Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji Verimliliği

Kapsül Haber Ajansı - Enerji Verimliliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Verimliliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Schneider Electric’ten Yapay Zekâ Fabrikaları İçin Yeni Prefabrik Tasarım Haber

Schneider Electric’ten Yapay Zekâ Fabrikaları İçin Yeni Prefabrik Tasarım

Schneider Electric’in yeni RapidScale Modüler Veri Merkezi Referans Tasarımı, sektörün geleneksel inşaat yöntemlerinden büyük ölçekte yapay zekâ kapasitesi üretimine geçişini destekliyor. NVIDIA Vera Rubin platformunu desteklemek üzere geliştirilen tasarım, donanım altyapısı için esnek bir teknik çerçeve sunuyor. Schneider Electric’in prefabrik modüler veri merkezi çözümleri portföyü RapidScale, yaklaşık yüzde 90’ı şirketin kendi çözümlerinden oluşan yapıyı, tüm yaşam döngüsünü kapsayan destekle bir araya getiriyor. Böylece devreye alma süreçlerini hızlandırmayı, öngörülebilirliği artırmayı ve proje risklerini azaltmayı hedefliyor. Compass Datacenters ile ortaklaşa hazırlanan yeni bir süre analizi çalışması, IT ekipmanlarının yer aldığı prefabrik modüllerin sahadaki kurulum süresini yüzde 80 azalttığını ortaya koydu. Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, RapidScale Modüler Veri Merkezi Referans Tasarımı 115’i tanıttı. Yüksek yoğunluklu yapay zekâ altyapıları için doğrulanmış ve mühendislik çalışmaları önceden tamamlanmış bir teknik çerçeve sunan yeni referans tasarım, saha lojistiğini ve planlamayı kolaylaştırırken dünya genelinde yapay zekâ fabrikalarının devreye alınmasını hızlandırıyor. NVIDIA Vera Rubin platformu ile yenilikçi sıvı soğutma teknolojisini bir araya getiren tasarım, enerji kullanımını kontrol altında tutarken işlem gücünü en üst düzeye çıkarmak üzere geliştirildi. Akıllı sıcaklık kontrolleriyle desteklenen gelişmiş sıvı soğutma teknolojisi, veri merkezlerinin aşırı ısınma riski veya enerji israfı olmadan en yüksek hesaplama performansını sunmasını sağlıyor. Modülerliği altyapı mimarisinin geneline entegre eden bu yaklaşım, işletmecilerin yalnızca projeye özel tasarlanan veri merkezlerine dayanmak yerine, tekrarlanabilir ve riskler açısından test edilmiş yapay zekâ altyapısı tasarımlarına geçişini destekliyor. Bu tasarımlar, güç sistemlerini, sıvı soğutmayı, IT altyapısını, yazılımı ve yaşam döngüsü hizmetlerini ölçeklenebilir, endüstriyel bir teslimat modeli içinde bir araya getiriyor. Pazardaki dönüşüme ve yapay zekâ altyapısının kritik ihtiyaçlarına yanıt Yeni modüler veri merkezi referans tasarımı, yapay zekânın işlem gücü ihtiyacının altyapı gereksinimlerini kökten değiştirdiği, veri merkezi sektörünün hızla büyüyüp dönüştüğü bir dönemde sunuluyor. Prefabrik modüler altyapının bir dönem avantajları olarak görülen hız, öngörülebilirlik, tekrarlanabilirlik ve kalite, artık yapay zekânın gerektirdiği ölçekte veri merkezleri kurabilmek için temel gereksinimler arasında yer alıyor. Schneider Electric’in tahminlerine göre küresel veri merkezi kapasitesi, 2030’a kadar 170 GW artarak toplam 300 GW’a ulaşacak. Bu rakam, 2025’teki kurulu kapasitenin 2,3 katına karşılık geliyor. On yılın sonunda yapay zekâ iş yüklerinin toplam talebin yaklaşık yüzde 65’ini oluşturması bekleniyor. Bu büyüme, yapay zekâ altyapısının hızla devreye alınmasına duyulan ihtiyacı artırırken yatırım, güç talebi ve kapasite gereksinimlerini de eş zamanlı olarak yükseltiyor. Geleneksel, yerinde inşa yöntemlerine dayanan veri merkezi geliştiricileri, talebe yetişmekte giderek daha fazla zorlanıyor. Yüksek yoğunluklu hesaplama ortamları ise güç ve soğutma gereksinimlerini artırarak karmaşık entegrasyon sorunları yaratıyor. Aynı zamanda şebeke kapasitesi, enerji verimliliği ve mevzuata uyum üzerindeki baskıyı da artırıyor. Nitelikli iş gücü eksikliği, personel darboğazlarına yol açarak ve karmaşık yapay zekâ altyapılarının kurulum sürelerini uzatarak bu zorlukları daha da derinleştiriyor. Prefabrik IT alanlarının avantajları verilerle ortaya konuyor Büyük ölçekli veri merkezi geliştiricisi Compass Datacenters ile ortaklaşa hazırlanan yeni bir teknik rapor, geleneksel IT alanı inşaatından prefabrik modüler IT ünitelerine geçişin kurulum verimliliğinde sağladığı kazanımları sayısal olarak ortaya koyuyor. “Prefabrik IT Alanı Modülü Süre Analizi: Yüksek Yoğunluklu, Sıvı Soğutmalı Bir Kurulumdan Çıkarılan Dersler” başlıklı çalışmaya (Teknik Rapor 238) göre, Compass’ın büyük ölçekli bir veri merkezi kampüsünde gerçekleştirilen uygulamada prefabrik modüler üniteler, ünite başına saha kurulum süresini 75,5 saatten yalnızca 15 saate indirerek yüzde 80 azalma sağladı. Kritik montaj, entegrasyon ve doğrulama işlemlerinin kontrollü bir fabrika ortamına taşınması, veri merkezi işletmecilerinin sahadaki iş gücü ihtiyacını ve karmaşıklığı azaltırken yapay zekâ hesaplama kapasitesini daha hızlı devreye almasına olanak tanıyor. Compass Datacenters Teknolojiden Sorumlu Başkanı Adil Attlassy, şunları söyledi: “IT ekipmanlarının yer aldığı alan, en fazla sayıda sistemin ve uzmanlık alanının en küçük alanda bir araya geldiği bölüm. Burada her kurulum adımı, kendisinden önceki adımın tamamlanmasına bağlı. Schneider Electric ile birlikte çalışarak bu sistemleri tek bir yapıda birleştiren prefabrik bir modül geliştirdik. Böylece sahada farklı iş kalemlerini koordine etme ihtiyacını ortadan kaldırdık. Sahadaki kurulum süresini yüzde 80 azaltarak devreye alma süreçlerini hızlandırıyor, müşterilerimizin iş yüklerini daha erken çalıştırmaya başlamasına yardımcı oluyoruz.” Schneider Electric RapidScale: Yapay zekâ yaşam döngüsü için bütünleşik bir endüstriyel mimari RapidScale, Schneider Electric’in prefabrik modüler yapay zekâ altyapılarının büyük ölçekte tasarlanması, teslim edilmesi ve desteklenmesine yönelik uçtan uca endüstriyel yaklaşımını oluşturuyor. Güç sistemleri, soğutma, IT alanı, yazılım ve yaşam döngüsü hizmetlerindeki kapsamlı mühendislik uzmanlığından yararlanan RapidScale, müşterilerin karmaşık ve projeye özel mühendislik süreçlerinden tekrarlanabilir, riskler açısından test edilmiş tasarımlara geçişini destekliyor. Bu referans tasarım, NVIDIA DSX POD referans tasarımının desteklenmesine yönelik ilk temel adımı da oluşturuyor. NVIDIA DSX POD, Vera Rubin yapay zekâ altyapısının sevkiyat öncesinde fabrikada entegre edilmesini ve doğrulanmasını sağlayarak ilk token üretimine kadar geçen süreyi kısaltıyor. Günümüz pazarında tedarik zinciri yönetimi, takvim belirsizliklerini ve proje risklerini azaltmada kritik bir unsur haline geliyor. Schneider Electric, tekil bileşenlerden eksiksiz modüler çözümlere uzanan, küresel ölçekte entegre bir tedarik zinciriyle bu ihtiyaca yanıt veriyor. Üretim kapasitesini 2025’ten bu yana dört katına çıkaran şirketin üretim ağı, toplam 1,35 milyon fit kare alana sahip sekiz ana tesisi kapsıyor. Bu ağ, üç ek tesis ve 10 ülkedeki 12 iş ortağı tesisiyle destekleniyor. Schneider Electric’in geniş portföyünden yararlanan RapidScale’de kullanılan ekipmanların yaklaşık yüzde 90’ı şirket bünyesinde üretiliyor. Bu yapı, ilk devreye alma gününden uzun vadeli optimizasyona kadar öngörülebilir performans, tedarik zincirinde güvence ve tüm yaşam döngüsünü kapsayan destek sağlıyor. Schneider Electric Güvenli Güç ve Veri Merkezlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Manish Kumar, şunları söyledi: “Yapay zekâ altyapısı daha önce görülmemiş bir hızla büyürken müşteriler standartlaştırılmış, güvenilir ve planlandığı şekilde devreye alınabilen çözümlere ihtiyaç duyuyor. Referans tasarımlarımızı ve prefabrik çözümlerimizi, küresel tedarik zincirimizin gücü ve yaşam döngüsü uzmanlığımızla birleştirerek yapay zekâ fabrikası işletmecilerinin yatırımlarından daha kısa sürede değer elde etmesine yardımcı oluyoruz. Aynı zamanda yeni nesil hesaplama için gereken dayanıklı altyapıyı kurmalarını destekliyoruz.” Omdia¹ verilerine göre Schneider Electric, prefabrik güç çözümlerinde dünyanın, prefabrik modüler veri merkezlerinde ise Kuzey Amerika’nın bir numaralı üreticisi konumunda bulunuyor. Şirket, Kuzey Amerika dışındaki küresel pazarda da ilk altı sağlayıcı arasında yer alıyor. Modüler referans tasarımın ABD’deki uygulamalar için ANSI standartlarına uygunluğu doğrulandı. Gelecekte, küresel uygulamalarda IEC standartlarını da destekleyecek şekilde kapsamın genişletilmesi planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrasya Pencere & Kapı Fuarı ve Avrasya Cam Fuarı için Geri Sayım Sürüyor Haber

Avrasya Pencere & Kapı Fuarı ve Avrasya Cam Fuarı için Geri Sayım Sürüyor

Avrasya bölgesinin en önemli sektörel buluşmaları arasında yer alan fuarlar, Türkiye'den ve dünyandan üreticileri, mimarları, proje geliştiricileri, bayileri, toptancıları ve diğer tüm sektör profesyonelleri buluşturan stratejik bir ticaret platformu olmayı sürdürüyor. Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. tarafından PÜKAD (Pencere ve Kapı Sektörü Derneği), PÜKAB (Pencere Üreticileri Kalite Birliği Derneği) ve GALSİAD (Girişimci Alüminyum Sanayici ve İş İnsanları Derneği) iş birliğinin yanı sıra T.C. Ticaret Bakanlığı'nın desteğiyle düzenlenen fuarlar; modern yapı sektörünün ve mimari tasarımın geleceğine yön veren en yeni teknolojileri, ürünleri ve çözümleri 12 salonda, 120.000 metrekarelik kapalı alanda sektör profesyonelleriyle buluşturacak. Pencere ve Kapı Sektörünün Tüm Yenilikleri Bir Arada Avrasya Pencere ve Kapı Fuarı, pencere ve kapı sistemlerinden profil çözümlerine, otomasyon teknolojilerinden cephe uygulamalarına, üretim makinelerinden yalıtım sistemlerine, panjur, aksesuar ve yan sanayi ürünlerine kadar geniş bir ürün ve teknoloji yelpazesine ev sahipliği yapacak. Fuarları ziyaret eden sektör profesyonelleri; enerji verimliliği, sürdürülebilirlik, akıllı teknolojiler, estetik ve operasyonel verimlilik odağında geliştirilen yeni nesil çözümleri yakından inceleme fırsatı bulacak. Fuar, Özel Bölümleri ile Öne Çıkıyor Alüminyum profil ve cephe sistemlerinden gölgelendirme çözümlerine, kapı ve kepenk teknolojilerinden akıllı geçiş kontrol sistemlerine kadar geniş ürün yelpazesini kapsayan özel bölümlerin, bu yıl da ziyaretçilerden yoğun ilgi görmesi bekleniyor. Pergola, tente, cam balkon ve kış bahçesi uygulamalarının yanı sıra kilit ve aksesuar ürünleri gibi yenilikçi çözümler, konut ve ticari yapı projelerine ilham verecek. Avrasya Cam Fuarı, Cam Sektörünün Geleceğine Işık Tutuyor Avrasya Pencere ve Kapı Fuarı ile eş zamanlı olarak düzenlenecek Avrasya Cam Fuarı, cam endüstrisinin bölgedeki en önemli buluşma noktalarından biri olmayı sürdürecek. Fuarda; düz cam, mimari cam, dekoratif cam, endüstriyel cam uygulamaları, cam işleme teknolojileri, üretim makineleri, yalıtım çözümleri ve yan sanayi ürünlerinden oluşan geniş bir ürün ve teknoloji yelpazesi sergilenecek. Mimarlık, inşaat, iç mimarlık, endüstriyel üretim ve cam işleme sektörlerinden profesyoneller; sektörde öne çıkan yeni eğilimleri, yenilikçi üretim tekniklerini ve modern yaşam alanlarının dönüşümüne katkı sağlayan sürdürülebilir cam çözümlerini keşfetmek üzere İstanbul'da bir araya gelecek. Yüzlerce katılımcı firmanın yer aldığı fuarlar, sektör profesyonellerine en yeni ürün ve teknolojileri bir arada keşfetme fırsatı sunarken, yeni iş ortaklıkları geliştirmek ve rekabetçi tedarik çözümlerine ulaşmak isteyen satın alma profesyonelleri için de önemli bir uluslararası ticaret platformu oluşturacak. Kıtaları Birleştiren Stratejik Ticaret Merkezi Avrupa, Asya, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’nun kesişim noktasında bulunan İstanbul, stratejik konumuyla katılımcı firmalara ve ziyaretçilere uluslararası ticarette önemli avantajlar sunuyor. Avrasya Pencere ve Kapı Fuarı ile Avrasya Cam Fuarı; firmaların yeni iş ortaklıkları geliştirmelerine, ihracat bağlantıları kurmalarına ve yüksek ticari potansiyele sahip pazarlara açılmalarına olanak sağlayarak sektörün önde gelen uluslararası ticaret ve iş geliştirme platformları arasındaki konumlarını güçlendirmeye devam ediyor. Ziyaretçileri Neler Bekliyor? Dört gün boyunca sektörün en yeni teknolojilerini, yenilikçi ürünlerini ve akıllı çözümlerini bir arada inceleme fırsatı bulacak ziyaretçiler, farklı pazarlardan gelen öncü üreticiler, uluslararası markalar ve çözüm sağlayıcılarla doğrudan iletişim kurabilecek. Fuarlar, sektör profesyonellerine mevcut ve gelecekteki projeleri için ürün ve teknolojileri karşılaştırma, mimarlık ve yapı sektöründeki güncel gelişmeleri takip etme, yeni ticari iş birlikleri oluşturma ve ihracat bağlantıları geliştirme imkânı sunacak. Yenilikçiliği, tasarımı, sürdürülebilirliği ve teknolojiyi tek çatı altında buluşturan fuarlar, yapı sektörünün geleceğini şekillendiren gelişmeleri kapsamlı bir bakış açısıyla değerlendirmek isteyen profesyoneller için önemli bir buluşma noktası olacak. Yapı Endüstrisinin Avrasya’daki Bu Önemli Buluşmasını Kaçırmayın Avrasya Pencere ve Kapı ile Avrasya Cam Fuarları, 21–24 Kasım 2026 tarihlerinde eş zamanlı olarak İstanbul'daki Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi'nde ziyaretçilerini ağırlayacak. Fuarlar, 21–23 Kasım tarihlerinde 10.00–18.00, 24 Kasım'da ise 10.00–17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Sektör profesyonelleri, fuarların resmî internet sitelerinde yer alan online bilet sayfaları üzerinden bilet alım işlemini gerçekleştirebilecek. 2026 yılı katılımcı firma listelerine, sergilenecek ürün ve teknolojilere ilişkin detaylara ve fuarlar hakkında daha fazla bilgiye www.avrasyapencerekapifuari.com ve www.avrasyacamfuari.com adreslerinden ulaşılabilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Sektörünün 20. Buluşması EIF 2026 İçin Geri Sayım Başladı Haber

Enerji Sektörünün 20. Buluşması EIF 2026 İçin Geri Sayım Başladı

Türkiye’nin güneş ve rüzgâr enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji potansiyelinin etkin değerlendirilmesi, enerji depolama altyapısının geliştirilmesi ve yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesi, enerji sektörünün öncelikli gündem maddeleri arasında yer alıyor. EIF 2026, 20 yıllık birikimiyle enerji sektöründeki teknolojik gelişmeleri ve yatırım fırsatlarını bir araya getirerek sektörün dönüşümüne katkı sunmayı hedefliyor. ENERJİ DEPOLAMA VE DOĞRU PLANLAMA ÖNE ÇIKIYOR Yenilenebilir enerji kaynaklarının etkin kullanımı, yalnızca kurulu gücün artırılmasıyla değil, üretilen elektriğin verimli yönetilmesi ve şebeke altyapısının güçlendirilmesiyle mümkün oluyor. Güneş ve rüzgâr enerjisinde üretimin hava koşullarına ve günün saatlerine bağlı olarak değişmesi, enerji depolama sistemlerini elektrik arzının dengelenmesinde kritik bir unsur haline getiriyor. EIF Yönetim Kurulu Başkanı Murat Dilek, Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyelinin doğru yatırımlar ve teknolojik gelişmelerle değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, enerji depolamanın şebeke yönetimi açısından önemine dikkat çekti. Dilek, “Enerji dönüşümünde yalnızca daha fazla üretmek yeterli değil. Üretilen enerjiyi yönetilebilir hale getirmek, depolama çözümlerini geliştirmek ve enerji kaynaklarını verimli kullanmak da büyük önem taşıyor.” açıklamasında bulundu. YERLİ ÜRETİM VE YEŞİL DÖNÜŞÜM REKABET GÜCÜNÜ BELİRLİYOR Türkiye’nin güneş ve rüzgâr enerjisi ekipmanlarında geliştirdiği üretim kapasitesi ve mühendislik birikimi, uluslararası pazarlarda önemli fırsatlar sunuyor. Yerli sanayinin desteklenmesi, teknolojik gelişmelere uyum sağlanması ve ihracat kapasitesinin artırılması, sektörün küresel rekabetteki konumunun güçlendirilmesi açısından önem taşıyor. Yerli üretimin sürdürülebilirliği için iç pazardaki yatırımların devam etmesi gerektiğini vurgulayan Dilek, “Enerji teknolojilerinde uluslararası pazarlarda güçlü bir konuma ulaşabilmek için öncelikle kendi ülkemizde sürdürülebilir bir üretim ve yatırım ortamı oluşturmamız gerekiyor. Yerli sanayimizin gelişmesi, üretim kapasitemizin artması ve mühendislik yetkinliğimizin desteklenmesi, küresel rekabetteki gücümüzü de artıracaktır.” ifadelerini kullandı. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve sürdürülebilirlik odaklı düzenlemelerin de ihracatçı şirketler açısından önemli bir dönüşüm süreci başlattığını belirten Dilek, işletmelerin enerji tüketimlerini ve karbon emisyonlarını takip ederek enerji verimliliğine yönelik çözümleri değerlendirmelerinin önem taşıdığını ifade etti. YENİ TEKNOLOJİLER VE YATIRIM FIRSATLARI EIF 2026’DA Güneş ve rüzgâr enerjisinden enerji depolamaya, biyokütleden çatı tipi güneş enerjisi sistemlerine ve elektrikli araç şarj teknolojilerine kadar geniş bir alanda çözümlerin yer alacağı EIF 2026, enerji sektörünün farklı paydaşlarını bir araya getirecek. Antalya’nın güneş enerjisi potansiyeli ve turizm sektörünün enerji ihtiyaçlarının da yenilenebilir enerji yatırımları açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Dilek, özellikle otellerde enerji verimliliği, çatı tipi güneş enerjisi sistemleri ve depolama çözümlerinin değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. EIF 2026’nın sektör temsilcilerine yeni teknolojileri inceleme, firmalarla görüşme ve yatırım fırsatlarını değerlendirme imkânı sunacağını belirten Dilek, sanayicileri, turizmcileri, ihracatçıları ve yatırımcıları 5–7 Kasım tarihlerinde Antalya ANFAŞ Fuar Merkezi’nde düzenlenecek fuarda buluşmaya davet etti. EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı Hakkında EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı; enerji şirketlerini, yerli ve yabancı yatırımcıları, teknoloji üreticilerini, finans kuruluşlarını ve sektör profesyonellerini bir araya getiren uluslararası bir buluşma platformudur. Kongre olarak başlayan ve zamanla fuar organizasyonuyla kapsamını genişleten EIF, enerji sektörünün yatırım, teknoloji ve dönüşüm gündemini oturumlar, B2B görüşmeler ve ticari buluşmalarla ele almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ak Lease, Proparco İle 50 Milyon Euroluk Kredi Anlaşmasına İmza Attı Haber

Ak Lease, Proparco İle 50 Milyon Euroluk Kredi Anlaşmasına İmza Attı

Ak Lease, sürdürülebilir yatırımların finansmanına yönelik uluslararası kaynaklarını güçlendirmeye devam ediyor. Şirket, Proparco ile 50 milyon euro tutarında kredi anlaşmasına imza attı. Yeni imzalanan anlaşma kapsamında sağlanan finansman, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarına kaynak sağlayacak. Ak Lease, uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiği iş birlikleriyle reel sektörün sürdürülebilir dönüşümünü desteklerken, işletmelerin enerji dönüşümü ve verimlilik odaklı yatırımları için finansmana erişim olanaklarını genişletmeyi hedefliyor. “Sürdürülebilir dönüşümü uluslararası kaynaklarla desteklemeye devam ediyoruz” Ak Lease Genel Müdürü Eser Okyay, Proparco ile gerçekleştirilen kredi anlaşmasını şöyle değerlendirdi: “Sürdürülebilirlik, finansman yaklaşımımızın temel başlıklarından biri. Proparco ile imzaladığımız 50 milyon euro tutarındaki kredi anlaşmasıyla yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarına verdiğimiz desteği büyütüyoruz. Uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz iş birlikleri, kaynak yapımızı çeşitlendirmenin yanı sıra işletmelerin dönüşüm yatırımlarını destekleme kapasitemize de önemli katkı sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilir finansman alanındaki çalışmalarımızı ve uluslararası iş birliklerimizi geliştirerek Türkiye’nin enerji dönüşümüne ve reel sektörün uzun vadeli yatırım hedeflerine katkı sunmaya devam edeceğiz.” Proparco Avrasya Bölge Direktörü Steven Gardon ise şunları söyledi: “Proparco ile Ak Lease, yaklaşık 20 yıldır Türk özel sektörünü desteklemeye odaklanan ve özellikle yeşil yatırımlara ağırlık veren uzun soluklu bir iş birliği yürütüyor. Bu yıl kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 yaklaşırken, bu iş birliği, finansal kuruluşların daha sürdürülebilir bir ekonomiye geçişi hızlandırmak ve işletmelerin iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını desteklemek üzere harekete geçirilmesinin önemini ortaya koyuyor.” Ak Lease Hakkında 1988 yılında Akbank iştiraki olarak kurulan Ak Lease, 35 yılı aşkın deneyimiyle Türkiye’nin önde gelen finansal kiralama şirketlerinden biridir. Üretimden inşaata, ulaşımdan enerji ve sağlığa kadar birçok sektöre uygun maliyetli finansal kiralama çözümleri sunan şirket, uzun vadeli ve esnek ödeme planlarıyla yatırımları destekleyerek Türkiye’nin geleceği ve kalkınmasında önemli bir rol üstlenmektedir. Türkiye’de leasing sektörünün tescilli ilk sürdürülebilirlik temalı ürünü ECOLease ile çevreci yatırımlara öncülük eden Ak Lease, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, atık ve su yönetimi projelerine finansman sağlamaktadır. İstanbul, Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Gaziantep ve İzmir’deki toplam 11 şubesiyle faaliyet gösteren Ak Lease; uluslararası ve yerel kuruluşlarla geliştirdiği iş birlikleriyle işletmeler için sürdürülebilir finansman sağlamaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sodexo’dan Evde Enerji Tasarrufu İçin 5 Akıllı Adım Haber

Sodexo’dan Evde Enerji Tasarrufu İçin 5 Akıllı Adım

Evlerde elektrik tüketimi, kullanılan cihazların enerji verimliliği, kullanım sıklığı, yaşam alanının fiziksel özellikleri ve bireysel alışkanlıklara göre değişiyor. Özellikle gün boyunca çalışan elektronik aletler, toplam tüketimde önemli rol oynuyor. Doğru sıcaklık ayarları, düzenli bakım ve bilinçli kullanım alışkanlıkları, konfordan ödün vermeden enerji tüketimini azaltmaya katkı sağlıyor. Tesis yönetimi alanında da çözümler sunan Sodexo, ev içi elektrik tüketimini optimize edecek, uygulanabilir birkaç öneri paylaşıyor: 1. Aydınlatmada doğal ışık ve LED gücü Gündüz saatlerinde perdeleri ve jaluzileri gün ışığını içeri alacak şekilde konumlandırmak, yapay aydınlatma ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırır. Çalışma ve oturma alanlarını pencerelere yakın planlamak da bu süreci destekler. Akşam saatlerinde ise geleneksel akkor ampuller yerine yüzde 90’a varan enerji tasarrufu sağlayan LED teknolojisine geçmek şart. Uzun ömürlü LED’ler, sık ampul değiştirme derdine son verirken bakım maliyetlerini de minimuma indirir. 2. Isıtma, soğutma ve yalıtımda doğru ayarı yapmak önemli Ev içi iklimlendirmede yapılan küçük dokunuşlar büyük fatura farkları yaratır. Isıtma ve soğutma sistemlerini gün boyu aynı derecede çalıştırmak yerine, akıllı termostatlar veya manuel ayarlarla evde olunmayan saatlerde optimize etmek gereksiz tüketimi engeller. Ancak sistemi verimli kılmanın ilk koşulu yalıtımdır. Kapı ve pencere kenarındaki hava kaçaklarını yalıtım malzemeleriyle kapatmak, ısı kaybını önleyerek cihazların daha az enerjiyle maksimum performans göstermesini sağlar. Ayrıca klimalar ve kombiler için periyodik bakım ile filtre temizliğini ihmal etmemek hem cihaz ömrünü uzatır hem de bütçeyi korur. 3. "Bekleme modu" tuzağına ve fişte unutmaya dikkat Televizyonlar, bilgisayarlar ve şarj cihazları kapalı gibi görünse de fişe takılı oldukları sürece arka planda enerji sızdırmaya devam eder. Uzun süre kullanılmayacak elektroniklerin fişini çekmek ya da akıllı prizler yardımıyla akımı tamamen kesmek, bu gizli elektrik tüketiminin önüne geçmenin en pratik yoludur. 4. Çamaşırda akıllı yıkama ve doğal kurutma ikilisi Yüksek elektrik tüketen kurutma makineleri ve yüksek ısılı yıkama programları faturaları kabartan etkenlerin başında gelir. Uygun çamaşır türlerinde düşük sıcaklıklı programları tercih etmek ve soğuk suda etkili temizlik sağlayan deterjanlar kullanmak enerji sarfiyatını ciddi oranda düşürür. Hava şartlarının elverişli olduğu günlerde çamaşırların kurutma makinesi yerine açık havada kurutulması, kurutma işleminden kaynaklanan elektrik tüketimini önemli ölçüde azaltır. 5. Cihaz tercihinde ve periyodik bakımda bilinçli adımlar Evdeki elektrikli aletlerin ömrü ve sarfiyatı, doğrudan sahip oldukları teknolojiyle ilgilidir. Enerji sınıfı yüksek cihazlar, ilk alımda maliyetli gibi görünse de kullanım süresi boyunca faturaya doğrudan olumlu yansır. Bu cihazların ve iklimlendirme sistemlerinin düzenli bakımını yaptırmak, sistemlerin zorlanmadan, en az enerjiyle çalışmasını güvence altına alır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor Haber

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı Ocak-Eylül göstergelerine dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel‘den oluşan, üye yapısıyla Türkiye’de üretim veya ithalat faaliyetinde bulunan yerli ve uluslararası firmaları temsil eden TÜRKBESD’in verilerine göre, 2026 yılının ilk dokuz ayında 6 ana ürün grubunda iç satışlar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %2 geriledi. Dış pazarlarda son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken, ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre %17 azalarak 12.637.299 adet olarak gerçekleşti. Bu düşüş üretim adetlerine de yansırken, üretim miktarı %11 gerileyerek 19.773.167 adet oldu. Toplam satışlar ise %12 azalışla 20.016.756 adet olarak kaydedildi. Eylül ayı özelinde ise geçen yılın aynı ayına göre iç satışlar %16 artarak 973.363 adede ulaşırken ihracat %13 azalarak 1.593.029 adet oldu. Üretim %1 artışla 2.614.418 adet olarak gerçekleşirken toplam satışlar %4 gerileyerek 2.566.392 adet seviyesinde kaydedildi. Küresel beyaz eşya üretiminin yaklaşık %7'sini gerçekleştiren Türkiye, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibarıyla yıllık 29 milyon adetlik üretim hacmine sahip olan beyaz eşya sektörü, 60 bin kişiye doğrudan, 600 bin kişiye ise dolaylı istihdam sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet ihracat gerçekleştiren sektör, küresel piyasalardaki rekabetçiliğini artırmak amacıyla Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarını sürdürüyor. İç pazar, sanayi için hayati bir "kaldıraç" görevi görüyor Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, “2026 yılının üçüncü çeyreğinde iç pazar satışlarında hafif bir toparlanma eğilimi gözlemledik. Bu durum pazarda kısa vadede pozitif bir etki yaratsa da piyasanın uzun süredir devam eden durgunluğunu ve ihracat pazarlarındaki derin kayıpları telafi etmeye maalesef yetmemektedir” dedi. Küresel pazarlardaki daralma döneminde iç pazarın, sanayinin ayakta kalabilmesi ve üretim gücünü koruyabilmesi için hayati bir "kaldıraç" görevi gördüğünü belirten Şengül, “İç pazardaki toparlanmanın sürdürülebilir kılınması ve sektöre can suyu olması için, kredi kartı taksit imkânlarının genişletilmesi ve aynı zamanda yüksek faiz ve komisyon oranlarının makul seviyelere çekilmesi önem taşıyor” diye konuştu. Destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç var Şengül, sektörün öncelikli gündeminin ana ihracat pazarlarında kaybedilen rekabet gücünün yeniden kazanılması olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Türkiye beyaz eşya sektörü, yapısal olarak üretiminin yaklaşık %70'ini ihraç eden küresel bir oyuncudur; dolayısıyla dış pazarlarda yaşanan kayıplar doğrudan toplam üretimi baskılamaktadır.” Üretim hacmindeki daralmanın sektörün ölçek ekonomisinden kaynaklanan avantajını zayıflattığını ve uluslararası rekabet gücü açısından risk oluşturduğunu ifade eden Şengül, şunları söyledi: “Özellikle Çin’in düşük maliyet avantajıyla Avrupa pazarında hâkimiyetini artırması, sürekli yükselen girdi maliyetleri ve finansman zorluklarıyla mücadele eden üreticilerimizin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü baskılıyor. Bu koşullarda, çelik gibi temel girdilerde ilave maliyet yaratabilecek ticaret önlemlerinden kaçınılması, sektörümüzün rekabetçiliği açısından büyük önem taşıyor. Türk beyaz eşyasının dünyadaki öncü konumunu ve istihdam gücünü koruyabilmesi adına, maliyet yüklerini hafifletecek destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır.” Enerji verimli ürünlere teşvik sürdürülebilir büyümenin anahtarı İç pazarı sürdürülebilir biçimde destekleyecek yapısal adımlara dikkat çeken Şengül, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımın, iç talebi canlandırmak ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemek açısından en etkili ve kalıcı çözümlerden biri olduğuna işaret etti. “Sektör olarak, her geçen gün daha yüksek enerji verimliliği sağlayan, daha az enerji ve su tüketen ürünler geliştiriyor ve piyasaya sunuyoruz; bu sayede hem doğal kaynakların korunmasına ve karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sunuyor hem de tüketicilerimizin bütçesini destekliyoruz” diyen Şengül, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak vergi indirimi, finansman desteği ve benzeri teşviklerin, ülke ekonomisine sağlayacağı uzun vadeli faydalar ve ulusal enerji verimliliği hedeflerine katkısı bakımından kritik önem taşıdığına değindi. Şengül şöyle devam etti: “Bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi, enerji verimliliğinin iklim hedeflerine ulaşmadaki rolünü vurgulamak açısından önemli bir fırsat sunuyor. Beyaz eşya sektörü olarak, enerji ve su tasarrufu sağlayan ürünlerimizin yaygınlaşmasıyla yeşil dönüşüme katkı sunmaya ve Türkiye’nin sürdürülebilir sanayi hedeflerini uluslararası platformda güçlü şekilde desteklemeye hazırız.” Anti-damping uygulamaları ihracat rekabetçiliği üzerindeki baskıyı artırıyor TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, yassı çelik ürünlerine yönelik yüksek vergiler ile artan girdi maliyetlerinin üreticilerin rekabet gücünü zorladığına dikkat çekti. Yassı çeliğin beyaz eşya üretiminde önemli bir girdi kalemi olduğunu belirten Yavuz, “Bu ürünlere yönelik anti-damping uygulamalarının getirdiği vergiler, üretim maliyetlerimizi doğrudan artırırken ihracat pazarlarındaki rekabet gücümüzü de olumsuz etkiliyor” dedi. Üretim ve ihracatta yaşanan daralmanın tek bir nedene bağlı olmadığını vurgulayan Yavuz, “Küresel talebin zayıf seyri ve ihracat pazarlarındaki belirsizlikler sektörümüz açısından önemli zorluklar oluşturuyor. Bununla birlikte, temel girdiler üzerindeki ilave maliyet yükleri mevcut koşulları daha da zorlaştırıyor. Türkiye’nin katma değerli üretim ve ihracat hedeflerini destekleyebilmesi için sanayinin maliyet yapısının öngörülebilir ve sürdürülebilir olması, uluslararası pazarlardaki konumumuzu korumanın ön koşuludur” ifadelerini kullandı. GEKAP yükü sektörün uluslararası rekabet gücünü zorluyor Beyaz eşya sektörünün küresel pazarlardaki rekabet koşullarına dikkat çeken TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, Geri Kazanım Katılım Payı’nın (GEKAP) üreticiler açısından önemli bir maliyet unsuruna dönüştüğünü belirtti. Özkadı, sektörün başlıca uluslararası rakiplerinde benzer nitelikte bir maliyet kalemi bulunmamasının Türk üreticiler açısından rekabet dezavantajı yarattığını ifade etti. 2020–2025 döneminde sektörden tahsil edilen toplam GEKAP tutarının yaklaşık 250 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirten Özkadı, üretim ve ihracatta yaşanan kayıplar dikkate alındığında mevcut uygulamanın yeniden değerlendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Özkadı, GEKAP yükümlülüğünün geçici olarak kaldırılmasının veya birim tutarların en az %50 azaltılmasının sektörün rekabet gücünün desteklenmesine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. GEKAP hesaplama modelinin beyaz eşya ürünlerinin özgün yapısını daha fazla dikkate alması gerektiğini de belirten Özkadı, “Beyaz eşya ürünleri, kapsam dahilindeki pek çok üründen hem ağırlıkları hem de uzun kullanım ömürleri açısından ayrışıyor. Bu nedenle yalnızca ürün ağırlığını esas alan bir hesaplama yöntemi, gerçek çevresel etkiyi ve geri kazanım maliyetlerini yeterince yansıtmıyor. Ürünlerin yapısal özelliklerinin dikkate alındığı, ürün bazında farklılaştırılmış, daha dengeli bir sisteme geçilmesini önemli görüyoruz” dedi. Güvenli servis hizmeti için tüketicilere resmi kanalları kullanma çağrısı Beyaz eşya sektörünün üretimden satış sonrası hizmetlere uzanan geniş bir değer zinciri oluşturduğunu belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, Türkiye genelinde hizmet veren 3.500’ün üzerindeki yetkili servisin bu yapının temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Yetkili servis kimliğinin kötüye kullanılmasının tüketici mağduriyetlerine yol açabildiğine dikkat çeken Kuseyri, “Yetkili servislerimiz, tüketicilerimizin satış sonrası ihtiyaçlarına destek olmak üzere her gün binlerce haneye ulaşıyor. Ancak yetkili olmadığı halde kendisini bu şekilde tanıtan kişi ve işletmeler nedeniyle tüketicilerimizin mağduriyet yaşadığı örneklerle karşılaşıyoruz. Bu nedenle teknik destek veya onarım hizmetine ihtiyaç duyan tüketicilerimizin arama motorlarındaki sonuçlar yerine markaların resmi internet siteleri ya da Ticaret Bakanlığımızın servis.gov.tr adresi üzerinden yetkili servislere ulaşmalarını özellikle tavsiye ediyoruz. Doğru kanalların kullanılması, güvenilir hizmete erişim ve mağduriyetlerin önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor Haber

Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor

Türkiye otomotiv sanayisi, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında teknolojik dönüşüm, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim hedefleri doğrultusunda gelişimini sürdürüyor. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre sektör, 2026 yılının ilk dokuz ayında 31,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek Türkiye'nin ihracatındaki lider konumunu korudu. [1] Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verileri ise üye kuruluşların 18 Ar-Ge merkeziyle 2025 yılında yaklaşık 294 milyon dolarlık Ar-Ge ihracatı gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. [2] Türkiye'nin üretim ve teknoloji alanındaki gelişimi, otomotiv sanayisinin geleceğinde verimlilik ve inovasyonun önemini artırıyor. Dünyanın önde gelen bağımsız madeni yağ üreticilerinden FUCHS, geliştirdiği ileri teknoloji çözümlerle otomotiv sektörünün değişen ihtiyaçlarına yanıt verirken daha verimli ve sürdürülebilir üretim süreçlerini destekliyor. Otomotivde rekabetin yeni anahtarı: Teknoloji ve verimlilik Otomotiv endüstrisinde yaşanan teknolojik gelişmeler, yalnızca araçların tasarımını ve performansını değil, üretimden kullanıma kadar tüm değer zincirini yeniden şekillendiriyor. Daha düşük enerji tüketimi, daha uzun ekipman ömrü, daha az kaynak kullanımı ve yüksek operasyonel verimlilik, sektörün öncelikli hedefleri arasında bulunuyor. Bu dönüşümde madeni yağ teknolojileri de önemli bir rol üstleniyor. Motorlarda ve mekanik sistemlerde sürtünmenin azaltılması, aşınmanın önlenmesi ve enerji kayıplarının sınırlandırılması, hem araç performansına hem de kaynak verimliliğine katkı sağlıyor. Elektrikli mobilite, yeni nesil teknolojilere olan ihtiyacı artırıyor Otomotiv sanayisindeki dönüşümün önemli başlıklarından birini elektrikli mobilite oluşturuyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) Global EV Outlook 2026 raporuna göre, dünya genelinde elektrikli otomobil satışları 2025 yılında yüzde 20 artarak 20 milyonu aştı. Böylece elektrikli otomobiller, küresel yeni otomobil satışlarının yaklaşık dörtte birini oluşturdu. [3] Elektrikli araçların yaygınlaşması, otomotiv endüstrisinde yalnızca güç aktarma sistemlerini değil, madeni yağ ve ısı yönetimi teknolojilerini de dönüştürüyor. Geleneksel içten yanmalı motorlardan farklı teknik gereksinimlere sahip elektrikli araçlarda, özel olarak geliştirilen madeni yağlar ve soğutma sıvıları, sistemlerin güvenilir ve verimli çalışmasına katkı sağlıyor. FUCHS, elektrikli araçlara yönelik geliştirdiği yenilikçi madeni yağ teknolojileriyle otomotiv endüstrisinin dönüşümünü destekliyor. Araç teknolojilerindeki dönüşümün yanı sıra otomotiv üretim tesislerinde kullanılan endüstriyel yağlar, metal işleme sıvıları ve özel uygulama yağları da üretim süreçlerinde ekipmanların güvenilir çalışmasına, kullanım ömürlerinin uzatılmasına ve operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Sürdürülebilir üretimin temelinde inovasyon var FUCHS, araştırma ve geliştirme çalışmalarında ürün performansının artırılmasının yanı sıra enerji, kaynak ve maliyet verimliliğinin iyileştirilmesine odaklanıyor. Otomotiv üreticileri ve sanayi kuruluşlarının farklı ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen madeni yağ teknolojileri, ekipmanların kullanım ömrünün uzatılmasına ve üretim süreçlerinde operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Türk otomotiv sanayisinin yüksek katma değerli üretim ve teknolojik dönüşüm hedefleri önem kazanırken, yenilikçi madeni yağ teknolojileri de daha verimli, rekabetçi ve sürdürülebilir bir üretim ekosisteminin tamamlayıcı unsurları arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor Haber

Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor

Türkiye otomotiv sanayisi, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında teknolojik dönüşüm, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim hedefleri doğrultusunda gelişimini sürdürüyor. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre sektör, 2026 yılının ilk dokuz ayında 31,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek Türkiye'nin ihracatındaki lider konumunu korudu. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verileri ise üye kuruluşların 18 Ar-Ge merkeziyle 2025 yılında yaklaşık 294 milyon dolarlık Ar-Ge ihracatı gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. Türkiye'nin üretim ve teknoloji alanındaki gelişimi, otomotiv sanayisinin geleceğinde verimlilik ve inovasyonun önemini artırıyor. Dünyanın önde gelen bağımsız madeni yağ üreticilerinden FUCHS, geliştirdiği ileri teknoloji çözümlerle otomotiv sektörünün değişen ihtiyaçlarına yanıt verirken daha verimli ve sürdürülebilir üretim süreçlerini destekliyor. Otomotivde rekabetin yeni anahtarı: Teknoloji ve verimlilik Otomotiv endüstrisinde yaşanan teknolojik gelişmeler, yalnızca araçların tasarımını ve performansını değil, üretimden kullanıma kadar tüm değer zincirini yeniden şekillendiriyor. Daha düşük enerji tüketimi, daha uzun ekipman ömrü, daha az kaynak kullanımı ve yüksek operasyonel verimlilik, sektörün öncelikli hedefleri arasında bulunuyor. Bu dönüşümde madeni yağ teknolojileri de önemli bir rol üstleniyor. Motorlarda ve mekanik sistemlerde sürtünmenin azaltılması, aşınmanın önlenmesi ve enerji kayıplarının sınırlandırılması, hem araç performansına hem de kaynak verimliliğine katkı sağlıyor. Elektrikli mobilite, yeni nesil teknolojilere olan ihtiyacı artırıyor Otomotiv sanayisindeki dönüşümün önemli başlıklarından birini elektrikli mobilite oluşturuyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) Global EV Outlook 2026 raporuna göre, dünya genelinde elektrikli otomobil satışları 2025 yılında yüzde 20 artarak 20 milyonu aştı. Böylece elektrikli otomobiller, küresel yeni otomobil satışlarının yaklaşık dörtte birini oluşturdu. Elektrikli araçların yaygınlaşması, otomotiv endüstrisinde yalnızca güç aktarma sistemlerini değil, madeni yağ ve ısı yönetimi teknolojilerini de dönüştürüyor. Geleneksel içten yanmalı motorlardan farklı teknik gereksinimlere sahip elektrikli araçlarda, özel olarak geliştirilen madeni yağlar ve soğutma sıvıları, sistemlerin güvenilir ve verimli çalışmasına katkı sağlıyor. FUCHS, elektrikli araçlara yönelik geliştirdiği yenilikçi madeni yağ teknolojileriyle otomotiv endüstrisinin dönüşümünü destekliyor. Araç teknolojilerindeki dönüşümün yanı sıra otomotiv üretim tesislerinde kullanılan endüstriyel yağlar, metal işleme sıvıları ve özel uygulama yağları da üretim süreçlerinde ekipmanların güvenilir çalışmasına, kullanım ömürlerinin uzatılmasına ve operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Sürdürülebilir üretimin temelinde inovasyon var FUCHS, araştırma ve geliştirme çalışmalarında ürün performansının artırılmasının yanı sıra enerji, kaynak ve maliyet verimliliğinin iyileştirilmesine odaklanıyor. Otomotiv üreticileri ve sanayi kuruluşlarının farklı ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen madeni yağ teknolojileri, ekipmanların kullanım ömrünün uzatılmasına ve üretim süreçlerinde operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Türk otomotiv sanayisinin yüksek katma değerli üretim ve teknolojik dönüşüm hedefleri önem kazanırken, yenilikçi madeni yağ teknolojileri de daha verimli, rekabetçi ve sürdürülebilir bir üretim ekosisteminin tamamlayıcı unsurları arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Afrika Sanayisine Açılan Yeni Kapı: ITAF 2026 Kazablanka’da Gerçekleşti Haber

Afrika Sanayisine Açılan Yeni Kapı: ITAF 2026 Kazablanka’da Gerçekleşti

Afrika’da sanayi yatırımlarının ve üretim kapasitesini geliştirmeye yönelik çalışmaların hız kazanması, otomasyon, robotik, dijital üretim ve akıllı fabrika teknolojilerine olan talebi artırıyor. Bu dönüşümün sunduğu fırsatları uluslararası sanayi dünyasıyla buluşturmayı hedefleyen ITAF 2026, küresel teknoloji sağlayıcıları ile Afrika’nın gelişen sanayi pazarları arasında doğrudan iş bağlantıları kurulmasına olanak sağladı. Fuar kapsamında 11 ülkeden yaklaşık 50 nitelikli alıcının katılımıyla gerçekleştirilen Hosted Buyer Programı ve B2B görüşmeleri, teknoloji sağlayıcıları ile satın alma karar vericilerini bir araya getirerek yeni ticari fırsatların değerlendirilmesine katkıda bulundu. Etkinliğin önemli bileşenlerinden biri olan Industrial Edge Summit Africa konferans programında ise 60’tan fazla konuşmacı; endüstriyel otomasyon, dijitalleşme, ileri üretim teknolojileri ve Afrika sanayisinin dönüşümüne yönelik fırsatları ele aldı. Endüstriyel dönüşüme yön veren teknolojiler ITAF 2026’da buluştu ITAF 2026, üç gün boyunca endüstriyel üretimin geleceğini şekillendiren teknolojilere ve yenilikçi çözümlere ev sahipliği yaptı. Robotik sistemlerden endüstriyel otomasyona, yapay zekâ ve dijital üretim teknolojilerinden akıllı iç lojistik, güç aktarım sistemleri ve enerji verimliliği çözümlerine kadar geniş bir teknoloji yelpazesi, uluslararası sektör profesyonelleriyle buluştu. Fuar, yeni teknolojilerin tanıtılmasının yanı sıra bu çözümlerin üretim süreçlerine sağlayabileceği somut katkıları da gündeme taşıdı. Türkiye’den katılan ve kendi alanlarında küresel ligde yer alan Esit Elektronik ve IHI Dalgakıran gibi öncü Türk üreticileri de fuarda geliştirdikleri son teknoloji çözümleri, akıllı tartım ve kompresör sistemlerini Afrika pazarıyla buluşturarak yoğun ilgi gördü. Verimlilik artışı, operasyonel maliyetlerin azaltılması, üretim süreçlerinin dijitalleşmesi ve sürdürülebilir üretim gibi sanayinin öncelikli konuları, teknoloji sağlayıcıları ile sektör temsilcileri arasındaki görüşmelerin odağında yer aldı. Böylece ITAF, küresel teknolojik gelişmelerin Afrika sanayisinin dönüşüm ihtiyaçlarıyla buluştuğu bir platform olarak öne çıktı. ITAF 2026, uluslararası ticari iş birliklerine kapı açtı ITAF 2026, sergilenen teknolojilerin ötesinde, uluslararası satın almacılar ile sanayi ve teknoloji sağlayıcıları arasında yeni iş fırsatlarının değerlendirildiği bir platform oldu. Fuar kapsamında düzenlenen Alım Heyeti Programı, Afrika ve Avrupa'daki 11 ülkeden yaklaşık 50 nitelikli satın almacıyı Kazablanka'da bir araya getirdi. B2B eşleştirme görüşmeleri sayesinde katılımcı firmalar, yeni pazarlara açılma, potansiyel müşterilerle doğrudan temas kurma ve uzun vadeli ticari ortaklıklar geliştirme fırsatı yakaladı. Programın uluslararası boyutunu güçlendiren bir diğer önemli buluşma ise 9 Afrika ülkesinden 22 üst düzey temsilcinin katılımıyla gerçekleşti. Kamu kurumları, ticaret odaları ve iş dünyasından temsilcilerin yer aldığı heyet, bölgenin sanayi ve altyapı yatırımlarına yönelik ihtiyaçlarını uluslararası teknoloji sağlayıcılarıyla değerlendirdi. Makine ve otomasyondan enerji ve lojistiğe uzanan görüşmelerde, teknoloji transferi, üretim kapasitesinin geliştirilmesi ve yeni yatırım fırsatları ön plana çıktı. Böylece ITAF, Afrika sanayisinin ihtiyaçları ile uluslararası teknoloji ve üretim çözümleri arasında doğrudan bağlantılar kurulmasına katkı sağladı. Öncelikli hedef, sürdürülebilir katma değer yaratmak ITAF, ilk edisyonuyla etkinliğin ötesine geçerek yıl boyu aktif kalacak bir platformun ilk temellerini attı. ITAF ilk edisyonun ardından, Kazablanka’da kurulan iş birliklerini kalıcı kılmayı, saha deneyimlerini paylaşmayı, nitelikli iş gücünü ve yetkinlikleri geliştirmeyi amaçlıyor. Bu sayede sanayi aktörlerine yenilikçi teknolojileri keşfetme aşamasından sahada uygulamaya kadar her adımda rehberlik eden sürdürülebilir bir ekosistem sunmayı hedefliyor. Bundan sonraki süreçte elde edilen ivmeyi büyüterek yerel ve uluslararası paydaşlar arasındaki köprülerin güçlendirilmesi, ayrıca Kazablanka’da kurulan bağlantıların yatırım, inovasyon ve endüstriyel iş birliği odaklı yeni fırsatlara dönüştürülmesi planlanıyor. Industrial Edge Summit Africa’da sanayinin geleceği ele alındı ITAF 2026 kapsamında düzenlenen Industrial Edge Summit Africa, 60’ı aşkın konuşmacının katılımıyla sanayinin dijital ve sürdürülebilir dönüşümüne yönelik gelişmeleri gündeme taşıdı. Uluslararası iş dünyası temsilcilerini, teknoloji liderlerini ve sektör uzmanlarını buluşturan konferans programında; üretimde yapay zekâ uygulamaları, Endüstri 4.0, Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IIoT), siber güvenlik, enerji verimliliği ve karbonsuzlaşma gibi sanayinin öncelikli konuları ele alındı. Üç gün süren oturumlarda, yeni teknolojilerin üretim süreçlerine entegrasyonu, sanayide dijitalleşmenin hızlandırılması ve işletmelerin rekabet gücünün artırılması konuları öne çıktı. Afrika sanayisinin gelişen ihtiyaçları doğrultusunda teknoloji yatırımlarından nitelikli iş gücüne uzanan farklı başlıkların değerlendirildiği konferans, uluslararası bilgi ve deneyim paylaşımına katkı sağlayarak bölgenin endüstriyel dönüşümüne yönelik yeni perspektifler sundu. Geleceğe Güçlü Adım: ITAF 2027 İçin Hazırlıklar Başladı Başarılı ilk edisyonunun ardından 2026’da atılan temeller üzerine yükselecek fuar, Afrikalı sanayi paydaşlarını uluslararası teknoloji sağlayıcıları, yatırımcılar ve iş ortaklarıyla buluşturan bir platform olarak konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Afrika’nın sanayi ve teknoloji sektörlerindeki önemli buluşmalarından biri olan Industrial Transformation Africa’nın (ITAF) bir sonraki edisyonu 26–28 Ekim 2027 tarihleri arasında OFEC/Kazablanka’da düzenlenecek. ITAF, Deutsche Messe ekosistemi bünyesindeki Hannover Fairs MENA tarafından, yerel organizatör Smart Expos & Events Morocco ile birlikte düzenleniyor. 2026 edisyonunun stratejik ortakları UNIDO, GMAI ve AMCA; sponsorları Turkish Machinery ve GSMA; resmi teknoloji ortakları CE3M Maroc, R&D Maroc ve TEAM Henri-Fabre; kurumsal ortakları AHK Maroc, GIZ, Fraunhofer-Gesellschaft ve KFW; destekleyici ortakları ise AMPF, FMIIP, Morocco Train Industry (MTI) ve WorldPTA oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.