Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ey-Parthenon

Kapsül Haber Ajansı - Ey-Parthenon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ey-Parthenon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ergun Temizkan, EY-Parthenon (EYP) Türkiye Şirket Ortağı olarak atandı Haber

Ergun Temizkan, EY-Parthenon (EYP) Türkiye Şirket Ortağı olarak atandı

Uluslararası danışmanlık, denetim, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri firması EY (Ernst&Young) çatısı altında faaliyet gösteren EY-Parthenon’un Türkiye ofisine Ergun Temizkan Şirket Ortağı olarak atandı. Değerleme, finansal modelleme, birleşme ve satın alma alanlarında uzun yıllar tecrübesi bulunan; kariyeri boyunca dijital bankacılık, fintech, altyapı ve enerji gibi farklı sektörlerdeki projelerde başarılara imza atan Ergun Temizkan, kapsamlı mesleki birikimini EY-Parthenon (EYP) Türkiye bünyesinde farklı sektörlerde değer sunmak üzere kullanmaya devam edecek. Ergun Temizkan kimdir? Ergun Temizkan, kariyerine 2010 yılında uluslararası bir denetim ve danışmanlık şirketinde başladı. Denetim alanında edindiği deneyimin ardından, 2013 yılında aynı kurumun danışmanlık bölümüne geçerek Değerleme ve Finansal Modelleme alanında görev aldı. Bu süreçte farklı sektörlerde faaliyet gösteren çok sayıda yerli ve uluslararası kurumla çalışarak şirket değerlemesi, finansal modelleme ve birleşme-satın alma süreçlerinde deneyim kazandı. 2019 yılında aynı şirketin Belçika ofisinde Asistan Direktör olarak görev alarak bu dönemde de değerleme ve modelleme alanında uluslararası şirketlere hizmet sundu. Finansal hizmetler başta olmak üzere, birçok farklı sektörde çeşitli projelerde yer alan Temizkan, dijital bankacılık ve fintech alanında deneyim sahibi olmasının yanı sıra, büyük ölçekli ve karmaşık finansal modelleme çalışmalarıyla da öne çıktı. Temizkan, kariyeri boyunca dijital bankalar, fintech şirketleri ve büyük altyapı projeleri için değerleme ve modelleme görevlerini yönetmenin yanı sıra yüksek riskli anlaşmalarda C-level yöneticilere ve yönetim kurullarına danışmanlık yaptı. Aynı zamanda Chartered Financial Analyst (CFA) unvanına sahip olan Ergun Temizkan, EY-Parthenon Türkiye ofisinde Şirket Ortağı olarak iş dünyasına destek olmaya devam edecek.

Türkiye 2025’in İlk Yarısında 25 Milyondan Fazla Turist Ağırladı Haber

Türkiye 2025’in İlk Yarısında 25 Milyondan Fazla Turist Ağırladı

Uluslararası danışmanlık, denetim, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri firması EY (Ernst&Young) çatısı altında faaliyet gösteren EY-Parthenon’un (EYP) gerçekleştirdiği Türkiye Turizm ve Konaklama Sektörü Görünümü çalışması yayımlandı. Sektörün 2024 ve 2025 yılları arasındaki büyüme ve değişimini baz alan araştırma, 2025 yılının tamamı için beklentileri de ortaya koyuyor. Sektörün 2025 sonu hedefi 65 milyon uluslararası turiste ulaşarak 64 milyar dolar gelir elde etmek EYP çalışmasına göre; Türkiye 2025’in ilk yarısında, 25 milyondan fazla uluslararası ziyaretçi ağırlayarak bir önceki yılın aynı dönemine göre %1,7’lik bir artış kaydetti. Ziyaretçilerin yaklaşık %57’sinin Antalya, %17’sinin İstanbul ve %11’inin Muğla’yı tercih etmesi, turizm hareketliliğinin ağırlıklı olarak bu üç ilde yoğunlaştığını gösteriyor. 2025 yılı ilk yarısında geçen senenin aynı dönemine kıyasla Nevşehir’de %60, Mardin’de %51, Çanakkale’de %23 ve Trabzon’da %17 oranında da artış kaydedildi. Bu eğilim, Türkiye’ye gelen ziyaretçilerin deniz-kum-güneş turizmi ile birlikte kültür, tarih ve yerel deneyimlere dayalı seyahatlere de yöneldiğini gösteriyor. 2024’te 62 milyon olan uluslararası ziyaretçi sayısının, 2025 yılında 65 milyona yükselmesi bekleniyor. Çalışmaya göre Türkiye, turizm gelirlerinde de ciddi oranda artış sağladı. 2025 yılının ilk yarısında 25,4 milyar dolara ulaşan turizm gelirleri, 2024 yılının aynı dönemine göre %7,4 oranında artış gösterdi. 2024 yılında 61,1 milyar dolar olan toplam turizm gelirinin, 2025 yılında %4,7 artışla 64 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Turizm gelirindeki artışta kişi başı harcama düzeyindeki yükseliş belirleyici unsur oldu. 2025 yılının ilk yarısında kişi başına ortalama harcama günlük 996 dolara ulaşarak %5,6 oranında artış gösterdi. Bu eğilim, geçmiş yıllara kıyasla daha yüksek harcama kapasitesine sahip turist segmentlerine doğru kademeli bir geçiş olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin fiyatları uluslararası standartlara yaklaştı Çalışmada yer alan ve TÜİK tarafından açıklanan Haziran 2025 verilerine göre “Lokanta ve Oteller” grubunda yıllık fiyat artışı TL bazında %35,59 olarak gerçekleşti ve hizmetler genelinde artış %50,34’e ulaştı. Bu durum, Türkiye’nin fiyat seviyelerinin uluslararası standartlara yaklaştığını ve daha rekabetçi bir konumda olma yolunda ilerlediğini gösteriyor. Özellikle Akdeniz bölgesi, uluslararası lüks otel ve konaklama markalarının gelmesiyle önemli bir destinasyon haline geldi. Almanya, Rusya ve diğer Avrupa ülkeleri, 2025’in ilk yarısında Türkiye’yi en çok ziyaret eden başlıca ülkeler arasında yer aldı. Uluslararası talep istikrarlı seyrediyor Çalışmaya göre; 2024 yılının ilk yarısında %2,3 oranında büyüyen GSYH’nin, 2025 yılının aynı döneminde %4,8’lik artış kaydetmesi, ekonominin dayanıklılığını ortaya koyuyor. Bununla birlikte, makroekonomik görünümün yanı sıra bölgesel ekonomik ve siyasi gelişmelerin turizm sektörünü etkilediği görülüyor. İstanbul ve Antalya yeni yatırımların merkezi konumunda Yatırımcı ilgisi, Antalya ve Muğla gibi kıyı destinasyonlarda ve İstanbul gibi kentsel merkezlerde yoğunlaşmaya devam ediyor. Süregelen seyahat talebinin yanı sıra MICE (Kongre turizmi) segmentindeki toparlanma da bu yoğunluğa katkı sağlıyor. İstanbul ve Antalya, 19.038 odalık 130 otel projesi ile yeni yatırımların merkezi konumunda yer alıyor. Bu arzın %40’ı İstanbul’da yer almakta olup, şehirde 49 proje kapsamında 7.903 yeni oda planlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, 2025 yılı haziran ayı itibarıyla doluluk oranları Antalya’da %84,35, İstanbul’da %49,54 ve Muğla’da ise %65,61 olarak gerçekleşti. Şubat 2025 itibarıyla geçtiğimiz 1 yılda mevcut oda başına gelirde (RevPAR) Türkiye’de %20, İstanbul’da ise %25’lik artış görüldü. Çalışmaya göre, lüks ve üst segment resort varlıklarının, kişi başına harcamadaki artışın da desteğiyle uluslararası yatırımcılar açısından cazibesini koruduğu gözlemlendi. Yüksek inşaat maliyetleri yenileme projelerini temel yatırım stratejisi haline getiriyor Çalışmaya göre; sürdürülebilirlik ve ESG (çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim) standartları, yatırım kararlarını giderek daha fazla şekillendirirken; enerji verimliliği ve yeşil sertifikasyonlar, yatırımcı ilgisini çeken önemli farklılaştırıcı unsurlar haline geliyor. “Türkiye hâlâ lüks segment otel grupları için cazip bir yatırım destinasyonu” EY-Parthenon Türkiye Ticari Gayrimenkul İşlemleri Kıdemli Direktörü Gün Gökkaya, Türkiye turizm ve konaklama sektörü için şu değerlendirmelerde bulundu: “EY Parthenon olarak hazırladığımız çalışmaya göre; makroekonomik dalgalanmalara karşın Türkiye hâlâ lüks segment otel grupları için cazip bir yatırım destinasyonu olma özelliğini koruyor. Bu durumun da etkisiyle Türkiye, turizm ve konaklama sektörü dayanıklı yapısını koruyarak dengeli bir büyüme ivmesi sergiliyor. Yukarı yönlü gelir performansı, çeşitlenen destinasyon yapısı ve sürdürülebilirlik temelli yatırımlar, sektörün uzun vadede rekabet gücünü destekliyor. Bu noktada, artan maliyetler ve hizmet fiyatlarındaki yükselişin, Türkiye’nin fiyat avantajını bir miktar azalttığını belirtmemiz gerekiyor. Buna karşın, lüks ve üst segment tesislere yönelik artan talep görüyoruz. Güçlü turizm gelirleri, sektörde nakit akışı istikrarını ve borç ödeme kapasitesini destekleyerek kredi dinamiklerini destekliyor. Yerel bankaların; mevcut varlıkların renovasyon ve yenileme projelerine finansman sağlamayı, yeni otel geliştirme projelerine göre daha fazla tercih etmesi, artan inşaat maliyetleri ile birlikte yeni projeleri daha maliyetli hale getiriyor. Bu durum yatırımcıların daha fazla alternatif finansman modellerine yönelmesine sebep olurken, özellikle ortak girişimler, özel sermaye fonları ve gelir paylaşımı anlaşmaları öne çıkıyor. Uluslararası turistlere yönelik tatil bölgelerinde işletmeler, döviz kuru riskini azaltmak için döviz üzerinden fiyatlama yaparak, kur sabitleme gibi yöntemlerle gelirlerini güvence altına alıyor.”

EY-Parthenon, CEO Görünüm Araştırması Yayımlandı ​​​​​​​ Haber

EY-Parthenon, CEO Görünüm Araştırması Yayımlandı ​​​​​​​

EY-Parthenon CEO Görünüm Araştırması’na göre; CEO’ların %57’si, jeopolitik ve ekonomik belirsizliklerin bir yıldan uzun süreceğini düşünürken, %72’si yerelleşmeyi uzun vadeli bir stratejik dönüşüm olarak görüyor. %48’i bu yıl birleşme ve satın alma (M&A) işlemi gerçekleştirmeyi planlıyor; ortak girişimler ve stratejik iş birliklerine yönelik ilgi ise %73 ile kayda değer bir artış gösteriyor. Uluslararası danışmanlık, denetim, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri firması EY (Ernst&Young) çatısı altında faaliyet gösteren EY-Parthenon’un (EYP) gerçekleştirdiği CEO Görünüm Araştırması (CEO Outlook Pulse) sonuçları yayımlandı. 21 ülkeden perakende, sağlık, finansal hizmetler, sanayi, enerji, altyapı, teknoloji, medya ve telekomünikasyon sektörlerinde faaliyet gösteren ve yıllık küresel gelirleri 500 milyon ila 5 milyar ABD dolarından fazla olan şirketlerden 1.200 CEO’nun katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, dünyanın önde gelen şirketlerini etkileyen mega trendler ve gelişmeler ile iş liderlerinin gelecekteki büyüme ve uzun vadeli değer oluşturma beklentilerine dair içgörüler veriyor. Araştırmaya katılan CEO’ların, belirsizliklerle dolu ekonomik ortamda yön bulma konusunda güçlü bir dayanıklılık ve güven sergiledikleri görülüyor. Katılımcıların %57’si mevcut jeopolitik ve ekonomik belirsizliğin bir yıldan uzun süreceğine, %24’ü ise bu sürecin üç yıl veya daha fazla devam edeceğine inanıyor. Buna rağmen, CEO’ların farklı alanlardaki küresel duyarlılıklarını 1’den 100’e kadar ölçen CEO Güven Endeksi 83 seviyesinde bulunuyor. Mevcut endeks seviyesi, bir önceki araştırmaya kıyasla 7puan artışı da vurguluyor. Araştırma verilerine göre bu güven artışı; liderlerin belirsizliğe uyum sağlaması, iş modellerini yeniden yapılandırması, değişimi benimsemesi ve daha çevik hale gelerek küresel ekonominin değişken ortamında yeni yollarla başarılı olmayı bulmasıyla açıklanıyor. CEO’lar değişimi ve dönüşümü benimsiyor Araştırma sonuçlarına göre, CEO’lar değişimi ve dönüşümü benimsiyor. CEO’ların %52’si önümüzdeki 12 ay içinde portföy dönüşümünü hızlandırmak için yatırımlarını artırmayı planlarken, %39’u ise dönüşüm seviyesini son yıllarla tutarlı bir düzeyde sürdürmeyi hedefliyor. Araştırma, küresel ekonomi yapısının değiştiği konusunda fikir birliği olduğunu ve yerelleşme ile bölgeselleşmenin önemli ölçüde benimsendiğini gösteriyor. Araştırmaya katılan CEO’ların %72’si, şirket faaliyetlerini ve stratejilerini yerel düzeyde konumlandırmayı uzun vadeli stratejik bir dönüşüm olarak görüyor. %63’ü ise bu yaklaşımın bölgesel ölçekte de geçerli olduğunu belirtiyor. Katılımcıların %38’i yerelleşme planlarını şimdiden tamamladıklarını belirtirken, %36’sı ise uygulama sürecinin devam ettiğini ifade ediyor. %21’i bölgeselleşme planlarını tamamladıklarını, %35’i ise uygulamanın ortasında olduklarını belirtiyor. Jeopolitik belirsizlik tarafında ise katılımcılar arasında görüşler ayrılıyor: %57’si bunun önümüzdeki 12 ayı aşacağını öngörürken, %24’ü üç yıldan çok daha uzun süreceğini tahmin ediyor. Buna rağmen, yalnızca %19’u belirsizliğin hedeflerini ciddi şekilde aksatacağına inanıyor. CEO’ların karşılaştıkları zorlukları kabul ederek, bu zorlukların üstesinden gelme konusundaki güvenlerinin de arttığı ortaya koyuluyor. Katılımcıların %79’u, önümüzdeki yıl boyunca enflasyonun önemli bir operasyonel engel olarak kalacağı konusunda hemfikir; %78’i ise tarifelerin de zorluk teşkil edeceğini öngörüyor. Katılımcıların %69’u, siber güvenlik tehditlerinin yenilikçi faaliyetlere duyulan güveni olumsuz etkilediğini belirtiyor. %70’i ise dijital dönüşümün önündeki temel engelin teknolojinin kendisi değil, bölgeler arasındaki eksik ve tutarsız düzenlemelerden kaynaklanan zorluklar olduğunu belirtiyor. Birleşme ve satın almalar güçleniyor, odak stratejik iş birliklerine kayıyor Katılımcı CEO’ların %48’i, geleneksel birleşme ve satın alma (M&A) işlemlerini gerçekleştirmeyi bekliyor. Organik olmayan büyümenin diğer bir göstergesi olarak, katılımcıların %73’ü ortak girişimler veya stratejik iş birliklerine girmeyi öngörüyor. Bu belirgin artış, şirketlerin, belirsiz piyasa koşullarında büyük satın almalara yönelmek yerine, yenilik ve büyümeyi destekleyen çevik inorganik dönüşüm stratejilerini tercih ettiklerini gösteriyor. Öne çıkan bir diğer nokta ise, M&A gerçekleştiren katılımcı CEO’ların %41’inin şirketleri için teknoloji ve fikri mülkiyet (IP)alanlarına odaklanan şirketleri hedeflediği görülüyor. Bu durum, günümüzün rekabetçi ortamında teknolojik inovasyonun kritik rolünü vurguluyor. EY -Parthenon Türkiye Bölüm Başkanı Özge Gürsoy Büyükavşar konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Araştırmadan elde edilen veriler, dalgalanmaların risk değil, fırsat olarak görülmesi gerektiği yeni bir liderlik dönemine girildiğini ortaya koyuyor. CEO’lar artık istikrarı beklemek yerine, değişime uyum sağlıyor; çevik, cesur ve yenilikçi adımlar atıyorlar. Dönüşümü benimseyen CEO’ların, önümüzdeki 12 ay için küresel, sektörel veya şirket görünümü hakkında iyimser olma olasılıkları 1,5 ila 2 kat daha fazla olduğu gözlemleniyor. Ayrıca, CEO’lar büyüme stratejilerinde M&A gibi yaklaşımların yanı sıra iş birliklerine, ortak girişimlere ve seçici yatırımlara da odaklanıyorlar. Bunun yanı sıra, yerelleştirme birçok CEO için jeopolitik baskılara karşı kritik bir strateji olarak görülüyor. CEO’lar değişimleri fırsata dönüştürerek geçmişe kıyasla daha fazla dayanıklılık ve güven ortamı oluşturuyorlar.

EY-Parthenon 2025 Özel Sermaye İşletme Raporu Yayımlandı Haber

EY-Parthenon 2025 Özel Sermaye İşletme Raporu Yayımlandı

Birçok fon, sıkışıp kalmış nakitleri yakalayamıyor ve özel sermaye yöneticileri öngörülemeyen risklere daha fazla maruz bırakıyor. 2025 EY-Parthenon Özel Sermaye İşletme Raporu, günümüzün dalgalı piyasasında işletme sermayesi stratejilerini kullanan özel sermaye (PE) işletmelerinin maliyetleri azaltıp operasyonel verimliliği artırabileceğine yönelik önemli içgörüler sunuyor. Uluslararası danışmanlık, denetim, güvence ve vergi hizmetleri şirketi EY (Ernst&Young) çatısı altında faaliyet gösteren; strateji ve kurumsal finansman alanında profesyonel hizmetler sunan EY-Parthenon, özel sermaye sektörüne yönelik 2025 raporunda, portföy şirketlerinin bilanço yönetimi yoluyla değer yaratma fırsatlarını nasıl yakalayabileceğini ele alan içgörüler sunuyor. Rapor, işletme sermayesi ve likidite stratejilerinin; özel sermaye (PE) yatırım döngüsünün her aşamasında kritik rol oynadığını ortaya koyuyor. Günümüzün özel sermaye (PE) piyasası; durum tespiti sırasında bilanço değer yaratma fırsatlarını belirlemeye, elde tutma döneminde değer yaratmaya ve çıkışa hazırlık döneminde ise değeri artırmaya daha fazla odaklanılmasını gerektiriyor. EY-Parthenon’un raporuna göre; araştırmaya katılan özel sermaye liderleri, tüm işlemlerin %24'ünde öngörülemeyen risklerin ortaya çıktığını belirtiyor ve bu da ankete katılan özel sermaye fonlarının %73'ünün temel durum taahhütlerinde neden işletme sermayesi iyileştirmeleri gerektiğini ortaya koyuyor. Rapor; özel sermayenin, uzun vadeli sürdürülebilir değer yaratmak için nakit ve likidite ortamında kullanılmayan fırsatları keşfedebilmesine imkân sağladığına dikkat çekiyor. Bu kapsamda işletmelerin, günümüz piyasalarında ihtiyaç duyulan nakit disiplini ve kontrolünü oluşturabilmesi, fazla işletme sermayesinin belirlenerek etkin şekilde kullanılabilmesi ve günümüzün karmaşık risklerini yönetebilmesi için çeşitli formüller sunuluyor. EY-Parthenon raporuna göre; portföy şirketleri, yalnızca iki ila dört haftalık operasyonel analiz ile gelirlerinin %5’ine kadar olan sıkışmış nakdi altı ila dokuz ay içinde serbest bırakabiliyor. Bu durum, genel ortakların (GP’lerin) %70’inin likidite ve işletme sermayesi yönetimini en önemli fırsat alanı olarak görmesini açıklıyor. Ancak fonlar, öncelik çatışmaları ve kaynak eksiklikleri gibi nedenlerle bu sıkışmış nakdi tam anlamıyla değerlendiremiyor. EYP araştırması, çoğu şirketin bilançolarında hâlâ önemli miktarda sıkışmış işletme sermayesi taşıdığını ve bunun serbest bırakılabileceğini ortaya koyuyor. Bu, PE piyasasının kendine özgü uygulama ihtiyaçlarını karşılayan, hedefe yönelik ve sektöre özel operasyonel iyileştirmelerle mümkün olabiliyor. Bunun yanı sıra rapor, nakit ve likidite için keşfedilmemiş fırsatları ortaya çıkarmak adına 3 soruya odaklanılması gerektiğini de vurguluyor: Özel sermaye şirketleri, günümüz piyasalarında nakit disiplinini ve kontrolünü nasıl sağlayabilir?Fazla işletme sermayesi nasıl belirlenir ve etkili bir şekilde kullanılır?Nakit tahminlerini desteklemekle kalmayıp, karmaşık riskleri yönetmek için finans fonksiyonunun kabiliyetlerinden yeterince nasıl yararlanılır? EY-Parthenon Türkiye Bölüm Başkanı Özge Gürsoy konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Bilanço yönetimi, özel sermaye yatırımlarında artık doğrudan değer yaratımının merkezinde yer alıyor. Portföy şirketlerinin nakit potansiyelini ortaya çıkarmak, yatırımcılar için hem kısa vadeli likidite hem de uzun vadeli büyüme açısından stratejik bir avantaj sunuyor. Bu yaklaşım da PE fonlarının portföylerinde daha çevik, daha dirençli ve daha değer odaklı bir yapı inşa etmelerine olanak tanıyor. Nakit dönüşümünün yanı sıra, borç ve alacak hesaplarının doğru yönetimi ve finans ekiplerini desteklemek için doğru teknolojiye ve araçlara yatırım yapılması da önemli kriterler arasında yer alıyor. EY olarak, işletme sermayesi ve likidite stratejilerini yalnızca finansal verimlilik aracı olarak değil, aynı zamanda yatırım döngüsünün her aşamasında rekabet üstünlüğü sağlayan bir kaldıraç olarak görüyoruz. 2025'te daha da güçlü bir şekilde konumlanan PE işlem hacmiyle, durum tespiti, süreç yönetimi ve çıkış hazırlığı konularında işletme sermayesi değerine odaklanarak müşterilerimize uçtan uca destek oluyor; portföy stratejisi için püf noktaları sunan bu çalışmamızla da işletmelerin gelecekte daha başarılı olabilmesi adına bir yol haritası sunuyoruz.”

EY-Parthenon Türkiye'de Üst Düzey Atama Haber

EY-Parthenon Türkiye'de Üst Düzey Atama

Dünya genelinde sektöründe öncü firmalara strateji danışmanlığı hizmetleri sunan EY-Parthenon’un Türkiye’deki organizasyonuna Kağan Karamanoğlu Strateji Hizmetlerinden Sorumlu Şirket Ortağı olarak katıldı. Kağan Karamanoğlu şirketlere kurumsal strateji, büyüme stratejisi, satın alma stratejisi, pazara giriş stratejisi ve yeniden yapılandırma stratejisi gibi birçok alanda profesyonel hizmetler sunan EYP Türkiye bünyesinde göreve başladı.  1999 yılında University of Kent-Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Karamanoğlu, 2000 yılında London School of Economics'te yüksek lisans eğitimini tamamladı. Kariyerine uluslararası bir danışmanlık şirketinde başladıktan sonra 10 yıl boyunca Avrupa, Avrasya, Amerika ve Türkiye'deki firmaların strateji ve dönüşüm projelerinde önemli görevler üstlendi. 2010-2018 yılları arasında ise Telekom sektöründe öncü bir firmada strateji, ürün geliştirme ve iş geliştirme alanlarında liderlik pozisyonunda birçok önemli çalışmaya imza attı. Bu süreçte, yönetim ekibinin bir parçası olarak uluslararası tüketici operasyonlarının kârlı ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda yürütülmesine ve geliştirilmesine katkıda bulundu. Yeni görevine başlamadan önce ise 2018-2024 yılları arasında uluslararası bir danışmanlık firmasında Strateji Danışmanlık Hizmetleri Şirket Ortağı olarak görev alan Kağan Karamanoğlu, EYP Türkiye’nin Strateji Lideri olarak farklı sektörlerdeki şirketlere kurumsal strateji, büyüme stratejisi, pazara giriş stratejisi gibi alanlarda danışmanlık sunacak. 

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.