Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enjeksiyon

Kapsül Haber Ajansı - Enjeksiyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enjeksiyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GEA Küçük ve Orta Kapasiteli Hatlar İçin Yeni Salamura Enjektörünü Tanıtıyor Haber

GEA Küçük ve Orta Kapasiteli Hatlar İçin Yeni Salamura Enjektörünü Tanıtıyor

MultiJector 500, GEA'nın MultiJector ailesine katılıyor ve 450 mm genişlik kategorisindeki önceki sistemlerin yerini alıyor. Bu sistem; üretim kapasitesini artırmak, ürün yelpazesini genişletmek veya salamura tutuşunu iyileştirmek için hassas enjeksiyon, daha sıkı hijyen standartları, güvenlik ve sürdürülebilirlik gereksinimlerine yanıt olarak ekipmanlarını güncellemek isteyen üreticilere yöneliktir. Uygulamaya özel enjeksiyon ihtiyaçları etrafında inşa edildi Yeni sistemin merkezinde uygulamaya özel bir iğne konfigürasyonu yer alıyor. Üreticiler, ürüne ve süreç hedefine bağlı olarak 2 mm veya 4 mm OptiFlex iğnelere yönlendiriliyor. Enjektör teknolojisinde iğne çapı ve iğne yoğunluğu, enjeksiyon desenini yani enjeksiyon noktalarının ürün yüzeyindeki dağılımını belirler. Daha yoğun bir desen, salamura dağılımını iyileştirebilir; bu durum özellikle düzensiz kürlemenin mikrobiyolojik risklere, verim kaybına veya tutarsız ürün kalitesine yol açabileceği durumlarda kritik önem taşır. Sistem ayrıca, üreticilerin uzun değişim süreleri olmadan ürün kategorileri arasında geçiş yapmasına olanak tanıyan, uygulamalar arası nispeten hızlı geçiş yapacak şekilde tasarlanmıştır. GEA Ürün Müdürü Willem Poos, "Küçük ve orta kapasite aralığındaki üreticiler, daha fazla reçete çeşitliliği nedeniyle baskı altındalar bu durum daha fazla ve daha kısa süreli üretim turlarına ve aynı zamanda daha dar işletme marjlarına neden oluyor," dedi. "MultiJector 500, çalışma süresini, salamura tutuşunu ve temizlik zahmetini en çok etkileyen süreç faktörlerini optimize ederken daha uyarlanabilir bir enjeksiyon platformu sağlamak üzere geliştirildi." Enjeksiyon – Prosesteki zorlu bir adım Endüstriyel et işlemede enjeksiyon, basit bir dozajlama işleminden çok daha fazlasıdır. Ürün güvenliği, verim, salamura tutuşu ve nihai ürün tekdüzeliği üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir. Verim, ileri işlemlerden sonra ürünün doğru kompozisyona sahip olmasını ifade eder. Tutuş ise ürünün tamburlama (tumbling), ısıl işlem veya paketleme gibi sonraki aşamalarda enjekte edilen salamurayı ne kadar iyi muhafaza ettiğini tanımlar. Salamura tutuşu zayıf olduğunda, üreticiler damlama kaybı veya sıvı salımı (enjeksiyon sonrası serbest sıvı çıkışı) ile karşılaşabilir; bu da ürünün görünümünü ve raf ömrünü olumsuz etkiler. MultiJector 500, revize edilmiş bir tahrik konsepti, iyileştirilmiş salamura dağıtımı ve OptiFlex iğne teknolojisinin geliştirilmiş kullanımı yoluyla bu etkileri en aza indirecek şekilde mühendislik sürecinden geçirilmiştir. Tahrik konsepti...enjektör kafasını kontrol eden hareket sistemini ifade eder; artık 2 mm ve 4 mm uygulamalar için esnek hale getirilmiş olup ürün üzerindeki mekanik stresi azaltır ve tutarlı bir enjeksiyon sonucunu destekler. Temiz etiketli (cleaner-label) pastırma, salamura dağılımına yönelik talepleri artırıyor Formülasyon trendleri değiştikçe bu yetenekler daha önemli hale geliyor. Örneğin, pastırma işlemede üreticiler; sodyum ve nitrit seviyelerini düşüren temiz etiketli formülasyonlarla giderek daha fazla çalışıyorlar. Bu değişiklikler, kürleme sırasında suyun ve çözünmüş maddelerin et dokusu boyunca doğal hareketi olan ozmotik etkiyi zayıflatabilir. Bu koşullar altında salamura eşitsiz dağılırsa, yetersiz kürleme meydana gelebilir; bu da gözle görülür renk farklılıklarına, daha düşük verime ve artan mikrobiyolojik riske yol açabilir. Bu uygulamalar için GEA, dağıtım doğruluğunu artırmayı amaçlayan daha sıkı bir enjeksiyon desenine sahip 2 mm'lik bir iğne seçeneği sunmaktadır. Kümes hayvanları uygulamaları filtrasyon üzerinde daha büyük bir yük oluşturur Kümes hayvanları işleme süreci, farklı bir dizi proses talebi sunar. Doku yapısı nispeten hassas olduğundan, işleme sırasındaki protein salımı devridaim eden salamurayı daha hızlı kirletebilir. Filtrasyon performansı sınırlı olduğunda iğneler tıkanabilir; bu durum planlanmamış duruş sürelerine ve hat kullanılabilirliğinin azalmasına neden olur. Bunu çözmek için, 2 mm iğnelerle çalışan MultiJector 500, daha zorlu uygulamalarda salamura temizliğini korumak üzere geliştirilen yeni Modüler Enjektör Filtresi'nin (Modular Injector Filter) ScreenFilter modülü ile yapılandırılabilir. Filtrasyon ve temizlik ön plana çıkıyor Temel mühendislik eklemelerinden biri Modüler Enjektör Filtresi'dir. Filtrasyon, enjektör performansında merkezi bir rol oynamaktadır; çünkü tıkanan iğneler hem ürün kalitesini hem de üretim akışını sekteye uğratabilir. Filtre; et, kümes hayvanları ve deniz ürünleri uygulamaları için tasarlanmıştır ve seçilen uygulama modeli, işlenen ürüne göre belirlenir. Willem Poos, "Filtrasyon performansı proses stabilitesi üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir," dedi. "İğneler tıkanmaya başladığında, sonuçlar sadece bakım ile sınırlı kalmaz. Bu durum enjeksiyon doğruluğunu, vardiya sürekliliğini ve nihayetinde ürün tutarlılığını etkiler. Modüler filtre konsepti, salamura kalitesini kontrol altında tutarken temizliği basitleştirmek için geliştirildi." GEA ayrıca, 10 dakikadan kısa sürede aletsiz temizliğe olanak tanıyan özel bir bant çıkarma sistemini de vurgulamaktadır. Operasyonel açıdan bu; birçok tesiste iş gücü tüketen, su kullanımını artıran ve gereksiz salamura imhasına yol açan ara temizlik yükünü azaltmayı amaçlamaktadır. Jambon ve şarküteri işleme esneklik gerektirir İşlemcilerin genellikle daha geniş ürün çeşitliliği ve daha küçük parti hacimlerini yönettiği jambon ve şarküteri uygulamalarında GEA, 4 mm'lik bir iğne konfigürasyonu sunmaktadır. Bu versiyon; optimize edilmiş yükseklik ayarı ve pürüzsüz iğne kafası hareketinden faydalanarak üretim süresini artırırken, GEA'nın meşhur sıyırıcı plaka (stripper plate) teknolojisi ile ürünün daha nazikçe işlenmesini destekler. Makinenin hijyenik tasarımı ayrıca ürünler arasında hızlı durulamaya, iğne ve iğne bloklarının ise son derece hızlı değiştirilmesine olanak tanır; bu durum özellikle sık ürün değişimi yapılan operasyonlarda kritik öneme sahip olabilir. Gıda İşlemedeki Güncel Baskılara Yanıt Vermek Bu lansman, üreticilerin ürün kalitesini daha yalın formülasyonlar ve daha sıkı kaynak yönetimi ile bağdaştırma konusunda artan baskılarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde gerçekleşiyor. Et, kümes hayvanları ve balık uygulamalarında; düzensiz salamura dağılımı, yetersiz kürleme, tıkanmış iğneler, tekrarlanan ara temizlik işlemleri ve tüm makine bileşenlerinin zaman alan sanitasyonu gibi sorunlarla sıkça karşılaşılmaktadır. Bu sorunlar yalnızca üretim kapasitesini değil; aynı zamanda su tüketimini, atık oluşumunu ve iş gücü dağılımını da doğrudan etkilemektedir. GEA, MultiJector 500'ü bu birleşik baskılara bir yanıt olarak konumlandırıyor. Şirket tarafından belirtilen bir çalışma senaryosunda, filtre temizliği veya iğne değişimi için durmaksızın sekiz saatlik bir vardiya boyunca yapılan kesintisiz üretim, bir ila iki saatlik üretim zamanı kaybından tasarruf sağlayabilir. Ek kazanımlar; daha düşük su ve salamura kayıpları ile kirlenmiş salamuranın daha az atılmasından elde edilebilir. Patentli iğne bloğu sistemi ve daha da geliştirilmiş OptiFlex iğneleri, özellikle sağlam ve dayanıklı olacak şekilde tasarlanmıştır. İğnelerin yüksek mekanik mukavemeti, değişim aralıklarının uzatılmasına ve ilgili işletme maliyetlerinin azaltılmasına yardımcı olur. Daha geniş bir marinasyon hattı konseptinin parçası MultiJector 500 ve 700; buz çözme, salamura hazırlama, enjeksiyon, sallama/yumuşatma ve tamburlamayı kapsayan daha büyük GEA marinasyon hatlarında hattın merkezinde yer alır. Bu, üreticilerin enjeksiyonu bağımsız bir proses adımı olarak değerlendirmek yerine, tüm hatları belirli kapasite hedefleri ve ürün karmaları etrafında yapılandırmasına olanak tanır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çocuk Diş Hekimliğinde Teknolojik Çözümler ‘Korkusuz’ Tedaviyi Mümkün Kılıyor!  Haber

Çocuk Diş Hekimliğinde Teknolojik Çözümler ‘Korkusuz’ Tedaviyi Mümkün Kılıyor! 

Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, özellikle çocuk diş tedavilerinde kullanılan yeni nesil dental yaklaşımların ağrı, iğne korkusu ve kaygı üzerindeki etkileri etkileri hakkında bilgi verdi. Çocuklukta yaşanan diş hekimi deneyimleri, yaşam boyu ağız ve diş sağlığını etkiliyor! Çocukluk çağında edinilen diş hekimi deneyimlerinin, bireyin yaşamı boyunca ağız ve diş sağlığına yönelik tutumunu şekillendiren en önemli unsurlardan biri olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Birçok bireyde görülen diş hekimi korkusunun temelinde çoğunlukla ağrı algısı ve enjeksiyon kaygısı yer alır.” dedi. Özellikle erken yaşlarda yaşanan zorlayıcı tedavilerin, olumsuz klinik deneyimler ve iğneye bağlı korkuların, ilerleyen dönemlerde dental fobi gelişimine zemin hazırlayabildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz Şen, bu nedenle güncel pedodontik yaklaşımların temel amacının; çocuk hastalara ağrısız, güvenli ve konforlu bir tedavi ortamı sunarak, yaşam boyu ağız ve diş sağlığı uygulamalarına uyumu artırmak olduğunu ifade etti. Yeni nesil dental yaklaşımlarla çocukların tedaviye uyumu kolaylaşıyor! Geleneksel diş tedavilerinde en önemli kaygı unsurunun, lokal anestezinin uygulanma şekli ve uygulama sırasında hissedilen basınç olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Klasik enjektör sistemlerinde özellikle alt çene bölgesinde yeterli anestezi sağlamak amacıyla daha karmaşık ve zor tekniklere ihtiyaç duyulabilir.” dedi. Bu durumun, yalnızca ilgili diş bölgesinin değil; dudak, yanak ve çevre yumuşak dokuların da uzun süre uyuşmasına neden olabildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz Şen, şunları söyledi: “Sonuç olarak çocuk hastalarda istemsiz dudak veya yanak ısırıkları, buna bağlı ödem, şişlik ve doku travmaları görülebilir. Ayrıca geleneksel yöntemlerde anestezik solüsyonun dokuya manuel basınçla verilmesi, işlem sırasında ağrı ve rahatsızlık hissinin ortaya çıkmasına yol açabilir. Bu durum özellikle çocuk hastalarda tedaviye karşı direnç gelişmesine ve işlemlerin yarıda bırakılmasına neden olabilir. Gelişen teknoloji ile birlikte, pedodonti alanında da daha modern ve hasta dostu uygulamalar ön plana çıktı. Dijital anestezi sistemleri gibi yenilikçi yöntemler sayesinde enjeksiyon sırasında oluşan ağrı, iğne korkusu ve stres belirgin ölçüde azaltılabiliyor. Bu sayede çocukların tedaviye adaptasyonu kolaylaşırken, klinik süreç hem hasta hem de ebeveyn açısından daha kontrollü ve konforlu ilerliyor. Yeni nesil dental yaklaşımlar, çocukların diş hekimiyle olumlu bir bağ kurmasına olanak tanıyor ve bu da ilerleyen yaşlarda ağız ve diş sağlığını önemseyen bireylerin yetişmesine önemli katkı sağlıyor.” İlacın kontrollü verilmesi ağrıyı azaltıyor! Dijital anestezinin, lokal anestezik solüsyonun doku içerisine, bilgisayar kontrollü bir mikroişlemci aracılığıyla, önceden programlanmış sabit hız ve basınçta iletilmesini sağlayan modern bir anestezi yöntemi olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Bilgisayar destekli sistem, hastanın doku direncine göre anestezik maddenin miktarını otomatik olarak ayarlayarak ilacı yavaş ve kontrollü şekilde iletir.” dedi. Bu sayede işlem sırasında ağrı ve yanma hissinin büyük ölçüde ortadan kalktığını; çoğu hastada yalnızca hafif bir temas hissi oluştuğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz Şen, “Dijital anestezi cihazı genellikle kalem formunda, ergonomik ve ışıklı bir tasarıma sahiptir. Bu yapı, çocuk hastalarda korkuya neden olan klasik enjektörlü iğne görünümünü ortadan kaldırarak tedaviye psikolojik uyumu artırır. Özellikle dental fobi veya iğne korkusu bulunan çocuklar açısından daha güven verici bir uygulama sunar. Cihazın ucunda oldukça ince ve kısa bir iğne yer alır, bu da enjeksiyon hissinin minimum düzeyde algılanmasını sağlar. Ayrıca uygulama sırasında cihazdan yayılan hafif müzik, çocuğun dikkatini dağıtarak kaygı düzeyinin azalmasına katkı sağlar. Çocuk diş hekimi, çocuğu koltuğa aldığında, çocuğa ‘dişine sihirli bir kalemle dokunacağını’ veya ‘dişini uyutacağını’ anlatarak güven sağlar. Böylece klinik ortam daha sakin algılanır, tedaviye uyum artar ve ilerleyen dönemlerde diş hekimi korkusu gelişme riski belirgin şekilde azalır.” açıklamasını yaptı. Dijital anestezi, iğne korkusu olan çocuklarda tedavi konforunu artırıyor! Dijital anestezinin dolgu, kanal tedavisi, diş çekimi gibi lokal anestezi gerektiren pek çok dental işlemde uygulanabildiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Bununla birlikte bazı hasta gruplarında özellikle belirgin avantaj sağlar. Önceden olumsuz deneyim yaşamış veya iğne korkusu bulunan çocuklarda güven duygusunun yeniden oluşturulmasında etkili olur. Kooperasyonun sınırlı olduğu özel gereksinimli bireylerde tedavi konforunu artırarak süreci kolaylaştırır. Dudak ve yanak ısırma riskinin yüksek olduğu çocuklarda, uyuşukluğun sınırlı tutulması açısından tercih edilir.” dedi. Dijital anestezinin ebeveynler ve çocuklar tarafından sıklıkla tercih edilmesinin başlıca nedenlerine değinen Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz Şen, “Klasik metal enjektör görünümü bulunmadığından, çocuk uygulama sırasında iğne yapıldığını fark etmeyebilir. Anestezik solüsyonun dokuya iletimi bilgisayar denetiminde gerçekleştiği için basınç hissi, yanma ve rahatsızlık belirgin şekilde azalır. Dijital sistemler, yalnızca ilgili diş çevresinin uyuşturulmasını mümkün kılar. Böylece dudak, dil ve yanakta uzun süreli ve rahatsız edici hissizlik oluşma olasılığı düşer. Uyuşukluğun daha kontrollü olması sayesinde tedavi sonrasında dudak veya yanak ısırılmasına bağlı doku hasarı riski azalabilir. Anestezinin etki süresi genellikle kısa olduğundan, tedavi öncesi bekleme zamanı kısalır.” şeklinde konuştu. Dijital anestezi tek başına yeterli değil! Dijital anestezinin genel anesteziye alternatif olmadığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Dijital anestezi, yalnızca lokal anestezi uygulamalarında kullanılan konfor artırıcı bir yöntemdir ve hastanın tedavi sürecine belirli düzeyde uyum göstermesini gerektirir. Genel anestezi ise; kooperasyonun sağlanamadığı, ileri düzey korku ve kaygı bulunan, dental ünitte oturmayı reddeden ya da özel gereksinimi olan bireylerde tercih edilen bir yaklaşımdır.” dedi. Dijital anestezinin, tedavi sürecini kolaylaştıran ileri bir teknoloji olduğunu yineleyen Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz Şen, şu uyarıyla sözlerini tamamladı: “Ancak tek başına yeterli değildir. Uygulamanın başarısı; hekimin klinik deneyimi, çocuğun bireysel özellikleri ve ailenin yaklaşımı ile birlikte değerlendirilmeli. Bu nedenle çocuğa ‘hiç acımayacak’ ya da ‘iğne yapılmayacak’ gibi kesin ifadeler yerine, ‘dişler uyuşturulacak’ veya ‘hafif bir gıdıklanma hissedebilirsin’ gibi daha gerçekçi ve güven verici açıklamalar yapılması önerilir.”

Nöralterapi ile Ağrılara Müdahale Edilebiliyor! Haber

Nöralterapi ile Ağrılara Müdahale Edilebiliyor!

Amacın anestezi oluşturmak değil, sinir hücrelerinde bozulan elektriksel uyarı iletimini düzenlemek olduğuna vurgu yapan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Nöralterapinin etkisi sadece lokal değil, sistemik etkisi sayesinde vücut regülasyonunu sağlayan bir tedavi yöntemidir.” dedi. Ağrılar, ameliyat izleri, travmalar ve enfeksiyonlar gibi bozucu alanların nöralterapi ile hedef alınabildiğini aktaran Dr. Kakı, bazı durumlarda ise uygulanamadığına dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Asiye Gülsüm Kakı, nöralterapinin ne olduğu, nasıl etki ettiği ve hangi durumlarda kullanıldığı hakkında bilgi verdi. Nöralterapi ile sinir hücrelerinde bozulan elektriksel uyarı iletimi düzenlenebiliyor! Nöralterapinin, vücuttaki sinir sistemi bozukluklarını düzenlemek amacıyla lokal anesteziklerin çok düşük dozlarda belirli noktalara enjeksiyonu ile yapılan tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olduğunu dile getiren Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Burada ki amaç anestezi oluşturmak değil, sinir hücrelerinde bozulan elektriksel uyarı iletimini düzenlemektir.” dedi. Nöralterapide kullanılan lokal anesteziklerin düşük dozlarda, iyon kanalları ve membran stabilitesi üzerinde düzenleyici etki sağladığını aktaran Dr. Kakı, “Böylelikle antiinflamatuar, vazodilatör ve nöromodülatör etkileri ortaya çıkar. Bu etki sayesinde Nöralterapi otonom sinir sistemini düzenler, vücuttaki bozulmuş elektriksel alanları (bozucu alanlar) dengelemeye yardımcı olur, kan dolaşımını ve doku beslenmesini destekler, ağrı ve fonksiyon bozukluklarının azalmasına katkı sağlar. Kısaca nöralterapinin etkisi sadece lokal değil, sistemik etkisi sayesinde vücut regülasyonunu sağlayan bir tedavi yöntemidir.” şeklinde konuştu. Nöralterapi, bozucu alanların etkisini azaltmayı hedefliyor! Nöral terapideki bozucu alan tanımına açıklık getiren Dr. Asiye Gülsüm Kakı, şunları söyledi: “Vücutta daha önce geçirilmiş; ameliyat izleri, travmalar, enfeksiyonlar, diş ve çene problemleri gibi durumlar, sinir sistemi üzerinde sürekli uyarı oluşturarak başka bölgelerde şikâyetlere yol açabilir. Nöralterapi, bu bozucu alanların etkisini azaltmayı hedefler. Bozucu alanların oluşturduğu bozulmuş elektriksel iletimi düzenleyerek otonom sinir siteminin regülasyonunu sağlar.” Nöralterapi birçok hastalıkta tercih edilebiliyor! Nöralterapinin hangi durumlarda destekleyici tedavi olarak tercih edilebileceğine değinen Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Baş, boyun ve bel ağrıları, migren ve gerilim tipi baş ağrıları, kas ve eklem ağrıları, fibromiyalji, sinir sıkışmaları, spor yaralanmaları, ameliyat veya travma sonrası ağrılar, sindirim sistemi fonksiyon bozuklukları, adet düzensizlikleri ve bazı jinekolojik şikâyetler, stres ve otonom sinir sistemi dengesizlikleri nöralterapinin kullanılabildiği hastalıklar arasında yer alır.” ifadelerini kullandı. Nöralterapi nasıl uygulanır? Nöralterapi uygulamasında öncelikle hastadan şikayetlerin başlangıcı, tetikleyen sebepler, geçirilmiş enfeksiyonlar ve operasyonlar, beslenme şekli gibi detaylı öykü alındığını kaydeden Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Ardından detaylı fizik muayene yapılır.” dedi. Enjeksiyon için tetik noktalar, sinir çıkışları, skarlar (yara dokuları) gibi noktaların belirlendiğini aktaran Dr. Kakı, “Belirlenen noktalara enjeksiyon yapılır. Uygulama genellikle ince uçlu iğnelerle yapılsa da bazı bozucu alan yada organ patolojilerinde, ganglion enjeksiyonlarında (sinir düğümlerine yapılan enjeksiyonlar) derin enjeksiyonlar tercih edilebilir.” açıklamasını yaptı. Nöralterapi bazı durumlarda uygulanamaz! Seans sayısının kişiye ve şikâyete göre değiştiğini vurgulayan Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Enjeksiyon sonrası hastalarda değişik refleks yanıtlar (nöralterapide buna fenomen denir) görülebilir. Bu fenomenler enjeksiyon bölgesi ve sıklığını planlamada yol göstericidir.” dedi. Nöralterapinin kimlere uygulanamayacağı hakkında da bilgi veren Dr. Kakı, sözlerini şöyle tamamladı: “Lokal anestezik alerjisi olanlar, ciddi kalp ritim bozukluğu olanlar, bazı özel durumlarda hamileler ve kanama bozukluğu olanlarda uygulanmaz. Nöralterapi sonrası, enjeksiyon yerinde kızarıklık, kısa süreli baş dönmesi, geçici ağrı artışı olabilir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.