Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Estetik

Kapsül Haber Ajansı - Estetik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Estetik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küçük Eczanelerde Alan Optimizasyonu Nasıl Yapılır? | Çağla Dizayn Haber

Küçük Eczanelerde Alan Optimizasyonu Nasıl Yapılır? | Çağla Dizayn

Sektörün dinamiklerini yakından takip eden eczacılar, dar alanların yarattığı kasvetli havayı dağıtmak ve hem şık hem de ferah bir çalışma ortamı yaratmak için profesyonel çözümlere ihtiyaç duyarlar. Bursa başta olmak üzere Türkiye'nin birçok noktasında gerçekleştirdiği yenilikçi projelerle tanınan Çağla Dizayn, kısıtlı alanları maksimum verimlilikle buluşturan vizyonu sayesinde "eczane tasarımı" denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olmayı başarıyor. Küçük bir eczaneyi dekore ederken yapılan en büyük hatalardan biri, alanı daha da daraltacak standart ve hantal mobilyalar tercih etmektir. Oysa modern iç mimari trendleri, modüler sistemler ve çok amaçlı gizli depolama çözümleri sayesinde en dar mekanları bile geniş ve davetkar birer yaşam alanına dönüştürebiliyor. Küçük metrekareli alanları verimli ve modern mekanlara dönüştürüyor Çağla Dizayn, projelendirme aşamasından anahtar teslim sürecine kadar her adımı titizlikle planlayarak, reçete bekleme alanlarından dermokozmetik stantlarına kadar her bölümü stratejik bir şekilde konumlandırıyor. Özellikle Bursa'da hizmet veren eczaneler için geliştirdiği fonksiyonel çözümlerle, küçük metrekareli alanları verimli ve modern mekanlara dönüştürüyor. Müşteri sirkülasyonunun tıkanmasını önleyen doğru yönlendirme şemaları ve gözü yormayan modern aydınlatma teknikleri sayesinde, küçük eczaneler dahi son derece ferah, kurumsal ve modern görünümlü eczaneler haline geliyor. Bu dönüşüm, sadece estetik bir başarı getirmekle kalmıyor, aynı zamanda eczane çalışanlarının ilaçlara ve OTC ürünlerine saniyeler içinde ulaşmasını sağlayarak iş yükünü de hafifletiyor. Bir iç mimarlık projesinin kâğıt üzerindeki kusursuzluğu, sahada hayat bulmadığı sürece ticari bir başarıya dönüşemez. Sektörde güvenilir bir eczane tasarım firması bulmanın zorlaştığı günümüzde, Çağla Dizayn’ı zirveye taşıyan en temel unsur projelerinde asla taviz vermediği kaliteli işçilik oluyor. İlaç bankolarının dayanıklılığından raf sistemlerinin keskin hatlarına, kullanılan ahşap ve metal detayların uyumundan laboratuvar alanlarının mevzuata uygunluğuna kadar her detay birinci sınıf malzeme ve kusursuz bir işçilikle üretiliyor. Dar alanlarda milimetrik hesaplamalarla üretilen özel mobilyalar, eczanenin kimliğine sanatsal bir değer katarken, uzun yıllar boyunca ilk günkü şıklığını ve sağlamlığını korumayı garanti ediyor. Eczane açma, taşıma veya mevcut mekânı modernize etme süreçleri, resmi mevzuatlar ve zaman kısıtlamaları sebebiyle oldukça stresli ve yönetilmesi zor dönemlerdir. Bu süreçte alanında uzmanlaşmış, sadece sağlık mekanlarına odaklanmış bir eczane tasarım firması Bursa ve çevresindeki eczacılar için en büyük şans haline geliyor. Geleceğin eczanelerini bugünden inşa ediyor Bu süreçte alanında uzmanlaşmış bir eczane tasarım firması, Bursa'daki eczacılar için önemli bir çözüm ortağı haline geliyor. Süreci baştan sona tek elden yöneterek tüm yükü eczacının omuzlarından alan Çağla Dizayn, küçük metrekareleri avantaja çeviren akıllı tasarımlarıyla geleceğin eczanelerini bugünden inşa ediyor. Siz de eczanenizde alan optimizasyonunu en doğru şekilde sağlamak, estetik ile fonksiyonelliği kaliteli işçilik çatısı altında buluşturmak istiyorsanız, Çağla Dizayn’ın uzman kadrosuyla hemen iletişime geçebilir ve mekanınızdaki büyük değişimi başlatabilirsiniz.

Şişecam Referans Projeler Serisi’nin 4. Kitabı Yayınlandı Haber

Şişecam Referans Projeler Serisi’nin 4. Kitabı Yayınlandı

Düz cam alanında dünyanın önde gelen üreticileri arasında yer alan Şişecam, globalde geniş bir coğrafyaya yayılan titiz bir çalışmanın ürünü olan Referans Projeler Kitabı ile mimarlık ve yapı sektörüne değer katmaya devam ediyor. Şişecam’ın inovatif mimari cam çözümleriyle hayata geçirilen projeleri bir araya getiren “Şişecam Inspiring Projects – Architectural Design 2026” kitabı, Şişecam’ın mimaride global ölçekte referans gücünü pekiştiren yayın serisinin önemli bir kilometre taşı olarak öne çıkıyor. Günümüzde mimaride cam seçimi; yalnızca cephede yaratılan görsel etkiyle sınırlı kalmayıp, güneş ve ısı kontrolü, emniyet ve güvenlik, gürültü kontrolü, gün ışığının kontrollü biçimde iç mekâna alınması, parlama ve kamaşma yönetimi gibi çok sayıda teknik ve çevresel parametreyi kapsayan kritik bir tasarım kararına dönüşmüş durumda. Yapı tipi, cephedeki cam oranı, iklim koşulları, cephe yönleri ve mekanik sistemlerle uyum, camın performansını belirleyen temel kriterler arasında yer alıyor. Uygulanmış referans projeler, mimarlar ve tasarımcılar için hem ilham verici hem de güçlü bir karar destek aracı niteliği taşıyor. Şişecam, mimari projelere özel sunduğu cam danışmanlığı kapsamında cam seçimini estetik, performans ve sürdürülebilirlik kriterleri çerçevesinde çok boyutlu bir bakış açısıyla ele alıyor. Referans Projeler Kitap Serisi ise, günümüzün yakın dönem mimari cephelerini ve iç mekân uygulamalarını tek bir kaynakta toplayarak; yeni projelerde cam seçimlerinin daha bilinçli, karşılaştırılabilir ve kolay yapılabilmesine katkı sağlamayı amaçlıyor. Şişecam’ın düz cam ürünleriyle hazırladığı en kapsamlı referans projeler çalışması olan “Şişecam Inspiring Projects – Architectural Design 2026” kitabında; 37 farklı ürünün tercih edildiği toplam 184 proje yer alıyor. Bu projelerin 46’sı global ölçekte, 151’i mimari, 33’ü ise iç mekân projeleri kapsamında sunuluyor. Toplamda 38 farklı proje tipini içeren yayında, 44 yetkili üreticinin uygulamalarına da yer verilirken; Türkiye ve uluslararası pazarlardan seçilen projeler, Şişecam’ın global proje segmentindeki güçlü konumunu ortaya koymakta ve projelerde tercih edilen katma değerli düz cam ürün gamını kapsamlı biçimde yansıtıyor. Dekorasyon camlarının da kitaba dahil edilmesiyle birlikte, Şişecam’ın iç mekân segmentindeki güçlü konumu da vurgulanıyor. Bu yaklaşım, camın yalnızca cephe çözümlerinde değil; iç mekânda da estetik, fonksiyonel ve mekansal kaliteyi artıran bir tasarım elemanı olarak öne çıktığını gösteriyor. Şişecam web sitesi üzerinden de ulaşılabilen Referans Projeler Kitap Serisi’nin dördüncü kitabı olan Şişecam Inspiring Projects – Architectural Design 2026; mimarlar, tasarımcılar ve yapı profesyonelleri için yalnızca bir referans kaynağı değil, aynı zamanda camın mimarideki rolünü öne çıkaran ilham verici bir yayın olarak konumlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İletişimin Yüzde 70’i Artık Görsel Olarak Gerçekleşiyor! Haber

İletişimin Yüzde 70’i Artık Görsel Olarak Gerçekleşiyor!

Seminerde konuşan Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. And Algül, günümüzde iletişimin büyük ölçüde görsel unsurlar üzerinden kurulduğunu ifade ederek, “Artık iletişimin yaklaşık yüzde 70’i görsel olarak gerçekleşiyor. Sosyal medya, reklam ve sivil toplum kampanyaları görsel iletişimin en yoğun kullanıldığı alanlar.” dedi. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından toplumsal katkı ve bilim iletişimi misyonuyla düzenlenen Toplum İçin İletişim Eğitim Seminerleri kapsamında gerçekleştirilen “Tasarım Okumaları: Görsel İletişim Alanında Vaka Analizleriyle Farkındalık Yaratmak” başlıklı çevrimiçi seminere yoğun katılım sağlandı. Seminerde konuşan Üsküdar Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. And Algül oldu. Görsel iletişimin günümüz toplumsal yaşamındaki belirleyici rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Algül, görsellerin yalnızca estetik bir unsur değil, aynı zamanda güçlü bir anlam üretim aracı olduğunu vurguladı. İletişimin Yüzde 70’i görseller üzerinden kuruluyor… Prof. Dr. Algül, günümüzde iletişimin büyük ölçüde görsel unsurlar üzerinden kurulduğunu ifade ederek, “Artık iletişimin yaklaşık yüzde 70’i görsel olarak gerçekleşiyor. Sosyal medya, reklam ve sivil toplum kampanyaları görsel iletişimin en yoğun kullanıldığı alanlar. Bu nedenle bireylerin yalnızca okuryazar değil, aynı zamanda görsel okuryazar olmaları gerekiyor.” dedi. Kuram ve vaka analizi birlikte ele alındı Seminerde görsel iletişimi; Roland Barthes, Marshall McLuhan ve Stuart Hall’un kuramsal yaklaşımları üzerinden değerlendiren Prof. Dr. Algül, bu üç ismi seçme nedenini şöyle açıkladı: “Barthes ve Stuart Hall daha eleştirel bir perspektif sunarken, McLuhan daha geleneksel medya yaklaşımını temsil ediyor. Amacım, görsel anlam üretimini hem geleneksel hem de dijital medya açısından birlikte gösterebilmek.” Dijital medyada “görünmez reklam” Dijital platformlarda reklamların artık klasik biçimde sunulmadığını belirten Prof. Dr. Algül, “Bir sosyal medya platformunda örneğin paylaşılan bir içecek, reklam gibi görünmez. Gündelik hayatın doğal bir parçasıymış gibi sunulur.” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Algül, aynı içeriğin farklı mecralarda bambaşka anlamlar üretebildiğini ifade ederek, “Aynı içecek markasını televizyonda görmekle dijital platformlarda görmek aynı şey değildir. Televizyonda pasif izleyici ve tek yönlü iletişim varken, sosyal medyada etkileşim ve yeniden üretim vardır. Bu nedenle mesaj da dönüşür.” ifadesinde bulundu. Aynı görselin herkes tarafından aynı şekilde okunmadığını da dile getiren Prof. Dr. Algül, “İzleyici, mesajı kendi kültürel ve toplumsal konumuna göre çözümler.” dedi. UNICEF ve WWF örnekleriyle toplumsal farkındalık UNICEF ve WWF kampanyalarını görsel iletişim açısından değerlendiren Prof. Dr. Algül, minimalist tasarım, görsel metafor, boşluk kullanımı ve sınırlı renk paleti gibi unsurların toplumsal mesajı güçlendirdiği vurgulandı. WWF’in panda logosu üzerinden konuşan Prof. Dr. Algül, “Düz anlamda siyah-beyaz bir panda görürüz. Yan anlamda masumiyet ve korunmaya muhtaçlık vardır. Mit düzeyinde ise doğayı korumanın insani bir sorumluluk olduğu fikri üretilir.” dedi. Görsel iletişim yalnızca estetik bir tercih değil Prof. Dr. Algül, “Görsel iletişim yalnızca estetik bir tercih değil, aynı zamanda etik ve toplumsal bir sorumluluktur. Tasarım, süslemekten çok fark ettirmek için vardır.” diye konuştu. Görsellerde kullanılan imgelerin yalnızca görünen anlamla sınırlı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Algül, şu ifadeleri kullandı: “Eriyen hayvan silüetleri, insan vücuduna dönüşen doğa imgeleri, yok olan ormanlar… Bunlar sadece düz anlam taşımıyor; yan anlam ve mit de üretiyor. Düz anlamda doğa masumiyeti simgelerken, insan tahrip edici güç olarak karşımıza çıkıyor. Tasarımda bu karşıtlıklar çok önemlidir. Bu zıtlıklar izleyicide suçluluk, sorumluluk ve empati duygularını tetikleyerek farkındalık yaratır.” Çevre temalı afiş ve kampanyalarda üretilen görsel mitler ne anlatıyor? Çevre temalı afiş ve kampanyalarda üretilen görsel mitlere dikkat çeken Prof. Dr. Algül, “Görsel mitler aracılığıyla çevresel yıkım, doğal bir süreç olmaktan çıkarılıp insan eliyle yaratılan bir kriz olarak sunuluyor. Doğa, kendi kendine yok olan bir unsur değil; insan müdahalesiyle tahrip edilen bir varlık olarak kodlanıyor.” dedi. Kodlama–kod çözümleme modeli üzerinden yapılan değerlendirmelerde ise görsel mesajların tek bir anlam üretmediği vurgulayan Prof. Dr. Algül, “Üretici tarafından ‘Orman kesilirse yaşam biter’ şeklinde kodlanan mesaj, izleyici tarafından farklı biçimlerde çözümlenebiliyor. Kimisi bunu bir tehdit, kimisi bir çağrı, kimisi ise ahlaki bir sorumluluk olarak algılıyor.” ifadesinde bulundu. Prof. Dr. Algül, bazı izleyicilerin mesajı bireysel sorumluluk yerine kurumsal bir sorun olarak gördüğünü ya da görselleri “abartılı ve duygusal” bulabildiğini belirterek, “Farkındalık tek yönlü bir süreç değil. Anlam, izleyicinin toplumsal ve kültürel konumuna göre değişkenlik gösteriyor.” şeklinde konuştu. Kampanyalar yalnızca içerikleriyle değil, kullanılan mecralarla da anlam üretiyor Aynı çevresel mesajın farklı mecralarda farklı etkiler ürettiğini vurgulayan Prof. Dr. And Algül, “Mesajın afiş formunda verilmesi kamu alanında doğrudan görünürlük sağlıyor. Aynı mesaj sosyal medyada paylaşıldığında ise hızlı ve küresel bir farkındalık dalgasına dönüşüyor. Kampanyalar yalnızca içerikleriyle değil, kullanılan mecralarla da anlam üretiyor.” dedi. Earth Hour gibi küresel katılıma dayalı etkinlikleri örnek gösteren Prof. Dr. Algül, “Mesaj, medyanın doğasıyla bütünleşerek izleyicinin gündelik yaşamına doğrudan müdahale ediyor. Çevresel mesajın etkisi, içeriğin kendisinden çok iletişim aracının deneyimsel gücüyle artıyor.” diye konuştu. Görsel iletişim dönüştürücü bir güç Genel bir değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Algül, görsel iletişimin yalnızca estetik bir üretim alanı olarak görülmemesi gerektiğini söyledi ve “Görsel iletişim araçları, toplumsal sorunların anlaşılmasını, görünür kılınmasını ve bu sorunlara yönelik farkındalık oluşturulmasını sağlar. Vaka analizleriyle bireylerin eleştirel düşünme becerileri gelişir, toplumsal sorumluluk bilinci güçlenir.” dedi. Gelecekte artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik ve dijital aktivizmin farkındalık yaratmada daha büyük rol oynayacağını ifade eden Prof. Dr. Algül, “Görsel iletişim tasarımı; bilinçlendiren, dönüştüren ve etki yaratan güçlü bir iletişim aracıdır.” diyerek sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Audi Concept C’ye Uluslararası Tasarım Dünyasından Dört Ödül Haber

Audi Concept C’ye Uluslararası Tasarım Dünyasından Dört Ödül

Audi Concept C, markanın tasarım yolculuğunda yeni bir dönemin işaretlerinden biri olarak uluslararası alanda güçlü bir karşılık buldu. Tamamen elektrikli konsept otomobil, otomotiv ve tasarım dünyasının saygın platformlarından aldığı dört ödülle Audi’nin yeni tasarım felsefesinin küresel ölçekte takdir edildiğini ortaya koydu. Audi Concept C; net oranları, atletik duruşu, sadeleşmiş yüzey anlayışı ve güçlü ışık imzasıyla markanın geleceğe dönük tasarım vizyonunu somutlaştırıyor. Audi’nin “yalınlık” anlayışını estetik bir tercihin ötesinde, teknoloji, duygu ve marka kimliğini bir araya getiren bütünsel bir yaklaşım olarak ele alan konsept, elektrikli mobilite çağında premium tasarımın nasıl yeniden yorumlanabileceğine dair güçlü bir ifade sunuyor. Ödüllerin, tasarım ekibinin yaratıcılığına, yeteneğine ve tutkusuna yönelik bir takdir niteliğinde olduğunu söyleyen AUDI AG Kreatif Direktörü (Chief Creative Officer) Massimo Frascella, “Ancak Concept C’yi bizim için daha da anlamlı kılan şey, onun yalnızca bir otomobil olmaması. Concept C, Audi markası için belirleyici bir dönemde yeni tasarım felsefemizin başlangıcını temsil ediyor.” şeklinde bilgi verdi. Audi mirasını geleceğe taşıyan yalın tasarım Audi Concept C, 2025 Car Design News People Award kapsamında “Best Concept Car Design” ödülüne layık görüldü. Ödül değerlendirmesinde konseptin atletik minimalizmi, kusursuz oranları ve tavizsiz netliği öne çıkarıldı. Jüri, Concept C’nin Audi tasarım mirasını çağdaş bir bakışla yeniden yorumladığını ve otomotiv tasarımında güçlü bir referans noktası oluşturduğunu belirtti. Car Design News People Award, otomotiv tasarımı alanında öne çıkan kişi ve ekipleri onurlandırmak amacıyla çevrim içi platform Car Design News tarafından her yıl düzenlenen uluslararası bir endüstri ödülü olarak kabul ediliyor. Radikal sadelik anlayışına uluslararası takdir Audi Concept C, Auto & Design dergisi tarafından verilen 2026 Car Design Award kapsamında da “Best Concept Car Design” ödülünün sahibi oldu. Jüri değerlendirmesinde Concept C’nin, çağdaş otomobil tasarımının merkezine minimalizmi yeniden taşıdığı vurgulandı. Tek bir alüminyum bloktan şekillendirilmiş hissi veren saf ve tutarlı formuyla Concept C, Audi’nin tasarım mirasına bağlı kalırken geleceğe uzanan güçlü bir ifade ortaya koyuyor. Jüri, konsepti “radikal sadelik” yaklaşımının başarılı bir örneği olarak tanımlarken; netlik, teknoloji ve duygunun güçlü bir tasarım zekâsı içinde buluştuğuna dikkat çekti. Auto & Design tarafından düzenlenen Car Design Award, otomotiv tasarımına odaklanan en prestijli uluslararası ödüller arasında kabul ediliyor. Elektrikli mobiliteye duygusal bir yorum Audi Concept C, İngiliz otomotiv yayını Top Gear tarafından verilen 2026 Top Gear EV Award kapsamında da “Best Concept Car Design” ödülüne layık görüldü. Top Gear jürisi, konseptin elektrikli sürüş deneyimini yalnızca teknolojik bir dönüşüm olarak değil, duygusal ve arzu uyandıran bir tasarım hikâyesi olarak yorumlamasını öne çıkardı. Top Gear editörleri, Concept C’nin dış tasarımındaki güçlü karakterin iç mekânda da devam ettiğini belirterek; otomobilin iç mekânında teknoloji gösterişinden çok kalite, sadelik ve heykelsi tasarım anlayışının ön plana çıktığını ifade etti. Top Gear EV Award, elektrikli mobilite alanında öne çıkan otomobilleri ve konseptleri ödüllendiren saygın platformlardan biri olarak biliniyor. Audi ışık imzasına özel ödül Audi Concept C’nin dördüncü ödülü ise Driving Vision News Awards kapsamında aldığı “Best Concept Car Lighting” ödülü oldu. Concept C’de ışık, bir aydınlatma unsuru olmasının yanı sıra, otomobilin karakterini, duruşunu ve marka kimliğini belirleyen temel tasarım öğelerinden biri olarak ele alınıyor. Keskin ve ayırt edici ışık imzası, Concept C’nin güçlü görsel kimliğini desteklerken otomobile ilk bakışta tanınabilen bir Audi karakteri kazandırıyor. DVN Awards, küresel otomotiv aydınlatma ekosisteminde yer alan OEM’ler, tedarikçiler ve teknoloji şirketlerinden uzmanların değerlendirmeleriyle belirleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğal Malzemeler ve Organik Formlar Tasarım Dilini Belirliyor Haber

Doğal Malzemeler ve Organik Formlar Tasarım Dilini Belirliyor

2026 yazında sadelik ve doğallık tasarım anlayışının merkezinde yer alıyor. Meşe ve ceviz tonlarının sıcaklığı, sade yüzeylerle birleşerek mekânlara zamana bağlı olmayan güçlü bir karakter kazandırıyor. Mat yüzeyler ve doğal taş etkili detaylar ise yalın ama etkileyici bir estetik bütünlük oluşturuyor. Dokular da bu sezon mekânın algısını güçlendiren en önemli unsurlar arasında bulunuyor. Yumuşak yüzeyler, dokunsal etkisi güçlü kumaşlar ve doğal görünümlü dokular; yaşam alanlarında katmanlı bir derinlik yaratarak daha davetkâr bir atmosfer oluşturuyor. Gösterişten uzak, uzun ömürlü tasarımlar ise işlevsellik ile estetik arasında dengeli bir yaklaşımı öne çıkarıyor. Tepe Home’a göre; keskin hatların yerini alan yuvarlak ve organik formlar da sezonun belirleyici yönelimlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Akıcı hatlara sahip koltuklar, sehpalar ve tamamlayıcı ürünler, yaşam alanlarında daha bütünlüklü ve rahat bir görünüm sağlıyor. Açık Hava Alanları Ev Yaşamının Bir Parçasına Dönüşüyor 2026 yaz sezonunda bahçe, balkon ve teraslar yalnızca dış mekânlar olarak değil, ev yaşamının devamı niteliğinde kurgulanıyor. Konforlu oturma grupları, sıcak renk geçişleri ve doğal malzeme etkileriyle tasarlanan bu alanlar; dinlenme ve sosyalleşme için vazgeçilmez yaşam alanlarına dönüşüyor. Ahşabın sıcaklığı, farklı malzeme kombinasyonlarıyla bir araya gelerek dış mekân mobilyalarında hem estetiği hem de dayanıklılığı destekleyen bir yapı oluşturuyor. Yüzey ve detay çeşitliliği ise koleksiyonlara daha modern ve hafif bir karakter kazandırıyor. Tepe Home, 2026 yaz sezonunda öne çıkan doğal renk paletlerini, sıcak dokuları ve zamansız tasarım anlayışını koleksiyonlarına yansıtarak yaşam alanlarına yönelik farklı dekorasyon alternatifleri sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa'nın En İyi Baumit Cepheleri Ödülle Taçlandırıldı Haber

Avrupa'nın En İyi Baumit Cepheleri Ödülle Taçlandırıldı

Baumit ürünlerinin yer aldığı cephelerin 6 farklı kategoride değerlendirildiği yarışmada ödül kazanan projeler, 13 farklı ülkeden katılım sağlayan mimarların yer aldığı jüri heyeti tarafından belirlendi. Baumit Life Challenge Büyük Ödülü'nü Almanya'dan Kellogg's Hotel'in kazandığı yarışmanın jüri üyeleri arasında Türkiye'yi temsilen KG Mimarlık Kurucusu Kurtul Erkmen yer aldı. Türkiye bu yıl yarışmaya 17 projeyle katılım gösterirken, Avrupa'nın farklı ülkelerinden finale kalan projeler cephe tasarımları ve uygulama başarılarıyla öne çıktı. Farklı kategorilerde projelerin kıyasıya yarıştığı Avrupa'nın en prestijli cephe yarışmalarından Baumit Life Challenge, 2014 yılından bu yana Avrupa'nın önde gelen mimarlık ofislerini aynı platformda buluşturuyor. Dış cephe tasarımında estetik, fonksiyon, sürdürülebilirlik ve uygulama kalitesini bir araya getiren yarışmada bu yıl katılım sağlayan 350'nin üzerinde proje arasından seçilen 36 finalist değerlendirildi. Bu yıl Türkiye'den NSMH imzalı Arapköy Ayvalık Evi projesi Müstakil Ev kategorisinde finale kaldı. Uzman jüri heyeti tarafından gerçekleştirilen değerlendirme sonucunda belirlenen finalist projeler arasından her kategorinin en başarılı yapısı ödüle layık görüldü. Avrupa'nın en iyi Baumit cephesi Kellogg's Hotel seçildi Baumit Life Challenge Büyük Ödülü'nü Almanya'dan Kellogg's Hotel kazandı. Eskiden devasa bir tahıl silosu olan yapı, Bremen'in Überseeinsel bölgesinin yeni kalbini oluşturan çarpıcı bir mimari simgeye dönüştürüldü. Bu dönüşüm, binanın endüstriyel mirasını koruyarak yapıyı modern bir otel ve canlı bir buluşma noktası olarak yeniden işlevlendirdi ve bölgenin dönüşümüne önemli katkı sundu. Müstakil Ev kategorisinde Polonya'dan Murawa 2, Çok Katlı Konut kategorisinde ise yine Polonya'dan Bernadynska 4 tasarımları ödüle layık görüldü. Konut Dışı Yapı kategorisinde Slovenya'dan Vinarstvo S tasarımının birincilik elde ettiği yarışmada, Dış Cephe Isı Yalıtımı Renovasyonu kategorisinde Slovenya'dan Ring House, Tarihi Yapı Restorasyonu kategorisinde Romanya'dan Casino of Constanta ve Dokusu ile Fark Yaratan Yapı kategorisinde İtalya'dan Fabello Funeral Home projeleri ödülle taçlandırıldı. Baumit Life Challenge 2026 ödülleri, 21 Mayıs tarihinde Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de Vigadó Konser salonunda 500'ün üzerinde davetlinin katılımıyla düzenlenen görkemli gala gecesinde sahiplerini buldu. Avrupa'nın dört bir yanından mimarları, tasarımcıları ve sektör profesyonellerini bir araya getiren organizasyon, farklı mimari yaklaşımların ve yaratıcı cephe uygulamalarının uluslararası ölçekte görünürlük kazanmasına katkı sundu. Bu yıl yarışmada Türkiye'den 17 proje yer alırken, Türk mimarlık dünyası jüri düzeyinde de temsil edildi. KG Mimarlık Kurucusu Kurtul Erkmen'in yer aldığı uluslararası jüri heyeti, farklı ülkelerden katılım sağlayan projeleri tasarım, özgünlük, uygulama başarısının yanı sıra sürdürülebilirlik, kaynak verimliliği ve toplumsal etki açısından değerlendirdi. Mimarlığın ortak dili, uluslararası platformda güçlendi Baumit Life Challenge'ın Avrupa mimarlık ekosisteminde önemli bir buluşma noktası haline geldiğini belirten Baumit Türkiye Pazarlama, Projeler ve İş Geliştirme Müdürü Selin Tümer Ataoğlu, "Baumit Life Challenge, Avrupa genelinde mimarlık ve yapı kültürünü besleyen güçlü bir paylaşım platformu. Farklı ülkelerden mimarların bir araya gelerek deneyimlerini paylaşması, yenilikçi tasarım yaklaşımlarını görünür kılması ve birbirlerinden ilham alması açısından çok değerli bir organizasyon. Bu yıl da birbirinden etkileyici projelerin yarıştığı Life Challenge'da Türkiye'nin 17 projeyle temsil edilmesinden büyük mutluluk duyuyoruz" dedi. Ödül alan projeler geleceğin cephelerine ışık tutuyor Bu yıl ödül alan projelerin yalnızca kullanıcı odaklı tasarım anlayışlarıyla öne çıkmadıklarına dikkat çeken Selin Tümer Ataoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: "Ödül alan projelere baktığımızda, estetik açıdan güçlü, çevreyle ilişki kuran ve sürdürülebilirlik yaklaşımını benimseyen tasarımlar gördük. Baumit olarak biz de mimarların tasarımlarını hayata geçirebilecekleri yenilikçi cephe çözümleri sunarken, Life Challenge gibi platformlarla nitelikli mimari üretimi desteklemeye devam ediyoruz. Geleneksel hale gelen yarışmamızla Avrupa'nın farklı ülkelerinden gelen başarılı projeleri bir araya getirerek geleceğin yapılarına dair önemli ipuçları sunmayı sürdüreceğiz. Baumit Life Challenge 2028'e doğru ilerlerken yarışmaya katılım sağlayacak Baumit cephelerini büyük bir heyecanla bekliyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cosentino Türkiye, 2026’da Yüzde 24 Büyüme Hedefliyor Haber

Cosentino Türkiye, 2026’da Yüzde 24 Büyüme Hedefliyor

Mimarlık ve tasarım dünyasına, ıslak zeminler ve dış cephe kaplamalarına yönelik yenilikçi yüzey çözümleri geliştiren Cosentino, global ölçekteki güçlü performansını Türkiye pazarındaki büyümesiyle destekliyor. Yaklaşık 1,5 milyar avro ciroya sahip şirket, son beş yılda her yıl yüzde 4,3 organik büyüme kaydetti. Bu büyümede Orta Doğu ve Asya pazarlarında elde edilen performansın etkili olduğunu belirten Cosentino Türkiye Ülke Müdürü Alper Şensan, yıllık 13 milyon metrekare plaka üretim kapasitesine sahip olduklarını ve Cosentino ürünlerinin 120’den fazla ülkeye ulaştığına dikkat çekerek “Türkiye satışları geçen yıla kıyasla metrekare bazında yüzde 18 arttı. Özellikle lüks konut, otel ve üst segment ticari projelere talebin devam etmesi ve yeni ürün lansmanları ile 2026’da yüzde 24 büyüme hedefliyoruz” dedi. İnovasyonu büyüme stratejisinin merkezine koyarak global cirosunun yaklaşık yüzde 5’ini Ar-Ge çalışmalarına ayıran İspanya merkezli şirket; yeni ürün geliştirme, sürdürülebilir malzeme teknolojileri ve ileri üretim süreçlerini Ar-Ge yatırımındaki ana kalemler olarak gösteriyor. Üretimde kullanılan ham maddenin %70’i Türkiye’den temin ediliyor Cosentino ürünleri gerek iç mekanlardaki tüm yüzey kaplamaları gerekse dış cephe malzemelerinde; tasarım esnekliği, dayanıklık ve kişiselleştirilebilme özellikleriyle öne çıkıyor. Hammadde olarak kullanılan, başta kuvars olmak üzere feldspat ve farklı silika bazlı endüstriyel minerallerin büyük bölümü, özellikle Ege Bölgesi’ndeki rezervlerden temin edilerek İspanya’daki üretim tesislerinde işleniyor. Bu sebeple grup içinde Türkiye’nin stratejik bir yere sahip olduğunu vurgulayan Cosentino Türkiye Ülke Müdürü Alper Şensan şu ifadeleri kullandı: “Ürün geliştirme süreçlerinde kullandığımız ham maddelerin yüzde 70’ini Türkiye’den temin ediyoruz. Özellikle kuvars ve farklı mineral türleri İspanya’ya sevk edilerek tüm Dekton ve Silestone yüzeylerin üretiminde kullanılıyor. Türkiye, güçlü tedarik altyapısı, gelişmiş proje ekosistemi ve tasarım odaklı yaklaşımıyla grup içinde stratejik bir konumda bulunuyor.” En çok tercih edilen ürünler: Dekton Pietra Kode ve Silestone Le Chic serileri Cosentino’nun Türkiye’de kaydettiği büyümede, lüks konut ve otel projelerinden gelen güçlü talep, belirleyici rol oynuyor. Yeni ürün lansmanları, inovatif yüzey çözümleri ve markaya duyulan güven de bu büyümeyi destekleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Özelleştirilebilir ve yüksek dayanıklılık sunan yüzey çözümleri sebebiyle Cosentino serileri, Türkiye’de üst segment projelerde özellikle talep görüyor. Cosentino, en güçlü büyümeyi dış cephe uygulamaları ile zemin ve duvar kaplamaları kategorilerinde kaydederken, mutfak tezgâhı dışındaki kullanım alanlarında da büyümesini hızlandırıyor. Estetik görünümü teknik performansla bir araya getiren ürünler, farklı uygulama alanlarında giderek daha fazla tercih ediliyor. Lüks projelerde en çok tercih edilen ürünler arasında ise Dekton Pietra Kode ve Silestone Le Chic serileri bulunuyor. Bu seriler, yüksek dayanıklılık, geniş estetik seçenekler ve hijyenik özellikleri sayesinde özellikle mutfak ve banyo uygulamalarında yoğun ilgi görüyor. Cosentino, otel ve rezidans segmentinde önümüzdeki üç yıl içinde yüzde 15 seviyesinde büyüme potansiyeli öngörüyor. Ticari projelerde ise estetik ve dayanıklılığı bir arada sunan yüzey çözümlerine yönelik talep artıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

13. Zeki Yurtbay Tasarım Ödülleri’nde Kazananlar Belli Oldu Haber

13. Zeki Yurtbay Tasarım Ödülleri’nde Kazananlar Belli Oldu

“Doğadan Sanata Sen Tasarla” sloganıyla hayata geçirilen yarışma, bu yıl “X” kavramını merkeze alarak katılımcılara keşfe açık yaratıcı bir alan sundu. Geçmişin izleriyle geleceğin tasarım anlayışını bir araya getiren yarışmada, 88’in üzerinde farklı üniversiteden 166 öğrencinin projesi değerlendirmeye alındı. Kurulduğu günden bu yana tasarımı ve üretimi kültürel bir değer olarak gören Yurtbay Seramik, Zeki Yurtbay Tasarım Ödülleri ile gençlerin hayallerini desteklemeyi sürdürüyor. Yurtbay Şirketler Grubu Kurucusu Zeki Yurtbay’ın yıllar önce dile getirdiği “Gençler hayal etsinler…” yaklaşımından ilham alan yarışma, her yıl farklı bir tema etrafında genç tasarımcıların üretimlerine alan açıyor. Bu yıl yarışmanın jüri üyeleri arasında; Prof. Dr. Sevim Çizer, Ahmet Burçin Gürbüz, Gül Düşüm Madendere, Doç. Dr. Asena Kumsal Şen Bayram ve Aydan Volkan yer aldı. Jüri üyeleri, “30X” teması kapsamında geçmiş ile geleceği yaratıcı biçimde buluşturan projeleri; özgünlük, estetik yaklaşım ve teknik yeterlilik kriterleri doğrultusunda değerlendirdi. Ayrıca bu yıl bir proje de “Jüri Özel Ödülü”ne layık görüldü. Yapı Medya İletişim organizasyonuyla gerçekleştirilen ve Yurtbay Seramik’in sürdürülebilir sosyal sorumluluk projeleri arasında yer alan yarışmada birincilik ödülünü kazanan proje, Unicera Fuarı’nda sergilenecek. 13. Zeki Yurtbay Tasarım Ödülleri Kazananları Birincilik Ödülü Arda Ateş — Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Pelin İşbuyuran — Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Mahir Enes Algök — Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü İkincilik Ödülü Ilgın Merve Tekin — İstanbul Ticaret Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Endüstriyel Tasarım Bölümü Üçüncülük Ödülü Alptuğ Çetinyol — Balıkesir Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Hatice Paldun — İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi Yönetim Bilişim Sistemleri Programı Damla Karahan — İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi Kültürel Miras ve Turizm Programı Eş Değer Mansiyonlar Selin Şirem — Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Aleyna Köse — Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık Bölümü Zeynep Bozyayla — Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık Bölümü Serkan Pehlivan — İstanbul Teknik Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Endüstriyel Tasarım Bölümü Selin Melis Aktürk — İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi Kültürel Miras ve Turizm Programı Jüri Özel Ödülü Can Berk Telören — Sakarya Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü Yurtbay Seramik Hakkında 1995 yılında Eskişehir’de kurulan Yurtbay Seramik, ulusal çapta büyümesini sürdürerek bugün dünya çapında faaliyet gösteren bir marka haline gelmiştir. 700 bin m² açık, 130.000 m² kapalı alanı kapsayan, toplam 830.000 m²’lik üretim tesislerinde faaliyet göstermektedir. Yıllık kurulu üretim kapasitesi 24.000.000 m²’dir. Yurtbay Seramik, üretiminin %50’ye yakınını 56’dan fazla ülkeye ihraç ederek global pazardaki gücünü artırmaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.