Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Entegre Üretim

Kapsül Haber Ajansı - Entegre Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Entegre Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CW Enerji Fortune 500 Türkiye’de Gücünü Bir Kez  Daha Gösterdi Haber

CW Enerji Fortune 500 Türkiye’de Gücünü Bir Kez Daha Gösterdi

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen enerji şirketlerinden CW Enerji; üretim gücü, teknoloji odaklı yatırımları ve sürdürülebilir büyüme anlayışıyla başarılarına yenilerini eklemeye devam ediyor. Firma, Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin belirlendiği Fortune 500 Türkiye listesinde önemli bir yükselişe imza attı. Geçtiğimiz yıla göre 63 basamak birden yükselen CW Enerji, Fortune 500 Türkiye 2025 listesinde 236. sırada yer alarak Türkiye’nin önde gelen şirketleri arasındaki konumunu daha da güçlendirdi. CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, elde edilen başarının firmanın uzun vadeli büyüme stratejisinin önemli sonuçlarından biri olduğunu söyledi. CW Enerji olarak yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, enerji sektörünün geleceğine de odaklandıklarını belirten Sarvan, “Kurulduğumuz günden bu yana üretim, teknoloji, AR-GE ve inovasyonu odağımıza alarak yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Attığımız her adımda ülkemize katma değer sağlamayı, yerli ve milli üretim gücümüzü artırmayı ve enerji sektöründe sürdürülebilir bir gelecek için değer oluşturmayı hedefliyoruz. Fortune 500 Türkiye listesinde geçtiğimiz yıla göre 63 basamak birden yükselerek 236. sıraya ulaşmamız da bu çalışmalarımızın önemli bir sonucu oldu. Her geçen yıl daha güçlü bir yapıya ulaşmaktan büyük mutluluk duyuyoruz” dedi. Tarık Sarvan: Başarımızın arkasında güçlü bir ekip ve ortak bir hedef var Fortune 500 Türkiye’de elde edilen başarının kendileri için önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu ifade eden Sarvan, başarının arkasında güçlü bir ekip çalışmasının bulunduğuna dikkat çekti. Sarvan, “Güçlü üretim altyapımız, teknoloji ve inovasyona yönelik yatırımlarımız, sürdürülebilir enerji çözümlerimiz ve büyüyen iş hacmimizle Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlamaya devam ediyoruz. Bizim için önemli olan sürdürülebilir şekilde büyümek, üretim kabiliyetimizi geliştirmek, teknolojimizi ileri taşımak ve ülkemiz için kalıcı değer oluşturmak. Bu doğrultuda yerli üretimi güçlendiren, yüksek katma değer oluşturan, istihdama ve ülke ekonomisine katkı sunan yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bugün geldiğimiz noktada elde ettiğimiz her başarıda çalışma arkadaşlarımızın emeği, iş ortaklarımızın güveni ve müşterilerimizin desteği bulunuyor. Fortune 500 Türkiye’deki yükselişimizi de hep birlikte ortaya koyduğumuz emeğin değerli bir karşılığı ve daha büyük hedeflere doğru attığımız güçlü adımların bir göstergesi olarak görüyoruz. Üreten, geliştiren ve büyüyen bir Türkiye hedefiyle; enerjimizi teknolojiye, yatırıma ve sürdürülebilir bir geleceğe dönüştürmeye, ülkemize değer katacak yatırımlarımızla geleceğin enerji dünyasında daha güçlü bir şekilde yer almaya devam edeceğiz”diye konuştu. Enerji sektöründe uçtan uca çözümler sunuyor CW Enerji olarak, güneş hücresi üretiminden güneş paneline, alüminyum ve diğer entegre üretim süreçlerinden enerji depolama sistemlerine ve yeni nesil enerji teknolojilerine kadar uzanan geniş bir değer zinciri oluşturduklarını belirten Sarvan, sözlerine şöyle devam etti: “Enerji alanında ihtiyaç duyulan farklı teknolojileri tek bir marka çatısı altında buluşturarak müşterilerimize bütünleşik bir enerji deneyimi sunuyoruz. Üretimden mühendisliğe, projelendirmeden uygulamaya, teknolojik çözümlerden satış sonrası hizmetlere kadar sürecin her aşamasında uçtan uca çözüm sunabilme kabiliyetine sahibiz. Bu güçlü üretim ve teknoloji altyapımızı, Türkiye genelinde yaygınlaştırdığımız bayi ağımızla müşterilerimize ulaştırıyoruz. CW Enerji Plus bayilik sistemimiz kapsamında Türkiye’nin dört bir yanında oluşturduğumuz deneyim merkezlerimizde, müşterilerimiz farklı enerji teknolojilerimizi bir arada tanıma, deneyimleme ve kendi ihtiyaçlarına en uygun çözümleri uzmanlarımızla birlikte değerlendirme imkânı buluyor. Bu merkezlerimiz aracılığıyla müşterilerimize ihtiyaç analizinden ürün seçimine, uygulamadan satış sonrası hizmetlere kadar bütünleşik bir deneyim sunuyoruz. Hedefimiz, yalnızca enerji teknolojileri üreten bir şirket olmanın ötesinde, enerjinin üretiminden depolanmasına, yönetiminden günlük yaşamın her alanında kullanımına kadar tüm ihtiyaçlara tek noktadan çözüm sunan güçlü bir enerji ekosistemi oluşturmak. Entegre üretim gücümüzü, mühendislik yetkinliğimizi ve yaygın hizmet ağımızı bir araya getirerek enerjiyi herkes için daha erişilebilir, verimli ve sürdürülebilir hale getirmek üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım 110’dan Fazla Ülkeye İhracat Yapıyor Haber

Sunar Yatırım 110’dan Fazla Ülkeye İhracat Yapıyor

Türkiye’nin tarıma dayalı sanayisinde yarım asrı aşan birikimiyle faaliyet gösteren Sunar Yatırım, entegre üretim kabiliyetini uluslararası pazarlardaki güçlü ticaret ağıyla birleştiriyor. Grup; gıda, un ve yem, bitkisel yağ, nişasta ve nişasta bazlı ürünler, tarım ve biyoendüstriyel çözümler alanlarında faaliyet gösterirken, 6 kıtada 110’un üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. 25 milyar TL’yi aşan cirosu ve 1.300’ün üzerindeki çalışanıyla Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu arasında yer alan Sunar Yatırım, ihracatta ölçek büyütmenin yanı sıra ürün karmasında katma değeri artırmaya odaklanıyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, ihracat stratejilerinin üretimden Ar-Ge’ye uzanan bütüncül bir yapı üzerine kurulduğunu belirterek, “Sunar Yatırım olarak bugün 6 kıtada 110’un üzerinde ülkeye gerçekleştirdiğimiz ihracat ve 250 milyon doların üzerindeki ihracat hacmimizle küresel pazarlardaki konumumuzu güçlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde hedefimiz, Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarımızla ürünlerimizin katma değerini artırırken mevcut pazarlarımızdaki derinliğimizi geliştirmek ve yeni pazarlarda daha güçlü bir konum elde etmek. İhracatta sürdürülebilir büyümenin, pazara yalnızca ürün değil, daha yüksek katma değer sunmaktan geçtiğine inanıyoruz” dedi. Türkiye’nin mısır yağı ihracatında güçlü konum Sunar Yatırım’ın küresel pazarlardaki konumu, Türkiye’nin mısır yağı ve mısır nişastası ihracatındaki payıyla da öne çıkıyor. Grup, Türkiye’nin mısır yağı ihracatının yüzde 64’ünü, mısır nişastası ihracatının ise yüzde 29’unu gerçekleştiriyor. Farklı coğrafyalardaki pazar ihtiyaçlarına yönelik ürün geliştirme kabiliyetlerinin ihracat stratejilerinin önemli bir parçası olduğunu belirten Mustafa Nuri Çomu, “Mevcut ihracat pazarlarımızdaki konumumuzu güçlendirirken, farklı coğrafyalardaki ihtiyaçları yakından takip ederek katma değerli ürünlerle yeni pazarlara ulaşmayı hedefliyoruz. Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarımızı da bu doğrultuda şekillendiriyor, Türkiye’de geliştirdiğimiz üretim ve teknoloji yetkinliğini küresel pazarlara taşımaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. Ar-Ge, yeni ihracat alanlarının önünü açıyor Sunar Yatırım’ın ihracat stratejisinde Ar-Ge, yeni ürün geliştirilmesinin yanı sıra farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştirilmesinde de önemli bir rol üstleniyor. Sunar Mısır bünyesinde faaliyet gösteren Ar-Ge Merkezi, 2018 yılında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanarak “nişasta sektöründe Türkiye’nin ilk ve tek Ar-Ge merkezi” olarak çalışmalarına başladı. 1 milyon doların üzerinde teknoloji altyapısına sahip Ar-Ge Merkezi’nde yeni ürün geliştirme, proses iyileştirme ve farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik özel çözümler üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Tarımsal ham maddelerin daha yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesine yönelik çalışmalar da merkezin odak alanları arasında yer alıyor. Araştırmacılarının yüzde 75’i kadınlardan oluşan Ar-Ge Merkezi, grubun bilimsel ve teknolojik yetkinliğini insan kaynağı perspektifiyle destekliyor. Yeni yatırımlarla üretim ve ihracat kapasitesi güçleniyor Sunar Yatırım, mevcut üretim ve ihracat kapasitesini yeni yatırımlarla geliştirmeye devam ediyor. Yem sektöründeki büyüme hedefi doğrultusunda Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi’nde 15 milyon dolarlık yeni bir yem fabrikası yatırımı için çalışmalara başlayan grup, üretim kapasitesini ve operasyonel gücünü artırmaya yönelik yeni projeler üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Yatırımların yalnızca Türkiye’deki üretim kapasitesinin geliştirilmesiyle sınırlı olmadığını belirten Mustafa Nuri Çomu, Avrupa pazarındaki konumlarını güçlendirecek yeni projeler üzerinde de çalıştıklarını ifade etti. Çomu, “Yem sektöründe daha büyük bir oyuncu olma hedefindeyiz. Diyarbakır’daki yatırımımızla üretim kapasitemizi artırırken, Avrupa’daki pazarlara erişimimizi güçlendirmek amacıyla Macaristan’da da yeni bir sanayi yatırımı projesi yürütüyoruz. Burada ilk etapta sorbitol ve polioller üretmeyi planlıyoruz” dedi. Grubun yenilenebilir enerji yatırımlarının da üretim altyapısını desteklediğini belirten Çomu, Adıyaman, Çankırı, İzmir, Antalya ve Eskişehir’deki Güneş Enerjisi Santrali yatırımlarıyla yıl sonunda 100 MW’ın üzerinde kurulu güce ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. Entegre üretim yapısı ihracat gücünü destekliyor Sunar Yatırım’ın üretim ve ihracat yapısında, tarımsal ham maddeden nihai ürüne uzanan entegre değer zinciri önemli bir rol oynuyor. Sunar Mısır’ın nişasta ve nişasta bazlı ürünlerdeki üretim gücü, Elita Gıda’nın bitkisel yağ alanındaki faaliyetleri, Sunar Un’un modern üretim altyapısı, Sunar Yem’in faaliyetleri ve grubun tarımsal çalışmaları, birbirini tamamlayan bir yapı oluşturuyor. Bu entegre yapı, ham madde tedarikinden ürün geliştirmeye ve üretimden kalite kontrolüne kadar farklı aşamalarda grubun operasyonel kabiliyetini desteklerken, uluslararası müşterilerin değişen ihtiyaçlarına yönelik hızlı ve etkin çözümler sunma kabiliyeti sağlıyor. Yeni ürünler Foodist 2026’da uluslararası sektör profesyonelleriyle buluştu Sunar Yatırım, ihracat odaklı büyüme stratejisi doğrultusunda geliştirdiği yeni ürünlerini 1-4 Eylül 2026 tarihlerinde TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Foodist 2026 kapsamında uluslararası sektör profesyonelleriyle buluşturdu. Fuarda profesyonel mutfaklara yönelik geliştirilen Hüner Baklavalık Un, Hüner Baklavalık Yağ ve Sunar Profesyonel Kızartmalık Yağ ilk kez tanıtılırken, Sunar Yağ’ın yenilenen ambalajları ve mısır nişastası bazlı biyoplastik poşetler de iş ortaklarıyla paylaşıldı. Foodist 2026’nın mevcut ve yeni ihracat pazarlarıyla doğrudan temas açısından önemli bir buluşma olduğunu belirten Çomu, “Uluslararası fuarlar, farklı pazarlardaki ihtiyaçları doğrudan gözlemlemek ve iş ortaklarımızla daha yakın ilişkiler geliştirmek açısından önemli fırsatlar sunuyor. Foodist 2026’da yeni ürünlerimizi uluslararası sektör profesyonelleriyle buluştururken, farklı pazarlardaki beklentileri de yakından değerlendirme fırsatı bulduk. Önümüzdeki dönemde ürün portföyümüzü geliştirmeye ve Türkiye’nin üretim gücünü daha yüksek katma değerle küresel pazarlara taşımaya devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Manyezit Gücünü 60’tan Fazla Ülkeye Taşıyor Haber

Türkiye’nin Manyezit Gücünü 60’tan Fazla Ülkeye Taşıyor

Dünya manyezit rezervlerinin yaklaşık yüzde 20’sini elinde bulunduran OYAK şirketlerinden KÜMAŞ, yüksek katma değerli ürünlerini 60’tan fazla ülkeye ihraç ediyor. KÜMAŞ, küresel pazarlarda rekabet gücünü en iyi şekilde kullanıyor. Manyezit demir çelikten çimentoya, camdan refrakter sanayisine kadar pek çok temel sektörün üretim süreçlerinde yer alıyor. Dünya rezervlerinin önemli bir bölümünü elinde bulunduran KÜMAŞ, Ar-Ge, müşteri odaklı üretim ve sürdürülebilirlik modeli ile Türkiye’nin küresel pazardaki konumuna katkı veriyor. Kaynak avantajını uluslararası rekabet gücüne dönüştürüyor KÜMAŞ Genel Müdürü Atilla Adem Aydın, rezerv gücünü Ar-Ge, sürdürülebilirlik ve müşteri odaklı üretim modeliyle birleştirdiklerini söyledi. Aydın, “Doğal kaynak avantajımızı küresel pazarlarda rekabet gücüne dönüştürüyoruz” dedi. Adem Aydın, Ar-Ge'yi üretim süreçlerinin ayrılmaz bir parçası haline getirdiklerini, böylece yalnızca yeni ürünler geliştirmekle kalmıyor, üretim süreçlerini de sürekli iyileştirdiklerini söyledi. Aydın, “KÜMAŞ Manyezit Sanayi, üretim modelini madencilikten nihai ürüne kadar uzanan entegre yapısı üzerinde inşa ederken söz konusu yapı, şirkete kalite, maliyet yönetimi ve tedarik güvenliği açısından rekabette önemli bir avantaj sağlıyor” dedi. Manyezitte küresel kaynak gücü ve Türkiye ekonomisine katkı Aydın KÜMAŞ’ın dünya kripto kristalin manyezit rezervlerinin yaklaşık yüzde 20'sine sahip olmasının sadece şirketin için değil, Türkiye için de stratejik bir avantaj olduğunu dile getirdi. Atilla Adem Aydın, “Manyezit, demir çelik, çimento ve cam gibi temel sanayi sektörlerinin kritik hammaddelerinden biri. Bu rezerv gücü, ülkemizin küresel rekabetçiliğini artırırken kritik hammaddelerde dışa bağımlılığın azaltılmasına da katkı sağlıyor. KÜMAŞ olarak en büyük gücümüz, sahip olduğumuz doğal kaynağı entegre üretim altyapımız sayesinde yüksek katma değerli ürünlere dönüştürebilmemiz. Kendi ocaklarımızdan çıkardığımız cevheri sinter, kalsine ve fused manyezit ile refrakter ürünlere dönüştürüyoruz. Üretim süreçlerimizi tek çatı altında yönetiyoruz. Bu yapı, kalite, verimlilik ve tedarik güvenliği açısından önemli avantajlar sunuyor” diye konuştu. Yüksek katma değerli üretim ile ihracatta güçlü oyuncu Atilla Adem Aydın, KÜMAŞ’ın güçlü üretim kapasitesiyle yurt içi ihtiyaçlarını karşılarken, refrakter ve magnezyum oksit (MgO) bazlı ürünleriyle de ithal ikameye katkı verdikleri bilgisini verdi. Aydın, ihracat ile de Türkiye’ye önemli ölçüde katma değer ve döviz girdisi sağladıklarını bildirdi. Aydın, KÜMAŞ’ı asıl farklılaştıran unsurun, bu doğal kaynak avantajını yüksek katma değerli, sürdürülebilir ve müşteri odaklı bir iş modeline dönüştürebilmesi olduğunu vurguladı. Aydın, “KÜMAŞ manyezit rezerv gücü, entegre üretim modeli, yüksek katma değeri üretimi ve ihracattaki güçlü duruşu ile Türkiye’yi en iyi şekilde temsil ediyor” dedi. KÜMAŞ’ta müşteri odaklı sürdürülebilir iş modeli KÜMAŞ’taki başarıyı anlatan Aydın, “Dünyanın önde gelen çelik ve çimento üreticileri arasında yer alan Türkiye, şirketimize güçlü bir iç pazar, ürün geliştirme ve saha doğrulama imkânı sunuyor. Ülkemiz zaten bizim için önemli bir referans. Bu sayede ürünlerimizi müşteri ihtiyaçlarına göre sürekli geliştiriyor ve rekabet gücümüzü artırıyoruz” şeklinde konuştu. Atilla Adem Aydın, küresel pazarda Çin, Hindistan ve Avrupa merkezli üreticilerle rekabet ettikleri bilgisini verdi. Aydın, söz konusu rekabette KÜMAŞ’ı öne çıkaran en önemli unsurun; kripto kristalin manyezit rezervleri, dikey entegre üretim yapısı, güçlü Ar-Ge, mühendislik kabiliyeti ve sürdürülebilirlik olduğunun altını çizdi. Karbon ayak izi yönetimi ve sürdürülebilirlik stratejisi Aydın, Çevresel Ürün Beyanı (EPD), karbon ayak izi yönetimi ve sürdürülebilirlik raporlaması gibi alanları rekabet avantajı olarak değerlendirdiklerini ifade etti. Atilla Adem Aydın şöyle konuştu: “Çevresel Ürün Beyanı (EPD), GRI ve TSRS uyumlu sürdürülebilirlik raporlamaları çalışmalarını yapıyoruz. Enerji tüketimini azaltmaya yönelik uygulamaları ve dijitalleşme yatırımlarıyla üretim verimliliğimizi sürekli artırıyoruz. ISO 14064 ve ISO 14067 standartlarıyla karbon ayak izimizi ölçüyor, düşük karbonlu üretim teknolojileri ve alternatif hammaddeler üzerinde çalışıyoruz. Net sıfır emisyon hedefimizi yenilikçi ürünler ve teknolojilerle geliştirerek sürdürülebilirliği, hem sorumluluk hem de şirketimizin uzun vadeli rekabet gücünü destekleyen stratejik bir unsur görüyoruz.” KÜMAŞ, uluslararası pazarlarda güvenilir çözüm ortağı Atilla Adem Aydın, sıfır atık, su yönetimi ve kaynak verimliliğine yönelik uygulamalarla çevresel performanslarını sürekli geliştirdiklerini vurguladı. Aydın, “Madencilik faaliyetlerimizi de sorumluluk anlayışıyla yürütüyoruz. Çalışma alanlarımızda rehabilitasyon çalışmaları, biyoçeşitliliğin korunması ve ekosistemin sürdürülebilirliğini destekleyen uygulamalara öncelik veriyoruz” dedi. 60’tan fazla ülkeye ihracat yapmanın da şirketleri için uluslararası pazarlarda referans ve güvenilir bir çözüm ortağı olduğunu gösterdiğine dikkat çeken Aydın, “AB regülasyonları ve sürdürülebilirlik standartlarının şirketin temel uygulamaları arasında yer alıyor” dedi. Aydın açıklamasının sonunda, “Sıfır atık, su yönetimi ve kaynak verimliliğine yönelik uygulamalarla çevresel performansımızı sürekli geliştiriyoruz. Çalışma alanlarımızda rehabilitasyon çalışmaları, biyoçeşitliliğin korunması ve ekosistemin sürdürülebilirliğini destekleyen uygulamalara öncelik veriyoruz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım 110’dan Fazla Ülkeye İhracat Yapıyor Haber

Sunar Yatırım 110’dan Fazla Ülkeye İhracat Yapıyor

Yeni nesil ürün ve yatırımlarla, 6 kıtada 110’un üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştiren grup, 250 milyon doların üzerindeki ihracat hacmiyle Türkiye’nin dış ticaretinde öne çıkan üreticiler arasında yer alıyor. Grubun ihracat stratejisi hakkında bilgi veren Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarıyla gıda sanayine yönelik yenilikçi ve katma değerli ürünlere, bu ürünlerle de yeni pazarlara odaklandıklarını söyledi. Türkiye’nin tarıma dayalı sanayisinde yarım asrı aşan birikimiyle faaliyet gösteren Sunar Yatırım, entegre üretim kabiliyetini uluslararası pazarlardaki güçlü ticaret ağıyla birleştiriyor. Grup; gıda, un ve yem, bitkisel yağ, nişasta ve nişasta bazlı ürünler, tarım ve biyoendüstriyel çözümler alanlarında faaliyet gösterirken, 6 kıtada 110’un üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. 25 milyar TL’yi aşan cirosu ve 1.300’ün üzerindeki çalışanıyla Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu arasında yer alan Sunar Yatırım, ihracatta ölçek büyütmenin yanı sıra ürün karmasında katma değeri artırmaya odaklanıyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, ihracat stratejilerinin üretimden Ar-Ge’ye uzanan bütüncül bir yapı üzerine kurulduğunu belirterek, “Sunar Yatırım olarak bugün 6 kıtada 110’un üzerinde ülkeye gerçekleştirdiğimiz ihracat ve 250 milyon doların üzerindeki ihracat hacmimizle küresel pazarlardaki konumumuzu güçlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde hedefimiz, Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarımızla ürünlerimizin katma değerini artırırken mevcut pazarlarımızdaki derinliğimizi geliştirmek ve yeni pazarlarda daha güçlü bir konum elde etmek. İhracatta sürdürülebilir büyümenin, pazara yalnızca ürün değil, daha yüksek katma değer sunmaktan geçtiğine inanıyoruz” dedi. Türkiye’nin mısır yağı ihracatında güçlü konum Sunar Yatırım’ın küresel pazarlardaki konumu, Türkiye’nin mısır yağı ve mısır nişastası ihracatındaki payıyla da öne çıkıyor. Grup, Türkiye’nin mısır yağı ihracatının yüzde 64’ünü, mısır nişastası ihracatının ise yüzde 29’unu gerçekleştiriyor. Farklı coğrafyalardaki pazar ihtiyaçlarına yönelik ürün geliştirme kabiliyetlerinin ihracat stratejilerinin önemli bir parçası olduğunu belirten Mustafa Nuri Çomu, “Mevcut ihracat pazarlarımızdaki konumumuzu güçlendirirken, farklı coğrafyalardaki ihtiyaçları yakından takip ederek katma değerli ürünlerle yeni pazarlara ulaşmayı hedefliyoruz. Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarımızı da bu doğrultuda şekillendiriyor, Türkiye’de geliştirdiğimiz üretim ve teknoloji yetkinliğini küresel pazarlara taşımaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. Ar-Ge, yeni ihracat alanlarının önünü açıyor Sunar Yatırım’ın ihracat stratejisinde Ar-Ge, yeni ürün geliştirilmesinin yanı sıra farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştirilmesinde de önemli bir rol üstleniyor. Sunar Mısır bünyesinde faaliyet gösteren Ar-Ge Merkezi, 2018 yılında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanarak “nişasta sektöründe Türkiye’nin ilk ve tek Ar-Ge merkezi” olarak çalışmalarına başladı. 1 milyon doların üzerinde teknoloji altyapısına sahip Ar-Ge Merkezi’nde yeni ürün geliştirme, proses iyileştirme ve farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik özel çözümler üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Tarımsal ham maddelerin daha yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesine yönelik çalışmalar da merkezin odak alanları arasında yer alıyor. Araştırmacılarının yüzde 75’i kadınlardan oluşan Ar-Ge Merkezi, grubun bilimsel ve teknolojik yetkinliğini insan kaynağı perspektifiyle destekliyor. Yeni yatırımlarla üretim ve ihracat kapasitesi güçleniyor Sunar Yatırım, mevcut üretim ve ihracat kapasitesini yeni yatırımlarla geliştirmeye devam ediyor. Yem sektöründeki büyüme hedefi doğrultusunda Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi’nde 15 milyon dolarlık yeni bir yem fabrikası yatırımı için çalışmalara başlayan grup, üretim kapasitesini ve operasyonel gücünü artırmaya yönelik yeni projeler üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Yatırımların yalnızca Türkiye’deki üretim kapasitesinin geliştirilmesiyle sınırlı olmadığını belirten Mustafa Nuri Çomu, Avrupa pazarındaki konumlarını güçlendirecek yeni projeler üzerinde de çalıştıklarını ifade etti. Çomu, “Yem sektöründe daha büyük bir oyuncu olma hedefindeyiz. Diyarbakır’daki yatırımımızla üretim kapasitemizi artırırken, Avrupa’daki pazarlara erişimimizi güçlendirmek amacıyla Macaristan’da da yeni bir sanayi yatırımı projesi yürütüyoruz. Burada ilk etapta sorbitol ve polioller üretmeyi planlıyoruz” dedi. Grubun yenilenebilir enerji yatırımlarının da üretim altyapısını desteklediğini belirten Çomu, Adıyaman, Çankırı, İzmir, Antalya ve Eskişehir’deki Güneş Enerjisi Santrali yatırımlarıyla yıl sonunda 100 MW’ın üzerinde kurulu güce ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. Entegre üretim yapısı ihracat gücünü destekliyor Sunar Yatırım’ın üretim ve ihracat yapısında, tarımsal ham maddeden nihai ürüne uzanan entegre değer zinciri önemli bir rol oynuyor. Sunar Mısır’ın nişasta ve nişasta bazlı ürünlerdeki üretim gücü, Elita Gıda’nın bitkisel yağ alanındaki faaliyetleri, Sunar Un’un modern üretim altyapısı, Sunar Yem’in faaliyetleri ve grubun tarımsal çalışmaları, birbirini tamamlayan bir yapı oluşturuyor. Bu entegre yapı, ham madde tedarikinden ürün geliştirmeye ve üretimden kalite kontrolüne kadar farklı aşamalarda grubun operasyonel kabiliyetini desteklerken, uluslararası müşterilerin değişen ihtiyaçlarına yönelik hızlı ve etkin çözümler sunma kabiliyeti sağlıyor. Yeni ürünler Foodist 2026’da uluslararası sektör profesyonelleriyle buluştu Sunar Yatırım, ihracat odaklı büyüme stratejisi doğrultusunda geliştirdiği yeni ürünlerini 1-4 Eylül 2026 tarihlerinde TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Foodist 2026 kapsamında uluslararası sektör profesyonelleriyle buluşturdu. Fuarda profesyonel mutfaklara yönelik geliştirilen Hüner Baklavalık Un, Hüner Baklavalık Yağ ve Sunar Profesyonel Kızartmalık Yağ ilk kez tanıtılırken, Sunar Yağ’ın yenilenen ambalajları ve mısır nişastası bazlı biyoplastik poşetler de iş ortaklarıyla paylaşıldı. Foodist 2026’nın mevcut ve yeni ihracat pazarlarıyla doğrudan temas açısından önemli bir buluşma olduğunu belirten Çomu, “Uluslararası fuarlar, farklı pazarlardaki ihtiyaçları doğrudan gözlemlemek ve iş ortaklarımızla daha yakın ilişkiler geliştirmek açısından önemli fırsatlar sunuyor. Foodist 2026’da yeni ürünlerimizi uluslararası sektör profesyonelleriyle buluştururken, farklı pazarlardaki beklentileri de yakından değerlendirme fırsatı bulduk. Önümüzdeki dönemde ürün portföyümüzü geliştirmeye ve Türkiye’nin üretim gücünü daha yüksek katma değerle küresel pazarlara taşımaya devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaşlanan Araç Parkı Akü İhtiyacını Artırıyor Haber

Yaşlanan Araç Parkı Akü İhtiyacını Artırıyor

Türkiye'de araç parkının yaş ortalamasının yükselmesi, bakım, yenileme ve yedek parça pazarındaki ihtiyaçları da beraberinde getiriyor. TÜİK verilerine göre, 2025 yılı sonu itibarıyla Türkiye'de trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtlarının sayısı 33,6 milyonun üzerine çıkarken, araç parkının ortalama yaşı 14,2 yıl olarak hesaplandı. Araçların daha uzun süre kullanımda kalması ve otomotiv teknolojilerindeki hızlı dönüşüm, aküleri yalnızca motorun çalıştırılmasını sağlayan bir ekipman olmaktan çıkararak araçların enerji yönetimi ve elektronik sistemlerinin sürekliliğinde kritik rol üstlenen stratejik bir bileşen haline getiriyor. Güvenlik, konfor ve sürüş destek sistemlerinin yanı sıra Start-Stop teknolojileri ve artan elektronik donanım kullanımı, akülerden beklenen performans kriterlerini de her geçen gün yükseltiyor. Bu dönüşüm, farklı araç segmentlerinin teknik gereksinimlerine uygun; yüksek marş gücü, uzun çevrim ömrü, titreşim dayanımı ve güvenilir performans sunan akü teknolojilerine duyulan ihtiyacı artırıyor. Türkiye'nin yerli sermayeli sanayi kuruluşlarından AKO Grup bünyesinde faaliyet gösteren Akü Fabrikamız, gelişmiş üretim altyapısı, Ar-Ge yetkinliği ve geniş ürün portföyüyle otomotiv sektörünün değişen enerji ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştirmeyi sürdürüyor. Artan elektriksel yük, akü seçiminde doğru tercihi öne çıkarıyor Türkiye'deki araç parkının yaş ortalamasının yükselmesi, otomobillerin daha uzun süre kullanımda kaldığını ve bakım ile yenileme gereksinimlerinin önem kazandığını ortaya koyuyor. Özellikle uzun yıllardır trafikte bulunan araçlarda akü, güvenilir ilk çalıştırma performansı ve aracın elektrik sistemlerinin kesintisiz çalışması açısından kritik bir bileşen olarak öne çıkıyor. Yeni nesil araçlarda elektronik sistemlerin yaygınlaşması ise akülerden beklenen performans seviyesini daha da yukarı taşıyor. Start-Stop sistemleri, gelişmiş sürüş destek teknolojileri ile güvenlik ve konfor donanımları; akünün yalnızca motoru çalıştıran bir ekipman değil, aracın enerji altyapısının temel unsurlarından biri olarak değerlendirilmesini gerektiriyor. Bu nedenle doğru akü seçiminin; aracın teknik özellikleri, kullanım koşulları, elektriksel yükü ve üretici gereksinimleriyle uyumlu olması önem taşıyor. “Akü, modern araçların enerji altyapısında stratejik bir rol üstleniyor” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan AKO Grup Akü Fabrika Genel Müdürü Hüseyin Koca, şunları söyledi: “Türkiye’de araç parkının yaş ortalamasının yükselmesi, bakım ve yenileme pazarında akülerin önemini artırıyor. Otomotiv sektöründeki teknolojik dönüşümle birlikte akü; yalnızca aracın çalışmasını sağlayan bir komponent olmaktan çıkarak güvenlik, konfor, sürüş destek sistemleri ve diğer elektronik donanımlar için kritik bir enerji kaynağı haline geliyor. Bu doğrultuda, farklı araç segmentlerinin teknik gereksinimlerine uygun, yüksek performanslı ve güvenilir akü teknolojilerine duyulan ihtiyaç giderek artıyor. AKO Grup olarak gelişmiş üretim altyapımız, Ar-Ge yetkinliğimiz ve başta Matrix Press (Punch) olmak üzere ileri üretim teknolojilerimizle sektörün değişen ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştiriyoruz. Turbo Akü, Petlas Akü, AKO Prestige, Mega DC, Tolero, President, Eterno, X-Force ve Virtus markalarımızla farklı araç ve kullanım segmentlerine hitap eden geniş bir ürün portföyü sunuyoruz. Güçlü üretim kabiliyetimizi teknoloji odaklı yaklaşımımızla birleştirerek güvenilir, uzun ömürlü ve yüksek performanslı enerji çözümleri sunmayı ve Türkiye’nin akü sektöründeki teknolojik yetkinliğine katkı sağlamayı sürdürüyoruz.” Değişen mobilite ihtiyaçları, yeni nesil akü teknolojilerini öne çıkarıyor Otomotiv sektöründe dijitalleşmenin hız kazanması ve elektronik sistemlerin araçlardaki kullanımının artması, akü teknolojilerinin de sürekli olarak geliştirilmesini zorunlu kılıyor. Özellikle Start-Stop sistemine sahip araçlarda kullanılan yeni nesil aküler; yüksek çevrim ömrü, güçlü marş performansı ve yoğun şarj-deşarj koşullarına dayanıklılık gibi özellikleriyle öne çıkıyor. AKO Akü'nin üretim altyapısında Matrix Press (Punch) ve Kaizen Tüneli üretim modelleri kullanılırken, ürün portföyünde konvansiyonel akülerin yanı sıra EFB ve AGM gibi yeni nesil teknolojiler de yer alıyor. Bu ürün ve teknoloji çeşitliliği, farklı araçların teknik gereksinimlerine ve kullanım koşullarına uygun çözümler sunulmasına olanak sağlıyor. AKO Grup'un Turbo Akü, Petlas Akü, AKO Prestige, Mega DC, Tolero, President, Eterno, X-Force ve Virtus markalarından oluşan portföyü; farklı araç segmentlerine ve kullanım ihtiyaçlarına yönelik ürünleri bir araya getiriyor. Konvansiyonel akülerden EFB ve AGM teknolojilerine uzanan ürün gamı, otomotiv sektöründeki teknolojik dönüşümle birlikte çeşitlenen enerji ihtiyaçlarına cevap veriyor. Entegre üretim altyapısı ve teknoloji odaklı yaklaşım AKO Grup'un akü üretim ekosistemi; plastik enjeksiyon, kurşun geri kazanım ve akü üretim faaliyetlerini entegre bir yapı ile aynı yerleşke içerisinde buluşturuyor. Hammaddeden nihai ürüne uzanan bu yapı; üretim süreçlerinde kontrolün güçlendirilmesine, operasyonel verimliliğin artırılmasına ve sürdürülebilir kalite anlayışının desteklenmesine katkı sağlıyor. AKO Akü'nin yıllık üretim kapasitesi 5 milyon adede ulaşırken, şirket ileri üretim teknolojileri, Ar-Ge çalışmaları ve entegre üretim kabiliyetiyle akü sektöründeki teknolojik gelişime katkı sunuyor. AKO Grup; güçlü üretim altyapısını, ileri teknolojilerini, Ar-Ge yetkinliğini ve geniş marka portföyünü bir araya getirerek Türkiye'nin ve global otomotiv sektörünün değişen enerji ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştirmeye devam ediyor. Grup, farklı araç ve kullanım segmentlerine hitap eden ürün çeşitliliğiyle güvenilir, yüksek performanslı ve sürdürülebilir akü çözümlerini otomotiv sektörünün kullanımına sunarken, Türkiye'nin akü sektöründeki teknolojik ve üretim yetkinliğinin gelişimine katkı sağlamayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor Haber

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor

Türkiye sanayisinde verimlilik, maliyet yönetimi ve teknolojik dönüşüm öne çıkıyor. TÜİK verilerine göre Haziran 2026'da sanayi üretimi yıllık yüzde 1,4, imalat sanayi üretimi yüzde 1,5 geriledi. Aylık bazda toplam sanayi üretimi yüzde 0,1 artarken imalat sanayi üretimi değişmedi. İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI da Haziran 2026'da 47,1'e gerileyerek 50 eşik değerinin altında kaldı ve sektördeki zayıflama üst üste 27. aya taşındı. Raporda yeni siparişlerdeki düşüş, fiyat baskıları ve jeopolitik gelişmeler öne çıktı. Yatırım kararlarında verimlilik öne çıkıyor Sanayi üretimindeki dalgalanmaların yatırım kararlarını daha seçici hale getirdiğini belirten GNC Makina Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Çetinkaya, üreticilerin kapasite artışının yanı sıra verimlilik ve rekabet avantajını da gözettiğini söyledi. “Maliyet ve finansman koşullarının daha belirleyici olduğu bu dönemde üreticiler, yatırımlarının geri dönüşüne, üretim kalitesine ve operasyonel verimliliğe odaklanıyor. Teknoloji yatırımları artık yalnızca kapasite artıran değil, rekabet gücünü koruyan stratejik bir araç haline geliyor.” Takım tezgâhları üretimin dönüşümünü hızlandırıyor Üretimde verimlilik, hassasiyet ve otomasyon ihtiyacının artmasıyla birlikte takım tezgâhlarının sanayinin teknolojik dönüşümündeki rolünün güçlendiğini vurgulayan Çetinkaya, CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümlerin üreticilerin rekabet gücünü doğrudan etkilediğine dikkat çekti. “Takım tezgâhlarını yalnızca üretim yapan makineler olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bunlar, sanayinin üretim kabiliyetini belirleyen temel teknolojiler arasında yer alıyor. CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümler sayesinde üreticiler daha yüksek hassasiyetle, daha kısa çevrim süreleriyle ve daha düşük hata oranlarıyla üretim gerçekleştirebiliyor. Özellikle otomotiv, savunma ve havacılık, kalıpçılık ve genel makine imalatı gibi yüksek hassasiyet gerektiren sektörlerde bu teknolojiler, üretim kalitesinin ve rekabet gücünün önemli belirleyicilerinden biri haline geliyor.” Önümüzdeki dönemde üretim teknolojilerindeki dönüşümün yalnızca makine yatırımlarıyla sınırlı kalmayacağını, makinelerin birbirleriyle iletişim kurabildiği, üretim verilerinin anlık olarak takip edilebildiği ve bakım süreçlerinin daha öngörülebilir hale geldiği entegre üretim sistemlerinin daha fazla önem kazanacağını ifade eden Gökhan Çetinkaya, “Sanayide dijitalleşme artık tek başına bir teknoloji tercihi olmaktan çıktı. Üreticiler için verimlilik, kalite, enerji kullanımı, bakım ve kaynak yönetiminin birlikte ele alındığı bütünsel bir dönüşümden söz ediyoruz. Yapay zekâ ve veri analitiğinin üretim süreçlerine daha fazla entegre olmasıyla birlikte, önümüzdeki dönemde makinelerden elde edilen verinin üretim kararlarında daha etkin kullanıldığı bir yapıya geçiş hızlanacak.” ifadelerini kullandı. Üreticilere uçtan uca çözümler sunmaya odaklanıyoruz 2026'nın ikinci yarısında üreticilerin yatırım kararlarında verimlilik, teknoloji ve operasyonel sürdürülebilirliğin daha fazla öne çıkmasını beklediklerini belirten Çetinkaya, GNC Makina'nın yılın kalan döneminde de üreticilerin teknolojiye erişimini kolaylaştıracak çözümler geliştirmeye devam edeceğini söyledi. “2026'nın ikinci yarısında sanayicilerin yatırım kararlarında verimlilik ve teknolojik yetkinliğin daha fazla öne çıkacağını düşünüyoruz. Biz de GNC Makina olarak üreticilerin ihtiyaçlarını yakından takip ederek doğru teknolojiye, doğru çözüme ve güçlü teknik desteğe erişimini kolaylaştırmaya devam edeceğiz. Üretimin geleceğinin teknoloji, güçlü iş birlikleri ve nitelikli insan kaynağıyla şekilleneceğine inanıyor; Türkiye sanayisinin rekabet gücünü artıracak yatırımlara katkı sunmayı sürdürüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor Haber

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor

Türkiye sanayisinde verimlilik, maliyet yönetimi ve teknolojik dönüşüm öne çıkıyor. TÜİK verilerine göre Haziran 2026'da sanayi üretimi yıllık yüzde 1,4, imalat sanayi üretimi yüzde 1,5 geriledi. Aylık bazda toplam sanayi üretimi yüzde 0,1 artarken imalat sanayi üretimi değişmedi. İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI da Haziran 2026'da 47,1'e gerileyerek 50 eşik değerinin altında kaldı ve sektördeki zayıflama üst üste 27. aya taşındı. Raporda yeni siparişlerdeki düşüş, fiyat baskıları ve jeopolitik gelişmeler öne çıktı. Yatırım kararlarında verimlilik öne çıkıyor Sanayi üretimindeki dalgalanmaların yatırım kararlarını daha seçici hale getirdiğini belirten GNC Makina Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Çetinkaya, üreticilerin kapasite artışının yanı sıra verimlilik ve rekabet avantajını da gözettiğini söyledi. “Maliyet ve finansman koşullarının daha belirleyici olduğu bu dönemde üreticiler, yatırımlarının geri dönüşüne, üretim kalitesine ve operasyonel verimliliğe odaklanıyor. Teknoloji yatırımları artık yalnızca kapasite artıran değil, rekabet gücünü koruyan stratejik bir araç haline geliyor.” Takım tezgâhları üretimin dönüşümünü hızlandırıyor Üretimde verimlilik, hassasiyet ve otomasyon ihtiyacının artmasıyla birlikte takım tezgâhlarının sanayinin teknolojik dönüşümündeki rolünün güçlendiğini vurgulayan Çetinkaya, CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümlerin üreticilerin rekabet gücünü doğrudan etkilediğine dikkat çekti. “Takım tezgâhlarını yalnızca üretim yapan makineler olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bunlar, sanayinin üretim kabiliyetini belirleyen temel teknolojiler arasında yer alıyor. CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümler sayesinde üreticiler daha yüksek hassasiyetle, daha kısa çevrim süreleriyle ve daha düşük hata oranlarıyla üretim gerçekleştirebiliyor. Özellikle otomotiv, savunma ve havacılık, kalıpçılık ve genel makine imalatı gibi yüksek hassasiyet gerektiren sektörlerde bu teknolojiler, üretim kalitesinin ve rekabet gücünün önemli belirleyicilerinden biri haline geliyor.” Önümüzdeki dönemde üretim teknolojilerindeki dönüşümün yalnızca makine yatırımlarıyla sınırlı kalmayacağını, makinelerin birbirleriyle iletişim kurabildiği, üretim verilerinin anlık olarak takip edilebildiği ve bakım süreçlerinin daha öngörülebilir hale geldiği entegre üretim sistemlerinin daha fazla önem kazanacağını ifade eden Gökhan Çetinkaya, “Sanayide dijitalleşme artık tek başına bir teknoloji tercihi olmaktan çıktı. Üreticiler için verimlilik, kalite, enerji kullanımı, bakım ve kaynak yönetiminin birlikte ele alındığı bütünsel bir dönüşümden söz ediyoruz. Yapay zekâ ve veri analitiğinin üretim süreçlerine daha fazla entegre olmasıyla birlikte, önümüzdeki dönemde makinelerden elde edilen verinin üretim kararlarında daha etkin kullanıldığı bir yapıya geçiş hızlanacak.” ifadelerini kullandı. Üreticilere uçtan uca çözümler sunmaya odaklanıyoruz 2026'nın ikinci yarısında üreticilerin yatırım kararlarında verimlilik, teknoloji ve operasyonel sürdürülebilirliğin daha fazla öne çıkmasını beklediklerini belirten Çetinkaya, GNC Makina'nın yılın kalan döneminde de üreticilerin teknolojiye erişimini kolaylaştıracak çözümler geliştirmeye devam edeceğini söyledi. “2026'nın ikinci yarısında sanayicilerin yatırım kararlarında verimlilik ve teknolojik yetkinliğin daha fazla öne çıkacağını düşünüyoruz. Biz de GNC Makina olarak üreticilerin ihtiyaçlarını yakından takip ederek doğru teknolojiye, doğru çözüme ve güçlü teknik desteğe erişimini kolaylaştırmaya devam edeceğiz. Üretimin geleceğinin teknoloji, güçlü iş birlikleri ve nitelikli insan kaynağıyla şekilleneceğine inanıyor; Türkiye sanayisinin rekabet gücünü artıracak yatırımlara katkı sunmayı sürdürüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.