Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Esnek Çalışma

Kapsül Haber Ajansı - Esnek Çalışma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Esnek Çalışma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Birleşik Krallık Türkiye Büyükelçisi Jill Morris CMG'den Eşitlik Çağrısı Haber

Birleşik Krallık Türkiye Büyükelçisi Jill Morris CMG'den Eşitlik Çağrısı

Majestelerinin Türkiye’ye atadığı ilk kadın büyükelçi olmaktan büyük bir gurur ve onur duyduğunu belirten Morris, Türk Dışişleri Bakanlığı’ndaki saygın üst düzey kadın diplomatların ve Ankara’daki çok sayıdaki kadın büyükelçinin kendisine ilham verdiğini ifade etti. Bir büyükelçi olarak görev yapmanın, kendi ülkesini temsil etmek açısından derinden hissedilen bir ayrıcalık olduğunu vurgulayan Morris, bir kadın olarak bu rolü üstlenmenin modern diplomasinin artan çeşitliliğini ve kapsayıcılığını yansıtma fırsatı sunduğunu söyledi. Modern diplomasinin uluslararası yetenek ve deneyimden beslenerek zenginleştiğini belirten Morris, bu tür görevlerde kadınların yer almasının daha fazla kadının diplomasi alanında kariyer yapmasına ilham vereceğini umduğunu dile getirdi. Birleşik Krallık ile Türkiye’nin uzun süredir güçlü ikili ilişkilere sahip olduğunu ifade eden Morris, ticaret, savunma, güvenlik ile bilim ve teknoloji iş birliği başta olmak üzere geniş bir alanda ortak öncelikler bulunduğunu söyledi. Bu öncelikler doğrultusunda gelişen ilişkilerin her iki ülke için de önemli kazanımlar sağladığını belirten Morris, ortaklığın kültürel bağlar ve halklar arasındaki canlı ilişkiler sayesinde daha da güçlendiğini ifade etti. Türk sanat ve edebiyatının kadınların deneyimlerini anlamaya imkân sağlayan güçlü bir bakış açısı sunduğunu belirten Morris, Halide Edib Adıvar’ın yirminci yüzyılın başlarında kadınların toplum içindeki yükselen rollerini etkili biçimde yansıttığını söyledi. Duygu Asena ve Sevgi Soysal’ın kadınların sosyal ve kişisel gerçekliklerinin tasvirinde çığır açtığını belirten Morris, şiirde Gülten Akın’ın kuşağının en etkili seslerinden biri olduğunu ifade etti. Görsel sanatlar alanında ise Fahrelnissa Zeid’den Eren Eyüboğlu, Neşe Erdok ve Selma Gürbüz’e kadar pek çok öncü kadın sanatçının Türk sanatının gelişimine önemli katkılar sunduğunu dile getirdi. Kadınların farklı sektörlerde karşılaştığı “cam tavan” engellerine de değinen Morris, cesaretin kadınların ilerlemesi için önemli bir itici güç olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını söyledi. Sürdürülebilir ilerleme için cesaretin, kadınların eşit koşullarda başarıya ulaşmasını sağlayan yapılar ve kültürlerle desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Hükûmetler ve kurumların kadın liderliğine değer veren koşullar oluşturması gerektiğini belirten Morris, kadınların katkılarının adil biçimde değerlendirilmesinin bu sürecin temel adımlarından biri olduğunu ifade etti. Aile dostu imkânlar ve esnek çalışma düzenlemeleri gibi politikaların da kadınların farklı sorumluluklarını tanıyan önemli uygulamalar olduğuna dikkat çekti. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle genç kadınlara da mesaj veren Morris, genç kadınların bugün hem fırsatlarla dolu hem de dirayet, merak ve öz güven gerektiren sınamalarla karşılaştıklarını söyledi. Hayallerin peşinden gitmenin her zaman düz bir yol olmayabileceğini belirten Morris, öğrenmeye istekli olmanın ve kararlılığın beklenmedik kapıları açabileceğini ifade etti. Morris, genç kadınlara yaptıkları katkıya inanmaları, yeni şeyler öğrenmek için fırsat aramaları ve kendilerine ilham veren hedeflerin peşinden gitmekten çekinmemeleri çağrısında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cam Sektöründe Kadın Gücü Haber

Cam Sektöründe Kadın Gücü

Cam dünyasının güvenilir ve global tedarikçisi Yorglass, kurum merkezinin kültürüne yerleştirdiği fırsat eşitliğini sistematik bir yapı içerisinde ele alıyor. Sanayide kadın istihdamının artmasının sosyal bir konu olmanın ötesinde bir değeri olduğuna dikkat çeken Yorglass İnsan Kaynakları Direktörü Ayşe Doğruöz, farklı bakış açılarının üretim süreçlerine dahil olmasının şirketlerin rekabet gücünü artırdığına inandıklarını belirtiyor. Şirket olarak fırsat eşitliğini sürdürülebilir büyümenin temel yapı taşlarından biri olarak gördüklerini belirten Doğruöz 8 Mart Dünya Kadınlar Günü çerçevesinde Yorglass’ın eşitlik anlayışı ile ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “DEI Komitesi ile şirket içi uygulamaları planlıyor, takip ediyor ve kapsayıcı bir çalışma ortamının sürekliliğini sağlıyoruz. Eğitim programları, farkındalık çalışmaları ve performans takibiyle desteklenen bu yapı ile eşitliğin günlük iş pratiklerine yansımasını amaçlıyoruz.” İş yaşamında eşitlik farkındalık çalışmaları ile destekleniyor Şirket olarak eşitliği sürdürülebilir bir yönetim anlayışına dönüştürdüklerini vurgulayan Doğruöz, “Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranı 2002’de yaklaşık yüzde 27 iken, 2025’te yüzde 36,3’e yükseldi. Bu da iş dünyasında daha dengeli bir yapının mümkün olduğunu gösteriyor. Yorglass olarak benimsediğimiz eşitlik politikası çerçevesinde kadın çalışan oranımızı önümüzdeki yıllarda da artırmayı hedefliyoruz. Çeşitlilik ve kapsayıcılığı kurum kültürümüzün doğal bir parçası olarak görüyoruz. #HerSesEşittir yaklaşımımızla farklı bakış açılarını görünür kılmayı ve çalışanlarımızın potansiyelini ortaya çıkarmayı hedefliyoruz. Eşitliği günlük iş yapış biçimimize entegre ediyoruz. Ayrıca Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) ile iş birliği yaparak toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik eden projeler yürütüyoruz. Bunun yanı sıra, çalışanlarımız için düzenlediğimiz eğitimlerle cinsiyet eşitliği ve kadın istihdamı konusunda farkındalık yaratmayı hedefliyoruz. Camın doğasındaki kırılganlığı dayanıklılığa dönüştürmeyi çok iyi biliyoruz, şimdi aynı uzmanlığı iş dünyasındaki kalıpları yıkmak için kullanıyor, kadın temsilinin önündeki tüm cam tavanları parçalayarak sanayide gerçek bir zihniyet devrimine öncülük ediyoruz” dedi. Sertifikalar ve projelerle desteklenen somut adımlar Şirket olarak eşitlik alanındaki çalışmalarının ulusal ve uluslararası platformlarda da karşılık bulduğuna dikkat çeken Doğruöz, şunları söyledi: “2021 yılından bu yana UN Global Compact kapsamında Kadının Güçlenmesi Prensipleri’nin imzacısı olarak yer alıyoruz. Bunun yanı sıra Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülü’yle birlikte sektöründe İş’te Eşit Kadın Sertifikası’nı alan ilk şirket olarak öne çıkıyoruz. Bu başarıları sadece bir belge kazanımı olarak değerlendirmiyoruz. Yüzde 97 başarı oranıyla aldığımız İş’te Eşit Kadın Sertifikası, toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik kararlılığımızın önemli bir göstergesi. Kadınların kariyer yolculuklarını desteklemek için farklı uygulamalar geliştiriyoruz. 50. yılımız kapsamında başlattığımız ‘50 Yıl, 50 Kadın Mentorluk Programı’ ile genç kadın profesyonellerin liderlik becerilerini geliştirmelerine katkı sağlıyoruz. Hamile çalışanlarımıza ayda bir gün ek uzaktan çalışma imkânı sunuyor, doğum sonrası işe dönüş sürecini destekleyen uygulamalar yürütüyoruz. Esnek çalışma modelleri ve ebeveynlik paketleriyle iş ve özel yaşam dengesini güçlendiriyoruz. Babalık iznini sekiz güne çıkararak ebeveynlik sürecine daha dengeli bir yaklaşım benimsiyoruz. Yorfuture Programı & FORHER projesi sayesinde genç yetenek oranımızı yüzde 71 seviyesine taşıdık. Kadınların iş gücüne katılımını ve liderlik yolculuklarını destekleyen projelerimizle sektörde örnek bir model oluşturmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 McDonald’s Türkiye’den Kadın Üreticilere Güçlü Destek Haber

 McDonald’s Türkiye’den Kadın Üreticilere Güçlü Destek

McDonald’s Türkiye, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) ile yürüttüğü iş birliği kapsamında kadın üreticilerin el emeğiyle hazırladığı çantaları misafirleriyle buluşturuyor. Özel gün kapsamında restoranlardan ve McDelivery üzerinden Big Mac® menü alan herkese ücretsiz olarak sunulan bez çantalar, kadın emeğine dikkat çeken özel tasarımıyla dayanışma mesajı taşıyor. “Önceliğimiz deprem bölgesindeki kadın üreticiler” 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel iş birliğine ilişkin açıklama yapan McDonald’s Türkiye Kurumsal İletişim Direktörü Tuğçe Altınsoy, “KEDV ile hayata geçirdiğimiz proje aracılığıyla kadınların üretim yoluyla güçlenmesine katkıda bulunuyoruz. Aydın, Malatya ve Kahramanmaraş’taki kadın üreticiler tarafından hazırlanan 45 bin adet çantayı misafirlerimize hediye ediyoruz. Özellikle depremden etkilenen illerimizde yeniden ayağa kalkma mücadelesi veren kadınların el emeğinin daha fazla insana ulaşmasını, dayanışmanın da günlük hayatın doğal bir parçası haline gelmesini önemsiyoruz” dedi. “Kadın çalışan oranımız %50,5’e ulaştı” KEDV iş birliğiyle kadınlara üretim yolculuğunda destek verirken, istihdam tarafında da kadınların daha görünür olduğu bir yapı kurduklarını belirten Altınsoy, şunları söyledi: “McDonald’s Türkiye olarak, toplumun her kesiminden kadınların iş gücü potansiyelini ortaya çıkarmayı ve seslerini güçlendirmeyi hedefliyoruz. İstihdam politikalarımızı da bu hedefe göre şekillendiriyoruz. 2026 itibarıyla kadın çalışan oranımızın %50,5’e ulaşması, bu yaklaşımın sahadaki karşılığını gösteriyor. Restoranlarımızda mutfaktan kasaya, ekip liderliğinden yönetici pozisyonlarına kadar kadın çalışanlarımız aktif rol alıyor. Önümüzdeki dönemde de esnek çalışma uygulamalarımızla daha fazla kadına istihdam sağlamaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadınların İşgücüne Katılımında Alarm:  Artış Var Ama İvme Kayboluyor Haber

Kadınların İşgücüne Katılımında Alarm: Artış Var Ama İvme Kayboluyor

. İstinye Üniversitesi iktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Figen Yıldırım’ın verdiği bilgilere göre veriler, sorunun yalnızca istihdam yaratmakla çözülemeyeceğini; bakım yükü, cam tavan ve ücret eşitsizliği gibi yapısal engellerin eş zamanlı ele alınması gerektiğini gösteriyor. Kadınların işgücüne katılım oranı, bir ülkenin yalnızca ekonomik performansını değil, aynı zamanda toplumsal eşitlik düzeyini ve sosyal politikalarının etkinliğini de yansıtan temel göstergelerden biri. Küresel ölçekte kadın istihdamında artış eğilimi sürse de son yıllarda bu ivmenin yavaşladığı görülüyor. İstinye Üniversitesi iktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Figen Yıldırım’ın verdiği bilgilere göre, Türkiye’de kadınların işgücüne katılımı artmakla birlikte hem dünya hem de Avrupa Birliği ortalamalarının gerisinde kalıyor. Uzmanlara göre tablo, kadınların istihdama erişiminde ve kariyer ilerlemesinde süregelen yapısal sorunlara işaret ediyor. “Kadınların iş gücüne katılım artışı yavaşladı” Kadınların işgücüne katılım oranı artışının son yıllarda yavaşladığını belirten Prof. Dr. Figen Yıldırım, şunları söyledi: “Kadınların işgücüne katılım oranı, çalışma çağındaki kadın nüfusun ne kadarının istihdamda ya da aktif olarak iş aradığını gösteren temel bir göstergedir. Bu oran, yalnızca ekonomik büyümeyi değil, aynı zamanda toplumsal eşitlik, eğitim düzeyi ve sosyal politika etkinliğini de yansıtır. Dünya genelinde, kadınların işgücüne katılım oranı uzun vadede artış eğiliminde olmakla birlikte son yıllarda bu artışın belirgin biçimde yavaşladığı görülmektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Dünya Bankası verilerine göre, küresel kadın işgücüne katılım oranı bugün yaklaşık yüzde 50 düzeyindedir. 2014 sonrası dönemde özellikle gelişmekte olan ülkelerde artış sürmüş, ancak pandemi sonrası toparlanma süreci bu ivmeyi sınırlamıştır. Küresel ölçekte hâlâ erkeklerle kadınlar arasında yaklaşık 18–20 puanlık bir katılım farkı bulunmaktadır.” Türkiye’de kadınların işgücüne katılımı artış gösteriyor “Türkiye’de kadınların işgücüne katılımı, 2000’li yılların başına kıyasla artmış olsa da bu artış yavaş ve kırılgan bir seyir izlemektedir” diyen Yıldırım, şöyle devam etti: “Dünya Bankası ve TÜİK verilerine göre Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranı 2002’de yaklaşık yüzde 27,9 iken 2023’te yüzde 35,8’e, 2024 itibarıyla ise yaklaşık yüzde 36 düzeyine yükselmiştir. Bu durum uzun vadede bir ilerlemeye işaret etse de, son beş yılda artış hızının belirgin biçimde düştüğü görülmektedir. Pandemi dönemi kadın istihdamını olumsuz etkilemiş, toparlanma ise sınırlı kalmıştır. Dolayısıyla Türkiye’de eğilim yön olarak yukarı, ancak hız açısından zayıflamış durumdadır. Ancak bu oranları yalnızca toplam katılım üzerinden okumak yeterli değildir. Alt kırılımlara bakıldığında tablo daha çarpıcıdır. Türkiye’de kadın istihdam oranı yaklaşık yüzde 31–35 bandında seyrederken, kadınların yönetici pozisyonlarındaki payı yüzde 20’ler düzeyindedir. Bu oran, Avrupa Birliği ülkelerinin belirgin biçimde gerisindedir. Başka bir ifadeyle, Türkiye’de kadınlar istihdama girmekte zorlandıkları gibi, girdiklerinde de yukarı doğru ilerlemede ciddi bir ‘cam tavan’ ile karşılaşmaktadır.” “AB’de kadınların istihdam oranı yüzde 70,8 düzeyine ulaşmış durumda” Avrupa Birliği ülkelerinde farklı bir tablo olduğuna dikkat çeken Profesör, “Avrupa Birliği ülkelerinde ise tablo farklıdır. Eurostat verilerine göre AB’de kadınların istihdam oranı yüzde 70,8 düzeyine ulaşmış durumdadır. Kadınların işgücüne katılımı yüksek ve istikrarlıdır. Ayrıca son on yılda beyaz yaka kadın istihdamı düzenli biçimde artarken, mavi yaka kadın istihdamının payı azalmaktadır. Bu durum, Avrupa’da mesleki dönüşümün ve nitelikli istihdama geçişin kadınlar açısından daha sistematik biçimde yönetildiğini göstermektedir. Buna karşın AB ülkelerinde de kadınların üst ve karar verici pozisyonlarda temsili, toplam istihdam içindeki paylarına kıyasla daha düşüktür. Yani Avrupa’da temel sorun istihdama katılım değil, yüksek düzeyli görevlerde eşit temsil meselesidir. Türkiye ile Avrupa arasındaki fark tam da bu noktada belirginleşmektedir. Avrupa’da sorun daha çok ‘yükseliş’, Türkiye’de ise hem ‘katılım’ hem ‘yükseliş’tir. Türkiye’de kadınlar istihdamda nicel olarak sınırlı temsil edilirken, nitel olarak da yönetim kademelerinde yoğun bir ayrışma yaşamaktadır. 2014–2023 döneminde beyaz yaka kadın istihdamı artmış olsa da bu artış yönetici pozisyonlarına aynı oranda yansımamıştır” dedi. “Kadın yönetici oranının yüzde 20’lerde” Kadınlar iş dünyasında karşılaştığı en büyük zorluklarla ilgili de bilgi veren Prof. Dr. Yıldırım, şöyle konuştu: “Kadınların iş dünyasında karşılaştığı sorunlar tek bir başlık altında toplanamaz; yapısal, kültürel ve kurumsal engeller iç içedir. Türkiye’de kadınların işgücüne katılımı artış eğiliminde olsa da hâlâ AB ve dünya ortalamalarının oldukça altındadır; bu da sorunun yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını göstermektedir. En temel sorunlardan biri bakım yükünün büyük ölçüde kadınların üzerinde olmasıdır. Çocuk, yaşlı ve hasta bakımına yönelik kamusal hizmetlerin yetersizliği ile esnek çalışma modellerinin yaygın olmaması, kadınların istihdama katılımını ve işte kalıcılığını olumsuz etkilemektedir. Bir diğer önemli alan kariyer ilerlemesidir. Kadınlar istihdama girseler bile yönetici pozisyonlara yükselmede ciddi bir cam tavanla karşılaşmakta; kadın yönetici oranının yüzde 20’lerde kalması bu durumu ortaya koymaktadır. Toplumsal cinsiyet rolleri, görünmez önyargılar ve ücret eşitsizliği de bu tabloyu pekiştirmektedir. AB ve küresel örnekler, kalıcı ilerlemenin eğitim, bakım altyapısı, esnek çalışma ve eşitlikçi politikaların birlikte uygulanmasıyla mümkün olduğunu göstermektedir. Bu doğrultuda kadın istihdamını destekleyen ekosistemler ve buna özgü üretim alanları geliştirilmelidir.” “Ücret eşitsizliği kader değildir” “Türkiye’de cinsiyete dayalı ücret farkı, bireysel bir adaletsizlikten çok yapısal bir eşitsizliktir” diyen Yıldırım, şöyle devam etti: “TÜİK ve OECD verilerine göre kadınların ortalama kazancı erkeklere kıyasla yaklaşık yüzde 15–20 daha düşüktür. Eğitim düzeyi yükseldikçe fark azalsa da tamamen ortadan kalkmamaktadır. Bu durum, sorunun doğrudan ‘aynı iş–aynı ücret’ ihlalinden ziyade dolaylı ve yapısal mekanizmalarla ortaya çıktığını göstermektedir. Ücret farkının temel nedenlerinden biri kadınların daha düşük ücretli sektör ve pozisyonlarda yoğunlaşmasıdır. Kadınlar daha çok hizmet sektöründe, kayıt dışı ya da yarı zamanlı işlerde yer alırken; erkekler ücret ve terfi imkânı daha yüksek alanlarda çalışmaktadır. Dolayısıyla fark çoğu zaman aynı unvandan değil, farklı kariyer yollarından kaynaklanmaktadır. Bir diğer önemli neden kariyer kesintileridir. Çocuk ve bakım sorumlulukları nedeniyle kadınlar iş yaşamına ara verebilmekte, daha yavaş terfi etmekte ya da daha düşük ücretli esnek işleri tercih etmek zorunda kalmaktadır. Buna ek olarak, yönetici pozisyonlarda kadınların düşük temsili, görünmez önyargılar, ücret pazarlığında dezavantaj ve şeffaf olmayan ücret politikaları da farkı derinleştirmektedir. Uluslararası örnekler bu sorunun çözülebilir olduğunu göstermektedir. İzlanda’da eşit ücret belgelendirme zorunluluğu, AB’de ise 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek ücret şeffaflığı düzenlemeleri ücret farkının azaltılmasında etkili araçlardır. İskandinav ülkelerinde babalık izninin zorunlu ve devredilemez olması da kadınların kariyer kesintilerini azaltarak uzun vadede ücret eşitsizliğini düşürmüştür. Türkiye’de ücret eşitsizliğinin azaltılması için ücret şeffaflığının artırılması, objektif ücret ve terfi sistemlerinin kurulması, düzenli ücret eşitliği analizlerinin yapılması ve kadınların yönetici pozisyonlara yükselmesini destekleyen politikaların güçlendirilmesi kritik önem taşımaktadır. Sonuç olarak, ücret eşitsizliği kader değildir; kamu ve özel sektörün eş zamanlı ve kararlı adımlarıyla kalıcı biçimde azaltılabilir.” “Bütüncül ve kararlı bir dönüşüm iradesi gerekli” Prof. Dr. Figen Yıldırım, daha fazla kadının iş gücüne katılımı alınabilecek önlemlerle ilgili ise şunları söylüyor: “Türkiye’nin kadın istihdamında gerçek bir sıçrama yapabilmesi için parça parça çözümler yerine bütüncül ve kararlı bir dönüşüm iradesi gerekmektedir. Yalnızca istihdam yaratmak yeterli değildir; kadınların işgücüne katılımını sınırlayan yapısal engeller eş zamanlı ele alınmalıdır. Bu noktada bakım yükünü hafifletecek kamusal mekanizmaların güçlendirilmesi, özellikle yaygın kreşler ve yaşlı bakım hizmetleri, kadın istihdamında en hızlı ve kalıcı etkiyi yaratmaktadır. İkinci kritik alan, esnek ama güvenceli çalışma modellerinin yaygınlaştırılmasıdır. Uzaktan çalışma, esnek saatler ve sosyal güvenceden kopmayan yarı zamanlı istihdam, özellikle eğitimli kadınların işgücünde kalıcılığını artırmaktadır. Avrupa Birliği deneyimleri, bu modellerin kadın istihdamını istikrarlı biçimde yükselttiğini göstermektedir. Ancak kalıcı dönüşüm, kadınların yönetici ve karar alma pozisyonlarına erişimiyle mümkündür. Şeffaf terfi sistemleri, mentorluk programları ve üst yönetimde cinsiyet dengesi hedefleri; ücret eşitsizliği ve cam tavan sorununu azaltan en etkili araçlardır. Bu çerçevede USİKAD ve İstinye Üniversitesi iş birliğiyle geliştirilen Kadın Organize Sanayi Bölgesi projesi, kamu, özel sektör ve akademiyi bir araya getiren bütüncül bir model sunmaktadır. Kadın OSB; bakım altyapısı, nitelikli istihdam ve liderlik programlarıyla kadınların üretimden yönetime uzanan değer zincirine katılımını hedefleyen ölçeklenebilir bir iş birliği örneğidir. Kadın odaklı kamu ve özel sektör projelerinin yaygınlaşması, yalnızca farkındalık değil, kalıcı çözüm üretir. Gerçek eşitlik ise kız çocuklarını ailede söz sahibi bireyler ve iş yaşamında güçlü aktörler olarak yetiştirmekle başlar.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Yılın İlk Enflasyon Verisi Beyaz Yaka İçin Ne Anlama Geliyor? Haber

 Yılın İlk Enflasyon Verisi Beyaz Yaka İçin Ne Anlama Geliyor?

Yılın ilk ayında görülen bu hızlanma, enflasyonun yıl geneline eşit dağılmadığını ve özellikle ücret planlamalarının yapıldığı dönemlerde algıyı güçlü biçimde etkileyebildiğini ortaya koydu. Küresel ölçekte ise enflasyon daha ılımlı bir patikada ilerliyor. OECD verileri, birçok gelişmiş ekonomide manşet enflasyonun gerilediğine ve ücret artışlarının daha öngörülebilir bantlarda şekillendiğine işaret ediyor. Bu tablo, Türkiye’de ücret beklentilerinin küresel eğilimlerden çok, yerel enflasyon dinamiği üzerinden şekillendiğini gösteriyor. Maaşlarda Beklenti Enflasyonu Etkisi Beyaz yaka açısından yılın ilk enflasyon verisinin etkisi, gerçekleşen oranlardan çok beklenen yıl sonu enflasyonu üzerinden hissediliyor. Beklenti enflasyonu, yani enflasyonun yıl sonunda hangi seviyede kapanacağına dair öngörü, maaş artışlarının yeterliliğini değerlendirmede temel referans noktası haline geliyor. Benzer bir tartışma küresel ölçekte de görülüyor. WTW uluslararsı ücret araştırması 2026’ya girerken, maaş artışlarıyla enflasyonun her zaman paralel ilerlemediğini ortaya koyuyor. Bu nedenle küresel şirketler, ücret artışlarını tek başına zam oranıyla sınırlamak yerine, esnek yan haklar, performans primleri, sağlık ve refah paketleri, esnek çalışma modelleri ve öğrenme bütçeleri gibi tamamlayıcı unsurlarla çalışan toplam kazancını dengelemeye yöneliyor. Ücret Yönetiminde Güven ve Öngörü Dönemi İnsan kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners Kurucu Ortağı Jilda Bal, Ocak ayı verilerinin kurumlar ve çalışanlar açısından bir zam tartışmasından çok, ücret politikalarının ne kadar öngörü ve güven üretebildiğini test ettiğini vurguluyor: “Beyaz yakada belirleyici olan tek bir ayın enflasyonu değil, yılın geri kalanına dair belirsizlik algısıdır. Beklenti enflasyonu yükseldiğinde çalışanlar yalnızca zam oranını değil, satın alma güçlerinin nasıl korunacağını görmek istiyor. Kurumlar için bu dönem, ücret politikasını daha şeffaf ve tutarlı bir çerçevede yeniden anlatma ihtiyacını ortaya koyuyor.” Bal’a göre “Bu süreçte kurumların ücret artışını bir maliyet kalemi olarak görmek yerine, çalışanların yan haklar dahil , toplam kazancını ve satın alma gücünü nasıl koruyacaklarına odaklanmaları gerekiyor. Çalışanlar açısından ise maaş beklentilerinin tek bir senaryoya bağlanmadan, farklı olasılıkları dikkate alan daha esnek bir bakış açısıyla ele alınması önem kazanıyor. Önümüzdeki dönemde hem kurumlar hem de beyaz yaka için asıl farkı yaratacak yaklaşım, oranlardan çok öngörülebilirlik ve güven olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

McDonald’s Türkiye Büyüyor: 38 Yeni Restoran, 2 Bin Yeni İstihdam Haber

McDonald’s Türkiye Büyüyor: 38 Yeni Restoran, 2 Bin Yeni İstihdam

Türkiye’de faaliyet göstermeye başladığı 1986 yılından günümüze kadar sunduğu hizmetle güçlü kültürel bağlara imza atan ve oluşturduğu ekonomik değerle ülkemize katkı sağlayan McDonald’s Türkiye, 2025 yılında da büyümesini sürdürdü. Yerel tedarik ekosistemine dayalı yaklaşımıyla Türkiye ekonomisine sağladığı üretim katkısını 1 milyar dolara çıkaran şirket, dijitalleşme yatırımlarının yanı sıra istihdamda fırsat eşitliğini destekleyen uygulamalarıyla öne çıktı. “5 yıl içinde 500 restorana ulaşmayı hedefliyoruz” 2025 yılında 36 yeni restoranı devreye alan McDonald’s Türkiye, İstanbul ve İzmir’in yanı sıra Antalya, Ankara, Eskişehir ve Bursa’da da lezzet severlerle buluştu. Turizm hattındaysa Fethiye, Göcek, Kuşadası, Selçuk, Bodrum ve Altınoluk’ta restoran açılışları gerçekleştirdi. “2025’te büyümemizi ülke genelinde sürdürdük” diyen McDonald’s Türkiye CEO’su Mwaffak Kanjee, “306 restoranımız ve 10 bini aşkın çalışanımızla hizmet ağımızı genişletmeye devam ediyor, yüzde 98 yerlilik oranımızla güçlü bir biçimde bağlı olduğumuz bu topraklara katkı sağlamaktan mutluluk duyuyoruz. 2026 yılında da gerçekleştirmeyi planladığımız 38 yeni restoran açılışıyla misafirlerimizi memnun etmeyi ve ülkemiz için değer üretmeyi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. Kanjee, beş yıl içinde 500 restorana ulaşmayı hedeflediklerini de sözlerine ekledi. “Kapsayıcı istihdamla 10 bin çalışana ulaştık” McDonald’s Türkiye’nin güçlü ve kapsayıcı bir istihdam politikasına sahip olduğunu belirten Mwaffak Kanjee; “Büyüme planlarımız dahilinde geçen yıl 2 bin kişilik istihdamla çalışma arkadaşlarımızın sayısını 10 bine yükseltmiştik. Bu yıl 2 bin kişi daha istihdam ederek büyümemizi sürdüreceğiz” dedi. Kadın çalışma oranına da değinen Kanjee; “Toplam çalışanlarımız içinde kadınların payı yüzde 50,5’e ulaştı. Restoranlarda ekip üyeliğinden yöneticiliğe uzanan tüm pozisyonlarda aktif rol alan kadın çalışanlarımız, markamızın sahadaki iş gücü yapısında önemli bir yer tutuyor. İŞKUR ve yerel belediyelerle yürüttüğümüz iş birlikleriyle kadın istihdamını desteklemeye, esnek çalışma düzeniyle daha fazla kadına istihdam fırsatı yaratmaya devam edeceğiz” dedi. “ABD’den Güney Kore’ye pek çok ülke başarımızı görmeye geldi” 2025’te restoran içi deneyimi bir üst noktaya taşıyan dijital yatırımlara da ağırlık veren McDonald’s Türkiye, “Geleceğin Restoran Deneyimi” kapsamında ülke genelinde 594 sipariş kioskunu devreye aldı. “Ortaya koyduğumuz bu standart, global ölçekte yakından takip ediliyor” diyen Kanjee, bu dönüşümün sahadaki karşılığını görmek üzere Amerika Global Yönetim Kurulu’nun da aralarında bulunduğu Dubai, Güney Kore, Latin Amerika ve Güney Afrika’dan yönetim ekiplerini yıl boyunca Türkiye’de ağırladıklarını belirtti. İletişim çalışmaları uluslararası ödülleri getirdi McDonald’s Türkiye, yıl boyunca yüksek görünürlük yaratan kampanyalarıyla da gündeme geldi. Minecraft, Friends, Sekizinci Aile, Grimace ve McHesaplı Menüler gibi çalışmalarıyla geniş kitlelere ulaşan marka, iletişim ve pazarlama alanında önemli ödüllere layık görüldü. 2025 yılında Kristal Elma’dan gümüş ödülle dönen McDonald’s Türkiye; IPRA Golden World Awards ve Altın Pusula Halkla İlişkiler Ödülleri gibi prestijli yarışmalarda iletişim alanında büyük ödüller kazandı. Etkili reklam ve kampanyaların ödüllendirildiği Effie ve Mixx Awards’ta da ikişer altın ödül elde eden marka, Great Place to Work’ün “Genç Kuşaklar İçin En İyi İşverenler” listesinde yer aldı. Ayrıca 2024 EMEA Development ve 2025 T3 Market Zero gibi uluslararası ödüller de markanın başarılı çalışmalarının nişanesi oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Canon, KOBİ’lerin Modern Çalışma Alanına Uyum Sağlayan Yeni i-Sensys Modellerini Tanıttı Haber

Canon, KOBİ’lerin Modern Çalışma Alanına Uyum Sağlayan Yeni i-Sensys Modellerini Tanıttı

Esnek çalışma biçimlerini benimseyen işletmelerin sayısı arttıkça çok yönlü A4 cihazlarına olan talep de yükseliyor; işletmelerin yüzde 23’ü bu yöndeki yatırımlarını artırmayı planlıyor. Günümüz KOBİ’leri ister evden ister uzaktan çalışırken ister küçük ofis ortamlarında olsun güvenilir bir performans sunan kompakt, uygun maliyetli ve çok işlevli yazıcılara ihtiyaç duyuyor. Kompakt ve Kullanıma Hazır Çözüm Canon’un i-SENSYS serisine eklenen yeni modeller, yüksek düzeydeki güvenilir yapısıyla her türlü ofis ortamına kusursuz biçimde uyum sağlayan kullanımı kolay baskı çözümleri sunarken aynı zamanda cihaz yönetimi ve bakım süreçlerini basitleştiriyor. Ayrıca yeni Master Setup özelliği sayesinde cihazlar, en son sürücü ve yazılımları otomatik olarak indirip yükleyerek kurulum sürecini kolaylaştırıyor. Kompakt tasarımları sayesinde yeni yazıcılar, performanstan ödün vermeden çalışma ortamlarındaki değerli alandan tasarruf edilmesini sağlıyor. KOBİ’ler, Canon’un yeni nesil cihazlarıyla yalnızca verimlilik değil, sürdürülebilirlik açısından da güçlü kazanımlar elde ediyor. Geri dönüştürülmüş plastik oranı artırılan bu modeller, enerji tüketiminde pazar lideri seviyelere ulaşarak çevresel etkiyi en aza indiriyor. Kullanımı kolay arayüzleri ve gelişmiş güvenlik özellikleriyle de iş süreçlerini sadeleştirirken, işletmelerin sürdürülebilirlik hedeflerine emin adımlarla ilerlemesine destek oluyor. Her İhtiyaca Uygun Bir Seri Yenilenen ürün portföyü artık i-SENSYS LBP640 serisi, MF660 serisi ve MF750 II serisi olmak üzere üç yeni renkli seri ile birlikte ek bir model olan LBP673Cdw II’yi ve iki siyah-beyaz seri olan i-SENSYS MF460 II serisi and LBP240 II serisini içeriyor. Bu cihazlar; küçük ofislerin veya evden çalışanların her türlü ofis ekosistemine sorunsuz bir şekilde entegre olurken çalışanların verimliliğini artırıyor; siyah-beyaz veya renkli baskı fark etmeksizin kullanıcıların güvenebileceği yüksek kaliteli çıktılar sunuyor. Küçük belgelerin taranabilmesi, reçete yazan sağlık hizmeti sağlayıcıları veya fiş basan perakendeciler gibi çok çeşitli kullanıcı profillerini destekliyor; böylece kullanıcılar her tür belgeyi kolayca saklayabiliyor, paylaşabiliyor ve arşivleyebiliyor. Ayrıca yeni modeller, kullanım kolaylığını ön planda tutarak olağanüstü bir kullanıcı deneyimi sağlıyor. Bu deneyim, kullanıcıları çevrimiçi kullanım kılavuzuna yönlendiren QR kodlu sezgisel arayüz ve kullanıcıların özel gereksinimlerine göre özelleştirebileceği iş akışı uygulama kitaplığı sayesinde destekleniyor. Yenilenen seri, güvenlik ayarları sihirbazı aracılığıyla da kullanıcıların uygun güvenlik seviyesini kolayca belirlemesine olanak tanıyan gelişmiş bir güvenlik altyapısına sahip olmasıyla öne çıkıyor. Sınırlı BT bilgisine sahip kullanıcılar için özellikle önem taşıyan bu durum; serinin sahip olduğu geliştirilmiş 360° güvenlik yaklaşımıyla işletmelerin temel verilerini ve belgelerini koruma altına alarak güven hissi yaratıyor. Canon Europe Dijital Baskı ve Çözümler Pazarlama ve İnovasyon Başkan Yardımcısı Marc Bory: “KOBİ’ler modern çalışma ortamına uyum sağlarken işlerini verimli bir şekilde yapmalarını sağlayacak uygun maliyetli ve güvenilir çözümlere ihtiyaç duyuyorlar. Bu değişen gereksinimleri karşılamak üzere tasarlanan yeni i-SENSYS serimiz; her türlü ofis ortamına kusursuz biçimde uyum sağlayan, kompakt ve kullanımı kolay cihazlar sunuyor. Kalite, güvenlik, sürdürülebilirlik ve kullanıcı deneyimini önceliklendiren bu yeni modeller, KOBİ’lere verimlilik ve etkinliği artırmaları için ihtiyaç duydukları araçları sağlıyor. i-SENSYS portföyünü güçlendiren seri, Canon’un her ölçekten müşteriye yönelik çözümler sunma stratejisinde de kilit bir rol oynuyor. Yeni ürünler, Canon’un modern çalışma ortamının değişen dinamiklerini destekleyen, güvenli, kullanıcı dostu ve sürdürülebilir baskı çözümleri sunma konusundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koyuyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kolektif House 10. Yılında Yurt Dışına Açılıyor Haber

Kolektif House 10. Yılında Yurt Dışına Açılıyor

Yurt dışındaki ilk lokasyonunu Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de açan Kolektif House, globalde de güçlü bir oyuncu olmayı hedefliyor. Türkiye’de 10 yıldır yeni nesil çalışma anlayışına yön veren esnek çalışma alanının öncüsü Kolektif House, şimdi de Bakü lokasyonu ile global yolculuğunun ilk durağını hayata geçiriyor. Kentin mimari belleğinde önemli bir yer tutan Tagiyev bölgesinde, 1900’lü yıllardan kalma tarihi bir binada konumlanan Kolektif House Bakü, hem bireysel profesyonellere hem de kurumsal şirketlere ilham veren bir çalışma ortamı sunmayı hedefliyor. Şehrin kalbinde esnek ofis çözümleri Şehrin kalbinde konumlanan yeni lokasyon; Azerbaycan Milli Tarih Müzesi, Fountain Square ve Azerbaycan Devlet Opera ve Bale Tiyatrosu gibi önemli merkezlere yürüme mesafesinde yer alıyor. Kolektif House Bakü’de ortak çalışma alanlarının yanı sıra 6 ila 10 kişilik hazır ofisler ve kurumsal firmalara yönelik 150-850 m² aralığında Suit Ofis çözümler bulunuyor. Tek üyelikle iki ülkede Kolektif House deneyimi Kolektif House üyelikleri, Bakü’nün yanı sıra Türkiye’deki tüm lokasyonlarda geçerli olurken; kullanıcılar mobil uygulama üzerinden 10.000’den fazla profesyonelden oluşan Kolektif House topluluğuna kolayca dahil olabiliyor. Böylece iki ülke arasında kesintisiz bir çalışma ağı oluşuyor, yaratıcı iş birliği ve kültürel paylaşım güçlenerek yeni bir merkezde buluşuyor. Kolektif House’un kendine özgü etkinlik alanı KoLounge, etkinliklerden atölyelere uzanan özel buluşmalarıyla toplulukları, fikirleri ve kültürleri bir araya getiren sosyal bir merkez olarak markanın “birlikte üretme” ruhunu Bakü’ye taşıyor. “Globalde güçlü bir oyuncu olmayı amaçlıyoruz” Kolektif House Kurucu Ortağı ve CEO’su Ahmet Onur, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: “10 yıl önce çıktığımız bu yolculukta, esnek çalışma kültürünü Türkiye’de dönüştürmeyi hedefledik. Bugün geldiğimiz noktada, hayalini kurduğumuz global açılımın ilk adımını Bakü’de atıyor olmanın heyecanını yaşıyoruz. Bakü’nün tarihi bir binasında, modern iş dünyasına ilham verecek yeni bir Kolektif House deneyimi sunmaktan mutluluk duyuyoruz. Türkiye pazarında büyümeye devam ederken, stratejik lokasyonlarla globalde de güçlü bir oyuncu olmayı amaçlıyoruz.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.