toplam kurulu gücü de yaklaşık 3 GW seviyesine ulaşmış durumda. Bu değer, Türkiye’nin toplam kurulu gücü olan 125 GW’ın yaklaşık yüzde 2,5’ine karşılık geliyor. Bu durum şarj altyapısının ulusal enerji sistemi içinde artık ölçülebilir, görünür ve planlamada dikkate alınması gereken bir büyüklüğe eriştiği görülüyor. Türkiye, Elektrikli Araç Satışlarında Avrupa ile Uyumlu Gidiyor Rapora göre Türkiye, elektrikli araç satışlarında Avrupa ile paralel, bazı segmentlerde ise daha hızlı bir büyüme yakaladı. 2025 yılında Türkiye’de satılan yeni otomobillerin yüzde 17’si tamamen elektrikli araçlardan oluştu. Bir önceki yıl bu oran yüzde 10 seviyesindeydi. Böylece yalnızca bir yılda dikkat çekici bir artış kaydedildi. Avrupa Birliği’nde de aynı dönemde elektrikli araç payı yüzde 14’ten yüzde 17’ye yükseldi. Bu tablo, Türkiye’nin elektrikli mobilite dönüşümünde Avrupa ile benzer bir düzeyde ilerlediğini gösteriyor. Türkiye’nin bu performansı küresel ölçekte de dikkat çekiyor. 2024 yılında dünya elektrikli araç satış sıralamasında 9. sırada yer alan Türkiye, 2025’te 4. sıraya yükseldi. Bu yükseliş, yalnızca iç pazardaki büyümeyi değil, Türkiye’nin küresel eMobilite dönüşümünde hızla güçlenen bir oyuncu haline geldiğini de gösteriyor. Teknolojik yatırımların artması, şarj altyapısının genişlemesi ve tüketicilerin daha bilinçli tercihler yapması bu büyümenin temel unsurları arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.