Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Eximbank

Kapsül Haber Ajansı - Eximbank haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eximbank haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KAGİDER’den Kadın Girişimciliği ve Ekonomi Buluşması Haber

KAGİDER’den Kadın Girişimciliği ve Ekonomi Buluşması

Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), yeni dönemin ilk kahvaltı toplantısını İstanbul’da gerçekleştirdi. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın katıldığı KAGİDER kahvaltı toplantısında; Türkiye iş dünyası, kadın girişimciliği ve ekonomik gelişmeler ele alındı. KAGİDER Kasım ayı kahvaltı toplantısı, Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın konuk katılımı ve iş dünyasının önde gelen temsilcilerinin iştirakiyle düzenlendi. Toplantıya Bakan Bolat’ın yanı sıra KAGİDER Kurucu Üyesi, AK Parti Adana Milletvekili ve TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanı Sunay Karamık, KAGİDER Başkanı Esra Bezircioğlu, KAGİDER Kurucu Üyesi, TOGEMDER Yönetim Kurulu Başkanı Belma Sekmen ve KAGİDER üyesi kadın girişimciler katıldı. KAGİDER’DEN TİCARET BAKANLIĞI’NA İŞ BİRLİĞİ ÇAĞRISI KAGİDER Başkan Yardımcısı Selma Akdoğan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen toplantı, KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu’nun açılış konuşmasıyla başladı. 12 Eylül 2002’de kurulan KAGİDER’in çeyrek asırlık yolculuğuna değinen Bezircioğlu, derneğin 25. yıl mottosunu “İlham. Değişim. Etki.” olarak açıkladı. KAGİDER’in bugün 517 üyesiyle Türkiye ekonomisinin yüzde 10’unu temsil eden stratejik bir sivil toplum kuruluşu haline geldiğini belirten Bezircioğlu, 25 yılda 165 paydaşla 94 projeyi başarıyla hayata geçirdiklerini vurguladı. Finansman ve pazara erişimde kadın girişimcilerin karşılaştığı engelleri aşmak için Ticaret Bakanlığı ile işbirliği ve destek talebinde bulunan Esra Bezircioğlu; kadın girişimcilerin ticaret heyetlerinde daha aktif yer alması ve uluslararası alıcılarla buluşturulması, KAGİDER'in Girişimcilik ve Satın Alma Buluşması modelinin Bakanlık desteğiyle ulusal ölçekte bir tedarikçi geliştirme ve eşleştirme modeline dönüştürülmesi ve Bakanlık ile sürekli bir çalışma mekanizmasının hayata geçirilmesi konularında işbirliği teklifinde bulundu. TİCARET BAKANI PROF. DR. ÖMER BOLAT: "KADIN ÇALIŞANLARIN İHRACATA KATKISI 62,3 MİLYAR DOLAR" Toplantıda konuşan Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Türkiye ekonomisinin büyüme performansı, dış ticaret hedefleri ve Bakanlık tarafından yürütülen kapsamlı araştırmanın sonuçlarını paylaştı. Türkiye ekonomisinin 17 yıldır pozitif büyüdüğünü ve son 6 yıldır kesintisiz büyüme sağladığını vurgulayan Bakan Bolat; milli gelirin yıl ortası itibarıyla 1 trilyon 706 milyar dolara ulaştığını, yıl sonunda ise 1 trilyon 800 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini söyledi. İşsizlik oranının %8,4 ile son 41 aydır tek hanede seyrettiğini ve istihdamın 32,5 milyona ulaştığını belirten Bolat, Türkiye'nin mal ihracatının 24 yılda 36 milyar dolardan 285,6 milyar dolara (7,5 kat artış), hizmet ihracatının ise 14 milyar dolardan 127,4 milyar dolara çıktığını açıkladı. Bolat, Türkiye ihracatının %44'ünün orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerden oluştuğunun altını çizdi. KADIN İSTİHDAMININ VE KARAR VERİCİLERİN İHRACATTAKİ ROLÜ Ticaret Bakanlığı Ticari Araştırmalar Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarını açıklayan Bakan Bolat, kadınların ihracata sunduğu doğrudan katkıyı rakamlarla ilan etti: Kadın Çalışanların Katkısı: Kadın çalışanların toplam mal ihracatına doğrudan katkısı 62,3 milyar dolar (toplam ihracatın yaklaşık %23,5'i) seviyesindedir.İhracatçı Firmalarda Kadın İstihdamı: İhracatçı işletmelerdeki kadın istihdam oranı %30'a ulaşmıştır.Sektörel Dağılım: Kadın çalışanların katkısı giyim sektöründe 8,2 milyar dolar, gıda ürünlerinde 7,4 milyar dolar, otomotivde 7,1 milyar dolar ve yüksek/orta-yüksek teknolojili ürünlerde 32,2 milyar dolar olarak ölçülmüştür. Kadınların teknoloji ihracatındaki katkısı son 3 yılda %176 artış göstermiştir.Yönetici ve Sermayedar Katkısı: Kadın yöneticilerin olduğu işletmeler 21 milyar dolarlık, kadın sermayedarların sahibi olduğu şirketler ise 9 milyar dolarlık ihracat katkısı sağlamıştır. BAKANLIKTAN KADIN GİRİŞİMCİLERE POZİTİF AYRIMCILIK VE FİNANSMAN İMKÂNLARI Ticaret Bakanlığı’nın bu yıl ihracatı desteklemek amacıyla 45 milyar TL bütçe ayırdığını belirten Bakan Bolat, kadın girişimcilere yönelik sağlanan pozitif ayrımcılıkları ve diğer finansman kolaylıklarını şöyle sıraladı: Pozitif Ayrımcılık: Yurt dışı pazar araştırması desteklerinde normalde %50 olan destek oranı kadın girişimciler için %70 olarak uygulanmaktadır. UR-GE projelerinde kadın girişimcilere özel destek modülleri sunulmaktadır.Eğitim ve Dijitalleşme: 14 üniversitede İhracat Akademisi ile 1.326 kişiye eğitim verilmiş, Yapay Zeka Destekli Kolay İhracat Platformu ve e-ihracat modülleriyle e-ihracat hacmi 6 milyar dolara ulaştırılmıştır.Uygun Kredi ve Kefalet: Eximbank ve Merkez Bankası iş birliğiyle %23,95 faiz oranıyla (piyasa şartlarının üçte birinden az) reeskont kredisi sağlandığını, bu yıl toplam kredi ve sigorta hacminin 59 milyar dolara ulaşacağını açıkladı.İGE A.Ş. Teminat Kolaylığı: İhracatı Geliştirme A.Ş. (İGE) aracılığıyla ipoteksiz ve teminatsız olarak 297 milyar TL kefalet sağlandığını ve 340,4 milyar TL kredi kullanımına imkân tanındığını (%85'i KOBİ) belirten Bolat, Eximbank öz kaynaklarının 216 milyar TL'ye, günlük reeskont kredi limitinin ise 5 milyar TL'ye çıkarıldığını ifade etti. Toplantıda KAGİDER üyelerinin sorularını da cevaplayan Bakan Ömer Bolat’a KAGİDER Başkanı Esra Bezircioğlu katılımından dolayı teşekkür ederek plaket taktim etti. KAGİDER Hakkında: Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), girişimcilik yoluyla kadının güçlenmesini hedefleyen bir sivil toplum kuruluşudur. Kadının sadece ekonomik olarak değil politik ve sosyal olarak da güçlenmesini hedefler. KAGİDER; kadın girişimciliğini, kadınların ekonomik ve toplumsal rolünün güçlenmesini sağlayacağı için destekler. Kuruluşundan bu yana yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde kamu, özel sektör ve sivil topluma mensup pek çok paydaşla, bu hedefe yönelik proje ve çalışmalar geliştirmekte ve yürütmektedir. 500’ü aşkın üyesi bulunan KAGİDER, vizyonu ve misyonu doğrultusunda, kadın girişimcilerin güçlenmesi için eğitim, rehberlik ve mentorluk desteği vermekte, kadının ekonomik konumunun güçlenmesi ve fırsat eşitliği konusunda çalışmalar yapmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MÜSİAD’ın 113. GİK Toplantısı Mersin Ev Sahipliğinde Düzenlendi Haber

MÜSİAD’ın 113. GİK Toplantısı Mersin Ev Sahipliğinde Düzenlendi

Programa Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Alparslan Bayraktar’ın yanı sıra Mersin Valisi Atilla Toros, Eski Hazine ve Maliye Bakanı ve AK Parti Mersin Milletvekili Dr. Nureddin Nebati, AK Parti Mersin Milletvekili Ali Kıratlı, MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Serdar Yıldızgörer, AK Parti Mersin İl Başkanı Adem Aldemir, diğer sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda iş insanı katıldı. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) 113. Genel İdare Kurulu Toplantısı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Alparslan Bayraktar’ın katılımıyla Mersin’de gerçekleştirildi. Türkiye genelindeki MÜSİAD şube başkanları ve teşkilat mensuplarının katıldığı programda, iş dünyasının gündemindeki önemli başlıklar ele alınırken, üretim ve istihdamın güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Programın ilk oturumu, MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir’in açılış ve selamlama konuşmasıyla başladı. Oturum kapsamında EXİMBANK sunumu gerçekleştirilirken, toplantıda çalışma hayatına yönelik güncel düzenlemeler, istihdam politikaları ve iş dünyasının beklentileri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Farklı sektörlerin mevcut durumunun ele alındığı oturumlarda, üretim kapasitesinin artırılması ve ekonomik gelişmelere ilişkin karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. MÜSİAD’ın gelecek döneme yönelik faaliyet planlarının, teşkilat yapısına ilişkin çalışmalarının ve hayata geçirilmesi planlanan projelerinin de gündeme geldiği toplantıda, Türkiye’nin farklı illerinden katılan temsilciler kendi bölgelerindeki ekonomik gelişmeleri ve iş dünyasının öncelikli taleplerini paylaştı. Bölgesel tecrübelerin aktarıldığı görüşmelerde, ortak sorunlara yönelik çözüm önerileri üzerinde duruldu. Genel İdare Kurulu toplantısı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Alparslan Bayraktar’ın da katıldığı gala yemeğiyle devam etti. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, MÜSİAD’ın çalışmaları ve faaliyetlerini konu alan sinevizyon gösterimi gerçekleştirildi. “Dünya artık krizler ve çatışmalar dünyası” Dünyanın artık krizler ve çatışmalar dünyası olduğunu ve iş dünyasının buna uygun hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Alparslan Bayraktar, “Çok farklı bir dünyada yaşamaya başladık. Dünya artık krizler dünyası, dünya artık çatışmalar dünyası. Şöyle son beş altı yıla bakın, sadece geçtiğimiz beş altı yıla bakın. İşte pandemiyle başlayan süreç, 2022 yılında hemen bölgemizde, Avrupa’nın ortasında Rusya-Ukrayna arasında çıkan savaş hâlâ neredeyse beşinci yılına geliyor ve henüz bitmiş değil. Tabii bu arada şunları saymıyorum. İşte lojistikte yaşanan, tedarik zincirinde yaşanan kırılmalar, lojistikte yaşanan problemler, dünyada ortaya çıkan büyük ticaret savaşları, tarife savaşları ve en son Şubat 2026’da, yani bu yıl 28 Şubat’ta Amerika-İran Savaşı’yla başlayan krizler dünyası, şoklar dünyası. Şimdi öyle gözüküyor ki, inşallah böyle olmaz ama yeni normal, dünyanın yeni normali, yeni standardı maalesef bu sürekli hâle gelen çatışmalar dünyası. Dolayısıyla biz Türkiye olarak, iş dünyası olarak bu yeni dünyaya hazırlıklı olmamız gerekiyor. Ve özellikle bu son işte Hürmüz kriziyle, Babülmendep’le karşımıza çıkan bu iş, modern zamanların en büyük enerji krizi. Yani bu kriz enerji anlamında söylüyorum. 1973 petrol ambargosundan daha büyük bir krizdir. 1979 petrol krizinden daha büyük bir krizdir. Dolayısıyla böyle bir enerji kriziyle de dünya karşı karşıya. Eminim işte yurt dışına gidiyorsunuz. Bazı Genel İdare Kurulu toplantılarımızı yurt dışında yapıyoruz. Oraya ihracat yapan kardeşlerimiz var. Enerji konusunda özellikle son dönemde yaşanan elbette herkesi finansal açıdan çok etkiledi. Yani artan petrol fiyatları, dizel fiyatları, artan doğal gaz fiyatları etkiledi. Elektrik fiyatları etkiledi. Ama onun ötesinde arz güvenliğiyle ilgili birçok sıkıntılar oldu. Dolayısıyla böyle bir krizi de beraberinde yaşıyoruz. Böyle bir dünyadayız” dedi. “Dünya ekonomisi yapay zekâ çağına giriyor” Dünya ekonomisinin yapay zeka çağına girdiğini belirten Bakan Bayraktar, “Bence dünya ekonomisi, yani modern sanayi devrimine geçişten sonra, internet devriminden sonra en büyük dönüşümü gerçekleştirdiği zamanı yaşıyoruz. Bu, bildiğimiz bütün alanlarda ezberlerin değişeceği, yani iş yapış tarzımızın tümüyle değişeceği yeni bir çağ. Bu çağın adı yapay zekâ çağı. Çok yoğun bir şekilde geliyor. Üretim değişecek, istihdam değişecek. Ticaret değişecek, bazı meslekler kaybolacak. Dolayısıyla böyle bir çağa doğru girdiğimizi ve buna hazır olmamız gerektiğini de bilmemiz gerekiyor. Bir başka husus, bugün hepimizin hissettiği bir taraftan da aynı zamanda Türkiye ekonomisi de farklı bir aşamaya gelmiş durumda. 2002 yılında Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yola çıkarken Türkiye ekonomisi işte bir bankacılık krizinden çıkmış, 235-236 milyar dolarlık bir ekonomiyken bugün 1,8 trilyon dolarlık bir ekonomiye geldik. 2027’de yaklaşık 2 trilyon dolar ve kişi başı millî gelirin 20 bin doları aşacağı bir Türkiye’ye gidiyoruz. Bu iyi haber ama bir taraftan da işte bugün hepimizin yaşadığı maliyetlerin arttığı, artık Türkiye’nin daha katma değerli üretime ihtiyaç duyduğu, dolayısıyla sanayimizin kökten değişmesini gerektiren bir hâle doğru gidiyoruz. Artık biz ucuz bir ülke, ucuz iş gücüne sahip bir ülke değiliz. Dolayısıyla bu mücadeleyi zaten sizler hepiniz yapıyorsunuz” ifadelerini kullandı. “Türkiye’nin cari açık problemini çözmemiz lazım” Türkiye ekonomisindeki en büyük sorunun cari açık olduğunu ifade eden Albayrak, “Herkes Türkiye ekonomisiyle alakalı, ben sorsam nedir tek kelimeyle veya birçok konu söylenebilir ama bir kelimeyle problem nedir derseniz, sorsam herkes bir şey söyler ama bence kahir ekseriyette şunu söyleyebiliriz: Türkiye ekonomisi maalesef cari açık problemi olan bir ekonomi. Yani iyi yıllarımız oldu ama Türkiye ekonomisi genel anlamda cari açık üreten bir ekonomi. Şimdi ve inanıyorum ki, yani bir tane işi çözsek birçok alanın değişeceği alan burası. Şimdi cari açık meselesini bizim çözmemiz lazım. Dövizin ülkemiz için bir problem olmaktan çıkması lazım. Bunun için iki şey yapmamız lazım. Bunlardan bir tanesi biraz önce ifade ettiğim gibi işte MÜSİAD ailesinin, siz Türkiye’nin üreten müteşebbis gücünün, Anadolu irfanı ve gücünün katma değerli sanayi ve katma değerli üretime geçmemiz lazım. Bunun yanına şimdi görevi size vermedik, merak etmeyin, bize düşen de bir şey var. Türkiye’nin çok büyük bir enerji ithalat kalemi var. Türkiye bugün kullandığı enerjinin yaklaşık yüzde 68’ini maalesef ithal ediyor. Ve biz her yıl onlarca milyar doları, 2022 yılında sizin görevde olduğunuz dönemde 96,5 milyar dolar enerji ithalatına Türkiye para ödedi. Son beş altı yıla bakın, yaklaşık 60 milyar dolar, 65 milyar dolar. Maalesef 2026 yılı yine yüksek bir yıl olacak. Çünkü işte bu malum petrol ve doğal gaz fiyatları dünyada artmış durumda. Biz bu kadar parayı her yıl ödeyerek maalesef bu cari açık problemini çözemiyoruz. Dolayısıyla siz katma değerli üretim yapacaksınız. Biz de Türkiye’yi enerjideki dışa bağımlılıktan kurtaracağız. İşte dün açıkladığımız 2040 vizyon belgesinin özünde Türkiye’yi enerjide bağımsız kılma hedefi var. Bizim projeksiyonumuz, yani bunu öyle hamasetle efendim söylemedik. Bunun altını çok dolu bir şekilde, çok ciddi bir planla, bir metotla doldurarak şunu söylüyoruz: Türkiye 2040 yılına geldiği zaman ihtiyacı olan doğal gaz ve petrolü tamamıyla karşılayabilecek yurt içi ve yurt dışı üretimiyle ve dolayısıyla enerjide dışa bağımlılığını bitirmiş, bağımsız bir ülke olacak” şeklinde konuştu. “2030’da enerji ithalatından kaynaklı cari açık olmayacak” Türkiye’nin 2030 yılında enerji ithalatından kaynaklı cari açığı olmayacağını söyleyen Bakan Bayraktar, “Türkiye’nin ortalama cari açığı 33 milyar dolar. Biz eğer şu anda yüzde 68’de olan enerji ithalatımızı yüzde 48’e düşürürsek bu cari açık rakamı sıfıra iniyor. Yani ve inşallah 2030’da bunu yapabilecek projeksiyonu görüyoruz. Yani 2030’da Türkiye’de enerji ithalatından kaynaklı bir cari açık inşallah olmayacak. Dolayısıyla bu güzel bir haber. Ama bizim gitmemiz gereken yer tamamen enerjide bağımsız olduğumuz bir nokta olacak. Çünkü bunun sadece arz güvenliğiyle ilgili kısmı yok. Aynı zamanda şu anda değişen, dönüşen jeopolitik gerilimlerde ve jeopolitik yaşanan kırılmalarda stratejik anlamda Türkiye’ye çok kuvvetli bir güç getirecek. “Enerji verimliliği en önemli önceliğimiz” Enerji verimliliğinin en önemli öncelikleri olduğunu aktaran Bayraktar, “Sanayide enerjiyi verimli kullanacağız. Binalarda öyle efendim, elektrik üretiminde, tarımda, bütün alanlarda, ulaştırmada Türkiye’nin enerjisini verimli kullanması lazım. 2024-2030 döneminde Türkiye Enerji Verimliliği Programı’nda, ulusal programımızda bizim yaklaşık 20 milyar dolarlık kamu ve özel sektör yatırımı var. Bununla beraber birincil enerjiyi yüzde 15 aşağıya çekmeyi hedeflemişiz. Şimdi 2030 sonrası için çok daha büyük bir yatırım hedefliyoruz. On sene önceye baktığınızda elektrikleşme ve enerji verimliliğine yılda 1 milyar dolar yatırım yapılırken bu zamanda, bugün 3,5 milyar dolar yatırım yapıyoruz. Bunu 15 milyar dolara çıkarmamız lazım. İkinci husus, Türkiye’nin en büyük potansiyeli olan alanlardan bir tanesi Türkiye’nin yenilenebilir enerjideki potansiyeli. Yani rüzgârımız, güneşimiz, jeotermalimiz, biyokütlemiz, hidrolik santrallerimizle beraber Türkiye yenilenebilir kapasitesini inşallah Cumhurbaşkanımız bunu COP’ta bütün dünyaya ilan edecek. Bugün rüzgârda ve güneşte 45 bin megavata gelmiş Türkiye, inşallah 2040 yılında 175 bin megavatlık rüzgâr ve güneş kurulu gücüne ulaşacak. Deniz üstü rüzgâr yapacağız. 6 bin megavatlık ülkemizin bu anlamda bir potansiyeli var. İnşallah bunu hayata geçireceğiz. Dolayısıyla yenilenebilir enerji, işte sanayicilerimizin kurduğu tesisler... Başkanımız ifade ettiler. Dediler ki, ya sanayicilerimizden şöyle bir şikâyet var. Kendi ihtiyaçları için kurup işte daha fazlasını sisteme verdikleri konuda özellikle yapılan saatlik mahsuplaşma düzenlemesi bu yapılan yatırımların fizibilitelerini bozdu. Öyle mi? Öyle bir talep var. Dolayısıyla bunları da dikkate almak suretiyle biz inşallah istiyoruz ki daha yoğun bir yenilenebilir yatırımı, yeni bir yatırım hamlesine inşallah Türkiye’yi sokacağız. Çünkü 175 bin megavata gitmek için bizim çok önemli bir yatırım hamlesini gerçekleştirmemiz lazım.” diye konuştu. “Mersin, Türkiye’nin en büyük veri merkezlerinden birine ev sahipliği yapabilir” Mersin’in Türkiye’nin en büyük veri merkezlerinden birine ev sahipliği yapabileceğini vurgulayan Albayrak, şunları söyledi: “Yapay zekâ çağından bahsettim. Türkiye’nin veri merkezi, çok yoğun bir elektrik ihtiyacının olacağı bir veri merkezi talebi var. Ve Mersin için çok önemli şeyler duyduk. Mersin’in hem sanayisi hem tarımı, işte turizmi çok önemli bir şehir burası. Ama sadece nükleerle değil, belki Türkiye’nin en büyük veri merkezi yine Mersin’de olacak. Çünkü Akkuyu Nükleer Santrali’nin yanına bir veri merkeziyle burada aynı zamanda Türkiye’nin önemli bir veri merkezi hâline burayı inşallah getirmeyi hedefliyoruz. Veri merkezlerinin elektrik ihtiyacı var. Kıyı şehirlerimiz, Mersin de bunlardan bir tanesi. Türkiye’nin suyla alakalı problemlerine çözüm olabilecek hususlardan bir tanesi. Mutlaka biz de deniz suyunu arıtarak, ki hedeflerimizden bir tanesi de o, 5 teravatsaatlik bir enerji, 5 milyar kilovatsaat enerji su arıtmayla ilgili ihtiyaç var. İstiyoruz ki yılda 1 milyar metreküp, yani belediyelerimizin kullandığı suyun en az yüzde 10’unu deniz suyunu arıtarak sağlayalım ki Türkiye’nin suyla alakalı ileride oluşabilecek küresel ısınma, iklim değişikliği, adına ne derseniz deyin, bu su problemiyle karşı karşıya kalmayalım ve buna bir çözüm üretebilelim. Dolayısıyla Türkiye’nin enerji talebi, elektrik talebi artmaya devam edecek. Ve biz politikalarımızla, teşvik politikalarıyla, sanayi politikalarıyla bunu daha da güçlü hâle getirmemiz lazım.” Bakan Bayraktar, Akkuyu Nükleer Santral ile Türkiye’nin 70 yıllık hayalinin gerçeğe dönüştüğünü ifade ederek, “Bugün Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımından bahsediyorum değerli arkadaşlar. Yabancı yatırımın olduğu 30 milyar doların üzerinde, aynı sahada aynı anda dört reaktörün olduğu dünyada başka bir yer yok. Bizi çok uzun yıllar bunu yaptırmamak için çok uğraştılar. İnşallah Akkuyu, devamında Sinop, devamında Trakya sahalarıyla veya birlikte 2040 programında 10 bin megavatlık bir nükleer güce Türkiye sahip olmak durumunda. Ve o gün geldiğimizde ihtiyacımızın en az yüzde 11-12’sini biz nükleerden karşılamak” diye konuştu. “Mersin’in talepleri ülke kalkınmasına da katkı sağlayacak nitelikte” Eski Hazine ve Maliye Bakanı ve AK Parti Mersin Milletvekili Dr. Nureddin Nebati, geçmişte altı yıl boyunca farklı illerde düzenlenen Genel İdare Kurulu toplantılarına katılarak Türkiye’nin üretim kapasitesi, sektörleri ve beklentileri hakkında gözlem edinme fırsatı bulduğunu belirtti. Mersin’i tarım, sanayi, enerji ve lojistik alanlarında güçlü; toplumsal ve demografik açıdan Türkiye’nin çeşitliliğini yansıtan, göçle oluşan kültürel etkileşim sayesinde yüksek enerjiye sahip bir şehir olarak tanımlayan Nebati, şehrin taleplerinin yalnızca yerel kalkınmaya değil, ülke kalkınmasına da katkı sağlayacak ölçekte olduğunu vurguladı. Mersin’in 12 milyar doları aşan ihracatına, Çukurova Uluslararası Havalimanı yatırımının tamamlanmasına ve hızlı tren projesindeki ilerlemeye değinen Nebati, hızlı tren hattının 2027 yılında hizmete açılacağını ifade etti. Karayolu ve otoyol yatırımlarının sürdüğünü belirten Nebati, liman ve lojistik alanındaki sorunların da aşılacağını söyledi. “Mersin, Türkiye’nin enerji ve lojistik geleceğinde stratejik konumda” Küresel siyasi gerilimlere ve ekonomik belirsizliklere rağmen Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde üretim, yatırım ve ihracat alanlarında ilerlediğini vurgulayan Mersin Valisi Atilla Toros, “Dünya, siyasi gerilimlerin ve ekonomik belirsizliklerin derinleştiği, küresel rekabetin giderek sertleştiği bir dönemden geçiyor. İşte böylesine zorlu bir dönemde Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde yoluna emin adımlarla ilerliyor. Üretimini artırıyor, yatırımlarını sürdürüyor. Cumhuriyet tarihimizin ihracat rekorları kırılıyor. Devletimizin kararlı politikaları ve güçlü iradesiyle ülkemizin kalkınma hedefleri birer birer gerçeğe dönüşüyor. Bu büyük hedeflere ulaşma yolunda yatırım yapan, üreten ve istihdam sağlayan siz kıymetli iş insanlarımızın da önemli katkıları var. Sizler ürettikçe Türkiye büyüyor. Sizler yatırım yaptıkça Türkiye güçleniyor. Ülkemizin kalkınmasına sunduğunuz katkılar için her birinize gönülden teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. “Üretenin ve istihdam sağlayanın yanında durmaya kararlıyız” Mersin’in köklü geçmişi, üretken bugünü ve iddialı geleceğiyle önemli bir şehir olduğuna dikkat çeken Vali Toros, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünyanın ilk 100 konteyner limanı arasında yer alan Mersin, limanıyla, kara, deniz, hava ve demir yolu bağlantılarıyla Anadolu’yu Akdeniz’e, ülkemizi dünyaya bağlayan, ticaretin kıtalar arasında yol bulduğu stratejik bir merkezdir. Mersin, yedi organize sanayi bölgesiyle, üretim tesisleriyle, nitelikli iş gücü ve girişimci insanıyla ham maddeyi ürüne, emeği değere, yatırımı istihdama dönüştüren bir şehirdir. Mersin’in bir başka zenginliği de bereketli topraklarıdır. 10 üründe Türkiye birincisidir, 20 üründe ise ilk üç sıradadır. Mersin, bütün bu ekonomik zenginliğini eşsiz doğal ve kültürel mirasıyla da tamamlamaktadır. İşte Mersin’in zenginliği bu çok yönlü yapısındadır. Mersin’imiz, ülkemizin enerji geleceğinde de stratejik bir rol oynuyor. Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Türkiye’nin enerji bağımsızlığı yolunda attığı en önemli adımlardan biridir. Mersin’imiz de bu büyük enerji hamlesinin merkezinde yer almaktan gurur duymaktadır. Arzumuz ve isteğimiz, MÜSİAD’ın bu büyük birikiminin Mersin’imizde yeni yatırımlara, daha fazla üretime ve istihdama dönüşmesidir. Biz Valilik olarak iş dünyamızla yakın iş birliği içerisinde çalışmaya, yatırımcılarımıza her aşamada destek olmaya, üretenin ve istihdam sağlayanın yanında durmaya kararlıyız.” “Üyelere 15 milyar liralık finansman paketi sunuldu” MÜSİAD’ın Türkiye’de 78 noktada, yurt dışında ise 84 ülkede ve 100 noktada temsil edildiğini, yaklaşık 15 bin üyesi ve 60 binin üzerinde şirket temsiliyeti bulunduğunu ifade eden MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, toplantının ana temasının küresel koşullar nedeniyle “ekonomi ve finans” olduğunu vurguladı. Üyelerin finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik yaklaşık bir yıldır çalışma yürütüldüğünü aktaran Özdemir, Ziraat Katılım ile KGF kapsamında, katılım finansmanı esaslı yaklaşık 15 milyar TL’lik finansman paketinin üyelerin kullanımına sunulduğunu, ikinci paketin ise yıl sonuna kadar, en geç yılbaşında açıklanmasının hedeflendiğini duyurdu. Ayrıca Eximbank ile faiz hassasiyeti bulunan üyeler için katılım finansmanı alanında bir protokol imzalandığını bildiren Özdemir, “Resmî işlemlerin ay sonuna kadar tamamlanmasını ve protokolün kamuoyuna duyurulmasını bekliyoruz. Bu çalışma sayesinde ihracatçı üyelere mevcut piyasa koşullarının oldukça altında maliyetli ihracat destek kredisi sağlanmasını amaçlıyoruz” diye konuştu. “Mersin, ekonomide üst lige çıkacak” MÜSİAD’ın Türkiye’nin maddi ve manevi kalkınmasının en etkili kurumlarından biri hâline geldiğini vurgulayan Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Serdar Yıldızgörer ise şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı yardımcılarımızın, birçok bakanımızın ve bugün siz değerli Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımızın Mersin özelinde yoğunlaşan ziyaretlerini rutin ziyaretler olarak görmüyoruz. Ekonomik planlamalarda bir dönüşüm, bir plan ve kararlılık var. Mersin’e verilen kilit bir rol olduğunu görüyoruz. Türkiye'nin sanayi coğrafyası stratejik olarak yeniden kurgulanıyor. Tüm bu yatırımları yeni sanayi koridorları ve mega endüstri bölgeleri projesiyle birlikte düşünen devlet aklını görüyor ve destekliyoruz. Burada tek beklentimiz, bu projelerle bir üretim ve ihracat merkezi hâline gelecek olan Anadolu’nun en az 5-6 kat artacak ihracat yükünü dünya ile buluşturacak yeni bir lojistik limana ve modern bir lojistik merkeze sahip olmaktır. Bu, sadece Mersin’in değil, Türkiye’nin dış ticaret ve lojistik üs olma iddiasının gereğidir. En azından şu an için Taşucu Limanı’nın daha aktif hâle getirilmesi, kapasitesinin artırılması ve Serbest Bölge İskelesi'nin kentin deniz taşımacılığı gücüne entegre edilmesi de çok yararlı olacaktır.” “MÜSİAD, birlikte üretmenin ve büyümenin kurumsal tezahürüdür” Genel İdare Kurulu toplantısının Mersin’de gerçekleştirilmesinin ayrı bir anlam taşıdığını belirten MÜSİAD Mersin Şube Başkanı Mehmet Sait Kayan, “Öncelikle 113. Genel İdare Kurulu Toplantımızın Mersin’de gerçekleştirilmesine vesile olan Genel Merkezimize, Genel Başkanımıza ve kıymetli yönetimimize teşekkür ediyorum. MÜSİAD bizim için yalnızca iş insanlarının bir araya geldiği bir sivil toplum kuruluşu değildir. MÜSİAD, kardeşliğin, güvenin, dayanışmanın, ortak aklın ve birlikte üretme iradesinin kurumsal bir tezahürüdür. Bizler inanıyoruz ki ticaretin bereketi yalnızca kazanmakta değil, kazandığını paylaşmakta; başarının kıymeti yalnızca büyümekte değil, birlikte büyümektedir. Birbirimizin elinden tutmayı, birbirimizin yolunu açmayı ve aynı hedefe omuz omuza yürümeyi önemsiyoruz. MÜSİAD’ın ‘bir ve beraberiz’ anlayışı da tam olarak bu ruhu ifade etmektedir. Çünkü biz biliyoruz ki bir araya geldiğimizde yalnızca sayımız artmaz, gücümüz, imkânlarımız ve yapabileceklerimiz de büyür” ifadelerini kullandı. Genel İdare Kurulunun farklı şehirlerdeki teşkilatların bir araya geldiği, tecrübelerin paylaşıldığı, meselelerin istişare edildiği ve geleceğe yönelik ortak hedeflerin şekillendirildiği önemli bir buluşma olduğuna dikkat çeken Kayan, “Bu buluşmanın Mersin’de gerçekleşmesi ise bizim için ayrı bir anlam taşımaktadır. Çünkü Mersin, yalnızca bir liman şehri değil; üretimin, ticaretin, tarımın, sanayinin ve lojistiğin kesiştiği, Türkiye’nin dünyaya açılan önemli kapılarından biridir. Uluslararası limanı, serbest bölgesi, organize sanayi bölgeleri, güçlü tarımsal üretimi, gelişen sanayi altyapısı ve stratejik coğrafi konumuyla Mersin, ülkemizin ekonomik kalkınmasında önemli bir sorumluluk üstlenmektedir. Özellikle küresel ticaret yollarının, enerji koridorlarının ve lojistik hatların yeniden şekillendiği günümüzde Mersin’in sahip olduğu potansiyel çok daha önemli hâle gelmektedir” şeklinde konuştu. “Çukurova havzası için ortak kalkınma vizyonu” Mersin’in potansiyelini yalnızca kendi sınırları içerisinde değerlendirmediklerini ifade eden Kayan, şunları söyledi: “Mersin’in geleceğini Çukurova Havzası’nın geleceğinden ayrı düşünmüyoruz. Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay başta olmak üzere Çukurova Havzası’nın sahip olduğu üretim, sanayi, tarım, liman ve lojistik imkânlarının ortak bir kalkınma vizyonuyla değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Birbirimizle yarışmak yerine birlikte yarışmayı, ortak hedefler doğrultusunda güç birliği yapmayı esas alıyoruz. Çünkü Çukurova Havzası’nın kalkınması, şehirlerimizin birbirleriyle yarışmasından değil, ortak hedefler etrafında güçlerini birleştirmesinden, üretimde, ticarette ve yatırımda birbirlerini tamamlamasından geçmektedir. Birlikte üreterek ve birbirimize güç katarak bölgemizi çok daha ileriye taşıyabileceğimize inanıyoruz. Bu noktada Mersin’de gördüğümüz birliktelik tablosunu da özellikle ifade etmek istiyorum. Burada özellikle altını çizmek istediğim bir husus var: Bu organizasyon yalnızca MÜSİAD Mersin’in değil, Mersin’in ortak organizasyonudur. Şehrimizin farklı kurumlarının aynı hedef etrafında buluşması, birlikte hareket etmesi ve Mersin’e gelen misafirlerimizi ortak bir heyecanla karşılaması, bizim için programın kendisi kadar değerlidir.” MÜSİAD’ın 113. Genel İdare Kurulu Toplantısı, katılımcıların birlikte çektirdiği aile fotoğrafıyla sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ender Güzeler, Orta Vadeli Programı Sigortacılık Perspektifinden Değerlendirdi Haber

Ender Güzeler, Orta Vadeli Programı Sigortacılık Perspektifinden Değerlendirdi

“2027-2029 OVP hedeflerinin; yüksek sigorta penetrasyonu, çeşitlendirilmiş ürün yapısı ve riskleri gerçekleşmeden önce yönetmeye odaklanan daha güçlü bir sigorta ekosistemi açısından önemli bir dönüm noktası olması bekleniyor” diyen Ender Güzeler, OVP’ye ilişkin değerlendirmelerine şöyle devam etti: “OVP, sektöre bazı ödevler çıkartırken beraberinde bazı fırsat alanlarını da göstermekle birlikte “istikrar” ve “dayanıklılık” çerçevesinde rolü ve önemini vurguluyor. Bu vurgu sektörün 2030 Vizyonu ile de örtüştüğü şeklinde okuyoruz. Sektöre verilen ödevler Tüm afet tehlikelerini kapsayan zorunlu afet sigortası mekanizmasının geliştirilip yaygınlaştırılması, beyan/ödeme takibinin etkinleştirilmesi ve dolaysıyla afet ve bakım sigortası gibi yeni/genişleyen ürünlere aktüeryal kapasite ve reasürans kapasitesi ayırmak.Uzun dönemli bakım sigortasının altyapısının kurulması. Yaşlanan nüfus/bakım ekonomisi politikasının ürün ve aktüerya tasarımı sektöre bırakılıyor.Devlet Destekli Alacak Sigortası'nın etkinliğinin artırılması ve Eximbank ihracat kredi sigortalarının güçlendirilmesine yönelik, alacak sigortası ve ihracat kredi sigortası tarafında kamu programlarıyla (Eximbank, KGF) entegre dağıtım kurmak.BES (Bireysel Emeklilik Sistemi) /OKS (Otomatik Katılım Sistemi)'nin fon çeşitliliği ve cazibesinin artırılmasına paralel olarak, Yatırım fonlu ve birikimli hayat sigortalarının yaygınlaştırılması için hayat sigortası ürünlerini BES/OKS reformuyla uyumlu, yatırım fonlu/birikimli yapıya göre yeniden tasarlamak. Fırsatlar alanları Afet sigortasının zorunlu kapsamının genişlemesi, tarihsel olarak düşük penetrasyonlu bir branşta hacim artışı potansiyeli sunuyor. Afet sigortasının yaygınlaşması, erken yatırım yapan (fiyatlama, risk modelleme) şirketler için rekabet avantajı.Bakım ekonomisi ve uzun dönemli bakım sigortası, tamamen yeni bir ürün kategorisi ve prim havuzu ile ilk giren şirketler için marka konumlandırma ve pazar payı fırsatı getiriyor.Yurt içi tasarruf artırma hedefi, hayat sigortacılığına doğrudan siyasi destek sağlıyor; BES / OKS büyümesiyle birlikte hayat sigortasında çapraz satış ve yeni müşteri kazanımı için ürün satışı imkânı.Alacak sigortası ve ihracat kredi sigortasının kamu destekli genişlemesi, KOBİ ve ihracatçı tabanının genişlemesiyle ticari hat büyümesi. Ortaya çıkabilecek yeni ürün türleri Değer bazlı geri ödeme mantığına uyumlu ağ bazlı ve ko-ödemeli TSS paketleriBakım ekonomisi çerçevesinde yaşlı/engelli bakımını kapsayan hibrit sağlık-bakım sigortasıUzaktan sağlık hizmetleri altyapısına entegre tele-sağlık destekli sigorta paketleriAfet sigortasında parametrik/geniş kapsamlı yeni nesil ürünlerTamamen yeni olan “Uzun dönemli bakım sigorta”Hayat + Sağlık + Bakım bileşenlerini birleştiren ürünler. (BES /OKS ile çapraz satış imkânı) Bu ürün ve konsantrasyonların pazarı büyütme potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Sigorta Sektörünün “istikrar” ve “dayanıklılık” çerçevesinde plandaki rolü: Ekonomik katkı ve kapsayıcılık zemini Sektör paydaşları açısından program, özel sigortacılığı hem büyüme (tasarruf, ticari sigorta) hem toplumsal kapsayıcılık (afet, bakım) eksenlerinde genişletecek bir zemin sunuyor. Ürün portföyünün bu iki ekseni birlikte karşılayacak şekilde (bireysel tasarruf odaklı + toplumsal risk odaklı) tasarlanması, hem kârlılık hem sektörün ekonomideki görünürlüğü açısından öne çıkan fırsat alanı. OVP'de "dayanıklılık" kavramı hem makroekonomik (dış şoklara karşı) hem toplumsal-fiziksel (afet, demografik dönüşüm) hem de sektörel (tedarik zinciri, imalat sanayii) düzeyde defalarca vurgulanıyor. Özel sigortacılığın bu çerçeveye katkısını dört ayrı kanaldan okumak mümkün. Mali/finansal istikrar kanalı Program, dış şoklara dayanıklılığın temelini "yurt içi tasarrufların artırılması" ve "TL cinsinden tasarruf ve yatırım araçlarının çeşitlendirilmesi"ne bağlıyor. Hayat sigortası (birikimli/yatırım fonlu ürünler) ve BES / OKS burada doğrudan araç konumunda: uzun vadeli, TL bazlı, sabit getirili tasarrufu sisteme çekerek hem cari açığı fonlayarak döviz talebini azaltıyor hem de finansal sistemin şoklara karşı tampon kapasitesini büyütüyor. Sigorta şirketleri aynı zamanda kurumsal yatırımcı olarak sermaye piyasalarının derinleşmesine (Yatırımcı Risk Merkezi, pay piyasası reformları) katkı sunuyor. Bu da finansal istikrarın kurumsal ayağını güçlendiriyor. Fiziksel/toplumsal dayanıklılık kanalı “Ailenin güçlendirilmesi, toplumsal ve fiziki dayanıklılığın artırılması" başlığı altında şehirlerin afetlere karşı dayanıklılığı ve kentsel dönüşüm doğrudan yer alıyor; bunun mali karşılığı ise kamu maliyesi bölümündeki zorunlu afet sigortası mekanizması. Burada özel sigortacılığın rolü açık: afet riskini kamu bütçesinden özel sigorta/reasürans havuzuna kaydırarak, büyük bir depremde devletin mali dayanıklılığını koruyan bir şok emici işlevi görüyor. Bu, belgenin "çoklu şoklara karşı direnç" hedefiyle doğrudan örtüşen, sigortanın en somut katkı alanı. Dış ticaret ve tedarik zinciri dayanıklılığı kanalı Program, "tedarik zincirlerinin dayanıklılığı ve çeşitliliği" ile "dış şoklara karşı dayanıklılık"ı sanayi ve dış ticaret bölümlerinde tekrar tekrar vurguluyor. Alacak sigortası ve Eximbank ihracat kredi sigortaları burada ihracatçı/KOBİ'nin tahsilat riskini (yurt dışı alıcı iflası, kur şoku, jeopolitik kesinti) sigortalı hale getirerek firma düzeyinde dayanıklılığı artırıyor. Böylelikle toplamda sanayi sektörünün "dış şoklara karşı dayanıklılığının artırılması" hedefine mikro düzeyden katkı demek. Demografik dayanıklılık kanalı Nüfus artış hızının düşmesi ve bakım ekonomisi vurgusu, uzun dönemli bakım sigortasının altyapısını gerekli kılıyor. Bu, belgenin "demografik dönüşüme karşı dayanıklılık" hedefinin sosyal güvenlik sisteminin tek başına karşılayamayacağı bir yükü özel sigortacılığa devretmesi anlamına geliyor. Sistemin mali sürdürülebilirliğini korurken bakım ihtiyacının karşılanmasını sağlayan tamamlayıcı bir mekanizma olarak ortaya konuyor. Özetle OVP, özel sigortacılığı ekonomik dayanıklılığın "arka planda çalışan" ama kritik bir bileşeni olarak konumlandırıyor: tasarrufu besleyerek finansal istikrara, afet riskini paylaşarak mali dayanıklılığa, ticari riski teminat altına alarak dış ticaret dayanıklılığına ve bakım yükünü karşılayarak demografik dayanıklılığa katkı sunuyor. Belgede sektöre bu rol açıkça "sigortanın milli güvenlik/dayanıklılık unsuru" diye adlandırılmıyor, ama dört ayrı politika hattının kesişimi bu sonucu ortaya çıkardığını belgenin doğrudan ifadesi olmamakla birlikte bu şekilde sentezliyorum. Bu bir kamu politikası belgesi olduğu için buradaki değerlendirmeler sektörel çıkarım niteliğindedir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank, Dijital Teminat Mektubu Hizmetini Genişletti; Daha Hızlı, Daha Kolay, Daha Kapsamlı Haber

Akbank, Dijital Teminat Mektubu Hizmetini Genişletti; Daha Hızlı, Daha Kolay, Daha Kapsamlı

Akbank, dijital kanallar üzerinden Kamu İhale Kanunu kapsamındaki işlemler, Eximbank ve Gümrük Müdürlükleri için sunduğu teminat mektubu hizmetinin kapsamını genişletti. Banka, Elektronik Teminat Mektubu Platformu (ETMP) üyelerine özel muhataplara ve belirli kamu kuruluşlarına yönelik teminat mektuplarını da Kurumsal İnternet Şube (KİŞ) üzerinden erişilebilir hâle getirdi. Böylece işletmeler, daha fazla muhatap için dijital ortamda çok daha hızlı teminat mektubuna erişme imkânına kavuştu. Yeni düzenlemeyle birlikte Akbanklı tüzel müşteriler, ihtiyaç duydukları teminat mektuplarını dijital kanallar üzerinden daha hızlı, kolay ve güvenli biçimde oluşturabilecek. Sürecin dijitalleşmesi, firmaların operasyonel yükünü ve zaman maliyetini azaltacak. Hedeflerinin ticari işletmelerin çevik ve kesintisiz bir iş akışı oluşturmalarını desteklemek olduğunu belirten Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Özlem Atik, “Ticari bankacılıkta müşterilerimizin beklentisi artık yalnızca finansmana erişimle sınırlı değil; süreçlerini daha hızlı yönetmelerini ve işlerini kesintisiz sürdürebilmelerini destekleyen çözümlere ihtiyaç duyuyorlar. Biz de dijitalleşmeyi tam bu noktada müşterilerimiz için somut değer üreten stratejik bir kaldıraç olarak görüyoruz. Kurumsal İnternet Şube üzerinden sunduğumuz dijital teminat mektubu hizmetinin kapsamını genişleterek müşterilerimize daha fazla hız, kolaylık ve esneklik sağlıyoruz” dedi. Akbank, teminat mektupları başta olmak üzere ticari bankacılık ürünlerinde dijitalleşmeyi derinleştirerek işletmelere hız, güven ve kullanım kolaylığı sağlamayı sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ertan: “AB, Türk demir çeliğine kotayı kaldırsın” Haber

Ertan: “AB, Türk demir çeliğine kotayı kaldırsın”

Finlandiya’nın Başkenti Helsinki’de gerçekleşen Jetco toplantısına Ege İhracatçı Birlikleri’ni temsilen katılan Yalçın Ertan, “Türkiye'nin 2024 yılında Finlandiya'ya ihracatı 463 milyon dolar oldu. Bu ihracatın 60 milyon dolarlık dilimini demir ve demirdışı metaller sektörü yaptı. Bu ihracat rakamımızın daha yüksek seviyelere ulaşması için Avrupa Birliği’nin Türk demir çelik ürünlerine uyguladığı kotaların kaldırılmasını istiyoruz” diye konuştu.  Gemi sanayiinde kullanılan Hollanda profili ürününün Avrupa’daki en önemli tedarikçisi olan bir Türk firmasına anti damping vergisi uygulanmasının haksızlık olduğununun altını çizen Ertan, bu ilave verginin hem Finlandiyalı hem de diğer Avrupalı nihai kullanıcıların maliyetlerini gereksiz yere yükselttiğini ve bunun yeniden incelenmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.  Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Bakırel ise;  Avrupa Birliği'nin Türk çelik ürünlerine uyguladığı kota miktarlarının daha da düşürüleceği ve kotalar aşıldığında vergilerin artırılacağı söylemlerinin Türk çelik üreticilerini tedirgin ettiğini, bu durumun hem Türkiye hem AB için önlenmesi gerektiğini ifade etti.  Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın da katıldığı Jetco toplantısına Ege İhracatçı Birliklerini temsilen Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Özlem Bakırel ve Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Muzaffer Turgut Kayhan ile Şube Şefi Eda Biricik katılım gösterdi. Toplantının son bölümünde ise çelik firmaları ile tekstil firmaları iki gruba ayrılarak tanıtım sunumlarını gerçekleştirdiler, ardından sektörel değerlendirmelerin ardından işbirliği fırsatlarını görüştüler. Türk heyetine Helsinki Büyükelçisi Deniz Çakar ev sahipliği yaptı Jetco Toplantısı için Finlandiya’ya giden Türk heyetine Helsinki Büyükelçisi Deniz Çakar resepsiyon verdi.  Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın da katıldığı Resepsiyona DEİK Başkanı Nail Olpak, Türkiye Finlandiya İŞ Konseyi Başkanı Evren Dindiren Dönmez, Eximbank temsilcileri, Helsinki Ticaret Müşaviri Sibel Toper Özarslan, Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren ve EİB, UİB, GAİB temsilcileri katıldı.  Jetco Toplantısında; Ticaret Bakanı Prof.Dr.Ömer Bolat ve Finlandiya Kalkınma İşbirliği ve Dış Ticaret Bakanı Ville Tavio'nun katılımları ile tüm katılımcılar bir araya geldi. Türkiye-Finlandiya 2. Dönem Ekonomi ve Ticaret Ortak Komitesi JETCO protokolü imzalandı ve karşılıklı yatırımları artırma ve ikili ticaret hacmini dengeli şekilde artırma hususunda görüş birliğine varıldı.                          Türk Eximbank ile Finnvera Reasürans Anlaşması imzaladı Jetco protokolüne ilave olarak iki ülkenin resmi ihracat kredi kuruluşları Türk Eximbank ile Finnvera arasında Reasürans İşbirliği Anlaşması imzalandı. Bu anlaşma ile Türk firmalara daha fazla finansman aracından yararlanma imkanı sağlanacağı ve üçüncü ülkelerdeki projelerde de daha kolay finansmana ulaşabilecekleri ifade edildi.  Türkiye, Finlandiya’ya 2024 yılında 463 milyon dolar ihracat yaparken, bu ihracatın 81 milyon doları taşıt araçları, 62 milyonu hazır giyim, 60 milyonu demir ve demirdışı metaller ile 20 milyon doları teksti sektöründen gerçekleşti.  Finlandiya’ya Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2024 yılı ihracatı 44 milyon dolar olurken, hazır giyim sektörü 13 milyon dolar, demir ve demirdışı metaller sektörü 7 milyon dolarlık ihracatla öne çıktı. 

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.