Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Eylem Planı

Kapsül Haber Ajansı - Eylem Planı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eylem Planı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sapanca Gölü’nün Korunması İçin 25,5 Milyar Liralık Eylem Planı Haber

Sapanca Gölü’nün Korunması İçin 25,5 Milyar Liralık Eylem Planı

Adapazarı Kültür Merkezi'nde düzenlenen Sapanca Gölü Eylem Planı Tanıtım Toplantısı'nda konuşan Yumaklı, dünyanın sadece yüzde 2,5'inin tatlı su kaynaklarına sahip olduğunu, bunun da sadece yüzde 1'inin kullanılabildiğini dile getirerek, sonsuz bir kaynak bulunmadığını söyledi. Dünya nüfusunun yarısından fazlasının kentlerde yaşadığını, dünyada 2 milyar 200 milyon insanın temiz suya ulaşım sorunu bulunduğunu belirten Yumaklı, Türkiye'de kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1313 metreküpten 1297 metreküpe gerilediğini ifade etti. Yumaklı, Türkiye'nin artık su stresi altında bir ülke olduğuna işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü: "Değişen iklim şartlarının bizlere getirmiş olduğu birçok etki var. Bunların hepsini yakinen yaşıyoruz, artık hayatımızda yağış rejimlerindeki düzensizliklerden, kuraklıklardan, sellerden, taşkınlardan o kadar çok şeyi tecrübe etmeye başladık ki bunların hepsinin de merkezinde su var. Artık asıl konumuz su azalacak mı değil, suyu nerede, ne kadar ve hangi temizlik, saflıkta bulabileceğiz, asıl mesele bu olmaya başladı. Suyu, yönetilecek bir kaynak olarak görmüyoruz. Su, bizim için bütün sektörleri yönlendiren stratejik eksendir. Evsel kullanımdan endüstri, sanayi, tarımsal kullanımına kadar her şeyimizi baştan sona, yani hayatımızı etkileyecek stratejik bir eksen." Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Temiz su kaynaklarına erişim bir beka meselesidir." dediğini hatırlatan Yumaklı, bu sebeple 10 yıllık Ulusal Su Planı'nı uygulamaya aldıklarını belirtti. Yumaklı, su verimliliğini, çalışmalarının merkezine yerleştirdiklerini belirterek, 2023'ten itibaren Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın teşvik ve destekleriyle su verimliliği seferberliğini Sıfır Atık'la kardeş şekilde bütün dünyanın gündemine sokmak üzere hareket ettiklerini dile getirdi. Bu çalışmaları sadece şehirler için değil, kurumlar için de mavi, yeşil ve turkuaz olmak üzere 3 kademeli su verimliliği belgesiyle ortak yapıya büründürdüklerini anlatan Yumaklı, böylece su verimliliği seferberliğini ölçülebilir hale soktuklarını ifade etti. Yumaklı özellikle şehirlerde kurakçıl peyzaj uygulamasını hayata geçirmek için yoğun çaba sarf ettiklerini, bunun su verimliliği anlamında önemli olduğunu dile getirerek, "Suyun 77'sini tarımsal üretimde kullanıyoruz. Dolayısıyla bunu verimli şekilde kullanmanın yollarını aramamız gerekiyordu ki bunun için en önemli başlık üretim planlamasıydı. Ziraat odalarımız başta olmak üzere bütün çiftçilerimiz, üreticilerimiz üretim planlamasına o kadar sahip çıktılar ki bu memleketin bir evladı olarak gurur duyduğumu ifade etmek istiyorum." diye konuştu. Yumaklı, basınçlı sulama sistemlerinin kullanımına da yüzde 70 hibeyle devlet desteği ve teşviki vermeye devam ettiklerini söyledi. Afetler gelmeden hazırlık yapılması gerektiğini, taşkın yönetim planlarının önemli olduğunu, 25 havzada taşkın yönetim planlarını bitirdiklerini ve uygulamaya aldıklarını anlatan Yumaklı, "Bu bölge taşkın anlamında çok açık ve riski son derece yüksek bölge. Dolayısıyla Sapanca Gölü'nü besleyen bütün derelerde risk analizi yaptık, yapılması gerekenleri ortaya koyduk. Bunları da uygulamaya başladık ancak bir taraftan yapıp bir taraftan da bozmak olmaz. Dolayısıyla hep beraber el birliğiyle Allah'ın bize vermiş olduğu bu nimetleri koruma kullanma dengesi içinde kullanmayı başarabiliyor olmamız gerekir." ifadesini kullandı. Uygulanan tedbirlere değinen Yumaklı, ekim başından itibaren 15 ilde yaşanan su taşkınlarına, 485 iş makinesi ve ağır ekipman ile 772 personelle müdahil olduklarını kaydetti. "HAVZAMIZA YILDA YAKLAŞIK 114 MİLYON METREKÜPLÜK SU KAZANDIRMAYI PLANLIYORUZ" Bakan Yumaklı, hükümet programındaki göl ekosisteminin korunması, sürdürülebilir yönetiminin sağlanması konusunu Ulusal Su Kurulunun gündemine aldıklarını, Eğirdir, Beyşehir, Akşehir, Eber, Bafa, Burdur, İznik, Seyfe ve Sapanca gölleri için eylem planları hazırladıklarını belirterek, paydaşların katkılarıyla çalışmaları güçlendirdiklerini kaydetti. Sapanca Gölü Eylem Planı'nı hazırladıklarını, kısmen uygulamaya başladıklarını dile getiren Yumaklı, "Hem içme hem kullanma suyu için Sapanca Gölü son derece önemli hem de sit alanı statüsü var. Açık ve net konuşmak zorundayız. Sapanca Gölü hâlihazırda mevcut durumundan daha kötüye giderse Kocaeli, Sakarya susar. Sanayi bölgesi artık vazifesini icra edemez, Türkiye ekonomisine gerekli katkıyı sunamaz olur." dedi. Son yağışlarla Sapanca Gölü'nün seviyesinin yükselmesinin kimseyi yanıltmaması gerektiğini belirten Yumaklı, şunları kaydetti: "Önümüzdeki dönemde, bu bölgenin, havzanın sıcaklığındaki artış 4 derece olarak öngörülüyor. Bu korkunç bir şey. Yıllık toplam yağışlarının ise yüzde 5 düşeceği öngörülüyor, bunlar iyi tahminler. Yani elimizdeki değerin kıymetini anlamamız için de bu verilerin büyük önemi var. Kullanımlarla iklim değişikliğinin etkisi birleştiğinde 2025'te Sapanca Gölü'nde yaklaşık 72 milyon metreküplük su azalımı söz konusu oldu. Bu miktarın yüzde 22'si buharlaşmadan meydana geldi. Gölün iklimsel verileri, ekolojik, hidrolojik özellikleriyle su kullanımlarını esas alan eylem planı da işte bu sebeple hazırlandı. Bu planda ne var? Su, gıda, ekosistem bağlantısallığında göl yönetimi, su güvenliği ve verimliliğinin sağlanması, veri temelli yapay zeka destekli karar mekanizmasının oluşturulması. Bu stratejilere dayalı 6 ana eylem ve 12 tedbir var. Bu tedbirlere ilişkin yatırım planlaması yaptık, 5 yıl içinde yaklaşık 25,5 milyar liralık yatırım sadece bu eylemin içindeki hususları hayata geçirmek için yapılmış olacak. Havzamıza yılda yaklaşık 114 milyon metreküplük su kazandırmayı planlıyoruz. Dolayısıyla su güvenliği planımız da aynı şekilde devam ediyor." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

UN Global Compact Türkiye “İş Dünyası ve İnsan Hakları Programı”na Başvurular Başladı Haber

UN Global Compact Türkiye “İş Dünyası ve İnsan Hakları Programı”na Başvurular Başladı

Şirketler doğrudan ya da dolaylı olarak çalışanlarından tedarik zincirlerindeki işçilere, faaliyet gösterdikleri bölgelerdeki topluluklardan tüketicilere kadar pek çok kişinin haklarını etkiliyor. Şirketlerin etkileri, uluslararası alanda tanınan insan haklarının neredeyse tamamını kapsıyor. Bu nedenle şirketler, faaliyetlerinde, tedarik zincirlerinde ve daha geniş etki alanlarında insan haklarını iyileştirme sorumluluğu taşırken giderek artan yasal düzenlemelerle birlikte bu alanda hukuki yükümlülüklere de tabi oluyor. UN Global Compact Türkiye’nin İş Dünyası ve İnsan Hakları Programı, şirketlerin insan hakları alanındaki uygulamalarını geliştirmelerini ve taahhütlerini somut eyleme dönüştürmelerini amaçlıyor. 2022'de hayata geçen program bugüne kadar dünya genelinde 3.000'i aşkın şirketten 6.000'den fazla katılımcıya ulaştı. Türkiye’den bugüne kadar 112 şirketin yer aldığı programda katılımcılar, program sonunda şirketlerine özel insan hakları eylem planlarını hazırladı. Şirketler insan hakları risklerini yönetme kapasitelerini güçlendiriyor Dünya genelinde 50 UN Global Compact Ülke Ağı tarafından eş zamanlı olarak yürütülen program, şirketlerin BM İş Dünyası ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri’ne ve diğer uluslararası standartlara uygun olarak insan hakları alanında somut adımlar atmalarına destek oluyor. Program sonunda şirketler, en belirgin risklerini ele almak için kendi bünyelerinde hayata geçirebilecekleri uygulanabilir bir Eylem Planı hazırlayacak. Bu süreç, şirketlerin insan hakları durum tespitine ilişkin değişen mevzuat gerekliliklerine hazırlanmalarına da katkı sağlayacak. Katılımcılar; küresel çalıştaylar, akranlarla öğrenme oturumları, çevrim içi kaynaklar ve UN Global Compact Türkiye’nin rehberliğiyle insan hakları durum tespitini iş süreçlerinde uygulayacak. Program kapsamında paydaş katılımı ile şikâyet ve telafi mekanizmaları da ele alınacak. Katılımcılar, şirketler, BM kuruluşları ve uzmanlardan oluşan bir ağa dahil olacak. Programı tamamlayan katılımcılara sertifika verilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

3. Ulusal Yapay Zekâ Buluşması Başladı Haber

3. Ulusal Yapay Zekâ Buluşması Başladı

Buluşma öncesinde düzenlenen basın toplantısına Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Kaan Aktan ve Kapadokya Üniversitesi Danışma Kurulu Üyesi Barış Karakullukçu katıldı. “Yapay zekâ ekosistemi güller kadar dikenler de barındırıyor” Rektör Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, buluşmanın kamu kurumlarını, özel sektörü, üniversiteleri ve öğrencileri bir araya getirerek ortak bir gelecek projeksiyonu oluşturmayı amaçladığını söyledi: “Bilim insanlarını, kamu kurumlarını, iş dünyasını, girişimcileri ve öğrencilerimizi Türkiye'nin yapay zekâ geleceğini birlikte düşünmek üzere üç yıldır bir araya getiriyoruz. Türkiye'nin bu alanda yetişmiş insan kaynağı, gelişen altyapısı ve kullanıma hazır pek çok çözümü var. Önümüzdeki hedef, bu kazanımları güçlendirmek ve sağlanan faydayı daha fazla kuruma, işletmeye ve bireye ulaştırmak.” Yapay zekanın eğitim, araştırma ve topluma hizmetin tüm katmanlarında kullanılmasını istediklerini belirten Karasar, “Ancak yapay zekâ ekosistemi yalnızca güllerle değil, dikenlerle de dolu bir bağ. Bu buluşmada ekonomik değer, ürünleştirme, insan kaynağı ve güvenilir yapay zeka kullanımı konularını ele alıyoruz” dedi. Karasar, üniversitenin çıkış noktası “evrensel” eğitim anlayışına da değindi. Cisco Networking Academy gibi uluslararası kuruluşlarla yapılan anlaşmalar sayesinde öğrencilere New York'ta, Chicago'da ya da Berlin'de okuyan bir öğrencinin aldığı müfredatın aynısının sunulduğunu; mikro yeterlilikler ve disiplinler arası yan dal programlarıyla farklı bölümlerdeki öğrencilerin de yapay zekayı kendi meslek alanlarında kullanmaya teşvik edildiğini anlattı. Üniversitenin akademik ve idari süreçlerinde de yapay zekadan ve geliştirdiği çözümlerden azami ölçüde yararlandığını ekledi. Alev Alatlı'nın mirası: Teknolojiye eleştirel bakış Üniversitenin kurucusu merhum Alev Alatlı'yı anan Karasar, “Seksenli yaşlarında dahi yapay zekâ ve blok zincir teknolojilerini yakından takip ederdi. Bunların insani, etik ve felsefi açıdan sorgulanması gerektiğini bize her zaman hatırlatırdı. Bu buluşmanın ana omurgasını da Alev Hoca'nın bize işaret ettiği bu istikamet oluşturuyor” diye konuştu. Karasar, tüm çalışmaların Alatlı'nın “akıl, ahlak, adalet ve adap” anlayışı doğrultusunda, insanın ve toplumun ihtiyaçlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Anadolu'daki işletmelerin, özellikle KOBİ'lerin yeni teknolojilere ve uzmanlık desteğine erişebilmesinin önemine dikkat çeken Karasar, dijitalleşen dünyada Anadolu'daki üreticilerin dünyanın daha avantajlı görülen bölgelerindeki işletmelerle rahatça rekabet edebilmesini sağlayacak teknolojilere ulaşmasını hedeflediklerini söyledi. Veri güvenliği öncelikli meydan okuma Yapay zekâ çağının meydan okumalarına da değinen Karasar, veri güvenliğinin başı çektiğini belirtti: “Stratejik alanlarda verilerin zehirlenmesi ya da yok edilmesi gibi riskler var. Sonuçta bir makinenin analiz gücü ona verilen veriye dayanır; o verilerin korunması en önemli önceliklerden biri.” Karasar, veri ve yapay zekâ teknolojisinin birkaç büyük teknoloji şirketinin elinde toplandığı bir dünyada hem ülkenin stratejik tercihlerini korumak hem de gençlerin ileri teknolojilerden azami ölçüde yararlanmasını sağlamak için bir araya geldiklerini ifade etti. Bu yıl gençlerin katılımına özellikle önem verildiğini belirten Karasar, öğrenci sohbetleri, poster çalışmaları ve yapay zekâ uygulama gösterimleriyle gençlerin üretimlerine yer açıldığını söyledi. Buluşmanın sonunda ortak öncelikleri ve sorun alanlarını görünür kılacak bir bildirge yayımlanması planlanıyor. Karasar, üniversite, kamu, özel sektör ve sivil toplumdan katılımcılarla kamunun hazırladığı yapay zekâ eylem planlarına ve yol haritalarına katkı sunmayı amaçladıklarını da sözlerine ekledi. Nevşehir'e tematik teknopark kuruluyor Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Kaan Aktan, Kapadokya Üniversitesi'nin kuruluş felsefesinde topluma faydalı olmak ve bölgesel kalkınmayı desteklemek bulunduğunu hatırlattı. Havacılık, sağlık, turizm ve gastronomi alanlarında sektörün önde gelen kurumlarıyla iş birlikleri yürüttüklerini belirten Aktan, son olarak farklı fakültelerdeki bilişimle ilgili bölümlerin geçen yıl Bilgisayar ve Bilişim Teknolojileri Fakültesi çatısı altında toplandığını söyledi. Aktan, “Lisans ve önlisans düzeyinde şu anda 17 teknoloji programımız var. Veri güvenliğinden yapay zekaya, programlamadan otonom sistemlere kadar sektörün ihtiyaç duyduğu iş gücünü yetiştiriyoruz” dedi. Aktan, Nevşehir Belediyesi ile bir Teknoloji Geliştirme Bölgesi kurulması için çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Üniversitenin ana kurucu ortak olarak yer alacağı teknoparkın kuruluş aşamasında olduğunu söyledi. Bölgenin ihtiyaçlarına ve potansiyeline göre şekillenecek tematik teknoparkın tarım teknolojileri, sürdürülebilir turizm ve sürdürülebilirlik teknolojiler alanlarına odaklanması planlanıyor. Aktan, üniversitede geliştirilen çalışmaları ve girişimleri sektörün ihtiyaçlarıyla buluşturacak Teknoloji Transfer Ofisi çalışmalarının da sürdüğünü belirtti. Aktan, yapay zekanın Türkiye'nin geneline yayılması gerektiğinin altını çizdi: “Yapay zekayı yalnızca teknolojiyi geliştirmek olarak düşünmemek lazım. Geliştirilen teknolojileri Türkiye'nin geneline yayılacak, farklı ölçekteki işletmelerde kullanılabilir ve etki yaratabilir hale getirmemiz gerekiyor. Yapay zekâ, çok küçük yatırımlarla çok önemli kazanımlar sağlanabilecek bir teknoloji.” “Kolektif akılla neler yapılabileceğinin kanıtı” Kapadokya Üniversitesi Danışma Kurulu Üyesi ve buluşmanın düzenleme komitesinde yer alan Barış Karakullukçu, üç yıl önce bu işlerin İstanbul ve Ankara dışında da yapılması gerektiği inancıyla yola çıktıklarını söyledi. Karakullukçu, “Anadolu'da ekosistemin, endüstrinin ve toplumun yapay zekayı etik ve güvenli biçimde kullanarak daha iyi noktalara gelmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu toplantı, kolektif akılla neler yapılabileceğini net şekilde gösteriyor” dedi. Karakullukçu, Türkiye'nin önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticileri ile Türkiye'de ve dünyada çalışan Türk akademisyen ve teknoloji liderlerinin yanısıra Bilişim Vakfı, TÜBİSAD ve Yapay Zeka Teknoloji Derneği gibi sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de organizasyonda yer aldığını belirtti. Karakullukçu, yeni yayımlanan Yapay Zekâ Eylem Planı'nın uygulanmasının iki gün boyunca somut vakalar üzerinden ele alınacağını söyledi. Meslekler yok olmayacak, dönüşecek Basın toplantısında yapay zekanın meslekler üzerindeki etkisinin sorulması üzerine Barış Karakullukçu, yapay zekanın hiçbir mesleği yok etmeyeceğini ancak o mesleğin uygulayıcılarını dönüştüreceğini söyledi: “Radyoloji, yapay zekanın en iyi olduğu alanlardan biri. Ama radyolog yalnızca görüntüyü değerlendirmiyor; teşhisi, hastayla iletişimi ve süreci yönetiyor. Süreçlerin alt adımları değişecek ama roller tamamen ortadan kalkmayacak.” Kaan Aktan ise yapay zekanın önceki teknoloji devrimlerinden farklı olduğunu vurguladı: “Yayılım hızı çok yüksek. Kuralları netleşmeden, neye muktedir olduğu tam anlaşılmadan herkesin kullanmaya başladığı bir teknoloji haline geldi. Bu da bir tedirginlik yaratıyor. Ancak zaman içinde bunun mesleklerde bir dönüşümle sonuçlanacağını düşünmek gerekiyor.” Rektör Karasar da sorumluluğun makineye devredilemeyeceğini, her teknolojiyi kullananın bir sorumlusu olduğunu ve bunun mutlaka insan olması gerektiğini hatırlattı. Önde gelen markalar ve dünyaca ünlü üniversitelerden akademisyenler sahnede Buluşmada Koç Holding, Eczacıbaşı Topluluğu, Pegasus, Türk Telekom, Migros Online, PwC ve Amazon gibi kuruluşların teknoloji liderleri; telekomünikasyon, havacılık, gıda ve perakende sektörlerinden temsilciler deneyimlerini paylaşacak. Stanford ve Harvard gibi yapay zekâ alanında öncü çalışmalar yürüten üniversitelerde görev yapan Türk akademisyenler de programda yer alıyor. Yapay zekâ ajanları ve bu teknolojinin kurumlara güvenli biçimde yerleştirilmesi öne çıkan başlıklar arasında. Cuma günü ise başarılı yapay zekâ girişimlerinin yer alacağı bir Demo Day düzenlenecek. Buluşma öncesinde beş kitap yayımlandı Kapadokya Üniversitesi Yayınları, buluşma öncesinde yapay zeka üzerine beş kitap yayımladı. Kitaplar arasında lise ve üniversite öğrencileri arasında düzenlenen yapay zeka proje ve poster yarışmalarının derlendiği bir kitapçık, Barış Karakullukçu'nun teknoloji ve yapay zeka yolculuğunu anlattığı hatırat, yapay zekanın stratejik boyutlarını ele alan bir eser, Milli Eğitim eski Bakanı Prof. Dr. Mahmut Özer ile İTÜ'den Prof. Dr. Altan Çakır'ın yapay zeka, makine öğrenmesi ve hesap verebilirlik üzerine kaleme aldığı çalışma ve geçen yılki ikinci buluşmanın sonuçlarını derleyen bir kitap yer alıyor. Kitaplar etkinlik boyunca stantlarda katılımcılarla buluşuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Türkiye’de %51’e Ulaşan Yapay Zekâ Adaptasyonu, Daha Hızlı İnovasyonu Destekliyor Haber

 Türkiye’de %51’e Ulaşan Yapay Zekâ Adaptasyonu, Daha Hızlı İnovasyonu Destekliyor

Amazon Web Services (AWS) tarafından gerçekleştirilen yeni araştırmaya göre Türkiye, temel sektörlerdeki işletmelerin yapay zekâ ve bulut teknolojileri kullanımının önemli ölçüde artırmasıyla küresel ölçekte en hızlı büyüyen yapay zekâ pazarları arasında yer alıyor. AWS için küresel araştırma şirketi Strand Partners tarafından hazırlanan "2026’da Türkiye'nin Yapay Zekâ Potansiyelini Ortaya Çıkarmak" başlıklı rapor, Türkiye'deki yapay zekâ kullanımının bir yıl önceki %37 seviyesinden %51'e yükseldiğini ve yıllık %38'lik bir büyüme oranına ulaştığını gösteriyor. Türkiye'deki iş dünyası liderlerinin %66'sı artık yapay zekâyı en önemli veya yüksek düzeyde stratejik bir öncelik olarak görüyor. Bu sürece öncülük eden temel sektörler arasında finansal hizmetler, medya ve eğlence, perakende ve imalat yer alıyor. Ayrıca, Türkiye’deki şirketlerin %24'ü artık raporun işletmelerini dönüştürmek için yapay zekâyı kullanma aşamalarında "ileri seviye" olarak tanımladığı noktada yer alıyor. Bu, birden fazla yapay zekâ modelinin entegre edilmesini, yapay zekânın temel sistemlere dahil edilmesini ve gelişmiş yapay zekâ aracıları ve otonom araçlarla deneyler yapılmasını kapsıyor. AWS Türkiye Genel Müdürü Berrin Özselçuk, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Türkiye'de liderlik mükemmel koşulları beklemez; harekete geçer. Bu araştırmada gördüğümüz şey de tam olarak bunu yansıtıyor. İşletmeler yapay zekâyı hızla benimsiyor, ‘Bunu kullanabilir miyiz?’ sorusunun ötesine geçerek 'Bunu sorumlu bir şekilde nasıl ölçeklendiririz?' sorusuna odaklanıyor. Bölgesel altyapı, iş birlikleri ve yapay zekâ yetkinliklerine yönelik yatırımlarımız tam olarak bu soruyu yanıtlamak için var. Kuruluşları, deneysel çalışmaları gerçek dünyada etkiye dönüştürecek kontroller ve teknik kabiliyetlerle donatıyoruz.” Yapay zekâ Türkiye genelinde inovasyonu da hızlandırıyor. Yapay zekâyı benimseyen işletmelerin %78'i dijital değişim hızının arttığını ve önümüzdeki yıllarda daha da ivme kazanmasının beklendiğini belirtiyor. Bulut bilişim, Türkiye’deki işletmelere dünya standartlarında yapay zekâ altyapısına, araçlarına ve çözümlerine ölçeklenebilir şekilde erişim sunarak bu dönüşümün temeli olmaya devam ediyor. Rapor, Türkiye'nin dijital altyapı, yetenek ve inovasyon ekosistemlerine yaptığı yatırımların, Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi (2021–2025) ve Türkiye'nin Yapay Zekâ Eylem Planı (2026–2030) ile uyumlu, yapay zekâ odaklı bir ekonominin yolunu nasıl açtığını vurguluyor. Bu ivmeyi sürdürmek için daha fazla işletmenin dünya standartlarında bir altyapı, güçlü bir yerel yetenek havuzu ve güvenilir bir düzenleyici ortamı temel alarak, küçük ölçekli yapay zekâ kazanımlarının ötesine geçmesi ve büyük ölçekte derin inovasyon aşamasına geçiş yapması gerekiyor. AWS, bölge genelinde yetkinlikleri ve fırsatları geliştirmek için yerel uzmanlarla iş birliği yapıyor. AWS'in, bölgenin dijital dönüşümünü ve ekonomik kalkınma planlarını desteklemeye yönelik yerel eğitim girişimlerine, kurslara ve girişimcilik teşvik programlarına yatırım yapma alanında güçlü bir geçmişi bulunuyor. AWS; Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türkiye'de yetkinlik ve eğitim girişimleriyle 680.000'den fazla kişiye ulaştı ve 2030 yılına kadar 2 milyon kişiye ulaşma hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Geleceğe bakış Rapor, Türkiye'nin Yapay Zekâ Eylem Planı (2026–2030) doğrultusunda belirlenen yönü yakından yansıtan üç öncelik tanımlıyor. Ülke, yapay zekâ yolculuğunun bir sonraki aşamasına geçerken, odak noktasının stratejiden uygulamaya kayması gerekiyor. Raporda belirlenen üç öncelik şöyle: Her tür ve ölçekteki işletme için finansmana erişimi artırmakBüyük ölçekli uygulamaları destekleyen ve kurumların yapay zekâyı güvenle benimsemesini kolaylaştıran politikalara öncelik vermekKurumların yapay zekâyı etkili bir şekilde yaygınlaştırmasını ve ölçeklendirmesini sağlamak için yapay zekâ yetkinliklerine erişimi genişletmek Türkiye, bu unsurların devreye girmesiyle yakaladığı güçlü yapay zekâ ivmesini kalıcı bir küresel rekabet gücüne ve ulusal vizyonu ile hedeflerinin merkezinde yer alan tam bir ekonomik dönüşüme dönüştürmek için son derece avantajlı bir konumda bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nu Teknoloji, Şehir Altyapılarını Tek Dijital Ekosistemde Buluşturuyor Haber

Nu Teknoloji, Şehir Altyapılarını Tek Dijital Ekosistemde Buluşturuyor

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘2030 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı’ ile akıllı şehir uygulamalarının 81 il ölçeğinde yaygınlaştırılması hedefleniyor. Birlikte çalışabilir sistemler, ortak veri yönetimi ve yerli teknolojilerin geliştirilmesinin öne çıktığı plan; kaynakların etkin kullanıldığı, mükerrer yatırımların önlendiği, standartları belirlenmiş bütüncül bir akıllı şehir yaklaşımını esas alıyor. Akıllı şehir teknolojilerinde en az yüzde 80 yerli üretim hedefi de yerli teknoloji şirketleri açısından önemli bir ölçeklenme alanı yaratıyor. Nu Teknoloji ise bu dönüşüme sensör ve cihazların yanı sıra haberleşme altyapısı, yazılım, veri yönetimi ve entegrasyon kabiliyetini de içeren yerli teknoloji çözümleriyle katkı sunmayı hedefliyor. Nu Teknoloji'nin akıllı şehir yaklaşımında enerji tüketimi, hava kalitesi, çevresel ölçüm, aydınlatma, atık yönetimi ve kent mobilyaları gibi farklı alanlardan elde edilen veriler ortak bir dijital ekosistemin parçaları olarak ele alınıyor. Merkezi yönetim platformuyla farklı sistemlerden gelen veriler tek ekrandan izlenebiliyor; alarm ve anomaliler görülebiliyor, performans karşılaştırılabiliyor ve gerektiğinde daha hızlı aksiyon alınabiliyor. Böylece verinin enerji ve kaynak kullanımından bakım süreçlerine kadar şehir operasyonlarında somut faydaya dönüşmesi amaçlanıyor. Bu yapının haberleşme katmanında ise mesh mimarisi öne çıkıyor. Nu Teknoloji'nin IoT çözümlerinde kullandığı mesh tabanlı yapıda cihazlar yalnızca merkezi bir noktaya değil, birbirleri üzerinden de veri aktarabiliyor. Bu yapı geniş alanlara yayılan IoT uygulamalarında kapsama ve ölçeklenebilirliği destekliyor. Sistemleri konuşturmak dünyanın da gündeminde Sistemlerin birlikte çalışması, dünyadaki akıllı şehir çalışmalarının da temel gündemlerinden biri. OECD'nin Smart City Data Governance: Challenges and the Way Forward çalışması, şehirlerde farklı sistemlerden elde edilen verilerin birbirinden kopuk “veri silolarında” kalmasının birlikte çalışabilirliğin önündeki önemli engellerden biri olduğuna dikkat çekiyor. OECD; farklı şehir birimleri ve sektörlerden gelen verilerin paylaşılabildiği platformları ve ortak veri standartlarını akıllı şehir dönüşümünün önemli unsurları arasında gösteriyor. “Türkiye’nin 81 ili kapsayan yeni yol haritasını önemli buluyoruz” Nu Teknoloji Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, Türkiye'nin akıllı şehirlerle ilgili yeni dönemini şu şekilde değerlendirdi: “Bir şehre binlerce sensör yerleştirmek onu tek başına akıllı hale getirmiyor. Asıl dönüşüm; enerjiden hava kalitesine, aydınlatmadan atık yönetimine kadar farklı sistemlerin birbiriyle konuşabildiği ve üretilen verinin tek yönetim katmanında anlamlı hale getirilebildiği zaman başlıyor. Türkiye'nin 81 ili kapsayan yeni yol haritasını bu nedenle önemli buluyoruz. Önümüzdeki dönemde teknoloji sayısından çok, bu teknolojilerin ne kadar entegre, ölçeklenebilir ve yönetilebilir olduğuna bakmamız gerekecek. Yerli ve milli teknoloji de bizim için yalnızca bir cihazın ülkemizde üretilmesi anlamına gelmiyor. Kritik şehir altyapılarında teknolojiyi geliştirme kabiliyetinin, sistem bilgisinin ve veriyi yönetme yetkinliğinin ülkede kalması bunun önemli bir parçası. Türkiye'nin önündeki bu ölçeklenme fırsatının, burada geliştirilen ve sahada doğrulanan teknolojilerin uluslararası pazarlara taşınmasına da katkı sağlayacağına inanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kahverengi Kokarcaya Karşı 1 Milyon 650 Bin Samuray Arısı Salımı Yapıldı Haber

Kahverengi Kokarcaya Karşı 1 Milyon 650 Bin Samuray Arısı Salımı Yapıldı

Bakan Yumaklı, yaptığı yazılı açıklamada, fındık başta olmak üzere 300'den fazla bitkisel üründe zarara yol açabilen kahverengi kokarcaya karşı entegre mücadele prensipleri çerçevesinde mekanik, biyoteknik, biyolojik ve kimyasal mücadele yöntemlerini içeren “Kahverengi Kokarca ile Mücadele Eylem Planı yürütüldüğünü hatırlattı. Bakanlığın planlamaları doğrultusunda, zararlının bulunduğu ve risk altında görülen illere samuray arısı salımları yapıldığına dikkati çeken Yumaklı, şu bilgileri aktardı: “2025 yılında il sayısı 40'a çıkarılarak yaklaşık 1 milyon 156 bin adet samuray arısı salımı gerçekleştirilmiş olup bu çalışma dünya ölçeğinde dikkat çeken parazitoit salım uygulamaları arasında yer alıyor. Bununla birlikte kahverengi kokarca zararlısına karşı feromon tuzaklardan samuray arısına kadar birçok farklı yöntemle mücadelemiz devam ediyor. 40 ilimizde öncelikle biyolojik mücadele, popülasyon yoğunluğunun yüksek olduğu ekonomik zarar eşiğini aşan alanlarda kimyasal mücadele, sonbahar döneminde ise Karadeniz ve Marmara Bölgelerindeki bulaşık alanlarda feromon tuzaklarla cezbet-öldür yöntemi uygulanarak mücadele çalışmaları sürdürülüyor. Ayrıca zararlının kışlamak amacıyla korunaklı alan dediğimiz ev, ahır, samanlık, serender, merek, depo vb. alanlara yöneldiği dönemde bir sonraki yılın popülasyonunun kırılması amacıyla kışlak mücadelesi yürütülüyor. 2026 yılında 859 bin 329 hanede kışlak mücadelesi yapıldı. Biyolojik mücadele amacıyla 2026 yılı içinde doğaya 1 milyon 650 bin adet samuray arısı salındı. Ayrıca, kahverengi kokarca ile biyolojik mücadele kapsamında da uluslararası iş birliklerini güçlendiriyoruz. Parazitoit üretimi ve salımına ilişkin edinilen bilgi ve tecrübelerimizi Gürcistan ve Azerbaycan ile paylaşarak bu ülkelerde yürütülen biyolojik mücadele çalışmalarına teknik katkı sağlıyoruz. Bu kapsamda, ülkemizde üretilen 20 bin adet samuray arısını kardeş Azerbaycan'a gönderdik. Azerbaycan'da ilk parazitoit salımı 7 Temmuz 2026 tarihinde TAGEM'e bağlı Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü personelimizin teknik desteği ile başarıyla gerçekleştirildi. Bu bağlamda, ülkemizin geliştirdiği entegre mücadele modeli ve biyolojik mücadele uygulamaları, başta bölge ülkeleri olmak üzere birçok ülke tarafından yakından takip ediliyor ve örnek alınıyor." ÜRETİCİLERE EĞİTİMLER VERİLİYOR Bakan Yumaklı, Kahverengi Kokarca ile Ülkesel Entegre Mücadele Yönetimi Projesi kapsamında üreticilere, zararlının kışlak döneminde etkin şekilde kontrol altına alınmasına yönelik, uygulanması gereken mücadele yöntemleri hakkında bilgilendirme ve eğitim faaliyetleri gerçekleştirildiğini dile getirerek eğitimlerde, zararlının biyolojisi, kışlak alanlarının tespiti, mekanik mücadele yöntemleri ile alınması gereken koruyucu tedbirlerin ayrıntılı olarak aktarıldığını belirtti. Biyolojik mücadele yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve bu konuda toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla hazırlanan broşürlerin de üreticilere ve vatandaşlara dağıtıldığını aktaran Yumaklı, “Gerçekleştirilen bu faaliyetlerle zararlıyla mücadelede bilinç düzeyinin artırılması, sürdürülebilir mücadele yöntemlerinin teşvik edilmesi ve üreticilerin doğru uygulamalara yönlendirilmesi hedeflendi" ifadelerini kullandı. İKİ YENİ PROJE BAŞLATILDI Bakan Yumaklı, bundan sonraki süreçte, alınan olumlu sonuçların daha da iyi seviyelere getirilmesi için mücadele işlemleri, salımı yapılan samuray arılarının etkinlikleri ve rekolte kayıplarının yıllık olarak incelenmeye devam edeceğini belirterek şunları kaydetti: “2026 yılı itibarıyla Bakanlığımız tarafından başlatılan iki yeni proje kapsamında kahverengi kokarcaya yönelik bilimsel çalışmalar daha da güçlendirilecek. 'Kahverengi Kokarcanın Fındıkta Verim ve Kalite Kayıplarının Ekonomik Analizi ve Kimyasal Mücadele Optimizasyonu Projesi' ile ekonomik zarar eşiği ve optimum kimyasal mücadele zamanı belirlenecek, elde edilen sonuçlar karar destek sistemlerine entegre edilerek üretici koşullarında yaygınlaştırılacak. 'Kahverengi Kokarcanın Farklı Konukçularındaki Zarar Potansiyelinin, Popülasyon Dinamiklerinin ve Kritik Mücadele Dönemlerinin Belirlenmesi Projesi' ile de farklı konukçulardaki zarar durumu ve kritik mücadele dönemleri ortaya konulacak, elde edilen veriler tahmin-uyarı sistemleri ile entegre mücadele programlarının geliştirilmesinde kullanılacak. Bu bağlamda, kahverengi kokarcanın tarımsal üretimimizde yol açtığı kayıpların ortadan kaldırılması ve üreticilerimizin verim kaybının önlenmesi için yeni projeler geliştirmeyi sürdüreceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kuşadası ve Söke’ye İçme Suyu Yatırımı Haber

Kuşadası ve Söke’ye İçme Suyu Yatırımı

Bakan Yumaklı, yaptığı açıklamada, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün (DSİ) dev su ve sulama yatırımlarına devam ettiğini bildirdi. İklim değişikliği ve küresel ısınmanın getirdiği kuraklık riskine karşı yatırımların zamanında yapılmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Yumaklı, ülkenin önemli tarım ve turizm merkezlerinden olan bölgenin içme suyu teminine yönelik Aydın Kuşadası Söke İçmesuyu İsale Hattı Projesi'nde ihale sürecinin tamamlandığını belirtti. Yumaklı, Sarıçay Barajı'ndan yıllık 20,75 milyon metreküp su aktarılacak olan "Aydın Kuşadası Söke İçmesuyu İsale Hattı" projesinin ihale sözleşme bedelinin 2 milyar 715 milyon TL olduğunu aktararak projenin bölgede 300 binden fazla vatandaşa hizmet vereceğinin altını çizdi. Projeyle Söke, Kuşadası, Davutlar ve Güzelçamlı yerleşim yerlerinin 2050 yılına kadar olan içme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyacının garanti altına alındığını bildiren Yumaklı, “Tesis tamamlandığında bölgede toplam 303.160 kişiye kesintisiz ve kaliteli içme suyu ulaştırılacak. Projenin ana su kaynağı olan Sarıçay Barajı gövde inşaatında %88 fiziki gerçekleşme seviyesine ulaşıldı. Proje kapsamında; 67 kilometre uzunluğunda çelik boru isale hattı, 1 adet terfi merkezi ve her biri 1.000 m³ kapasiteli 4 adet yeni su deposu inşa edilecek. İsale hattı inşaatının ilerleme durumuna göre 100.000 m³/gün kapasiteli arıtma tesisinin ihalesi de ayrıca gerçekleştirilecek" vurgusu yaptı. "SU YÖNETİMİ BİR TERCİH DEĞİL, YAŞAMSAL BİR ZORUNLULUKTUR" Bakan Yumaklı, sürdürülebilir kalkınma ve kaliteli yaşam için suyun "olmazsa olmaz" niteliğinde temel bir ihtiyaç olduğuna işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Sürekli gelişen bir kalkınma için en önemli yaşamsal kaynaklardan birisi hiç şüphesiz sudur. Yeterli miktarda ve iyi kalitede içme suyuna erişim yaşamsal bir gerekliliktir. Sosyal ve ekonomik gelişme ile birlikte yükselen hayat standartları, kişi başına düşen su ihtiyacını da artırmaktadır. Bu sebeple yeni su kaynaklarının geliştirilmesi ve vatandaşlarımızın hizmetine sunulması bir tercih değil, zorunluluktur. Dünyada ve ülkemizde su kaynakları kısıtlı olsa da doğru ve etkin su yönetimi anlayışıyla su kıtlığının önüne geçmek mümkündür." "81 İL İÇME SUYU EYLEM PLANI" İLE GELECEK NESİLLER GÜVENCEDE Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü'nün 1968 yılından bu yana hizmete aldığı 436 içme suyu projesiyle yıllık 5,4 milyar metreküp su temin ettiğini belirten Bakan Yumaklı, Türkiye genelinde yürütülen stratejik planlamaya ilişkin şunları kaydetti: "Mardin'den Edirne'ye, Trabzon'dan Afyonkarahisar'a kadar ülkemizin dört bir yanında içme suyu yatırımlarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Bakanlık olarak şehirlerimizde içme suyu sıkıntısı yaşanmaması adına hazırladığımız '81 İl İçmesuyu Eylem Planı' ile illerimizin 2040, 2055 ve hatta 2071 yıllarına kadar olan su ihtiyacını detaylıca planladık. Bu eylem planı sayesinde, yaşanan kurak dönemlerde dahi vatandaşlarımıza su sıkıntısını hissettirmeden süreci yönetiyoruz." Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, yeni yapılacak Kuşadası Söke İsale Hattı'nın hayırlı, uğurlu ve bereketli olmasını temenni etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tekirdağ Büyükşehir Kadınların Sesine Güç Katıyor Haber

Tekirdağ Büyükşehir Kadınların Sesine Güç Katıyor

“Mahalle Senin, Söz Senin” sloganıyla başlatılan toplantılar, kadınların yaşadıkları mahallelerin ihtiyaçlarını ve çözüm önerilerini doğrudan paylaşmalarına imkân tanıyor. BULUŞMALAR İLÇELERDE DEVAM EDİYOR Çorlu’da başlayan Kadın Mahalle Meclisleri buluşmaları, Kapaklı, Muratlı ve Çerkezköy ilçelerinde devam etti. Toplantılarda kadınlar, yaşadıkları mahallelerde karşılaştıkları sorunları, beklentilerini ve önerilerini doğrudan Büyükşehir Belediyesi yetkililerine aktarırken, çözüm süreçlerine aktif şekilde katkı sunma fırsatı buldular. GÖRÜŞ, ÖNERİ VE TALEPLERİ DİNLENİYOR Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kadın ve Aile Hizmetleri Şube Müdürlüğü koordinasyonunda düzenlenen buluşmalarda Psikolog Rümeysa Güngör ve Sosyolog Selinay Demirhanöz, kadınların görüş, öneri ve taleplerini dinlediler. KADINLAR ÇÖZÜMÜN DE BİR PARÇASI OLUYOR Mahallelerde günlük yaşamı doğrudan etkileyen konuların ele alındığı toplantılarda kadınlar yalnızca sorunlarını dile getirmekle kalmıyor, çözüm önerilerini de paylaşarak yerel yönetim süreçlerinin önemli bir paydaşı haline geliyorlar. Böylece mahallelerin ihtiyaçları yerinde tespit edilirken, çözüm odaklı çalışmaların daha etkin şekilde planlanması hedefleniyor. YEREL EŞİTLİK EYLEM PLANI’NA KATKI SAĞLAYACAK Kadın Mahalle Meclisleri kapsamında gerçekleştirilen buluşmalarda elde edilen görüş ve öneriler, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nin hazırlıklarını sürdürdüğü Yerel Eşitlik Eylem Planı çalışmalarına da önemli bir veri kaynağı oluşturacak. BULUŞMALAR TÜM İLÇELERDE SÜRECEK Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, Kadın Mahalle Meclisleri buluşmalarını önümüzdeki süreçte diğer ilçelerde de gerçekleştirmeye devam edecek. Çalışmayla kadınların karar alma mekanizmalarına katılımının güçlendirilmesi, mahalle ölçeğinde ortak aklın geliştirilmesi ve katılımcı yerel yönetim anlayışının daha da yaygınlaştırılması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zurich Türkiye'nin Yapay Zeka Tabanlı İş Çözümleri Projesine Hibe Desteği Haber

Zurich Türkiye'nin Yapay Zeka Tabanlı İş Çözümleri Projesine Hibe Desteği

Proje kapsamında üretken yapay zekâ, ses teknolojileri ve doküman anlama sistemlerini bir araya getiren yeni nesil bir kurumsal yapay zekâ altyapısı geliştiriliyor. Bu altyapı sayesinde poliçe, teklif, revizyon ve satış sonrası destek süreçlerinde farklı kaynaklardan gelen talepler analiz edilerek doğru sistemlere yönlendirilecek ve operasyonel aksiyonlar daha hızlı hayata geçirilebilecek. Böylece hem çalışan verimliliğinin artırılması hem de müşterilere daha hızlı ve kaliteli hizmet sunulması hedefleniyor. Yapay zekâyı insan ve müşteri odaklı değer yaratmak için kullanıyoruz Proje ile ilgili değerlendirmede bulunan Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, “Türkiye’nin en büyük uluslararası yatırımcılarından biri olarak yapay zekâyı müşterilerimizin, çalışanlarımızın ve iş ortaklarımızın hayatını kolaylaştıran bir değer yaratma alanı olarak görüyoruz. Müşteri deneyimini iyileştiren, çalışanlarımızın verimliliğini artıran ve operasyonel süreçleri daha etkin hale getiren çözümlere yatırım yapmaya devam ediyoruz. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından yürütülen program kapsamında destek almaktan mutluluk duyuyoruz. Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi’nde açıklanan 2026-2030 Yapay Zekâ Eylem Planı ile ortaya konulan vizyonu son derece kıymetli buluyor, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mehmet Fatih Kacır’ın liderliğinde ülkemizin yapay zekâ alanında geliştirici ve küresel ölçekte rekabetçi bir konuma ulaşma hedefini destekliyoruz. Değerli iş ortağımız Abra Partners ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliğinin, insanı odağına alan yapay zekâ uygulamalarının finans sektöründe yaygınlaşmasına öncülük etmesinin yanı sıra Türkiye'nin teknoloji ve inovasyon ekosistemine de katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.