Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Epdk

Kapsül Haber Ajansı - Epdk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Epdk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YEDAŞ’ın Büyük Ödüllü Ar-Ge Maraton Hızlandırma Programı Başladı Haber

YEDAŞ’ın Büyük Ödüllü Ar-Ge Maraton Hızlandırma Programı Başladı

Elektrik dağıtım sektörünün ihtiyaçlarına yenilikçi çözümler geliştirilmesini amaçlayan Ar-Ge Maraton Hızlandırma Programı için başvurular başladı. Türkiye genelinden katılımcılara açık olan programda fikirler yedi kategoride değerlendirilecek. Seçilen projelere eğitim ve mentorluk desteği sağlanacak. Yenilikçi fikirler yedi kategoride değerlendirilecek Ar-Ge Maraton’da elektrik dağıtım sektörünün ihtiyaçlarına yönelik projeler yedi kategoride kabul edilecek. Bu kategoriler; Dijital Dönüşüm ve Yapay Zekâ Uygulamaları, Sürdürülebilir Enerji ve Karbon Salınımı Azaltma, Enerji Verimliliği ve Akıllı Şebekeler, Yeşil Teknolojiler ve Enerji Depolama, Siber Güvenlik ve Kritik Altyapılar, İleri Malzeme Teknolojileri ve Akıllı Sayaç Sistemleri ile Müşteri Deneyimi ve Dijital Hizmet İyileştirme olarak belirlendi. Katılımcılar; yapay zekâyla dağıtım süreçlerinin iyileştirilmesinden elektrik kayıplarının azaltılmasına, yenilenebilir enerji ve depolama çözümlerinden şebekelerin siber güvenliğine kadar farklı alanlarda proje geliştirebilecek. Yeni malzemeler, akıllı sayaç teknolojileri ve müşteri memnuniyetini artıran dijital uygulamalar da program kapsamında değerlendirilecek. Türkiye genelindeki ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri; akademisyenler, girişimciler, start-up ekipleri, sermaye şirketleri ve KOBİ’ler programa bireysel olarak veya en fazla üç kişilik ekiplerle başvurabilecek. Başvurular yalnızca Ar-Ge Maraton’un resmî internet sitesi üzerinden kabul edilecek. Toplam 370 bin TL ödül verilecek 31 Ekim 2026’da sona erecek başvuruların ardından projeler ön değerlendirmeye alınacak. Başarılı bulunan projeler, 21 Aralık 2026’da başlayacak olan eğitim ve mentorluk desteğinden yararlanacak. Finalistler projelerini Demo Day kapsamında jüriye sunacak. Projeler; yenilikçilik düzeyi, problem tanımının doğruluğu, teknoloji olgunluğu, uygulanabilirlik, pazar potansiyeli, ekip yetkinliği, ticarileşme potansiyeli ve program hedefleriyle uyum olmak üzere sekiz kriter üzerinden değerlendirilecek. Program sonunda birinciye 150 bin TL, ikinciye 100 bin TL, üçüncüye 50 bin TL ödül verilecek. Dereceye giremeyen son yedi finaliste ise toplamda 70 bin TL mansiyon ödülü sunulacak. Uygulanabilir bulunan projelerin YEDAŞ iş birliğiyle EPDK proje başvuru sürecine taşınması da hedefleniyor. “Fikirlerin sektörel ihtiyaçlarla buluşması büyük önem taşıyor” YEDAŞ Genel Müdürü Yunus Emre Bilgi, Ar-Ge Maraton’un sektörün ihtiyaçları ile akademik birikimi buluşturduğunu belirterek, “Elektrik dağıtım sektörünün geleceğine yönelik yenilikçi çözümler geliştirmek için farklı disiplinlerden fikirlerin bir araya gelmesi büyük önem taşıyor. Ar-Ge Maraton ile öğrencilerin, akademisyenlerin, girişimcilerin ve işletmelerin fikirlerini geliştirmelerine ve sektörel ihtiyaçlarla buluşturmalarına imkân sağlıyoruz.” dedi. Bilgi, programın uygulanabilir projeler geliştirilmesine katkı sunacağını vurgulayarak, “Eğitim ve mentorluk desteğiyle katılımcıların fikirlerini olgunlaştırmalarını, sektörümüzde karşılık bulabilecek çözümler geliştirmelerini hedefliyoruz. Samsun Üniversitesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi ile yürüttüğümüz bu iş birliğinin yeni teknolojilerin hayata geçirilmesine katkı sağlayacağına inanıyor, elektrik dağıtımının geleceğine yönelik fikri olan tüm katılımcıları Ar-Ge Maraton’a davet ediyoruz.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aylık Şarj İşlemi 3,3 Milyonu Aştı, Elektrikli Araç Sayısı 464 Bine Ulaştı Haber

Aylık Şarj İşlemi 3,3 Milyonu Aştı, Elektrikli Araç Sayısı 464 Bine Ulaştı

Türkiye otomotiv pazarında dengeler hızla değişiyor. Elektrikli ve hibrit araç satışlarının benzinli otomobilleri geride bıraktığı 2026 yılında, büyüyen elektrikli araç parkı şarj altyapısındaki işlem hacmini de yeni seviyelere taşıyor. Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye’deki elektrikli araç sayısı 464 bine, aylık şarj işlemi ise 3,3 milyonun üzerine çıktı. Otomotiv ve enerji piyasalarında yayımlanan güncel veriler, Türkiye’de geleneksel yakıtlardan e-mobilite ekosistemine doğru yapısal bir geçiş yaşandığını ortaya koyuyor. Haziran ayından bu yana platform güncellemelerini sürdüren Spark Connect, pazardaki bu dönüşümle eş zamanlı olarak teknolojik altyapısını ölçeklendirerek kullanıcı deneyimini geliştirmeye devam ediyor. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından yayımlanan raporlar da yıl içerisinde tüketici tercihlerindeki değişimi somut biçimde ortaya koyuyor. Otomotivde Dengeler Değişiyor: Elektrikli ve Hibrit Satışları Benzinliyi Geride Bıraktı ODMD verilerine göre, 2026 yılı Ocak-Temmuz döneminde otomobil pazarı %12,14 daralırken, akaryakıtlı araç satışlarında belirgin düşüşler kaydedildi: Benzinli otomobil satışları %19,8 azalarak 208.046 adede, dizel otomobil satışları ise %32 oranında azalarak 30 bin adede geriledi. Buna karşın elektrikli (94 bin adet) ve hibrit (165 bin adet) araçların toplam satışı 259 bin adede ulaşarak 208 bin adet seviyesindeki benzinli otomobil satışlarını geride bıraktı. Hibrit ve elektrikli araçların otomobil pazarındaki toplam payı %51,7 seviyesine ulaştı. Bu tablo, Türkiye’de elektrikli mobilitenin artık yalnızca yükselen bir trend değil, otomotiv pazarının ana dönüşüm alanlarından biri haline geldiğine işaret ediyor. Otomotiv pazarındaki değişim enerji sektöründeki verilerde de takip ediliyor. EPDK raporlarına göre Haziran 2026’da motorin ithalatı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %24,30 oranında azalarak 913.254 tona, benzin ihracatı ise %52,55 azalarak 5.916 tona geriledi. 464 Bin Elektrikli Araç, Ayda 3,3 Milyondan Fazla Şarj İşlemi Geleneksel yakıtlardaki gerilemeye karşılık Türkiye’nin elektrikli araç şarj ekosistemi hızla büyümeye devam ediyor. Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye’deki toplam elektrikli araç sayısı 464 bine, şarj soketi sayısı ise 46 bine ulaştı. Şarj istasyonlarındaki aylık elektrik tüketimi 89 bin MWh seviyesine çıkarken, aylık şarj işlemi adedi 3,3 milyonu geride bıraktı. Bu ölçek yalnızca daha fazla şarj istasyonu ihtiyacını değil; istasyonların anlık durumu, uygunluğu ve erişilebilirliğine ilişkin verilerin doğru ve kesintisiz biçimde yönetilmesini de kritik hale getiriyor. Spark Connect, uygulamaya aldığı gerçek zamanlı istasyon senkronizasyonu ile yoğun veri trafiğini test edilmiş teknolojik mimarisi üzerinden yönetiyor. Kullanıcılar, istasyonların anlık uygunluk durumlarını sistem üzerinden görüntüleyerek şarj planlarını ve rotalarını daha güvenli şekilde oluşturabiliyor. Temmuz ayında Yeşil Şarj İstasyonlarının toplam tüketimdeki payının %65,25’e yükselmesi ise sürdürülebilir enerji kaynaklarına yönelik artan talebi destekleyen göstergeler arasında yer alıyor. Spark Connect, sunduğu yalın onboarding akışı ile kullanıcıların yeşil enerji sertifikalı istasyonları kolayca filtrelemesine ve şarj süreçlerini hızlı biçimde başlatmasına olanak sağlıyor. “Elektrikli Araç Artık Niş Bir Pazar Değil” Spark Connect Kurucusu Çağan Koyun, Türkiye’de hızlanan dönüşüme ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Otomotiv pazarında artık çok net bir tüketici tercihi değişimi görüyoruz. Türkiye’de elektrikli araç sayısının 464 bine ulaşması ve ayda 3,3 milyondan fazla şarj işleminin gerçekleşmesi, elektrikli mobilitenin artık niş bir pazar olmaktan çıktığını gösteriyor. Elektrikli ve hibrit araç satışlarının benzinliyi geride bıraktığı bu yeni dönemde mesele yalnızca daha fazla şarj noktası oluşturmak değil; kullanıcıya doğru istasyonu, doğru zamanda ve doğru veriyle gösterebilmek. Spark Connect olarak gerçek zamanlı istasyon senkronizasyonumuz, düzenli test süreçlerimiz ve şeffaf veri akışımızla elektrikli araç sahiplerinin şarj deneyimini mümkün olduğunca kesintisiz ve güvenilir hale getirmeyi amaçlıyoruz.” Büyüyen Şarj Ekosisteminin Arkasında Ölçeklenebilir Teknoloji Spark Connect, temel mimarisini Gartner Hype Cycle raporlarında da yer alan KOBIL SuperApp Platform altyapısı üzerinde geliştiriyor. Bu altyapı, Spark Connect’in yalnızca şarj istasyonlarını görüntüleyen bir uygulama olmasının ötesine geçerek farklı mobilite hizmetlerinin aynı dijital ekosistem içerisinde sunulabilmesine imkan sağlıyor. Platformun merkezinde ID, Pay, Chat ve Sign olmak üzere dört temel servis bulunuyor. Örneğin sisteme dahil olan bir araç kiralama şirketi; kullanıcı kimliği ve ehliyet doğrulamasından dijital sözleşmenin imzalanmasına kadar farklı süreçleri Spark Connect platformu içerisinde uçtan uca gerçekleştirebiliyor. Bu teknolojik altyapı, elektrikli mobilite pazarında artan kullanıcı ve işlem hacmine karşı yüksek güvenlik, hız ve ölçeklenebilirlik sağlamayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı Elektrikli araç sayısının ve şarj işlemlerinin hızla arttığı Türkiye pazarında kullanıcı deneyiminin önümüzdeki dönemde yalnızca istasyon sayısıyla değil, verinin doğruluğu, sistemlerin birbiriyle konuşabilmesi ve şarj hizmetlerine erişimin kolaylığıyla şekillenmesi bekleniyor. Spark Connect; test otomasyon süreçleri, teknik dokümantasyon standartları, gerçek zamanlı veri yönetimi ve ürün tasarımındaki analitik yaklaşımıyla büyüyen e-mobilite ekosisteminin ihtiyaçlarına yönelik teknolojik çözümler geliştirmeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zes 8 Yıldır Elektrikli Mobilitenin Geleceğini Şarj Ediyor Haber

Zes 8 Yıldır Elektrikli Mobilitenin Geleceğini Şarj Ediyor

Türkiye’nin elektrikli araç şarj ağı alanındaki öncü markalarından Zes, elektrikli mobilite yolculuğunda 8 yılı geride bıraktı. 2018 yılından bu yana şarj altyapısına yaptığı yatırımlarla elektrikli araç kullanımının yaygınlaşmasını destekleyen Zes, bugün Türkiye genelinde 5 binden fazla şarj soketiyle 600 bini aşkın kullanıcıya hizmet veriyor. EPDK’nın Haziran 2026 verilerine göre Türkiye’nin en geniş şarj ağlarından birine sahip olan marka, AC şarj soketi sayısında da lider konumda bulunuyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriğin kullanımını belgeleyen YEK-G sistemi kapsamında yeşil şarj hizmeti sunarak elektrikli ulaşımın daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasına da katkı sağlıyor. 8 yılda 246 milyon kWh’den fazla şarj Zes şarj ağı üzerinden kuruluşundan bu yana sağlanan enerji miktarı 246 milyon kWh’ye ulaşırken, bunun yaklaşık 138 milyon kWh’lik bölümü yüksek hızlı şarj (HPC) istasyonlarında gerçekleşti. Aynı dönemde kullanıcıların araçlarını şarj ettiği toplam süre ise 7,3 milyon saati aştı. Elektrikli araç teknolojilerindeki gelişim ve yüksek hızlı şarj altyapısına yönelik artan ihtiyaç, Zes kullanıcılarının şarj tercihlerine de yansıyor. Yıllar içinde artan HPC kullanımı, 2026 yılında da yüksek hızlı şarja yönelik talebin güçlü seyrettiğini ortaya koyuyor. Zes, değişen kullanıcı ihtiyaçları doğrultusunda mevcut ağını geliştirirken yüksek hızlı şarj altyapısına, dijital çözümlere ve kullanıcı deneyimini ileri taşıyan teknolojilere yönelik yatırımlarına hız veriyor. 8’inci yaşa özel enerjimizi birlikte büyütüyoruz Zes, 8’inci yaşını kullanıcılarıyla birlikte kutlamak üzere kuruluş tarihi olan 20 Ağustos’a özel bir günlük kampanya hayata geçiriyor. Kampanya kapsamında kullanıcılar, 20 Ağustos’ta gerçekleştirecekleri şarj işlemlerindeki toplam tüketimlerinin her 20 kWh’si için 1 - 30 Eylül tarihleri arasında kullanabilecekleri 20 kWh’lik hediye şarj kuponu kazanacak. “Şarj ağını bütüncül bir sistem olarak kurguluyoruz” Zes’in 8 yıllık yolculuğunu ve elektrikli mobilitenin geleceğini değerlendiren Electrip Global CEO’su İnanç Salman, şunları söyledi: “8 yıl önce yola çıkarken hedefimiz yalnızca şarj istasyonları kurmak değil, elektrikli araç kullanımının Türkiye’de yaygınlaşmasını destekleyecek erişilebilir ve güvenilir bir altyapı oluşturmaktı. Bugün 600 bini aşkın kullanıcıya ve 5 binden fazla şarj soketine ulaşmış olmamız, hem bugün geldiğimiz noktayı hem de Türkiye’de elektrikli mobilitenin ulaştığı ölçeği göstermesi açısından son derece değerli. Ancak biz şarj altyapısını yalnızca şarj istasyonu sayısını artırmaya odaklanan bir yatırım alanı olarak görmüyoruz. Şarj ağını; enerji yönetimi, teknoloji ve kullanıcı deneyimiyle birlikte ele aldığımız bütüncül bir sistem olarak kurguluyoruz. Elektrikli araç pazarı büyüdükçe şarj sektöründe beklentiler de değişiyor. Önümüzdeki dönemde güçlü bir şarj ağı yalnızca şarj istasyonu sayısıyla tanımlanmayacak. Doğru lokasyonda doğru kapasiteyi sunabilmek, yüksek hızlı şarj altyapısını yaygınlaştırmak, enerjiyi daha etkin yönetmek ve kullanıcıya yolculuğunun tamamında kesintisiz bir deneyim sağlamak sektörün temel rekabet alanları olacak. Biz de yatırımlarımızı bu perspektifle şekillendiriyoruz. Kullanım verilerini, sürüş alışkanlıklarını, lokasyon ihtiyaçlarını ve enerji altyapısının gelecekteki gereksinimlerini birlikte değerlendirerek ağımızı geliştiriyoruz. Yüksek hızlı şarj yatırımlarımızı artırırken güçlü dijital altyapımız ve veri odaklı yönetim anlayışımızla kullanıcı deneyimini sürekli iyileştirmeye odaklanıyoruz. Elektrikli mobilitenin geleceğinin aynı zamanda sınırların ötesinde birbirine bağlanan ağlar üzerinden şekilleneceğine inanıyoruz. Electrip Global ile Avrupa’da oluşturduğumuz yapılanmayla, kullanıcılarımızın farklı ülkelerde de kesintisiz bir şarj deneyimine erişebileceği bir ekosistem geliştiriyoruz. Sekizinci yaşımız, bizim için yalnızca geride bıraktığımız yılları kutladığımız bir kilometre taşı değil; önümüzdeki dönemin ihtiyaçlarını ve fırsatlarını yeniden değerlendirdiğimiz önemli bir eşik. Bugüne kadar bu yolculuğu bizimle paylaşan kullanıcılarımızla birlikte büyümekten büyük mutluluk duyuyoruz. Önümüzdeki dönemde de elektrikli ulaşımın Türkiye’de daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlamaya ve elektrikli mobilitenin gelişimine öncülük etmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aksa Enerji’den Rekor FAVÖK Marjı: 2026’nın İlk Yarısında Yatırımlar Hız Kazandı Haber

Aksa Enerji’den Rekor FAVÖK Marjı: 2026’nın İlk Yarısında Yatırımlar Hız Kazandı

8 ülkedeki 15 santral operasyonu ve 3.500 MW üzeri kurulu gücüyle global bir enerji şirketi konumuna ulaşan Aksa Enerji, 2026 yılının ilk yarısına ilişkin konsolide finansal sonuçlarını açıkladı. Bu dönemde şirketin FAVÖK’ü 7,3 milyar TL ve net dönem kârı 1,2 milyar TL olarak gerçekleşirken; FAVÖK marjı %36 seviyesinde oluştu. Aksa Enerji, süregelen yatırımların ardı ardına devreye girmesiyle operasyonel kapasitesini artırdı. Kazakistan’daki 264 MW’lık Kızılorda Santrali’nin tam kapasiteyle ticari işletmeye alınması şirketin Orta Asya’daki varlığını güçlendirirken, depolamalı yenilenebilir enerji yatırımları da kaynak çeşitliliğini artırarak Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağladı. Gana’da iki faz halinde hayata geçirilen ve toplamda 350 MW kurulu güce ulaşması planlanan Kumasi Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’nin 179 MW’lık ilk fazının kombine çevrim dönüşümünün tamamlanması da şirketin Afrika’daki uzun vadeli büyüme stratejisindeki önemli adımlardan biri oldu. Aksa Enerji CEO’su ve İcra Kurulu Başkanı Naci Ağbal, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “2026’nın ilk yarısı, devam eden yatırım programımızın sonuçlarının çok daha görünür hale geldiği bir dönem oldu. Finansal disiplinimizi ve operasyonel odağımızı korurken yeni yatırımlarımızla kapasitemizi ve coğrafi çeşitliliğimizi güçlendirdik. Kazakistan’daki Kızılorda Santralimizin tam kapasiteyle devreye girmesiyle Orta Asya’daki varlığımızı büyütürken, Türkiye’de depolamalı yenilenebilir enerji yatırımlarımızın ilk projelerini üretime aldık. Afrika’daki operasyonlarımızın amiral gemisi konumundaki Gana’da ise Kumasi Santral yatırımımızın 179 MW’lık ilk fazının kombine çevrim dönüşümünü tamamladık ve ülkedeki toplam kurulu gücümüzü 549 MW’a yükselttik. Önümüzdeki dönemde de 941 MW’lık depolamalı yenilenebilir enerji yatırım portföyümüzü adım adım hayata geçirerek Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlayacağız. Bununla birlikte büyümeyi yalnızca kurulu güç artışı olarak görmüyoruz. Doğru projeyi doğru sözleşme ve finansman modeliyle hayata geçirmek, kaynak ve coğrafya çeşitliliğimizi artırmak ve büyüyen global operasyonlarımızı güçlü bir kurumsal altyapıyla desteklemek sürdürülebilir yüksek büyüme stratejimizin temelini oluşturuyor. Uluslararası alanda ödüllendirilen finansman modellerimiz ve dijital dönüşüm yatırımlarımız bu stratejiyi destekleyen önemli adımlar oldu. Finansal disiplinimizi koruyarak, Türkiye’de ve faaliyet gösterdiğimiz coğrafyalarda uzun vadeli değer yaratmaya devam edeceğiz.” Aksa Enerji’nin Orta Asya’daki Kurulu Gücü 1.484 MW’a Ulaştı Aksa Enerji, ilk yarıda Kazakistan’daki 264 MW kurulu güce sahip Kızılorda Kombine Isı ve Enerji Santrali’ni tam kapasiteyle ticari işletmeye aldı. Böylece Kazakistan’daki ilk yatırımını hayata geçiren şirket, Özbekistan’daki 1.220 MW’lık kurulu gücüyle birlikte Orta Asya’daki toplam kurulu gücünü 1.484 MW’a ulaştırdı. Kızılorda Santrali’nde yaklaşık 100 yerel çalışana istihdam sağlayan Aksa Enerji, yatırımlarıyla bölgenin enerji arz güvenliğine katkı sunarken yerel ekonomiyi ve istihdamı da destekliyor. Gana’da Kurulu Güç 549 MW’a Yükseldi Aksa Enerji, Gana’daki büyüme programında önemli bir aşamayı daha tamamladı. İki faz halinde yürütülen ve toplamda 350 MW kurulu güce ulaşması planlanan Kumasi Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’nin 179 MW kurulu güce sahip ilk fazının kombine çevrim dönüşümü tamamlandı. Ocak ayından itibaren 130 MW kapasiteyle basit çevrim olarak ticari üretim yapan ilk faz, teknolojik dönüşümün tamamlanmasıyla daha yüksek verimlilik sağlayan kombine çevrim yapısına kavuştu. Böylece Aksa Enerji’nin, 2017 yılından bu yana işletmekte olduğu 370 MW’lık Tema Santrali ile birlikte Gana’daki toplam kurulu gücü 549 MW’a ulaştı. 20 yıl süreli ABD doları bazlı garantili satış anlaşması kapsamında Aksa Enerji tarafından finanse edilip inşa edilen Kumasi Santrali’nin işletme ve bakım faaliyetleri de şirket tarafından yürütülüyor. Kombine çevrim teknolojisi sayesinde aynı yakıt miktarıyla daha fazla elektrik üretimi sağlayan santral, Gana’nın enerji arz güvenliğine daha verimli ve güvenilir üretim kapasitesiyle katkıda bulunuyor. Aksa Enerji’nin Gana operasyonlarında 130’un üzerinde yerel çalışan görev yaparken, yerel çalışanlar toplam iş gücünün %64’ünü oluşturuyor. Depolamalı Yenilenebilir Enerji Projelerinde İlk Tesisler Üretime Başladı İlk yarıda Aksa Enerji, Türkiye’nin enerji dönüşümünü destekleyen yenilenebilir enerji ve enerji depolama yatırımlarında önemli adımlar attı. Gaziantep’te hayata geçirilen Pamuk Depolamalı Güneş Enerjisi Santrali, ticari üretime başlarken, Şanlıurfa’daki RASA Müstakil Elektrik Depolama Tesisi ise tedarik lisansı kapsamında işletmeye alınan Türkiye’nin ilk müstakil elektrik depolama tesisi oldu. Aynı dönemde, Manisa’da hayata geçirilmesi planlanan 82,16 MW kurulu güçteki Depolamalı Rüzgâr Enerji Santrali projesinin ve Kayseri’de planlanan 10 MW kurulu güce sahip olacak Fatih Depolamalı Güneş Enerjisi Santrali projesinin elektrik üretim lisansı EPDK tarafından onaylandı. Aksa Enerji, Türkiye genelinde 11 ilde toplam 941 MW kurulu güce ulaşması planlanan depolamalı yenilenebilir enerji yatırım portföyünü hayata geçirmek üzere çalışmalarını sürdürüyor. Finansman Gücü ve Kurumsal Dönüşüm Büyümeyi Destekliyor Aksa Enerji, büyüme stratejisini uluslararası finansman iş birlikleri ve güçlü kurumsal altyapıyla desteklemeyi sürdürüyor. Şirket, farklı coğrafyalarda hayata geçirdiği enerji yatırımları ve bu yatırımları destekleyen finansman yapılarıyla “En İyi Güneş Enerjisi Finansmanı Anlaşması” ve “Afrika’daki En İyi Enerji Finansmanı Anlaşması” ödüllerini aldı. Aksa Enerji, finansman kaynaklarını çeşitlendirirken büyüyen global operasyonlarını destekleyecek kurumsal altyapısını da güçlendirdi. Project Nexus kapsamında SAP S/4HANA dönüşümünü canlıya alan şirket, üç kıtaya yayılan operasyonlarını ortak ve entegre bir dijital altyapıda buluşturma yönünde önemli bir adım attı. Aynı dönemde BIST 50 Endeksi’ne dahil olan Aksa Enerji, BIST Sürdürülebilirlik ve BIST Kurumsal Yönetim endekslerindeki yerini de korudu. Şirketin Kurumsal Yönetim Uyum Derecelendirme Notu ise geçen yıla göre 11 baz puan artarak 10 üzerinden 9,54’e yükseldi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa'nın Dev Holdingi Düğmeye Basıyor! 510 Milyon TL'lik Projeye Onay Çıktı Haber

Bursa'nın Dev Holdingi Düğmeye Basıyor! 510 Milyon TL'lik Projeye Onay Çıktı

Bursa'nın devi Matlı Grubu bünyesindeki Matlı Enerji tarafından Karacabey ilçesinde hayata geçirilmesi hedeflenen "Karacabey Rüzgar Enerji Santrali ve Elektrik Depolama Tesisi" projesine ilişkin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu karara bağlandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İnceleme Değerlendirme Komisyonu, proje için 'ÇED Olumlu' kararı verildiğini duyurdu. 510 MİLYON TL'LİK DEV YATIRIM Canbaz, Seyran ve Subaşı mahallelerini kapsayan, toplam 510 milyon 230 bin TL yatırım bedeline sahip proje kapsamında 4 adet rüzgar türbini kurulacak. Projenin kurulu gücü 23,9 MWm / 21,9 MWe olarak belirlenirken, aynı kapasitede elektrik depolama tesisi de yer alacak. İNŞAAT 30 AY SÜRECEK Projenin inşaat sürecinin 30 ayda tamamlanması, işletme süresinin ise 49 yıl olması öngörülüyor. İnşaat aşamasında yaklaşık 60 personel, işletme döneminde ise 10 personel görev alacak. TÜRBİN SAYISI DÜŞÜRÜLDÜ Öte yandan ÇED sürecinde gelen görüşler doğrultusunda projede revizyona gidildi. Daha önce planlanan bazı türbinlerin Uluabat Gölü Sulak Alanı tampon bölgesi sınırlarında kalması ve gelen talepler üzerine EPDK'ya başvuruldu. Yapılan değerlendirme sonrası proje 4 türbinle sınırlandırıldı ve mevcut kapasiteye revize edildi. ÇED sürecinin olumlu sonuçlanmasının ardından şirketin sahada kurulum çalışmalarına hızla başlaması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eksim Enerji Rüzgarın Yanına Güneşi Ekledi Haber

Eksim Enerji Rüzgarın Yanına Güneşi Ekledi

İzmir Ovacık RES ve Balıkesir Susurluk RES’te hibrit yatırımlarını tamamlayan şirket, Tokat Killik RES ve Amasya Kayadüzü RES’te de hibrit dönüşümünü sürdürüyor. Toplamda 1,2 GW kurulu güce ulaşan Eksim Enerji, gerçekleştirdiği dönüşümle aynı şebeke altyapısıyla daha fazla temiz enerji üretmeyi hedefliyor. Eksim Holding çatısı altında faaliyetlerini tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarıyla sürdüren Eksim Enerji, hibrit santral yatırımlarını mevcut enerji altyapısını daha verimli kullanan yeni nesil üretim modeli olarak değerlendiriyor. Bu kapsamda İzmir Ovacık ve Balıkesir Susurluk RES sahalarındaki hibrit yatırımlarını tamamlayan şirket, Tokat Killik ve Amasya Kayadüzü RES sahalarındaki çalışmalarını da sürdürüyor. Böylece üretim yapısını daha verimli ve daha esnek hale getirmeyi hedefliyor. Eksim Enerji, Türkiye’de 1,2 GW seviyesine ulaşan yenilenebilir enerji portföyünü daha verimli, esnek ve sürdürülebilir bir üretim yapısıyla büyütmeyi hedefliyor. Şirket, hibrit yatırımlarını ilave kapasite oluşturmanın ötesinde, mevcut şebeke bağlantılarının daha etkin kullanılması ve üretimin gün içine daha dengeli yayılması açısından stratejik bir dönüşüm alanı olarak değerlendiriyor. “Hibritler geleceğin entegre enerji sistemlerine geçişin önemli bir adımı” Konuya ilişkin açıklama yapan Eksim Enerji CEO’su Arkın Akbay, yenilenebilir enerji yatırımlarında odağın değiştiğine dikkat çekerek, yeni dönemde kapasite artışının yanı sıra üretim kalitesini ve sistem esnekliğini artıran yatırımların önem kazandığını belirtti. Akbay sözlerini şöyle sürdürdü: “Yenilenebilir enerjide artık yalnızca daha fazla kurulu güç değil, mevcut kaynakları daha akıllı, daha dengeli ve daha verimli kullanan sistemler ön plana çıkıyor. Rüzgar ve güneşin aynı sahada birlikte değerlendirilmesi; mevcut şebeke altyapısının daha etkin kullanılmasını, üretimin gün içine daha dengeli yayılmasını ve enerji sisteminin esnekliğinin artmasını sağlıyor. Bu nedenle hibrit yatırımları yalnızca yeni kapasite yatırımı olarak değil, dijitalleşme, depolama ve esnek üretim anlayışıyla birlikte geleceğin entegre enerji sistemlerine geçişinde önemli bir adım olarak görüyoruz.” “Hibrit yatırımlar enerji dönüşümünü hızlandırıyor” Birden fazla üretim kaynağı uygulamasının yeni yatırım sahalarına kıyasla çok daha kısa sürede devreye alınabildiğine dikkat çeken Arkın Akbay, “Yeni bağlantı süreçleri, arazi temini ve izin mekanizmalarının süresi, toplam maliyeti ve üretim kalitesi düşünüldüğünde hibrit yatırımlar daha ekonomik ve daha hızlı ticari işletmeye geçiyor. Son yıllarda hayata geçirilen düzenlemeler de bu modelin yaygınlaşmasını önemli ölçüde destekledi. Ülkemizde EPDK tarafından onaylanan hibrit santral kapasitesi 5 GW'ı aşarken, bu alandaki yatırımların önümüzdeki yıllarda hızla devreye alınması bekleniyor. Bu büyüklük, hibrit yatırımların artık yenilenebilir enerji sektörünün verim artıran, tamamlayıcı unsurlardan biri haline geldiğini gösteriyor” dedi. Eksim Enerji bugüne kadar tamamlanan hibrit yatırımlarıyla Susurluk RES'in mekanik kurulu gücünü 86,8 MW'a, Ovacık RES'in mekanik kurulu gücünü ise 41,6 MW'a yükseltti. Tokat Killik ve Amasya Kayadüzü RES sahalarında devam eden hibrit yatırımların tamamlanmasıyla birlikte bu alanlardaki toplam mekanik gücünü 56,8 MW’a çıkarmış olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Artan Elektrik Tüketimi Konutlarda Güneş Enerjisi Sistemlerine Talebi Artırdı Haber

Artan Elektrik Tüketimi Konutlarda Güneş Enerjisi Sistemlerine Talebi Artırdı

Üçay Mühendislik İcra Kurulu Üyesi, Enerji Projeleri ve Yatırımlar Direktörü Oğuzhan Yıldız, Mesken GES sistemlerinin yüksek tüketimli konutlar için yalnızca tasarruf sağlayan bir çözüm değil, aynı zamanda uzun vadeli ve stratejik bir yatırım aracı haline geldiğini belirtti. Dünya genelinde yükselen enerji maliyetleri, mesken tipi güneş enerjisi sistemlerine ilgiyi hızla artırıyor. Özellikle elektrikli araç şarjı, ısı pompası, klima ve yoğun aydınlatma kullanımı nedeniyle elektrik tüketimi yüksek olan meskenlerde, konut sahipleri tüketimlerini çatılarında üretecekleri enerjiyle dengelemeye yöneliyor. Doğru projelendirilen Mesken GES sistemleriyle elektrik faturalarında önemli ölçüde tasarruf sağlanabildiğini belirten Üçay Mühendislik Enerji Projeleri ve Yatırımlar Direktörü Oğuzhan Yıldız, yatırımın geri dönüş süresinin; tüketim profili, çatı alanı, sistem gücü, bölgesel ışınım koşulları ve mahsuplaşma uygulamalarına göre değiştiğini ifade etti. Enerji sürekliliği ihtiyacı nedeniyle hibrit inverter ve batarya çözümlerine olan ilginin de son dönemde belirgin şekilde arttığını vurguladı. Keşiften devreye almaya kadar tüm süreç tek çatı altında yönetiliyor “Üçay Mühendislik olarak, Mesken GES projelerinde keşif, projelendirme, resmi başvurular, kurulum ve devreye alma süreçlerini uçtan uca yönetiyoruz” diyen Yıldız, sözlerine şöyle devam etti: “Mesken GES projelerinin ilk adımında; çatının yönü, eğimi, gölgelenme durumu, taşıyıcı sistem uygunluğu ve elektrik tüketim verilerini analiz ediyoruz. Bu analizlerin ardından ihtiyaca ve bütçeye en uygun sistemi tasarlıyoruz. Lisanssız elektrik üretimi kapsamındaki dağıtım şirketi başvurularını ise müşteriler adına yürütebiliyoruz. Böylece kullanıcılar teknik ve idari süreçlerle tek tek uğraşmadan, güvenli ve profesyonel bir hizmetle Mesken GES yatırımını hayata geçirebiliyor. Resmi süreçler ortalama 6 ay, kurulum ise genellikle 1 hafta sürüyor Mesken GES projelerinde çağrı mektubu alınması, statik projenin hazırlanması, belediyeden GES uygunluk onayının alınması, bağlantı anlaşmasının yapılması, montaj, itfaiye raporu, kabul ve devreye alma gibi birçok resmi adım bulunuyor. Bu süreçlerin tamamlanma süresi dağıtım bölgesine, belediye onaylarına ve proje kapsamına göre değişmekle birlikte ortalama 6 ay sürüyor. Fiziki kurulum ise sistem büyüklüğü ve saha koşullarına bağlı olarak çoğu projede yaklaşık 1 hafta içinde tamamlanabiliyor. Kurulum sonrasında kabul ve devreye alma işlemleri, dağıtım şirketi koordinasyonunda yürütülerek sistemin güvenli şekilde şebekeye bağlanması sağlanıyor.” Resmi süreçler tamamlanmadan yapılan kurulum, ağır yaptırımlara tabi tutuluyor Yatırımcıların dikkat etmesi gereken en kritik konulardan birinin mevzuata uygunluk olduğunu vurgulayan Yıldız, şunları söyledi: “2 Nisan 2026 tarihli ve 33212 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan EPDK yönetmelik değişikliğiyle; çağrı mektubu, bağlantı anlaşması ve kabul süreci tamamlanmadan kurulan üretim tesislerine yönelik yaptırımlar ağırlaştırıldı. Yönetmeliğin 37’nci maddesinin 13’üncü fıkrası uyarınca, bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu veya bağlantı anlaşması bulunmadan ya da kabul işlemleri tamamlanmadan kurulup işletmeye alındığı tespit edilen üretim tesisleri, herhangi bir bildirime gerek kalmaksızın şebekeden ayrılıyor. Tespiti takip eden 60 gün içinde ekipmanların sökülerek parselden çıkarılması gerekiyor; tesisi kuran kişi ise 3 yıl boyunca yeniden başvuru yapamıyor. Ayrıca bu tesisler için kaçak kullanım bedeli tahakkuk ettiriliyor. Bu nedenle yatırımcıların, çalışacakları firmalara; kurulumun çağrı mektubu, proje onayı, bağlantı anlaşması ve kabul süreçleri tamamlanarak yapılıp yapılmayacağını mutlaka sorması gerekiyor. Piyasada “öztüketim” gerekçesiyle resmi süreçler tamamlanmadan kurulum teklif eden firmalarla karşılaşılabiliyor; ancak bu tür kurulumlar yatırımcıyı ciddi idari ve finansal risklerle karşı karşıya bırakabiliyor.” Avrupa’daki destek mekanizmaları mesken GES’i teşvik ediyor Avrupa’da mesken GES kullanımının oldukça yaygın olduğunu belirten Yıldız, sözlerine şöyle devam etti: “Avrupa’da mesken tipi güneş enerjisi sistemleri; doğrudan teşvikler, öngörülebilir alım tarifeleri, düşük faizli finansman modelleri, vergi avantajları ve sadeleştirilmiş başvuru süreçleri sayesinde geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştı. Ancak burada iki farklı ölçütü ayırt etmek gerekiyor: hane başına yaygınlık ve toplam pazar büyüklüğü. Hane başına yaygınlıkta Hollanda, açık ara Avrupa’nın lideri. Yerel şebeke işletmecisi Netbeheer Nederland ve CBS verilerine göre, 2025 itibarıyla Hollanda’daki hanelerin yaklaşık üçte biri (%34) çatısında güneş paneli bulunduruyor. Bu oran Almanya’daki hane oranının (yaklaşık %10) üç katından fazla. Buna karşılık toplam pazar büyüklüğünde -yani kurulu güç ve sistem sayısında- Almanya açık ara önde. Almanya’nın nüfusu ve konut stoku, Hollanda’nın çok üzerinde olduğu için daha düşük hane oranına rağmen mutlak rakamlarda Avrupa’nın en büyük mesken GES pazarı konumunda. “Teşviklerin sürekliliği en az varlığı kadar önemli” Avrupa örnekleri, teşviklerin sürekliliğinin de en az varlığı kadar önemli olduğunu gösteriyor. SolarPower Europe’un EU Solar Market Outlook 2025-2030 raporuna göre, konut çatı sistemlerinin AB genelindeki yeni kurulumlar içindeki payı, 2023’te %28 iken; İtalya, Hollanda, Avusturya ve Belçika gibi ülkelerde destek programlarının daraltılmasıyla birlikte 2025’te %14’e geriledi. Hollanda’da da uzun yıllardır uygulanan mahsuplaşma (saldering) teşvikinin 2031’e kadar kademeli olarak kaldırılması planlanıyor. Bu gelişmeler, yatırım maliyetini azaltan teşviklerin ve ihtiyaç fazlası üretim için öngörülebilir gelir modellerinin mesken tipi GES pazarının büyümesinde belirleyici olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.” “Avrupa’daki mesken GES büyümesi Türkiye için önemli bir referans” Türkiye’de mesken GES kapasite üst sınırının 2022 yılında 10 kW’tan 25 kW’a çıkarılmasının olumlu bir adım olduğunu belirten Yıldız, doğrudan devlet destekleri, düşük faizli finansman, vergi avantajları ve resmi süreçlerin sadeleştirilmesi gibi mekanizmalarla mesken tipi GES yatırımlarının çok daha geniş kitlelere ulaşabileceğini söyledi. Yıldız’a göre, Avrupa’daki mesken GES büyümesi Türkiye için önemli bir referans niteliği taşıyor. Benzer desteklerin hayata geçirilmesi halinde, yüksek tüketimli konutlarda Mesken GES kısa sürede standart bir enerji çözümüne dönüşerek Türkiye'de önemli bir pazarın önünü açabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lisanssız GES’te Saatlik Mahsuplaşma Dönemi: Yatırım Kriterleri Yeniden Şekilleniyor Haber

Lisanssız GES’te Saatlik Mahsuplaşma Dönemi: Yatırım Kriterleri Yeniden Şekilleniyor

EPDK tarafından yapılan düzenlemelerle lisanssız elektrik üretiminde mahsuplaşma yapısı önemli ölçüde değişti. 2 Nisan 2026 tarihli ve 33212 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliği ve 30.04.2026 tarihli ve 14531 sayılı EPDK Kurul Kararı’nın 05.05.2026 tarihli ve 33244 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla, mesken aboneleri hariç lisanssız üretim tesislerinde mahsuplaşma işlemlerinin saatlik bazda yapılacağı yeni bir dönem başladı. Yeni düzenleme ile lisanssız GES yatırımlarında elektrik üretimi ve tüketiminin saatlik bazda ne ölçüde örtüştüğünün önemli hale geldiğini belirten Üçay Mühendislik Enerji Projeleri ve Yatırımlar Direktörü Oğuzhan Yıldız, GES fizibilitelerinde dikkat edilmesi gereken hususları paylaştı. Lisanssız elektrik üretiminde saatlik mahsuplaşma uygulaması, ticari ve endüstriyel güneş enerjisi santrali (GES) yatırımlarında fizibilite yaklaşımını yeniden şekillendiriyor. Mesken abonelerinde aylık mahsuplaşma uygulaması korunurken; sanayi, ticarethane, tarımsal sulama ve benzeri abone/tüketim gruplarında üretim ve tüketim miktarları saatlik bazda değerlendirilecek. Bu nedenle yatırım planlamasında; kurulu güç, yıllık üretim tahmini ve toplam tüketimin yanında saatlik tüketim profili, öz tüketim oranı ve ihtiyaç fazlası enerjinin ekonomik etkisi birlikte analiz edilecek. Konula ilişkin değerlendirmelerde bulunan Üçay Mühendislik Enerji Projeleri ve Yatırımlar Direktörü Oğuzhan Yıldız, saatlik mahsuplaşma uygulamasının işletmeleri daha detaylı enerji analizi yapmaya yönlendireceğini belirterek şunları söyledi: “Geçmişte GES yatırımlarının ön fizibilitelerinde yıllık üretim ve yıllık tüketim dengesine bakmak çoğu zaman yeterli oluyordu. Ancak yeni düzenlemelerle birlikte üretim ile tüketimin aynı saatlerde ne ölçüde örtüştüğü önem kazandı. İşletmelerin güneşten ürettikleri elektriği, üretildiği saatlerde tüketebilmeleri, yatırımın ekonomik verimliliğini artıran en önemli unsur haline geldi.” Tüketim ve üretimde saatlik uyum önem kazanıyor Düzenleme, yalnızca yeni kurulacak projeleri değil, 12 Mayıs 2019 tarihinden itibaren bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu almaya hak kazanan ve mesken aboneliği kapsamı dışında kalan lisanssız üretim tesislerini de etkiliyor. Bu kapsamda işletmeler açısından saatlik üretim-tüketim uyumu, yatırım geri dönüş süresi ve enerji maliyeti yönetimi üzerinde doğrudan etkili olacak. Yatırım kriterleri değişiyor İşletmeleri kendi ürettikleri elektriği mümkün olduğunca eş zamanlı tüketmeye teşvik eden yeni uygulama, öz tüketim oranı yüksek tesislere önemli avantaj sağlayacak. Gündüz saatlerinde yoğun elektrik tüketen sanayi kuruluşları, lojistik merkezleri, alışveriş merkezleri ve ticari işletmeler GES yatırımlarından daha yüksek verim elde edebilecek. Buna karşılık elektrik tüketiminin büyük bölümünün akşam ve gece saatlerinde gerçekleştiği işletmelerde, yatırımın verimliliğini artırmak için enerji yönetimi ve gerektiğinde depolama çözümleri gündeme gelecek. İhtiyaç fazlası enerjinin yönetimi önem kazanıyor Saatlik mahsuplaşma uygulamasının ihtiyaç fazlası enerjinin yönetimini de yatırım süreçlerinin merkezine taşıdığını belirten Yıldız, şu değerlendirmede bulundu: “Saatlik mahsuplaşmayı yalnızca mevzuatsal bir değişiklik olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bu düzenleme, işletmelerin enerji tüketim alışkanlıklarını daha yakından analiz etmelerini sağlayacak ve enerji yönetiminde verimlilik odaklı yeni bir yaklaşımın gelişmesine katkı sunacaktır. Yeni sistemde kapasite kadar, üretim ile tüketimi doğru zamanda eşleştirebilme becerisi de önem taşıyor.” Yeni dönemde yatırımcıların, ürettikleri elektriğin ne kadarını eş zamanlı olarak tüketebileceklerine ve sisteme verilecek ihtiyaç fazlası enerjinin ekonomik etkilerine odaklanması gerekiyor. Mevzuat kapsamında bedelli üretim limitinin dikkate alınması, yatırımın geri dönüş süresi açısından kritik önem taşıyor. Bu nedenle saatlik tüketim verisinin detaylı şekilde analiz edilmesi; özellikle ticari ve endüstriyel tesisler, birden fazla tüketim noktası bulunan işletmeler ve farklı lokasyonlarda tüketim portföyü yöneten şirketler için fizibilitenin temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Öz tüketim ve depolama çözümleri öne çıkıyor Yeni dönemde enerji depolama sistemleri, lisanssız GES projelerinde stratejik bir tamamlayıcı olarak öne çıkıyor. Özellikle üretim ile tüketim saatlerinin örtüşmediği yapılarda depolama sistemleri, öz tüketim oranını artırarak GES yatırımlarının ekonomik performansını destekleyebiliyor. 26 Şubat 2026 tarihli ve 14353 sayılı EPDK Kurul Kararı ile lisanssız üretim kapasite tahsislerine ilişkin yeni çerçevenin açıklanması da yatırım planlamasında kapasite, tüketim profili ve bağlantı stratejisinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Saatlik mahsuplaşma uygulamasıyla şekillenen yeni dönemde yatırımcılara anahtar teslim çözümler sunduklarını ifade eden Oğuzhan Yıldız, şunları söyledi: “Üçay Mühendislik olarak, iş ortaklarımızın yatırım kararlarını en doğru verilerle alabilmeleri için fizibilite süreçlerini saatlik tüketim analizlerine uygun olarak yönetiyoruz. Projelendirme aşamasından saha uygulamalarına, devreye alma süreçlerinden enerji depolama sistemlerinin entegrasyonuna kadar tüm aşamalarda kapsamlı mühendislik desteği sunuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aksa Enerji Manisa Depolamalı RES Projesinde Üretim Lisansı Aldı Haber

Aksa Enerji Manisa Depolamalı RES Projesinde Üretim Lisansı Aldı

8 ülkede 3.500 MW üzeri kurulu gücüyle 14 santral operasyonu sürdüren ve global bir enerji şirketi konumuna ulaşan Aksa Enerji, Türkiye’de depolamalı yenilenebilir enerji yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Yenilenebilir enerji ve enerji depolama teknolojileri alanındaki yatırımlarını genişleten Şirket, Manisa’da hayata geçirmeyi planladığı Depolamalı Rüzgâr Enerji Santrali (RES) projesi için önemli bir aşamayı daha geride bıraktı. Projenin Elektrik Üretim Lisans başvurusu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından onaylanırken, yatırım kapsamında 82,16 MWe - 88MWm kurulu güce ve 95 MWh enerji depolama kapasitesine sahip rüzgâr enerji santrali kurulması planlanıyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Aksa Enerji CEO’su ve İcra Kurulu Başkanı Naci Ağbal, şunları söyledi: “Depolamalı yenilenebilir enerji projeleri, ülkemiz için köklü bir dönüm noktasını temsil ediyor. Aksa Enerji olarak vizyonumuz, bu dönüşümün hızlandırıcı bir gücü olmaktır. Bu kararlılıkla, Türkiye’nin sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji geleceğine öncülük ederek, yüksek dinamizme sahip, güçlü bir yatırım portföyü inşa ediyoruz. Manisa Depolamalı RES projemizin Elektrik Üretim Lisansı başvurusunun EPDK tarafından onaylanmasıyla bu alanda önemli bir adımı daha tamamladık. Kaynak çeşitliliğimizi pekiştiren ve odağına ileri depolama teknolojilerini alan yatırımlarımızla, bir yandan sürdürülebilir yüksek büyüme ivmemizi tahkim ediyor, diğer yandan Türkiye’nin enerji arz güvenliğinin en güçlü garantörlerinden biri olma misyonumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu hedef doğrultusunda, ilk depolamalı güneş enerjisi santralimizi Gaziantep’te ticari işletmeye alırken, Türkiye’nin ilk müstakil elektrik depolama tesisini de Şanlıurfa’da işletmeye aldık. Ayrıca, halen biri depolamalı GES diğeri depolamalı RES projelerinin yatırım projelerine de devam ediyoruz. Bu projelerde bu yıl içinde tamamlanarak işletmeye alınacak.” Depolamalı Yenilenebilir Enerji Portföyü Büyüyor Manisa Depolamalı Rüzgâr Enerji Santrali projesinin lisans onayının alınmasıyla birlikte Aksa Enerji, depolamalı yenilenebilir enerji alanındaki yatırımlarını güçlendirmeye devam ediyor. Şirket, Türkiye genelinde 11 ilde toplam 941 MW kurulu güce ulaşacak depolamalı yenilenebilir enerji projeleri geliştirirken, bu alandaki ilk yatırımlarını da devreye almaya başladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.