Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Eşitlik

Kapsül Haber Ajansı - Eşitlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eşitlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

W-Energy for Innovation’a Bir Ödül Daha Haber

W-Energy for Innovation’a Bir Ödül Daha

Aygaz, W-Energy for Innovation programı ile 6. Uluslararası Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri’nde “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bilinci” kategorisinde ödüle layık görüldü. 18–30 yaş arası genç kadın yeteneklere odaklanan program; teknoloji ve inovasyon alanında eğitim, gelişim ve mentorluk imkânları sunarak kadınların bu alanlarda daha güçlü şekilde yer almasını hedefledi. W-Energy for Innovation, Koç Holding’in Birleşmiş Milletler Kadın Birimi Nesiller Boyu Eşitlik Forumu’ndaki küresel liderliği doğrultusunda 2022 yılında eşitlik seferberliği kapsamında hayata geçirildi. W-Energy for Innovation, teknoloji ile inovasyonda cinsiyet eşitliğini sağlamayı amaçlayan W-Energy for Equality projesinin önemli bileşenlerinden birini oluşturuyor. Bu çerçevede Aygaz, kadınların teknoloji ve girişimcilik ekosistemine katılımını artırmaya yönelik uzun soluklu ve bütüncül bir yapı kurguladı. Programın başvuru süreci eşitlik ilkesi doğrultusunda tasarlandı. Açık/örgün üniversite öğrencisi, yeni mezun ya da mezun genç kadınların başvurusuna açık olan programa; kontenjan limitleri dışında herhangi bir üniversite, yabancı dil ya da teknik yeterlilik ön koşulu getirilmedi. Böylece teknoloji ve inovasyon alanına ilgi duyan her genç kadının fırsatlara erişebilmesi amaçlandı. Katılımcılar, Temel ve İleri Seviye Girişimcilik Eğitimlerini tamamladıktan sonra yapılan ölçme ve değerlendirmeler sonucunda Hackathon’a katılmaya hak kazandı. Hackathon’da dereceye giren adaylar; Aygaz bünyesinde dört aylık W-Energy for Innovation Kuluçka Staj Programı, iki aylık Hızlandırma Staj Programı ve bir aylık Yaz Stajı Programına katılma fırsatı elde etti. Bu süreçte oryantasyon programları, inovasyon mentorluğu ve çeşitli gelişim destekleriyle iş fikirlerini olgunlaştırma ve kurumsal deneyim kazanma imkânı buldular. W-Energy for Equality çatısı altında yürütülen çalışmalar kapsamında Aygaz, teknoloji, yapay zekâ, inovasyon ve girişimcilik alanlarında geniş bir kitleye ulaştı; 100 bin kadına ulaşma hedefini aşarak 103 binden fazla kadına eğitim sundu. W-Energy for Innovation programı özelinde ise bugüne kadar 17 binden fazla genç kadına erişildi; online, fiziksel ve asenkron içeriklerle tasarlanan uçtan uca gelişim yolculuğu bütünsel olarak sürdürüldü. Yapılan ön test ve son test analizlerinde, programa katılan genç kadınların STEM alanlarında kariyer yapma isteklerinde, bu alanlardaki kariyer seçeneklerine dair farkındalık düzeylerinde ve iş fikri geliştirme konusunda kendilerini yetkin hissetme oranlarında anlamlı artışlar gözlemlendi. 190’dan fazla üniversiteden öğrencinin katılım gösterdiği ve 250’nin üzerinde paydaşla iş birliği yapılan program ulusal ölçekte güçlü bir etki alanı oluşturdu. Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri’nde elde edilen bu başarı, Aygaz’ın enerji sektöründeki liderliğini toplumsal sorumluluk anlayışıyla birleştiren yaklaşımının güçlü bir göstergesi oldu. W-Energy for Innovation projesi daha önce de önemli platformlarda takdir görmüştü. Proje, 2023 yılında TEGEP tarafından Kadınların İş Hayatına Katılımını Destekleme kategorisinde Altın Statü Ödülü’ne layık görüldü. Ayrıca Girişimci Kurumlar Platformu ve Fast Company iş birliğiyle düzenlenen yarışmada Jüri Özel Ödülü almaya hak kazandı. Aygaz, teknoloji ve inovasyonda daha dengeli ve kapsayıcı bir ekosistem oluşturma hedefi doğrultusunda, toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamındaki çalışmalarını kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’de Kadınlar Tek Ses Oldu Haber

Nilüfer’de Kadınlar Tek Ses Oldu

Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Kent Konseyi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde geniş katılımlı bir yürüyüş ve basın açıklaması düzenledi. “Eşitlik Ses İster, Biz Buradayız” sloganıyla Nilüfer Kent Konseyi önünde başlayan yürüyüşte kadınlar, eşitlik ve direniş sloganları eşliğinde Nilüfer Belediyesi Halk Evi önündeki Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüdü. Etkinliğe, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları Serpil Altun ve Bukle Erman ve meclis üyeleri ile Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir de katıldı. Korteje, Nilüfer Kent Konseyi Bisiklet Çalışma Grubu da bisikletleriyle eşlik etti. MEDENİ KANUN VURGUSU Kortejin Cumhuriyet Meydanı’na ulaşmasının ardından, Nilüfer Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Tülin Demir basın açıklamasını okudu. Demir, konuşmasında Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girişinin 100’üncü yılına dikkat çekerek, bu kanunun kadınların yurttaş olarak tanınmasının hukuki temeli olduğunu hatırlattı. Nafaka hakkının sınırlandırılması ve boşanmaların zorlaştırılması gibi gündemlerin kadınları şiddet içeren evliliklere mahkum etme girişimi olduğunu belirten Demir, “Kadınların ekonomik ve hukuki güvencesini çalmaya hazırlanıyorlar, ancak bizler buna geçit vermeyeceğiz” dedi. Demir, açıklamasında cezasızlık politikaları, artan kadın cinayetleri ve toplumsal travmalara da değindi. Yapılması planlanan hukuki değişikliklerin suçlarda caydırıcılığı ortadan kaldırdığını ifade eden Demir, kadınların ve çocukların güvenliğinin devletin sorumluluğunda olduğunu vurguladı. “BARIŞIN SAVUNUCULARIYIZ” Komşu coğrafyalarda yaşanan çatışmalara da değinen Demir, İran’da hedef alınan kız çocuklarını hatırlatarak, “Savaşların dili erkektir, yükünü ise en çok kadınlar ve çocuklar taşır. Bizler yaşamın ve barışın savunucularıyız” şeklinde konuştu. Demir açıklamasını, “Kadın cinayetleri politiktir. Haklarımızı pazarlık konusu yaptırmayız. Öfkemiz haklı, mücadelemiz meşru, umudumuz örgütlüdür” sözleriyle noktaladı. Basın açıklamasının ardından Cumhuriyet Meydanı’nı dolduran kadınlar, Canan Karademir konseriyle, şarkılara eşlik ederek keyifli dakikalar geçirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Canon’dan Eşitlik ve İlham Vurgusu Haber

Canon’dan Eşitlik ve İlham Vurgusu

Farklı bakış açıları ve deneyimlerin bir araya gelmesiyle güçlenen kurum kültürünün, sürdürülebilir başarının anahtarı olduğuna inanan Canon; kadınların potansiyellerini özgürce ortaya koyabildiği ve kariyer yolculuklarını güvenle sürdürebildiği bir çalışma ortamı yaratmayı önceliklendiriyor. Bu bağlamda Canon Eurasia’nın üst düzey liderlerinin yüzde 50’sini kadın çalışanlar oluştururken, çalışanlarının ise yüzde 45’i kadın çalışanlardan oluşuyor. Ortak fayda için birlikte yaşamak ve çalışmak anlayışını temel alan Kyosei felsefesiyle hareket eden Canon; esnek ve hibrit çalışma düzeni, ücretlendirmede adil yaklaşım, annelere yasal izne ek 8 haftalık ücretli doğum izni ve ofis içi emzirme odası gibi uygulamalarıyla kadın çalışanlarının sağlıklı iş-yaşam dengelerini gözetiyor. Bebek 1 yaşına gelene kadar şehir dışı şirket toplantılarına refakatçi ile katılım imkânı sunulurken ebeveyn çalışanlara okulun ilk günü, karne ve mezuniyet günlerinde izin hakkı tanınıyor. Bununla birlikte Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile paralel bir yaklaşım benimseyen Canon, kadınların kariyer gelişimini yalnızca çalışma koşullarıyla değil; sunduğu kariyer fırsatlarıyla da destekliyor. İşe alım süreçlerinde eşit yetkinlik ve deneyime sahip adaylar arasında kadın istihdamına öncelik vererek fırsat eşitliğini somut bir uygulamaya dönüştürüyor; tüm meslek gruplarında ve her kademede kadın temsilini güçlendirmeyi hedefliyor. Canon Eurasia İnsan Kaynakları Direktörü Tuğba Umur: “Canon’da çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılığı bir politika olmanın ötesinde, kültürümüzün temel yapı taşlarından biri olarak görüyoruz. Kadınların iş hayatında daha görünür, daha güçlü ve daha dengede olmalarını desteklemeyi uzun vadeli bir sorumluluk olarak benimsiyoruz. Fırsat eşitliğini güçlendirmeye ve kadınların potansiyellerini en iyi şekilde ortaya koyabilecekleri bir çalışma ortamı yaratmaya kararlılıkla devam ediyoruz. İlham veren, değer katan ve geleceği şekillendiren tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.” diyerek düşüncelerini paylaştı. Canon’da “Birlikte ve Dengede” Buluşması Canon, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında 5 Mart tarihinde Canon Eurasia ofisinde Uzman Psikolog eşliğinde “Birlikte ve Dengede” başlıklı bir seminer gerçekleştirdi. Günlük hayatta çoğu zaman fark edilmeden üstlenilen roller, iş ve özel yaşam dengesi ile bireyin kendine karşı daha şefkatli ve dengeli bir yaklaşım geliştirmesinin yollarının ele alındığı etkinlik, şirketin kadın çalışanlarının yoğun katılımıyla gerçekleşti. Etkinlik kapsamında ayrıca kadın girişimci bir firmanın kurucusu konuşmacı olarak ağırlanarak girişimcilik yolculuğunu ve ilham veren deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Kadınların üretim gücüne ve girişimcilik potansiyeline dikkat çeken bu buluşma, katılımcılara farklı perspektifler kazandırdı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Bankası ve FAO Ortaklığıyla Çiftçi Kadınlara Destek Haber

İş Bankası ve FAO Ortaklığıyla Çiftçi Kadınlara Destek

Tarım ve gıda sektöründeki üretici kadınlar hem kırsal kalkınmada ve ülkemizin gelişiminde hem de gıda güvenliğinin sağlanmasında etkin rol oynuyor. İş Bankası ve FAO, BM tarafından “Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı” ilan edilen 2026’da toprağı emekle yoğuran, üretime yön veren çiftçi kadınları desteklemek amacıyla bir iş birliği başlattı. İş birliğinin tanıtımı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü haftasında İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık, çiftçi kadınlar, kooperatif ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleştirildi. İş birliği ile “Güçlü Kadınlar, Dönüşen Tarım-Gıda Sistemleri” başlığıyla ülkemizin dört bir yanında “Yeni Nesil Çiftçi Kadın Buluşmaları” düzenlenerek, üretici kadınlara eğitim ve dijital satış desteği sunulacak. Bursa ile başlayan buluşmalar ülkemizin diğer bölgelerinde de devam edecek. Kadınların güçlenmesi, yalnızca bir eşitlik meselesi değil; aynı zamanda kalkınmanın da anahtarı… İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz konuya ilişkin değerlendirmesinde, BM tarafından 2025’in “Kooperatifler Yılı”, 2026’nın ise “Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı” ilan edilmesinin kadınların tarımdaki rolünün artık görünür kılınması, güçlendirilmesi ve sürdürülebilir biçimde desteklenmesi ihtiyacını açık bir şekilde ortaya koyduğunu ifade etti. Ülkemizde tarım sektöründe emek veren yaklaşık 5 milyon kişinin 2 milyonunu kadınların oluşturmasına rağmen, çiftçi kayıt sisteminde kadınların oranının yalnızca yüzde 15 seviyesinde bulunduğunu belirten Sezgin Yılmaz, “Kadınların üretimdeki bu güçlü varlığının finansmana, pazara ve bilgiye erişimle desteklenmesi; hem kırsal kalkınmanın güçlenmesi hem de sürdürülebilir tarımsal üretimin gelişmesi açısından büyük önem taşıyor” dedi. Bu anlayışla stratejik öncelik verdikleri sektörlerden olan tarımda ihtisas şubeleri, çiftçi buluşmaları, finansal, zirai ve ekolojik okur-yazarlık eğitimleri; Pazarama ve İmeceMobil gibi iştiraklerle sunulan pazarlama ve teknolojik destekler ile üreticilerin yanında yer aldıklarını söyleyen Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bugüne kadar yürüttüğümüz Yeni Nesil Çiftçi Kadın Buluşmaları’nı FAO’nun ülkemizde yürüttüğü Kooperatif Destek Programı ile iş birliği yaparak yeni bir konseptle hayata geçiriyoruz. Böylece kadın liderliğindeki kooperatiflerin dijital pazarlara erişimini güçlendirmeyi, teknik ve yönetim kapasitelerini artırmayı ve başarı hikâyelerini daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedefleyen yeni bir sürece adım atıyoruz. Kadınların öncülük ettiği kooperatifler büyüdükçe, sadece üretim değil; köyler, yerel ekonomiler ve toplumsal dayanışma da güçleniyor. Gençler yeniden tarıma yöneliyor, yerel markalar doğuyor, kırsal yaşam yeniden ayağa kalkıyor. Kadınların toprağa kattığı değerin, ülkemizin geleceğine yapılan yatırım olduğuna inanıyoruz. Bu yolculukta kadınların yanında yürümekten, onların hikâyelerine ortak olmaktan ve bu dönüşümün bir parçası olmaktan büyük gurur duyuyoruz. Kadınların güçlenmesi, yalnızca bir eşitlik meselesi değil; aynı zamanda kalkınmanın da anahtarı.” Kadınlar sadece üretim yapan değil, markasını yöneten, dijital pazarda aktif girişimciler… FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık ise, bu iş birliğiyle kadınların üretip, işleyip, paketleyip, satıp yönettiği ama en az kazanan ve en geç görünür olduğu dengeyi değiştirmeyi amaçladıklarını belirterek, “Tarım-gıda sistemini dönüştürmek istiyorsak kadınları merkeze koymak zorundayız. İş Bankası ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’na giden süreçte somut bir adım. Birçok ülkede tarım, kadınlar için erkeklere kıyasla daha kritik bir geçim kaynağı. Üstelik aynı büyüklükteki arazileri yönettiklerinde dahi çiftçi kadınlarda verimlilik farkı ortalama yüzde 24 oluyor. Aşırı sıcak geçen her gün, çiftçi kadınların ürettiği mahsullerin toplam değerini erkeklere kıyasla yüzde 3 oranında daha fazla düşürüyor. İstihdam, eğitim ve gelirdeki cinsiyet farklarının azaltılması ise gıda güvensizliği farkının yüzde 52’sini ortadan kaldırabilir. Bu rakamlar bize kadınların üretim kapasitesinin, pazara erişiminin ve gelir imkanlarının güçlendirilmesinin yalnızca sosyal bir gereklilik değil, ekonomik ve yapısal bir zorunluluk olduğunu gösteriyor” diye konuştu. Bu süreçte kadın kooperatiflerinin önemine işaret eden Selışık, “Kadın kooperatifleri yalnızca üretim yapmıyor. Yerel ekonomiyi ayakta tutuyor, geleneksel bilgiyi koruyor, ailelerin geçimini sağlıyor ve aslında kırsalın sosyal dokusunu güçlendiriyor” dedi. Kadınların pazar erişimi ve toplu pazarlık kapasitesini güçlendiren çözümlerin, kırsaldaki kadınların ekonomik haklarından daha adil şekilde faydalanmasına katkıda bulunacağını söyleyen Selışık, sözlerini şöyle sürdürdü: “FAO’nun desteklediği kooperatif programı tam da bu amaca hizmet ediyor. FAO olarak bizler kadınların teknik kapasitesini güçlendiriyoruz. İş Bankası da kadın kooperatiflerine güçlü bir dijital satış ağı ve görünürlük penceresi açıyor. Kadın üreticiler artık sadece üretim yapan değil, markasını yöneten, hikayesini anlatan, dijital pazarda aktif rol alan girişimciler haline geliyor.” Eğitimden dijital pazara her aşamada üretici kadınların yanında Program ile kooperatifler yalnızca üretim aşamasında değil; ürün geliştirmeden satışa uzanan tüm süreçlerde desteklenecek. Kadın kooperatiflerine; gıda güvenliği, mevzuata uyum ve izlenebilirlik, markalaşma ve ürün tasarımı, ambalaj ve lojistik yönetimi, dijital, zirai ve finansal okuryazarlık, sosyal medya yönetimi konularında eğitimler verilecek. Eğitim sürecini tamamlayan kooperatifler, ilk etapta FAO’nun Kooperatif Destek Programı için geliştirilen Hepyerinden Dijital Platformu’na entegre edilecek. Platforma dahil edilen kooperatiflerin ürünleri, İş Bankası’nın iştiraki olan e-ticaret platformu Pazarama aracılığıyla ülke çapında satışa sunulacak; üreticilerin kalite ve gıda güvenliği standartları güçlendirilecek ve Pazarama’nın kampanya ve görünürlük desteği sayesinde ürünler daha geniş tüketici kitlelerine ulaşabilecek. Süreçte “Çiftçi Kadın Hikâyeleri” başlığı altında kısa video ve dijital içerikler hazırlanacak. Eğitim sürecine katılan ve dijital pazara entegre edilen kooperatiflerin dönüşüm hikâyelerinin yer verileceği bu içerikler, kadın üreticilerin marka bilinirliğinin artmasına katkı sağlayacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İpek Kıraç’tan 8 Mart’ta Dönüşüm Çağrısı Haber

İpek Kıraç’tan 8 Mart’ta Dönüşüm Çağrısı

Suna’nın Kızları’nın kurucusu İpek Kıraç, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında verdiği demeçte, kadınların ve kız çocukların eşit fırsatlara erişiminin demokrasinin, toplumsal ilerlemenin ve barışın geleceğini doğrudan etkilediğini ifade etti. “Eşitlik iyi niyet değil, yapısal dönüşüm meselesi” “Güç paylaşıldığında çoğalır. Çoğalan güç, kimseyi eksiltmeden hepimizi büyütür” diyerek, kadınların karar mekanizmalarında yeterince yer almamasının toplumsal sonuçlarına işaret eden Kıraç, “Kadınlar karar mekanizmalarında olmadığında toplumsal ilerleme eksik kalır, demokrasi zayıflar, barış kırılganlaşır” ifadelerine yer verdi. Bugün hâlâ milyonlarca kadın ve kız çocuğun eğitime, güvenli alanlara ve fırsatlara eşit erişemediğini belirten Kıraç, krizler ve savaş dönemlerinde en ağır bedeli kadınların ve kız çocukların ödediğini hatırlattı. “Sorun kadınların yeterince güçlü olmaması değil; gücün, kaynakların ve fırsatların adil dağılmamasıdır. Eşitlik bir iyi niyet meselesi değil, yapısal bir dönüşüm meselesidir” ifadelerini kullanan Kıraç, “Daha adil bir dünya mümkün. Ve o dünyayı, kadınların ve kız çocukların hayalleriyle birlikte kurabiliriz” dedi. Kız çocuklar için, kız çocuklarla birlikte Suna Kıraç’ın eğitim alanındaki vizyonunu yaşatmak amacıyla 2021 yılında, kızı İpek Kıraç tarafından Suna ve İnan Kıraç Vakfı çatısı altında kurulan Suna’nın Kızları; gelişimlerini destekleyici hizmetlere erişimi sınırlı olan 0-18 yaş arası kız çocukların ihtiyaçlarına odaklanıyor. Kolektif etki yaklaşımını benimseyen Suna’nın Kızları; sivil toplum, akademi ve kamu paydaşlarıyla birlikte çalışarak başta kız çocuklar olmak üzere tüm çocukların gelişim ihtiyaçlarını merkeze alan topluluklar oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Denizcilikte Kadın Gücü Yükseliyor Haber

Denizcilikte Kadın Gücü Yükseliyor

8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken, küresel ekonomide kadın emeğinin rolü ve kadın istihdamı konusu yeniden gündemin merkezine oturdu. Özellikle geleneksel olarak erkek egemen sektörler arasında gösterilen denizcilik, son yıllarda kadınların artan varlığıyla dönüşüm sürecine giriyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO) verilerine göre dünyada yaklaşık 2 milyona yakın aktif gemi insanı bulunuyor. Ancak bu sayının yalnızca %2’sini kadınlar oluşturuyor. Türkiye’de ise Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre 135 binden fazla aktif gemi insanı bulunurken kadın çalışanların sayısı yaklaşık 5 bin civarında seyrediyor. Uzmanlara göre bu oranların artması, yalnızca sektörel çeşitlilik açısından değil, aynı zamanda denizcilik operasyonlarının kalitesi ve sürdürülebilirliği açısından da kritik önem taşıyor. Turizmde Büyüme, Denizcilikte Yeni İstihdam Kapıları Açıyor Kruvaziyer turizmi, denizcilikte kadın istihdamının artması için önemli fırsatlar sunan alanların başında geliyor. Türkiye’de kruvaziyer turizmi son yıllarda yeniden yükselişe geçerken bu yılın yolcu sayısı hedefi 3 milyon. Bu büyüme, gemi işletmeciliğinden operasyon yönetimine, turizm hizmetlerinden misafir deneyimine kadar birçok alanda yeni iş fırsatları yaratıyor. Kruvaziyer sektörünün kadın istihdamı için önemli bir alan sunduğunu belirten Camelot Maritime Yönetim Kurulu Başkanı Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, “Deniz turizmi yalnızca gemi işletmeciliğinden ibaret değil. Operasyon yönetimi, turizm hizmetleri, güvenlik, mühendislik ve misafir deneyimi gibi pek çok alanda uzmanlığa ihtiyaç var. Kadınların bu alanlarda daha fazla yer alması sektörün gelişimi için çok değerli.” Dedi. Atatürk’ün Denizcilik Vizyonu Kadınlarla Yükseliyor Türkiye’de denizcilik sektörünün gelişmesinde Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonu önemli bir yer tutuyor. Atatürk’ün “Denizciliği Türk’ün büyük milli ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız” sözleri, Cumhuriyet döneminde denizcilik politikalarının temelini oluşturdu. Aynı şekilde Atatürk’ün kadınların toplumsal hayattaki rolüne dair söylediği “Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir” sözleri, bugün iş hayatında kadınların yükselen rolünü anlatan en güçlü ifadelerden biri olarak kabul ediliyor. Bu iki vizyonun bugün denizcilikte birleştiğini vurgulayan Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, “Denizcilik Türkiye için stratejik bir sektör. Atatürk’ün çizdiği denizcilik vizyonunu bugün kadınların emeği ve enerjisiyle büyütmek zorundayız.” İfadelerini kullandı. Cam Tavanı Olmayan Bir Şirket Modeli Camelot Maritime bünyesinde kadın çalışan oranının sektör ortalamasının üzerinde olduğunu belirten Çavuşoğlu, şirket kültürlerinin eşitlik temeline dayandığını vurgulayarak, “Ofislerimizde ve gemilerimizde farklı pozisyonlarda görev yapan çok sayıda kadın çalışanımız bulunuyor. Bugün şirketimizde çalışanların yaklaşık %40’ını kadınlar oluşturuyor. Kadınların sektörde daha fazla yer almasını destekliyoruz.” dedi. “Denizler Artık Kadınların Da Rotası” Kadınların iş gücüne katılımının yalnızca sosyal değil aynı zamanda ekonomik bir gereklilik olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Kadınların emeği, üretkenliği ve liderliği olmadan güçlü bir ekonomi kurmak mümkün değildir. Denizcilik sektörü de bu dönüşümün dışında kalamaz. Türk denizciliğinin geleceğinde kadınların daha güçlü rol alacağına inanıyoruz. Camelot Maritime olarak denizci Türk kadınlarını desteklemeye devam edeceğiz.” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cam Sektöründe Kadın Gücü Haber

Cam Sektöründe Kadın Gücü

Cam dünyasının güvenilir ve global tedarikçisi Yorglass, kurum merkezinin kültürüne yerleştirdiği fırsat eşitliğini sistematik bir yapı içerisinde ele alıyor. Sanayide kadın istihdamının artmasının sosyal bir konu olmanın ötesinde bir değeri olduğuna dikkat çeken Yorglass İnsan Kaynakları Direktörü Ayşe Doğruöz, farklı bakış açılarının üretim süreçlerine dahil olmasının şirketlerin rekabet gücünü artırdığına inandıklarını belirtiyor. Şirket olarak fırsat eşitliğini sürdürülebilir büyümenin temel yapı taşlarından biri olarak gördüklerini belirten Doğruöz 8 Mart Dünya Kadınlar Günü çerçevesinde Yorglass’ın eşitlik anlayışı ile ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “DEI Komitesi ile şirket içi uygulamaları planlıyor, takip ediyor ve kapsayıcı bir çalışma ortamının sürekliliğini sağlıyoruz. Eğitim programları, farkındalık çalışmaları ve performans takibiyle desteklenen bu yapı ile eşitliğin günlük iş pratiklerine yansımasını amaçlıyoruz.” İş yaşamında eşitlik farkındalık çalışmaları ile destekleniyor Şirket olarak eşitliği sürdürülebilir bir yönetim anlayışına dönüştürdüklerini vurgulayan Doğruöz, “Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranı 2002’de yaklaşık yüzde 27 iken, 2025’te yüzde 36,3’e yükseldi. Bu da iş dünyasında daha dengeli bir yapının mümkün olduğunu gösteriyor. Yorglass olarak benimsediğimiz eşitlik politikası çerçevesinde kadın çalışan oranımızı önümüzdeki yıllarda da artırmayı hedefliyoruz. Çeşitlilik ve kapsayıcılığı kurum kültürümüzün doğal bir parçası olarak görüyoruz. #HerSesEşittir yaklaşımımızla farklı bakış açılarını görünür kılmayı ve çalışanlarımızın potansiyelini ortaya çıkarmayı hedefliyoruz. Eşitliği günlük iş yapış biçimimize entegre ediyoruz. Ayrıca Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) ile iş birliği yaparak toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik eden projeler yürütüyoruz. Bunun yanı sıra, çalışanlarımız için düzenlediğimiz eğitimlerle cinsiyet eşitliği ve kadın istihdamı konusunda farkındalık yaratmayı hedefliyoruz. Camın doğasındaki kırılganlığı dayanıklılığa dönüştürmeyi çok iyi biliyoruz, şimdi aynı uzmanlığı iş dünyasındaki kalıpları yıkmak için kullanıyor, kadın temsilinin önündeki tüm cam tavanları parçalayarak sanayide gerçek bir zihniyet devrimine öncülük ediyoruz” dedi. Sertifikalar ve projelerle desteklenen somut adımlar Şirket olarak eşitlik alanındaki çalışmalarının ulusal ve uluslararası platformlarda da karşılık bulduğuna dikkat çeken Doğruöz, şunları söyledi: “2021 yılından bu yana UN Global Compact kapsamında Kadının Güçlenmesi Prensipleri’nin imzacısı olarak yer alıyoruz. Bunun yanı sıra Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülü’yle birlikte sektöründe İş’te Eşit Kadın Sertifikası’nı alan ilk şirket olarak öne çıkıyoruz. Bu başarıları sadece bir belge kazanımı olarak değerlendirmiyoruz. Yüzde 97 başarı oranıyla aldığımız İş’te Eşit Kadın Sertifikası, toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik kararlılığımızın önemli bir göstergesi. Kadınların kariyer yolculuklarını desteklemek için farklı uygulamalar geliştiriyoruz. 50. yılımız kapsamında başlattığımız ‘50 Yıl, 50 Kadın Mentorluk Programı’ ile genç kadın profesyonellerin liderlik becerilerini geliştirmelerine katkı sağlıyoruz. Hamile çalışanlarımıza ayda bir gün ek uzaktan çalışma imkânı sunuyor, doğum sonrası işe dönüş sürecini destekleyen uygulamalar yürütüyoruz. Esnek çalışma modelleri ve ebeveynlik paketleriyle iş ve özel yaşam dengesini güçlendiriyoruz. Babalık iznini sekiz güne çıkararak ebeveynlik sürecine daha dengeli bir yaklaşım benimsiyoruz. Yorfuture Programı & FORHER projesi sayesinde genç yetenek oranımızı yüzde 71 seviyesine taşıdık. Kadınların iş gücüne katılımını ve liderlik yolculuklarını destekleyen projelerimizle sektörde örnek bir model oluşturmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İlham Veren Kadınlar “Daha Eşitlikçi Bir Dünya” İçin Buluştu Haber

İlham Veren Kadınlar “Daha Eşitlikçi Bir Dünya” İçin Buluştu

Türkiye İş Bankası tarafından düzenlenen “Daha Eşitlikçi Bir Dünya” paneli, farklı alanlarda önemli başarılar elde etmiş kadınların deneyimlerini aktarmalarına, bireysel gelişim ile toplumsal dönüşüm arasındaki ilişkinin farklı bir boyutta ele alınmasına vesile olmak amacıyla dört yıldır düzenleniyor. Bu yılki etkinliğin Beslenme uzmanı, FAO Gıda Şampiyonu, The Godwild Kurucu Ortağı Dilara Koçak’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Dönüşüm: Topraktan Geleceğe” başlıklı ilk oturumunda sürdürülebilir yaşama yaptıkları katkılarla dikkat çeken konuşmacılar yer aldı. Antropolog ve Susuz Tarım Uzmanı Dr. Ece Aynur Onur ABD’deki akademik kariyerini bırakarak annesinin kuraklıkla mücadele eden köyünde başlattığı susuz tarım dönüşümünü anlatırken; Yazar ve İçerik Üreticisi Hale Acun Aydın sürdürülebilir yaşama geçiş için küçük adımların önemine değindi. Şef, Youtuber ve Yemek Yazarı Refika Birgül ise gıda israfının önlenmesine yönelik çalışmaları hakkında bilgi verdi. Gazeteci Gülay Afşar moderatörlüğündeki “Kendi Hikâyesini Yazanlar” oturumunda Seraf Restoran Kurucu Ortağı ve Şefi Sinem Özler kadın şef olarak bazı zorluklar yaşamış olsa da emek ve istikrarın iyi bir yere gelmek için büyük önem taşıdığını anlattı. Teknolojide Kadın Derneği Kurucusu ve Eş Başkanı Zehra Öney kadınların teknolojide ve yaşamın her alanında daha etkin roller üstlenmesinin önemine dikkat çekti. Menstrüel ürün pazarında faaliyet gösteren Beije markasının kurucusu ve CEO’su Doruk Akpek de kadınlara yönelik bir alanda başladığı girişim yolculuğunda karşılaştığı önyargılara değindi. SosyalBen Vakfı Kurucusu ve Avrupa Konseyi Sivil Toplum Masası Daimi Komite Üyesi Ece Çiftçi Taurin moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Sınırların Ötesinde” oturumunda Ödüllü Oyuncu Fadik Sevin Atasoy Türkiye’nin ilk kadın samurayı olma sürecinde yaşadığı değişim ve dönüşümleri anlatırken; Olimpiyat, Avrupa, Dünya Şampiyonu Milli Boksör Busenaz Sürmeneli başarılarındansa yenilgilerinin kendisi için daha öğretici olduğunu söyledi. Dijital Sanatçı Ecem Dilan Köse de dijital sanat alanında Japonya’ya uzanan başarılı kariyer yolculuğunu aktardı. Oggusto’nun kurucusu Özlem Güsar’ın moderatörlüğündeki kapanış oturumunda ise Future & Bright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula beyaz yakalı kadınlar arasında yaptıkları araştırmanın Türkiye’de kadınlar için bir potansiyel sorununa değil bir sistem sorununa işaret ettiğini belirtti. Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) Başkanı Emine Erdem kız çocuklarının doğru rol modellerle yönlendirilmesinin önemine işaret etti. PANEL KONUŞMALARI Dönüşüm: Topraktan Geleceğe Panelin “Dönüşüm: Topraktan Geleceğe” oturumu Beslenme Uzmanı, FAO Gıda Şampiyonu ve The Good Wild Kurucu Ortağı Dilara Koçak moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Toprağın, suyun, havanın hasta olduğu bir ortamda insanların iyi olmasının mümkün olmadığını söyleyen Koçak, “Karnımızı doyuramadığımız, gıdaya erişemediğimiz bir ortamda barış, istihdam, eşitlik, eğitim de olmaz. Hem kendimizi hem geleceği iyi beslemek konusunda dönüşüm yaratmış kadınların hikayeleri bu açıdan çok ilham verici” diye konuştu. Antropolog ve Susuz Tarım Uzmanı Dr. Ece Aynur Onur, ABD’de akademik kariyerini sürdürürken dedesinin vefatının ardından annesinin doğduğu köye döndüğünde, köyün adeta savaşa maruz kalmış gibi bir yıkıntıya uğradığını gördüğünü belirterek, şöyle konuştu: “Burada birileri bir şeyler yapmalı, biz yapmazsak kim yapar diye düşündüm. Kullanılabilir suyun yüzde 80’inin tarımda kullanıldığını, bu suyun neredeyse yarısının da israf edildiğini öğrenince su kullanmadan üretim yapabilir miyiz diye yola çıktık. Önce kuraklık canavarıyla savaşmaya çalıştım ama fark ettim ki kuraklıkla savaşamam. Doğayla barışırsam savaşmama da gerek kalmayacak. Akademik araştırmalarımı Anadolu kadınlarının kadim bilgisiyle birleştirince dönüşüm başladı. Bugün köyde Toprağın Melekleri kolektifiyle 42 çeşit tıbbi aromatik bitki, 6-7 çeşit baharat ve çay üretimini zehirsiz ve sulama olmadan yapıyoruz. Bugün gençlerin susuz tarıma ilgi duyduğunu görmek; köyde tekrar istihdam yaratmak, gençlerin, çocukların cıvıltılarını duymak çok güzel.” Yazar ve İçerik Üreticisi Hale Acun Aydın, sadeleşme yolculuğunda öncelikle kişinin kendisinden ve evinden başlaması gerektiğini belirterek, “Sürdürülebilirlik sadece bireyle ilgili bir süreç değil ama devletler ve kurumların yanında bireylerin de yapabilecekleri var. Akıllara bir fikir düşürmek ve yüzde 5-10 değişim bile değerli. Eşyaları azaltınca evlerimizdeki alan artıyor. Evi derleyip toplamak, hayatla ilgili işleri yönetmek pratiklik gerektiriyor, eşyaları azaltmak bu pratikliği getiriyor ve zaman kazandırıyor. Gereksiz alışverişlerin daha fazla farkına vardığınızda eşya değil deneyimi önceliklendiriyorsunuz böylece para kazanıyorsunuz. O yüzden sadeleşmek aslında zenginleştiriyor” dedi. Şef, Youtuber ve Yemek Yazarı Refika Birgül ise, gıda kaybına dikkat çektiği konuşmasında “100 birim üretim yapıyorsak 25’ini yiyoruz, geri kalanı israf oluyor. Ancak burada değişim kesinlikle mümkün. Bunun için doğru satın alma ve saklama, bozulan ürünleri anlama, bozulduysa dönüştürme ve değerlendirme yollarını da içeren 9 adımdan oluşan bir rehber oluşturduk” dedi. Kurtuluşun topraktan olduğuna inandığını söyleyen Birgül, “Youtube kanalımızın adı Yemek Okuluydu; hedefim onu yavaş yavaş Tarım Okuluna çevirmek, toprağa dönmek ve bu yolculuğu daha iyi anlayarak matematikselleştirip, başkalarına da anlatabilmek” diye konuştu. Kendi Hikayesini Yazanlar Seraf Restoran Kurucu Ortağı ve Şefi Sinem Özler, yeme-içme sektörüne yönetici olarak başladığını ve hayatın evrilmesiyle restoranda şef olduğunu anlatarak, şunları söyledi: “Aslında yemek yapmakla ilgili bir eğitim almadım. Öğrendiklerim annemin evde öğrettiklerinden ibaretti. Bir nevi okyanusta çırpınarak yüzmeyi öğrendim. İlk zamanlar elbette kadın şefe pek alışkın olunmadığı için meraklı gözleri, ataerkil yaklaşımı hissettim. Halbuki mutfakta cinsiyetin değil emeğin ve istikrarın yarışması gerekiyor.” Kadınların görünür olmasının, tabuları yıkmalarının kendi ellerinde olduğunu ifade eden Özler, kadınların hayallerini gerçekleştirdiği süreçte emek ve istikrarın yanı sıra hiç vazgeçmemenin çok büyük önem taşıdığını, ancak bu yaklaşımla kadınların toplumda iyi bir yerlere gelebileceğini vurguladı. Teknolojide Kadın Derneği Kurucusu ve Eş Başkanı Zehra Öney de bir insanın en büyük gücünün anlık değişim, dönüşümle uyum sağlayabilmesi olduğuna dikkat çekerek, “Ben 12 yıl kadar turizm alanında çalıştıktan sonra bir GSM şirketinde çalışmaya başladım. Sürekli öğrenip gelişmek, hiçbir riskten ve sorundan korkmamak sayesinde bambaşka bir sektöre geçiş yapabildim” dedi. Öney, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Biz artık bir teknoloji servisi ya da ürün çağının içinde değil yepyeni bir sistemin içindeyiz. Bunu öğrenmek yetmeyecek, içini dizayn etmemiz gerekecek. Kadınlar da sadece teknolojik değil toplumsal, psikolojik, felsefi bütün unsurların bir araya toplandığı etik dizaynın yaratıcıları olmalı. ‘Ben bunu öğreneyim’ yaklaşımı yerine tavır değiştirip, “yardım etmeyelim, biz kadınlar olarak kolları sıvayalım, bu konuyu gerçek bir konu olarak üstlenelim” demeliyiz. Binlerce yapay zekâ aracına verdiğimiz bilgiler yarın insanlar açısından etik sorunlar yaratabilir. O yüzden sadece öğrenmekle kalmayalım yapay zeka dünyasında etik kısmın dizaynında da çalışalım.” Menstrüel ürün pazarında faaliyet gösteren Beije markasının kurucusu ve CEO’su Doruk Akpek de özellikle bir erkek olarak kadınlara yönelik bir alanda girişim yolculuğuna başladığında etrafında birçok kişinin bu durumu anlamlandıramadığını, garipsediğini söyledi. İyi bir ekiple ürünü ortaya çıkarıp hangi noktalarda farklı oldukları bilinir hale geldikçe olumlu geri dönüşler aldıklarını belirten Akpek, “Şirketimizde çalışanların büyük çoğunluğu kadınlardan oluşuyor. Zaten cinsiyetten bağımsız bir iş ortamı söz konusu olduğunda, insana ‘kadın’ veya ‘erkek’ değil de ‘insan’ olarak yaklaştığınızda sorunlar da azalıyor” diye konuştu. Sınırların Ötesinde “Sınırların Ötesinde” oturumunun moderatörlüğünü üstlenen SosyalBen Vakfı Kurucusu ve Avrupa Konseyi Sivil Toplum Masası Daimi Komite Üyesi Ece Çiftçi Taurin, “Sınırları aşmak derken hem uluslararası düzeyde başarılara imza atmak hem de kadınların önüne konulan sınırların ötesine geçmekten bahsediyoruz. Sınır dediğimiz şey bazen kendi içimizde başlıyor ama bunları aşmak da kadınların süper güçlerinden biri. Bunu çoğu zaman normalleştiriyor olsak da günlük hayattan kariyere kadar bu süper güç hepimizin omuzlarında” dedi. Ödüllü Oyuncu ve Türkiye’nin ilk kadın samurayı Fadik Sevin Atasoy, kendisini bir arketip olarak tanımladığı konuşmasında, “Ben farklı coğrafya ve zaman dilimlerinde birbirlerinden habersiz olmasına rağmen aynı onurlu duruşu paylaşan kadınların bir arketipiyim. Tarihin bir döneminde feodal bir coğrafyada savaşa giden kadınlar varken, başka bir zamanda Anadolu’da sırtında bebeğiyle cephane taşıyan kadınlar vardı. Bu kadınlar ortak bir duruş sergilediler” dedi. İçindeki bu arketiple tanışmasının vücudunda yayılmaya hazır bir tümör bulunduğunu haber almasının ardından gerçekleştiğini söyleyen Atasoy, samuray eğitimi ve sonrasındaki dönüşümünü şöyle anlattı: “16 onurlu duruşu olan kadın ile eğitim alırken 4,5 yıllık kanser mücadelemi kimseyle paylaşmamıştım. Son gün zihnim ve bedenim arasında bir mücadele başladı. Sınırları aşmak uğruna kendi sınırlarımı ihlal mi edecektim? Gerçeğimi reddetmedim, daha fazla devam edemeyeceğimi söyleyip bir ağaç gölgesinin altına oturdum. Ne kadar kırılgan, zaafları olan, yardıma muhtaç biri olduğumu o ağacın altında anladım. Gerçek gücüm kırılganlığımda, onu reddetmekte değil kabullenmekte saklıydı.” Olimpiyat, Avrupa, Dünya Şampiyonu Milli Boksör Busenaz Sürmeneli ise, acının insanın hayatındaki yol gösterici rolüne işaret eden konuşmasında, “Doktora omuzum ağrıyor dediğimde, ‘Sınırını bilmemişsin, çok zorlamışsın’ demişti. Sonrasında yine çok zorladım. Üç ameliyat geçirdim. Şimdi sınırımı biliyorum. Bence hem psikolojik hem fiziksel anlamda acı hepimiz için bir yol arkadaşı. Nerede durmamız nerede harekete geçmemiz gerektiğini söylüyor” diye konuştu. Öte yandan acısız başarının da mümkün olmadığını; en büyük madalyalarını en kötü yenilgilerine borçlu olduğunu söyleyen Sürmeneli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ringe çıkıyorsun ve tek başınasın. Gününde olmayabilirsin, yenilebilirsin. Sonuçta hepimiz insanız, duygularımız var ama anda kalmak önemli. Kazandıklarımın değil kaybettiklerimin bana çok şey öğrettiğini düşünüyorum. Tokyo’da olimpiyat şampiyonu oldum. O zaman bu yolun güzelliğini anlayamamıştım. 2024 Paris Olimpiyatları’nda yenildim. Soyunma odasına gittim, ağladım, dışarıda ekibim bekliyordu. 17 senelik hocama sarıldım ve ‘Şu an ağlıyorum ama bu yenilgiden çok şey kazandığımı biliyorum’ dedim. 4 ay sonra da dünya şampiyonu oldum. Önemli olan düşmek değil tekrar tekrar kalkmayı bilebilmektir.” Dijital Sanatçı Ecem Dilan Köse, sanat dünyasını “sanatçı arkadaşlarıyla yarışmadığı, sadece herkesin farklı olduğu bir ortam” şeklinde gördüğünü belirterek, “Bizim kariyerimizde bir sergiyle kendinizden vazgeçersiniz, diğer serginizde yeniden inşa edersiniz. Yakın zamanda bir sergi yaptım. Orada bir Ecem’i bitirdim, bir Ecem’i gösterdim, bir sonrakinde yeniden bir Ecem kuracağım. Ben, daha iyi bir dünya olabileceğine inanıyorum. Teknolojinin yanında ve karşısında insanın nereye gideceğini düşündüğüm genel bir bakışla eserlerimi üretiyorum. Daha iyi bir insan topluluğu için daha iyi bir dünya kurulabilir gibi bir niyetle kendi sanatımı yapıyorum” diye konuştu. Son kişisel sergisini Japonya’da gerçekleştirdiğini ve burada teknoloji ile samimiyet arasındaki ilişkiyi sorguladığını aktaran Köse, Samimiyeti Japonya’da aradığım bir sergi yaptım. Kültürlerinde bunu saklamak var. O yüzden termal kameralarla çektiğim günlük hayat fotoğraflarını sergiledim. En sonunda bilgisayarımı da çekmeye başladım çünkü o da ısınıyordu. Böylece insan ve teknoloji arasında birbirine dönen, birbirini sorgulayan bir sergi oldu” dedi. Kız çocukları için doğru rol modellerin önemi Future & Bright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula da Oggusto’nun kurucusu Özlem Güsar’ın moderatörlüğündeki kapanış oturumunda yaptığı konuşmada, beyaz yakalı kadınlar arasında bir araştırma yaptıklarını belirterek, araştırmaya ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Araştırmaya katılan beyaz yakalı kadınların %73’ü ‘cinsiyet eşitliği yok’, %75’i ‘şirketimin sistemi erkeklere göre kurulmuş’, %72’si ‘hayatımın en az bir mülakatında cinsiyetçi sorularla karşı karşıya kaldım’, %40’ı çocuk sahibi olmam kariyerimi ciddi şekilde etkiledi’ dedi. İstifa edenlerin %25’i ‘erkek sisteminden dolayı istifa ettiğim için ‘istifa ettim’ gibi değil ‘istifa ettirildim’ gibi hissettim’ düşüncesinde. Ayrıca yükselen kadınların önemli bir kısmında sistemin cam tavanlarını yıkmak için erkek mentöre destek duyulmuş.” Abdula, bu sonuçlara bile bakıldığında Türkiye’de çok net bir şekilde kız çocukları ve kadınlarla ilgili bir potansiyel sorunu değil sistem sorunu olduğunun görüldüğünü, bu konuda daha güçlü bir dayanışmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı. Türkiye’deki doğurganlık oranlarıyla ekonominin erkek işgücü üzerine oturtulamayacağını, sitemin sürdürülebilirliği için çok hızlı bir şekilde kadın istihdamının %50’lere çıkarılması gerektiğini ifade eden Abdula, şirketlerden önce evlerde özellikle iş yükü, çocuk bakımı gibi konularda sosyolojik bir dönüşümün şart olduğunu söyledi. Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) Başkanı Emine Erdem de kız erkek fark etmeksizin her çocuğun hayal kurma potansiyeliyle doğduğunu, ancak bu potansiyelin sürdürülebilirliğinin büyük ölçüde çevre etkenlerine bağlı olduğunu söyleyerek şöyle konuştu: “Süreç içerisinde kız çocukları okula başladığında bir yerde sistematik olarak başarı/başarısızlıklar, doğru/yanlışlar derken yavaş yavaş geriye çekilme oluyor. Doğal öğrenme sürecinde aslında ‘yapabilirim’ diye başlıyor, ‘ama’larla kitleniyor, öz yeterlilik dediğimiz duygu yavaş yavaş yok oluyor. Bu nedenle doğru rol modellerin mutlaka kız çocuklarını yönlendirmesi çok önemli. Sıkıştığında kendini güvenli alanlara kaydırıyor, kendi sınırlarını koyuyor. Böylelikle ‘ben ancak bu kadarını yapabilirim’ gibi yaklaşımla toplumsal algı kodlamaları oluyor. Sistem eşit bir güven zemini oluşturmuyorsa bireysel cesaret yavaş yavaş yorgunlaşıyor, kırılıyor.” Hiçbir zaman umutsuz olmadıklarını dile getiren Erdem, “Özellikle eşit koşullar, destek mekanizmaları sağlandığında kadınların yapamayacağı hiçbir şey olmadığına inanıyoruz. Yeter ki eşitlik politikalarını içselleştirelim. Sorunumuz kültürel kodlamalarda ve bunlar için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.