Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Etkileşim

Kapsül Haber Ajansı - Etkileşim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Etkileşim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tavuk Dünyası'na İstanbul Marketing Awards’tan İki Ödül! Haber

Tavuk Dünyası'na İstanbul Marketing Awards’tan İki Ödül!

Türkiye’de “fast-casual” restoran deneyiminin öncü markalarından Tavuk Dünyası, dijital iletişimde çevikliği ve samimi marka diliyle dikkat çekmeye devam ediyor. Marka, “Tavuk Dünyası’nın Allığı” projesiyle İstanbul Marketing Awards kapsamında Marka İletişimi kategorisinde Kullanıcı Tarafından Yaratılan Markalı İçerik (UGC), Dijital ve Teknoloji kategorisinde ise Gerçek Zamanlı Dijital Pazarlama Kampanyası ödüllerinin sahibi oldu. 17 Aralık’ta İstanbul Marketing Summit kapsamında gerçekleştirilen ödül töreninde, Türk iş dünyasındaki kurumların pazarlama faaliyetlerini değerlendiren İstanbul Marketing Awards’ta ödüller sahiplerini buldu. “Tavuk Dünyası’nın Allığı” projesi, X platformunda bir kullanıcının Tavuk Dünyası restoranlarındaki çağrı cihazını “allığa benzetmesi” üzerine markanın hızlı refleksiyle hayata geçirildi. Kullanıcının paylaşımına Tavuk Dünyası’nın esprili ve sıcak yanıtı, ardından gelen sürpriz hediyelerle birlikte sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Bu gerçek zamanlı etkileşim; markanın takipçileriyle kurduğu iletişime eğlenceli bir boyut kazandırırken, kullanıcı tarafından başlatılan bir içeriğin markalı bir hikâyeye dönüşmesine de örnek oldu. Ödüllere ilişkin mutluluğunu dile getiren Tavuk Dünyası CMO’su Ceylan Özmen, "Gerçek zamanlı iletişim, markamızın enerjisini ve samimiyetini yansıttığımız en güçlü alanlardan biri. ‘Tavuk Dünyası’nın Allığı’ projesinde de misafirimizden gelen bir içgörüyü doğru anda sahiplenip yaratıcı bir etkileşime dönüştürdük. İstanbul Marketing Awards’ta iki ayrı kategoride gelen bu ödüller, ekip olarak çevikliğimizin ve misafirlerimizle kurduğumuz bağın çok kıymetli bir karşılığı” dedi.

Take Off Girişim Zirvesi Anadolu Ateşi’nin Enerjisi ile Başladı Haber

Take Off Girişim Zirvesi Anadolu Ateşi’nin Enerjisi ile Başladı

10–11 Aralık tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezinde iki gün boyunca devam edecek olan zirve, TEKNOFEST çatısı altında; T3 Vakfı, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi öncülüğünde yürütülen bölgenin en kapsamlı inovasyon ve girişimcilik platformu olarak konumlanıyor. Anadolu Ateşi ve T.C Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın programı ile Take Off Girişim Zirvesi başladı! Açılış programını Anadolu Ateşi’nin enerji ve heyecan dolu gösterisi ile başlatan zirvenin açılış oturumunu ve konuşmasını T.C Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sn. Mehmet Fatih Kacır yaptı. Katılımcılar Anadolu Ateşi’nin Efsanelerin Dansı gösterisini büyük coşkuyla izledi. Gösterinin ardından sunuculuğunu Okan Bayülgen ve Kübra Akkoç’un yaptığı zirvenin sahnesine Bakan Kacır davet edildi. TEKNOFEST’in Ateşini Take Off Start-Up Dünyasına Taşıyor… “İlham verici Take Off Startup Summit’de – cesur fikirleri olan yetenekli insanların bir araya gelerek hayatları dönüştürdüğü ve geleceği şekillendirdiği bu dinamik buluşma noktasında sizlerle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Yurtdışından gelen konuklarımıza hoş geldiniz demek istiyorum – kıtaların, kültürlerin ve fikirlerin buluştuğu şehir İstanbul’a hoş geldiniz.” Diyerek sözlerine başlayan Bakan Kacır konuşmasında pek çok önemli başlığa deyindi. “Bugün, gerçekten şaşırtıcı işler başarmış bir insanlık ailesinin üyeleri olarak bir araya geliyoruz. Sadece iki yüzyılda insanlık dünya savaşları atlattı, atomu parçaladı, insan genomunun haritasını çıkardı ve dünyayı dijital bir sinir ağıyla birbirine bağladı. Buharlı makinelerden akıllı fabrikalara, birinci sanayi devriminden yapay zekâ çağına geldik. İki yüz yıl önce, bu gezegendeki ortalama bir insanın ömrü 40 yıldan daha az idi. Bugün küresel yaşam beklentisi 70 yılın üzerine çıkarak neredeyse iki katına ulaştı. 1800’lerde Dünya’da yaklaşık 1 milyar insan vardı. Bilim, tıp, tarım ve teknolojideki ilerlemeler sayesinde bugün 8 milyardan fazla insan yaşıyor — bu gezegeni paylaşan hayatların, umutların ve hikâyelerin sayısı sekiz kattan fazla arttı. Bunlar küçük zaferler değil. Ancak hikâyeyi burada kesersek, yalnızca yarısını anlatmış oluruz. Görece kısa bir sürede ve oldukça sınırlı bütçelerle, bazı ülkelerin on milyarlarca dolar harcamasına rağmen elde edemediği kabiliyetlere ulaştık. Muharip sahada kendini kanıtlamış İHA sistemlerimiz, pek çok dost ve müttefik ülkeye ihraç ediliyor ve modern savaş alanında oyun değiştirici olarak kabul ediliyor. Teknoloji girişimciliğini Türkiye’nin yeni başarı hikâyelerinin ana motoru olarak görüyoruz. Amacımız, iyi bir fikrin hiçbir zaman fırsat eksikliği nedeniyle heba olmadığı bir girişimcilik ekosistemi inşa etmek. Gençlerimizin girişimcilik ve inovasyonu değer olarak gören bir kültürde yetişmesini sağlamak. Girişimciler ve yatırımcılarla yakın diyalog içinde geliştirilen yenilik dostu düzenlemeler; yeni iş modellerinin doğmasına, büyümesine ve rekabet etmesine imkân tanıyor. Politikalarımızı ve projelerimizi bu vizyon doğrultusunda uyumluyoruz. Genç nesli geleceğin becerileriyle donatmak için yoğun yatırım yapıyoruz. 2020–2024 arasında Türk teknoloji girişimlerine yapılan toplam öz sermaye yatırımı 5,3 milyar ABD dolarına ulaştı — bu rakam önceki beş yıllık dönemin on iki katı. Pre-seed işlem sayısında geçen yıl Avrupa’da ikinci sırada yer aldık. Çalışmalarımız burada durmayacak. Girişimlerin ekosistemle ilk temasından şirketleşmeye, sürdürülebilir büyümeye ve küresel ölçeğe açılmaya kadar kesintisiz bir yolculukta destek mimarimizi genişletiyoruz. Girişim sermayesi fonlarının ve melek yatırımcıların ekosisteme katılımını artıracak yatırımcı dostu düzenlemeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. Daha fazla uluslararası sermaye çekebilmek için kamu sektörü, girişim sermayesi fonlarında çıpa yatırımcı rolünü güçlendirecek. Biyoteknoloji, yapay zekâ ve dijital dönüşüm alanlarında sektör odaklı fonlar kurarak özel sermayeyi çekmeyi ve inovasyonu hızlandırmayı hedefliyoruz.” “TEKNOFEST’in içinde doğmuş, ancak zamanla kendi başına saygın bir marka hâline gelmiştir. TEKNOFEST nasıl milyonlarca gencimizde teknolojiye duyulan merakı ve özgüveni ateşlediyse, Take Off da bu ateşi start-up dünyasına taşıyor. Yenilikçi fikirlerin küresel başarıya doğru kanatlandığı birinci sınıf bir pist görevi görüyor. Yatırımcılar Türk yeteneğinin derinliğini ve kurucularımızın vizyonunu ilk elden görebiliyor. Bu salonda dile getirilen fikirlerin başarı hikâyelerine dönüşeceğine inanıyorum.” Diyen Bakan Kacır konuşmasının sonunda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak bu yolda girişimcilerin kararlı bir ortağı olmaya devam edeceklerini vurguladı. Birinci gününde T.C Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın açılış konuşmasının ardından zirvenin programı GenAI Works’ten Steve Nouri’nin Rekabette fark yaratmanın yeni kuralları ile devam etti. Ardından Karekodlardan Yapay Zekaya: Fintek’in Küresel Yolculuğu paneli, sonrasında Burak Dağlıoğlu’nun Türkiye: Teknoloji ve Girişim Sermayesi için Bölgesel Güç Üssü konuşması ve Turkcell CEO’su Dr. Ali Taha Koç’un Üretken Bağlantı Çağı konulu oturumu gerçekleşti. Tüm hızıyla devam eden zirve katılımcılar tarafından da yoğun ilgi görüyor. 2018’den Bugüne Küresel Bir İnovasyon Merkezi 2018 yılında kapalı bir yan etkinlik olarak başlayan Take Off, bugün küresel yatırım fonlarından kurumsal inovasyon ekiplerine, devlet temsilcilerinden uluslararası girişimcilik topluluklarına kadar geniş bir paydaş grubunu aynı çatı altında buluşturan güçlü bir inovasyon merkezi haline geldi. Bugüne kadar 100’ü aşkın ülkeden yüzlerce girişimi ve binlerce ziyaretçiyi ağırlayan platform, girişimlere global sahnede yer alma fırsatları sunmaya devam ediyor. 2018'den bu yana yaklaşık 1000 girişim Take Off programlarından faydalanırken, platform toplamda 1,8 milyon dolar tutarında ödül ve yatırım imkânı sağladı. Yıl içine yayılan temaslar, ülke pavilyonları, ortak projeler ve stratejik iş birlikleriyle Take Off, yalnızca bir etkinlik olmanın ötesine geçerek sürdürülebilir bir inovasyon ağına dönüşmüş durumda. 2025’te Rekor Katılım: 40 Ülkeden 500+ Girişim Bu yılki zirve, uluslararası katılım açısından da dikkat çekici bir büyüme gösteriyor. İstanbul Fuar Merkezinde gerçekleşecek buluşmada 40 ülkeden 500'ü aşkın girişim, 260’tan fazla yatırımcı, 85 partner ve 12 sponsor kurum yer alacak. İspanya, Bangladeş, Kuzey Makedonya ve Özbekistan gibi ülkeler, oluşturdukları pavilyonlarla kendi ekosistemlerinin öne çıkan startuplarını İstanbul’a taşıyarak zirveye güçlü bir uluslararası boyut kazandıracak. Yeni Dönemin İş Birliği Modeli: Executive Lounge Artan girişim ve kurum sayısı doğrultusunda bu yıl ilk kez hayata geçirilen “Executive Lounge”, katılımcıların daha verimli, odaklı ve hedefli iş birliği görüşmeleri yapabileceği özel bir alan olarak dikkat çekiyor. Bu yeni model, 2024 yılında Investor Lounge ve kurumsal stantlarda gerçekleştirilen 557 planlı görüşmenin ardından geliştirildi ve 2025’te çok daha yoğun bir etkileşim için kapılarını açıyor. Teknolojinin Geleceğine Yön Veren Zengin İçerik Programı Zirvenin içerik programı, teknoloji dünyasının en kritik başlıklarına odaklanan kapsamlı oturumlarla şekilleniyor. Ana sahnede üretken yapay zekâ, derin teknoloji, fintech, küresel yatırım stratejileri ve sürdürülebilirlik gibi geleceği şekillendiren alanlarda ilham verici içerikler yer alacak. Ziyaretçiler, seçilmiş girişim sunumlarını izleyebilecek, interaktif deneyim alanlarında teknoloji odaklı uygulamalara katılabilecek ve genç yeteneklere yönelik özel eğitim programlarından yararlanabilecek. Dünya ve Türkiye’nin Lider İsimleri İstanbul’da Buluşuyor Bu yılın öne çıkan konuşmacıları arasında T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, T.C Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yapay zekâ alanındaki global çalışmalarıyla tanınan Steve Nouri, Turkcell CEO’su Dr. Ali Taha Koç, ASELSAN CEO’su Ahmet Akyol, Xatoms’un kurucusu Diana Virgovıcova, Türkiye Uzay Ajansı Başkanı Yusuf Kıraç, Hepsiburada CTO’su Alexey Shevenkov, Uber Türkiye Genel Müdürü Ludovic Georges, A+ Next Center’dan Alex Jin ve Monster Bilgisayar’dan İlhan Yılmaz bulunuyor. Bu liderlerin paylaşacağı vizyonlar ve deneyimler, girişimcilerin küreselleşme yolculuklarına, yatırımcıların bölgesel trend analizlerine ve kurumların inovasyon stratejilerine yön verecek nitelikte. Katılım Ücretsiz, Ziyaretçi Kayıtları Online Devam Ediyor Take Off İstanbul 2025’e katılmak isteyen ziyaretçiler, kayıtlarını takeoffistanbul.com/tr adresi üzerinden tamamlayabilirler. Tüm yatırımcılar, girişimciler, teknoloji geliştiricileri ve ekosistemin paydaşları bu önemli etkinlikte buluşuyor.

Türk Dil Bilimci, Sinirleri Aktive Eden Yöntemi Geliştirdi Haber

Türk Dil Bilimci, Sinirleri Aktive Eden Yöntemi Geliştirdi

Türkiye’de yıllardır süren tartışma hala canlılığını koruyor: “Yabancı dil öğrenmek bir yetenek işi midir, yoksa çalışan herkes başarabilir mi?” Kimi insanlar dili çok hızlı öğrenirken kimileri yıllarca ders almasına rağmen bir türlü konuşamıyor. Türkiye’nin dil üzerine yüzde 100 yerli App’i Lingozon’un kurucusu, Dil Bilimci Seda Yekeler, Türkler’in dil öğrenmeye çalışırken yaptıkları yanlışların temelinde yatan nedenleri analiz ettikten sonra geliştirdiği YEK Metotu ile ikinci bir dil edinmek isteyenlere bilimsel çözümler ortaya koyuyor. Seda Yekeler, her yaşta ikinci bir dil öğrenmenin mümkün olduğuna dikkat çekti: ‘’Nörobilim bu soruya açık bir yanıt veriyor: Dil bir yetenek değil, bir beyin becerisidir. İnsan beyni, doğru yöntemle uyarıldığında ikinci bir dili her yaşta edinme kapasitesine sahiptir. Dilin üretimi, Broca alanı tarafından yapılır; anlama ve kodlama ise Wernicke alanında gerçekleşir. Bu iki merkezin birbiriyle iletişim kurmasını sağlayan arkuat fasikülüs isimli sinir hattı ne kadar sık kullanılırsa, o kadar güçlenir. Yani dil konuşabilme becerisi doğuştan gelmez; bağlantılar çalıştırıldıkça oluşur. Türkiye’de milyonlarca insanın yıllarca İngilizce dersi alıp hala konuşamamasının nedeni de aslında bir yetenek eksikliği değil; bu sinir yollarının hiç aktive edilmemiş olmasıdır. Doğru yöntemle, doğru uyaranla ve doğru beyin aktivasyonuyla, dil herkes için mümkündür. Her dil de aynı beyin mekanizması ile çalışır; İngilizce, Almanca ya da Fransızca farketmez.’’ ‘’Anlıyorum Ama Konuşamıyorum’’ Ezberlenen kelimeler, test çözümleri, dilbilgisi tabloları sadece Wernicke alanını çalıştırıyorr, ama Broca alanı pasif kalıyor. Bu nedenle “anlıyorum ama konuşamıyorum” cümlesi aslında bir beyin raporudur: Anlama devrede, üretim kapalıdır. Seda Yekeler, bu genel sorunlara karşın çocukların dili bu kadar hızlı edinmesinin nedenlerini şöyle anlattı: ‘’Bunun nedeni yetenekleri değil, beynin doğal mekanizmalarının kesintisiz bir şekilde işlemesidir. Bebekler dili önce anlamıyla değil, melodisiyle kaydeder. Ritmi, vurgu yapısını, tonlamayı duyar; sosyal etkileşimle bu kalıpları pekiştirir. Dil, onlar için bir ders değil, bir deneyimdir. Bu nedenle bilim insanları ‘dil önce bir müziktir’ der.’’ Dil Edinmek İçin Hafıza Nasıl Güçlenir? Geliştirdiği yöntemle Türkiye’nin dört bir yanından binlerce kişiye ikinci dili edinme başarısı yakalatan Seda Yekeler, geliştirdiği yöntemin farkına dikkat çekti: ‘’Dil ediniminde yaşanan sorunlara karşı son yılların en etkili yaklaşımı olan YEK Metodu çözüm oluyor. YEK, ‘Yaparak, Etkileşimle, Keşfederek’ edinimi merkeze alan, beyni doğal öğrenme süreçlerine göre aktive eden bilim temelli bir yöntemdir. YEK’in en önemli özelliklerinden biri, öğrencinin pasif dinleyici olmaktan çıkıp aktif üretici haline gelmesini sağlamasıdır. Çünkü beyin, sadece dinlerken değil, konuşmaya cesaret edip üretirken yeni bağlantılar kurar. YEK Metodu’nun başarı sırrı, sadece pedagojik bir yöntem sunması değil; aynı zamanda beynin kimyasal yapısını da desteklemesidir. Özellikle asetilkolin adı verilen nörotransmitter, öğrenmede kritik rol oynar. Asetilkolin arttığında dikkat keskinleşir, hafıza güçlenir, öğrenme derinleşir ve unutmalar azalır. YEK’in üretim ve etkileşim odaklı yapısı asetilkolin seviyesini doğal olarak yükselttiği için, öğrenci sadece öğrenmekle kalmaz; dili edinir, yani kalıcı bir hale getirir.’’ Beynin duyusal işleme sistemi de YEK Metodu’nda özel olarak dikkate alınıyor. Seda Yekeler, bunun nasıl sağlandığını özetledi: ‘’’Sağ kulak avantajı’, olarak bilinen bilimsel bulguya göre, sağ kulaktan gelen sesler doğrudan sol beyne – yani dil merkezlerine – daha hızlı iletilir. Bu nedenle YEK Metodu’nda dinleme alıştırmalarının çoğu sağ kulak baskınlığıyla yapılır. Bu küçük ama güçlü ayrıntı, öğrencinin sese duyarlılığını artırır, kelime ayrıştırma becerisini güçlendirir ve telaffuzun çok daha hızlı gelişmesini sağlar. Doğru yöntemle, yeterli tekrar ve doğru duyusal girişle, her beyin dil üretir. YEK Metodu’nun farkı, tam olarak bu noktada ortaya çıkar: Dili öğretmez; beynin dili üretmesini sağlar.’’ Kelime Ezberleyerek Dil Öğrenmek Mümkün mü? Kelime ezberlemek dil öğrenmek isteyenlerin ana hedeflerinden birine dönüşse de Seda Yekeler, bunun doğru bir hedef olmadığını vurguluyor: ‘’Ezberlemek yerine üretim yapmak, tekrarlamak, bağlam içinde konuşmak beynin dil ağlarını hızla güçlendirir. YEK Metodu'nun öğrenciler üzerinde başarı göstermesinin temel nedeni de tam olarak budur. Öğrenciler konuşmaya zorlanır, hata yapmaya cesaret eder ve beyin her hatada yeni bir sinaptik bağlantı kurar. Deneyimler gösteriyor ki, hata aslında bir öğrenme kusuru değil, beynin ‘yeni yol yapıyorum’ sinyalidir. Bu nedenle YEK sınıflarında hata yapılması teşvik edilir, çünkü her hata Broca’yı biraz daha güçlendirir.’’ YEK Metodu’nun Farkı Dil eğitimini ders olmaktan çıkarıp doğal bir beyin pratiğine dönüştürür. Öğrenci ezberi bırakır, konuşmaya başlar. Kelime ezberlemek yerine bağlam kurar. Pasif dinleme yerine aktif üretim yapar.Bu nedenle, YEK Metodu’nu uygulayan herkes—çocuk, genç, yetişkin fark etmeksizin—kısa sürede konuşmaya başlar.YEK Metodu öğrenciyi pasiften aktife geçirerek asetilkolin seviyesini artırıyor.Sinaptik ağı güçlendiriyor ve dili otomatik hale getiriyor. YEK: Yaparak, Etkilelimle, Kesfederek dil edinmenin kapılarını açıyorYaparak: Öğrenci sürekli üretir; Broca alanı güçlenir.Etkileşimle: Ayna nöronlar devreye girer; öğrenme hızlanır.Keşfederek:Beyin anlamlı bilgiyi kalıcı belleğe atar.

Avrupa’nın Prestijli Projeleri Budapeşte’de Yarışacak Haber

Avrupa’nın Prestijli Projeleri Budapeşte’de Yarışacak

Avrupa’nın önde gelen cephe yarışması Baumit Life Challenge, 2026 yılında Macaristan’da 11’inci kez mimarlık dünyasının yaratıcı projelerini bir araya getirecek. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu pek çok ülkeden yüzlerce proje, uluslararası sahnede yarışacak. Projeler; Müstakil Ev, Çok Katlı Konut, Konut Dışı Yapı, Dış Cephe Isı Yalıtımı Renovasyonu, Tarihi Yapı Restorasyonu ve Dokusu ile Fark Yaratan Yapı kategorilerinde ele alınacak. Yarışmaya başvuran mimarlık ofislerinin projeleri, jüri heyeti tarafından değerlendirilecek. Ödüller ise 2026 yılının mayıs ayında Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de düzenlenecek törenle sahiplerine takdim edilecek. Baumit’in her iki yılda bir düzenlediği uluslararası cephe yarışması Baumit Life Challenge, 2026 yılında 11’inci kez Macaristan’da gerçekleştirilecek. Baumit ürünlerinin yer aldığı cephelerin 6 farklı kategoride değerlendirileceği yarışmada, farklı ülkelerden katılan mimar jüri üyeleri projeleri inceleyecek. Ardından her kategori için 6 proje finale kalacak ve Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de düzenlenecek final gecesinde kategori birincilerinin yanı sıra büyük Life Challenge 2026 ödülü de sahibini bulacak. Baumit Life Challenge 2026’da jüri değerlendirmesine ek olarak halk oylaması da yapılacak. Online platform üzerinden gerçekleşecek oylama sonrası halk oylamasını kazanan projeler sertifika ile ödüllendirilecek. Türkiye’den farklı kategorilerde projelerin katılımı beklenirken, başvurular yıl sonuna kadar devam edecek. “Life Challenge, mimarların vizyonunu uluslararası ölçekte görünür kılıyor” Yarışmanın tüm Avrupa genelinde mimariye ilgi duyanlar için bir buluşma noktası olacağına dikkat çeken Baumit Türkiye Pazarlama Müdürü Selin Tümer Ataoğlu, “Baumit Life Challenge, farklı ülkelerden mimarları bir araya getirerek deneyimlerini ve yaratıcılıklarını paylaşmalarına olanak tanıyan uluslararası bir platform. Türkiye’den katılan projelerin bu ölçekte görünürlük kazanması ve Avrupa’nın önemli mimarlık ofisleri ile aynı sahneyi paylaşması bizim için büyük bir gurur kaynağı” dedi. Baumit Türkiye olarak Life Challenge yarışmasını deneyimleyen mimarların hikayelerini daha geniş kitlelere ulaştırmaya önem verdiklerini de söyleyen Ataoğlu, “Bu yıl sosyal medya hesaplarımızda her iki haftada bir cuma günü yayınladığımız Life Challenge röportaj serisiyle, daha önce gala gecesine katılmış veya jüri heyetinde yer almış Türk mimarların hem yarışma sürecinde elde ettikleri deneyimleri hem de yarışmaya dair bakış açılarını paylaşıyoruz. Bu içeriklerin, genç mimarlar için ilham verici birer kaynak olduğuna ve yarışmanın sadece ödül töreniyle sınırlı kalmayıp uzun soluklu ve besleyici bir etkileşim ortamı yarattığına inanıyoruz. Mimarlık yapıları tasarlamaktan öte, kültürel mirası, kentlerin kimliğini ve geleceğini şekillendiren bir uzmanlık. Bu noktada Baumit olarak Life Challenge yarışması ile nitelikli yapı üretimini desteklemeyi amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.

 9. Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi'ne Yoğun İlgi Haber

 9. Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi'ne Yoğun İlgi

“Etkileşim” temasıyla gerçekleştirilen Kongre’yi 5 binden fazla kişi fiziki olarak, yurt içi ve yurt dışından binlerce kişi ise çevrim içi olarak takip etti. Kongre’de 16 panel, 10 eğitim ve beş atölye çalışmasında; ekonomi, finans ve sermaye piyasalarının dinamikleri, fırsatları ve geleceği ele alındı. Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) tarafından düzenlenen 9. Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi, akademi, iş dünyası, finans ve sermaye piyasaları temsilcilerinin yanı sıra üniversite öğrencileri ve yatırımcılardan yoğun ilgi gördü. 4-5 Kasım 2025 tarihlerinde gerçekleştirilen Kongre’yi, 5 binin üzerinde kişi fiziki olarak, yurt içi ve yurt dışından binlerce kişi ise çevrim içi olarak takip etti. “Etkileşim” ana temasıyla gerçekleştirilen 9. Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi kapsamında; “Ekonomik Etkileşim”, “Teknolojik Etkileşim” ve “Yapısal Etkileşim” başlıkları altında, küresel ve Türkiye gündeminde öne çıkan konular, “dinamikler”, “fırsatlar” ve “gelecek” bakış açısıyla, alanında uzman kişilerin katılımıyla çok yönlü bir biçimde ele alındı. İki günde 31 oturum gerçekleştirildi Kongre, 4 Kasım’da Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açılış konuşmasıyla başladı. Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı İbrahim Ömer Gönül, Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Ergun, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Pamir Karagöz’ün konuşmalarıyla devam etti. Kongre’nin ana konuşmacısı olan “Digital Darwinizm” kitabının yazarı Tom Goodwin ise “Finansal Hizmetlerin Geleceği” başlıklı konuşmasıyla katılımcılara yeni nesil teknolojilerin etkilerine yönelik vizyoner bir bakış açısı sundu. İki gün süren 9. Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi kapsamında 16 panel, 10 eğitim ve 5 atölye çalışması olmak üzere toplam 31 oturum gerçekleştirildi. “Etkileşim” temasıyla sermaye piyasalarının geleceğine ışık tutuldu Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Pamir Karagöz, ana temasını ‘Etkileşim’ olarak belirledikleri 9. Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi’nde, etkileşim odağında; ekonominin, sermaye piyasalarının ve finansal ekosistemin dinamiklerini, geleceğini ve sunduğu fırsatları çok yönlü bir şekilde ele aldıklarını söyledi. Karagöz, “Dünyada ve Türkiye’de alanında önde gelen akademisyenler, uzmanlar ve liderler; bilginin, teknolojinin ve iş birliğinin kesiştiği etkileşim alanlarında, ekonomimize ve sermaye piyasalarımıza ışık tutacak fikir ve deneyimlerini paylaştı“ dedi. “Kongre’miz bilgi paylaşımı, iş birliği ve ortak vizyon oluşturuyor” 9. Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi’ne gösterilen yoğun ilgiden büyük bir memnuniyet duyduklarını belirten Karagöz, “Gösterilen ilgi, Kongre’mizin bir kez daha iş dünyası, finans, sermaye piyasaları ve yatırımcıların en kapsamlı buluşma platformu haline geldiğini ortaya koydu. Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği olarak, bu yoğun ilgi bizlere güç verdiği gibi, bir sonraki Kongre için de daha kapsamlı ve yenilikçi bir program hazırlama yönünde ilham kaynağı oluyor” diye konuştu. Finans sektörünün en kapsayıcı meslek örgütü olarak tüm paydaşlarla işbirliği içerisinde sermaye piyasalarının gelişmesi, derinleşmesi ve ülke ekonomisine sağladığı katma değerin artması için çok yönlü faaliyetler gerçekleştirdiklerini belirten Karagöz, “Bu doğrultuda düzenlediğimiz Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi, bilgi paylaşımı, iş birliği ve ortak vizyon oluşturma açısından sektörümüzün en önemli platformlarından biri haline geldi. Kongremiz aracılığıyla, sermaye piyasalarımızın geleceğini şekillendirecek fikirlerin, deneyimlerin ve yenilikçi yaklaşımların bir araya gelmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz.” dedi. TSPB Başkanı’ndan Kongre’ye katılanlara teşekkür Kongre’nin başarıyla gerçekleşmesinde katkı sunan tüm konuşmacılara, panelistlere, sponsorlara ve katılımcılara teşekkür eden Karagöz şunları söyledi; ”Öncelikle her zaman verdiği güçlü destekle sektörümüzün gelişimine büyük katkı sağlayan ve 9. Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi’nin açılışında da bizlerle birlikte olarak Kongremizi şereflendiren Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek’e katılımları için şükranlarımızı sunarız. Ayrıca, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Sayın İbrahim Ömer Gönül’e, Borsa İstanbul Genel Müdürü Sayın Korkmaz Ergun’a destekleri, katılımları ve paylaşımları için teşekkür ederiz. Kongre’nin başarıyla gerçekleşmesinde emeği geçen tüm konuşmacılarımıza, panelistlerimize ve katılımcılarımıza değerli katkılarından dolayı teşekkür ediyor; 9. Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi’nin düzenlenmesine destek veren sponsorlarımıza ve iş birliği kuruluşlarımıza da şükranlarımızı iletiyoruz.” Kongre’nin sosyal sorumluluk projesi Darüşşafakalı öğrenciler için… Eğitime büyük önem veren ve finansal okuryazarlık konusunda da ciddi eğitimler veren Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği kongre kapsamında, “Kongremize Sen De Katıl, Darüşşafakalı Öğrencilerin Nitelikli Eğitimine Destek Ol!” sosyal sorumluluk projesi ile eğitime destek oluyor. Kongre kapsamında bu yıl 9. Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresine kayıt yaptıran katılımcılar adına sosyal sorumluluk projesi sponsoru A1 Capital Yatırım Menkul Değerler A.Ş. tarafından merhum Murat Güler anısına Darüşşafaka Cemiyetine bağış yapıldı. Bu sosyal sorumluluk projesi ile; Darüşşafaka Cemiyetinin 1863’ten bu yana sürdürdüğü “Eğitimde Fırsat Eşitliği” misyonuna destek olunarak; annesi ve/veya babası hayatta olmayan, maddi olanakları yetersiz, başarılı öğrencilerin nitelikli eğitimine katkıda bulunuldu. Kongre sponsorların desteğiyle gerçekleşti Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi’nin ana sponsoru Borsa Grubu (Borsa İstanbul A.Ş., Takasbank A.Ş. ve Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş.) oldu. Kongre’nin platin sponsorluğunu İş Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Midas Menkul Değerler A.Ş. ve Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş. üstlendi. Kongre’nin altın sponsoru QNB Yatırım Menkul Değerler A.Ş. ve gümüş sponsorları Aktif Yatırım Bankası A.Ş., Halk Yatırım Menkul Değerler A.Ş. ve Türkiye Sigorta Birliği oldu. Kongre’nin sosyal sorumluluk proje sponsoru A1 Capital Yatırım Menkul Değerler A.Ş., yaka kartı ve ipi sponsorluğunu Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., yönlendirme sponsorluğunu Osmanlı Yatırım Menkul Değerler A.Ş. üstlendi. Fiziki stant sponsorları arasında ATP Yazılım ve Teknoloji A.Ş., Deniz Portföy Yönetimi A.Ş. ile Yatırım Finansman Menkul Değerler A.Ş. ve destek sponsorları arasında GCM Yatırım Menkul Değerler A.Ş. ve PhillipCapital Menkul Değerler A.Ş. yer aldı.

Türkiye’de Canlı Yayın Ekonomisinin 2030’da 5 Milyar Doları Aşması Bekleniyor Haber

Türkiye’de Canlı Yayın Ekonomisinin 2030’da 5 Milyar Doları Aşması Bekleniyor

TikTok’un global danışmanlık şirketi Kearney iş birliğiyle hazırladığı yeni raporu The Future of Entertainment’a göre, Türkiye’de canlı yayın pazarının büyüklüğünün 2024’te yaklaşık 1,6 milyar dolar seviyesindeyken 2030’a kadar 5 milyar dolar eşiğini aşması öngörülüyor. Büyümenin temel sürükleyicileri arasında genç kullanıcı tabanı, yüksek mobil penetrasyon, platform içi üretim araçlarının yaygınlaşması ve marka iş birliklerinin artması yer alıyor. Raporda Türkiye’nin genç nüfusu, sosyal medya penetrasyonu ve kültürel üretim gücüyle, canlı yayın alanında Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türkiye (MENAT) bölgesi için bir merkez olma potansiyeline sahip olduğu vurgulanıyor. Türkiye'de canlı yayın izleyici sayısının artması, bu formatın giderek daha fazla benimsendiğini gösteriyor. Ülkemizde haftalık izleyici sayısı yaklaşık 10,2 milyon iken, canlı yayın kullanım oranı ise yüzde 16 seviyesinde. Türkiye'de sosyal medya kullanıcıları günde 13 dakika canlı yayın içeriği izliyor. En yoğun izlenme saatinin ise 21.00 civarı olduğu belirtiliyor. Türkiye'deki canlı yayın izleyicilerinin yaklaşık yüzde 72'sini 18-34 yaş arası kullanıcılar oluşturuyor. Araştırmaya göre 34 yaşın üzerindeki kullanıcılar, izleyici kitlesinin yaklaşık yüzde 20-25'i arasında yer alıyor. Canlı yayınlar istihdam sağlıyor Rapora göre Türkiye'de canlı yayın sektörünün 2030 yılına kadar 133 bin tam zamanlı iş ve 126 bin dolaylı iş yaratmasını bekleniyor. Aynı zamanda 2024'te, Türkiye'nin GSYİH'sinin yüzde 0,15'i canlı yayın sektöründen ve dolaylı etkilerinden kaynaklanıyor. Canlı yayın sektörü yalnızca içerik üreticileriyle sınırlı kalmayıp, ajans personeli, teknik ekipler, platform çalışanları ve destek hizmetleri ile çok sayıda farklı meslek grubuna istihdam yaratıyor. Raporda ayrıca, canlı yayınların yalnızca istihdam yaratmadığı; aynı zamanda içerik üreticilerin teknik yetkinliklerini, marka iş birliği kabiliyetlerini ve dijital girişimcilik becerilerini artırarak, bu yetkinliklerin medya, pazarlama ve hizmet sektörlerine aktarılabileceği belirtiliyor Türkiye İçin Bölgesel Merkez Olma Potansiyeli Türkiye’nin genç nüfusu, sosyal medya penetrasyonu ve kültürel üretim gücüyle, canlı yayın alanında MENAT bölgesi için bir merkez olma potansiyeline sahip olduğu vurgulanıyor. Raporda; yayıncı ekosistemini destekleyecek teşviklerin, profesyonelleşme yatırımlarının, üretim altyapısının güçlendirilmesinin ve ortak güvenlik standartları oluşturulmasının (yaş doğrulama, içerik denetimi, veri şeffaflığı) bu kapsamda önemine değiniliyor. Bu adımlar hayata geçtiğinde Türkiye’nin, sadece iç pazar büyüklüğüyle değil, bölgesel içerik üretim ve dağıtım merkezi olarak da önemli bir oyuncuya dönüşeceği de aktarılıyor. Sektörün Büyümesinde Etkili Trendler: Mobil, Etkileşim ve Yeni Formatlar Küresel çapta olduğu gibi Türkiye'de de canlı yayınların yükselişinde üç temel dinamik ön plana çıkıyor: Mobil cihazlarla içerik üretiminin kolaylaşması,İzleyiciyle anlık ve karşılıklı etkileşim kurma imkanı,Oyun dışı içeriklerin ve sohbet temelli yayınların artışı. Kullanıcılar yalnızca oyun değil; müzik, sohbet, spor, eğitim gibi farklı alanlardaki içeriklere de ilgi gösteriyor. Bu da canlı yayının artık sadece bir “geçici eğlence formatı” değil, kalıcı bir medya tüketim alışkanlığı haline geldiğini gösteriyor. İçerik Üreticileri, Ajanslar ve Platformlardan Oluşan Dinamik Bir Ekosistem Canlı yayın ekonomisi, yalnızca izleyici alışkanlıkları ya da içerik formatlarıyla değil, aynı zamanda çok aktörlü bir ekosistem yapısıyla dikkat çekiyor. Rapora göre sektör; içerik üreticiler, ajanslar, platformlar ve kullanıcılardan oluşan bir değer zinciri ile çalışıyor. Bu yapı sayesinde canlı yayın ekonomisi sadece bireysel içerik üretimi değil, aynı zamanda ölçeklenebilir bir yaratıcı endüstri haline geliyor. Bu format istihdam yaratımını, girişimciliği ve yaratıcı endüstrilerin büyümesini tetikleyerek dijital ekonominin temel taşlarından biri hâline geliyor.

 İleri Yaş Baristalar İş Başında Haber

 İleri Yaş Baristalar İş Başında

İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Sağlıklı Yaşam Şube Müdürlüğü ile Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Meslek Fabrikası Şube Müdürlüğü, renkli bir etkinliğe imza attı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Güzelyalı’da bulunan Sağlıklı Yaş Alma Merkezi’ne kayıtlı ileri yaş yurttaşlar, Meslek Fabrikası’nda bir günlük barista eğitimine katıldı. Üç gün boyunca üç farklı grup halinde eğitime gelen katılımcılar, Barista Eğitmeni Ercan Turan tarafından teorik ve uygulamalı olarak kahveye dair bilgiler edindi. Kahvenin inceliklerini öğrenen katılımcılar, daha sonra eğitmenin yönlendirmesiyle farklı kahve çeşitleri yapmayı öğrendi. Genç jenerasyonun daha çok yeni nesil kahve kültürüne sahip olduklarını belirten katılımcılar, eğitimin ardından torunlarına farklı çeşitlerde kahve yapmayı deneyeceklerini söyledi. Toplam 36 kişiye eğitim Proje hakkında bilgi veren Meslek Fabrikası Şube Müdürü Zeki Kapı, “Meslek Fabrikası Şube Müdürlüğü olarak 28 kurs merkezinde mesleki ve teknik eğitim faaliyetlerine devam ediyoruz. Dönem dönem yurttaşlardan veya belediyemizin birimlerinden gelen talepleri de değerlendiriyoruz. Sağlıklı Yaşam Şube Müdürlüğü tarafından gelen talep doğrultusunda, Güzelyalı Sağlıklı Yaş Alma Merkezi’nden faydalanan yurttaşlar için barista eğitimi düzenledik. Üç gün boyunca üç farklı grupta toplam 36 kişinin katılımını planlıyoruz. Ümit ediyoruz ki buradan eğitim alan kişiler hayatlarında bir kazanım elde etmiş olur” dedi. Jenerasyon farkı kapanıyor Sağlıklı Yaşam Şube Müdürü Ferhat Yıldız da “Amacımız, ileri yaş grubunu bir araya getirerek onlar için etkileşim sağlamak. Ülke olarak bizde çay kültürü daha yaygın ama İzmir, kahve tüketimi konusunda önde gelen şehirlerden biri. Burada da kahve kültürünü anlatmaya çalışıyoruz. İleri yaş bireylerin, yeni jenerasyonun kahve kültürünü tanımasını, hayata adapte olmasını sağlıyoruz. Devir öyle hızlı değişiyor ki ülkemizde de yeni nesil kahveler son 10 yılda hızlıca gelişti. İleri yaş bireyler buna adapte olmakta zorlanıyor. Bu farkı kapatmak için onlara böyle bir etkinlik planladık” diye konuştu. “Torunlarıma bundan sonra kahve yapacağım” Eğitime katılan 73 yaşındaki Hüdaverdi Kiraz “Hocamız kahvenin nasıl yapılacağını anlattı. Kahve yapmayı gösterdi. Kahve makineleri harika. Kahveyi öğüttük, sıkıştırdık ve kahve yaptık. Şimdi de yaptığımız kahveleri içiyoruz. Mağazaların önünden geçerken çok güzel bir koku yayılıyor. Demek ki aroması çok güzel diyeymiş. Torunlarıma bundan sonra kahve yapacağım ve tavsiye edeceğim. Kahvenin nasıl yapıldığını gördüğümü anlatacağım. Aynı şeyleri onların da uygulamasını isteyeceğim” derken, 84 yaşındaki eşi Mehmet Kiraz da etkinlikten çok memnun kaldığını ve evde eşine kahve yapacağını söyledi. “Burada daha genç olduk” 72 yaşındaki Emel Şenci de “Kahveyi torunlarım çok seviyor. Biz de öğrenmeye çalışıyoruz. Bu kadar kahve çeşidine elbette yabancıyız. Biz bir tek Türk kahvesi yapıyoruz. Onlar daha farklı çeşitler yapıyor. Bundan sonra onlara ben kahve yapacağım” ifadelerini kullandı. 76 yaşındaki Nuriye Bakır da “Benim için çok güzel bir deneyim oldu. Bu kahvenin 40 yıl hatırı var. Ben evde Türk kahvesi yapıyorum ama bugün ilk defa farklı bir kahve yapmayı deniyorum. Bundan sonra inşallah bir kahve makinesi alıp evde yaparım. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bu etkinlik için çok teşekkür ediyoruz. Çok memnun olduk. Ben zaten gencim ama burada daha genç olduk” sözlerine yer verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SOBE’de Robot Destekli Eğitim Haber

SOBE’de Robot Destekli Eğitim

SOBE Vakfı, otizmli bireylerin eğitiminde yenilikçi ve teknoloji tabanlı uygulamalara öncülük etmeye devam ediyor. Akınsoft tarafından geliştirilen Ada robot, özel eğitimde teknolojinin gücünü gösterirken çocukların sosyal hayata uyumunu da destekliyor. Ada robot, vakıf bünyesindeki eğitimlerde iletişim becerileri, sohbet etme, sıra alma, oyun ve sosyal etkileşim gibi alanlarda aktif rol oynuyor. Hareketli yapısı ve oyun temelli öğretim yöntemleri sayesinde dersler hem eğlenceli hem de ilgi çekici hale geliyor. Öğrenciler, robotla etkileşim sırasında göz teması kurma, soru-cevaplama ve basit yönergeleri takip etme gibi sosyal becerileri doğal şekilde pekiştiriyor. Okullarda öğrencilere otizmi anlatıyor Bu yenilikçi uygulama yalnızca vakıf öğrencileriyle sınırlı kalmıyor. SOBE Vakfı, devlet ve özel okullarda düzenlediği otizm farkındalığı etkinliklerinde de Ada’yı farklı okullara götürüyor. Robot, sınıflarda çocuklara otizmli arkadaşlarını daha iyi anlama, onlara destek olma ve doğru iletişim yollarını öğrenme konusunda interaktif eğitim sunuyor. Samimi ve dikkat çekici etkileşimi, farkındalık mesajlarının etkili bir şekilde aktarılmasını sağlıyor. “Robotu çocukların eğitimlerine entegre etmeye çalıştık” SOBE Vakfı Ar-Ge Birimi Koordinatörü Şerife İlkaya, robotların çocuklar için çok sevilen teknolojik cihazlar olduğunu belirterek, “Biz de bunu derslerimizde nasıl kullanabiliriz diye düşündük. Çocukların eğitimlerine entegre etmeye çalıştık. Derslerde, öğrencilerimiz için büyük motivasyon kaynağı olduğunu gözlemledik. Normalde göz teması kuramayan otizmli öğrencilerimiz, robotun gözlerine bakarak konuşmaya çalışıyor, sorular soruyor. Ada robot ile iletişim becerilerini öğretmek için çok iyi bir fırsat yakalıyoruz” dedi. “Çocuklar, ilgi ve hevesle Ada robotu dinledi” İlkaya, robotların çocuklarda yarattığı ilgiyi toplumsal farkındalık amacıyla da kullandıklarını söyleyerek, “Devlet ve özel okullardaki çocuklarımıza, sınıflarında ya da çevrelerindeki otizmli bireylerin nasıl hissettiklerini, onlara nasıl yaklaşmaları gerektiğini Ada robottan dinlemelerini istedik. Çocuklar, ilgi ve hevesle Ada robotu dinledi, sorular sordu, otizmi anlamaya çalıştı. Bizim için de çok keyifli bir deneyim oldu. SOBE Vakfı olarak başta şehrimiz olmak üzere, farkındalık etkinliklerini yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.