Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Entegrasyon

Kapsül Haber Ajansı - Entegrasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Entegrasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tami ve Kivi e-Dönüşüm’den Güçlü İş Birliği Haber

Tami ve Kivi e-Dönüşüm’den Güçlü İş Birliği

Tami, ERP sistemleri alanında öne çıkan Kivi e-Dönüşüm ile iş birliğini hayata geçirdi. Tamamlanan entegrasyon sayesinde Kivi ERP kullanan işletmeler, tüm finansal süreçlerini tek platform üzerinden yönetirken Tami’nin sanal POS altyapısıyla kolay, hızlı ve güvenli şekilde ödeme alabilecek. İş birliği kapsamında işletmeler, Kivi ERP sistemi üzerinden e-fatura oluşturduklarında aynı anda ödeme linki yaratabilecek. Oluşturulan bu linkte Tami Sanal POS altyapısı çalışacak ve firmalar tahsilatlarını tek adımda gerçekleştirebilecek. Bu yapı, işletmelere pürüzsüz bir müşteri deneyimi sunarken tahsilat süreçlerini önemli ölçüde hızlandıracak. Tami Sanal POS’un çoklu banka altyapısı sayesinde işletmeler, tek entegrasyonla tüm bankalardan ödeme alabilirken anlaşmalı bankaların kredi kartlarına ait taksit seçenekleri ve kampanyalarından da faydalanabilecek. Tami Genel Müdürü Melda Çetin iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Tami’yi kurarken çıkış noktamız, işletmelerin ödeme süreçlerini daha kolay, hızlı ve güvenli hale getirmekti. ‘Tam istediğin gibi’ yaklaşımımızla, her ölçekte işletmenin finansal süreçlerini sadeleştiren esnek çözümler sunuyoruz. Bugün geldiğimiz noktada, sunduğumuz altyapıyla işletmelerin tahsilat süreçlerini tek bir platformdan yönetebilmesini sağlıyoruz. Kivi e-Dönüşüm ile hayata geçirdiğimiz bu entegrasyon sayesinde e-fatura ve tahsilat süreçlerini tek bir akışta birleştiriyoruz. Bu yapının, işletmelere hız ve operasyonel verimlilik kazandıracağına inanıyoruz. Ekosistem iş birlikleri, Tami’nin büyüme stratejisinin önemli bir parçası olmaya devam ediyor. Kivi e-Dönüşüm ile gerçekleştirdiğimiz bu entegrasyon da işletmelere ticaretin farklı aşamalarını kapsayan bütünsel çözümler sunma vizyonumuzu güçlendiriyor. Önümüzdeki dönemde de işletmelerin hayatını kolaylaştıran, onların ihtiyaçlarına doğrudan yanıt veren yenilikçi çözümler geliştirmeye ve güçlü iş birlikleriyle ekosistemimizi büyütmeye devam edeceğiz.” Kivi e-Dönüşüm Kurucusu Malik Hakyemez ise, iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “İşletmeler için en büyük verimsizliklerden biri, finansal süreçlerin parçalı halde ilerlemesi. Faturanın ayrı, tahsilatın ayrı, operasyonun ayrı yönetildiği bu yapı hem zaman kaybına hem de nakit akışında gecikmelere yol açıyor. Kivi SuperApp ile bu dağınık yapıyı ortadan kaldırarak; ödeme alma, ön muhasebe, POS yönetimi, e-ticaret ve stok takibi gibi tüm kritik süreçleri tek platformda birleştirdik. Amacımız, işletmelerin birden fazla sistemle uğraşmadan tüm operasyonlarını sade ama güçlü bir yapı üzerinden yönetebilmesi. Tami ile gerçekleştirdiğimiz entegrasyon ise bu vizyonun önemli bir parçası. Artık kullanıcılarımız, e-fatura oluşturdukları anda tahsilat sürecini de başlatabiliyor ve işlemi tek akışta tamamlayabiliyor. Bu yaklaşım, özellikle KOBİ’ler için hız ve tahsilat disiplini açısından ciddi bir fark yaratıyor. Bugün 10 binden fazla işletmenin aktif olarak kullandığı Kivi SuperApp’i, iş ortaklıklarıyla daha da güçlendirerek işletmelerin tüm finansal süreçlerini tek noktadan yönetebileceği bir platform haline getirmeye devam edeceğiz.” Kivi e-Dönüşüm’ün sunduğu kapsamlı yapı ile işletmeler; e-fatura, e-arşiv ve diğer e-belge süreçlerini yönetirken, banka hesaplarını takip edebiliyor, gider yönetimini gerçekleştirebiliyor ve tahsilatlarını doğrudan sistem üzerinden yapabiliyor. Platform; stok yönetiminden sipariş ve sevkiyata, finansal raporlamadan banka entegrasyonlarına kadar uçtan uca bir finans yönetim deneyimi sunuyor. Tami’nin Garanti BBVA teknolojisi ve güvencesiyle sunduğu altyapı, işletmelere yüksek güvenlik standartlarında hizmet sunarken tamamen dijital başvuru süreci, hızlı kurulum ve kolay entegrasyon avantajı sağlıyor. Bu iş birliğiyle birlikte Tami, fintek ekosistemindeki büyümesini sürdürürken çözüm ortaklarını da genişletiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Token Finansal Teknolojiler, DevCon’26’da Sektör Paydaşlarıyla Buluştu Haber

Token Finansal Teknolojiler, DevCon’26’da Sektör Paydaşlarıyla Buluştu

Bu yıl 100. yaşını kutlayan Koç Topluluğu’nun finansal teknolojiler alanındaki temsilcisi Token Finansal Teknolojiler, ikincisini düzenlediği DevCon’26 ile teknoloji ve iş dünyasını buluşturdu. Divan İstanbul’da gerçekleştirilen etkinliğe 200’ü aşkın şirket lideri ve yazılım uzmanı katıldı. Etkinliğin sunuculuğunu Burcu Hakyemez üstlenirken, teknoloji yazarı ve trend analisti M. Serdar Kuzuloğlu “Değişenler, Değişmeyenler” başlıklı oturumda, işletmelerin dijital dönüşüm yolculuğunu farklı bir perspektifle ele aldı. Gün boyu süren etkinlikte; sektörü ilgilendiren güncel regülatif gelişmeler, bu gelişmeler ışığında entegratör firmalara sunulacak yeni fırsatlar, bankacılık servislerinde fark yaratan Token yaklaşımı ve yerelden globale Token tarafından geliştirilen ödeme çözümleri Token liderleri tarafından katılımcılarla paylaşıldı. Ayrıca, DevCon’26 kapsamında kurulan deneyim alanlarında, Token Finansal Teknolojiler’in katma değerli çözümleri ve bu yıl içinde sektöre sunulması planlanan Token markalı ilk ödeme kaydedici cihaz olan Token T1 Pro katılımcılarla buluştu. DevCon’26’yı klasik teknoloji etkinliklerinden ayrıştıran en önemli bölüm uygulamalı entegrasyon geliştirme oturumu oldu. Token yazılım mühendisleri ile iş ortaklarının yazılım ekiplerinin birebir çalışma fırsatı yakaladığı bu oturumda, entegratörler Token’ın yapay zeka destekli geliştirme programı sayesinde kısa süre içinde Token ürünlerine entegrasyon sağlayabilmeyi canlı olarak deneyimledi. Yaklaşık 100 yazılımcının katıldığı bu oturumda, Token’ın yazılım teknolojileri alanındaki yetkinlikleri, geliştirdiği platformlar ve sürdürdüğü iş akışları iş ortaklarına aktarılırken, kablolu ve kablosuz entegrasyon yazılımları eş zamanlı olarak geliştirildi. Böylece iş ortakları, Token’ın teknoloji altyapısını daha yakından deneyimleme ve süreçlerini hızlandırma imkânı buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zes ve WAT Mobilite Kullanıcıları Elektrikli Araç Şarj İstasyonlarına Tek Bir Platformdan Ulaşabilecek Haber

Zes ve WAT Mobilite Kullanıcıları Elektrikli Araç Şarj İstasyonlarına Tek Bir Platformdan Ulaşabilecek

Elektrikli araçların şarj ihtiyaçlarını yaygın bir şarj ağından karşılamalarını sağlamak için Zes ve WAT Mobilite roaming altyapısını kullanıcılarının hizmetine sundu. Her iki şarj operatörünün kullanıcıları bu ortaklık ile, Zes ve WAT Mobilite’nin tüm şarj istasyonlarına tek bir mobil uygulamayla erişebilecek. Devreye alınan altyapıyla kullanıcılar; tercih ettikleri mobil platform üzerinden her iki markanın şarj istasyonlarına, konumlarına, yol tariflerine ve müsaitlik durumu gibi bilgilere anlık olarak ulaşabilecek. Ayrıca, her iki operatörün şarj istasyonunda yapılan şarj işlemleri için farklı bir platforma ihtiyaç duymadan, aynı ödeme yöntemiyle işlemlerini tamamlayabilecekler. Tek uygulama üzerinden erişim Yapılan iş birliğini değerlendiren Zes Operasyon ve Enerji Tedariği Grup Müdürü Recep Arslan, “WAT Mobilite ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde şarj istasyonlarımıza erişim tek bir mobil uygulama üzerinden mümkün olacak. Zes olarak ülke genelinde şarj istasyonlarına sınırsız erişim imkânı sunmak en büyük misyonumuz ve bu iş birliği, bu misyonumuzu destekliyor.” Kullanıcı dostu ve kolay şarj deneyimi Arslan, sözlerine şöyle devam etti: “Bu entegrasyon, kullanıcılarımıza geniş bir ağ sunmakla birlikte ödeme ve takip süreçlerinde de büyük kolaylık sağlayacak. Önümüzdeki dönemde de Zes ile kurduğumuz yaygın şarj ağını, teknolojik inovasyonlarımız ve kullanıcı dostu çözümlerimizle birleştirerek e-mobilitenin gelişimine katkı sağlamaya devam edeceğiz.” WAT Mobilite Dijital Teknolojiler Genel Müdür Yardımcısı Burak Demirtaş ise, “Zes ile devreye aldığımız roaming altyapısı sayesinde, kullanıcılar tek bir uygulama üzerinden şarj noktalarına ulaşabilecek. Amacımız, şarj erişimini kolaylaştırarak sürdürülebilir ulaşımı desteklemek ve çevre dostu teknolojilerin günlük hayattaki kullanımını yaygınlaştırmak” dedi. E-mobilite ekosisteminde kullanıcı odaklı dönüşüm Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “WAT Mobilite olarak kullanıcı deneyimini ön planda tutarak roaming entegrasyonumuzu ileriye taşıyoruz. Bu doğrultuda, e-mobilite ekosisteminin ihtiyaç duyduğu her noktada yenilikçi iş modelleri ve hizmetler geliştirmeyi sürdürüyoruz.” Sürdürülebilir ulaşımı destekleme hedefiyle hayata geçirilen bu entegrasyon, elektrikli araç kullanımını kolaylaştırarak sektördeki erişilebilirlik ihtiyacına yanıt veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sigortayeri ile Borusan Next Stratejik İş Birliği Gerçekleştirdi Haber

Sigortayeri ile Borusan Next Stratejik İş Birliği Gerçekleştirdi

Türkiye’nin en büyük finansal teknoloji ekosistemlerinden Aktif Bank ailesinin bir parçası olan Sigortayeri.com, bu iş birliğiyle Borusan Next kullanıcılarının araç satın alma sürecinde sigorta işlemlerine hız ve kolaylık kazandırıyor. Kullanıcılar, farklı sigorta şirketlerinden gelen teklifleri aynı ekran üzerinden karşılaştırarak zamandan tasarruf ederken, tüm süreci Sigortayeri’nin güvenli ve hızlı altyapısı üzerinden tamamlayabilecek. Kullanıcı deneyimini merkeze alan bu entegrasyon sayesinde, araç alım sürecinin en kritik adımlarından biri olan sigorta poliçesi, artık karar anında zahmetsiz bir şekilde oluşturulabilecek. Ali Gülcan: “Kullanıcıların hayatını kolaylaştıran yeni nesil çözümler sunuyoruz” Sigortayeri Genel Müdürü Ali Gülcan, iş birliğine ilişkin şunları söyledi: “Borusan Next ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, araç alım sürecini baştan sona kullanıcı dostu kılma vizyonumuzun önemli bir adımı. Kullanıcıların trafik ve kasko sigortası işlemlerini pratik, kolay ve anlaşılır bir yapıya taşıyoruz. Yerinde ve anında sunulan sigorta teklifleri, kullanıcıların ihtiyaç duydukları poliçeye tek ekrandan hızlıca ulaşmalarına olanak tanıyor. ‘Herkesin Sigortayeri’ olma vizyonumuz doğrultusunda yeni hizmetlerle kullanıcılarımızın hayatını kolaylaştırmaya devam edeceğiz.” Borusan Otomotiv Kullanılmış Oto Platformu Genel Müdürü İlker Baydar, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Borusan Next olarak, ikinci el araç alım sürecini yalnızca güvenli değil; aynı zamanda zahmetsiz ve bütüncül bir deneyime dönüştürmeyi hedefliyoruz. Sigortayeri ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği sayesinde kullanıcılarımız, araç satın alma anında trafik ve kasko sigortası tekliflerine hızlı ve kolay bir şekilde ulaşarak karar süreçlerini tek platform üzerinden tamamlayabilecek. İş ortaklıklarımızı, müşterilerimizin hayatını kolaylaştıran ve deneyimi uçtan uca iyileştiren çözümler üretmek amacıyla kurguluyoruz. Amacımız, müşterilerimize sadece bir araç değil; güvenli, hızlı ve entegre bir mobilite deneyimi sunmak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aileler Avrupa’ya Artık Sadece Yatırım İçin Değil, Çocuklarının Geleceği İçin Yöneliyor Haber

Aileler Avrupa’ya Artık Sadece Yatırım İçin Değil, Çocuklarının Geleceği İçin Yöneliyor

Küresel ölçekte değişen yaşam beklentileri ve eğitim yaklaşımları, ebeveynlerin yurtdışı planlarında önceliklerini yeniden şekillendiriyor. Günümüzde birçok aile için mesele yalnızca farklı bir ülkede yaşamak değil; çocuklarının daha bütüncül, destekleyici ve uluslararası perspektife sahip bir eğitim ortamına erişebilmesi. HLG Türkiye verilerine göre, özellikle çocuk sahibi yatırımcıların Avrupa’daki programlara yaklaşımı son iki yılda belirgin şekilde değişti. Yatırım kararları artık yalnızca finansal ya da hukuki kriterlerle değil; eğitim altyapısı, okul sistemleri, sosyal çevre ve uzun vadeli yaşam kalitesi ile birlikte değerlendiriliyor. Avrupa’da Eğitim Odaklı Yaşam Planlaması Öne Çıkıyor Avrupa ülkelerinde eğitim politikaları, akademik başarının yanı sıra öğrencinin psikolojik iyi oluşu, okul içi uyum süreçleri ve kapsayıcı eğitim kültürü gibi alanlara da odaklanıyor. Bu yaklaşım, ailelerin karar süreçlerinde önemli bir referans noktası oluşturuyor. Bu doğrultuda Portekiz, Malta ve Yunanistan gibi ülkeler; yalnızca Avrupa’da oturum hakkı sağlayan programlar olarak değil, aynı zamanda ailelerin çocukları için eğitim odaklı bir yaşam planı kurabilecekleri alternatifler olarak öne çıkıyor. Özellikle entegrasyon süreçlerinin yapılandırılmış olması, devlet ve özel okul seçeneklerinin çeşitliliği ve uluslararası öğrenciler için sunulan destek mekanizmaları, aileler açısından belirleyici unsurlar arasında yer alıyor. Avrupa’da hiçbir ülke için “tam güvenlik garantisi” vermek mümkün değildir; ancak okul refahı, öğrenci destek sistemleri ve eğitim altyapısının kurumsal yapısı, ailelerin değerlendirme kriterleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Çiğdem Sarıoğlu Ergut: “Aileler Artık Bir Program Değil, Bir Gelecek Planlıyor” HLG Türkiye Ülke Müdürü Çiğdem Sarıoğlu Ergut, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Aileler artık yalnızca bir yatırım programı değil, çocukları için nasıl bir gelecek kuracaklarını planlıyor. Biz de danışmanlık sürecinde Avrupa programlarını yalnızca hukuki bir çözüm olarak değil, eğitim, yaşam kalitesi ve uzun vadeli planlama açısından bütüncül bir çerçevede ele alıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İşletmeler, İhtiyaçlarını Karşılayan Fintech Çözümlere Yöneliyor Haber

İşletmeler, İhtiyaçlarını Karşılayan Fintech Çözümlere Yöneliyor

Türkiye’nin uçtan uca tahsilatta, inovatif fintech çözümleriyle hızla büyüyen şirketlerinden Pluspay, sahadan aldığı geri bildirimlerle ödeme sistemlerine tailored (terzi usulü) esnek yaklaşımlar geliştiriyor. Pluspay CEO’su Girayhan Koç, ”Beklentileri iyi analiz ederek ekonomik faaliyetin en canlı olduğu kesimleri fintech çözümlerimizle buluşturuyoruz. Ödeme dünyasında sınırları kaldırarak standartları ileriye taşıyoruz” dedi. Son yıllarda hızla gelişen fintech çözümleri, işletmelere finansal süreçlerini daha hızlı ve verimli yönetme fırsatı sunuyor. Geleneksel finansal sistemlerde krediye erişim, ödeme süreçleri ve muhasebe yönetimi zaman alıcı ve maliyetli olabilirken, dijital çözümler bu süreçleri kolaylaştırıyor. Sahadan aldığı geri bildirimlerle ödeme sistemlerine terzi usulü esnek yaklaşımlar geliştiren Pluspay’in CEO’su Girayhan Koç, “En iyi çözümü, en kolay kullanım şekliyle sunmayı hedefleyen felsefemiz sayesinde, her geçen gün üye işyeri ve partner firma sayımızı artırarak ilerlemeye devam ediyoruz” dedi. Fintech çözümleri, işletmeler için en büyük avantaj Ödeme dünyasında sınırları kaldıran ve standardı ileriye taşıyan öncü rol üstlendiklerini belirten Koç, “Mobil, sanal ya da fiziki POS alternatifleri, QR kod ile ödeme, mobil cüzdan entegrasyonu ya da online krediye erişim gibi fintech araçları, işletmelerin pazardaki rekabet gücünü artırıyor. Özellikle ödeme süreçlerinin güvenli ve hızlı olması son derece hayati. İşletmeler, en büyük avantajı teknolojiyle gelen verimlilikten sağlayabildiklerini anladılar. O nedenle ihtiyaçlarına uygun çözüm neredeyse onu arayıp buluyorlar. Bu bir bakıma fintech ekosisteminin gelişimi için de dinamo rolü oynuyor” şeklinde konuştu. Yasal uyumluluk, güvenlik ve hız bir arada Pluspay’in tahsilatta uçtan uca tek hesap, tek ekran, tek nokta geçidi stratejisini anlatan Koç, “HORECA (Otel, Restoran, Kafe) sektöründeki işletmelerden, lojistik ve saha operasyonlarındaki ekiplere, tüm Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler’e kadar geniş bir kesime hitap ediyoruz. Beklentileri yılların deneyimi ve sahadan aldığımız geri bildirimlerle iyi analiz ediyoruz. BKM TechPOS ile tüm banka kartları geçerli Bankaların ve ödeme cihazı (POS/ÖKC) üreticilerinin Bankalararası Kart Merkezi (BKM) üzerinden tek bir altyapı ile karşılıklı çalışmasını sağlayan bir entegrasyon sistemi olan BKM TechPOS kapsamında olmamız sayesinde tüm banka kartlarından ödeme alabiliyoruz. BKM TechPOS entegrasyonu ile tüm bankalardan tahsilat, taksit, kampanya tanımları, dijital slip, tek bir uygulama üzerinden kullanılabiliyor. Bu, hem işletmeler hem de tüketiciler için ödeme deneyimini büyük ölçüde kolaylaştırıyor. Tek oran ve aidatsız cihazlar Üye işyerlerimize tek oran sunuyor ve yıllık teminat bedeli almıyoruz. Cihaz kullanımını aylık fiyatlandırıyor, ayrılık durumunda herhangi bir bedel almıyoruz. Fiyatlama politikamız proje isteklerine göre daha avantajlı seviyelere de gelebiliyor. Tüm yemek kartlarıyla entegrasyon imkanı Sipariş yöneten yazılımlara entegrasyonumuz sayesinde geniş bir kapsam alanına sahibiz. Bir restoran Pluspay’le çalışmak istediğinde neredeyse sipariş yöneten yazılımların yarısıyla işbirliğimiz olduğu için hemen çalışmaya başlayabiliyoruz. Pazara hakim, POS cihazlarına entegre tüm yemek kartlarıyla entegrasyon sağlıyoruz. Farklı donanım ve POS seçenekleri E-Fatura POS, Sanal POS, Cepte POS ya da EFT POS gibi çoklu POS seçeneklerinin yanı sıra ihtiyaca uygun donanım alternatifleri de sunuyoruz. Kiosk, mini, tablet ya da Pos Lite gibi farklı donanımlarla da tüm bu hizmetlerimizi ihtiyaca uygun şekilde esnek hale getiriyoruz. Üye işyeri yönetim paneli Üye işyerlerine sunduğumuz yönetim paneli ile hizmet verdiğimiz noktalar şube yönetimi, personel yönetimi, cihaz yönetimi gibi yeteneklere kavuşmaktadır. Bununla birlikte sipariş, tahsilat, iptal, iade gibi ödemeye konu tüm aksiyonlar tek bir ekranda kayıt altına alınmakta. Ayrıca sistem, valörlü çalışmak isteyen üye işyerlerinin bekleyen valörlerini gördüğü ve finansal akışını yönettiği ekranlara da sahip. Her işlem için oluşan faturaların görüntülendiği ve KDV raporu gibi muhasebesel raporları da üreten yönetim paneli rutin muhasebe operasyonlarında da üye işyerlerimize büyük kolaylık sağlamaktadır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosch Türkiye’de Üst Düzey Atama Haber

Bosch Türkiye’de Üst Düzey Atama

Bosch’taki kariyerine 19 yıl önce adım atan Pınar Kurt, 1 Şubat 2026 itibarıyla Bosch Home Comfort Türkiye, Orta Asya, Kafkasya, Orta Doğu ve Güney Doğu Avrupa’dan sorumlu Ticari Genel Müdür görevine atandı. Kurt son olarak, 2025 yılında Bosch Home Comfort Grubu’nun Almanya’daki merkezinde, şirket tarihinin en büyük satın alması olarak tanımlanan Johnson Controls'ten konut ve hafif ticari ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme (HVAC) işinin ve Johnson Controls-Hitachi Air Conditioning ortak girişiminin satın alma projesinin finans, bütçe, raporlama ve satın alma süreçlerine liderlik etti. Yeni sorumluluk alanında Türkiye’den Güneydoğu Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada finansal stratejilerin oluşturulması, kârlılık hedeflerinin yayılımı ve ticari süreçlerin yönetimine liderlik eden Kurt, Bosch’un uluslararası yapısında edindiği tecrübeyi bölgedeki büyüme stratejilerine aktarmayı hedefliyor. Pınar Kurt kimdir? Bosch kariyerine 2007 yılında Manisa’da Muhasebe Departmanı'nda başlayan Kurt, 2010-2013 yılları arasında İstanbul’da Satış Bütçe ve Raporlama Sorumlusu olarak görev aldı. Bu dönemde SAP uygulamaları ve kontrol fonksiyonlarının kurulması süreçlerini yönetti. 2013 yılında Almanya Wernau’da Yalın Yönetim alanında Avrupa’daki farklı ülkelerde proje liderliği üstlenen Kurt, ardından kariyerine Portekiz’de devam etti. 2016-2022 yılları arasında Portekiz Aveiro’da bulunan tüzel kişiliğin ve ürün grubunun Bütçe ve Raporlama Direktörlüğü ve ardından Ticari Birimlerden Sorumlu Direktör pozisyonlarını üstlenen Kurt, finansal yönetim ve yeniden yapılandırma projelerini yürüttü. 2022 yılından itibaren Almanya Wetzlar’da Grup Bütçe ve Raporlama Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Kurt, son olarak Bosch Home Comfort’un Almanya’daki merkezi Wernau’daki entegrasyon projesinde Başkan Yardımcısı olarak görev aldı. Ege Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olan Pınar Kurt, yüksek lisans eğitimini Bahçeşehir Üniversitesi’nde Yönetim Bilişim Sistemleri (MBA) alanında tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Faraday Future’ın FX Aegis Robotu ABD’de Onaylandı: İşte Özellikleri ve Fiyatı Haber

Faraday Future’ın FX Aegis Robotu ABD’de Onaylandı: İşte Özellikleri ve Fiyatı

Faraday Future, geliştirdiği dört ayaklı robot FX Aegis’in ABD’de resmi satış için gerekli tüm uygunluk sertifikasyonlarını tamamladığını açıkladı. Şirket, ilk teslim edilen tüm Aegis robotlarının artık resmi satış sürecine dönüştürülebileceğini belirtti. California merkezli küresel Embodied AI (EAI) ekosistem şirketi Faraday Future Intelligent Electric Inc. (Nasdaq: FFAI), ABD Federal İletişim Komisyonu’nun (FCC) Yetkilendirme ve Sertifikasyon Birimi tarafından gerçekleştirilen testlerin başarıyla tamamlandığını duyurdu. Bu testler, Aegis robotlarının güvenlik, veri ve frekans standartlarına tamamen uygun olduğunu doğruladı. Şirketin diğer iki humanoid robotu FF Futurist ve FF Master da daha önce gerekli sertifikasyon süreçlerini tamamlamıştı. Güvenlik ve Yoldaşlık İçin Geliştirildi FX Aegis, güvenlik ve günlük kullanım senaryoları için tasarlanmış profesyonel bir dört ayaklı robot olarak öne çıkıyor. Zorlu çevre koşullarına uyum sağlayabilen robot, 48 Nm’ye kadar eklem torku üretebiliyor, yaklaşık 33 cm engelleri aşabiliyor ve %40 eğimli yüzeylerde stabil hareket edebiliyor. Wi-Fi ve 5G bağlantı desteğine sahip olan Aegis, aynı zamanda uzaktan kontrol edilebiliyor ve ağ erişiminin sınırlı olduğu alanlarda bile çalışabiliyor. Bu özellikleri sayesinde açık alanlar, endüstriyel tesisler ve zorlu sahalarda görev yapabiliyor. Modüler Yapı ve Genişletilebilir Donanım FX Aegis, hem yapısal hem de fonksiyonel olarak yüksek uyarlanabilirlik sunuyor. Standart dört ayaklı yapısının yanı sıra opsiyonel olarak dört tekerlekli versiyon da sunuluyor. Robot; Lidar sensörler Derinlik kameraları İletişim modülleri Robotik kollar Yangın söndürme ekipmanları Güvenlik eklentileri gibi donanımlarla genişletilebiliyor. Bu sayede farklı sektörlerde kolayca entegre edilebiliyor. Otonom Devriye ve Akıllı Entegrasyon Yazılım tarafında ise Aegis, ev, kampüs ve endüstriyel güvenlik sistemleriyle entegre çalışabiliyor. Robot; Otonom devriye Durum takibi “Follow-me” (takip etme) modu gibi özellikleriyle minimum insan müdahalesiyle stabil şekilde görev yapabiliyor. Farklı Senaryolarda Kullanım FX Aegis’in kullanım alanları oldukça geniş: Seyahatlerde yardımcı robot Fabrika ve güvenlik operasyonlarında görevli Acil durum ve riskli alanlarda ilk müdahale aracı Envanter takibi ve küçük teslimatlar Bu çok yönlü yapı, robotu hem ticari hem bireysel kullanım için uygun hale getiriyor. Fiyat ve Satış Hedefleri Açıklandı FX Aegis serisinin başlangıç fiyatı 2.490 dolar olarak açıklanırken, ekosistem yetenek paketi ikinci geliştirme versiyonu için 1.000 dolar olarak belirlendi. Faraday Future, 2026 yılında başlattığı ilk robot teslimat sezonunda önemli bir eşiği geride bıraktı. Mart ayında 20’den fazla robot sevk edilerek hedef aşıldı. Şirket, ilk teslimat sezonunda toplam 200 robot sevkiyatı hedefliyor. Yılın ikinci yarısında ise talebe bağlı olarak teslimatların artırılması ve 2026 sonuna kadar 1.000’den fazla robot sevkiyatına ulaşılması planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lojistikte Dijitalleşme Örnekleri ve Etkisi Haber

Lojistikte Dijitalleşme Örnekleri ve Etkisi

Bir sevkiyatın birkaç saat gecikmesi bazen tek bir teslimatı değil, tüm tedarik planını bozar. Bu yüzden lojistikte dijitalleşme örnekleri artık teknoloji vitrini değil, operasyonel dayanıklılık ve rekabet gücü başlığı olarak okunuyor. Saha ile merkez arasındaki veri akışı hızlandıkça, şirketler yalnızca nerede sorun çıktığını değil, sorunun neden tekrarlandığını da daha net görebiliyor. Lojistik sektörü uzun süre fiziksel hareketin yönetimi üzerinden değerlendirildi. Ancak bugün asıl farkı yaratan unsur, hareketin arkasındaki verinin kalitesi. Siparişin depoya düşmesinden yüklemenin planlanmasına, araç takibinden teslimat kanıtına kadar her aşama dijital iz bıraktığında, yöneticiler daha hızlı karar alabiliyor. Bu değişim sadece büyük ölçekli şirketlerin konusu da değil. Orta ölçekli taşımacılık firmaları, 3PL sağlayıcıları, üretici şirketlerin lojistik ekipleri ve perakende zincirleri için de benzer şekilde kritik hale geldi. Lojistikte dijitalleşme örnekleri neden stratejik önem taşıyor? Dijitalleşmenin lojistikte yarattığı etki, tek başına hız artışıyla sınırlı değil. Asıl kazanım, planlama ile uygulama arasındaki farkın küçülmesi. Geleneksel yapıda birçok karar telefon, e-posta ve manuel takip üzerinden ilerlerken, dijital altyapı bu süreci ölçülebilir hale getiriyor. Böylece maliyetler geriye dönük muhasebe konusu olmaktan çıkıp anlık yönetim alanına giriyor. Özellikle dalgalı talep, yakıt maliyetleri, sürücü planlaması, gümrük süreçleri ve müşteri beklentileri birlikte düşünüldüğünde, veri destekli operasyonlar daha öngörülebilir sonuç üretiyor. Yine de her dijital yatırım aynı sonucu vermiyor. Şirketin operasyon hacmi, ağ yapısı, müşteri profili ve mevcut sistem olgunluğu burada belirleyici. Başka bir ifadeyle, doğru araç kadar doğru kullanım senaryosu da önemli. Depoda dijitalleşme: barkoddan yapay zekaya uzanan hat Depo yönetimi, dijital dönüşümün en somut görüldüğü alanlardan biri. Barkod ve el terminali kullanımı artık temel seviye kabul ediliyor. Bunun üzerine kurulan depo yönetim sistemleri, ürün kabulünden yerleştirmeye, toplama süreçlerinden sevkiyat hazırlığına kadar tüm akışı görünür kılıyor. Buradaki en yaygın lojistikte dijitalleşme örnekleri arasında anlık stok görünürlüğü öne çıkıyor. Stok sayım farklarının azalması, toplama hatalarının düşmesi ve sipariş hazırlama süresinin kısalması, doğrudan hizmet seviyesine yansıyor. Özellikle e-ticaret ve hızlı tüketim odaklı operasyonlarda, birkaç dakikalık iyileşme bile gün sonunda ciddi kapasite farkı yaratabiliyor. Daha ileri seviyede ise görüntü işleme sistemleri, akıllı raf çözümleri ve talep tahminine bağlı slotting uygulamaları devreye giriyor. Ancak burada bir denge gerekiyor. Yüksek otomasyon yatırımı, hacmi istikrarsız ya da ürün çeşitliliği çok değişken depolarda beklenen geri dönüşü her zaman sağlamayabiliyor. Bu nedenle birçok şirket önce veri kalitesini ve süreç disiplinini güçlendirip sonra otomasyona geçmeyi tercih ediyor. Filo yönetiminde gerçek zamanlı izleme nasıl değer üretiyor? Araç takip sistemleri yıllardır kullanılıyor, fakat yeni dönemde konu yalnızca harita üzerinde araç görmek değil. Filo yönetim yazılımları artık rota sapmaları, bekleme süreleri, yakıt tüketim eğilimleri, sürüş davranışları ve bakım ihtiyaçları gibi başlıkları tek ekranda birleştirebiliyor. Bu yapı, operasyon merkezine iki önemli avantaj sağlıyor. İlki, anlık müdahale kabiliyeti. Trafik yoğunluğu, hava koşulları veya teslimat adresindeki değişiklik gibi durumlarda rota yeniden kurgulanabiliyor. İkincisi ise karar kalitesinin artması. Hangi hatta ne kadar boş kilometre oluştuğu, hangi müşteri segmentinde zaman kaybının yoğunlaştığı ya da hangi araç grubunun maliyet baskısı yarattığı daha net görülebiliyor. Yine de gerçek zamanlı izleme tek başına verimlilik garantisi vermiyor. Eğer veri yorumlanmıyor, sürücü yönetimiyle ilişkilendirilmiyor ve performans göstergelerine bağlanmıyorsa, sistem kısa sürede yalnızca rapor üreten bir araca dönüşebiliyor. Başarılı örneklerde teknoloji, insan ve süreç birlikte ele alınıyor. Rota optimizasyonu ve teslimat planlaması Son kilometre teslimatlarının büyümesiyle rota optimizasyonu daha görünür hale geldi. Buradaki dijital çözümler, teslimat noktalarını yalnızca mesafeye göre değil; zaman penceresi, araç kapasitesi, trafik verisi, müşteri önceliği ve sürücü vardiyası gibi değişkenlerle birlikte değerlendiriyor. Özellikle çok duraklı dağıtım yapan şirketlerde bu sistemler yakıt tüketimini azaltırken teslimat başına maliyeti de aşağı çekebiliyor. Ancak her operasyon için aynı matematik geçerli değil. Kırsal alanlarda teslimat yoğunluğu düşükse ya da müşteri tarafında randevu disiplini zayıfsa, en iyi rota planı bile sahada revizyona uğrayabiliyor. Bu yüzden gelişmiş firmalar sabit plan yerine dinamik planlama yaklaşımını benimsiyor. Teslimat kanıtının dijital hale gelmesi de aynı zincirin önemli bir parçası. Elektronik imza, fotoğraflı teslim teyidi ve mobil uygulama üzerinden durum güncellemesi, müşteri hizmetleri yükünü azaltırken uyuşmazlık yönetimini de kolaylaştırıyor. Tedarik zincirinde izlenebilirlik ve görünürlük Kurumsal alıcılar için artık sadece ürünün teslim edilmesi yetmiyor. Yükün nerede olduğu, hangi koşullarda taşındığı, ne zaman gecikme riski oluştuğu ve siparişin genel akışta nereye oturduğu da soruluyor. Bu nedenle görünürlük platformları, lojistikte rekabetin yeni katmanlarından biri haline geldi. İzlenebilirlik çözümleri, özellikle sıcaklık kontrollü taşımacılık, ilaç, gıda, otomotiv ve yüksek değerli ürün segmentlerinde daha kritik. Sensör destekli takip sayesinde sıcaklık sapmaları, kapı açılma bilgisi, darbe riski veya gecikme olasılığı önceden tespit edilebiliyor. Bu da yalnızca kayıp azaltma meselesi değil, aynı zamanda regülasyon uyumu ve marka güveni konusu. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, verinin çokluğu ile faydanın aynı şey olmaması. Yüzlerce veri noktası toplayıp bunları aksiyona çeviremeyen yapıların operasyon yükü artabiliyor. Etkili model, karar anında işe yarayan veriyi öne çıkaran modeldir. Evrak süreçlerinin dijitalleşmesi maliyeti nasıl etkiliyor? Lojistik operasyonlarda görünmeyen yüklerden biri evrak trafiği. İrsaliye, teslim tutanağı, fatura eşleştirme, gümrük dokümanları ve taşıma emirleri hâlâ birçok şirkette parçalı ilerliyor. Oysa doküman yönetimi dijitalleştiğinde, operasyon hızı kadar finansal doğruluk da iyileşiyor. Elektronik belge akışı, hatalı veri girişini azaltıyor ve onay sürelerini kısaltıyor. Özellikle çok şubeli yapılar, dış tedarikçilerle çalışan ağlar ve uluslararası taşıma yapan firmalar için bu alan ciddi verimlilik yaratıyor. Çünkü geciken ya da eksik belge çoğu zaman yalnızca idari sorun değil, tahsilat gecikmesi ve müşteri memnuniyetsizliği anlamına geliyor. Bununla birlikte, evrak dijitalleşmesinde entegrasyon kalitesi belirleyici. ERP, depo yönetim sistemi, taşıma yönetim sistemi ve muhasebe altyapısı birbirinden kopuksa, dijital belge akışı yeni bir karmaşa da üretebilir. Yani mesele belgeleri PDF yapmak değil, süreci uçtan uca bağlamak. Yapay zeka ve tahminleme hangi alanlarda öne çıkıyor? Son dönemde yapay zeka odaklı uygulamalar daha fazla konuşuluyor. Talep tahmini, kapasite planlama, gecikme öngörüsü, bakım ihtiyacı tahmini ve fiyatlama analitiği bu başlıkların başında geliyor. En güçlü kullanım alanı ise karar destek. Sistem, geçmiş veriyi ve anlık koşulları birlikte analiz ederek yöneticinin önüne daha isabetli senaryolar koyabiliyor. Ancak burada beklenti yönetimi kritik. Yapay zeka, veri seti zayıf olan ya da temel süreçleri standardize edilmemiş şirketlerde hızlı çözüm üretmeyebilir. Önce veri temizliği, süreç standardizasyonu ve ölçüm kültürü gerekir. Aksi halde teknoloji yatırımı, kurumsal sunumlarda güçlü görünen ama sahada sınırlı karşılık bulan bir başlığa dönüşebilir. Dönüşümde en sık görülen engeller Lojistikte dijitalleşme örnekleri çoğaldıkça, başarısız projelerin nedenleri de daha görünür hale geliyor. En sık rastlanan sorun, teknolojinin operasyon ihtiyacından kopuk seçilmesi. Şirketler bazen rakipte gördüğü çözümü kendi yapısına doğrudan uyarlamaya çalışıyor. Oysa ağ yapısı, teslimat modeli ve müşteri beklentisi farklıysa sonuç da farklı oluyor. İkinci engel, saha ekiplerinin dönüşüme dahil edilmemesi. Depo personeli, sürücüler, planlama uzmanları ve müşteri operasyon ekipleri sürecin dışında kalırsa yeni sistemler dirençle karşılaşabiliyor. Üçüncü başlık ise veri disiplini. Yanlış girilen veri, hiç toplanmamış veri kadar sorun yaratır. Bu nedenle başarılı şirketler genellikle küçük ama ölçülebilir pilotlarla ilerliyor. Önce tek depo, belirli bir rota grubu ya da sınırlı müşteri segmentinde sonuç alınıyor. Ardından yatırım kararı genişletiliyor. Bu yaklaşım hem bütçe riskini düşürüyor hem de kurum içinde güven oluşturuyor. Lojistikte dijitalleşme artık bir vitrin tercihi değil, yönetim kapasitesi meselesi. Hangi teknolojinin seçileceği kadar, hangi sorunu çözmek için devreye alındığı da belirleyici. Sektörü izleyen profesyoneller için esas soru şu: Daha fazla sistem kurmak mı gerekiyor, yoksa mevcut veriyi daha doğru kullanmak mı? Çoğu zaman gerçek sıçrama, ikinci soruya verilen net cevapla başlıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.