Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji Verimliliği

Kapsül Haber Ajansı - Enerji Verimliliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Verimliliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sürdürülebilirlik Güvenlik Teknolojilerinde Yeni Satın Alma Kriteri Oldu Haber

Sürdürülebilirlik Güvenlik Teknolojilerinde Yeni Satın Alma Kriteri Oldu

Ağ video çözümlerinde dünya lideri Axis Communications tarafından yayımlanan 2025 Sürdürülebilirlik Raporu, güvenlik sektöründe bu dönüşümün hızlandığını ortaya koyuyor. Şirket, büyümesini sürdürürken karbon emisyonlarını azaltma, kaynak kullanımını optimize etme ve değer zinciri boyunca sürdürülebilirliği yaygınlaştırma hedeflerinde önemli ilerlemeler kaydetti. Satın alma ekiplerinin gündemi değişiyor Özellikle Avrupa Birliği'nin sürdürülebilirlik ve tedarik zinciri düzenlemeleri, kurumların teknoloji yatırımlarına bakışını değiştiriyor. Günümüzde birçok kuruluş, güvenlik çözümlerini değerlendirirken yalnızca ürün özelliklerine değil; enerji verimliliğine, kullanılan malzemelere, tedarik zinciri şeffaflığına ve üreticilerin sürdürülebilirlik performansına da odaklanıyor. Bu yaklaşım, güvenlik teknolojilerinde "en düşük satın alma maliyeti" anlayışından "uzun vadeli değer ve sürdürülebilirlik" yaklaşımına geçişi hızlandırıyor. Sektörde toplam sahip olma maliyeti (TCO) ve ürün yaşam döngüsü yönetimi giderek daha önemli hale geliyor. Daha düşük emisyon, daha yüksek verimlilik Axis'ın 2025 Sürdürülebilirlik Raporu'na göre şirket, elektrik tüketimi ve ürün lojistiğinden kaynaklanan emisyonlarını azaltırken, ürün portföyündeki yenilenebilir karbon bazlı plastik kullanımını artırdı. Aynı zamanda iş ortaklarıyla yürüttüğü çalışmalarla sürdürülebilirlik uygulamalarını tüm değer zincirine yaymayı hedefliyor. Güvenlik sektöründe sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel etkiyi azaltmakla sınırlı değil. Daha uzun ürün ömrü, yazılım desteğiyle donanımın kullanım süresinin uzatılması, enerji verimliliği ve kaynakların daha etkin kullanılması da kurumların yatırım kararlarında önemli rol oynuyor. Yeni nesil güvenlik anlayışı Axis Communications, sürdürülebilirliği iş stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyor. Şirket, ikinci kez sürdürülebilirlik raporunu Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (ESRS) doğrultusunda hazırlayarak Avrupa Birliği Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi'ne (CSRD) uyum çalışmalarını sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde güvenlik teknolojileri sektöründe başarı; yalnızca daha akıllı ve daha güvenli çözümler sunmakla değil, aynı zamanda daha sürdürülebilir teknolojiler geliştirmekle de ölçülecek. Bu nedenle sürdürülebilirlik, kurumların güvenlik yatırımlarında giderek daha belirleyici bir satın alma kriteri haline geliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSKB ve JBIC Arasında Dev Anlaşma Haber

TSKB ve JBIC Arasında Dev Anlaşma

T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğünde temin edilen kaynakla Türkiye genelinde sera gazı emisyonlarının azaltılmasını amaçlayan yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, su ve atık yönetimi yatırımları ile diğer yeşil yatırımlara finansman sağlanacak. TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, sağlanan kredinin JBIC ile bugüne kadar imzalanan en yüksek tutarlı kredi olduğunu belirterek, “COP31 Zirvesi’ne hazırlanan Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ve düşük karbonlu ekonomiye geçişine JBIC GREEN 4 kredisiyle katkı sağlamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz” dedi. Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınması için yeşil dönüşümü desteklemeyi sürdüren Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), uzun soluklu iş ortağı Japonya Uluslararası İş Birliği Bankası (JBIC) ile yürüttüğü iş birliğine bir yenisini daha ekledi. Daha önce 2015, 2022 ve 2023 yıllarında JBIC ile hayata geçirilen GREEN kredi anlaşmalarının devamı niteliğindeki bu yeni finansmanla birlikte 350 milyon ABD doları tutarındaki GREEN 4 kredi anlaşması imzalandı. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğüyle sağlanan söz konusu kredi, Türkiye genelinde sera gazı emisyonlarının azaltılmasına katkı sunacak yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, su ve atık yönetimi yatırımları ile diğer yeşil yatırımların finansmanında kullanılacak. Anlaşmaya JBIC’in yanı sıra temsilci banka olarak MUFG Bank, Ltd. de destek veriyor. TSKB, Samuray Bonoları ihracı aracılığıyla Japon sermaye piyasalarında başlattığı işlemlerini 1999 Marmara depreminden etkilenen firmaların desteklenmesi amacıyla 2000 yılında JBIC ile imzaladığı ilk kredi anlaşmasıyla pekiştirirken, iki kurum arasındaki stratejik ortaklığın da temellerini attı. TSKB ve JBIC arasındaki güçlü iş birliği, ilerleyen yıllarda sürdürülebilir kalkınma odağında derinleşerek devam etti. Bu kapsamda, Türkiye’de sera gazı emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlamak amacıyla 150 milyon ABD doları tutarındaki GREEN 1 kredi anlaşması 2015 yılında hayata geçirildi. Bunu, 2022 yılında imzalanan 220 milyon ABD doları tutarındaki GREEN 2 kredi anlaşması izledi. 2023 yılında ülkemizin doğu ve güneydoğu bölgelerinde yaşanan deprem felaketinin ardından ise iki kurum arasındaki köklü iş birliğinin ve Türkiye ile Japonya arasındaki dayanışmanın bir göstergesi olarak temin edilen 200 milyon ABD doları tutarındaki GREEN 3 kredisiyle, depremden etkilenen firmaların yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımları desteklendi. TSKB, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecine katkı sağlamayı kararlılıkla sürdürüyor. 2015, 2022 ve 2023 yıllarında hayata geçirilen GREEN kredilerinin devamı niteliğindeki bu anlaşmayla birlikte TSKB’nin JBIC’ten son 10 yılda sağladığı toplam finansman tutarı yaklaşık 1,2 milyar dolar seviyesine ulaştı. JBIC ile imzalanan kredi anlaşması hakkında değerlendirmede bulunan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, “JBIC ile 2000 yılından bu yana başarıyla sürdürdüğümüz stratejik ortaklığımızı, Türkiye ve Japonya’nın birbirlerine destek olma konusunda uzun yıllara dayanan güçlü iş birliği geçmişinden aldığımız güçle 350 milyon dolarlık bu yeni anlaşmayla bir üst seviyeye taşımaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. JBIC’ten temin edilen en yüksek montanlı kredi olma özelliğini taşıyan GREEN 4 kredisi, ülkemizin enerji politikaları, 2053 net sıfır emisyon hedefi ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş hedefleriyle de bütünlük gösteriyor. Bu kaynakla yenilenebilir enerjiden su yönetimine kadar geniş bir yelpazedeki yeşil yatırımları destekleyerek ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkımızı daha da büyüteceğiz. Türkiye, Paris Anlaşması kapsamındaki Ulusal Katkı Beyanı (NDC) çerçevesinde 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını mevcut artış senaryosuna göre %41 azaltmayı hedeflerken, yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması, enerji verimliliği, yeşil sanayi dönüşümünü öncelikli alanlar arasında konumlandırıyor. Bu kaynakla yenilenebilir enerjiden su ve atık yönetimine kadar geniş bir yelpazedeki yeşil yatırımları destekleyerek ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkımızı daha da büyüteceğiz. COP31 Zirvesi’ne hazırlanan Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ve düşük karbonlu ekonomiye geçişine JBIC GREEN 4 kredisiyle değer yaratmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu yeni finansman ile Türkiye’nin COP31 Eylem Gündem’indeki önceliklerine, özellikle temiz enerji dönüşümü, yeşil sanayileşme ve iklim eylemi uygulama mekanizması eylemlerine katkı sunmayı amaçlıyoruz. Hazine ve Maliye Bakanlığımız garantörlüğü altında değerli iş ortağımız JBIC ile imzaladığımız bu yeni anlaşmayla sürdürülebilir kalkınma rotasında ülkemiz için güçlü bir adım daha attık. Bu kapsamda, GREEN 4 kredimiz için Hazine ve Maliye Bakanlığı’na değerli desteklerinden dolayı en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi. JBIC Genel Direktörü Hiroyuki Suzuki anlaşma hakkında şu açıklamaları yaptı: “GREEN 4 kredisi, JBIC ve TSKB arasında süregelen iş birliği temelinde gelişen uzun soluklu ve yakın ortaklığı yansıtıyor. JBIC olarak, TSKB’nin finansman faaliyetleri aracılığıyla Türkiye’de sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesinde üstlendiği önemli rolü büyük bir takdirle karşılıyoruz. Bu kredinin, Türkiye’de yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve çevresel açıdan sürdürülebilir diğer yatırımların teşvik edilmesine katkı sağlaması, ülkenin enerji güvenliğini güçlendirmesi ve Japon şirketlerinin uzmanlık ve teknolojileriyle iş birliği fırsatları yaratmasını bekliyoruz. Japonya’nın politika odaklı finans kuruluşu olarak JBIC’in Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik çabalarını desteklemek ve Japonya ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkileri daha da güçlendirmek amacıyla TSKB ile yakın iş birliği içinde çalışmaya devam edeceğini paylaşmak isteriz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EİB’de Üst Düzey Atama  Haber

EİB’de Üst Düzey Atama 

Yusuf Gabay, EİB bünyesinde Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Geçmiş Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Işık’tan sonra Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörlüğü görevini yürütecek ikinci isim olacak. Gabay, sürdürülebilirlik çalışmalarını daha ileri taşımak için çalışacaklarını söyledi. EİB sürdürülebilirlikte öncü kurumlar arasında yer alıyor Sürdürülebilirliğin küresel ticaretin geleceğini belirleyen temel unsurlardan biri haline geldiğini ifade eden Yusuf Gabay, Ege İhracatçı Birlikleri'nin bu alanda uzun yıllardır öncü çalışmalar yürüttüğünü belirtti. Gabay, "Dünya ticaretinin kuralları değişiyor. Artık rekabet karbon ayak izi, kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi, izlenebilirlik ve sosyal sorumluluk kriterleriyle de şekilleniyor. Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve sürdürülebilirlik raporlama yükümlülükleri ihracatçılarımız için yeni bir dönemin kapılarını açıyor. Ege İhracatçı Birlikleri olarak bu dönüşüm sürecinde üyelerimizin yanında yer alıyor, sürdürülebilirliği ihracatımızın geleceğini şekillendiren stratejik bir alan olarak görüyoruz." dedi. Global Compact'a üye olan ilk ihracatçı birliği EİB'nin sürdürülebilirlik alanında Türkiye'de birçok ilke imza attığını belirten Başkan Gabay, "Ege İhracatçı Birlikleri, dünyanın en büyük sürdürülebilirlik inisiyatifi olan Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi'ne (UN Global Compact) üye olan ilk ihracatçı birliği olmuştur. 2021 yılında sorumluluk bildirim raporumuzu sunarak bu küresel inisiyatifin bir parçası olduk. Düzenli olarak yayımladığımız İlerleme ve Sorumluluk Bildirim Raporlarımızla sürdürülebilirlik alanındaki performansımızı şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşıyoruz." diye konuştu. 8 bin ihracatçı firmanın yeşil dönüşüm yolculuğuna rehberlik ediyor EİB bünyesinde faaliyet gösteren Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu'nun 12 ihracatçı birliğinin temsilcilerinden oluştuğunu ifade eden Gabay, sürdürülebilir ihracat, dijital dönüşüm, temiz teknolojiler, iklim değişikliğiyle mücadele ve döngüsel ekonomi alanlarında kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü söyledi. "Bugün 8 bini aşkın ihracatçı firmamızın yeşil dönüşüm yolculuğuna rehberlik ediyoruz." diyen Yusuf Gabay, şöyle devam etti: "Firmalarımıza karbon ayak izi hesaplama ve yönetimi, sürdürülebilir ihracat stratejileri, döngüsel ekonomi uygulamaları, AB Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi konularda eğitimler ve danışmanlık hizmetleri sunuyoruz. Aynı zamanda yeşil finansman kaynaklarına erişim, sürdürülebilirlik raporlaması ve uluslararası mevzuatlara uyum süreçlerinde de üyelerimize destek oluyoruz. Amacımız ihracatçılarımızın küresel pazarlardaki rekabet gücünü korurken yeni ticaret düzenine en hızlı şekilde uyum sağlamalarını desteklemek." 2025 yılında 66 eğitimle 2 bin 500 katılımcıya ulaşıldı Sürdürülebilirliğin bilgi ve farkındalıkla güçleneceğini belirten Gabay, EİB'nin son yıllarda eğitim faaliyetlerine önemli kaynak ayırdığını söyleyerek, "2025 yılı boyunca sürdürülebilirlik temalı 66 eğitim, webinar, panel ve çalıştay düzenledik. Yaklaşık 2 bin 500 katılımcıya ulaştık. Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi), tekstilde sürdürülebilir çözümler, karbonsuzlaşma uygulamaları, AB mevzuatları, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir üretim konularında sektörlerimize yönelik çok sayıda program gerçekleştirdik. Bunun yanında kadınlar, gençler, üreticiler ve ihracatçılarımıza yönelik farkındalık projeleriyle sürdürülebilir kalkınmanın sosyal boyutunu da destekledik." diye konuştu. Devlet desteklerinde en kapsamlı hizmeti EİB sunuyor Başkan Gabay, “Devlet destekleri konusunda EİB olarak ihracatçı firmalarımıza en kapsamlı rehberlik hizmeti sunan kurumların başında geliyoruz. Yurt dışı fuarlar, Turquality, UR-GE, marka, tasarım, e-ihracat, pazara giriş belgeleri ve Responsible destekleri başta olmak üzere birçok alanda firmalara danışmanlık sağlıyoruz. Bu çalışmalar sayesinde firmalarımızın küresel pazarlarda daha güçlü markalar haline gelmesini destekliyoruz." dedi. Sürdürülebilirlik ödülleri Sektörlerin sürdürülebilir dönüşümünü destekleyen projelere büyük önem verdiklerini dile getiren Gabay, sürdürülebilirlik kriterlerinin EİB'nin UR-GE projelerinde temel öncelikler arasında yer aldığını vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti: "Tarım sektörlerinde sürdürülebilir üretim ve izlenebilirlik uygulamaları, sanayi sektörlerinde enerji verimliliği ve düşük karbonlu üretim teknolojileri, madencilik sektöründe çevre dostu üretim ve kaynak verimliliği gibi alanlarda çalışmalar yürütüyoruz. Geçen sene ABD, İspanya, Avusturya ve Çin’in de aralarında bulunduğu sekiz ülkenin aday olduğu yarışmada, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz, İspanya’da düzenlenen 42. Uluslararası Kuru ve Kabuklu Meyveler Kongresi’nden (INC) anlamlı bir ödülle döndü. Birliğimizin gıda güvenliği çalışmaları çerçevesinde geliştirdiği “Aflatoksinli Kuru İncirlerin Sürdürülebilir Yönetimi Projesi”, Palma de Mallorca’daki kongrede, “Sürdürülebilirlik Ödülü”ne değer görüldü. Türkiye’nin projeyle ortaya koyduğu bütüncül yaklaşım, INC tarafından “küresel ölçekte model” olarak değerlendirildi. Aynı zamanda geçtiğimiz günlerde tekstil sektöründe gerçekleştirilen Yaşam Döngüsü Analizi Danışmanlığı faaliyetimizin Ticaret Bakanlığımız tarafından 'İyi Uygulama Örneği' ödülüne layık görülmesi sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarımızın başarısını ortaya koymuştur." EİB'nin yalnızca üyelerine değil, kendi kurumsal yapısında da sürdürülebilirlik uygulamalarını hayata geçirdiğini belirten Yusuf Gabay, "ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve Sıfır Atık Belgesi kapsamında çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Dijitalleşme ve kağıtsız ofis uygulamalarıyla kaynak kullanımını azaltıyor, sera gazı emisyonlarımızı uluslararası standartlara uygun şekilde ölçüyor ve çevresel performansımızı düzenli olarak raporluyoruz. Kurum olarak örnek olmayı önemsiyoruz.” dedi. Yeni dönemde odak noktası: Karbon yönetimi ve yapay zeka Yeni dönemde ihracatçıların yeşil dönüşüm sürecine daha güçlü destek vermeyi hedeflediklerini söyleyen Gabay, "Önümüzdeki dönemde firmalarımızın karbon yönetimi ve iklim riskleri konusunda kapasitelerini artırmaya, SKDM ve sürdürülebilirlik raporlaması süreçlerine uyumlarını hızlandırmaya, döngüsel ekonomi uygulamalarını yaygınlaştırmaya ve enerji verimliliği projelerini desteklemeye odaklanacağız. Bunun yanında uluslararası fonlardan daha fazla yararlanılması, Avrupa Birliği projelerinde etkinliğin artırılması ve yapay zeka ile dijital teknolojilerin sürdürülebilirlik çalışmalarına entegrasyonu da önceliklerimiz arasında yer alacak. Hedefimiz, sektörlerimizin sürdürülebilirlik yol haritalarını güçlendirerek Türk ihracatının küresel rekabetçiliğine katkı sunmak." diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WIN EURASIA 2026, Endüstrinin Geleceğini Şekillendiren Teknolojileri Sahaya Taşıyor Haber

WIN EURASIA 2026, Endüstrinin Geleceğini Şekillendiren Teknolojileri Sahaya Taşıyor

Hannover Fairs Turkey tarafından İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen WIN EURASIA; 13 Haziran’a kadar canlı demo alanları, gerçek zamanlı üretim senaryoları ve deneyim odaklı özel bölümleriyle üretimin geleceğine ev sahipliği yapacak. İmalat sanayisinin dönüşüm yolculuğuna 32 yıldır eşlik eden WIN EURASIA, İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. Hannover Fairs Turkey tarafından düzenlenen Uluslararası Otomasyon ve Makine Teknolojileri Fuarı WIN EURASIA 2026; kamu temsilcileri, sektör liderleri, küresel teknoloji markaları ve uluslararası satın almacıları aynı platformda buluşturdu. Toplam 55 bin metrekarelik alanda, altı salonda gerçekleştirilen fuar; 600’ün üzerinde marka ve 40 binden fazla ziyaretçiyi ağırlıyor. Fuar, dört gün boyunca üretim ekosisteminin tüm bileşenlerini aynı teknoloji altyapısında buluşturan bütüncül bir deneyim sunacak. Elektrik ve enerji otomasyonundan robotik sistemlere, dijital fabrika teknolojilerinden kaynak uygulamalarına kadar üretim sanayisinin tüm bileşenlerini kapsayan WIN EURASIA 2026, bu yıl özellikle bağlantılı üretim teknolojilerine odaklanan özel alanlarıyla öne çıkıyor. Gerçek zamanlı veri yönetimi, yapay zekâ destekli üretim optimizasyonu, akıllı sensör teknolojileri, kestirimci bakım sistemleri ve 5G altyapıları; fuar boyunca canlı uygulamalarla sektör profesyonelleriyle buluşuyor. Dünya makine ticareti 2 yıldır rekor kırıyor TİM Başkan Vekili ve Türkiye Makine Federasyonu (MAKFED) Yönetim Kurulu Başkanı Kutlu Karavelioğlu fuar açılışında yaptığı konuşmasında fuarların önemine değinerek, “Her zaman ürünlerimizin ve hizmetlerimizin tanıtıldığı önemli platformlar olarak hayatımızda var olacaklar. İple çekeceğimiz, sektörlerimiz için adeta görkemli bir şölen olarak değerlendirdiğimiz WIN EURASIA fuarımızı bir daha gerçekleştirmenin mutluluğu içerisindeyiz” dedi. Dünya makine ticaretinin 2 yıldır adeta rekor kırdığına dikkat çeken Kutlu Karavelioğlu, geçen yıl yüzde 7 artışla 35 trilyon dolarlık bir pazara ulaşıldığını kaydetti. Endüsri 4.0 ile başlayan sektörlerde üretim modellerinin entegrasyonu çok önemli hale getirdiğini ifade eden Kutlu Karavelioğlu, “Artık sadece robotları değil insan ile entegre olan tesisleri görüyoruz. Bu nedenle dijital yeteneklerin geliştirilmesi çok kıymetli. Makine sektörü ürün ve teknoloji, esneklik, niş alanlarda derinleşebilmek konularında oldukça tecrübeli hale geldi. Makine sektöründeki ürünler rekabetçidir. 200’den fazla ürün grubumuzda bu rekabeti hissediyoruz. Makine ihracatımız ile Türkiye’de ikinci, dünyada 9’uncu sırada yer alıyoruz” dedi. 30 binden fazla işletme ve 500 binin üzerinde istihdama sahip olduklarına dikkat çeken Kutlu Karavelioğlu, “60 milyar dolarlık üretim kapasitemiz ve 30 milyar dolara yakın da ihracata sahibiz. Katma değeri en yüksek ürünler sıralamasında da önemli rol oynuyoruz. 2025 yılında 185 milyar dolar, son 5 yılda ise 685 milyar dolar olan makine yatırımlarımız ile dünyanın en büyük pazarlarından biriyiz. Rekabetin yoğun olduğu bir sektördeyiz. Dışarıdan yatırım çekmeye de devam ediyoruz” şeklinde konuştu. Sektör dijitalleşmenin lokomotifi konumunda Fuarın açılışında konuşan İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Üyesi Gıyasettin Eyyüpkoca, makine ve otomasyon, hiç şüphesiz Türkiye ekonomisinin en stratejik sektörlerinden birisi olduğu belirterek, “Ülkemizin üretim kapasitesini, ihracat gücünü ve teknolojik bağımsızlığını doğrudan etkileyen bu alan; aynı zamanda katma değerli üretimin, dijitalleşmenin ve nitelikli istihdamın da lokomotifi. İşte böylesi önemli bir sektörde, altı ayrı fuarı tek çatı altında toplayan WIN EURASIA, yalnızca makinelerin değil; fikirlerin, emeğin ve geleceğe dair umutların da buluştuğu bir platform haline dönüştü. Bu veçheden baktığımızda, WIN EURASIA, yalnızca bir sergi alanı değil; ticaretin, iş birliğinin ve yeni ortaklıkların doğduğu, canlı bir ekonomik buluşma noktasıdır. Biz de İstanbul Ticaret Odası olarak, sanayicimizin ve girişimcimizin teknolojiyle buluşmasını, küresel rekabette güçlenmesini her zaman önceliğimiz olarak görüyoruz. Şuna yürekten inanıyoruz: Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, asıl değeri yaratan yine insandır; üreten zihindir, cesaretle yatırım yapan girişimcidir. İşte bu fuar da o insanları, o zihinleri ve o cesareti bir araya getirdiği için kıymetlidir” diye konuştu. “Üretimin geleceğini, sahada deneyimliyoruz” Fuarın açılışında konuşan Hannover Fairs Turkey & MENA Genel Müdürü Mehtap Gürsoy ise, üretim teknolojilerindeki dönüşümün teorik bir vizyondan çıkarak doğrudan üretim sahasına taşındığını vurguladı. Bugün sanayinin artık daha hızlı üretmekten ibaret olmadığının altını çizen Gürsoy, “Günümüzde sanayi, daha entegre, daha akıllı, daha sürdürülebilir ve daha verimli üretim modelleri; küresel rekabetin en belirleyici unsuru haline geldi. Yapay zekâdan endüstriyel IoT’ye, robotik sistemlerden 5G altyapılarına kadar birçok teknoloji artık birbirinden bağımsız değil; aynı üretim zincirinin birlikte çalışan parçaları olarak konumlanıyor. WIN EURASIA 2026’da da bu dönüşümü canlı uygulamalar ve deneyim alanlarıyla doğrudan sahaya taşıyoruz. WIN EURASIA’da, üretimin geleceğini şekillendiren büyük bir dönüşüm ekosistemini hep birlikte deneyimleyeceğiz. “dedi. 5G Arena ile bağlantılı üretim teknolojileri canlı olarak deneyimleniyor Fuarın en dikkat çekici bölümlerinin başında, Salon 7’de birlikte kurgulanan 5G Arena, Endüstriyel IoT Özel Alanı ve Endüstriyel Yapay Zekâ Özel Alanı geliyor. Teknoloji Çözüm Ortağı Türk Telekom, 5G Network Çözüm Ortakları Nokia & Opticoms ile Ev Sahibi ve Alt Yapı Ortağı İstanbul Fuar Merkezi iş birliğiyle hayata geçirilen 5G Arena’da; düşük gecikme süresi, yüksek veri aktarım kapasitesi ve gerçek zamanlı bağlantı teknolojilerinin üretim süreçlerine etkisi canlı uygulamalarla ziyaretçilere aktarılıyor. Bakım-onarım teknolojileri ilk kez özel bir platformda ele alınıyor WIN EURASIA 2026 kapsamında bu yıl ilk kez hayata geçirilen Bakım Onarım Atölyesi de fuarın öne çıkan bölümleri arasında yer alıyor. Üretimde verimlilik, operasyon sürekliliği ve plansız duruşların azaltılması gibi kritik başlıklara odaklanan alanda; canlı demo uygulamaları, teknik uzman anlatımları ve uygulamalı bakım süreçleri sektör profesyonelleriyle buluşuyor. Özel alanlar, yeni iş birliklerinin kurulmasına katkı sağlıyor Kaynak teknolojileri tarafında ise Kaynak Uygulama Alanı-Uçtan Uca Üretim Deneyimi ile lazer kesimden robotik kaynağa kadar tüm üretim süreci canlı olarak deneyimlenebiliyor. Urban Steel Rockstars iş birliğiyle oluşturulan networking hub ve kaynak şovları ise fuar deneyimini daha dinamik ve etkileşimli hale getiriyor. Kaynak teknolojileri alanında içerik üreten uluslararası influencer’ların da fuarda yer almasıyla birlikte, sektör profesyonelleri için yeni iş birliklerinin kapısı aralanıyor. WIN EURASIA 2026 ayrıca, Eleman.net iş birliğiyle hayata geçirilen İş & Kariyer Noktası’nda yapay zekâ destekli işe alım süreçlerinden genç yeteneklere yönelik kariyer uygulamalarına kadar sanayinin insan kaynağı dönüşümüne odaklanan özel bölümleriyle de sektörün geleceğine yön veren başlıkları gündeme taşıyor. Endüstriyel IoT Özel Alanı’nda veri odaklı üretim modelleri, akıllı sensör teknolojileri, endüstriyel haberleşme altyapıları ve kestirimci bakım çözümleri sergilenirken; Endüstriyel Yapay Zekâ Özel Alanı’nda ise insansı robotlar, otonom karar mekanizmaları ve üretimde yapay zekâ kullanım senaryoları sahada deneyimlenebiliyor. Bu alanlar, akıllı fabrikaların nasıl çalışacağını gerçek zamanlı üretim senaryoları üzerinden gösteren entegre bir teknoloji ekosistemi sunuyor. 250’yi aşkın uluslararası satın almacı, İstanbul’da bir araya geliyor WIN EURASIA 2026 hem teknoloji ve üretim çözümlerini hem de uluslararası ticaret ağlarını güçlendirmeyi hedefliyor. Bu yıl Almanya, Çin, Japonya ve İtalya başta olmak üzere birçok ülkeden katılımcıyı ağırlayan fuar kapsamında; Avrupa, Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Türki Cumhuriyetlerden 250’nin üzerinde nitelikli satın almacı Hosted Buyer Programı çerçevesinde İstanbul’da bir araya geldi. Dört gün boyunca devam edecek fuarda; endüstriyel dönüşüm, enerji verimliliği, sürdürülebilir üretim, otomasyon teknolojileri ve dijitalleşme başlıklarında konferanslar, paneller ve teknik oturumlar gerçekleştirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kuveyt Türk, Veri Merkezlerinde Avrupa Standartlarında Operasyon Kalitesini Tescilledi Haber

Kuveyt Türk, Veri Merkezlerinde Avrupa Standartlarında Operasyon Kalitesini Tescilledi

Türkiye’nin öncü katılım finans kuruluşu Kuveyt Türk, veri merkezi operasyonlarında uluslararası standartlara uyumunu bir üst seviyeye taşıyarak TS EN 50600-3 Operasyon Sertifikasyon sürecini başarıyla tamamladı. Bu kapsamda, kurum bünyesindeki veri merkezleri için TSE Veri Merkezi Operasyon Belgesi almaya hak kazandı. Bu sertifikayla birlikte Kuveyt Türk, tüm bankalar arasında bu belgeyi alan ikinci banka, katılım finans kuruluşları arasında ise ilk kurum olarak teknoloji altyapısı ve operasyon yönetimindeki öncü konumunu güçlendirdi. TS EN 50600-3 standardı, veri merkezlerinin günlük işletme süreçlerinin profesyonel, güvenli, sürdürülebilir ve Avrupa standartlarına uygun şekilde yürütüldüğünü belgeleyen en önemli operasyon standartları arasında yer alıyor. “İş sürekliliği ve risk yönetiminde güçlü yatırım” Kuveyt Türk Bankacılık Servis Grubundan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İrfan Yılmaz, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti: “Dijital bankacılıkta güçlü müşteri deneyiminin temelinde, kesintisiz çalışan güvenilir teknoloji altyapıları yer alıyor. Veri merkezlerimiz için aldığımız TS EN 50600-3 Operasyon Belgesi, yalnızca altyapı kalitemizi değil; günlük operasyon süreçlerimizin Avrupa standartlarında, güvenli ve sürdürülebilir şekilde yönetildiğini de tescilliyor. Bu hizmet, teknoloji yatırımlarımızın iş sürekliliği, risk yönetimi ve sürdürülebilirlik odağında ne kadar güçlü bir zemine oturduğunu göstermesi açısından son derece önemli.” Bu sertifika; yalnızca fiziksel altyapının değil, veri merkezlerindeki operasyonel süreç yönetimi, iş sürekliliği, kesintisiz hizmet, risk yönetimi, enerji verimliliği, yaşam döngüsü yönetimi ve değişiklik süreçlerinin de yüksek standartlarda yönetildiğini ortaya koyuyor. Sürdürülebilir ve verimli veri merkezi yönetimi TS EN 50600-3 standardı, veri merkezlerinin yalnızca bugünkü performansını değil, uzun vadeli sürdürülebilirlik ve kaynak kullanım verimliliğini de esas alıyor. Bu çerçevede Kuveyt Türk’ün veri merkezleri, enerji kullanımı, operasyonel disiplin ve süreç sürekliliği açısından Avrupa standartları seviyesinde tescillenmiş oldu. Bu sertifikasyon Kuveyt Türk’ün dijital bankacılık, açık bankacılık, yapay zekâ ve kritik finansal sistemler için kullandığı veri altyapısının güvenilirliğini daha da güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Roca Grup, Avrupa’nın İklim Liderleri Arasında Yer Aldı Haber

Roca Grup, Avrupa’nın İklim Liderleri Arasında Yer Aldı

İklim krizi, üretim modellerinden yatırım kararlarına, teknoloji geliştirmeden tüketici beklentilerine kadar tüm iş dünyasını yeniden şekillendiren küresel bir dönüşüm alanı. Bu dönüşümün öncü aktörlerinden biri olan Roca Grup, Financial Times ve Statista iş birliğiyle hazırlanan Europe’s Climate Leaders 2026 araştırmasında Avrupa’nın iklim liderleri arasında yer aldı., Avrupa genelinde değerlendirilen 600 şirket arasında 242’nci sırada yer alan Roca Grup, Avrupa’daki banyo ürünleri üreticileri arasında ise en yüksek sırada konumlandı. İklim performansını ölçülebilir sonuçlara dönüştüren başarı Roca Grup’un sıralamadaki başarısının temelinde, 2019-2024 yılları arasında Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarında elde ettiği yüzde 48,1’lik mutlak azaltım bulunuyor. Europe’s Climate Leaders araştırması; şirketleri yalnızca taahhütleriyle değil, doğrulanabilir sürdürülebilirlik performanslarıyla değerlendiriyor. Emisyon yoğunluğundaki iyileşmeler, enerji dönüşümü, operasyonel verimlilik ve Bilime Dayalı Hedefler Girişimi (SBTi) kapsamındaki iklim taahhütleri de değerlendirme kriterleri arasında yer alıyor. Bu sonuç, Roca Grup’un sürdürülebilirliği bir kurumsal hedef olmanın ötesinde üretimden tedarik zincirine kadar tüm operasyonlarının merkezine yerleştirdiğini ortaya koyuyor. Şirket ayrıca sürdürülebilirlik performansının uluslararası ölçekte değerlendirildiği EcoVadis derecelendirmesinde Platinum seviyesinde yer alarak çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki başarısını en üst seviyede tescilledi. Türkiye, Roca’nın küresel dönüşüm hikayesinde stratejik bir merkez Roca Grup’un sürdürülebilir büyüme stratejisinde Türkiye önemli bir rol üstleniyor. Eskişehir’de bulunan ve yıllık 1 milyon adedin üzerinde üretim kapasitesine sahip tesis, Roca’nın dünya genelindeki üretim ağı içerisinde armatür ve gömme rezervuar kategorilerinde tanımladığı üç stratejik üretim merkezinden biri olarak faaliyet gösteriyor. Üretilen ürünlerin yüzde 75-80’i başta EMEA bölgesi olmak üzere 170’ten fazla ülkeye ihraç edilirken, tesis yalnızca üretim kapasitesiyle değil; enerji verimliliği, otomasyon yatırımları ve çevresel dönüşüm projeleriyle de grubun sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor. Önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan kapasite artırımları, dijitalleşme uygulamaları ve enerji verimliliği odaklı yatırımların da Türkiye’nin küresel üretim ağı içerisindeki stratejik konumunu daha da güçlendirmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TFI TAB Gıda Yatırımları İkinci Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı Haber

TFI TAB Gıda Yatırımları İkinci Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı

Türkiye’nin lider hızlı servis restoran operatörlerinden TFI TAB Gıda Yatırımları, ikinci Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Raporda, 2024-2025 döneminde çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY/ESG) alanlarında gerçekleştirilen çalışmalar ile grup şirketlerinin sürdürülebilirlik performansı ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımı paylaşıldı. TFI'ın sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda hazırlanan rapor; Gıda, Gezegen ve İnsan odak alanları kapsamında belirlenen öncelikleri, hedefleri ve performans sonuçlarını ortaya koyarken, grup şirketlerinin sürdürülebilirlik alanındaki uygulamalarına ve dönüşüm yolculuğunda attığı adımlara da yer veriyor. GRI (Global Reporting Initiative) standartları doğrultusunda hazırlanan rapor; iklim değişikliğiyle mücadeleden döngüsel ekonomi uygulamalarına, sürdürülebilir tarımdan gıda güvenliğine, dijital dönüşümden kadının güçlenmesine kadar geniş bir yelpazede yürütülen çalışmaları ve elde edilen sonuçları ortaya koyuyor. TFI TAB Gıda Yatırımları Sürdürülebilirlik Direktörü Tülay Özel, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel etkilerimizi yönetmekle sınırlı bir sorumluluk alanı olarak değil, uzun vadeli değer yaratma anlayışımızın temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Üretimden tedarike, lojistikten restoran operasyonlarına kadar uzanan dikey entegre iş modelimiz sayesinde sürdürülebilirlik yaklaşımımızı değer zincirimizin tamamına yayabiliyor, attığımız her adımın etkisini bütünsel bir bakış açısıyla yönetebiliyoruz. Güvenilir gıda üretimi, izlenebilir ve sorumlu tedarik zinciri, kaynak verimliliği, çalışanlarımızın gelişimi, kapsayıcı çalışma kültürü ve teknoloji destekli operasyonel mükemmeliyet anlayışı sürdürülebilir büyüme stratejimizin temel yapı taşlarını oluşturuyor. Bu rapor, yalnızca performans göstergelerimizi ortaya koyan bir çalışma değil; aynı zamanda geleceğe ilişkin sorumluluklarımızı, önceliklerimizi ve dönüşüm yolculuğumuzu yansıtan önemli bir yol haritası niteliği taşıyor. İklim değişikliğiyle mücadeleden yenilenebilir enerji yatırımlarına, dijital dönüşüm uygulamalarından kadının güçlenmesine, sürdürülebilir tarımdan çalışan deneyimine kadar birçok alanda somut ilerlemeler kaydetmiş olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Önümüzdeki dönemde de paydaşlarımız için ekonomik, çevresel ve sosyal değer yaratmaya; faaliyet gösterdiğimiz tüm alanlarda daha dirençli, daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeye kararlılıkla devam edeceğiz." Değer zinciri boyunca güven, kalite ve müşteri odaklı yaklaşım güçlendirildi Üretimden lojistiğe, restorandan tüketiciye uzanan entegre değer zinciri boyunca gıda güvenliği, kalite, izlenebilirlik ve şeffaflığı odağına alan TFI, güvenilir gıda tedarikini destekleyen uygulamalarını uluslararası standartlarla güçlendirirken, sürdürülebilir tedarik anlayışıyla tüketici güvenini artırmayı sürdürdü. • Tedarik zincirinin %94-98’i yerel tedarikçilerden oluştu. • Kahve tedariğinin %100’ü Rainforest Alliance sertifikalı kaynaklardan sağlandı. • RSPO sertifikalı palm yağı kullanımı %33 artarak %38,3’e yükseldi. • Atakey Patates ve AtaSancak, Farm Sustainability Assessment (FSA) değerlendirmesinde "Gold" seviyesini korudu. • TFI Grubu, amfori’ye üye olan Türkiye’deki ilk yerli gıda şirketi oldu. • Ekur Et, Atakey Patates, AtaSancak, Ekmek Unlu Gıda, Fasdat Sebze ve Fasdat Gıda, BRCGS Grade A ve üzeri puanlar alarak gıda güvenliği ve kalite standartlarındaki güçlü performanslarını sürdürdü. • NSF International tarafından gerçekleştirilen denetimlerde Fasdat Sebze %98,2, Ekur Et %99,3, Atakey Patates %99,2, Ekmek Unlu Gıda %100 ve Fasdat Gıda %100 puan aldı. • Aynı dönemde müşteri memnuniyet oranı Ekur Et'te %96'ya, TAB Gıda'da %97'ye, Ekmek Unlu Gıda ve AtaSancak'ta %98'e ulaşırken, Atakey Patates müşteri memnuniyetinde %100 seviyesine ulaştı. İklim ve çevre alanında somut dönüşüm adımları TFI ve grup şirketleri, iklim değişikliğiyle mücadele, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı ve döngüsel ekonomi uygulamaları kapsamında hayata geçirdiği çalışmalarla çevresel etkilerini azaltmayı sürdürüyor. 2024-2025 döneminde emisyon yönetiminden yenilenebilir enerji yatırımlarına, atık yönetiminden kaynak verimliliğine kadar birçok alanda önemli ilerlemeler kaydedildi. • Atakey Patates’in Science Based Targets initiative (SBTi) hedefleri onaylandı; Paris Anlaşması ile uyumlu bilim temelli emisyon azaltım hedefleri belirlendi. • TAB Gıda’da restoran başına elektrik tüketimi 2023 yılına göre %11 azaldı. • TAB Gıda, elektrik tüketiminin %42’sini YEK-G kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayarak 29.047 tCO₂e emisyonu dengeledi. • Atakey Patates, elektrik tüketiminin %100’ünü YEK-G ile yenilenebilir kaynaklardan sağladı. • Fasdat Gıda’da devreye alınan güneş enerjisi sistemleriyle 1,19 MW kurulu güce ulaşılırken, tesislerin elektrik ihtiyacının yaklaşık %30’u yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılandı. • Fasdat Sebze’de gerçekleştirilen 495 kW güneş enerjisi yatırımı ile tesis elektrik ihtiyacının yaklaşık %20’si yenilenebilir kaynaklardan karşılandı. • TAB Gıda’da Sıfır Atık Belgeli restoran sayısı bir önceki yıla göre %26 artarak 187’ye yükseldi. • Atakey Patates’te oluşan atıkların %93,8’i geri dönüşüme kazandırıldı. Çalışan gelişimi ve kapsayıcı iş kültürüne yatırım yapmaya devam etti TFI ve grup şirketleri, sürdürülebilir büyümenin temelinde insan kaynağının yer aldığı anlayışıyla çalışan gelişimi, fırsat eşitliği ve çalışan deneyimine yönelik uygulamalarını sürdürdü. Bu kapsamda 2024-2025 döneminde de eğitimden liderlik gelişimine, kadın istihdamından çalışan bağlılığı uygulamalarına kadar birçok alanda yürütülen çalışmalarla daha kapsayıcı ve gelişim odaklı bir çalışma ortamı oluşturuldu. • Toplam 20.115 çalışana yaklaşık 3,4 milyon saat eğitim verildi; çalışan başına ortalama eğitim süresi 167 saate ulaştı. • TFI Great Place to Work skoru bir önceki yıla göre %11,6 artış gösterdi. • TFI genelinde kadın çalışan oranı %63’e, kadın yönetici oranı ise %60’a ulaştı. • Fasdat Gıda’da kadın çalışan oranı %18’den %28’e yükseltildi. İnovasyon ve dijital dönüşüm operasyonel verimliliği güçlendirdi 2024-2025 döneminde TFI ve grup şirketleri, dijitalleşme, otomasyon ve veri odaklı yönetim uygulamalarıyla operasyonel verimliliği artırmaya ve müşteri deneyimini geliştirmeye yönelik çalışmalarını sürdürdü. Teknolojinin sunduğu imkanlardan yararlanılarak iş süreçlerinin daha etkin yönetilmesi, operasyonel risklerin azaltılması ve tüketici beklentilerine daha hızlı yanıt verilmesi hedeflendi. Bu kapsamda: • Robotik Süreç Otomasyonu (RPA) çalışmaları kapsamında, 2025 yılında TFI ve grup şirketlerinde UiPath altyapısıyla 15 iş süreci otomasyona alınarak operasyonel verimlilik artırıldı, manuel iş yükü ve operasyonel riskler azaltıldı. • Daha sürdürülebilir ürün alternatiflerini tüketicilerle buluşturma hedefi doğrultusunda Burger King®'in et içermeyen Plant Based Whopper ürünü mağazalarda ve dijital kanallarda yaygınlaştırıldı. • E-ticaret ve dijital satış kanallarında müşteri deneyimine yönelik gerçekleştirilen iyileştirmeler sayesinde 2025 yılında restoran başına sipariş iptal oranı %25,8 azaltıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım, Güvenli Gıdaya Ulaşmanın Herkesin Hakkı Olduğuna Dikkat Çekiyor  Haber

Sunar Yatırım, Güvenli Gıdaya Ulaşmanın Herkesin Hakkı Olduğuna Dikkat Çekiyor 

Birleşmiş Milletler tarafından her yıl 7 Haziran’da kutlanan Dünya Gıda Güvenliği Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, güvenli gıdanın artık yalnızca ürün güvenliğini değil; izlenebilirlik, sürdürülebilir kaynak kullanımı, tedarik zinciri dayanıklılığı ve kriz dönemlerinde erişilebilirliği de kapsayan bütüncül bir yaklaşım gerektirdiğini söyledi. Güvenli gıdanın önemine dikkat çekmek amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Dünya Gıda Güvenliği Günü, güvenilir gıdaya erişimin insan sağlığı, toplumsal refah ve sürdürülebilir kalkınmadaki kritik rolünü her yıl yeniden gündeme taşıyor. Adana’da 50 yıl önce tarımla başlayan yolculuğunu bugün küresel arenaya taşıyan Sunar Yatırım, faaliyetlerini teknoloji ve sürdürülebilirlik odağında sürdürüyor. Şirket; bitkisel sıvı yağ, un, yem, mısır nişastası bazlı endüstriyel ham madde ve biyo-bozunur plastik üretimi gerçekleştiriyor. Sunar Yatırım, son dönemde yaşanan küresel gelişmelerle birlikte gıda güvenliğinin daha da stratejik bir konu haline geldiğine dikkat çekiyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu konuyla ilgili açıklamasında gıda güvenliğinin üretimden tüketime uzanan tüm zincirin ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, “Sunar olarak gıda güvenliğini tüm üretim süreçlerimizin merkezinde konumlandırıyoruz. Tarladan başlayarak nihai ürüne kadar uzanan değer zincirinin her aşamasında kalite, izlenebilirlik ve güvenlik standartlarını titizlikle uyguluyor; ulusal ve uluslararası standartlara uygun üretim gerçekleştiriyoruz. Teknoloji yatırımlarımız, kalite kontrol sistemlerimiz ve sürdürülebilir üretim yaklaşımımızla güvenli gıdaya erişimin desteklenmesine katkı sağlıyoruz. Toplum sağlığının korunması ve sürdürülebilir bir gıda sisteminin oluşturulması ancak bu anlayışla mümkün olabilir. Güvenli gıda bir ayrıcalık değil, herkesin erişebilmesi gereken temel bir haktır. Bu hakkın korunması ise sürekli iyileştirme, bilim temelli uygulamalar ve güçlü iş birlikleriyle mümkündür.” dedi. Küresel riskler gıda sistemlerini yeniden şekillendiriyor Günümüzde gıda güvenliğini tehdit eden riskler hakkında da değerlendirmede bulunan Çomu sözlerine şöyle devam etti: “Değişim gösteren sıcaklık dalgalanmaları, kuraklıklar, seller ve aşırı hava olayları tarımsal üretimi; savaşlar ve bölgesel çatışmalar küresel ticaret akışlarını ve lojistik ağları doğrudan etkiliyor. Enerji, gübre ve diğer tarımsal girdilerde yaşanan maliyet baskıları da üretimin sürdürülebilirliği üzerinde önemli riskler oluşturuyor. Bunlarla beraber gıda kaynaklı biyolojik tehlikeler de insan sağlığı noktasında küresel ölçekte önemini koruyor. Gıda üretimi ve erişiminde tüm bu noktalar dikkate alınarak, bilim temelli kontrol mekanizmalarının ve etkin risk yönetimi sistemlerinin devreye alınması kritik rol oynuyor.” “Gıda güvenliği artık çok daha geniş bir kavram” Küresel gelişmelerin etkisiyle gıda güvenliği anlayışının da dönüşüm geçirdiğini belirten Sunar Yatırım, günümüzde güvenli gıdanın yalnızca ürün güvenliğiyle sınırlı olmadığını vurguluyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu; sürdürülebilir kaynak kullanımı, tedarik zinciri dayanıklılığı, izlenebilirlik, şeffaflık ve kriz dönemlerinde güvenilir gıdaya erişim konularının da gıda güvenliği kavramının ayrılmaz unsurları haline geldiğini ifade etti. Bu nedenle riskleri önceden öngören ve tüm değer zinciri boyunca bu riskleri yöneten proaktif yaklaşımın her geçen gün daha da önem kazandığına dikkat çekti. Üretim standartları ve vizyonel yaklaşımla küresel pazarda sürdürülebilir büyüme Sunar Yatırım, kalite ve gıda güvenliğini, uluslararası standartlara dayalı yönetim sistemleriyle güvence altına alıyor. Şirket; Excipact GMP, ISO 22000 ve FSSC 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemleri, ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, Non-GMO ve ürün uygunluk belgeleri gibi uluslararası kabul görmüş sertifikasyonlarla faaliyetlerini yürütüyor. Bu sertifikasyonlar, tüm süreçlerin uluslararası standartlara uygun, denetlenebilir ve izlenebilir şekilde yönetilmesini desteklerken; müşteriler, iş ortakları ve diğer paydaşlar nezdinde güven oluşturuyor. Ürünlerini 110’dan fazla ülkeye ihraç eden Sunar Yatırım, farklı pazarların mevzuat ve kalite gerekliliklerini yakından takip ederek müşteri beklentilerine uyum sağlıyor. Güçlü izlenebilirlik sistemleri, kalite kontrol uygulamaları, tedarikçi yönetimi ve denetim süreçleriyle ham madde tedarikinden nihai ürüne kadar tüm aşamalarda gıda güvenliğini ön planda tutuyor. Şirket ayrıca sürdürülebilir tarım uygulamaları kapsamında yürüttüğü çalışmalarla tarımsal üretimde kalite ve verimliliğin artırılmasına katkı sağlarken, tedarik zincirinin güvenilirliğini de destekliyor. Temel ham maddelerin sürdürülebilir kaynaklardan temin edilmesini stratejik öncelik olarak gören Sunar Yatırım, tedarik zincirine çevresel ve sosyal sorumluluk kriterlerini entegre ederken, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla operasyonel dayanıklılığını güçlendiriyor. Şirket, uluslararası standartlarda üretim anlayışı, sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı ve güçlü ihracat performansıyla Türkiye'nin küresel pazardaki güvenilir gıda tedarikçisi konumuna katkı sağlamayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mapfre Sigorta, 2030 Karbon Hedeflerine Şimdiden Ulaştı Haber

Mapfre Sigorta, 2030 Karbon Hedeflerine Şimdiden Ulaştı

2025 yılında elektrik tüketiminden kaynaklanan karbon ayak izini yüzde 100, toplam karbon ayak izini ise yüzde 50 oranında azaltarak 2030 hedeflerine şimdiden ulaşan şirket; aynı dönemde 8 tonu aşkın atığı ayrıştırarak geri dönüşüm ve uygun bertaraf süreçlerine kazandırdı. Mapfre Sigorta, Mapfre Grup’un küresel sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda Türkiye’de çevresel etkisini azaltmaya, kaynak verimliliğini artırmaya ve sürdürülebilir iş yapış biçimlerini yaygınlaştırmaya devam ediyor. Şirket, “Biz Buradayız” yaklaşımıyla hayata geçirdiği 2022-2026 Stratejik Sürdürülebilirlik Planı kapsamında çevre, toplum, kurumsal yönetim ve iş alanlarında belirlenen hedeflerini somut sonuçlara dönüştürüyor. 2025 yılı sonuna kadar karbon ayak izini yüzde 40, 2030 yılına kadar ise yüzde 48 azaltmayı hedefleyen Mapfre Sigorta, 2025 yılında elektrik tüketiminden kaynaklanan karbon ayak izini yüzde 100, toplam karbon ayak izini ise yüzde 50 oranında azaltarak 2030 hedeflerine şimdiden ulaştı. Şirket ayrıca MAPFRE Grup içinde elektrik tüketiminin azaltılmasına yüzde 6 oranında katkı sağlarken, binalar ve araç filosuna ilişkin enerji tüketiminin yüzde 2 oranında azaltılmasında da önemli rol oynadı. MAPFRE Sigorta Genel Müdürü Erdinç Yurtseven, Dünya Çevre Günü vesilesiyle yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Mapfre Sigorta olarak sürdürülebilirliği, karar alma süreçlerimizin, risk yönetimi yaklaşımımızın ve değer yaratma modelimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Grubumuzun küresel sürdürülebilirlik vizyonunu Türkiye’de güçlü ve somut adımlarla temsil etme sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Bu doğrultuda çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki taahhütlerimizi ölçülebilir hedeflerle destekliyor; iklim sorumluluğundan kapsayıcılığa, müşteri deneyiminden etik ve şeffaf yönetime kadar tüm alanlarda yarattığımız etkiyi görünür kılmaya önem veriyoruz. 2025 yılında toplam karbon ayak izimizi yüzde 50 oranında azaltarak 2030 hedeflerimize şimdiden ulaşmamız, bu kararlılığın somut bir sonucu. Bununla birlikte karbon dengeleme alanında da doğa temelli projelere destek veriyoruz. 2025 yılında biri Türkiye’de, diğeri Meksika’da olmak üzere iki projeye katkı sağlayarak yıllık karbon ayak izimizi tamamen nötrledik. 2025’te Kayseri Molu Atık Gazlardan Enerji Üretimi Projesi ile 484 ton, Meksika’daki Tarahumar projesi ile de 153 ton karbon salınımı nötrledik. Müşterilerimiz, çalışanlarımız, iş ortaklarımız ve toplum için uzun vadeli değer üretirken, sürdürülebilirlik taahhütlerimizi somut sonuçlara dönüştürme kararlılığımızı sürdüreceğiz.” Mapfre, Küresel Sürdürülebilirlik Yolculuğunu Güçlendiriyor! Sürdürülebilirliği küresel stratejisinin merkezinde konumlandıran Mapfre Grup, 2030 yılına kadar karbon nötr olma hedefi doğrultusunda enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı ve operasyonel dönüşüm alanındaki çalışmalarını sürdürüyor. Grup, 2025 yılı için belirlenen yüzde 16’lık enerji tüketimi azaltım hedefini aşarak elektrik, doğalgaz ve benzin gibi fosil yakıt alımlarında yüzde 27 oranında düşüş sağladı. Yenilenebilir enerji kullanımındaki artışın da etkisiyle ofislerdeki enerji tüketimine bağlı karbon ayak izini yüzde 65’e kadar azaltan Mapfre Grup, faaliyet gösterdiği 25 ülkedeki binalarında elektrik faturalarında yüzde 32 oranında tasarruf elde etti. Yeşil Bina Dönüşümü Hız Kazanıyor Mapfre Grup, enerji verimliliği çalışmalarını sürdürülebilir bina dönüşümüyle de destekliyor. 2025 yılı itibarıyla LEED, BREEAM veya Energy Star sertifikasına sahip 25 bina, grubun idari bina alanının yüzde 59’unu temsil eder hale geldi. Bu dönüşüm; su ve enerji kullanımının daha verimli yönetilmesi, emisyonların azaltılması ve çevresel etkisi düşük malzemelerin tercih edilmesi gibi uygulamalarla Mapfre’nin operasyonel sürdürülebilirlik yaklaşımına güç kattı. Mapfre’nin Sürdürülebilirlik Performansı Küresel Endekslerde Tescillendi S&P Global’in Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde dokuz puanlık artışla 81 puana ulaşan MAPFRE, dünya çapında ilk 10 sigorta şirketi arasında yer aldı. Grup, Sustainability Yearbook 2025’e üst üste altıncı kez dahil edilirken, FTSE4Good Index’te sektör ortalamasının üzerinde 3,9 puan elde etti. Mapfre Grup aynı zamanda Karbon Saydamlık Projesi’nde de “Liderlik” seviyesi olan A- derecesinin sahibi oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.