Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji Verimliliği

Kapsül Haber Ajansı - Enerji Verimliliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Verimliliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Endüstriyel Dönüşüm Hızlanıyor, WIN EURASIA 2026 Kilit Rol Üstleniyor Haber

Endüstriyel Dönüşüm Hızlanıyor, WIN EURASIA 2026 Kilit Rol Üstleniyor

Hannover Fairs Turkey organizasyonuyla 10–13 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde 32. kez düzenlenecek WIN EURASIA 2026, endüstriyel otomasyonun sanayideki belirleyici rolünü görünür kılan stratejik bir buluşma noktası olmaya hazırlanıyor. Altı salonda toplam 55 bin m² alanda gerçekleşecek fuar; Elektrik, Elektronik İletim ve Dağıtımı & Enerji Otomasyonu, Endüstriyel ve Fabrika Otomasyonu Teknolojileri, Robotik Otomasyon ve Dijital Fabrika Teknolojileri, Kaynak ve Robotik Kaynak Teknolojileri, Makine Otomasyonu ve Teknolojileri, COMVAC–Kompresör ve Basınçlı Hava Teknolojileri ile Birleştirme, Kesme, Yüzey İşlem Teknolojileri gibi kritik başlıklarda sektörün öncü firmalarını bir araya getiriyor. Otomasyonun gerekliliği görünür hale geldi 31 yıldır üretim ve sanayiyi geleceğe taşıyan WIN EURASIA 2026, yüzlerce firmanın en güncel ürün ve teknolojilerini sergilediği kapsamlı bir endüstri platformu olarak konumlanıyor. Endüstriyel otomasyon sektörünün 2025 yılını zorlayıcı fakat öğretici bir yıl olarak geçirdiğini belirten Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği (ENOSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Cem Şanlımeşhur, otomasyonun üretim süreçleri açısından artık “olsa iyi olur” düzeyinden çıkarak üretimin devamlılığı için gerekli bir unsur haline geldiğini söyledi. 2025 yılında finansmana erişimde yaşanan zorlukların ve ekonomik koşulların yatırım kararlarını yavaşlattığını aktaran Şanlımeşhur, “Bu durum otomasyonun önemini azaltmak yerine daha görünür hale getirdi. Sahada net şekilde şunu gördük: Sanayici artık otomasyonu bir seçenek seviyesinde değil, üretimin devamlılığı için kritik gereklilik olarak görüyor. Bu nedenle 2025’i, büyük ölçekli projelerden çok; ihtiyaca en uygun yatırımların öne çıktığı, daha bilinçli ve daha sağlam adımların atıldığı bir geçiş yılı olarak tanımlayabiliriz” dedi. Yapay zekâ ve veri analitiği 2026’nın sıcak başlıkları 2026 yılına girerken sektörde hedefleri netleşmiş bir yapı gördüklerini belirten Şanlımeşhur, ertelenen yatırımların önemli bölümünün 2026’da hayata geçmesini beklediklerini söyledi. Yapay zekâ, robotik ve veri analitiğinin gündemde olmaya devam edeceğini belirten ENOSAD Başkanı Şanlımeşhur, “Beklentimiz, daha az ama daha doğru yatırım yapılan, sonuç üreten projelerin çoğaldığı bir yıl olması. 2026’da önceliğimiz, üyelerimiz arasında bilgi paylaşımını artırmak ve iyi uygulama örneklerini daha görünür kılmak. Düzenleyeceğimiz etkinliklerde, sahada karşılaşılan problemler; problemlere getirilen çözümler ve elde edilen sonuçlar üzerinde duracağız. WIN EURASIA 2026’da sahada kendini kanıtlamış otomasyon çözümleri, robotik ve esnek üretim sistemleri, veri temelli bakım ve üretim uygulamaları ile enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik odaklı teknolojiler ön planda olacak. Ziyaretçilerin beklentisi net: karmaşık değil, fayda üreten çözümler” ifadelerini kullandı. WIN EURASIA: Gelecek vizyonunun şekillendiği platform Yıllar içinde WIN EURASIA’nın endüstriyel otomasyon sektörü için daha stratejik bir konuma geldiğini belirten Şanlımeşhur, fuarın yeni ürünlerin sergilendiği bir alan olmasının ötesinde; sektörün nabzının tutulduğu, yeni iş birliklerinin oluştuğu ve gelecek vizyonun şekillendiği bir platform olduğunun altını çizdi. WIN EURASIA’da nitelikli bağlantılar kurduklarını söyleyen Şanlımeşhur, “Otomasyonun fuarın merkezinde yer alması, sektörümüzün geldiği noktayı gösteriyor. Bugün otomasyon, üretimin tamamlayıcısı değil; üretimin kendisiyle iç içe geçmiş durumda. Bu nedenle WIN EURASIA’nın verdiği mesaj yalnızca sektörümüz için değil, tüm sanayi için kritik bir önem taşıyor. WIN EURASIA, uzun vadeli iş birliklerine zemin hazırlıyor. Sektörümüzün WIN EURASIA’ya ilgisi; katılım düzeyi, nitelikli görüşmeler ve iş birlikleriyle görülüyor. 2026’da bu ilginin daha planlı ve sonuç odaklı ilerlemesini bekliyoruz.” WIN EURASIA’nın stratejik konumu giderek güçleniyor Fuarın bu yılki yaklaşımını özetleyen Hannover Fairs Turkey WIN EURASIA Proje Yöneticisi Sena Mengül ise, “WIN EURASIA 2026 mottomuz ‘Otomasyonla Daha İleriye’. Endüstrinin tüm alanlarına yayılan otomasyon etkisi düşünüldüğünde, WIN EURASIA’nın üstlendiği stratejik konum her geçen yıl güçleniyor. Bu yıl oluşturduğumuz, Endüstriyel Yapay Zekâ Özel Alanı, Bakım Onarım Atölyesi ve Güç Aktarım Özel Sahnesi, IoT Özel Alanı ve 5G Arena gibi deneyim alanlarıyla sanayinin geleceğini şekillendiren dönüşüme şahit olacağız. Bu teknolojilerin sahada nasıl çalıştığını, üretime nasıl değer kattığını doğrudan gösterme fırsatı sunacağız. Amacımız, ziyaretçilerin bu dönüşümün parçası olabilecekleri bir ortam yaratmak. WIN EURASIA’yı, şirketlerin karar süreçlerine ışık tutan, doğru yatırımı doğru zamanda yapmalarını kolaylaştıran bir bilgi ve iş birliği merkezi olarak kurguluyoruz. WIN EURASIA’da geliştirdiğimiz çerçeve, Türkiye’nin üretim gücünü ileriye taşıyacak yolculuğun da önemli bir parçası. Aynı zamanda WIN EURASIA, yalnızca teknoloji tedarikçilerini değil; yatırım kararı veren sanayicileri, mühendisleri ve yöneticileri de aynı zeminde buluşturarak, ihtiyaca uygun çözümlerin doğrudan sahada değerlendirilmesini mümkün kılıyor. Bu yönüyle fuarımız, ürün sergilemenin ötesinde, doğru teknolojiyle doğru yatırım kararlarının alınabildiği stratejik bir karar platformu niteliği taşıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Faturası Endişesi Akıllı Teknoloji Talebini Uçurdu Haber

Enerji Faturası Endişesi Akıllı Teknoloji Talebini Uçurdu

“Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın” vizyonuyla sektöründe sürdürülebilirlik alanındaki dönüşüme öncülük eden Arçelik, tüketicilerin akıllı ev teknolojileri ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarına bakışını ortaya koyan Akıllı Yaşam Endeksi (Smart Living Index – SLI) Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. J.L. Partners iş birliğiyle İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, Hollanda, Romanya, Türkiye, Mısır, Tayland, Pakistan ve Güney Afrika olmak üzere 12 ülkede 6 bin kişiyle gerçekleştirilen araştırma, tüketicilerin yeni bir beyaz eşya satın alırken göz önünde bulundurduğu kriterler, ev içi kullanım alışkanlıkları, teknolojiye duyulan güven, enerji farkındalığı ve geleceğe dönük beklentilere kadar geniş bir yelpazede içgörüyü bir araya getiriyor. Her ülkede yaş, cinsiyet, konum ve eğitim gibi temsili demografik kotalar esas alınarak kurgulanan Arçelik Akıllı Yaşam Endeksi, insanların evlerindeki harcamaları daha bilinçli yönetmek istediğini ve bu nedenle uzun vadede tasarruf sağlayan akıllı cihazlara daha fazla ilgi gösterdiğini ortaya koyuyor. Araştırma ayrıca, 12 ülkenin 8’inde enerji maliyetlerinin tüketiciler için günlük yaşamı en fazla etkileyen çevresel kaygı olarak öne çıktığını da gösteriyor. Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu: “Tüketicilerin %70’i ‘akıllı’ kavramını enerji ve su tüketimini otomatik optimize eden çözümlerle tanımlıyor” Akıllı Yaşam Endeksi Araştırması’nın sonuçları hakkında değerlendirmede bulunan Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu, “Küresel ölçekte yaşanan ekonomik ve toplumsal gelişmeler, tüketicilerin ev teknolojilerinden beklentilerini yeniden şekillendiriyor. Arçelik olarak biz de tüketicilerimizin değişen ihtiyaçları ve beklentilerini yakından takip ediyor; bu dönüşümün arkasındaki temel dinamikleri doğru okumayı önemsiyoruz. Bu dönüşümü daha iyi anlamak ve akıllı ev teknolojilerinden beklentileri ortaya koymak amacıyla Akıllı Yaşam Endeksi Araştırması’nı hayata geçirdik. Araştırmamızın sonuçları, enerji farkındalığı ile akıllı teknoloji talebi arasında güçlü bir ilişki olduğunu gösterdi. Tayland, Mısır, Pakistan, Romanya gibi Batı Avrupa dışındaki pazarlarda tüketicilerin %72’si ev aletlerinin aylık enerji maliyetlerini bildiğini belirtirken, Avrupa’da bu oran %55 seviyesinde seyretti. Tüketicilerin %70’inden fazlası, ‘akıllı’ kavramını; karmaşık dijital özelliklerden ziyade enerji ve su tüketimini otomatik optimize eden çözümlerle tanımladı. Öte yandan, birçok pazarda tüketicilerin yaklaşık üçte ikisinin enerji tasarrufu için hâlâ manuel yöntemlere başvurduğunu gördük. Araştırmamız tüketicilerin enerji tasarrufu konusunda davranışlarını değiştirmeye istekli olduğunu ancak bunu yaparken güven duyabilecekleri ve hayatı kolaylaştıran teknolojilere ihtiyaç duyduklarını ortaya koydu” dedi. Hakan Bulgurlu: “Türkiye’de tüketicilerin yarısından fazlası beyaz eşyalarında enerji tasarrufu modlarını aktif olarak kullanıyor” Akıllı yaşam ve sürdürülebilir ev teknolojileri alanındaki en kapsamlı araştırmalardan biri olarak öne çıkan Akıllı Yaşam Endeksi’nin Türkiye sonuçlarına değinen Hakan Bulgurlu, “Akıllı ev teknolojilerine yönelik beklentiler ülkeden ülkeye farklılık gösterse de tüketicilerin ortak isteği enerji verimliliği sağlayan, kullanım kolaylığı sunan ve uzun vadede maliyetleri düşüren çözümler olarak öne çıkıyor. Türkiye de %70 ile bu beklentinin en güçlü olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye’de tüketicilerin %40’ından fazlası, önceki dönemlere kıyasla son 12 ayda enerji verimliliğine daha fazla odaklandığını belirtirken, %60’ından fazlası buzdolabı, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi ve çamaşır kurutma makinelerinde enerji tasarrufu modlarını aktif olarak kullanıyor. %80’inin ise daha akıllı ve enerji verimli cihazlar talep ettiğini görüyoruz. Arçelik olarak biz de faaliyet gösterdiğimiz tüm ülkelerde yapay zekâ, akıllı sensörler, veri analizi ve enerji verimli tasarımlar sayesinde çevresel etkiyi azaltmayı hedefleyen yenilikçi çözümlerimizle bu beklentilere karşılık veriyoruz. Akıllı çözümlerimiz, cihazlarımızın performansına katkı sağlarken, tüketicilerimizin gerçek zamanlı olarak tüketimlerini takip etmesini de sağlıyor. Sürdürülebilirlik, kalite, güvenilirlik ve dayanıklılık odaklı yaklaşımımızla, sürdürülebilir ve akıllı bir yaşam deneyiminde sektörümüze öncülük etmeye devam edeceğiz” diye konuştu. Arçelik Akıllı Yaşam Endeksi’nden Dikkat Çeken Bulgular Globalde öne çıkanlar Araştırma sonuçları, tüketicilerin enerji verimliliğine yaklaşımında belirgin bir dönüşüm yaşandığını ortaya koyuyor. Son 12 ayda her 10 tüketiciden 4’ü, geçmişe kıyasla enerji verimliliğine daha fazla odaklandığını belirtirken; her 10 tüketiciden 6’sı buzdolabı, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi ve kurutma makinesi gibi ürünlerde enerji tasarrufu modlarını aktif olarak kullandığını ifade ediyor. Tüketicilerin %60’ı kullandıkları ev aletlerinin aylık tüketimlerine dair farkındalığa sahip olduğunu belirtiyor.Global ölçekte tüketicilerin yaklaşık %67’si, enerji tasarrufu için hâlâ çamaşırları asarak kurutma, yoğun saatler dışında cihaz kullanımı veya elde yıkama gibi manuel yöntemlere başvuruyor. Araştırma, enerji tasarrufu davranışlarında yaş ve gelir arasında dikkat çekici bir ters ilişki olduğunu ortaya koyuyor. Buna göre, yaş arttıkça enerji tasarrufuna yönelik davranışlar güçlenirken, gelir seviyesi yükseldikçe bu davranışların azaldığı görülüyor. 54 yaş ve üzeri tüketiciler, tüm pazarlarda enerji tasarrufuna yönelik davranışlarda lider konumda bulunuyor.Araştırma, ayrıca, enerji maliyetlerinin yüksek olduğu pazarlarda akıllı özelliklere verilen önemin, düşük maliyetli pazarlara kıyasla 2 kata kadar daha yüksek olduğunu da gösteriyor.Tayland (%81), Pakistan (%86) ve Türkiye’de (%80) tüketicilerin büyük çoğunluğu, beyaz eşyaların gelecekte daha da akıllı hale gelmesini istediklerini belirtiyor. Buna karşılık Almanya (%39), Birleşik Krallık (%40) ve Fransa’da (%43) bu beklenti daha sınırlı düzeyde seyrediyor.Hollanda, Fransa, Almanya, İtalya, İngiltere ve İspanya olmak üzere Batı Avrupa pazarlarında tüketicilerin sadece %20’ye yakını, yapay zekâ destekli ev teknolojilerine tam anlamıyla güvendiğini belirtiyor. Buna karşın Mısır, Pakistan, Güney Afrika gibi gelişen pazarlarda bu oran %35’in üzerine çıkıyor. Bu durum, akıllı özelliklerin benimsenme hızını sınırlayan önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.Tüm pazarlarda tüketiciler, “akıllı” kavramını ileri ve karmaşık dijital özelliklerden ziyade; kendi kendini temizleyen, enerji tüketimini otomatik olarak azaltan ve günlük kullanımı sadeleştiren teknolojilerle tanımlıyor. Türkiye’ye dair ek içgörüler Türkiye’de tüketicilerin %60’tan fazlası, beyaz eşyalarının aylık enerji maliyetleri konusunda bilgi sahibi olduğunu belirtiyor. Bu oran, İngiltere, Fransa, Almanya gibi birçok Batı Avrupa pazarının üzerinde seyrediyor.Her iki tüketiciden biri enerji verimliliği için cihazlarını eco modda kullanırken, %53’ü fişini çekiyor, %45’i çamaşırları asarak kurutuyor, %43’ü ise cihazlarını yoğun saatler dışında kullanıyor.Tüketicilerin %98’i beyaz eşya tercihini yaparken ürün kalitesi ve dayanıklılığını, %96’sı enerji verimliliğini temel kriter aldığını söylüyor.Tüketicilerin %62’si enerji ve su tüketim takibinin en faydalı akıllı özellik olduğunu belirtirken, %42’si adaptif yıkama gibi kullanım bazlı programlarını, %38’i ise döngü bittiğinde bildirim almayı en faydalı akıllı özellik olarak nitelendiriyor.Araştırma, Türkiye’de akıllı ev teknolojilerinin büyük ölçüde ihtiyaç ve maliyet odaklı bir yaklaşımla değerlendirildiğini; “yenilik” algısından ziyade somut faydanın tercihleri belirlediğini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eti Bakır’dan 2025’te Entegre Üretim ve Sürdürülebilirlik Atağı Haber

Eti Bakır’dan 2025’te Entegre Üretim ve Sürdürülebilirlik Atağı

Türkiye’nin bakır ihtiyacının yaklaşık yüzde 20’sini karşılayan Eti Bakır, 2025 yılında üretim faaliyetlerini yalnızca kapasite artışı odağında değil; üretim sürekliliği, kaynak verimliliği ve uzun vadeli sürdürülebilirlik perspektifiyle ele aldı. Cevherden nihai ürüne uzanan entegre üretim yapısı ve bakırdan gübreye uzanan değer zinciriyle şirket, stratejik sanayi girdileri ile gübre ihtiyacında yerli üretimin güçlendirilmesine katkı sunmayı sürdürdü. Şirketin 2025 yılı boyunca izlediği yaklaşımı değerlendiren Eti Bakır Genel Müdürü Asım Akbaş, “Bakır ve gübre gibi stratejik ürünlerde yerli ve entegre üretim, yalnızca kapasite artışıyla sınırlı değildir. Eti Bakır olarak bu yaklaşımı; üretim sürekliliğini esas alan, kaynakları daha verimli kullanan ve çevresel etkileri gözeten entegre bir yapı üzerinden hayata geçiriyoruz. 2025 yılında tesislerimizde yürüttüğümüz planlı revizyonlar ile enerji ve su verimliliğine yönelik projeler sayesinde üretim sürekliliğimizi güçlendirdik. Samsun’da devreye aldığımız yeni gübre tesisimizle ise döngüsel ekonomi yaklaşımını sanayi ve tarım kesişiminde somut bir uygulamaya dönüştürdük. Yerli üretimi yalnızca bugünün ihtiyacı olarak değil, ülkemizin geleceğine yönelik stratejik bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu doğrultuda çevresel etkileri azaltan ve uzun vadeli değer yaratan bir üretim modeliyle yolumuza devam ediyoruz” dedi. 1 MİLYON TON KATOT BAKIR ÜRETİMİYLE ENTEGRE ÜRETİM GÜCÜ PEKİŞTİRİLDİ Eti Bakır, güçlü teknik altyapısı ve sürdürülebilir üretim anlayışı doğrultusunda bugüne kadar 1 milyon ton katot bakır üretimine ulaştı. Uluslararası standartlara uygun olarak, yüzde 99,99 saflıkta (LME Grade A) üretilen katot bakır; enerji, kablo, otomotiv ve elektronik başta olmak üzere birçok stratejik sektöre kesintisiz ve güvenilir tedarik sağlıyor. Bu üretim hacmi, Eti Bakır’ın büyük ölçekli üretimi entegre bir yapı içinde yönetme kapasitesini, operasyonel süreklilik yaklaşımını ve stratejik sanayi girdilerinde yerli üretime sunduğu güçlü katkıyı ortaya koyuyor. YERLİ ÜRETİMDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İÇİN ALTYAPI GÜÇLENDİRİLDİ Yerli üretimin kesintisiz ve güvenli şekilde sürdürülmesi hedefi doğrultusunda Eti Bakır’ın Mardin Mazıdağı’ndaki Metal Geri Kazanım ve Entegre Gübre Tesisi’nde 2025 yaz döneminde planlı revizyon duruşu gerçekleştirildi. Bakım, modernizasyon ve otomasyon çalışmalarıyla tesisin üretim güvenliği ve verimliliği artırılırken, planlı duruş süreci üretim sürekliliğini destekleyecek şekilde tamamlandı. SAMSUN’DA YENİ GÜBRE TESİSİ ÜRETİME ALINDI 2025 yılında Samsun İzabe ve Elektroliz Tesisi’ne entegre olarak kurulan yeni gübre tesisi üretime geçti. Yaklaşık 300 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen tesis, yıllık 450 bin ton DAP gübre üretim kapasitesine sahip. Bu yatırımla birlikte Eti Bakır’ın toplam gübre üretim kapasitesi yıllık 850 bin tona ulaşırken, şirket üretime başladığı günden bu yana 3 milyon tonun üzerinde gübre üretimini geride bıraktı. Bu bütünleşik yapı kapsamında DAP ve NP grubu gübre ürünleri üretiliyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımı doğrultusunda sanayi ile tarım arasında kurulan katma değerli üretim zinciri sayesinde, yerli ve sürdürülebilir tarımsal girdi arzına güçlü katkı sunuluyor. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK PERFORMANSI İLK KEZ BÜTÜNCÜL OLARAK PAYLAŞILDI Eti Bakır, 2025 yılında yayımladığı ilk Sürdürülebilirlik Raporu ile çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) performansını ilk kez bütüncül bir çerçevede kamuoyuyla paylaştı. Uluslararası raporlama standartlarıyla uyumlu hazırlanan rapor, şirketin sürdürülebilir iş modelinin kurumsallaşması açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Enerji verimliliği projeleri sayesinde 12.672 ton karbon emisyonunun önlenmesine katkı sağlanırken, su yönetimi alanında gerçekleştirilen sistem iyileştirmeleriyle 3,2 milyon metreküp su tasarrufu elde edildi. AĞAÇLANDIRMA ÇALIŞMALARIYLA ÇEVRESEL KATKI ARTIRILDI Eti Bakır, 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü kapsamında Samsun’dan Siirt’e uzanan sekiz işletmesinde gerçekleştirdiği ağaçlandırma çalışmalarıyla çevresel sorumluluk uygulamalarını sahaya taşıdı. Çalışanlar ve yerel paydaşların katılımıyla yürütülen faaliyetlerde toplam 41 bin fidan toprakla buluşturulurken, şirket bugüne kadar gerçekleştirdiği toplam 2,3 milyon fidan dikimini sürdürülebilirlik raporunda kamuoyuyla paylaştı. Eti Bakır, Orman Genel Müdürlüğü ile imzaladığı protokol kapsamında ise önümüzdeki dört yıl boyunca dört farklı bölgede toplam 1 milyon fidan dikmeyi hedefleyen ağaçlandırma çalışmalarını kurumsal bir program çerçevesinde sürdürmeyi planlıyor. ÇEVRE BİLİNCİ ODAKLI EĞİTİM ÇALIŞMALARI YAYGINLAŞTIRILDI Eti Bakır tarafından 2021 yılında başlatılan “Çevre Müfettişleri” projesi kapsamında, çocuklar ve gençler aracılığıyla çevre bilincinin yaygınlaştırılmasına yönelik eğitim çalışmaları 2025 yılında da sürdürüldü. 2024–2025 eğitim öğretim döneminde Adıyaman, Artvin, İzmir, Kastamonu, Mardin ve Siirt’te toplam 82 okulda 3.448 öğrenciye ulaşılan proje kapsamında, başlangıcından bu yana ulaşılan öğrenci sayısı 7.154’e ulaştı. Eti Bakır bünyesinde görev yapan mühendislerin gönüllülük esasıyla sürece dahil olduğu uygulama, çevreye duyarlı üretim yaklaşımının uzun soluklu bir eğitim programı olarak sürdürülmesini sağladı. KÜLTÜREL MİRAS ALANLARINDAKİ ÇALIŞMALARA DESTEK SÜRDÜRÜLDÜ Eti Bakır, üretim faaliyetlerini sürdürdüğü bölgelerde yer alan kültürel miras alanlarına yönelik desteklerini 2025 yılında da sürdürdü. Bu kapsamda Samsun İkiztepe Höyüğü, Çanakkale İnkaya Mağarası ve Elazığ Salkaya’daki arkeolojik kazı çalışmalarına destek sağlanarak, ilgili alanlarda yürütülen bilimsel çalışmaların devamına katkıda bulunuldu. Eti Bakır, önümüzdeki dönemde de yerli ve entegre üretim kapasitesini güçlendiren, çevresel etkileri azaltan ve toplumsal katkıyı gözeten yatırımlarını sürdürmeyi hedefliyor. Sürdürülebilir madencilik anlayışı doğrultusunda sanayi, tarım ve çevre dengesini esas alan uzun vadeli bir değer zinciri oluşturulması amaçlanırken, bu yaklaşımın üretim süreçlerinden insan kaynağına kadar tüm faaliyet alanlarına yansıtılması planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Daikin, Isı Pompası Uzmanlığını Sahaya Taşıdı Haber

Daikin, Isı Pompası Uzmanlığını Sahaya Taşıdı

İklimlendirme sektörünün öncü markalarından Daikin, sürdürülebilir yaşamın temel taşlarından biri olarak öne çıkan ısı pompası teknolojileri konusundaki uzmanlığını Türkiye’nin dört bir yanına taşıdı. Antalya’dan Trabzon’a, İzmir’den Gaziantep’e uzanan eğitim turu kapsamında Daikin, bayilerine ve sektör profesyonellerine yönelik geniş çaplı bir bilgi paylaşım süreci yürüttü. Yaklaşık 2 bin 800 insan/saatlik eğitim hacmine ulaşan bu programla Daikin, hem teknik bilgiyi sahaya aktardı hem de daha çevre dostu, enerji verimli ve konforlu yaşam alanlarının yaygınlaşmasına katkı sağladı. Isı Pompasında Dönüşümün Ön Safında Enerji verimliliği ve çevre bilincinin giderek önem kazandığı günümüzde, geleneksel iklimlendirme çözümlerinin yerini ısı pompaları alıyor. Havadan suya ısı pompasının mucidi olan Daikin Türkiye, bu dönüşüme öncülük etmek amacıyla, ısıtma ve soğutma alanında faaliyet gösteren bayilerine yönelik kapsamlı bir eğitim süreci kurguladı. Herhangi bir ön deneyim şartı aranmadan, bu alana ilgi duyan ve gelişim potansiyeli bulunan bayiler için tasarlanan eğitimler; sektörde nitelikli insan kaynağını artırmayı ve doğru uygulamaların yaygınlaşmasını hedefledi. 12 Şehri Kapsayan Bilgi Yolculuğu Daikin Akademi çatısı altında organize edilen ve 2025 yılı boyunca süren eğitim programı, Türkiye’nin farklı iklim özelliklerine sahip 12 ilinde hayata geçirildi. Antalya, İzmir, Adana, Samsun, Trabzon ve Gaziantep gibi şehirlerde gerçekleştirilen yüz yüze eğitimlerin yanı sıra, dijital platformlar üzerinden de geniş bir katılımcı kitlesine ulaşıldı. Toplam 16 ayrı oturum halinde düzenlenen eğitimlerde yaklaşık 400 sektör profesyoneli yer aldı. Özellikle ısı pompası kullanımının yaygın olduğu İzmir ve Antalya’da yoğun katılım sağlanması, sektörde bu teknolojiye olan ilginin giderek arttığını ortaya koydu. Uluslararası Standartlarda Eğitim Güvencesi Eğitimler, Daikin Akademi’nin sahip olduğu ISO 29993 sertifikası güvencesiyle gerçekleştirildi. Uluslararası öğrenme hizmetleri standartlarını belgeleyen bu sertifika; eğitimlerin katılımcı odaklı, sistematik ve sürekli iyileştirme anlayışıyla yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, katılımcıların aldıkları eğitime duyduğu güveni artırırken, Daikin’in sektörel gelişime verdiği önemi de pekiştiriyor. Doğru Analiz, Doğru İklimlendirme Eğitim içerikleri yalnızca ürün tanıtımıyla sınırlı kalmadı. “Isı pompası nedir?” sorusuyla başlayan programlar; sistem çevrimi, güncel trendler, soğutucu akışkanların çevresel etkileri ve mekanik tesisat uygulamalarına kadar geniş bir perspektifte ele alındı. Daikin, bayileriyle birlikte hareket ederek daha ekonomik, çevreci ve geleceğe uyumlu iklimlendirme çözümlerinin yaygınlaşmasını amaçlıyor. Eğitimlerle oluşturulan bu bilgi altyapısı, Türkiye’de ısı pompası kullanımının sağlam temeller üzerinde büyümesine katkı sağlıyor. Sürdürülebilir Gelecek İçin Güçlü Adım Isı pompalarının kullanım alanları genişledikçe, sürdürülebilir yaşam vizyonu da güç kazanıyor. Daikin, gerçekleştirdiği bu eğitim turu ile teknolojiyi insan hayatına en verimli şekilde entegre etmeyi sürdürürken, Türkiye’nin sürdürülebilir dönüşüm yolculuğunda bayileriyle birlikte güçlü bir adım atıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Mücadelesinde Vites Yükseltme Zamanı Haber

İklim Mücadelesinde Vites Yükseltme Zamanı

Temiz enerjiye adil ve kapsayıcı bir geçiş için farkındalığı artırma ve harekete geçme çağrı günü olan 26 Ocak Uluslararası Temiz Enerji Günü’nde İstanbul Teknik Üniversitesi(İTÜ) Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu insan ve gezegen yararına temiz enerji için yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı, enerji verimliliği uygulamaları ve mevcut en temiz enerji teknolojileri ile iklim değişikliği mücadelemizde kimseyi geride bırakmadan temiz enerji lokomotifiyle hızımızı artıralım çağrısı yaptı. İklim Dostu, Erişilebilir ve Temiz Enerji 2015’te Birleşmiş Milletler(BM) 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı(SKA) ile 2030’a dek Aşırı yoksulluğu sona erdirme; Eşitsizlik ve adaletsizlik ile mücadele; İklim değişikliğini düzeltme için “Harekete Geç” diyerek çıktığımız yolda küresel başarımız düşük. SKA7: Erişilebilir ve Temiz Enerji ile SKA13:İklim Eylemi bugün kritik önemli.BM verisine göre 750 milyon insanın enerjiye erişimi yokken, yılda pişirme kirletici emisyonlarıyla 3,2 milyon erken ölüme, fosil kökenli hava kirliliğiyle 6 milyon ölüme, küresel sera gazı salımlarının yüzde 75’inden fazlasına da fosil kökenli yakmayla sebep olunuyor. Diğer yanda yenilenebilir kaynaklı kurulu enerji yatırımları gelişmekte olan ülkelerde her yıl artarak kişi başına 155 Watt’tan 341 Watt değerine ulaşsa da yeterli değil. Bu yatırımlarda her 1 dolar, fosil kaynaklı yatırımlara göre 3 misli istihdam yaratsa da, kademeli iyileşmeler olsa da SKA 7’nin “Herkes için uygun fiyatlı, karşılanabilir, güvenilir, sürdürülebilir ve modern enerjiye erişimi sağlama” hedeflerine ulaşmak mümkün değil. 2030’a dek yatırımların yılda 4 trilyon dolar’a ulaşması gerekiyor bilgisini veren SÜT-D Başkanı Prof.Dr. Filiz Karaosmanoğlu iklim dostu temiz enerjiye insan ve gezegenin erişim hakkı var dedi. Ülkemizin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi için Enerji Prof. Karaosmanoğlu “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2025 Kasım sonu verisine göre kurulu gücümüzde %26,5’i hidrolik enerji, %19,7’si doğal gaz, %18’i kömür, %11,9’u rüzgâr, %20,3’ü güneş, %1,4’ü jeotermal ve %2,1’i ise diğer kaynaklar yer alırken güneş ve rüzgârın payı üçte bir oranı ile yerli-temiz enerji için kazandığımız hızın ivmesinin artarak 2035’te dört katına çıkmasını bekliyoruz.Türkiye İstatistik Kurumu en son verisine göre ülkemizde 2023’te enerji:73,8; tarım:12,0; endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı:11,0; atık:2,3 yüzde oranlarında emisyona neden olurken toplam karbondioksit emisyonunda enerjinin payı ise yüzde 87,4 idi” sayılarına dikkat çekerek ülkemizin ikliim değişikliği mücadelesi için en iyi enerji yönetimi şart vurgusu yaptı. Enerjisini En İyi Yöneten İklimini de En İyi Yönetir Türkiye Uzun Dönemli İklim Stratejisi ile yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı, enerji verimliliği uygulamaları ve mevcut en temiz enerji teknolojileri tartışılamaz gereği ortaya konuyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve sürdürülebilirlik odaklı eğitim, araştırma, proje gücünü ortaya koyarak “2048 Karbon Nötr İTÜ” hedefiyle ilerleyen İTÜ ana desteğinde 4-5 Mayıs 2026 tarihlerinde“Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri” temalı 11. İstanbul Karbon Zirvesi’nde enerji masada olacak. Ev sahibi olduğumuz BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı(COP31; 9-20 Kasım 2026) öncesinde konusunun ilki ve teki paydaş platformu zirvemizde mevzuatı ilerleyen Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi ile Karbon Piyasası öncelikli başlıklar olacağını, SKA7 ve SKA13’ün irdeleneceğini ifade eden Dr. Karaosmanoğlu SÜT-D Düşük Karbon Kahramanı Ödül başvurusu sürüyor dedi. Temiz Enerji Lokomotifi Dr. Karaosmanoğlu güzelim ülkemizin yeşili, mavisi, yenilenebilir kaynak yüksek teknik potansiyeli, iklim dostu temiz enerji yatırımları için bizimle. İklim değişikliği mücadelemizde temiz enerji lokomotifiyle hızımızı artıralım çağrısı yaparak Uluslararası Temiz Enerji Günü kutlamasını sundu. Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği(SÜT-D): SÜT-D, sürdürülebilir üretim ve tüketim konusunda toplumda güçlü etki yaratmak için faaliyetler yaparak, en iyi enerji, su, atık yönetimi ile kaynak verimli, mevcut en iyi teknolojilerin kullanılması; çevre kirliliği,iklim değişikliği ve biyoçeşitlilik kaybı ile mücadele edilmesi; insan ve doğa dostu sürdürülebilir yaşam kültürü ile sürdürülebilir kalkınma farkındalığının artırılması için çalışarak bilgi ve kapasite oluşturmak hedefi ile 2013 yılında kamu, iş ve akademi temsilcilerince kuruldu. SÜT-D etkinliklerinde akademi, eğitim kurumları,iş dünyası, medya, resmi erk, sivil toplum örgütleri ve yerel yönetimler ile yakın iş birliğinde olma, “Sürdürülebilirlik Yönetimi” sosyal ve teknik yönleriyle uğraş vermeyi öncelikli görmekte, bugün ve yarında insanoğlunun refah ve konforu için sivil toplum yeşil ve mavi gücünü sunmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güneş ve Sudan 40 Milyon Liralık Tasarruf Haber

Güneş ve Sudan 40 Milyon Liralık Tasarruf

İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, su ve atık su hizmetlerinde sürdürülebilirliği artırmak ve enerji maliyetlerini düşürmek amacıyla yenilenebilir enerji yatırımlarını kent geneline yayıyor. Güneş ve hidroelektrik santralleriyle İZSU altyapısı kendi enerjisini üreten bir yapıya dönüşürken, kurulumu tamamlanan 3 ve yapımı süren 7 tesisle yılda yaklaşık 12,5 milyon kWh temiz enerji üretilmesi hedefleniyor. Bu yatırımlar sayesinde, bugünkü elektrik birim fiyatlarıyla yaklaşık 40 milyon TL tasarruf sağlanması öngörülüyor. 7 megavatı aşan yenilenebilir enerji kapasitesi İZSU Enerji Şube Müdürü Dr. Filiz Yaşar Mahlıçlı, yenilenebilir enerji projelerinin kurumun enerji verimliliği politikalarının temelini oluşturduğunu belirterek, kurulumu tamamlanan 3 ve yapımı süren 7 santralle birlikte İZSU’nun toplam kurulu gücünün 7 megavatı aştığını söyledi. Mahlıçlı, yapımı tamamlanmak üzere olan 7 tesisin dağıtım şirketi kabul işlemlerinin ardından şubat ayında devreye alınmasının planlandığını ifade etti. Yeni santraller yolda Yenilenebilir enerji yatırımlarının 2026 yılında da süreceğini belirten İZSU Enerji Şube Müdürü Dr. Filiz Yaşar Mahlıçlı, proje ve izin çalışmaları tamamlanan 5 GES ile onay süreci devam eden 18 GES ve 1 HES’in devreye alınmasıyla İZSU’nun yenilenebilir enerji kapasitesinin 23 megavata ulaşacağını söyledi. Bu kapasitenin, kurumun elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 10’unun yenilenebilir kaynaklardan karşılanması anlamına geldiğini belirten Mahlıçlı, tüm santrallerin tam kapasiteyle çalışması halinde yılda yaklaşık 45 milyon kWh elektrik üretileceğini ve bunun bugünkü elektrik birim fiyatlarıyla yaklaşık 160 milyon TL tasarruf sağlayacağını ifade etti. Mevcut santraller 9 tesisin elektrik enerjisi ihtiyacını karşılıyor İZSU’nun devreye aldığı yenilenebilir enerji santrallerinin toplam kurulu gücü 4,3 MW’a ulaştı. Bu santraller, 9 tesisin elektrik enerjisi ihtiyacını karşılıyor. Menemen Emiralem Boru Stok Sahası’nda kurulu 3,0 MW kapasiteli arazi tipi Güneş Enerji Santrali, Menderes Pompa İstasyonu ile Peker Mahallesi P23, Aliağa, Gümüldür Kuyu ve Tire terfi istasyonlarının yıllık yaklaşık 5 milyon kWh’lik elektrik tüketimini karşılıyor. 0,75 MW kapasiteli Menemen Emiralem Ambar Çatı Güneş Enerji Santrali, Bağarası ve Güneybatı atıksu arıtma tesislerini enerji üreten tesislere dönüştürüyor. Karabağlar P11 Pompa İstasyonu’nda kurulu 0,54 MW gücündeki boru içi hidroelektrik santral ise suyun basıncından yararlanarak yılda yaklaşık 1,5 milyon kWh yenilenebilir enerji üretiyor. 7 megavatı aşan yenilenebilir enerji kapasitesi Kurulum aşamasındaki 7 çatı ve arazi tipi güneş enerji santralinin toplam kurulu gücü 2,61 MW’a ulaşıyor. Karşıyaka ve Bayraklı ana atıksu pompa istasyonları, Bornova ve Buca su depoları, Karşıyaka Cumhuriyet Mahallesi Su Deposu ile Ulucak Atıksu Arıtma Tesisi çatı ve arazi GES projeleri bu kapsamda öne çıkıyor. Bu santraller, bulundukları tesislerin pompa ve işletme sistemlerinin elektrik ihtiyacını karşılayacak şekilde projelendirildi. Kurulumların tamamlanmasıyla Bayraklı, Karşıyaka, Eski Foça ve Balçova’daki tesisler başta olmak üzere toplamda yaklaşık 4,5 milyon kWh’lik elektrik enerjisi ihtiyacının yenilenebilir kaynaklardan karşılanması hedefleniyor. Geleceğe yatırım İZSU’nun yenilenebilir enerji yatırımları, enerji üretimi ve tasarrufun yanı sıra İzmir’in su altyapısını daha çevreci, dirençli ve sürdürülebilir hale getiriyor. Güneşten ve sudan elde edilen enerjiyle, kentin suyu geleceğe daha güçlü taşınıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SÜT-D, İklim Değişikliğiyle Mücadelede 'Hızımızı Artıralım' Çağrısı Yaptı  Haber

SÜT-D, İklim Değişikliğiyle Mücadelede 'Hızımızı Artıralım' Çağrısı Yaptı 

Temiz enerjiye adil ve kapsayıcı bir geçiş için farkındalığı artırma ve harekete geçme çağrı günü olan 26 Ocak Uluslararası Temiz Enerji Günü’nde İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu insan ve gezegen yararına temiz enerji için yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı, enerji verimliliği uygulamaları ve mevcut en temiz enerji teknolojileri ile iklim değişikliği mücadelemizde kimseyi geride bırakmadan temiz enerji lokomotifiyle hızımızı artıralım çağrısı yaptı. İklim Dostu, Erişilebilir ve Temiz Enerji 2015’te Birleşmiş Milletler(BM) 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı(SKA) ile 2030’a dek Aşırı yoksulluğu sona erdirme; Eşitsizlik ve adaletsizlik ile mücadele; İklim değişikliğini düzeltme için “Harekete Geç” diyerek çıktığımız yolda küresel başarımız düşük. SKA7: Erişilebilir ve Temiz Enerji ile SKA13:İklim Eylemi bugün kritik önemli.BM verisine göre 750 milyon insanın enerjiye erişimi yokken, yılda pişirme kirletici emisyonlarıyla 3,2 milyon erken ölüme, fosil kökenli hava kirliliğiyle 6 milyon ölüme, küresel sera gazı salımlarının yüzde 75’inden fazlasına da fosil kökenli yakmayla sebep olunuyor. Diğer yanda yenilenebilir kaynaklı kurulu enerji yatırımları gelişmekte olan ülkelerde her yıl artarak kişi başına 155 Watt’tan 341 Watt değerine ulaşsa da yeterli değil. Bu yatırımlarda her 1 dolar, fosil kaynaklı yatırımlara göre 3 misli istihdam yaratsa da, kademeli iyileşmeler olsa da SKA 7’nin “Herkes için uygun fiyatlı, karşılanabilir, güvenilir, sürdürülebilir ve modern enerjiye erişimi sağlama” hedeflerine ulaşmak mümkün değil. 2030’a dek yatırımların yılda 4 trilyon dolar’a ulaşması gerekiyor bilgisini veren SÜT-D Başkanı Prof.Dr. Filiz Karaosmanoğlu iklim dostu temiz enerjiye insan ve gezegenin erişim hakkı var dedi. Ülkemizin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi için Enerji Prof. Karaosmanoğlu “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2025 Kasım sonu verisine göre kurulu gücümüzde %26,5’i hidrolik enerji, %19,7’si doğal gaz, %18’i kömür, %11,9’u rüzgâr, %20,3’ü güneş, %1,4’ü jeotermal ve %2,1’i ise diğer kaynaklar yer alırken güneş ve rüzgârın payı üçte bir oranı ile yerli-temiz enerji için kazandığımız hızın ivmesinin artarak 2035’te dört katına çıkmasını bekliyoruz.Türkiye İstatistik Kurumu en son verisine göre ülkemizde 2023’te enerji:73,8; tarım:12,0; endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı:11,0; atık:2,3 yüzde oranlarında emisyona neden olurken toplam karbondioksit emisyonunda enerjinin payı ise yüzde 87,4 idi” sayılarına dikkat çekerek ülkemizin ikliim değişikliği mücadelesi için en iyi enerji yönetimi şart vurgusu yaptı. Enerjisini En İyi Yöneten İklimini de En İyi Yönetir Türkiye Uzun Dönemli İklim Stratejisi ile yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı, enerji verimliliği uygulamaları ve mevcut en temiz enerji teknolojileri tartışılamaz gereği ortaya konuyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve sürdürülebilirlik odaklı eğitim, araştırma, proje gücünü ortaya koyarak “2048 Karbon Nötr İTÜ” hedefiyle ilerleyen İTÜ ana desteğinde 4-5 Mayıs 2026 tarihlerinde“Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri” temalı 11. İstanbul Karbon Zirvesi’nde enerji masada olacak. Ev sahibi olduğumuz BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı(COP31; 9-20 Kasım 2026) öncesinde konusunun ilki ve teki paydaş platformu zirvemizde mevzuatı ilerleyen Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi ile Karbon Piyasası öncelikli başlıklar olacağını, SKA7 ve SKA13’ün irdeleneceğini ifade eden Dr. Karaosmanoğlu SÜT-D Düşük Karbon Kahramanı Ödül başvurusu sürüyor dedi. Temiz Enerji Lokomotifi Dr. Karaosmanoğlu güzelim ülkemizin yeşili, mavisi, yenilenebilir kaynak yüksek teknik potansiyeli, iklim dostu temiz enerji yatırımları için bizimle. İklim değişikliği mücadelemizde temiz enerji lokomotifiyle hızımızı artıralım çağrısı yaparak Uluslararası Temiz Enerji Günü kutlamasını sundu. Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği(SÜT-D): SÜT-D, sürdürülebilir üretim ve tüketim konusunda toplumda güçlü etki yaratmak için faaliyetler yaparak, en iyi enerji, su, atık yönetimi ile kaynak verimli, mevcut en iyi teknolojilerin kullanılması; çevre kirliliği,iklim değişikliği ve biyoçeşitlilik kaybı ile mücadele edilmesi; insan ve doğa dostu sürdürülebilir yaşam kültürü ile sürdürülebilir kalkınma farkındalığının artırılması için çalışarak bilgi ve kapasite oluşturmak hedefi ile 2013 yılında kamu, iş ve akademi temsilcilerince kuruldu. SÜT-D etkinliklerinde akademi, eğitim kurumları,iş dünyası, medya, resmi erk, sivil toplum örgütleri ve yerel yönetimler ile yakın iş birliğinde olma, “Sürdürülebilirlik Yönetimi” sosyal ve teknik yönleriyle uğraş vermeyi öncelikli görmekte, bugün ve yarında insanoğlunun refah ve konforu için sivil toplum yeşil ve mavi gücünü sunmaktadır.

Özyeğin Üniversitesi, Türkiye’dE TS ISO 46001 Sertifikası Alan İlk Üniversite Oldu Haber

Özyeğin Üniversitesi, Türkiye’dE TS ISO 46001 Sertifikası Alan İlk Üniversite Oldu

Halihazırda 2025–2026 akademik yılını “Su Yılı” ilan eden üniversite, kampüs genelindeki su kaynaklarını sistematik, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde yönettiğini belgelendiren TS ISO 46001 Su Verimliliği Yönetim Sistemi Sertifikasını almaya hak kazandı ve bu alanda uluslararası standartlara sahip Türkiye’deki ilk üniversite oldu. Özyeğin Üniversitesinin TS ISO 46001 Su Verimliliği Yönetim Sistemi Sertifikası’nı alma sürecinde, yıllardır sürdürülebilirlik vizyonu çerçevesindeki uygulamaları ve çevresel duyarlılığı esas alan kurumsal yapısı önemli rol oynuyor. Üniversitenin sürdürülebilirlik uygulamaları sayesinde kampüsten dünyaya; su, enerji, atık yönetimi, ulaşım ve biyoçeşitlilik gibi birçok alanda sürdürülebilir bir yaşam önceliklendiriliyor. Bu kararlılık doğrultusunda 2025–2026 akademik yılını “Su Yılı” ilan eden Özyeğin Üniversitesi, suyun verimli kullanımı konusunda farkındalık yaratma ve kurumsal dönüşümü destekleme yönündeki stratejik yol haritasını hayata geçirdi. Üniversite “Su Yılı” kapsamında kampüsteki su tüketimine dair şeffaf verileri paylaşırken, öğrenci kulüpleriyle su tasarrufu projeleri üretiyor; kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları ile ortak farkındalık etkinlikleri düzenliyor. Su Verimliliğinde Uluslararası Bir Başarı Sürdürülebilirlik alanındaki bu öncü yaklaşımıyla Özyeğin Üniversitesi, su kaynaklarının etkin ve verimli yönetimine ilişkin uluslararası bir başarıya imza atarak Türk Standardları Enstitüsü (TSE) tarafından verilen TS ISO 46001 Su Verimliliği Yönetim Sistemi Sertifikası’nı almaya hak kazandı ve Türkiye’de bu belgeyi alan ilk üniversite oldu. Bu kapsamda TSE Başkanı Mahmut Sami Şahin ve beraberindeki heyet, Özyeğin Üniversitesi Rektörlüğünü ziyaret etti. Ziyarette, Türk Standardları Enstitüsü (TSE) Başkanı Mahmut Sami Şahin ile birlikte Enstitü yetkilileri de yer aldı. Rektör Prof. Dr. Barış Tan’ın ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmada sürdürülebilirlik, su verimliliği ve kurumsal dönüşüm odağında karşılıklı değerlendirmelerde bulunulurken, ziyaret sertifika takdimi ile tamamlandı. “Türkiye’de bu sertifikayı alan ilk üniversite olmaktan gurur duyuyoruz” Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan, bu başarının uzun soluklu ve bütüncül bir yaklaşımın sonucu olduğuna dikkat çekerek “Doğal kaynakları stratejik bir değer olarak ele alan, ölçülebilir ve sürekli iyileştirmeyi esas alan sürdürülebilirlik vizyonumuzla çevresel sorumluluğu kurumsal yapımızın merkezine yerleştiriyoruz. Bu kapsamda TS ISO 46001 Sertifikasını, üniversitemizin sürdürülebilirlik yaklaşımını ölçülebilir ve denetlenebilir bir sistem olarak ele aldığının somut bir göstergesi olarak görüyoruz. Özyeğin Üniversitesinin bu alandaki liderliğinden ve Türkiye’de bu sertifikayı alan ilk üniversite olmaktan büyük bir gurur duyuyoruz. Bu sürecin tüm yükseköğretim kurumlarına ilham olmasını diliyorum” dedi. “Su stratejik bir değerdir, Özyeğin Üniversitesinin bu yaklaşımı örnek teşkil etmektedir” Törende konuşan TSE Başkanı Mahmut Sami Şahin, suyun sürdürülebilir yönetiminin önemine vurgu yaparak: “Su; hayatın, üretimin ve medeniyetin temeli olmasının yanı sıra etkin biçimde yönetilmesi, korunması ve hesap verebilir şekilde kullanılması gereken stratejik bir değerdir. TS ISO 46001 Su Verimliliği Yönetim Sistemi; kurumların suyu nasıl yönettiğini, izlediğini ve sürekli iyileştirdiğini ortaya koyan çağdaş bir yönetim yaklaşımı sunmaktadır” dedi. Özyeğin Üniversitesi’nin bu belgeyi almaya hak kazanmasının örnek bir uygulama olduğuna dikkat çeken Şahin: “Özyeğin Üniversitesi, sürdürülebilirliği kurumsal bir sistem olarak ele aldığını açıkça göstermiştir. Bu belge, çevresel sorumluluğun akademik bilinç ve kurumsal disiplinle bütünleşmesinin somut bir göstergesidir” diyerek Özyeğin Üniversitesi’ni vizyoner yaklaşımı dolayısıyla tebrik etti. Çevresel Sürdürülebilirlikte Entegre Yaklaşım Özyeğin Üniversitesi, su verimliliği alanındaki bu başarısını; enerji verimliliği ve atık yönetimi başta olmak üzere çevresel sürdürülebilirliğin farklı boyutlarını kapsayan bütüncül bir yönetim anlayışıyla destekliyor. Kampüs genelinde enerji tüketiminin izlenmesi ve azaltılmasına yönelik verimlilik odaklı altyapılar kullanılırken; atıkların kaynağında azaltılması, ayrıştırılması ve geri dönüşüme kazandırılması süreçleri de sistematik olarak yönetiliyor. Doğal kaynakların etkin kullanımını esas alan bu entegre yaklaşım, üniversitenin çevresel performansını sürekli iyileştirmeyi hedefleyen sürdürülebilirlik vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor. Özyeğin Üniversitesi, verimliliğini odağına alan bütüncül yaklaşımıyla sürdürülebilir geleceğe katkı sunmaya devam ediyor.

Oyak Renault, Güvenli Adımlar Projesini Hayata Geçirdi Haber

Oyak Renault, Güvenli Adımlar Projesini Hayata Geçirdi

Proje kapsamında Oyak Renault, Oyak Horse ve Renault Mais (Bursa Şubesi) çalışanlarının ilkokul çağındaki çocukları, ara tatil döneminde Bursa İl Emniyet müdürlüğü Çocuk Trafik Eğitim Parkı’nda düzenlenen uygulamalı eğitimlerle temel trafik kurallarını güvenli bir ortamda öğrenme fırsatı buldu. Renault Group’un sürücüler, yolcular ve tüm yol kullanıcıları için güvenliği merkeze alan önce insan (Human First) yaklaşımından ilham alan bu proje Bursa İl Emniyet Müdürlüğü’nün çocuk trafik eğitim parkında gerçekleştirildi. Projenin amacı, çocuklara erken yaşta yol güvenliği farkındalığı kazandırmak ve güvenli bir trafik kültürünün temellerini sağlam bir şekilde oluşturmaktır. Bu doğrultuda çocuklar, Bursa Çocuk Trafik Eğitim Parkı’nda gerçekleştirilen eğitim çalışmaları sayesinde trafik kurallarını deneyimleyerek öğrenme fırsatı elde etti. Eğitimin ardından çocuklar, Oyak Renault kampüsünde araç ve motor fabrikalarını ziyaret ederek üretim süreçlerini yakından inceleme imkânı buldu. Kampüs içerisinde yer alan Enerji Okulu’nda, sürdürülebilir bir yaşamın temel unsurlarını öğrenerek enerji kaynaklarının nasıl daha verimli kullanılabileceğine dair bilgiler edindiler. Bu ziyaretler, çocuklara modern üretim teknolojilerini ve üretimin her aşamasında güvenliğin nasıl sağlandığını gözlemleme fırsatı sundu. Program, trafik kültürünün geliştirilmesine katkı sağlayan gelişmiş sürüş destek sistemleri (ADAS), yapay zekâ ve dijital hayata giriş eğitimleriyle devam etti. Böylece çocuklar, hem otomobil güvenliği hem de dijital dünyaya dair temel farkındalık kazandı. “Çocukların trafik kurallarını günlük hayatlarının doğal bir parçası haline getirmelerini hedefliyoruz” Projeye ilişkin değerlendirmede bulunan Oyak Renault Yönetim Kurulu Başkanı ve Renault Group Türkiye CEO’su Lionel Jaillet şu ifadelere yer verdi: “Oyak Renault’da yalnızca güvenli araçlar üretmekle kalmıyor, aynı zamanda üretim süreçlerimizi “sıfır kaza” ilkesiyle yürütüyoruz. Bu yaklaşım, hem müşterilerimize hem de çalışanlarımıza güvenli bir ortam sağlamamıza imkân tanıyor. Araç ve üretim güvenliğinin ötesinde, trafik güvenliği bilincinin erken yaşta kazandırılmasının gelecekte daha güvenli bir toplum inşa etmenin temel adımlarından biri olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle hayata geçirdiğimiz Güvenli Adımlar Projesi ile Oyak Renault kampüs çalışanlarımızın çocuklarının yalnızca trafik kurallarını öğrenmelerini değil, bu kuralları günlük yaşamlarının doğal bir parçası hâline getirmelerini amaçlıyoruz. Projeyi, trafik farkındalık eğitimi, üretim süreçleri ve iş güvenliği eğitimi, sürdürülebilir yaşamın temel unsurlarını öğrenecekleri enerji verimliliği eğitimi ve dijital hayatın temellerini öğrenebilecekleri kapsamlı bir model olarak kurguladık. Bu yaklaşımın, uzun vadede daha bilinçli, duyarlı ve sorumluluk sahibi bireylerin yetişmesine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu projeyi hayata geçirmemizde değerli destekleri için Bursa İl Emniyet Müdürlüğü’ne içten teşekkürlerimizi sunuyoruz”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.