Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ergenlik Dönemi

Kapsül Haber Ajansı - Ergenlik Dönemi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ergenlik Dönemi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Molped’den Kız Çocuklarının Geleceğine Güçlü Destek Haber

Molped’den Kız Çocuklarının Geleceğine Güçlü Destek

Hayat Kimya ve Millî Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü (TEGM) iş birliğinde, kız çocuklarının güçlenmesini ve fırsat eşitliğini merkeze alan ‘Bir Kız Bin Umut’ Fırsat Eşitliği Gelişim Programı’nı başlatıyor. Hayat Kimya’nın kadın kişisel bakım markası Molped, ‘Her Alanda Fırsat Eşitliği’ yaklaşımıyla başlatacağı bu programla; kız çocuklarının biyolojik, psikolojik ve sosyal gelişim alanlarında bütünsel bir sosyal yatırım modeli ile desteklenmesini amaçlıyor. İlk yılında Bitlis, Hakkari, Kastamonu, Muş, Erzurum, İstanbul, Isparta ve Şanlıurfa olmak üzere 8 ilde ve 40 okulda başlayacak program kapsamında 7. ve 8. sınıf düzeyinde 10 bine yakın kız öğrenciye ulaşılması hedefleniyor. Alanında uzman akademisyenlerle oluşturulan eğitim içeriklerinin, 8 ildeki 8 sağlık uzmanı ve 40 rehber öğretmen aracılığıyla aktarılarak genç kızların gelişim süreçlerine katkı sağlanması amaçlanıyor. Hayat Kimya Strateji ve Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Aysel Aydın ev sahipliğinde gerçekleşen basın toplantısında programın yol haritası kamuoyu ile paylaşıldı. Programın danışma kurulunda Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları A.B.D. / Ergen Sağlığı Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinem Akgül, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık A.B.D. Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Haskan Avcı yer alıyor. “Ergenlik döneminde bütüncül destek, öğrencilerin iyi olma halini ve eğitim motivasyonunu güçlendiriyor” Hayat Kimya Strateji ve Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Aysel Aydın, programla ilgili şunları söyledi: “Ergenlik dönemi; biyolojik değişimlerin yanı sıra psikolojik ve sosyal gelişimi de etkileyen çok boyutlu bir süreç. Bilimsel çalışmalar, bu dönemde doğru bilgiye erişim ve güvenli rehberlik desteğinin öğrencilerin iyi olma halini, okul motivasyonunu ve eğitim hayatındaki sürekliliğini olumlu yönde etkilediğini ortaya koyuyor. Biz de bu program ile kız çocuklarının gelişimini bütüncül şekilde desteklemeyi hedefliyoruz. Ayrıca, projenin ikinci fazında programa katılan kız öğrencilere eğitim bursu sağlamayı amaçlıyoruz.” “Eğitimlerde hedef: Erken sinyalleri tanımak” Programın danışma kurulunda yer alan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız ergenlik döneminin hormonal sistemin yaşam boyu en hızlı değiştiği dönem olduğunu vurgulayarak, ‘’Ergenlik dönemi hormonal sistemin yaşam boyu en hızlı değiştiği dönem. Ancak pek çok genç kız yaşadığı değişimlerin normal mi yoksa bir sağlık sinyali mi olduğunu ayırt edemiyor. Ergenlikte hormonal sistem yeniden yapılanıyor ve bu süreç her kız çocuğunda farklı ilerleyebiliyor. Bilimsel çalışmalar, ergenlik döneminde kız çocuklarında: bazı hormon düzeylerinin çocukluk dönemine kıyasla belirgin artış gösterdiğini, regl döngüsünün ilk yıllarda tam olgunlaşmadığını, ilk adetten sonraki ilk 2–3 yılın hormonal denge kurma süreci olduğunu ortaya koyuyor. Hormonlar ilk kez bu kadar yoğun ve dalgalı çalışıyor. Ergenlikte fark edilmeyen hormonal sorunların uzun vadeli etkileri olabiliyor. Bir Kız Bin Umut programı kapsamında verilen eğitimlerde genç kızların vücudun verdiği sinyalleri zamanında fark edebilmelerini sağlamayı hedefliyoruz. Bu sayesinde kız çocuklarının, yaşadıkları değişimleri geciktirmeden sağlık profesyonelleriyle paylaşmalarını amaçlıyoruz.’’ dedi. “Bu program, genç kızların ergenlik yolculuğunu korkuyla değil, bilgi ve güçlenmeyle geçirmesi için hayata geçirildi” Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları A.B.D. / Ergen Sağlığı Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinem Akgül, program sayesinde gençler yalnızca bilgi edinmeyeceğini, günlük yaşamlarında kullanabilecekleri somut sağlık ve öz bakım becerileri kazanacaklarının altını çizerek sözlerine şöyle devam etti: “Biz bu programla yalnızca bilgi vermiyoruz. Genç kızların; kendi bedenini anlayan, duygularını tanıyabilen, öz bakım alışkanlıkları gelişmiş, gerektiğinde destek istemekten çekinmeyen güçlü bireyler olarak büyümelerini destekliyoruz. Bilgi yalnızca öğrenmek için değil, güçlenmek için gereklidir. Doğru bilgi, kaygıyı azaltır, özgüveni artırır ve sağlıklı kararlar almanın temelini oluşturur. Her genç kızın bedenini tanıma, sağlıklı gelişme ve kendine güvenle büyüme hakkı var. Bu program, genç kızların ergenlik yolculuğunu korkuyla değil, bilgi ve güçlenmeyle geçirmesi için hayata geçirildi. “Genç kızları anlayan, dinleyen, onlara değer vererek güçlenmelerine yardımcı olan her eğitim yaklaşımı; eşit, sağlıklı ve umut dolu bir toplumun temelini oluşturacaktır” Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık A.B.D. Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Haskan Avcı ise program hakkında şunları söyledi: “Ergenlik dönemi kız çocuklarımızın değişip büyüyerek yetişkinliğe giden yolda önemli adımlar attıkları ve önemli kararlar aldıkları bir evredir. Bu evrenin var olan potansiyeli hayata geçirerek sağlıklı adımlar ve kararlarla ilerleyebilmesinde, genç kızların psikolojik anlamda desteklenmesi ve onlara sunulacak rehberlik kritik öneme sahip. Okullarda psikolojik danışmanlarımızın desteğiyle uygulanacak olan grup rehberliği etkinliklerimiz, kendini ve duygularını tanıma, duygu düzenleme, iletişim, empati, çatışma yönetimi, stresle baş etme, iş birliği ve karşılıklı destek, sorumluluklar, zaman yönetimi, kariyer hedefleri, mesleki yetenek ve ilgiler gibi konuları içeriyor. Böylece genç kızlarımızın kişisel sosyal, akademik ve mesleki alanlarda güçlenerek kendini gerçekleştirme yolunda bilinçli adımlar atmalarını ve var olan potansiyellerini keşfetmelerini amaçlıyoruz. Unutmayalım ki genç kızları anlayan, dinleyen, onlara değer vererek güçlenmelerine yardımcı olan her eğitim yaklaşımı; eşit, sağlıklı ve umut dolu bir toplumun temelini oluşturacaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ergen beyni tehlikeyi görmüyor! Haber

Ergen beyni tehlikeyi görmüyor!

Ergenlerin riskli davranışlarının birçok sebebi olabildiğini dile getiren Çocuk-Ergen Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Hormonal değişimler, kimlik arayışı, sosyal kabul isteği ve çevresel faktörler de bu süreci etkiliyor.” dedi. Sosyal medyanın ise riskli davranışların cazip hale gelmesine ve tehlike algısının zayıflamasına neden olabildiğine dikkat çeken Yıldırım, aile tutumlarının da bu noktada belirleyici rol oynadığını vurguladı. Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk-Ergen Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, ergenlerin tehlike algılarının neden yetişkinlerden farklı olduğunu ele alarak, bu durumla başa çıkma yollarını açıkladı.  Risk değerlendirmesi ve dürtü kontrolü ergenlikte daha zayıf! Ergenlerin tehlike algısının yetişkinlere kıyasla farklılık gösterdiğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Bunun nedeni ergen beyninin henüz tam anlamıyla gelişmemiş olmasıdır. Özellikle prefrontal korteks, risk değerlendirmesi, dürtü kontrolü ve karar verme gibi fonksiyonları yöneten bir bölge olup, bu alan ergenlik döneminin sonlarına kadar gelişimini sürdürür.” dedi. Bu nedenle ergenlerin riskleri yeterince değerlendirememe veya uzun vadeli sonuçları göz ardı etme eğiliminde olduklarını ifade eden Yıldırım, “Ayrıca ergenlerde duygusal yanıtları yöneten beynin bölgesi amigdala, daha aktifken prefrontal korteks bu yanıtları kontrol etmekte daha az etkilidir.” şeklinde konuştu. Ergenlerin riskli davranışlara yatkın olmalarının birçok nedeni var! Ergenlerin riskli davranışlarının birçok sebebi olabildiğine işaret eden Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Sadece psikolojik, çevresel ya da biyolojik diyemeyiz. Alt başlıklarını da değerlendirmek gerekir.” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Biyolojik olarak ergenlik dönemi, vücutta büyük hormonal değişimlerin yaşandığı bir dönem ve bu hormonlar duygusal ve dürtüsel tepkileri arttırabiliyor. Yine beyin gelişiminin de tamamlanmamasından kaynaklı olarak riskli davranışları artabiliyor. Psikolojik etkilerinden bahsedecek olursak; kimlik gelişimi, bağımsızlık arayışı, sosyal kabul ihtiyacı ergenleri riskli davranışlara yönlendirebiliyor. Ergenler kendilerini kanıtlama ya da ait olma duygusunu yaşama arzusuyla çoğu zaman bu davranışları denemek isteyebiliyorlar. Aile, arkadaş grubu, okul, toplum gibi çevresel faktörler de ergenlerin riskli davranışlarda bulunma yatkınlıklarını şekillendirebiliyor. Arkadaş grubunun kötü etkisi, ailedeki stres gibi daha olumsuz çevresel faktörler risk alma davranışlarını teşvik edebiliyor.” Sosyal medya ergenlerin tehlikeyi daha düşük algılamalara neden olabiliyor! Vurgulanması gereken önemli noktalardan birinin de sosyal medya ve dijital dünyanın ergenlerin tehlike algısını çeşitli şekillerde etkileyebildiği olduğunun altını çizen Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Sosyal medya ergenlerin kendilerini ifade etmeleri için bir platform gibi görülse de aynı zamanda yanlış bilgi yayılması, riskli davranışların idealize edilmesi ve sürekli sosyal kıyaslamaya yol açılabiliyor. Bu da ergenlerin tehlikeyi daha düşük algılamalara neden olabiliyor. Ayrıca sosyal medyada kendilerini ifade etmek için bazı riski davranışlar sergileyip ilgi çekmek, takipçi kazanmak amacıyla daha cazip bir noktaya getirebiliyorlar.” açıklamasını yaptı. Aşırı koruyucu ebeveynlik de ilgisiz ebeveynlik de risk algısının zayıf olmasına yol açabiliyor! Aile tutumlarının da ergenlerin tehlike algısı üzerinde etkili olduğuna vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, şunları söyledi: “Aşırı koruyucu ebeveynlik ergenin riskli durumları algılama ve baş etme becerilerini sınırlayabiliyor. Bu durum ergenin risk algısının zayıf olmasına yol açabiliyor. İlgisiz ebeveynlikte ise ebeveynin ilgisiz veya tutarsız davranışlarının yoğunluğu ergenin kendine güvenini zedeleyebiliyor ya da tehlikeli durumlarla başa çıkma konusunda zayıf bir algı geliştirmesine neden olabiliyor. Bu durumda da ergen riskli davranışlara daha yatkın hale gelebiliyor. Çünkü denetimsizlik ve izlenme duygusu eksik kalabiliyor.” Pozitif rol modeller ergenlerde sorumlu davranışları teşvik edebiliyor! Ergenleri riskli davranışlarından korumanın en etkin yollarından birinin çok yönlü bir yaklaşım olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Eğitim ve bilinçlendirmelerin fazlalaştırılması gerekiyor. Çünkü ergenlerin risklerin farkındalığını gözlemlemesi, etkili eğitim ve bilinçlendirme programlarıyla yapılabilir.” dedi. Ailelerin ve eğitimcilerin pozitif rol modeller olmalarının da çok önemli olduğunu vurgulayan Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı: “Ergenlere pozitif rol model sunulduğunda, daha sağlıklı bir iletişim gelişebiliyor, sorumlu davranışları teşvik edilebiliyor ve aile içindeki iletişim de ergenin güvenliğini arttırabiliyor. Açık iletişim oldukça kıymetli. Aileler ve eğitimciler ergenlerle açık ve anlayışlı bir şekilde iletişim kurarak onların endişe ve düşüncelerini anlamalı ve riskli durumlarla başa çıkmaları desteklenmeli. Açık iletişimin olmadığında ergenler bazı davranışları saklama, gizleme seçeneğine yönelebiliyor. Ergenlerin sosyal çevreleri de çok önemli. Sağlıklı arkadaşlıklar, pozitif okul ortamları ve toplumun desteği ile riskli davranışlarından kaçınmaları arasında bir ilişki var.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.