Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji Verimliliği

Kapsül Haber Ajansı - Enerji Verimliliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Verimliliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİSBİR Başkanı Murat Kıran Kimdir? Türk Gemi İnşa Sanayisinin Uzun Soluklu Temsilcisi Haber

GİSBİR Başkanı Murat Kıran Kimdir? Türk Gemi İnşa Sanayisinin Uzun Soluklu Temsilcisi

Birliğin uzun yıllardır Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdüren Murat Kıran, Türk tersaneciliğinin küresel rekabet gücünün artırılması, ihracatın geliştirilmesi ve denizcilik sanayisinin büyümesine yönelik çalışmalarıyla öne çıkan isimler arasında yer alıyor. Gemi inşa sanayisinin son yıllarda yakaladığı büyümede aktif rol üstlenen Murat Kıran, hem sanayici kimliği hem de sektörel temsil gücüyle denizcilik sektörünün en yakından takip edilen yöneticileri arasında gösteriliyor. Peki, GİSBİR Başkanı Murat Kıran kimdir? İşte iş dünyasının merak ettiği kariyeri ve sektörel çalışmaları… Murat Kıran kimdir? Murat Kıran, Türkiye gemi inşa sanayisinin önde gelen sanayicileri arasında yer alıyor. Uzun yıllardır tersanecilik sektöründe faaliyet gösteren Kıran, denizcilik sanayisine yönelik yatırımları ve yöneticilik deneyimiyle tanınıyor. İş hayatı boyunca gemi inşa, gemi bakım-onarım, denizcilik yatırımları ve tersanecilik alanlarında faaliyet gösteren Murat Kıran, özellikle Tuzla Tersaneler Bölgesi'nde yürüttüğü çalışmalarla sektörün gelişimine katkı sağladı. Üretim odaklı yaklaşımı ve uluslararası pazarlara yönelik vizyonuyla dikkat çeken Kıran, Türk tersanelerinin dünya çapındaki rekabet gücünün artırılması için uzun yıllardır çalışmalar yürütüyor. GİSBİR Başkanlığı görevini uzun yıllardır sürdürüyor Murat Kıran, 2011 yılında gerçekleştirilen olağanüstü genel kurulda Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GİSBİR) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine seçildi. Daha sonra yapılan genel kurullarda üyelerin desteğini alarak yeniden başkanlığa seçilen Kıran, uzun yıllardır birliğin yönetimini sürdürüyor. Başkanlığı döneminde GİSBİR'in sektördeki temsil gücünün artırılmasına yönelik çalışmalar yürüten Kıran, tersanelerin uluslararası pazarlarda daha güçlü yer alması için çeşitli projelere öncülük etti. Türk gemi inşa sanayisinin gelişimine odaklanıyor Murat Kıran'ın başkanlığı döneminde GİSBİR, Türk gemi inşa sanayisinin küresel ölçekte daha rekabetçi hale gelmesi için birçok çalışmayı hayata geçirdi. Yeni gemi inşa projelerinin artırılması, bakım-onarım kapasitesinin geliştirilmesi, mega yat üretimi, askeri gemi projeleri ve yeşil dönüşüm yatırımları, Kıran'ın üzerinde durduğu başlıca konular arasında yer alıyor. Ayrıca sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi, yerli üretimin desteklenmesi ve ihracatın artırılması da GİSBİR'in öncelikli çalışma alanları arasında bulunuyor. Uluslararası rekabet gücünü artırmayı hedefliyor Türk tersanelerinin dünya pazarındaki konumunu güçlendirmeyi hedefleyen Murat Kıran, özellikle Avrupa başta olmak üzere uluslararası pazarlarda Türk gemi inşa sanayisinin daha fazla tercih edilen bir sektör haline gelmesi için çalışmalar yürütüyor. Gemi inşa sanayisinin yüksek katma değer üreten stratejik sektörlerden biri olduğuna dikkat çeken Kıran, teknoloji odaklı üretim, çevreci gemiler, enerji verimliliği ve sürdürülebilir denizcilik yatırımlarının geleceğin en önemli başlıkları arasında yer aldığını vurguluyor. Sektörün sorunlarının çözümü için aktif rol üstleniyor Murat Kıran, yalnızca sektörün büyümesine yönelik projelerle değil, aynı zamanda gemi inşa sanayisinin karşı karşıya kaldığı sorunların çözümüne yönelik girişimleriyle de öne çıkıyor. Finansmana erişim, nitelikli iş gücü ihtiyacı, tersanelerin üretim kapasitesi, ihracat süreçleri ve uluslararası rekabet gibi konularda kamu kurumlarıyla sektör arasında koordinasyon sağlayan Kıran, çözüm odaklı çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Pandemi döneminde tersanelerde alınan sağlık ve üretim tedbirleri konusunda yaptığı açıklamalarla da sektörün kesintisiz faaliyet göstermesi adına önemli değerlendirmelerde bulundu. GİSBİR'in vizyonunu genişleten yönetim anlayışı Başkanlık görevine geldiği ilk günden itibaren GİSBİR'in daha kapsayıcı bir yapıya kavuşması gerektiğini dile getiren Murat Kıran, birlik bünyesindeki temsil alanını genişletmeye yönelik çalışmalar yürüttü. Üye sayısının artırılması, sektör paydaşlarının daha etkin temsil edilmesi ve denizcilik sanayisinin farklı alanlarının GİSBİR çatısı altında buluşturulması yönündeki yaklaşımıyla dikkat çeken Kıran, birlik yapısının güçlendirilmesine yönelik adımlar attı. Türk denizcilik sektörünün öne çıkan isimlerinden biri Murat Kıran, sanayici kimliğinin yanı sıra uzun yıllardır yürüttüğü sektör temsilciliği görevleriyle Türkiye denizcilik sektörünün en bilinen isimleri arasında yer alıyor. GİSBİR Yönetim Kurulu Başkanı olarak yürüttüğü çalışmalar kapsamında ulusal ve uluslararası fuarlar, sektör toplantıları ve resmi temaslarda Türk gemi inşa sanayisini temsil eden Kıran, tersanelerin küresel pazardaki görünürlüğünün artırılmasına katkı sağlıyor. GİSBİR Başkanı Murat Kıran neden gündemde? Türkiye'nin denizcilik ve gemi inşa sanayisinin gelişiminde önemli rol üstlenen Murat Kıran, GİSBİR Başkanlığı süresince yürüttüğü çalışmalar, sektörün ihracat performansına yönelik girişimleri ve Türk tersanelerinin uluslararası rekabet gücünü artırmaya yönelik projeleriyle gündemde yer almaya devam ediyor. Denizcilik sektörünün sürdürülebilir büyümesi, teknoloji odaklı üretim ve yüksek katma değerli gemi inşa projelerine yönelik vizyonuyla öne çıkan Murat Kıran, bugün de Türkiye gemi inşa sanayisinin en önemli temsilcilerinden biri olarak çalışmalarını sürdürüyor.

Sanayi Dönüşümü Haber Trendleri Neyi Değiştiriyor? Haber

Sanayi Dönüşümü Haber Trendleri Neyi Değiştiriyor?

Bir üretim tesisinde yapay zeka destekli kalite kontrolün devreye alınması, artık yalnızca teknoloji sayfalarının konusu değil. Bu adım; maliyet yapısını, ihracat kapasitesini, iş gücü ihtiyacını, enerji tüketimini ve tedarikçi ilişkilerini aynı anda etkiliyor. Sanayi dönüşümü haber trendleri de tam bu nedenle, tek bir fabrika yatırımının ötesine geçerek şirketlerin rekabet gücünü belirleyen çok katmanlı bir gündeme işaret ediyor. Sanayi gündemini izleyen yöneticiler, yatırımcılar ve yayıncılar için asıl soru yeni bir teknolojinin duyurulup duyurulmadığı değil. Kritik soru, bu teknolojinin üretim verimliliğine ne zaman ve hangi ölçekte yansıyacağıdır. Haber değeri de burada oluşuyor: Açıklamanın arkasındaki operasyonel gerçeklik, finansal etki ve stratejik yön. Sanayi dönüşümü haber trendleri neden genişliyor? Sanayide dönüşüm, geçmişte çoğu zaman otomasyon yatırımları veya yeni makine parkurları üzerinden konuşulurdu. Bugün ise veri altyapısı, siber güvenlik, yenilenebilir enerji tedariki, karbon düzenlemeleri, lojistik ağları ve insan kaynağı aynı dönüşüm başlığının parçaları haline geldi. Bir işletmenin dijital olgunluğu, yalnızca kullandığı yazılımla değil, verisini güvenli yönetme ve karar süreçlerine taşıma kapasitesiyle ölçülüyor. Bu genişleme, haber akışını da değiştiriyor. Fabrika açılışları, kapasite artışları ve ihracat anlaşmaları hâlâ güçlü başlıklar. Ancak okuyucu artık bu gelişmelerin yanında yatırımın enerji verimliliğine, istihdama, yerli tedarik oranına ve teslimat sürelerine etkisini de görmek istiyor. Kurumsal açıklamaların ölçülebilir sonuçlarla desteklenmesi, içeriklerin güvenilirliğini belirleyen temel unsur haline geliyor. Özellikle Avrupa Birliği'nin karbon düzenleme mekanizması gibi dış ticareti etkileyen uygulamalar, sürdürülebilirlik haberlerini itibar alanından ticari zorunluluk alanına taşıdı. Çimento, demir-çelik, alüminyum, kimya ve tekstil gibi sektörlerde emisyon verisinin izlenmesi; artık hem uyum hem de fiyatlama meselesi. Bu nedenle enerji verimliliği projesi, yalnızca çevresel faydayla değil, pazara erişim ve finansmana erişim boyutuyla da değerlendirilmelidir. Yapay zeka haberi, pilot projeden ölçeklenebilir sonuca kayıyor Yapay zeka, sanayi haberlerinde en hızlı büyüyen başlıklardan biri olmaya devam ediyor. Buna karşın profesyonel okuyucu için “yapay zeka kullanıyoruz” ifadesi tek başına yeterli değil. Değer yaratan haber; uygulamanın hangi sürece yerleştiğini, hangi veriye dayandığını, insan kararını nasıl desteklediğini ve ne tür bir kazanım sağladığını açıkça ortaya koyuyor. Kestirimci bakım sistemleri, ekipman arızalarını oluşmadan tahmin ederek plansız duruşları azaltmayı hedefliyor. Görüntü işleme çözümleri üretim hatlarında hata tespitini hızlandırıyor. Talep tahmini uygulamaları ise stok düzeylerini ve üretim planlamasını daha dengeli hale getirebiliyor. Ancak her örnek aynı başarıyı üretmez. Yetersiz veri kalitesi, eski altyapılar, departmanlar arası kopukluk ve siber riskler, yatırımın beklenen getiriyi geciktirmesine neden olabilir. Bu yüzden yapay zeka odaklı sanayi haberciliğinde pilot uygulama ile yaygınlaştırılmış uygulama arasındaki fark net biçimde kurulmalı. Bir tesisin deneme hattında elde edilen sonuç ile çok tesisli bir yapıda sürdürülebilir biçimde çalışan sistem aynı ölçekte değerlendirilemez. Şirketlerin başarı hikâyeleri kadar, uygulama sürecinde çözdükleri veri, entegrasyon ve yetkinlik sorunları da sektör için öğretici içerik niteliği taşıyor. Dijital ikizler karar süreçlerine yaklaşıyor Dijital ikiz teknolojisi de haber değerini artıran alanlardan biri. Üretim hattının, tesisin veya ürünün sanal modelini oluşturan bu yaklaşım; farklı senaryoların fiziki uygulamadan önce test edilmesine imkân veriyor. Kapasite planlaması, bakım takvimi, enerji tüketimi ve ürün geliştirme süreçleri bu model üzerinden daha öngörülebilir hale gelebiliyor. Fakat dijital ikiz, her şirket için aynı öncelik olmayabilir. Süreçleri standardize edilmemiş veya temel veri toplama altyapısı eksik işletmeler için ilk ihtiyaç daha gelişmiş simülasyon araçları değil, güvenilir veri akışı olabilir. Dönüşüm haberinin gücü, teknolojiyi kaçınılmaz bir moda gibi sunmak yerine kurumun olgunluk düzeyiyle ilişkilendirmesinden gelir. Enerji, maliyet kaleminden rekabet stratejisine dönüştü Enerji fiyatlarındaki oynaklık, arz güvenliği kaygıları ve emisyon hedefleri, sanayicinin yatırım gündemini yeniden şekillendiriyor. Çatı tipi güneş enerjisi sistemleri, enerji depolama, atık ısı geri kazanımı, verimli motorlar ve enerji yönetim yazılımları artık birbirinden bağımsız başlıklar değil. Birlikte ele alındıklarında üretim maliyetinin kontrolü ve karbon yoğunluğunun azaltılması için stratejik bir çerçeve oluşturuyorlar. Bu alandaki haberlerde yatırım tutarı dikkat çekici bir veri olsa da tek başına yeterli değildir. Kurulu güç, yıllık üretim veya tasarruf beklentisi, tüketimin ne kadarının karşılanacağı, geri ödeme süresi ve operasyonel süreklilik gibi ayrıntılar daha anlamlı bir tablo sunar. Özellikle enerji yoğun sektörlerde, küçük görünen verimlilik iyileştirmeleri toplam maliyet üzerinde önemli fark yaratabilir. Yine de her şirketin kendi elektriğini üretmesi en uygun çözüm değildir. Finansman koşulları, tesisin fiziki yapısı, tüketim profili, şebeke bağlantısı ve yatırımın ana faaliyet alanına etkisi kararın sonucunu değiştirir. Nitelikli içerik, bu farklılıkları görünür kılarak okuyucuyu tek tip reçetelerden uzak tutar. Tedarik zincirinde hız kadar dayanıklılık da aranıyor Pandemi, jeopolitik gerilimler ve lojistik maliyetler, sanayi şirketlerinin tedarik stratejilerini yeniden değerlendirmesine yol açtı. Yakın coğrafyadan tedarik, çift kaynak kullanımı, kritik bileşenlerde stok politikası ve tedarikçi dijitalleşmesi bu nedenle daha fazla gündeme geliyor. Ancak dayanıklılık arayışı her zaman en düşük maliyetle örtüşmüyor. Örneğin birden fazla tedarikçiye yönelmek arz riskini azaltabilir, fakat satın alma maliyetini ve yönetim karmaşıklığını artırabilir. Yerelleşme teslimat sürelerini kısaltabilir, ancak bazı ara malı veya teknoloji bileşenlerinde küresel uzmanlığa ihtiyaç devam eder. Haberlerde bu dengenin kurulması, özellikle yatırım kararlarını takip eden okuyucular için yüzeysel iyimserlikten daha değerlidir. Lojistik verisinin üretim planlamasıyla eş zamanlı paylaşılması da öne çıkan gelişmeler arasında. Liman, depo, kara yolu ve üretim hattından gelen verilerin aynı görünümde toplanması; gecikmelerin erken tespitine ve müşteri taahhütlerinin daha sağlıklı yönetilmesine katkı sağlayabilir. Bu tür yatırımların etkisi, yalnızca sevkiyat hızında değil, işletme sermayesi ve müşteri memnuniyetinde de ölçülmelidir. İnsan kaynağı dönüşümün en kritik eşiği Sanayi dönüşümünün görünmeyen tarafı, yetkinlik dönüşümüdür. Otomasyon bazı görevleri azaltırken veri analizi, bakım teknolojileri, robot programlama, siber güvenlik ve süreç iyileştirme alanlarında yeni beceri ihtiyacı doğuruyor. Bu değişim, “insanın yerini makine alıyor” gibi dar bir çerçeveyle anlatılamaz. Başarılı şirketler, teknoloji yatırımını eğitim planı ve kurum içi iletişimle birlikte yürütüyor. Operatörün sahadaki deneyimi ile veri uzmanının analitik yaklaşımı bir araya gelmediğinde, en gelişmiş sistemler dahi beklenen faydayı sunamayabiliyor. Mesleki eğitim kurumları, üniversiteler, sektör dernekleri ve şirketler arasındaki iş birlikleri bu yüzden yalnızca sosyal sorumluluk faaliyeti değil, üretim kapasitesini koruyan stratejik bir unsur. Kadınların teknik roller, mühendislik, üretim yönetimi ve liderlik pozisyonlarındaki görünürlüğü de sanayi dönüşümünün dikkatle izlenmesi gereken başlıklarından biri. Yetkinlik açığının büyüdüğü bir dönemde, iş gücünün tamamına erişemeyen kurumların rekabet avantajı oluşturması zorlaşıyor. Yayıncılıkta veri, bağlam ve yeniden kullanım değeri Sanayi haberinin etkisi, duyurunun yayımlandığı günle sınırlı kalmamalı. Editörler ve kurumsal iletişim ekipleri için kullanılabilir içerik; açık veriler, sektör bağlamı, güçlü görsel unsurlar ve tekrar kullanılabilir bilgi katmanlarıyla değer kazanır. Bu yaklaşım, haberin dijital yayınlarda daha doğru konumlanmasını ve farklı profesyonel hedef kitlelere ulaşmasını sağlar. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel içerik akışına odaklanan yayın yapılarında, telifsiz ve ücretsiz içerik modeli de bu ihtiyaca karşılık verir. Ancak dağıtım kolaylığı, editoryal titizliğin yerini almamalıdır. Kaynağı açık, sayısal karşılığı bulunan ve sektör etkisini anlatan her içerik; medya kuruluşları için daha uzun ömürlü bir yayın varlığına dönüşür. Önümüzdeki dönemde sanayi dönüşümünü izlemek isteyenler, en parlak teknoloji başlığını değil, iş sonucuna en net bağlanan gelişmeyi takip etmeli. Bir yatırımın üretimi ne kadar esnekleştirdiği, enerjiyi ne kadar verimli kullandığı, çalışanları nasıl güçlendirdiği ve tedarik riskini nasıl yönettiği soruları, doğru haberin en kullanışlı başlangıç noktası olmaya devam edecek.

Sandisk FMS 2026'da Yapay Zeka Çıkarımı Çağı İçin NAND İnovasyonunu Sergiliyor Haber

Sandisk FMS 2026'da Yapay Zeka Çıkarımı Çağı İçin NAND İnovasyonunu Sergiliyor

Sandisk, Future of Memory and Storage 2026 (FMS 26) etkinliğinde NAND inovasyonunun yapay zeka altyapısının bir sonraki aşamasına nasıl güç verdiğini gözler önüne serecek. Giderek büyüyen modeller, uzayan bağlam pencereleri ve ajan tabanlı uygulamalar kapasite, bant genişliği ve enerji verimliliği alanlarında benzeri görülmemiş bir talep yaratırken bellek ve depolama, yapay zeka performansı ve büyük ölçekte dağıtım açısından her zamankinden daha kritik hale geliyor. Sandisk, veri merkezlerinin, bulut ortamlarının ve yapay zeka odaklı iş yüklerinin değişen ihtiyaçlarına ayak uyduracak şekilde tasarlanan gelişmiş NAND teknolojileriyle müşterilerinin yapay zeka çıkarımını ölçeklendirmesine yardımcı oluyor. Sandisk CPO'su Khurram Ismail, "Yapay zeka altyapısı; verinin verimli bir biçimde depolanmasının, taşınmasının ve verilere erişilmesinin en az işlem gücü kadar önemli hale geldiği yeni bir aşamaya girdi. Çıkarım iş yükleri büyüdükçe müşteriler, karmaşıklığı artırmadan ideal performansı, kapasiteyi ve enerji verimliliğini sunabilen bellek ve depolama teknolojilerine ihtiyaç duyuyor. Onlarca yıllık flaş inovasyonunun üzerine inşa ettiğimiz yeni nesil NAND ve HBF™ gibi gelişmekte olan teknolojilerle Sandisk, sektörü bir adım öteye taşıyor." açıklamasını yaptı. Sandisk'in teknoloji inovasyonları; hızlı veri gölleri, model depolama, almayla artırılmış üretim (RAG) ve KV önbelleği iş yükleri başta olmak üzere yapay zeka iş yüklerine odaklanıyor. Şirket FMS'te, HBF™ teknolojisinin, yeni nesil NAND'in ve kurumsal SSD teknolojilerinin yapay zeka çıkarımının kapasite, performans ve enerji verimliliği taleplerini nasıl karşıladığını gösterecek. FMS 2026'da öne çıkanlar: BiCS10 QLC NAND: Yapay zeka, bulut ve veri merkezi depolamasında yoğunluğu, performansı ve enerji verimliliğini artırmak üzere tasarlanan yeni nesil 3D NAND teknolojisi.AI Data Cycle çerçevesi: Sandisk'in ham veri arşivlerinden hızlı veri göllerine, eğitimden çıkarıma ve üretilen içerik havuzlarına kadar yapay zeka yaşam döngüsü boyunca depolama gereksinimlerini haritalayan tescilli çerçevesinin güncellenmiş sürümü.HBF™ teknolojisi: Büyük ölçekte yapay zeka çıkarımının değişen ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı olmak üzere geliştirilen, NAND tabanlı yeni bir bellek teknolojisi olan HBF™ (High Bandwidth Flash).Kurumsal SSD'ler: KV önbelleği iş yükleri için yüksek dayanıklılığa sahip yapılandırmalar, gelecek nesil PCIe® Gen 6 teknolojisi ve azaltılmış DRAM yerleşimiyle mümkün kılınan ultra yüksek kapasiteli E3.S tasarımları. Sandisk'in FMS 2026 programının merkezinde, yüksek bağlamlı modellerin ve ajan tabanlı iş akışlarının bellek ve depolama hiyerarşisini nasıl yeniden şekillendirdiğini ele alan "NAND: Yapay Zeka Çağının Çok Yönlü ve Ölçeklenebilir Temeli" (NAND: The Versatile & Scalable Foundation of the AI Era) başlıklı keynote konuşması yer alıyor. Yapay zeka altyapısındaki darboğazlar salt işlem gücünün ötesine geçip bellek kapasitesini, bant genişliğini, enerji verimliliğini ve token ekonomisini de kapsayacak şekilde genişlerken konuşmada büyük ölçekte yapay zeka çıkarımını mümkün kılmak için sistem düzeyinde optimizasyonun ve NAND'in taşıdığı önem inceleniyor. Konuşma, 5 Ağustos Çarşamba günü saat 11.40'ta (Pasifik Saati) Santa Clara Kongre Merkezi'ndeki Mission City Ballroom'da gerçekleşecek. Sahnede Sandisk'in CRO'su Jim Elliott, CPO'su Khurram Ismail ve CTO'su Alper İlkbahar yer alacak. Sandisk ayrıca, Google ve SK hynix'in katılımıyla düzenlenecek “Yüksek Bant Genişlikli Flash ile Bellek Duvarını Aşmak” (Breaking the Memory Wall with High Bandwidth Flash) başlıklı panelde yer alacak. Panelde HBF™ teknolojisinin, konseptinin ve ekosisteminin ilerletilmesi ile yeni bellek yaklaşımlarının gerçek yapay zeka altyapılarında uygulanabilir hale gelmesi için nelerin gerektiği ele alınacak. Panel, 6 Ağustos Perşembe günü saat 09.45'te (Pasifik Saati) Santa Clara Kongre Merkezi'ndeki Ballroom D'de düzenlenecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzocam Metriks Dijital Veri Yönetim Sistemi ile Akıllı Üretim Dönemini Başlattı Haber

İzocam Metriks Dijital Veri Yönetim Sistemi ile Akıllı Üretim Dönemini Başlattı

Türkiye yalıtım sektörünün lideri İzocam, üretim süreçlerinde dijital dönüşüm yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Operasyonel mükemmeliyet, sürdürülebilir üretim ve verimlilik hedefleri doğrultusunda dijital altyapısını güçlendiren şirket, Metriks Dijital Veri Yönetim Sistemi’ni Tarsus Tesisinde devreye aldı. Üretim sahasındaki tüm kritik verileri tek merkezde toplay arak gerçek zamanlı analiz imkânı sunan sistem, yapay zekâ destekli altyapısıyla üretim süreçlerini daha akıllı, daha izlenebilir ve daha verimli hale getiriyor. Dijitalleşmeyi yalnızca teknolojik bir yatırım olarak değil, şirketin uzun vadeli büyüme stratejisinin temel unsurlarından biri olarak gördüklerini belirten İzocam Genel Direktörü Kerem Kürklü, “Dijitalleşmeyi; operasyonel mükemmeliyet, sürdürülebilir üretim ve verimlilik hedeflerimizin en önemli yapı taşlarından biri olarak değerlendiriyoruz. Üretimden kalite yönetimine, enerji kullanımından bakım süreçlerine kadar tüm operasyonlarımızı veri odaklı yönetim anlayışıyla sürekli geliştiriyoruz. Bu kapsamda devreye aldığımız Metriks sistemi, yalnızca mevcut süreçlerimizi dijital ortama taşımıyor; aynı zamanda üretim tesislerimizin geleceğini şekillendirecek akıllı üretim altyapısını da oluşturuyor" dedi. Üretim sahasındaki tüm ver iler tek merkezde toplanıyor Metriks Dijital Veri Yönetim Sistemi, üretim sahasında farklı noktalarda oluşan verileri tek dijital platformda bir araya getirerek tüm operasyonların gerçek zamanlı olarak izlenmesini sağlıyor. Daha önce operatörler tarafından manuel olarak takip edilen sıcaklık, basınç, hareket, enerji tüketimi ve benzeri üretim verileri, artık üretim hatlarına entegre edilen akıllı sensörler aracılığıyla otomatik olarak toplanıyor ve anlık olarak analiz ediliyor. Metriks platformu üzerinde önümüzdeki dönemde devreye alınması planlanan yapay zekâ destekli analiz modülleriyle üretim süreçlerinin daha da akıllı hale getirilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda, üretim süreçlerinde oluşabilecek olası sapmaların henüz sorun büyümeden tespit edilmesi, operatörlerin anlık olarak uyarılması ve müdahale süreçlerinin hızlandırılması amaçlanıyor. Böylece üretim sürekliliğinin ve operasyonel güveni lirliğin daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik hedeflerine de katkı sağlıyor Metriks sistemi yalnızca üretim süreçlerini daha etkin yönetmeye değil, enerji verimliliğini artırmaya ve sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemeye de katkı sunuyor. Platform bünyesindeki Enerji Yönetim Sistemi (EMS) modülü sayesinde tesislerde enerji tüketimi anlık olarak takip edilirken, enerji kayıplarının kaynağı ve büyüklüğü ayrıntılı biçimde analiz edilebiliyor. Enerji kullanımının optimize edilmesiyle birlikte karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik çalışmalara da önemli katkı sağlanıyor. Dijitalleşmenin sürdürülebilirlik hedeflerini de ileriye taşıdığını belirten İzocam Genel Direktörü Kerem Kürklü, "İzocam olarak dijital dönüşümü yalnızca üretim verimliliğini artıran bir teknoloji yatırımı olarak değil, aynı zamanda sürdürülebilir büyümeyi destekleyen stratejik bir dönüşüm alanı olarak görüyoruz. Veriye dayalı yönetim anlayışı sayesinde hem kaynaklarımızı daha verimli kullanıyor hem de enerji tüketimimizi ve çevresel etkimizi daha etkin şekilde yönetebiliyoruz. Bu yaklaşım, 2050 net sıfır karbon hedefimiz doğrultusunda yürüttüğümüz çalışmalara da güç katıyor" şeklinde konuştu. Kalite yönetiminde gerçek zamanlı kontrol dönemi Sistemin sunduğu ileri analitik ve makine öğrenme altyapısı ise yalnızca mevcut durumu izlemekle sınırlı kalmıyor. Üretim verilerini analiz ederek geleceğe yönelik tahminleme modelleri oluşturan sistem sayesinde ham madde bileşimlerinin ürün kalitesine etkisi önceden öngörülebiliyor, ekipman performansı takip edilerek bakım süreçleri daha etkin planlanabiliyor. Böylece hem üretim verimliliği artırılıyor hem de olası duruşlar ile yüksek bakım maliyetlerinin önüne geçiliyor. İzocam, Metriks pl atformunu önümüzdeki dönemde kalite yönetim süreçlerini daha da güçlendirecek yeni modüllerle geliştirmeyi planlıyor. Bu kapsamda devreye alınması hedeflenen Canlı İstatistiksel Süreç Kontrolü (SPC) altyapısı sayesinde üretim hattından gelen verilerin anlık olarak analiz edilmesi, süreçlerde oluşabilecek sapmaların erken aşamada tespit edilmesi ve hurda ile fire oranlarının azaltılması amaçlanıyor. Yine ilerleyen aşamalarda hayata geçirilmesi planlanan QR kod entegrasyonu ile ürünlerin üretim hattı boyunca izlenebilirliğinin artırılması ve kalite süreçlerinin daha şeffaf, daha kontrol edilebilir bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor. İzocam’da dijital dönüşüm yatırımlarının önümüzdeki dönemde de artarak devam edeceğini belirten Genel Direktör Kerem Kürklü, "Veri odaklı yönetim anlayışımızı güçlendirecek yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Dijital teknolojilerden, yapay zekâ destek li analizlerden ve akıllı üretim sistemlerinden en yüksek verimi alarak üretim süreçlerimizi daha rekabetçi, daha sürdürülebilir ve daha esnek bir yapıya dönüştürmeyi hedefliyoruz. İzocam olarak geleceğin üretim anlayışını bugünden hayata geçirirken, sektörümüzde dijital dönüşüme öncülük etmeye devam edeceğiz" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yorglass'tan Sürdürülebilir Cam Teknolojilerine Yatırım Haber

Yorglass'tan Sürdürülebilir Cam Teknolojilerine Yatırım

Teknoloji ve sürdürülebilirlik arasındaki ilişki, geleceğin şekillenmesinde hayati bir rol oynuyor. Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, çevre dostu malzemeler ve yeşil üretim gibi alanlarda yaşanan teknolojik gelişmeler, sürdürülebilir bir dünya için umut verici çözümler sunuyor. Yorglass da 50 yılı aşkın köklü deneyimini ileri teknoloji yatırımları ve kapsamlı sürdürülebilirlik yaklaşımıyla birleştirerek, çevre dostu ve yüksek katma değerli ürünleriyle cam sanayisinin dönüşümüne katkı sağlıyor. Modern üretim tesisleri ve güçlü Ar-Ge merkezi sayesinde sürdürülebilirlik ve kaliteyi en üst seviyeye taşıdıklarını belirten Yorglass Yönetim Kurulu Başkanı Semavi Yorgancılar, daha yaşanılabilir bir dünyanın inşasına katkı sağlamak için teknoloji ve çevre yatırımlarına artan bir ivmeyle devam edeceklerini vurguluyor. Gücünü teknoloji ve sürdürülebilirlikten alan ürün portföyü Teknoloji ve sürdürülebilirlik arasındaki ilişkinin birbirini tamamlayan ve destekleyen bir yapıya sahip olduğunu söyleyen Semavi Yorgancılar, “İnovasyon ve araştırmada sürdürülebilirlik, yeni teknolojilerin oluşmasın da itici bir güç oluşturuyor. Biz de bu itici gücü, üretim sürecimizin merkezine koyuyoruz. Yeni low-e camlarımızla enerji tasarrufu ve cam arasındaki yakın ilişkiye sürdürülebilir boyut getiriyoruz. Ticari soğutucu kapı camlarında ve beyaz eşya fırın kapak camlarında kullanılan enerji tasarruflu low-e camlarımız, yatay dondurucu dolaplarda hacme ve kullanım şartlarına göre yüzde 20 enerji tasarrufu sağlanabiliyor. Bu camlar sayesinde standart bir yatay dondurma dolabından yıllık 33 Euro enerji tasarrufu sağlanıyor bu da 150 bin dolapta yaklaşık 5 milyon Euro tasarruf anlamına geliyor” dedi. Sürdürülebilirlik esasına dayanan Yorboard çözümlerine ilişkin de bilgi veren Yorgancılar, “Pek çok farklı kullanım alanı bulunan yazılabilir ve silinebilir yeni nesil panomuz Yorboard ise çizilmeye karşı dayanıklılığı, yansıtma yapmaması, manyetik olması nedeniyle kullanım kolaylığı sunması, parmak izi tutmaması ve kolay temizlenebilir olması gibi özellikleriyle fark yaratıyor. Aynı şekilde ekolojik dengeyi koruyan Safesky kuş dostu camlarımız da üzerindeki özel desenler sayesinde binalar arasında uçan kuşlar tarafından fark edilerek yaşanabilecek kazaları minimum yüzde 50 oranında azaltıyor. Camın ileri dönüşümünden ilham alınarak tasarlanan ödüllü YUDA cam kaykay ise endüstriyel üretimde fire olan malzemenin değerli ürünler için ham madde olabileceğini kanıtlıyor” diye konuştu. Enerji verimli bir gelecek için dev projelere imza atıyor Camın sürdürülebilirlik konusundaki gücünü tüm dünyaya göstermeyi hedeflediklerinin altını çizen Yorgancılar, şunları söyledi: “Ar Ge yatırımlarımız katma değerli ürün performansımızın en önemli kaldıraçlarından biri. T C Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından akredite edilen Ar Ge merkezimiz inovatif ürün geliştirme süreçlerine odaklanıyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) InovaLİG’de iki yıldır ilk iki sırada yer almamız inovasyon disiplinimizin göstergesi. Ürün geliştirme süreçlerinde teknik mükemmellik kadar sürdürülebilirlik kriterlerini de dikkate alıyoruz. 2030 hedefimiz güvenilir global tedarikçi konumumuzu daha da güçlendirmek. Net sıfır yol haritamız kapsamında 2050 yılında tamamen net sıfır seviyesine ulaşmayı planlıyoruz. Önümüzdeki dönemde dijitalleşme, enerji verimliliği, yenilenebilir kaynak kullanımı ve katma değeri yüksek üretim başlıkları öncelikli alanlarımız olacak. Cam sektörünün geleceğinde çevresel farkındalık, dijital dönüşüm ve inovasyon birlikte ilerleyecek. Sektöründe rekabet edilemez bir Yorglass yaratma hedefine adım adım ilerleyen bir şirket olarak hem Türkiye ekonomisine hem de istihdama katkımızı büyütmeyi sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sürdürülebilirlik Projeleri Haberleri Neyi Gösteriyor? Haber

Sürdürülebilirlik Projeleri Haberleri Neyi Gösteriyor?

Bir şirketin çatılarına güneş paneli kurması, elektrikli araç filosuna geçmesi ya da atık azaltım hedefi açıklaması tek başına dönüşüm anlamına gelmiyor. Sürdürülebilirlik projeleri haberleri, artık kurumların çevresel iddialarını değil; yatırım kararlarını, operasyonel yetkinliklerini ve uzun vadeli rekabet gücünü okumak için başvurulan stratejik bir veri alanına dönüşüyor. İş dünyasında sürdürülebilirlik gündemi, iletişim departmanlarının yıllık rapor başlığından çıktı. Enerji maliyetleri, karbon düzenlemeleri, tedarik zincirindeki kırılganlıklar, finansmana erişim koşulları ve müşteri beklentileri; çevresel ve sosyal performansı doğrudan şirket değerine bağlıyor. Bu nedenle haber değeri taşıyan proje, yalnızca iyi niyet beyanı sunan değil, ölçülebilir etki ve iş modeli karşılığı ortaya koyan projedir. Sürdürülebilirlik projeleri haberleri neden stratejik veri haline geldi? Sürdürülebilirlik yatırımları şirketlerin hangi riskleri önceliklendirdiğini gösterir. Bir üreticinin su geri kazanım sistemine yatırım yapması, faaliyet gösterdiği havzadaki su stresini yönetmeye çalıştığını anlatır. Bir lojistik şirketinin alternatif yakıt pilotu ise yalnızca emisyon azaltımını değil, gelecekteki yakıt maliyetleri ve düzenleme baskısı karşısındaki hazırlığını da işaret eder. Bu haberler yatırımcılar, tedarikçiler ve kamu kurumları açısından farklı sorulara yanıt verir. Yatırımcı, şirketin sermaye harcamasını nereye yönlendirdiğine bakar. Tedarikçi, yeni standartların kendisi için hangi uyum maliyetlerini doğuracağını değerlendirmek ister. Kamu tarafı ise projenin bölgesel kalkınma, enerji verimliliği, istihdam ve kaynak yönetimi üzerindeki etkisini izler. Kurumsal iletişim ekipleri açısından da çıta yükseldi. Kamuoyu artık “karbon nötr olma yolunda” gibi genel ifadelerden çok, baz yılını, hedef tarihini, yatırım büyüklüğünü, doğrulama yöntemini ve gerçekleşen sonucu görmek istiyor. Haber metninde bu unsurların bulunması, projenin kurumsal itibara katkısını güçlendirirken yeşil aklama riskini de azaltıyor. Proje haberi ile kurumsal vaat arasındaki fark Sürdürülebilirlik alanında her açıklama aynı ağırlığa sahip değildir. Bir farkındalık kampanyası, çalışan katılımı ve marka bilinirliği için değerli olabilir. Ancak enerji yoğun bir tesisin verimlilik dönüşümüyle aynı stratejik etkiyi taşımaz. Haberleştirme sürecinde projenin ölçeği, etki alanı ve doğrulanabilirliği açık biçimde ayrıştırılmalıdır. Güçlü bir kurumsal proje haberinde, sorunun ne olduğu ilk anda anlaşılır. Ardından çözümün kapsamı, uygulama takvimi, iş ortakları ve ölçüm yöntemi yer alır. En kritik bölüm ise sonuçtur: Kaç ton emisyon azaltıldı, ne kadar su geri kazanıldı, hangi oranda enerji tasarrufu sağlandı, kaç üretici ya da çalışan bu dönüşümden etkilendi? Burada “itibar değeri” ile “operasyonel değer” arasındaki denge belirleyicidir. Bazı projeler kısa vadede ölçülebilir finansal getiri üretmeyebilir. Biyolojik çeşitlilik, toplumsal cinsiyet eşitliği veya yerel kalkınma projelerinde etki daha uzun zaman içinde ortaya çıkabilir. Buna rağmen kurumun hedefi, kaynak tahsisi ve sonuç takibi netse proje kamuoyu açısından anlamlı bir referans oluşturur. Ölçülebilirlik neden güven yaratır? Ölçülebilirlik, sürdürülebilirlik iletişiminin en güçlü güven unsurudur. Örneğin “plastik kullanımını azaltıyoruz” ifadesi yerine, belirli bir ambalaj hattında birincil plastik kullanımının yüzde kaç azaltıldığı ve bu değişikliğin ürün güvenliği ile maliyet yapısına etkisi verilmelidir. Ancak rakam vermek de tek başına yeterli değildir. Verinin hangi dönemi kapsadığı, hangi operasyonları içerdiği ve önceki dönemle karşılaştırılabilir olup olmadığı belirtilmelidir. Bir tesisin emisyonundaki düşüş, üretim hacminin gerilemesinden kaynaklanıyorsa bunu verimlilik başarısı olarak sunmak yanıltıcı olur. Nitelikli haber dili, kazanımı aktarırken bu ayrımları korur. Sektörler projeleri farklı önceliklerle yürütüyor Enerji sektöründe yenilenebilir kapasite, depolama, şebeke esnekliği ve enerji verimliliği öne çıkıyor. Sanayide düşük karbonlu üretim, atık ısı geri kazanımı, elektrifikasyon ve döngüsel hammadde kullanımı daha belirleyici. Tarımda sulama verimliliği, rejeneratif uygulamalar, toprak sağlığı ve izlenebilirlik başlıkları öne çıkarken; lojistikte rota optimizasyonu, filo dönüşümü ve intermodal taşımacılık gündem yaratıyor. Bu farklılık, sürdürülebilirlik projeleri haberleri hazırlanırken sektör dilinin önemini artırıyor. Her kurum için aynı başarı göstergesi kullanılamaz. Bir teknoloji şirketi için veri merkezlerinin enerji verimliliği kritik olabilirken, gıda üreticisinde su ayak izi ve tedarikçi çiftçilerin dayanıklılığı daha merkezi bir rol üstlenebilir. Savunma, ağır sanayi ve madencilik gibi enerji yoğun alanlarda dönüşümün hızı daha sınırlı olabilir. Bu durum, şirketlerin hiçbir şey yapmadığı anlamına gelmez. Ancak bu sektörlerde açıklanan hedeflerin teknik uygulanabilirlik, yatırım ihtiyacı ve güvenlik koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir. Hızlı sonuç beklentisi yerine, somut ara hedefler ve teknolojik yol haritaları daha gerçekçi bir çerçeve sunar. Tedarik zinciri haberin merkezine yerleşiyor Kurumsal emisyonların ve sosyal risklerin önemli bölümü, şirketin doğrudan operasyonlarının dışında oluşuyor. Bu nedenle ana firmanın kendi tesisindeki iyileştirmeyi anlatması yeterli değil. Satın alma kriterleri, tedarikçi eğitimleri, insan hakları denetimleri, izlenebilirlik altyapısı ve küçük işletmelerin dönüşüm kapasitesi de haberde yer bulmalı. Tedarik zincirine ilişkin projelerde hassas bir denge bulunuyor. Büyük şirketlerin yeni standartları, daha düşük çevresel etki sağlayabilir; fakat küçük ve orta ölçekli tedarikçiler için ek maliyet ve teknik uyum baskısı yaratabilir. Başarılı modeller, sadece koşul koyan değil, finansman, eğitim, ortak veri altyapısı veya uzun vadeli alım garantisiyle tedarikçiyi dönüşüme dahil eden modellerdir. Haber değeri taşıyan projeler nasıl ayırt edilir? Editoryal açıdan bakıldığında, sürdürülebilirlik açıklamasının güncel bir gelişmeye dayanması gerekir. Yeni devreye alınan tesis, tamamlanan yatırım, bağımsız doğrulama sonucu, uluslararası iş birliği, mevzuata uyum adımı ya da genişletilen pilot uygulama haber için güçlü çıkış noktalarıdır. Sadece hedef açıklamaları ise bağlam gerektirir. Hedefin önceki performansla ilişkisi, ayrılan bütçe, yönetim kurulunun sorumluluğu ve uygulama planı verilmeden yapılan açıklamalar sınırlı bilgi taşır. Özellikle uzun vadeli net sıfır hedeflerinde, 2030 veya 2035 ara hedefleri ile bu hedeflere ulaşmayı sağlayacak teknolojilerin açıklanması gerekir. Haberin görsel ve veri altyapısı da önemlidir. Tesis görüntüleri, proje sahasından fotoğraflar, üretim hattındaki dönüşüm, çalışan veya üretici görüşleri; soyut kavramları somutlaştırır. Buna karşın yalnızca imza töreni fotoğrafları projenin etkisini anlatmaya yetmez. Okur, kararın değil uygulamanın izini görmek ister. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel içerik akışı sağlayan yayın platformları için bu yaklaşım, sürdürülebilirlik haberini tekil bir kurumsal duyuru olmaktan çıkarır. Enerji, sanayi, tarım, lojistik ve teknoloji başlıklarını bir araya getiren düzenli yayıncılık, kurumların aynı dönüşüme farklı açılardan nasıl yanıt verdiğini görünür kılar. İletişimde güveni koruyan yaklaşım Sürdürülebilirlik projelerinin haberleştirilmesinde en doğru yaklaşım, başarı kadar eksikleri de yönetebilmektir. Henüz hedefe ulaşılamadıysa nedenleri ve düzeltici adımları açıklamak, gerçekçi olmayan başarı anlatısından daha yüksek güven yaratabilir. Özellikle büyük ölçekli dönüşümlerde proje takvimlerinin uzaması, teknoloji maliyetlerinin değişmesi veya izin süreçlerinin gecikmesi mümkündür. Şirketlerin bu süreçte kaçınması gereken temel hata, küçük ölçekli bir uygulamayı tüm kurumun çevresel performansını temsil ediyormuş gibi sunmaktır. Bir pilot proje değerli olabilir; fakat pilotun kapsamı, yaygınlaşma planı ve sınırlılıkları açıkça yazılmalıdır. Şeffaflık, kurumsal iddianın etkisini azaltmaz; aksine onu savunulabilir hale getirir. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik gündeminde en çok öne çıkacak haberler, hedef açıklayanlardan çok hedefini işletme modeline yerleştiren şirketlerden gelecek. Okurun ve piyasanın aradığı şey de açık: Dönüşümün niyeti değil, sahadaki kanıtı.

Bosch Home Comfort Group Türkiye, Hizmet Standartlarında Yeni Bir Dönem Başlatıyor Haber

Bosch Home Comfort Group Türkiye, Hizmet Standartlarında Yeni Bir Dönem Başlatıyor

Günümüz müşteri yolculuğunda fiziksel mağazalar son kullanıcıların ürünlere güvenle ulaşması ve profesyonel hizmet alma ihtiyaçları sebebiyle en kritik temas noktası olmaya devam ediyor. Bosch Home Comfort Group Türkiye, bu temel ihtiyaçtan yola çıkarak geliştirdiği yeni nesil konsept iş ortağı yapılanmasıyla Türkiye genelinde tutarlı ve üst düzey bir müşteri deneyimi sunuyor. Bosch Home Comfort Group Türkiye, tüketici beklentilerini ve sektör dinamiklerini analiz ederek mağaza tasarımlarından teknik eğitimlere, kurumsal kimlikten ticari destek programlarına kadar bütüncül bir dönüşüm modeli geliştirdi. Hayata geçirilen bu yapılanma sayesinde Bosch markasının 200 Elit İş Ortağı ve Buderus markasının 180 Premium İş Ortağı, Bosch ve Buderus'un ileri teknoloji iklimlendirme çözümlerini son kullanıcılarla buluşturuyorlar. Konsept iş ortaklarında kombiler, klimalar ve ısı pompalarının yanı sıra hava temizleme cihazları gibi yaşam konforunu destekleyen well-being ürünleri de sergileniyor. Böylece tüketiciler farklı ihtiyaçlarına yönelik çözümleri tek noktada inceleme ve uzman danışmanlardan bilgi alma imkânı bulurken, Bosch Home Comfort Group Türkiye de ülke genelinde aynı hizmet anlayışını sunan bütünleşik bir iş ortağı ağı oluşturuyor. "İş Ortaklarımızla Birlikte Sürdürülebilir Bir Gelecek İnşa Ediyoruz" Konsept iş ortağı yapılanmasının sektöre ve iş ortaklarına sunduğu değere dikkat çeken Bosch Home Comfort Group Türkiye, Kafkasya ve Merkez Asya Satış Genel Müdürü Kıvanç Arman, şu değerlendirmelerde bulundu: "Konsept iş ortağı iş modelimiz, yalnızca bir mağaza konsepti değil; sürdürülebilir iş ortaklıkları ve ortak büyüme anlayışı üzerine kurulu uzun vadeli bir iş modeli. Teknik ve ticari eğitimlerden kurumsal kimlik standartlarına kadar sunduğumuz bütüncül destek sayesinde iş ortaklarımızın rekabet gücünü artırırken, müşterilerimize Türkiye'nin her noktasında aynı kalite standartlarını sunuyoruz. Böylece hem sürdürülebilir büyümeyi hem de enerji verimli teknolojilerin daha geniş kitlelere ulaşmasını destekliyoruz. Ortak standartlar, sürekli eğitim ve uzun vadeli iş birlikleri üzerine kurulu bu yapı, tüm paydaşlar için sürdürülebilir değer yaratıyor. Aynı zamanda enerji verimliliği yüksek ve çevre dostu teknolojilerin daha geniş kitlelerle buluşmasına katkı sağlayarak sürdürülebilir yaşam anlayışının yaygınlaşmasını destekliyoruz." Bosch Home Comfort Group Türkiye'nin kurumsal standartları doğrultusunda geliştirilen konsept iş ortağı ağı; modern showroomları, ortak marka kimliği ve sürekli eğitim yaklaşımıyla iş ortaklarının kurumsal gelişimini destekliyor. Teknik ve ticari eğitimlerle sürekli geliştirilen bu yapı, tüketicilere Türkiye'nin dört bir yanında aynı kalite standartlarında hizmet sunulmasını sağlarken, iş ortaklarının rekabet gücünü ve sürdürülebilir büyümesini de destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aydem Yenilenebilir Enerji Uşak RES Yatırımıyla Gücünü Artırdı Haber

Aydem Yenilenebilir Enerji Uşak RES Yatırımıyla Gücünü Artırdı

Türkiye’nin tamamen yenilenebilir kaynaklardan enerji üreten en büyük şirketi Aydem Yenilenebilir Enerji, Uşak Rüzgâr Enerji Santrali’nde (RES) üretim faaliyetine aldığı 6 MW’lık kapasite artışı yatırımıyla toplam kurulu gücünü 1.216 MW’a, rüzgâr kurulu gücünü ise 274,5 MW’a çıkardı. Uşak RES kapasite artışı yatırımının ikinci fazındaki son türbinini de devreye alan Aydem Yenilenebilir Enerji, gerçekleştirdiği yatırım dahilinde büyüklüğü itibarıyla Türkiye’nin en kapsamlı repowering projesine imza attı. Proje kapsamında sahada rüzgar yönünden en verimli alanda bulunan, her biri 1,5 MW kurulu güce sahip beş eski teknoloji türbin deplase edilerek, yerine repowering projesi kapsamında daha yüksek kurulu güce sahip yeni nesil türbinlerin kurulumları sağlandı. Bu sayede sahadaki mevcut altyapı, enerji verimliliği açısından en etkin şekilde değerlendirildi. “Türkiye'de enerji verimliliği odaklı repowering uygulamalarına öncülük eden önemli bir örnek” Aydem Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Uğur Yüksel, kapasite artışına ilişkin şunları söyledi: "Uşak RES kapasite artışımızın ikinci fazı kapsamında, geçmiş üretim verileri ve yapay zekâ destekli analizler doğrultusunda sahada rüzgar yönünden en verimli alanda üretim yapan türbinler belirlendi. En yüksek üretim potansiyeline sahip alanda bulunan her biri 1,5 MW kurulu gücündeki beş eski nesil türbin yerlerinden söküldü. Bu türbinlerin yerine, repowering projesi kapsamında her biri 6 MW gücünde olan, toplam 30 MW kurulu güce sahip beş yeni nesil türbin devreye alındı. Böylece, rüzgâr sahamızın en verimli alanında yeni nesil teknolojiyle üretim kapasitemiz artırılırken, mevcut altyapı da en etkin şekilde optimize edildi. Deplase edilen beş eski türbin ile bu faz dahilinde yer alan bir yeni türbin ise üretim faaliyetlerini sürdürebilecekleri yeni lokasyonlara taşınarak devreye alındı. Böylece, planlanan kapasite artışı kapsamında hayata geçirilen repowering projesiyle, daha verimli noktalara konumlandırılan yeni nesil türbinlerden yılda yaklaşık 15 GWh ilave elektrik üretimi öngörüyoruz. Bu ilave üretimin şirketimize yılda yaklaşık 1 milyon ABD doları ekonomik katkı sağlamasını bekliyoruz. Şirketimizin yatırım planlamasında bir ilk olan bu deplase içerisinde gerçekleştirilen repowering projesi, aynı zamanda Türkiye'de enerji verimliliği odaklı repowering uygulamalarına öncülük eden önemli bir örnek olarak öne çıkıyor. Uşak RES kapasite artışı yatırımımızın ikinci fazındaki son türbinini de başarıyla devreye alarak bu stratejik projeyi tamamlamış olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Yenilenebilir enerji alanındaki yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürürken, ülkemizin enerji bağımsızlığına katkı sunmayı ve sürdürülebilir geleceğe değer katmayı sürdüreceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.