Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Eşitlik

Kapsül Haber Ajansı - Eşitlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eşitlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Binlerce Nilüferli Cumhuriyet’in 103’üncü Yılında Tek Yürek Oldu Haber

Binlerce Nilüferli Cumhuriyet’in 103’üncü Yılında Tek Yürek Oldu

Nilüfer’de 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı coşkusu bu yıl da Fatih Sultan Mehmet (FSM) Bulvarı’nda yaşandı. Acıbadem Kavşağı önünden başlayan yürüyüşe katılan binlerce vatandaş, ellerinde bayraklar, dillerinde şarkılar ve marşlarla Hastane Alanı’na kadar omuz omuza yürüdü. Yürüyüşe Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir’in yanı sıra YENİ Parti Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, YENİ Parti PM Üyesi Canan Taşer, YENİ Parti Nilüfer İlçe Başkanı Ahmet Eren Memiç, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri de katıldı. Yürüyüşün ardından kutlamalar, FSM Hastane Alanı’nda düzenlenen Can Bonomo konseriyle devam etti. “BU TABLO CUMHURİYET’İN TA KENDİSİ” Konser öncesinde eşi Nuray Özdemir ile birlikte sahneye çıkarak alanı dolduran kalabalığı selamlayan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, yağmurlu havaya rağmen coşkuyla Cumhuriyet’i kutlayan vatandaşları tebrik etti. Başkan Şadi Özdemir, 103 yıl önce yakılan Cumhuriyet meşalesinin vatandaşlar sayesinde hâlâ ilk günkü heyecanla yandığını söyledi. FSM Bulvarı’ndaki yürüyüş sırasında ortaya çıkan birlikteliğe değinen Başkan Şadi Özdemir, duygularını şu sözlerle paylaştı: “Az önce Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’ndan buraya kadar yine omuz omuza, kol kola yürüdük. Yürürken arkama dönüp baktım. Annesinin, babasının omzunda heyecanla bayrak sallayan çocuklarımızı, yan yana umutla yürüyen pırıl pırıl gençleri, en önde başı dimdik duran kadınları gördüm. Tekerlekli sandalyesiyle, bastonuyla engelleri aşarak bu yolu bizimle paylaşan yurttaşlarımızı; adımları ağır olsa da gözleri gururla parlayan büyüklerimizi, çınarlarımızı gördüm. O manzarayı görünce göğsüm kabardı. İşte bu muazzam tablo, Cumhuriyet’in ta kendisidir.” “KADINLARA VERİLEN EŞİTLİK LÜTUF DEĞİL, HAKTI” Konuşmasında 103 yıl önceki kuruluş mücadelesini hatırlatan Başkan Şadi Özdemir, savaştan yeni çıkmış yoksul ve yorgun bir ülkede Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün halkın gücüne inanarak bütün dünyaya meydan okuduğunu belirtti. 29 Ekim 1923’te egemenliğin kayıtsız şartsız millete geçtiğini ve herkesin özgür birer yurttaş olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “İşte o günden bugüne küllerinden doğmanın, kurtuluşun adıdır Cumhuriyet. Cumhuriyet bu topraklara adalet, hak, hukuk ve özgürlük verdi. Nüfus sayımında bile yok sayılan kadınlara eşitlik verdi. Kimse unutmasın; bunlar birer lütuf değildi, zaten analarımızın ak sütü gibi helaldi, haktı” diye konuştu. Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözünü anımsatan Başkan Şadi Özdemir, “Kimsesizlerin kimsesi olan hukukun ve adaletin adıdır Cumhuriyet. Beraber yaşadığımız evin adıdır Cumhuriyet. Kimsenin şüphesi olmasın; o evin temeli çok sağlam ve o evin temeli sizlersiniz” dedi. GENÇLERE MESAJ Konuşmasında gençlere seslenen ve Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni alandakilerle birlikte okuyan Başkan Şadi Özdemir, “Büyük Önder, Cumhuriyet’i size emanet ederken enerjinize ve kararlılığına güvendi. Biz de sizin araştıran, sorgulayan, bilime inanan aklınıza güveniyoruz. Cesaretinize ve kurduğunuz o güzel hayallere yürekten inanıyoruz. Bu ülkenin yarınları sizin omuzlarınızda yükselecek. Sizin gözlerinizdeki umudun ve cesaretin adıdır Cumhuriyet” ifadelerini kullandı. Başkan Şadi Özdemir, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere vatanı armağan eden tüm kahramanları rahmet ve minnetle anarak konuşmasını “Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın tam bağımsız Türkiye” sözleriyle tamamladı. CAN BONOMO İLE BAYRAM COŞKUSU Başkan Şadi Özdemir’in konuşmasının ardından sahneye çıkan Can Bonomo, sevilen şarkılarını Nilüferliler için seslendirdi. Şarkılarını alanı dolduran kalabalıkla hep bir ağızdan söyleyen sanatçıya, Başkan Şadi Özdemir tarafından günün anısına çiçek verildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’de Cumhuriyet Bayramı’nın 103’üncü Yıl Coşkusu Haber

Nilüfer’de Cumhuriyet Bayramı’nın 103’üncü Yıl Coşkusu

Nilüfer’de Cumhuriyet Bayramı’nın 103’üncü yılı coşkuyla kutlanıyor. Gün boyu sürecek programlar, Nilüfer Belediyesi Cumhuriyet Meydanı’ndaki çelenk töreniyle başladı. Törene, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Yeni Parti Nilüfer İlçe Başkanı Ahmet Eren Memiç, 24. Dönem Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, sivil toplum kuruluşları ile meslek odalarının temsilcileri, muhtarlar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Atatürk Anıtı’na çelenk sundu. Başkan Şadi Özdemir törende yaptığı konuşmada, Türkiye’nin bağımsızlık iradesini, Cumhuriyetle geleceğe taşıdığı büyük günün 103’üncü yıl dönümünü kutladıklarını söyledi. Cumhuriyet’in özgürlük, eşitlik, adalet, bilim, emek, cesaret ve kurtuluş olduğuna vurgu yapan Başkan Şadi Özdemir, “Geleceğe duyduğumuz umuttur Cumhuriyet. Biz Nilüfer’de bu umudu daima canlı tutmaya kararlıyız. Cumhuriyetimizin değerlerini koruyacak, Atamızın emanetini yarınlara taşıyacağız. Çocuklarımızın gülümsediği bir Türkiye için çok çalışacağız” dedi. Atatürk’ün aziz hatırası önünde Cumhuriyet’in değerlerine sonsuza kadar sahip çıkacaklarının sözünü veren Başkan Şadi Özdemir, “Cumhuriyet varsa gelecek var, Cumhuriyet varsa umut var. Biliyoruz ki cumhuriyetin en güçlü sesi bu yıl da Nilüfer’den, Bursa’nın kalbinden yükselecek” diye konuştu. Başkan Şadi Özdemir, Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, bağımsızlık mücadelesinin kahramanlarını, aziz şehitleri ve gazileri rahmetle anarak konuşmasını bitirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aydın Doğan Vakfı’ndan Kız Çocukları İçin Ortak Eylem Çağrısı Haber

Aydın Doğan Vakfı’ndan Kız Çocukları İçin Ortak Eylem Çağrısı

Aydın Doğan Vakfı tarafından Birleşmiş Milletler Dünya Kız Çocukları Günü kapsamında her yıl geleneksel olarak düzenlenen “Dünya Kız Çocukları Günü Konferansı”, bu yıl Avrupa Birliği desteğiyle yürütülen "Güçlü Kızlar, Güçlü Yarınlar" projesiyle aynı temada İstanbul’da gerçekleştirildi. On iki yıldır aralıksız sürdürülen buluşma, kamu, sivil toplum, akademi, uluslararası kuruluş temsilcileri ve geleceğe yön veren genç kadınları ortak bir vizyon etrafında bir araya getirdi. Konferansın açılış konuşmasını gerçekleştiren Aydın Doğan Vakfı Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, konuşmasına geçtiğimiz günlerde Beyaz Saray’da yapay zekâ endüstrisinin 1,3 trilyon dolarlık varlığı temsil eden liderleriyle çekilen ve masada hiç bir kadının yer almadığı fotoğrafa dikkat çekerek başladı. İleri teknoloji şirketlerinin iş gücünde kadın oranının yüzde 28-29 düzeyinde seyrederken üst düzey yöneticiler arasında bu oranın yüzde 12-14’e gerilediğini belirten Yalçındağ, en yenilikçi sektörlerde dahi süregelen bu "cam tavan"ın geleneklerin çok ötesinde yapısal bir engeller yumağına işaret ettiğini vurguladı. Türkiye’de son çeyrek asırda kadınların eğitime katılımında tarihî kazanımlar elde edildiğini hatırlatan Yalçındağ, eğitimin bir son değil başlangıç olduğunu belirterek "Bir kız çocuğunun eğitim alması hikâyenin sonu değil, başlangıcıdır. Çünkü asıl soru, bu kız çocuğunun istihdama katılıp katılamayacağı, ekonomik bağımsızlığını kazanıp kazanamayacağı ve ülkenin karar masalarında yer alıp alamayacağıdır. Türkiye’de 15-24 yaş arasındaki her üç genç kadından biri ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor; kadınların istihdama katılımı ise yalnızca yüzde 32,1 seviyesinde. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 raporu, mevcut hızla tam eşitliğe ulaşmanın 120 yıl süreceğini söylüyor. Gerçekten 120 yıl daha beklemek zorunda mıyız? Bizim cevabımız çok net: Hayır. Değişim mümkündür. Şimdi onu hızlandırma, kız çocuklarımızı yalnızca geleceğin liderleri değil, bugünün değişim aktörleri olarak görme zamanıdır." dedi. Yalçındağ ayrıca Vakfın yürüttüğü İhtiyaç Analizi araştırmasında genç kadınların yüzde 91,4’ünün ekonomik zorlukları, yüzde 76,7’sinin ise toplumsal cinsiyet normlarını liderlik yolundaki en büyük engeller arasında gördüğünü paylaşarak, AB destekli projeyle bugüne dek ulaşılan 7 bin 652 genç kadının yüzde 99’unun liderlik ve fırsatlara erişim konusunda güçlü bir farkındalık kazandığını ifade etti. Konuşmasının sonunda geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden ve son Aydın Doğan Ödülü’nün verildiği Prof. İoanna Kuçuradi’yi anan Arzuhan Doğan Yalçındağ, Kuçuradi’den alıntı yaparak “Ben inatla umutluyum. Bu bir yaşam biçimidir, siz de inatla umutlu olun.” dedi. Vuslat Doğan: "En Büyük Pusulamız Merakımız ve Kendi İç Sesimizdir" Konferans kapsamında Yekta Kopan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen özel söyleşide, V Vakfı Kurucusu ve Başkanı Vuslat Doğan gençlerle bir araya geldi. Medya liderliğinden sanat yolculuğuna uzanan deneyimlerini ve "cömert dinleme" kavramını aktaran Vuslat Doğan, genç kadınlara belirsizlikler ve toplumsal baskılar karşısında kendi sınırlarını kaldırmaları çağrısında bulundu. Hayat yolculuğundaki en temel kılavuzunun merakı olduğunu belirten Vuslat Doğan, konuşmasında "Yolculuk değişirken insan yolda dönüştüğü için bunu önceden tanımlamak güç. Ancak bir pusulanızın olması çok kıymetli. Benim pusulam her zaman merakım oldu. İnsan kendini dinlemeye başladığında zihninde önce bir sürü olumsuz ses ve engeller beliriyor. Fakat süreç içinde o sesler sessizliğe bürünüyor ve asıl yaratım sürecim o zaman başlıyor. Ben de ancak kendi üzerime koyduğum sınırları ve olmaz kapılarını kaldırdığımda adımlarımı cesaretle atabildim. Genç bir kadının bu hayatta kendisine emanet etmesi gereken en değerli şey kendi iç sesi, merakı ve gitmek istediği yerdir. Bütün kaosun ve belirsizliklerin içinde kimsenin bunu elinizden almasına izin vermeyin. Bu emanete sıkı sıkıya sahip çıkın. En büyük sorumluluğunuz, kendinize duyduğunuz sorumluluktur. Ne istediğinizi bildiğinizde o pusula sizi mutlaka doğru yere götürecektir." dedi. Birleşmiş Milletler’den Ortak Eşitlik ve Dönüşüm Mesajı Konferansın açılış oturumunda söz alan Birleşmiş Milletler kuruluşlarının üst düzey temsilcileri de eşitlik ve kapsayıcılık mesajlarını paylaştı. UNICEF Türkiye Temsilcisi Paolo Marchi, kalıcı toplumsal dönüşümün sadece rakamlarla ölçülemeyeceğini belirterek "Başarı, yalnızca sayılardan ibaret değildir. Kız çocuklarının kendilerine daha fazla güvendiğini, erkek çocuklarının eşitliği daha güçlü biçimde desteklediğini, babaların evde daha aktif rol aldığını ve toplumların daha destekleyici ve kapsayıcı hâle geldiğini görmektir. UNICEF olarak hedefimiz: Cinsiyeti ne olursa olsun her çocuğun öğrenmek, gelişmek ve potansiyelini tam olarak gerçekleştirmek için aynı fırsatlara sahip olmasını sağlamak." şeklinde konuştu. UN Women Türkiye Ülke Direktörü Maryse Guimond, kız çocuklarının kendi sözlerini söyleme gücüne sahip olduklarının altını çizerek "Genç bir kadının annesi olarak yeteneğin, cesaretin ve liderliğin evrensel olduğunu hep biliyordum. Otuz yılı aşkın süredir dünyanın dört bir yanında kadınlarla ve kız çocuklarıyla çalışmak ise bana fırsatların ne kadar eşitsiz paylaşıldığını öğretti. Bugün Türkiye'deki kız çocukları, liderlik etmeye, kapıları kendileri açmaya ve daha eşit bir geleceği kurmaya çoktan başladıklarını bir kez daha gösterdi. Kendi adlarına, kendileri konuşuyorlar. Bize düşen, önlerindeki engelleri kaldırmak ve hayatlarına dair kararların alındığı her yerde sözlerinin geçmesini sağlamak." dedi. UNFPA Türkiye Temsilci Yardımcısı Zeynep Başarankut Kan ise gençlere yapılan yatırımın nesiller boyu sürecek etkisine dikkat çekerek “Her çocuk, ergen ve genç; güven içinde, sağlıklı ve desteklenerek büyümeyi, öğrenip gelişerek kendi geleceğini tayin etmeyi hak eder. Bu da onların sağlığına, eğitimine ve korunmasına yatırım yapmak; aileleri desteklemek ve başta kız çocukları olmak üzere tüm gençlerin hayatlarına yön verirken ihtiyaç duyacakları bilgi, beceri ve fırsatlara ulaşmasını sağlamak demektir. Bugün çocuklara ve gençlere yaptığımız her yatırım, gelecek nesillere daha sağlıklı ve güçlü aileler ve bir toplum bırakmamızı sağlar.” dedi. Yekta Kopan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panellerde; gençlerin kendi projelerini ve değişim hikâyelerini aktardığı "Yarını Değiştirmek" ile sivil toplum kuruluşlarının sahadaki etki alanlarını büyütme yöntemlerinin tartışıldığı "Etkiyi Birlikte Büyütmek" oturumları katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Geleceğin Yol Haritası Atölyelerde Çizildi Günün ikinci yarısında ise iki ayrı paralel atölye çalışması hayata geçirildi. Gençler ve öğrencilerin buluştuğu "Bizim Yolumuz" başlıklı oturumda gençler, güçlü olmanın kendileri için taşıdığı anlamı, eşit bir gelecek hayallerini ve ihtiyaçlarını masaya yatırarak "Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar Manifestosu"nun ilk satırlarını birlikte kaleme aldı. Sivil toplum kuruluşları, kamu, özel sektör ve fon veren kurumların temsilcilerini buluşturan "İhtiyaçtan İş Birliğine" başlıklı oturumda ise genç kadınların önündeki engellerin kaldırılması için paydaşlar arası kaynak yaratma, sosyal sorumluluk projeleri ve ortak eylem adımları tartışıldı. Atölye çalışmasında değerlendirmelerde bulunan Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Temel Haklar ve Sivil Toplum Birimi Program Yöneticisi İpek Seda Bakır ise konuşmasında "Avrupa Birliğinin yaklaşımı sadece sivil toplum kuruluşlarına hibe sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda sivil toplumum etkili ve bağımsız faaliyet gösterebileceği genel ortamı güçlendirmeyi de hedeflemektedir." dedi. Konferans, gençlerin kaleme aldığı manifestonun ve paydaşların ortaya koyduğu ortak iş birliği adımlarının paylaşılmasıyla sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Perfetti Van Melle Türkiye’den Eşitlikten Etkiye Uzanan Yaklaşım Haber

Perfetti Van Melle Türkiye’den Eşitlikten Etkiye Uzanan Yaklaşım

Perfetti Van Melle Türkiye, kadınların iş hayatında ve liderlik rollerinde daha güçlü temsilini destekleyen LEAD Network Türkiye’nin Liderlikte Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Konferansı’nda bu yıl ana sponsorlarından biri olarak yer aldı. “Eşitlikten Etkiye: Birlikte Bütünüz” oturumunda; Perfetti Van Melle Türkiye Genel Müdürü M. Umut Şekerdağ, İnsan Kaynakları Direktörü Deniz Kafkas ve Pazarlama Direktörü Deniz Nalcı, eşit fırsatların ve kapsayıcı kurum kültürünün bireylerden kurumlara, kurumlardan topluma uzanan etkisini ele aldı. “Eşitlikten Etkiye: Birlikte Bütünüz” başlığı altında gerçekleştirilen sunumda, dünyanın en mutlu ülkelerinin neden mutlu olduğu sorusundan yola çıkılarak toplumsal cinsiyet eşitliği, barış, huzur ve refah arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çekildi. Mutluluk, toplumsal huzur ve eşitlik alanlarında öne çıkan ülkelerin benzer ülkeler olmasının tesadüf olmadığı; kadınların toplumsal hayatta ve iş dünyasında eşit fırsatlara sahip olmasının yalnızca bireysel başarıları değil, toplumların gelişimini ve ortak refahını da güçlendirdiği vurgulandı. Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınların toplumsal hayatta ve çalışma yaşamında hak ettikleri yeri alabilmeleri için açtığı yoldan ilhamla, gerçek dönüşümün yalnızca fırsat eşitliğini savunmakla değil, bu fırsatları somut adımlarla hayata geçirmekle mümkün olduğu ifade edildi. Perfetti Van Melle Türkiye’nin, kadınların organizasyonun her seviyesinde güçlü şekilde temsil edilmesini destekleyen uygulamaları ve bu alanda elde edilen somut sonuçlar da katılımcılarla paylaşıldı. Şirkette fabrika operatörlerinin %60’ının, son bir yılda işe alınan çalışanların %67’sinin, yaz dönemi stajyerlerinin %70’inin ve Career Kitchen Young Talent Programı aracılığıyla ekibe katılarak kadroya geçen çalışanların %87’sinin kadın olduğu aktarıldı. Kadınların önündeki görünür ve görünmez engellerin kaldırılmasının, kapsayıcı bir kurum kültürünün oluşturulmasının ve herkesin kendi etki alanında sorumluluk almasının önemi vurgulandı. Oturumda, eşit fırsatların bireylerin çalışma hayatındaki deneyiminin yanı sıra kurumların kültürünü ve toplumun ortak refahını da etkileyebileceğine dikkat çekildi. Bir kadına sunulan fırsatın çevresine ilham verebileceği, kurumlarda dönüşümü destekleyebileceği ve toplumun geleceğine katkı sağlayabileceği ifade edildi. Böylece eşitlikten etkiye uzanan dönüşümün, bireylerin ve kurumların kendi etki alanlarında attığı adımlarla güçlenebileceği mesajı öne çıktı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlık Aracıları Sahaya Çıkıyor Haber

Sağlık Aracıları Sahaya Çıkıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi ile UNFPA iş birliği doğrultusunda hayata geçirilen Sağlık Aracısı Modeli, erken yaşta ve zorla evliliklerin önlenmesi için çalışacak. Kentsel Adalet ve Eşitlik Şube Müdürlüğü koordinasyonunda başlatılan çalışmalar, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ile Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından belirlenen Basmane bölgesi ve Ferahlı ile Ulubatlı mahallelerinde uygulanacak. Saha çalışması öncesi, Sağlık Aracılarına UNFPA eğitmenleri tarafından eğitimler verildi. Sağlık Aracıları, sosyoekonomik eşitsizliklerin yoğun olduğu bölgelerde yaşayan yurttaşların sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlere erişimini güçlendirip, risk altındaki çocuk ve aileleri erken dönemde tespit edecek ve uygun hizmetlere yönlendirecek. Güvene dayalı köprü görevi görecekler Model kapsamında Sağlık Aracıları, ailelerle güvene dayalı iletişim kurarak çocuk yaşta evliliklerin sağlık, eğitim ve sosyal sonuçları konusunda farkındalık oluşturacak. Kadın ve erkek gruplarına yönelik bilgilendirme çalışmaları yürütülerek, bireylerin hukuki haklar ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularında bilinçlendirilmeleri sağlanacak. İhtiyaç duyan bireyler psiko sosyal destek, eğitim ve koruma mekanizmalarına yönlendirilerek ilgili kurumlarla koordinasyon içinde vaka takibi gerçekleştirilecek. Eğitimini sürdüren ve meslek sahibi olan genç kadınların başarı hikâyeleri görünür kılınarak toplumsal dönüşüme katkıda bulunulacak. Sağlık Aracıları, denetleyici bir rol üstlenmek yerine topluluk ile kamu kurumları arasında güvene dayalı bir köprü görevi görecek. Proje kente yayılacak Kentsel Adalet ve Eşitlik Şube Müdürlüğü’nde eğitmen olarak görev yapan Elmas Köçkün, “Sağlık Aracıları Modeli’ni İzmir'de uygulamaya başlıyoruz. İzmir çok göç alan büyük bir şehir. Erken yaşta zorla evlilikler, çoğunlukla sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlere erişimde engellerle karşılaşan bireylerin yaşadığı mahallelerde yapılıyor. Dolayısıyla UNFPA’nın çalışmasını İzmir’le buluşturmaya karar verdik. Bu kapsamda Ferahlı ve Ulubatlı mahalleleri ile Basmane bölgesini pilot olarak belirledik. Sağlık Aracılarımız da toplumun içinden gelen, hanelere rahat girip çıkabilecek, risk analizini yapabilecek ve bizi bu konuda bilgilendirebilecek kişilerden oluşuyor. Sağlık Aracılarımıza ve projede çalışacak personelimize üç günlük kapsamlı bir eğitim verdik. Bu model, toplumun kendini eğittiği ve beslediği bir süreç olacak. Çalışmayı daha sonra kent genelinde yaygınlaştırmayı düşünüyoruz. Yani aslında aktif ve katılımcı bir yurttaş yaratmaya çalışıyoruz” bilgisini verdi. “Sesimizi duyurmaya çalışacağız” Sağlık Aracısı olmak için eğitimlere katılan Hüsniye Çoban, “Böyle bir projeye dahil olacağımız için çok mutlu olduk, çok heyecanlandık. Eğitimlerde erken yaşta evlilikten doğan sorunları öğrendik ve bilinçlendik. Çok güzel bilgiler ediniyoruz. Yakın zamanda sahaya çıkacağız. Gücümüzün yettiği yere kadar sesimizi duyurmaya çalışacağız. Erken yaşta evlilikleri çevremizde görüyoruz ve ‘hayır’ diyoruz. Özellikle kız çocuklarımızı okutalım, eğitelim” dedi. “Önce ailelerin bilinçlenmesi gerekiyor” Eğitimlerde yer alan Oğuzhan İlikçi ise Ferahlı Mahallesi’nde oturduğunu belirterek “Ben Roman’ım. Bu projeye destek olmak istedim çünkü çevremde de erken evlenen birçok arkadaşım var. Hem maddi hem de manevi olarak zor bir süreç yaşıyorlar. Aldığımız eğitimlerde, erken evliliklerin sadece Roman toplumlarında değil, birçok farklı kültürde olabildiğini öğrendim. Erken yaşta evliliğin özellikle kadın sağlığı konusunda pek çok problem yarattığını öğrenmek, bu projeye dâhil olmamdaki motivasyonumu artırdı. Sahaya çıktığımızda risk barındıran hanelere ulaşmak istiyoruz. Önce ailelerin bilinçlenmesi gerekiyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

IC Holding Sürdürülebilirlikte Önceliklerini 285 Paydaşın Görüşüyle Şekillendirdi Haber

IC Holding Sürdürülebilirlikte Önceliklerini 285 Paydaşın Görüşüyle Şekillendirdi

IC Holding, 1 Ocak 2024–31 Aralık 2025 dönemindeki sürdürülebilirlik performansını ve gelecek dönem hedeflerini ortaya koyan 2024-2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. “Etkimiz, İzimiz, Geleceğimiz” başlığıyla hazırlanan rapor; Holding’in inşaat, altyapı, enerji, turizm, sanayi ve gayrimenkul alanlarındaki faaliyetlerini çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarıyla ele alıyor. Raporda, çifte önemlilik analizi sonucunda belirlenen öncelikli konulardaki çalışmaların yanı sıra Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na sağlanan katkılar ve UN Global Compact’ın 10 ilkesine yönelik ilerlemeler de paylaşılıyor. GRI Standartları’na uygun hazırlanan rapordaki seçilmiş çevresel ve sosyal göstergeler ile çifte önemlilik analizi bağımsız sınırlı güvence denetiminden geçti. “Dönüşümün bir parçası olmaya ve kalıcı değer üretmeye devam edeceğiz” IC Holding CEO’su ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Can Çaka, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Sürdürülebilirliği; yatırımlarımızı, risklerimizi ve operasyonel dayanıklılığımızı şekillendiren bir yönetim alanı olarak görüyoruz. İnşaattan enerjiye, altyapıdan turizme uzanan çok sektörlü bir yapımız olduğundan, sürdürülebilirlik konusunda ortak bir yaklaşım geliştirmemiz ve her sektörün kendi dinamiklerine uygun çözümler üretmemiz gerekiyor. Bunun yanında yenilenebilir enerjiden sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimine, biyoçeşitlilikten sosyal etkiye kadar farklı alanlarda ortaya koyduğumuz somut sonuçları daha ileri taşımayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirliği, uzun vadeli değer yaratma ve rekabet gücümüzün temel unsurlarından biri olarak iş süreçlerimize daha güçlü biçimde entegre etmeye devam ederken paydaşlarımızın da katılımını artıracağız.” Enerji verimliliğinde yılda 8,7 milyon kWh tasarruf Rapor döneminde IC Holding grup şirketlerinde yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanlarında hayata geçirilen uygulamalarda ölçülebilir sonuçlar elde edildi. IC Enterra’nın yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi 2024 yılında 1,07 milyar kWh, 2025 yılında ise yaklaşık 1,25 milyar kWh olarak gerçekleşti. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu’nda gerçekleştirilen LED dönüşümüyle yıllık yaklaşık 8,7 milyon kWh enerji tasarrufu sağlanırken, 8 bin 248 armatür ve aydınlatma ekipmanı geri dönüştürüldü. Grup şirketlerinin veri merkezlerinin tek merkezde birleştirilmesi kapsamında ise 10 şirketteki 40 fiziksel sunucu devreden çıkarıldı. Bu dönüşümle yıllık yaklaşık 221 bin 600 kWh elektrik tasarrufu ve 96 ton karbon emisyonu azaltımı sağlandı. İlk çifte önemlilik analizi bağımsız güvence denetiminden geçti IC Holding, Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (ESRS) doğrultusundaki ilk çifte önemlilik analizini 2025 yılında gerçekleştirdi. Bu çalışmada hem Holding’in faaliyetlerinin çevre ve toplum üzerindeki etkileri hem de iklim değişikliği ve doğal kaynakların azalması gibi gelişmelerin Holding’in işlerini nasıl etkileyebileceği incelendi. Böylece hangi sürdürülebilirlik konularına öncelik verilmesi gerektiği yalnızca çevresel ve toplumsal etkiler açısından değil, şirketin karşılaşabileceği riskler ve yatırım fırsatları açısından da belirlendi. Çalışmada 146 etki, 120 risk ve 61 fırsat değerlendirilirken; yönetim, çalışanlar, müşteriler, tedarikçiler, kamu kurumları, iş ortakları ve sivil toplum kuruluşlarının da aralarında bulunduğu toplam 285 iç ve dış paydaşın görüşü alındı. Analizin metodolojisi, süreçleri ve sonuçları bağımsız sınırlı güvence denetimine tabi tutuldu. Enerji altyapısı ve biyoçeşitlilik birlikte yönetiliyor Biyoçeşitlilik alanında enerji altyapısının kuşlar üzerindeki etkilerini azaltmaya yönelik çalışmalar ölçeklendirildi. Trakya’da 2020’den bu yana 1.000 leylek yuva platformu kuruldu; 2021-2025 döneminde 29.895 metre iletken izolasyonu gerçekleştirildi. 2025’te izleme çalışmaları genişletilerek 47 leylek ve 11 şah kartal halkalandı. Önümüzdeki beş yılda 500 leylek ve 100 şah kartalın halkalanması, en az 20 kuşa GPS verici takılması hedefleniyor. DENK ile çeşitlilik ve kapsayıcılık grup genelinde yaygınlaştırılıyor IC Holding, çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık yaklaşımını DENK programıyla kurum genelinde yaygınlaştırıyor. 2025 yılında genişletilen DENK ÇEK Rehberi; İnsan Hakları Politikası, Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık Politikası ile Ev İçi Şiddetle Mücadele Politikası’nı ortak bir yapıda buluştururken, DENK Dil Kılavuzu da önyargılardan arındırılmış ve kapsayıcı bir iletişim dilinin kullanılmasına rehberlik ediyor. Program kapsamında 2025 yılı boyunca Tuz Gölü ve Kilyos Tünel projeleri, IC Altyapı, Karasu Limanı, TREDAŞ, TREPAŞ ve IC Hotels operasyonlarında toplam 13 sınıf eğitimi ve 10 odak grup çalışması gerçekleştirildi. Bu çalışmalarla eşitlik ve kapsayıcılık uygulamalarının sahadaki karşılığı değerlendirilerek gelişim alanları belirlendi. Sosyal etki yatırımları iki yılda 871 milyon TL’ye ulaştı IC Holding ve grup şirketlerinin toplumsal gelişimi desteklemek amacıyla gerçekleştirdiği sosyal etki yatırımlarının toplam büyüklüğü 2024-2025 döneminde 871 milyon TL’ye ulaştı. Holding, İbrahim Çeçen Vakfı ile yürüttüğü çalışmalarda finansal desteğin ötesine geçerek grup şirketlerinin teknik kapasitesini, çalışan uzmanlığını ve kurumsal işbirliklerini sosyal etki programlarına dahil ediyor. Bu kapsamda İbrahim Çeçen Vakfı iş birliğiyle yürütülen IC Kariyer Köprüsü programı bugüne kadar 2.000 öğrenciye ulaştı; 105 öğrenci grup şirketlerinde staj olanağı elde etti. Deprem bölgesinde kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımını destekleyen Yaşam Atölyeleri’nden ise 500’den fazla kadın doğrudan yararlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mastercard Türkiye, Great Place To Work Sertifikası Almaya Tekrar Hak Kazandı Haber

Mastercard Türkiye, Great Place To Work Sertifikası Almaya Tekrar Hak Kazandı

Mastercard Türkiye, çalışan deneyimi ve iş yeri kültürü alanında küresel otoritelerden Great Place To Work tarafından verilen Great Place To Work-Certified sertifikasını bir kez daha almaya hak kazandı. Trust Index çalışan anketine göre, Mastercard Türkiye çalışanlarının yüzde 91’i şirketi genel olarak harika bir iş yeri olarak tanımladı. Sonuçlar; güvenli çalışma ortamı, eşitlik, kapsayıcılık ve çalışanların kurumlarına duyduğu gurur başlıklarında güçlü bir tablo ortaya koydu. Araştırmaya katılan çalışanların yüzde 94’ü Mastercard’da çalıştığını söylemekten gurur duyduğunu belirtirken, yüzde 97’si milliyet veya kökenden bağımsız olarak herkese adil davranıldığını ifade etti. Çalışanların yüzde 96’sı şirketin adil ve kapsayıcı bir çalışma ortamı sunduğunu, yüzde 99’u ise güvenli bir çalışma ortamı sağladığını belirtti. 2023 yılında da Great Place To Work olarak tanınmış olan Mastercard Türkiye, Great Place To Work Sertifikası’nın yanı sıra, “Best Workplaces in Financial Services & Insurance 2026” listesinde 100-499 çalışan kategorisinin en iyi üç işvereni arasında yer aldı. Bu iki başarı, şirketin çalışan deneyimini uzun vadeli kurum kültürünün temel unsurlarından biri olarak konumlandırdığını ortaya koydu. “Bu başarının gerçek sahibi çalışma arkadaşlarımız” Mastercard Türkiye ve Azerbaycan Genel Müdürü Onur Faydacı, değerlendirmesinde şunları söyledi: “Mastercard’da farklı bakış açılarının yenilikçiliği güçlendirdiğine, güven ve karşılıklı saygının ise sürdürülebilir başarının temelini oluşturduğuna inanıyoruz. Çalışma arkadaşlarımızın kendilerini değerli, güvende ve ait hissettikleri; fikirlerini özgürce paylaşabildikleri bir kültür oluşturmak en önemli önceliklerimizden biri. Bu sertifikanın doğrudan çalışanlarımızın değerlendirmelerine dayanması, bizim için taşıdığı anlamı daha da artırıyor. Türkiye’de birlikte geliştirdiğimiz güçlü kurum kültürünün bağımsız bir kuruluş tarafından tescillenmesinden büyük mutluluk duyuyoruz. Bu başarının gerçek sahibi olan tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.” Mastercard çalışanlarına öğrenme, gelişme ve farklı bakış açılarıyla katkı sunma fırsatları sağlayarak herkesin desteklendiğini hissettiği, birbirleriyle bağ kurabildiği ve potansiyelini tam olarak ortaya koyabildiği bir çalışma ortamı oluşturmayı amaçlıyor. Great Place To Work Sertifikası, çalışanların iş yeri deneyimlerini kuruma duyulan gurur ve çalışma arkadaşları arasındaki ilişkiler gibi alanlarda ölçen Trust Index çalışan anketine dayanıyor. Sertifika, doğrudan çalışan geri bildirimleri temelinde, olumlu bir iş yeri kültürüne ilişkin küresel standardı karşılayan kuruluşlara veriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CCN Holding’e Happy Place to Work Bilim Kurulu’ndan ‘Harika Çalışma Ortamı’ Sertifikası Haber

CCN Holding’e Happy Place to Work Bilim Kurulu’ndan ‘Harika Çalışma Ortamı’ Sertifikası

Çalışan deneyimini kurum kültürünün temel unsurlarından biri olarak konumlandıran CCN Holding, Happy Place to Work Bilim Kurulu tarafından 2026 yılında yürütülen değerlendirme sonucunda Harika Çalışma Ortamı Sertifikası’nın (Great Work Environment) sahibi oldu. Happy Place to Work değerlendirme sürecinde kurumlar, kültür, liderlik yaklaşımı, çalışan bağlılığı, çeşitlilik, eşitlik ve güven gibi başlıklarda kapsamlı analizlerden geçiyor. Değerlendirme sürecinde çalışan geri bildirimleri ile organizasyonun insan kaynakları uygulamaları birlikte ele alınıyor. CCN Holding’in Harika Çalışma Ortamı Sertifikası’nı almaya hak kazanması, holdingin insan odaklı yönetim anlayışını, çalışan deneyimine verdiği önemi ve grup genelinde ortak değerler etrafında şekillenen kurum kültürünü ortaya koyuyor. “Herkesin katkısının önemsendiği bir kültür yaratmayı önceliklendiriyoruz” CCN Holding İnsan ve Kültür Grup Başkanı Pınar Akbulut, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Çalışan deneyimini kurum kültürümüzün temel bir parçası olarak görüyoruz. Happy Place to Work tarafından verilen Harika Çalışma Ortamı Sertifikası’nı da bu yaklaşımımızın önemli bir göstergesi olarak değerlendiriyoruz. CCN Holding olarak çalışanlarımızın kendilerini değerli, güvende ve ait hissettikleri bir çalışma ortamı oluşturmayı, farklılıkların desteklendiği, fikirlerin özgürce ifade edilebildiği ve herkesin katkısının önemsendiği bir kültür yaratmayı önceliklendiriyoruz. Bu sertifika, attığımız adımların çalışanlarımızın deneyimlerinde de karşılık bulduğunu görmek açısından bizim için çok kıymetli. Önümüzdeki dönemde de çalışanlarımızın ihtiyaç ve beklentilerini dinlemeye, deneyimlerini geliştirmeye ve CCN Holding’i tüm çalışma arkadaşlarımız için daha iyi bir çalışma ortamı haline getirmeye devam edeceğiz.” CCN Holding Hakkında 2007 yılında başlayan yolculuğunu bugün yaklaşık 10.000 çalışanıyla sürdüren CCN Holding; inşaat, sağlık, entegre tesis yönetimi, teknoloji, eğitim, turizm ve yat gibi birçok sektörde faaliyet göstermektedir. Grup, yatırımlarını kalite, güven ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda, geleceğe değer katan stratejik adımlar olarak konumlandırmaktadır. Ulusal ve uluslararası ölçekte prestijli projelere imza atan CCN Holding; Zaha Hadid imzalı Bakü Haydar Aliyev Kültür Merkezi ve Bakü Alev Kuleleri gibi ikonik projelerle global referans gücü kazanmış; Türkiye’nin ilk şehir hastanesi olan Mersin Şehir Hastanesi ve dünyanın tek parçada yapılan en büyük hastanesi Ankara Bilkent Şehir Hastanesi ile sağlık yatırımları ve işletmeciliğinde öncü rol üstlenmiştir. CCN Holding, inşa ettiği projeleri sürdürülebilir işletme modelleriyle yönetmekte; sağlık kampüslerinden otellere, AVM’lerden enerji tesislerine kadar geniş bir yelpazede entegre tesis yönetimi hizmetleri sunmaktadır. Teknoloji alanında faaliyet gösteren INFERA ve WISERA markalarıyla dijital altyapı, yazılım, veri analitiği ve sistem entegrasyonu çözümleri geliştirerek operasyonel mükemmeliyet ve veriye dayalı yönetim yetkinliği sağlamaktadır. Turizm, gastronomi ve deneyim tasarımı alanında Altunizade Suites by Curio, Lokanta Yoğurt, Fami, The Cube.ist markalarıyla yaşam tarzı odaklı bir hizmet ekosistemi kuran CCN Holding, yenilikçi ve sürdürülebilir yatırımlarıyla geleceği şekillendirmeye devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çelebi Havacılık’ın Kapsayıcı Çalışma Kültürüne İki Uluslararası Ödül Haber

Çelebi Havacılık’ın Kapsayıcı Çalışma Kültürüne İki Uluslararası Ödül

Şirketin Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık (DEI - Diversity, Equity & Inclusion) Komitesi ve bu alandaki çalışmaları, Stevie International Business Awards’ta “Diversity, Equity & Inclusion (DEI) Program of the Year” kategorisinde Gümüş Stevie Ödülü, Brandon Hall Group HCM Excellence Awards kapsamında ise “Best in Leading Diversity, Equity, Inclusion and Belonging Initiatives” kategorisinde Bronz Ödül kazandı. Beş ülkede faaliyet gösteren Çelebi Havacılık, farklı yaş, cinsiyet, kültür ve deneyimlerden gelen çalışanlarının potansiyellerini ortaya koyabildiği, kapsayıcı ve eşitlikçi bir çalışma ortamı oluşturmayı hedefliyor. Çalışanlarının yüzde 27’sini kadınların, yüzde 53’ünü ise 30 yaş altı genç profesyonellerin oluşturduğu şirket, çeşitliliği somut uygulamalarla destekliyor. Bu kapsamda 2025 yılında yerel DEI komiteleri ve çalışan kaynak grupları oluşturulurken; kapsayıcı işe alım uygulamaları, kültürel farkındalık eğitimleri, tersine mentorluk programları ve kadın çalışanların liderlik pozisyonları ile geleneksel olarak erkeklerin ağırlıkta olduğu görevlerdeki temsilini artırmaya yönelik çalışmalar hayata geçirildi. Çalışanlarının ihtiyaç ve beklentilerini doğrudan dinlemeyi DEI yaklaşımının önemli bir parçası olarak gören Çelebi Havacılık; bağlılık araştırmaları, odak grup toplantıları, Z Kuşağı Komitesi, çalışan buluşmaları ve birebir görüşmelerin yanı sıra kadın, engelli ve operasyonel çalışanlara yönelik platformlar aracılığıyla düzenli geri bildirim topluyor. “Dinliyor, anlıyor ve aksiyon alıyoruz” yaklaşımıyla elde edilen içgörüler, çalışan deneyiminin geliştirilmesine yönelik uygulamalara yön veriyor. Çalışan deneyiminde ölçülebilir gelişim Çelebi Havacılık’ın DEI alanındaki çalışmalarının sonuçları çalışan deneyimi göstergelerine de yansıdı. Şirketin 2025 DEI araştırmasına göre çalışanların kurum kültürüne ilişkin kapsayıcılık algısı 2024’te yüzde 53 seviyesindeyken 2025’te yüzde 71’e yükseldi. Çalışanların iş ortamında “kendileri olabildiklerini” belirtenlerin oranı yüzde 84’ten yüzde 90’a, psikolojik güvenlik algısı yüzde 74’ten yüzde 83’e çıktı. Eşit kariyer gelişimi fırsatlarına ilişkin olumlu değerlendirmeler ise yüzde 35’ten yüzde 58’e yükseldi. Şirket, çalışan deneyiminin yanı sıra adil ücretlendirme, fırsat eşitliği ve kapsayıcı liderlik alanlarına da odaklanıyor. “Eşit işe eşit ücret” yaklaşımını destekleyen Çelebi Havacılık, işe alım süreçlerinde çeşitlilik ve adaleti güçlendirmeye yönelik uygulamalar yürütüyor. 2025 yılında 120 yönetici Birincil Kademe Liderlik Gelişim Programı’na, 230 yönetici ise Kapsayıcı Liderlik Programı’na katıldı. İnsan kaynakları ekiplerine de çeşitlilik ve kapsayıcılık odağında işe alım eğitimleri verildi. Kadınların iş hayatında ve liderlik pozisyonlarında daha güçlü temsilini desteklemek de şirketin öncelikli çalışma alanları arasında yer alıyor. Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’nin (Women’s Empowerment Principles – WEPs) imzacısı olan Çelebi Havacılık, bu doğrultuda kadın çalışanların gelişimini ve karar alma mekanizmalarındaki temsilini destekleyen uygulamalarını sürdürüyor. “Asıl başarı, çalışan deneyiminde yarattığımız kalıcı değişim” Çelebi Havacılık İnsan Kaynakları Kıdemli Başkan Yardımcısı Evrim Ünal Gökce, iki uluslararası ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Çalışanlarımızın farklılıklarıyla var olabildiği, kendilerini özgürce ifade edebildiği ve kariyer yolculuklarında eşit fırsatlara erişebildiği bir çalışma ortamını sürdürülebilir başarımızın temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Bu anlayışı işe alımdan liderlik gelişimine, çalışan deneyiminden günlük çalışma kültürümüze kadar tüm süreçlerimize entegre ediyoruz. Stevie International Business Awards ve Brandon Hall Group HCM Excellence Awards’tan aldığımız bu iki ödül, attığımız adımların uluslararası ölçekte takdir görmesi açısından bizim için çok değerli. Ancak bizim için asıl başarı, çalışanlarımızın deneyiminde yarattığımız kalıcı ve ölçülebilir değişim.” Çelebi Havacılık, önümüzdeki dönemde de çalışanlarını dinlemeye, ihtiyaç ve beklentilerini anlamaya ve elde ettiği geri bildirimleri somut aksiyonlara dönüştürmeye devam ederek, herkesin potansiyelini eşit fırsatlarla ortaya koyabildiği daha kapsayıcı bir çalışma ortamı yaratmaya yönelik çalışmalarını sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.