Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enflasyon

Kapsül Haber Ajansı - Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mehmet Şimşek’ten  UEZ’de Güçlü Ekonomi Vurgusu Haber

Mehmet Şimşek’ten UEZ’de Güçlü Ekonomi Vurgusu

İş ve ekonomi dünyasının kalbinin attığı Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026) başladı. 2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen UEZ, bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor. Bu yıl “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu üstleniyor. Zirvenin ana konuşmacısı olan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde Türkiye ekonomisinin şoklara karşı dirençli olduğunu belirtti. İran savaşının etkilerinden bahseden Şimşek, “Bu büyük bir şok. Geçmişe oranla baktığınızda, bugünkü savaşın enerji piyasalarına etkisi çok büyük. Hürmüz Boğazı çok kritik bir geçiş noktası. Sadece petrol değil, gübre ve doğalgaz açısından da öyle. Geçmiş benzer savaş ve şoklarla karşılaştırdığımız zaman, petrol ve doğalgazda artışın çok fazla olduğunu görürsünüz. Ateşkes sürse dahi maalesef bir miktar küresel ve Türkiye ekonomisi açısından tahribat söz konusu. Enflasyon yukarı yönlü, büyüme aşağı yönlü, tedarikte sorunlar devam edecek. Bunun farkındayız. Çok daha kalıcı etkiler doğurduğunun farkındayız. Savaşın getirdiği yıkım ve rehabilitasyon biraz zaman alacak. Jeopolitik olarak ne bölge ne de dünya eskisine dönmeyecek” dedi. “Şokları önemli kayıplar yaşamadan programla atlattık” “Ümit ederim ABD ve Çin anlaşır ve daha büyük savaşlar olmaz” diyen Şimşek, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye olarak dayanıklı olduğumuzu geçen yıl ispatladık, bu yıl da ispatlayacağız. Geçen yıl ticaret savaşlarının yarattığı hareketlilik, volatilite, 12 günlük savaş, kuraklık; bütün bunlar önemli gündem maddeleriydi. Bu şokları önemli kayıplar yaşamadan programla atlattık. Program kendini kanıtladı, kendi rüştünü ispat etti. Peki bu sene içinden geçtiğimiz sıkıntıları atlatabilecek miyiz? Enerjide o bölgeye olan bağımlılığımız çok az. Petrolde hemen hemen bağımlılığımız yok. Türkiye’nin dayanıklılığının en önemli ayağı, maliye politikasının sağlam yapıda olması. 2023’te büyük bir deprem yaşadık. EYT gibi konular da vardı; bütçe açığının millî gelire oranını yüzde 3’ün altına düşürdük. Açığın millî gelire oranının düşük olması önemli. Bu da bize politikada manevra alanı sağlıyor. Bizim makroekonomik şoklara olan dayanıklılığımız daha yüksek. Reel kurda önemli bir artış yaşansa bile, faizlerde önemli bir artış yaşansa bile, büyümede düşüş görsek bile, Türkiye’nin kamu borcunun millî gelire oranı düşük olduğu için rahat atlatabiliyoruz. Özel ve kamu borçluluğunun toplamına baktığımızda da geçmişe oranla düşük. Bu nedenle bu şoku da atlatacağız.” Türkiye dezenflasyonda kararlı olduğunu ortaya koyuyor Savaş döneminde Türkiye’nin olumlu yönde ayrıştığını ifade eden Mehmet Şimşek, şöyle konuştu: “Vatandaşların bize ve programa olan güveni önemli. Vatandaşların dövize olan talebi geçmişte çok yüksek olurdu. Bugün o kadar değil. Altına yönelik talebin olduğunu ise görüyoruz. Programın raydan çıkmasını engelleyeceğiz. Fiyat istikrarı ve mali disiplin konusunda gerekeni yapacağız. Bu savaşın etkilerini rakama dökecek olursak; yılbaşından itibaren petrol fiyatı yılın tamamı için 81 dolar öngörülüyor. Bunu baz alırsak bizim enflasyon 3 puan yüksek seyredebilir. Bizim öngörümüz 65 dolardı. Cari açık bir puan yükselir, onu yönetebiliriz. Büyüme yarım puan veya bir puan düşebilir. Benim buradaki mesajım şu: Bütün bu etkiler yönetilebilir. Dolayısıyla programı rayından çıkarmaz. Programı etkiler ama rayından çıkarmaz. Bu önemli bir şok ama bu şoku yönetilebilir görüyoruz. Türkiye dezenflasyonda kararlı olduğunu ortaya koyuyor. 65’lerden 30’lara düştü. Hedefimiz 20’lerin altıydı. Piyasa enflasyonu 25 civarı görüyor. Ateşkes devam ettiği takdirde enflasyonu düşük tutmak için çalışmaya devam edeceğiz. Uzun vadede cari açıkta azalma bekliyoruz. Petrol ve doğalgazda üretimimiz artıyor. Daha fazla enerjiyi yenilenebilir enerjiden üretiyoruz. Bizim hizmet ihracatında çok güçlü bir pozisyonumuz var. En önemlisi, biz şu anda sanayi politikalarıyla sanayide dönüşümü başarıyoruz.” Philip Hammond: “ABD, Çin'in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu” Birleşik Krallık Eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Lord Philip Hammond ise “Jeopolitik Parçalanma Çağında Global Ekonominin Geleceği” başlıklı konuşmasında; yapay zekâ destekli teknolojiler, demografik dönüşüm ve iklim değişikliğiyle bağlantılı enerji güvenliği gibi başlıkların küresel gündemi belirlemeyi sürdürdüğünü vurguladı. Teknolojik dönüşümün küresel güç dengelerini yeniden şekillendirdiğine dikkati çeken Hammond, 2015 yılına atıfta bulunarak şu değerlendirmeyi yaptı: “2015 yılında ben mesela bireysel olarak şuna şahit oldum. ABD, Çin'in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu. Çünkü gerçekten bu çok çok büyük, önemli sonuçları olacak bir stratejik hataydı. Özellikle de daha sofistike teknolojilere erişim açısından…Bu konuda bir pişmanlık yaşadılar. Ama maalesef çok geç olmuştu. Çünkü Çin dünyanın en önemli teknoloji merkezlerinden ve kuvvet merkezlerinden biri oldu.” Philip Hammond, Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa’nın yalnızca karbonsuzlaşma hedefleriyle değil aynı zamanda yüksek enerji maliyetleri ve rekabet kaybı riskiyle de karşı karşıya kaldığını kaydetti. Avrupa’nın 2050 net sıfır hedeflerine ulaşmasına şüphe ile yaklaştığını belirten Hammond, “Çünkü burada gerçekten çok görünür olmayan bir takım beklenmedik etkiler olacak. Ve bu etkiler nedeniyle de bazı fırsatlar gözden kaçmış olacak. Kısa vadede beklenen pozitif etkiler gerçekleşmedi. Rekabetçilik perspektifinden bakıldığında, birçok ülkenin karbonsuzlaşma hedeflerine yaklaşmakta dahi zorlanacağını düşünüyorum.” dedi. Küresel ekonominin yeniden şekillendiğini ifade eden Hammond,son dönemdeki küresek gelişmelerin özellikle enerji güvenliği üzerinde yıkıcı etkiler yarattığını ve mevcut ekonomik trendleri doğrudan etkilediğini sözlerine ekledi. Jeopolitik gelişmeler belirleyici oluyor RePie Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. M. Emre Çamlıbel, açılışta yaptığı konuşmada jeopolitik gelişmelere dikkat çekti. Çamlıbel, “Ekonomi ve iş hayatında atabileceğimiz adımlar, alabileceğimiz kararlar ve bu kararların etkileri giderek daha fazla bu sınırın içinde şekilleniyor. Küresel enflasyon, altın fiyatları, döviz pariteleri, petrol fiyatları ve tedarik zincirleri; artık büyük ölçüde jeopolitik, uluslararası ve askeri gelişmeler tarafından belirleniyor” dedi. Orta ve uzun vadede Türkiye adına olumlu bir tablo olduğunu dile getiren Çamlıbel, sözlerine şöyle devam etti: “Ancak kısa vadede karşı karşıya olduğumuz dalgalanmalarla nasıl mücadele edeceğimiz en kritik sorulardan biri olarak öne çıkıyor. Bu belirsizlik ortamında şirketler de stratejilerini ve süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Gündemlerine üç temel kavramı almış durumdalar: Dayanıklılık, risk azaltma ve çeşitlendirme. Amaç, belirsizlikleri yönetebilmek ve sürprizlere karşı hazırlıklı olmak. Ben de bu zirvede yer alan değerli konuşmacıların ve oturumların, tam da bu çerçevede yol gösterici öngörüler sunmasını bekliyorum. Elbette yalnızca jeopolitik cam tavanı değil, onun altındaki oyun alanımızı da konuşmalıyız. Yapay zekâ, dijitalleşme, sürdürülebilirlik, dayanıklılık, değişen küresel dengeler ve start-up ekosistemi gibi başlıklarda yapılacak tartışmaları da büyük bir heyecanla takip ediyorum.” Geleceğe dair yön belirleyecek liderler bir arada UEZ 2026’nın açılış konuşmasını yapan Capital&Ekonomist&StartUp Dergileri Yayın Direktörü Sedef Seçkin Büyük, bu yılki zirveyi dünya çapında yaşanan büyük kırılmayı birlikte analiz edebilecek bir kurguyla tasarladıklarını belirtti. “Geleceğe dair yönümüzü belirlememize katkı sağlayacak değerli fikir liderlerini bir araya getirdik” diyen Büyük, dünya ekonomisinin artık öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yapı olmaktan hızla uzaklaştığını vurguladı. Sedef Seçkin Büyük, şunları söyledi: “Jeopolitik fay hatları derinleşiyor, ticaret blokları sertleşiyor. Dünyanın en güçlü ülkeleri arasındaki teknoloji rekabeti stratejik bir mücadeleye dönüşüyor. Bu yeni düzende büyüme ve kârlılık artık temel parametreler olarak yeterli değil. Dayanıklılık, sürdürülebilirlik ve stratejik konumlanma belirleyici hale geliyor. Bu nedenle UEZ 2026’nın ana temasını ‘Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası’ olarak belirledik. Çünkü artık mesele değişimin olup olmayacağı değil; bu değişimin kim tarafından, nasıl ve hangi kurallarla yönetileceği. Bugün küresel ekonomi yalnızca piyasa dinamikleriyle şekillenmiyor. Siyasi kararlar; sosyal hayatın, iş dünyasının ve ticaretin kurallarını doğrudan yeniden yazıyor. Artık mesele sadece değişime uyum sağlamak değil. Mesele, belirsizliği yönetmek ve yön tayin edebilmek. UEZ 2026 bu nedenle bir konferans olmanın ötesinde; derinlikli bir fikir ve yön belirleme platformudur. Burada ortaya konacak fikirler ve öneriler, yalnızca bugünü değil, önümüzdeki on yılın ekonomik mimarisini de şekillendirecek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İBB’den Şişli Kuştepe’ye 870 Milyon TL’lik Dev Yatırım Haber

İBB’den Şişli Kuştepe’ye 870 Milyon TL’lik Dev Yatırım

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), kentin dezavantajlı bölgelerine yönelik yatırım zincirine bir yenisini daha ekledi. Şişli’nin kalbi Kuştepe’de inşa edilen Şişli Kuştepe Spor Tesisi ve Zemin Altı Otoparkı, anlamlı bir tarihte, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nde düzenlenen görkemli bir törenle hizmete açıldı. Roman vatandaşların yoğun olarak yaşadığı bölgeye yeni bir soluk getiren tesisin açılış töreni; CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Milletvekilleri, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çellik, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, seçilmiş İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaşın katılımıyla gerçekleştirildi. 8 Nisan Dünya Romanlar Günü nedeniyle program öncesinde Ahırkapı Roman Orkestrası kısa bir dinleti performansı sergiledi. Daha sonra Erkut Özer, mahalleliler adına söz aldı. Hizmetlerinden ötürü Ekrem İmamoğlu’na teşekkür eden Özer, açılışta bulunan Romanların gününü tebrik etti. Daha sonra Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın yapay zekayla oluşturulmuş bir video mesajı yayınlandı. Mesajın ardından programın açılış konuşmalarına geçildi. Açılış konuşmasında CHP Lideri Özgür Özel, şunları ifade etti: “48 ROMAN DERNEĞİYLE BİRARAYA GELDİK” “Bugün 8 Nisan Dünya Romanlar Günü. Bugün buradan aldığımız davet çok kıymetliydi. Geçtiğimiz hafta İzmir’deki Roman kardeşlerimle birlikteydim. Ama Dünya Romanlar Günü’nde Kuştepe’de olmak, Ekrem Başkan’ın, Resul Emrah Şahan Başkan’ın üzerine titrediği Şişli’de, Kuştepe’de böylesine önemli bir açılış töreninde sizlerle birlikte olmak benim açımdan son derece önemliydi. Bugün burada biraz önce Romanların sorunlarını en iyi bilen ve bu sorunlara çözüm önerilerini en iyi dile getiren 48 derneğin başkanıyla bir araya geldik. Orada da ifade ettim, burada da ifade etmek isterim ki Roman deyince elbette anonslarda, anmalarda, konuşmaların girişinde, sonunda Romanların neşesinden, müziğinden, renginden, sokakta çiçek satmalarından bahsediliyor. Ama Romanların hayatı da kapasitesi de bununla sınırlı değil. Biraz önce bu kürsüde bir önemli şirkette, çok önemli bir görevde bulunan bir Roman gencini gördük. Ben Roman gençlerine imkan tanındığında hem üstün yetenekleri, hem de üstün zekalarıyla ne noktalara geldiklerini büyük bir memnuniyetle izliyorum. Romanların zekalarının, yeteneklerinin öğrenme hız ve kapasitelerinin bu toplumun gelecekteki en önemli sıçrama güçlerinden bir tanesi olacağına inanıyorum. Romanlara iyi şans veren bir ülkenin çok büyük imkanlara hızla kavuşacağına inanıyorum. O yüzden birbirinden zeki ve birbirinden yetenekli tüm Roman gençlerini Cumhuriyet Halk Partisi adına saygı ile selamlıyorum.” “SAVAŞIN AĞIR BEDELİNİ YOKSULLAR ÖDEMEYE BAŞLADI” “Değerli Kuştepeliler şunu ifade edeyim. Örneğin nihayet dün iyi bir haber aldık. Yüreğimiz ağzımızda takip etmiştik. Savaş hiç olmazsa iki haftalığına durdu. Savaşların kazananı olmaz, kaybedeni başta kadınlar, çocuklar ve kırılgan gruplardır. Şu İran’daki savaşın bile en ağır bedelini Türkiye’deki yoksullar ödemeye başladı. Çünkü petrol fiyatları, benzin ve mazot fiyatlarını artırdı. O artış başta gıda olmak üzere iğneden ipliğe her şeyin fiyatını artırmaya başladı. Yeni bir enflasyonla karşı karşıyayız. Enflasyon demek fiyatların artış hızı demek. Yani enflasyon sıfır olsa bile fiyatlar aynı yerde kalıyor. Hükümet ‘Enflasyon düşüyor’ derken artış hızı düşüyor diyordu, yine geçen seneki zammın üstüne zamlar biniyordu. Ama şimdi maalesef artık artış hızı da düşmüyor, yeniden hızla hayat pahalılığı canımızı yakmaya devam ediyor. Asgari ücretin ilan edildiği gün açlık sınırının altında olduğu, en düşük emekli maaşının 20 bin lira olduğu, özellikle bakım ücretlerinin ve yetim ücretlerinin artık komik rakamlarda, 4-5 bin liralarda olduğu bu noktada yoksulluk, derin yoksulluk maalesef Romanları, Kuştepe’yi herkesten çok etkiliyor. Bu anlamda önümüzdeki süreçte Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarında temel vatandaşlık geliri dediğimiz, yani bir haneye ya iş vereceğiz ve o işle birlikte o hane geçimini sağlayacak ya da veremiyorsak her vatandaşımızın hakkı olan onurlu bir yaşam için barınma, giyinme ve ailesinin hiç değilse karnını doyurması için bir temel vatandaşlık gelirini sağlamak durumundayız. Bunu da buradan bu anlamlı günde bir kez daha ifade etmek isterim.” “ÇİVİ ÇAKMADIKLARI DÖNEMDE 1,5 MİLYAR LİRALIK YATIRIM” “Biraz önce hem Başkanvekilimiz Nuri Aslan ifade etti, hem Ekrem Başkanımızın metinlerinde vardı. Ben canlı yayında bir kez daha tekrar etmekte fayda görüyorum. Bugün burada 385 gündür tutuklu olan arkadaşlarımız, Ekrem İmamoğlu ve Resul Emrah Şahan’ın içeride tutulma gayretleri Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yürüyüşünü durdurmaktır. Ama istedikleri kadar Ekrem Başkan’ı, Emrah Başkan’ı içeri atsınlar gördüğünüz gibi ne Şişli Belediyesi’ni ne İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni çalışmaktan, sizlere hizmet etmekten ve geleceğe kararlı adımlarla yürümekten alıkoyabiliyor.” “Bundan sonra da koyamayacaklar. Burası eskiden ki birazdan büyük bir memnuniyetle Kuştepe Spor’un yöneticileri buraya gelecek. Bir atkı vermek istiyorlar. Atkımızı alacağız. Burası Kuştepe Spor’un bir antrenman sahasıydı. Ekrem Başkan’ın vizyonuyla, partimizin temel bakış açısıyla bir kente bir şey yapacaksak oraya bir şey yapmıyoruz biz. O bir şeyden istifade örneğin buradaki spor sahasını bu gördüğünüz mükemmel bir spor alanı haline getiriyoruz ama altına büyük bir otopark yapıyoruz. Yan tarafına çok amaçlı bir salon yapıyoruz. Yoksul ailelerin ücretsiz yararlanacağı bir düğün salonu yapıyoruz. Yetmiyor, kapalı pazaryeri yapıyoruz. Çok fonksiyonlu alanlarla az alanda çok işi birden yapıyoruz. Burası 22 bin 600 metrekarelik bir alandı. 870 milyon lira artı KDV’lik bir yatırım planlandı. Bugünkü parayla Kuştepe Mahallesi’ne, biraz önce sayın muhtarım da söyledi, birilerinin çivi çakmadığı bir dönemde 1,5 milyar liralık bir yatırım gelmiş oldu. Kuştepemize hayırlı, uğurlu olsun. 15 amatör spor kulübümüzün evi olacak, 240 tezgahlık modern bir pazar yerinin olacağı, 430 araçlık bir otoparkın olacağı ve iyi günde - kötü günde size hizmet verecek bir çok amaçlı salonun ve bir düğün salonunun bulunacağı bu noktadayız. Gençlere bir müjdem daha var. Yuva kurmak zor, salon tutmak zor. Bu 400 kişilik salonun iyi günlerde kullanılacağı gibi Roman gençlerimizin, dezavantajlı mahallelerdeki kardeşlerimizin evlilikle ilgili verdikleri her kararda ilçe belediyelerimiz ve Büyükşehir Belediyemiz her zaman yanınızdadır, arkanızdadır, sizlerle birliktedir. Kapımız size sonuna kadar açıktır.” “HER SABAH KENDİLERİNİ İSPAT ETMEK ZORUNDA KALIYORLAR” “Değerli kardeşlerim, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nde biz bugüne birilerinin takvimde bir yaprak olarak baktıkları anlayıştan uzaklaşarak geldik. Bizim için Romanların meselesi başlı başına bir demokrasi meselesidir. Başlı başına bir insan hakları meselesidir. Bu ülkede Roman olmak ne demek ben biliyorum, bizler biliyoruz. Sadece bir kimlik taşımak değil, her sabah kendini ispat etmek zorunda kalmaktır. ‘Ben de bu ülkenin evladıyım’ demek zorunda bırakılmaktır. Hastaneye giderken ‘Acaba geri çevrilecek miyim?’ diye tereddüt yaşamaktır. Polis görünce ‘Baştan suçlu sayılır mıyım, bir önyargıya kurban olur muyum?’ diye ürpermek, mahkeme kapısına giderken ‘Ben baştan kaybetmişim’ diye bir hissiyatı taşımaktır. Şimdi birileri çıkıp bize ‘Romanlar için ne yaptınız?’ derse, bunu bize değil Roman mahallelerine sorun. Bugüne kadar siz ne yapmışsınız, Resul Emrah Şahan ne yapmış, Ekrem İmamoğlu ne yapmış? Bu konuda alnımız açık, başımız diktir. Roman derneklerinden duyduğumuz dayanışma sözleri, övgü dolu sözler bize daha sonraki hizmetler için ancak cesaret vermektedir. Resul Emrah Şahan’ın 11 ayda Kuştepe’de ücretsiz açtığı çamaşırhanelerden tutun, ilkokullara sıcak yemek taşımasını ve mekik servis koyup ulaşımı ayağınıza getirmesini ve Avrupa’da ödül alan Romacted 2025 Ödülü’yle Romanların entegrasyonu ödülünü Şişli’ye, Kuştepe’ye getirmesi ile övünç duyuyoruz, kıvanç duyuyoruz. Emrah Başkan’a mahalleden kuvvetli bir teşekkür ve dayanışma alkışı yolluyoruz. Bir yanda saraylarda oturup da sıcak salonlarda konuşabilen, halkın içine çıkamayan, hatır soramayan, Kuştepe’ye gelip dolaşamayanlar dursun, bir yanda 12 metrekarelik hücresinde Kuştepe’den alkış alan, tezahürat alan Resul Emrah Şahan’ı, Ekrem İmamoğlu’nu bütün Türkiye duysun.” “YARINLAR ORTAK GELECEĞİMİZDİR” “Sevgili kardeşlerim, sizin yaşadığınız zorlukları hep konuştuk, konuşuyoruz. İş bulamamanın, eğitime erişememenin, her alanda geri bırakılmanın ne demek olduğunu biliyoruz. Ama en acısı da ayrımcılığı biliyor, kimseye ayırmıyor, biz sadece ayrımcılıktan nefret ediyoruz. İşte bu utancı ortadan kaldırmak için kimseyi doğduğu mahalleden ötelere, ‘Buranın cefasını çektin, sefasını başkaları sürecek’ dememek için, hiçbir çocuğu hayatta kapatamayacağı bir farkla geriden başlatmamak için ve herkese eşit vatandaşlık, eşit fırsat sunabilmek için Türkiye’nin bir sosyal demokrat iktidara ve Türkiye’nin Türkiye İttifakı’nın iktidarına, demokratların ittifakına ve kimseyi geride bırakmayan bir yönetim anlayışına ihtiyacı var. Buradan 8 Nisan günü Kuştepe’nin gözünün içine baka baka söylüyorum ki; yarınlar bizimdir, yarınlar Kuştepe’lilerindir, yarınlar ortak geleceğimizindir. Buradan Ekrem Başkan’a, Emrah Başkan’a selam ederken; iyi günlerde görüşmeyi, güzel günlerde görüşmeyi, var olan neşenizin hiç eksilmemesini, hiçbir uygulamanın başınızı öne eğdirmemesini ümit ediyorum. Hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum. Sağ olun, var olun.” Seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da törene gönderdiği mesajda şu ifadeleri kullandı: “Sizlere Silivri’den en sıcak selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Hepinizi hasretle kucaklıyorum. Bir yılı aşkın süredir haksız ve hukuksuz şekilde tutsak edilmiş durumdayım. Hiçbir somut delil olmadan sadece gizli tanık beyanlarıyla, iftiralarla beni ve yol arkadaşlarımı tutukladılar. Amaçları cumhurbaşkanlığı adaylığımın önüne geçmek, milletin iradesini gasp etmekti. Şişli Belediye Başkanımız, çok değerli Resul Emrah Şahan da bir yılı aşkın süredir tutuklu. Yıllardır sandıkta kazanamadıkları Şişli’yi, kayyumla ele geçirdiler. Seçilmiş belediye başkanlarını, tutuklu yargılayarak görevden uzaklaştırıyorlar. Bu seçmene saygısızlıktır. Milletin iradesini hiçe saymaktır. Cumhuriyet Halk Partisi’ni belediyeler üzerinden itibarsızlaştırmak, bizi milletin gönlünden silmek istiyorlar. Ama başaramadılar, başaramayacaklar. Millet neyin ne olduğunu görüyor. Siyasallaşmış yargı eliyle yürütülen operasyonların herkes farkında. İddianame ortaya çıktı, dava başladı. Biz duruşmaları canlı yayınlayın, herkes her şeyi görsün dedik ama yapamadılar. Nasıl yapsınlar? Her duruşmada iddianamenin ne kadar boş olduğu alenen görünüyor. Baskı altında, korkuyla, tehditle alınan ifadeler birer birer geri çekiliyor. Yaratılan suç iddiaları birer birer çöküyor. Bizim alnımız ak, başımız dik. Bu millete onurumuzla hizmet etmek, kamu yararına çalışmak dışında bir şey yapmadık. Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren hiç kimseyi birbirinden ayırmadık. 16 milyona eşit hizmet götürdük. Çünkü biz kimlikler üzerinden değil hizmet üzerinden siyaset yapmaya inanıyoruz. Bizim için ayrıcalıklı kişiler, gruplar, dernekler, vakıflar yok. Bizim için millet var, milletin ihtiyaçları, milletin sorunları ve o sorunlara getirilecek çözümler var.” “İBB OLARAK 2019 YILINDAN BU YANA BİZ DE BU GÜZEL İLÇEMİZE NİCE HİZMETLER, YATIRIMLAR KAZANDIRDIK” “Şişli Belediye Başkanımız Resul Emrah Şahan’ın bir yıl gibi kısa sürede, Şişli’de neler başardığı ortada. İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak 2019 yılından bu yana biz de bu güzel ilçemize nice hizmetler, yatırımlar kazandırdık. Sosyal yardımları kaldıracak diyorlardı, katbekat artırdık. Anne Kart ile 0-4 yaş bebeği olan annelerimize ücretsiz toplu ulaşım hakkı getirdik. Halk Süt ile çocuklarımızı sütle buluşturduk. Yenidoğan Destek Paketiyle hayata yeni gözünü açan bebeklerimizin ihtiyaçlarını karşıladık. Altyapı yatırımlarımızla su baskınlarına, taşkınlara son verdik. Kreşlerimizde çocuklarımız fırsat eşitliğine, anneleri istihdama katılma fırsatına kavuştu. Şişli’de Eskişehir Yuvamız İstanbul kreşimizi açtık. Şişli Bölgesel İstihdam Ofisimiz; iş arayan hemşehrilerimizin özel sektörde iş bulmasına aracılık ediyor. Şişli Yüksek Öğrenim Erkek Öğrenci Yurdu ve Zübeyde Hanım Yüksek Öğrenim Kız Öğrenci Yurdu’da üniversite öğrencilerine barınma hizmeti veriyoruz. Metro yapımında rekorlar kırdık, kırıyoruz. M7 Yıldız-Mecidiyeköy-Mahmutbey metrosunu açtık. Habitat Yeni Nesil Yaşam Merkezi ile çok işlevli bir kamusal alanı Şişli’ye kazandırdık. Sadece Mecidiyeköy Meydanı’nda yaşanan dönüşüm bile İstanbul’da ortaya koyduğumuz değişimin bir simgesidir. Betona gömülmüş, atıl kalmış bir kamusal alanı kütüphanesiyle, kitapçısıyla, sergi salonuyla, yeşil alanlarıyla yaşayan bir alana dönüştürdük. Ama daha işimiz bitmedi. Mecidiyeköy Meydanı 2. Etap’ı da yakında tamamlayacağız. Halaskar Gençlik ve Yaşam Merkezi’ni açacağız. Meşrutiyet Mahallesi Belediye Hizmet Binası’nda ve Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda çalışmalarımız devam ediyor.” “ÖNCE ADALET, ÖNCE HÜRRİYET!” “Bugün de İBB Şişli Kuştepe Spor Tesisi ve Zemin Altı Otoparkı’nı hizmete açmanın mutluluğu içindeyiz. Burada daha önce işletmemiz altında olan bir spor tesisimiz yer alıyordu. Tesisin yenilenme sürecinde, bölgenin otopark ihtiyacını da göz önünde bulundurarak bir zemin altı otoparkı ve sosyal tesis eksikliğini gidermek için bir düğün salonunu da ekledik. Spor tesisimiz hem ilçemizdeki amatör spor kulüplerimizin antrenmaları hem de altyapı müsabakaları için hizmet verecek. İBB Şişli Kuştepe Spor Tesisi ve Zemin Altı Otoparkı’nın; Şişli’mize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Hiçbir eksiklik yaşanmadan hizmetlerimizi devam ettiren değerli İBB çalışanlarına teşekkür ediyorum. En yakın zamanda, özgür günlerde Şişli Belediye Başkanımız Resul Emrah Şahan ile kol kola sizinle buluşmak ümidiyle hepinize sevgilerimi sunuyorum. Önce adalet, önce hürriyet!” İBB BAŞKANVEKİLİ NURİ ASLAN: “İSTANBUL’UN EN BÜYÜK MAHALLE YATIRIMLARINDAN BİRİSİNİ YAPARAK ÖDEME GÜNÜDÜR” İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Şişli Kuştepe Spor Tesisi ve Zemin altı otopark açılış töreninde konuştu. Aslan, sözlerine Şişli’nin seçilmiş Belediye Başkanı Resul Emrah ve yine İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını ileterek başladı. Aslan, “Bir yılı aşkındır Silivri Zindanı’nda tutuluyor ama aklı burada, gönlü burada. ‘Kuştepe’ye hepimizin bir borcu var’ demişti bir röportajında. O borcu ödemek için yola çıktı. O borcu ödeyelim diye hepimiz birlikte yola çıktık. Bugün, Kuştepe’ye olan borcumuzu lafla değil; İstanbul’un en büyük mahalle yatırımlarından birisini yaparak ödeme günüdür!" diye konuştu. Aslan konuşmasının devamında şunları söyledi; “CUMHURİYET’İN FIRSAT EŞİTLİĞİNE İNANIYORUZ” “Bizler, İstanbullunun hakkını İstanbulluyla paylaşmaya ant içtik. Biz bir şeye inanıyoruz: Cumhuriyet’e… Cumhuriyet’in fırsat eşitliğine inanıyoruz. Tüm vatandaşlarımızı fırsatta eşitlemek için çalışıyoruz. Bugün Kuştepe’ye kazandırdığımız bu tesis bunun en güzel örneğidir. Yokluğu biliriz, yoksulluğu biliriz. Biz oralardan geldik. Kentin çeperlerinde yaşayan vatandaşlarımızı bir an olsun unutmadık. Ataşehir’deyiz, Sultangazi’deyiz, bugün de Şişli Kuştepe’deyiz. İstanbul’un 39 ilçesine İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin eliyle dokunuyoruz. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in öncülüğünde, halkçı politikalarımızla daha fazlasını da yapacağız. Halkımızın tüm dertlerine derman olmak için var gücümüzle çalışacağız.” “KUŞTEPE SPOR TESİSİ VE ZEMİNALTI OTOPARKI DA EKREM BAŞKANIMIZIN VAATLERİNDEN BİRİYDİ” “Bugün açılışını yaptığımız Kuştepe Spor Tesisi ve Zeminaltı Otoparkı da Ekrem Başkanımızın vaatlerinden biriydi. Hayata geçirdiğimiz için çok mutluyuz! 9 Kasım 2023’te Sayın Ekrem İmamoğlu başkanımızın attığı temelin üzerinde bugün bu dev eseri yükseltmiş bulunuyoruz. Eskiden burada sadece bir futbol sahası ve küçük bir idari bina vardı. Biz ne yaptık kısaca onlardan bahsedeyim. Kuştepe’nin ihtiyaçlarını dinledik ve daha kapsayıcı, kamu yararını esas olan bir projeye imza attık. İçinde 430 araç kapasiteli zeminaltı otoparkı ile mahallenin trafik yükünü azaltıyoruz. Modern spor sahamız ile, Şişli’deki 15 amatör spor kulübümüze kapılarımızı açıyoruz. TFF’nin U-11 ve U-12 alt yapı müsabakaları da artık burada, Kuştepe’de yapılacak.” “CUMHURİYET, EVLATLARINA SAHİP ÇIKACAK” “400 kişilik düğün salonu ve fuaye alanı ile Kuştepeli komşularımızın en mutlu günlerine ev sahipliği yapacağız. 240 tezgah kapasiteli pazar yerimizle esnafımıza ve komşularımıza konforlu alışveriş imkanı sunacağız. İBB çalışamaz diyenlere biz hizmetlerimizle cevap veriyoruz, gururluyuz! Bu devasa yatırımımızın Kuştepe’ye, Şişli’ye ve İstanbulumuza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu hizmetimizi 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nde açıyoruz. Çünkü cam tavanları kırıyoruz. Birliğimizi, beraberliğimizi büyütüyoruz. Bir kişiyi bile geride bırakmıyoruz. Sizden ricam: Umudunuzu asla kesmeyin. Cumhuriyet, evlatlarına sahip çıkacak. Emrah Başkanımızın dediği gibi: Bir şenlik havasında kalkacağız ayağa! Bugün bu açılışta bizimle olan, bizleri yalnız bırakmayan Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e, tüm yol arkadaşlarımıza; sanatçılarımıza, bu projede emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Konuşmaların ardından protokol üyelerinin kurdele kesmesiyle birlikte tesis hizmete açıldı. Tören sahnede çekilen toplu anı fotoğrafıyla son buldu.

Türkiye'deki Liderler için "Hız" ve "Güven" En Büyük Sınav Haber

Türkiye'deki Liderler için "Hız" ve "Güven" En Büyük Sınav

PwC'nin 29. Küresel CEO Araştırması'na göre, iş dünyası liderlerinin gelir artışı beklentileri, yapay zekâ yatırımlarının henüz tam anlamıyla kazanca dönüşmemesi ve artan jeopolitik riskler nedeniyle son beş yılın en düşük seviyesine geriledi. 84'ü Türkiye'den olmak üzere, 95 ülkeden 4.454 CEO'nun katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, Türkiye'deki CEO'ların yalnızca %24'ünün (Dünyada %30) önümüzdeki 12 ayda şirketlerinin gelir büyümesine çok güvendiğini ortaya koyuyor. CEO'ların teknolojik hız karşısında "Dönüşüm" kaygısı Araştırma CEO'ların teknolojik değişim hızı karşısında ciddi bir baskı hissettiğini gösteriyor. Küresel CEO'ların %42'si "iş süreçlerimizin yapay zekâ dahil teknolojik değişimin hızına ve kapsamına yetişecek kadar hızlı dönüşüp dönüşmediği" sorusunu en büyük endişe kaynağı olarak görüyor. Türkiye'de de bu oran %42 ile küresel ortalamayla aynı seviyede gerçekleşti. Ayrıca, dünyada CEO'ların %24'ü inovasyon kapasitelerinin belirsiz bir geleceğe hazır olup olmadığını sorgularken (Türkiye: %29), %19'u şirketlerinin orta ve uzun vadede ayakta kalmasını sağlayacak adımların yeterliliğinden emin olmadığını ifade ediyor (Türkiye: %21). Yapay zekâ: Henüz somut getirinin eşiğinde, dönüşümün merkezinde Yapay zekâ (YZ) kullanımı yaygınlaşsa da finansal sonuçlara yansıması dünya genelinde henüz başlangıç aşamasında ve sınırlı düzeyde. Küresel olarak CEO'ların %30'u YZ yatırımlarından henüz net bir geri dönüş alamadığını belirtiyor. Bu durum Türkiye için de benzer bir tablo çiziyor. Hem maliyet tasarrufu hem de gelir artışını aynı anda başaran "lider" şirketlerin oranı küresel ölçekte yalnızca %12'de kaldı. Türkiye'deki CEO'ların %42'si, iş modellerinin bu teknolojik hıza ayak uyduramamasının şirketlerinin geleceği için en kritik soru işareti olduğunu vurguluyor. Türkiye'deki şirketlerin %55'i ise hiçbir fayda görmediğini belirtiyor. Türkiye'nin risk radarı: Siber güvenlik ve enflasyon baskısı üst sıralarda Önümüzdeki 12 aya ilişkin risk algısında CEO'lar için siber riskler (%30), enflasyon (%25) ve jeopolitik gerilimler (%23) en büyük tehditler olarak öne çıkarken, Türkiye'deki CEO'lar kendilerini en çok siber risklere (%41) ve enflasyona (%39) karşı savunmasız hissediyor. Bunun yanı sıra, gümrük tarifeleri de (%20) CEO'lar için önemli bir endişe kaynağı olarak çıkıyor. Türkiye'de bu oran %14 seviyesinde. Gümrük tarifeleri konusunda ise, en fazla Çin (%28) ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki (%22) CEO'lar etkileneceğini belirtiyor. Öte yandan, CEO'ların %29'u gümrük tarifelerin kâr marjlarını azaltacağını söylüyor. Son 12 ayda küresel CEO'ların %33'ü veri kullanımı ve gizliliği, %29'u ise yapay zekâ güvenliği veya "Sorumlu Yapay Zekâ" konularında paydaşlarından (müşteri, yatırımcı vb.) gelen güven odaklı sorularla karşılaştığını belirtiyor. Bunun yanı sıra, liderlerin %20'si yükselen ticaret tarifelerinden endişe duyduğunu belirtiyor. Türkiye'nin büyüme ajandasında temkinli iyimserlik Araştırma sonuçlarını değerlendiren PwC Türkiye Kıdemli Ortağı Cenk Ulu şunları söyledi: "29. Küresel CEO Araştırmamız, iş dünyasının bir 'bekle-gör' döneminden ziyade 'hızlı adaptasyon' sınavı verdiğini gösteriyor. Türkiye'deki CEO'larımızın gelir büyümesine olan güveninin %24'e gerilemesi, makroekonomik belirsizliklerin ve teknolojik dönüşüm baskısının bir yansıması. CEO'ların %42'sinin dile getirdiği 'hız' endişesi, yapay zekâ yatırımlarının somut bir büyüme motoruna dönüşmesi için doğru liderlik ve yetkinlik dönüşümüyle yönetilmelidir. Belirsizlik çağında fark yaratacak olan; sadece teknolojiye yatırım yapmak değil, bu teknolojiyi operasyonel çeviklikle birleştirip sürdürülebilir bir iş modeline dönüştürebilmektir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’ten İlk Çeyrekte Rekor Üretim Haber

Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’ten İlk Çeyrekte Rekor Üretim

Türkiye Sigorta, 1 Ocak – 31 Mart 2026 döneminde toplam prim üretimini bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 30 artırarak 53,8 milyar TL’ye ulaştırdı ve istikrarlı büyümesini sürdürdü. Türkiye Hayat Emeklilik ise hayat branşında yüzde 54 büyümeyle 10,6 milyar TL prim üretimi elde ederken, BES ve OKS’de devlet katkısı dahil fon büyüklüğünü yüzde 67 artırarak 525,1 milyar TL’ye çıkardı. Türkiye Sigorta Genel Müdürü Taha Çakmak; “Jeopolitik risklerin ve yakın coğrafyamızda yaşanan sıcak gelişmelerin dünya gündeminde öne çıktığı ilk çeyrekte; Türkiye Sigorta olarak dengeli ve sağlıklı finansal büyümemizi sürdürdük. Enflasyonla mücadele ve erişilebilir sigortacılık vizyonumuz doğrultusunda yılın ilk çeyreğinde bireysel kasko ve sağlık sigortalarımızda fiyat artışına gitmeden müşteri deneyimini önceleyen ihtiyaca uygun ürünlerimizle güçlü bir büyüme kaydettik. Mart ayında sigorta enflasyonu binde 2 seviyesinde gerçekleşirken, sağlık sigortalarında yüzde -5 ile enflasyon düşüşü yaşanırken, taşımacılık (kasko ve zorunlu trafik) branşında ise binde 5 seviyesinde sınırlı bir artış gerçekleşti. Sektörümüzün lideri olarak 2026 yılının ilk çeyreğinde sağlık ve bireysel kasko ürünlerimizde 2025 yılı fiyatlarıyla devam ederek tüketicilerimizin yanında yer aldık. Bu yaklaşımımızla sağlık branşında 5,7 milyar TL, kasko branşında yüzde 36 büyüme ile 5,3 milyar TL prim üretimine ulaştık. Böylece, rekabetçi fiyatlama ile büyümeyi dengeli şekilde yönetme kabiliyetimizi bir kez daha ortaya koyduk. Enflasyonla mücadele kapsamında özellikle bireysel sağlık ve kasko ürünlerimizde fiyat artışına gitmeden sektörümüzde öncü rol oynayarak teknik kârlılıkta başarılı bir performansa imza attık. Sektör ilk çeyrek kârlılık sonuçları açıklandığında da şirketlerimizin üretim ve kârlılıkta rekor performansa ulaşacağını öngörüyoruz” dedi. Türkiye Sigorta 2026 yılının ilk çeyreğinde branş bazında en yüksek artışı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 68 büyüme ve 21,1 milyar TL’yi aşan prim üretimiyle genel zararlar branşında kaydetti. Şirketin liderliğini güçlü bir şekilde sürdürdüğü tarım branşında yüzde 69 büyüme ile 18 milyar TL, yangın ve doğal afet branşında yüzde 21 büyüme ile 12,4 milyar TL’yi aşan prim üretimine ulaşıldı. “BES liderliğimizi güçlendirdik” Türkiye Hayat Emeklilik BES’teki liderliğini 2026 yılının ilk çeyreğinde de sürdürürken, hayat prim üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 54 büyümeyle 10,6 milyar TL’ye ulaştı. BES’e olan ilginin artmaya devam ettiğini belirten Taha Çakmak; “2026 yılı ilk çeyreğinde Gönüllü BES ve OKS fon büyüklüğünde devlet katkısı dahil olmak üzere bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 67 oranında bir büyüme ile 525,1 milyar TL’ye ulaşarak liderliğimizi daha da güçlendirdik. Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik olarak faaliyetlerimizi verimlilik ve karlılık odağında sürdürmeye devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

En İyi Ekonomi Haber Kaynakları Hangileri? Haber

En İyi Ekonomi Haber Kaynakları Hangileri?

Piyasalar açılmadan önce görülen tek bir veri, öğleden sonra değişen tek bir merkez bankası tonu ya da akşam saatlerinde gelen tek bir sektör açıklaması, ertesi günün iş gündemini tamamen değiştirebilir. Bu yüzden en iyi ekonomi haber kaynakları sorusu, sıradan bir medya tercihi değil; yatırımcıdan kurumsal iletişim yöneticisine, editörden sanayi temsilcisine kadar karar kalitesini doğrudan etkileyen bir ihtiyaçtır. Ekonomi haberciliğinde sorun, bilgiye ulaşmak değil; doğru bilgiyi, doğru bağlamla ve doğru hızda ayıklamaktır. Çok sayıda platform aynı başlığı geçebilir, ancak hepsi aynı editoryal disiplini, veri okuma becerisini ya da sektör derinliğini sunmaz. Özellikle iş dünyası açısından değerli olan, sadece “ne oldu”yu veren değil, “neden önemli” sorusuna güvenilir bir yanıt üreten kaynaklardır. En iyi ekonomi haber kaynakları nasıl seçilir? Ekonomi odaklı yayınları değerlendirirken ilk bakılması gereken unsur hızdır, ancak hız tek başına yeterli değildir. Erken verilen ama eksik kalan bir haber, geç gelen doğrulanmış bir içerikten daha zararlı olabilir. Özellikle makroekonomi, para politikası, enerji fiyatlaması, dış ticaret ve şirket haberlerinde teyit mekanizması güçlü olmayan kaynaklar, kısa vadede ilgi çekse de uzun vadede güven kaybeder. İkinci kritik başlık uzmanlıktır. Her haber platformu ekonomi kategorisi açabilir, fakat ekonomi haberciliği yalnızca rakam aktarmaktan ibaret değildir. Enflasyon verisinin etkisiyle bir sanayi şirketinin maliyet yapısı arasındaki ilişkiyi kurabilen, faiz kararının lojistik, tarım veya teknoloji şirketleri üzerindeki olası yansımalarını görebilen yayınlar öne çıkar. Karar vericiler için asıl farkı yaratan da bu analitik çerçevedir. Üçüncü unsur ise kapsamdır. Bazı kaynaklar yalnızca makro gündeme odaklanır. Bu yaklaşım belirli bir okur kitlesi için yeterli olabilir. Ancak bugün ekonomi gündemi, savunma sanayii yatırımlarından enerji dönüşümüne, yapay zeka şirketlerinden tarımsal üretim zincirine kadar çok daha geniş bir alanda şekilleniyor. Bu nedenle iyi bir ekonomi kaynağı, finans ile reel sektörü aynı resim içinde okuyabilmelidir. Genel ekonomi medyası ile niş sektör yayınları arasındaki fark Genel ekonomi medyası, faiz kararı, döviz hareketi, büyüme verisi, bütçe dengesi ve küresel piyasa gelişmeleri gibi başlıklarda hızlı bir referans noktası sunar. Günün ana akışını görmek için bu kaynaklar işlevseldir. Özellikle yöneticiler ve editörler için sabah saatlerinde ana çerçeveyi kurmak adına bu tür yayınlar hâlâ önemini korur. Buna karşılık niş sektör yayınları daha farklı bir değer üretir. Örneğin enerji alanında regülasyon değişikliği, savunma sanayiinde yeni bir tedarik anlaşması ya da lojistikte liman kapasitesine ilişkin gelişme, genel ekonomi medyasında kısa bir haber olarak yer alabilir. Oysa sektörel uzmanlaşmış yayın bunu tedarik zinciri, maliyet yapısı, rekabet dengesi ve yatırım iştahı açısından daha iyi işler. Kurumlar açısından aksiyon alınabilir bilgi çoğu zaman burada oluşur. Bu yüzden en doğru yaklaşım tek bir kaynağa bağlı kalmak değildir. Ana ekonomi gündemini takip eden güçlü bir çatı kaynak ile belirli sektörlerde derinleşen yayınları birlikte izlemek daha sağlıklı sonuç verir. Özellikle editoryal planlama yapan dijital yayınlar için bu kombinasyon, hem hız hem de içerik çeşitliliği sağlar. Güvenilir bir ekonomi kaynağında hangi işaretler aranmalı? Bir kaynağın güvenilir olup olmadığını anlamak için başlıklardan çok editoryal davranışa bakmak gerekir. Haberde veri varsa kaynağı açık mı, kurum adı net mi, tarih doğru mu, önceki gelişmelerle bağlantı kurulmuş mu? Bunlar basit görünebilir, fakat ekonomi haberciliğinde küçük bir eksik bile yanlış algı üretir. Ayrıca kullanılan dil de önemli bir göstergedir. Abartılı kesinlik içeren, sürekli yön tayin eden ya da her gelişmeyi kriz ya da fırsat etiketiyle sunan yayınlar dikkatle değerlendirilmelidir. Ekonomi haberciliği ölçülü olmak zorundadır. Çünkü birçok veri, tek başına değil ancak zaman içinde anlam kazanır. İyi kaynaklar okuru heyecana değil, analize taşır. Uzman görüşü kullanımı da ayırıcı bir kriterdir. Burada mesele sadece ekrana çıkan yorumcu sayısı değildir. Alan bilgisi güçlü isimlerin, veriye dayalı ve çelişkileri saklamayan değerlendirmeleri haberin kalitesini artırır. Tek yönlü iyimserlik ya da sürekli karamsarlık, ekonomi yayıncılığında aynı ölçüde sorunludur. Kurumsal kullanıcılar için farklı bir ihtiyaç var Bireysel okur ile kurumsal kullanıcı aynı haberi farklı gerekçelerle tüketir. Bir yatırım profesyoneli fiyatlama etkisini izlerken, kurumsal iletişim ekibi gündemin itibar boyutunu takip eder. Dijital yayın editörü ise haberi yeniden paketleyip kendi okuyucu kitlesine uygun biçimde sunmak ister. Bu nedenle ekonomi haber kaynaklarının değeri, yalnızca içerik kalitesiyle değil, kullanılabilirlik düzeyiyle de ölçülür. Kurumsal ihtiyaçlarda başlık netliği, haberin yeniden işlenebilir yapısı, kategori bazlı ayrışma ve görsel destek önemli avantajlardır. Telifsiz ve ücretsiz içerik sunan, aynı zamanda iş dünyasının kritik sektörlerine odaklanan platformlar bu noktada farklılaşır. Kapsül Haber Ajansı gibi yapılar, yalnızca gündem takibi değil; yayın akışını besleyen, sektör bazlı ve yüksek kullanılabilirlik sunan bir haber modeliyle öne çıkar. En iyi ekonomi haber kaynakları neden tek tip değildir? Çünkü ekonomi dediğimiz alan homojen değil. Bankacılık, sanayi, girişimcilik, enerji, tarım, ihracat, savunma, teknoloji ve kamu politikası aynı başlık altında toplansa da bilgi ihtiyacı farklıdır. İhracatçı için kur ve pazar erişimi öne çıkarken, bir teknoloji yöneticisi için fonlama iklimi ve regülasyon daha kritik olabilir. Enerji şirketi ise emtia, kapasite yatırımı ve kamu kararlarını daha yakından izler. Bu nedenle “en iyi” kaynak tanımı, kullanıcı profiline göre değişir. Eğer amaç gün içi hızlı nabız tutmaksa kısa ve sık güncellenen akışlar öne çıkar. Eğer amaç stratejik planlama ise veri destekli analizler ve sektör odaklı dosyalar daha değerlidir. Editörler ve yayıncılar içinse her iki katman birlikte gereklidir; çünkü okuyucu artık sadece sıcak başlığı değil, onun etkisini de görmek istiyor. Haber kaynağının hız ve derinlik dengesi neden kritik? Hızlı kaynaklar ilk sinyali verir. Derinlikli kaynaklar ise o sinyalin gerçekten ne anlama geldiğini açıklar. Sorun şu ki birçok yayın bu iki özelliği aynı ölçüde sunamaz. Çok hızlı olan platformlar bağlamı zayıflatabilir. Çok derin olanlar ise karar anını kaçırabilir. Profesyonel kullanıcıların yapması gereken, bu iki yayın mantığını karşı karşıya koymak değil, birbirini tamamlayan bir izleme düzeni kurmaktır. Örneğin sabah saatlerinde veri ve başlık akışını izlemek, gün içinde sektör bazlı etkileri okumak, akşam ise uzman görüşleriyle resmi tamamlamak daha verimli bir yöntemdir. Bu yaklaşım özellikle kurumsal ekiplerde yanlış alarm riskini düşürür. Her manşet stratejik kırılma değildir; ama bazı küçük görünen gelişmeler ciddi sonuçlar doğurabilir. Yerel kaynaklar mı, küresel kaynaklar mı? Burada da net bir tek cevap yoktur. Türkiye ekonomisini anlamak için yerel kaynaklar zorunludur; çünkü düzenleyici kararlar, şirket açıklamaları ve iç piyasa dinamikleri yerel bağlam olmadan okunamaz. Buna karşılık küresel merkez bankaları, emtia fiyatları, jeopolitik riskler ve uluslararası yatırım eğilimleri için küresel kaynaklar tamamlayıcı rol oynar. En sağlıklı çerçeve, yerel kaynakları ana omurga olarak kullanmak ve küresel akışı buna eklemlemektir. Aksi halde ya dış dünyadan kopuk bir iç gündem oluşur ya da yerel gerçeklikten uzak, fazla soyut bir ekonomi okuması ortaya çıkar. Sosyal medya hesapları kaynak sayılır mı? Sosyal medya artık haber dağıtımında etkili bir kanal. Ancak tek başına kaynak olarak görülmemelidir. Resmi kurum hesapları, şirket duyuruları ve bazı uzman yorumları erken sinyal verebilir. Buna rağmen editoryal süzgeçten geçmeyen içerikler yanlış yönlendirme riski taşır. Profesyonel kullanımda sosyal medya, doğrulanacak ilk işaret olarak değerlidir; nihai referans olarak değil. Özellikle ekonomi gibi fiyatlama hassasiyeti yüksek alanlarda bu ayrım daha da önemlidir. İyi ekonomi haberciliği, karar kalitesini yükseltir Ekonomi haberi yalnızca piyasa oyuncularının değil, üretim yapan şirketlerin, kurum yöneticilerinin, medya editörlerinin ve kamu paydaşlarının ortak çalışma zeminidir. Bu yüzden iyi kaynak seçimi, bilgi tüketimi kadar itibar yönetimi ve stratejik hazırlık açısından da belirleyicidir. Yanlış kaynak, yanlış zamanlama kadar zararlı olabilir. Doğru yaklaşım, manşete değil editoryal kaliteye bakmaktır. Veriyi bağlama oturtan, sektörel etkileri gören, aşırı iddiadan kaçınan ve kurumsal kullanıma uygun bir yapı sunan yayınlar uzun vadede daha değerlidir. Ekonomi gündemi hızlandıkça, güvenilir kaynağın kıymeti daha da artıyor. Günün sonunda mesele en çok haber veren yeri bulmak değil, en çok işe yarayan bilgiyi düzenli olarak üreten kaynakları seçmektir. İyi bir ekonomi kaynağı, sadece olanı anlatmaz; yarının kararlarına daha hazırlıklı olmanızı sağlar.

Kimya Sektörü Mart Ayında 3 Milyar Dolarlık İhracata İmza Attı Haber

Kimya Sektörü Mart Ayında 3 Milyar Dolarlık İhracata İmza Attı

Sektör, yılın ilk çeyreğini 7,5 milyar dolarlık ihracatla kapatırken, Türkiye’nin en çok ihracat yapan ikinci sektörü olma unvanını sürdürdü. Türkiye’nin ihracat lokomotiflerinden kimya sektörü, 2026 yılı hedefleri doğrultusunda Mart ayında da küresel pazarlardaki etkinliğini devam ettirdi. Sektör, 2,7 milyar dolar olan geçen yılın aynı dönemine göre ihracatını yüzde 8,7 artırırken, 2026’nın ilk üç ayında gerçekleştirdiği ihracat 7,5 milyar doları aştı. Kimya sektörünün Mart ayı ihracat rakamlarını değerlendiren İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, “Küresel ve bölgesel jeopolitik gelişmeler, yakın coğrafyamızdaki sıcak savaşların etkilerine rağmen Mart ayında kimya sektörü ihracatımızı artırmayı başardık. Mart ayında yaklaşık 3 milyar dolarlık kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı gerçekleştirdik. İlk üç aylık dönemde sektör ihracatımız 7,5 milyar doları aştı. İçinde bulunduğumuz olumsuz koşulları göz önüne aldığımızda, bu artışı büyük bir başarı olarak görüyor, ihracatçılarımızla gurur duyuyoruz. Özellikle körfez bölgesinde yaşanan gerilimler enerji ve petrol fiyatlarında dalgalanmalara, lojistik hatlarda aksamalara ve tedarik zincirlerinde yeniden yapılanmalara neden olabiliyor. Bu durum, enerji ve petrokimya girdilerine bağımlı olan sektörümüz açısından maliyet baskısını artıran bir unsur olarak öne çıkıyor. Diğer yandan Avrupa başta olmak üzere yakın coğrafyalarda tedarik güvenliğinin yeniden önem kazanması hem Türk kimya sektörü için hem diğer sektörlerimiz için rekabet avantajı yaratacaktır. Küresel ekonomide başta enflasyon olmak üzere pek çok olumsuz etkiye sebep olan savaşların en kısa zamanda bitmesini temenni ediyoruz. Bu süreçte İKMİB olarak yakın ve alternatif pazarlarda ihracatın artırılması, pazar çeşitliliğinin güçlendirilmesi ve ticaret heyetleri ile sektörel iş birliklerinin artırılmasına öncelik veriyor, ihracatçılarımıza destek oluyoruz. Mevcut performansımızı daha ileri taşımak ve ihracatımızı artırmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026 Türkiye Ekonomisi Paneli Düzenlendi Haber

2026 Türkiye Ekonomisi Paneli Düzenlendi

Prof. Dr. M. Ege Yazgan, Prof. Dr. Asaf Savaş Akat ve Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu’nun katıldığı panelde artan gıda enflasyonu, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik gelişmelerin ekonomiye yansımaları değerlendirildi. İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesi ile Finansal Uygulama ve Araştırma Merkezi (BİLGİ CEFIS) Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmelerin ve 2026 yılına ilişkin görünümün ele alındığı bir panel düzenledi. Panelde 2025 yılında uygulanan dezenflasyon ve dengelenme politikalarının sonuçları değerlendirilirken, 2026 yılına girerken artan gıda enflasyonu, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkileri çok boyutlu olarak ele alındı. Kur dinamikleri, cari denge ve para politikasının karşı karşıya olduğu yeni kısıtlar panelin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serda Selin Öztürk moderatörlüğünde düzenlenen panelde, İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. M. Ege Yazgan, Prof. Dr. Asaf Savaş Akat ve Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu konuşmacı olarak yer aldı. Panelin moderatörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Serda Selin Öztürk, açılış konuşmasında 2025 yılının dezenflasyon süreci ile 2026 yılında öne çıkan yeni risklerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Panelde İran-İsrail gerilimiyle petrol fiyatlarında oluşan yukarı yönlü baskının enflasyon, üretim maliyetleri, kârlılıklar, cari açık ve döviz talebi üzerindeki etkileri ele alındı. Ayrıca gıda fiyatları ve arz yönlü gelişmelerin enflasyon üzerindeki etkisi ile enerji fiyatlarındaki artışın Türkiye ekonomisine yansımaları değerlendirildi. ‘Enflasyon iyileşirken başka dengesizlikler birikiyor’ 2025 yılı Türkiye ekonomisini değerlendiren Prof. Dr. Asaf Savaş Akat, enflasyonda yaşanan kısmi iyileşmeye rağmen ekonomide farklı alanlarda dengesizliklerin biriktiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Akat, “2025 yılında yüzde 3.6 büyümeye rağmen istihdamda bir artış yaşanmadığını görüyoruz. Yumuşak bir dezenflasyon olsa da verimlilik, rekabet gücü, talebin yapısı ve yatırımlar açısından ciddi sorunlarımız var ve bu sorunlar birikiyor. Bu tabloda enflasyon yükselmiyor, ancak düşmüyor da. Bu durum enflasyonun giderek yapışkan hale geldiğini gösteriyor. Böylesine tekrar eden, kronik bir hastalığa dönüşmüş enflasyon klasik mücadele yöntemleriyle çözülemez, daha köklü müdahaleler gerektiren bir operasyon işidir” dedi. ‘Fiyatlama davranışında belirgin bir kırılma yaşıyoruz’ Enflasyonla mücadelede politika alanının sınırlı olduğunu ve çözümün fiyatlama davranışının düzelmesi ile güvenin yeniden inşa edilmesine bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. M. Ege Yazgan, “2022’den itibaren Türkiye’de hizmetler sektöründe fiyatlama davranışında çok belirgin bir kırılma yaşıyoruz. Fiyatların değişme sıklığı artarken bu güncellemeler çok daha yüksek oranlarda yapılıyor. Hizmetler sektörü döviz kuru şoklarına cevabını fiyat hareketlerini yukarıya doğru çekerek veriyor. Bu ortamda yeni bir döviz kuru hareketi de benzer şekilde etki edecektir. Krediyi artırırsanız bu sadece fiyatlara yansır. Bu nedenle mevcut koşullarda politika alanı oldukça sınırlı” diye konuştu. Mevcut ekonomik durumu iyileştirmek için üretimin artırılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yazgan, “Üretimi artırıcı yatırımları, gerekirse teşviklerle desteklemek gerekiyor. Kısa sürede sonuç alınabilecek alanlardan biri ise tarım. Arz tarafının güçlendirilmesi kritik önem taşıyor” dedi. ‘Tarımsal arz ve verimlilikte gerileme yaşanıyor’ Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu ise artan gıda enflasyonunun arkasındaki yapısal sorunlara dikkat çekti. Türkiye’nin nüfus dinamikleri, göç ve turizm hareketliliği nedeniyle güçlü bir talep yapısına sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Aslanoğlu, buna karşın tarımsal arz ve verimlilikte gerileme yaşandığını ifade etti. Prof. Dr. Aslanoğlu, “Planlama eksikliği ve günlük politikaların etkisiyle tarımla uğraşanların sayısı azalırken üretim verimliliği düşüyor. Bu durum temel bir yapısal sorun yaratıyor. Türkiye’nin arz kapasitesini artırmadan ve uzun vadeli, kapsamlı bir planlama yapmadan gıda enflasyonunu kalıcı biçimde düşürmek mümkün değil” dedi. ‘Jeopolitik gelişmeler ekonomi politikalarının yönünü belirleyebilir’ Türkiye ekonomisinin mevcut koşullarını ve önümüzdeki döneme ilişkin temel riskleri değerlendiren Prof. Dr. Aslanoğlu, jeopolitik gelişmelerin belirleyici rolüne dikkat çekti: “Bugün en büyük belirsizlik, bölgedeki gerilimlerin ne kadar süreceğidir. Sürecin kısa sürmesi halinde tablo yönetilebilir; ancak uzaması durumunda ekonomi politikası hedeflerinin ve çerçevesinin yeniden değerlendirilmesi gerekebilir. Bu süreçte büyümeden sert şekilde vazgeçmek ya da kurda ani ve sert hareketlere izin vermek ekonomiye zarar verir. Önümüzdeki dönemde iç talebin desteklendiği bir yapı sürerken enflasyonun görece yüksek seyretmesi olasıdır. Uzun vadede ise temel ihtiyaç, doğru fiyatların oluştuğu, beklentilerin çıpalandığı ve dış talebe dayalı büyüme ile desteklenen güçlü bir ekonomik çerçevedir” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.