Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Erişilebilirlik

Kapsül Haber Ajansı - Erişilebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erişilebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sloganlar Engelleri Aşmak İçin Yükseldi Haber

Sloganlar Engelleri Aşmak İçin Yükseldi

Nilüfer Belediyesi, Engelliler Haftası’na toplumun tüm kesimlerini bir araya getiren güçlü ve farkındalık yaratıcı etkinliklerle dikkat çekmeye devam ediyor. Bu kapsamda son olarak Üç Fidan Gençlik Parkı’nda bir basın açıklaması düzenlendi. Nilüfer Belediye Başkan Vekili Salih Güleç, Başkan Yardımcısı Emre Karagöz, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir, engelliler, aileleri ve toplumun farklı kesimlerinden vatandaşların katıldığı açıklamada, engelli bireylerin yaşam standartlarının yükseltilmesi noktasında önemli mesajlar verildi. “ASIL ENGEL YAŞAMIN KENDİSİDİR” Basın açıklamasında söz alan Nilüfer Belediye Başkan Vekili Salih Güleç, engelliliği kişinin bir sorunu olarak değil, kentin bir sorumluluğu olarak gördüklerini ifade ederek; “Bugün Üç Fidan Gençlik Parkı’ndan Halk Evimize kadar birlikte yürüyoruz. Bu yürüyüş bir farkındalık çağrısıdır. Asıl mesele bir insanın engelli olması değil, yaşamın o insanı engellemesidir” dedi. Güleç, belediye olarak dezavantajlı gruplara yönelik 15 yıldır süren “Bizim Ev” ve “Bizim Bahçe” gibi dayanışma projelerinin yanı sıra, Türkiye’nin kapalı alandaki ilk engelsiz oyun parkını da kente kazandıracaklarının müjdesini verdi. Nilüfer Kent Konseyi Engelli Hakları Çalışma Grubu adına söz alan Ayrin Erciyas da engelli bireylerin; MHRS randevu önceliği, EKPSS erişilebilirliği ve istihdam olanaklarının artırılması gibi taleplerini içeren bildiriyi paylaştı. Erciyas, engellilerin taleplerini şu şekilde sıraladı: “18 yaş üstü engelli bireyler için de ÇÖZGER kapsamındaki uygulamaya benzer şekilde MHRS sisteminde öncelikli randevu hakkı tanınmalıdır. EKPSS’de erişilebilirlik standartları eksiksiz uygulanmalıdır. Eğitim kurumları tüm engel grupları için erişilebilir hale getirilmelidir. Engelli istihdamı artırılmalı, nitelikli iş olanakları oluşturulmalıdır. İlaçlara ve protez/ortezlere erişimde yaşanan hak kayıpları giderilmelidir. Otizmli bireyler için yatılı rehabilitasyon merkezleri yaygınlaştırılmalıdır. Araç alımına ilişkin kısıtlayıcı düzenlemeler yeniden gözden geçirilmelidir. Yetkililere çağrımızdır; sağlık hizmetlerinden eğitime, istihdamdan sosyal yaşama kadar uzanan bu çok boyutlu sorunların çözümü, sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir. Yaşa dayalı ayrımların ortadan kaldırıldığı, erişilebilirliğin temel hak olarak kabul edildiği bir sistemin ivedilikle hayata geçirilmesini talep ediyoruz. Engelli bireyler ve onların bakımını üstlenen milyonlarca vatandaşımız için eşit, erişilebilir ve onurlu bir yaşam hakkı ertelenemez. SLOGANLAR EŞLİĞİNDE HAK ARAYIŞI Basın açıklamasının ardından, engelli bireyler, aileleri ve destekçilerinden oluşan topluluk, Üç Fidan Gençlik Parkı’ndan Nilüfer Belediyesi Halk Evi’ne doğru yürüyüşe geçti. Sloganlar eşliğinde gerçekleşen yürüyüş boyunca toplumun her kesimine erişilebilirlik çağrısı yapıldı. Farkındalık yürüyüşünün Nilüfer Belediyesi Halk Evi önünde tamamlanmasının ardından katılımcılar, Bizim Ev Engelliler Sosyal Destek Merkezi tarafından hazırlanan ve geliri ihtiyaç sahiplerine aktarılacak olan Bizim Sergi’yi ziyaret etti. Programın bu bölümünde Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk de gruba dahil olarak engelli bireylerle bir araya geldi. Başkan Şadi Özdemir, engelli bireyler ve aileleriyle yakından ilgilenerek, taleplerini dinledi ve çözüm odaklı projelerin devam edeceği sözünü yineledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çukurova Çağdaş’ın Avrupa Birliği Destekli Eğitim Programı Yoğun Katılımla Tamamlandı Haber

Çukurova Çağdaş’ın Avrupa Birliği Destekli Eğitim Programı Yoğun Katılımla Tamamlandı

Tarsus’ta sanat ve kültür alanında gönüllülük bilincini güçlendirmeyi hedefleyen proje kapsamında, erişilebilirlikten toplumsal cinsiyet eşitliğine, sergi yönetiminden gönüllü organizasyonuna kadar birçok başlıkta eğitimler düzenlendi. Program boyunca alanında uzman isimler katılımcılarla bilgi ve deneyimlerini paylaştı. ALANINDA UZMAN İSİMLER KATILIMCILARLA BULUŞTU Proje yürütücülüğünü Hatice Karataş Demir ve Gülkız Tülay’ın üstlendiği program kapsamında gerçekleştirilen eğitimlerde, Mersin Büyükşehir Belediyesi Kent Katılımı ve Sivil Toplum ile İlişkiler Şube Müdürü Başar Akça tarafından “Kültür ve Sanat Alanında Gönüllülük”, Heykeltıraş ve Sanat Galerisi Yöneticisi Seda Şahbaz tarafından “Sergi Mekanı Yönetimi ve Ziyaretçi İlişkileri”, Sanatçı/Yazar ve Çukurova Çağdaş Başkan Vekili Remzi Karabulut tarafından “Erişilebilirlik ve Kapsayıcı Kültür Yaklaşımı”, Kadın Çalışmaları Uzmanı ve Çukurova Çağdaş Hibe ve Projeler Sorumlusu Hatice Karataş Demir ile Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın Şube Müdürü Edibe Sahil tarafından ise “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Güvenli Alan İlkeleri” başlıklı eğitimler verildi. Tarsus Ticaret ve Sanayi Odası’nda gerçekleştirilen programda, sanatın yalnızca üretim değil aynı zamanda dayanışma, erişilebilirlik ve toplumsal dönüşüm alanı olduğuna dikkat çekildi. HAZİRAN AYINDA MOTİVASYON BULUŞMASI DÜZENLENECEK Ayrıca Haziran ayında düzenlenecek “Gönüllü Motivasyon Buluşması” ile projeye katılan gönüllülerin yeniden bir araya gelmesi, deneyim paylaşımı yapması ve sürdürülebilir bir kültür-sanat dayanışma ağı oluşturulması hedefleniyor. Çukurova Çağdaş Sanat Kültür ve Eğitim Vakfı yetkilileri, kültür ve sanat alanında gönüllü olmak isteyen herkesi dayanışmanın bir parçası olmaya davet etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Finansman Tercihlerinde Toplam Maliyet, Erişilebilirlik ve Öngörülebilirlik Öne Çıkıyor Haber

Finansman Tercihlerinde Toplam Maliyet, Erişilebilirlik ve Öngörülebilirlik Öne Çıkıyor

. Tasarruf finansman sektörünün 34 yıllık köklü kuruluşu Fuzul’ün verilerine göre, katılımcıların yarısından fazlası karar vermeden önce farklı finansman türlerinin toplam maliyetlerini kıyasladıktan sonra tasarruf finansmanını tercih ediyor. Türkiye’de son yıllarda artan finansal okuryazarlık, konut ve araç sahibi olmak isteyen tüketicilerin karar alma süreçlerini daha analitik hale getiriyor. Bununla birlikte yüksek faiz ortamı ve krediye erişimde yaşanan zorluklar tüketicilerin alternatif finansman modellerine yönelmesine sebep oluyor. Tasarruf finansmanı; toplam maliyet, erişilebilirlik, öngörülebilirlik ve ödeme planı esnekliğini birlikte sunan yapısıyla rasyonel bir seçenek olarak daha görünür hale geliyor. Tasarruf finansmanına gösterilen talebin artması, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) denetiminde faaliyet gösteren sektörün büyümesine önemli bir hız kazandırdı. Finansal Kurumlar Birliği (FKB) 2025 yılı verilerine göre, tasarruf finansman sektörünün işlem hacmi yıllık yüzde 261,8 artışla 1,21 trilyon TL’ye, aktif büyüklüğü ise yüzde 251 artışla 323 milyar TL’ye ulaştı. Aktif katılımcılarının sayısı 1 milyonu aşan tasarruf finansmanı, Türkiye’de finansal sistem içerisindeki ağırlığını güçlendirdi. Karar sürecinde toplam maliyet, erişilebilirlik ve esneklik birlikte öne çıkıyor Tasarruf finansman sektörünün 34 yıllık köklü kuruluşu Fuzul tarafından paylaşılan verilere göre, tasarruf finansman modelini tercih eden müşteri profilinde son iki yılda önemli bir değişim yaşandı. Beyaz yakalı çalışanlar, girişimciler, ilk evini almak isteyen genç aileler ve büyükşehirler çevresindeki Anadolu illerinden gelen yeni katılımcılar belirgin biçimde artış gösterdi. Bu kitlenin karar sürecinde toplam maliyet hesabı önemli bir yer tutarken; erişilebilirlik, ödeme planı esnekliği ve öngörülebilirlik de tercih motivasyonunu güçlendiren unsurlar arasında öne çıkıyor. 2023-2025 döneminde Fuzul’e başvuran müşterilerin yüzde 60’ı banka kredisi ve diğer finansman seçeneklerinin toplam maliyetlerini kıyaslayarak görüşmeye geldi. Önceki döneme göre yaklaşık yüzde 25 artışa işaret eden bu oran, finansal okuryazarlığın karar sürecindeki etkisinin güçlendiğini gösteriyor. Öngörülebilir ve esnek ödeme planı karar kriteri oldu Tasarruf finansman modelini tercih eden tasarruf sahipleri teslimat hızından önce ödeme planı esnekliğini soruyor. Tasarruf finansman modelinin tercih edilmesinde, sabit taksitlerin sağladığı güven duygusu kadar, müşterilerin kendi bütçelerine en uygun ödeme planını oluşturabilme esnekliği de öne çıkıyor. Modelin planlı birikim disiplini sağlaması ve ödeme sürecini öngörülebilir hale getirmesi de tüketicilerin tercih motivasyonunu güçlendiriyor. Dijital kanallar üzerinden sunulan şeffaf takip imkânı, taksitlerin ve teslim planının anlık görüntülenebilmesini sağlayarak müşterilerin karar sürecini kolaylaştırıyor. Tüm bu unsurları bir araya getiren tasarruf finansmanı, katılımcılar için sürdürülebilir ve öngörülebilir bir finansman modeli sunuyor. Finansal okuryazarlığın artmasıyla birlikte tasarruf finansman modeline yönelik farkındalığın ve güvenin güçlenmesi, müşteri görüşmelerine de yansıyor. Fuzul’ün ortalama müşteri görüşme süreleri kısalırken, bu görüşmelerin sonucunda alınan katılım kararlarının oranları da önceki yıllara kıyasla yükseldi. Fuzul Tasarruf Finansman AŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili Furkan Akbal, finansal okuryazarlığın sektörün büyümesindeki en önemli itici güçlerden olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Eskiden müşterilerin ilk sorusu çoğunlukla aylık taksit tutarı olurdu. Bugün ise bilinçli tasarruf sahipleri ‘toplam maliyetim ne olacak?’ sorusunu daha fazla gündeme getiriyor. Bu çok önemli bir değişim. Artan finansal okuryazarlık, müşterilerin finansman seçeneklerini yalnızca aylık ödeme üzerinden değil; toplam maliyet, erişilebilirlik, öngörülebilirlik ve ödeme planı esnekliğiyle birlikte değerlendirmesini sağlıyor. Mevcut piyasa koşullarında tasarruf finansmanı, krediye erişimin zorlaştığı ve finansman maliyetlerinin yükseldiği bir ortamda daha görünür bir seçenek haline geliyor. Özellikle beyaz yakalılar, girişimciler ve genç ailelerin artan ilgisi, tasarruf finansmanının daha bilinçli ve planlı bir finansman tercihine dönüştüğünü gösteriyor.” Fuzul’ün finansal okuryazarlığı destekleyen dijital dönüşüm ve teknoloji yatırımlarını hız kesmeden sürdürdüğünü belirten Akbal, “Müşterilerimizin şeffaflık, anlık takip ve kişiselleştirilmiş finansal rehberlik beklentilerini teknoloji yatırımlarımızın merkezine aldık. Yapay zekâ destekli tasarruf planlama önerileri, ödeme davranışı analitiği ve mobil teslim simülasyonları gibi gelişmiş araçlar üzerinde çalışıyoruz. Sunduğumuz finansman çözümleriyle müşterilerimizi gelecek planlarına ulaştırırken, aynı zamanda onları güçlü bir eğitim ve farkındalık ekosistemiyle desteklemeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zes ve WAT Mobilite Kullanıcıları Elektrikli Araç Şarj İstasyonlarına Tek Bir Platformdan Ulaşabilecek Haber

Zes ve WAT Mobilite Kullanıcıları Elektrikli Araç Şarj İstasyonlarına Tek Bir Platformdan Ulaşabilecek

Elektrikli araçların şarj ihtiyaçlarını yaygın bir şarj ağından karşılamalarını sağlamak için Zes ve WAT Mobilite roaming altyapısını kullanıcılarının hizmetine sundu. Her iki şarj operatörünün kullanıcıları bu ortaklık ile, Zes ve WAT Mobilite’nin tüm şarj istasyonlarına tek bir mobil uygulamayla erişebilecek. Devreye alınan altyapıyla kullanıcılar; tercih ettikleri mobil platform üzerinden her iki markanın şarj istasyonlarına, konumlarına, yol tariflerine ve müsaitlik durumu gibi bilgilere anlık olarak ulaşabilecek. Ayrıca, her iki operatörün şarj istasyonunda yapılan şarj işlemleri için farklı bir platforma ihtiyaç duymadan, aynı ödeme yöntemiyle işlemlerini tamamlayabilecekler. Tek uygulama üzerinden erişim Yapılan iş birliğini değerlendiren Zes Operasyon ve Enerji Tedariği Grup Müdürü Recep Arslan, “WAT Mobilite ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde şarj istasyonlarımıza erişim tek bir mobil uygulama üzerinden mümkün olacak. Zes olarak ülke genelinde şarj istasyonlarına sınırsız erişim imkânı sunmak en büyük misyonumuz ve bu iş birliği, bu misyonumuzu destekliyor.” Kullanıcı dostu ve kolay şarj deneyimi Arslan, sözlerine şöyle devam etti: “Bu entegrasyon, kullanıcılarımıza geniş bir ağ sunmakla birlikte ödeme ve takip süreçlerinde de büyük kolaylık sağlayacak. Önümüzdeki dönemde de Zes ile kurduğumuz yaygın şarj ağını, teknolojik inovasyonlarımız ve kullanıcı dostu çözümlerimizle birleştirerek e-mobilitenin gelişimine katkı sağlamaya devam edeceğiz.” WAT Mobilite Dijital Teknolojiler Genel Müdür Yardımcısı Burak Demirtaş ise, “Zes ile devreye aldığımız roaming altyapısı sayesinde, kullanıcılar tek bir uygulama üzerinden şarj noktalarına ulaşabilecek. Amacımız, şarj erişimini kolaylaştırarak sürdürülebilir ulaşımı desteklemek ve çevre dostu teknolojilerin günlük hayattaki kullanımını yaygınlaştırmak” dedi. E-mobilite ekosisteminde kullanıcı odaklı dönüşüm Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “WAT Mobilite olarak kullanıcı deneyimini ön planda tutarak roaming entegrasyonumuzu ileriye taşıyoruz. Bu doğrultuda, e-mobilite ekosisteminin ihtiyaç duyduğu her noktada yenilikçi iş modelleri ve hizmetler geliştirmeyi sürdürüyoruz.” Sürdürülebilir ulaşımı destekleme hedefiyle hayata geçirilen bu entegrasyon, elektrikli araç kullanımını kolaylaştırarak sektördeki erişilebilirlik ihtiyacına yanıt veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Praticar Yola Çıktı Haber

Praticar Yola Çıktı

Mobilite dünyası, değişen kullanıcı alışkanlıkları ve hızlanan dijitalleşmenin etkisiyle köklü bir dönüşümden geçiyor. Anadolu Grubu da bu dönüşümü yakından takip ederek, sektördeki bilgi birikimini ve operasyonel yetkinliğini yeni markası Praticar ile farklı bir boyuta taşıyor. Dijital odaklı yapısı, sadeleştirilmiş kullanıcı deneyimi yolculuğu ve erişilebilir hizmet modeliyle mobilite dünyasına adım atan Praticar, halihazırda Türkiye’nin 11 şehrinde bulunan 18 ofisinde, seyahat severlere mutlak müşteri memnuniyeti ilkesi çerçevesinde hizmet sunuyor. Tüm süreçlerin mobil uygulama üzerinden uçtan uca yönetilebildiği bir altyapıya sahip olan Praticar’da kullanıcılar, rezervasyondan araç teslimine kadar tüm adımları dakikalar içinde tamamlayabiliyor. 1 dakikalık rezervasyon süresiyle zamanı daha verimli kullanmak ve ihtiyaç anında çözüme zahmetsizce erişmek isteyen yeni neslin beklentilerini bütünüyle karşılayan Praticar, araç kiralama sektörünün kodlarını yeniden yazmaya hazırlanıyor. Halihazırda Garenta markasıyla sektörde güçlü bir varlık gösteren Anadolu Grubu, Praticar ile mobilite alanında çok markalı bir yapıya geçiş yapıyor. Bu stratejik adımın temelinde ise değişen kullanıcı ihtiyaçlarına daha esnek, daha özgün ve farklı değer önerileriyle yanıt verme yaklaşımı yer alıyor. Çelik Motor Genel Müdürü Şafak Savcı: “Mobilite sektörüne yepyeni bir yaklaşım kazandırıyoruz” 11 Mayıs tarihinde Rixos Tersane’de yoğun bir katılıma sahne olan lansmanda gerçekleştirdiği konuşmasında mobiliteyi zamanın, erişimin ve deneyimin yeniden tanımlandığı çok katmanlı bir alan olarak nitelendirdiklerine işaret eden Çelik Motor Genel Müdürü Şafak Savcı, “Mobiliteyi bugün yalnızca bir ulaşım ihtiyacı olarak değil, yaşamın temposunu belirleyen stratejik bir sektör olarak ele alıyoruz. Anadolu Grubu olarak faaliyet gösterdiğimiz her sektörde oyunun kurallarını takip eden değil, o kuralları bizzat yeniden yazan bir yaklaşım benimsedik. Praticar da bu bakış açısının mobilite alanındaki ifadesi. Praticar, mobilite sektöründe sahip olduğumuz bilgi birikimini ve operasyonel yetkinliği, çeviklik, dijitalleşme ve erişilebilirlik kavramları üzerinden şekillenen bütüncül bir anlayışla yorumladığımız yeni bir başlangıç. Praticar olarak amacımız, mevcut yapıyı tekrar etmekten ziyade, kullanıcı deneyimini daha yalın, daha hızlı ve daha anlamlı bir çerçevede yeniden kurgulamak. Mobiliteyi daha erişilebilir kılarken, aynı zamanda yeni kullanıcıları bu ekosisteme dahil eden, alışkanlıkları dönüştüren ve sektöre yepyeni bir perspektif kazandıran bir yapı inşa etmeyi hedefliyoruz” dedi. Praticar Pazarlama Müdürü Tarık Teksen Tutal: “Praticar, kullanıcıya yalnızca bir aracın değil; zahmetsizce hareket etme özgürlüğünün de kapılarını açıyor” ‘Ödediğinize değer’ yaklaşımı çerçevesinde kullanıcıya tatmin edici bir deneyim sunmayı hedeflediklerini kaydeden Praticar Pazarlama Müdürü Tarık Teksen Tutal, “Praticar’ı kurgularken çıkış noktamız, kullanıcıların hayatındaki ‘karar anını’ daha akıcı hale getirmekti. 24 Nisan 2026 tarihinde yayına giren “Amalara yer yok, şimdi yolda olmak var!” söyleminin altını çizdiğimiz reklam filmimizde de araç kiralamaya dair “ama” şeklinde başlayan önyargıları ortadan kaldırarak, yolda olmakla elde edilebilecek keyifli deneyimlere odaklandık. Çünkü bize göre bugün araç kiralama konusunda asıl ihtiyaç, seçeneklerin artması değil; o seçenekler arasında zahmetsizce ve keyifle ilerleyebilmek. Bu nedenle markayı tasarlarken yalnızca bir hizmet sunmayı değil, kullanıcıyla kurulan etkileşimi baştan sona yeniden düşünmeyi önceliklendirdik. Tüm deneyimi ‘pratiklik’ üzerine kurduk. Dijital altyapımızdan iletişim dilimize kadar her noktada karmaşık prosedürlerden uzak, sade, anlaşılır ve kullanıcıyla aynı ritimde ilerleyen bir yapı oluşturduk. Amacımız, araç kiralamayı planlanan bir ihtiyaç olmaktan çıkarıp, hayatın doğal akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen bir deneyime dönüştürmek. Bu yönüyle Praticar, kullanıcıya yalnızca bir aracın değil; zahmetsizce hareket etme özgürlüğünün de kapılarını açıyor” dedi. Praticar ile araç kiralama süreci 1 dakikaya iniyor Günümüz kullanıcıları artık karmaşık süreçler yerine hız, netlik ve akışkanlık arıyor. Uzayan rezervasyon adımları, belirsiz fiyatlandırmalar ve kopuk deneyimler, araç kiralamada en çok eleştirilen alanların başında geliyor. Praticar, tam da bu ihtiyaçtan hareketle araç kiralama sürecini baştan tasarlıyor. 7/24 destek hizmeti, dijital sözleşme yönetimi ve yol yardım gibi hizmetlerin tümünü kullanıcı dostu mobil uygulaması üzerinden müşterilerine sunan Praticar, daha genç, dinamik ve dijital dünyaya doğmuş bir kitleye hitap ettiği gerçeğinden yola çıkarak sadeleştirilmiş ürün yapısı ve uçtan uca dijital altyapısı sayesinde rezervasyon süresi 1 dakikaya kadar indirerek zamandan tasarruf ettiriyor. Praticar’ın 5 puanlık kullanıcı değerlendirmesi ve %90 seviyesindeki güçlü Net Tavsiye Skoru (NPS) da markanın sunduğu deneyimin kullanıcılar nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Particar, araç kiralamayı “değer” odaklı bir deneyime dönüştürüyor Praticar’ın sunduğu deneyim, yalnızca hız ve kolaylıkla sınırlı kalmıyor; kullanıcıya hissettirdiği değerle de anlam kazanıyor. Marka, fiyatı tek başına bir rekabet unsuru olarak konumlandırmak yerine, hizmetin bütününe yayılan güçlü bir “karşılık duygusu” yaratmayı hedefliyor. Bu yaklaşım, iletişim dilinden kampanya kurgularına, ürün tasarımından hizmet akışına kadar tüm temas noktalarında kendini gösteriyor. Esnek fayda modelleri, kullanım sıklığına göre genişleyen avantajlar ve kişiselleştirilmiş teklifler, markayı tek seferlik bir hizmet sağlayıcı olmaktan çıkarıp süreklilik üreten bir deneyim platformuna dönüştürüyor. Kullanıcıyla kurduğu bağı zaman içinde güçlenen bir değer ilişkisi üzerinden inşa eden Praticar, araç kiralama sürecinin her adımını netlik anlayışıyla kurgulayarak bir deneyim platformu olma iddiasını pekiştiriyor. Araç kalitesinden kullanım sonrası desteğe kadar uzanan süreçte Praticar’ın düşük araç yaş ortalamasına sahip filo yapısı kullanıcıya güven sunarken; olası bir kaza anında ve sonrasında anında sağlanan destek ise belirsizlik ve yalnızlık hissini ortadan kaldırıyor. Kullanım koşullarının şeffaf biçimde tanımlanması ise sürprizleri ortadan kaldırarak sürecin tamamını öngörülebilir hale getiriyor. Böylece Praticar, araç kiralamayı daha sade, daha güvenilir ve kullanıcı memnuniyetini merkeze alan bir deneyim alanı olarak konumlandırıyor. Uzun vadede hedef, entegre bir mobilite platformuna dönüşmek Praticar, bugünün ihtiyaçlarına yanıt veren bir araç kiralama markası olmanın ötesine geçerek uzun vadede daha geniş bir mobilite platformuna dönüşmeyi amaçlıyor. Kullanıcının farklı ulaşım ihtiyaçlarını tek bir dijital çatı altında buluşturacak bir yapı hedeflenirken, araç kiralama bu bütünün ilk adımını oluşturuyor. Türkiye’de mobilite pazarının güçlü büyüme potansiyeli ve değişen kullanıcı beklentileri göz önüne alındığında, Praticar’ın bu ekosistemde önemli bir rol üstlenmesi bekleniyor. Marka, yeni kullanıcıları sisteme dahil ederek mevcut pazarı büyütmeyi ve araç kiralamayı daha erişilebilir hale getirmeyi hedefliyor. Yaygın operasyon ağıyla hızlı başlangıç Praticar, Türkiye genelinde kısa sürede yaygın bir operasyon ağı kurarak faaliyetlerine başladı. Halihazırda İstanbul’dan Batman’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada yer alan 11 şehirde, 18 ofisle hizmet gösteren Praticar, yıl sonuna kadar 30 ofis ve 3.000 araçlık bir filoya ulaşmayı hedefliyor. Büyüme stratejisini yalnızca yayılım üzerine değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik ve hizmet kalitesi üzerine de inşa eden Praticar, yeni şehirleri bu yapıya kademeli olarak entegre ederek kontrollü ve dengeli bir genişleme modeli benimsiyor. Böylece her yeni lokasyonda aynı kullanıcı deneyimi standardını korumayı ve operasyonel verimliliği istikrarlı biçimde artırmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Škoda’nın Yenilikçi Mobil Şarj Hizmeti Kısa Sürede İlgi Odağı Oldu Haber

Škoda’nın Yenilikçi Mobil Şarj Hizmeti Kısa Sürede İlgi Odağı Oldu

Ocak–Mart 2026 döneminde İstanbul, Ankara ve İzmir’de toplam 572 şarj seansı gerçekleştiren mobil şarj hizmeti, 10 farklı markadan 234 kullanıcıya ulaştı. Kullanıcıların %22’sinin düzenli müşteriye dönüşmesi, hizmetin kısa sürede güçlü bir karşılık bulduğunu gösterdi. “Doğru zeminde ilerleyen dönüşüm karşılığını buluyor“ Yüce Auto–Škoda Genel Müdürü Zafer Başar, ilgi gören mobil şarj hizmetiyle ilgili değerlendirme yaparak, “Biz elektrikli araçları, hızlı adet artışı hedeflenen bir alan olarak görmüyoruz. Bu dönüşümü, pazarın gelişimiyle paralel ve doğru zeminde ilerletilmesi gereken hassas bir süreç olarak ele alıyoruz. Elektrikli mobiliteyi yalnızca ürün üzerinden değerlendirmiyoruz. Altyapı, kullanım konforu ve en önemlisi müşteri güveniyle birlikte bütüncül bir bakış açısının önem taşıdığını düşünüyoruz. Elektrikli araç kullanıcılarının endişelerini azaltan ve hayatı kolaylaştıran mobil şarj hizmetinin kısa sürede yoğun ilgi görmesi, bizim yaptığımız işin ne kadar doğru olduğunu da ortaya koyuyor“ dedi. Marka bağımsız hizmet dikkat çekiyor Yüce Auto–Škoda, Türkiye’de elektrifikasyonda öncü rol oynarken, sunulan mobil şarj hizmeti, yalnızca Škoda kullanıcılarına değil, tüm elektrikli araç sahiplerine açık şekilde kurgulandı. Bu yaklaşımın en somut yansımalarından biri ise, farklı markalardan gelen yoğun talep oldu. Toplamda 18.875 kWh enerji tüketimi sağlanan hizmette, oturum başına ortalama 28 kWh şarj gerçekleştirildi. Mobil şarj filosu ise 41 farklı konumda aktif hizmet vererek şehir içi erişilebilirliği önemli ölçüde artırdı. Elektrikli mobilitede güven ve erişilebilirlik ön planda Elektrikli araç kullanıcılarının en önemli soru işaretlerinden biri olan “yolda kalma” endişesine çözüm sunmak amacıyla geliştirilen mobil şarj hizmeti, mesafe sınırı olmaksızın kullanıcıya ulaşarak kesintisiz destek sağlıyor. Hizmetin fiyatlandırması da sabit şarj istasyonlarıyla benzer seviyede tutularak erişilebilirlik destekleniyor. Mobil şarj hizmetinin kullanıcı profilinde ise 30–44 yaş grubunun öne çıktığı görülüyor. Bu veri, elektrikli mobiliteye adaptasyon sürecinde belirli bir kullanıcı kitlesinin daha hızlı hareket ettiğine işaret ediyor. Sürdürülebilir büyüme ve genişleme hedefi Yüce Auto–Škoda, mobil şarj hizmetini elektrikli mobilite ekosisteminin önemli bir parçası olarak konumlandırırken, artan talep doğrultusunda hizmet ağını genişletmeyi planlıyor. İhtiyacın artmasıyla birlikte Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde de hizmetin yaygınlaştırılması hedefleniyor. Elektrikli mobiliteyi kontrollü ve sürdürülebilir bir büyüme perspektifiyle ele alan Yüce Auto–Škoda, kullanıcı deneyimini merkeze alan bu yaklaşımıyla sektörde fark yaratmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Finans Dünyasının Karar Vericileri TechFinTech 2026’da Buluştu Haber

Finans Dünyasının Karar Vericileri TechFinTech 2026’da Buluştu

4. defa gerçekleşen etkinlikte, dijital finans ekosisteminin bugünü ve geleceği çok boyutlu bir perspektifle ele alındı. Ana sponsorluğunu Mayasoft’un üstlendiği etkinlikte; gerçek zamanlı ekonomi, yapay zekâ destekli finansal karar mekanizmaları, gömülü finans ve otonom sistemler gibi kritik başlıklar yoğun bir program kapsamında değerlendirildi. Türkiye’nin finans ve teknoloji alanındaki stratejik buluşmalarından biri olarak konumlanan TechFinTech’te yalnızca mevcut dönüşümü değil, finansın geleceğinin nasıl şekilleneceğini de çok boyutlu bir perspektifle ele alındı. Bilişim Zirvesi Etkinlik Şirketi tarafından 4. kez gerçekleştirilen etkinlikte, gerçek zamanlı ekonomi, yapay zekâ destekli finansal karar mekanizmaları, gömülü finans ve otonom sistemler gibi kritik başlıklar büyük ilgi gören oturumlarda kapsamlı şekilde değerlendirildi. Finansın Yeni Oyun Kuralları TechFinTech Sahnesinde TechFintech 2026 açılış konuşmasını BTHaber Genel Yayın Koordinatörü Ayhan Sevgi yaptı. Sevgi, “Finansal Dijitalleşmenin Yeni Evresi” başlıklı açılış konuşmasında, “Son 3 yıl durgunluk yaşayan fintech dünyası, 2025’te küresel yatırımların 116 milyar dolara ulaşmasıyla yeniden yükselişe geçti. Fintech’ler artık alternatif değil, geleceğin finansal altyapısı olarak konumlanırken; Türkiye’de sektör yaklaşık 214 milyon dolarlık yatırım ile startup yatırımlarında işlem hacmi bakımından ikinci sıraya yerleşti. Yatırımcı ilgisi varlık yönetimi ve yatırım odaklı çözümlere kayarken, özellikle dolandırıcılık önleme ve kritik skorlama alanlarında yapay zeka algoritmaları, operasyonel maliyetleri düşürerek verimliliği ana yatırım odağı haline getiriyor. Bu teknolojik gelişmelerin yakın gelecekte fintech sekötürnün en önemli belirleyicisi olacağı tahmin ediliyor” dedi. Etkinliğin ana konuşmacısı Deloitte Sorumlu Ortak ve Blokzincir Hizmetleri Lideri Uğur Kağan Dinçsoy, konuşmasında “Finansın Yeni Denkleminde Kim Nerede?” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Dinçsoy sunumunda “Fintech dünyasında son dönemde dikey yapılardan yatay modellere geçiş hızlanırken, şirketler yazılım ve BT süreçlerini dış kaynak kullanmak yerine kendi bünyelerine alarak daha hızlı ve verimli büyümeye yöneliyor. Yapay zeka uygulamaları kullanıcı harcamalarında oyun harcamalarını geride bırakmaya başlarken, bu durum önemli bir trend değişimine işaret ediyor. Türkiye’de artan yatırım ilgisi ve global oyuncuların potansiyel girişleriyle birlikte rekabetin daha da sertleşmesi bekleniyor. Hyperscaler yatırımlarının Türkiye’ye gelmesiyle regülasyon kaynaklı sıkışıklıkların azalacağı öngörülüyor. Bankacılık tarafında ise platform bankacılığına ek olarak servis bankacılığı modeli öne çıkarken, müşteri deneyimi de merkeze yerleşiyor. Kripto varlıklar tarafında ise sıkılaşan regülasyonlarla birlikte saklama hizmetleri yeni dönemin temel başlıkları haline geliyor. Tüm bu dönüşüm içinde fintech şirketleri için artık sadece büyüme değil; risk yönetimi, uyum ve sürdürülebilir kârlılık en kritik öncelikler olarak öne çıkıyor” dedi. Ana sponsor Mayasoft’un CEO’su Yasin Aşır, “Finansın Yeni Altyapısı: Gerçek Zamanlı, Akıllı, Kesintisiz” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Aşır sunumunda; “Finansın yeni işletim sistemi yazılırken müşteri deneyimi veriyle tamamen entegre hale gelmiş durumda; karar alma süreçleri köklü bir dönüşüm yaşıyor. Eskiden sezgisel ve tecrübeye dayalı kararlar alınırken, bugün veriyi bir ‘yakıt’ gibi kullanarak iş zekâsı çıktıları ve algoritmalarla daha akıllı, veri odaklı kararlar veriliyor. Bu yapıya yapay zekanın eklenmesiyle çok daha güçlü sonuçlar ortaya çıkıyor. Yapay zeka günlük hayatımızda ve finans sektöründe aktif şekilde kullanılmaya başlanmış olsa da hangi ölçekte, hedefle ve regülasyon çerçevesinde kullanılacağı hâlâ kritik bir soru olarak duruyor. Öte yandan artan entegrasyonlar ve genişleyen API ekosistemi sistemleri daha kırılgan hale getirirken, saldırı yüzeylerinin büyümesi ve yapay zeka destekli tehditlerdeki artış bu riski daha da belirgin kılıyor. Bu nedenle geleceğin kazananları yalnızca teknolojiyi kullananlar değil; yapay zekayı güvenli ve regülasyonlara uyumlu şekilde kurumsallaştıran, altyapıyı güçlü ve esnek kurgulayan, ekosistemi güvenle yöneten ve operasyonlarını kesintisiz sürdürebilen kurumlar olacak. Yarının kazananları ekosistemi kuran değil, güvenle yöneten olacak” dedi. Finansta Karar Mekanizması Yeniden Şekilleniyor Verinin karar verme süreçlerindeki yeri ve etkisinin panelistler tarafından ele alındığı “Veriyle Karar Veren C-Suite” ana panelinin moderatörlüğünü BTHaber Başkanı Murat Göçe üstlendi. Murat Göçe giriş konuşmasında “Bir zamanlar bankacılık işlemleri hesap cüzdanına bağlıydı; bugün ise fintech ve yapay zekâ ile bambaşka bir noktadayız. Eskiden başka bir şubeden para çekmek günler sürerken, bugün finans dünyası hız ve teknolojiyle yeniden şekilleniyor. Artık sadece bankalar değil; fintech’ler, ödeme sistemleri ve yapay zekâ da finansın merkezinde yer alıyor” diyerek alınan yola dikkat çekti. Panel konuğu Koç Finans CFO’su Doğu Özden, “Veri ve yapay zekâ aslında karar vermiyor; önemli bir girdi sağlıyor ancak burada hala karar verenler veriyi yönetenler. Ancak burada veriyi zaman zaman kutsallaştırdığımızı da düşünüyorum. Burada veriye karşı çok duygusal olmadan onu yöneterek o duygusallığı tecrübe ile sonraki aşamaları devreye almamız gerekir. Veri bize sadece bir fotoğraf sunuyor ve bu fotoğraf çoğu zaman soğuk olabilir. Günün sonunda o kararı verirken bu fotoğrafın üzerine bağlamı, tecrübeyi ve insan faktörünü eklemek gerekir. Bu yüzden bugün geldiğimiz noktada yapay zekâdan ziyade hibrit zekânın, yani insan ve yapay zekânın birlikte çalışmasının daha doğru olduğunu düşünüyorum” açıklamasında bulundu. Panelde görüşlerini paylaşan bir diğer konuk isim ING Türkiye IT Direktörü Hale Kocabıyık, “Veri üretimi ve anlamlandırılması hiç olmadığı kadar hızlandı; bu da doğal olarak kararların aynı hızda alınması beklentisini doğurdu. Ancak organizasyonlarda her kararın doğası farklıdır. Bu nedenle mesele, veri ile karar alma süreçleri arasındaki bir hız farkı değil; kararların doğası gereği farklı hız ihtiyaçlarına sahip olmasıdır. Bu bağlamda asıl kritik konu, hangi kararın ne şekilde ve hangi hızda verilmesi gerektiğini doğru tasarlayabilmek, yani sağlam ve işlevsel bir karar mimarisi kurabilmektir. Bu başarıldığında, kararın ihtiyacı ile veri akışı zaten doğal olarak senkronize olur” diyerek görüşlerini aktardı. Ana panel sponsoru HPE İş Geliştirme ve Dönüşüm Projeleri Yöneticisi Mert Sarıkaya ise “Veri, kararın tek kaynağı değil; çoğu zaman insanlar sezgileriyle bir noktaya geliyor ve veriyi bunu desteklemek için kullanıyor. Bunun arkasında insan psikolojisi, ön yargılar ve veriyi seçme biçimimiz yatıyor. Ayrıca veri bize geçmişi ve bugünü gösterirken, biz karar verirken geleceği tahmin etmeye çalışıyoruz. Bu noktada bağlam, sezgi ve tecrübe devreye giriyor ve nihai kararı şekillendiriyor. Yapay zekânın yükselişiyle birlikte kararların bir kısmını makinelere bırakıyoruz; ancak asıl soru artık şu: İnsan bu sürecin neresinde konumlanacak ve nasıl değer katacak?” dedi. Bulut, GPU ve Yapay Zekâ ile Finansın Yeni Altyapısı “Finans Sektöründe Dijital Dayanıklılık: Bulut, Regülasyon ve Süreklilik” başlıklı oturumda konuşan İşNet Satış Direktörü Pınar Tüfenkci, “Yapay zekâ dönüşümünün etkisi hızla artarken, İşNet olarak GPU as a Service hizmetimizle şirketlerin NVIDIA H100 ve H200 gibi güçlü GPU’lara bulut üzerinden, donanım yatırımı yapmadan erişmesini sağlıyoruz. Bu yapı, Türkiye’nin finans bulutu gereklilikleri ve KVKK uyumluluğu gözetilerek tasarlandı; böylece kurumlar hem yüksek işlem gücüne hem de güçlü veri güvenliği altyapısına sahip oluyor. GPU tabanlı altyapımız ve akıllı yönetim katmanımız sayesinde yapay zekâ uygulamalarını güvenli, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir şekilde çalıştırarak fintech ekosisteminin dönüşümüne katkı sunuyoruz” dedi. Aynı oturumda yer alan Upsonic Co-Founder & CEO’su Taygun Alban ise “Upsonic olarak elektronik para kuruluşları, bankalar ve finansal kurumların dijital dönüşüm süreçlerinde aktif rol alıyor, fintech süreçlerini uçtan uca yapay zekâ ile otomatize etmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz AI ajanlar, özellikle işe alım gibi karmaşık süreçlerde evrak toplama, doğrulama ve analiz adımlarını otomatikleştirerek operasyonel yükü önemli ölçüde azaltıyor. Ancak bu sistemlerin sürdürülebilir şekilde çalışabilmesi için güçlü, güvenli ve regülasyona uygun bir altyapı kritik önem taşıyor. Bu noktada İşNet ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, yalnızca yüksek GPU kapasitesi ve yerel veri uyumluluğu sağlamakla kalmadı; aynı zamanda sunduğu esnek ve ölçeklenebilir altyapı sayesinde hem maliyet optimizasyonu sağlıyor hem de sürdürülebilir ve güvenilir bir büyüme modeli oluşturabiliyoruz” dedi. “Finansta Yapay Zekâ ile Değer Yaratmak: Bugün Ne Mümkün?” başlıklı sunumu gerçekleştiren Oredata COO’su Çağlar Kara, “Bugün dünya genelinde her 10 şirketin 9’u yapay zekâ ile ilgili çalışmalar yürütüyor; ancak bu projeleri ölçekleyebilen şirketlerin oranı hâlâ oldukça sınırlı. Kurumlar strateji tarafında belirli bir olgunluğa ulaşmış olsa da veri altyapısı ve organizasyonel kültür, dönüşümün önündeki en büyük engeller olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ projelerinde başarıyı belirleyen unsur yalnızca teknoloji değil; aynı zamanda kurumların bu değişime ne kadar hızlı uyum sağlayabildiğidir. Bu nedenle kısa sürede değer üreten, ölçülebilir ve önceliklendirilmiş projelerle ilerlemek kritik önem taşıyor. Yapay zekâ artık bir tercih değil, rekabet gücünü korumak isteyen kurumlar için stratejik bir zorunluluk haline gelmiş durumda. Doğru kurgulanmış projelerle kurumlar, yatırım geri dönüşünü çok daha hızlı şekilde elde edebiliyor” diyerek görüşlerini paylaştı. “Finansın Kör Noktası, Erişilemeyen Müşteri Kitlesi” başlıklı sunumda Binclusive Kurucu Ortak Atakan Nalbant, “Finansın en kritik ancak çoğu zaman göz ardı edilen alanı erişilebilirlik. Bugün milyonlarca kullanıcı için mesele yalnızca teknolojiye ulaşmak değil, o teknolojiyi gerçekten kullanabilmek. Doğru tasarlanmayan dijital deneyimler kullanıcıları sistemin dışında bırakırken, erişilebilirlik artık sadece bir kullanıcı deneyimi konusu değil; aynı zamanda kurumlar için regülasyon, sorumluluk ve sürdürülebilir büyümenin temel bir parçası haline geliyor. Bu nedenle erişilebilirliği her yeni ürün ve özellikte temel bir öncelik olarak ele almak gerekiyor. Çünkü erişilebilirlik sağlandığında yalnızca belirli bir kullanıcı grubu değil, tüm kullanıcı deneyimi daha güçlü ve kapsayıcı hale geliyor” dedi. Ekonomist Dr. Hakan Yurdakul ise “Yeni Ekonomik Düzende Finans” başlıklı sunumunda; FinTech ekosisteminin üç katmanlı bir yapıdan oluştuğunu belirtti. İlk katmanda elektronik para ve ödeme kuruluşları ile dijital bankaların, ikinci katmanda analitik yapıların, üçüncü katmanda ise son kullanıcıya ulaşan dijital ödeme, müşteri sadakati ve gömülü finans uygulamalarının yer aldığını ifade eden Yurdakul, “Bu katmanlar arasında güçlü bir entegrasyon ve iş birliği sağlanması durumunda ekosistemin hızlı büyüyecek. Aksi durumda rekabet ve koordinasyon eksikliğinin önemli bir potansiyelin kaçırılmasına yol açabilir” dedi. Finans Dünyasında Dönüşüm ve Yeni Nesil Yaklaşımlar Bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen TechFinTech etkinliği, sektörün fikir önderlerini ve karar vericilerini bir araya getirerek katılımcılara farklı bakış açıları kazandırdı. Birbirinden farklı sunumlarıyla konuşmacı olarak etkinliğe değer katan isimler arasında; Boyner Büyük Mağazacılık CTO’su Cihan Yıldız, OdeaTech Data Yönetimi Direktörü Gamze Kaplan Gökalp, TFI Holding Group CFO’su Furkan Ünal, Dünya Katılım Bankası Servis ve Ekosistem Bankacılığı Direktörü Dr. Erhan Bahtiyar, MasterLabs Kurucu & CTO’su Kerem Çeliker, Hannover Fairs Turkey BT Dijitalleşme Projeleri ve Veri Yönetimi Direktörü Cihan Keser ve Trakya Yatırım Holding Teknoloji Başkanı Ümit Bilik yer aldı. Güçlü iş birlikleriyle hayata geçirilirken Techfintech’in bu yılki ana sponsoru Mayasoft oldu. Ana panel sponsorluğunu HPE üstlenirken, etkinliğin premium sponsorları İşNet ve Oredata oldu. Binclusive ve MasterLabs sunum sponsorları, E-Güven, Infotelica, İzometri, Pax, Techincube, Verion, Vesta ve WGuard ise tanıtım sponsorları olarak etkinlikte yer aldı. Hizmet sponsorları tarafında ise Ajans Press, Eti Danışmanlık, Faselis, Megisty, Pax, Postaban, Sirius ve Ventus Creative markaları yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tether, Ana Akım Stablecoin Kullanımı İçin 134 Milyon Dolarlık Yatırım Turuna Katılıyor Haber

Tether, Ana Akım Stablecoin Kullanımı İçin 134 Milyon Dolarlık Yatırım Turuna Katılıyor

Küresel ölçekte stablecoin’ler, para gönderimi, işlemlerin gerçekleştirilmesi ve dijital ortamda dolar değerinin korunması için giderek daha fazla kullanılıyor. Toplam dolaşımdaki stablecoin miktarı şu anda 300 milyar doları aşmış durumda. Geçtiğimiz yıl stablecoin işlem hacmi 33 trilyon doları aşarak Visa ve Mastercard’ın toplam işlem hacmini geride bıraktı. Tether, dünya genelinde 570 milyondan fazla USDT kullanıcısına hizmet veriyor ve bu da USDT’nin günlük finansal aktivitelerin içine ne kadar derin şekilde entegre olduğunu gösteriyor. Stablecoin Development Corporation, “on-chain” bir holding yapısıyla stablecoin ve DeFi sistemlerinin günlük kullanımını ölçeklemeye odaklanırken; ödeme, para transferi ve platformlar arası fon hareketlerini daha akıcı hale getirmeyi hedefliyor. Aynı zamanda stablecoin ekonomisine yatırım erişimini genişletmeyi amaçlayan şirket, tüketici uygulamalarında artan entegrasyon trendiyle birlikte, kullanıcı deneyimi, erişilebilirlik ve altyapı uyumluluğunu kritik odak alanları olarak konumlandırıyor. “Stablecoin’leri günlük kullanım için güvenli ve erişilebilir hale getirmeye odaklanıyoruz” Yatırıma ilişkin açıklamalarda bulunan Tether CEO’su Paolo Ardoino, “Stablecoin’ler artık yalnızca alım-satım için değil, özellikle geleneksel finans sistemlerinin yeterince işlemediği bölgelerde aktif olarak kullanılıyor. Şimdi önemli olan, bu altyapıyı daha güvenilir ve kullanımı daha kolay hale getirmek. Bir sonraki benimsenme dalgası, dijital varlıkları günlük kullanım için pratik ve erişilebilir kılan sistemler tarafından yönlendirilecek.” dedi. SDEV CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkanı Michael Kazley ise şunları söyledi: “Tether, stablecoin’lerin küresel ölçekte gerçek dünyada kullanımına öncülük eden temel aktörlerden biri. Stablecoin Development Corporation’ı, stablecoin altyapısının ve kullanım alanlarının uzun vadeli büyümesine paralel bir halka açık piyasa platformuna dönüştürürken onların desteğini almaktan gurur duyuyoruz.” Tether’in bu yatırım turuna katılımı, stablecoin’lerin geniş ölçekte kullanılmasını mümkün kılan temel altyapıya odaklanmaya devam ettiğini gösteriyor. Stablecoin’ler günlük uygulamalara daha fazla entegre oldukça, kullanıcılar, platformlar ve yerel ekonomiler arasında bu varlıkların ne kadar kolay hareket edebildiği kritik hale geliyor. Bu da stablecoin’lerin küresel ölçekte para transferinin varsayılan yöntemi haline gelmesinin önünü açıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Erişilebilir kent hedefiyle 98. Kırmızı Bayrak İZTO’nun oldu Haber

Erişilebilir kent hedefiyle 98. Kırmızı Bayrak İZTO’nun oldu

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin engelli erişimine uygun olan kurum ve mekânlara verdiği Kırmızı Bayrak ödülünün 98’incisi, İzmir Ticaret Odası’na takdim edildi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ve engelli yurttaşların da katılımıyla İZTO’da düzenlenen törende, bina önüne Kırmızı Bayrak asıldı. Kırmızı Bayrak almak için gerekli kriterleri sağlayan İzmir Ticaret Odası, en yüksek standart olan “3 yıldızlı” bayrağa sahip İzmir’deki 24. kurum oldu. Kırmızı Bayrak uygulamasının aynı zamanda bir teşvik modeli olduğunun altını çizen Başkan Dr. Cemil Tugay, “Biz, bu bayrağın çoğalmasını istiyoruz. Erişilebilirlik engelli bireylerin yanı sıra yaşlılar, çocuklar için de çok önemlidir. Aslında hepimiz için daha yaşanabilir bir kent anlamına gelir. İzmir, erişilebilirlik konusunda kararlı adımlarla ilerliyor. Bu sayının kısa süre içinde daha da artacağına eminim. İzmir’i herkes için erişilebilir kılmaya devam edeceğiz. Hep birlikte daha engelsiz bir İzmir için çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu. “Kırmızı Bayrak, erişilebilirlik markasıdır” İzmir’de herkesin ve her kesimin hem fiziki hem de duygusal anlamda birbirine ulaşabileceği yakınlıkta olduğunu vurgulayan Başkan Tugay, “İzmir ayrımcılık yapmaz, herkesi eşitler. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak sürdürdüğümüz Kırmızı Bayrak uygulaması, kentimizin bu karakteristik özelliğine dayanıyor. Çünkü biz, erişilebilirliği bir ayrıcalık değil temel hak olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı. Kırmızı Bayrak uygulamasının 2013 yılında düzenlenen Engelsizmir Kongresi’nin en önemli çıktılarından biri olduğunu hatırlatan Başkan Tugay, “Türkiye’de ilk kez İzmir’in hayata geçirdiği bu model, bir erişilebilirlik markasıdır. Kırmızı Bayrak uygulaması; engelli bireylerin, kamuya açık alanlarda hizmet veren tüm kurumların mekânlarına ve ayrıca ulaşım araçlarına engelsiz erişebilmesini teşvik ediyor” bilgisini verdi. “Somut, ölçülebilir ve denetlenmiş bir emeğin sonucu” İzmir’de erişilebilirliği istisna olmaktan çıkarıp kentin tamamına yayılan bir standart hâline getirmeyi amaçladıklarını dile getiren Başkan Tugay, uygulama için başvuran kurumların İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda Erişilebilirlik Koordinasyon Komisyonu tarafından titizlikle incelendiğini, başvuru mekânlarının yerinde denetlenip raporlandığını, bu denetimlerde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının erişilebilirlik kriterlerinin esas alındığını söyledi. Sağlanan kriter oranına göre başvuru sahiplerine 1, 2 ya da 3 yıldızlı Kırmızı Bayrak verildiğini kaydeden Başkan Tugay, “Kriterlerin yüzde 60’ını sağlıyorsa 1 yıldız, yüzde 75’ini sağlıyorsa 2 yıldız, yüzde 90’ını sağlıyorsa 3 yıldızlı Kırmızı Bayrak veriliyor. Yani bu bayrak; somut, ölçülebilir ve denetlenmiş bir emeğin sonucudur” diye belirtti. “İnsan odaklı yönetim anlayışının göstergesi” Bu emeğin en üst düzey karşılığı olan 3 yıldızlı Kırmızı Bayrak’ı İzmir Ticaret Odası’na takdim etmekten mutluluk duyduklarını ifade eden Başkan Tugay, şöyle konuştu: “Bu başarı, köklü bir kurumun çağın gereklerine nasıl hızla ve kararlı şekilde uyum sağladığının göstergesidir. 141 yıllık geçmişi, 105 bini aşkın üyesiyle İzmir ekonomisinin kalbi niteliğindeki İzmir Ticaret Odamızın attığı adım, iş dünyasında sosyal sorumluluğun somut karşılığıdır. Odanın bu girişimi tüm kurumlara örnek olmalıdır. İzmir’de geniş bir kesimi temsil eden Mahmut Özgener başkanlığındaki İzmir Ticaret Odamızla aynı duyarlılığa sahip olmaktan dolayı mutluyum. Bu yaklaşımı yalnızca fiziksel mekânlarla sınırlı olmaması; odamızın, dijital hizmetlerden kurumsal işleyişe uzanan bütüncül bir erişilebilirlik anlayışına sahip olması sevindirici. Çünkü erişilebilirlik, kurumsal kalitenin ve insan odaklı yönetim anlayışının göstergesidir.” “Bayrağı gururla dalgalandıracağız” İzmir Ticaret Odası’nın tarihin her döneminde köklü geçmişi ve güçlü kurumsal yapısıyla yalnızca ekonomik kalkınmaya değil, toplumsal gelişime de öncülük eden bir anlayışla hareket ettiğini söyleyen İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener de “Teslim aldığımız bu bayrağı, gururla dalgalandıracağımızı bilmenizi isterim. Fiziksel mekânlarımızdan dijital hizmetlerimize kadar her alanda engelli bireylerimizin ihtiyaçlarını gözeten, kapsayıcı ve sürdürülebilir çözümler üretmeye ve bunları daha da geliştirmeye büyük önem veriyoruz. Toplumsal faydayı önceleyen, fırsat eşitliğini destekleyen ve herkes için erişilebilir bir hizmet anlayışını benimseyen bir kurum olma hedefiyle çalışmalarımızı aynı kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi. İş'te Nöroçeşitli Var etkinliği, İZTO’da yapılacak İzmir Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde Ege Bölgesi Sanayi Odası, İzmir Ticaret Borsası, Dokuz Eylül Üniversitesi ile Rotary Kulüplerinin destekleriyle 22 Mayıs'ta “Destekli İstihdam Zirvesi: İş'te Nöroçeşitli Var" etkinliğini İzmir Ticaret Odası’nda gerçekleştireceklerini duyuran Mahmut Özgener, “Bu etkinlik kapsamında engelli bireylerin istihdamına yönelik iyi uygulamaların iş dünyası ile buluşturulmasını, firmaların destekli istihdam modeli konusunda bilgilendirilmesini ve kapsayıcı iş ortamlarının yaygınlaştırılmasını amaçlıyoruz” bilgisini verdi. “Eşit, daha kapsayıcı ve daha yaşanabilir bir kent” Törende konuşan Kırmızı Bayrak Komisyonu Üyesi Gülgün Yorgancılar ise “Bugün erişilebilirlik adına atılan önemli bir adımın parçası olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Bu buluşma yalnızca bir ödül ya da bir simgeyi değil daha eşit, daha kapsayıcı ve daha yaşanabilir bir kent idealini temsil ediyor. Erişilebilirlik, çoğu zaman fiziksel düzenlemelerle sınırlı bir konu gibi algılanıyor. Oysa erişilebilirlik, bir bireyin bir mekâna girebilmesi kadar o mekânda var olabilmesi, hizmete ulaşabilmesi, kendini o alanın parçası hissedebilmesi anlamına gelir. Bu nedenle erişilebilirlik yalnızca teknik bir mesele değil aynı zamanda sosyal adaletin, eşitliğin bir göstergesidir. Bugün verilen Kırmızı Bayrak, aslında hepimize bir sorumluluk hatırlatıyor; erişilebilirliği bir zorunluluk olarak mı görüyoruz yoksa toplumsal yaşamın vazgeçilmez bir parçası olarak mı benimsiyoruz? Gerçek dönüşüm, sadece standartları karşılamakla değil o anlayışı içselleştirmekle mümkündür. Erişilebilir bir yaşam, herkes için daha iyi bir yaşam demektir” dedi. Konuşmaların ardından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay, İZTO Başkanı Mahmut Özgener’e Kırmızı Bayrak takdim etti. Ardından katılımcılarla birlikte İZTO binası önüne bayrak asıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.