Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Entegrasyon

Kapsül Haber Ajansı - Entegrasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Entegrasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Vodafone 5G İçin Yeni Nesil Otomasyon Platformu Horizon’ı Devreye Aldı Haber

Vodafone 5G İçin Yeni Nesil Otomasyon Platformu Horizon’ı Devreye Aldı

Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, şebeke operasyonlarında yıllar içinde farklı ekipler tarafından geliştirilen dağınık uygulamaları yeniden kullanılabilir otomasyon modüllerine dönüştüren Horizon platformunu devreye aldı. Yerli teknoloji şirketi TechNarts iş birliğiyle geliştirilen Horizon; yazılım tanımlı ağ (SDN) farkındalığı, uygulama programlama arayüzü (API) tabanlı orkestrasyon yetenekleri ve merkezi yürütme kabiliyetiyle, mevcut altyapılar ile geleceğin dijital şebeke mimarilerini aynı çatı altında buluşturarak, mobil ve sabit IP omurga ağında, şebeke güvenliğinde, veri merkezi ve telco bulut ortamlarında uçtan uca operasyonel bütünlük sağlıyor. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Yago Lopez, şunları söyledi: “Geleceğin bağlantı teknolojileri yalnızca güçlü altyapılar değil, aynı zamanda akıllı, esnek ve yazılım odaklı operasyonel kabiliyetler gerektiriyor. Horizon ile operasyonlarımızı bağımsız çözümlerden bütüncül bir orkestrasyon yaklaşımına taşıdık. Yerli iş ortağımız TechNarts ile geliştirdiğimiz bu platform, mevcut ağlarımızı daha verimli yönetmemizi sağlarken, 5G ve ötesi için ölçeklenebilir, sürdürülebilir ve geleceğe hazır bir operasyonel temel oluşturuyor.” TechNarts Kurucu Genel Müdürü ve Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi (HTK) Yönetim Kurulu Üyesi Taha Yaycı da şöyle konuştu: “Vodafone Türkiye’nin, tamamen yerli olarak geliştirilen yazılım ürünlerini, kendi şebeke ekosistemlerine entegre etme yaklaşımı; ulusal haberleşme teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik güçlü bir kararlılığı ortaya koymaktadır. Horizon, küresel operatörler ile yerli teknoloji sağlayıcıları arasındaki iş birliğinin, ölçeklenebilir, güvenli ve geleceğe hazır platformların ortaya çıkmasını nasıl mümkün kıldığını göstermektedir. HTK ekosistemi içinde faaliyet gösteren bir şirket olarak TechNarts, Türkiye’nin dijital dönüşüm hedeflerini destekleyen ve teknolojik bağımsızlığı güçlendiren yerli yazılım çözümlerine yatırım yapmaya kararlılıkla devam etmektedir.” Türkiye’de bir ilk: Cisco CNC ile operasyonel SDN entegrasyonu Horizon, Türkiye’de ilk kez Cisco Crosswork Network Controller (CNC) ile doğrudan operasyonel entegrasyon sağlayan platform olma özelliğini taşıyor. Bu entegrasyon sayesinde gerçek zamanlı topoloji bilgisi, cihaz durumu ve kontrolcü zekâsı günlük operasyonel iş akışlarının doğal bir parçası haline geliyor. Orkestrasyon kararları hem SDN kontrolcü verileri hem de geleneksel operasyonel mantıkla birlikte değerlendirilerek daha akıllı ve bağlama duyarlı hale getiriliyor. Veri merkezinden IP omurga şebekesine kadar uçtan uca otomasyon Horizon, Ansible Tower entegrasyonu sayesinde veri merkezi operasyonlarını mobil ve sabit omurga operasyonlarıyla birlikte tek bir orkestrasyon çatısı altında yönetebiliyor. Provizyon, konfigürasyon ve doğrulama adımları yapılandırılmış ve tekrar kullanılabilir hatlar üzerinden yürütülürken; izleme, envanter, güvenlik ve kimlik sistemleri de platformla entegre çalışıyor. Bu yapı, farklı teknoloji katmanlarının birbirinden kopuk değil, birlikte çalışan bir otomasyon ekosistemi olarak yönetilmesini sağlıyor. Periyodik çalışan 86 bin farklı aktiviteyi otomatize ederek, operasyonel kabiliyeti %30’a kadar artırıyor. Operatör odaklı, geleceğe hazır platform Gerçek mühendislik çalışma biçimleri dikkate alınarak tasarlanan Horizon; özelleştirilebilir panolar, on-call (çağrı üzerine çalışan) ekranları, farklı ekip ihtiyaçlarına göre uyarlanabilen arayüzler ve tekdüzen kaynak konum belirleyici (URL) tetiklemeli otomasyon pencereleriyle operatör odaklı ve kolay uygulanabilir bir deneyim sunuyor. Vodafone Türkiye’nin şebeke operasyonlarının temel otomasyon katmanı olarak konumlanan Horizon, yapay zekâ destekli operasyonlar ve yeni nesil şebeke mimarileri için de güçlü ve sürdürülebilir bir zemin oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB, Endüstriyel İnovasyonu Süreklilik İle Mümkün Kılan Automation Extended’i Sundu Haber

ABB, Endüstriyel İnovasyonu Süreklilik İle Mümkün Kılan Automation Extended’i Sundu

Günümüzde endüstriyel operasyonlar; hızla değişen pazar koşulları, siber güvenlik tehditleri, mevzuat baskıları ve sürekli değişen bir iş gücü yapısı gibi çeşitli zorluklarla karşı karşıya bulunuyor. ABB’nin dünyanın en büyük DCS kurulu tabanındaki uzun süreli sektör liderliği ve proses otomasyonundaki vizyonu üzerine inşa edilen Automation Extended programı da bu zorluklara yanıt vererek çevik ve hızlı bir inovasyonla üretimde kesinti yaşatmadan gelişmiş analitik ve IoT entegrasyonunu destekleyerek ve farklı yetkinlik seviyelerine sahip çalışanlar için operasyonları sadeleştirerek bu konulara çözüm sağlıyor. Operatörler; ABB Ability™ System 800xA®, ABB Ability™ Symphony® Plus ve ABB Freelance gibi halihazırda kullandıkları güvenilir ABB sistemleriyle çalışmaya devam ederken, yeni teknolojileri operasyonda kesinti olmadan kademeli olarak devreye alabiliyor. Böylece hem süreklilik korunurken inovasyon gerçekleştirilebiliyor hem de modernizasyon süreci yapılandırılarak düşük riskle yönetiliyor. ABB Otomasyon İş Kolu Başkanı Peter Terwiesch, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Hizmet verdiğimiz endüstrilerin çoğu, hayati öneme sahip kaynakları sağlayan büyük ve karmaşık altyapılar işletiyor. Bu sektörlerde müşterilerimiz, operasyonel kesinti olmadan modernizasyona ihtiyaç duyuyor. Automation Extended ise tam olarak bunu sunuyor: Bu program, güvenlik ve birlikte çalışabilirliği merkeze alarak, müşterilerimizin bildiği ve güvendiği sistemlere geleceğe hazır yetenekleri kazandırıyor” ifadelerini kullandı. Automation Extended programı; birlikte çalışabilirlik, ölçeklenebilirlik ve endüstriyel alanlar arasında sorunsuz entegrasyon sağlamak üzere tasarlanmış modern, açık ve modüler bir mimari üzerine kurulu şekilde çalışıyor. Görev ayrımı prensiplerine dayanan bu otomasyon ekosistemi, birbirinden farklı ancak güvenli biçimde birbirine bağlı iki ayrı ortamdan oluşuyor: Kontrol ortamı, yazılım tanımlı ve sürekli güncel kalan yapısıyla kritik süreçlerin sağlam, güvenilir ve deterministik bir şekilde kontrolünü sağlıyor. Dijital ortam ise kontrol katmanına güvenli bir şekilde bağlanarak gelişmiş uygulamaları, edge zekâsını ve gerçek zamanlı analitikleri etkinleştiriyor. Bu yapı, kanıtlanmış kontrol mimarilerini etkilemeden karar destek süreçleri için yapay zeka (AI) ve makine öğrenmesini (ML) kullanıyor. Bu farklı teknoloji ortamlarının yönetimi ve bakımı, ekosistem yaşam döngüsü yönetimi ve optimizasyonu için tüm sistemi kapsayan tek, bütünleşik ve kapsamlı bir servis yaklaşımıyla yürütülüyor. Açık Platform İletişimi Birleşik Mimari (Open Platform Communications Unified Architecture-OPC UA) omurgası ve her iki ortamın yönetimine yönelik Bulut‑Yerel (Cloud‑Native) mimarisi gibi yeni teknolojilerin; konteynerizasyon, orkestrasyon ve modüler servislerden yararlanacak şekilde entegre edilmesiyle ekosistem geniş kapsamlı bir iyileştirme yelpazesi sunmaktadır. Bu iyileştirmeler, süreç anormalliklerinin proaktif olarak tespit edilip düzeltilmesinden, kritik varlıkların sürekli durum izleme yoluyla bakım stratejilerinin optimize edilmesine ve çeşitli donanım platformlarında uygulanmaya hazır verimli modüler yaklaşımlarla mühendislik süreçlerinin geliştirilmesine kadar uzanmaktadır. Bu mimari, performansı güvence altına alırken ölçeklenebilirlik ve çeviklik sağlamaktadır. Automation Extended; ABB Ability™ System 800xA®, ABB Ability™ Symphony® Plus ve ABB Freelance proses otomasyon sistemlerinin bir sonraki sürümleriyle birlikte kullanıma sunulacak. ABB daha sürdürülebilir ve kaynaklar açısından verimli bir gelecek için elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri sunan global bir teknoloji lideridir. ABB, mühendislik ve dijitalleşme alanlarındaki uzmanlığını birleştirerek endüstrilerin yüksek performansta çalışırken daha verimli, üretken ve sürdürülebilir hale gelmesine katkıda bulunmaktadır. ABB’de biz buna ‘Engineered to Outrun’ diyoruz. ABB, 140 yılı aşkın geçmişe ve dünya çapında yaklaşık 110.000 çalışana sahiptir. Şirketin hisseleri SIX İsviçre Borsası (ABBN) ve Nasdaq Stockholm’de (ABB) işlem görmektedir. www.abb.com ABB Otomasyon iş kolu; enerji, su ve hammadde temininden ürünlerin üretilmesine ve pazara ulaştırılmasına kadar geniş bir yelpazedeki temel ihtiyaçlara yönelik endüstriyel operasyonları otomatize eder, elektrifikasyonunu sağlar ve dijitalleştirir. Yaklaşık 26.000 çalışanı, lider teknolojileri ve servis uzmanlığı ile ABB Otomasyon iş kolu; proses, hibrit ve denizcilik endüstrilerinin daha yalın ve daha temiz bir şekilde önde gitmesine yardımcı olur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaşam Tarzı Tıbbının Küresel Liderleri İstanbul’da Buluşuyor Haber

Yaşam Tarzı Tıbbının Küresel Liderleri İstanbul’da Buluşuyor

13 Şubat 2026’da İstanbul’da düzenlenecek bu uluslararası buluşma, aynı gün gerçekleşecek Yaşam Tarzı Tıbbı Sempozyumu ile birlikte, Türkiye için sağlık alanında yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Yaşam tarzı tıbbı alanında dünyanın farklı bölgelerinde aktif rol üstlenen, 30’dan fazla ülkeyi temsil eden hekim ve sağlık profesyonellerinin katılımıyla gerçekleşen Lifestyle Medicine Global Alliance Leadership Toplantısı, Türkiye’de ilk kez İstanbul’da düzenleniyor. Bu önemli liderlik buluşması, 13 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilecek Yaşam Tarzı Tıbbı Sempozyumu ile aynı tarihte ve aynı çatı altında yapılacak. Bu eş zamanlı organizasyon, Türkiye açısından yalnızca uluslararası bir toplantı olmanın ötesinde; yaşam tarzı tıbbının bilimsel, kurumsal ve kamusal düzeyde görünürlük kazandığı önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Küresel Bilgi Birikimi Türkiye’de Paylaşılacak Lifestyle Medicine Global Alliance çatısı altında bir araya gelen katılımcılar, yaşam tarzı tıbbının farklı ülkelerdeki uygulama modellerini, klinik deneyimlerini ve sağlık sistemlerine entegrasyon örneklerini İstanbul’da paylaşacak. Bu buluşma, Türkiye’nin yaşam tarzı tıbbı alanındaki küresel deneyimle doğrudan temas kurduğu nadir platformlardan biri olarak öne çıkıyor. Sağlık Politikalarıyla Aynı Çerçevede Türkiye’de Sağlık Bakanlığı ile yürütülen ve Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) hekimlerine yönelik sağlıklı yaşam eğitimlerinin devamında gerçekleşecek olan sempozyum; Yaşam tarzı tıbbının Türkiye’de kurumsal olarak konumlanmasıUluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesiTürkiye’nin bölgesel bir referans noktası haline gelmesi açısından kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor. Akademi, Klinik ve Bilim Aynı Platformda Sempozyumda; Harvard Üniversitesi ve Stanford Üniversitesi gibi dünyanın önde gelen üniversitelerinin tıp fakültelerinde görev yapan öğretim üyeleri ile, yaşam tarzı tıbbının bilimsel altyapısının oluşmasına katkı sunan ve bu alandaki öncü araştırmaları destekleyen uzmanlar yer alacak. Bu yönüyle sempozyum, güncel klinik uygulamaların yanı sıra bilimsel üretimi ve geleceğe dönük vizyonu da odağına alıyor. Türkiye İçin Stratejik Bir Buluşma İstanbul’da düzenlenecek bu uluslararası sempozyum, yaşam tarzı tıbbının Türkiye’de kurumsal olarak güçlenmesi, küresel iş birliklerinin derinleşmesi ve bölgesel ölçekte bir referans merkezi oluşturulması açısından stratejik bir önem taşıyor. Sempozyumun programı ve konuşmacı detaylarına ilişkin bilgiler, etkinlik tarihine yaklaşıldıkça kamuoyuyla paylaşılmaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Entertech GSYF ve PlayGate GSYF’nin Oyun Teknolojileri Alanında Yeni Yatırımı: Game Actor Haber

Entertech GSYF ve PlayGate GSYF’nin Oyun Teknolojileri Alanında Yeni Yatırımı: Game Actor

Gerçekleştirilen bu yatırımla birlikte Game Actor, Entertech GSYF ve PlayGate GSYF’nin portföy şirketleri arasına katıldı. Yatırım kararı; Game Actor’ün yenilikçi teknoloji yaklaşımı, ölçeklenebilir iş modeli ve küresel pazarlara açılma potansiyeli değerlendirilerek alındı. Oyun Ekosistemi İçin Sosyal Medya ve Entegrasyon Merkezi Game Actor, kurumsal yazılım danışmanlığı alanında faaliyet gösteren üç kurucu ortak tarafından, danışmanlık gelirleriyle finanse edilen bir spin-off girişim olarak kuruldu. Bugün 8 kişilik, oyuncu kimliğine sahip ekibiyle Game Actor; oyun endüstrisine “Sosyal Medya ve Entegrasyon Merkezi” olarak konumlanan bir GameTech şirketi olarak faaliyet gösteriyor. Oyuncular tarafından geliştirilen platform; oyuncuların oyun istatistiklerini, başarılarını ve oyun anılarını paylaşabildiği sosyal bir alan sunarken, oyun stüdyoları için keşfedilebilir sayfalar, devlog paylaşımları ve tanıtım fırsatları sağlayan bütüncül bir yapı oluşturuyor. Böylece oyuncular, geliştiriciler ve sektör paydaşları tek bir merkezde bir araya geliyor. Entegrasyon Odaklı Altyapı ve Yeni Nesil Reklam Yaklaşımı Game Actor platformu; Steam, Riot ve benzeri oyun kütüphaneleriyle entegre çalışarak oyuncuların oyun performanslarını ve başarılarını otomatik olarak görüntüleyebilmelerini sağlıyor. Oyuncular için kendilerini ifade edebilecekleri merkezi bir sosyal alan oluşturulurken, oyun ekosistemi için yüksek doğrulukta veri üretimi mümkün hâle geliyor. Şirket, oyuncuların platform üzerinde oyun oynayarak tamamlayabilecekleri görevler aracılığıyla yeni oyunlara erişim elde edebilecekleri yenilikçi bir sistem üzerinde çalışıyor. Aynı zamanda entegrasyonlar üzerinden elde edilen oyuncu verilerinin analiz edilmesiyle oyun endüstrisine yönelik içgörüler üretilmesi hedefleniyor. Bu yapı, markaların hedef kitlelerini daha doğru tanımlamalarına imkân tanırken, Game Actor’ü oyun sektörü için adreslenebilir reklam teknolojileri geliştiren yeni nesil bir platform konumuna taşıyor. Oyuncular İçin Bir Merkez, Oyun Dünyası İçin Bir Referans Noktası Game Actor; oyuncuların kendilerine oyun arkadaşı bulabildiği, sosyalleştiği ve oyun başarılarını bir özgeçmiş gibi sergileyebildiği merkezi bir platform olma vizyonuyla gelişimini sürdürüyor. Kurucu ekip, birer oyuncu olarak ihtiyaç duydukları ancak piyasada karşılığını bulamadıkları özellikleri tek bir çatı altında toplayarak oyun ekosistemi için kalıcı bir değer üretmeyi hedefliyor. Game Actor, aynı zamanda Entertech İstanbul Teknokent’in yurt dışı hızlandırıcı programlarından biri olan Entertech London Market Expansion Programme kapsamında seçilen 13 teknoloji girişiminden biri olarak küresel pazarlara açılma yolunda ilk adımını attı. Yatırıma ilişkin değerlendirmede bulunan Entertech İstanbul Teknokent Genel Müdürü Dr. Muhammed Kasapoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Oyun teknolojileri, Entertech GSYF’nin stratejik odak alanlarından biri. Game Actor yatırımı, fonumuzun bu alandaki ikinci yatırımı olması açısından bizim için ayrıca anlamlı. Oyun sektörünü yalnızca içerik üretimiyle sınırlı görmüyor; etrafında oluşan veri, topluluk ve teknoloji katmanlarını birlikte ele alıyoruz. Game Actor, oyuncu deneyimini merkeze alan yaklaşımı ve ölçeklenebilir teknoloji altyapısıyla bu bakış açımızla güçlü bir uyum gösteriyor ve oyun ekosisteminin dönüşümünde önemli bir rol üstlenme potansiyeli taşıyor.” Yapı Kredi Portföy Genel Müdürü Müge Peker ise yatırım hakkında şu değerlendirmede bulundu: “Entertech İstanbul Teknokent iş birliğiyle kurduğumuz girişim sermayesi fonumuz aracılığıyla, Türkiye’nin küresel ölçekte büyüme potansiyeline sahip teknoloji girişimlerine kaynak ve perspektif sunmayı sürdürüyoruz. Game Actor; oyuncu topluluğunu, veri katmanını ve entegrasyon kabiliyetini bir araya getiren ölçeklenebilir yaklaşımıyla oyun dünyasında yeni değer alanları yaratabilecek önemli bir potansiyel barındırıyor. Bu yatırımla, platformun entegrasyonlarını genişletmesine ve yurt dışı pazarlara açılmasını hızlandırırken, ülkemizin oyun teknolojileri alanındaki global görünürlüğünü de desteklemeyi hedefliyoruz.” PlayGate Ventures Kurucu Ortağı Mustafa Cihat Durmuş, yatırım sürecine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Oyun sektöründe değer yaratmanın yalnızca iyi bir oyun geliştirmekle sınırlı olmadığına inanıyoruz. Game Actor, oyuncu deneyimini merkeze alan yaklaşımı, veri odaklı yapısı ve ölçeklenebilir teknoloji vizyonuyla PlayGate Ventures’ın yatırım stratejisiyle güçlü bir uyum gösteriyor. Bu yatırımın, Türkiye’den çıkan oyun teknolojisi girişimlerinin küresel ölçekte söz sahibi olma yolculuğunda önemli bir örnek olacağına inanıyoruz.” Entertech GSYF; oyun teknolojileri, sağlık teknolojileri, kreatif teknolojiler, finansal teknolojiler, yenilenebilir enerji ve temiz teknolojiler gibi alanlarda faaliyet gösteren girişimlere yatırım yaparak Türkiye’nin teknoloji tabanlı girişimcilik ekosistemine katkı sağlamaya devam ediyor.

Balkan Bisikletinin Yol Haritası İstanbul’da Şekillenecek Haber

Balkan Bisikletinin Yol Haritası İstanbul’da Şekillenecek

Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Kıbrıs, Yunanistan, Kosova, Moldova, Karadağ, Kuzey Makedonya, Romanya, Sırbistan ve Türkiye’nin yer alacağı Kongrede; bölgesel iş birliğinin güçlendirilmesi, sportif yönetim ve organizasyon standartlarının uyumu, genç sporcu gelişimi, eğitim programları ve Balkan bisikletinin uluslararası yapılarla entegrasyonu başlıkları ele alınacak. Balkanlar’da bisiklet sporunun koordinasyonunu sağlayan temel yapı olan Balkan Bisiklet Birliği’nin uzun vadeli gelişim stratejileri ve sürdürülebilir şampiyona organizasyonları da gündemde yer alacak. Balkan Bisiklet Birliği Kongresi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkiye Bisiklet Federasyonu ve Balkan Bisiklet Birliği Başkanı Emin Müftüoğlu, şunları kaydetti: “Balkan coğrafyasında bisiklet sporunun kurumsal kapasitesini güçlendirmek, uluslararası standartlarla tam uyum sağlamak ve genç sporcuların gelişimine yönelik ortak programları artırmak temel önceliğimiz. İstanbul’da gerçekleştireceğimiz bu toplantı, Balkan bisikletinin küresel bisiklet yönetimiyle daha güçlü bir entegrasyon içinde ilerlemesi açısından önemli bir adım olacak. Ayrıca dünya bisikletine yön veren en üst düzey 2 kurumu olan UCI ve UEC Başkanları ile Bakanlığımızın Federasyonumuz yanında olması inanıyorum ki bizlere verilen güvenin en önemli göstergesi.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Samsung, AI TV Serisine Google Fotoğraflar'ı Getiriyor Haber

Samsung, AI TV Serisine Google Fotoğraflar'ı Getiriyor

Samsung Electronics, Google Fotoğraflar'ı Samsung TV'lere getirmek için çalıştıklarını duyurdu. Bu adımla kullanıcılar, seyahatlerinden hobilerine ve sevdikleriyle geçirdikleri günlük anılara kadar en önemli anları akıcı bir şekilde, daha büyük ve sürükleyici bir ekranda deneyimleme imkanına kavuşacak. Yeni deneyimle, ailelere en sevdikleri anıları birlikte yeniden keşfetmeleri için keyifli ve anlamlı bir yöntem sunulması amaçlanıyor. Çalışmayla ilgili olarak Samsung Electronics Görsel Ekran İş Birimi Müşteri Deneyimi Ekibi Başkan Yardımcısı Kevin Lee, “Samsung TV'ler her zaman insanları bir araya getirdi ve Google Fotoğraflar'ı büyük ekrana taşımak bu deneyimi daha da özel bir hale getirecek. Fotoğrafların ardındaki hikayelerin keyfini çıkarmaları için kullanıcılara, oturma odalarının konforunda sezgisel ve ilgi çekici bir yol sunuyoruz” dedi. Kişisel fotoğrafların keyfini çıkarmanın daha anlamlı yolu Google Fotoğraflar, özel anıları yeniden yaşamayı ve paylaşmayı kolaylaştırıyor. Planlanan entegrasyon sayesinde kullanıcıların telefonlarında çektiği fotoğrafların Samsung TV'lere akıcı bir şekilde aktarılmasıyla daha büyük ve sinematik bir formatta görüntülenmesi hedefleniyor. Üzerinde çalışılan entegrasyonla kullanıcılar, televizyonlarında kişilere, yerlere ve değerli anlara göre düzenlenip özenle seçilmiş anıları keşfedecek. Google Fotoğraflar, Samsung'un Vision AI Companion (VAC) çözümüyle birlikte çalışarak fotoğraf odaklı deneyimlerin kapsamını genişletecek, anıların gün içinde nasıl öne çıkarılacağı konusunda çeşitli öneriler sunacak. Samsung, Google Fotoğraflar'ın TV deneyimine derinlemesine entegre olması için çalışıyor. Örneğin, Daily+ ve Daily Board aracılığıyla fotoğraflar, doğal bir şekilde görünecek ve değerli anılar gün içerisinde bağlamsal ve uygun anlarda kullanıcılara sunulacak. Bu özelliğin kolayca ayarlanabilmesi hedefleniyor. Kullanıcılar Google Hesaplarıyla oturum açtıklarında, fotoğraf anıları anında büyük ekranda görüntülenebilecek. Anıları yeniden yaşamak ve keşfetmek için 3 yol: Memories, Yaratıcılık ve Temalı Slaytlar Memories (2026 yılının başında özel olarak sunulması planlanıyor): İnsanlara, yerlere ve anlamlı anlara dayanan hikayeleri ilk kez televizyonda gösterecek olan program, altı ay boyunca ilk kez ve özel olarak Samsung TV'lerde kullanılabilecek.Yapay zekâ ile yaratıcılık (2026'nın ilerleyen dönemlerinde sunulması planlanıyor): Google DeepMind'ın görüntü oluşturma ve düzenleme modeli Nano Banana üzerine inşa edilen, eğlenceli ve keyifli içerikler oluşturan temalı şablonlar sunacak. Kullanıcılar ayrıca Remix özelliğini kullanarak bir görüntünün sanatsal stilini dönüştürebilecek veya “Photo to Video” ile hareketsiz anları kısa videolar halinde canlandırabilecek.Kişiselleştirilmiş Sonuçlar (2026'nın ilerleyen dönemlerinde sunulması planlanıyor): Kullanıcılar, anılarının konusuna veya içeriğine göre (örneğin okyanus, yürüyüş, Paris vb.) birbiriyle ilgili fotoğrafları slayt gösterisi olarak görüntüleyebilecek. Anılar Samsung TV'de akıcı bir şekilde yaşanacak Samsung ve Google Fotoğraflar, sinema kalitesinde galeri deneyimini evlerin kalbine taşımak istiyor. Böylece Samsung TV kullanıcıları, en önemli anları çarpıcı ayrıntılarla gözden geçirebilecek ve yeniden yaşayabilecek. Kişisel fotoğraf kütüphanelerini dönüştüren bu entegrasyon, kullanıcıları, yolculuklarını keşfetmeye, yeni hikayeler yaratmaya, detaylı ve kolayca değerli anıları yad etmeye davet edecek. Google Fotoğraflarla insanların fotoğraf ve videolarını saklayabildiğini, düzenleme yapabildiğini ve anılarını canlandırabildiğini söyleyen Google Fotoğraflar ve Google One İş Birimlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Shimrit Ben-Yair, “Google Fotoğraflar'ı Samsung TV'lere sunacak olmanın heyecanını yaşıyoruz. Bu sayede kullanıcılar en sevdikleri fotoğrafları daha büyük ekranda keyifle görebilecek ve anılarını yeni yöntemlerle yeniden yaşayabilecek” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel M&A’de 4,8 Trilyon Dolarlık Sıçrama Haber

Küresel M&A’de 4,8 Trilyon Dolarlık Sıçrama

Yapay zeka odaklı teknoloji anlaşmaları ve ileri imalat sektörü, yıl boyunca işlem değerlerindeki sert artışa öncülük etti. Bain & Company’nin “2025’te Birleşme ve Satın Almalar: Büyük Toparlanmanın Ardındaki Gerçekler” raporunda açıkladığı verilere göre küresel birleşme ve satın almaların (M&A) 2025’te güçlü bir ivme yakalayarak, 4,8 trilyon dolara ulaşan toplam işlem değeri ile tarihin en yüksek ikinci seviyesine çıkması bekleniyor. Bu rakam, 2024’e kıyasla %36’lık bir artışa işaret ediyor. Bu yıl gerçekleşen 5 milyar dolar ve üzerindeki mega işlemler, M&A piyasasındaki bu yeniden yükselişin temel itici gücü oldu. M&A’ye genellikle seyrek şekilde katılan “nadir alıcılar”, uzun süre bekledikten sonra büyük ölçekli hamlelerle sürece yeniden dahil oldu. Buna karşılık, toplam işlem sayısının 2025 boyunca yalnızca %5 artması dikkat çekiyor. 5 milyar dolar üzerindeki işlemler, stratejik işlem değerindeki artışın %75’ini oluşturdu. Bu büyük ölçekli anlaşmaların yaklaşık %60’ı nadir işlem yapan alıcılar tarafından gerçekleşirken, yaklaşık %40’ı alıcı şirketin piyasa değerinin %50’sinden fazlasına denk gelen dönüştürücü nitelikteki işlemlerdi. Bain'in analizine göre, bu tip büyük ölçekli birleşmeler yüksek risk barındırmakla birlikte doğru yönetildiğinde yüksek ödül potansiyeli de sunuyor; bu nedenle şirket liderlerinin stratejik uyum, entegrasyon ve organizasyonel yönetim süreçlerine eskisinden daha fazla odaklanması gerekiyor. Yapay zeka odaklı anlaşmalarla ivme kazanan teknoloji alanındaki birleşme ve satın alımlar, yılın işlem aktivitesindeki artışa öncülük etti. Bununla birlikte Bain'in raporu, M&A piyasasındaki toparlanmanın sektörler, coğrafyalar ve alıcı türleri genelinde dengeli ve yaygın olduğunu; tüm bölgelerde ve tüm sektörlerde işlem değerlerinin çift haneli oranlarda arttığını gösteriyor. Onur Candar "Bu yeniden canlanan ivme, Türkiye’deki şirketler açısından kayda değer stratejik etkiler yaratıyor. Geçtiğimiz yıl, geçmişte sınırlı işlem tecrübesi olan kurumların dahi kendilerini farklılaştırmak ve konumlarını güçlendirmek adına daha cesur adımlar attığını gözlemledik. Sağlam bir stratejik tezle desteklenen büyük ölçekli işlemler, şirketlerin iş yapış biçimlerini yeniden şekillendiriyor ve yeni büyüme alanları açıyor. Buna karşılık, bu temelden yoksun işlemler ise değer kaybı riskini beraberinde getiriyor. Özellikle, işlemin temel değer sürücülerini yatırım tezinin temellerini net olarak tanımlamadan yüzeysel sinerjilere odaklanmak önemli hatalara yol açabiliyor. Bu nedenle, ortak vizyon, hedef işletim modeli, karar alma mekanizmaları, icra disiplini ve kültür gibi kritik unsurlarda erken ve güçlü bir uyum oluşturmak, Türk şirketleri için sürdürülebilir değer yaratımını güvence altına almak açısından stratejik önem taşıyor." Teknoloji ve ileri imalat toparlanmanın lokomotifi oldu Teknoloji alanındaki birleşme ve satın alımlar 2025’te güçlü bir şekilde geri döndü; yılbaşından bu yana teknoloji alanındaki işlem değeri %76 artarak 478 milyar dolara ulaştı. 500 milyon dolar üzerindeki stratejik teknoloji işlemlerinin neredeyse yarısının yapay zeka odaklı şirketleri veya yapay zeka getirisi sağlayacak anlaşmaları kapsaması dikkat çekti. İmalat sektörü de M&A aktivitesinin öne çıkan sürükleyici alanlarından biri oldu; imalat sektöründeki yılbaşından bu yana toplam işlem değeri %38 artarak 717 milyar dolara yükseldi. Toparlanma küresel ölçekte etkili oldu. ABD hedefli işlemler, toplam stratejik işlem değerinin neredeyse yarısını oluşturarak 2025’teki M&A büyümesinin ana kaynağı oldu. İkinci büyük pazar olan Çin’de işlem adedi rekor seviyeye ulaştı ve bunun %80’den fazlası Çin iç pazarında gerçekleşti. Japonya’da toplam M&A işlem değeri iki katına çıkarak ülkeyi bu yıl dünyanın üçüncü büyük M&A pazarı yaptı; işlem adedinde de çift haneli artış görüldü. Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde mega işlemler değer artışını desteklese de toplam işlem adedi %7 geriledi. 2025 yılında toplam işlem değerindeki %36 artışla paralel şekilde bütün alıcı kategorilerinde aktivite belirgin biçimde yükseldi: stratejik işlemlerde değer %38 arttı; finansal yatırımcılar tarafında %31; girişim sermayesi işlemlerinde ise %28 büyüme yaşandı. Bain & Company Türkiye Ortaklarından Armando Guastella, M&A sektöründeki gelişmeler hakkındaki değerlendirmesinde şunları söyledi:"Türkiye pazarında, sektör fark etmeksizin şirketler stratejilerini yeniden tasarlama ihtiyacını giderek daha net görüyor. Bu durumun başlıca nedenleri, teknolojinin rekabet dinamiklerini kökten dönüştürmesi ve artan iş gücü maliyetleri dahil olmak üzere makroekonomik baskıların Türkiye’nin geçmişte sahip olduğu maliyet avantajını zayıflatması. Bu avantajın zayıflamasıyla birlikte, birçok Türk şirketi ve holding grubu portföylerini yeniden konumlandırmak ve bölgedeki rollerini tanımlamak için aktif olarak yeniden konumlanma arayışında. Alıcılar ve satıcılar açısından değerlemelere yönelik güvenin güçlenmesi, stratejik yatırımcıları M&A’yi yeniden büyüme gündemlerinin merkezine almaya yöneltiyor. Bu yaklaşım, M&A'yi sadece bir büyüme aracı olmaktan çıkararak portföy dönüşümünü yönetmek için kritik bir kurumsal yetkinliğe dönüştürüyor. 300’den fazla M&A yöneticisiyle yaptığımız araştırma da bu dönüşümü açık biçimde ortaya koyuyor: Teknoloji kaynaklı dönüşümler ve M&A’nin merkezi rolü, birlikte Türkiye genelinde stratejik yeniden konumlandırmayı hızlandırıyor." Regülasyon gevşemesi ve düşen maliyetler toparlanmayı hızlandırdı Bain’in analizine göre şirketler, değişen karlılık havuzlarına uyum sağlamak ve büyümek için satın almalara yönelirken birçok destekleyici unsur bu yıl devreye girdi. Pandemi sonrasında M&A’yi zorlayan faktörler büyük ölçüde hafifledi; düzenlemelerde ve sermaye maliyetlerinde gevşeme görüldü. Alıcı-satıcı değerleme makası da daraldı; çarpanlar 11,6x EV/EBITDA seviyesine yükselse de birçok sektörde hala 2021 zirvesinin altında bulunuyor. Ayrıca, mevcut stratejik ortamda beklemenin artık daha az mantıklı olduğu yönündeki farkındalık arttı. Yapay zekanın sektörler üzerindeki dönüştürücü etkisi, harekete geçme baskısını daha da artırıyor. Bain’in araştırmasına göre 300’den fazla M&A yöneticisinin %85’ten fazlası, teknoloji ve stratejideki değişimlere paralel şekilde M&A fırsat havuzlarını güncellediklerini ifade ediyor. Ticaret gerilimleri ve tarifelerdeki belirsizlikler M&A ivmesini durdurmadı Tarifeler ve küresel ticaretteki dalgalanmalar, nisan ayında görülen kısa süreli geri çekilme dışında işlem aktivitesini önemli ölçüde etkilemedi. 2025’te sınır ötesi işlem oranlarında anlamlı bir değişiklik yaşanmadı. Bain’in araştırmasına göre M&A yöneticilerinin yarısından azı ticaret kısıtlamalarının genel işlem planlarını etkileyeceğini belirtirken, %70’i ticaret politikalarının varlık satışları üzerinde etkisi olmayacağını düşünüyor. Bununla birlikte, post-küreselleşme eğilimlerinin zaman içinde daha belirgin etkiler yaratması bekleniyor. ABD dışındaki şirketlerin ABD’deki varlıklara olan iştahının azalması ve ABD’li şirketlerin tarifeler nedeniyle daha fazla yerel alıma yönelmesi bunun ilk işaretleri arasında. Küresel ticaretin bölgesel eksenlerde yeniden şekillenmesiyle birlikte M&A, şirketlere yeni pazarlara erişim ve esneklik sağlayan önemli bir araç haline geliyor. Şirketlerin M&A’ye ayırdığı sermaye 10 yılın en düşük seviyesine indi Post-küreselleşme dinamikleri ve korumacı politikalar, şirketlerin sermaye tahsislerini de etkiliyor. Tedarik zincirlerini güçlendirme, yapay zeka yatırımları, otomasyon ve teknoloji altyapısı gibi alanlara olan ihtiyaç arttıkça, M&A yöneticilerinin sermaye kullanımında daha sıkı incelemeyle karşılaşması muhtemel. Bu durum, işlemler için yatırım geri dönüşü beklentilerinin de yükselmesine neden olabilir. Her ne kadar 2025’te M&A aktivitesi güçlense de şirketlerin M&A’ye ayırdığı sermayenin toplam içindeki payı 10 yılın en düşük seviyesine indi. S&P Dünya Endeksi’ndeki yaklaşık 700 şirketin nakit harcamalarının yalnızca %7’si M&A’ye ayrıldı; oysa bu oran son dokuz yılda %9–17 aralığında seyretmişti. Bain’e göre teknoloji altyapısı, robotlar, yapay zeka çözümleri, fabrika yatırımları ve enerji projeleri gibi yeni öncelikler M&A’nin payını daraltıyor. Yapay zeka, M&A süreçlerinin merkezine yerleşiyor Yapay zekanın hızlı gelişimi, M&A süreçlerinde de kendini güçlü şekilde hissettirdi. Stratejik alıcıların %75’i hedef şirketlerin yapay zeka etkisini değerlendirdi ve en az %20’si bu inceleme sonucunda işlemden vazgeçti. M&A profesyonelleri arasında yapay zeka kullanımı ise iki katından fazla artarak %45 seviyesine yükseldi. Yapay zeka hala en çok işlem bulma ve tarama aşamalarında kullanılsa da entegrasyonun planlanması ve uygulanması gibi alanlarda da hızla yaygınlaşıyor. Bain’in analizine göre 2025’te 1 milyar dolar üzerindeki işlemlerin %60’ı kapsam genişletme (scope) niteliğindeydi ve bu oran tüm zamanların en yüksek seviyesi oldu. Şirketler mevcut işlerini büyütmekten ziyade, yeni pazar ve müşteri segmentlerine erişmek için M&A’yi tercih etti. Geleneksel olarak ölçek odaklı olan finansal hizmetler ve ileri imalat sektörlerinde dahi kapsam genişletme eğilimi belirgin şekilde yükseldi. 2026’ya bakış Bain & Company, önümüzdeki günlerde ayında yayınlayacağı 2026 Küresel M&A Raporu’yla önümüzdeki yılın M&A trendlerine dair kapsamlı bir analiz sunacak. Raporda, başlıca sektörlerde detaylı değerlendirmeler, M&A beklentileri ve ABD, Avustralya, Brezilya, Kanada, Fransa, Almanya, İspanya, Hindistan, İtalya, Japonya, Singapur ve Birleşik Krallık’tan 300’den fazla M&A uzmanının görüşlerinin yer aldığı M&A Uygulayıcıları 2026 Görünüm Araştırması’nın sonuçları bulunacak.

Boğaziçi Üniversitesi’nden TÜBA Ödüllü Hermetik Mikro Batarya Hamlesi Haber

Boğaziçi Üniversitesi’nden TÜBA Ödüllü Hermetik Mikro Batarya Hamlesi

Boğaziçi Üniversitesi, sağlık, savunma ve afet teknolojileri gibi kritik alanlarda ihtiyaç duyulan mikro ölçekte enerji çözümleri için hermetik sızdırmaz mikro bataryalar geliştiriyor. Kapsül endoskopi, elektronik haplar ve tıbbi tanı amaçlı mikro cihazların yanı sıra; gelişmiş tıbbi sistemler, afet sonrası müdahalelerde kullanılan mikro robotik yapılar ve savunma sanayiinde kullanılan mikro robotlar ile İHA’lar için bu bataryalar önemli bir enerji kaynağı olarak öne çıkıyor. Boyut kadar güvenlik ve uzun çalışma süresinin de belirleyici olduğu bu alanlarda, geliştirilen mikro bataryalar yüksek performanslı ve güvenilir bir çözüm sunmayı hedefliyor. Boğaziçi Üniversitesi, ileri teknoloji ve mühendislik alanındaki araştırmalarına bir yenisini daha ekledi. Üniversite, ‘Mikro Batarya Tasarım Projesi’ kapsamında, kredi kartı üzerindeki tümleşik devre kartından daha küçük boyutlarda, hermetik olarak sızdırmaz mikro bataryalar geliştirmeyi hedefliyor. Geleneksel batarya çözümlerinin boyut, güvenlik ve sızdırmazlık sınırlarının belirginleştiği alanlarda mikro bataryalar; yüksek güvenlik, uzun süreli çalışma ve mikro ölçekte entegrasyon ihtiyacına yanıt verme potansiyeli taşıyor. Bu kapsamda proje, mikro batarya tasarımına odaklanarak kritik bir mühendislik problemini ele alıyor. Hermetik Tasarım: Güvenlik ve Kararlılığın Anahtarı Söz konusu Ar-Ge çalışmasının yürütücüleri arasında yer alan ve akademik çalışmalarını Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü’nde sürdüren Doç. Dr. Mehmet Nurullah Ateş, projeye ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Mikro bataryalar; güvenlik, uzun süreli çalışma ve mikro ölçekte entegrasyon ihtiyacının belirginleştiği alanlarda etkili bir çözüm potansiyeli taşıyor. Bu nedenle projemizde mikro bataryanın tasarımını merkeze alıyoruz. Hermetik sızdırmazlık yaklaşımı sayesinde bataryanın çevreyle etkileşimini kontrol ederek özellikle tıbbi uygulamalarda kritik olan güvenlik ve kararlılık hedeflerini desteklemeyi amaçlıyoruz. Bu çok katmanlı Ar-Ge projesi, medikal teknolojilerden afet koşullarına ve savunma sanayine uzanan geniş bir kullanım alanı için yerli bir altyapı oluşturuyor.” TÜBA’dan Ateş’e Genç Bilim İnsanı Ödülü Mikro batarya tasarımına ilişkin çalışmalarıyla Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı (GEBİP) Ödülü’ne layık görülen Doç. Dr. Ateş, “Bu ödül, sürdürdüğümüz araştırmaların bilimsel değerinin altını çizen anlamlı bir geri bildirim. Mikro batarya tasarımı gibi disiplinler arası alanlarda, ekiplerin uzun soluklu ve titiz bir şekilde ilerlemesi gerekiyor. Boğaziçi Üniversitesi’nde oluşan araştırma ortamı, bu tür zorlu problemlerin ele alınmasını mümkün kılıyor” dedi. Boğaziçi Üniversitesi, mikro batarya tasarımı gibi ileri teknoloji odaklı projelerle; temel bilimleri, mühendisliği ve toplumsal faydayı bir araya getiren araştırma üniversitesi vizyonunu güçlendirmeyi sürdürüyor.

Aksa Enerji’nin Gana Kumasi Santrali’nde Ticari Üretim Başladı Haber

Aksa Enerji’nin Gana Kumasi Santrali’nde Ticari Üretim Başladı

Uzun vadeli ve ABD doları bazlı garantili satış anlaşması kapsamında hayata geçirilen santral, Gana’nın artan elektrik talebinin karşılanmasına ve ulusal şebeke istikrarının güçlendirilmesine katkı sağlayacak. 7 ülkede 11 santral operasyonu yürüten ve 3.000 MW’ı aşan kurulu güce sahip Aksa Enerji, Gana’da inşa ettiği toplam 350 MW kurulu güce sahip Kumasi Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali’nde ilk fazda kısmi ticari üretime başladı. Santralin 2026 yılı ocak ayında 130 MW kapasiteyle basit çevrim olarak, ilk çeyrek dönemde ise 179 MW kapasite ile kombine çevrim olarak faaliyete geçmesi planlanıyor. Santralin 171 MW kurulu gücü kapsayan ikinci fazına yönelik çalışmalar ise planlanan takvim doğrultusunda sürdürülüyor. Aksa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Cemil Kazancı, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Afrika, Aksa Enerji’nin Türkiye ve KKTC’de yetkinliğini kanıtlamış mühendislik gücünü, teknik uzmanlığını ve operasyonel becerisini küresel ölçekte sergilediği en stratejik bölgelerin başında geliyor. Gana’da uzun vadeli bir vizyonla sürdürdüğümüz yolculuğumuzda, 370 MW kurulu güce sahip Tema Santralimizi 9,5 ay gibi rekor bir sürede devreye alarak sektörde önemli bir eşiği geride bırakmıştık. Bugün ise Kumasi’de hayata geçirdiğimiz yeni santral yatırımımızla bu başarıyı bir üst seviyeye taşımanın haklı gururunu yaşıyoruz. Toplam 350 MW kurulu güce sahip Kumasi Doğal Gaz Kombine Çevrim Santralimiz, sürdürülebilir yüksek büyüme stratejimizin en kritik yapı taşlarından biridir. Finansmanından inşasına, işletmesinden bakımına kadar tamamen Aksa Enerji’nin üstlendiği bu 'entegre model' sayesinde, Gana için sadece bir tesis değil, kalıcı bir enerji altyapısı ve uzun vadeli ekonomik değer inşa ediyoruz. Kumasi Santrali ile bir yandan Aksa Enerji’nin küresel büyüme hedeflerine hizmet etmekten, diğer yandan Türkiye ile Afrika arasındaki ekonomik köprüleri daha da derinleştirmekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz.” Uzun Vadeli Enerji Yatırımıyla Gana’da Enerji Arz Güvenliğine Katkı Toplam 350 MW kurulu güce sahip Kumasi Santrali, Gana’nın artan elektrik talebinin karşılanması ve ulusal şebeke istikrarının güçlendirilmesi açısından stratejik projeler arasında yer alıyor. İletim sistemine entegrasyon, test çalışmaları ve kademeli devreye alma süreçlerinin ardından ilk fazda ticari üretime başlayan santral, kapasite artışlarıyla birlikte ülkenin enerji arz güvenliğine sürdürülebilir katkı sağlamayı hedefliyor. Aksa Enerji, Afrika başta olmak üzere farklı coğrafyalarda uzun vadeli enerji satış anlaşmalarına dayalı yatırım modeliyle sürdürülebilir yüksek büyüme stratejisini kararlılıkla hayata geçiriyor. Şirket, Kumasi Santrali kapsamında 20 yıl süreli, ABD doları bazlı garantili satış anlaşması ile bölgedeki varlığını güçlendirmeyi hedefliyor. Böylece Aksa Enerji’nin yerel istihdama, enerji arz güvenliğine ve toplumsal gelişime katkısı da artacak.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.