Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji Yönetimi

Kapsül Haber Ajansı - Enerji Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nu Teknoloji: “5G Ekosistemi Operatör Ağlarının Ötesine Geçiyor” Haber

Nu Teknoloji: “5G Ekosistemi Operatör Ağlarının Ötesine Geçiyor”

Dijitalpark Teknokent’te faaliyet gösteren Ar-Ge şirketi Nu Teknoloji, 5G’nin yalnızca mobil operatör ağlarından ibaret olmadığını; uluslararası standartlar içinde “non-cellular 5G” olarak adlandırılan yeni nesil haberleşme teknolojilerinin de IoT dünyasında hızla önem kazandığını belirtiyor. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’nin IMT-2020 çerçevesi, 5G’yi birden fazla teknoloji standardı üzerinden tanımlıyor. Hücresel tarafta 3GPP 5G NR öne çıkarken; özellikle makineler arası iletişim ve endüstriyel IoT uygulamaları için geliştirilen DECT-2020 NR (NR+) standardı da 5G ekosisteminin bir parçası olarak kabul ediliyor. SIM kart gerektirmeyen ve lisanssız bantta çalışabilen bu teknoloji, cihazların birbirleriyle doğrudan haberleşebildiği mesh mimarisi sayesinde milyonlarca sensör ve cihazın düşük enerji tüketimiyle veri paylaşabilmesini mümkün kılıyor. Operatör bağımsız özel 5G IoT ağları Nu Teknoloji, geliştirdiği non-cellular 5G (DECT NR+) tabanlı haberleşme altyapısıyla, kurumların operatör bağımlılığı olmadan kendi sahalarında özel IoT ağları kurabilmesini sağlıyor. Mesh mimarisi sayesinde cihazlar birbirleriyle veri aktararak kapsama alanını genişletebiliyor. Şirket ayrıca bu altyapıyı uydu tabanlı NTN (Non-Terrestrial Network) teknolojisiyle entegre ederek, şehir merkezlerinin dışında kalan bölgelerde de IoT ağlarının kesintisiz biçimde çalışmasını mümkün kılıyor. Bu sayede tarım sahaları, enerji santralleri ve kritik altyapılar gibi kapsama sorununun yaşandığı alanlarda veri erişimi sürdürülebilir hale geliyor. “5G’nin en kritik katkısı, altyapıları konuşturan haberleşmede görülecek” Nu Teknoloji İş Geliştirmeden Sorumlu Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “5G çoğu zaman yalnızca mobil internet hızının artması olarak algılanıyor. Oysa asıl dönüşüm, milyonlarca cihazın güvenli ve sürdürülebilir biçimde haberleşebildiği IoT dünyasında yaşanacak. Nu Teknoloji olarak geliştirdiğimiz non-cellular 5G mimarisiyle kurumların operatör bağımlılığı olmadan kendi özel IoT ağlarını kurabilmesini sağlıyor; uydu entegrasyonuyla bu ağları kapsamanın olmadığı sahalara taşıyoruz. 5G tabanlı IoT altyapımız akıllı enerji yönetimi, şehir altyapısı, çevresel sensörler ve endüstriyel otomasyon gibi farklı alanlarda kullanılabiliyor. Bu teknolojiyle şehir aydınlatma direklerini enerji üreten ve veri paylaşan akıllı sistemlere dönüştüren Direk GES çözümleri, akıllı elektrik sayaçları, güneş enerjisiyle çalışan akıllı banklar, hava kalitesi ve çevresel veri izleme cihazları gibi farklı ürünler geliştirerek şehirlerin ve altyapı sistemlerinin dijitalleşmesine katkı sağlamaya devam ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB’nin Sasbach Tesisi Sürdürülebilirlik Uygulamalarıyla Dünyaya Örnek Oluyor Haber

ABB’nin Sasbach Tesisi Sürdürülebilirlik Uygulamalarıyla Dünyaya Örnek Oluyor

Sürdürülebilir ve kaynak verimliliği yüksek bir gelecek için elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri geliştiren ABB, Almanya’daki Sasbach üretim tesisinde Mission to Zero™ – Net Sıfır Misyonu kapsamında önemli başarılar elde etti. Program çerçevesinde hayata geçirilen yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleri sayesinde tesis hem operasyonel dayanıklılığını artırdı hem de karbon emisyonlarını önemli ölçüde azalttı. ABB’nin dünya genelinde Mission to Zero™ programına dahil olan 37 tesisinden biri olan Sasbach’ta; enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve akıllı enerji yönetimine dayalı veriye dayalı bir karbonsuzlaşma yol haritası uygulanıyor. Panolar ve enerji dağıtım sistemleri üreten tesis, sanayide düşük karbonlu dönüşümün somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Küresel karbon emisyonlarının yaklaşık beşte birini imalat ve üretimin oluşturduğu göz önüne alındığında[i], enerji verimliliğinin artırılması ve elektrifikasyonun yaygınlaştırılması Avrupa’nın iklim hedeflerine ulaşmak için kritik önem taşıyor. Sasbach tesisinde hayata geçirilen Mission to Zero™ programı ise işletmelerin güvenilir ve rekabetçi operasyonlarını sürdürürken karbon emisyonlarını azaltabileceklerini net bir şekilde ortaya koyuyor. Program kapsamında sağlanan toplam 3 bin 786 tonluk emisyon azaltımının yaklaşık 2 bin 700 tonu sertifikalı yenilenebilir enerji tedarikinden, yaklaşık bin 86 tonu ise tesis içi verimlilik ve elektrifikasyon uygulamalarından elde edildi. Bu tesis içi azaltımın yaklaşık 550 tonu, kapasitesi artırılan güneş enerjisi sisteminden sağlandı. Tesiste bulunan 3 bin 410 fotovoltaik modül yılda yaklaşık bin 500 megavat-saat elektrik üretiyor. Bu miktar, yaklaşık 400 hanenin yıllık elektrik tüketimine karşılık geliyor.[ii] Tesisin kendi ürettiği elektrik, toplam enerji ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılayarak enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı koruma sağlıyor ve uzun vadeli enerji güvenliğini destekliyor. Kurulan yeni trafo istasyonu ise yenilenebilir enerjinin tesis altyapısına istikrarlı biçimde entegre edilmesine imkân tanıyor. Emisyon azaltımı; elektrikli üretim sistemleri, enerji verimliliği uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleriyle destekleniyor. ABB Elektrifikasyon Akıllı Binalar Divizyon Başkanı Mike Mustapha, konuyla ilgili açıklamasında, “Sasbach’ta attığımız adımlar, Mission to Zero™ programımızın sahadaki somut karşılığını gösteriyor. Yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon ve dijital enerji yönetimi sayesinde karbon emisyonlarını azaltırken enerji dayanıklılığını ve operasyonel istikrarı güçlendiriyoruz. Üretim sektöründe sürdürülebilir dönüşümün anahtarı, bu tür uygulanabilir ve ölçülebilir adımlardan geçiyor” ifadelerini kullandı. Tesisteki tüm süreçlerde karbon emisyonu azaltımı hedefleniyor Tüm bunların yanı sıra ABB, enerji talebini kaynağında azaltmak amacıyla üretim süreçlerini de modernize ediyor. Sasbach’ta kurulan yeni toz boya tesisi, üretim kapasitesini artırırken enerji ihtiyacını düşürüyor. Isı geri kazanımı özelliğine sahip olan tesis, geleneksel sistemlere kıyasla daha düşük kurulu ısıtma kapasitesiyle çalışıyor. Böylelikle hem verimlilik artışı hem de üretim güvenilirliği destekleniyor. Sasbach tesisinde; üretim alanlarında tamamen LED aydınlatmaya geçiş, ABB i-bus® KNX ile bina otomasyonu, basınçlı hava sistemlerinde artık ısı geri kazanımı ve optimize edilmiş proses kontrolü gibi ek verimlilik uygulamaları devreye alındı. Öte yandan tesisteki 21 adet elektrikli araç şarj istasyonu, çalışanlar ve ziyaretçiler için düşük emisyonlu mobiliteyi destekliyor. ABB’nin 2019 yılında başlattığı, Mission to Zero™ programı kapsamında tesiste hayata geçirilen tüm uygulamalar, 2019 yılı seviyelerine kıyasla enerji verimliliğini önemli ölçüde artırırken, operasyonların dengelenmesine ve maliyetlerin düşürülmesine katkı sağladı. ABB’nin bina otomasyon ve enerji yönetimi çözümleri, enerji kullanımında gerçek zamanlı görünürlük sağlayarak veriye dayalı karar alma süreçlerini destekliyor. ABB, Sasbach'ta karbonsuzlaşmanın bir sonraki aşaması için de net bir yol haritası belirledi. Bu kapsamda fazla güneş enerjisinin depolanması için batarya sistemlerinin kurulması, gaz bazlı ısıtma sistemlerinin kademeli olarak elektrikli ısı pompalarıyla değiştirilmesi ve rüzgâr enerjisi potansiyelinin değerlendirilmesi planlanıyor. Mission to Zero™ programı Mission to Zero™ programı, ABB'nin Almanya'daki Lüdenscheid fabrikasında yerel bir girişim olarak başladı ve zaman içerisinde küresel ölçekte yaygınlaştı. Bugün ABB’nin Mission to Zero™ kapsamındaki tesisleri, operasyonlardan kaynaklanan yıllık 60 bin tonun üzerinde karbon emisyonu azaltımı sağlayarak; elektrifikasyon, dijitalleşme ve enerji verimliliğinin düşük karbonlu üretime doğru ölçülebilir ilerleme sağlayabildiğini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğuş Teknoloji, Kurumların Rekabet Gücünü Güçlendiren Yeni Nesil Altyapıyı Sunuyor Haber

Doğuş Teknoloji, Kurumların Rekabet Gücünü Güçlendiren Yeni Nesil Altyapıyı Sunuyor

Yapay zekâ uygulamalarının hızla yaygınlaşması, veri üretimini ve işlem gücü ihtiyacını benzeri görülmemiş bir seviyeye taşıyor. Üretken yapay zekâ, büyük dil modelleri ve makine öğrenimi tabanlı sistemler; yüksek yoğunluklu hesaplama, kesintisiz erişim ve güvenli veri yönetimi gereksinimlerini veri merkezlerinin merkezine yerleştiriyor. Küresel araştırmalar, bu dönüşümün etkisiyle 2030 yılına kadar dünya genelindeki veri merkezi sayısının 8.400’ün üzerine çıkabileceğini ortaya koyuyor. Doğuş Teknoloji, bu yapısal dönüşüme yanıt olarak uzun yıllardır hizmet veren veri merkezi altyapısını Unity Data Center markası altında, yapay zekâ odaklı yeni bir vizyonla yeniden konumlandırıyor. Unity Data Center, fiziksel barındırmanın ötesine geçerek; GPU tabanlı hesaplama kapasitesi, entegre altyapı katmanları ve yönetilebilir hizmet modeliyle yapay zekâ odaklı kurumsal dönüşümün altyapı temelini oluşturuyor. Yüksek güç yoğunluğuna uygun tasarlanmış mimarisi, ölçeklenebilir kapasite planlaması ve operasyonel sorumluluğu üstlenen hizmet yaklaşımı sayesinde kurumlar, yapay zekâ projelerini güvenli ve sürdürülebilir biçimde devreye alabiliyor. Yapay Zekâ Odaklı Yeni Nesil Veri Merkezi Altyapısı Yapay zekâ iş yüklerinin artmasıyla birlikte veri merkezlerinde güç yoğunluğu, enerji yönetimi ve soğutma altyapısı kritik birer unsur haline geliyor. Unity Data Center, yüksek yoğunluklu hesaplama gerektiren iş yükleri için tasarlanmış modüler ve ölçeklenebilir mimarisiyle bu ihtiyaca yanıt veriyor. Gelişmiş enerji, soğutma ve network altyapısı sayesinde düşük gecikme, yüksek erişilebilirlik ve kesintisiz performans gerektiren yapay zekâ uygulamaları kurumsal ölçekte destekleniyor. Uptime Institute standartlarıyla uyumlu Tier 3+ tasarımı, modüler büyümeye elverişli yapısı ve farklı ölçeklerde genişleme imkânı sunan mimarisiyle Unity Data Center; kurumların bugünkü ihtiyaçlarının yanı sıra gelecekteki yapay zekâ odaklı büyüme planlarına da uyum sağlayacak esnekliği sunuyor. Bu yaklaşım, operasyonel süreklilikten maliyet optimizasyonuna kadar geniş bir alanda rekabet avantajı oluşturuyor. Yönetişim, Süreklilik ve Kontrol Odağında Altyapı Yaklaşımı Dijital altyapı kararları, bugün yalnızca teknik tercihler olarak değil; regülasyon uyumu, kriz anlarında kontrol kabiliyeti ve kurumsal itibar gibi başlıkları doğrudan etkileyen stratejik yönetişim kararları olarak ele alınıyor. Bu çerçevede veri merkezleri, teknolojik kapasitenin ötesinde, kurumların belirsizlik dönemlerinde dahi operasyonel hakimiyetini korumasını sağlayan kritik bir yapı taşı haline geliyor. En verimli kurumlar, altyapıyı en az konuşanlardır. Doğru tasarlanmış ve iyi yönetilen bir altyapı, görünmez hale gelir. Unity Data Center, teknik karmaşıklığı arka planda tutan yaklaşımıyla; ekiplerin enerjisini altyapı yönetimine değil, iş geliştirme, müşteri deneyimi ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine yönlendirmesine olanak tanıyor. Böylece teknoloji, karar alma süreçlerini zorlaştıran bir unsur olmaktan çıkarak, yönetişimi destekleyen bir zemine dönüşüyor. Tüm bu süreci destekleyen önemli bir unsur da veri merkezi operasyonları ile yapay zekâ kullanım senaryolarını birlikte değerlendiren uzman bir ekibin doğrudan yapı içinde konumlanması olması. Uzman ekip, altyapı kapasitesi ile AI projelerinin ihtiyaçlarını eş zamanlı ele alarak kurumların yapay zekâ uygulamalarını daha hızlı devreye almasına ve güvenle ölçeklendirmesine katkı sağlıyor. Bu yaklaşımı değerlendiren Teknoloji Operasyonları ve Siber Güvenlikten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Eray Gözener, “Bugün dijital altyapı, IT ekiplerinin yönettiği bir teknik alan olmaktan çıktı; doğrudan üst yönetimin sorumluluğunda ele alınması gereken stratejik bir başlık haline geldi. Çünkü altyapı doğru kurgulandığında konuşulmaz, işini yapar. Biz Unity Data Center’ı tam da bu anlayışla konumlandırıyoruz. Kurumların kriz anlarında refleks gösterebildiği, günlük operasyonlarda ise altyapıyı düşünmek zorunda kalmadığı bir teknoloji zemini oluşturmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde devreye alacağımız 250 kabinlik yeni yatırım ile kabin başına 10 kW güç kapasitesine sahip, AI-native prensiplerle tasarlanmış ve yönetilebilir hizmet modeliyle sunulan genişleme fazını hayata geçiriyoruz. Bu adım, yüksek güç yoğunluğu gerektiren yapay zekâ iş yüklerinde operasyonel sorumluluğu üstlenen entegre bir yapı sunmamızı mümkün kılacak.” dedi. Güvenlik, Esneklik ve Yönetilebilirlikte Kurumsal Standartlar Unity Data Center, yüksek güvenlik ve süreklilik beklentisi olan kurumsal yapılar için çok katmanlı bir mimari sunuyor. Fiziksel ve dijital güvenlik katmanları, yedekli network altyapısı, 7/24 izlenen operasyon merkezi ve uluslararası standartlarla uyumlu süreçler sayesinde kritik iş yükleri kesintisiz biçimde yönetiliyor. Hibrit ve bulut tabanlı altyapıları destekleyen sanallaştırma ve IaaS platformları; işletmelerin kaynaklarını anlık olarak ölçeklendirmesine, iş yüklerini esnek biçimde yönetmesine ve BT operasyonlarını sadeleştirmesine imkân tanıyor. Yönetilebilir hizmetler yaklaşımı, kurumların altyapı operasyonlarını merkezi ve kontrol edilebilir bir yapıya taşıyor. Sürdürülebilir Enerji Modeliyle Güçlenen Teknoloji Ekosistemi Unity Data Center’ı farklılaştıran temel unsurlardan biri de sürdürülebilir enerji altyapısı. 2.300 adet güneş paneliyle yaklaşık 800 kVA güç üreten yenilenebilir enerji sistemi sayesinde veri merkezinin enerji ihtiyacı büyük ölçüde sürdürülebilir kaynaklardan karşılanıyor. Yüksek enerji tüketimi gerektiren yapay zekâ iş yükleri, bu sayede çevresel etkiyi minimize eden bir altyapı üzerinde çalışıyor. Bu yaklaşım, sürdürülebilirliği teknoloji yatırımlarının ayrılmaz bir parçası haline getirirken, Unity Data Center’ı yalnızca bugünün değil, uzun vadeli dijital dönüşüm hedeflerinin de güçlü bir bileşeni olarak konumlandırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanayinin Gelecek Platformu WIN EURASIA 2026 Olacak Haber

Sanayinin Gelecek Platformu WIN EURASIA 2026 Olacak

Makine sektörü için 2026 yılı, küresel risklerin sertleştiği ve yapay zekâ odaklı üretimin hızlandığı bir dönemin başlangıcı oldu. Çok kutuplu dünya düzeni, ticaret savaşları, artan korumacılık, Çin rekabetinin güçlenmesi ve hem yeşil hem dijital eksende ilerleyen ikiz dönüşüm; küresel rekabet şartlarını yeniden tanımlıyor. Bu yeni tablo, yalnızca maliyet avantajına dayalı üretim anlayışını geride bırakırken, teknoloji kapasitesi ve stratejik konumlanmanın belirleyici olduğu bir dönemi işaret ediyor. Türkiye’de ertelenen yatırımların 2026 itibarıyla yeniden devreye girmesiyle birlikte, verimlilik, kalite ve enerji yönetimi odaklı çözümlerin sahada daha fazla önem kazanması bekleniyor. Bu gelişmeler, Türk makine sektörünün küresel üretim coğrafyasında daha güçlü bir rol üstlenmesi için kritik bir fırsat sunuyor. Türkiye Makine Federasyonu (MAKFED) Genel Sekreteri Zühtü Bakır, sektörün 2024–2025 dönemini küresel risklerin keskinleştiği, ancak önemli dersler barındıran bir süreç olarak geride bıraktığını belirterek, rekabet dinamiklerinin radikal biçimde değiştiğini vurguladı. Bakır, “Yeni dönemde rekabeti belirleyen başlıklar son derece net: çok kutuplu dünya düzeni, yapay zekâ destekli dönüşüm, yeni güç bloklarının ortaya çıkışı, ticaret savaşları, artan korumacılık ve ikiz dönüşüm. Bu gelişmeler, küresel üretim coğrafyasını yeniden şekillendiriyor” dedi. WIN EURASIA 2026 ise bu dönüşümün somut olarak görüleceği ana platform olarak öne çıkıyor. Hannover Fairs Turkey tarafından 10-13 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde 32. kez düzenlenecek WIN EURASIA, endüstrinin dönüşümünü hızlandıran otomasyon, robotik, dijitalleşme ve yapay zekâ çözümlerini tek çatı altında buluşturacak. Fuar, makine ve imalat sanayii için teknoloji odaklı stratejik kararların şekillendiği bir platform olarak konumlanıyor. Çin baskısı çok hızlı bir şekilde derinleşiyor “Savunma sanayilerinin yükselişi sanayileşme hedefi olan ülkeler için önemli fırsatlar sunuyor. Buna karşılık ticaret kısıtlamaları ve gümrük vergileri küresel tedarik zincirlerini hızla yeniden şekillendiriyor” diyen Zühtü Bakır, Çin rekabetinin etkisini şöyle özetledi: “Çin’in özellikle orta-yüksek teknoloji alanındaki yükselişi, Türk makine üreticilerini hem iç pazarda hem de ihracatta daha yoğun bir baskı altında bırakıyor. Türkiye’ye yönelik Çin’den yapılan makine ihracatının yüzde13,9 artması, baskının ne kadar hızlı güçlendiğini açıkça gösteriyor.” Enerji ve iş gücü maliyetlerindeki artışın işletmeleri verimlilik arayışına zorladığını, bu nedenle yapay zekâ tabanlı otomasyon ve minimum insan müdahalesiyle çalışan “karanlık üretim” modellerinin artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini belirten Zühtü Bakır, şunları söyledi: “Karanlık üretim modelleri hız, esneklik ve kalite açısından işletmelere kritik bir avantaj sağlıyor. Yapay zekâ destekli otomasyon, rekabet gücünün belirleyici unsuru konumuna geldi. Dolayısıyla makinede dönüşümün ertelenmesi artık mümkün değil.” İhracatta kilogram başına 8,1 dolarlık rekor seviye Verilerin de sektördeki dönüşüm ihtiyacını doğruladığını ifade eden Zühtü Bakır, şu eğilimlere dikkat çekti: “2019’un son çeyreğinden itibaren kesintisiz büyüyen makine ve teçhizat yatırımları, 2024’ü yüzde 1,66 daralma ile kapattı. 2025’in ilk çeyreğinde yatırımlar yüzde 2,5 azalırken, yılın ilerleyen çeyreklerinde toparlandı. 2015–2023 arasında birikimli olarak yüzde 78 büyüyen makine üretimi 2024 yılında imalat sanayinden olumsuz ayrışarak yüzde 8,5 küçüldü. 2025’in ilk 10 ayında bu daralma yüzde 5,9 düzeyinde devam etti. İhracatta miktar düşerken birim fiyatlar yükseldi ve kilogram başına 8,1 dolarlık rekor seviyeye ulaşıldı. Bu gelişme, 2025 yılında %1,9’luk artışla 28,7 milyar dolara ulaşan yeni bir makine ihracatı rekorunu beraberinde getirdi. Makine ithalatı da aynı dönemde yüzde 4 artış kaydetti.” WIN EURASIA, makine sektörünün stratejik yönünü belirliyor Zühtü Bakır, makine sektöründe rekabet gücünü korumak için ihtiyaç duyulan politika setini şöyle özetledi: “Yatırım ortamının güçlendirilmesi ve ithalata bağımlılığı azaltacak üretim stratejilerinin hayata geçirilmesi kritik öneme sahip. Ayrıca, AB ile tedarik zinciri entegrasyonunun; Sınırda Karbon Ticareti ve ‘Made in Europe’ gibi düzenlemelere karşı güçlendirilmesi gerekiyor. Türkiye’nin kalıcı bir rekabet avantajı için stratejik teknolojilerde yerli üretim kapasitesini sistematik biçimde desteklemesi şart.” WIN EURASIA’nın makine sektörünün geleceğe hazırlanmasında önemli bir kaldıraç işlevi gördüğünü belirten Zühtü Bakır, sözlerini şöyle tamamladı: “WIN EURASIA artık otomasyon, yapay zekâ ve yüksek teknoloji çözümlerinin üretime nasıl değer kattığını sahada gösteren stratejik bir buluşma noktası. 2026’da sektörün bu dönüşüme daha planlı ve daha sonuç odaklı bir yaklaşımla geleceğini öngörüyoruz.” Endüstrinin geleceğini görünür kılan deneyim alanları kuruyoruz Hannover Fairs Turkey WIN EURASIA Proje Yöneticisi Sena Mengül ise, fuarın vizyonunu “Otomasyonla Daha İleriye” mottosuyla yola çıktığımız 2026’da, endüstriyel dönüşümün tüm katmanlarını görünür kılacağız. Endüstriyel Yapay Zekâ Özel Alanı, Güç Aktarım Özel Alanı, Endüstriyel IoT Özel Alanı, Kaynak Uygulama Alanı ve 5G Arena gibi deneyim alanlarıyla, üretimde gerçek değer yaratan teknolojilerin sahada nasıl çalıştıklarını hep birlikte göreceğiz” şeklinde özetledi. WIN EURASIA’yı şirketlerin doğru yatırımı doğru zamanda yapabilmelerine katkı sağlayan bir platform olarak kurguladıklarını belirten Sena Mengül, “WIN EURASIA, sadece 2026’nın değil, Türkiye’nin üretim ve teknoloji yolculuğunun da kritik bir parçası. Bu platform, sanayicilerimizin hem bugünün ihtiyaçlarını hem de yarının rekabet koşullarını aynı anda görebilecekleri bir perspektif sunuyor. WIN EURASIA’da hedefimiz, işletmelerin dönüşüm kararlarını hızlandıracak somut bir deneyim alanı yaratmak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa'nın Şarj Ekosisteminde Türk İmzası Haber

Avrupa'nın Şarj Ekosisteminde Türk İmzası

Türkiye'nin enerji teknolojileri alanındaki en köklü markalarından Tunçmatik, 1969'davoltaj regülatörü üretimiyle başlayan yolculuğunu bugün elektrikli araç şarj çözümlerinden güneş enerjisine, UPS sistemlerinden enerji depolama teknolojilerine uzanan bütünleşik bir inovasyon ekosistemine dönüştürdü. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özer, Tunçmatik'in kuruluşundan bu yana değişmeyen temel yaklaşımını şöyle özetliyor: "Elektrik enerjisindeki sorunlara çözüm üretmek bizim için 56 yıldır değişmeyen bir misyondur." Tunçmatik, Türkiye'nin teknoloji evrimindeki her kritik aşamada aktif bir rol oynadı. Televizyonların ilk kez evlere girdiği dönemde voltaj sorunu çözümleriyle sektöre giriş yapan şirket, 1980'lerde enerji darboğazında alternatör ve jeneratör üretimine yöneldi. 1990'larda bilgisayarların yaygınlaşmasıyla UPS üretimine başladı. 2000'li yıllarda güneş enerjisine odaklanarak Türkiye'nin ilk büyük GES projelerine imza attı. Bugün ise elektrikli araç şarj teknolojilerinde Türkiye'nin en geniş ürün gamına sahip yerli üreticilerinden biri olarak büyüyor. Şarj Altyapısında Sürdürülebilir ve Ölçeklenebilir Büyüme EPDK lisanslı şarj ağı işletmecisi Tunçmatik Charge Teknolojileri A.Ş., halihazırda Türkiye genelinde 26–27 şehirde 380'in üzerinde noktada hizmet veriyor. Şirket,2026'da ise 1.000'in üzerinde istasyona ulaşmayı hedefliyor. Bu büyüme modeli yalnızca istasyon sayılarına dayanmıyor; doğru lokasyon seçimi, kesintisiz hizmet, verimlilik ve uzun vadeli işletme kabiliyeti Tunçmatik'in temel stratejisini oluşturuyor. Güç elektroniğinde yarım asırlık uzmanlık ve 81ile yayılan servis altyapısı Tunçmatik'i sektörde rakipsiz bir operasyonel güç haline getiriyor. Avrupa Stratejisinde Yeni Dönem: Bulgaristan'da Şirket Kuruldu Tunçmatik'in Avrupa'da yükselen talebi karşılamak ve bölgesel operasyonlarını güçlendirmek amacıyla Bulgaristan'da şirket kuruluşunu tamamlaması, uluslararası büyüme stratejisinin en kritik adımı olarak konumlanıyor. Bu yeni yapılanma, Tunçmatik'in Avrupa'daki müşterilerine daha hızlı, doğrudan ve sürdürülebilir hizmet sunmasını sağlayacak bir operasyon üssü niteliği taşıyor. Tunçmatik bugüne kadar İtalya'nın Messina ve Napoli belediyeleri için kurduğu elektrikli araç şarj altyapılarıyla Avrupa'da önemli referanslar elde etti. Aynı şekilde Afrika'da global bir otomotiv markasına sağladığı tedarik desteği de şirketin uluslararası kalite standartlarını ve teknolojik yeterliliğini ortaya koydu. Bulgaristan yapılanması ise bu güçlü referansların üzerine inşa edilerek Tunçmatik'in Avrupa pazarındaki varlığını daha sistematik, daha hızlı ve daha rekabetçi bir modele taşıyor. Türkiye, Elektrikli Araç Dönüşümünde Öncü Ülkeler Arasında Elektrikli araç sahipliği Türkiye'de dünya ortalamasının üzerinde bir hızla büyüyor. Satılan her 100 yeni aracın yaklaşık 20'sinin elektrikli olması, şarj altyapısının önemini artırıyor. Bu hızlı büyüme, sektör içinde teknik yeterliliği olmayan firmaların elenmesini de beraberinde getiriyor. Mehmet Özer, sektörün gerektirdiği derin uzmanlık ve yatırım ihtiyacına dikkat çekerek, "Bu iş sadece donanım kurmak değildir; güçlü finansal yapı, teknik uzmanlık, AR-GE, servis kabiliyeti ve sürdürülebilir yatırım vizyonu gerektirir" diyor. Yeni Enerji Çağının Entegre Ekosistemi Tunçmatik'in gelecek vizyonu, enerjinin üretildiği, depolandığı, dönüştürüldüğü ve akıllı biçimde yönetildiği bütüncül bir enerji ekosistemi oluşturmak üzerine kurulu. Güneş enerjisi teknolojileri, lityum batarya sistemleri, UPS çözümleri ve elektrikli araç şarj platformlarıyla şirket, yeni enerji paradigmasının tüm bileşenlerini kapsayan geniş bir teknoloji yaklaşımı benimsiyor. Mehmet Özer: "Gelecek elektriğin yüzyılı olacak" Tunçmatik'in dünyanın yaklaşık 30 ülkesine ürün ihraç eden bir marka olduğunu ifade eden Özer enerji sektöründeki dönüşüme göre şirketin hedeflerini de yeniledikleri ifade etti. Özer şöyle konuştu: "Gelecek, tam anlamıyla elektriğin yüzyılı olacak. Hibrit solar inverterler ve lityum bataryalarla enerji bağımsız evler artık mümkün hale geldi. İnsanların şebekeye bağımlılığının azaldığı, kendi elektriğini üreten, depolayan ve yöneten yapıların yaygınlaştığı bir döneme giriyoruz. Bu yalnızca konutlar için değil; işletmeler, sanayi tesisleri ve lojistik merkezleri için de geçerli olacak. İnsanlar artık bağımlılıktan hoşlanmıyor. Elektrikli araç dönüşümü binek otomobillerle sınırlı kalmayacak. Yakında otobüs ve kamyon filolarında, liman ve marina uygulamalarında, maden ve endüstriyel sahalarda elektrikli taşıtların ve onlara özel şarj çözümlerinin hızla arttığını göreceğiz. Bugün elektrikli tekneler piyasada, elektrikli uçak çalışmalarında ise büyük ilerleme var. Şarj işi artık sadece aracı fişe takmak değil. Enerji yönetimi, filo optimizasyonu, yazılım ve veri analitiği ile iç içe bir yapıya dönüşüyor. Elektriğin üretimi, depolanması, kalitesi, güvenliği ve akıllı yönetimi önümüzdeki yılların en stratejik başlıkları olacak. Tunçmatik olarak biz de bu resimde güvenli, akıllı ve sürdürülebilir enerji çözümleriyle hem Türkiye'de hem uluslararası pazarlarda ön sıralarda yer almak istiyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Mücadelesinde Vites Yükseltme Zamanı Haber

İklim Mücadelesinde Vites Yükseltme Zamanı

Temiz enerjiye adil ve kapsayıcı bir geçiş için farkındalığı artırma ve harekete geçme çağrı günü olan 26 Ocak Uluslararası Temiz Enerji Günü’nde İstanbul Teknik Üniversitesi(İTÜ) Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu insan ve gezegen yararına temiz enerji için yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı, enerji verimliliği uygulamaları ve mevcut en temiz enerji teknolojileri ile iklim değişikliği mücadelemizde kimseyi geride bırakmadan temiz enerji lokomotifiyle hızımızı artıralım çağrısı yaptı. İklim Dostu, Erişilebilir ve Temiz Enerji 2015’te Birleşmiş Milletler(BM) 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı(SKA) ile 2030’a dek Aşırı yoksulluğu sona erdirme; Eşitsizlik ve adaletsizlik ile mücadele; İklim değişikliğini düzeltme için “Harekete Geç” diyerek çıktığımız yolda küresel başarımız düşük. SKA7: Erişilebilir ve Temiz Enerji ile SKA13:İklim Eylemi bugün kritik önemli.BM verisine göre 750 milyon insanın enerjiye erişimi yokken, yılda pişirme kirletici emisyonlarıyla 3,2 milyon erken ölüme, fosil kökenli hava kirliliğiyle 6 milyon ölüme, küresel sera gazı salımlarının yüzde 75’inden fazlasına da fosil kökenli yakmayla sebep olunuyor. Diğer yanda yenilenebilir kaynaklı kurulu enerji yatırımları gelişmekte olan ülkelerde her yıl artarak kişi başına 155 Watt’tan 341 Watt değerine ulaşsa da yeterli değil. Bu yatırımlarda her 1 dolar, fosil kaynaklı yatırımlara göre 3 misli istihdam yaratsa da, kademeli iyileşmeler olsa da SKA 7’nin “Herkes için uygun fiyatlı, karşılanabilir, güvenilir, sürdürülebilir ve modern enerjiye erişimi sağlama” hedeflerine ulaşmak mümkün değil. 2030’a dek yatırımların yılda 4 trilyon dolar’a ulaşması gerekiyor bilgisini veren SÜT-D Başkanı Prof.Dr. Filiz Karaosmanoğlu iklim dostu temiz enerjiye insan ve gezegenin erişim hakkı var dedi. Ülkemizin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi için Enerji Prof. Karaosmanoğlu “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2025 Kasım sonu verisine göre kurulu gücümüzde %26,5’i hidrolik enerji, %19,7’si doğal gaz, %18’i kömür, %11,9’u rüzgâr, %20,3’ü güneş, %1,4’ü jeotermal ve %2,1’i ise diğer kaynaklar yer alırken güneş ve rüzgârın payı üçte bir oranı ile yerli-temiz enerji için kazandığımız hızın ivmesinin artarak 2035’te dört katına çıkmasını bekliyoruz.Türkiye İstatistik Kurumu en son verisine göre ülkemizde 2023’te enerji:73,8; tarım:12,0; endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı:11,0; atık:2,3 yüzde oranlarında emisyona neden olurken toplam karbondioksit emisyonunda enerjinin payı ise yüzde 87,4 idi” sayılarına dikkat çekerek ülkemizin ikliim değişikliği mücadelesi için en iyi enerji yönetimi şart vurgusu yaptı. Enerjisini En İyi Yöneten İklimini de En İyi Yönetir Türkiye Uzun Dönemli İklim Stratejisi ile yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı, enerji verimliliği uygulamaları ve mevcut en temiz enerji teknolojileri tartışılamaz gereği ortaya konuyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve sürdürülebilirlik odaklı eğitim, araştırma, proje gücünü ortaya koyarak “2048 Karbon Nötr İTÜ” hedefiyle ilerleyen İTÜ ana desteğinde 4-5 Mayıs 2026 tarihlerinde“Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri” temalı 11. İstanbul Karbon Zirvesi’nde enerji masada olacak. Ev sahibi olduğumuz BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı(COP31; 9-20 Kasım 2026) öncesinde konusunun ilki ve teki paydaş platformu zirvemizde mevzuatı ilerleyen Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi ile Karbon Piyasası öncelikli başlıklar olacağını, SKA7 ve SKA13’ün irdeleneceğini ifade eden Dr. Karaosmanoğlu SÜT-D Düşük Karbon Kahramanı Ödül başvurusu sürüyor dedi. Temiz Enerji Lokomotifi Dr. Karaosmanoğlu güzelim ülkemizin yeşili, mavisi, yenilenebilir kaynak yüksek teknik potansiyeli, iklim dostu temiz enerji yatırımları için bizimle. İklim değişikliği mücadelemizde temiz enerji lokomotifiyle hızımızı artıralım çağrısı yaparak Uluslararası Temiz Enerji Günü kutlamasını sundu. Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği(SÜT-D): SÜT-D, sürdürülebilir üretim ve tüketim konusunda toplumda güçlü etki yaratmak için faaliyetler yaparak, en iyi enerji, su, atık yönetimi ile kaynak verimli, mevcut en iyi teknolojilerin kullanılması; çevre kirliliği,iklim değişikliği ve biyoçeşitlilik kaybı ile mücadele edilmesi; insan ve doğa dostu sürdürülebilir yaşam kültürü ile sürdürülebilir kalkınma farkındalığının artırılması için çalışarak bilgi ve kapasite oluşturmak hedefi ile 2013 yılında kamu, iş ve akademi temsilcilerince kuruldu. SÜT-D etkinliklerinde akademi, eğitim kurumları,iş dünyası, medya, resmi erk, sivil toplum örgütleri ve yerel yönetimler ile yakın iş birliğinde olma, “Sürdürülebilirlik Yönetimi” sosyal ve teknik yönleriyle uğraş vermeyi öncelikli görmekte, bugün ve yarında insanoğlunun refah ve konforu için sivil toplum yeşil ve mavi gücünü sunmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SÜT-D, İklim Değişikliğiyle Mücadelede 'Hızımızı Artıralım' Çağrısı Yaptı  Haber

SÜT-D, İklim Değişikliğiyle Mücadelede 'Hızımızı Artıralım' Çağrısı Yaptı 

Temiz enerjiye adil ve kapsayıcı bir geçiş için farkındalığı artırma ve harekete geçme çağrı günü olan 26 Ocak Uluslararası Temiz Enerji Günü’nde İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu insan ve gezegen yararına temiz enerji için yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı, enerji verimliliği uygulamaları ve mevcut en temiz enerji teknolojileri ile iklim değişikliği mücadelemizde kimseyi geride bırakmadan temiz enerji lokomotifiyle hızımızı artıralım çağrısı yaptı. İklim Dostu, Erişilebilir ve Temiz Enerji 2015’te Birleşmiş Milletler(BM) 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı(SKA) ile 2030’a dek Aşırı yoksulluğu sona erdirme; Eşitsizlik ve adaletsizlik ile mücadele; İklim değişikliğini düzeltme için “Harekete Geç” diyerek çıktığımız yolda küresel başarımız düşük. SKA7: Erişilebilir ve Temiz Enerji ile SKA13:İklim Eylemi bugün kritik önemli.BM verisine göre 750 milyon insanın enerjiye erişimi yokken, yılda pişirme kirletici emisyonlarıyla 3,2 milyon erken ölüme, fosil kökenli hava kirliliğiyle 6 milyon ölüme, küresel sera gazı salımlarının yüzde 75’inden fazlasına da fosil kökenli yakmayla sebep olunuyor. Diğer yanda yenilenebilir kaynaklı kurulu enerji yatırımları gelişmekte olan ülkelerde her yıl artarak kişi başına 155 Watt’tan 341 Watt değerine ulaşsa da yeterli değil. Bu yatırımlarda her 1 dolar, fosil kaynaklı yatırımlara göre 3 misli istihdam yaratsa da, kademeli iyileşmeler olsa da SKA 7’nin “Herkes için uygun fiyatlı, karşılanabilir, güvenilir, sürdürülebilir ve modern enerjiye erişimi sağlama” hedeflerine ulaşmak mümkün değil. 2030’a dek yatırımların yılda 4 trilyon dolar’a ulaşması gerekiyor bilgisini veren SÜT-D Başkanı Prof.Dr. Filiz Karaosmanoğlu iklim dostu temiz enerjiye insan ve gezegenin erişim hakkı var dedi. Ülkemizin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi için Enerji Prof. Karaosmanoğlu “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2025 Kasım sonu verisine göre kurulu gücümüzde %26,5’i hidrolik enerji, %19,7’si doğal gaz, %18’i kömür, %11,9’u rüzgâr, %20,3’ü güneş, %1,4’ü jeotermal ve %2,1’i ise diğer kaynaklar yer alırken güneş ve rüzgârın payı üçte bir oranı ile yerli-temiz enerji için kazandığımız hızın ivmesinin artarak 2035’te dört katına çıkmasını bekliyoruz.Türkiye İstatistik Kurumu en son verisine göre ülkemizde 2023’te enerji:73,8; tarım:12,0; endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı:11,0; atık:2,3 yüzde oranlarında emisyona neden olurken toplam karbondioksit emisyonunda enerjinin payı ise yüzde 87,4 idi” sayılarına dikkat çekerek ülkemizin ikliim değişikliği mücadelesi için en iyi enerji yönetimi şart vurgusu yaptı. Enerjisini En İyi Yöneten İklimini de En İyi Yönetir Türkiye Uzun Dönemli İklim Stratejisi ile yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı, enerji verimliliği uygulamaları ve mevcut en temiz enerji teknolojileri tartışılamaz gereği ortaya konuyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve sürdürülebilirlik odaklı eğitim, araştırma, proje gücünü ortaya koyarak “2048 Karbon Nötr İTÜ” hedefiyle ilerleyen İTÜ ana desteğinde 4-5 Mayıs 2026 tarihlerinde“Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri” temalı 11. İstanbul Karbon Zirvesi’nde enerji masada olacak. Ev sahibi olduğumuz BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı(COP31; 9-20 Kasım 2026) öncesinde konusunun ilki ve teki paydaş platformu zirvemizde mevzuatı ilerleyen Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi ile Karbon Piyasası öncelikli başlıklar olacağını, SKA7 ve SKA13’ün irdeleneceğini ifade eden Dr. Karaosmanoğlu SÜT-D Düşük Karbon Kahramanı Ödül başvurusu sürüyor dedi. Temiz Enerji Lokomotifi Dr. Karaosmanoğlu güzelim ülkemizin yeşili, mavisi, yenilenebilir kaynak yüksek teknik potansiyeli, iklim dostu temiz enerji yatırımları için bizimle. İklim değişikliği mücadelemizde temiz enerji lokomotifiyle hızımızı artıralım çağrısı yaparak Uluslararası Temiz Enerji Günü kutlamasını sundu. Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği(SÜT-D): SÜT-D, sürdürülebilir üretim ve tüketim konusunda toplumda güçlü etki yaratmak için faaliyetler yaparak, en iyi enerji, su, atık yönetimi ile kaynak verimli, mevcut en iyi teknolojilerin kullanılması; çevre kirliliği,iklim değişikliği ve biyoçeşitlilik kaybı ile mücadele edilmesi; insan ve doğa dostu sürdürülebilir yaşam kültürü ile sürdürülebilir kalkınma farkındalığının artırılması için çalışarak bilgi ve kapasite oluşturmak hedefi ile 2013 yılında kamu, iş ve akademi temsilcilerince kuruldu. SÜT-D etkinliklerinde akademi, eğitim kurumları,iş dünyası, medya, resmi erk, sivil toplum örgütleri ve yerel yönetimler ile yakın iş birliğinde olma, “Sürdürülebilirlik Yönetimi” sosyal ve teknik yönleriyle uğraş vermeyi öncelikli görmekte, bugün ve yarında insanoğlunun refah ve konforu için sivil toplum yeşil ve mavi gücünü sunmaktadır.

Panda Alüminyum’dan Karbon Nötr Gelecek İçin Güçlü Taahhüt Haber

Panda Alüminyum’dan Karbon Nötr Gelecek İçin Güçlü Taahhüt

Türkiye alüminyum sektörü, artan ihracat hacmi ve Avrupa pazarındaki payını büyütmesiyle bölgesel bir üretim üssüne dönüşürken, CBAM (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) uygulamalarıyla birlikte düşük karbonlu üretim artık rekabetin kaçınılmaz bir gerekliliği olarak öne çıkıyor. Bu dönüşüm sürecinde Panda Alüminyum, Ankara Kahramankazan’daki tesislerinde ambalajdan otomotive uzanan geniş bir ürün yelpazesinde, sürdürülebilir ve yüksek katma değerli çözümler sunuyor. Avrupa’nın önde gelen yassı alüminyum üreticilerinden biri olan şirket, düşük karbonlu üretim altyapısıyla uluslararası pazarlarda rekabet gücünü güçlendiriyor. Enerjide kendi kendine yeten üretim modeli Panda Alüminyum, enerji yönetimini karbonsuzlaşma stratejisinin merkezine alarak, tesislerinde tükettiği elektriğin 1,8 katını kendi güneş enerji sahalarıyla üretiyor. Panda Alüminyum iştiraklerinden Panab Enerji ile yürütülen projeler kapsamında ise metan gazı enerjiye dönüştürülerek, 330.000 hanenin elektrik ihtiyacına karşılık gelen temiz enerji üretiliyor. Bu entegre yapı sayesinde Panda Grubu genelinde yıllık 520.000 ton karbon emisyonu azaltımı sağlanıyor. “Karbon yönetimini kalıcı bir sanayi standardı olarak görüyoruz” Panda Alüminyum Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hüseyin Seherli, konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı, atıktan enerji üretimi ve geri dönüştürülebilir üretim modelleri, üretim anlayışımızın temelini oluşturuyor. Elektriğini kendi üreten ve tükettiğinin üzerinde enerji üretebilen bir sanayi yapısı kurduk. Karbon yönetimini geçici bir gündem maddesi olarak değil, kalıcı bir sanayi standardı olarak ele alıyoruz. Avrupa’da uygulanacak karbon vergilendirme mekanizmaları, firmaların bu alandaki hazırlık seviyesini net biçimde ortaya koyacak. Biz de uzun süredir attığımız adımlar sayesinde bu sürece güçlü bir şekilde hazır olduğumuza inanıyoruz.” 2030 vizyonu: karbonsuzlaşma ve küresel rekabet gücü Panda Alüminyum’un 2030 vizyonunun merkezinde karbonsuzlaşma, operasyonel verimlilik ve sürdürülebilir büyüme yer alıyor. Hüseyin Seherli, bu vizyonu şu sözlerle özetledi: “Karbon emisyonlarımızı yüzde 50 oranında azaltmayı, 2050 yılında ise sıfır karbon hedefine ulaşmayı amaçlıyoruz. Operasyonel verimlilik, enerji yönetimi ve ileri üretim teknolojileri alanındaki yatırımlarımızı artırarak sürdürüyoruz. ‘Daha az tüketerek üretmek’ anlayışıyla hareket ediyor; çevreye, insana ve iş ortaklarımıza uzun vadeli değer yaratmayı önceliklendiriyoruz. Bu yaklaşımın, küresel pazarlarda giderek sıkılaşan düzenlemeler karşısında şirketimizi tercih edilen bir iş ortağı haline getireceğine inanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Tasarrufu Bireysel Değil, Kamusal Bir Sorumluluk! Haber

Enerji Tasarrufu Bireysel Değil, Kamusal Bir Sorumluluk!

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği (İngilizce) Bölümü Arş. Gör. Begüm Çetin, 5–11 Ocak Enerji Tasarrufu Haftası kapsamında yeni enerji kaynakları ve enerji tasarrufu konusunu değerlendirdi. Türkiye’nin en acil enerji sorunu dışa bağımlılık ve fosil yakıt ağırlığı Türkiye’nin bugün karşı karşıya olduğu en temel enerji sorununa dikkat çeken Begüm Çetin, “Ülkemizde, karbon emisyonu ve çevresel maliyeti yüksek, iklim krizine yol açan ve enerji verimliliği açısından dezavantajlı fosil yakıtlar büyük oranda kullanılmaktadır. Fakat enerjinin yeşil geleceğini düşündüğümüzde, insan ve toplum için fayda odaklı teknolojik dönüşüm sürecinde; artan nüfusumuzun arz-talep ihtiyacına karşılık verecek, enerji kaynaklarımızın dışa bağımlılığını azaltacak, enerji verimliliğimizin kesintisiz ve emniyetli bir şekilde devam etmesini sağlayacak sürdürülebilir enerji kaynaklarından yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının arttırılması gerekmektedir. Bu bağlamda endüstriyel ve ticari alanlarda, ofis-ev ortamında ve bireysel olarak yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının teşviği ile doğru bilinçlendirme önem taşımaktadır. Ayrıca yeşil dönüşüm ve teknolojilerine hazır olacak şekilde ilgili altyapı eksiklikleri tamamlanmalıdır.” dedi. Yenilenebilir enerjide güçlü potansiyel var Yenilenebilir enerji kaynaklarının doğada var olan ve ihtiyacımız ölçüsünde enerjiyi devamlı ve sürdürülebilir bir şekilde temiz, verimli, güvenilir ve ekonomik olarak değerlendirmemize imkân sağlayan kaynaklar olduğunu dile getiren Çetin, “Ülkemizin coğrafi konumu, jeolojik yapısı ve bu bağlamda yapılan çalışmalar eşliğinde değerlendirildiğinde yenilenebilir enerji kaynakları ülkemizde önemli potansiyel kaynaklardır. Yapılan son çalışmalara göre yenilenebilir enerji kaynağının kurulu gücün yüzde olarak çoğunluğunu sırası ile hidrolik enerji, güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi ve jeotermal enerji kaynakları oluşturmaktadır.” diye konuştu. Akkuyu Nükleer Santrali önümüzdeki yıl devreye alınacak Nükleer enerji kaynaklarının da sürdürülebilir enerji kaynağı olup olmaması konusunda değerlendirilmesi gereken enerji kaynağı olduğunu dile getiren Çetin, “Nükleer enerji santrallerinin atık sistemi ve santral sisteminin güvenliği ile ilgili teknolojilerinin geliştirilmesi önem taşımaktadır. Herhangi bir hasar meydana geldiğinde olumsuz etkileri uzun süre devam edebilmektedir. Ülkemizde nükleer enerji santrallerinin devreye alınması ile ilgili çalışmalar devam etmekte olup en son ülkemizin ilk Nükleer Güç Santrali Akkuyu Nükleer Santrali önümüzdeki yıl devreye alınacağı bildirildi.” şeklinde konuştu. Son yıllarda sıkça konuşulan enerji dönüşümü, günlük hayatımıza nasıl yansıyor? Enerji dönüşümünde dijitalleşmenin özellikle son yıllarda yapay zekâ dönüşümünü de içinde barındırdığını ifade eden Arş. Gör. Begüm Çetin, şöyle devam etti: “Bu dönüşüme hazırlık sürecinde aktif olarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ‘Enerji Yönetiminde Dijital ve Yenilenebilir Enerji Dönüşümü’ başlığı altında şebekelerde akıllı sayaç entegresini sağlamaya yönelik planı 2026 Mart ayı itibari ile uygulamaya koyacak. Burada bahsedilmesi gereken önemli bir nokta akıllı sayaç teknolojisi şebekelerin akıllı ve mikro şebekeye dönüştürülmesinde dolayısı ile akıllı şehirler dönüşümünde temel ve en önemli uygulamadır. Çünkü enerji verimliliğinin sağlanması demek enerji yönetiminin etkin bir şekilde gerçekleşmesi demektir ve bu bağlamda ölçüm cihazlarının bilgi ve haberleşme teknolojileri ile geliştirilmesi gerekmektedir. Böylelikle yenilenebilir enerji kaynaklarının ve elektrikli araç şarj istasyonlarının şebekelere entegresi ve yük yönetimini kolaylaştıran hem üretici hem tüketici ekseninde elektrik üretimi-tüketimi ve diğer güç parametrelerini uzaktan izleme ve kontrol imkânı tanıyacak verimli enerji yönetimi entegresi sağlayan teknoloji inşa edilmiş oluyor. Enerjide yapay zekâ dönüşümü de ele alınması gereken ayrı bir konu olup özellikle enerjinin emniyetli ve kesintisiz bir şekilde sağlanmasında yapay zekâ ile erken hata teşhisi ve önlem başlıkları önemli konular olabilir.” Vatandaş dönüşümün aktif bir parçası Yeşil enerji dönüşümünün, ülkemizde dijital dönüşümle birlikte eğitim, sanayi ve bireysel kullanım alanlarında ilerlediğini söyleyen Arş. Gör. Begüm Çetin, “Eğitim ve sanayi iş birlikleriyle geliştirilen projeler umut verici gelişmeler sunarken, vatandaşlar yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar ve enerji verimli ürünleri tercih ederek bu dönüşümün aktif bir paydaşı olmaktadır.” dedi. Tasarruf ve verimlilik aynı şey değil Enerji tasarrufunun, enerji tüketimini azaltmaya yönelik tedbirlerden olduğunu da dile getiren Arş. Gör. Begüm Çetin, “Enerji verimliliği ise enerjinin üretim, iletim, dağıtım ve tüketim aşamalarında kayıpların azaltılarak aynı hizmetin daha az enerjiyle sağlanmasını amaçlayan teknolojik ve sistemsel çözümlerdir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının teşviki, akıllı sayaçlar ve talep tarafı enerji yönetimi gibi ölçüm ve kontrol teknolojileri enerji verimliliğinin artırılmasına katkı sağlar. Isı yalıtımı, verimli aydınlatma sistemleri ve elektrikli cihazların düzenli bakımı gibi uygulamalar ise hem enerji tasarrufu sağlar hem de enerji verimliliğini destekleyerek daha ekonomik, güvenli ve çevre dostu bir enerji kullanımına olanak tanır.” diye konuştu. Evlerde enerji kaybı nerelerde yoğunlaşıyor? Konutlardaki enerji kayıplarının başlıca nedenlerini sıralayan Begüm Çetin, “Konutlarda enerji kaybı enerji tasarruflu aydınlatma sistemlerinin kullanılmaması, verimsiz elektrikli cihazların tercih edilmesi ve ısıtma sistemlerinde gerekli ısı yalıtımının yapılmaması nedeniyle oluşmaktadır. Ayrıca yenilenebilir enerji ve enerji depolama sistemlerinin yaygın kullanılmaması, enerji verimliliğinin artırılmasını sınırlandırmaktadır.” şeklinde konuştu. Kış ayları için basit ama etkili öneriler Kış döneminde uygulanabilecek pratik önlemleri paylaşan Begüm Çetin, “Kullanılmayan cihazların elektrik ile bağlantısı kesilmeli ve cihazlar prizde takılı kalmamalıdır. Enerji tasarruflu ampuller tercih edilmelidir ve gereksiz aydınlatmalardan kaçınılmalıdır. Evde ısı yalıtımını sağlayacak önlemler alınmalıdır ve enerji tasarruflu elektrikli cihazlar tercih edilmelidir. Talep taraflı enerji yönetimi ve enerji parametrelerinin takip edilip kontrol edilebilmesi için mekanik sayaçlar yerine akıllı sayaçlar veya çift yönlü sayaçlar entegre edilmeli, enerji depolama sistemleri ile yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı teşvik edilmelidir.” dedi. Enerji tasarrufu kamusal bir sorumluluk Enerji tasarrufunun yalnızca bireylere yüklenemeyeceğini vurgulayan Begüm Çetin, şöyle devam etti: “Bireysel sorumluluklarımız farkında olduğumuz ve bilinçli olduğumuz sürece belirli bir noktaya kadar enerji tasarrufuna katkı sağlar fakat ülkemizde artan nüfusun enerji talebini yönetebilmek, enerjimizin dışa bağımlılığını azaltmak ve enerji verimliliğini sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştirmek için kamusal ve yerel yönetimlerin enerji tasarrufunu sağlayacak çözümleri mutlaka olmalıdır. Öncelikle bilgi ve iletişim teknolojilerinin etkin kullanıldığı, sürdürülebilirlik ve insan/toplum odaklı teknolojik evrimin gerçekleştiği süreçteyiz. Bu sürece dahil olmanın farkındalığı ile temiz, ekonomik, güvenli enerji kaynaklarından yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını ve kontrolünü destekleyen akıllı ve mikro şebekelere geçilmesi konusunda hazırlıklar yapılmalıdır. Bu bağlamda daha esnek, ölçümlenebilir ve dayanıklı alt yapı imkânı sağlanmalıdır. Şebekelerde çift yönlü veri akışının sağlanabileceği haberleşme ağının ve veri kontrol merkezlerinin kurulmasının yanı sıra güç ve arıza verilerinin uzaktan kontrol edilerek yapay zekâ teknolojileri ile önceden arıza ve kesinti tahmini yapılabilecek sistemsel bütünlük içeren çalışmalara önem verilmelidir. Sürdürülebilirlik ve kalkınma planları kapsamında, üniversite sanayi iş birliğiyle geliştirilen projeler ve çalıştaylar aracılığıyla bu çalışmaların uygulanabilirliği desteklenmelidir. Toplu taşımada ve bireysel ulaşımda elektrikli ve enerji verimli araç kullanımına yönelik teşvikler artırılmalı, enerji verimli bina standartları ise zorunlu hâle getirilmelidir. Ayrıca yeşil enerji ve dijital dönüşüme ilişkin farkındalığın artırılması amacıyla, ilkokuldan başlayarak tüm eğitim seviyelerinde bilinçlendirme çalışmaları yürütülmelidir.” Tasarruf artık zorunlu İklim krizi ve artan enerji maliyetlerinin tasarrufu zorunlu hâle getirdiğini ifade eden Begüm Çetin, “Türkiye, Paris Anlaşması kapsamında 2053 net sıfır emisyon hedefini benimsemiştir. 12. Kalkınma Planı ve 2024–2026 hedefleri doğrultusunda yeşil enerji dönüşümünün hızlandırılması planlanmaktadır. Ayrıca sürdürülebilir dönüşüme katkı sağlamak için üniversiteler de Stratejik Plan dahilinde çalışmalar yapmaya devam etmektedir. Tüm bu bilgiler ışığında tasarruf yapmak bireysel tedbir almaktan çıkıp sektörel, yönetimsel ve uluslararası düzlemde yapılması gereken zorunlu davranış haline gelmektedir.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.