Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji Yönetimi

Kapsül Haber Ajansı - Enerji Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Elaris, Elektrikli Araç Şarj Soketi Sayısını Yüzde 58 Artırdı Haber

Elaris, Elektrikli Araç Şarj Soketi Sayısını Yüzde 58 Artırdı

Yılın ilk ayında halka arz sürecini başarıyla tamamlayan Üçay Mühendislik, iştiraki Elaris ile elektrikli araç şarj ağı yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Elaris, 2025 yılı sonunda 71 adet olan aktif AC/DC şarj soketi sayısını, 2026 Haziran sonu itibarıyla yüzde 58 artışla 112’ye ulaştırdı. Elektrikli araç pazarındaki büyümeye paralel olarak şarj ağlarını genişletmeye ve kullanıcı deneyimini geliştirmeye odaklandıklarını belirten Üçay Mühendislik İcra Kurulu Başkanı ve CEO’su Turan Şakacı, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: Yıl sonunda soket sayısını 200’e çıkarmayı hedefliyor “Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Temmuz 2026 sonu itibarıyla Türkiye’de trafiğe kayıtlı elektrikli otomobil sayısı 460 bin 552’ye ulaştı. Geçen yılın aynı döneminde 289 bin 457 olan elektrikli otomobil sayısı, bir yılda yüzde 59,1 artış gösterdi. Elektrikli araçların hızla yaygınlaşması, şarj altyapısına yönelik ihtiyacı da her geçen gün artırıyor. Elaris olarak biz de elektrikli araç pazarındaki bu büyümeye paralel olarak yatırımlarımızı hızlandırıyoruz. 2026’nın ilk yarısında aktif AC/DC şarj soketi sayımızı yüzde 58 artırarak 112’ye çıkardık. 2026 yılı sonunda ise aktif AC/DC şarj soketi sayımızı 200’e çıkarmayı hedefliyoruz. Büyümenin odağı kullanıcı deneyimi Soket sayımızı artırırken, elektrikli araç kullanıcılarının şarj deneyimini daha hızlı, erişilebilir ve kesintisiz hale getirecek çözümler geliştirmeye de odaklanıyoruz. Bu kapsamda; lokasyon seçimi, şarj kapasitesi, enerji yönetimi ve dijital çözümler gibi kullanıcı deneyimini doğrudan etkileyen tüm unsurları birlikte değerlendiriyoruz. Yakın gelecekte asıl farkı; doğru noktada doğru kapasiteyi sunabilen, yüksek hızlı şarj seçeneklerini yaygınlaştıran ve enerji kaynaklarını verimli yöneten ağların yaratacağına inanıyoruz.” Üçay Mühendislik Hakkında Temelleri 2000 yılında atılan Üçay Mühendislik Enerji ve İklimlendirme Teknolojileri A.Ş., enerji tasarrufu ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda iklimlendirme, elektrik, mekanik, güneş enerjisi sistemleri (GES) ve elektrikli araç (EA) şarj hizmetleri alanlarında faaliyet göstermektedir. Bağlı ortaklığı Elaris ile elektrikli araç şarj ağı işletmeciliği ve elektrikli şarj istasyonu satışı alanlarında da hizmet sunmaktadır. Merkezi İstanbul olan Üçay Mühendislik, Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde 23 il 33 şube, depo ve showroom ile faaliyetlerine devam etmektedir. Kurulduğu günden bu yana 2 milyondan fazla bireysel ve kurumsal müşteriye mühendislik hizmeti sağlayan şirket, gelişmiş ERP altyapısıyla birbirine entegre çalışan şubeleri aracılığıyla yılda ortalama 30.000 müşteriye hızlı, güvenilir ve kesintisiz hizmet sunmaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaşlanan Araç Parkı Akü İhtiyacını Artırıyor Haber

Yaşlanan Araç Parkı Akü İhtiyacını Artırıyor

Türkiye'de araç parkının yaş ortalamasının yükselmesi, bakım, yenileme ve yedek parça pazarındaki ihtiyaçları da beraberinde getiriyor. TÜİK verilerine göre, 2025 yılı sonu itibarıyla Türkiye'de trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtlarının sayısı 33,6 milyonun üzerine çıkarken, araç parkının ortalama yaşı 14,2 yıl olarak hesaplandı. Araçların daha uzun süre kullanımda kalması ve otomotiv teknolojilerindeki hızlı dönüşüm, aküleri yalnızca motorun çalıştırılmasını sağlayan bir ekipman olmaktan çıkararak araçların enerji yönetimi ve elektronik sistemlerinin sürekliliğinde kritik rol üstlenen stratejik bir bileşen haline getiriyor. Güvenlik, konfor ve sürüş destek sistemlerinin yanı sıra Start-Stop teknolojileri ve artan elektronik donanım kullanımı, akülerden beklenen performans kriterlerini de her geçen gün yükseltiyor. Bu dönüşüm, farklı araç segmentlerinin teknik gereksinimlerine uygun; yüksek marş gücü, uzun çevrim ömrü, titreşim dayanımı ve güvenilir performans sunan akü teknolojilerine duyulan ihtiyacı artırıyor. Türkiye'nin yerli sermayeli sanayi kuruluşlarından AKO Grup bünyesinde faaliyet gösteren Akü Fabrikamız, gelişmiş üretim altyapısı, Ar-Ge yetkinliği ve geniş ürün portföyüyle otomotiv sektörünün değişen enerji ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştirmeyi sürdürüyor. Artan elektriksel yük, akü seçiminde doğru tercihi öne çıkarıyor Türkiye'deki araç parkının yaş ortalamasının yükselmesi, otomobillerin daha uzun süre kullanımda kaldığını ve bakım ile yenileme gereksinimlerinin önem kazandığını ortaya koyuyor. Özellikle uzun yıllardır trafikte bulunan araçlarda akü, güvenilir ilk çalıştırma performansı ve aracın elektrik sistemlerinin kesintisiz çalışması açısından kritik bir bileşen olarak öne çıkıyor. Yeni nesil araçlarda elektronik sistemlerin yaygınlaşması ise akülerden beklenen performans seviyesini daha da yukarı taşıyor. Start-Stop sistemleri, gelişmiş sürüş destek teknolojileri ile güvenlik ve konfor donanımları; akünün yalnızca motoru çalıştıran bir ekipman değil, aracın enerji altyapısının temel unsurlarından biri olarak değerlendirilmesini gerektiriyor. Bu nedenle doğru akü seçiminin; aracın teknik özellikleri, kullanım koşulları, elektriksel yükü ve üretici gereksinimleriyle uyumlu olması önem taşıyor. “Akü, modern araçların enerji altyapısında stratejik bir rol üstleniyor” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan AKO Grup Akü Fabrika Genel Müdürü Hüseyin Koca, şunları söyledi: “Türkiye’de araç parkının yaş ortalamasının yükselmesi, bakım ve yenileme pazarında akülerin önemini artırıyor. Otomotiv sektöründeki teknolojik dönüşümle birlikte akü; yalnızca aracın çalışmasını sağlayan bir komponent olmaktan çıkarak güvenlik, konfor, sürüş destek sistemleri ve diğer elektronik donanımlar için kritik bir enerji kaynağı haline geliyor. Bu doğrultuda, farklı araç segmentlerinin teknik gereksinimlerine uygun, yüksek performanslı ve güvenilir akü teknolojilerine duyulan ihtiyaç giderek artıyor. AKO Grup olarak gelişmiş üretim altyapımız, Ar-Ge yetkinliğimiz ve başta Matrix Press (Punch) olmak üzere ileri üretim teknolojilerimizle sektörün değişen ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştiriyoruz. Turbo Akü, Petlas Akü, AKO Prestige, Mega DC, Tolero, President, Eterno, X-Force ve Virtus markalarımızla farklı araç ve kullanım segmentlerine hitap eden geniş bir ürün portföyü sunuyoruz. Güçlü üretim kabiliyetimizi teknoloji odaklı yaklaşımımızla birleştirerek güvenilir, uzun ömürlü ve yüksek performanslı enerji çözümleri sunmayı ve Türkiye’nin akü sektöründeki teknolojik yetkinliğine katkı sağlamayı sürdürüyoruz.” Değişen mobilite ihtiyaçları, yeni nesil akü teknolojilerini öne çıkarıyor Otomotiv sektöründe dijitalleşmenin hız kazanması ve elektronik sistemlerin araçlardaki kullanımının artması, akü teknolojilerinin de sürekli olarak geliştirilmesini zorunlu kılıyor. Özellikle Start-Stop sistemine sahip araçlarda kullanılan yeni nesil aküler; yüksek çevrim ömrü, güçlü marş performansı ve yoğun şarj-deşarj koşullarına dayanıklılık gibi özellikleriyle öne çıkıyor. AKO Akü'nin üretim altyapısında Matrix Press (Punch) ve Kaizen Tüneli üretim modelleri kullanılırken, ürün portföyünde konvansiyonel akülerin yanı sıra EFB ve AGM gibi yeni nesil teknolojiler de yer alıyor. Bu ürün ve teknoloji çeşitliliği, farklı araçların teknik gereksinimlerine ve kullanım koşullarına uygun çözümler sunulmasına olanak sağlıyor. AKO Grup'un Turbo Akü, Petlas Akü, AKO Prestige, Mega DC, Tolero, President, Eterno, X-Force ve Virtus markalarından oluşan portföyü; farklı araç segmentlerine ve kullanım ihtiyaçlarına yönelik ürünleri bir araya getiriyor. Konvansiyonel akülerden EFB ve AGM teknolojilerine uzanan ürün gamı, otomotiv sektöründeki teknolojik dönüşümle birlikte çeşitlenen enerji ihtiyaçlarına cevap veriyor. Entegre üretim altyapısı ve teknoloji odaklı yaklaşım AKO Grup'un akü üretim ekosistemi; plastik enjeksiyon, kurşun geri kazanım ve akü üretim faaliyetlerini entegre bir yapı ile aynı yerleşke içerisinde buluşturuyor. Hammaddeden nihai ürüne uzanan bu yapı; üretim süreçlerinde kontrolün güçlendirilmesine, operasyonel verimliliğin artırılmasına ve sürdürülebilir kalite anlayışının desteklenmesine katkı sağlıyor. AKO Akü'nin yıllık üretim kapasitesi 5 milyon adede ulaşırken, şirket ileri üretim teknolojileri, Ar-Ge çalışmaları ve entegre üretim kabiliyetiyle akü sektöründeki teknolojik gelişime katkı sunuyor. AKO Grup; güçlü üretim altyapısını, ileri teknolojilerini, Ar-Ge yetkinliğini ve geniş marka portföyünü bir araya getirerek Türkiye'nin ve global otomotiv sektörünün değişen enerji ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştirmeye devam ediyor. Grup, farklı araç ve kullanım segmentlerine hitap eden ürün çeşitliliğiyle güvenilir, yüksek performanslı ve sürdürülebilir akü çözümlerini otomotiv sektörünün kullanımına sunarken, Türkiye'nin akü sektöründeki teknolojik ve üretim yetkinliğinin gelişimine katkı sağlamayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zes 8 Yıldır Elektrikli Mobilitenin Geleceğini Şarj Ediyor Haber

Zes 8 Yıldır Elektrikli Mobilitenin Geleceğini Şarj Ediyor

Türkiye’nin elektrikli araç şarj ağı alanındaki öncü markalarından Zes, elektrikli mobilite yolculuğunda 8 yılı geride bıraktı. 2018 yılından bu yana şarj altyapısına yaptığı yatırımlarla elektrikli araç kullanımının yaygınlaşmasını destekleyen Zes, bugün Türkiye genelinde 5 binden fazla şarj soketiyle 600 bini aşkın kullanıcıya hizmet veriyor. EPDK’nın Haziran 2026 verilerine göre Türkiye’nin en geniş şarj ağlarından birine sahip olan marka, AC şarj soketi sayısında da lider konumda bulunuyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriğin kullanımını belgeleyen YEK-G sistemi kapsamında yeşil şarj hizmeti sunarak elektrikli ulaşımın daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasına da katkı sağlıyor. 8 yılda 246 milyon kWh’den fazla şarj Zes şarj ağı üzerinden kuruluşundan bu yana sağlanan enerji miktarı 246 milyon kWh’ye ulaşırken, bunun yaklaşık 138 milyon kWh’lik bölümü yüksek hızlı şarj (HPC) istasyonlarında gerçekleşti. Aynı dönemde kullanıcıların araçlarını şarj ettiği toplam süre ise 7,3 milyon saati aştı. Elektrikli araç teknolojilerindeki gelişim ve yüksek hızlı şarj altyapısına yönelik artan ihtiyaç, Zes kullanıcılarının şarj tercihlerine de yansıyor. Yıllar içinde artan HPC kullanımı, 2026 yılında da yüksek hızlı şarja yönelik talebin güçlü seyrettiğini ortaya koyuyor. Zes, değişen kullanıcı ihtiyaçları doğrultusunda mevcut ağını geliştirirken yüksek hızlı şarj altyapısına, dijital çözümlere ve kullanıcı deneyimini ileri taşıyan teknolojilere yönelik yatırımlarına hız veriyor. 8’inci yaşa özel enerjimizi birlikte büyütüyoruz Zes, 8’inci yaşını kullanıcılarıyla birlikte kutlamak üzere kuruluş tarihi olan 20 Ağustos’a özel bir günlük kampanya hayata geçiriyor. Kampanya kapsamında kullanıcılar, 20 Ağustos’ta gerçekleştirecekleri şarj işlemlerindeki toplam tüketimlerinin her 20 kWh’si için 1 - 30 Eylül tarihleri arasında kullanabilecekleri 20 kWh’lik hediye şarj kuponu kazanacak. “Şarj ağını bütüncül bir sistem olarak kurguluyoruz” Zes’in 8 yıllık yolculuğunu ve elektrikli mobilitenin geleceğini değerlendiren Electrip Global CEO’su İnanç Salman, şunları söyledi: “8 yıl önce yola çıkarken hedefimiz yalnızca şarj istasyonları kurmak değil, elektrikli araç kullanımının Türkiye’de yaygınlaşmasını destekleyecek erişilebilir ve güvenilir bir altyapı oluşturmaktı. Bugün 600 bini aşkın kullanıcıya ve 5 binden fazla şarj soketine ulaşmış olmamız, hem bugün geldiğimiz noktayı hem de Türkiye’de elektrikli mobilitenin ulaştığı ölçeği göstermesi açısından son derece değerli. Ancak biz şarj altyapısını yalnızca şarj istasyonu sayısını artırmaya odaklanan bir yatırım alanı olarak görmüyoruz. Şarj ağını; enerji yönetimi, teknoloji ve kullanıcı deneyimiyle birlikte ele aldığımız bütüncül bir sistem olarak kurguluyoruz. Elektrikli araç pazarı büyüdükçe şarj sektöründe beklentiler de değişiyor. Önümüzdeki dönemde güçlü bir şarj ağı yalnızca şarj istasyonu sayısıyla tanımlanmayacak. Doğru lokasyonda doğru kapasiteyi sunabilmek, yüksek hızlı şarj altyapısını yaygınlaştırmak, enerjiyi daha etkin yönetmek ve kullanıcıya yolculuğunun tamamında kesintisiz bir deneyim sağlamak sektörün temel rekabet alanları olacak. Biz de yatırımlarımızı bu perspektifle şekillendiriyoruz. Kullanım verilerini, sürüş alışkanlıklarını, lokasyon ihtiyaçlarını ve enerji altyapısının gelecekteki gereksinimlerini birlikte değerlendirerek ağımızı geliştiriyoruz. Yüksek hızlı şarj yatırımlarımızı artırırken güçlü dijital altyapımız ve veri odaklı yönetim anlayışımızla kullanıcı deneyimini sürekli iyileştirmeye odaklanıyoruz. Elektrikli mobilitenin geleceğinin aynı zamanda sınırların ötesinde birbirine bağlanan ağlar üzerinden şekilleneceğine inanıyoruz. Electrip Global ile Avrupa’da oluşturduğumuz yapılanmayla, kullanıcılarımızın farklı ülkelerde de kesintisiz bir şarj deneyimine erişebileceği bir ekosistem geliştiriyoruz. Sekizinci yaşımız, bizim için yalnızca geride bıraktığımız yılları kutladığımız bir kilometre taşı değil; önümüzdeki dönemin ihtiyaçlarını ve fırsatlarını yeniden değerlendirdiğimiz önemli bir eşik. Bugüne kadar bu yolculuğu bizimle paylaşan kullanıcılarımızla birlikte büyümekten büyük mutluluk duyuyoruz. Önümüzdeki dönemde de elektrikli ulaşımın Türkiye’de daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlamaya ve elektrikli mobilitenin gelişimine öncülük etmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Schneider Electric, Yeni Sürdürülebilirlik Yol Haritası Impact 2030 Kapsamında Güçlü İlk Yarı Sonuçlarını Açıkladı Haber

Schneider Electric, Yeni Sürdürülebilirlik Yol Haritası Impact 2030 Kapsamında Güçlü İlk Yarı Sonuçlarını Açıkladı

2026 yılının ilk yarısında sürdürülebilirlik performansı: Öne çıkan sonuçlar Yeni sürdürülebilirlik yol haritası Impact 2030’un hayata geçirilmesinden altı ay sonra Schneider Electric’in Impact puanı 10 üzerinden 3,69’a ulaştı. Şirket, 2030 hedefini temsil eden 10 tam puana giden yolda, 2026 yıl sonu hedefi olan 4,20 puana planlandığı şekilde ilerliyor. Bu puan, Schneider Electric’in kendi operasyonlarında kaydettiği ilerlemeyi müşteriler, tedarikçiler ve topluluklar için sağlanan ölçeklenebilir sonuçlarla bir araya getiren dört stratejik sütundaki temel programların ivmesini yansıtıyor. I. Dünyayı elektriklendirmek Çığır açan çözümlere yatırım yapmak, önce kendi faaliyetlerimizden başlayıp herkes için ölçeklendirerek elektrifikasyon ve dijitalleşmeyi yaygınlaştırmak, Enerji Teknolojileri dönüşümüne öncülük etmek. Schneider Electric, yılın ilk yarısında operasyonlarını karbondan arındırmayı sürdürdü. Kapsam 1 ve Kapsam 2 CO₂ emisyonları 2017’ye kıyasla yüzde 82, Kapsam 3 emisyonları ise 2021’e kıyasla yüzde 12 azaltıldı.Schneider Electric çözümleri, müşterilerin 129,5 milyon MWh enerji tasarrufu sağlamasına veya bu miktarda enerjiyi elektrifikasyon yoluyla karşılamasına olanak tanıdı.¹Sürdürülen bu çalışmalar sayesinde müşteriler nezdinde yılın ilk yarısında azaltılan ve önlenen emisyon miktarı 50 milyon tonu aşarken, 2018’den bu yana ulaşılan kümülatif toplam 913 milyon tona çıktı. Kapsama giren Schneider Electric yazılımlarının yüzde 29’u, müşterilerin karar alma süreçlerini destekleyen enerji ve karbon verilerine dayalı içgörüler sundu. Bu sonuç, Grubun temel enerji zekâsı yetkinlikleri üzerine inşa edilen yeni programın güçlü bir başlangıç yaptığını gösterdi. II. Sektörümüzü yeniden şekillendirmek Tasarım, tedarik ve pazara sunma biçimlerimizi yeniden düşünerek, tedarikçileri insana yakışır çalışma koşulları ve karbonsuzlaşma hedefleri doğrultusunda sürece dahil ederek tüm değer zincirini ileri taşımak ve sektörde yeni standartlar belirlemek. Schneider Electric’in tasarım aşamasındaki ana ürün ve çözümlerinin yüzde 27’si, Grubun yeni “Future-designed” yaklaşımı kapsamında döngüsellik ve çevresel mükemmellik kriterlerini karşıladı. Bu sonuç, Enerji Yönetimi ile Endüstriyel Otomasyon portföylerinin sağladığı güçlü ivmeyi yansıtıyor.Impact 2030 kapsamında yeni bir program olarak hayata geçirilen Future-designed, Grubun sürdürülebilirliği ürün ve çözümlerinin değer önermesinin ayrılmaz bir parçası haline getirme hedefini genişletiyor. Program, Schneider Electric’in 20 yılı aşkın eko-tasarım deneyiminden yararlanıyor. Bu birikimin temelini, önceki sürdürülebilirlik yol haritaları kapsamında uygulanan EcoDesign Way, Green Premium ve Environment Data Program oluşturuyor.Schneider Electric’in önceki tedarikçi karbonsuzlaştırma girişiminin başarısı üzerine inşa edilen Zero Carbon Pathway (TZCP), programın kapsamını 1.500 tedarikçiye genişletirken gerekliliklere Kapsam 3 emisyonlarının ve ürün karbon ayak izinin ölçülmesini de ekliyor. İkinci çeyrekte 15 tedarikçi şu kriterleri karşılayarak program kapsamında yeterlilik kazandı:Operasyonel emisyonların ölçülmesi (Kapsam 1 ve 2)Emisyon azaltım hedeflerinin benimsenmesiDolaylı emisyonların, Kapsam 3 veya ürün karbon ayak izinin hesaplanması Bu sonuç, tedarikçilerle yürütülen kapsamlı çalışmalar ve 200’ün üzerinde canlı teknik oturum sayesinde elde edildi. Bu çalışmaları güçlendirmek amacıyla, Resource Advisor+ for Supply Chain gibi yapay zekâ destekli yeni dijital araçların yılın ilk yarısında 1.000’den fazla tedarikçiye yönelik kullanıma alınması hızlandırıldı. Tüm bu adımlar, önümüzdeki çeyreklerde tedarikçi karbonsuzlaşmasının geniş ölçekte ilerletilmesi için güçlü bir temel oluşturuyor. III. İnsan potansiyelini açığa çıkarmak Herkesin enerjiye erişimini güvence altına alarak, yetkinliklere ve insanlara sunulan fırsatlara yatırım yaparak ilerlemenin ve ortak refahın önünü açmak. Grubun deneyimli çalışanlarının yüzde 16’sı, yılın ilk yarısında yapılandırılmış gelişim veya bilgi aktarımı faaliyetlerine katıldı. Impact 2030 kapsamında yeni başlatılan bu program, Schneider Electric’in farklı kuşaklar ve kariyer aşamaları arasında kapsayıcılığı geliştirmeye yönelik köklü uygulamaları üzerine inşa edildi. Program, yeniden beceri kazandırma, mentorluk, kurum içi hareketlilik ve kıdemli yeteneklere yönelik uzmanlık programları konusundaki yaklaşımı daha sistematik hale getiriyor. Schneider Electric’in bu alandaki yenilikçi yaklaşımı, ikinci çeyrekte Dünya Ekonomik Forumu tarafından “Future of Inclusion Lighthouse” unvanıyla takdir edildi.Schneider Electric’in desteğiyle 2009’dan bu yana 67 milyon kişi sürdürülebilir elektriğe erişti. Yalnızca 2026 yılının ikinci çeyreğinde, özellikle Afrika ve Hindistan’daki çalışmaların güçlü katkısıyla 2,2 milyondan fazla kişinin elektriğe erişimi sağlandı. Schneider Electric, 2009’dan bu yana 1,37 milyon gencin elektrifikasyon ve sürdürülebilirlik alanlarında yetkinlik kazanmasına yardımcı olarak daha kapsayıcı ilerlemeyi destekledi. IV. Yerel toplulukları güçlendirmek Tesisleri yerel toplulukların odağı haline getirmek, çalışanlarımızı değişimin aktörleri olarak güçlendirmek, yerel ekosistemleri desteklemek ve tabandan gelen seslerin daha güçlü duyulmasını sağlamak. Beş tesis, Grubun çok kriterli Impact Workplaces çerçevesi kapsamındaki gereklilikleri karşıladı. Impact 2030 kapsamında başlatılan bu yeni program, Schneider Electric tesislerinde enerji verimliliği, karbonsuzlaşma ve döngüselliğe ilişkin iddialı kriterleri de kapsayan 20 yıllık sürdürülebilirlik liderliği üzerine inşa ediliyor. Program, biyolojik çeşitliliği ve yerel topluluklar üzerindeki etkiyi de kapsayarak Grubun hedeflerini daha ileri taşıyor. Schneider Electric Sürdürülebilirlik Başkanı Esther Finidori, şunları söyledi: “Impact 2030’un altıncı ayında, hedeflerimizi eyleme dönüştürme yolunda cesaret verici bir ilerleme kaydediyoruz. Üst üste üçüncü kez Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketi seçilmekten onur duyduk. Bu başarı, yarattığımız somut etkiyi ve dünyanın dört bir yanındaki çalışanlarımızın özverisini bir kez daha ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik, kesintisiz bir dönüşüm yolculuğudur. Impact 2030 ile hedeflerimizi bir kez daha yükseltiyor, sağlam temellerimiz üzerinde ilerlerken sürdürülebilirliği işimizin her alanına entegre etme sürecini hızlandırarak herkes için ilerlemeye güç veriyoruz.” 2026 yılının ilk yarısında sürdürülebilirlik alanındaki diğer gelişmeler Schneider Electric’in sürdürülebilirlik alanındaki liderliği, ikinci çeyrekte uluslararası kuruluşlar tarafından takdir edilmeye devam etti. Şirket, TIME ve Statista tarafından hazırlanan “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2026” listesinde üst üste üçüncü kez birinci sırada yer aldı.Schneider Electric ayrıca Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Deniz Feneri Ağı’ndaki varlığını genişletti. El Paso (ABD) ile Pekin (Çin) üretim tesisleri, dijital teknolojiler, ileri analitik ve yapay zekâ dahil olmak üzere Dördüncü Sanayi Devrimi teknolojilerinin verimlilik, dayanıklılık ve geniş ölçekte karbonsuzlaşma sağlayabildiğini göstermeleri sayesinde yeni Deniz Feneri unvanları aldı.Bu tesislerin eklenmesiyle Schneider Electric’in Dünya Ekonomik Forumu tarafından tanınan Küresel Deniz Feneri (Global Lighthouse) tesisi sayısı 11’e ulaştı. Bunların altısı, WEF’in dünya genelinde sürdürülebilirlik alanında tanıdığı 31 tesis arasında yer alıyor.Schneider Electric, kariyerlerinin ileri aşamalarındaki çalışanların kişiselleştirilmiş gelişim, yeniden beceri kazanma, mentorluk ve bilgi paylaşımı olanaklarından yararlanarak kariyerlerinin bir sonraki dönemini şekillendirmelerine yardımcı olan Senior Talent Program sayesinde Dünya Ekonomik Forumu tarafından “Future of Inclusion Lighthouse” olarak da tanındı.Şirket, dayanıklı, bağlantılı ve sürdürülebilir tedarik zinciri ekosistemleri oluşturma yönündeki çalışmalarının bir yansıması olarak Gartner’ın 2026 Küresel Tedarik Zinciri İlk 25 listesinde de yer aldı.Schneider Electric ayrıca Fransa İçişleri, Çalışma ve Dayanışma bakanlıkları ile Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından verilen “Prix Entreprises avec les Réfugiés” kapsamında Jüri Özel Ödülü’ne (“Coup de Cœur du Jury”) layık görüldü. Bu ödül, Grubun mülteci kadınların toplumsal ve ekonomik hayata katılımını ve güçlenmesini destekleme konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor.Schneider Electric, ikinci çeyrekte Schneider Electric Energy Access Asia Fund II’nin (SEEAA Fund II) geliştirilmesine yönelik bir iş birliği de duyurdu. Karma finansman modeliyle oluşturulan fon, Güney ve Güneydoğu Asya’daki temiz enerji girişimlerinin erken aşamadaki finansman açığını kapatmayı amaçlıyor.On üç şirkete yatırım yapan ilk fonun başarısı üzerine inşa edilen SEEAA Fund II’nin yaklaşık 3 milyon ton CO₂ emisyonunun önlenmesine, 3,5 milyon kişiye fayda sağlanmasına ve yaklaşık 5 bin yeni iş olanağı yaratılmasına destek olması bekleniyor. Fon böylece bölgede sürdürülebilir enerjiye erişimin ve kapsayıcı ekonomik kalkınmanın ilerletilmesine katkı sağlayacak.Grubun etki yatırımları aracılığıyla kapsayıcı ve adil bir geçişi destekleme kararlılığı, Environmental Finance’ın Sürdürülebilir Yatırım Ödülleri kapsamında verilen “Yılın Sosyal Fonu” ödülüyle de takdir edildi. Tüm bu başarılar, Schneider Electric’in sürdürülebilirlik etkisini geniş ölçekte artıran lider enerji teknolojileri şirketi konumunu daha da güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MAN, IAA Transportation 2026’da Yeni Nesil Elektrikli ve Dijital Ulaşım Ekosistemini Tanıtacak Haber

MAN, IAA Transportation 2026’da Yeni Nesil Elektrikli ve Dijital Ulaşım Ekosistemini Tanıtacak

Gelecekte 12 ila 50 ton arasındaki eksiksiz bir elektrikli kamyon portföyüne sahip olacak olan MAN; eTGL, eTGM, eTGS ve eTGX modellerinden oluşan eTruck ailesinin tamamını ilk kez IAA Transportation 2026’da sergileyecek. Kentsel dağıtım lojistiğinden belediye uygulamalarına, şantiye trafiğinden uzun mesafeli taşımacılığa kadar neredeyse tüm uygulama alanlarını kapsayan bu portföy, modüler batarya teknolojisiyle her görev için en doğru konfigürasyonu mümkün kılıyor. Özellikle uzun mesafe yarı römork kombinasyonunda MAN eTGX modeli, ara şarj gerektirmeden 570 kilometreye varan menziliyle klasik nakliye operasyonlarının ekonomik olarak yürütülebileceğini kanıtlıyor. Geleneksel tahrik sistemlerinde de maliyet etkinliğini ön planda tutan MAN, yeni D30 PowerLion güç aktarma sistemiyle öne çıkıyor. Bu sistem, bir önceki modele kıyasla yakıt tüketimini yüzde 5’e kadar azaltarak pazardaki en verimli çözümlerden biri olmayı başarıyor. MAN Truck & Bus CEO’su Alexander Vlaskamp fuarda sergileyecekleri yeniliklere ilişkin şunları söyledi: "Driving. People. Partner." (Sürüşte öncü, insan odaklı, güvenilir ortak) sloganı, MAN’ın temsil ettiği değerlerin özünü yansıtıyor. Son derece verimli, güvenilir ve emniyetli araçlarla taşımacılığın dönüşümünü ileriye taşıyoruz. Çalışanlarımız ve servis ağımızla müşterilerimize yakınız ve önümüzdeki birkaç yıl içinde dünya çapında 300 milyon Euro’luk yatırımlarla bu yakınlığı daha da artıracağız. Güvenilir bir iş ortağı olarak, müşterilerimizi ekonomik açıdan başarılı ve sürdürülebilir bir nakliye işine giden yolda bütünsel çözümlerle destekliyoruz." Yeni teknolojiler yakıt ve enerji tüketimini azaltıyor MAN’ın fuarda sergileyeceği bu yılki yeniliklerden bir de PredictiveDrive özelliğine sahip GPS destekli MAN EfficientCruise sisteminin daha da geliştirilmiş versiyonu olacak. Güzergâh profilini, trafik altyapısını ve hız şartlarını akıllı bir şekilde dikkate alan sistem, standart kullanımda araç tipine ve uygulama profiline bağlı olarak yüzde 5,5’e varan, zorlu arazi koşullarında ise yüzde 9’a varan enerji ve yakıt tasarrufu sağlıyor. Bu yeni sistem, sadece işletme maliyetlerinin düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda sürücünün iş yükünün hafifletilmesine de doğrudan katkı sağlıyor. Araçlarının operasyonel kullanılabilirliğini de artıran bu yenilik, ayrıca kablosuz olarak gerçekleştirilen otomatik harita güncellemeleri sayesinde servise gitmeye gerek kalmadan sistemlerin her zaman güncel kalmasını sağlıyor. Önemli bir bileşen olarak güvenlik MAN, IAA Transportation 2026'da verimlilik ve kullanılabilirliğin yanı sıra yol güvenliğine de odaklanıyor. Modern sürücü destek sistemleri, zorlu trafik durumlarında sürücülere destek olup, kazaları önlemeye veya etkilerini azaltmaya yardımcı olurken, aynı zamanda filo işletmecilerinin plan dışı arıza sürelerini en aza indirgemelerine katkı sağlıyor. Böylece güvenlik, filo işletiminin ekonomik bir bileşeni haline geliyor. Fuarda tanıtılacak yeni nesil acil frenleme sistemi MAN Acil Fren Yardımı (EBA Advanced) ise dikkat dağınıklığını ve yorgunluğu algılayan sürücü izleme sistemi ile dönüş noktalarında yayaları, bisikletlileri ve diğer yol kullanıcılarını koruyan genişletilmiş aktif güvenlik sistemlerini bir araya getirerek yollardaki güvenliği en üst seviyeye çıkarıyor. Ayrıca MAN, kör nokta izleme için yeni çözümleri ve MAN OptiView dijital ayna ikame sistemine eklenen yeni ve avantajlı giriş seviyesi versiyonu da fuarda ziyaretçilerle buluşturulacak diğer güvenlik sistemleri arasında yer alıyor. Ekonomik elektromobilite için bütünsel çözümler Elektrikli tahrike geçiş sadece araçla sınırlı görmeyen MAN Transport Solutions, IAA’da şarj altyapısı, akıllı şarj ve enerji yönetimi için akıllı çözümlerle e-mobilite ekosisteminin tamamını kapsayacak ekonomik çözümleri de paylaşacak. MAN’ın geliştirdiği bu yeniliklerin amacı ise şarj sürelerini optimize etmek, enerji maliyetlerini düşürmek ve elektrikli filo kullanımını ekonomik hale getirmek. Buna paralel olarak, MAN Charge&Go’nun hizmet ağı, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan ve Portekiz dahil olmak üzere Avrupa’da 50 yeni şarj istasyonuyla genişletiliyor. Bu şarj hizmeti, filo müşterilerine MAN tarafından elektrikli kamyonlara uygunluğu test edilmiş, sürekli büyüyen ve ülkeler arası kullanılabilen bir şarj ağına erişim imkânı sağlıyor. Ayrıca MAN, çift yönlü şarj gibi yeni uygulamalarının yanı sıra, yüksek performanslı şebeke bağlantısı bulunmayan bölgeler için yeni çözümler geliştiren Smart Charging Cube sistemini de fuarda sergileyecek. MAN, kendi hizmetleri ile enerji ve şarj altyapısı alanındaki iş ortaklarıyla birlikte elektrikli mobiliteye başarılı bir geçiş için kapsamlı bir hizmet ekosistemi oluşturuyor. Yeni ücretsiz "Lifetime Connectivity" özelliğine sahip MAN TGE Bu yılki IAA'da MAN TGE de verimlilik, üretkenlik ve sürücü konforu özellikleriyle yine ön planda olacak. Hannover'deki dünya prömiyerinden on yıl sonra MAN, bu kez MAN Individual'dan yeni kişiselleştirme seçeneklerinin yanı sıra yeni MAN TGE Connect hizmetlerini de tanıtacak. MAN Individual yelpazesi, MAN TGE Individual Lion X donanım serisi ve Individual Black giriş seviyesi paketi ile genişleyecek. MAN ticari araç için geliştirilen dijital hizmetlerin en önemli özelliği ise Eylül ayından itibaren müşteriye ücretsiz olarak verilmeye başlanacak olan yeni "Lifetime Connectivity" olacak. Bu geliştirme sayesinde, çevrimiçi işlevler ve harita güncellemeleri dahil MAN TGE'deki tüm dijital hizmetler ek ücret ödemeden kullanılabilecek. TGE’deki bir diğer yenilik ise sürücülerin günlük işlerini daha konforlu, verimli ve şeffaf hale getirmelerini sağlayan MAN TGE Connect uygulaması olacak. Uygulama, sürücü ile aracı gerçek zamanlı olarak birbirine bağlayarak kontrol ve bilgi için merkezi bir arayüz oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijitalpark Teknokent'te Akıllı Kampüs Dönüşümü Enerji Yönetimiyle Başladı Haber

Dijitalpark Teknokent'te Akıllı Kampüs Dönüşümü Enerji Yönetimiyle Başladı

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ile Türk-Alman Üniversitesi ortaklığında faaliyet gösteren Dijitalpark Teknokent'te yürütülen Akıllı Kampüs Dönüşüm Projesi kapsamında kampüs yönetimini dijitalleştirecek yeni nesil sistemler devreye alınmaya başladı. İlk fazda Nu Teknoloji tarafından geliştirilen gerçek zamanlı enerji yönetim sistemi uygulamaya alındı. Kurulan dijital altyapı, enerji kullanımının daha verimli yönetilmesini sağlarken, ilerleyen dönemde hayata geçirilecek yapay zekâ destekli uygulamalar ve diğer dijital çözümler için de temel oluşturuyor. Dijitalpark Teknokent'te 435 şirket faaliyet gösteriyor. Kampüsün yıllık enerji tüketimi yaklaşık 4.355 MWh seviyesinde bulunuyor. Sistemin yaygınlaşmasıyla birlikte enerji tüketiminde %27,2 oranında tasarruf sağlanması, yıllık yaklaşık 4.740.000 Türk lirası maliyet avantajı elde edilmesi ve karbon emisyonunun 550 ton azaltılması hedefleniyor. Gerçek zamanlı izleme altyapısı sayesinde enerji tüketimindeki verimsizliklerin tespit edilerek daha etkin kaynak yönetimi sağlanması amaçlanıyor. Dijitalpark Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Tahsin Engin projeyle ilgili şunları söyledi: "Türkiye'nin yüksek katma değerli, yerli ve milli teknolojiler geliştirme hedefi doğrultusunda şekillenen Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu, teknoparklar, akademik çevre ve teknoloji şirketleri arasındaki güçlü iş birlikleriyle somut projelere dönüşmeye devam ediyor. Teknoparkların en önemli görevlerinden biri de geliştirilen teknolojilerin gerçek yaşam koşullarında uygulanmasına imkân sağlamak. Akıllı Kampüs Dönüşüm Projemiz de bu anlayışın somut örneklerinden biri. Dijitalpark Teknokent'te başlayan bu dönüşüm aynı zamanda Türk mühendislerinin, üniversitelerin, akademisyenlerin ve teknopark ekosisteminin ortak başarısını temsil eden örnek bir akıllı kampüs modelidir. Burada oluşturulan altyapı hem kampüsün daha verimli yönetilmesini sağlayacak hem de yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve doğrulanması için yaşayan bir laboratuvar işlevi görecek." Nu Teknoloji İş Geliştirmeden Sorumlu Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, iş birliğine yönelik şu değerlendirmelerde bulundu: "Akıllı kampüs yaklaşımını yalnızca enerji tüketimini izleyen bir sistem olarak görmüyoruz. Dijitalpark Teknokent'te devreye aldığımız sistem sayesinde hücresel olmayan non-cellular 5G (DECT NR+) haberleşme teknolojisini kullanarak enerji tüketimini gerçek zamanlı olarak güvenilir, düşük gecikmeli ve ölçeklenebilir bir iletişim altyapısı üzerinden izleyip analiz edebiliyor, kampüs yönetiminin daha verimli ve öngörülebilir hale gelmesini sağlayacak dijital altyapıyı oluşturuyoruz. Non-cellular 5G (DECT NR+) altyapısının sunduğu yüksek cihaz yoğunluğu desteği ve bağımsız özel ağ mimarisi sayesinde kampüs genelindeki sensörler, sayaçlar ve diğer IoT cihazlarından elde edilen verileri güvenli ve kesintisiz şekilde yönetebileceğiz. Enerji yönetimi, yapay zekâ ve non-cellular 5G (DECT NR+) teknolojilerini bir araya getiren bu yaklaşımın; üniversite kampüslerinden kamu kurumlarına, sanayi tesislerinden akıllı şehir projelerine kadar birçok farklı alanda uygulanabilecek ölçeklenebilir, sürdürülebilir ve geleceğe hazır bir model oluşturacağına inanıyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Watsons Türkiye Karbon Emisyonunu Yüzde 33 Azalttı Haber

Watsons Türkiye Karbon Emisyonunu Yüzde 33 Azalttı

Watsons Türkiye, çevresel ve toplumsal çalışmalarının sonuçlarını içeren üçüncü sürdürülebilirlik raporunu yayımladı. Şirket, 2025’te tükettiği 20 milyon kWh elektriğin tamamını I-REC sertifikalı yenilenebilir enerjiyle eşleştirirken, karbon emisyonunu 2023’e kıyasla yaklaşık yüzde 33 düşürdü. Watsons Türkiye, “Watsons İyilik Hareketi” çatısı altında yürüttüğü çevresel, toplumsal ve ekonomik çalışmalarını üçüncü sürdürülebilirlik raporunda bir araya getirdi. Raporda şirketin enerji yönetiminden kadın istihdamına, çalışan eğitimlerinden sürdürülebilir ürünlere kadar 2025 yılı boyunca gerçekleştirdiği çalışmaların sonuçları paylaşıldı. Hong Kong merkezli AS Watson Group’un markalarından Watsons, Türkiye’deki 21’inci yılında 72 ilde 500’ün üzerinde mağaza ve çevrim içi satış kanallarıyla faaliyetlerini sürdürüyor. Şirket, operasyonel büyüme sürecinde çevresel etkisini azaltmayı ve toplumsal faydayı artırmayı temel hedefleri arasında konumlandırıyor. 20 milyon kWh elektrik yenilenebilir enerjiyle eşleştirildi Watsons Türkiye, 2025 yılında operasyonlarında tükettiği toplam 20 milyon kWh elektriği, I-REC sertifikalı yenilenebilir enerji kaynaklarıyla eşleştirdi. I-REC sertifikaları, tüketilen elektriğe karşılık gelen miktarın yenilenebilir kaynaklardan üretildiğini ve uluslararası standartlara uygun biçimde kayıt altına alındığını belgeliyor. Şirket, mağaza ve operasyonlarında hayata geçirdiği enerji verimliliği uygulamalarıyla yıl boyunca 963 bin 745 kWh enerji tasarrufu sağladı. Faaliyet hacmindeki büyümeye rağmen metrekare başına düşen enerji tüketiminin azaltıldığı bildirildi. Enerji kullanımının daha yakından takip edilebilmesi için 50 mağazada enerji izleme sistemi devreye alınırken, 234 mağazada zaman ayarlı priz uygulamasına geçildi. Watsons Türkiye, bu çalışmaların katkısıyla toplam karbon emisyonunu 2023 yılına göre yaklaşık yüzde 33 azalttı. Dikilen fidan sayısı 500 bine ulaştı Şirketin çevresel sürdürülebilirlik çalışmalarının bir diğer ayağını “Watsons İyilik Hareketi Ormanlarımızı Büyütmeye Çağırıyor” projesi oluşturdu. Proje kapsamında dikilen toplam fidan sayısı, 2025 yılı sonu itibarıyla 500 bine ulaştı. Watsons Türkiye, 2030’a kadar toplam 1 milyon fidan dikmeyi hedefliyor. Açıklanan sonuçlara göre şirket, mevcut fidan sayısını önümüzdeki beş yıllık dönemde iki katına çıkarmayı planlıyor. Kadın kooperatiflerine 11 milyon TL’lik katkı Watsons Türkiye’nin toplumsal fayda çalışmalarında kadınların ekonomik hayata katılımı önemli bir yer tutuyor. Şirket, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) ile yürüttüğü proje kapsamında kadın kooperatifleri tarafından üretilen ürünleri mağazalarında ve çevrim içi kanallarında kâr amacı gütmeden satışa sunuyor. Projenin başladığı 2020 yılından bu yana 150 bin ürün satışı gerçekleştirildi. Bu satışlarla kadın kooperatifleri için yaklaşık 11 milyon TL ekonomik değer oluşturulduğu açıklandı. Kooperatif ürünleri bugün Watsons Türkiye’nin 198 mağazasında tüketicilerle buluşuyor. Projenin 1.000’den fazla kadının ekonomik olarak güçlenmesine katkı sağladığı belirtildi. Çalışanların yüzde 82’si kadın Watsons Türkiye’nin çalışan profilinde de kadınlar ağırlıklı bir konuma sahip. Şirket çalışanlarının yüzde 82’sini kadınlar oluştururken kadın yönetici oranı yüzde 71 seviyesine ulaştı. Çalışanların mesleki ve kişisel gelişimini desteklemek amacıyla 2025 yılı boyunca toplam 43 bin 538 saat eğitim düzenlendi. Bu sonuçlar, şirketin kadınların yalnızca istihdama katılımını değil, yönetim kademelerinde daha güçlü biçimde temsil edilmesini de sürdürülebilirlik yaklaşımının bir parçası olarak ele aldığını gösterdi. Sürdürülebilir ürün sayısı 3 bine çıkarılacak Watsons Türkiye, müşterilerin çevresel ve toplumsal etkileri gözeten ürünlere daha kolay ulaşabilmesi amacıyla 161 mağazada “Sürdürülebilir Yaşam Köşeleri” oluşturdu. Şirketin ürün portföyünde bugün sürdürülebilirlik ölçütlerini karşılayan 1.000’in üzerinde ürün bulunuyor. Watsons Türkiye, bu sayıyı 2030 yılına kadar 3 bine çıkararak üç kat büyütmeyi hedefliyor. Yeni ürün hedefiyle birlikte sürdürülebilir seçeneklerin mağazalarda daha görünür ve tüketiciler açısından daha erişilebilir hâle getirilmesi amaçlanıyor. Watsons Türkiye’nin sürdürülebilirlik sonuçları Gösterge Açıklanan sonuç I-REC ile eşleştirilen elektrik tüketimi 20 milyon kWh Enerji tasarrufu 963 bin 745 kWh Karbon emisyonundaki azalma Yaklaşık %33 Enerji izleme sistemi bulunan mağaza 50 Zaman ayarlı priz kullanılan mağaza 234 Dikilen fidan 500 bin 2030 fidan hedefi 1 milyon Kadın kooperatiflerine sağlanan ekonomik değer Yaklaşık 11 milyon TL Projeden yararlanan kadın 1.000’den fazla Kadın çalışan oranı %82 Kadın yönetici oranı %71 Yıllık çalışan eğitimi 43 bin 538 saat Sürdürülebilir ürün hedefi 2030’da 3 bin ürün “Sürdürülebilirliği tüm iş süreçlerimizin merkezine alıyoruz” Watsons Türkiye ve Körfez Ülkeleri Geliştirme Genel Müdürü Mete Yurddaş, sürdürülebilirliğin bütün paydaşların birlikte hareket etmesini gerektiren kapsamlı bir dönüşüm süreci olduğunu söyledi. Enerji yönetimi, ürün portföyü, mağaza operasyonları ve toplumsal fayda projelerinde sürdürülebilirlik ilkelerini merkeze aldıklarını belirten Yurddaş, Watsons İyilik Hareketi aracılığıyla çalışanları, müşterileri ve iş ortaklarını da sürece dahil ettiklerini ifade etti. Watsons Türkiye, üçüncü sürdürülebilirlik raporuyla 2030 hedeflerine yönelik ilerlemesini düzenli olarak ölçmeyi; çevresel etkinin azaltılması, kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesi ve sürdürülebilir ürün seçeneklerinin artırılması alanlarındaki çalışmalarını sürdürmeyi planlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.