Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Faiz

Kapsül Haber Ajansı - Faiz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Faiz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Odeabank ve İş Portföy’den Düşük Riskli,  Yüksek Performanslı Fon: “IOP” Haber

Odeabank ve İş Portföy’den Düşük Riskli,  Yüksek Performanslı Fon: “IOP”

Odeabank ve İş Portföy’ün ortak çalışmasıyla hayata geçirilen İş Portföy Odeabank Para Piyasası (TL) Fonu (IOP), 2025 yılında yüzde 50’yi aşan getirisi ve düşük riskli yapısıyla yatırımcılar için alternatif bir yatırım aracı oluyor. TEFAS verilerine göre 05 Ocak 2026 itibarıyla yatırımcılarına yüzde 53 getiri sağlayan Fon, istikrarlı büyümesini sürdürüyor. Rekabetçi faiz ortamında birikimlerini etkin şekilde değerlendirmek ve likiditesini yönetmek isteyen yatırımcılar için tasarlanan yatırım aracı, para piyasası fonu olması nedeniyle aynı gün içinde nakde dönüşebilme imkânı sunuyor. Likiditesi yüksek ve düşük riskli yatırım alternatifi TEFAS dışında işlem gören fon, yalnızca Odeabank müşterilerine özel olarak 09.30 - 15.00 saatleri arasında anında alım-satım yapılmasına olanak tanıyor. Böylece yatırımcılar, piyasa fırsatlarına hızlı erişerek likidite ihtiyaçlarını beklemeden karşılayabiliyor. Tüm yatırım araçları, güçlü araştırma ekipleri tarafından detaylı analiz ve değerlendirmelerle seçilen fonun portföyü, kısa vadeli ve likit araçlardan oluşuyor. Portföyün en az yüzde 10’u Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) gibi sabit getirili varlıklarda tutuluyor. İş Portföy ve Odeabank’ın uzmanlığıyla portföyün risk dengesi ve likidite yapısı yakından izleniyor; yatırımlar, piyasa koşullarına göre özenle şekillendiriliyor. Enflasyon oranlarının üzerinde seyreden faiz ortamında birikimlerini değerlendirmek ve nakit akışlarını kolaylıkla yönetmek isteyen yatırımcılar için fon avantajlı bir seçenek olarak öne çıkarıyor. Düşük risk grubunda yer alan Fon, temkinli yatırımcıların yanı sıra likiditesini yönetmek, kısa vadeli nakitlerini değerlendirmek veya yeni piyasa fırsatlarını beklerken geçici park alanı yaratmak isteyen yatırımcılar tarafından da tercih edilebiliyor. Merkez Bankası’nın enflasyonu düşürmeye odaklı temkinli para politikası yaklaşımını koruyacağı bir konjonktürde İş Portföy Odeabank Para Piyasası (TL) Fonu’nun getirilerinin orta-uzun vadede enflasyonun üzerinde seyretmesi ve yatırımcı ilgisinin önümüzdeki dönemde de sürmesi beklenen projeksiyonlar arasındadır. Odeabank Bireysel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gürcan Kırmızı: “Odeabank olarak İş Portföy ile hayata geçirdiğimiz IOP kapsamında, müşterilerimizin güvenli bir şekilde birikimlerini değerlendirmelerini önceliklendiriyoruz.” İş birliklerinin bununla sınırlı olmadığını belirterek şunları ekledi: “Odeabank, TEFAS’ta işlem gören tüm İş Portföy fonlarının dağıtıcısı olarak müşterilerine geniş bir yatırım seçeneği sunuyor. Bu yakın iş birliği sayesinde yatırımcılar, İş Portföy fonlarına dair güncel bilgilere ve piyasa gelişmelerine hızlı şekilde ulaşabiliyor. Üstelik Odeabank müşterileri sadece TEFAS fonlarına değil, TEFAS dışında sunulan diğer İş Portföy fonlarına da erişim imkânına sahip. Böylece yatırımcılar, daha geniş ürün gamına ulaşarak portföylerini çeşitlendirebiliyor, risklerini etkin şekilde yönetebiliyor ve yatırım kararlarını zamanında alabiliyor.” İş Portföy Genel Müdür Yardımcısı Nilüfer Sezgin: “Odeabank ile sağlam temellere dayanan bir iş birliği içerisinde hayata geçirdiğimiz IOP – İş Portföy Odeabank Para Piyasası (TL) Fonu, yatırımcıların likidite ihtiyacını ön planda tutarken istikrarlı getiri beklentilerine de yanıt veren önemli bir ürün olarak öne çıkıyor. Odeabank ile yakın ve uyumlu çalışmalarımız sayesinde bugüne kadar başarılı çalışmalara imza attık. Önümüzdeki dönemde de bu iş birliğini daha da ileri taşıyarak yatırımcılarımıza değer yaratacak yeni ürün ve çözümler sunmayı hedefliyoruz.”

 2026’nın Üç Kritik Dönüşümü Yapay Zekâ Tabanlı Sigortacılık,  Siber Risk Ekosistemi ve Sürdürülebilirlik Olacak Haber

 2026’nın Üç Kritik Dönüşümü Yapay Zekâ Tabanlı Sigortacılık,  Siber Risk Ekosistemi ve Sürdürülebilirlik Olacak

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, sigorta sektörünün 2025 yılına ilişkin değerlendirmesinde, “2025 yılı hem Türkiye’de hem de dünyada sigorta sektörü açısından yüksek belirsizlik ile yüksek fark yaratma fırsatının aynı anda hissedildiği bir dönem oldu. Küresel ölçekte büyüme hızlarının yavaşladığı, jeopolitik gerilimlerin, ticaret savaşlarının ve yüksek faiz–enflasyon sarmalının yatırım kararlarını zorlaştırdığı bir yılı geride bıraktık. Bu doğrultuda sigorta sektörünün küresel büyümesinin yaklaşık %2 - %2,5 seviyelerine, yani pandemi sonrası dönemin en düşük seviyelerine gerilemesi bekleniyor. Böyle bir tabloda sigorta sektörü, finansal sistemin istikrarı açısından kritik bir rol üstleniyor” dedi. Türkiye özelinde ise yüksek enflasyona rağmen sektörün reel büyüme performansına dikkat çeken Çiftçi, “Son yıllarda prim üretiminde enflasyonun üzerinde güçlü bir reel büyüme görüyoruz. 2024’te toplam prim üretimi yaklaşık 838,7 milyar TL’ye ulaştı; bireysel emeklilik fon büyüklüğü ise 1,2 trilyon TL seviyelerine geldi. 2025’te bu taban üzerine inşa edilen, daha seçici ve teknik odaklı bir büyüme dinamiği görüyoruz. Yıl sonunda toplam prim üretiminin 1,15–1,20 trilyon TL bandını zorlamasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Reasürans kapasitesi daha seçici hale geliyor 2025 yılında risk yoğunluğunda belirgin bir artış gözlendiğini vurgulayan Murat Çiftçi, şunları söyledi: “Siber riskler, jeopolitik gerilimler ve kritik altyapılara yönelik tehditler kurumların risk haritalarını yeniden şekillendiriyor. İklim kaynaklı afetlerin sıklığı ve şiddeti arttıkça hem reasürans maliyetleri hem de hasar frekansı üzerinde baskı oluşuyor. Özellikle siber, yangın/mühendislik ve doğal afet teminatlarında reasürans kapasitesinin daha seçici hale geldiği, fiyat ve şartların sertleştiği bir dönemden geçiyoruz. Bu durum, brokerlerin sadece fiyat odaklı değil, yapısal çözüm ve risk iyileştirme önerileriyle masaya oturmasını zorunlu kılıyor.” Murat Çiftçi, yapay zekâ, gelişmiş analitik ve otomasyonun underwriting, hasar yönetimi ve müşteri deneyimi süreçlerini hem globalde hem Türkiye’de kökten dönüştürdüğünü belirterek, “IBS açısından 2025 yılı, daha sofistike risk yönetimi çözümlerinin öne çıktığı bir ‘kalite yılı’ oldu” dedi. ‘Türkiye bölgesel cazibe merkezi olabilir’ Türkiye sigorta sektörünün ölçek ve penetrasyon açısından gelişme alanı olsa da, regülasyon kalitesi, teknik bilgi birikimi ve teknolojiyi benimseme hızı bakımından küresel trendlerle uyumlu ilerlediğini belirten Murat Çiftçi şöyle devam etti: “SEDDK ve ilgili kurumların yayımladığı düzenlemelerde; sermaye yeterliliği, tüketicinin korunması, şeffaflık ve sürdürülebilirlik başlıklarının giderek daha fazla önceliklendirildiğini görüyoruz. Dijital kanalların ve uzaktan satışın yaygınlaşması, ürün ve süreçlerin ‘dijital ilkeli’ tasarlanmasını beraberinde getiriyor. Globalde konuşulan iklim riski, siber risk ve altyapı yatırımlarının sigortalanması gibi alanlar Türkiye’de de kurumsal müşterilerin gündeminde üst sıralarda yer alıyor. Henüz penetrasyon ve kişi başı prim üretimi olarak OECD ortalamalarının altında olsak da, dönüşüm hızı ve regülasyon uyumu Türkiye sigorta sektörünü önümüzdeki dönemde bölgesel bir cazibe merkezi haline getirme potansiyeli taşıyor.” Enflasyon ve faiz, hem prim üretimi hem de yatırımı etkiliyor Türkiye’de son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ve faiz ortamının sektörü iki yönlü etkilediğini belirten Çiftçi: “Enflasyon, prim üretimini nominal olarak büyütürken hasar maliyetlerini de yukarı çekiyor. Özellikle oto sigortaları, yangın ve mühendislik branşlarında yedek parça, işçilik ve inşaat maliyetlerindeki artışlar teknik kârlılık üzerinde baskı oluşturuyor. Yatırım tarafında ise yüksek faiz dönemlerinde yatırım gelirleri sigorta şirketleri için önemli bir kâr kalemi haline geliyor; ancak bu durum uzun vadeli tasarruf ürünlerine olan talebi de şekillendiriyor. 2025 ve 2026 için baz senaryolarda enflasyon ve faizlerde kademeli bir normalleşme beklentisi öne çıkıyor. Bu da sektör için yatırım gelirlerinden çok teknik kârlılığın ve müşteri bağlılığının ön plana çıkacağı bir döneme geçiş anlamına geliyor” dedi. 2026’de üç kritik dönüşüm alanı olacak 2026 yılında Türkiye’de siber ve operasyonel dayanıklılık kapsamında yeni regülasyonların beklendiğini ifade eden Çiftçi, yapay zekâ ve model riskine ilişkin çerçevelerin de büyük önem taşıdığını belirtti: “AI kullanımını teşvik ederken model şeffaflığı, veri etiği ve sorumluluk paylaşımını netleştiren düzenlemelerin 2026 yılında hayatımıza girmesini bekliyoruz. Ayrıca sigorta şirketleri ile büyük aracılık kuruluşlarının iklim risklerini, yatırım portföylerini ve ESG performanslarını daha şeffaf raporlamasını gerektiren standartların da hayata geçmesi gerekiyor.” ‘Yüksek uzmanlık alanlarında daha da derinleşeceğiz’ IBS’in 2026 stratejik yol haritasında enerji, altyapı, havacılık, sağlık, siber ve finansal kurumlar gibi yüksek uzmanlık gerektiren alanlarda bilgi birikimini daha da derinleştirmek olduğunu belirten Murat Çiftçi, “Risk analizleri, senaryo çalışmaları ve portföy optimizasyonu için gelişmiş veri analitiği ve dijital platformlara yatırım yapmaya devam edeceğiz. Hem kendi operasyonlarımızda hem de müşteriye sunduğumuz çözümlere yenilikçi ürünleri adapte etmek, ESG kriterlerini somut hedeflerle birleştirmek, genç yetenekleri sektöre kazandırmak, mevcut kadromuzu yeni nesil teknolojilerle desteklemek, sürdürülebilirlik ve uluslararası standartlara uyum konusunda sürekli geliştireceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ATO Başkanı Baran: "Bankalarımız KOBİ'lerimizi Yalnız Bırakmamalı Azami Destek Sunmalı" Haber

ATO Başkanı Baran: "Bankalarımız KOBİ'lerimizi Yalnız Bırakmamalı Azami Destek Sunmalı"

Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin (KOBİ) tanımının yeniden düzenlenerek, bilanço sınırının 1 milyar liraya yükseltilmesini değerlendirdi. Baran, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:"Ankara Ticaret Odası olarak, sıklıkla dile getirdiğimiz ve talep ettiğimiz KOBİ tanımı güncellendi. Mevcut konjonktürde, pek çok işletmenin tanım dışı kalmasına yol açan 500 milyon TL'lik satış hasılatı ve mali bilanço üst sınırı, 1 milyar TL'ye yükseltildi. Reel sektörümüzün taleplerine duyarlı bir yaklaşım sergileyerek, ticaretimizin büyüyüp, gelişmesine yönelik düzenlemeleri hayata geçiren Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve ekonomi yönetimine teşekkür ederiz. Enflasyonist ortamda mevcut rakam pek çok KOBİ'yi tanım dışına çıkarmıştı. KOBİ'lerin ekonomimizdeki yeri tartışmasız çok önemli. Ülkemizdeki işletmelerin yüzde 99,7'sini KOBİ'ler oluşturuyor. Toplam istihdamın hemen hemen yüzde 70'i, toplam ciromuzun ise yarısı bu işletmelerimiz tarafından sağlanıyor. İhracatçılarımızın neredeyse yüzde 95'i KOBİ statüsündeki işletmeler ve ihracatımızın yaklaşık yüzde 40'ı KOBİ'ler tarafından gerçekleştiriliyor. KOBİ ihracatının son 20 yılına baktığımızda yıllık 20 milyar dolar fazla vererek, dış ticaret dengesine hep olumlu katkı sunduklarını görüyoruz. Bu düzenleme, KOBİ karşılığı işletmelerin daha doğru tasnif edilmesini sağlayacak. Enflasyonla mücadele sürecinden geçiyoruz, bu dönemde üretimin devamı ve sürdürülebilir maliyetli finansmana erişim çok önemli, çok kıymetli. Bunun için faiz oranlarının düşürülmesi konusunda bankalara çağrıda bulunuyorum. Bankalarımız bu dönemde KOBİ'lerimizi yalnız bırakmamalı azami destek sunmalı. Doğru zamanda makul faizle verilecek kredi, üretimin, ticaretin, ihracatın ve istihdamın devamlılığına katkı sağlayacaktır"

FED Mayıs Faiz Kararı Açıklandı! Piyasalar Nasıl Etkilenecek? Haber

FED Mayıs Faiz Kararı Açıklandı! Piyasalar Nasıl Etkilenecek?

Beklentiler Doğrultusunda Faiz Sabit Kaldı! Yapılan açıklamalara göre, FED, Mayıs ayı toplantısında politika faizini %4.25 - %4.50 aralığında sabit tutma kararı aldı. Bu karar, piyasa beklentileriyle büyük ölçüde örtüşüyor. Analistler, son dönemde açıklanan ekonomik veriler ve özellikle Başkan Trump'ın ticaret politikalarının olası etkilerini göz önünde bulundurarak FED'in bu toplantıda herhangi bir faiz değişikliğine gitmeyeceği yönünde tahminlerde bulunuyordu. Kararın Ardındaki Nedenler Neler? FED'in faiz oranlarını sabit tutma kararında, son açıklanan güçlü Nisan ayı istihdam verilerinin etkili olduğu düşünülüyor. İş gücü piyasasının dirençli kalması, FED'in enflasyonla mücadelede aceleci davranma gerekliliğini bir nebze azaltmış olabilir. Ancak, FED yetkililerinin enflasyonun hala hedef olan %2 seviyesinin üzerinde seyretmesinden dolayı temkinli yaklaşımlarını sürdürdükleri de belirtiliyor. Piyasalar Karara Nasıl Tepki Verdi? FED'in faizleri sabit tutma kararı sonrası piyasalarda ilk tepkiler sakin oldu. Dolar endeksi [güncel değer], altın fiyatları ise [güncel değer] seviyelerinde seyrediyor. Ancak, FED Başkanı Jerome Powell'ın TSİ 21:30'da yapacağı basın toplantısında vereceği sinyaller, piyasaların yönü üzerinde belirleyici olabileceği için yakından takip ediliyor. Powell'ın geleceğe yönelik ekonomik projeksiyonları ve enflasyonla mücadele stratejisine dair ipuçları, yatırımcıların risk iştahını etkileyebilir. Gelecek Ne Gösteriyor? Haziran ve Sonrası İçin Beklentiler Piyasalar şimdi FED'in bir sonraki adımlarını merakla bekliyor. Özellikle Haziran ayındaki FOMC toplantısı öncesinde açıklanacak enflasyon ve büyüme verileri, faiz indirimine yönelik beklentileri şekillendirecek. Şu anki fiyatlamalara bakıldığında, Temmuz ayında bir faiz indirimi olasılığı piyasalar tarafından [ilgili orana göre] fiyatlanıyor. Özetle: FED, Mayıs ayı toplantısında politika faizini %4.25 - %4.50 aralığında sabit tuttu.Kararda güçlü istihdam verileri ve Trump'ın ticaret politikalarının etkileri göz önünde bulunduruldu.Piyasaların ilk tepkisi sakin olsa da, Powell'ın açıklamaları yakından izlenecek.Gelecekteki faiz adımları için ekonomik veriler belirleyici olacak.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.