Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Estetik

Kapsül Haber Ajansı - Estetik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Estetik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sütaş'ın Mutlu İnekleri, Sanatçıların Tasarımları İle Şehre Geldi Haber

Sütaş'ın Mutlu İnekleri, Sanatçıların Tasarımları İle Şehre Geldi

İlk olarak Galataport İstanbul'da sergilenmeye başlanan tasarımlar, 2026 yılı boyunca Türkiye'nin farklı şehirlerini dolaşarak kamusal alanlara renk, neşe ve estetik katmaya devam edecek. Süt ve süt ürünleri sektörünün en sevilen markası Sütaş'ın kuruluşunun 50. yılı kapsamında, BASE iş birliğiyle hayata geçirilen proje kapsamında ortaya çıkan "Dikkat İnek Çıkabilir!" sergisi, Galataport İstanbul'da gerçekleşen açılışla ziyaretçileriyle buluştu. Yıllardır Sütaş'ın iletişim dünyasına ilham veren, kimi zaman uçan, kimi zaman dans eden ikonik inekleri, bu kez sanatçıların özgün yorumlarıyla yeniden hayat buldu. Yüzlerce başvuru arasından Türkiye'nin 20 farklı ilinden seçilen 50 tasarımda, sanatçılar Sütaş'ın doğal, samimi, mutlu ve neşeli dünyasının simgesi olan inek heykellerini kendi bakış açılarıyla yorumladı. Şehir yaşamına entegre edilmek üzere tasarlanan çalışmalar, 23 Aralık–5 Ocak tarihleri arasında Galataport İstanbul'da sergilenecek; ardından 2026 yılı boyunca Türkiye'nin farklı şehirlerini dolaşarak kamusal alanlara renk, neşe ve estetik katmaya devam edecek. "ŞEHİR YAŞAMINA GÜLÜMSETEN BİR DENEYİM TAŞIMAK İSTEDİK" Sanatçıların da katılımı ile gerçekleştirilen açılışta Dikkat İnek Çıkabilir projesi hakkında bilgi veren Sütaş Ana Marka ve Kurumsal İletişim Direktörü Eylem Karakaş Soyluoğlu şunları söyledi: "50 yıllık marka yolculuğumuzda ineklerimiz ve çiftliğimiz, bizim her zaman en büyük ilham kaynağımız oldu. 1996 yılında ilk ulusal reklamlarımız yayına başladı ve Sütaş inekleri kamuoyu ile tanıştı. 2002 yılından itibaren aralıksız her gün yayınlanan Sütaş Çiftliği Karikatürleri'yle ünleri pekişti. Sütaş'ın eğlenceli, samimi ve iyimser dünyasının iletişimdeki sözcüsü oldular. Tüketicilerimizle, "Çiftlikten Sofralara" ulaşan ürünlerimizle kurulan bağın, kalplere ulaşmasında ineklerimizin payını göz ardı edemeyiz. 50. yılımızda "Çiftlikten Kalplere" uzanan bu yolculuğu kutlarken elbette ineklerimiz yine başrolü üstlendiler, yıl boyu ekranlarda yer aldılar. Projelerimizi planlarken de bizim dünyamızın kahramanı olan ineklerimiz ön plandaydı. İkonik inek heykellerimizi tasarımcılarımızın yaratıcı bakış açısıyla buluşturmayı, şehir yaşamının bir parçası hâline getirmeyi hedefledik. "Dikkat İnek Çıkabilir!" projesi ile amacımız kamusal alanlara, renk, estetik ve gülümseten bir deneyim taşıyabilmek. Günlük hayatın koşturmacası içinde karşınıza çıkacak bu tasarımların, kısa bir duraklama, bir tebessüm ve şehir hayatının yoğunluğu içinde küçük ama iyi gelen bir an yaratmasını diliyoruz." Proje Danışmanı Derya Yücel de, "Bu özel projeye katkı sunmuş olmaktan çok mutluyum. Dikkat İnek Çıkabilir! başlığıyla yola çıktık ve sonucunda Sütaş inekleri, kamusal alanda sanatın görünürlüğünü artırmaya, sanatçılara yeni mecralar açmaya ve kentle kurulan bağı güçlendirmeye yönelik bir çağrı oldu. Projenin hepimize ilham olmasını diliyorum" dedi. BASE adına konuşan Aslı Boduroğlu ise, "BASE olarak bu keyifli projenin bir parçası olmaktan çok mutluyuz. Sanatı hayatın içine katan, sanatçıların üretim ve yaratıcılık motivasyonlarını besleyen bu gibi projeleri çok değerli buluyoruz. Tüm Türkiye'den farklı disiplinlerden 200'e yakın sanatçının birbirinden yaratıcı başvuruları arasından 50 tanesi proje kapsamında sergileniyor. Sütaş'ın eğlenceli ve mutlu dünyasını tasarımlarına taşıyan sanatçılarımızın işlerinin Galataport İstanbul ve ardından farklı mekanlarda ve illerde kamuoyuyla buluşacak olmasından dolayı çok heyecanlıyız" değerlendirmesinde bulundu.

Konut Üretiminde Güven ve Sürdürülebilirlik Ön Planda Haber

Konut Üretiminde Güven ve Sürdürülebilirlik Ön Planda

Şentürk, aile geçmişlerine dayanan üretim anlayışının temelinde insan odaklı tasarımın yer aldığını, yapıların yalnızca barınma ihtiyacı değil uzun vadeli yaşam kültürü sunması gerektiğini vurguladı. Yeni projelerinde modern mimari, mühendislik güvenliği ve çevreyle uyumlu çözümleri bir araya getirdiklerini belirten Şentürk; mimari, iç mekân ve peyzaj disiplinlerinin ortak çalışmasının projelere bütüncül bir yapı kazandırdığını ifade etti. Sürdürülebilirliğin artık projelerin vazgeçilmez bir kriteri olduğunu söyleyen Şentürk, enerji verimliliği, su tasarrufu ve geniş yeşil alan tasarımının önemine dikkat çekerek, son projelerinde 15.180 m² peyzaj alanı tanımladıklarını aktardı. Şentürk, sektörün rekabet ortamında uzun vadeli değer üretme anlayışının belirleyici olduğunu, estetik–uyum–dayanıklılık dengesinin projelerde fark yarattığını ifade etti. Çevre dostu yapı yaklaşımının ise geleceğe dönük önemli bir fırsat oluşturduğunu belirtti. Türkiye’de inşaat sektörünün hızla dönüşmeye devam ettiğini söyleyen Şentürk, maliyet artışlarının zorluk yarattığını ancak yenilikçi tasarım ve teknoloji kullanımının sektörü ileri taşıyan başlıca unsurlar olduğunu vurguladı. Önceliklerinin her zaman güven ve uzun ömürlü yaşam alanları üretmek olduğunu ifade eden Şentürk, bu değerlendirmelerini MAG okurlarıyla paylaştı.

Kocaeli Büyükşehir’in Projeleri Işıltılı Bir Manzara Sunuyor Haber

Kocaeli Büyükşehir’in Projeleri Işıltılı Bir Manzara Sunuyor

İZMİT’İN KALBİ GECE DE ATIYOR Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin vizyon projeleri gece ayrı gündüz ayrı atmosfere bürünüyor. Bu kapsamda İzmit’in yeni buluşma noktalarından biri olan Milli İrade Meydanı, modern tasarımı ve etkileyici aydınlatmalarıyla gündüz olduğu kadar gece de büyülüyor. Meydan, sosyal yaşamın kalbinin attığı bir alan olarak ziyaretçilerini karşılıyor, kafeleri ve yürüyüş yollarıyla şehre canlı bir atmosfer katıyor. Gece ışıkları altında meydan adeta başka bir kimlik kazanırken, bu da şehir siluetini estetik bir tabloya dönüştürüyor. MODERN MİMARİ, IŞIL IŞIL GECE Şehrin kültür ve sanat yaşamının merkezi haline gelen Kocaeli Kongre Merkezi, mimarisini gece ışıklarıyla taçlandırıyor. Etkinliklerin ve buluşmaların adresi olan merkez, ışıklandırmasıyla modern ve davetkâr bir görünüm kazanıyor. Gündüz kadar gece de şehrin canlılığını yansıtan yapı, Kocaeli’nin modern yüzünü ortaya koyuyor. DOĞA VE IŞIĞIN BULUŞMASI Başiskele Seymen Millet Bahçesi, doğanın huzurunu şehir hayatıyla buluşturuyor. Yürüyüş yolları, dinlenme alanları ve yeşil dokusu, gece ışıklarıyla birleştiğinde ziyaretçilerine güvenli ve keyifli bir ortam sunuyor. Geceleyin ışıl ışıl parlayan Seymen Millet Bahçesi, şehrin ortasında doğayla iç içe bir dinlenme noktası olarak vatandaşa nefes aldırıyor. IŞIK DOKUNUŞU ŞEHRİ CANLANDIRIYOR Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin projeleri, şehirde sadece görselliği artırmıyor. Sosyal yaşamı canlandıran, vatandaşlara güvenli ve estetik mekânlar sunan projeler, Kocaelililerin hayatına dokunuyor. Işıklandırmaların ise modern tasarıma ve doğal alanlarına uyumu, şehirde geceyi özel ve büyüleyici kılıyor. Şehirdeki bu yeni alanlar, gündüz olduğu kadar gece de Kocaeli’yi yaşanabilir, renkli ve davetkâr bir yer hâline getiriyor.

Devrim Demiral'ın "Romantik" İsimli Solo Sergisi Açıldı Haber

Devrim Demiral'ın "Romantik" İsimli Solo Sergisi Açıldı

10 Aralık 2025 tarihine kadar ziyaret edilebilecek sergi, odernizmin estetik ve düşünsel mirasını yeniden değerlendirmeyi hedeflerken romantizmin güncel yorumlarını odağına alıyor. Devrim Demiral, sergiye dair düşüncelerini şöyle aktarıyor: "Eğer bir tarihsellik fikri varsa modernizmin bizi getirdiği sanatsal ve estetik durum tarihi yeniden gözden geçirmemizi gerektirir. Bana göre çağımızın yarattığı hissizleşme romantizmin eleştirel bakma biçimiyle aşılabilir. Bu bağlamda, bir deniz resmi sadece bir deniz resmi değil, yeni romantik biçim-biçem ilişkisinin yeni bir palet oluşturma çabası olarak algılanmalıdır. Tarihsel evrimi içerisinde romantizm farklı disiplinlerle ilişkilenerek, bu disiplinler içerisinde gelişerek yeni romantizmlere bölünmüştür. Eserlerimde bu yeni romantizmleri çıkış noktası olarak ele alıp, romantizmlerin izini sürmekteyim." Evrim Sanat Galerisi'nin kurucusu Betül Ketenci ise sergi hakkında şunları söylüyor: "Devrim Demiral'ın eserleri, romantizmin günümüze uzanan etkilerini güçlü bir şeki lde hissettiriyor. "Romantik" sergisine ev sahipliği yapmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. İzleyicilerin, sanatçının kendine özgü dünyasıyla içten bir bağ kuracağına inanıyor, tüm sanatseverleri bu özel buluşmaya davet ediyoruz." Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü'nü tamamlayan ve aynı üniversitede yüksek lisans eğitimini bitiren Devrim Demiral, Türkiye'nin önde gelen üniversitelerinde öğretim görevlisi olarak dersler vermiş, yurtiçi ve yurtdışında çok sayıda kişisel ve karma sergiye imza atmış önemli bir sanatçıdır. Demiral, çalışmalarına İstanbul'daki atölyesinde devam etmektedir. Sanatseverler, Demiral'ın yeni dönem üretimlerini bir arada görebilecekleri "Romantik" sergisini, 10 Aralık 2025 tarihine kadar Evrim Sanat Galerisi'nin yeni adresinde ziyaret edebilirler.

Hyundai CRATER Concept, AutoMobility LA 2025’te Tanıtıldı Haber

Hyundai CRATER Concept, AutoMobility LA 2025’te Tanıtıldı

Hyundai, CRATER Concept modelinin küresel tanıtımını AutoMobility LA 2025 kapsamında Los Angeles’ta düzenlenen basın toplantısında gerçekleştirdi. Kompakt bir off-road SUV olarak tasarlanan CRATER Concept, dayanıklılığı ve gücü görsel olarak yansıtan cesur tasarımıyla dikkat çekerken, keşif ve macera ruhunu simgeleyen bir tasarım çalışması olarak konumlanıyor. Konsept araç, Kaliforniya’daki Hyundai America Technical Center bünyesinde, ekstrem çevre koşullarından ilham alınarak geliştirildi. CRATER Concept, Hyundai’nin IONIQ 5 XRT, SANTA CRUZ XRT ve PALISADE XRT PRO modellerinde görülen XRT ruhunu daha ileri bir seviyeye taşıyor. Güvenlik, bağlantı ve işlevselliği ön plana çıkaran tasarım detaylarıyla konsept model, hem estetik hem de performans açısından güçlü bir karakter ortaya koyuyor. AutoMobility LA 2025 süresince medya günlerinde ve 30 Kasım Pazar gününe kadar düzenlenecek Los Angeles Auto Show kapsamında sergilenecek olan CRATER Concept, Hyundai’nin ödüllü ürün gamıyla birlikte ziyaretçilerle buluşacak. Sergilenen modeller arasında tamamen yeni 2026 PALISADE, IONIQ 5 ve yüksek performanslı IONIQ 6 N de yer alacak. Hyundai ve Genesis Global Tasarım Başkanı SangYup Lee, “CRATER’in yolculuğu şu soruyla başladı: ‘Özgürlük nasıl görünür?’. Yeni konseptimiz, bu soruya verdiğimiz yanıtın kendisi. Keşfetme tutkumuzun bir yansıması olarak, müşterilerimize daha derinlemesine keşfetme ve maceranın etkisini benimseme ilhamı veriyor” dedi. Dış Tasarım: Art of Steel Felsefesi Hyundai’nin “Art of Steel” tasarım dili, çeliğin gücünü ve esnekliğini heykelsi bir estetikle birleştiriyor. Akıcı hacimler ve keskin çizgiler, güçlü ama zamansız bir duruş ortaya koyarken, CRATER Concept’in dış yüzeyinde bu yaklaşım net bir şekilde hissediliyor. Maceranın Etkisi: Dış Tasarım Teması CRATER Concept’in dış tasarımı; keskin gövde hatları, güçlü alt koruma plakaları, geniş çamurluk yapısı ve yüksek yaklaşma-açılma açılarıyla zorlu arazi koşullarına hazır bir form sunuyor. 18 inç’lik altıgen formdaki jantlar ve 33 inç özel off-road lastikleri hem görsel güç hem de performans avantajı sağlıyor. İç Mekân: Döşemenin Kıvrımı CRATER Concept’in iç tasarımı, teknolojiye meraklı ve maceracı kullanıcılar için fonksiyon odaklı olarak kurgulandı. Yumuşak ancak dayanıklı malzemeler, sert yapısal detaylarla bir araya getirilerek hem konfor hem de dayanıklılık sağlanıyor. Kabin içinde açıkta bırakılmış takla kafesi, bütünleşmiş tutma kolları ve dört noktalı emniyet kemeri gibi unsurlar güvenli keşif hissini güçlendiriyor. Dijital deneyim tarafında ise; BYOD (Kendi Cihazını Getir) yaklaşımı, Head-up display, Çok fonksiyonlu off-road kontrol ünitesi ve Kar, kum ve çamur modları bulunuyor. Renk ve Malzeme Dili Dune Gold Matte dış renk, Kaliforniya’nın sahil ve çöl coğrafyasından ilham alırken; Black Ember iç mekân paleti dayanıklılığı ve fonksiyonelliği ön plana çıkarıyor. Turuncu vurgular ise iç mekâna enerjik ve genç bir karakter kazandırıyor. CRATER Concept, Hyundai’nin gelecekteki XRT modellerine yönelik vizyonunu ortaya koyarken, markanın tasarım, dayanıklılık ve duygusal bağ kurma konusundaki yaklaşımını da somut şekilde gözler önüne seriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bakan Göktaş, Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu'nun kapanışında konuştu Haber

Bakan Göktaş, Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu'nun kapanışında konuştu

Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu'nun iş birliğinde Beştepe Millet Kütüphanesi'nde düzenlenen "Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu"nun kapanışında konuştu. Bugün, aile değerlerinin geleceğine ışık tutan kıymetli bir buluşmayı sona erdirdiklerini belirten Göktaş, iki gün boyunca kültür ve sanatın aileyi güçlendiren rolünü, dijital çağın fırsatlarını, risklerini ve gelecek nesillere aktaracakları ortak değerleri geniş çerçevede değerlendirdiklerini söyledi. Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu'nun ele alınan konuları güçlü bir vizyona dönüştürdüğünü vurgulayan Göktaş, aileyi ve kültürü önceleyen bu büyük vizyonun mimarı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür etti. Ailenin, kültürün sessiz mimarı, sanatın görünmez ilham kaynağı olduğunu dile getiren Göktaş "Gelenek ailede kök salar, kimlik evde şekillenir, merhamet evde öğrenilir. Sofra, birliğin ve muhabbetin mekanıdır. Kültürümüzün ve sanatımızın bütün büyük damarlarında hep ailenin izi vardır. Sözlü kültürden yazılı edebiyata, geleneksel mimariden modern sinemaya kadar her unsur aileyi hem değerlerimizi nesillere aktaran hem de kültürel yapıyı inşa eden kaynak olarak ele alır." dedi. "Zararlı akımlar aile yapımızı derinden sarsıyor" Aileyi merkeze alan kültür politikalarının geleceğe yapılan en stratejik yatırım olduğunu kaydeden Göktaş, "Ancak aileyi kuşatan tehditler, her geçen gün daha da artıyor. Bireyselleşme, yalnızlaşma, tüketim kültürü ve sanal bağımlılıklar, aile bağlarını ve demografik yapımızı sessizce aşındırıyor. Dijital mecralarda yayılan şiddet, istismar, siber zorbalık ve cinsiyetsizleştirme gibi zararlı akımlar aile yapımızı derinden sarsıyor. Bu tehditler karşısında aile, bizi dayanıklı kılacak kıymetli değerimizdir. Evlatlarımızı dijital çağın risklerinden koruyacak olan da estetik, ahlak ve irfanla buluşturacak olan da köklü değerlerinden beslenen aile iklimidir." diye konuştu. Tüm bu sorunların karşısında, aileyi güçlü kılacak bir medeniyet hamlesini, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde hayata geçirdiklerinin altını çizen Göktaş, şunları paylaştı: "Aileyi merkeze alan sosyal devlet anlayışımızın hamisi sizsiniz. Bu inançla, ailenin korunması ve güçlendirilmesi yönünde yürüttüğümüz tüm çalışmalar sizin güçlü iradenizle anlam kazanmaktadır. 2025'i Aile Yılı olarak ilan etmeniz ülkemizin geleceğini aile ekseninde yeniden tahkim eden kararlılığımızın somut göstergesidir. 2025 Aile Yılı ile birlikte, Türkiye'nin dört bir yanında topyekun seferberlik ruhu başladı. Tüm kurumlarımız, yerel yönetimler, sivil toplum, akademi, iş dünyası ve gönüllülerin samimi katkılarıyla bu vizyon büyük bir harekete dönüştü. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı, bu ortak gayretin ürünüdür." "Aile Yılı büyük dayanışmanın ilanı oldu" Bakan Göktaş, Aile Enstitüsü ve Nüfus Politikaları Kurulu'nun, bu vizyonun stratejik ve sürdürülebilir temellerini güçlendiren iki önemli yeni kurumsal yapı olduğunu dile getirdi. Aile ve Gençlik Fonu'nun, gençlerin yuva kurma yolculuğunda onları destekleyen, geleceğe daha güvenle adım atmalarını sağlayan güçlü bir dayanak olduğunu vurgulayan Göktaş, "Doğum yardımları ve aile odaklı sosyal desteklerimiz, devletimizin her an vatandaşlarının yanında olduğunu gösteren önemli adımlardır. Memurlarımıza tanınan yarım zamanlı çalışma hakkı, aile içi dengeyi koruyan, çalışma hayatıyla aile hayatını uyumlu hale getiren kıymetli bir düzenlemedir. Ailelere ve gençlere sunulan çeşitli indirimler ve avantajlar, aile bütçesine doğrudan katkı sunan desteklerdir." değerlendirmesinde bulundu. Aileyi güçlendirmeye yönelik tüm bu adımların toplumun tüm kesimlerinde derin karşılık bulduğunu belirten Göktaş, "Bu anlamda Aile Yılı sadece bir takvim vurgusu değil, milletçe ortaya koyduğumuz birliğimizin, beraberliğimizin büyük dayanışmanın ilanı oldu. Bu güçlü sahiplenme, ailenin bu topraklarda ne kadar köklü ne kadar canlı bir değer olduğunu bir kez daha bütün açıklığıyla gösterdi." ifadesini kullandı. "Kültür ve sanat ehline de önemli görevler düşüyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde hayata geçirilecek, Aile ve Nüfus 10 Yılı vizyonunun, ülkenin geleceğini güçlü bir iradeyle şekillendireceğine vurgu yapan Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye'nin aile ve dinamik nüfus yapısını sağlam temellere kavuşturan, uzun vadeli ve kararlı bir milli atılım olarak ülkemizin istikametini belirleyecektir. Mustafa Kutlu'nun hikayelerini bu salonda bulunan pek çok misafirimiz bilir. Kutlu, hikayelerinde aileyi hem güvenli bir liman hem de bir diriliş mekanı olarak anlatır. İnsanın hayata ve değerlerine tutunduğu o mütevazı evlerin aslında birer irfan harmanı olduğunu bize hatırlatır. Bizim medeniyetimiz yüzyıllardır aileyi merkeze alan köklü bir hikmet birikimi üzerine yükselmektedir. Ailesi güçlü olan milletler, en zorlu dönemlerden güçlenerek çıkar. Çünkü aile milletimizin ortak hafızasını taşıyan, devletimizin sürekliliğini besleyen, dayanışmanın ilk ve en sağlam halkasıdır. Bu yüzden aileyi korumak, bizim için stratejik bir önceliktir." Konuşmasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Aile, milletimizin bekasını ve değer dünyasını ayakta tutan en güçlü yapı taşıdır" sözünü aktaran Göktaş, şunları kaydetti: "Bize düşen görev, bu kadim anlayışı günümüzün ihtiyaçlarıyla buluşturmak. Aileyi her yönüyle destekleyen politikaları kararlılıkla sürdürmektir. Ailemizi güçlü kılmak ve geleceğe taşımak için kültür ve sanat ehline de önemli görevler düşüyor. Zira varlığımızın teminatı olan aileyi her türlü risk ve tehdide karşı korumak için topyekun bir seferberlik duygusuyla hareket etmemiz şart. Kültür ve sanat, değerlerimizin taşıyıcısı olan ailemizi koruyan, destekleyen, güçlendiren bir yapıda olmalıdır. Bu yüzden tüm sanatçılarımıza eserlerini bu duyguyla üretmeleri çağrısında bulunuyorum. Kültür-sanat dünyasının desteği ve gücüyle aileyi esas alan bu medeniyet hamlesini daha da taçlandırabiliriz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kalebodur'a Archiproducts Design Awards 2025'te Tasarım Ödülü Haber

Kalebodur'a Archiproducts Design Awards 2025'te Tasarım Ödülü

Kalebodur, tasarım ve teknolojiyi sürdürülebilirlikle bütünleştiren Mayfair serisiyle, global ölçekte yeniliği ve estetiği ödüllendiren Archiproducts Design Awards 2025’te ödüle layık görüldü. Kategori Pazarlama Direktörü Selin Çevik Ersayın, ödülle ilgili olarak şunları söyledi: “Bu ödül, Mayfair’in sadece bir ürün değil, bütüncül bir felsefe olduğunun kanıtıdır. V-Intech teknolojimizle, doğal malzemenin ruhunu porselenin her zerresine işleyerek, mimarlar için sınırları ortadan kaldıran çözümler sunuyoruz. Mayfair, estetik, fonksiyon ve sürdürülebilirliği tek bir potada eriten anlayışımızın en güzel örneğidir.” Tasarım, İşlev ve Sürdürülebilirlik Dengesi Mayfair, doğallık arayışına teknolojik bir cevap veren V-Intech teknolojisi sayesinde, doğal mermerin eşsiz estetiğini porselenin üstün dayanıklılığıyla kusursuzca birleştiriyor. Bu yenilikçi teknoloji, plakanın sadece yüzeyinde değil, gövdesi, kenarları ve kesitlerinde de devam eden damar yapısıyla sektörde bir ilke imza atıyor. Bu sayede Mayfair, tezgah ve mobilya gibi uygulamalarda kesintisiz, akıcı ve bütüncül bir görünüm sunarak, mimariyle tam anlamıyla bütünleşen yüzeyler yaratıyor. Estetiğin Dayanıklılıkla Buluşması Mayfair serisi, "sessiz lüks" anlayışını yansıtan mat yüzeyi ve küllü, taş ve toprak tonlarındaki renk paletiyle mekanlara zamansız bir zarafet ve dinginlik katıyor. Estetik üstünlüğünün yanı sıra, aşınma, leke, çizilme ve ısıya karşı yüksek direnç gösteren porselen yapısı, yoğun kullanılan alanlar için uzun ömürlü ve düşük bakım gerektiren sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. 120x280 ve 160x320 ebatlarında; 6, 12 ve 20 mm kalınlık seçenekleriyle sunulan Mayfair, mobilya ve tezgah gibi alanlarda esnek, pratik ve hijyenik bir kullanım imkanı sağlıyor. Sektörde Bir İlk: V-Intech Teknolojisi Mayfair’i rakiplerinden ayıran en temel özellik, Kalebodur’un devrim niteliğindeki V-Intech teknolojisidir. Geleneksel porselen plaka üretiminde doğal desenler yalnızca yüzeyde yer alır. Bu nedenle plaka kesitlerinde desen devam etmez ve alttaki tek renk gövde görünür hale gelir. Özellikle tezgâh ve mobilya gibi detay işçiliği gerektiren uygulamalarda bu durum, malzemenin doğal mermer etkisini ve bütünsel estetik algısını zayıflatır. V-Intech teknolojisi ise bu standardın dışına çıkarak sektöre inovatif bir yaklaşım getiriyor. Porselen plakaya “gövde-içi damar yapısı” kazandıran bu teknoloji sayesinde, damarlar plakanın yüzeyiyle birlikte gövdesinde ve kesitlerinde de devamlılık sağlıyor. Böylece porselen plaka, “doğal görünme” iddiasını bir adım öteye taşıyarak, tıpkı gerçek bir mermer bloğu gibi “doğal davranma” yeteneği kazanır. Bu eşsiz bütünlük, malzemeye daha önce görülmemiş bir gerçekçilik kazandırırken, tasarımcılara ve mimarlara da eşsiz bir yaratım özgürlüğü sunar. Çok Boyutlu Sorumluluk Anlayışı Enerji verimli üretim süreçleri ve geri dönüştürülebilir yapısı, çevresel etkiyi en aza indirir. Doğayla yeniden bağ kurma hissi yaratan Mayfair, mekanlarda huzur ve dengeyi teşvik ederken, kadın istihdamını destekleyerek sosyal sürdürülebilirliğe katkı sunar. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapı Kredi bomontiada "Adlandırılamayan" Sergisine Ev Sahipliği Yapıyor Haber

Yapı Kredi bomontiada "Adlandırılamayan" Sergisine Ev Sahipliği Yapıyor

Yapı Kredi bomontiada 21 Kasım’dan itibaren, imgelerin “Adlandırılamayan” yanlarına ilgi duyan ve silinip geçmekte olan zamana maruz kalarak bu zamanın izlerini zihinde yeniden oluşturan Ahu Akgün, Dilara Göl, Dilara Pak, Ece Erbil, Ilgaz Gürün, Onur Kılıç, Özge Akdeniz, Reyhan Mente, Yusuf Günler ve Yusuf Murat Şen’in işlerini merkezine alan "Adlandırılamayan" sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergide yer alan eserlerinin yüzeyindeki imgeleri kazıyarak görünür hale getiren sanatçılar, ortaya çıkan işleri bir anın geçici tanıklığı ya da o ana dair bir tasayı temsil edecek şekilde ele alırken izleyiciyi de imgelerin zamanla olan ilişkisini ve belirsizliğin estetik potansiyelini keşfetmeye yönlendiriyor. Yazar, akademisyen ve küratör Emre Zeytinoğlu sergiyi şöyle tanımlıyor: “…Adı ‘Adlandırılamayan’ olan bir sergi, doğallıkla içinde bir çelişki barındırıyor; bu da karşımıza başka bir soru çıkartıyor: ‘Adlandırılamayan’, bu serginin adı mıdır, yoksa o sergi kendi adını yadsımakta ve ondan kurtulmak mı istemektedir? Sergi, kendi adını yadsımakla, o ada geri dönmek zorunluluğunu her an yeniden ve yeniden yaşamakta ve bu döngüden kurtulamayacağını çok iyi bilmektedir: Karşıtlıkların aşılamayacağını her defasında yeniden deneyimlemektir ki izlenen her şeye biçim veren de o ‘aşılamamazlık’ hâlidir.” Üretim sürecine uzaktan da olsa dahil olunabilecek bir alan yaratarak, sanatçıların süreç boyunca üretimlerini paylaşmalarına imkân tanıyan kolektif bir düşünme ve üretme alanı oluşturmayı hedefleyen Project À, tek seferlik bir etkinlikten ziyade sürekliliği olan, farklı temalarla yeni işler ve alt projeler üreten bir yapıya dönüşme hedefiyle yola çıkıyor. "Adlandırılamayan" sergisi, 21- 30 Kasım tarihleri arasında Yapı Kredi bomontiada GALERİ’de her gün 11.00-20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.