Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enfeksiyon Riski

Kapsül Haber Ajansı - Enfeksiyon Riski haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enfeksiyon Riski haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nu D-Active, Kapalı Alanlarda Enfeksiyon Riskini Akıllı Teknolojiyle Önlemeye Odaklanıyor Haber

Nu D-Active, Kapalı Alanlarda Enfeksiyon Riskini Akıllı Teknolojiyle Önlemeye Odaklanıyor

İnsanlar zamanlarının büyük bölümünü kapalı alanlarda geçiriyor. Avrupa Çevre Ajansı (EEA) verilerine göre Avrupa’da bu oran yüzde 80-90’a ulaşıyor. Okul, hastane, ofis, AVM gibi yoğun kullanılan kapalı alanlarda insan yoğunluğu, havalandırma koşulları, sıcaklık ve nem gibi değişkenler hava kalitesini ve enfeksiyonların yayılım riskini etkileyebiliyor. Nu Teknoloji, ARTEQ ve DLED bu ihtiyaçtan hareketle, hava kalitesi ve enfeksiyon riskinin izlenmesinden dezenfeksiyona uzanan süreci tek sistem üzerinden yönetebilen Nu D-Active çözümünü geliştirdi. Sistem ortam koşullarını izliyor, elde edilen veriler üzerinden enfeksiyon riskini analiz ediyor ve risk belirlenen seviyeye ulaştığında görünür ışık tabanlı dezenfeksiyon sistemini devreye alabiliyor. Böylece, ölçüm, analiz, karar ve müdahaleden oluşan bütünleşik bir yapıya dönüşüyor. Sistemde Nu Teknoloji’ye ait NuSafe 360 hava kalitesi ve çevresel verileri sürekli izlerken, ARTEQ'in geliştirdiği ClairSense teknolojisi bu veriler üzerinden enfeksiyon riskini hesaplıyor. Nu Teknoloji'nin IoT haberleşme ve yazılım altyapısı ise veriyi, risk eşiklerini ve otomasyon sürecini yönetiyor. Riskin belirlenen seviyeye ulaşması halinde DLED'in dezenfeksiyon sistemi devreye alınıyor. Nu D-Active; hastaneler ve sağlık kuruluşları, okul ve kreşler, üniversiteler, oteller, AVM'ler, ofisler ile gıda üretim ve satış alanları başta olmak üzere insan yoğunluğunun yüksek olduğu farklı kapalı alanlarda kullanılabilecek şekilde geliştirildi. Sistem, kullanım alanının özelliklerine göre risk eşikleri, bildirimler ve dezenfeksiyon senaryolarının yapılandırılmasına olanak sağlıyor. “Ölçüm, analiz ve müdahaleyi aynı yapı içinde buluşturduk” Nu Teknoloji'nin İş Geliştirmeden Sorumlu Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, “ARTEQ ile geçen yıl başlattığımız iş birliğinde kapalı alanlardaki hava kalitesini ölçmenin ötesine geçerek, çevresel veriler üzerinden enfeksiyon riskini görünür hale getirmeyi hedeflemiştik. Nu D-Active ile şimdi bu yaklaşımı bir adım ileri taşıyoruz. DLED'in dezenfeksiyon teknolojisini sisteme dahil ederek ölçüm, analiz ve müdahaleyi aynı yapı içinde buluşturduk. Sistem ortamı sürekli takip ediyor, riski değerlendiriyor ve belirlediğimiz eşiklere ulaşıldığında dezenfeksiyon sürecini devreye alıyor. Hedefimiz insanların yoğun olarak bulunduğu kapalı alanların daha sağlıklı ve veriye dayalı bir sistemle yönetilmesini sağlamak” dedi. “Belirli mikroorganizmalar üzerinde %99,999’un üzerinde azalma tespit edildi” DLED Kurucu Ortağı Direnç Özdemir ise görünür ışık teknolojisinin sağladığı farklılığa dikkat çekerek, “DLED'i geliştirirken görünür ışığın mikrobiyal yük üzerindeki etkisini günlük yaşamın akışını bozmadan kullanılabilecek bir teknolojiye dönüştürmeyi hedefledik. Sistem, insanlar ortamdayken de çalışabiliyor ve aydınlatma ile sürekli dezenfeksiyonu aynı yapıda buluşturuyor. Nu D-Active ile bu teknoloji artık bağımsız çalışan bir sistem olmaktan çıkarak ortamın risk seviyesine göre devreye girebilen akıllı bir yapının müdahale katmanına dönüşüyor. Sistem UV içermiyor, ozon üretmiyor ve ışığa maruz kalan hava ve yüzeylerde mikrobiyal yükün azaltılmasına yönelik olarak çalışıyor. Bu yönde Akdeniz Üniversitesi Ar-Ge ve Biyosidal Ürün Analiz Laboratuvarı'nda yapılan testlerde, belirli mikroorganizmalar üzerinde* %99,999’un üzerinde azalma tespit edildi” dedi. “Risk bilgisi ekranda kalmıyor” ARTEQ Kurucu Ortağı ve CTO'su Tayyip Ensar Özkaya da “Enfeksiyon riski doğrudan gözle görülebilen bir parametre değil. ClairSense, hava kalitesi ve çevresel verileri analiz ederek bu riski ölçülebilir bir göstergeye dönüştürüyor. Nu D-Active'in önemli farkı ise elde edilen risk bilgisinin yalnızca bir raporda veya ekranda kalmaması. Nu Teknoloji'nin altyapısıyla karar mekanizmasına bağlanan veri, DLED entegrasyonuyla gerektiğinde fiziksel müdahaleye dönüşebiliyor” diye konuştu. *Akdeniz Üniversitesi Ar-Ge ve Biyosidal Ürün Analiz Laboratuvarı'nda gerçekleştirilen testlerde E. coli, Staphylococcus aureus, Enterococcus hirae ve Pseudomonas aeruginosa üzerinde, belirlenen laboratuvar koşullarında 5 log'un üzerinde mikrobiyal azalma raporlandı. Bu değer söz konusu test koşullarında yüzde 99,999'un üzerinde azalmaya karşılık geliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaz Aylarında Kanser Tedavisi Görenler İçin Hayati Uyarılar! Haber

Yaz Aylarında Kanser Tedavisi Görenler İçin Hayati Uyarılar!

Yaz aylarında artan sıcaklıklar ve yoğun güneş maruziyeti kanser tedavisinde bazı yan etkilerin daha belirgin hissedilmesine yol açabiliyor. Özellikle kemoterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler alan hastalarda sıvı kaybı, güneş hassasiyeti, enfeksiyonlar ve sıcak havaya bağlı bazı sağlık sorunları daha sık görülebiliyor. Ancak doğru önlemler alındığında tedavi sürecini yaz döneminde de güvenli şekilde sürdürmenin mümkün olduğunu belirten Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Engin Erdemoğlu “Kanser tedavisi gören hastalar için güvenli bir yaz mevsiminin temelinde bilinçli davranmak ve hekim önerilerine uyum göstermek yatmaktadır. Yeterli sıvı tüketimi, güneşten korunma, güvenli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve enfeksiyonlardan korunma gibi basit önlemler hem tedavi sürecinin daha rahat geçmesini sağlar hem de yaşam kalitesini önemli ölçüde artırır” diyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Erdemoğlu, yazın kanser tedavisi gören görenlerin dikkat etmesi gereken 10 kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Güneşten korunun Tedavi gören hastaların yaz aylarında yaptığı en önemli hatalardan biri uzun süre güneş altında kalmaktır. Bazı kemoterapi ilaçları ve hedefe yönelik tedaviler çok hızlı güneş yanığı gelişmesine, cilt lekelerine ve tahrişe yol açabilir. Güneşten korunmanın yalnızca krem kullanmak anlamına gelmediği unutulmamalıdır. Gölge alanların tercih edilmesi, uygun kıyafet, geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü kullanılması, güneşin en yoğun olduğu saatlerden kaçınılması da en az güneş kremi kadar önemlidir. Özellikle saat 11.00 ile 16.00 arasında doğrudan güneşe maruz kalınmamalı, en az SPF 50 koruma sağlayan, geniş spektrumlu (UVA ve UVB korumalı) güneş kremleri tercih edilmelidir. Sıvı tüketimini artırın Yaz döneminde onkoloji kliniklerinde en sık karşılaşılan sorunlardan biri yetersiz sıvı tüketimidir. Hastaların önemli bir kısmı su içmek için, susama hissinin yeterli olduğunu düşünse de özellikle ileri yaş hastalarda susama mekanizması her zaman güvenilir değildir. Sıvı kaybı sadece halsizlik ve baş dönmesine değil, aynı zamanda böbrek fonksiyonlarında bozulmaya ve bazı kemoterapi ilaçlarının yan etkilerinin artmasına da neden olabilir. Ayrıca bazı kemoterapi ilaçlarının yan etkilerinin daha belirgin hale gelmesine neden olabilir. Bu nedenle gün boyunca susamayı beklemeden, düzenli aralıklarla su içilmelidir. Böbrek, kalp hastalığı vb özel bir durum yoksa günde 2–2,5 litre sıvı tüketimi hedeflenmelidir. Ancak bu miktar kişinin kilosuna, aldığı tedaviye ve mevcut sağlık durumuna göre değişebilir. SPF 50’yi tercih edin Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Engin Erdemoğlu “Son yıllarda güneş kremlerinin içeriğiyle ilgili çeşitli tartışmalar gündeme gelmektedir. Hastaların bu konuda sosyal medyadaki bilgi kirliliğinden ziyade bilimsel verilere güvenmeleri önemlidir. Günümüzde onaylı güneş kremlerinin kanser tedavileriyle veya hormon tedavileriyle klinik açıdan anlamlı bir etkileşim gösterdiğine dair güçlü bir kanıt bulunmamaktadır. Özellikle mineral filtre içeren, çinko oksit veya titanyum dioksit bazlı ürünler hassas cilde sahip hastalarda iyi bir seçenek olabilir” diyor. Beslenmenize özen gösterin Tedavi sürecinde yeterli ve dengeli beslenmek bağışıklık sisteminin desteklenmesine katkı sağlar. Hafif, dengeli ve güvenilir gıdaların tercih edilmesi gerekir. Mevsim sebze ve meyveleri, yeterli protein içeren öğünler ve düzenli sıvı alımı tedavi sürecini destekler. Açıkta olan gıdalardan kaçının Ancak açıkta satılan yiyecekler, iyi yıkanmamış sebzeler, çiğ et ve çiğ deniz ürünleri enfeksiyon riski nedeniyle dikkatle değerlendirilmelidir. Özellikle beyaz küre sayısı düşük olan hastalarda basit bir gıda kaynaklı enfeksiyon bile ciddi sonuçlar doğurabilir. Yaz aylarında uzun süre dışarıda beklemiş süt ürünleri, mayonezli yiyecekler ve açık büfe ürünleri de risk oluşturabilir. Sıcak çarpmasına dikkat edin Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Erdemoğlu “Kanser tedavisi gören hastaların çoğunun farkında olmadığı önemli bir risk de sıcak çarpmasıdır. Sıcak çarpması ile kemoterapi yan etkileri bazen birbirine karışabilir. Ancak yüksek ateş, bilinç bulanıklığı, aşırı terleme veya tam tersine terleyememe, ciddi baş dönmesi, çarpıntı ve bayılma hissi gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa sıcak çarpması mutlaka akılda tutulmalıdır. Özellikle ileri yaş hastalar, eşlik eden kalp-damar hastalığı bulunanlar, böbrek fonksiyonları sınırlı olanlar ve performans durumu düşük hastalar sıcak havalardan daha fazla etkilenmektedir” diyor. Enfeksiyonlardan korunun Kemoterapi bağışıklık sistemini baskılayabildiği için enfeksiyonlara karşı daha dikkatli olunmalıdır. Kalabalık ve kapalı ortamlardan kaçınılmalı, el hijyenine özen gösterilmeli, hasta kişilerle yakın temasta bulunulmamalı ve ateş gelişmesi halinde mutlaka hekime başvurulmalıdır. Aktif kalmaya çalışın Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Erdemoğlu “Fiziksel aktivite tedavi sürecinin önemli bir parçasıdır. Günümüzde mümkün olduğu kadar aktif kalmanın hem yaşam kalitesini hem de fiziksel dayanıklılığı artırdığı bilinmektedir. Yaz aylarında yürüyüş, hafif tempolu bisiklet, yüzme ve esneme egzersizleri uygun seçenekler arasında yer alır. Ancak egzersizlerin günün serin saatlerinde yapılması, yeterli sıvı alınması ve aşırı efordan kaçınılması gerekir. Hastaların kendilerini zorlamadan, vücutlarının verdiği sinyalleri dikkate alarak hareket etmeleri önemlidir” diyor. Tatili tedavi programına göre planlayın Tedavi alan hastaların yaz tatiline çıkmasında çoğu zaman bir sakınca yoktur. Ancak seyahat planları tedavi takvimine göre yapılmalı, gidilecek bölgede sağlık hizmetlerine erişim imkanı araştırılmalı ve kullanılan ilaçlar düzenli şekilde taşınmalıdır. Deniz genellikle uygun koşullarda tercih edilebilirken, hijyeninden emin olunmayan havuzlarda enfeksiyon riski göz önünde bulundurulmalıdır. Yakın zamanda cerrahi geçirmiş, kateter taşıyan veya ciddi bağışıklık baskılanması olan hastalarda daha dikkatli olunmalıdır. Estetik işlemleri erteleyin Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Engin Erdemoğlu “Estetik uygulamalar konusunda kemoterapi sürecinde dikkatli olunmalıdır. Botoks, dolgu, mezoterapi ve benzeri işlemler bazı hastalarda uygun olsa da aktif tedavi sırasında enfeksiyon, gecikmiş yara iyileşmesi ve beklenmeyen cilt reaksiyonları açısından risk oluşturabilir. Bu nedenle estetik girişimler mutlaka hastayı takip eden onkoloji uzmanı ile görüşülerek planlanmalıdır. Özellikle beyaz küre veya trombosit değerlerinin düşük olduğu dönemlerde bu tür işlemlerden kaçınılmalıdır” diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaz Aylarında Gebelikte Havuz Kullanımına Dikkat! Haber

Yaz Aylarında Gebelikte Havuz Kullanımına Dikkat!

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte birçok anne adayının serinlemek, rahatlamak ve hafif egzersiz yapmak için havuza girmeyi tercih ettiğini belirten Nev Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Bahadır Codal, sağlıklı seyreden gebeliklerde havuz kullanımının genellikle güvenli olduğunu ifade etti. Codal, “Gebelikte havuza girmek bebeğime zarar verir mi?” sorusunun sıkça sorulduğunu belirterek, uygun şartlar sağlandığında havuz kullanımının hem anne hem de bebek açısından genellikle risk oluşturmadığını söyledi. “Gebelikte Havuzun Faydaları” Gebelik ilerledikçe artan kilo, büyüyen karın ve değişen vücut dengesi nedeniyle anne adaylarında bel ağrısı, bacaklarda yorgunluk ve hareket kısıtlılığı görülebildiğini belirten Codal, suyun kaldırma kuvvetinin bu noktada önemli bir avantaj sağladığını ifade etti. Codal, “Suyun kaldırma kuvveti sayesinde vücut ağırlığının önemli bir kısmı desteklenir ve eklemlere binen yük azalır” diyerek, havuzda yüzme ve su egzersizlerinin bel ve sırt ağrılarını azaltabileceğini, bacaklardaki şişlik hissini hafifletebileceğini, kan dolaşımını destekleyebileceğini, anne adayının kendini daha enerjik hissetmesine yardımcı olabileceğini ve stres ile gerginliği azaltabileceğini söyledi. “Havuz Suyu Bebeğe Zarar Verir mi?” Havuz suyunun bebeğe ulaşmasının mümkün olmadığını vurgulayan Codal, bebeğin rahim, amniyon sıvısı ve zarlar tarafından korunduğunu belirtti. Codal, “Havuz suyu bebeğe zarar vermez. Ancak hijyen koşulları yetersiz olan havuzlar bazı enfeksiyon risklerini artırabilir. Bu nedenle havuz seçimi oldukça önemlidir” dedi. “Hangi Durumlarda Havuza Girilebilir?” Codal, doktor tarafından özel bir kısıtlama getirilmediği sürece gebeliğin büyük bölümünde havuz kullanımının mümkün olduğunu ifade etti. Codal, “Düşük tehdidi olmayan, vajinal kanaması bulunmayan, erken doğum riski taşımayan, suyu gelmemiş ve istirahat önerilmemiş anne adayları güvenle havuza girebilir” dedi. Hangi Durumlarda Havuz Önerilmez? Bazı durumlarda havuz kullanımının uygun olmadığını belirten Codal, vajinal kanama, erken doğum tehdidi, amniyon sıvısının gelmesi, rahim ağzında açıklık olması veya doktor tarafından fiziksel aktivite kısıtlaması bulunan durumlarda havuza girilmemesi gerektiğini söyledi. Codal, “Bu gibi durumlarda mutlaka hekime danışılmalıdır” uyarısında bulundu. “Enfeksiyon Riski ve Dikkat Edilmesi Gerekenler” Temizliği düzenli yapılan havuzlarda enfeksiyon riskinin düşük olduğunu ifade eden Codal, hijyen koşullarının yetersiz olduğu ortamlarda mantar ve vajinal enfeksiyon riskinin artabileceğini belirtti. Codal, “Havuzdan çıktıktan sonra ıslak mayo ile uzun süre kalınmamalı, duş alınmalı, kişisel havlu ve mayo kullanılmalı ve temizliğinden emin olunmayan havuzlar tercih edilmemelidir” dedi. “Kaplıca ve Çok Sıcak Havuzlar” Termal su, kaplıca ve jakuziler konusunda da uyarıda bulunan Codal, vücut sıcaklığını artırabilecek çok sıcak su ortamlarının gebelikte önerilmediğini söyledi. Codal, özellikle ilk trimesterde yüksek vücut ısısının bazı risklerle ilişkilendirildiğini belirterek, “Bu nedenle yüzme havuzları tercih edilmeli, aşırı sıcak sulardan kaçınılmalıdır” dedi. Op. Dr. Bahadır Codal, sağlıklı bir gebelikte temiz ve bakımlı bir havuzda yüzmenin hem anne hem de bebek için genellikle güvenli olduğunu belirterek, “Hatta gebelik boyunca karşılaşılan birçok fiziksel rahatsızlığın hafiflemesine yardımcı olabilir” dedi. Codal, yine de her gebeliğin kendine özgü olduğunu vurgulayarak, riskli durumlarda mutlaka hekime danışılması gerektiğini söyledi ve “Gebelik bir hastalık değil, hayatın doğal bir dönemidir. Doğru önlemlerle yaz ayları güvenle geçirilebilir” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir, Hayvan Sağlığında Çıtayı Yükseltti Haber

İzmir, Hayvan Sağlığında Çıtayı Yükseltti

Veteriner hekimlik alanında Türkiye’de ilk örneklerden biri olan uygulama, hayvanlara yüksek standartlarda sağlık hizmeti sunarken antibiyotik direnciyle mücadeleye de katkı sağlıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, sahipsiz hayvanların sağlık hizmetlerinde kalite standartlarını yükselten önemli bir uygulamayı hayata geçirdi. Pako Sahipsiz Hayvan Bakımevi ve Sosyal Yaşam Kampüsü’nde kurulan Merkezi Sterilizasyon Ünitesi sayesinde ameliyatlarda kullanılan tüm cerrahi ekipmanlar uluslararası standartlarda sterilize ediliyor ve tüm tedavi birimlerine ulaştırılıyor. Hastanelerindeki merkezi sterilizasyon sisteminden esinlenerek veteriner hekimlik alanına uyarlanan uygulama, enfeksiyon riskini azaltırken hayvanların daha güvenli koşullarda tedavi edilmesine olanak sağlıyor. Veteriner hekimlik alanında ilklerden İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner Hekimi Mehmet Uysal, ünitenin Türkiye’de veteriner hekimlik alanında ilk örneklerden biri olduğunu belirterek, insan sağlığında zorunlu olarak uygulanan merkezi sterilizasyon sistemini hayvan sağlığına uyarladıklarını söyledi. Uysal, sistemin kirli, temiz ve steril alan modeliyle çalıştığını ifade ederek, ameliyathanede kullanılan cerrahi aletlerin önce kirli alanda kontrol edildiğini, ardından yıkama ve dezenfeksiyon işlemlerinden geçirildiğini anlattı. Ameliyatlarda maksimum güvenlik Cerrahi ekipmanların daha sonra steril paketler içinde muhafaza edildiğini kaydeden Uysal, “Ameliyathanede kullanılan aletler kirli alanda yıkanıyor, temiz alanda paketleniyor ve steril alanda depolanarak yeniden ameliyathaneye sunuluyor. Böylece ameliyatların maksimum güvenlik çerçevesinde yapılmasını sağlıyoruz. Bu hem hayvanların hem de personelin sağlığı açısından büyük önem taşıyor” dedi. Enfeksiyon riski düşüyor antibiyotik kullanımı azalıyor Sokak hayvanlarının da insanlar gibi benzer tıbbi süreçlerden geçtiğine dikkat çeken Uysal, “İnsan sağlığı için gösterilen hassasiyetin hayvan sağlığı için de gösterilmesi gerektiğine inanıyoruz. Sokak hayvanlarına, insanların ameliyat edildiği standartlarda sağlık hizmeti sunmaya çalışıyoruz. Ünitenin bir diğer önemli katkısının antibiyotik kullanımını azaltmak. Enfeksiyon riskinin düşmesiyle birlikte gereksiz antibiyotik kullanımının önüne geçilecek. Antibiyotik direnci hem hayvanları hem insanları etkileyen küresel bir sağlık sorunu. Enfeksiyonları önleyerek antibiyotik kullanımını azaltmak, Tek Sağlık yaklaşımı açısından da büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı. Hayvan sağlığında hizmet kapasitesi büyüyor Öte yandan kampüsteki muayene kapasitesi de artırıldı. Sorumlu Veteriner Hekim Beliz Demir Görgün, daha önce tek alanda verilen muayene hizmetlerinin üç ayrı muayene odasında sunulmaya başlandığını belirtti. Görgün, “Röntgen ve tanı cihazlarımız sayesinde hasta hayvanlarımızın teşhislerini hızlı bir şekilde koyuyor, tedavilerini gecikmeden gerçekleştiriyoruz. Aynı anda birden fazla vakaya müdahale edebildiğimiz için hayvanlarımızı bekletmeden tedavi etme olanağı buluyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.