Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Erken Teşhis

Kapsül Haber Ajansı - Erken Teşhis haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erken Teşhis haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Rahim Ağzı Kanseri Önlenebilir! Haber

Rahim Ağzı Kanseri Önlenebilir!

Hatta bir kanser türü var ki; ondan aşı ile korunmak mümkün. Ancak milyonlarca kadın bu gerçeğin farkında değil! İşte, Ocak ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, Acıbadem Ankara Hastanesi, Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği ve Sağlık Gönüllüleri Derneği güçlerini birleştirerek, bilgiyi güçle buluşturmak ve önlenebilir bu kanserin farkındalığını artırmak için ‘Güç Sende’ söyleşisi gerçekleştirdi. Moderatörlüğünü ünlü oyuncu ve yönetmen Meltem Cumbul’un üstlendiği toplumsal farkındalık etkinliğinde, hekimler ve sivil toplum dernekleri bilim, deneyim ve dayanışma için buluştu. Acıbadem Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Doç. Dr. Emre Özgü ve Dr. Elif Demir ile Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik rahim ağzı kanserine dair çarpıcı gerçekleri, korunma yollarını ve toplumsal gücün önemini anlattı. Doç. Dr. Emre Özgü: “Aşılama mutlaka yaygınlaştırılmalı” Etkinlikte konuşan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Emre Özgü, rahim ağzı kanserinin, aşı ile önlenebilen tek kanser türü olduğunu vurgulayarak, 66 ülkenin ulusal aşılama programı içinde yer aldığını belirtti. Doç. Dr. Özgü şöyle konuştu: “Her dört kadından üçü hayatlarının bir döneminde HPV virüsü ile karşılaşıyor. Yaklaşık yüzde 95 oranında cinsel ilişki ile bulaşan HPV vücuda girdikten sonra yüzde 80’i birinci senede, yüzde 90’ı da ikinci senede bağışıklık sistemi tarafından temizlenir. Temizlenmeyen yüzde 10 rahim ağzında değişiklikler yaparak rahim ağzı kanserine dönüşebiliyor. Rahim ağzı kanserini önlemede en etkili yöntemlerden biri HPV aşısıdır. HPV aşısı bağışıklık sistemini güçlendirerek virüsü vücuttan daha hızlı atmayı sağlar. Çocuklarımızı aşılayabilirsek rahim ağzı kanseri, aşı ile engelleyebildiğimiz tek kanser türü olarak tıp literatüründe yerini alacaktır. Bu kapsamda 9 ila 15 yaş arasındaki tüm çocukların aşılanmasında büyük fayda bulunmaktadır. 11-13 yaş grubunda yüksek bir bağışıklık yanıtı alınabiliyor. Tüm anne babalar çocuklarına bu aşıyı yaptırmalı; bir baba olarak ben de kendi çocuğumun aşılanmasını planlıyorum.” Dr. Elif Demir : “Düzenli tarama testleri ve aşı kritik önem taşıyor” Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Elif Demir de konuşmasında, rahim ağzı kanserinin aşı ile önlenebilen tek kanser türü olduğu konusunda toplumsal farkındalığı artırmanın çok önemli olduğunu vurguladı. Dr. Demir şöyle konuştu: “Yaygın bir aşılama programının sağlanması özellikle genç kızların aşılanmasının sağlanması gerekiyor. Ancak sadece kız çocukları değil, erkek çocukların da kendilerini ve partnerlerini korumaları için aşılanması çok büyük önem taşıyor. Kadınlarda HPV aşısı üst yaş sınırı olmadan tüm kadınlara yapılabiliyor. Çocukluk çağında iki doz aşı yeterli iken erişkin dönemde üç doz aşı uygulanmaktadır. “ Kanser oluşmadan problemlerin çözülmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Dr. Demir sözlerine şöyle devam etti: “Korunmada HPV aşısı, düzenli jinekolojik muayenelerin yapılması, Smear ve HPV DNA testi çok önemli. Jinekolojik muayeneye insanlar çekinerek geliyorlar ama bu muayeneler ve tarama testleri hayat kurtarıcı rol oynuyor. HPV kaçınabileceğimiz bir virüs değil ama korunma yolları mevcut. Rahim ağzı kanseri hem önlenebilir hem de erken teşhis edilebilir bir hastalıktır. HPV pozitifliği aslında utanılacak bir durum değildir. İnsanların yüzde 80’i, hayatlarında bir kere HPV ile karşılaşmaktadır önemli olan bunu zamanında saptayabilmek ve aşı ile önüne geçebilmektedir.” Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik: “HPV olsan bilir miydin?” Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik etkinlikte, rahim ağzı kanserine yönelik toplumsal farkındalığın yeterli olmadığını belirterek şöyle konuştu: “Kadınlarımızın büyük çoğunluğunun kendi üreme organlarının sağlığı ile ilgili temel kavramları dahi bilmekten uzak olduklarını gözlemliyoruz. Tabii hal böyle olunca hastalıkların fark etmeleri de zor oluyor. Öyle ki birbirlerinden tamamen farklı hastalıklar olan rahim ağzı kanseri ile rahim kanserini karıştırabiliyorlar ya da rahim ağzı kanserini başlı başına bir organın kanseri olarak görmeyip, sadece ‘rahim kanserinin başlangıcı’ sanabiliyorlar. Ayrıca doğru bilinen pek çok yanlış da var” Bu nedenle ülke çapında HPV ve Rahim ağzı kanseri hakkında farkındalık kampanyası başlattıklarını anlatan Çelik sözlerine şöyle devam etti: “Kampanyamızın sloganı; ‘HPV olsan, bilir miydin?’. Bir soruyla başladık bu kampanyaya. Rahim ağzı kanserinin baş sorumlusunun Human Papilloma Virüs yani kısa adıyla HPV olduğunu vurgulamak istiyoruz. Bu virüsün ne olduğu ve yol açtığı hastalıkları konuşuyoruz. Maalesef ki yeterince bilinmediğini görüyoruz. Çok kişi HPV’yi ilk kez duymuş oluyor ya da başka bir virüs sanıyor. İşte bu yüzden öncelikle HPV hakkında bilgi vermek istiyoruz. Özellikle kadında yol açtığı rahim ağzı kanseri hastalığının toplumsal farkındalığını artırmak istiyoruz. Nedenlerini, korunma yollarını ve tedavisini anlatıyoruz. Uzmanlarımızla birlikte çeşitli söyleşiler düzenliyoruz, sosyal medya adreslerimizden bu bilgiyi tüm toplumla buluşturmaya çalışıyoruz.”

Çocuklarda Göz Ovalama Masum Olmayabilir Haber

Çocuklarda Göz Ovalama Masum Olmayabilir

Çocuklarda hastalığın çoğu zaman fark edilmeden ilerleyebildiğini belirten Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Sık gözlük numarası değişimi, tek gözde daha belirgin görme azalması, ışıkların dağınık görülmesi ve gözleri sürekli ovalama alışkanlığı, çocuklarda keratokonusun erken belirtileri arasında yer alır” diyerek ebeveynleri uyardı. Çocuklarda 7 yaşından itibaren başlayabilmesine rağmen çoğu zaman 20’li yaşlara kadar fark edilmeyen ve 40’lı yaşlara kadar ilerlemeye devam edebilen keratokonusun belirtilerine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, şunları söyledi: “Gözlerde sürekli alerji ya da kaşıntı olması, ilerleyici miyopi veya astigmatizma, gözlüğe rağmen net görememe, ışığa hassasiyet ve göz kamaşmaları keratokonusun en belirgin belirtileridir. Bu şikâyetlerin görülmesi hâlinde vakit kaybetmeden uzman bir göz hekimine başvurulmalıdır. Çünkü keratokonus, erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde ilerleyen dönemlerde ciddi görme sorunlarına yol açabilir.” Ebeveynlerde Varsa Çocukta da Risk Artıyor Keratokonusun, gözün saydam tabakası olan korneanın incelmesi ve sivrileşmesi sonucu görme kaybı ile karakterize bir hastalık olduğunu ifade eden Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Genetik yatkınlık hastalığın gelişiminde önemli rol oynar. Ebeveynlerinde keratokonus bulunan çocuklarda, yaklaşık %7 oranında aynı hastalığa yakalanma riski vardır. Keratokonusta kornea yapısı bozulup düzensiz bir yüzey hâline geldiği için çocuklar çoğu zaman gözlükle dahi net göremediklerinden şikâyet ederler. Tanıda keratometrik ölçümlerde artış, kornea kalınlığında azalma ve düzensiz astigmatizma gibi bulgular saptanır. Kesin tanı ise kornea topografisi ile konur. Topografi sayesinde hastalığın evresi belirlenir ve buna uygun tedavi planı oluşturulur” dedi. Akademik Başarının Anahtarı: Sağlıklı Gözler Eğitim hayatında ilerledikçe kitaplarda yazıların küçülmesi ve okuma yoğunluğunun artmasının gözler üzerindeki yükü her geçen yıl artırdığını belirten Doç. Dr. Ocak, “Öğrenmenin yaklaşık %80’i görsel yollarla gerçekleşir. Bu nedenle özellikle gözlük kullanan çocuklarda numara değişimlerinin düzenli olarak takip edilmesi son derece önemlidir. Yanlış ya da yetersiz gözlük numarası, göz yorgunluğunu artırarak dikkat dağınıklığına yol açabilir” dedi. Okul çağında en sık karşılaşılan görme problemlerini ise şöyle sıraladı: Keratokonus: Çocukluk çağında erişkinlere kıyasla daha hızlı ilerleyebilir. Erken teşhis edilmezse ciddi görme kaybına neden olabilir.Göz Tembelliği (Ambliyopi): Erken yaşta tespit edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabilir.Kırma Kusurları: Miyopi, hipermetropi ve astigmatizma akademik başarıyı olumsuz etkileyebilir.Gizli Şaşılık: Odaklanma güçlüğü ve baş ağrısına neden olarak çocuğun okuma isteğini azaltabilir. Ebeveynler Bu Belirtilere Dikkat! Çocukların hal ve hareketlerini izleyerek gözünde bir sorun olup olmadığının anlaşılabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Ocak’a göre aşağıdaki belirtiler görüldüğünde uzman doktora başvurması gerekiyor; Televizyonu yakından izlemek veya kitap okurken çok yaklaştırmakTahtadaki yazıları görebilmek için gözlerini kısmakOkuma yaparken satır atlamak veya okuduğunu anlamada güçlük çekmek Sık sık gözlerini ovuşturmak, alerji, kaşıntı, sulanma veya kızarıklıkIşığa karşı aşırı hassasiyet ve odaklanma anında baş ağrısı şikayetiDevamlı ilerleyen miyopi ve astigmatGözlüklerinizden bir türlü memnun olamamaGözlüğe rağmen net görüş elde edememe CCL Tedavisi ile Keratokonusu Durdurmak Mümkün Keratokonus tedavisinde çapraz bağlantı yöntemi olan CCL (Corneal Cross Linking) tedavisinin kullanıldığını belirten Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Hastalara CCL uygulanabilmesi için, kornea kalınlığının en az 400 mikron olması gerekli. Hastanın tedaviye uygunluğunu, tedavi öncesinde yapılan kornea kalınlığı ve topografi ölçümleri sayesinde belirleyebiliyoruz. Tedavinin başarısında kritik nokta, hastalığın erken teşhis edilerek hastanın hızlıca tedaviye yönlendirilmesidir. Kornea nakline kadar varacak ciddi sonuçlar doğurabilen bu rahatsızlığın erken teşhisi, hastalığın kontrol altına alınabilmesi açısından büyük önem taşıyor” diyor.

Şenpiliç’ten Çalışan Sağlığına Güçlü Yatırım Haber

Şenpiliç’ten Çalışan Sağlığına Güçlü Yatırım

Toplumsal sorumluluğu kurum kültürünün merkezinde konumlandıran Türkiye’nin lider entegre piliç eti üreticisi Şenpiliç, çalışan sağlığını kurumsal kültürünün temel unsurlarından biri olarak ele aldığı (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri) KETEM İş Birliği ile “Kanser Farkındalığı ve Erken Teşhis Projesi”ni; Sakarya, Samsun, Adana ve Osmaniye başta olmak üzere toplam 31 işyerinde eş zamanlı olarak hayata geçiriyor. 1.015 çalışana ulaşan ve eğitim, tarama ile mamografi olmak üzere üç aşamadan oluşan proje kapsamında, çalışanların düzenli sağlık kontrollerine erişimi kolaylaştırılarak işyeri ortamında kapsamlı sağlık hizmetlerinden faydalanmaları sağlanıyor. Bu yaklaşım, kanser farkındalığının artırılmasını ve erken teşhis bilincinin güçlenmesini odağına alıyor. Eğitim ve tarama süreçleri koordineli şekilde yürütülüyor Proje kapsamında KETEM yetkili hekimleri tarafından verilen eğitimlerde; kanser nedir, erken teşhisin önemi, tarama programları, kendi kendine muayene yöntemleri ve kanser farkındalığını artırmaya yönelik bilgiler paylaşılıyor. Eğitimlerin ardından, gönüllülük esasına dayalı olarak meme, rahim ağzı ve kolon kanserlerine yönelik taramalar gerçekleştiriliyor. İşyeri çalışan sayısına göre KETEM mobil tarama araçları işyerlerine yönlendirilirken, bazı lokasyonlarda çalışanlar ilçe KETEM merkezlerine ulaştırılıyor. Tarama sonuçları gizlilik esasına uygun şekilde çalışanlara bireysel olarak iletiliyor. Gerekli görülen vakaların ileri tetkik ve izlem süreçleri KETEM ve ilgili sağlık kuruluşları tarafından yürütülüyor. Bu yaklaşım doğrultusunda, 2024 yılında Sakarya’nın Söğütlü ilçesinde gerçekleştirilen KETEM taramalarından elde edilen deneyimler, bu projenin kurgulanmasında belirleyici oldu. İki işyerinde yürütülen taramalarda iki çalışanın ileri tetkik için sağlık kuruluşlarına yönlendirilmesi, erken teşhisin önemini somut şekilde ortaya koydu. Saha koordinasyonu İnsan Kaynakları liderliğinde yürütüldü Proje, Şenpiliç İnsan Kaynakları Direktörlüğü koordinasyonunda, il ve ilçe KETEM birimleriyle iş birliği içinde hayata geçirildi. Sürecin saha organizasyonu ve kurum içi koordinasyonu ise Söğütlü İnsan Kaynakları Yöneticisi Merve Gündüz tarafından yürütüldü. Çalışan sayısı ile yaş ve cinsiyet dağılımları dikkate alınarak yapılan ihtiyaç analizinin ardından eğitim ve tarama planları oluşturuldu. Eğitim ve tarama süreçleri, iç iletişim e-postaları, afişler ve bilgilendirme toplantıları aracılığıyla çalışanlara duyuruldu. Şenpiliç, organizasyon ve zaman planlamasından çalışan katılımının desteklenmesine kadar sürecin tüm aşamalarında aktif rol alırken; KETEM ekipleri eğitim, tarama, sonuç değerlendirme ve yönlendirme sorumluluğunu üstlendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"Yapay Zeka Disleksi Tanısında Yüzde 99'luk Doğruluk Sağladı" Haber

"Yapay Zeka Disleksi Tanısında Yüzde 99'luk Doğruluk Sağladı"

Tanısı genellikle uzun süren klinik gözlemlere ve testlere dayanan bu sorunun teşhisi için aile umut olan çalışma bilimsel hakemli bir yayın olan Dyslexia Dergisi'nde yayınlandı. Bu kapsamda Bahçeşehir Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Günet Eroğlu ve Raja Abou Harb tarafından hazırlanan çalışma, disleksinin beyin dalgaları üzerinden yapay zekâ ile yüzde 99,6 doğrulukla tespit edilebildiğini ortaya koydu. Toplumun yaklaşık yüzde 10'unu etkileyen en yaygın öğrenme güçlükleri arasında yer alan disleksi, beynin bilgiyi işleme merkezinden kaynaklanan nörogelişimsel bir farklılık olarak ortaya çıkıyor. Bu durum bireyin dil ile ilgili sesleri ayrıştırmasını, kelimeleri tanımasını ve okuma-yazma becerileri edinmesini de zorlaştırıyor. Okul ve sosyal yaşamda bu sorunu yaşayan kişiler 'tembel', 'yaramaz' veya 'ilgisiz' gibi ifadelerle haksız yere etiketlemelere maruz kalabiliyor. Oysa doğru tanı ve destekle bu farklılığı potansiyele çevirebiliyor. Bu kapsamda, son yıllarda kullanım alanı hızla artan yapay zeka teknolojileri, disleksinin erken teşhisinde ve kişiselleştirilmiş iyileştirme süreçlerinde umut oluyor. Bahçeşehir Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Günet Eroğlu ve Raja Abou Harb tarafından Dyslexia Dergisi'nde yayınlanan çalışma disleksinin beyin dalgaları üzerinden yapay zekâ algoritmalarıyla yüzde 99,6 doğruluk oranıyla tespit edilebildiğini ortaya çıkarıyor. Araştırma kapsamında 200 çocuktan alınan QEEG (Kantitatif Elektroensefalografi) verileri incelendi. Elde edilen sonuçlara göre, disleksili çocukların beyinlerinde "Theta" dalgalarının daha yüksek, "Beta-1" dalgalarının ise daha düşük olduğu saptandı. Ayrıca makalede bu sorunun çözümü için nöro geribildirim (neurofeedback) teknolojisine de değiniliyor. Bu teknolojik yöntem ile 100 seans sonunda disleksili çocukların yüzde 48'inin beyin dalgaları yapay zekâ tarafından "normal" seviyede sınıflandırılmaya başlandığı gözlemlendi. Bu sonuçlar, erken teşhis ve doğru teknolojiyle disleksinin bir engel olmaktan çıkıp başarıya giden bir yola dönüşebileceğini gösteriyor. "Disleksi Sabit Bir Durum Değil" Yapay zekanın insan gözünün kaçırabileceği karmaşık yapıları çok kısa sürede analiz edebildiğine değinen Auto Train Brain CEO'su Günet Eroğlu, "QEEG verileri üzerinden yaptığımız değerlendirmelerde ulaşılan yüksek doğruluk oranı, bu teknolojinin öğrenme güçlükleri alanında ne kadar güçlü bir araç olabileceğini gösteriyor. Bu sadece disleksi için değil, gelecekte farklı nörogelişimsel durumların anlaşılması açısından da önemli bir adımı oluşturuyor. Çalışmada ele aldığımız nöro geribildirim uygulamaları, beynin kendi işleyişini yeniden düzenleyebilme kapasitesine işaret ediyor. Seanslar ilerledikçe, beyin aktivitelerinde gözlemlenen olumlu değişimler, kişiye özel müdahalelerin ne kadar etkili olabileceğini gösteriyor. Bu bulgular, disleksinin sabit ve değişmez bir durum olmadığına, doğru yöntemlerle gelişimin desteklenebileceğine dair güçlü bir bilimsel çerçeve sunuyor" dedi. Beyin Sinyalleri, Dislekside Tedavi Kararlarını Daha Bilinçli Hale Getiriyor Bu çalışmanın en önemli katkılarından birinin disleksinin beyin sinyalleri üzerinden daha erken ve net şekilde anlaşılmasını sağladığını vurgulayan Eroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: "Makine öğrenimi sayesinde, nöro geribildirim terapisine başlamadan önce hangi çocukların bu yöntemden daha fazla fayda görebileceği öngörülebiliyor. Böylece aileler, her yerde uygulanabilen ve daha ulaşılabilir maliyete sahip bu yönteme bilinçli bir şekilde karar verebiliyor"

Boehringer Ingelheim Türkiye ve İÇHASDER'den Diyabet Farkındalığına Yönelik Proje Haber

Boehringer Ingelheim Türkiye ve İÇHASDER'den Diyabet Farkındalığına Yönelik Proje

Diyabet; dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarından biri olarak kabul edilmektedir. Sosyal ve ekonomik yüküyle toplum sağlığını ve sağlık sistemlerini pek çok güçlükle karşı karşıya bırakan diyabetin, görülme sıklığı ise tüm dünyada artmaktadır. Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF)’nun rakamları dünyada her 9 kişiden 1'inin diyabet hastası olduğunu ve bu hastalığa sahip her 2 kişiden 1'inin de bu hastalığa sahip olduğunu bilmediğini ortaya koyuyor. İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitim Araştırma Derneği (İÇHASDER), Boehringer Ingelheim Türkiye’nin koşulsuz desteğiyle, Dünya Diyabet Günü kapsamında yürüttüğü “O aramızda” kampanyası çerçevesinde, diyabet farkındalığını artırmak amacıyla “Mavi Yeryüzü” adlı etkileyici bir sanat enstalasyonunu hayata geçirdi. Dernek, bu proje ile sanatın dönüştürücü gücünü kullanarak toplumda diyabet bilincini artırmayı hedefliyor. Multidisipliner sanatçı Uğur Acil tarafından tasarlanan “Mavi Yeryüzü”, diyabetin görünmeyen etkilerini bedensel ve duygusal bir deneyime dönüştürmeyi amaçlıyor. İki büyük mavi halkadan oluşan form, kardiyovasküler, böbrek ve metabolik sistemlerin beden içinde kurduğu hassas dengeye sembolik bir gönderme yapıyor. Birbirine temas eden halkalar, bu sistemlerin döngüsel uyumunu temsil ederken; mavi renk, diyabetin evrensel simgesinin yanı sıra süreklilik, dayanıklılık ve yaşam döngüsü fikirlerini de yansıtıyor. Formun yumuşak ve nefes alan yapısı, insan bedeninin kırılganlık ile direnç arasındaki hassas dengesine dikkat çekiyor. Ziyaretçiler böylece diyabetin yalnızca fiziksel değil, duygusal boyutuna da dokunan bir sanat deneyimiyle buluşuyor. “Mavi Yeryüzü”, 17–24 Kasım tarihleri arasında Terminal Kadıköy’de ziyaret edilebilecek. Eserin açılışında konuşan İÇHASDER Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Abdülbaki Kumbasar, diyabetin görülme sıklığının giderek arttığını ancak çoğu zaman geç fark edildiğini vurguladı. Prof. Dr. Kumbasar “Bugün diyabetli her iki kişiden birinin hastalığından haberdar olmaması bunun en çarpıcı göstergesi. İÇHASDER olarak amacımız, yalnızca diyabet farkındalığı oluşturmak değil; aynı zamanda özellikle tip 2 diyabetin kalp, böbrek ve metabolik sistemler üzerindeki etkilerini görünür kılmak. ‘O aramızda’ kampanyası ve ‘Mavi Yeryüzü’ enstalasyonu, diyabeti görünür hale getirirken bireyleri erken tanı, düzenli takip ve sağlıklı yaşam konusunda düşünmeye davet ediyor. Bu çalışmanın toplumda önemli bir farkındalık yaratacağına inanıyoruz” diye konuştu. Boehringer Ingelheim Türkiye’nin insan sağlığını etkileyen ve toplumda büyük bir yük oluşturan hastalıklara dikkat çekmeyi kurumsal bir sorumluluk olarak gördüğünü dile getiren Boehringer Ingelheim Türkiye Genel Müdürü Okan Güner şunları söyledi: “Özellikle tip 2 diyabet hem ülkemizde hem de dünyada milyonlarca insanı etkileyen en önemli sağlık sorunlarından biri. ‘O aramızda’ kampanyası ve ‘Mavi Yeryüzü’ enstalasyonuyla, diyabet farkındalığının önemini vurgularken kardiyovasküler, böbrek ve metabolik sistemlerin birbiriyle olan bağlantılarına da dikkat çekmeyi amaçladık. Çünkü özellikle tip 2 diyabetli bireylerin kardiyovasküler hastalık, kalp yetersizliği ve böbrek hastalığı geliştirme riski daha yüksektir. Bu nedenle bu çalışmanın, geniş kitlelerde bilinç oluşturacağına inanıyoruz.” Toplumda farkındalık yaratacak bir çalışmada yer almaktan mutluluk duyduğunu belirten sanatçı Uğur Acil ise “Mavi Yeryüzü ile bedenin görünmeyen ekosistemini görünür kılmak istedik. Diyabet yalnızca kan şekeriyle ilgili bir durum değil; özellikle tip 2 diyabetli kişilerde kalp, böbrek ve metabolik sistemler arasında kurulan hassas bir denge. Bu denge bozulduğunda tüm beden bunu hissediyor. Enstalasyon, bu iç içe geçmişliği mekânsal bir deneyime dönüştürüyor. Ziyaretçiler mavi halkalar arasında dolaşırken kendi ritimlerini, nefeslerini ve kalp atışlarını fark edecek. Bu geçidi yalnızca bir sanat üretimi olarak değil; bedenle, hastalıkla ve yaşamla kurulan barışçıl bir farkındalık yolculuğu olarak görüyoruz” dedi. Dünya Çapında 500 Milyondan Fazla Kişi Diyabetli Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun Diabetes Atlas 11th Edition (2025) verileri, dünya genelinde yaklaşık 589 milyon kişinin diyabetle yaşadığını ortaya koyuyor ve bu sayının 2050 yılına kadar 852,5 milyona ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye’de ise 20–79 yaş aralığında 9,6 milyon kişinin diyabetli olduğu biliniyor ve bu rakam Türkiye’yi Avrupa’da en yüksek diyabet prevalansına sahip ülke konumuna taşıyor. Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrin Hastalıklar Prevalans Çalışması TURDEP II ise, Türk toplumunda diyabetin beklenenden daha hızlı bir biçimde arttığını ortaya koyuyor. TURDEP-II’ye göre Türk erişkin toplumunda diyabet sıklığının %13,7’ye ulaştığı görülüyor. Kardiyovasküler, Böbrek ve Metabolik Sistemleri Etkiliyor Kardiyovasküler, böbrek ve metabolik sistemler birbiriyle yakın bir etkileşim içindedir. Bu sistemlerden birini etkileyen hastalıklar çoğu zaman diğer sistemler üzerinde de olumsuz etkilere yol açar. Tip 2 diyabeti olan hastalarda kardiyovasküler hastalık, kalp yetersizliği ve hatta böbrek hastalığı gelişme riski artar. Tip 2 diyabeti olan hastalar, kardiyovasküler hastalık geliştirme ve bu nedenle hayatını kaybetme konusunda iki kat daha yüksek risk altındadır. Ayrıca kalp yetersizliği geliştirme riskleri de artmıştır. Diyabet, böbrek hastalığı gelişme ihtimalini arttırır. Günümüzde diyabeti olan her 3 yetişkinden yaklaşık 1’inde kronik böbrek hastalığı bulunmaktadır. Düzenli sağlık kontrollerinin yapılması ve erken teşhis ile zamanında müdahalenin sağlanması, diyabetin yol açacağı hastalıkların önünü kesebilir.

Diyabete Karşı Seferberlik Haber

Diyabete Karşı Seferberlik

Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Kent Konseyi ve Bursa Tip1 Diyabetliler Derneği iş birliği ile Dünya Diyabet Günü’nde diyabet farkındalığını artırmak, erken teşhisin ve düzenli kontrolün önemine dikkat çekmek amacıyla farkındalık yürüyüşü düzenlendi. Cumhuriyet Caddesi’nden Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’ne uzanan yürüyüşe, Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Düşünsel Şentürk, Bursa Kent Konseyi Genel Sekreteri Elvan Atay Özkan, Tip 1 Diyabet Derneği Başkanı Yadigar Aydın, Bursa Kent Konseyi Sağlık Çalışma Grubu ve Gençlik Meclisi üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Diyabet farkındalığını vurgulayan sloganlar eşliğinde yürüyen kalabalık, Çarşıbaşı Meydanı’na ulaştığında umut ve farkındalığın simgesi olan mavi balonlar hep birlikte gökyüzüne bırakıldı. “Farkındalık, yarınların anahtarıdır” Program kapsamında basın açıklaması yapan Bursa Kent Konseyi Sağlık Çalışma Grubu Temsilcisi Uzm. Dr. Metin Yurdakoş, etkinliğin temel amacının vatandaşları diyabet konusunda bilgilendirmek toplumsal bilinci güçlendirmek ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmek olduğunu söyledi. Diyabet, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen kronik bir hastalık olduğuna değinen Yurdakoş, “Ancak düzenli takip, dengeli beslenme, fiziksel aktivite ve erken tanı ile diyabetle sağlıklı bir yaşam sürmek mümkündür. Gerçekleştirdiğimiz farkındalık yürüyüşü, daha bilinçli bir toplum için hep birlikte attığımız güçlü bir adımdır. Etkinliğimizin hayata geçirilmesinde katkılarından dolayı başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey olmak üzere, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığımıza, Bursa Kent Konseyi’ne, Tip 1 Diyabetliler Derneği’ne, bizlerle birlikte olan kentlilerimize, gönüllülerimize, genç sağlıkçılarımıza ve tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Erken teşhis hayat kurtarır. Farkındalık ise sağlıklı yarınların anahtarıdır” diye konuştu. Açıklamanın ardından, Büyükşehir Belediyesi tarafından Hanlar Bölgesi Çarşıbaşı Meydanı’nda kurulan bilgilendirme ve ücretsiz şeker ölçüm stantları gün boyu vatandaşlara hizmet verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlıkta Yapay Zekâ İçin 7 Ülkeden Güç Birliği Haber

Sağlıkta Yapay Zekâ İçin 7 Ülkeden Güç Birliği

Sağlıkta dijital dönüşümün yeni adımı olan yapay zekâya odaklanan PHRESH projesinin başlangıç toplantısı için 7 ülke, İstanbul’da İstinye Üniversitesi Topkapı Kampüsü’nde bir araya geldi. Adını “Bağlantılı Sağlık Hizmetleri için Acil Durum ve Güvenli Ortamlarda Hasta Sağlığı Müdahalesi” kelimelerinin baş harflerinden alan uluslararası PHRESH projesinin İstanbul’daki ilk toplantısına, Hollanda, Kanada, Türkiye, İspanya, Portekiz, Romanya ve Birleşik Krallık’tan önde gelen sağlık kuruluşları, teknoloji şirketleri ve araştırma merkezleri katıldı. BAĞLANTILI SAĞLIK HİZMETLERİ DÖNEMİ Sağlıkta dijital dönüşümün yeni bir adımı olan bağlantılı, güvenli ve yapay zekâ destekli sağlık ekosistemlerini ortak bir vizyonla şekillendirmeyi amaçlayan PHRESH çerçeve projesi, yedi farklı ülkeden kurum ve araştırma kuruluşlarının katılımıyla, sağlık risk değerlendirmesi, acil müdahale ve tedavi süreçlerini yeniden tanımlamayı hedefleyen kapsamlı bir yapıyı bir araya getiriyor. Etkinlikte ülke temsilcilerinin yanı sıra, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) TEYDEB Başkan Yardımcısı Dr. Hasan Selçuk Selek, İstinye Üniversite Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bestami Özkaya konuşma yaptı. ‘İYİLEŞTİRİLMİŞ HASTA SONUÇLARI İÇİN ÇÖZÜM GELİŞTİRMEKTEN GURUR DUYUYORUZ’ Projenin bilimsel, akademik ve stratejik yürütücülerinden biri olmaktan dolayı mutluluk duyduklarını ifade eden İstinye Üniversite Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bestami Özkaya, sağlık teknolojileri alanında önde gelen üniversitelerden biri olduklarının altını çizerek şunları söyledi: “Öncelikle, hepinizi İstanbul'da ağırlamaktan ve bu önemli başlangıç toplantısına ev sahipliği yapmaktan onur duyuyoruz. MLP Care ve İstinye Üniversitesi olarak akademik araştırmalara ve klinik uygulamalara tek bir çatı altında birlikte devam ediyoruz. İnovasyona, yapay zeka destekli teknolojilere, yapay zeka destekli sağlık hizmetlerine ve uluslararası işbirliklerine odaklanıyoruz. PHRESH projesi, bilim, teknoloji ve klinik uzmanlığın hastaların yararı için bir araya geldiği bu vizyonu mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Türkiye'de erken teşhis, daha iyi karar desteği ve iyileştirilmiş hasta sonuçları için çözümler geliştirmeye aktif katkıda bulunmaktan gurur duyuyoruz. İstinye Üniversitesi olarak, önümüzdeki yıllarda sağlık teknolojilerinde önde gelen üniversitelerden biri olmayı, inovasyonu yönlendirmeyi ve sağlığın geleceğini şekillendirmeyi sürdürmeyi hedefliyoruz.” GELECEĞE YÖN VERECEK BULUŞMA Projenin Türkiye’deki katılımcılarından MLP Care Proje Yönetimi Direktör Yardımcısı Esra Alkurt ise, buluşmanın uluslararası iş birliği ve bilgi paylaşımını güçlendirdiğini, sağlık teknolojilerinin geleceğine yön verecek stratejik bir buluşma niteliği taşıdığını söyledi. Alkurt, proje hakkında şöyle konuştu: “Bu girişim; yüksek doğruluklu sensörler, gerçek zamanlı analiz teknikleri, yapay zekâ destekli erken uyarı sistemleri, gelişmiş veri-ağ bağlantıları ve kuantuma dayanıklı şifreleme teknolojileri gibi öncü çözümlerin entegrasyonunu içeriyor. Projenin Türkiye konsorsiyumu, risk altındaki bireylerde akciğer hastalıklarının erken teşhis ve tedavisini desteklemek amacıyla, hastane sistemleriyle entegre çalışabilen; Yapay Zekâ (AI) ve giyilebilir teknolojiler kullanan, hasta ve sağlık profesyonellerine yönelik web ve mobil uygulamalardan oluşan bütünleşik bir sistem geliştirmeyi hedefliyor.” DÖRT ALANDA YENİLİK HEDEFLENİYOR Toplantı süresince, her ülke kendi vaka çalışmasını sunarak PHRESH projesinin şu dört temel yenilik alanına odaklandı: Sense for Health: Gelişmiş sensörlerle sürekli veri takibi.Alert to Prevent: Yapay zekâ destekli erken uyarı sistemleri.Connected Transport: 5G/6G altyapısıyla entegre ambulans-hastane veri akışı.Secure and Collaborative Learning: Gizlilik artırıcı ve kuantuma dayanıklı güvenlik çözümleri. SAĞLIK HİZMETLERİNE ERİŞİM KOLAYLAŞACAK Projede, sağlık sektöründe yapay zekâ ve dijital sağlık teknolojileri gibi yeniliklerle firmaların verimliliğini ve rekabet gücünü artırarak önemli bir katma değer sağlamak hedefleniyor. Küresel dijital sağlık pazarının 2025 yılı sonunda 505 milyar dolara ulaşması beklenirken, Türkiye'de de sağlık harcamalarının artması ve yapay zekâ entegrasyonu ile GSYİH'ye önemli katkılar sağlanması öngörülüyor. Projedeki yenilikçi sağlık teknolojilerinin devreye girmesi sonucunda, Türkiye ve dünya genelindeki firmalarda rekabet avantajı oluşması, sağlık hizmetlerine erişimde kolaylık ve firmaların gelirlerini artırması hedefleniyor.

Uludağ Elektrik’ten Meme Kanserine Karşı “Pembe Farkındalık” Haber

Uludağ Elektrik’ten Meme Kanserine Karşı “Pembe Farkındalık”

Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova’da 5 milyondan fazla nüfusa hizmet veren Uludağ Elektrik, kadınlar arasında en sık görülen kanser türü olan meme kanserine yönelik farkındalık çalışmalarını bu yıl da sürdürüyor. Pembe faturalarla, “40-69 yaş aralığındaki kadınların, meme kanseri taraması için aile hekimine, KETEM’e (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi) veya SHM’ye (Sosyal Hizmet Merkezleri) başvurabilecekleri” mesajını veren şirket, erken teşhisin hayat kurtardığını vurguluyor. Meme Kanserine Dikkat Her 8 kadından birinde görülen meme kanseri riski, dünya genelinde giderek artıyor. Özellikle ileri yaşlarda görülme olasılığı daha yüksek olan bu hastalıkta, 20’li yaşlardan itibaren düzenli kontrollerle erken teşhis büyük önem arz ediyor. Uludağ Elektrik farkındalık yaratmak amacıyla işlem merkezlerinde pembe kurdelelerle müşterilerini karşılayarak her Ekim ayında logosunu ve faturalarını pembe renge dönüştürüyor. Fatura altı mesajlarıyla farkındalık bilincini her haneye ulaştıran Uludağ Elektrik, sosyal medya ve dijital platformlarda yürüttüğü iletişim çalışmalarıyla kampanyayı daha geniş kitlelere taşıyor. Pembe Fatura Kutuları ile Farkındalık Büyüyor Faturalarınız iyiliğiniz için vurgusuyla hayata geçirilen pembe fatura kutuları aracılığıyla kamu kurumları ve kuruluşlarıyla iş birliği gerçekleştiriliyor. Hazırlanan bu kutuların, vali, kaymakam ve muhtarlar gibi kadın yöneticilere ulaştırılmasıyla farkındalık zincirinin daha da genişletilmesi hedefleniyor. Kutuların üzerinde, kadınların kendi sağlıklarını koruyabilmeleri için düzenli muayene ve erken tanının önemi anlatılıyor. Kutuların içinde pembe kurdele, farkındalık kartları ve sembolik objeler bulunuyor. Arslan: “Toplumun Sağlığına ve Geleceğine Katkı Sağlamak Bizim İçin Öncelikli Bir Sorumluluk” Şirketin toplumsal sorumluluk bilinciyle yürüttüğü projelere dikkat çeken Uludağ Elektrik Genel Müdürü Remezan Arslan, “Enerji sektöründe hizmet vermek kadar, toplumun sağlığına ve geleceğine katkı sağlamak da bizim için öncelikli bir sorumluluk. Uludağ Elektrik olarak, kadın çalışan oranı yüksek enerji şirketlerinden biri olmanın verdiği hassasiyetle, Ekim ayı boyunca hem kadın çalışanlarımızı bilinçlendirmeyi hem de müşterilerimizde farkındalık oluşturmayı görev edindik. Bugün yüzde 54 kadın çalışan oranımızla sektörde örnek bir konumdayız; kadın istihdamına verdiğimiz önem, toplumsal sorumluluk anlayışımızın da en güçlü yansımalarından biri. Meme kanseri farkındalığını artırmaya yönelik ‘Pembe Fatura’ projemiz bu anlayışın bir yansıması. Ekim ayı boyunca logolarımızı ve faturalarımızı pembeye dönüştürerek, işlem merkezlerimizde pembe kurdelelerle müşterilerimizi karşılıyor ve kurumlarla yaptığımız iş birlikleriyle farkındalık zincirini büyütüyoruz. Fatura altı mesajlarımız ve dijital iletişim çalışmalarımız sayesinde bu bilinci milyonlarca insana ulaştırıyoruz. Gelecek yıllarda da bu farkındalık hareketini daha geniş kitlelere taşımaya devam edeceğiz” açıklamasında bulundu. Yerel Yönetimlerden Destek Bu yıl proje kapsamında, kadın sağlığına yönelik farkındalık çalışmalarında öncülük eden yerel yöneticiler ve kanaat önderleri ziyaret edilerek toplumsal bilincin yaygınlaştırılması amaçlandı. Bu doğrultuda Yalova Valisi Sayın Dr. Hülya Kaya ve Yalova Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Duygu Bayar Öksüz gibi önemli isimlerle bir araya gelinerek “Pembe Fatura Projesi”nin amacı ve önemi paylaşıldı. Gerçekleştirilen bu ziyaretlerle, yerel yönetimlerin desteğiyle farkındalık zincirinin güçlendirilmesi ve projenin daha geniş kitlelere ulaşması hedeflendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA Emeklilik, Kritik Kadın Hastalıkları Sigortası’nın Önemini Vurguluyor Haber

Garanti BBVA Emeklilik, Kritik Kadın Hastalıkları Sigortası’nın Önemini Vurguluyor

1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında ise 31 Ekim’e kadar Garanti BBVA Mobil üzerinden Kritik Kadın Hastalıkları Sigortası yaptıran müşteriler 500 TL değerinde Rossman çeki kazanıyor. Garanti BBVA Emeklilik, kadınlara yönelik geliştirdiği Kritik Kadın Hastalıkları Sigortası ile uzun ve masraflı tedavi süreçlerine karşı finansal güvence sağlıyor. Ürün, jinekolojik kanser türleri, meme kanseri, tiroit kanseri, kaza ve hastalık sonucu oluşabilecek maluliyet ve yaşam kaybı risklerine karşı kadınları ve sevdiklerini teminat altına alıyor. Garanti BBVA Mobil uygulaması üzerinden hızla ve kolaylıkla poliçe başlatılabiliyor. Garanti BBVA Emeklilik Genel Müdürü Gökhan Koca, “Müşterilerimizin hayatlarının her aşamasında yanında olmayı önemsiyoruz. Daha çok kadının, tedavisi uzun ve masraflı hastalıklara karşı finansal güvenceye sahip olması için çözümler geliştiriyoruz. Sigorta ürünlerimizi, Kritik Kadın Hastalıkları Sigortası’nda olduğu gibi, müşterilerimizin özel ihtiyaçlarına göre kişiselleştiriyoruz. Böylelikle sunduğumuz faydalar, ihtiyaçlarla birebir örtüşüyor. Örneğin bu ürünümüzde müşterilerimize yılda bir kez meme ultrasonu veya mamografi ve mamografi sonucu doktor kontrolü hakkı tanıyoruz. Hastalık durumunda ise tüm süreçlerde yanlarında olmaya devam ediyoruz. Meme kanseri konusunda toplumsal farkındalığın artmasını ve erken tanının öneminin vurgulanmasını çok değerli buluyoruz. Bu nedenle meme kanseri gibi hastalıklara dikkat çeken ve erken tanı için düzenli tetkiki teşvik eden uygulamalarımıza devam edeceğiz” dedi. Sigorta, kadınların farkındalık ve erken teşhis için gerekli bazı ihtiyaçlarını destekleyen ek avantajlar da sunuyor. Yılda bir kez olmak üzere ücretsiz meme ultrasonu veya mamografi ile mamografi sonucu doktor değerlendirmesi ve diş bakım paketi sigorta kapsamında yer alıyor. Ayrıca, 449 TL’den başlayan peşin ödeme veya kredi kartı ile 9 taksite kadar ayda yalnızca 50 TL’den başlayan taksit seçenekleriyle uygun maliyetli bir güvence sağlanıyor. Sigortadan faydalananlar ortalama %27 oranında vergi avantajından da yararlanabiliyor. 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı’na Özel Kampanya Şirket, Meme Kanseri Farkındalık Ayı’na özel olarak bu konuda farkındalığı artırmak ve daha çok kadını bilinçlendirmek amacıyla ürününü daha cazip hale getiriyor. , 31 Ekim’e kadar Garanti BBVA Mobil üzerinden sigorta başlatan müşteriler, 500 TL değerinde Rossman hediye çeki kazanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.