Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji Üretimi

Kapsül Haber Ajansı - Enerji Üretimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Üretimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Donma mı, Hipotermi mi?  Belirtileri Ayırt Etmek Hayat Kurtarıyor! Haber

Donma mı, Hipotermi mi?  Belirtileri Ayırt Etmek Hayat Kurtarıyor!

Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Deniz Demirci, bu iki durumun belirtilerinin doğru ayırt edilmesinin erken müdahale açısından hayati önem taşıdığını vurguladı. Hipotermi vücudun tamamını etkilerken, donmanın sadece vücutta soğuğa doğrudan maruz kalan bölgelerin etkilendiğini (özellikle uç kısımlar: parmaklar, ayak parmakları, burun, kulaklar) belirten Prof. Dr. Demirci, “Hipotermi, genellikle hava sıcaklığının çok düşük olduğu, rüzgarlı, nemli ortamda uzun süre kalmak sonucu oluşur. Donma ise doğrudan soğuğa maruz kalan, genellikle rüzgarlı ve nemli ortamlarda, çıplak ciltle soğuğa temasla daha hızlı gelişir.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Deniz Demirci, soğuk hava koşullarına ve hipoterminin zamanında fark edilmediğinde ölümcül sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekti. Hipotermi nedir? Hipoterminin vücut sıcaklığının 35 derecenin altına düşmesiyle meydana gelen tehlikeli bir durum olduğunu dile getiren Prof. Dr. Deniz Demirci, “Normal vücut sıcaklığı genellikle 36.5°C ile 37.5°C arasında olup, bu aralık vücudun optimal işlevlerini sürdürebilmesi için gereklidir. Vücut ısısı 35°C’nin altına düştüğünde, vücut normal işlevlerini yerine getiremez ve hayati tehlike söz konusu olabilir. Hipotermi genellikle aşırı soğuk havalarda, suda uzun süre kalma, yeterince giyinmemek, yorgunluk veya açlık gibi durumlarla ilişkilidir. Bunun yanı sıra, alkol ve bazı ilaçlar da vücutta ısının kaybını hızlandırabilir.” dedi. Vücut sıcaklığı düştükçe, vücutta bir dizi fizyolojik değişiklikler meydana geliyor Vücut sıcaklığı düştükçe, vücutta bir dizi fizyolojik değişiklikler meydana geldiğini ifade eden Prof. Dr. Deniz Demirci, “Hipoterminin etkileri, vücut sıcaklığının ne kadar düştüğüne ve ne kadar süreyle bu düşük sıcaklığın etkisi altında kalındığına bağlı olarak değişebilir.” ifadesinde bulundu. Prof. Dr. Demirci, vücut sıcaklığı düştükçe birçok hayati sistemin olumsuz etkilendiğini belirterek, dolaşım sistemiyle ilgili olarak şunları kaydetti: “Vücut ısısının düşmesiyle birlikte, kan damarları daralır (vazokonstriksiyon). Bu, kanın vücut yüzeyinden iç organlara yönlendirilmesine ve böylece hayati organların korunmasına yardımcı olur. Ancak, bu durum ciltte solukluk, soğukluk ve mavi renge (siyanoz) yol açabilir. Uzun süreli hipotermi, kan basıncında düşüşe neden olabilir, bu da organlara yeterli kanın ulaşamamasına yol açar ve organ fonksiyonlarını bozabilir.” Vücut ısısı düştükçe, beyin işlevleri yavaşlıyor Sinir sistemi üzerindeki etkilerinin de hayati öneme sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Demirci, “Hipotermi, sinir sistemi üzerinde de etkiler yaratır. Vücut ısısı düştükçe, beyin işlevleri yavaşlar. Başlangıçta titreme, konuşma bozukluğu ve koordinasyon kaybı gibi belirtiler görülür. Sıcaklık daha da düşerse, bilinç kaybı, koma ve sonunda ölüm riski artar. Beyin, vücut ısısının kontrolünü sağlamak için daha fazla enerji harcar ve bu durum, zihinsel işlevlerde bozulmalara yol açabilir. Hipotermi sırasında kaslarda titreme başlar. Titreme, vücutta ısının korunmasını sağlamak için kasların kasılmasından kaynaklanır ve bu, vücudun ısınmasını sağlayan bir tepkidir. Ancak, vücut sıcaklığı iyice düştüğünde, titreme durur ve kaslar zayıflar.” diye konuştu. Vücut sıcaklığının düşmesiyle metabolizma yavaşlıyor Hipoterminin metabolizma üzerindeki etkilerine de dikkat çeken Prof. Dr. Demirci, “Vücut sıcaklığının düşmesiyle metabolizma yavaşlar. Hipotermi, enerji üretimi ve kullanımı üzerinde olumsuz etkilere yol açar. Karaciğer ve böbrek gibi organlar, ısı üretmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır, ancak bu süreçler verimsizleşir. Ayrıca, kan şekerinin düşmesi ve diğer metabolik dengesizlikler görülebilir.” şeklinde konuştu. Şiddetli hipotermi, solunumda durmaya yol açabiliyor Solunum sistemi üzerindeki etkilerini de anlatan Prof. Dr. Demirci, “Solunum hızı, vücut ısısının düşmesiyle birlikte azalır ve bu da oksijenin vücutta daha verimli bir şekilde taşınmasını zorlaştırır. Şiddetli hipotermi, solunumda durmaya yol açabilir. Ayrıca, soğuk hava solumak, solunum yollarında kuruluk ve tahrişe neden olabilir.” dedi. Prof. Dr. Demirci, kardiyovasküler sistem üzerindeki etkileri de vurgu yaparak, “Hipotermi, kalp atışlarını etkileyebilir. Vücut sıcaklığı düştükçe, kalp atış hızı yavaşlar ve düzensizleşebilir. Şiddetli hipotermi durumunda, kalp durması riski ortaya çıkabilir. Kalp atışlarındaki düzensizlikler (aritmi) hayati tehlike oluşturabilir.” ifadesinde bulundu. Soğuk hava koşullarında uygun kıyafetler giyilmeli Hipotermiden korunmak için soğuk hava koşullarında uygun kıyafetler giyilmesi, aşırı soğuk ortamlarda uzun süre kalmaktan kaçınılması ve vücut ısısının düşmesini engellemek için önlemler alınmasının önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Deniz Demirci, “Hipotermi tedavisinde, kişinin ısısını yavaşça artırmak gerekir. Bu, sıcak içecekler, ısınma battaniyeleri veya ısınma cihazları kullanılarak yapılabilir. Ancak, tedavi hızlı ve dikkatli bir şekilde yapılmalıdır, çünkü aşırı hızlı ısınma, vücuttaki kan dolaşımını olumsuz etkileyebilir.” dedi. Donma ve hipotermi arasındaki farklar neler? Donma ve hipoterminin, her ikisinin de soğukla ilgili tehlikeli sağlık durumlar olduğunu ancak farklı mekanizmalarla vücutta etkiler oluşturduğunu anlatan Prof. Dr. Demirci, “Hipotermi, vücut sıcaklığının 35°C’nin altına düşmesi durumudur. Vücut, soğuk ortamda ısısını kaybeder ve bu durum organ fonksiyonlarını bozarak hayati tehlike yaratabilir. Hipotermide tüm vücut etkilenir. Donma, vücut dokularının (genellikle eller, ayaklar, burun, kulaklar gibi vücut uç bölgeleri) aşırı soğuk nedeniyle donmasıdır. Donma, dondurucu soğukta uzun süre kalma sonucu, özellikle kan damarlarının tıkanmasıyla doku hasarına yol açar. Bu, lokal bir durumdur ve genellikle vücudun uç bölgelerinde görülür.” diye konuştu. Donmada dokularda nekroz yaşanabiliyor Hipotermide, vücut ısısının genel olarak düştüğünü ve bu durum bütün organları etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Demirci, “Kalp, solunum ve merkezi sinir sistemi en fazla etkilenen bölgeler arasındadır. Hipotermide kaslar titrer, solunum yavaşlar, kalp hızı düşer, düşünme ve koordinasyon bozulur. Donma, sadece vücudun bazı bölümlerinde meydana gelir. Doku, aşırı soğuk nedeniyle donarak hasar görür. Başlangıçta cilt soluklaşır ve uyuşur, sonra dokular buz gibi sertleşebilir. Ciddi vakalarda, dokular nekroz yaşayabilir.” şeklinde konuştu. Hipotermi vücudun tamamını etkiliyor Hipotermi vücudun tamamını etkilerken, donmanın sadece vücutta soğuğa doğrudan maruz kalan bölgelerin etkilendiğini (özellikle uç kısımlar: parmaklar, ayak parmakları, burun, kulaklar) belirten Prof. Dr. Demirci, “Hipotermi, genellikle hava sıcaklığının çok düşük olduğu, rüzgarlı, nemli ortamda uzun süre kalmak sonucu oluşur. Donma ise doğrudan soğuğa maruz kalan, genellikle rüzgarlı ve nemli ortamlarda, çıplak ciltle soğuğa temasla daha hızlı gelişir.” dedi. Donma ve hipoterminin belirtileri nasıl ayırt edilir? Prof. Dr. Deniz Demirci, hipotermi belirtilerini şöyle sıraladı: “Başlangıçta, titreme, yorgunluk, uyuşma, baş dönmesi, konuşmada bozulma, kas zayıflığı, koordinasyon kaybı olur. Orta düzey hipotermi de titreme durur, bilinç kaybı, hızla düşünme ve karar verme zorluğu, nefes almanın zorlaşması, kalp atışlarının yavaşlaması meydana gelir. İleri düzey hipotermi de ise bilinç kaybı (komaya girme), vücut ısısının 30°C’nin altına düşmesi, kalp durması riski oluşur.” Donma belirtilerini de sıralayan Prof. Dr. Demirci, şöyle devam etti: “Başlangıçta, cilt soğur ve beyazlaşır, uyuşukluk ve karıncalanma hissi olur. İleri aşamada ise cilt sertleşir, morarma, buz gibi bir hissiyat, ağrı veya yanma hissi olur. Vücut kısmı hareket ettirilemez hale gelebilir. Şiddetli donmada ise cilt ve doku tamamen donar, şişlik ve kabuklanma oluşur, doku ölümü (nekroz) gelişebilir. Tedavi edilmezse, etkilenen doku kaybolabilir.” Vücudu yavaşça ısıtmak gerekiyor Hipotermi tedavisinde vücudu yavaşça ısıtmak gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Demirci, “Öncelikle sıcak, kuru bir ortamda kişiyi ısıtmak, sıcak içecekler vermek, ısınma battaniyeleri kullanmak önemlidir. Ağızdan ısıtma yapılabilir, ancak hızlı ısıtma, vücudun şok yaşamasına yol açabileceğinden dikkatli olunmalıdır. Donma tedavisinde ise donmuş bölgeyi ılık suyla ısıtmak, donmuş dokuyu tekrar soğuğa maruz bırakmamak gerekir. Donmuş bölgeye doğrudan ısı uygulamaktan kaçınılmalıdır. Şiddetli donma durumlarında, etkilenen doku nekrozu gelişebileceği için cerrahi müdahale gerekebilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Rönesans Yenilenebilir Enerji ‘Gökçedağ RES’i Satın Aldı Haber

Rönesans Yenilenebilir Enerji ‘Gökçedağ RES’i Satın Aldı

Zorlu Enerji tarafından işletilen Gökçedağ Rüzgâr Enerji Santrali (RES), Rönesans Yenilenebilir Enerji tarafından satın alındı. Söz konusu işlemle Rönesans’ın yenilenebilir enerjideki toplam kurulu gücü 577 MW’a ulaştı. Rönesans’ın, bu işlemle iki yıl önce 166 MW olan kurulu gücü yaklaşık 3,5 katına çıkmış oldu. Rönesans, yenilenebilir enerji portföyünü güçlendirmeye devam ediyor. Türkiye’nin temiz enerji dönüşümüne katkı sunma, sürdürülebilir ve yerli enerji üretimini artırma hedefi doğrultusunda büyümesini kararlılıkla sürdüren Rönesans’ın grup şirketlerinden Rönesans Yenilenebilir Enerji, toplam 135 MW lisanslı bağlantı kapasitesine sahip Gökçedağ RES’i satın aldı. 2,5 MW kapasiteli rüzgar türbinlerinden oluşan Gökçedağ RES, güçlü rüzgâr potansiyeli sayesinde yüksek ve sürdürülebilir enerji üretimi imkânı sunan stratejik bir yenilenebilir enerji yatırımı olarak öne çıkıyor. HEDEFİMİZE BİR ADIM DAHA YAKLAŞTIK Rönesans Holding Yönetim Kurulu Başkanı İpek Ilıcak Kayaalp; “Gökçedağ Rüzgâr Enerji Santrali’nin satın alınmasıyla birlikte, tamamı yeşil enerjiden oluşan kurulu gücümüz 577 MW’a ulaşırken, yenilenebilir enerji proje portföyümüz 1.400 MW seviyesine yükseldi. Son iki yıl içinde yenilenebilir enerji kapasitemizi yaklaşık 3,5 katına çıkardık. İnşa halinde olan ve geliştirmekte olduğumuz 8 yeni yatırımımız bulunuyor. 2028 yılına kadar yeşil enerji alanında 2 GW’lık yatırım gerçekleştirmeyi ve Türkiye’nin en büyük üç yeşil enerji oyuncusundan biri olmayı hedefliyoruz. Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlamaktan ve daha temiz, daha dayanıklı bir gelecek inşa etmekten gurur duyuyoruz” dedi. İLK GÜNDEN İTİBAREN GELİR ÜRETEN STRATEJİK VARLIK Devralındığı ilk günden itibaren gelir üreten bir varlık niteliği taşıyarak Rönesans’a operasyonel ve finansal katkı sağlayacak Gökçedağ RES, mevcut altyapının etkin kullanımı sayesinde, ilave şebeke yatırımı gerektirmeden kapasite artışı ve yeni proje geliştirme potansiyeli taşıyor. Santralin tüm bakım ve işletme faaliyetlerini bünyesine alarak operasyonel verimliliği artırmayı hedefleyen Rönesans, türbin yenileme (repowering) ve kapasite artışı yatırımlarıyla mevcut altyapıyı en verimli şekilde değerlendirmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda, türbinlerin bir kısmının daha büyük ve verimli yeni nesil türbinlerle değiştirilmesiyle Türkiye’deki ilk ve en büyük türbin yenileme (repowering) projelerinden birinin hayata geçirilmesi hedefleniyor. Lisans kapsamında izin verilen kapasite artışı, mekanik güç yükseltimi uygulamaları sayesinde santralin kurulu gücünün artırılması; buna paralel olarak yıllık enerji üretiminin de önemli ölçüde yükseltilmesi planlanıyor. UZUN VADELİ, GÜÇLÜ YATIRIM PROFİLİ Gökçedağ RES, uzun vadeli lisans süresi ve istikrarlı üretim yapısıyla güçlü bir yatırım profili sunuyor. Proje, geçmişte uluslararası finans kuruluşlarının desteğiyle hayata geçirilmiş olmasıyla da Türkiye yenilenebilir enerji sektöründe önemli bir kilometre taşı olarak konumlanıyor.

Türkiye’nin En Büyük Rüzgar Türbini Çerkeş’te Devreye Alındı Haber

Türkiye’nin En Büyük Rüzgar Türbini Çerkeş’te Devreye Alındı

183 metre rotar çapı, 90 metre kanat uzunluğu ve 7,2 MW güce sahip dev türbinler sayesinde yüksek verimlilik elde edilerek, santralin yıllık elektrik üretimi ile karbon emisyonu azaltım kapasitesi önemli ölçüde artırıldı. DZ BANK’tan sağlanan 20 milyon dolarlık yeşil finansman desteğiyle hayata geçirilen yatırım, Cengiz Enerji’nin yenilenebilir enerji üretiminde verimlilik ve sürdürülebilirlik alanındaki kararlılığını bir kez daha ortaya koydu. Katma değerli sanayi ve enerjide Türk şirketlerine öncülük eden Cengiz Holding’in grup şirketlerinden Cengiz Enerji tarafından yürütülen Çerkeş Rüzgar Enerji Santrali kapasite artırımı projesi başarıyla tamamlandı. Proje kapsamında santralin kurulu gücü 32,6 MW artırılarak toplam 82,6 MW’a yükseltildi ve kanat uzunluğu 90 metre olan, Türkiye’nin en büyük rüzgar türbinleri devreye alındı. Ülkemizin yerli ve yenilenebilir enerji arzını artırma hedefi doğrultusunda hayata geçirilen yatırım; ölçeği, teknolojik özellikleri ve çevresel etkisiyle öne çıkarken, DZ BANK’tan sağlanan yeşil finansman modeliyle de sürdürülebilir yatırımlara örnek teşkil ediyor. Cengiz Enerji İcra Kurulu Üyesi Mustafa Eskiçırak, projeye ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi; “Çerkeş Rüzgar Enerji Santrali, Cengiz Enerji’nin sürdürülebilir büyüme vizyonunun en somut örneklerinden biri oldu. Türkiye’nin en büyük kanat uzunluğuna sahip rüzgar türbinlerini devreye alarak yenilenebilir enerji üretiminde verimlilik ve çevresel etki açısından önemli bir adım attık. Bu ölçek ve teknik nitelikteki bir projenin başarıyla tamamlanması, güçlü finansal yapımız ve uluslararası iş ortaklarımızla yürüttüğümüz etkin koordinasyonun bir sonucudur. Yenilenebilir enerji alanındaki yatırımlarımız, yalnızca bugünün enerji ihtiyacını değil, geleceğin karbon nötr ekonomisini de şekillendirmeye katkı sağlıyor.” YILLIK 54 BİN TON KARBON SALIMI ENGELLENECEK Yeşil kredi kapsamında tamamlanan kapasite artırımıyla birlikte Çerkeş Rüzgar Enerji Santrali’nin kurulu gücü 82,6 MW’a ulaştı. Her biri 7,2 MW gücünde olan yeni türbinler, 183 metre rotor çapı ve 90 metre kanat uzunluğu ile Türkiye’de bugüne kadar kurulan en büyük kanatlı rüzgar türbinlerini oluşturuyor. Rekor uzunluktaki kanatlar sayesinde tek türbinden maksimum enerji üretimi sağlanıyor. Yıllık yaklaşık 54 bin ton karbon salımını engelleyecek Çerkeş Rüzgar Enerji Santrali hem çevreci teknolojileri hem de verimlilik performansıyla Türkiye’nin yenilenebilir enerji hedeflerine önemli katkı sunacak.

Cengiz Enerji'de Üst Düzey Atama  Haber

Cengiz Enerji'de Üst Düzey Atama 

Türkiye’nin enerji sektöründeki lider kuruluşlarından Cengiz Enerji’nin yeni CEO’su enerji sektöründe 27 yılı aşkın deneyime sahip olan Ahmet Türkoğlu oldu. Türkoğlu, kariyeri boyunca petrol ve doğal gaz arama-üretim faaliyetlerinden elektrik ve gaz piyasalarının yapılandırılmasına, yenilenebilir enerji sertifika sistemlerinin geliştirilmesinden karbon ticareti altyapısına kadar enerji sektörünün farklı alanlarında yönetici pozisyonlarında görev yaptı. Son olarak Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nda (TPAO) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür olarak çalışan Türkoğlu, Türkiye’deki kara ve deniz sahalarındaki operasyonların yanı sıra Irak, Azerbaycan, Somali, Rusya, Kolombiya ve Pakistan gibi ülkelerde yürütülen uluslararası projelerin yönetiminden sorumluydu. Bu dönemde yıllık 8 milyar dolarlık yatırım ve işletme bütçesi yönetimi gerçekleştirdi. 2018–2024 yılları arasında EPİAŞ – Enerji Piyasaları İşletme A.Ş.’de CEO olarak görev alan Türkoğlu, Türkiye’nin spot gaz piyasasının, vadeli elektrik ve gaz piyasalarının, yenilenebilir enerji sertifika sistemi YEK-G’nin ve ulusal karbon ticareti altyapısının kurulmasında aktif rol üstlendi. Ayrıca Avrupa Enerji Borsaları Birliği (EUROPEX) Yönetim Kurulu üyeliğine seçilerek Türkiye’yi uluslararası platformda temsil etti. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunu olan Türkoğlu, Executive MBA eğitimini de aynı üniversitede tamamladı. Yeni görevinde Cengiz Enerji’nin üretim, yatırım ve sürdürülebilir büyüme stratejilerine liderlik edecek. Türkiye’nin önde gelen özel sektör enerji yatırımcılarından Cengiz Enerji, toplam 5.220,69 MW kurulu gücü ile ulusal enerji arz güvenliğine katkı sağlamaktadır. Portföyünün 3.229,76 MW’ı yenilenebilir enerji kaynaklarına dayanmakta olup, hidroelektrik, güneş, rüzgâr ve doğal gaz kombine çevrim santralleriyle faaliyet göstermektedir. Şirket aynı zamanda yurt dışında da enerji üretimi ve yatırım projeleri yürütmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yozgat’ta Eksim Enerji Rüzgarı Esiyor! Haber

Yozgat’ta Eksim Enerji Rüzgarı Esiyor!

2025’te saha çalışmalarına hız verilen santralde, 4 türbin ile enerji üretimi başladı. Tamamı 8 türbinden oluşacak santralin tam faaliyete geçmesiyle mekanik kurulu gücü toplamda 56 MW olacak. Eksim Holding çatısı altında faaliyet gösteren Eksim Enerji, %100 yenilenebilir enerji yatırımlarıyla Türkiye’nin her bölgesinde yeşil enerji dönüşümüne katkı sağlamaya devam ediyor. Bir yıl içerisinde Geyve RES’te kapasite artışını, Susurluk RES’te Hibrit GES üretimi ve Viranşehir GES projelerini tamamlayan şirket, Silivri RES ve Killik RES’te ise kapasite artışı projelerini gerçekleştirmişti. Son olarak Yozgat RES’te 4 rüzgar türbinini devreye alan Eksim Enerji’nin toplam kurulu gücü 1 GW’a erişti. Şirket, yatırım tutarı 195 milyon avro olan Geyve RES projesini ve 150 milyon dolar tutarındaki Viranşehir GES projesini de bu yıl içerisinde tamamlamıştı. Silivri RES dördüncü etap, Susurluk RES, Hasanbeyli RES ve Ovacık RES’teki kapasite artışı projelerine ise devam ediyor. Yozgat RES’te temiz enerji üretimi başladı Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eksim Enerji CEO’su Arkın Akbay, “Yaklaşık bir yıl önce Yozgat sahasında başlattığımız özverili çalışmalardan ilk kazanımları elde etmeye başladık. 4 türbinimiz için bakanlığımızdan üretim onayı alarak portföyümüze bir santral daha ekledik. Böylelikle rüzgar enerjisi santrali sayımızı 9’a çıkararak, diğer kaynaklarımızla birlikte toplam 13 yenilenebilir enerji tesisine ulaşmış olduk. Projenin kalan aşamaları tamamlandığında, Yozgat RES’te 56 MW kurulu güce ulaşacağız” ifadelerini kullandı. Depolama ve hibrit santral yatırımları hız kazanıyor Eksim Enerji’nin gelecek projeksiyonuna yönelik de bilgi veren Arkın Akbay, “Bundan sonraki odak noktamız santral çalışmalarımızın yanı sıra bütünleşik enerji depolama yatırımlarımıza hız vermek ve uygun sahalarda güneş ile rüzgarı birlikte çalıştıracağımız hibrit üretimi yaygınlaştırmak olacak. Böylece yenilenebilir kaynakların kesintili üretim doğasına depolama ile çözüm yaratarak güvenilir, kesintisiz enerji tedariki sağlayacağız” dedi. Akbay, bu kapsamda Tokat Killik ve Ovacık Hibrit GES yatırımlarına hız kesmeden devam ettiklerini de sözlerine ekledi. Bölgesel kalkınmaya sosyal katkı da sağlıyor Eksim Enerji, temiz enerji yatırımlarının yanında proje sahalarına yakın bölgelerde yaşayan vatandaşlarımızın refahına da katkı sağlıyor. Tarıma elverişsiz taşlık alanların temizlenip verimli hale getirilmesinden, bölge halkına özel sağlık taramalarına kadar birçok sosyal sorumluluk inisiyatifi şirket tarafından hayata geçiriliyor. Eksim Enerji, en son tamamladığı Viranşehir GES bölgesinde, yüksek maliyetli taşlık arazileri temizleyerek bölge halkının istifadesine sunmuş ve bu model uygulandıktan kısa süre sonra 320 ton hasat elde edildiğini duyurmuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Büyükşehir Yenilenebilir Enerji Yatırımları İle Antalya Gücüne Güç Katıyor Haber

Büyükşehir Yenilenebilir Enerji Yatırımları İle Antalya Gücüne Güç Katıyor

Antalya’nın yaylalarından, sahillerine 19 ilçesinin her bir köşesinde alt yapı projelerini ve yatırımlarını aralıksız sürdüren Büyükşehir Belediyesi, şehrin doğası ve geleceğini korumak için de çalışmalarını sürdürüyor. Antalya’nın iklimi ve sağladığı coğrafi avantajları şehrin ekonomisine kazandırıyor. Büyükşehir hizmet binalarında uygulamaya başladığı güneş enerji santralleri (GES) ile Türkiye’nin İklim Dostu Kuruluş Belgesi’ne sahip ilk belediye olan Büyükşehir, 18 güneş enerji santrali, 4 biyokütle tesisi ve Dünya standartlarındaki katı atık tesisi ile yaklaşık 145 bin hanenin yıllık tüketimine eşdeğer enerji üretimi gerçekleştiriyor. Büyükşehir Belediyesi yenilenebilir enerjiye yaptığı yatırımları artırarak şehrin enerji ihtiyacını daha fazla temiz enerjiden karşılamayı hedefliyor. Bu vizyon ile sadece ekonomik kazanç değil aynı zamanda yeşil ve sürdürülebilir bir Antalya’nın geleceğe bırakılması hedefleniyor. Büyükşehir temiz enerji kazanımlarıyla Antalya gücüne güç katıyor. GES SAYISI ARTIYOR Büyükşehir Belediyesi tarımsal sulama ve hizmet binalarında kullanılan enerji tüketiminden tasarruf sağlamak amacıyla kurduğu Güneş Enerji Santrallerinin (GES) sayısını da arttırıyor. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Ana Hizmet Binasında inşasına başlanacak 120 kWe Çatı GES tesisi ile sürdürülebilir enerji üretimi kapasitesi arttırılacak. Büyükşehir’in 19. GES tesisi olacak yatırım ile Büyükşehir’in yenilenebilir enerji kullanımını artacak. GES'ler ile yıllık 7438 hanenin tüketimine eşdeğer toplam 21.410 MWh/yıl elektrik üretimi gerçekleştirilecek. Hem enerji maliyetlerini düşüren hem de vatandaşlara destek sağlayan GES projeleri, enerji tasarrufu sağlamakla birlikte çevresel katkılarıyla da öne çıkıyor. Yıllık 9.420 ton karbon emisyonunun engellenmesi, doğaya 810.233 yetişkin ağaç eşdeğerinde bir katkı sunuyor. HEDEF SIFIR EMİSYON Büyükşehir Antalya’da sürdürülebilir kentsel ulaşım içinde çalışmalarını sürdürüyor. Sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda fosil yakıtlara olan ihtiyacı en az düzeye indirmeyi amaçlayan Büyükşehir, ulaşımda hava kirliliğinin azaltılması için toplu ulaşım filosunu elektrikli otobüsler ile dönüştürüyor. Çevre dostu, sessiz ve sürdürülebilir kentsel toplu ulaşım için tercih edilen elektrikli otobüsler sıfır karbon salınımına öncülük ederek şehrin ekonomisine de katkı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.