Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Esneklik

Kapsül Haber Ajansı - Esneklik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Esneklik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Teknoloji Sektörü, 2026’da Hiper-Hızlı Bir Yapay Zekâ Dönemine Giriyor Haber

Teknoloji Sektörü, 2026’da Hiper-Hızlı Bir Yapay Zekâ Dönemine Giriyor

Araştırma, teknoloji şirketlerinin 2026 yılında inovasyona öncelik vererek büyümeyi hızlandırabileceklerine dikkat çekiyor. Aynı zamanda stratejik ortaklıklarla büyük ölçekte yapay zekâ uygulamalarının iş modellerine entegre edilmesi de sektörde büyümeyi hızlandırabilen bir diğer faktör olarak ön plana çıkıyor. Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY, teknoloji şirketlerinin 2026 yılında büyümeyi ve operasyonel verimliliği artırmak için odaklanabileceği kritik alanları ele aldığı “Teknoloji Şirketleri için En Büyük 10 Fırsat” araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırma, teknoloji sektörünün hiper-hızlı bir yapay zekâ dönemine girdiğini ortaya koyarken, bu yeni dönemde lider konumda olmak isteyen şirketlere net bir yol haritası sunuyor. Araştırmaya göre; 2026’da başarıyı belirleyen temel unsur günümüz iş dünyasında hızlı aksiyon almak olacak. Yapay zekâ odaklı inovasyonun ivme kazanmasıyla birlikte teknoloji şirketlerinin; stratejik iş birlikleri yoluyla daha hızlı büyüme ve verimlilik elde etmesi öne çıkıyor. Aynı zamanda belirli amaçlar doğrultusunda otonom karar alabilen yapay zekâ sistemleri (Agentic AI), platformlar ve bulut sistemleri arasında birlikte çalışabilirlik ile fiziksel yapay zekâ ve robotik çözümler, yeni rekabet avantajlarının merkezinde yer alıyor. EY araştırmasında, yapay zekânın hız kazanmasıyla birlikte güvenilir yapay zekânın artık yalnızca bir uyum başlığı değil, gelir ve itibarın korunması açısından operasyonel bir zorunluluk haline geldiği vurgulanıyor. Bu kapsamda, yönetişimin iş süreçlerine entegre edilmesi, liderlerin daha etkin bir rol üstlenmesi ve güçlü veri altyapılarının oluşturulması kritik önem taşıyor. EY, 2026’da teknoloji şirketlerinin göz önünde bulundurması gereken 10 fırsat alanını şöyle sıralıyor: 1. Hiper-hızlı yapay zekâ döneminde stratejik iş birlikleriyle büyüme hızlandırılmalı Yapay zekâ odaklı stratejik iş birlikleri, birleşme-satın alma işlemleri veya ortak girişim yaklaşımları ile, teknoloji şirketlerinin daha hızlı ölçeklenmesini sağlayacak. Yönetişimden ödün vermeden, stratejik iş birliklerini güçlendiren teknoloji şirketleri, değişen regülasyonlara daha çevik uyum sağlayarak sürdürülebilir rekabet avantajı elde edebilir. 2. Platformlar arası entregre çalışabilirlik ve fiziksel yapay zekâya geçiş önceliklendirilmeli Ürünlere entegre yapay zekâ artık standart hale gelirken, platformlar ve bulutlar arasında sorunsuz çalışan sistemler fark yaratıyor. Yapay zekâ, robotik ve otonom çözümlerle birleşen bu yaklaşım, yazılım ile fiziksel dünyayı yakınlaştırarak yeni büyüme alanları sunma fırsatı taşıyor. Bu yetkinliklere yatırım yapan teknoloji şirketleri rekabet avantajı elde edebilir. 3. Güvenli ve güvenilir yapay zekâ operasyonel hale getirilmeli Yapay zekânın yaygınlaşması arttıkça güvenilirlik ve etiklik konuları tercih olmanın ötesine geçerek operasyonel gereklilik haline geliyor. Teknoloji şirketlerinin; iş akışlarına ve risklere en yakın konumda bulunan fonksiyonları güçlendirerek, sınırları tanımlama, risk alanlarını belirleme ve güvenilirlik uygulamalarını günlük operasyonlara entegre etme modeline yönelmesi gerekiyor. Güçlü sınırlar olmadan, şirketler zincirleme başarısızlığa yol açabilecek ve iş hedeflerini sekteye uğratabilecek risklerle karşı karşıya kalıyor. İş fonksiyonlarının güçlendirilmesi ve yönetişimin günlük süreçlere entegre edilmesi, bu büyümenin sürdürülebilir şekilde yönetilmesini sağlayabilir. Bunu başaran teknoloji şirketleri, mevzuata ve itibara ilişkin riskleri azaltırken operasyonel verimliliği artırabilir. 4. Yapay zeka döneminde ticari konulara ilişkin strateji yeniden ele alınmalı Yapay zekâ temelli şirketler, yazılımların fiyatlandırılması, hazırlanması ve satın alınması süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Geleneksel modeller yerini sonuç ve değer odaklı fiyatlandırmaya bırakıyor. Müşteriler artık erişimden çok sorunsuz deneyimler ve ölçülebilir fayda bekliyor. Araştırmaya göre; 2026’da lider şirketlerin, fiyatlandırmayı doğrudan sağlanan çıktı ve değerle ilişkilendiren modellerle öne çıkacağı öngörülüyor. Bu sonuç odaklı modeller, müşteriler için tercih edilen bir satın alma deneyimi sunmayı hedefliyor. 5. Esneklik için yapay zekâ model seçimi optimize edilmeli Açık ve kapalı yapay zekâ modelleri arasındaki doğru denge, maliyet, performans ve uyum açısından kritik hale geliyor. Açık model ekosistemi hızla gelişerek daha düşük giriş bariyerleri, daha hızlı süreçler ve çoğu zaman maliyetin çok küçük bir kısmıyla iş akışlarına derin bir entegrasyon potansiyeli sunuyor. Kapalı modeller ise daha yüksek maliyetler, tedarikçiye bağımlılık ve yerelleştirme veya uyum açısından daha sınırlı esneklik gibi riskleri beraberinde getirebiliyor. 2026’da bu modelleri iş operasyonları ve regülasyon ihtiyaçlarına göre doğru yöneten teknoloji şirketleri, hız ve esneklik avantajı elde edebilir. 6. Dijital egemenlik odaklı tasarım ve etkin iş gücü modeli benimsenmeli Regülasyonlar ve jeopolitik gelişmeler, yapay zekâda yerelleşmeyi zorunlu kılıyor. Avrupa Birliği’nin Dijital Piyasalar Yasası (DMA), Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve Yapay Zekâ Yasası gibi düzenlemeler şirketlerin planlarını etkilerken, dijital egemenlik yaklaşımı daha çok önem kazanıyor. Bu konu; yeteneklerin nerede konumlandığını, hesaplama süreçlerinin nerede gerçekleştiğini ve temel modellerin ulusal değerleri, etik yaklaşımları ve gelenekleri nasıl yansıttığını kapsıyor. Stratejilerine farklı bölgesel perspektifleri ve regülasyon gerekliliklerini entegre eden şirketler, hızdan ödün vermeden uyum sağlayarak, giderek farklılaşan bu ortamda küresel ölçekte büyümeyi sürdürebilebilir. 7. Yapay zekâ zorlukları, alanında uzmanlarla yönetilmeli Yapay zekâ uygulamaları karmaşıklaştıkça, ilgili uzmanların doğrudan iş birimlerinde görev alması önem kazanıyor. Teknik yetkinliğin doğrudan iş birimlerine veya proje ekiplerine dahil edilmesi, bu teknolojinin kullanımını hızlandırırken uygulama kalitesini ve sürekliliği artırıyor. Bu rolleri değeri en üst düzeye çıkaracak şekilde yapılandıran teknoloji şirketleri, avantaj elde edebilir. 8. Dijital altyapı ve yapay zekâ dönemi için vergi stratejisi yeniden ele alınmalı Küresel ölçekte büyüyen teknoloji şirketleri için vergi, stratejik bir karar alanı haline geliyor. Nerede yatırım yapılacağı, fikri mülkiyet sahipliğinin nasıl yapılandırılacağı ve maliyetler ile kârların sınırlar arasında nasıl dağıtılacağına ilişkin kararların proaktif olarak değerlendirilmesi önem kazanıyor. Bu doğrultuda, vergi stratejisinin dijital dönüşümün temeline entegre edilmesi gerekiyor. Vergi yaklaşımını dijital dönüşümün merkezine yerleştiren şirketler, büyüme sürecinde uyum ve çeviklik sağlayabilir. 9. AI destekli FinOps (Financial Operations) yaklaşımlarıyla finans fonksiyonu, stratejik bir itici güce dönüştürülmeli Yapay zekâ destekli FinOps (Financial Operations) yaklaşımları, finans fonksiyonunu raporlamanın ötesine taşıyor. Gerçek zamanlı görünürlük ve akıllı kaynak yönetimi, daha hızlı ve isabetli karar almayı mümkün kılıyor. Doğru şekilde hayata geçirildiğinde finans, bir raporlama fonksiyonu olmaktan çıkarak marj artışını destekleyen, sermaye kullanımını optimize eden ve kurum genelinde karar süreçlerini iyileştiren stratejik bir itici güç haline geliyor. 10. Yapay zekâ çağında, kurumsal güvenlik yeniden gözden geçirilmeli Teknoloji şirketlerinin, temel güvenlik seviyesinin ötesine geçerek daha proaktif ve yapay zekâ destekli siber güvenlik ve veri güvenliği yaklaşımlarını benimsemesi gerekiyor. Bu kapsamda; iyileştirme hizmet seviyesi anlaşmalarının haftalardan saatlere indirilmesi, siber tehdit tespiti ile müdahalesinin otomatikleştirilmesi ve sürekli kimlik doğrulamanın entegre edilmesi gibi alanlar öne çıkıyor. Kimlik, veri ve yapay zekâ modellerini bütüncül şekilde koruyan teknoloji şirketleri, büyümeyi kesintisiz ve güvenli biçimde sürdürebilir. EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı, Telekomünikasyon, Medya ve Teknoloji Sektör Lideri Emre Beşli araştırma ile ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu: “Teknoloji sektörü, 2026 yılında yapay zekânın hızla yaygınlaştığı ve ölçülebilir değer üretmenin her zamankinden daha kritik hale geldiği bir döneme giriyor. Teknoloji şirketleri bugün yapay zekânın potansiyelini konuşmaktan çok, bu potansiyeli güvenli ve güvenilir şekilde nasıl hayata geçireceklerine ve etkili çözümlerle nasıl sürdürülebilir değer elde edebileceklerine odaklanıyor. Öte yandan “dijital egemenlik” kavramı da belirleyici bir unsur olarak hayatımıza girdi. Üst yönetim gündeminde artık ‘yapabilir miyiz?’ sorusunun yerini, ‘nasıl daha hızlı ve etkili uygularız?’ sorusu almış durumda. Otonom sistemlerin operasyonel süreçleri desteklediği, liderlerin ise stratejik yönlendirmeye odaklandığı bu yeni iş modelinin, rekabet avantajının temelini oluşturacağını söylemek mümkün. Araştırmamızda ortaya koyduğumuz fırsatlar, teknoloji şirketlerinin deneme ve pilot süreçlerden operasyonel olgunluğa geçişini desteklerken; yapay zekâ temelli stratejileri benimseyen, yönetişimi dönüştüren ve iş modellerini yeniden kurgulayan şirketlerin kazanan konumda olacağına işaret ediyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vize Başvurularında eVize Dönemi Haber

Vize Başvurularında eVize Dönemi

UK Visas and Immigration (UKVI), eVizelerin kademeli olarak devreye alınmasıyla vize başvuru sürecinde önemli bir dönüşüm başlattı. Birleşik Krallık vizesine başvuranlar, bu dijital dönüşümden 25 Şubat 2026 itibarıyla faydalanabilecek. Birleşik Krallık için vize başvurularında uygulamaya alınan eVize sistemi, pasaportlara basılan geleneksel vize etiketlerinin (vinyet) yerini alarak başvuru sahiplerinin, başvurularına ilişkin karar süreci devam ederken pasaportlarını teslim etme zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Ayrıca, başvuru sahiplerinin kimlik doğrulama ve gerekli belgelerin sunumu için vize başvuru merkezini yalnızca bir kez ziyaret etmesinin yeterli olacağı yeni uygulama ile uluslararası seyahat planlarında daha fazla esneklik sağlanacak. İkamet edilen ülkeden başvuru yaparak alınabilen eVize ile başvuru sahipleri, dünyanın herhangi bir yerinden Birleşik Krallık’a seyahat edebilme olanağı elde edecek. Yapılan bu teknolojik yatırım, yurt içi veya yurt dışı kurye ile belge teslimi bekleme süresini de ortadan kaldırıyor. Yeni uygulamayla ilgili UK Visas and Immigration yetkililerinin verdiği bilgiye göre; halihazırda 10 milyondan fazla kişi, biyometrik oturum kartları (BRP) ve pasaportlardaki vize etiketleri gibi fiziksel göçmenlik belgelerinin yerini alan güvenli ve pratik eVizeleri kullanıyor. Yapılan açıklamada, aynı zamanda uygulamanın son aşamalarına gelindiği ve eVizelerin, Birleşik Krallık'a giden çoğu göçmenlik yolunda varsayılan statü belgesi haline geleceği belirtildi. VFS Global Global Operasyonlardan Sorumlu COO’su Srinarayan Sankaran ise “eVizelere geçiş, başvuru sahipleri için süreci önemli ölçüde iyileştirerek pasaportlarını yanlarında tutabilme kolaylığı ve bu süre zarfında diğer ülkeler için de başvuru yapabilme esnekliği sağlayacak. VFS Global olarak, Birleşik Krallık’ın küresel vize hizmet sağlayıcısı olarak, operasyon ağımız genelinde vize süreçlerinin dijitalleşmesine yönelik bu önemli adımda kendilerine destek vermekten memnuniyet duyuyoruz” dedi. eVize süreci nasıl işleyecek? 1.Adım: gov.uk üzerinden başvurunuzu başlatın ve çevrimiçi formu doldurun. 2 Adım: VFS Global üzerinden randevu oluşturun. 3 Adım: Belgelerinizi teslim etmek ve biyometrik verilerinizi kaydettirmek için VFS Global Vize Başvuru Merkezi’ni ziyaret edin. 4 Adım: Pasaportunuzu yanınıza alarak merkezden ayrılın ve karar sürecini bekleyin. Başvurunuz olumlu sonuçlanırsa, eVizenize nasıl erişeceğinize dair talimatlar kayıtlı e-posta adresinize gönderilecektir. *Başvuru sahiplerinin, Birleşik Krallık’a seyahat etmeden önce UKVI hesaplarını oluşturmaları, eVizelerine erişmeleri ve bilgilerin doğruluğunu kontrol etmeleri gerekmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teknolojinin Gelişimi Bireysel Yatırımlardaki Dönüşümü Nasıl Etkiliyor? Haber

Teknolojinin Gelişimi Bireysel Yatırımlardaki Dönüşümü Nasıl Etkiliyor?

Finansal piyasalar uzun yıllar boyunca belirli bilgi ve erişim bariyerlerine sahip, karmaşık bir yapı olarak görülüyordu. Ancak son yıllarda hız kazanan dijitalleşme, bu algıyı kökten değiştirdi. Mobil teknolojiler, gelişmiş veri altyapıları ve kullanıcı deneyimi odaklı platformlar sayesinde bireysel yatırım, artık çok daha geniş kitleler için ulaşılabilir bir alan haline geldi. Teknolojinin yatırım dünyasına etkisi yalnızca işlem hızının artmasıyla sınırlı değil. Aynı zamanda yatırım süreçlerinin şeffaflaşması, analiz araçlarının gelişmesi ve farklı piyasalara erişimin kolaylaşması da bu dönüşümün önemli parçalarını oluşturuyor. Dijital platformlar sayesinde yatırımcılar artık hesap açılışından işlem gerçekleştirmeye kadar tüm süreci dakikalar içinde tamamlayabiliyor. Geleneksel yöntemlerde zaman alan birçok adım, teknolojik entegrasyonlar sayesinde otomatik ve pratik bir yapıya kavuşmuş durumda. Anlık veri akışı, gelişmiş grafik sistemleri ve mobil bildirimler, yatırımcıların piyasaları gerçek zamanlı takip etmesine olanak tanıyor. Böylece karar alma süreçleri hızlanırken, fırsatlara zamanında erişim sağlanabiliyor. Erişim engelleri azalıyor, küresel piyasalar yakınlaşıyor Teknolojinin sağladığı bir diğer önemli dönüşüm ise coğrafi sınırların etkisinin azalması. Yatırımcılar artık yalnızca yerel piyasalara değil, küresel borsalara ve farklı yatırım araçlarına da tek bir platform üzerinden erişebiliyor. Bu durum, portföy çeşitlendirmesini kolaylaştırırken yatırımcıların farklı sektör ve temalara yönelmesine de imkân tanıyor. Küresel gelişmeleri anlık takip edebilmek ve farklı piyasalarda eş zamanlı işlem yapabilmek, bireysel yatırımcıya önemli bir esneklik kazandırıyor. Slayz, bireysel yatırımdaki bu teknolojik dönüşümü odağına alarak geliştirdiği altyapı ve kullanıcı dostu çözümlerle yatırım deneyimini daha pratik hale getiriyor. Platform, sunduğu güçlü teknolojik altyapı sayesinde yatırımcıların piyasalara hızlı ve kesintisiz erişim sağlamasına imkân tanıyor. Anlık veri akışı ve yenilenen grafik sistemi, analiz süreçlerini daha anlaşılır ve verimli bir yapıya dönüştürüyor. Kullanıcılar, işlem sırasında piyasa dinamiklerini net bir şekilde takip edebiliyor ve kararlarını daha bilinçli şekilde şekillendirebiliyor. Slayz ayrıca farklı piyasalara tek bir uygulama üzerinden erişim sunarak yatırım süreçlerini sadeleştiriyor. Borsa İstanbul, ABD borsaları ve fon piyasalarına aynı platformdan ulaşabilmek; yatırımcıların portföylerini bütüncül bir bakış açısıyla yönetmesine katkı sağlıyor. Zaman ve mekân bağımsız işlem imkânı sunan yapısıyla Slayz, bireysel yatırımcıların finansal piyasalara daha esnek ve özgüvenli bir şekilde katılım göstermesini destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone Uzun Dönem Staj Programına 15 Bini Aşkın Başvuru Yapıldı Haber

Vodafone Uzun Dönem Staj Programına 15 Bini Aşkın Başvuru Yapıldı

Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, geleceğin teknolojilerine yön verecek genç yetenekleri bünyesine katmaya devam ediyor. Şirketin uzun dönem staj programına bu yıl bir önceki yıla kıyasla %88 artışla 15 bini aşkın başvuru yapıldı. Üniversite 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin başvuru yapabildiği programa 23 farklı üniversiteden alım yapılırken, %73’ü kadın olmak üzere toplam 60 kişi kabul edildi. Bu kişilerin 5’i, Vodafone’un üniversiteli gençlere yönelik düzenlediği “Bi’ Düşünsene” fikir maratonunu kazananlardan oluştu. Programa kabul edilen öğrenciler, Vodafone’un İstanbul, Antalya, Diyarbakır, İzmir, Ankara ofislerinde görev yapacak. Öğrenciler, şirketin farklı departmanlarında minimum 3 gün olacak şekilde esnek bir yapıda kendi çalışma günlerini seçebilecek. Ayrıca, önceki yıllardan farklı olarak staj süresini kendi planlarına göre 6, 12 ya da 18 ay olarak seçme esnekliğine sahip olacak. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Nazlı Tlabar Güler, şunları söyledi: “Vodafone’da genç yeteneklere yatırım yapmak en büyük önceliklerimizden biri. Genç yetenekleri çekebilmek amacıyla güçlü bir işveren markası stratejisi oluşturmaya özen gösteriyor, gençlerin ihtiyaçlarını anlamaya ve kendimizi bu doğrultuda geliştirmeye dikkat ediyoruz. Amacımız, sunduğumuz gelişim fırsatları, istikrar ve güven ile gençler tarafından en çok tercih edilen işveren konumumuzu güçlendirmek. Uzun yıllardır devam ettirdiğimiz uzun dönem staj programıyla bugüne kadar yüzlerce gence profesyonel iş deneyimi sunduk. Bu yıl da 60 uzun dönem stajyer alımı yaptık. Bu yıl ayrıca, ‘Vodafone’da staj senin planına uyar’ diyerek programımızı tamamen esnek bir yapıya kavuşturduk. Öğrencilerimize 6, 12 veya 18 aylık staj modellerinden kendileri için uygun olanı seçme imkânı sunuyoruz. Her zaman olduğu gibi gelecekte de gençler en büyük motivasyonumuz ve rehberimiz olmaya devam edecek.” Discover Genç Yetenek Programı’na öncelikli adaylık fırsatı Vodafone’un uzun dönem staj programı, yıllardır yüzlerce gencin kariyer yolculuğuna eşlik ediyor. Program, gençlere yalnızca staj değil, başlangıç rollerine ve Discover Genç Yetenek Programı’na öncelikli adaylık fırsatı da sunuyor. Vodafone’da staj yapan gençler, tekrar iş arama stresine girmeden, kariyerlerini Vodafone’da sürdürme şansı elde ediyor. Bu gençlere çevik çalışma, esneklik ve global iş yapış kültürüne dayalı bir çalışma modeli sunuluyor. Uzun dönem staj programı, gençlere mentorluk, gerçek projelerde görev alma, kurumsal iş yapışına erken adaptasyon, global deneyim gibi avantajlar sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AR-GE ve İnovasyon Artık Zorunluluk! Haber

AR-GE ve İnovasyon Artık Zorunluluk!

AR-GE ve inovasyonun günümüzde bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini dile getiren Doç. Dr. Özay, “Artık kurumlar yalnızca üretim kapasitesiyle değil, bilgi üretme ve bu bilgiyi ürüne dönüştürme becerisiyle yarışıyorlar.” dedi. 21.yüzyıl girişimcisinin yalnızca bir iş fikrine sahip olmasının yeterli olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Özay, “Günümüz girişimcisi yalnızca bir iş fikrine sahip olmakla yetinmeyip; proje yazma, fon kaynaklarına erişme, ulusal ve uluslararası destek programlarını yönetme, fikri hak süreçlerini anlama ve çok paydaşlı iş birlikleri kurabilme yetkinliğine sahip olmalı.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Başkan Yardımcısı, ARGE ve Yenilikçi Politikalar Direktörü Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “16 Şubat İnovasyon” Günü dolayısıyla girişimcilik ve inovasyonun dönüşümünü değerlendirdi. Yeni nesil girişimler ‘önce doğrula sonra ölçekle’ yaklaşımını benimsiyor Doç. Dr. Müge Ensari Özay, 21. yüzyılda girişimciliğin geleneksel modellerden hız, esneklik ve belirsizlik yönetimi açısından belirgin biçimde ayrıldığını belirterek, “Geçmişte girişimcilik daha çok sermaye, fiziksel yatırım ve uzun vadeli planlamaya dayanıyordu. Bugün ise dijital altyapılar sayesinde düşük maliyetle hızlı deneme-yanılma yapılabilen çevik yapılar öne çıkıyor. Yeni nesil girişimler ‘önce kur sonra büyüt’ yerine, ‘önce doğrula sonra ölçekle’ yaklaşımını benimsiyor. Bu dönüşüm, üniversiteleri yalnızca eğitim veren kurumlar olmaktan çıkararak girişimcilik ekosisteminin aktif bir parçası haline getirmektedir. Nitekim Üsküdar Üniversitesi BrainPark Teknoloji transfer ofisin bünyesinde yürütülen çalışmalar, akademik bilginin ticarileşmesi ve toplumsal faydaya dönüşmesi açısından bu yeni yaklaşımın somut örneklerini oluşturmaktadır.” dedi. Rekabet artık bilgi üretme kapasitesiyle ölçülüyor Ar-Ge ve inovasyonun günümüzde bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini dile getiren Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Artık kurumlar yalnızca üretim kapasitesiyle değil, bilgi üretme ve bu bilgiyi ürüne dönüştürme becerisiyle yarışıyorlar. Bu noktada teknoloji transfer ofisleri, akademik araştırmalar ile sanayi arasındaki köprüyü kurarak bilginin ekonomik değere dönüşmesini sağlıyor. Üniversite içinde geliştirilen projelerin fikri mülkiyet süreçlerinin yönetilmesi, patentlenmesi, lisanslanması ve şirketleşmesi gibi adımlar, sistematik destek mekanizmalarıyla mümkün hale getirmektedir. Bu süreçler, Ar-Ge’nin teorik bir faaliyet olmaktan çıkıp doğrudan ekonomik kalkınmanın motoru olmasını amaçlamaktadır.” diye konuştu. Dijitalleşme girişim fikirlerini kökten dönüştürüyor Dijitalleşme, yapay zekâ ve veri odaklı teknolojilerin girişimcilik anlayışını dönüştürdüğünü ifade eden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, şöyle devam etti: “Dijitalleşme, yapay zekâ ve veri odaklı teknolojiler, girişim fikirlerinin şekillenmesini kökten değiştirirken, teknoloji transfer yapılarının da çalışma modelini dönüştürüyor. BrainPark Teknoloji Transfer Ofisi tarafından yürütülen mentorluk programları, proje geliştirme eğitimleri, üniversite-sanayi iş birliği organizasyonları ve girişim hızlandırma faaliyetleri; araştırmacıların ve genç girişimcilerin dijital temelli iş modelleri geliştirmesine olanak tanımaktadır. Üsküdar Üniversitesinde veri analitiği, sağlık teknolojileri, yapay zekâ uygulamaları, iş sağlığı ve güvenliği ve nöroteknoloji gibi alanlarda geliştirilen projeler, disiplinler arası çalışmanın girişimcilikteki belirleyici rolünü ortaya koymaktadır.” Girişimci kimliği çok boyutlu yetkinlik gerektiriyor 21.yüzyıl girişimcisinin yalnızca bir iş fikrine sahip olmasının yeterli olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “21. yüzyıl girişimcisinde bulunması gereken temel yetkinlikler, teknik uzmanlık ile yenilikçi düşünme becerisinin birleşimini gerektiriyor. Günümüz girişimcisi yalnızca bir iş fikrine sahip olmakla yetinmeyip; proje yazma, fon kaynaklarına erişme, ulusal ve uluslararası destek programlarını yönetme, fikri hak süreçlerini anlama ve çok paydaşlı iş birlikleri kurabilme yetkinliğine sahip olmalı. Teknoloji transfer ofisleri tarafından verilen eğitim, danışmanlık ve kuluçka destekleri bu yetkinliklerin gelişmesini sağlayarak araştırmacıları aynı zamanda girişimci kimliğiyle güçlendirmektedir.” ifadesinde bulundu. İnovasyon artık sosyal etki de üretmeli Sürdürülebilirlik ve yeşil inovasyon başlıklarının öne çıktığını belirten Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Sürdürülebilirlik, yeşil inovasyon ve sosyal etki konularının öne çıkması, girişimciliğin yalnızca ekonomik değil, çevresel ve toplumsal değer üretme sorumluluğu taşıdığını gösteriyor. Günümüzde destek programları ve yatırım mekanizmaları, sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu projelere öncelik veriyor. Üniversite-temelli girişimcilik yapıları da sağlık, çevre, toplumsal refah ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik çözümleri destekleyerek ‘sosyal etki odaklı inovasyon’ anlayışını yaygınlaştırıyor.” dedi. Üniversiteler üretilen bilginin ticarileşmesini destekleyen stratejik merkezler haline geliyor Türkiye’de Ar-Ge temelli girişimciliğin gelişen teknoparklar, artan kamu destekleri ve üniversite-sanayi iş birlikleri sayesinde ivme kazandığını belirten Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Teknoloji geliştirme bölgeleri ve teknoloji transfer ofisleri; akademisyen, öğrenci ve sanayi temsilcilerini aynı ekosistemde buluşturarak araştırmanın ticarileşme sürecini hızlandırıyor. Önümüzdeki dönemde uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesi ve derin teknoloji alanlarına yapılan yatırımların artmasıyla, üniversiteler yalnızca bilginin üretildiği değil, aynı zamanda üretilen bilginin ticarileşmesini destekleyen stratejik merkezler haline gelmektedir.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mitsubishi Electric’ten Otomotiv Sektörüne Tam Destek Haber

Mitsubishi Electric’ten Otomotiv Sektörüne Tam Destek

İş ortaklarının ve Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri profesyonellerinin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, teorik bilgiler uygulama örnekleriyle birlikte doğrudan katılımcılara aktarıldı. Otomotiv sektörünün nitelikli iş gücünün gelişimine katkı sağlamayı ve dijital dönüşüm yolculuğunu desteklemeyi hedefleyen Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri, “Automation For Automotive” etkinliği kapsamında verimlilik, esneklik ve sürdürülebilirlik odağındaki çözümlerini sektör temsilcileriyle paylaştı. Etkinliğin açılış konuşmalarını, Mitsubishi Electric Türkiye Başkanı Şevket Saraçoğlu ve Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Global Kilit Müşteri Direktörü Giuseppe Polimeni gerçekleştirdi. İnsan odağını, sürdürülebilirliği ve esnek üretim anlayışını merkeze alan Sanayi 5.0 dönemine geçiş sürecinde Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri, sanayinin dönüşümüne rehberlik eden yaklaşımıyla işletmelerin uzun vadeli rekabet gücünü desteklemeyi amaçlıyor. Geliştirilen çözümler, işletmelerin değişen koşullara hızla yanıt vermesini ve sürdürülebilir büyümesini kalıcı hale getirmeyi hedefliyor. Etkinlik kapsamında Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri’nin uzman kadrosu; otomotiv sektöründe öne çıkan yeni ürün ve çözümlerini paylaştı. e-F@ctory konseptiyle birlikte PLC, Servo, Kontrolör, CC-Link IE TSN gibi sistemlerdeki güncel teknolojiler detaylarıyla ele alındı. Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri uzmanları, otomotiv üretim hatlarına yönelik robotik ve proses otomasyonu çözümlerini aktardı. Programın son bölümünde ise şirketin iş ortağı olan GOS Otomasyon, ISP Group, İdea Otomasyon ve BDK otomasyon firmaları, otomotiv sektöründe hayata geçirdikleri projelerini ve başarı hikâyelerini paylaştı. Etkinlik kapsamında Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri’nin “FA Center” çatısı altında yürüttüğü üniversite iş birlikleri katılımcılarla paylaşıldı. Akademi–sanayi iş birliğini güçlendirmeyi hedefleyen bu çalışmalarla, Türkiye’de nitelikli iş gücünün gelişimine katkı sağlanması ve bölgesel eğitim merkezleri aracılığıyla sürdürülebilir bir eğitim ekosistemi oluşturulması amaçlanıyor. Şevket Saraçoğlu, etkinlikte yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Otomotiv sektöründe esneklik, artık bir tercih değil, zorunluluk. Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri olarak, değişen model ve parça varyasyonlarına hızlı uyum sağlayabilen otomasyon çözümlerimizle bu ihtiyaca inovatif ve verimlilik odaklı yanıtlar veriyoruz. Robotlu hücreler, operatör güvenliğini önceliklendiren kontrol sistemleri ve kolay programlanabilir yapılar sayesinde üreticiler; yüksek hacimli üretimden karma model hatlarına kadar farklı seviyelerde esnek operasyonlar yürütebiliyor. Bu yaklaşımımızla işletmelerin iş gücü verimliliğini artırırken, çalışanları riskli süreçlerden uzaklaştırarak onlara daha güvenli bir üretim ortamı sunuyoruz. Bu etkinlik vasıtasıyla, otomotiv sektörüne esneklik ve hız kazandıran en yeni çözümlerimizi değerli iş ortaklarımıza birebir aktarma fırsatı bulduk.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni Nesil İçin Önce Hayat, Sonra İş Haber

Yeni Nesil İçin Önce Hayat, Sonra İş

Yeni nesil çalışanların işverenlerden beklentileri sık sık gündeme gelmeye devam ediyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Neotalent Kurucusu Zeynep Mete, iş hayatında yeni nesil için anlam, esneklik, ruh sağlığı, adalet ve şeffaflık çok önemli olduğunu aktardı. Şirketlere Koşullu Bağlılık Yeni nesil çalışanların beklentilerini değerlendirmeye devam eden Mete, “Bu beklentiler, bazen tembellik olarak etiketleniyor ancak ben buna katılmıyorum. Bu tembellik değil, aksine, daha bilinçli bir pazarlık. Önceki kuşaklar bir şeylere katlanarak yükselmeyi, bunun seneler almasını normalleştirdi. Yeni nesil ise şunu söylüyor, “ben yıllarca aynı rolde benzer işleri yaparak büyümek, gelişmek, ilerlemek istemiyorum. Yürüdüğümüz yol aynı olmak zorunda değil.” Bu nedenle de bağlılıkları daha koşullu. Şirket içindeki deneyimleri iyiyse kalıyorlar, değilse gidiyorlar.” dedi. Çalışan Bağlılığında Yeni Dönem: Esneklik ve Gerçeklik Yeni dönem çalışan beklentilerinde oluşan farklardan dolayı şirketlerin mevcut sistemlerini, yeni iş gücünün beklenti ve hedeflerini kapsayacak şekilde yeniden ele alması gerekiyor. Şirketlerin verimliliklerini artırması için yeni neslin beklentilerini dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Mete, “İlk olarak gelişim konusunun gözden geçirilmesi gerekiyor. Herkese aynı şekilde sunulan eğitim katalogları artık yeterli değil. İhtiyaca göre uyarlanan, ayrışan, kişiselleştirilen öğrenme modelleri devreye girmeli. İkinci kritik alan ise yönetici kalitesi ve onun yönetim becerisi. Genç yetenek için en güçlü bağlılık faktörü hala birebir ilişki. Otantik iletişim, net hedefler, düzenli geri bildirim, görülme hissi… Tanıma ve takdir mekanizmalarının da iyi çalışması çok önemli.” dedi. Çalışan bağlılığı konusunda görüşlerini aktarmaya devam eden Mete şunları söyledi: “Esneklik de artık işin yapısının bir parçası. Bu sadece bir yan hak olarak değerlendirilmemeli. Nerede, ne zaman, nasıl çalıştığının net olmamasının, bağlılığa doğrudan olumsuz etkisi oluyor. Son olarak, şirketin dışarıda anlattığı hikayeyle, içeride yaşanan deneyim arasında fark olmaması gerek. Eğer burada bir tutarsızlık varsa, bağlılık çok hızlı anlamını yitirmeye başlar. Gençler bu tutarsızlığı gerçekten çok hızlı fark ediyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajans

Multinet Up: “2025 Ramazan Döneminde Giyim ve Teknoloji Harcamaları Üç Haneli Büyüme Kaydetti” Haber

Multinet Up: “2025 Ramazan Döneminde Giyim ve Teknoloji Harcamaları Üç Haneli Büyüme Kaydetti”

Multinet Up, çalışan deneyimini zenginleştiren çözümleriyle kurumların ödüllendirme ve teşvik süreçlerine yenilik katmaya devam ediyor. Çalışanlara sunulan desteklerin en görünür olduğu dönemlerden biri olan Ramazan ayında, tek tip yardımların ötesinde bir yaklaşım benimseyen Multinet Up, MultiGift ve MultiFlex kurumsal hediye çözümleriyle çalışanlara esneklik, seçim özgürlüğü ve gerçek fayda sunuyor. Klasik erzak kolileri ve sabit uygulamalar yerine, çalışanların kendi ihtiyaç ve önceliklerine göre tercih yapabilmesine imkân tanıyan bu yapı; kurumlara operasyonel kolaylık sağlarken, yüzde 45’i aşan vergi avantajı ve 50 bine varan üye iş yeri ağıyla geniş bir kullanım alanı sunuyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Multinet Up Satış Genel Müdür Yardımcısı Oğuz Oruç, “Ramazan ayı, çalışanlarla işverenler arasındaki bağı güçlendiren çok özel bir dönem. Multinet Up olarak bu dönemde kurumların çalışanlarına sundukları desteğin gerçek bir karşılık bulabilmesi için esnekliğin ve kişiselleştirilebilirliğin belirleyici olduğuna inanıyoruz. MultiGift ile klasik uygulamaların ötesine geçerek hem çalışan deneyimini iyileştiriyor hem de kurumlara operasyonel kolaylık ve mali avantaj sunuyoruz. Bu yaklaşımımızın sahadaki karşılığını da net bir şekilde görüyoruz. 2025 yılı itibarıyla MultiGift’in müşteri memnuniyet puanı 94’e, müşteri sadakat puanı ise 71 seviyesine ulaştı” dedi. “Ramazan’da gıda hâlâ ilk sırada ancak tercihler giderek çeşitleniyor” “2025 Ramazan döneminde gıda kategorisi toplam cironun yaklaşık yüzde 80’ini oluştururken; giyim kategorisinde yüzde 110, teknoloji kategorisinde ise yüzde 160’ı aşan artış gözlemledik. Bu veriler, çalışanların Ramazan dönemindeki harcamalarında çeşitliliğin arttığını ve kurumsal hediye kartlarının yalnızca temel ihtiyaç değil, yaşam tarzına uygun tercihlerde de kullanıldığını açıkça ortaya koyuyor. Bu dönüşümün 2026 Ramazan döneminde daha da hızlanacağını öngörüyoruz. Multinet Up olarak bu dönüşümün merkezinde yer alıyor, MultiGift çözümümüzle kurumların çalışanlarına klasik bir hediyenin ötesinde, anlamlı bir deneyim sunmasına aracılık ediyoruz” dedi. “Yeni nesil çalışanlar kişiselleştirilebilir çözümler bekliyor” “Z kuşağı çalışanlar için kurumsal hediye süreçlerindeki en önemli beklentilerin başında ‘kişiselleştirilebilirlik’ var. Fiziksel bir üründen ziyade anlamlı deneyim ve seçim özgürlüğü arayan yeni nesil çalışanlar, dijital çözümlere daha fazla yöneliyor. Bu doğrultuda, kurumsal hediye kartının dijital ve esnek çözümü MultiFlex sayesinde çalışanların kendi deneyimlerini yönetmelerine olanak tanırken, yeni nesil çalışanların beklentilerine de doğrudan karşılık veriyoruz. Uygulama üzerinden yüklenen bakiyelerle çalışanlar; gıdadan giyime, ayakkabıdan ev ve yaşam ürünlerine kadar farklı kategorilerde hem mağazadan hem de online olarak alışveriş yapabiliyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Atlas Copco, Smart Integrated Assembly ile Üretimde Kesintisiz Operasyon ve Dijital Dönüşüm Sağlıyor Haber

Atlas Copco, Smart Integrated Assembly ile Üretimde Kesintisiz Operasyon ve Dijital Dönüşüm Sağlıyor

Smart Integrated Assembly ile üretim hatlarındaki plansız duruşlar %50’ye kadar azalırken, fabrikalara kesintisiz operasyon ve yüksek verimlilik sağlanıyor. Donanım, yazılım ve servis bileşenlerini tek bir entegre çözümde birleştiren bu yaklaşım, fabrikaların rekabet gücünü artıran kesintisiz operasyon, yüksek kalite güvencesi ve sürdürülebilir verimlilik sunuyor. Günümüz üretim ekonomisinin en kritik sorunu olan plansız duruşlar, işletmelere hem yüksek maliyet hem de kayıp kapasite olarak geri dönüyor. Uluslararası sektör raporları, öngörücü bakım uygulamalarının plansız duruşları %20–50 azaltabildiğini ortaya koyuyor. Atlas Copco’nun Smart Integrated Assembly yaklaşımı, bu kazanımı fabrikalara somut olarak taşıyor. Akıllı sıkma ekipmanları, gelişmiş proses kontrol yazılımları ve entegre veri analitiği platformları birlikte çalışarak potansiyel arızaları erken aşamada tespit ediyor; böylece hatların durma ihtimali minimum seviyeye iniyor. Atlas Copco’nun global araştırmalarına göre, üretim hatlarında yaşanan her bir dakikalık duruş ciddi mali kayıplara yol açabiliyor. Smart Integrated Assembly, bu kayıpların önüne geçmek için veri odaklı bir ekosistem sunuyor ve üreticilerin dayanıklılık seviyesini önemli ölçüde artırıyor. Bu yaklaşım sadece kaliteyi değil, esneklik ve çevikliğin kritik önem taşıdığı yeni endüstri çağında üretim hatlarının adaptasyon kabiliyetini de artırıyor. Smart Integrated Assembly, işletmelerin yüksek verimlilik ve düşük karbon ayak izi hedeflerine daha hızlı ulaşmasına da katkı sağlıyor. Atlas Copco Endüstriyel Teknik’in Türkiye Otomotiv Bölüm Müdürü Aras Kabakcı, Smart Integrated Assembly’nin önemini vurgulayarak şunları ifade ediyor: “Üretimde kesintisizlik, kalite güvencesi ve sürdürülebilirlik artık sadece rekabet avantajı değil; uzun vadeli başarı için zorunlu hale geldi. Smart Integrated Assembly yaklaşımımız, müşterilerimize bu üç alanda da güçlü bir çözüm sunuyor. Donanım ve yazılımı tek çatı altında birleştirerek üretimin bütününü daha akıllı ve daha güvenilir bir yapıya taşıyoruz.” Atlas Copco Endüstriyel Teknik, Smart Integrated Assembly ile Türkiye’deki üreticilere küresel standartlarda bir dönüşüm fırsatı sunuyor. Yerel servis yapılanmasıyla işletmelere 7/24 kesintisiz destek sağlayan Atlas Copco, üretim hatlarını modernize etmek isteyen işletmelerin hem bugün hem de geleceğe yatırım yapmasını mümkün kılıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.