Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Erişilebilirlik

Kapsül Haber Ajansı - Erişilebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erişilebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Ersoy: "Nutuk Artık Görme ve İşitme Engelliler İçin de Erişilebilir" Haber

Bakan Ersoy: "Nutuk Artık Görme ve İşitme Engelliler İçin de Erişilebilir"

Bakan Ersoy, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunda düzenlenen Nutuk Külliyatı Projesi Tanıtım Programı’na katılarak Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı tarafından hazırlanan projenin ayrıntılarını kamuoyuyla paylaştı. Nutuk’un tarihî önemine konuşmasında dikkat çeken Bakan Ersoy, eserin milletimizin bağımsızlık mücadelesini ve kendi geleceğini belirleme iradesini ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: “Nutuk, milletimizin esarete karşı ayağa kalkışının, bağımsızlığını kazanışının ve kendi geleceğini kendi iradesiyle inşa edişinin sayfalara dökülmüş halidir… Mustafa Kemal Paşa eserinde, Kurtuluş Savaşı yıllarında ülkenin içinde bulunduğu koşulları ortaya koymuş, Kurtuluş Savaşı’nın ve bu savaştan sonra başlayan modernleşme çabalarının hangi koşullarda gerçekleştiğini ayrıntılı bir şekilde, belgelere dayalı olarak anlatmıştır.” Nutuk’un 19 Mayıs 1919’dan Cumhuriyet’in kuruluş sürecine uzanan tarihî yürüyüşü gözler önüne serdiğini ifade eden Ersoy, Nutuk Külliyatı Projesi’nin bu mirası yaşatma ve gelecek kuşaklara aktarma sorumluluğuyla hayata geçirildiğini söyledi. Ersoy, Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı tarafından 2025 yılında hazırlanan projenin, Nutuk’un yabancı dillerdeki baskılarının tükenmek üzere olması üzerine gündeme geldiğini belirterek Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığına sunulan çalışmanın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uygun görmesiyle kabul edilerek yatırım programına alındığını kaydetti. Nutuk Artık Okunacak, Dinlenecek ve Araştırılacak Nutuk’un yalnızca basılı bir eser olarak değil, dijital teknolojiler aracılığıyla da halkın kullanımına sunulduğunu belirten Bakan Ersoy, www.nutuk.gov.tr adresli internet platformunun erişime açıldığını duyurdu. Ersoy, yeni platformda Nutuk’un özgün diliyle, bugünkü Türkçeyle ve İngilizce olarak okunabileceğini, projenin devam eden aşamalarında ise Türkmence, Kazakça, Almanca, Fransızca, Farsça, Urduca, Rusça ve İspanyolcanın da sisteme ekleneceğini açıkladı. Dijital platformun özelliklerine değinen Ersoy, metin, ses ve görüntü içeriklerinin birbiriyle bağlantılı şekilde kullanılabildiğini; metinden sese, sesten videoya, bir dilden başka bir dile ve videodan yeniden metne geçiş yapılabildiğini anlattı. Ersoy, eserin farklı bölümleri arasında geçiş yapılabildiğini, Nutuk’un ekindeki haritaların yanı sıra eserde geçen yer adlarını gösteren interaktif haritaya da ulaşılabildiğini belirterek kullanıcıların seçtikleri yer adlarının Nutuk’un hangi bölümlerinde geçtiğini görebileceğini ve ilgili bölümlere doğrudan erişebileceğini ifade etti. Platformun araştırmacılara sağlayacağı imkânlara da değinen Ersoy, Nutuk metinlerinde yer alan ifadelerin Atatürk Ansiklopedisi, Türk Dünyası Ansiklopedisi, Türk Tarih Kurumunun Ansiklopedik Türk Tarih Sözlüğü ve Türk Dil Kurumunun Güncel Türkçe Sözlüğü üzerinden araştırılabilmesi için platformlar arası bağlantılar oluşturulduğunu bildirdi. Bakan Ersoy, bu bağlantılar sayesinde okuma deneyiminin aynı zamanda bir araştırma deneyimine dönüşeceğini belirterek kullanıcıların üyelik oluşturarak her bölüm için not kaydedebileceklerini ve bu notlara farklı cihazlardan ulaşabileceklerini söyledi. Ersoy, proje kapsamında tarihî olaylardan bilimsel yayınlara, belgelerden fotoğraflara kadar pek çok içeriğin araştırma ve incelemeye sunulduğunu, “Nutuk’ta Bugün” ve “Haftanın Söylevi” bölümleriyle de eserin tarihî anlatısının daha yakından takip edilebileceğini aktardı Bütün bu özelliklerle Nutuk’un yalnızca okunup geçilen bir eser olmaktan çıkarılacağını vurgulayan Ersoy, eserin araştırılan, incelenen, üzerinde düşünülen ve yeni kuşaklarla yeniden buluşan canlı bir bilgi kaynağına dönüşeceğini ifade etti. Nutuk’un Önündeki Engeller Kalkıyor Nutuk Külliyatı Projesi’nin en anlamlı yönlerinden birinin erişilebilirlik olduğunu ifade eden Bakan Ersoy, eserin görme ve işitme engelli vatandaşlara yönelik özel biçimlerinin de kamuoyunun hizmetine sunulduğunu açıkladı. Ersoy, bu çalışmanın önemini şu sözlerle anlattı: “Bu projenin bizim için en anlamlı yönlerinden biri de Nutuk’u ‘erişilebilirlik’ ilkesi doğrultusunda toplumun bütün kesimleriyle buluşturacak olmasıdır. Bu anlayışla Nutuk’un ‘sesli’, ‘işaret diliyle’ ve ‘Braille alfabesiyle’ hazırlanan özel biçimlerini de kamuoyunun hizmetine sunuyoruz.” Görme engelli vatandaşların Nutuk’u Braille alfabesiyle okuyabileceğini, işitme engelli vatandaşların işaret diliyle hazırlanan içerikler üzerinden eseri takip edebileceğini belirten Ersoy, sesli kayıtlarla da Nutuk’un tarihî anlatısına farklı yollarla ulaşılabileceğini kaydetti Bakan Ersoy, üç cilt halinde hazırlanan Braille baskısının, işaret dili videolarının ve sesli Nutuk içeriklerinin projede benimsenen kapsayıcı yaklaşımın somut örneklerini oluşturduğunu söyledi. Nutuk Sekiz Dilde Sınırları Aşıyor Nutuk’un dünyaya açılmasının projenin öncelikli hedeflerinden biri olduğunu belirten Bakan Ersoy, Türkçenin yanı sıra İngilizce, Almanca, Fransızca, Kazakça, Rusça, Urduca, Farsça ve Türkmence olmak üzere sekiz dilde hazırlanan özel baskıların tanıtıldığını açıkladı. Ersoy, yeni kapak tasarımları ve kutulu sunumlarla hazırlanan baskılarda her dil için farklı renkler kullanıldığını, ortak tasarım anlayışıyla hazırlanan bu yayınların eserin nitelikli biçimde korunmasını ve uluslararası alanda daha geniş kitlelere ulaşmasını amaçladığını ifade etti. Özellikle Kazakça ve Türkmence çevirilerin Nutuk’un Türk dünyasındaki erişilebilirliği bakımından ayrı bir önem taşıdığını vurgulayan Ersoy, külliyatın farklı dillerde okuyucularla buluşturulması ve uluslararası dolaşıma girmesi sayesinde Türkiye’nin yakın tarihinin farklı coğrafyalarda yaşayan insanlar tarafından doğrudan incelenebileceğini söyledi. Nutuk’un 100. Yılına Yeni Projeler Nutuk Külliyatı Projesi’nin 2026 yılındaki tanıtımla sınırlı kalmayacağını açıklayan Bakan Ersoy, Nutuk’un okunuşunun 100. yılı olan 2027 boyunca yeni çalışmaların gerçekleştirileceğini bildirdi. Ersoy, gelecek yıl Şubat-Kasım döneminde düzenlenecek konferans serileriyle Nutuk’un farklı yönleriyle ele alınacağını belirterek Ankara’da ve Millî Mücadele’nin önemli duraklarında gerçekleştirilecek konferanslarda eserin Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki yerinin ve günümüze ışık tutan yönlerinin değerlendirileceğini söyledi. Nutuk’un dijital ortamda geliştirilmesine yönelik çalışmaların da sürdüğünü ifade eden Ersoy, internet platformunun yeni özelliklerle zenginleştirilmesi, mobil uygulamasının hazırlanması ve eserin sanal bir müze deneyimiyle buluşturulmasının hedeflendiğini açıkladı. Ersoy, metaverse sergisiyle kullanıcıların Nutuk’un tarihî dünyasını dijital ortamda keşfetmelerinin sağlanacağını, “100. Yılında Atatürk’ün Nutuk’u” başlıklı editoryal eserle de bilimsel literatüre yeni bir katkı sunulacağını belirtti. İspanyolca Nutuk’un basılı ve dijital ortamlarda okuyucularla buluşturulmasının da çalışmaların önemli aşamalarından biri olacağını kaydeden Ersoy, teknolojinin bu projedeki yerini şu sözlerle değerlendirdi: “Burada özellikle vurgulamak isterim ki; teknoloji, bizim için yalnızca bir araçtır. Bizler, teknolojinin sunduğu imkanları milletimizin ortak hafızasını güçlendirmek, tarih bilincini geliştirmek ve kültürel mirasımızı uluslararası alanda daha görünür kılmak için kullanıyoruz…” Nutuk’un geçmişi aydınlatan bir eser olduğu kadar gelecek kuşaklara bırakılmış güçlü bir tarihî miras olduğunu vurgulayan Bakan Ersoy, bu mirası aslına uygun biçimde korumanın ve çağın imkânlarından yararlanarak gelecek nesillere aktarmanın görevleri olduğunu ifade etti. Ersoy, Nutuk Külliyatı Projesi’ni bu sorumluluğun önemli bir parçası olarak değerlendirdiklerini belirterek külliyatın hazırlanmasında emeği geçen Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığına, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumuna ve katkı sunan bütün çalışma arkadaşlarına teşekkür etti. Konuşmasının sonunda Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve bağımsızlık mücadelesinin bütün kahramanlarını rahmet, minnet ve saygıyla anan Bakan Ersoy, Nutuk Külliyatı Projesi’nin ülkemiz, milletimiz ve bilim dünyası için hayırlı olması temennisinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kapsayıcı Sigorta Platformu Başvurulara Açıldı Haber

Kapsayıcı Sigorta Platformu Başvurulara Açıldı

Kapsayıcı Sigorta Platformu, Sigorta Haftası’nda sigorta sektöründe kariyer yapmak isteyen engelli bireylerin başvurularına açıldı. Katılımcılar, AXA Sigorta’nın eğitim altyapısıyla sunulacak aşamalı program kapsamında temel sigortacılık ve mesleki yetkinlik eğitimlerinin ardından, SEGEM Teknik Personel Yeterlilik Sınavı’na da hazırlanacak. Platformla engelli bireylerin sigorta sektöründe sürdürülebilir kariyer fırsatlarına erişiminin güçlendirilmesi hedefleniyor. AXA Sigorta ile Dünya Engelliler Birliği’nin değerler ortaklığıyla geliştirilen Kapsayıcı Sigorta Platformu, Sigorta Haftası kapsamında erişime açılarak başvuruları kabul etmeye başladı. Artse Reasürans ve Sigorta Brokerliği öncülüğünde, Dünya Engelliler Birliği’nin katkıları ve Finsuretechs’in teknoloji desteğiyle geliştirilen platform, engelli bireylerin sigortacılık alanında mesleki bilgi ve yetkinlik kazanmalarını desteklerken sektörün nitelikli insan kaynağı ihtiyacıyla yeni yetenekleri buluşturmayı amaçlıyor. Mayıs ayında Dünya Engelliler Haftası kapsamında duyurulan değerler ortaklığının eğitim odaklı ilk fazı, platformun erişime açılmasıyla uygulamaya geçti. Eğitim, sertifikasyon, teknoloji ve sektör erişimini aynı yapı içinde buluşturan proje, engelli bireylerin sigorta sektörüne girişte karşılaştıkları zorlukların azaltılmasına ve fırsat eşitliğinin güçlendirilmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Platforma başvuran adaylar ilk aşamada AXA Sigorta’nın eğitim altyapısı üzerinden sunulan online Temel Sigortacılık Eğitimlerinin yanı sıra MS Office ve sektörel yetkinliklere yönelik eğitimleri tamamlayacak. Sektörün temel kavramları, ürünleri ve işleyişine ilişkin bir altyapı kazanan katılımcılara eğitimin ardından değerlendirme sınavı uygulanacak. Başarılı adaylar, sigorta sektöründe mesleki yeterlilik açısından önemli bir aşama olan SEGEM Teknik Personel Yeterlilik Eğitimlerine ve sınavına hazırlanmak üzere ikinci eğitim sürecine geçecek. Program, sertifikasyonla sınırlı kalmayan uzun vadeli bir gelişim yaklaşımıyla tasarlandı. SEGEM sürecinin ardından katılımcıların kişisel ve profesyonel gelişimlerinin AXA Yetkinlik Akademisi tarafından sunulacak yeni eğitimlerle desteklenmesi; böylece sigortacılık sektöründe sürdürülebilir kariyer fırsatlarına daha güçlü biçimde hazırlanmaları hedefleniyor. AXA Sigorta CEO’su Yavuz Ölken, platformun çıkış noktasını şöyle değerlendirdi: "Sigorta sektörü, farklı yetkinliklere ve deneyimlere sahip insanların birlikte değer üretebildiği geniş bir çalışma alanı sunuyor. Ancak engelli bireyler, eğitime erişimden mesleki gelişime ve sektörde kariyer fırsatlarına kadar birçok aşamada çeşitli engellerle karşılaşabiliyor. Kapsayıcı Sigortacılık Platformu'nu, engelli bireylerin yeteneklerini ve mesleki birikimlerini sektöre taşıyabilecekleri güçlü bir fırsat eşitliği girişimi olarak görüyoruz. Program kapsamında her bireyin sahip olduğu potansiyelin, yetkinliklerin ve ortaya koyabileceği değerin görünür hale gelmesini hedefliyoruz. Mayıs ayında duyurduğumuz değerler ortaklığını bugün katılımcılarla buluşan somut bir gelişim yolculuğuna dönüştürmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Kapsayıcılığı; eğitim, istihdam, ürün ve hizmet deneyimi başlıklarında bütüncül bir anlayışla ele alıyor, Empati Güvencesi yaklaşımımız doğrultusunda herkes için erişilebilir çözümler geliştirmeyi önceliklendiriyoruz. Bu nedenle sürecin ilk gününden itibaren bilgi birikimimizi, uzmanlığımızı ve ürün geliştirme deneyimimizi paylaşarak aktif sorumluluk üstlendik. Engelli bireylerin kendilerini güvende, değerli ve desteklenmiş hissetmelerine katkı sunmak, 'İnsanlığın gelişmesi adına insanlar için değerli olanı koruma' marka amacımızın doğal bir yansımasıdır." Projenin ikinci fazında, Dünya Engelliler Birliği ile gerçekleştirilen çalıştaydan elde edilen çıktılar doğrultusunda engelli bireylerin ve hayatlarına değer katan yakınlarının da finansal güvencelerini artırmaya yönelik ürün geliştirme çalışmaları yürütülecek. Konut, kasko, sağlık, seyahat sağlık, hayat sigortası ve bireysel emeklilik ürünlerinde engelli bireyler ile onlara bakım sağlayan yakınlarının ihtiyaçlarını gözeten çözüm ve avantajların geliştirilmesi; bu çözümlerin Kapsayıcı Sigorta Platformu ve acente satış kanalı aracılığıyla kolaylıkla erişilebilir kılınması hedefleniyor. Dünya Engelliler Birliği Başkanı Metin ŞENTÜRK, platformun sektör erişimine sağlayacağı katkıyla ilgili olarak şunları söyledi: Kapsayıcı Sigorta Platformu’nun, engelli bireylerin yalnızca sigorta sektörüne ilişkin bilgi ve yetkinliklerini geliştirmelerine değil, aynı zamanda sektörle doğrudan temas kurmalarına ve kariyer fırsatlarına erişmelerine önemli bir katkı sağlayacağına inanıyoruz. Engelli bireylerin çalışma hayatında daha fazla yer alabilmesi için eğitim fırsatlarının yanı sıra, mesleki bilgi ve becerilerini geliştirebilecekleri, yetkinliklerini güçlendirebilecekleri ve bu yetkinlikleri istihdam fırsatlarına dönüştürebilecekleri mekanizmaların da artırılması gerekiyor. Kapsayıcı Sigorta Platformu’nun bu açıdan, katılımcıların nitelikli mesleki beceriler kazanmasına, özgüvenlerini güçlendirmesine ve iş hayatına daha donanımlı bir şekilde hazırlanmasına önemli katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Bu platformu, engelli bireylerin potansiyellerinin görünür kılınması, sahip oldukları yeteneklerin sektörün ihtiyaçlarıyla buluşturulması ve fırsat eşitliğinin somut adımlarla desteklenmesi açısından çok değerli buluyoruz. Dünya Engelliler Birliği olarak, engelli bireylerin ekonomik ve sosyal hayata tam ve eşit katılımını destekleyen bu tür iş birliklerinin yaygınlaşmasını önemsiyoruz. Kapsayıcılığın yalnızca erişilebilirlik açısından değil, eğitim, mesleki gelişim ve istihdamın tüm aşamalarında ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Kapsayıcı Sigorta Platformu’nun da bu anlayışın sigorta sektöründeki güçlü örneklerinden biri olarak, engelli bireylerin sektöre erişimini kolaylaştırırken sektörün de nitelikli ve farklı yetkinliklere sahip insan kaynağıyla buluşmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz.” AXA Sigorta, KKTC, Uluslararası İş Geliştirme ve Yeşil Dönüşüm Direktörü Seda Bora Arkan ise eğitim modeline ilişkin şu bilgileri verdi: “Bu programı, katılımcıların sigortacılık sektörüne adım atabilecekleri uzun soluklu bir gelişim yolculuğunun ilk basamağı olarak görüyoruz. Temel Sigortacılık Eğitimleriyle başlayacak süreç, başarılı olan ve teknik personel olarak çalışmak isteyen katılımcılar için SEGEM Teknik Personel Yeterlilik Eğitimleri ve sınavına hazırlıkla devam edecek. Amacımız yalnızca eğitim vermek ya da bir sertifika kazanımını desteklemek değil; katılımcıların mesleki yetkinliklerini geliştirerek iş hayatına daha güçlü hazırlanmalarına ve sigortacılık sektöründe sürdürülebilir kariyer fırsatları yakalamalarına katkı sağlamak.” Artse Reasürans ve Sigorta Brokerliği CEO’su Hakan Meral şu değerlendirmede bulundu: “Bu projeyi geliştirirken çıkış noktamız, engelli bireyleri yalnızca sigorta ürünlerinden yararlanan kişiler olarak değil; sektörümüzde bilgi üreten, hizmet sunan ve değer yaratan eşit paydaşlar olarak görmekti. Artse olarak bu projede engelli bireyler, sivil toplum, sigorta sektörü ve teknoloji arasında köprü kurmayı üstlendik. Kapsayıcı Sigorta Platformu ile eğitime, mesleki gelişime ve ihtiyaca uygun sigorta çözümlerine erişimi aynı yapı içinde buluşturuyoruz. Amacımız tek seferlik bir sosyal sorumluluk çalışması gerçekleştirmek değil; ölçülebilir, zaman içinde geliştirilebilir ve sektör genelinde yaygınlaştırılabilir sürdürülebilir bir model oluşturmaktır. Kapsayıcılığın iyi niyet beyanından somut uygulamaya dönüşmesi için sorumluluk almaya ve bu ekosistemi birlikte büyütmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sigortacılıkta Yeni Dönem Müşterinin İhtiyacını Anlamakla Başlıyor Haber

Sigortacılıkta Yeni Dönem Müşterinin İhtiyacını Anlamakla Başlıyor

2026 yılı, dijitalleşme, yapay zekâ, kişiselleştirilmiş çözümler ve müşteri deneyiminin sektör gündeminde daha fazla yer aldığı bir dönem oldu. Önümüzdeki dönemde ise sigortacılığın gelişimini yalnızca ürün çeşitliliği değil, müşterinin ihtiyacını doğru anlamak ve bu ihtiyaca uygun çözümü doğru zamanda ve doğru kanaldan sunabilmek belirleyecek. Sigortacılıkta geleceğin temel unsurlarından biri, müşteriye daha fazla ürün sunmaktan çok, ihtiyacına uygun çözümü daha doğru şekilde sunabilmek olacak. Veri analitiği ve yapay zekâ bu noktada önemli fırsatlar sunuyor. Müşterinin yaşam evresi, risk profili ve finansal hedefleri gibi farklı değişkenlerin birlikte değerlendirilebilmesi, sigorta çözümlerinin daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşmasını sağlayabilir. Böylece teknoloji, yalnızca operasyonel süreçleri hızlandıran bir araç olmaktan çıkarak müşteri ihtiyacını daha iyi anlamaya hizmet eden stratejik bir unsur haline geliyor. Dijitalleşme Satıştan Tüm Müşteri Yolculuğuna Yayılıyor Sigortacılıkta dijitalleşmeyi yalnızca ürün satın alma sürecini kolaylaştıran bir teknoloji yatırımı olarak değerlendirmemek gerekiyor. Asıl değer, müşterinin sigorta ile kurduğu ilişkinin tamamında ortaya çıkıyor. İhtiyacın belirlenmesinden ürün seçimine, satın alma ve poliçe yönetiminden bilgilendirmeye, hasar ve tazminat süreçlerinden sonrasındaki hizmetlere kadar uzanan bütünsel bir deneyim, yeni nesil sigortacılığın temel unsurlarından biri haline geliyor. BNP Paribas Cardif Türkiye olarak 'sigortayı daha erişilebilir hale getirme' misyonumuz çerçevesinde, e-Şube ve CepteCardif gibi dijital kanallarımızla müşterilerimizin BES ve Ailem Güvende ürünlerimize online erişimini sağlıyor, ürünlerimizdeki hasar süreçlerini de bu deneyimin bir parçası olarak ele alıyoruz. Buradaki temel yaklaşımımız, farklı temas noktalarının birbirinden bağımsız çalıştığı bir yapı yerine, müşterinin ihtiyacına göre kanallar arasında kesintisiz ilerleyebildiği bir deneyim oluşturmak. Dijitalleşmenin gerçek değerini yalnızca süreci hızlandırmakta değil, müşterinin sigorta ile kurduğu ilişkiyi kolaylaştırmakta ve güçlendirmekte görüyoruz. Teknolojinin müşteri deneyiminin merkezinde konumlanması, bu nedenle bir tercih olmanın ötesinde, sektörün geleceği açısından temel bir gereklilik haline geliyor. Yeni Nesil Ürünlerde Koruma ve Birikim Bir Arada Tüketicilerin finansal planlama ihtiyaçları da değişiyor. Sigortanın yalnızca risk gerçekleştiğinde devreye giren bir güvence mekanizması olarak değil, bireylerin daha uzun vadeli finansal planlamasının bir parçası olarak değerlendirilmesi giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu noktada koruma ve birikim çözümlerinin birbirini tamamlayan yapısı öne çıkıyor. Kredi bağlantılı hayat sigortalarının yanı sıra kredi bağlantısız hayat sigortaları, prim iadeli ürünler ve BES, farklı yaşam evrelerinde ortaya çıkan ihtiyaçlara yanıt verebilecek seçenekler sunuyor. Ekonomik belirsizliklerin arttığı dönemlerde bireylerin hem yaşam risklerine karşı korunma hem de geleceğe yönelik birikim yapma ihtiyacını birlikte değerlendirmesi, ürün geliştirme yaklaşımının da bu doğrultuda şekillenmesini gerektiriyor. Burada önemli olan daha fazla ürün üretmek değil, doğru ihtiyaca doğru çözümü sunabilmek. Ürün tasarımının merkezine müşterinin gerçek ihtiyacını koymak, sigortacılığın geleceğinde rekabetin de önemli unsurlarından biri olacak. Erişilebilirlik Ürüne Ulaşmaktan Fazlasını İfade Ediyor Sigortacılığın geleceğini konuşurken erişilebilirlik kavramını da daha geniş bir çerçevede ele almak gerekiyor. BNP Paribas Cardif olarak 2024 yılında 21 ülkede 21 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz "Protect & Project Oneself (Kendini Koruma ve Planlama)" araştırması bu açıdan dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor. Araştırmamıza göre Türkiye'de tüketicilerin yüzde 80'den fazlası sigorta çözümlerine erişimde zorluk yaşarken, neredeyse yarısı bu zorluklar nedeniyle sigorta çözümü almaktan vazgeçiyor. Tüketicilerin sigorta çözümlerinin kapsamı, istisnaları ve sahip olma koşulları konusunda daha fazla netlik beklentisi de erişilebilirliğin yalnızca fiziksel veya dijital kanallara ulaşmakla sınırlı olmadığını gösteriyor. Bir sigorta çözümünün gerçekten erişilebilir olması; müşterinin ürünü kolayca anlayabilmesini, kendi ihtiyacıyla ilişkilendirebilmesini ve süreçleri mümkün olduğunca sade şekilde yönetebilmesini de kapsıyor. Bu nedenle sade ürün tasarımı, açık iletişim ve ihtiyaca yönelik yönlendirme, teknolojik yatırımlar kadar önemli. Sigortacılığın daha geniş kitlelere ulaşabilmesi için teknoloji ile sadeliğin, dijitalleşme ile güven ilişkisinin birlikte ele alınması gerekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akıllı Gözlük Kullanırken Verileri Korumanın 5 Yolu Haber

Akıllı Gözlük Kullanırken Verileri Korumanın 5 Yolu

Akıllı gözlüklerin yaygınlaşmasıyla birlikte cihaz güvenliğinin ve bilinçli paylaşım alışkanlıklarının önem kazandığını belirten Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, akıllı gözlük kullanıcılarının alması gereken 5 kritik önlemi paylaşıyor. Kamera özellikli akıllı gözlükler kısa sürede teknoloji meraklılarının ürünü olmaktan çıkıp günlük hayatın parçası haline gelecek. Eller serbest fotoğraf ve video çekimi, sesli asistan desteği, anlık çeviri ve görme güçlüğü yaşayan kullanıcılar için sunulan erişilebilirlik özellikleri bu cihazları geniş bir kitle için cazip kılıyor. Ancak bu cihazlar kamerayı ve mikrofonu göz hizasına taşıdığı için, kullanıcının gördüğü ve duyduğu her şeyi kayda alma potansiyeli taşıyor. Gözlüğün eşleştirildiği telefon, bağlı olduğu hesap ve yapay zeka özelliklerinin işlediği veriler de bu tabloya ekleniyor. Bu noktada Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, akıllı gözlüklerden güvenle yararlanmak için cihazın bir aksesuar gibi görülmemesi ve telefon kadar özenle yönetilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. "Akıllı Gözlük, Göz Hizasında Taşınan Bir Bilgisayardır" Akıllı gözlüklerin bir moda aksesuarı görünümünde güçlü bir giyilebilir teknoloji olsa da veri toplama cihazı olduğunu belirten Akkoyunlu, "Akıllı gözlükler kamera, mikrofon, internet bağlantısı ve yapay zeka özelliklerini tek bir cihazda bir araya getiriyor. Bu da onları göz hizasında taşınan bir bilgisayara dönüştürüyor. Kullanıcıların büyük bölümü telefonlarında şifre, güncelleme ve uygulama izinlerine dikkat ederken aynı özeni gözlüklerine göstermiyor. Oysa gözlükle çekilen her fotoğraf ve video eşleştirildiği telefona, çoğu zaman da bir bulut hesabına aktarılıyor. Yapay zeka asistanına sorulan her soru ise görüntü ve ses verisinin işlenmesi anlamına gelebiliyor. Paylaşım aşamasında da benzer bir dikkat gerekiyor. Göz hizasından çekilen görüntüler çevredeki kişileri, ev ve iş yeri detaylarını ya da konum bilgisini fark edilmeden kareye dahil edebiliyor. Bu cihazlardan güvenle yararlanmanın yolu, onları telefonumuz kadar bilinçli yönetmekten geçiyor." dedi. Akıllı Gözlük Kullanıcılarının Alması Gereken 5 Önlem 1. Gözlüğünüzü ve eşleştirdiğiniz uygulamayı güncel tutun. Üreticiler güvenlik açıklarını kapatan ve gizlilik korumalarını güçlendiren güncellemeleri düzenli olarak yayınlıyor. Gözlüğün yazılımını ve telefonunuzdaki eşlik uygulamasını otomatik güncellemeye alın. Cihazınızı yalnızca yetkili satış kanallarından satın alın ve ikinci el alımlarda cihazı fabrika ayarlarına döndürüp kendi hesabınızla yeniden kurun. 2. Bağlı hesabınızı ve telefonunuzu güvenceye alın. Akıllı gözlüğün topladığı tüm görüntü ve ses kayıtları eşleştirildiği telefon ve hesap üzerinden yönetiliyor. Bu hesap için güçlü ve benzersiz bir şifre belirleyin ve iki adımlı doğrulamayı etkinleştirin. Telefonunuzun ekran kilidini açık tutun, gözlüğü kaybetmeniz veya çaldırmanız durumunda cihazı uygulama üzerinden uzaktan devre dışı bırakabileceğinizden emin olun. 3. Yapay zeka ve bulut ayarlarını gözden geçirin. Sesli asistan, görsel tanıma ve anlık çeviri gibi özellikler çoğu zaman görüntü ve ses verisinin işlenmesini gerektiriyor. Uygulamanın gizlilik ayarlarından hangi verilerin buluta yüklendiğini, ne kadar süre saklandığını ve yapay zeka hizmetlerinin geliştirilmesinde kullanılıp kullanılmadığını kontrol edin. İhtiyaç duymadığınız özellikleri kapatın, otomatik bulut yedeklemeyi yalnızca gerçekten kullanacaksanız açık tutun. 4. Paylaşmadan önce karenin tamamını kontrol edin. Göz hizasından çekilen görüntüler, fark etmeden çevredeki kişileri, bir ev girişini, iş yeri tabelasını, araç plakasını veya ekranda açık duran bir belgeyi kareye dahil edebiliyor. Paylaşım öncesinde görüntüyü baştan sona izleyin, gerekirse kişilerin yüzlerini ve hassas ayrıntıları bulanıklaştırın. Cihaz ayarlarından konum etiketlemesini kapatarak görüntülerin çekildiği yeri gösteren meta verinin paylaşılmasını önleyin. Görüntüde yer alan kişilerin paylaşım konusunda bilgisi olmasına özen gösterin. 5. Gözlüğünüzün bağlı olduğu cihazları bütünsel bir güvenlik çözümüyle koruyun. Akıllı gözlüğün güvenliği büyük ölçüde eşleştirildiği telefonun güvenliğine bağlı. Bitdefender Mobile Security gibi çözümler, telefonunuzu zararlı uygulamalara, oltalama saldırılarına ve güvenli olmayan ağlara karşı koruyarak gözlüğünüzle topladığınız fotoğraf, video ve kişisel verilerin güvende kalmasına yardımcı olur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEGV’e Uluslararası Arenada Ödül Haber

TEGV’e Uluslararası Arenada Ödül

Rapor, LACP Vision Awards kapsamında Uluslararası STK Faaliyet Raporları kategorisinde Platinum Ödül alırken, dünya genelindeki en başarılı faaliyet raporları arasında 60. sırada, EMEA Bölgesi’nde ise 15. sırada yer aldı. Annual Report Competition (ARC) Awards International’da ise rapor, Kapak Tasarımı ve İç Tasarımı kategorilerinde Bronz Ödül kazandı. “Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir” mottosuyla çocukların nitelikli eğitimle buluşması için 31 yıldır çalışmalarını sürdüren Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın (TEGV), “Bu Bir Değişim Çağrısıdır” sloganıyla hazırlanan 2025 Entegre Faaliyet Raporu, uluslararası arenada ödüllendirildi. TEGV’in kuruluşundan bu yana çocukların nitelikli eğitimle buluşması için yürüttüğü çalışmaları, 2025 yılı faaliyetlerini, yaratılan sosyal etkiyi ve geleceğe yönelik yol haritasını bütüncül bir bakış açısıyla ortaya koyan rapor, dünyanın önde gelen uluslararası iletişim ve raporlama yarışmalarından LACP Vision Awards’tan Uluslararası STK Faaliyet Raporları kategorisinde Platinum Ödül aldı. Rapor dünya genelinde en başarılı faaliyet raporları arasında 60. sırada, EMEA Bölgesi’nde en başarılı faaliyet raporları arasında 15. sırada ve Türkiye’de en başarılı 25 faaliyet raporu arasında yer aldı. Rapor, LACP Vision Awards kapsamında ayrıca Faaliyet Raporu Teknik Başarı Ödülü’ne layık görüldü. Dünyanın en büyük uluslararası faaliyet raporu yarışmalarından biri olan Annual Report Competition (ARC) Awards International’da da TEGV’in 2025 Entegre Faaliyet Raporu, Kapak Tasarımı ve İç Tasarımı kategorilerinde Bronz Ödül kazandı. “Bu Bir Değişim Çağrısıdır” temasıyla dönüşümün izleri 2025 Entegre Faaliyet Raporu, TEGV’in eğitim alanındaki çalışmalarını yalnızca bir yıllık faaliyetlerin aktarımı olarak değil; çocuklar, gönüllüler, bağışçılar, çalışanlar ve diğer paydaşlar açısından yaratılan değeri bütünsel bir çerçevede ele alıyor. “Bu Bir Değişim Çağrısıdır” teması üzerinden Vakfın çocukların bugünün yanı sıra hızla değişen yarının dünyasına hazırlanmasına yönelik yaklaşımı, eğitimde dönüşüm vizyonu ve gelecek dönem hedefleri bir arada sunuluyor. TEGV, raporun temel başlıklarından olan dijitalleşmeyi; çocukların merakını besleyen, öğrenmeyi derinleştiren ve her çocuğa kendi potansiyelini keşfetme alanı açan bir dönüşüm yolu olarak ele alıyor. Dijital platformlar ve teknoloji destekli öğrenme modelleriyle nitelikli eğitimi daha kapsayıcı, erişilebilir ve sürdürülebilir hale getirmeyi hedefleyen Vakıf, teknolojiyi insan dokunuşunun tamamlayıcısı olarak konumlandırıyor. Teknolojinin eğitimde sunduğu olanaklardan yararlanarak çocukların öğrenme deneyimlerini zenginleştirmek, eğitime erişimi desteklemek ve yeni nesil öğrenme ihtiyaçlarına yanıt vermek, TEGV’in dönüşüm yaklaşımının önemli unsurları arasında yer alıyor. TEGV Akademi ile öğrenme dijital ortamda da devam ediyor TEGV’in dijital dönüşüm yaklaşımının somut örneklerinden biri olan TEGV Akademi, çocuklar, veliler, gönüllüler ve eğitimciler için ücretsiz dijital öğrenme deneyimleri sunuyor. 2024 yılında hayata geçirilen ve sürekli geliştirilen dijital eğitim platformu, 21. yüzyıl becerilerini destekleyen etkileşimli ve oyunlaştırılmış içeriklerle çocuklar için keyifli bir öğrenme deneyimi sunuyor. Farklı yaş ve ihtiyaçlara yönelik içerikleriyle TEGV’in etkinlik noktalarındaki nitelikli eğitim faaliyetlerini dijital ortamda destekleyen Akademi; çocukların yalnızca bilgiye erişmesini değil, merak etme, düşünme, üretme, problem çözme ve öğrendiklerini günlük yaşamla ilişkilendirme becerilerini geliştirmesini hedefliyor. Bu yaklaşım doğrultusunda öğrenme, tek yönlü bir bilgi aktarımının ötesine taşınarak çocukların birlikte keşfettiği, merak ettiği, düşündüğü ve ürettiği bir deneyime dönüşüyor. Entegre raporlama yaklaşımıyla yaratılan değer bütünsel olarak ele alınıyor TEGV, 2018 yılından bu yana Entegre Faaliyet Raporları hazırlayarak Vakfın çalışmalarını yalnızca finansal veya operasyonel göstergeler üzerinden değil, yaratılan sosyal değer açısından da bütünsel bir yaklaşımla ele alıyor. Türkiye’de eğitim alanında Entegre Faaliyet Raporu yayımlayan ilk sivil toplum kuruluşu olan TEGV, raporlarını Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi (IIRC) tarafından oluşturulan temel kavram ve prensipler doğrultusunda hazırlıyor. 2025 Entegre Faaliyet Raporu da TEGV’in faaliyetlerini, çocuklara ve topluma yönelik etkisini, gönüllülük gücünü, iş birliklerini, dijital dönüşüm çalışmalarını ve gelecek dönem hedeflerini tek bir çerçevede bir araya getiriyor. Raporlama yaklaşımını sürekli geliştiren TEGV, Entegre Faaliyet Raporlarını aynı zamanda içerik, tasarım, şeffaflık ve erişilebilirlik açısından kendini yenileyen bir iletişim aracı olarak konumlandırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İngiltere’den Türkiye’ye Prestijli Turizm Ödülü Haber

İngiltere’den Türkiye’ye Prestijli Turizm Ödülü

Türkiye’nin sürdürülebilir turizm ve erişilebilirlik alanında yürüttüğü çalışmalar, İngiltere seyahat sektörünün köklü yayınlarından Travel Trade Gazette (TTG) tarafından düzenlenen TTG Travel Industry Awards 2026’da ödüle layık görüldü. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye’ye sürdürülebilir ve erişilebilir turizm alanında uluslararası bir ödül daha kazandırıldığını belirtti. Turizmde hedeflerini somut adımlarla hayata geçirdiklerini vurgulayan Ersoy, şunları kaydetti: “Sürdürülebilir turizm programımızla konaklama tesislerimizde çevreye duyarlı uygulamaları yaygınlaştırıyor, erişilebilir halk plajlarımızla herkesin denizden ve tatilden yararlanabilmesi için imkânlarımızı artırıyoruz.” Ersoy, TGA ekibini ve ödülün kazanılmasına katkı sunan tüm sektör paydaşlarını tebrik etti. Ödül bu yıl ilk kez verildi Londra’daki The Roundhouse’da sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen törende, bu yıl ilk kez verilen “Destination for Change” ödülünün sahibi TGA oldu. Ödül; yerel toplulukları ve ziyaretçileri gözeten, çevreye duyarlı ve kapsayıcı bir turizm anlayışını somut uygulamalarla hayata geçiren destinasyonları öne çıkarmayı amaçlıyor. Jüri değerlendirmesinde, Türkiye’nin turizm stratejisini geniş ölçekte uygulamaya koyarak ölçülebilir sonuçlar elde etmesine dikkat çekildi. Özellikle konaklama tesislerinin sürdürülebilirlik sertifikasyonu ile turizmde erişilebilirliği artırmaya yönelik çalışmalar öne çıktı. Sürdürülebilirlik standartları ülke geneline yayıldı Türkiye, 2022 yılında Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi (GSTC) ile hükümet düzeyinde anlaşma imzalayarak başlattığı iş birliği kapsamında, Türkiye Çevresel ve Kültürel Sürdürülebilirlik Programı’nı hayata geçirdi. Programla sürdürülebilirlik standartları ülke genelindeki konaklama tesislerine yayılırken, 2 bin 500’ü aşkın tesis uluslararası GSTC sertifikası almaya hak kazandı. Başvuruda erişilebilir halk plajları öne çıkarıldı TGA’nın ödül başvurusunda, Türkiye’nin farklı ihtiyaçlara sahip ziyaretçilerin turizm faaliyetlerine eşit biçimde katılımını destekleyen uygulamaları da yer aldı. Başvurunun erişilebilirlik bölümünde özellikle halk plajlarında yürütülen çalışmalar öne çıkarıldı. Herkesin denizden ve tatil imkânlarından yararlanmasını kolaylaştıran erişilebilir halk plajları, Türkiye’nin kapsayıcı turizm yaklaşımının somut örnekleri arasında sunuldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’de Gençler ‘Alternatif Kamp’ta Buluştu Haber

Nilüfer’de Gençler ‘Alternatif Kamp’ta Buluştu

Nilüfer Belediyesi’nin gençlik çalışmaları kapsamında yürüttüğü Sürdürülebilir Gelecek Yaz Kampları, dördüncü buluşmasını Alternatif Kamp ile gerçekleştirdi. Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Belediyespor, Nilüfer Kent Konseyi, Alternatif Yaşam Derneği ve Bir Bulut Olsam Derneği ortaklığıyla düzenlenen kampa; görme ve ortopedik engelli gençler ile akranları katıldı. Üç gün süren program boyunca gençler karma ekipler kurarak aynı masa etrafında çalıştı. Proje yazma eğitimiyle başlayan kampta katılımcılar; takım çalışması, ekip içi iletişim ve fikir geliştirme atölyelerinde önce birbirini tanıdı, ardından kente dair ortak sorunlara çözümler aradı. Kampın akışı, atölye içerikleri ve tüm sosyal etkinlikler tam erişilebilirlik ilkesiyle tasarlandı. Böylece her genç programın aşamalarına eşit ve aktif bir şekilde katıldı. Kampın son gününde ekipler, hazırladıkları projeleri jüriye sundu. Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz ve Nilüfer Belediyesi müdürleri projeleri dinleyerek değerlendirdi. Gençlerin ortaya koyduğu enerjinin ve ortak çalışma kültürünün önemine değinen Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz, “Gençlerin fikirlerini özgürce paylaşabileceği ve bu fikirleri somut projelere dönüştürebileceği zeminler oluşturmayı çok önemiyoruz. Burada engellerin değil, bir arada üretmenin ve dayanışmanın gücünü hep birlikte gördük. Nilüfer’in geleceğini, kentine duyarlı ve farklılıklarıyla zenginleşen gençlerimizle birlikte kurmaya devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dubai Turizm Sektörü, Şubat Ayından Bu Yana En Yüksek Ziyaretçi Sayısına Ulaştı Haber

Dubai Turizm Sektörü, Şubat Ayından Bu Yana En Yüksek Ziyaretçi Sayısına Ulaştı

Dubai Ekonomi ve Turizm Departmanı’nın (DET), Arabian Travel Market (ATM) 2026’nın açılış gününde açıkladığı son verilere göre Dubai turizm sektörü giderek güçlenirken, şehrin otel sektörü de istikrarlı performans artışını sürdürüyor. Ağustos ayı sonuna kadar kaydedilen performans, Dubai ve paydaşlarının yıllar içinde oluşturduğu güçlü sistemlerin, iş birliklerinin ve çeşitlendirilmiş pazar yapısının gücünü ortaya koyuyor. Bu sonuçlar aynı zamanda yatırım yapmaya, yenilik geliştirmeye ve misafirlerine yüksek standartlarda hizmet sunmaya devam eden sektörün kararlılığını gösterirken, 2026’nın son aylarına girerken destinasyonun konumuna duyulan güveni de pekiştiriyor. Ağustos ayında otel doluluk oranı %66’ya ulaşarak Ağustos 2025’teki seviyenin %89’una ulaştı. Bu oran, Mart 2026’da kaydedilen %36’lık doluluktan bu yana devam eden güçlü yükselişin de göstergesi oldu. Söz konusu istikrarlı artış, Dubai’nin konaklama sektöründeki temel talebin ve sektörün gücünün açık bir işareti olarak öne çıkıyor. Birçok otel, misafir deneyimini daha da geliştirmek ve geleceğe hazırlıklarını güçlendirmek amacıyla kapsamlı renovasyon projelerine başlarken, Dubai’nin otel oda kapasitesi Ağustos 2026 sonu itibarıyla 149 bine yaklaştı. Yılın ilk sekiz ayında Dubai’deki otellerde toplam 21,61 milyon dolu oda gecesi kaydedilerek sektörün faaliyet ölçeğinin büyüklüğü bir kez daha ortaya kondu. Otel sektöründeki güçlü performans ziyaretçi sayılarına da yansıdı. Dubai, Ağustos 2026’da yaklaşık 869 bin uluslararası gecelemeli ziyaretçiyi ağırlarken, mart ayından bu yana aylık bazda çift haneli büyüme kaydetmeye devam etti. Böylece Ağustos 2026, şubat ayından bu yana en yüksek aylık ziyaretçi sayısının kaydedildiği dönem olurken, yılın ilk sekiz ayında Dubai’yi ziyaret eden toplam uluslararası gecelemeli ziyaretçi sayısı 6,97 milyona ulaştı. Dubai, dünyanın farklı bölgelerinden geniş ve çeşitli ziyaretçi profillerini çekmeye devam etti. Ocak-Ağustos döneminde Batı Avrupa, toplam ziyaretçilerin %20’sini oluşturarak en büyük kaynak bölge olurken, onu %17 ile Güney Asya, %16 ile Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) ülkeleri ve %14 ile Bağımsız Devletler Topluluğu (CIS) ve Doğu Avrupa takip etti. Bu çeşitlendirilmiş pazar yapısı, DET ve paydaşlarına hem mevcut hem de gelişmekte olan pazarlarda talebi artırabilecekleri geniş bir uluslararası taban sağlıyor. Bu yapı aynı zamanda Dubai Ekonomi Ajandası D33’ün, Dubai’nin iş ve tatil amaçlı seyahatlerde dünyanın önde gelen destinasyonlarından biri olma konumunu daha da güçlendirme ve dayanıklı, geleceğe odaklı bir ziyaretçi ekonomisi oluşturma hedefleriyle de örtüşüyor. Çeşitlendirilmiş Kaynak pazarlar Dubai Ekonomi ve Turizm Departmanı bünyesinde faaliyet gösteren Dubai Turizm ve Ticaret Pazarlama Kurumu (DCTCM) CEO’su Issam Kazim yaptığı açıklamada; “Bir şehrin gerçek dayanıklılığı, koşulların sorunsuz olduğu dönemlerde değil, zorlu zamanlarda sınanır. Liderliğimizin vizyonu doğrultusunda, çalışmalarımızı sürdürmek için ideal koşulların oluşmasını beklemiyoruz. Bu yıl şimdiye kadar elde edilen sonuçlar; küresel konaklama ve turizm ortaklarımızdan, ziyaretçilerin Dubai’de yaşadığı deneyimi birlikte oluşturan şehirdeki tüm paydaşlara kadar, Dubai’nin ziyaretçi ekonomisine katkıda bulunan herkesin çabasını yansıtıyor. Dubai’nin geniş ve çeşitlendirilmiş kaynak pazar yapısı, kapsamlı konaklama altyapısı ve sürekli gelişen destinasyon deneyimleri sayesinde uluslararası ziyaretçileri önemli ölçekte ağırlamaya devam ettiği bu dönemde, sektörümüzün son aylarda ortaya koyduğu performanstan gurur duyuyoruz. Arabian Travel Market, bu ilerlemeyi daha da ileri taşımak ve sektörümüzü desteklemek açısından önemli bir fırsat sunuyor. Etkinlik, dünyanın dört bir yanındaki iş ortaklarımızla bir araya gelmemize, kendi pazarlarında gözlemledikleri gelişmeleri dinlememize ve fırsat alanlarını birlikte değerlendirmemize imkân tanıyor. Odağımız; sektörümüzle yakın iş birliklerini sürdürmek, hem mevcut hem de gelişmekte olan pazarlardaki talebi güçlendirmek ve ziyaretçilere Dubai’yi tercih etmeleri için cazip nedenler sunmaya devam etmek. Bu güçlü temeller ve iş birlikleri, 2026’nın geri kalanına ve sonrasına güvenle bakmamızı sağlıyor” dedi. 14-17 Eylül tarihleri arasında Dubai World Trade Centre’da düzenlenen ATM’nin 33’üncü edisyonu, pazarların talebi artırmaya ve yeni fırsatları belirlemeye odaklandığı sektör açısından önemli bir dönemde, küresel seyahat ve turizm dünyasını Dubai’de bir araya getiriyor. Etkinlik, DET ve paydaşları açısından uluslararası seyahat sektörüyle ilişkileri güçlendirmek, kilit pazarlarda yeni fırsatlar geliştirmek ve Dubai’nin destinasyon olarak devam eden dönüşümünü sergilemek için önemli bir platform sunuyor. Güçlü İş Birliği Modeli DET, ATM 2026’ya Dubai’nin turizm ekosisteminin farklı alanlarını temsil eden 115’ten fazla katılımcı paydaşla birlikte katılıyor. Bunlar arasında otel grupları, turistik cazibe merkezleri, destinasyon yönetim şirketleri, havacılık sektörü paydaşları ve kamu kurumları bulunuyor. Bu geniş katılım, Dubai’nin turizm stratejisinin temelini oluşturmaya devam eden güçlü kamu-özel sektör iş birliği modelini yansıtırken, destinasyonun dünyanın dört bir yanından gelen seyahat profesyonellerine kapsamlı ve entegre bir turizm deneyimi sunmasını sağlıyor. Departman ayrıca “ATM Hosted Buyers Programme” kapsamında 40’tan fazla ülkeden 300’ün üzerinde uluslararası seyahat profesyonelini ağırlıyor. Program, Dubai’yi tanıtan ve satışını gerçekleştiren seyahat profesyonellerine destinasyonu doğrudan deneyimleme, turizm paydaşlarıyla birebir görüşme, yeni ürün ve deneyimleri keşfetme ve şehrin sürekli gelişen ziyaretçi deneyimleri hakkındaki bilgilerini derinleştirme fırsatı sunuyor. Gelişen Deneyimler DET ve paydaşları ATM boyunca Dubai’nin turizm ürünlerinin devam eden gelişimini sergiliyor. Bu kapsamda konaklama, gastronomi, kültür, eğlence, wellness, erişilebilirlik, sürdürülebilirlik ve aile deneyimleri öne çıkıyor. Şehrin 2026 yılı öncelikleri arasında küresel bağlantıların güçlendirilmesi, otizmli ve duyusal hassasiyeti bulunan ziyaretçilere yönelik erişilebilirliğin daha da geliştirilmesi ve Dubai Sustainable Tourism ile Dubai Can gibi girişimlerin ilerletilmesi de yer alıyor. DET, 2026 yılı boyunca uluslararası kitlelere ulaşma yöntemlerini geliştirmeye güçlendirmeye devam etti. Bu çalışmalar arasında uluslararası seyahat sektörü temsilcileriyle devam eden temaslar, pazar bilgilendirme toplantıları ve roadshow’lar ile kilit kaynak pazarlara özel olarak geliştirilen uluslararası kampanyalar ve iş birlikleri yer aldı. Yakın zamanda DET öncülüğünde hayata geçirilen “A Dubai Invite” programı ise yaklaşık 200 farklı milletten Dubai sakinine, ailelerini ve arkadaşlarını şehri deneyimlemeye davet etme imkânı sundu. Program kapsamında 90 binden fazla Dubai sakini avantajlardan yararlanmak için başvuruda bulundu. Tüm bu çalışmalar; Dubai’nin en değerli elçilerinden bazılarını desteklemek, destinasyonun görünürlüğünü, olumlu algısını ve tercih edilme potansiyelini korumak, öncelikli pazarlardaki ilişkileri derinleştirmek ve gelecekteki talebi desteklemek amacıyla gerçekleştiriliyor. Bu yılın başlarında küresel seyahati etkileyen bölgesel gelişmeler sırasında Dubai Hükümeti, turizm, konaklama ve eğlence sektörlerine doğrudan destek sağlamak amacıyla 2,5 milyar AED tutarında bir destek paketi hayata geçirdi. Şehir aynı zamanda küresel hava bağlantılarını hızla yeniden ölçeklendirdi. Bu toparlanmaya öncülük eden Emirates, küresel uçuş ağının %97’sini yeniden devreye alırken, Dubai Uluslararası Havalimanı’nda (DXB) doluluk oranları güçlenmeye devam ederek 2025 seviyelerine yaklaştı. DET’in ATM kapsamındaki faaliyetleri dört günlük etkinlik boyunca devam edecek. Programda, Dubai’nin uluslararası turizm ilişkilerini güçlendirmeye ve turizm ekonomisinde gelecekteki talebi desteklemeye odaklanan toplantılar, iş ortağı görüşmeleri ve sektör değerlendirmeleri gerçekleştirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai 2026 IDEA Ödülleri’nde Geleceğin Mobilitesi ve Marka Tasarımı Alanlarında 10 Ödül Kazandı Haber

Hyundai 2026 IDEA Ödülleri’nde Geleceğin Mobilitesi ve Marka Tasarımı Alanlarında 10 Ödül Kazandı

Hyundai; konsept tasarımı, markalaşma, hizmet tasarımı, mekân tasarımı ve robotik kategorilerinde iki Altın, iki Bronz ve altı Finalist ödülü elde etti. Bu başarı, şirketin yalnızca otomotiv üretimindeki değil, marka tasarımı ve pazarlama alanlarındaki yetkinliğini de bir kez daha ortaya koydu. Geleceğin Mobilitesi Konsept Tasarımı Ödülleri Altın Ödül E3W ve E4W Elektrikli Mikro Mobilite Konseptleri – Konsept ve Spekülatif Tasarım Finalist Mobile Nap – Konsept ve Spekülatif TasarımFurnished Lounge / Hyundai Add Gear – Mobilya ve AydınlatmaMobED (Mobile Eccentric Droid) – Ticari ve Endüstriyel Tasarım Markalaşma, Hizmet Tasarımı ve Aksesuar Ödülleri Altın Ödül Na Oh Korean Restaurant Book – Markalaşma Bronz Ödüller Hyundai Heritage: RETRACE Magazine (STELLAR ve SONATA) – MarkalaşmaHyundai Hope on Wheels – Markalaşma Finalist Na Oh Korean Restaurant Branding – MarkalaşmaHyundai Customizable MagSafe ID Card Case – Ofis ve AksesuarUX Studio Seoul – Hizmet Tasarımı ve Mekân Tasarımı IDEA Ödülleri’nin Tasarım Dünyasındaki Önemi Dünyanın en prestijli tasarım yarışmalarından biri olan IDEA (International Design Excellence Awards – Uluslararası Tasarım Mükemmelliği Ödülleri), başvuruları beş temel kriter üzerinden ve katılımcıların kimliklerinin gizli tutulduğu kör değerlendirme yöntemiyle inceliyor. Değerlendirme kriterleri şu başlıklardan oluşuyor: Tasarımda yenilikçilik ve problem çözmeSon kullanıcılara sağlanan somut faydaMüşteri marka açısından yaratılan ticari etkiTopluma ve sürdürülebilirliğe katkıTasarım estetiğinin işlevle uyumu Değerlendirme boyunca katılımcıların kimliklerinin gizli tutulması, yenilikçi fikirlerin marka bilinirliğinden bağımsız ve yalnızca kendi nitelikleri üzerinden değerlendirilmesini sağlıyor. Hyundai; şehir içi erişilebilirlik, iklim koşullarına dayanıklılık, iyi yaşam ve kişiselleştirilmiş yaşam tarzı gibi gerçek kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik geliştirdiği çözümlerle ödüle layık görüldü. Bu yaklaşım, tasarımı yalnızca biçimsel ve estetik bir unsur olarak değil, insan hayatına somut değer katan bir araç olarak ele alıyor. E3W ve E4W ile Son Kilometre Ulaşımına Yeni Bir Yaklaşım E3W ve E4W, Hindistan’ın geleneksel motorlu çekçeklerini yoğun şehir yaşamı ve günlük çalışma koşulları için temiz, kapsayıcı ve uyarlanabilir bir platform olarak yeniden yorumlayan elektrikli mikro mobilite konseptleri olarak öne çıkıyor. Modeller; erişilebilirlik, iklim koşullarına dayanıklılık ve modüler kullanım esnekliğini bütüncül bir tasarımda buluşturuyor. Konseptlerin öne çıkan özellikleri arasında şunlar yer alıyor: Basamaksız erişim ve tekerlekli sandalye kullanımına olanak sağlayan tamamen düz ve engelsiz zeminYolcu ve yük taşımacılığı arasında hızlı geçiş sağlayan katlanabilir ve zemine gizlenebilir koltuklarMuson mevsiminde su altında kalan veya engebeli yollarda hareket kabiliyetini koruyan ayarlanabilir sürüş yüksekliğiYoğun şehir trafiğinde çevikliği ve sürücü görüş açısını artıran kompakt boyutlar ve açılı ön camFarklı araçlara ihtiyaç duyulmadan yolcu taşımacılığı, lojistik ve acil durum görevlerine uyarlanabilen modüler mimari E3W ve E4W; sıfır egzoz emisyonu, trafik güvenliği, engelli bireyler için erişilebilirlik ve dezavantajlı toplulukların iklim koşullarına karşı dayanıklılığı gibi birbiriyle bağlantılı şehir sorunlarına çözüm sunuyor. Kapsayıcılığı ve sel koşullarına dayanıklılığı tasarımın merkezine yerleştiren konseptler, son kilometre ulaşımını uyarlanabilir bir kent mobilitesi ekosistemine dönüştürüyor. Mobile Nap ile Araçlarda Dinlenme Deneyimi Mobile Nap, araç iç mekânını sakin ve dinlenme odaklı kişisel bir alana dönüştürerek uykuyu tasarlanmış bir mobilite deneyimi olarak ele alıyor. Kavram kanıtlama ve çevik test platformu olarak geliştirilen proje; yoğun zihinsel tempoda çalışan ofis çalışanlarından yöneticilere, uzun yol sürücülerinden vardiyalı çalışanlara ve bakım veren kişilere kadar geniş bir kullanıcı kitlesinin gün içinde kaliteli biçimde dinlenebilme ihtiyacına yanıt veriyor. Geleneksel araçlarda koltuğu geriye yatırarak dinlenmenin ötesine geçen Mobile Nap; araca geliş, dinlenmeye geçiş, uyku ve yeniden günlük aktivitelere dönüş aşamalarının tamamını şu özelliklerle destekliyor: Kaliteli dinlenmeyi destekleyen özel oturma pozisyonu ve mekânsal tasarımSes, sıcaklık, nem ve hava kalitesini birlikte yöneten yazılım tabanlı uyku hizmetiKamusal alan ile kişisel zaman arasında belirgin sınırlar oluşturarak sağlanan psikolojik konforBireysel araçlara, paylaşımlı mobilite hizmetlerine ve geleceğin otonom ulaşım ortamlarına uyarlanabilir yapı Mobile Nap, kullanılmayan zamanı dinlenme ve yenilenme süresine dönüştürüyor. Yoğun çalışanların toplantılar arasında zihinsel olarak toparlanmasına yardımcı olurken uzun yol sürücülerinde yorgunluğa bağlı sürüş risklerini azaltmayı, vardiyalı çalışanlara ve bakım veren kişilere ise uygun dinlenme olanakları sunmayı amaçlıyor. Aynı zamanda bir Ar-Ge doğrulama platformu olarak seri üretim öncesinde dinlenme kalitesini gerçekten artıran unsurların belirlenmesine katkıda bulunuyor. Furnished Lounge ve Hyundai Add Gear ile Kişiselleştirilebilir Araç İç Mekânları Furnished Lounge, araç iç mekânını mekanik bir kabin yerine kişiselleştirilebilen bir yaşam alanı olarak yeniden yorumluyor. Doğal ve rahat oturma pozisyonlarını destekleyen salon tipi koltukları, günlük ihtiyaçların kolayca erişilebilir bir konumda tutulmasını sağlayan sezgisel mekân tasarımıyla bir araya getiriyor. Birleşik bir montaj sistemi olan Hyundai Add Gear ise kullanıcıların kişisel eşyalarını farklı araçlara kolayca takmasına ve düzenlemesine imkân tanıyor. Sabit otomobil aksesuarlarından farklı olarak Add Gear, üçüncü taraf iş ortaklarının uyumlu yaşam tarzı ürünleri geliştirebilmesine olanak veren açık kaynaklı bir ekosistem yapısı sunuyor. Böylece Hyundai’yi kapalı bir sistem yerine gelişime açık bir platform markası olarak konumlandırıyor. Sistemin sunduğu başlıca avantajlar şöyle sıralanıyor: Add Gear ürünlerinin farklı Hyundai modellerinde kullanılabilmesi sayesinde ev ve araç ortamları arasında devamlılıkYeniden kullanılabilen aksesuarlarla sürdürülebilir mobilite alışkanlıklarının desteklenmesi ve tüketimin azaltılmasıEsnek ve kişiselleştirilmiş iç mekânlarla uzun vadeli marka bağlılığının güçlendirilmesiAçık iş birliği modeliyle mobilite ekosisteminde inovasyonun teşvik edilmesi Furnished Lounge ve Hyundai Add Gear, biçim odaklı tasarımdan deneyim odaklı mekân tasarımına geçişi temsil ederek estetiğin yanı sıra konforu, seçim özgürlüğünü ve sürdürülebilirliği ön plana çıkarıyor. MobED ile Robotik ve Endüstriyel Uygulamalarda Yeni Olanaklar MobED, birbirinden bağımsız olarak kontrol edilen dört tekerleği ve Hyundai Motor Grubu’na özgü hareket mekanizmasıyla eğimli yollar, kaldırımlar ve bozuk zeminlerde dengeli biçimde hareket edebilen yeni nesil bir mobil robot platformu olarak geliştirildi. MobED’in öne çıkan yetenekleri arasında şunlar bulunuyor: Sürüş, yönlendirme, süspansiyon ve yükseklik ayarını birbirinden bağımsız biçimde kontrol eden Drive & Lift (DnL) teknolojisi sayesinde titreşim ve eğimin en aza indirilmesi, üst modülün dengede tutulmasıİç ve dış mekânlarda güvenli kullanımı destekleyen otonom sürüş ve engellerden kaçınma özellikleriEvrensel montaj rayı ve açık API altyapısıyla lojistik, denetim, araştırma, hizmet ve çekim gibi farklı uygulamalara uyarlanabilen modüler platform MobED’in ölçeklenebilir yapısı ve operasyonel verimliliği, geleceğin robotik ve mobilite ekosistemleri için yeni olanaklar sunuyor. Platform, Hyundai Motor Grubu’nun tasarım alanındaki yetkinliğini binek otomobillerin ötesine taşıyarak endüstriyel ve ticari uygulamalara genişletiyor. Marka Mirası ve Toplumsal Fayda Tasarımla Buluşuyor Hyundai, konsept tasarımının yanı sıra markalaşma, hizmet tasarımı ve günlük kullanıma yönelik ürün tasarımı alanlarında da Altın, Bronz ve Finalist ödülleri kazanarak üretim, marka tasarımı ve pazarlama alanlarındaki gücünü ortaya koydu. Markalaşma kategorisinde Altın Ödül kazanan Na Oh Korean Restaurant Book, Hyundai Motor Group Innovation Center Singapore (HMGICS) bünyesindeki Kore restoranı Na Oh’un marka vizyonunu ve oluşturulma hikâyesini belgeleyen bir arşiv kitabı niteliği taşıyor. Michelin üç yıldızlı şef Corey Lee ve Koreli zanaatkârlarla yapılan iş birlikleri sonucunda hazırlanan kitap, gelenek ile inovasyonu bir araya getiren “Seed-to-Table” yaklaşımını yansıtıyor. İki Bronz Ödül ise Hyundai’nin marka mirasını ve toplumsal fayda yaklaşımını etkileyici tasarımlara dönüştürme becerisini gösteriyor: RETRACE Magazine (STELLAR ve SONATA): Hyundai’nin marka mirasına odaklanan dergi, ikonik modeller üzerinden markanın geçmişini incelerken elektrifikasyon ve geleceğin mobilitesi çağındaki yönünü de ele alıyor. STELLAR ve SONATA sayısı; aile anıları, hafta sonu yolculukları ve 1988 Seul Olimpiyat Oyunları gibi kültürel dönüm noktaları üzerinden otomobillerin günlük yaşamın ve toplumsal hafızanın nasıl bir parçası hâline geldiğini aktarıyor.Hyundai Hope on Wheels: Çocukluk çağı kanserine yönelik farkındalık programı, global ölçekte büyümesini desteklemek amacıyla yenilenen bir marka kimliğine kavuştu. Finalist Projelerle Genişleyen Tasarım Yaklaşımı Altı Finalist ödülünden üçü, Hyundai’nin markalaşma, aksesuar ve hizmet deneyimi alanlarındaki tasarım gücünü gözler önüne seriyor: Na Oh Korean Restaurant Branding: HMGICS bünyesindeki Kore restoranının felsefesini ve kimliğini yansıtan alan, Kore geleneklerini ve kültürünü çağdaş bir bakış açısıyla yeniden yorumluyor. Şef Corey Lee ile birlikte geliştirilen proje, Singapur’daki ziyaretçilere Kore kültürünü doğrudan deneyimleyebilecekleri bir ortam sunuyor.Hyundai Customizable MagSafe ID Card Case: MagSafe özelliği ve modüler makara tutucusu bulunan yeni çalışan kimlik kartı kılıfı, boyun askısıyla taşınabiliyor veya akıllı telefona takılabiliyor. İnce, dayanıklı ve parçaları değiştirilebilir modüler tasarımı sayesinde kullanım zorluklarını, hasarı ve gereksiz ürün değişimini azaltırken kullanıcı deneyimini iyileştiriyor.UX Studio Seoul: Global otomotiv sektörünün halka açık ilk kullanıcı deneyimi araştırma alanlarından biri olan UX Studio Seoul, hem Hizmet Tasarımı hem de Mekân Tasarımı kategorilerinde ödüle layık görüldü. “Kullanıcı Deneyimi Araştırmalarını Deneyim Yoluyla Paylaşmak” yaklaşımı üzerine kurulan merkez, ziyaretçileri içeriklerle doğrudan etkileşime giren ve geri bildirimleriyle araştırma sürecine katkıda bulunan aktif katılımcılara dönüştürüyor. İnsan Odaklı Tasarım Anlayışına Global Ödül Ödül kazanan 10 proje, Hyundai’nin gerçek kullanıcı ihtiyaçlarından hareket eden insan odaklı inovasyon ve marka mükemmelliği yaklaşımını yansıtıyor. Her bir çalışma, “İnsanlık için İlerleme” vizyonunu erişilebilirlik, sağlık, sürdürülebilirlik ve yaşam kalitesi alanlarında somut çözümlere dönüştürüyor. IDEA Ödülleri’nde elde edilen bu başarı, Hyundai’nin tasarım alanındaki yönünü desteklerken markanın global ölçekteki olumlu algısını da güçlendiriyor. Aynı zamanda mobilite sektörünün daha düşünceli, adil ve sürdürülebilir bir geleceğe ilerlemesine katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.