Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji Yönetimi

Kapsül Haber Ajansı - Enerji Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Lezita’ya KalDer'den Altın Ödül Haber

Lezita’ya KalDer'den Altın Ödül

Türkiye’nin önde gelen piliç eti üreticilerinden Lezita, Türkiye Kalite Derneği (KalDer) tarafından ödüle layık görüldü. Lezita, KalDER’in 26. Mükemmelliği Arayış Sempozyumu kapsamında gerçekleştirilen Yılın Başarılı Ekibi Ödülleri’nde “Analitik Enerji Yönetimi Projesi” ile Altın Ödül’ün sahibi oldu. Lezita’nın sürdürülebilirlik ve operasyonel verimlilik hedefleri doğrultusunda hayata geçirdiği Analitik Enerji Yönetimi Projesi ile tesis genelindeki enerji ve su tüketimleri gerçek zamanlı olarak izlenebilir hale getirildi. Mevcut ekipmanların değerlendirilmesi ve şirket içi bilgi birikiminden yararlanılarak geliştirilen sistem sayesinde, yüksek lisans maliyetlerine ihtiyaç duyulmadan esnek, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir dijital altyapı oluşturuldu. Analitik Enerji Yönetimi Projesi, enerji ve kaynak kullanımında önemli iyileştirmeler sağlarken, çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine de katkı sunuyor. Proje ile tesis içerisindeki kritik 15 noktada gerçekleştirilen anlık su takibi sayesinde olası kaçaklar hızlı şekilde tespit edilerek kaynak kayıplarının önüne geçiliyor. Sistem sayesinde birim ürün başına elektrik tüketiminde yüzde 5 iyileştirme hedeflenirken, yıllık yaklaşık 3 bin ton karbon emisyonunun azaltılması öngörülüyor. “Çevresel etkimizi azaltan projeler iş yapış biçimimizin ayrılmaz parçası” Lezita Genel Müdürü Mesut Ergül, ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Verimliliği artıran, kaynak kullanımını optimize eden ve çevresel etkilerimizi azaltan projeler iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası. Analitik Enerji Yönetimi Projesi’nin KalDer tarafından Altın Ödül’e layık görülmesi, ekip çalışmamızın, yenilikçi yaklaşımımızın, sürekli iyileştirme kültürümüzün ve sürdürülebilirlik odağımızın önemli bir göstergesi. Şirket içi bilgi birikimimizle geliştirdiğimiz bu proje sayesinde hem operasyonel süreçlerimizi daha etkin yönetiyor hem de çevresel sorumluluklarımızı yerine getirme yolunda somut katkılar sağlıyoruz. Sürdürülebilir büyüme hedeflerimiz doğrultusunda verimlilik odaklı projeler geliştirmeye ve değer yaratmaya devam edeceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Opaş Elektrik, Yeni LB2 Serisi Güç Ayırıcı Şalterlerini Tanıttı Haber

Opaş Elektrik, Yeni LB2 Serisi Güç Ayırıcı Şalterlerini Tanıttı

1982 yılından bu yana paket şalter üretimi alanında faaliyet gösteren Opaş Elektrik, 44 yılı aşkın tecrübesi, 66.000 ürün çeşitliliği ve 37 ülkeye ulaşan ihracat ağıyla sektördeki yerli üretim gücünü temsil ediyor. Şirket, yeni LB2 Serisi ile ürün gamını genişletirken; endüstriyel tesisler, pano üreticileri, makine imalatçıları ve elektrik altyapı uygulamalarına yönelik güvenilir anahtarlama çözümleri sunmayı hedefliyor. Yerli mühendislik gücüyle geliştirilen yeni seri, Opaş Elektrik'in teknolojiye, kaliteye ve sürdürülebilir büyümeye verdiği önemin de somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Lansmanda misafirler, Yönetim Kurulu Üyeleri Atakan Obuz, Fatih Obuz ve Opaş Elektrik Bölge Sorumlusu Doruk Erdoğan Tunca ev sahipliğinde, sektör profesyonellerinin yoğun katılımıyla ağırlandı. Program kapsamında düzenlenen fabrika turunda katılımcılar, üretim süreçlerini, kalite kontrol aşamalarını ve Opaş Elektrik'in üretim altyapısını yakından görme imkânı buldu. Üretim sahasında gerçekleştirilen teknik bilgilendirmeler sayesinde ziyaretçiler, ürünlerin tasarım aşamasından nihai kalite kontrollerine kadar geçen süreç hakkında detaylı bilgi edinirken, firmanın yüksek üretim standartlarını ve müşteri odaklı yaklaşımını da yerinde gözlemleme fırsatı yakaladı. LB2 SERİSİ İLE ENDÜSTRİYEL UYGULAMALARDA GÜVENİLİR ANAHTARLAMA ÇÖZÜMÜ LB2 Serisi güç ayırıcı şalterler; elektrik enerjisinin güvenli şekilde açılıp kapatılması, ekipmanların bakım sırasında sistemden izole edilmesi ve tesislerde operasyon sürekliliğinin sağlanması açısından kritik görev üstleniyor. Endüstriyel tesislerden makine imalatına, enerji dağıtım panolarından otomasyon uygulamalarına kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan ürün ailesi; dayanıklı yapısı, uzun mekanik ömrü ve güvenilir anahtarlama performansıyla işletmelerin güvenlik ve verimlilik beklentilerine yanıt veriyor. Zorlu çalışma koşullarına uygun olarak geliştirilen LB2 Serisi, bakım süreçlerini kolaylaştırırken sistem güvenliğini artırıyor ve işletmelerin üretim hedeflerine katkı sağlıyor. Etkinlik kapsamında Opaş Elektrik Yönetim Kurulu Üyesi Atakan Obuz, LB2 Serisi güç ayırıcı şalterlerin teknik özellikleri, kullanım alanları ve pazara sunduğu avantajlara ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Sunumda ürün ailesinin güvenli enerji yönetimi, dayanıklı yapı, uygulama esnekliği ve iş ortaklarına sağlayacağı ticari katkılar üzerinde duruldu. Bununla birlikte ürünlerin farklı sektörlerdeki kullanım senaryoları, saha ihtiyaçlarına sunduğu çözümler ve Opaş Elektrik'in gelecekteki ürün geliştirme vizyonu hakkında da katılımcılarla detaylı bilgiler paylaşıldı. Kahvaltı ile başlayan program, ürün sunumu ve fabrika turunun ardından öğle yemeği ve karşılıklı görüşmelerle devam etti. Yoğun bayi ve iş ortağı katılımıyla gerçekleşen etkinlik, yalnızca bir ürün tanıtımı değil; aynı zamanda Opaş Elektrik'in güçlü bayi ağıyla kurduğu sürdürülebilir iş birliğinin de göstergesi oldu. Katılımcılarla gerçekleştirilen görüşmeler, yeni iş fırsatlarının değerlendirilmesine ve mevcut iş birliklerinin güçlendirilmesine katkı sağladı.Etkinlik boyunca öne çıkan bir diğer unsur ise Opaş Elektrik'in uzun yıllara dayanan üretim tecrübesi ile yenilikçi yaklaşımını aynı çatı altında buluşturma başarısı oldu. Sektördeki değişen ihtiyaçları yakından takip eden firma, müşteri beklentilerine uygun ürün geliştirme anlayışı ve güçlü teknik desteğiyle iş ortaklarına uzun vadeli değer sunmayı sürdürdüğünü bir kez daha ortaya koydu. LB2 Serisi güç ayırıcı şalterleriyle elektrik sektöründe güvenli, dayanıklı ve rekabetçi çözümler sunmayı sürdürürken; yerli üretim, teknik uzmanlık ve güçlü iş ortaklığı anlayışıyla pazardaki konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Ar-Ge yatırımları, kalite odaklı üretim yaklaşımı ve ihracat pazarlarındaki büyüme stratejisine devam eden şirket, önümüzdeki dönemde de sektöre değer katan yenilikçi ürünleriyle hem yurt içinde hem de uluslararası pazarlarda büyümesini sürdürmeyi amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Enerji Depolamada Yeni Bir Eşiği Aştı Haber

Türkiye Enerji Depolamada Yeni Bir Eşiği Aştı

PowerKonnekt ürünü ile enerji depolama ve enerji yönetim sistemleri alanında hem Türkiye'de hem de dünyanın farklı coğrafyalarında ileri teknoloji çözümler sunan iNOVAT, Göktepe BESS projesi ile, depolama alanında beklenen 'yeni gelir modelleri' uygulamasını da ülkemize taşımış oldu. 'Türkiye'de bir ilk' niteliği taşıyan ve Polat Enerji ile gerçekleştirilen uygulamada, Yalova'daki 108 MW / 132 MWh kapasiteli Göktepe BESS Projesi'nde 'Primer Frekans Kontrolü' testleri başarıyla tamamlanarak devreye alındı. "Frekans kontrolü kilit özellik taşıyacak" Türkiye'de frekans kontrolü gerçekleştiren ilk enerji depolama tesisi olan Göktepe BESS projesinin enerji yönetimi, iNOVAT'ın PowerKonnekt enerji yönetim sistemi tarafından sağlanıyor. Aynı zamanda Enerji Depolama Endüstrileri Derneği (EDEDER) Başkanı da olan iNOVAT Yönetici Ortağı Doğa Can Bayram, yenilenebilir enerji kurulu gücü artışının kritik noktası olan ve sektörü yeniden şekillendiren depolama konusunun, hızla gelişmeye devam ettiğini belirterek özellikle frekans kontrolünün yepyeni bir gelir modeli olarak hızla yaygınlaşacağını öngördüklerini belirtti. "Bugün bulunduğumuz noktada yenilenebilir enerji kurulu gücünün artış eğrisinin devam etmesi için depolama artık mutlak bir ihtiyaç haline geldi. Bunda hem yenilenebilir kaynakların değişken üretim profillerini yönetmek, hem de frekans yönetimini dengeleme ve şebeke esnekliğini sağlama zorunlulukları en önemli etkenler. Yatırımcılar depolamaya ilgi gösterirken yeni iş ve gelir modellerini de gözetmek durumunda" diyen Bayram, enerji depolamanın yaygınlaşmasında anlık enerji ihtiyacına, baz yük santraller gibi ancak çok daha kısa sürelerde cevap verebilecek frekans kontrolü becerisinin 'kilit bir özellik' taşıyacağını vurguladı. PowerKonnekt neler getiriyor? Primer Frekans Kontrolü'ne ek olarak Black Start kapasitesi ve yenilenebilir enerji entegrasyonu gibi gelişmiş yönetim fonksiyonlarını da kapsayan Göktepe BESS projesi, Türkiye'nin şebeke esnekliği altyapısına güçlü bir katkı sağlarken PowerKonnekt'in farklı pazar koşullarına uyum sağlama becerisini de kanıtlıyor. Halen Romanya, İtalya, Yunanistan, Macaristan, Bulgaristan, Polonya, Almanya ve Finlandiya'da farklı projelerde kullanılan PowerKonnekt enerji yönetim sistemi, Türk enerj sektörünün Avrupa'daki varlığının yanı sıra Türkiye'de de bu teknolojiye öncülük ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerjisa Üretim Power MBA’de 5. Dönem Tamamlandı Haber

Enerjisa Üretim Power MBA’de 5. Dönem Tamamlandı

Enerji dönüşümünün hız kazandığı, yeni teknolojilerin ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımların sektör dinamiklerini yeniden tanımladığı bir dönemde Enerjisa Üretim, geliştirdiği yenilikçi projeler ve uzmanlık birikimiyle sektöre yön vermeyi sürdürüyor. Şirket, Power MBA Profesyonel Gelişim Programı ile sektörün ihtiyaç duyduğu liderlik, uzmanlık ve stratejik bakış açısının güçlenmesine katkı sunarak sektörün dönüşümünü desteklemeye devam ediyor. Disiplinler arası bir gelişim yolculuğu Sabancı Üniversitesi EDU iş birliğiyle hayata geçirilen ve bu yıl beşinci dönemini tamamlayan Power MBA Programı, enerji sektörünün dönüşen ihtiyaçlarına yanıt verecek yetkinlikleri geliştirmeyi amaçlayan kapsamlı yapısıyla öne çıktı. 24 farklı kurumdan 48 profesyoneli ortak bir gelişim platformunda buluşturan program, toplam 120 saatlik eğitim içeriğiyle katılımcılara enerji sektörünün teknik, finansal, stratejik ve sürdürülebilirlik boyutlarını bütüncül bir perspektifle değerlendirme imkânı sundu. Kamu ve özel sektörden geniş bir katılımcı profiline sahip olan programda; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, EPİAŞ, TEİAŞ, DSİ gibi kurumların yanı sıra enerji, sanayi ve finans alanlarında faaliyet gösteren birçok şirketten profesyoneller yer aldı. Kamu ve özel sektörden geniş bir katılımcı profiline sahip olan ve 39 mezun veren programda; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, EPİAŞ, TEİAŞ, DSİ gibi kurumların yanı sıra enerji, sanayi ve finans alanlarında faaliyet gösteren birçok şirketten profesyoneller yer aldı. Enerjisa Üretim çalışanlarının da dahil olduğu program, farklı disiplinlerden uzmanları, ortak bir öğrenme ve deneyim paylaşımı platformunda buluşturdu. 4 Modül ve 44 Eğitmenle Güçlenen Program Dört modülden oluşan Power MBA programı, enerji arz ve talebi, enerji yönetimi, proje finansmanı, enerji piyasaları, sürdürülebilirlik, iklim değişikliği, enerji depolama teknolojileri, hidrojen, dijitalleşme, yapay zekâ uygulamaları, siber güvenlik, portföy yönetimi ve yetenek yönetimi gibi enerji sektörünün yeni dönem öncelikleri arasında yer alan kritik başlıklara odaklandı. Program boyunca katılımcılar, enerji sektörünün önde gelen akademisyenleri, sektör profesyonelleri ve Enerjisa Üretim liderleri dahil olmak üzere toplam 44 eğitmen tarafından eğitim alma fırsatı yakaladı. Bu dönem programa eklenen EDU Session oturumlarıyla, katılımcılar moderatör eşliğinde enerji sektörüne ilişkin güncel konuları ve program boyunca ele alınan başlıkları daha serbest ve etkileşimli bir ortamda değerlendirme imkânı buldu. Programın ayrılmaz bir parçası olan Reflection Session’larda ise katılımcıların eğitimlerden elde ettikleri kazanımları değerlendirmeleri, içgörülerini paylaşmaları ve farklı bakış açıları geliştirmeleri desteklendi. Power MBA kapsamında gerçekleştirilen networking etkinlikleri, vaka çalışmaları ve Bandırma Enerji Üssü teknik gezisi gibi uygulamalı deneyimler ise katılımcıların teorik bilgilerini sahadaki uygulamalarla birleştirmelerine olanak sağladı. “Enerji dönüşümünün merkezinde yetkinlik ve gelişim var” Power MBA’in, aynı zamanda enerji ekosistemine değer katacak liderlerin yetişmesine katkı sunan güçlü bir yetkinlik kazanım platformu olduğunu belirten Enerjisa Üretim İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Ayşegül Gürkale “Enerji sektörü bugün teknolojik bir dönüşüm yaşarken aynı zamanda yeni yetkinlikler, yeni liderlik anlayışları ve disiplinler arası iş birlikleri gerektiren kapsamlı bir değişimden geçiyor. Power MBA programımızla beş yıldır sektörün farklı paydaşlarını aynı gelişim yolculuğunda bir araya getiriyor, bilgi paylaşımını ve ortak öğrenme kültürünü güçlendiriyoruz. Bu yıl başarıyla tamamlanan programımız, farklı kurum ve uzmanlık alanlarından profesyoneller arasında güçlü bir etkileşim ortamı oluştururken, katılımcıların stratejik bakış açılarını ve liderlik yetkinliklerini geliştirmelerine katkı sağladı. Teknik uzmanlığı bütüncül bir sektör perspektifiyle buluşturan bu güçlü topluluğun, Türkiye’nin yenilenebilir enerji dönüşümünde önemli roller üstleneceğine inanıyoruz. Enerji sektörünün geleceğinde fark yaratacak olanın, teknik bilginin yanı sıra, farklı bakış açılarını bir araya getirerek değer üretebilen insanlar olduğuna inanıyor; bu alandaki yatırımlarımızı sürdürmeye devam ediyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BeeMagnetics, PCIM Top Innovation 2026 Ödülünü Kazandı Haber

BeeMagnetics, PCIM Top Innovation 2026 Ödülünü Kazandı

Her yıl Almanya’nın Nürnberg kentinde düzenlenen PCIM Expo & Conference, güç elektroniği, akıllı hareket sistemleri, yenilenebilir enerji ve enerji yönetimi alanlarında dünyanın önde gelen uluslararası etkinliklerinden biri olarak kabul ediliyor. Küresel güç elektroniği ekosisteminden uzmanları, teknoloji şirketlerini, araştırmacıları ve karar vericileri bir araya getiren PCIM, yenilikçi teknolojilerin ve geleceğe yönelik mühendislik çözümlerinin sergilendiği önemli bir platform olarak öne çıkıyor. BeeMagnetics, güç elektroniği tasarım süreçlerine getirdiği yenilikçi sistem seviyesi yaklaşımıyla PCIM Top Innovation 2026 ödülünü kazandı. Şirketin ana ürünü BeeMagnetics Engine, güç elektroniği tasarımında PCB yerleşimi ve prototipleme öncesindeki kritik mühendislik adımlarını tek bir yapı içerisinde ele alan yeni nesil bir tasarım karar motoru olarak öne çıkıyor. Güç elektroniği sistemleri; elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji, savunma, veri merkezleri ve endüstriyel uygulamalarla birlikte giderek daha karmaşık hale geliyor. Daha yüksek verimlilik, daha yüksek güç yoğunluğu, daha kısa geliştirme süreleri ve daha düşük maliyet beklentileri, geleneksel ve parçalı tasarım süreçlerini daha zor yönetilebilir hale getiriyor. BeeMagnetics Engine, yalnızca mevcut bir tasarımı doğrulamaya değil, sistem gereksinimlerinden başlayarak daha güçlü, öngörülebilir ve üretilebilir tasarım çıktıları oluşturmaya odaklanıyor. %98’e varan sistem seviyesi doğrulukla, aylar süren erken aşama tasarım çalışmalarını dakikalar seviyesine indirmeyi hedefliyor. Bu yaklaşım, mühendislik ekiplerinin PCB yerleşimi ve prototipleme aşamasına geçmeden önce daha olgun tasarım kararları almasına yardımcı olurken; gereksiz revizyonları, prototip tekrarlarını ve teknik riski azaltmayı da destekliyor. Böylece BeeMagnetics Engine, daha hızlı ve daha optimize tasarım süreçlerinin yanında daha sürdürülebilir mühendislik uygulamalarına da katkı sağlıyor. PCIM Top Innovation 2026 ödülü, BeeMagnetics’in sistem seviyesinde güç elektroniği tasarım teknolojileri alanındaki vizyonunu global ölçekte görünür kılan önemli bir kilometre taşı oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Peak PV’den Batarya ve Enerji Yönetim Sistemlerine Büyük Yatırım Haber

Peak PV’den Batarya ve Enerji Yönetim Sistemlerine Büyük Yatırım

Küresel enerji dönüşümünde rekabet artık yalnızca panel üretim kapasitesiyle değil; şebeke, depolama, mühendislik ve saha yönetimini aynı yapı altında buluşturabilen şirketlerle şekilleniyor. Peak PV de son dönemde devreye aldığı kapasite artışı ve yeni nesil enerji yatırımlarıyla Türkiye’de bu dönüşümün dikkat çeken oyuncularından biri olarak öne çıkıyor. Şirketin üretim tesisi gerçekleştirilen yatırımlarla yaklaşık 30 bin metrekare kapalı alana ulaştı. Yıllık 2,5 GW güneş paneli üretim kapasitesine yönelik yatırım süreci başlatılırken, ilk etapta 1 GW’lık bölüm aktif üretime geçti. Üretilen panellerin önemli bölümü grup bünyesindeki güneş enerjisi projelerinde kullanılmaya başlandı. PeakPV’nin yeni dönemdeki büyüme stratejisinde ise yalnızca panel üretimi değil, enerji depolama sistemleri ve entegre üretim altyapısı dikkat çekiyor. Kapasitesi genişletilen tesisin; panel üretiminin yanı sıra batarya ve konstrüksiyon üretimini de aynı çatı altında buluşturan entegre bir enerji üretim üssüne dönüştürülmesi hedefleniyor. İlk etapta 2,5 GW kurulu kapasiteyle başlaması planlanan batarya üretiminin, 2028 yılı itibarıyla 5 GW seviyesine çıkarılması öngörülüyor. Tesiste; 1C, 0,5C, 0,25C ve 1/8C uygulamalara yönelik farklı batarya çözümlerinin yanı sıra, cell’den modüle, modülden komple batarya sistemine kadar tüm süreçlerin aynı yapı içerisinde yönetilmesi hedefleniyor, ayrıca PCS ve EMS üretiminin de tesiste gerçekleştirilmesi planlanıyor. Enerji sektöründe özellikle veri merkezleri, elektrikli ulaşım, yapay zekâ yatırımları ve depolamalı yenilenebilir enerji projeleriyle birlikte elektrik altyapısına yönelik ihtiyaçların hızla arttığını belirten Peak PV Yönetim Kurulu Başkanı M. Behiç Harmanlı, enerji dönüşümünün artık yalnızca üretim değil, depolama ve şebeke tarafında da yeni bir sanayi ölçeği oluşturduğunu söyledi. Harmanlı, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Enerji dönüşümünün yeni döneminde rekabet yalnızca panel üretmekle şekillenmiyor. Depolama teknolojileri, enerji yönetimi, şebeke altyapısı ve mühendislik kabiliyeti artık aynı bütünün parçaları haline geldi. Peak PV yatırımımızı da bu uzun vadeli dönüşüm perspektifiyle konumlandırıyoruz. Hedefimiz; üretim, depolama ve enerji teknolojilerini aynı ekosistem içerisinde geliştirebilen güçlü bir sanayi altyapısı oluşturmak.” Bu vizyonu yalnızca üretim tarafında değil, yatırım tarafında da hayata geçirdiklerini belirten Harmanlı, “Peak PV ile yenilenebilir enerjide üretimin yanı sıra yatırımcı kimliğimizi de güçlendiriyoruz. Konstrüksiyon tarafında arazi, çatı ve carport çözümlerinin tamamı Peak PV çatısı altında ilerliyor. Yatırımcı olarak Türkiye, Avrupa ve Azerbaycan’da solar ve hibrit depolama projelerinde de önemli bir pay üstleneceğiz. Bugün Romanya’da 0.25C depolama sistemiyle 150 MW’lık bir yatırımın sahibiyiz; ESCO modeli kapsamında kurulan özel amaçlı (SPV) şirketlerin sahibi ve Türkiye’de kurulan ESCO şirketlerinin ana ortaklarından biri konumundayız” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Audi’den 499 Adetle Sınırlı Yeni Süper Otomobil Haber

Audi’den 499 Adetle Sınırlı Yeni Süper Otomobil

Audi, yüksek performanslı hibrit güç-aktarma sistemine sahip ilk süper otomobili Nuvolari’yi tanıttı. Markanın performans, elektrifikasyon, aerodinami ve yeni tasarım felsefesini aynı otomobilde buluşturan Audi Nuvolari, dört halkalı markanın teknolojik yenilenme sürecinin en iddialı modellerinden biri olarak konumlanıyor. 499 adetle sınırlı olarak üretilecek modelin teslimatlarının 2027 yılının ilk yarısında başlaması planlanıyor. Audi Nuvolari, 1.001 PS sistem gücü ve 350 km/s’nin üzerindeki maksimum hızıyla Audi’nin bugüne kadar geliştirdiği en güçlü ve en hızlı seri üretim otomobil olacak. 0’dan 100 km/s hıza 2,6 saniyede, 0’dan 200 km/s hıza ise 6,8 saniyede ulaşan model; yüksek performanslı hibrit güç-aktarma sistemi, quattro predictive ride, aktif aerodinamik yapı ve karbon dış gövdeyle geliştirilen Audi Space Frame mimarisiyle öne çıkıyor. Audi, Nuvolari ile “Vorsprung durch Technik” anlayışını elektrifikasyon çağında yeniden yorumlarken, Formula 1’den gelen teknolojileri seri üretime hızlı ve hassas biçimde aktarma iddiasını da ortaya koyuyor. Yeni tasarım felsefesi ve Formula 1 programının ardından geliştirilen Nuvolari, markanın geleceğine yönelik teknolojik ve duygusal bir ifade niteliği taşıyor. Audi’nin yeni tasarım felsefesinin ilk seri üretim temsilcisi Audi Nuvolari, markanın yeni tasarım felsefesini seri üretim düzeyinde yansıtan ilk model olacak. Yalın ama güçlü yüzeyler, net çizgiler, gövdeye entegre edilen teknolojiler ve aerodinamik verimliliği önceleyen detaylar, modelin tasarım karakterini belirliyor. Orta motor yerleşimi, Nuvolari’ye güçlü oranlar, monolitik bir gövde hacmi ve süper otomobil kimliğini vurgulayan dinamik bir duruş kazandırıyor. Dış tasarımda Audi’nin yeni imza rengi Titanium kullanılıyor. Audi Concept C ve Audi Formula 1 yarış otomobilinde de yer alan bu renk, karbon detaylarla birlikte Nuvolari’nin teknik ve performans odaklı karakterini güçlendiriyor. 1.001 PS’lik yüksek performanslı hibrit güç-aktarma sistemi Audi Nuvolari’nin güç-aktarma sistemi, 4.0 litrelik V8 biturbo motoru üç adet axial flux elektrik motoruyla birleştiriyor. Toplamda 736 kW / 1.001 PS sistem gücü sunan bu yapı, yüksek performansı elektrikli tork desteğiyle bir araya getiriyor. 588 kW / 800 hp güç üreten V8 motor, 10.000 d/d’ye kadar çıkabilen karakteriyle motor sporlarından gelen mühendislik yaklaşımını seri üretim otomobil dünyasına taşıyor. Ön aksta yer alan iki elektrik motoru, quattro sisteminin değişken tork dağılımına destek verirken; V8 orta motor ile şanzıman arasındaki üçüncü elektrik motoru hibrit mimariyi tamamlıyor. Bu yapı, Nuvolari’ye yalnızca yüksek hızlanma performansı değil, aynı zamanda kontrollü ve öngörülebilir bir sürüş karakteri kazandırıyor. quattro predictive ride ile yeni nesil yol tutuş Audi’nin en güçlü teknolojik imzalarından biri olan quattro, Nuvolari ile yeni bir aşamaya taşınıyor. quattro predictive ride sistemi; direksiyon açısı, ivmelenme, aracın dikey ekseni etrafındaki dönüş hareketi ve mevcut yol tutuş seviyesi gibi verileri sürekli analiz ederek olası tutunma kayıplarını önceden öngörebiliyor. Sistem, gerektiğinde tork dağılımını, fren müdahalelerini ve aerodinamik ayarları bütünleşik şekilde yöneterek yüksek hızlarda ve değişken zemin koşullarında maksimum denge ve kontrol sağlamayı hedefliyor. Sürücü, farklı sürüş modlarıyla otomobilin karakterini günlük kullanımdan pist odaklı sürüşe kadar farklı senaryolara göre ayarlayabiliyor. Formula 1’den ilham alan aerodinamik ve karbon yapı Audi Nuvolari’de kullanılan aktif aerodinamik sistem, yere basma kuvveti, sürüklenme ve aerodinamik dengeyi sürüş koşullarına göre ayarlıyor. Açılabilir adaptif arka kanat; Closed, Low Downforce ve High Downforce olmak üzere üç farklı konfigürasyonda çalışıyor. Performans odaklı modlarda sistem otomatik olarak devreye girerken, Formula 1’den bilinen Drag Reduction System, yani DRS, direksiyon üzerindeki özel düğmeyle manuel olarak da etkinleştirilebiliyor. Nuvolari’nin araç mimarisi, düşük ağırlık, yüksek gövde dayanımı ve hassas sürüş karakteri hedefleriyle geliştirildi. Audi, Nuvolari’de ilk kez Audi Space Frame teknolojisini karbon dış gövdeyle birleştiriyor. Karbon fiber takviyeli polimerden üretilen dış gövde bileşenleri, hafiflik ve yapısal dayanımı desteklerken; üretim süreçlerinde Formula 1 uzmanlığından yararlanılıyor. Modelde ayrıca Audi’nin seri üretim portföyünde ilk kez dövme merkezi kilitli jantlar kullanılıyor. Dinamik enerji yönetimi ve Audi Ceramic Pro fren sistemi Audi Nuvolari’nin dinamik enerji yönetimi, boost ve enerji geri kazanım stratejilerini tork dağılımıyla birlikte yönetiyor. Sistem, sürüş koşullarına, yol tutuş seviyesine ve sürücünün talebine göre güç aktarımı ile rejenerasyonu sürekli dengeliyor. Ön aksta elektrikli yavaşlama, frenlemenin önemli bir bölümünü üstlenebiliyor. Yüksek performanslı fren sistemi de hidrolik frenleme ile elektrikli yavaşlamayı bütünleşik biçimde yönetmek üzere geliştirildi. Yeni Audi Ceramic Pro fren sistemi, Formula 1’den türetilen uzun fiber karbon yapılı fren diskleri ve özel iç soğutma sistemiyle yoğun pist kullanımında dahi istikrarlı performans sunmayı hedefliyor. Sürüşe odaklanan iç mekân Audi Nuvolari’nin iç mekânı tamamen sürüş deneyimine odaklanıyor. Azaltılmış mimari, temel kontrolleri sürücünün görüş ve erişim alanında toplarken; dijital ekranlar ve fiziksel kumandalar tutarlı bir kullanım mantığıyla konumlandırılıyor. HMI’daki renk vurguları, 1930’ların hız rekorları dönemine damga vuran Auto Union Type C yarış otomobiline gönderme yapıyor. Alüminyum detaylar, sadeleştirilmiş kumanda yapısı ve karbon fiber hafif koltuklar, iç mekanda sürüş odağını ve yüksek kalite algısını güçlendiriyor. Adını Tazio Nuvolari’den alıyor Audi Nuvolari, adını motor sporları tarihinin en önemli figürlerinden biri olan Tazio Nuvolari’den alıyor. Cesareti, yaratıcılığı, adanmışlığı ve kazanma iradesiyle tanınan İtalyan yarışçının mirası, Audi’nin yeni süper otomobilinde yüksek performans, teknik ilerleme ve mutlak odak anlayışıyla yeniden yorumlanıyor. Seri üretime çok yakın prototip olarak tanıtılan Audi Nuvolari, markanın Formula 1 ruhunu, yeni tasarım anlayışını ve teknolojik yenilenme sürecini yola aktaran en iddialı modellerinden biri olarak Audi’nin geleceğine yönelik güçlü bir gösterge niteliği taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Reap Battery, Türkiye’nin Enerji Depolama Üretim Üssü Oldu Haber

Reap Battery, Türkiye’nin Enerji Depolama Üretim Üssü Oldu

Artan klima kullanımı, elektrikli araç sayısındaki artış ve veri merkezlerinin artırdığı taleple birlikte enerji depolama daha fazla önem kazanırken Reap Battery, hem Türkiye hem de dünyaya güç talebini dengeli ve verimli şekilde karşılayacak sistemler sunacak. Türkiye merkezli global enerji teknolojileri grubu YEO Teknoloji, yüzde 100 iştiraki Reap Battery ile enerji depolama sistemlerinde Türkiye’nin üretim kapasitesini büyütüyor. İstanbul Tuzla’da yıllık 5 GWh yıllık kapasiteyle üretime başlayan Reap Battery, şebeke ölçekli 0.5C ve 1C batarya sistemleriyle Türkiye’nin en büyük enerji depolama sistemi üreticisi konumuna ulaştı. Reap Battery, üretime geçmesinin ardından 5 ay gibi kısa bir sürede 1 GWh’ın üzerinde iş hacmine ulaştı. Reap Battery, Türkiye’deki batarya üreticilerinden farklı olarak 0.5C ve 1C olmak üzere iki farklı teknoloji sınıfında üretim yapabiliyor. 0.5C sistemler depoladığı enerjiyi yaklaşık 2 saatlik sürede şebekeye aktarabilirken, 1C sistemler aynı enerjiyi yaklaşık 1 saatte verebiliyor. Bu yapı, 1C batarya sistemlerini frekans düzenleme, ani yük değişimlerine hızlı yanıt verme, yenilenebilir enerji üretimindeki dalgalanmaları dengeleme ve yüksek güçlü enerji yönetimi gerektiren şebeke uygulamaları için kritik hale getiriyor. Artan klima kullanımı, elektrikli araç sayısındaki artış ve veri merkezlerinin artırdığı taleple birlikte enerji depolama daha fazla önem kazanırken Reap Battery, hem Türkiye hem de dünyaya güç talebini dengeli ve verimli şekilde karşılayacak sistemler sunuyor. Türkiye’nin en büyük 1C batarya üreticisi Şebeke ölçekli uygulamalara yönelik geliştirilen batarya sistemleri, yenilenebilir enerji santrallerinin şebekeye entegrasyonu, arz güvenliği, frekans düzenleme ve enerji yönetimi gibi kritik alanlarda kullanılmak üzere tasarlanıyor. Reap Battery fabrikası, yıllık 5 GWh üretim kapasitesiyle özellikle yeni nesil 1C batarya sistemleri üretiminde Türkiye’nin en büyük üreticisi konumuna ulaştı. “Batarya artık enerji dönüşümünün merkezinde” YEO Teknoloji CEO’su Tolunay Yıldız, batarya enerji depolama sistemlerinin enerji dönüşümünün en kritik başlıklarından biri haline geldiğini belirterek şöyle konuştu: “Yenilenebilir enerji yatırımları büyüdükçe, bu enerjiyi güvenli, dengeli ve verimli şekilde sisteme entegre edebilmek daha da önemli hale geliyor. Enerji depolama sistemleri artık sadece tamamlayıcı bir teknoloji değil, enerji dönüşümünün merkezinde yer alan stratejik bir altyapı çözümü. YEO Teknoloji olarak bu alandaki en büyük farkımız, batarya depolamayı taahhüt, yatırım ve finansman kabiliyetlerimizle birlikte tek platformda sunabilmemiz. Reap Battery’nin imzaladığı kontratlar, Türkiye’den çıkan bu entegre enerji altyapı modelinin somut bir sonucu.” Yıldız, YEO Teknoloji’nin enerji alanındaki bütünleşik tecrübesiyle müşterilerine anahtar teslim çözümler sunduğunu vurgulayarak, “Bugün bir enerji depolama projesinde sadece batarya üretmek yeterli değil. Projenin geliştirilmesi, finansmanı, mühendisliği, kurulumu, şebekeye entegrasyonu ve uzun vadeli işletme kabiliyeti aynı anda yönetilmeli. YEO Teknoloji ve Reap Battery olarak bu zincirin tamamını aynı çatı altında sunabiliyoruz. Bu da bizi hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda güçlü bir konuma taşıyor” dedi. Türkiye’de 33 GW’lık pazar oluştu Türkiye’de batarya enerji depolama sistemleri pazarı hızlı bir büyüme dönemine giriyor. Enerji depolamalı elektrik üretim tesisleri için bugüne kadar yaklaşık 33 GWh seviyesinde ön lisans tahsis edilirken, bu projelerin önümüzdeki dönemde hayata geçmesi bekleniyor. Şu ana kadar yaklaşık 350 MWh seviyesinde gerçekleşen kurulu depolama kapasitesinin, yıl içinde 1.500 MWh seviyesine ulaşması öngörülüyor. Dünyada da enerji depolama sistemlerine yönelik talep güçlü şekilde artıyor. Küresel ölçekte enerji depolama sistemlerinin kurulu gücü geçen yıl 270 GW seviyesine ulaşırken, toplam enerji depolama kapasitesi 630 GWh seviyesine çıktı. 2034 yılında küresel enerji depolama kurulu gücünün 1.545 GW’a ulaşması bekleniyor. 1C tipi üretim neden kritik? YEO Teknoloji İş Geliştirme ve Satış Başkan Yardımcısı Barış Esen, fabrikanın hali hazırdaki kapasitesinin Türkiye’de enerji depolama sanayisi açısından önemli bir eşik olduğunu belirterek şunları söyledi: “Ürettiğimiz batarya sistemlerini hem şebeke ölçekli hem de endüstri ve talebe özel uygulamalara yönelik geliştiriliyor. Şarj-deşarj oranı olarak hem 0.5C hem de 1C batarya sistemleri üretebiliyoruz. Bu özellik, frekans düzenleme, ani yük değişimlerine hızlı yanıt verme ve yüksek güçlü şebeke uygulamaları için kritik önem taşıyor. Bugün geldiğimiz noktada, yeni nesil 1C batarya sistemleri üretiminde Türkiye’nin en büyük üreticisi konumundayız.” Şarj istasyonlarında depolama ihtiyacı artacak Elektrikli araç pazarındaki hızlı büyüme, enerji depolama sistemleri için yeni bir kullanım alanı oluşturuyor. Türkiye’de elektrikli araç sayısı mart ayı verilerine göre 411 bine ulaşırken, şarj istasyonlarında tüketilen elektrik miktarı 67 MWh seviyesine çıktı. Elektrikli araç parkının büyümesiyle birlikte şarj altyapısında anlık güç talebinin artması bekleniyor. Reap Battery, elektrikli araç şarj istasyonlarına batarya depolama sistemi kurulması için teknik çalışmalar yürütüyor. Barış Esen, bu alandaki ihtiyaca dikkat çekerek, “Elektrikli araç sayısı arttıkça şarj istasyonlarının anlık güç talebini yalnızca mevcut şebeke altyapısıyla karşılamak kolay olmayacak. Özellikle hızlı şarj noktalarında batarya enerji depolama sistemleri bir tercih olmaktan çıkıp zorunluluk haline gelecek. Reap Battery olarak şebeke ölçekli batarya sistemlerindeki üretim ve mühendislik kabiliyetimizi, elektrikli araç şarj altyapısının ihtiyaçlarına da uyarlamak için çalışıyoruz” dedi. 40 ülkede 400’den fazla proje YEO Teknoloji, Reap Battery ile birlikte bataryalı enerji depolama sistemlerinde Türkiye’den dünyaya uzanan entegre bir enerji altyapı modeli kuruyor. YEO Teknoloji, EPC, enerji depolama, yenilenebilir enerji yatırımları ve şebeke modernizasyonu alanlarında geliştirdiği entegre iş modeliyle global büyümesini sürdürüyor. Bugüne kadar 40’tan fazla ülkede 400’ün üzerinde projeye imza atan YEO Teknoloji, Avrupa’daki yatırım ve EPC faaliyetlerinde DEFIC Globe, yenilenebilir enerji proje geliştirme ve yatırım faaliyetlerinde CALL Energy, bataryalı enerji depolama sistemlerinde ise Reap Battery ile entegre enerji altyapı platformunu global ölçekte büyütüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vivin İnşaat'a 3 Ayrı Ödül Haber

Vivin İnşaat'a 3 Ayrı Ödül

Vivin İnşaat’ın kurucusu Mimar Sevcan Bora, “Tasarla ve inşa et’ yaklaşımımızla; proje geliştirmeden uygulamaya, mühendislikten işletmeye kadar tüm süreçleri bütüncül bir bakış açısıyla ele alıyoruz. Bu da başarıyı beraberinde getiriyor” dedi. İş dünyasında başarıyı daha ölçülebilir, karşılaştırılabilir ve şeffaf bir çerçevede değerlendirme hedefiyle düzenlenen Business Honors Awards 2026'nın kazananları açıklandı. Bu yıl 20 farklı sektörden 103 proje, pazarlama, kurumsal iletişim, iş geliştirme, satış ve insan kaynakları alanlarında ödüle layık görüldü. Ticaret merkezleri, kongre salonları, konut ve kişiye özel villa tasarım projeleri dahil pek çok başarılı çalışmaya imza atan, son dönemde ise özel uzmanlık gerektiren hastane binası inşaatının yanı sıra “teknoloji ve eğitim odaklı” okul binası projeleriyle adından söz ettiren Vivin İnşaat da, Business Honors Awards 2026'tan “İş Geliştirme” alanında üç ödülle ayrıldı. Bu yıl resmi oy hakkına sahip yapay zekâ jüri üyesi NOPA’nın da insan jüri üyeleriyle birlikte değerlendirme sürecine dahil edildiği Business Honors Awards 2026'da Vivin İnşaat; Kiosk Uygulaması ile Hastane Hizmetlerinde Hız ve Verimlilik projesiyle “Net Zero İnovasyon Ödülü”, Su Sarnıcı Odaklı Sürdürülebilir Yapı Ve Enerji Yönetimi projesiyle “Net Zero Yatırım Ödülü” ve Mobilya Tedariğinde Sürdürülebilir Dönüşüm Projesiyle “Tedarik Zincirinde Net Zero Ödülü”ne layık görüldü. “GELECEĞİ İNŞA ETME VİZYONU” Ödüller, Crowne Plaza İstanbul Ortaköy Bosphorus'ta gerçekleştirilen ve iş dünyasının yoğun ilgi gösterdiği bir tören ile sahiplerine teslim edildi. Törenden üç ödülle ayrılan Vivin İnşaat adına bir konuşma yapan Mimar Tuğçe Coşkun, “Vivin İnşaat olarak geliştirdiğimiz projelerle ödüle layık görülmekten büyük bir onur ve mutluluk duyuyoruz” dedi. Vivin İnşaat olarak sürdürülebilirlik kavramını çok önemsediklerini belirten Mimar Tuğçe Coşkun konuşmasında şunları söyledi: “Vivin İnşaat olarak, yalnızca yapılar inşa etmiyoruz; yaşam kalitesini artıran, sürdürülebilir ve geleceğe uyum sağlayan sistemler tasarlıyoruz. Özellikle eğitim ve sağlık yapıları odağında geliştirdiğimiz projelerde; teknoloji, sürdürülebilirlik ve kullanıcı deneyimini bir araya getirerek, modern yaşamın ihtiyaçlarına cevap veren çözümler üretiyoruz. Bugün ödüle layık görülen üç projemiz, bu yaklaşımımızın somut bir yansımasıdır. Hastane hizmetlerinde hız ve verimliliği artıran kiosk uygulamamız, sağlık sektöründe insan odaklı dijital dönüşümün güçlü bir örneğidir. Mobilya tedariğinde sürdürülebilir dönüşüm projemiz, üretim süreçlerinde çevresel sorumluluğu yeniden tanımlarken; su sarnıcı odaklı sürdürülebilir yapı ve enerji yönetimi projemiz ise, geçmişin bilgi birikimini modern mühendislikle buluşturarak kaynak verimliliğine yeni bir perspektif kazandırmaktadır. Bu projeler, Vivin’in yalnızca bugünü değil, geleceği de inşa etme vizyonunun bir parçasıdır. Biz inanıyoruz ki; iyi tasarlanmış bir yapı, sadece fiziksel bir alan değil, aynı zamanda insan hayatına dokunan, çevreye saygı duyan ve sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlayan bir değerdir. Bu anlamlı ödülleri bize layık gören değerli jüri üyelerine ve bu vizyonu birlikte hayata geçirdiğimiz tüm ekip arkadaşlarıma içtenlikle teşekkür ederim. Vivin İnşaat olarak, geleceğin şehirlerini daha yaşanabilir, daha verimli ve daha sürdürülebilir hale getirmek için çalışmaya devam edeceğiz.” MİMARİDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK Vivin İnşaat Kurucusu Mimar Sevcan Bora da başarılı çalışmalarının, özellikle sürdürülebilirlik alanında üç ödülle taçlandırılmasından gurur duyduklarını belirtti. Mimar Sevcan Bora yaptığı değerlendirmede, “Tasarla ve inşa et’ yaklaşımımızla; proje geliştirmeden uygulamaya, mühendislikten işletmeye kadar tüm süreçleri bütüncül bir bakış açısıyla ele alıyoruz. Vivin İnşaat olarak mimaride sürdürülebilirlik kavramını tasarımlarımızın odağına koyuyoruz. Binaları, çevresel etkilerini en aza indirmek, doğal kaynakları korunmasını sağlamak, enerji verimliliğini artırmak ve ekolojik dengeyi gözetmek amacıyla tasarlıyoruz ve inşa ediyoruz. Bu da başarıyı beraberinde getiriyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.