Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji Yatırımları

Kapsül Haber Ajansı - Enerji Yatırımları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Yatırımları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aksa Enerji’den Rekor FAVÖK Marjı: 2026’nın İlk Yarısında Yatırımlar Hız Kazandı Haber

Aksa Enerji’den Rekor FAVÖK Marjı: 2026’nın İlk Yarısında Yatırımlar Hız Kazandı

8 ülkedeki 15 santral operasyonu ve 3.500 MW üzeri kurulu gücüyle global bir enerji şirketi konumuna ulaşan Aksa Enerji, 2026 yılının ilk yarısına ilişkin konsolide finansal sonuçlarını açıkladı. Bu dönemde şirketin FAVÖK’ü 7,3 milyar TL ve net dönem kârı 1,2 milyar TL olarak gerçekleşirken; FAVÖK marjı %36 seviyesinde oluştu. Aksa Enerji, süregelen yatırımların ardı ardına devreye girmesiyle operasyonel kapasitesini artırdı. Kazakistan’daki 264 MW’lık Kızılorda Santrali’nin tam kapasiteyle ticari işletmeye alınması şirketin Orta Asya’daki varlığını güçlendirirken, depolamalı yenilenebilir enerji yatırımları da kaynak çeşitliliğini artırarak Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağladı. Gana’da iki faz halinde hayata geçirilen ve toplamda 350 MW kurulu güce ulaşması planlanan Kumasi Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’nin 179 MW’lık ilk fazının kombine çevrim dönüşümünün tamamlanması da şirketin Afrika’daki uzun vadeli büyüme stratejisindeki önemli adımlardan biri oldu. Aksa Enerji CEO’su ve İcra Kurulu Başkanı Naci Ağbal, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “2026’nın ilk yarısı, devam eden yatırım programımızın sonuçlarının çok daha görünür hale geldiği bir dönem oldu. Finansal disiplinimizi ve operasyonel odağımızı korurken yeni yatırımlarımızla kapasitemizi ve coğrafi çeşitliliğimizi güçlendirdik. Kazakistan’daki Kızılorda Santralimizin tam kapasiteyle devreye girmesiyle Orta Asya’daki varlığımızı büyütürken, Türkiye’de depolamalı yenilenebilir enerji yatırımlarımızın ilk projelerini üretime aldık. Afrika’daki operasyonlarımızın amiral gemisi konumundaki Gana’da ise Kumasi Santral yatırımımızın 179 MW’lık ilk fazının kombine çevrim dönüşümünü tamamladık ve ülkedeki toplam kurulu gücümüzü 549 MW’a yükselttik. Önümüzdeki dönemde de 941 MW’lık depolamalı yenilenebilir enerji yatırım portföyümüzü adım adım hayata geçirerek Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlayacağız. Bununla birlikte büyümeyi yalnızca kurulu güç artışı olarak görmüyoruz. Doğru projeyi doğru sözleşme ve finansman modeliyle hayata geçirmek, kaynak ve coğrafya çeşitliliğimizi artırmak ve büyüyen global operasyonlarımızı güçlü bir kurumsal altyapıyla desteklemek sürdürülebilir yüksek büyüme stratejimizin temelini oluşturuyor. Uluslararası alanda ödüllendirilen finansman modellerimiz ve dijital dönüşüm yatırımlarımız bu stratejiyi destekleyen önemli adımlar oldu. Finansal disiplinimizi koruyarak, Türkiye’de ve faaliyet gösterdiğimiz coğrafyalarda uzun vadeli değer yaratmaya devam edeceğiz.” Aksa Enerji’nin Orta Asya’daki Kurulu Gücü 1.484 MW’a Ulaştı Aksa Enerji, ilk yarıda Kazakistan’daki 264 MW kurulu güce sahip Kızılorda Kombine Isı ve Enerji Santrali’ni tam kapasiteyle ticari işletmeye aldı. Böylece Kazakistan’daki ilk yatırımını hayata geçiren şirket, Özbekistan’daki 1.220 MW’lık kurulu gücüyle birlikte Orta Asya’daki toplam kurulu gücünü 1.484 MW’a ulaştırdı. Kızılorda Santrali’nde yaklaşık 100 yerel çalışana istihdam sağlayan Aksa Enerji, yatırımlarıyla bölgenin enerji arz güvenliğine katkı sunarken yerel ekonomiyi ve istihdamı da destekliyor. Gana’da Kurulu Güç 549 MW’a Yükseldi Aksa Enerji, Gana’daki büyüme programında önemli bir aşamayı daha tamamladı. İki faz halinde yürütülen ve toplamda 350 MW kurulu güce ulaşması planlanan Kumasi Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’nin 179 MW kurulu güce sahip ilk fazının kombine çevrim dönüşümü tamamlandı. Ocak ayından itibaren 130 MW kapasiteyle basit çevrim olarak ticari üretim yapan ilk faz, teknolojik dönüşümün tamamlanmasıyla daha yüksek verimlilik sağlayan kombine çevrim yapısına kavuştu. Böylece Aksa Enerji’nin, 2017 yılından bu yana işletmekte olduğu 370 MW’lık Tema Santrali ile birlikte Gana’daki toplam kurulu gücü 549 MW’a ulaştı. 20 yıl süreli ABD doları bazlı garantili satış anlaşması kapsamında Aksa Enerji tarafından finanse edilip inşa edilen Kumasi Santrali’nin işletme ve bakım faaliyetleri de şirket tarafından yürütülüyor. Kombine çevrim teknolojisi sayesinde aynı yakıt miktarıyla daha fazla elektrik üretimi sağlayan santral, Gana’nın enerji arz güvenliğine daha verimli ve güvenilir üretim kapasitesiyle katkıda bulunuyor. Aksa Enerji’nin Gana operasyonlarında 130’un üzerinde yerel çalışan görev yaparken, yerel çalışanlar toplam iş gücünün %64’ünü oluşturuyor. Depolamalı Yenilenebilir Enerji Projelerinde İlk Tesisler Üretime Başladı İlk yarıda Aksa Enerji, Türkiye’nin enerji dönüşümünü destekleyen yenilenebilir enerji ve enerji depolama yatırımlarında önemli adımlar attı. Gaziantep’te hayata geçirilen Pamuk Depolamalı Güneş Enerjisi Santrali, ticari üretime başlarken, Şanlıurfa’daki RASA Müstakil Elektrik Depolama Tesisi ise tedarik lisansı kapsamında işletmeye alınan Türkiye’nin ilk müstakil elektrik depolama tesisi oldu. Aynı dönemde, Manisa’da hayata geçirilmesi planlanan 82,16 MW kurulu güçteki Depolamalı Rüzgâr Enerji Santrali projesinin ve Kayseri’de planlanan 10 MW kurulu güce sahip olacak Fatih Depolamalı Güneş Enerjisi Santrali projesinin elektrik üretim lisansı EPDK tarafından onaylandı. Aksa Enerji, Türkiye genelinde 11 ilde toplam 941 MW kurulu güce ulaşması planlanan depolamalı yenilenebilir enerji yatırım portföyünü hayata geçirmek üzere çalışmalarını sürdürüyor. Finansman Gücü ve Kurumsal Dönüşüm Büyümeyi Destekliyor Aksa Enerji, büyüme stratejisini uluslararası finansman iş birlikleri ve güçlü kurumsal altyapıyla desteklemeyi sürdürüyor. Şirket, farklı coğrafyalarda hayata geçirdiği enerji yatırımları ve bu yatırımları destekleyen finansman yapılarıyla “En İyi Güneş Enerjisi Finansmanı Anlaşması” ve “Afrika’daki En İyi Enerji Finansmanı Anlaşması” ödüllerini aldı. Aksa Enerji, finansman kaynaklarını çeşitlendirirken büyüyen global operasyonlarını destekleyecek kurumsal altyapısını da güçlendirdi. Project Nexus kapsamında SAP S/4HANA dönüşümünü canlıya alan şirket, üç kıtaya yayılan operasyonlarını ortak ve entegre bir dijital altyapıda buluşturma yönünde önemli bir adım attı. Aynı dönemde BIST 50 Endeksi’ne dahil olan Aksa Enerji, BIST Sürdürülebilirlik ve BIST Kurumsal Yönetim endekslerindeki yerini de korudu. Şirketin Kurumsal Yönetim Uyum Derecelendirme Notu ise geçen yıla göre 11 baz puan artarak 10 üzerinden 9,54’e yükseldi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa, Isı Pompasında Vites Büyüttü… Türkiye Bu Dönüşümü Kaçırmamalı Haber

Avrupa, Isı Pompasında Vites Büyüttü… Türkiye Bu Dönüşümü Kaçırmamalı

Avrupa'daki dönüşümün yalnızca cihaz değişiminden ibaret olmadığını belirten Üçay Mühendislik İcra Kurulu Üyesi ve İklimlendirme & Şubeler Direktörü Zafer Çüman, Türkiye'nin de bu süreci bütüncül bir enerji vizyonuyla değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Avrupa'da enerji dönüşümünün lokomotifi haline gelen ısı pompaları yeniden güçlü bir büyüme trendine girdi. Avrupa Isı Pompası Birliği'nin (EHPA) yayımladığı 2025 öncü verilerine göre, 16 Avrupa ülkesinde konut tipi ısı pompası satışları bir önceki yıla göre ortalama %10,3 artarak 2,62 milyon adede ulaştı. Böylece Avrupa genelindeki kurulu ısı pompası sayısı yaklaşık 28 milyona yükseldi. Satışların yeniden ivme kazanmasında; istikrarlı teşvik programları, elektrifikasyon politikaları ve fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmaya yönelik kamu politikaları belirleyici rol oynadı. Avrupa'da ısı pompası satışları ilk çeyrekte %17 arttı Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) 2026 Dünya Enerji Yatırımları Raporu da elektrifikasyonun küresel enerji yatırımlarındaki ağırlığının her geçen yıl arttığını ortaya koyuyor. Rapora göre, 2026'nın ilk çeyreğinde Avrupa'da ısı pompası satışları geçen yılın aynı dönemine göre %17 artış gösterdi. Enerji dönüşümünün yalnızca yeni teknolojilere geçiş olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Üçay Mühendislik İcra Kurulu Üyesi ve İklimlendirme & Şubeler Direktörü Zafer Çüman, şunları söyledi: Dönüşümün merkezinde ısı pompaları yer alıyor "Bugün Avrupa'da yaşanan dönüşüm, yalnızca doğal gaz kazanlarının yerini ısı pompalarının alması olarak değerlendirilmemeli. Yeniden tasarlanan sadece cihazlar değil; enerjinin üretiminden depolanmasına, yönetiminden tüketimine kadar uzanan bütün enerji sistemidir. Isı pompaları da bu entegre ekosistemin en önemli bileşenlerinden biridir." Avrupa'da ısı pompalarına olan ilginin temelinde karbon emisyonlarını azaltma hedefleri, fosil yakıtlara bağımlılığı düşürme politikaları, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla tam uyumlu sistemlere geçiş ve uzun vadede enerji maliyetlerini kontrol altında tutma ihtiyacının bulunduğunu belirten Çuman, bu dönüşümün kamu politikalarıyla da desteklendiğini ifade etti. Birçok Avrupa ülkesinde elektrik üzerindeki vergi yükünün azaltılmasına yönelik uygulamaların da pazarın büyümesini desteklediğini söyledi. Dört mevsim çözüm sunuyor Enerji verimliliği yüksek sistemlere geçişin artık yalnızca çevresel değil, ekonomik bir gereklilik haline geldiğini vurgulayan Çüman, şunları söyledi: “Isı pompaları yalnızca kış aylarında ısıtma sağlayan sistemler değildir. Aynı zamanda yaz aylarında soğutma ve kullanım sıcak suyu ihtiyacını da karşılayarak dört mevsim çözüm sunuyor. Bu özellikleri sayesinde hem bireysel kullanıcılar hem de ticari işletmeler için enerji maliyetlerini düşüren önemli bir teknoloji haline geliyor. Öte yandan Türkiye, sahip olduğu iklim çeşitliliği ve yenilenebilir enerji potansiyeli sayesinde ısı pompası teknolojilerinin yaygınlaşması için önemli avantajlara sahip." Enerji sektörünün önümüzdeki dönemde birbirini tamamlayan teknolojiler üzerine kurulacağını ifade eden Çüman, sözlerini şöyle tamamladı: "Enerji dönüşümünü yalnızca yeni cihazlara geçiş olarak değerlendirmemek gerekiyor. Gelecekte; güneş enerjisi sistemleri, ısı pompaları, enerji depolama çözümleri ve elektrikli araç şarj altyapıları birbirini tamamlayan entegre bir ekosistem oluşturacak. Türkiye'nin bu dönüşümü bugünden planlaması hem enerji güvenliği hem de sürdürülebilirlik açısından kritik önem taşıyor." Üçay Mühendislik Hakkında Temelleri 2000 yılında atılan Üçay Mühendislik Enerji ve İklimlendirme Teknolojileri A.Ş., enerji tasarrufu ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda iklimlendirme, elektrik, mekanik, güneş enerjisi sistemleri (GES) ve elektrikli araç (EA) şarj hizmetleri alanlarında faaliyet göstermektedir. Bağlı ortaklığı Elaris ile elektrikli araç şarj ağı işletmeciliği ve elektrikli şarj istasyonu satışı alanlarında da hizmet sunmaktadır. Merkezi İstanbul olan Üçay Mühendislik, Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde 22’den fazla ilde 35’in üzerinde şube, depo ve showroom ile faaliyetlerine devam etmektedir. Kurulduğu günden bu yana 2 milyondan fazla bireysel ve kurumsal müşteriye mühendislik hizmeti sağlayan şirket, gelişmiş ERP altyapısıyla birbirine entegre çalışan şubeleri aracılığıyla yılda ortalama 30.000 müşteriye hızlı, güvenilir ve kesintisiz hizmet sunmaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Yayıncılar İçin Haber Neden Fark Yaratır? Haber

Dijital Yayıncılar İçin Haber Neden Fark Yaratır?

Bir dijital yayın için en kritik an, ana sayfada boşluk oluştuğu an değildir. Asıl kritik an, o boşluğu neyle doldurduğunuzdur. Çünkü dijital yayıncılar için haber artık yalnızca sayfa güncelleyen bir içerik türü değil; trafik kalitesini, marka güvenini, reklam değerini ve okur sadakatini aynı anda etkileyen stratejik bir varlıktır. Özellikle ekonomi, teknoloji, savunma, enerji, lojistik ve sürdürülebilirlik gibi karar etkisi yüksek alanlarda yayın yapan mecralar için haber seçimi, editoryal bir tercih olmanın ötesine geçti. Hangi başlığın yayına alınacağı, hangi kaynağın kullanılacağı ve içeriğin ne kadar hızlı dönüştürülebileceği, doğrudan yayın performansını belirliyor. Bu nedenle dijital yayıncılar için haber akışı, nicelikten çok kullanılabilirlik ve güvenilirlik üzerinden değerlendirilmeli. Dijital yayıncılar için haber neden stratejik bir konu? Dijital medyada rekabet artık sadece ilk veren olmak üzerinden yürümüyor. Aynı gelişmeyi onlarca site birkaç dakika içinde yayımlayabiliyor. Farkı yaratan unsur, haberin işlenme biçimi, sektörel bağlamı ve tekrar kullanılabilir editoryal kalitesidir. Bir yayıncı için haberin değeri üç katmanda ortaya çıkar. İlk katman hızdır. Gündemi kaçırmamak gerekir. İkinci katman doğruluktur. Yanlış veya eksik bilgi, kısa vadede trafik getirse bile uzun vadede yayın markasını zedeler. Üçüncü katman ise bağlamdır. Özellikle profesyonel okur, yalnızca ne olduğunu değil, bunun neden önemli olduğunu da görmek ister. Bu çerçevede haber, sadece okunacak bir metin değil; arama görünürlüğünü besleyen, sosyal paylaşımı tetikleyen, kategori derinliği oluşturan ve yayın çizgisini netleştiren bir üretim modelidir. Kurumsal okur için bu yaklaşım daha da önemlidir. Çünkü yatırımcı, yönetici, iletişim profesyoneli veya sektör temsilcisi, içerikten eğlence değil karar desteği bekler. Hız tek başına yetmiyor Dijital yayıncılığın ilk dönemlerinde güncel olmak çoğu zaman yeterliydi. Şimdi ise hız, giriş bileti gibi çalışıyor. Yayında kalmak için gerekli ama tek başına ayırt edici değil. Bunun iki temel nedeni var. Birincisi, haber dolaşımı çok hızlandı. Ajanslar, sosyal platformlar, kurumsal açıklamalar ve sektör kaynakları aynı anda içerik üretiyor. İkincisi, okur daha seçici hale geldi. Başlığı görüp geçmek yerine, haberi hangi yayın verdi, ne kadar güvenilir aktardı ve hangi uzmanlık alanına oturttu sorularını daha sık soruyor. Bu yüzden dijital yayıncıların haber stratejisinde yalnızca son dakika mantığıyla hareket etmesi sürdürülebilir değil. Bazı alanlarda hız belirleyicidir. Örneğin regülasyon değişiklikleri, savunma sanayi gelişmeleri, piyasa etkisi yaratabilecek şirket kararları veya enerji yatırımları anlık değer taşır. Ancak bazı başlıklarda asıl değer, açıklayıcı ve sektörel çerçevesi güçlü içerikte oluşur. Her haberi aynı tempoda ve aynı formatta sunmak, yayın kimliğini zayıflatabilir. Hangi haber gerçekten işe yarar? İşe yarayan haber, editör için kolay işlenebilir, okur için güvenilir, yayın için ölçeklenebilir olandır. Burada ölçeklenebilirlik kritik bir kavramdır. Çünkü dijital yayıncıların önemli bir kısmı sınırlı ekiplerle yüksek frekansta içerik üretmek zorunda kalıyor. Bu noktada iyi haber içeriği şu özellikleri taşır: net başlık yapısı, doğrulanmış bilgi, yayınlanabilir dil, kategoriye uygun çerçeve ve gerekirse görsel ya da video ile desteklenebilir kurgu. Dağınık, yoruma açık veya aşırı tanıtım kokan metinler editoryal yük yaratır. Buna karşılık temiz kurgulanmış haberler, yayına alma süresini kısaltır ve hata riskini azaltır. Sektörel uzmanlık, genel trafikten daha değerli olabilir Yüksek trafik her zaman yüksek etki anlamına gelmez. Özellikle B2B odaklı veya profesyonel okura seslenen yayınlarda, az ama doğru kitlenin ilgisini çeken haberler daha büyük değer üretir. Örneğin tarım teknolojileri, savunma ihracatı, yapay zeka yatırımları, enerji dönüşümü veya lojistik altyapı projeleri, genel okuyucu için niş görünebilir. Ancak bu başlıklar ilgili sektörlerde çalışan karar vericiler için doğrudan iş değeri taşır. Böyle içerikler daha uzun okunur, daha fazla referans alınır ve kurumsal çevrelerde daha sık paylaşılır. Bu da dijital yayıncının sadece sayfa görüntülenmesi değil, yayın itibarı açısından da güçlenmesini sağlar. Çünkü uzmanlık hissi tesadüfen oluşmaz. Aynı kategorilerde düzenli, nitelikli ve güvenilir içerik sunulduğunda oluşur. Yayıncı burada bir haber vitrini olmaktan çıkıp bilgi altyapısı sunan bir aktöre dönüşür. Dijital yayıncılar için haber kaynağı seçimi neden kritik? Birçok yayıncı için asıl sorun içerik eksikliği değil, kullanılabilir içerik eksikliğidir. Gün içinde yüzlerce metin dolaşıma girer ama bunların büyük bölümü ya yeniden yazım gerektirir ya da editoryal standartları karşılamaz. Kaynak seçimi bu nedenle sadece operasyonel bir tercih değildir. Aynı zamanda hukuki risk, marka güveni ve editoryal verimlilik meselesidir. Telif durumu belirsiz içerikler, kopya riskini artırır. Yetersiz doğrulanmış metinler, hatalı yayın riskini büyütür. Aşırı reklam dili taşıyan metinler ise okur güvenini aşındırır. Güçlü bir haber kaynağı, yayıncıya sadece metin sağlamaz. Zaman kazandırır, tekrar kullanım kolaylığı sunar ve kategori sürekliliği oluşturur. Özellikle düzenli haber akışına ihtiyaç duyan internet gazeteleri, sektörel portallar ve kurumsal içerik platformları için bu fark doğrudan operasyonel verime yansır. Bu noktada Kapsül Haber Ajansı gibi telifsiz ve ücretsiz kullanım modeli sunan yapılar, dijital yayıncılar açısından pratik bir avantaja dönüşebilir. Çünkü mesele yalnızca habere erişmek değil; onu hızlı, güvenli ve yayın standardına uygun şekilde kullanabilmektir. Arama görünürlüğü için haber nasıl düşünülmeli? Arama motoru performansı söz konusu olduğunda haber içeriği çoğu zaman yanlış ele alınıyor. Sadece yüksek hacimli kelimelere odaklanan yaklaşım, haberin gerçek doğasını kaçırabiliyor. Oysa nitelikli haber, kısa ömürlü trafik ile uzun vadeli kategori otoritesi arasında denge kurar. Bir haber metni arama görünürlüğüne üç şekilde katkı sunar. İlk olarak güncel sorguları yakalar. İkinci olarak belirli sektörlerde yayın derinliği oluşturur. Üçüncü olarak ilgili alt konular arasında semantik bağ kurar. Yani tek bir haber, doğru işlendiğinde hem anlık görünürlük hem de orta vadeli editoryal güç sağlar. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, haberi sırf anahtar kelime yerleştirmek için mekanik hale getirmemektir. Profesyonel okur bunu hızlı fark eder. Başlık net olmalı, giriş paragrafı haber değerini açık vermeli ve metin gereksiz dolgu taşımamalıdır. Arama için yazılmış gibi görünen değil, yayın için yazılmış ama aramada da güçlü çalışan içerik daha kalıcı sonuç üretir. Haber ile kategori stratejisi aynı şey değildir Her haber tek başına performans göstergesi olmayabilir. Bazı içerikler anlık sıçrama yaratır, bazıları ise kategori bütünlüğünü güçlendirir. Akıllı yayıncı, ikisini karşı karşıya koymaz. Örneğin bir şirket ataması haberi sınırlı trafik getirebilir ama yönetici hareketleri kategorisini besler. Bir fabrika yatırımı haberi, belirli bölgelerde ve sektör aramalarında görünürlük oluşturabilir. Bir görüş yazısı veya röportaj ise habere derinlik katarak yayın markasının uzmanlık algısını yükseltebilir. Başarılı dijital yayıncılık, yalnızca yüksek tıklanan başlıkları kovalamak değil; farklı haber türlerini ortak bir yayın hedefinde buluşturmaktır. Yayıncı için doğru içerik akışı nasıl görünür? Doğru akış, her saatte çok içerik gelmesi anlamına gelmez. Editoryal önceliklere uyumlu, dengeli ve sürdürülebilir içerik gelmesi anlamına gelir. Bunun için haber havuzunun birkaç özelliğe sahip olması gerekir. İlk olarak kategori dağılımı dengeli olmalıdır. Sadece genel gündem değil, uzmanlık alanlarını besleyen başlıklar da düzenli gelmelidir. İkinci olarak içerikler farklı yayın formatlarına uygun olmalıdır. Kısa haber, analiz, röportaj, foto galeri veya video destekli akış bu yüzden değerlidir. Üçüncü olarak haber dili yeniden yazım yükünü azaltmalıdır. Editörün bütün günü metin toparlamakla geçiyorsa, büyüme sınırlanır. Ayrıca çok önemli bir denge daha var. Fazla kurumsal ve steril içerik akışı, yayını cansız gösterebilir. Sadece sansasyon odaklı başlıklar ise kurumsal güveni zedeler. İyi haber akışı bu iki uç arasında çalışır. Hem güncel olur hem itibarlı görünür. Gelecek dönemde dijital yayıncıları ne bekliyor? Önümüzdeki dönemde içerik bolluğu daha da artacak. Yapay zeka destekli metin üretimi, otomatik özetleme ve hızlı dağıtım sistemleri nedeniyle benzer haberler daha fazla çoğalacak. Bu durumda asıl rekabet, kimin daha çok içerik yayımladığı değil, kimin daha güvenilir ve daha işe yarar içerik sunduğu üzerinden şekillenecek. Bu değişim, özellikle sektörel yayıncılar için fırsat yaratıyor. Çünkü genel haber alanında benzeşme arttıkça, niş uzmanlık daha görünür hale geliyor. Enerji politikası, savunma tedarik zinciri, tarım verimliliği, yapay zeka regülasyonu veya lojistik altyapı yatırımları gibi alanlarda güvenilir yayıncılık yapan mecralar, daha sadık ve daha nitelikli bir kitle oluşturabilir. Burada belirleyici soru şudur: Yayınınız haber yayımlıyor mu, yoksa karar süreçlerinde kullanılan bilgi akışı mı üretiyor? Aradaki fark küçük görünür ama sonuçları büyüktür. Çünkü ikinci yaklaşım, yayıncılığı günlük içerik operasyonundan çıkarıp stratejik medya pozisyonuna taşır. Dijital yayıncılıkta kalıcı fark, en çok habere sahip olmakla değil, doğru haberi doğru bağlamla sunmakla oluşur. Okurun zamanı dar, dikkat eşiği düşük, beklentisi ise her zamankinden yüksek. Bu yüzden iyi haber, yalnızca hızlı ulaşan içerik değil; güven veren, yayınlanabilir ve iş değeri taşıyan içeriktir. Böyle bir akış kurulduğunda yayın büyür, kategori güçlenir ve marka daha güçlü bir editoryal zemine oturur.

Metgün Enerji Halka Arzla Yeni Büyüme Dönemine Giriyor Haber

Metgün Enerji Halka Arzla Yeni Büyüme Dönemine Giriyor

Sürdürülebilir bir dünya ve yaşanabilir bir gelecek için temiz enerji vizyonuyla hareket eden Metgün Enerji’nin halka arzında talep toplama bugün başladı. İnfo Yatırım liderliğinde, toplam 48 aracı kurumdan oluşan konsorsiyum aracılığıyla gerçekleşecek halka arzda talep toplama 22 Temmuz Çarşamba günü sona erecek. Pay başına satış fiyatı 20 TL olarak belirlenen halka arzda, payların toplam nominal değeri 135 milyon 579 bin TL, halka arz büyüklüğü ise yaklaşık 2 milyar 711 milyon 580 bin TL olacak. Halka arz sonrası halka açıklık oranının ise yüzde 21,35 olarak gerçekleşmesi öngörülüyor. Halka arzı yatırımcılarla birlikte uzun vadeli değer üretecekleri yeni bir ortaklık olarak değerlendirdiklerini belirten Metgün Enerji Genel Müdürü Uğur Işık, “Amacımız, Türkiye'nin enerji dönüşümüne katkı sağlarken; güçlü ve sürdürülebilir finansal yapımızla yatırımcılarımıza uzun vadeli değer sunan bir enerji şirketi olmak" dedi. Küresel enerji sektörünün tarihinin en önemli dönüşüm süreçlerinden birini yaşadığına dikkat çeken Uğur Işık, jeopolitik gelişmelerin yenilenebilir enerji yatırımlarının önemini daha da artırdığını belirtti. Işık, “Bugün yaşanan gelişmeler, geleneksel enerji kaynaklarına dayalı tedarik zincirlerinin ne kadar kırılgan olabileceğini tüm dünyaya gösteriyor. Türkiye'nin sahip olduğu yenilenebilir enerji potansiyelini ekonomiye kazandırmanın hem çevresel hem de stratejik bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan her yatırımın, enerji ithalatına olan bağımlılığın azaltılmasına, enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesine ve ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasına önemli katkı sağladığına inanıyoruz.” dedi. Yatırım stratejimizin odağında sürdürülebilir büyüme var" Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre 2030 yılına kadar yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretiminin toplam üretim içindeki payının yüzde 60'a ulaşmasının beklendiğini hatırlatan Işık, Türkiye'nin de Ulusal Enerji Planı kapsamında güneş ve rüzgâr başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırdığını belirtti. Işık, şöyle devam etti: “Bugün 274,44 MW[1] kurulu güce sahip yenilenebilir enerji santrallerimizle ülkemizin enerji dönüşümü hedeflerine katkı sağlamak için çalışıyoruz. Bu katkıyı daha da güçlendirmek amacıyla yurt içi ve yurt dışındaki yatırım fırsatlarını yakından takip ediyoruz. Proje geliştirme, kapasite artırımı ve stratejik satın almalar yoluyla üretim portföyümüzü büyütmeyi hedefliyoruz. Bunun yanında depolamalı güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri ile hibrit yatırımlar da büyüme planlarımızın önemli başlıkları arasında yer alıyor. ." "Halka arz gelirini büyüme yatırımlarında değerlendireceğiz" Büyüme hedeflerine halka arzla birlikte ivme kazandıracaklarının altını çizen Işık, "Halka arz gelirinin yaklaşık yüzde 80 ila 90'ını depolamalı GES ve RES projeleri, yeni yenilenebilir enerji yatırımları, stratejik satın almalar, hibrit tesis kurulumları ve kapasite artırıcı yatırımlar için kullanacağız. Yaklaşık yüzde 10'luk kısmıyla ise işletme sermayemizi güçlendireceğiz. Böylece hem finansal esnekliğimizi artıracak hem de uzun vadeli büyüme stratejimizi daha güçlü şekilde hayata geçireceğiz” diye konuştu. “Çevre hassasiyetini yatırımlarımızın ayrılmaz parçası olarak görüyoruz” Yenilenebilir enerji yatırımlarının yanı sıra üretim süreçlerinde de çevre hassasiyetini ön planda tuttuklarını vurgulayan Uğur Işık, tüm santrallerde çevre mevzuatı, ilgili izin süreçleri, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları ve uluslararası normlara uygun şekilde üretim gerçekleştirdiklerini ifade etti. Işık, Metgün Enerji olarak mevcut RES projeleri kapsamında 6 bin, HES projelerinde ise yaklaşık 10 bin ağaç ve fidan dikiminin gerçekleştirildiğini aktardı. Toplantıya katılan Konsorsiyum Lideri İnfo Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Güler, “Metgün Enerji’nin ekibiyle birlikte çok rahat, şeffaf bir halka arz süreci yürütüyoruz, şirketin profesyonel ekibine çok teşekkür ederim. Aynı dikkat ve disiplinle talep toplama sürecini de yöneteceğiz, süreci başarılı bir halka arz ile taçlandırmayı hedefliyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

RES Projelerinde Tarım ve Enerjiyi Buluşturan Yeni Model Haber

RES Projelerinde Tarım ve Enerjiyi Buluşturan Yeni Model

Tarım Reformu Genel Müdürlüğü'nün 81 il müdürlüğüne gönderdiği talimatla resmileşen uygulama kapsamında, türbin kanatlarının izdüşümünde kalan alanlar “Tarımsal Niteliği Korunacak Alan (TNKA)” olarak planlanacak ve tarımsal üretime açık kalacak. ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı liderliğinde uzun yıllardır yürütülen proje geliştirme, arazi planlama ve izin süreçleri çalışmalarında da savunulan bu yaklaşımın hayata geçirilmesini sektör adına önemli bir gelişme olarak değerlendiren Arıcı, düzenlemenin doğru arazi planlaması ve sürdürülebilir proje geliştirme anlayışı açısından önemli bir adım olduğunu söyledi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından RES projelerinde tarım arazilerinin kullanımına ilişkin uygulamada yapılan değişiklikle, türbinlerin dönen kanatlarının kapsadığı izdüşüm alanları artık tarım dışı kullanım kapsamında değerlendirilmeyecek. Yeni modelde yalnızca türbinlerin kurulduğu platform alanları ile ulaşım yolları için tarım dışı kullanım izni verilecek ve TAD portal girişi bu alanlarla sınırlı tutulacak; kanat izdüşüm (süpürme) alanları ise TNKA olarak planlanarak kamulaştırma sonrasında tarımsal üretime devam edilebilecek. YENİ DÜZENLEMEYLE TARIM ARAZİLERİNDE GEREKSİZ KAYIP ÖNLENECEK Uygulamanın sahadaki etkisi tekil proje düzeyinde dahi belirgin biçimde ortaya çıkıyor. Örnek bir RES projesinde 18 türbinin toplam süpürme alanı yaklaşık 463 bin metrekareyi bulurken, fiilen inşaata konu olan platform alanı bu alanın yalnızca %29'unu oluşturuyor. Geriye kalan yaklaşık %71'lik kısım — yani yaklaşık 33 hektar tarım arazisi — mevcut uygulamada gereksiz yere tarım dışı bırakılırken, yeni modelle bu alanlar üretimde kalabilecek. Uygulama ülke geneline yaygınlaştığında korunacak tarım arazisi miktarının çok daha yüksek olacağı öngörülüyor. Enerji yatırımları ile tarımsal üretimin doğru planlama sayesinde birlikte sürdürülebileceğini belirten ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, “Yenilenebilir enerji yatırımları ile tarımsal üretimi birbirinin alternatifi olarak görmek doğru değil. Doğru planlanan projelerde her iki alanın birlikte değer üretmesi mümkün. Yeni düzenleme de bu anlayışı destekleyen önemli bir yaklaşım ortaya koyuyor. Tarım arazilerinin korunması, yatırım süreçlerinin daha verimli yönetilmesi ve gereksiz arazi kayıplarının önlenmesi açısından sektör adına değerli bir gelişme olduğunu düşünüyoruz” açıklamalarında bulundu. DOĞRU PLANLAMA HEM YATIRIMI HEM ÜRETİMİ GÜÇLENDİRİYOR ARI-ES Enerji olarak proje geliştirme süreçlerinde arazi seçiminden izin süreçlerine kadar tüm aşamalarda tarımsal üretim, çevresel sürdürülebilirlik ve yatırım ihtiyaçlarını birlikte değerlendirdiklerini belirten Arıcı, bu yaklaşımın uzun yıllardır yürüttükleri çalışmaların temelini oluşturduğunu söyledi. “Her proje bulunduğu bölgenin çevresel, teknik ve sosyoekonomik koşulları dikkate alınarak planlanmalı. Doğru mühendislik yaklaşımıyla hem yenilenebilir enerji yatırımları hız kazanabilir hem de verimli tarım arazileri korunabilir. Yeni düzenleme ile birlikte RES yatırımlarında gereksiz tarım dışı kullanım izinlerinin azaltılması, tarım arazilerinin üretimde kalmaya devam etmesi, kamulaştırma ve TAD portal süreçlerine ilişkin işlem yükünün hafifletilmesi ve yatırım süreçlerinin daha etkin yönetilmesi hedefleniyor. Türkiye'nin enerji dönüşümünde sürdürülebilir arazi planlaması bundan sonraki dönemin en kritik başlıklarından biri olacak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

RES Yatırımlarında Tarımı Koruyan Yeni Model Haber

RES Yatırımlarında Tarımı Koruyan Yeni Model

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından RES projelerinde tarım arazilerinin kullanımına ilişkin uygulamada yapılan değişiklikle, türbinlerin dönen kanatlarının kapsadığı izdüşüm alanları artık tarım dışı kullanım kapsamında değerlendirilmeyecek. Yeni modelde yalnızca türbinlerin kurulduğu platform alanları ile ulaşım yolları için tarım dışı kullanım izni verilecek ve TAD portal girişi bu alanlarla sınırlı tutulacak; kanat izdüşüm (süpürme) alanları ise TNKA olarak planlanarak kamulaştırma sonrasında tarımsal üretime devam edilebilecek. YENİ DÜZENLEMEYLE TARIM ARAZİLERİNDE GEREKSİZ KAYIP ÖNLENECEK Uygulamanın sahadaki etkisi tekil proje düzeyinde dahi belirgin biçimde ortaya çıkıyor. Örnek bir RES projesinde 18 türbinin toplam süpürme alanı yaklaşık 463 bin metrekareyi bulurken, fiilen inşaata konu olan platform alanı bu alanın yalnızca %29'unu oluşturuyor. Geriye kalan yaklaşık %71'lik kısım — yani yaklaşık 33 hektar tarım arazisi — mevcut uygulamada gereksiz yere tarım dışı bırakılırken, yeni modelle bu alanlar üretimde kalabilecek. Uygulama ülke geneline yaygınlaştığında korunacak tarım arazisi miktarının çok daha yüksek olacağı öngörülüyor. Enerji yatırımları ile tarımsal üretimin doğru planlama sayesinde birlikte sürdürülebileceğini belirten ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, “Yenilenebilir enerji yatırımları ile tarımsal üretimi birbirinin alternatifi olarak görmek doğru değil. Doğru planlanan projelerde her iki alanın birlikte değer üretmesi mümkün. Yeni düzenleme de bu anlayışı destekleyen önemli bir yaklaşım ortaya koyuyor. Tarım arazilerinin korunması, yatırım süreçlerinin daha verimli yönetilmesi ve gereksiz arazi kayıplarının önlenmesi açısından sektör adına değerli bir gelişme olduğunu düşünüyoruz” açıklamalarında bulundu. DOĞRU PLANLAMA HEM YATIRIMI HEM ÜRETİMİ GÜÇLENDİRİYOR ARI-ES Enerji olarak proje geliştirme süreçlerinde arazi seçiminden izin süreçlerine kadar tüm aşamalarda tarımsal üretim, çevresel sürdürülebilirlik ve yatırım ihtiyaçlarını birlikte değerlendirdiklerini belirten Arıcı, bu yaklaşımın uzun yıllardır yürüttükleri çalışmaların temelini oluşturduğunu söyledi. “Her proje bulunduğu bölgenin çevresel, teknik ve sosyoekonomik koşulları dikkate alınarak planlanmalı. Doğru mühendislik yaklaşımıyla hem yenilenebilir enerji yatırımları hız kazanabilir hem de verimli tarım arazileri korunabilir. Yeni düzenleme ile birlikte RES yatırımlarında gereksiz tarım dışı kullanım izinlerinin azaltılması, tarım arazilerinin üretimde kalmaya devam etmesi, kamulaştırma ve TAD portal süreçlerine ilişkin işlem yükünün hafifletilmesi ve yatırım süreçlerinin daha etkin yönetilmesi hedefleniyor. Türkiye'nin enerji dönüşümünde sürdürülebilir arazi planlaması bundan sonraki dönemin en kritik başlıklarından biri olacak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beta Enerji Halka Arzında Talep Toplama Bugün Başlıyor  Haber

Beta Enerji Halka Arzında Talep Toplama Bugün Başlıyor 

Pay başına 40,0 TL sabit fiyatla gerçekleşecek halka arzda talep toplama 25 Haziran Perşembe günü sona erecek. Beta Enerji Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Yusuf Cenk Dağsuyu, halka arzdan elde edecekleri geliri büyüme yatırımlarının finansmanında ve bu büyümenin gereksinimi olan işletme sermayesinin güçlendirilmesinde kullanılacağını açıkladı. Beta Enerji, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) ve Ziraat Yatırım’ın liderliğinde, Yatırım Finansman Menkul Değerler’in (YF) eş liderliğinde toplam 41 aracı kuruluştan oluşan konsorsiyum aracılığıyla pay başına 40,0 TL sabit fiyatla 23-24-25 Haziran 2026 tarihlerinde talep toplayacak. Halka arz büyüklüğünün yaklaşık 2,4 milyar TL olarak hedeflendiği ihraçta 55 milyon adedi sermaye artırımı, 5 milyon 750 bin adedi de ortak satışı olmak üzere toplam 60 milyon 750 bin adet pay satışa sunulacak. Halka arz sonrası halka açıklık oranının ise yüzde 15 olarak gerçekleşmesi öngörülüyor. Halka arz ile Beta Enerji’yi yüzyıllar boyunca varlığını sürdüren küresel bir marka haline getirmeyi hedeflediklerini belirten Beta Enerji Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Yusuf Cenk Dağsuyu, halka arzı kurumsallaşma ve sürdürülebilir büyüme yolculuğunda önemli bir dönüm noktası olarak gördüklerini ifade etti. Halka arzdan elde edilecek kaynağın büyüme yatırımlarının finansmanında ve işletme sermayesinin güçlendirilmesinde kullanılacağını aktaran Dağsuyu, “Yatırım tarafında önceliğimiz, yeni kampüsümüzün kalan bölümlerinin tamamlanması ile makine ve teknoloji yatırımlarımızın hızlandırılması olacak. İşletme sermayesi tarafında ise artan sipariş hacmimizi desteklemek amacıyla hammadde tedariki, stok yönetimi ve satış finansmanına kaynak ayıracağız” dedi. “2027 sonunda 400 milyon doları aşkın ciro hedefliyoruz” Küresel enerji dönüşümü, şebeke modernizasyonu, yenilenebilir enerji yatırımları, elektrikli araçlar, veri merkezleri ve yapay zeka kaynaklı enerji talebindeki artışın transformatör sektörüne uzun yıllar güçlü bir büyüme zemini sunacağını vurgulayan Dağsuyu, bu öngörüyle 2022 yılında yaklaşık 130 milyon dolarlık Beta Enerji ve Teknoloji Kampüsü yatırımına başladıklarını söyledi. Adana’da kurulan ve Avrupa’nın en büyük enerji ve teknoloji kampüslerinden biri olma özelliği taşıyan tesisin ilk fazının 2025 yılında devreye alındığını belirten Dağsuyu, yeni kampüsün tam kapasite devreye girmesiyle dağıtım transformatörü kapasitesinin yaklaşık 34 bin adede çıkacağını, güç transformatörlerinde ise adet bazında yaklaşık 36 kat kapasite artışı hedeflediklerini ifade etti. Dağsuyu, “2025 yılında 4,7 milyar TL ciroya ulaştık. Yeni kampüs yatırımlarının devreye girmesiyle birlikte ciromuzu 2027 sonunda 400 milyon doların üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. İhracat yaptığımız ülke sayısını ise kısa vadede 80’den 100’e, beş yıl içinde ise 130 ülkeye çıkarmayı amaçlıyoruz” diye konuştu. Dijitalleşme, Ar-Ge ve sürdürülebilirlikle rekabet gücünü artırmayı hedefliyor Dağsuyu, yeni kampüsün teknoloji ve sürdürülebilirlik performansını da ileri taşıyacağını belirterek Endüstri 4.0 uygulamaları, IoT entegrasyonu, büyük veri analitiği ve yapay zeka destekli sistemlerle dijitalleşme odaklı bir üretim modeli kurduklarını söyledi. 8 MW güneş enerjisi kapasitesiyle enerji ihtiyacının tamamını temiz kaynaklardan karşılamayı hedeflediklerini aktaran Dağsuyu, 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını yüzde 30 azaltmayı amaçladıklarını ifade etti. Ar-Ge ve inovasyonu rekabet avantajlarının temel unsuru olarak gördüklerini belirten Dağsuyu, 100’ün üzerinde kişiden oluşan Ar-Ge ekibiyle bugüne kadar 60 projeyi tamamladıklarını, akıllı şebekeler, yüksek gerilim ekipmanları ve yapay zeka destekli enerji çözümleri alanındaki çalışmalarını hızlandırarak sürdürdüklerini kaydetti. Katılım Endeksi kriterlerine uyum ve yüzde 30 temettü hedefi Beta Enerji, kâr dağıtım politikası kapsamında dağıtılabilir net dönem kârının asgari yüzde 30’unu nakit olarak dağıtmayı hedeflerken, hâkim ortaklar tarafından şirket paylarının Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladığı tarihten itibaren 1 yıl boyunca halka arz fiyatından bağımsız olarak Borsa İstanbul’da veya Borsa İstanbul dışında herhangi bir hisse satışı yapılmayacağı da taahüt edilmiştir. Bununla birlikte şirket, paylarının Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladığı tarihten itibaren 1 yıl boyunca, bedelli ve bedelsiz sermaye artırımları da dâhil olmak üzere, dolaşımdaki pay miktarının artmasına yol açacak şekilde bir karar almayacağını da taahhüt etmiştir. Katılım endeksine uygun olan Beta Enerji payları, Borsa İstanbul Yıldız Pazar’da işlem görecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Rüzgâr Enerjisi Yolculuğu Rekorla Taçlandı Haber

Türkiye’nin Rüzgâr Enerjisi Yolculuğu Rekorla Taçlandı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, karada veya denizde, nerede olursa olsun ülke kaynaklarını milletin hizmetine sunmaya gayret ettiklerini belirterek “Rüzgârda 140 bin megavatlık bir potansiyelimiz var. Bu potansiyeli harekete geçirmek için daha çok çalışacağız.” dedi. Dünya Rüzgâr Günü Rüzgâr enerjisinin, çevreye ve dünya ekonomilerine etkisi, 15 Haziran Dünya Rüzgâr Günü’nde tüm boyutlarıyla ele alınıyor. Türkiye’ye bakıldığında rüzgâr enerjisinin son 24 yılda önemli bir aşama kat ettiği görülüyor. Rüzgâr Atılımı 2002 yılında 19 megavat ile toplam elektrik kurulu gücünün binde birine sahip olan rüzgâr, Nisan sonu itibarıyla 15 bin 75 megavata ulaşarak yüzde 12’lik bir pay elde etti. Rüzgâr enerjisindeki bu atılımda kamunun düzenleyici rolü ile yerli ve yabancı yatırımcılar önemli rol oynadı. Yatırım Hamlesi Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bu ay içinde katıldığı 2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni’nde “2025 yılında 78 ilimizde irili ufaklı toplam 7 bin 110 adet elektrik üretim santrali hizmete girmiştir. Santrallerin toplam yatırım değeri yaklaşık 5,6 milyar dolar, kurulu gücü ise 8 bin 313 megavattır. Bunun 6 bin 63 megavatını güneş, bin 946 megavatını rüzgâr santralleri oluşturuyor.” değerlendirmesini yaptı. YEKA Yarışmaları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, her yıl en az 2 bin megavatlık Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) yarışması yapıyor. Yeni YEKA modeli ile 2024 ve 2025’de toplam 3 bin 800 megavatlık yeni kapasite tahsis edildi. Bu yıl da bin 500 megavatı rüzgâr olmak üzere toplam 2 bin megavatın üzerinde yeni YEKA yarışması düzenlenecek. Deniz Üstü Rüzgâr Bakanlık ayrıca, offshore olarak ifade edilen deniz üstü rüzgâr alanında da önemli bir çalışma başlattı. Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit açıklarında dört ayrı offshore sahası belirlendi. İzin süreçlerinin tamamlanmasının ardından Türkiye’nin ilk deniz üstü rüzgâr YEKA yarışması yapılacak. 5 Bin Megavat Hedefi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, Dünya Rüzgâr Günü vesilesiyle yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin 2035 yılında ‘rüzgâr ve güneşte 120 bin megavat’ hedefi olduğunu hatırlatarak “2035 yılına kadar offshore rüzgârda 5 bin megavatlık kurulu güce ulaşmak istiyoruz.” dedi. Bağımsızlığın Simgesi Karada veya denizde, nerede olursa olsun ülke kaynaklarını milletin hizmetine sunmaya gayret ettiklerini dile getiren Bakan Bayraktar, “Rüzgârda 140 bin megavatlık bir potansiyelimiz var. Bu potansiyeli harekete geçirmek için daha çok çalışacağız. Rüzgâr türbinleri, ülkemizin enerjide bağımsızlığının en güçlü simgelerinden biri olmaya devam edecek.” diye konuştu. Kule ve Kanatta Yüzde 70 Yerlilik Bakan Bayraktar, bunu yaparken yerli ve milli üretime de çok önem verdiklerini belirterek “Halihazırda rüzgâr türbinlerinde yüzde 60’ın üzerinde yerlilik oranına eriştik. Kule, jeneratör ve kanat üretimindeki yerlilik oranımız ise yüzde 70’in üzerine çıktı. Bugün artık sadece enerji tüketen değil; yerli ve milli imkanlarla teknoloji geliştiren, komponent üreten ve bunu ihraç eden bir ülkeyiz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.