Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Epdk

Kapsül Haber Ajansı - Epdk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Epdk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'nın Dev Holdingi Düğmeye Basıyor! 510 Milyon TL'lik Projeye Onay Çıktı Haber

Bursa'nın Dev Holdingi Düğmeye Basıyor! 510 Milyon TL'lik Projeye Onay Çıktı

Bursa'nın devi Matlı Grubu bünyesindeki Matlı Enerji tarafından Karacabey ilçesinde hayata geçirilmesi hedeflenen "Karacabey Rüzgar Enerji Santrali ve Elektrik Depolama Tesisi" projesine ilişkin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu karara bağlandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İnceleme Değerlendirme Komisyonu, proje için 'ÇED Olumlu' kararı verildiğini duyurdu. 510 MİLYON TL'LİK DEV YATIRIM Canbaz, Seyran ve Subaşı mahallelerini kapsayan, toplam 510 milyon 230 bin TL yatırım bedeline sahip proje kapsamında 4 adet rüzgar türbini kurulacak. Projenin kurulu gücü 23,9 MWm / 21,9 MWe olarak belirlenirken, aynı kapasitede elektrik depolama tesisi de yer alacak. İNŞAAT 30 AY SÜRECEK Projenin inşaat sürecinin 30 ayda tamamlanması, işletme süresinin ise 49 yıl olması öngörülüyor. İnşaat aşamasında yaklaşık 60 personel, işletme döneminde ise 10 personel görev alacak. TÜRBİN SAYISI DÜŞÜRÜLDÜ Öte yandan ÇED sürecinde gelen görüşler doğrultusunda projede revizyona gidildi. Daha önce planlanan bazı türbinlerin Uluabat Gölü Sulak Alanı tampon bölgesi sınırlarında kalması ve gelen talepler üzerine EPDK'ya başvuruldu. Yapılan değerlendirme sonrası proje 4 türbinle sınırlandırıldı ve mevcut kapasiteye revize edildi. ÇED sürecinin olumlu sonuçlanmasının ardından şirketin sahada kurulum çalışmalarına hızla başlaması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eksim Enerji Rüzgarın Yanına Güneşi Ekledi Haber

Eksim Enerji Rüzgarın Yanına Güneşi Ekledi

İzmir Ovacık RES ve Balıkesir Susurluk RES’te hibrit yatırımlarını tamamlayan şirket, Tokat Killik RES ve Amasya Kayadüzü RES’te de hibrit dönüşümünü sürdürüyor. Toplamda 1,2 GW kurulu güce ulaşan Eksim Enerji, gerçekleştirdiği dönüşümle aynı şebeke altyapısıyla daha fazla temiz enerji üretmeyi hedefliyor. Eksim Holding çatısı altında faaliyetlerini tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarıyla sürdüren Eksim Enerji, hibrit santral yatırımlarını mevcut enerji altyapısını daha verimli kullanan yeni nesil üretim modeli olarak değerlendiriyor. Bu kapsamda İzmir Ovacık ve Balıkesir Susurluk RES sahalarındaki hibrit yatırımlarını tamamlayan şirket, Tokat Killik ve Amasya Kayadüzü RES sahalarındaki çalışmalarını da sürdürüyor. Böylece üretim yapısını daha verimli ve daha esnek hale getirmeyi hedefliyor. Eksim Enerji, Türkiye’de 1,2 GW seviyesine ulaşan yenilenebilir enerji portföyünü daha verimli, esnek ve sürdürülebilir bir üretim yapısıyla büyütmeyi hedefliyor. Şirket, hibrit yatırımlarını ilave kapasite oluşturmanın ötesinde, mevcut şebeke bağlantılarının daha etkin kullanılması ve üretimin gün içine daha dengeli yayılması açısından stratejik bir dönüşüm alanı olarak değerlendiriyor. “Hibritler geleceğin entegre enerji sistemlerine geçişin önemli bir adımı” Konuya ilişkin açıklama yapan Eksim Enerji CEO’su Arkın Akbay, yenilenebilir enerji yatırımlarında odağın değiştiğine dikkat çekerek, yeni dönemde kapasite artışının yanı sıra üretim kalitesini ve sistem esnekliğini artıran yatırımların önem kazandığını belirtti. Akbay sözlerini şöyle sürdürdü: “Yenilenebilir enerjide artık yalnızca daha fazla kurulu güç değil, mevcut kaynakları daha akıllı, daha dengeli ve daha verimli kullanan sistemler ön plana çıkıyor. Rüzgar ve güneşin aynı sahada birlikte değerlendirilmesi; mevcut şebeke altyapısının daha etkin kullanılmasını, üretimin gün içine daha dengeli yayılmasını ve enerji sisteminin esnekliğinin artmasını sağlıyor. Bu nedenle hibrit yatırımları yalnızca yeni kapasite yatırımı olarak değil, dijitalleşme, depolama ve esnek üretim anlayışıyla birlikte geleceğin entegre enerji sistemlerine geçişinde önemli bir adım olarak görüyoruz.” “Hibrit yatırımlar enerji dönüşümünü hızlandırıyor” Birden fazla üretim kaynağı uygulamasının yeni yatırım sahalarına kıyasla çok daha kısa sürede devreye alınabildiğine dikkat çeken Arkın Akbay, “Yeni bağlantı süreçleri, arazi temini ve izin mekanizmalarının süresi, toplam maliyeti ve üretim kalitesi düşünüldüğünde hibrit yatırımlar daha ekonomik ve daha hızlı ticari işletmeye geçiyor. Son yıllarda hayata geçirilen düzenlemeler de bu modelin yaygınlaşmasını önemli ölçüde destekledi. Ülkemizde EPDK tarafından onaylanan hibrit santral kapasitesi 5 GW'ı aşarken, bu alandaki yatırımların önümüzdeki yıllarda hızla devreye alınması bekleniyor. Bu büyüklük, hibrit yatırımların artık yenilenebilir enerji sektörünün verim artıran, tamamlayıcı unsurlardan biri haline geldiğini gösteriyor” dedi. Eksim Enerji bugüne kadar tamamlanan hibrit yatırımlarıyla Susurluk RES'in mekanik kurulu gücünü 86,8 MW'a, Ovacık RES'in mekanik kurulu gücünü ise 41,6 MW'a yükseltti. Tokat Killik ve Amasya Kayadüzü RES sahalarında devam eden hibrit yatırımların tamamlanmasıyla birlikte bu alanlardaki toplam mekanik gücünü 56,8 MW’a çıkarmış olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Artan Elektrik Tüketimi Konutlarda Güneş Enerjisi Sistemlerine Talebi Artırdı Haber

Artan Elektrik Tüketimi Konutlarda Güneş Enerjisi Sistemlerine Talebi Artırdı

Üçay Mühendislik İcra Kurulu Üyesi, Enerji Projeleri ve Yatırımlar Direktörü Oğuzhan Yıldız, Mesken GES sistemlerinin yüksek tüketimli konutlar için yalnızca tasarruf sağlayan bir çözüm değil, aynı zamanda uzun vadeli ve stratejik bir yatırım aracı haline geldiğini belirtti. Dünya genelinde yükselen enerji maliyetleri, mesken tipi güneş enerjisi sistemlerine ilgiyi hızla artırıyor. Özellikle elektrikli araç şarjı, ısı pompası, klima ve yoğun aydınlatma kullanımı nedeniyle elektrik tüketimi yüksek olan meskenlerde, konut sahipleri tüketimlerini çatılarında üretecekleri enerjiyle dengelemeye yöneliyor. Doğru projelendirilen Mesken GES sistemleriyle elektrik faturalarında önemli ölçüde tasarruf sağlanabildiğini belirten Üçay Mühendislik Enerji Projeleri ve Yatırımlar Direktörü Oğuzhan Yıldız, yatırımın geri dönüş süresinin; tüketim profili, çatı alanı, sistem gücü, bölgesel ışınım koşulları ve mahsuplaşma uygulamalarına göre değiştiğini ifade etti. Enerji sürekliliği ihtiyacı nedeniyle hibrit inverter ve batarya çözümlerine olan ilginin de son dönemde belirgin şekilde arttığını vurguladı. Keşiften devreye almaya kadar tüm süreç tek çatı altında yönetiliyor “Üçay Mühendislik olarak, Mesken GES projelerinde keşif, projelendirme, resmi başvurular, kurulum ve devreye alma süreçlerini uçtan uca yönetiyoruz” diyen Yıldız, sözlerine şöyle devam etti: “Mesken GES projelerinin ilk adımında; çatının yönü, eğimi, gölgelenme durumu, taşıyıcı sistem uygunluğu ve elektrik tüketim verilerini analiz ediyoruz. Bu analizlerin ardından ihtiyaca ve bütçeye en uygun sistemi tasarlıyoruz. Lisanssız elektrik üretimi kapsamındaki dağıtım şirketi başvurularını ise müşteriler adına yürütebiliyoruz. Böylece kullanıcılar teknik ve idari süreçlerle tek tek uğraşmadan, güvenli ve profesyonel bir hizmetle Mesken GES yatırımını hayata geçirebiliyor. Resmi süreçler ortalama 6 ay, kurulum ise genellikle 1 hafta sürüyor Mesken GES projelerinde çağrı mektubu alınması, statik projenin hazırlanması, belediyeden GES uygunluk onayının alınması, bağlantı anlaşmasının yapılması, montaj, itfaiye raporu, kabul ve devreye alma gibi birçok resmi adım bulunuyor. Bu süreçlerin tamamlanma süresi dağıtım bölgesine, belediye onaylarına ve proje kapsamına göre değişmekle birlikte ortalama 6 ay sürüyor. Fiziki kurulum ise sistem büyüklüğü ve saha koşullarına bağlı olarak çoğu projede yaklaşık 1 hafta içinde tamamlanabiliyor. Kurulum sonrasında kabul ve devreye alma işlemleri, dağıtım şirketi koordinasyonunda yürütülerek sistemin güvenli şekilde şebekeye bağlanması sağlanıyor.” Resmi süreçler tamamlanmadan yapılan kurulum, ağır yaptırımlara tabi tutuluyor Yatırımcıların dikkat etmesi gereken en kritik konulardan birinin mevzuata uygunluk olduğunu vurgulayan Yıldız, şunları söyledi: “2 Nisan 2026 tarihli ve 33212 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan EPDK yönetmelik değişikliğiyle; çağrı mektubu, bağlantı anlaşması ve kabul süreci tamamlanmadan kurulan üretim tesislerine yönelik yaptırımlar ağırlaştırıldı. Yönetmeliğin 37’nci maddesinin 13’üncü fıkrası uyarınca, bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu veya bağlantı anlaşması bulunmadan ya da kabul işlemleri tamamlanmadan kurulup işletmeye alındığı tespit edilen üretim tesisleri, herhangi bir bildirime gerek kalmaksızın şebekeden ayrılıyor. Tespiti takip eden 60 gün içinde ekipmanların sökülerek parselden çıkarılması gerekiyor; tesisi kuran kişi ise 3 yıl boyunca yeniden başvuru yapamıyor. Ayrıca bu tesisler için kaçak kullanım bedeli tahakkuk ettiriliyor. Bu nedenle yatırımcıların, çalışacakları firmalara; kurulumun çağrı mektubu, proje onayı, bağlantı anlaşması ve kabul süreçleri tamamlanarak yapılıp yapılmayacağını mutlaka sorması gerekiyor. Piyasada “öztüketim” gerekçesiyle resmi süreçler tamamlanmadan kurulum teklif eden firmalarla karşılaşılabiliyor; ancak bu tür kurulumlar yatırımcıyı ciddi idari ve finansal risklerle karşı karşıya bırakabiliyor.” Avrupa’daki destek mekanizmaları mesken GES’i teşvik ediyor Avrupa’da mesken GES kullanımının oldukça yaygın olduğunu belirten Yıldız, sözlerine şöyle devam etti: “Avrupa’da mesken tipi güneş enerjisi sistemleri; doğrudan teşvikler, öngörülebilir alım tarifeleri, düşük faizli finansman modelleri, vergi avantajları ve sadeleştirilmiş başvuru süreçleri sayesinde geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştı. Ancak burada iki farklı ölçütü ayırt etmek gerekiyor: hane başına yaygınlık ve toplam pazar büyüklüğü. Hane başına yaygınlıkta Hollanda, açık ara Avrupa’nın lideri. Yerel şebeke işletmecisi Netbeheer Nederland ve CBS verilerine göre, 2025 itibarıyla Hollanda’daki hanelerin yaklaşık üçte biri (%34) çatısında güneş paneli bulunduruyor. Bu oran Almanya’daki hane oranının (yaklaşık %10) üç katından fazla. Buna karşılık toplam pazar büyüklüğünde -yani kurulu güç ve sistem sayısında- Almanya açık ara önde. Almanya’nın nüfusu ve konut stoku, Hollanda’nın çok üzerinde olduğu için daha düşük hane oranına rağmen mutlak rakamlarda Avrupa’nın en büyük mesken GES pazarı konumunda. “Teşviklerin sürekliliği en az varlığı kadar önemli” Avrupa örnekleri, teşviklerin sürekliliğinin de en az varlığı kadar önemli olduğunu gösteriyor. SolarPower Europe’un EU Solar Market Outlook 2025-2030 raporuna göre, konut çatı sistemlerinin AB genelindeki yeni kurulumlar içindeki payı, 2023’te %28 iken; İtalya, Hollanda, Avusturya ve Belçika gibi ülkelerde destek programlarının daraltılmasıyla birlikte 2025’te %14’e geriledi. Hollanda’da da uzun yıllardır uygulanan mahsuplaşma (saldering) teşvikinin 2031’e kadar kademeli olarak kaldırılması planlanıyor. Bu gelişmeler, yatırım maliyetini azaltan teşviklerin ve ihtiyaç fazlası üretim için öngörülebilir gelir modellerinin mesken tipi GES pazarının büyümesinde belirleyici olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.” “Avrupa’daki mesken GES büyümesi Türkiye için önemli bir referans” Türkiye’de mesken GES kapasite üst sınırının 2022 yılında 10 kW’tan 25 kW’a çıkarılmasının olumlu bir adım olduğunu belirten Yıldız, doğrudan devlet destekleri, düşük faizli finansman, vergi avantajları ve resmi süreçlerin sadeleştirilmesi gibi mekanizmalarla mesken tipi GES yatırımlarının çok daha geniş kitlelere ulaşabileceğini söyledi. Yıldız’a göre, Avrupa’daki mesken GES büyümesi Türkiye için önemli bir referans niteliği taşıyor. Benzer desteklerin hayata geçirilmesi halinde, yüksek tüketimli konutlarda Mesken GES kısa sürede standart bir enerji çözümüne dönüşerek Türkiye'de önemli bir pazarın önünü açabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lisanssız GES’te Saatlik Mahsuplaşma Dönemi: Yatırım Kriterleri Yeniden Şekilleniyor Haber

Lisanssız GES’te Saatlik Mahsuplaşma Dönemi: Yatırım Kriterleri Yeniden Şekilleniyor

EPDK tarafından yapılan düzenlemelerle lisanssız elektrik üretiminde mahsuplaşma yapısı önemli ölçüde değişti. 2 Nisan 2026 tarihli ve 33212 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliği ve 30.04.2026 tarihli ve 14531 sayılı EPDK Kurul Kararı’nın 05.05.2026 tarihli ve 33244 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla, mesken aboneleri hariç lisanssız üretim tesislerinde mahsuplaşma işlemlerinin saatlik bazda yapılacağı yeni bir dönem başladı. Yeni düzenleme ile lisanssız GES yatırımlarında elektrik üretimi ve tüketiminin saatlik bazda ne ölçüde örtüştüğünün önemli hale geldiğini belirten Üçay Mühendislik Enerji Projeleri ve Yatırımlar Direktörü Oğuzhan Yıldız, GES fizibilitelerinde dikkat edilmesi gereken hususları paylaştı. Lisanssız elektrik üretiminde saatlik mahsuplaşma uygulaması, ticari ve endüstriyel güneş enerjisi santrali (GES) yatırımlarında fizibilite yaklaşımını yeniden şekillendiriyor. Mesken abonelerinde aylık mahsuplaşma uygulaması korunurken; sanayi, ticarethane, tarımsal sulama ve benzeri abone/tüketim gruplarında üretim ve tüketim miktarları saatlik bazda değerlendirilecek. Bu nedenle yatırım planlamasında; kurulu güç, yıllık üretim tahmini ve toplam tüketimin yanında saatlik tüketim profili, öz tüketim oranı ve ihtiyaç fazlası enerjinin ekonomik etkisi birlikte analiz edilecek. Konula ilişkin değerlendirmelerde bulunan Üçay Mühendislik Enerji Projeleri ve Yatırımlar Direktörü Oğuzhan Yıldız, saatlik mahsuplaşma uygulamasının işletmeleri daha detaylı enerji analizi yapmaya yönlendireceğini belirterek şunları söyledi: “Geçmişte GES yatırımlarının ön fizibilitelerinde yıllık üretim ve yıllık tüketim dengesine bakmak çoğu zaman yeterli oluyordu. Ancak yeni düzenlemelerle birlikte üretim ile tüketimin aynı saatlerde ne ölçüde örtüştüğü önem kazandı. İşletmelerin güneşten ürettikleri elektriği, üretildiği saatlerde tüketebilmeleri, yatırımın ekonomik verimliliğini artıran en önemli unsur haline geldi.” Tüketim ve üretimde saatlik uyum önem kazanıyor Düzenleme, yalnızca yeni kurulacak projeleri değil, 12 Mayıs 2019 tarihinden itibaren bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu almaya hak kazanan ve mesken aboneliği kapsamı dışında kalan lisanssız üretim tesislerini de etkiliyor. Bu kapsamda işletmeler açısından saatlik üretim-tüketim uyumu, yatırım geri dönüş süresi ve enerji maliyeti yönetimi üzerinde doğrudan etkili olacak. Yatırım kriterleri değişiyor İşletmeleri kendi ürettikleri elektriği mümkün olduğunca eş zamanlı tüketmeye teşvik eden yeni uygulama, öz tüketim oranı yüksek tesislere önemli avantaj sağlayacak. Gündüz saatlerinde yoğun elektrik tüketen sanayi kuruluşları, lojistik merkezleri, alışveriş merkezleri ve ticari işletmeler GES yatırımlarından daha yüksek verim elde edebilecek. Buna karşılık elektrik tüketiminin büyük bölümünün akşam ve gece saatlerinde gerçekleştiği işletmelerde, yatırımın verimliliğini artırmak için enerji yönetimi ve gerektiğinde depolama çözümleri gündeme gelecek. İhtiyaç fazlası enerjinin yönetimi önem kazanıyor Saatlik mahsuplaşma uygulamasının ihtiyaç fazlası enerjinin yönetimini de yatırım süreçlerinin merkezine taşıdığını belirten Yıldız, şu değerlendirmede bulundu: “Saatlik mahsuplaşmayı yalnızca mevzuatsal bir değişiklik olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bu düzenleme, işletmelerin enerji tüketim alışkanlıklarını daha yakından analiz etmelerini sağlayacak ve enerji yönetiminde verimlilik odaklı yeni bir yaklaşımın gelişmesine katkı sunacaktır. Yeni sistemde kapasite kadar, üretim ile tüketimi doğru zamanda eşleştirebilme becerisi de önem taşıyor.” Yeni dönemde yatırımcıların, ürettikleri elektriğin ne kadarını eş zamanlı olarak tüketebileceklerine ve sisteme verilecek ihtiyaç fazlası enerjinin ekonomik etkilerine odaklanması gerekiyor. Mevzuat kapsamında bedelli üretim limitinin dikkate alınması, yatırımın geri dönüş süresi açısından kritik önem taşıyor. Bu nedenle saatlik tüketim verisinin detaylı şekilde analiz edilmesi; özellikle ticari ve endüstriyel tesisler, birden fazla tüketim noktası bulunan işletmeler ve farklı lokasyonlarda tüketim portföyü yöneten şirketler için fizibilitenin temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Öz tüketim ve depolama çözümleri öne çıkıyor Yeni dönemde enerji depolama sistemleri, lisanssız GES projelerinde stratejik bir tamamlayıcı olarak öne çıkıyor. Özellikle üretim ile tüketim saatlerinin örtüşmediği yapılarda depolama sistemleri, öz tüketim oranını artırarak GES yatırımlarının ekonomik performansını destekleyebiliyor. 26 Şubat 2026 tarihli ve 14353 sayılı EPDK Kurul Kararı ile lisanssız üretim kapasite tahsislerine ilişkin yeni çerçevenin açıklanması da yatırım planlamasında kapasite, tüketim profili ve bağlantı stratejisinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Saatlik mahsuplaşma uygulamasıyla şekillenen yeni dönemde yatırımcılara anahtar teslim çözümler sunduklarını ifade eden Oğuzhan Yıldız, şunları söyledi: “Üçay Mühendislik olarak, iş ortaklarımızın yatırım kararlarını en doğru verilerle alabilmeleri için fizibilite süreçlerini saatlik tüketim analizlerine uygun olarak yönetiyoruz. Projelendirme aşamasından saha uygulamalarına, devreye alma süreçlerinden enerji depolama sistemlerinin entegrasyonuna kadar tüm aşamalarda kapsamlı mühendislik desteği sunuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aksa Enerji Manisa Depolamalı RES Projesinde Üretim Lisansı Aldı Haber

Aksa Enerji Manisa Depolamalı RES Projesinde Üretim Lisansı Aldı

8 ülkede 3.500 MW üzeri kurulu gücüyle 14 santral operasyonu sürdüren ve global bir enerji şirketi konumuna ulaşan Aksa Enerji, Türkiye’de depolamalı yenilenebilir enerji yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Yenilenebilir enerji ve enerji depolama teknolojileri alanındaki yatırımlarını genişleten Şirket, Manisa’da hayata geçirmeyi planladığı Depolamalı Rüzgâr Enerji Santrali (RES) projesi için önemli bir aşamayı daha geride bıraktı. Projenin Elektrik Üretim Lisans başvurusu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından onaylanırken, yatırım kapsamında 82,16 MWe - 88MWm kurulu güce ve 95 MWh enerji depolama kapasitesine sahip rüzgâr enerji santrali kurulması planlanıyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Aksa Enerji CEO’su ve İcra Kurulu Başkanı Naci Ağbal, şunları söyledi: “Depolamalı yenilenebilir enerji projeleri, ülkemiz için köklü bir dönüm noktasını temsil ediyor. Aksa Enerji olarak vizyonumuz, bu dönüşümün hızlandırıcı bir gücü olmaktır. Bu kararlılıkla, Türkiye’nin sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji geleceğine öncülük ederek, yüksek dinamizme sahip, güçlü bir yatırım portföyü inşa ediyoruz. Manisa Depolamalı RES projemizin Elektrik Üretim Lisansı başvurusunun EPDK tarafından onaylanmasıyla bu alanda önemli bir adımı daha tamamladık. Kaynak çeşitliliğimizi pekiştiren ve odağına ileri depolama teknolojilerini alan yatırımlarımızla, bir yandan sürdürülebilir yüksek büyüme ivmemizi tahkim ediyor, diğer yandan Türkiye’nin enerji arz güvenliğinin en güçlü garantörlerinden biri olma misyonumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu hedef doğrultusunda, ilk depolamalı güneş enerjisi santralimizi Gaziantep’te ticari işletmeye alırken, Türkiye’nin ilk müstakil elektrik depolama tesisini de Şanlıurfa’da işletmeye aldık. Ayrıca, halen biri depolamalı GES diğeri depolamalı RES projelerinin yatırım projelerine de devam ediyoruz. Bu projelerde bu yıl içinde tamamlanarak işletmeye alınacak.” Depolamalı Yenilenebilir Enerji Portföyü Büyüyor Manisa Depolamalı Rüzgâr Enerji Santrali projesinin lisans onayının alınmasıyla birlikte Aksa Enerji, depolamalı yenilenebilir enerji alanındaki yatırımlarını güçlendirmeye devam ediyor. Şirket, Türkiye genelinde 11 ilde toplam 941 MW kurulu güce ulaşacak depolamalı yenilenebilir enerji projeleri geliştirirken, bu alandaki ilk yatırımlarını da devreye almaya başladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaz Tatili Yolculuklarında Şarj Planı Öne Çıktı Haber

Yaz Tatili Yolculuklarında Şarj Planı Öne Çıktı

TÜİK verilerine göre, 2026 yılının Ocak-Mayıs döneminde trafiğe kaydı yapılan otomobiller arasında hibrit ve elektrikli araçların toplam payı yüzde 50,6’ya ulaştı. VavaCars Ticari Grup Başkanı Serdıl Gözelekli, elektrikli araçlarda rota ve şarj planlamasının önemini koruduğunu, hibrit araçların ise kullanım esnekliğiyle tüketici tercihlerinde güçlü bir alternatif olarak öne çıktığını belirtiyor. Türkiye’nin önde gelen online ikinci el araç platformlarından VavaCars, yaz döneminde artan şehirler arası seyahat planlarıyla birlikte elektrikli ve hibrit araçlara yönelik değişen beklentileri değerlendirdi. TÜİK verilerine göre, 2026 yılının Ocak-Mayıs döneminde trafiğe kaydı yapılan elektrikli otomobiller geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,8 artarak 70.554 adede, hibrit otomobiller ise yüzde 0,8 artarak 123.159 adede ulaştı. Aynı dönemde benzinli otomobiller yüzde 24,5 gerileyerek 155.526 adede, dizel otomobiller ise yüzde 28,7 gerileyerek 29.753 adede indi. Bu tablo, araç tercihlerinde elektrikli ve hibrit modellere yönelik ilginin artmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Elektrikli araç sayısı artıyor, şarj ağı genişliyor EPDK’nın Nisan 2026 Şarj Hizmeti Piyasası Aylık İstatistikleri’ne göre, Türkiye’de toplam elektrikli araç sayısı Nisan 2026 itibarıyla 427.486’ya ulaştı. Elektrikli araç sayısındaki artışa paralel olarak ticari faaliyet yürüten toplam şarj soketi sayısı da 43.009 oldu. Bu soketlerin 24.468’i AC, 18.541’i ise DC hızlı şarj noktalarından oluştu. Şarj soketi sayısındaki bu artış, elektrikli araç kullanımını destekleyen altyapının büyümeye devam ettiğini gösteriyor. Özellikle DC hızlı şarj noktalarının artışı, şehirler arası yolculuklarda şarj süresi ve rota planlaması açısından daha fazla önem kazanıyor. Uzun yol planlarında hızlı şarj noktaları önem kazanıyor Elektrikli araç kullanıcıları için uzun yol deneyiminde yalnızca menzil değil, rota üzerindeki hızlı şarj noktalarının erişilebilirliği de belirleyici hale geliyor. Sürüş süresi, şarj molaları ve bekleme süreleri birlikte ele alındığında, DC hızlı şarj noktalarının konumu yolculuk planlamasında belirleyici unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu nedenle yaz aylarında şehirler arası seyahat planı yapan kullanıcıların, yola çıkmadan önce rota üzerindeki şarj noktalarını ve hızlı şarj imkânlarını kontrol etmesi önem taşıyor. EPDK verilerine göre DC şarj noktası sayısı Nisan 2025’te 12.265 iken Nisan 2026’da 18.541’e ulaştı. DC hızlı şarj noktalarındaki bu artış, elektrikli araçların şehir içi kullanımın yanı sıra uzun yol planlarında da günden güne daha fazla tercih edilebilir bir alternatif haline gelmesini destekleyen önemli göstergelerden biri olarak öne çıkıyor. Daha yüksek güç kapasitesine sahip ultra hızlı şarj noktalarının yaygınlaşmaya başlaması ise daha kısa sürede şarj imkânı sunarak elektrikli araçların uzun yolculuklarda daha pratik ve planlanabilir şekilde kullanılmasına katkı sağlıyor. Şarj kullanımı büyük şehirlerde yoğunlaşıyor EPDK’nın Nisan 2026 verileri, şarj istasyonlarındaki elektrik tüketiminin büyük şehirlerde yoğunlaştığını gösteriyor. Nisan ayında şarj istasyonlarındaki elektrik tüketiminde İstanbul yüzde 31,87 payla ilk sırada yer aldı. İstanbul’u yüzde 15,26 ile Ankara, yüzde 5,85 ile İzmir, yüzde 4,99 ile Bursa ve yüzde 3,59 ile Antalya takip etti. Bu veriler, elektrikli araç kullanımının büyük şehirlerde ve yoğun seyahat hareketliliğine sahip bölgelerde daha görünür hale geldiğini ortaya koyuyor. “Tüketici tercihlerinde elektrikli ve hibrit araçlar güçleniyor” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan VavaCars Ticari Grup Başkanı Serdıl Gözelekli, şunları söyledi: “Elektrikli ve hibrit araçlara yönelik ilgi artık yalnızca şehir içi kullanım veya yakıt ekonomisiyle sınırlı değil. TÜİK verilerine göre, hibrit ve elektrikli otomobillerin trafiğe kaydı yapılan otomobiller içindeki toplam payının yüzde 50’nin üzerine çıkması, tüketici tercihlerindeki dönüşümün giderek daha görünür hale geldiğini gösteriyor. Elektrikli araçlarda rota ve şarj planlaması önemini korurken, hibrit araçlar da kullanım esnekliğiyle güçlü bir alternatif olarak öne çıkıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

30 Bin MW'e Yaklaşan Depolamalı Yatırım Talebi Gözleri Süper İzin Düzenlemelerine Çevirdi Haber

30 Bin MW'e Yaklaşan Depolamalı Yatırım Talebi Gözleri Süper İzin Düzenlemelerine Çevirdi

Özellikle RES yatırımlarında yılları bulabilen izin süreçlerinin sadeleştirilmesi, süreçlerin paralel ilerlemesi ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi; sektörün büyüme hızı açısından kritik önem taşıyor. Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) tarafından düzenlenen TÜREK 2026 kapsamında gerçekleştirilen "Süper İzin Sonrası: Rüzgar Yatırımlarında Yeni İzin Rejimi" oturumunda; kamu kurumları ve sektör temsilcileri yeni dönemde izin süreçlerinde hayata geçirilen düzenlemeleri değerlendirdi. TÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile EPDK'dan üst düzey temsilciler, izin süreçlerinde hayata geçirilen yeni düzenlemeleri, kurumların süreç içerisindeki yeni rol dağılımlarını ve uygulamadaki yansımaları ele aldı. Panel kapsamında; izin süreçlerinin paralelleştirilmesiyle birlikte oluşan yeni yapı, yatırım süreçlerinde karşılaşılan kritik başlıklar, mevcut darboğazlar ve önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi beklenen ikincil mevzuat düzenlemeleri değerlendirildi. İŞLETMEYE GEÇMEYEN 64 GW'LIK KAPASİTE YENİ İZİN REJİMİNİN ÖNEMİNİ ORTAYA KOYDU Paylaşılan verilere göre, Türkiye'de hâlihazırda işletmeye geçmemiş toplam kurulu güç 64,3 GW seviyesine ulaştı. Bu rakamın 30,6 GW'lık kısmını GES, 24 GW'lık kısmını ise RES projeleri oluşturuyor; RES tarafındaki 24 GW'ın yaklaşık 19,7 GW'lık bölümü ise önlisans aşamasında bulunan projelerden kaynaklanıyor. Bu tablo, izin süreçlerinin hızlandırılmasını yatırımcılar ve Türkiye'nin yenilenebilir enerji hedefleri açısından doğrudan belirleyici bir başlık haline getiriyor. DEPOLAMALI YATIRIMLARDA REKOR BAŞVURU DİKKAT ÇEKTİ Depolamalı projelerdeki yoğun yatırım talebi panelin öne çıkan başlıklarından biri oldu. Buna göre depolamalı RES projelerinde önlisans aşamasındaki kurulu güç 248 proje ile 17.368 MW'ı aşarken, depolamalı GES projelerinde 354 proje ile 12.726 MW seviyesine ulaşıldı. İki kalemin toplamı, depolamalı önlisans portföyünü 30 bin MW'a yaklaştırıyor. İzin süreçlerindeki ilerlemeye bakıldığında, depolamalı RES'lerde 126 proje için "ÇED Olumlu/Gerekli Değildir" kararının alındığı, 169 proje için kamulaştırma başvurusunda bulunulduğu ve 61 projenin orman iznini aldığı; depolamalı GES'lerde ise 227 projede "ÇED Olumlu/Gerekli Değildir" kararının alındığı ve 310 projenin kamulaştırma başvurusu yaptığı görüldü. Sektörde oluşan yüksek yatırım talebi, izin süreçlerinin hızlandırılmasını enerji yatırımları açısından kritik bir başlık haline getirirken; mevcut durumda geçen yıldan beri yapılan iyileştirmelerle RES projelerinde yaklaşık 33 aya, GES projelerinde ise yaklaşık 30 aya kadar uzayabilen izin süreçlerinin kalan Süper İzin düzenlemeleriyle birlikte 24 aya düşürülmesinin hedeflendiği aktarıldı. Panelde ayrıca, depolamalı yatırımları doğrudan etkileyebilecek ikincil mevzuat çalışmaları kapsamında veriş ve çekişte sistem kullanım bedeli sabitinin tek olması, kısmi kabul yapılabilmesine ilişkin düzenleme ve toleransların gözden geçirilmesi başlıklarının da gündemde olduğu paylaşıldı. "SÜREÇLERİN HIZLANMASI YATIRIM İŞTAHINI DOĞRUDAN ETKİLİYOR" Yenilenebilir enerji yatırımlarında yalnızca finansman ve teknoloji değil, süreç yönetim hızının da belirleyici hale geldiğini belirten TÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı; "Türkiye bugün rüzgar enerjisinde çok güçlü bir yatırım potansiyeline sahip. Ancak yatırımların sahaya dönüşebilmesi için izin süreçlerinin öngörülebilir, koordineli ve hızlı ilerlemesi gerekiyor. Süper İzin düzenlemeleriyle birlikte süreçlerin sadeleşmesi ve kamu kurumları arasındaki koordinasyonun güçlenmesi sektör açısından önemli bir eşik oluşturuyor. Özellikle depolamalı yatırımlarda 30 bin MW'a yaklaşan kapasite talebi, yatırımcı iştahının ne kadar güçlü olduğunu net şekilde ortaya koyuyor. ÇED süreçleri, orman izinleri, mera izinleri, kamulaştırma, imar ve yapı ruhsatı gibi birçok başlıkta hayata geçirilen yeni düzenlemelerin yatırım süreçlerini önemli ölçüde hızlandırdığını düşünüyoruz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na imar ve ruhsat yetkisi veren düzenlemenin kısa süre içinde tamamlanması ve mevcut düzenlemelerin birkaç kritik noktada revize edilmesiyle birlikte, RES projelerinde 33 aya kadar uzayabilen izin süreçlerinin 24 aya indirilmesi; sahaya dönüşmeyi bekleyen büyük kapasitenin önündeki en kritik adımlardan biri olacak. Yeni dönemde enerji sektöründeki rekabet yalnızca kapasite büyüklüğüyle değil, projelerin ne kadar hızlı devreye alınabildiğiyle de şekillenecek. Süreçlerin daha koordineli ve öngörülebilir ilerlemesi; hem yatırımcı güveni hem de Türkiye'nin yenilenebilir enerji hedefleri açısından kritik önem taşıyor," ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa'nın Devinden 510 Milyon TL'lik Yatırım Planı: Son Viraja Girildi, 49 Yıl Sürecek Haber

Bursa'nın Devinden 510 Milyon TL'lik Yatırım Planı: Son Viraja Girildi, 49 Yıl Sürecek

Bursa'nın devi Matlı Grubu bünyesindeki Matlı Enerji tarafından Karacabey ilçesinde hayata geçirilmesi planlanan rüzgar enerjisi santrali projesinde Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci yeni aşamaya geçti. Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile Bakanlık tarafından yapılan duyuruya göre projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporu, İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu (İDK) tarafından son şeklini aldı. Rapor, halkın görüş ve önerilerini almak üzere 10 takvim günü süreyle askıya çıkarıldı. 510 MİLYON TL'LİK DEV YATIRIM Canbaz, Seyran ve Subaşı mahallelerini kapsayan, toplam 510 milyon 230 bin TL yatırım bedeline sahip proje kapsamında 4 adet rüzgar türbini kurulacak. Projenin kurulu gücü 23,9 MWm / 21,9 MWe olarak belirlenirken, aynı kapasitede elektrik depolama tesisi de yer alacak. YILLIK 87,6 MİLYON KWH ÜRETİM HEDEFİ Yıllık 87 milyon 600 bin kWh elektrik üretimi hedeflenen projede, üretilen enerji şalt merkezi üzerinden Karacabey Trafo Merkezi'ne bağlanacak, ihtiyaç halinde depolama ünitesine aktarılabilecek. İNŞAAT 30 AY SÜRECEK Projenin inşaat sürecinin 30 ayda tamamlanması, işletme süresinin ise 49 yıl olması öngörülüyor. İnşaat aşamasında yaklaşık 60 personel, işletme döneminde ise 10 personel görev alacak. TÜRBİN SAYISI DÜŞÜRÜLDÜ Öte yandan ÇED sürecinde gelen görüşler doğrultusunda projede revizyona gidildi. Daha önce planlanan bazı türbinlerin Uluabat Gölü Sulak Alanı tampon bölgesi sınırlarında kalması ve gelen talepler üzerine EPDK'ya başvuruldu. Yapılan değerlendirme sonrası proje 4 türbinle sınırlandırıldı ve mevcut kapasiteye revize edildi. 10 GÜN BOYUNCA ASKIDA Hazırlanan ÇED raporu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Bursa İl Müdürlüğü'nde 10 gün süreyle askıya çıkarıldı. Bu süre içinde vatandaşlar görüş ve önerilerini ilgili kurumlara iletebilecek. Yetkililer, iletilen tüm görüşlerin proje hakkında verilecek nihai kararda dikkate alınacağını belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elektrikli Araç Şarj Altyapısı, EPDK Düzenlemesiyle Konutlara Taşınıyor Haber

Elektrikli Araç Şarj Altyapısı, EPDK Düzenlemesiyle Konutlara Taşınıyor

Üçay Mühendislik iştiraki Elaris Direktörü Volkan Demir, kullanıcı deneyimini iyileştirecek olan bu entegrasyonun Türkiye’de şarj altyapısı ile elektrikli araç kullanımını yaygınlaştıracağını vurguladı. Şehir içi mobilite alışkanlıkları değişiyor Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) elektrikli araçlara (EV) yönelik şarj hizmetleri yönetmeliğinde yaptığı kapsamlı değişiklik, Türkiye’nin elektrikli araç ekosisteminde yeni bir dönemin kapısını araladı. 23 Mart’ta Resmî Gazete’de yayımlanan düzenleme, şarj altyapısının özellikle konut ve site otoparklarına entegre edilmesini önceliklendirerek sektörde yapısal bir dönüşüm hedefliyor. Elektrikli araç şarj ağı işletmeciliği ve şarj istasyonu çözümleri alanında faaliyet gösteren Elaris, düzenlemenin Türkiye’de şarj altyapısının yaygınlaşmasını hızlandıracağını ve pazarın büyüme ivmesini artıracağını belirtti. Sektörün 30 milyar TL’yi aşması bekleniyor Yeni düzenleme kapsamında, 2030 yılına kadar elektrikli araçların büyük bölümünün apartman ve site otoparklarında şarj edilmesi hedefleniyor. Bu yaklaşımın, şehir içi mobilite alışkanlıklarını değiştirmesinin yanı sıra şarj altyapısının erişilebilirliğini de önemli ölçüde artırması bekleniyor. Sektörün, dönüşümle birlikte 2030 yılına kadar 30 milyar TL’nin üzerinde bir büyüklüğe ulaşacağı tahmin ediliyor. Dönüşüm, uluslararası ölçekte de karşılık buluyor Küresel eğilimler de bu dönüşümle paralel ilerliyor. International Energy Agency (IEA) verilerine göre, elektrikli araç kullanıcılarının yüzde 70–80’i şarj işlemlerini ev veya iş yerinde gerçekleştiriyor. Bu oran Avrupa’da bazı ülkelerde yüzde 85’e kadar çıkıyor. Veriler, şarj altyapısının yaşam alanlarına entegre edilmesine yönelik yaklaşımın uluslararası ölçekte de karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Elektrikli araç talebi, altyapı ihtiyacını artırıyor Türkiye’de elektrikli araç sayısındaki hızlı artış da dönüşümün önemini güçlendiriyor. 2022 yılında yaklaşık 15 bin seviyesinde olan elektrikli araç sayısı, 2026 itibarıyla 400 binin üzerine çıktı. 2030 yılı projeksiyonları ise bu sayının 1 ila 1,5 milyon seviyesine ulaşacağını gösteriyor. Bu büyüme, yalnızca kamusal şarj istasyonlarının yeterli olmayacağını, konut ve iş yeri bazlı çözümlerin kritik rol oynayacağını ortaya koyuyor. Elaris Direktörü Volkan Demir, düzenlemeye ilişkin olarak yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “EPDK’nın, elektrikli araç ekosisteminde önemli bir eşik niteliği taşıyan yeni düzenlemesi ile birlikte şarj altyapısının yaşam alanlarına entegrasyonunun hızlanacağını öngörüyoruz. Kullanıcı deneyimini iyileştirecek olan bu entegrasyon, elektrikli araçların yaygınlaşmasını da hızlandıracaktır. “Ekosistemin büyümesini desteklemeyi sürdüreceğiz” Elaris olarak, ücretsiz olarak sunduğumuz elektrikli araç şarj istasyonu kurulumu ve şarj ağı işletmeciliği hizmetimizle bu dönüşüme aktif katkı sağlıyoruz. Türkiye’nin sürdürülebilir geleceği için geliştirdiğimiz çözümlerle ekosistemin büyümesini desteklemeyi sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.