Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Erişim Kontrolü

Kapsül Haber Ajansı - Erişim Kontrolü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erişim Kontrolü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Endüstriyel Otomasyonda Yeni Dönemin Önceliği Veri Güvenliği Haber

Endüstriyel Otomasyonda Yeni Dönemin Önceliği Veri Güvenliği

Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte üretim tesisleri, enerji altyapıları ve kritik endüstriyel sistemler her zamankinden daha fazla veri üretirken, bu verilerin güvenliği de operasyonların sürdürülebilirliği açısından stratejik bir öncelik haline geliyor. Endüstriyel otomasyon ve dijital dönüşüm alanında dünyanın önde gelen şirketlerinden Mitsubishi Electric, Mitsubishi Electric Iconics Digital Solutions teknolojilerinde benimsediği "Görünmeyeni Görünür Kılmak" yaklaşımıyla işletmelerin operasyonel verilerini anlamlı içgörülere dönüştürürken, uluslararası güvenlik standartlarına dayanan güvenlik mimarisiyle bu verilerin korunmasını önceliklendiriyor. Endüstriyel tesislerde bilgi teknolojileri (IT) ile operasyonel teknolojilerin (OT) giderek daha fazla entegre olması, üretim sistemlerinin siber tehditlere karşı daha dirençli olmasını zorunlu kılıyor. Bu doğrultuda Mitsubishi Electric, dijital çözümlerini geliştirirken uluslararası güvenlik standartlarını esas alan kapsamlı bir güvenlik yaklaşımı benimsiyor. Güvenlik, Tasarımın İlk Aşamasından İtibaren Başlıyor Mitsubishi Electric'in endüstriyel yazılım platformlarında güvenlik, ürün yaşam döngüsünün her aşamasına entegre ediliyor. Yazılım geliştirme süreçlerinde birim testleri, entegrasyon testleri, sistem testleri ve performans testlerinin yanı sıra güvenlik değerlendirmeleri de düzenli olarak gerçekleştiriliyor. Her yeni özellik, yetkisiz erişim, zafiyet ve erişim kontrolü açısından ayrıca test edilerek olası risklerin daha ürün kullanıma sunulmadan önce minimize edilmesine destek oluyor. Şirket ayrıca geliştirme süreçlerinde tehdit modellemelerini sürekli güncelleyerek değişen siber risklere karşı proaktif bir yaklaşım sergiliyor. Kod güvenliği, yetkilendirme mekanizmaları ve dijital koruma yöntemleriyle desteklenen bu yapı sayesinde kritik endüstriyel sistemlerin güvenilirliği artırılıyor. Kritik Operasyonlar İçin Çok Katmanlı Koruma Mitsubishi Electric'in güvenlik yaklaşımı yalnızca yazılım geliştirme süreciyle sınırlı kalmıyor. Çözümler, güçlü şifreleme teknolojileri, sertifika tabanlı kimlik doğrulama, şifrelenmiş parola yönetimi ve ayrıntılı erişim yetkilendirme mekanizmalarıyla destekleniyor. Platformlarda kullanılan OPC Unified Architecture (OPC UA) güvenlik modeli sayesinde sistemler arasındaki iletişim güvenli biçimde şifrelenirken, veri aktarımı da uluslararası güvenlik standartlarına uygun şekilde korunuyor. Böylece üretim tesislerinde, enerji altyapıları ve kritik operasyonlarda hem veri bütünlüğü hem de iletişim güvenliği sağlanıyor. Güvenlik Sürekli Güncellenen Bir Süreç Siber tehditlerin sürekli değişen yapısı nedeniyle sistemin tüm yaşam döngüsü boyunca yönetilmesi gerekiyor. Mitsubishi Electric, tespit edilen güvenlik açıklarına öncelikli olarak yama (patch) geliştirilmesini sağlarken bağımsız siber güvenlik araştırmacılarıyla iş birliği yaparak yeni zafiyetlerin hızlı şekilde giderilmesine yönelik süreçler yürütüyor. Ayrıca kullanıcıların güncel güvenlik yamalarına erişebilmesi ve olası riskler hakkında bilgilendirilmesi için düzenli güvenlik duyuruları yayımlıyor. Uluslararası Standartlarla Belgelenen Güvenlik Yaklaşımı Mitsubishi Electric'in güvenlik yaklaşımı uluslararası sertifikalarla da destekleniyor. Şirket, bilgi güvenliği yönetim sistemi alanındaki ISO/IEC 27001:2022 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Sertifikasının yanı sıra, endüstriyel otomasyon sistemlerinde güvenli ürün geliştirme süreçlerini kapsayan IEC 62443-4-1 -Uluslararası Siber Güvenlik standartlarına da sahip. Bu sertifikalar, güvenliğin yalnızca nihai üründe değil, tüm geliştirme ve tedarik zinciri süreçlerinde sistematik olarak yönetildiğini ortaya koyuyor. Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri SCADA ve HMI Ürün Müdürü Burcu Çöpür konuya ilişkin “Dijital dönüşüm artık hayatımızın merkezinde yer alıyor. İşletmeler için veriye erişmenin yanında bu veriyi güvenli şekilde yönetebilmek de kritik önem taşıyor. Uluslararası standartlara uygun olarak geliştirdiğimiz otomasyon ve yazılım çözümlerimizle müşterilerimizin operasyonel sürekliliğini desteklerken, üretim verilerinin bütünlüğünü ve sistem güvenliğini de korumayı hedefliyoruz. Mitsubishi Electric olarak işletmelerin dijital dönüşüm süreçlerini daha güvenli ve sürdürülebilir şekilde yönetmelerine katkı sağlamaya devam edeceğiz." açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Axis Communications'tan Güvenlik Sektörünün Geleceğine Yatırım Haber

Axis Communications'tan Güvenlik Sektörünün Geleceğine Yatırım

Fiziksel güvenlik teknolojileri her geçen gün daha akıllı ve daha entegre hale gelirken, bu dönüşümü sürdürülebilir kılan en önemli unsur ise nitelikli insan kaynağı olmaya devam ediyor. Bu anlayışla hareket eden Axis Communications, güvenlik sektörünün gelişimine katkı sağlayan en önemli kuruluşlardan biri olan ASIS Foundation'ın "Foundation Five" destekçileri arasına katıldığını duyurdu. ASIS International'ın hayır vakfı olan ASIS Foundation, dünya genelinde güvenlik profesyonellerinin gelişimini desteklemek amacıyla faaliyet gösteriyor. 1955 yılında kurulan ASIS International, 34 binden fazla üyesiyle dünyanın en büyük güvenlik profesyonelleri organizasyonlarından biri olarak kabul ediliyor. Kuruluş; fiziksel güvenlik, kurumsal güvenlik, risk yönetimi ve güvenlik teknolojileri alanlarında uluslararası standartların gelişimine katkı sağlarken, eğitim programları, sertifikasyonlar ve küresel etkinlikleriyle sektörün en önemli referans kuruluşları arasında yer alıyor. ASIS Foundation ise burs programları, akademik araştırmalar, eğitim girişimleri ve mesleki gelişim projeleriyle güvenlik sektöründe bilgi paylaşımını destekliyor ve yeni nesil güvenlik profesyonellerinin yetişmesine katkıda bulunuyor. Teknolojinin yanında bilgi paylaşımı da kritik önem taşıyor Güvenlik sektöründe yaşanan dijital dönüşüm; yapay zekâ, video analitiği, siber güvenlik ve veri odaklı çözümler gibi alanlarda yeni yetkinlikleri zorunlu hale getiriyor. Bu nedenle yalnızca yeni teknolojiler geliştirmek değil, bu teknolojileri doğru şekilde kullanabilecek uzmanların yetişmesine katkı sağlamak da büyük önem taşıyor. Axis Communications, uzun yıllardır Axis Academy eğitimleri, teknik seminerler ve sektör iş birlikleri aracılığıyla güvenlik profesyonellerinin bilgi seviyesini artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor. Şirketin ASIS Foundation'a verdiği destek de bu yaklaşımın doğal bir uzantısı olarak öne çıkıyor. Güçlü bir güvenlik ekosistemi için ortak sorumluluk Günümüzde güvenlik sistemleri yalnızca fiziksel varlıkları korumakla kalmıyor; operasyonel verimlilikten iş sürekliliğine kadar birçok kritik süreci destekliyor. Bu nedenle sektörün sürdürülebilir gelişimi; üreticiler, entegratörler, danışmanlar, son kullanıcılar ve eğitim kuruluşlarının ortak katkısıyla mümkün oluyor. Axis Communications, ASIS Foundation ile gerçekleştirdiği bu iş birliği sayesinde yalnızca teknoloji alanındaki inovasyonunu değil, güvenlik sektörünün bilgi birikiminin gelişmesine yönelik uzun vadeli yaklaşımını da ortaya koyuyor. Şirket, güvenlik profesyonellerinin gelişimine yatırım yapmanın; sektörün daha güçlü, daha kapsayıcı ve geleceğin ihtiyaçlarına daha hazır hale gelmesine katkı sağlayacağına inanıyor. Axis Communications Hakkında: Axis, güvenlik, emniyet, operasyonel verimlilik ve iş zekasını geliştirerek daha akıllı ve daha güvenli bir dünya yaratmaya olanak tanır. Bir ağ teknolojisi şirketi ve sektör lideri olarak Axis, video gözetim, erişim kontrolü, interkom ve ses çözümleri sunmaktadır. Bu çözümler, akıllı analitik uygulamalarla güçlendirilmekte ve yüksek kaliteli eğitimlerle desteklenmektedir. Axis, 50'den fazla ülkede yaklaşık 5.000 özverili çalışanıyla faaliyet göstermekte olup, dünya genelinde teknoloji ve sistem entegrasyonu ortaklarıyla iş birliği yaparak müşteri çözümleri sunmaktadır. Şirket, 1984 yılında kurulmuş olup merkezi İsveç'in Lund şehrinde bulunmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Biyometrik Erişim Kontrolü Güvenlikte Yeni Bir Dönemin Kapılarını Açıyor Haber

Biyometrik Erişim Kontrolü Güvenlikte Yeni Bir Dönemin Kapılarını Açıyor

Fiziksel güvenlik dünyası önemli bir dönüşümden geçiyor. Geleneksel kartlar, PIN kodları ve anahtarlar yerini giderek biyometrik doğrulama teknolojilerine bırakırken, kuruluşlar hem güvenliği artıran hem de kullanıcı deneyimini iyileştiren yeni nesil çözümlere yöneliyor. Ağ teknolojileri ve fiziksel güvenlik çözümlerinde dünya liderlerinden biri olan Axis Communications, biyometrik erişim kontrolünün kurumların güvenlik stratejilerinde giderek daha önemli bir rol oynadığını vurguluyor. Yüz tanıma, parmak izi doğrulama ve çok faktörlü kimlik doğrulama çözümleri sayesinde kuruluşlar artık yalnızca bir kartın veya şifrenin değil, kapıdan geçmeye çalışan kişinin gerçekten doğru kişi olup olmadığını doğrulayabiliyor. Bu yaklaşım, yetkisiz erişim risklerini azaltırken güvenlik operasyonlarının da daha verimli hale gelmesini sağlıyor. Güvenlikten Taviz Vermeden Daha Akıcı Bir Deneyim Modern iş yerlerinde çalışanlar gün boyunca birçok kez giriş kartı kullanıyor veya erişim doğrulaması yapmak zorunda kalıyor. Biyometrik erişim kontrolü ise bu süreci daha hızlı ve sezgisel hale getiriyor. Özellikle kurumsal ofisler, veri merkezleri, kritik altyapılar, sağlık kuruluşları ve üretim tesisleri gibi yüksek güvenlik gerektiren alanlarda biyometrik teknolojiler, kaybolan kartlar, unutulan şifreler ve kimlik paylaşımı gibi riskleri ortadan kaldırarak güvenlik seviyesini yükseltiyor. Yapay Zekâ ile Güçlenen Yeni Nesil Erişim Kontrolü Biyometrik sistemlerin gelişiminde yapay zekâ önemli bir rol oynuyor. Yeni nesil çözümler yalnızca kimlik doğrulamakla kalmıyor; olağan dışı davranışları analiz ederek potansiyel güvenlik risklerini önceden tespit etmeye de yardımcı oluyor. Axis Communications'ın açık platform yaklaşımı sayesinde biyometrik doğrulama çözümleri; ağ kameraları, interkom sistemleri, video yönetim yazılımları ve erişim kontrol platformlarıyla entegre çalışabiliyor. Böylece kurumlar güvenlik operasyonlarını tek bir ekosistem üzerinden yönetebiliyor. Temassız ve Daha Akıllı Bir Gelecek Uzmanlar, önümüzdeki yıllarda erişim kontrol sistemlerinin daha da görünmez hale geleceğini öngörüyor. Kullanıcılar herhangi bir kart taşımadan veya şifre girmeden, yalnızca biyometrik kimlik doğrulama sayesinde binalara ve güvenli alanlara erişebilecek. Axis Communications'a göre bu dönüşüm yalnızca güvenliği artırmakla kalmayacak; aynı zamanda daha verimli, sürdürülebilir ve kullanıcı odaklı çalışma ortamlarının oluşturulmasına da katkı sağlayacak. Axis Communications'tan Değerlendirme Axis Communications Özel Müşteriler Satış Müdürü Çiğdem Gülgün Tunçer, biyometrik erişim kontrolünün kurumların güvenlik yatırımlarında giderek daha stratejik bir rol üstlendiğini belirterek şunları söylüyor: "Kuruluşlar bugün yalnızca daha güvenli sistemler değil, aynı zamanda kullanıcı deneyimini iyileştiren ve operasyonel verimlilik sağlayan çözümler arıyor. Biyometrik erişim kontrolü, güvenlik ve kullanım kolaylığını bir araya getiren önemli teknolojilerden biri olarak öne çıkıyor. Özellikle kritik altyapılar, veri merkezleri, üretim tesisleri ve kurumsal kampüslerde biyometrik doğrulama sistemlerine olan ilginin her geçen gün arttığını gözlemliyoruz." Tunçer, yapay zekâ destekli erişim kontrol çözümlerinin kurumların güvenlik yaklaşımını dönüştürdüğünü de vurguluyor: "Günümüzde güvenlik sistemleri yalnızca bir kapıyı açıp kapatan teknolojiler olmaktan çıktı. Yapay zekâ destekli analizler ve entegre güvenlik platformları sayesinde kurumlar potansiyel riskleri daha erken tespit edebiliyor, güvenlik süreçlerini merkezi olarak yönetebiliyor ve daha bilinçli kararlar alabiliyor. Açık platform yaklaşımıyla geliştirilen çözümler ise kuruluşların mevcut yatırımlarını koruyarak geleceğin ihtiyaçlarına uyum sağlamasına olanak tanıyor." Tunçer, önümüzdeki dönemde temassız ve biyometrik doğrulama teknolojilerinin daha yaygın hale geleceğini belirterek sözlerini şöyle tamamlıyor: "Dijital dönüşümün hızlandığı günümüzde kullanıcılar hızlı, güvenli ve kesintisiz deneyimler bekliyor. Biyometrik erişim kontrolü, bu beklentilere yanıt verirken kurumların güvenlik seviyelerini de yükseltiyor. Önümüzdeki yıllarda biyometrik teknolojilerin erişim kontrol sistemlerinin ayrılmaz bir parçası haline geleceğine inanıyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siber Güvenlik Olmadan Endüstri 4.0 Sürdürülebilir Değil Haber

Siber Güvenlik Olmadan Endüstri 4.0 Sürdürülebilir Değil

Siber güvenlik alanında dünya lideri olan ESET, üretim sektöründe siber güvenliğin artık bir teknoloji sorunu değil, üretim hatlarını durdurabilen, tedarik zincirini sekteye uğratan, yatırımcıların ve müşterilerin güvenini sarsabilen bir iş riski olduğunun altını çizdi. Son dönemde otomotiv sektöründe yaşanan olaylar da bu gerçeği gözler önüne seriyor. Stellantis’in veri ihlali açıklaması ve Jaguar Land Rover’ın siber saldırı nedeniyle dört haftalık üretim duruşu, sınırlı kaynaklara sahip küçük ve orta ölçekli üreticiler için ciddi bir uyarı niteliğinde. Siber güvenliği yalnızca yasal uyumluluk gerekliliklerini karşılamak için uygulamak artık yeterli değil. Günümüzün sofistike saldırganları, kimlik avı, sistem izinsiz girişleri ve güvenliği ihlal edilmiş yazılımlar gibi yöntemlerle üreticileri hedef alıyor. Üretim ihlallerinin yüzde 85’i bu tür saldırılardan kaynaklanıyor. Bu nedenle siber güvenlik, yönetişim, kültür ve kaynak yönetimiyle bütünleşik bir strateji olarak ele alınmalı. Siber güvenlik, diğer stratejik iş riskleri gibi ele alınmalı Üreticiler genellikle yıllarca, bazen on yıllarca dayanacak şekilde tasarlanmış operasyonel teknolojilerle çalışıyor. Bu sistemler finansal amortismanlarını aşmış olsa da değiştirme masrafları ve kesintiler genellikle yükseltmeleri geciktiriyor. Bir zamanlar son teknoloji olan bu cihazlar modern siber saldırılara karşı savunmasız hâle geliyor ve kuruluşun saldırı yüzeyini genişletiyor. Küçük üreticiler için kritik soru, bir siber olayın potansiyel finansal ve operasyonel etkisinin, eskiyen teknolojinin güncellenmesi veya değiştirilmesinin maliyetinden ne zaman daha ağır basacağıdır. Güvenlik açıklarını engellemek için neler yapılabilir? Kimlik avı e-postaları, çalınan kimlik bilgileri ve güvenliği ihlal edilmiş üçüncü taraf yazılımlar, siber suçluların kullandığı ön kapılardır. Üreticiler özellikle savunmasızdır çünkü saldırganlar, fabrikaların kesintiye tahammül edemeyeceğini bilir. Tedarik zincirleri saldırı yüzeyini genişletir. BT ekipleri yetersiz kalır; KOBİ üreticileri nadiren 7/24 izleme için gerekli kaynaklara sahiptir ve hızlı müdahale yetenekleri için gerekli uzmanlıktan yoksundur. Fikri mülkiyet değerlidir; tasarımlar, formüller ve prototipler casusluk veya hırsızlık için kazançlı hedeflerdir. Üreticiler, önce önleme odaklı BT stratejisi, temel savunma önlemlerinin ötesine geçmelidir. Saldırıları engellemek yeterli değildir; üreticiler, tehditleri operasyonları kesintiye uğratmadan önce öngörmeli ve etkisiz hâle getirmelidir. Eyleme geçirilebilir tehdit istihbaratı: Fidye yazılımı taktikleri, tedarik zinciri güvenlik açıkları ve kalıcı tehditler hakkında ayrıntılı bilgiler dâhil olmak üzere mevcut tehdit ortamına ilişkin gerçek dünya verileri, ekiplerin gerçekten önemli olan konulara öncelik vermelerini sağlar. Sürekli izleme: Uç noktalar, sunucular ve bulut uygulamaları arasındaki etkinlikleri ilişkilendirmek, izinsiz girişi gösterebilecek anormallikleri tespit etmeye yardımcı olur. İzleme, normal BT altyapısının ötesine geçmeli ve teknik olarak mümkünse operasyonel teknolojiyi de kapsamalıdır. BT ve OT izlemeyi tek bir platformda birleştirmek, tehditlerin görünürlüğünü ve tehditleri tahmin etme ve önleme yeteneğini artırır. Bölümleme ve erişim kontrolü: Net sistem sınırları ve operasyonel teknolojinin bölümlenmesi, sıkı kimlik yönetimi ve çok faktörlü kimlik doğrulama, saldırganların yanal olarak hareket etmesini engeller. Güvenlik açığı yönetimi: Tüm cihaz ve makinelerde otomatik yama ve ürün yazılımı güncellemeleri, saldırganların potansiyel olarak yararlanabileceği boşlukları kapatır. Yedekleme ve kurtarma: Tesis dışında depolanan çevrimdışı yedeklemeler ve test edilmiş geri yükleme prosedürleri, kesinti süresini en aza indirerek fidye yazılımının üretimi rehin almasını engeller. İstihbarat, izleme ve Genişletilmiş Tespit ve Müdahale (XDR) gibi modern yanıt yeteneklerini bir araya getirmek, küçük ve orta ölçekli işletmelerdeki yalın BT ekiplerinin tam bir güvenlik operasyon merkezi kurmadan sağlam savunmalar sürdürmelerini sağlar. XDR ile BT savunmasını genişletme Geleneksel uç nokta koruması tek başına yeterli değildir. XDR, cihazlar, sunucular ve bulut sistemleri genelinde algılama ve yanıtı birleştirerek bir saldırının devam ettiğini işaret edebilecek çeşitli farklı kaynaklardan gelen verilerin bütünsel bir görünümünü sağlar. Bu, Yönetilen Tespit ve Müdahale (MDR) hizmetleriyle daha da ileriye götürülebilir. Bu hizmetler sayesinde, küçük BT ekipleri bile 7/24 uzman gözetimi, daha hızlı kontrol ve daha az kör nokta elde ederek fabrikaların ve işletmelerin çalışır durumda kalmasını sağlayan öncelikli önleme yaklaşımını benimseyebilir. Siber dayanıklılık için iş gerekçesi Siber saldırılar soyut riskler değildir; operasyonel maliyetlerdir. IBM'in 2025 Veri İhlali Maliyetleri raporuna göre, ortalama endüstriyel ihlal maliyeti yaklaşık 5 milyon dolardır ancak asıl zarar üretimdeki aksaklıklar, kaçırılan sözleşmeler ve azalan müşteri güveninden kaynaklanmaktadır. Siber güvenliği bir iş riski olarak ele almak, büyümeyi, itibarı ve dayanıklılığı korur. Şirketler eski teknolojinin değiştirilmesini sadece teknik bir yükseltme olarak değil, potansiyel siber olayların iş üzerindeki etkisini azaltmak için stratejik bir hamle olarak değerlendirmelidir. Siber saldırıların maliyeti artmaya devam ederken kuruluşlar siber güvenliği doğrudan operasyonel süreklilik ve finansal dayanıklılıkla ilişkilendiren bütünsel bir bakış açısı benimsemekten fayda sağlar. Üretim sektöründe, siber güvenlik ekipleri yalnızca siber riskleri azaltmaya odaklanmakla kalmamalı, işletme için potansiyel aksaklıkları ve ekonomik sonuçları en aza indirecek önlemleri önceliklendirmelidir. Siber dayanıklılık, riski tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Kabul edilebilir risk için net bir eşik belirlemek ve baskı altında operasyonların devam etmesini sağlayacak kadar güçlü BT savunmaları oluşturmak anlamına gelir. Endüstri 4.0'da en akıllı fabrikalar sadece en otomatik olanlar değil, aynı zamanda en siber dayanıklı olanlar da olmalıdır. Siber güvenlik olmadan inovasyon, başka bir deyişle iş riski demektir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.