Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji Yönetimi

Kapsül Haber Ajansı - Enerji Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İklim Mücadelesinde Vites Yükseltme Zamanı Haber

İklim Mücadelesinde Vites Yükseltme Zamanı

Temiz enerjiye adil ve kapsayıcı bir geçiş için farkındalığı artırma ve harekete geçme çağrı günü olan 26 Ocak Uluslararası Temiz Enerji Günü’nde İstanbul Teknik Üniversitesi(İTÜ) Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu insan ve gezegen yararına temiz enerji için yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı, enerji verimliliği uygulamaları ve mevcut en temiz enerji teknolojileri ile iklim değişikliği mücadelemizde kimseyi geride bırakmadan temiz enerji lokomotifiyle hızımızı artıralım çağrısı yaptı. İklim Dostu, Erişilebilir ve Temiz Enerji 2015’te Birleşmiş Milletler(BM) 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı(SKA) ile 2030’a dek Aşırı yoksulluğu sona erdirme; Eşitsizlik ve adaletsizlik ile mücadele; İklim değişikliğini düzeltme için “Harekete Geç” diyerek çıktığımız yolda küresel başarımız düşük. SKA7: Erişilebilir ve Temiz Enerji ile SKA13:İklim Eylemi bugün kritik önemli.BM verisine göre 750 milyon insanın enerjiye erişimi yokken, yılda pişirme kirletici emisyonlarıyla 3,2 milyon erken ölüme, fosil kökenli hava kirliliğiyle 6 milyon ölüme, küresel sera gazı salımlarının yüzde 75’inden fazlasına da fosil kökenli yakmayla sebep olunuyor. Diğer yanda yenilenebilir kaynaklı kurulu enerji yatırımları gelişmekte olan ülkelerde her yıl artarak kişi başına 155 Watt’tan 341 Watt değerine ulaşsa da yeterli değil. Bu yatırımlarda her 1 dolar, fosil kaynaklı yatırımlara göre 3 misli istihdam yaratsa da, kademeli iyileşmeler olsa da SKA 7’nin “Herkes için uygun fiyatlı, karşılanabilir, güvenilir, sürdürülebilir ve modern enerjiye erişimi sağlama” hedeflerine ulaşmak mümkün değil. 2030’a dek yatırımların yılda 4 trilyon dolar’a ulaşması gerekiyor bilgisini veren SÜT-D Başkanı Prof.Dr. Filiz Karaosmanoğlu iklim dostu temiz enerjiye insan ve gezegenin erişim hakkı var dedi. Ülkemizin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi için Enerji Prof. Karaosmanoğlu “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2025 Kasım sonu verisine göre kurulu gücümüzde %26,5’i hidrolik enerji, %19,7’si doğal gaz, %18’i kömür, %11,9’u rüzgâr, %20,3’ü güneş, %1,4’ü jeotermal ve %2,1’i ise diğer kaynaklar yer alırken güneş ve rüzgârın payı üçte bir oranı ile yerli-temiz enerji için kazandığımız hızın ivmesinin artarak 2035’te dört katına çıkmasını bekliyoruz.Türkiye İstatistik Kurumu en son verisine göre ülkemizde 2023’te enerji:73,8; tarım:12,0; endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı:11,0; atık:2,3 yüzde oranlarında emisyona neden olurken toplam karbondioksit emisyonunda enerjinin payı ise yüzde 87,4 idi” sayılarına dikkat çekerek ülkemizin ikliim değişikliği mücadelesi için en iyi enerji yönetimi şart vurgusu yaptı. Enerjisini En İyi Yöneten İklimini de En İyi Yönetir Türkiye Uzun Dönemli İklim Stratejisi ile yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı, enerji verimliliği uygulamaları ve mevcut en temiz enerji teknolojileri tartışılamaz gereği ortaya konuyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve sürdürülebilirlik odaklı eğitim, araştırma, proje gücünü ortaya koyarak “2048 Karbon Nötr İTÜ” hedefiyle ilerleyen İTÜ ana desteğinde 4-5 Mayıs 2026 tarihlerinde“Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri” temalı 11. İstanbul Karbon Zirvesi’nde enerji masada olacak. Ev sahibi olduğumuz BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı(COP31; 9-20 Kasım 2026) öncesinde konusunun ilki ve teki paydaş platformu zirvemizde mevzuatı ilerleyen Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi ile Karbon Piyasası öncelikli başlıklar olacağını, SKA7 ve SKA13’ün irdeleneceğini ifade eden Dr. Karaosmanoğlu SÜT-D Düşük Karbon Kahramanı Ödül başvurusu sürüyor dedi. Temiz Enerji Lokomotifi Dr. Karaosmanoğlu güzelim ülkemizin yeşili, mavisi, yenilenebilir kaynak yüksek teknik potansiyeli, iklim dostu temiz enerji yatırımları için bizimle. İklim değişikliği mücadelemizde temiz enerji lokomotifiyle hızımızı artıralım çağrısı yaparak Uluslararası Temiz Enerji Günü kutlamasını sundu. Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği(SÜT-D): SÜT-D, sürdürülebilir üretim ve tüketim konusunda toplumda güçlü etki yaratmak için faaliyetler yaparak, en iyi enerji, su, atık yönetimi ile kaynak verimli, mevcut en iyi teknolojilerin kullanılması; çevre kirliliği,iklim değişikliği ve biyoçeşitlilik kaybı ile mücadele edilmesi; insan ve doğa dostu sürdürülebilir yaşam kültürü ile sürdürülebilir kalkınma farkındalığının artırılması için çalışarak bilgi ve kapasite oluşturmak hedefi ile 2013 yılında kamu, iş ve akademi temsilcilerince kuruldu. SÜT-D etkinliklerinde akademi, eğitim kurumları,iş dünyası, medya, resmi erk, sivil toplum örgütleri ve yerel yönetimler ile yakın iş birliğinde olma, “Sürdürülebilirlik Yönetimi” sosyal ve teknik yönleriyle uğraş vermeyi öncelikli görmekte, bugün ve yarında insanoğlunun refah ve konforu için sivil toplum yeşil ve mavi gücünü sunmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SÜT-D, İklim Değişikliğiyle Mücadelede 'Hızımızı Artıralım' Çağrısı Yaptı  Haber

SÜT-D, İklim Değişikliğiyle Mücadelede 'Hızımızı Artıralım' Çağrısı Yaptı 

Temiz enerjiye adil ve kapsayıcı bir geçiş için farkındalığı artırma ve harekete geçme çağrı günü olan 26 Ocak Uluslararası Temiz Enerji Günü’nde İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu insan ve gezegen yararına temiz enerji için yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı, enerji verimliliği uygulamaları ve mevcut en temiz enerji teknolojileri ile iklim değişikliği mücadelemizde kimseyi geride bırakmadan temiz enerji lokomotifiyle hızımızı artıralım çağrısı yaptı. İklim Dostu, Erişilebilir ve Temiz Enerji 2015’te Birleşmiş Milletler(BM) 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı(SKA) ile 2030’a dek Aşırı yoksulluğu sona erdirme; Eşitsizlik ve adaletsizlik ile mücadele; İklim değişikliğini düzeltme için “Harekete Geç” diyerek çıktığımız yolda küresel başarımız düşük. SKA7: Erişilebilir ve Temiz Enerji ile SKA13:İklim Eylemi bugün kritik önemli.BM verisine göre 750 milyon insanın enerjiye erişimi yokken, yılda pişirme kirletici emisyonlarıyla 3,2 milyon erken ölüme, fosil kökenli hava kirliliğiyle 6 milyon ölüme, küresel sera gazı salımlarının yüzde 75’inden fazlasına da fosil kökenli yakmayla sebep olunuyor. Diğer yanda yenilenebilir kaynaklı kurulu enerji yatırımları gelişmekte olan ülkelerde her yıl artarak kişi başına 155 Watt’tan 341 Watt değerine ulaşsa da yeterli değil. Bu yatırımlarda her 1 dolar, fosil kaynaklı yatırımlara göre 3 misli istihdam yaratsa da, kademeli iyileşmeler olsa da SKA 7’nin “Herkes için uygun fiyatlı, karşılanabilir, güvenilir, sürdürülebilir ve modern enerjiye erişimi sağlama” hedeflerine ulaşmak mümkün değil. 2030’a dek yatırımların yılda 4 trilyon dolar’a ulaşması gerekiyor bilgisini veren SÜT-D Başkanı Prof.Dr. Filiz Karaosmanoğlu iklim dostu temiz enerjiye insan ve gezegenin erişim hakkı var dedi. Ülkemizin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi için Enerji Prof. Karaosmanoğlu “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2025 Kasım sonu verisine göre kurulu gücümüzde %26,5’i hidrolik enerji, %19,7’si doğal gaz, %18’i kömür, %11,9’u rüzgâr, %20,3’ü güneş, %1,4’ü jeotermal ve %2,1’i ise diğer kaynaklar yer alırken güneş ve rüzgârın payı üçte bir oranı ile yerli-temiz enerji için kazandığımız hızın ivmesinin artarak 2035’te dört katına çıkmasını bekliyoruz.Türkiye İstatistik Kurumu en son verisine göre ülkemizde 2023’te enerji:73,8; tarım:12,0; endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı:11,0; atık:2,3 yüzde oranlarında emisyona neden olurken toplam karbondioksit emisyonunda enerjinin payı ise yüzde 87,4 idi” sayılarına dikkat çekerek ülkemizin ikliim değişikliği mücadelesi için en iyi enerji yönetimi şart vurgusu yaptı. Enerjisini En İyi Yöneten İklimini de En İyi Yönetir Türkiye Uzun Dönemli İklim Stratejisi ile yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı, enerji verimliliği uygulamaları ve mevcut en temiz enerji teknolojileri tartışılamaz gereği ortaya konuyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve sürdürülebilirlik odaklı eğitim, araştırma, proje gücünü ortaya koyarak “2048 Karbon Nötr İTÜ” hedefiyle ilerleyen İTÜ ana desteğinde 4-5 Mayıs 2026 tarihlerinde“Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri” temalı 11. İstanbul Karbon Zirvesi’nde enerji masada olacak. Ev sahibi olduğumuz BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı(COP31; 9-20 Kasım 2026) öncesinde konusunun ilki ve teki paydaş platformu zirvemizde mevzuatı ilerleyen Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi ile Karbon Piyasası öncelikli başlıklar olacağını, SKA7 ve SKA13’ün irdeleneceğini ifade eden Dr. Karaosmanoğlu SÜT-D Düşük Karbon Kahramanı Ödül başvurusu sürüyor dedi. Temiz Enerji Lokomotifi Dr. Karaosmanoğlu güzelim ülkemizin yeşili, mavisi, yenilenebilir kaynak yüksek teknik potansiyeli, iklim dostu temiz enerji yatırımları için bizimle. İklim değişikliği mücadelemizde temiz enerji lokomotifiyle hızımızı artıralım çağrısı yaparak Uluslararası Temiz Enerji Günü kutlamasını sundu. Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği(SÜT-D): SÜT-D, sürdürülebilir üretim ve tüketim konusunda toplumda güçlü etki yaratmak için faaliyetler yaparak, en iyi enerji, su, atık yönetimi ile kaynak verimli, mevcut en iyi teknolojilerin kullanılması; çevre kirliliği,iklim değişikliği ve biyoçeşitlilik kaybı ile mücadele edilmesi; insan ve doğa dostu sürdürülebilir yaşam kültürü ile sürdürülebilir kalkınma farkındalığının artırılması için çalışarak bilgi ve kapasite oluşturmak hedefi ile 2013 yılında kamu, iş ve akademi temsilcilerince kuruldu. SÜT-D etkinliklerinde akademi, eğitim kurumları,iş dünyası, medya, resmi erk, sivil toplum örgütleri ve yerel yönetimler ile yakın iş birliğinde olma, “Sürdürülebilirlik Yönetimi” sosyal ve teknik yönleriyle uğraş vermeyi öncelikli görmekte, bugün ve yarında insanoğlunun refah ve konforu için sivil toplum yeşil ve mavi gücünü sunmaktadır.

Panda Alüminyum’dan Karbon Nötr Gelecek İçin Güçlü Taahhüt Haber

Panda Alüminyum’dan Karbon Nötr Gelecek İçin Güçlü Taahhüt

Türkiye alüminyum sektörü, artan ihracat hacmi ve Avrupa pazarındaki payını büyütmesiyle bölgesel bir üretim üssüne dönüşürken, CBAM (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) uygulamalarıyla birlikte düşük karbonlu üretim artık rekabetin kaçınılmaz bir gerekliliği olarak öne çıkıyor. Bu dönüşüm sürecinde Panda Alüminyum, Ankara Kahramankazan’daki tesislerinde ambalajdan otomotive uzanan geniş bir ürün yelpazesinde, sürdürülebilir ve yüksek katma değerli çözümler sunuyor. Avrupa’nın önde gelen yassı alüminyum üreticilerinden biri olan şirket, düşük karbonlu üretim altyapısıyla uluslararası pazarlarda rekabet gücünü güçlendiriyor. Enerjide kendi kendine yeten üretim modeli Panda Alüminyum, enerji yönetimini karbonsuzlaşma stratejisinin merkezine alarak, tesislerinde tükettiği elektriğin 1,8 katını kendi güneş enerji sahalarıyla üretiyor. Panda Alüminyum iştiraklerinden Panab Enerji ile yürütülen projeler kapsamında ise metan gazı enerjiye dönüştürülerek, 330.000 hanenin elektrik ihtiyacına karşılık gelen temiz enerji üretiliyor. Bu entegre yapı sayesinde Panda Grubu genelinde yıllık 520.000 ton karbon emisyonu azaltımı sağlanıyor. “Karbon yönetimini kalıcı bir sanayi standardı olarak görüyoruz” Panda Alüminyum Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hüseyin Seherli, konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı, atıktan enerji üretimi ve geri dönüştürülebilir üretim modelleri, üretim anlayışımızın temelini oluşturuyor. Elektriğini kendi üreten ve tükettiğinin üzerinde enerji üretebilen bir sanayi yapısı kurduk. Karbon yönetimini geçici bir gündem maddesi olarak değil, kalıcı bir sanayi standardı olarak ele alıyoruz. Avrupa’da uygulanacak karbon vergilendirme mekanizmaları, firmaların bu alandaki hazırlık seviyesini net biçimde ortaya koyacak. Biz de uzun süredir attığımız adımlar sayesinde bu sürece güçlü bir şekilde hazır olduğumuza inanıyoruz.” 2030 vizyonu: karbonsuzlaşma ve küresel rekabet gücü Panda Alüminyum’un 2030 vizyonunun merkezinde karbonsuzlaşma, operasyonel verimlilik ve sürdürülebilir büyüme yer alıyor. Hüseyin Seherli, bu vizyonu şu sözlerle özetledi: “Karbon emisyonlarımızı yüzde 50 oranında azaltmayı, 2050 yılında ise sıfır karbon hedefine ulaşmayı amaçlıyoruz. Operasyonel verimlilik, enerji yönetimi ve ileri üretim teknolojileri alanındaki yatırımlarımızı artırarak sürdürüyoruz. ‘Daha az tüketerek üretmek’ anlayışıyla hareket ediyor; çevreye, insana ve iş ortaklarımıza uzun vadeli değer yaratmayı önceliklendiriyoruz. Bu yaklaşımın, küresel pazarlarda giderek sıkılaşan düzenlemeler karşısında şirketimizi tercih edilen bir iş ortağı haline getireceğine inanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Tasarrufu Bireysel Değil, Kamusal Bir Sorumluluk! Haber

Enerji Tasarrufu Bireysel Değil, Kamusal Bir Sorumluluk!

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği (İngilizce) Bölümü Arş. Gör. Begüm Çetin, 5–11 Ocak Enerji Tasarrufu Haftası kapsamında yeni enerji kaynakları ve enerji tasarrufu konusunu değerlendirdi. Türkiye’nin en acil enerji sorunu dışa bağımlılık ve fosil yakıt ağırlığı Türkiye’nin bugün karşı karşıya olduğu en temel enerji sorununa dikkat çeken Begüm Çetin, “Ülkemizde, karbon emisyonu ve çevresel maliyeti yüksek, iklim krizine yol açan ve enerji verimliliği açısından dezavantajlı fosil yakıtlar büyük oranda kullanılmaktadır. Fakat enerjinin yeşil geleceğini düşündüğümüzde, insan ve toplum için fayda odaklı teknolojik dönüşüm sürecinde; artan nüfusumuzun arz-talep ihtiyacına karşılık verecek, enerji kaynaklarımızın dışa bağımlılığını azaltacak, enerji verimliliğimizin kesintisiz ve emniyetli bir şekilde devam etmesini sağlayacak sürdürülebilir enerji kaynaklarından yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının arttırılması gerekmektedir. Bu bağlamda endüstriyel ve ticari alanlarda, ofis-ev ortamında ve bireysel olarak yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının teşviği ile doğru bilinçlendirme önem taşımaktadır. Ayrıca yeşil dönüşüm ve teknolojilerine hazır olacak şekilde ilgili altyapı eksiklikleri tamamlanmalıdır.” dedi. Yenilenebilir enerjide güçlü potansiyel var Yenilenebilir enerji kaynaklarının doğada var olan ve ihtiyacımız ölçüsünde enerjiyi devamlı ve sürdürülebilir bir şekilde temiz, verimli, güvenilir ve ekonomik olarak değerlendirmemize imkân sağlayan kaynaklar olduğunu dile getiren Çetin, “Ülkemizin coğrafi konumu, jeolojik yapısı ve bu bağlamda yapılan çalışmalar eşliğinde değerlendirildiğinde yenilenebilir enerji kaynakları ülkemizde önemli potansiyel kaynaklardır. Yapılan son çalışmalara göre yenilenebilir enerji kaynağının kurulu gücün yüzde olarak çoğunluğunu sırası ile hidrolik enerji, güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi ve jeotermal enerji kaynakları oluşturmaktadır.” diye konuştu. Akkuyu Nükleer Santrali önümüzdeki yıl devreye alınacak Nükleer enerji kaynaklarının da sürdürülebilir enerji kaynağı olup olmaması konusunda değerlendirilmesi gereken enerji kaynağı olduğunu dile getiren Çetin, “Nükleer enerji santrallerinin atık sistemi ve santral sisteminin güvenliği ile ilgili teknolojilerinin geliştirilmesi önem taşımaktadır. Herhangi bir hasar meydana geldiğinde olumsuz etkileri uzun süre devam edebilmektedir. Ülkemizde nükleer enerji santrallerinin devreye alınması ile ilgili çalışmalar devam etmekte olup en son ülkemizin ilk Nükleer Güç Santrali Akkuyu Nükleer Santrali önümüzdeki yıl devreye alınacağı bildirildi.” şeklinde konuştu. Son yıllarda sıkça konuşulan enerji dönüşümü, günlük hayatımıza nasıl yansıyor? Enerji dönüşümünde dijitalleşmenin özellikle son yıllarda yapay zekâ dönüşümünü de içinde barındırdığını ifade eden Arş. Gör. Begüm Çetin, şöyle devam etti: “Bu dönüşüme hazırlık sürecinde aktif olarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ‘Enerji Yönetiminde Dijital ve Yenilenebilir Enerji Dönüşümü’ başlığı altında şebekelerde akıllı sayaç entegresini sağlamaya yönelik planı 2026 Mart ayı itibari ile uygulamaya koyacak. Burada bahsedilmesi gereken önemli bir nokta akıllı sayaç teknolojisi şebekelerin akıllı ve mikro şebekeye dönüştürülmesinde dolayısı ile akıllı şehirler dönüşümünde temel ve en önemli uygulamadır. Çünkü enerji verimliliğinin sağlanması demek enerji yönetiminin etkin bir şekilde gerçekleşmesi demektir ve bu bağlamda ölçüm cihazlarının bilgi ve haberleşme teknolojileri ile geliştirilmesi gerekmektedir. Böylelikle yenilenebilir enerji kaynaklarının ve elektrikli araç şarj istasyonlarının şebekelere entegresi ve yük yönetimini kolaylaştıran hem üretici hem tüketici ekseninde elektrik üretimi-tüketimi ve diğer güç parametrelerini uzaktan izleme ve kontrol imkânı tanıyacak verimli enerji yönetimi entegresi sağlayan teknoloji inşa edilmiş oluyor. Enerjide yapay zekâ dönüşümü de ele alınması gereken ayrı bir konu olup özellikle enerjinin emniyetli ve kesintisiz bir şekilde sağlanmasında yapay zekâ ile erken hata teşhisi ve önlem başlıkları önemli konular olabilir.” Vatandaş dönüşümün aktif bir parçası Yeşil enerji dönüşümünün, ülkemizde dijital dönüşümle birlikte eğitim, sanayi ve bireysel kullanım alanlarında ilerlediğini söyleyen Arş. Gör. Begüm Çetin, “Eğitim ve sanayi iş birlikleriyle geliştirilen projeler umut verici gelişmeler sunarken, vatandaşlar yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar ve enerji verimli ürünleri tercih ederek bu dönüşümün aktif bir paydaşı olmaktadır.” dedi. Tasarruf ve verimlilik aynı şey değil Enerji tasarrufunun, enerji tüketimini azaltmaya yönelik tedbirlerden olduğunu da dile getiren Arş. Gör. Begüm Çetin, “Enerji verimliliği ise enerjinin üretim, iletim, dağıtım ve tüketim aşamalarında kayıpların azaltılarak aynı hizmetin daha az enerjiyle sağlanmasını amaçlayan teknolojik ve sistemsel çözümlerdir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının teşviki, akıllı sayaçlar ve talep tarafı enerji yönetimi gibi ölçüm ve kontrol teknolojileri enerji verimliliğinin artırılmasına katkı sağlar. Isı yalıtımı, verimli aydınlatma sistemleri ve elektrikli cihazların düzenli bakımı gibi uygulamalar ise hem enerji tasarrufu sağlar hem de enerji verimliliğini destekleyerek daha ekonomik, güvenli ve çevre dostu bir enerji kullanımına olanak tanır.” diye konuştu. Evlerde enerji kaybı nerelerde yoğunlaşıyor? Konutlardaki enerji kayıplarının başlıca nedenlerini sıralayan Begüm Çetin, “Konutlarda enerji kaybı enerji tasarruflu aydınlatma sistemlerinin kullanılmaması, verimsiz elektrikli cihazların tercih edilmesi ve ısıtma sistemlerinde gerekli ısı yalıtımının yapılmaması nedeniyle oluşmaktadır. Ayrıca yenilenebilir enerji ve enerji depolama sistemlerinin yaygın kullanılmaması, enerji verimliliğinin artırılmasını sınırlandırmaktadır.” şeklinde konuştu. Kış ayları için basit ama etkili öneriler Kış döneminde uygulanabilecek pratik önlemleri paylaşan Begüm Çetin, “Kullanılmayan cihazların elektrik ile bağlantısı kesilmeli ve cihazlar prizde takılı kalmamalıdır. Enerji tasarruflu ampuller tercih edilmelidir ve gereksiz aydınlatmalardan kaçınılmalıdır. Evde ısı yalıtımını sağlayacak önlemler alınmalıdır ve enerji tasarruflu elektrikli cihazlar tercih edilmelidir. Talep taraflı enerji yönetimi ve enerji parametrelerinin takip edilip kontrol edilebilmesi için mekanik sayaçlar yerine akıllı sayaçlar veya çift yönlü sayaçlar entegre edilmeli, enerji depolama sistemleri ile yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı teşvik edilmelidir.” dedi. Enerji tasarrufu kamusal bir sorumluluk Enerji tasarrufunun yalnızca bireylere yüklenemeyeceğini vurgulayan Begüm Çetin, şöyle devam etti: “Bireysel sorumluluklarımız farkında olduğumuz ve bilinçli olduğumuz sürece belirli bir noktaya kadar enerji tasarrufuna katkı sağlar fakat ülkemizde artan nüfusun enerji talebini yönetebilmek, enerjimizin dışa bağımlılığını azaltmak ve enerji verimliliğini sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştirmek için kamusal ve yerel yönetimlerin enerji tasarrufunu sağlayacak çözümleri mutlaka olmalıdır. Öncelikle bilgi ve iletişim teknolojilerinin etkin kullanıldığı, sürdürülebilirlik ve insan/toplum odaklı teknolojik evrimin gerçekleştiği süreçteyiz. Bu sürece dahil olmanın farkındalığı ile temiz, ekonomik, güvenli enerji kaynaklarından yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını ve kontrolünü destekleyen akıllı ve mikro şebekelere geçilmesi konusunda hazırlıklar yapılmalıdır. Bu bağlamda daha esnek, ölçümlenebilir ve dayanıklı alt yapı imkânı sağlanmalıdır. Şebekelerde çift yönlü veri akışının sağlanabileceği haberleşme ağının ve veri kontrol merkezlerinin kurulmasının yanı sıra güç ve arıza verilerinin uzaktan kontrol edilerek yapay zekâ teknolojileri ile önceden arıza ve kesinti tahmini yapılabilecek sistemsel bütünlük içeren çalışmalara önem verilmelidir. Sürdürülebilirlik ve kalkınma planları kapsamında, üniversite sanayi iş birliğiyle geliştirilen projeler ve çalıştaylar aracılığıyla bu çalışmaların uygulanabilirliği desteklenmelidir. Toplu taşımada ve bireysel ulaşımda elektrikli ve enerji verimli araç kullanımına yönelik teşvikler artırılmalı, enerji verimli bina standartları ise zorunlu hâle getirilmelidir. Ayrıca yeşil enerji ve dijital dönüşüme ilişkin farkındalığın artırılması amacıyla, ilkokuldan başlayarak tüm eğitim seviyelerinde bilinçlendirme çalışmaları yürütülmelidir.” Tasarruf artık zorunlu İklim krizi ve artan enerji maliyetlerinin tasarrufu zorunlu hâle getirdiğini ifade eden Begüm Çetin, “Türkiye, Paris Anlaşması kapsamında 2053 net sıfır emisyon hedefini benimsemiştir. 12. Kalkınma Planı ve 2024–2026 hedefleri doğrultusunda yeşil enerji dönüşümünün hızlandırılması planlanmaktadır. Ayrıca sürdürülebilir dönüşüme katkı sağlamak için üniversiteler de Stratejik Plan dahilinde çalışmalar yapmaya devam etmektedir. Tüm bu bilgiler ışığında tasarruf yapmak bireysel tedbir almaktan çıkıp sektörel, yönetimsel ve uluslararası düzlemde yapılması gereken zorunlu davranış haline gelmektedir.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens Türkiye’den Dijital Dönüşüm Atağı Haber

Siemens Türkiye’den Dijital Dönüşüm Atağı

Sürdürülebilirlik ve dijital dönüşümü odağına alan Siemens Türkiye, mühendislik ve teknoloji gücüyle enerjinin daha verimli kullanılmasına yönelik çözümler geliştiriyor. Sanayi, altyapı ve binalarda dijitalleşme odaklı yaklaşımıyla düşük karbonlu dönüşüme katkı sunan Siemens Türkiye, 5–11 Ocak Enerji Verimliliği Haftası kapsamında enerji verimliliğinin iklim kriziyle mücadelede ve sürdürülebilir kalkınmadaki kritik rolüne dikkat çekiyor. Hüseyin Gelis: “Dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik için güçlü bir itici güç” Enerji verimliliği ve dijital dönüşümün sürdürülebilirlik açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, “Dünya, iklim değişikliğinin yarattığı acil sorunlarla karşı karşıya. Bu dönemde dijital dönüşüm, yalnızca teknolojik bir adım değil, sürdürülebilirlik ve büyüme için önemli bir itici güç olarak öne çıkıyor. Ancak bugün sürdürülebilirlik alanındaki en büyük risk, teknoloji eksikliği değil; kısa vadeli düşünme ve karar alma alışkanlıkları. Hükümetlerin, endüstri ve kurumların karbon salımını azaltmaya, kaynakları daha verimli kullanmaya ve belirsizlikler karşısında daha dayanıklı yapılar oluşturmaya odaklanması büyük önem taşıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın bu hafta yaptığı ve ‘2030 vizyonu doğrultusunda Türkiye’nin enerjisini verimlilikle büyütme’ hedeflerini vurgulayan açıklama da ülkemizin bu konuya verdiği önemin en güçlü göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu hedef doğrultusunda dijitalleşmenin, gerekli altyapının tasarımından işletilmesine kadar tüm süreçleri kapsayarak dönüşümü hızlandıran güçlü bir araç sunduğuna inanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Dijitalleşmenin sürdürülebilirlik açısından sunduğu fırsatlara dikkat çeken Hüseyin Gelis, bu dönüşümün aynı zamanda önemli zorluklar barındırdığını vurgulayarak şunları söyledi: “Sürdürülebilirlik için dijitalleşme önemli bir adım olsa da aşılması gereken ciddi zorluklar bulunuyor. Bugün birçok altyapı sistemi uzun yıllardır kullanılıyor ve dijital teknolojilerle kolayca entegre edilemiyor. Bununla birlikte, verinin birçok noktada mevcut olmasına rağmen bu verinin bütünleşmiş, tutarlı ve güvenilir bir yapıda karar alma süreçlerine yansıtılamaması da önemli bir darboğaz oluşturuyor. Dijital yetkinlik ile sürdürülebilirlik bilgisini bir araya getirebilecek insan kaynağının sınırlı olması da bu süreci yavaşlatan önemli faktörlerden biri. Yatırım boşlukları ve kısa vadeli finansal bakış açıları, uzun vadeli sürdürülebilirlik faydalarının önüne geçebiliyor. Bütünleşmiş veri sistemlerinin eksikliği ise veri silolarına yol açarak dijital dönüşümün tüm potansiyelinden yararlanılmasını zorlaştırıyor. Tüm bu süreçlerin, veri gizliliği, siber güvenlik ve etik yapay zekâ gibi başlıkları kapsayan güçlü bir yönetişim anlayışıyla desteklenmesi büyük önem taşıyor.” Hüseyin Gelis: “Ne en güçlü olan tür hayatta kalır, ne de en zeki olan... Değişime en çok uyum sağlayabilendir, hayatta kalan” sözü bugünkü dijitalleşme ve sürdürülebilirlik yolculuğunun özünü anlatıyor Tüm bu zorluklara rağmen, dijitalleşmenin sürdürülebilir verimlilik için güçlü bir kaldıraç sunduğunu belirten Gelis, “Yapay zekâ, IoT, bulut bilişim ve dijital ikizler gibi teknolojiler yalnızca operasyonel ve maliyet verimliliğini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda çevresel koşullara gerçek zamanlı uyum sağlayabilen akıllı altyapıların temelini oluşturuyor. Bu dönüşüm, teknik bir güncellemenin ötesinde sürdürülebilirliği tasarımdan işletmeye, oradan da sürekli optimizasyona uzanan bir yaşam döngüsü olarak ele alan bütüncül bir yaklaşımı ifade ediyor. Kentlerin ve endüstriyel sistemlerin bu bakış açısıyla yeniden ele alınması gerekiyor. Bu nedenle kamu, özel sektör, akademi ve teknoloji sağlayıcılarının ortak bir vizyonla hareket etmesi, sürdürülebilir bir gelecek için kritik önem taşıyor. Dijital dönüşümün kalıcı etki yaratabilmesi için yalnızca teknolojiye yatırım yapmak yeterli değil. Ölçülebilirlik, sahiplenme ve hesap verebilirlik olmadan sürdürülebilir sonuçlardan söz etmek pek mümkün görünmüyor. Güçlü bir yönetişim anlayışı dijital dönüşümün ayrılmaz bir parçası” dedi. Siemens Türkiye’den enerji verimliliğinde somut kazanımlar Siemens Türkiye, geçtiğimiz yıl hem kendi operasyonlarında hem de müşterilerinde önemli kazanımlar elde etti. Şirket, 2025 yılında, müşterilerinin operasyonlarında 148 bin tCO2-eşd emisyon azaltımına katkı sundu. Aynı dönemde hayata geçirilen enerji verimliliği projeleri sayesinde müşteriler için 448 adet enerji tasarruf önlemi ile 21,72 milyon avroluk tasarruf potansiyeli ortaya çıkarıldı. Siemens Türkiye, proje bazlı çalışmalarının yanı sıra 2009 yılından bu yana sürdürdüğü Sertifikalı Enerji Yöneticisi eğitimleriyle, enerji verimliliği alanında nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sağlamayı sürdürüyor. Siemens Türkiye farklı sektörlerde enerji verimliliğini destekliyor Siemens Türkiye, enerji tüketiminin yüksek olduğu sektörlerde hayata geçirdiği iş birlikleriyle enerji verimliliği ve dijital dönüşüme katkı sunuyor. Bu kapsamda Siemens Türkiye, Yıldız Holding bünyesinde faaliyet gösteren sakız ve şekerleme şirketi Continental Confectionery Company (CCC) ile yürüttüğü projede, üretim süreçlerinde enerji verimliliği ve dijitalleşmeyi birlikte ele alıyor. Çorlu’daki üretim tesisinde soğutma sistemlerinin dönüşümünü kapsayan ve Enerji Performans Sözleşmesi (EPS) modeliyle hayata geçirilen projede, dijital ikiz teknolojileriyle sistemler izlenip yönetilirken, enerji tasarrufu ve operasyonel verimliliğin artırılması hedefleniyor. Petrokimya sektöründe ise Siemens Türkiye, SOCAR Türkiye ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle, Petkim’in Aliağa’daki tesislerinde enerji altyapısının modernizasyonuna katkı sağlıyor. Elektrik altyapısının yenilendiği ve dijital izleme–kontrol sistemleriyle desteklenen çalışmalarla, enerji kayıplarının azaltılması, güvenliğin artırılması ve üretim süreçlerinin daha verimli hale getirilmesi hedefleniyor. Uzun yıllara yayılan bu iş birliği, ağır sanayide dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik açısından örnek uygulamalar arasında yer alıyor. Siemens Türkiye’nin Kardemir’de gerçekleştirdiği elektrifikasyon ve otomasyon modernizasyonları ve dijital enerji yönetimi çözümleri, üretim süreçlerinde hem verimliliğin artmasına hem de kesintisiz ve güvenli enerji hedeflerinin desteklenmesine katkı sağladı. Bu çalışmalar, demir-çelik sektöründe dijitalleşmenin etkisini güçlü bir şekilde hissettirdi. Siemens, entegre ağaç sektöründe Starwood Orman Ürünleri ile yürüttüğü enerji verimliliği projesiyle üretim süreçlerinde verimlilik ve dijitalleşmeyi birlikte ele alırken, makine imalatı alanında Mert Makina ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle otomasyon ve dijital çözümler aracılığıyla üretim performansının artırılmasına katkı sağlıyor. Dijital izleme ve kontrol sistemleriyle desteklenen bu çalışmalar, sürdürülebilir ve verimli üretim süreçlerinin yaygınlaşmasına katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa'nın Şarj Ekosisteminde Türk İmzası Haber

Avrupa'nın Şarj Ekosisteminde Türk İmzası

Şirket, açılımının en stratejik adımı olan Bulgaristan'daki şirket kuruluşunu tamamlayarak Avrupa pazarında daha yakın, daha hızlı ve daha rekabetçi bir operasyon yapısı inşa etti. 1 Ocak 2026, İstanbul Türkiye'nin enerji teknolojileri alanındaki en köklü markalarından Tunçmatik, 1969'da voltaj regülatörü üretimiyle başlayan yolculuğunu bugün elektrikli araç şarj çözümlerinden güneş enerjisine, UPS sistemlerinden enerji depolama teknolojilerine uzanan bütünleşik bir inovasyon ekosistemine dönüştürdü. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özer, Tunçmatik'in kuruluşundan bu yana değişmeyen temel yaklaşımını şöyle özetliyor: "Elektrik enerjisindeki sorunlara çözüm üretmek bizim için 56 yıldır değişmeyen bir misyondur." Tunçmatik, Türkiye'nin tek noloji evrimindeki her kritik aşamada aktif bir rol oynadı. Televizyonların ilk kez evlere girdiği dönemde voltaj sorunu çözümleriyle sektöre giriş yapan şirket, 1980'lerde enerji darboğazında alternatör ve jeneratör üretimine yöneldi. 1990'larda bilgisayarların yaygınlaşmasıyla UPS üretimine başladı. 2000'li yıllarda güneş enerjisine odaklanarak Türkiye'nin ilk büyük GES projelerine imza attı. Bugün ise elektrikli araç şarj teknolojilerinde Türkiye'nin en geniş ürün gamına sahip yerli üreticilerinden biri olarak büyüyor. Şarj Altyapısında Sürdürülebilir ve Ölçeklenebilir Büyüme EPDK lisanslı şarj ağı işletmecisi Tunçmatik Charge Teknolojileri A.Ş., halihazırda Türkiye genelinde 27 şehirde 380'in üzerinde noktada hizmet veriyor. Şirket ,2026'da ise 1.000'in üzerinde istasyona ulaşmayı hedefliyor. Bu büyüme modeli yalnızca istasyon sayılarına dayanmıyor; doğru lokasyon seçimi, kesintisiz hizmet, verimlilik ve uzun vadeli işletme kabiliyeti Tunçmatik'in temel stratejisini oluşturuyor. Güç elektroniğinde yarım asırlık uzmanlık ve 81 ile yayılan servis altyapısı Tunçmatik'i sektörde rakipsiz bir operasyonel güç haline getiriyor. Avrupa Stratejisinde Yeni Dönem: Bulgaristan'da Şirket Kuruldu Tunçmatik'in Avrupa'da yükselen talebi karşılamak ve bölgesel operasyonlarını güçlendirmek amacıyla Bulgaristan'da şirket kuruluşunu tamamlaması, uluslararası büyüme stratejisinin en kritik adımı olarak konumlanıyor. Bu yeni yapılanma, Tunçmatik'in Avrupa'daki müşterilerine daha hızlı, doğrudan ve sürdürülebilir hizmet sunmasını sağlayacak bir operasyon üssü niteliği taşıyor. Tunçmatik bugüne kadar İtalya'nın Messina ve Napoli belediyeleri için kurduğu elektrikli araç şarj altyapılarıyla Avrupa'da önemli referanslar elde etti. Aynı şekilde Afrika da global bir otomotiv markasına sağladığı tedarik desteği de şirketin uluslararası kalite standartlarını ve teknolojik yeterliliğini ortaya koydu. Bulgaristan yapılanması ise bu güçlü referansların üzerine inşa edilerek Tunçmatik'in Avrupa pazarındaki varlığını daha sistematik, daha hızlı ve daha rekabetçi bir modele taşıyor. Türkiye, Elektrikli Araç Dönüşümünde Öncü Ülkeler Arasında Elektrikli araç sahipliği Türkiye'de dünya ortalamasının üzerinde bir hızla büyüyor. Satılan her 100 yeni aracın yaklaşık 20'sinin elektrikli olması, şarj altyapısının önemini artırıyor. Bu hızlı büyüme, sektör içinde teknik yeterliliği olmayan firmaların elenmesini de beraberinde getiriyor. Mehmet Özer, sektörün gerektirdiği derin uzmanlık ve yatırım ihtiyacına dikkat çekerek, "Bu iş sadece donanım kurmak değildir; güçlü finansal yapı, teknik uzmanlık, AR-GE, servis kabiliyeti ve sü rdürülebilir yatırım vizyonu gerektirir" diyor. Yeni Enerji Çağının Entegre Ekosistemi Tunçmatik'in gelecek vizyonu, enerjinin üretildiği, depolandığı, dönüştürüldüğü ve akıllı biçimde yönetildiği bütüncül bir enerji ekosistemi oluşturmak üzerine kurulu. Güneş enerjisi teknolojileri, lityum batarya sistemleri, UPS çözümleri ve elektrikli araç şarj platformlarıyla şirket, yeni enerji paradigmasının tüm bileşenlerini kapsayan geniş bir teknoloji yaklaşımı benimsiyor. Mehmet Özer: "Gelecek elektriğin yüzyılı olacak" Tunçmatik'in dünyanın yaklaşık 30 ülkesine ürün ihraç eden bir marka olduğunu ifade eden Özer enerji sektöründeki dönüşüme göre şirketin hedeflerini de yeniledikleri ifade etti. Özer şöyle konuştu: "Gelecek, tam anlamıyla elektriğin yüzyılı olacak. Hibrit solar inverterler ve lityum bataryalarla enerji bağımsız evler artık mümk ün hale geldi. İnsanların şebekeye bağımlılığının azaldığı, kendi elektriğini üreten, depolayan ve yöneten yapıların yaygınlaştığı bir döneme giriyoruz. Bu yalnızca konutlar için değil; işletmeler, sanayi tesisleri ve lojistik merkezleri için de geçerli olacak. İnsanlar artık bağımlılıktan hoşlanmıyor. Elektrikli araç dönüşümü binek otomobillerle sınırlı kalmayacak. Yakında otobüs ve kamyon filolarında, liman ve marina uygulamalarında, maden ve endüstriyel sahalarda elektrikli taşıtların ve onlara özel şarj çözümlerinin hızla arttığını göreceğiz. Bugün elektrikli tekneler piyasada, elektrikli uçak çalışmalarında ise büyük ilerleme var. Şarj işi artık sadece aracı fişe takmak değil. Enerji yönetimi, filo optimizasyonu, yazılım ve veri analitiği ile iç içe bir yapıya dönüşüyor. Elektriğin üretimi, depolanması, kalitesi, güvenliği ve akıllı yönetimi önümüzdeki yılların en stratejik başlıkları olacak. Tunçmatik olarak biz de bu resimde güvenli, akıllı ve sürdürülebilir enerji çözümleriyle hem Türkiye'de hem uluslararası pazarlarda ön sıralarda yer almak istiyoruz."

Atatürk Üniversitesinin UI GreenMetric 2025’teki Yükselişi Devam Ediyor Haber

Atatürk Üniversitesinin UI GreenMetric 2025’teki Yükselişi Devam Ediyor

Bu yıl 105 ülkeden 1.745 üniversitenin değerlendirildiği endekste, Atatürk Üniversitesi dikkat çekici bir başarıya imza attı. Başvuru süreci 2021 yılından bu yana Atatürk Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından yürütülen UI GreenMetric sıralamasının 2025 sonuçları, Tayvan National Chi Nan University (NCNU) ev sahipliğinde kamuoyuyla paylaşıldı. Açıklanan verilere göre Atatürk Üniversitesi, 5. yılında da istikrarlı yükselişini sürdürerek dünya genelinde 66 basamak birden ilerledi ve 180. sıraya yerleşti. Coğrafi konum itibarıyla Asya Kıtasında değerlendirilen üniversiteler arasında 101’inci, Türkiye’den katılan 142 üniversite arasında 18’inci, devlet üniversiteleri arasında ise 13’üncü sıraya yükseldi. Bu sonuçlar, üniversitenin sürdürülebilirlik odaklı proje, yatırım ve uygulamalarda kararlı adımlar attığının somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Atatürk Üniversitesi, toplam puanını 7.825’ten 8.260’a çıkararak sürdürülebilir kampüs yönetimi, çevreci politikalar ve yeşil dönüşüm adına önemli bir ilerleme kaydetti. Üniversite; eğitim ve araştırma, atık yönetimi, su yönetimi, kampüs ulaştırma politikaları, sürdürülebilir enerji ve altyapı olmak üzere altı temel göstergenin beşinde kayda değer bir yükseliş sağladı. “Sürdürülebilirlik Bir Tercih Değil, Kurumsal Sorumluluktur” Sıralama sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, elde edilen başarının tüm üniversite bileşenlerinin ortak çabasının ürünü olduğunu vurgulayarak: “UI GreenMetric gibi uluslararası saygınlığa sahip bir endekste yükselişimizi istikrarlı biçimde sürdürmemiz, çevre dostu uygulamalardan sürdürülebilir enerji politikalarına, yeşil kampüs adımlarından karbon ayak izimizi azaltmaya kadar pek çok alanda yürüttüğümüz çalışmaların ne kadar doğru bir yolda ilerlediğini göstermektedir. Enerji verimliliği, atık ve su yönetimindeki titizlik, çevre bilincini merkeze alan ulaşım ve yerleşke politikalarımız bu başarının temel unsurlarıdır. Bu süreçte emek veren Sürdürülebilirlik Ofisimize, akademik ve idari personelimize, öğrencilerimize ve tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Atatürk Üniversitesi olarak sürdürülebilirliği bir tercih değil, kurumsal bir sorumluluk olarak görüyoruz; bu anlayışla hem bölgesel hem ulusal hem de küresel ölçekte ses getiren çalışmaları sürdürmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. “Yeşil Kampüs” Anlayışı Kapsamlı Bir Yönetim Modeline Dönüşüyor Atatürk Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Zeynep Ceylan ise sürdürülebilirlik kavramının artık yalnızca kampüslerde yeşil alan düzenlemeleriyle sınırlı olmadığını belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: “Yeşil sürdürülebilirlik; yapı ve altyapı güçlendirme, akıllı ve yeşil bina uygulamaları, sürdürülebilir enerji yönetimi, atık ve su yönetimi, ulaşım politikaları ve iklim değişikliğiyle mücadele süreçlerini kapsayan çok boyutlu bir yapılanmaya dönüşmüştür. Atatürk Üniversitesi’nin 6 temel kategorinin 5’inde kaydettiği ciddi yükseliş, karbon salımının azaltılması ve NET SIFIR-2053 TÜRKİYE hedefi doğrultusunda kararlı bir ilerleyişin göstergesidir.” UI GreenMetric Nedir? Üniversitelerin çevresel sürdürülebilirlik performansını değerlendirmeye odaklanan UI GreenMetric, enerji kullanımı, sürdürülebilir atık ve su yönetimi, ulaşım, eğitim ve araştırma faaliyetleri ile çevresel planlama ve yönetim gibi çeşitli alanlarda performans göstergeleri içeren kapsamlı bir ölçme sistemidir. Bu endeks, üniversitelerin çevre üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmalarını ve sürdürülebilir uygulamaları benimsemelerini teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Her yıl dünya genelindeki üniversitelerin başvuruda bulunduğu UI GreenMetric’te, kurumların sürdürülebilirlik performansları değerlendirildikten sonra sıralamaya dahil edilip edilmeyecekleri belirlenmektedir. Bu yönüyle UI GreenMetric, hem üniversitelerin kendi sürdürülebilirlik çalışmalarını geliştirmelerine katkı sunan hem de küresel ölçekte çevresel sürdürülebilirliği destekleyen önemli bir araç olarak kullanılmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Çimento Sektörü 2024 Sürdürülebilirlik Raporu Yayımlandı Haber

Türk Çimento Sektörü 2024 Sürdürülebilirlik Raporu Yayımlandı

Tüm TÜRKÇİMENTO üyelerinin katkı sağladığı raporda, 53 entegre tesisin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) verileri konsolide edilerek sektörün sürdürülebilirlik yolculuğuna kapsamlı bir çerçeve sunuldu. Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) dikkate alınarak hazırlanan rapor, TÜRKÇİMENTO’nun benimsediği çifte önemlilik yaklaşımı temelinde şekillendirildi. Bu kapsamda sektörün çevresel ve sosyal etkileri ile bu etkilerin finansal performansa yansımaları kapsamlı şekilde analiz edildi. Farklı paydaş gruplarının katılımıyla gerçekleştirilen anket ve mülakat çalışmaları sonucunda sektörün sürdürülebilirlik öncelikleri belirlendi. Raporda hem etki hem de finansal açıdan yüksek önceliğe sahip konular arasında iklim değişikliği ile mücadele ve uyum, enerji yönetimi ve verimliliği, sürdürülebilir ürünler, döngüsel ekonomi ve atık yönetimi, Türkiye ekonomisine katkı, iş sağlığı ve güvenliği, ürün kalitesi ve yasal mevzuata uyum öne çıkıyor. Ayrıca sektör genelinde sürdürülebilirlik ve iklimle bağlantılı risk ve fırsatlara da yer veriliyor. Alternatif Yakıtla Enerjinin Yüzde 13’ü Karşılandı Türk çimento sektörü geçen yıl itibarıyla, çevresel performansını güçlendirmeye yönelik önemli adımlar attı. Bu kapsamda 2,1 milyon ton alternatif yakıt kullanılarak sektörün ısıl enerji ihtiyacının %13’ü bu kaynaklardan sağlandı. 6,6 milyon ton alternatif hammadde kullanımıyla da yaklaşık %5’lik ikame oranına ulaşıldı. Yenilenebilir enerji yatırımlarında da artış sağlanırken, çimento fabrikalarının elektrik tüketiminin yaklaşık %10’u güneş ve rüzgâr enerjisinden karşılandı. Sektörde 2024 yılı içinde yapılan çevresel yatırımların toplamı 1,6 milyar TL’ye, yıllık çevresel harcamalar ise 300 milyon TL’ye ulaştı. Bu yatırımlar, karbon emisyonlarının azaltılmasının yanı sıra kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi uygulamalarının güçlendirilmesi açısından da önemli bir rol oynadı. TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Çimento sektörü olarak, sürdürülebilirliği artık bir tercih değil, temel bir dönüşüm alanı olarak görüyoruz. Alternatif yakıt ve hammadde kullanımı, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları ve dijitalleşme çalışmaları, bu dönüşümün en somut göstergeleri. Yayımladığımız 2024 Sürdürülebilirlik Raporumuz yalnızca mevcut performansımızı değil, aynı zamanda risklerimizi, fırsatlarımızı ve önümüzdeki döneme ilişkin yol haritamızı da ortaya koyan stratejik bir rehber niteliği taşıyor.” Yeşil Dönüşüm Türk Çimentosunun Rekabet Gücünü Artırıyor Türk çimento sektörü; Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum süreci, karbon düzenlemeleri, enerji dönüşümü ve sürdürülebilir üretim uygulamaları doğrultusunda küresel rekabet gücünü artırmayı sürdürürken, toplumsal faydayı ve sürdürülebilir kalkınmayı da iş yapış biçiminin ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyor. TÜRKÇİMENTO 2024 Sürdürülebilirlik Raporu, sektörün düşük karbonlu ve daha dirençli bir geleceğe geçişinde önemli bir referans doküman niteliği taşıyor.

Trendyol Depo ve Ofislerinde %100 Yenilenebilir Enerji Haber

Trendyol Depo ve Ofislerinde %100 Yenilenebilir Enerji

Trendyol, 300’ü aşkın ofis, dağıtım ve aktarma merkezinde I-REC sertifikalı tamamen yenilenebilir elektrik kullanımına geçiyor. Böylece, kendi operasyonlarında 2040 yılı için belirlediği karbon nötr hedefinin yaklaşık %70’ine daha erken ulaşmış olacak. Türkiye’nin lider ve dünyanın önde gelen e-ticaret platformlarından Trendyol, sürdürülebilirlik yolculuğunda hızlandırdığı dönüşümün etkilerini ve geleceğe yönelik stratejik önceliklerini ortaya koyan 2024 yılı Sürdürülebilirlik Raporu’nu açıkladı. Rapor kapsamında Trendyol, 2040 nötr karbon yolundaki hedefleriyle uyumlu ilerlediğini ortaya koydu. Sürdürülebilirlik yolculuğunda önemli bir adım atan Trendyol tüm ofisleri, dağıtım ve aktarma merkezlerini kapsayan 300’ü aşkın lokasyonda tamamen yenilenebilir kaynaklardan üretilen “I-REC sertifikalı” elektrik kullanımına geçtiğini açıkladı. Şirket, hidroelektrik dahil çeşitli kaynakların sertifikalandırılabildiği bu sistemde özellikle güneş ve rüzgar enerjisini tercih ederek operasyonel çevresel etkisini en aza indirmeyi hedefliyor. Bu yaklaşımla Trendyol, kendi operasyonlarında 2040 için koyduğu karbon nötr hedefinin yaklaşık %70’ine daha erken ulaşmış olacak. Sürdürülebilirliğin Trendyol’un temel öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayan Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, şunları söyledi: “Trendyol olarak, 2040 karbon nötr hedeflerimizi içeren sürdürülebilirlik yolculuğumuzda ilk günden bu yana kararlılıkla ilerliyor, teknoloji ve inovasyon gücümüzü, toplum ve dünyada kalıcı değer yaratmak amacıyla kullanıyoruz. Bu yıl itibarıyla sürdürülebilirlik stratejimizin üç yıllık dönüm noktasına ulaştık ve başlangıçta koyduğumuz hedefleri yeniden değerlendirdik. 2024 boyunca veri analitiği, tedarik zinciri verimliliği ve enerji yönetimi gibi alanlarda yapay zekâ destekli çözümleri gündemimize aldık ve sürdürülebilir dönüşüm yolculuğumuzda pozitif adımlar attık. Ulaştığımız seviyeyi bir varış noktası değil, yeni bir başlangıç olarak görüyoruz. Bu yaklaşımın temelinde, sürdürülebilirlik yolculuğunun dinamik bir süreç olduğu ve zaman içinde değişen ihtiyaç ve risklere göre kendimizi sürekli gözden geçirip yeniden hizalama gerekliliği yatıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde değişen koşullar, paydaş beklentileri ve küresel gereklilikler doğrultusunda stratejimizi düzenli olarak güncellemeyi sürdüreceğiz.” Trendyol’un üçüncü sürdürülebilirlik raporu, şirketin artan operasyon hacmine rağmen son bir yılda karbon verimliliğini koruduğunu ortaya koyuyor. Atıklarının %99’unu geri dönüştüren Trendyol, kargo poşetlerinde en az %50 oranında geri dönüştürülmüş plastik kullanıyor. İkinci el platformu Dolap sayesinde 307 bin ton karbondioksite eşdeğer emisyonun oluşmasını engelleyen şirket, ek olarak 336 milyon metreküp su tasarrufu sağladı. Sürdürülebilir üretim odaklı ürün gamını da hızla büyüten Trendyol, 2024’te Trendyol Care etiketli ürünlerini yüzde 225 genişleterek, 520 bin sürdürülebilir ürünü Türkiye’den Körfez ülkeleri ve Doğu Avrupa’da müşterileriyle buluşturdu. Ayrıca, ikinci el platformu Dolap üzerinden 16 milyondan fazla ürün yeniden dolaşıma kazandırarak döngüsel ekonomiye katkı sağladı. Trendyol ayrıca, çift yönlü önceliklendirme yaklaşımıyla tüm paydaşlarının görüşlerini toplayarak çevresel ve sosyal alanda öne çıkan 20 kritik konuyu belirledi ve sürdürülebilirlik stratejisini buna göre güncelledi. Trendyol, uzun vadeli çevresel yol haritasında da somut taahhütler ortaya koyuyor. Şirket, kendi operasyonlarında 2040’a, tüm iş ortakları ve tedarikçilerini kapsayan değer zincirinde ise 2050’ye kadar karbon nötr olmayı hedefliyor. Ambalaj ve atık yönetiminde tüm lojistik merkezlerinde sıfır atık sertifikasyonu almayı ve perakende ambalaj malzemelerinin tamamını sertifikalı kaynaklardan sağlamayı planlıyor. Sürdürülebilir üretimde ise 2030’a kadar ürünlerin yüzde 20’sinin sertifikalı ve patentli malzemelerden üretilmesi hedefleniyor. GRI 2021 sürdürülebilirlik raporlama standartlarına uygun hazırlanan rapor, karbon azaltımı, sürdürülebilir üretim, atık ve ambalaj yönetimi gibi çevresel başlıkların yanı sıra sosyal etki projeleri ve şirketin sürdürülebilir geleceğe yönelik planlarını kapsamlı şekilde sunuyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.