Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Etik

Kapsül Haber Ajansı - Etik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Etik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anadolu'nun Kalbinde Yapay Zekâ ve Geleceği Ele Alındı Haber

Anadolu'nun Kalbinde Yapay Zekâ ve Geleceği Ele Alındı

Türkiye'de ve dünyada çalışan Türk teknoloji liderleri ile yapay zekâ uzmanları, ondan fazla panel ve yan oturumda yapay zekânın ekonomik değerden iş gücüne, güvenilirlikten ulusal yol haritasına uzanan farklı boyutlarını tartıştı. Buluşmada akademi, kamu, iş dünyası, girişimciler ve öğrenciler bir araya geldi. “Çok kapsayıcı bir ekosistemi bir araya getirdik” Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, buluşmanın bu yılki farklılıklarının başında katılımın geldiğini söyledi: “Türkiye'nin ve dünyanın dört bir yanından Türk teknoloji liderleri ve yapay zekâ uzmanları burada buluştu. Akademiden ve reel sektörün içinden isimler, milyar dolar eşiğine yürüyen girişimciler vardı. Türkiye'nin en büyük holdinglerinden start-up'lara kadar çok kapsayıcı bir ekosistemi burada bir araya getirmeyi başardık.” Buluşmada öne çıkanlar İki gün süren oturumlarda öne çıkan başlıklar şöyle sıralandı: Kullanım biçimi belirleyici olacak: Sanayide ve hizmet sektöründe verimliliğin artırılması, daha hızlı ve daha doğru karar alınması ve eğitimin dönüşümü yapay zekânın nasıl kullanılacağıyla şekillenecek. Rekabette yeni bir denge: Yapay zekâ, farklı büyüklükteki işletmeler arasındaki rekabeti kolaylaştırabilir. Doğru kullanıldığında KOBİ'lerin ve Anadolu'daki üreticilerin büyük ölçekli işletmelerle aynı sahada yer alabilmesinin önünü açıyor. Korku değil dönüşüm: Yapay zekânın meslekleri bitireceği korkusu yerine, meslekleri nasıl dönüştürdüğünü konuşmak daha doğru bir yaklaşım. İş gücünün yeni beceriler kazanması ve yetkinliklerin dönüşümü bu tartışmanın merkezinde yer alıyor. Zaman ve bütçe: Yapay zekânın iş gücüne ve sektörlere gerçek katkı sağlayabilmesi için kurumların bu alana iki temel kaynak ayırması gerekiyor: zaman ve bütçe. Dönüşümün kilit aktörü gençler: Yapay zekâ dönüşümünde en kritik oyuncular gençler. Bu nedenle buluşmada gençlerin üretimlerine ve fikirlerine geniş yer ayrıldı. Panellerde yapay zekânın tüm boyutları Buluşma, “Türkiye Yapay Zekâ ile Ekonomik Değeri Nasıl Büyütür?” başlıklı açılış paneliyle başladı. Bu panelde Türkiye'nin yapay zekâ haritası, uygulama-ürün-ihracat zinciri ve kamu, regülasyon ve veri erişimi konuları ele alındı. Ardından finans, sağlık, sanayi ve kamudan gerçek uygulamaların vaka örnekleri üzerinden yapay zekânın Türkiye'de hangi alanlarda katma değer ürettiği tartışıldı; nelerin işe yaradığı, projelerin neden büyüdüğü ya da büyüyemediği masaya yatırıldı. “Modelden Pazara” başlıklı panelde yapay zekâda ürünleştirme ve ticarileşmenin önündeki engeller, üniversite ile ürün arasındaki kopukluk ve kamu ihalelerindeki risk algısı konuşuldu. Türkiye'den küresel ölçekte yapay zekâ uygulamalarının nasıl çıkabileceği, girişimcilik ve yatırımcı perspektifiyle değerlendirildi. İnsan kaynağına ayrılan oturumlarda, Türkiye'de yapay zekâ bilen insan kaynağı bulunmasına karşın neden yeterince ürün çıkmadığı sorusu ele alındı. Üniversitelerin bilgi aktaran yapıdan değer üreten ekosisteme dönüşümü, mezunların değişen iş dünyasına hazırlanması ve bilginin laboratuvardan ürüne, üründen pazara taşınması tartışıldı. Üniversite ve özel sektörün yapay zekâ Ar-Ge'sine birlikte nasıl yön verebileceği de ortak proje, veri ve insan kaynağı ekseninde değerlendirildi. “Belirsizlik Çağında Türkiye İçin Fırsatlar” panelinde yapay zekânın meslekler ve istihdam yapısı üzerindeki etkisi, verimlilik artışı ile istihdam arasındaki denge ve geçiş dönemi destek mekanizmaları ele alındı. “Güvenilir Yapay Zekâ” panelinde ise veri güvenliği ve kişisel verilerin korunması, algoritmik şeffaflık ve hesap verebilirlik, insan denetimi ve inovasyonu destekleyen etik ve hukuki çerçeve konuşuldu. Buluşma, “Türkiye'nin Yapay Zekâ Entegrasyonu İçin Stratejik Yol Haritası” paneliyle tamamlandı. Bu panelde Türkiye'nin yapay zekâ ekosistemindeki konumu, veri, altyapı, insan kaynağı ve yatırım öncelikleri ile kısa, orta ve uzun vadeli ulusal hedefler değerlendirildi. Demo Day'de girişimler jüri karşısında Etkinlik kapsamında düzenlenen Demo Day'de yapay zekâ tabanlı projeler geliştiren start-up'lar projelerini jüriye sundu ve Ar-Ge çalışmalarını anlattı. Yarışmada dereceye giren ilk üç girişime ödülleri Amazon Web Services (AWS) tarafından verildi. Liseliler ve üniversiteliler yapay zekâ posterleriyle yarıştı Bu yılın yeniliklerinden biri de lise öğrencileri arası ve üniversite öğrencileri arası poster yarışmaları oldu. Milli Eğitim Bakanlığı'nın desteğiyle düzenlenen liseler arası yarışmaya ülkenin doğusundan batısına geniş bir katılım oldu; yarışmada Bitlis'ten de Trakya'dan da öğrenciler yer aldı. Rektör Karasar, gençlerin katılımını şöyle değerlendirdi: “Liseler arası yarışmada ülkemizle gurur duyduk. Gördük ki lise gençliği şu anki üniversite gençliğini geçecek; üniversite gençliği ise bizim kuşağımızı çoktan geçmiş durumda. Siyaset bilimcilerin ‘belirsizlikler çağı’ olarak adlandırdığı, öngörülemeyen bir dönemdeyiz; ama Türk genci kendini bu çağa hazırlamış, bizim kuşağımızdan çok daha hazır. Gençlerimizin fikirleri bizler için gerçekten yol gösterici oldu.” Ortak çağrı metni yayımlandı Buluşmanın sonunda, iki günün değerlendirmelerini özetleyen ortak çağrı metni yayımlandı. Karasar, metni şöyle tanımladı: “Ortak çağrı metni, buluşmaya katılan 600'e yakın katılımcının fikirlerini, tespit edilen eksik alanları ve önümüzdeki dönemde nelere ihtiyacımız olduğunu özetliyor. Politika belgesi niteliğindeki bu metin yalnızca kamuya ve devlete değil; özel sektöre, girişim kurmayı düşünenlere ve önümüzdeki yıllarda yapay zekâ alanında çalışmayı planlayan herkese bir yol haritası sunuyor.” Buluşmanın gelecek yıllarda da süreceğini belirten Karasar, “Önümüzdeki yıllarda devamını sağlayacağız, yeniliklerle geleceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir’de Tasarımın İyisi Tartışılıyor Haber

İzmir’de Tasarımın İyisi Tartışılıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi Akdeniz Akademisi tarafından düzenlenen İyi Tasarım/Good Design İzmir, 11’inci kez başladı. Tarihi Bıçakçı Han’da, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Hakan Uzun’un katılımıyla gerçekleştirilen resmi açılışla başlayan etkinlik, 30 Ekim’e kadar kentin farklı noktalarında tasarımcıları ve İzmirlileri buluşturacak. Bu yıl “İyi Tasarım?” temasıyla düzenlenen programda, tasarımın değerinin nasıl belirlendiği, “iyi” kavramının kimler için ve hangi koşullarda geçerli olduğu sorgulanacak. Etkinlik kapsamında 24 atölye, 9 sergi, 13 panel ve söyleşi gerçekleştirilecek. “İzmir tasarımda güçlü bir merkez” Açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Hakan Uzun, “İzmir, tasarım birikimi açısından çok güçlü bir kent. Bu birikimin gerçek hayatta karşılık bulmasını uzun yıllardır İyi Tasarım İzmir’de tartışıyoruz. Genç tasarımcıları yatırımcılarla, üreticileri tasarımcılarla buluşturmak gerekiyor. Bu tasarım kültürünün oluşması uzun emek ve devamlılık istiyor. Artık etkileşimin yanı sıra dayanışma da gelişiyor. Bu kültür; üretimi, genç tasarımcıları, üniversiteleri ve kamuyu besliyor. Bununla gurur duyuyoruz” dedi. “İyi tasarım kullanıcı memnuniyetiyle ölçülmeli” Bu yıl “iyi tasarım” kavramının bir soruya dönüştürüldüğünü belirten Uzun, belediye hizmetleri açısından bakıldığında projelerin tamamlanmasının tek başına yeterli olmadığını, kullanıcı memnuniyetinin ve geri bildirimlerin de dikkate alınması gerektiğini vurguladı. İzmir’deki gelişmelerin üretim sektörünü etkilediğini ve kente değer kattığını ifade eden Uzun, “İzmir olarak biz bir ağırlık merkeziyiz. Bu zeminde bunları paylaşmak, bir araya gelmek, iletişimi güçlendirmek çok önemli” dedi. Tasarımda mevcut yaklaşımlara itiraz etmenin önemini de vurgulayan Uzun, “İyi Tasarım’a soru işareti koyarak 10 yıldır bir geleneği de tekrar gözden geçiriyoruz. Bu açıdan çok önemli bir iş yaptığımızı düşünüyorum” diye konuştu. Yapay zeka çalışması, ilk kez İzmir’de gösterildi Etkinliğin ana konuşmasını sanat ve teknoloji alanında çalışan görsel sanatçı ve yapay zeka direktörü Can Büyükberber yaptı. Büyükberber, “Geleceğin Yaratıcısı: Yapay Zeka Çağında Sanat ve Teknoloji” başlıklı konuşmasında The Future Creative sunumunu Türkiye’de ilk kez gerçekleştirdi. Yapay zekanın yaratıcı alanlarda yeni fırsatlar sunduğunu belirten Büyükberber, “Hoşumuza gitse de gitmese de bir dönüşüm süreci içindeyiz. Yapay zeka, yaratıcılara daha geniş imkanlar ve araçlar sunacak. Asıl risk yapay zeka değil, onu kullanan kişilerin gerisinde kalmak. Şu an belirsizliğin ortasındayız. Bu süreci tehdit olarak görürsek korku ve kaygı, fırsat olarak görürsek umut ve heyecan doğabilir” dedi. İyi Tasarım'ın 11 yıllık yolculuğu ve panel Etkinliğin farklı yıllarında program içeriğine ve tema küratörlüğüne katkı sunan Dr. Emre Gönlügür, İyi Tasarım/Good Design İzmir’in 11 yıllık yolculuğunu anlattı. Ardından, İzmir Ekonomi Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Daniele Savasta’nın moderatörlüğünde “Yeni Ortamlar: Tasarımın Değişen Ölçütleri ve Mecraları” paneli düzenlendi. Panelde yeni medya sanatçısı ve araştırmacı Merve Mepa, ses ve tekstil alanında çalışan sanatçı Saba Arat ile sokak sanatı ve yeni medya üzerine çalışan Cem Sonel, yeni ortamların “iyi tasarım” ölçütlerini nasıl değiştirdiğini ele aldı. Program, sergi turuyla sona erdi. Atölye, sergi, panel ve söyleşilerle tasarım gündemi İyi Tasarım/Good Design İzmir, üç hafta boyunca Tarihi Bıçakçı Han’ın yanı sıra Akın Pasajı, İzmir Doğal Yaşam Parkı, PAKO Sahipsiz Hayvan Bakımevi ve Sosyal Yaşam Kampüsü ile İtalyan Kültür Merkezi gibi farklı mekanlarda düzenlenecek etkinliklerle devam edecek. “İyi Tasarım Mahkemesi: Kimin için İyi?”, “Kötü Tasarımlar Müzesi” ve “Bir Köpeğin Gözünden İyi Tasarım” gibi atölyeler, farklı yaş gruplarını tasarımın ölçütlerini sorgulamaya davet edecek. Sergi ve yerleştirmelerde tasarımın gündelik yaşamla ilişkisi ele alınırken panellerde etik, ekolojik ve ekonomik boyutlar tartışılacak. Akın Pasajı’nda 14, 21 ve 28 Ekim’de düzenlenecek “Açık Sınıf” kamusal dersleriyle etkinlikler çarşıya taşınacak. Panel ve söyleşi programı, 27 Ekim’de yapılacak Kapanış Forumu’yla sona erecek; sergiler ise 30 Ekim’e kadar ziyaret edilebilecek. Üniversiteler ve genç tasarımcılar Üniversiteler Tasarım ve Sanat Mezuniyet Projeleri Sergisi (üTAS), 15-30 Ekim tarihleri arasında altı üniversiteden 47 mezuniyet projesini İzmirlilerle buluşturacak. Program kapsamında iF Design Student Award sunumu ve iF Design Türkiye Paneli de düzenlenecek. 26 Ekim’de gerçekleştirilecek Meslek Ağı Gecesi’nde ise genç tasarımcılar ve mezuniyet projeleri sektör profesyonelleriyle bir araya gelerek deneyim paylaşımı ve yeni iş birlikleri için fırsat bulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

3. Ulusal Yapay Zekâ Buluşması Başladı Haber

3. Ulusal Yapay Zekâ Buluşması Başladı

Buluşma öncesinde düzenlenen basın toplantısına Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Kaan Aktan ve Kapadokya Üniversitesi Danışma Kurulu Üyesi Barış Karakullukçu katıldı. “Yapay zekâ ekosistemi güller kadar dikenler de barındırıyor” Rektör Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, buluşmanın kamu kurumlarını, özel sektörü, üniversiteleri ve öğrencileri bir araya getirerek ortak bir gelecek projeksiyonu oluşturmayı amaçladığını söyledi: “Bilim insanlarını, kamu kurumlarını, iş dünyasını, girişimcileri ve öğrencilerimizi Türkiye'nin yapay zekâ geleceğini birlikte düşünmek üzere üç yıldır bir araya getiriyoruz. Türkiye'nin bu alanda yetişmiş insan kaynağı, gelişen altyapısı ve kullanıma hazır pek çok çözümü var. Önümüzdeki hedef, bu kazanımları güçlendirmek ve sağlanan faydayı daha fazla kuruma, işletmeye ve bireye ulaştırmak.” Yapay zekanın eğitim, araştırma ve topluma hizmetin tüm katmanlarında kullanılmasını istediklerini belirten Karasar, “Ancak yapay zekâ ekosistemi yalnızca güllerle değil, dikenlerle de dolu bir bağ. Bu buluşmada ekonomik değer, ürünleştirme, insan kaynağı ve güvenilir yapay zeka kullanımı konularını ele alıyoruz” dedi. Karasar, üniversitenin çıkış noktası “evrensel” eğitim anlayışına da değindi. Cisco Networking Academy gibi uluslararası kuruluşlarla yapılan anlaşmalar sayesinde öğrencilere New York'ta, Chicago'da ya da Berlin'de okuyan bir öğrencinin aldığı müfredatın aynısının sunulduğunu; mikro yeterlilikler ve disiplinler arası yan dal programlarıyla farklı bölümlerdeki öğrencilerin de yapay zekayı kendi meslek alanlarında kullanmaya teşvik edildiğini anlattı. Üniversitenin akademik ve idari süreçlerinde de yapay zekadan ve geliştirdiği çözümlerden azami ölçüde yararlandığını ekledi. Alev Alatlı'nın mirası: Teknolojiye eleştirel bakış Üniversitenin kurucusu merhum Alev Alatlı'yı anan Karasar, “Seksenli yaşlarında dahi yapay zekâ ve blok zincir teknolojilerini yakından takip ederdi. Bunların insani, etik ve felsefi açıdan sorgulanması gerektiğini bize her zaman hatırlatırdı. Bu buluşmanın ana omurgasını da Alev Hoca'nın bize işaret ettiği bu istikamet oluşturuyor” diye konuştu. Karasar, tüm çalışmaların Alatlı'nın “akıl, ahlak, adalet ve adap” anlayışı doğrultusunda, insanın ve toplumun ihtiyaçlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Anadolu'daki işletmelerin, özellikle KOBİ'lerin yeni teknolojilere ve uzmanlık desteğine erişebilmesinin önemine dikkat çeken Karasar, dijitalleşen dünyada Anadolu'daki üreticilerin dünyanın daha avantajlı görülen bölgelerindeki işletmelerle rahatça rekabet edebilmesini sağlayacak teknolojilere ulaşmasını hedeflediklerini söyledi. Veri güvenliği öncelikli meydan okuma Yapay zekâ çağının meydan okumalarına da değinen Karasar, veri güvenliğinin başı çektiğini belirtti: “Stratejik alanlarda verilerin zehirlenmesi ya da yok edilmesi gibi riskler var. Sonuçta bir makinenin analiz gücü ona verilen veriye dayanır; o verilerin korunması en önemli önceliklerden biri.” Karasar, veri ve yapay zekâ teknolojisinin birkaç büyük teknoloji şirketinin elinde toplandığı bir dünyada hem ülkenin stratejik tercihlerini korumak hem de gençlerin ileri teknolojilerden azami ölçüde yararlanmasını sağlamak için bir araya geldiklerini ifade etti. Bu yıl gençlerin katılımına özellikle önem verildiğini belirten Karasar, öğrenci sohbetleri, poster çalışmaları ve yapay zekâ uygulama gösterimleriyle gençlerin üretimlerine yer açıldığını söyledi. Buluşmanın sonunda ortak öncelikleri ve sorun alanlarını görünür kılacak bir bildirge yayımlanması planlanıyor. Karasar, üniversite, kamu, özel sektör ve sivil toplumdan katılımcılarla kamunun hazırladığı yapay zekâ eylem planlarına ve yol haritalarına katkı sunmayı amaçladıklarını da sözlerine ekledi. Nevşehir'e tematik teknopark kuruluyor Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Kaan Aktan, Kapadokya Üniversitesi'nin kuruluş felsefesinde topluma faydalı olmak ve bölgesel kalkınmayı desteklemek bulunduğunu hatırlattı. Havacılık, sağlık, turizm ve gastronomi alanlarında sektörün önde gelen kurumlarıyla iş birlikleri yürüttüklerini belirten Aktan, son olarak farklı fakültelerdeki bilişimle ilgili bölümlerin geçen yıl Bilgisayar ve Bilişim Teknolojileri Fakültesi çatısı altında toplandığını söyledi. Aktan, “Lisans ve önlisans düzeyinde şu anda 17 teknoloji programımız var. Veri güvenliğinden yapay zekaya, programlamadan otonom sistemlere kadar sektörün ihtiyaç duyduğu iş gücünü yetiştiriyoruz” dedi. Aktan, Nevşehir Belediyesi ile bir Teknoloji Geliştirme Bölgesi kurulması için çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Üniversitenin ana kurucu ortak olarak yer alacağı teknoparkın kuruluş aşamasında olduğunu söyledi. Bölgenin ihtiyaçlarına ve potansiyeline göre şekillenecek tematik teknoparkın tarım teknolojileri, sürdürülebilir turizm ve sürdürülebilirlik teknolojiler alanlarına odaklanması planlanıyor. Aktan, üniversitede geliştirilen çalışmaları ve girişimleri sektörün ihtiyaçlarıyla buluşturacak Teknoloji Transfer Ofisi çalışmalarının da sürdüğünü belirtti. Aktan, yapay zekanın Türkiye'nin geneline yayılması gerektiğinin altını çizdi: “Yapay zekayı yalnızca teknolojiyi geliştirmek olarak düşünmemek lazım. Geliştirilen teknolojileri Türkiye'nin geneline yayılacak, farklı ölçekteki işletmelerde kullanılabilir ve etki yaratabilir hale getirmemiz gerekiyor. Yapay zekâ, çok küçük yatırımlarla çok önemli kazanımlar sağlanabilecek bir teknoloji.” “Kolektif akılla neler yapılabileceğinin kanıtı” Kapadokya Üniversitesi Danışma Kurulu Üyesi ve buluşmanın düzenleme komitesinde yer alan Barış Karakullukçu, üç yıl önce bu işlerin İstanbul ve Ankara dışında da yapılması gerektiği inancıyla yola çıktıklarını söyledi. Karakullukçu, “Anadolu'da ekosistemin, endüstrinin ve toplumun yapay zekayı etik ve güvenli biçimde kullanarak daha iyi noktalara gelmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu toplantı, kolektif akılla neler yapılabileceğini net şekilde gösteriyor” dedi. Karakullukçu, Türkiye'nin önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticileri ile Türkiye'de ve dünyada çalışan Türk akademisyen ve teknoloji liderlerinin yanısıra Bilişim Vakfı, TÜBİSAD ve Yapay Zeka Teknoloji Derneği gibi sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de organizasyonda yer aldığını belirtti. Karakullukçu, yeni yayımlanan Yapay Zekâ Eylem Planı'nın uygulanmasının iki gün boyunca somut vakalar üzerinden ele alınacağını söyledi. Meslekler yok olmayacak, dönüşecek Basın toplantısında yapay zekanın meslekler üzerindeki etkisinin sorulması üzerine Barış Karakullukçu, yapay zekanın hiçbir mesleği yok etmeyeceğini ancak o mesleğin uygulayıcılarını dönüştüreceğini söyledi: “Radyoloji, yapay zekanın en iyi olduğu alanlardan biri. Ama radyolog yalnızca görüntüyü değerlendirmiyor; teşhisi, hastayla iletişimi ve süreci yönetiyor. Süreçlerin alt adımları değişecek ama roller tamamen ortadan kalkmayacak.” Kaan Aktan ise yapay zekanın önceki teknoloji devrimlerinden farklı olduğunu vurguladı: “Yayılım hızı çok yüksek. Kuralları netleşmeden, neye muktedir olduğu tam anlaşılmadan herkesin kullanmaya başladığı bir teknoloji haline geldi. Bu da bir tedirginlik yaratıyor. Ancak zaman içinde bunun mesleklerde bir dönüşümle sonuçlanacağını düşünmek gerekiyor.” Rektör Karasar da sorumluluğun makineye devredilemeyeceğini, her teknolojiyi kullananın bir sorumlusu olduğunu ve bunun mutlaka insan olması gerektiğini hatırlattı. Önde gelen markalar ve dünyaca ünlü üniversitelerden akademisyenler sahnede Buluşmada Koç Holding, Eczacıbaşı Topluluğu, Pegasus, Türk Telekom, Migros Online, PwC ve Amazon gibi kuruluşların teknoloji liderleri; telekomünikasyon, havacılık, gıda ve perakende sektörlerinden temsilciler deneyimlerini paylaşacak. Stanford ve Harvard gibi yapay zekâ alanında öncü çalışmalar yürüten üniversitelerde görev yapan Türk akademisyenler de programda yer alıyor. Yapay zekâ ajanları ve bu teknolojinin kurumlara güvenli biçimde yerleştirilmesi öne çıkan başlıklar arasında. Cuma günü ise başarılı yapay zekâ girişimlerinin yer alacağı bir Demo Day düzenlenecek. Buluşma öncesinde beş kitap yayımlandı Kapadokya Üniversitesi Yayınları, buluşma öncesinde yapay zeka üzerine beş kitap yayımladı. Kitaplar arasında lise ve üniversite öğrencileri arasında düzenlenen yapay zeka proje ve poster yarışmalarının derlendiği bir kitapçık, Barış Karakullukçu'nun teknoloji ve yapay zeka yolculuğunu anlattığı hatırat, yapay zekanın stratejik boyutlarını ele alan bir eser, Milli Eğitim eski Bakanı Prof. Dr. Mahmut Özer ile İTÜ'den Prof. Dr. Altan Çakır'ın yapay zeka, makine öğrenmesi ve hesap verebilirlik üzerine kaleme aldığı çalışma ve geçen yılki ikinci buluşmanın sonuçlarını derleyen bir kitap yer alıyor. Kitaplar etkinlik boyunca stantlarda katılımcılarla buluşuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sürdürülebilirlik Ve İnovasyon Zirvesi SISUMMIT 2026, 1 Ekim’de Başlıyor Haber

Sürdürülebilirlik Ve İnovasyon Zirvesi SISUMMIT 2026, 1 Ekim’de Başlıyor

Boğaziçi Yaşamboyu Eğitim Merkezi, Galatasaray Üniversitesi Girişimcilik ve Yenilikçilik Merkezi, Boğaziçi Üniversitesi İnovasyon Merkezi ve Noform Academy iş birliğiyle gerçekleştirilen Sürdürülebilirlik ve İnovasyon Zirvesi SISUMMIT 2026 için geri sayım başladı. Herkese açık ve tamamen ücretsiz olarak düzenlenen SISUMMIT 2026, bu yıl yapay zekânın yalnızca şirketleri değil; şehirleri, ekonomileri, eğitim sistemlerini ve toplumların bütününü nasıl dönüştürdüğünü tartışmaya açacak. Programda etik, kapsayıcı ve insan merkezli yapay zekânın sürdürülebilir kalkınmaya etkisinden veri odaklı karar kültürüne, döngüsel ekonomiden inovasyon stratejilerine uzanan farklı başlıklar ele alınacak. “YAPAY ZEKÂYI EZBERLEMELERİNİ DEĞİL, ONUNLA BİRLİKTE ÜRETMELERİNİ İSTİYORUZ” SISUMMIT 2026’nın bu yılki yeniliklerinden biri de katılımcıların değerlendirilme yöntemi olacak. Programın klasikleşen test sınavlarının yerini yapay zekâ destekli projeler alacak. Katılımcılar, seminer sprintinde öğrendiklerini üretken yapay zekâ kullanarak hazırlayacakları çalışmalara dönüştürecek. Program katılımcılarına ücretsiz sunulacak suchTedium GenAI platformu (https://suchtedium.com/) üzerinde hazırlanacak projeler; kullanılan prompt, üretilen çıktı ve katılımcının bu çıktıya ilişkin kısa değerlendirmeleri üzerinden puanlanacak. Böylece programda katılımcıların hem eğitim konularına hâkimiyeti hem de yapay zekâ okuryazarlığı değerlendirilecek. SISUMMIT Akademik Koordinatörü ve Galatasaray Üniversitesi Girişimcilik ve Yenilikçilik Merkezi Direktörü Doç. Dr. Murat Levent Demircan, programın yaklaşımını şöyle anlatıyor: “Yapay zekâ artık bir teknoloji tercihi değil, toplumların yeni işletim sistemi hâline geliyor. SISUMMIT ile amacımız bu dönüşümü yalnızca konuşmak değil; sürdürülebilirlik ve inovasyon eksenlerini merkeze alan, herkese açık ve ücretsiz bir öğrenme deneyimiyle bilgiye erişimde fırsat eşitliği yaratmak. Bu yıl klasik test sınavlarının yerini yapay zekâ destekli projelere bırakıyoruz; çünkü katılımcılarımızın yapay zekâyla birlikte çalışmasını ve üretmesini istiyoruz.” 8 ÜCRETSİZ SEMİNER 1 EKİM’DE BAŞLIYOR Müreffeh bir Türkiye için en temel gereksinim olan eğitim, bilim, teknoloji, sosyal ve sağlık alanlarında hizmetlerde bulunmak ve insanlığa değer üretmek için 2021 yılında kurulan Ahmet Çalık Vakfı öncülüğünde gerçekleştirilecek SISUMMIT 2026’nın çevrim içi seminer sprinti; 1 Ekim Perşembe günü Prof. Dr. Gülçin Büyüközkan’ın “Yeşil Zekâ: Sürdürülebilirliği Yapay Zekâ ile Yeniden Tasarlamak” başlıklı açılış semineriyle başlayacak. 3 Ekim’de Çiğdem Şengül “Kurumsal Sürdürülebilir Yapay Zeka Yetkinlikleri”, 6 Ekim’de Edanur Karabıyık “Döngüsel Dünya: Atıktan Sürdürülebilir Değere Uzanan Yolculuk”, 8 Ekim’de Dr. Öğr. Üyesi D. Ferhat Demir “Yaratıcı Makineler: İnovasyon ve Yapay Zekânın Kesişiminde Değer Üretmek”, 10 Ekim’de Mert Güller “İki Ucu Keskin Zekâ: Sürdürülebilirlikte Yapay Zekânın Risk ve Fırsatları”, 13 Ekim’de Ferhat Zamanpur ise “Yüzeyden Derine: Deepen Framework ile Yapay Zekâ Odaklı Dönüşüm” başlıklı seminerlerle katılımcılarla buluşacak. 15 Ekim’de Doç. Dr. Aslı Deniz Helvacıoğlu ve Prof. Dr. Arzu Tektaş’ın katılımıyla “Yapay Zekânın Toplumsal Sözleşmesi: Etik, Hukuk ve Sürdürülebilirlik” online paneli gerçekleştirilecek. Çevrimiçi program, 17 Ekim’de Doç. Dr. Murat Levent Demircan’ın “Büyük Resim: Yapay Zekâ, İnovasyon ve Sürdürülebilirliğin Stratejik Sentezi” başlıklı final semineriyle noktalanacak. Tüm seminerler Noform Academy YouTube kanalından canlı yayınlanacak ve daha sonra süresiz olarak herkesin erişimine açık bırakılacak. ZİRVE 26 EKİM’DE ALBERT LONG HALL’DE Çevrim içi seminerlerin ardından SISUMMIT 2026’nın fiziki buluşması, Çalık Enerji desteğiyle 26 Ekim Pazartesi günü Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’de gerçekleştirilecek. Tam günlük zirve; açılış konuşmaları, 4 panel ve 4 keynote oturumuna ev sahipliği yapacak. 8 oturumluk programa en az yüzde 70 oranında katılan ve program boyunca gerçekleştirilen değerlendirmelerde en az yüzde 70 başarı gösteren katılımcılar, Galatasaray Üniversitesi Girişimcilik ve Yenilikçilik Merkezi ile Boğaziçi Üniversitesi İnovasyon Merkezi onaylı “SISUMMIT 2026 Katılım Belgesi” almaya hak kazanacak. HEDEF 1 MİLYON! Bir önceki SISUMMIT’in çevrim içi seminerleri 32 bin 900’ü aşkın görüntülenmeye ulaştı. SISUMMIT 2026’da ise çevrimiçi seminer programında 10 bini aşkın katılımcıya ve 1 milyonun üzerinde görüntülenmeye ulaşılması hedefleniyor. 26 Ekim’de gerçekleştirilecek fiziki zirvede 600’ü aşkın katılımcının; program genelinde ise 40’tan fazla konuşmacı, panelist ve moderatörün yer alması planlanıyor. Ahmet Çalık Vakfı önderliğinde hayata geçirilen SISUMMIT 2026’ya katılım eğitim ve bilgiye erişimin yaygınlaştırılması amacıyla ücretsiz ve kamuya açık olarak gerçekleştirilecektir. Kayıt ve ayrıntılı program bilgilerine Noform Academy (https://noformacademy.com/) web sitesindeki kayıt sayfasından ve SISUMMIT 2026 (https://sisummit.com.tr/) web sitesinden adresinden ulaşılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uluslararası Girişimcilik Forumu’nda Yapay Zekâ ve İşin Geleceği Değerlendirildi Haber

Uluslararası Girişimcilik Forumu’nda Yapay Zekâ ve İşin Geleceği Değerlendirildi

“Yapay Zekâ Çağında Girişimcilik, Değerler ve İyi Olma Hâli” temasıyla düzenlenen forumda yapay zekânın iş dünyası, girişimcilik ekosistemleri, etik, kapsayıcılık ve çalışanların iyi olma hâli üzerindeki etkileri farklı perspektiflerden ele alındı. Dr. Ganesh Natarajan, üretken ve otonom yapay zekâ uygulamalarının hızla yaygınlaştığına dikkat çekerek mevcut işlerin yüzde 90-95’inin otomasyona konu olabileceğini öngörürken yapay zekânın girişimciler için pazar araştırması, yatırımcı ve iş ortağı bulma, sunum ve belge hazırlama gibi alanlarda önemli bir kapasite artışı sağlayabileceği değerlendirildi. Nihai kararın ve etik sorumluluğun insanda kalması gerektiği görüşü öne çıktı. 2001 yılından bu yana Avrupa, Orta Doğu, Afrika, Latin Amerika ve Asya’da düzenlediği konferans ve çalıştaylarla girişimcilik, inovasyon, ekonomik ve toplumsal kalkınma konularında uluslararası bir tartışma zemini oluşturarak bugüne kadar 13 ülkede, beş farklı bölgede 5 binden fazla katılımcıyı bir araya getiren IEF, İstanbul’a ilk kez 2009 yılında gelmişti. Forumun 22’nci buluşması, 17 yıl sonra yeniden İstanbul’da, bu kez Özyeğin Üniversitesi’nin ev sahipliğinde, akademisyenleri, girişimcileri, iş dünyası temsilcilerini ve politika yapıcıları buluşturdu. Forumun küratörlüğünü IEF Kurucusu Prof. Jay Mitra ile Özyeğin Üniversitesi Dekan Yardımcısı ve Girişimcilik Programı Başkanı Dr. Ahmet Murat Fiş üstlendi. Forumun açılışında konuşan Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan, girişimciliğin üniversitenin kuruluşundan bu yana kurumsal yaklaşımının önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Özyeğin Üniversitesi’nin 15 bin mezununun bugüne kadar yaklaşık 800 girişim kurduğuna dikkat çeken Tan, üniversitenin yapay zekâ stratejisinin araştırma kapasitesini artırmak, yapay zekâyı 200’ün üzerinde derse entegre etmek, 30 büyük şirketle iş birliği yapan ÖzÜ Yapay Zekâ Platformu’nu geliştirmek ve iyi olma hâli ile eşitlik alanındaki çalışmaları güçlendirmek üzere dört eksende ilerlediğini paylaştı. Yapay zekâ iş süreçlerini dönüştürüyor Forumun ana oturumları, yapay zekânın girişimcilik açısından yarattığı fırsatların yanı sıra çalışma hayatı ve toplumsal yapı üzerindeki etkilerine de odaklandı. 5F World ve Honeywell Automation India Ltd. Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ganesh Natarajan, üretken ve otonom yapay zekâ uygulamalarının hızla yaygınlaştığına dikkat çekerek mevcut işlerin yüzde 90-95’inin otomasyona konu olabileceğini öngördü. Bu dönüşümün özellikle güçlü sosyal güvenlik ağlarına sahip olmayan toplumlarda önemli sonuçlar yaratabileceğini belirten Natarajan, şirketlerin yapay zekâyı mevcut süreçlere eklemekle yetinmeyip organizasyonlarını yeniden düşünmeleri, çalışanların ise kapsamlı yeniden yetkinlik kazanma programlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Panellerde, yapay zekânın girişimciler için pazar araştırması, yatırımcı ve iş ortağı bulma, sunum ve belge hazırlama gibi alanlarda önemli bir kapasite artışı sağlayabileceği değerlendirilirken, nihai kararın ve etik sorumluluğun insanda kalması gerektiği görüşü öne çıktı. Girişimcilik ekosistemlerinin dijital bağlantıların ötesinde güven, karşılıklılık ve sürdürülebilir insan ilişkilerine dayandığı, bu nedenle yapay zekânın insan etkileşiminin yerini bütünüyle alamayacağına dikkat çekildi. Çalışanların iyi olma hâlinin ele alındığı oturumlarda ise yapay zekânın sağladığı zaman tasarrufunun her zaman daha az iş yükü anlamına gelmediği tartışıldı. Verimlilik sayesinde açılan zamanın yeni görevlerle doldurulmasının “iş yoğunlaşması” yaratabildiği, yapay zekâ tarafından üretilen çıktıların sürekli kontrol edilmesinin zihinsel yorgunluğu artırabildiği belirtildi. Değişime uyum kapasitesi, psikolojik dayanıklılık, işte anlam duygusu ve insan ilişkilerinin yapay zekâ çağındaki çalışma modelleri açısından daha kritik hâle geleceği değerlendirildi. Özyeğin Üniversitesi Kampüsü’nden girişimcilik ekosistemine İki gün boyunca Özyeğin Üniversitesi Çekmeköy Kampüsü’nde gerçekleştirilen programda yapay zekânın girişimcilik fırsatlarına etkisi, bireysel ve kurumsal iyi olma hâli, girişimcilikte kapsayıcılık ve toplumsal cinsiyet, teknolojik ve ekonomik belirsizliklere uyum, girişimcilik etiği ve değerler ile toplumsal iyi olma hâli ve girişimcilik ekosistemleri altı ayrı panelde ele alındı. İlk günün sonunda katılımcılar, üniversite kampüsünde Le Cordon Bleu İstanbul tarafından hazırlanan kokteyl resepsiyonunda bir araya geldi. Türkiye’nin ve İstanbul’un büyüyen teknoloji ve girişimcilik ekosisteminden ve girişimcilere sağlanan desteklerden örnekler sunulan İTÜ ARI Teknokent ziyareti ile program tamamlandı. Forumun organizasyon sürecinde Özyeğin Üniversitesi İşletme Fakültesi ve Girişimcilik Merkezi de önemli katkı sundu. Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Kulübü (ÖzÜ Entrepreneurship Society) ve gönüllü öğrenciler ise forum süresince karşılama ve saha koordinasyonuna destek vererek uluslararası katılımcıların kampüs deneyimine katkı sağladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İletişim Mezunlarının Çalışma Alanları Genişliyor! Haber

İletişim Mezunlarının Çalışma Alanları Genişliyor!

Gelecekte iletişim mezunlarının yalnızca içerik üreten değil; yapay zekâyı yöneten, veriyi hikâyeye dönüştüren, dezenformasyonu tespit eden ve dijital güveni yöneten profesyoneller olarak öne çıkacağını belirten Prof. Dr. Gül Esra Atalay, “Geleceğin iletişim mezunları algoritmaları yöneten, yapay zekâyı anlamlandıran ve dijital güven inşa eden profesyoneller olacak. Meslekler değişiyor ama iyi iletişim kurabilme becerisi her zamankinden daha değerli hâle geliyor.” dedi. Yapay zekâ içerik stratejistliği, dijital itibar yöneticiliği, dezenformasyon analistliği, veri hikâyeleştiriciliği ve insan-yapay zekâ etkileşimi tasarımcılığı gibi yeni çalışma alanlarına dikkat çeken Prof. Dr. Atalay, “Öğrencilerimizi teknolojiden korkan değil, teknolojiyi yöneten ve ona entelektüel derinlik katan profesyoneller olarak yetiştiriyoruz.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, yapay zekâ çağında iletişim sektörünün değişen istihdam yapısını, geleceğin iletişim mesleklerini ve öğrencilerin yeni çalışma hayatına hangi yetkinliklerle hazırlanması gerektiğini değerlendirdi. İletişim mezunlarının çalışma alanları genişliyor Teknolojik gelişmelerin iletişime duyulan ihtiyacı azaltmak yerine artırdığına işaret eden Prof. Dr. Gül Esra Atalay, dijitalleşmeyle birlikte iletişim profesyonellerinin rolünün de değiştiğini söyledi. “Bugün tam anlamıyla bir iletişim çağında yaşıyoruz.” Diyen Prof. Dr. Atalay, “İletişim elbette her zaman önemliydi ancak bugün akıllı telefonlar, sosyal ağlar ve dijital platformlar sayesinde herkesin her an ulaşılabilir olduğu hiper bağlantılı bir dünyadayız. Teknoloji iletişim kurmayı kolaylaştırırken anlam yaratmayı, güven oluşturmayı ve ortak bir zeminde buluşmayı zorlaştırıyor. Bu nedenle iletişim becerileri konusunda eğitimli olmak profesyonel yaşamda giderek daha büyük bir fark yaratıyor.” dedi. İletişimcinin işi içerik üretmekten ibaret olmayacak Yapay zekânın özellikle rutin içerik üretim süreçlerini hızla otomatikleştirdiğini ifade eden Atalay, bunun iletişim mesleklerinin ortadan kalkacağı anlamına gelmediğini, aksine iletişimcinin rolünün daha stratejik bir noktaya taşınacağını vurguladı. Prof. Dr. Atalay, “Eskiden iyi bir reklam fikri bulmak, o fikri görsele dökmek ve metnini yazmak günler, hatta haftalar alabiliyordu. Bugün yapay zekâ araçlarına doğru komutlar verdiğinizde saniyeler içinde çok sayıda alternatif elde edebiliyorsunuz. Ancak o alternatiflerden hangisinin insanın kalbine dokunacağını, hangisinin toplumsal bir karşılığı olduğunu veya hangisinin insanı gerçekten güldüreceğini algoritmalar tek başına belirleyemiyor. Yapay zekâ insan davranışını analiz edebilir ama insan gibi hissedemez.” diye konuştu. Bu nedenle gelecekte iletişim mezunlarının değerini yalnızca “üretme” becerisinin değil; seçme, doğrulama, anlamlandırma, yorumlama ve strateji geliştirme yetkinliklerinin belirleyeceğini kaydeden Prof. Dr. Atalay, insan yaratıcılığı ile yapay zekâ yeteneklerini birlikte kullanabilen profesyonellerin iş dünyasında avantaj sağlayacağını dile getirdi. Gazeteci yazandan çok doğrulayan ve anlamlandıran kişi olacak Gazeteciliğin yapay zekâdan en fazla etkilenen alanlardan biri olduğunu belirten Prof. Dr. Atalay, rutin haberlerin otomatik olarak üretilebildiği bir dönemde gazetecinin mesleki değerinin araştırmacılık, doğrulama ve yorumlama kapasitesinde yoğunlaşacağını söyledi. Prof. Dr. Atalay, “Haber yazan gazeteciden doğrulayan ve anlamlandıran gazeteciye doğru bir dönüşüm gerçekleşiyor. Rutin ajans haberlerini artık yapay zekâ yazabiliyor. Gazetecinin yeni rolü dezenformasyonu filtrelemek, derinlemesine araştırma yapmak, veri gazeteciliği yapmak ve ham verinin arkasındaki insan hikâyesini yakalamak olacak.” ifadelerini kullandı. Reklamcının yeni işi yapay zekâyı yaratıcı stratejiyle yönetmek Reklamcılıkta da benzer bir dönüşüm yaşandığını ifade eden Atalay, yapay zekânın saniyeler içinde çok sayıda reklam metni, görseli ve kampanya alternatifi üretebildiğine dikkat çekti. “Reklamcının işi artık yalnızca sıfırdan üretmek olmayacak.” diyen Atalay, “Yapay zekânın oluşturduğu alternatifler arasından markanın ruhuna, hedef kitlenin psikolojisine ve toplumsal bağlama en uygun olanı seçmek; doğru promptları oluşturmak ve yaratıcı stratejiyi kurmak daha önemli hâle gelecek.” dedi. Halkla ilişkilerde yeni istihdam alanı; dijital güven Deepfake, dezenformasyon ve yapay zekâ destekli manipülasyonların yaygınlaşmasının halkla ilişkiler ve kurumsal iletişim alanında da yeni uzmanlıklara ihtiyaç doğurduğunu kaydeden Prof. Dr. Atalay, geleceğin en önemli iletişim alanlarından birinin dijital güven ve itibar yönetimi olacağını söyledi. Atalay, “Bülten dağıtımı ve medya takibi gibi geleneksel görevler giderek otomatikleşirken, bilişsel kriz yönetimi ve güven mimarlığı daha fazla önem kazanıyor. Deepfake ve manipülasyonun bu kadar kolaylaştığı bir çağda PR profesyonelleri yapay zekâ hızında yayılan itibar krizlerini yönetmek ve toplumla kurumlar arasında sahici bağlar kurmak zorunda.” şeklinde konuştu. Deepfake çağının iletişimcisi doğrulama uzmanı da olacak Geleceğin iletişim profesyonellerinin veri ve algoritma okuryazarlığına sahip olması gerektiğini vurgulayan Atalay, deepfake ve dezenformasyonla mücadele becerilerinin istihdam açısından giderek daha önemli hâle geleceğini belirtti. İletişim öğrencileri yapay zekâyla birlikte çalışmayı öğreniyor Bu dönüşüm nedeniyle iletişim eğitiminin de yeniden tasarlanması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Atalay, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesinde yapay zekâyı iletişim eğitiminin farklı alanlarına entegre ettiklerini söyledi. “Öğrencilerimize her şeyden önce ‘Yapay zekâ iletişimcinin rakibi değil, onun akıllı asistanıdır.’ diyoruz.” ifadesini kullanan Atalay, şöyle devam etti: “İyi bir iletişimci olmak artık yalnızca güçlü yazma becerisine veya iyi bir görsel bakış açısına sahip olmakla sınırlı değil. Bunlara bilişsel esneklik ve yapay zekâyla doğru iletişim kurabilme becerisi de eklendi. Öğrenci yalnızca teoriyi öğrenmiyor; uygulamalı derslerde bir yapay zekâ modeline nasıl doğru komut vereceğini, çıkan sonucu nasıl değerlendireceğini ve filtreleyeceğini deneyimliyor. Yapay zekânın ürettiği bilginin doğruluğunu teyit etmek, bilişsel önyargıları fark etmek ve algoritmik manipülasyonları deşifre etmek eğitimimizin merkezinde. Sahicilik ve etik ise ana omurgamızı oluşturuyor.” Her bölümde yapay zekâ odaklı zorunlu dersler bulunuyor Fakültenin farklı bölümlerinde öğrencilerin kendi meslek alanlarıyla yapay zekâyı buluşturan zorunlu dersler aldığını belirten Prof. Dr. Atalay, “Çizgi Film ve Animasyon bölümümüzde Yapay Zekâ Destekli Konsept Geliştirme, Görsel İletişim Tasarımı bölümümüzde Görsel İletişim Tasarımında Üretken Yapay Zekâ, Gazetecilik bölümümüzde Gazetecilikte Yapay Zekâ, Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümümüzde Halkla İlişkiler ve Yapay Zekâ Uygulamaları, Radyo Televizyon ve Sinema bölümümüzde Yapay Zekâ Destekli Film Yapım ve Yönetimi, Reklamcılık bölümümüzde Dijital Reklamcılık ve Yapay Zekâ Uygulamaları, Yeni Medya ve İletişim bölümümüzde ise Yapay Zekâ derslerimiz zorunlu. Ayrıca seçmeli ders havuzumuzda da yapay zekâ temelli dersler bulunuyor.” dedi. 2-4 yıl sonra iletişim mezunlarını nasıl bir istihdam tablosu bekliyor? İletişim alanında önümüzdeki birkaç yıl içinde özellikle dijital içerik, veri, yapay zekâ, doğrulama, itibar ve kriz yönetiminin kesiştiği işlerin daha görünür hâle geleceğini ifade eden Prof. Dr. Atalay, mezunların medya kuruluşlarından reklam ajanslarına, kurumsal iletişim departmanlarından dijital platformlara, yapım şirketlerinden sosyal medya ve içerik ajanslarına kadar geniş bir alanda çalışabileceğine dikkat çekti. İletişim mezunlarının klasik mesleklerin yanı sıra teknolojiyle birlikte doğan yeni uzmanlık alanlarına da yönelebileceğini kaydeden Atalay, “Önümüzdeki 10-15 yılda en hızlı büyümesi beklenen alanların önemli bir kısmı teknik bilgi ile iletişim becerisini birlikte gerektirecek.” dedi. Yeni meslekler iletişim mezunlarını bekliyor Yapay zekânın iletişim fakültesi mezunlarının önüne yepyeni kariyer seçenekleri çıkaracağını dile getiren Atalay, geleceğin çalışma alanlarını şöyle sıraladı: “Yapay zekâ içerik stratejistliği, dijital itibar yöneticiliği, dezenformasyon analistliği, veri hikâyeleştiriciliği, insan-yapay zekâ etkileşimi tasarımcılığı, dijital doğrulama uzmanlığı, yapay zekâ destekli yaratıcı strateji, algoritmik içerik yönetimi ve dijital kriz iletişimi.” “Geleceğin iletişim mezunları algoritmaları yönetecek” İletişim alanını tercih edecek gençlerin yapay zekâ nedeniyle mesleklerin ortadan kalkacağı düşüncesiyle hareket etmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Gül Esra Atalay, sözlerini şöyle tamamladı: “Geleceğin iletişim mezunları algoritmaları yöneten, yapay zekâyı anlamlandıran ve dijital güven inşa eden profesyoneller olacak. Meslekler değişiyor ama iyi iletişim kurabilme becerisi her zamankinden daha değerli hâle geliyor. Yapay zekâyı doğru ve dozunda kullanabilen, eleştirel düşünebilen, insan psikolojisini anlayan, etik sınırları gözeten ve özgün fikir üretebilen iletişimciler iş dünyasında öne çıkacak. Aklını ve yaratıcılığını tamamen yapay zekâya devredenler değil, yapay zekâyı kendi yaratıcılığını güçlendiren bir araç olarak kullananlar geleceğin iletişim dünyasında yerlerini alacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Medya ve İletişim Sektöründe Yapay Zekâ Raporu Açıklandı Haber

Medya ve İletişim Sektöründe Yapay Zekâ Raporu Açıklandı

İstanbul Ticaret Odası (İTO) ve İstanbul Ticaret Üniversitesi iş birliğiyle hazırlanan “Medya ve İletişim Sektöründe Yapay Zekâ: Fırsatlar ve Tehditler Ekseninde Bir Alan Araştırması” başlıklı raporun lansmanı gerçekleştirildi. Ahî Çelebi Kampüsü Eminönü Konferans Salonu’nda düzenlenen lansmana İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Münir Üstün, İTO Bilgi, İletişim ve Medya Meslek Komitesi Başkanı Emel Rima Erdemir Gürgen, İstanbul Ticaret Üniversitesi Genel Sekreteri Erdal Cesar, üniversite akademisyenleri ve İTO meslek komitesi üyeleri katıldı. Sektörde yapay zekâ kullanımının mevcut durumunu, fırsatlarını ve risklerini çok boyutlu olarak ortaya koyan rapor, medya ve iletişim alanında yaşanan dönüşümün kapsamını verilerle analiz ederek, geleceğe yönelik önemli projeksiyonlar da sundu. “YAPAY ZEKÂ MEDYA EKOSİSTEMİNİ KÖKLÜ ŞEKİLDE DÖNÜŞTÜRÜYOR” İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Münir Üstün, açılış konuşmasında yapay zekânın medya ve iletişim sektöründe içerik üretiminden dağıtıma, reklamcılıktan veri analizine kadar tüm süreçleri doğrudan etkileyen bir unsur haline geldiğini vurguladı. Üstün, hazırlanan araştırmanın sektörde önemli bir boşluğu doldurduğunu belirterek, elde edilen bulguların sektör profesyonelleri ve karar vericiler için yol gösterici nitelik taşıdığını ifade etti. “SEKTÖRDE ETİK VE YETKİNLİK DÖNÜŞÜMÜ ŞART” İTO Bilgi, İletişim ve Medya Meslek Komite Başkanı Emel Rima Erdemir Gürgen ise konuşmasında araştırmanın sektör temsilcilerinin katkılarıyla hayata geçirildiğini belirtti. Yapay zekânın medya sektöründe hızla yaygınlaştığını ifade eden Gürgen, özellikle etik değerlerin korunmasının kritik önem taşıdığına dikkat çekti. Araştırma bulgularına göre sektör çalışanlarının büyük çoğunluğunun yapay zekâ araçlarını aktif olarak kullandığını belirten Gürgen, bu dönüşüm sürecinde çalışanların kendilerini geliştirmesi ve yeni beceriler kazanmasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı. RAPOR AKADEMİK KADRO TARAFINDAN HAZIRLANDI Araştırma, İstanbul Ticaret Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi’nin koordinasyonuyla İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Rıdvan Şentürk, Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Gözde Sunal, Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilge Kodak ve Öğretim Görevlisi Alp Eren Erbay tarafından hazırlandı. Yapay zekânın medya ve iletişim sektöründeki etkilerini bilimsel yöntemlerle ele alan rapor, sektörel dönüşümü veri temelli analizlerle ortaya koymaktadır. KARMA YÖNTEMLE KAPSAMLI ANALİZ Raporun sunumunu gerçekleştiren Doç. Dr. Dilge Kodak, araştırmanın karma yöntem yaklaşımıyla hazırlandığını belirtti. Nicel aşamada 163 sektör çalışanı ile gerçekleştirilen anket çalışmasıyla sektörün genel görünümü ortaya konulurken, nitel aşamada yönetici düzeyindeki 23 profesyonelle yapılan derinlemesine görüşmelerle yapay zekânın iş süreçlerine etkisi analiz edildi. Bu yöntem sayesinde hem operasyonel düzeydeki kullanım pratikleri hem de stratejik bakış açıları birlikte değerlendirildi. YAPAY ZEKÂ EN ÇOK İÇERİK ÜRETİMİNDE KULLANILIYOR Araştırma bulgularına göre medya ve iletişim sektöründe yapay zekâ en yoğun olarak içerik üretimi, veri analizi, raporlama ve sosyal medya yönetimi alanlarında kullanılıyor. Katılımcıların büyük bir bölümü yapay zekâ araçlarını aktif şekilde kullandıklarını ifade ederken, yapay zekânın günlük iş akışlarının ayrılmaz bir parçası haline geldiği görülüyor. Bununla birlikte kurumların önemli bir kısmının yapay zekâ yatırımlarını henüz net bir stratejiye oturtamadığı dikkat çekiyor. VERİMLİLİK ARTIYOR, BELİRSİZLİK DE DERİNLEŞİYOR Rapor, yapay zekânın sağladığı en önemli avantajların başında verimlilik artışı, hız ve maliyet avantajı geldiğini ortaya koyuyor. Ancak aynı zamanda iş gücü yapısında dönüşüm, bilgi güvenliği riskleri, etik ihlaller ve kontrol kaybı gibi önemli tehditler de öne çıkıyor. Katılımcıların önemli bir bölümü, yapay zekânın üretim süreçlerinde insan etkisini azaltabileceğine ve iş gücü yapısında belirsizlik yaratabileceğine dikkat çekiyor. YENİ MESLEKLER VE HİBRİT YETKİNLİKLER ÖNE ÇIKIYOR Araştırma, yapay zekâ ile birlikte sektörde yeni mesleklerin ve hibrit yetkinliklerin ortaya çıktığını gösteriyor. Mevcut mesleklerin dönüşüme uğradığı bu süreçte, çalışanların teknik becerilerini geliştirmesi, veri okuryazarlığı kazanması ve yapay zekâ araçlarını etkin kullanabilmesi büyük önem taşıyor. Özellikle “prompt” yazma becerisi ve yapay zekâ ile üretim süreçlerini yönetebilme yetkinliği, geleceğin kritik becerileri arasında yer alıyor. MEDYA SEKTÖRÜNDE DÖNÜŞÜM KAÇINILMAZ Rapor, yapay zekânın medya ve iletişim sektöründe yalnızca teknolojik bir yenilik değil, aynı zamanda iş yapış biçimlerini, üretim süreçlerini ve mesleki rolleri yeniden tanımlayan bir dönüşüm aracı olduğunu ortaya koyuyor. Bu dönüşüm sürecinde kurumsal stratejilerin geliştirilmesi, insan kaynağına yatırım yapılması ve etik temelli bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği ifade ediliyor. Araştırma sonuçları, yapay zekânın doğru yönetildiğinde sektör için güçlü bir fırsat alanı oluşturabileceğini, ancak bu sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için eğitim, strateji ve etik ilkelerin birlikte ele alınmasının zorunlu olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmanın ortaya koyduğu bazı veriler ise şöyle; Medya ve İletişim sektöründe adaptasyon hızı ve AI araçları kullanım hızı çok yüksek: Sektör çalışanlarının %85,2'si ChatGPT, %53,5'i Gemini gibi araçları aktif olarak kullanıyor. Kullanım alanı olarak %69,9 ile "içerik oluşturma" ilk sırada yer alıyor. İyimser Beklentimiz Daha Yüksek: Katılımcıların %62'si, yapay zekânın önümüzdeki 5 yıl içinde sektörü olumlu yönde etkileyeceğini öngörüyor. Yetenek Dönüşümü Zorunlu: Çalışanların %58,3'ü, bu yeni dönemde ayakta kalabilmek için "yeni beceriler kazanmak zorunda olduğunu" açıkça ifade ediyor. Kritik Riskler ve Engeller Mevcut: Verimlilik artışı bir fırsat olarak görülse de, katılımcıların %62'si üretkenliğin mekanikleşmesinden endişe ediyor. Ayrıca, yatırımların önündeki en büyük engel olarak %51,9 ile "kurumsal önceliklerin farklılığı" ve bütçe kısıtları öne çıkıyor. YAPAY ZEKAYA YATIRIM YAPMA PLANI YÜZDE 42,9 Araştırmada katılımcıların önümüzdeki 12 ay içerisinde yapay zekâ teknolojilerine yatırım yapma niyetlerine ilişkin dağılım incelendiğinde, sektörde belirgin bir ilgi olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların %42,9’u yapay zekâya yatırım yapmayı planladığını belirtirken %40,5’i bu konuda henüz net bir karar vermemiştir. Yatırım yapmayı düşünmediğini ifade edenlerin oranı ise %16,6’dır. Bu bulgular, sektörde yapay zekâ yatırımlarına yönelik motivasyonun genel olarak pozitif olduğunu ancak kararsızlık oranının da yüksek olduğunu göstermektedir. Kararsızlık oranı, kurumların stratejik planlama süreçlerinde yapay zekâ yatırımlarını henüz tam olarak konumlandıramadığına işaret etmekte EN YÜKSEK RİSK ÜRETKENLİĞİN AZALMASI Katılımcıların yapay zekâ teknolojilerine ilişkin risk algıları, sektördeki dönüşümün yalnızca teknik değil aynı zamanda etik ve üretici boyutlarda da güçlü tartışmalara yol açtığını göstermektedir. En yüksek orana sahip risk, üretkenliğin azalmasıdır (%62). Bu bulgu, medya ve iletişim sektöründe insan üretkenliğinin hâlen temel bir değer olarak görüldüğünü ve yapay zekânın üretken süreçleri mekanikleştirme potansiyeline yönelik bir endişe bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bunu sırasıyla bilgi güvenliği riskleri (%51,5) ve insan etkisinin süreçten dışlanması (%37,4) takip etmektedir. Bu iki bulgu, yapay zekâ kullanımının veri mahremiyeti, içerik güvenilirliği ve insan-makina iş bölümünün geleceğine ilişkin soru işaretlerini öne çıkardığını göstermektedir. Telif problemleri (%36,8) ve yanlı/ön yargılı algoritmalar (%30,7) da algılanan önemli riskler arasındadır. Bu riskler, yapay zekâ tabanlı üretimlerin hukukî, etik ve toplumsal etkilerinin hâlen yeterince regüle edilmediğine ilişkin genel bir sektör farkındalığını yansıtmaktadır. İş kaybı (%27) ise daha düşük bir orana sahip olmakla birlikte teknoloji kaynaklı dönüşümün iş gücü üzerindeki baskısına ilişkin somut bir kaygı alanı oluşturmaktadır. Katılımcıların yalnızca %1,8’i herhangi bir risk görmediğini belirtmiştir FIRSATLAR VE RİSKLER Fırsat algıları değerlendirildiğinde sektörde yapay zekânın potansiyeline ilişkin güçlü bir iyimserlik olduğu görülmektedir. Katılımcılar yapay zekânın sunduğu en önemli fırsatları verimlilik artışı (%54,6) ve maliyet düşüşü (%51,5) olarak tanımlamaktadır. Bu iki bulgu, sektördeki kurumsal karar vericilerin yapay zekâyı özellikle operasyonel optimizasyon ve üretim maliyetlerini azaltma kapasitesi üzerinden değerlendirdiğini göstermektedir. Bunu üretken süreçleri destekleme (%46), hedef kitleye hızlı erişim (%33,7) ve veri odaklı karar alma imkânı (%33,1) gibi avantajlar takip etmektedir. Bu fırsatlar, yapay zekânın yalnızca maliyet-etkin değil aynı zamanda içerik stratejisi, planlama ve performans ölçümleme gibi alanlarda da stratejik değer ürettiğini ortaya koymaktadır. Katılımcıların %31,9’u yeni iş modelleri oluşturma potansiyelini bir fırsat olarak görmektedir. Herhangi bir fırsat görmediğini belirtenlerin oranı ise yalnızca %1,8’dir. Genel çerçevede bu bulgular, yapay zekânın sektörde hem güçlü fırsatlar hem de dikkat edilmesi gereken kritik riskler sunduğunu göstermektedir. Üretkenliğin azalmasına ve bilgi güvenliği sorunlarına yönelik endişeler, teknolojinin etik ve hukukî boyutlarının stratejik düzeyde ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Buna karşılık verimlilik artışı ve maliyet avantajı gibi fırsatlar, yapay zekâyı sektör için vazgeçilmez bir dönüşüm aracı hâline getirmektedir. Sonuç olarak sektörün yapay zekâ uygulamalarında dengeli, sürdürülebilir ve etik çerçevelerle desteklenmiş bir entegrasyon stratejisine ihtiyaç duyduğu ortaya çıkmaktadır. HUKUKİ VE ETİK ÇERÇEVELER BELİRLENMELİ Araştırma kapsamında medya ve iletişim sektörünün üst düzey yöneticileriyle gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler, yapay zekânın sektördeki konumuna dair çarpıcı bir tabloyu ortaya koydu. Katılımcılar, bu teknolojiyi geçici bir popülerlikten ziyade, sektörü kökten değiştirecek uzun vadeli bir yapısal dönüşüm unsuru olarak tanımlıyor. Sektör liderlerinin üzerinde birleştiği en kritik nokta, yapay zekânın teknik bir imkân olmanın ötesinde artık bir yönetişim meselesi haline gelmiş olmasıdır. Mevcut düzenlemelerin yetersizliği ve beraberinde getirdiği belirsizlik, sektördeki risk algısını körükleyen temel bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda, yapay zekâ kullanımının acilen net hukuki ve etik çerçevelerle sınırlandırılması gerektiğine dair güçlü bir ortak farkındalık gözlemlenmektedir. MEDYA VE İLETİŞİM EKOSİSTEMİN KAPSAYAN ARAŞTIRMA Araştırma sonuçları, medya ve iletişim sektörünün geniş ve çok katmanlı yapısını net biçimde ortaya koydu. Katılımcıların %28,8’ini film, reklam ve dizi üretimini kapsayan yapım sektörü temsil ederken, reklam sektörü %26,4, televizyon sektörü ise %20,9’luk oranla araştırmada öne çıkan alanlar arasında yer aldı. Dijitalleşmenin etkisiyle büyüyen yeni nesil alanlar da güçlü şekilde temsil edildi. Dijital medya platformları %14,7, post prodüksiyon %14,1 ve dijital pazarlama %11’lik oranlarla dikkat çekerken; dijital medya planlama ve medya satın alma %9,2, yapay zekâ teknolojileri ise %8,6 ile araştırmanın dönüşüm odaklı boyutunu güçlendirdi. Geleneksel medya tarafında ise gazete ve dergi %6,1, radyo %2,5 ve kitap yayıncılığı %0,6 oranında yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Hangi Sektörü Nasıl Değiştiriyor? Haber

Yapay Zeka Hangi Sektörü Nasıl Değiştiriyor?

Bir fabrikanın bakım planını artık ustabaşı değil, sensör verisini okuyan bir algoritma belirliyorsa; bir bankada kredi ön değerlendirmesi saniyeler içinde tamamlanıyorsa; bir lojistik şirketi rota planını anlık trafik, hava ve maliyet verisine göre yeniden kuruyorsa, mesele yalnızca teknoloji yatırımı değildir. Bu, sektörlerin çalışma mantığının yeniden yazılmasıdır. Yapay zeka artık tek bir teknoloji başlığı olarak ele alınmıyor. Şirketler için verimlilik aracı, kamu için kapasite çarpanı, yatırımcı için büyüme alanı, medya ve iletişim ekipleri için ise hız ile güven arasındaki yeni denge anlamına geliyor. Bu nedenle “yapay zeka sektöre etkisi nedir” sorusu, teknik bir meraktan çok stratejik bir yönetim sorusuna dönüşmüş durumda. Yapay zeka sektöre etkisi nedir? En kısa yanıt şu: Yapay zeka, sektörlerde karar alma hızını artırıyor, operasyon maliyetlerini yeniden şekillendiriyor ve rekabet eşiğini yukarı taşıyor. Ancak etki her alanda aynı yoğunlukta görülmüyor. Veri kalitesi yüksek, süreçleri ölçülebilir ve tekrar eden iş akışları belirgin olan sektörler daha hızlı sonuç alıyor. Buna karşılık düzenlemeye açık, insan denetiminin kritik olduğu veya veri standardizasyonu zayıf alanlarda geçiş daha temkinli ilerliyor. Burada asıl fark, otomasyondan öteye geçilmesi. Klasik otomasyon aynı işi daha hızlı yapar. Yapay zeka ise talep tahmini yapar, arıza olasılığını öngörür, müşteri davranışını sınıflandırır, sahadaki riski önceden işaret eder. Yani yalnızca iş yükünü azaltmaz, karar kalitesini de etkiler. Kurumsal açıdan bakıldığında yapay zekanın sektörel etkisi üç seviyede ortaya çıkıyor. İlk seviyede süreç verimliliği var. İkinci seviyede yeni ürün ve hizmet geliştirme kapasitesi devreye giriyor. Üçüncü seviyede ise pazar yapısı değişiyor; ölçek avantajı, veri avantajına dönüşüyor. Üretim ve sanayide dönüşüm Sanayi, yapay zekanın en somut sonuç verdiği alanlardan biri. Çünkü üretim sahası ölçülebilir, veri üreten ve optimizasyona açık bir yapı sunuyor. Görüntü işleme ile kalite kontrol süreçleri hızlanıyor, kestirimci bakım sayesinde plansız duruşlar azalıyor, enerji tüketimi daha hassas biçimde yönetiliyor. Özellikle yüksek hacimli üretim yapan şirketlerde küçük bir iyileşme bile büyük finansal etki yaratıyor. Hata oranındaki sınırlı bir düşüş, fire maliyetini ciddi biçimde azaltabiliyor. Bununla birlikte her tesis aynı hızda dönüşemiyor. Eski makine parkı, dağınık veri altyapısı ve uzman insan kaynağı eksikliği, yatırımın geri dönüş süresini uzatabiliyor. Sanayi tarafında kritik konu, yapay zekayı tek başına bir yazılım projesi gibi görmemek. Asıl değer, operasyon teknolojileri, ERP altyapısı ve saha verisi bir araya geldiğinde oluşuyor. Finans, sigorta ve risk yönetiminde yeni dönem Finans sektörü zaten veri yoğun bir alan olduğu için yapay zekayı erken benimseyen sektörler arasında yer alıyor. Kredi skorlama, sahtecilik tespiti, müşteri segmentasyonu ve çağrı merkezi süreçleri bu dönüşümün en görünür başlıkları. Sistemler çok büyük veri setlerini insan kapasitesinin ötesinde işleyebildiği için karar süresi kısalıyor. Buna rağmen finansta hız tek başına yeterli değil. Regülasyon, şeffaflık ve açıklanabilirlik ihtiyacı çok yüksek. Bir müşteriye neden kredi verilmediği veya hangi işlem nedeniyle risk uyarısı üretildiği açıklanamazsa, kurum açısından hem hukuki hem itibari risk oluşuyor. Bu nedenle finansta yapay zeka kullanımı güçlü sonuç üretse de “kara kutu” yaklaşımı her zaman kabul görmüyor. Sigortada ise fiyatlama, hasar analizi ve dolandırıcılık tespiti öne çıkıyor. Burada da temel kazanç, daha doğru risk sınıflandırması. Fakat aşırı otomasyon, müşteri memnuniyetini zedeleyebilir. Özellikle itiraz, hasar anlaşmazlığı ve bireysel mağduriyet içeren dosyalarda insan müdahalesi hâlâ belirleyici. Sağlıkta hız, doğruluk ve etik denge Sağlıkta yapay zeka etkisi en çok görüntüleme, erken teşhis desteği, hastane operasyon planlaması ve ilaç araştırmalarında hissediliyor. Radyoloji görüntülerinin ön analizi, hekimlerin iş yükünü azaltabiliyor. Yoğun bakım ve acil servis gibi alanlarda risk skorlama sistemleri kritik uyarılar üretebiliyor. Ancak sağlık, hata toleransı en düşük sektörlerden biri. Burada “yüksek doğruluk” ile “klinik güven” aynı şey değil. Bir modelin başarılı olması, her hasta grubunda aynı sonucu vereceği anlamına gelmiyor. Veri setinin temsili gücü, hasta mahremiyeti ve hekim sorumluluğu gibi başlıklar belirleyici olmaya devam ediyor. Bu nedenle sağlıkta yapay zekanın rolü, kısa vadede hekimin yerini almak değil; teşhis, önceliklendirme ve operasyon yönetiminde güçlü bir karar destek katmanı oluşturmak. Lojistik, perakende ve tedarik zincirinde verimlilik baskısı Lojistik ve perakende tarafında yapay zeka doğrudan marjlara dokunuyor. Talep tahmini, stok optimizasyonu, rota planlama ve depo yönetimi gibi alanlarda yapılan iyileştirmeler, kârlılığı etkileyen operasyonel farklar yaratıyor. Özellikle çok kanallı satış yapan şirketler için stok görünürlüğü ve sipariş akışının doğru yönetilmesi kritik. Buradaki güçlü taraf, anlık veriyle çalışma imkânı. Zayıf taraf ise dış etkenlerin yüksekliği. Jeopolitik risk, hava koşulları, ani talep dalgalanmaları ve tedarikçi kaynaklı kırılmalar, model performansını kısa sürede değiştirebiliyor. Bu yüzden lojistikte en iyi sonuç, yapay zekayı statik tahmin sistemi olarak değil, sürekli güncellenen karar altyapısı olarak kullanan şirketlerde görülüyor. Perakendede müşteri deneyimi de dönüşüyor. Kişiselleştirilmiş öneriler, dinamik fiyatlama ve kampanya optimizasyonu satış performansını artırabiliyor. Fakat aşırı kişiselleştirme, tüketici tarafında izlenme hissi yaratırsa ters etki de doğurabiliyor. Tarım, enerji ve savunma gibi stratejik alanlarda etki daha derin Tarımda yapay zeka, verimlilik kadar kaynak yönetimi açısından da önem taşıyor. Uydu görüntüleri, sensörler ve hava verileriyle desteklenen sistemler sulama, gübreleme ve hastalık takibini daha isabetli hale getiriyor. Bu, maliyet avantajı kadar sürdürülebilirlik açısından da kritik. Enerjide yük tahmini, arıza öngörüsü ve tüketim optimizasyonu öne çıkıyor. Özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarının sisteme entegrasyonunda tahmin doğruluğu önemli. Rüzgâr ve güneş üretimindeki dalgalanmanın daha iyi yönetilmesi, şebeke dengesi açısından stratejik değer taşıyor. Savunma sanayinde ise yapay zekanın etkisi yalnızca verimlilikle sınırlı değil. Karar üstünlüğü, tehdit analizi, otonom sistemler ve istihbarat işleme kapasitesi gibi daha yüksek stratejik başlıklara uzanıyor. Bu alanda teknolojik yetkinlik, doğrudan ulusal rekabet gücüyle ilişkilendiriliyor. Ancak etik sınırlar, insan denetimi ve güvenlik protokolleri burada çok daha hassas ele alınıyor. İstihdama etkisi: Azalma mı, dönüşüm mü? “Yapay zeka işleri elinden alacak mı?” sorusu sektör tartışmalarının merkezinde kalmayı sürdürüyor. Gerçek tablo daha karmaşık. Bazı görevler gerçekten azalıyor. Özellikle tekrarlı veri girişi, standart raporlama, temel müşteri yanıtları ve ilk seviye analiz gibi alanlarda insan emeğine olan ihtiyaç düşebiliyor. Buna karşılık yeni roller de oluşuyor. Veri yönetişimi, model denetimi, yapay zeka etik uyumu, süreç tasarımı ve alan uzmanlığı ile teknoloji arasındaki çeviri rolü öne çıkıyor. Yani istihdamın yönü tamamen daralmıyor; görev tanımları değişiyor. Şirketler açısından asıl risk, teknolojiyi kurup insan dönüşümünü ihmal etmek. Eğitim yapılmadığında çalışan direnci artıyor, verimlilik beklenenden düşük kalıyor ve yatırım boşa çıkabiliyor. Bu nedenle yapay zeka projeleri artık yalnızca BT departmanının değil, insan kaynakları ve üst yönetimin de ajandasında yer alıyor. Yapay zeka sektöre etkisi neden her şirkette aynı değil? Aynı sektörde faaliyet gösteren iki şirketin çok farklı sonuçlar almasının temel nedeni, teknolojinin kendisinden çok kurumsal hazırlık düzeyi. Veri dağınıksa, süreç sahipliği net değilse ve yönetim beklentisi gerçekçi değilse, güçlü modeller bile sınırlı katkı sağlar. Ölçek de önemli bir değişken. Büyük şirketler veri hacmi ve yatırım kapasitesi sayesinde daha hızlı ilerleyebiliyor. Ancak çevik orta ölçekli şirketler de daha az bürokrasiyle hızlı uyum sağlayabiliyor. Bu yüzden avantaj sadece bütçede değil, uygulama disiplininde. Bir diğer kritik unsur, kullanım senaryosunun doğru seçilmesi. Her probleme yapay zeka eklemek değer yaratmıyor. En başarılı örnekler genellikle maliyet baskısının net olduğu, başarı metriğinin ölçülebildiği ve insan-makine iş birliğinin iyi kurgulandığı alanlardan çıkıyor. Yönetim kurulları için asıl mesele teknoloji değil, yönetişim Bugün birçok kurum yapay zekaya yatırım yapıyor, ancak asıl rekabet farkı araç sahipliğinde değil, yönetişim kalitesinde oluşuyor. Veri güvenliği nasıl sağlanacak, hangi kararlar insan onayı olmadan verilmeyecek, model hatası durumunda sorumluluk kimde olacak, bu sorular netleşmeden ölçekli kullanım risk yaratabiliyor. Bu nedenle yapay zeka stratejisi, sadece inovasyon veya verimlilik başlığı altında ele alınmamalı. Kurumsal itibar, hukuki uyum, siber güvenlik ve sektör regülasyonu ile birlikte düşünülmeli. Özellikle haber, finans, sağlık ve savunma gibi güven temelli alanlarda bu çerçeve daha da kritik hale geliyor. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel gelişmeleri yakından izleyen yayın platformları açısından da mesele açık: Yapay zeka artık ayrı bir teknoloji kategorisi değil, ekonomi ve sanayiden kamu politikalarına kadar tüm başlıkları etkileyen yatay bir dönüşüm alanı. Önümüzdeki dönemde kazananlar, yapay zekayı en çok konuşanlar değil; nerede değer ürettiğini, nerede risk yarattığını ve nerede insan kararının vazgeçilmez kaldığını doğru ayıran kurumlar olacak.

21. Kadir Has Ödülleri Sahiplerini Buldu Haber

21. Kadir Has Ödülleri Sahiplerini Buldu

21. Kadir Has Ödülleri’nde “Bilim, Teknoloji ve Yapay Zekâ” alanlarında kapsamlı araştırmalara imza atan ve bu alandaki araştırmalara katkı sağlayan bilim insanlarımıza “Üstün Başarı” ve “Gelecek Vadeden Bilim İnsanı” ödülleri verildi. Ülkemizin ulusal ve uluslararası düzeyde önemli başarılara imza atan değerli bilim insanlarını ve toplumun gelişimine katkıda bulunan kurumlarını kamuoyuyla tanıştırmayı amaçlayan Kadir Has Ödülleri’nin töreni bu yıl 25 Mart 2026 Çarşamba günü gerçekleştirildi. Kadir Has Üniversitesi’nin kurucusu ve ülkemizin güzide hayırseverlerinden Kadir Has’ın vefatının 19. yıl dönümünde, üniversitenin Cibali’deki merkez kampüsünde düzenlenen anma programı kapsamında 21. Kadir Has Ödülleri sahiplerini buldu. 2026 yılının ödül verilecek çalışma alanı; “Bilim, Teknoloji ve Yapay Zekâ” olarak seçildi ve önemli başarılara imza atarak bu alandaki araştırmalara katkı sağlayan bilim insanlarımıza “Üstün Başarı” ve “Gelecek Vadeden Bilim İnsanı” ödülleri takdim edildi. 21. Kadir Has Ödülleri Değerlendirme Kurulu’nda şu isimler yer aldı: Prof. Dr. Ayşe Başar (Kadir Has Üniversitesi Rektörü), Prof. Dr. Albert Ali Salah (Utrecht University), Prof. Dr. Arzucan Özgür (Boğaziçi Üniversitesi), Prof. Dr. Metin Sitti (Koç Üniversitesi), Doç. Dr. Canan Dağdeviren (Massachusetts Institute of Technology). ÜSTÜN BAŞARI ÖDÜLÜ 21. Kadir Has Ödülleri’nde “Üstün Başarı Ödülü”, Prof. Dr. Asuman Özdağlar’a verildi. Oyun teorisi ve dağıtık optimizasyon alanlarında gerçekleştirdiği öncü akademik çalışmaları; yapay zekâda çok ajanlı sistemler, stratejik karar alma süreçleri ve büyük ölçekli öğrenme algoritmalarının matematiksel temellerine sunduğu özgün ve kalıcı katkılar; uluslararası bilim dünyasında ortaya koyduğu akademik liderlik ve üstün bilimsel üretkenliği nedeniyle, Prof. Dr. Asuman ÖZDAĞLAR, “Üstün Başarı Ödülü”ne layık görülmüştür. Asuman Özdağlar, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde (MIT) Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimleri (EECS) alanında Mathworks Profesörüdür. Kendisi, EECS Bölüm Başkanı ve MIT Schwarzman Bilgisayar Koleji'nin Akademik İşlerden Sorumlu Dekan Yardımcısıdır. Araştırma uzmanlık alanları arasında optimizasyon, makine öğrenimi, ekonomi ve ağlar yer almaktadır. Son dönemdeki araştırmaları; çok sayıda ve çeşitli insan-makine katılımcısına sahip, veri odaklı çevrimiçi sistemler için teşviklerin ve algoritmaların tasarlanmasına odaklanmaktadır. Özdağlar; veri sahipliği ve piyasaları, sosyal medyada yanlış bilginin yayılması, ekonomik ve finansal bulaşıcılık ile sosyal öğrenme konularını araştırmıştır. Profesör Özdağlar; Microsoft bursu, MIT Lisansüstü Öğrenci Konseyi Öğretim Ödülü, NSF Kariyer Ödülü, Amerikan Otomatik Kontrol Konseyi'nin 2008 Donald P. Eckman Ödülü, 2014 Spira Öğretim Ödülü'nün yanı sıra Keithley, Seçkin Mühendislik Fakültesi ve Mathworks profesörlük unvanlarının sahibidir. Kendisi bir IEEE Fellow ve IFAC Fellow üyesidir; ayrıca Uluslararası Matematikçiler Kongresi'ne davetli konuşmacı olarak seçilmiştir. Doktora derecesini, Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimleri alanında 2003 yılında MIT'den almıştır. GELECEK VADEDEN BİLİM İNSANI ÖDÜLÜ 21. Kadir Has Ödülleri’nde “Gelecek Vadeden Bilim İnsanı Ödülü” ise Dr. Öğr. Üyesi Fatma Güney’e verildi. Otonom sistemler ve görüntü işleme alanlarında gerçekleştirdiği özgün akademik çalışmaları; sahne geometrisinin anlaşılması, hareket analizi ve belirsizlik modellemesi konularında yapay zekâ temelli görsel algı sistemlerinin geliştirilmesine sunduğu önemli katkılar; uluslararası bilim dünyasında ortaya koyduğu akademik üretkenlik ve bilimsel çalışmaları nedeniyle, Dr. Öğr. Üyesi Fatma Güney, “Gelecek Vadeden Bilim İnsanı Ödülü”ne layık görülmüştür. Fatma Güney, Koç Üniversitesi’nde Doktor Öğretim Üyesi olarak görev yapmaktadır. Doktora derecesini 2017 yılında Tübingen Max Planck Enstitüsü’nden almıştır. Araştırmaları otonom sistemler ve görüntü işleme alanlarında; özellikle geometri, hareket ve belirsizlik konularına odaklanmaktadır. Çalışmaları TÜBİTAK, Avrupa Araştırma Konseyi ve Royal Society tarafından desteklenmiştir. ICCV, ECCV, CVPR ve NeurIPS gibi önde gelen görüntü işleme ve makine öğrenmesi konferanslarında düzenli olarak hakemlik ve alan başkanlığı yapmaktadır. Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşe Başar konuşmasında, Bu yılki ödül temasının Bilim, Teknoloji ve Yapay Zekâ olarak belirlendiğini ifade eden Başar, yapay zekânın hem risk hem de fırsatlar barındırdığını, doğru yönetildiğinde büyük bir potansiyele dönüşeceğini vurguladı. Üniversitelerin yalnızca meslek kazandıran kurumlar olmadığını dile getiren Başar, bireylere eleştirel düşünme, problem çözme ve belirsizlikle başa çıkma becerileri kazandırmanın temel hedefleri arasında yer aldığını belirtti. Üniversitenin yapay zekâ ekseninde üç temel alana odaklandığını aktaran Başar; idari süreçlerde verimliliğin artırılması, yapay zekânın algoritma geliştirme, etik, hukuki ve felsefi boyutlarının ele alınarak yönlendirici bir yaklaşım geliştirilmesi ve bu birikimin eğitim müfredatına entegre edilmesi başlıklarına değindi. Sürdürülebilir ve nitelikli bir akademik anlayışla geleceğin liderlerini yetiştirmeyi hedeflediklerini ifade eden Başar, ödül alan bilim insanlarını tebrik ederek konuşmasını Kadir Has’ın “Başarı ona talip olanlarındır” sözüyle tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.