Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Erişilebilirlik

Kapsül Haber Ajansı - Erişilebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erişilebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Şadi Özdemir “Anne Taksi”nin Direksiyonuna Geçti Haber

Başkan Şadi Özdemir “Anne Taksi”nin Direksiyonuna Geçti

Nilüfer Belediyesi’nin sosyal belediyecilik anlayışıyla başlattığı “Anne Taksi” hizmeti, anne ve anne adaylarının hastane süreçlerini kolaylaştırıyor. Hamileler ile 0-1 yaş aralığında çocuğu olan annelerin, devlet hastanelerindeki kadın doğum ve çocuk bölümlerine rahatça ulaşabilmesi için hayata geçirilen uygulamanın direksiyonuna bu kez Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir geçti. Başkan Şadi Özdemir, Görükle ve Çalı mahallelerinde yaşayan iki anneyi evlerinden alarak, Bursa Şehir Hastanesi ve Dörtçelik Çocuk Hastanesi’ndeki randevularına yetiştirdi. ÜCRETSİZ VE GÜVENLİ ULAŞIM İMKANI Nilüfer’de yaşayan anneler, bir gün öncesinden randevu oluşturarak bu hizmetten tamamen ücretsiz bir şekilde faydalanabiliyor. Anneler evlerinden alınıp sağlık kuruluşlarına ulaştırılıyor ve muayene sonrasında tekrar güvenle evlerine bırakılıyor. Uygulamada farklı ihtiyaçlar ve güvenlik önlemleri de titizlikle düşünülmüş durumda. Araçlarda standart olarak bebek koltuğu yer alırken, ikiz bebek sahibi anneler için çift bebek koltuğu da hazır bulunduruluyor. Ayrıca hamile yolcuların yolculuklarını daha güvenli hale getirmek amacıyla araçta özel hamile emniyet kemerleri kullanılıyor. “AMAÇ SAĞLIK HİZMETLERİNE ERİŞİMİ KOLAYLAŞTIRMAK” Anne Taksi’nin şoför koltuğuna geçerek, uygulamayı bizzat deneyimleyen Başkan Şadi Özdemir, hizmetin amacına dair şu değerlendirmelerde bulundu: “Erişilebilirlik çok önemli. Arabası olsa bile hamile bir kadının veya bebekli bir annenin hastaneye gidip dönmesi, hem aracı hem de çocuğu idare etmesi kolay değil. Kadınların rahatlığı ve çocuklarımızın sağlıklı büyümesi için bu projeyi hayata geçirdik. Bir kadın kenti olan Nilüfer’de kadınların sağlık hizmetlerine doğru ve sağlıklı bir şekilde erişmeleri için çalışmaya devam ediyoruz.” ANNELER UYGULAMADAN MEMNUN Uygulamayı ilk kez deneyimleyen annelerden Şeyma Uçar, eşinin vardiyalı çalışması nedeniyle çocuğunu hastane kontrollerine götürmekte zorlandığını belirterek, Anne Taksi’nin kendisi için çok büyük bir kolaylık ve fayda sağladığını söyledi. Hizmetten yararlanan bir diğer anne İrem Nur Üstünbaş ise, çeşitli sebeplerle hastaneye ulaşımda zorluk çeken birçok kişi olduğunu hatırlatarak uygulamanın toplum için çok yararlı bir adım olduğunu söyledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Novakid 2025 Yılında Türkiye Pazarında %83 Gelir Artışı Yaşadı Haber

Novakid 2025 Yılında Türkiye Pazarında %83 Gelir Artışı Yaşadı

Eğitimde dijitalleşme ve erişilebilirlik, çocukların dil becerilerini geliştirmelerinde belirleyici bir rol oynuyor. Novakid, Türkiye’deki aktif öğrenci sayısını 2025 yılında %42,4 artırarak 108 bin 303’e yükseltirken yeni kayıt olan öğrenci sayısında %39,2’lik bir artış yakaladı. Bu performansıyla Türkiye, en yakın takipçisi olan Polonya’yı ders hacminde %28,7’lik bir farkla geride bırakarak liderliğini pekiştirdi. Pazarın özellikle 2025 yılının ikinci yarısında ivmelenen güçlü büyüme momentumu, kullanıcıların platformu sadece denemekle kalmayıp sadık birer öğrenciye dönüştüğünü gösteriyor. Öğrenci devam oranının %22,4 olarak gerçekleştiği bu dönemde, 24 bin 437 Türk öğrenci bir yıldan uzun süredir Novakid ile öğrenim yolculuğuna devam ediyor. Aylık ders sıklığı verilerine göre kullanıcıların %49’u haftada en az iki ders alarak yüksek bir etkileşim sergiliyor. Türkiye’de ebeveynlerin birden fazla çocuğunu sisteme kaydetmesi, her 10 aileden yaklaşık 1’inin birden fazla çocuğu için Novakid’i tercih etmesiyle birlikte platforma duyulan güçlü güvenin önemli bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Yapay Zeka ve Uzman Eğitmen Kadrosuyla Eğitimde Yeni Standartlar Teknolojiyi eğitimin merkezine konumlandıran Novakid, 2025 yılında hayata geçirdiği AI Tutor pilot projesiyle öğrencilerin konuşma becerilerini destekledi. Uygun öğrencilerin %60’ı tarafından aktif olarak kullanılan yapay zekâ destekli bu araç, eğitim süreçlerine yeni bir soluk getirdi. 2025 yılında Novakid, öğretmen değerlendirmelerine göre Glassdoor’da 1 numaralı çevrimiçi İngilizce okulu seçildi ve şu anda 4,2 puanla tüm rakip okullar arasında en yüksek değerlendirme skoruna sahip konumda bulunuyor. Teknolojik gelişmelere paralel olarak öğretmen kadrosunu %18 büyüterek 3 bin 700’ün üzerine çıkaran Novakid, işe alım süreçlerinde kullandığı yapay zekâ destekli tarama araçları sayesinde eğitmenlerin göreve başlama süresini rekor bir hızla 8 güne indirdi. Novakid ayrıca, öğretmenlerin gelişimini ve motivasyonunu destekleyen dijital ekosistemiyle eğitim kalitesini en üst seviyede tutmaya odaklandı. Dil Öğreniminde Geleceğin Adımı ve Otonom Eğitim Çözümleri Novakid, önümüzdeki dönemde yapay zekâ entegrasyonunu devrimsel bir boyuta taşımayı hedefliyor. AI Tutor uygulamasının başarısının ardından, okul çağındaki çocuklar ve gençler için karşılanmamış dil pratiği ihtiyacına yönelik otonom bir yapay zekâ temelli İngilizce öğrenme uygulaması geliştirildi. Nisan 2026’da ASU+GSV etkinliğinde tanıtılacak olan bu proje, dil öğrenimini daha erişilebilir kılma misyonunun bir parçası olarak öne çıkıyor. Polonya ve Almanya gibi pazarlarda premium odaklı bir yaklaşım benimseyen Novakid, Türkiye’de ölçek ve hızlı büyüme odaklı iş modeliyle fark yaratıyor. Küresel köklere sahip dinamik bir EdTech platformu olan Novakid, yüksek nitelikli eğitim çözümleriyle dünya genelindeki büyümesini sürdürme kararlılığını koruyor. "Dünya Genelinde 940 Binden Fazla Ebeveynin Güvenini Kazandık" 2025 yılının Novakid için inovasyon odaklı bir dönüm noktası olduğunu ve 2026 hedeflerinin daha büyük olduğunu belirten Novakid CEO'su Max Azarov, “Dünya genelinde 940 binden fazla ebeveynin güvenini kazanmış olmamızın nedeni, eğitimi sürekli daha ileriye taşımak ve öğrencilerimize benzersiz bir deneyim sunmak için çalışmamızdır. 2025 yılında yapay zekâ, etkileşimli araçlar ve akıllı eğitim çözümleriyle inovasyonu önceliklendirdik. 2026 boyunca hayata geçirmeyi planladığımız yeni projeler, öğrencilerimize uluslararası bir okulda eğitim alıyormuş gibi bir deneyimi daha düşük maliyetle, esnek ve konforlu bir online ortamda sunmayı amaçlıyor. Geçtiğimiz yıl büyük başarı elde eden ve programın uluslararası erişimine değer katan grup konuşma pratiği uygulamamız, önceliklerimiz arasında olmaya devam edecek. 2026 yılında Novakid’in online eğitimin sınırlarını yeniden tanımlamasını istiyoruz.” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

vMind ve ASNSKY’den Bilişim Dünyasında Stratejik İş Birliği: “Yönetilen Dönüşüm” Modeli Başlıyor Haber

vMind ve ASNSKY’den Bilişim Dünyasında Stratejik İş Birliği: “Yönetilen Dönüşüm” Modeli Başlıyor

Türkiye’de kurumların dijital dönüşüm yolculuğu, hibrit altyapıların yönetimi, artan güvenlik gereksinimleri ve maliyet baskısı nedeniyle yeni bir evreye giriyor. Bu yeni dönemde teknoloji yatırımlarının sürdürülebilir iş sonuçlarına dönüşmesi kritik hale gelirken, vMind ve ASNSKY önemli bir iş birliğine imza attı. İki güçlü yapı bulut, entegrasyon ve yönetilen hizmetleri tek bir operasyonel modelde birleştirerek kurumlara uçtan uca, ölçülebilir ve güvenli bir dönüşüm yaklaşımı sunmaya başladı. Kurumların ‘Hangi teknolojiyi almalıyım?’ sorusundan çok, ‘Bu yatırımı iş sonucuna nasıl dönüştürürüm?’ sorusuna odaklandıklarını belirten vMind CEO’su Volkan Duman şunları söyledi: “Teknoloji yatırımını yalnızca bir kurulum projesi olmaktan çıkarıp ölçeklenebilir ve yönetilebilir bir hizmet modeline dönüştürüyoruz. Güvenli bulut altyapımızı ve yönetilen hizmet disiplinimizi, ASNSKY’nin sahadaki güçlü ekosistemiyle birleştirerek kurumların dijital dünyada daha hızlı ve doğru aksiyon almasını sağlıyoruz” dedi. İş birliğini hibrit gerçekliğe uygun bir operasyonel dönüşüm modeli olarak tanımlayan ASNSKY Başkanı Emre Pekar ise şu değerlendirmede bulundu: “Bugün kurumların tek bir doğrultusu yok. Public, private ve hibrit yapılar birlikte yaşıyor. Biz; bulut, entegrasyon ve yönetilen hizmetleri tek çerçevede sunarak ‘nerede ne çalışmalı, nasıl güvenli olmalı, nasıl işletilmeli’ sorularını uçtan uca cevaplayan bir model kurduk. Bu yaklaşım yalnızca mevcut BT ihtiyaçlarını karşılamakla kalmıyor; aynı zamanda yapay zekâ projeleri için gerekli veri, güvenlik ve gözlemlenebilir altyapı da hazırlıyor” dedi. Hibrit Dünyada Uçtan Uca Sorumluluk, Sürdürülebilir Operasyon ve Gerçek Katma Değer Mevcut alternatiflerin önemli bir bölümü yalnızca bulut hizmeti sunarken işletim sorumluluğunu müşteriye bırakmakta, bazı yaklaşımlar ise proje bazlı kalıp uzun vadeli sürdürülebilirlik açısından sınırlı bir çerçeve sunuyor. vMind & ASNSKY modelinde ise bulut, entegrasyon ve yönetilen hizmetleri tek çerçevede sunularak hibrit yapılarda net sorumluluk, güçlü operasyon dili ve sürdürülebilir işletim sağlıyor. Böylece kurulum sonrası operasyon yükü müşteriden alınırken, yapay zekâ projeleri için gereken altyapı temeli de sistematik biçimde güçlendiriliyor. vMind ve ASNSKY iş birliği sayesinde kurumlar hibrit ortamlarda doğru iş yükü konumlandırması ve maliyet kontrolü elde ederken; entegrasyon kaynaklı performans ve erişilebilirlik sorunlarını daha hızlı teşhis edebiliyor, güvenlik görünürlüğü ve olay müdahalesinde daha disiplinli bir işletime kavuşuyor. Operasyon yükünün yönetilen hizmet modeliyle devredilmesi ise BT ekiplerinin üzerindeki baskıyı azaltarak dönüşüm projelerini daha öngörülebilir ve sürdürülebilir hale getiriyor. AI Girişimleri İçin “Doğal Altyapı”: AI Enabler İş birliğinin stratejik odak noktalarından biri de Yapay Zekâ (AI) projelerine sağladığı altyapı oldu. ASNSKY Başkanı Emre Pekar, kurulan yapının AI girişimleri için kritik bir temel oluşturduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “AI girişimlerinin başarısı modelden önce; veri akışı, güvenli erişim ve telemetri kalitesine bağlıdır. Pek çok alternatif çözüm yalnızca küresel ölçekli bulut platformları üzerinden servis sunarken işletim sorumluluğunu müşteriye bırakıyor. Biz ise bulut, entegrasyon ve yönetilen hizmetleri tek bir çerçevede birleştiriyoruz. Böylece AI’yi ayrı bir proje olmaktan çıkarıp, iyi yönetilen bir altyapının doğal uzantısı haline getiriyoruz.” Bir bulut sağlayıcının ötesindeyiz “Türkiye’de artık temel ihtiyaç yalnızca buluta geçmek değil; hibrit yapıları güvenli, maliyet kontrollü ve sürdürülebilir biçimde işletmek” diyerek konunun önemini vurgulayan Volkan Duman, iş birliği ile parçalı ürün ve proje yaklaşımı yerine ölçülebilir hizmet ve operasyon standardını güçlendirirken, yapay zekâyı ek bir proje olmaktan çıkarıp iyi işletilen altyapının doğal uzantısı haline getireceklerini belirtti. Volkan Duman, vMind’ın rolünün de dönüştüğünü belirterek şunları ifade etti: “Bir bulut sağlayıcının ötesine geçerek hizmet tasarımı ve operasyon standardı sunan stratejik iş ortağına evriliyoruz. Müşteriyle ilişkiyi yalnızca kurulum anına değil, güvenlikten maliyet yönetimine kadar tüm yaşam döngüsüne yayıyoruz. vMind ve ASNSKY’nin ortak vizyonu; hibrit altyapı gerçekliğinde güvenlik, süreklilik ve maliyet yönetimini standartlaştırılmış bir modelle sunmak. Bu modelin, daha fazla kurumun tek elden erişebildiği ve yapay zekâ dâhil tüm dönüşüm projelerine temel oluşturan sürdürülebilir bir dijital omurga yaratması hedefleniyor. Sonuç olarak, vMind & ASNSKY iş birliği teknoloji yatırımlarını ürün odaklı yaklaşımdan çıkarıp operasyon odaklı, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir dönüşüm modeline taşıyor; Türkiye’de hibrit çağın BT işletim anlayışına yeni bir standart kazandırıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaşlı Dostu Konutlar Lüks Değil, İhtiyaç Haber

Yaşlı Dostu Konutlar Lüks Değil, İhtiyaç

Artan nüfusla birlikte konut ihtiyacı sayısal olarak büyürken, bu konutların farklı yaş gruplarının değişen ihtiyaçlarına uyum sağlayabilecek biçimde tasarlanması giderek daha kritik hale geliyor. Uzmanlar, özellikle ileri yaş dönemini de kapsayan “yaşlı dostu konut” yaklaşımının, önümüzdeki yıllarda konut üretiminde belirleyici başlıklardan biri olacağına dikkat çekiyor. Buna göre 50 yaş ve üzeri yetişkinlerin yaklaşık yüzde 75’i, yaşamlarını mümkün olduğunca kendi evlerinde sürdürmek istiyor. Bu tablo, konut tasarımında yalnızca erişilebilirlik ve güvenlik gibi teknik başlıkların değil, yaşam boyu kullanılabilirlik, bağımsız yaşam ve sosyal bağları koruyan bütüncül bir mimari yaklaşımın önemini artırıyor… Aura Design Studio, yaşlı dostu konut kavramını “yaşam boyu kullanılabilir konut” yaklaşımı üzerinden ele alıyor. Bu anlayış; konutun, bireyin yaşamı boyunca değişen ihtiyaçlarına uyum sağlayabilmesini, farklı yaş gruplarını ayrıştırmadan birlikte yaşamı desteklemesini esas alıyor. Doğru planlanmış bir konut yalnızca fiziksel konfor sağlamıyor; bireyin bağımsız yaşamını sürdürebilmesine olanak tanıyor, psikolojik güven hissini güçlendiriyor ve sosyal kopuş riskini azaltıyor. Bu yönüyle konut, barınma işlevinin ötesine geçerek bireyin yaşamla kurduğu ilişkinin mekânsal altyapısına dönüşüyor. EKONOMİK VE TOPLUMSAL BİR YATIRIM ALANI Esnek planlama anlayışıyla tasarlanmış, farklı yaşam senaryolarına uyum sağlayabilen konutlar; yalnızca kullanıcılar için değil, kentler ve ekonomi açısından da uzun vadeli değer üretiyor. Kısa sürede işlevini yitiren konut tipolojileri ilerleyen yıllarda yüksek dönüşüm maliyetleri yaratırken, yaşam boyu kullanılabilir konutlar piyasa değerini daha uzun süre koruyor. Aynı zamanda bireyin kendi evinde, çevresiyle bağını koparmadan daha uzun süre yaşayabilmesi; sağlık ve sosyal hizmetler üzerindeki kamusal yükün azalmasına katkı sağlıyor. “İYİ MİMARLIK, YALNIZCA BUGÜNÜ DEĞİL YARINI DA DÜŞÜNÜR” Aura Design Studio, yaşlı dostu konutları ayrı bir uzmanlık alanı olarak değil, çağdaş mimarlığın doğal bir gereği olarak ele alıyor. Filiz Cingi Yurdakul bu yaklaşımı şu sözlerle özetliyor: “İyi mimarlık yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap vermekle yetinemez. Ömürlerin uzadığı bir dünyada, mimarlığın sorumluluğu daha fazla konut üretmek değil; yaşamın her evresinde kullanıcıya eşlik edebilecek doğru mekânları tasarlamaktır.”

ebebek, Türkiye Genelinde 300 Mağazaya Ulaştı Haber

ebebek, Türkiye Genelinde 300 Mağazaya Ulaştı

Anne ve bebek kategorisinin öncü markası olan ebebek, 71 ilde faaliyet gösteren yaygın mağaza ağıyla bebeveynlerin ihtiyaçlarına her geçen gün daha hızlı ve kolay erişim sağlamayı hedefliyor. Markanın 300. mağazası, Türkiye çapındaki güçlü büyüme yolculuğunda önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. ebebek’in 300. mağazası, markanın hem büyümeyi hem de erişilebilirlik ve alışveriş kolaylığı odağında ele alan yaklaşımını yansıtıyor. Alanya Yekta Mall’da açılan yeni mağaza, bu vizyon doğrultusunda geliştirilen “ebebek mini” konseptiyle hizmete başladı. Daha kompakt ve pratik bir alışveriş deneyimi sunmayı hedefleyen bu mağaza, aynı zamanda ebebek’in Türkiye genelindeki 23. mini mağazası olma özelliğini taşıyor. ebebek mini mağazalar; bebeveynlerin günlük ihtiyaçlarına odaklanan ürün seçkisiyle, hızlı, kolay ve erişilebilir bir alışveriş deneyimi sunmayı amaçlıyor. “Bebeveynlerin hayatına daha yakın olmayı hedefliyoruz” Açılışla ilgili değerlendirmelerde bulunan ebebek Grup CEO’su Halil Erdoğmuş, “300. mağazamıza ulaşmak, ebebek olarak Türkiye genelinde bebeveynlerin hayatına daha yakın olma hedefimizin güçlü bir göstergesi. Farklı mağaza konseptlerimizle, ailelerin ihtiyaç duyduğu ürünlere daha kolay ve hızlı erişebilmesini sağlıyoruz. Alanya’da açtığımız 300. mağazamız da bu yaklaşımımızın önemli bir parçası. Önümüzdeki dönemde de hem fiziksel mağazacılıkta hem de dijital kanallarda yatırımlarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.” dedi.

ebebek, Türkiye Genelinde 300 Mağazaya Ulaştı Haber

ebebek, Türkiye Genelinde 300 Mağazaya Ulaştı

Anne ve bebek kategorisinin öncü markası olan ebebek, bugün 71 ilde faaliyet gösteren yaygın mağaza ağıyla bebeveynlerin ihtiyaçlarına her geçen gün daha hızlı ve kolay erişim sağlamayı hedefliyor. Markanın 300. mağazası, Türkiye çapındaki güçlü büyüme yolculuğunda önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. ebebek’in 300. mağazası, markanın hem büyümeyi hem de erişilebilirlik ve alışveriş kolaylığı odağında ele alan yaklaşımını yansıtıyor. Alanya Yekta Mall’da açılan yeni mağaza, bu vizyon doğrultusunda geliştirilen “ebebek mini” konseptiyle hizmete başladı. Daha kompakt ve pratik bir alışveriş deneyimi sunmayı hedefleyen bu mağaza, aynı zamanda ebebek’in Türkiye genelindeki 23. mini mağazası olma özelliğini taşıyor. ebebek mini mağazalar; bebeveynlerin günlük ihtiyaçlarına odaklanan ürün seçkisiyle, hızlı, kolay ve erişilebilir bir alışveriş deneyimi sunmayı amaçlıyor. “Bebeveynlerin hayatına daha yakın olmayı hedefliyoruz” Açılışla ilgili değerlendirmelerde bulunan ebebek Grup CEO’su Halil Erdoğmuş, “300. mağazamıza ulaşmak, ebebek olarak Türkiye genelinde bebeveynlerin hayatına daha yakın olma hedefimizin güçlü bir göstergesi. Farklı mağaza konseptlerimizle, ailelerin ihtiyaç duyduğu ürünlere daha kolay ve hızlı erişebilmesini sağlıyoruz. Alanya’da açtığımız 300. mağazamız da bu yaklaşımımızın önemli bir parçası. Önümüzdeki dönemde de hem fiziksel mağazacılıkta hem de dijital kanallarda yatırımlarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.” dedi.

Engelli Bireylerin En Temel Sorunu Erişilebilirlik  Haber

Engelli Bireylerin En Temel Sorunu Erişilebilirlik 

Türkiye’de yaklaşık 4,5 milyon engelli bireyin bulunduğunu belirten Yurdalan, engelli çalışan istihdam eden işverenlere sağlanan prim desteğinin önemine de değinerek, “Engelli çalışanlara fırsat verme kültürü bir şirketin toplumsal sorumluluk bilincinin göstergesidir” dedi. İstinye Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. S. Ufuk Yurdalan, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü kapsamında engelli bireylerin Türkiye’de karşılaştığı temel sorunlara ve çözüm önerilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. TÜİK’in nüfus ve konut araştırmasında en az bir engeli olan bireylerin oranı yüzde 6,9, Ulusal Engelli Veri Sistemi’ne kayıtlı engelli birey sayısı ise yaklaşık 4,5 milyon kişi olarak bildirilmektedir. Türkiye’nin 87 milyon 774 bin 194 kişilik nüfusu göz önüne alındığında, her gün milyonlarca kişi erişilebilirlik, eğitim, istihdam ve toplumsal katılım alanlarında çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. “Erişilebilirlik hâlâ en büyük bariyer” Prof. Dr. Yurdalan, engelli bireylerin en önemli problemlerinden birinin erişilebilirlik olduğuna dikkat çekti: “Fiziksel erişilebilirlik olarak rampalar, asansörler, uygun yaya yolları, engelsiz tuvaletler ve engelli park yerleri gibi alt yapı yetersizliklerini sıralayabiliriz. Dijital erişilebilirlikte ise web siteleri, mobil uygulamalar ve dijital hizmet platformlarının engellilere uygun tasarlanmaması veya edinebilmeleri sorunlar arasında. Engellilerin eğitim ve istihdam fırsatlarına erişimi de sınırlı olabiliyor. İş bulmada ayrımcılık ve önyargılar ile engellenebiliyorlar, oysa tüm bu alanlara erişimleri bir hak, insan onuru meselesi”. Görme ve duyma engellilerin karşılaştığı özel güçlükler Prof. Dr. Yurdalan, görme engelli bireylerin özellikle eğitim, istihdam ve sosyal hayata katılımda ek bariyerlerle karşılaştıklarını, ilişkili teknolojik çözümlerden ekran okuyucular, yapay zekâ uygulamaları ve sesli yönlendirme sistemlerinin bağımsızlığı artırdığını ifade etti. Bankacılık hizmetlerinde “şahit istenmesi” uygulamasının sürdüğünü hatırlatarak bu durumun bankacılık mevzuatı ve teknolojik sistemlerle aşılabileceğini söyledi. Duyma engellilerin ise en büyük sorununun iletişim engelleri olduğuna değinen Yurdalan, “Uygun öğretim materyallerinin ve destek hizmetlerinin eksikliği eğitimde eşitsizlik yaratıyor. Aynı şekilde “iş verenlerin iş yerlerinde duyma engellilere ilişkin endişeleri istihdam edilmelerini olumsuz etkileyebiliyor” dedi. Yine duyma engelliler toplumsal etkinliklere katılımda da iletişim zorlukları nedeniyle çekimser kalarak sosyal yaşamdan izole olabiliyor. “Engelli bireylerin güçlenmesi için sosyal projeler şart” Prof. Dr. Yurdalan, engelli bireylerin toplumda kendilerini daha güçlü ve özgür hissedebilmeleri için geniş kapsamlı sosyal projelere ihtiyaç olduğunu belirterek bazı önerilerde bulundu: “Bilgisayar, el sanatları, teknik beceriler gibi iş yeterlilikleri sağlayan mesleki eğitim atölyeleri yapılmalı.CV hazırlama, mülakat eğitimi, girişimcilik danışmanlığı gibi istihdam destekleri sağlanmalı. Sanat, kültür ve gönüllülük projeleri yoluyla sosyal katılımı artırıcı faaliyetler gerçekleştirilmeli. Sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlere erişimi güçlendirmek için de erişimi kolaylaştırıcı toplumsal hizmet projeleri strateji olmalı”. Şehirlerdeki en kritik sorunlar: Ulaşım ve altyapı Yurdalan, şehirlerin engelli dostu olması için atılması gereken adımlardan örnekler verdi: “Yaya yolları, rampalar, asansörler ve toplu taşıma durakları yeniden düzenlenmeli. Toplu taşımada engelli önceliği ve güvenli seyahat çözümleri hayata geçirilmeli. Kamu kurumlarında hızlı randevu ve engellilere özel işlem saatleri oluşturulmalı. Yeni tasarımlarda engelli dostu teknolojiler zorunlu hale getirilmeli. Merkezi noktalarda trafik ışıkları ve yaya geçişleri engelli kullanımına göre ayarlanmalı. Sürekli ihtiyaç analizleri yapılarak engelli transferleri ve resmi işlemlerini kolaylaştıracak bilimsel projeler desteklenmeli.” Yenilikçi teknolojiler bağımsız yaşamı güçlendiriyor Engelli bireyler için geliştirilen teknolojilerin onlara büyük kolaylıklar sağladığından söz eden Prof. Dr. Yurdalan, yapay zekâ destekli uygulamaların hızla yaygınlaştığını söyledi. Kullanılan başlıca teknolojiler arasında Be My Eyes, Microsoft Seeing AI, Ava, Apollon Gözlük, WeWALK akıllı baston, EyeSense, Otsimo gibi uygulamalar yer alıyor. “Teknoloji, engelli bireylerin sesini duyurmada ve fonksiyonel bağımsızlıklarını artırmada çok önemli bir eşitlik aracı haline geldi” diyen Yurdalan, bu alanda kamu ve özel sektörün ortak projeler geliştirmesinin etkin bir yol olduğunu işaret etti. “Yasal teşvik var, insani sorumluluk daha büyük” Engelli çalışan istihdam eden işverenlere sağlanan prim desteğinin önemine değinen Yurdalan, mevcut teşvikler dışında şu önerilerde bulundu: “Engelli çalışanlara fırsat verme kültürü bir şirketin toplumsal sorumluluk bilincinin göstergesidir. Engellilerin çalışma ortamları onların gereksinimlerine uygun düzenlenmeli. Esnek veya verim odaklı çalışma modelleri yaygınlaştırılmalı, saat bazlı iş paketleri düşünülmeli. Engelli çalışanlar yetkin oldukları alanlarda istihdam edilmeli. Ulusal ve uluslararası fonlarla iyi uygulama örnekleri yaygınlaştırılmalı. Çocuğu olan engelli çalışanlara eğitim desteği verilmeli” “Engelsiz bir Türkiye mümkün” Prof. Dr. S. Ufuk Yurdalan, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nün bir farkındalık günü olmakla kalmayıp, ötesine geçmesi gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Toplumsal yaşamın tüm alanlarında engelleri kaldırmak, bütüncül bir politika ve irade gerektirir. Fiziksel, dijital ve sosyal engelleri birlikte kaldırdığımızda tüm bireylerin eşit, özgür ve katılımcı bir yaşam sürebileceği bir Türkiye’de 3 Aralık’lar engelsiz engelliler gününe dönüşebilir.” Bunun bir örneği olarak Üniversitemiz Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü öğretim üyemiz Dr. Mirsad Alkan’ın yürütücülüğünde tamamlanan TÜBİTAK 4008-Özel Gereksinimi olan Bireylere Yönelik Kapsayıcı Toplum Uygulamaları projesi kapsamında 23 Ekim 2025’te Vadi Kampüs’te ”Paralimpik Sporcu Festivali: Öğren, Bilinçlen, Yeteneğini Keşfet, Sporcularla Oyna” etkinliği geniş katılımla gerçekleştirilmiş; TÜBİTAK projenin devam etmesi yönünde karar oluşturmuştur.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.