Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Entegrasyon

Kapsül Haber Ajansı - Entegrasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Entegrasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mitsubishi Electric FR-D800 Serisi İnverterlerini Tanıttı Haber

Mitsubishi Electric FR-D800 Serisi İnverterlerini Tanıttı

Mitsubishi Electric’in kullanıcı dostu FR-D800 serisi inverterleri, tek faz 100V ve 200V ile üç faz 400V seçenekleriyle farklı gerilim ihtiyaçlarına yanıt veriyor. Kapak tipi yüzey tasarımı ve entegre kablolama sistemi sayesinde, kurulum süreçleri daha hızlı, pratik ve sorunsuz gerçekleştirilebiliyor. Bir önceki eşdeğer modele kıyasla yüzde 37’ye kadar daha küçük boyutlara sahip olan yeni seri[1], pano içinde yer tasarrufu sağlayarak montaj esnekliğini artırıyor ve kurulum maliyetlerini düşürüyor. Ayrıca yeni USB Type-C arayüzü sayesinde kullanıcılar, inverteri enerjilendirmeden bilgisayar üzerinden parametre ayarlarını yapabiliyor. Bu da hem kurulum hem de bakım süreçlerini önemli ölçüde kolaylaştırıyor. FR-D800 serisi, gelişmiş senkron motor kontrolü sayesinde enerji tasarrufu sağlıyor. Bu özellik, güç tüketimini azaltırken işletme maliyetlerini düşürmeye yardımcı oluyor. Yüksek verimliliğe sahip motor sürüş sistemi ve düşük bekleme gücü tüketimiyle karbon ayak izinin azaltılmasına katkıda bulunurken, sürdürülebilir üretim hedeflerini de destekliyor. Mitsubishi Electric İnverter Geliştirme Bölümü Lideri Shotaro Marumoto, FR-D800 serisi için şu değerlendirmede bulunuyor: “FR-D800 serisiyle hem yeni hem de deneyimli kullanıcıların güvenle tercih edebileceği bir inverter geliştirmeyi hedefledik. Kolay kullanılabilirliği ön planda tutarken, işletmelerin verimliliğini artıran, enerji tasarrufu sağlayan ve sürdürülebilirlik hedeflerini destekleyen gelişmiş performans özellikleri sunduk.” Entegrasyon Kolaylığıyla Öne Çıkıyor FR-D800 serisi; konveyörler, pompalar, gıda işleme ekipmanları ve tekstil makineleri gibi geniş bir uygulama yelpazesinde kullanılabiliyor. Ayrıca bazı modeller[2] (inverter modelinde “-60” uzantısı bulunan versiyonlar) IEC 60721-3-3:1994 3C2/3S2 standartlarına uygun devre kartı koruması sayesinde zorlu ve aşındırıcı ortamlarda da güvenle kullanılabiliyor. Yeni inverterler hem asenkron motorları hem de kalıcı mıknatıslı (PM) motorlar ile uyumlu çalışabiliyor. Bu sayede farklı motor tipleri için birden fazla inverter kullanma gerekliliğini ortadan kaldırıyor. Ayrıca CC-Link IE TSN, Modbus/TCP ve EtherNet/IP gibi yaygın Ethernet protokollerini destekleyen dahili bağlantı özellikleri sayesinde, mevcut endüstriyel ağlara kolay entegrasyon sağlanıyor ve dijital üretim ile akıllı fabrika altyapılarına hızlıca entegre edilebiliyor. Gelişmiş Bakım ve Arıza Analizi Avantajı Sunuyor FR-D800 serisi bakım süreçlerini kolaylaştırıyor. Kondansatör ve fan gibi kritik bileşenler için ömür teşhisi sağlayan önleyici bakım fonksiyonları, olası arızaların erken tespitine yardımcı oluyor. FR Configurator2 yazılımı ile kullanıldığında bu özellikler daha da etkin hale geliyor. Ayrıca akım desenlerine dayalı anormal durum tespiti beklenmedik duruş riskini azaltırken, gelişmiş hata analizi fonksiyonları olası sorunların hızlıca çözülmesini sağlıyor. Shotaro Marumoto, yeni serinin, şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımına katkısına vurgu yaparak şunları söyledi: “Enerji verimliliği, kullanım kolaylığı ve güvenilirlik günümüz otomasyon uygulamaları ile genel endüstrinin en temel gerekliliklerinden biri olarak öne çıkıyor. FR-D800 serisi, Mitsubishi Electric’in bu gereksinimleri karşılarken çevreye duyarlı, daha yeşil bir gelecek inşa etme konusundaki kararlılığını da güçlü bir şekilde ortaya koyuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

vMind ve ASNSKY’den Bilişim Dünyasında Stratejik İş Birliği: “Yönetilen Dönüşüm” Modeli Başlıyor Haber

vMind ve ASNSKY’den Bilişim Dünyasında Stratejik İş Birliği: “Yönetilen Dönüşüm” Modeli Başlıyor

Türkiye’de kurumların dijital dönüşüm yolculuğu, hibrit altyapıların yönetimi, artan güvenlik gereksinimleri ve maliyet baskısı nedeniyle yeni bir evreye giriyor. Bu yeni dönemde teknoloji yatırımlarının sürdürülebilir iş sonuçlarına dönüşmesi kritik hale gelirken, vMind ve ASNSKY önemli bir iş birliğine imza attı. İki güçlü yapı bulut, entegrasyon ve yönetilen hizmetleri tek bir operasyonel modelde birleştirerek kurumlara uçtan uca, ölçülebilir ve güvenli bir dönüşüm yaklaşımı sunmaya başladı. Kurumların ‘Hangi teknolojiyi almalıyım?’ sorusundan çok, ‘Bu yatırımı iş sonucuna nasıl dönüştürürüm?’ sorusuna odaklandıklarını belirten vMind CEO’su Volkan Duman şunları söyledi: “Teknoloji yatırımını yalnızca bir kurulum projesi olmaktan çıkarıp ölçeklenebilir ve yönetilebilir bir hizmet modeline dönüştürüyoruz. Güvenli bulut altyapımızı ve yönetilen hizmet disiplinimizi, ASNSKY’nin sahadaki güçlü ekosistemiyle birleştirerek kurumların dijital dünyada daha hızlı ve doğru aksiyon almasını sağlıyoruz” dedi. İş birliğini hibrit gerçekliğe uygun bir operasyonel dönüşüm modeli olarak tanımlayan ASNSKY Başkanı Emre Pekar ise şu değerlendirmede bulundu: “Bugün kurumların tek bir doğrultusu yok. Public, private ve hibrit yapılar birlikte yaşıyor. Biz; bulut, entegrasyon ve yönetilen hizmetleri tek çerçevede sunarak ‘nerede ne çalışmalı, nasıl güvenli olmalı, nasıl işletilmeli’ sorularını uçtan uca cevaplayan bir model kurduk. Bu yaklaşım yalnızca mevcut BT ihtiyaçlarını karşılamakla kalmıyor; aynı zamanda yapay zekâ projeleri için gerekli veri, güvenlik ve gözlemlenebilir altyapı da hazırlıyor” dedi. Hibrit Dünyada Uçtan Uca Sorumluluk, Sürdürülebilir Operasyon ve Gerçek Katma Değer Mevcut alternatiflerin önemli bir bölümü yalnızca bulut hizmeti sunarken işletim sorumluluğunu müşteriye bırakmakta, bazı yaklaşımlar ise proje bazlı kalıp uzun vadeli sürdürülebilirlik açısından sınırlı bir çerçeve sunuyor. vMind & ASNSKY modelinde ise bulut, entegrasyon ve yönetilen hizmetleri tek çerçevede sunularak hibrit yapılarda net sorumluluk, güçlü operasyon dili ve sürdürülebilir işletim sağlıyor. Böylece kurulum sonrası operasyon yükü müşteriden alınırken, yapay zekâ projeleri için gereken altyapı temeli de sistematik biçimde güçlendiriliyor. vMind ve ASNSKY iş birliği sayesinde kurumlar hibrit ortamlarda doğru iş yükü konumlandırması ve maliyet kontrolü elde ederken; entegrasyon kaynaklı performans ve erişilebilirlik sorunlarını daha hızlı teşhis edebiliyor, güvenlik görünürlüğü ve olay müdahalesinde daha disiplinli bir işletime kavuşuyor. Operasyon yükünün yönetilen hizmet modeliyle devredilmesi ise BT ekiplerinin üzerindeki baskıyı azaltarak dönüşüm projelerini daha öngörülebilir ve sürdürülebilir hale getiriyor. AI Girişimleri İçin “Doğal Altyapı”: AI Enabler İş birliğinin stratejik odak noktalarından biri de Yapay Zekâ (AI) projelerine sağladığı altyapı oldu. ASNSKY Başkanı Emre Pekar, kurulan yapının AI girişimleri için kritik bir temel oluşturduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “AI girişimlerinin başarısı modelden önce; veri akışı, güvenli erişim ve telemetri kalitesine bağlıdır. Pek çok alternatif çözüm yalnızca küresel ölçekli bulut platformları üzerinden servis sunarken işletim sorumluluğunu müşteriye bırakıyor. Biz ise bulut, entegrasyon ve yönetilen hizmetleri tek bir çerçevede birleştiriyoruz. Böylece AI’yi ayrı bir proje olmaktan çıkarıp, iyi yönetilen bir altyapının doğal uzantısı haline getiriyoruz.” Bir bulut sağlayıcının ötesindeyiz “Türkiye’de artık temel ihtiyaç yalnızca buluta geçmek değil; hibrit yapıları güvenli, maliyet kontrollü ve sürdürülebilir biçimde işletmek” diyerek konunun önemini vurgulayan Volkan Duman, iş birliği ile parçalı ürün ve proje yaklaşımı yerine ölçülebilir hizmet ve operasyon standardını güçlendirirken, yapay zekâyı ek bir proje olmaktan çıkarıp iyi işletilen altyapının doğal uzantısı haline getireceklerini belirtti. Volkan Duman, vMind’ın rolünün de dönüştüğünü belirterek şunları ifade etti: “Bir bulut sağlayıcının ötesine geçerek hizmet tasarımı ve operasyon standardı sunan stratejik iş ortağına evriliyoruz. Müşteriyle ilişkiyi yalnızca kurulum anına değil, güvenlikten maliyet yönetimine kadar tüm yaşam döngüsüne yayıyoruz. vMind ve ASNSKY’nin ortak vizyonu; hibrit altyapı gerçekliğinde güvenlik, süreklilik ve maliyet yönetimini standartlaştırılmış bir modelle sunmak. Bu modelin, daha fazla kurumun tek elden erişebildiği ve yapay zekâ dâhil tüm dönüşüm projelerine temel oluşturan sürdürülebilir bir dijital omurga yaratması hedefleniyor. Sonuç olarak, vMind & ASNSKY iş birliği teknoloji yatırımlarını ürün odaklı yaklaşımdan çıkarıp operasyon odaklı, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir dönüşüm modeline taşıyor; Türkiye’de hibrit çağın BT işletim anlayışına yeni bir standart kazandırıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank’tan KOBİ’ler için Finansmana Erişimde Yeni Dönem Haber

Akbank’tan KOBİ’ler için Finansmana Erişimde Yeni Dönem

Akbank, Kredi Kayıt Bürosu (KKB) ile gerçekleştirdiği entegrasyon sayesinde KOBİ müşterilerinin e-defter verilerini dijital ortamda alarak işleyebilen bir altyapı oluşturdu. Yeni uygulama, işletmelerin finansal verilerini bankaya iletmek için yürüttüğü manuel süreçleri ortadan kaldırarak kredi değerlendirme ve finansmana erişim süreçlerinde hız ve doğruluk sağlıyor. Bu hizmetlerden kayıtlarının Banka ile paylaşılmasına izin veren KOBİ’ler yararlanabiliyor. Uygulama ile KOBİ’ler artık mali tablolarını hazırlayıp bankaya iletmek zorunda kalmadan verilerini güvenli biçimde dijital ortamda paylaşabiliyor. Böylece kredi başvuruları ve finansal değerlendirmeler daha kısa sürede sonuçlanırken, işletmelerin operasyonel yükü de azalıyor. Akbank, bu yenilikle birlikte KOBİ’lere yalnızca finansman sağlayan bir banka olmanın ötesine geçiyor. Müşterilerinin mali yapısını daha yakından anlayan Akbank, KOBİ’lerin ihtiyaçlarına yönelik daha isabetli, daha katma değerli ve kişiselleştirilmiş çözümler sunuyor. Böylece Akbank, KOBİ’lerin büyüme yolculuğunda bir danışman ve çözüm ortağı olarak yer alarak gelişimlerini destekliyor. Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, KKB entegrasyonuna ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Kredi Kayıt Bürosu iş birliğinde yürüttüğümüz e-defter entegrasyonu sayesinde elde ettiğimiz güncel verilerle işletmelerin finansal durumuna dair net analizler ve karar alma mekanizmaları sağlıyoruz. Bu sayede risk değerlendirmeleri güçlenirken, KOBİ’ler daha sağlıklı, hızlı ve verimli şekilde finansmana ulaşabiliyor. Alanında öncü olan bu uygulama, bankacılıkta veri temelli karar alma döneminin KOBİ segmentinde yaygınlaşmasının da önünü açıyor. Bu gibi yeniliklerle işletmelerin yanında olmaya devam edeceğiz.” KKB Satış, Operasyon ve Ürün Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Erşan Rasim Hoşrik ise şu sözlerle entegrasyon sürecini değerlendirdi: “E-defter entegrasyonu, KOBİ’lerin finansmana erişimde karşılaştığı en büyük zorluklardan biri olan tekrar eden belge hazırlama ve paylaşım yükünü ortadan kaldırıyor. KKB olarak, işletmelerin onayıyla mali verilerinin güvenli ve standart şekilde bankalarla paylaşılmasını sağlıyoruz. Bu yapı sayesinde KOBİ’ler, aynı bilgiyi her başvuruda yeniden üretmek yerine işlerini büyütmeye odaklanabiliyor; bankalar ise risk değerlendirmelerini güncel ve doğrulanmış verilerle yapabiliyor. Bu süreç, finansal ekosistemde veri temelli karar almanın KOBİ segmentindeki dönüm noktası. Söz konusu entegrasyonların yaygınlaşması için tüm paydaşlarla birlikte çalışmaya devam edeceğiz.” Akbank ve KKB iş birliğiyle gerçekleştirilen e-defter entegrasyonuyla işletmelerin finansmana erişim süreçleri sadeleştirilerek KOBİ’lerin büyümelerine katkı sunulması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka-SOC Paradoksu: Yüksek Beklentiler Uygulama Zorluklarıyla Karşı Karşıya Haber

Yapay Zeka-SOC Paradoksu: Yüksek Beklentiler Uygulama Zorluklarıyla Karşı Karşıya

Yüksek kaliteli eğitim verisi eksikliği, YZ yetkinliğine sahip uzman açığı, yüksek entegrasyon maliyetleri ve YZ kaynaklı yeni tehditler bu zorlukların başında geliyor. Şirketlerin SOC süreçlerini nasıl inşa ettiğini ve sürdürdüğünü inceleyen Kaspersky, YZ’nin SOC performansını artırmadaki rolüne dair öncelikleri, beklentileri ve zorlukları mercek altına alan kapsamlı bir küresel araştırma gerçekleştirdi. Araştırma sonuçları, katılımcıların %99 gibi ezici bir çoğunluğunun güvenlik operasyonlarına yapay zekayı dahil etmeyi planladığını gösteriyor. Türkiye özelindeki verilere bakıldığında; katılımcıların %71'i yapay zekayı operasyonlarına "muhtemelen" dahil edeceğini söylerken, %29'u "kesinlikle" dahil edeceğini belirtiyor. Bu tablo, yapay zekanın tehdit tespitini güçlendirme, inceleme süreçlerini hızlandırma ve SOC verimliliğini artırmadaki rolünün yaygın biçimde kabul gördüğünü ortaya koyuyor. Pratik kullanım senaryolarına bakıldığında kurumlar, yapay zekadan öncelikle veri analizi süreçlerini otomatikleştirerek anormallikleri ve şüpheli faaliyetleri tespit etme kapasitesini güçlendirmesini (%57) ve önceden tanımlanmış olay müdahale senaryolarını hızlı şekilde devreye almayı mümkün kılan yanıt otomasyonunu desteklemesini (%50) bekliyor. Bu beklentiler, SOC’lerde yapay zekayı benimsemesini yönlendiren temel motivasyonlarla da örtüşüyor: genel tehdit tespit etkinliğini artırmak (%51), rutin görevleri otomatikleştirmek (%42) ve yanlış pozitifleri azaltarak doğruluğu yükseltmek (%43). Büyük ölçekli işletmelerin ise yapay zekayı SOC fonksiyonlarının daha geniş bir yelpazesinde ve daha iddialı kullanım senaryolarıyla konumlandırdığı görülüyor. Bununla birlikte, yapay zekanın uygulanması aşamasında belirgin bir yürütme açığı ortaya çıkıyor. En temel engel olarak kurumların %25’i, YZ modellerinin doğruluğunu ve bağlamsal uygunluğunu sınırlayan yüksek kaliteli eğitim verisi eksikliğine işaret ediyor. Buna ek olarak; kurum içi ekiplerde nitelikli yapay zeka uzmanı bulunmaması (%35), YZ kullanımına bağlı yeni tehdit ve zafiyetlerin ortaya çıkması (%24) ve YZ tabanlı çözümlerin geliştirilmesi ile sürdürülebilirliğine ilişkin yüksek maliyetler (%19) kritik risk başlıkları arasında yer alıyor. Tüm bu unsurlar, YZ stratejilerinin operasyonel başarıya dönüşmesini zorlaştırırken, daha yapılandırılmış ve güçlü şekilde desteklenen bir yaklaşımın gerekliliğini ortaya koyuyor. Kaspersky CTO’su Anton Ivanov konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söylüyor: “Kuruluşlar yapay zekanın SOC’lere sağlayabileceği değerin farkında. Ancak deneme aşamasından gerçek operasyonel etkiye geçiş hâlâ zorlu bir süreç. Siber güvenlik alanında yaşanan yetenek açığına ek olarak YZ uzmanlığının da sınırlı olması, SOC bünyesinde kurum içi YZ kabiliyetleri geliştirmeyi arzu edilen ancak ulaşılması güç bir hedef haline getiriyor. Bu nedenle siber güvenlik şirketleri, amiral gemisi ürünlerine YZ destekli özellikler entegre etmeye yatırım yapıyor. Kaspersky olarak geçtiğimiz yıl boyunca B2B portföyümüz genelinde kapsamlı bir YZ destekli çözümler setini devreye aldık. Amacımız, daha gelişmiş tehditlere karşı zamanında tespit kapasitesini artırmak ve çözümlerimizi daha verimli ve kullanıcı dostu hale getirmek.” Başarılı ve güvenilir bir SOC kurmak ve işletmek için Kaspersky şu önerilerde bulunuyor: SOC kurulumunun ilk aşamasında ya da mevcut güvenlik operasyonlarınızı geliştirme sürecinde Kaspersky SOC Consulting hizmetlerinden yararlanın. Kapsamlı danışmanlık hizmetlerimiz, sağlam bir SOC mimarisi oluşturmanıza ve süreçlerinizi optimize etmenize yardımcı olur.Gelişmiş YZ kabiliyetleriyle güçlendirilen Kaspersky SIEM çözümüyle güvenlik performansınızı artırın. Bu çözüm, BT altyapınız genelindeki log verilerini merkezi olarak toplar, analiz eder ve saklar; bağlamsal zenginleştirme ve aksiyona dönüştürülebilir tehdit istihbaratı içgörüleri sunar. Çözüm yakın zamanda, dinamik bağlantı kütüphanesi (DLL) hijacking belirtilerini tespit edebilen YZ yeteneğiyle daha da güçlendirilmiştir.Her ölçekten ve sektörden kuruma yönelik, gerçek zamanlı koruma, tehdit görünürlüğü ile YZ destekli EDR ve XDR araştırma ve yanıt kabiliyetleri sunan Kaspersky Next ürün ailesiyle şirketinizi geniş bir tehdit yelpazesine karşı koruyun.Siber güvenlik ekibinizi, kuruluşunuzu hedef alan tehditlere ilişkin derinlemesine görünürlükle donatın Kaspersky Threat Intelligence’ın en güncel versiyonu, olay yönetimi döngüsünün tamamında zengin ve bağlamsal içgörüler sunarak siber risklerin zamanında tespit edilmesini sağlar. Çözüm, yakın zamanda YZ destekli açık kaynak istihbaratı (OSINT) arama yetenekleriyle güçlendirilerek yeni ve gelişen tehditlerin daha hassas biçimde ortaya çıkarılmasına katkı sağlamıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone 5G İçin Yeni Nesil Otomasyon Platformu Horizon’ı Devreye Aldı Haber

Vodafone 5G İçin Yeni Nesil Otomasyon Platformu Horizon’ı Devreye Aldı

Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, şebeke operasyonlarında yıllar içinde farklı ekipler tarafından geliştirilen dağınık uygulamaları yeniden kullanılabilir otomasyon modüllerine dönüştüren Horizon platformunu devreye aldı. Yerli teknoloji şirketi TechNarts iş birliğiyle geliştirilen Horizon; yazılım tanımlı ağ (SDN) farkındalığı, uygulama programlama arayüzü (API) tabanlı orkestrasyon yetenekleri ve merkezi yürütme kabiliyetiyle, mevcut altyapılar ile geleceğin dijital şebeke mimarilerini aynı çatı altında buluşturarak, mobil ve sabit IP omurga ağında, şebeke güvenliğinde, veri merkezi ve telco bulut ortamlarında uçtan uca operasyonel bütünlük sağlıyor. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Yago Lopez, şunları söyledi: “Geleceğin bağlantı teknolojileri yalnızca güçlü altyapılar değil, aynı zamanda akıllı, esnek ve yazılım odaklı operasyonel kabiliyetler gerektiriyor. Horizon ile operasyonlarımızı bağımsız çözümlerden bütüncül bir orkestrasyon yaklaşımına taşıdık. Yerli iş ortağımız TechNarts ile geliştirdiğimiz bu platform, mevcut ağlarımızı daha verimli yönetmemizi sağlarken, 5G ve ötesi için ölçeklenebilir, sürdürülebilir ve geleceğe hazır bir operasyonel temel oluşturuyor.” TechNarts Kurucu Genel Müdürü ve Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi (HTK) Yönetim Kurulu Üyesi Taha Yaycı da şöyle konuştu: “Vodafone Türkiye’nin, tamamen yerli olarak geliştirilen yazılım ürünlerini, kendi şebeke ekosistemlerine entegre etme yaklaşımı; ulusal haberleşme teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik güçlü bir kararlılığı ortaya koymaktadır. Horizon, küresel operatörler ile yerli teknoloji sağlayıcıları arasındaki iş birliğinin, ölçeklenebilir, güvenli ve geleceğe hazır platformların ortaya çıkmasını nasıl mümkün kıldığını göstermektedir. HTK ekosistemi içinde faaliyet gösteren bir şirket olarak TechNarts, Türkiye’nin dijital dönüşüm hedeflerini destekleyen ve teknolojik bağımsızlığı güçlendiren yerli yazılım çözümlerine yatırım yapmaya kararlılıkla devam etmektedir.” Türkiye’de bir ilk: Cisco CNC ile operasyonel SDN entegrasyonu Horizon, Türkiye’de ilk kez Cisco Crosswork Network Controller (CNC) ile doğrudan operasyonel entegrasyon sağlayan platform olma özelliğini taşıyor. Bu entegrasyon sayesinde gerçek zamanlı topoloji bilgisi, cihaz durumu ve kontrolcü zekâsı günlük operasyonel iş akışlarının doğal bir parçası haline geliyor. Orkestrasyon kararları hem SDN kontrolcü verileri hem de geleneksel operasyonel mantıkla birlikte değerlendirilerek daha akıllı ve bağlama duyarlı hale getiriliyor. Veri merkezinden IP omurga şebekesine kadar uçtan uca otomasyon Horizon, Ansible Tower entegrasyonu sayesinde veri merkezi operasyonlarını mobil ve sabit omurga operasyonlarıyla birlikte tek bir orkestrasyon çatısı altında yönetebiliyor. Provizyon, konfigürasyon ve doğrulama adımları yapılandırılmış ve tekrar kullanılabilir hatlar üzerinden yürütülürken; izleme, envanter, güvenlik ve kimlik sistemleri de platformla entegre çalışıyor. Bu yapı, farklı teknoloji katmanlarının birbirinden kopuk değil, birlikte çalışan bir otomasyon ekosistemi olarak yönetilmesini sağlıyor. Periyodik çalışan 86 bin farklı aktiviteyi otomatize ederek, operasyonel kabiliyeti %30’a kadar artırıyor. Operatör odaklı, geleceğe hazır platform Gerçek mühendislik çalışma biçimleri dikkate alınarak tasarlanan Horizon; özelleştirilebilir panolar, on-call (çağrı üzerine çalışan) ekranları, farklı ekip ihtiyaçlarına göre uyarlanabilen arayüzler ve tekdüzen kaynak konum belirleyici (URL) tetiklemeli otomasyon pencereleriyle operatör odaklı ve kolay uygulanabilir bir deneyim sunuyor. Vodafone Türkiye’nin şebeke operasyonlarının temel otomasyon katmanı olarak konumlanan Horizon, yapay zekâ destekli operasyonlar ve yeni nesil şebeke mimarileri için de güçlü ve sürdürülebilir bir zemin oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB, Endüstriyel İnovasyonu Süreklilik İle Mümkün Kılan Automation Extended’i Sundu Haber

ABB, Endüstriyel İnovasyonu Süreklilik İle Mümkün Kılan Automation Extended’i Sundu

Günümüzde endüstriyel operasyonlar; hızla değişen pazar koşulları, siber güvenlik tehditleri, mevzuat baskıları ve sürekli değişen bir iş gücü yapısı gibi çeşitli zorluklarla karşı karşıya bulunuyor. ABB’nin dünyanın en büyük DCS kurulu tabanındaki uzun süreli sektör liderliği ve proses otomasyonundaki vizyonu üzerine inşa edilen Automation Extended programı da bu zorluklara yanıt vererek çevik ve hızlı bir inovasyonla üretimde kesinti yaşatmadan gelişmiş analitik ve IoT entegrasyonunu destekleyerek ve farklı yetkinlik seviyelerine sahip çalışanlar için operasyonları sadeleştirerek bu konulara çözüm sağlıyor. Operatörler; ABB Ability™ System 800xA®, ABB Ability™ Symphony® Plus ve ABB Freelance gibi halihazırda kullandıkları güvenilir ABB sistemleriyle çalışmaya devam ederken, yeni teknolojileri operasyonda kesinti olmadan kademeli olarak devreye alabiliyor. Böylece hem süreklilik korunurken inovasyon gerçekleştirilebiliyor hem de modernizasyon süreci yapılandırılarak düşük riskle yönetiliyor. ABB Otomasyon İş Kolu Başkanı Peter Terwiesch, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Hizmet verdiğimiz endüstrilerin çoğu, hayati öneme sahip kaynakları sağlayan büyük ve karmaşık altyapılar işletiyor. Bu sektörlerde müşterilerimiz, operasyonel kesinti olmadan modernizasyona ihtiyaç duyuyor. Automation Extended ise tam olarak bunu sunuyor: Bu program, güvenlik ve birlikte çalışabilirliği merkeze alarak, müşterilerimizin bildiği ve güvendiği sistemlere geleceğe hazır yetenekleri kazandırıyor” ifadelerini kullandı. Automation Extended programı; birlikte çalışabilirlik, ölçeklenebilirlik ve endüstriyel alanlar arasında sorunsuz entegrasyon sağlamak üzere tasarlanmış modern, açık ve modüler bir mimari üzerine kurulu şekilde çalışıyor. Görev ayrımı prensiplerine dayanan bu otomasyon ekosistemi, birbirinden farklı ancak güvenli biçimde birbirine bağlı iki ayrı ortamdan oluşuyor: Kontrol ortamı, yazılım tanımlı ve sürekli güncel kalan yapısıyla kritik süreçlerin sağlam, güvenilir ve deterministik bir şekilde kontrolünü sağlıyor. Dijital ortam ise kontrol katmanına güvenli bir şekilde bağlanarak gelişmiş uygulamaları, edge zekâsını ve gerçek zamanlı analitikleri etkinleştiriyor. Bu yapı, kanıtlanmış kontrol mimarilerini etkilemeden karar destek süreçleri için yapay zeka (AI) ve makine öğrenmesini (ML) kullanıyor. Bu farklı teknoloji ortamlarının yönetimi ve bakımı, ekosistem yaşam döngüsü yönetimi ve optimizasyonu için tüm sistemi kapsayan tek, bütünleşik ve kapsamlı bir servis yaklaşımıyla yürütülüyor. Açık Platform İletişimi Birleşik Mimari (Open Platform Communications Unified Architecture-OPC UA) omurgası ve her iki ortamın yönetimine yönelik Bulut‑Yerel (Cloud‑Native) mimarisi gibi yeni teknolojilerin; konteynerizasyon, orkestrasyon ve modüler servislerden yararlanacak şekilde entegre edilmesiyle ekosistem geniş kapsamlı bir iyileştirme yelpazesi sunmaktadır. Bu iyileştirmeler, süreç anormalliklerinin proaktif olarak tespit edilip düzeltilmesinden, kritik varlıkların sürekli durum izleme yoluyla bakım stratejilerinin optimize edilmesine ve çeşitli donanım platformlarında uygulanmaya hazır verimli modüler yaklaşımlarla mühendislik süreçlerinin geliştirilmesine kadar uzanmaktadır. Bu mimari, performansı güvence altına alırken ölçeklenebilirlik ve çeviklik sağlamaktadır. Automation Extended; ABB Ability™ System 800xA®, ABB Ability™ Symphony® Plus ve ABB Freelance proses otomasyon sistemlerinin bir sonraki sürümleriyle birlikte kullanıma sunulacak. ABB daha sürdürülebilir ve kaynaklar açısından verimli bir gelecek için elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri sunan global bir teknoloji lideridir. ABB, mühendislik ve dijitalleşme alanlarındaki uzmanlığını birleştirerek endüstrilerin yüksek performansta çalışırken daha verimli, üretken ve sürdürülebilir hale gelmesine katkıda bulunmaktadır. ABB’de biz buna ‘Engineered to Outrun’ diyoruz. ABB, 140 yılı aşkın geçmişe ve dünya çapında yaklaşık 110.000 çalışana sahiptir. Şirketin hisseleri SIX İsviçre Borsası (ABBN) ve Nasdaq Stockholm’de (ABB) işlem görmektedir. www.abb.com ABB Otomasyon iş kolu; enerji, su ve hammadde temininden ürünlerin üretilmesine ve pazara ulaştırılmasına kadar geniş bir yelpazedeki temel ihtiyaçlara yönelik endüstriyel operasyonları otomatize eder, elektrifikasyonunu sağlar ve dijitalleştirir. Yaklaşık 26.000 çalışanı, lider teknolojileri ve servis uzmanlığı ile ABB Otomasyon iş kolu; proses, hibrit ve denizcilik endüstrilerinin daha yalın ve daha temiz bir şekilde önde gitmesine yardımcı olur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaşam Tarzı Tıbbının Küresel Liderleri İstanbul’da Buluşuyor Haber

Yaşam Tarzı Tıbbının Küresel Liderleri İstanbul’da Buluşuyor

13 Şubat 2026’da İstanbul’da düzenlenecek bu uluslararası buluşma, aynı gün gerçekleşecek Yaşam Tarzı Tıbbı Sempozyumu ile birlikte, Türkiye için sağlık alanında yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Yaşam tarzı tıbbı alanında dünyanın farklı bölgelerinde aktif rol üstlenen, 30’dan fazla ülkeyi temsil eden hekim ve sağlık profesyonellerinin katılımıyla gerçekleşen Lifestyle Medicine Global Alliance Leadership Toplantısı, Türkiye’de ilk kez İstanbul’da düzenleniyor. Bu önemli liderlik buluşması, 13 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilecek Yaşam Tarzı Tıbbı Sempozyumu ile aynı tarihte ve aynı çatı altında yapılacak. Bu eş zamanlı organizasyon, Türkiye açısından yalnızca uluslararası bir toplantı olmanın ötesinde; yaşam tarzı tıbbının bilimsel, kurumsal ve kamusal düzeyde görünürlük kazandığı önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Küresel Bilgi Birikimi Türkiye’de Paylaşılacak Lifestyle Medicine Global Alliance çatısı altında bir araya gelen katılımcılar, yaşam tarzı tıbbının farklı ülkelerdeki uygulama modellerini, klinik deneyimlerini ve sağlık sistemlerine entegrasyon örneklerini İstanbul’da paylaşacak. Bu buluşma, Türkiye’nin yaşam tarzı tıbbı alanındaki küresel deneyimle doğrudan temas kurduğu nadir platformlardan biri olarak öne çıkıyor. Sağlık Politikalarıyla Aynı Çerçevede Türkiye’de Sağlık Bakanlığı ile yürütülen ve Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) hekimlerine yönelik sağlıklı yaşam eğitimlerinin devamında gerçekleşecek olan sempozyum; Yaşam tarzı tıbbının Türkiye’de kurumsal olarak konumlanmasıUluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesiTürkiye’nin bölgesel bir referans noktası haline gelmesi açısından kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor. Akademi, Klinik ve Bilim Aynı Platformda Sempozyumda; Harvard Üniversitesi ve Stanford Üniversitesi gibi dünyanın önde gelen üniversitelerinin tıp fakültelerinde görev yapan öğretim üyeleri ile, yaşam tarzı tıbbının bilimsel altyapısının oluşmasına katkı sunan ve bu alandaki öncü araştırmaları destekleyen uzmanlar yer alacak. Bu yönüyle sempozyum, güncel klinik uygulamaların yanı sıra bilimsel üretimi ve geleceğe dönük vizyonu da odağına alıyor. Türkiye İçin Stratejik Bir Buluşma İstanbul’da düzenlenecek bu uluslararası sempozyum, yaşam tarzı tıbbının Türkiye’de kurumsal olarak güçlenmesi, küresel iş birliklerinin derinleşmesi ve bölgesel ölçekte bir referans merkezi oluşturulması açısından stratejik bir önem taşıyor. Sempozyumun programı ve konuşmacı detaylarına ilişkin bilgiler, etkinlik tarihine yaklaşıldıkça kamuoyuyla paylaşılmaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Entertech GSYF ve PlayGate GSYF’nin Oyun Teknolojileri Alanında Yeni Yatırımı: Game Actor Haber

Entertech GSYF ve PlayGate GSYF’nin Oyun Teknolojileri Alanında Yeni Yatırımı: Game Actor

Gerçekleştirilen bu yatırımla birlikte Game Actor, Entertech GSYF ve PlayGate GSYF’nin portföy şirketleri arasına katıldı. Yatırım kararı; Game Actor’ün yenilikçi teknoloji yaklaşımı, ölçeklenebilir iş modeli ve küresel pazarlara açılma potansiyeli değerlendirilerek alındı. Oyun Ekosistemi İçin Sosyal Medya ve Entegrasyon Merkezi Game Actor, kurumsal yazılım danışmanlığı alanında faaliyet gösteren üç kurucu ortak tarafından, danışmanlık gelirleriyle finanse edilen bir spin-off girişim olarak kuruldu. Bugün 8 kişilik, oyuncu kimliğine sahip ekibiyle Game Actor; oyun endüstrisine “Sosyal Medya ve Entegrasyon Merkezi” olarak konumlanan bir GameTech şirketi olarak faaliyet gösteriyor. Oyuncular tarafından geliştirilen platform; oyuncuların oyun istatistiklerini, başarılarını ve oyun anılarını paylaşabildiği sosyal bir alan sunarken, oyun stüdyoları için keşfedilebilir sayfalar, devlog paylaşımları ve tanıtım fırsatları sağlayan bütüncül bir yapı oluşturuyor. Böylece oyuncular, geliştiriciler ve sektör paydaşları tek bir merkezde bir araya geliyor. Entegrasyon Odaklı Altyapı ve Yeni Nesil Reklam Yaklaşımı Game Actor platformu; Steam, Riot ve benzeri oyun kütüphaneleriyle entegre çalışarak oyuncuların oyun performanslarını ve başarılarını otomatik olarak görüntüleyebilmelerini sağlıyor. Oyuncular için kendilerini ifade edebilecekleri merkezi bir sosyal alan oluşturulurken, oyun ekosistemi için yüksek doğrulukta veri üretimi mümkün hâle geliyor. Şirket, oyuncuların platform üzerinde oyun oynayarak tamamlayabilecekleri görevler aracılığıyla yeni oyunlara erişim elde edebilecekleri yenilikçi bir sistem üzerinde çalışıyor. Aynı zamanda entegrasyonlar üzerinden elde edilen oyuncu verilerinin analiz edilmesiyle oyun endüstrisine yönelik içgörüler üretilmesi hedefleniyor. Bu yapı, markaların hedef kitlelerini daha doğru tanımlamalarına imkân tanırken, Game Actor’ü oyun sektörü için adreslenebilir reklam teknolojileri geliştiren yeni nesil bir platform konumuna taşıyor. Oyuncular İçin Bir Merkez, Oyun Dünyası İçin Bir Referans Noktası Game Actor; oyuncuların kendilerine oyun arkadaşı bulabildiği, sosyalleştiği ve oyun başarılarını bir özgeçmiş gibi sergileyebildiği merkezi bir platform olma vizyonuyla gelişimini sürdürüyor. Kurucu ekip, birer oyuncu olarak ihtiyaç duydukları ancak piyasada karşılığını bulamadıkları özellikleri tek bir çatı altında toplayarak oyun ekosistemi için kalıcı bir değer üretmeyi hedefliyor. Game Actor, aynı zamanda Entertech İstanbul Teknokent’in yurt dışı hızlandırıcı programlarından biri olan Entertech London Market Expansion Programme kapsamında seçilen 13 teknoloji girişiminden biri olarak küresel pazarlara açılma yolunda ilk adımını attı. Yatırıma ilişkin değerlendirmede bulunan Entertech İstanbul Teknokent Genel Müdürü Dr. Muhammed Kasapoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Oyun teknolojileri, Entertech GSYF’nin stratejik odak alanlarından biri. Game Actor yatırımı, fonumuzun bu alandaki ikinci yatırımı olması açısından bizim için ayrıca anlamlı. Oyun sektörünü yalnızca içerik üretimiyle sınırlı görmüyor; etrafında oluşan veri, topluluk ve teknoloji katmanlarını birlikte ele alıyoruz. Game Actor, oyuncu deneyimini merkeze alan yaklaşımı ve ölçeklenebilir teknoloji altyapısıyla bu bakış açımızla güçlü bir uyum gösteriyor ve oyun ekosisteminin dönüşümünde önemli bir rol üstlenme potansiyeli taşıyor.” Yapı Kredi Portföy Genel Müdürü Müge Peker ise yatırım hakkında şu değerlendirmede bulundu: “Entertech İstanbul Teknokent iş birliğiyle kurduğumuz girişim sermayesi fonumuz aracılığıyla, Türkiye’nin küresel ölçekte büyüme potansiyeline sahip teknoloji girişimlerine kaynak ve perspektif sunmayı sürdürüyoruz. Game Actor; oyuncu topluluğunu, veri katmanını ve entegrasyon kabiliyetini bir araya getiren ölçeklenebilir yaklaşımıyla oyun dünyasında yeni değer alanları yaratabilecek önemli bir potansiyel barındırıyor. Bu yatırımla, platformun entegrasyonlarını genişletmesine ve yurt dışı pazarlara açılmasını hızlandırırken, ülkemizin oyun teknolojileri alanındaki global görünürlüğünü de desteklemeyi hedefliyoruz.” PlayGate Ventures Kurucu Ortağı Mustafa Cihat Durmuş, yatırım sürecine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Oyun sektöründe değer yaratmanın yalnızca iyi bir oyun geliştirmekle sınırlı olmadığına inanıyoruz. Game Actor, oyuncu deneyimini merkeze alan yaklaşımı, veri odaklı yapısı ve ölçeklenebilir teknoloji vizyonuyla PlayGate Ventures’ın yatırım stratejisiyle güçlü bir uyum gösteriyor. Bu yatırımın, Türkiye’den çıkan oyun teknolojisi girişimlerinin küresel ölçekte söz sahibi olma yolculuğunda önemli bir örnek olacağına inanıyoruz.” Entertech GSYF; oyun teknolojileri, sağlık teknolojileri, kreatif teknolojiler, finansal teknolojiler, yenilenebilir enerji ve temiz teknolojiler gibi alanlarda faaliyet gösteren girişimlere yatırım yaparak Türkiye’nin teknoloji tabanlı girişimcilik ekosistemine katkı sağlamaya devam ediyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.